<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768</id><updated>2025-08-11T23:58:02.226+03:00</updated><category term="bebek"/><category term="bebek emzirme"/><category term="anne sutu"/><category term="anne sütü"/><category term="bebek bakimi"/><category term="dogum"/><category term="hamilelik"/><category term="Tüp bebek"/><category term="bebek aglamasi"/><category term="bebek alışverişi"/><category term="bebek beslenmesi"/><category term="bebek doğumu"/><category term="bebek maması"/><category term="bebek sağlığı"/><category term="bebeklerde aşı"/><category term="calisan anne"/><category term="cocuk gelisimi"/><category term="doğum"/><category term="çalışan anne"/><category term="anne sütünü arttırmak"/><category term="annet sütü"/><category term="asi"/><category term="aşı rehberi"/><category term="aşı takvimi"/><category term="bebek asisi"/><category term="bebek ağlaması"/><category term="bebek besikleri"/><category term="bebek biberonu"/><category term="bebek büyüme bebek geriliği"/><category term="bebek cildi"/><category term="bebek gelisimi"/><category term="bebek gelişimi"/><category term="bebek guvenligi"/><category term="bebek hakkın"/><category term="bebek hazirliklari"/><category term="bebek ihtiyaçları"/><category term="bebek için alınması gerekenler"/><category term="bebek karyolası"/><category term="bebek neden ağlar"/><category term="bebek sagligi"/><category term="bebek sahibi olmak"/><category term="bebek uykusu"/><category term="bebek uyumasi"/><category term="bebek yatırma şekli"/><category term="bebek yetiştirmek"/><category term="bebek yürüyüşü"/><category term="bebek çorbası"/><category term="bebekler nasıl yıkanır"/><category term="bebeklerde beden dili"/><category term="bebeklerde beslenme"/><category term="bebeklerde demir eksikliği"/><category term="bebeklerde diş çıkarma"/><category term="bebeklerde tuvalet eğitimi"/><category term="bebekleri kucağa alırken"/><category term="biberon"/><category term="biberon temizligi"/><category term="cilt bakimi"/><category term="diş çıkarma"/><category term="diş çıkarma belirtileri"/><category term="dogum haftasi"/><category term="dogum sonrasi kilolar"/><category term="ek gıda"/><category term="emzik"/><category term="erken dogan bebek"/><category term="formül süt"/><category term="gaz çıkarma"/><category term="gebelik haftalari"/><category term="gelişim"/><category term="goz hastaliklari"/><category term="goz muayenesi"/><category term="goz sagldogum"/><category term="hamile olmak"/><category term="hamilelik donemi"/><category term="hamilelik sonrasi kilo vermek"/><category term="hamilelikte cilt bakimi"/><category term="ikiz bebek"/><category term="kadin"/><category term="kızamık aşısı"/><category term="mama"/><category term="meyveli"/><category term="mikroenjeksiyon"/><category term="premature"/><category term="saglik"/><category term="sebzeli bebek maması"/><category term="su çiçeği"/><category term="suda doğum"/><category term="tedavi yöntemleri"/><category term="tüp bebek tedavisi"/><category term="uykusuz bebek"/><category term="verem aşısıi hepatit aşısı"/><category term="yorgun bebek"/><category term="yulaf ezmesi"/><category term="yüksek ateş"/><category term="zeki bir bebek yetiştirmek"/><category term="çocuklarda boy kısalığı"/><category term="çocuklarda uyku bozukluğu nedenleri"/><title type='text'>Bebek Rehberi Çocuk ve Anne Sağlığı İle İlgili Bilgiler</title><subtitle type='html'>♥ Bebek Bakımı ♥ Bebekler Hakkında Bilgiler ♥ Anne Sağlığı ♥ Çocuk Sağlığı ♥ Hamilelik Rehberi ♥ Bebek Resimleri ♥ Bebek İsimleri ♥</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>42</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-4110511053943085144</id><published>2012-02-28T22:20:00.005+02:00</published><updated>2012-02-28T22:32:08.883+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="anne sütü"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde beslenme"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde demir eksikliği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ek gıda"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="formül süt"/><title type='text'>Bebeklerde Yanlış Beslenmeye Dikkat</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhMplBe_uFjJu09bAoda-VLjK8_9LWtiEdUN00WG3mhNIB4nPA4HF_9NgnGPQzyZuTQrTjtPoH5QeqSkVPINGERw0CUgavUGaxO_6mCryn05DKpQD8tMgJUa0IhrWWiYwBfKJ6j9xphfZxS/s1600/bebek.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 184px; height: 200px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhMplBe_uFjJu09bAoda-VLjK8_9LWtiEdUN00WG3mhNIB4nPA4HF_9NgnGPQzyZuTQrTjtPoH5QeqSkVPINGERw0CUgavUGaxO_6mCryn05DKpQD8tMgJUa0IhrWWiYwBfKJ6j9xphfZxS/s200/bebek.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5714286017951323314&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px; &quot;&gt;Doğru bildiklerimiz tam tersine sonuçlar doğurabiliyor. Bazı besinleri zamanından önce tüketmek bebeklerin vücudunda bazı eksik gelişmelere neden olabiliyor. Bebeklerin yanlış beslenmesine bağlı olarak gelişen demir eksikliği ve bunun sonucunda da zihin ve gelişme geriliği gibi ciddi sonuçlar görülüyor. 0-12 yaş bebek beslenmesinde ağırlıklı biçimde kullanılan inek sütü, Türkiye’de her 2 bebekten 1’inde görülen demir eksiliğinin başlıca sorumlusu. Dünya geneliyle karşılaştırıldığında bebeklerde demir eksikliği görülen ülkelerin başında gelen Türkiye’de, buna bağlı ‘zihinsel ve fiziksel gelişim geriliği’ yaşanıyor. &lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;strong style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;10 aylık 2 bebekten 1’i inek sütü içiyor. &lt;/strong&gt;&lt;br style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;Türkiye’de anne sütünün yeterli olmadığı noktalarda bebeğe inek sütü verme yaygın bir alışkanlık. Araştırmaya göre; Türkiye’de 0-3 ay döneminde bebeklerin inek sütü ile beslenmesi %2.2 düzeyindeyken; 10-12 ay arasında bu oran %47’ye ulaşıyor. Kısaca; Türk bebekleri anne sütünden inek sütüne dünyaya oranla daha erken geçiyor. &lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;&lt;br style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;&lt;strong style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px; &quot;&gt;Bebeklerin her gün 500 ml. anne sütü ya da formül süte ihtiyacı var!   &lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;&quot;&gt;Dünya Sağlık Örgütü (WHO); ek gıdalara başlansa bile bebeklerin her gün 500 ml. anne sütüne ihtiyaç duyduğunu açıklıyor. Sağlık otoriteleri, anne sütünün olmadığı ya da yetersiz olduğu durumlarda ise bu eksikliği kapatabilmek için bebeğin ihtiyacına uygun olarak hazırlanmış formül sütlerinin bebek beslenmesi için en ideal seçim olduğunu vurguluyor. &lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px; &quot;&gt;&lt;br style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;&lt;strong style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px;  &quot;&gt;Türk bebeklerinin ek gıdaya başlama yaşı çok düşük!&lt;/strong&gt;&lt;br style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px; &quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, sans-serif; font-size: 12px; &quot;&gt;Tüm dünyada bilim adamları bebeklerin ilk 6 ayında sadece anne sütü ile beslenmesi görüşünü benimsiyor. Türkiye’ye bakıldığında ise; 2-3 aylık bebeklerin %28’si anne sütü ile birlikte su aldığı görülüyor. 4-5 aylık bebeklerin yüzde %9,5’i ve 6-8 aylık bebeklerin %20’si ise anne sütü almıyor. &lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/4110511053943085144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/bebeklerde-yanls-beslenmeye-dikkat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4110511053943085144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4110511053943085144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/bebeklerde-yanls-beslenmeye-dikkat.html' title='Bebeklerde Yanlış Beslenmeye Dikkat'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhMplBe_uFjJu09bAoda-VLjK8_9LWtiEdUN00WG3mhNIB4nPA4HF_9NgnGPQzyZuTQrTjtPoH5QeqSkVPINGERw0CUgavUGaxO_6mCryn05DKpQD8tMgJUa0IhrWWiYwBfKJ6j9xphfZxS/s72-c/bebek.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-3842174273667160297</id><published>2012-02-22T19:09:00.006+02:00</published><updated>2012-02-22T19:47:29.905+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde diş çıkarma"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş çıkarma"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="diş çıkarma belirtileri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yüksek ateş"/><title type='text'>Bebeğinizin Dişleri Çıkarken Rahat Edin</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhrFO45bxWsTmSwFy6OIs0kx2bMDLG4RAqnRtcMjk-yQz2jwNScUVzANM8jPCHeIHa7Mj9UaiHNSyrpr-konIXpGPi2Me_8j78LOmPhX3TwzUdA_Y3-h2zQeEa5DjOv-PUay4OkOSqryzUq/s1600/dis+c%25C4%25B1karma.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 136px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhrFO45bxWsTmSwFy6OIs0kx2bMDLG4RAqnRtcMjk-yQz2jwNScUVzANM8jPCHeIHa7Mj9UaiHNSyrpr-konIXpGPi2Me_8j78LOmPhX3TwzUdA_Y3-h2zQeEa5DjOv-PUay4OkOSqryzUq/s200/dis+c%25C4%25B1karma.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5712018070202852274&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: normal; &quot;&gt;&lt;span&gt;Bebeğinizin dişlerini çıkarma döneminde rahat etmek ve bu dönemi bebeğiniz ve kendiniz açısından sıkıntısız bir şekilde atlatmak istiyorsanız bu tavsiyeleri okumalısınız. Bebeklerde diş çıkarma bebek gelişiminin normal bir sürecidir. Diş çıkarma süreci genellikle ağrısızdır ya da diş etlerini germesi dolayısıyla hafif bir acıya neden olabilir. Bunun neticesinde bazı bebeklerde ateşlenme bile görülebilir&lt;/span&gt;&lt;span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;courier new&#39;; font-size: small; font-weight: normal; line-height: 20px; &quot;&gt;Bebeklerde diş çıkarma genellikle 6 aylıkken başlar ancak bazen 3 ay ile 12 aylık dönemler arasında değişiklik gösterebilir. Bebeklerin büyük bir bölümünde ilk diş ön damakta görülür ve 20 aylık olana kadar tüm süt dişleri tamamlanmış olur.&lt;/span&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; font-weight: normal; &quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Diş Çıkarmanın Başladığı Nasıl Anlaşılır?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span&gt;- Bebeğin ağzı sulanmaya ve fazla tükürük üretmeye başlar.&lt;br /&gt;- Oyuncaklarını ve parmaklarını sürekli olarak ağzına götürür ve çiğnemeye çalışır.&lt;br /&gt;- Diş etlerinde şişkinlik görülür ve dişi çıkacağı yer hassaslaşır.&lt;br /&gt;- Huysuzluk söz konusudur.&lt;br /&gt;- Hafif ateşlenme görülebilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span&gt;Kesin olarak ateşin, ishalin ve diğer sistematik hastalıkların diş çıkarmayla ilgili olduğu söylenemez. Diş çıkarma döneminde çıkan ateş tamamen rastlantısal bir biçimde gelişmiş olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak önerilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;Diş Çıkarırken Ağrıyı Gidermek İçin Neler Yapılabilir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;span&gt;- Bebeğiniz ağrı duyarken onu oyalamaya ve sürekli ilgilenmeye özen gösterin.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;span&gt;- Bebeğinizin diş etlerindeki şişkinliklere 1-2 dakika boyunca parmak uçlarınızla masaj yapabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;span&gt;- Bebeğinizin çiğnemesi için ıslak bir mendil veya kaşıma halkasını yakınınızda bulundurun. Kaşıma halkaları bebeğinizin kıyafetlerine tutturulmuş olmalıdır. Kesinlikle boynuna geçirmeyin. Bebekler sürekli hareket ettiğinden boynuna dolanmasına sebep olabilir. Silikonlu kaşıma halkaları içi sıvı dolu olanlara oranla daha çok önerilmektedir. Çünkü sıvı olanlar zarar gördüğünde içlerindeki sıvıyı sızdırabilirler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;span&gt;- Bebeğinizin tıkanmasına neden olabilecek çiğ havuç gibi sert yiyecekler vermeyin.&lt;br /&gt;- Çok fazla şeker içeren bisküvileri yedirmemeye çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bebeğiniz diş çıkarırken fazla acı çekiyorsa bebekler için özel üretilen diş jellerini kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Amerikan Pediatri Diş Sağlığı Kurumu’na göre ilk dişçi ziyareti bebeklerde süt dişleri çıkmaya başladığında yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bebeğinizin dişçiye yapacağı düzenli ziyaretler dişçi korkusunun önüne geçmede büyük bir öneme de sahip olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bebeğinizin diş etlerini temiz tutmak ve masaj uygulamak diş çıkarma döneminin daha rahat geçmesini sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bebeğinizi emzirdikten ya da doyurduktan sonra ıslak bir mendil yardımıyla diş etlerini silebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;span&gt;-Birkaç diş çıktıktan sonra çok yumuşak uçlu bir diş fırçası kullanabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;span&gt;-Çocuğunuz 2 yaşını doldurduktan sonra diş macunu kullanılabilir ancak çocuklar diş macununu yutmaya meyilli olduğundan hem onlara uygun bir macun kullanılmalı hem de mercimek tanesi büyüklüğünde sürülmelidir. Aksi takdirde florid midede birikir ve sıkıntılara neden olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;span&gt;-Diş ipi kullanımına çocuğunuz 3 yaşın&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &#39;courier new&#39;; font-size: small; &quot;&gt;a geldikten sonra başlanmalıdır. Bu yaştan önce diş ipi kullanmak gerekli değildir çünkü zaten dişler arasında yeterli boşluk bulunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; font-weight: normal; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; &quot;&gt;&lt;span&gt;-Düzenli takip edebilmek için ebeveynler 6 yaşına kadar günde en az 1 kez çocuklarının dişlerini fırçalamalıdırlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;line-height: normal; font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; font-weight: normal; &quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;line-height: normal; font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; font-weight: normal; &quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/3842174273667160297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/bebeginizin-disleri-ckarken-rahat-edin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/3842174273667160297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/3842174273667160297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/bebeginizin-disleri-ckarken-rahat-edin.html' title='Bebeğinizin Dişleri Çıkarken Rahat Edin'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhrFO45bxWsTmSwFy6OIs0kx2bMDLG4RAqnRtcMjk-yQz2jwNScUVzANM8jPCHeIHa7Mj9UaiHNSyrpr-konIXpGPi2Me_8j78LOmPhX3TwzUdA_Y3-h2zQeEa5DjOv-PUay4OkOSqryzUq/s72-c/dis+c%25C4%25B1karma.