<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">
<channel>
  <title>80 günde</title> 
  <ttl>1</ttl> 
    <link>http://www.80gunde.com</link> 
  <description>80 günde</description> 
  <language>tr</language> 
<image>
  <title>80 günde</title> 
  <url>http://static.80gunde.com/static/img/logo.png</url> 
  <link>http://www.80gunde.com</link> 
  </image>
  <atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/80gunde" /><feedburner:info uri="80gunde" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/hong-kong/hong-kong/4713</guid> 
  <title>Hong Kong</title> 
  <pubDate>Mon, 06 Feb 2012 20:20:15 GMT</pubDate> 
  <author>eren korkmaz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/r_XmRBZAmco/4713</link> 
  <description>17 Haziran-22 Haziran arası Hong Kong'daydık. Qatar havayolları ile uzun ve güzel bir yolculukla Hong Kong'a vardık. YMCA adlı tüm dünyada kamp yerleri olan Hıristiyan bir derneğin yerinde kaldık. Küçük bungalow evler, fena sayılmaz.&lt;br /&gt;
Hong Kong birçok adadan oluşan bir şehir. Devasa gökdelenlerle dolu, orman gibi 80-100 katlı binalar dikmişler. Bu anlamda pek hoşa giden bir görünümü yok, sadece ilginç, bir beton yığını nasıl bu kadar bir arada toplanır, bu kadar bina nasıl yapılır, iç içe, dağlık arazilere 100 katlı bina nasıl dikilir diye düşünüyorsunuz.&lt;br /&gt;
Şehrin her tarafı alışveriş merkezi, alışveriş merkezleri arasında altgeçitlerden, tünellerden geçebiliyorsunuz. Bir süre sonra müzikten ve kapalı ortamdan rahatsız oluyorsunuz. Dışarı çıkınca da başka bir sorun, 80-100 katlı binaların arasında sokakta yürürken iyice bir egzos kokluyorsunuz. Binalardan kaynaklı arabaların egzos dumanları dağılamıyor.&lt;br /&gt;
Şehrin görülesi yeri Ocean View denilen, üzerinde Hollywood yıldızlarının ayak izlerinin olduğu Yıldızlar Caddesi. Deniz kenarında kordon şeklinde yürüyebilirsiniz. Orada bir sinema ekibi şeklinde heykeller konulmuş ve yönetmen koltuğu boş bırakılmış. Yönetmen koltuğuna oturup fotoğraf çekmek için sıra bekleyince anladık ki sırada bekleyen diğerleri de Türk. Belki ulusal bir alışkanlık.&lt;br /&gt;
Şehrin bir diğer ilgi çekici yeri Viktoria Peak denilen şehrin en yüksek yeri. Otobüsle çıkıyorsunuz, şehrin dört bir yanını, büyük bina yığınlarını inceleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;
Yemekler de pek bize göre değil. Etlere güvenmediğimizden sebzeye mecbur kaldık. Köpek, çeşitli böcekler restoranlarda yerini almakta. Hayvanları bir bütün olarak fırına verdiklerinden ağızlarından patilerine restoran vitrinine asılmış hayvanları tanımak mümkün. Böylesi yerlerde fast food zincirlerini görmek insana mutluluk verebiliyor.&lt;br /&gt;
Şehirde gezinirken çeşitli sokak pazarlarına rastlıyorsunuz. Biz Kültür Devriminden kalma eşyalara, Mao posterli çantalara büyük ilgi gösterince çevredekiler bize baya şaşkınlıkla baktılar. Tabii hediyelik alırken ciddi bir pazarlık da gerekiyor.&lt;br /&gt;
Şehrin iki merkezi arasında vapurla denizden geçip boğaz sefası yapabilirsiniz, tabii deniz baya kirli.&lt;br /&gt;
Çin'e geçse de Çin'in ayak uydurduğu kapitalizmin, tüketim kültürünün, üretimsizliğin, asalaklığın sembolü bir şehir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/r_XmRBZAmco" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/hong-kong/hong-kong/4713</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/almanya/munich/4814</guid> 
  <title>Munich</title> 
  <pubDate>Sun, 16 Oct 2011 00:04:16 GMT</pubDate> 
  <author> yıldız tuğçe </author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/LyEuVAKfJtI/4814</link> 
  <description>Münih üzerine bir kaç kelam:&lt;br /&gt;
Eğer rotanızı Münih'e çevirdiyseniz bunun tadını çıkarın çünkü sakin tavrının altında yatan potansiyeli keşfettikçe daha çok seveceksiniz.&lt;br /&gt;
Öncelikle kısa süren bir gezi planı yapılacaksa merkezüssü Marienplatz olan bir rota belirlemelisiniz.(Hem U-Bahn denilen yeraltından ulaşımla hem de S-Bahn adı verilen tramvaylar ile kolayca ulaşım sağlanabilir).&lt;br /&gt;
Marienplatz, bir anlamda Münih'in merkezidir.Marienplatz,Frauenkirche,Neues Rathaus bu merkez üzerinde konumlanmış yerlerdir.Odeonsplatz ise ikinci durak olarak belirlenebilir.Zaten Marienplatz'dan yürüme mesafesinde olduğu gibi U-Bahn ile sadece bir durak sürecektir.&lt;br /&gt;
Ne yenmeli derseniz? Öncelikle Ratskeller'da geleneksel( ve biraz pahalı) Bavyera yemekleri yenebilir.Rischart'ta Apfelstrudel ise ne yapıp edip yenmeli!! Ev koşullarında aynı tadı vermiyor maalesef:(.Ayrıca domuz eti yemekten kaçınmayanlar için Leberkaese yenilmelidir.Cevabı belli olduğu için ne içilmelidir sorusu üzerinde durmuyorum bile fakat benim favorim Weiss Bier'dı.&lt;br /&gt;
Gece hayatı için ise ne sevdiğinize bağlı olarak bir çok seçenek var. Daha ünlü ve isim yapmış gece klüpleri Max und Moritz,P1, Pascha,089 ve Neuraum olarak sayılabilir.Buradaki Reina,Sortie'ye tekabül ediyor.&lt;br /&gt;
Esasen daha alternatif müziklerden hoşlananlar için önereceğim mekanlar ise ; The Atomic Café, 59 to 1 , lenbachs und söhne olarak gruplanabilir.Gerçekten çok kaliteli yerler fakat keşfetmesi ve bulması biraz zor olmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her yıl eylül ayının ortasından başlayıp ekim ayının başına kadar süren Oktoberfest ise malumunuz.Oktoberfest,&amp;quot;Theresinwiese&amp;quot; denilen alanda yapılmaktadır.Ulaşımı ise oldukça kolay; S-Bahn ile &amp;quot;Hackerbrücke&amp;quot; istasyonundan yürüyerek 5 dakika mesafede festival alanına ulaşılabilir.U-Bahn ile de festival alanına direk ulaşım sağlanabiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Münih Almanya'da en çok sanat galerisinin bulunduğu şehirdir.Oda kadar bir sürü galeri bulmak mümkün fakat çok büyük ve isim yapmış bir çok önemli müzeyi bulmak mümkün.Kısaca ;Bayerisches National Museum,BMW Museum,Deutches Museum (dünyanın en geniş bilim ve teknolojisi koleksiyonu bulunmaktadır),Alte Pinakotek,Neue Pinakothek,Pinotek der Moderne,Nymphenburg Sarayı,Isator Kapısı,Villa Stück olarak sayabilirim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca gelmişken Englische Garten'ı es geçmemek gerekir:)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Münih sosyal refahın,düzenin çok yüksek olduğu masal gibi bir şehir.Her yerde bozulmamış tarihi doku kentin sessiz fakat görkemli silüetine eşlik ediyor.Bu sebepten eğer Berlin'le kıyaslamak gerekirse daha çok sürpriz vaadediyor çünkü hiç bir şey göründüğü gibi değildir.Ayrıca çok güvenli bir şehir olmasından mütevellit günün her saatinde,yalnız olarak gezip tozabilirsiniz.Ayrıca diğer Alman şehirlerine kıyasla pazar günü oturup kahve içeceğiniz,tanıdık mekanları (kastım tüm dünyada şubeleri bulunan global yeme-içme noktaları) Gieselastrasse'de bulabilirsiniz.Aynı Türkiye'deki gibi akşam saatlerinde açıklar.İstanbul'daki Bağdat Caddesi gibi bir görünümü var.Tabii ki Almanya adaptasyonlu olarak düşünmelisiniz.Yani ortada bol makyajlı kızlardan çok, bisikletle pazar turuna çıkmış elegan Almanları göreceksiniz.&lt;br /&gt;
Ayrıca etkinliklerden sıcağı sıcağına haberdar olmak isterseniz : &lt;a href="http://www.in-muenchen.de/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;www.in-muenchen.de&lt;/a&gt;'ye göz atabilirsiniz.Farklı segmentlerde en kapsamlı Münih rehberi olarak ben çok faydasını görmüştüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kısacası uzaktan maval okuyup Ankara'ya benzetenlere pek inanmayın derim ben.Sakin ama sıkıcı olmayan bir şehirdir Münih.Öğrenci şehridir ayrıca.Hareketi boldur ama tehlikeli değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Konaklama içinse Bavyerischer Hof en güzel fakat en pahalı seçenek olarak gözüküyor.Fakat özellikle Hauptbahnhof/Merkez İstasyon tarafında bir çok ucuz ve temiz hostel bulunabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/LyEuVAKfJtI" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/almanya/munich/4814</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/birlesik-krallik/wales/4718</guid> 
  <title>Wales</title> 
  <pubDate>Fri, 22 Apr 2011 20:30:45 GMT</pubDate> 
  <author>serra</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/k02GmprWt58/4718</link> 
  <description>Birlesik Krallik'in yemyesil bolgesi.&lt;br /&gt;
Insanlari cok milliyetci ve gururludur. Ama sizi rahatsiz etmez bu tavir.&lt;br /&gt;
Neredeyse senenin 3/4 'u yagmurludur.&lt;br /&gt;
Snowdonia trekking severlerin ve kampcilarin ugrak noktasidir.&lt;br /&gt;
Her tarafta bolca koyun gorebileceginiz yorenin yesillikleri dillere destandir diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/k02GmprWt58" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4db1d/4db1d7e743b2d6.47925200t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/birlesik-krallik/wales/4718</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/akcakoca-duzce/4633</guid> 
  <title>Akçakoca/Duzce</title> 
  <pubDate>Tue, 19 Apr 2011 14:32:25 GMT</pubDate> 
  <author>Can Cengiz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/X7khN80zcqw/4633</link> 
  <description>Düzce'nin ilçesidir. İstanbul üzerinden Ereğli ve Zonguldak arabaları buradan geçer. Akçakoca sapağı olarak anılan yerde inersiniz, oradan servislerle ya da minibüslerle şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Ayrıca Düzce'den de sık aralıklarla minibüs kalkar.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/X7khN80zcqw" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/akcakoca-duzce/4633</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/duezce-duezce-province/4748</guid> 
  <title>Düzce/Düzce Province</title> 
  <pubDate>Tue, 19 Apr 2011 14:30:36 GMT</pubDate> 
  <author>Can Cengiz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/E2CihlDLcbk/4748</link> 
  <description>İstanbul ile Ankara'nın tam ortasıdır. Her ikisine de 2,5 saat mesafededir. Düzce Güven ile veya Üstün Erçelik ile ulaşabilirsiniz.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/E2CihlDLcbk" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/duezce-duezce-province/4748</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/ayvalik/4549</guid> 
  <title>Ayvalık</title> 
  <pubDate>Tue, 19 Apr 2011 14:19:29 GMT</pubDate> 
  <author>Can Cengiz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/VviTbaYtn8g/4549</link> 
  <description>İstanbul'dan Varan, Metro, Ulusoy ve Kamil Koç'un otobüsleri var. İzmir'den ve Balıkesir'den de ulaşım mevcut. Çok yakınında Burhaniye'de bir havaalanı mevcut ve Borajet'in buraya uçuşları var. Adaya Midilli adasından da günlük seferler oluyor.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/VviTbaYtn8g" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d20b/4d20b4d58151f1.28919484t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/ayvalik/4549</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/phocaea-izmir-province/4790</guid> 
  <title>Phocaea/İzmir Province</title> 
  <pubDate>Tue, 19 Apr 2011 14:14:52 GMT</pubDate> 
  <author>Can Cengiz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/52RqWpFJeKQ/4790</link> 
  <description>Eski ve Yeni Foça'ya İzmir Otogar'dan düzenli olarak minibüsler kalkar. Bu minibüsler Menemen'den de geçer. Hatundere durağında indiğinizde de aktarma yapabiliyormuşsunuz. Menemen ışıklarda el ederseniz arabalar duruyor.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/52RqWpFJeKQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/phocaea-izmir-province/4790</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/eskisehir/3368</guid> 
  <title>Eskişehir</title> 
  <pubDate>Tue, 19 Apr 2011 14:08:17 GMT</pubDate> 
  <author>Can Cengiz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/pBZh9g726No/3368</link> 
  <description>İstanbul - Ankara arası çalışan trenlerin hepsi buradan geçer. Eskişehir'de havaalanı da vardır. Ama tren güzeldir. Hele hele Ankara'dan hızlı tren var. Aşağı yukarı saat başı tren kalkar.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/pBZh9g726No" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/eskisehir/3368</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/beypazari-ankara-province/4789</guid> 
  <title>Beypazarı/Ankara Province</title> 
  <pubDate>Tue, 19 Apr 2011 13:54:22 GMT</pubDate> 
  <author>Can Cengiz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/z2Ht0_-7P1k/4789</link> 
