<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>Aşkı Zikreden Yazar</title><description>Sıradanlığın sıra dışılığına varmış; sıradan biri :)))</description><managingEditor>noreply@blogger.com (A.Z. Yazar)</managingEditor><pubDate>Wed, 22 Jul 2026 09:30:48 +0300</pubDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">60</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><link>https://busragurbuz.blogspot.com/</link><language>en-us</language><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Sıradanlığın sıra dışılığına varmış; sıradan biri :)))</itunes:subtitle><itunes:owner><itunes:email>Busra61grbz@gmail.com</itunes:email></itunes:owner><item><title>Halimin Ruhu</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2018/02/halimin-ruhu.html</link><pubDate>Fri, 16 Feb 2018 16:18:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-8791549113982819971</guid><description>&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinJYVXtTeV1b4y_BdSknh6Yxv2WxCRNCfbCh25k6cpGAWvsvVJEYCKYb32xUNjkjaSnJOs-cX-rQudjWx8GQA6EH3MuH5ELivNN8KicAz8ugq_mIqWH9PKHBH-4ysbsW77uL87AshfqgA/s1600/broken-mirror_evening-sky-anscochrome.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="800" data-original-width="615" height="400" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinJYVXtTeV1b4y_BdSknh6Yxv2WxCRNCfbCh25k6cpGAWvsvVJEYCKYb32xUNjkjaSnJOs-cX-rQudjWx8GQA6EH3MuH5ELivNN8KicAz8ugq_mIqWH9PKHBH-4ysbsW77uL87AshfqgA/s400/broken-mirror_evening-sky-anscochrome.jpg" width="307" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu aralar,&lt;br /&gt;
Beni en mutlu eden şey film izlemek,&lt;br /&gt;
Mutlu insanların var olduğu filmleri.&lt;br /&gt;
Mutluluğa inanmak için değil bu,&lt;br /&gt;
Aksine,&lt;br /&gt;
Mutsuzluğun varlığına inandırmak için kendimi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mutluluk uzak bir liman,&lt;br /&gt;
Uzak ihtimal.&lt;br /&gt;
Ah, şu mutsuzluk,&lt;br /&gt;
Davetsiz misafir, hep çat kapı...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; "A. Z. Yazar"</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEinJYVXtTeV1b4y_BdSknh6Yxv2WxCRNCfbCh25k6cpGAWvsvVJEYCKYb32xUNjkjaSnJOs-cX-rQudjWx8GQA6EH3MuH5ELivNN8KicAz8ugq_mIqWH9PKHBH-4ysbsW77uL87AshfqgA/s72-c/broken-mirror_evening-sky-anscochrome.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Hep Konuşan, Hiç Bilmeyendir...</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/12/hep-konusan-hic-bilmeyendir.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Sun, 10 Dec 2017 21:32:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-6636689132170754362</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEikvt7j27y6kwSHPxUY-OE4P5WeEEmTpd7xVDlRJuS345XDVhOGazDbP16Q1r0Z9Qsod0QkXcE_wgV9RG-qd8yMRERXpvYgw9MHJQ-sQvbe8fCdBrHTdaSbh5_vRO53PNiInSxCWEgs790/s1600/ses3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="323" data-original-width="650" height="197" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEikvt7j27y6kwSHPxUY-OE4P5WeEEmTpd7xVDlRJuS345XDVhOGazDbP16Q1r0Z9Qsod0QkXcE_wgV9RG-qd8yMRERXpvYgw9MHJQ-sQvbe8fCdBrHTdaSbh5_vRO53PNiInSxCWEgs790/s400/ses3.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İnsanlar mı tuhaf hayat mı? İnsanlar mı zor hayat mı? Düşünceler mi kirli insanlar mı? Hayat mı kötü insanlar mı?&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Şüphesiz "insan" derim. Hayatı, düşünceyi, oluşturan insandır çünkü.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Peki yaşamın gerçekliği mi ölümün gerçekliği mi?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Şüphesiz ölümün gerçekliği derim. İnsan tuhaf bir varlık. Hiç ölmeyecek gibi konuşuyor, yazıyor ve yaşıyor. Her şeyin ve ölümün hayırlısı olsun, insan hayatında.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Bakıyorum da insanlara kalıcı gibiler bu dünyada. Özellikle tam da kendi çağını yaşayanlar. Sanki geçmeyecek günleri. Sayılı nefeslerin, sayılı günlerin, kalp atışların sayılı; sayısız güvenin nedir kendine?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Herkes, her konuda konuşabiliyor. Bazen o kadar öfkeleniyorum ki cevap vermek istiyorum. Ama öfkeli cevap verirsem sadece kendimi haklı çıkartmak için konuşmuş olurum. Mühim olan ise doğrunun haklılığını ortaya koymaktır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Mesela tarihimi çok seviyorum. Ama tarih üzerinden hiçbir zaman prim yapmadım. "Atilla" ve"Yavuz Sultan Selim"i çok ayrı severim. Ama onları sevmeyenleri hakir görmedim. Ve onları diğer tarihi kimliklerin üzerinde göstermeye çalışmadım. Tarihimizdeki diğer insanlara çamur atmadım. Çünkü tarihimden bütünüyle sevmeyi öğrendim. Yanlıştan ders çıkarmayı öğrendim. Tarihimi inkarı değil, geçmişimle gurur duymayı öğrendim. Ne zaman tarihini kötüleyenleri duysam hüzünlenirim. Hele ki bunu yapan Türkleri görünce ağlasam bile ifade edilemeyecek bir ruh haline bürünürüm. Bu geçmişimize ne kadar da layık olmadığımızı gösteriyor. Acaba kimliklerini nasıl açıklıyorlar, gerçek kim oluyorlar kendilerini soyutlayınca? Koca bir muamma...&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Birde inanç meselesi var. Hamd olsun Müslümanım. Ama Müslümanlığımla da ahkam kesmedim. İnsanlar birbirini her konuda aşağılamaya alıştıkları için inancın hükmünü verecek olan&amp;nbsp;kendileriymiş gibi konuşmakta da sakınca görmüyor. Hani birde herkesin inancı kendine muhabbeti var; doğru ama eksik. Çünkü insanın Müslümanlığı hem kendine hem de etrafındakileredir. Çünkü yaşamımızı ve karakterimizi olduğu kadar inancımıza göre şekillendiririz. Eksiklerimiz mutlaka olacak çünkü insanlar mükemmel yaratılmadı. En önemlisi burada saygımızı kaybetmemek.&amp;nbsp;Bu nedenledir ki kimsenin inançsızlığı benim meselem olmadı. Hakir görmedim inanmayanı çünkü bize onlar içinde dua&amp;nbsp;etmemiz gerektiği&amp;nbsp;öğretildi. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Öyle saçma şeyler okuyorum ki gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum, cevap vermek&amp;nbsp;şöyle dursun. Diyorum ki "Bu insanlar ne yaşıyor da böyle konuşup böyle yazıyor." Hiçbir&amp;nbsp;dine yapılan eleştiri&amp;nbsp;İslam'a yapılan kadar olmuyor. İşin&amp;nbsp;tuhafı&amp;nbsp;Müslüman olanlar tarafından&amp;nbsp;daha çok eleştiri alıyor dinimiz. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İnsanlar Hz.&amp;nbsp;Muhammed'i sevmemizden rahatsız oluyor. Ne büyük bir insan kırıklığıdır bu. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Olmasaydı, olmazdık."&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;Objektif değerlendiriyorum inanın ki ya da inanmayın, sizin sorumluluğunuz. Ama&amp;nbsp;objektif değerlendirdim&amp;nbsp;kalbimden geldiğince. Kimseyi hakir görmedim, hakir görüldüğümüz kadar. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; İnançsızlık ve inanç sizin meseleniz. Ama düşündükçe güldüğüm bir&amp;nbsp;şey&amp;nbsp;söyleyim; "Allah inançsızlığı yaratmasaydı, inanmamanız gibi bir durum olmazdı. Yani imtihandır inanmak ya da inanmamak.&amp;nbsp;Yani sizin inanmamanız bir başkaldırı değil,&amp;nbsp;Allah'ın varlığına bir başka delildir."&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Bakın haddi aşmadan da yorum yapılabilirmiş.&amp;nbsp;Yazımda "Niye böylesiniz, istemiyoruz sizin gibileri, sizin varlığınızdan&amp;nbsp;rahatsız&amp;nbsp;oluyoruz" yada herhangi bir aşağılama okudunuz mu? Hayır çünkü bunlar olmadan da kendimizi ifade edebiliriz. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Hani şu özgürlük takıntısı var&amp;nbsp;ya hani rahatsız olunuyor ya işte bakın&amp;nbsp;kimin özgürlüğü kısıtlanıyor&amp;nbsp;ya da rahatsız oluyor.&amp;nbsp;Biz olmuyoruz&amp;nbsp;çünkü biz ailemizden böyle gördük. Yetiştirebildiğimiz kadar kendimizi böyle yetiştirdik.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;i&gt;Neden&amp;nbsp;biliyor musunuz?&lt;u style="font-weight: bold;"&gt; "Ölüm"&lt;/u&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;var.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp; Hadi tüm doğrularınızı koyun bir teraziye, karşısına&amp;nbsp;da&amp;nbsp;ölümü yerleştirin. Ölmeyen kaç doğrunuz kaldı? O kadarsınız işte. &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Şu hayatta hatırlanınca içi boş bir&amp;nbsp;oda olmayalım, hatırlanınca acı bir gülüş, öylesine geçmiş bir ömür olmayalım. Hatırlanınca dudakların kıvrımında kalan minnettar bir gülüş olalım. &lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;Ve en çok Allah'a emanet olalım...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Allah'a emanet olun...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;i&gt;&lt;u&gt;Unutmadan; hep konuşanlar, hiç bilmeyenlerdir bu hayatta...&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
"Aşkı Zikreden Yazar"﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEikvt7j27y6kwSHPxUY-OE4P5WeEEmTpd7xVDlRJuS345XDVhOGazDbP16Q1r0Z9Qsod0QkXcE_wgV9RG-qd8yMRERXpvYgw9MHJQ-sQvbe8fCdBrHTdaSbh5_vRO53PNiInSxCWEgs790/s72-c/ses3.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">12</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Küçük Kız </title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/11/kucuk-kz.html</link><category>Hikaye</category><pubDate>Wed, 1 Nov 2017 21:55:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-6177195980165162693</guid><description>&lt;div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjN4S2Gc781mULJJm5OkUdvLRp8BSiVzCjeBtlwL47p8o0bbf0SZqsiU4kSsFxew79eu6PjBvrbx7z1Mv-HG3VJN0zs0EQLZhOo8gnymEQYVD0Zliy_6pd6hTxn8itcA2Yng5b6DvQK8kY/s1600/Beautiful-Baby-Girl-Flower-670x446.jpeg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="447" data-original-width="670" height="266" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjN4S2Gc781mULJJm5OkUdvLRp8BSiVzCjeBtlwL47p8o0bbf0SZqsiU4kSsFxew79eu6PjBvrbx7z1Mv-HG3VJN0zs0EQLZhOo8gnymEQYVD0Zliy_6pd6hTxn8itcA2Yng5b6DvQK8kY/s400/Beautiful-Baby-Girl-Flower-670x446.jpeg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Sabahın tatlı telaşı sarmıştı evlerini. Erken kalkmanın verdiği uykusuzluk gözlerinden okunuyordu. Okula gitmek için sabahları erken kalkmalıydılar. Sabahın ilk ışıkları aydınlatıyordu rutubetli evlerini. Evin uyanışı da artık tamamlanmıştı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Evin annesi hazırlamaya başladı Küçük Kız ve ablasını. Küçük Kız uykusunu sevdiğinden "Eve gelince hemen uyuyacağım." diye düşündü. Tıpkı her sabah düşündüğü gibi. Ve her eve gelişinde uyumadığı gibi.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Kahvaltı masasına geçtiler. Ama fazla bir şey yoktu masada. Ekmekten biraz tırtıklayıp kalktılar. Son hazırlıklarını da yapıp evden çıktılar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Otobüsle gidip geliyorlardı okula, durağa geçtiler her zaman olduğu gibi. Mevsim sonbaharı andırıyordu, ilkbaharda olabilirdi aslında. Küçük Kız hırka giydiğinden böyle düşünüyordu.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Siyah okul ayakkabılarını da çok seviyordu. Okula başlayınca alınırdı çünkü ona yeni ayakkabı, yeni kıyafet. Sevgiyle bakıyordu ayakkabılarına.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Nasıl olduysa oldu, bir gün ayakkabısının yapışkanı koptu. Ailesi yenisini alamadı. Çok üzülmüştü Küçük Kız ama ailesine bir şey diyemeyecek kadar da büyüktü.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Ablası bir okul çıkışı yapıştırıcı aldığını,eve gidince ayakkabısını yapıştıracağını söyledi. Küçük Kız'ın küçük mutlulukları vardı ve mutlu oldu. Ona göre bu çok büyük bir mutluluktu.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Ertesi gün okula yapıştırılmış ayakkabısıyla gitti. O gün ona bu mutluluk yetiyordu. Okulda dikkatli oynuyor, ayakkabısını bir yere çarpmıyordu. Yoksa yine ayakkabısının yapışkanı kopabilirdi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Eve dönerken ablasına çocuk masumluğuyla "Bu gün ayakkabımın yapışkanı yine koptu sandım. Sonra hiç bakmadım ayakkabıma. Kopmamıştır, dedim. Böyle düşünürsem kopmaz dedim.Sonra ne oldu biliyor musun? Gerçekten de kopmadı." diye neşeyle anlattı ablasına. Artık bir kaç yüzyıl için ablası bir kahraman olarak kalabilirdi. İşte her şeyiyle yeterliydi çocuk gözünde bir kahraman olabilmek için tek bir yapıştırıcı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Sonra kalabalığa karıştılar ikisi birden. Ama Küçük Kızların hep büyük adımları oldu hayatta. Bir şey &amp;nbsp;yapacağınız, söyleyeceğiniz zaman düşünün karşınızdaki de sizde bir zamanlar küçük bir çocuktunuz.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Aslında ne var biliyor musunuz? Hayatta bir ayakkabı yapıştırıcısı kadar işe yaramayan insanlar var. Bir Küçük Kız'ı mutlu etmek için bir yapıştırıcı kadar olamayanlar var.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;b&gt; İnsanlar hep kötülüğün sebebini aradı.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Ya iyiliğin sebebi niye hiç aranmaz. Beyinler inceleniyor sürekli. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; İncelemeye, araştırmaya başlamadan gülümseyip, sevmeye başlayın.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Küçük Kız'ları sevin hep. Sevilince daha güzeller. Farkında olun Küçük Kız'lar gelecek nesilleri yetiştirenlerdir. Bu nedenle "Küçük Kızlar"ı mutlu kılın.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&amp;nbsp; Emin olun onlar mutlu oldukça, mutlu bir dünya var olacak...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;u&gt;&lt;i&gt;Sevgiyle Kalın... &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;u&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;u&gt;&lt;i&gt;Küçük Kızlar'a&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
"A.Z.Yazar"&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjN4S2Gc781mULJJm5OkUdvLRp8BSiVzCjeBtlwL47p8o0bbf0SZqsiU4kSsFxew79eu6PjBvrbx7z1Mv-HG3VJN0zs0EQLZhOo8gnymEQYVD0Zliy_6pd6hTxn8itcA2Yng5b6DvQK8kY/s72-c/Beautiful-Baby-Girl-Flower-670x446.jpeg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Aşık Yazarsa </title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/09/ask-yazarsa.html</link><category>Hikaye</category><pubDate>Tue, 26 Sep 2017 21:04:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-6176765427031470620</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhs6AgoAHE4Vvuc4I2JuLuIsi-VWMlO_1AKF7GsKvQtshJe1NY1loBXdXX2E00nsiiIcS02MUX9x4MEJO_2jZaBXlyb7aaXf9H-B8hTBKZ6ADD8CDnN_-LPmrV_bTiEF1iazvt9vChwtlE/s1600/thoughtful-pen-writing-24581037-2560-1702.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="1064" data-original-width="1600" height="265" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhs6AgoAHE4Vvuc4I2JuLuIsi-VWMlO_1AKF7GsKvQtshJe1NY1loBXdXX2E00nsiiIcS02MUX9x4MEJO_2jZaBXlyb7aaXf9H-B8hTBKZ6ADD8CDnN_-LPmrV_bTiEF1iazvt9vChwtlE/s400/thoughtful-pen-writing-24581037-2560-1702.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;Güneşli bir gün yine, adın geçti. İçim yaz gibi kıpır kıpır oldu. Eylül aslında ama dünya üzerindeki en güzel baharı açtırdın sen.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Sağlığa da zararlı mısın ne, kalbim bana sorsa atmayacak diye korkuyorum. Öyle günler oluyor ki ellerimi başımın arasını alıp düşünüyorum, ne yapacağım seninle diye. Bazen tam manasıyla seni sevmediğime hükmediyorum, bazense senden başkasını sevemeyeceğime... Tüm dünyaya haykırmak gerektiğine inanıyorum seni ama ölüm gibi sessiz kalmam gerektiğine de inandığım oluyor. Küçük bir çocuğun ayak diretmesi gibi istiyorum seni. Bazende aklı başında bir insan gibi anlaşamayacağımızı bilip böylesi daha iyi diyorum. Aslında en çok &lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;"Ayağın takılsa kalbime düşsen..."&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; diyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Yalan yok, sevgilim! Günümün her anı seni düşünerek geçmiyor. Ama seni hiç düşünmediğim günüm oluyor desem de yalan olur.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Senin gerçekliğin siliyor aslında tüm yalanları. Benim yanımda olmamanın varlığını silmediği gibi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Bizim semt küçük bilirsin. Her sokağa çıkışımda seni görme umuduyla çıkıyorum. Her adımın hedefinin sen olmasını diliyorum. Ama seni göremeden dönüyorum eve. İnsanlar onları görmek istediğimi sanıyor, bir tek seni arıyor aslında gözlerim. Bilmiyorum ki onları kandırmış durumuna düşer miyim? Ve yalnızlığım sensizlikle mutlu. Bende sensiz mutsuzum diyemem, mutlu olduğumda çok oluyor nankörlük edemem.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Biliyor musun? Fazla bir hayalim de yok "Biz"e dair. Sadece senin sevdiğini de bilmek yeter, fazlasını istemiyorum. Biliyorum ki&lt;i&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt; her kavuşamayanın mutlu olamadığı gibi her kavuşan da mutlu olmuyor. &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ve biliyor musun? Ben bunları düşlerken senin haberin bile yok. Düşlerinde kim var haberim bile yok. Koca bir aptal gibi sevgimin varlığından habersiz yaşayıp gidiyorsun.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Kızıyorum sana en sonunda iyice kızıp kalbimden müstakil bir ev alıp oraya kilitleyeceğim seni. Ama sen iyi bir ev sahibi değilsin. Sahi sevgilim söylesene kaç müstakil evin var senin? Hangisinin gerçek sahibisin? Oysa ben, sen manzaralı o evde ömrümü tüketebilirim. Belki o zaman yaşanabilmiş bir hayatın ölümü ızdırap vermez bana.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Şimdi ise haberim yok gülüşlerinden. Kimin kulaklarını dolduruyor kahkahaların. Kıskandığım kelimelerini kimle tüketiyorsun, ben sana tüketirken sınırlı sayıdaki dünya kelimelerimi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ve sevgilim, evimin balkonunda denize bakarken yazıyorum seni. Denize çok benziyorsun. Çünkü bilirsin Karadeniz'e sevdalıdır buranın insanı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Şimdi her şey tamam. Kalemin izlerini taşıyan defterim, kalemin kokusu, kağıdın kokusu her şey tamam. Tek eksik bozuyor ahengi, senin kokunun eksikliği...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;Gecenin, gündüze karıştığı yerde beklerim seni...&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;A.Z.Yazar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjMvUyoaNmHSw_MBPAIXFWPVAMdyZEvD_7lk3hSjBHOS25mmM2tkWIe9zzinv4t38OuPVPGnxQSiSbN3HElllw2J6V2_8psYU3Gd5b_Db-eYl7PO6IPzjZeU8VAZapLVhMcyJyAskZWJfQ/s1600/img_2607-1.jpeg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="431" data-original-width="500" height="275" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjMvUyoaNmHSw_MBPAIXFWPVAMdyZEvD_7lk3hSjBHOS25mmM2tkWIe9zzinv4t38OuPVPGnxQSiSbN3HElllw2J6V2_8psYU3Gd5b_Db-eYl7PO6IPzjZeU8VAZapLVhMcyJyAskZWJfQ/s320/img_2607-1.jpeg" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;"Yazılanların gerçek ben ve kişilerle alakası yoktur. Yazar öyle hissedip öyle yazmış. Tüm blog dünyası ve okuyanlara saygıyla duyurulur." &#128522;&#128522;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;(Böyle bir yazıya böyle bir açıklamayı da ancak ben yapardım herhalde &#128514;&#128514;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhs6AgoAHE4Vvuc4I2JuLuIsi-VWMlO_1AKF7GsKvQtshJe1NY1loBXdXX2E00nsiiIcS02MUX9x4MEJO_2jZaBXlyb7aaXf9H-B8hTBKZ6ADD8CDnN_-LPmrV_bTiEF1iazvt9vChwtlE/s72-c/thoughtful-pen-writing-24581037-2560-1702.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">16</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Koca Aptal</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/09/koca-aptal.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Fri, 22 Sep 2017 12:03:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-3626375951678209220</guid><description>&lt;div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgw1Xsr501IXM2IHrPPuOwc5yXnVov2dyztwcWhUcZHhfAJ5xeuxLWb4N-03NmKBGH9qs0uSFrRT0mk0SqMqIEtbVmt77mfL5z9IqzGDXLyjQBwvkOz8EFTgw9Puv8xd1d35Em8Vzw-HnM/s1600/s-f36d0b4f1eeba838a4f5c615b38e8f1eddec067d.