<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>Aslanlı Yol</title><description></description><managingEditor>noreply@blogger.com (Genç)</managingEditor><pubDate>Wed, 6 Nov 2024 05:58:26 +0300</pubDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">46</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><link>http://aslanliyol.blogspot.com/</link><language>en-us</language><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle/><itunes:owner><itunes:email>noreply@blogger.com</itunes:email></itunes:owner><item><title>Yenilmez Armada</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2012/01/yenilmez-armada.html</link><category>Yenilmez Armada</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Thu, 26 Jan 2012 23:02:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-1464225719863543995</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiKpqwff1KTjXsLbhgnShI82wie9XhQyljx7bOMq4LjqPKHo8isOY28u_NEksjk5535-MGVL4qXARD_UAako3_VMFiW8jJ6bRBvG-_8jCIt7wWOn1nX8GNeoeF5vdj9rMOfKGH9Z-SJu_0s/s1600/B_c9683f5c8503decf2cead99080197331.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="265" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiKpqwff1KTjXsLbhgnShI82wie9XhQyljx7bOMq4LjqPKHo8isOY28u_NEksjk5535-MGVL4qXARD_UAako3_VMFiW8jJ6bRBvG-_8jCIt7wWOn1nX8GNeoeF5vdj9rMOfKGH9Z-SJu_0s/s400/B_c9683f5c8503decf2cead99080197331.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kurulabilecek bir cümle var ise, buyrun mikrofon sizde...&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiKpqwff1KTjXsLbhgnShI82wie9XhQyljx7bOMq4LjqPKHo8isOY28u_NEksjk5535-MGVL4qXARD_UAako3_VMFiW8jJ6bRBvG-_8jCIt7wWOn1nX8GNeoeF5vdj9rMOfKGH9Z-SJu_0s/s72-c/B_c9683f5c8503decf2cead99080197331.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Karanlık GALATASARAY</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/05/karanlk-galatasaray.html</link><category>adnan</category><category>ayhan akman</category><category>barış özbek</category><category>mustafa sarp</category><category>rezalet</category><category>stancu</category><category>türkiye</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sun, 1 May 2011 01:11:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-8934810828182323129</guid><description>Yazıma nereden giriş yapmam gerekiyor inanın karar bile veremiyorum. Ama 3-5 kişi hakkında ciddi ciddi paragraf açmam gerektiğini düşünüyorum. Ve lafı dolandırmadan hemen başlamak istiyorum&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;16 numara... 5 Kasım 1980 tarihi Galatasaray için kara günlerin temeli niteliğinde. Mustafa Sarp denilen bir insan! parçası dünyaya gelmiş. Allah hani bazen olmadık yerde olmadık insanların yüzüne gülermiş ya o misal bu adamın hikayesi. Adam dedik ama!?! Bir insana baktığınızda duruşundan mesleği hakkında ipucu verir size. Şu adama bakıyorum. Aklıma direk marangoz falan geliyor. Futbolculukla alakası yok. Sahaya çıkıp, yürümesi bile bana bir garip geliyor. Ama daha da garip geleni ise şu ki bu adamı takımın başına kim geçerse geçsin ilk 11'den kesememesi. Bülent, Rijkaard, Hagi, B.Ünder büyük bir inat ve sabırla oynattı bu insan parçasını. Yahu 2 seçenek var önümüzde. Ya bu adam hakikaten bir yerlerden büyük bir torpili var. Ya da ben futboldan zerre anlamıyorum. 9 yaşındaki çocuk bile Mustafa Sarp'ı izlemekten nefret eder hale gelmiş ise bu işte bir iş vardır arkadaş! Sahaya çıkıp yalandan koşmasına kim inanıyor. İkili mücadeleden kaçarcasına savaşması tabiki takdire şahan bir performans ama burası Yeni Bingöl spor değil arkadaş burası anlı şanlı GALATASARAY!&amp;nbsp;Bu adam Galatasaray futbolculuğunu geçtim, insan bile O-LA-MAZ !!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gurbetçi yıldız Barış Özbek... Bir insan için IQ denilen şey çok mühim. Ha normal biri olabilirsin ama gerizekalı olmak hakikaten çok zor bir zanaat. Taç çizgisi üzerinde seyirciye bakarak no look pas deneyen birinin nesini anlatabilirim ki? Bir önceki cümlem zaten başlı başına Barış'ı tanımlıyor. No look Barış. Boş boş koşmada üstüne yok. Takımda oynatılmasının sebebi her maç takımın en çok koşanı olması diye düşünüyorum. Keşke her şey koşmak olsa be Barış. Önce zeka olacak. O yoksa zaten sen olamazsın. (Bknz: Mustafa Sarp)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Yıllanamamış şarap Ayhan Akman! Takımın el freni görevini başarıyla yerine getiren futbolcumuzdur kendileri. Takım gol için yüklenirken, randımanını yakalamışken top Ayhan bey'e bir gelirse bilin ki o hava ortadan kalkar. Çünkü Ayhan'ın strateji belli ''Acele işe şeytan karışır'' mantığı var adamda. Takım köpek gibi bastırırken geri pas neden yapılır ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Hakan Kadir Balta, Servet Çetin, Serkan Kurtuluş ve tabiki de Aydın Yılmaz... Bu adamları verin Tavşanlı Linyit'e, seneye o takım 3. lige düşmez ise adam değilim. Rezaletten öteler. Diyebilecek laf bulamıyorum. Ha bir de Stancu var. Romanya ligi'nin kralı Bogdan Stancu. Hani?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Hakem hatalarına bir yere kadar sığınırsın, eyvallah. Şanssızlık dersin, eyvallah. Her açıklamayı bahane kabul edebilirsin. Ama... Sen sahada Galatasaray ruhunu yansıtmaz isen orada dur işte. Çıkıp basına biz elimizden geleni yapıyoruz olmuyor Allah'ta istemiyor artık diyemezsin. Sen Galatasaray gibi bir kulüpte isen bahaneye sığınamazsın arkadaşım!!! Çıkıp aslanlar gibi topunu oyna, her konuşana gereken cevabı ver. Sonra ne yaparsan yap. Ama yok. Sahada yürümekten aciz insan topluluğu, 1 metre ötesine şut çeker gibi pas veren insan parçacıkları, 7 metrelik kaleyi isabet ettiremeyen ayaklar olduğu sürece biz daha neler duyarız neler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Ben eski Galatasaray'ı istemiyorum. Biliyorum ki gelemeyecek uzun bir süre. Ama yediremiyorum bazı şeyleri. &amp;nbsp;Kendi takımından 3 kişi sayamayan adamlar bile dalga geçer oldu. Dizi üstlerinden skoru takip edip kümede kal Galatasaray diyenler çıktı piyasaya. Kime ne hakla, nasıl bir cevap vereyim? Bilmiyorum ulan Gassaray. Bilmiyorum!!! Şu dünyada bana bu günleri yaşattın ya, tüm renktaşlarımı bölesine çaresizce bıraktın ya helal olsun sana. Sana değil, seni bu hale getiren ONURSUZ, GURURSUZ, ŞEREFSİZ 'lere helal olsun. Başınızı yastığa koyduğunuzda hanginiz düşündü 'acaba neden' diye?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Yazılacak, söylenecek, anlatılacak o kadar çok şey var ki ne kendime yakıştırıyorum ne de Galatasaray'a.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Emeği geçen her şahsın ellerinden öper, ailelerine kucak dolusu selam yollamayı bir borç bilirim...</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Tarih yazdınız, teşekkürler!</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/03/tarih-yazdnz-tesekkurler.html</link><category>ayhan akman</category><category>culio</category><category>fatih terim</category><category>hagi</category><category>kazım</category><category>servet çetin</category><category>stancu</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Thu, 3 Mar 2011 01:23:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-3193976510850438739</guid><description>Galatasaray tarihinin istatistiksel olarak en kötü sezonuna şahit oluyoruz. İstatistik üzerinden konuşmak kolay tabi; ama bana kalırsa yönetimsel, ruhsal, fiziksel vb. her yönden en kötü dönemini yaşıyoruz. Ben, bundan daha kötü bir Galatasaray olmuş olabileceğine ihtimal veremiyorum. Gerçekten size helâl olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirket şirket diye bir yerlerini yırtıp koskoca kulübü bu bok çukurunun içine sokan yönetime öncelikle teşekkürlerimi sunuyorum. Galatasaray’da yönetici olmanın ‘iktidar köpekliği’ ve ‘şark kurnazı işadamlığı’ olmadığını fark edemeyenleri ve bunu anımsatmak için hâlâ somut bir hamle yapmayan üyeleri teker teker kınıyorum. Size de helâl olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylardır sayısız televizyon programında kadromuzdaki birçok oyuncu için ‘Galatasaray’a yakışır oyuncu değil’ yorumu yapılmıştı. Çok kızardım, sinirlenirdim. Şu dönem sonunda anlıyorum ki sonuna kadar doğru. Şu an kadromuzda olan oyunculardan 3-5 tanesi dışındaki hiçbiri Galatasaray’a yakışır oyuncular değil. Yakışanlar kimler derseniz, Neill, Baros ve Kewell’ı kafadan sayarım. Bunların dışında Galatasaray’da oynayabilecek isimlere Kazım’ı, Yekta’yı ve Cana’yı ekleyebilirim. Gerisini atın çöpe, zerre umurumda olmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serkan diye bir adam bulmuşlar, halı sahada rakibim olsa devamlı üzerine oynarım. Çelimsiz, beceriksiz, basiretsiz herifin teki. İleri pas atmayı geçtim, taç bile atmaya korkuyor. Her top geriye. Savunma desen s’sini bilmiyor. Her ikili mücadelede faul yapıyor, çoğunda ona rağmen geçiyor rakip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağlar denen bir herif var, 2. Volkan Yaman vakası. Herif milli sol bekti, bize geldi ve bitti nasıl olduysa. Ne savunmadan anlıyor, ne bindirmeden, ne ver-kaçtan ne başka bir şeyden. Ne işe yarar belli değil. Aman Hagi, Çağlar’ı eleştiriyoruz ama sen yine de sakın İnsua’yı oynatma. İnsua büyük o.ç., antrenmanlarda sakız çiğnediği oluyormuş, hem zaten adam kiralık, neme lazım. Kadroya bile alma sakın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayhan hakkında daha fazla konuşmak istemiyorum. Artık kramponları asma vakti gelmiş. Kasımpaşaspor orta sahası bu derece korkmuyor dikine ileri oynamaktan. Hayır madem geri oynayacaksın, bari onu becer. Onu bile yapamaz olmuş, bir an önce emekli olmalı; bu hayatta paradan önemli şeyler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baros kaçırdıkça içim içimi yiyor. “Bu adam topçu mu yeeaaa?” diyenlerin eline koz geçti diye üzülüyorum en çok, yoksa takım gol atamadı diye falan değil. Herkes gidecek dense yarın, oturur Baros için ağlarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neill, oynadığı saçma sapan mevkide bence pek de başarılı değil. Bu bok gibi oyuna o da uyum sağlıyor. Yine de yapmaya çalıştığı şeyler, yapılacak en mantıklı şeyler oluyor çoğunlukla. Ha yapıyor, yapamıyor ayrı mesele; ama sonuçta mantıklı olanı deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu kulüpte açık ara en gerçek Galatasaraylı Yekta’dır. Bazı kitlelerin Galatasaray Peygamberi ilan ettiği Arda ile bile kıyaslamam. Faal futbolcu iken kalkıp Saraçoğlu’nda deplasman tribününde Galatasaray maçı izlemiş bir adam bu adam. (Bilkentli Aslanlar’a da buradan selam olsun ) Yetenekli ve hırslı da bana göre; ama Hagi onu da sakın oynatma haa! Ona gelene kadar Ayhan vaaar, Sarp vaaar efendime söyleyeyim Barış vaaar; aman!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazım, şu takımda bir şeyler yapmak isteyen ender kişilerden. Herif ayağına her topu aldığına geriye dönmemek için kıçını yırtıyor; ama kimin umurunda? Herkes saklansın, tribündekilerle beraber izlesin bakalım Kazım topla neler yapacak. Aynı olay Baros’un da çok başına geliyor. Top ayağına gitti mi herkes durup izliyor ne yapacak diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stancu ile Culio, şu anki Kayserispor’u şampiyon yapabilecek futbolcular. Galatasaray’a ise kesinlikle yakıştıramıyorum. Ortalama üstü futbolcular, orası kesin; ama pek bir gelecek göremiyorum. Zaten şu Mersin İdman Yurdu meselesinden bolca midem bulandı, onun da etkisi olabilir. Buna rağmen Stancu’da çok büyük bir potansiyel de olabilir. İstikrar görmediğim için net konuşamıyorum. Culio da bir şeyler yapmaya çalışıyor; ama bence ikisi de klasik ‘küçük takımın büyük topçuları’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Servet aynı Servet. Hırs yok, sinir yok, beyin hiç yok.Bir futbolcu Galatasaray gibi bir takımın stoper mevkiinde bu kadar sene oynayıp, nasıl bu kadar az kart görür, canlı örneği. Kardeşim bir pozisyonda da çıldır, delir, hakeme kız, rakibe sert gir bir şey yap ki bir istek görelim! Herif robot anasını satayım. Ergün de ruhsuz gibi bir adamdı ama çatır çatır oyun oynardı; bu adam rakibe sırf kıçını dayayarak futbol oynadığını zannediyor. Günümüz Hanzosu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cana ise tam bir kasap(!) Bir üst versiyonu, İtalya’nın kırmızı-siyahlı bir takımında, ağzımızdan litrelerce salya akarak izleriz Spormax’ta; ama burada kasap ilan edilir kendisi. Senede bir tane doğru haber yapmayan bir gazetede bile Gattuso adını duyunca heyecandan eli ayağına dolanan, “o gelsin, çocuklarımı keserim” diyen büyük Türk futbolseveri, aynı tarzdaki Cana’ya “sen nasıl bir hayvansın, kasap herif” der. Tabi bu işler böyledir. İki ülkede futbolun nasıl oynandığı, kuralların nasıl uygulandığı hiç hesaba katılmaz. Gattuso gelse bize, sopayla kovalarız; benden söylemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Hagi’ye. Bir konuda en ufak bir şüphem yoktur ki; Hagi Teknik Direktör falan değildir. Oynadığı 14 sene içerisinde 1 tane bile şampiyonluk yaşayamayan kazma bir defans oyuncusu, teknik direktör olarak bir motivasyon abidesi, bir taktik ustası olabilmişken; Hagi gibi beyniyle oynayan bir futbolcu, mücadeleyi, hırsı, agresifliği futbolun olmazsa olmazı olarak gören, savaşa gidermiş gibi maça çıkan, varını yoğunu ortaya koyan, koymayanı sahada azarlayan Hagi, Teknik Direktör olarak, şu saydıklarımdan bir tanesini bile yapmayan takıma tahammül edebilmekte ve maçtan sonra “iyi mücadele ettiler, ben beğendim” diyebilmektedir. Şu laf bile Hagi’yi benim gözümde TD olarak bitirmiştir. Merak ediyorum, acaba Hagi şu takımda futbolcu olsa, maçtan sonra böyle bir cümle sarf eder miydi? Hagi, şahıs olarak bizler için apayrı bir yerdedir, bu tartışılamaz; ancak TD’lik görevinde bence vasatın bile altındadır. İlk fırsatta da bırakıp gitmelidir, yoksa gözümüzdeki o değerini de kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Başarısızlıktan dolayı falan değil ha, sırf şu bok çuvallarına “iyi mücadele ettiler” diyebilecek kadar ‘Yılmaz Vural tarzı TD’ derecesine ulaştığı için. Gerçi Yılmaz Vural bile bu kadar eyyam yapmaz maç sonrası basın toplantısında. Kardeşim takımın boktan olur, oynayamaz, atamaz, yer falan eyvallah da; sen bu takıma çıkıp da “bence gayet güzel mücadele ettiler” di-ye-mez-sin! Feldkamp’a da bu yüzden kızdım, Skibbe’ye de, Rijkaard’a da! Kimseyi şahsen suçlamak zorunda değilsin; ama böyle boktan bir oyundan sonra çıkıp delikanlı gibi konuşacaksın, eyyam yapmayacaksın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak da muhteşem(!) taraftarımıza bir değinmek istiyorum. Yahu öyle bir insan topluluğu hayal edin ki, rakip takım Barcelonavari hareketlerle top çeviriyor ve bu insan topluluğu o sırada “saldırıııııııııın durmadaaaaaaan” diye tezahürat yapıyor. Top rakip takımdayken şarkılar, türküler, nağmeler okuyan taraftar, benim gözümde, şampiyon olmadığı hâlde şampiyonluk kutlayan taraftardan bile daha geri zekalıdır, daha embesildir. Islığın, uğultunun rakip takıma getirdiği olumsuzlukları daha 1 ay önce Abdi İpekçi’de bizzat yaşamışken, görmüşken hâlâ bu aptallığı nasıl yapıyorlar, inanamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koskoca Galatasaray’ı bugünlere getirenlere teşekkürü borç bilirim. Resmen birleştiniz, kulübün anasını bellediniz, helâl olsun! Aman üzülmeyin beyler; 11 sene önce bu zamanlar birileri tarih yazmıştı, aynı şekilde siz de bugün bir tarih yazdınız, teşekkürler!