  <description>Ankara'nın batısında, İstanbul yolu üzerinde bir ilçe. Ankara'dan Etimesgut garajından otobüs ve minibüsler yaklaşık 15 dakikada bir kalkıyor. Sincan, Ayaş ve devam ederek Beypazarı'na geliyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul'dan ulaşım ise belirli günlerde sadece. Metro Turizm ile Beytaş'ın haftada üç gün İstanbul'dan direkt seferi var. İstanbul'dan gelmek için bir alternatif olarak da tren yolculuğudur. Tren ile Sincan'a gelirsiniz, Sincan Tren İstasyonu'nun hemen yanındaki dolmuşlardan birine atlayıp ana yola çıkarsanız en çok 15 dakika içinde bir Beypazarı arabasına denk gelirsiniz. Ele edince duruyorlar.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/z2Ht0_-7P1k" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/beypazari-ankara-province/4789</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/birlesik-krallik/londra/456</guid> 
  <title>Londra</title> 
  <pubDate>Fri, 15 Apr 2011 22:28:01 GMT</pubDate> 
  <author>serra</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/OfIz4zT3JG4/456</link> 
  <description>Covent Garden'a ugramadan donmeyin. British Museum gorulmesi gereken yerler arasinda ama tam bir gun ayirmaniz (en azindan) gerekir ki hakkiyla gorme sansiniz olsun. Yukseklik korkunuz yoksa London Eye es gecilmemesi gereken yerlerden.Ama hafta sonlari uzunca bir kuyruk beklemeniz gerekebilir. Konaklama icin butceniz dar ise YHA hostel zincirleri ilac gibi gelebilir. Diger hostellerden farkli olarak family room adi verilen 4 kisilik odalar bulma sansiniz var ustelik banyo ve tuvaletleri de kimseyle paylasmak zorunda degilsiniz. Geceligi 80 pound civari olan odayi 3-4 kisi paylastiginizda oldukca uygun olacaktir. Hyde Park'i ziyaret ederseniz Serpentine Cafe'de guzel bir yemek yiyebilirsiniz.Ulasim agi cok genis ve metro kartlari Istanbul'daki Akbil sistemine benzer olarak bir seger 5 pound gibi bir ucret odenerek aliniyor ve daha sonra istediginiz tutarlarda yukleme yapilabiliyor.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/OfIz4zT3JG4" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d234/4d2341a2e232d2.75839199t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/birlesik-krallik/londra/456</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/birlesik-krallik/manchester/462</guid> 
  <title>Manchester</title> 
  <pubDate>Fri, 08 Apr 2011 21:38:02 GMT</pubDate> 
  <author>serra</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/MR8tbwluVoo/462</link> 
  <description>Kuzey Ingiltere'nin guzel sehri. Soguk, yagmurlu ve gri.Gene de muzik grupları, universiteleri ve futbol takımlarıyla her daim gundemde olan bir sehir.&lt;br /&gt;
Hareketli gece yasantısi her kesime hitap eden bir secenek sunuyor.&lt;br /&gt;
Didsbury ve Chorlton en elit kesimlerinden ve cok meshur iki Turk restoranını da buralarda bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
Ingiltere'nin yemek konusunda basarısızlıgını goz onune alırsak, Turk restoranlarına talim etmek isten degil.&lt;br /&gt;
Oxford Road'daki Rain Bar, Didsbury'deki Zizzi's diger guzel yerlerden. Fiyatları da oldukca uygun.&lt;br /&gt;
Trafford Center alısveris icin ideal. Tum gununuzu orada gecirebilirsiniz.&lt;br /&gt;
Ayrıca charity shoplar, second-hand magazalar, vintage &amp;amp; retro satan dukkanlar sehir merkezi basta olmak uzere sehrin dort bir yaninda bulunabilir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/MR8tbwluVoo" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/birlesik-krallik/manchester/462</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/samsun/3370</guid> 
  <title>Samsun</title> 
  <pubDate>Fri, 08 Apr 2011 21:33:19 GMT</pubDate> 
  <author>serra</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/EmVEOYr-S5o/3370</link> 
  <description>Ramazan ayında yolunuz duserse atom yemeden gecmeyin.Ve tabii ki guzelim pidesinden..&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/EmVEOYr-S5o" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4bdae/4bdae2f949c0c3.21570225t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/samsun/3370</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/ankara/3358</guid> 
  <title>Ankara</title> 
  <pubDate>Fri, 08 Apr 2011 21:32:06 GMT</pubDate> 
  <author>serra</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/Lgjj5PyFpkk/3358</link> 
  <description>Ankara'nın aslında güzel bir gece hayatı vardır. Sadece nerede oldugunu bilmek gerekir. Belki Istanbul kadar bol seceneginiz yoktur ama kaliteli mekanlarda uygun fiyatlara eglenebilirsiniz.&lt;br /&gt;
Kavaklıdere, Tunalı dolaylari ve Arjantin Caddesi kaliteli restoranları ve barları bulabileceginiz yerlerdir. Ve tabii ki Bilkent dolayları..&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/Lgjj5PyFpkk" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d136/4d1360e3b673f8.23399874t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/ankara/3358</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/birlesik-krallik/edinburgh/460</guid> 
  <title>Edinburgh</title> 
  <pubDate>Mon, 04 Apr 2011 13:40:07 GMT</pubDate> 
  <author>Özlem Baş</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/HB4_F5kQsv0/460</link> 
  <description>Edinburgh, Birleşik Krallık’ın en büyülü şehri deşem heralde abartmış olmam. Şahane mimarisi, inşanı alıp götüren atmosferi ve hareketli gece yaşantısıyla sizi kendisine hayran bırakması 24 saat bile sürmeyecektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Edinburgh’a ulaşım için alternatifler mevcut. Otobüs, tren ve ucak icinden hangisi bütcenize uygunsa onu şecmeniz olası. Tabii ki Londra veya Kuzey Ingiltere sehirlerinden birinden seyahat etmeniz gerekli. Ne yazık ki Turkiye’den direkt uçuş yok. tren çok popüler ve Ingıltere’de hem cok hızlı hem de  konforlu bir şeyahat aracı. Ilk alternatif Londra’ya uçmak ve buradan trene binmek. Londra’dan trene atlarsanız 4-4,5 saat arası suren yolculuk şize kişi başı 20 pound civarına mal olacaktır. Fakat unutmayın, ne kadar erken rezervasyon, o kadar ucuz tren bileti. Dolayısıyla gitmeden 1 hafta önce alacagınız her bilet, bütçenizde 20 pounddan fazla gedik acabilir. Bir diğer yöntem de THY ile direkt Manchester veya Birmingham’a uçmak ve buradan trene binmek. Tabii ki bu şehirlerden yine ucağa binip Edinburgh’a ulaşmak mümkün ama havaalanındayken şehre yolculuğunuzu ayarlamayı unutmayın zira aradaki mesafe biraz fazla.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir turist noktası olarak tabii ki kalacak yer seçenekleri mevcut. Hostel, otel veya short-let apartment adı verılen apartman dairesi  kiralama imkanlarından uygun olanı seçebilirsiniz. Eğer bizim gibi 4–5 kışılık bir grupla seyahat ediyorsanız, short-let apartmentlar en hesaplı yöntem olacaktir. hele yemeğinizi kendiniz pişirebilecekseniz fevkalade.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yemekten bahsetmişken, Ingıltere’nın yemek kültürü acısından pek iyi bir şöhreti olmadıgını hatırlatalım. Iskocya da cok farklı degil. Özellıkle deep-fried denen oldukca sağlıksız yemekleri her yerde bulmak mümkün. ama Edinburgh bu konuda daha renkli. King's Wark uygun fiyata lezzetli yemekleri bulabileceğiniz bir yer. Benim gibi yeni şeyler denemeye cok hevesli değilseniz, yemeklerin içerigini kontrol ederek ederek ağzınıza layık  şeyleri uygun fiyatla yemeniz olası. The Blind Poet and Khushi's Diner ise klasik bir pub. Eğer olur da güneşli bır güne denk gelirseniz Arthur’s Seat’in tepesinde bir piknik yapmak ve şehri izlemek en iyi seçim olacaktır. Bu durumda adresiniz Peckham's Deli in Newington and Arthur's Seat. Damak tadımıza yakın bir şeyler arıyorsanız bir&lt;br /&gt;
Ortadogu restoranı olan Hanam’s, Edinburgh Kalesi’nin hemen yakınında sizi bekliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Edinburgh muhteşem güzellikte bir şehir. Sokaklarında yürürken, mimariye, düzene ve görkeme hayran olmamak elde değil. çok büyük bir şehir olmamakla beraber size önerdiği eglence cok fazla.&lt;br /&gt;
Bunlardan biri Camera Obscura &amp;amp; World of Illusion. 1850’lı yıllarda yaratılan bir ayna sisteminde oluşan  Obscura, şehri degişik açılardan ceşitli optik  ilüzyonlarla görebileceginiz bir merkez. En üst kattaki kameraya ulaşıp rehberiniz tarafından yaklaşık yarım saat sürecek sunumu ızlemeden önce ilk 3 katta ceşitli illüzyonlar sizi bekliyor olacak. Her birinin oldukca ilginc ve eglenceli oldugunu belirtmeliyim. Bir diger turist noktası ise Viski Müzesi.  Yaklaşık 1-2 saatlik bir durak. Öncelikle viski fıçısı şeklinde yapılmış ufak arabalarla müze içinde bir tur atıyor ve hazırlanan videoyu izliyorsunuz. Daha sonra değişik viski türleri, Iskoçya’da yapıldıkları yerler ve yapım tekniklerını konu alan bir mini sunum sizi bekliyor. Burada hediye olarak verilen viski bardağınızla , sunulan 4 farklı ceşit viskiden damak tadınıza yakın olanı denedikten sonra rehberiniz sizi binlerce şişelik viski koleksiyonunu görmek üzere müzenın en etkileyici bölümüne götürüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Edinburgh’un en meşhur ve en çok vakit alan noktası ise şüphesiz Edinburgh Kalesi. Şehrin tam orta yerinde yer alan kale, 12. Yüzyıla uzanan bir yapım hikayesine  sahip. Rehberli veya audio turlar bulabileceginiz gibi  kendiniz de kaleyi gezebilirsiniz. 1 Nisan - 30 Eylül arasi  yaz dönemine denk geliyor ve haftanın yedi günü 9.30-18.00 saatleri arasinda ziyaret mümkün. Bunun dışında kalan dönemlerde ise saat 17.00’ye kadar ziyaret imkaniniz var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Edinburgh, festivalleriyle de cok ünlü bir şehir. Özellikle Fringe festivali ve Comedy festivali oldukca ilgi cekiyor ve dışarıdan da cok fazla katılımcı alıyor.  Fringe festivali Agustos ayının ilk 3 haftası boyunca sanat adına ne varsa yaşayabileceginiz bir festival.Eger sanatsever biriyseniz, ziyaretinizi bu tarihlere denk getirmenizde fayda var. Ancak unutmadan belirteyim, bu festival icin oteller cok önceden doluyor o yüzden gec kalmayın!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gece hayatına düşkünşenız, Edinburgh’ta problem yaşamadan eğleneceginiz kesin denebilir. Erken saatlerde başlayan eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar sürüyor ki bu genelde diğer şehirlerde fazlaca bulamayacagınız bir durum. Liquid Room, Massa, Moods Omni Centre gece hayatının en hareketlı mekanlarından.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alışverış icin biraz pahalı bir şehir olmasına rağmen, tartan seven biriyseniz buradakinden daha fazla seçenek bulabileceğiniz bir yer olmayacaktir. Dünyaca meşhur kiltleri hemen her vitrinde görmek mümkün. Kilt giymek herkesin harcı degil evet! Ama korkmayın Iskoc desenli bir suru alternatifiniz olacak. Ek olarak yünlerıyle cok ünlü olan bu bölgede hakiki yünden yapılmış kışlık kazak ve diger kıyafetleri bulmanız olası. Eger kış mevsiminde Iskocya’yı ziyaret etmeyı düşünüyorsanız zaten ihtiyaciniz olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son olarak hava durumundan biraz bahsedelim. Edinburgh’ta yaz ayları ortalama 18-20 derece ve çoğunlukla yağmurlu. Ziyaretiniz esnasında birkaç gün güneşli ise kendinizi şanslı saymalısınız. Kışın ise tahmin edebileceginiz gibi hem cok soguk hem de son birkaç yıldır oldukça karlı. Yağmura hazırlıklı olarak gitmeniz tavsiye olunur!&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/HB4_F5kQsv0" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4db1c/4db1ceab5f8ac1.04941862t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/birlesik-krallik/edinburgh/460</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/amerika-birlesik-devletleri/los-angeles/3794</guid> 
  <title>Los Angeles</title> 
  <pubDate>Tue, 08 Mar 2011 15:22:32 GMT</pubDate> 
  <author>Mert Yılmaz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/SfDKt-h3R7s/3794</link> 
  <description>bisiklet gerçekten de iyi bir çözüm olur çünkü 8er şeritli yolları bile olsa los angeles'te trafik tam bir felaket. gezi, alışveriş ve sahil tatili için mükemmel bir yer. binbir çeşit restoranları ve alışveriş mekanlarıyla baş döndürücü. 4 milyonluk nüfusunun yarısı meksikalı. herkes gayet sıcakkanlı. tatil amaçlı gelip 'burda burada bir ömür geçer' deseniz de orada yaşayan göçmenlerin sıkıntılarına kulak vermek gerekir. trafiğin, çetelerin, evsiz insanların ve meksikaliların şehri yaşanmaz hale getirdikleri söylenir. konaklama herşeyde olduğu gibi biraz pahalıdır ama öğrenci nüfusu sebebiyle uygun odalar bulunabilir. günlük 50 dolara, haftalık daha uygun bir fiyata araba kiralayabilirsiniz.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/SfDKt-h3R7s" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d149/4d149ce6797c54.99501176t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/amerika-birlesik-devletleri/los-angeles/3794</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/belcika/brugge/180</guid> 
