<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935</id><updated>2026-07-11T18:15:04.891+03:00</updated><title type='text'>Adil Hacıömeroğlu</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>2215</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-6094707712992084648</id><published>2026-07-10T13:48:07.318+03:00</published><updated>2026-07-10T13:48:07.318+03:00</updated><title type='text'>NATO ZİRVESİ SONUÇ BİLDİRİSİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;36.
NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 günü yapıldı.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un beyin ölümünün gerçekleştiğini söylediği ABD
güdümündeki sözde savunma, özde saldırı örgütünün yürek atışlarının durması ise
çok yakın. Çünkü NATO, yapay solunup çadırında, yoğun bakımda can çekişiyor. Ne
yazık ki AKP Hükümeti de yoğun bakımda ölümü bekleyen NATO’ya bel bağlamakta
ülkemizin güvenliği için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Gelenektir
her toplantından sonra bir sonuç bildirisi ya da bildirgesi yayımlanır. NATO
Zirvesinin bitiminde de üye ülkelerin imzalarıyla bir bildiri yayımlandı. Huylu
huyundan vazgeçmiyor hangi koşulda olursa olsun. Ölüm döşeğinde can çekişen
NATO da saldırganlığını bırakmıyor elden her şeye karşın. Çünkü NATO’nun
efendisi olan ABD’nin ekonomisi, diğer ülkeleri soyarak ayakta duruyor.
Soyguna, önce müttefiki olan ülkelerden başlıyor. Onlara salma vuruyor bu
ülkelerin güya güvenliğini sağlamak için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bildiride
ortak savunma amacı taşıyan 5. Maddeye atfen: “Bir müttefike yönelik saldırı,
tüm müttefiklere yönelik saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve ortak gücümüz,
özgür ve demokratik uluslardan oluşan ittifakımızdaki 1 milyar vatandaş için
barış, güvenlik ve refahın temeli olmayı sürdürmektedir. Caydırıcılık ve
savunmaya yönelik 360 derece yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz”
denmekte. Üyelerden birine, müttefik sandığı bir ülkenin saldırısı karşısında
ittifakın ne yapacağı söylenmemiş burada. Ülkemizde terörü, bölücülüğü destekleyip
toprak bütünlüğümüzü tehlikeye sokan ABD’ye karşı NATO’nun bir önlemi, caydırıcılığı
var mı? Türkiye’ye tehdit, ABD’den gelmekte yıllardır. Böyle bir gerçeği yok
saymak kimseye yakışmaz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;“Rusya’nın
Avrupa-Atlantik güvenliği ile istikrarına yönelik uzun vadeli tehdidine ve
terörizmin devam eden tehdidine karşı koymak amacıyla müttefiklerin Lahey
Savunma Taahhüdü’nü hayata geçirdiği” söylenmekte bildiride. Bundan da
anlaşılıyor ki NATO’nun baş düşman olarak belirlediği ülke, Rusya. Yanına da
ABD destekli terör eklendi sos olarak. Rusya, Türkiye’nin niye düşmanı olsun? Ukrayna
ile savaşı kışkırtan ABD ve AB ülkeleri değil mi? Bize zararı olmayan bir ülkeyi
düşman olarak bellemek, bellettirmek niye? Üstelik Rusya bizim komşumuz. ABD’nin
çıkarlarını korumak adına Rusya’yı düşman görüp bu ülkeyle ilişkileri bozmanın
Türkiye’ye zerre kadar yararı yok, ancak sayısız zararı var. Böyle bir
bildiriyi imzalayan AKP, ülkemiz çıkarlarını ABD uğruna feda etmiştir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;50
milyarlık tedarik anlaşmasından söz edilmekte bildiride. Bu, iflasa giden ABD
ekonomisine soluk aldırmaktan başka bir şey değil. NATO, ABD demek… Her şey bu
emperyalist gücün egemenliği için düşünülmekte. Ayrıca, ABD’nin Batı Asya’daki
terör devleti İsrail’in varlığı içindir alınan bu kararların hepsi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Müttefikler,
Ukrayna’ya tam destek sözü vermekte bildiride. Bunun için de 2026’da bu ülkeye 70
milya Avro yardım etmeye karar verildi. Emeklisine, iççisine, köylüsüne, ülkesi
için büyük özverilerde bulunan ve geçim darlığı çeken yurttaşlarına beş parayı
çok gören hükümet, İsrail destekçisi Zelenski’ye savaşı uzatması için para
verecek öyle mi. Üstelik bu yardım, 2027’de de sürecek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bildiride:
“Müttefikler, İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini
yineliyor ve İran’a Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı
gösterme çağrısında bulunuyor” denmekte. Hürmüz Boğazı’nın egemen devletleri
kim? İran ve Umman… Demek ki bu suyolunun güvenliği bu iki ülkenin sorumluluğunda.
Peki, ABD Hürmüz’den geçen gemilerden hangi hakla geçiş ücreti istiyor? İran’la
Hürmüz’ün gelirini paylaşmayı öneriyor açıkça. Bu egemenlik ihlaliyle ilgili
bildiride bir madde var mı? Yok… İran’a, İsrail’le saldırıp Hürmüz’ün güvenliğini
tehlikeye düşüren ki? ABD… Bildiride yavuz hırsız ev sahibini bastırıyor. Başta
Türkiye olmak üzere diğer ülkeler de yavuz hırsızın eşkıyalığını örtbas edip koruyor.
&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İsrail
gibi bir terör devletinin nükleer silahı var. ABD gibi kitlesel insan kırımı
yapmakla sicili bozulmuş, üstelik dünyada ilk kez atom bombası kullanan bir
ülkede yüzlerce nükleer başlık bulunmakta. Bu iki ülkenin nükleer silaha sahip olmasına
niye karşı çıkılmaz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;NATO
toplantısı sürerken ABD’nin İran’a saldırı başlatması çok ilginç. Tayyip
Erdoğan, NATO bildirisini imzalayarak dünyanın mazlumları ile zalimleri
arasında yıllardır sürmekte olan savaşta zalimlerin yanında yerini aldı. Batı
Şeria’da, Gazze’de öldürülen Filistinlilerle İran, Lübnan, Irak, Yemen ve
dünyanın dört bir yanında kırıma uğratılan mazlumların karşısına geçti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;NATO
Zirvesinde, ABD istediği her şeyi kabul ettirdi. Bu isteklerin yaşama geçirilmesi
oldukça güç. Çünkü dünyadaki güç dengesi, somut koşullar, yaşadığımız siyasal
olaylar NATO bildirgesindeki kararları uygulanamaz kılmakta. Bu kararlar
doğrultusunda AKP, iki komşumuz Rusya ve İran’ı düşman olarak belirledi. Bu nedenle
S 400’lerin elden çıkarıldığı söylenmekte. Bundan da anlaşılıyor ki ülkemizin
güvenliği ABD’ye, dolayısıyla İsrail’e emanet. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;NATO
toplantısının en önemli sonucu, Türkiye’nin Erdoğan sayesinde keskin bir
siyasal dönüş yapması. Bu siyasal dönüşün faturası hem bize hem de bölge
ülkelerine çok ağır olacak gibi görünüyor. Ancak bu dönüşü Türk ulusunun kabul
etmesi olanaksız. Bu süreç sonunda AKP’nin iktidarda kalma olasılığı neredeyse
yok gibi. Türkiye’nin çıkarlarını yok sayan bir siyasal parti ülkemizi
yönetemez. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;10
Temmuz 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/6094707712992084648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/nato-zirvesi-sonuc-bildirisi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/6094707712992084648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/6094707712992084648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/nato-zirvesi-sonuc-bildirisi.html' title='NATO ZİRVESİ SONUÇ BİLDİRİSİ'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-234668709398028958</id><published>2026-07-08T13:01:54.625+03:00</published><updated>2026-07-09T11:00:04.122+03:00</updated><title type='text'>ANKARA’DA, NATO ZİRVESİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;

&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;NATO
zirvesi, 7 Temmuz 2026 Salı günü Ankara’da toplandı. NATO, ABD’nin dünyadaki
çıkarlarını korumak, emperyalist yayılmasını kolaylaştırmak ve onun küresel
egemenliğini pekiştirmek için kurulan sözde savunma örgütü. Adında “savunma”
sözcüğünün olmasına bakılmasın. Bu sözcük, NATO’nun emperyalist saldırganlığını
örtmek içindir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Üyelerini,
dış saldırılardan korumak için var güya. Başta Türkiye olmak üzere birçok üye
ülke dış saldırılara uğradı, ne yazık ki bu konuda kılını kıpırdatmadı sözde
savunma örgütü. Üstelik ülkemize karşı olan terör saldırılarının arkasında
başta ABD olmak üzere bazı NATO üyelerinin parmak izi açıkça görüldü.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;ABD-İsrail’in
İran karşısında aldığı ağır yenilgiden sonra NATO üyesi ülkelerin bir araya
gelmesi çok ilgi çekici. Vashington yönetimi, İran’a karşı NATO üyelerini
yardıma çağırdıysa da çoğu bu çağrıya uymadı. Üstelik birçok üye ülkede İran’a
savaş açmanın yanlışlığından, haksızlığından söz etti. Bu durum, ABD
egemenliğindeki sözde savunma, özde saldırı örgütünün dağınıklığını göstermesi
açısından önemlidir. Görüldüğü üzere üye ülkeler arasında amaç, anlayış birliği
yok! Üye ülkelerin çoğunun ABD ile çözüm bekleyen güvenlikle ilgili yaşamsal
sorunları var. Ayrıca üyelerin çoğunun ABD egemenliğine karşı çıkışları söz
konusu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;NATO
Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ilk gününde düzenlenen Savunma Sanayi
Forumu’nda Genel Sekreter Mark Rutte’nin konuşması ilgi çekti. Rutte: “Rusya,
ulusal bütçesinin yaklaşık yarısını savaş mekanizmasına ayırıyor. Çin, silahlı
kuvvetlerini modernize etmeye ve nükleer kabiliyetlerini genişletmeye devam
ediyor. Kuzey Kore, nükleer programını genişletiyor ve Rusya’ya tedarik
sağlamayı sürdürüyor. İran’ın nükleer kabiliyetine yönelik son saldırılara
karşın dikkatli olmayı sürdürmeliyiz. Çünkü bu ülkeler giderek daha birlikte
çalışmaya başladılar. Bu, hepimizi endişelendirmeli. Bu zorluklarla mücadele
edebilmek için Transatlantik savunma dönüşümüne, devrimine ihtiyacımız var” demekte.
Ne yazık ki Rutte’nin bu sözlerini Anadolu Ajansı yayımlamıyor. Bu konuşmayı
vermediğinizde Türk kamuoyu bu sözleri öğrenemeyecek mi? Öğrendiğinde
Türkiye’nin ABD çıkarları için yeni maceralara sürükleneceğini anlayamayacak
mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Rutte,
konuşmasında açıkça NATO’nun yeni düşmanlarını açıkladı. Bu düşmanlar: Çin,
Rusya, Kuzey Kore ve İran… Yani ABD-İsrail’in düşmanları üye ülkelerin
düşmanları olarak gösterildi. Düşman stratejisini birçok üyenin kabul etmesi
olanaksız. Zaten yaşamın gerçekleri, bu düşman saptamasını reddeder. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Gelelim
bizi ilgilendiren asıl konuya. Türkiye, Rutte’nin NATO’nun yeni düşman
saptamasını onaylıyor mu? Bu düşmanlar, ABD ve İsrail’in düşmanları değil mi?
İran’a düşmanlık yaparak Filistin davası savunulabilir mi? Filistin destekçisi
ülkeleri düşmanlaştırarak Batı Şeria ve Gazze’de akan Filistinlilerin kanı
durdurulabilir mi? NATO’nun ABD çıkarlarını, İsrail’in varlığını ve yayılmasını
sağlayacak yeni düşmanlar stratejisini Türkiye onaylarsa bu, İsrail’le açık bir
işbirliği sayılmaz mı? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Öncelikle
söyleyeyim ki Türkiye’ye en büyük güvenlik tehdidi ABD’den gelmekte. Ülkemize
karşı yıkıcı, bölücü eylemleri yapan birçok terör örgütünü var edip destekledi
yıllarca. Yurdumuzun bölünmesi için elinden geleni yaptı, bundan sonra da
yapacak. Zaten bu niyetlerini ABD sözcüleri asla saklamıyor. Vashington
yönetiminin ulus devletleri yok etme hedefi hâlâ yürürlükte. Bu emperyalist
amaçtan vazgeçmesi söz konusu bile değil sözde müttefikimizin. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İsrail’in
Türkiye hakkındaki düşmanlık dolu niyetlerini her fırsatta açıklıyor Siyonist
yönetim. Güçlü bir Türkiye, Tel Aviv’in bölgesel varlığını, yayılmasını
tehlikeye düşürdüğünü sağır sultan biliyor. Ancak bunu ne yazık ki AKP hükümeti
bir türlü anlayamıyor. Türk kamuoyunun ve özellikle kendi seçmeninin gözünü
boyamak için birtakım hamasi söylemler, gerçekleri gizleyemiyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;1898’de
Alman İmparatoru Wilhelm, Padişah II. Abdülhamit’in konuğu olarak İstanbul’a
geldiğinde Osmanlı Devleti bütçesinin onda birini harcamıştı karşılama için.
Sokaktaki dilenciler bile toplanıp saklanmıştı konuğa ülkemizi iyi ve güzel göstermek
için. Sanki konuk bilmiyordu İstanbul’un durumunu. Bu karşılamanın bedeli
ülkemize çok ağır oldu. Bunu kanımız, canımız ve malımızla ödedik.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Amerikan
6. Filosu, İstanbul’a 1967, 68 ve 69 yıllarında üç kez geldi. Bu gelişlerinde
dönemin iktidarı, Karaköy’deki genelevinin duvarlarını bile beyaza boyattırdı. 1968’de,
devrimci yurtsever gençler ABD askerlerini denize döktü. 16 Şubat 1969’da 6.
Filo’nun gelişini protesto için Taksim Meydanı’ndaki gösterilere sağ görüşlü
gençler saldırdı. Kanlı Pazar dediğimiz bir kıyım yaşandı o gün. Kanlı Pazar
niye mi oldu? ABD’nin çıkarlarını savunmak için…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;7
Temmuz 2026’da NATO Zirvesi öncesi Ankara’daki yoksulluk, kentin çirkinlikleri
saklandı. Devlet dairelerinin çoğu dinlenceye girdi. Gösteriler yasak… NATO, ABD
ve İsrail’e bir çift söz eden gözaltına alınıyor. Niçin bu göz boyama? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Trump,
günlerdir R. Tayyip Erdoğan’ı övmekte. AKP yandaşı basın yayın organları, bu
övgüler karşısında kanatlanıp uçacaklar sanki. Aralarından biri de çıkıp da:
“Düşman, ülkemizin cumhurbaşkanını niye bu denli över?” diye sormuyor. Trump,
bu övgüleri bedava yapmıyor, vardır bir karşılığı. Türkiye’den, İsrail
çıkarları için önemli bir şey isteyeceği belli. Türkiye’ye uzatılan havuçlara
dikkat! O havuçların içi zehir dolu… Evet… Düğün değil, bayram değil bu Trump
niye Erdoğan’a bu övgüleri yapıyor? Bu övgüler, alınacak ödünler için…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Emperyalizme
karşı verilen tarihin ilk kurtuluş savaşının merkezi ve ezilenlerin umudu olan
Ankara, şimdi ezilen ülkelerin başına yeni çoraplar örmek için NATO zirvesine
ev sahipliği yapıyor. Trump Efendi, Anıtkabir’e gitmemiş. Niye gitsin ki?
Mozolenin önüne gittiğinde altına kaçırır. Pedofili suçlamalarıyla anılan
birinin, Türk ve dünya çocuklarına bayram armağan eden bir kahramanın
karşısında ne işi var? Düşünce, duygu ve varlığıyla Anıtkabir’i kirletmesin
yeter. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;8
Temmuz 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/234668709398028958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/ankarada-nato-zirvesi.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/234668709398028958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/234668709398028958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/ankarada-nato-zirvesi.html' title='ANKARA’DA, NATO ZİRVESİ'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-404312183821615715</id><published>2026-07-07T13:26:42.012+03:00</published><updated>2026-07-07T15:13:59.708+03:00</updated><title type='text'>YUSUF TEKİN, HİÇ TEKİN DEĞİL</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Milli
Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlık koltuğuna oturdu oturalı ilginç işler
yapıyor. Sakın yanlış anlaşılmasın ilginçlik, yaptığı işlerin Milli Eğitim’in
temel ilkelerine uymaması, çocuklarımızın geleceğini karanlığa sürüklemesi,
ülkemizi belirsizliklerin içine sokması ve özellikle de Cumhuriyet karşıtlığı taşımasıdır.
Bir bakan düşünün ulusunun varlığını borçlu olduğu, yurdunun bütünlüğünü
sağlayan, ülkesini geri kalmışlıktan kurtarmak için çalışan başta Atatürk olmak
üzere onun tüm yapıtlarına karşı savaş açıyor. Peki, Yusuf Tekin bu savaşı kim
adına açıyor?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Tekin’in
bu savaşı Kurtuluş Savaşı’nda yenilip ülkemizi terk edenler ve yıllardır
Türkiye’yi bölüp parçalayıp yok etmek isteyenler adına açtığını söylesem yanlış
olmaz. Çünkü yaptığı konuşmalar, bakanlıktaki uygulamaları ne yazık ki
ülkemizin düşmanı emperyalistlere hizmet etmekte. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yusuf
Tekin’in AKP’li milletvekilleriyle yaptığı toplantıdaki açıklaması çok ilgi
çekici… Bu toplantıda müfredatta yapılan değişiklikleri anlattı Tekin.
“Kurtuluş Savaşı” sözünün okul kitaplarından çıkarılacağını, onun yerine “Milli
Mücadele” deneceğini söyledi. Bakan Bey: “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce
koskoca Osmanlı imparatorluğu vardı” diyerek sözlerini sürdürdü. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Tekin’in
açıklamaları çok ilginç değil mi? Adında “milli” olan bir bakanlığın koltuğunu işgal
eden kişi, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı ile “neyden” kurtulduğunu bilmiyor.
İlkokula gitmeyen çocukların bile bildiği bir şeyi Sayın Bakan niye ve nasıl
bilmez? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Öncelikle
söyleyeyim ki Yusuf Tekin’in “Kurtuluş Savaşı” ve “Milli Mücadele” sözlerini,
kamuoyuna birbirlerine karşıtmış gibi algılatmaya çalışması büyük bir bilgisizlik.
Bilgisizlik değilse bu, art niyet... Bu iki tanım, kavram birbirini içerir. Kavramlarla
oynayarak dünyada emperyalizme karşı kazanılmış ilk Kurtuluş Savaşı’nı anlamsızlaştırmak,
kimsenin hakkı da haddi de değil. Buna Yusuf Tekin gibilerin gücü yetmez. Çünkü
Kurtuluş Savaşı top, tüfek, süngü ve ulusun özveri, dayanışma içinde gösterdiği
büyük bir mücadele ile kazanıldı. Bu savaşı, Yedi Düvel önleyemedi de onların
adına Yusuf Tekin mi ortadan kaldırıp yok edecek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Türk
ulusu, Kurtuluş Savaşı’nda kimden, “neyden” kurtuldu? Kısaca anlatayım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kurtuluş
Savaşı ile İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan işgalcilerinden; Rum ve Ermeni
çetecileri ile kendi kişisel çıkarları için emperyalistlerle işbirliği yapan
ulus düşmanlarından kurtulduk. Kendi tahtını korumak için yaşamı boyunca Kocaeli’nden
öte yana geçmemiş, ülkesini tanımayan, halkına yabancı, Osmanlı devletini oturduğu
koltuk sanan padişahtan kurtulduk. O padişahın Milli Mücadele’yi engellemek
için Anadolu’ya gönderdiği Heyet-i Nasiha’nın işbirlikçiliğinden kurtulduk. Şûra-yı
Saltanat’ın mandacılık isteği ve emperyalizme teslimiyetinden kurtulduk. Ülkemiz
işgale uğrayıp halkımız hunharca katledilirken susanlardan kurtulduk. Yurdumuzun
dört bir yanını saran misyoner okullarından kurtulduk. Camilerimizi yakanlardan,
topraklarımız üzerinden ezanı susturup Türklüğü ve Müslümanlığı silmek
isteyenlerden kurtulduk. Her şeyden önce de adlarımızın “Yorgo, Eleni, Kirkor, Maria…”
olmasından kurtulduk. Ey Yusuf Tekin, bunlardan memnun ve mutlu değil misin? Kısacası her türlü düşmandan kurtulduk Kurtuluş Savaşı ile Sayın Bakan.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sayın
Bakan, sizin “neyden” kurtulduğumuzu anlamınız için yukarıdaki örnekler yeterli
mi? İsterseniz örnekleri çoğaltabilirim. Ancak bu örnekleri anlamayanın diğerlerini
anlaması olanaksız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yusuf
Tekin, talihsiz açıklamasıyla İzmir’i Yunanlılara altın tepside sunan Kambur
İzzet’in, İngilizlerin her isteğini yerine getiren Damat Ferit’in, Türklükten
istifa eden Mustafa Sabri’nin, işbirlikçiliği meslek edinmiş Ali Kemal’in,
İşgalcilerin isteği ile yurtsever Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i
astıranların, sömürgecilerin çil çil altınlarını alarak askerimizi arkadan
vuranların safına düşüyor. Her şeyden önce de dünyanın tüm ezilen uluslarına
örnek olan Kurtuluş Savaşı’mızdan esinlenerek sömürgeciliğe/emperyalizme başkaldırarak
bağımsızlıklarını kazanmış dostlarımızın mücadelelerine sırtını dönüp onların
savaşlarını da yok sayıyor. &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kurtuluş
Savaşı’mızı anlamayan birinin Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturması ülkemiz
ve geleceğimiz açısından büyük talihsizlik. Dünyanın örnek aldığı bir zaferi
içselleştiremeyen birinin eğitimin başında olarak çocuklarımızın milli
değerlerimizi öğrenmesinde zerre kadar katkısı olmaz. Bu nedenle Sayın Bakan’ın
zaman yitirilmeden görevinden alınması ulusumuzun geleceği için çok olumlu
olacaktır. Türk ulusunun Kurtuluş Savaşı’nı anlamayanlar, “neyden” kurtulduğumuzu
bilmeyenlerin ülkemize yararı değil zararı olur. Kurtuluş Savaşı’nda “neyden”
kurtulduğumuzu anlamayan biri, işgalcilerin amaçlarına hizmet etmez de ne yapar?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kurtuluş
Savaşımıza karşı çıkan, onu yok sayanların en son durumlarını 9 Eylül 1922’de
İzmir’de gördük. Kurtuluş Savaşı’mızı okul müfredatlarından çıkaracağını
söyleyen ve böylece Büyük Zafer’in yok sayılacağını sanan Yusuf Tekin, hiç de
tekin değil. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;7
Temmuz 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/404312183821615715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/yusuf-tekin-hic-tekin-degil.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/404312183821615715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/404312183821615715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/yusuf-tekin-hic-tekin-degil.html' title='YUSUF TEKİN, HİÇ TEKİN DEĞİL'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-5012707833176035206</id><published>2026-07-06T13:53:33.137+03:00</published><updated>2026-07-06T13:58:21.420+03:00</updated><title type='text'>SANATÇI APOLİTİK MİDİR?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sosyal
medyada sanatçı, yazar, edebiyatçı olduklarını söyleyen birçok kişi, bir araya
gelip kümeler oluşturuyor. Buralarda yazılarını paylaşmaktalar. Bu alanlarda
yer alan ve kendini sanatçı gören birçok kişi, apolitik olmayı sanatçı olmanın
bir koşulu saymakta. Bu kişiler, sürekli olarak özgürlük ve demokrasiden yana
olduklarını dile getirmekte. Ancak bu özgürlük ve demokrasi, kendi düşünce
sınırları içinde kalınırsa söz konusu oluyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sanatın
toplumcu gerçekçi olanından yanayım. Yani sanatı öncelikle toplum için yapmak
gerektiğine inanırım. Bir sanatçı, içinde yaşadığı toplumun sorunlarına sırtını
dönemez. Yaşanan sorunları yok sayamaz. Aslında siyaset yapmıyorum, sanat
yapıyorum; diyen biri bile bal gibi siyaset yapmakta. Onun siyaseti, var olan
siyasal düzeni korumak. Her şeyin kendi düşünce evreni çerçevesinde olmasını
istemek. Farklı ya da karşıt görüşe katlanamamayı da demokrasi ve özgürlük
sosuyla topluma kabul ettirme düşüncesidir bu. Tinbilimdeki örtme yöntemiyle dünya
görüşünde var olan baskıcılığı, tek boyutluluğu saklamak içindir özgürlük ve
demokrasi söylevleri.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Türk
ve dünya edebiyatının büyük yazar ve ozanlarının hepsi siyasetle ilgili
yazmışlardır. Büyük Türk şairi Nazım Hikmet; şiir, yazı ve söyleşilerinde hep siyaset
yapmıştır. Büyük Ozan’ın 1954’te Budapeşte radyosunda yaptığı konuşma, şiir ve
yazılarında olduğu gibi günümüzde bile bizlerin yolunu aydınlatmakta. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Aziz
Nesin, Rıfat Ilgaz gibi birçok yazarımız hem güldürüp hem de düşündüren yapılarıyla
toplumun gönlünde taht kurdu. Onların siyaset düzenine usçu eleştirilerini yok
sayabilir miyiz? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yakup
Kadri Karaosmanoğlu’nu, Attilla İlhan’ı büyük yazar yapan nedir? Yakup Kadri’nin
her romanında toplumsal düzenin eleştirisi yok mudur? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Köy
enstitülerinden yetişen onlarca yazarımız, Anadolu’nun kara yazgısını Türk
yazınına taşırken siyasal eleştiri yapmamışlar mıydı? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Neyse
örnekler çoğaltılabilir. Biz konumuza dönelim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ülkemizin
büyük yazar ve ozanlarının hepsinde kalın çizgilerle siyasal bir duruşu
gözlemlemekteyiz. Ayrıca dünya edebiyatına damgasını vurmuş yazar ve ozanların
da kendilerini siyasetten soyutlamadığını görürüz. Siyaset, insan ve toplum
yaşamının her yerinde vardır. Sanatçı, bu gerçeğe sırtını dönemez.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Fransa’nın
devrim öncesi edebiyatına, sanatına, düşünürlerine bakıldığında Fransız Devrimi’nin
ayak sesleri işitilip görülür. Yine devrim öncesi Rus edebiyatının sayfalarını
çevirdiğimizde Bolşevik Devrimi’nin gelmekte olduğunu fark ederiz. Kemalist
Devrim’in ayak sesleri de dönemin sanatında görülebilir. Bu üç büyük devrim de
sonrasında büyük sanatçıları ortaya çıkarmıştır. Bu sanatçıların hepsi
siyasetin içindedir. Çünkü sanatçı, topluma yol gösterendir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Türk
ve dünya yazınının doruğuna çıkmış nice yazar ve ozan dönemlerinin siyasal olaylarında,
çekişmelerinde halklarının yanlarında yer aldılar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Atatürk:
“Sanatçı, alnında ışığı ilk hisseden insandır” diyerek sanatçının toplumu
aydınlatan öncüler olduğunu vurgulamıştır. Sanatçı, ışığıyla toplumu birleştiren kişidir. Kendi aydınlığını çevresine, topluma
yayamayandan sanatçı olur mu? Hele kendi toplumu üzerinde oynanan emperyalist
oyunları duyumsayamayıp göremeyen ya da görüp de dile getiremeyenlere sanatçı
denir mi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;6
Temmuz 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/5012707833176035206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/sanatci-apolitik-midir.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/5012707833176035206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/5012707833176035206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/sanatci-apolitik-midir.html' title='SANATÇI APOLİTİK MİDİR?'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-2475233949060066165</id><published>2026-07-05T13:15:18.876+03:00</published><updated>2026-07-05T15:17:11.683+03:00</updated><title type='text'>PKK’NIN VAZGEÇMEYECEĞİ DÖRT ŞEY</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;

