<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/rss2full.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><!-- generator="wordpress/2.3.3" --><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Ahmet KIRTOK</title>
	<link>http://www.kirtok.com/tr</link>
	<description>New York'ta bir Türk Girişimci</description>
	<pubDate>Wed, 30 Apr 2008 06:11:00 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/AhmetKirtok" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>1590552</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://www.feedburner.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Emin Hitay’ın Yenilikçi Bir Girişimcilik Öyküsü</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/280582602/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/emin-hitayin-yenilikci-bir-girisimcilik-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2008 06:10:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>

		<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>

		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<category><![CDATA[Başarı Hikayesi]]></category>

		<category><![CDATA[Başarı Öyküsü]]></category>

		<category><![CDATA[Emin Hitay]]></category>

		<category><![CDATA[Teknoloji Holding]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/emin-hitayin-yenilikci-bir-girisimcilik-oykusu/</guid>
		<description><![CDATA[Çalışmak, çalışmak, çalışmak&#8230;  Çok değerli Sakıp Sabancı&#8217;nın çok sevdiğim bu sözleri ile başlamak istedim bu yazıya.  Yıl 1997, üniversite 1&#8242;deyiz, üniversite&#8217;de Sakıp Sabancı&#8217;ya karşı protesto düzenlemek amaçlı toplanmış ufak bir grup öğrenci &#8220;Kapitalizme Hayır&#8221; tarzında sloganlar ve pankartlar eşliğinde sigara kahve içiyorlardı.  Ben ise bir yandan onlara bakıyor bir yandan da gelecek otobüsle okul çıkışı gideceğim çalıştığım şirkette o gün yapacağım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çalışmak, çalışmak, çalışmak&#8230;  Çok değerli Sakıp Sabancı&#8217;nın çok sevdiğim bu sözleri ile başlamak istedim bu yazıya.  Yıl 1997, üniversite 1&#8242;deyiz, üniversite&#8217;de Sakıp Sabancı&#8217;ya karşı protesto düzenlemek amaçlı toplanmış ufak bir grup öğrenci &#8220;Kapitalizme Hayır&#8221; tarzında sloganlar ve pankartlar eşliğinde sigara kahve içiyorlardı.  Ben ise bir yandan onlara bakıyor bir yandan da gelecek otobüsle okul çıkışı gideceğim çalıştığım şirkette o gün yapacağım projenin heyecanına kapılmış hayaller kuruyordum. </p>
<p>Üniversite kampüsüne gittiğiniz her an, sürekli orada takılan ve işleri çay, kahve, sigara içmek ve gösteri yapmak olan bu grubun işçilerin (yani bizlerin) haklarını savunurken aslında hayatlarında hiç işçi olmadıkları düşüncesinin verdiği tebessümle bindim otobüse.  İyi ki sevgili Sabancı&#8217;nın sözünü dinlemişim diyorum şimdi ve çalışmışım&#8230;</p>
<p>En çok zevk aldığım hobilerimden birisi başarılı işadamlarının hikayelerini okumaktır.  <a href="http://www.teknoloji.com">Teknoloji Holding</a> gibi Türkiye&#8217;de çok başarılı bir holdingin yönetim kurulu başkanı Emin Hitay&#8217;ın 2006 yılında Pazarlama Zirvesi&#8217;nde yaptığı dillere destan bir konuşması var.  Ben bu konuşmanın metnini defalarca okudum, ve belki okuma fırsatı bulamamış arkadaşlar vardır diye sizinle de paylaşmak istedim.</p>
<p> Çayınızı ya da kahvenizi hazırlayın efendim ve hayatınızdan çok değerli 15 dakikayı lütfen bu yazıyı okumaya ayırın.  Hatta bu hikayeyi yazdırdıktan sonra ofisinize, başucunuza koyun ve tekrar tekrar okuyun.  Eğer bu hikaye size heyecan vermiyorsa başka birçok konuda yetenekleriniz olabilir, ancak bir girişimci ruha sahip olmadığınıza emin olabilirsiniz.</p>
<p><strong>Yenilikçi Bir Girişimcilik Öyküsü</strong></p>
<p>&#8220;İşte o an herşey yeniden başladı.&#8221; Benim hayatımda, yenilikçiliğin, aldığım yenilikçi kararların önemini anlatan en güzel cümlelerden biri budur. Sıfırdan başladığım 26 yıllık girişimcilik hayatımda, yenilikçi düşünce sistemi ve bu doğrultuda alınan kararlar, hayata geçirdiğimiz iş fikirlerinden pazarlama stratejilerine, yarattığımız katma değerden kurduğumuz işlere kadar tüm iş hayatımın temelini oluşturdu.</p>
<p>Bazen bana &#8220;Nasıl yenilikçi olunur&#8221; diye soruyorlar. Doğrusunu isterseniz, reçetesi ya da ilacı yok. Hayata öyle bakar, öyle yaşarsınız. Yenilikçilik bir hayat tarzıdır, vizyon meselesidir. Tepeden en alt kademelere kadar, etkileşimli olarak yayılır. Ama aynı zamanda risk alma cesareti, özgüven, sebat ve disiplindir.</p>
<p>Yenilikçi olursanız, hayat her zaman yeniden başlayabilir. Hangi yaşta, hangi koşulda olursanız olun! &#8220;Neden olmasın&#8221; diyerek herşeye yeniden başlarsınız. Tüm hücrelerinizde, yüreğinizde hisseder, uyurken bile bunu planlarsınız. Zamanla kimsenin görmediğini görmek, kimsenin yapmadığını yapmak, bilinmeyeni, hayatı kolaylaştıran herşeyi düşünmek üzerine bir düşünce sistemine sahip olursunuz. Ve arkası zaten kendiliğinden gelir.</p>
<p>Ama yenilikçi düşünce sistemi, tek başına &#8220;mucizeler&#8221; yaratmaz.<br />
Aynı zamanda, &#8220;Hatalar Üniversitesine de kaydınızı yaptırmış olursunuz&#8221;.<br />
Ve altın kural: Hayat; ödülü hak edene verir, hak etmeyenden alır.</p>
<p>Tüm bunları birleştirdiğinizde, bunu başarma gücüne eriştiğinizde, &#8220;şapkadan fil çıkarmaya&#8221; başlarsınız.</p>
<p>Ben size, formüllere ve reçetelere girmeden, 30 yıllık bir iş hayatından çıkan &#8220;yenilikçi düşünce sistemi&#8221; modelimi, farklı dönemlerde yeniden başlayan hayatımı tecrübelerimle aktarmaya çalışacağım.</p>
<p><strong>ZORLUKLAR YENİLİKÇİ DÜŞÜNCENİN TEMELİDİR!</strong></p>
<p>Ben, Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Bölümü mezunuyum. Hayatıma dönüp baktığımda &#8220;İşte o an herşey yeniden başladı&#8221; diyebileceğim ilk dönem, bu okula girdiğim günlere rastlar.</p>
<p>16 yaşındayken, insan hayata daha da cesur bakıyor. Liseyi Kabataş Erkek Lisesi&#8217;nde okudum. Doğrusu çok ders çalıştığım söylenemezdi. Ama hiç sınıfta kalmadım. Son sınıftayken, bir gün, cebir-geometri hocamız İsmet Hocanın bir sorusuna, şakanın dozunu biraz kaçırarak cevap verdim. O an hepimiz tabii ki güldük. Fakat bu şakanın sonucu, tüm hayatımı etkileyecek bir dönüm noktası oldu. Hocama kendimi affettiremedim, bütünlemeye kaldım. Bütünlemeye kalınca da nasıl olsa hocayla takıştığım için sınıfta kalacağım ve bir yıl daha vaktim var diyerek, ÖSS&#8217;ye hiçbir amacım olmadan girdim. Tercihlerimi rastgele yaptım. Fakat işler düşündüğüm gibi olmadı. O yıl kaldığım iki dersten biri olan Cebir&#8217;den geçip Geometri&#8217;den kaldım. Tek dersten kalanlar için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarihinde ilk kez bir af çıktı, mezun oldum. Ve mezun olduğumda da 30 tercihten 27. tercihim olan Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi&#8217;ni kazanmıştım. Kendi kendime şöyle düşündüm: &#8220;Tamam o zaman Emin, İzmir&#8217;e gidip, akrabalarının yanında birkaç ay zaman geçirir, geri döner, sonra da yeniden sınava girersin. Boğaziçi Üniversitesi&#8217;ni kazanır, okula başlarsın.&#8221; Doğrusu o ortamda iyi bir plandı. Kendime güvenim de tamdı. Bugün geriye dönüp baktığımda &#8220;İyi ki gitmişim&#8221; diyorum. Ege Üniversitesi ve İzmir&#8217;e gidişim, hayatıma yön veren bilgi ve tecrübeyi kazandığım, çok şey öğrendiğim bir okul ve yaşam kesiti oldu.</p>
<p>Fakat hayat, her zaman planladığınız gibi gitmiyor.</p>
<p>18 yaşında, babamın ani vefatıyla hayatımın rotası değişti. Okula devam edip biran önce bitirmek, bu sırada geçimimi sağlamak ve bir an önce hayata atılmak zorundaydım.</p>
<p>Hayatta yaşanan zorluklar, kimi insanları yenilikçi düşünmeye, girişim yapmaya, fırsatları kollamaya yönlendirir. Beni bekleyen zorluklar, yenilikçi düşünce sisteminin temellerini oluşturdu. Ve bir yaşam biçimi haline geldi.</p>
<p>İşte o an, herşey yeniden başladı.</p>
<p>İzmir&#8217;de teyzemin evinde kalırken, suların üst katlara ulaşmamasından şikâyet ediliyordu. Gazete ilanlarından araştırarak bu sorunun çözümüne yönelik bir şirkette iş buldum ve bir süre hidrofor sattım.</p>
<p>Daha sonra, bana göre geleceğin sektörü olduğunu düşündüğüm Bilişim sektörünün içinde bulunmayı hedefleyerek Ege Üniversitesi Hesap Bilimleri Enstitüsü&#8217;nde (Şimdi Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü) sistem operatörü olarak çalışmaya başladım. Artık bir devlet memuruydum. Sabah okula gidiyor, öğleden sonra işe gidip gece yarısına kadar sistem operatörü olarak çalışıyordum. Derslerimde de çok başarılıydım. Çoğu dersten sınavlarda A alarak 2.5 yılda, kredi sistemi olan okulumuzdan mezun olacak seviyeye geldim. Fakat tez ve devrim tarihi için 1.5 yıl beklemem gerekiyordu. Bu 1.5 yılı farklı programlama dillerini öğrenerek geçirdim. Beni Ankara ve İstanbul&#8217;a kurslara gönderdiler, sertifikalar aldım. Deli gibi çalışıyordum, öğrenmeyi çok istiyordum.</p>
<p>Dolayısıyla 3 yıl boyunca eğitimi ve iş tecrübesini birlikte yaşadım. Çok şey öğrendim ve daha çok şey öğrenmek için İstanbul&#8217;a döndüm. Onları hiçbir zaman unutmadım. Ve bugün de Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği yönetimiyle ilişkimiz, işbirliklerimiz aynı heyecanla devam ediyor.</p>
<p><strong>DİSİPLİN VE SEBAT OLMADAN YENİLİKÇİ OLUNMAZ!</strong></p>
<p>Yenilikçi düşünce sisteminin, yenilikçi kararların temelinde, cesaret, sebat ve disiplin olduğunu söylemiştim. İşte bu altyapının kurulması, benim hayatımda sekiz yıllık bir dönemi kapsar. Bu süreç, aynı zamanda hatalar üniversitesinde de birinci dönemimdir. Yenilikçi düşünce yapısına sahipseniz, zaman zaman kaybetmeyi, hatalarla birlikte yaşamayı, onlarla büyümeyi de öğrenmelisiniz!</p>
<p>Dolayısıyla, istediğiniz kadar yenilikçi olun, eğer aynı zamanda iyi bir işadamı kafasına sahip değilseniz, bu özelliğiniz hiçbir zaman bir işe yaramaz. Hatta size zarar da verebilir. Benim hayatımdaki sekiz yıl, ticareti öğrendiğim, sabrettiğim, önemli tecrübeler elde ettiğim, değerli bir dönemdir. İşadamlığımın temeli de bu dönemde atılmıştır.</p>
<p>İzmir&#8217;den İstanbul&#8217;a döndükten sonra, Silkar Holding&#8217;e bağlı Silkar Elektronik Bilgi İşlem Merkezi&#8217;nde (SEBİM) çalışmaya başladım. Bu şirket, hem Silkar Holding&#8217;e bilgi işlem konusunda destek veriyor hem de başka şirketlere servis büro tarzında hizmet veriyordu. Tabii o zaman yapılan işler, bugünkülerle kıyaslanamaz;muhasebe kayıtları, defterlerin bilgisayara geçirilmesi, bilgisayardan print alınması, bordroların basılması vb. Aldığım ilk iş Basf-Sümerbank projesiydi. Bir yıla yakın çalıştım ve projeyi bitirdim. Sonra ikinci projeyi verdiler, ama ben onlara cevap olarak istifa edeceğimi söyledim. Hayalim serbest çalışmaktı, kararım da kesindi. Sermayem yoktu, hedeflerim büyüktü. Hangi alana yönelmek istediğimi bilmiyordum. Ama kararlıydım. İş hayatına erken atılarak kat ettiğim dört yıl, bana hayattan ne istediğimi görmem için iyi bir tecrübe kazandırmış, vizyonum genişlemişti.</p>
<p>Yaş 22, sene 1980! İş hayatında dört yıllık tecrübeye sahip bir girişimci adayı.</p>
<p>Ve işte o an, herşey yeniden başladı.</p>
<p>Bu arada şunu önemle belirtmek isterim. Hayatta başarı için en önemli faktörlerden biri istemektir. Ama, hücrelerinde hissederek istemek. Gerçekten ve içten isterseniz her istediğiniz olur. Ben, bazı önem verdiğim hedeflerimi cep telefonuma karşılama selamı olarak veya hergün göreceğim şekilde ajandama sabahın en erken saatine yazarım. Hergün hatırladığınız istek ile beyniniz uyku sırasında bile sizin isteklerinizi yerine getirmek için gereken zemini hazırlamak için çalışır. Yürekten isteğin karşısında hiç bir kuvvet duramaz.</p>
<p>Başlangıçta şirket kuramadım, param yoktu. Bana kalırsa bunun bir önemi de yoktu!</p>
<p>Rahmetli babam, tekstil piyasasında çalıştı yıllar boyunca. Demirkapı&#8217;da makinelerimiz vardı, Sultanhamam&#8217;daki bir handa, küçük mağazamızda toptan satış yapardı. Çocukluk ve ilk gençlik dönemimde, yazları bir iki ay onunla işe giderdik. Dolayısıyla sektöre aşinaydım.</p>