  <title>Brugge</title> 
  <pubDate>Tue, 08 Mar 2011 14:43:52 GMT</pubDate> 
  <author>Deniz Özsoy</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/hGCUGYD4SJ0/180</link> 
  <description>Orta çağdan kalma mimarisi, şahane çikolataları ve beyaz belçika birasıyla (ki 500 kadar bira çeşidi var) ünlü bir kent brugge. küçük bir kent olsa da turizmi; kanalları ve çikolataları sayesinde oldukça gelişmiş. yoğunluk yaz aylarında olduğundan,  şehrin büyüsünü daha iyi hissetmeniz için gezinizi sonbahar ya da ilkbahar aylarında yapmanızı öneririm. ya da bir noel öncesi. inanılmaz dükkanlar ve hazırlanmış yüzlerce değişik çikolata! istanbuldan brüksel'e uçak ile ulaşım 3-3,5 saat sürüyor. brüksel'den sık sık brugge'ye tren var. o da yaklaşık 1 saat sürer. sonra şehri otobüs ile gezebilirsiniz. dikkat edilmesi gereken hususlardan biri gişelerden bilet almak. otobüs içlerinden alınan biletler daha pahalı oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
şehir adeta açık hava müzesi gibi. ikinci dünya savaşı döneminde bile yapılar neredeyse hiç bozulmamış. 26 yaşın altındakiler her müzeyi 1 euro'dan gezebiliyor. gerçi avrupanın çoğu yerinde bu uygulama geçerli. özellikle çikolata müzesine uğrayın. tur ile gidiyorsanız zaten gezi mekanları arasında mutlaka olacaktır. çikolatanın yapılışını canlı olarak izleyip sıcak halde bu çikolatalardan tadabiliyor ve satın alabiliyorsunuz. birkaç bira fabrikası var, onlar da gezilebiliyor. nehir kıyısı boyunca parklarda yürüdüğünüz zaman tam bir panaromik Brugge turu yapmış olursunuz. ya da venedik gibi kanallar arasındaki küçük bir tekne turuyla Brugge'u gezmeniz mümkün.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/hGCUGYD4SJ0" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d764/4d76414d805ee6.62717755t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/belcika/brugge/180</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/hollanda/amsterdam/5</guid> 
  <title>Amsterdam</title> 
  <pubDate>Thu, 03 Mar 2011 13:22:40 GMT</pubDate> 
  <author>Çağla Uzun</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/02inJ9m-UQ4/5</link> 
  <description>Şehrin en kapsamlı alışveriş mekanı Leidsestraat’tır. istanbul'un istiklal caddesi gibi turistik, oldukça büyük bir meydan. Bunun yanında Kalverstraat ve Nieuwendijk, Munt kulesi ve Dam meydanından Central Station’a kadar uzanır. Bu yol araçların olmadığı, alabildiğine dükkan ve hediyelik eşyacılarla dolu bir alan. Munt kulesinin yanında iki büyük mağaza daha var: V&amp;amp;D ve Hema. Dam’da da Bijenkorf ve Magna Plaza yer alır. Dam, genel olarak sokak gosterilerinin yapıldıgı, etrafı Madame Tussaud's gibi muzelerle çevrili, coffe shoplara yaklaşıldığını gösteren kokularla bezeli cıvıl cıvıl bir meydan. Ayrıca Hollanda'da birkaç şehrin sonu bu heceyle bitiyor. Rotterdam ve Zaandam gibi. Bu büyük ölçüde su ile ilgili bu kelimeyi Amsterdam'ı baz alarak anlatmak gerekirse, şehir amstel nehri kıyılarına kurulduğu zamanlar meskenleri her sene su basarmış. Daha sonra barajlar kurmuşlar, adacıklar inşa etmişler. Şehrin 13-14. yüzyıla giden ilk adı da Amstellerdam imiş. Zaman içinde Amsterdam olmuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Amsterdamda ikinci el bit pazarı ün salmış durumda. İkinci el de olsa meraktan gidenlerle de oldukça kalabalık oluyor. Pazar hariç hergün açık. Tahta papuçlar hollandaya özgü bir simge olduğundan bir çift tahta papuç ya da yine hollandaya özgü bir içki olan jenever'den bir şişe alıp dönebilirsiniz. Şişe boşaldıktan sonra Amsterdam’da çoğu barda bu şişe mumluk olarak da kullanılıyor. Bunların dışında üzerine yel değirmenleri işlenmiş tişört ve havlular da iyi birer hediye olabilir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/02inJ9m-UQ4" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d6f9/4d6f9f42a8ada3.16319014t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/hollanda/amsterdam/5</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/peru/cusco/2899</guid> 
  <title>Cusco</title> 
  <pubDate>Sun, 20 Feb 2011 07:13:16 GMT</pubDate> 
  <author>Melike Tunç</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/-lAqP-mJHvo/2899</link> 
  <description>Cusco, Machu Picchu’ya kadar giden 88 km’lik Inka patikasinin baslangic noktasi. Deniz seviyesinden tam olarak 3400m yuksekte bulunuyor. Yola cikmadan, Cusco’da bir kac gun durup dinlenmek yuksek irtifa hastaligina karsi almaniz gereken bir onlem.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vardiginiz ilk gun, biraz bas agrisi ve mide bulantisi hissetmeniz gayet normal. Yerli halkin size onerdigi ilk ilac mate de coca. Saf coca bitkisinin yapraklariyla (evet, o bildiginiz coca) yapilan bir cesit cay. Oldukca guzel, biraz sekerli gibi bir tadi var ve ictikten sonra, nasil desem…. kafaniz gayet guzel oluyor...&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/-lAqP-mJHvo" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d60b/4d60bf40bf2652.41513654t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/peru/cusco/2899</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/peru/lima/2890</guid> 
  <title>Lima</title> 
  <pubDate>Sun, 20 Feb 2011 00:19:31 GMT</pubDate> 
  <author>Melike Tunç</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/Zunrd5w2q00/2890</link> 
  <description>Peru'da ilk durak: Lima&lt;br /&gt;
Baskent Lima, Peru’nun dunyaya acilan kapisi. Eger havayoluyla geliyorsaniz, mutlaka ilk adiminizi Jorge Chavez havaalanina atacaksiniz (LIM).&lt;br /&gt;
Ilginc gelen bir iki not:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1. Gumrukten cikar cikmaz, Arrivals’da yakinlarini bekleyen binlerce kisi goruyorsunuz! IST’te beklesenlerle, Topkapi Otogari’nin curcunasini bir araya getirin…. Iste Peru’da gumrukten cikar cikmaz karsilastiginiz ilk manzara bu. Kendi kendinize “O kadar saat uctum, hala Turkiye’de miyim?” diye sormaya basliyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2. Kalabaligi gecip Cusco ucagina gitmek icin domestik bolume gectigimizde bir suru backpacker gencin, havaalanini resmen yatakhaneye cevirdigini gorduk. herkes yere silteyi atmis, kimi gitar caliyor, kimi oturmus beraber yemek yiyordu. Biz de 6 saat boyunca onlarla takildik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3. Domestik ucuslarda guvenlik kontrolu falan yok. 2.5lt’lik pet siseyi tam cope atiyordum ki, polis eliyle “yapma abla, gunahtir” gibi bir isaret etti ve ucaga agzina kadar dolu pet sisemle binmeme izin verildi. Yasasin ozgurluk!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/Zunrd5w2q00" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/peru/lima/2890</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/kemer-antalya/4721</guid> 
  <title>Kemer/Antalya</title> 
  <pubDate>Mon, 07 Feb 2011 13:20:12 GMT</pubDate> 
  <author>Hakan Şanal</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/k_E1OTgrZDY/4721</link> 
  <description>kemer, antalyada sıra sıra otellerin bulunduğu bir ilçe. genel olarak her yerde geniş arazili lüks oteller bulunuyor artık. yazın ruslardan geçilmiyor, türk görmek pek mümkün olmuyor. yolları çok geniş, tertemiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
kemerde üç tane iyi kulüp var. en iyileri inferno. istanbulun reinası gibi düşünebiliriz. girerken kılık kıyafete çok çok önem veriliyor. sandaletlerle girmek çok mümkün değil. bilemiyorum, belki yanınızda güzel bayanlar olursa durum değişebilir. inferno dışında iki kulüp daha var. aura ve maji. tüm klüpler tipik köpük şovlar, ünlü djler ve bikinili rus kadınlarla dolu.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/k_E1OTgrZDY" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d4ff/4d4ff304470eb3.81135563t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/kemer-antalya/4721</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/bursa/3361</guid> 
  <title>Bursa</title> 
  <pubDate>Wed, 22 Dec 2010 16:27:26 GMT</pubDate> 
  <author>aslı mercan</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/BwANhm6_9IY/3361</link> 
  <description>İstanbul'dan Bursa'ya yenikapı ya da bostancıdan deniz otobüsleriyle geliniyor. yolculuk yenikapıdan 1 saat 20 dakika sürüyor. ido bu anlamda oldukça rahat. merkeze gitmek içinse önce otobüse sonra tramwaya biniliyor. bıraz uzun iş gibi ama guzel bi yolculuk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
biz günübirlik gezimize tramvaydan indikten sonra meşhur kültür parkı gezerek başladık. çok büyük, yemyeşil, içinde bir lunapark ile yapay bir gölün bulunduğu park görülmeye değer. sonra yukarı doğru yürümeye başladık, sanıyorum bursanın en işlek caddesiydi bu cadde. altıparmak caddesi olabilir adı. üzerinde kafeler olan, ilginç bir tarihi köprüye vardık sonra. zamanında yunanlılar tarafından yıkılmış sonra tamir edilmiş bir yer. oldukça hoş. asıl görülmesi gereken yer birazdan ulaşacağımız kapalı çarşı. öncelikle çok güzel bir kültür mirası burası. hanlar, alt geçitler içinde bir alan. güzel ipek eşarplar, kumaşlar, havlular, tekstile ait ne varsa bulabileceğiniz bir yer. çok eski antikalar, halılar.. mutlaka gidilip görülmesi gerekir. ordan çıkınca şu meşhur kebapçı iskender yiyelim dedik. her an müşterilerin full olduğu bu yerde iki porsiyon iskendere 40 tl ödediğimizi hatırlıyorum. ona göre gidin yani. dönüş yoluna girerken de kafkas'tan karyoka alın. kestane şekerinin yanı sıra fındıklı, fıstıklı, portakallı karyokalar ağız tatlandıran hediyeler olarak şahanedir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/BwANhm6_9IY" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/bursa/3361</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tuerkiye/izmir/3359</guid> 
  <title>İzmir</title> 
  <pubDate>Wed, 22 Dec 2010 11:25:02 GMT</pubDate> 
  <author>Mert Yılmaz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/RhThLwFPsv4/3359</link> 
  <description>izmirdeyken çeşmenin dışında bir de foçaya da gitmek gerek. izmirden yarım saatte bir eski ve yeni foçaya otobüsler kalkar. foça derken de eski foça gelir akla, asıl tarihin ve yaşamın olduğu yer orasıdır. eskiden yeni foça çok tutulmazdı, şimdi küçük ama oldukça kalabalık bir yer oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
foça biraz daha sakinliği arayanların yeri. ara sokaklarında büyük şehirlerden gelip yerleşenler ile yerlilerin kurduğu huzur dolu hayatı görürsünüz. her yere katlanabilen sandalyeyle giden insanlar vardır. kedilerin her yerde olma sebebi de sanıyorum foçanın balık çenneti olması ile ilgili. &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; sahil şeridi boyunca balık restoranlarını görebilirsiniz ama ben celep ve akvaryum restoranı öneririm. hem mekan güzelliği hem de fiyatlarının makul olması açısından.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
tekne turu yapabilirsiniz adalara doğru. orak, fener, hayırsız, kartdere ve metelik adalarında insan etkinliği yoktur ama incir arasında plaj ve piknik alanı vardır. mangal keyfi yapmak için harika bir yerdir ama denize de girecekseniz deniz terliği bulundurun yanınızda. deniz kestaneleri sizi yaralayabilir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/RhThLwFPsv4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tuerkiye/izmir/3359</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/amerika-birlesik-devletleri/new-york/3793</guid> 
  <title>New York</title> 
  <pubDate>Fri, 17 Dec 2010 08:19:52 GMT</pubDate> 
  <author>Sevi Öncül</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/BNpEin-wlpo/3793</link> 
  <description>Öncelikle ulaşımla başlayalım. İstanbul Atatürk Havalimanın'dan THY'nin ve Delta Airlines'ın direk uçuşları mevcut. Diğer hava yolu firmalarının aktarmalıları da var. En ucuz alternatif aktarmalı uçuş. Ben gidişimde Delta'yı tercih ettim çünkü Delta direk uçuş seçeneğinin en ucuzu. Hizmet de fena değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yaklaşık 11 saat gibi bir sürede varıyorsunuz. New York saati İstanbul'dan 7 saat geri olduğu için hiç gün kaybetmemiş gibi oluyorsunuz ve jetlag etkisi de az oluyor. Asıl sorun dönüşte, 7 saat ilerisine gelince bütün vücut, metabolizma, uyku düzeni ne varsa şaşıyor. Bütün gün zombi gibi dolaşıyorsunuz. Tavisyem gitmeden önce de uçakta da bol bol uyunması...&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/BNpEin-wlpo" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4d6fa/4d6fae51740b16.46982929t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/amerika-birlesik-devletleri/new-york/3793</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/fransa/paris/2974</guid> 