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-9220626185942473557</id><published>2012-02-20T23:56:00.005+02:00</published><updated>2012-02-21T01:21:51.654+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek sahibi olmak"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tüp bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tüp bebek tedavisi"/><title type='text'>Gebe Kalmak İçin Tüp Bebek Tedavisi</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh1BI7B4WOKqgDDKRaoWOzOaHulFleLhcvixwr_ov8TrhM-yqgMYBNQbTfYg2JgqXsf4R3hcJn3eWb7C4EqcxQlbKrEa7xNQ8VaE0okuF4BKqVR3CnQma6lTzEfcZ4Sbu4tGk3Y3dzBcekg/s1600/t%25C3%25BCp+bebek.jpg&quot; style=&quot;font-size: 100%; font-weight: normal; font-family: Georgia, serif; &quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 129px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh1BI7B4WOKqgDDKRaoWOzOaHulFleLhcvixwr_ov8TrhM-yqgMYBNQbTfYg2JgqXsf4R3hcJn3eWb7C4EqcxQlbKrEa7xNQ8VaE0okuF4BKqVR3CnQma6lTzEfcZ4Sbu4tGk3Y3dzBcekg/s200/t%25C3%25BCp+bebek.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5711359875703854354&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 100%; font-weight: normal; font-family: Georgia, serif; &quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 100%;&quot;&gt;Bebek sahibi olmak için doğal yollardan hamile kalınamıyorsa Tüp bebek yöntemine başvurulabilir. Çağımızda kısırlık sorununun artması nedeniyle de Tüp bebek tedavisi baya ilgi görüyor. Fakat bu konuda dikkat edilmesi gereken birçok nokta var.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style=&quot;font-weight: normal; font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; &quot;&gt; Aileler tercih edecekleri tıp merkezini seçerken çok dikkatli olmalı zira tüp bebek talebi arttıkça tüp bebek tedavi merkezleri ve tüp bebek yöntemleri de artış gösteriyor. Bu konuda doğru teşhis ve zamanlamanın çok önemli olduğunu vurgulayan uzman doktorlar ailelerin güvenilir kurum ve uzman kadrolu bir kurum tercih etmelerini tavsiye ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;font-weight: normal; font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; &quot;&gt;Kurum hakkında ilk önce tüp bebek başarı oranlarını mutlaka gözden geçirmelisiniz. Eğer araştırmadan tedaviye başlarsanız sonuç başarısız olabiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;font-weight: normal; font-family: Georgia, serif; font-size: 100%; line-height: normal; &quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;line-height: normal; &quot;&gt;&lt;span &gt;&lt;span style=&quot;font-weight: normal; &quot;&gt;Tüp bebek uygulamalarının başarılı öncülerinden olan&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: normal; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;strong style=&quot;font-weight: normal; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;Prof. Dr. Mustafa Bahçec&lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: normal; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;i ailelerin tüp bebek konusunda mutlaka bilmeleri gereken &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;detayları &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: normal; color: rgb(51, 51, 51); line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;açıklığa kavuşturdu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;font-weight: normal; line-height: normal; &quot;&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;1.Çocuğu olmayan bir çift ne zaman doktora gitmelidir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Kadının yaşı burada çok önemlidir. 35’in altında, çiftin özgeçmişleri ve aile öykülerinde bu konuyla ilgili risk yoksa korunmasız-düzenli bir yıllık cinsel ilişki sonrası gebelik elde edilemiyorsa doktora başvurulmalıdır. Aynı koşullarda kadın 35 yaş üstünde ise 6 ay, 38’in üzerinde ve yumurtalıklarını olumsuz etkileyebilece kemoterapi veya yumurtalıkla ilgili bir ameliyat geçirmişse, erkek de de sperm değerlerini kötü yönde etkileyecek kemoterapi veya ameliyat öyküsü varsa çiftler derhal doktora gitmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;2-Aşılama denenmeden tüp bebeğe tedavisi doğru mudur? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;İnfertilite (kısırlık) nedenine bağlı olarak bazı hastalarda aşılama öncesi yumurtlama uyarısı veya aşılama gibi üremeye yardımcı yöntemler uygulanmalıdır. Bu grup hastalarda ancak bu yöntemlerin başarısızlığı durumunda tüp bebek tedavisine geçilir. Ancak belirli bir grup hastada ise diğer yöntemlerin başarı ihtimali ya hiç yoktur ya da çok düşüktür. Bu hasta gurubunda tüp bebek ilk seçenek olmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;*Her iki tuba uterinası ( tüpleri) tıkalı olan kadınlar, &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;*Azospermi  olguları (erkekte sperm olmaması) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;*İleri kadın yaşı ( örn.: 38 yaş üstü kadınlar) doğrudan tüp bebek uygulanması gereken çiftlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;3.Tüp bebek tedavisinde hangi sırayla hangi testler yapılır?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;kısırlık araştırması çiftlere eş zamanlı olarak yapılmalıdır.  Başlangıç aşamasında yapılan temel testler şunlardır: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;a. Erkeğe sperm testi,    &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;b.Kadının yumurtlamasının araştırılmasına yönelik kan (hormon) testleri ,      &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;c. Kadının tüplerinin açık ve rahim içerisinin normal olup olmadığının araştırılmasına yönelik testler. Bu amaçla en sık ilaçlı rahim röntgen filmi ( Histero-salpinga-grafi, HSG) çekilmektedir.     &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;4. Tüp bebekte başarı oranı nedir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Tüp bebekte başarı oranı birden fazla ölçütle değerlendirilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;1-Fertilizasyon ( Laboratuvarda Döllenme) Oranı: Bu oran iyi laboratuvarı olan merkezlerde %80’ in üzerinde olmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;2-Biokimyasal Gebelik (Kanda gebelik testinin pozitif çıkması): Bu oran %50 civarındadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;3-Ultrasonografi İle Görüntülenebilen Ve Takip Edilen Gebelik Oranı: Bu oran %40 civarındadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;4-‘’Eve Canlı Çocuk Götürme’’ Oranı: Bu oran ise %30 civarındadır. Hastaları ilgilendiren temel değerin de sonuncusu olması gerekir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Üç başarısız deneme sonrası aileler için gebelik elde etme oranını maalesef çok arttırmamaktadır. Preimplantasyon genetik tanı (embriyo transferi öncesi genetik araştırma), co-culture ( laboratuar ortamında suni ana rahimi oluşturulması) , sperm seçim yöntemlerinin değiştirilmesi gibi ek uygulamalar yapılmaktadır. Ancak bu yöntemlerin de başarıyı anlamlı oranda artırdığına dair yeterli kanıt henüz yoktur. Benim şahsi tecrübelerime göre bu hastalara blastosist transferi önerilmeli ve bu hastalarda eğer embriyoları blastosiste gitmiyorsa transfer yapılmamalıdır. Böylece hastanın, transfer sonrası boşu boşuna büyük ümitlerle beklemesinin önüne geçilmiş olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;5.Blastosist transferi nedir? Hangi durumlarda bu yönteme başvuruluyor?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Günler boyunca gelişip hücre sayılarını artıran embriyolar beşinci günden itibaren iki ayrı hücre tipine ayrılarak aralarında bir sıvı biriktirir. Bu embriyolara ‘Blastosist’ denir. Ne yazık ki her embriyo bu aşamaya kadar gelişimini devam ettiremez, daha erken bir dönemde gelişimini durdurur. Sadece o embriyoyu oluşturan sperm ve yumurta kaliteleri fazla düşük değilse embriyo gelişimine devam eder, aksi halde vücut savunma mekanizmasının bir sonucu olarak düşük kaliteli hücrelerin birleşmesiyle oluşan embriyoların gelişimlerini daha erken bir dönemde durdurur. Yapılan çalışmalar, blastosist evresine ulaşmış embriyoların dahi bir bölümünün gebelik oluşumuna ya da gebeliğin devamına izin vermeyecek kadar düşük kaliteli hücreler içerdiğini göstermiştir. Ancak bu oran erken dönemde gelişimini durduranlara oranla çok daha düşüktür. Sonuç olarak; hastaya blastosist transfer etmek gebelik şansını artırmak anlamına gelir. Hastaya ne kadar az embriyo transfer edilirse blastosist transfer ederek gebelik şansı o kadar artırılmış olur. Bu nedenle, transfer sayısının kısıtlandığı durumlarda blastosist transferi uygulaması başarıyı artırıcı bir etki yapar. Örnek olarak ülkemizde iki yıl önce uygulamaya giren yönetmelik transfer edilen embriyo sayısına kısıtlama getirmiştir. Bu uygulama sonucu tüp bebek sonucu oluşan çoğul gebelikler ki bunlar çok riskli gebelikler idi, anlamlı olarak azalmıştır. Bu yeni durum bizim merkezlerimiz de dahil olmak üzere bazı kliniklerin daha fazla blastosist transferine yönelmelerine neden olmuştur. Bizim merkezlerimizde artık tüm transferlerin yaklaşık yarısına yakını beşinci günde yapılmaktadır. Hastadan yeterli miktarda ve kalitede blastosist elde edilmesi durumunda, tedavilerin başarısız kalma nedeni olarak embriyo dışı nedenlere yönelmek faydalı olacaktır. Neden tüm embriyolar blastosist aşamasına kadar bekletilip ondan sonra transfer edilmiyor? Bu sorunun yanıtında da blastosist transferlerinin dezavantajlarından söz etmemiz gerekir. Bugün tüp bebek uygulama teknolojileri ne kadar gelişirse gelişsin unutmamalıyız ki insan vücudunun sofistike ve mükemmel mekanizmasını bire bir taklit edebildiğimizi söylemek çok güçtür. Zira insan vücudu ve biyolojisiyle ilgili bilgimiz ne kadar artarsa, bilmediklerimizin ve yeni soruların farkına varmaya devam ediyoruz. Sonuç olarak embriyoları laboratuar şartlarında uzun süre bekleterek blastosist evresine ulaşmalarını beklerken onları daha erken bir dönemde vücudun doğal ortamına bırakarak orada gelişmelerini sağlamalarına göre ne kadar ödün verdiğimizi bilmiyoruz. Özetle kendimize su soruyu soruyoruz: bu embriyo blastosist oluşturmadı, acaba ben bu embriyoyu gelişiminin daha erken bir döneminde rahme vermiş olsaydım acaba orada blastosiste ulaşacak mıydı? İşte blastosist transferinin riski budur, bu nedenle her vakada uygulanmaz. Elimizde bu riski karşılayacak sayıda embriyo olması ya da dediğim gibi, ne olursa olsun embriyoların uzun dönem gelişimlerini izlememizi gerektirecek gerçek sebepler olması lazımdır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;6.Sperm seçiminde yenilikler nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Günümüzde sperm kalitesi dendiğinde artık eskiden olduğu gibi sperm sayısı, hareketliliği, şekli gibi parametreleri düşünmüyoruz. Biliyoruz ki, spermin gerçek kalitesi yukarıdaki soruda da anlattığım gibi onun kalıtsal yapısı ve bu yapının çevresel faktörlerden ne kadar etkilendiğidir. Çünkü embriyo gelişimine spermin asil katkısı bunlardır. Geleneksel sperm tetkik parametreleri ile bahsettiğim kalıtsal özelliklerin durumu arasında direk bir ilişki gösterilmemiştir. Artık sperm analizi yaparken embriyo gelişimine etki edecek gerçek kalitelerinin durumunu anlamaya çalışıyoruz. Önemli olan kalıtsal özellikleri en az hasar görmüş, mümkünse hiç görmemiş spermleri seçebilmek ve yumurta hücresi ile bunların birleşmesini sağlayabilmektir. Sperm hücresinin yüksek büyütmede seçilmesi (IMSI), bazı moleküllere bas kısmının bağlanması ya da bağlanmaması yoluyla seçimleri (PICSI ya da MACS benzeri yöntemler) bu amaçla kullanıma girmiştir. Ne yazık ki, bu seçim yöntemlerinin geçerliliği tam anlamıyla ve en doğru bilimsel yöntemlerle henüz kanıtlanmamıştır. Bunun için daha zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Gene de bizim laboratuarlarımız da dahil olmak üzere bu tip yenilikleri kullanıp hastaların gebe kalma olasılıklarını artırmaya çalışan çok sayıda merkez bulunmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;7-Genetik incelemelere ne zaman ihtiyaç duyulur? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Genetik incelemelere kesin ihtiyaç duyulan durumlardan ilki; ailede kalıtsal yolla geçen, doğacak bebeğe intikal edebilecek ve sorumlu kromozom ya da gen bölgesinin bilindiği durumlardır. Bu bölge ya da kromozomlar embriyolar üzerinde incelenip hastalıksız embriyolar transfer edilebilir. Bir diğer durum tekrarlayan gebelik kayıpları, yani ard arda düşük yapma ya da tam tersi tekrarlayan başarısızlıklardır. Her iki durumda da bazen embriyoların genetik olarak problemli olmaları sorunun kaynağı olabilir. Dolayısıyla çiftlere tüp bebek tedavisine başlamadan önce detaylı olarak tetkik yapılmalı ve embriyoların genetik problemi dışında aynı soruna neden olabilecek diğer nedenler ayıklanmalıdır. Bundan birkaç yıl önce bayanın ileri yaşı, ileri sperm problemleri (çok kısıtlı sayıda sperm bulunması ya da hiç olmaması) gibi durumlarda da embriyo üzerinde genetik incelemelere ihtiyaç duyulur denirdi. Günümüzde bu bakış acısı biraz daha gevşemiş gibi duruyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;8.Tüp bebek tedavi yöntemlerindeki yenilikler nelerdir? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Tüp bebek tedavi yöntemleri ve uygulamaları baş döndürücü bir hızla gelişiyor. En güncel tekniklerden biri embriyoların dinamik takibidir. (Embriyoscope) Bu tekniği Türkiye’ye ilk defa bizim ekibimiz getirdi ve en çok da bizim laboratuarlarımızda uygulanıyor. Artık embriyolar takipleri süresince çok kısıtlı bir zaman dilimindeki görüntüleri ile değil, her 15-20 dakikada bir yedi bölgeden alınan görüntülerinin birleşmeleri ile oluşan videolar ile inceleniyor, kaliteleri bu verilere göre saptanıyor. Bu demektir ki artık embriyoların gelişimleri hakkında çok daha fazla elimizde bilgi birikiyor. Tüp bebek uygulamalarının başladığı yıllardan bu yana ilk kez embriyo gelişimi hakkında bu kadar fazla veri toplayabildik ve elimizdeki bu bilgiler çok değerli. Şu anda Türkiye’den bizim dahil olduğumuz uluslararası bir bilim grubu bu veriler üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Yeniliklerle başarı şansı ne kadar artıyor? Bu sorunun cevabı için biraz daha beklememiz gerekiyor. Ancak embriyo secimi için sunulan dinamik izleme tekniği gerçekten başarı sansını artırıyor. Ancak burada dikkatli olunması gereken nokta; birkaç farklı şekilde dinamik embriyo takibi yapılabiliyor ve bunların hepsi aynı sonucu vermiyor. Bizim kullandığımız sistem şu anda dünyada bulunan en sofistike dinamik takip sistemidir. Biz ve bizim kullandığımız sistemi kullanan diğer merkezler (şu anda dünyada 100 dolayında var) başarı oranlarının arttığını gösterdiler. Umudum, bu sistemin diğerleri ile bilimsel karsılaştırmasını yapan bilimsel çalışmaların bir an önce yayınlanması ve farkın kanıtlanmasıdır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;9.Dondurma tekniğinde son aşama nedir?