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="281" data-original-width="500" height="356" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgw1Xsr501IXM2IHrPPuOwc5yXnVov2dyztwcWhUcZHhfAJ5xeuxLWb4N-03NmKBGH9qs0uSFrRT0mk0SqMqIEtbVmt77mfL5z9IqzGDXLyjQBwvkOz8EFTgw9Puv8xd1d35Em8Vzw-HnM/s640/s-f36d0b4f1eeba838a4f5c615b38e8f1eddec067d.gif" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; İnsan bir döngü içinde yaşar. Gece-gündüze, kış-bahara, çocuk büyüğe, doğum-ölüme dönüşür. Yaprak toprağa karışır, tekrar yemyeşil açabilmek için. Bu döngüde geçer yaşamı insanın; ölümü unutup, zamanın farkına varmaması için.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Zaman avucumuzdan hızla akan kum taneleri gibidir. Ve çoğumuzun avucunu kapatıp, zamanı durduracak mecali yok. Geçip giden çocukluğumuzu kaybediyoruz. En güzel zamanlarımız geçmişin tozlu raflarına saklanıyor. En masum yanımızı kaybederken avcumuzu kapatmayı akıl edemiyoruz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Akıl edemediğimiz başka şeylerde oluyor elbette. Mesela kötü insanların okuduğumuz hikayelerde, izlediğimiz televizyon programlarında var olduklarını sanıyoruz. Ama büyümek bize hiç uzakta olmadıklarını gösteriyor. Çocuk aklımızla bir şeylerin geçeceğine inanırken bazı şeylerin hiç geçmediğine şahit oluyoruz. Döngü bize öğretiyor; yaralanarak büyürsün, yaralarını saramadan ölürsün.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Aslında büyümek hepimizde aynı olmuyor. Bazılarımızın sancılı oluyor yaşamı, zaten hepimizin değil bazılarımızın anılıyor adı. Hepimiz güzel değiliz mesela, hepimiz uzun boylu değil, hepimiz mavi gözlü de değil. Seçemediklerimiz var ve bir de seçimlerimiz. Ama iyi insan olmak en doğru seçimimiz.(Ben iyi insan olma çabasındayım daha, iyi insanım demek fazla iddialı olur bana.) Kimisi de kötü olmayı seçer. Döngü bunu gerektirir...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Hayat bizi sürüklerken bir döngüde ne yapmamız gerektiğini düşünürüz. Varlığımı nasıl anlamlı hale getiririm diye düşünürüz. Hangi boşluğu doldurmamız gerektiği sorusu arayışa iter bizi. Kimimiz yazar mesela. Yazdığı için sözlerden oluşan iklimi olur.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Rüzgarı söz olur, yağmuru söz, ağlasa söz olur, gülse söz. Ağaçların yaprakları kelime, gölgesi kitap olur. Aptal olur kanar insanların iyi niyetine, sözleriyle kırılana dek. En çok kelimeler kırar yazan insanı, ağızdan çıkan ama kalbi kıran kelimeler. Çünkü döngü bunu gerektirir. Yazmak için yaralanman gerekir. Yazdıkça yaralanır; yaralandıkça yazarsın...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Gülmen için ağlaman gerekir, başarmak için düşmen gerektiği gibi. Gülmenin değerini anlaman için gözyaşının acısını bilmen gerekir. Hayatın döngüsü değer bilmen için zıtlıkları sunar sana.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Hedefini bulman için kaybolman gerekir. Karanlıkta kalıp yolunu bulamayıncaya dek kaybolman gerekir. Sanki binlerce kapının eşiğinde kararsızca kalıp hangisinin doğru kapı olduğunu bilemeyinceye dek kaybolman gerekir. Kendini bulman ve hedefe gitmen için kaybolman gerekir. Ama sen ilk önce kendini bul, hedefe kendin olmadan gidemezsin çünkü...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Ve bazen kusursuza yakın üzülürsün, kusursuza yakın mutlu olmak için... Çünkü döngü bunu ister.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Aslında hayat bu döngüleri kim olduğuna karar vermen için sunar sana. Hayat asla kötü değildir. İnsanlar hayatı kötü hale getirir. Hayata suç atma yoluna taş koyan hep insanlar oldu. Aptal olma seni hep insanlar kırdı.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Hayat sana döngüler sundu sadece, kim olacağına sen karar verdin. Gülmen gerekiyorsa gül, ağlayacaksan ağla, düş bir kere kalkacaksın nasıl olsa. Yaşa, bir şans daha verilmeyecek sana.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Dünya hikayesinde aptal olan bir canlı tanıdım, kendine yenilen. Şimdi siz söyleyin kim bu "Koca Aptal"&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&amp;nbsp; Ve lütfen "Yenilmeyin" çünkü bu kimsenin umrunda olmayacak...&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
A.Z.Yazar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
(Ben mi bende sınırlarında geziniyorum işte...&#128521;&#128521;)&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgw1Xsr501IXM2IHrPPuOwc5yXnVov2dyztwcWhUcZHhfAJ5xeuxLWb4N-03NmKBGH9qs0uSFrRT0mk0SqMqIEtbVmt77mfL5z9IqzGDXLyjQBwvkOz8EFTgw9Puv8xd1d35Em8Vzw-HnM/s72-c/s-f36d0b4f1eeba838a4f5c615b38e8f1eddec067d.gif" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Yazı'nın Ham Maddesi Hüzün'dür...</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/09/yaznn-ham-maddesi-huzundur.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Thu, 7 Sep 2017 21:07:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-4768245647466338223</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Tarih:1 Eylül 2017&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Cuma &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Saat:Umudu Hüzün Geçiyor&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgHLbiGPpU64EsyOvSEd9-enbswDoQwILrBAIQeCywGJC2wAG9jTU1ndEMvvKoc2_OwCw2XKJvh2qUrYVZPcepTgyRWnYHtL8Ee50vDbTG9xQm5BnNRwU4REVdeaXn8RRYVDyfRbD4Jye0/s1600/tumblr_njvrvrU5ey1stv5joo1_400.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="400" data-original-width="400" height="320" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgHLbiGPpU64EsyOvSEd9-enbswDoQwILrBAIQeCywGJC2wAG9jTU1ndEMvvKoc2_OwCw2XKJvh2qUrYVZPcepTgyRWnYHtL8Ee50vDbTG9xQm5BnNRwU4REVdeaXn8RRYVDyfRbD4Jye0/s320/tumblr_njvrvrU5ey1stv5joo1_400.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp;Kim ne derse desin "Mutlu İnsan" işi değil yazmak. Mutlu insan kayıp değil ki kaybolsun kelimelerde, düşsün yazının iklimine. Kanamaz ki kalemi aksın kağıda. "Mutlu İnsan" işi değil yazmak, kim ne derse desin. Bizde yazarak mutlu oluyoruz o başka tabi.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Aslına bakarsak mutlu olmak için &lt;u&gt;&lt;i&gt;"Fazla Hüzünlü Bir Dünya"&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;da yaşıyoruz. Ve kabullenmiş insan yazar, dünyanın hüznünü kabullenmiş insan. Hüznü kalemine yüklenmiş insan yazar.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kalemimiz, göz kapaklarımızdan yorgun bizim. Uykumuzu da severiz bu yüzden. Ah! uyuması da zor bizlere, uyanması da. Hüznümüzden tek koptuğumuz an uykumuz o yüzden değerli bu denli.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Anlaşılmak için de yazmıyoruz, dinlenmek için uyumadığımız gibi. Anlatmak için yazıyoruz, &lt;em&gt;&lt;u&gt;anlamayı istemek karşı tarafın yükümlülüğü&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;. Anlamayı bırakın kelimenin naifliğini hiçe sayıp acıtıyorlar. Kalbimizin ağrısı, sancısı bize kalıyor.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;İnsanların acıtmak için söylediği sözleri geçin, öfkelerinin toplandığı gözleri mıh gibi çakılıyor kalbime. Öylesine içten yapıyorlar ki bunu başarılı oluyorlar. Bizi hayrete düşürense bu içten istekleri oluyor. Bu isteklerini yararlı işlere kullansalar, onlarda bu dünyaya hakiki bir imza atış olurlardı.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ve ne var biliyor musunuz? Kırmakta çok başarılı bu insanlar. Aslında yapacak bir şey yok; kimimiz imtihanı geçmeye çalışıyor kimimiz kalmaya. Ve yine ne var biliyor musunuz? Biz onlara da üzülüyoruz...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; "Mutlu İnsan" işi değil yazmak. Ama bizde sizin gibi gülüyoruz. Tek farkla ayrılıyoruz, sadece kırık gülüşlerimiz. Bakmayın boşuna dışarıdan bakınca anlaşılmıyor kırıklığımız. Ve bizim içimize bakanımız yok.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Yazıyoruz bir bilmeceyi çözmek için. Halbuki çözmeye çalışırken bir kat daha düğüm atıyoruz gibi. İnsan bilmecesi çözülecek gibi değil.&lt;i&gt;&lt;u&gt; Yaşamla ölüm arasında atıyor bu bilmece ve insanın ne yaşamaya gücü ne ölmeye cesareti var. Yaşamamış gibi ölüyor bu yüzden...&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Aykırı olduğumu söylüyorlar, halbuki olması gerektiği gibi olduğumu düşünüyorum. Gülerken aklıma bir şehit ailesi geliyor, bir daha eskisi gibi gülemeyecekler. Bunu düşününce hüzünleniyorum. Ağlayan çocuklar var. Daha dizlerinde oyun yaraları olmadan ölen çocuklar var. Gülüşüm fazla geliyor bana. Bir düğüm oturuyor boğazıma. Bu satırları yazmak, gözyaşlarının bana eşlik etme isteğini artırıyor. &lt;b&gt;&lt;u&gt;Diyorum ya mutlu olmak için "Fazla Hüzünlü Bir Dünya"da yaşıyoruz...&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Zaten bakınca birçok yazarın hayatına, başını tüm dünyaya dimdik tutmuş bir hüzün görüyoruz. Mutlu yazana rastlamadım ama yazarak mutlu olduğumuz hüznümüz kadar gerçek.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Birde şuna inanıyorum ki insanın kalemi değipte insandan ayrı olan bir şey varsa oda; kitaplardır. Birde çocukluk yok mu? İkisi de şu dünyaya iyiliği, umudu vadediyor. Bir çocuğa sarılmak, sadece sarılmak mutlu ediyor...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Yazdım bu kadar hadi şimdi siz söyleyin;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;"Mutlu İnsan" işi mi yazmak?&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
"A.Z.Yazar"&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi_ULmhEGjz76qwM0ReHxWTiuephFjGYUhIK4QwJkca07z6BLwTK0LqSgRPtDmGzYMHeeTtcSY1wTL2RTCsrD5sTnsSlcdh4rmPoMIuu7xDWpAxOD2ZMbLQwqnF8eb1yxIuqJ41UjdFhsU/s1600/TWSBI-M-2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="950" data-original-width="1430" height="265" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi_ULmhEGjz76qwM0ReHxWTiuephFjGYUhIK4QwJkca07z6BLwTK0LqSgRPtDmGzYMHeeTtcSY1wTL2RTCsrD5sTnsSlcdh4rmPoMIuu7xDWpAxOD2ZMbLQwqnF8eb1yxIuqJ41UjdFhsU/s400/TWSBI-M-2.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgHLbiGPpU64EsyOvSEd9-enbswDoQwILrBAIQeCywGJC2wAG9jTU1ndEMvvKoc2_OwCw2XKJvh2qUrYVZPcepTgyRWnYHtL8Ee50vDbTG9xQm5BnNRwU4REVdeaXn8RRYVDyfRbD4Jye0/s72-c/tumblr_njvrvrU5ey1stv5joo1_400.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">19</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>KAYIP İLANIDIR…</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/08/kayip-ilanidir.html</link><category>Hikaye</category><pubDate>Sat, 26 Aug 2017 20:23:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-5657254113275029576</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHfHsvz2U1XN-ch8Hlo-TiGOw0iJ_eG6iVursJlKDLw6HoFX6JgQ_FirFQZ8hdWmfRu1dEAi_ycZSHttrmnvSqYbqg4YroZQ7DwYtgSl4EpG9bEm_5s0NywHbpgX6IBiAOflTNJDy1QWk/s1600/969e496c24e6488292848d2d4e1761bd.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="600" data-original-width="800" height="300" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHfHsvz2U1XN-ch8Hlo-TiGOw0iJ_eG6iVursJlKDLw6HoFX6JgQ_FirFQZ8hdWmfRu1dEAi_ycZSHttrmnvSqYbqg4YroZQ7DwYtgSl4EpG9bEm_5s0NywHbpgX6IBiAOflTNJDy1QWk/s400/969e496c24e6488292848d2d4e1761bd.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kaç gündür diyete girmiş kalemim. Yazı
diyetine. Bana kızdığından galiba. Bu ara böyle bana kızan çok. Kaç zaman oldu,
çok bekledim kapısında. Ama o inatla yazmaya yeltenmedi. Dedim “Bak çok
zayıflarsan daha yazamayız.”&amp;nbsp; hiç
umursamadı beni. Hızlıca yüzüme çarptı defterlerin kapağını.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Bugün, bugün farklı bir şey oldu. Öleceğimi
zannetti herhalde. Usulca elime vurdu. Ağlamak istedim ama ağlayamayacak kadar
yorgun, gözyaşımı akıtamayacak kadar hissizdim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Zor oldu kalemimi elime almam. Zor oldu
kâğıdın başına oturmam. Çok zor oldu kayıp kelimelerimi bulmam. Zaten sınırlı
sayıda olan dünya kelimeleri ile pek aram yok.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Velhasıl kelam geçenlerde yaşadığım kayıp
olayını yazmaya niyetlendim. Tabi bu kayıp kelimelerle ne kadar yazılırsa o
kadar yazmak istiyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ne kadar zaman oldu hatırlamıyorum. Aciz bir
hafızam var. Çoğu zamanda pek hatırlamaz zaten. Neyse ne zaman olduğunun bir
önemi yok.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; İşte bir gün yürüyorum. Kayıp ilanı vermek
için sokağın sonundaki karakola doğru yürüyorum. İnsanlar akıp geçiyor sokaktan.
Onların hayatlarını düşünüyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Bir adam geçiyor yanımdan. Kahvaltısını
yapmamış belli. Hâlâ ayılmamış ve kravatı&amp;nbsp;
düzgünce bağlanmamış. Öfkeyle yürüyor. Ama yakışıklı bir adam; kadınların
ona bakmasından hoşnut oluyor bir yanı, bir yanı tamamen farklı düşünceler içinde. Karısıyla kavga etmiş olmalı. Yüzüğünü
çıkartmış. Bunu da sürekli olarak yüzük parmağıyla oynamasından anlıyorum.
Geçiyor yanımdan işte. Birçoğu gibi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Sokağın etrafı mağazalarla dolu. Yeni
açılmaya başlıyorlar. Erken demek ki saat. Evden çıkarken saate bakmadım. Şimdi
de bakmaya üşeniyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mağaza çalışanları mutsuz görünüyor,
patronlar mutlu. Patronlar çok kazanıyor; az çalışıyor, personel az kazanıyor;
çok çalışıyor. Haklılar mı bilmiyorum. Müşteri olarak gördüğüm muameleleri hiç
anlatmayım zaten.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Bir kitabevi takılıyor gözüme. Şimdi
içerideki bir kitabın kapağını açıp sayfalarının arasında kaybolmak istiyorum.
Ama olmaz, kayıp ilanını vermem gerekiyor. İlerliyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Sanki bir heyecan oluyor. İlk defa kayıp
ilanı vereceğim. Sonunda deli hastanesine bile gidebilirim.-Sahi asıl akıllılar
yatıyor ya oralarda neyse. Gerçek deliler toplumun huzurunu bozmakta.-Yani
böyle bir kayıp ilanı verilmemiştir. Bu düşüncem bundandır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Yok öyle düşündüğünüz gibi “Aklımı kaybettim,
arıyorum.” tarzı bir şey değil. Neyse içeri girmek için adım atıyorum,
kararsızım aslında. Kapıdaki memur gülümsüyor. Fark etti beni artık vazgeçersem
şüphe çekerim. Hafifçe başımı eğip selam veriyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Memurun yanına ilerleyip kayıp ilanı vermek
istediğimi söylüyorum. Beni yönlendiriyor. Adımı-soyadımı soruyorlar. Başka
şeylerde soruyorlar ama hatırlamıyorum. Galiba deli olduğumu düşünüyorlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ne için kayıp ilanı vermek istediğimi
soruyorlar. İşte kilit burası; susarsam hiç konuşmamam gerekir, konuşursam hiç
susmamam. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Derin bir nefes alıyorum. Sanki bana zaman
kazandıracak. Anlatmam lazım artık. Sözcükler dudaklarımı kanatıp akmaya
başlıyor artık. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; “Kayıp olan hayallerimdir, memur bey.”
diyorum. Sanki “Bu deliden başka bir laf çıkmazdı” der gibi bakıyor yüzüme. Omuzlarımı
dikleştirip masaya doğru eğiliyorum. “Bakma öyle işini yap” diyorum. Nasıl
diyorum bende bilmiyorum. Ortamın gerginleştiğini anlayan diğer bir memur
“Tamam ilk önce seni sorgulamamız gerekiyor. Senin hayallerin kaybolduysa baş
şüpheli sensin.” diyor. Beni kelepçeleyip sorguya alıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Bir anda oluyor bunlar. Benim aklımdaysa
“Hapse mi girerim yoksa deli hastanesine mi gönderirler?” soruları dolaşıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Memur kaşıma geçip sorguya başlıyor:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—İlk kayıp ne zaman
oldu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Hatırlamıyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;Masaya yumruğunu vurup,
ayağa kalkıyor. Arkama geçip devam ediyor:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Sen neredeydin
hayallerin kaybolurken?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Ben, ben bilmiyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Uğraştın mı
kaybolmasın diye?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Ağladım, çok ağladım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Boş laf yapıyorsun,
sana uğraştın mı dedim?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Uğraştım, her
kırılanın yerine yenisini ekledim. Kaybolanın ardından haberler yolladım. Geri
gelen olmadı. Her gece hayallerimle uyudum. Her gün onları gerçekleştirmek
istedim. Yoruldum. Giden, gelmedi ben yalnız kaldım. Hayallerime mektuplar
yazdım. Ama onları göndereceğim bir posta yoktu. Aslında yenildim ben memur bey,
ilk kendime yenildim. Buraya gelme sebebimde; elimden gelen her şeyi yapmış
olmanın huzurunu yaşamaktır. Ama sorun ne biliyor musunuz? İnsanlarla bir
aradayken huzurlu yaşanmıyor. Ve ne var biliyor musunuz? İnsanlar öldürüyor beni.
Yalnızlığımsa yaşatmasa da öldürmüyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Peki buraya gelip bizi
meşgul edince ne oldu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Hiçbir şey, kocaman
bir hiçbir şey. Bir şey değişsin diye değil. Yapmam gerektiği için yapıyorum.
Yani maddi bir kaybım yok diye mi ilan veremiyorum. Yani illa elle tutulur bir
şeyler mi olmalı. Kalple tutulanların bir hatırı yok mudur kanunlarımızda? Yani
ben mahkemeye çıksam ne olur? Desem “Hakim bey bul suçluları, bul benim
hayallerimi. Suçlular fazla uzaklaşmış olamaz. Çünkü hala kanıyor hayallerimi
kopardıkları yer. Yakınlarımdakiler suçlu.” olmaz mı? Sahi avukat bulabilir
misiniz bana? Bak deli doktoru istemiyorum. Akıllı doktoru lazım bana. Memur
bey yorgunum; soluğum yorgun; göz kapaklarım yorgun…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Karşıma geçip oturuyor. O da yorgun. Kimlerle
uğraşıyor günler boyu. Arıza insan çok. Maç olur polisim gider, protesto olur
polisim gider. Birde üstüne şiddete maruz kalırlar. Ama benim gibisiyle hiç
karşılaşmamışlar belli.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Birden ayağa kalkıp, dışarıya çıkıyor. Hiç beklediğim gibi olmadı diye düşünüyorum. Böyle miydi bu sorgulama işleri? Aslına bakılırsa tecrübem var mı sorgulama konusunda, tabiki yok. Beş yada sekiz 
dakika kadar sonra dönüyor. Bilmiyorum belki daha uzun belki daha kısa sürüyor dönmesi. Dönmesiyle&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot;, sans-serif; font-size: 16px;"&gt;&amp;nbsp;düşüncelerimden sıyrılıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;—Seni birisine benzettim.
Çok iyi tanıdığım birisine. Belki de sen tüm insanlığın kayıp yanısın. Neyse
dava açamayacaksın. Sorgulama sonunda sen suçlu bulundun. Hiçbir avukat seni
savunmayacak. Ellerinde hayal kırıklarının kesikleriyle kelepçelenecek. Bir
daha buraya gelirsen de ilk olarak sıkı bir dayak yersin. Sonra hapishaneye
gidersin. Doğrusu karar senin. İnce ruhlu insanların yaşayabileceği insanlar
kayıptır. Tıpkı senin gibi. Yaralama ruhunu daha fazla kayıp kal.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ayağa kaldırıyor beni, ellerimdeki kelepçeyi
çıkartıp diğer kelepçeyi takıyor. Beni adeta sürüklüyor. Çünkü yürümeye mecalim
yok. Diğer polis memurları şaşkın. Böylesi de oldu ya böyle bir insanda
tanıdılar ya daha ne olsun…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Bir polis memuru “Sicilin tertemiz,
eğitimlisin. Niye böylesin ki? Çalıştığın yeri değiştir iyi gelir.” diyor.
“Memur bey, benim maddi sicilim tertemiz olabilir ama manevi sicilim kan içinde.
Eğitimliyim ama zihni cahil insanlarla yaşıyorum. Yani çalışıyorum aslında
yaşamaya çalışıyorum. Başarılı değilim işte yaşamın kayıplarıyla doluyum.” diye
karşılık veriyorum. Böyle bir cevap beklemiyor belli ki, şaşırıyor. Deli olduğuma kesin kanaat getirmişte olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Sonra diğer memur beri dışarı çıkarıyor.