&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;PKK,
ilk eylemini 15 Ağustos 1984’te eş zamanlı olarak Siirt’in Eruh ve Hakkâri’nin
Şemdinli ilçelerinde yaptı. Bu baskınlar, zamanın hükümetini de şaşırttı.
Dönemin başbakanı Turgut Özal, PKK’lıları “bir avuç eşkıya, üç beş çapulcu”
olarak tanımladı. Ne yazık ki Özal, ülkemizin başına bela olacak olan bir terör
örgütünü doğru anlayamadı. Gelmekte olan tehlikeyi görmedi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Zamanla
PKK yaptığı eylemlerle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun önemli bir kısmında
yaşayan halkımız üzerinde baskı kurdu. Yılgınlığa, korkuya kapılan halkın
önemli bir bölümü terör örgütüne teslim oldu. Bu teslimiyet zamanla sempatiye
ve desteğe dönüştü. Dönemin hükümetleri 12 Eylül darbesiyle başlayan ABD’ye
teslimiyet politikasını sürdürmekteydi. Atlantik’ten liberal yellerin sert ve
güçlü estiği yıllardı. Bu nedenle emperyalist siyasetlere teslimiyet özgürlük
olarak sunuluyordu halkımıza. Böyle olunca terörün ciddiyeti yeterince
kavranmadığından PKK’ya karşı gerekli önlemler alınmadı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;1984’ten
günümüze dek geçen 42 yıl boyunca bölücü terör örgütü binlerce yurttaşımızın
canına kıydı. Binlerce insanımızı yaralayıp sakat bıraktı. Halkımızı ve
devletimizi ekonomik olarak zarara uğrattı. Ülkemizin varlığını tehlikeye
düşürecek eylemleri, yıllar içinde tırmandı. Türk siyasetinde önemli
kırılmalara neden oldu. Solun önemli bir kısmı ABD’ye göbeğinden bağlı PKK’nın
siyasetine teslim oldu. Sağ partilerin birçoğu popülizm yapma adına terör
örgütüne şirin görünme yarışına girdi. Bu da siyasetçilerin önemli bir kısmını
ulusal çizgiden kopardı. Böylece emperyalizmin dayatmalarını “yenilik,
özgürlük, demokrasi” diye benimsemelerine yol açtı. Ne yazık ki siyasal
partilerin çoğunun Türkiye’nin tam bağımsızlıkçı kuruluş felsefesinden kopup
emperyalizmin hizmetine girdiğini söyleyebiliriz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Öncelikle
söyleyeyim ki PKK’nın varlığını sonlandırıp terör eylemlerini bitirmesinden çok
mutlu olurum. Böyle bir şeyin ülkemizi, bütünleştirip emperyalizmden
uzaklaştıracağının da farkındayım. Ancak terör örgütünün vazgeçmeyeceği olmazsa
olmazları var. Zaman zaman bunları DEM’in bazı yöneticileri dile getirmekte.
Bunların başında Anayasa’mızın ilk dört maddesinin değiştirilerek “Türklük”
tanımından vazgeçilmesi. Örgütün sözcülerinin tümünün birincil vazgeçilmezi bu.
“Türklük” tanımının ortadan kalkması, ülkemizin önüne çözümü zor büyük yaşamsal
sorunlar çıkarır. Devletimizin varlığı, ülkemizin toprak bütünlüğü, ulusumuzun
birliği tehlikeye girer. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;PKK’nın,
ikinci önemli isteği, anadilde eğitim… Bu konudan vazgeçmeleri, varlıklarını
yadsımaları demek. Çünkü yıllarca örgüt olarak ayakta kalmalarının ve
kitleselleşmelerinin nedeni anadilde eğitimin gerçekleşmesi. Çünkü bunun
kendilerine ulusal bir kimlik ve özgüven kazandıracağının farkındalar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yıllarca
gerek PKK gerekse TBMM’deki uzantısı olan siyasal partilerinin sözcüleri
ısrarla vurguladıkları konu, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi. Bunun yaşama
geçmesinin özerk yönetimlerin oluşmasının yolu açılacak. Bu ülkemizin gevşek
bir federasyona gitmesinin önemli bir adımı. Gevşek federasyonun son durağı ise
ayrılma… Bu konu örgütün olmazsa olmazlarında üçüncüsü…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;PKK/DEM’in
vazgeçmeyeceği dördüncü istek ise Abdullah Öcalan’ın salıverilmesi ve
tutukevindeki militanlarına geniş kapsamlı bir af çıkarılması. Silah
bırakmalarının önemli ön koşulu bu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Türklük
tanımının değiştirilmesi ve anadilde eğitim konusunda Anayasa’nın ilk dört
maddesinin değiştirilmesini kamuoyuna kabul ettirmek epeyce zor. Bu konuda
geçici çözüm olarak Anayasa’nın 42 ve 66. maddelerinin değiştirilmesi
düşünülmekte. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;PKK’nın
vazgeçmediği dört isteğinin yerine getirilmesine olanak var mı? Peşinen
söyleyeyim ki halkımızın bu istekleri kabullenmesi oldukça zor. Ancak siyasal
ortam bu isteklerin yerine getirilmesine yeşil ışık yakacak gibi. Ankara’da
NATO ülkeleri toplanıyor. AKP hükümeti NATO’ya yanaşmış durumda türlü
gerekçelerle. Ülkemizin Çin, İran ve Rusya ile ittifak kurmasına karşı sessiz.
Zaten ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta utangaç, çekingen bir destek söz
konusu oldu Tahran’a. Hükümet, Rusya-Ukrayna savaşında tarafsız davranıp denge
politikası izlediğini söylese de baştan beri Kiev’in yanında olduğunu sağır sultan
bile biliyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İslamcıların
öteden beri batıya karşı gibi görünüp batıcı oldukları ise yalın bir gerçek.
AKP iktidarı, ABD ve AB’den bir türlü kopamadığından Asya’nın yükselişini bir
türlü kavrayamıyor ya da işine gelmiyor. Hükümetin dış politikasını
oluşturanlar, tamamen batı merkezli düşünmekte. Utangaç, çekingen, tabanıyla
çelişkiye düşse de AKP yöneticilerinin kurtuluş umudu batıda.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ana
muhalefet partisi CHP’ye gelince… Parti toz duman… Bir türlü Ekrem İmamoğlu
vesayetinden kurtulamıyor. Gerek İmamoğlu gerekse Özgür Özel ikide bir ABD ve
AB basın kuruluşlarına NATO’cu, batıcı olduklarını yüksek sesle söylüyorlar. Bu
ikilinin emperyalizme teslimiyeti Atatürk döneminin Hasan Rıza’nın Sosyal
Demokrat Partisi’ne çok benziyor. O da İngilizlere bağlamıştı tüm umudunu. Özel
ve İmamoğlu’nun umudu, dayandığı güç de batı. Yani emperyalizmle yol yürümekteler.
&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;TBMM’de
bulunan partilerin çoğu batıcı, yani NATO’cu. Bu nedenle batıdan gelecek
isteklere direnebilmeleri zor. Ancak halkımızın ezici çoğunluğu ABD/NATO’ya ve
batının dayatmalarına karşı. Şu anda Batı Asya’da ve dünyanın dört bir yanında
ABD/NATO yeniliyor. Tarih boyunca görülmemiş bir ABD karşıtlığı ve nefreti var
tüm dünyada. Bu nedenle ABD dayatmalarını halkımıza kabul ettirmek olanaksız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Değişen
dünya koşullarında ABD’ye yaslanmış PKK gibi örgütlerin yaşaması, ayakta
kalması zorun zoru. Bu gerçeğin en çok da bu örgüt farkında. Somut siyasal
koşullar usçu bir biçimde değerlendirilerek kararlar verilmeli. Türkiye
dünyanın dışında değil. Eninde sonunda olması gereken Avrasya’da olmak zorunda.
Bu zorunlu gerçeği değiştirecek hiçbir güç yok! Avrasya’da yer alan bir
Türkiye’de PKK gibi sırtını emperyalizme dayamış örgütler de olamaz zaten. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;5
Temmuz 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/2475233949060066165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/pkknin-vazgecmeyecegi.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/2475233949060066165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/2475233949060066165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/07/pkknin-vazgecmeyecegi.html' title='PKK’NIN VAZGEÇMEYECEĞİ DÖRT ŞEY'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-2849971907419515576</id><published>2026-06-27T11:48:33.803+03:00</published><updated>2026-06-27T11:48:33.803+03:00</updated><title type='text'>VARSIL PARASINA, YOKSUL BİRBİRİNE SARILIR</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Dün
Bakırköy’deydim. Yıllarca yaşadığım bu ilçemize gittiğimde fırsat buldukça
uğradığım dostlarım var. Bu kişilerden biri de kentin merkezinde aşevi işleten
Nazmi Çakar... Bazı kişilerle önceden belirlenmiş buluşumlarım vardı. Önce
onlara yetiştim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Görüşmelerim
bitince Nazmi’ye uğradım. Onunla yerdeşiz. Rize’nin Pazar ilçesinin Kesikköprü
köyünde doğup büyümüş. Doğup büyüdüğü topraklardan kopmamış Fırsat buldukça
köyüne gidip çocukluğunun, gençliğinin havasını solur, anılarını canlandırır.
Bundan da anlaşılacağı üzere köklerinden, toprağından kopmaz. Bu da ona halktan,
köklerinden kopmadığından çoğu zaman bilgece düşünme olanağı sağlar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Zaman
ikindiyi geçmişti çoktan, güneş boynunu bükmüş, akşam olmak üzereydi. Sayın
Çakar’ın aşevine uğradım. Burası, birbirinden lezzetli yemeklerin olduğu küçük
bir aile işletmesi. Aşevinin aşçısı eşi Nazire Hanım, diğer çalışanı ise
akrabası Yılmaz Bul. Hepsini yıllardır tanırım. Beni gördüklerinde memleketlerinden
bir yakınları gelmiş gibi sevindiler her zaman olduğu gibi. Elbirliğiyle aşevini
toparlıyorlardı. Kimi sandalye ve masaları düzenliyor, kimi ise temizlik
yapıyordu. Beni gördüklerinde hoşbeş yapmak için bir süre işlerine ara
verdiler. Hal hatır sordular bana. Ben de onların halini hatırını sordum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Hoş
beşten sonra Nazmi ile oturduk. Diğerleri işlerinin başına döndüler. Ülkemizin
sorunlarından konuştuk uzun uzun. Aşevinin önünden yüzlerce kişi geçiyor. Çoğu
genç… Gençlerin yanlış ve sağlıksız beslendiğinden konuştuk bir süre. Unlu,
şekerli ve hormonlu yiyeceklerin zararlarından söz ettik. Ona: Sizin aşevinin
yemeklerini on beş yirmi yıl sonra yiyecek kimse bulamayacaksın, dedim. Güldü… “Hocam,”
deyip biraz soluklandıktan sonra “Bizim müşterilerimizin neredeyse hepsi elli
yaşın üstünde” dedi. Gençlerin aşevine gelip geleneksel tencere yemeklerini
yemediklerini söyledi biraz da karamsar bir ses tonuyla. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Konuşmamız
değişik konularda sürdü. Bir ara “Varsıl parasına, yoksullar ise birbirine
sarılır” dedi. Söylediği sözün hoşuma gittiğini görünce söylediği tümceyi
açıklama gereği duydu. “Varsıllar paraya sarılır mutlu olamaz, yoksullar
birbirine sarılıp mutlu olur” dedi. Bu açıklaması daha çok hoşuma gitti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Günümüz
insanının varlık içinde yokluk çektiğini yıllardır gözlemlemekteyiz. Özellikle
yediği önünde, yemediği ardında olan çocukların mutsuzluğu göze çarpmakta. Toplum
varsıllaştıkça, olanakları arttıkça tinsel açıdan yoksullaşmakta. Toplumsal bir
doyumsuzluğun çıkmazında çırpınan insanlarımızı gördükçe üzülüyoruz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Paraya
ve onun önümüze koyduğu teknolojik aletlere sarılmanın insanları mutlu etmediği,
tinsel doyuma ulaştırmadığı açıkça görülmekte. Özellikle gençlerin bir yaşam
çizgileri yok! Geleceğe yönelik tasarıları, düşleri, amaçları, ülküleri
bulunmamakta. Bunlar olmayınca da bir amaçsızlık ve mutsuzluk söz konusu...
Onları sahip oldukları hiçbir şey mutlu etmiyor. Tinsel açlıklarını hiçbir şey
gideremiyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Çocuk
ve gençlere egemen kılınan yaşam biçimi hazcılık… Hazcılık; kendini en çok yeme
içme, giyim, cinsellik, aşırı tüketim ve ekran tutkusu alanlarında görülüyor.
Bu durum, bağımlılığı da birlikte getiriyor. Bağımlılığın odağında ekranlar
var. Onların yaşam biçimini, anlayışlarını, dünya görüşlerini belirleyen de
ekranlar…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Nazmi
Bey’in sözüne dönelim yeniden. Eskiden insanlar yoksuldu ve birbirlerine
sarılırlardı. Yaşamda karşılaştıkları zorlukları dayanışma, yardımlaşma içinde
aşarlardı. Yokluğun, yoksulluğun, zorlukların üstesinden kolayca gelinirdi. Bu
sarılmalar, tinsel sağaltım sağlardı. İnsanın yüreğini yakan, yolunu tıkayan
sorunlar kolayca çözüme kavuşurdu. İnsan, insana ilaç olurdu. Ne yazık ki birbirimize
sarılmayı unuttuk. İnsan özümüzü, teknolojik aygıtların mekanikliğine terk
ettik. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İşte
Nazmı Çakar, dün akşamki söyleşimizde tarihsel bir gerçeği bilgece dile getirip
önümüze koydu. Yılların kişisel, toplumsal birikiminin özetidir onun tümcesi.
Yoksul da olsak varsıl da olsak sarılacağımız tek güç, insan... Bu yalın
gerçeği anlamanın zamanı gelmedi mi daha.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;27
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/2849971907419515576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/varsil-parasina-yoksul-birbirine-sarilir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/2849971907419515576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/2849971907419515576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/varsil-parasina-yoksul-birbirine-sarilir.html' title='VARSIL PARASINA, YOKSUL BİRBİRİNE SARILIR'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-7472272608951919137</id><published>2026-06-26T12:23:37.104+03:00</published><updated>2026-06-26T12:23:37.104+03:00</updated><title type='text'>HALDEN ANLAMAK</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Türkçemizde
güzel bir deyim var, halden anlamak. “Bir kişinin içinde bulunduğu zor durumu, yorgunluğu
ya da duygusal sıkıntıyı açıkça söylemesine gerek kalmadan sezmek ve ona karşı
hoşgörülü, anlayışlı davranmak” anlamına gelir. Bu söz, derin bir duygudaşlığın
anlatımıdır aslında. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Atalarımız:
“Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelemedik iş olmaz” demiş yüzyıllar önce. Bu
söz, insan yaşamının düz bir çizgi ve yükselişte olamayacağını vurgulamakta.
İyilikler de kötülükler de bizim için... Yaşam karşıtların birliği ilkesiyle sürüp
gider. &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Önemli olan bu gerçeğin ayırdına
varmak…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;İnsanlar
zaman zaman derin sıkıntıların içine düşer. Bu sıkıntılardan kurtulmak için
büyük bir iç savaşıma girer. Bu konuda ona en büyük yardımcı ise gerçek
dostlarıdır. Derdini söylemeyen, derman bulmaz, sözü gereğince gerçek dostlar, dertle
yüreği kavrulan, yaşamın çıkmaz sokaklarında yol arayan, darda kalan, umar için
tansıklar bekleyen kişiye derman olmak için gecesini gündüzüne katar. Onun
derdiyle dertlenir. Onun sorunun içselleştirir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Ne
yazık ki kişinin darda kaldığında dost sandığı birçok kişi, halden anlamaz.
Eğer kendisiyle ilgili bir durum, çıkar, iş söz konusuysa darda kalanı anlaması
söz konusu bile olamıyor. Karşısındaki kişinin yaşamakta olduğu olumsuz koşulları,
yaşadığı iç sıkıntıyı, çözümü güç sorunları, yüreğinin demir kelepçelerle zapt edilip
çarpmaz olduğunu, görünmez ellerin soluğunu kestiğini anlayamaz. Oysa yüzüne, gözüne,
davranışlarına bakınca karşısındaki kişinin durumunu kolayca anlayabilir. İnsanın
dili yalan söylese de gözü yalan söylemez. Hele insan yüreği yalanın değil, gerçeğin
yuvalanıp yaşadığı yerdir. Kişi, karşısındakinin gözüne baksa içindeki yangının
alevlerini görecek. Yüzüne baksa yüreğini yakıp kavuran yangının küllerini fark
edecek.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Bazılarının
kendisiyle ilgili bir konu, çıkar söz konusu olduğunda duygudaşlığı unutur.
Karşısındakini kendi söylediklerini kayıtsız koşulsuz yerine getireceğini
düşünür. Ondan bir şeyi yapmasını ister. O, “Hayır!” yanıtını verince şaşırır ve
biraz da şaşkınlıkla kızar. Nedenini sorar. Karşısındaki anlatmak istemez
sorununu, içini yangın yerine çeviren derdini. Çünkü anlattığında dost sandığı
kişinin sorununu çözemeyeceğini, üstelik ona acıyacağını bilir. Sıradan akıl
vermeyle kişinin içinde bulunduğu zor durumdan kurtulacağını sanır. Bu akıl verme
de kendi anlayışı, yaşayışı, koşulları doğrultusundadır. Bakış açısında duygudaşlığın
kırıntısı yoktur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Çoğu
zaman insanların karşısındakilerden istekleri olur. “Bana, bu konuda yardımcı olur
musun?” ya da “Şuradaki bir toplantıya katılır mısın bizimle?” benzeri tümcelerle
bu isteklerini bildirirler. Siz, bu sorulara “Hayır!” yanıtını verirsiniz. Karşınızdaki
“Niye?” sorusunu sorar. Siz de gerekçenizi açıklamazsınız. Yaşadığınız derin
sorunu anlatmak istemezsiniz. Sorunlarınızın dillere düşmesinden yana
değilsinizdir. Bilirisiniz ki insanların çoğu dedikodu yapar. Sizin felaketinizi,
kendi başarılarını, usunu övmek ya da tinsel varsıllığının getirdiği
mutluluğuna dönüştürmek için anlatacaktır. Gerekçenizi anlatmadığınızda karşınızdaki
kızar, çoğu zaman sizi işten, sorumluluktan kaçmakla suçlar içten içe.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Sizin
felaketiniz üzerinde tepinmekten mutluluk duyacak onlarca kişi, insan yemek
için pusuda bekleyen sırtlanlar gibidir. Sorununuzu anlattığınızda bunun çözüme
kavuşmak yerine daha da büyüyeceğinin farkındasınız. Eldeki yara, yarasıza
duvar deliği, atasözü tam da bu durum için söylenmiş. Bu atasözü, bir kişinin
çektiği acı ya da sıkıntının o durumu yaşamayan kişilerce önemsiz, sıradan ve
yalnızca basit bir ayrıntı gibi algılanacağını anlatır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Nasrettin
Hoca, bir gün eşekten düşmüş. Çevredekiler başına toplanıp akıl vermeye
başlamışlar. O: Bana eşekten düşen birini getirin, demiş. Hoca’nın bu sözü,
halden anlamak deyimini çok çok güzel anlatmakta. Herkes akıl verir. Verdiği
aklın var olan koşullara, duruma uygun olup olmadığına bakmaz. Nasıl olsa akıl
vermek bedava… Hoca Nasrettin’e ise halden anlayan gerek. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Gerçek
arkadaşlıklar, dostluklar halden anlayan kişilerle sağlam temellere oturur. Toplumsal
ilişkiler de halden anlayanlarla güçlenir. Halden anlamak, insanın insanlığının
görünür durumu değil mi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Halden
anlamayarak insanı mekanik bir düzenek olarak görmek niye?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;Biz
halden anlarsak birileri de bizim halimizden anlar. İyi ve olumlu düşünmek,
duygudaş olmak kişinin olgunlaşmasıdır. Olgunlaşma insanın yaşam fırınında
pişip yanması, kendini eğitmesinden başka bir şey değil. Bu eğitime, her
yaştaki kişinin gereksinimi var halden anlamak için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;26
Haziran 2026 &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 115%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 4;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/7472272608951919137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/halden-anlamak.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/7472272608951919137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/7472272608951919137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/halden-anlamak.html' title='HALDEN ANLAMAK'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-2117975666521099594</id><published>2026-06-23T11:55:33.506+03:00</published><updated>2026-06-23T11:55:33.507+03:00</updated><title type='text'>PARTİLERİN DİLCİ DANIŞMANLARI VAR MI?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;20
Haziran 2026 Cumartesi günü Kadıköy Kitap Şenliğinde Kaynak Yayınlarından çıkan
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;Çocuklarımız Geleceğimiz Değil mi&lt;/b&gt; adlı
kitabımı imzaladım. Birçok dostum beni yalnız bırakmadı. Ayrıca kitabıma ilgi
gösteren çok sayıda kişiyle yeni dostluklar kurma fırsatı yakaladım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kadıköy
Kitap Şenliği, sanırım tanıtım eksikliğinden olacak bu yıl çok kalabalık
değildi. Birçok kişi, rastlantısal olarak bu şenliği fark etti. Oysa şenliğin
düzenlendiği yer, İstanbul’da önemli ulaşım ağlarının kesiştiği bir noktadaydı.
Anadolu yakasındaki ilçe ve mahallelerin çoğunun kolayca ulaşabileceği bir yer
burası. Avrupa yakasının büyük bir bölümünde yaşayan yurttaşlarımızın da zorluk
çekmeden gelebilecekleri bir yerde oldu şenlik. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kitap
şöleninin öğrencilerin sınav haftasına rastlaması, önemli bir olumsuzluk.
Ayrıca okulların yaz dinlencesi öngünlerinde olması ve birçok ailenin İstanbul
dışına çıkma hazırlığı yapması da kitap şenliğine ilgiyi azalttı. Ancak ne
olursa olsun tüm olumsuzlukları yenmek için bu tür etkinliklerin duyuruları iyi
yapılmalı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yurdumuzun
önemli yayınevlerinin çoğu Kadıköy’deydi. Şenliğin düzenleyicisi Kadıköy
Belediyesi... Yayınevlerine ve yurttaşlara birçok hizmet sunuldu. Şenliği
simgeleyen birçok anmalık eşya verildi gelenlere. Belediye Başkanı Mesut Kösedağı,
neredeyse her gün birkaç kez şenlik alanında görüldü. Ancak yalnızca yürüyüp
gitti yanındakilerle. Kitap sergiliklerine&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/T%C3%9CRK%C3%87E%20OLMASA%20T%C3%9CRK%C4%B0YE%20OLUR%20MU.docx#_ftn1&quot; name=&quot;_ftnref1&quot; style=&quot;mso-footnote-id: ftn1;&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-special-character: footnote;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; uğradığını görmedim. Bazı
yayıncıların da bu konuda dertlendiğinin tanığıyım. Oysa kitap sergiliklerinde
oradakilerle söyleşmesi, bazı kitapları satın alması örnek bir davranış olurdu.
Hele ki bazı yazarlara kitap imzalatması olağanüstü bir örnek oluştururdu. Bu
yıldan dersler alınarak bundan sonraki şenliklerin daha güzel yapılacağına
umudum tam. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İmza
günümüzde bizi yalnız bırakmayan arkadaşım Kerim Taş, hem kendisi hem de iki
arkadaşı adına kitap imzalattı. Bu kitaplardan biri, yerdeşim ve bir önceki
dönem İyi Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu içindi. Kerim Bey,
imzalattığı kitabı, pazartesi günü Sayın Nuhoğlu’na verdi. O da vakit geçirmeksizin
beni aradı. Hayrettin Bey’in inceliği övgüye değerdir. Bu, onun kişiliğini
oluşturan önemli bir özellik… Arada sırada telefonlaşır, ülkemiz sorunlarını
konuşuruz onunla. Ülkemiz sorunlarına usçu çözümler üretir. Bu çözümleri üretirken
de insanlarla düşünce alışverişi yapar. Çevresiyle ilişkilerinde alçakgönüllülüğü
ilgi çeker. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Hayrettin
Bey; yazılarımda ve kitabımda, yabancı olanların yerine kullandığım çoğu benim
türettiğim ya da bileşme yoluyla ürettiğim sözcüklerin öneminden söz etti.
Böyle olunca dilde özleşme konusunda kısa da olsa konuşma fırsatı bulduk. Dilimizin
yabacı sözcüklerce kirlenmesinin önemli bir ulusal sorun olduğunu vurguladı. Bu
konuda herkesin gerekli çabayı göstermesi gerektiğini belirtti. Yasalarımızın
kullanılan yabancı kökenli sözcüklerin çokluğu nedeniyle anlaşılmaz olduğunda anlaştık.
Yasalar yapılırken ya da var olanlara değişiklikler yapılırken Türkçeye özen
gösterilmesi gerektiğini vurguladık. Dil tadındaki konuşmamız kısa sürdü. Tadı
damağımda kalmadı desem yalan olur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Siyasetçileri,
siyasal partilerin birçok alanda danışmanları var. Merak ediyorum bu
danışmanların arasında dilciler var mı? Son yıllarda yabancı sözlere karşılık
üretip Türkçemize katkı yapan siyasetçiye rastladık mı? “Ana sütü gibi temiz
Türkçemizi” yabancı sözcüklerin kirletmesi karşısında çalışan, sorumluluk alıp
bu alanda savaşan siyasetçimiz niye yok?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Unutulmasın
ki Atatürk, iyi bir dilciydi. Ulusal varlığımızın sonsuza dek sürmesi için hem
dil hem de tarih çalışmalarına olağanüstü önem verdi. Günümüz siyasetçilerinin
bu yalın gerçekten uzak olması anlaşılmaz bir durum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Dilsiz
bir ulus olmaz. Dili olmayan ya da kirlenmiş bir ulusun bilim, sanat, kültür
alanında ileri gitmesi olanaksız. Dil düşünce, duygu ve istekleri anlatan bir
araç. Anadiline önem vermeyen bir ülke başta anaları olmak üzere yurduna, bağımsızlığına,
ulusal varlığına önem vermeyip köklerinden kopar. Köksüz bir varlığın yaşaması
ise olanaksız. Türkçe olmasa Türkiye de olmaz. Bu gerçeğin bilincinde olmayan
siyasetçi, düşünür, bilim adamı ve sanatçı kendi ülkesinin gelişmesi, varlığı,
yaşaması için bir katkı sağlayamaz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Not:
Konunun daha iyi anlaşılması için DANIŞMANLIK MI, AYAKÇILIK MI? &lt;a href=&quot;https://adiladalet.blogspot.com/2021/11/danismanlik-mi-ayakcilik-mi.html&quot;&gt;https://adiladalet.blogspot.com/2021/11/danismanlik-mi-ayakcilik-mi.html&lt;/a&gt;
ve SALGININ KİRLETTİĞİ TÜRKÇE &lt;a href=&quot;https://adiladalet.blogspot.com/2020/09/salginin-kirlettigi-turkce.html&quot;&gt;https://adiladalet.blogspot.com/2020/09/salginin-kirlettigi-turkce.html&lt;/a&gt;
başlıklı yazılarım okunabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;23
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;div style=&quot;mso-element: footnote-list;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;br clear=&quot;all&quot; /&gt;