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Günümüzde iki farklı dondurma tekniği var; yavaş ve hızlı. Beş yıl öncesine kadar yavaş dondurma daha çok uygulanırken günümüzde hızlı dondurma tekniği tercih ediliyor. Çünkü bu teknikle embriyoların tamamının, yani tüm hücrelerinin hiç hasarsız canlıklarını devam ettirmeleri ihtimali daha yüksek. Bu da doğal olarak başarı oranlarına yansıyor. Burada dikkatinizi çekmek isteyeceğim nokta; bize başvuran çiftlerimizden aldığımız izlenim dondurma-çözdürme işlemlerine biraz çekingen yaklaştıklarıdır. Oysa tüp bebeğin geleceği dondurma-çözdürme işlemlerinde. Çünkü; artık uluslararası anlamda başarı bir çifte uygulanan birkaç tedavi sonrası elde edilen gebelik oranı olarak ölçülüyor. Doğal olarak bu birkaç tedavinin içinde dondurma-çözdürme sikluslarının olması istenen bir durum, zira her tedavide kadına yeni baştan hormon vererek yumurtalıkları uyarmak yerine bir seferinde elde edilen birkaç kaliteli embriyonun saklanarak sonraki uygulamalarda bunların çözdürülerek transferi daha çok istenen bir durum. Üstelik dondurma-çözdürme tedavilerinin bir avantajı daha var; bazen yumurtalıkların uyarıldığı tedavilerde kullanılan ilaçlar yumurtaları büyütürken rahim dokusunun embriyoyu kabul etme mekanizmasına zarar verebiliyor. Oysa dondurma-çözdürme tedavilerinde rahim dokusu diğer duruma göre çok daha doğal bir halinde ve embriyoyu kabul etme mekanizması zarar görmemiş. Bugün dünyada birçok merkez (bizim merkezlerimiz de dahil) rahimim bu durumunu transfer öncesinde değerlendirip, çiftin gebelik şansını artırabilmek adına, elde ettiğimiz tüm embriyoları donduruyor ve bir sonraki ay rahimim doğal haline kavuştuğunda çözdürüp transfer ediyoruz. Bu uygulamanın geçerliliği ve çifte faydası artık bilimsel yayınlarla ispat edilmiştir. Kısaca özetlemem gerekirse, dondurma-çözdürme teknikleri merkezlerin toplam başarılarında önemli bir&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; yer tutar. Hastalar bu parametreyi çok iyi incelemelidir diyorum. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;span &gt;10.Tüp bebek denemesi kaç kez tekrarlanmalıdır? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; line-height: 20px; text-align: -webkit-auto; &quot;&gt;&lt;span &gt;Bu soruyu şöyle yanıtlayacağım; ortalama üç! Ama bunu da açıklamam gerekir. İstatistiksel olarak tüp bebek tedavisine başvuran çiftlerin %95’i üç kez tekrarlamalıdır. Geri kalan %5’i içinse bir sınır yoktur. Bize başvuran bir hasta gebe kaldığında önceden dışarıda on altı deneme yapmıştı. Bu çift yüzde beş’lik dilimde idi. Ama bilimsel yayınlar göstermektedir ki, tüp bebek tedavisine giren çiftlerin yüzde doksan beşi ilk üç denemeden sonra gebelik şanslarını anlamlı olarak artıramamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/9220626185942473557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/gebe-kalmak-icin-tup-bebek-tedavisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/9220626185942473557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/9220626185942473557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/gebe-kalmak-icin-tup-bebek-tedavisi.html' title='Gebe Kalmak İçin Tüp Bebek Tedavisi'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh1BI7B4WOKqgDDKRaoWOzOaHulFleLhcvixwr_ov8TrhM-yqgMYBNQbTfYg2JgqXsf4R3hcJn3eWb7C4EqcxQlbKrEa7xNQ8VaE0okuF4BKqVR3CnQma6lTzEfcZ4Sbu4tGk3Y3dzBcekg/s72-c/t%25C3%25BCp+bebek.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-3031268251224607678</id><published>2012-02-19T00:18:00.004+02:00</published><updated>2012-02-19T00:27:45.643+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="anne sütü"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="anne sütünü arttırmak"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek emzirme"/><title type='text'>Anne Sütünü Arttırmanın Püf Noktası</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjaVK5m8v2-v9yDG7ShNRuEu0JIjezb612PPn-nD93rOCOskMT_1J8RmVWFvp_S65xzqwoX0R8qPRnY5emOTuRu1NuKK8rtdGtaTjSehbWs8ZRF2ei1oq8xVKAH4VrRStBxL-ulwbzHWk2t/s1600/anne+sutu.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjaVK5m8v2-v9yDG7ShNRuEu0JIjezb612PPn-nD93rOCOskMT_1J8RmVWFvp_S65xzqwoX0R8qPRnY5emOTuRu1NuKK8rtdGtaTjSehbWs8ZRF2ei1oq8xVKAH4VrRStBxL-ulwbzHWk2t/s200/anne+sutu.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5710605942957974898&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Sevgili anne ve anne adayları öncelikle bilmeniz gereken sütünüzün her zaman olmasını istiyorsanız stres ve sinirden uzak olmalısınız. Süt vücudun bazı fonksiyonlarını yerine getirmesinden oluşan bir besin kaynağıdır. Eğer beyninizi stresle doldurursanız vücudunuz süt yapmaya odaklanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında düzenli beslenmekte sütünüzün her zaman var olmasını sağlar.Ve gelelim süt olması için yiyebileceğimiz ve içebileceğimiz besin kaynaklarına;&lt;br /&gt;Her şeyden önce bol sıvı tüketmelisiniz. Kışın kuru incir, kuru dut ve kuru üzümü çay gibi demleyip içerseniz sütünüzün arttığını göreceksiniz. Yaz aylarında ise bu meyvelerin tazesini bulacağınızdan taze bir şekilde tüketebilirsiniz ki özellikle sarı üzümün sütü arttırdığı birçok annemiz biliyor artık. Sizinde aklınızda mutlaka bulunsun.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/3031268251224607678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/anne-sutunu-arttrmann-puf-noktas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/3031268251224607678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/3031268251224607678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/anne-sutunu-arttrmann-puf-noktas.html' title='Anne Sütünü Arttırmanın Püf Noktası'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjaVK5m8v2-v9yDG7ShNRuEu0JIjezb612PPn-nD93rOCOskMT_1J8RmVWFvp_S65xzqwoX0R8qPRnY5emOTuRu1NuKK8rtdGtaTjSehbWs8ZRF2ei1oq8xVKAH4VrRStBxL-ulwbzHWk2t/s72-c/anne+sutu.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-4820555501098138250</id><published>2012-02-18T23:53:00.014+02:00</published><updated>2012-02-19T00:18:08.135+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek bakımı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek yatırma şekli"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gaz çıkarma"/><title type='text'>Bebeklerin Gaz Sorunu</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjW8XPTjw0TSsvMJyM1hY-bDVkwVOVEblOqL5u8zZ1N3CNeGAIWGvRVfuVhHPyZtzG4v-I-tNeESUAjTrdNvJS_S2zu4ZmVUgZpUkqZ2T1q1XlAgfdr1URud7HXO2jE1Ia97BXfB3l9LUbX/s1600/bebek.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 134px; height: 200px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjW8XPTjw0TSsvMJyM1hY-bDVkwVOVEblOqL5u8zZ1N3CNeGAIWGvRVfuVhHPyZtzG4v-I-tNeESUAjTrdNvJS_S2zu4ZmVUgZpUkqZ2T1q1XlAgfdr1URud7HXO2jE1Ia97BXfB3l9LUbX/s200/bebek.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5710602769666445698&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;font-size: 100%; margin-bottom: 0.0001pt; &quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;mso-fareast-language: TR&quot;&gt;İlk olarak büyüklerimizin uyguladığı bir yöntem varmış onu paylaşmak istiyorum; eğer bebeğinizin gaz problemi çoksa ve özellikle sarılık varsa çok az miktarda suyu şekerle kaynatıp ılıdıktan sonra bebeğinize verebilirsiniz. Bir çok bebekte işe yaramış olduğu gözlenmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10.0pt;font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-fareast-language:TR&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;font-size: 100%; margin-bottom: 0.0001pt; &quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10.0pt;font-family:&amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-fareast-language: TR&quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Arial, sans-serif; font-size: 10pt; &quot;&gt;Bebeklerin gaz sorunu ve kolik ağlaması bakımından bebeğin daha rahat edebilmesi için emzirme süresi gerektiğinden uzun tutulmamalı, emzirme işleminin ardından bebek yarım saat dik tutulmalı ve yukarıdaki yatırma pozisyonuna dikkat edilmeli.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;font-size: 100%; margin-bottom: 0.0001pt; &quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;mso-fareast-language: TR&quot;&gt;Bebeğin yatırılma pozisyonu çok önemli. Bebeği yüzüstü yatırdığınız zaman karnı ısındığından bebek daha rahat uyuyacaktır. Ancak yüzüstü yatış pozisyonunda ani bebek ölümü riski daha fazla olduğu için bu şekilde bir yatma pozisyonu doktorlar tarafından tavsiye edilmiyor.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 10.0pt;font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language:TR&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;font-size: 100%; margin-bottom: 0.0001pt; &quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;mso-fareast-language: TR&quot;&gt;Bebek genel olarak sağ tarafına ve yatağını 45 derece eğimli olacak şekilde yatırmakla ani bebek ölümü riski azalır ve bebeğin kusması halinde de kusmuğun akciğerine kaçma ihtimali kalmamakta.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10.0pt; font-family:&amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-fareast-language:TR&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10.0pt;font-family:&amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;mso-fareast-language: TR&quot;&gt;Bunların dışında bebek beslendikten sonra kucakta dik tutulurken sırtına masaj yapılabilir ve sırtı ovulabilir. Bu uygulama anne ve bebek arasındaki yakınlaştırmayı artırdığından, bebeğinizin karnının sizin vücudunuza değmesi sonucunda ısınması ve buna bağlı olarak gaz probleminin daha az olmasını sağladığından yararlıdır.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:10.0pt;font-family:&amp;quot;Georgia&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; mso-fareast-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;mso-bidi-font-family:&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language:TR&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/4820555501098138250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/bebeklerin-gaz-sorunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4820555501098138250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4820555501098138250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2012/02/bebeklerin-gaz-sorunu.html' title='Bebeklerin Gaz Sorunu'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjW8XPTjw0TSsvMJyM1hY-bDVkwVOVEblOqL5u8zZ1N3CNeGAIWGvRVfuVhHPyZtzG4v-I-tNeESUAjTrdNvJS_S2zu4ZmVUgZpUkqZ2T1q1XlAgfdr1URud7HXO2jE1Ia97BXfB3l9LUbX/s72-c/bebek.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-2898026692694286763</id><published>2009-12-01T21:17:00.002+02:00</published><updated>2009-12-01T21:24:23.762+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tedavi yöntemleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çocuklarda uyku bozukluğu nedenleri"/><title type='text'>Çocuklarda Uyku Bozukluğunun Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLxeRVVq-xkVTrvU_E7czzsRcSxG_tDqdfBWEQRVtdj70w0ATPKXDk9ip1RNZ2Al-PMs-NrhlOXsIimi4Bb7I4x8ry2yfXMTK1QwZrWEQd52Z7hRsJvOOn6hOl2bFGMSqnZRD7F76X85rr/s1600/uyku.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; FLOAT: left; HEIGHT: 261px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5410350783472169250&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLxeRVVq-xkVTrvU_E7czzsRcSxG_tDqdfBWEQRVtdj70w0ATPKXDk9ip1RNZ2Al-PMs-NrhlOXsIimi4Bb7I4x8ry2yfXMTK1QwZrWEQd52Z7hRsJvOOn6hOl2bFGMSqnZRD7F76X85rr/s400/uyku.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;6.aydan itibaren bebeklerde&lt;/strong&gt; ve daha büyük çocuklarda uyku sorunlarından söz edilebilir.&lt;br /&gt;Olası sorun yaratan uyku alışkanlıkları; gece uykuya dalarken zorluklar, sabah çok erken ya da çok geç kalkmak, akşam çok erken veya çok geç yatmak, gece çok sık uyanmak ve tekrar uykuya geçmede zorluklar veya gün içinde uykulu olmak olarak sıralanabilir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bir çocuğun nasıl uyuduğu&lt;/strong&gt; sadece onun davranışlarını değil, ebeveynin de ona karşı olan davranışlarını etkileyecektir. Eğer çocuk iyi uyumuyorsa ebeveynin hayatına da huzursuzluk getiriyor olabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Ebeveyn her gece&lt;/strong&gt; ağlamayla uyanıyor, sürekli kalkıyor ve kendi uykusunu da yeteri kadar alamıyorsa, büyük ihtimalle kendini çaresiz, hayal kırıklığına uğramış, üzgün ve kızgın hisseder. Çocuğun uyku bozukluğu arttıkça ebeveynin bitkinliği ve kızgınlığı artacak, günlük aktiviteleri de bundan etkilenecektir. Bu nedenle çocuğun problemi tam olarak belirlenmeli ve çözmeye başlanmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bir Çocuk Kötü Uyuyan Olabilir Mi?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuklar uyku&lt;/strong&gt; becerilerinde farklılık gösterirler. Bazı çocuklar doğuştan çok iyi uyuyabilirken, bazı çocuklarsa uyku düzenlerinin bozulmasına doğuştan duyarlıdırlar. Yatma zamanının değişmesi, hastalık, hastaneye yatmak veya evdeki bir misafir uyku düzenlerinin bozulmasına sebep olabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bu çocuklar her&lt;/strong&gt; zaman uykusuz olarak adlandırılmalarına rağmen; rutinlerinde, programlarında, çevrelerinde veya aileyle ilişkilerinde uygun değişiklikler yapıldığında onların da iyi uyudukları gözlemlenmiştir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Böyle çocuklar&lt;/strong&gt; hala bazı geceler az uyusa da, yeni rutinler düzenli olarak takip edildiğinde normal uyku düzenine kısa sürede dönerler.Büyük bir tıbbi veya nörolojik rahatsızlığı olmayan bütün çocuklar iyi uyuma yeteneğine sahiptirler. Uygun bir saatte yatağa giderler, birkaç dakika içinde uykuya dalarlar ve sabah uygun bir saate kadar da uyurlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuğun gece kısa&lt;/strong&gt; uyanmaları normaldir ve bu uyanıklık birkaç dakika sürer ve çocuk çok kısa bir sürede kendi kendine uykuya dalar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocukların Uyku Döngüsü&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocukluktaki uyku problemlerini anlamak ve çözmek için biyolojik döngülerine dikkat etmek gerekir. Yani çocuğun beslenme, oyun, bakım gibi faaliyetlerinin çocuğun bireysel özelliklerine uygun şekilde düzenlenmesi gerekir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeğin uyanık olduğu, aktivitede bulunduğu, beslendiği ve uyuduğu zamanlar gözlemlenerek, ihtiyaçları sezilebilir ve ne zaman onunla oynanacağı, besleneceği veya yatırılacağı bilinebilir. Çocuğun programını oluşturmaya başladığı fark edildiğinde, onu gün içinde mantıklı ve tutarlı saatlerde yemeğe ve uyumaya özendirmek önemlidir. Bu onun gelişen 24 saat ritmini daha istikrarlı hale getirmesine yardımcı olacaktır. Olabildiğince mantıklı bir düzen sağlanırsa, çocuğun iyi ritimler geliştirip sürdürmeye devam etmesi daha olası hale gelir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeklikten sonra, çocukluk boyunca ve ergenlikte çocuğun tutarlı bir program sürdürmesine yardımcı olmak çok önemlidir. Yani 2 veya 3 yaşındaki bir çocuğun ne zaman yatacağına karar vermesine izin verilmemelidir.Sonuç olarak bebeğin ilk aylardan sonra mantıklı bir günlük program oluşturmasına ve çocukluğu boyunca bu programı sürdürmesine yardım etmek için elden geldiği kadar çabalamak gerekir. Çocuğun kendi kendine bir program tutturmasını bekleyemeyiz; onun için uygun olan ayarlanmalı ve sonra onun olması sağlanmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuğun Yatma Vakti Rutinlerinin Önemi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uykudan önce anne-baba ile kısa teması da içeren 20-30 dakikalık uyku öncesi rutinler çocuğun daha iyi uyku düzeni geliştirmesi ve büyüdükçe ortaya çıkan problemlerin önüne geçebilmesi açısından daha avantajlıdır. Yatma vakti rutinleriyle anlatılmak istenen çocuğun yatağa girmeye hazırlanırken ve uykuya dalarken yaptığı aktivitelerdir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocuk büyüdükçe yatma vakti rutinleri önemini korumaya devam eder. Eğer yatma vakti çocuk için güzel bir zaman dilimiyse, zorluk çıkartmak yerine bu anın gelmesini dört gözle bekleyecektir. Yatma vakti rutinleri tabi ki aileden aileye değişir ama ebeveyn aile için en uygun rutini seçmeli ve her gece çocukla vakit geçirmeye özen göstermelidir. Çocuk büyüdüğünde bile yatmadan önce ebeveyniyle vakit geçirmekten hoşlanacaktır, çünkü yakın, sıcak ve kişisel zaman ihtiyacı vardır. Örneğin, yan yana oturulsa bile televizyon izlemek kişisel bir ilişki içermediği için bunu karşılamaz. Onun yerine bu zaman; okulda yaşananlar, hafta sonu veya tatil planları ya da hobilerden konuşarak değerlendirilebilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuk Ebeveynin Yatağında Uyumalı Mı?