<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-27403421</atom:id><lastBuildDate>Sat, 30 May 2026 01:50:17 +0000</lastBuildDate><category>Gunlerin getirdigi</category><category>Haberler ve yorumlar</category><category>Hissiyat boyle</category><category>Oglusla gecen gunler</category><category>Ozel gunler</category><category>Sinema</category><category>Tv</category><category>Moda Alisveris Is guc</category><category>Seyahatler</category><category>Komik seyler</category><category>Başımıza ne geldi?</category><category>Muzik</category><category>Kitap</category><category>Yiyelim icelim</category><category>Net</category><category>Dostlar</category><category>Eski gunler</category><category>Guzellik mevzulari</category><category>Kadinlar ve Erkekler</category><category>Dunyadan manzaralar</category><category>Mimmm</category><category>Dedikodu</category><category>Duyuru</category><category>Ask</category><category>Hayat</category><category>Mood</category><category>Akıllıbebek</category><category>psikoloji</category><category>Atam</category><category>2020</category><category>50&#39;ler</category><category>80&#39;ler</category><category>Atlasjet</category><category>Dekorasyon</category><category>Eğlence</category><category>Hilton</category><category>Hürriyet</category><category>KanalD</category><category>Kidzmondo</category><category>Migros</category><category>Mng</category><category>Psikoloji&#xa;Düşünceler&#xa;Fikirler</category><category>Romandan</category><category>Sanat</category><category>Sömestr</category><category>Trumptowers</category><category>Yazmak&#xa;Yazı&#xa;Sanat</category><category>Yazı</category><category>blog</category><category>blogger</category><category>ne var ne yok</category><category>ruh halleri</category><category>son zamanlarda</category><category>tatil</category><category>yazar</category><category>yaş mevzusu</category><category>yıllar</category><category>Çocuklar</category><category>İlk 10</category><category>Şiir</category><title>Aslı&#39;nın Günlüğü</title><description>Gündüz hayalperesti, gece düşünürü...</description><link>http://aslicin.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Unknown)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>985</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-7869300317862251989</guid><pubDate>Sat, 07 Feb 2026 19:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2026-02-08T09:24:55.303+03:00</atom:updated><title>Söyleyin gitsin</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;her kelime, ruhun sırtına binmiş birer .Hepimizin içinde hiç ziyaret edilmemiş bir odacık, hiç açılmamış bir çekmece, hiç ellenmemiş bir paket vardır. Orada, tam dilimizin ucuna kadar gelip de son anda vazgeçtiğimiz, &quot;Şimdi sırası değil&quot; dediğimiz ya da&amp;nbsp;&amp;nbsp;yuttuğumuz kelimeler birikir. Bu kelimeleri alır, paketler, çekmeceye kilitler ve o odaya kapatırız.Peki, o kelimeler biz </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2026/02/soyleyin-gitsin.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-632212531715881368</guid><pubDate>Fri, 30 Jan 2026 18:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2026-02-02T12:32:14.453+03:00</atom:updated><title>Büyümek üzerine…</title><atom:summary type="text">Biz kadınlar ilişkilerde çoğu zaman kendimizi geride bırakıyoruz. Bu sadece romantik ilişkilerde olmuyor, dostluklarda, aile içinde, hatta çocuk meselesi söz konusu olduğunda bile aynı yerden yaralanıyoruz. Anlamak, idare etmek, toparlamak, yük almak… Sanki görünmez bir görev tanımımız varmış gibi. Kim üzgünse onun yanına gidiyoruz, kim dağınıksa onu biz topluyoruz, kim eksikse biz </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2026/01/buyumek-uzerine.