<p>Sultanhamam piyasasındaki tüccarlara gittim. Orada, büyük tüccarlardan biri ile konuşarak onların fason kumaş işlerini yürütmeye başladım. Bana iplik veriyorlardı. Ben o ipliği dokuma tezgâhlarına dağıtıyordum. Metre başına para alıyordum. Hesapları tutuyordum. Bu &#8220;gerçek ticaretti&#8221;. Doğrusu verdiğim hesapların hiçbirinde 1 lira bile hata olmuyordu.</p>
<p>Bir gün Halit Bey&#8217;in fabrikasına yeni işleri konuşmak için gittim. Orada makineler gördüm, paslanmış, kenara atılmış&#8230; Ama hepsi çok değerli&#8230; Zamanında işçiler grev yapmış, onlar da fabrikayı kapatmışlar. Makineler durdukça çalışmaz hale gelmiş. &#8220;Bunları bana verin, çalıştırırım&#8221; dedim, kabul ettiler. Çalıştırdıktan sonra piyasaya fason üretim yapacak ve onlara da kira ödeyecektim. Daha önceki kumaş fason işlerini takipten biriken biraz da param vardı.</p>
<p>İşte o an, herşey yeniden başladı.</p>
<p>Topçularda bir atölye tuttum. Yer ucuz olsun diye hanın üçüncü katından tutmuştum, bu yüzden makineleri ceraskallarla yukarı zorlukla çıkarmıştık.</p>
<p>Ne demiştik? Cesaret, sebat ve disiplin! Haftalarca Kuzguncuk&#8217;tan 06:45 vapuru ile Eminönü&#8217;ne, oradan otobüsle Topçulara gittim. Tuttuğum iki işçiyle birlikte mazot ve tinerle o makineleri birlikte temizledik. O günlerde kendimi ve iş programımı son vapura yetişecek şekilde ayarlamam gerekiyordu. Şayet işim uzar, son vapuru kaçırırsam, Üsküdar&#8217;a geçer, oradan yürüyerek Kuzguncuk&#8217;a giderdim. Çünkü her şeyim hesaplı ve kısıtlıydı.</p>
<p>Ve o makineler ayağa kalktı!</p>
<p>Sonra Sultanhamam&#8217;a gittim, bu yuvarlak örgü makinalarına fason işveren tüccarlarla anlaştım. Onlar bana ipliklerini verdiler, ben onlara dokuyup kilo bazında kumaş verdim. Kilo başına para alıyordum. Yuvarlak örgü makinası işini bilenler bilir, makine bir iğne taramaya başlayınca peş peşe yüzlerce iğne kırılıyordu. O günün bütün hâsılatı iğnelere gidiyordu. İğne pahalı, aslında parayı ben değil iğne ithalatçısı kazanıyordu. Markasını gayet iyi hatırlıyorum, o Groz Beckert marka iğnelerin kutuları bana o günlerde mücevher kutusu gibi geliyordu.</p>
<p>Derken askere gittim. Bu sıralarda örgü kumaşların ihracatı nedeniyle makineler oldukça değerlendi. Ben askerdeyken haber geldi; makine sahibi &#8216;Makineleri ya alın ya da satalım&#8217; diyordu. Tabii bende alacak para yok, makineler satıldı. Bana da o sekiz makineden en eski model iki tanesini, makineleri ayağa kaldırdığım için ödül olarak bıraktılar. Kırılmıştım, ama şimdi değerlendirdiğimde oyun kuralına göre oynanıyordu. Ben böyle bir davranışı hak etmediğimi düşünüyordum, konuya duygusal yaklaşıyordum. O benim ilk şirketimdi çünkü&#8230; O makineleri de -niye öyle karar verdim hala bilmiyorum- bu işi yapan bir yere üçüne beşine bakmadan sattım. Parayı alıp, kendime ikinci el, 1976 model, lacivert renkte Renault 12 aldım. Yıl 1982.</p>
<p>Başak Sigorta&#8217;dan acentelik aldım. Akmasa da damlıyor, bir şekilde geçiniyoruz. Ama tabii o işte uzun vadeli düşünmezsen ne uzar, ne kısalırsın. Aynı zamanda küçük partiler halinde iplik alıp satmaya başladım. Sigorta ve iplik ticareti!</p>
<p>Derken, tekstil sektöründe büyük sanayicilerden birinin yakın arkadaşı için iplik ticareti yapması amacıyla şirket kurdurmak istediğini, arkadaşının yanına işleri yürütecek birini aradıklarını ve beni önerdiklerini öğrendim.</p>
<p>Çalışkan, genç biri olduğumu ona aktarmışlar. İşleri tamamen benim yürütmem karşılığında, para vermeden o şirkete yüzde 20 ortak olabileceğimi söylediler. Bu teklif hoşuma gitti, kabul ettim. Alım, satım, tahsilât, ödeme gibi her konuyla ben ilgileniyordum. İki depocumuz, bir sekreterimiz vardı. Bu iş üç yıl devam etti. Sonra bizim şirketimize iplik veren firma sahibi ile ortağımın arası açılınca bize iplik sevkiyatı durdu. Sabahtan akşama kadar boş oturmaya başlamıştım. İkisinin aralarındaki sorunlarını çözmesini dört ay bekleyebildim. Sıkılmıştım, çalışmadan duramazdım. Ortağımın, &#8216;İşler düzelecek, ileride 50-50 ortak oluruz&#8217; önerisine rağmen ortaklıktan ayrıldım.</p>
<p>Kendime daha küçük bir yer tuttum. İplik toptancılığına başladım. Elimdeki para bitti, üstüne bir de borçlandım. O zaman 20 milyonluk bir senet imzaladım. Küçük çapta iplik alıp satmaya başladım. İşler devam ediyordu. Kendime güvenim çok fazlaydı. Oradan oraya koşturuyorum. Ofisimi, depomu da tutmuşum, adamlarımı almışım, işlerim devam ediyordu. Para da kazanıyorum.</p>
<p>Ve işte o an herşey yeniden başladı.</p>
<p><strong>YENİLİKÇİ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE SAHİP İNSANA RAHAT BATAR</strong></p>
<p>Yenilikçi düşünce sistemine dayanan bir yaşam biçimine sahip olduğunuzda ve bunu tercih ettiğinizde, size rahat batar. Gözünüz daima yeni fırsatlarda, yeni işlerdedir, zamanınızın bir kısmında mutlaka gelecekte yaşarsınız. Fark yaratarak, farklı yoldan giderek kazanmak, zoru başarmak istersiniz. Herkesin yaptığı işleri yapmak sizi kesmez. Yerinizde duramazsınız. Günlük hayatınız da bu düzene uyum sağlar.</p>
<p>Aslına bakacak olursanız; hayatınız boyunca iyi bir yenilikçi karar ve girişimin getirileri ve katma değeriyle de yaşayamazsınız.</p>
<p>Başarıya ulaşan yenilikçi kararların dört önemli unsura bağlı olduğunu düşünüyorum: Vizyon, eylem, değer yaratmak ve sürdürülebilirlik.</p>
<p>Vizyon sahibiyseniz iyi bir iş fikriniz olabilir. Ancak fikirleriniz bugünün on adım ötesindeki değil bir adım ötesindeki işler için pratikte geçerli olur. İnsanların 15 sene sonra adapte olup kullanacağı bir ürün veya hizmet için bugünden yatırım yapılmaz. Bu tür yatırımları sadece büyük grupların veya devletin AR-GE bütçeleri ile gerçekleştirmek mümkündür. Fikir tek başına yetmez, onu beyninizde olgunlaştırıp proje haline getirdikten sonra eyleme dönüştürebilecek cesaret ve güce sahip olmalısınız. Fikir dediğiniz ışık hızıyla beynimizde üretilenlerdir. Ama bir söz vardır; &#8217;söylemesi kolay, yapması zor&#8217; diye. Eyleme dönüşmeyen veya dönüştürülemeyen bir fikrin hiç bir önemi yoktur. Nasıl ölçümleyeceksiniz başarıyı?</p>
<p>Fikrin er meydanı eylemdir! Onun uygulamaya geçirilmesidir. Fakat iyi fikir, her zaman eyleme dönüştüğünde, değer yaratan bir iş oluşmaz. Buna da dikkat edecek, fizibilite çalışmalarınızı yapacaksınız. Satacağınızı önce kendiniz alır mıydınız? Bunu düşüneceksiniz. Eyleme geçirdiğiniz fikir veya olgunlaştırdığınız projenizden değer yaratmanız, yani bu işi paraya çevirebilmeniz gerekir. Bu da yetmez, işiniz &#8220;sürdürülebilir&#8221; olmalı. Kısa bir süre sonra arkanızdan gelenlerin sizi yok edeceği, eskiyen, güncelliğini yitiren bir iş fikrine sahip olmayacaksınız. Ve eğer kısa zamanda çok iyi para kazandıysanız; rehavete kapılmayacaksınız. İşinizi ve kendinizi güncelleyeceksiniz.</p>
<p>Size iki örnek vereceğim. Birincisi Motorolanın &#8220;Iridium&#8221; projesi&#8230; Bildiğiniz gibi, bu projede uydu kanalı ile dünyanın her yerinden cep telefonu ile görüşme imkanına sahip oluyordunuz.</p>
<p>Fikir çok güzeldi. O dönemin cep telefonlarından biraz irice bir mobil telefonla, dünyanın her yerinden, istediğiniz yeri arayabiliyordunuz. Okyanusun ortasından, Everest&#8217;in tepesinden&#8230; Ne güzel değil mi? Bu proje hayata geçirildi. Yani vizyon ve eylem kısımları başarıyla geçilmişti. Sıra değer yaratmada, yani işi paraya tahvil etmede! İşte burada başarısız oldular. Neden? Çünkü bu telefonlarla arabanızın içinden konuşamıyordunuz. Binaların içindeyken konuşamıyordunuz. Kafanızı pencereden dışarı çıkarıp uydunun telefonunuzu görmesini sağlamanız gerekiyordu! Hedeflenen 32 milyon abone iken 15.000 abonede takıldılar.</p>
<p>Sonuç: Bu proje, beş milyar doların battığı başarısız bir yatırım olarak tarihin derinliklerine gömüldü. Yani dört unsurdan üçüncüye fena halde takılmışlardı.</p>
<p>Peki vizyon, eylem, değer yaratma, sürdürebilirlik dörtlüsünden dördüncüsüne takılanı kim? Polaroid!</p>
<p>Hepimiz Polaroid fotoğraf makinelerini biliyoruz. Çektiğiniz fotoğraf anında ıslak bir şekilde makinadan çıkar. Biraz beklersiniz, fotoğraf netleşir. İşte çektiğiniz fotoğraf karşınızda&#8230; Yok öyle fotoğrafları çekip 36 poz bittikten sonra tab ettirmek. Anında görüntü. Muhteşem bir vizyon değil mi? Bu vizyon eyleme dönüştü ve çok rağbet görerek, üçüncü aşamamız olan değer yaratmada harikalar yarattı. Bir de sarf malzemesini, yani çektiğiniz filmleri de Polaroid üretiyor ve satıyordu. Gelelim dördüncü aşamaya, sürdürebilirlik. İşte onlar da burada takıldılar. Bu başarısızlık yarattıkları değeri de kaybetmelerine neden oldu.</p>
<p>Neden? Dijital devrimi öngöremediler! Şu an elinizdeki cep telefonundan bile fotoğraf çekip, anında dijital olarak istediğiniz kişiye gönderebiiyorsunuz. Fakat bunu öngörüp, kendilerini yenileyemediler. Dijital devrimi ıskaladılar, inatla direndiler ve çok zor bir döneme girdiler.</p>
<p>Oysa Polaroid isteseydi, bugünün en iyi dijital kamera üreticilerinden biri olabilirdi.</p>
<p>Belki de beni sürekli olarak farklı alanlara sürükleyen, arayışlara yönelten güç de buydu.<br />
Tekstil sektöründe işler yolundayken, Türkiye&#8217;de daha &#8220;teknoloji&#8221; kelimesini kullanmak bile yenilikçilikken, doğru dürüst PC yokken, beni &#8220;Otomatik Tanımlama ve Veri Toplama&#8221; gibi daha önce hiç duyulmamış bir sektör yaratmaya, pazar açmaya zorlayan da bu dört önemli unsurdu.</p>
<p>Bugün bu sektörde yaptıklarımıza &#8220;Mobil çözümler&#8221; diyoruz.</p>
<p>Yıl 1988. Eski ortağım Alphan ile Exim&#8217;i kurduk.</p>
<p>1980&#8242;de bıraktığım bilişim sektörüne dönüş yapmak istiyordum, kan çekiyordu. O da işinden ayrılmıştı. Bir gün görüştük, &#8216;Birlikte bilişim sektöründe bir iş yapalım&#8217; dedik. Ama ne yapacağımız konusunda bir fikrimiz yoktu. Bir yerlerden başlamak oldukça güçtü. O dönemde küçük bir pazar olan bilişim sektörü, büyük grupların elindeydi. Şansımız çok düşüktü. Farklı bir iş yapmamız, niş bir alana yönelmemiz gerekiyordu. Araştırmaya başladık.</p>
<p>Ege Üniversitesi Hesap Bilimleri Enstitüsü&#8217;ne gelen broşürlerden niş alanı seçtik. Dünyada bile yeni gelişmeye başlamış olan OT/VT teknolojileri konusunda faaliyet gösterecektik. Telxon diye elde taşınabilen veri toplama terminalleri pazarında faaliyet gösteren ve konusunda lider olan bir firmanın Türkiye temsilciliğini almak için başvuru yapmaya karar verdik. Bu firmanın Avrupa operasyonu Brüksel&#8217;den yönetiliyordu. Başında da Carl Caekeart adında bir yönetici vardı. Karşılıklı yazışmalar sonucunda Türkiye&#8217;ye gelmeye karar verdi.</p>
<p>Yeşildirek karakolunun hemen karşısında Demiray Han vardır. Benim orada 45 metrekare bir ofisim vardı. 25 metre karesi benim odamdı. Oraya iki masa koyduk. Geri kalan bölümde ise bir sekreter masası.. 1988 yılının şubat ayında, o odada Exim&#8217;i kurduk. Ben aynı zamanda iplik toptancılığı işine devam ediyorum.</p>
<p>Carl Caekeart aynı yılın nisan ayında Türkiye&#8217;ye gelmeye karar verdi.</p>
<p>Ve onun gelişi, doğrusu film gibi bir yenilikçi pazarlama öyküsü de yarattı. Sıfırdan kurulmuş, iki kişiden oluşan, büyük hedeflere sahip, asıl sermayesi yenilikçilik, girişimcilik olan bir şirketi, büyük bir gruba, hele yabancı bir şirkete olduğu gibi anlatmakla işi alma şansımız neredeyse sıfırdı.</p>
<p>Anlatacağım bu öyküyü, yıllar sonra kendisine işin gerçeği ile anlattık. Bize gerçeği o gün anladığını ve kendimize inancımızdan etkilenerek işi verdiğini söyledi. Artık ne kadarı doğru, bunu bilmiyoruz.</p>
<p>O gün olmasa bile, yakın gelecekte sahip olacağımıza inandığımız büyük şirketi, yönetmen, esas kahramanlar, yardımcı oyuncular, dekor ve kostümleriyle, dört dörtlük bir senaryo ile anlattık. Ve başardık!</p>
<p>Carl Caekeart&#8217;ı 45 metrekarelik alanda ağırlayamazdık. Yanımızdaki yer Gaziantepli bir işadamınındı. Ondan rica ettim; &#8216;Ahmet Ağabey, senin dükkânı bize 2 günlüğüne verir misin? Bir işimiz var&#8217; dedim. &#8216;Ne işi&#8217; dedi. Bir an düşündüm. Şirketi kurduktan sonra bile zor anlattığım işimi o an anlatamazdım. &#8216;Boşver sorma&#8217; dedim. &#8216;Tamam al&#8217; dedi.</p>