“Hayallerini ancak sen bulabilirsin, bizi meşgul etme. Hayat budur zaten;
kaybettiklerinle kazanırsın. Kaybettiğin hayallerin sana yeni kapılar açacak.”
diyor. Sonda sırtımı sıvazlayıp beni dışarı itiyor. Bir iki saniye gökyüzüne
bakıyorum. Arkamı dönüyorum teşekkür etmek niyetiyle. Ama o polis yok. Sadece
ilk girdiğim zaman ki polis var. Ve yine bana aynı şekilde gülümsüyor,
irkiliyorum. Bu defa geldiğim yöne doğru yürüyorum. Anlar, anlar çok önemli. Bazı saniyeler
koca bir ömür gibi bazı yıllar sadece bir an.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Böyle işte değerli okuyanlar. Yaşadığımı mı
yazdım yoksa yaşanılabilir olanı mı yazdım bilmiyorum. Galiba diyetten çıkan
kalemin canını çıkarmak için uzun ettim. Fazla antrenman yapmış oldu. Özlemişim
onu, o da beni.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Özlem hiç kaybolmuyor. Çünkü hayat onu
kaybettiklerimizle sunuyor bize. Kaybettikçe özlüyoruz. Özlüyorum…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;trebuchet ms&amp;quot; , sans-serif;"&gt;(&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;"Niyetler, nasipleri değiştirmiyor bazen..."&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Başka bir yerde yayınlanması niyetiyle yazmıştım, orada olmayınca blogumda paylaştım...Sevgiler...)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Trebuchet MS, sans-serif;"&gt;("Başıbozuk" adlı bir karakter altında devam edecek inşallah yazılarım. &amp;nbsp;"Başıbozuk" ne yapacağı belli olmaz. Takip etmeli, dinlemeli. Durup dururken bozulmuyor aklı...&#128521;&#128521;&#128521;&#128521;)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-family: Trebuchet MS, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;
A.Z.Yazar &amp;nbsp;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHfHsvz2U1XN-ch8Hlo-TiGOw0iJ_eG6iVursJlKDLw6HoFX6JgQ_FirFQZ8hdWmfRu1dEAi_ycZSHttrmnvSqYbqg4YroZQ7DwYtgSl4EpG9bEm_5s0NywHbpgX6IBiAOflTNJDy1QWk/s72-c/969e496c24e6488292848d2d4e1761bd.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">12</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Yaşam İhtimali</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/08/yasam-ihtimali.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Mon, 21 Aug 2017 22:09:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-7972489715993818856</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyZqlKCJtHb-7KnoYpDx4yCPvDUvSUDdn4SdCiuOwHnvnUynP70zsc3xkUcWVDRYGstZZKyA0rfGod-n2NeE0yhD6wXKQhtL9k46njiabfTnvBUN-tXYULpGCEuk0N1EFpTyGwLjQhkIA/s1600/tumblr_okjyifHTQJ1vy76keo1_540.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="449" data-original-width="540" height="332" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyZqlKCJtHb-7KnoYpDx4yCPvDUvSUDdn4SdCiuOwHnvnUynP70zsc3xkUcWVDRYGstZZKyA0rfGod-n2NeE0yhD6wXKQhtL9k46njiabfTnvBUN-tXYULpGCEuk0N1EFpTyGwLjQhkIA/s400/tumblr_okjyifHTQJ1vy76keo1_540.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Hep bir ihtimale bağlanmıştı aslında yapacaklarımız. Doğumumuzda ihtimaldi. Belki hiç gözlerimizi açamadan ölecektik. İlk nefesimizi dahi alamayacaktık. Kalbimizin ilk atışı duyulmadan ölecektik. Ama ihtimal yaşamamızdan yanaydı...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yazarken bu satırları okumanız kadar, okumama ihtimalinizi de göze alıyorum mesela. Okuduğunuzu beğenmeme ihtimaliniz de var, yorum yapıp yapmama ihtimaliniz de.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; Ama hepsinde en canlı olan tek bir yan var ki "Yaşam İhtimali". &lt;i style="font-weight: bold;"&gt;Yazıyorum ve umut ediyorum aslında yarını. &lt;/i&gt;Uyuyorum, hayal kuruyorum, yapacaklarımı düşünüyorum, hatalarımı telafi ediyorum, yeni hatalar yapıyorum. &lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;Hepsi "Yaşam İhtimali"nden...&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Düşünün bir arkadaşınızdan ayrılacakken kolunuzu kaldırıp el sallıyorsunuz. Durdurun o anı aslında tekrar görüşme ihtimali adına vedalaşıyorsunuz. Birbirinizi tekrar görmeme ihtimalini düşünmüyorsunuz.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;u&gt;&amp;nbsp;"Yaşam İhtimali"ne çok güveniyoruz çünkü...&amp;nbsp;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Okuyoruz, okullar okuyoruz. Daha iyi bir yaşam için. Daha iyi giymek, daha iyi yemek, daha iyi gezmek için. Para kazanıyoruz, harcıyoruz.&lt;u style="font-style: italic;"&gt; İnsan kazanıyoruz, kaybediyoruz yada kaybediliyoruz.&lt;/u&gt;&amp;nbsp;"Yaşam İhtimali"ne yatırım yapıyoruz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kitap okuyoruz, kaldığımız yerden devam etme ihtimalimiz var. &lt;b&gt;Ve kitaplar hayatın en güzel ihtimali...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yaşıyoruz her günü ve "Yaşam İhtimali"mizden çalıyoruz. Ve hiç farkına varamıyoruz. Çünkü "Ölüm İhtimali", "Yaşam İhtimali"nin görünmez ikizidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;b&gt;Yaşam, insanın ön sözüdür. Ölüm, kitabın tamamı olacak...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ve bu yazılanlar hep "Yaşam İhtimali" üzerine yazıldı. "Ölüm İhtimali" üzerine yazılacak bir şey yok. Çünkü "Ölüm İhtimali" üzerine koskocaman bir eser gibi yaşamınız var.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;u style="font-style: italic;"&gt;&lt;b&gt;Ve lütfen güzel bir eser bırakın...&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&amp;nbsp; Sevgilerimle...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
A.Z.Yazar &amp;nbsp;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyZqlKCJtHb-7KnoYpDx4yCPvDUvSUDdn4SdCiuOwHnvnUynP70zsc3xkUcWVDRYGstZZKyA0rfGod-n2NeE0yhD6wXKQhtL9k46njiabfTnvBUN-tXYULpGCEuk0N1EFpTyGwLjQhkIA/s72-c/tumblr_okjyifHTQJ1vy76keo1_540.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">14</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>En Güzel Yazı(m)</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/07/en-guzel-yazm.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Sat, 29 Jul 2017 21:56:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-8303353364521267180</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEheYkCIKF9J_clepAGCn0zg56xWMT1pR_L-FfzSIMEwGzpi9HhIOdIRABARYzTohN3tA81pWPfSr26D3AvtCrt_KrHwukv-ltR6Soc2VYg4TETWMrF27P-vaBFtVfWmkSI9DxJfNfYS0VE/s1600/iyi-kotu.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="251" data-original-width="700" height="227" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEheYkCIKF9J_clepAGCn0zg56xWMT1pR_L-FfzSIMEwGzpi9HhIOdIRABARYzTohN3tA81pWPfSr26D3AvtCrt_KrHwukv-ltR6Soc2VYg4TETWMrF27P-vaBFtVfWmkSI9DxJfNfYS0VE/s640/iyi-kotu.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Bir soru peydah oldu içimde. Cevabını hiç veremeyeceğim bir soru. Kendime "En güzel yazımı ne yazacağım? diye sordum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Dürüst olmam gerekirdi. Sonra kabul ettim hiçbir zaman en iyi yazımı yazamayacağım. Her yazılan bir öncekinden daha iyi olacak. Yeni yazılan daha bir tecrübe kokacak. Önceki hep bir acemi kalacak. Gözlere daha alımlı gelecek yeni yazılan. Önceki gençliğin toyluğunu taşıyacak satırlarında. Tıpkı yazar gibi eğilip, bükülecek; düşüp, kalkacak; gülüp, ağlayacak ama hep daha iyiye gidecek yazı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt; Henüz yazılmayanlar en iyi yazımız olacak&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;Bilemeyiz, belki en iyi eserimiz ölümümüz olacak. Yaşama yakışır bir ölüm. Belki hayatımızı taçlandıran sanat, ölüm olacak.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ünlü mü olmak gerekir bunun için; hiç sanmıyorum. İyi bir insan olmak yetmez mi? Ve iyi bir insan kalarak ölmek. Yaşam sanat değil mi zaten?&lt;i&gt;&lt;u&gt; En zor olanı yaşam sanatı değil mi?&amp;nbsp;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Daha yapmadığımız iyilikler en iyi iyiliklerimiz değil mi? Yarın yaşamadığımız en güzel günümüz. Atılmayan kahkahalar en içten olanları. Gitmediğimiz yerler keşfedilmeyi bekleyen en güzel yerler. &amp;nbsp; Daha tanışmadıklarımız belki en iyi insanlar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;i&gt;&lt;u&gt;Ölmedik, daha en iyi hayatı yaşama hakkımız var.&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;u&gt;Yazıyorum, daha en iyisini yazma ihtimalim var.&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;Kışım, belki bahara dönüşecek gücüm var. Daha en güzel yazımı yazmadım. Belki en güzel kelimeler bu dünyada yok. Yoksa insan kendini ifade edemediğinde ağlar mıydı? Yani en güzel yazım için yeterli kelimelerim yok. Aslında yeterli gözyaşım dahi yok.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; En iyisini yaşamadık, henüz hiçbir şeyin. En güzel türkü henüz söylenmedi, en güzel kitap daha yazılmadı, en güzel güneş daha doğmadı, en güzel yağmurda daha ıslanmadık. En güzel ölüm daha olmadı. Belkide her şeyin en iyisi bize ait olanlardır. Herkesin en güzeli kendine ait olandır belkide.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ya da "En İyisi" bu dünyaya ait değildir. Belki sadece "Daha İyi" verilmiştir bize. Çünkü her zaman "Daha İyisi" ve "Daha Kötüsü" vardır. Ama "En İyisi" ve "En Kötüsü" iddialı konuşmak olur. Ve hayat bizi bu konularda şaşırtmayı hep sevmiştir, hep yanıltmıştır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;i&gt;Şu dünyada bir "En İyi" varsa o "En İyi" de &lt;b&gt;"Yanıldık yerine yaşadık."&lt;/b&gt; diyebilmek olmalı. &lt;/i&gt;Yanlıştı belki ama yaşayarak doğrusunu öğrendik diyebilmeliyiz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Velhasıl kelam gönüldaşlar daha iyisini yazana kadar şimdilik en iyisi bu. "En Güzel Yazı(m)" henüz yazmadığımdır...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp; "A.Z.Yazar" &amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;i&gt;"En iyi değilim, en kötü de.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;i&gt; En cömert değilim, en cimri de.&lt;br /&gt; En kibirli değilim, en mütevazı da.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt; Hiç kimseyi kandırmamış değilim, herkesi aldatmış da.&lt;br /&gt; Kimseyi yarı yolda bırakmamış değilim, herkesi satmış da.&lt;br /&gt; Hep iyiliğimden kaybetmiş değilim, kötülük yapa yapa kazanmış da.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt; Çok başarılı olduğum günler de oldu, dibe vurduğum da.&lt;br /&gt; Sevgi dolu değilim, nefret dolu da.&lt;br /&gt; Barışçıyım, biraz da savaşçı.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt;Biraz güçlüyüm, biraz zayıf.&lt;br /&gt; Biraz iyiyim, biraz kötü.&lt;br /&gt;İyi, kötü…&lt;br /&gt;İnsanım…"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;William Shakespeare&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Çok sevdiğim bu satırlarla bitirmek istedim. Çünkü "İyi kötü, bir insanım" Sevgilerimle...&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEheYkCIKF9J_clepAGCn0zg56xWMT1pR_L-FfzSIMEwGzpi9HhIOdIRABARYzTohN3tA81pWPfSr26D3AvtCrt_KrHwukv-ltR6Soc2VYg4TETWMrF27P-vaBFtVfWmkSI9DxJfNfYS0VE/s72-c/iyi-kotu.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">23</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Tarih Nefes Alır Hissedin...</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/07/tarih-nefes-aln-hissedin.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Sat, 15 Jul 2017 00:02:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-6616027031002716998</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTn_1r6BdLFWFy5nxferNVamBdtVLHsk2GtUXmzcSoN4wQvAVRyzBnduqjbvpQ9SIuTVqcZjX_n-ohgWY1R5c2vZZumzRBvcEoZb9PAiQ_iBGkC37S6RVcXyaSngO42If2-iCf0yz3d5M/s1600/2017071222102093_uims917l8dlltcn59v15oegkj51.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="576" data-original-width="615" height="299" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTn_1r6BdLFWFy5nxferNVamBdtVLHsk2GtUXmzcSoN4wQvAVRyzBnduqjbvpQ9SIuTVqcZjX_n-ohgWY1R5c2vZZumzRBvcEoZb9PAiQ_iBGkC37S6RVcXyaSngO42If2-iCf0yz3d5M/s320/2017071222102093_uims917l8dlltcn59v15oegkj51.jpg" width="320" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;em&gt;Bir Sela Okunur, Bir Millet Uyanır, Tarih Tekrar Yazılır...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;strong&gt;Destanın Adı "15 Temmuz"&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Sırlı geceler vardır, kendini duyurmak isteyen. O gecelerin güneşi başkadır, insanı başka. Sırlı geceler açmak ister sırrını, dolmak ister kulaklara, yazılmak ister tarihe. O geceler kan olup aksa da, gözyaşıyla yıkansa da, "Dur" der tarihe "Ben geldim." der. "Yaz beni destanlar arasına, kat beni şehitlerin şanına." Ve ekler "Duy Beni..."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Öyle bir geceye uyandık ki biz, tahayyül etmesi zor. Korku değildi bizimki; tarihi yeniden yazmanın kahramanlığı ve heyecanıydı sadece. Vurup tarihin kapısına "Yaz bu zaferi de sayfalarına" demekti. "Öyle bir milletiz ki damarlarında akan kan deli, ruhu özgür, inancı sağlam." duyur bunu dünyaya, hatırlat cihana demekti. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Gece utandı karanlığından, insan utanmadı karanlık kuyusundan. Gökyüzü bu kadar kötü insana kubbe olmak istemedi de, nasıl kötüler gökyüzünü mesken tuttu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Toprak bağrında acıyla çatlarcasına ağladı; analar, babalar, evlatlar, toprağa düştü. Toprak aldığı kahramanı geri verdi bu millete hiç&amp;nbsp; hesap edemediler bunu. Aşkları düştü yaktı toprağı, sonsuz oldu aslında sevdaları hesap edemediler. Gökler korur bu milleti, göklerdeki orduyu hesap edemediler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Bizi hatırlamak isteyenlere, bizler Hamdolsun o gece hatırlattık kendimizi. Şehidim hakkını helâl et; ne sana yaraşacak insanım, ne sana yaraşır yazdıklarım. Beni tanımadan benim için içtin şehadet şerbetini. Affet beni...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ve o gece sabah oldu. Çünkü kararların üstünde bir karar vardı. Göklerin asıl sahibi vardı. Gecenin sahibi vardı. Tendeki canın sahibi vardı. Al bayrağın asıl sahibi vardı. Tekbirlerin sahibi, bu milleti muzaffer eyledi...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Çünkü yenilmez olan İmandır. Rabbim'in izniyle de yenilmeyecek. Ve bizlere inancımıza yakışmak düşer...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Vatan Sevgisi"nin üstünde bir ideoloji, siyaset, politika olmaz&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;. Eğer bu çemberde birleşemiyorsak sevgimizde bir sorun var demektir. Eğer "Vatan Sevgisi" birleştiremiyorsa bizi, ayrılığın karanlığına düşmüşüz demektir. Çünkü gerçek sevgi hesapsız olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; O gece evine dönmemek üzere, sokağa çıkanların sevgisine bakmalı ve sevgimizi sorgulamalıyız. Ne kadarız demeliyiz...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ne deyim, ne yazayım... Benim aciz kalemim; böyle şanlı bir geceye, şanlı bir millete ne kelam etsin. Ne yazsam yaraşamam onun şanına. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;em&gt;Rabbim minareleri ezansız, gök kubbeyi al bayraksız, milletimi vatansız, vatanımı devletsiz ve bizleri inançsız bırakmasın.&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Çünkü öylesine akmadı kanlar, öylesine okunmadı selalar, öylesine değildi bu yazılan destan. Öyle bir milletti ki bu millet gece vatanını kurtarıp sabah işine gitti. Vatan borcunu ödeyip, devletine hizmet etmek için işine gitti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;em&gt; Ne deyim aşık olunası bir tarihe sahibiz ve tarihin aşık olduğu kahramanlıklara. Tarih tanır bizi dedelerimizden, geçmişimizden ve unutmayacak geçmişine yakışır torunlarından, bugününden...&lt;/em&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Geçmişimden bu günüme; vatanım, bayrağım, ezanım, inancım için; şehit olan, çalışan, çabalayan, yazan, yaşayan herkesten Allah razı olsun... Benim yoktur ama varsa hakkım helâl olsun... Şehidim asıl sen hakkını helâl et bu biçareye...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;em&gt;15 Temmuz gecesi Selalar bu milleti uyandırdı ve bir tarih yazıldı. Eğer uyanmayan varsa hâlâ ruhu için okunacak seladan önce kalplerine bir sela okusunlar.&lt;/em&gt; Çünkü kalplerin uyanması gerek, gözlerden önce kalplerin görmesi gerek. Çünkü bu kalbe "Vatan Sevgisi" bu vatana vatanını seven millet gerek...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Vatanımızı sevelim diğer sorunları sevgimiz çemberinde çözeriz zaten... &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Şehitlerime sonsuz saygı ve dualarımla...&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&amp;nbsp; &lt;/u&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;A.Z.Yazar&lt;/u&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ﻿&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;arial&amp;quot; , &amp;quot;helvetica&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTn_1r6BdLFWFy5nxferNVamBdtVLHsk2GtUXmzcSoN4wQvAVRyzBnduqjbvpQ9SIuTVqcZjX_n-ohgWY1R5c2vZZumzRBvcEoZb9PAiQ_iBGkC37S6RVcXyaSngO42If2-iCf0yz3d5M/s72-c/2017071222102093_uims917l8dlltcn59v15oegkj51.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Bazı Aşkların Külleri De Isıtır... </title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/07/baz-asklarn-kulleri-de-istr.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Tue, 11 Jul 2017 20:17:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-3130262002416308902</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnZtwsejJgNGvr-t0SP_d8PAmR8XQMbJCQYE5vFtRSm16nw7XG0-vc3M8yjouJNQmZ2GZUqNlE1yROERJFAVyB-GjUXuWdw8WJzccewtddblW9OYguYJrT1p4yrzixzvMCP8qlejqpdRY/s1600/eid-dk-anka-ic.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="300" data-original-width="620" height="192" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnZtwsejJgNGvr-t0SP_d8PAmR8XQMbJCQYE5vFtRSm16nw7XG0-vc3M8yjouJNQmZ2GZUqNlE1yROERJFAVyB-GjUXuWdw8WJzccewtddblW9OYguYJrT1p4yrzixzvMCP8qlejqpdRY/s400/eid-dk-anka-ic.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="center"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; İnsanı yenebilen yegane duygudur, aşk. Belki de aşkı yenen insanı yenemeyebilirdik. Belki de bu yüzden herkes aşka yenilirdi.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Ve aşk sadece insana karşı duyulmaz. Bazısı&amp;nbsp; paraya aşık olur. Bazısı arabaya, kıyafete, üne...Bazısı ailesine, bir kadının gözlerine, bir adamın merhametine...&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Paraya aşık olmak bizi aşağılık yapar mı? Aslında maddeye duyulan maddi aşk kölelik yapar hepsi bu. Özgürlüğünüzden çalar. Siz olamazsınız fazla. Madde araçtır, amaç olursa aslıyla çakışır.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Yani varacağınız durak manevi olmalı, yolculuktaki araç maddi olsun en fazla. Yoksa kaçıracağınız manzaralar çok olur.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Yanmadan yaşayamazsınız hep yavan kalırsınız bu hayatta. Kül olamazsınız mesela. Isınamazsınız, yanmadan yazamazsınız, yaşayamazsınız bu hayatı.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Ben yazıya aşık oldum. Yaşadığım şehre aşığım. Mavisi kadar umut eder burada insanlar, dik yokuşlar kadar inatçılar, hırçınlar. Karadeniz gibi ne zaman dalgalanacakları belli olmaz. Ama insanlıkta ve sevda da kül olana kadardır yolculukları. Yorulmazlar, yormazlar kimseyi; insanlıkta ve sevdada sağlamdırlar.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Velhasıl kelam bazen yazmak, yazılanların okunması ihtiyacını doğurur, bazen aşkın külleri ısıtır. Bazen güneşin gözükmemesi sabah olmadığı manasına gelmez. Bazen blog yazarlarının yazı paylaşmaması; yazmadıkları, hiç yazı paylaşmayacakları anlamına da&amp;nbsp;gelmez.&#128522;&#128522;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; İnşallah iyisinizdir...Şu yaşam denilen okyanusta gemimiz çok hasar alıyor ama yolculuğa&amp;nbsp;devam etmezsek gemiyi yüzdüren su gemiye zamanla zarar verebilir. Yani ya yolculukta diğer gemilerle mücadele edeceğiz ya da yaşamımız olan okyanustan alacağız en büyük&amp;nbsp;darbeyi. İnsan mücadele etmek için yaşar ve en büyük mücadele iyi kalmaktır; "İyi kalın." &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Küllerinizle ısının, zamanı geldiğinde o küllerden yeni bir ateş yakın. Belki sizin değil ama çevrenizdekilerin ısınmaya ihtiyacı vardır...Sevgilerimle...&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;u&gt;(Bazı yazılar ortak duygulara yazılır. Bu satırlarda öyle. &lt;strong&gt;Hadi şimdi kaldırın kalemlerinizi, ortak acılarımıza...)&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