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S. İmparatoooooor, imparatoooooor, imparatoooooor Fatih Teriiiiimmmm. Aman hocam, şu kulüpte temizlik yapılmadan Florya’ya adımını atma, sen de kaynama arada.</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>?</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/blog-post.html</link><category>protesto</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 17 Jan 2011 16:44:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-6600713958670678936</guid><description>Bir şey kabak tadı verir ya, işte o misal bizim öykümüz...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Objektif açıdan bakalım olaya. Sonuçta Recep Tayyip Erdoğan ilk defa yuhalanmıyor. Sizlere en yakın örnekler olarak en son yaşadığımız basketbol şampiyonasını gösterebilirim, Galatasaray'ın malum avrupa maçını gösterebilirim. Akıllara şimdi bir soru geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-Neden o zamanlar bugünkü gibi tepki oluşmadı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir insan bir ülkenin başbakanı olabilir; ama bir gerçek vardır ki, hiçbir zaman herkes onu sevecek diye bir kaide olmamıştır. Sağolsun yardım etmiştir; ama ben buna karşılık her fırsatta alkışlayacak mıyım? Seveni nasıl var ise sevmeyeni de mutlaka olacaktır. Benim asıl takıldığım nokta şu; birisi kendi eleştirisini yapabilmeli. Ben o an Tayyip Bey'in yerinde olsam o an kendime bir soru sormak isterdim. Neden 50 bin kişilik bir alanda önceden de yapıldığı gibi benim adım duyulduğunda yuhlamalar başlıyor? Neden???&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toki başkanı Erdoğan beyefendi... Avrupa'nın şu an standartlar bakımından en saygıdeğer stadının açılışında yaptığı konuşmayı hatırlayalım isterseniz?&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;iframe allowfullscreen='allowfullscreen' webkitallowfullscreen='webkitallowfullscreen' mozallowfullscreen='mozallowfullscreen' width='320' height='266' src='https://www.youtube.com/embed/0GouLrkjYV8?feature=player_embedded' frameborder='0'&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Şimdi aklı selim düşünelim öncelikle. Bir açılış var. Dünyanın gözü orada. Bu konuşmayı yapma hakkı hangi babayiğidin olabilir? Vardır yapılan yanlış orası ayrı mevzu. Sonuçta her yönetim daima istenilen işleri yapacak değil. Peki bu yanlışların açıklanma yeri ve zamanı bu mu olmalı? Hiç kimse gelip orayı bir siyasi propaganda yaparmış gibi kullanamaz, alet edemez... Tepkiler burada -haklı olarak- doruğa çıkmıştır ve beklenen gerçekleşerek yaprak dökümü yaşanmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gelelim Adnan Polat yönetimine. Yaptığı hareketler, olaylar karşısındaki duruşları biz GALATASARAY taraftarlarını derinden yaralamıştır. Kendi adıma konuşayım; bugüne kadar yeri geldi istenilenler yapılmadı; ama her zaman Adnan Polat ekibinin arkasında durdum. Sonuçta bir önceki yönetime göre istediklerimiz gerçekleşiyordu. Ama artık tren kalktı ve o ekip binemedi o trene. Bir zamanlar destek verdiğim yönetimi şimdi can-ı gönülden istifaya davet ediyorum. Neden mi? Bir takım olaylar yaşanabilir. Ama böylesine şanlı bir kulübün başkanı taraftarı satma, karşısına alma teşebbüsünde bulunamaz. Biz ki bugüne kadar satmadık takımımızı, sen başkan olarak nasıl bir anda karalarsın ismimizin üstünü?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yıllarca bu stadı bekledik. Kameralardan takip ettik. Yeni doğan bebeğe sarılma anı gibi bekledik ilk maçı. Ama bilet satışı yok. Hatıra olsun, kulübe destek olsun dedik. Formamızla yaşatalım bugünleri dedik. 175 liraya forma satışı var. Kimse kusura bakmasın benim babam Sabancı değil Koç değil. Bizleri kim düşünecek?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yeni bir stad yapılıp bize veriliyor. Açılışında herkes öne atlıyor "ben yaptım ey ahali" dercesine. Tamam kardeşim kim yaptıysa yaptı, bırakın övünmeyi, sizi tarih kitaplara altın harflerle kazısın. Yaptığın işi söyleme de değeri kalsın. Türk Telekom Arena stadını artık istemiyorum ben. Eminim birçok GALATASARAY taraftarı da istemiyordur. Belli ki bu yaygara bitmeyecek. Yıllar geçse de birileri çıkıp "Aha bu stat benim, ben yaptım" diyebilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cidden Ali Sami Yen'di bizim yuvamız. Yıkılsa da altında kalıp ölecek bizlerdik. Biz Arena'da 300 500 değil 3-5 şahsın lafları altında ölmektense inanın Ali Sami Yen stadında can vermeyi yeğleriz. Allah aşkına ne değeri kaldı Arena'nın? Tavrım açık ve nettir bu konuda.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Taraftarını satan, kendi davetlisini çağırıp ben ve benim gibileri maça almayan, işini yapan yöneticileri kapı dışarı eden, kendi öz ahlaki çerçevesine sığamayan ve nice gaflet ve dalalete düşen bir yönetim istemiyoruz biz. Evet bir devrimdir bugün. Bugün GALATASARAY taraftarının &lt;b&gt;baş kaldırma günüdür!&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Bugün ses çıkarmaz isek, bundan sonra haykırışlarımız anlamsız kalır. Madem yeni bir stada geçtik, madem biz güzel günler peşindeyiz mMadem her fırsatta Galatasaray etiğini hatırlatıyorsunuz, lütfen artık elinizi vicdanınıza koyun. Bu, Galatasaray'a yakışmayan görüntüyü, camiaya sürdüğümüz değil &lt;b&gt;sürdüğünüz&lt;/b&gt; kara lekeyi bir an önce temizleyin ve istifa edin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer ki beklenilen gelişmeler bu yönde gerçekleşmez ise neler olacağını merakla izleyeceğiz. Taraftarının kombine kartını iptal ettirip teselli armağanı olarak 6 aylık Digiturk üyeliği verebilen bir yönetime tepkiler sadece bununla kalmayacaktır. Birileri adımıza özür diliyorsa, birileri de Galatasaray taraftarı adına Adnan Polat yönetiminden gerektiği şekilde hesap sorabilir...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayrıca merak ettiğim bir diğer konu ise şudur; hangi kanun kitabında yuhlamak suç? Şimdi ben belli bir miktar para veriyorum. Gönül verdiğim takımın kombinesini alıp maçımı izliyorum. Atıyorum ki A topçusu boş kaleye gol atamadı ve akabinde ben ve birçok kişi yuhaladık. Kombinem iptal mi? Ya da şöyle diyelim direkt, hangi sebepten ötürü kombinelerin iptal edilebileceğini merak ediyorum? Birilerine hoş görünmek için şu taptığımız renkleri, sevdamızı alet etmeyin. Bunu bir yönetici olarak değil, insan olarak düşünün. Ben sevmediğim bir adamı pohpohlamam! Kimse gelip benim bu davranışım karşısında bana cezai müeyyide de uygulayamaz! Hani T.C demokratik bir ülke ya, ona dayanarak söylüyorum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Herkes gider, biz kalırız. Bizim farkımız işte tam burada. &lt;b&gt;BİZ GALATASARAY'LIYIZ!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.buyutec.net/data/media/1442/galatasaray-turkiyedir.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="216" src="http://www.buyutec.net/data/media/1442/galatasaray-turkiyedir.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Son...</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/son.html</link><category>ali sami yen</category><category>arda turan</category><category>tugay kerimoğlu</category><category>veda</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Wed, 12 Jan 2011 04:45:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-4543976883556046563</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Söylenecek her kelime fazla, kurulan her cümle eksik...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjJeIuIlEfUKmt92Sc4JJTwe0Q9VKKM6aDHm2NPaCsnhuaXYMQpv3af9san0RhkOW7GWwyw-LP9UG74pUA16iNPbY3DAjI-oONjDbpfzZ63B0e1pnPKIECmWn-eWDCDnZr1WiNu58pDklI/s1600/arda.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 221px; height: 400px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjJeIuIlEfUKmt92Sc4JJTwe0Q9VKKM6aDHm2NPaCsnhuaXYMQpv3af9san0RhkOW7GWwyw-LP9UG74pUA16iNPbY3DAjI-oONjDbpfzZ63B0e1pnPKIECmWn-eWDCDnZr1WiNu58pDklI/s400/arda.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561126754726370098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixv2XBEqAnHs-1LPo4KjQmm4VN8id5sIH-irStuQq__1AvybvUxM1LOAPZsGh42IeWs3mNNGQOaEmsdpHnykLekKvw-NlKsGy5GHAxE23V_JCUh_5l7AowHpDKATwDDUoN0mzuSGxRs9E/s1600/tugay.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 293px; height: 400px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixv2XBEqAnHs-1LPo4KjQmm4VN8id5sIH-irStuQq__1AvybvUxM1LOAPZsGh42IeWs3mNNGQOaEmsdpHnykLekKvw-NlKsGy5GHAxE23V_JCUh_5l7AowHpDKATwDDUoN0mzuSGxRs9E/s400/tugay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561126831967179346" /&gt;&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjJeIuIlEfUKmt92Sc4JJTwe0Q9VKKM6aDHm2NPaCsnhuaXYMQpv3af9san0RhkOW7GWwyw-LP9UG74pUA16iNPbY3DAjI-oONjDbpfzZ63B0e1pnPKIECmWn-eWDCDnZr1WiNu58pDklI/s72-c/arda.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Yazarlarımızın ağzından ASY // Baransel</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/yazarlarmzn-agzndan-asy-baransel.html</link><category>ali sami yen</category><category>veda</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Wed, 12 Jan 2011 00:52:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-7278774230814642578</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;İlk aşklar unutulmaz derler. Birini sevdim. Bana göre kalender idi. Hani imkanlarımız kısıtlıydı. Öyle kafamıza eseni yapamazdık. Ama ilk aşktı işte. İlk sevda. Hayata başlama noktası bunun adı. Ayrılık zamanı yaşamıştık bundan önce de. Ama birleşmiştik tekrar. Hiç ayrılık olmamışçasına sarılmıştık birbirimize. Artık ayrılık adı son kez kullanılıyordu. Sevgilimden ayrılmıştım. Geri dönüşü olmaksızın. Bu sevdanın adı Ali Sami Yen' di. Pis koltukları, kokan tuvaletleri, boyası dökülmüş duvarları... Ama Ali Sami Yen'di işte. İlk aşk, ilk sevda!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sıcaklığı her kusurunu örtüyordu. Kolay değil. Dünya burada tanımıştı cehennemi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kolay olmayacaktı. Elbette ama bu denli zor olacağını düşünenimiz var mıydı?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Çok uzaktım sana. Aramızda hep kilometreler vardı. İlk maçım Konyaspor karşılaşmasıydı. Ondan sonra imkanımız el verdikçe koştuk sana. İyi,kötü farketmez. Bir evimizden çıkıyor, diğer evimize gidiyorduk. Sana geliyorduk. Hani gerçek sevdanın peşinden koşuyorduk umarsızca. Hep sen vardın. Artık yoksun...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yeni aşklara yelken açtık. Lambaların son kez söndü. O an var ya! Kelimeler işte orada tükeniyor. Yeni bir ev, yeni bir yuva. Hiç kimse ama hiç kimse dolduramayacak senin içimizdeki yerini.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Seninle büyüdük. Hayallerinle yaşayacağız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;Elveda sevgilim sana... Son kez ELVEDA!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;iframe allowfullscreen='allowfullscreen' webkitallowfullscreen='webkitallowfullscreen' mozallowfullscreen='mozallowfullscreen' width='320' height='266' src='https://www.youtube.com/embed/Nvas05DcTpE?feature=player_embedded' frameborder='0'&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Yazarlarımızın ağzından ASY // Alp</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/yazarlarmzn-agzndan-asy-alp.html</link><category>ali sami yen</category><category>veda</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 11 Jan 2011 15:09:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-8964545120669529779</guid><description>"Kolay olmayacak, elbet üzüleceğiz..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba Sezen Aksu bu sözleri yazarken, birgün bu sözlerle milyonların betonarme bir yapıyı anıp, şelale gibi gözlerle ona veda etmeye gideceğini düşünmüş müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Sami Yen. 1967'den bu yana, nesillerin hayatlarına yön veren, binlerce insanı kim olduklarını ayırt etmeksizin birbirlerine sarıltan, aynı anda ağlatan, aynı anda güldüren ikinci bir ev adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'dan kilometrelerce uzakta büyüyen ben ve benim gibilerin hayallerini süsleyen, her turda, her önemli maçta 'acaba?' ifadesiyle dolu gözlerle aile büyüklerimizin gözünün içine bakmamıza neden olan stad. Yıllar boyu ekranların başında bizi tezahüratlar yapmaya, içinde barındırdığı binlerce aslan yürekliyle ynı duyguları yaşamamızı sağlayan evimiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite hayatıyla gelen 'tribüncü' ruhu. Maç kaçırmamak için her şeyi kaçırmayı göze almak. 'Oradaydım' diyebilmek için hastalığa, derse, büyüklere, misafire meydan okumak. Rakip her kim olursa olsun, oradaki 90 dakikayı, yıllardır görmediğin yakınlarına tercih etmek. Ali Sami Yen'de tek yürek, tek bilek olmak ve takımı ateşleyen binlerce kıvılcımdan sadece biri olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk maçım, Lucescu'nun bizi şampiyon yaptığı ve 3. yıldızı taktığımız Yimpaş Yozgatspor maçıydı. Koyu Galatasaraylı kuyumcu Hüseyin Abi, babamdan benim adıma izni kopardı ve Antalya'dan günübirlik İstanbul'a geldik. Yeni Açık'ta yaşadım ilk kez o garip duyguyu, o heyecanı. İnsanlar 3 saniye bile sussa anlam veremez gözlerle etrafıma bakıyordum "nasıl olur? burada susamazsınız, hiç susmadınız ki" dercesine. O gün şampiyonluğu aldık, 3. yıldızı taktık ve bugün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan 8 sene geçti ve bugün artık veda zamanı. Şu dört harfli 'veda' kelimesini yazarken bile içimin bu kadar acıyacağını tahmin edemezdim. &lt;br /&gt;Ben çok ayrılık gördüm de, böyle acısını görmedim arkadaş!