<p>Benim İngilizce ve Fransızcayı çok iyi bilen bir arkadaşım vardı. Onu sekreterim olarak gösterdim. İstanbul Sanayi Odası Protokol Müdürü olan bir arkadaşım daha vardı. Onu da ihracat müdürü yaptık. Mahmutpaşa&#8217;dan konfeksiyon ürünleri, Mısır Çarşısı&#8217;ndan kuru kayısı gibi bir şeyler aldık, onları ofise koyduk. Sözde bu ürünlerin ihracatını yapıyoruz. Bu arada bir arkadaşımın Jaguarı vardı. Ben de o zamanlar Renault 9 var. Ondan da rica ettim, arabasını verdi.</p>
<p>Alphan Carl Caekeart&#8217;ı havaalanından aldı. Ofise yaklaşırken araç telefonu ile yoldan aradı, herkes hazırlandı. Yan taraftaki gerçek sekreterime de &#8216;Geldikleri zaman buraya devamlı telefon edeceksin, ofis meşgul görünsün&#8217; dedim. Hanın birçok yerini özel olarak temizlettim.</p>
<p>Yeni fincanlar alındı. Tabelamız asıldı. Sultanhamam&#8217;da bir de sırt hamalları vardı. Çok kalabalık oldukları için hanın içinde kötü bir görüntü oluşuyorlardı. Hayri Bey&#8217;e -hala da yanımda çalışır- &#8216;Aşağı in, hamallara Vali yardımcısının geldiğini söyle&#8217; dedim. Bir baktım ki bütün hamallar ortadan kaybolmuş. Bu arada Hayri Bey asansörün başında duruyor. Gelen gidene &#8216;Asansör bozuk&#8217; diyor. Amaç adamı biran önce ofise atmak! Carl geldi, onu ofiste ağırladık. Tekstil ürünleri ve kuru kayısı ihraç ettiğimizi anlattık. Türkiye&#8217;nin potansiyelinin büyüklüğü ve bu işi bizim kotarabileceğimizi anlatıyoruz. Görüşmeler bitti ama karar daha belli değil&#8230; Öğlen oldu. Programımız onu özel bir rehber eşliğinde Topkapı sarayını gezdirmek ve Konyalı Lokantası&#8217;nda yemek yemek. Ofisten çıktık. Jaguar kapının önünde! Ben direksiyona geçtim ve birlikte Topkapı Sarayı&#8217;nın yolunu tuttuk. Bu arada ben arabanın klimasını çalıştıramıyorum, yetmedi camları da açamıyorum. Fazla da kurcalamıyorum ki işkillenmesin. Kırmızı ışıklarda kapıyı açıp temiz hava alıyoruz.</p>
<p>Topkapı Sarayı ve Konyalı oldukça etkileyici geçti. Sonra yine kırmızı ışıklarda temiz hava tedariğini yaparak Carl&#8217;ı oteline bıraktık. Sıcaktan yolda uyumuştu bile.</p>
<p>Carl akşam kararını açıklayacak. Akşam onu Bebek&#8217;teki Süreyya Restorana davet ettik. En iyi masa, en iyi şarap, arkasından da distribütörlüğü verdiğini söylediğinde getirilmek üzere kutlama adına Dom Perignon şampanya şef garsona tembihlenmiş durumda. Sonuçta şampanya patlatıldı. İşi kotarmıştık. Distribütörlüğü aldık.</p>
<p>Arkasından Barkod yazıcı ve Barkod okuyucuların distribütörlüğünü almak gerekiyordu. Onları almak bizim için kolaydı. Çünkü Telxon&#8217;un temsilciliği alan, öteki şirketlerin distribütörlüğünü kolaylıkla alabiliyordu. Bu senaryolara ihtiyaç olmaksızın ikisini de yazışma ile aldık. Peki bu ürünler ve ürünlerle çalışan projeler için yepyeni bir pazarı nasıl yaratacaktık? Nasıl satacaktık? Asıl zor dönem şimdi başlıyordu.</p>
<p>O dönemde, Türkiye&#8217;de Unilever gibi çok uluslu şirketler, yurtdışında depo otomasyonu, mobil satış gibi konularda projelerinin bulunması nedeniyle, yaptığımız işe aşina idiler. Biz de bunu, distribütörlüğünü yaptığımız firmaların referanslarından öğrenmiştik. Dolayısıyla onlara bu tür projeleri satmak, ikna etmek daha kolay oluyordu.</p>
<p>Unilever Algida Türkiye&#8217;de dondurma üretmeye başlamıştı. Onlara &#8220;mobil satış, dağıtım otomasyonunu&#8221; yapmak için bir öneri götürdük ve projeyi satmayı başardık. İşte bizim ilk büyük projemiz buydu. Bu satış, Algida&#8217;nın dağıtım kanallarının büyümesine bağlı olarak büyüdü ve bize yatırımlarımızı yapmak, kadrolarımızı oluşturmak, gelişimimizi sağlamak için uzun bir süre fon sağladı.</p>
<p>Satışlar çok yüksek değildi ama ürünler çok pahalıydı. Örneğin bir seti 7000 dolar civarında bir fiyata satıyorduk. El terminalinin üzerindeki yazılım, back-office dediğimiz, depodaki ana programa bağlıydı. Bu sayede Algida dondurmalarının hangi kamyondan, nerede, ne kadar satıldığının, merkeze geri dönüldüğünde stokta ne kadar mal kaldığının, ne kadar para toplandığının vs. hesaplarını kolayca veriyordu. Üretimlerini de bu bilgiler sayesinde kolayca yönlendirip, hangi ürünlerini daha öncelikli üreteceklerine karar vermeye ve stoklarını daha iyi kontrol etmeye başladılar. Çok yararlı bir projeydi.</p>
<p>Bu işe toplam beş kişi başladık. Bir sekreter, bir yazılım mühendisi, bir muhasebeci, satışa da kendimiz çıkıyorduk. Böyle bir çekirdek ekiple işimize devam ediyorduk. Sonra kadro yavaş yavaş büyümeye başladı. 1993 yılına geldiğimizde 2 milyon 700 bin dolar civarında bir ciroya ulaşmıştık. Fakat yatırıma ve eleman alımına devam ettiğimiz için her şeyi ucu ucuna yetiştiriyorduk. Kısacası çok uzun bir süre tencerede pişirip kapağında yedik. 1993 yılında yaklaşık 40 kişiydik.</p>
<p>Ama hayatta işler her zaman yolunda gitmez!</p>
<p><strong>HAYAT HER ZAMAN PLANLANDIĞI GİBİ GİTMEZ</strong></p>
<p>Girişim öykümü anlatmaya başlarken hatalar üniversitesine kaydımı yaptırdığımdan bahsetmiştim.</p>
<p>Yenilikçi düşünce sistemine sahipseniz, hatalar üniversitesinde öğrenime de başlamışsınız demektir. Bu Üniversiteden size diploma vermezler. Mezunu da yoktur. Girişimci ve yenilikçi olduğunuz sürece bu üniversitede öğrenciliğiniz devam edecektir. Bunun adı tecrübedir ve tecrübenin sonu yoktur.</p>
<p>&#8216;Bir musibet bin nasihatten iyidir&#8217; derler. İstediğiniz kadar iyi eğitim alın, okuyun, hatalarınız olacaktır. Tecrübe dediğiniz engin bir denizdir ve denizle şaka olmaz!</p>
<p>Önemli olan hatalardan ders çıkarmak. Yaşamınızda mümkünse keşkeleriniz hiç olmasın. Hatalarımızdan ders çıkarıp aynı hatayı tekrarlamadan bugüne ve önümüze bakmalıyız. Geçmişimizle uğraşmamalıyız.</p>
<p>Türkiye&#8217;de 1994&#8242;de yaşanan ekonomik kriz, tüm iş dünyasını olduğu gibi bizi de kötü etkiledi. Ama doğrusu bizimki biraz ağır oldu. Ciromuz 1,5 milyon dolara düştü. Bütün projeler durduruldu. Yalnızca proje satan bir şirket için bu durumun sonuçları çok ağırdı!</p>
<p>Bankalara, vergi dairelerine, SSK&#8217;ya ve yurt içindeki firmalara 700.000 dolar civarında borçlandık. Bugün baktığınız zaman, elbette bizim çapımızdaki firmalar için büyük rakam değil. Ama borcun miktarı firmanın büyüklüğü ile bağlantılıdır. Yıl 1994, proje yok, para kazanılmıyor ve yıllık kredi faizleri yüzde 225.</p>
<p>Her şeyimiz hacizliydi. Öyle ki artık hacze verecek mal bulamıyorduk. Bir yandan da işler kötü gidiyordu. Maaşlar ödenemiyor, çalışanlarımızın bir bölümü ayrılmak istiyor. Bunlar elbette aynı zamanda çok acı şeylerdi&#8230; Çok büyük bir stresti. Bu stres benim sağlığımı bozdu. Ağır bir akciğer enfeksiyonu geçirdim, ölümden döndüm. Bir ay hastanede yattım.</p>
<p>Bu arada krizden önce, 1993 yılında, günlük para akışımıza yardımcı olması için bir fast food işine girmeye karar vermiştik. Nasıl olduysa, Sultanahmet Köftecisi ile tanıştık. Bakırköy, İstanbul Caddesi&#8217;nde güzel bir dükkân tuttuk. Dekorasyonunu yaptık, hatta birincisini açmadan ikinci şubeyi konuşmaya başladık. Elbette bu anlattıklarım, bugün geriye dönüp bakınca doğru adımlar değildi.</p>
<p>Siparişleri verdik, dükkânları açıyoruz. Ben hastaneden ateşler içinde çıktım. Dükkânı açtım, 39,5 derece ateşle hastaneye geri döndüm. Daha kötü oldum, kalkmamam gerekiyordu. Vücut çok dirençsiz, ciğerlerim su toplamaya başladığı için on adım bile atsam nefes nefese kalıyordum. Kısa bir süre sonra dükkanları devrettik. Ama dediğim gibi, hata yapmadan deneyiminiz olmuyor. Kim ki bu dünyada &#8220;Ben hiç hata yapmadan başarı elde ettim&#8221; diyorsa yalandır.</p>
<p>Ve her yeni girişim, her cesur girişim, yenilikçilik değildir.</p>
<p>Hastalığı atlattım ve işimin başına döndüm.</p>
<p>Küçüldük, iki ortak, çantaları alıp tekrar sahaya çıktık. Ama o günler inanılmaz zordu. Günümün yüzde 80&#8242;i günlük problemleri halletmekle geçiyordu. Hacizler geliyordu.</p>
<p>O şartlar içinde elbette yaşam standartlarım da dibe vurdu. Arabamı sattım. Ben üç yıl boyunca işten-eve, evden-işe ve dışarıdaki işlerime taksiyle gidip geldim. Ama bu arada krizden iki yıl sonra şirketin başına bir genel müdür getirdik, ona her türlü imkanı sağladık. Şirketin genel müdürünün arabası vardı, benim Yönetim Kurulu Başkanı olarak arabam yoktu. Buna özveri de diyebiliriz, kendine güven de, ne istediğini bilmek de. Ben patrondum. Para kazanıldığı zaman ben istediğim arabayı alırım ama Genel müdürümüz profesyonel olarak çalışıyordu. Bizi en iyi şekilde temsil etmesi gerekiyordu. Dolayısıyla ben tüm bu yaşadıklarıma &#8220;sebat&#8221; diyorum.</p>
<p>Burada şunun da altını çizmek istiyorum: Sorunlarla başa çıkabilmek için ipin ucunu hiçbir zaman bırakmayacaksınız. Bıraktığınız zaman devamı çorap söküğü gibi gelir. Elinizde hiçbir şey kalmaz. Direnmelisiniz. Şu da bir yoldur: İpin ucunu bırakıp hayata sıfırdan başlarım diyebilirsiniz. Ama bu kez de alnınızın akıyla o işten çıkmamış olursunuz. Onu da ben kendime yediremezdim. Bu düşünce ile tüm borçlarımızı, binbir güçlükle 4 yıl içinde uygun bir seviyeye indirerek krizden çıkmayı başardık.</p>
<p>Krizde iletişim çok önemlidir. Sessizlik ise en tehlikeli şeydir. Sürekli olarak sorununuz olan kurumlarla, kişilerle ve ekibinizin her üyesi ile irtibat halinde olmanız, onları motive etmeniz gerekir. Ama bir şey var; sizi kim motive edecek? Yalnız başınasınız. Eğer, &#8220;Bu işi yapacağım&#8221; diyorsanız, güçlü olacaksınız. Başka çareniz yok!</p>
<p>Peki ben kendimi nasıl motive ediyordum? Her zaman için küçük hedefleri büyük başarının bir parçası olarak gördüm. Vergi dairesinden hacze gelen insanları o gün geri gönderebilmek, gümrüğe gelmiş malı çekebilmek, müşteriye faturayı kesmek, tahsil etmek, ödeme yapmak&#8230; Bu adımların hepsi birer birer beni motive ediyordu. O günü sorunsuz atlattıysak veya bir sipariş aldıysak mutlu oluyordum.</p>
<p>1996&#8242;da 1993&#8242;ün cirosunu ancak yakalayabildik. Kriz bize üç yıl zaman kaybettirdi. 1996&#8242;da da borçlar vardı ancak makul seviyedeydi. Bu da yeni yatırım yapmamızı engelliyordu.</p>
<p><strong>YENİLİKÇİ DÜŞÜNCE SİSTEMİ KRİZ DE ATLATTIRIR</strong></p>
<p>Yenilikçi düşünce sistemi ile oluşturulmuş bir iş fikrinin, tek başına, başarı için yetmeyeceğini belirtmiştim.</p>
<p>Exim, yarattığımız sektör, aldığımız projeler. Bunların hepsi, bizi iyi bir noktaya getirmişti. Önemli bir başarıydı. Fakat tamamen projelere bağlanmıştık. Ve ekonomik kriz patladığında, ağır bir darbe yedik.</p>
<p>O halde yenilikçi düşünce sistemi ile kurduğunuz işi geliştirmeniz, zincire yeni halkalar eklemeniz, riski dağıtmanız ve bunu sürekli kılmanız gerekiyor.</p>
<p>Yenilikçi düşünce sisteminin dört önemli unsurunu saymıştım; Vizyon, eylem, değer yaratmak ve sürdürülebilirlik. Bizde dördüncü unsur eksik kalmıştı.</p>
<p>Yıl 1998.</p>
<p>Ve işte o an herşey yeniden başladı.</p>
<p>Exim&#8217;de sattığımız tüm donanım ürünlerinin bakım, onarım, kurulum desteğini veren teknik servis departmanı vardı. Teknik servis departmanının faaliyet alanını genişletip Teknoser&#8217;i kurduk. Teknoser bugün 400 kişilik bir ekiple faaliyetlerine devam ediyor.</p>
<p>Sultanahmet köftecisini açtığımız şirketi yani Planet Gıda&#8217;yı da, Planet ödeme sistemleri A.Ş. olarak değiştirip, ödeme sistemleri konusunda dünyanın en iyi firmalarından biri olan Ingenico&#8217;nun distribütörlüğünü aldık. Bu firma önceleri satış müdürlüğü seviyesinde Exim&#8217;in altında bir departman iken, ayrı bir yönetim yapısı altında faaliyet göstermesine karar verdik. Şu anda Planet Ödeme Sistemleri A.Ş 20 Milyon Euro üzerinde ciro üreten bir firma haline geldi.</p>
<p>1998 yılında, bu üç şirketimizi tek çatı altında birleştiren Teknoloji Holding&#8217;i kurduk.</p>
<p>O dönemde POS pazarı küçüktü. Çok büyük satışlar yoktu ama yıldan yıla pazar hızla büyüyordu. Yenilikçi bir projemiz vardı. Mobil ödeme imkanı yaratan Mobitex modemleri POS&#8217;lara yerleştirerek satışını gerçekleştirdik. Böylece Türkiye&#8217;de Mobil POS&#8217;ları hayata geçirdik. Aslına bakarsanız Ingenico&#8217;nun bizimle çalışmaya karar vermesinde de en önemli etken bu yenilikçi proje olmuştu.</p>
<p>İlk satışımızı da Yapı Kredi Bankası&#8217;na yaptık. Daha sonra GSM/GPRS POS&#8217;lar çıktı. Fakat Mobil POS ile birlikte en büyük pazar olan ve kablolu telefon hatlarıyla çalışan POS işine de girmiştik.</p>