A.Z.Yazar&amp;nbsp; &amp;nbsp; ﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnZtwsejJgNGvr-t0SP_d8PAmR8XQMbJCQYE5vFtRSm16nw7XG0-vc3M8yjouJNQmZ2GZUqNlE1yROERJFAVyB-GjUXuWdw8WJzccewtddblW9OYguYJrT1p4yrzixzvMCP8qlejqpdRY/s72-c/eid-dk-anka-ic.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">12</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">38.963745 35.243322000000035</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">26.379459500000003 14.589025000000035 51.5480305 55.897619000000034</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Ben De Giderim</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/03/ben-de-giderim.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Wed, 1 Mar 2017 21:25:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-9149233585186903973</guid><description>&lt;div align="justify"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Yazar Uyarısı:&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt; Herkesin okuması gereken bir yazı değildir. Sadece yüreğini açanlar okusun. Uyarıyı dikkate alın, almalısınız...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;﻿&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify" class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRbwz7rXlLoPXXHgJ6jPy0I_5WHmMBNhaycAHgZ8rct30kJGPgf7wacck8esVLVIt5q4gE-C5U1fs2Rdv-zpLUTx1OxWPqlb8qN-46mZnYcQdYPH1Jaf-_AXoKvTKy6AmLEDNr2JDzMKw/s1600/H%25C3%259CZ%25C3%259CNL%25C3%259C-MESAJLAR-KAPAK-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="425" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRbwz7rXlLoPXXHgJ6jPy0I_5WHmMBNhaycAHgZ8rct30kJGPgf7wacck8esVLVIt5q4gE-C5U1fs2Rdv-zpLUTx1OxWPqlb8qN-46mZnYcQdYPH1Jaf-_AXoKvTKy6AmLEDNr2JDzMKw/s640/H%25C3%259CZ%25C3%259CNL%25C3%259C-MESAJLAR-KAPAK-1.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Gitmek...Gitmek zordur şu hayatta. Bir kelime ama çok acı demek. Belki veda ama yeni başlangıçlara gebe demek. Vuslatı olmaz bazı gidişlerin bazı yürekler ayrılığı doğar. Hiç aklında yokken kalbine düşer ayrılık. Aklın kabul etmez. Kalp bavulları çoktan toplamıştır ama.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Gitmek, devrim gibidir. İnsanı önce devirir. Sonra ayağa kaldırır. Yaralanan kalpten akan kanlar tecrübe adlı yaralar oluşturur. Yola çıkmak zordur, ya çıktığın yoldan vazgeçmek. Bazen vazgeçişler kazanmaktan zor olur. Dediğimiz gibi; &lt;em&gt;&lt;u&gt;"Bazen vazgeçmek kazanmaktan zordur."&lt;/u&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Ben ne zaman giderim? Gider miyim ki? Emin olun giderim. Şimdiye kadar ki gidişlerimin dönüşleri olmadı. Bu nedenle kolay kolay gitmem. Vazgeçmem. Kalbim direttikçe "Dur" derim, "Bekle" derim. Elimden, dilimden, kalbimden geldiğince ertelerim gitmeleri. Dönüşü olmayan gidişlerde ben yaralarımı iyileştiririm. Kalanlarda yapabilse bunu ne iyi olur.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Ben bir&amp;nbsp; yerden sebepsiz gitmem zaten. Kalbim üşür evvela. Yalnız kalır kalbim, anlayanım olmaz mesela. Kolay mı sanki gidişler, kalanlar hep mi haklı?&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Haklı demişken blogda da çok haklı insan gördüm. Haklılığın çok farklı ifade edilişlerini gördüm. Çok şaşırdım. Sahi ben bu yanlış atfetmeleri çok yaparım. Farklı sanmıştım bloğu, insanların farklı görüşlere saygı duyacağını sanmıştım. Değişik aşağılama biçimleri okudum. Canımı acıtan ne oldu peki? Yazının bunlara alet edilişi. &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Oysa yazı ne naiftir. Parçalamak için değil, birleştirmek içindir&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; İnsanlar birbirini çekinmeden kırıyormuş meğerse. Kötülemek ne kolaymış. İnsanlar karşıdaki için ne kolay "Kötü" der olmuş. Mesela "Kötü insanlar neden var?", "Kötülük niye var?", "Savaşlar niye var?" diye çok sorular okudum, duydum. -Tüm yazdıklarım sadece blog için değildir.- Umarsızca soruluyor bu sorular. Ben evvela kendime soruyorum, "Büşra ne kadar iyisin?" diye. Biliyorum ki her şey birikimle büyür. Kötülükler birikir daha büyük kötülükleri oluşturur tıpkı iyilikler gibi. Yani demem o ki bir kötülük yaptıysam sisteme hizmet etmişim demektir. Belki virgülden sonra ki bilmem kaçıncı milyon sayı kadar etkim olsa da olmuştur. Ha, demiyorum ki aman sorma bu soruları. Tabi ki duyarsız olmayacağız. Ama ilk olarak kendi vicdanınızı duyun. &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Unutmayın bu kötülükler de vicdanını duymayan insanlar tarafından oluyor.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;Birde insanlar çok güzel eleştiri yapıyor. Bir bilgi; eleştiri sadece kötü anlamda olmaz. İyi-kötü eleştiri vardır. Ortak paydası da daha iyiye teşvik olmalıdır. Ama günümüzde bırakın kötü eleştiriyi aşağılamaya dönüştürdüler eleştirmeyi de. Canımı en çok yakan eleştirilere değinmek istiyorum. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Müslümanlara yönelik olanlar en başta yer alıyor. Kalbimi kılıçtan geçiriyorlar sanki. İşin garibi de bunu yapanların yine Müslüman olması. Bakıyoruz hocalarımıza, imamlarımıza veya Din Kültürü öğretmenlerimize "İşte bunları gördükçe dinden soğuyorum, böyle Müslüman mı olur?" gibi eleştiriler yapılıyor.(Hadi eleştiri diyelim.) Kardeşim o kadar iyi biliyorsan o kadar mükemmelsen zahmet olmazsa çıkta sen bize bir göster nasıl Müslüman olunuyor diye. "Mükemmel olan Müslümanlar değil İslam'dır." bu hatırlatmada bizden gelsin. Eğer dinimiz insanlara bakılarak öğrenilecek olsaydı Kitabımız indirilmezdi. Rabbim en güzel şekilde bize dinimizi insanlardan öğreneceğimiz bir düzen verirdi. Yok mu Müslümanlığını kötüye kullananlar tabi ki var ama onlara bol keseden sallayanların onlardan pek farkı olduğunu görmedim. Zaten gerçek Müslüman kendini ispata uğraşmaz ve eğer sen okur öğrenirsen kimse seni kandırmaz. Kimden uzak duracağını bilirsin, en sonunda sen doğruysan zaten diğerinden Rabbim seni uzak eder. Ve ne diyor ilk emir "Oku" devam ediyor "Yaradan Rabbi'nin adıyla oku." &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ve sen kardeşim Rabbi'nin adıyla oku ki farkın olsun.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Çok kısa da şu inançsızlık meselesine değinmek istiyorum. Kimsenin inancına karışmam. Ama kimsede inanana ve İslam'a laf etmesin. Ben sana saygı duyuyorsam hakkettiğim saygıyı sen&amp;nbsp;de göstereceksin. Ve inanmayan kardeşim inanmayarak Allah'ın yarattığı çemberin dışına çıkmazsın, senin inanmamanda O'nun varlığına delildir. Nasıl mı? Sen zannediyor musun ki Allah açlık hissini yaratmasaydı açlık hissedecektin. Bil diye yarattı, tokluğun kıymetini bil. Aynen bu nedenle inançsızlığı yarattı inananın değeri artsın diye. Ve üstünlük ancak Takvadadır. Yani Allah katında...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Birde geçenlerde "Başörtü kamuya girdi artık galaksi keşfederiz." diye bir yazı okudum. Utandım ne söyliyim utandım. Anneme baktım babaanneme baktım, utandım. Kardeşim sen orada nasıl bir bağlantı kurdun bilmiyorum. Seni ne rahatsız etti bilmiyorum. Bilmeyi hiç istemiyorum. Haber vereyim uzay istasyonumuz kuruluyor. İnşallah bir de galaksi keşfederiz  gönlün olur.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Yani rahatsız olduğum eleştiriler derken bana yönelik olan eleştirileri kastetmedim. Çünkü ne kadar eksiğim ben de farkındayım. Hatırlatanlardan da Allah razı olsun. Zayıftır hafızalarımız kendimize yönelik konularda, bu yüzden &lt;em&gt;&lt;u&gt;hatırlatmak iyidir, iyi gelir hafızaya.&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Hafızaya iyi gelen bir eylem de okumaktır ve yapabiliyorsak yazmak. Yazmak insanı eğitir okumak gibi. Tıpkı aile gibi. Yazdıklarını okurken döner gerilere hafızanı tazelersin, geldiğin yere bakıp kendini ne kadar eğittiğini görürsün. Hadi kötü haber tellallığı yapayım; yazmanın da eğitemediği insanlar gördüm. Ne müthiş bir hayal kırıklığı. Daha güzel kırılamaz ancak bu kadar güzel kırılabilirdi hayallerim.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Yazmak ne zamandır can yakmak, aşağılamak oldu bilmiyorum. Ben çok geç farkına vardım anlaşılan. Bunu da benim aşırı derece iyi düşünme isteğime verelim. Olsun farkına vardık nihayet. Yazdıklarımla hiç bir zaman kırmak istemedim kimseyi. Kırdığımız varsa özür dileriz. Biz özür dilemeyi de biliriz. Eğer kırılan varsa açık yüreklilikle söylüyorum kendinde arasın sorunu. Diyeceksiniz "Peki niye özür diliyorsun?" Çünkü herkes kendine yakışanı yapar bu hayatta.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Hayat seni sen yapar. Neysen ona dönüşürsün. Gidişler yaralar ve&amp;nbsp;sağlamlaştırır tıpkı kalışlar gibi.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Uzun ettim lafı farkındayım. Peki gitmek kısa bir eylem mi ki, gitmeye yazılan kısa olsun. Ben bir süreliğine gitmeye karar verdim. Belki bir süreliğine belki tamamen. Bu süre bir ayda olabilir bir yılda. İhtiyacım var uzaklaşmaya. Ama yazmayı bırakmaya değil zaten beni dinlendiren yazmak. Bloga ara vermek yazmaya ara vermek değil&amp;nbsp;kesinlikle.&lt;strong&gt; Blog, yazmama sebep değildir; yazdıklarım bloğa sebeptir.&lt;/strong&gt; Blogdan öncede yazıyordum. Tamamen kapatsam bile yazı devam edecek Allah'ın izniyle. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Son satırlara geçmeden bir konuya daha değinmek istiyorum. Aşk benim için yazıdır, yazmak ise aşkın en güzel zikridir. Blog ismimin bendeki anlamı budur. Bir türlü yazamadığım "Hakkımda" yazısı için planlıyordum bu satırları nasip değilmiş. Bu yazının nasibiymiş. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ayrıca sevgi üzerine çok değiniyorum. Beni böyle sevgi pıtırcığı, dünyayı güllük gülistanlık gören, dünyadan bihaber sanmasınlar. Elleri buz kesmiş birisinin bir insanın kalbini ısıtmaya çalışması ne zordur tahmin edemezsiniz. Sırf birinin kalbi ısınsın diye son sevgi kırıntılarını satırlara aktarmak zordur. İnsanlar çok akıllı zannediyor kendini. Yazılanın, söylenenin ardındaki manayı göremediğimizi sanıyorlar. Büyük yanılıyorlar haberleri yok. Ben hissetmiyor muyum kim ne düşünüyor, anlamıyor muyum zannediyorlar. Hislerim kuvvetlidir, az yanılmışımdır hayatımda. İnsanı yaşı değil yaşadıkları büyütür çünkü. Küçük olaylardan büyük dersler almak gerekir. Gerekir bunlar, gerekir ki yanlışlar doğruları göstersin. &lt;em&gt;&lt;u&gt;Neyin doğru olduğunu bilmiyorsanız yanlışlardan uzak durun bu sizi doğruya götürecektir.&lt;/u&gt;&lt;/em&gt; &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Kendini doğru sanan çok, bu sözlerimde onlara değil zaten. Kibirleri ile yüksek duvarlar örüyorlar kendilerine. Kendi gibi olmayanları aşağılıyorlar. Ama yıkılacak yüksek duvarlı şaton. Öleceksin. Ölümü öldüremiyor insanoğlu, çıkacaksın mahşer meydanına. Rabbim'den niyazımdır; o gün onlara tek bir soru sormak istiyorum. Demek istiyorum ki; elinize ne geçti, yahu ne geçti. Ne geçti de bu kadar tepelerden uçtunuz. Nerede o yüksek başlarınız, eğilmez duruşlarınız. Kim bilir cevap alırız. Cevap almaya gerekte kalmaz belki. Herkes hesabını verecek, cehennemde yanılacaksa da tek olmayacağımın o kadar farkındayım ki. &lt;u&gt;&lt;em&gt;Ne gam, ne keder, bize Allah yeter...&lt;/em&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Neyse ben size sonuç olarak bir süreliğine ara vereceğimi yazmak istiyorum. Tabi söylenecek olanları da söylemeyi ihmal etmeden. Kalbi çok güzel insanlar tanıdım. Onlar kim olduklarını çok iyi biliyorlar. Tıpkı benim bildiğim gibi. Adlarını yazmayacağım. Yoksa diğerlerinin de adını yazmam gerekir. Hani hayal kırıklığı olanların. Yazdıklarım, tüm satırlar sadece blog adına yazılmadı. Yazdıklarımla sadece bloğu kastetmiyorum. Destek olan kalbi güzel olanlar&amp;nbsp;yolunuz ve kalbiniz daima açık olsun. Sevgiyle kelam edin. Rabbim sizlerden razı olsun. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ara vereceğim, belki tamamen bırakırım bilmiyorum, ne söylesem yalan olur. Gelen yorumları paylaşıp cevaplayacağım bunun dışında bir şey olmayacak. Ama tamamen kapatmaya karar verirsem "Ben De Gittim" başlıklı bir yazı ile veda etmek isterim. Daha yazılmadı sadece başlığı belli. Bu karar da aniden verilmedi. Bir hışımla yazmadım bunları. Kanayana kadar bekledim, insanlar tam manasıyla kanatınca yazıldı bu satırlar. Ve umudumu kıranlardan da Allah razı olsun. Çünkü umut edeceğimiz insanlar değildir, Allah'tır. İşte bunu hatırlattılar bana. &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Ne deyim ki ben fazlasıyla doğru olan bu dünyaya fazlasıyla yanlışım. Ben eski zamanın insanı, şimdiki zamanın tutsağıyım...&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&amp;nbsp; Her zaman olduğu gibi sevgiyle kalın... &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;&amp;nbsp;"Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRbwz7rXlLoPXXHgJ6jPy0I_5WHmMBNhaycAHgZ8rct30kJGPgf7wacck8esVLVIt5q4gE-C5U1fs2Rdv-zpLUTx1OxWPqlb8qN-46mZnYcQdYPH1Jaf-_AXoKvTKy6AmLEDNr2JDzMKw/s72-c/H%25C3%259CZ%25C3%259CNL%25C3%259C-MESAJLAR-KAPAK-1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">36</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.799240999999988 39.584794399999964</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.030127499999985 38.293900899999961 41.568354499999991 40.875687899999967</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Gökyüzü'nün Çocukları</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/02/gokyuzunun-cocuklar.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Wed, 22 Feb 2017 22:14:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-2199757086007139812</guid><description>&lt;div align="justify"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrfBgrmHBQ9ATKb8vAfJskCgcRjb6NspYx3Saw3XTFjqH_nJ9ZvLv1-y5SMcbs6tTuFjsMRAOzW0pUAqXL8SNOSdnsAXoAhMtbsLgyoV8cShJrJbpYy5RBlMeErXBAl-_5U7A761vjnS8/s1600/c0da6shutterstock_125099732---Bulutlu-gokyuzu-ve-pembe-cicekli-dallar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="425" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrfBgrmHBQ9ATKb8vAfJskCgcRjb6NspYx3Saw3XTFjqH_nJ9ZvLv1-y5SMcbs6tTuFjsMRAOzW0pUAqXL8SNOSdnsAXoAhMtbsLgyoV8cShJrJbpYy5RBlMeErXBAl-_5U7A761vjnS8/s640/c0da6shutterstock_125099732---Bulutlu-gokyuzu-ve-pembe-cicekli-dallar.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="center"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Çocukluk aitliktir. Bir çocuk anılara aittir en çok. Toprağın yağmur sonrası kokusuna, oyunların en heyecanlı anına aittir. Bir çocuk en çok gülümseyişe, evrenden büyük bir kalbe, bir çocuk saf temizliğe yakışır. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ve her çocuk Gökyüzü'nün Çocuğudur en çok.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Bilirim çocuklar kadar bakmaz kimse Gökyüzü'ne. Gökyüzü dargın olduğu kadar dargın değildir kimseye. Çocukları hatırlayın başları hep yukarıdadır. Çünkü alışkındır Gökyüzü'ne o başlar. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Bilmem ki bileniniz var mı; bulutları bir şeylere benzetme oyunu vardı. Bu oyunun bir adı yoktu ama hep oynardık. Biz çok severdik, anlam yüklerdik bulutlara. Oohohohoo ne anlamlar çıkmazdı ki. Ejderhaların olmadığını kim söylemiş. Hadi oradan! Belli ki hiç bulutlara bakmayanlar söylemiş. Mesela biz göre bir çocuk Gökyüzü'nde olabilirdi. Bir kedi, köpekten kaçıp Gökyüzü'ne sığınmış olabilirdi. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Bize göre olabilirdi bunlar ama ne mutluluktu çıkan anlamlar. Hele ki bulutların hareket ettiğine şahit olduğumda ki mutluluk görülmeye değerdi. Biz Gökyüzünün Çocuklarıydık. "Dık" diyorum çünkü zaman acı bir biçimde ne zamandır Gökyüzü'ne bakmadığımı fark ettirdi. Daha doğrusu bulutlara uzun süredir anlam yüklemiyordum. Bakıyordum ama bana ne anlattıklarını düşünmüyordum. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Nasıl bir acı hissettim, anlatamam. Yaşayan bilir, sisteme boyun eğmektir bu. Ya Gökyüzü dargın mı bana. Halbuki sıcak yaz gecelerinde izlerim yıldızları. Daha güzel bir seyirlik var mıdır ki? Yağmur sonrası toprak kokusunu hâlâ çok seviyorum. Çocuk yanım benim geçmiş kokuyor.&lt;strong&gt;&lt;em&gt; Çocukluk Treni bir kere ömürden geçiyor.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Çocukluk Treni öyle bir tren ki tek bir hakkın oluyor. Bu trenin seferlerini sormayın hiçbir tren garından, bulamazsınız...&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Boşuna da aramayın çünkü bir daha ne o dönecek size, ne siz yakalayabileceksiniz onu. Ama hep çocuk yanınızı korursanız o trenden hiç inmeyeceksiniz. Ölüm sizi yakalayana kadar siz saf sevgiyi hep yakalayacaksınız. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Peki kaçıranlar ne yapacak? Çoğalmayacak mı asık suratlar. Gökyüzü'nün Vefa Bilmez Çocukları artmayacak mı? Hani diyorum. Belki Çocukluk Treni'ndeki birine refakat edersiniz. Hani olur ya; çocuk tarafınız başarır bir çocuğun gözlerini yakalamayı. Ama bu çok zor. Çocukluğunu kaybedince bulmak çok zor. Çünkü kaybınız içinizde oluyor. Ve siz kendi labirentinizde tekrar tekrar kaybolabilirsiniz. Bilmiyorum işte &lt;em&gt;&lt;u&gt;küçük bir hatırlatma&lt;/u&gt;&lt;/em&gt; benimkisi sadece...&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Beni mi soracaksınız? Ben çocukluk treninden zorla indirilmeye çalışılan birisiyim. İnanın bu çok zor oluyor. Trende kalmak için çabalıyoruz. Çabamızın adı da&lt;strong&gt;&lt;em&gt; "Delilik"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; oluyor. Ama biz sadece gülüyoruz. Yani bizim birden bire mutlu olup, birden bire üzülmemize siz depresyon diyorsunuz; &lt;em&gt;biz yaşam belirtisi&lt;/em&gt; diyoruz...&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Tek borcum var şu hayatta o da Gökyüzü'ne. Ne acıdır; "En son Gökyüzü'ne bakıp bulut oyununu oynadım?" diye sormak. Ve kocaman bir sessizlikle kendine cevap verememek. Gökyüzü kırgın bana, dargın. Biliyorum ne hayallerim var saklı bağrında; kimseye anlatmadığı. Yağmur olup yağsa dahi kimseye fısıldamadı ona anlattıklarımı. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Maviliği kucakladı bizi. Alabildiğine mavi, alabildiğine vefaydı Gökyüzü. Yastıktı bulutları. Ah şu yağmurları ne güzeldi sırılsıklam olması. Kimsenin sıcaklığını görmedik, güneş ısıttı kalbimizi. Bu yazı sana borcumdur Gökyüzü'm. Affet çocuklarını. Ve hayalimdir sana dokunabilmek. Sanki şeffafsın hayalimde, öyle bir hissim var. Ama hayal işte. Ve bunu sen çok iyi biliyorsun. &lt;strong&gt;&lt;u&gt;Bu bütün çocuklarının hayalidir.&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Affet bizi. Yapılan kötülükleri gecene gizliyorlar. Halbuki senin gecende aydınlığı göremiyorlar. Ama ne tuhaf değil mi; sabahları da Gökyüzü'ne bakmıyorlar. Herhalde kalplerine geceyi çağırıyorlar. Yani işlerine geldikleri gibi kullanıyorlar gündüzü ve geceyi.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Böyledir işte sancılıdır çocukluğu bırakmak. Ve imkansıza yakındır kaybedilen çocukluğu bulmak. Yazdıklarım yetersiz belki; Gökyüzü'nün Çocuklarını ve Gökyüzü'nün Kayıp Çocuklarını anlatmaya. Gökyüzü'nün kelimelerini bilsem belki daha iyi anlatırdım.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Bildiklerimi yazmaya çalıştım. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Neylersiniz dünya kelimeleri bilineni bile yazmaya yeterli değil.&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Bildiğim kelimelerle özür diliyorum senden Gökyüzü. Sana bakmadıkça kapkara lekeler oldu kalbimizde. Ne yazık ki bizim senin gibi aydınlatacak yıldızımız yok. Bir döngüye sahip "Ay"ımız yok. Sende tüm sonsuzluğunla affet bizi.