<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Ahmet KIRTOK</title>
	
	<link>http://www.kirtok.com/tr</link>
	<description>New York'ta bir Türk Girişimci</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Oct 2009 17:36:45 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/AhmetKirtok" /><feedburner:info uri="ahmetkirtok" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>AhmetKirtok</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Davut Demokratik Açılımı Anlamamış</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/QM0jWgL5oNg/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/davut-demokratik-acilimi-anlamamis/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 07:07:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=987</guid>
		<description><![CDATA[New York&#8217;ta en sevdiğim mevsim, kışın habercisi ve yeryüzünde gördüğüm bütün renkleri bana cömertçe sunan sonbahar.  
Mevsimler değişiyor.  Bu sene ne yaz mevsimini ne de sonbaharı yaşamak bize kısmet olmadı buralarda.
Yağmur, fırtına ve karanlıkla dolu bir yazın içimde bıraktığı koyu rengi henüz üstümden atamadan, en sevdiğim, heyecanla beklediğim sonbaharı unuttu New York ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>New York&#8217;ta en sevdiğim mevsim, kışın habercisi ve yeryüzünde gördüğüm bütün renkleri bana cömertçe sunan sonbahar.  </p>
<p>Mevsimler değişiyor.  Bu sene ne yaz mevsimini ne de sonbaharı yaşamak bize kısmet olmadı buralarda.</p>
<p>Yağmur, fırtına ve karanlıkla dolu bir yazın içimde bıraktığı koyu rengi henüz üstümden atamadan, en sevdiğim, heyecanla beklediğim sonbaharı unuttu New York ve kış mevsimine direk geçiş yaptı.</p>
<p>Benim ilham perilerim nedense hep karanlık ve hırçın havalarda gelir.  Zifiri karanlıkta kalmadan aydınlığın değeri bilinmez belki de, kim bilir&#8230;</p>
<p>Bu aralar daha çok yazıyorum ancak kimseyle paylaşmıyorum.  Sevgili babamın gençlik yıllarında uykusuz onca geceden sonra, yüzlerce deftere sığan yazılarının zalim bir Adana selinde, mütevazi giriş katı evlerinin bodrumunda bir varil içinde nasıl bir hamur yumağına dönüştüğünü bana anlatması geldi aklıma.</p>
<p>Yazmak bazen çok zevkli benim için, bazen çok zor, bazense çok sancılı.  Yazmak bazen aşk gibi, bazense özgürlük, ama ne sıklıkla olursa olsun yazmak sonunda mutluluk olan bir yolculuk.</p>
<p>Bazen hikayelerin sonu mutsuz da bitse paylaşılması ve okunabilmesi bile mutlu etmeye yeter yazarını.</p>
<p>İçimden geldiği zamanlar iş hayatı dışında yazılar yazmaya, bazen de sandıktan eskileri çıkartıp sizlerle paylaşmaya karar verdim.  Lafı fazla uzatmadan bugün başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmaya başlıyorum.</p>
<p>Olay <strong>20 Ekim 2009</strong>&#8216;da New York&#8217;ta geçiyor.  Yazıda adı geçen sevdiğim bir arkadaşım Davut.  Belki ondan izinsiz yazıldığı için adı tarafımdan değiştirilmiş olabilir, belki de bir roman karakteri misali hayal ürünü birisi olabilir bizim Davut&#8230;</p>
<p>Bitirmem gereken işler nedeniyle bütün geceyi bilgisayar başında geçirmiştim.  Sabah saat dokuz civarı uyku bir anda bastırdı ve diğerlerine nispeten işe daha geç giden son komşularımı Manhattan&#8217;a götürecek Metro North treninin düdüğünün sesi ile irkildim.  Günün ya da gecenin, hatta sabahın son kahvesini hazırlamak üzere mutfağa doğru ilerledim.  Bu son kahvenin beni en az bir saat daha ayakta tutacağına emindim.</p>
<p>Acil halletmem gereken işlerimi 10.30 gibi bitirdikten sonra dört saat otuz dakika uyumak için saatimi öğleden sonra üçe kurdum ve yatağa doğru ilerledim.  Bugün New York güneşli ve ılık bir güne uyandı.  Sabaha kadar çalışmanın verdiği sarhoşluğa yakın bir beden ve ruh hali ile tamamen kapalı olan jaluzileri hafif aralayıp, kaloriferi de biraz kısmayı düşünürken, direk olarak yatakta buldum kendimi.</p>
<p>Saat tam 11&#8242;i 2 dakika geçe telefonum deli gibi çalmaya başladı.  Bundan dört yıl önce tam iki yıl ara verdiğim spora bir arkadaşımın gazı ile yeniden başlayıp, saatlerce spor salonunda çalıştıktan sonra otoparktaki arabama gitmek için dışarı çıktığımda beynimin yürümek için komut vermeye çalıştığı sırada, ayaklarım ve vücudumun buna isyan edip, bu komutu bir türlü yerine getirmedikleri gün ile aynı durumdaydım.  Böyle durumlarda genelde telefonumu açmam, ancak ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum yataktan kalktım ve sesini kısmadığım için içimden küfür ettiğim telefonuma doğru ilerledim.</p>
<p>Davut beni sabah sabah hiç aramadı bugüne kadar, acaba birşey mi oldu diye içimden geçirerek telefona cevap verdim.  Ses tonundan moralinin çok kötü olduğunu anladığım Davut, kısa bir hal hatır sorma merasiminden sonra canım çok sıkkın abi, vaktin var mı, görüşelim mi dedi.  Ben de kendisine bir buçuk saat içinde Manhattan&#8217;da olabileceğimi söyledim ve telefonu kapatıp hemen hazırlanmaya başladım.</p>
<p>Davut, Anadolu&#8217;da büyük şehirlerden birinde öğretmen bir anne babanın iki oğlundan birisi.  Bulunduğu şehirde Anadolu Lisesi&#8217;nde başarılı bir eğitim hayatı sonrası İstanbul&#8217;a, Türkiye&#8217;nin en iyi üniversitelerinden birine okumaya gelmiş.  Daha sonra master yapmak için geldiği ABD&#8217;de kalmış, burada mesleğinde çok başarılı, tam anlamı ile örnek insan.</p>
<p>Manhattan&#8217;a inerken aklımda onlarca senaryo kurdum.  En muhtemel olanı neredeyse her ay bir arkadaşımın ya da tanıdığımın başına gelen işini kaybetme durumu idi.  Ekonomik kriz nedeni ile burada yaşayan birçok Türk arkadaşım aynı Amerikalılar ve diğer milletlerden gelen insanlar gibi işlerini birer birer kaybediyorlar.  Yol boyunca Davut&#8217;un eğitimi, iş tecrübesi ve neler yapabileceğini düşündüm.  Hatta aklımda hemen tavsiye edebileceğimiz tanıdık firmalar ve yöneticilerin isimlerini listelemeye başladım.</p>
<p>Davut&#8217;la bundan dört sene önce çok sevdiğim bir Türk arkadaşım aracılığı ile tanıştık.  Her ne kadar çok samimi olmasak da sevdiğim, takdir ettiğim, doğru ve dürüst bir delikanlı kendisi.  Böyle zeki ve çalışkan birisi bile işini kaybediyorsa ne olacak bu ekonominin hali diye düşüncelere dalmışım ki Manhattan&#8217;a ulaşmıştım bile. </p>
<p>Telefonda sözleştiğimiz gibi Columbus Circle&#8217;un yanında, Central Park&#8217;ın hemen başlangıcı olan bölgede bir kahvehanede buluştuk Davut ile.  Davut&#8217;un gözleri günlerce ağlamaktan şişmiş ve hafif morarmış, uykusuzluktan kızarmış bir halde geldi ilk bakışta.</p>
<p>Abi istersen kahvelerimizi alalım ve parkta biraz yürüyelim dedi, ben tabi ki diyerek kahve siparişlerini vermek üzere kasaya yöneldim.  Davut&#8217;a dönüp, ne içersin diye sorduğumda çaresizlik ve hüzün dolu gözlerle bana bakarak farketmez abi dedi.</p>
<p>Davut benden bir yaş küçük, ama bana hep abi der.  Her ne kadar birkaç kez kendisine ısrarla bana Ahmet demesini söylediysem de ikna edemedim.  Artık ısrar etmiyorum, bana Ahmet Abi demeye devam ediyor.</p>
<p>Kahvelerimizi aldıktan sonra Trump&#8217;ın şaşalı binasının önünden yolun karşısına geçtik ve Central Park&#8217;ın içine girip kuzeye doğru yürümeye başladık.</p>
<p>Konuya tam olarak nereden gireceğimi bilemeden, Davut, bak kardeşim, derdin neyse anlat, varsa bir çaresi birlikte bulalım dedim.  O da bana işte bu nedenle seninle buluşmak istedim, çok büyük bir derdim var abicim dedi.</p>
<p>İşini kaybetmiş birinden çok daha berbat bir ruh halindeydi Davut, buna emindim.  Gittikçe daha da telaşlanıyordum ki Davut söze devam etti.</p>
<p>Bu sabah çalıştığım firmaya uğradım ve yıllık iznimi istedim, sanırım bir daha dönmem Ahmet Abi, başka bir yola çıkmak istiyorum dedi.  İşle ilgili bir sorun olduğunu anlamıştım.  Tam bu konuda Davut&#8217;u anlatmaya yöneltecek ucu açık bir soru sormuşken, ben orada yokmuş gibi Davut konuşmaya devam etti.</p>
<p>Abi, bugün kardeşini birisi öldürse ve hayatını, şerefini, kanını vereceğin ülkenin adalet sistemi kardeşinin katilini aynı gün yargılayıp serbest bıraksa ve öz kardeşinin katili elini kolunu sallayarak sokağa çıksa ne yaparsın dedi Davut.</p>
<p>Tam anlamı ile başımdan kaynar sular döküldü, ben yirmi dört saati aşkın süredir uykusuz kalmanın verdiği ruhsal ve bedensel yorgunlukla normalden hayli yavaş çalışan beynimde ne olduğunu anlamaya çalışırken Davut söze devam etti.</p>
<p>Bugünün tarihini biliyor musun dedi Davut.  Gayri ihtiyari elim cebimdeki telefonuma giderken Davut bana 20 Ekim 2009 abi dedi ve üstüne vurarak tekrar 20 Ekim dedi.  Mustafa Kemal 20 Ekim 1927&#8242;de, her ne kadar artık genç olmasam da, tam bugün, tam 82 yıl önce, aradan 82 yıl geçtikten sonra okuyup, anlamını tam olarak içimde hissettiğim Gençliğe Hitabeyi yazmış bizlere dedi.  Ben hayatımın ilk 30 yılını yaşanmamış görüyorum artık, 20 Ekim 2009 benim yeni doğum günüm dedi.</p>
