<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755</id><updated>2024-09-06T20:14:02.100-07:00</updated><category term="Haliç Tersanesi"/><category term="Temporary City"/><category term="dch mimarlık"/><category term="ekoloji"/><category term="kentsel dönüşüm"/><category term="mimar işveren ilişkileri"/><category term="sürdürülebilirlik"/><category term="2009"/><category term="2010 Istanbul"/><category term="3d"/><category term="Ahmet Altan"/><category term="Istanbul"/><category term="Leipzig"/><category term="Taksim Cumhuriyet Meydanı"/><category term="draft architects"/><category term="ekonomi"/><category term="fuar"/><category term="görselleştirme"/><category term="ilhan kesici"/><category term="inşaat"/><category term="karayolları zincirlikuyu arazisi"/><category term="kent yaşamı"/><category term="konut"/><category term="korkut boratav"/><category term="liberal"/><category term="mimar"/><category term="mimarlık"/><category term="mimarlık eğitimi"/><category term="mimarlık hizmetleri"/><category term="mimarlık tarihi"/><category term="müteahhit"/><category term="web site"/><category term="zorlu center"/><category term="İBB"/><title type='text'>archipolis</title><subtitle type='html'>Mimarlık, Kent, Yaşam, Politika Üzerine.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>16</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-1964569203542770263</id><published>2010-03-05T02:20:00.000-08:00</published><updated>2010-03-05T02:20:34.997-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Haliç Tersanesi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Temporary City"/><title type='text'>Temporary City Competition</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhdqN_gnPwOQcS7FsLioqllzSCy9er-ffpfN3hFzQZ5vYY7zhUNEyVI-F-ZvEjFiMuDWS2c7SGpdNPw9TNXBpBxjSiluLRxu2V6h8GBkYglq-A8lLogoJRhGuOjGwxpJgJ1hSDk1qYng0Ma/s1600-h/07+copy.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;289&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhdqN_gnPwOQcS7FsLioqllzSCy9er-ffpfN3hFzQZ5vYY7zhUNEyVI-F-ZvEjFiMuDWS2c7SGpdNPw9TNXBpBxjSiluLRxu2V6h8GBkYglq-A8lLogoJRhGuOjGwxpJgJ1hSDk1qYng0Ma/s640/07+copy.jpg&quot; width=&quot;640&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;&quot;&gt;2.5 aylık bir çalışma sürecinden sonra Şubat ayında teslim edilen Temporary City yarışma projelerinin değerlendirmesi sonucunda Serkan Sınmaz ve Emre Kovankaya ile beraber hazırladığımız &quot;dockspark010&quot; adlı projemiz onur ödülüne layık görüldü. Yarışmaya katılan ve oranizasyonda emeği geçen herkese teşekkürler. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;&quot;&gt;Temporary City Yarışması, yakın zamanda dönüşümü planlanan Haliç Tersanesi için 2010 Kültür Başkenti organizasyonunda da yer alacak sınırlı bir bütçesi olan geçici bir yapı &amp;nbsp;tasarlamak amacıyla düzenlendi. docksprak010 projesinde tersaneye görsel ve fiziksel erişebilirlik problem ile beraber bir takım kentsel sorunlar &amp;nbsp;göz önüne alındı. Pera ve Galata bölgesinin potansiyelinin Karaköy - Perşembe pazarı bölgesine akıtılarak sahil bandının yaya kullanımına yönelik kalitesinin artılabilmesi konusu gündeme geldi. Bu sahil bandının sürekliliğinin sağlanması neticesinde tersane ile fiziksel iletişim de sağlanabilecekti. Bu düşünsel arkaplan neticesinde köprünün altından tersaneye doğru uzanan ancak ilk zamanlar yetişemeyen, sonraları tersanenin dönüşümü ile beraber tersaneye bağlanan ve süreç içerisinde modüler yapının verdiği esneklikle beraber farklı biçimlere bürünebilen bir &quot;deck&quot; ortaya çıktı. Bu yapı bir iskeleye, bir adaya veya adalara, bir yürüyüş bandına vb. dönüşebilecek şekilde tasarlandı. Maliyet kısıtlamasının da etkisiyle yapının &amp;nbsp;bileşenleri geri dönüştürülebilir, demonte edilebilir ve tersanenin artık ürünlerinden elde edilebilecek malzemelerden düşünüldü.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;&quot;&gt;Tasarlanan bu model sayesinde kıyı kullanımının sürekliliği, kent içinde kalmış ancak yaklaşım problemleri taşıyan bölgelere erişebilirlik ve kentsel dönüşüm alanlarının kente eklemlennmesi için&amp;nbsp;tetiklenecek diğer bölgelerin belirlenmesi tekrar tartışılmıştır. dockspark010 Haliç Tersanesi&#39;ne yönelik yaklaşım adına bir kıvılcım yaratmayı öngörmektedir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/1964569203542770263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2010/03/temporary-city-competition.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/1964569203542770263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/1964569203542770263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2010/03/temporary-city-competition.html' title='Temporary City Competition'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhdqN_gnPwOQcS7FsLioqllzSCy9er-ffpfN3hFzQZ5vYY7zhUNEyVI-F-ZvEjFiMuDWS2c7SGpdNPw9TNXBpBxjSiluLRxu2V6h8GBkYglq-A8lLogoJRhGuOjGwxpJgJ1hSDk1qYng0Ma/s72-c/07+copy.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-8932209512291281820</id><published>2010-01-02T09:12:00.000-08:00</published><updated>2010-01-02T10:29:55.187-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Istanbul"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kent yaşamı"/><title type='text'>Şehir Baskısı (1)</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;TÜİK Aralık 2009 verilerine göre nüfusumuzun % 60&#39;dan fazlası kentlerde yaşıyor. Bunların yarısından fazlası işgücüne katılım gösterirken, &amp;nbsp;% 16&#39;lık bir kısmı işsiz olarak gözükmektedir. İşsizlik oranının %27&#39;sini gençler oluşturmaktadır. İstanbul kenti ülkenin en büyük metropolü olarak öne çıkarken bu veriler için de en önemli gösterge haline gelmiştir. 2000 verilerine göre Istanbul net olarak yarım milyonluk bir iç göç almıştır. 2008 adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verileri göstermektedir ki İstanbul&#39;da 12.698.000 kişi yaşamaktadır ve bu rakam ülke nüfusunun %17&#39;sini oluşturmaktadır. Bu rakama en yakın oran ülke nüfusunun %5.6&#39;sını barındıran başkent Ankara&#39;dır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İstatistiklerin içerisinde fazla boğulmadan şunu net olarak söyleyebiliriz İstanbul kenti bu ülkenin tek bir metropolitan alan içerisine sıkıştırılmış halidir. Kentin bu noktaya gelmesinde sahip olduğu coğrafi &quot;avantaj&quot;, tarihsel birikim ve ticari etkinliklerin direkt etkisi olduğu bir gerçektir. Bunun yanında 1950&#39;lerle başlayan politik yaklaşımlar, yoğun yapılaşma hareketleri ve sermaye birikimi kentin geleceğini şekillendiren koşulları yaratmıştır. 20. yy. ilk yarısında Cumhuriyet&#39;in kentinin planlamasına kalkışan Prost&#39;un, 50&#39;lerden sonra ise savaş sonrası New York&#39;un planlanmasını yönlendiren Robert Moses anlayışının, İstanbul&#39;un planlamasında yürütülen aklın arkaplanında yer aldığını ve bugüne taşınan birçok tartışma konusunun geçmiş referanslarını oluşturduğunu bilinmektedir. Istanbul tarihsel, kültürel ve turistik öneminin yanısıra, her dönem siyasi otoritenin ve muhalefetin bir ifade alanı olarak da kullanılmıştır. Bu bakımdan yakın tarih içerisinde giderek artan popülerliğiyle ülkenin yıldız kenti haline gelmiştir/getirilmiştir. Bugün karşımızda aşırı yüklenmiş, bir yandan küresel sahnede yer almaya çalışırken öte yandan artan eşitsizlikler ve adaletsizliklerle boğuşan, az planlanmış ancak sermayesi bir o kadar bol bir şehir var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Doğduğum kent olan Istanbul benim içinde elbette öncelikli yaşam ve çalışma olanı olarak bugüne kadar yerini korudu. Bugüne kadar yaşanılan gündelik problemlere ve beceriksiz çözümlere rağmen bu kenti sevmekten vazgeçmedik ve aldığımız keyif her zaman olumsuzlukları görmezden gelmemize yardımcı oldu. Ancak artan ekonomik ve sosyal sıkıntıların da etkisiyle olsa gerek bugün artık kent yaşamının ne kadar gerekli olduğunu sorgulamaya başladık. Kapitalizm&#39;in son krizi bizi gene birşeyleri sorgulamaya &amp;nbsp;iterken, giderek artan merkezkaç kuvvetiyle dengemizi de bozdu. Bir kentli olmak ile övünen modern insan acaba nelere alet oluyor ? Neden bu şehir bizim kaderimiz/alın yazımız/al yazmalımız ?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Sosyal statüden bağımsız olarak çalışan insanlar hergün belli saatlerde işlerine doğru yola çıkıyor ve akşam gene belli saatlerde (bazen daha geç) evlerine dönmek için harekete geçiyorlar. Devlet daireleri ve para ile ilgili kurumlar sadece haftaiçi çalışmayı tercih etse de nüfusun büyük bir çoğunluğu Cumartesi günleri&#39;de çalışmaya devam ediyor. Istanbul gibi bir kentte işe gidip gelmeyi bir kenara bırakalım herhangi bir yere gidip gelmek bile ciddi bir çaba ve zaman gerektirtiriyor. Hergün bir yere ulaşmak için bizim için en değerli olan zamanımızı boşa harcıyoruz. Üstelik çoğumuz işlerini çok severek yapmıyor ve Marx&#39;ın yabancılaşma teorisini kanıtlayan bir deneğe dönüşüyor. Çalışırken genelde her ay başı aldığımız maaşı, işimizin görece iyi bir iş olduğunu ve tatil günleri düşünerek teselli buluyoruz. Orta yaşlı olanlarımız şimdiden emeklilik hayallerine dalarak o günler için birikim yapma telaşına giriyorlar. Sahip olmamız gereken otomobile, tüketim mallarına, lüks ürünlere ve seyahatlere maddi olanak sağlamak için birileri bize para satıyor yada cebimize kredi kartı koyuyor. Çünkü normal maaşınızla bunlara sahip olmanız mümkün değil. Ne kadar acınası değil mi ? Özellikle Türkiye gibi bir ülkede doğuştan borçlu olan yurttaşlar birşeylere sahip olmaları gerektiği için her gün farklı bir borcun altına girip hayat boyu bunun vebaliyle yaşamak zordunda kalıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Birileri bize kentte yaşamamız gerektiğini, birilerinin para kazanması için onlara emeğimiz sömürtmemiz gerektiğini, bu şekilde güvenli bir hayat süreceğimizi, evlenmemizi, bir şekilde ev ve araba sahibi olmamızı, belli sayıda çocuk yapmamızı, emekli olunca da prostatımız ve hemoroidimizle beraber kare bulmaca çözmemiz gerektiğini söylüyor. İşin garip kısmı milyonlarca insan buna inanıyor. Bence yüzyılın en büyük yalanının dibinde uyuyakalmışız, patronlarımız üzerlerimizi örtünce de buna şükrediyoruz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Kentte yaşamın olanaklarına olan erişebilirliğimizi giderek kaybediyorsak kentte yaşamanın ne anlamı var ? Bugün insanlar kentin bilmem kaç km dışına taşınıp yada kentiçi kapalı sistem bir sitede oturup kentte yaşadıklarını iddia edebiliyorlar. Hergün otomobilleriyle şehre gelip, çalışıp sonra evlerine dönüp &quot;bugünü de kurtardık!&quot; diyorlar. Elbette buna karşı mutlu bir azınlık evleri ile işleri arasındaki mesafeyi kısaltarak ve kentin içerisinde kalmanın bedelini ödeyerek yaşamlarını sürdürmeyi tercih ediyorlar. Kendi imkanlarıyla kentsel yaşamın olumsuz yönlerinden uzaklaşabilmek adına bunun hava parasını ödemek için kendilerini koşullandırıyorlar. Kentin düşük gelirli sınıfları ise daha az olanaklar ve fırsatlar içerisinde kent ile alakası olmayan banliyölerde yaşam mücadelesi vermeye devam ediyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bugün tüm bunların farkında olmak kent ile ilgili düşüncelerinizin giderek ekşimesine neden oluyor. Adı kent olmayan farklı bir coğrafyada bulunmanın hayatınızda neleri değiştirebileceğini düşünmeden edemiyorsunuz. 20. yüzyılın başında sanayi sektörünün ve işgücünün toplandığı yer olan kent, 21.yy başında artık hizmet sektörlerinin ve buna bağlı işgücünün merkezi haline gelmiştir. Bu hizmet sektörlerinin bir parçası olarak herkesin her gün bir parçası olduğu büyük makinanın içerisinde yer almaktansa buna alternatif olabilecek başka bir hayat tarzını düşlemek daha değerli olacaktır. İnsanın doğası gereği genel kabullerin ekseninde hareket etmek kendimizi güvende hissetmemize neden oluyor ancak bunun yanında sağlığımızı bozuyor, mutluluğumuzu ve kaynaklara olan erişebilirliğimizi kısıtlıyor. Milyonlarca insanın biriktiği bir coğrafyada hergün benzer ihtiyaçları karşılamak adına, farklı kulvarlarda, aynı yarışın içerisine girerken, (eğer doğuştan bazı şanslarımız yoksa) yaşam kalitemizi sürdürmek/arttırmak adına şansımızın giderek düştüğünü görememek imkansız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper ÇAKIROĞLU&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/8932209512291281820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2010/01/sehir-basks-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/8932209512291281820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/8932209512291281820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2010/01/sehir-basks-1.html' title='Şehir Baskısı (1)'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-4417593801984824649</id><published>2010-01-01T16:12:00.000-08:00</published><updated>2010-01-02T07:17:53.956-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="2009"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dch mimarlık"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mimarlık"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İBB"/><title type='text'>009-010 Transition</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Yeni yıl coşkusunu yaşadığımız ilk gün, geçen yılı düşündüğümde geleceğe umutla bakan bir yazı yazmanın ne kadar zor ve gerçekdışı olduğunu tekrar hissediyorum. 2009 her alanda Türkiye için hiç iyi geçmedi. Bir mimar olarak mesleki hayatımın son 1 yılına baktığımda kişisel kanaatim, ekonomik krizden direkt olarak etkilenmiş oradan oraya yalpalayan profesyonellerin umutsuz curcunası ve geyik muhabbetinden ibaret bir orta oyunu izledik. Geçen yıl fiziksel mekan üretimi sahnesinin her sayfasında kifayetsiz yerel otoritelerin, çılgın yatırımcıların ve kendini kaybetmiş mimarların damgası vardı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Serbest bir mimar olarak çalışmamın 4. senesine girerken mesleki anlamda geçirdiğim en kötü yılın 2009 olduğunu söylersem yanlış olmaz. Bunun yanında gerçekleşen uygulamaların reklamlarını gördükçe çileden çıkarken, gelecek adına da giderek ümidimizi yitirdiğimiz bir yıl oldu. Şahsım adına geçen yılın en güzel kısmı YTÜ Şehir Planlama bölümünde sürdürdüğüm doktora eğitiminde katıldığım derslerdi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;2008&#39;den bu yana süren ekonomik kriz 2009 senesinde de Sayın Başbakanımızı yalanlarcasına teğet geçmediğini kanıtladı. 2.Dünya Savaşından bu yana ülke ekonomisi en kötü günlerini yaşasa da hükümet başka önemli! problemlerle boğuşmaktan bunlara pek vakit ayıramadı. Büyüme oranındaki aşırı düşüş, işsizlik oranının giderek artması, dış yatırımların niteliksizleşmesi ve borçlanmanın durdurulamayan yükselişi son 7 senede giderek kırılganlaştırılan Türkiye ekonomisine yeni darbeler indirdi. Sene boyunca gündemi meşgul eden hükümet-ordu ilişkisi, darbe iddiaları ve Kürt sorunu gene hiçbir sonuca ulaşamadı. Bahçeşehir Üniversitesinin yaptığı araştırma Kürtlerin büyük bir çoğunluğunun problemin ekonomik olduğunu düşündüğünü kanıtlasa da bazı aydınlarımız problemi daha fazla çözümsüz hale getirmek için ellerinden geleni yaptılar. Ordu ile ilgili bazı basın organlarının ortaya attığı iddialar ve belgeler daha sonra asılsız oldukları ortaya çıksa da her suçlamanın kanıtı olarak gösterilmeye devam edildiler. Darbe yapacakları iddiasıyla ve derin devleti oluşturdukları suçlamasıyla hapse atılan ve davaya konu olan asker, politikacı, yazar ve yurttaşlar 2009 senesinin en önemli başlığıydı. Halen gündemde olan bu konuların hangi yöntemlerle çözülmeye çalışıldığını bugün izlemeye devam ediyoruz. Gelecekte bu günleri hangi cümlelerle betimleyeceğimiz merak konusu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Tüm bu siyasi ve ekonomik gerilimin ortasında mimarlık mesleğinin başına neler geldiğini anlatmak çok önemsiz gözüküyor aslında... Ancak bu gergin ve bulanık tabloyu tamamlayan birçok öğeyi kendi meslek dünyamız içerisinde görmemiz mümkün oldu.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;2009 senesinde mevcut hükümetin görev süresi boyunca süregelen birçok imar hareketi ve yapılaşma hamlesi gerçekleştirildi, başlatıldı ya da karara bağlandı. Bunun yanında fiziksel mekan üretimini etkileyen birçok yeni fikir ortaya atıldı ve tartışıldı. Bunlardan bazıları tartışmalara ve bilimsel muhalefete rağmen yürürlüğe sokuldu. Anlaşılan o ki 2009&#39;da da değişen pek birşey olmadı. Krizden etkilenen bazı yatırımcılar sahneden çekilse de yerlerine başkaları geldi ve oyun devam etti.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İstanbul kapsamında yapılanların hangi birini burada örnek olarak yazmalıyız açıkçası bilmiyorum. Herhalde kentsel anlamda İstanbul üzerine yürütülen politikaların neredeyse hepsi şiddetli tartışmalara sebep olmuştur/oluyor/olacaktır. Bir yanda İBB, bir yanda TMMOB, bir yanda kentliler, bir yanda yatırımcılar... Herkes farklı bir amacın peşinde koşarken kimi sessiz ama derinden, kimi Machiavelli, kimi Don Kişot...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bir mimarın eline geçtiğinde belki de en çok üzülenlerden biri olmuştum. Geçen zaman gösterdi ki bu üzüntüm çokta haksız değilmiş. Zaten senelerdir zarar eden dünyanın en önemli şirketlerinin birinin başına dr. muhallebici mimar birinin gelmesi problemlere bir yenisini daha eklemiştir. Bugün itibariyle bakıldığında niceliksel verilerde göstermektedir ki İBB&#39;nin tüm gelirleri önümüzdeki 10 yıl ipotek altındadır. 2009 senesinde bunu değiştirmek adına çok büyük bir adım atıldığını söylemek abesle iştigal olacaktır. İstanbul kentinin ekonomik yönetimi ülkenin ekonomisini yöneten zihniyetten pek geri kalmamıştır. İstanbul ekonomik anlamda bu bedeli öderken mekansal anlamda da halen çözülmeyen kentsel problemler ile yüzyüzedir. Kentin belini büken ulaşım probleminin çözümü için sürekli yeni yollar, geçitler, tüneller ve köprüler yapan belediye problemin giderek artan kent nüfusu ve işlevsel dağılımdaki aşırı yığılmalardan kaynaklanabileceğini hala düşünememiştir. İstanbul&#39;un bazı bölgelerindeki yapılaşma anlayışı sadece konut, ofis ve avm inşa etmek olarak anlaşılan &quot;kentsel dönüşüm&quot; kavramı ile sürdürülmektedir. Başbakanlığa bağlı çalışan TOKİ adlı alameti kendinden menkul örgüt İstanbul&#39;un her noktasındaki değerli yapı ve arazilerin geleceğini yönetir bir yetki ile donatılmıştır. Bunun yanında şehrin merkezlerinde ünlü mimarlar tarafından tasarlanan ve uluslararası yatırımcılar tarafından gerçekleştirilen küreselleşme sembolleri kentin yeni kimliğinin arkaplanına yerleştirilmektedir. Kısacası konu İstanbulsa tartışacak çok konu vardır ve bu tartışmalar 2009&#39;da da son bulmamış tam tersine şiddetini arttırmıştır. İstanbul rantın merkezindeki yükselen duruşunu sürdürmüştür. Meslek odaları ve bilimadamları bu sürece karşı olan duruşlarını her defasında dile getirirken zaman zaman konuyu yargıya da taşımayı ihmal etmemişlerdir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;2009&#39;da tüm bu tartışmaların ve ekonomik krizin gölgesinde, son yıllarda şaha kaldırılmış olan inşaat sektörünün bazı aktörlerinin yara aldığını gördük. İnşaat ile ilgili sektörler hedef küçülttü, kendisi küçüldü, mecra değiştirdi, iflas etti ya da nefesini tutmaya devam etti. Bazıları dedi ki &quot;2010 gelsin herşey düzelecek!