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Böyle işte Gönüldaşlar, hayat Gökyüzü'nün Çocuğu olmakla Gökyüzü'nün Kayıp Çocuğu olmak arasında gidip gelir. Dengesi olmaz bu düzenin birine ait olmayı bileceksiniz. Çünkü yaşam başka türlüsünü kabul etmez. Bahaneleriniz olmasın hayatta, ya kayıplarınız olsun ya&amp;nbsp;kazandıklarınız . Hatta vazgeçerken bile&amp;nbsp;bahaneniz olmasın&amp;nbsp;hayatta. Böyle olması gerektiği için vazgeçin. Bazen vazgeçmek kazanmaktan daha&amp;nbsp;zordur. Nefsinize yenilmeyin, siz nefsinizi yenin.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;Gökyüzünü hatırlayın, gökyüzüne baktıkça soluğunuzla içinize kaçan sonsuzluğu tadın. İçinize mavi kaçsın. Ve Gökyüzü'nün Çocukları yada Gökyüzü'nün Kayıp Çocukları unutmayın; &lt;em&gt;&lt;u&gt;"Kaybetmek iyidir, kazanmanın&amp;nbsp;lezzetini öğretir."&lt;/u&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Sevgiyle...&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div align="right"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; ﻿&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgrfBgrmHBQ9ATKb8vAfJskCgcRjb6NspYx3Saw3XTFjqH_nJ9ZvLv1-y5SMcbs6tTuFjsMRAOzW0pUAqXL8SNOSdnsAXoAhMtbsLgyoV8cShJrJbpYy5RBlMeErXBAl-_5U7A761vjnS8/s72-c/c0da6shutterstock_125099732---Bulutlu-gokyuzu-ve-pembe-cicekli-dallar.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">25</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.799240999999988 39.584794399999964</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.030127499999985 38.293900899999961 41.568354499999991 40.875687899999967</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Her Deli Yazmaz Ama Her Yazar Delidir</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/02/her-deli-yazmaz-ama-her-yazar-delidir.html</link><category>Hikaye</category><pubDate>Fri, 17 Feb 2017 21:47:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-2935986313574708342</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh6_T0tY5yABD3I1BuGnEAX7iJV5waZHeTaOkF7xeqLvvCbRRTmPy5D51-7b2yfNky2mEsmPSFS9DjVqxHr4OtsjDvFjJRLyDSTKHaBcJVexywO0cyOuHSJ9IoaDAfml0Huq2MWBY0AvQo/s1600/267435-deniz-kenarinda-bankta-oturan-yasli-adam.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh6_T0tY5yABD3I1BuGnEAX7iJV5waZHeTaOkF7xeqLvvCbRRTmPy5D51-7b2yfNky2mEsmPSFS9DjVqxHr4OtsjDvFjJRLyDSTKHaBcJVexywO0cyOuHSJ9IoaDAfml0Huq2MWBY0AvQo/s400/267435-deniz-kenarinda-bankta-oturan-yasli-adam.jpg" width="316" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp;Sabahlara uyanmamak, gecelere uyumamak﻿; benim gibi bir adama mı özgüdür. Sabahları ağzında kesif bir sigara tadıyla uyanmayı bir ben mi bilirim. Damağımda bir hissizlikle uyanıyorum her sabah. Bildiğim kadarıyla sigara yüzünden. Öyle bir tatsızlık oluyor ki ilk dişlerimi fırçalıyorum. Macunun tadını almak rahatlatıyor beni. Biraz peynir atıyorum ağzıma sonra. İşte o zaman damağımın tadı geliyor. Bilmediğim kadarıyla da yaşadıklarımdan bu tatsızlık. Bunun için ne yapacağımı ise bilmiyorum. Zaman makinesi olsa yapar mıydım, yapmazdım. Çünkü bu insanlar bir yolunu bulur, zaman makinesini bile mahvederdi. Yani onunda dolandırıcılığı olurdu. Bilmediklerime bir şey yapmayalım o yüzden, geçelim...&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Geçelim dedim de bırakmalı mıyım sigarayı? Sigaranın edebiyatı var bana göre. İçki içmiyorum, o yüzden içkinin edebiyatı olmaz.&amp;nbsp;O da bana göre tabi. Sigara böyle kendini yavaşça zehirlemek gibi. Her gün biraz daha zehir. &lt;em&gt;"Her gün biraz daha zehir, yaşamı yaşanılır hale getirir."&lt;/em&gt; bu da yeni sloganım. Şimdi yazarken buldum. Bir kitabım var&amp;nbsp;sigara üzerine. Tam 365 sayfa. Neden içtiğimi yazdım; olaylar örgüsü içinde. Kitabın sonuna da "Bütün yazdıklarım&amp;nbsp;içme sebebimdir. Yazmadıklarım ise içilmemesi için gerekli sebeplerdir. Onu da sigara içmeyenler yazsın, bekliyorum." yazdım. Hâlâ bir cevap gelmedi yani bekliyorum. Peki niye bırakmıyorum sigarayı? Ben bir şey beni terk etmeden bırakamam. O terk etmeli ki bırakabileyim. Mesela sigarayı bıraktığım yerde bulamazsam, içmem. Bir süreliğine terk etti demek beni. Sorun değil gelmesini beklerim. beklerim ben ve beklediklerimi yazarım.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Şu an 56 yaşında yalnız bir adam olarak, beklediklerimi yazıyorum. Hayat beni beklemeye almış. Şu beklentiler arasında bir kızım olsun isterdim. Saçları şiirden, gözlerinin hikayesi olan ve hayatı kocaman bir roman. Güneş saçlarını farklı renklere boyasın, yağmur&amp;nbsp; yaşları olsun yüzünde göz yaşları yerine, isterdim bunları. Şimdi soracaksınız "Evlendin mi?" diye. 56 yıllık ömrümde evlenmiş olabilirim. Ama aşık olduğuma eminim. Saçları şiirdendi, ne yazık ki hikayemiz roman olamadan yarım kaldı. İçimi yakansa hikayesine olmayacak bir adam aldı. Ve vasat dahi denilemeyecek bir roman çıktı ortaya. Yüzünü gözyaşları ıslattı. Ne yapabilirim dediğim gibi bırakmam için terk edilmem gerekirdi. Oysa basit bir terk edilme olmadı.&lt;u&gt;&lt;em&gt; Kimsesiz oldum ben.&lt;/em&gt;&lt;/u&gt; Şimdi soruyorum size ben evlenmiş miyimdir? Siz verin cevabını.&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Düzenli şeyler var hayatımda. İki sadık olanım var mesela. Kitaplar ve değerli okurlarım onlar tabi ki. İnanmazsınız ama okurlarım gelip evimde kalır. İmza günlerinde ben de onlara misafir olurum. Evimi şenlendirirler, yaşanmışlıklarımın arasına bir nebze yaşam karışır. Hepsi evlatlarım ama aralarında büyüklerim ve ahbaplarım var. Ve genellikle gençler bana nasıl bir insan olalım der. Cevap hiç değişmez &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Benim gibi olmayın yeter."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; derim. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Kitaplarım, benim güzel kütüphanem! Nefes aldığını duyarım bazı geceler. Kağıtların sesi, kelimeleri dolar geceye. Hiç terk etmediler beni. Hele kokuları, oksijenden kıymetli gibi. Bazen kızdığım zamanlarda; &lt;em&gt;"Sizin de ayaklarınız olsa sizde terk ederdiniz beni."&lt;/em&gt; diyorum. Ederler miydi? Hayatı terk edilmişliklerle dolu bir insanın tüm samimiyetiyle söylüyorum ki "Terk edilmezlerdi." &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kokularından bilirim vefakardırlar.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Ve yazdığım karakterler var. Onları özgür bırakırım hep. Aranıza karışırlar, haberiniz olmaz. Sonra misafir olurlar, dedikodunuzu yaparız. Öyle kendimizce muhabbetlerimiz. Onlar benim parçam. Anlaşamadığımız zamanlarda oluyor. Beğenmiyorlar beni, yalnızlığımdan dem vuruyorlar. Bilmiyorlar ki yalnızlığım olmasa onlarda olmazdı. Ama bozmam onları hiçbir zaman. Başına gelenlerden Allah'ı suçlayan insan var. Halbuki kalpleri kadarlar. Kalplerinin ekmeğini yiyorlar. Bir yazarında dediği gibi &lt;em&gt;"Herkes kalbinin ekmeğini yer, lezzetinden şikayet eden varsa önce kendi kalbini temizlesin."&lt;/em&gt; Durum bir çoğumuz için bundan ibaret. O yüzden karakterlerime bir şey demiyorum. Zamanın ateşinde pişecekler. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Böyle işte biraz deli, biraz yazarım...&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Bu cümleden ibaretim. Ailemi mi soracaksınız? "Bir ton ton annem var kokusu huzur olan, bir babam var ki sakalları tecrübe olan. Bir de kız kardeşim var, işte o benim iyi yanım." bunları yazmayı çok isterdim. İsterdim böyle bir ailem olsun. Ama dedim ya terk edilmişim diye. Bu benim suçum değil biliyorum. Ama bildiklerimiz bazı acıları hafifletmiyor. Bazı acılara kabuk bağlatmıyor. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Daha gencim, 56 yaşındayım. Belki ailemi bulur, belki hikayemizi tamamlar roman yaparız. Yaşayacaklarım ve yazacaklarım çok daha. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Yazanlar da çok. Ama çoğu delirmemiş. İçlerinde sağlam delilerde var. İşte onlar sağlam yazanlar. Kızmasınlar bana delirdiklerinde asıl şimdi yazmaya başladıklarını anlayacaklar. Ben biraz deli, biraz yazarım. Sakın beni mutsuz sanmayın. Kırılan insanın kırıklarından acı sızar. Benim sızılar okyanus kurma peşinde. Bilmem ki günün birinde&amp;nbsp;bir atlasta &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Sızılar Okyanusu"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diye adımız olur mu?&lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Mutlu insan; kendini kandırmayan insandır. O yüzden kendimi kandırmıyorum. Yani mutluyum. Mutlu şeylerde yazarım, diyorum ya "Gencim yazacaklarım ve yaşayacaklarım çok." diye. &lt;/div&gt;
&lt;div align="justify"&gt;
&amp;nbsp; Gece olmak üzere, dışarı da kar var. Ben dünyada bir yerlerden yazıyorum. Ve ben yaşlı bir adamım yoruldum. Unutmayın: &lt;u&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Her deli yazmaz ama her yazar delidir."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt; Deli yazarlara, yazan delilere selâm olsun. Ve aklınızda bulunsun; &lt;em&gt;&lt;u&gt;"Biz deliyiz, diğerleri sadece sisteme boyun eğip akıllı taklidi yapanlar..."&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="right"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div align="right"&gt;
&lt;em&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;"Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align="right"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;(Yazmak, mutlu olmak benim için yazdıkça mutlu oluyorum. Blogumda yazdıklarım benim çakıl taşlarım.&amp;nbsp;Roman ise benim için her şeyiyle tamamlanmış ve nefes alan insanların yaşadığı bir ev. Ben evim için çakıl taşları biriktiriyorum. Hikaye denemeleri yaparak duvarlarını örmekteyim. Bir gün inşallah penceresinden&amp;nbsp;bakıp insanları inceleyebileceğim. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;Yazdığım&amp;nbsp;içinse küçük bir karakter yazmaya&amp;nbsp;ısınma turları diyebiliriz. Belki günün birinde elinizdeki kitabın&amp;nbsp;baş karakteri olacak Deli Yazar'ımız.&amp;nbsp;Önü açık gibi duruyor. Ne dersiniz?&#128522;&#128522; Bu arada sigara içmiyorum. Ama yazarken böyle bir adamın varlığına inandım. Böyle yazdım. Sigara içmesem de tasvirlerime inandım. Çevremde sigara içen, yani yazılarımı okuduğum-sigara içen-biri olmadığı için o yüzden soramadım; oldu mu diye...Delilik bunu gerektirir, deli hissetmeyi. Belki neden içmemeli diye bir cevap yazısı yazarım. Deliliğin bir sınırı yok ne de olsa.&lt;u&gt;&lt;strong&gt; Delirecek kadar akıllı olun, gerisi hallolur.&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt; Sevgilerimle...&#128521;&#128521;&#128147;)&lt;/em&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh6_T0tY5yABD3I1BuGnEAX7iJV5waZHeTaOkF7xeqLvvCbRRTmPy5D51-7b2yfNky2mEsmPSFS9DjVqxHr4OtsjDvFjJRLyDSTKHaBcJVexywO0cyOuHSJ9IoaDAfml0Huq2MWBY0AvQo/s1600/267435-deniz-kenarinda-bankta-oturan-yasli-adam.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh6_T0tY5yABD3I1BuGnEAX7iJV5waZHeTaOkF7xeqLvvCbRRTmPy5D51-7b2yfNky2mEsmPSFS9DjVqxHr4OtsjDvFjJRLyDSTKHaBcJVexywO0cyOuHSJ9IoaDAfml0Huq2MWBY0AvQo/s72-c/267435-deniz-kenarinda-bankta-oturan-yasli-adam.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">24</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.799240999999988 39.584794399999964</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.030127499999985 38.293900899999961 41.568354499999991 40.875687899999967</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>#Mim Hayaller hayaller!</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/02/mim-hayaller-hayaller.html</link><category>Mim</category><pubDate>Wed, 15 Feb 2017 22:03:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-5004035059740303581</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgweViXRxKc0hyphenhyphen20BhREq6OXYzAGtm7r2WqA9pJ7oh0zHEehUi7DxLAitER1jAUNuXdIUvuFeV8DdxERDqZeM3uvSzUX1SJdcXR6-H7eIiKu7gTkEdjC1PYyEHsldiziqZm260uvi2nYGQ/s1600/imagesT1SPXQKC.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgweViXRxKc0hyphenhyphen20BhREq6OXYzAGtm7r2WqA9pJ7oh0zHEehUi7DxLAitER1jAUNuXdIUvuFeV8DdxERDqZeM3uvSzUX1SJdcXR6-H7eIiKu7gTkEdjC1PYyEHsldiziqZm260uvi2nYGQ/s1600/imagesT1SPXQKC.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;em&gt;Mimleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? Çok seviyorum, belki de bu röportaj okumayı da çok sevmemden geliyor. Mesela bir oyuncu ya da bir yazarı araştırmak istersem röportajlarını okurum hep. Çünkü soruların cevapları iç dünyamızın fısıltıları oluyor. Ve çok güzel bir mim var karşımızda. Beni mimleyen Sevgili &lt;/em&gt;&lt;a href="http://berikaningunlugu.blogspot.com.tr/"&gt;&lt;em&gt;Berikanın Günlüğü&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt;'ne çok teşekkür ediyorum. Onun cevapları da çok güzel, eğer merak ederseniz bir ziyaret edin bloğunu. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&amp;nbsp; &lt;u&gt;Geçelim benim cevaplara;&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;strong&gt;1) Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Hayal kurma konusunda üst düzey yetenekli olabilirim. Bir otobüsün camına başımı koyduğum anda, yastığı başımı koyduğum zamanlarda&amp;nbsp;hemen hayal kurabilirim. Hatta uyumak için masal okunan bir çocuk olmadım. Şimdi iyi ki de öyle olmuş diyorum. Çünkü çok fazla masal okumak, hani bilim kurgu tarzı oluyor ya onlar&amp;nbsp;hayal dünyasını öldürebilir. Tabi bu bana göre. Eğer bir gün anne olursam çocuğumla beraber hayal kurarım uyumadan önce. Kitap okuma alışkanlığını tabi ki kazandırmak isterim bu ayrı. Ama okuduğu kitapları canlı bir hayal gücüyle okumalı zannımca. Yani illa ki sınırlandırdığım bir zaman ya da mekan yok. Biz Her de Hayal Kurarız...&#128521;&#128521;&#128521;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;strong&gt;2) En çok neyin hayalini kurarsınız?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Kitaplarla ilgili bir hayalim var. Yazar olmanın dışında bir şey bu. Bir gün gerçekleştirebilirsem inşallah sizlerle de paylaşmak isterim. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;strong&gt;3) Şimdiye kadar&amp;nbsp;çok hayalinizi gerçekleştirdiniz&amp;nbsp;mi?&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ah çoğu gerçekleştirme aşamasında. Başardıklarım ayrı, hayallerim ayrı yapacak bir şey yok. &amp;nbsp;Bekliyoruz ve hayatımızı hayallerimize göre&amp;nbsp;şekillendiriyoruz. Yani hayal kurup neden olmadı diye ağlamak yerine, nasıl gerçekleştirebilirimin derdindeyiz...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ama şunu söylemem gerekir ki blog açmak hayallerime giden yolda canlı bir adımdır. Adımımı&amp;nbsp;güzelleştiren ise sizlerin düşünceleri olacak. Ama kimsenin düşüncesi ne ilerlemem için ne durmam için etkili olabilir. Çünkü inanırım ki ilerleten ve durduran bizler değiliz. Destek ya da köstek olabiliriz. Hayatta insanlar genellikle köstek olur, bizim farkımız olsun; destek olalım...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ve beni blog açma konusunda yüreklendiren Gönüldaş'ıma çok teşekkür ederim. O kendini biliyor, hayatta tanıdığım nadir kalbi güzel insanlardandır. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;4) Henüz gerçekleşmemiş ama ileride gerçekleşecek dediğiniz bir hayaliniz&amp;nbsp;var mı?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; İnşallah gerçekleşecek dediğim, uğraştığım bir hayalim tabi ki var. Olmaz mı hayal kurmazsak nasıl yaşarız? İnşallah günün birinde adımın önünde Yazar-Şair ibaresini görmektir hayalim.&amp;nbsp;İşte beni çok heyecanlandıran dünyada doldurmam gereken boşluk olduğuna hayalimdir bu. Çünkü bende insanların&amp;nbsp;hayata küçük ya da büyük bir boşluğu doldurmak için geldiğine inanırım. &amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;em&gt; Geldik bir mimin sonuna daha, yenilerinde görüşmek üzere. Kimler mi yapsın, bu mimi çok sevdim okuyan herkes yapsın. Özellikle benim Sevgili &lt;u&gt;Gönüldaşlarım&lt;/u&gt; yapsın. Ve yapanların cevaplarını okumayı istiyorum. Sevgilerimle...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;em&gt;(Biraz geç yayınladım mimi çünkü yazılarımı çok sık bir şekilde paylaşmayı sevmiyorum. Blogun da dinlenmesi gerektiğine inanıyorum.)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgweViXRxKc0hyphenhyphen20BhREq6OXYzAGtm7r2WqA9pJ7oh0zHEehUi7DxLAitER1jAUNuXdIUvuFeV8DdxERDqZeM3uvSzUX1SJdcXR6-H7eIiKu7gTkEdjC1PYyEHsldiziqZm260uvi2nYGQ/s72-c/imagesT1SPXQKC.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">22</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.799240999999988 39.584794399999964</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.030127499999985 38.293900899999961 41.568354499999991 40.875687899999967</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Gün Gelir Kelimeler Olur Celladın</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/02/gun-gelir-kelimeler-olur-celladn.html</link><category>Deneme</category><pubDate>Mon, 13 Feb 2017 19:31:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-5896517427992685630</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjD0fVJ4Quw0pLsyoAO6NvNDjVJw3O5JZEioJezsqshYRATlk-Rjyh1EvZq9OUcu8GbwJU7utNssbQibsmZNPaSM_GTOCmvhJy0ZpVRwr7Rsccr1SdtWUkM9K2_rDjnC0o8SYYfoNm8R8U/s1600/untitled.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="321" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjD0fVJ4Quw0pLsyoAO6NvNDjVJw3O5JZEioJezsqshYRATlk-Rjyh1EvZq9OUcu8GbwJU7utNssbQibsmZNPaSM_GTOCmvhJy0ZpVRwr7Rsccr1SdtWUkM9K2_rDjnC0o8SYYfoNm8R8U/s400/untitled.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Bazen kalemim defterin başında kimsesiz gibi. Bende yabancı kalıyorum ona. Çünkü ne yazacağımı bilmiyorum. Sanki kelimelerim kayıp, sanki yabancıyım kağıda, kaleme. Gülüşlerim kırık gibi bu günlerde. Sevinçlerim kursakta kalmış yarım. Kar mı dondurdu acaba hislerimi, &lt;em&gt;&lt;u&gt;yoksa yüreğim mi yaşıyor kışı.&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Kim anlıyor tam olarak diğerini? Ya beni anlayan oldu mu? Kalbimi tam manasıyla gören. Kalbimin acıdığını hissediyorum. Yaralanmış olmalı, sahi kaçıncı yara bu? Saydım mı? Saymam, sanırım sayıların sonsuzluğunca kırıklarım. Yaşım erken daha, sonsuz kırıklar devam edecek yani. Yook kendimi kandırmak gibi bir durumum yok, olmayacakta. Gerçekçi olmalıyız. &lt;em&gt;Hayat, daha doğrusu insanlar canımızı acıtacak kadar gerçek.&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; İnanın söz çok yaralayıcıdır. Bir insanın ağzında öldürücü bir silaha dönüşebilir. Ve o insan silahını hiç düşünmeden kullanır. Öldürmez yaralı bırakır. Ama bilmez ki zamanı gelince kendi kelimeleri onun celladı olacak. Azap edecek her gün. Ben hiç bir şey yapmayacağım. Yani yapmama gerek kalmayacak. Hayat kesecek yaptıklarının biletini. Kendi kelimelerinden bir otobüste azaba yolculuk edecekler. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ilımlı bir insan oldum hayatımda. İnşallah devamında da böyle olurum. Ağır kelimeler ediyoruz çünkü düşünmüyoruz. Beyni paslı çoğu kişinin. Kendine hizmet eden düşünceleri olanların ki ise bir imalat hatası gibi duruyor. Daha doğrusu zorla bozuyorlar beyinlerini. Bozuk beyin kalbe yanlış olanları iletiyor. Kalp kabul etmeyip geri bildirim gönderiyor. Beyin anlamıyor onu, kalp kırılıyor. Hasarlı bir beyin kırık kalp oluyor insanda.&lt;u&gt;&lt;strong&gt; Kalbinin kırıklığı umurunda değil, kalpsiz olarak yola devam ediyor.&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ah birde sevdiklerimin canını yakmıyorlar mı sözleriyle. Başka acıyor canım. Yaralı bir hayvan acı çeker ya o şekil oluyorum. Acım anlaşılmıyor, ses geliyor ama demek istediklerim, dediklerim dünya üzerindeki dillerden olmuyor. Sonuç, anlayan yok.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Hayat bir yolculuk. Zor bir yolculuk, mevsimin bir düzeni yok. Aylar kaç gün anlaşılmıyor&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;. Mesela her gün 24 saat olmuyor. &lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;Bazı günler asır gibi. Bazı yıllar bir gün gibi geçiyor. Havanın ne zaman kararacağı belli değil. Bazen günler hep gece olarak geçiyor. Geçiyor öyle bir geçiyor ki; şarap yapılmaya hazırlanan üzümler gibi ayaklar altına alıp geçiyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Zaman hoyrat bir at gibi. Ne&amp;nbsp;vakit hırçınlaşır kestiremiyoruz. &lt;em&gt;&lt;u&gt;Vücudum zamanın yaralarıyla dolu.