  <title>Paris</title> 
  <pubDate>Wed, 01 Dec 2010 16:16:51 GMT</pubDate> 
  <author>Çağla Uzun</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/JRJk64M08w8/2974</link> 
  <description>Fransa'nın başkenti olan Paris dünyanın en romantik şehri olarak anılıyor. Moda'nın kalbinin attığı dünyadaki sayılı şehirlerden bir tanesi ayrıca. Champs-Elysées bulvarında uzun uzun yürüyüp pahalı olsa da alışverişin keyfine varmak harika. Ayrıca çok büyük bir Sephora var bulvarda. Kozmetik malzemeleri içinde kendini kaybetmemek mümkün değil.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/JRJk64M08w8" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4cf67/4cf676a2dc3295.44678914t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/fransa/paris/2974</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/cek-cumhuriyeti/prague/4467</guid> 
  <title>Prague</title> 
  <pubDate>Thu, 05 Aug 2010 18:38:07 GMT</pubDate> 
  <author>Deniz Nebioglu</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/5DeFpxXqnNI/4467</link> 
  <description>Gerçekten muhteşem bir şehir... Size bu güzel şehirde agız tadıyla yemek yiyebilmeniz için naçizane birkaç öneri:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kolkovna-Pilsner Urquell Original Restaurant:&lt;br /&gt;
Adres: V Kolkovne 8, 110 00 Praha 1&lt;br /&gt;
Buranın meshur birası Pilsner Urquell'in restoran zinciri. Aslında baska birçok adreste de var ama bu eski şehir meydanına en yakın olanı. Et yemekleri gayet başarılı... Gerçi ben sadece sığır olanları denedim, yenliklere açık olan arkadaşlar için değişik etler de mevcut... Eminim onları da iyi yapıyorlardır... Bira eşliğinde doyurucu bir et yemeği isteyenlere öneririm...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ambiente Ristorente Pasta Fresca:&lt;br /&gt;
Adres: Celetna 11, Praha 1&lt;br /&gt;
Şayet Prag'da birden fazla gün geçirecekseniz çek mutfağından sıkılabilirsiniz. Yine şehir meydanına yakın olan bir italyan restoranı gerek makarnaları gerekse et yemekleriyle oldukça başarılı. Yemeğinizin yanında zevkinize göre çek ya da italyan şarabı seçimi yapmanız için ozel garsonlar yardımcı oluyor. Luks bir restoran sayılabilir ancak avrupadaki diğer emsallerine göre daha ucuz olduğunu söyleyebilirim.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/5DeFpxXqnNI" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://cdn.80gunde.com/photo/city/4cb8b/4cb8b9ac469998.38555683t.jpg" width="130" height="130" /><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/cek-cumhuriyeti/prague/4467</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/filipinler/169</guid> 
  <title>Filipinler</title> 
  <pubDate>Sun, 05 Feb 2012 21:49:43 GMT</pubDate> 
  <author>eren korkmaz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/FKZGeHec65w/169</link> 
  <description>30 Ocak 2004-4 Şubat 2004 arasında Filipinler'in başkenti Manila'daydım. Manila büyük bir şehir. Gördüğüm yerler genellikle kirliydi. Yoksulluk oldukça yoğun.&lt;br /&gt;
Halk İngilizceyi yaygın konuşuyor, resmi diller arasında. İspanyolca da öyle. Yerel dilde bu iki dilden çok kelime var. İspanyol ve ABD sömürgesi olmasının bir sonucu. Bu nedenle gittiğinizde anlaşmakta pek zorlanmıyorsunuz.&lt;br /&gt;
Eğer tanıdığınız yoksa taksiye bindiğinizde iyi kazıklanabiliyorsunuz. Size az gibi gelebilir örneğin 20 dolara uzun bir yol gitmiş olabilirsiniz ama Filipinler koşullarında normalde 5 dolar harcayabileceğinizi öğrenebiliyorsunuz.&lt;br /&gt;
Yemekler bize pek uygun değil. Geleneksel bir yemekleri biraz mide kaldırabiliyor. Olgunlaşmakta olan bir civcivin olduğu bir yumurtayı yiyorlar, civcivi görüyorsun yumurtayı yerken. Biz deneyemedik. Onun dışında hep pirinç yediklerinden kısa sürede doygunluk hissine kapılıyorsunuz. En sevdiğim ise muz olgunlaşmadan altında bir çiçek tomurcuklanıyormuş, ondan yapılan bir tatlı var, çok güzel.&lt;br /&gt;
Manila'da sahibi İranlı bir kebapçı var. Orada damak tadınıza uygun birşeyler atıştırmak mümkün ama porsiyonlar Filipinlilere yönelik olduğu için Türkiye için tek porsiyona ulaşmak için en az 3 porsiyon yemeniz gerekir, eh, bu da garsonlarda şaşkınlık yaratmakta.&lt;br /&gt;
Şehir içi ulaşım olarak jeepney denilen bir araç var. Bizim romörklü araçların üstüne branda çekmişler, karşılıklı iki sırada 10 kişi kadar alıyor, eğilerek giriyorsun, parayı elden ele veriyorsun, bizim sarı dolmuş usulü.&lt;br /&gt;
Biz Emirates ile Dubai üzerinden gittik. Uçak gayet iyiydi.&lt;br /&gt;
Biz orada küreselleşme karşıtı bir toplantıya gitmiştik, doğallığında yerel halkla çok yoğun ilişki kurup evlerinde kaldığımızdan çok şey öğrendik, belki turistik yerleri az gördük ama bir halkı yakından tanımamız mümkün oldu.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/FKZGeHec65w" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/filipinler/169</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/nepal/161</guid> 
  <title>Nepal</title> 
  <pubDate>Sun, 05 Feb 2012 21:38:26 GMT</pubDate> 
  <author>eren korkmaz</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/Ll8tBfK8loQ/161</link> 
  <description>Nepal dünyanın en ilginç ülkeleri arasında. Everest dağına tırmanmak için tüm dünyadan maceracıların toplandığı bir ülke. Benim gidişim Nepal'de 1996-2006 arasında süren iç savaşın sonunda kralın devrilmesi ve cumhuriyetin kurulması üzerine dünyanın çeşitli bölgelerinden sendika ve kitle örgütü temsilcilerinin dayanışma konferansına katılmak içindi.&lt;br /&gt;
Gulf Airlines ile Bahreyn üzerinden uzun bir yolculukla vardık. Uçak gayet güzeldi. İlk gün konferansın duyurusu için bir açık toplantı olacağı ve orada gelenlere birkç laf etmem istendiğinde tabii dedim ve sordum, &amp;quot;kaç kişi gelecek?&amp;quot; Cevap &amp;quot;100 bin&amp;quot; olunca biraz şok yaşadım ama hayatımın en ilginç deneyimi oldu. Meğer 100 bin kişiye konuşmak 50 kişiye konuşmaktan daha rahatmış, kimseyi birebir görmeyince dinleyenler ne anladı stresin olmuyor.&lt;br /&gt;
Nepal'in başkenti kathmandu güzel bir şehir. Budist ve Hindu tapınakları dünyanın en değerlileri arasında. Hele bir maymun tapınağı var ki haç merkezleri arasındaymış. Yüzlerce maymun etrafında dolanıyor, bizim rehbere bir erkek maymun baya göz koydu, kızı zor kurtardık.&lt;br /&gt;
Kathmandu ve genel olarak Nepal temiz bir ülke. Çok su kaynağı olduğundan olsa gerek diye düşündüm. Ayrıca uzakdoğu ülkelerinde olduğu gibi seks turizmi veya sabaha kadar eğlence anlayışının olmadığını gördük. Tersine her yerde İngilizce ikinci el kitap satan yerler ve rahat, dinlendirici müzik çalan cafeler bulunmakta. Yorumumuz ise turist kitlesinin buna sebep olduğuydu. Gelenler genellikle üniversite öğrencileri, sporcular, hippiler olduğu için talep de ona göre şekillenmiş. Çok ucuza çok güzel İngilizce kitaplar bulduk, bir bavul dolusu alıp geldik.&lt;br /&gt;
Oteller de genellikle tertemiz. özellikle kaldığımız Kathmandu Peace Guest House hem merkezde hem de temiz ve çok güzel, Everest dağlarındaki hayvanların yününden battaniyeler insana çok güzel uykular çektiriyordu. Otel sahipleri de ilgili insanlar ve devrim öncesi devrimcilere kapılarını açmış aydın insanlar.&lt;br /&gt;
Nepal'de sokakta yemek yemenizi pek tavsiye etmem, güzel lokantalar da var ve ucuz bir memleket. Momo denilen bir yemeklerini çok beğendik. Bizim mantımızın aynısı ama yemek, büyük bir mantı tanesi.&lt;br /&gt;
Katmandu gezilesi bir yer. Biz orada bir süre kaldıktan sonra genellikle gezginlerin rotasının dışında Everest'e değil, güneye Hindistan sınırına Chitwan'a gittik. Chitwan güneyde olduğundan iklim daha sıcak, Akdeniz iklimine benzer,köyleri Ege köylerine benziyor, portakallar vb. Büyük bir jungle var bu yörede. Turistler gelip safari yapıyorlarmış, gergedanlar, kaplanlar vb.&lt;br /&gt;
Biz burada yıllarca iç savaşta savaşan komünist gerillaları, kurtarılmış bölgeleri ziyaret ettik. Onlarla yemek yiyip sohbet ettik, tarım reformundan bahsettik.&lt;br /&gt;
Burada konuştuğumuz bir işadamı sürekli Nepal gergedanlarından bahsediyor ve bize Nepal gergedanlarının Afrikalılarınki gibi çift değil tek boynuzlu olduğundan övünüp durdu. Bu bize garip gelmişti ama ertesi gün başımıza gelenler bu duruma şükretmemize neden oldu.&lt;br /&gt;
Katmandu'ya geri dönerken aracımız yolda, jungle'ın ortasında bozuldu. Şoför de bizi bırakıp koşarak şehre döndü ve yeni araba getireceğini söyledi. Biz de jungle'ın ortasında birkaç saat bekledik, Kaplan ve gergedan çıkmasın diye dua ettik ve iyi ki gergedanlar tek boynuzlu ya çift boynuzlu olsaydı o zaman halimiz daha berbat olurdu diye düşünüp durduk.&lt;br /&gt;
Chitwan-katmandu arası iki şeritli bir yol, bir taraf dağ, diğer taraf ise nehir. Çok hoş bir manzara.&lt;br /&gt;
Halkı sıcakkanlı. Hindistan'da gibi temizlik vb sorunlarla pek karşılaşılmıyor. Ülke bir anda yükseliyor. Örneğin Chitwan &amp;quot;ova&amp;quot; deniz seviyesinde, Kathamandu &amp;quot;tepe&amp;quot; bölümünde, ağrı dağı yüksekliğinde, Everest ise &amp;quot;dağ&amp;quot; bölümünde, dünyanın en yüksek yeri.&lt;br /&gt;
Bence illa görülmesi gereken bir ülke. Tavsiye ederim...&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/Ll8tBfK8loQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/nepal/161</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/reunion/180</guid> 
  <title>Réunion</title> 
  <pubDate>Mon, 30 Jan 2012 20:36:26 GMT</pubDate> 
  <author>Burcu Abayoğlu</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/fF_Cc7sze3M/180</link> 
  <description>Madagascar'ın oldukça yakınında bulunan, Fransız sömürgesi, fakir bir ada bu. Sahili oldukça temiz ve kumsalı eşsiz güzellikte. Halkı Fransızca konuşuyor ama çok fazla turist geldiği için İngilizce konusunda sıkıntı yaşamazsınız diye düşünüyorum. Çok sıcak kanlı ve adalarına oldukça bağlı insanların memleketi.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/fF_Cc7sze3M" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/reunion/180</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/kenya/112</guid> 
  <title>Kenya</title> 
  <pubDate>Sat, 29 Oct 2011 23:41:00 GMT</pubDate> 
  <author> behsat veyseloğlu </author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/uXPrQbkEbSA/112</link> 
  <description>Afrika'ya gidesiniz gelirse yolunuz mutlaka Kenya'ya düşsün. Eğer yolunuz düşerse başkent Nairobi'nin batısında kalan 'Masai Mara' görülesi yerlerden. Nüfusun büyük çoğunluğunu sıcak kanlı Masai yerli halkı oluşturur. Safari yapılmalıdır, kilometrelerce yorulmadan yürüyebilen masaililere ayak uydurmalı ve çadırlarda hava karardıktan sonra vahşi doğa sesiyle uyunmalıdır.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/uXPrQbkEbSA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/kenya/112</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/litvanya/127</guid> 
  <title>Litvanya</title> 
  <pubDate>Fri, 04 Feb 2011 17:25:14 GMT</pubDate> 
  <author>Burak Semerci</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/mLmjuYBNUm8/127</link> 
  <description>litvanya büyükelçiliği ankarada bulunuyor. çoğu ilimizde konsolosluklar olsa da vize işlemleri buradan yürüyor. vize almak çok kolay, sadece euro olarak ödemeniz gerekmekte. randevu almaya da gerek yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ulaşım konusunda çok seçenek yok. ya air baltic ile istanbuldan riga aktarmalı olarak vilniusa uçuluyor ya da THY veya air baltic ile rigaya uçup oradan vilniusa otobüsle ulaşılıyor. otobüs 4-5 saat kadar sürüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
yaşam pahalılığı konusunda türkiyeden pek fark yok. suları biraz farklı. tat olarak bize göre alışılmadık ve pahalı. en zoru bu olabilir. onun dışında yaşam gayet rahat ve stressiz. şehrin etrafı ormanlarla çevrili. bu yüzden ilk geldiğinizde temiz hava sizi çarpabilir. garip olan şeylerden biri ortalıkta polisin neredeyse hiç olmaması. hatta elimizi kolumuzu sallayarak cumhurbaşkanlık binasının bahçesine girip takılabilirsiniz. kimse gelip bir şey sormuyor. suç oranı düşük ve insanlar kendi halinde yaşıyor. kamusal alanlarda içki içmek yasak ve gece saat ondan sonra içki satın almak yasak. ama gidip oturduğunuz bir mekanda içki içebilirsiniz. adres bulmak çok kolay. sadece sokak ismi ve gideceğiniz yerin numarası yeterli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sovyetlerden ayrılan ilk ülkelerden litvanya. rusça konuşmasanız iyi olur, bildikleri halde kullanmayı istemiyorlar. bir de &amp;quot;ne kadar da ruslara benziyorsunuz&amp;quot; demezseniz iyi olur. hakaret sayılyor.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/mLmjuYBNUm8" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/litvanya/127</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/kambocya/114</guid> 