&quot; Bazı gerizekalılar buna inandı. Çünkü onlara göre tarih yazan yerde yıl sayısı değişince ekonomi ve gündem farklılaşabiliyordu... Bu kişilerin düşünceleri bugün bizim yazımızın konusu değil. Bazı şirketler ise tam tersine kriz ortamında pek yara almadan devam ettiler. Onlar iyi köşeleri tutmuşlardı ve hizmet verdikleri yatırımcıların paraları daha bitmemişti. Onları kıskanmıyoruz, onlar bize mimarlık sektörünün ticari bir iş olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bir kez daha hatırlıyoruz ki mimarlık lüks bir iştir. Bu işi yapan zenginin yanında durmalıdır. Bu zenginliğin kaynağı kişi olabilir, şirket olabilir, kurum olabilir, devlet olabilir. Örnek olarak bir belediye başkanıyla kanka olursanız krizi çok yara almadan atlatabilirsiniz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;2009 senesinde bir kez daha ülkemizde planlamaların siyaset odaklı yapıldığını ve bilimsel araştırmaların, birikimin pratikte yetkililerin yüzünde &quot;Sizde haklısınız hocam!&quot; dercesine hoş bir tebessüm buraktığını gördük. Yine atelyeler yapıldı, seminerler verildi, bilim insaları konuştu, herkes dinledi... Politika yapıcılar gene bildiğini okudu, kamusal projeler birilerine ikram edildi, rantı körükleyen yönetmelik maddeleri onaylandı, sel bastı, insanlar öldü, trafik sıkıştı, insanlar gene işlerine gecikti...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Geçen sen bize gösterdi ki gelecek seneye umutla bakabilmek için içine girdiğimiz tünelin ucunda biraz ışık görmemiz gerekiyor ama henüz o ışığın bir fotonunu dahi göremedik. Her geçen gün başka bir suistimale ve akıldışı projeye alet olurken, üstüne üstlük uğruna gece gündüz çalıştığımız mimarlık mesleğine de hakaret edildi. &quot;Onu bende çizerim!&quot;, &quot;Bu teklif çok!&quot;, &quot;Hemen lazım!&quot;, &quot;Bizde daha çok proje var!&quot;... Bunlar bir tek bizim başımıza gelmiş olsa şanssızlığımızı ve belki de mesleki anlamda yetersizliğimizi kabul edip çorap satmaya başlayabiliriz ancak özellikle genç mimarların ve farklı statüdeki ofislerin ifadelerine baktığımızda çok farklı anılarla karşılaşmıyoruz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Başka bir mimarlık mümkün mü diye sormadan edemiyoruz öte yandan yaşananların vermiş olduğu ağır karamsarlık bize meslek içi başka faaliyetlere yönelme eğilimi veriyor. Gözüken o ki kendi kaynaklarınızla yöneteceğiniz bir üretim modeli özgün fikirlerinizi yansıtmanız ve gerçekleştirmeniz için en ideal yöntem. 2010 senesinden bizim tek beklentimiz üzerinde daha fazla zaman harcanmış fikirlerin daha çok gündeme gelmesi ve insanlara gelecek adına biraz umut vermesi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper ÇAKIROĞLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/4417593801984824649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2010/01/009-010-transition.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4417593801984824649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4417593801984824649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2010/01/009-010-transition.html' title='009-010 Transition'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-4949568570425367059</id><published>2009-12-23T17:48:00.000-08:00</published><updated>2009-12-23T17:48:02.302-08:00</updated><title type='text'>Kadıköy Konut Tipolojisi Üzerine</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İstanbul kentinde Anadolu yakasının popülerlik kazanmaya başlamasında 1973 sonrası bir tesadüf değildir. Boğaziçi Köprüsünün açılması ve iki yaka arasında ulaşımın kolaylık kazanmasıyla beraber özellikle Kadıköy ilçesinde inşa edilmeye başlanan apartman tipi konutlarda yaşamak zaman içerisinde popülerlik kazanmış hatta bir statü göstergesi haline gelmiştir. Böylece 20.yy başlarında bir sayfiye alanı olarak görülen Kadıköy bölgesinde yer alan köşk, konak ve benzer müstakil konutlar yerlerini inşaat teknolojisinin gelişmesiyle giderek yükselen çok katlı yapılara bıkrakmıştır. Bu bağlamda bölgede gerçekleşen bu yapısal dönüşümü tetiklemesi açısından 80 sonrası imar düzenlemelerini de göz ardı edemeyiz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Kadıköy bölgesinde son 30 senede gerçekleşen bu yapısal farklılaşmanın mimari açıdan en can alıcı kısmı apartman tipi konutların büyük bir çoğunluğunun benzer biçimler içermesidir. Belki bugün bazı projelerin fark yaratmak amacıyla değişik tasarımlara yöneldiğini söyleyebiliriz ancak oldukça uzun süredir üretimi tekrarlanan konut tiplerinin mevcut morfolojiyi homojen ve tekdüze bir hale soktuğunu eklemeliyiz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Kadıköy&#39;deki konut üretiminin yakın tarihini tartışmaya açtığımızda bu olguya angaje olmuş aktörlerin oluşturduğu gayriresmi jargonu ve kabulleri açığa vurmamız gerekmektedir. Bunun yanında mimari tasarımın yerel yönetimler tarafından belirlenen yapılaşma kurallarının etkisiyle ne gibi kalıplara sokulduğunu da görmeliyiz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Kadıköy&#39;deki birçok gayrimenkul için geçerli olan konut sunum modeli kısaca &quot;Kat Karşılığı&quot; olarak adlandırılan müteahhit merkezli üretim biçimidir. Buna göre müteahhit, arazi sahibine/sahiplerine üstleneceği inşaat işinin sonucunda ortaya çıkacak artı değerin paylaşımı üzerine bir teklif sunar. Kadıköy&#39;ün yakın dönem &quot;modern&quot; konut üretim tarihi malsahipleri ve çoğunlukla Karadenizli olan müteahhitlerin müzakerelerinin yansımalarını içerir. Basit bir ticari ilişkiyi tanımlıyor gibi gözükse de bu süreçler birçok farklı anlayış tarzını içinde barındırır. Konuyu basit ancak genel bir örnekle açıklamak daha sağıklı olacaktır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Kadıköy&#39;de E-5 ve Sahil Yolu arasında kalan bölgede bir arsa hayal edelim ve bu arsanın üzerinde 25 sene önce yapılmış 8 daireli bir apartman bloğu olduğunu varsayalım. (Deprem olasılığının da etkisiyle bu bölgede eski konutların yenilenmesine yönelik ayrı bir ilgi olduğunu da hatırlatmak gerekiyor.) Dairelerin herbiri ortak alanlar ile beraber 100m2 ve farklı malsahiplerine ait, arazinin büyüklüğü ise 600 m2 olsun. Mevcut imar yönetmeliğine göre bu arsada inşa edilebilecek inşaat alanına baktığımızda binanın toplam alanından daha büyük olduğunu göreceğiz. Bu bölgedeki &quot;emsal&quot; 2.07&#39;dir. Buna göre 600x2.07=1242 m2 inşaat alanımız olacaktır. Oysa bizim arsadaki mevcut bina 800 m2... Bu demek oluyor ki buradaki bina yıkılarak yerine yeni bir bina yapılırsa 442 m2 artı satılabilir alan ortaya çıkabilecektir. Müteahhit eski binayı yıkıp yeni bir bina yapma taahhütü karşılığında bu satılabilir alana (bazen daha azına) talip olur. Bu örnekle beraber karşımıza yavaş yavaş çıkacak olan bir takım farklı terimlerin kokusunu almaya başlıyoruz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Emsal : Kat Alanı Kat Sayısı (KAKS) olarakta adlandırılan binanın kullanılabilir/satılabilir alanlarını içeren alan miktarının katsayısıdır. Arsa büyüklüğü ile çarpıldığında kullanılabilir alanlar ortaya çıkar.&quot;Emsal&quot; İstanbul&#39;un belli bölgelerinde (bazı bölgelerde bina alanı yükseklik ile sınırlandırılır) inşaat sektörünün en popüler terimidir. Bir tasarıma başlamadan önce sorulan ilk sorudur. Emsal kaç ? Emsal bütün inşaat alanını kapsamaz. Şaftlar (tesisat, asansör) yangın kaçışları, iskan edilmeyen bodrum katlar, aydınlıklar, çatı araları, (herhangi bir bağımsız bölüme dahil olmayan) kat bahçeleri, tesisat balkonları (klima için) vb. bölümler emsale girmez. Emsal 2.07 ise &quot;h&quot; serbesttir yani bina yüksekliğini inşaat teknolojilerinin elverdiği sınırlara kadar taşıyabilirsiniz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;TAKS : Taban Alanı Kat Sayısıdır. Arazi boyutu ile çarpıldığında yapının oturum alan miktarını verir. Kadıköy bölgesinde %25 ve max. %35 olarak geçer. Buna göre arazinin %35&#39;ine oturan bir binanın kat alanlarını bu miktarı geçemez. Yani binanın normal katlarında &quot;çıkma&quot; yapılamaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Çıkma : Normal katlarda binanın oturum sınırlarının ötesine geçmemizi sağlayan teknolojidir. Çıkma boyutları İstanbul İmar Yönetmeliğine göre bina kat sayısı arttıkça düşer. Örneğin zemin+4 katlı bir binada 1.50 m çıkma yapabiliyorken zemin+9 katlı bir konutta 1 m çıkma yapabilirsiniz. Çıkmalar kapalı ve açık olarak ikiye ayrılır. Açık çıkma gündelik hayatta &quot;balkon&quot; diye çağırdığımız teras yarısıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Balkon : Konuta taşınılmadan önce plastik veya alüminyum doğramalar ile kapatılarak evin alanına katılan yapı öğesidir. Buna göre balkon ve konut arasındaki duvarlar yıkılır ve bütünleşme sağlanır. Balkonlar bir dönem emsale dahil değildi. O dönem yapılan binalarda balkonların futbol sahası genişliğinde yapıldığını görmekteyiz. Zamanla suistimale uğradığından dolayı daha sonraları balkonlarda emsale dahil edilmiştir. Menşei &quot;fransız&quot; olan balkonlar emsale dahil değildir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Fransız Balkon : Cephede yere kadar inen geçirgen yüzeylerin önünde oluşturulan yönetmeliğe göre max. genişliği 15 cm olabilen ufak çıkmalardır. Yaklaşık son 10 yıldır İstanbul&#39;da çok popülerdir. &quot;Resmi proje&quot; üzerinde 15 cm olan birçok fransız balkon uygulama esnasında büyüyerek bazen normal bir balkon boyutlarına ulaşabilmektedir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Resmi Proje : Binanın vaziyet planını, kanal projesini, kat planlarını, en az iki kesidini ve cepheleri içeren, muhtelif alan hesaplarının bulunduğu projedir. Bu proje sırasıyla Mimarlar Odası, İSKİ, Sivil Savunma, İtfaiye ve Belediye&#39;den onay aldıktan sonra Tapu İdaresine gönderilir. Bu proje inşa edilmesi öngörülen binanın ruhsatının ekinde yeralır ve gerçekleşecek olanı yansıtır. Ülkemizdeki genel kanı, resmi proje yada ruhsat projesinin &quot;iskan&quot; alınana kadar geçerli olduğudur. Buna göre iskan alındıktan sonra uygulama sürdürülebilir ve binada özgür müdahaleler yapılabilir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İskan : Konutlarda, inşa edilen yapının yaşanabilirliğinin onaylanmasıdır. İskan alma süreci belli kriterlere dayanır. Yapının ruhsat ekinde yer alan projeye uygun olarak yapılıp yapılmadığı kontrol edilir. Anlaşıldığı üzere iskan verildikten sonra yapı üzerinde değişiklik yaparak daha fazla kar yada artı değer yaratmak bir gelenek haline gelmiştir. Müteahhitlik camiasında buna &quot;kazanmak&quot; denir. İşte o unutulmaz replikler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Yangın merdiveni SAS odasını daha sonra biz yatak odasına dahil ederiz. Ordan bir giyinme odası kazanırız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- O fransız balkonu biraz daha geniş yaparız biz uygulamada ordan bir balkon kazanırız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- İskandan sonra çatıyı açıp genişletiriz, ordan bir teras yaparız.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Malsahiplerinin dairelerinden biraz alalım üst katlara verelim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Saçağı yüksek yapalım ordan bir 60 cm kazanırız.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Ortadaki aydınlığı iptal edelim oraya döşeme atarız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Kadıköy&#39;de yapılaşma kuralları yakın tarih içerisinde bu tip suistimallerin etkisiyle de giderek daralmıştır. Bu daralma ile beraber konut tipleri tekdüzeleşerek aynı biçimsel kalıbın içerisine girmiştir. Konut tipi ve binaların biçimleri neredeyse aynıdır. Kadıköy tipi konutun beynimizdeki yansıması antre, salon, mutfak ve arkaya uzanan koridorun perspektifinde dizilmiş kapılardır. Bu ev tipi sadece Kadıköy ilçesinde değil sanki&amp;nbsp;her derde deva evrensel bir yaşam çözümüymüş gibi&amp;nbsp;farklı şehilerde ve bölgelerde de bulunmaktadır. Bu noktada bu tasarımın üstün bir düşünsel arkaplanının olmadığı, kolaycılıktan ve hızlı üretimden dolayı sürekli tekrarlandığı açıktır. Sokak dokularına baktığımızda, bu tip apartman konutlar, birbirinden güzel cephe kaplamalarıyla, çatılarından fışkıran kaçak teras katlarıyla, işlevsiz fransız balkonlarıyla karşımıza dikilmektedirler. Şimdi o eski konakların herbirinin bahçesinde çok katlı, vahşi bir konut bloğu vardır ağzından dolarlar saçan.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Tüm bunlarının yanında bugün Kadıköy&#39;de ve benzeri bölgelerdeki mimarlık hizmetinin tek ölçütü en başta bahsettiğimiz &quot;emsal&quot; değeridir. Müteahhitin proje hizmeti almak üzere anlaştığı mimar emsali sonuna kadar kullanmak zorundadır. Bunun yanında imar yönetmeliğindeki boşlukları kullanarak ve proje içerisinde suistimale açık durumlar yaratarak müteahhitin haksız kazanç elde etmesine yardımcı olmalıdır. Mimarın bu konulardaki yetenekleri kendisinin kalitesinin belirlenmesinde kullanılan kriterlerdir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/4949568570425367059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/12/kadkoy-konut-tipolojisi-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4949568570425367059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4949568570425367059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/12/kadkoy-konut-tipolojisi-uzerine.html' title='Kadıköy Konut Tipolojisi Üzerine'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-4597676353565930410</id><published>2009-12-17T01:51:00.000-08:00</published><updated>2009-12-17T01:54:06.488-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dch mimarlık"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="draft architects"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="web site"/><title type='text'>Draft Architects on Web</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Dch Mimarlık web sitesi uzun süren çalışmalardan sonra yayına başladı. Hala bir takım eksikler var ama bunların tamamlanmasını zamana bırakmaya karar verdik. Lakin herkes web siteniz nerede, neden yok diye sormaktaydı. &lt;a href=&quot;http://www.dchmimarlik.com/&quot;&gt;http://www.dchmimarlik.com&amp;nbsp;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/4597676353565930410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/12/draft-architects-on-web.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4597676353565930410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4597676353565930410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/12/draft-architects-on-web.html' title='Draft Architects on Web'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-7442911362484932574</id><published>2009-12-03T17:24:00.000-08:00</published><updated>2009-12-03T17:25:27.222-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ekonomi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ilhan kesici"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="korkut boratav"/><title type='text'>Ekonomik Açılım</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Darbeci avı, etnik kimlik sorunları, rejim eleştrileri ve demokratik açılım tartışmaları sürerken, mevcut hükümetin iktisadi politiklarının ve etkisini çölün vahası Dubai&#39;ye kadar kaydıran küresel ekonomik krizin sonuçlarının medyada yeterince gündeme getirilmediği &amp;nbsp;görülmektedir. Oysa hükümetin &amp;nbsp;2002&#39;den bu yana yürüttüğü politikalarının olası bir krize karşı ülke ekonomisini aşırı kırılgan hale getirdiğini yakın tarihe ait niceliksel birkaç değerlendirme yaptığımızda rahatlıkla görebiliyoruz. Bunun yanında küresel krizin yarattığı ekonomik durumun olumsuz etkilerini artık gündelik hayatta da hissedildiği de bir gerçektir. &amp;nbsp;Ekonomik alandaki bu istikrarsızlık, politik başarısızlık birçok tecrübeli siyaset ve bilimadamı tarafından dillendirilse de popüler medyanın ajandası bu gibi problemlerden uzak kalmaktadır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Sosyal ve ekonomik açıdan ülkenin geleceğini etkileyecek birçok uygulama hayata geçirilirken, bu konuları tartışmak yerine, toplumsal barışı giderek tehlikeye sokan rejim aleyhtarlığını körükleyerek, sözde demokrasi cengaverliği yaparak, gündemi hergün başka bir dipsiz kuyunun içerisine sokmak çok makul gözükmemektedir. Gündemde olan sosyal problemlerin tümünün aciliyeti ve - toplumun her kademesini dikkate alınarak- &amp;nbsp;çözülmesinin gerektiği bir gerçektir. Ancak bugün bu çözümü arayanların takınmış olduğu tutum giderek daha keskin bir hal almakta, kullanmış oldukları yöntem ise giderek daha karmaşık bir çözümsüzlüğe doğru düğümlenmektedir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bahsedilen ekonomik problemlere geri dönersek bu konuda bir siyasetçinin ve önemli bir akademisyenin değerlendirmelerine bakmakta fayda var.&amp;nbsp;Geçmişte Devlet Planlama Teşkilatının farklı kademelerinde görev almış, şu anda ana muhalefet partisinden milletvekili olan İlhan Kesici, 27.11.2009 tarihinde Yeniçağ gazetesine vermiş olduğu röportajda mevcut ekonomik durumla alakalı şu değerlendirmeleri yapıyor:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;-webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px; font-family: Tahoma, Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Soru: Ekonomik krizden kim ne kadar etkilendi?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;İşte Rakamlar:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;a)Bütün dünya ortalama olarak yüzde 1.1 küçüldü.&lt;br /&gt;
b) Krizin anavatanı ABD yüzde 2.7 küçüldü.&lt;br /&gt;
c) Türkiye hariç gelişmekte olan ülkeler ortalama yüzde 1.7 büyüdü.&lt;br /&gt;
d) Hindistan yüzde 5.4 büyüdü.&lt;br /&gt;
e) Çin yüzde 9 büyüdü.&lt;br /&gt;
f) Ve Türkiye yüzde 6.5 küçüldü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
80 yıl ve AKP dönemi kıyası:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Soru: Cumhuriyet&#39;ten bugüne dönemler itibarı ile büyüme oranları ne kadardır?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Rakamlar:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;a) 1923-1929 arası büyüme artı yüzde 10.3&lt;br /&gt;