&lt;/u&gt;&lt;/em&gt; Her tarafından zaman akıyor. Pansuman yapamıyorum. Tutamıyorum akan zamanı. Su gibi akıp geçtiği, katılaşıp dağ gibi geçilmez olduğu da oluyor. Oluyor bunlar, ölüyor kimileri. Ah şu dünyanın düzeni, doğuyor kimileri. Ya yaşayanlar, ölmek için yaşamalı. Halbuki tam tersini yaparak yaşıyoruz, daha da yaşamak için yaşıyoruz. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Kimin yaşamını yaralayıp yaşadığımız önemli olmuyor. Vampir gibi yaşamları emiyoruz. İnsanız ya,&amp;nbsp;vay be hakikaten bayağı insanız. Üzgünüm ama bayağılaştınız.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Öyle haberler görüyorum ki. Yahu diyorum kelime yeter mi anlatmaya. Bir şey demeye var mı kelimen Büşra diyorum. Ne derim görsem acılara maruz kalanları. Üzgün olduğumu mu, hatalarının olmadığını mı? Geç&amp;nbsp;geç Büşra "Bekleme Yapma" açıkçası. Sus, susmalısın belki de. Konuşman gereken yer, insan olman gereken yer. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ha birde bunları da siyasete bağlayanlar var ya. Yani size varda&amp;nbsp;diyeceklerim; boşuna insanların gözlerini yorup, haklarına girmeyeyim. Siyaset, her şey siyaset. Açıkçası siyaset yapacak olsam siyaset okurdum. Öyle konuşurdum bu kadar bilmişçesine. Konuşmanın kolay olduğu şu dünya da bir şeyler yapar öyle konuşurdum. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ah şu kalem var ya niyeti kalem etmek. Neler yazdırdı bana, ne kelamlar etti? Var olsun kalemimiz. İnancım odur ki doğruları yazdırsın. İsteğim odur ki; adalet terazisi vicdan hep canlı olsun. Yazacağım odur ki; kalp beynin öğretmeni olsun. Temennim odur ki; beyinle kalbin alışverişi sağlıklı olsun.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Gönüldaşlar, şu hayatta sağlıklı olması gereken bir şey varsa gönlümüzdür. Bolca sevgiyi, kocaman gülücüğü, iyi sözü, umudu eksik etmeyin. Acılar olacak kandıramam ne sizi ne kendimi. Yalnızlığınızı da sevin bana sorarsanız. Sormazsanız da kaliteli kalabalıklarınız olsun. Yalnızlığı seviyorum, yalnızın Rabbi olsun, kalabalığın boş gürültüsünden kim korkar.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Gönlünüzdeki sevgiyle kelam edin, kırmasın kelimeniz. Kelimelerinizden sevgi kaleleri inşa edin, kırmasın kimseyi. Acı gülüşlere, güçlü bir gülücük savurun. Unutmayın &amp;nbsp;"&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Gün Gelecek Celladınız Olacak Kelimeleriniz" &lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;ona göre kelam edin...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;em&gt;&lt;u&gt;Sevgiden geldiniz, Sevgiyle var olun...&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div align="right"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Aşkı Zikreden Yazar" &lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjD0fVJ4Quw0pLsyoAO6NvNDjVJw3O5JZEioJezsqshYRATlk-Rjyh1EvZq9OUcu8GbwJU7utNssbQibsmZNPaSM_GTOCmvhJy0ZpVRwr7Rsccr1SdtWUkM9K2_rDjnC0o8SYYfoNm8R8U/s72-c/untitled.png" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">24</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.799240999999988 39.584794399999964</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.030127499999985 38.293900899999961 41.568354499999991 40.875687899999967</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>1 Adet "Mim Davetiyeniz" Bulunmaktadır!</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/02/1-adet-mim-davetiyeniz-bulunmaktadr.html</link><category>Mim</category><pubDate>Sun, 12 Feb 2017 15:36:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-2210474651694490779</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEirJlg0rzEkuJxx2GnyVVgX7pnnvj3YiA7NMur73-XZM750-2_vvEEQgTrMgjSjqsx73UWFRMy6AE-J3B5w-C8kJ17eUQZZB4R0yCv3-pMjz6OD2Fo3eUw8PofpUDNbKewkFIeVcZW8ugo/s1600/mim.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEirJlg0rzEkuJxx2GnyVVgX7pnnvj3YiA7NMur73-XZM750-2_vvEEQgTrMgjSjqsx73UWFRMy6AE-J3B5w-C8kJ17eUQZZB4R0yCv3-pMjz6OD2Fo3eUw8PofpUDNbKewkFIeVcZW8ugo/s640/mim.JPG" width="360" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;
&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&amp;nbsp;Sevgili&amp;nbsp;&lt;/em&gt;&lt;a href="http://mcdrgnn.blogspot.com.tr/"&gt;&lt;em&gt;Mcdrgnn&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt; mimlemiş. Hani posta kutusunda bir haber bulursun ya öyle mutlu oluyor insan mimlendiğini görünce:)) Çünkü sana sorulanlar var, cevaplayıp postaya veriyorum, hemen :)))&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;Bu arada Mcdrgnn blogda tanıdığım güzel kalpli bir blogger arkadaşımız. İyi ki&amp;nbsp;tanımışım, güzel öğretmenimizin öğrencileri çok şanslı. Sevgiler canım, sana ve öğrencilerine...:))&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;em&gt;&lt;u&gt;Geçelim cevaplara,&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;1) Sihirli bir deneğin olsa hayatın da hangi anı değiştirmek isterdin?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Değiştirmek istediğim bir an yok. Hayatımızda olanların hep olması gerektiği şekliyle olduğuna inanırım. Demek ki en doğrusu en hayırlısı buydu ki böyle oldu. Belki beni kaderci olarak nitelendirebilirler ama benim inancım bu şekilde. Dua etmeyi bil, duan varsa Duyan'da vardır unutma...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;2) Küçükken büyünce ne olmak isterdin, neden? Şu an mesleğin ne?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Küçükken ilkokula gittiğimiz zamanlarda yani&amp;nbsp;öğretmen olmak isteğimi söylerdim. Tabi sınıfta ki herkeste. Sonra ki zamanlarda öğretmen olmak istemediğimi anladım ve ne olmak istediğimi sorguladım. Şu an Harita Teknikeriyim. Kpss'den yeterli puanı aldım, atamaları bekliyorum. Ama artık ne olmak istediğimi çok iyi biliyorum. Yazar olmak istiyorum hatta başarabilirsem Yazar-Şair. Biliyorum ki yazmak benim dünyadaki anlamım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;3) Burçlara inanır mısın? Burcunun özelliklerini taşıyor musun?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Burçlara inanırım ama sadece özellik olarak. Hani şu yıl şöyle geçecek, bugün dikkatli ol, aman seyahat etme, yıldız falı tarzı olanlarına inanmam. Dediğim gibi burcun belli başlı özellikleri vardır ya ona inanırım. Aslan burcuyum ve tam bir aslanım diyebilirim. Aslında sakinimdir ama sinirlenince öfkem beni bile bazen korkutur. Kolay kolay sinirlenmem yalnız. Sakinliğimi korumaya çalışırım. Beni en çok öfkelendiren ise insanların canımı yakmak için söylediği sözlerdir. Birde dış görünüş olarak soğuk durduğum söylenir, kibirli duruyormuşum, sert mizaçlı olmamdan belki. Zaten tanıdıktan sonra hiçte öyle değilsin sözlerini çok duydum. Buradan da aslan burcu olanların kibirli olmadığını söylemek isterim. Kibir bir kere Müslümana yakışmaz zaten :))&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevaplarken çok keyif aldım, Sevgili &lt;a href="http://mcdrgnn.blogspot.com.tr/"&gt;Mcdrgnn&lt;/a&gt;&amp;nbsp;çok teşekkür ederim...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bende Sevgili &lt;a href="https://acemidemirci.blogspot.com.tr/"&gt;Acemi Demirci&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://bayanyazar1.blogspot.com.tr/"&gt;Bayan Hohori&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.eceevren.com/"&gt;Ece Evren&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://sessizkaldim.blogspot.com.tr/"&gt;Sessiz Kaldım&lt;/a&gt;&amp;nbsp;mimliyorum. Ve onların cevaplarını da merakla bekliyorum...&#128522;&#128522;&#128522;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEirJlg0rzEkuJxx2GnyVVgX7pnnvj3YiA7NMur73-XZM750-2_vvEEQgTrMgjSjqsx73UWFRMy6AE-J3B5w-C8kJ17eUQZZB4R0yCv3-pMjz6OD2Fo3eUw8PofpUDNbKewkFIeVcZW8ugo/s72-c/mim.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">14</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.799240999999988 39.584794399999964</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.030127499999985 38.293900899999961 41.568354499999991 40.875687899999967</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>"Satır Arası" Mim 3</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/02/satr-aras-mim-3_10.html</link><pubDate>Fri, 10 Feb 2017 20:41:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-4961715495257522987</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEic9_7LZivszlKvTtx73h3W-pI5ZhyphenhyphenKPpqCK-9RMYLEqxr6G9Xv5IcDgmexqonNFKpfP4lvW-N0aK5pogMRxtmVy2CsJyvXYi81q4gwTpcOu_ovPmMP9dHfTBSKdk9W3peT01LctFdwj9g/s1600/sat%25C4%25B1rmim.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="211" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEic9_7LZivszlKvTtx73h3W-pI5ZhyphenhyphenKPpqCK-9RMYLEqxr6G9Xv5IcDgmexqonNFKpfP4lvW-N0aK5pogMRxtmVy2CsJyvXYi81q4gwTpcOu_ovPmMP9dHfTBSKdk9W3peT01LctFdwj9g/s640/sat%25C4%25B1rmim.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Sevgili &lt;a href="http://www.eceevren.com/"&gt;Ece Evren&amp;nbsp;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;Ablamız beni mimlemişti. Ama bazı yoğunluklardan dolayı yapamadım mimi. Kusuruma bakmaz inşallah. Ve ona buradan teşekkür ediyorum. Çünkü mimleri cevaplamayı da okumayı da çok seviyorum. Geçelim cevaplara...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;1) Bugüne kadar bloğuna gelmiş, seni en çok etkileyen (hayal kırıklığına uğratan yada çok mutlu eden yorumu paylaşır mısın?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Aslında bütün yorumlara çok önem veriyorum. Çoğu da beni mutlu ediyor. Ama bir yorum paylaşayım yine de hatırımda kalan ve benim de yazma amacımı çok güzel anlatan. Sevgili &lt;a href="http://deryadadamla.blogspot.com.tr/"&gt;Deryada Damla&lt;/a&gt; 'nın yorumunu aynen paylaşıyorum;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;em&gt;"Dilerim ki nsanlarin hep yasayacak hayalleri olsun. Senin gibi duyarli genclerin varligi icimizdeki umudu yesertiyor. Emegine saglik."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;2) Okuduğunda seni günlerce etkisi altına alan kitap var mı? Varsa hangisidir?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
Aslında daha o kitabı bulduğumu düşünmüyorum. Ben bir kitabı bitirdikten ya da bir filmi izledikten sonra tekrar tekrar başa alır oynatırım. Düşünürüm bir süre çevredekilere de düşüncelerimi aktarır, onları biraz bıktırırım &#128522;&#128522; Ama şimdiye kadar okumaktan en keyif aldığım kitap Sinan Yağmur'un "Aşkın Gözyaşları-Şems-i Tebrizi" kitabıdır. Hatta Şems-i Tebrizi'yi tanımayı&amp;nbsp;çok isterdim. Ve beni bir kitabın etkilemesi için&amp;nbsp;rant kaygısı olmadan, insanlara bir şeyler öğretmek, bilinçlendirmek amacıyla yazılması yeter. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;3) Hayatında dönüm noktası olduğuna&amp;nbsp;inandığın bir gün, an ya da yıl var mı?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Böyle bir gün de yok yani benim hayatımın dönüm noktasıdır dediğim bir zaman olmadı. Hayatta gözümüzü açtığımız her gün dönüm noktamızdır bana göre. Bir gün daha belki bahşedildi sana, bilmediğin ölümüne kadar yaşa. Güzel yaşa...&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Ama illa bir cevap vermem gerekirse yazmaya başladığım gün diyebiliriz. İki yıl kadar önceydi, bir yaz akşamıydı. Tam tarihi hatırlamıyorum maalesef. İlk yazdığım yazıyı da paylaşmadım daha, belki bir gün sizlerle de paylaşırım...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Geldik bir mimin sonuna daha, beni mimleyen Sevgili Ece Ablaya teşekkür ederim tekrar. Sevgiler, sevgiyle kalın...&#128522;&#128522;&#128522; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(Eğer bu mimi yapmak isteyen olursa lütfen&amp;nbsp;yapsın, okumayı çok isterim.)</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEic9_7LZivszlKvTtx73h3W-pI5ZhyphenhyphenKPpqCK-9RMYLEqxr6G9Xv5IcDgmexqonNFKpfP4lvW-N0aK5pogMRxtmVy2CsJyvXYi81q4gwTpcOu_ovPmMP9dHfTBSKdk9W3peT01LctFdwj9g/s72-c/sat%25C4%25B1rmim.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">14</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.799240999999988 39.584794399999964</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.030127499999985 38.293900899999961 41.568354499999991 40.875687899999967</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Bu, Bir Kitaba Hayran Olup Kelimenin Yazıyla Olan Vuslatıdır</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/02/bu-bir-kitaba-hayran-olup-kelimelerin.html</link><pubDate>Wed, 1 Feb 2017 20:55:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-4224499384401643800</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjyMe445Zb2nwIrGj9PXh-qEXD4X9ABPX9LUa9rZRS3YTVbgdCqNYm-CFJH8Ll9iHiB2X0DJFkhJ0ClGcx6NxeOiqEKiXjDwZnQb8GmZPvxe1-1D3DwDkSEf4VqTOhjSnsRq7aQPx4EREM/s1600/20170201_193952-COLLAGE.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjyMe445Zb2nwIrGj9PXh-qEXD4X9ABPX9LUa9rZRS3YTVbgdCqNYm-CFJH8Ll9iHiB2X0DJFkhJ0ClGcx6NxeOiqEKiXjDwZnQb8GmZPvxe1-1D3DwDkSEf4VqTOhjSnsRq7aQPx4EREM/s640/20170201_193952-COLLAGE.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&amp;nbsp; Bir kitap düşünün konuşan. Düşünün bir kitap ruhu olan. Nice insanlar eskitip, eskimeyen bir hikayesi olan. Nefes alan bizler gibi. Ama dünyaya bağlanmamış bizler gibi. Düşünün bir kitap ki tek isteği hatırlanmak olan. Vefaya insandan çok önem verip, daha mühim gören.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; İskender PALA öyle bir kitap yazmış ki; ben anladım ki daha yazının kapısını çalmış değilim. Ben henüz yazının yoluna girmiş değilim. Ben yazının yolunu ararken labirentlerinde kaybolmuş bir acemiyim. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt; "Babil'de Ölüm, İstanbul'da Aşk"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ölmek öyle bir ölmek ki hiç bu kadar yaşam dolu olmamıştı. Aşk öyle bir aşk ki hiç bu kadar anlama dolmamıştı. Okumak nasip olsun her birimize. Bir yazarın kalemini ustaca konuşturmasına şahit olmanızı isterim. Yazıyla büyülenmek, kelimeyle büyülemek bu olsa gerek.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Nasıl kelimeler bu denli kusursuza yakın bir araya gelir. Nasıl bir yazar mükemmeli bu denli zorlar. Nasıl bir derstir ki tüm zamanlara tesir edici nitelikte olur. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Tarih nasıl böyle hızlıca geçer bir kitabın sayfalarından. Nasıl sığar bir kitaba dünyanın düzeni. İnsanların dünyaya yenilişi. Ve insanın kaç asırlardır bilgiyi paraya tercih edişi, sığar bir kitabın satırlarına. Her defasında bu denli yenilir üstelik insan ihtiraslarına. &lt;em&gt;Ders almıyoruz demek ki, okuyoruz ama kalp süzgecinden geçirmiyoruz.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;em&gt;&lt;u&gt;Gayemiz aşkken&amp;nbsp;şu dünyada, biz dünyaya aşk eyliyoruz...&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Kitabı çok sevdiğim bir&lt;strong&gt; Gönüldaş&lt;/strong&gt; bize vermişti.&amp;nbsp;Fikrimce&amp;nbsp;her kitaplıkta olması gereken bir&amp;nbsp;zenginliktir.&amp;nbsp;Belki de Babil'in İlah Heykelleri'nden bile değerlidir. Ama ben bizdeki kitabı okumadım. Hiç bilmeden kardeşimde&amp;nbsp;okul kütüphanesinden aynı kitabı almış. Ve ne tesadüf ki başka birisi o kitabı kütüphaneye bir etkinlik ile bağışlamış.&amp;nbsp;Kaç&amp;nbsp;el değmiş kitaba...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; İnanır mısınız&amp;nbsp;kitabın arasında gül yaprakları bile vardı. Artık kitabın&amp;nbsp;rengini almaya başlamışlardı bile.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi-ucRZfF4wDldYFLtzH7xSF40PCPubqquhPttcary89daxRyK20pfbLO8gijCySBlL4shugtv73q6-1G5ENNlX9LHKjJd0RStcVtoHMgJ-SWLsWo2g_Cl9kvfGr38qDftl5_N1Ngo6DCQ/s1600/IMG-20170201-WA0002.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi-ucRZfF4wDldYFLtzH7xSF40PCPubqquhPttcary89daxRyK20pfbLO8gijCySBlL4shugtv73q6-1G5ENNlX9LHKjJd0RStcVtoHMgJ-SWLsWo2g_Cl9kvfGr38qDftl5_N1Ngo6DCQ/s400/IMG-20170201-WA0002.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Kitapta Fuzuli'nin "Leyla ile Mecnun Mesnevisi" nin yolculuğu anlatılıyor.&amp;nbsp;Ve dizelerine gizlenen sırları. İnsanın ihtiraslarıyla&amp;nbsp;mücadelesi. Kaç asır, kaç insanın&amp;nbsp;eline geçiyor mesnevi. Kaç ülke kaç&amp;nbsp;millet görüyor. Kaç insanın hatıralarını saklıyor bağrında.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Eline geçtiği insanlara "Efendim" diyor mesnevi.&amp;nbsp;Ben de&amp;nbsp;elimdeki kitaba&amp;nbsp;bakıp&amp;nbsp;dedim&amp;nbsp;ki; insanlara yakışmıyor efendilik ancak bir kitaba yakışır efendilik. Kitap öğretir, bıkmadan saklar yazılanları bağrında. Kitap, vefakardır unutmaz. Yani&amp;nbsp;efendilik verilecekse birisine kitaplara verilsin. İnsanlar köleliği ister oldu.&lt;strong&gt;&lt;em&gt; Dünyanın gönüllü&amp;nbsp;köleleri...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Gönüldaşlar bende tıpkı L&amp;amp;M Mesnevisi gibi insanların elinde seyahat eden bir kitaptan okudum, İskender PALA'nın değerli eserini. Böyle olması daha çok içime sindi. Şimdi neyi merak ediyorum biliyor musunuz? Acaba kitap benden razı mı? Hakkıyla okuyup anlayabildim mi&amp;nbsp;yazılanları? Samimi görüp açtı mı bana içini. Dilerse ben ona &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Efendim"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; derim. Ve dilerim dilinden anlayan insanlarla karşılaşsın.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Ve yine dilerim ki kitaplar kalbi kütüphane olan insanların elinde hayat bulsun...&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Okumak, öyle bir okumaktı ki bu kitabı zamanın içinden geçmek gibiydi. Sabır gerekti okumaya. Zamanın&amp;nbsp;köprüleri kolay kurulmuyor ne de olsa...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; İskender PALA çok değerli bir yazar. Bu kitabıyla tanımadım onu. Onun gibi bir insanın ülkemizde olması, yazıyor olması ve yazdıklarını okuyor olmak Rabbin&amp;nbsp;lütfudur insanımıza. İnşallah kıymetini bilelim. Ve fark ettim ki 392 sayfalık&amp;nbsp;bir kitabı&amp;nbsp;(Bendeki basımında 392 sayfa yani)&amp;nbsp;yazmak için binlerce bilgi gerekliymiş. Bir cümleye nasıl sığmış onlarca bilgi. Ve değerli yazarımız&amp;nbsp;o kadar sıradan ve mütevazi yapmış ki bunu, geçin kitabı satırdaki cümleye hayran bırakıyor insanı.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yazar insanın, okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hatta mutlaka okunmalı. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;em&gt;Ben ki kalemin kölesi olmaya dahi erişmemiş biçareyim.&lt;/em&gt; Dilerim bir gün İskender PALA okur bu yazdıklarımı. Gerçekten gönlümde yer etti bu kitap ve yazarımız. İnanırım ki bir çoğumuzun da.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; O &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Divan Şiirini Sevdiren Adam"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ve kelimeye hayran bırakan bir insandır. Kitabın içinde insanı kaybettiriyor. Kaleminiz dert görmesin güzel insan. Yazdıklarınızı hakkıyla anlayabiliriz inşallah. Ve yazdıklarınızın asıl manası olan vefakar olmayı hayatımızın her devresine katarız.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yolunuz açık, yazdıklarınız hep var olsun...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ve sizlere en çok etkilendiğim dizeleri yazmak isterim:&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Leyla, eğer ben ben isem, nesin sen;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yok sen sen isen, ya neyim ben?..."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&lt;u&gt;&amp;nbsp; Okuyan vardır zannımca kalbimde kitabın sıcaklığını, samimiyetini hissediyorum... Sevgiyle kalın, aşkı, gerçek aşkı dünyaya değişmeyin...Okuduysanız sabrınıza sonsuz teşekkürler...&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgowLeF5fWyHQnvlWBx_RUnIZbNa-QgHtS7WylcsNqs6YRe0xuuqpU7zrh18FEwI9v_rIn3edHDZwTzWCNb22RZBYb2jHzpyZbt1SaP_3N6OM6tU91Q9MlIJHvReSzQMh-rRVr00WIhIic/s1600/IMG_20170201_193829.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="640" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgowLeF5fWyHQnvlWBx_RUnIZbNa-QgHtS7WylcsNqs6YRe0xuuqpU7zrh18FEwI9v_rIn3edHDZwTzWCNb22RZBYb2jHzpyZbt1SaP_3N6OM6tU91Q9MlIJHvReSzQMh-rRVr00WIhIic/s640/IMG_20170201_193829.jpg" width="360" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjyMe445Zb2nwIrGj9PXh-qEXD4X9ABPX9LUa9rZRS3YTVbgdCqNYm-CFJH8Ll9iHiB2X0DJFkhJ0ClGcx6NxeOiqEKiXjDwZnQb8GmZPvxe1-1D3DwDkSEf4VqTOhjSnsRq7aQPx4EREM/s72-c/20170201_193952-COLLAGE.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">30</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Trabzon Merkez/Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">41.0026969 39.716763300000025</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.9068164 39.555401800000027 41.098577399999996 39.878124800000023</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Bir Gün</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/01/bir-gun.html</link><category>Şiir</category><pubDate>Mon, 30 Jan 2017 19:07:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-4636093956923045229</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Sarhoş olsaydım bir gün,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Muhakkak seni sevdiğimi söylerdim.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Gözlerine bakmaya doyamadığımı,&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiR5nPeZYx39oY15gVaLFlo2z5aZmxsjJohLmKxDqjdRk0syPjOIiy4LRiTQZ7NFjtSmUtXbFwnpNeCyzvnuMazUiVcdSNQk3JNraeEosd_DWhvGmVv1c2IptC6MqIqMClbu8k-IYIcb4s/s1600/Gece-G%25C3%25B6ky%25C3%25BCz%25C3%25BC-G%25C3%25BCnbat%25C4%25B1m%25C4%25B1-5.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiR5nPeZYx39oY15gVaLFlo2z5aZmxsjJohLmKxDqjdRk0syPjOIiy4LRiTQZ7NFjtSmUtXbFwnpNeCyzvnuMazUiVcdSNQk3JNraeEosd_DWhvGmVv1c2IptC6MqIqMClbu8k-IYIcb4s/s320/Gece-G%25C3%25B6ky%25C3%25BCz%25C3%25BC-G%25C3%25BCnbat%25C4%25B1m%25C4%25B1-5.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Gözlerimin sadece seni görmeyi dilediğini söylerdim.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Sarhoş olsaydım bir gün,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Dağıtırdım her yeri,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Fazlaca düzgün kalmışım hayatta.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