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-6999175591238148835</guid><pubDate>Sat, 27 Dec 2025 18:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-12-27T22:06:00.762+03:00</atom:updated><title>Bir yıl daha biterken…</title><atom:summary type="text">Zaman, ellerimizin içinden kayıp giden bir avuç ince kum&amp;nbsp;&amp;nbsp;gibi... 2025’in son demlerinde, dışarıda soğuk&amp;nbsp;&amp;nbsp;bir rüzgar, odanın köşesinde tüten bir kahve dumanı eşliğinde geçen bir yıla bakıyorum.&amp;nbsp;Bu yıl, en büyük yarışın aslında kendimle olduğunu, ama bu yarışı koşarak değil, biraz olsun yavaşlayarak bazen de durarak kazanabileceğimi anladım. Hep bir yerlere yetişmeye </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/12/bir-yl-daha-biterken.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-3525383797721850069</guid><pubDate>Thu, 11 Dec 2025 17:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-12-12T07:51:19.083+03:00</atom:updated><title>Yaz kızım Aslı</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Kendimi bildim bileli yazıyorum. Daha küçücük bir çocukken günlük yazmaya başladım. Sonra şarkı sözleri geldi. Sonra şiirler. Hiçbirini kimseye okutmadım. 15-16 yaşlarındayken yazdığım şarkı sözlerini can arkadaşım bilir. Şimdilerde yazdığım öyküleri sadece yazmayı çok seven başka bir arkadaşımla paylaşıyorum. Bazen aklıma gelen şeyleri karalıyor onları da okumasını istediğim, güvendiğim, </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/12/yaz-kzm-asl.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-6093633319714318163</guid><pubDate>Sun, 30 Nov 2025 18:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-11-30T22:01:55.190+03:00</atom:updated><title>Hissetmek…</title><atom:summary type="text">Düşünüyorum da… İnsan olmanın en güzel yanı ne? Bana sorarsan, hissetmek. Çünkü günün sonunda hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz: sevinç, hüzün, heyecan, özlem, umut. Ve işin en ilginç tarafı, bu duygular bizi birbirimize bağlıyor.Geçen gün sahilde yürürken, güneşin sıcaklığını üzerimde hissederken, denizin kokusunu derin bir nefesle içime çekerken, hafif rüzgâr saçlarımı karıştırdı. O an dünyadan </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/11/hissetmek.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-1006292465735740107</guid><pubDate>Thu, 13 Nov 2025 14:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-11-13T17:20:25.885+03:00</atom:updated><title>Ruhun incecik çatlakları</title><atom:summary type="text">İnsan ruhu, porselen bir fincan gibi, dışarıdan bakıldığında sağlam, parlak, hatta gösterişli. Ama içten içe, görünmeyen ince çatlaklarla dolu. Bu çatlaklar, kırgınlıkların, kararsızlıkların ve gelgitlerin izlerini taşıyor. Her biri ayrı bir hikâyenin sessiz tanığı sanki...Kırgınlık, çoğu zaman bir kelimeyle başlar. Söylenmemiş bir cümle, unutulmuş bir selam, yanlış anlaşılmış bir espri, eksik </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/11/ruhun-incecik-catlaklar.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-3172258987145580030</guid><pubDate>Sat, 01 Nov 2025 18:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-11-01T21:06:06.577+03:00</atom:updated><title>Acaba ?</title><atom:summary type="text">Merak, ruhun en gizli odacıklarına sızan, incecik bir fısıltı; ruhumuzun sükûneti reddeden isyankar yanı, uyuyan bir şehri uyandırmaya yeminli bir kıvılcım… Şimdilerde dedikoduya dost olsa da sadece o kadar mı ?İnsan, yaratılışının ilk anından itibaren bu düğümle mühürlenmiş. Gözlerimiz, sadece gördüğümüzü değil, görülmeyeni de arar. Ay’ın karanlık yüzüne duyulan o kadim arzu, yasaklanan meyvenin</atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/11/acaba.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-8362900593808263210</guid><pubDate>Wed, 29 Oct 2025 13:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-10-31T10:23:57.393+03:00</atom:updated><title>“O” kim ?