b) 1923-1938 büyüme ortalaması yüzde 7.4&lt;br /&gt;
c) 1950-56 büyüme artı yüzde 7.2&lt;br /&gt;
d) 1966-70 arası büyüme yüzde 6.3&lt;br /&gt;
e) 1983-89 arası büyüme yüzde 5.1&lt;br /&gt;
f) 1923-2002 arası 80 yılın ortalaması büyüme yüzde 4.6&lt;br /&gt;
g) 2003-2009 yani AKP hükümetleri ortalaması büyüme yüzde 4.0&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Ki görüldüğü gibi bu oran 86 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en düşüğüdür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soru: Türkiye&#39;nin ülke borcu ne kadar?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rakamlar:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;a) 2003 yılında 214 milyar dolar.&lt;br /&gt;
b) 2009 yılında 521 milyar dolar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Devlet borcu ikiye katlandı:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Soru: Özel sektör harici Türkiye&#39;nin devlet borcu ne kadar?&lt;br /&gt;
Rakamlar:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;2003&#39;de toplam borç 148 milyar dolar.&lt;br /&gt;
2003&#39;de iç borç 91 milyar dolar.&lt;br /&gt;
2003&#39;de dış borç 57 milyar dolar.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;b) 2009&#39;da toplam devlet borcu 285 milyar dolar.&lt;br /&gt;
2009&#39;da toplam iç borç 212 milyar dolar.&lt;br /&gt;
2009&#39;da toplam dış borç 73 milyar dolar.&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Faize bak faize!&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Soru: 2003-2008 arası ödenen faiz miktarı ne kadar?&lt;br /&gt;
Rakam: 225 milyar dolardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
225 milyar dolarla 60 tane Atatürk barajı olur.&lt;br /&gt;
412 tane Boğaz köprüsü olur.&lt;br /&gt;
4 milyon 500 bin adet 90 metrekarelik daire olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soru: Yatırım oranları ne kadardır?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rakam: Toplam bütçenin yüzde 6.5’i yatırıma ayrılmıştır...&lt;br /&gt;
Kamu yatırımları ise GSMH&#39;nin yüzde 4.0&#39;ü..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Teğet geçmedi, can evinden vurdu&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Soru: özelleştirmede miktar ne kadardır?&lt;br /&gt;
Rakam:&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Toplam 30 milyar dolarlık özelleştirme yapılmıştır, lakin satılan bu kamu işletmelerinin yenisini yapmak için gereken para 110 milyar dolardır.&lt;br /&gt;
Görüldüğü gibi özelleştirme adıyla millete ait işletmeler haraç-mezat birilerine peşkeş çekilmiştir ki bunun en bariz örneği Telekom&#39;dur.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Telekom’un yüzde 55’lik hissesi yıllık 1.3 milyar dolar taksitle 6.5 milyar dolara satılmıştır ki bu kurumun sadece geçen yılki kârı 1.5 milyar dolar olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonuç: Bu tabloyu sunduktan sonra söylenecek tek bir şey vardır..&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;Kriz teğet geçmemiş, Türkiye&#39;yi can evinden vurmuştur..&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bu konu hakkında bilgisine başvurma gereksinimi duyduğumuz diğer isim ise ülkemizin yetiştirdiği en önemli akademisyenlerden Prof. Dr. Korkut Boratav. Kendisinin 13.09.2009 tarihinde sol.org.tr&#39;de yayınlanan yazısına göre:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: verdana, geneva, lucida, &#39;lucida grande&#39;, arial, helvetica, sans-serif;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-size: small;&quot;&gt;Üç gün önce TÜİK, Nisan-Haziran 2009’un milli gelir taminlerini yayımladı. Bunalımın makro-ekonomik bilançosu, böylece ortaya çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2009 ve 2008’in Ocak-Haziran ayları için ana harcama kalemleri itibariyle hesaplanan milli gelir verilerini, aşağıdaki tablo aracılığıyla karşılaştıralım. “Harcamalara göre milli gelir”, özel tüketim, devlet tüketimi (cari devlet harcamaları), yatırım ve ihracat kalemleri toplamından ithalat çıkarılarak tahmin edilir. Tablodaki gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) da böyle hesaplanmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tablonun son sütunundaki dış kaynak hareketleri ise, milli gelirin seyrini belirleyen en önemli dışsal etkeni ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-size: small;&quot;&gt;2008-2009 Ocak-Haziran Milli Gelir (Milyon TL) ve Net Dış Kaynak, (Milyon $)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-size: small;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
Özel tüketim Devlet tüketimi Yatırım İhracat İthalat GSYİH Net dış kaynak&lt;br /&gt;
2008 34957 4717 12571 12609 15091 49762 28052&lt;br /&gt;
2009 32953 4844 6615 11267 11183 44496 2296&lt;br /&gt;
2009-2008 -2004 127 -5956 -1342 -3908 -5266 -25756&lt;br /&gt;
% Değişim -5.7 2.7 -47,4 -10.6 -25.9 -10,6 -91,8&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
***&lt;br /&gt;
Görülüyor ki, 2009’un ilk altı ayında kamu harcamaları dışında tüm öğeler düşmekte; milli gelir de yüzde 10.6 oranında küçülmektedir. Küçülme rekoru yatırımlardadır; yüzde 50’ye yaklaşan bir gerileme söz konusudur. 2001 krizinde de sermaye birikimi hızla düşmüş; bu gerilemenin telâfisi uzun zaman almıştı. Yatırımlar, sabit sermaye birikimi ile stok hareketlerinin toplamından oluşur. Sadece sabit sermaye birikiminin milli gelir içindeki payı, Nisan-Haziran 2009’da (cari fiyatlarla) yüzde 17.5’tir. Bu oran on iki ay öncesinde yüzde 21.2 idi. Ekonominin gelecekteki dinamizmini sermaye birikimi belirler. Bu bunalımın da Türkiye ekonomisinin ileriki yıllardaki büyüme potansiyeline ağır darbeler vurmakta olduğu anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dış ticarete gelelim. Mal ve hizmet ithalatı ihracattan daha hızlı bir tempoyla daralmış; hatta 2008’deki dış ticaret açığı, bu yılın ilk altı ayında küçük boyutlu bir fazlaya dönüşmüştür. Bu durum küçülmeyi frenlemiştir. Zira, ithalat artışları, iç talebi yurt dışına kaydırır; ülke dışı üretimi ve istihdamı destekler; ithalata rakip olan yerli üretim kollarını daraltır. İthalat daha az düşseydi; örneğin ihracatla aynı oranda gerileseydi, milli gelirin küçülme hızı yüzde 15’e ulaşacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ekonomiyi “inişe geçiren” temel öğelerden biri olan “net dış kaynak” hareketlerine de bakalım. Burada, kayıtlı-kayıt dışı, yabancı-yerli tüm sermaye hareketlerinin net toplamını alıyoruz. Görüldüğü gibi, 2008’in ilk altı ayında net sermaye hareketlerindeki 28.1 milyar dolarlık giriş, bir yıl sonra 2.3 milyar dolara inmiş; böylece dış kaynak girişinin yüzde 92’si buharlaşmıştır. Bu durum, ekonomiye sert bir dış şok taşımış; bu köşede daha önce tartışılan nedenlerle bunalıma gidişi tetiklemiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
***&lt;br /&gt;
Yukarıdaki verileri üç ay geriye, yani bunalımın başladığı Ekim 2008’e taşıyalım ve sonraki dokuz aylık milli gelir hareketlerine bakalım. Görülecektir ki, dokuz aylık bunalım içinde (Ekim 2008-Haziran 2009), Türkiye ekonomisi on iki ay öncesine göre yüzde 9.2 oranında küçülmüştür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün nicel göstergeler, Türkiye ekonomisinin aşağı-yukarı on iki aylık bir küçülme sürecinden geçmekte olduğunu ortaya koyuyor. Ekim’e geldiğimizde büyük bir olasılıkla büyümeye ilişkin göstergeler 2008’deki düzeylere ulaşacaktır. Ancak, Temmuz-Eylül’de hızlı bir toparlanma umanlar, galiba hayal kırıklığına uğrayacaklar. Kısaca açıklayayım:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* 2009’un ilk altı ayındaki gevşek maliye politikaları, Haziran sonrasında vergilere yüklenilerek terkedildi. İç talebin böylece baskı altına alınması, canlanmayı frenlemektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Sanayi üretimi Temmuzda sadece yüzde 1 artmış; kapasite kullanımı ise Ağustos’ta düşmüştür. Şubat’ı izleyen dört ayda toparlanmaya başlayan sanayi üretimi, artık durgunlaşmaktadır. Sanayi genellikle milli gelir hareketlerini peşinden sürükler. Öyle anlaşılıyor ki bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırılarak belirlenen “küçülme” süreci Eylül 2009 sonuna kadar sürecektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Temmuz 2009’da net dış kaynak girişi (765 milyon dolar), on iki ay öncesine göre yüzde 82 düşmüştür. Ekim-Haziran arasında ekonominin döviz bilançosunu bir can simidi olarak destekleyen kayıt-dışı sermaye girişleri Temmuz’da net çıkışa dönüşmüştür. Sermaye hareketlerindeki daralma devam etmekte ve iç talebi aşağıya çekmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
***&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eylül sonuna geldiğimizde, bunalımın on iki aylık makro-ekonomik bilançosunun yüzde 9 civarında bir küçülme olarak belirlenmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Kısacası, ekonomi 2001’den daha ağır bir bunalımdan geçmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne bunalımı? Siyasetin ve büyük medyanın gündeminde bunalım değil, yapay “açılma” tartışmaları vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zira, başbakan “bunalım” olgusunu gündemden silme becerisini göstermiş; ötekiler de ayak uydurmuşlardır.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #e06666; font-family: verdana, geneva, lucida, &#39;lucida grande&#39;, arial, helvetica, sans-serif;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: small;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Her iki değerlendimede de kaynak olarak TÜİK verileri alınmıştır. Yani devletin kendi resmi rakamları üzerinde yorum yapılmaktadır. Manipüle edemeyeceğimiz bu niceliksel veriler üzerinden yapılan değerlendirmeler de doğal olarak birbirine paraleldir. Peki bu veriler ortadayken neden bazıları sanki bu değerlerden hiç haberi yokmuş gibi konuşuyor ve hareket ediyor ? Ulusal medya neden bu rakamları görmezden gelerek asparagas ekonomi haberleriyle gündemi geçiştiriyor ? Herşey ortadayken hangi kriz kime teğet geçti ? Tüm bunları gördükten sonra borsa çıktı, dolar düştü, emlak piyasası düzeldi, krizin etkisi geçti vb. cümleler kurabilen bir vatandaşla mantıklı bir diyalog kurmamız mümkün mü ? Bu değerler açıkça geleceğimizin ipotek altında olduğunu göstermektedir. Bu duruma karşı acil olarak alınması gereken önlemleri tartışmamız gerekirken, başka sulara açılıyoruz. Yüzme biliyorsan açılmaktan korkma dedi birisi ancak okyanusta henüz tahmin edemediğimiz ve üstüne üstlük sadece yüzme bilgimizle bertaraf edemeyeceğimiz birçok tehlike var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper ÇAKIROĞLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/7442911362484932574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/12/ekonomik-aclm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/7442911362484932574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/7442911362484932574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/12/ekonomik-aclm.html' title='Ekonomik Açılım'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-6321745505096521987</id><published>2009-12-01T15:47:00.000-08:00</published><updated>2009-12-01T16:20:21.432-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ahmet Altan"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Leipzig"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="liberal"/><title type='text'>&quot;Vicdanım Geldi&quot;</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;( ÖNEMLİ NOT: Bu blog&#39;un ilişkilendiği konu başlıklarını sıralarken &quot;politika&quot; yazmamın nedeni küresel politikalar ve kentleşme-politika ilişkisi ile ilgili yazmayı düşündüğüm eleştrilerdi. Ancak ülkemizde olup bitenler o kadar kritik bir noktaya geldi ki artık kendimi tutamayarak ulusal politik gündemi de dolaylı yoldan etkileyen bir yazı yazmak istedim. )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;i&gt;&quot;Sakallarına ak düşmüş tecrübeli yazar, yakışıklı ama bir o kadar eşcinsel fotoğrafçıya poz vermek için, &amp;nbsp;bordo endoplasmik-retikulum desenli bir koltuğun kolçağına yaslanıp bacak bacak üzerine atmış, gözlerini yere doğru ittirirken, bir kolunu özgürce geriye savurmuş, bir eli ile çenesini yakalamış, &amp;nbsp;suratına da sanki bir düşüncenin arifesindeymiş gibi bir ifade vermişti. Kelliğin genetik açıdan babadan oğula doğrudan geçmediğini kanıtlarcasına keldi ve dudaklarını gizleyen surat kıllarının gerisinde sanki o geçmiş cüretkar zaferlerini kutlayan mütevazi bir tebessüm gizliydi. Kendisi gibi yazar olan babası ile arasında varolan o adı konulmamış rekabetin sonucunda tatmış olduğu yenilginin burukluğunu üzerinden atmış gözükse de, kurduğu cümlelerin kıç kısmından akan beyhude edebi kaygıları hissetmemek mümkün değildi. Ustalıkla inşa edilmiş cümlelerin her biri, mektup arkadaşımızın yaşadığı o hayal ülkesinin rengarenk manzarasına gönderme yaparken, kendisini tekrar etmekten çekinmeden &quot;vicdan&quot; diye bir müesseseden bahsediyordu. &quot;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bu sene Leipzig Özgürlük Ödülünü ülkemizden bir yazar aldı. Bu konu medyada çok fazla yer almasa da yayın yönetmeni olduğu gazetenin internet sitesinin anasayfasından haftalardır inmiyor. Peki nedir bu Leipzig Özgürlük Ödülü ?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İlk önce ödüle ev sahipliği eden Leipzig kenti ve Almanya&#39;daki konumu ile alakalı kısa bir bilgi vermek isterim. Leipzig, daha önce Doğu Almanya topraklarında yer alan Saksonya Eyaletinde bulunuyor. Bu bakımdan bu eyaletinde doğuda olduğuna şaşırmamak gerek. Eyaletin en enteresan özelliği farklı siyasi fikirleri içerisinde barındırması. CDU bu bölgenin oylarının yarısına sahipten sol görüşlü partilerinde azımsanmayacak bir potansiyele sahip olduğunu söylemek gerek. En dikkat çekici özellik ise eyaletin bir yandan da NPD nin yani milliyetçi demokratların kalesi olarak görülmesi. Ülke çapında aldığı oy yüzdesi düşük olan bu parti bu bölgede bir dönem %10 lara kadar yükselmiş. Tüm bunların sonucunda bu eyaletin politik anlamda kafası karışık bir bölge olduğu kesinleşmektedir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Leipzig Medya Ödülü ise, Sparkase Leipzig bankasının oluşturduğu vakfın sponsorluğunda 2001 senesinden beri verilen ve ifade özgülrüğüne katkı sağlamış, hatta hayatlarını riske etmiş yazar ve araştırmacılara verilen bir ödül. Bu sene bu ödülü biri ülkemizden olmak üzere üç kişi paylaştı. Bu yazarlar İtalyan&amp;nbsp;Roberto Saviano ve Hırvat Duşan Milyus&#39;dur. Roberto Saviano genç bir İtalyan yazardır ve İtalyan mafyası ile kapsamlı araştırmalarıyla tanınmaktadır. 2008 senesinde mafya tarafından kendisine yönelik bir suikast girişimi planlanmıştır. Bu açığa çıktıktan sonra Saviano ülkeyi terkedeceğini söylemiştir. Milyus ise Hırvatistan&#39;daki yasadışı ilişkiler ile ilgili haberler yapan bir gazetenin editörüdür. 2008 yılında evinin dışında kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından beyzbol sopalarıyla dövülmüş kolu kırılmış beyin sarsıntısı geçirmiştir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Ülkemizden bu ödüle layık görülen yazarımız ise hükümete yandaş kabul edilen &quot;liberal &quot; görüşlü günlük bir gazetenin yayın yönetmenidir. Ödülü almasına sebep olan özellikleri sıralanırken, daha önce çalışmış olduğu gazetede yazmış olduğu yazıdan ötürü yargılanması ve şu an yönettiği gazetenin ordu ile alakalı yapmış olduğu bir haber gösterilmektedir. Yargılanması neden olan bu yazıda yazar Türkiye&#39;nin tarihini tekrar kurgulayarak Türk kimliği ile Kürt kimliğinin yerlerini değiştirmiş ve kendince bir empati oluşturmaya çabalamıştır. Yazının hiçbir tarihsel gerçekle bağdaşmadığı ve kendi içerisinde de çelişkilerle dolu olmasının dışında, bence Türklüğe hakaret etme suçundan yargılanacak kadar zeka barındırmamaktadır. Türkiye&#39;de Kürt sorununun çözülmesi bir yana, anlaşılması adına da pek birşey söylememektedir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Kendi gazetesinde Türk Silahlı Kuvvetleri ile yapmış olduğu habere baktığımızda ise, bu habere kaynak olan belge ve görüntülerin tamamen gerçekdışı olduğu, söz konusu video görüntülerinin olay tarihine ait olmadığı ispatlanmıştır. Bu gazetenin TSK ve muhtelif kurumlar aleyhine ortaya çıkardığını iddia ettiği birçok belgenin de gerçekliği ispat edilememiş, itham olarak kalmıştır. Halk arasında &quot;çamur at izi kalsın&quot; denilen durumdan bir adım öteye geçememiştir. Bu gazetenin siyasi duruşu, ülkemizdeki cemaat yapısı ile olan ilişkisi ve birçok tartışmalı oluşuma imza atan, çoğunlukçu demokrasi anlayışına sahip hükümet ile olan fikri paralelliği ciddi tartışmalara neden olmaktadır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Yazarımızın, kendisine benzer neo-liberal yazarların bugün sürekli tekrarladığı gibi ülkemizdeki darbe tehlikesi ve etnik kimliklerinin tanınarak gerçek bir demokrasi anlayışının hakim olması üzerinden belli argümanlar yaratmaktadır. Ancak şu an hükümet görevini üstlenmiş parti de aynı fikirleri savunmaktadır. Bu durumda bu tip yazarlar zaten otoritenin düşüncesine hizmet eden bir çizgi de ilerlemektedirler. Üstelik bugün hükümetin uyguladığı politikalar uluslararası alanda ülkemizi yönlendiren ülkelerin de talep ettiği politikalardır. Peki o zaman yazarımız neden bu ödüle layık görülmüştür ? ya da kendisi ifade özgürlüğü konusunda sıkıntı yaşayan muhalif bir politik kimliğe sahip midir ?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Görünen o ki kendini ifade etmek konusunda bir sıkıntı çekmemektedir çünkü bir gazetenin yayın yönetmenidir ve üstelik bu gazetede hergün bu ülkenin insanlarına ve kurumlarına asılsız iddialarla saldıran bir yazar kadrosuna sahiptir. Bunu yaparkende sadece kamuoyunun eleştrilerine maruz kalmaktadırlar. Bunun dışında devletten bir baskı görmemektedirler ya da peşlerine takılan gayriresmi ölüm timleri yoktur.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bu yazarımız bugün ülkemizde &quot;liberal&quot; düşünceler etrafında toplanan geçmişin solcu aydınlarının sıkı bir prototipini oluşturmaktadır. Sürekli &quot;demokrasi&quot; denilen bir fenomenden bahseden, oturduğu yerden binbir zorluklarla kazanılmış Cumhuriyet rejimini eleştiren, ülkemizdeki etnik ve dini farklılıklar konusunda aykırı düşünceler öne süren ve nihayet kendi gibi düşünmeyenleri belli bir kalıba sokarak ağır sıfatlarla yaftalayan garip bir düşünce grubunun üyesidir. Bugün bu insan ödülünü alırken yaptığı konuşma da vicdandan bahsetmektedir. Bu vicdan güya özlem duyduğumuz özgürlükçü yapıyı geri getirecektir. Peki o vicdan senin gibi düşünmeyeni faşist, darbeci, cuntacı diye yaftalarken nereye saklanmıştır ? Bu vicdan bir sağduyu ya da hoşgörü üretemez mi ? Bu aydın güruhu gözümüzün önünde milyonlarca insan öldürülürken, Birleşik Devletler Irak&#39;ta göstere göstere &quot;darbe&quot; yaparken neredeydi ? Sorosçu vakıflar Ukrayna, Gürcistan, Yugoslavya&#39;da sivil toplumu örgütleyip rengarenk darbeler yaparken bu aydınlarımız başka bir kanalı mı izliyordu ?