  <title>Kamboçya</title> 
  <pubDate>Thu, 13 Jan 2011 13:23:44 GMT</pubDate> 
  <author>Alma Rastoder</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/wXZpgOpVrx8/114</link> 
  <description>Singapurdan kambocyaya gecis yapmistim... Phnom Penh havalimaninda indiginizde singapurdan sonra cok farkli bi hava ile karsilasiyosunuz &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt;) iki farkli dunya!!! Singapurun yollari nerdeyse mermerle dosenmisken Kambocya da insanlar sokak ortalarinda uyuyolar... cok zengin gosterisli evlerde var fakar cok ilginctir sokakta yasayan ailelerde... Bir kere cok agir bir cop kokusu oluyor etrafta... neyseki guzel bir hotelde rezervasyon yaptirmistik &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; orkide ile sarmalanmis bir havuzda buldum hemen kendimi &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; sakin ve guzel bir havasi var o ulkenin... sabah kahvaltisinda tereyagi ve ananas receli yemistim bayilmistim!!!! ordan Sihanoukville' ye gectik birde asla TUK TUK kavramini unutmayin &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; oranin taksisi motor ve arkasinda iki kisinin oturabilicegi bi sistem dusunun... her yere onunla gidebilirsiniz yada motor kiralayabilrisiniz... Sihanoukville cok guzel sahili olan bir yer... Turkiye'nin Antalya si populeritesine sahip... ve tabiki cok ucuz!!! her sabah o guzelim taze sikilmis egzotik meyve sulari aklima geldikce cildiricak gibi oluyorum &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt;)) koca bir bardak bizim vazo kavramimiz gibi dusunun inanilmaz bir lezzet ve 1 dolar bilde degil! guzel ve temiz bir denizi var ama mutlaka gitmeden asilarinizi yaptiriyorsunuz Kambocyaya konsolosluktan ogrenin! bizim gitme amacimiz tatilin yaninda yetimhanede annesiz babasiz cocuklara asi goturup biraz yardimda bulunup hep beraber aksam yemekleri yemek... Sihanoukville'de sahilde guneslenirken mutlaka kasinizi biyiginizi almak icin ellerinde iplerle dolasan kizlar goruceksiniz yada 2-3 dolara size muthis bir masaj yapicak kizlar... cok ilginc birsey daha masanizda duran coca colayi yada sandvici kapip gidicek cok cocuk cikicaktir &lt;img src="/static/img/smileys/wink.gif" width="" height="" alt=";)" title=";)" class="bbcode_smiley" /&gt;) Baracuda yemenizi oneririm... 5 dolara kalabiliceginiz guzel pansiyonlar var... bide Bamboo adasi var Sihanoukvilleden 2 saat yat yolculugu ile gidilen bir ada Muson ormanlari icinde elektriksiz bir kac yabani gece gecirmek isteyenlere oneriyorum &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; sabah kahvaltimda Hindistan cevizi yemek cok keyifliydi!!! Cok duru bir denizi var!!! yesilliklerin icinde cennet iste!!! Sihanoukville'de aksam yemeklerimiz mutlaka barbequ oldu... gece denizin icine kurulmus iskelerin ustunde ayaklariniz suya vura vura 2 dolara kozlenmis patates - harika tavuk eti - kambocya birasi &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; benim icin degisik bir keyifti bunu herkeze oneriyorum!!! hersey cok ucuz, cok taze, cok lezzetli!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/wXZpgOpVrx8" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/kambocya/114</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/isvicre/40</guid> 
  <title>İsviçre</title> 
  <pubDate>Thu, 03 Feb 2011 16:10:35 GMT</pubDate> 
  <author>Zeynep Bilgin</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/N_5Z1M_cXlI/40</link> 
  <description>denize kıyısı bulunmayan bir ülke isviçre. her yolun sonunda bir sahile çıkacakmışız gibi gelir. O kadar düzgün ve düzenli ki burdaki düzenden aklımızı sıyırabiliriz. 3 dil konuşuluyor. almanca fransızca, italyanca. ingilizceden anlayan var biraz işte. %40 gibi bir oran Almanca konuşuyor. Toplu taşıma dakikası dakikasına işliyor. Bu ülkede bir  yere geç kalmanızın sebebi taşıtlar olamaz. trenle ülkenin en ücra kasabasına kadar gidebilir ama turist olarak gitmeden önce sirkeciden interrail bileti alırsanız ulaşıma harcayacağınız parayı 4’te 1’e düşürürsünüz. Bi de interrail biletleri fazla kontrol etmiyorlarmış. 4 günlük bileti 1 hafta boyunca kulanılır deniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
biz zürihteydik. amerika'da her sokak başında starbucks, mcdonalds varsa burada da victorinox var isviçre saatleri, çakmaklar, çakılar satılıyor. Her daim şarabın şampanyanın dibine vuruluyor işte.  tişört satılan yerlerde üzeri inekli, haki renkte tişörtler var, üzerinde swiss army yazıyor. Pek şirin. Zenginlik ve refahın dibine vurmuşlar resmen. Herkes sokaklarda, cafelerde birşeyler okuyor. Elinde kitap dergi, gazete olmayan yok.&lt;br /&gt;
Tryi hatırlatan tek şey migros marketler. Migros bankası var hatta. Birkaç şey aldık, kasaya gittik. Ödemeyi yaptıktan sonra plastik poşet istedik vermediler. Orada, önümde posetler ama kasiyer o posetten değil 0.30 CHF ödetip kağıt torba veriyor. Meğer migros plastik poşeti sadece balık ya da dondurulmuş şeyler alanlara veriyormuş. Yasakmıs plastik poset. Sadece migrosmuş bunu yapan gerçi. Tüm isviçre diyerek genellemeyelim yine biz.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/N_5Z1M_cXlI" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/isvicre/40</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/misir/64</guid> 
  <title>Mısır</title> 
  <pubDate>Mon, 31 Jan 2011 17:30:16 GMT</pubDate> 
  <author>Deniz Özsoy</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/e8LId81jD2Q/64</link> 
  <description>çocukluk yıllarında mısır diye bir ülkenin varlığı komik gelirdi, değişikti. mısır diye ülke adı mı olurdu? piramitler o yüzyıllarda   nasıl yapılabilirdi, coelho'nun anlattığı simyacı gerçekten buralarda gezer miydi gibi sorularla mısır hayalleri süsleyen sırlar ve gizemler ülkesi halindeydi benim için. bugünlerde devrimle karmakarışık. heredot “tüm dünyanın en dindar insanlarının yaşadığı yer” derken ne kadar haklıydı bilinmez. fakat belgesellerde hızlıca geçilen ensestlik geleneğinin, medeniyetin zirve yaptığı anlamına geldiği kesin. çekici kleopatranın, o meşhur tutankamon'un iki kardeşten olduklarını ve tek tanrıcı isyankar akhenaton'un kızkardeşi ile evli olduğunu söylesek kafalar iyice karışır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Piramitler 400-500 metre yüksekliğinde olduklarından açık havalarda şehirden bile görünüyorlar. büyülü bir ortam, başka bir dünya. Bence yeryüzünde yapılmış en ilgi çekici yapıtlar. kendi içindeki dengeleri ve yan yana duruşları çok etkileyici. sabahın ilk ışıklarında görmek için erken yola çıkmak gerekiyor. güzel ve lüks semtleri göze çarptığı gibi varoşlarında çok fakir bir hayat da gözlemleyebiliyorsunuz. çelişkilerin çok yoğun yaşandığı bir şehir. sadece mısırın değil çevre ülkelerinin de politik, ekonomik ve kültürel merkezi. kültür-sanat alanında da önemi bir nokta. birçok üniversite, tiyatro, müze ve abidelerle ülkenin can damarı konumunda. alışveriş meraklıları için de çok geniş bir pazarı var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
nil nehri üstünde gün doğumu ve gün batımı müthiş güzellikte. etraftaki yaşamı, nehir boyunca çok güzel antik kentleri görüyorsunuz. kültürel zenginliği, mimari derinliği, tapınakların büyüsünü yaşamak çok değişik. güneye doğru çöle inildikçe daha farklı kabilelerle karşılaşıyorsunuz. bölgenin yerlileri farklı diller konuşuyorlar. onlarla ilişki kurmak, yaşamlarına tanık olmak çok heyecan vericiydi. Hala 12 ve 13. yüzyılın kültürüyle yaşayan kabileleri görebilmek mümkün. yol boyunca timsahlarla karşılaşıyorsunuz. bir timsah çiftliğinde timsahların insanlarla nasıl iç içe yaşadıklarını görmek mümkün.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/e8LId81jD2Q" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/misir/64</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/tayland/208</guid> 
  <title>Tayland</title> 
  <pubDate>Sun, 16 Jan 2011 17:08:58 GMT</pubDate> 
  <author>Ayşe Akçam</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/t6L7eugueoI/208</link> 
  <description>tayland sahillerinden en renklisi cha-am'dır. bangkoka otomobille yaklaşık 3 saat uzaklıkta. taylandın en uzun plajı burada. bir zamanlar balıkçı kasabasıymış ama bu sahili son dönemde en çok balayı için gelen çiftler işgal etmekte. en lüks oteli resort Alilla Cha-Am. taylandın belki de en iyi masaj yapan elleri burada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
bir de egzotizmin tavan yaptığı bir tatil yeri olarak Phi-Phi adasını önerilebilir. bu ada sarp kayalıklarla çevrili. dolayısıyla manzara bakamından hiçbir adaya benzemiyor.gür bitki örtüsü ve kumsallarıyla eşsiz. Leonardo Di Caprio'nun The Beach filmi burda çekilmiş. ister muson yağmurlarının yoğun olduğu haziran-ekim arasını tercih edin, isterseniz yağmurların olmadığı kasım-şubat arasını. her dönemde mükemmel.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/t6L7eugueoI" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/tayland/208</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/luebnan/120</guid> 
  <title>Lübnan</title> 
  <pubDate>Wed, 21 Apr 2010 00:00:00 GMT</pubDate> 
  <author>Çağatay Gürtürk</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/xc4ikD_Hk90/120</link> 
  <description>yine gitmeden elçilikten bilgi almak daha doğru olur ama, dizel araçları lübnan sınırından içeri sokmuyorlarmış.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/xc4ikD_Hk90" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/luebnan/120</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/hirvatistan/96</guid> 
  <title>Hırvatistan</title> 
  <pubDate>Thu, 13 Jan 2011 13:35:01 GMT</pubDate> 
  <author>Alma Rastoder</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/Ay_64xlu3tk/96</link> 
  <description>Turk olmak gerekmiyor ben sahsen Sirbistan Vatandasiyim &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; benide indirip salladilar gumrukte &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt;)) gelenek bu!! Bosnada arkadaslarimizla gezerken mostara ordan da Hirvatistana gecmeyi planladik ve gittik!!! Nedendir bilmem Balkanlara girdigimde beni icki icme istegi sararki cikis yapana kadarda olee devam eder... Hirvatistan gumruk memuru bi daha icersen bole kizarim dedi yolladi &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt;)) Bir kere harika bir ulke!!! sahiller evler bir huzur var muthis manzaralar... baliklar... ickiler... muzikler... fakat soyle birsey varki kaziklanma ihtimaliniz kacinilmaz... ozellikle Bosnadan sonra eger oraya gittiyseniz muthis bir rakam tirmanisi goruceksinizdir herseyde... ben dillerini kpnusmama ragmen kaldigimiz yerde son dakka 10 euro fazla istedi kadin. evinin odalarini kiralayan insanlar vardir dubrovnik kaleisnin onunde beklesip dururlar 10 - 15 euro ya konaklayabilirsiniz siki bir pazarlikla... ama mutlaka kesinlestirin! gittignizde isin rengi degisebilirde... pek sevmedim insanlarinin ticaret ve turizmden anlayislarini... onun disinda muthis bir doga fotograf tutkunlarinin mutlaka gormesi gerekir...&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/Ay_64xlu3tk" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/hirvatistan/96</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/singapur/187</guid> 
  <title>Singapur</title> 
  <pubDate>Thu, 13 Jan 2011 12:56:46 GMT</pubDate> 
  <author>Alma Rastoder</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/M2dmKfIj2Bw/187</link> 
  <description>Insan omrunde bir kere gorulmeye degen ve yeten ada ulkesi...&lt;br /&gt;
Genellikle vejeterjan beslenilse de yemek icin hersey bulmaniz mumkundur... supermarketlerde fiyatlar oldukca yuksektir yani turkiyede 200 gr peynir 2 tl ise orda 4 singapur dolari... bizim fiyatlarimizla herseyi   4 - 5 carparak dusunun... ve hersey vergi haric olarak dusunulmeli kasada dahili oduyosunuz &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; Orchard Road ve Hayvanat bahcesi en sevdigim yerleri olmustu. ozellikle hayvanat bahcesi dunya da gosterilen en iyi ornektir. Mutlaka gidin &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; havalimanida dunyaca en guzel havalimani ilan edilmis olsada ayni fikirde degilim... himmm aklima gelmisken havalimanindan cikip disaridan bi nefes cekeyim dedigim zaman cigerlerime 100 gr nem yapisip kaldi &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; cok nemli ve sicak!!! tek sacmaliklari heryerin klimali ve asiri derece de sogulutulmus olmasi yani icerisii ve disarisi git-gellerde cok isi farki ortaya cikiyor. Hint mahallesine mutlaka gitmelisiniz ve hint yemeklerinden yemelisniz... sokaklarda sakiz cignemek yasak aklinzda olsun para cezasi var &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; Sentosa ve Orkide Bahcelerinide gezmenizi tavsiye ediyorum... Sentosa' ya gittiginide yaninizda bikini goturmeyi unutmayin... insanlari asiri aristokrat gorunme meraklisi neden bilmiyorum ama olee bi elit tabaka meraklari var &lt;img src="/static/img/smileys/smile.gif" width="" height="" alt=":)" title=":)" class="bbcode_smiley" /&gt; simdilik aklima gelenler bu kadar !!!&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/M2dmKfIj2Bw" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/singapur/187</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/laos/119</guid> 