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Birçok ebeveyn gece uyanmalarını ve yatarken çıkabilecek tartışmaları önlemek için çocuklarını kendi yataklarına alırlar. Bazı ebeveynler bunu çocuklarının iyiliği için yaparlar. Bazıları da çocuklarının yanlarında yatmalarını tercih ederler. Çocuk hasta veya üzgün olduğunda onu yanına almak mantıklıysa bile, genel olarak iyi bir fikir değildir. Çocuğun yalnız başına uyuması ebeveyninden kaygı göstermeden ayrılabilmesi, psikolojik gelişimi ve bağımsızlaşması için önemlidir. Ayrıca ebeveyninin yatağında uyumak çocuğu &lt;a oncontextmenu=&quot;return false;&quot; onmouseover=&quot;showAd(&#39;23365&#39;,&#39;100365&#39; ,event);clearAdInterval();&quot; onmouseout=&quot;hideAd();&quot; name=&quot;aspx1&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;rahat&lt;/a&gt; ve emniyette hissettirmek yerine gergin ve kafası karışık hissettirebilir. Eğer çocuğun anne ile baba arasına girmesine izin verilirse, onları ayıracak kadar güçlü olduğunu düşünecek ve bunun için üzülecektir. Bir çocuk kontrolün ebeveynde olduğunu ve isteklerini yerine getirilirken onun için en iyisinin yapılacağından emin olmak ister. Ancak bu gösterilmezse, korkabilir.Çocuğunuzun uykuya dalmakla neyi ilişkilendirdiğine dikkat edin!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir çocuk, geceleri yalnız başına yatamıyor olabilir. Bu durumda, ailesinin yardımına ihtiyacı vardır. Ailesi onu tutup sallayabilir, sırtını ovabilir veya uykuya dalana kadar onunla konuşabilir. Böyle yapılsa bile problem bitmez. Gece boyunca birkaç kez ağlayarak ve ebeveynini çağırarak uyanabilir. Bütün olasılıklarda yorgun, korkulu ve kızgın olunabilir çünkü ebeveynin kendi uykusu bozuluyordur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Birçok ebeveynin bilmesi gereken şey, onların anormal olarak bulduğu gece uyanmalarının oldukça normal olduğudur. Anormal olan odasına girerek tekrar uyumasına yardım etmektir. Bütün çocuklar belirli şartlar ile uykuya dalmak arasında çağrışım kurar. Çoğu çocuk için bu, belli bir odada olmak, belli bir yatak ya da karyolada yatmak ve favori oyuncağını ya da özel battaniyesini yanına almak anlamına gelir. Çocuklar geceleyin normal olarak uyandıklarında bu şartlar hala yerindeyse hemen uykuya dalabilirler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocuklar doğru şartlar var olmadıkça uyuyamaz ve uykuya tekrar dalamazlar. Gece boyunca çocukların normal gece uyanmaları vardır, ancak bu uyarılmalar kısa olacağına uzundur çünkü bu çocuklar uykuya nasıl döneceklerini öğrenmemişlerdir. Uykuya dalmakla ilişkilendirdikleri şartlar, okşanmak, sırtının sıvazlanması gibi şartlardır ve bu şartlar uzun zaman hazırda bulunmazlar. Olaylar çocuk uykuya daldığından daha farklıdır, bir şey yanlıştır. Uykuya geri gideceğine, çocuk tam olarak uyanır ve ağlamaya başlar. Bu sebeple problem anormal uyanmalar değil, tekrar uykuya dalma konusunda çekilen zorluktur. Ve bu zorluk çocuğun uykuya dalmakla ilgili geliştirdiği ilişkiyle büyür. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eğer bir çocuk gece, biberonla ya da göğüsten, çok sıvı alan bir çocuksa uyku ile kurulan bağlantıların dışında pek çok sebepten dolayı uykusu bölünebilir. Bunun yanında bir anda beslenmeyi kesmek hem o, hem ebeveyn açısından zor olabilir. Bu yüzden beslenmenin miktarını ve sıklığını yavaş yavaş azaltmak daha iyi bir fikir olacaktır. Eğer çocuk sadece uykuya dalarken emzik kullanıyorsa, emziksiz uyumayı öğrendiğinde emziği tamamen bırakacaktır. Ama eğer bütün gün ağzında ise, sadece geceleri emziği kaldırmak çok zor olacaktır. Bu durumda, ilk olarak yapılması gereken çocuğun gün içinde emzik kullanmasını yavaş yavaş azaltmaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Küçük çocuklar gece uyandıkları şartlar içinde yani yalnız uyumayı öğrenmelidirler. Eğer çocuk uyurken yanında ebeveynini görmeye alışıksa ve artık beşikte ya da sallandığı pozisyonda değilse ağlayarak uyanır. Çocuk anlayabilecek yaşa geldiğinde artık onunla beraber uyunmayacağını açıklamak gerekir. Fakat uykuya dalmadan onu hoş tutacak alışkanlıklar da oluşturulması önemlidir. Ebeveyn hikaye okumayı bitirdiğinde ya da oyun bittiğinde onu yatağa yatırmalı ve kapıyı aralık bırakmalıdır. Bazı çocuklar çağırmaya devam edecek ya da ağlayacaklar, bazıları ise yataktan çıkacaklardır. Eğer çocuk ebeveynini çağırmaya devam ediyorsa, ona cevap verene kadar geçen süreyi gittikçe arttırmak yeterlidir. Odaya geri dönülebilir ama yanına yatılmayacak ve o uykuya daldığında odada olunmadığından emin olunacaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Problem Nasıl Çözülür?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;1)&lt;/strong&gt; Çocuk gece iyi uyuması için karyolasında ya da yatağında tek başına uyumayı ve gece uyandığında tek başına yeniden kurabileceği şartlar altında uykuya dalması gerektiğini öğrenmelidir. Kaldırılmamalı, sallanmamalı ya da emzirilmemeli ve radyo, televizyon, biberon veya emzikle sakinleştirilmemeleri gerekir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;2)&lt;/strong&gt; Çocuk yeni düzene adapte olana kadar anlayışlı, sabırlı ve tutarlı olmak gerekecektir. Biraz ağlama duymadan bu problemi tedavi etmenin yolu yoktur ancak bu oran minimumda tutulabilir. Çocuğunuzun ağlamalarına katlanabileceğiniz minimum süre ile (12-13 dakika olabilir) odada yalnız bırakmaya başlayın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;3)&lt;/strong&gt; 15-20 saniye yanına gidip sakin ses tonuyla yalnız olmadığını ona söyleyin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;4)&lt;/strong&gt; En başlarda çocuk uykuya dalmanın yeni yolunu öğrenirken biraz mutsuz olacaktır fakat kendini terk edilmiş de hissetmemelidir. Eğer belirli aralıklarla yanına gidilirse kendini daha az terk edilmiş hissedecek ve durmadan ağlamalar olmayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;5)&lt;/strong&gt; Diğer bir önemli nokta ise, beslenme ve uyku arasındaki bağlantıyı kırmak için çocuğu emzirmeyi bırakmaya gerek olmadığıdır. Böyle bir durumda sadece ikisini birbirinden ayrıştırmak yeterli olacaktır. Çocuk gece emzirilmek yerine akşamüstü veya öğlen uykusu öncesi gün içinde emzirilebilir.İlk birkaç gece kolay olmayacaktır ve çocuklar ne kadar savaştıklarına göre değişiklik gösterirler...&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/2898026692694286763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/12/cocuklarda-uyku-bozuklugunun-nedenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/2898026692694286763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/2898026692694286763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/12/cocuklarda-uyku-bozuklugunun-nedenleri.html' title='Çocuklarda Uyku Bozukluğunun Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLxeRVVq-xkVTrvU_E7czzsRcSxG_tDqdfBWEQRVtdj70w0ATPKXDk9ip1RNZ2Al-PMs-NrhlOXsIimi4Bb7I4x8ry2yfXMTK1QwZrWEQd52Z7hRsJvOOn6hOl2bFGMSqnZRD7F76X85rr/s72-c/uyku.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-2552250366922758345</id><published>2009-12-01T21:10:00.004+02:00</published><updated>2009-12-01T21:17:20.111+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek bakımı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çalışan anne"/><title type='text'>Çalışan annenin bebek bakım rehberi</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi7YPCR_9SGPgRpEl6PNE6dvPIERgXjiVXIvkP_30WnSp83Jh5tgwWe0bxAQe8vXr1y-7ef5iRFr9koYaVukGMu1Fp6CeNho2aBS68pOBAQKJ2zhzVzX78uWdYQL-nDbN_3FOq5IVRDd-jd/s1600/286776.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 298px; FLOAT: left; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5410348904837585794&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi7YPCR_9SGPgRpEl6PNE6dvPIERgXjiVXIvkP_30WnSp83Jh5tgwWe0bxAQe8vXr1y-7ef5iRFr9koYaVukGMu1Fp6CeNho2aBS68pOBAQKJ2zhzVzX78uWdYQL-nDbN_3FOq5IVRDd-jd/s400/286776.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Geçmişten bugüne, çalışan kadının hayatın pek çok alanında zorlandığından söz edebiliriz. En çok üzerinde durulan ve tartışılan konu ise, çalışan bir annenin çocuğunun bakım sorunudur.&lt;br /&gt;Günümüzde başta ekonomik sebepler olmak üzere, uzmanlaştığı veya zevk aldığı bir alanda çalışan kadınların sayısı hızla çoğalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çalışan bir annenin çocuğunun&lt;/strong&gt; bakım sorunları ise sıklıkla yaşanılan annelerin ortak problemidir. Geçmiş zamanlara göre günümüzde, aileler daha çok çekirdek aile biçimini aldığından aile büyüklerinin, anneanne/babaanne gibi, çocuk üzerindeki etkinliği azalmıştır. Bu durum, çocuklar için erken yaşta kurum veya bakıcı bulma ihtiyacını doğurmuştur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çalışan bir anne iseniz&lt;/strong&gt;, öncelikle bebeğinizle evde geçireceğiniz ilk zamanlarda kendinizi yabancılaşmış hissedebilirsiniz. İş hayatında her sabah düzenli olarak aynı saatte kalkmaya, evden çıkmaya, günlük yapmanız gereken işler listesinden sırayla gitmeye alışkın olduğunuzdan, bebeğinizin beklenmedik ve tahmin edilemez halleri sizi şaşırtacaktır. Tabii bu en zor haftalar bebeğiniz büyüdükçe, siz onu tanımaya başladıkça geçecektir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeğiniz 2 aylık olduğunda&lt;/strong&gt; size gülerek, kahkaha atarak karşılık verdiğinde ve sizi tanıdığını hissettirdiğinde, bu zor zamanlar yerini keyifli zamanlara bırakacaktır. Bebeğinizle ilgilenmek, o size gülümsedikçe sizin için ödül değeri taşıyacaktır. Size bunu okurken olmayacak bir hayal gibi gelse de, bebeğiniz büyüdükçe onun ritmine ayak uydurmanız kolaylaşacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Siz bebeğinizi tanıdıkça&lt;/strong&gt; onun ihtiyaçlarını daha çabuk anlayabilecek, gereksinimlerini zamanında karşılayabilecek ve günlük rutinlerini oluşturabileceksiniz. Kısa zamanda bebeğiniz ve aileniz için neyin daha iyi olduğunu keşfedeceksiniz.Evde Bir Bakıcı Mı? Yoksa Günlük Bakım Evi Mi?Siz işe başlamadan önce düşünmeniz gereken en önemli konu, bebeğinizin sizin yokluğunuzda bakım sorunudur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Günümüzde değişen yaşam düzeniyle&lt;/strong&gt; birlikte bu konuda birçok seçenek vardır ve yapmanız gereken ailenizin ihtiyaçlarına en uygun olanını seçmektir: &lt;strong&gt;Evde bir bakıcı ile kalması&lt;/strong&gt;, günlük bakım evlerinde kalması veya bir yakınınızın evinde bakılması gibi. Bütün bu seçenekleri değerlendirirken, maddi olarak hangisini karşılayabileceğinizi düşünerek başlamak, sizin için daha kolay olacaktır. Bu seçimi yapmanın en zor tarafı hangi seçeneğin sizin bebeğiniz için en iyisi olacağına karar vermektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu konuda çevrenizde güvendiğiniz ve deneyimleri olan kişilerden fikir almanız ve önerilerini değerlendirmeniz işinizi kolaylaştırabilir. İlk zamanlar, bebeğinizi bir başkasıyla bırakma fikri size korkutucu gelebilir. Bu yüzden, bu konuda içinize sinmeden karar vermeyin. Eğer emzirmeye devam etmeyi düşünüyorsanız, bebeğinizin bakımını üstlenecek olan insanın size bu konuda yardımcı olacağından emin olun. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;İş Hayatına Dönüş İçin Annenin Ön Hazırlığı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeğinizin günlük bakımı için kararınızı verdiğinizde işe başlamadan önce mutlaka bu konuda ön hazırlığınızı yapın. İlk gün bir saatten başlayarak ve daha sonraki günler zamanı arttırarak bebeğinizi bakıcıya veya bakım evine bırakın. İdeal olan, işe başlamadan önce, bir tam gün bebeğinizi bırakabilmenizdir. Böylece kendinize bu duruma alışmak için zaman tanımış olursunuz ve durumu gözlemleme şansınız olur. Hem bebeğinizin hem de kendinizin bu yeni düzenlemeye alışmasına yardımcı olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Eğer emzirmeye devam&lt;/strong&gt; ediyorsanız, işe başlamadan önceki haftalarda biraz daha fazla süt pompalayın ve depolayın. Böylece işe başladığınız ilk zamanlarda daha fazla süt pompalamanız gerekliliği fikrinden kurtulur ve çalışma hayatına daha kolay uyum sağlayabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bazı şirketler, doğum izni sebebiyle, işe başladığınız ilk zamanlarda yarım-gün çalışmanızı daha sonra tam güne çıkarmanız konusunda size yardımcı olabilirler. Eğer böyle bir olanak yok ise, işe hafta ortası başlamaya çalışın. Böylece hafta sonundan önce sadece 2-3 gün işte olmuş olacaksınız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşe başlamadan önce uyanmanız ve evden çıkmanız ne kadar zaman alıyor tam olarak hesaplayın. Yeni anneler, işe geldikleri ilk günü &quot;buruk bir gün&quot; olarak tanımlarlar. Kendinizi üzgün, endişeli ve şaşkın hissedebilirsiniz ama eğer kendinizi işinize odaklayabilirseniz çok çabuk toparlanabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Unutmayın,&lt;/strong&gt; iş arkadaşlarınız ve patronunuz sizin çalışma konusunda ne kadar istekli ve kararlı olduğunuzu anlamaya çalışacaklardır. Eğer işinize devam etmek istiyorsanız yapmanız gereken en önemli şey verimli olabilmektir. Hayatınızda oluşturduğunuz yeni düzen bir-iki hafta içinde kendiliğinden rayına oturacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kendiniz ve bebeğiniz için verimli olabilmek adına, yol gösterici öneriler:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Sizinle iletişime geçmesi için iş yerinizden bir kişiyi belirleyin. Böylece, sürekli değişik insanlarla iletişime geçme zorunluluğundan kurtulabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Çoğunlukla e-posta yoluyla iletişim kurmaya çalışın ve günlük rutininizde size uyan, kendi belirlediğiniz bir zamanda e-postanızı kontrol edin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Eğer telefonla iletişime geçmeniz gerekli ise, zamanını siz belirleyin. Ne zaman iş şapkanızı takacağınızı sizin belirlemeniz stresinizi azaltacaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;İşinize geri dönmeye karar verdiğinizde ise;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İş arkadaşlarınızla mutlaka iletişime geçin ve siz gittikten sonraki değişiklikler hakkında bilgi alın. Onlarla iletişime geçerek yakında işinizin başında olacağınızın da mesajını vermiş olursunuz. • İse başlamadan önce bir gün bebeğinizi iş yerinize götürmeniz sizin için durumu kolaylaştırabilir. İş yerinde düzeni bozmamak için uygun bir zamanı seçin; böylece, iş arkadaşlarınız da bebeğinizle ilgilenme fırsatı bulabilecektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Eğer bebeğinizi emzirmeye devam etmeyi planlıyorsanız, bu konuyu patronunuz veya iş arkadaşlarınızla önceden paylaşın ve bu konuda gerek duyacağınız düzenlemeleri işe başlamadan önce yapmış olun. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Anne Olarak Bilmeniz Gereken En Önemli Şey:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeğinizin ilk aylardan itibaren sizin ruh halinizden etkilendiğidir. Endişeli bir annenin bebeği bu endişeyi kendi duygusu gibi yaşar ve kendini iyi hissetmez. İlk aylar için anne-çocuk ilişkisini anlatan formül: &quot;iyi anne=iyi bebek; kötü anne=kötü bebek&quot;tir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kaliteli Zaman Faktörü&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çalışan anneler, tedirginlik ve suçluluk duyguları ile dolu olduğu zaman çocuklar için annelerinin çalışması problem yaratabilir. Araştırmalar, bebeğin daha birkaç aylıkken annesinin gidip geri döneceğini öğrendiğini ve ona güven duyabildiğini söylüyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yani anne olarak sizin belli bir çalışma düzeniniz varsa, bu düzen içinde teknik ve duygusal rahatlığınız sağlanırsa, çocuğunuzun gün içinde bakımı sadece ve sürekli olarak aynı kişi tarafından gerçekleşirse, annenin çalışmasının çocuğun sağlıklı yetişmesine çok olumlu katkılarından söz edilebilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Evde olan, ama zaten evde olmasının çocuk için yeterli olduğunu düşünen ve onunla &quot;kaliteli zaman&quot; dediğimiz yoğun ilişki kurabildiği en küçük bir faaliyet yapmayan pek çok ev kadını anne olduğunu da unutmayalım. Çalışan anneler kendilerini iyi hissettikleri sürece çocuklarının da iyi olacağını unutmamalılar. Annelerin, çalışmanın çocuğa ihanet olmadığını, ilişkiyi daha kaliteli yapabileceğini bilmeleri gerekir. &lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/2552250366922758345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/12/calsan-annenin-bebek-bakm-rehberi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/2552250366922758345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/2552250366922758345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/12/calsan-annenin-bebek-bakm-rehberi.html' title='Çalışan annenin bebek bakım rehberi'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi7YPCR_9SGPgRpEl6PNE6dvPIERgXjiVXIvkP_30WnSp83Jh5tgwWe0bxAQe8vXr1y-7ef5iRFr9koYaVukGMu1Fp6CeNho2aBS68pOBAQKJ2zhzVzX78uWdYQL-nDbN_3FOq5IVRDd-jd/s72-c/286776.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-6753401058827883381</id><published>2009-12-01T21:01:00.003+02:00</published><updated>2009-12-01T21:06:18.252+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşı takvimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde aşı"/><title type='text'>2 Yaşına Kadar Bebek Aşı Takvimi</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEigU7WmZ1W6GA9CpvxVsY6Wv6pVhXewILIKPl93yHoxfkfkzDOEK2iUpJlqxLZlcK9A5Eb1qnHhn6YXTIxmJ_o0am-u-klyQMYC-Bc17y_Z2FOJx1sIsyrR3QeWgRUrR_dfWrKGj9BiRGqE/s1600/asi.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5410346137912566610&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEigU7WmZ1W6GA9CpvxVsY6Wv6pVhXewILIKPl93yHoxfkfkzDOEK2iUpJlqxLZlcK9A5Eb1qnHhn6YXTIxmJ_o0am-u-klyQMYC-Bc17y_Z2FOJx1sIsyrR3QeWgRUrR_dfWrKGj9BiRGqE/s320/asi.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Aşı takvimi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Doğduktan hemen sonra:&lt;/strong&gt; Hepatit B aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;1.ay:&lt;/strong&gt; Hepatit B aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;2.ay:&lt;/strong&gt; DBT-IPV-HIB aşısı ve BCG aşısıPnömokok aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;4.ay:&lt;/strong&gt; DBT-IPV-HIB aşısıPnömokok aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;6.ay:&lt;/strong&gt; DBT-IPV-HIB aşısı ve Hepatit B aşısıPnömokok aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;9.ay:&lt;/strong&gt; Kızamık aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;12.ay&lt;/strong&gt;: Suçiçeği aşısı13ay: Pnömokok aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;14.ay:&lt;/strong&gt; Hepatit A aşısı15.ay: Kızamık, kızamıkçık, kabakulak (MMR) aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;18.ay&lt;/strong&gt;: DBT-İPV-HİB aşısı&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;20.ay:&lt;/strong&gt; Hepatit A aşısı&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/6753401058827883381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/12/2-yasna-kadar-bebek-as-takvimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/6753401058827883381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/6753401058827883381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/12/2-yasna-kadar-bebek-as-takvimi.html' title='2 Yaşına Kadar Bebek Aşı Takvimi'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEigU7WmZ1W6GA9CpvxVsY6Wv6pVhXewILIKPl93yHoxfkfkzDOEK2iUpJlqxLZlcK9A5Eb1qnHhn6YXTIxmJ_o0am-u-klyQMYC-Bc17y_Z2FOJx1sIsyrR3QeWgRUrR_dfWrKGj9BiRGqE/s72-c/asi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-3103785286830568723</id><published>2009-12-01T20:48:00.003+02:00</published><updated>2009-12-01T21:01:34.646+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşı rehberi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde aşı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kızamık aşısı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="su çiçeği"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="verem aşısıi hepatit aşısı"/><title type='text'>Bebeklerin Aşı Rehberi</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg4OzNf1hhbwcB45Sx9w4Ai8VvZLq-2FQnnxTbDE_dGmeu0uiu1ihKC4VMFEvY19G7nmtH2V4hXQ5F7SUMp_0mpuLQUorSVoLpQpcRmeOhLmZ6tsUJ6tPVMHntCrh5HhuHuBcyQLGnx1-R7/s1600/as%C4%B1.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 181px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5410344823953557890&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg4OzNf1hhbwcB45Sx9w4Ai8VvZLq-2FQnnxTbDE_dGmeu0uiu1ihKC4VMFEvY19G7nmtH2V4hXQ5F7SUMp_0mpuLQUorSVoLpQpcRmeOhLmZ6tsUJ6tPVMHntCrh5HhuHuBcyQLGnx1-R7/s320/as%C4%B1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; İstanbul Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sinan Mahir Kayıran, annelerin bilinçli ve bilgili olmalarının, bebeklerin sağlıklı gelişimleri için son derece önemli olduğunun altını çiziyor.&lt;br /&gt;Bazı hastalıklardan korunmada bağışıklama çalışmalarına önem verilmesi en tutarlı çözüm olmaktadır. Bu sayede bebek ölümleri azalacak, sağlıklı bir nesil yetişecek ve gelişmiş bir toplum olmanın da en önemli göstergelerinden birisine ulaşmayı başaracağız. Hiçbir aşı %100 güvenli değildir. Hiçbir girişim de tamamen risksiz değildir. İşte aşı ile korunabilir hastalıklar ve primer aşılar konusunda mini bir rehber...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Verem (BCG) aşısı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Verem hastalığı dünyada&lt;/strong&gt; ve ülkemizde halen önemini koruyan bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütünün önerileri doğrultusunda ülkemizde verem aşısı (BCG aşısı) iki doz olarak, yaşamın ilk üç ayı içerisinde ve ilkokul yıllarında uygulanmaktadır. Sol omuza cilt içine uygulanan aşıdan sonra o bölgeye 2 gün su temas ettirilmemesi gerekmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Suçiçeği aşısı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Suçiçeği, içi&lt;/strong&gt; sıvı dolu döküntülerle kendini gösteren bulaşıcı bir hastalıktır. Belirtiler, virüs ile temas ettikten 12–15 gün sonra baş ağrısı, ateş, karın ağrısı ve halsizlik şeklinde başlar. 1–2 gün sonra, öncelikle kafa derisinde, yüz ve gövdenin üst kısımlarında, daha sonra kol ve bacaklarda döküntüler görülür. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;İnsandan insana soluma&lt;/strong&gt;, öksürme, hapşırma, döküntülerle temas etme yoluyla bulaşır.Suçiçeği son derece bulaşıcı bir hastalık olduğu için çocukların kreş, okul gibi toplu bulundukları ortamlarda çok kolay yayılır. Döküntülerin ortaya çıkmasının 1–2 gün öncesi ile 4–5 gün sonrası arasında hastalık bulaşıcı safhadadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Suçiçeğinin kesin tedavisi yoktur.&lt;/strong&gt; Genellikle 7–10 gün içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ateş düşürücü ve kaşıntıyı engelleyici ilaçlarla destek tedavisi uygulanabilir. Hafif seyirli bir hastalık olarak bilinmesine karşın bazen hem çocuklar, hem de erişkinlerde ciltte estetiği bozabilecek kalıcı izlere yol açan süper enfeksiyonlar, hastanede tedavi gerektiren zatürree, beyin dokusu iltihabı vb. ağır enfeksiyonlara ve bazı vakalarda ölümlere yol açabilen suçiçeğinin bağışıklık sistemini baskılayan kronik hastalığı bulunan çocuklarda komplikasyonlu geçirilme olasılığı ve ölüm riski yükselmektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Suçiçeğini geçirmiş olanlar&lt;/strong&gt; bu hastalığa bir daha yakalanmazlar. Ancak hastalığın sorunsuz atlatılması kesin olmadığından ideal olanı korunma, yani suçiçeği aşısı olmaktır. Aşı, bu hastalığa karşı vücutta oluşturduğu koruyucu antikorlar yoluyla bağışıklık sağlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Aşı sayesinde&lt;/strong&gt; hastalığın geçirilmesi engellenerek ciltteki yara izlerinin oluşumu önlenir, hayati tehlike yaratabilen komplikasyon riski ortadan kaldırılır, çocuğun okula devamsızlığı ve onunla ilgilenecek anne-babanın işe devamsızlığı önlenmiş olur, semptomatik ilaçların getireceği maddi yük ortadan kalkar, çocuğun ve anne-babanın hissedeceği sıkıntı, endişe, huzursuzluk önlenir. &lt;strong&gt;Ayrıca ileri yaşlarda&lt;/strong&gt; görülebilen zona hastalığı olasılığı azaltılır.1 yaşından büyük ve daha öncesi suçiçeği geçirmemiş tüm çocuklara tek doz olarak uygulanabilir. Çocuğunuz suçiçeği geçirmemişse kreş veya okula başlarken mutlaka aşılanmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hepatit A aşısı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hepatit A,&lt;/strong&gt; halk arasında “&lt;strong&gt;Bulaşıcı Sarılık&lt;/strong&gt;” adı ile bilinen ve karaciğerin iltihabı şeklinde kendini gösteren, Hepatit A virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Virüs ile temas&lt;/strong&gt; ettikten yaklaşık 4 hafta sonra ateş, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik gibi belirtiler gözlenir. Bir hafta kadar sonra sarılık başlar. Sarılık, en kolay şekilde gözlerin beyaz kısmında fark edilir. Bu arada idrarda koyulaşma ve dışkının renginde açılma görülür. Bu belirtiler 3-6 hafta kadar sürdüğü gibi, bazı olgularda 6 ay kadar devam edebilir ya da kötüleşerek tekrarlayabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bazı küçük çocuklar Hepatit A’yı bu belirtilerin hiçbiri görülmeden geçirebilirler. Ancak hepatit A ile daha ileri yaşlarda karşılaşan bir bireyde belirtilerin şiddeti ve hastalığın ciddiyeti yüksektir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hepatit A virüsü&lt;/strong&gt;, hastalığı geçiren kişinin dışkısında yoğun olarak bulunur. Bu dışkının temizlik ve sanitasyon koşulları iyi olmayan ortamlarda yiyecek ve içeceklere, hatta su şebekelerine karışması ve diğer kişiler tarafından tüketilmesi sonucu virüs kolaylıkla bulaşabilir. &lt;strong&gt;Hijyenik olmayan şartlarda&lt;/strong&gt; üretilmiş hazır gıdaların veya iyi yıkanmamış meyve ve sebzelerin tüketilmesi, yeterince temiz olmayan yüzme havuzlarının kullanılması ve çocukların toplu bulundukları kreş ve okullar, Hepatit A’nın yayılması için uygun birer yoldur.Virüsü alan kişiler, hastalanmadan 2 hafta öncesi ve belirtilerin başlamasından 1 hafta sonrasına kadar hastalığı bulaştırırlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Belirti göstermeden&lt;/strong&gt; hastalığı geçiren küçük çocuklar da bulaşmada sessiz birer kaynak konumundadırlar. Hepatit A, hayati fonksiyonu en önemli organlarımızdan biri olan karaciğerin iltihabıdır.Hastalığın belirli tedavisi yoktur, normal şartlar altında hasar bırakmadan kendiliğinden iyileşir. Ancak, bazı kişilerde yoğun hastane tedavisi gerektiren karaciğer yetmezliğine, hatta ölüme yol açabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Küçük bir çocuk&lt;/strong&gt; hastalığı belirtisiz geçirse dahi, farkında olmadan virüsü çevresindeki, bu hastalıktan daha ağır etkilenecek bireylere bulaştırabilir. Kronik karaciğer hastalığı bulunan çocukların Hepatit A geçirmeleri halinde hastalık çok daha ciddi seyreder.Hepatit A, temizlik ve sanitasyon koşulları yetersiz ortamlarda hızlı yayılır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Ellerin sık yıkanması&lt;/strong&gt;, bulaşma olasılığı bulunan besinlerin çok iyi yıkanması, pişirilmesi, suların kaynatılması gibi genel hijyenik önlemler bulaşma riskini azaltsa da tamamen engelleyemez.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bugün Hepatit A hastalığından&lt;/strong&gt; tam korunmanın en etkili ve güvenilir yolu &lt;strong&gt;Hepatit A aşısı&lt;/strong&gt; olmaktır. Daha önce Hepatit A geçirmiş olan kişiler bu hastalığa karşı bağışıklık kazanmışlardır. Ancak henüz geçirmeyenler, her an virüsle temas riski taşırlar. Çocukların hijyenik önlemleri çok iyi bilmemeleri nedeniyle risk bu dönemde yüksektir. Dolayısıyla 2 yaşını bitiren çocuklar öncelikli olmak üzere daha önce hastalanmamış herkesin hepatit A aşısı olması önerilir.Aşı ilk yıldan sonra 1. doz ve 6 ay sonra 2. doz şekilde toplam 2 doz uygulanır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hepatit B aşısı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hepatit B,&lt;/strong&gt; halk arasında&lt;strong&gt; “Sarılık’’&lt;/strong&gt; adı ile bilinen ve karaciğerin iltahabı şeklinde kendini gösteren, Hepatit B virüsünün neden olduğu kronikleşen, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır.Virüs ile temas ettikten yaklaşık 2-6 ay sonra halsizlik, iştah kaybı, bulantı, deride ve göz aklarında sararma, idrar renginde koyulaşma, karın ağrısı gibi belirtiler gözlenir. Bazı vakalarda hiçbir belirti görülmeyebilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hepatit B virüsü&lt;/strong&gt;, başlıca kan ve vücut sıvılarında (tükürük, idrar, ter, semen, vajinal salgı vb.) bulunur. En yüksek bulaşma riskleri, kanla direkt ya da dolaylı temas, cinsel ilişki ve doğum esnasında kronik Hepatit B hastası anneden bebeğe Hepatit B virüsü bulaşması halinde hastalığın kronikleşme olasılığı çok yüksektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Diğer yandan, hepatit B virüsünün vücut dışında 7 gün gibi uzun süre canlı kalabilmesi nedeniyle steril olmayan aletlerle yapılan cerrahi müdahale, diş muayene-tedavileri ve sünnet, berber aletlerinin ya da kişisel temizlik ve bakım eşyalarının ortak kullanımı, Hepatit B hastalığının bulaşmasında aktif rol oynarlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hastalığın bulaşması için derideki ince bir sıyrıktan ya da mukozadan çok az miktarda kanın vücuda girmesi yeterli olabilir. Hepatit B, hayati fonksiyonu en önemli organlarımızdan biri olan karaciğerin iltihabıdır. Hastalığın belirli tedavisi yoktur, genellikle hasar bırakmadan kendiliğinden iyileşir. Ancak, bazı kişilerde yoğun hastane tedavisi gerektiren karaciğer yetmezliğine, hatta ölüme yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bazı kişilerde ise Hepatit B iyileşmez,&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;kronikleşir.