<p>Satışlar hızla arttı. Türkiye&#8217;nin büyük bankaları ile çalışmaya başlamıştık. Planet hızla büyüyordu. Doğal olarak, Teknoser de servis ve bakım anlaşmalarıyla hızla büyüdü.</p>
<p>Uzmanlığımız ile pazardaki boşluk birleşince başarı gelmişti. Pazardaki o boşluğu çok güzel doldurduk. O zamanlar bu hizmetleri yalnızca büyük şirketler veriyordu ve fiyatları yüksekti. Biz daha düşük fiyatla, aynı kalitede hizmet vermeye başlayınca, işler bize gelmeye başladı. Böylelikle ciddi bir pazar payı yakalamış olduk.</p>
<p>Zincirin halkalarını oluşturan şirketlerimizle, kaybettiğimiz dört yılın ardından atağa geçtik. 2001 yılında, krizden üç hafta önce, hiçbir yere borcumuz yoktu, üstelik işletme sermayemiz de vardı.</p>
<p>Yenilikçi ve girişimci yönümüzle, 2001 krizinden güçlenerek çıktık.</p>
<p>2001 krizi, beklenenin ötesinde derin bir krizdi. Bilişim sektörü yüzde 50 küçüldü. Döviz hızla yükseliyordu. Borcumuz yoktu. Burada uygulanacak iki yönetim stratejisi olabilir. Birincisi: Küçülür beklersiniz, piyasaları iyi izlersiniz, düzelme başladığında tekrar atağa geçersiniz. İkincisi ise, kriz=fırsat gözüyle bakarsınız. Genelde yapılanın aksine agresif bir satış politikası ile büyüme stratejisi izleyip atak yaparsınız. Burada risk şudur: Eğer kriz derinleşirse, elinizdekini de kaybeder ve bir daha toparlama şansını da kaçırabilirsiniz. Fakat eğer ekonomi, krizden çıkma eğilimine girerse bir yılda üç yıllık yol katedersiniz. Biz ikincisini seçtik. Sonuç: 2001 yılını yüzde 50 küçülen bir pazarda yüzde 8 büyüme, 2002 yılını ise yüzde 102 büyüme ile kapattık. Strateji tutmuştu. Üç şirketimizin rakipleri de oldukça kan kaybetmiş, biz ise küçülen pazarda hiçbir rakibimizin izlemediği stratejiyi izleyerek karlı bir şekilde büyümeyi başarmıştık.</p>
<p><strong>YENİLİKÇİ DÜŞÜNCE SİSTEMİ ALIŞKANLIK YARATIR</strong></p>
<p>Yenilikçi düşünce sisteminin bir yaşam biçimi olduğunu belirtmiştim. Bu öyle bir yaşam biçimi ki tüm hücrelerinize işler. Dünyayı bir &#8220;fırsatlar cenneti&#8221; olarak görmeye başlarsınız. Bulunduğunuz her nokta, sayısız fırsat görüp iş fikirleri geliştirmeniz için bir araçtır. Başka bir ifadeyle gün içinde vaktinizin önemli bir bölümünde &#8220;gelecekte yaşarsınız&#8221;. Gördüğünüz fırsatlar, girişimci ruhunuzla, heyecanınızla, azminizle, tecrübenizle birleştiğinde, hayal edemeyeceğiniz kadar kısa süre içinde büyük çaplı bir iş sahibi olabilirsiniz.</p>
<p>Bu fırsatlar, biraz önce saydığım altın kurallarla birleştiğinde başarıya ulaşıyor: Vizyon, eylem, değer yaratma ve süreklilik!</p>
<p>İşte bizim bir fikir üzerine inşaat ettiğimiz İddaa da böyle doğan, çok başarılı bir iş fikriydi.</p>
<p>Herşey Spor Toto için açılan ihale ile başladı. 17 milyon dolarlık cirosu ile potansiyel büyüklüğünün çok altında bir seyir izleyen Spor Toto&#8217;nun ihalesine girmeye karar verdik. Fakat bu ihaleye girmek için yeterli paramız yoktu. Daha önce ortaklık yaptığımız Çukurova Grubu&#8217;na, Turkcell ile ihaleye birlikte girme teklifini götürdük. Kabul ettiler.</p>
<p>Yanımıza bir de bu konuda dünyanın en hızlı büyüyen ve en başarılı şirketlerinden olan Yunanlı Intralot&#8217;u da aldık. Teknoloji Holding&#8217;in yüzde 20, Intralot&#8217;un yüzde 25 ve &#8220;yüzde 100 Turkcell katılımı&#8221; olan Turktel&#8217;in yüzde 55&#8242;lik ortaklığıyla 2002&#8242;de İnteltek kuruldu.</p>
<p>Bu arada merkezi Yunanistan&#8217;da bulunan Intralot; entegre oyun sistemleri, oyun dizaynı, geliştirmesi, operasyonu ve desteklemesi konularında uzman bir grup. Dünyanın çeşitli ülkelerinde operasyonları bulunuyor.</p>
<p>Inteltek, Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihaleyi kazanarak 2002&#8242;de operasyona başladı (Müşterek Bahis Oyunlarının Çoklu Erişimli Elektronik Ortamlar Üzerinden Oynatılması ve Merkezi Sistem Kurdurulması ve İşletmeciliği konulu ihale).</p>
<p>Hikâyemiz de aslında burada yeniden başlıyor. Eğer klasik Spor-Toto oyunu ile kalsaydık, şu anda İnteltek vasat bir şirket olabilirdi. Ama Yunanlılar bize, klasik Spor-Toto oyunlarının dünyada uzun bir süredir düşüşte olduğunu, yeni trendin &#8220;İddaa&#8221; türü oyunlar olduğunu anlattılar. Kendilerinin İddaa oyununu Yunanistan&#8217;da oynattıklarını ve 1,5 milyar Euro ciro yaptıklarını söylediler.</p>
<p>Bu gerçekten göz kamaştırıcı bir rakamdı. Orada 1,5 milyar Euro ciro yapılıyorsa, Türkiye&#8217;de -gelir daha düşük ama nüfus fazla olduğundan- iki misline ulaşmak işten bile değildi. Bu bizim gözlerimizi kamaştırdı ve oyun Spor-Toto&#8217;ya teklif edildi.</p>
<p>Spor-Toto&#8217;nun yöneticileri bu oyunu ihalesiz verdikleri takdirde dava edilebileceklerini öne sürerek yeni bir ihale açılması gerektiğini söylediler. Nitekim yeni ihale açıldı. İhaleye fazla katılan olmadı. Teknik olarak Yunanlılar bu işi yaptığı ve know-how onlarda olduğu için büyük bir avantajımız vardı. Ve 2 Ekim 2003 tarihinde, ihaleyi kazandık.</p>
<p>İhaleyi aldıktan sonra Yunanlılara hemen terminal siparişleri verildi. Terminaller geldi, kurulmaya başlandı, merkez sistem kuruldu, bayilikler dağıtılmaya başlandı. İlk dönemde bayilik vermemiz çok zordu. Çünkü insanlar oyunun ne olduğunu, tutup tutmayacağını bilmiyordu. Ama bu dönem çok çabuk geçti.</p>
<p>İddaa oyunu, Nisan 2004&#8242;de &#8220;3 yıl içinde 1 milyar dolar ciro hedefi&#8221; ile yola çıktı. 2004 yılının sonuna gelindiğinde, Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü İddaa sayesinde, bir önceki yıl 17 milyon dolar olan cirosunu, 167 milyon dolara, 2005 sonunda ise 987 milyon dolara çıkarmıştı. İddaa&#8217;nın bahis oyunları pazarındaki payı Nisan 2004&#8242;de yüzde 1&#8242;den, Aralık 2005&#8242;de yüzde 37&#8242;ye çıktı.</p>
<p><strong>YENİLİKÇİ DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE, İŞ İLE DUYGUSAL BAĞ KURULMAZ</strong></p>
<p>2005 yılı, Teknoloji Holding&#8217;in tarihinde yeni bir dönüm noktasıdır. O yıl, ortağım ile 18 yıllık ortaklığımızı noktalamaya ve farklı kulvarlarda yolumuza devam etmeye karar vermiştik.</p>
<p>Ortaklığı sürdürmekte, ortaklığı bitirmekte bir sanattır. Aslında ortaklık bir taviz verme sanatıdır.</p>
<p>Özellikle grubun gelecekteki yeni yatırımları ilgili fikirlerimiz ve ilgi alanlarımız, oldukça farklılaşmıştı. Artık yenilikçi düşünce sistemlerimiz, birbiriyle farklı kulvarlardaydı. Farklı yatırım alanlarına odaklanmak istiyorduk.</p>
<p>Bu noktada, borçlarımızı kapatarak, müşterilerimizin, iş ortaklarımızın, kısacası tüm çevremizin algılarındaki güçlü konumumuzu koruyarak, yeni ve temiz birer başlangıç yapmak istedik.</p>
<p>Elinizdeki değeri 100 olarak varsayalım. Eğer bu değeri 50-50 paylaşmak istiyorsanız, nakit akışınızın güçlü, kullandığınız kredilerin ise yaptığınız işe oranla düşük olması gerekir. Aksi takdirde, ayrılık nedeniyle oluşacak türbülans nedeniyle, 100&#8242;ü 50-50 yerine 10-10 paylaşırsınız. Müşterilerinizi kaybedebilirsiniz, distribütörlüklerinizi kaybedebilirsiniz, yeni iş almada zorlanabilirsiniz.</p>
<p>Yenilikçi düşünce sisteminde, bana göre çok doğru olan bir başka altın kural var. Çok değerliyken, zirvedeyken sat! İş hayatında, geçmişin değerleri ve yönetim anlayışıyla her zaman başarılı olamazsınız. İşinizle duygusal bağ kurmanız, onu nesiller boyu devam eden bir aile şirketi haline getirmeniz, her modelde başarı getirmez. Hatta bazen satmak, işin daha fazla büyümesini sağlar.</p>
<p>Dolayısıyla, işinizle kurduğunuz duygusal bağ yenilikçi düşünce sisteminin özelliklerinden biri değildir.</p>
<p>2005 sonunda, İnteltek firmasındaki hisselerimizi satarak şirketten ayrıldık. Bu işlem, süreye bağlı yarattığı değer açısından Türkiye&#8217;de bugüne kadar yapılmış en önemli ve en değerli şirket satışıdır. Kazan-kazan felsefesiyle, tüm taraflar için büyük bir değer yaratan, büyük bir satış operasyonuna imza attık.</p>
<p>Bu satış öyküsü de yenilikçi düşünce sistemi ile, adım adım planlanmış, ince ince dokunmuş, stratejik bir başarı öyküsü oldu.</p>
<p>Her dönem yaşamımda yepyeni bir başlangıç oldu.</p>
<p>İşte o an herşey yeniden başladı.</p>
<p><strong>YENİLİKÇİ DÜŞÜNCE SİSTEMİ, FARKLI FİKİRLERE DE AÇIKTIR</strong></p>
<p>Duruma bir bakalım: Kredilerinizi kapatmışsınız, borcunuz yok ve paranız var. Ne yaparsınız?</p>
<p>&#8216;Ben artık yoruldum&#8217; diyerek, mevcut işlerinizin gelirleri ile çok fazla uzayıp kısalmadan yola devam edebilirsiniz.</p>
<p>Bu bir tercih meselesidir.</p>
<p>Fakat benim hayatımda, yenilikçi düşünce sistemimde, her zaman yatırım, değer ve istihdam yaratma vardır. Bunlar olmadan, üretmeden, değer yaratmadan, ülkene yarar sağlamadan yaşam o kadar da keyifli değildir.</p>
<p>Ne demiştim? Girişimciye rahat batar!</p>
<p>Başarıya ulaşan yenilikçi kararların dört önemli unsura bağlı olduğunu daha önce de belirtmiştim: Vizyon, eylem, değer yaratma ve sürdürebilirlik.</p>
<p>Bugün hayatıma dönüp baktığımda, her zaman bu felsefe ile yaşadığımı, bu felsefeyi çürüten onlarca hata da yaptığımı ve yerimde duramadığımı görüyorum. Böyle mutluyum. Yenilikçi düşünce sistemine sahip bir girişimci başka türlü yaşayamaz.</p>
<p>Ve yenilikçi kararlarımızın son halkası, bu yıl içinde gerçekleştirdiğimiz yeni yatırım olan, Embrio adlı şirketimiz oldu.</p>
<p>Embrio; yeni bir girişim ve bir yenilikçilik merkezi. Teknoloji Holding&#8217;in yeni girişimlerinin yanı sıra, İnternet ve mobil platformda yatırım yapmak isteyen girişimcileri ve profesyonelleri de destekliyor. Büyümek için uygun ortam arayan, İnternet ve mobil dünyaya yönelik fikirleri veya tasarıları hayata geçiren bir teknoloji üssü. &#8220;Kazan-Kazan&#8221; ilkesi ile hareket ediyor.</p>
<p>Bunun anlamı şu: Türkiye&#8217;yi yeni girişimlerimizin yanı sıra yeni girişimcilerle de tanıştıracağız. Embrio, girişimcilik gücümüz ve tecrübemizle, &#8220;yeni fikirlerin işe dönüşmesi için&#8221;, finansmandan pazarlamaya, teknolojiden yönetime kadar, ihtiyaç duyulan her konuda destek oluşturan bir platform. Embrio bir kuluçka şirket. Bu kuluçka makinesindeki yumurtaların hepsi birer yeni fikir ve proje, belli bir olgunluktan sonra da hepsi ayrı birer şirket olacak.</p>
<p>Yani Embrio melez bir şirket; hem kuluçka şirketi, hem de risk sermayesi şirketi olarak faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Dolayısıyla Embrio, bir işadamı ve girişimci olarak beni de, ilk şirketimiz olan Exim&#8217;i kurduğumuz gündeki gibi heyecanlandırıyor.</p>
<p>Neden Embrio? Bu şirket, bizim yeni iş fikirlerimizi büyütüp geliştirmesinin yanında, hayata yenilikçi düşünce sistemi ile bakan, fakat imkanları sınırlı olan gençleri, profesyonelleri, girişimcileri de destekliyor.</p>
<p>Gücünü girişimcilik ve yenilikçilikten alan bir grup olarak, yenilikçi düşünce sisteminin, Türkiye&#8217;nin geleceğini değiştirebileceğine inanıyoruz. Buna sahip olan girişimcilere de destek vermek istiyoruz.</p>
<p>Embrio, kurulduğu günden bu yana 500&#8242;den fazla proje başvurusu aldı. Bu projelerin bir tanesinin hayata geçmesi bile, çok şeyi değiştirebilir.</p>
<p>Daha fazla girişim, daha fazla yatırım ve istihdam demek. Her başarılı iş fikri, Türkiye&#8217;nin önünde yeni bir pencere açacaktır, buna inanıyorum. Dolayısıyla, bütün hayatımı da göz önüne aldığımda, Teknoloji Holding olarak da bu anlamda önemli bir misyonu hayata geçirdiğimizi düşünüyorum.</p>
<p>Bugün 48 yaşındayım ve heyecanım, arayışlarım hiç bitmedi.</p>
<p>Gelecekte de herşey yeniden başlayacak&#8230;</p>
<p><strong>Emin Hitay<br />
Yönetim Kurulu Başkanı<br />
Teknoloji Holding<br />
7. Pazarlama Zirvesi (2006) Konuşması</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/emin-hitayin-yenilikci-bir-girisimcilik-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/emin-hitayin-yenilikci-bir-girisimcilik-oykusu/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Eticarette Niş Dönemi</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/269896928/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/eticarette-nis-donemi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Apr 2008 09:08:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eticaret]]></category>