  <title>Laos</title> 
  <pubDate>Sun, 09 Jan 2011 11:14:04 GMT</pubDate> 
  <author>Nihal Yazıcı</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/UvVJ0f-cpS0/119</link> 
  <description>laos, doga tutkunlari icin bir numarali seyehat yerlerinden biri. turkiyeye uzak olmasi dezavantaj olsada yilin 12 ayi sicak olmasi nedeniyle kisin ortasinda yazi ozleyenler icin vazgecilmez. ayrica asya turu yapip laos'a ugramakta cok akillica bir secenek. ornegin bangkok'tan yola baslayip laos ve vietnam yapilabilir. hatta zamani olanlar icin malezyada alternatif olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
laos icin turk vatandaslarinin vize ihtiyaci var. ama bir saat icerisinde bangkok laos elciliginden vize alinabiliyor. vize ucretleri de turkıyede oldugu gibi ucuk degil. 3 aylik turist vizesi 10 dolar civarinda. ucakla gelecekler icin ilk durak baskent vientiane. vientiane da tapinaklar ve budha park mutlaka gorulmesi gereken yerlerin basinda. budha park baskent merkezden 20 km uzaklikta. motor kiralayip, tuktuk (yerel adi bu kasali 4-5 kisi kapasiteli motorlar) gidilebilir. ayrica lokal otobusler de var.&lt;br /&gt;
thailand ve laos arasindan mekong nehri gectigi icin 'friendship bridge' adi verilen cok sayida kopru mevcut. ulkeler arasi 2-3 km'lik bir kopru ile gecis yapmak ilginc sayilabilecek bir deneyim.&lt;br /&gt;
laos insani cok sicak kanli ve kesinlikle budizmin etkisiyle fazla relax. cok yavas hareket etmeleri bazen sinir bozucu olsada zamanla uyum gostereceginiz bir ozellik. insanlarin gelir duzeyi cok dusuk olmasina ragmen eglenmeyi cok seviyorlar. gelir duzeyi demisken kominist rejimin etkisinden bahsetmiyorum. sinif farkini cok kolay hissedeceksiniz. ulke kominist rejimle yonetilmekte ancak orak-cekic bayraklari disinda cok rejmin etkisinin oldugunu soyleyemiyecegim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gece gec saatlerde olsun tek basiniza gezebileceginiz insanlarin sizi guler yuzle selamlayacagi cok sicak ve guvenilir bir ortam. sadece polislerine biraz dikkat etmek gerekiyor. yabanci oldugunuzu anladiklari an ki anlamamaları imkansiz, para almak icin sayisiz soru soracaklardir. ingilizce konusmalarini beklemeyin. insanlarin cogu ingilizceyi bilmedikleri gibi anlama cabalari da yok. birkac yerel kelimeyi ogrenmeniz gerekecek: sabai de (merhaba-gule gule gibi bircok selamlama da kullanabilirsiniz.) kop chai (tesekkur ederim) bo phen yang( onemli degil anlaminda) bo kha chai (anlamiyorum demek, ki polislerde cok ise yariyor. ne soylerlerse soylesinler bu cevapla onlari yildirabilirsiniz ).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
laosta 8000kip 1 dolara denk geliyor. kendini simartmayi sevenler icin masaj ve beuty salonlar hemen yer yerde var. yaklasik 5 dolara 2 saat masaj yaptirabilirsiniz. ortalama bir otelde 20 dolara gecelik kahvalti dahil konaklayabilir 1 dolara bira icebilir tropik meyvelerin hepsine 1 dolardan az fiyata tadabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
fransizlarin sikca ugradigi bir yer laos. eskiden fransiz somurgesi olmasi nedeniyle turistlerin tarihini aradigi ve ucuza tatil yapabildikleri bir ulke.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/UvVJ0f-cpS0" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/laos/119</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/fas/131</guid> 
  <title>Fas</title> 
  <pubDate>Tue, 28 Dec 2010 03:42:08 GMT</pubDate> 
  <author>Erol Şahin</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/9yWCGCcanMs/131</link> 
  <description>Gökkuşağının ülkesi Fas'ta yılbaşı rengarenkti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
En Batı’daki yer anlamına gelen El-magrip, Avrupa Ülkelerinin tanımlamasıyla “Morocco” veya bizim dilimizdeki Fas; hem Akdeniz hem de Atlas Okyanusuna kıyısı olan, renklerin ve sessiz çöller ülkesine yolculuk yapmak hep aklımdaydı. Büyüleyici kentleriyle Fas’a yapacağım yolculuk için; Çağımızın sınırsız bilgi kaynağı olan İnternetten yaptığım araştırmalar sonucunda, içimdeki heyecan bir kat daha artmıştı. Fas’ın renkli ve gizemli şehirlerinde yeni yıla girmenin daha da rengarenk geçeceğini hayal ederek hazırlıklarımı yaptım ve kendimi İstanbul Semalarından, Akdeniz’i geçip Cazablanka Semalarında buluverdim… Fas Kraliyet Havayollarının İstanbul-Casablanca uçağıyla, dili, teni, coğrafyası farklı bambaşka bir ülkeye adımımı atmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gece karanlığında indiğim Casablanca’yı bir an önce görmek, sokaklarını keşfetmek için sabırsızlanıyordum. Ne de olsa daha önce görmediğim yaşamadığım anlar yaşayacaktım. Sabahın ilk ışıkları ile Fas’taki ilk durağım olan Dünya’nın en büyük dini yapılarından Hassan 2 Camii’yle ilk fotoğraflarımı çekmeye başladım. Atlas Okyanusu kenarında geniş bir alana kurulu olan Hassan 2 Camii’nin 210 metrelik minaresi, Casablanca’nın her sokağından rahatlıkla görülebilecek uzunlukta. Bir bayanın büyük bir sabır, özen ve titizlikle işlediği danteller gibi binanın her yerine işlenmiş nakışlar insanın büyülenmesi için yeterliydi. Camii çevresinde gezerek, her türlü detayın fotoğrafını çekmek için 1 saate yakın zaman ayırmanız gerekebilir. Hassan 2 Camii ardından rotamı şehrin güneyine çevirerek Casablanca’nın eski kent sokaklarına ve Muhammed 5 meydanına çevirdim. Casablanca’da turistlerin en uğrak yerlerinden olan meydanda Adalet Sarayı, Valilik, Ville des Artes (Sanat Müzesi), Sacre Coeur Katedrali bulunmakta. Birleşmiş Milletler Meydanı ile birlikte Büyük Camii’nin hemen arkasında yer alan Eski Kent; çarşısı, dar sokakları ve ilginç insan portreleri ile fotoğraf için anlar oluşturmakta… Casablanca’nın güneyinde 90 km uzaklıktaki Fas’ın başkenti Rabat’a geçmek için Gare de Casaport’a yöneldim ve ilk trene biletimi aldım. Kenitre’ye kadar giden tren 40 dakikalık bir zaman zarfında Rabat’a ulaştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fas’ın tüm şehirlerindeki büyük meydanlarına verilen Kral V.Muhammed adı Rabat’a ulaştığınızda ilk gezeceğiniz yer olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
V.Muhammed Caddesi (Avenue Muhhamed V) kafelerin, hükümet binalarının, bankaların, postanenin olduğu palmiye ağaçlarının sıralandığı geniş ve aydınlık bir cadde. Cadde’nin alt tarafında Souklar (Geleneksel Çarşı), yukarı tarafında ise minaresi uzaklardan dahi görülebilen Es-Sunna (Büyük Camii) yer almakta ve buradan yürüme mesafesinde olan turistlerin akın ettiği çok geniş bir alana kurulmuş görkemli Kraliyet Sarayı, Arkeoloji Müzesi, Adalet Sarayı ve Üniversite diğer gezilecek değerdeki tarihi yapılardan. Fas’taki günlerimi dolu dolu yaşamak için erken saatlerde uyandım. Hava daha aydınlanmamış olmasına rağmen Casablanka daki gündoğumu ardından bu kez Rabat’ta güzel bir gündoğumu yaşamak için bulunduğum Muhammed V. bulvarından doğu yönüne doğru Souklar’ın arasından Rabat ile karşı kıyısındaki kent Sale’yi ayıran Bu Regreg Irmağının ve Hassan Köprüsü yakınlarına 1 saatlik bir yürüyüş sonrası ulaştım. Güneş adeta doğmak ve bana doyumsuz bir manzara yaşatmak için bekliyordu. Kral V. Muhammed’in Anıt Mezarı ve Hassan Kulesi arkasından gün doğumu başladığında ardı ardına fotoğraflar çekerek ve yarım saat kadar bile olsa bu doyumsuz manzarayı izleyerek güne harika bir şekil de başladım. Bu Regreg ırmağının iki yakasına Rabat Udaya Kasba ve Sale kentine bakan bir tepeye inşa edilmiş olan Kral V. Muhammed Anıtmezarı, mutlaka görülmesi gereken Fas tarihinin en önemli yapılarından biri. Alana giriş ile birlikte Anıt Mezarın içine giren kapılarda muhafızlar bulunmakta. Kırmızı pelerinli bu muhafızlardan izin alarak fotoğraf çekebilir ve Anıt Mezarın içini gezebilirsiniz. Girdiğinizde terastan aşağıya baktığınızda V.Muhammed’in büyük lahiti ile birlikte iki oğullarının yer aldığı lahitleri de göreceksiniz. Yapının içindeki harika motifler ve özellikle tavandaki ahşap oymalı kubbe dikkatinizi çekecektir. Kubbe’den aşağıya altın yaldızlı bronz dev bir avize sarkmakta. Anıtmezarın bulunduğu geniş alan ayrıca 12 yy sonunda dönemin hükümdarlarından Yakub El-Mansur tarafından yapılan Hasan Camii kalıntılarına bakar. Yapı tam olarak tamamlanamadığından Hasan kulesi olarak bilinen minaresi ve sıralanmış kısa sütunlar günümüze ulaşmıştır. Rabat’ın en güzel manzarasına sahip yerlerin başında ise Fas’ın en büyük mimarı miraslarından, 12 yy’da inşa edilen Udaya Kasba’sının devasa surlarını içine alan Kale kalıntıları gelmektedir. Bugün beyaz ve mavi boyalı şirin evlerinden oluşan hoş bir mahalleyi andıran kasba, zamanında Rabat’a adını veren Ribat’ın yerindedir. Tepedeki konumu kenti savunmayı kolaylaştırmıştır. Kale’nin en uç kısmına gittiğinizde sizi harika bir manzara karşılayacaktır. Sol tarafınızda Rabat Plajına akın eden Dünyanın bir çok yerinden gelen profesyonel sörfçülerin Atlas Okyanusundan gelen dalgalar üzerindeki dansları, sağ tarafınızda karşı kıyıdaki Sale Kenti ve Bu Regreg Irmağı üzerideki küçük balıkçı kayıkları… Başkent Rabat’tan ayrılmadan gördüğüm bu harika manzara Fas yolculuğumun en güzel anlarından biriydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rabat’ın 100 km doğusunda bulunan Meknes &lt;a href="http://10.yy/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;10.yy&lt;/a&gt; Miknase Berberileri tarafından kurulmuş. Haritadaki yerini ise Mevlay İsmail’in 17 yy. sonlarında burayı başkent olarak seçmesiyle almış. Meylay İsmailin hareminde 500’e yakın karısı ve cariyesinin bulunduğu söylenmekte. Mevlay İsmail Başkent seçtiği Meknes’te görkemli yapılar yaptırmış. Ölümü ardından Meknes eski gücünü kaybetmiş. Meknes’in en ünlü ve ihtişamlı yapısı olan, mimari harikası Bob Mansur’dur. Meknes çevresindeki en önemli yapı ise 3 km uzaklıktaki Mevlay İdris kasabası ve Anıt Mezarı ile 30 km kuzeyindeki Roma kalıntılarının bulunduğu Volubilis Antik kenti kalıntılarıdır. Volubilis kalıntılarının çoğu 3 .yy kadar uzanmaktadır. Meknes’e hareket etmek için Muhammed V. Bulvarındaki Rabat Tren İstasyona ulaşarak Kenitre Trenine bindim. 2 Saat süren tren yolculuğu ardından İnternet Konukseverlik sitesinden tanıştığım Meknes’li arkadaşlar Abdennour ve Rıdvan, Al Amir Abdelkader Tren İstasyonunda beni karşıladı. Meknes’i onlar sayesinde adım adım en ince ayrıntısına kadar gezme imkanı buldum. Meknes’in en güzel yapıları ve çarşılarında akşama kadar yaptığımız gezinti Eski kent Medina surları içindeki souklardan Meknes’in mimari harikası Bob Mansur kapısına devam etti. Bob Mansurdan içeri geçip Büyük Lala Auda Meydanı, Mevlay İsmail Türbesi, Fas Sanatları Müzesi, Ebu İnan Medresesi, Kraliyet Sarayı, Büyük Camii ve Zeytüne Camii , Meknes’in diğer mimari ve kültürel eserlerindendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fas’taki 3.günüm ayrıca 2007’nin son günüydü. Meknes’li Abdennour daveti üzerine evine konuk oldum. İlginç bir anı daha yaşayarak yolculuğumun çok şanslı geçtiğini düşünmeye başladım. Geceyi bir Fas evinin terasında Meknes’in ışıl ışıl sokaklarına bakarak geçirdim. Sabah Fas’ın kızıl kenti Marrakech’i hayal ederek Meknes Al Amir Abdelkader Tren İstasyonunun yolunu tutarak yaklaşık 8 saat sürecek olan Rabat- Casablanca – Settat – Bengerir kentlerinden geçen trene bindim. Fas’ın orta kesimlerinde bulunan iki kent arası 400 km civarında ama tren yolculuğu 500km civarındaydı. Bu uzun yolculuk bile çok keyifli geçti kızıl kayalar, küçük nehirler ve palmiye ağaçları arasından akşam saatlerinde Fas’ın en kalabalık ve en çok turist çeken kentine egzotik Marrakech’e ulaştım. Atlas sıradağları eteklerindeki çölün yanı başında hem karmaşayı hem de sakinliği bir arada yaşayabileceğiniz Fas’ın kalbi olan Marrakech ve bu kentin ana meydanı olan Djemaa el Fnaa Meydanı.