&amp;nbsp;Nihat Genç İletişim Yayınlarından kovulurken, Banu Avar TRT&#39;den ayrılmak zorunda kalırken, Mustafa Balbay terör örgütü mensubu olmakla suçlanıp tutuklanırken, Youtube yasaklanırken, insanlar asılsız suçlamalarla hapiste aylarca tutulurken &amp;nbsp;çok sevdikleri demokrasileri ve vicdanları nereye saklanmıştı ? Ayrımcılık ve kutuplaşmadan şikayet ederken, kendi gazetelerindeki &quot;yazarımsı&quot; organizmalar artık haddini aşıp şehirlere faşist yaftası vurarken ayrımcılığın kralını yapmıyorlar mı ? Heryerde potansiyel darbeci askerleri, yazarları, vatandaşları ararken, hergün başka bir belgeyle akıl bulandırmaya çabalarken &amp;nbsp;Türkiye&#39;nin yaşayan tek gerçek darbecisiyle alakalı tek bir hamle yapmamak hangi geniş vicdana sığabilir ? Bir cadı avını andıran bu darbeci avında polisin ve yargının yetkileri kötüye kullanılırken neden hiç sesleri çıkmıyor ? Daha soracak o kadar soru var ki şu vicdan müessesinden çıkan...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Gözümün önüne tek bir görüntü geliyor. Cengiz Çandar bir tartışma programında kuyruğuna basılmışcasına Prof. Emre Kongar&#39;a bağırıyor. &quot;...demokrasi anlayışı ve özgürlük..milyonlarca insanın kaderini ilgilendiren darbe girişimleri...!&quot; Adeta bu kelimeler beynimde çınlıyor. Aynı Cengiz Çandar Birleşik Devletler ne zaman Irak&#39;a girse Türkiye nasıl kazanç sağlar diye tavsiyeler vermekteydi. ABD Irak&#39;a girdi, darbe yaptı, ülkenin liderini idam etti, yeni bir hükümet kurup kendi yandaşlarını başa getirdi ve ülkeyi bir terör girdabının içerisine bıraktı. İşte Çandar bundan bahsediyor. Ona göre biz bu kanlı girdaba girip payımıza düşeni almalıyız. Milyonlarca insanın katledilmesi sadece bir rekor denemesi onun için. Sonra aynı adam karşımıza çıkıp demokrasi, özgürlük diyor, darbecilerden şikayet ediyor. Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır ? Bu adamların bahsettiği özgürlük nedir ? Liberal bir aydın olmak için nasıl bir vicdana sahip olmak gerekiyor ? Bu insanlar hangi ortak ahlak yapısına göre hareket etmektedirler ?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Tüm bu saçmalıklar olurken şimdi sıra vicdan denilen o kritik müesseseye geldi. Demokrasi, hür irade, eşitlik, özgürlük, çok seslilik, mozaik, açılım... ve şimdi vicdan bu ikircikli düşünce yapısına hizmet eden yeni bir kavram olacak. Bir o kalmıştı zaten içi boşalmayan... &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper ÇAKIROĞLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/6321745505096521987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/12/vicdanm-geldi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/6321745505096521987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/6321745505096521987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/12/vicdanm-geldi.html' title='&quot;Vicdanım Geldi&quot;'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-5657688881984939693</id><published>2009-11-26T07:18:00.000-08:00</published><updated>2009-12-01T16:23:56.223-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="3d"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="görselleştirme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mimar"/><title type='text'>Görselleştirmesek...</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Günümüzde teknolojik olanaklar sayesinde mimari tasarım sunumlarında bilgisayar ortamında gerçekleştirilen modellemelerin&amp;nbsp;&amp;nbsp;önemli bir yeri olduğunu izliyoruz. Bu yeni sunum teknikleri bazen çok ilkel biçimlerle, bazen avantgarde yaklaşımlarla ya da bambaşka şekillerle desteklenerek tasarımcının da özgün bakışını ve iç dünyasını yansıtan bir havaya bürünebiliyor. 3 boyutlu modellemeye imkan veren programların kullanımının yaygınlaşmasıyla bu yöntem giderek popülerlik kazanırken, el emeği gerektiren eski tip ifade tekniklerinin (maket, perspektif, eskiz vb.) giderek terkedildiğini ve bu programların sadece sunum aşamasında değil tasarım aşamasında da kullanılmaya başlandığını görüyoruz. Bu noktaya kadar hiç bir problem yok gibi gözüküyor. Ancak meselenin pratik kısmı birçok sorun içeriyor. Yazının bundan sonraki bölümünde bu tip sunumlardan kısaca &quot;görselleştirme&quot; diye bahsedeceğim. Yani bir mimari projenin 3 boyutlu olarak modellenerek belli noktalarından perspektif görüntülerin alınması işi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Görselleştirmenin kısa tarihine bakacak olursa, yazılımların sunduğu olanaklar sayesinde imajların giderek daha gerçekçi bir hal aldığını da görebiliriz. Aslen bilgisayar ortamında 3 boyutlu modelleme, görselleştirme ve animasyon &amp;nbsp;işleri, reklam, sinema, tv, endüstriyel tasarım ve muhtelif görsel tasarım dallarının da kullandığı bir yöntemdir. Hatta bu meslek grupları bu işi yapmaya daha da önceden başlamıştır ve sadece yapı modellemedikleri için daha yetkin bir şekilde daha kapsamlı çalışmalar yapabilmektedirler. Mimarlık sektörünün bazı aktörleri bugün sunumlar konusunda bu işte daha yetkin olan bu sektörlerden hizmet almaktadırlar. Bu bakımdan görselleştirmenin mimari bir sunum tekniği olmaktan çıkarak reklama yönelik bir araç olmaya başladığını da söyleyebiliriz. Henüz inşaatı &amp;nbsp;tamamlanmamış projeler, bu yöntem kullanılarak potansiyel müşterilerine kataloglar içinde ulaştırılmaktadır. Bu noktaya kadar toparlarsak, görselleştirmenin temel amaçlarını şöyle sıralayabiliriz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Mimari tasarıma yardımcı rol üstlenmek&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Mimari tasarımın (müşteriye ya da işverene) somutlaşmış halini yansıtmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Konut alışverişini destekleyen bir referans ve reklam aracı olarak kullanmak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Peki bu görselleştirme nasıl yapılır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- 3 boyutlu modellemeye olanak sağlayacak bir program bulunur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Proje çizimleri üzerinden tasarım bu programda 3 boyutlu olarak modellenir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Malzeme kararları modele yansıtılır. Bu noktada en can alıcı konu farklı malzeme atanacak alanların farklı kütleler olarak modellenmesi ve malzeme bitiş detaylarının gerçeğe yakın modellenmesidir. Aksi takdirde detaylı bir görüntü alınacak olursa imaj yapay gözükebilir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Projenin çevresindeki (dış mekan) yada iç mekansa içerisindeki elemanlar (yapılar, ağaçlar, insanlar, mobilyalar vb.) modele yerleştirilir. (Bunun olması şart değil. Alternatif yöntemler vardır.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- 3 boyutlu program içerisinde görüntüler alınmadan önce ortama ışık kaynağı/kaynakları yerleştirilir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Modele bakmak istediğimiz noktalara kameralar yerleştirilerek açıları ve derinlikleri ayarlanır bu aşamada yapılacak ayarlar, gerçek hayatta fotoğraf çekmekten çok farklı değildir. Bu bakımdan ışık kaynağının da yerleşimi önemlidir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Son olarak görüntülerin kalite ayarları yapılır ve &quot;render&quot; yani görüntü alma tuşuna basılır. Kalite zaman ile doğru orantılıdır. Kaliteyi, imaj boyutunu ve detayı arttırmak istiyorsanız görüntüleri alma süreniz uzayacaktır. Bu durumun kullandığınız bilgisayarınızın işlemcisiyle ve ram miktarıyla ilgili olduğunu da unutmamak gerekmektedir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Belli bir süre sonra bilgisayarın işlemden geçirdiği görüntüyü istediğiniz imaj formatında bilgisayara kaydederek sunumunuzda kullanabilirsiniz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Bu sürece ek olarak bir imaj işleme programında elde ettiğiniz bu görüntülerin ayarlarıyla oynayabilir. İmajın içerisine farklı imajlar yada elemanlar monte edebilirsiniz. Bazı durumlarda ortam elemanlarını (ağaç insan vb.) model içerisinde koymak yerine bu son aşamada yerleştirmek zaman açısından avantaj sağlayabilmektedir. Ortamda ne kadar çok eleman olursa görüntüyü alma süreniz o kadar artacaktır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Şunu da önemle belirtmek gerekir ki son aşama da gözüken imaj işleme programı bazen işin büyük bir kısmının kotarılmasına yardımcı olmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Görselleştirme işinin araçlarını deşifre edelim:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Yüksek konfigürasyonlu bir yada daha fazla bilgisayar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Bu işlemleri gerçekleştirecek işçi/işçiler. (tekniker, mimar vb.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Proje çizimlerini inceleyebileceğiniz, düzeltebileceğiniz CAD tabanlı bir çizim programı (ör: AutoCAD, ArchiCAD vb.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- 3 boyutlu modellemeye olanak veren bir program (ör: 3ds MAX)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- Bir imaj işleme programı. (ör: Photoshop)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;- İsteğe bağlı olarak bir görüntü alma &quot;render&quot; motoru (ör:vray, maxwell vb.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Peki neden herşeyi böyle didik didik ederek açıklıyoruz ? Alt tarafı sayısal bir kaç işlem birazda kolumuz yoruluyor. Ne var bunda ? Herkes yoruluyor...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Görselleştirme işi bir anlatım yöntemidir. Mimar kişi, tasarımda anlatmak, aktarmak, betimlemek, dikkat çekmek istediği konuları, durumları, senaryoları projesine referans olabilecek görseller ile anlatmaya çalışır. Modelleme ve renderlama da bu referanslardan biridir. Projeyi gerçeğe yakın anlamda karşınızdakine anlatabilmek adına iyi bir fırsattır. Birçok mimarlık firması, ya kendi kadrosuna kattığı elemanlar sayesinde ya da alt taşeron firmalar vasıtası ile bu konuda destek almaktadırlar.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Günümüzde bu iş kaçınılmaz hale gelmiştir.&amp;nbsp;Mimarlar ve teknikerlerin oluşturduğu bazı gruplar sadece bu konuda hizmet vermek için şirketler kurmuşlar ve uzmanlıklarını bu konuya kaydırmışlardır. Bunlara piyasada &quot;rendırcı&quot; &quot;render ofisi&quot; &quot;3dci&quot; gibi sıfatlar yakıştırılmıştır. Bunun yanında piyasada &quot;alaylı&quot; olarak tabir edilen başka bir grupta bu yazılımlarda tecrübe kazanarak bu işi profesyonel olarak yapmaya başlamışlardır. Ancak her iki grup arasındaki eğitim farkı işin bedeline gelince derin uçurumlar yaratmıştır. Tasarım disiplininden gelen kesim profesyonel bir sıfat altında bu işi yaptığı için yüksek bedeller koyarken, alaylı kesimin büyük bir kısmı (hepsi değil) işin bedelini sadece harcanan emek üzerinden hesap ettiği için &amp;nbsp;bedelini ciddi biçimde düşürmüştür. Daha sonra bazı cingöz mimarlar da bu durumla rekabet edebilmek için fiyatlarını düşürmek zorunda kalmışlardır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bu durumu bir anı ile örneklendirmek gerekirse, 10 adet yüksek kaliteli, &quot;foto-realistik&quot; imaj istenen bir mimari sunum işinde, bazı gruplar sadece tek bir imaj için x bedel isterken, bazı gruplar işin tümüne x/2 bedel verip, bu bedel üzerinden KDV dahil fatura bile kesmektedir. Bu inanılmaz bir uçurumdur. Bu fiyat kırmak değil piyasayı paramparça etmektir. Bunun yanında bazı örneklerde &quot;rendercı&quot; nın ilk iş bedava kampanyalarına da rastlamaktayız. Şunu da belirtmek gerekir ki farklı grupların verdiği işler arasında kalite açısında ciddi farklılıklar vardır. Bir işin bir standartı ve bedelinin bir rayici olmaz mı ? Piyasadaki ürünlerin ve hizmetlerin fiyatları belli değil midir ? Bu ne kadar saçma bir rekabet ortamıdır ?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Görselleştirme bedelleri arasındaki bu uçurum, ekonomik açıdan artık bu hizmetin verimli olamayacağını göstermektedir. İşverenler zaten işi ucuza getirmeye dünden razıdır. Herşey olsun, kaliteli olsun, hızlı olsun, revizyon gelsin, ama acayip ucuz olsun, hatta utanmazsan bedava olsun... Böyle birşey mümkün müdür? Ülkemizde mümkündür.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimarlık mesleğinin farklı kolları her geçen gün giderek değersizleşmektedir. Bir yere teklif verdiğinizde &quot;Ama ben şu kadara yapan buldum&quot; diye bir cevapla karşılaşabilmektesinizdir. Talep edilen sizin güzide emeğiniz değil sunduğunuz ucuz hizmettir. Biz bu kadar veryansın ederken, bizim bazı sevgili işbirlikçi meslektaşlarımızda hizmet bedellerini yerlere düşürerek mesleğin saygınlığını ve değerini kendi seviyelerine çekmekte, iki paralık etmeye devam etmektedirler.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper ÇAKIROĞLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/5657688881984939693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/gorsellestirmesek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/5657688881984939693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/5657688881984939693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/gorsellestirmesek.html' title='Görselleştirmesek...'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-8552394964335421893</id><published>2009-11-25T12:03:00.000-08:00</published><updated>2009-11-25T13:13:21.221-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="2010 Istanbul"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Haliç Tersanesi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Temporary City"/><title type='text'>Temporary City Workshop</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;12 -17 Kasım 2009 tarihleri arasında Yıldız TU, Bilgi Ünivesitesi ve 2010 Istanbul Kültür Başkenti ajansının işbirliğiyle Alman, Macar ve Türk mimarlık öğrencilerinin katılımıyla, &quot;Temporary City&quot; çalışması gerçekleştirildi. Seminerler, geziler ve workshop sonrasında,&amp;nbsp;Pecs, Istanbul ve Ruhr bölgesinden gelen üniversite öğrencileri, Haliç Tersanesi örneği üzerinden kentsel mekanları analiz ettiği, yorumladığı ve öneriler getirdiği bir takım çalışmalar ortaya çıktı. 8 farklı grup özgün görsel sunumlarla hem Tersaneyi hem de kentsel mekan kavramını irdelediler.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Seminerleri ve gezilerin bir kısmını kaçırmama rağmen workshop&#39;un ikinci günü 3. gruptaki yerimi aldım. Bölgenin kendine özgü yapısı, Galata&amp;amp;Pera, kentsel mekan üzerine tartışmalar sonunda, alanı bireysel çalışmalar ile betimlemeye ve yorumlamaya başladık. Haliç Tersanesi çok kritik bir noktada yer alan bir yapı grubuydu. Birçok kentsel dönüşüm projesine gebe olan Haliç bölgesi ile kentsel canlılığı elinde bulunduran Galata&amp;amp;Pera bölgesi arasında bir bariyer görevi görüyordu. Öte yandan iki bölge arasındaki bağlantının sağlanabileceği bir yaklaşım noktası olma potansiyeline de sahipti kuşkusuz. Bunun üzerine geliştirilen senaryolar ve Taksim&amp;amp;Pera bölgesinin aktivasyon gücünü yansıtan bir analiz ile beraber sunumumuzu tamamladık.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bu süreçten sonra 2 ay içerisinde öğrenciler Haliç Tersanesinin sınırladığı alan içerisinde toparlanan veriler ve analizler doğrultusunda geçici bir strüktür tasarlayacaklar. İşin en heyecan verici kısmı bu yarışmayı kazanan grup projesini uygulama fırsatı bulacak. Herkese bol şans.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper ÇAKIROĞLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/8552394964335421893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/temporary-city-workshop.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/8552394964335421893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/8552394964335421893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/temporary-city-workshop.html' title='Temporary City Workshop'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-4284735052924238851</id><published>2009-11-06T15:04:00.000-08:00</published><updated>2009-11-06T15:05:30.275-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ekoloji"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fuar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sürdürülebilirlik"/><title type='text'>RENEX 2009</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bugün Renex 2009 fuarındaydık. Sürdürülebilirlik, enerjilerin verimli kullanımı, yalıtım ve yenilenebilir enerji sistemleri ile ilgili birçok ülkeden farklı firmalar bu fuarda ürünlerini tanıtma fırsatı buldular. Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal, biokütle vb. konular başta olmak üzere ısı pompası ve kojenerasyon sistemleri üzerine birçok örnek sergilendi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Doğal kaynakları verimli kullanmayı sağlayan sistemler, bilimadamlarının işaret ettiği potansiyel enerji sıkıntılarının hissedilmesiyle, daha çok önem kazanmıştır. Son dönemde ülkemizde de gündeme getirilmeye başlanan ekoloji bilinci, bu aralar mimarlık ve tasarım için sıkı bir bağlam yaratmaktadır. Sunulan sistemlere bakıldığında, tasarlanacak olan yeni yapıların konforu, enerji verimi ve bunu sonucunda doğacak çevresel duyarlılık ve maddi kazanç açısından birçok öneri getirilmektedir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Şahsi görüşüm, sunulan sistemler arasında en parlak olanı &quot;ısı pompası&quot; adı verilen sistem. Bu sistem ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacınızı, ortamdaki sıcaklık farkından doğan enerjinin yardımıyla karşılıyor. Sistem hava, su ve toprak kaynaklı olarak üçe ayrılıyor ve elektrik ile çalışıyor. İlk kurulum maliyeti doğalgaz (LPG) sistemlerinden daha yüksek. Bir oran vermek gerekirse doğalgaz için gerekli kurulum x ise bu sistemin kurulumu 3x (pazarlık yapmadan). Müstakil 200 m2 lik bir konutunuz olduğunu düşünürsek sistem kurulduktan sonra aylık maliyeti, doğalgazlı sistemden en az 4 kat daha düşük. Sistem bu hesaba göre 3 sene içerisinde kendini amorte ediyor. Üreticiler tarafından 20-25 senelik bir garanti kapsamına alındığı düşünülürse LPG sisteme göre çok daha makul bir masrafı var.