İçince daha cesur severdim ben seni.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Sarhoş olsaydım bir gün,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Şişenin dibini görür,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Evinin önünde sabahlardım,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Yanında olamadığım günler hatırına.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Eğer bir gün&amp;nbsp;sarhoş olursam,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Seni sevdiğimi söylerim,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
En cesur halimle.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ama en korkak halimle şiirimi yaşıyorum,&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ve sadece yazıyorum "Seni seviyorum..."&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; "Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
(Sevmek zor bu hayatta, hakkıyla sevebilmek. İnsanın karşılıksız sevebilmesi. Artık kimse kimseyi çıkarı olmadan sevemez oldu. Ve kimsenin sevgisine inanmaz olduk. Sevgimizi hakketmeyenlere verdik. Ne yazık ki hakkıyla sevilmedik belki de. Üzüldüğümüz kadar üzmedik, sevdiğimiz kadar sevilsek yeterdi... Kalbinde ki sevgiyi hakkıyla taşıyanlara selam olsun...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bu arada sevdiğimizi söylemek için illa&amp;nbsp;sarhoş olmaya gerek yok. Bakmayın ben yazdım ama bununla alakalı bir konu geçti bir gönüldaşla. Bende bu şekilde yazdım. &#128522;&#128522;﻿﻿﻿﻿﻿﻿﻿﻿)&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiR5nPeZYx39oY15gVaLFlo2z5aZmxsjJohLmKxDqjdRk0syPjOIiy4LRiTQZ7NFjtSmUtXbFwnpNeCyzvnuMazUiVcdSNQk3JNraeEosd_DWhvGmVv1c2IptC6MqIqMClbu8k-IYIcb4s/s72-c/Gece-G%25C3%25B6ky%25C3%25BCz%25C3%25BC-G%25C3%25BCnbat%25C4%25B1m%25C4%25B1-5.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">16</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Trabzon Merkez/Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">41.0026969 39.716763300000025</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.9068164 39.555401800000027 41.098577399999996 39.878124800000023</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Uçurumlardan  İntihar Eden Hep Benim Hayallerim Olsun</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/01/ucurumlardan-intihar-eden-hep-benim.html</link><pubDate>Thu, 26 Jan 2017 17:26:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-4610210367588426847</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSPz-hF0t1afV_VkPf2KJT6Vg16zWl2LzwsNT4JTwklOrvVI8ceHk0TELZ_Qffx5m7tFxm_ZWMeXa7vY_CVkEnXw6t1PDSswk_jBtLw1jzbrPG9_evlqFLYVT_48dVDtgLwy7MVvKj7kg/s1600/1911515_10200978745424692_1465103675_o.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="360" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSPz-hF0t1afV_VkPf2KJT6Vg16zWl2LzwsNT4JTwklOrvVI8ceHk0TELZ_Qffx5m7tFxm_ZWMeXa7vY_CVkEnXw6t1PDSswk_jBtLw1jzbrPG9_evlqFLYVT_48dVDtgLwy7MVvKj7kg/s640/1911515_10200978745424692_1465103675_o.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yazı olunca konu en çok insana yazılıyor. Yazı en çok insanda şekilleniyor. Okuyan, yazan insan; anlamayanda insanlar oluyor. İnsan anlamak istediğinde duruyor. Ötesine yol almıyor. Kendine hizmet eden anlamlar arıyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; İnsanların kelimelerinin dediğiyle kalbinin dediği birbirini tutmuyor. &lt;em&gt;Kelimeler süslü oluyor, niyet başka ama. Kalp zehir dolu, söz başka ama. &lt;/em&gt;Herkes kendi depreminde, diğerinin çığlığı değil umurunda. Enkaz altında kalanla kimse ilgilenmiyor. Herkes yeni katlar çıkma peşinde. Vicdan aşağı hırslar yukarı. Vicdan enkaz altında, hırslar çatı katında yaşıyor. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Hayaller yok artık, dünyanın kuralları var. "Sisteme hizmet" top10'da bir numara. Kimse uçurumlardan intihar eden hayallerin haberini yapmıyor. Çünkü haber değeri yok. İnsanlar o haberi okumaz. Ağlamaz ölen hayalleri. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Hani diyorum imkanım olsa da tüm uçurumlardan ölen benim hayallerim olsa. Kimsenin hayali ölmese. Yaralı kalıp can çekişmese. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Uçurumlardan intihar eden hep benim hayallerim olsun.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;İnsanlar yaptığın işle ilgilenmez oldu, kazandığın paralar sorulur oldu. Bak şimdi sen dünya parasıyla hayallerinin değerini tartamazsın. Dünya insanına beş para etmez gelir hayallerin. Hayali olmayana para gelir yaşamanın tek&amp;nbsp;anlamı. O yüzden hayali olanların hayalleri intihar etmesin. Benim hayallerim intihar etsin her birinin yerine. Kalbimdeki cenazelere eklense bir tane daha çokta mühim olmaz. Ağıtlar artsa kimse duyup rahatsız olmaz.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Şu dünya hayallerime değmeyecek kadar değersiz oysa. Ölen hayallerim bunu sorun da etmez.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
(Saat: 11.58)&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
(Saat: 12.42)&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yazmaya ara veriyorum, biraz. Tekrar başlıyorum. Yoruldum galiba. &lt;b&gt;&lt;i&gt;John Coffey gibi; "Yoruldum patron yağmurdaki&amp;nbsp;bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum." &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;Onu çok iyi anlıyorum. İnsanlarla yaşanmıyor. Çünkü insanca yaşamıyoruz. Hayvanlara yapılan eziyet haberlerini görünce çok utanıyorum. Kim yapar bunu birbirine hangi canlı? Galiba her birimizde hükmetme isteği&amp;nbsp;var, acımasızca. Kaderin ellerinde olmasını istiyorlar. "Yapıp yapmamak benim elimde." inancı onlara barbarca bir güç veriyor. Güzel yurduma yakışmıyor bu insanlar. Bu insanların hayata dair hayalleri yok. Hayalleri olan insanlar kötü olmaz. Hırsları olanlar en çok kendini batırır. Ama farkına varmaz. Şükür ki yiyecekleri bir tokat var. Ve pişmanlıkları fayda vermeyecek.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ah biz insanlar, insanlığın neresindeyiz acaba? Gerçekten yoruldum, uzun yollar yürümek isteyecek kadar yoruldum. Yorulmam gereken daha çok yol var. Gücüm yok. Samimiyet dilenecek kadar fakirleştim. Samimi olmayacak kadar bencilsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Süremiz doluyor, pişman olduğum bir hayat yaşamış olmaktan korkuyorum. Kırıldığım kadar kırmadım kimseyi. Kalbim artık onarılmayacak kadar harap. Biliyorum daha tahmin bile edemeyeceğimiz kırgınlıklar yaşayacağız. Anlamını bilmediğimiz kelimeler öğreneceğiz . Yolunu bilmediğimiz kalplere uğrayacağız. Daha çok yarı yolda bırakılacağız. Daha akmayan gözyaşlarımız var. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Daha kurulacak hayaller, hayallerin atlayacağı uçurumlar var. Kan gölüne dönecek kalpler var. Dökülecek, beyazlayacak saçlar var. Geçecek mutluluklar, gelecek acılar var.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Hayallerde malzemeden çalmıyorum. Ama yıkılabiliyor. Galiba olmayacak insanlarla kuruyorum hayalleri. Ve size yaptığım küçük bir haberle veda ediyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;em&gt;"Soğuk bir tepede meydana gelen olay, büyük bir şaşkınlık yarattı. Son süratle gelen hayal, tepede çığlık çığlığa bağırdı. İnsanların yüzüne tükürdü. Onu buraya sürükledikleri için. Yetkililer ne yapmaları gerektiğini bilmiyordu. Ve hayal kendini boşluğa bıraktı. Genç bir kızın çığlığı gibi, bir annenin ağıtı gibi, bir dedenin hıçkırığı gibi, bir delikanlının kan çanağı gözleri&amp;nbsp;gibi, insanlığın çöküşü gibiydi atlayışı. Haber yaptık bunu. Atlayan bir insan mıydı, bir hayal miydi, bilmiyoruz. &lt;strong&gt;Bildiğimiz insanlar hayalleri yaşatmaz, hayaller insanı yaşatır&lt;/strong&gt;. Bildiğimiz kimin öldüğü değil. Bildiğimiz geçmeyecek olan şaşkınlığımız.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&amp;nbsp; Şahit olduğunuz bu tip olaylar varsa söyleyin haberini yapalım. Ölen hayaller yaşamıyorsa yaşayan insanların anlamı olmuyor."&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
(Kaç zamandır yazamıyordum. Zor oldu tekrar kalemi yazıya kavuşturmak. Yazdıran Rabbe şükürler olsun. Okuyan gözlerde dert görmesin. Sevgiyle, sağlıcakla kalın. Tüm sevdiklerinizle Allah'a emanet olun.)&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Aşkı Zikreden Yazar" ﻿&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSPz-hF0t1afV_VkPf2KJT6Vg16zWl2LzwsNT4JTwklOrvVI8ceHk0TELZ_Qffx5m7tFxm_ZWMeXa7vY_CVkEnXw6t1PDSswk_jBtLw1jzbrPG9_evlqFLYVT_48dVDtgLwy7MVvKj7kg/s72-c/1911515_10200978745424692_1465103675_o.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">10</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Trabzon Merkez/Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">41.0026969 39.716763300000025</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.9068164 39.555401800000027 41.098577399999996 39.878124800000023</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Yazarın Kayıp Sayfaları 1</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/01/yazarn-kayp-sayfalar-1.html</link><pubDate>Wed, 18 Jan 2017 18:19:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-5092579569623150630</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5n0dWFelEt1JeoZedWnFh3vgvYRmRkyq7X5Zg7Y940qutzb6xg1aHwEVYgXUDBlCvTyLhSA309x-0pfMM-CiQtktE3Eg8oH48XFjj7iTl2XpNRrH2OBwgy5dQt8NPFENFTyYUs-TpwYo/s1600/kitap-wallpaper.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5n0dWFelEt1JeoZedWnFh3vgvYRmRkyq7X5Zg7Y940qutzb6xg1aHwEVYgXUDBlCvTyLhSA309x-0pfMM-CiQtktE3Eg8oH48XFjj7iTl2XpNRrH2OBwgy5dQt8NPFENFTyYUs-TpwYo/s640/kitap-wallpaper.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; Nefret ediyorum bazen her şeyden. Ne acı değil mi? Oysa ki hayattan nefret edilmemeli. Çünkü nefret olgusunu yaratan insanlar değil mi? Bu yükü hayata yüklememeli. Canımı yakıyorlar sürekli, bağırıp çağırıp susuyorum. Bağırıp çağırmalarım sessiz benim. Soluksuz susuyorum. Kimsenin de umurunda değil sustuklarım, gözyaşlarım, kırgınlıklarım. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Kimse omuz vermiyor bu hayat oyununda. Dizlerim kan içinde, çok düştüm. Kalkmaya mecalim yok artık. Başımı doğrultacak gücüm yok. Herkesi tebrik ederim bana karşı olan hayat oyununu kazandınız. Sonsuz tebrikler önünüzde saygıyla eğiliyorum. Evet, evet saygıyla. Şaşırmayın sizde olmayan bende var, var olmaya devam edecek. Eğer biraz saygınız olsa gülüşümü soldurmazdınız bu denli, bu denli akmazdı gözyaşlarım. Kırgınım hiç geçmeyecek kadar ve yorgunum hiç yaşamayacak kadar.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Acının bir sonu yok Değerli Okuyucularım ya da yazılanları hiç&amp;nbsp; okuyamayacaklarım. Sanmayın ki en kötü olanını daha yaşamadınız. Daha yaşamadıklarınız en acıları. Ne oldu çok mu dürüst oldu dediklerim? Böyle, böyledir; böyle olagelmiş ve böyle olacak. Nasıl daha iyisi her zaman varsa daha kötüsü daha acısı da her zaman var olmaya devam edecek.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ben yaşayamıyorum şu insanlarla. Gitmeli miyim? Nereye acaba? Kendimden kaçabileceğim bir yer varsa söyleyin. Yazıyorum ama yırtıp atacağım bu sayfaları. Akıllının biri bulmasa bari. Bulup okumasa okuyup insanların okumasına sebep olmasa. Akıllı çoktur hayatta. Bulur birileri. Söyleyin o bulan kişiye Değerli Okuyucularım bana akıl vermeye kalkmasın. Ne oldu üslubum mu kaba? Kusura bakmayın zamanında çok kibar davrandım insanlara, hakketmedikleri kadar. Okursanız sizde akıl vermeye kalkmayın. Çok beğenmediyseniz okumazsınız eğer bulan birileri olur da okursanız. Olmasın bulan birileri temennim bu yöndedir. Bulmasınlar beni kayıp olayım. Kaybolayım. İnsanların arasında silikleşeyim. "Yanlarından geçeyim de görmesinler beni." bu değil isteğim. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Geçmeyeyim kimselerin yanından. Kalem, kağıt olsun yanımda, özgürce yazayım. İğreniyorum, insan kılığındakilerden. Herkes uzman olmuş konuşmalarına bakılırsa. Siyaset uzmanı olmuş, mesela herkes. Onların dediklerini yaparsak kurtulurmuşuz. Bak sennnn. İşte bu yüzden ilerlenmiyor kardeşim. Niye işini en doğru şekilde yapmak varken; her salataya marul oluyorsun. Susmayı da bil bazen. Saygım azalmasın daha fazla size. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ya neyse yine canımı sıktınız. Hayal kuramaz oldum. Robotların benden daha fazla işlevi var. Hislerim yok olmaya başlıyor sanki. Kazandınız diyorum ya saygıyla eğiliyorum önünüzde. Yazıyorum ya yetiyor. Bir şey söyleyim mi, hiç birinizi sevmiyorum artık. Sağ olasınız kendimi de sevmiyorum artık. Yazdığım karakterlerde beni sevmez oldu. Hepsi baş kaldırıyor. Neymiş efendim; insanları sevmiyormuşum karakterleri sever miymişim? Size mi soracağım deyip çarptım kapıyı çıktım. Nereye gideyim çalacağım bir kapı yok. Eve gidiyorum, gitmiş oluyorlar. Huyları bir anda ortaya çıkmaktır da.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Neyse yoruldum yaşamaktan yoruldum. Konuşma şeklim değişti. Sesim yüksek çıkıyor artık konuştuğumda. Nadir de olsa konuşuyorum o zamanlar da işte. Herhalde beni duysunlar diye yüksek çıkıyor sesim. Ama konuşmadıklarımı duyun. Anlayın be ne olur? İnsan değil misiniz? Affedersiniz unutmuşum değildiniz. Bir insan ben mi kaldım? Ama sizde beni insandan saymıyorsunuz. Haklısınız ben dünya oyununu sizin oynadığınız gibi oynayamıyorum. Bilmiyorum kurallarını. Yenilmiştim doğru. Soluk almaya mecalim yok. Şu yazmak olmasa ne yapardım, iyice delirirdim ne olacak. Hafifte deliyimdir zaten. Eğer okuyan olursa farklı bir şey demez benim için nasılsa.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yazdım, yazdım uzun oldu. Yoruldum, yoruldum tez oldu. Genç yaşım, yaşlılığım oldu. Bastonum, dayanağım; kalemim oldu. Yüzümü okşayan, bana omuz veren; kağıdım oldu. Bir ben uymadım şu hayata, bir ben olamadım.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Kalemim de kızıyor bana. "Yazma böyle şeyler." diyor. "E ne yazayım, olanı yazıyorum" diyorum. Okşuyor elimi içli bir şekilde "Haklısın." diyor. Bazen benim yazamayacağımı o yazıyor. Var olsun kalemim, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Dertdaşım&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; benim.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Uzadı yine yazılanlar. Kimseyle paylaşmayı düşünmüyorum. Kayıp bu sayfalar, kayıp kalmalı. Bunlar hazine gibi bulanı zengin etmez. Başlı başına acı eder. Bir iki gülmeme sebep olmasa geceyle gündüzü ayırt edemeyecek haldeyim.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;em&gt; Okusanız bile Yazarın Kayıp Sayfaları'nı bilin yazarın kayıp kalacağını. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&amp;nbsp;&lt;u&gt; Son tavsiye Kayıp Yazar'dan size "Siz bulun kendinizi."&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;&amp;nbsp;"Kayıplığın İmzası Olmaz"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;(Ne zordur kayıp olanı gün yüzüne çıkarıp yazmak. Hele ki aksiyse satırların sahibi. Sağ olsun bana fazla zorluk çıkartmadı. Usulca araladım perdeleri gün ışığından yazdım kayıp olanları. Akıttım yaşadıklarını kalemimden, değmeden yaralarına.&amp;nbsp;Gecesi korkuttu. Gündüzü de gündüz gibi değildi. O kayıp kalacak, hayata imzası bu. Özür dilemeyecek üslubu için. "Çok beklersin." dedi bana. Ondan dilenecek çok özür varmış. "Bu onları affetme, özürlerini kabul etme&amp;nbsp;şeklim." diyor. Ne deyim yazmak, ne ağır, ne hafifletici. Kayıbı bulmazsınız, bulduğunuzu sanar sizde onunla kaybolursunuz. Kayıbım bende. Hepimiz bir parça kayıp değil miyiz? Kayıp parçalar görmezden gelinemez. Ya kabullenirsiniz kayıp yanınızı ya da kayıplığınızın yanında daha da kaybolursunuz. Sabrınıza sonsuz teşekkürler ve sevgiler. Hepimizin kayıp yanına yazıldı yazılınlar. Kayıp yanımıza yazmış olmalı... Sağlıcakla kalın...&#128522;&amp;nbsp;)&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg5n0dWFelEt1JeoZedWnFh3vgvYRmRkyq7X5Zg7Y940qutzb6xg1aHwEVYgXUDBlCvTyLhSA309x-0pfMM-CiQtktE3Eg8oH48XFjj7iTl2XpNRrH2OBwgy5dQt8NPFENFTyYUs-TpwYo/s72-c/kitap-wallpaper.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">22</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Trabzon Merkez/Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">41.0026969 39.716763300000025</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.9068164 39.555401800000027 41.098577399999996 39.878124800000023</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Kurduğunuz Hayallere Şu Anda Ulaşılamıyor</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/01/kurdugunuz-hayallere-su-anda-ulaslamyor.html</link><category>Hikaye</category><pubDate>Sun, 15 Jan 2017 17:33:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-6736120874489202462</guid><description>&lt;div align="center"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;13 Ocak 2017&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