&lt;/strong&gt; Hasta, hiçbir hastalık belirtisi göstermemesine karşın virüs karaciğeri tahrip eder. Bu uzun süreç içinde hasta, virüsü çevresindeki kişilere bulaştırmaya devam eder. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Vücudun zayıf düştüğü bir dönemde, siroz veya karaciğer kanseri gelişmesine neden olur. Hepatit B, dolaylı bir temasla her an bulaşabilecek bir hastalık olması nedeniyle mümkün olan en erken yaşta etkin bir şekilde korunmayı gerektirir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bugün tek etkin yöntem&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;hepatit B aşısı olmaktır&lt;/strong&gt;. Hastalığı geçirmiş ve kronikleşmeden tamamen iyileşmiş, ya da aşılanarak hiç hastalanmadan korunmuş kişilerde Hepatit B’ye karşı antikorlar bulunur. Koruyucu antikorların anneden bebeğe geçmemesi nedeniyle henüz yeni doğmuş bebeklerin aşılanmaları gerekir.1. doz doğumda, 2. doz bir ay sonra, ve 3. doz doğumdan 6 ay sonra yapılmak üzere toplam 3 doz ile Hepatit B’ye yaşam boyu korunmak mümkün olabilmektedir. Daha önce aşı olmamış ve virüsle temas etmemiş herkes, yine aynı şema ile 3 doz aşı olarak korunabilirler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kızamık, kızamıkcık, kabakulak (MMR) aşısı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kızamık, ciltte kırmızı döküntülerle kendini gösteren, bulaşıcı solunum yolu hastalığıdır. Virüsle temastan 10–12 gün sonra başlayan ateş, öksürük ve burun akıntısı ilk belirtileri oluşturur. İki-üç gün içinde kafa derisi, yüz ve boyunda başlayan el ve ayaklara kadar yayılan kırmızı döküntüler gözlenir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son derece bulaşıcı olan kızamık, döküntülerin ortaya çıkmasından birkaç gün öncesi ile birkaç gün sonrası arasında bulaşıcı safhasındadır. Virüs, öksürme ve hapşırma ile havaya saçılarak yine solunum diğer kişilere bulaşır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kızamık,&lt;/strong&gt; zatürree, beyin dokusu iltihabı, ölüme ve sakatlıklara neden olan komplikasyonlarla seyredebilir. Ateş, lenf bezlerinde şişkinlik, ciltte yüzden başlayıp yayılan pembe döküntüler, kızamıkçığın tipik belirtileridir. Virüs, öksürme ve hapşırma ile havaya saçılarak yine solunum yoluyla diğer kişilere bulaşır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kızamıkçık&lt;/strong&gt;, özellikle gebe kadınların maruz kalması halinde bebekte ağır sakatlıklara neden olabilen bir hastalıktır. Bebek doğurmayı planlayan bir anne adayı kızamıkçığa karşı bağışık olması gerekir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kabakulak&lt;/strong&gt;, kulak altındaki lenf bezlerinin iltihabı ile kendini gösteren, kabakulak virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Ateş, baş ağrısı, kulak altında (tek ya da çift taraflı) şişkinlik, kabakulağın tipik belirtileridir.&lt;br /&gt;Beyin zarı veya dokusu iltihabı, pankreas, testis, yumurtalık iltihabı ve sağırlık, kabakulak geçiren çocuklarda rastlanması olası komplikasyonlar arasındadır. Özellikle ileri yaşlarda bu hastalığa maruz kalan erkeklerde kısırlık daha sık görülebilen bir komplikasyondur.Bu üç hastalıktan ve yukarıda sıralanan olası komplikasyonlardan koruma yolu, aşı olmaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün bu üç hastalığa karşı geliştirilmiş aşılar tek bir enjektörde toplanmıştır. Böylece uygulanacak kızamık-kızamıkçık-kabakulak (MMR) aşısı ile her üç hastalığa karşı bağışıklık kazanılmış olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;MMR aşısı 9&lt;/strong&gt;. ayında 1 doz kızamık aşısını olmuş bebeklere, 15. ayda 1 doz ve 5-6 yaşlarında 1 doz olmak üzere toplam 2 doz uygulanır. 9.ayda kızamık aşısı yapılmamış olan bebeklere, 12. ayda 1 doz ve yine 5-6 yaşlarında 1 doz uygulanır. Bu üç hastalıktan herhangi birini geçirmiş olmak, üçlü kombine aşının uygulanmasına engel teşkil etmez. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Difteri, boğmaca, tetanos (DBT) aşısı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Difteri ateş&lt;/strong&gt;, halsizlik ve solunum güçlüğü ile seyreden bulaşıcı bir hastalıktır. Öksürme ve aksırma ile havaya yayılan bakteri, ağız, boğaz ve buruna yerleşerek enfeksiyona yol açar. Hastalanan her 10 kişiden 1’i her türlü tedaviye rağmen solunum yollarının tıkanması, kalp yetmezliği ve felçler nedeniyle yaşamını kaybeder. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Boğmaca&lt;/strong&gt;, çoğunlukla 2 yaşından küçük çocuklarda görülen, nefes almayı engelleyecek biçimde öksürük nöbetlerine neden olan, bakteriyel bir enfeksiyon hastalığıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Tetanos,&lt;/strong&gt; varlığını genellikle toprakta sürdüren bir bakterinin, vücuda yara ve kesiklerden girerek yol açtığı bir enfeksiyon hastalığıdır. Vücut kaslarının sertleşmesi, kasılması ve çene kilitlenmesi şeklinde seyreden hastalığa, bu bakterinin salgıladığı toksinler neden olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çocuk felci (IPV), Hib (Menenjit) aşısı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuk felci, polio virüsünün neden olduğu bir hastalıktır. Solunum yolu ile bulaşan ve tedavisi olmayan bu hastalık, kalıcı sakatlıklara ve hatta ölüme neden olabilir.&lt;br /&gt;Günümüzde polio virüsünün yeryüzünden silinmesi amacıyla yoğun aşılama programları uygulanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hib menenjiti,&lt;/strong&gt; Hib (hemofilus influenza tip b), özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda, başta beyin zarı iltihabı (menenjit) ve zatürree olmak üzere ölümle sonuçlanabilen birçok ağır hastalığa yol açabilen bir bakteridir. Bu bakterinin sorumlu olduğu hastalıklardan Hib menenjiti, erken ve uygun tedaviye rağmen her 5 vakanın 1’inde işitme kaybı, zeka geriliği, felç ve epilepsi gibi nörolojik komplikasyonlar doğurabilir.&lt;br /&gt;Komplikasyonlu vakaların %3-8’i, ölümle sonuçlanır.Solunum yoluyla kolayca bulaştığı için özellikle yuva, kreş, anaokuluna giden çocuklarda Hib enfeksiyonları fazla görülür. Hib menenjiti en önemli yaşamsal organ olan beynin zarlarını etkilediği için geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. Bu 5 hastalıktan korunmanın yolu, aşı olmaktır.&lt;br /&gt;Günümüzde 5 ayrı aşı yerine tümünün tek bir enjektörde toplandığı karma aşılar geliştirilmiştir.Bu 5 hastalığa karşı geliştirilen karma aşı, çocuklara 2., 4., 6. ve 18. aylarında uygulanmalıdır. 5-6 yaşına geldiklerinde, difteri-tetanoz-boğmaca 3’lü karma aşı ve çocuk felci aşısı yapılmış olan çocuklara tekli (monovalan) Hib aşısı uygulanabilir.&lt;br /&gt;Ülkemizin bölgesel özelliği dikkate alındığında ağızdan verilen oral poio aşısı önemini korumaktadır. İlk 2 dozun aşıya bağlı felç riskini ortadan kaldırmak için IPV olarak yapılması önerilebilir. İlk 2 dozdan sonra en az 1 veya 2 doz oral polio aşısı yapılmalıdır. Oral polio uygulandıktan sonra bebek hemen emebilir ya da beslenebilir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Pnömokok aşısı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Pnömokoklar çocuklarda özellikle ülkemizde en sık orta kulak iltihabı ve zatürre nedenleri arasındadır. Özellikle son zamanlarda kullanmaya başladığımız bu aşı doğumdan sonra ikinci aydan itibaren başlayarak 1-2 ay ara ile 3 doz, 12-15 arasında tek doz önerilmektedir. İlk kez aşılanacak 2-9 yaş arasındaki çocuklara ise tek doz önerilmektedir. En sık yan etkisi, aşı sonrası gelişen ateş ve huzursuzluktur. &lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/3103785286830568723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/12/bebeklerin-as-rehberi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/3103785286830568723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/3103785286830568723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/12/bebeklerin-as-rehberi.html' title='Bebeklerin Aşı Rehberi'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg4OzNf1hhbwcB45Sx9w4Ai8VvZLq-2FQnnxTbDE_dGmeu0uiu1ihKC4VMFEvY19G7nmtH2V4hXQ5F7SUMp_0mpuLQUorSVoLpQpcRmeOhLmZ6tsUJ6tPVMHntCrh5HhuHuBcyQLGnx1-R7/s72-c/as%C4%B1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-4721942312315953518</id><published>2009-04-27T15:09:00.002+03:00</published><updated>2009-04-27T15:11:32.226+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cilt bakimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamilelik"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamilelikte cilt bakimi"/><title type='text'>Hamilelikte Cilt Bakımı</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizbAU0Ih5ZRkl6gFW0qolUD0WvYckrH1Yyo3T97Ja2s9_a7rDrbDYRvFPQQFvYwhlQBtEidnz1uKBy1dNwqshACAT2_6FStS3y7ex6xEDuXswhdMg4JTqXtqJ7IzjGBwMzQ8BB694bsJIa/s1600-h/hamilelik.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5329342584668988594&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 318px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizbAU0Ih5ZRkl6gFW0qolUD0WvYckrH1Yyo3T97Ja2s9_a7rDrbDYRvFPQQFvYwhlQBtEidnz1uKBy1dNwqshACAT2_6FStS3y7ex6xEDuXswhdMg4JTqXtqJ7IzjGBwMzQ8BB694bsJIa/s320/hamilelik.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Hamilelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında, annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve gözardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor.&lt;br /&gt;Hamilelik sırasında vücudun her geçen gün genişlemesiyle birlikte gerginliğini kaybeden ciltte kuruma, elastikiyetin kaybolması ve hassasiyet görülür. Özellikle göğüsler, karın ve baldırlar en fazla etkilenenlerdir.&lt;br /&gt;Doğumdan sonra vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız, hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur. Duş sırasında cildi fazla gerip parlatmamaya çalışarak, hafif yağlı bir sabun ve on beş günde bir gomaj&#39;la (gomaj, vücut için bir tür keseleme görevini yerine getiren bir kremdir; bu kremi vücuda uyguladıktan sonra masajla oğuşturarak, eski, ölü hücrelerin atılması sağlanır) cildi yumuşatmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arada bir yapılacak hafif kese, kan dolaşımını arttırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir. Çatlaklara Karşı Uygulanacak Strateji Çatlaklar alt derinin elastikiyetini ve hormonal dengesini kaybetmesiyle oluşur. Fakat gerçekte henüz hiç kimse çatlak olgusunun gerçek sebebini ve bazı kişilerde niçin oluşmadığını bilmemektedir. İşin ilginç yönlerinden biri de eğer sık hamilelik söz konusu değilse, çatlakların 25 yaşından genç olanlarda daha sık rastlanmasıdır. Ani ve çok kilo almalar, durumu daha da kötüleştirebilir. Çatlaklara esmer ve kumrallarda daha az rastlanır. Önce kırmızı, daha sonra sedefimsi bir cilt altı yarası oluşumu ile belirginleşen çatlakların özellikle oluştuğu yerler göğüsler, karın bölgesi ve kalçalardır. Çatlakların her ne kadar daha ziyade hamileliğin son üç ayında oluştuğu söylense de, bu ancak kann bölgesi için geçerli olup, ilk haftalardan itibaren büyümeye başlayan göğüsler için değildir. Tabii ki tüm bunlara karşı önlemler de yok değildir. Mücadeleye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyi sonuç alınır. Hamileliğin ilk aylarından itibaren söz konusu vücut bölgelerine çatlak kremlerini tatbik etmeye başlayın. İyice nüfuz ettirecek kadar vakit ayırın ve bunu doğuma kadar sürdürün. Bir tek gün bile atlamayın. Kremden tasarruf etmeyin. Alt deri lifleri ne kadar yumuşak olursa, o kadar kırılgan olurlar. Bu yüzden fazla ve çabuk kilo almamaya çalışın. Şansınızı daha da arttırmak için üçüncü aydan itibaren, her altı haftada bir vücut masajı yaptırın. Bu hücrelerin daha iyi beslenmesini sağlayıp artıkların atılmasını kolaylaştıracaktır. Yalnız dikkat! Masaj mutlaka elle yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Göğüsler Hormonal etki altında çok hızlı büyüyen göğüslere, biraz can yaksa bile özel göğüs toniği ile hafifçe masaj yapılmalıdır. Toniği genişçe boyun ve omuzlara kadar tatbik edin. Çünkü göğüslerin etrafinı da kuvvetlendirmek gerekir. Daha sonra, dairesel hareketlerle çatlak kremini göğüs başlarına gelmeyecek şekilde uygulayın. Sıkı olmayan fakat sağlam sütyenleri tercih etmelisiniz. Eğer göğüsleriniz fazla büyürse, sütyeni gece de takmaya devam edin. Ancak göğüslerin büyümesi düzenli olmadığı için önceden sütyen almayın. Bebeği emzirmeyi düşünüyorsanız, son ayda önden fermuarlı veya çıtçıtlı bir sütyen alın. Hamilelik döneminde cilt çok hassastır. Dolayısıyla tahrişlerden kaçınırı. Doğumdan sonra şişkinliği inmiş olan karın bölgesi, inceltici ve kuvvetlendirici etkilere sahip kremlerle beslenmelidir. Bu, söz konusu bölgeyi daha kısa zamanda kendine getirecektir. Eğer bebeğinizi emziriyorsanız aynı bakımı göğüslerinize de göstermelisiniz. Çünkü göğüsler emzirme sırasında süt gelirken devamlı büyür ve küçülürler. &lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/4721942312315953518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/04/hamilelikte-cilt-bakm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4721942312315953518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4721942312315953518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/04/hamilelikte-cilt-bakm.html' title='Hamilelikte Cilt Bakımı'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizbAU0Ih5ZRkl6gFW0qolUD0WvYckrH1Yyo3T97Ja2s9_a7rDrbDYRvFPQQFvYwhlQBtEidnz1uKBy1dNwqshACAT2_6FStS3y7ex6xEDuXswhdMg4JTqXtqJ7IzjGBwMzQ8BB694bsJIa/s72-c/hamilelik.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-6360371877687832120</id><published>2009-04-27T14:52:00.003+03:00</published><updated>2009-04-27T15:08:32.758+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dogum"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dogum haftasi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gebelik haftalari"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamile olmak"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamilelik"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamilelik donemi"/><title type='text'>Hamileliğinizi Hafta Hafta Takip edin</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg3y82FB8ANlvFmgy6nrBnECHeOI5hInPY2GRuGHrHeCwgpLoOrdDYGF5fkhL8kudj34TvmveQhEWPnf7AeGsqJ_WPcv-tzQUuMbg42GIfaiYBK3gK4zZk5daoAHroJBcbl-nLPuekS1O5T/s1600-h/hamile2.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5329341842026023922&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 211px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg3y82FB8ANlvFmgy6nrBnECHeOI5hInPY2GRuGHrHeCwgpLoOrdDYGF5fkhL8kudj34TvmveQhEWPnf7AeGsqJ_WPcv-tzQUuMbg42GIfaiYBK3gK4zZk5daoAHroJBcbl-nLPuekS1O5T/s320/hamile2.