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Bence ısı pompasında en büyük avantajlardan biri de doğalgaz ile alakanızın olmaması. İthal edilen bu enerji kaynağının ne zaman kesileceği, ne zaman biteceği belli değil ve maliyeti yüksek. Isı pompası için en kötü ihtimalle etrafınızda hava ya da toprak olması yeterlidir. Sistemin ülkemizde kullanımının artması ile beraber üretim artacak, yerli rekabet piyasası oluşacak ve fiyatlar daha da düşecektir.&amp;nbsp;Kullanımın artması ile beraber fiyatların düşmesi ve bu sistemlerin cazip hale gelmesi, aslında her sürdürülebilir teknoloji için gereklidir. Özellikle rüzgar enerjisi gibi ülkemizde pek yaygınlaşamamış sistemlerinin maliyetinin düşmesi de bu sürece bağlıdır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Herkesin mümkün olduğunca kendi enerjisini üretebildiği bir yaşam belki devlet babanın pek hoşuna gitmeyebilir. Umarım (doğalgaz ihaleleri alındı diye) rekabeti baltalamak için yeni yaptırımlar ya da özel vergiler dayatılmaz ve bu bilinç teşvik edilir. Doğa kaynaklarının verimli kullanılması fikri bir bakıma modern insanın kendisine ve çevresine karşı duyması gereken sorumluluğu hatırlamasıyla çıkmıştır. Bu hatırlatma geleceğimiz için de büyük önem taşımaktadır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper ÇAKIROĞLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/4284735052924238851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/renex-2009.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4284735052924238851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4284735052924238851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/renex-2009.html' title='RENEX 2009'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-7162521109775329967</id><published>2009-11-05T01:01:00.000-08:00</published><updated>2009-12-01T16:38:15.685-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mimar işveren ilişkileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mimarlık hizmetleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="müteahhit"/><title type='text'>Mimar&amp;İşveren İlişkileri Adına Kayıtdışı Bir Değerlendirme ( 2 )</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;2. bölümde gene karşımıza çıkabilecek klişe cümleler ile devam ediyoruz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #ff6666; font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: black;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #ff6666;&quot;&gt;&quot;- Siz bu işi bir yapın. Elimizde daha çok iş var sizinle yağacağımız. Biz büyük bir firmayız.&quot;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Bu cümle ile karşılaştığınızda toplantının ortasında bile olsanız acil bir işinizin çıktığını söyleyip oradan ayrılın. Müteahhitlerin ve işverenlerin, mimarların zekasını sınadığı en sıradanlaşmış ve yaygın cümlelerden birini işittiniz az önce. Bir işi bedavaya getirmek için geleceğe dair vaatlerde bulunarak sizi ileriye yönelik umutlandırıp, fedakarlık yapma dürtünüzü uyandırmak için sarfedilen bir cümledir. İçinizden bir ses &quot;hadi bunu bir yapalım bak daha devam edecekmiş ne güzel&quot; demektedir. O ses çaresizliğin ve tecrübesizliğin sesidir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Bu cümleyi duyduysanız karşı taraf büyük olasılıkla sizi istismar edecektir. Bunun yanında küçük bir olasılık var ve şansımı denemek istiyorum diyorsanız, lütfen ileride verilecek ikinci işi bedava yapacağınızı söyleyin ve anlaşmayı tersine çevirin. Bundan sonra karşı tarafın vücut hareketlerinde, mimiklerinde, surat ifadesinde ve cümlelerinde oluşacak değişim sizi çok şaşırtacaktır. Birkaç dakika önce atıp tutan büyük işadamı gevelemeye, ağzının içine doğru konuşmaya başlayıp, garip sebepler bulmaya çalışacaktır. Bir kısım örnekte ise işi esprilerle geçiştirmeye, şen kahkahalarla ortamı yumuşatmaya çalıştıkları görülmektedir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #ff6666;&quot;&gt;&quot;- Bu teklif çok.&quot;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Öncelikle belirtmek isterim ki işin teklif kısmına gelmiş olmanız önemli bir başarıdır. İşvereni vereceğiniz hizmetin bir karşılığı olduğuna dair ikna etmişsiniz demektir. Ancak teklif vermek çok sıkıntılı bir süreçtir. Çünkü piyasanın hizmetlere vermiş olduğu fiyat tarifesi, mensubu olduğumuz meslek kuruluşlarının belirlediği tarifeyle uyumsuzdur. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Teklife ne yazarsanız yazın büyük bir olasılıkla bu cevabı alacaksınız. İnsanlar vereceğiniz hizmetin bedeline ait bir bilgiye sahip olmasa da sizden indirim isteyeceklerdir. Bu ticaret dünyasında bir gelenek gibidir. Karşınızdaki sizin fiyatınızı zaten çoktan biçmiştir. Bunu eğitime ve mesleğe yapılmış bir hakaret olarak da yorumlayabiliriz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #ff6666;&quot;&gt;&quot;- Ne sözleşmesi? Siz bize güvenmiyor musunuz? &quot;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #ff6666; font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Mimar kişi iş hayatında sağlam adımlarla ilerleyip geçmişte yapılan hataları tekrarlamak istemiyorsa iş ilişkilerini kağıt üzerinde, yazılı ve onaylı bir şekilde tutmalıdır. Sözlü taahhütler ve anlaşmalar iş hayatında resmi anlamda hiçbir şey ifade etmez. Ancak her nedense mimarlar hiç tanımadıkları insanlara bile ticari hayatta sonsuz güven duyabilme özelliğine sahiptirler. Bu müthiş yanılgının kesinlikle terkedilmesi gerekmektedir. Okulda öğretilen kavramların aşırı soyut olması neticesinde mimarın hayalgücü gelişirken, ticari yönü zayıf kalmıştır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Mimarlık hizmetinin sadece bedeli değil süreçleri, hizmet tanımı ve ödeme takvimi de önemli konulardandır. Yapacağınız işi yazılı olarak tanımlarsanız, işveren sizden ek bir hizmet talep etmeye çalıştığında bir dayanağınız olur. Ödeme takvimini belirlerseniz, maddi karşılığını alamadığınız bir iş için hukuki süreç başlatabilme hakkınız doğar. Aksi takdirde işveren sizden fazladan iş isteyecek ve ödemeyi de geniş süreçlere yayarak sizi oyalayacak hatta bazen ödeme vermeyi unutmayı tercih edecektir. İşveren ile mimar arasındaki ticari ilişkiler gönül bağları ve salt güven ilişkileriyle sürdürülemez. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/7162521109775329967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/mimar-iliskileri-adna-kaytds-bir_05.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/7162521109775329967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/7162521109775329967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/mimar-iliskileri-adna-kaytds-bir_05.html' title='Mimar&amp;İşveren İlişkileri Adına Kayıtdışı Bir Değerlendirme ( 2 )'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-1656455447674356397</id><published>2009-11-04T04:03:00.000-08:00</published><updated>2009-11-06T14:20:23.258-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mimar işveren ilişkileri"/><title type='text'>Mimar&amp;İşveren İlişkileri Adına Kayıtdışı Bir Değerlendirme ( 1 )</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Mimarlık mesleği, bir hizmet sektörü olarak bakıldığında, ülkemizde aslında pek ihtiyaç duyulmayan bir sektördür. İnşaat sektörünün bu kadar sıkı atılımlar yaptığı ve yapmaya devam ettiği bir ülkede inşaat sektörüyle direkt ve öncelikli bağlantısı olan bir hizmet sektörüne ihtiyaç duyulmadığını söylemek inandırıcı gelmeyebilir ancak pratikte durum böyle değildir. Hatta mimarın varolduğu işlerin bile çok sağlıklı yürümediği/yürütülemediği bir gerçektir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Genç bir mimar olarak, mesleğimi serbest bir şekilde icra ettiğim süre içerisinde ülkemizde mimarlık mesleğine bakışın nasıl olduğunun resmini çizebilecek birçok hatıra edindim. Genç olmanız, mimar olmanız, yaratıcılığınız, tasarım tarzınız, projeyi yürütme biçiminiz, şirketinizin yaşı gibi konular her zaman işverenler tarafından sorgulanan konulardır. Mimarlık eğitiminin meslek pratiği ile alakasının olmaması, okulda bize yüklenen mimari estetik anlayışının az eğitilmiş toplumumuzda bir karşılığının bulunmaması, sürekli diyalog problemlerine yol açmaktadır. Bunun yanında mimarlık mesleğini bir değere dönüştürmek ve bundan bir kazanç sağlamak en zor ve çözümsüz konulardan bir tanesidir. İş ilişkilerinin hukuki anlamda korunmasının sağlanması, ticari kaygıları olan mimarlar için en kritik noktalardan bir tanesidir. Her meslek grubunda olduğu gibi işverenler mimarlık hizmeti alırken tercihlerini bu bedellerin miktarına göre yaparlar. Bu bakımdan bedelini mimarlık hizmetleri tarifesine göre düşük verenler ihaleyi kazanırlar. Ancak bu işbirlikçi anlayış işveren gruplarının mimarlık mesleğine bakışını ciddi biçimde etkilemektedir. Kısaca özetlersek, mimarlık mesleği fiyat kıran mimar profili sayesinde ticari açıdan zarar görürken, saygınlığını da kaybetmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bu yazının resmi bir dille sürdürülmesinin mümkün olmadığını içten içe hissederek bundan sonra yaşananları daha gündelik bir üslupla anlatmanın daha uygun olacağı inancındayım. Buna göre hemen kendi mesleki hayatımdan direkt olarak referans aldığım olaylar ile başlamak istiyorum:&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: #ff6666;&quot;&gt;- Merhaba biz bir yere &lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #33cc00;&quot;&gt;teklif&lt;/span&gt;&lt;/i&gt; vereceğiz. Ona bir &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: #33cc00;&quot;&gt;etüd&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=&quot;color: #33ff33;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: #ff6666;&quot;&gt;çizilecek. Ada pafta parseli gönderiyorum ona bir bakalım ya... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Kısaca etüd adı verilen hizmet özellikle inşaat sektörünün hızla ilerlediği İstanbul&#39;da çok popüler bir konudur. Eskimiş apartman tipi konutları yıkarak kat karşılığı yeni konut üretimi yapan müteahhitlerin mimarlık ofislerinin kapılarını sürekli aşındırmalarına neden olan bir fenomendir. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Buradaki amaç mimarlık hizmeti almak değildir. Amaç, verilen arazinin imar durumuna göre müteahhitin istediği alan paylaşımını yakalayabilmek bunun yanında imar yönetmeliğindeki boşlukları kullanarak müteahhite gayriresmi kazanç sağlamaktır. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Etüd çalışması bir vaziyet planı, hisse bölüntüsü kesiti, bir zemin kat, bir malsahibi kat planı, bir müteahhit kat planı ve elbette en az 1 adet perspektiften oluşur. Bu perspektif gündelik hayatta  render olarak adlandırılır ve bilgisayar ortamında hazırlanan foto-gerçekçi imajlara verilen genel isimdir. Etüd hizmeti imar yönetmeliğine kesinlikle uymalıdır çünkü müteahhitin kat malikleri ile yapacağı sözleşmenin ekinde bir taahhüt olarak yer alacaktır. Bu bakımdan mimarın bu konuda hata yapması kabul edilemez! Render adı verdiğimiz imaj ise yeni yapılarda sıklıkla kullanılan malzemelerin cephede yeni bir armonisini yansıtmalıdır. Söve, terracota, fibrobeton olarak adlandırılan malzemeler bunlardan birkaçıdır. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Etüdün konut tipi ise 2+1, 3+1, 4+1 olarak müteahhit tarafından tanımlanır.  Bu konut tipi üzerinde çok fazla düşünülmesi gerekmeyen standart &quot;Kadıköy&quot; tipi konuttur. Antreden ön cepheye bakan salona sonra yan cepheye bakan mutfağa ve arkaya doğru yönelen koridora geçilir. Koridor boyunca odalar ve ortak banyo dizilir. Ebeveyn odasına dolap odası ve ufak bir banyo sıkıştırılır. Plan bundan ibarettir. Zaten çoğumuzda böyle bir evin içinde yaşamaktayızdır.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Şimdi en can alıcı noktaya geliyoruz. Bu hizmet, tanımdan da anlaşıldığı gibi sadece taahhütnameye yönelik ufak bir avan proje gibidir. Bu hizmeti verebilmek için imar yönetmeliğini ve boşluklarını biliyor olmak, imar durumunu okuyabilmek, buna göre hızlı bir konut modeli yaratabilmek gerekmektedir. Bu hıza erişebilmek için gerekli bilgisayar çizim programlarına hakim olmak ya da hakim olan insanları çalıştırmak gerekmektedir. Özel bir hizmet olan 3 boyutlu modelleme ve sonucunda elde edilen perspektif görüntü ise ayrı bir uzmanlık konusudur. Bu tip bir çalışmayı yapmak ve bilgiye sahip olmak ya da bu bilgiye sahip bir insanı alt taşeron olarak bulmak/çalıştırmak kolay değildir. Bu bilgisayar programlarının lisans bedellerine değinmiyorum bile... &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Tüm bunları tekrar hatırlatmamın nedeni bu hizmetin piyasada bedelsiz olarak yapılıyor olmasıdır. Evet, bir müteahhit sizi arar bu hizmeti ister ve bunun bedelini size ödemez çünkü böyle bir alışkanlığı yoktur. Bu hizmet bazı mimarlık bürolarınca &quot;yaparız abicim&quot; mimarlar tarafından bir karşılık beklemeden yapılmaktadır. Bunun sebebi ise müteahhitin size yaptığı sözlü taahhüttür. Eğer etüdünüz kat malikleri tarafından beğenilir ve kabul edilirse müteahhit kişi size mimar proje müellifliği teklifinde bulunacaktır. Yani projeyi alırsa size mimari projeyi çizdirecektir. Fena bir teklif değil aslında ama o kadar emin olmayalım hemen... Sözlü taahhüt kısmı çok kaygan bir zemindir. Müteahhit işi alsa bile mimari proje teklifinizi çok bulursa size işi vermeyebilir. Karşı çıkabilirmisiniz? Tabiiki hayır. Hukuki bir dayanağınız ya da güvenceniz yoktur. Hatta bazı senaryolara göre müteahhitler etüdleri farklı ofislere projeyi ise sadece belediye ile bağlantıları kuvvetli olduğu için iş yapan bambaşka ofislere vermektedir. Belediye ilişkileri kuvvetli ofislerinde mimari proje bedelleri konusunda esnek olduğu gerçeğini söylememize gerek yoktur herhalde. Sadece bu ilişkiler üzerinde iş yapmayı ve hizmet vermeyi hedefleyen ofisler bu işe doğal olarak salt ticari olarak bakmaktadırlar. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Etüd&quot; ve &quot;belediye projesi&quot; sektörü sınırları işbirlikçi mimarlar tarafından çizilen bir fenomendir. Bu konularının sunum biçimi ve bedeli de bu kesim tarafından belirlenir ve uygulanır. Asıl acıklı olan durum, İstanbul&#39;un neredeyse tamamındaki yapılaşmanın bu tip &quot;mimari&quot; hizmet biçimleriyle desteklenmiş olmasıdır. O yüzden yapılan orta halli konutların büyük bir kısmı birbirine benzemektedir. &lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/1656455447674356397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/mimar-iliskileri-adna-kaytds-bir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/1656455447674356397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/1656455447674356397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/mimar-iliskileri-adna-kaytds-bir.html' title='Mimar&amp;İşveren İlişkileri Adına Kayıtdışı Bir Değerlendirme ( 1 )'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-127829339949825296</id><published>2009-11-04T03:21:00.001-08:00</published><updated>2009-11-06T14:22:44.739-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="karayolları zincirlikuyu arazisi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kentsel dönüşüm"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="zorlu center"/><title type='text'>Karayolları Arazisi Hakkında</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: medium;&quot;&gt;KAMU ARAZİSİNDE BİR KENTSEL DÖNÜŞÜM DENEYİMİ:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: medium;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: medium;&quot;&gt;KARAYOLLARI 17. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ ARAZİSİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18pt;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Alper ÇAKIROĞLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Şehir Planlama Doktora Programı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;1. GİRİŞ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: normal;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Tarihe baktığımızda kentlerin zaman içerisinde sosyal, ekonomik, kültürel ve politik koşullara göre kentsel formun sürekli bir dönüşüm içerisinde olduğu görülmektedir. Bu durum kentin devingen bir yapıya sahip olduğunun kanıtıdır. [1] Buna göre zaman içinde yaşanılabilirliği sorgulanan kentler, farklı tarihsel süreçte ve zaman dilimleri içerisinde bu dönüşümleri hızlı ve yoğun bir şekilde yaşamışlardır. Bu dönüşüm süreçleri, dönemsel koşulların yapılandırdığı modeller neticesinde farklı biçimlerde gerçekleştirilmiştir. Özellikle sanayi kentine ve küresel kente geçiş süreçlerinin bu bağlamda en kayda değer örnekler olarak göze çarpmaktadır. [2] Günümüzde de sermaye birikiminin inşaat sektörüne yönelmesi ile beraber kentlerde kaçınılmaz bir dönüşüm süreci yaşandığı görülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Bu çalışmada kentsel dönüşüm kavramı genel olarak ele alınarak, bu bağlamda ülkemizde gerçekleştirilen ve konuya örnek olabilecek bir süreç değerlendirilecektir. Kamuya ait ve üzerinde tescilli yapı bulunan bir arazinin, kentsel dönüşüm kapsamına alınarak imar durumunun değiştirilmesi, özelleştirilmesi, satışı ve tekrar projelendirilmesi ele alınacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;2. KENTSEL DÖNÜŞÜM&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Kentsel dönüşüm, bozulma ve çökme olan kentsel alanın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullarının kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan strateji ve eylemlerin bütününü ifade etmektedir. Kentsel dönüşüm hareketi, Endüstri Devrimi ile beraber üretim biçimleri dönüşen Avrupa ülkelerinin şehirlerinde görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde sosyal yapının farklılaşması ve kent nüfusunun artması ile beraber konut üretiminin yoğunlaşması neticesinde, kentlerin geleneksel yapıları da kaçınılmaz bir dönüşüm içerisine girmiştir. Bu dönüşüm 20. yy başında modernizm akımıyla beraber, II. Dünya Savaşı sonrasındaki yıkımlar sonucunda ve küreselleşme sürecinde kapitalizmin toplumsal dönüşümünün altyapısını hazırlamak adına farklı coğrafyalarda farklı modeller üzerinden gerçekleştirilmiştir. [2]&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Günmüzde mekanı şekillendiren politik iradenin sermaye odaklı bir düşünce yapısı içerisinde olduğu görülmektedir. &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:country-region st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Kent&lt;/span&gt;&lt;/st1:country-region&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; içerisinde zamanla işlevini kaybeden, terkedilen, bakımsız kalmış veya ıssızlaşmış yapılar ve alanlar, öngörülen dönüşüm senaryosuna uygun olarak tekrar şekillendirilmektedir. koşullandırılmaktadır. Bu koşullandırma ve dönüşüm işlemi için farklı metodlar izlendiği görülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;ul style=&quot;margin-top: 