		<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<category><![CDATA[niş]]></category>

		<category><![CDATA[niş eticaret]]></category>

		<category><![CDATA[niş pazarlama]]></category>

		<category><![CDATA[niş pazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/eticarette-nis-donemi/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de eticaret denince akla gelen ilk iki isim Hepsiburada ve GittiGidiyor oluyor şüphesiz.  Bundan yıllar önce Amerika&#8217;da eticaret denince akla Amazon ve eBay&#8216;in gelmesi gibi.  Hepsiburada ve Gittigidiyor gibi lider eticaret sitelerin başarı hikayeleri birçok yatırımcıyı eticaret sektörüne yönlendiriyor ve bu Türkiye için çok sevindirici bir haber.  Ancak birçok yatırımcı firma yabancı olduğu internet sektörüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de eticaret denince akla gelen ilk iki isim <a href="http://www.kirtok.com/tr/hepsiburadacom-basari-oykusu/">Hepsiburada</a> ve <a href="http://www.gittigidiyor.com">GittiGidiyor</a> oluyor şüphesiz.  Bundan yıllar önce Amerika&#8217;da eticaret denince akla <a href="http://www.amazon.com">Amazon</a> ve <a href="http://www.ebay.com">eBay</a>&#8216;in gelmesi gibi.  Hepsiburada ve Gittigidiyor gibi lider eticaret sitelerin başarı hikayeleri birçok yatırımcıyı eticaret sektörüne yönlendiriyor ve bu Türkiye için çok sevindirici bir haber.  Ancak birçok yatırımcı firma yabancı olduğu internet sektörüne girerken en başarılıları örnek alıp en büyük ve en başarılı olma hedefi ile yola çıkıyor.  Bu da onlarca eticaret yatırımının piyasada başarısız olup kaybolmasına neden oluyor.</p>
<p>Henüz üniversiteyi yeni bitirmiş ve neredeyse hiçbir sermayesi olmayan genç bir arkadaş bana geçenlerde bir email atmış ve çok iddialı bir projesi olduğunu, Gittigidiyor&#8217;a rakip olacağını iddia etmiş.  Tamam <a href="http://www.kirtok.com/tr/tag/girisimcilik/">girişimcilik</a> güzel birşey, proje üretmek güzel birşey, ancak bu email bundan 5-10 sene önce gelmiş olsaydı projesini uygulamasını tavsiye ederdim bu arkadaşa.  Ama ne yazıkki o tren çoktan kaçtı.</p>
<p> <strong>Eticarete girmek istiyorum, sıfırdan bir dev eticaret sitesi yaratabilir miyim?</strong></p>
<p>Çok büyük sermayeniz ve ekibiniz ya da hali hazırda olan sistemleri yenecek çok yaratıcı bir fikriniz yoksa Hepsiburada ya da Gittigidiyor gibi eticarette her türlü ürünü tüketiciye sunan büyük eticaret siteleri ile yarışmanız imkansız.</p>
<p><strong>Peki eticarete yatırım yapmak için çok mu geç kaldım?</strong></p>
<p>Kesinlikle <strong>hayır</strong>.  Özellikle Türkiye&#8217;de Eticaret sektörü henüz emekleme aşamasında.  Hepsiburada, Gittigidiyor, Yemeksepeti vs gibi kendi sektöründe öncü eticaret sitelerini ben yıllar önce Etiler, Nişantaşı, Bebek henüz tarla bahçe iken alınmış arsalara benzetiyorum.  Bunların herbiri uzun vadeli (hatta kısa vadeli) çok güzel yatırımlar, ancak unutmayın ki birileri Etiler çok değerlendi, arsa kalmadı derken akıllı yatırımcılar o sırada Bakırköy, Ataköy vs gibi yerlerden arsa alıyordu.  Yani eticarette Etiler, Nişantaşı&#8217;nın köşeleri kapılmış olsa da henüz çok fazla arsa var boş duran ve <em>beni al beni al diye</em> bağaran.</p>
<p>Öncelikle olayın bilimsel yanını (çok detaya girmeden) açıklayalım ve örneklerle daha sonra devam edelim.</p>
<p><strong>Pareto Kanunu</strong></p>
<p>İtalyan Ekonomist <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vilfredo_Frederico_Damaso_Pareto">Vilfredo Pareto</a> tarafından bulunmuş ve güncel hayatta 80-20 kuralı olarak bilinen bir prensip.  Pareto kanununu ticarete yorumladığmızda bir şirketin sattığı ürünlerin %20&#8217;si (en çok satan %20) o şirketin karının %80&#8242;ine eşittir.  Pareto bu kuralı bulurken İtalya&#8217;da o dönemde halkın en zengin %20&#8217;sinin bütün gelirin %80&#8242;ine sahip olduğunu gözlemlemiş ve böyle bir sonuca varmıştır.  Bu 80&#8242;e 20 kuralı yıllardır ticarette kullanılan bir kuraldır.</p>
<p>Ancak bundan 4 yıl önce MIT&#8217;de yapılan bir araştırmada internette alışverişin hızla artması ile birlikte niş pazara olan talebin arttığı ve Pareto&#8217;nun 80-20 kuralının yavaş yavaş değiştiği ispatlanmıştır.  Kullanılan örneklerden birisi Amazon.com&#8217;un 4 yıl önceki cirosunun %40&#8242;ını kitapçılarda bulunmayan herbiri az satılan niş kitapların oluşturduğudur.  Daha sonra <a href="http://www.wired.com/">Wired Dergisi</a> editörü <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Chris_Anderson_(writer)">Chris Anderson</a> bu araştırmadan yola çıkarak eticarette Pareto&#8217;nun 80-20 kuralına karşılık <a href="http://www.thelongtail.com/">Long Tail Teorisini</a> (Uzun Kuyruk Teorisi: Az aranan, uzun kelimelerden oluşan, niş pazar anlamında) ortaya atmıştır.</p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/04/pareto.jpg" alt="Pareto Kanunu ve Niş Long Tail Teorisi Karşılaştırması" class="centered" /></p>
<p>Yukarıda hazırladığım grafiği incelersek mavi eğrinin (eticaret) daha uzun ve daha yüksek olduğu görülüyor.  Yani eticarette normal ticarete göre niş ürünlerin popüleritesi ve rakamı/hacmi artmaktadır.</p>
<p><strong>Peki Eticarette Başarılı Niş Projeleri Neler?</strong></p>
<p>Özellikle Amerika&#8217;da eticarette niş gittikçe popülerliğini arttıran bir konu.  Şu anda yüzlerce örneğe girebiliriz, ancak çok örnek verip kafa karıştırmak yerine bir örnek ile konuyu anlatmak daha uygun olur. </p>
<p>Eticarette niş olarak Amerika&#8217;da en başarılı firmalardan biri <a href="http://www.netshops.com/">NetShops</a> tartışmasız.  NetShops bünyesinde <a href="http://www.netshops.com/allstores.cfm">200&#8242;ün üzerinde</a> niş eticaret sitesi bulunduran bir internet firması.</p>
<p><strong>NetShops Hakkında</strong></p>
<ul>
<li>1999 yılında kuruldu</li>
<li>400&#8242;e yakın çalışanı var</li>
<li>Top 500 eticaret firması listesinde Amerika&#8217;da 104. sırada</li>
<li>2006 yılında Amerika&#8217;nın en hızlı büyüyen 13. şirketi seçildi (sadece eticaret değil, bütün şirketler arasında)</li>
<li>200&#8242;ün üstünde <a href="http://www.netshops.com/allstores.cfm">niş eticaret sitesine</a> sahip</li>
<li>NetShops&#8217;ın hiçbir sitesi toplam cirosunun %5&#8242;inden fazlasını oluşturmuyor (çok önemli bir veri)</li>
</ul>
<p><strong>NetShops&#8217;ın sitelerinden birkaç örnek vermek gerekirse:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.childrenschairs.com/">ChildrensChairs.com</a> Sadece çocuklar için sandalyeler ve koltuklar satan bir site.</li>
<li><a href="http://www.onlypajamas.com">OnlyPajamas.com</a> Sadece pijama satan bir site.</li>
<li><a href="http://www.onlygloves.com">OnlyGloves.com</a> Evet yanlış duymadınız, sadece eldiven satan bir site.</li>
</ul>
<p>Amerika&#8217;da geçen sene en büyük 500 eticaret sitesi listesini incelediğimizde bir önceki seneye göre daha çok niş sitenin bu listeye dahil olduğunu görüyoruz.  Kısacası eticarette gelecek niş pazarlarda.</p>
<p><strong>Doğru Niş Pazarı Nasıl Seçerim? Niş Pazar Araştırması</strong></p>
<p>Niş pazar sonu neredeyse olmayan bir konudur.  Ancak ciddi bir eticaret sitesi kurmayı düşünüyorum, bu anlatılanlar aklıma yattı, peki doğru niş pazarı nasıl seçerim sorusuna geldi sıra.</p>
<ol>
<li>İlk olarak araştırma yaptığınız niş pazarda ürün ya da ürün kategorisinin yıllık ticaret hacmini öğrenin.  Çok niş olsun bir numara olayım mantığı ile kurbağa bacağı konservesi satan bir eticaret sitesi açabilirsiniz, ne güzel hiç rekabet yok ama yıllık Türkiye&#8217;de ne kadar kurbağa bacağı konservesi tüketiliyor biliyor musunuz?</li>
<li>Çok iyi bir pazar araştırması yapın.  Hali hazırda bu niş pazarda eticaret sitesi var mı? Var ise ayrıntılı inceleyin, bu sitelerden sipariş verin.  Pazarda hali hazırda eticaret sitelerinin olması sizin başarılı bir site kurup zirveye çıkamayacağınız anlamına gelmez.  Daha önce bahsettiğim <a href="http://www.kirtok.com/tr/marka-yaratirken-fiyat-kalite-ve-servis-denklemi/">Fiyat, Kalite ve Servis Denklemini</a> inceleyin.  Ancak bu niş pazar sizin yatırım gücünüzden daha fazla dolmuş ise daha alt bir niş pazara inin (tabi pazar payı değecek ise).</li>
<li>Sevdiğiniz, ilgi alanınız olan bir niş pazar seçmeniz sizi daima öne çıkartır.  İlginiz olmayan bir niş pazar seçerseniz ilk olarak bu pazarı iyice öğrenin.  Örneğin sadece uçurtma satan bir site kurmaya karar verdiniz diyelim, elinizden geldiğince uçurtmalar ile ilgili bilgi edinin.  Farklı uçurtmaları satın alın, uçurun, deneyin, ürünleri iyi tanıyın.  Unutmayın ki niş pazarlarda bir numara olmanın kurallarından birisi o niş pazarda otorite olmaktan geçiyor.</li>
<li>Yaratıcı olun, seçtiğiniz niş pazara katma değer katın.  Normal ticarette hiç denenmemiş belki de çok basit bir fikir eticarette denenebilir.  Örneğin bir marketten alışveriş yaparken size saatlerini ayırıp yemek tarifleri veren birisini oraya koymak çok büyük masraf iken internetin getirdiği avantajları kullanın.  Eğer sadece yemek satan bir siteniz varsa, o yemeklerin tariflerinin videolarını ekleyin (çok basit ve yaratıcı bile olmayan bir fikir ama size çok fazla müşteri getirebilir).  Daha yaratıcı olun ve yeni fikirler ile bu niş pazara katma değer katın.</li>
<li>Yurtdışında hali hazırda bu pazarda olan örnekleri yakından inceleyin.  Doğru yapılan noktaları Türkiye&#8217;ye uyarlayın, ancak unutmayın ki yöresel, kültürel vs birçok farklılıklardan dolayı yurtdışında tutan her yöntem Türkiye&#8217;de tutmayacaktır.  Ama önünüzde bir yol haritası olması açısından yurtdışındaki başarılı niş eticaret sitelerini yakın takibe alın.</li>
</ol>
<p>Eticarette doldurulmayı bekleyen birçok niş pazar girişimcileri bekliyor.  Özellikle Türkiye gibi eticaret sektöründe yolun çok başında olan ülkeler için niş pazarlar birer altın madeni.  Niş pazar araştırması ya da eticarette niş pazarlarla ilgili her türlü sorularınızı bu konu altında eklemeyi unutmayın.</p>
<p>Yaratıcı, bol kazançlı niş eticaret siteleri kurmanız dileği ile&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/eticarette-nis-donemi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/eticarette-nis-donemi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Hepsiburada.com Başarı Öyküsü</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/264901552/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/hepsiburadacom-basari-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 05:26:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eticaret]]></category>