&lt;br /&gt;Mabed'e doğru yola çıkmadan önce ayaklarımda bir karıncalanma var. İlk defa oraya gitmek için heyecanlanmıyorum. İlk defa 'keşke şu maç saati gelmese' diye düşünüyorum. İlk defa.. ilk defa bu kadar hüzünlü gidiyorum evimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çamurlu koridorların, eski püskü koltukların, ev balkonu gibi locaların, bozuk-kötü kokulu tuvaletlerin ile sana veda ediyoruz Ali Sami Yen. Bu vedayı yıllar önce de etmiştik; ama tek bir farkla. Bu sefer geri dönüşümüz yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddia ediyorum ki hiç kimse; ama HİÇ KİMSE, Cehennem'den ayrıldığına biz Galatasaray taraftarları kadar üzülemez...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elveda...</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Yazarlarımızın ağzından ASY // Genç</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/yazarlarmzn-agzndan-asy-genc.html</link><category>ali sami yen</category><category>veda</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 11 Jan 2011 15:05:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-1421475960344764883</guid><description>Bir mahallede doğmuşsunuzdur, apartman dairesindesinizdir. Herkesin evi sizinkine benzer, normal evdir işte. Herhangi bir lüksü yoktur. Herkesin annesi güzel şeyler pişirir, mutlaka herkesin evinde birçok kez bulunmuşsunuzdur. Komşu çocuklarıyla oynamışsınızdır mütemadiyen sokağın ortasında. Yoldan geçen bir araba bölmüş maçı, ya da işinden gelen bir amca karışmıştır maçınıza. Arabanın altında kalan topa uzanmak için asfalta yatmışsınızdır. Arkadaşlarınızla bir olup, diğer mahallenin çocuklarıyla kavga etmişsinizdir. Eviniz bir evdir işte herkese, sizin ise yaş aldığınız, adam olmaya başladığınız bir mekandır. Anne sevgisi gibidir aslında, herkes kendi annesini çok sever. Daha iyisi yok diye mi? Hayır. Sever işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte orasıdır Ali Sami Yen. Bataklıktır, tuvaleti kötüdür; ama sevmişsinizdir bir kere, orada adam olmuşsunuz, en güzel kavgaları orada etmişsinizdir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra an gelir, siz o mahalleden lüks bir siteye taşınırsınız. Artık başka mahalle yoktur, sadece steril dünyadan arkadaşlarınız vardır. Orada anneler kolay kolay yemek pişirmez, dışarıdan söylersiniz. Başka mahallenin çocukları yoktur. Artık mahallenin bakkalı yoktur veresiye kola alacağınız, süpermarket vardır kasiyerlerin sizi tanımadığı. Bu site daha güzeldir, daha sıcaktır, daha büyüktür; ama siz orada büyümemişsinizdir bir kere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte orası Arena'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı başka, rengi başka, yolu başka...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanı gelmişti gitmenin eyvallah da, kimse o zamanın kolay olacağını söylememişti zaten...</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Yazarlarımızın ağzından ASY // Ümit</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/yazarlarmzn-agzndan-asy-umit.html</link><category>ali sami yen</category><category>veda</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 11 Jan 2011 14:59:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-5422461646264630306</guid><description>Benim için Sami Yen yakın ama uzakta olan arkadaş gibidir. Her zaman gidemem; ama gittiğimde sanki her zaman ordaymışım gibi katılırım herkese. &lt;br /&gt;Oranın havası, oranın yapısı, oranın duygusu çok başkadır. Çok farklı renkler vardır; çekirdek çıtlayan, bağıran, bağırmayan herkes oradadır. &lt;br /&gt;Takım sahaya çıkınca her şey unutulur; yanındaki işçi mi patron mu herkes birbiriyle renktaş olur, arkadaş olur. Çeker Galatasaray için üçlüyü, orada bir evin balkonunu andıran localar, kırık dökük tuvaletler kimsenin aklına gelmez. &lt;br /&gt;Orada Milan'ı, Barça'yı, Madrid'i yendiğimiz maçlar gelir aklıma. Orası bizim için her şeyden önemlidir; orası Ali Sami Yen Stadı'dır. Hiçbir yere benzemez bu cehennem; ama artık veda etmenin zamanı gelmiştir. Kolay olmayacak; ama elveda... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice maçlar burda yaşandı, &lt;br /&gt;Dünya cehennemi tanıdı. &lt;br /&gt;Hayatın tam ortası, işte burası...</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Yazarlarımızın ağzından ASY // Arda</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/buyuk-asklar-yolculuklarla-baslar-ve.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 11 Jan 2011 12:43:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-8664296993268557553</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_eYZVJcW8r48GeAJva8j8va4Q2-lr0Smzuks9zC1g7AlblKysR85oSPQnfOEQ0wGXIzP52uzs2PqcUPc58n_X36Iy35jP9Erhzpq-bckyrMR_yAVUQWTQTFvBx5uoomWH_OiQ8ZSsbhjm/s1600/parken.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 211px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_eYZVJcW8r48GeAJva8j8va4Q2-lr0Smzuks9zC1g7AlblKysR85oSPQnfOEQ0wGXIzP52uzs2PqcUPc58n_X36Iy35jP9Erhzpq-bckyrMR_yAVUQWTQTFvBx5uoomWH_OiQ8ZSsbhjm/s320/parken.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560882298781898402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Büyük aşklar yolculuklarla başlar&lt;br /&gt;ve serüvenciler düşer bu yollara ancak&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSq94VJMh5FJR30PLGOV37CH5-431O3Dj5ILbDBoewBzAU1LWhE_QszGtbQaHcrpdIOfYKUd0UOtcm_WKE0qCgyZygZFjulQXREkJ-KJ28-IPFiDwSHGm1PsJXMb-jtHSmLCKns4LEl7Ls/s1600/gs-1987.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 253px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSq94VJMh5FJR30PLGOV37CH5-431O3Dj5ILbDBoewBzAU1LWhE_QszGtbQaHcrpdIOfYKUd0UOtcm_WKE0qCgyZygZFjulQXREkJ-KJ28-IPFiDwSHGm1PsJXMb-jtHSmLCKns4LEl7Ls/s320/gs-1987.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560885011336326178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Onlar ki Galatasaray'ın son umudu&lt;br /&gt;soyları tükenen birer çılgındırlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj9uJti75k034r1i2y0cwxEFCb6yd2wOAH4HiubG2g4mdzDGsv3sxU7VmOWkI8rRrRPNUsNZiJQcduYFlPKJTzTQ3AM92ieHSaVUFF6Hm3OQ6GqzEEtDnOn-uL_nDdUszokSnfGbieMjmbi/s1600/gsgercek.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 242px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj9uJti75k034r1i2y0cwxEFCb6yd2wOAH4HiubG2g4mdzDGsv3sxU7VmOWkI8rRrRPNUsNZiJQcduYFlPKJTzTQ3AM92ieHSaVUFF6Hm3OQ6GqzEEtDnOn-uL_nDdUszokSnfGbieMjmbi/s320/gsgercek.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560888627595021330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ne bir adresleri olacak onların artık yeryüzünde&lt;br /&gt;ne de aşktan başka bir sığınakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEidv7xoKjRkddF-W5Vzk1Gf-KLZVkTVFcws3iPgaoUD34TA2OE4LbAahiC0Rr2OzQFjp67bdXkvUmadBU7-V9XeMt60xPbkaIg1KW7Qzmvhb4p5QsV3f0TT8q0vl89ZnRVw7v1-jHLlwZTZ/s1600/280710_galataray_usa3.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 221px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEidv7xoKjRkddF-W5Vzk1Gf-KLZVkTVFcws3iPgaoUD34TA2OE4LbAahiC0Rr2OzQFjp67bdXkvUmadBU7-V9XeMt60xPbkaIg1KW7Qzmvhb4p5QsV3f0TT8q0vl89ZnRVw7v1-jHLlwZTZ/s320/280710_galataray_usa3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560889475473484226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında&lt;br /&gt;ölümle alay ederler sanki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0ab6nqHAUp0MqH8NS99vs7aVfdhGmKgeknf0k0YBb3lYhGcnXHHlgQ4-sRw_xliDhEbAp27GoA6phqO1vyCMDkULIUrZuD07_1J7g6ZacXsVcGdGb8wWF7DvXMaj_ymPb20VSjq5OdZBv/s1600/imgp0223uw0.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0ab6nqHAUp0MqH8NS99vs7aVfdhGmKgeknf0k0YBb3lYhGcnXHHlgQ4-sRw_xliDhEbAp27GoA6phqO1vyCMDkULIUrZuD07_1J7g6ZacXsVcGdGb8wWF7DvXMaj_ymPb20VSjq5OdZBv/s320/imgp0223uw0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560890234432752834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Nerde beklenirse ordaydılar&lt;br /&gt;bir kez bile gecikmediler ömür boyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiCT0cEgIGC-eEnDFm54_KXadbfX9SFcAtiVnI7545u-y6LsCWJqsvA3-mEdo26kFanh5Bq9O7zdVQzCmLWKbqOaaQQtfNLQqloyDyIP_e51rP9jqe0ctDhZ3BDZSzeLbISPqn7q4lKkGVZ/s1600/only_you.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiCT0cEgIGC-eEnDFm54_KXadbfX9SFcAtiVnI7545u-y6LsCWJqsvA3-mEdo26kFanh5Bq9O7zdVQzCmLWKbqOaaQQtfNLQqloyDyIP_e51rP9jqe0ctDhZ3BDZSzeLbISPqn7q4lKkGVZ/s320/only_you.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560895229800944994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Onları daima yalnız kılan&lt;br /&gt;Galatasaray sevgisiydi, bu yaşam denilen gürültüde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne altın arayıcısıdırlar   Polat gibi&lt;br /&gt;ne de aylak bir Sezgin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgfb-llhMx7MBXFI70CEnP5h6SeXWnGnkM94ywJhZ6nM0jJNExUpglRYPD0Fp4F8t6bQawEBKMNjHYBCyDOrkKXfR5MN7dMLxQbIxS917hKCGYZ7lEEkZ3g01AUtlOoiPjwurO912Gp2EEU/s1600/yitipgiden.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 205px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgfb-llhMx7MBXFI70CEnP5h6SeXWnGnkM94ywJhZ6nM0jJNExUpglRYPD0Fp4F8t6bQawEBKMNjHYBCyDOrkKXfR5MN7dMLxQbIxS917hKCGYZ7lEEkZ3g01AUtlOoiPjwurO912Gp2EEU/s320/yitipgiden.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560896281138266818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Vurulup düşseler de her kuşatmada&lt;br /&gt;serüvencidir onlar ve hiç ölmezler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgwF1kL7-6SoY_NvKDNplWXIR4AxR03QnhAIJ9JhXPDe3yaUU5OxE1muF0X0Gak8kqSWXY0yJ62GzblRk93H66FAFZtYsghQsfReqT3ggA1-rzkonvBMcVmDM79j_YnULX5ZC_2SWv907T8/s1600/ruhgitmesin.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 198px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgwF1kL7-6SoY_NvKDNplWXIR4AxR03QnhAIJ9JhXPDe3yaUU5OxE1muF0X0Gak8kqSWXY0yJ62GzblRk93H66FAFZtYsghQsfReqT3ggA1-rzkonvBMcVmDM79j_YnULX5ZC_2SWv907T8/s320/ruhgitmesin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560896618798346834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ki onlar hep yalnızdır ve nasılsa&lt;br /&gt;bulurlar heder olmanın bir yolunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgXzEEeHIwkPAsRXMAPf1HGu7qxPPMRFDpljZwY8LxFblEPWtp-XAJlZwuCu-CQlCG2-xVHGPEzg5K_5mQEVD8a5e7Y3putu6CTD_aINcZ5ytEGqOK4x2FV-ij54FLkBuwpLZ8bbTbm6O90/s1600/alpaslan.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgXzEEeHIwkPAsRXMAPf1HGu7qxPPMRFDpljZwY8LxFblEPWtp-XAJlZwuCu-CQlCG2-xVHGPEzg5K_5mQEVD8a5e7Y3putu6CTD_aINcZ5ytEGqOK4x2FV-ij54FLkBuwpLZ8bbTbm6O90/s320/alpaslan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560899402082666274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Onlar ki dünyada&lt;br /&gt;kahraman olmaya mahkûmdurlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhMeQbPwu-gdDr3au66v9P_NNjheHEwxwlkTbl6HXeoE96i2wJ9wIU5zCQ5QVNZuy17jTkOB1h1P5_PhLxG_vFwCrntQyyUkL5gUW9p7hHMawrX7yX_fdJ6Tvf2HVzLP70y8zXAkEpZ-apA/s1600/metin%252Boktay.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhMeQbPwu-gdDr3au66v9P_NNjheHEwxwlkTbl6HXeoE96i2wJ9wIU5zCQ5QVNZuy17jTkOB1h1P5_PhLxG_vFwCrntQyyUkL5gUW9p7hHMawrX7yX_fdJ6Tvf2HVzLP70y8zXAkEpZ-apA/s320/metin%252Boktay.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560900172284066658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sislenen anılar kaldı bize onlardan&lt;br /&gt;renkleri bozulup duran solgun anılar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJ-4CfHCAa0p9OTMQSaP9OFRvC-x3wn-iQhQta1fIYo1VXD_1LLHyywvq-ORScBArgUFhGNhn3fxbKe770PsP4-wElbaaY2kKclbuUk3pUtLPc0KPpmWA9TkanU3PGuuDSj6hKWv-sguP7/s1600/elvedasamiyen.png"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 242px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJ-4CfHCAa0p9OTMQSaP9OFRvC-x3wn-iQhQta1fIYo1VXD_1LLHyywvq-ORScBArgUFhGNhn3fxbKe770PsP4-wElbaaY2kKclbuUk3pUtLPc0KPpmWA9TkanU3PGuuDSj6hKWv-sguP7/s320/elvedasamiyen.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560903728994853746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Nasıl yazılmalı ki silinip gitmesin&lt;br /&gt;bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjgf-VFudvPRXYBkQ4ufpSuSLtpKJ_AGX9FuY8WqXGpFy3ISs5DiZJxOkkRPU5nUqOtb9vnJ3PHVRqkzsV5d6Tqxq0gGyYuDuC3G_9-5hhnfyhKfc7O4kZNMxqjjTO9YQpR_dBBD93wR3Js/s1600/leones.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 176px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjgf-VFudvPRXYBkQ4ufpSuSLtpKJ_AGX9FuY8WqXGpFy3ISs5DiZJxOkkRPU5nUqOtb9vnJ3PHVRqkzsV5d6Tqxq0gGyYuDuC3G_9-5hhnfyhKfc7O4kZNMxqjjTO9YQpR_dBBD93wR3Js/s320/leones.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560904569494165618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı&lt;br /&gt;Onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhOgSkquSSpxP9I-pxMTFD9P-sraJAUCKMMGbEwUZGqbeacqtN4gaew3zCgnaKg7l_ETR6sTL_qltNfsPAHWBoExYKYLqF5HMhg2HmF2XZ0ezUQigkECVCFTcu6Q2WWVpsbvICWPNZztpar/s1600/61897p.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 213px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhOgSkquSSpxP9I-pxMTFD9P-sraJAUCKMMGbEwUZGqbeacqtN4gaew3zCgnaKg7l_ETR6sTL_qltNfsPAHWBoExYKYLqF5HMhg2HmF2XZ0ezUQigkECVCFTcu6Q2WWVpsbvICWPNZztpar/s320/61897p.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560905201411510562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yoksa kendini tüketen hüzünler miydi&lt;br /&gt;vurulup düştükçe ışığını karartan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O serüvenlerin günlüğü tutulmadı&lt;br /&gt;yazılmadı o insanların destan şiiri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgcoGF6UjuNcPwaa5qRrgpyv1ghdLFJ5EkhO2wH9LfPv6a0TYiesCY-w0mC_hB67Y7R6OoXM1DGLkJmMjVKKjpFCNw_bI0eEwmbqX2e9Mf2at6lQk1Wr5baOfq7mlpuCduWsKJEm57fr_UR/s1600/hakan.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 133px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgcoGF6UjuNcPwaa5qRrgpyv1ghdLFJ5EkhO2wH9LfPv6a0TYiesCY-w0mC_hB67Y7R6OoXM1DGLkJmMjVKKjpFCNw_bI0eEwmbqX2e9Mf2at6lQk1Wr5baOfq7mlpuCduWsKJEm57fr_UR/s320/hakan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560905581478678274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gün ayrılık günü, unutulacak o insanlar...