&lt;hr align=&quot;left&quot; size=&quot;1&quot; width=&quot;33%&quot; /&gt;

&lt;!--[endif]--&gt;

&lt;div id=&quot;ftn1&quot; style=&quot;mso-element: footnote;&quot;&gt;

&lt;p class=&quot;MsoFootnoteText&quot;&gt;&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/T%C3%9CRK%C3%87E%20OLMASA%20T%C3%9CRK%C4%B0YE%20OLUR%20MU.docx#_ftnref1&quot; name=&quot;_ftn1&quot; style=&quot;mso-footnote-id: ftn1;&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-special-character: footnote;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,sans-serif; font-size: 10.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;
Stantlarına&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;

&lt;/div&gt;

&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/2117975666521099594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/partilerin-dilci-danismanlari-var-mi.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/2117975666521099594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/2117975666521099594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/partilerin-dilci-danismanlari-var-mi.html' title='PARTİLERİN DİLCİ DANIŞMANLARI VAR MI?'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-7055361451656332030</id><published>2026-06-22T12:16:56.703+03:00</published><updated>2026-06-23T11:31:19.178+03:00</updated><title type='text'>EKRANLARI NİYE ÇOK SEVDİK?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Toplumumuz
ekranları çok sevdi. Onu, yaşamının vazgeçilmezi yapıp merkezine oturttu
halkımız. Gencinin de yaşlısının da elinden telefon düşmüyor. Çocuklar doğar
doğmaz ekranlarla karşılaşıyor. Öyle ki yaşamın hangi alanında olursa olsun
insanların elinde telefon var. Evde bir yandan televizyon ekranına bakarken
diğer yandan da gözler telefon ekranına kayıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ülkemizde
ekran bağımlılığı, dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda. Bunun nedeni ne?
Toplumumuzun yaşamına ekranların tamamen egemen olmasının altında hangi
psikolojik, sosyolojik nedenler var? İnsanımız, tinsel ve toplumsal alanda
yaşadığı hangi eksikliğini ekran odaklı bir yaşamla örtmeye çalışıyor? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ülkemizde,
son yıllarda hızlı bir göç yaşandı. Köylerde yaşayan yurttaşlarımız hızla
kentlere göçtü. Bu, toplumumuzun tarihi boyunca belki de yaşadığı en büyük
sosyolojik kırılma. Sosyolojik kırılmaların birtakım tinsel bozuklukları,
değişimleri, fırtınaları da birlikte getireceği kesin. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kırsal
alanda yaşamanın birtakım toplumsal kuralları var. Bu kurallar, yüzyıllardır
var olan gelenekler üzerine kurulu. Bu kurallar, feodal toplumu oluşturan
yazılı olmayan yasalar… Geleneksel toplumsal ilişkiler, bireyi ezer. Kenedi
içinde bir hiyerarşi, disiplin oluşturur. Feodal toplumun üst katmanını
oluşturan ağalar, eşraf, kasabalardaki ticaret sınıfı, yöredeki etkin din
adamları, kan bağına dayalı güçlü ailelerin baskısı tüm yüküyle kırsal alandaki
halkı ezer. Bu baskının üstüne bir de yerle gök arasına sıkışmış çaresiz
köylünün yoksulluk, yoksunluk, kültürel gelişmemişliğinin ortaya çıkardığı
ilkel yaşam koşulları biner. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kırsal
alan insanının çoğu, neredeyse 365 gün boğaz tokluğuna çalışır. Emeğiyle
üretir, alınteriyle toprağı sular. Toprak, tüm çalışmasına karşın yüzüne gülmez
onun. Yaşamı yarı açlık, yarı tokluk arasında sürüp gider. Ürününün ambarını
dolduracağı düşünü kurarken borç aldığı tüccar, anaparanın birkaç katına ulaşan
üremini&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/Yeni%20Microsoft%20Word%20Belgesi%20(2).docx#_ftn1&quot; name=&quot;_ftnref1&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;sup&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;sup&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/sup&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;
almak için çöker üstüne kara bulut gibi elinde avucunda olanı almak için.
Üremci, kan emici gider gitmez, ağa çağırır ayağına iki büklüm köylüyü. O da
alır kendince belirlediği hakkını(!). Sıra ortalıkta din kisvesiyle dolaşanlara
gelir. Çalar kapısını cübbesinin eteklerini savura savura. Köylünün alınterini
cübbesinin geniş ceplerine akıtmak için dinsel gerekçeler orta serer. Kara
toprakla ak gök arasında yalnız, sahipsiz olan kırsal kesim insanının
sığınacağı tek güç, Tanrı’sıdır. Ne yazık ki inandığı bu ulu gücü kullanarak
sömürülür köylü. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yalnızca
ekonomik olarak mı sömürülür Türk köylüsü? Onun yaşamına biçim veren, feodal
düzenin sistemleştirdiği geleneklerdir. Yoksulluğun yanı sıra feodal taassubun
kıskacı arasında eğnı de tini de tutsaktır. Bu sıkışmışlık içinde varlığını bin
bir güçlükle sürdürür. Aslında bu yaşamı sürdürme azmi, içinde beslediği büyük
umudun gücüdür. Onun duyguları, insanlığı ve yüreğinde beslediği umudu, iyi
niyeti, insancıllığı sonuna dek sömürülür. Bu insancıl duygular, onun saflığı
olarak görülür asalaklarca. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Türk
köylüsü üzerinde şimdilerde mahalle baskısı diye adlandırılan toplumsal baskıya
dayalı bir denetim söz konusu. Bu denetim, onun özgürlüğünü kısıtlar. Günlük ve
kişisel yaşamının her alanında toplumsal bir denetimin tinsel baskısını
duyumsar, ona göre düşünüp davranır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ülkemizde
izlenen siyasal, ekonomik politikalar sonunda köyler boşalmaya başladı. Bunun
bir boşalma değil, küresel bir siyasal amaç için boşaltma olduğunu söylemeli.
Zor da olsa insanlar, köklerini saldıkları topraklardan kopmak zorunda kaldı.
Köklerinden kopmak, onları gittikleri yerlerde kök salmak için toprak arayışına
itti. Gittikleri yerlerde toprağın sıcak yüzüyle değil, betonun soğukluğuyla
karşılaştılar. Bu nedenle soğuk betona bir türlü kök salamadılar. Özellikle
kentlerde doğan çocuklar, kırsaldaki köklerinden hızla uzaklaştı. Doğup
büyüdükleri kentlere de kök salamayınca yeni arayışlara yöneldiler. Bu nedenle
onlar için büyük bir tinsel ve toplumsal boşluk oluştu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Köylerin
boşalmasıyla hem tarımsal hem de sanayi üretimine bir tıkanıklık söz konusu
oldu. Kentlere baktığımızda günün her saatinde toplu taşım araçları tıklım tıklım.
Çalışma saatlerinde kent alanları, cadde, dinlenç ve yeiçler kalabalıktan
geçilmiyor. Buralarda gördüğümüz kişilerin çoğu genç ve çalışması, üretime
katılması gereken kişiler. Kentlerde işsiz ordusunun istilası söz konusu… Bu
işsiz ordusunu oluşturan herkesin elinde bir telefon… Elinde kitap olan kişiyi
mumla arıyoruz. Küresel güçlerce ekranlarla yönlendirilen bir işsiz ordusunun varlığının
yol açacağı toplumsal ve ulusal sorunu fark etmemek olası mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ne
yazık ki köylümüz okuma alışkanlığı edinmemişti. Bu konuda çaba gösterenler
olsa da gerek siyasal iktidarlar gerekse yerel güçlerce engellendi. Bu nedenle
köy evlerinin ezici çoğunluğunda Kuran’dan başka kitap bulunmadı yüzyıllarca.
Onu da okuyup anlayan parmakla gösterilirdi. Cumhuriyet’in kuruluşuyla Türk
köylüsü kitapla tanışsa da bu, kısa sürede sona erdi. Yaşamlarının bir parçası
olacak bir okuma alışkanlığı edinemedi köylümüz. Yine Cumhuriyet
öğretmenlerinin üstün özverileri, ülküleriyle bütünleşen sanatın köye girme
girişimi de merkezi ve yerel güçlerce engellendi hep. Köy alanlarında, okul
bahçelerinde kurulan tiyatro sahneleri geçmişin tatlı anıları olarak kaldı.
Bilim ise köye giren birkaç teknolojik araç ve gereç olarak görüldü. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kitaptan,
sanattan, bilimden uzak kitleler, kentte geldiklerinde teknolojik cennetin(!)
içine düştü. Kültürel altyapısı olmadığından teknolojik aletlerden önüne konan
her şeye inandı. Teknolojiye güven, kısa zamanda bir inanca dönüştü. Bu durum,
ülkemizi yönetenlerce de kendi siyasal çıkarları için uygun bulundu. Çünkü
geniş kitleleri ekranlar tarafından dönüştürüp yönetmek, onlara kolay, sürekli
bir siyasal başarının yolunu açtı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kente
gelip yerleşen geniş insan yığınlarının ekran bağımlılığı, küresel teknoloji
şirketlerinin çıkarına oldu. Ülkemiz teknolojik ürünlerin önemli bir pazarına
dönüştü. Geçim darlığı çeken insanların çoğu, ekran bağımlılığı nedeniyle
sabahtan akşama dek elinde tuttuğu telefonu, ekmeğiyle bir tuttu yaşamsal bir
gereksinim olarak. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Öğrenme
aşkıyla tutuşan geniş kitlelere kitap yerine, ekran verildi. Kentlere doluşan
insanlarımız, kitap okuma alışkanlığı kazansaydı kendi kafalarıyla özgürce
düşüneceklerdi. Özgün düşünceleri, kendilerine özgü söyleyecek sözleri,
toplumsal yararı önceleyecek bir anlayışları, insanlık için ülküleri olacaktı.
Oysa bir kimlik yitimi ve bunalımı içine girdiler. Böyle olunca da küresel
güçlerin düşüncelerini benimseyip yaşam biçimi durumuna getirdiler. Bu yolla
tek merkezden yönlendirilen büyük bir kitle ortaya çıktı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Göçle
köklerinden kopan geniş kitleler; teknolojiye uyum sağlamayı, ekranlarda
gezinmeyi, kentli ve kültürlü olmakla eşdeğer görmekte. Ne yazık ki dünyada
bizim gibi okuma alışkanlığı gelişmemiş, sanatla ilişkisi olmayan, bilimin ne
olduğunu bilmeyen, kent kültürünü içselleştiremeyen kitleler ekranlarca
tutsaklaştırıldı. Bunun da adı çağdaşlaşma, modernleşme oldu ne yazık ki.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Adil Hacıömeroğlu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; 22 Haziran 3026&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-bottom: 8.0pt; margin-left: 35.4pt; margin-right: 7.05pt; margin-top: 0cm; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;
&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: 7.05pt; tab-stops: 78.0pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;





















