<p>Ortada yaşından çok daha büyük çocuklar için üretilmiş bir yapbozun binlerce parçasını halının üstüne sermiş ve ne yapacağını bilmeden bu parçalara bakan, şaşkın, karışık duygular içinde bir çocuğun hissettiklerini hissederken buldum kendimi.</p>
<p>Davutcum, korkutma beni, lütfen ne oldu baştan anlat dedim.  Türk gazetelerini okuyabildin mi abi bugün dedi Davut.  Ben de ona sadece bir gazetenin internet sitesindeki başlıklara çok hızlı baktığımı ancak bitirmem gereken projeler nedeniyle okumaya vaktim olmadığını söyledim.  Davut da bana 34 PKK&#8217;lının Türkiye&#8217;ye büyük bir törenle dönüş yaptığını, sınırda kurulan derme çatma bir mahkemede aynı gün yargılanıp serbest bırakıldıklarını söyledi.</p>
<p>Hafta sonu Delaware&#8217;de idim.  Döner dönmez işlerle uğraşmaktan arada üç dört günlük bir kopukluk olmuştu ve gelişmelerin hiçbirinden haberim yoktu.</p>
<p>Halının üstünde yapbozun parçalarını birleştirmeye çalışan bir çocuğun duygularını taşıdığım ruh halim Davut&#8217;un söylediği bu cümleler ile yerini fırtınalara bıraktı.  Davut bana, bir kardeşi olduğunu bir zamanlar söylemişti, ya da başka bir arkadaştan duymuştum.  Tam hatırlamıyorum, ancak hatırladığım birşey, hatta hayat boyu gözlerimin önünden gitmeyecek birşey var ki, o da, Davut&#8217;un abisinin 2000 yılında, vatani görevini yaparken bir çatışma sırasında PKK&#8217;lı teröristler tarafından adice, hunharca katledildiğini bana söylerken gözlerinden gelen yaşlar.</p>
<p>Beynimden vurulmuşa dönmüş bir halde kendimi toparlamaya çalışarak ve çevredeki bakışlara aldırış etmeden Davut&#8217;a sarıldım.  Bir babanın, çaresizce ağlayan bebeğini teselli ederken sarılması gibi ona sımsıkı sarıldım.</p>
<p>Davut başını kaldırdı, gözyaşlarını sildi ve bundan sonra ağlamak yok dedi.  Hakan abim ağladığımı görse bana çok kızardı, hatta kendisi beni izliyor ve şimdi çok üzülüyordur dedi.</p>
<p>Bana haberini Davut&#8217;tan aldığım, Türkiye&#8217;ye getirilen PKK&#8217;lıların karşılama töreninin ayrıntılarını anlattı ve nasıl bir bayram havası olduğunu, kırmızı plakalı arabaların törende olduğunu söyledi.</p>
<p>Davut isyan etmek istiyordu besbelli.  Belki bu isyan o kadar büyüktü ki vatanına karşı bile isyan etmek istiyor olabilirdi.  Ama Anadolu&#8217;da bir şehirde büyümenin verdiği naivlik mi dersiniz, ailesinden aldığı ahlak ve kültürün getirdiği efendilik mi bilinmez, birşeyler Davut&#8217;u tam olarak isyan etmesine izin vermiyordu.</p>
<p>Şimdi Mustafa Kemal&#8217;in Gençliğe Hitabesinde aslında bizlere söylemek istediklerini bugüne kadar neden anlamadığımı anlıyorsun değil mi abi dedi.</p>
<p>Uzun uzun konuşup Davut&#8217;u teskin ettikten sonra peki Davut ne yapmayı düşünüyorsun dedim.  Senin için çözüm ne olmalı, nasıl olmalı?</p>
<p>Dağdaki bütün teröristleri affediceklermiş, Hakan abimle birlikte binlerce şehidimizin kanı yerde kalacakmış, o boşalan dağa çıkmak dışında başka bir alternatif kalmıyor benim için dedi.  Belki o anki kızgınlık, belki çaresizlik, belki de umutsuzluktu Davut&#8217;a bunları söyleten.  Her ne kadar kendimi onun yerine koymaya çalışsam da onun kadar öfke dolmam imkansızdı, onu anlamaya çalışıyordum.</p>
<p>Bak Davut dedim, Vermont&#8217;ta çok sevdiğim bir arkadaşımın göl kıyısında bir dağ evi var.  Gel sen şehirden bir süre uzaklaş.  İlla dağa çıkmak istiyorsan ev senindir, git kafanı dinle, sakinleş ve düşün, yolunu çiz dedim.  Belki de senin için bu dönüm noktası yepyeni bir sayfa demek.  Şu anda belki Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin gelecekteki bir başbakanı ile konuşuyorum dedim.</p>
<p>Gençliğe Hitabe&#8217;yi tekrar okumasını tavsiye ettim.  Düşmanların içten de dıştan da olsa bugünkü şartlarda dağa çıkarak, vatanına isyan ederek, karşındakiler kanunları tanımasa da onlara kanunsuzlukla hareket ederek birşey kazanamayacağını anlattım.  Ben de çok iyi biliyordum ki Davut&#8217;un ağzından çıkan sözler, üzüntü, öfke ve yıkım ile söylenmiş, aslında istese de yapamayacağı şeyler için sarfedilmiş çaresizlik belirtileri idi.  Benim sözlerim ise onu yatıştırmaya çalışmak için öfkemi içimde tutmaya çalışarak söylenmiş sözlerdi.</p>
<p>Davut birkaç saat konuşmamız üzerine sakinleşmişti.  Sanki hafif bir kalp krizi geçirmiş hastanın krizden hemen sonra derin nefes almaya başladığındaki huzur ve rahatlık ifadesi vardı suratında.  Vermont&#8217;daki dağ evine gidip kafasını dinleme fikrine çok sıcak baktı, çok sevindim.</p>
<p>Peki abi dedi Davut, sana ciddi bir soru sorabilir miyim?  Sor tabi Davut dedim&#8230;</p>
<p>Benim canımdan çok sevdiğim Hakan Abimin canını gözünü kırpmadan feda ettiği bu vatanımızın başında, bu ülkeyi yöneten başbakanımız, bugün televizyonlarda demokratik açılımı anlamayanlara hakarete varan çok ağır sözler sarfetti, bu beni kahretti, ben hala bu demokratik açılım nedir anlamadım abi, bende mi bir sorun var.  Allah aşkına sen anladın mı bu açılımı? dedi Davut.</p>
<p>Bu soru üzerine anlamamışlıkla, anlayıp da anlamamak arasında kalan fikirlerimle Davut&#8217;u daha da yormak istemedim.  </p>
<p>Belki de bu kadar önemli bir konuda bile gitgide daha çok vurdumduymazlığa giden diğer insanlardan hiçbir farkım kalmadığını kendime itiraf etmekten kortkum, utandım.</p>
<p><strong>Davut bu demokratik açılım ne demek anlamamış.</strong></p>
<p>Davut&#8217;la ayrıldıktan sonra bugün çok düşündüm, çok kafa yordum.  Kendi adıma iki ihtimalde karar kıldım.  Ya ben de Davut gibi bu demokratik açılım ne, gerçekten hiçbirşey anlamadım, ya da ihtimal dahi olan bazı senaryoları anlamamak ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın demek çok daha kolay ve tatlı geldiği için anlamamazlıktan geldim.</p>
<p>20 Ekim 2009, gece saat 11 oldu, zaten uykusuz ve yoğun geçen bir günün ardından evde bilgisayar başına oturdum.  Bu satırları kaleme alırken internette canlı yayın yapan bir Türk televizyon kanalının websitesine girdim.  Abdullah Öcalan için İmralı&#8217;da yapılan yeni tesisler için beş milyon dolar harcandığı, yanına getirilecek yedi mahkumun yola çıktığı ve artık terörist başının disiplin cezası almadan önce bir hakimin İmralı&#8217;ya gidip kendilerinin ifadesine başvurmadan disiplin cezası verilemeyeceği haberleri ard arda televizyondaydı.</p>
<p>Bundan üç dört sene önce bugün yaşadıklarımı, bugün yaşadıklarımızı yaşasam kanter içinde uyanılacak bir kabus, bir rüya der geçerdim belki.</p>
<p>Bugün 20 Ekim 2009, bu yaşananların hepsi gerçek, şu an Hudson Nehri&#8217;ne karşı, Davut&#8217;u, konuştuklarımızı, bugünü, onun çaresizliğini, kendi çaresizliğimi düşünerek gece 11&#8242;de bu satırları yazıyorum.  </p>
<p>Büyük önderimiz Mustafa Kemal&#8217;in tam 82 yıl önce bugün, belki de bu saatlerde kaleme aldığı Gençliğe Hitabeyi tekrar okumak üzere sizlerden izin istiyorum.  Hatta bu satırları okuyanlar arasında, Davut gibi, benim gibi, bugün demokratik açılım adı altında olanları anlayamayan aciz ve kendini çaresiz hissedenleriniz varsa, sizlerle de bu güzel yazıyı tekrar paylaşmak istiyorum. Lütfen birkaç dakikanızı ayırıp tekrar okuyun.</p>
<p><strong>GENÇLİĞE HİTABE</strong></p>
<p>Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti&#8217;ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.</p>
<p>Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet&#8217;i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.</p>
<p>Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!</p>
<p>Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK<br />
20 Ekim 1927 (Tam 82 yıl önce bugün)</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=987&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/QM0jWgL5oNg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/davut-demokratik-acilimi-anlamamis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/davut-demokratik-acilimi-anlamamis/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Başarılı Olacak Bir İnternet İş Modeli</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/b1uO3IoMD4U/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/turkiyede-basarili-olacak-internet-is-modeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 18:40:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Başarılı İnternet Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet İş Modeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=978</guid>
		<description><![CDATA[Gerek email ile bana yönlendirilen sorularda gerekse Türkiye&#8217;de internet girişimi yapmak isteyen birçok arkadaşımın sorularında ortak bir nokta var.