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_eYZVJcW8r48GeAJva8j8va4Q2-lr0Smzuks9zC1g7AlblKysR85oSPQnfOEQ0wGXIzP52uzs2PqcUPc58n_X36Iy35jP9Erhzpq-bckyrMR_yAVUQWTQTFvBx5uoomWH_OiQ8ZSsbhjm/s72-c/parken.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>1964 - ∞</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/1964.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 11 Jan 2011 01:03:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-2956863955049188276</guid><description>Kelimelerin anlamını yitirdiği noktadayız. Elveda diyeceğiz, ama bir gün geri dönemeyeceğiz. Yine de;&lt;br /&gt;Ne maçlar yaşandı,&lt;br /&gt;Dünya cehennemi burda tanıdı.&lt;br /&gt;Elveda Sami Yen,&lt;br /&gt;Bir gün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elveda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgyifYkKQFtiY_XwAhTPCNFrszswECfu_FNgAVh1Y4wkH3I_r3WrIPFIBR3mC0Ce4CuDNBHtRpuCcaYxqIN251oNN9NAH89oBEbGKthe4oAJseLcRX8_O3X5xIi4bbXKpEo_IyD77aGBgU/s1600/223239675.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 303px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgyifYkKQFtiY_XwAhTPCNFrszswECfu_FNgAVh1Y4wkH3I_r3WrIPFIBR3mC0Ce4CuDNBHtRpuCcaYxqIN251oNN9NAH89oBEbGKthe4oAJseLcRX8_O3X5xIi4bbXKpEo_IyD77aGBgU/s400/223239675.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560698282868810914" /&gt;&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgyifYkKQFtiY_XwAhTPCNFrszswECfu_FNgAVh1Y4wkH3I_r3WrIPFIBR3mC0Ce4CuDNBHtRpuCcaYxqIN251oNN9NAH89oBEbGKthe4oAJseLcRX8_O3X5xIi4bbXKpEo_IyD77aGBgU/s72-c/223239675.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Ali Sami Yen'e Veda Şarkısı</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/ali-sami-yene-veda-sarks.html</link><category>ali sami yen</category><category>veda şarkısı</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sat, 8 Jan 2011 22:58:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-5348099242894351907</guid><description>İndirmek için &lt;a href="http://dl.dropbox.com/u/15698774/Galatasaray%20SK%20-%20Resmi%20%C4%B0nternet%20Sitesi%20-%20www.galatasaray.org.mp3"&gt;tıklayın...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;(Sağ tık - Hedefi farklı Kaydet)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözleri;&lt;br /&gt;Ali Sami Yen'e Veda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece son gece Ali Sami Yen'de&lt;br /&gt;Son defa burdayız el ele&lt;br /&gt;Yuvadan uçuyor Cim Bom bu gece&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece veda ediyoruz evimize&lt;br /&gt;Hep yaşayacak kalplerde&lt;br /&gt;Zaferlerle dolu kırkyedi sene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz burda güldük, burda ağladık&lt;br /&gt;Bu sahada bir tarih yazdık&lt;br /&gt;Yer gök sarı kırmızıydı&lt;br /&gt;Tek yürek olduk dalgalandık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşçakal deme vakti geldi&lt;br /&gt;Çok şey borçluyuz Ali Sami Yen'e&lt;br /&gt;Galatasaray efsanesi&lt;br /&gt;Yaşayacak her zaman her yerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım ki Cim Bom'um hiç kimse sen değil&lt;br /&gt;Hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil&lt;br /&gt;Anladım ki Aslan'ım hiç kimse sen değil&lt;br /&gt;Hiç kimse senin kadar umuduma yol değil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anladım ki Cim Bom'um hiç kimse sen değil&lt;br /&gt;Hiç kimse senin gibi canımdan öte can değil&lt;br /&gt;Anladım ki Aslan'ım hiç kimse sen değil&lt;br /&gt;Hiç kimse senin kadar şanlı şerefli değil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkının Künyesi:&lt;br /&gt;Prodüktör&lt;br /&gt;Dilara Endican&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Söz&lt;br /&gt;Zeynep Talu Çetinsoy&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Müzik&lt;br /&gt;Aykut Gürel&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Düzenleme&lt;br /&gt;Aykut Gürel&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mix+Mstrng.&lt;br /&gt;Aykut Gürel - Murat Bulut&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Vocal&lt;br /&gt;Barbaros Büyükakkan&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Back Vocal&lt;br /&gt;Barbaros Büyükakkan&lt;br /&gt;Seden Gürel&lt;br /&gt;Giovanna Taoussi&lt;br /&gt;Yonca Kocadağ&lt;br /&gt;Evrim Yapıcılar&lt;br /&gt;Murat Aziret&lt;br /&gt;Aykut Gürel&lt;br /&gt;Can Şengün&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bas&lt;br /&gt;Aykut Gürel&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Vurmalılar&lt;br /&gt;Murat Yeter&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Gitarlar&lt;br /&gt;Can Şengün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray.org'dan alıntıdır...</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Kelepçeliyim ben sana...</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/kelepceliyim-ben-sana.html</link><category>adnan</category><category>kazım</category><category>kelepçe</category><category>politika</category><category>transfer</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 4 Jan 2011 21:41:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-7995046595222885933</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.superfb.com/img/3/2009/kazim_kazim_45346636.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 326px; height: 238px;" src="http://www.superfb.com/img/3/2009/kazim_kazim_45346636.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 bizim için böyle başlamalıydı bir kere. Onca küfrettik Sarp'a, Özbek'e, Balta'ya, Çetin'e... Yönetimimiz bizim için durmadı, çalıştı ve içimizi boşaltacağımız bir futbolcu daha aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazım Kazım yeteneklidir, lafım yok. Ama jetonla çalışan oyuncaklar gibi maç seçer, disiplinsizlik had safhadadır, sakızını eksik etmez ağzından. Yahu aklıma bir soru geliyor; Keita neden gönderildi? Galatasaray etiğine yakışmayan hareketlerde bulunmuş. Misimovic neden kadro dışı bırakıldı? Disiplinsiz hareketleri göz önünde bulundurularak. Sadece bu 2 isim üzerinden yola çıkacağım. Keita ve Misi çok terbiyesiz, disiplinsizdi de Kazım mı gerçek adam olan? Yahu sen madem çook düşündün Galatasaray etiğini, neden kelepçeli Kazım'ı aldın bu takıma? Neden kendi arkadaşına maç içinde küfreden adamı yollamadın? Neden takım kaptanına maç içinde kafa tutan adama ceza kesmedin? Neden neden neden? Daha uzaaaar gider bu liste. Resmen 2 yüzlü bir tavır sergileniyor. Adamlar giden oyuncumuzun alacaklarından kar elde ettiklerini düşünüyorlar resmen. Bunu resmi sitede muhasebe dersi verirmiş gibi yazmaları da cabası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok bölük pörçük oldu farkındayım. Sinirden neler yazacağımı bilmiyorum. Aklımdan neler neler geçiyor bir bilseniz... Sonuçta Kazım denilen şahıs artık benim gözümde bir Mustafa Sarp'tır, farkı yoktur. Dk 90+8'de Galatasaray'ın galibiyet golünü atan Kazım olsun, sevinirsem nağmerdim! Oynar-oynamaz beni ilgilendirmez. İlgilendiğim tek şey bu takımda bu işler böyle yürüdüğü sürece sırtımız yere gelmez bizim. Haydi bakalım. Hakkımızda hayırlısı...</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Galatasaray ve Transfer Politikaları</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2011/01/galatasaray-ve-transfer-politikalar.html</link><category>ali turan</category><category>altyapı</category><category>aykut erçetin</category><category>barış özbek</category><category>galatasaray</category><category>gökhan zan</category><category>hakan balta</category><category>mustafa sarp</category><category>serdar özkan</category><category>servet çetin</category><category>transfer</category><category>ufuk ceylan</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sat, 1 Jan 2011 16:10:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-198918632657524881</guid><description>Maddi, manevi tüm imkanlar ve durumlar göz önünde bulundurulduğunda, Galatasaray tarihinin en kötü sezonuna şahit oluyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik-taktik analizlerden falan bahsetmeye gerek bile duymuyorum mevcut koşullarda. Bir şeyler yapması en muhtemel kişileri bir tüccar mantığı ile satan bir yönetim ile karşı karşıyayız. Tüccar mantığı diyoruz da, aslında bunu bile doğru dürüst beceremiyorlar. Sattığımız futbolcunun gelecek senelerdeki maaşlarını kârdan sayıyoruz. Sattığın arabanın gelecekte yakacağı benzinleri kârdan saymak gibi bir şey bu. Her neyse, asıl konuya dönelim.&lt;br /&gt;Ben bir Galatasaray taraftarı olarak transfer beklentisi içinde değilim. Benim şu an istediğim tek bir şey var (istek tek değil; ama birçok kişi için konsept olarak aynı uygulamayı istiyorum) Bu 'tek' şey de takımda kökten bir temizlik yapmak. Benim temizlik listem şu şekilde;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Sarp,&lt;br /&gt;Barış Özbek,&lt;br /&gt;Ali Turan,&lt;br /&gt;Servet Çetin,&lt;br /&gt;Gökhan Zan,&lt;br /&gt;Mehmet Batdal,&lt;br /&gt;Hakan Balta,&lt;br /&gt;Aykut Erçetin,&lt;br /&gt;Ufuk Ceylan,&lt;br /&gt;Serdar Özkan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu isimlerle bugün ilişik kesilsin, bunun üzerine 1 tane bile transfer yapılmasın, ağzımı açarsam şerefsizim. Altyapıdan gelen oyuncuların, şu saydıklarımdan daha kötü bir performans gösterme gibi bir ihtimalleri YOK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır özlemle beklediğimiz, yaşanabilecek her türlü aksiliğin bizzat tecrübe edildiği yepyeni Arenamız'da ben bu isimleri görmek istemiyorum! Bunu hak etmiyorlar! Bu adamlar bu formayı giyerlerken, teknik direktör ister Hagi olsun ister İmparator olsun; isterse rahmetli Metin Oktay canlanıp takımın başına geçsin, ben arkasında durmam, duramam. Galatasaraylılık sadece başarı için birilerini savunmak ve desteklemek değildir benim gözümde. Galatasaraylılık karakterli olmayı, karakterli insanlarla yola çıkmayı gerektirir. Bu adamların bulunduğu Galatasaray, benim Galatasarayım değil! Buna rağmen arma neredeyse orada olmak için elimden geleni yapıyoruz, bazılarının aksine sorumluluklarımızın farkındayız. Olan yine biz taraftara oluyor da; haydi hayırlısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjuKgJZaJSlRk_zkNiZ00xJpl-Jf0itcsMF7rH1LU6ew-Q2ffx-nPRwOcDo14TEQ7LBrSgMDP5cgQxbvRaWe2H_iAe6QrBS09FeYOmoKSZ9C5Yo5g1UmLqHKTIUwI4qPKp_D28iXsz19sE/s1600/foto%25C4%259Fraf.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 239px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjuKgJZaJSlRk_zkNiZ00xJpl-Jf0itcsMF7rH1LU6ew-Q2ffx-nPRwOcDo14TEQ7LBrSgMDP5cgQxbvRaWe2H_iAe6QrBS09FeYOmoKSZ9C5Yo5g1UmLqHKTIUwI4qPKp_D28iXsz19sE/s320/foto%25C4%259Fraf.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5557226767629193394" /&gt;&lt;/a&gt;Unutmadan, çarşamba günkü olağanüstü mücadelelerinden, hırslarından ve kazanma arzularından dolayı basketbol takımımıza teşekkürü borç bilirim. O atmosfer cidden yaşamaya değerdi, orada olduğum için çok memnunum. Basket takımındaki ruhun 4'te 1'i yeşil sahalarda olsa, bugün her şey çok farklı olabilirdi. Abdi İpekçi'yi inleten müthiş taraftarımızın da ağzına sağlık. Kulaklarım uzun süre çınladı =)</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjuKgJZaJSlRk_zkNiZ00xJpl-Jf0itcsMF7rH1LU6ew-Q2ffx-nPRwOcDo14TEQ7LBrSgMDP5cgQxbvRaWe2H_iAe6QrBS09FeYOmoKSZ9C5Yo5g1UmLqHKTIUwI4qPKp_D28iXsz19sE/s72-c/foto%25C4%259Fraf.JPG" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Haydi Galatasaraylılar, 0-0'ı Kutlayalım (!)</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/10/haydi-galatasarayllar-0-0-kutlayalm_25.html</link><category>deplasman</category><category>ezik</category><category>fenerbahçe</category><category>fenerbahçe taraftarı</category><category>galatasaray</category><category>galatasaray taraftarı</category><category>kadıköy</category><category>milan baros</category><category>mustafa sarp</category><category>sabri sarioglu</category><category>tribün</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 25 Oct 2010 20:13:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-4935275410719521317</guid><description>Beceriksizliğe, unutkanlığa, şaşkınlığa vb. her şeye tahammülüm var ama &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;beyinsiz&lt;/span&gt; adama tahammül edemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftanın modası &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"ahuahua 0-0'a seviniyorsunuz ezikler xDé xDé"&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"10 senede 1 puan, 30 senede 3 puan asadsasfadsah"&lt;/span&gt; vb. laflar oldu. Peki nedir bu adamları bu hâle getiren? Bir nükleer santral? Yok öyle bir yer. Kimyasal deney? Zannetmem. Bu lafları eden adamları bu hâle getiren olsa olsa 1996-2000 Galatasarayıdır, başka da bir şey olamaz. Yine ve yeniden hatırlatmak isterim ki &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;'ezik'&lt;/span&gt; kelimesi bir küfür ya da hakaret değildir. 4 sene üst üste Türkiye'de şampiyon olup, alınmadık kupa bırakmayıp, 4. sene sonunda da Avrupa'yı kendisi önünde diz çöktüren Galatasaray'ı izledikçe kuduran ve kendi kendilerine kompleksler geliştiren Fenerbahçelilere verilen lâkaptır. Maalesef günümüzdeki rakip takım taraftarları bu lafı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;'salak, aptal'&lt;/span&gt; gibi laflar yerlerine kullanıyorlar, yazık onlara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJSeE7mdy9QtzKpccvrc_t9lwjOHR656KZoDRZq0RYJWeJpyYDYDzHK6KAwtyBKOST9uBBALIrrkEkb4ZBXn4ZNetE1TnXlj1GYmdOB6sj89oPk6-a3lKbR7XDXcsxBAOr3tIp1CQBxLU/s1600/IMG00231-20101024-1656.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJSeE7mdy9QtzKpccvrc_t9lwjOHR656KZoDRZq0RYJWeJpyYDYDzHK6KAwtyBKOST9uBBALIrrkEkb4ZBXn4ZNetE1TnXlj1GYmdOB6sj89oPk6-a3lKbR7XDXcsxBAOr3tIp1CQBxLU/s320/IMG00231-20101024-1656.