		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>

		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<category><![CDATA[Eticaret Başarı Öyküsü]]></category>

		<category><![CDATA[Hepsiburada]]></category>

		<category><![CDATA[Kaan Dönmez]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/hepsiburadacom-basari-oykusu/</guid>
		<description><![CDATA[Hepsiburada.com&#8216;dan Kaan Dönmez&#8217;in İTÜ&#8217;de verdiği bir konferansın videosu. Özellikle e-ticaret sektöründe olup da bu videoyu izlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim.
Gerek e-ticaret gerekse başka sektörlerde yeni iş kuran birçok kişinin özellikle ilk yıllarda yaşadığı en büyük problemlerden biri nakit sorunudur.
Özellikle hızla büyüyen bir şirketiniz varsa nakit sorunu kaçınılmaz bir durum olabilir. 
Bu videoda ilgimi çeken ve birçok kişiye örnek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a target="_blank" href="http://www.hepsiburada.com" title="HepsiBurada.com">Hepsiburada.com</a>&#8216;dan Kaan Dönmez&#8217;in İTÜ&#8217;de verdiği bir konferansın videosu. Özellikle e-ticaret sektöründe olup da bu videoyu izlemeyenlere kesinlikle tavsiye ederim.</p>
<p>Gerek e-ticaret gerekse başka sektörlerde yeni iş kuran birçok kişinin özellikle ilk yıllarda yaşadığı en büyük problemlerden biri nakit sorunudur.</p>
<p>Özellikle hızla büyüyen bir şirketiniz varsa nakit sorunu kaçınılmaz bir durum olabilir. </p>
<p>Bu videoda ilgimi çeken ve birçok kişiye örnek olabilecek bir durum Hepsiburada.com&#8217;un ilk yıllarında yaşadığı nakit sorunu ve Kaan Dönmez ve ortaklarının bu sorunları nasıl aştıkları bölümü oldu.</p>
<p><center><embed wmode="transparent" height="345" width="400" src="http://www.metacafe.com/fplayer/889471/.swf" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"></embed><br />
<font size="1"><a href="http://www.metacafe.com/watch/889471//"></a></font></center>Türkiye&#8217;de e-ticaretin ilklerinden olan Hepsiburada.com&#8217;a başarılarının devamını diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/hepsiburadacom-basari-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/hepsiburadacom-basari-oykusu/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kirtok.com’u Yayından Kaldırıyorum</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/261992072/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcomu-yayindan-kaldiriyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 14:25:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/kirtokcomu-yayindan-kaldiriyorum/</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili dostlar
Kirtok.com&#8217;u kurmakta tek amacım elimden geldiğince tecrübelerimi Türkiye&#8217;de internet sektörü ile ilgilenen genç arkadaşlar ile paylaşmaktı.  Bunun yanısıra burası kişisel blogum olacaktı.
Ancak sanırım Türkçe ilk defa bir blog yazdığım için yeterince kendimi ifade edemedim.
Şu ana kadar gelen yorumların %65&#8242;i direk bana ve aileme küfür ediyordu (tabi ki modere ettim), diğer %36&#8217;sı ise Türkiye devletine küfür ediyordu.
Herneyse, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili dostlar</p>
<p>Kirtok.com&#8217;u kurmakta tek amacım elimden geldiğince tecrübelerimi Türkiye&#8217;de internet sektörü ile ilgilenen genç arkadaşlar ile paylaşmaktı.  Bunun yanısıra burası kişisel blogum olacaktı.</p>
<p>Ancak sanırım Türkçe ilk defa bir blog yazdığım için yeterince kendimi ifade edemedim.</p>
<p>Şu ana kadar gelen yorumların %65&#8242;i direk bana ve aileme küfür ediyordu (tabi ki modere ettim), diğer %36&#8217;sı ise Türkiye devletine küfür ediyordu.</p>
<p>Herneyse, üzülerek söylemek isterim ki Kirtok.com&#8217;a bu son yazım.</p>
<p>Sayıları çok az da olsa takip eden okurlara teşekkürlerimi iletiyorum.</p>
<p>Sevgiler, hoşçakalın</p>
<p>Ahmet KIRTOK</p>
<p><strong>Not: Bu yazi 1 Nisan şakası idi :)  Yaklaşık 5dk içinde 3 güzel yorum almak da beni sevindirdi açıkçası :)  Hiçbiryere gitmiyorum merak etmeyin, henüz küfür eden de olması, olursa da o zaman düşünürüz <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcomu-yayindan-kaldiriyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcomu-yayindan-kaldiriyorum/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Craigslist Türkiye’de Neden Başarılı Olamadı?</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/260078710/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/craigslist-turkiyede-neden-basarili-olamadi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Mar 2008 06:18:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<category><![CDATA[craigslist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/craigslist-turkiyede-neden-basarili-olamadi/</guid>
		<description><![CDATA[1995 yılında California&#8217;nın San Francisco şehrinde Craig Newmark sadece arkadaşlarına ve çevresine hitap eden bir email bülteni başlattı. Bu bültende amaç bu ufak gurup içinde evini, arabasını, eski eşyalarını satacakların birbirine haber vermesi, gidilecek konserlerin, organizasyonların, tiyatroların duyurulması idi. 
Derken bu gurup Craig Newmark&#8217;ın yakın arkadaşlarının arkadaşlarını eklemesi, onların da yakın çevrelerini eklemeleri ile birlikte hızla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1995 yılında California&#8217;nın San Francisco şehrinde <a href="http://www.craigslist.org/about/craig.newmark.html" title="Craig Newmark">Craig Newmark</a> sadece arkadaşlarına ve çevresine hitap eden bir email bülteni başlattı. Bu bültende amaç bu ufak gurup içinde evini, arabasını, eski eşyalarını satacakların birbirine haber vermesi, gidilecek konserlerin, organizasyonların, tiyatroların duyurulması idi. </p>
<p>Derken bu gurup Craig Newmark&#8217;ın yakın arkadaşlarının arkadaşlarını eklemesi, onların da yakın çevrelerini eklemeleri ile birlikte hızla büyümeye başladı.  1999 yılında Newmark IT sektöründeki işini bırakarak full time <a href="http://www.craigslist.org/">Craigslist</a> ile ilgilenmeye başladı.  Bu süreçte bu email bülteni basit bir websitesine dönüştürüldü.  Craigslist çok ufak değişiklikler dışında ilk günkü basit ve sade tasarımını halen korumakta.</p>
<p>San Francisco&#8217;da başlayan Craigslist çılgınlığı hızla bütün Amerika&#8217;ya yayıldı.  Örneğin New York&#8217;ta yaşayıp da haftada en az bir kez Craigslist&#8217;i ziyaret etmeyen birisi ile şu ana kadar karşılaşmadım.  New York&#8217;a yeni gelen Türkler&#8217;in ev bulmak için ilk baktığı yer, aynı zamanda iş ararken ilk uğranan site, evi buldunuz, iş de tamam, sıra eşyaya gelince yine akla gelen Craigslist olur.</p>
<p>Craig Newmark siteyi ilk kurarken çevresine verdiği sözü tuttu ve şu ana kadar Craigslist&#8217;e hiç reklam almadı.  2004 yılında <a href="http://www.craigslist.org/about/press/ebay.stake.html">eBay Craigslist&#8217;in 25%&#8217;ini satın aldı</a>, ancak sözleşmede en önemli kısım Craig&#8217;in isteği doğrultusunda Craigslist non-profit havasından ödün vermeyecek ve reklam almayacaktı.  Craigslist şu anda belli şehirlerde ev ve iş ilanları için ücret talep etmekte ve bunun dışında <a href="http://craigslistfoundation.org/">bağış</a> kabul etmekte.</p>
<p><strong>Craigslist Türkiye&#8217;de Neden Başarılı Olamadı?</strong></p>
<p>Craigslist&#8217;in ana sayfasında uluslararası bölümlerde <a href="http://istanbul.craigslist.com.tr/">İstanbul Craigslist</a> de var. Ancak İstanbul&#8217;a baktığımızda Amerika&#8217;da milyonlarca takipçisi olan böylesine büyük bir sitenin Türkiye&#8217;de neredeyse kimse tarafından ziyaret edilmediğini ilan sayısına bakarak görüyoruz.  Verilen ilanlara baktığımızda ise Türkiye&#8217;de yaşayan Amerikalılar ve Amerika&#8217;da yaşayan Türkler&#8217;in ağırlıklı olarak bu ilanları eklediği ortaya çıkıyor.</p>
<p>Craigslist Türkiye sitesini İngilizce yaparak henüz bu pazara girmeden başarılı olma şansını yok etmiş durumda.  Düşünsenize Türkiye&#8217;de çok başarılı olmuş web sitenizin Amerika için bir versiyonunu hayata geçiriyorsunuz ve Türkçe oluyor bu site de.  Tamam İngilizce evrensel dil olma yolunda ancak Türkiye&#8217;de yaşayan Türkler için günlük ilanlarını verecekleri bir sitenin İngilizce olup da başarılı olma şansı bence sıfır.</p>
<p>Halbuki eBay&#8217;in sahip olduğu ve Amerika yerine uluslararası pazarları hedef alan çok benzer bir servis <a href="http://www.kijiji.com">Kijiji</a>&#8216;nin (ismini bir türlü sevemedim) <a href="http://intoko.kijiji.com.tr/">Türkiye sitesine</a> baktığımızda tamamen Türkçe bir servis ve Türkiye&#8217;nin bütün illerini kapsayan bir menü çıkıyor karşımıza.  Dolayısı ile çok daha fazla ilan var Kijiji Türkiye&#8217;de.  eBay uluslararası pazarlara girmede bence en başarılı stratejiyi uygulayan şirketlerden birisi, Kijiji ile bunu bir kez daha kanıtlamış oldu.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilan sitelerine bakarken gözüme çarpan başka bir site de Yonja.com&#8217;ın sahibi olan <a href="http://www.yonjamedia.com/">Yonja Media Group</a>&#8216;un <a href="http://www.metroliste.com/">MetroListe</a> adlı sitesi oldu.  Çok sade, kullanımı kolay ve hedefe yakın bir site, daha önce haberim yoktu Metro Liste&#8217;den bugüne kadar.</p>
<p><strong>Uzun lafın kısası:</strong></p>
<p>İster Amerika&#8217;da ister başka bir ülkede kendi sektörünüzde en başarılı web sitesi bile uluslararası pazara açılırken gireceği ülkenin dili, kültürü, ve genel yapısı ile ilgili iyi bir ön araştırma yapmalı ve doğru adımları atmalıdır.  Amerika&#8217;da doğru olan ya da başarılı olan her nokta Türkiye&#8217;de tutacak diye bir kural yoktur.  Henüz #1 kural olan o ülkenin diline bile adapte olamamış bir sitenin uluslararası pazarlarda başarılı olma şansı yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/craigslist-turkiyede-neden-basarili-olamadi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/craigslist-turkiyede-neden-basarili-olamadi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Buket Uzuner New York Söyleşisi</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/259780357/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/buket-uzuner-new-york-soylesisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Mar 2008 17:30:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<category><![CDATA[Buket Uzuner]]></category>