Birçok kişi günlük işleri ya da eğitimleri dışında çok vakit ve para harcamadan internetten bir iş modeli yaratarak ek gelir sağlamak istiyorlar.  Bu çok anlaşılır bir yaklaşım.  Ancak sakin kafa ile oturup düşünmeye ve bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gerek email ile bana yönlendirilen sorularda gerekse Türkiye&#8217;de internet girişimi yapmak isteyen birçok arkadaşımın sorularında ortak bir nokta var.</p>
<p>Birçok kişi günlük işleri ya da eğitimleri dışında çok vakit ve para harcamadan internetten bir iş modeli yaratarak ek gelir sağlamak istiyorlar.  Bu çok anlaşılır bir yaklaşım.  Ancak sakin kafa ile oturup düşünmeye ve bu tarz bir sorunun cevabını bulmaya fırsat bulamadım uzun zamandır.</p>
<p>Geçenlerde yine bu şekilde bir email aldım.  Gönderen arkadaş bir üniversite öğrencisi idi ve anladığım kadarı ile gerçekten bir ek gelire ihtiyacı vardı.  Bana attığı emailda ayda $100 dahi ek gelir yaratabilirse bunun onun için ne kadar önemli olacağını anlatıyordu ve bir anda aklımda yüzlerce fikir oluşuverdi.</p>
<p>İnternette para kazanmak için birşeyler yapmaya yeni başlayan birisi için ufak rakamların bile ne kadar önemli ve teşvik edici olabileceği kendi tecrübelerimle aklıma geldi.  Bu yazı ile birlikte hiçbiri süper yaratıcılık ya da büyük yatırım gerektirmeyen, ancak doğru uygulandığı zaman internetten para kazanmanızı sağlayacak iş fikirlerini sizlere sunmaya karar verdim.</p>
<h2>İnternette Başarılı Olmak İçin Önemli Bir Nokta; Küçük Düşünmek</h2>
<p>Daha önce yazdığım <a href="http://www.kirtok.com/tr/internette-para-kazanmak-icin-10-altin-kural/">internetten para kazanmak için 10 altın kural</a> yazımda 8. madde olarak &#8220;Küçük Düşünmek&#8221; demiştim.  Özellikle yeni başlayanlar için bunun ne kadar önemli olduğunu anlatamam sizlere.  Bazen birçok proje fikir aşamasında rafa kaldırılır, bunun en büyük nedeni de gerektiğinden fazla büyük düşünülmesi ve ayrıntılarda kaybolup gidilmesidir.</p>
<p>Şimdi küçük düşünerek neredeyse sıfır yatırım ve tecrübe ile internetten para kazanabileceğiniz iş modellerinden ilkini paylaşmaya geldi sıra.  Eğer zaten büyük projelere imza atıp internetten iyi para kazanan tecrübeli birisi iseniz &#8220;e ne var ki bu fikirde, bize bilmediğimiz birşeyler anlat&#8221; tarzı yorumlarla yeni başlayanların şevkini kırmamanızı rica ediyorum.  Bazen çok basit ve küçük düşünülerek oluşturulan iş modelleri çok büyük başarı ve beraberinde para getirebilir.  </p>
<p>Herneyse, lafı fazla uzatmadan ilk iş modelimizle başlayalım.</p>
<h2>İngilizce Siteleri Türkçe&#8217;ye Çevirerek İnternette Bir İş Modeli Oluşturma</h2>
<p>İnternette Türkçe kaynak eksikliğinin çok büyük bir sorun olduğunu herkes biliyor. Bunun üzerinde bile durmaya gerek yok.</p>
<p>Bu tarz bir iş modeli için çok ileri seviyede İngilizce bilgisine ihtiyacınız yok.  Okuduğunuzu genel olarak anlamanız yeterli.  Türkçe bir siteyi İngilizce&#8217;ye çevirmek için tabi ki ileri derecede İngilizce bilgisine ihtiyaç duyabilirsiniz ancak İngilizce okuduğunu anlayan birisi bir de sözlük yardımı ile çok rahat Türkçe çeviri yapabilir.</p>
<p>Önemli olan yüzbinlerce İngilizce site arasından Türkiye&#8217;de de ziyaret edileceğini düşündüğünüz bir site seçmek ve ilk olarak Türk sitelerini araştırmak.  Bu tarz bir site var mı? Varsa neler yapıyorlar gibi soruları kendinize sorun ve iyi bir pazar araştırması ve rakip analizi ile işe başlayın.</p>
<p>Emin olun İngilizce&#8217;de çok fazla rekabet olan birçok nişte Türkiye&#8217;de hiçbir rekabet yok.  Gelir modeline çok odaklanmayın.  Ziyaretçi çeken ve ziyaretçilerinin tekrar gelmek isteyecekleri bir websitesi her zaman para kazanır.</p>
<p>Hiç mi İngilizceniz yok?  Eminim çevrenizde İngilizce bilen bir arkadaşınız vardır.  Çok basit bir wordpress kurulumu ile bu işe ilk adım atabilirsiniz.</p>
<p>Türkiye&#8217;de eminim birçok yabancı sitenin içeriğini çevirerek içerik üreten başarılı siteler var ve sizin de bunu yapmamanız için <a href="http://www.kirtok.com/tr/internette-basarili-olamamanin-5-nedeni/">bahane üretmek</a> dışında bir sebebiniz yok.</p>
<h2>Küçük Düşünerek Başlayın, Büyük Düşünerek Kazanın</h2>
<p>İnternette henüz hiç para kazanmamış ve bir arayış içinde olan yüzlerce belki de binlerce bu yazıyı okuyacak ve emin olun %99&#8242;u okuduktan sonra hiçbirşey yapmadan hayatına devam edecek.</p>
<p>Bu girişimciliğin çok önemli bir kuralı.  Çoğunluk daima fikir aşamasında kalır ve uygulamaya geçmez.  Eğer siz uygulamaya geçenlerdenseniz zaten %1&#8242;lik dilimdesiniz.</p>
<p>Peki küçük düşünerek, basit bir fikirle başlanan bir iş modeli büyük düşünerek nasıl büyük başarılara ulaşır?</p>
<p>Ben size kendimden örnek vereyim isterseniz.  İlk adım küçük düşünüp hemen uygulamaya geçmek.  Ben olsam hemen bir konu bulur, pazar araştırmamı, rakip analizimi yaptıktan sonra hemen uygulamaya geçerdim ve ilk sitemi yapardım.  Kısa ve orta vadeli hedeflerimi mutlaka koyardım.  Örneğin günde 2 çeviri yazı düzenli ekleyeceğim gibi. Ya da o işte tecrübeli isem rakamsal hedefler koyardım.</p>
<p>İlk site başarılı olup para kazandırmaya başladıktan sonra olay büyük düşünmekte.  Birçok girişimci bu noktada tıkanıp kalır.  Bir ileri noktaya ilerleyemez.</p>
<p>Ben olsam ilk sitede hedeflerimi gerçekleştirdikten sonra bunu nasıl bir websitesi networkü haline getirebilirim diye düşünürdüm.</p>
<p>Bu tarz projelerde başarının sırrı Scalabilitiy &#038; Automation.  Scalabilitiy Türkçesine baktım, ölçeklenebilirlik diyor ama İngilizce bu anlamda kullanmıyorum ben.  Tam Türkçesini şu anda oturtamadım.  Yani başarılı bir modeli alıp farklı nişlerde uygulayarak o havuzu büyütmek diyebiliriz.  Automation ise tabi ki otomasyon.  Başarı ve büyüme için otomasyon kaçınılmaz bir ihtiyaç.</p>
<p>Her 1000 kişiden 990&#8242;ı fikri o ya da bu nedenle uygulama noktasına geçiremedi. Uygulamaya geçiren 10 kişiden ancak birkaç tanesi düzenli çalıştı, çeviriler yaptı ve belirli bir gelir seviyesine ulaştı.  O bir iki kişiden biri sizseniz bir sonraki noktaya büyük düşünerek geçebilirsiniz.  Ve emin olun internet dahil birçok sektörde işte bu yüzden 1000 kişiden ya birisi ya da hiçbiri gerçekten büyük başarıya ulaşamaz.</p>
<p>1000 kişiden birisi olabilmek için ilk sitede hedefinizi belirleyin.  Çok çalışın, hedefinizi tutturun.  Daha sonra bu iş modelini nasıl otomasyona geçirip büyütebilirim diye düşünerek planınızı yapın ve harekete geçin.</p>
<p>Belki ayda $100 bir siteden kazanmak çok komik bir rakam olabilir.  Ama eğer bunu başardıysanız aslında en zor işi zaten başarmışsınız.  Şimdi aynı iş modelini nasıl 100 siteye uygulayabilirsiniz bunu düşünmeniz gerekir.  Belki de 1000 siteye.  Bunun da sırrı büyük düşünerek bir sonraki noktaya ulaşmak.</p>
<p>İşte size neredeyse hiçbir yatırım yapmadan, orta seviye İngilizce bilerek hemen uygulamaya geçireceğiniz bir iş fikri.  </p>
<p>Şimdi başarıdan önce size düşen bu yazıyı okuyup hiçbir zaman uygulamaya geçmeyecek %99&#8242;luk dilime mi yoksa hemen uygulamaya geçecek %1&#8242;lik dilime mi gireceğinize karar vermek.</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=978&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/b1uO3IoMD4U" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/turkiyede-basarili-olacak-internet-is-modeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>15</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/turkiyede-basarili-olacak-internet-is-modeli/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Türkiye Ziyareti Ardından</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/FkBJ8cPYbew/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/turkiye-ziyareti-ardindan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 16:48:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=970</guid>
		<description><![CDATA[New York&#8217;a döneli 24 saati geçti ve ancak bugün tam olarak kendime gelebildim. Türkiye&#8217;ye gelmeyeli neredeyse bir yıl olmuştu ve bu sefer de 3 haftalık tatilim çok hızlı geçti ve bitti. 2010&#8242;da Türkiye&#8217;ye daha sık gelme kararını verdim.  Yılda bir gelişler çok zor oluyor.