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532021782161219986" /&gt;&lt;/a&gt;Önce tribünden başlayacağım. Açıkçası maç hakkında da en çok konuştuğum şey tribün oldu dünden beri. 90 dakika, çatır çatır desteğimizi verdik. Stad sadece biz sustuğumuzda sessizleşti, ve bunun dışında orada söyleyip de televizyon başındakilere ulaşmayan bir tek tezahüratımız yok! Bence tribün mükemmeldi. Geçtiğimiz Cuma akşamı Radyospor'da katıldığımız Topsuz Alan programında söylediğim gibi, taraftarın ve futbolcunun motivasyonu zincirleme giden bir bağlantıdadır. Yani aslında bu motivasyon o kadar ince bir pamuk ipliğine bağlıdır ki, bir koptu mu toparlamak çok zordur. Ben bu tespiti 6 senedir maç kaçırmamış biri olarak söyleyebiliyorsam, eminim ki 20-30 senelik tribüncü abilerim de katılacaklardır buna. &lt;br /&gt;Düşünün, son 10 yıldır sahasında oynadığınız bütün lig maçlarında yenildiğiniz ezeli rakibinizin sahasında maça gidiyorsunuz. Bununla beraber o kadar rezil bir durumdasınız ki, 8 haftada 4 tane mağlubiyetiniz var, teknik direktörünüzün işine maçtan 4 gün önce son verilmiş, takımı satan oyuncular olduğu iddiaları revaçta, kaleciniz kırmızı kart cezalısı ve sizin en değerli oyuncularınızın 3 tanesi yine sakat. Şahsen ben, bu kadar rezil bir hâlde Kadıköy deplasmanına gittiğimizi hatırlamıyorum. Bu deplasmana giderkenki en büyük motivasyonumuz &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hagi&lt;/span&gt; idi. Hagi, bizim için öyle bir insandır ki, savunduğu görüşün arkasında duruşuyla, agresifliğiyle ve bu armaya verdiği paha biçilemez emek ile herkesten ayrı bir yerde durur. Kim ne derse desin, hangi ezik inkâr ederse etsin Hagi, bu ülkeye futbol oynamayı öğreten kişilerin en başında gelir!&lt;br /&gt;Hagi'nin başında olduğu bir takımda, mevki problemi olan oyuncuların sorunlarının çözülmesi ilk gerçekleşecek olaydır. Çünkü Hagi, futbol oynadığı dönemde daima serbest oynamayı sevmiş ve bunu en iyi şekilde becermiş bir insandır. Kısacası Hagi, o adamların hâlinden anlayacak yegâne insandır.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgBKSqh9VP8aSSgENJcYiAJCiMUfiFNiIP6jm9W6vmhDRGfRr8vhp7yFWjtYWAbEp7yybR0TMI90ER3Worc2yQrG8HcwJpAbuP8mwBQz-r1Htinpc7Sqf8jAkhptIKMKjFW1sLP7-Qf9yY/s1600/IMG00232-20101024-1700.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgBKSqh9VP8aSSgENJcYiAJCiMUfiFNiIP6jm9W6vmhDRGfRr8vhp7yFWjtYWAbEp7yybR0TMI90ER3Worc2yQrG8HcwJpAbuP8mwBQz-r1Htinpc7Sqf8jAkhptIKMKjFW1sLP7-Qf9yY/s320/IMG00232-20101024-1700.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532023556203638146" /&gt;&lt;/a&gt;Tribünden devam edelim. Yine klasik Mecidiyeköy toplanışı ve sancılı karşıya geçiş periyotlarıyla ulaştık Papazın Çayırı'na. Bir an geldi ki 1500 civarı Galatasaray taraftarı metrobüslere alınmadı ve köprüyü yürüyerek geçmeye yeltendiler. Bu bile Kadıköy deplasmanının maç günü psikolojini anlatmaya yeter sanırım. :) &lt;br /&gt;İçeri girdiğimiz andan maçın başladığı ana kadar yaptığım gözlemlerle vardığım sonuç: stad DJ'si eski günlerini arar olmuş. O klasik parçaların çoğunu çalmadı. Hani tam uygun yerlerinde kısılıp, taraftarın bize hakaret etmesine uygun şarkılardan bahsediyorum. Bir ara &lt;span style="font-style:italic;"&gt;'gel gel gel güzelim, gel hiç acımayacak'&lt;/span&gt; sözlerini duydum; ama sanırım o, maraton alttaki tikky Fenerlilere ithafen çalındı. Mâlum kendileri, gösterimde olan iyi bir film bulamadıklarından geliyorlar maça, başka neden olabilir ki? &lt;br /&gt;Maçın başladığı andaki ilk 3'lü, zaten tribünün o günkü inanmışlığını ortaya koydu. Hele bir de buna, sahadaki oyuncuların o umulan dizilimi ve inanılmaz hırs ile baskısı eklenince, dakika 4'te ilk topumuz çizgiden çıkınca taraftarın aradığı motivasyon geldi. Maçın tamamını bilgisayarımıza indirdik ve şu an üşenmesem oturup dakika dakika hangi tezahüratı yapmışız, çetelesini tutabilirim; o derece iyiydik. Yukarıda da dediğim gibi stad, sadece biz yorulup sustuğumuz ufak aralıklarda sessiz kaldı, onun dışında tribünde domine ettik rakibimizi. Bu işin cefasını çeken Fenerbahçe taraftarları ne kadar küfretse yönetime azdır. Resmen opera, tiyatro seyircisini yaratmayı başarmış Aziz Başkan ve askerleri. Bize de buradan teşekkür etmek düşer, aman diyeyim sonumuz onlar gibi olmasın yeni stadımızda :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol açısından da uzun uzun konuşmaya gerek yok. Hiç istatistiğe falan da bakmayalım, getirelim maçı izlememiş yabancı bir futbolseveri, izletelim, bakalım ne diyor maç hakkında. Özellikle ilk yarı resmen &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;'kâbus gibi çöktük'&lt;/span&gt; rakip alana. Sövüp durduğumuz Sarp bile inanılmaz bir baskı kurdu rakibe ve uzun zamandan sonra Elano'yu izleme imkanı bulduk. Bana kalırsa gerçek 4-3-3'ü biz dün oynadık ve çok da başarılıydık. Ya Baros olsaydı? Buradan girersem içimiz cız eder, o bakımdan eksikleri falan unutalım ve muhteşem hırs, baskı ve oyun için aslanlarımızı tebrik edelim. Ufak tefek hatalar elbette oldu ama &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;'kötü'&lt;/span&gt; diyebileceğim tek bir kişi yoktu açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gelelim maç sonu muhabbetlerine. Yahu, bu bize taraftarlık dersi vermeye çalışan insanlar, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;'ya abi, biz Gaassaaray'ı yenelim de yemişim şampiyonluğu'&lt;/span&gt; diye fink atan adamlar değil mi? Nedir bu 0-0'a sevinme muhabbeti, Allah aşkına bilen biri bana anlatsın. Yani bizim 0-0'ı kutladığımız düşüncesi ilk nasıl oluştu bunu merak ediyorum. Maç boyunca stadı inlettik diye mi? Maçtan sonra takımı çağırdık diye mi? Sabri'ye 3'lü çektirdik diye mi? Yoksa bütün stadda bir tek biz varken takım tekrar tribüne geldiği ve biz onları tekrar bağırlamıza bastığımız için mi? Nereden çıktı bu muhabbet? Yahu azıcık ilgilenen adam zaten bilir ki, Galatasaray taraftarı agresif oyun hastasıdır. Bu yüzden takımla destan yazan Lucescu'yu bile sevmeyen koskocaman bir topluluk vardır bu camiada. Bu yüzdendir ki iyi mücadele etmemize rağmen kaybettiğimiz maçlarda, aynı dünkü maçta olduğu gibi &lt;span style="font-style:italic;"&gt;"sen şampiyon olmasan da, kupaları almasan da..."&lt;/span&gt; tezahüratları söylenir ve maç bitiminde takım tribüne çağrılır. Bu sebeptendir ki 2-1 yenildiğimiz maçtan sonra da dün gece yaşanan olayların aynısı bire bir yaşanmıştır. Bunları bilmediğiniz için söylemiyorum eyy &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;facebook taraftarı fenerliler&lt;/span&gt;, gerçekler yüzünüze bir kez daha çarpsın da yine kudurun diye söylüyorum. ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sona gelirken, değinmeden geçemeyeceğim bir nokta var. Arada sırada benim de yaptığım bir hata var ki o da şöyle; Kadıköy Şükrü Saraçoğlu'nun kapasitesi 55000 değil. O stadın kapasitesi, Fenerbahçe'nin resmi kaynaklarında da görebileceğiniz üzere 50530. Rakip seyirci oranı %5, yani sayı olarak yaklaşık 2525. Sonuç olarak resmi Fenerbahçeli seyirci sayısı 48005. Hayır yani 55000 kişiyi susturduk falan deyip duruyoruz ya, haksızlık olmasın. Aslında sadece 48005 kişiyi susturuyoruz, sadece 48005 kişinin sesini bastırıyoruz. Eee aslında bunun içinde protokol var, misafirler var, provakatör Galatasaraylılar var Fener tribünlerine giren falan, bu bakımdan maksimum 45000 diyelim biz, yanlışlık olmasın. Gerçi bu muhabbeti etseniz konunun geleceği yer belli, 10 senede 1 puan, 6-0, bizim stadımız var, tesislerimiz güzel, sizin stadı devlet yaptı, Aziz çok zengin, siz stadı dolduramıyorsunuz, General Harrington kupasını alarak savaşan askerlere moral verdik, sizi Fransızlar kurdu, Türklere karşı savaştınız vs vs. Fenerbahçe seyircisinin bu sidik yarışları efsanedir, kesinlikle altta kalmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi oturup düşünsünler bakalım, hiç &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;'deplasman takımı'&lt;/span&gt; olarak oynamadıkları bir atmosferde, hem de Galatasaray'a karşı ne yapacaklar ikinci devre. Bunu bir düşünsünler, ve titreyip kendilerine gelsinler. Buraya yazıyorum, ikinci devredeki maç, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;'hezimeti'&lt;/span&gt; yaşatacağız sevgili Fenerbahçelilere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh24sj1bXxBCYkTHwmwTmAjCixAiFVmBzVnRK7UZ3yqlXsd2dPnDpHTFsC0VBqL9ajM51HFJDhPOCoGghPkzHVtkzUPWHAxsD0tuNbzNX_0XQj73zI-IzDimNwANUj8Nj98Xf2UHsWE1wk/s1600/IMG00237-20101024-2104.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh24sj1bXxBCYkTHwmwTmAjCixAiFVmBzVnRK7UZ3yqlXsd2dPnDpHTFsC0VBqL9ajM51HFJDhPOCoGghPkzHVtkzUPWHAxsD0tuNbzNX_0XQj73zI-IzDimNwANUj8Nj98Xf2UHsWE1wk/s200/IMG00237-20101024-2104.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532021273557812514" /&gt;&lt;/a&gt;Son olarak da Migros Tribün'deki Fenerbahçeli arkadaşa yandaki resimde duran &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;'medeni'&lt;/span&gt; hediyesinden dolayı teşekkür ediyorum. Ömrümün sonuna kadar saklayacağım...</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJSeE7mdy9QtzKpccvrc_t9lwjOHR656KZoDRZq0RYJWeJpyYDYDzHK6KAwtyBKOST9uBBALIrrkEkb4ZBXn4ZNetE1TnXlj1GYmdOB6sj89oPk6-a3lKbR7XDXcsxBAOr3tIp1CQBxLU/s72-c/IMG00231-20101024-1656.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Beraberliğe Sevinmek</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/10/beraberlige-sevinmek.html</link><category>beraberliğe sevinmek</category><category>fenerbahçe</category><category>fenerbahçe taraftarı</category><category>galatasaray</category><category>galatasaray taraftarı</category><author>noreply@blogger.com (Genç)</author><pubDate>Mon, 25 Oct 2010 19:32:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-8791833973095829867</guid><description>&lt;div class="MsoNormal"&gt;Tarihler 15 Şubat 1998’i gösteriyordu. Galatasaray, o hafta Fenerbahçe’yi yenmesi halinde liderlik koltuğuna oturacaktı ve bundan dolayı da Faruk Süren “20:45’de lideriz” diye açıklama yapmıştı. Bu açıklama ortalığı ciddi şekilde germiş, Fenerbahçe camiası da bu lafı yedirmek için ciddi şekilde hırslanmıştı.&amp;nbsp; Yanlış hatırlamıyorsam Ümit Davala Antep maçında aldığı inanılmaz darbeyle sakatlandıktan sonra ilk kez Ali Sami Yen’e gelip maçı izlemişti. Çünkü Galatasaraylı futbolcular attıkları her golde formalarının altında “Senin İçin Ümit” yazılı tişörtlerini göstermişlerdi. Her neyse, maça gelirsek Fenerbahçe 1-0 öne geçmiş, ondan sonra da devre bitmeden penaltıdan Hagi ardından ikinci yarıda da Küçük Hakan’ın golleriyle 2-1 öne geçmiştik. Tek kale oynuyorduk, her an 3. gol bekleniyordu. Fakat olmadı ve bir karambolde maçın bitmesine birkaç dakika kala Boliç’in golüyle Fenerbahçe beraberliği yakalamıştı. Muhtemelen Fenerbahçe yarın bir gün UEFA Şampiyonu falan olsa, en fazla o kadar sevinebilirdi bir gole. Yedek kulübesi çıldırmış, sahadaki bütün futbolcular formaları çıkarmış, kocaman bir yumak yapmıştı Fenerbahçe camiası. Ardından maçın bitmesiyle de bütün futbolcular taraftarlarına koşmuş ve çılgınca bağırıp çağırmışlar, bir sürü tezahüratı taraftarlarıyla birlikte söylemişlerdi. Hatta ve hatta yine yanlış hatırlamıyorsam bir sonraki maçta Fenerbahçe Stadı’nda 20:45 diye pankart açılmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Gelelim bugüne; maça gitmeyi kıl payı sinemaya gitmeye tercih etmiş 50.000, hadi o kadar acımasız olmayalım, 40.000 seyirci 10.000 taraftarıyla Kadıköy’ü doldurmuştu Fenerbahçeliler. Yıllardır tek bir şey söylüyoruz, orada Fenerbahçe’nin çok sesinin çıkmasının tek nedeni erken gelen goller ve Galatasaray’ın oyundan kopmasıdır. Fenerbahçeliler 2-0 gerideyken 2-1 yapınca çıtlarını çıkartamayan, ölümü bekler gibi kaderine razı insan topluluğuna dönüşüyordu. Bunun nedenlerini Fenerbahçeli gerçek taraftarlar zaten açıklarlar, onlar biliyor tribünlerin hallerinin içler acısı olduklarını. Benim sözüm bu Fenerbahçeliliğini reklam malzemesi yapan “cadde çocukları”na. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bunlar Facebook’ta videolar resimler paylaşır, forumlara “cincon, 6alatasaray” yazar, hayatlarında bir kere Ali Sami Yen’e gelmişlikleri yoktur, zengin olduklarından kombine biletleri ve Fenerli kız arkadaşları vardır ve senede 10 tane maça ya gelir ya gelmezler. Aslında bunlar bizim muhatap alacağımız Fenerliler değildir ancak bilmeleri gerek, birilerinin anlatmaları gerek gerçekleri.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Yazının girişinde değindiğim gibi, beraberliğe sevinme olayının en abartılmış hali bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında, ligin 22. haftasında yapılmıştır. Bugün “Ezikler, puan aldılar seviniyorlar” diyen güruha sesleniyorum, takımınızın tarihinden, geçmişinden bihaber, sadece paylaşılan videolar kadar Fenerli, gösteriş için durup dururken formayla gezen tiplersiniz. &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Biz Galatasaraylılar, beraberliğe sevinmedik. Beraberlikten memnun olmuş olabiliriz, keza 10 senedir yenildiğin bir takıma yenilmemek başlı başına bir memnun olma durumu olabilir. Ancak ve ancak sevincimizin skorla bir ilgisi yoktur. Nasıl ki 2-1 yenildiğimiz maçtan sonra da üçlü çektirdiysek, dün de kazayla bir gol yiyip kaybetmiş olsak bile yine o üçlüyü çektirecektik Sabri’ye. Bunun sebebi de çok basit; taraftarıyla birlikte omuz omuza savaşan Galatasaray’ı özlemiştik. Her topa basan, toptan ve sorumluluktan kaçmayan, üstün oynayan ve daha fazla gol kaçıran takımımızı sürekli bağırarak ve tabiri caizse Fenerbahçeli taraftarların çıtını çıkartmayarak destekledik. Sırf bunun için duyduğumuz huzur ve mutluluk sayesinde bugün bütün Galatasaraylıların yüzü gülüyor. Başımızdaki o adam bile her şeyin üstüne mutlu olma sebebiyken, siz kimsiniz de utanmadan “beraberliğe seviniyorsunuz” diyebiliyorsunuz? Bütün medya seferber olmuş, skor tahminleri 3-0’dan başlarken, iddaa görülmemiş bir oran verirken herkese tokat gibi çarpan Galatasaray takımının oyunu ve taraftarının inanmışlığına sevinmişsek size ne?&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Eğer dün beraberliğe sevinen insanları merak ediyorsanız, maçın son dakikasında Emre Çolak korner atarken bildiği bilmediği bütün duaları okuyan, parmaklarını yemekten tırnakları yok olan ve bütün maç sadece anonsçunun 84. dakikada söylediği “haydi fener haydi fener haydi” tezahüratının iki “haydi”sine katılarak sesini çıkartan renkdaşlarınıza, arkadaşlarınıza sorun.&amp;nbsp; Onlar dün akşam en çok sevinenlerdendi.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: right;"&gt;&lt;i&gt;Genç Hasdemir&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><title>Kadıköy Senaryoları</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/10/kadkoy-senaryolar.