0cm;&quot; type=&quot;disc&quot;&gt;&lt;li class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;; font-weight: bold;&quot;&gt;Yeniden Geliştirme&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Yeniden geliştirme, ciddi olarak bozulmuş ve korunacak değeri olmayan      yapıların bulunduğu bölgelerde &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:city st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;kabul&lt;/span&gt;&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;      edilen bir yaklaşımdır. Yerel yönetimler için bu yaklaşım, arazinin      maksimum kullanımı, daha yüksek zemin alanı ve şehir merkezine kalifiye      emek grupların çekilmesi ve yeni aktivite alanlarının katılımı ile      avantajlı görünmektedir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-left: 18.0pt;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;ul style=&quot;margin-top: 0cm;&quot; type=&quot;disc&quot;&gt;&lt;li class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;; font-weight: bold;&quot;&gt;Rehabilitasyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Rehabilitasyon, planlı olarak gelişmiş ancak zamanla yıpranmış, yoğunluğu      artmış ve işlevlerini yerine getiremeyen bölgeleri tekrar değerli hale      getirme yöntemidir. Mevcut bölgenin yapısının korunarak, koruma, tamir ve      restore edilmesi temeline dayanmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;ul style=&quot;margin-top: 0cm;&quot; type=&quot;disc&quot;&gt;&lt;li class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;; font-weight: bold;&quot;&gt;Entegrasyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Bu yöntemle, kent kimliği korunurken, mevcut binaların yanına yeni      binaların katılımıyla zengin bir çevre yaratması işlemidir. Mevcut olanların      çevresinde konumlandırılacak yeni yapılarda çağdaş mimarlık örnekleri de      ortaya konabilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;ul style=&quot;margin-top: 0cm;&quot; type=&quot;disc&quot;&gt;&lt;li class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;; font-weight: bold;&quot;&gt;Yeniden Canlandırma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Sosyo-kültürel, ekonomik ya da fiziksel açılardan bir çöküntü süreci      yaşamakta olan kentsel alan parçalarının, çöküntüye neden olan faktörlerin      ortadan kaldırılması ya da değiştirilmesi sonucu, o alanın tekrar hayata      döndürülmesi, canlandırılması yöntemine verilen isimdir. [3]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Kentsel dönüşümün hangi yöntem üzerinden gerçekleştirileceğinin yanısıra, bu projeye dahil olacak aktörlerin belirlenmesi ayrı bir tartışma konusudur. İngiltere’deki örnekleri incelediğimizde kentsel dönüşüm projelerinin stratejik ortaklıklar üzerinden yürütüldüğü görülmektedir. İş geliştirme firması, sermayedar, mülk sahibi, planlamacı/tasarımcı, yüklenici ve yerel yönetimler bu ortaklıkların içerisinde yer alan en önemli aktörler olarak göze çarpmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Bu tip ortaklıklar sayesinde yatırımcı, yönetici ve kullanıcının katılımı sağlanarak, gerçekleşecek projenin belli bir mütabakat çerçevesi içerisinde planlanması ve uygulanması&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;öngörülmektedir. [4]&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Günümüzde, özellikle büyükşehirlerde kentsel dönüşüm başlığı altında birçok planlamanın ve projenin hayata geçirilmeye çalışıldığı görülmektedir. 2004 ve 2005 senelerinde çıkarılan yasalar sayesinde de kentsel dönüşüm kavramının yasal altyapısı hazırlanmıştır. Bunun neticesinde Başbakanlığa bağlı kurumlar olan TOKİ (Toplu Konut İdaresi) ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı birçok önemli dönüşüm kararında etkin rol oynamaktadır. Son dönemde kamu arazilerinin de özelleştirme yöntemiyle kentsel dönüşüm kapsamına alınarak tekrar yapılandırılması gündeme gelmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;3. KARAYOLLARI 17. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ ARAZİSİ&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;İstanbul’un Zincirlikuyu ve Boğaz Köprüsü bağlantı yolu gibi iki yoğun aksının kesişiminde yer alan Karayolları 17. Bölge Müdürlüğüne ait arazinin, ilk olarak özelleştirme yolu ile daha sonra da kentsel dönüşüm kapsamına alınarak bu alanın tekrar planlanması gündeme getirilmiştir.  Karayolları arazisinin geçmişi 40 sene öncesine dayanmaktadır. Boğaziçi Geçiş Yolu projesi kapsamında kamulaştırılan arazilerden arta kalan bir bölge olan bu arazide Karayolları 17. Bölge Müdürülüğüne ait 13 katlı bölge müdürlüğü binası, lojmanlar, misafirhane, işletme binaları, hangarlar, futbol sahası, çocuk parkları ve koruluk bulunmaktaydı.Açık alanları ile beraber toplam alanı 126.500 m2 olmasına karşın yapı yoğunluğu düşük olarak plananmıştır. Mimar Mehmet Konuralp’in projelendirmiş olduğu Bölge Müdürlük binası 2004 senesinde modern mimarlık örneği olarak &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:city st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;kabul&lt;/span&gt;&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; edilerek Tabiat ve Kültür varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmiştir. Yapı İstanbulluların gündelik yaşamında da şehrin ilk çok katlı simgesel yapısı olması bakımından toplumsal hafızanın bir parçasıdır. Yüksek katlı yapıların olmadığı dönemde bu eser İstanbulun gökdelenlerinden biri olarak görülmüştür. [5]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Milli Emlak Genel Müdürlüğü 2002 ve 2004 senelerinde bu arazinin satışı için kapalı zarf usulü ihale gerçekleştirmiştir. Ancak bu ihalelerin sonucunda arazi için bir alıcı bulunamamıştır. 2004’teki ihaleden hemen sonra III. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından yapı tescillenmiştir. Kurulun tescil kararına göre “ &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Silüet etkisinin düşünülmüş olması dolayısıyla İstanbul kentinde yapılan yüksek yapıların tarihi içinde önemli aşama ve mimari yaklaşım ürünü olması yapılışı ve sonrasında Türkiye’de gelişen yapım sistemlerinin ve malzemelerinin kullanılması ve üretimi konusunda önemli bir aşam ve tesislerin kurulması açısından başlangıçnoktası oluşturması mimari lüteratürde ve eğitim yayınlarında yer almasının yanında mimarlık fakültesi eğitim sürecinde kullanılan örnek yapılardan olması, Türkiye’de 20. yy. Mimari üretimleri içerisinde özellikle Zincirlikuyu – Levent aksı üzerinde daha sonra oluşan yüksek yapılar dizisi içinde başlangıç noktası ve kentsel simge oluşturması, tasarım ve planlama anlayışı açısından günümüz fonksiyonlarına da cevap verebilecek bir mimariye, planimetrik düzene ve esnekliğe sahip olması nedenleriyle korunması gerekli kültür varlığı tesciline karar verildi.” denilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; [6]&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Bakanlar Kurulu tarafından 2005 senesinde tekrar satışına karar verilen arazi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı plan hazırlıklarına başlamıştır. Bu sene içerisinde 3 kez imar plan değişikliği teklifinde bulunulsa da Anıtlar Kurulu tarafından plan &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:city st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;kabul&lt;/span&gt;&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; edilmemiştir. Aynı sene içerisinde Haziran ayında 5366 sayılı “Yipranan Tarihi Ve Kültürel Taşinmaz Varliklarin Yenilenerek Korunmasi Ve Yaşatilarak Kullanilmasi Hakkinda Kanun” mecliste onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Şubat 2006 yılında yapılan teklifte ise imar plan değişikliği İstanbul Büyükşehir Belediye meclisinde görüşülmeden Belediye Başkanı tarafından onaylanarak ilgili yerel yönetim olan Beşiktaş Belediyesine gönderilmiştir. Beşiktaş Belediyesi 1/1000 planları askıya almış ve itiraz süreci başlatılmıştır. Bu planlara göre bakanlık arazinin resmi kurum alanından çıkarılarak turizm, kongre merkezi, kültürel tesis ve yeşil alan olarak kullanılmasını önermiştir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;İstanbul Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası ve Şehir Plancıları Odası planla ilgili olarak kamu yararı gözetilmediği gerekçesiyle Beşiktaş Belediyesi aracılığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı&#39;na itiraz etmiştir. Ağustos 2006’da Milli Emlak tarafından yapılması planlanan ihale gelen itirazlar yüzünden iptal edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Bundan sonra Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından plan çalışmalarına tekrar başlanmıştır. Konut, rezidans, kültür merkezi, alışveriş merkezi ve otel gibi yapıların yapılabilmesi için Özelleştirme İdaresi Başkanlığı imar planı çalışmalarını sürdürmüş ve Kasım 2006 imar planı çalışmaları tamamlanmıştır. Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından onaylanan 1/5000 ölçekli ana plan ve 1/1000 ölçekli uygulama planı önce görüş almak için Büyükşehir Belediyesine daha sonra Anıtlar Kuruluna gönderilmiştir. Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası imar plan değişikliğiyle alakalı yargı yoluna gitmeyi tercih etmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Arazinin satışı için ihale hazırlıklarına başlanmıştır. Arazinin toplam alanı 96.500 m2, satış fiyatı ise Bakanlar Kurulu tarafından biçilen değere göre 460 milyon YTL’nin üzerinde olması tahmin edilmiştir. Binanın yeni imar durumuna göre 2.8 emsal karşılığında bodrum katlar hariç toplam 237 bin metrekarelik inşaat yapılabileceği öngörülmüştür. Bina yükseliği ise mevcut anıt yapının en fazla 1.5-2 katı kadar olabilecek şekilde planlanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Mart 2007 itibariyle süregelen itirazlara rağmen satış ihalesi Maliye Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir ve ihaleye 10 adet firma ve ortak gayrimenkul girişimi katılmıştır. İhalenin gerçkeleşmesinden hemen önce daha sonra çıkabilecek hukuki sorunları aşabilmek için arazi Karayolları Müdürlüğü’nden Tekel’e devredilmiştir. Satış ihalesinin sonucunda Türk bir firma olan Zorlu Grubu araziyi 800 milyon $ karşılığında satın almıştır. Projenin yaklaşık 300.000 m2lik bir alan kaplayacağı ve tamamlandıktan sonra 3 milyar $ ‘dan fazla değere sahip olacağı belirtilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Nisan 2007 içerisinde satışın iptali için KESK’e bağlı Yapı-Yol-Sen ÖYK kararının iptali için Danıştay’da dava açmıştır. Arazinin TEKEL’e devrinin hukuksuz olduğunun öne sürülmesinin yanı sıra ÖYK’nın sadece kuruluşların özelleştirilmesi konusunda yetki sahibi olduğu ve arazi satışını gerçekleştiremeyeceği belirtilmiştir. Kamulaştırma ile alakalı kanuna göre daha önceden kamulaştırılmış bir arazinin kamulaştırma amacının dışında kullanılması mümkün değildir. Ayrıca Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü&#39;nde çalışan sendikaya üye kamu çalışanlarının oturdukları lojmanları boşaltmalarının da istendiği ifade edilen dilekçede, çalışanların evlerinden çıkarılmalarıyla telafisi güç ve imkansız zararların doğacağı öne sürülerek, dava sonuçlanıncaya kadar işleminin yürütmesinin durdurulması da talep edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Temmuz 2007’de Zorlu Grubu arazide gerçekleştireceği proje için uluslararası bir yarışma amıştır. İlk aşamada yarışmaya katılacak grupların tercihlerinin yapılması için belli kriterler belirlenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;En az 100.000 m²’lik kentsel kullanım alanının, kavramsal düzeyden ihale dosyasına kadar bitirilmiş olması, uluslararası ve ulusal ödüller alınmış olması, uluslararası yayınlar ve uluslararası jüri üyelikleri görevlerinde bulunulmuş olması, ön seçim için uygulanacak temel ölçütler arasında gösterilmiştir. Yarışmanın ilk aşaması geçildikten sonra 14 adet yerli-yabancı mimarlık şirketi katılmaya hak kazanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Eylül 2007’de Yol-Yapı, Altyapı Bayındırlık ve Tapu Kadastro Kamu Emekçileri Sendikasının (Yapı-Yol Sen) tarafından açılan davalar sonuçlanmıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, İstanbul Levent’teki 96 bin 505 metrekarelik Karayolları Genel Müdürlüğü arazisinin, özelleştirme kapsamına alınmasına, Tekel’e devrine ve Zorlu Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş’ye satışına ilişkin 3 Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) kararının yürütmesinin durdurulması istemlerini reddetmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;2008’in Şubat ayında yarışmanın 4+1 finalistleri gecikmeli de olsa açıklanmıştır. Emre Arolat, Tabanlıoğlu, Han Tümertekin, Cafer Bozkurt+Mete Arat ın yanı sıra ERA Şehircilik yedek finalist olarak son aşamada yerlerini aldılar.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Mart 2008 tarihinde Karayolları 17. Bölge Müdürlüğünün bulunduğu arazinin ilk sahipleri tarafından satışın gene kamulaştırma yasasına aykırı olduğu gerekçesiyle dava açılmıştır. Davayı açan 3 mal sahibinin avukatı arazinin kamulaştırma vasfından çıkarılıp satışa çıkarılması halinde yasaya göre ilk olarak eski sahiplerine teklif edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu ay içerisinde ayrıca yarışma sonucu dava ve itirazlar yüzünden gecikmeli olarak açıklanmıştır. [7] Emre Arolat ve Tabanlıoğlunun yarışmanın final aşamasında kurmuş olduğu konsorsiyumun tasarlamış olduğu proje birinci oldu ve uygulamaya hak kazanmıştır. Projelerin belirlenmesi sürecinde Anıtlar Kurulunun son aşamada neredeyse seçici bir kurul pozisyonuna getirilmesi bir takım tartışmalara neden olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Mayıs ayında odalar ortak bir bildiri yayınlarken, Mimarlar Odasının açmış olduğu dava sonuçlandı ve ÖYK’nın yaptığı imar planı değişikliğini yürütmeyi durdurma kararı alındı. Danıştay&#39;ın Nazım İmar Planı&#39;nın yürütmesini durdurma gerekçesinde &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&quot;İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemek amacıyla çıkarılmış bulunan Boğaziçi Kanunu&#39;nun anılan maddesinde yer alan sınırlamanın, sadece konut yapımı için geçerli olduğunu, dava konusu plan değişikliğinde belirtilen nitelikte yapılacak yapılar için Yasada bir sınırlama öngörülmediğini kabul etmek, Kanun&#39;un açık hükmü karşısında mümkün değildir&quot; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;denilmiştir. Zorlu Grubu, yargı sürecinin devam ettiğini ve bu kararın nihai olmadığını söyledi ancak tepkilere yol açmamak için halen hafriyatı devam &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:city st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;eden&lt;/span&gt;&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; inşaatı durdurduklarını açıklamıştır. Yürütmeyi durdurma kararına Zorlu Grubu tarafından itiraz edilmiştir. 2008 Haziran ayında yürütmeyi durdurma kararına itiraz &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:city st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;kabul&lt;/span&gt;&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; edilmiş ve Zorlu grubu inşaata devam etmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Nisan 2009’da Şehir Plancıları odasının 2006 senesinde açmış olduğu iptal davasının neticesinde Danıştay tekrar yürütmeyi durdurma kararı almıştır. Kararda, Boğaziçi Kanunu’nun 1. maddesi anımsatılarak, mevzuata göre, Boğaziçi’nin kültürel ve tarihi değerlerinin, doğal güzelliklerinin korunması, bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmaların sınırlandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Mevzuata göre, &lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Boğaziçi alanındaki bir taşınmaz üzerinde, ancak taban alanı kat sayısı yüzde 15 ve 5 katı geçmemek şartı ile konut yapılabileceğinin vurgulandığı kararda, söz konusu konut tanımının, Zorlu’nun satın aldığı arazi için de geçerli olduğu ifade edildi. Kararda buna göre, bu bölgede yapılacak yapılardaki maksimum yüksekliğin “tescilli idari blok binasından uzaklık ile bağlantılı olarak, 1.5 ile 2 misli yüksekliğini aşamayacağı&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; ifade edilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; Davalı Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın, bu kararı temyiz etme hakkı bulunmaktadır. Zorlu Grubu kendilerine henüz bir tebliğ ulaşmadığını belirterek inşaata devam ettiklerini açıklamıştır. [8] &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;3. SONUÇ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Satış, imar değişikliği ve tercih edilen proje üzerindeki tartışmalar halen sürmektedir. Bu sürecin ülkemizdeki kentsel dönüşüm hareketinin işleyişi hakkında bize bir takım ipuçları verdiği kesindir. Bahsettiğimiz bu örnek üzerinden değerlendirecek olursak yürütme organlarının kentsel dönüşüm başlığı altında büyükşehirlerdeki bir takım görece değerli arazilerin satışını büyük bir ihtiras ile sürdürdüğü görülmektedir. Bu süreçte bir takım denetim mekanizmalarının atlanarak merkezden alınan kararların uygulanması üzerinde ciddi bir ısrar göze çarpmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;İhale sürecine kadar yaşanan planlama sürecinde yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve resmi kurum/kurulların mümkün olduğunca etkisiz bırakıldığı ve meselenin sürekli yargı organlarınca çözüme ulaştırılmaya çalışıldığı görülmektedir. Arazinin mülkiyeti ile alakalı ortaya çıkan sorunlar ise yürütme organlarının yıllar önce kamulaştırılmış bir arazi üzerinde yapmış olduğu planlamanın sorgulanabilir olduğunu göstermektedir.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Bunun yanında 2005 senesi içerisinde 3 kez iptal edilen imar plan değişikliği önerilerinden sonra dönüşüm ile alakalı kanunların yürürlüğe sokularak bazı kurumların sadece danışma ve görüş alma mercilerine dönüşmesi oldukça manidar karşılanabilir. Mart 2007’de gerçekleşen ihaleden hemen önce arazinin mülkiyetinin doğabilecek hukuki sorunlar öngörülerek Tekel’e devri kullandığımız mesleki jargon içerisinde açıklanması çok kolay olmayan bir olaydır.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Şehrin merkezinde yer almasına rağmen yaklaşım açısından biraz talihsiz bir konumda olan &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:placename st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Zorlu&lt;/span&gt;&lt;/st1:placename&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;st1:placetype st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Center&lt;/span&gt;&lt;/st1:placetype&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; arazisi üzerinde gerçekleştirilecek projenin bölgede ciddi bir yoğunluk yaratacağı gerçektir. Projenin kentsel açıdan yaratacağı etkilerin göğüslenmesi adına hangi planlamaların yapıldığı yada hangi önlemlerin alındığını açıkçası bu süreç içerisinde çok net okuyamamakla beraber henüz projenin kendisinin de akıbetinin muğlak kaldığı ortadadır.