Ne zamandır kirtok.com&#8217;a vakit ayıramıyorum.  Her hafta kesin birşeyler yazmalıyım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>New York&#8217;a döneli 24 saati geçti ve ancak bugün tam olarak kendime gelebildim. Türkiye&#8217;ye gelmeyeli neredeyse bir yıl olmuştu ve bu sefer de 3 haftalık tatilim çok hızlı geçti ve bitti. 2010&#8242;da Türkiye&#8217;ye daha sık gelme kararını verdim.  Yılda bir gelişler çok zor oluyor.</p>
<p>Ne zamandır kirtok.com&#8217;a vakit ayıramıyorum.  Her hafta kesin birşeyler yazmalıyım diyorum ve yoğunluktan, koşuşturmadan hep erteliyorum.  Türkiye&#8217;de görüştüğüm bazı arkadaşların çok pozitif yorumları beni teşvik etti ve elimden geldiğince daha çok bloguma vakit ayırmaya karar verdim.</p>
<p>Uzun yıllardır gitmediğim Mersin&#8217;e gidiş ile başladı tatilim.  Çocukluğumda yazlarımın geçtiği Mersin&#8217;i çok özlemişim.  Bir haftaya yakın bir süre doya doya tadını çıkarttım Mersin&#8217;in.  Birkaç gün de Adana&#8217;da akraba ziyaretleri ile geçirdikten sonra tatilimin son 10 günün geçirmek üzere İstanbul&#8217;a geçtim.  Bayram ziyaretleri ve bir gecelik Bursa ziyareti derken ancak son birkaç gün çok sevdiğim arkadaşlarıma vakit ayırma fırsatı buldum.</p>
<p>Gerek arkadaşlarımla konuşmalarımda, gerek çevremizdeki aile dostlarından duyduklarıma göre işsizlik geçen seneye göre çok daha büyük bir sorun haline gelmiş.  Ayrıca krizi bahane eden birçok şirket çalışma şartlarını ağırlaştırıp maaşlarda kısıntıya gitmiş.  Aynı sorunları Amerika&#8217;da da yaşıyoruz birkaç senedir.  Ancak arada çok büyük bir fark gözlemledim, o da Amerika&#8217;da işsizliğin sürekli gündemde olması ve tartışılması, Türkiye&#8217;de ise gündemde bambaşka konuların olması idi.</p>
<p>Gündüzleri ne zaman televizyonu açsam kanallarda evlenme programları vardı.  Reyting almasalar yayınlanmazlar diye düşündüm.  Akşam haberlerinde istisnasız saatlerce bir cinayet konuşuluyordu ve aylardır aynı cinayetin konuşulduğunu söyledi arkadaşlarım.  Şaşırdım&#8230;</p>
<p>Sanayici ve üretimle uğraşan bazı dost ve akrabalarımla konuşma fırsatım oldu.  Sanayinin gururu, çok sevdiğim şehirlerden biri olan Bursa&#8217;yı ziyaretimde çok acı bir tablo ile karşılaştım.  Yıllarca tekstil sektöründe hizmet vermiş amcam bana Bursa&#8217;da tekstilin tamamen bittiğini üzülerek ve örnekler vererek açıkladı.  Denizli&#8217;nin en büyük fabrikalarının tek tek üretime son verdiğini öğrendim.  Giderek ithalata dayalı bir ekonomiye dönüşen ülkemiz ekonomisinde bu gidişattan çok insanların bunu kabullenmiş olması beni çok üzdü.</p>
<p>Duyarsızlık ve vurdumduymazlık bir toplumu önce etik ve ekonomik çöküşe daha sonra da kaosa sürükler.  Ne yazıkki her Türkiye&#8217;ye gelişimde daha çok duyarsızlık daha çok vurdumduymazlık görüyorum ve üzülüyorum.</p>
<p>Amerika&#8217;da sistem mükemmel mi? Tabi ki hayır.  Amacım burada iki ülkeyi karşılaştırmak değil.  Her Türkiye dönüşü beni derin üzüntü ve düşüncelere iten bu gidişatı benim gözümle sizlere anlatmak.</p>
<p>Bu gelişimde yoğunluktan istesem de bir kirtok.com toplantısı düzenleyemedim.  Bana ulaşan bazı arkadaşlarla birebir görüşmeler yapabildim.  Bir sonraki gelişime söz önceden planlayıp biraraya geleceğiz.</p>
<p>Değerli hocam <a href="http://ugurozmen.com/blog/">Uğur Özmen</a>&#8216;le buluşmamızda hem internet sektöründeki sorunlara hem de genel olarak Türkiye&#8217;deki sorunlara değindik.  Kısa da olsa çok verimli fikir alışverişi yaptık.  Pozitif ve ülkem için geleceğe dair umutlarla biten görüşmemizin hemen ardında toplantı yaptığımız otelin önünde, Balmumcu kaşvağında trafikte çıkan iki farklı kavgaya birebir şahit olmamız birçok umudu içimden aldı götürdü.</p>
<p>Biz bu kadar tahammülsüz bir toplum mu olduk? Bize neler oluyor dedim ve o gece gözüme uyku girmedi.  Neredeyse bir sene önce Türkiye&#8217;ye gelişimde yazdığım <a href="http://www.kirtok.com/tr/pozitif-olun-gulumseyin/">Pozitif olun ve Gülümseyin</a> yazım geldi aklıma.  Keşke daha çok pozitif olsak ve gülümsesek, keşke hoşgörülü ve birbirimize tahammüllü olsak&#8230;</p>
<p>Çok karamsar oldu bu yazdıklarım, biliyorum.  Ama içimi dökmem gerekiyordu ve döktüm.  Bir sonraki Türkiye&#8217;ye gelişlerimde daha pozitif bir tablo ile karşılaşma dileği ile yazımı bitiyorum.  Gelmeden önce konuştuğumuz ancak Türkiye&#8217;de iken görüşemediğimiz bütün arkadaşlar lütfen kusura bakmasın.  Bir sonraki sefere daha planlı ve programlı geleceğim ve hepinize vakit ayıracağım.</p>
<p>New York&#8217;tan Türkiye&#8217;ye sevgiler&#8230;</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=970&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/FkBJ8cPYbew" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/turkiye-ziyareti-ardindan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/turkiye-ziyareti-ardindan/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>New York’ta İlk Video Blog Deneyimi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/VDn_pvzbDvs/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/new-yorkta-ilk-video-blog-deneyimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 18:37:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Brooklyn Köprüsü Video]]></category>
		<category><![CDATA[Manhattan Köprüsü Video]]></category>
		<category><![CDATA[Manhattan Video]]></category>
		<category><![CDATA[New York DUMBO Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=959</guid>
		<description><![CDATA[Herkese merhabalar
2009 yılına merhaba derken birçok hedeflerim ve projelerim vardı.  2009 yılı beklediğimden daha hızlı ve hareketli başladı benim için.  Özellikle son birkaç aydır yoğunluğumdan Kirtok.com&#8217;a hiç vakit ayırma fırsatım olmadı.
Yoğun bir çalışma temposunda, tamamen uykusuz geçen bir gecenin ardından dün önemli bir toplantı için sevgili dostum Erdal Bezaroğlu ve kardeşim Volkan Kırtok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese merhabalar</p>
<p>2009 yılına <a href="http://www.kirtok.com/tr/hosgeldin-2009/">merhaba derken</a> birçok hedeflerim ve projelerim vardı.  2009 yılı beklediğimden daha hızlı ve hareketli başladı benim için.  Özellikle son birkaç aydır yoğunluğumdan Kirtok.com&#8217;a hiç vakit ayırma fırsatım olmadı.</p>
<p>Yoğun bir çalışma temposunda, tamamen uykusuz geçen bir gecenin ardından dün önemli bir toplantı için sevgili dostum Erdal Bezaroğlu ve kardeşim Volkan Kırtok ile birlikte Brooklyn&#8217;de DUMBO bölgesinde idik.</p>
<p>Toplantı çıkışı New York&#8217;ta ilk ofisimin olduğu ve iş hayatıma başladığım DUMBO&#8217;da vakit geçirme fırsatımız oldu.  Bizim için eski günleri yad etmemizi sağlayan, nostalji dolu bir gündü dün.</p>
<p>Tamamen plansız programsız, uykusuz bir gecenin ardından gözlerimin altı mosmor bir şekilde, video kameramız da yanımızda olunca aylardır yapmayı düşündüğüm video blog olayına başlayalım dedik.</p>
<p>New York DUMBO&#8217;dan sevgiler.</p>
<div align="center">
<object width="600" height="450"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5307200&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5307200&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="600" height="450"></embed></object></div>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=959&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/VDn_pvzbDvs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/new-yorkta-ilk-video-blog-deneyimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/new-yorkta-ilk-video-blog-deneyimi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>E-Posta ile Pazarlama Terimleri 101</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/8J2B_Kd4Ozs/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/e-posta-ile-pazarlama-terimleri-101/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 03:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Email Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[E-Posta]]></category>
		<category><![CDATA[E-posta Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Email ile Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Email Pazarlama 101]]></category>
		<category><![CDATA[eposta pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Ücretsiz Email Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=944</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı email pazarlama rehberinde üçüncü yazım.  E-posta ile pazarlama konusunda ileri ve detaylı konulara girmeden önce kanunları ve e-posta ile pazarlama terimlerini çok iyi anlamak gerekiyor.

The CAN-SPAM Act, E-Posta Kanunları
E-posta ile pazarlama ciddi bir iş dalıdır ve ABD başta olmak üzere birçok devlet de bu konuyu ciddiye almaktadır.  Email Pazarlama Rehberi&#8217;nde hedef [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı <a href="http://www.kirtok.com/tr/email-pazarlama-rehberi/">email pazarlama rehberi</a>nde üçüncü yazım.  E-posta ile pazarlama konusunda ileri ve detaylı konulara girmeden önce kanunları ve e-posta ile pazarlama terimlerini çok iyi anlamak gerekiyor.</p>
<div align="center" style="margin:5px"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/04/eposta-101.jpg" alt="E-posta ile pazarlama Terimleri" title="E-posta ile pazarlama Terimleri" width="550" height="230" class="aligncenter size-full wp-image-947" /></div>
<h2>The CAN-SPAM Act, E-Posta Kanunları</h2>
<p>E-posta ile pazarlama ciddi bir iş dalıdır ve ABD başta olmak üzere birçok devlet de bu konuyu ciddiye almaktadır.  Email Pazarlama Rehberi&#8217;nde hedef kitle Amerika Birleşik Devletleri olduğu için <a href="http://www.ftc.gov/bcp/edu/pubs/business/ecommerce/bus61.shtm">The CAN-SPAM Act</a> yasalarına uyum sağlamak zorundalığı vardır.  Üyelerinin bir kısmı ya da tamamı ABD&#8217;de ikamet eden bir e-posta listeniz varsa bu yasalara uymak dışında bir çareniz yoktur.</p>
<p>Eğer e-posta ile pazarlama konusunda yeni iseniz, ilk e-posta kampanyanızı yapmadan önce aşağıdaki terimleri okuyup anlamanızı tavsiye ederim.</p>
<h2>E-Posta ile Pazarlama Terimleri</h2>
<ul>
<li><strong>Single Opt-in (ya da single opt-in subscription)</strong>: Ziyaretçiler ve/veya müşteriler e-posta listenize üye olmak için teşvik edilir.  Single Opt-in sisteminde ziyaretçi e-posta adresinin ve gerekli bilgilerin istendiği formu doldurduktan sonra listeye üye olmuş olur.  Daha fazla birşey yapmasına gerek yoktur ve sizden e-posta almaya başlar.</li>
<li><strong>Double Opt-in (ya da confirmed opt-in subscription)</strong>: Single opt-in ile aynı şekilde öncelikle ziyaretçileriniz ya da müşterileriniz email listenize üye olmak için formu doldururlar.  Daha sonra gelen konfirmasyon emailındaki linke tıklayarak üye olmak istediklerini onaylarlar.  Double Opt-in üyelik sistemi sayesinde istenmeyen ya da başkasının yerine yapılan üyelikler engellenmiş olur ve daha kaliteli bir email listesi oluşturulur.</li>