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 19 Oct 2010 00:07:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-3957747139632828050</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiYVL46gSKznnU_8BiQgWloyLKTGmQzv09263cw4v8WYyAFUvwI0lAMHTpmlhEFZYVnSZqq6ewrNRsvKedTuBgwQGHD_D8oPVl0WZisbNraLORPAz16fNu5aFLnypLBVCW0y4tJAWpi2T0/s1600/kad%C4%B1k%C3%B6ye+taksi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiYVL46gSKznnU_8BiQgWloyLKTGmQzv09263cw4v8WYyAFUvwI0lAMHTpmlhEFZYVnSZqq6ewrNRsvKedTuBgwQGHD_D8oPVl0WZisbNraLORPAz16fNu5aFLnypLBVCW0y4tJAWpi2T0/s320/kad%C4%B1k%C3%B6ye+taksi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529502900037684274" /&gt;&lt;/a&gt;Milyonların bekleyip durduğu, diğer tarafta da milyonların hiç gelmemesini umduğu hafta geldi çattı. Dürüst olmak lazım, 'gelmemesini umanlar'ın hangi taraftan olduğu belli =) Ha ama şunu söyleyeyim, ben onlardan biri değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biletler bu hafta içinde satışa sunulacak. Şahsi fikrim ve umudum Çarşamba sabahı gerçekleşmesi yönünde, ama Cuma'ya kadar sarkabilir, önceden olmuşluğu var. 2000'e yakın bilet satışa çıkacak, muhtemelen kişi başı bilet sayısı yine 2 denecek ama o sınır gişede 1'e düşürülecek. Biletler -umarım- Ali Sami Yen gişelerinde satışa çıkacak. Bu şekilde 2000 bilet, sıraya giren 500 kişi arasında rahat rahat paylaştırılacak. Elbette karaborsa biletsiz kalmayacak, o Allah'ın emri. Bunu söylemem belki şahsi şansım açısından iyi değil ama oraya gelip sıraya girmeyen pişman olacak, çünkü Ali Sami Yen'e gelip de alamayan olmadı geçtiğimiz sene =)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadıköy'ün hit şarkılarını söyleyeyim şimdiden, bilmeyenlere hazırlık olsun. Şarkılar hep bir ağızdan mırıldanılır; kalın yerlerde ses kısılır ve taraftar haykırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciguli - Binnaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalgıcı karısı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Cimbom, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Esnaf karısı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Cimbom&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kumarcı karısı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Cimboooooom, Cimbooooom, Cimbom&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lara - Allah Versin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alem biliyor &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;adam değilsin,&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Böyle gelmiş böyle gidersin, &lt;br /&gt;Dilenme benden aşk dilenme,&lt;br /&gt;Tek sözüm sana &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Allah versin,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Son sözüm sana &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Allah versin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demet Akalın - Toz Pembe&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toz pembe hayaller vardı,&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Pembesi gitti tozu kaldı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atilla Taş - Pembelim (bir ihtimal)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;[Bir fikrim yok]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk ikisi her senenin klasikleri. Diğer ikisi ise bu sene için bizim tahminlerimiz. Geçtiğimiz senelerde bir kere 'Those were the days' çalındı, ama o bir kere olur diye düşünüyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında Kadıköy'ün El Clasico'ları anonslar var. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;'Büyük Fenerbahçe Taraftarı...'&lt;/span&gt; şeklinde başlar anonslar. İlki küfür hakkındadır, hızlıca mırıldanır stad DJ'si. Sonraki ise şu şekilde gider 'rakip takım oyuncuları topu aldıkları andan itibaren, gücümüzün yettiği kadar ıslık ile...'. Bu anonstan sonra bir ıslık antrenmanı yapılır. Maç sırasında hoparlörlerden verilen ıslık sesinin, işte tam da bu sırada kaydedilen ses olduğuna dair sağlam şüphelerim var benim. En son anons da koreografi hakkında olur. Yönetimin müthiş çabasıyla yerlerine yerleştirilen kartonların &lt;span style="font-style:italic;"&gt;'neden orada oldukları'&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-style:italic;"&gt;'neden yerlerinin değiştirilmemeleri gerektiği'&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style:italic;"&gt;'ne zaman kaldırılmaları gerektiği'&lt;/span&gt; hakkında kısa bir ders verilir. Buna rağmen o kartonların bir kısmı Kıraç'ın marşı eşliğinde kaldırılır ve stad hoparlörlerinden &lt;span style="font-style:italic;"&gt;'Büyük Fenerbahçe taraftarı, şimdi değil, şimdi değil, İstiklal Marşı'nda'&lt;/span&gt; anonsu gelir. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjoeTfiXq3NMS3YuOO14Wqzl89_BeDqvjsnKMhDxYt817hZ5zh-x7eSwbR_AdOJgoQN4R3Ri_POUve5ivdRYSuPhqMMNe50NHYZ5o1cbREy4JMuFW7b_VNVzm6QHPC-Q30oknWfEtArnNA/s1600/kad%C4%B1k%C3%B6ykewell.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjoeTfiXq3NMS3YuOO14Wqzl89_BeDqvjsnKMhDxYt817hZ5zh-x7eSwbR_AdOJgoQN4R3Ri_POUve5ivdRYSuPhqMMNe50NHYZ5o1cbREy4JMuFW7b_VNVzm6QHPC-Q30oknWfEtArnNA/s320/kad%C4%B1k%C3%B6ykewell.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529503040598466194" /&gt;&lt;/a&gt;Maça %90 Mercan Forma ile çıkacağız. Kadroya futbola değinmiyorum, şu anda Fenerbahçe'den fark yemeyecek bir alternatif yok kadro şekillenmesinde. Şu an 3-0'a el sıkışırım birçok arkadaşım gibi. Şimdi tepki verenler olabilir 'ne biçim Galatasaraylısın?', 'Galatasaray her maça kazanmak için çıkar', 'yazıklar olsun senin gibi taraftara' vb. şekillerde. Bu yorumları yapanlara hatırlatırım, oraya gitmemizin nedeni zaten Galatasaray'a destek olmak, yoksa stadı gezip gelmek değil. Bunları söylüyorum diye de Galatasaraylılığım azalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazamız mübarek olsun, umarım -en azından- skor hakkındaki yorumlarım içimde patlar, havaya uçurur beni. İki anlamda da havaya uçmuş olurum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi hayırlısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_pvLNUmnhzuXJ9C_v-SDBlem-053JXiqg057b4DjMHm-k_EABanl-lh4XBr1FSsYWC3Jd7rWcMDAA9Bq7gf8LgDwRBa1DLJpgl2D4DfJuM-0seaknYraqvrXjEeE0KW0swj79MqEhlZQ/s1600/kad%C4%B1k%C3%B6ygol.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg_pvLNUmnhzuXJ9C_v-SDBlem-053JXiqg057b4DjMHm-k_EABanl-lh4XBr1FSsYWC3Jd7rWcMDAA9Bq7gf8LgDwRBa1DLJpgl2D4DfJuM-0seaknYraqvrXjEeE0KW0swj79MqEhlZQ/s400/kad%C4%B1k%C3%B6ygol.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529503242496878082" /&gt;&lt;/a&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiYVL46gSKznnU_8BiQgWloyLKTGmQzv09263cw4v8WYyAFUvwI0lAMHTpmlhEFZYVnSZqq6ewrNRsvKedTuBgwQGHD_D8oPVl0WZisbNraLORPAz16fNu5aFLnypLBVCW0y4tJAWpi2T0/s72-c/kad%C4%B1k%C3%B6ye+taksi.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Ahkâm Ustaları Klavye Delikanlıları</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/10/ahkam-ustalar-klavye-delikanllar.html</link><category>barış özbek</category><category>frank rijkaard</category><category>kapalı</category><category>kapalı üst</category><category>mustafa sarp</category><category>servet çetin</category><category>tribün</category><category>yönetim</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 18 Oct 2010 14:22:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-5651160242475624304</guid><description>Bu yazı belki de şu ana dek yazdığım en dağınık yazı olacak. Baştan uyarmak istedim. O kadar doluyum ki, yazarken aklıma ne gelirse yazacağım ve belli bir düzen kalmayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi bildim bileli –ki yaklaşık 15 sene oluyor- Galatasaray’ı izlerim. Galatasaray dışında futbola olağanüstü bir ilgim yoktur, büyük takım maçlarını denk gelirse izlerim, büyük maçları ise denk getirtmeye çalışırım. Çok tip futbolcu gördüm. Dünya Kupası’nda yuhalanan adam da gördüm, kendi başına kupa alanı da. Ben şu 14-15 senelik futbol izlediğim dönem içerisinde Mustafa Sarp kadar sahtekâr, gamsız ve boş bir adam görmedim. En kötü ihtimalle bütün bunları Sarp kadar profesyonelce gizleyebilenini görmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh6jE1qEMaKHykKmv9dq1pFxRka2kO17XkZD91w6B0HapRhUMIgClfGgJsveuoXdstPwvnKT6BycSLDhgYk4kUVVjZMwCO02fsgCqzeKmUxfjrKbNelRXvpiqw6-bLPwXz8PGyT9ZcfpvU/s1600/mustafa-sarp-334_4656_334.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 224px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh6jE1qEMaKHykKmv9dq1pFxRka2kO17XkZD91w6B0HapRhUMIgClfGgJsveuoXdstPwvnKT6BycSLDhgYk4kUVVjZMwCO02fsgCqzeKmUxfjrKbNelRXvpiqw6-bLPwXz8PGyT9ZcfpvU/s320/mustafa-sarp-334_4656_334.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529362754682997378" /&gt;&lt;/a&gt;Mustafa Sarp, topun olduğu her pozisyondan mümkün olduğunca kaçan, top almak için bırakın hamle yapmayı; pas vermek üzere hamle yapan arkadaşına her defasında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘atma’&lt;/span&gt; diye işaret yapan, top rakipteyken -sanki rakip oyuncuda bilgisayar oyunlarındaki küre şeklindeki koruma kalkanı varmışçasına- rakibin 2 metreden fazla yakınına girmeyen ve bütün bunları yaparken de pas isabet oranınını %90 altına düşürmeyen bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘futbolcu’&lt;/span&gt; çakmasıdır. Bence gerçek El Mago (Sihirbaz) Mustafa Sarp’tır. İBB Maçında üşenmedik, 7 dakika boyunca bu adamı kameraya çektik. Altta video mevcut, lütfen izleyin. İzleyin ki görün, bir orta saha oyuncusu, hem de Galatasaray’ın orta saha oyuncusu, 7 dakika içerisinde top ile ne kadar &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘az’&lt;/span&gt; sayıda karede bir arada görünebilirmiş. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style:italic;"&gt;[Okulumuzun çağ ötesi internet bağlantısı sağolsun, videoyu upload edemiyorum. En kısa zamanda dışarıdan birine upload ettirip ekleteceğim.]&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adam top almıyor, bu adam sorumluluk almıyor, bu adam verdiği pasların %70’ini geriye, %25’ini paralelindeki adama veriyor, bu adam toptan kaçıyor, saklanıyor, kamufle oluyor, bu adam futbol falan oy-na-mı-yor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mahalletakimi.blogspot.com"&gt;Mahalle Takımı&lt;/a&gt; diye bir blog var, mutlaka duymuşsunuzdur, duymadıysanız da duymuş olun ve girin takip edin. Bu blogda yazan kişiyi, yani Nazmi Amca’yı şahsen tanırım. Galatasaray’ı 2-3 yıldır beraber kurtarırız biz birkaç kişi. Bu sayede, Mustafa Sarp’ın sahtekarlığı konusunda ilk uyananlardan sayabilirim kendimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsi fikrim, yaşamak dâhil bütün eylemler birer hak değil, ayrıcalık olmalıdır. Futbol oynamak bir ayrıcalık olmalıdır. Hadi bu çok faşistçe derseniz kategoriyi değiştirelim; Galatasaray’da futbol oynamak bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ayrıcalık olmalıdır&lt;/span&gt;. Bence bir insanda en önemli nitelik IQ’dur (Intelligence Quotient, Zekâ Katsayısı ya da Entellektüel Zekâ diye çevirebiliriz). Beceriksiz bir insan, çalışıp, hırs yapıp, elinden geleni verip bir şeyler yapabilir; ama aptal adam aptaldır, hiçbir zaman başarılı olamaz. Bakın Barış’a, adam aptal, beyinsiz. Gitti bir de buna rağmen Almanya Milli Takımı’nı seçti. Barış emin olsun ki Almanlar, Barış’ın forma giyeceği ilk maç için gün sayıyorlar! :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Sarp’ı tam olarak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;beyinsiz&lt;/span&gt; kategorisine sokamıyorum. Bunun nedeni ise basit. Bu adamı savunan o kadar çok insan var ki, bazen düşünüyorum, böyle kitleleri peşine takabilmek için biraz çakal olmak gerekir. Zeki ve beceriksiz birisi isen, beceriksizliğini belli etmemek adına elinden geldiği kadar kaytarıp, bunu çok çakal yollarla örtebilirsin. İşte Sarp bunu yapabiliyor çoğu zaman. Bütün bir maç oynamıyor, Servet’e 83, kaleciye 127 pas atıyor; ama son dakikalarda herkes yorulmuşken bir pres yapıyor, uçuyor, kayıyor hop bir bakıyoruz tribün gazı almış Sarp’ı alkışlıyor. İşte bu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;çakallıktır&lt;/span&gt; ve ben bu adama beyinsiz demeden önce iki defa düşünmeliyim. Aslında bazen öyle zamanlar oluyor ki bu adam o çakallığı bile yanlış yapıyor, işte bu zamanlarda da aklının kapasitesini gözler önüne sermiş oluyor. Orta sahada Mustafa Sarp’ın oynadığı bir takım, rot mili olmayan bir otomobil, oksijen üreticisi olmayan bir denizaltı, elektronik aksamı olmayan bir savaş uçağı ya da kafası olmayan bir insana benzetilebilir. Tabi bu örneklerin sayısı hayalgücünüzle sınırlı, türetin istediğiniz kadar. İşte bu noktada hedef kayıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjm0tsQwt4S7I91rD6DLVzd383SwIzDukPou7fvRLgPEenRNwx4Dz_L5bbQqRRNZKbB4WWpB7b9rxxWpxS6kIKdsn6ooS1d-OIzY0hveddy96fBidKPM7BROCvLzVA5P6soZhSfiswKnPo/s1600/rijkaard_h.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 308px; height: 221px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjm0tsQwt4S7I91rD6DLVzd383SwIzDukPou7fvRLgPEenRNwx4Dz_L5bbQqRRNZKbB4WWpB7b9rxxWpxS6kIKdsn6ooS1d-OIzY0hveddy96fBidKPM7BROCvLzVA5P6soZhSfiswKnPo/s320/rijkaard_h.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529363248390508434" /&gt;&lt;/a&gt;Bu zamana kadar Frank Rijkaard’ı hep savundum. Kendi fikrime göre hata olduğunu düşündüğüm şeyleri dile getirdim; ancak hep arkasında durdum. Onun bir Sir Alex Ferguson örneği olmasını istedim bu ülkede. Bugünden itibaren karşısına geçmiş bulunuyorum. Bu zamana kadar savunurken hep şunları düşündüm; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“yahu bu adamın istediği takviyeler yapılmadı, acaba bu yüzden alternatifi olanlarda bile ‘alın işte bu sizin oyuncunuz’ diyerek mi ısrar ediyor, bu yüzden mi Barış’a, Sarp’a, Servet’e falan hâlâ şans veriyor? Ya da bizim görmediğimiz bir şeyi görüverdi de onu bize de göstermeye mi çalışıyor?”&lt;/span&gt; Bugünkü maçtan sonra bu önermemin tamamen çürüdüğüne inanıyorum. Mustafa Sarp, değil Galatasaray’da, futbolun gelişme adına umut vaadettiği herhangi bir 5. Dünya ülkesinde bile futbol takımı forması giymemeli, futbol topuna ayağını değdirmemelidir. Bu adamın sahtekarlığını görmemek için ahmak, bu adamı savunmak için ise toptan gerizekalı olmak gerekmektedir. Bu adam beyinsiz bir çakaldır, ‘şans’ faktörünün insan hayatına etkisine en büyük misaldir. Mustafa Sarp aslında, koskoca bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HİÇ&lt;/span&gt;tir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiJakbyyoOA6pLM4EUS-nX7HsvUUzm6nnnUQfHXn3RVYWdwmltkjlfq-iS14rkk2zVdDbchyphenhyphenP1Qzcm_bSWysZ54zFkCmCgVWF-rLmMY_lNUT-ZAT8Ron7lpsqIv2ITAAgVqLQna0CfqeJs/s1600/images.