&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Sürece dahil olan aktörleri tekrar incelediğimizde yurtdışında izlediğimiz örneklerden farklı bir biçimde herhangi bir uzlaşma yada tartışma ortamının yaratılmaya çalışılmadığı hatta mümkün olduğunca bundan uzak durulduğunu görmekteyiz. Yürütme organları tarafından yasal altyapısı&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;hazırlanan ve planlaması neredeyse salt sermaye birikimini yönlendirme amacıyla organize edilen bu özelleştirme ve dönüşüm hareketi ülkemizde yürütülen diğer örneklere de bakıldığında bir yöntem haline gelmiştir.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;KAYNAKLAR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;[1] D. Harvey, 2006, “Postmodernliğin Durumu”, Çev.S. Savran, Metis Yayınevi, İstanbul&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;[2] Z. Görgülü, 2007, “Kentsel Dönüşüm ve Ülkemiz”, TMMOB İzmir Kent Sempozyumu, İzmir, 767-780&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;[3] E.Kamacı, H.T. Örmecioğlu, 2005, “Kentsel Sit Alanlarında Kentsel Dönüşüm Problematiği:&lt;/span&gt;&lt;st1:city st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Antalya&lt;/span&gt;&lt;/st1:city&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; Kaleiçi”, &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:city st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;Ankara&lt;/span&gt;&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;[4] P.Roberts, H.Sykes, 1999, “Urban Regeneration”, Sage Publications, &lt;/span&gt;&lt;st1:place st=&quot;on&quot;&gt;&lt;st1:city st=&quot;on&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;London&lt;/span&gt;&lt;/st1:city&gt;&lt;/st1:place&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;[5] &lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;http://www.arkitera.com/h11145-karayollari-17-bolge-mudurluk-kompleksi-uzerine-mehmet-konuralp-ile-soylesi.html&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;http://www.arkitera.com/h11145-karayollari-17-bolge-mudurluk-kompleksi-uzerine-mehmet-konuralp-ile-soylesi.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;(Erişim Tarihi:02.06.2009)&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;[6] &lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;http://www.arkitera.com/h11215-karayollarinda-tescilli-bina-sikintisi.html&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;http://www.arkitera.com/h11215-karayollarinda-tescilli-bina-sikintisi.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;(Erişim Tarihi:02.06.2009)&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;[7] &lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;http://www.arkitera.com/h19271-o-araziyi-devlete-vermistik-madem-sattiniz-bize-donsun.html&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;http://www.arkitera.com/h19271-o-araziyi-devlete-vermistik-madem-sattiniz-bize-donsun.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;(Erişim Tarihi:02.06.2009)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;[8] &lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;http://www.arkitera.com/h41199-zorlu-centerda-danistay-karari-tebligine-kadar-insaata-devam.html&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;http://www.arkitera.com/h41199-zorlu-centerda-danistay-karari-tebligine-kadar-insaata-devam.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt; (Erişim Tarihi:02.06.2009)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;(Bu çalışma 15.06.2009 tarihinde yapılmıştır.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/127829339949825296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/kamu-arazisinde-bir-kentsel-donusum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/127829339949825296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/127829339949825296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/kamu-arazisinde-bir-kentsel-donusum.html' title='Karayolları Arazisi Hakkında'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-4589248810944110565</id><published>2009-11-04T03:10:00.000-08:00</published><updated>2009-11-06T14:23:20.498-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kentsel dönüşüm"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mimarlık tarihi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Taksim Cumhuriyet Meydanı"/><title type='text'>Taksim Cumhuriyet Meydanı Üzerine</title><content type='html'>TAKSİM CUMHURİYET MEYDANININ MEKANSAL ANALİZİ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alper Çakıroğlu&lt;br /&gt;
Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Şehir Planlama Doktora Programı&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;1. GİRİŞ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Meydanların, bulundukları kentlerin geçmişini ve karakterini yansıtan, simgesel öğeler içeren ve biçimsel anlamda geometrik kavramlarla ifade edilebilecek kentsel mekanlar olduğu görülmektedir. Bu alanların, günümüzde sürdürülen kentsel politikalara da bağlı olarak sosyal canlılığın ve aktivitelerin odak noktası olma potansiyeline sahip olduğu bir gerçektir. Bunun yanında kentleşmenin 19. yy sonlarından itibaren hızlanması ve kentlerin birden fazla merkeze sahip olması ile beraber özellikle tarihi meydanların niteliklerini kaybetmeden kentin bir parçası olmayı sürdürmelerini sağlamak başlı başına bir problem haline gelmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Geleneksel kentlere bakıldığında coğrafyadan bağımsız olarak meydan ve kent merkezlerinin benzer niteliklere sahip olduğunu söylenebilir. Sanayi devrimi sonrasında da  özellikle Avrupa ülkelerinde  bir kamusal/kentsel mekan olarak “meydan” kavramından bahsederken ortak bir anlam çatısı altında benzer tarihsel bağlam ve biçimsel öğeler eşliğinde bu konu tartışılabilmektedir. Bu örnekler sayesinde de meydan için genel bir tanım yapmak mümkün olmaktadır. Kevin Lynch’e göre meydanlar kentsel mekanlarda oluşturulmuş yoğun aktivite odaklarıdır. (Marcus&amp;amp;Francis 1998) Kent içinde genellikle anıtsal ve simgesel yapıların etrafında oluşan, bunun yanında ticari ve sosyal faaliyetlerin yoğunlaştığı, benzer fiziksel özelliklere sahip kentsel mekanların meydanları tanımladığı söylenebilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde idari ve dini yapıların gölgesindeki Sultanahmet ve Beyazıt Meydanları İstanbul’un iki önemli kentsel meydanıydı. Cumhuriyet kurulduktan sonra İstanbul’un yeni meydanı şehrin yeni yerleşim bölgesindeki Taksim Cumhuriyet Meydanı olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bu çalışmada, meydan kavramı kısaca tanımlanarak İstanbul’un en önemli noktası olduğu iddia edilen Taksim Cumhuriyet Meydanının yakın tarih içerisinde geçirdiği değişim anlatılacak ve bu fiziksel değişimin  arka planında gerçekleşmiş olan bazı sosyal, politik ve ekonomik olaylar üzerinden bir değerlendirme yapılacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;2. TAKSİM CUMHURİYET MEYDANI&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;17.yy ile beraber kapitülasyonların koruması altında olan Avrupalı nüfusun Grand Rue de Pera’ya yerleşmeye başlaması (Dökmeci&amp;amp;Çınarcı, 1990)  ve 1732 senesinde I. Mahmut’un Istanbul’un su problemine çözüm olması için inşa ettirdiği Maksem ile beraber bu bölge canlanmaya başlamıştır. 18.yy’da bölgenin nüfusunun Avrupa’daki kültürel ve ekonomik faaliyetlerinde etkisiyle arttığı görülmektedir. 19.yy sonunda kentin Pera bölgesinin hızla gelişmeye başlaması, Galatasaray-Taksim aksının giderek yoğunlaşması ve nüfus yapısının kozmopolit bir hal alması kentin merkezini de yavaş yavaş bu bölgeye kaydırmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;1780 yılında modern bir orduya ihtiyaç duyulması neticesinde bölgede askeri yapıların yapılmasına başlanmıştır. 1806 senesinde III. Selim tarafından Topçu Kışlası inşa edilmiş, kışlanın batı tarafında kalan boşluk talim alanı olarak kullanılmıştır. Bunun yanında Mecidiye Kışlası, Gümüşsuyu Askeri Hastanesi ve Gümüşsuyu Muzika-I Humayun Kışlası inşa edilmiş, yapılı alanının askeri binalar sayesinde genişlemesiyle diğer yapılaşmaların da önünü açılmıştır.(Karaman&amp;amp;İçözen, 1986) 20.yy başında çok katlı apartmanların inşa edilmesi ve araç trafiğinin artması ile çevre yeniden dönüşmüştür. 1920’lerin başında İstanbul işgal altında iken Topçu Kışlası askerlerin barınma yeri haline gelmiştir ve avlusu futbol sahası olarak kullanılmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: -webkit-xxx-large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Cumhuriyetin kurulması ile beraber 1928 senesinde inşa edilen anıt sayesinde İstanbul’un yeni meydanı ortaya çıkmıştır: Taksim Cumhuriyet Meydanı. (Gülersoy, 1986)  İtalyan Heykeltıraş Pietro Canonica tarafından yapılan ve Türkiye Cumhuriyetin kuruluşunu betimleyen anıtın etrafında, insanların toplanacağı düşünülerek mimar Giulio Mongeri tarafından çevre düzenlemesi yapılmıştır. (Arslan, 2006) Anıtın etrafındaki yapıların radyal planlamayı çevrelemesi sayesinde meydan fiziksel olarak tanımlı bir hale gelmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Anıtın  inşası ve yapılan çevre düzenlemesinin 1940’taki yıkıma kadar meydanı biçimlendirdiği görülmektedir. Bu dönemde, Vali Lütfi Kırdar’ın başlattığı imar hareketi ile beraber mimar H.Prost ‘un kentsel tasarımını hayata geçmiştir.  Bu kapsamda Topçu Kışlası yıkılarak bir kısmı meydana katılmış, kalan kısmı ise Taksim Gezisi içinde kalmıştır. (Cezar, 1965)&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;1970’lerin başında meydan bütünlüğünü bozacak bir hamle olarak, Talimhane tarafında Cumhuriyet caddesinin başlangıcında yeralan Kristal Gazinosu blokunun yıktırılmıştır. Yıktırılan diğer önemli binalar AKM’nin yerinde olan Elektrik idaresinin yabancı müdürü için yapılan konak ve  The Marmara oteli yerinde Osmanlı Bankasının Fransız Genel Müdürüne ait barok konaktır. Bu binalar dönemin uslubunu yansıtan hem de düşey ölçüyü belirleyen değerli binalardı.  1976 senesinde o zamanki ismiyle Intercontinental oteli, 1978 senesinde AKM hizmete girmiştir. (Kılınçarslan, 2005) Meydana doğu yönünde güçlü bir sınırlayıcı gelmesi alanın tanımına güç katsa da cephesini modern yorumu ve çevrede ki binalarla estetik uyumu uzun yıllar mimarlık çevrelerinde tartışılmıştır. AKM ve The Marmara otel yapılarının yüksekliği önceki tarihsel yapı yüksekliklerinin 4-5 kat üstüne çıkmış, bu binalar yanında Meydan’ın güney ve doğu cephesindeki diğer yeni binalarla düşey ölçek değişime uğramış Anıt ve çevresindeki meydan tarihsel etkisini kaybeder duruma girmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;1987 senesinde Taksim Cumhuriyet Meydanı ile ilgili bir yarışma düzenlenmiştir.  Mimar Vedat Dalokay’ın birinci olduğu yarışma da bu projenin kavramsal arkaplanını incelediğimizde Taksim Meydanı İstanbul’un tartışmasız en önemli noktası ve turistik çekiciliği nedeniyle Türkiye’nin dışa açılan penceresi  olarak görülmekte,  bu yüzden  karakter olarak yerelliği yani Anadolunun zengin kültürünü yansıtması öngörülmektedir. Projenin belki de en dikkat çekici özelliği Taksim’in daha önce hiç sahip olmadığı şekilde boğaz silüetiyle görsel ilişkisinin sağlanıyor olmasıdır. (Yapı, 1988)&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;90’lardan sonraki sürece baktığımızda ise meydan üzerinde sürekli kısmi düzenleme çalışmaları yapıldığı görülmektedir. Bu çalışmalar, araç ve yaya trafiğinin yeniden şekillendirilmesi yada meydana ait peyzaj elemanlarının değiştirilmesi üzerine olmuş ve genel anlamda geçmişteki örneklere benzer bir planlama yapılmamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Son yıllarda estetik değerini kaybettiği ve bakımının maliyetli olduğu iddia edilen AKM’nin yıkılarak, yerine modern bir kültür merkezinin yapılması tartışması gündeme gelmiştir. Bu döneme damgasını vuran başka bir tartışma ise meydana yapılması düşünülen dini yapı üzerine olmuştur. Aynı tartışma günümüzde de sürmektedir. Bunun yanı sıra Taksim Makseminin bir Cumhuriyet Müzesi haline getirileceği de son aylarda Büyükşehir Belediyesi tarafından dile getirilmiştir. [1]&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;3. DEĞERLENDİRME&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Taksim Cumhuriyet Meydanı’nın geçirdiği değişim süreci içerisinde, belli kırılma noktaları göze çarpmaktadır. Meydan adına ilk hareketin askeri yapıların inşası ile başlayan yoğun iskan süreci olduğun söylenebilir. Bu süreç içerisinde, Pera bölgesinin popülerliğinin artması ve nüfus yapısının zenginleşmesi ile ilişkilenmesi de ayrı bir etkendir. İkinci olarak Cumhuriyet Anıtının inşası ile beraber meydanın çevre düzenlemesinin yapılması ile klasik meydan tanımının alana yansıdığını söyleyebiliriz. Özellikle anıtın etrafındaki yapılaşmanın mekanı tamamlayan bir hal alması ile birlikte 1925-40 seneleri arasında meydanın nispeten tanımlı bir hacim içerisinde yer aldığı görülmektedir. Üçüncü kırılma noktası ise 1940’daki yıkım ve yapım hareketi ile Taksim Cumhuriyet Meydanının modern kentleşme hamlesine eklemlendirilmesidir. Bu hareketin meydanın sınırlarını ciddi bir şekilde genişlettiğini, bu sayede anıtın etkisinin azaldığı söylenebilir. Bu kentsel tasarım hareketinin köklerini, Paris’te Hausmann’ın gerçekleştirdiği dönüşüm içerisinde bulunmaktadır. Buna benzer başka bir uygulama da Newyork’ta Moses tarafından hayata geçirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde modern ordu için ihtiyaç duyularak inşa edilen yapılardan biri olan Topçu Kışlasının yıkılması kentsel belleği kesintiye uğratmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bundan sonra kırılma noktası olarak tariflenebilecek başlı başına bir hareketten söz etmek mümkün değildir. İrili ufaklı eklenmeleri biraraya getirirsek, AKM, Intercontinental ve Sheraton otelleri gibi büyük yapıların inşası meydana farklı bir ölçek anlayışı getirmiş ve Cumhuriyet Anıtının etkisini kaybetmesine neden olmuştur. Daha sonraki bir hareket, 80’lerde Tarlabaşı bulvarının açılması ile Taksim Cumhuriyet Meydanı geç modernist bir yıkım hareketine daha tanıklık etmiştir. Bölgedeki trafik düzeninin farklılaşması ile beraber meydanın eski etkisinden uzaklaştığını ve artık neredeyse tanımını kaybettiği görülmektedir.  Cumhuriyet Anıtı tanımsız bir boşlukta yüzer duruma gelmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Tüm bu süreçlerin sonucunda Taksim Cumhuriyet Meydanının bugünkü durumu adına bir değerlendirme yaparsak, yakın tarih içerisinde planlamalar ve eklentilerle meydanın özgün yapısını giderek kaybettiği görülmektedir. Meydan bugünkü haliyle en önemli kullanıcısının motorlu araçlar olduğu, yayalar  için sadece bir aktarma noktası haline gelen, fiziksel sınırlarının tariflenmesi zor olan, geniş bir boşluk halini almıştır. Sadece meydanın değil etrafındaki yapıların da (Maksem ve Taksim Gezisi) kaderine terkedildiğini söylemek yanlış olmaz. Bu bakımdan Taksim Cumhuriyet Meydanı ile alakalı birçok fikir ve projenin gündemde olmasına rağmen, son dönemde çok başarılı bir uygulama yada düzenleme yapıldığı söylenemez. Yakın tarihte yapılan birbirinden bağımsız müdahaleler sayesinde alanın kendi içinde tutarsız, çevresiyle ilişki kurmakta zorluk çeken ve en önemlisi meydan tanımından uzak bir mekan halini almıştır. 1925-1940 arasında anıtın etkisi altında oluşan meydan, zaman içinde tutarlı bir dönüşüm geçirememiştir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Fiziksel ve biçimsel açıklamaların ötesinde Taksim Cumhuriyet Meydanı’nın yaşadığı değişimin çok farklı toplumsal ve politik arkaplanları vardır. Ilk üç kırılma noktasının çok sıkı bir politik arkaplanı olduğunu söylemek mümkündür. İlk olarak Osmanlının modernleşme hareketinin askeri yapılanmaya yansıması ve bu durumun bölgedeki yapılı alanların artışını hızlandırması, daha sonra Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu betimleyen bir simgenin burada yani kentine en hızlı gelişen, en kozmopolit noktasında yer alması ve son olarak modern kent düşüncesi ile gerçekleştirilen kentsel tasarım ile imparatorluğa ait anıtsal bir yapının yıkılarak onun yerine geniş bir park ve  toplanma alanının inşa edilmesi bu hareketlerin geri planında hep politik bir altyapının olduğunu bize söylemektedir. Bu hareketlerin ortak anafikri ise “modernleşme” kavramıdır.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;20.yy başında bu bölgedeki sosyal yapının zenginliği ve meydan etrafındaki yerleşimlerin buna göre biçimlenmesi ise ayrı bir etkendir. Beyoğlu’nda kentsoylu burjuva ve uzmanlaşmış meslek grupları yer alırken, Tarlabaşı bölgesi küçük burjuva ve levantenler için bir yaşam alanı olmuştur. Taksimin etrafında bu dönemde çok farklı etnik grupların yer alması da nüfus yapısının çeşitliliğini yansıtmaktadır. Ancak varlık vergisi gibi devlet politikaları ve toplumsal olaylar nedeniyle bu bölgedeki sosyal yapının belli bir tarihten sonra giderek farklılaştığını görüyoruz. Özellikle  6-7 Eylül 1955’teki şiddet eyleminden sonra da Beyoğlu semti sadece fiziksel değil sosyal açıdan da yıpranmıştır. Bu süreçler de Taksim’deki insan profilinin dönüşmesine etki etmiştir. Özellikle 17. yy’dan sonra buraya yerleşmiş olan farklı dine mensup sosyal topluluklar bu olaylar sonrasında ekonomik açıdan zarara uğratılmıştır. Belki bugün bu bölgenin bu kadar sahipsiz kalmasının sebebi gerçek kullanıcıların uzun süre önce burayı terketmiş olması olarak gösterilebilir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bir meydan olarak şu an sadece ulusal törenler, yılbaşı, askere uğurlama ve sportif başarı kutlamaları gibi etkinliklere tanıklık etmesine rağmen, yakın geçmişte Taksim Cumhuriyet Meydanı çok popüler bir toplanma alanı olmuştur. 