&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;br clear=&quot;all&quot; /&gt;

&lt;hr align=&quot;left&quot; size=&quot;1&quot; width=&quot;33%&quot; /&gt;

&lt;!--[endif]--&gt;

&lt;div id=&quot;ftn1&quot;&gt;

&lt;p class=&quot;MsoFootnoteText&quot;&gt;&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/Yeni%20Microsoft%20Word%20Belgesi%20(2).docx#_ftnref1&quot; name=&quot;_ftn1&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,sans-serif; font-size: 10.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-font-kerning: 1.0pt; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-ligatures: standardcontextual;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;
Faizini&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;

&lt;/div&gt;

&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;mso-element: footnote-list;&quot;&gt;&lt;div id=&quot;ftn1&quot; style=&quot;mso-element: footnote;&quot;&gt;

&lt;/div&gt;

&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/7055361451656332030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/ekranlari-niye-cok-sevdik.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/7055361451656332030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/7055361451656332030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/ekranlari-niye-cok-sevdik.html' title='EKRANLARI NİYE ÇOK SEVDİK?'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-3913733285007522730</id><published>2026-06-16T12:06:53.509+03:00</published><updated>2026-06-16T12:25:39.744+03:00</updated><title type='text'>ARİFEDE EL EMEĞİ GÖZ NURU</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Arife
geleneği yüzyıllardır ana memleketim İsabey’de sürüyor. Dünyanın hiçbir yerinde
görülmeyen bir gelenek modern dünyanın tüm baskısına karşın var olmak için
direnmekte. Bu geleneğin toplumsal değişime direnip ayakta kalmasının nedeni,
merkezinde çocukların olması… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İsabey’in
dünyaya örnek olacak arife geleneği; çocuklara değer vermenin, onları yaşamın
merkezine oturtmanın, geleceği kuracak olan bugünün küçüklerine kişilik
kazandırmanın yaşama geçirilmesiyle ilgi çekiyor. Dinsel bayramlarda her yerde
çocuklar, büyüklerin ayağına gidip onlarla bayramlaşır. Oysa bu tarihsel kasabada
arife günü çocuklar eskiden belediyenin bulunduğu alandaki çınarın altında
toplanıyor. Büyükler, onların yanına gidip bayramın ruhuna uygun armağanlar veriyor
her çocuğa. Çam sakızı çoban armağanları verilirken çocuklar, çınarın dibinde
sırayla oturuyor. Amaç, onları sevindirip bayram sevinci yaşatmak… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Çocuklar
ayağa kalkıp büyüklerin ellerindeki armağanlara koşup saldırmıyor, herkes
sırasını bekliyor. Bu davranış, çocuklara herkesin kendi hakkına saygı
göstermesinin bir göstergesi. Ayrıca çocukların bu tok gözlülüğü övgüye değer… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İsabey’de
çocukların bayram günü kapı kapı dolaşıp bayramlaşmayı bir araç olarak kullanıp
para, şeker toplama gibi bir alışkanlıkları yok!&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Yalnızca anne ve babalarıyla hısım akraba,
konu komşu, eş dost ziyaretlerine gidiyorlar. Orada da büyükler ve akranlarıyla
bayramlaşıyorlar. Her şey, saygı ve sevgi çerçevesinde yapılır. Bu kasabada bayramlar
arife gününden başlayarak çocuklara görgü kurallarının öğretilip benimsetildiği
günlerdir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Teyzemin
oğlu Ahmet Çelik, Acıpayam’da bir meslek okulunda teknik eleman olarak çalışmakta
yıllardır. İyi bir zanaatkârdır. Eli uzdur. Karınca gibidir, bir yerde
oturamaz, sürekli devinim içindedir. Uzun süredir ahşap işiyle ilgilenir. Ahşaba
ruh ve biçim verir. İnsan usunu zorlayan düşlerini gerçekleştirir. Ağaçtan
yaptığı el emeği, göz nuruyla yaptığı yapıtları görmeye değer. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kağnılar,
rahleler, duvar saatleri, oyuncaklar, yel değirmenleri, otomobil ve kamyonların
türlü modellerinin yanı sıra eskiden köylerde tarımsal aletlerin neredeyse hepsinin
küçük örneklerini yapıp sergiliyor. Bu arada yumurcaklar için topaç ise olmazsa
olmazı… Kimi zaman çocukların özel istekleri oluyor ondan. Örneğin, yeğeni ondan
köpekbalığı yapmasını istemiş. O da erinip üşenmemiş, geçmiş tezgâhın başına,
çocuğun isteğini yerine getirmiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Düğünlerde
gelin ve damada el emeğiyle yapıp alınteri akıttığı mutfak araçlarını anmalık
olarak verir. Özellikle yaptığı kaşık, kepçe gibi mutfak araçlarını damatlara
verir. &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Emzikli,
senek, tobuç, fıçı, testi gibi su kaplarını yapar ağaca sevgisini, göz nurunu
katarak. Yeni yürümeye başlayan çocuklara yardımcı olmak için el emeğiyle Yörük
kağnısı üretir. İlk adımını atan çocuklara armağan eder bu yürüteçleri.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ahmet
Çelik için çocuklar çok öncelikli ve değerli. Kendi ürettiği topaçları, düdükleri
tanısın, tanımasın yolda izde gördüğü çocuklara armağan eder. Onların sevinciyle
sevinç ve mutluluk duyar. Ahmet kardeşimin yaşam felsefesi çocukları
sevindirmek, onları etmek üzerine kurulu. Bu düşünceyle yaşama dört elle
sarılıyor, yüreğindeki umut fidanları boy atıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bu
yıl kurban bayramın arifesi, 26 Mayıs 2026 Salı günüydü. Arifeden günler önce Ahmet,
Acıpayam’da yol kıyısında budanmış meyve ağaçlarının dallarının atıldığını
gördü. Onların çöp olmasına gönlü razı olmadı. Aldı testeresini girişti işe.
Kesip biçti onlarca dalı. Bu dallardan iki yüzü aşkın düdük yaptı. Çöpe atılan
ağaç dalları sanat yapına döndü ustanın becerikli, yetenekli ellerinde. Düdükleri
bir torbaya doldurdu ve arife gününü beklemeye başladı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Arife
geldi çattı. Sabah erkenden İsabey’in yıllara meydan okuyan çınar ağacının
yanına gitti. Çocuklar çoktan gelmişti. O, elindeki düdüğe üfleyince çocuklar
dikkat kesildi. Sırayla her çocuğa düdüğünü verdi. Alan çocuk, üflemeye başladı
elindekine sevinçle. Birden belediye alanı bir düdük orkestrasına döndü. Arife renklendi.
Çocuklar için unutulmaz bir gün oldu. Kendisi de çocuklar da mutlu oldu. Çünkü düdüklerde
el emeği, göz nuru vardı.&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;29
Ekim 2025 ile 19 Mayıs 2026’da çalıştığı Acıpayam’da, 12 Mayıs 2026’da ise
yapıtlarını yaşamakta olduğu Denizli’de sergiledi. El emeği, göz nuru yapıtları
sanatseverlerin ilgisini çekti. Daha geniş çaplı sergiler düzenlemek ise en büyük
amacı.&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Eline,
gönlüne sağlık Ahmet... Yolun, sanat dolu yüreğin açık olsun. Nice sanat,
üretim, yaratıcılık dolu yılların, arifelerin mutlulukla geçsin.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Not:
Yazının daha iyi anlaşılması için daha önce yazdığım ARİFE &lt;a href=&quot;https://adiladalet.blogspot.com/2018/06/arife.html&quot;&gt;https://adiladalet.blogspot.com/2018/06/arife.html&lt;/a&gt;
yazımı okuyabilirsiniz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;16
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/3913733285007522730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/arifede-elemegi-goznuru.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/3913733285007522730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/3913733285007522730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/arifede-elemegi-goznuru.html' title='ARİFEDE EL EMEĞİ GÖZ NURU'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-327629928438269864</id><published>2026-06-10T11:20:56.409+03:00</published><updated>2026-06-10T12:22:13.104+03:00</updated><title type='text'>KÖPÜK VE DALGALAR</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;

&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bahar yeliyle gelirsin bana&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Akasya, ıhlamur kokusuyla&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sarıp sarmalarsın eğnimi&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yel gibi okşarsın her yanımı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;İğde
kokusuyla baharı, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kendini, yaşamı, coşkuyu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Doldurursun içime&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bitip tükenmeyen,
yılmayan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Esintinle ılık, iç
ürpertici &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bahçe kıyılarından seslenir hanımeli&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ak sarı, baygın kokusuyla&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Uzaktan çağırır hanımca&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Eliyle soluk verir cana&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sarar yaşam bulmak için &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yanındaki yaşamı&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İçime baygınlık veren&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Gül kokusu demeyeceğim&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Batar gülü kokladığında
dikeni&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Acıtır kimi zaman, kanatır
derinden&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Tinimle eğnim&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yine de &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;“Ben yârime gül demem&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Gülüm ömrü az olur”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Baharla yazla &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Girersin gönlüme&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Güzle kışla &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Çıkıp gidersin yaşamımdan&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Gönül denizimde &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kalır dalgaların&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Köpük köpük izlerin&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bahar da yaz da&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kış da güz de senin olsun&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bana yeter de artar&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Dalgalarınla köpüklerin&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 2;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 2;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;10 Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/327629928438269864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/kopuk-ve-dalgalar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/327629928438269864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/327629928438269864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/kopuk-ve-dalgalar.html' title='KÖPÜK VE DALGALAR'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-1600198600994764667</id><published>2026-06-09T15:23:01.052+03:00</published><updated>2026-06-09T16:46:24.991+03:00</updated><title type='text'>YAPAY ZEKÂDAN SEVGİLİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yapay
zekâ evde, işyerinde, toplu taşım araçlarında, sokakta, dinlencede, dost
söyleşilerinde, kısacası yaşamın her alanında var. Üstelik bunu cebinde taşıyor
kişi. Yani yaşamın her anında soru sorup yanıt alabileceği bir danışmanı,
herkes yanında bulunduruyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yapay
zekâ, şimdilik teknolojinin ulaştığı en ileri doruk… Genci yaşlısı birçok
konuda ona sorup danışıyor. Bilmediklerini oradan öğreniyor, çözüm aradığı
sorularına ve sorunlarına çareyi orada arıyor. Onu, ne yazık ki elinin altında
bir danışman, başvuru kaynağı olarak görüyor günümüz insanı. En basit, hatta
kişinin çok iyi bildiği şeyleri öğrenmek için bile yapay zekâya başvuruluyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;2010’dan
sonra doğan çocuklara “alfa kuşağı” deniyor. Öncelikle söyleyeyim ki çocukları,
gençleri, insanları kümelendirme yanlısı değilim. Çünkü insanlar aynı dönemde
değil; aynı gün, aynı evde doğsalar bile düşünsel ve duygusal ayrımlar
göstereceği kesin. Bu nedenle bir dönemde doğanların hepsini aynı düşünce ve benzeşik&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/YAPAY%20ZEKADAN%20SEVG%C4%B0L%C4%B0.docx#_ftn1&quot; name=&quot;_ftnref1&quot; style=&quot;mso-footnote-id: ftn1;&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-special-character: footnote;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;, tekdüze davranışta
bulunduğunu varsaymak büyük yanlış. İnsanı insan yapan da herkesin ayrı düşünüp
davranması, benzeşik olmaması. İnsan düşünce ve davranışlarını kuşaklara bölüp toptancı
bir bakış açısıyla değerlendirme yanlısı değilim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Şimdi
dönelim konumuza. Teknolojinin içinde doğan çocuklar, yapay zekâya kolayca uyum
sağladı. Zaten çok küçük yaşta ekrana bağlanan çocuklar, yapay zekâ ortaya
çıkar çıkmaz ona yöneldiler. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ekran
bağımlılığı, yapay zekâ bağımlılığını da getirdi bir anda. Ekran bağımlılığıyla
ailesi, arkadaşları, akrabalarıyla duygusal kırılma yaşayan çocuk, böylece yeni
ailesini, arkadaşını ve akrabasını buldu orada. Çocuklar gerçek yaşamda
yitirdikleri duygusal ilişkiyi yapay zekâyla kurmaya çalışmakta. Bunu yaparken
onun bir teknolojik aygıt olduğunu ve duygudan yoksunluğunu düşünmüyorlar bile.
Onunla duygusal bağ kurulmaya başlayınca yapay zekâyı arkadaş, dost, giderek
ailesi olarak benimsemekteler. Onu arkadaş yerine koyunca sırdaşı olarak da görüyor.
Kimlik bilgilerini, aile sırlarını, tasarımlarını, ülkülerini, amaçlarını, özel
ilişkilerini, yaşamının gizlerini ona emanet ediyor. Bu kişisel bilgi, düşünce
ve duyguların yapay zekâya emanet edilmesi onun bireysel özgürlüğünü, kimliğini
yok edip büyük tehlikelerin içine sokuyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yapay
zekâ, çocukların duygusal boşluğunu dolduruyor görünse de böyle bir şey
olanaksız. Çünkü duygu, insanda olan bir özellik… Dünyada insan sıcaklığını verebilecek
hiçbir teknolojik araç yok! İnsan, insanla duygusal ilişki kurabilir. Onunla
üzülüp onunla sevinir. Yine duygusal yakınlığı ancak insan ve doğayla kurabilir.
&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bazı
yapay zekâ kullanıcıları, özellikle de alfa kuşağı olarak görülenler, aşklarını
burada arıyor. Yapay zekâya âşık olanlar giderek artmakta. Ona ilanı aşk ilan
edenler çok… Birçok kişiye gülünç ve şaşırtıcı gelecek, ancak onunla sevgili
olanlar var. Sevgilisiymiş gibi onunla duygusal konuşmalar yapanlar giderek
artmakta. Ne yazık ki günümüz çocuklarının çoğu, yapay zekâya çok güveniyor.
Tüm sorunlarını onunla çözmeye çalışıyor. Onun en büyük sırdaşı yapay zekâ…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bazı
ülkelerde tek tük de olsa yapay zekâyla evlenenler var. Bu evliliklerin
yaygınlaşacağı gözükmekte. Bu da günümüz insanının yalnızlığını, duygusal
açlığını, insansızlığını, toplumdan soyutlanmasını, doğadan uzaklaşmasını,
teknolojiye teslimiyetini göstermekte. Bu durum, modern toplumun en büyük
sorunu… İnsanın insandan kopuşunun acıklı bir öyküsü olarak da görülebilir bu. Özellikle
çocukların yapay zekâyı sosyal gereksinmeleri karşılayacak insanmış gibi
görmesi çok önemli bir sorun. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sakın
yanlış anlaşılmasın, yapay zekâya kaşı değilim. Onun varlığını, yaşamımızı
kolaylaştıracak bir gelişme olarak görüyorum doğru kullanıldığı sürece. Bu
konuda başta anne ve babalar olmak üzere herkes sorumlulukları gereğince
çocukları uyarmak zorunda. Öncelikle yapay zekânın gerçek bir kişi olmadığı
onlara anlatılmalı. Onun arkadaş değil, zaman zaman başvurulması gereken bir
kaynak olduğu belirtilmeli. Sağlık ve güvenlik alanlarında ondan bilgi
alınmasının tehlikelerinden söz etmeli. Yapay zekânın bir psikolojik danışman olamayacağı
gerçeği üzerinde durulmalı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Çocuklar,
yapay zekâya birçok soru sorup bilmediklerini öğrenmeye çalışıyor. Ancak
buradan aldığı yanıtların, öğrendiği bilgilerin hepsinin doğru olduğu yolunda
bir inancın olmaması gerek. Bu bilgileri başka kaynaklardan da onaylaması çok
önemli. Bir bilgi, birkaç kaynaktan öğrenilmeli. Farklı kaynaklarda çelişkili
bir açıklama varsa yapay zekânın verdiği bilgi daha derinine araştırılmalı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yapay
zekâdaki bilgileri, onu yapanlarca yüklendiği bilincine sahip olunmalı. Kötü
niyetli kişiler, onu kendi çıkarları için yönlendirme aracı olarak
kullanabilir. Böyle olursa insanlığın kötülüğü için çalışır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yapay
zekâ, iyi niyetli kişileri yönetiminde toplumsal çıkarları önceleyip insanlığa hizmet
ve uygarlığın gelişmesi için kullanıldığında herkese, tüm dünyaya çok yararlı
olur. Özellikle bu durum, çocukların gelişimine önemli katkılar yapar. Bu
nedenle onları yapay zekâ kullanımı konusunda bilinçlendirmeli. Bu görev de en
çok anne, baba ve öğretmenlere düşmekte. Bu konuda devletin ilgili kurumları da
özveriyle sorumluluklarını yerine getirerek çalışmalar yapmalı. Bu görevden
kaçmak çocuklara, onların geleceklerine önem ve değer vermemektir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Çocukları
yeniden yaşama, onların doğal gelişim sürecine döndürmek gerek. Bunu yapamadığımızda
insanlığın geleceği tehlikeye düşer. Bu nedenle bu savaşım kişisel değil,
toplumsal olmalı, hem de tüm insanlık için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 3;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 3;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;9
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;div style=&quot;mso-element: footnote-list;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;br clear=&quot;all&quot; /&gt;