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 253px; height: 199px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiJakbyyoOA6pLM4EUS-nX7HsvUUzm6nnnUQfHXn3RVYWdwmltkjlfq-iS14rkk2zVdDbchyphenhyphenP1Qzcm_bSWysZ54zFkCmCgVWF-rLmMY_lNUT-ZAT8Ron7lpsqIv2ITAAgVqLQna0CfqeJs/s320/images.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529363040694251730" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi bir diğer efsane isme gelelim, Servet. 2 sene öncesine kadar ileri yardıra yardıra kendince çıkardı, stad yıkılırdı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘Serveeet Serveeet’&lt;/span&gt; diye. Peki şimdi niye böyle oldu? Umurumda değil niyesi. Benim şu anda izlediğim Servet’in kapasitesi, Belgrad Ormanları’ndan kesip getireceğiniz bir adet çam ağacı ile aynı seviyede. Kısacası odundan farksız. Bir kere herifin zekası yok. Futbol zekası falan değil ha, o kadarını beklemek ayıp olur zaten, normal zekası bile yok. Havadan gelen topun nasıl sekeceğini hesaplamaktan, topa ne yöne doğru vurursa istenilen yere gideceğini bilmekten, oyun kurma görevinin stoperlere ait olmadığını farketmekten aciz bir insan müsveddesi. Topa kafa vurmaya çıktığında genellikle ensesiyle, şanslıysanız da kafasının tam üstüyle vuran &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;–Anadolu deyimiyle ‘süsen’-&lt;/span&gt; bir defans oyuncusu. Attığı uzun toplar %0,02 isabetli olmasına rağmen her fırsatta yine uzun top tercihini yapacak kadar beyinsiz bir oyuncu. Bütün bunların yetmediği gibi bir de çıkıp gazetelere verdiği röportajda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘Barcelona’da oynasam Maradona olurdum’&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘Pique’den, Puyol’dan ne eksiğim var?’&lt;/span&gt; ve türevi şekillerde demeçler verebilecek mallıkta bir oyuncu. Maradona’nın oynadığı mevkiden de bihaber olsa gerek &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘Türkü Baba’&lt;/span&gt;mız. Bu adamın oynadığı yerde, altyapıdan herhangi bir oyuncu ‘en az’ onun kadar performans gösterir. Tabi bir de teknik direktörünü satma muhabbeti çıktı şimdi, ona da değinmeden olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rijkaard geldiği zamanlar dedi ki, ben bu takımı 4-3-3 oynatacağım. Allaaaah dedik, heyecanlandık, 4-4-2 ile neler başardık, teknik direktör Rijkaard iken bir de 4-3-3 dizilimiyle, takviyelerle hücum futbolu oynarsak kim bilir neler yaparız dedik. 4, 5, 6 attık millete. Sonra ne oldu? Ne oldu söyleyeyim, bu takım aslında hiçbir zaman 4-3-3 oyanayamadı. Bu takımın oynadığı dizilim ve oyun biçimi –çok çok ufak istisnalar haricinde- her zaman &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4-5-1&lt;/span&gt; idi. Benim ve çevremdekilerin tek bir umudu vardı, o da Rijkaard gibi bir teknik adamın, Barcelona’yla alınmadık kupa bırakmayan bir teknik adamın, takımdaki gerizekalıları ayıklaması ve bizi bunlardan sonsuza dek kurtarması. Ama olmadı. Barış oynadı, Sarp oynadı, Servet oynadı, Aydın oynadı, yetmedi Ali Turan oynadı. Kimseye şans verilmesin demiyoruz, elbette şans verilecek de kardeşim bu adamlar birer banko, hatta kimi zaman birer kurtarıcı olarak görüldü. Yukarıda da dediğim gibi düşüncemiz tekti: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“bu adamın talepleri gerçekleştirilmedi, bu nedenle yönetime ‘alın işte sizin verdiklerinizle bu kadar’ mesajı veriyor”&lt;/span&gt;. Bugün anladım ki böyle bir mesaj söz konusu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorlar ki Servet Frank Rijkaard'ı satmış, bu nedenle oynamamış. Açın iki sezondur Servet’in oynadığı ve yediğimiz golleri izleyin, bakalım kaç tanesinde Servet’in hatası &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘yok’&lt;/span&gt;. Sakın yanlış anlaşılmasın, Servet öyle şey yapmaz, kimseyi satmaz falan demiyorum ha. Tek demek istediğim, insanlar bir oyuncunun aslında ne derece kazma ve beyinsiz olduğunu görmek için böyle komplo teorilerine (gerçek olabilir) ihtiyaç duyuyorlar, artık şunun farkına varmalıyız. Servet oldum olası kazmaydı, oldum olası “FİZ 001 - Fiziğe Giriş” dersinden kalacak kadar kafasızdı. Bir savunma oyuncusu, bir futbolcu, bir sporcu, yahu normal bir insan, yere düşmekte olan topun nasıl sekeceğini kafasında canlandıramaz mı? Servet hiç canlandıramadı. Bu adama kızdık, onu yuhaladık diye biz kötü olduk, biz küfür yedik. Bu akşam ne oldu peki? Servet maç sonlarına doğru her top aldığında tribünler uğuldadı. Dediğimize vardılar yani. Klasik bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘biz demiştik’&lt;/span&gt; senaryosu oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun bir aradan sonra ilk kez tribünlerimizde ‘istifa’ kelimesi haykırıldı. Şimdi işte asıl beni rahatsız eden konulara değineceğim. Taraftarlık, tanımını yapmanın bana düşeceği bir kavram olmayabilir; ancak şunu bilir, şunu söylerim ki hayatında iki maça gitmeden, tribünün, bilet sırasının, stada girişin cefasını çekmeden klavye başında oturup da onu edeyim, buna koyayım diyerek taraftarlık olmaz. Bazıları var, diyorlar ki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘Galatasaray tribününden iğreniyorum, ıyyyy’&lt;/span&gt; Ulan Galatasaray tribünü dediğiniz ne sizin, bre bit yavruları? O tribünde ben de varım, benim akrabalarım da var, üniversiteden arkadaşlarım da var, birçoğunun babaları, hatta anneleri de var. Neymiş iğrenç olan? Deyin ki paralı askerlerden iğreniyorum, e peki biz çok mu bayılıyoruz? Tribünde o 500, bilemedin 1000 kişi dışında herkes mi gerizekalı da kendileri istemedikleri hâlde sırf onlar dedi diye tepkilere katılıyorlar? Silahla tehdit ediliyoruz falan mı sanıyorsunuz ya da? Bugün &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘Frank Rijkaard İstifa’&lt;/span&gt; sesini duyar duymaz katıldım tezahürata. Ben de mi para, bedava bilet, kombine alıyorum şimdi kulüpten? Evet, Rijkaard istifa. Sistemde ısrar ettiği için değil, başarısız sonuç aldığı için değil, yumuşak tavırlı bir hoca olduğu için hiç değil; Sarp ve Servet gibi gerizekalıları hâlâ bu kadroya koyduğu için Rijkaard istifa. Diyorlar ki Servet Rijkaard’a karşıymış. Ulan kadroyu babam mı kuruyor? Koymasın madem Rijkaard Servet’i! Neymiş, alternatifi yokmuşmuş. Altyapıdan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘herhangi bir’&lt;/span&gt; oyuncunun, bugün Servet’in yaptığı&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(?)&lt;/span&gt; işten daha azını yapma ihtimali ve şansı yüzde kaçtır acaba? Serdar Özkan diye bir adam vardı, ben gayet umutluydum ve adam da gayet oynamıştı oyununu. Bu adam nerede? Pino ne yaptı? Emre Çolak nerede? Hani altyapıya verilen önem? Hani altyapı oyuncularına verilen şans? Neyse, konu dağıldı, tribüne dönelim. Bazı gerizekalılar diyorlar ki, tribün kişiliksizmiş. 3-1 iken istifa, 3-2 iken saldır Cimbom, 4-2 iken tekrar istifa denmiş. Ulan gerizekalılar, Baros’un sapkadan tavşan çıkarması dışında bir kurtuluşumuz olmadığını, bunun için de Baros’un hırsından başka hiçbir şeyin etkili olmayacağını görmemek için ne kadar aptal olmak gerekli? 3-1 iken maç kopmuş, tribünden doğal ve ani bir tepki patlıyor. 3-2 olunca tirbün &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘bir umut’&lt;/span&gt; diye gaza geliyor, sonra çaaat 4-2 ve maç gitti deniyor. Mehmet Helvacı bir laf dedi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“taraftarın tepkisi ne olursa olsun bunu maç bitiminde göstermeliydi”&lt;/span&gt; diye. Kesinlikle haklı ve kesinlikle doğru olan bu bence. Ama ne olursa olsun, orada kıçını yırtıp da sonra maymuna çevrilen bir Galatasaray izledikleri için sorumlululara tepki gösterenler suçlu ilan edilemez! TV başında ben de çok maç izledim zamanında, gayet kolay gelirdi. Çay demlenir, hüüüp diye içerken pozisyona göre ‘ahh be’, ‘ulann’ gibi tepkiler verilir, kaçan pozisyonun sebepleri tartışılır, gol olunca goool denir, maç bitince de kanal değiştirilir ya da maç yorumları izlenir ve yatılırdı. Peki tribünde ne oluyor? Maça giriyorsun, arkadaşlarına, aşina olduklarına selam veriyorsun, yerini alıyorsun. 500. maçın olsa bile doğal bir heyecan oluyor, hele dün gece için, haftaya fener maçı var, ona ithafen tezahüratlar yapıyorsun falan filan. Maç başlıyor, hoop bir gol yiyorsun ama susmak yok. Bağır bağır bağır... Sonra bir bakıyorsun senin Galatasaray’ın maymun olmaya başlamış. Sorumlular belli, sorumluyu oraya koyan belli. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘Arkadaşlar desteğe devam, maç bitince sövelim’&lt;/span&gt; Var mı lan böyle bir şey? Mümkün olabilir mi 25000 kişide bu şekilde bir ortak irade? Sen futbolcu için diyorsun &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘onlar da insan’&lt;/span&gt; diye, onlar insan da tribündekiler &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;robot&lt;/span&gt; mu? &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;OFF&lt;/span&gt; tuşuna basınca duracaklar mı? Nasıl ki sert bir faul, elle oynama ya da benzer bir pozisyon olunca tepki çaat diye geliyorsa, senin Galatasarayın maymuna çevrilince de o tepki o derece doğal ve ani oluyor. Evet, tezahürat Kapalı’nın ortasından başladı. Peki neden herkes katıldı? Bütün Kapalı Üst aptal da siz misiniz tek akıllılar. Bütün Kapalı Üst satılmış da siz misiniz tek asil ve sadık taraftar? Hadi lan ordan! Herkes önce iki dakika oturup düşünsün, ondan sonra yapsın yorumunu. Sizin şimdi ön elemeyi geçemediğiniz kulvarda takımı finale taşıyan taraftar da bu taraftardı, şimdi ne oldu? Taraftarın tepkisi başarı ile alakalı olsa, takım mücadele edip kazanamadığı maçlardan sonra tribüne çağrılır mıydı? (Buna son 5 senede kadıöydeki ki 2-3 Fener maçı dahil mesela. Tabi bunu bilmek için orada olmak gerekir, medyada çıkacak bir konu değil yenilen Galatasaray'ın tribüne çağrılması) Sağımda, solumda, önümde, arkamda tribünde yürüken selam vermekten başı ağrıyan 20-30 yıllık tribüncü adamlar var. Adamlar 14 seneyi görmüşler, bizle aynı tepkiyi gösteriyorlar; ama neymiş, tribün karaktersizmiş. Rijkaard’ın suçu yokmuş, suç yönetiminmiş. Kardeşim siz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;siyah-beyaz&lt;/span&gt; mı görüyorsunuz dünyayı? Ya da bilgisayar bilimleri ile çok ilgilisiniz de herşeyi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;0&lt;/span&gt; ya da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1&lt;/span&gt; olarak mı değerlendiriyorsunuz? Şahsen benim Rijkaard istifa demiş olmam yönetimden memnun olduğum anlamına mı geliyor? Bu adam Cana sakat değilken de Sarp’ı oynattı defalarca, kurtarıcı olarak Barış’ı, hatta 8 senedir kıvılcım beklediğimiz Aydın’ı aldı, bunları da yönetim mi istedi? Yönetim mi dedi Pino kötü olsa da sahada kalsın, sakın yerine Serdar Özkan’ı sokma diye? Yönetim mi dedi Servet olmazsa küserim diye? Bu adam, bu ülkede, bu ligde, bu kulüpte ya-pa-ma-dı arkadaş! &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4-3-3&lt;/span&gt; diye tutturdu da tutturdu, 2 senedir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4-5-1&lt;/span&gt; oynuyoruz, kendi evimizde bile 2 forveti yan yana göremiyoruz, sonra adamı istifaya çağırınca kötü biz oluyoruz. Misimovic alındı, herifin milli takımda ve eski takımında nasıl oynadığı belli, ortada yok adam. Yönetimin suçu mu? Arda efendi bir anda başrolden çıktı takımda (-ki kendi kaprisleri de bunda etkili ve kesinlikle sinirliyim ona karşı) herhangi bir elemanı oldu takımın, yönetimin suçu mu? Baros her maç kıçını yırta yırta artık orası burası çekip esner oldu, yönetimin suçu mu? Elano Brezilya ile şov yaptı, asist yaptı, gol attı, Galatasaray’da 11’e giremedi, yönetimin suçu mu? Şimdi aldığınız gazları ağır ağır salacaksınız ve biraz sakinleşeceksiniz. Bu takım, bu kulüp, bu camia için elbette herkesin seviyeli yorumlar yapmaya hakkı var, amaaaa tribünde olmayıp da kimse tribünün tepkilerine sayıp sövemez! Ben oraya 10 kişi gelmişim, 20000 kişiyle aynı şeyi söylüyorum diye kişiliksiz, satılmış, çapulcu mu oluyorum? Size ne ulan? Benim fikrim o yönde, ve o yönde bağırıyorum. Madem sen çok karşısın, gel sen de kendi başına &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;‘susun susun ayıp’&lt;/span&gt; diye bağır! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın beklenen maç geldi çattı. Allahtan teknoloji ilerledi de iletişim kesilmiyor, yoksa maç saati online hareketlerle kim nerede ne yapıyor belli olurdu. Biz ne mi olurduk? 23:30’dan önce ekran başına geçemezdik. Şimdi telefonlar falan var da güncel kalıyoruz. Gideceğiz, 2500 kişiden biri olacağız, bağıracağız, destekleyeceğiz, sonra düzenli dayağımızı ve biber gazımızı yiyeceğiz, evlere dağılacağız. Ha ama tabi yine satılmış, yine kişiliksiz olanlar biziz. Neden? Çünkü bilet sırasına gece 00:00’da gidiyoruz. Neden? Çünkü orada olmak için her şeyi iptal ediyor, tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Neden? Çünkü maç için Konya’dan, Kayseri’den gelenler var aramızda. Neden? Çünkü biz Galatasaray nerede ise oraya gidiyoruz. Tabiki bizim fikir beyan etme hakkımız yok, ancak ve ancak ekran başındaki o klavye delikanlısı cengaverler yaparlar yorumlarını, arada bize de geçirirler laflarını, sonra çaylarına devam ederler. Biz üniversite okumuyoruz, biz insanlık bilmiyoruz, biz futboldan anlamıyoruz, biz çapulcuyuz. Elbette böyle. Hatta şu an yazıyı da Tarlabaşı’nda yazıyorum, bitince gidip biraz yankesicilik yapacaz bizim çocuklarla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah için, şu kulübü nasıl severseniz sevin; ama bırakın biz de bildiğimiz gibi sevelim. Bırakın biz de azıcık anlayalım şu oyundan be kardeşim, bırakın!</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh6jE1qEMaKHykKmv9dq1pFxRka2kO17XkZD91w6B0HapRhUMIgClfGgJsveuoXdstPwvnKT6BycSLDhgYk4kUVVjZMwCO02fsgCqzeKmUxfjrKbNelRXvpiqw6-bLPwXz8PGyT9ZcfpvU/s72-c/mustafa-sarp-334_4656_334.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>2. Ödüllü Yarışmamız Sonuçlandı...</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/09/2-odullu-yarsmamz-sonucland.