(Fanilerin toplanma yeri anlamında – Kıyamet Meydanı) Tam anlamıyla Fas kültürünü sizlere yaşatıyor. Yılan oynatıcılar, çalgıcılar, büyücüler, falcılar, hikaye anlatanlar ve seyyar satıcıların Fas’ın en bilinen yemeği Tajin’den çıkan dumanlar 24 saat hiç durmayan bambaşka bir dünya gibidir…Ne de olsa Avrupalı’ların “Marrak” dediği kent ve bugünde Fas’ın Avrupalılar tarafından bilinen adı olarak günümüze gelmiş. Djamaa el Fnaa Meydanında yüksek bir noktaya çıkarak Fas’ın bir diğer mimari harikası Kutubiye Camii ve büyük minaresinin siluetini çekerek günü tamamlayabilirsiniz. Marrakech 1062 yılında Almoravide hanedanlığının başkenti olarak kurulmuş ve bundan dolayı da eski ve görkemli bir yerdir. Diğer Fas kentleri gibi, hanedanlığın başkenti olmasıyla oldukça güç kazanmıştır. Zamanla önemli bir ticaret kenti olmaya başarmıştır. Fas'ın her şehrinde olduğu gibi Marrakech’te de eski ve yeni şehir birbirinden ayrılmıştır. Marrakech’in Sokaklarında, Terlikçi, Boyacı, Keresteci, Derici, Sepici, Halıcı çarşıları bulunmaktadır. Labirent gibi dar sokaklar arasında yürüyerek kaybolmak bile büyük heyecan ve keyif vermekte… Tarihi yapılar açısından 19 yy’da inşa edilen Kutubiye Camii Marrakech’in sembolü olarak görülmektedir. Kraliyet Sarayı, El Badi Sarayı, El Bahai Sarayı, Sadi Türbeleri (Tombeaux Saadiens), Bin Yusuf Camii ve Medresesi Marrakech’in ve Fas’ın mimari zenginliklerindendir… Djamee el Fnaa Meydanı ile Kutubiye Camii arasında kalan Kral V.Muhammed ile El-Muvahhidin Caddesinden kalkan üstü açık Otobüsler ile şehir turuna (Sightseeing) katılarak hem Atlas Dağlarının eteklerindeki Mimar Jardin De L’agdal’ın oluşturduğu Agdal Bahçelerini hem de kurak topraklar üzerinde yetişen palmiyeler altındaki develerin fotoğraflarını çekebilirsiniz. Ayrıca Marrakech’in sıcağından karmaşasından kaçmak için zeytin ve badem ağaçlarıyla örtülü Urika Vadisini, Uzud Şelalesini ve bir berberi köyü olan Asni’den Atlasların karlarla kaplı 4127 metrelik en yüksek zirvesi Toubkal Dağını izleyebilirsiniz. Günümüzde Marrakech Fas'ın önemli şehirlerden biri olma özelliğini korumaktadır. Kuzey Fas ile Atlantik arasında geçiş sağlamakta, el sanatları, deri yapımı, çöl halıları, çevresinde çinko, bakır, grafit madenleri bulunmakta ve bunlardan gelir sağlamaktadır. Bu arada turizm gelirlerini de unutmamak gerekir. Marakech çöl ile kuzey Fas arasında bir geçit oluşturmaktadır… Gizemli, egzotik, heyecan veren doğası, ekonomik ve siyasi açıdan diğer Afrika ülkelerinin tersine Avrupa’ya da yakın olması nedeniyle Fransız ve İspanyol Kültür mirasıyla harmanlanmış bir ülke olan Fas, ayrıca şehirlerinin renkleri ziyaretçilerinin hafızasında iz bırakmakta…&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/9yWCGCcanMs" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/fas/131</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/polonya/172</guid> 
  <title>Polonya</title> 
  <pubDate>Mon, 13 Dec 2010 22:56:32 GMT</pubDate> 
  <author>Gökhan Hepanıl</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/MikvXGxsbFE/172</link> 
  <description>Doğu bloğu, demir perde ya da siz ne derseniz. Hala o dönemin etkilerini hissettiren bir hali var fakat hızla gelişen bir ülke Polonya. Önümüzdeki yıllarda yaşayacağı gelişmeyi de tahmin etmek pek zor değil. Fakat şu an için fazla gelişmemiş, bir açıdan da Avrupa Birliği tarafından sömürülmemiş bir ülke.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öncelikle her şey çok ucuz. En pahalı kentleri Varşova ve Krakow bile İstanbul'dan daha ucuz. Fakat bazı süpermarketlerde bulabileceğiniz fındığın kilosunun Türkiye ile aynı olması düşündürücü. Para birimi zloti. 2010'da Euro'ya geçmeyi planlıyorlardı fakat bunu gerçekleştiremeyince Avrupa Şampiyonası'nı da düşünüp 2012 yılına kaydırdılar bu geçişi. 1 zloti, 0,25 euro ediyor; bir başka deyişle 1 euro, 4 zloti. Yani paraları Türk Lirası'ndan da daha değersiz. Fakat kişi başına düşen milli gelirde bize 4000 euro fark atmışlar, 16.000 euro kişi başına düşen milli gelirleri. Bizimkinin 12.000 olduğu da tartışılır ama konumuz bu değil. Domates, muz, portakal gibi soğuk iklimlerde pek yetişmeyen sebze ve meyvelerin, Türkiye'den daha ucuz olması da son derece ilginç. Bir kilo muzun 1 zlotiye satıldığına tanık olmuşluğum var mesela. Tahmin edileceği gibi içkiler de çok ucuz. Örneğin, 1 litrelik Smirnoff'u 40 zloti, 70'lik Jack Daniels'ı 75 zloti, 70'lik Zubrowka'yı 25 zloti gibi fiyatlara alma şansınız var. Bira fiyatları da 2,5 zloti ile 4 zloti arasında değişkenlik gösteriyor. Bar ve kulüplerde satılan biralar da en fazla 10-12 zlotiyi buluyor. Kısacası her konuda Türkiye'den ucuz Polonya, bir şey dışında. Onun da Polonya markası Nutella olması daha da enteresan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yemeklerinde domuz eti olmazsa olmaz. Süpermarketlerde satılan etlerin üstünde hayvanların resimleri oluyor genelde ama özellikle yerel Polonya yemekleri yapan yerlerde İngilizce menü yoksa, yemekte domuz eti olup olmadığını anlamak imkansız. En meşhur yemekleri Pierogi. Bizdeki mantıya benzer bir şey, fena da değil. Hemen her şehrinde onlarca kebapçı bulma şansınız var. Fakat bir çoğu Turkish Kebab yazılı tabelalarına rağmen Arapların elinde. Sphinx isimli restoranlar bütün ülkeye yayılmış durumda, lezzetli menüleri var, yemek için iyi bir tercih. Bir de ilginç bir anektod, bizdeki D&amp;amp;R tarzı bir mağaza zinciri olan Empik'lerde Koska'nın lokum ve pişmaniyelerini bulmak mümkün. Küçük paketlerde satılıyor, fiyatları da 10-12 zloti arasında.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gece hayatı tabii ki oldukça iyi. Zira Polonya halkı eğlenmeyi seviyor. Birçok kulübe giriş ücretsiz, ücretli olanlar ise 5-10 zloti arasında değişiyor. Bizde 5 liraya bir bira alınabilen mekanların muadillerinde ise bira 4-5 zloti. Bazı kulüplerde Türkçe şarkılar çalınıyor, Tarkan ağırlıklı olarak. Fakat birçok şehirde özellikle pazartesi ve salı günleri eğlence hayatı hemen hemen yok gibi. Sadece o güne özel eğlenceler düzenleyen yerlerde eğlenilebilir. Cumartesi gününü ise evinde geçiren Polonyalı sayısı sıfıra yakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Polonya'da ulaşım da her şey gibi ucuz, hele ki öğrenciyseniz daha da ucuz. Mesela Polonya öğrenci kartınız varsa Varşova-Krakow arasını 60 zlotiye gidip gelebilirsiniz. Şehir içi ulaşım da aynı şekilde pahalı değil. Polonya'da öğrenci olmasanız bile ISIC kartınız var ise 50 zlotiye aylık kart alarak bulunduğunuz şehirdeki bütün toplu taşıma araçlarına sınırsız binebilirsiniz. Biletiniz yoksa ya da öğrenci olmamanıza rağmen öğrenci kartı aldıysanız, bir kontrolöre denk geldiğinizde 40 zloti ile 100 zloti arasında değişen ceza ödemek zorunda kalabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Polonya'nın görülmesi gereken şehirlerine gelince. Her ne kadar Polonya deyince akla ilk gelen Varşova olsa da, ülkenin eski başkenti Krakow sosyal ve kültürel açıdan Varşova'nın önünde. Bunun en büyük sebebi, Polonya'nın Avrupa haritasından silindiği dönemde Krakow'un Avusturya'nın egemenliği altında kalmasından ve bu bahaneyle sanatsal ve kültürel olarak Avusturya'dan etkilenmesinden kaynaklı. Ayrıca Avrupa'nın en eski ikinci üniversitesi (1364) olan Jagiellon Üniversitesi de, Krakow sınırlarında bulunuyor. Varşova ise İkinci Dünya Savaşı'nda aldığı büyük yaraları saran düzenli bir şehir. Düzenli olmasının nedeni de, bir bakıma 65 yıllık bir şehir olması, zira savaştan sonraki Varşova tanınmayacak hale gelmiş, eski resimlerine bakarak yapılmış. Bu durum Varşova'nın biraz yapay bir şehir olarak anılmasına neden olsa da; yemyeşil, rahat, ucuz bir yer Varşova. Ülkenin görülmesi gereken bir diğer şehri Gdansk, Lech Walesa önderliğindeki işçi hareketinin başladığı yer. Bunun yanı sıra ülkenin en büyük liman şehri olan Gdansk ile Gdynia ve Sopot şehirleri Trojmiasto olarak anılıyor. Birbirine çok yakın olan bu üç şehri görmek bir Polonya gezisinin vazgeçilmezi olmalı. Polonya'nın bir diğer görülmeye değer şehri de Wroclaw. Gdansk gibi eski bir Alman şehri olan Wroclaw aynı zamanda ekonomik açıdan da Polonya'nın en önemli şehirlerinden biri. Aynı zamanda birçok sanatsal aktiviteye ev sahipliği yapan bir şehir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Polonya'ya Türkiye'den gitmek istiyorsanız, Türk Hava Yolları, Lufthansa veya diğer büyük şirketlerle gitmek pek mantıklı değil. Zira 1 ay öncesinden aldığınız gidiş dönüş bir uçak biletine bile en az 500 lira para ödüyorsunuz. Bunun yerine İstanbul'dan Bulgaristan'ın Sofya ve Varna veya Yunanistan'ın Selanik gibi şehirlerine trenle gidip, önceden ayarladığınız ucuz uçak biletiyle Polonya'ya ulaşabilirsiniz. Zira AB ülkeleri arasındaki biletler kimi zaman çok ucuz olabiliyor. Bu yöntem, direk uçakla gideceğiniz bir seyahate göre daha yorucu olacaktır fakat aynı zamanda daha ucuz ve daha maceralı olacaktır, bu da bir gerçek. Fakat bu ucuz uçuşların da en fazla 10 kilograma kadar bagaj kabul ettiği düşünüldüğünde, bavulla gidip Polonya'daki ucuz alışverişin tadını çıkararak bavulunuzu dolu geri getirmeniz pek mümkün değil. Bu yüzden bu noktaları düşünerek yola çıkmakta yarar var.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/MikvXGxsbFE" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/polonya/172</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/suriye/204</guid> 
  <title>Suriye</title> 
  <pubDate>Mon, 03 May 2010 14:38:27 GMT</pubDate> 
  <author>Emre Dirağ</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/duP06UuqhnY/204</link> 
  <description>Dizel araçlar için ülkeye girişlerde 100 dolar ucuz yakıt kullanım vergisi alınıyormuş. Bizzat deneyimlemedik henüz ancak 2 hafta içinde göreceğiz.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/duP06UuqhnY" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/suriye/204</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/almanya/57</guid> 
  <title>Almanya</title> 
  <pubDate>Sun, 28 Mar 2010 18:26:57 GMT</pubDate> 
  <author>Tuba Bircan</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/v8z2uMKnCoY/57</link> 
  <description>Almanya ici seyahatleriniz icin tren yolu en kolay yol olacaktir. Haftasonlari seyahat etmek kesinlikle en ucuz yoldur. Tren yollari ile ilgili tum bilgileri su adresten bulabilirsiniz:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.bahn.de/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.bahn.de&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilerlerinizi 2-3 hafta onceden alirsaniz en ucuz bilet 29 euro olacaktir. 5-6 saatlik bir mesafe icin normal sartlar altindaki tek yon bilet fiyatinin 100 euro civari oldugu dusunulurse erken almak en akillica is.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;quot;Schoenes Wochenende&amp;quot; isimli bilet gezmeyi sevenlerin imdadina yetisiyor. 37 euro odeyerek alacaginiz ozel bilet cuma aksami 19:00 dan pazartesi sabahi 03:00'e kadar gecerli. Bu bileti istediginiz yone, istediginiz kadar tum bolgesel yani yavas trenlerde dilediginiz sayida en fazla 5 kisilik bir grup icin kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
YOlculuk iicn bir diger secenek de arabasiyla halihazirda bir yere gidecek kisinin arabasinda seyahat etmek. Gidecegi yer ve zaman belli olan kisiler benzin parasini bolusmek sartiyla arabasinda kendisine eslik edecek yolcular ariyor. Siz de bu ilanlardaki kisilerle iletisime gecip yolculugunuz hem zevkli hem de eglenceli hale getirebilirsiniz. Genellikle tren istasyonlarinda baslayip tren istasyonlarinda bitiyor. Ki tren istasyonlari da sehirlerde en kolay ulasilabilecek mekanlar oldugu icin hic zorluk cekmiyorsunuz. Bahsi gecen bu ilanlari bulabileceginiz site:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.mitfahrgelegenheit.de/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.mitfahrgelegenheit.de/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Site ne yazik ki sadece Almanca ancak cozmek fazla zamaninizi almayacaktir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/v8z2uMKnCoY" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/almanya/57</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/norvec/160</guid> 
  <title>Norveç</title> 
  <pubDate>Fri, 05 Nov 2010 10:23:13 GMT</pubDate> 
  <author>Hakan İldiri</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/mbn0OJhdQAE/160</link> 