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Hafta Hafta Gebelik&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1. Hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;GEBELİĞİN İLK HAFTASI Çoğu insan için şaşırtıcı olmakla birlikte gebeliğin başlangıcı olarak, gebe kalınan ilişkinin olduğu gün değil, bundan yaklaşık 14 gün öncesi yani son adet kanamasının ilk günü (SAT) kabul edilir. Bu durumda kanamanızın başladığı gün istatistiksel anlamda gebeliğiniz başlar. Bu şekilde hesaplandığında insanlarda gebelik 280 gün yani 40 hafta sürer. Ay hesabı yapmak karışıklığa neden olabileceğinden gebeliğinizi takip ederken hafta olarak ifade etmeyi öğrenmelisiniz. 28 günde bir adet gören kadın için yumurtlama zamanı kanamanın başlangıcından itibaren 14. gün civarıdır. Bu günler zararlı alışkanlıklardan vaz geçmek için en uygun dönemdir. Örneğin sigara içmeye son verilip, alkol ve ilaç alımını kısıtlayın. Uygun ve sağlıklı beslenme alışkanlığı elde etmeye çalışın. Bu alışkanlıklar rahat bir gebelik süreci için önemli. Bol miktarda taze meyve ve sebze tüketmeniz, yapay maddeler içeren besinlerden uzak durmanız ve olabildiğince fazla su içmeniz gerekiyor. Daha önceden başlanmadı ise bu zaman içinde folik asit alımına başlanabilir. Folik asit sayesinde nöral tüp defekterinin yaklaşık %50’lik bir kısmı önlenebilir. Eğer mümkünse egzersiz yapmak yine oldukça yarar sağlar. Bu gebelik öncesi dönemde pozitif düşünmek ve mümkün olduğunca dinlenerek stresden uzak durmak dünyaya getirmeye çalıştığınız bebeğiniz için oldukça iyi bir başlangıç olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. Hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;HORMONLAR İŞ BAŞINDA Anne adayının yumurtalıklarında yumurta hücresi gelişimi devam eder. Bu esnada endometrium adı verilen rahim zarı da kalınlaşmaya başlar. Bu kalınlaşmanın amacı döllenme meydana geldikten sonra oluşacak embryonun rahim içinde rahatlıkla tutunmasını sağlamaktır. Yeni gelişecek olan canlının ihtiyaçlarını karşılamak üzere vücudun bu kısmında kanlanma artar. Bu haftanın sonunda gelişen yumurta çatlayarak yumurtalıktan atılır. Yani yumurtlama meydana gelir. Bir adet döneminde kadında sadece 1 yumurta üretilir ve çatlar. Çift yumurta ikizlerinde ve üçüzlerinde farklı olarak tek bir yumurta değil birden fazla yumurta atılır. Bu yumurtaların hepsi döllenir ise çoğul gebelik olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;HAYATIN BAŞLADIĞI ANDASINIZ Yumurtalıklardan atılan yumurta hücresi ile erkekden gelen sperm fallop tüplerinde karşılaşır. Pekçok sperm, yumurta etrafında kümelenmesine rağmen bunlardan sadece 1 tanesi yumurtanın zarını geçerek içine girer ve kendi genetik materyali ile yumurtanın genetik materyali birleşir. Yani döllenir. Döllenme ile birlikte adına yaşam denilen mucize başlar. Fertilizasyon yani döllenme tek bir spermin yumurta hücresinin içine girmesi ile başlar ve zigot adı verilen oluşumun ortaya çıkması ile sonlanır. Fertilizasyon süreci yaklaşık 24 saat kadardır. Bir sperm yaklaşık 48 saat canlı kalabilir. İlişki esnasında vajina içine yaklaşık 300 milyon sperm bırakılır. Spermlerin sadece %1’i yani 3 milyon kadarı rahim içine girebilir. Rahim içine giren spermler kadının üreme organları içinde ilerleyerek tüplere kadar ulaşırlar. 10 saat süren bu seyahat sonunda yumurta hücresine kadar gelen spermleri başka bir görev bekler; yumurta hücresinin kabuğunu kırarak içine girmek. Yumurta hücresi zona pellucida adı verilen bir zar ile çevrilidir. Spermlerden sadece 1 tanesi bu zarı delerek yumurtanın içine girebilir. Penetrasyon adı verilen bu işlem 20 dakika kadar sürer ve bir sperm penetre olduktan sonra zona pellucida tamamen kapanarak başka bir spermin girişine izin vermez. Sperm ve yumurta hücrelerinin çekirdeklerinin birleşmesi ile zigot ortaya çıkar ve döllenme sona erer. Zona pellucida’nın içindeki tek hücreli zigot döllenmeden 1.5-3 gün sonra bölünmeye başlar. Bu ilk bölünmeye klivaj adı verilir. Ortaya çıkan hücrelere ise blastomerdir. Klivajı takiben hızlı bir bölünme süreci başlar. Yaklaşık her 20 saatte bir hücre sayısı ikiye katlanır ve her bölünme ile birlikte zona pellucida içinde bulunan blastomerlerin çapı küçülür. Hücre sayısı 16’ya ulaştığında artık zigot morula adını alır.Tüm bu olaylar gerçekleşirken zigot tüp içinde rahim boşluğuna doğru olan seyahatini devam ettirmektedir. 4. güne gelindiğinde morula uterus içine ulaşmıştır. Bu aşamada hücre bölünmesi hızla devam etmektedir ve morulanın merkezinde bir boşluk oluşmaya başlar. Bu aşamadaki oluşuma blastokist adı verilir. Zona pellucida boyutları sabit olmakla birlikte içindeki hücreler düzleşir ve yoğunlaşır. Blastokist aşamasında artık hücre faklılaşmasıda balşamaktadır. Hücrelerin bir kısmı embryoyu oluşturacak olan embryobalastlar iken geri kalan hücreler plasentayı yapmak üzere trofoblast olarak farklılaşır. Döllenmeden 5-6 gün sonra implantasyon yani rahim içine yerleşme başlar. Blastokist zona pellucida’yı yırtarak çıkar. Buna Hatching adı verilir. Bu esnada trafoblastlar bir enzim salgılayarak rahim içindeki hücre yapısını değiştirir ve blastokist için bir implantasyon alanı sağlar. Aynı anda trofoblastlardan hCG hormonu da salgılanmaya başlar. Bu hormon gebelik testlerinin pozitif olmasını sağlayan hormondur. İmplantasyonu takiben endometriumun (rahim iç zarı) o bölümünde kanlanma artar ve gebeliğin devamı için gerekli olan kan dolaşımı başlar. Döllenme anında bebeğin cinsiyeti bellidir. Eğer dölleyen sperm X kromozomu taşıyor ise bebek kız, Y kromozomu taşıyor ise erkek olacaktır. Dolayısı ile bebeğin cinsiyetini belirleyen erkek, yani babasıdır. Kadının bebek cinsiyetinde en ufak bir rolü yoktur. Bu devrede cinsiyeti saptamak ancak genetik inceleme ile mümkündür. Bu aşamada belli olan sadece cinsiyet değildir. 38 hafta sonra dünyaya merhaba diyecek olan bireyin göz renginden kan grubuna kadar bütün genetik yapısı bellidir ve değiştirilemez. Annedeki değişiklikler Bu aşamada anne adayında herhangi bir fiziksel ya da ruhsal değişiklik yoktur. Yanlız implantasyon esnasında hafif bir lekelenme şeklinde kanama olabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4. Hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ANNE OLACAĞIM Bu haftanın sonunda tüm dünyaya anne olacağınızı ilan edebilirsiniz. Normalde adet görmeniz gerekirken adetiniz gecikti. Zaman zaman bu tür gecikmeler olabileceğini biliyorsunuz ama yine de heyecanlısınız. O halde neden daha fazla merakta kalacaksınız. Hemen eczaneden bir gebelik testi alıp evde yapın. Sonuç negatif çıkarsa hemen ümitsizliğe kapılmayın çünkü zaman zaman gebelik testleri negatif olabilir. Bu durumda yapılması gereken en akıllıca iş hemen doktorunuzdan randevu almakdır. Henüz bir doktorunuz yoksa hemen arkadaşlarınıza sormaya başlayın. Günümüzde bilinçli bir kadının düzenli görüştüğü ve aklına takılanları sorabildiği bir jinekoloğunun olmaması çok yazık. Doktorunuz sizi muayene edecektir. Bu dönemde yapılan ultrasonografide gebelik kesesini görmek genelde mümkün değildir. Ancak kanda yapılan gebelik testi %100’e yakın doğrulukla gebeliğin olup olmadığını tespit edebilir. Eğer gebelik varsa doktorunuz size önerilerde bulunacaktır. Gebelik yoksa ya da adet görürseniz fazla üzülmemeye çalışın. İlk denemede gebe kalma oranının sadece %25 olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Denemeye devam edin. Eğer adet gecikmesine rağmen gebe değilseniz doktorunuz size adet gördürecek bir tedavi verecektir. Gebe bir kadında bazı fizyolojik ve ruhsal değişiklikler olur. Bu aşamadaki belirtiler adet öncesi belirtilerle hemen hemen aynıdır. Halsizlik, yorgunluk ve göğüslerde hassasiyet bulunur. Bu arada içerilerde neler olduğuna bir göz atalım. Döllenmeden yaklaşık 1 hafta sonra impalantasyon gerçekleşmiştir ve trofoblast adı verilen hücreler endometrium hücrelerini hasarlayarak minik kan göllenmelerine neden olmaktadırlar. Bu göllenmeler yeni damar oluşumunu tetikler ve oluşacak olan plasentanın dolaşımı başlar. Embryoblast adı verilen hücre grubu ise hızla çoğalarak 2 tabakalı bir disk oluşturur. Bu tabakalardan üstte olanı amniyon zarı ve embryo olarak gelişimine devam ederken alt tabaka ise yolk sac adı verilen oluşumu meydana getirir. 4. haftanın sonunda koriyonik villus adı verilen doku rahmin içine doğru ilerler ve embryoda kan damarları teşekkül etmeye başlar. Yolk sac ise kan sistemini meydana getiren hücreleri üretmeye başlamıştır. Bu haftanın sonunda embryo ile plasenta arasında connecting stalk adı verilen bir oluşum bulunur ve bu daha sonra göbek kordonunu meydana getirir. Yine embryonik disk üzerinde ince bir hücre tabakasının ortaya çıkması gastrulasyon adı verilen devreye gelindiğini belirler. Bu işlemin sonunda embryonun 3 katmanı; ektoderm, endoderm ve mesoderm oluşur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5. Hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ŞU GEBELİĞE BİR GÖZ ATALIM Salgılanan hormonların etkisi ile erken gebelik belirtilerini hissedeceksiniz. Memelerde dolgunluk ve hassasiyet bu haftada en sık karşılaşılan yakınmadır.Sürekli uyku hali ve halsizlik genelde görülen bulgulardandır. Uterusunuzdaki büyüme mesanenizin kapasitesini azalltığı için sık sık tuvalete gitme ihtiyacı duyabilirsiniz. Eğer hala daha doktorunuza gitmediyseniz biran önce gidin çünkü içinizdeki canlı ile tanışma zamanı geldi.Doktorunuz vajinal ultrasonografi ile gebelik kesesini uterus içinde size gösterecektir. Eğer ultrasonda kese görülemez ise bu bir dış gebelik olabilir.Dış gebelik hayati tehlike yaratabilen ciddi bir durumdur, bu nedenle ilk kontrolünüzü geciktirmemeniz kendi menfaatiniz icabıdır Döllenmeden sonraki 16. günde gelişim iyice hızlanır. Endoderm tabakasından akciğerleri çevreleyen zarlar, dil, bademcikler, ürethra, mesane ve sindirim sistemi gelişirken, mesodermden kaslar, kemikler, lenf sistemi, dalak, kan hücreleri, kalp, akciğerler ile üreme ve boşaltım sistemleri farklılaşır.Cilt, tırnaklar, saç, gözün lens tabakası, işitme sistemi, burun, sinüsler, ağız, anus, diş mineleri, hipofiz bezi, meme dokusu ve sinir sitemi ise ektoderm tabakasından farklılaşır. Döllenmeden 17-19 gün sonra embryonik alan bir armuta benzer. Kafa kısmı kuyruk kısmına oranla daha geniştir. Ektoderm tabakası nöral plakayı oluşturmak üzere kalınlaşır. Bu plakanın kenarları kıvrılır ve nöral oluk adını alır. Bu embryonun sinir sisteminin taslağıdır ve ilk gelişen organ sistemlerinden birisidir. Bu haftanın sonunda bebeğin kan hücreleri oluşmuştur ve epitel hücreler arasında kanallar oluşturmaya başlamıştır. 21. güne ulaşıldığında mesodermden köken alan somitler nöral oluğun her iki yanında ve kuyruk kısmından başlayarak belirmeye başlar. Endokardial hücreler ise erken embryodaki ilkel kalp tüplerini meydana getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6. Hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;DİKKAT ÇALIŞMA VAR! Belki de hala daha gebe olduğunuzu size fark ettirecek şikayetleriniz yok. Gebelik öncesi yaşantınız ile hiçbir fark göremiyorsunuz. Bilmelisiniz ki içinizde bir fabrika var ve hayal bile edemeyeceğiniz kadar hızlı çalışıyor. Embryonun tek tek her hücresi sürekli faaliyet halinde. Bu faliyetin sonucu olarak bazı şikayetlerde yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Pek çok kadın gibi sizde özelikle sabahları uyandığınızda midenizin bulandığını fark edebilir hatta kusabilirsiniz. Eskiden sizi cezbeden yemek kokuları artık size tiksinti veriyor ya da eşinizin o çok sevdiğiniz parfümünün birden bire aslında hiç de güzel olmadığını fark ettiniz. İş arkadaşınızın sigarası hiç sizi bu kadar rahatsız etmemişti. Aslında tüm bu kokular yine eskisi gibi. Değişen sizsiniz. Gebelik hormonlarının beyninizdeki bulantı merkezini uyarması neticesinde olan bu durum emesis gravidarum olarak adlandırılır. Eğer bulantı ve kusmalar sizin yaşantınızı ve beslenmenizi etkileyecek kadar şiddetli olur ise hiperemesis gravidarum tablosu gelişti demektir.Bu durumda ilaç kullanmanız gerekebilir. Bu dönem bebeğin organ gelişimi için kritik olduğundan alkol, sigara gibi bebeğe zararlı olabilecek maddelerden uzak durulmalıdır. Pek çok anne adayı bu dönemde gebe olduğunu sevdikleri ve dostları ile paylaşmak ister ve aileye yeni bir bireyin katılacağı müjdesi bu haftada verilir. Bazı anne adayları ise mutlu haberi paylaşmak için düşük riski olan dönemin geçmesini ve gebeliğin normal seyrettiğinden emin olmayı beklerler. Her iki davranış şekli de normaldir. Döllenmeden sonra 21-23 günlerde embryonun boyu 1.5-3 mm kadar olmuştur. Bu dönemde çok hızlı birbüyüme ve değişim söz konusudur. Somitlerin sayısı 4-12 çift kadardır. Göz ve kulak taslakları meydana gelmiştir. Nöral tüp yavaş yavaş kapanmaya başlar. Nöral taç adı verilen kısım ise kafatası ve kafayı oluşturmaya başlar.Oluşan 2 endokardial tüp birleşir ve S şeklinde tek bir tüp meydana getiriler. Bu asimetrik oluşum ilkel kalpdir ve bu dönemde kasılmaya başlar. Yani embryonun kalbi atmaya başlamıştır. Ancak damarlar tam anlamı ile gelişmediğinden tam bir dolaşım olmaz. Embryo connecting stalk ile gelişen plasentaya bağlıdır. En gelişmiş sistem merkezi sinir sistemidir ve önbeyin tamamen kapanmıştır.27. Günün sonunda embryo C şeklini almıştır. Yüz ve boyunu oluşturacak olan kıvrımlar belirgindir. Kalpde karıncık ve kulakcıkları ayıracak olan septalar belirir.Kapakçıklar gelişmeye başlar. Sindirim sitemini oluşturacak olan hücreler karaciğer, mide ve pankreas üretmek üzere farklılaşmaya başlar. Sindirim siteminde ilk farklılaşan hücre grubu karaciğer yapacak olan hücrelerdir. Embryo boyu 5 mm kadar olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7. Hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;TOMURCUKLAR AÇIYOR Siz hala dışarıdan birşey fark etmesenizde embryonuzda hummalı faliyet devam etmektedir. Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu bir fasülye tanesi kadar olacaktır. Eğer rahimin içine direk olarak bakma ya da bir kamera yerleştirme şansınız olsa idi göreceğiniz tıpkı bir fasülye tanesi gibi bir cisim olacaktı.Bu fasülyenin tepe kısmına dikkat ettiğinizde iki küçük siyah noktacığı fark edebilecektiniz. İşte bu iki küçük nokta bebeğinizin gözleri olacaktır, hatta gözün ağ tabakası olan retina oluşmaya başlar.Biraz daha kenarda yer alan topluiğne başından küçük çukurluklar da kulaklar olarak gelişecektir.Bu organlar hem denge hem de işitmede görev alır. İlkel bir ağız ve dil fark edilebilir.Yine bu haftada kol ve bacak tomurcukları oluşmaya başlar. İnce bir tabaka halinde deri belirir. 30-40 somite ulaşılır.Beyin 3 ana kısmına ayrılır. Tiroid bezi gelişimini sürdürür, lenfatik sistem ilk defa oluşmaya başlar.Kalp kısımları plasma ve kan hücreleri ile dolar.Kan dolaşımı başlamıştır.