<li><strong>Opt-out (ya da unsubscribe)</strong>: Opt-out ya da unsubscribe, email listesi üyelerinin istedikleri zaman bu listeden çıkma talebi ve bir daha sizden email almama isteğidir.  ABD email kanunlarına göre her gönderdiğiniz gurup emailı içinde üyelerinizin listeden çıkabilmeleri için bir unsubscribe linki bulundurmanız gerekmektedir.</li>
<li><strong>Spam Email ya da UCE (ya da Unsolicited Commercial Email)</strong>: Email listesine üye olmayan ya da izni ve haberi olmadan bir kişiye gönderilen emaila spam email denir.</li>
<li><strong>Open Rate</strong>: Bir email kampanyasında gönderilen emailları açan kişilerin toplam email gönderilen kişi sayısına oranı.  100 kişiye email atılan bir kampanyada 78 kişi bu emailı açmış ise, bu kampanyanın open rate&#8217;i, yani açma oranı %78&#8242;dir.</li>
<li><strong>CTR (Click Through Rate ya da Tıklanma Oranı)</strong>: Emailda gönderilen herhangi bir linkin tıklanma oranı.</li>
<li><strong>Conversion Rate (ya da Dönüşüm Oranı)</strong>: Conversion ya da dönüşüm bir satış, form doldurma, üyelik, telefon açma, randevu olabilir.  Amacımız email listesinde mümkün olduğunca çok kişiyi bu istenilen dönüşüme yönlendirmek.  Email kampanyasında email alanlar arasında istenilen dönüşümü yapanların toplam email alanlara oranı conversion rate&#8217;tir.  Örneğin, email 100 kişiye gönderilmiştir ve bu emailda conversion websitesinden alışveriştir.  Toplam 25 kişi alışveriş yapmıştır.  Bu kampanyanın conversion rate&#8217;i %25&#8242;dir.</li>
</ul>
<p>E-posta ile pazarlamada her nekadar birçok terim kullanılsa da yukarda açıkladığımız terimler en önemlileridir.  İlk email kampanyanıza başlamadan önce bu terimleri net bir şekilde anlamanız çok önemlidir.  Bu terimlerin özellikle İngilizce olmaları ve Türkçe karşılıklarına çok önem vermememizin nedeni ise kullanacağımız email yazılımlarının İngilizce olmaları ve bu terimlerin sürekli karşınıza çıkacak olmasıdır.</p>
<p>Bu yazı belki biraz sıkıcı da olsa The CAN-SPAM Act e-posta yasalarını ve e-posta ile pazarlamada önemli terimleri size açıklama amacı ile yazıldı.  Şimdi başarılı bir email kampanyası için E-Posta Pazarlama stratejisi konusuna geçebiliriz.</p>
<p>*E-Posta ile Pazarlama Terimleri 101 yazısı, <a href="http://www.kirtok.com/tr/email-pazarlama-rehberi/">Email Pazarlama Rehberi</a>&#8216;nde yayınlanan bir yazıdır.</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=944&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/8J2B_Kd4Ozs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/e-posta-ile-pazarlama-terimleri-101/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/e-posta-ile-pazarlama-terimleri-101/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Hayır Demeyi Bilmek</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/aDxXzrEHJQ0/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/hayir-demeyi-bilmek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 18:25:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Evet Demenin Zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayır Demek]]></category>
		<category><![CDATA[Hayır Diyerek Stresi Azaltmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=831</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel gelişimin temel kurallarından birisi kişinin eksik olduğu yanlarını keşfetmesi, bu eksiklikleri kabul etmesi ve bunlar üzerine çalışmasıdır.  Herkesin eksik olduğu yönleri vardır.  Bazı durumlarda çalışarak, öğrenerek bu eksiklikler giderilebilir.  Ancak bazı eksiklikler o kişinin henüz çocukluktan itibaren eğitimi ile ilgili kişiliğinin bir parçası olan, hatta huy dediğimiz çok kolay değiştirilemeyecek özelliklerdir.

Bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kişisel gelişimin temel kurallarından birisi kişinin eksik olduğu yanlarını keşfetmesi, bu eksiklikleri kabul etmesi ve bunlar üzerine çalışmasıdır.  Herkesin eksik olduğu yönleri vardır.  Bazı durumlarda çalışarak, öğrenerek bu eksiklikler giderilebilir.  Ancak bazı eksiklikler o kişinin henüz çocukluktan itibaren eğitimi ile ilgili kişiliğinin bir parçası olan, hatta huy dediğimiz çok kolay değiştirilemeyecek özelliklerdir.</p>
<div style="float:right; margin:5px"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/04/hayir.jpg" alt="Hayir Demeyi Bilmek" title="Hayir Demeyi Bilmek" class="aligncenter size-full wp-image-935" /></div>
<p>Bazı insanlar için &#8220;Hayır&#8221; diyebilmek çok kolay olabilir ama aslında hayır demeyi bilmek gerçekten önemli bir meziyettir.</p>
<p>Şahsen kişisel gelişim adına araştırmaya ve okumaya başladığım yıllarda en büyük eksiğimin &#8220;Hayır Demeyi Bilmek&#8221; olduğunu farketmiştim.  Şu ana kadar sırf iyi niyetimden ve hayır diyemediğimden dolayı birçok kişiyi isteyerek ya da istemeyerek kırdım, birçok işte istediğim başarılı sonuçlar elde edemedim ve hayal kırıklığı yaşadım.</p>
<p>Bazen çok yoğun iş ve özel hayat temposunda, stresin her geçen gün arttığı günümüzde, sırf nezaketen ve karşımızdaki insanı kırmamak için Evet demektense Hayır diyebilmek ileride doğacak sorunların baştan çözümü olabilir.</p>
<h2>Neden Hayır Demeyi Bilmelisiniz?</h2>
<ul>
<li><strong>&#8220;Evet&#8221;, Her Zaman Doğru Cevap Değildir:</strong> Zaten yoğun ve stresli yaşamınıza yapmak istemediğiniz bir görevi daha eklemek aslında elinizdeki işlere de zarar verebilir.  Fazla yoğunluk ve stres sağlınızı tehdit edebilir.</li>
<li><strong>Hayır Diyerek Kendinize Vakit Ayırın:</strong> Aslında hiç ilginizi çekmeyen ama sırf hayır diyemediğiniz için katıldığınız sosyal aktiviteleri, toplantıları, gönüllü projeleri, şirket aktivitilerini bir an düşünün.  Vaktiniz herşeyden daha değerli.  Hayır diyerek kendinize ve ailenize daha çok vakit ayırın.</li>
<li><strong>Başkalarına Fırsat Verin:</strong> Belki çevrenizde mecburen evet diyeceğiniz bu iş ya da aktivite için görevlendirebileceğiniz insanlar var ama herşeye evet demek zorunda hissetmeniz, çevrenizdeki bu insanları görmezden gelmenize neden olabilir.  Çevrenizdeki insanlara fırsat vererek hayır demekten de kurtulmuş olabilirsiniz.</li>
</ul>
<h2>Ne Zaman Hayır Demelisiniz?</h2>
<p>Bazen önemli fırsatlar karşınıza beklenmedik anlarda çıkar.  Bu hem iş hayatı hem de özel hayat için geçerlidir.  Pozitif dengenizi sağlayarak doğru fırsatlara evet, ancak gereksiz olanlara hayır demeyi bilmek çok önemlidir.  En önemli sorulardan birisi de ne zaman hayır demeliyim sorusudur.</p>
<ul>
<li><strong>Vakit Faktörü</strong>: Yeni bir işe, projeye ya da aktiviteye evet demeden önce ne kadar vaktinizi alacağını iyi düşünün.  Eğer bu işi doğru yapmanız için gerekli vakti ayıramayacaksanız hayır demek için en önemli nedeni buldunuz bile.</li>
<li><strong>Stres Faktörü</strong>:  Bu yeni proje ne kadar stresli bir proje.  Hali hazırda elinizde stresli ne gibi işler var?  Stres dengesini çok iyi kurmadığınız zaman hayatta başarısız olursunuz.  Bazen maddi ya da manevi daha az geri getirisi olsa da stresi az işlere önem vermek gerekir.  Eğer size gereğinden fazla stres yükleyecek bir proje ise hayır demek için doğru zaman olabilir.</li>
<li><strong>İstek Faktörü</strong>:  İsteksiz yapılan iş her ne olursa olsun çok başarılı olamaz.  Gönüllü bir aktivite dahi olsa eğer isteksiz iseniz hayır demeyi bilin.  İsteyerek yapabileceğiniz onlarca başka gönüllü aktiviteler sizi bekliyor olacak.  Ya da patronunuz sizin yapmanızı istediği bir proje teklif etti, ancak hiçbir ilgi ve isteğiniz yok. Bu durumda evet demektense, şirkette bu projeyi daha istekli yapacağını düşündüğünüz bir arkadaşınızı tavsiye edin ve nedenini patronunuza dürüstçe açıklayın.  İsteksizce evet demektense hayır demeyi bilin.</li>
<li><strong>Sorumluluk Faktörü</strong>: Elinizdeki sorumlulukları gözden geçirin. Bitirmeniz gereken projeler, belki çocuklarınızın hafta sonu sosyal aktiviteleri, iş seyahatleri derken yeni bir sorumluluk daha almaya gücünüz var mı? Eğer daha fazla sorumluluk sorun yaratacaksa hayır demek için en doğru zaman budur.</li>
<li><strong>Süre İsteyin</strong>: Bazen size yöneltilen sorunun cevabını hemen vermek zor olabilir.  O nedenle yukarda bahsettiğimiz bütün faktörleri sakin bir şekilde değerlendirip en doğru kararı verebilmek için süre isteyin.  O an evet demektense cevabınızı en kısa sürede bildireceğinizi iletin ve acele verilecek yanlış bir karardan kurtulun.</li>
</ul>
<h2>Nasıl Hayır Denir?</h2>
<p>Neden ve ne zaman hayır demeniz gerektiğini artık biliyorsunuz.  Şimdi sıra en zor kısma geldi. Nasıl Hayır Denir?</p>
<ul>
<li><strong>Direk ve açıkça hayır demek</strong>:  Bazen en doğru yöntem hiçbir bahane yaratmadan, direk ve açık olarak hayır demektir.  Eğer bir ya da birçok nedenden dolayı sizin için en doğru cevap hayır ise, hiçbir özür sunmadan, dürüstçe ve açık olarak hayır demelisiniz.</li>
<li><strong>Yavaş yavaş ve açıklayarak hayır demek</strong>: Bazı durumlarda isteseniz bile evet demeniz sizin için yanlış olacağı için, isteğinizi belirterek ancak nedenlerini açıklayarak, karşı tarafı da elinizden geldiğince kırmadan hayır demeyi bilin.  Özellikle iş hayatında direk ve açıkça hayır demenin zor olacağı birçok durumla karşılaşıyoruz hergün.  Bu nedenle sakin bir şekilde size göre nedenlerini açıklayarak ve karşı tarafı kırmamaya çalışarak hayır demeyi bilin.</li>
</ul>
<p>Hayatınız boyunca karşınızdaki insanları kırmamak için evet demeye alıştığınız için hayır diyebilmek ilk başlarda kolay olmayacak.  Ancak evet ya da hayır demeden önce bu yazıdaki nedenleri çok iyi değerlendirip daha az stresli ve daha çok başarılarla dolu bir yaşam için hayır demeyi öğrenmek dışında bir şansınız yok.</p>
<p>Kendinizi suçlu hissetmeden, doğru olduğuna inandığınız her durumda, kolaylıkla hayır diyebilmeniz dileği ile.</p>
<p><em>Not ve Kaynak: Bu yazıda Mayo Clinic tarafından yayınlanan <a href="http://www.mayoclinic.com/health/stress-relief/SR00039">bu makaleden</a> alıntılar bulunmaktadır.</em></p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=831&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/aDxXzrEHJQ0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/hayir-demeyi-bilmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/hayir-demeyi-bilmek/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Başarılı Türk Genç Girişimciler</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/DizyLO2xw_k/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/basarili-turk-genc-girisimciler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 09:31:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=273</guid>
		<description><![CDATA[Öğrencilik yıllarımda mümkün olduğunca çok başarılı girişimcinin hayatını araştırdım ve okudum.  Bu insanların doğru ve yanlış yaptıklarını öğrenmek, hatalarından nasıl dersler aldıklarını anlamak benim kişisel gelişimimde önemli rol oynadı.