</title><atom:summary type="text">Pencereyi ben açtım, ortalığı dağıttığı için rüzgara nasıl söylenebilirim ki ?Geçenlerde bir arkadaşım Instagram gönderilerine bayılıyorum dedi. Evet dedim ben de seviyorum, sevdiğim için paylaşıyorum ama tabii ki hayat bu renkli eğlenceli mutlu karelerden ibaret değil.Onlar hayatın içinden hatırlamak istediğim anlar sadece. Sanırım Instagram‘ı bir günlük gibi tutuyorum. Oraya koyduğum </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/10/o-kim.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-5449102045763150415</guid><pubDate>Mon, 27 Oct 2025 12:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-10-27T15:04:51.924+03:00</atom:updated><title>Küçük mutlu anlar</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Hayat akıp giderken bizi mutlu eden şeylere ne kadar zaman ayırabiliyoruz? Normların, görevlerin,&amp;nbsp;alışkanlıkların dışına çıkarak bizi gerçekten mutlu edecek şeylerin ne kadar farkındayız ki zaman ayırabilelim? Misal, en son ne zaman&amp;nbsp;mutlu oldunuz? En&amp;nbsp;son ne zaman öyle hissettiniz? Ya da&amp;nbsp;şöyle sorayım, mutluluk bir süreç midir, yoksa bir sonuç mu? Bu soruya bakış açımız </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/10/kucuk-mutlu-anlar.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEgT89rlT6TDBKQacMIhUP-lcJVFujpiFffAKM7iAn2o5FNYIWcS9TnCiWOnalkv2Yv7nvuz7yFwEbABZuWmpGfLyObXHAzCLdgyf_L8aDhWDooCZfUioDGFWHSXaYbBvwYUBqzGsL8QbCVzgQznYowkCBJIdEOXI6O_zYQ5lPGQf-NExWHtOWzZSw=s72-c" height="72" width="72"/><thr:total>7</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-823273150700540201</guid><pubDate>Sat, 18 Oct 2025 19:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-10-18T23:42:25.382+03:00</atom:updated><title>Unutmak mı,   hatırlamak mı?   Sizin süper gücünüz hangisi?</title><atom:summary type="text">Bu&amp;nbsp;yazının şarkısı:Chubina&amp;nbsp;Unutmak mı,&amp;nbsp;hatırlamak mı?&amp;nbsp;Sizin süper gücünüz&amp;nbsp;hangisi?Benim hafızam kötüdür. Her şeyi&amp;nbsp;unuttuğumu iddia edemem tabii ama&amp;nbsp;hafızanın da farklı yetenekleri olduğunu düşünüyorum. Benimkinin yeteneği yön mesela.Gecenin bir vakti bir yere götürseler dönüş&amp;nbsp;yolunu bulurum, haritaları iyi okurum, defalarca iş gezilerine tek başına başka </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/10/unutmak-m-hatrlamak-m-sizin-super.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-23324031199397863</guid><pubDate>Wed, 01 Oct 2025 20:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-10-01T23:31:00.520+03:00</atom:updated><title>Paradoks</title><atom:summary type="text">Geçen gün ilginç bir habere rastladım.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Ne kadar doğru bilmiyorum sonuçta artık günümüz dünyasında her şeyin doğruluk derecesini sorgulamamız lazım. Hatta şimdi bahsedeceğim konu gerçekten sorgulanması gereken bir şey. Ama aklımızın alamadığı şeylerin gerçek olamayacağını düşünmek ne kadar doğru olur?&amp;nbsp;&amp;nbsp;Haberin Türkçe’ye çevrilmiş hali şöyle:&amp;nbsp;Fizikçiler, şimdiki </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/10/paradoks.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-6219496068772992012</guid><pubDate>Fri, 26 Sep 2025 22:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-09-27T09:33:59.304+03:00</atom:updated><title>Bu bir doğum günü yazısıdır...</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Biraz önce arkadaşlarımı uğurlarken, kapının önünde ayaklarımıza dolanan kediyi görünce, ona mama vereyim dedim. Başka kediler de geldi.. Hepsine ayrı yerlere mama koydum çünkü bilirsiniz bir şeyler yerken paylaşmayı sevmezler ki biz insanlar bu huylarına söyleniriz sanki kendimiz çok paylaşımcı varlıklarmışız gibi. Neyse konumuz bu değil,&amp;nbsp;&amp;nbsp;onlar yerken içeri girdim kapıyı </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2025/09/bu-bir-dogum-gunu-yazsdr.