1961 Anayasasıyla insanlara daha geniş ifade haklarının tanınması neticesinde, topluluklar bu meydanda isteklerini dile getirme şansı bulabilmiştir. Ancak 1977’deki İşçi Bayramı kutlamalarında sırasında yaşanan olaylar sebebiyle 80’lerden itibaren meydan, bu tip toplanma eylemlerine kapatılarak önemli bir işlevini yitirmiş, ancak politik gruplar özellikle muhalif kesim için her zaman önemini korumuştur.Bugün halen olası izinsiz eylemlere karşı gün içinde geniş güvenlik önlemleri ve gözetim hali meydanda hissedilmektedir. Bu durum aslında iktidarın yaratmak istediği kamu anlayışının bir örneğidir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &#39;trebuchet ms&#39;;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;1986 senesindeki Büyükşehir Belediye Başkanı Dalan’ın gerçekleştirdiği imar hareketinden hemen bir sene sonra düzenlenen yarışmada birinci olan projenin açıklama metninde Taksim Cumhuriyet Meydanı’nın İstanbul’un en önemli noktası olduğu dile getirilmektedir. Bu alanda yapılacak tasarımın Taksim’in kendine özgü canlılığını ayakta tutmak adına yapılacak düzenlemelerin Anadolu ve İstanbul uygarlığını yansıtması gerektiği savunulmaktadır. Enternasyonal mimari tarzdan uzak bir dili tercih etmesi bakımından mimarın, dönemin post-modernist akımının etkisiyle vernaküler mimariyi yeniden canlandıracak bir dil tercih ettiğini projenin açıklama metinde görülmektedir. (Yapı, 1988)&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;İlk olarak 1977 senesinde  gündeme gelen ve bugün halen tartışılan cami projesi de iktidar sahiplerinin meydan kavramını anlama şeklini göstermektedir. Bu anlayışın Osmanlı İmparatorluğunda dini yapılar etrafında oluşan meydan tanımına öykünülmesinin yanısıra, Taksim meydanında yapılacak bu yapının politik açıdan simgesel bir anlamının da olacağı üstü kapalı bir gerçektir. 1993 senesinde I nımaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun Beyoğlu’nu sit alanı ilan etmesiyle 1/5000 Koruma Amaçlı İmar Planı yapılması gündeme gelmiştir. Bu plan 2009 senesinde tamamlanmış ve Maksem’in Tarlabaşı Bulvarına bakan cephesindeki parsel dini tesis alanı olarak belirlenmiştir. 1994 senesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu imar planı henüz tamamlanmamış iken Gezi Parkı’nın içerisinde bir cami projesi önermiş ancak bir sonuca varılamamıştır. [2] Süregelen bu tip politik altyapılı planlama yaklaşımlarının, bilimsel bir çerçevede açıklanması mümkün değildir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;4. SONUÇ&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;İstanbul gibi birçok merkezi olan bir metropolde özellikle Taksim Cumhuriyet Meydanı’na yoğunlaşarak bu alan üzerinden birçok idealin gerçekleştirilmeye çalışılması, halihazırda fiziksel açıdan yeterince problemli olan bu alanının yükünü daha da fazla arttırmaktadır. Taksimin geçmişi ve tarihsel değeri ortadadır ancak modern bir metropolün eski merkezleri ile yeni merkezleri arasında işlevsel dağılımın iyi kurgulanması ve estetik tercihlerinde meydanların kimliğine uygun bir şekilde yorumlanması gerekmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Taksim Cumhuriyet Meydanı yakın tarih boyunca zaman zaman bir takım politik iradelerin temsiliyet alanı haline gelirken, toplumsal olayların ve süregelen sosyal değişimin etkisiyle, kentsel anlamda niteliksiz bir meydana dönüşmek üzeredir. Bugün meydanın mevcut formu tüm bu müdahalelerin superpoze edilmiş halidir. Bu bakımdan kendi içinde tutarlı olmayan ve sınırları belirsiz bir biçime sahiptir. Yayaların sadece bir aktarma noktası olarak kullandığı ve araç trafiğinin daha ön plana çıktığı bu meydanda, her geçen gün yapılan kısmi düzenlemeler sayesinde durum giderek içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Toplumsal olarak muhafaza ettiği belleğin dışında bir işlevi olmayan, insanların buraya gelmek için değil, burdan başka bir yere ulaşabilmek için uğradığı bu alan, gizli bir ıssızlığa sahiptir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bu değerli mekanın bugün yeniden canlandırılmasının sağlanması için, farklı aktörlerin özgün fikirlerini ifade edilebileceği  bir platformda, kent kültürünü ve bu meydanın özgün yapısını tekrar tartışmak gerekmektedir. Meydan için planlacak projenin daha fazla yıkım önermemesi ve bütünsel bir yaklaşım ile meydanın fiziksel sınırlarının dışına taşarak, çevre ile olan bağlantılarını tekrar sağlanması öngörülmelidir.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;KAYNAKLAR :&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Arslan, S., 2006. Anıt ve Meydanlarda Oran ve Ölçek Kavramı Taksim Cumhuriyet Anıtı             İncelemesi, Yüksel Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Cezar, M., 1965. 19. yüzyıl Beyoğlu’su, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, İstanbul.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Dökmeci, V., Çinarcıi H., 1990. Tarihsel Gelişim Süreci İçinde Beyoğlu, TürkiyeTuring ve Otomobil Kurumu Yayınları, İstanbul.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Gülersoy C., 1986. Taksim: Bir Meydanın Hikayesi, İstanbul Kitaplığı Ltd., İstanbul.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;İstanbul Ansiklopedisi, 1994. Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı Ortak Yayını, cilt 7. s.196-200, İstanbul.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Karaman, A., İçözen, E., 1986. Taksim ve Yakın Çevresi Tarihsel Gelişimi, Taksim.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Kılınçarslan, İ.,  2005. İstanbul Taksim Meydaninin Yeniden Tasariminda Başlica Konular, UIA Istanbul Congress, Istanbul.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Marcus C. C., Francis C., 1998. People Places Design Guideline For Urban Open Space. Van Nostrand Reinhold Company, New York.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;YAPI, 1987. Taksim Meydanı Proje Yarışması, 78, s.29-39, İstanbul.&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Internet Kaynakları:&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;[1] http://www.arkitera.com/h36917-tarihi-maksem-%E2%80%98taksim-cumhuriyet-galerisine-donusturuldu.html  (Erişim Tarihi: 02.06.2009)&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;[2] http://www.arkitera.com/h41496-mimarlar-geldi-gecti-plan-gelmedi.html                                   (Erişim Tarihi: 02.06.2009)&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/4589248810944110565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/taksim-meydan-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4589248810944110565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/4589248810944110565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/taksim-meydan-uzerine.html' title='Taksim Cumhuriyet Meydanı Üzerine'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-528062342430744276</id><published>2009-11-04T02:37:00.000-08:00</published><updated>2009-11-06T14:26:14.712-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mimarlık eğitimi"/><title type='text'>Mimarlık Bölümü için Yeni Dersler</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimarlık Bölümü Yeni Zorunlu Dersler &amp;amp; Açılımları:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Günümüzde gelişen ekonomik şartlar ve mesleki dünyanın karşı konulmaz dönüşümü neticesinde mimarların gelecekteki potansiyel mağduriyetlerini engellemek amacıyla mimarlık fakültelerine bir takım yeni zorunlu dersler teklif edilmiştir. Bu dersler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimari Tasarıma Giriş:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Öğrencinin mesleki sorumluluklarını anlayarak tasarım ufkunun deneysel yöntemlerle genişletilmesi. Yerli, yabancı dergi ve kitaplar üzerinden önceden tasarlanmış olan projelerin geleneksel ve dijital yöntemlerle suretlendirilmesi üzerine ilk çalışmaların yapılması. Tasarımda seçicilik vasfının öğrenciye kazandırılması.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimari Proje 1-2&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimari tasarımın ilk kez arazi ile beraber değerlendirilmesi. Buna göre dergilerden ve kitaplardan seçilen doğru projelerin adaptasyonunun sağlanması. Doğru araziye doğru proje…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimari Anlatım Teknikleri 01&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimarın müşteri ile olan ilk ve en önemli ilişkisindeki hitabet kabiliyetinin geliştirilmesi. Bu derste “çok konuşan çok bilir.”sloganından hareketle öğrenci bir demagog olma yolunda ilk adımı atacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimari Anlatım Teknikleri 02   “Söyleme Giriş”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimar, kendi varlığı adına bir söyleme ihtiyaç duyar. Bu söylemin desteklenmesi için özellikle eskimiş anglo-sakson yazınının ve 20.yy Avrupa felsefesinin çok iyi kavranmış olması gerekmektedir. (Nietzche, Heidegger, Wittgenstein, Foucault, Derrida vb.) Bir mimar bu bilinç düzeyinde gezmelidir. Sıkıştığı zaman “Konuşamayacağımız konular hakkında konuşamayız.” diyebilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Şantiye Organizasyonu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Şantiye içerisinde farklı disiplinlerin kafalarına göre hareket etmesi sayesinde oluşan kaotik yapının giderilmesi adına mimarın yapması gerekenler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Proje Teklif Yöntemleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Kar amacı güderek çalışmak isteyen mimarlar için çok önemli olan mimari hizmet teklifi sunma yöntemlerinin öğrenciye aktarılması.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Sosyal Statü Teknikleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Mimarlık mesleğinin maddi olanakları yüksek olan kesime hitap etmesi nedeniyle mimarın bu statüde kendine yer edinebilmesi adına uygulayabileceği sosyalleşme teknikleri. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Sosyete Kültürüne Giriş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Potansiyel müşteri kitlesi olarak sosyetik gruplara hitabiyet açısından gerekli kültürel desteğin sağlanması. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Müşteri İlişkileri 01-02&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Günümüzde mimar ve işveren arasındaki ilişkilerin sürekli bir dalgalanma yaşadığı görülmektedir. Farklı proje aşamalarında müşteri ile ilişkinin stabil olarak sürdürülebilmesi için psikolojik tekniklerin öğrenciye verilmesi, egonun alınması. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Belediye Müzakere Yöntemleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Belediye çalışanları ile ilişkiler cephesinde, hayatın gerçeklerinin öğrenciye uygulamalı olarak sunulması.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İmar Yönetmeliği Okuma Sanatı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İmar yönetmeliklerinde her zaman varolan açıkların kullanılarak proje üzerinden müşteriye avantaj sağlanması. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Ofis Ekonomisi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İleride ofis açıp patron olma hayaline kapılan öğrenciler için  “oda aidatı”, “vergi”, “ofis masrafı”, “zorunlu ortak devlet” gibi başlıkların açıklanması.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Tahsilat 01-02&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Proje bedelinin ödenmesinin uzun süreçlere yayılmasını ya da unutulmasını engellemek amacıyla tahsilat tekniklerinin sunumu. Ülkemizde mimari projeler tamamlandıktan sonra işverenlerde sıklıkla kısa süreli hafıza kaybı ya da amnezi gibi problemler görülmektedir. Hatta bazı örneklerde işverenlerin telefonlarını bile açmayı unuttuklarına şahit olunmuştur. Bu talihsiz durumların yaşanmaması için mimarın alması gereken önlemlerin sunulması. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;İleri Tahsilat 01-02&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Ateşli silahlar ve uzakdoğu sporları.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper Çakıroğlu 16.10.2009&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;(Tamamen hayali bir kurmacadan ibarettir. Lütfen ciddiye almayın.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/528062342430744276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/mimarlk-bolumu-icin-yeni-dersler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/528062342430744276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/528062342430744276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/mimarlk-bolumu-icin-yeni-dersler.html' title='Mimarlık Bölümü için Yeni Dersler'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4734197540665712755.post-2004271493461682424</id><published>2009-11-04T02:36:00.001-08:00</published><updated>2009-11-06T14:27:38.362-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ekoloji"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="inşaat"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="konut"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sürdürülebilirlik"/><title type='text'>Ekoloji ve İnşaat Sektörü</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Ekoloji ve İnşaat Sektörü &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Son dönemde popüler toplu konut projelerinde sıklıkla dile getirilen kavramlar olarak karşımıza sürekli &quot;ekoloji&quot; ve &quot;sürdürülebilirlik&quot; çıkıyor. Büyük inşaat şirketleri her ne hikmetse bunları ve benzer ifadeleri kendi projelerinin reklamlarında çok kullanmaya başladılar. Ancak bu kavramları ne kadar anladıkları ya da kendi aralarındaki tartışmalarda nasıl yorumladıkları konusunda derin şüpheler içindeyim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Geçmişe baktığımızda çevresel endişelerin bir grup uçuk! bilimadamının ortaya attığı kıyamet senaryolarıyla ortaya çıktığını görüyoruz. Buna göre dünya halkının bir kısmı yaşadığı ortamı ve kaynakları kullanırken kalıcı çevresel zararlara yolaçmaktadır. Bu aktivite sürekli hale gelirse susuzluktan ölebilir ya da sular altında kalabilir, açlıktan midemiz sırtımıza yapışabilir ya da büyük bir hortumun girdabında kaybolabiliriz. Tüm bu karamsar ve akıldışı kehanetlerin ortak noktası dünyanın doğal dengesini bozuyor olduğumuz gibi saçmasapan, ipe sapa gelmez bir anafikir etrafında buluşmaktadır. İnsanoğlu nasıl olur da iklimsel felaketlere yol açabilir ya da kendi kaynaklarını har vurup harman savurabilir ? Bunu kendimize nasıl yapabiliriz ? Bu bir intihar değil midir ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Aslında tarih bize bir takım enteresan örnekler vermiyor değil. Teknolojik gelişmenin ve bu sayede insanların hayatını kolaylaştıracak aletleri tasarlamanın peşinde olması gereken &quot;bilim adamı&quot; çok değil 50 sene kadar önce, başarısı öldürdüğü insan sayısına göre hesaplanan nükleer başlıklı füzeleri icat etti. Bunun öncesinde birbirimizi daha iyi öldürmemiz için kuzeylinin biri dinamiti bulmuştu. Sanırım 20 sene öncede güneşin zararlı ışınlarını bizim için engelleyen ve kar amacı gütmeden çalışan bir tabakanın ortasında elbirliğiyle koca bir delik açtık. Daha geçen sene gözümüzün önünde ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük inşaat projesinin gerçekleşmesi adına doğal sahilleri yokettiler ve deniz yaşamına zarar verdiler. Günümüzde de &quot;Küresel Isınma&quot; denilen bir sürecin içinde olduğumuzu farkettik. Bütün dünya ülkeleri ortak bir protokolle buna karşı önlem almaya karar verirken, insanlarının sualtında nefes alabileceğini zanneden birkaç devlet bu önlemleri almaya pek yanaşmadı. Bunlar sadece aklıma gelen ilk örnekler... Bunlar bize gösteriyor ki aslında insan çevresine ne yaptığının henüz çok farkında değil ya da gündelik hırsları yüzünden çok fazla önemsemiyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Başta bahsettiğimiz konuya dönecek olursak bir metropolün ortasında ya da kıyısında yükselecek hiçbir toplu konut inşaatının &quot;ekolojik&quot; olması mümkün değildir. Zaten şehir denilen yaşam ünitesi başlı başına yapay bir organizasyondur. İnsan denilen canlının ormandan çıktıktan sonra yaptığı çoğu aktivite doğal dengeyi bozduğu gibi konforumuz adına yarattığımız yeni ortamlar da doğa ile mücadele sonucunda ortaya çıkardığımız ürünlerdir. İnsan olarak, bu ekolojik problemlerin varlığından haberdar olmak ve kaynakların verimli kullanımı konusunda bilgi edinmek belki iyi bir başlangıç olabilir. Ancak bugün binlerce metreküp toprağın yerini değiştirerek ve özellikle büyük şehirlerin nefes aldığı doğal alanları tahrip ederek gerçekleştirilen alt-kentleşme projelerinin ekolojik kaygılar taşıdığını söylemek abesle iştigaldir. Bu projeler en iyi ihtimalle ekolojiye duyarlı bir sistemi binalarına monte edebilirler ama bu eylem bahsettiğimiz konularda ahkam kesmeleri için yeterli değildir. Çünkü çoğumuz biliyoruz ki inşaat sektörü bu kavramları zaten bir reklam aracı olarak kullanmaktadır. Daha önce karşımıza çıkan trajikomik proje tanıtımlarını herkes gördü ama az kişi bunlarının içinin boş olduğunu farketti. &quot;Yeni bir yaşam doğuyor.&quot; &quot;Merkeze 15 dakika.&quot; &quot;İstanbul&#39;un incisi&quot; &quot;Modern hayata merhaba!&quot; ve şimdi &quot;X Yapıdan Ekolojik Proje&quot;. Merkeze özel otomobilinizle 15 dakikada ulaşabilrisiniz. Böylece insanlar daha çok araba alabilir, egzost gazı yoğunluğu artabilir ve daha çok çevre tahribatı ile yeni yollar açılabilir. Binanın cephesine ahşap yapıştırınca hayatımızın modernleştiğini bir mimar olarak şaşkınlıkla izliyorum. Şehrin ücra bir köşesinde yaptığınız 1+1&#39;lerle hangi makus talihli insan evladına yeni bir yaşam önerebiliyorsunuz? Donatı alanı olmayan yüksek yoğunluk vaadeden, salt rant amaçlı inşa edilen, birbirinin tekrarı olan projelerinize nasıl bu kavramsal arkaplanları monte edebiliyorsunuz? O ekolojik! binada oturacak olan Ayşe Teyze kağıt,plastik ve organik atıklarını ayırmadığı sürece isterseniz rüzgar santrali kurun toplu konutunuzun bir köşesine farketmez. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Ne uygulamacı, ne bina, ne kullanıcısı şehrin, modernliğin, sürdürülebilirliğin ve hatta yaşamanın ne olduğunu bilmiyor. Ama bu kavramlar artık inşaat şirketlerinin rantolojik satış politiklarının arasına çoktan girdi.En kötüsü de tüm bu kavramların müteahhitler tarafından reklam aracı olarak kullanılarak birer birer içinin boşaltılıyor olmasıdır. Şimdi sıra ekolojide...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;Trebuchet MS&#39;, sans-serif;&quot;&gt;Alper Çakıroğlu 31.05.2009&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://archipolis.blogspot.com/feeds/2004271493461682424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/ekoloji-ve-insaat-sektoru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/2004271493461682424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4734197540665712755/posts/default/2004271493461682424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://archipolis.blogspot.com/2009/11/ekoloji-ve-insaat-sektoru.html' title='Ekoloji ve İnşaat Sektörü'/><author><name>idiotecturé</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13089269371881251573</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>