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sat, 25 Sep 2010 00:26:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-894797394166768923</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgsQS_SBFtw0BtxISNlGFrrWtqdHhGfICm1KwYkF5h0Alu9dkEYZPDRrjmKWUS6zMWMhJafxmwCnJISjlKk8z6GmSdDHkbAN1RuXBStx0ehO-UvqcFolbiEVpon5uk-92ObHFOtHY4BMC8/s1600/yarisma2.png"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 293px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgsQS_SBFtw0BtxISNlGFrrWtqdHhGfICm1KwYkF5h0Alu9dkEYZPDRrjmKWUS6zMWMhJafxmwCnJISjlKk8z6GmSdDHkbAN1RuXBStx0ehO-UvqcFolbiEVpon5uk-92ObHFOtHY4BMC8/s320/yarisma2.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520595210096756466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Twitter üzerinden sorduğumuz soruya ilk doğru cevabı vererek Pazar akşamki İBB maçına Alpaslan Dikmen (Eski Açık) Tribünü'nden 1 adet bilet kazanan @ilknurevrenk nickli takipçimizi tebrik ediyoruz. Gelecek yarışmalarda siz de ödül kazanmak istiyorsanız &lt;a href="http://twitter.com/aslanliyol"&gt;aslanliyol&lt;/a&gt;'u takip edin!</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgsQS_SBFtw0BtxISNlGFrrWtqdHhGfICm1KwYkF5h0Alu9dkEYZPDRrjmKWUS6zMWMhJafxmwCnJISjlKk8z6GmSdDHkbAN1RuXBStx0ehO-UvqcFolbiEVpon5uk-92ObHFOtHY4BMC8/s72-c/yarisma2.png" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><title>Ödüllü Yarışma #2</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/09/odullu-yarsma-2.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 21 Sep 2010 16:53:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-4510072020624237541</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjp9zQDwc3bsHDvvN0vZAXmGVYhSDIPw0J8x_5jP6EvmJwGY5bwEJXbJqXPzeUpHjy1yHaaWgifkUvGL6YRaDf2hOGxjVM6xJrTeDHICA2z6aJuLx-rZVrzysN3hSgHkYnKvjeQKFdhie4/s1600/Ali_Sami_Yen_1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 186px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjp9zQDwc3bsHDvvN0vZAXmGVYhSDIPw0J8x_5jP6EvmJwGY5bwEJXbJqXPzeUpHjy1yHaaWgifkUvGL6YRaDf2hOGxjVM6xJrTeDHICA2z6aJuLx-rZVrzysN3hSgHkYnKvjeQKFdhie4/s320/Ali_Sami_Yen_1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519363995375388530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma günü içerisinde twitter üzerinden soracağımız soruya doğru cevap veren ilk takipçimiz, Pazar akşamı Ali Sami Yen Stadı'nda oynanacak olan Galatasaray - İBB maçına Eski Açık Tribününden bilet kazanacak. Takipte kalın...&lt;br /&gt;http://twitter.com/aslanliyol</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjp9zQDwc3bsHDvvN0vZAXmGVYhSDIPw0J8x_5jP6EvmJwGY5bwEJXbJqXPzeUpHjy1yHaaWgifkUvGL6YRaDf2hOGxjVM6xJrTeDHICA2z6aJuLx-rZVrzysN3hSgHkYnKvjeQKFdhie4/s72-c/Ali_Sami_Yen_1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Ödüllü Yarışma! #1</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/09/odullu-yarsma-1.html</link><category>eski açık</category><category>galatasaray</category><category>gaziantepspor</category><category>slovenya</category><category>turkey 2010</category><category>türkiye</category><category>ödüllü yarışma</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 7 Sep 2010 01:57:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-2652400128153236135</guid><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgAZWlLFbwvL5Ye6Snvjse_B1gfDbDJG8heLE_YylXU6yZANLskftF_0kinHPSGR7PU5OBFnLFQAZq51nrLbvZSUS9zzkCFSzLo8K5COj-1NBMpz51vX3Rr8C-81R4Ah9FJshMpIT3y4Fg/s1600/fiba-2010-01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgAZWlLFbwvL5Ye6Snvjse_B1gfDbDJG8heLE_YylXU6yZANLskftF_0kinHPSGR7PU5OBFnLFQAZq51nrLbvZSUS9zzkCFSzLo8K5COj-1NBMpz51vX3Rr8C-81R4Ah9FJshMpIT3y4Fg/s320/fiba-2010-01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513939065275836722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perşembe günü twitter üzerinden soracağımız soruya doğru cevabı veren ilk takipçimiz, 13 Eylül Pazartesi günü Ali Sami Yen Stadı'nda oynanacak olan Galatasaray - Gaziantepspor Spor Toto Süper Lig maçını Eski Açık Tribününden izleme fırsatı yakalayacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba günü oynanacak olan Slovenya - Türkiye, FIBA Dünya Kupası 2010 Çeyrek Final mücadelesini dikkatle takip etmenizi öneririz. ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese bol şans!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;twitter.com/aslanliyol</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgAZWlLFbwvL5Ye6Snvjse_B1gfDbDJG8heLE_YylXU6yZANLskftF_0kinHPSGR7PU5OBFnLFQAZq51nrLbvZSUS9zzkCFSzLo8K5COj-1NBMpz51vX3Rr8C-81R4Ah9FJshMpIT3y4Fg/s72-c/fiba-2010-01.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Enstantaneler #1</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/09/enstantaneler-1.html</link><category>enstantaneler</category><category>galatasaray</category><category>harry kewell</category><category>sabri sarioglu</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sun, 5 Sep 2010 18:06:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-3113402573468593458</guid><description>Seri yapmak moda olmuş, e modaya uymak lazım ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i35.tinypic.com/2zibjow.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 500px; height: 383px;" src="http://i35.tinypic.com/2zibjow.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım bu ikili kolay kolay tribüne çıkmaz artık bu sene.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://i35.tinypic.com/2zibjow_th.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><title>Transfer sezonunun sonuna doğru</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/08/transfer-sezonunun-sonuna-dogru.html</link><category>adnan sezgin</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 30 Aug 2010 00:02:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-3559732553698020050</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Nostalji yapalım, Adnan Sezgin'in takıma kazandırdıkları&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://yenisafak.com.tr/resim/site/sbes2112225841112abcbby.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 240px;" src="http://yenisafak.com.tr/resim/site/sbes2112225841112abcbby.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Adnan, Sezgin’i de al ve lütfen istifa et!</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/08/adnan-sezgini-de-al-ve-lutfen-istifa-et.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Wed, 25 Aug 2010 19:49:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-4580859828319740637</guid><description>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;(Başlık ve aşağıdaki içerik tamamiyle Star Gazetesi'nden alıntıdır)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adnan Polat benim 20 küsur yıllık dostumdur. İnsan olartak tek laf etmem, edemem, ettirmem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Galatasaray tarihinin en çok yanlış yapan başkanı olma yolunda emin adımlarla ilerlemesine de sessiz kalamam artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak Sevgili Adnan; Adnan Sezgin’i Galatasaray camiasında bir tek Allah’ın kulu istemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmeye tahammülü yok o görevde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbolcusu da istemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teknik direktörü de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Florya’daki çalışanlar da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sen, nedense, Adnan  Sezgin’e can simidi gibi yapışmışın bırakmıyorsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetimde değilken Sezgin’i Malatyaspor’a önerdin, olmaz dediler. Sonunda Şekerspor’a yerleştirdin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şekerspor nere Galatasaray nere birader!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanında Türk spor tarihinin en başarılı başkanı Faruk Süren ve yönetimlerini acımasızca eleştirirdin. Şimdi yüzün kızarıyordur herhalde Adnan’cığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilersen, işe transfer döneminde akıllara ziyan, bir ilkokul çocuğunun bile yapmayacağı yanlışlardan başlayalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Frank Rijkaard, Servet Çetin’i istemiyor. Lucas Neill’in yanında güveneceği, sol ayağını iyi kullanan bir stoper diye yırtınıyor. Haldun Üstünel, İngiltere’de bu stoperi buluyor. Adnan Sezgin istemedi diye “Hayır” diyorsun Adnan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Lütfi Arıboğan’la 2 hafta görüşüyor Haldun. Senin onayınla sözleşme hazırlanıyor. Arıboğan, Futbol AŞ Genel Müdürlüğü’nü kabul ediyor. Haldun Üstünel, sana gelip anlatıyor. Sen “Hemen arayacağım. Aferin, iyi yapmışın!” diyorsun ama Lütfi Arıboğan’ı aramıyorsun bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Keita’nın satılmaması konusunda gerek Haldun Üstünel, gerek Murat Yalçındağ, gerek Rijkaard seni defalarca uyarıyor. Sense Adnan Sezgin’in “Daha iyisini buluruz... İyi para veriyorlar adama” sözüne kanıp Galatasaray’ın en iyi oyuncularından birini satıyorsun. Yerineyse kimseyi hala alamadın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Mehmet Topal gitti. Yerine ön libero aldın; olmadı Mustafa Sarp daha iyi çıktı! Şimdi İspanya’da, Real Betis’in kapısında üçüncü ön liberoyu bekliyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Sağ bekin yok. Sol bekin yok. Stoperin tek. Kalecin, eh şöyle böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yerlere adam aramıyorsun bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Haldun Üstünel, “Adnan Sezgin istemedi diye, başkan istifa et dedi. Ben iyi bir Galatasaray’lıyım; istifamı hemen yazıp verdim. Ben Adnan Sezgin’in Galatasaray’a zarar verdiği kanısındayım” diyor. Haldun Üstünel’i Galatasaray camiası seçti. Adnan Sezgin’iyse sen atadın. Galatasaray tarihinde ilk kez bir seçilmişi bir atanmış için feda eden başkansın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Yılbaşından sonra yeni statta oynayacak Galatasaray, eğer son anda bir engel çıkmazsa. Peki, yılbaşı geldiğinde, yani ilk devre bittiğinde, Galatasaray sıralamada kaçıncı olur? Bana sorarsan beşinci olarak ikinci devreye girerse büyük başarı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Galatasaray Futbol Takımı özgüvenini yitirmiş. Sivas’ta 1-0 öne geçen Galatasaray, maçı 2-1 kaybeder mi? Futbolcular ancak 60 dakika top oynuyor, o kadar! Sorunları olduğu belli. Nedir bu sorunlar? Biliyor musun? Adaşın biliyor mu?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Haldun Üstünel lehine tribünlerde tezahürat yapılmasın diye tribün önderlerine bedava bilet dağıtıldığı ve bunların stat önünde, iki hatta üç katı fiyatla satıldığı iddiaları doğru mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Gene Adnan Sezgin’in hatalarını örtbas etmek için, “Rijkaard’ı Türk futbolcular istemiyor” gibisinden uyduruk haberler çıkıyor kimi gazetelerde. Tekzip etmiyor, ettirmiyorsan, bunları kimin yazdırdığı konusunda camiada soru işaretleri oluşuyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adnan’cığım, önünde iki seçenek var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A) Adnan Sezgin’in istifasını iste. Haldun Üstünel’i ya da Mehmet Cıbara’yı çağır, futbolla bu ikilinin birlikte ilgilenmesini sağla. Haldun’u Futbol AŞ’nin başına getir. Transferlerde de Mehmet’le birlikte çalışsınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B) Olağanüstü Kongre kararı al; istifa et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa sana yazık olacak. Seni benim gibi gerçekten seven insanları da çok üzeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Üstel&lt;br /&gt;25 Ağustos 2010</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>Satıldın Galatasaraylı!</title><link>http://aslanliyol.blogspot.com/2010/08/satldn-galatasarayl_24.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 24 Aug 2010 11:29:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-923293856979555523.post-7385070088217674501</guid><description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Hem de hiç beklemediğin, Galatasaray aşkından zerre kuşku duymayacağın birisi tarafından. Adnan Polat seni göz göre göre, belki yanlış planları için, belki de kaprisleri uğruna seni sattı. Kurucunun felsefesi ve amacı yeşil dolarlar uğruna satıldı, günü kurtarma uğruna da üzerine tüy dikilecek. Sen de öyle susturuldun ki; ligde kümeye oynarken sesin çıkmıyor, haftasonu oynayacağın Eskişehir maçında alacağın kesin bir mağlubiyet bile seni sinirlendiremiyor.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;GSBonus, GSBilyoner, GSMobile, GSTV, dergi, mor forma, mercan forma dediler, hepsini aldın. Kulübeden bozma, her an yıkılabilecek stadın kombinelerini bitirdin. “Yahu biz forma alıyoruz, arkasına Barış Özbek mi yazdıracağız?” diye düşündün, sana kızdılar. “Yahu biz kombine aldık, Mustafa Sarp’ı mı izleyeceğiz?” diye düşündün; formanın, armanın kutsallığından bahsettiler. Zannetmeyin ki bu kulübün beş kuruş parası yok, ikinci ligden gelecek transferlere muhtaç. Adnan Polat’ın tek hayali, ikinci devre transfer bombalarını patlatarak, hem kötü gidişata dur diyebilen bir başkan olmak, hem de yeni kombinelerin hepsini satabilmek. İşte sana bu kadar güveniliyor Galatasaraylı. Geçen seneki transferlerin Kapalı tribün değeri 1500 liraydı, bu sene hepsini satıp seni Barış’a, Sarp’a, Aykut’a mahkum ettiler ve yine yarım dönemlik 750 lira istediler. Yüzü eskimesin diye bütün transferleri sezon ortasına bıraktılar ve sen suçu emir kulu Sezgin’de buldun. Sezon ortasına kadar şampiyonluk gidecek, Avrupa’dan eleneceksin ama başkanın suçu ya Rijkaard’ın üzerine ya da müdürün üzerine yıkacak. Ey Adnan Polat, sen değil miydin “Transfer bir ekip işidir, Haldun kadar başka sihirbazlarımız da var.” diyen. Nerede şimdi sattığın Keita’nın, yolladığın Gio’nun yerine transferler?&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;Şampiyonluğu, hayallerimizi, Avrupa hedefimizi para için sattılar, gözünün içine baka baka seni umutsuzluğa mahkum ettiler ve sen gık çıkaramadın değil mi? Keita’yı sattıkları parayı İspanya 2. ligine gömecekler değil mi? Önce aynaya bak Galatasaraylı, hata başkanında mı, müdüründe mi, futbolcunda mı, teknik direktöründe mi yoksa sende mi, kararını ver. &lt;/p&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item></channel></rss>