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/a/AVvXsEg5AP0EbSe8ch4FDCIKk1QzJLLCcfw1uKApfgDod_C58kkgY_YSTorgsdcZuSBwc-3kCUuzzUsrk-iT3pgG1L-L95D2Wm3OpCM3Pfce1Iu7fRqZbBqlbkCLLORXMzKVuixXIFhtoc51rc1XG9M64lDeXZjcD5VbELNertG2QcM1gt-XMPT4kIvTig=s72-w347-h351-c" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-4808212717789299887</guid><pubDate>Sat, 29 Oct 2022 09:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2022-10-29T12:04:37.763+03:00</atom:updated><title>Başlıksız bir yazı bu…</title><atom:summary type="text">7 yıl önce yazdım bu yazıyı.&amp;nbsp;7 yılBazen birilerinde onun hareketlerini görüyorum hala, çoğunlukla hayıflanıyorum keşke yaşasaydı da şunları da görseydi diye, hep bir eksiklik…Bazı insanlar hayata renk katarlar, farklıdır onlar, gittiklerinde de dokundukları insanlar için bir renk eksilir hayattan. Dün akşam yetiştirdiği insanlar, çocukluk arkadaşları, müzisyen arkadaşları, ahbapları, </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2022/10/baslksz-bir-yaz-bu.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-8041235385004510150</guid><pubDate>Tue, 25 Oct 2022 20:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2022-10-27T21:13:58.911+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Psikoloji&#xa;Düşünceler&#xa;Fikirler</category><title>Buradaki hiçbir insan bilgisi, deneyiminin ötesine geçemez.  John Locke</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp; Şimdiki aklım olsaydı o zamanlar psikoloji okumak isterdim.&amp;nbsp;Evet bunu sık sık söyler oldum ama koca bir yalan. Yine gider Tekstil veya Moda üzerine bir şeyler okurdum çünkü elime kalemi kağıdı aldığım yaşlardan beri çiziyorum, hayal ediyorum, hayal ettiklerimi giyiyorum.Ama asıl hayıflanan yanım içten içe neden tiyatro eğitimi almadın ki diye soruyor. Hele ki cici anneden tevekkeli </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2022/10/buradaki-hicbir-insan-bilgisi.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-8864327645311443567</guid><pubDate>Sun, 23 Oct 2022 08:48:00 +0000</pubDate><atom:updated>2022-10-27T21:13:35.591+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Yazmak&#xa;Yazı&#xa;Sanat</category><title>Yazmak</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Düşünüyorum da, bir zamanlar bloguma bir şeyler yazmadığım sadece bir gün bile kendimi kötü hissetmeme sebep olurdu.Şimdi ise aylarca uğramıyorum. Aklıma geliyor bir an, kim bilir ne kadar çok zaman oldu yazmayalı diyorum ve hemen ardından bambaşka, hayatın içinden sözde daha aciliyeti olan bir şey aklıma takılıyor, ve unutup gidiyorum.İçimde uyuyan bir peri kalemi elinde uyuyakalmış </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2022/10/yazmak.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-8675454652146023415</guid><pubDate>Sat, 02 Apr 2022 07:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2022-04-02T10:39:08.735+03:00</atom:updated><title>Zaman su gibi...</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Ben sadece bir kaç aydır buralara uğramadığımı sanıyordum.Neredeyse bir yıl olacakmış.Zaman su gibi akıp geçiyor.Evet bu kış için de bahanelerim var. Zaten insanoğlu için bahane bulmaktan daha kolay ne olabilir ki? En kolayı kendini kandırmaktır. En zoru kendine karşı dürüst olmak.Tabii b*kunu çıkarmadan.En çok kendini eleştiren, zorlayan, bazen acımasızca dürüst olan benim radarlar her </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2022/04/zaman-su-gibi.