		<category><![CDATA[new york söyleşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/buket-uzuner-new-york-soylesisi/</guid>
		<description><![CDATA[Dün akşam ofisten çıktıktan sonra Buket Uzuner&#8217;in de aralarında bulunduğu farklı ülkelerden yazarların bir söyleşisine katılmak için Housing Works Used Book Cafe&#8216;ye gittim.  Birçok Türk&#8217;ün bu söyleşiye katılmasını tahmin ederken, sanırım 5-10 arasında Türk&#8217;ün orada olduğunu görmek beni üzdü. 
Ben Türkiye&#8217;den gelmiş yazar, şair, ressam, politikacı, hiç farketmez kim olursa olsun eğer New York&#8217;ta bir aktivitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün akşam ofisten çıktıktan sonra Buket Uzuner&#8217;in de aralarında bulunduğu farklı ülkelerden yazarların bir söyleşisine katılmak için <a href="http://www.housingworks.org/usedbookcafe/index.html">Housing Works Used Book Cafe</a>&#8216;ye gittim.  Birçok Türk&#8217;ün bu söyleşiye katılmasını tahmin ederken, sanırım 5-10 arasında Türk&#8217;ün orada olduğunu görmek beni üzdü. </p>
<p>Ben Türkiye&#8217;den gelmiş yazar, şair, ressam, politikacı, hiç farketmez kim olursa olsun eğer New York&#8217;ta bir aktivitesi var ise elimden geldiğince, vaktim oldukça gidip desteklemeye çalışıyorum.  Ancak birçok kez ilgi azlığı beni üzüyor.  Birçok ortamda yapılan Türkler birbirine destek olmuyor, kenetlenip Amerika&#8217;da birbirimizi desteklemeliyiz vs gibi konuşmalar uygulamaya gelince genelde rafa kalkıyor.</p>
<p>Buket Uzuner&#8217;in de aralarında bulunduğu bu yazar topluluğu New York&#8217;un kuzeyinde <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hudson,_New_York">Hudson</a>&#8216;da bir proje için buradalar.  Anladığım kadarı ile belli bir süre aynı ortamda yaşayarak hem yazılarını yazıyorlar hem de sürekli farklı kültürlerden ünlü yazarlar ile edebiyat bilgi alışverişi yapma fırsatları oluyor.  Buna bir edebiyat kolonisi diyorlar ve Hudson New York&#8217;ta ormanın içinde 3 köşkte kalıyorlar.  Bu kadar huzurlu ve yaratıcı bir ortamda eminim çok başarılı romanlar, hikayeler doğacaktır.</p>
<p><a href="http://www.buketuzuner.com/">Buket Uzuner</a> ile söyleşiden sonra konuşma fırsatımız oldu, daha sonra katılımcıların da aralarında bulunduğu 10 kişi kadar bir gurup ile hemen bu cafe&#8217;nin karşısında <a href="http://nymag.com/listings/bar/puck_fair/">Puck Fair</a> adlı bir bara geçerek muhabbete devam ettik.</p>
<p>Buket Uzuner çok samimi, çok mütevazi ve içten birisi.  Kitapları birçok dile çevrilmiş, dünyada birçok okuyucusu olan böylesine ünlü bir yazarın bu kadar mütevazi olması beni çok şaşırttı.  Kendisi ile tanışmak ve muhabbet etmek beni sevindirdi.</p>
<p align="center"><strong>Buket Uzuner&#8217;in New York Söyleşisinden Fotoğraflar</strong><br />
(iPhone kapalı ortamda çok kötü fotoğraf çekiyor, kusura bakmayın)</p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/buket-uzuner2.jpg" alt="Buket Uzuner New York Söyleşi" class="centered" /></p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/buket-uzuner1.jpg" alt="Buket Uzuner New York Söyleşi" class="centered" /></p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/buket-uzuner3.jpg" alt="Buket Uzuner New York Söyleşi" class="centered" /></p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/buket-uzuner4.jpg" alt="Buket Uzuner New York Söyleşi" class="centered" /></p>
<p>Buket Uzuner&#8217;e başarılar diliyorum, umarım daha birçok başarılı kitaplara imza atar. New York&#8217;a tekrar bekliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/buket-uzuner-new-york-soylesisi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/buket-uzuner-new-york-soylesisi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Başarılı Bir Web Sitesi Hazırlamak</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/259219917/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/basarili-bir-web-sitesi-hazirlamak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 20:33:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eticaret]]></category>

		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<category><![CDATA[Marka]]></category>

		<category><![CDATA[web sitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/basarili-bir-web-sitesi-hazirlamak/</guid>
		<description><![CDATA[Birçok webmaster&#8217;ın yaptığı önemli bir hatadan bahsetmek istiyorum.  Aylar süren ön çalışmalardan, iş planlarından, sermaye bulunarak yapılan web projelerinden bahsetmiyorum.  Bu projelerin çoğu zaten önemli bir marka çalışması yapıyorlar.  Bahsetmek istediğim genellikle bir webmaster&#8217;ın oturup tek başına yaptığı ve yayına koyduğu daha ufak çaplı projeler.
Birçok büyük, dünya markası web sitesinin tek kişinin bir anda aklına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok webmaster&#8217;ın yaptığı önemli bir hatadan bahsetmek istiyorum.  Aylar süren ön çalışmalardan, iş planlarından, sermaye bulunarak yapılan web projelerinden bahsetmiyorum.  Bu projelerin çoğu zaten önemli bir marka çalışması yapıyorlar.  Bahsetmek istediğim genellikle bir webmaster&#8217;ın oturup tek başına yaptığı ve yayına koyduğu daha ufak çaplı projeler.</p>
<p>Birçok büyük, dünya markası web sitesinin tek kişinin bir anda aklına gelen bir fikri uygulaması ile ortaya çıktığını unutmamak gerekir.  Ancak eskiden internette birçok konuda ciddi boşluklar vardı ve aklınıza gelen bir fikri aradığınızda henüz uygulanmamış olduğunu görüp çok kısa sürede rakipsiz bir site yapma şansınız vardı.</p>
<p>Bu devir çoktan bitti, herhangi bir insanın aklına gelebilecek sıradan fikirlerin neredeyse olabilecek her türlü versiyonuna internette rastlamak mümkün.  Peki aklıma gelen web sitesi fikri zaten birçok kez uygulanmış, böyle bir siteyi nasıl uygulayıp başarılı olabilirim?</p>
<p><strong>Web Sitesine Başlamadan Önce Ön Araştırma</strong></p>
<p>İster profesyonel, büyük bir proje olsun, isterse kişisel bir blog, ilk yapmanız gereken iyi bir ön araştırma.  Google&#8217;da yapabildiğiniz kadar arama yapın, sektörel siteleri inceleyin ve aklınızdaki proje fikrine benzer ve yakın her türlü siteyi en ince ayrıntısına kadar inceleyin.  Önemli bulduğunuz noktaları mutlaka not alın.</p>
<p>Projeniz ne kadar küçük olursa olsun hedefiniz bir marka yaratmak olmalı.  Pu projeyi lanse ederken de büyük bir marka gibi ele alın ve bütçeniz yettiğince pazarlamasını bu stratejide yapın.  Unutmayın ki internette hiç para harcamadan yapabileceğiniz bir çok pazarlama yöntemi var.</p>
<p><strong>Projenin Hazırlanması ve İş Planı</strong></p>
<p>Şimdi ben kişisel bir blog hazırlamayı düşünüyorum, iş planına neden ihtiyacım olsun ki diyebilirsiniz.  İşte tam bu nedenle binlerce kişisel blog günde sadece 2-3 kişi tarafından okunuyor.  Eğer çok basit bile olsa önünüzde izlenmesi gereken bir yol (outline) olmazsa bir anda günlük yoğunluğunuz ve koşuşturmanız arasında bu proje tam tabiri ile kaynayıp gidebilir.  Bu nedenle hazırlamayı düşündüğünüz web sitesi için ana maddeler bile olsa bir liste şeklinde yazılı hale getirmeniz işinizi çok kolaylaştıracaktır.</p>
<p><strong>Hareket Zamanı (Action)</strong></p>
<p>Birçok proje henüz fikir aşamasında ya da kağıda geçtikten sonra rafa kalkar.  Bunun nedeni insanın yapısında olan erteleme psikolojisidir.  Siz diğerlerinden farklı olun ve bir fikri projelendirdiyseniz hiç vakit kaybetmeden harekete geçin.  Tam anlamı ile bir fikri yapmaya karar vermek ve buna inanmak başarmanın %50&#8217;sidir.  Bunu hiçbir zaman unutmayın.  Kısa vadeli hedefler koyarak projenizi rafta bekleterek harcamayın.  Gerçek girişimci ruhlu insanlar ne kadar kısa sürede harekete geçerse o kadar çok heyecanla bir işe başlarlar.  Eğer girişimci ruha sahipseniz çok beklemeden projenize başlayın.</p>
<p><strong>Başarı İnce Ayrıntılardadır</strong></p>
<p>Başarının ince ayrıntılarda olduğunu ve  hedefinizin bir marka yaratmak olduğunu hiçbir zaman unutmayın.  Sektörde sizin web sitenizden önce başarılı projeler var diye hevesiniz kırılmasın, aksine bu sizi mutlu etsin.  Demek ki doğru bir sektör seçmişim ve bu sektörde başarılı olma şansım var diye düşünün.  Hali hazırda başarılı projeleri çok ayrıntılı olarak inceleyin ve onların kaçırdığı ufak noktaları yakalayın.  Birçok başarılı iş modeli sektördeki en başarılı sitelerin yapmadıkları ya da gözden kaçırdıkları ince ayrıntıları yakalamışlardır.  Örneğin Michael Dell&#8217;in kurduğu Dell markasının bu kadar başarılı ve öncü bir marka haline gelmesinin en büyük sebebi, bilgisayarların sipariş verildikten sonra üretilmesidir (just in time inventory management).  Michael Dell&#8217;in yakaladığı bu ince ayrıntı rakiplerini geride bırakıp daha uygun fiyata daha çok bilgisayar satmasına neden oldu ve Dell&#8217;i bir dünya markası yaptı.</p>
<p><strong>Büyük Düşünmek</strong></p>
<p>Küçük düşünürseniz hiçbir zaman büyük başarılara imza atamazsınız.  Her zaman büyük düşünün, bırakın çevrenizdekiler sizi hayalperest sansın.  Siz büyük düşünüp, çok çalışıp, çok büyük başarılara imza atın ve çevrenizdekiler sizi bu şekilde anlasın.  Eğer küçük düşünerek bir projeye başlıyorsanız büyük başarılar elde etmeniz şansa kalır.</p>
<p><strong>Sektörünüzde Otorite Bir İsim Olun</strong></p>
<p>Kuracağınız web sitesi ile ilgili komunitede otorite bir isim olun.  Örneğin araba parçaları ile ilgili bir site mi açıyorsunuz, araba forumlarına üye olun, bilgilerinizi paylaşın, arabalar ile ilgili blogları takip edin, yorumlar yapın.  Ücretsiz ebook&#8217;lar, röportajlar, raporlar yayınlayın ve sektörde isminiz güvenilir bir otorite olarak anılsın.  Bu yolu seçerseniz, daha sonra aynı sektörde başlatacağınız projeler daima ilgi görür.</p>
<p><strong>Son Kural Çalışmak, Çalışmak, Çalışmak</strong></p>
<p>Özellikle Amerika&#8217;da onbinlerce &#8220;çalışmadan internette para kazanın&#8221; tarzı siteler, ebook&#8217;lar, bloglar vs var. Bunların hiçbirine inanmayın, çok ama çok çalışmadan internette uzun vadeli para kazanma ve başarılı olma yöntemi ya da sihirli çubuğu henüz icad edilmedi.  Ancak planı projeli çalışarak başarılı olmamak için hiçbir neden yok.</p>
<p>Ana maddeler olarak yeni bir web sitesini yayına koyarak önem verdiğim noktalar bunlar.  Tabi ki daha önce bahsettiğim gibi özellikle bu site ürün ya da ücretli bir servis satıyorsa <a href="http://www.kirtok.com/tr/marka-yaratirken-fiyat-kalite-ve-servis-denklemi/" title="Marka Yaratmada Üçün İkisi Kuralı">marka yaratmada üçün ikisi kuralını</a> da unutmamak gerekir.  Şimdi ne zamandır aklınızda olan o siteyi yapmak için kolları sıvayın ve ön araştırma ile başlayın derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/basarili-bir-web-sitesi-hazirlamak/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/basarili-bir-web-sitesi-hazirlamak/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Search Engine Strategies New York Konferansı</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/254733966/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/search-engine-strategies-new-york-konferansi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2008 06:18:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Arama Motorları]]></category>