Kendi dallarında başarılı olmuş işadamlarının ve girişimcilerin otobiyografilerini, röportajlarını ve hikayelerini okumak sadece kişisel gelişim anlamında değil, kişisel motivasyon anlamında da bana büyük fayda sağladı.
Önceleri internetin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrencilik yıllarımda mümkün olduğunca çok başarılı girişimcinin hayatını araştırdım ve okudum.  Bu insanların doğru ve yanlış yaptıklarını öğrenmek, hatalarından nasıl dersler aldıklarını anlamak benim kişisel gelişimimde önemli rol oynadı.</p>
<p>Kendi dallarında başarılı olmuş işadamlarının ve girişimcilerin otobiyografilerini, röportajlarını ve hikayelerini okumak sadece kişisel gelişim anlamında değil, kişisel motivasyon anlamında da bana büyük fayda sağladı.</p>
<p>Önceleri internetin henüz çok yeni olmasından dolayı kaynak sıkıntımı zorluklarla bulduğum kitaplarla çözdüm.  Daha sonra internette birçok kaynağa ücretsiz ulaşmanın verdiği keyifle dünyada sözü geçen binlerce girişimci, işadamı ve şirketin hikayelerini okudum.</p>
<p>Ancak eksikliğini her zaman gördüğüm bir konu gençlerin başarı hikayeleri idi.  Özellikle Türkiye&#8217;de başarılı gençler neler yapmışlar, hedefleri neler gibi soruların cevaplarını onların penceresinden duymak benim için her zaman önemliydi.</p>
<p>Geçenlerde <a href="http://www.basariligencler.com/">Başarılı Gençler</a> adlı bir websitesi çıktı karşıma.  Başarılı Türk gençleri ile yapılan röportajların ve köşe yazılarının olduğu bu site çok ilgimi çekti.  Hazırlayan arkadaşlara binbir teşekkürler.</p>
<p>Birçok gelen talebe ve isteğe rağmen ben burada hiçbir sitenin reklamını yapmadım şu ana kadar.  <a href="http://www.basariligencler.com/">Başarılı Gençler</a> sitesinden böyle bir talep gelmedi ve hatta arkasındaki kişileri tanımıyorum, ancak böyle başarılı bir projeyi sizlerle de paylaşmazsam olmazdı.</p>
<div align="center"><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2009/04/basariligencler.jpg" alt="Başarılı Gençler" title="Başarılı Gençler" width="500" height="670" class="aligncenter size-full wp-image-909" /></div>
<p>BasariliGencler.com sitesinin <a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=16037820167">Facebook Gurubundaki</a> tanıtım yazısı:</p>
<blockquote><p>7 Nisan 2008′de yayın hayatına başlayan ve ‘röportaj kitabı projesinin’ web yayını olan basariligencler.com kendi alanında başarılı gençlerimizin röportajlarının<br />
yer alacağı platformdur.</p>
<p>Başarılı gençlerle yapacağımız röportajlarla onları yakından tanıyacak ve onlardan bir şeyler öğrenerek motivasyonumuzu artırmaya çalışacağız.</p>
<p>Bununla birlikte ‘Genç Köşe’ ile okuyucu gençlerimizin daha başarılı olabilmesi için bir rehber olma amacındayız.</p>
<p>Her geçen gün kendini geliştirmenin etkisiyle gençlerin ve kendini genç hissedenlerin buluşacağı bir portal olan basariligencler.com iyiyi, güzeli, doğruyu, samimi ve faydalı olanı verebilirse kendini mutlu sayacaktır.</p>
<p>Umarız bu yolda sizlere karşı mahcup olmayız.</p>
<p>Başarılı Gençler Editörü</p></blockquote>
<p>Başarılı genç Türk Girişimcilerin röportajlarını ve hikayelerini okumak, dünyayı ve girişimciliği onların penceresinden görmek çok ama çok güzel.</p>
<p>Teşekkürler <a href="http://www.basariligencler.com/">Başarılı Gençler</a> Ekibi.</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=273&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/DizyLO2xw_k" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/basarili-turk-genc-girisimciler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/basarili-turk-genc-girisimciler/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ekonomik Krizi E-ticaret ile Avantaja Çevirin</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/MWZ2_oYC064/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/ekonomik-krizi-e-ticaret-ile-avantaja-cevirin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2009 23:30:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[E-ticaret Sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Eticaret ve Ekonomik Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[niş eticaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Kasım 2008&#8242;de Türkiye seyahatimde internet, girişimcilik ve iş hayatından birçok değerli insan ile tanışma fırsatı buldum.  Bu isimlerden birisi de Akademi Dergisi Genel Yayın Editörü Muhammet Furkan Gümüş idi.
Kendisinin ricası üzerine New York&#8217;a dönüşümde Akademi Dergisi Bahar 2009 Girişimcilik Özel Sayısı için bir yazı hazırlamıştım.  Bu ay Akademi Dergisi&#8217;nde yayınlanan bu yazımı sizlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kasım 2008&#8242;de Türkiye seyahatimde internet, girişimcilik ve iş hayatından birçok değerli insan ile tanışma fırsatı buldum.  Bu isimlerden birisi de Akademi Dergisi Genel Yayın Editörü Muhammet Furkan Gümüş idi.</p>
<p>Kendisinin ricası üzerine New York&#8217;a dönüşümde Akademi Dergisi Bahar 2009 <a href="http://www.kirtok.com/tr/tag/girisimcilik/">Girişimcilik</a> Özel Sayısı için bir yazı hazırlamıştım.  Bu ay Akademi Dergisi&#8217;nde yayınlanan bu yazımı sizlerle de paylaşmak istedim.</p>
<p><a title="View Ahmet Kirtok - Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi on Scribd" href="http://www.scribd.com/doc/14156713/Ahmet-Kirtok-Akademi-Dergisi-ETicaret-Makalesi" style="margin: 12px auto 6px auto; font-family: Helvetica,Arial,Sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 14px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none; display: block; text-decoration: underline;">Ahmet Kirtok &#8211; Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi</a> <object codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,0,0" id="doc_667541594936051" name="doc_667541594936051" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" align="middle"	height="500" width="100%" rel="media:document" resource="http://d.scribd.com/ScribdViewer.swf?document_id=14156713&#038;access_key=key-24lolv96w10n0ftqjzxe&#038;page=1&#038;version=1&#038;viewMode=" xmlns:media="http://search.yahoo.com/searchmonkey/media/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/terms/" ><param name="movie"	value="http://d.scribd.com/ScribdViewer.swf?document_id=14156713&#038;access_key=key-24lolv96w10n0ftqjzxe&#038;page=1&#038;version=1&#038;viewMode="><param name="quality" value="high"><param name="play" value="true"><param name="loop" value="true"><param name="scale" value="showall"><param name="wmode" value="opaque"><param name="devicefont" value="false"><param name="bgcolor" value="#ffffff"><param name="menu" value="true"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="allowScriptAccess" value="always"><param name="salign" value=""><embed src="http://d.scribd.com/ScribdViewer.swf?document_id=14156713&#038;access_key=key-24lolv96w10n0ftqjzxe&#038;page=1&#038;version=1&#038;viewMode=" quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" play="true" loop="true" scale="showall" wmode="opaque" devicefont="false" bgcolor="#ffffff" name="doc_667541594936051_object" menu="true" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" salign="" type="application/x-shockwave-flash" align="middle"  height="500" width="100%"></embed><span rel="media:thumbnail" href="http://i.scribd.com/public/images/uploaded/19568693/cmw2tX2GdKMJVRg_thumbnail.jpeg"> 						<span property="media:title">Ahmet Kirtok &#8211; Akademi Dergisi E-Ticaret Makalesi</span><span property="dc:type" content="Text"> 			</object></p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=891&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/MWZ2_oYC064" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/ekonomik-krizi-e-ticaret-ile-avantaja-cevirin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/ekonomik-krizi-e-ticaret-ile-avantaja-cevirin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Blogger’a Kız Yok</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/zFGAuHw91uI/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/bloggera-kiz-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 09:09:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Blog Camiası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Blogger Camiası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Bloggerlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=875</guid>
		<description><![CDATA[Türk blogger camiasında sıcaklık gittikçe artıyormuş ve kaynama noktasına birkaç derece kalmış şeklinde duyumlar geldi kulağıma.
Ben vakit ayırıp olay(lar)ın ayrıntılarını öğrenemedim, o nedenle yorum yapmak bana düşmez.   Ama bu vesile ile hem benim nasıl bu blog işlerine girdiğimi sizlerle paylaşmak hem de &#8220;Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger !!!&#8221; kampanyasını başlatmak istedim.