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-6384692647393231617</guid><pubDate>Mon, 02 Aug 2021 07:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-08-02T11:00:30.896+03:00</atom:updated><title>Yanıyoruz</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Ne yazacağımı bilmiyorum.Aslında çok şey var söyleyecek ama nereden başlayacağımı bilmiyorum.Daha acısı anlatsam kaç yazar diye düşünüyor olmam. &amp;nbsp;Benim hissettiklerimi benim gibi düşünen, sorgulayan, doğayı hayvanı seven herkesin zaten hissettiğini biliyorum. Oysa bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen, ne çevre bilinci ne ülke öngörüsü olan ilkesiz bir kesimin bizim kadar çok </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2021/08/yanyoruz.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgbS3I8yKcd9IXcUkM8wabYqCqPCTaPaSCFsMtzIisHo10QKvE3-lVFKlNV92PBUeVAD6nyDdBDo5gaFU4cOLcjLzPbDznh-lzeMdgjwRS7Giu7XHccNmEZj2Mh4znDOkIc9BwXgA/s72-c/9184BEB3-6705-4A17-BDD4-50078D1CE54E.jpeg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-61502849951597673</guid><pubDate>Sun, 20 Jun 2021 06:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-06-20T09:42:31.572+03:00</atom:updated><title>Her şeyi bilen adam</title><atom:summary type="text">Durun bir dakika. Cinsiyetçi bir başlık atmak istemem. Tabii ki bunun kadın versiyonları var.&amp;nbsp;Biz buna kendi aramızda Hıncal Uluç’luk yapma da deriz. O da bir zamanlar her konuda ahkam kesip yorum yapardı ya, Her şeyi bilirdi heeerrr şeyi. Şimdi hala öyle mi yazıyor, hatta şu an hala bir yerlerde yazıyor mu bilmiyorum. Okumayı bırakalı yüzyıllar oldu.&amp;nbsp;Bu tiplerin psikolojik sebeplerine </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2021/06/her-seyi-bilen-adam.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-9184244149193854586</guid><pubDate>Wed, 09 Jun 2021 05:07:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-06-09T08:07:35.051+03:00</atom:updated><title>Başlıksız…</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Gazeteyi açıp bakıyorum. Bir ilan. Aslında bir haber. “İnsanlar gittiğinde arkalarında bıraktıkları kıymetleniyor belki de. Ben de hayattayken kimse için bir değeri olmayan ama benim için değerli parçaları sevdiklerime bırakırım.” yazıyor haberin başında. Altında siyah beyaz fotoğraflarda, bir kaç şarap şişesi , bir iki parça eşya, bir iki kitap var. Bir sonraki satırda ise şöyle yazıyor: </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2021/06/baslksz.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-2356042696885852598</guid><pubDate>Sat, 22 May 2021 09:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2021-05-22T12:52:54.612+03:00</atom:updated><title>Evet hala şaşırıyorum</title><atom:summary type="text">Bazen şaşırıyor olduğuma şaşırıyorum.Ben ki o kadar yer gezdim, onca insan gördüm, 22 yıl bifiil özel sektörde kah şahane kah korkunç karaktersiz insanlarla çalıştım, ne kompleksliler, ne egolular, ne sinsirellalar gördüm, hala halaaa şaşırabiliyoeum.Halbuki hayat yediğin kazıkların toplamından aldığın derslerin kareköküdür derler. Tamam öyle bir şey demedi kimse ben uydurdum ama onun gibi bir </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2021/05/evet-hala-sasryorum.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiwW1IExgKWRWoT76rIQj4AbUj5RTpp2lr4x9gTcqtrvZJD3-La_2zEv0RYtmuEmwFlWZs41nAo9LfjFMCUGIU8IZsdBu0r8zc-xnY2JsIBpjdvmPIrF6pNcmrgetuRKrPnIvpV5w/s72-w185-h160-c/C23616C9-2679-486E-B9B2-E831D9D5000B.jpeg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-1683041577153719763</guid><pubDate>Sat, 12 Dec 2020 18:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2020-12-13T00:07:04.369+03:00</atom:updated><title>Ars longa, Vita brevis </title><atom:summary type="text">Sanat uzun, hayat kısa...Romalıların bu sözü ne de güzel özetliyor ne hissettiğimi. Seyredecek o kadar film ve dizi, okunacak onca kitap, gidilecek o kadar tiyatro ve gösteri varken, hele ki dünyada onca görülecek yer varken hayat o kadar kısa ki.Hele şu pandemi gölgesinde geçen zaman o kadar kayıp gibi geliyor ki bana, o zamanın hiç sayılmamasını, her şeyi baştan almamız gerektiğini </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2020/12/ars-longa-vita-brevis.