		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[new york]]></category>

		<category><![CDATA[search engines]]></category>

		<category><![CDATA[SES NY]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/search-engine-strategies-new-york-konferansi/</guid>
		<description><![CDATA[Dün neredeyse bütün günümü SES NY 2008&#8216;de geçirdim.  Search Engine Strategies (Arama Motoru Stratejileri) Konferansı arama motorları sektöründe Amerika&#8217;daki en önemli konferans olarak gösteriliyor.  Geçen sene işlerimin yoğunluğundan dolayı New York&#8217;taki konferansa katılamamıştım, ancak 2008 projelerim arasında çok daha fazla konferansa katılmak olduğu için bu seferkini kaçırmadım.
Sektörel konferanslara katılmak birçok anlamda çok önemli.  Benim için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün neredeyse bütün günümü <a target="_blank" href="http://www.searchenginestrategies.com/newyork/index.html">SES NY 2008</a>&#8216;de geçirdim.  <em>Search Engine Strategies (Arama Motoru Stratejileri) Konferansı</em> arama motorları sektöründe Amerika&#8217;daki en önemli konferans olarak gösteriliyor.  Geçen sene işlerimin yoğunluğundan dolayı New York&#8217;taki konferansa katılamamıştım, ancak 2008 projelerim arasında çok daha fazla konferansa katılmak olduğu için bu seferkini kaçırmadım.</p>
<p>Sektörel konferanslara katılmak birçok anlamda çok önemli.  Benim için bu tarz konferanslara katılma nedenleri şunlar:</p>
<ul>
<li>Aradığınız bir yazılım, bir çözüm, ya da provider varsa, o sektördeki herkesi orada bulma şansınız oluyor.</li>
<li>Networking, networking, networking.  Hiç beklemediğiniz bir anda, sigara molasında Google&#8217;da üst düzey bir yönetici ile geyik muhabbeti yapma şansınız bile olabiliyor.  Özellikle şehir dışı konferanslarda eğer konferansın olduğu otelde kalıyorsanız, akşamları yemek, otel barında devam eden muhabbetler derken networking fırsatınız daha da çok artıyor.  Birinci kural, çekinmeden herkesle tanışmak, kendinizi ve ne iş yaptığınızı anlatmak.  Karşı tarafı dinlemek ve onların ilgisini çekebilecek sorular yöneltmek. Bu her zaman işe yarıyor.</li>
<li>Sektördeki birçok yenilikler bu konferanslarda açıklanıyor.  Size ne faydası olabilir, belki çok faydası olmaz, ama kendi sektörünüzdeki yenilikleri yerinde takip etmek avantajlıdır her zaman.</li>
</ul>
<p><strong>SES New York Konferans Notları:</strong></p>
<p>Lafı daha uzatmadan günün nasıl geçtiğine gelelim.  Bir önceki gece zaten sabaha karşı uyuduğum için erken kalkıp ofise gitmedim, ve geç kalkıp bilgisayarda işlerimi hallettiken sonra öğlen 1 gibi hazırlanmaya başladım.  Bazılarına göre çok ince ayrıntı gibi gelse de benim toplantılara ve konferanslara hazırlanırken belli prensiplerim vardır.  Bu tarz konferanslara hazırlanırken yanıma aldıklarım ve olmazsa olmazlarım:</p>
<ul>
<li>Kesinlikle çok şık giyinirim, siyah ya da koyu renk takım elbise (yaz ise gri takım elbise).  Unutmayın ilk imaj herşeydir.  Birçok kişi bir kot gömlek yeter, önemli olan benim kafamın içindekiler diye düşünebilir, emin olun benim kafamın içinde de baya birşey var.  Test ederek 100% ispatladığım bir konu, ne kadar şık giyinirsem o kadar daha çok ciddiye alınırım bu tarz konferanslarda.  Ne iş yaparsanız yapın benim gibi 30 yaş altında bir yönetici iseniz dünyanın heryerinde yaştan dolayı ciddiye alınma sorunu yaşarsınız, o nedenle ilk imaj çok önemlidir.</li>
<li>Yanıma bir çanta mutlaka alırım, ancak şehir içi konferanslarda kesinlikle laptop almıyorum artık.  Çünkü konferans alanında her standda ve lobide internet sunuluyor.  Zaten uzun süren ve sürekli ayakta geçen bir günde bir de laptop ağırlığı taşımak hoş olmuyor.  O nedenle bir çanta yeterli.</li>
<li>Çantada bir bloknot ve 2 kalem mutlaka bulunur.  Eğer websitelerim ile ilgili bir promosyon ürünü ya da hediye varsa onlar da çantada olur.</li>
<li>Kartvizit.  Bu en önemli nokta.  Bol bol kartvizit alın yanınıza.  Hatta sadece konferanslar için kartvizit bastırın derim.  Ben bunu yapmaya mecbur kaldım. Çünkü kartvizitlerimdeki email adresim spam&#8217;den geçilmez oluyor konferanslardan sonra.  Bu nedenle üstünde farklı bir email adresi olan ve cep telefonumun olmadığı bir kart bastırıyorum.  Eğer önemli bir kişiye kartımı verirsem, arkasına cep telefonumu ve konuşmamızdan çok kısa bi cümleyi not ediyorum.  Bu karşımdakine hem &#8220;<strong>Bak sen önemlisin cep no&#8217;mu sadece sana veriyorum</strong>&#8220; imajı yaratmak hem de kendimi hatırlatmak oluyor özel bir not ile.  Her zaman tutan bir takdik.</li>
<li>Kesinlikle görüşmeyi düşündüğüm firmalar hakkında ufak notlar aldığım bir kağıdım olur ceketimin cebimde.  Ufak da olsa bu notlar bana ilk muhabbete girerken çok büyük avantaj sağlar.  Örnek:  Ufak ama çok yaratıcı bir ürünle henüz piyasaya giren bir yazılım firması CEO&#8217;su ile görüşürken, bir blogda okuduğum bundan 5 yıl önce verdiği bir demeçte söylediği önemli bir cümleyi üstüne basa basa söyleyerek beni zamanında etkilediğini söylemek o adamın tam anlamı ile yelkenlerini suya indirmişti.  Bu sayede 80% indirim ile o yazılımı satın almıştım :)  Tavsiye ederim.</li>
</ul>
<p>Yukardaki listeye ufak tefek konferansına göre eklediğim maddeler de oluyor.  Örneğin eskiden fotoğraf makinesi de alırdım yanıma, ancak iPhone ile yetiniyorum artık.  iPhone demişken, konferansa giderken 23. Caddede <a href="http://www.kirtok.com/tr/internette-sansur-turkiyenin-imajina-zarar-veriyor/" title="İnternette Sansür">İnternette Sansür konusunun başında sözünü ettiğim</a> bir New York Şehir Otobüsünde İstanbul reklamı görür görmez iPhone&#8217;umu çıkarttım ve hemen çektim fotoğrafını <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ancak bu bahsettiğimden çok az da olsa farklı bir reklamdı (belki blogumu okuyan dış işleri yetkilileri sözümü dinlediler ve en azından İstanbul yazısını daha büyük yazdırdılar).  Buyrun size New York&#8217;ta sokaklarda bu aralar dolaşan İSTANBUL Reklamları:</p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/new-york-otobus.jpg" alt="New York'ta Otobüslerde İstanbul Reklamları" class="centered" /></p>
<p>Evden çıktıktan sonra yaklaşık 10 dakikalık bir yürüme (bu süreçte 1 sigara ve 1 kahve) ve 4 dakikalık bir metro yolculuğundan sonra Rockefeller Ceenter durağında metrodan indim. Bir anda havanın soğumaya başladığını farkettim ve 4 blok sonra New York Hilton otelin önüne gelmiştim bile.</p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/newyork-hilton.jpg" alt="New York Hilton Oteli" class="alignright" />New York&#8217;ta birçok konferansa ev sahipliği yapan Hilton Oteli eski de olsa ilk gördüğüm günden beri sevdiğim bir oteldir. Bazı mekanlar vardır, kanınız hemen ısınır ya, işte benimkisi de öyle birşey. Herneyse, girer girmez Expo Hall kısmına geçtim, standların kurulu olduğu Expo Hall kısmı 3 kattan ibaret.</p>
<p>Genelde konferanslarda hızlı bir şekilde bütün standları gezer, görüşmeyi ve bilgi almayı düşündüğüm firmaları ise ikinci turda ziyaret eder, daha uzun vakit ayırırım. Bu sefer de ilk 20-30 dakikayı hızlı bir şekilde gezmeye ayırdım. Özellikle aradığım firmalardan birisi de Hakia idi. Amerika&#8217;da yaşayan Türk bir ekibin kurduğu ve sektörde haklarında gittikçe daha çok (pozitif) haber duyduğum bu firmanın yöneticileri ile tanışmak istiyordum doğal olarak.</p>
<p>Önümüzdeki günlerde Hakia.com President&#8217;ı Melek Pulatkonak da olmak üzere 3 CEO ile yapacağım röportajların Türkçelerini de burada yayınlayacağım.  Bu nedenle birçok firma ile ilgili ayrıntılara bu konu altında girmiyorum şu anda.</p>
<p align="center"><strong>New York Search Engine Strategies Konferansı 2008 Fotoğraflar</strong></p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/ses-ny1.jpg" alt="Eğitim Semineri" class="centered" /></p>
<p align="center">SES New York&#8217;ta bir eğitim seminerinden görüntü</p>
<hr /><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/hakia-stand.jpg" alt="Hakia Standı" class="centered" /></p>
<p align="center"><a target="_blank" href="http://www.hakia.com/" title="Hakia Standı">Hakia</a> Standı - Hakia&#8217;ya <a href="http://www.kirtok.com/tr/amerikada-bir-turk-arama-motoru-hakia-icin-oy-kullanin/">oy vermeyi unutmadınız umarım</a>?</p>
<hr /><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/goecart.jpg" alt="GoECart CEO'su Manish Chowdhary" class="centered" /></p>
<p align="center"><a target="_blank" href="http://www.goecart.com/" title="GoECart">GoECart</a> CEO&#8217;su Manish Chowdhary - Yaklaşık 1 saat konuştuk, çok güzel ortak projeler düşünüyoruz beraber</p>
<hr /><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/mountain-media.jpg" alt="Mountain Media Ekibi" class="centered" /></p>
<p align="center"><a target="_blank" href="http://www.mountainmedia.com/" title="Mountain Media">Mountain Media</a> Ekibi - Upstate New York&#8217;ta e-ticaret ve CMS çözümleri sunan ufak bir firma</p>
<hr /><strong>SES New York 2008&#8242;in bana kazandırdıkları:</strong></p>
<ul>
<li>Hakia.com President&#8217;ı Melek Hanım ile tanışıp, çok uzun olmasa da Hakia ve arama sektörü hakkında genel konuşma fırsatı oldu.  Kendisi ile bir röportaj yapacağım ilk fırsatta.</li>
<li>GoECart.com CEO&#8217;su Manish Chowdary ile çok samimi ve uzun bir muhabbet etme fırsatım oldu.  Ortak yapabileceğimiz birkaç çok güzel proje üzerine konuştuk.  Kendisi ile New York&#8217;ta ya da Connecticut&#8217;ta ilk fırsatta buluşacağız, aynı zamanda GoECart hakkında ayrıntılı bir de röportaj yapacağız.</li>
<li>PPC Management firmalarından özellikle ufak birkaç firmanın çok ilginç bir fiyatlandırma yöntemine gittiklerini gördüm.  Sanırım bu sektörde bir ilk ve ufak firmalar için yeni (non-tech) müşteri avantajı sağlayacak bir yöntem.  Zaten yakında PPC Management firmaları hakkında bir yazı yazacağım için orada bu fiyatlandırma yönteminin ayrıntılarından da bahsedeceğim.  İlginç ve yaratıcı bir çözüm.</li>
<li>Marin ve SearchIgnite firmalarından yetkili kişilerle görüşürken ilginç bir PPC Tracking projemden bahsettim, ikisi de beni işe almak istediklerini söylediler <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Ancak bunun imkansız olduğunu kısaca anlattım kendilerine, ve projenin teknik detaylarından az da olsa bahsettim.  İki yeni consultancy işi heran doğabilir.</li>
<li>Onlarca sektörel dergi, kalem, eşantiyon vs sahibi oldum <img src='http://www.kirtok.com/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
</ul>
<p>2008 yılında söylediğim gibi daha çok sektörel konferansa katılma planlarım var, bundan sonraki konferansları da ayrıntılı olarak paylaşmayı düşünüyorum.  Bir sonraki yılda olacak SES Konferansına kadar SES notlarım bu kadar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/search-engine-strategies-new-york-konferansi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/search-engine-strategies-new-york-konferansi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Amerika’da Bir Türk Arama Motoru Hakia İçin Oy Kullanın</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/254682474/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/amerikada-bir-turk-arama-motoru-hakia-icin-oy-kullanin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2008 03:57:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[arama motoru]]></category>

		<category><![CDATA[hakia]]></category>

		<category><![CDATA[webware]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/amerikada-bir-turk-arama-motoru-hakia-icin-oy-kullanin/</guid>
		<description><![CDATA[Hakia birçoğunuz bildiği gibi Amerika&#8217;da Türk bir ekip tarafından kurulmuş bir semantik arama motoru. 
Hakia, Webware&#8217;in düzenlediği Webware En İyi 100 yarışmasında 2008 yılı için arama motoru kategorisinde aday.  Amerika&#8217;da rekabetin çok olduğu arama sektöründe biz Türkleri gururlandıran ve bir nevi bizlerin temsilcileri olan Hakia&#8217;ya oy vermek artık hepimiz için bir görev.
Hakia&#8217;ya oy vermek için yapmanız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hakia birçoğunuz bildiği gibi Amerika&#8217;da Türk bir ekip tarafından kurulmuş bir semantik arama motoru. </p>
<p><a href="http://www.hakia.com" title="Hakia">Hakia</a>, Webware&#8217;in düzenlediği Webware En İyi 100 yarışmasında 2008 yılı için arama motoru kategorisinde aday.  Amerika&#8217;da rekabetin çok olduğu arama sektöründe biz Türkleri gururlandıran ve bir nevi bizlerin temsilcileri olan Hakia&#8217;ya oy vermek artık hepimiz için bir görev.</p>
<p>Hakia&#8217;ya oy vermek için yapmanız gereken.</p>
<ol>
<li><a target="_blank" href="http://www.webware.com/html/ww/100/2008/vote_search.html?compid=103465">Bu linki </a>tıklayın. Hakia zaten seçili olacak.</li>
<li>Oy vere (VOTE) tıklayın.</li>
<li>Bu kadar.  Üye olmaya vs gerek yok.  Tam 2 saniyenizi alacak bir oy.</li>
</ol>
<p>Hakia ekibine bol şans diliyorum, umarım <a target="_blank" href="http://www.webware.com/" title="Webware">Webware</a> 100&#8242;de 2008 yılı için en iyi arama motoru seçilirler.</p>
<p>Hadi, tam 2 Saniyemizi alacak bir oy. Hemen şimdi <a target="_blank" href="http://www.webware.com/html/ww/100/2008/vote_search.html?compid=103465">yollayalım</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/amerikada-bir-turk-arama-motoru-hakia-icin-oy-kullanin/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/amerikada-bir-turk-arama-motoru-hakia-icin-oy-kullanin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kirtok.com Blograzzi’de Günün Blogu Seçildi</title>
		<link>http://feeds.feedburner.com/~r/AhmetKirtok/~3/252309209/</link>
		<comments>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-blograzzide-gunun-blogu-secildi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Mar 2008 06:43:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<category><![CDATA[arda kutsal]]></category>

		<category><![CDATA[blograzzi]]></category>

		<category><![CDATA[inveon]]></category>

		<category><![CDATA[webrazzi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-blograzzide-gunun-blogu-secildi/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de internet sektöründe isimleri önde gelen Webrazzi&#8216;den Arda Kutsal ve Inveon ekibinin projesi olan Blograzzi Türkiye&#8217;de bir ilki başardı.  Henüz beta yayınına devam eden Blograzzi Türkiye&#8217;de blog severlerin hergün uğradığı bir kaynak haline geldi.
Blograzzi sayesinde birçok başarılı Türkçe Blogdan haberim oldu, açıkçası Türkçe blog okumaya başladım.  Saolsunlar, bugün (16 Mart) benim blogumu günün blogu seçmişler.  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de internet sektöründe isimleri önde gelen <a target="_blank" href="http://www.webrazzi.com">Webrazzi</a>&#8216;den Arda Kutsal ve <a target="_blank" href="http://www.inveon.com.tr/">Inveon</a> ekibinin projesi olan <a target="_blank" href="http://www.blograzzi.com">Blograzzi</a> Türkiye&#8217;de bir ilki başardı.  Henüz beta yayınına devam eden Blograzzi Türkiye&#8217;de blog severlerin hergün uğradığı bir kaynak haline geldi.</p>
<p>Blograzzi sayesinde birçok başarılı Türkçe Blogdan haberim oldu, açıkçası Türkçe blog okumaya başladım.  Saolsunlar, bugün (16 Mart) benim blogumu günün blogu seçmişler.  Blograzzi&#8217;den bloguma gelen ve ilk ziyareti olan bütün arkadaşlara hoşgeldiniz diyorum.  Umarım yorumlarınızı paylaşıp henüz çok yeni olan blogumun geleceği ile ilgili bana yol gösterirsiniz.</p>
<p>Herhangi bir websitesi ile bir blogu ayıran en büyük özellik, blogların kişisel olması ve okuyucular ile yazar arasında karşılıklı diyalog kurulabilmesi bence.  Bu nedenle çok kısa da olsa yorumlarda kendinizi tanıtırsanız beni mutlu etmiş olursunuz.</p>
<p>Blograzzi aracılığı ile bloguma ilk ziyarette bulunan bütün arkadaşlara tekrar hoşgeldiniz diyorum. </p>
<p><img src="http://www.kirtok.com/tr/wp-content/uploads/2008/03/blograzzi-anasayfa.jpg" alt="Blograzzi" class="centered" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-blograzzide-gunun-blogu-secildi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kirtok.com/tr/kirtokcom-blograzzide-gunun-blogu-secildi/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