&lt;hr align=&quot;left&quot; size=&quot;1&quot; width=&quot;33%&quot; /&gt;

&lt;!--[endif]--&gt;

&lt;div id=&quot;ftn1&quot; style=&quot;mso-element: footnote;&quot;&gt;

&lt;p class=&quot;MsoFootnoteText&quot;&gt;&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/YAPAY%20ZEKADAN%20SEVG%C4%B0L%C4%B0.docx#_ftnref1&quot; name=&quot;_ftn1&quot; style=&quot;mso-footnote-id: ftn1;&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-special-character: footnote;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span face=&quot;&amp;quot;Calibri&amp;quot;,sans-serif&quot; style=&quot;font-size: 10pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; Homojen&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;

&lt;/div&gt;

&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/1600198600994764667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/yapay-zekadan-sevgili.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/1600198600994764667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/1600198600994764667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/yapay-zekadan-sevgili.html' title='YAPAY ZEKÂDAN SEVGİLİ'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-1458006218245034254</id><published>2026-06-08T12:52:28.558+03:00</published><updated>2026-06-08T12:52:28.558+03:00</updated><title type='text'>NİŞAN, DÜĞÜN, CENAZE SOSYAL MEDYADA</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sosyal
medya yaşamımıza girdi gireli birçok kişi, neredeyse sosyal ilişkilerini burada
kurmakta. İnsanların acı tatlı günleri burada öğrenilip burada bu duygular paylaşılıyor.
İnsanlarla yüz yüze görüşmek bir yana insan sesi işitmek bile olanaksızlaştı
neredeyse. İnsan kalabalığından geçilmeyen kentlerde insansız yaşamak zorunda
kalıyor kişi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yakınlarımız,
tanıdıklarımız oğlunu ya da kızını nişanlıyor, sonrasında evlendiriyor gözümüze
çarparsa bu mutlu günü sosyal medyadan öğreniyoruz. Ayrıca ölüm duyuruları da sosyal
medya aracılığıyla yapılmakta. Dostlarımızın birçoğu önemli sayrılıklar
geçiriyor. Bunu da sosyal medyada paylaşıyorlar. Bir kişinin çok sayıda sosyal
medya hesabı var. Ayrıca her sosyal medya alanında en azından binden çok
kişiyle iletişimi bulunmakta. Bu kişilerin çoğuyla yüz yüze tanışmıyor sosyal
medyadaki kişi. Ayrıca sosyal medyada binlerce insanın yer aldığı grupları da
hesaba katmalı. Bu koşulla altında sosyal medyada paylaşılan her şeyi fark
ederek görüp okumaya ne zaman ne de ömür yeter. Bu gerçekler göz önüne alınıp düşünüldüğünde
bu tür duyurulardan haberdar olmak çoğu zaman olanaksız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İnsanlar
duyuruları görmeyince nişan düğün yapan dostlar mutlu gününde sevdiklerini
göremeyince kırılıyor haklı olarak. Cenazesi olanlar değer verdiği kişiler,
acısını paylaşmayınca üzülüyor haklı olarak. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Nişan,
düğün cenaze ve bunlar gibi duyuruları çoğu kişi göremiyor. Peki, görenler ne
yapıyor?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İnsanların
yaşamları boyunca önemli birkaç günü vardır. Bunlardan biri düğünleri, diğeri
de cenazeleri… Bu iki önemli günde onları yalnız bırakmak olmaz. Düğüne
çağrılmışsam ve önemli bir engelim yoksa giderim. Cenaze duyurusunu aldığımda
eğer gitme olanağım varsa katılırım defin törenine. Gitme olanağım yoksa
yakınlarını telefona arayıp acılarını paylaşırım. Bu konularda insanın iki eli
kanda olsa bu önemli günleri kaçırmamalı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Duyurular
sosyal medyada olunca nişan ve düğün için mutluluk dilekleri buradan yazılıyor.
Sanki evlenecek çift sanal bir iş yapıyor. Yakında sosyal medya üzerinden sanal
nişan, düğün törenleri yapılırsa şaşırmam. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Son
zamanlarda bazı sosyal medya gruplarında bulunan arkadaşlar, cenaze duyurularına
niye ileti yazmayarak başsağlığı dileğinde bulunmadığımı sordular bana. Bu
soruyu soran bir arkadaşıma: “Cenazedeydim” dedim. Biraz şaşırdı. Bir
arkadaşımın sorusuna da: “Telefonla arayıp başsağlığı diledim” yanıtını verdim.
Olanağımız varsa cenazeye gidelim. Yoksa ya sonradan olanak bulursak başsağlığı
dilemek için yanına gidelim ya da üzüntümüzü telefonla bildirelim. İnsanı
görelim, insan sesini işitelim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sosyal
medyada kimi zamanda hiç tanımadıklarımızın ölüm duyurularıyla karşılaşırım. Bazılarının
altında sonsuzluğa göçen kişinin yakınlarının telefonu yazılıdır. Tanımasam da
bu kişileri arayıp başsağlığı dilerim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Epeyce
oluyor sanırım. Hiç tanımadığım bir ölüm duyurusu geldi ileti olarak. Cenaze
çok uzaktaydı ve gitmem olanaksızdı. Ölen kişi yerdeşimdi. Aileyi uzaktan da olsa
tanıyordum. Verilen telefonu arayıp üzüntülerimi belirttim. Bu ramazanda bir
iftara çağrılıydım, gittim. Sonrasında ise bazı dostlarla bir yeiçe çay içip
söyleşmek için oturduk. Orada masamıza sonradan gelen biri, adımı söyleyince beni
tanıdığını söyledi. Oysa o kişiyi hiç görmemiştim. “Nereden tanışıyoruz?” diye
sordum. O: “Yengemi yitirdiğimizde ilk arayanlardan biriydiniz. O zaman öylesine
mutlu oldum ki anlatamam. Bunu hiç unutamam” dedi. Acısını paylaştığım kişi,
Sinan Barut’tu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Mahalle
camisinde kimi zaman sala okunur. Sonunda ölen kişinin adı, soyadı ile
cenazenin ne zaman kaldırılacağı söylenir. Uçmağa varanı, tanıyayım ya da tanımayayım
çok öneli bir işim yoksa o kişiyi son yolculuğuna uğurlarım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Hısım
akrabanın, konu komşunun, eşin dostun ölümü üzerine yerimizden kıpırdayamayacak
durumdaysak insanlığımız, toplumsal yapımız sorgulanmalı. Neredeyse cenaze
definlerini sanal ortamda yapacağız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Eskiden
Anadolu’da düğünler için okuntu gönderilirdi. Okuntu, ne demek diyeceksiniz? Eş
dost düğüne havlu, mendil, gömlek, yazma, çorap… gibi çam sakızı çoban armağanı
bir küçük armağanla çağrılırdı. Buradaki inceliğe dikkat edin. Çağrılılara
verilen değeri anlatmama gerek var mı? Ne yazık ki sosyal medya ve ekran bağımlılığı
nedeniyle bu toplumsal incelik, değerbilirlik tarihe karışmak üzere. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Her
şeyi sanal ortamda yapma alışkanlığı önemli bir bağımlılık… Ekranı, yaşamın
merkezine koymak, büyük bir insanlık sorunu. İnsanın ölüsüne de dirisine de
insanlık görevimizi yapamıyorsak bu durumu sorgulamalıyız. Bunun birçok nedeni
olsa da asıl neden, ekran bağımlılığı ve sosyal medyaya teslimiyet. İnsanlığın
bu tutsaklıktan kurtulmasının zamanı geldi de geçiyor bile. O zaman ne
duruyoruz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;8
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/1458006218245034254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/nisan-dugun-cenaze-sosyal-medyada.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/1458006218245034254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/1458006218245034254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/nisan-dugun-cenaze-sosyal-medyada.html' title='NİŞAN, DÜĞÜN, CENAZE SOSYAL MEDYADA'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-8424747228904826120</id><published>2026-06-05T13:33:18.381+03:00</published><updated>2026-06-05T13:33:18.381+03:00</updated><title type='text'>YIKIMCILIK VE GERİ DÖNÜŞÜM</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Neredeyse
ülkemizin her yanında kentsel dönüşüm büyük bir hızla sürmekte. Eski yapılar
yıkılırken yenileri yükseliyor zaman yitirilmeden. Ne yazık ki kentsel dönüşüm,
iyi düşünülmeden ve belli bir izlencesi olmadan biraz da aceleye getirildi.
Çünkü ülkemiz büyük bir ekonomik bunalımın içinde. Buna koşut olarak işsizlik
de çığ gibi büyüyor. İşsizliğe tek çözüm olarak yapıcılık öne çıktı. Böylece işsizliği
az da olsa azaltma yöntemiydi bu. Bu nedenle ne izlence oluşturacak ne de
kentlerin geleceğe yönelik tasarımlarını yapacak zaman vardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Eski
yapılar yıkılırken geçmişe dair birçok anı da yok oluyor. Ne yazık ki
kentlerimizde üç kuşak aynı evde yaşayamıyor. Bu da ailelerin mahalle kültürünü
yaşatmalarını engellemekte. Ayrıca bu durum, ailelerin bir yerde kök salmalarını
önlemekte. Bu da kentli olmayı geciktirmekte. Mahallelerin sosyolojisini kırıp
döken bir uygulamayla karşı karşıyayız. Çocuklar, doğdukları evlerde büyüyemiyor.
Bu da doğduğu yere olan aidiyet duygusunu azaltıyor. İnsanın doğduğu yere kök
salamaması türlü toplumsal olumsuzlukları ortaya çıkarmakta.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bizim
de on beş yıldır yaşadığımız ve oğlumuzun doğup büyümekte olduğu ev, kentsel dönüşüm
nedeniyle boşaltıldı. Birçok anı kuş olup uçtu birden. Yıkım ekibi girdi
yapının içine. Yıkımcılar, işlerinde uzman… Öncelikle kolayca yeniden kullanıma
sunulacak, geri dönüşüme gidecek bölümler yıkılıyor. Çünkü bunlara zarar
verilmemesi gerek. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İlk
önce camlar çıkarılıp bir yana yığılıyor. Sonrasında pencere ve kapılar
çıkarılıyor. Evdeki ahşaplar sökülüyor ardından. Laminat parkeler çıkarılıyor
kırıp dökmeden. Sağlam ve temizseler ikinci el olarak alıcıları hazır. Çoğu
kişinin pek fark etmediği metaller var yaşadığımız konutlarda. Bakır, demir,
alüminyum sarı pirinç, çinko gibi türlü metaller ayrıştırılıp geri dönüşüme
yollanıyor. Her türlü malzeme geri dönüşüme gönderiliyor betonun dışında. Beton
parçaları moloz döküm alanına gönderiliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Konutların
içi halledilip dört duvar kalınca sıra çatıya geliyor. Çatıdaki malzemelerde
özenle sökülüp geri dönüşüme gönderiliyor. Arkasından “mini makine” adı verilen
kepçe sökülen çatıya çıkarılıyor yükleç&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/YIKIMCILIK%20VE%20GER%C4%B0%20D%C3%96N%C3%9C%C5%9E%C3%9CM.docx#_ftn1&quot; name=&quot;_ftnref1&quot; style=&quot;mso-footnote-id: ftn1;&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-special-character: footnote;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; yardımıyla. Mini makine çatının
betonunu parçalayıp yıkıyor. Alt katta bulunan ayakyolu ve yunak gibi dar
alanlara rampa yapıyor mini makine daha iyi, güvenli çalışmak için. Rampa üst
katın yıkıntılarıyla oluşturuluyor. O rampadan bir alt kata iniyor mini makine.
Böylece yıkım güvenli bir biçimde sürüyor. Beton bölümlerin içindeki demirler
çıkarılıp geri dönüşüme gönderiliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kimi
zaman televizyonlarda izleriz bazı yapıların patlayıcılarla birkaç dakikada
yerle bir olduğunu. Öncelikle söyleyeyim ki bu tür yıkımlarda geri dönüşüm, amacına
ulaşmıyor. Birçok yararlı, kullanılabilecek geri dönüşüm malzemesi yok olup
gidiyor yıkıntılar arasında. İkincisi ise bir yapının patlayıcılarla yıkılması için
elli metre çevresinde bir yapının olmaması gerekir. Bu nedenle birbirine yakın yapıların
olduğu yerlerde patlayıcıyla yıkım yapılması güvenlik nedeniyle sakıncalı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yıkım
ve geri dönüşüm konusunda beni bilgilendiren Lider Yıkım’ın sahibi Sabahattin
Butasın. Çekirdekten yetişme biri… İlk olarak yıkılacak yapılarda çivi çekerek
başlamış işe çok küçük yaşta. Yıllar içinde balyozu eline almış. Sonrasında
mini makineyle yapıları devirmiş. Sonrasında ise kendi firmasını kurmuş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sabahattin
Bey, yıkımcıların genellikle Malatya, Çorum ve Bingöllülerce yapıldığını
söyledi. Kendisi de Bingöllü… Ülkemizde birçok işkolu, yerdeşlik ilişkisiyle
öğrenilip yapılıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yıkım,
deyip geçmemek gerek. Eski, çürük sandığımız bir yapıdan geri dönüşümle Türk
ekonomisine önemli bir kaynak kazandırılıyor. Geri dönüşüm işi daha çok
önemsenip desteklenmeli. Çünkü dünya kaynakları sınırlı… Dönüşebilecek her
şeyden yararlanmalı. Bu nedenle yıkımcıların desteklenmesi gerek. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;5
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;div style=&quot;mso-element: footnote-list;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;br clear=&quot;all&quot; /&gt;

&lt;hr align=&quot;left&quot; size=&quot;1&quot; width=&quot;33%&quot; /&gt;

&lt;!--[endif]--&gt;

&lt;div id=&quot;ftn1&quot; style=&quot;mso-element: footnote;&quot;&gt;

&lt;p class=&quot;MsoFootnoteText&quot;&gt;&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/YIKIMCILIK%20VE%20GER%C4%B0%20D%C3%96N%C3%9C%C5%9E%C3%9CM.docx#_ftnref1&quot; name=&quot;_ftn1&quot; style=&quot;mso-footnote-id: ftn1;&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-special-character: footnote;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,sans-serif; font-size: 10.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; Vinç&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;

&lt;/div&gt;