  <description>Kuzey Isiklarini izlemek icin genelde tercih edilen ulkedir Norvec.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Expentancy rate'leri göz önünde bulundurarak yolculuğa çıkmanizi tavsiye ederim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Forecastleri takip etmek için en güvenilir site budur: &lt;a href="http://www.gedds.alaska.edu/AuroraForecast/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.gedds.alaska.edu/AuroraForecast/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yandan Avrupayi secin, sayfayi refreshleyin. Sonrasinda Norvec'in kuzeyinden gecen cemberi goreceksiniz. Gezi tarihinize gore incelemenizi yapin.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/mbn0OJhdQAE" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/norvec/160</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/montenegro/242</guid> 
  <title>Montenegro</title> 
  <pubDate>Sat, 14 Aug 2010 08:19:28 GMT</pubDate> 
  <author>Çağatay Gürtürk</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/8c-oWKjk8D4/242</link> 
  <description>bağımsızlıklarını %55'in biraz üstü ile kazandılar. gereken oy oranı %55 idi ve bağımsızlığı sağlayan yaklaşık 4000 kişi olmuş. neden bu kadar düşük bir bağımsızlık isteği var denirse, bunun sebebi sırbistan'ın karadağ'da yaşayan sırp nüfusu etkilemesi olarak açıklanıyor. ülkede etnik dağılım çok karışık, karadağlılar, sırplar, boşnaklar, hırvatlar ve arnavutlar ülkenin her yerine dağılmış durumda. boşnaklardan kaynaklı bir müslüman nüfus da hakim. dil olarak, yeni yeni karadağca olarak adlanırılmaya çalışan sırpça-hırvatça lehçesi kullanılıyor. alfabe latin alfabesi olsa da etrafta sırp etkisinden ötürü kiril de görmek mümkün. bağımsızlık öncesi de zaten sırbistan'la ülkenin ciddi bir ayrılmışlığı hakimmiş, öyle ki sırbistan'dan farklı olarak para birimi olarak önce alman markı, sonra euro'ya geçiş yapılmış durumda. sırbistan arasına ise sınır çekilmiş. iki ülke vatandaşları kimlik kartlarıyla geçiş yapabiliyorlar. zaten iki ülkenin yaşantısı birbirine mecburen geçmiş durumda. birçok sırp'ın karadağ'da federasyon zamanından kalma mülkleri halen var. araç plakalarının birçoğu karadağ'a kayıtlı olsa da sırbistan kayıtlı birçok araç da trafikte dolaşıyor. aynı zamanda yine bağımsızlık sonrası federasyon ordusunun donanması tamamen karadağ'a kalmış. bağımsızlık sonrası ekonomi beter hale gelse de avrupa birliği sponsorluğunda bu işi de halletmeye çalışıyorlar. bir ülke sınır kapısını bile başkasının parasıyla yapar mı? bunlar yapmış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
biraz da turistik taraflarına değinirsek, ülkenin sahilleri klasik adriyatik yapısında. bar, petrovac, budva, kotor gibi şehirler büyük bir turistik çekime sahip. bunlardan kotor dışındakiler genelde yabancı turistten ziyade yerli turist çekmeyi başarabiliyor. sahil şeridinin en büyük şehri budva, türkiye'nin belli başlı tatil yöreleriyle yarışamayacak kadar köhne ve betonlaşmış. bu gibi şehirlerde inanılmaz bir rantın sonucu olduğunu tahmin ettiğim yapılaşma hızla devam ediyor. gece hayatı hareketli sayılabilse de dünyada eşi benzeri olmayan bir gece hayatı anlayışı diyemeyiz. kotor körfezi ve etrafındaki koto ve herceg novi şehirleri görülmeye değer. herceg novi'de ilgi çekici pek bir şey olmasa da kotor, kalesi ve eski şehriyle mutlaka uğranılması gereken bir lokasyon. türkiye'den giden biri sahilleri ve denizi çok beğenmeyecektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ülkenin yolları genelde coğrafyadan ötürü inişli çıkışlı ve gidiş-geliş yollar. trafik kurallarına ve hız limitlerine inanılmaz büyük bir saygı var. trafik çok yavaş akıyor, 50 kilometre yolu 1 saatte gidip krize girmek çok olası. podgorica'dan sahil kesimlerine inerken 2.5 euro ücreti olan tünelin kullanılması, ki tabelasını mutlaka görürsünüz, bu krizi atlatmak için ideal.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ülkenin pahalılık seviyesi türkiye'nin biraz daha altında. benzinin litresi 1.2 eur. içki fiyatları oldukça düşük seviyede. avrupa ülkelerinden gidecekler için daha da ucuz bir ülke gibi gözükse de bizler için yüksek euro kuru sebebiyle biraz daha pahalıya çıkabiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
türk vatandaşlarına vize uygulayan hiçbir komşusu olmadığı için karadağ'dan diğer ülkelere de rahatça geçilebilir.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/8c-oWKjk8D4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/montenegro/242</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/fransa/73</guid> 
  <title>Fransa</title> 
  <pubDate>Wed, 07 Apr 2010 15:13:08 GMT</pubDate> 
  <author>Hakan İldiri</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/q0CKGkrCRAQ/73</link> 
  <description>Kıta Avrupası'nın haritasına şöyle uzaktan bir bakınca Fransa icin &amp;quot;hey maşallah be, ne güzel yere kapak atmışsın&amp;quot; demekten kendisini alamıyor insan. Dört mevsimi bizim gibi en güzelinden yaşıyorlar herhalde. Kuzey Denizi'ne kıyın var, Atlantik Okyanusu'na kıyın var, Akdeniz'e kıyın var, Alpler'e sırtını dönmüşsün, mis gibi ovaya kurulmuşsun. Medeniyetin beşiğindesin, harbiden en kıyak pozisyondasın ey Fransa!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dünya için Türkiye neyse, Avrupa için de Fransa o olsa gerek (jeolojik konum olarak dile getirdim). Sonucta cevre ulkelerden her tur kis ve yaz tatili icin insanlarin Fransa'ya geldiklerini belirtelim. Dilleri uyuz olsa da Fransa'da cok gorulecek yer var, cok tadilacak tad var, cok hissedilecek duygu var.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/q0CKGkrCRAQ" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/fransa/73</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/uerduen/109</guid> 
  <title>Ürdün</title> 
  <pubDate>Sat, 01 May 2010 23:04:00 GMT</pubDate> 
  <author>Çağatay Gürtürk</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/0uZuiROyCW4/109</link> 
  <description>gidilebilecek en güneyi olan akabe tavsiye edilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.your-guide-to-aqaba-jordan.com/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.your-guide-to-aqaba-jordan.com&lt;/a&gt; faydalı bir adres.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/0uZuiROyCW4" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/uerduen/109</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/guercistan/78</guid> 
  <title>Gürcistan</title> 
  <pubDate>Sat, 24 Apr 2010 15:37:07 GMT</pubDate> 
  <author>Çağatay Gürtürk</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/v2GaSpPNO0A/78</link> 
  <description>- 90 güne kadar seyahatlerde vizeden muafsınız. herhangi bir vize ücreti de ödenmiyor ve tek masraf olarak türkiye'nin deli dumrul vergisi olan 15 ytl'lik yurt dışı çıkış harcı ödeniyor. sarp sınır kapısı'nda işlemler zor değil, araç sürücüsü ve araç yolcuları ayrı kapılardan giriş yapıyor. önce pasaporta vezneden çıkış harcı pulu alıp çıkış damgası bastırıyor, sonra aracın tescil işlemini yaptırıyorsunuz. ondan sonra yavaştan ilerleyip gürcistan gümrüğüne geliyorsunuz. türk tarafı hem çıkış hem girişte aracı aramıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- gürcistan kısmına gelindiğinde ilk olarak vladimir putin benzeri bir adam gürci sigorta deyip duruyor. adamın gürcüce dışında bildiği bir dil yok. sonuçta gürcistan'da olabilecek hasarlarda (tamamen teoride) karşı tarafın hasarlarını ödeyecek olan sigortaya 1 yıllık olmak üzere 30 ytl'yi sağ tarafta verip ileri doğru kaçızlıyorsunuz. sigorta uygulamasını önce türkiye başlatmış diye onlar da başlatmışlar. önce pasaport kontrolünden geçip giriş damgası bastırıyor, sonra aracın aranmasına geçiyorsunuz. içeriye sigara, alkol vb. ürünler sokmak pürüz yaratıyor ancak çok da büyük bir arama yapılmıyor. kara kaplı deftere kayıt düşülüyor ve artık gürcistan'dasınız. bütün gümrük polisleri türkçe biliyor ve sizinle türkçe anlaşıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- gürcistan'ın para birimi lari ve 1 lari 100 tetri ediyor. sınırda yanınıza yaklaşık 1 lira=1 lari şeklinde lari satmaya çalışanlara tenezzül etmeyerek şehirdeki döviz bürolarını tercih etmek daha mantıklı. çünkü 1 lari 0.975 lira kadar ediyor. bir alternatif olarak türkiye'den dolar alarak doları lari'ye çevirmek biraz daha karlı oluyor. bununla birlikte 1 lari yaklaşık 1 lira'ya eşit olsa da lari'nin alım gücü liradan daha düşük. bu sebeple gürcistan'da hadi yine iyisiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- bizim dümdüz asfalt yollarımıza göre gürcistan yolları eski şehirler arası yollarımız gibi. sarp'tan batum 15 km, tiflis yaklaşık 430 km, sukhumi 260 km. yolun kenarlarında insanların sere serpe yayıldığı plajlar dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- gürcistan'dan yakıt alacaklar sınır etrafındaki pejmurde istasyonları değil mutlaka şehir içindeki wissol'leri tercih etmeliler. benzin, dizel yakıttan daha ucuz ve eurodiesel günümüz parasıyla 1.60 lari/lt. benzin istasyonları türkiye'deki usulle çalışıyor. avrupa'daki gibi pompacı yoksunu mekanlar yok. yakıt kalitesi wissol tercih edildiğinde türkiye'dekinin aynısı. dolayısıyla gürcistan'a giriş yaparken boş depoyla gitmek daha makul.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- gürcistan'da türk'lere korkuyla karışık garip bir tavır var. tam anlamıyla bir işgal içersindeyiz. çok rastlanan ve grup olarak gezen dilenciler, türk olduğunuzu anlayınca aralarında türk geçen bir şeyler söyleyerek kaçızlıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- saakaşvili'den sonra ülkede güvenliğin arttığı söyleniyor. gereken önlemleri aldıktan sonra bu konuda pek endişelenmenin anlamı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- türkçe ciddi sayıda insan tarafından konuşuluyor. ingilizce genç nüfus tarafından anlaşılabilse de çok iyi bir ingilizce seviyesi yok gibi. rusça ise hemen hemen herkesin ikinci dili. bizim yaptığımız gibi rusça anlaşılırsa çok rahat edilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- batum-tiflis arası 400 kilometrelik mesafe yaklaşık 5 saatte gidiliyor ancak tabelacılık sektörü çok iyi yerleşmediği için kaybolup kendini güney osetya'da bulmak çok olası. bu sebeple iyi harita okuyabilmek şart.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- gürcistan'da trafikte manyaklık esas alınıyor. iki şeritli gidiş geliş yolda karşıdan araba gelirken sollama yapılması, kavşaklarda sağdan soldan biçip geçenler normal şeyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- gürcistan'da ikinci el araba ithalatı serbest ve bu işin piyasası tiflis'te bulunuyor. 10 bin dolara mercedes bmw sahibi olmak bu ülkede gayet kolay ve bu kolaylık da doğal olarak kullanılıyor. sovyetlerden kalma lada'lar da trafikte kendine yer bulsa da ortalık lüks arabadan, arkasında &amp;quot;d&amp;quot; çıkartmalı gürcü plakalı bmw'lerden, üzerindeki almanca yazılar bile sökülmeye tenezzül edilmeden gürcistan'a getirilmiş ticari araçlardan geçilmiyor. gürcü sürücülerle bu araçlar birleşince de şehir içinde patinaj çekerek kavşak dönmeler bilmemneler kaçınılmaz oluyor. işte bu anda niye kapıda gürci sigorta gürci sigorta diye söylenip durdukları anlaşılabiliyor.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/v2GaSpPNO0A" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/guercistan/78</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/ukrayna/221</guid> 
  <title>Ukrayna</title> 
  <pubDate>Fri, 23 Apr 2010 18:58:02 GMT</pubDate> 
  <author>Levent Peker</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/QnOopfiYzSU/221</link> 
  <description>Ukrayna sovyet düzeninden çıkma bir ülke olduğu için çok gelişmiş olmamasına karşı rahat yaşam tarzı, eğlence, ucuzluk gibi konularda sizi tatmin edebilecek bir ülke. Ülkenin doğu kısmında Rusça, batı kısmında Ukraynaca konuşuluyor. Büyük şehirlerde İngilizce bilen insan sayısı daha fazla. Soğuk bir ülke, yazın dahi paltonuzu koyun da gelin. Kiev, Kharkov, Donetsk, Odessa, Dnipropetrovsk gezilip görülecek büyük şehirler içerisinde. Nüfusun %80'ine yakınını kadınlar oluşturduğu için her erkeğin hayatının bir döneminde en az bir kere gelip görmesi gerektiği görüşündeyim.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/QnOopfiYzSU" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/ukrayna/221</feedburner:origLink></item>
  <item>
  <guid isPermaLink="false">http://www.80gunde.com/libya/122</guid> 
  <title>Libya</title> 
  <pubDate>Thu, 22 Apr 2010 14:59:05 GMT</pubDate> 
  <author>Hakan İldiri</author> 
  <link>http://feedproxy.google.com/~r/80gunde/~3/8eA-QTJ_0OA/122</link> 
  <description>&amp;quot;kaddafi&amp;quot; ismini her yerde dile getirmeyin. iceri atmalari icin yeter sebep nitekim, dikkat edin.&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/80gunde/~4/8eA-QTJ_0OA" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.80gunde.com/libya/122</feedburner:origLink></item></channel>
</rss>