(Saat 09.30'da yazıldı.)&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Lütfen Daha Sonra Tekrar Hayal Kurunuz&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiQP8P5EVpSmCVT4GKneIvSWlaLDgd9XB15JWAMHL0eJC60JQM6EDUzy1ATF9dembAWhSNWqBWAdkIg2jqufqWGPKYZvCJ0x6DRP8fABCEMR03KgiAD3Nsf8Xfu345SP4v025tFtwSlBls/s1600/livre-20nature-579da905d66dd.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="497" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiQP8P5EVpSmCVT4GKneIvSWlaLDgd9XB15JWAMHL0eJC60JQM6EDUzy1ATF9dembAWhSNWqBWAdkIg2jqufqWGPKYZvCJ0x6DRP8fABCEMR03KgiAD3Nsf8Xfu345SP4v025tFtwSlBls/s640/livre-20nature-579da905d66dd.jpg" style="-ms-user-select: none;" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Zamansız mıdır hayatta ki duygular? Hiç beklemediğin anda mı oluşur bazı hisler? Zamansız olan gözleriydi bana sorarsanız. Kalbimin ortasına nasıl düştü gözleri? Onu görmeme gerek olmadan, hayali yetiyordu beni darma duman etmeye. Nasıl bu kadar güçlü olur, nasıl yerle bir eder bu kadar? &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ben ki dünyadan kaçıp hayallere sığınan bir insan, kaçamıyorum ondan. Artık hayallerimde de o var. Bu nasıl bir imtihandır? Bu kadar uzak olup, bu kadar yakın olmak. Gözlerinin karanlığına hayran olup adım attığım gün kayboldum. Ama alışıyorum karanlığa. Yolunu bulup buradan çıkmam lazım. Artık hayallerime ulaşamıyorum. Sürekli olarak &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Kurduğunuz hayallere şu anda ulaşılamıyor. ﻿Lütfen daha sonra tekrar hayal kurunuz."&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; uyarısı alıyorum. Gözlerim isyana kalkıştı. Uykuyu reddediyorlar. Gece uyuyamıyorum, sabah kalkamıyorum. Sabahları baş ağrısı yerleşti yanıma. Gitmeye niyeti yok, bakışlarından anlıyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Uykularım&amp;nbsp;nasıl beni terki diyar etti anlamıyorum. Uykularımda dinlenirdim ben. Yorgunum&amp;nbsp;uzun zamandır. Uzun zaman oldu gözlerinin karanlığında kaybolalı. Bu halime alışamadım pek. Kapitalizme benziyorsun biraz da. Kalbime yerleşmene lafım yok. Gözlerimin seni aramasına da. Ama hayallerimi sömürmen, anlam veremiyorum ona. Ben ki hayal evreninin en yetkilisi, şimdi oldum en yetkili&amp;nbsp;delisi. Gözlerin, işte bütün meselede bu. Karanlığından çıkamıyorum. Kaçamıyorum&amp;nbsp;gözlerinin gecesinden. Bir hayalime ulaşabilsem, kaçacağım karanlığından. Ama bütün aramalarım boşa çıkıyor. Sistem de bir hata var. Ne yapayım devlet yetkililerine mi sesleneyim? Var mıdır bir çaresi onu da bilemiyorum? Kısacası &lt;em&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;strong&gt;aklımda sen, aklım&amp;nbsp;sen.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;courier new&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Kızıyorum zamanla bizi karşılaştırmayan tesadüflere. Ne olur sanki yollar sana çıksa? Hayal evrenimde değil, gerçek dünyada. Ama yok! Gözlerim seni ararken kayboluyorsun sanki, aynı yolda yürüyor olsak bile. Eğer değilsen kaderim, neden bu denli sana kurulmuş hayallerim. Tesadüfler bizim için tedavülden kalktı sanırım. Şimdi söyle bizi karşılaştırmayan tesadüfe mi kızayım, karanlığın da kaybolduğum gözlerine mi kızayım, yoksa senden başkasını bilmeyen hayallerime mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Hepsini elimin tersiyle atıp yine kendime kızıyorum. Nasıl düştüm bu hale diye? Nasıl bir duygu ki hem bütün duygulan içinde&amp;nbsp; hem de hiçbir duygu yokmuş gibi hissizce. Bende kalan fotoğrafına bile bakamıyorum. Sanki anlayacaksın&amp;nbsp;sana&amp;nbsp;baktığımı.&amp;nbsp;Zaten anlamadıysan&amp;nbsp;bu da senin ayıbın. Küçükken oynadığımız&amp;nbsp;oyunlar gibi basit olsaydı hayat. Büyüklüğün karmaşasında kaybolmasaydık. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Daha küçükken görmeseydim zeytin gözlerini. Tutulmasaydım siyahına. Hatırlar mısın? Bilmem, küçükken çok kızdırmıştın&amp;nbsp;beni, ben de "Gözlerini yedim işte sennniiinnnn." diye bağırmıştım. Hâlâ zeytinlere baktıkça karanlık gelir&amp;nbsp;aklıma ve o karanlıkta gönüllü kayıp olan ben. Hâlâ her zeytini parmaklarıma alıp yukarı kaldırıp gözlerini düşünürüm. O an gelir oturursun karşıma, kayıplığım gelir aklıma. Yetim öksüz olmak gibi değil aşkının kayıbı olmak. Sen olamazsın ailem gibi. Ama sensiz de olamıyorum&amp;nbsp;ben gibi.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Ne acı değil mi, haberin yok sana yazılan bu satırlardan. Belki de hiç olmayacak. Kim bilir kimlerin şiiri oldun. Şairin olmayı çok isterdim. Ama ben de şiirine şair olacak yürek yok. Sessiz başladı bu sevda, sessizce bitecek. Karanlığın yutacak çığlığımı. Gözyaşlarım aydınlatmayacak gözlerini. Ve benim gidecek yerim yok. Hayallerimi istila ettin.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Karanlığın her geçen gün yutuyor beni. Yollar bizi birleştirmiyor. Dünya farklı yönlere koyuyor bizi. Doğuyla batı, kuzeyle güney gibi ayrılıyoruz. Ben sevdama inat Asi gibi ters yönde çabalarken, sen Meriç gibi taşkınlar yapıyorsun. Ne ben ters akıp sana ulaşabiliyorum, ne sen yatağından çıkıp bana. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Kabullenir miyim bu durumu, bilmiyorum? Bilmek benim harcım değil. Ama sevdamın ağırlığı kalbimde, her şeye bedel. Bil ki sevdama sahip çıkacağım. Var olmaya devam edecek. Yollar bizi belki bir gün karşılaştırır. O gün sevdamın yükünü sana devredeceğim. Karanlığından çıkacağım. Belki hayallerimi de kurtarırım. O gün ya sen de tutarsın ellerimden beraber yürürüz, ya da bırakırsın beni ben yürümeye devam ederim. Hayatta seninle var olmadım, sensiz varlığımda sona ermeyecek. En fazla anlamı olmaz yazdıklarımın.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Lütfen o gün tut&amp;nbsp;ellerimden, yoruldum ben. Çok görme bana omzunu. Benim omuzlarım çöktü dertlerimden. Sevgili, sana yazmak zor, ağır. Ama hafifledi kalbim. Karanlığım aydınlandı bir nebze. Mektubun sonuna geldim. Okursun günün birinde,&amp;nbsp;zamanın delicesine aktığı bir yerde. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Teşekkür ederim, dünyanın cehennemine karanlığının Cennet'inden bahşettiğin için. Belki anlamsız olacak, belki sıradan&amp;nbsp;ama bu sözü ben kimseye söylemedim, sana bile. Ama yazıyorum sadece sana. Duymayacak bunu benim sesimden belki kulakların. Sadece oku yazdıklarımdan, bunca yazılanın özeti iki kelimeye sığdı işte; &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Seni Seviyorum."&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&lt;strong&gt;(&lt;/strong&gt;Yazdıklarım yazmayı planladığım romanın sayfa sayısını bilmediğim satırlarıdır. Farklı bir yazardır değil mi bunu yapan? Ama benim doğalımda bu. Düşünceler yazıya dökülmek istedi. Yapabileceğim .bir şey yoktu yazmaktan başka. İnşallah bir gün bütün haliyle yazmış olurum. Satırlar kitap kokusuna karışır ve bizler içimize çekeriz o kokuyu. Okuduysanız eğer sabrınıza sonsuz teşekkürler. Asi kadar diretin hayallerinizde, Meriç kadar genişletin hayal evreninizin sınırlarını. Merak etmeyin hayal evreninde toprak hesabı yapılmaz, dünyadakinin aksine.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;em&gt;&amp;nbsp;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sevgiyle Kalın...&#128522;)&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; ﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiQP8P5EVpSmCVT4GKneIvSWlaLDgd9XB15JWAMHL0eJC60JQM6EDUzy1ATF9dembAWhSNWqBWAdkIg2jqufqWGPKYZvCJ0x6DRP8fABCEMR03KgiAD3Nsf8Xfu345SP4v025tFtwSlBls/s72-c/livre-20nature-579da905d66dd.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">34</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Trabzon Merkez/Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">41.0026969 39.716763300000025</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.9068164 39.555401800000027 41.098577399999996 39.878124800000023</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Bazı Biletler Can Kenarı Olur (Yolculuk Anıları 4)</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/01/baz-biletler-can-kenar-olur-yolculuk.html</link><pubDate>Sun, 8 Jan 2017 20:21:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-3004476625988116437</guid><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyDdVhV-tnV-jidlXi9ENtAr0mALP14dL_Qr5yxjVeqHQFduRQgnb6SWvzeR8usEXYFjfbsFLzcz43FjTvsxZ6iB282lLlEftFcTEa2R69IFM0teDYXVFCtDfv3f13K_i0Tj7XDnTx6ug/s1600/3028477-vakti-geldi-ayriligin.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyDdVhV-tnV-jidlXi9ENtAr0mALP14dL_Qr5yxjVeqHQFduRQgnb6SWvzeR8usEXYFjfbsFLzcz43FjTvsxZ6iB282lLlEftFcTEa2R69IFM0teDYXVFCtDfv3f13K_i0Tj7XDnTx6ug/s400/3028477-vakti-geldi-ayriligin.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
Yorgundu yolcu, yabancı gibi girdi kapıdan içeriye. Sıkıntılı görünüyordu. Gişeye yaklaştı. Sanki telaşlı mı neydi? Kaçar gibi sıkıntılıydı hali. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; "Bir bilet, bir bilet cam kenarı değil,&lt;em&gt;&lt;u&gt; &lt;strong&gt;can kenarı &lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;olsun." dedi. Anlayışla gülümsedi karşısındaki. Ahh şu içine yolculuk edenler, ne de yorgun, ne de korkak, tuhaf ama bir o kadar da umutlu olurdu. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Bileti elinde, bir köşeye yaklaştı. Boştu yolculuk edeceği aracın tüm koltukları. Ne tuhaf aracı sürende yoktu. Böyle olur içe yolculuklar; yolcusu da, hostesi de, aracı kullanan da sen olursun. Kabullenişle kapadı gözlerini. Ne o bir iki damla yaş&amp;nbsp;mı aktı gözlerinden? Sanki dudaklarında bir gülümseme mi vardı?&amp;nbsp;Ya da, ya da bu çelişki umut demek miydi? &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;İlerlerken yolculuğunda tökezledi bir&amp;nbsp;an sarp kayalara gelmişti, dik yokuşlara, bir yanı güllük gülistanlık&amp;nbsp;kumsallara. Tanıdık&amp;nbsp;bir havası vardı. Tanıdı da tabelada "Çocukluğun"&amp;nbsp;yazıyordu. Rakım, nüfus, km...&amp;nbsp;bunlar yoktu. Dökülen gözyaşı, atılan kahkahalar, çocukluğun tertemiz dünyasının sınırsızlığı, umudun uçsuz bucaksızlığı, kırılan hayaller... bunların hesabı yapılmıştı. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Bir çocuk yaklaştı, yanına tanıdık. Tuttu kendi ellerinden "Gel" dedi. Gitti. Ağlayan çocuğun gözyaşlarını sildi. "Ağlama" demedi. "Bu son, bir daha üzülmeyeceksin." demedi. Kandırmak istemedi kendini. "Ağla" dedi. "Ağla, ağla emin ol geçecek, yine güleceksin, kalıcı değil hiçbir acı." dedi. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Başka yönde sessiz bir çocuk vardı. Yabancı gibi, çocukluğunu benimseyememiş gibi. Tanıdı onu Yolcu tanımaz mı. Umudu kırılmış, arka plana itilmiş, özgüveni darma duman edilmiş kendisiydi. Yanına yaklaştı, çocuk garipsedi onu. Uzaklaşmak istedi. Yolcu tuttu ellerinden ve gözlerinin ta içine bakarak: "Yapabilirsin, başarabilirsin. Düşeceksin elbet, en dibe hatta, yanında kimseler olmayacak, yüzde çevirecekler sana, Takılma inancın varsa başarabilirsin. İşte bunu bil, bunu unutma." dedi. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Başka bir çocuk nasılda mutluydu. Hesapsızca savuruyordu kahkahalarını gökyüzüne. Doğa durur mu hiç; ya rüzgarıyla saçını okşuyordu, ya güneş ışıklarıyla kalbini ısıtıyordu. Yolcu yanına yaklaştı. İzledi onu "Nasılda mutluymuşum. Nasılda almamışım dünyanın yükünü sırtıma hamal gibi." dedi. Bir "Aferin" çekti kendine. Çocuğun yanına yaklaşıp "Heybemde mutluluk kalmamış, benim zamanımda ki insanlarda hiç yok. Bir parça verebilir misin? dedi. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Çocukluğun cömertliği&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;, &lt;em&gt;&lt;u&gt;büyüklüğün büyük cimriliğine&lt;/u&gt;&lt;/em&gt; kocaman bir&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt; nanik&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; yaptı. İlk olarak Yolcunun kalbini okşadı. Sevgisini verdi, kocaman bir gülümseme verdi. Açtı heybesini herkese yetecek mutluluğu verdi. Ve Yolcuya gülerek; "Yahu içinizde ki mutluluk size de çevrenizdekilere de yeter. Neden oraya bakmıyorsunuz ki." dedi. Yolcu mesajı almıştı. Sarıldılar birbirlerine. Yolcu "Tamam, tamam içime bakacağım. Etrafımdakilere de öneririm." dedi. Umutsuz muydu sanki? Yok yok değildi. İnanç varsa umut vardır. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;Şiddete maruz kalan bir çocuk gördü. Sevgisizlik şiddetine. Fiziksel şiddetten daha çok acıtır bu. "Seni seviyorum." dedi. Avazı çıktığı kadar bağırdı; "Seeeeennnniiiii sevvviiiyooooorrrruuummm." Çocuk güldü, Yolcu güldü. Çocukluğun siyah beyaz evrenine gökkuşağının renkleri dağıldı.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yolcu cesurdu ki çocukluğunu gelebilmişti. Kendini sevdi. Tekrar gelmesi gerekecek bildi. Gözlerini açtı. Etrafındakiler sanki söz birliği etmişçesine hiç bir şey demedi. Ama bakışlar manidar; "Helal olsun", "İşte bu", "Göster kendine kim olduğunu", "İşte böyle seveceksin kendini" diye bağırıyordu bakışlar. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Gözleriyle teşekkür etti. Girdiği kapıdan çıktı. Ne zaman gelmişti, bilmiyordu. Gece mi olmuştu, gün mü doğuyordu. Yazdı sanki ama yolcuyu çarptı rüzgar. Sırtını sıvazladı "Aferin sana" dedi rüzgar. Rüzgar, bu rüzgar tanıdık geldi yolcuya. "Sağ ol." dedi tüm içtenliğiyle. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yolculuğu başlamıştı içine, bitmeyecekti artık yolculuklar. Nice yolcular geçecekti bu yollardan. Her daim kazanacaklardı. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yolcu dünyaya göre karanlığa kendine göre aydınlığa yürümeye başladı. Kendini sevdiğini hatırladı. Kendini hatırladı. İnancı vardı. İnanç varsa umut her daim var olmaya devam edecekti. Bağırdı. Duydu kimileri "Tamam bu bizim delilerden." dedi. Kendini akıllı sananlar garipsedi. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Yolcu umudu olanlara selam çaktı. Yolculuğunu okuyanlara, dinleyenlere teşekkür etti. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; "Ve sadece, sadece umudu olanlarla yeni yolculuklarda görüşürüz." dedi. &lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp; Umudu olanlara selam olsun...&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
"Yolcu&amp;nbsp;"&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
"Bu yazı bize yazıldı. İçimizde ki kocaman biz ordusuna. Mutlu olmak istiyorsak ilk onları mutlu etmeli,&amp;nbsp;akan gözyaşlarını silmeliyiz. Misafir olmalı arada bir çaylarını içmeliyiz. Atmamalıyız kendimizi kör kuyulara kimsesiz bırakmamalıyız. Çocukluk kurtarılmayı bekliyor tüm çırpınışlarıyla. Ne olur bir gülüşü çok görmeyin kendinize. Okursanız eğer bir kere gülümsemeden ayrılmayın bu sayfadan. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Tüm içten sevgilerimle, içinizdeki çocuğa selam olsun..."&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;em&gt;&lt;u&gt;"Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEipr1u37odVZAapo6ONOfzphmCeZNkh0cxFNY3celuZImeQm0azLlNtvvENUhTZLKe4TlX-OcdYbmbfv0ICsZoEqxCAbAtv1wnkz9TWUfm4s88JEf-UzA8Lk3-a-Fleikkayj06l-Palhs/s1600/train-and-boys.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEipr1u37odVZAapo6ONOfzphmCeZNkh0cxFNY3celuZImeQm0azLlNtvvENUhTZLKe4TlX-OcdYbmbfv0ICsZoEqxCAbAtv1wnkz9TWUfm4s88JEf-UzA8Lk3-a-Fleikkayj06l-Palhs/s400/train-and-boys.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
﻿&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyDdVhV-tnV-jidlXi9ENtAr0mALP14dL_Qr5yxjVeqHQFduRQgnb6SWvzeR8usEXYFjfbsFLzcz43FjTvsxZ6iB282lLlEftFcTEa2R69IFM0teDYXVFCtDfv3f13K_i0Tj7XDnTx6ug/s72-c/3028477-vakti-geldi-ayriligin.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">28</thr:total><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item><item><title>Kapatın Dünya'nın Işıklarını Gidiyoruz</title><link>https://busragurbuz.blogspot.com/2017/01/kapatn-dunyann-isklarn-gidiyoruz.html</link><pubDate>Wed, 4 Jan 2017 00:01:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-2457558271274789461.post-2025636554868738574</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjwbWhfHzm_V8t7fsD3klYao-ybXJqW7c6eBs-dPEwqh2r8eCwYjPiCMJXLDTG8phKQUgNCtxg5NHt5odPcviS3RuOWSFTjzB-lkIcuTxETuPecaGiwGdHLAUv9f0PxaKUtJPeNvjXv5Yw/s1600/karamsar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="250" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjwbWhfHzm_V8t7fsD3klYao-ybXJqW7c6eBs-dPEwqh2r8eCwYjPiCMJXLDTG8phKQUgNCtxg5NHt5odPcviS3RuOWSFTjzB-lkIcuTxETuPecaGiwGdHLAUv9f0PxaKUtJPeNvjXv5Yw/s400/karamsar.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;Neyin önüne geçmek isterdim şu hayatta?&amp;nbsp; Herhalde zamanın. Ama olmayacağını biliyorum. Bir şelâleden daha hızlı akıp&amp;nbsp;gidiyor zaman.&amp;nbsp;Bizler ya tam ortasında hızını kesmeye, ya kenarında ona dahil olmaya ya da arkasından ona yetişmeye çalışıyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Bazılarımızın zamanı bitiyor. Ve "Zamanın bitti, gidiyoruz." deniyor. Geride kalanlar ağlıyor, akıllarına ölüm geldiği için mi, zamanı biten kişiye mi? Yoksa zamanlarının dolmaya başladığı akılların geldiği için mi? Çünkü ölüm bize "Sizin için de geleceğim." der ve gider. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ama artık biz dünyayı yaşanmaz hale getirdik. Belki bir gün bize toptan&lt;em&gt;&lt;strong&gt; "Kapatın ışıkları gidiyoruz."&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; denecek. Sonra yaptıklarımız izletilecek. Acaba kaçımızda izleyecek yürek var? Ne kadar iyiyiz? Ben izleyebilecek miyim kendimi bilmiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Yaşam bazen çok karmaşık geliyor. Büyümek gibi.&amp;nbsp;Eskiden dizi izlerdim, şarkıları takip&amp;nbsp;ederdim. Artık haberleri kaçırmıyorum.&amp;nbsp;Yakından takip ediyorum olayları. Öğrendikçe bilmek istemiyorum. Bildikçe çok cahilim diyorum. Kendimi izlemeye yüreğim var mı o gün&amp;nbsp;bilmiyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Büyüdükçe türküler hayatı daha iyi anlatıyormuş, anlıyorum. Türkülerin bağrı gerçekten yanıkmış, anlıyorum. Saz kalbin tellerine vuruyormuş aslında. Aslında ney sızılarımızı dile getiriyormuş. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Hayat, geçiyor bir türkünün sözleri gibi. Ve bir gün bize&lt;strong&gt;&lt;em&gt; "Kapatın Dünya'nın ışıklarını&amp;nbsp;gidiyoruz." &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;denecek. "Size verilen Cennet'i yok ettiniz. Hep şükürsüzdünüz. Aklınız hep sizde olmayanlardaydı. Sahip olduklarınızın asıl sahibinin kendiniz olduğunuzu sandınız. Kapatın, kapatın ışıkları gidiyoruz. Işığın değerini bilemediniz, karanlığı tadın belki seversiniz. Yada seveceksiniz. Yaptıklarınızdan karanlığı istediğiniz okunuyor." denecek. Benim verecek cevabım yok. Cevabı olan beri gelsin. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Kapatın Dünya'nın ışıklarını gidiyoruz."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; özetimiz bu bizim. İnsanlığımız bu bizim. Peki gelmek istemeyenler gelmeyecek mi? Paşa paşa gelecekler. "Gelir misiniz?" diye sorulmayacak. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; İyi şeyler yazmak isterdim. Mutlu anlar, zamanlar yazmak isterdim. Çocukların ağladığı, bilerek ağlatıldığı dünyada iyi şeyler yazılmıyor bazen. Yalan söyleyemem mutlu olduğum zamanlar var. Ve sevdiğim insanlar iyi ki varlar. İnsan kalamayanlar arasında dünyayı yaşanılır hale getiren sevdiklerim iyi ki varlar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ne deyim ben şimdi. Yaşayamadık bu dünyada. Marsa gitmeye çalışıyorlar. Çabaları takdire şayan. (Bilmiyorum olur mu?) Ama insan aynı insan. Ne değişir ki gezegen farklı olsa. Küçük bir tavsiye olarak: "Kötülüğün seninle olduğu müddetçe ne değişir. Mekân değişse."&amp;nbsp;derim. Ama bu tavsiyenin bir önemi yok. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; Ne deyim ben şimdi siz en iyisi;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Kapatın Dünya'nın Işıklarını Gidelim"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;em&gt;&lt;u&gt;Yaşayamadık biz bari gitmeyi bilelim...&lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span style="font-family: &amp;quot;verdana&amp;quot; , sans-serif;"&gt;&lt;u&gt;&lt;em&gt;"Aşkı Zikreden Yazar"&lt;/em&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjwbWhfHzm_V8t7fsD3klYao-ybXJqW7c6eBs-dPEwqh2r8eCwYjPiCMJXLDTG8phKQUgNCtxg5NHt5odPcviS3RuOWSFTjzB-lkIcuTxETuPecaGiwGdHLAUv9f0PxaKUtJPeNvjXv5Yw/s72-c/karamsar.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">33</thr:total><georss:featurename xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">Trabzon, Trabzon Merkez/Trabzon, Türkiye</georss:featurename><georss:point xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">41.0026969 39.716763300000025</georss:point><georss:box xmlns:georss="http://www.georss.org/georss">40.9068164 39.555401800000027 41.098577399999996 39.878124800000023</georss:box><author>Busra61grbz@gmail.com (A.Z. Yazar)</author></item></channel></rss>