Ben Blogger Olmadan Önce
Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk blogger camiasında sıcaklık gittikçe artıyormuş ve kaynama noktasına birkaç derece kalmış şeklinde duyumlar geldi kulağıma.</p>
<p>Ben vakit ayırıp olay(lar)ın ayrıntılarını öğrenemedim, o nedenle yorum yapmak bana düşmez.   Ama bu vesile ile hem benim nasıl bu blog işlerine girdiğimi sizlerle paylaşmak hem de <strong>&#8220;Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger !!!&#8221;</strong> kampanyasını başlatmak istedim.</p>
<h2>Ben Blogger Olmadan Önce</h2>
<p>Ben yazmayı oldum olası severim.  Sayısını hatırlamadığım kadar kitap ve makale yazmış bir baba ile hep kitap okurken uykuya dalan bir annenin ortanca çocuğu, ve 5 ferdinin 4&#8242;ü gözlüklü (ben dahil) olan bir çekirdek ailenin kıvırcığıyım <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İlkokul ve ortaokulda müzikti aşkım, hep şarkılar yazdım.  Lisede yatılı okul bana günlük tutmayı öğretti.  Kışın donduran soğuğunda, bir yorgan iki battaniye yatağımın içinde, soğuktan uykumun kaçtığı her gece mumumu yakıp günlük yazdım.</p>
<p>Lise 1&#8242;de feci aşık olmuştum.  Yazdım da yazdım.  Hatunu tavladım, yazmaya devam ettim.  Günlük kabardıkça kabardı. </p>
<p>Ne RSS takipçileri vardı, ne günlük ziyaretçi sayıları.  Benim bildiğim, birkaç kez bazı sayfalarını okuttuğum bir sevgilim, bir de bavulumu toplarken bulduğunda ne olduğunu anlamaya çalışırken karıştıran annem iki okuyucusu.</p>
<p>İki okuyuculuk bir günlüğe bunca vakit ayırmak deililik di mi?  Hayır bu beni en çok rahatlatan ŞEY idi.  Ne idi? Şey idi.  Yazmak benim için tarifi zor, kelimeye dökmesi imkansız bir <strong>şey</strong>di.</p>
<p>Tası tarağı topladım, Amerika&#8217;ya geldim.  Baktım ne evde bilgisayar var ne de okulda, ben yine kalem kağıda sarıldım. Bu sefer mektuplar yazdım.  Amerika&#8217;daki o bahçeli evlerin yol kenarında duran posta kutuları vardır ya, hergün okuldan eve dönüşte, servisten inip posta kutusuna kadar yürüdüğüm 20-30 adımlık mesafe bana bir maraton uzunluğunda geldi.  Bazen yazdığım mektubun 1 ayda Türkiye&#8217;ye ulaşması, 1 ayda da cevabının gelmesini beklemenin heyecanını yeni nesile nasıl tarif edebilirim ki? Edemem. Yeni nesil, mektup, zarf, kalem, kağıt kavramları ile hiç tanışmadı. Bizim bazen aylarca süren bir mektuba cevap için bekleme süresi şimdi Gmail&#8217;da inbox&#8217;a tıklayıp birkaç saniye bekleyip, bazen de o birkaç saniye beklemeye sinirlenen bir hal aldı.</p>
<p>İşte ne olduysa herşey 1996 yılı sonlarına doğru oldu.  Bizim <a href="http://www.shenet.org/high/high.htm">lise</a> yönetimi kütüphaneye ortak kullanım için internete bağlı 3 bilgisayar tahsis etmeye karar verdi.  O zaman kadar kağıt kalem ve arkadaşlarımın evinden yollanan emaillar, yerini bir anda istediğim an email atabileceğim ve anında aileme herşeyi anlatabileceğim bir ortama dönüşüverdi.</p>
<h2>Dünyada Blog&#8217;u İlk Ben Keşfettim <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </h2>
<p>Hergün email atabilme hevesim, lise yönetiminin kütüphanedeki bilgisayarları hergün kişi başı azami yarım saat kullanma sınırı koyması, email ulaşımının yasak olduğu, surf yapmanın sadece araştırma için serbest olduğu bir duyuru asması ile henüz yeşermeden öldü gitti.</p>
<p>İnternet çağına bir şekilde girmiştik ama tam da istediğim internet çağı bu değildi.  Sabahları servisten iner inmez kütüphaneye gidip ismimi öğle arası için yazdırarak başlayan bir rutine dönüştü günlerim ve her öğle arası yapabildiğim kadar surf yaptığım keşif günlerim.</p>
<p>1996 yılı kasım ya da aralık ayında, <a href="http://geocities.yahoo.com/">Geocities</a>&#8216;de ilk site denemelerimi yaparken farkında olmadan BLOG denen şeyi keşfettim.</p>
<p>Aklıma süper bir fikir geldi.</p>
<p>Kütüphanede email ulaşımı yasak idi.  Email atmak için arkadaşlarıma gitmem gerekiyordu, ve çok şanslı isem bu ancak haftada bir oluyordu.  Babam da ofisinde bu emailı print edip eve götürüp bizimkilere okuyordu.  Ben ise dahice bir fikir bulmuştum.  Tabi o zaman adının blog olduğunu bilmiyordum.</p>
<p>Geocities&#8217;te sadece ailemin okuyabileceği bir site yaptım.  O hafta babama emailımda sitenin URL&#8217;sini verdim ve hergün bu siteyi kontrol etmesini söyledim.  Ben günlük mektup yazar gibi yazdıklarımı bu siteye ekleyecektim.  Babam benden daha önce bilgisayarla tanışmış birisi olarak olayı anında çaktı ve süper fikir oğlum, sen yaz, biz hergün okuruz diyerek beni yüreklendirdi.</p>
<p>Ben tek sayfalık bu siteme çok sıradan <a href="http://beyn.org/kategori/hayatimin-arsivi/">günlük olayları anlatır gibi</a> günlük/blog yazmaya başladım.  Hergün yazımı en üste ekliyordum, baktım sayfa aşağı doğru uzadıkça uzuyor, olacak gibi değil.  Sonra her gün ayrı bir sayfa açtım ve o günü ayrı bir sayfaya yazmaya başladım.  Ana sayfaya da sadece o günün tarihini yazıyor ve doğru sayfaya link veriyordum.  Bir yandan html öğreniyor, sayfayı resimlerle vs süslemeye başlıyordum.</p>
<p>Hatta, tamam tamam, madem kişisel blogum bu, itiraf edeyim, bir dönem sayfa açılışına müzik bile koymuşluğum olmuştu <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sadece ailem ile günlerimi paylaşmak için açtığım, daha sonra akrabalar arasında da takibe başlanan benim Geocities sitem o zamanlar farkında olmadan ilk blog icadım olmuştu.  Sonra ne oldu, neden kapattım o siteyi hatırlamıyorum.  Ancak bugün <a href="http://archive.org">archive</a>&#8216;da eski sitelerimi (hatırladığım kadarı ile) aratmaya çalıştım ve en eski 1999 tarihine dayanan ayak izlerini bulabildim.</p>
<p>Herneyse, ilk blog kavramı ile karşılaştığım zaman ya ben bunu yıllar önce bulmuştum zaten demiştim ama sanırım elin oğlu benden önce davranmış bu konuda.  İlk blogger olmasam da blog işi benim çok işime yaramıştı zamanında.  Sağolsun, varolsun&#8230;</p>
<h2>Bloglardan Çok Para Kazandım</h2>
<p>2002 yılına kadar arada internet ile ilgili çok farklı dallara atlamamdan dolayı blog konusuna çok geri dönmedim.  Ancak blog yazmak lazımdı, bunu biliyordum.  2002 yılından itibaren sayısı yüzleri geçen çok farklı konuda ve sektörde, genelde ticari bloglarım oldu.</p>
<p>Tam rakam vermek çok zor ancak direk ve endirek olarak bloglardan çok ama çok para kazandım.</p>
<p>Bunu özellikle belirtmemin sebebi de, özellikle Türk Blogger camiasında sıkça duyduğum bloglardan para kazanmanın bir şehir efsanesi gibi anlatılması.</p>
<p>Özellikle ticari bloglarda direk olarak milyonlarca dolar kazanan yüzlerce blog var. Birçoğu Techcrunch gibi göz önünde olan bloglar değil, kendi nişlerinde uzmanlaşmış ticari bloglar.</p>
<p>Ticari bloglarımın hiçbirinde, sektörel bloglarımın ise neredeyse hiçbirinde yazarken adımı kullanmadım.  Kişisel blog ile ticari blogu karıştırmamak gerektiğini düşündüm, hala da düşünüyorum.  Türkçe blog yazarlarının birçoğunun para kazanamama sebebini blog kavramını kişisel blogdan ibaret algılıyor olmaları.  Henüz Türkiye&#8217;de blogger ve blogging kavramları yeni, bu nedenle zamanla taşların yerine daha iyi oturacağını düşünüyorum.  Blog konusuna ticari yaklaşımda Türkçe kaynak sağlayan Mert Erkal&#8217;ın <a href="http://www.profesyonelblogcu.com/">Profesyonel Blogcu</a> adlı blogunu bu konuya ilgi duyanlara tavsiye ediyorum.  Ben de <a href="http://www.kirtok.com/tr/gunce-blog-yazarak-para-kazanmak/">Blog Yazarak Para Kazanmak</a> diye bir yazı yazmıştım ve bloglardan para kazanma yazılarımın devamını getiriyor olacağım.</p>
<p>Bloglardan çok para kazandım dedim.  Bunu kimse ukalalık olarak algılamasın, genç blogger arkadaşları teşvik edecek yaşanmış bir örnek olarak algılansın diye belirtiyorum özellikle.  Yoksa ben blog yazarken endirek yollardan paradan çok daha değerli şeyler kazandım.</p>
<p>Bloglarım sayesinde farklı sektörlerde çok ciddi networklerim oldu.  Gittiğim konferanslarda blogumun adını söylemem bir anda karşımda yeni tanıştığım kişi için prestij sahibi olduğumu gösterdi.  Sayısını bile hatırlamadığım danışmanlık teklifini sektörel bloglarım sayesinde aldım, birçok güzel projeler bunlardan çıktı.  Birçok joint venture proje bu bloglarda beni okuyan okuyucularım tarafından teklif edildi ve gerçekleştirdik.  Şu anda bile kirtok.com&#8217;u yazmaya başladığımdan itibaren, sektörden çok değerli Türklerle tanıştım.  Bloglarımın bana getirdiği bütün endirek faydaları anlatmaya kalksam bir kitap olur eminim.</p>
<h2>Türk Blogger Camiası</h2>
<p>Türk blogger camiası henüz çok yeni.  Arada nispeten eski blogger&#8217;lar var elbette ama bence emekleme çağında bir camia.  Belki herşeyden önce biraz daha <a href="http://www.kirtok.com/tr/pozitif-olun-gulumseyin/">pozitif olup, gülümseyerek</a> güne başlamaya ihtiyacımız var, belki de biraz daha hoşgörüye.</p>
<p>Bir avuç blogger var şu camiada ve birbirimizi acımasızca eleştirmeye lüksümüz yok.  Evet efendim, yok.  Bu benim kişisel blogum istediğimi yaparım kardeşim diyebilirsiniz, ama uzun vadede bu camianın dışardan bakılınca (özellikle iş hayatından) pozitif mi negatif mi bir imajı olacağı hepimizin elinde ve bu fırsatı hep beraber yakalayabiliriz.</p>
<p>Gelin hep beraber bu camiaya sahip çıkalım, birbirimizi yüceltelim, yüceltmesek de eleştirmeden önce bir kez daha düşünelim.</p>