&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/8424747228904826120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/yikimcilik-ve-geri-donusum.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/8424747228904826120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/8424747228904826120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/yikimcilik-ve-geri-donusum.html' title='YIKIMCILIK VE GERİ DÖNÜŞÜM'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-8913653628797312578</id><published>2026-06-04T15:33:04.326+03:00</published><updated>2026-06-04T15:33:04.327+03:00</updated><title type='text'>SÖZDE MÜTTEFİK ALMANYA</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Osmanlı
Devleti, son dönemlerinde Almanya ile ilişkilerini geliştirdi. İki ülke, özellikle
askeri alanda işbirliği yaptı. II. Mahmut’un Harp Okulu’nu kurmasıyla bu
işbirliği ilgi çekici bir duruma geldi. Danimarka asıllı Alman General Moltke, 1835-39
yılları arasında Harp Okulu’nda görev aldı. Okulun eğitiminin biçimlenmesinde
önemli rol oynadı. Ardından birçok Alman subay geldi ülkemize. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Osmanlı,
ilk olarak ordusunda Alman subaylara I. Dünya Savaşı’nda görev vermedi. Moltke,
24 Haziran 1839’da Osmanlı Devleti ile kendisine bağlı Mısır Eyaleti arasında
yapılan Nizip Savaşı’nda danışman olarak yer aldı. Böylelikle askeri işbirliği
savaş alanlarına da taşındı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Colmar
von der Goltz Paşa liderliğindeki Alman subayları, 1882 yılında ülkemize
gelerek Osmanlı Ordusunun modernizasyonu çalışmalarını yürüttü. 1895’te bu
subaylar, ülkemizden ayrıldı. Osmanlı hizmetlerinden ötürü Goltz Paşa’ya
mareşallik unvanı verdi. Bu arada bazı Türk subaylar da Almanya’ya eğitim için
gönderildi. Zaman geçtikçe bu işbirliği gelişip başka alanlara da yayıldı. Balkan
Savaşı sırasında da çok sayıda Alman subayı Osmanlı ordusunda savaşırken
görmekteyiz. I. Dünya Savaşında ise Türk Genelkurmayı’nın neredeyse her kademesinde
Almanlarla karşılaşıyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Birinci
Dünya Savaşı’nda birçok Türk subayının Almanlarla anlaşamadığını görüyoruz. Bu
subayların başında Atatürk gelmekte. Almanların kazara savaştan yengiyle çıkması
durumunda Türk-Alman çatışmasının kaçınılmazlığından söz etmekte. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;1917’de
Rusya’da Bolşevik devrimi oldu ve Sovyet yöneticileri savaştan çekildi. 5
Aralık 1917’de Osmanlı ile Bolşevikler arasında Erzincan Ateşkes Anlaşması
imzalanarak doğu cephesinde savaş bitti. Ancak Güney Kafkasya’daki bazı güçler
bu anlaşmayı tanımadı. Trans Kafkasya yönetimi Osmanlı’ya savaş ilan etti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Almanların
asıl amacı, Bakü petrollerini ele geçirmekti. Bu nedenle Güney Kafkasya’nın
Türklerin eline geçmesine karşıydılar. Bu bölgeye asker sevk ettiler. 10
Haziran 1918’de Vehip Paşa komutasındaki 9. Kafkas Tümeni, Almanlarla
karşılaştı. Çıkan çatışmada çok sayıda Alman askeri tutsak edildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kafkas
Ordusu Kumandanı Nuri Paşa, 15 Haziran 1918’de Türk askerlerinin pusuya düşürülerek
200 yakın şehit verilmesinden Almanları sorumlu tuttu. Atatürk, Almanlar
konusundaki öngörüsünde de haklı çıktı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Birinci
Dünya Savaşı sona erer. Alman subaylarının ülkelerine dönme zamanı gelir. “Osmanlı
yönetimi müttefiklerinin çıkarını bu çok kötü anda bile düşünürken aynı hassasiyeti
von Seeckt [Dönemin Osmanlı Genelkurmay Birinci Başkanlığı görevinde-AH] ve
Alman karargâhı subayları göstermeyecekti. Mütarekenin imzalanması sonrasında
İstanbul’daki panik ve kaos büyümüştü. Enver Paşa ve İttihatçı liderler
mütareke sonrasında da siyasette etkisini devam ettirmek için kaçış öncesinde
yeni bir parti kurmakla yetinmeyip gizli bir teşkilatlanmaya gittiler. Bu
esnada von Seeckt İstanbul’daki Alman subaylar gidiş Hazırlıklarına başlamıştı.
Mütarekeye göre von Seeckt’in görevlendirilmesi 1 Kasım’da sona ermişti. Bu
tarih itibarıyla bütün görev ve sorumluluklarını bu arada evrakı teslim etmek
yükümlüğü altındaydı. Bu ateşkes hükmünü dikkate almadığı gibi 31 Ekim tarihli
Genelkurmay’ın bütün evrakını Merkez Şube’ye veya başyavere devredilmesini
emreden Harbiye Nezareti yazısına da aldırış etmedi. Alman yaveri Binbaşı
Rohrscheidt’a bütün evrak sandıklarını kendilerini Odessa’ya götürecek gemiye
nakletmesi emrini verdi. (Binbaşı Abdürrauf’un Harp Günlükleri Osmanlı
Genelkurmayı’nda Alman Komutanların Emrinde, Abdürrauf Bey, Hazırlayan: Prof.
Dr. Mesut Uyar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, I. Baskı: Haziran 2022,
İstanbul, s.152-153)” Görüldüğü gibi cephe arkadaşlığı yaptığımız Alman
subaylar, resmi evrakları kendi ülkelerine kaçırma peşindeler. Oysa bu evraklar
Osmanlıya aitti. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Binbaşı
Abdürrauf Bey, evrakların 2 Kasım 1918’de taşınması sırasında engel olmaya çalıştıysa
da başarılı olamadı. 3 Kasım sabahı evraklar Alman gemisine yüklendi. Abdürrauf
Bey’in girişimleri iki gün sonra sonuç verdi ve Osmanlı Genelkurmay’ı harekete
geçti. Ne yazık ki evraklar çoktan girmiş ve iş işten geçmişti. Kaçırılan
evrakların sonunun ne olduğu belli değil. Bu konuda türlü söylentiler var. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;“Peki
bu gizli arşivin içinde ne tip belgeler ve bilgiler vardı? Abdürrauf Bey’in raporu
bize genel bir fikir vermektedir. O, özellikle Süveyş Kanalı harekâtı,
Filistin, Galiçya ve Bulgaristan cepheleriyle deniz harekâtı belgeleri ve Bakü,
Kırım ve benzeri konularla ilgili özel dosyaların bulunduğundan bahsetmiştir.
Abdürrauf Bey’in verdiği bilgiye ilave olarak şu an askeri arşivlerde Dünya
Savaşı’nın önemli seferberlik, yığınak ve harekât planlarının Genelkurmay
nüshaları, hazırlık çalışmaları, toplantı tutanakları ve bunlarla ilgili diğer
dosyaların bulunmadığını biliyoruz. (Aynı yapıt, s. 157)” &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Almanların
Türk Genelkurmay’ının arşivini kaçırmalarında iyi niyet aramak olanaksız. Bunun
art niyetli bir girişim olduğu çok açık… Demek ki emperyalist devlerle
işbirliği yaparken bin kez düşünmek gerek. Hele onları devlet örgütü içine sokarken,
karar verici orunlarda söz sahibi yaparken on bin kez düşünmeli. Bu olaydan
ülkemiz yöneticileri gerekli dersleri almışlar mıdır acaba? Hiç sanmıyorum.
Benzer yanlışların Atlantik sürecine girdiğimiz günden başlayarak yapıldığını
üzülerek görmekteyiz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Emperyalizm,
kendi çıkarları için işbirliği yapar diğer ülkelerle. Kısacası, kendi egemenlik
alanını büyütmek için geri kalmış ülkeleri kullanır. Bu gerçeği iyi gören
Atatürk: “Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir” sözüyle bizlere yol
göstermekte. Ne yazık ki birçok siyasetçimiz ABD’den, onun güvenlik örgütü NATO’dan
medet ummakta. Bazıları ise bu emperyalist saldırgan örgütün savunucusu olmakta
gönüllü olarak. Delinin bile düştüğü çukura iki kez düşmeyeceğini söyleyelim. İkinci
kez çukura düşenlere Allah akıl fikir versin.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;4
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/8913653628797312578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/sozde-muttefik-almanya.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/8913653628797312578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/8913653628797312578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/sozde-muttefik-almanya.html' title='SÖZDE MÜTTEFİK ALMANYA'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-6966937412006347719</id><published>2026-06-03T13:19:57.331+03:00</published><updated>2026-06-03T13:19:57.331+03:00</updated><title type='text'>SAVAŞIN VE YOKLUĞUN İÇİNDE KİTAP OKUMAK</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Atatürk’ün
ölüm kalım savaşımız Sakarya’da siperde Çalı Kuşu’nu okuduğu söylenegelir ki bu
doğrudur. Büyük Önder’in kitaplarını mermi sandıklarına doldurarak katır
sırtında savaştığı cephelere taşıdığını da bilmekteyiz. Ölümün kol gezdiği
savaş alanlarında kitap, ona umut oldu; geleceğe yönelik düşüncelerinin
oluşmasını sağladı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Geçen
ay okuduğum bir kitap var elimde: Binbaşı Abdürrauf’un Harp Günlükleri Osmanlı
Genelkurmayı’nda Alman Komutanların Emrinde, Abdürrauf Bey, Hazırlayan: Prof.
Dr. Mesut Uyar… Kitap, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış. Bir
solukta okunup bitirilecek bir yayın. Okuyucusunu derslerle dolu bir tarih
yolculuğuna çıkarıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Abdürrauf’un
sınıf arkadaşları arasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy Paşa,
Orgeneral Ahmet Sedat Doğruer, Tümgeneral Mehmet Hayri Tarhan, Tümgeneral Cavit
Erdel, Kurmay Albay Ayıcı Mehmet Arif, Kurmay Yarbay Ahmet Müfit Özdeş ve Albay
Fuat Bulca bulunmakta. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Abdürrauf
Bey, o dönemin çoğu subay ve sivil memuru gibi kitap okuyor iki eli kanda da olsa.
Balkan Savaşı’na katılıyor, ardından da Birinci Dünya Savaşı’na. Düşman akın
akın üstlerine gelirken bu tutkusundan vazgeçmiyor asla. Her koşulda kitaba ulaşmanın
bir yolunu buluyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;16
Mart 1914’te günlüğüne şu tümceyi yazıyor: “Karlsruhe’den Fera ve Mons’dan kitaplar
geldi. (Binbaşı Abdürrauf’un Harp Günlükleri Osmanlı Genelkurmayı’nda Alman
Komutanların Emrinde, Abdürrauf Bey, Hazırlayan: Prof. Dr. Mesut Uyar, Türkiye
İş Bankası Kültür Yayınları, I. Baskı: Haziran 2022, İstanbul, s. 87)” Abdürrauf
Bey, Almanca bildiği için Almanya’dan kitap getirtip okuyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;19
Nisan 1914: “Mezkûr kütüphaneye 5, 10 mark gönderdim. (Aynı yapıt, s. 87)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;28
Nisan 1914: “Mittler’den bir kitap geldi. (Aynı yapıt, s. 87)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;14
Mayıs 1914: “Mittler Sortimens-Buchhandlung’a iki kartpostal ile 16 mark
gönderdim. (Aynı yapıt, s. 87)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;30
Mayıs 1914: “Mittler’den birtakım kitaplar geldi. (Aynı yapıt, s.88)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;4
Haziran 1914: “Mittler’den bir kitap geldi. (Aynı yapıt, s. 88)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;6
Haziran 1914: “Mittler’e bir kartpostal gönderip kitap sipariş ettim. (Aynı
yapıt, s. 88)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Görüldüğü
gibi dünya savaşının ayak sesleri duyulurken Abdürrauf Bey, kitap edinme savaşı
içinde. Almanya’dan getirttiği kitapların paralarını geciktirmeden ödüyor. Ekmeğin
zor bulunduğu bir dönemde bütçesinin önemli bir bölümünü kitaba ayırıyor. Bu
arada 3 Ağustos 1914 günü seferberlik ilan ediliyor. Onun ataması da Başkumandanlık
Karargâhı’na bağlı Merkez Şube Müdürlüğü’ne yapılıyor. Bunca işin arasında kitap
okuyacak zaman yaratıyor kendine.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Birinci
Dünya Savaşı başladı. Osmanlı Devleti birçok cephede savaşa girdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;18
Ekim 1915: “Berlin’de Mittler Sortiments-Buchandlung’a Alman Hariciye Nezareti
vasıtasıyla bir mektup gönderip &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Agency FB&amp;quot;,sans-serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;&quot;&gt;Fas&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;
ve &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri;&quot;&gt;İ&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Agency FB&amp;quot;,sans-serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;&quot;&gt;ran&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt; nam eserini sipariş
ettim. (Aynı yapıt, s. 93)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;11
Kasım 1915: “Mittler’e Deutsche Bank ile 10 mark yolladım. (Aynı yapıt, s. 93)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;3
Aralık 1915: “Mittler’den sipariş ettiğim kitap geldi. (Aynı yapıt, s. 93)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;2
Haziran 1916: “Fischer Bey bana kitap hediye etti. (Aynı yapıt, s. 115)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Savaş
sırasında da okuma isteğinde zerre kadar eksilme olmuyor. Karargâhta görevli
Alman, Abdürrauf Bey’in okuma sevisini biliyor olmalı ki ona kitap armağan
ediyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;13
Mayıs 1918: “Almanya’ya &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Agency FB&amp;quot;,sans-serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;&quot;&gt;Das
Dorf&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;
vesair kitapları ısmarladım. (Aynı yapıt, s. 128)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;4
Haziran 1918: “… Almanya’ya sipariş edilen kitaplar geldi. Mülazım Wagner’e
mahalline irsal edilmek üzere 35 kuruş verdim. (Aynı yapıt, s. 129)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;8
Haziran 1918: “Mülazım Wagner vasıtasıyla Almanya’dan &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Agency FB&amp;quot;,sans-serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;&quot;&gt;Das Dorf&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt; kitabı geldi. Mülazım
Wagner vasıtasıyla 37 kuruş parayı mezkûr kitapçıya gönderdim. (Aynı yapıt, s.
129)”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Abdürrauf
Bey, savaş sırasında kitabı, zar zor edinilen ekmekle aynı değerde görmekte. Her
koşulda kitaba ulaşmanın bir yolunu buluyor. Yurt içi ve yurt dışındaki gelişmeleri
yakından izlemeye çalışıyor. Bu amaçlar bazı Alman dergilerine sürdürümcü
oluyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kurtuluş
Savaşı’mızın önderleri, Cumhuriyet’imizin kurucuları başta Atatürk olmak üzere
hepsi kitap okumayı yaşamlarının bir parçası yapmışlar. Her yerde ve her
koşulda ellerinden kitap düşmüyordu. Aralarındaki tartışmalar ise kişisel
değil, ideolojikti. Günümüzde böyle mi? Elini kitaba sürmeyen siyasetçilerin
kişisel tartışmalarını isliyoruz şaşkınlıkla. Ne ideoloji ne de izlence
tartışması var. Konuşulanlar bohçacı dedikodusundan öteye gitmiyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bağımsızlığımızı
sağlayanlar ve Türk Devrimini gerçekleştirenlerin hepsi kitap dostuydu.
Bunların değerini bilmeyenler ise kitaptan uzak, sözcük dağarcıkları elliyi
geçmeyen cahil sürüsü. Bağımsızlığımızı ve Cumhuriyet kazanımlarını geri almak
için kitaplarla dost siyasetçi ve yurttaşlara ivedilikle gereksinmemiz var. Bunun
dışındaki tartışmalar kayıkçı kavgasından öteye gitmez. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Önümüzdeki
yıllar, bilgi sahibi olarak fikir sahibi olanların zamanı olsun. Böylece
ülkemiz kör karanlıktan aydınlığa çıkışın yolunu bulsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;3
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/6966937412006347719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/savasin-ve-yoklugun-icinde-kitap-okumak.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/6966937412006347719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/6966937412006347719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/savasin-ve-yoklugun-icinde-kitap-okumak.html' title='SAVAŞIN VE YOKLUĞUN İÇİNDE KİTAP OKUMAK'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-8234289979915665623</id><published>2026-06-02T14:48:22.442+03:00</published><updated>2026-06-02T14:48:22.442+03:00</updated><title type='text'>YALNIZ ÖSS İLE GİRİLEMEYECEK OKULLAR</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bazı
meslekler vardır toplumun geleceğini yakından ilgilendirir. Yine bu meslekler,
kişisel ve toplumsal sağlığın düzelmesini sağlar. Özellikle öğretmenlik, bir
toplumun geleceğini kurar. Bireylerin eğinsel ve tinsel sağlıkları, bazı
mesleklerin özverili çalışmalarıyla düzelir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bir
kişi, hangi mesleği yaparsa yapsın yaptığı işi sevmeli. Sevilmeden yapılan bir
işin yapana da topluma da bir yararı olmaz. Çevremizde bazı çalışanları görürüz
işine derin bir seviyle bağlıdır. İşini yaparken zevk duyar. Çoğu zaman bu
kişilerin işiyle yatıp kalktığını gözlemleriz. Bir kişi, işini sevmeden
yapıyorsa çok mutsuzdur. İşini yaparken hem kendine hem de çevresindekilere
zarar verir. Ne yazık ki ÖSS puanı, kişinin kazandığı bölümü sevip sevmediğini
ölçmüyor. Ne yazık ki gönülsüz yenen aş ya karın ağrıtıyor ya da baş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kişilerin
çocukluklarından başlayarak bazı işlere karşı yetenekleri, eğilimleri, ilgileri
gelişir. Kimilerinin bazı işleri yapmaya elleri, düşünceleri, duyguları
yatkındır. Öyle insanlar vardır ki sanki dünyaya geldiklerinde bazı meslekleri
yapmak için var olmuşlardır.&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bazı
meslekler, bazı kişilerin üstüne oturur. O, sanki seçtiği işi yapmak için
anasından doğmuştur. Ne yazık ki ÖSS sisteminde bu kişilerin çoğu istedikleri,
kişiliklerinin bütünleştiği meslek alanını kazanamıyor. Böylece önemli bir
yetenek değerlendirilememiş oluyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ne
yazık ki kişiler, bir mesleği seçerken kendi yeteneklerini bir yana itip
parasal getirisini düşünmekte. Bu da yanlış meslek seçimine neden olmakta. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Öğretmenlik
ve sağaltımcılık, toplumun geleceği için çok önemli. Her işi yapan kişi, ama az
ama çok kendinden verir. Özveri olmadan bir mesleği gereğince yerine getirmek
olanaksız. Bu iki meslek, tamamen özveri üzerine kurulu. Bu mesleklerin çalışma
saatlerinin sınırı, işin yeri olmaz. İşini sevmeyen biri, en iyi okuldan
diploma alsa da öğretmen ve sağaltımcı olamaz. Bu işler para kazanma amacıyla
değil, topluma özveriyle hizmet etmek için yapılır. Öğretmen ve sağaltımcı
olacak kişi, öncelikle elsever olmalı. Öğrenciyi sevmeyenden öğretmen,
hastasını sevmeyenden sağaltımcı olmaz. İşin içine para girdiğinde bu meslekler
bozulup amacından sapar. Bir meslek çok para kazanma amacıyla yapıldığında o
işin içeriği yok oluyor. Mesleki amaçlar gündemden düşüyor. Öğrenci ve hasta
eğitilecek ya da sağaltılacak kişi olarak görülmeyip müşteri olarak görülüyor.
Bu da mesleksel ülküyü rafa kaldırıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Öğretmen
ve sağaltımcı, kesinlikle duygudaş olmalı. İşlerini yaparken kendilerini
karşısındaki kişinin yerine koymalılar. Öğrenci ve hastayı kendi ailesinin bir
bireyiymiş gibi düşünmeliler. Öğrenci ve hastanın tinsel durumunu bilmeyen, onları
anlamayan kişiden öğretmen de sağaltımcı da olmaz. Öğrenci ve hasta, bir para
kazanma aracı değil; özveriyle yaşama bağlanacak kişiler olarak düşünülmeli. Sağlık
ve eğitim alanında en büyük sorunların kazanç odaklı yönelimlerden çıktığını
gözlemlemekteyiz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Eğitim
ve sağlık alanlarının özelleştirilmesi kabul edilemez bir durum. Özelleştirme,
çok para kazanmaya yönelik bir sistem. Bu nedenle bu iki alandaki hizmetleri
devlet kurumları yapmalı. &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Tıp
ve eğitim fakültelerine öğrenci alınırken yalızca ÖSS puanı yeterli olmamalı.
Eskiden olduğu gibi sözlü sınavlar yapılmalı. Bu sınavlarda kişilerin
girecekleri mesleklere eğilimi, ilgisi, yetenekleri olup olmadığı belirlenmeli.
Onlara sorulacak ilk soru da bu mesleği niye seçtikleri olmalı. Bu soruya “Geçimi
iyi bir biçimde sağlamak” ya da “Toplumsal saygınlık kazanmak için” yanıtını verenleri
bu okulların kapısından içeri sokmamak gerek. Hizmet ruhu taşımayan birinin
öğretmen ve sağaltımcı olması düşünülmemeli. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yalnızca
tıp ve eğitim alanlarına değil, diğer meslek alanlarına da öğrenci alınırken kişinin
yetenekleri, eğilimleri, ilgileri belirlenmeli. Ülkemizde birçok kişi zorunlu
nedenlerle bitirdiği alanda çalışmıyor. Öyleleri var ki öğrenim gördüğü alanla
çalıştığı iş birbirine karşıt nitelikte. Bu da öğrenim için harcanan zamanın,
emeğin, yatırımın boşa gitmesi değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Toplumumuzun
ülkücü, özverili, elsever, duygudaş öğretmen ve sağaltımcılara çok gereksinimi
var. Meslekleri türlü nedenlerle değer yitimine uğradığı günümüzde bu iki mesleğe
önem vermek yaşamsal önemde. Öğretmenlik ve sağaltımcılık, popüler kültüre feda
edilmeyecek denli önemli, yaşamsal mesleklerdir. Bu konuya ilgisiz kalan
yöneticiler, kendi toplumlarına hizmet etmeleri düşünülemez. Karşılıksız vermek
her mesleğin amacı olmalı. Toplumlar ülkü sahibi kişilerin özverileriyle kalkınıp
ileri gider. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;2
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/8234289979915665623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/yalniz-oss-ile-girilemeyecek-okullar.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/8234289979915665623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/8234289979915665623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/yalniz-oss-ile-girilemeyecek-okullar.html' title='YALNIZ ÖSS İLE GİRİLEMEYECEK OKULLAR'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-3446546439733598363</id><published>2026-06-01T13:50:28.806+03:00</published><updated>2026-06-01T13:50:28.806+03:00</updated><title type='text'>ŞİRKİN BÖYLESİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Son
yıllarda her yanda Allah adına konuşanlardan geçilmiyor. Bir kişinin imanlı
olup olmadığını belirleyen sözde din adamları var, tıpkı Ortaçağ Hıristiyan
rahipleri gibi. Kulun işlediği günahın ölçüsünü bilenler caka satmakta. Kendini
Allah dostu olarak gören tarikat ve cemaat liderleri bulunmakta. Bu kişilere
yakın olanların cennete gideceği söylenmekte. Tarikat ve cemaat yöneticileri bu
yolla yoksul halkın bağış ya da yardım adı altında parasını alıp varsıllaşmakta.
Ne yazık ki din çoğu kişi için geçim, varsıllaşma kapısı oldu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İslam’da
ruhban sınıfı yok! Bu yönüyle diğer dinlerden ayrılır. Ne yazık ki özellikle
Haçlı seferlerinden sonra bir ruhban (din adamları) sınıfı oluşmaya başladı
İslam’da. Özellikle İslam dünyası emperyalizmin güdümüne girdikçe ruhban
sınıfının çoğalıp etkili olduğunu görmekteyiz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;“Andolsun,
insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona
şah damarından daha yakınız. (Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Türkiye
Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1993, Kaf Suresi, 16. Ayet, s. 518)” Allah,
insanlara şah damarından daha yakın olduğuna göre onunla Yaratıcı arasına herhangi
biri girebilir mi? Girerse bu şirk (Tanrı’nın birden çok olduğuna inanma, Tanrı’ya
ortak tanıma, eş koşma. [TDK Türkçe Sözlük]) &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;koşmak değil de nedir? Üstelik bu ayette
belirtildiği gibi insan nefsinin kendisine fısıldadıklarını bilen bir Allah
varken kişi ile O’nun arasına girmek, bu ilişkiye müdahale etmek kimin haddine?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İhlas
suresinde bulunan dört ayette söylenenler bir uyarı, ders niteliğinde: “De ki:
Allah birdir. Allah sameddir (Samed, hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey
kendisine muhtaç olan demektir.)” Burada Allah’ın maddi ve manevi hiçbir şeye
muhtaç olmadığı kesin bir dille anlatılmakta. Yani Allah’ın kendini din adamı gösteren
kişiler de olsa kimsenin dostluğuna gereksinmesi yoktur. Dostluk eşit düzeyde
ilişki demek. Bu nedenle Allah’ın yarattığı hiçbir varlık, O’nunla eş düzeyde
ilişki kuramaz. Sonsuz evreni var eden bir kuvvetin kulunun dostluğuna ihtiyacı
olur mu? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;“[Yahudiler]
Allah’ı bırakıp bilginlerini [hahamlarını]; [Hıristiyanlar] da rahiplerini ve
Meryem oğlu Mesih’i [İsa’yı] rabler edindiler. Hâlbuki onlara ancak tek ilaha
kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak
koştukları şeylerden uzaktır. (Aynı yapıt, Tevbe 31, s. 190)” Bu ayetle Allah,
Müslümanlara tarihsel bir uyarıda bulunmakta. Sözde bilginleri, din adamlarını,
devlet yöneticilerini rabler olarak görmek büyük yanlış. Kutsal kişilermiş gibi
onların her sözünü ve davranışını sorgusuz sualsiz kutsayıp kabul etmenin Kur’an’da
yeri yok! Üstelik Hz. İsa’ya bile tanrısal bir kimlik kazandırmanın
yanlışlığından söz etmekte. Bir peygambere tanınmayan dinsel ayrıcalık kendine din
adamı diyen birine niye tanınsın? Bu durum karşısında kendini adamı din sananların
nasıl bir aymazlık, yanılgı içinde olduklarını da belirtmeliyim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;“Ey
inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resulüne uyun.
Ve bilin ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun
huzurunda toplanacaksınız. (Aynı yapıt, Enfal 24, s. 178)” Allah kişi ile kalbi
arasına giriyorsa kişinin dini anlayıp duyumsaması için bir aracıya gereksinimi
yoktur. Bu ayette asıl anlatılmak istenen şey, vicdandır. Kişinin usu, vicdanın
sesine kulak verdiğinde doğruyu yapar, ilahi adaletten ayrılmaz. Yaşam verecek
şeyler Allah tarafından kulun önüne çıkarılır. Bu konuda Allah dışındaki
varlıkların yönlendirmesi bu ayetin ruhuna aykırı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yukarıda
birçok ayetten örnekler verdik. Bunlardan da anlaşılacağı üzere bazı kişilerin
kul olduğunu unutarak kendini Allah’a eş koşmaları kabul edilemez. Hele din
üzerinden kendine ayrıcalık, çıkar sağlamaya çalışmak ise son derece yanlış. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ne
diyelim? Allah, Kur’an’da ayırmasın!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;1
Haziran 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/3446546439733598363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/sirkin-boylesi.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/3446546439733598363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/3446546439733598363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/06/sirkin-boylesi.html' title='ŞİRKİN BÖYLESİ'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-1994657164158193211</id><published>2026-05-31T15:04:37.631+03:00</published><updated>2026-05-31T15:04:37.631+03:00</updated><title type='text'>ÜÇ ÇOCUK DA NASIL?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Cumhurbaşkanı
R. Tayyip Erdoğan bayramda seyranda, nikâh tanıklığı yaptığı evlilik törenlerinde,
türlü nedenlerle kürsüye çıktığında yeni evlilere en az üç çocuk yapmalarını
öğütlüyor. Bu konuda haklıdır. Çünkü ülkemiz nüfusundaki artış hızla durmakta.
Genç nüfus azalmakta. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Son
yıllarda halkımıza televizyonlar ve sosyal medya üzerinden dayatılan yaşam
biçiminde evlilik kurmak, aile olmak, hele çocuk yapmak yok! Dayatılan yaşam
biçimi, toplumsal bir çürümeyi, kokuşmayı gençlerin önüne getirmekte. Bu,
kapitalizmin hem mal ve hizmetleri hem doğayı hem de insanı tüketmeye yönelik
bir yaşam biçimi dayatması. Peki, bu dayatma ne zamandan beri yapılıyor?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ekranlar
üzerinden yaşam biçimi dayatarak toplumu çürüterek dönüştürme dayatmasının
kaynağı, 24 Ocak 1980’de alından Özal kararları. Bu kararlar, 12 Eylül 1980
Amerikancı darbesinin demir yumruğuyla yaşama geçirildi. Teknolojinin gelişip
günlük yaşama damgasını vurmasıyla doruğa ulaştı. Sakın yanlı anlaşılmasın,
teknolojik gelişime karşı değilim. Her buluşun karşıt iki yönü vardır diyalektik
düşünüşe göre. Bir teknolojik buluşun kim tarafından kullanıldığı da çok
önemli. Örneğin, bir kişi bıçakla ekmek keserse bu, toplum ve kişiye
yararlıdır. Ancak bıçakla adam öldürürse zararlı olur kişi ve toplum için. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Günümüz
ekranının da nasıl kullanıldığı çok önemli. Ekranları insanların yararına mı,
yoksa zararına mı kullanıyoruz? O, toplumu çürütmek için mi, yoksa insanların
mutluluğu, bilinçlenmesi için mi kullanılmakta? Ne yazık ki ekranlar toplum&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;a&lt;/span&gt; uyutmak, onu köklerinden koparmak, sosyal yapıyı
içten içe çürütmek için kullanılmakta. Bu da AKP iktidarı döneminde doruğa
çıktı. Ekranlar, AKP’nin siyasal&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt; &lt;/span&gt;aleti olmakla
birlikte, onu içten içe çürüten bir araç oldu. Türk toplumunun gelenekleriyle uyuşmayan
dizilerle toplumun olumsuz yönde dönüşümüne neden olundu. Demek ki AKP
hükümetleri toplumsal çürümeyi ortaya çıkaran ekran düzeninin önemli siyasal
gücü. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Erdoğan,
yeni evlilere üç çocuk yapmalarını söylerken eliyle de üç işareti yapmakta karşısındakiler
anlamaz diye! Evet, önerisi anlaşılıyor anlaşılmasına da kendi yanlış yönetimi
nedeniyle çıkardığı zorluklar nasıl aşılacak?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Öncelikle
ülkemiz ekonomisi üretmeden tüketme üzerine kurulu. Geçim zorluğu, gelir
dağılımındaki adaletsizlikler insanların hem canını hem de kesesini yakmakta. Bir
aile iki boğazı zar zor doyururken üç boğazı daha nasıl doyurursun? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Erdoğan
döneminde neredeyse tek üretim alanı yapı sektörü. Ülkemizin dört bir yanında yapılar
yıkılıp yenileri yapılıyor. Yeni evlerin çoğu 1+1 daireler… Deprem bölgesinde
yapılanların da çoğu, 1+1… Ey Erdoğan, üç çocuklu bir ailenin 1+1 evde nasıl
yaşayacağını niye düşünmüyorsunuz? Düşünmüşseniz niye çare bulmadınız bu
soruna? Garsoniyer adı verilen bu kibrit kutusu evlerin beş kişilik bir aileyi
nasıl barındıracağını niye düşünmediniz bunca yıl?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ülkeyi
yöneten biri, gelecekle ilgili bir toplumsal kaygı duyarken ve halka önerilerde
bulunurken bu alt yapıyı düzeltmekle ilgili niye önlemler almaz? Ülkemizde
ailelerin dağılması, insanların çocuk yapmaktan kaçınması, genlerin evlilikten
uzaklaşması sizin yarattığınız toplumsal düzen nedeniyle değil mi ey Erdoğan?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ne
yazık ki Erdoğan ve arkadaşları, yıllardır yönettikleri Türkiye’deki çürümeyi
görmüyorlar. Bu çürümenin asıl nedeninin kendi oluşturdukları sosyoekonomik
toplumsal düzen olduğunu görmezden geliyorlar. Bu toplumsal düzen koca bir
ulusun nüfusunu tehlikeye soktu. Bunu önlemenin yolu, kurulu sosyoekonomik düzeni&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt; &lt;/span&gt;değiştirmektir. Bu da emperyalist ülkelerin dayattığı
siyasal politikalardan vazgeçmekle olur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;AKP’nin
kendince en iyi yaptığı işlerden biri, kendi yapıp oluşturduğu yanlışları
başkası yapmış gibi davranması. Türk aktöresini, geleneklerini, toplumsal
düzenini altüst edip tarumar eden ekran düzenine Erdoğan’ın müdahale etmemesi
ilgi çekici değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;31
Mayıs 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/1994657164158193211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/uc-cocuk-da-nasil.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/1994657164158193211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/1994657164158193211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/uc-cocuk-da-nasil.html' title='ÜÇ ÇOCUK DA NASIL?'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-6720056687572642631</id><published>2026-05-29T14:15:05.339+03:00</published><updated>2026-05-29T14:15:34.376+03:00</updated><title type='text'>SOSYAL MEDYA BAYRAMA KARŞI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sosyal
medya yaşamın her alanına girdi. İnsanların çoğu onunla yatıp onunla kalkıyor. Sosyal
ilişkiler sosyal medya üzerinden kuruluyor karşısındaki kişiyle göz göze gelmeyip
diz dize konuşmasa da. Son yıllarda telefonda bile insanların sesi işitilmiyor.
Kişi, en sevdikleriyle bile sosyal medya üzerinden yazışarak ilişki kurmakta. Kırık
dökük, anlaşılmaz, anlam bozukluğu yüklü, doğru düzgün yazılmayan, genellikle
kısaltılmış sözcüklerden oluşup yazım yanlışlarıyla dolu birkaç tümceyle iletişim
kurduğunu sanıyor &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;çoğu
kimse&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;.
&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Telefonla
konuşmaktan bile kaçınmakta &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;çoğu kişi&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: red; font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;. &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bir insan sesi
işitmek neredeyse olanaksız. Bayram kutlamaları sosyal medya üzerinden
yapılıyor. Bu kutlama iletilerinin çoğu birbirinin aynısı. Özgün ileti neredeyse
yok! İnsanlar, içlerinden geldiği gibi iletiler yazmıyor. Yazıların çoğu
yürekten kopup gelen duygular değil. Yapay, basmakalıp, soğuk, genellikle tek
kalemden çıkmış, içtensizlik yüklü bayram kutlama iletileri.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Çoğu
kişi, bayram kutlama iletilerinde kendi siyasal görüşüne yer veriyor. Bayramı
kendi dünya görüşünün bir aracı yapmaya çalışanlar çok… Adı, bayram… Bayram,
siyasete alet edilir mi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bayram
bir toplumu bir araya getiren, ortak duygularla kutlanan bir gün. Ulusun ortak
sevinç gününü siyaset aracı yapmak neyin nesi? Bu aslında bir düşünsel
yetersizlik, bir zavallılık… Bir toplum, bayramda bile bir araya gelemiyorsa ne
zaman bir araya gelecek?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Sosyal
medya, insanı insandan soyutlamakta. Bu yolla bayramlar insansızlaşmakta. İnsan
olmadan bayram olur mu? Bayram, aynı duyguyu paylaşmakla bayram olur. Çay
bardağının sıcaklığını karşılıklı olarak yüreğinde duyumsamakla bayram yaşanır.
Evine gelen konuklara sunulan tadımlık birkaç lokmadır bayram. Çay, kahve
eşliğinde yapılan söyleşilerdir bayram. Anılara bitmez tükenmez yolculuğun
adıdır bayram. Hısım akrabayı, konu komşuyu, eş dostun yolunu içten bakışlarla
beklemektir bayram. İçten bir gülüşün, içten bir bakışla birleştiği insancıl bekleyişin
adıdır bayram. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bayramlar
ne yazık ki dijitalleşti birçok şey gibi. Yani insana özgü olmaktan çıktı. İki
adım atıp sevdiklerini görmek yerine, oturduğu yerden iki satır yazmakla bayramı
kutladığını sanıyor çoğu kimse. Oysa bayram, el kadar ekrandaki iki satır yazı
değil, dünyalara sığmaz yüreklerin bir arada olmasıdır. Yüreğe sığmayanı el
kadar ekrana sığdırmaya çalışmak niye? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Yüzyılları
aşıp gelen bir gelenek, bencil ve toplumdan soyutlanmış bir yaşama feda edilebilir
mi? &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ne
yazık ki çocuk ve gençlerin yanı sıra yetişkinler de ekrana bağımlı. Bu demektir
ki çocukları ekranların bilinmez karanlıklarına teslim eden büyükleri. Onların
ekranlarca çalınmasının yolunu büyükleri açıyor nedense. Yetişkinler bayramı
sosyal medyadan kutlayınca çocukların neden büyükleriyle bayramlaşmadıklarından
yakınma hakkımız var mı? Demek ki ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı oluyor.
Çocuk, gördüğünü yapıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İnsanın
insana dokunmadığı bir yerde bayram olmaz. Üzüntülerin sevince dönüşmediği bir ortam
yoksa bayram senin neyine?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;29
Mayıs 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/6720056687572642631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/sosyal-medya-bayrama-karsi-sosyal-medya.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/6720056687572642631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/6720056687572642631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/sosyal-medya-bayrama-karsi-sosyal-medya.html' title='SOSYAL MEDYA BAYRAMA KARŞI'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-3419070710274582074</id><published>2026-05-27T17:21:38.966+03:00</published><updated>2026-05-27T17:21:38.966+03:00</updated><title type='text'>KURBAN BAYRAMI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bugün
Kurban Bayramı… Dostluğun, dayanışmanın, yardımlaşmanın, duygudaşlığın,
özverinin günü… Özlemlerimi boy attığı, anıların canlandığı, insancıl
davranışların öne çıktığı, kişilerin köklerini anımsadığı, toplumsal konumların
bir değerinin olmadığının anlaşıldığı, yoksulla varsılın aynı sofraları ve aynı
safları paylaştığı bir bayram günü… Her yaştan, sınıftan insanın aynı duyguları
yaşadığı bir önemli gün bugün…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bayramlar
bireyleri topluluk, toplulukları ulus yapar. Milyonlarca kişinin yüreğinin aynı
duygu ve düşüncelerle çarpması ne güzel! Sofralarda onlarca kişinin deyip
gülerek kaşık çalmasının getirdiği duygusal doyum nerede var?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İnsanlar,
bayramları ölüleri ve dirileriyle kutlar. Yani geçmiş, şimdi ve gelecek
bayramda buluşur. Geçmişin anıları, deneyimleri bugünün gerçeklerini
biçimlendirirken yarının ülkülerine ışık tutar. Yaşamın dünü, bugünü, yarını duygusal
ve düşünsel bir birlikteliğe dönüşür bayramın heyecanlı toyunda. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bayramda
ne sofralara doyulur ne de orada yapılan söyleşilere. Bu güzel gün dostluğun,
insancıl olmanın, gönül köprülerinin kurulduğu günler… Kişilerin yürek sıcaklığını
en çok duyumsadığı andır bayramlar. Yüreğin usa hükmettiği gündür bayramlar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kurban
Bayramı, insanın nefsine egemen olduğu bir gün. Hz Muhammet’in: “Komşusu açken
tok yatan bizden değildir” sözünün en çok anımsandığı zamandır. Bir tabak
kurban eti, yoksul sofralarını şenlendirir. Yoksul evlerine geçici de olsa
serin bir bahar yeli estirir. Bu dayanışmanın toplumsal barışın gelişip
yerleşmesinde, uzlaşma kültürünün benimsenmesinde önemli bir etken olduğu
yadsınamaz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Nefsine
egemen olmayan kişinin insanlığının oluşması çok zor. İnsan nefsine egemen
olmadığında toplumsal bir varlık olması güçleşir. Kurban kesmek de bir nefis
eğitimidir, tabi ki anlayana. En’am Suresi 162: “De ki: Şüphesiz benim namazım,
kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. (Kur’an-ı Kerim
ve Açıklamalı Meali, Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara 1993, s. 149)” Bu ayette
buyrulduğu gibi kurban Allah için kesilir. Yoksa bolca et yiyip tıkınıp sefa
sürmek için değil. Yıl boyunca et yiyemeyenlere kurban eti vermek bu ibadetin
en temel ilkesi. Bu da nefis eğitimi gerektirir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kurban
ibadeti, insanın içinde kendi besleyip büyüttüğü sahte putları kesip yok
etmesidir. Puta değil, Tanrıya inanıp tapınmanın fırsatıdır. Ne yazık ki günlük
yaşamda kişi, kendince putlar yaratır. Bu putlar kimi zaman siyasetçiler, kimi
zaman da gönü beş para etmez sözde ünlü ve güçlü kişilerdir. Günümüz insanı
üzülerek söylemeliyim ki kendi putunu kendi yaratıyor bilerek ya da bilmeyerek.
Kurban Bayramı’nı kutladığımız ilk günde içinde put besleyenlerin bu putları
yok etmesidir en büyük dileğim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Dostluğun,
kardeşliğin, dayanışmanın, yardımlaşmanın yüceltildiği nice bayramlarının olması
dileğiyle herkesin bayramı kutlu olsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;27
Mayıs 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/3419070710274582074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/kurban-bayrami.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/3419070710274582074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/3419070710274582074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/kurban-bayrami.html' title='KURBAN BAYRAMI'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-3669029869477974325</id><published>2026-05-26T11:54:00.000+03:00</published><updated>2026-05-27T11:55:52.580+03:00</updated><title type='text'>ÇEYİZDE ELBİRLİĞİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çal-İsabey’de düğünler çok
önemsenir. Yeni bir yuva kurmak, ev ocak sahibi olmak evlenecek kişiler kadar
hısım akraba, konu komşu ve eş dostu çok heyecanlandırır. Herkes yeni çifte
yardımcı olmak, onların evliliklerine az ya da çok katkı sağlamak için adeta
seferber olur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Allah ev yapana, evlenene yardım
eder; sözü gereğince davranmayı ilke edinir herkes. Evlenecek olanlara, kendi
olanakları ölçüsünde yardımcı olmaya çalışılır. Amaç, evlenen çiftin
yaşamlarını kolaylaştırmak. Onların ivedilik gösteren zorunlu gereksinmelerini
karşılamayı kutsal bir buyruk çerçevesinde bir görev kabul eder hısım akraba,
konu komşu ve eş dost. Zaten halkımız birçok işini imece geleneği uyarınca
dayanışma ve yardımlaşmayla yapmıyor mu yüzyıllardır?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;İmece, işleri elbirliğiyle yapmanın
adıdır. Bu gelenek bireyci değil, toplumsal davranmayı gerektirir. Toplumsal
davranma, halkı birbirine yaklaştırır. “Komşu, komşunun külüne muhtaçtır”
atasözü, imce geleneğinin temelini oluşturur. Güçlükler, büyük doğal yıkımlar,
kıtlıklar, savaşların getirdiği acılar imeceyle aşılır. Toplum, elbirliğiyle
kanatlanır tuzaktan kurtulmak için. Lokmasını, bir tas çorbasını, bir yudum
suyunu paylaşarak yaşama tutunur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Evlenmek, aile olmak demek. Aile
ise toplumun en küçük yapı taşı ve çekirdeği. Aile olmadığında toplum da ulus
da olmuyor. Bu nedenle aile olmak toplumumuzda desteklenir. Ailenin ayakta
durması için herkes elinden geleni yapar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Kızlar, gelin olduğunda ailesinin
ekonomik olanaklarına uygun bir biçimde yüklü bir çeyizle uğurlanır baba
ocağından. Çeyiz, yeni yuvaya önemli bir katkı sağlamanın yanı sıra çiftin
yaşamını da kolaylaştırır. Çiçeği burnundaki eşlerin ilk günden maddi sıkıntılar
ve birtakım eksikliklerle evliliklerinin sorunlar yumağına dönmesini önlemek
için gereklidir çeyiz. Yuva, baştan sorunsuz ve mutluluk üzerine kurulsun diyedir
bütün bu çaba. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çal yöresinde yeni yuvanın tüm
gereksinmeleri düşünülür. Keselere fasulye, nohut, mercimek, börülce, kuru
üzüm, fıstık, badem, ceviz, tarhana, bulgur gibi yiyecekler konurdu. Bunlar, yeni
evin ilk yiyecekleri olur. Ayrıca bu yiyecek maddelerinin yeni eve bolluk
getireceği düşünülür. Ev, eksiklikler üstüne değil, bolluk ve varsıllık üstüne
kurulurdu böylece. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Kız evinden düğün evine baklava
göndermek önemli ve vazgeçilmez bir gelenek. Bundaki amaç, ilk günden tatlı
yiyip tatlı konuşma isteğidir. Evlilik, tatlı yiyip tatlı konuşularak başlarsa
öyle süreceği inancı vardır. Tatlı konuşmak; kırıcı olmamak, dedikoduyla kutsal
çatıyı kirletmemek, acı ve üzüntüyü yuvadan uzak tutmak, mutluluğu, sevinci çoğaltmaktır.
Her şeyden önce eşlerin birbirlerine karşı tatlı dilli olmasını dilemektir bir
tepsi baklavanın damakları ve gönülleri sarıp sarmalayan tadıyla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Komşular kendi olanakları çerçevesinde
çeyiz getirirdi evlenen çifte. Ayrıca hem kızın ailesi hem de komşular yeni
yuvaya birtakım ev eşyaları alırlardı. Özellikle aşlıkta&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/%C3%87EY%C4%B0ZDE%20ELB%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0.docx#_ftn1&quot; name=&quot;_ftnref1&quot; style=&quot;mso-footnote-id: ftn1;&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-special-character: footnote;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; kullanılacak tencere tava,
tabak çanak, bardak, testi, kaşık, çatal, bıçak, kepçe gibi ivedilik gösteren
günlük kullanım araçları çeyize eklenir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çeyiz konusu, toplumsal bir
duyarlılığın ve dayanışmanın bir göstergesi bölgede. Yetim, öksüz ve yoksul
kızların çeyizleri komşularınca hazırlanırdı. Onları en mutlu günlerinde çeyiz
eksikliği yüzünden boynu bükük bırakmazdı hısım akraba, eş dost ve konu komşu. Bu
durum, halkın duygudaşlığının doruğa çıktığının bir göstergesi. Halkımızın bu elseverliği
önemli bir özveri. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 1;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Yoksula yoksulluğunu, kimsesize
kimsesizliğini duyumsatmamaktır amaç. Bu, duygusal bir imeceyle sağlanırdı. Ne
yazık ki günümüz toplumu duygusal imecesini, elseverliğini, özveriye dayalı
insan ilişkisini yitirmek üzere. İşte, geçmişi özlememiz ve geride kalan
yılların belleğimizdeki anılarının tazeliği bundandır. Kimi zaman arkamıza dönüp
baktığımızda yüreğimiz bunun için burkulur türlü türlü duygularla.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;26
Mayıs 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;tab-stops: 2.0cm 84.75pt; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;div style=&quot;mso-element: footnote-list;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;br clear=&quot;all&quot; /&gt;