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-6785884124077565934</guid><pubDate>Fri, 09 Oct 2020 18:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2020-10-09T21:18:57.299+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Hayat</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Mood</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">psikoloji</category><title>Sağıra sözünü, köre yüzünü süsleme, yorulursun.</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Hayat zor. Yaşamayı bilmek bir sanat.Her sabah yeniden perdeleri açılan bir sahnede hünerlerimizi sergilemeye çalışırken , seçimlerimiz bizim o kader dediğimiz örgüyü oluşturuyor.Bir sürü düşünce geçiyor kafamızdan. Karmakarışık bir konuşma bulutu tepemizde kızıyor, kırılıyor, seviniyor ya da hayal ediyoruz. Hayatta kalmak sadece nefes alıp vermek değil, her nefeste adımlarınla değil, </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2020/10/sagra-sozunu-kore-yuzunu-susleme.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-2430633441151524214</guid><pubDate>Thu, 08 Oct 2020 11:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2020-10-08T14:43:57.136+03:00</atom:updated><title>Şans</title><atom:summary type="text">Gözlerini açtığında hava henüz aydınlanmamıştı. Alacakaranlıkta koyu gri gibi görünen yer yer kabarmış tavana baktı uzun bir süre. Sessizliğin sesini dinledi. Akşamları hava yeni karardığında içine çöken o korku, sabaha karşı uyandığı zaman aklına bile gelmiyordu. Nihayetimde birazdan havanın aydınlanmaya başlayacağını, güneşin tekrar doğacağını, horoz seslerine kuş cıvıltılarının karışacağını </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2020/10/sans.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-3860062291819629337</guid><pubDate>Tue, 06 Oct 2020 07:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2020-10-06T14:04:44.177+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">2020</category><title>Sen plan kur bakalım</title><atom:summary type="text">İnsanlar planlar yaparken Tanrı kahkahalarla gülermiş...Bir süredir sesim çıkmıyor. 2020 dünyaya olduğu gibi bana da çat çat durmadan tokat attı. İnşallah kalanını kolaylıkla atlatırım. 2021 e girince her şey güllük gülistanlık olacak gibi bir beklentimiz var adeta.Son iki aydır ağrı sızı içindeyim. Nihayet ne olduğunu anlayıp tedaviye başladık. Nurtopu gibi bir tiroid iltihabım var. Hem de öyle </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2020/10/sen-plan-kur-bakalm.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-27403421.post-937189202554278591</guid><pubDate>Wed, 09 Sep 2020 21:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2020-09-12T10:34:14.482+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Hayat</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yaş mevzusu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yıllar</category><title>Yaş mevzusu</title><atom:summary type="text">&amp;nbsp;Öncelikle hemen söyleyeyim. Ben yaş mevzusuna takılmam. Yani yaşımı saklamam. Yaşımı saklamak için estetik doktorların yağlı müşterisi de olamam, bir kere canım tatlı benim, mevzubahis sağlığım bile olsa fenalıklar geçiriyorum iki gr kan alacaklar diye. Zaten istediğinizi yaptırın, ellerinizden, boynunuzdan hiç olmadı bakışlarınızdan yaşınız ele veriyor sizi. Çok istiyorsanız yaptırın bir </atom:summary><link>http://aslicin.blogspot.com/2020/09/yas-mevzusu.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiVpoyto-pa-W_hHZD-pt6Zg1SnYU4yuqpm89-wes94VRMzWGwJHNnTcGnsQWyuqtYhzAK35XTBa_BW60zaxbwpOq4tgdxbqN2EX5-W4eWIXs8it3lGcj-B1QZS2dpEvTAM66NDuA/s72-c/28D23799-5A40-4FE5-9C3A-4156D9F1C4B6.jpeg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item></channel></rss>