<p>Vakit sorunumdan dolayı çok fazla Türkçe blog takip edemiyorum, ancak hergün yeni ve çok kaliteli bloglarla karşılaşıyorum.  Tecrübe ve yaş olarak bizlerden üstün, sektörlerinde üstad lakabı almış değerli bloggerlardan tutun da henüz üniversite öğrencisi iken bir tutku ile blog yazmaya başlamış pırıl pırıl insanlar, dolu dolu bloglar.</p>
<p>Bloggerların para kazanması kadar doğal birşey yok.  Lütfen bunu direk kalemini satmak olarak algılamayalım.  Bizler gazeteci değiliz.  Her konuda olduğu gibi tabi ki herkesin kişisel etik sınırları olmalı ancak bir Türk blogger para kazandığı zaman hep beraber mutlu olalım ve destek olalım.  Bu ancak uzun vadede bütün Türk Blog camiasının işine yarar.</p>
<p>Birçok alanda taraf olmaya mecbur bırakıldığımız güzel ülkemizde gelin bu çok yeni doğan blog sektöründe taraf olmayalım, illa ki taraf olacaksak birbirimizin tarafını tutalım ve bloggerlar olarak birbirimizi destekleyelim.  Tekrar belirtiyorum, destek olmasak bile köstek olmayalım.</p>
<h2>&#8220;Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger&#8221; Kampanyası</h2>
<p>Sektör gelişip, taşlar yerine oturduğu zaman Ahmet demişti diyeceksiniz.  Nasıl Türkiye&#8217;de babalar anneler kız istemeye gittiğinde &#8220;Gururla Söylüyozur, Oğlumuz Doktor, Avukat, Mühendis&#8230; vs&#8221; tarzı cümleler kurarak konuya girerler, birgün kız istemelerde &#8220;Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger&#8221; ile başlayan cümleler duyalım diyorum.  İşin esprisi bir yana (lütfen bayan bloggerlar alınmasın, bir espri idi) bu sektörü beraber büyütüp, hatta blogger kelimesini bir meslek haline getirebilmek ve o pozitif imajı yaratmak şu anda sadece ve sadece biz Türk Blogger&#8217;larının elinde.</p>
<p>Gençlerin geleceği hepimizin elinde.  Birkaç sene sonra şimdi lise/üniversite öğrencisi genç blogger arkadaşlarımız aileleri ile kız istemeye gittiklerinde; &#8220;<strong>Blogger’a Kız Yok</strong>&#8221; cevabını mı alsınlar yoksa babaları sohbete başlarken &#8220;<strong>Gururla söylüyoruz, Oğlumuz Blogger</strong>&#8221; mı desin?</p>
<p>Ya da bayan blogger&#8217;ların aileleri &#8220;<strong>Gururla söylüyoruz, Kızımız Blogger</strong>&#8221; mı desinler? Yoksa kızlarının blogger olduğunu gizlesinler mi?</p>
<p>Yeni nesil bloggerların bütün geleceği BİZLERİN elinde.</p>
<p>(new york, nisan 8, sabah saat 5, bu kadar yazdım, kırmayın beni, kırmayın birbirinizi)</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=875&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/zFGAuHw91uI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/bloggera-kiz-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/bloggera-kiz-yok/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bana E-Posta Yollamadan Önce Tavsiyeler</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/AhmetKirtok/~3/fEMNpB0UsW0/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/bana-e-posta-yollamadan-once-tavsiyeler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2009 03:16:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/?p=862</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı iletişim formunu doldurmadan önce okunmasını tavsiye ettiğim bir yazı olarak yazıyorum.  Aşağıdaki tavsiyelerden sonra bu yazıyı neden yazdığımı ayrıntılı şekilde açıklayacağım.  Lütfen iletişim formunu doldurmadan önce en azından aşağıdaki maddelere göz atın.

Mümkünse Yorumlar Bölümünü Tercih Edin:  Eğer sorunuz ya da konu çok özel ve proje/şirket bilgilerini içermiyor ise lütfen ilgili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıyı iletişim formunu doldurmadan önce okunmasını tavsiye ettiğim bir yazı olarak yazıyorum.  Aşağıdaki tavsiyelerden sonra bu yazıyı neden yazdığımı ayrıntılı şekilde açıklayacağım.  Lütfen iletişim formunu doldurmadan önce en azından aşağıdaki maddelere göz atın.</p>
<ol>
<li><strong>Mümkünse Yorumlar Bölümünü Tercih Edin:</strong>  Eğer sorunuz ya da konu çok özel ve proje/şirket bilgilerini içermiyor ise lütfen ilgili konu altında yorumlar bölümüne sorunuzu yazın.  Bu şekilde aynı soruya benzer cevapları e-posta ile defalarca vermekten kurtarın beni.</li>
<li><strong>Lütfen Ücretsiz Danışmanlık Talep Etmeyin:</strong> Net ve kısa birkaç sorudan bahsetmiyorum.  Bazen öyle sorular geliyor ki, günlerimi haftalarımı harcasam, bütün ekibim üstünde çalışsa, profesyonel bir rapor sunsak belki cevabı sizi tatmin etmez.  Kırtok.com benim için bir gelir kaynağı değil, kişisel blog, bu nedenle lütfen sorularınızı buna göre seçin.</li>
<li><strong>Size Geri Dönemezsem Lütfen Bana Küsmeyin:</strong>  Büyük bir aksilik olmadıkça iletişim formundan gelen bütün talepleri okuyorum.  Ancak tahmin edersiniz ki birçok nedenden dolayı hepsine geri dönüş yapamıyorum.  Bazen hemen cevap yazmak istesem de zamanım buna müsait olmuyor.  Bu nedenle bir soru sorduktan 24 saat sonra &#8220;Ben de seni adam sanmıştım, bir soruma cevap vermedin&#8221; tarzı mesajlar atmayın, atma planınız varsa o formu hiç doldurmayın.  Ayrıca mükemmel bir fikriniz, projeniz olabilir ve benim ilgimi çekmeyebilir, size cevap yazamamış olabilirim, lütfen bana küsmeyin.</li>
<li><strong>Beni Ara Bir Fikrim Var:</strong>  Gerçek yaşamda konuşma ve yazma tarzım ne ise bu blogumda da böyle.  Bazen birçok arkadaşım samimiyetimi yanlış anlıyor ve iletişim formunda, süper bir fikrim var, telefonum şu, lütfen beni arayın.  Hatta sizi ortak bile yapabilirim tarzı mesajlar alıyorum.  Bu tarz bir mesaj sadece vakit kaybı iki taraf için de.  Gerçekten süper bir fikriniz var ise bana projeniz ya da prototipi, betası, alphası vs ile gelin.  Ve benden ne istediğinizi net belirtin.</li>
<li><strong>Lütfen Kısa Yazın:</strong> Geçenlerde iletişim formumda Word dökümanı olarak 36 sayfalık bir e-posta aldım.  Benim gerçekten 36 sayfalık bir yazıyı okumaya vaktim yok.  Lütfen isteğinizi net ve kısa bildirin.  Mümkünse birkaç paragrafla sınırlı tutun.  Mecbursanız uzun yazmaya, giriş olarak özet şeklinde bir iki paragraf yazın ve ayrıntıyı sonra anlatın.</li>
<li><strong>Kendinizi Tanıtın:</strong>  Bu sadece iletişim formları için geçerli değil.  Konu ne olursa olsun tanımadığınız birisi ile iletişime geçerken önce kısa da olsa kendinizi tanıtın.  Yaşınız, mesleğiniz vs gibi genel bilgileri benden eksik etmeyin.  Siz beni tanıyorsunuz sonuçta, benim de sizi tanımama izin verin.</li>
<li><strong>İletişim Bilgilerinizi Unutmayın:</strong>  Sadece e-posta eklemek zorunlu ancak konu önemli ise telefon ve gerekli bilgilerinizi de ekleyin.  Bazen çok önemli bulduğum ve e-posta ile cevap yazdıktan sonra kullanılan adresin yanlış olduğunu öğrendiğim hayal kırıklığı yaratan durumlar oldu.  Türkiye&#8217;nin en önemli televizyonu ya da gazetesinden bile ulaşmaya çalışsanız, e-posta adresinize ulaşılamıyorsa ve başka bir kontak bilginiz yoksa emin olun size ulaşmak için çaba harcamayacağım.</li>
</ol>
<p>Henüz öğrencilik yıllarımda önde gelen web sitelerine, başarılı işadamlarına, bazı şirketlere, değerli öğretim üyelerine ve benzeri önemli kişilere farklı yollardan ulaşma denemelerim oldu (e-mail, mektup, randevu talebi, vs).  O zamanlar bana geri dönülmezse ya da çok geç geri dönülürse bunu kişisel algılar, çok üzülürdüm.  Kesin fikrimi beğenmediler, genç bir girişimcinin yorumlarını dinlemeye vakitleri yoktur, çok meşgullerdir kesin gibi bakış açıları ile kendimi teselli ederdim.</p>
<p>Şimdi ise böyle yoğun kişileri çok ama çok iyi anlıyorum.  Çünkü ben de onlardan biriyim.</p>
<p>Sahibi olduğum bloglarımın iletişim formlarından günde ortalama 100 adet e-posta alıyorum.  Ayrıca iş ve özel hayat dolayısı ile aldığım emaillar, konferanslarda dağıtılan kartlardan gelen yazılar, reklamlar, junk mail vs derken altından kalkması zor bir yük altındayım.  Biliyorum bu birçok kişinin sorunu, ancak emin olun benim gibi haftada en az 80 saat çalışan, kendi şirketleri dışında yönetmesi ve danışmanlık yapması gereken işler olan birisi için daha da büyük bir sorun.</p>
<p>Üzülerek söylemek isterim ki iletişim formundan gelen e-postaların 90%&#8217;ı öylesine, düşünmeden yazılmış, ne istediğini bilmeyen yazılar.  Okuduktan sonra bir daha okuyup anlamaya çalıştıklarım dahi oldu.  Yolladığınız soru/yorumu ilk okuyuşumda net bir şekilde anlayamıyorsam eğer size nasıl yardımcı olabilirim?</p>
<p>Bunca yoğunluğuma rağmen iletişim formumu açık bırakıyor ve sizlerin değerli fikirlerini halen merak ediyorum.  Benim okuyucularımdan biri iseniz ve benimle iletişime geçmek istiyorsanız samimiyetimden şüphe etmeyeceğinizi bildiğim için bir nevi sizden yardım istemek amacı ile bu yazıyı yazdım.</p>
<p>Bu yazdığım maddelerin hepsini benim için önemli olan birisine ulaşırken ben şahsen uyguluyorum.  Sizlerin de bana yardımcı olacağınızı biliyorum.  Bu anlattıklarım lütfen değerli fikirlerinizi bana iletmek için bir engel olmasın.  Bunları hem benim hem de sizin işinizi kolaylaştırsın diye yazdım.</p>
<p>Kalın sevgi ile ve beni habersiz bırakmayın&#8230;</p>
<img src="http://www.kirtok.com/tr/?ak_action=api_record_view&id=862&type=feed" alt="" /><img src="http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~4/fEMNpB0UsW0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/bana-e-posta-yollamadan-once-tavsiyeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/bana-e-posta-yollamadan-once-tavsiyeler/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