&lt;hr align=&quot;left&quot; size=&quot;1&quot; width=&quot;33%&quot; /&gt;

&lt;!--[endif]--&gt;

&lt;div id=&quot;ftn1&quot; style=&quot;mso-element: footnote;&quot;&gt;

&lt;p class=&quot;MsoFootnoteText&quot;&gt;&lt;a href=&quot;file:///C:/Users/adale/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/%C3%87EY%C4%B0ZDE%20ELB%C4%B0RL%C4%B0%C4%9E%C4%B0.docx#_ftnref1&quot; name=&quot;_ftn1&quot; style=&quot;mso-footnote-id: ftn1;&quot; title=&quot;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-special-character: footnote;&quot;&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class=&quot;MsoFootnoteReference&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,sans-serif; font-size: 10.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; Mutfakta&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;

&lt;/div&gt;

&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/3669029869477974325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/ceyizde-elbirligi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/3669029869477974325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/3669029869477974325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/ceyizde-elbirligi.html' title='ÇEYİZDE ELBİRLİĞİ'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-7842504175133825717</id><published>2026-05-21T10:45:44.924+03:00</published><updated>2026-05-21T10:45:44.924+03:00</updated><title type='text'>ÇEKMEKÖY 100. YIL KÜTÜPHANESİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ben
beni bildim bileli kütüphanelere ilgi duydum. Çocukluğumdan beri en çok merak
ettiğim yerlerdir buralar. Raflarda dizili kitapları gördükçe içime doyumsuz,
sonsuz, tanımsız bir sevinç ve heyecan dolar. Kütüphanelere karşı ilgiyi
kitapçı dükkânlarına da duyarım. Kütüphaneler olsun kitapçı dükkânları olsun
içeri girdiğimde raflardaki kitapları yorulmadan, bıkmadan saatlerce
inceleyebilirim. Bu, bana sonsuz bir bilginin kapısını açar. Kitapları
tanıdıkça okuma isteğim dizginlenemez bir durum alır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kitaplar,
yaşamım boyunca en güzel dostlarım oldu. Onların içtenliği, dostluklarına
bağlılığı, sonsuz bir bilgi pınarı olmaları beni mutlandırır. Her kitabın bir
dünya olduğunu düşünürsek insanın binlerce dünyayı tanıması kadar varsıllık var
mı şu kısacık yaşamda. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Geçen
hafta Çekmeköy’de dolaşırken bir kütüphaneye rastladım. Bir şey sormak için
girdim içeri. Bir görevli genç hanıma derdimi anlattım. İncelik dolu bir
davranışla bana yardımcı oldu. Ben de bu iyiliğin karşılığını son kitabım Çocuklarımız
Geleceğimiz Değil mi”yi kütüphaneye armağan ederek ödedim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Çoktan
akşam olmuştu. İçerisi dopdoluydu. Genellikle çocuklar ve gençler sessizce ders
çalışıyorlardı içerde. Onların önlerindeki kitaplara odaklanmış ilgili
sessizliği beni büyüledi. Bir süre oturdum boş bir yere ve çantamdaki kitabı
okumaya başladım onlarla aynı havayı solumak için. Bu sırada üniversite
sınavına hazırlanan iki kız öğrenciye test teknikleri öğrettim. Çok mutlu
oldular. Ben de mutlandım onların mutluluğuna. Öğrencilerin çoğunun
çalışmalarına çaktırmadan göz attım. Ne yazık ki nasıl çalışacaklarını
bilmiyorlar. Bu konuda onlara yardımcı olacak birinin olması zorunlu bir
gereksinim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Burası
Çekmeköy Belediyesi’nin Mart 2023’te açtığı 100. Yıl Kütüphanesi… Temizlik ve
düzen ilk göze çarpan özellik… Gece olunca kalkıp gittim. Bir gün sonra yeniden
geldim kütüphaneye. Kütüphane sorumlusu Esma Akça Önder Hanım’la tanıştım. Esma
Hanım, kütüphanecilik bölümünü bitirmiş. Bu işin eğitimini alması nedeniyle
yarattığı fark kolayca ayrımsanıyor. Her şeyden önce işini benimseyip seven
biri. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Diğer
çalışanlarla selamlaşıp söyleştik sessizce. Yeni bir kütüphane olmasına karşın
halk tarafından benimsenip içselleştirilmiş. Onlarca öğrencinin ikinci evi
olmuş burası. Gelenler, istediklerinde sebilden su gereksinimlerini
karşılayabiliyor. Canları çekerse çay içebiliyorlar. Bu hizmet Çekmeköy
Belediyesince veriliyor. Çay, kitap, ilgi, temizlik, düzen burayı ikinci evleri
yapıyor. Bu nedenle saatlerce burada zaman geçirebiliyorlar. Ayrıca kütüphane
her yerde olduğu gibi bir sosyalleşme alanı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ne
yazık ki belediyeler kitaplıklara çok fazla ödenek ayıramıyor. Bu nedenle küçük
bir yasa değişikliğiyle kütüphaneler daha çok varsıllaştırılabilir.
Kütüphaneler çoğalırsa ülkemiz ileri gider. Kitap okuma alışkanlığı
kazandırdığımız her çocuk ya da genç, uygarlık savaşının büyük komutanları,
özverili öncüler olacak. Uygarlık savaşımını kazanmanın biricik yolu,
kütüphanelerden geçmekte. Kütüphaneler, bir toplumun gideceği uygarlık yolunun
sökülmez taşlarını döşer. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;100.
Yıl Kütüphanesi’nde 41.979 basılı, 29.205 de elektronik kitap okurlara sunulmakta.
Kütüphane, bağışçıları bekliyor rafların kitaplarla dopdolu olması ve
varsıllaşması için. Çiçeği burnunda kütüphanenin 13.697 üyesi bulunmakta. Üye
sayısının artmasını umuyorum yakın zamanda. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kütüphane
yönetimi sınavlara hazırlanan öğrencilere yönelik “askıda test kitabı”
kampanyası başlattı. Öğrencileri desteklemek, onlara yardımcı olmak için güzel
bir düşünceyi uygulamaya sokmuşlar. Bu yaratıcı uygulamayı düşünenlerin usuna
sağlık… Bu kampanyaya 4.697 kitap bağışlanmış. Bunların 3.523’ü, 1.050
öğrenciye verilmiş. Test kitapları oldukça pahalı… Bu nedenle dar gelirli aile
çocuklarına verilen bu destek altın değerinde. Ayrıca Ağrı ve Şırnak illerimize
kitap bağışları yapılmış. Çocuk yuvalarına gönderilen kitaplar ise övgüye değer
bir çalışma.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Esma
Hanım ve diğer çalışanlar yaratıcı düşüncelere, projelere çok açık. Dışarıdan
gelecek önerileri beklemekteler. Her perşembe günü kütüphanede 3-6 yaş
çocuklarına 1 saat boyunca öyküler, masallar okunmakta. Bu çalışma; çocuklara
okumayı, dinlemeyi, düşlemler kurmayı, kitaplarla dost olmayı aşılayan bir
girişim. “Ağaç yaşken eğilir” atasözünü uygulamaya döken bir çalışma bu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kütüphanede
çalışanların neredeyse hepsi kadın. Buraya ev sıcaklığını verenin, anne
şefkatiyle işlerine dört elle sarılan bu çalışanlar olduğunu düşünmekteyim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Atatürk,
yıllar öncesinden “Bilgili olan güçlü olur” özdeyişiyle bizlere bilginin
kişisel ve toplumsal gerekliliğini anlattı. Uygarlık savaşında başarıya
ulaşmanın yolu bilgiyle donanıp güçlenen yurttaşlardan geçer. Uygarlık
savaşının en büyük gücü, kütüphaneler. Çekmeköy’de ikinci kütüphanenin
açılmasını dört gözle bekliyoruz. Kütüphaneler çoğaldıkça yalnız İzmir’in
dağlarında değil, yurdumuzun en çorak topraklarında milyonlarca rengârenk
çiçekler açacak. O çiçekler, ülkemizin uygarlık yolunun itici gücü, esin
kaynağı olacak. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;En
büyük dileğim, büyük kentlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı ya da belediyelerce Atatürk
ve Cumhuriyet kütüphanelerinin açılması. Buralarda Atatürk ve Cumhuriyet’le
ilgili yayımlanmış bütün yapıtların toplanması. Bu, ülkemize büyük bir hizmet
olacak. Hem de Atatürk’ün daha iyi öğrenilip anlaşılması için önemli bir fırsat
sunacak halkımıza. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Büyük
Önder Atatürk: “Önemli olan ufku görmek değil, ufkun arkasını görmektir” sözünü
boşuna mı söylemiş? Ufkun arkasını görecek genç kuşak, kütüphanelerde yetişip
boy atacak ve insanlığa hizmet edecek. Böylece ülkemizin geleceği güvenilir
ellerde garanti altına alınacak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 6;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;20
Mayıs 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/7842504175133825717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/cekmekoy-100-yil-kutuphanesi.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/7842504175133825717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/7842504175133825717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/cekmekoy-100-yil-kutuphanesi.html' title='ÇEKMEKÖY 100. YIL KÜTÜPHANESİ'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-6641530217156624898</id><published>2026-05-20T13:08:24.726+03:00</published><updated>2026-05-20T16:19:51.179+03:00</updated><title type='text'>KENDİNDEN BAŞKASINI DÜŞÜNMEYEN GENÇLER</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Televizyon
dizileri, gündüz kuşağı izlenceleri ve telefon ekranları yeni bir genç kuşak yetiştiriyor.
Bu gençlere internet kuşağı diyebiliriz. Bu çocuk ve gençlerin hiçbir konuda
duracakları yer belli değil. Toplumla ters düşseler de aileleriyle çatışsalar
da arkadaşlarından soyutlansalar da gittikleri yoldan bir milim bile
şaşmıyorlar. Kendi özgürlük anlayışlarını kendileri belirliyor. Bu alanın ise
sınırları belli değil, sonsuz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Günümüz
çocuk ve gençleri, adeta kendilerine tapınıyorlar. Toplumun da ailenin de odak
noktasında kendilerinin olduğunu düşünüyorlar. Herkesin onlara hizmet etmesini
beklemekteler. Kızlar dünyanın en güzeli, erkekler ise evrene egemen olan büyük
bir güç olarak görmekte kendilerini. Bu kuşak savaşımcı, sabırlı değil; ivecen
ve hazırcı… İstediklerine ulaşamadıklarında küsüp içe kapanıyorlar hemencecik. Olumsuzluklara
karşı savaşmayı benimsemiyor bu kişiler. En önemli özellikleri de özverili
olmamaları. Başkalarının kendileri için özverilerini iyi karşılarken kendilerinin
başkaları için özveri yapması söz konusu bile olmuyor onlar için. Kendilerini
değerli bulmadıkları için yaşamaktan kolayca vazgeçiyor bu kuşak.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İnternet
kuşağı, aile üyeleri başta olmak üzere kimseye derin, karşılıksız, içten,
vazgeçilmez bir sevgi duymuyor. Göstermelik sevgi, çıkarlar üstüne kurulu…
Sevgileri yapmacık, özverileri göstermelik… Bu kuşak, yalnızca kendini seviyor,
o da gösterişe bulayarak. Birçok çocuk ve gencin “Canım kendim” diyerek kendini
sevdiğine tanık oluyoruz kamusal alanlarda. İnsanların içinde kendini sevip
okşayanları da görüyoruz ara ara. Buna, kendine tapınma desek yerinde olur
sanırım. Ben varsam her şey var, ben yoksam hiçbir şey yok; anlayışında çocuk
ve gençlerin çoğu. Yaşam anlayışları, ben merkezli… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İnternet
kuşağı, başarıya kısa ve kolay yoldan ulaşmanın peşinde. En kestirme yoldan
varsıllaşmak istemekte bu kuşak. Emek vererek, alınteri dökerek sabrederek amaca
varmak, ülkülere ulaşmak onların defterinde yazmıyor. Çoğunun temel amacı çok
paraya sahip olmak. Çok varsıllaştıklarında mutlu olacaklarını sanmaktalar. Bu
nedenle duygular hep ikinci plana atılmakta. Oysa insan, duygularıyla var.
Olumlu ya da olumsuz duygular olmadan insanın insan olamayacağının farkında
değil çoğu. Yakınlarının mutluluklarını paylaşamıyor, onlarla mutlu
olamıyorlar. Başkalarının acısını yüreklerinde duyumsayamıyorlar. Bu da
duygudaşlıklarının olmadığını göstermekte.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İnternet
gençliğinin akrabası, arkadaşı, yakını, düşünsel olarak beslendiği kaynak
ekranlar. Giderek bu kuşak, sosyal çevresinden soyutlanmakta. Çoğu, ekranlarıyla
evlerine kapanmakta. Bu kapanma, birçok tinsel sorunları da getiriyor yanı
sıra. Bu durum, aslında yaşamdan derin bir kopuş. Yaşamdan kopuş, yaşamayı anlamsızlaştırmakta.
Bu da kendisinin ve başkalarının yaşama hakkını önemsememeyi getiriyor. Son
yıllarda özkıyımların, toplu öldürmelerin sıkça olmasının nedeni bu değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İnternet
gençliğinin aktöre ve toplumsal değerlerden koptuğu çok açık. Aktöre ve
toplumsal değerlerin birçok kişi için bir anlamı yok! Bu da onları köksüzleştirip
toplumdan uzaklaştırmakta. Bu kuşağın ekranlara teslim olmasına göz yumulmamalı.
Göz yumulduğunda insanoğlu, kendini yok eden bir canavara dönüşecek. Bu, yadsınamaz
bir gerçek… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;20
Mayıs 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/6641530217156624898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/kendinden-baskasini-dusunmeyen-gencler.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/6641530217156624898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/6641530217156624898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/kendinden-baskasini-dusunmeyen-gencler.html' title='KENDİNDEN BAŞKASINI DÜŞÜNMEYEN GENÇLER'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554130757658516935.post-7967540296646239589</id><published>2026-05-19T23:51:22.313+03:00</published><updated>2026-05-20T11:06:18.490+03:00</updated><title type='text'>KENT LOKANTALARI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;

&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İstanbul
Büyükşehir Belediyesi, 2022’de ilk kent lokantasını Çapa’da açtı. Buranın
seçilmesi çok ilginç… Çünkü Çapa, öğrencilerin yoğun yaşadığı bir yer… Taşradan
bu büyük kente gelen bir öğrencinin İstanbul’da en önemli gereksinimi beslenme…
Dar gelirli bir öğrencinin eğitimini sürdürmesi için sağlıklı beslenmesi
gerekir. Sağlıklı beslenme de büyük para istemekte.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kent
lokantaları giderek İstanbul’un birçok ilçesinde kapılarını halka açtı. Birçok
kişi, buraların açılmasına önyargıyla baktı. Bu aşevlerinin açılması kamuoyunda
sıkça tartışma konusu oldu. Zaten ülkemizde halkın yararına hangi iş yapılsa
tartışma konusu olmakta. İyi ya da kötü her şeyi siyasete alet etme alışkanlığı
ne yazık ki birçok yararlı işin yaşama geçmesini engellemekte. Türk siyaseti
doğruda, iyi, yararlı ve halkın çıkarına olan işlerde birleşme alışkanlığını
nedense edinememiş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;İstanbul’da
yaşayan biri olarak kent lokantalarıyla tanışmam biraz geç oldu. Son bir ay
içinde iki ayrı semtte birkaç kez buralarda karnımı doyurdum. Öncelikle
söyleyeyim ki verilen yemeklerle bir kişi doyuyor. Dört tür yemek çıkıyor her
seferinde: çorba, ana yemek, pilav (pirinç ya da bulgur), yoğurt ya da meyve…
Bana denk gelmedi, ancak meyve yerine tatlı da veriliyormuş kimi zaman. Bir kez
pilav yerine su böreği vardı. Dört tür yemek yüz lira… İstanbulkartla
ödediğinizde doksan lira… Bu ederle bu yemeği sofraya getirmek olanaksız bir
şey ülkemizin ekonomik koşullarında. Ana yemekte et var her zaman. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Her
kap yemeğin porsiyonu hesaplanarak pişiriliyor. Yemekler, yaklaşık kırk gıda
uzmanının denetiminde bir merkezde yapılıyor. Burası hem kent lokantalarına hem
de yaklaşık 20.000 İBB çalışanına yemek hazırlıyor. Yemekler, İBB Destek Hizmetlerince
hazırlanmakta.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Şu
anda 20 kent lokantasında birçok dar gelirli kişi karnını doyurmakta. Öğlen
12.00’de kapılarını açıyor gelenlere. Yaklaşık bin kişilik yemek geliyor her
şubeye. Böylece tüm lokantalarda 20 bin kişi karnını doyuruyor. Yemek bitince
kapıları kapanıyor müşterilerine. Yemek olduğunda akşam sekize dek kapıları
herkese açık…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kent
lokantalarının en ilgi çekici yanı, çalışanlarının hepsinin kadın olması.
Böylece İBB, olumlu yönde ayrımcılık yaparak kadınları evde oturmaktan kurtarıp
iş sahibi yapıyor. Ekmeğini emeğiyle kazanan kadın, böylece aile bütçesine
katkıda bulunup özgürleşiyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kent
lokantalarının en önemli müşterileri emekliler… İkinci sırada öğrenciler var.
Çevredeki çalışanların çoğu karınlarını doyurmak için buraları seçmekte. Gerçi
semte göre bu dağılım değişebilmekte. Emeklilerin uzun süre burada yemek yemek
için sırada beklemesi üzücü bir durum. Ne yazık ki izlenen yanlış ekonomik
politikalar yüzünden hükümet, emeklisini bir lokma ekmeğe muhtaç etmiş durumda.
Çalışanların yarısından fazlasının asgari ücretle çalıştığı ülkemizde karın
doyurmak, bir öğünü ucuza getirmek önemli bir konu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kent
lokantalarında karnını doyuranların tamamına yakını tabaklarında tek bir
kırıntı bile bırakmıyor. Bu da savurganlığı önleyip insanları tutumlu olmaya
alıştırmakta. Yemekten sonra herkes, tabaklarının olduğu tepsiyi kendisi
götürüyor görevlilerin bulunduğu yere. Böylece yemek masaları hep temiz
kalıyor. Buralarda yemek yiyen ortaokul, lise çocuklarının çoğunun evlerinde
annelerine yaptırdıkları sofrayı toplama işini, kendilerinin yapması onlar için
bir eğitime dönüşmekte. Bu da çoğu kişinin ayrımına varmadığı bir konu…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kent
lokantalarının sayısı artırılmalı. İstanbul’un her ilçesinde, hatta birçok
semtte açılmalılar. Çünkü beslenme önemli bir sorun halkımız için. Ayrıca
buralarda işe, okula gidenlere sabahleyin çorba da verilebilir. İnsanlar üç
öğün yemek zorunda yaşamak için. Bu nedenle kaynaklar iyi ve yararlı
değerlendirilip akşam yemekleri de dar gelirli yurttaşların önüne getirilmeli
buralarda.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Kent
lokantaları, İBB’nin iyi yaptığı işlerden… Bu nedenle yöneticiler iyi, yararlı
yaptıkları işlerle anılmalı. Toplumsal çıkar, kişisel çıkarların üstünde
tutulduğunda iyi işler yapılabiliyor. Bu da Atatürk’ün halkçı-devletçi
uygulamalarının bir parçası. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Belediyeler
ve diğer devlet kurumları bir yeri adlandırırken güzel Türkçemize özen gösterip
katkı sağlamalı. Bu yolla da Türkçenin söz varlığı varsıllaştırılmalı. Türkçemizin
yabancı sözcüklerden arındırılması kurum ve kuruluşların başlıca görevi olmalı.
Çünkü Türkçe olmasa Türkiye olmaz. İtalyancadan dilimize girmiş “lokanta”
yerine, Türkçe “aşevi” sözcüğü kullanılsaydı çok mutlu olurdum. “Kent lokantası”
yerine, “kent aşevi” ne güzel yakışırdı değil mi? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Ne
diyelim? Kent lokantalarında karnını doyuranlara afiyet olsun! Yiyip içtikleri onlara
yarasın!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Adil
Hacıömeroğlu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-tab-count: 7;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;19
Mayıs 2026&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&amp;nbsp;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://adiladalet.blogspot.com/feeds/7967540296646239589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/kent-lokantalari.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/7967540296646239589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554130757658516935/posts/default/7967540296646239589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://adiladalet.blogspot.com/2026/05/kent-lokantalari.html' title='KENT LOKANTALARI'/><author><name>Adil Hacıömeroğlu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15787688554559135514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglp8NxungYSTC6FCXVeBvEAmPbkp-qn6n98FxiuO_An4LH55C2P98RbDLb_eSn4S-ok5bLvDbz0velgb-6FQL2W4DXj3uAsWV8R40g-a4LcWJNSc2WW1m1iV-c7UcF/s113/1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry></feed>