Şimdilik iki bölümden oluşan kalp dakikada 150 defa atmaktadır. Doppler ultrason ile bebeğinizin kalp atımını doktorunuz size dinletebilir.Akciğer gelişimi devam etmektedir..Safra kesesi, mide, barsaklar ve pankreas gelişimini sürdürür. Plasentadan gelen kan karaciğere ulaşır. Amniyon connecting stalk’ı çevreler ve içine alır. Connecting stalk daha sonra erişkinde umbilikal vesicle adı verilen bir oluşum olarak kalır.Kol tomurcukları artık oldukça belirgindir buna karşılık bacak tomurcukları yeni oluşmaya başlar. Embryo artık tamamen amniyon kesesi içinde yerleşmiştir.Somitler kas ve kemikleri oluşturmak üzere farklılaşmaya başlar. Dışarıdan gebe olduğunuzu fark ettirecek hiçbir değişim yoktur. Bu dönemde 1-2 kilo alınabilir ya da verilebilir. Her iki durum da normaldir. Gebeliğin erken belirtileri yavaş yavaş azalmaya başlar, buna karşın bulantı ve kusmalar artabilir. Bu şikayetler özellikle sabah erken saatlerde daha fazla olur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;EL FALI BAKILIR ! Terminolojik açıdan bebeğiniz hala daha embryo olarak adlandırılmaktadır. Bunun nedeni alt kısmında kuyruğa benzer bir çıkıntının olmasıdır. Gelişmekte olan bebeğinizde küçülen tek bölüm bu çıkıntıdır. Diğer bölümler ise süratle büyümeye devam etmektedir.Özellikle beyin ve kafa hızla büyümeye devam eder.Göz kapakları kıvrım şeklinde ayırd edilebilir. Alt çene belirginleşmeye başlar.Omurilik gelişimini sürdürür.Üst damak farklılaşır. Burnun ucu oluşur. Dişetlerinin altında dişler gelişimini başlatır.Yemek borusu farklılaşır ve nefes borusundan ayrılır.Kalp içinde kapakçıklar fark edilmeye başlar.Kalbin 4 odacığı ayırdedilebilir. Akciğerler yemek borusunun iki yanında yer alırlar. Böbrek oluşmaya başlar.Kollar silindirik şekilde uzamaya başlarken uçlarında el ayaları belirmeye başlar. Kollarda sinir iletimi başlar.Yine kollar kıvrımlanır. Bu kıvrım gelecekdeki dirsekdir. Hala daha kendinizi gebe gibi hissetmiyor musunuz? Önemli değil. Önünüzde daha çok zaman ve yaşanacak şey var. Örneğin gebelik öncesinde kapalı bir yumruk kadar olan rahiminiz artkı neredeyse portakal kadar oldu bile. Rahimdeki bu büyümeler sizde zaman zaman hissedeceğiniz karın kramplarına neden olabilir. Bu arada kendinizi ergenlik döneminde gibi hissedebilirsiniz. Çünkü hormonal değişimlere bağlı olarak cilt değişiklikleri baş göstermeye başlayacaktır. Yağlı bir cilt ve sivilcelenme bunun en tipik göstergeleridir. Psikolojik durumunuz yavaş yavaş düzelmeye başlar ve gebelik kabullenilir. Artık gebeliğe alışmaya başlıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;ÇİŞİM GELDİ! Embryonik kuyruk iyice kaybolmuştur. Kıkırdak ve kemik dokuları oluşmaya başlamıştır. Barsaklar göbek kordonu içinden karın boşluğuna doğru göç etmeye başlarlar.Beyin hala daha en büyük organdır. Yutak belli olmaya başlar.Ağız boşluğu oluşumu görülebilir. Kulak kepçesi farklılaşır. Gözde retina iyice belli olabilir. Göz kapakları fark edilebilir.Burun delikleri belirir.Koku almaya yarayan sinir oluşur.Yemek borusu uzar ve kalpden çıkan kan iki ayrı yönde pompalanmaya başlar.Meme uçları belirgindir.İnce barsaklar uzar, böbrek oluşumu tamamlanır ve ilk kez idrar üretmeye başlar.İlkel cinsiyet hücreleri oluşmaya başlar. Dış genital organların farklılaşması başlamıştır.Ancak hala daha kız yada erkek olduğu bellli değildir. El ve dirsek belirginleşir. Bacaklarda sinir iletimi başlar.Bebek içinde yüzdüğü suyun içinde hafif hafif hareket etmeye başlar. Sizde ise ikinci adet dönemi de gecikmiştir. Belirgin bir kilo artışı olmasa da memeler büyürler ve dolgunluk ve hassasiyet olur. Bu dönemde destekleyici sütyen giymeye başlamak gerekebilir. Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu yanma hissi olabilir. Bu dönemde günlük kalori gereksiniminiz yaklaşık 300 kalori artmıştır. Yeterli kalsiyum alabilmek için bol bol süt içmelisiniz. Eğer süt içmeyi sevmiyor iseniz özel ilaçlar ya da daha iyisi yağsız peynir gibi süt ürünleri tüketebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;HAREKET ZAMANI Fertilizasyondan 47-48 gün sonra ilk kez beyin dalgaları üretilmeye başlar.Kafa dik durumdadır ve iç kulakda denge sağlayan kısımlar gelişir. Dudakların gelişimi tamamlanır. Gözler kapalıdır.Gonadlar gelişir ve testis ya da over olarak farklılaşır. Kalp gelişimini büyük ölçüde tamamlar. Gövdenin dışında gelişmiş olan barsaklar karın boşluğu içine doğru iyice hareket ederler.Diz ve ayak belirginleşir. Ayak parmakları ve tırnakları belli olur. Kaslar güç kazanmaya başlar.Kız bebeklerde klitoris erkek bebeklerde ise penis gelişir.Hemen hemen bütün eklemler ve kasların oluşumu tamamlandığı için bebek artık su kesesi içinde hareket etmeye başlar, ancak bu hareketler sizin hissetmeniz için yeterli değildir.Bu haftanın sonunda bebeğinizin organogenez adı verilen organ gelişimi dönemi tamamlanmıştır. Gebeliğin geri kalan kısmında bu organların olgunlaşması olacaktır. Bu dönemlerde anne adayının duygu durumunda dalgalanmalar çok sık görülür. Kendinizi zaman zaman melankolik zaman zaman da çok mutlu hissedebilirsiniz. Bu çok normal bir durumdur. hem gelişen bebeğinizin dişleri hem de kendi diş etlerinizin sağlığı için yeteri kadar flor aldığınızdan emin olmalısınız. Kan hacminiz arttığı için cildinize yakın toplardamarlarda koyulaşmalar fark edebilirsiniz. Bu durum özellikle bacaklar ve memelerde belirgindir. Kilonuz da artık artmaya başladı.Bulantı ve kusmalarınızın azalmaya başlaması bu dönemlerde beklenebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;11. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;BANA FETUS DE! Bu haftadan başlayarak artık içinizdeki bebeğiniz embryo olarak adlandırılmaz. O artık kocaman bir FETUS ve boyu yaklaşık 3 santimetre.Gebeliğin en kritik dönemi artık sona erdi. Bu haftada beyin hızla büyümesini sürdürmektedir ve fetusun boyunun yarısını kafa oluşturmaktadır. Fetusun gözleri kapalıdır ve bu göz kapaklarının altında iris tabakası olgunlaşmasına devem etmektedir. Böbreklerde idrar üretimi başladığından içinde yüzdüğü amniyon sıvısının da miktarı artmaya başlar ve bu haftada yaklaşık 50 ml olur. Sizde ise rahim bir greyfurt büyüklüğüne ulaşmıştır ancak hala daha pelvis içinde yer alır. Bulantılar azaldığından iştahda bir artış görülür. Bu dönemde prenatal testlerden bazıları yapılabilir. Doktorunuz bu konuda size yol gösterecektir. Son günlerde giderek popülerite kazanan ilk trimester tarama testleri üçlü test kadar gerçekçi sonuçlar vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;ANNE BEN GÜZEL MİYİM? Diş etlerinde 20 dişinde yerleri belli olmuştur. Yüz insan görünümündedir, ağız içinde ise üst damak birleşmeye başlamıştır. Yüz derisi içinde kıl kökleri belirmeye başlar. Fetusun gırtlağında ses telleri oluşumunu tamamlar ve teorik olarak fetus ses çıkartabilir. Karın boşluğunda ise barsaklar karın içine girmiştir ve hareketleri başlamıştır. Karaciğer safra salgılamaya başlar ve salgılanan safra safra kesesinde depolanır. Tiroid, ve pankreas gelişimini tamamlar. Pankreasdan insülin salgılanır. Her iki cinsde de dış genital organlar gelişimini tamamlamamıştır ancak kızlarda büyük ve küçük dudaklar, erkeklerde ise penis ve torbalar dikkatli gözlem ile ayırt edilebilir.Ellerde ve ayaklarda tırnaklar uzamaya başlar. Sinir sitemi biraz daha olgunlaşır ve fetusda refleksler gelişir. Bu dönemde cilt oldukça hassasdır. kemiklerden bazıları sertleşmeye başlamıştır. 12. haftaya gelindiğinde uterus yukarı doğru büyümeye devam eder ve pelvis dışına çıkarak karın boşluğuna girer. Artık mesane üzerine çok fazla baskı yapmadığından sık idrar yapma isteği bir miktar azalır. Bu durum son 3 aya kadar bu şekilde devam eder. Bu haftalarda başağrısı ve başdönmesi şikayetlerine sık olarak rastlanır. Düşük tehlikesi çok büyük ölçüde azalmıştır. Doktorunuzun size bunu belirtmesi ile her anne adayında olduğu gibi siz de psikolojik açıdan rahatladığınızı fark edeceksiniz. Diş etleri gebelikten olumsuz yönde etkilendiği için diş hekiminizden randevu almanızda ve muayene olmanızda büyük fayda olduğunu unutmayın. Bu haftalar diş kontrolü için oldukça uygun dönemdir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;13. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;DİNLENME ZAMANI Fetus artık giderek daha fazla insana benzemektedir. Gözler kafanın yan taraflarından ortaya doğru kaymaya başlar. Kulaklar normal pozisyonuna doğru hareketlenir. Dışarıdan bakıldığında bebeğin cinsiyeti kolaylıkla saptanabilir. Ancak ultrasonografide cinsiyet tespiti için henüz erkendir.Çok nadiren ve kaliteli cihazlarla bu haftada da cinsiyet saptamak mümkün olmaktadır.Bebeğin boyu biraz daha uzar. Bu hafta ilk trimesterin son haftasıdır. Gebeliğin erken bulguları ve yarattığı şikayetler hemen hemen hiç kalmamıştır.Bu dönemde çok fazla yorulmamak ve mümkün olduğunca dinlenmek gerekir.Rahim büyüdükçe gerilir ve etrafını çevreleyen ve kendisini yerinde tutan zarları da gerer. Bu hafif bir kasık ağrısı şeklinde algılanabilir. Round ligaman ağrısı olarak adlandırılan bu durum gelip geçicidir ve önemli değildir. Herşeyi etkileyen hormonalar ciltte de değişikliklere neden olurlar. Özellikle yüz ve boyunda lekelenmeler olabilir. Buna gebelik maskesi ya da chloasma adı verilir. Geçici bir durumdur ve doğumdan sonra düzelir. Artık karnınız büyümeye başlamıştır. Eskiden olan kıyafetler dar gelmeye başlayabilir. Gebe kıyafetleri satın almanın vakti gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;14. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İKİNCİ TERİMESTER’A HOŞGELDİNİZ. Gebeliğin en rahat dönemi olan ikinci terimestar’a hoşgeldiniz. Artık bebeğiniz tamamen bir insan görünümünde. Kaslardaki güç gelişimine bağlı olarak kafası öne eğik değil. Zaman zaman kafasını dik tutabiliyor. Doktorunuz ultrason ile incelerken size bebeğinizin el salladığını gösterecektir. Evet bebeğiniz artık ellerini kullanabiliyor. Gerçi bu tamamen refleks bir hareket ama olsun. Size ilk defa merhaba demesi hoş bir duygu değil mi? Bu arada bebeğiniz artık diğerlerinden tamamen farklı. Çünkü artık ona hiç değişmeden ömrünün sonuna kadar eşlik edecek olan parmak izi var!...Şu anda kendileri yaklaşık 25 gram ağırlığında ve 10 santimetre boyunda. Artık tüm besin ve oksijenini plasentası yardımıyla sizden alıyor. Plasentasyonun tamamlanması ile sizdeki uyku ve yorgunluk halide ortadan kalkacak. Dışarıdan bakanlar eğer yeterince dikkat ederlerse gebe olduğunuzu anlayabilirler. Progesteron hormonunun etkisi ile bütün düz kaslarınızda gevşeme meydana gelmiştir. Bu bel ağrıları, kabızlık ve tansiyonda hafif düşme olarak size yansır. Bulantılar geçmiştir ama yine progesteronun gevşetici etkisi ile mide içeriği yemek borunuza kaçar ve yanma olabilir. Bulantılar geçtiği için beslenmeniz düzelir, enerjiniz artar. Pekçok kadın gebeliğin bu döneminde kaybettiği cinsel dürtülerine yeniden kavuşur. Bu hoş bir durumdur. Unutmayın herhangi bir komplikasyon yok ise gebelikte cinsel ilişki yasak değildir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;YAKINLARDA BERBER VAR MI? Bu haftanın sürpriz haberi: Bebeğinizin saçı çıkıyor. Gelişmekte olan bebeğin kafası üzerinde lanugo adı verilen ince ve ipeksi tüyler belirmeye başlar. Bu ilkel saçlar doğumda kaybolurlar. İkinci önemli haber ise bebeğinizin parmağını emmeye başlamasıdır. Ultrason altında bebeğin parmağını ağzına görütüp emdiğini doktorunuz size gösterecektir. Korkmayın bu doğumdan sonra bebeğin parmak emme alışkanlığı olacağını göstermez. Sadece anne karnındaki bir refleksidir. Her bebek ane karnında parmak emer diye bir kural da yoktur, ama ultrason incelemeleri esnasında sıkça rastladığımız bir durumdur. Bu dönemde bebeğin cildi oldukça incedir ve deri altında damarlar görülebilir. Bu döneme ulaşıldığında karnınız oldukça büyümüştür. Elinizi karnınıza götürdüğünüzde uterusunuzu top gibi hissedebilirsiniz. Memelerden halk arasında ağız da denilen ve klostrum adı verilen sıvı gelebilir. Bu normal bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;KIZ MI, ERKEK Mİ? Bu haftada gözler ve kulaklar bebek doğduğunda bulunacakları son lokalizasyonlarına gelirler. Göz kırpma gibi basit refleksler gelişmeye başlar.Benzer şekilde kulaklar da son pozisyonlarını almışlardır. Barsaklarda mekonyum adı verilen fetal dışkı birikmeye başlamıştır. Bu dışkı benzeri yapı fetusun yuttuğu amniyon sıvısı, dökülen hücreler ve sindirim sistemi salgılarından oluşur. Macun kıvamında koyu renkli bir yapıdır. Sinir lifleri onlara özelliklerini veren myelin ismindeki madde ile kaplanmaya başlar. Myelin sinir iletimi için son derece önemli bir maddedir. Dolaşım sistemi tam anlamı ile fonkisyonel olmuştur. Bebeğin plasentası yaklaşık fetus kadardır. Göbek kordonu sistemi olgunlaşmaya başlar. 120 gram olan bebek avucunuza sığacak kadar büyümüştür. Ultrason altında bebeğin hıçkırdığı saptanabilir. Bu solunumun başlama işaretlerinden biridir. Bu haftanın diğer bir ilki de bebekteki ışık refleksinin ortaya çıkışıdır. Artık beğiniz teorik olarak ışığa tepki verebilir. Bu hafta her açıdan oldukça önemlidir. Bir kere anne ve baba adaylarının en çok merak ettikleri konuların başında belki de ilk sırada gelen bebeğin cinsiyeti bu haftada açıklığa kavuşur. İyi bir ultrason cihazı ve deneyimli bir göz 16. haftada bebeğin cinsiyetini çok büyük bir olasılıkla saptar. Bazı durumlarda 12-14. haftalarda da cinsiyet görülebilir, ya da gebeliğin son dönemlerine kadar hiç görülemeyebilir fakat bu çok nadir bir durumdur. Bu haftalarda bebeğin cinsiyetinin saptanması asıl olarak incelemeyi yapan hekimin tecrübesine bağlıdır.Yine bu haftada down sendromu açısından son derece önemli olan üçlü tarama testi yapılabilir. Bu test için ideal zaman aralığı 16-20. haftalardır. Tecrübeli anne adayları bebeğin ilk hareketini bu haftada hissedebilirler. Ancak hareketin hissedilmemesi anormal bir durum olduğu anlamına gelmez. İlk gebeliğini yaşayanlarda bu 20 hafta civarında gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;17. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;AH ŞU YAĞLAR? Onyedinci haftaya ulaşıldığında bebeğin cilt altındaki yağ depoları yavaş yavaş dolmaya başlar. Bu bebeğinizin hızlı büyüme evresine girdiğinin belirtisidir. Büyümeye bağlı olarak sizinde kilo artışınız bir miktar hızlanacaktır. Bu haftaya kadar 2-4 kilo arasında almış olmanız normaldir. Bebeğin tüm organ sistemleri fonksiyoneldir. Ayrıca içinde yüzdüğü amniyon sıvısını akciğerlerine çekmekte ve geri vermektedir. Bu ilkel solumadır. Bebeğin doğum sonrası normal nefes alıp verişini sağlayacak sistemlerin olgunlaşması için gereklidir. Kalbi ise inanılmaz bir eforlarla sürekli kan pompalamaktadır. İnanması güç olabilir ama bebeğinizin kalbi onun vücuduna günde yaklaşık 25-30 litre kan pompalıyor. Siz de karınızı elleyerek rahminizin ulaştığı boyutu hissedebilirsiniz. Bu haftada rahimin tepe noktası yani fundus göbek değiliğin 3-4 parmak altındadır. Pek çok anne adayı bu haftalarda bebekleri için endişe duyarlar. Doğumun nasıl olacağı, bebeğin sağlıklı olup olmayacağı endişeleri bu haftalarda yoğunluk kazanır. Yapılacak olan üçlü test bu endişeleri biraz giderebilir. Hala daha nerede doğum yapacağınız ve doğumu yaptıracak hekim hakkında karar veremediyseniz bu hafta bunun için iyi bir dönemdir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;18. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;UYKUM GELDİ Şu ana kadar herşey yolunda gidiyor. Minik bebeğinizin kemiklerinin büyük bir kısmı hala daha lastik sertliğinde ancak giderek sertleşiyor ve doğumdaki halini alıyor. yeterli kalsyum almayı ihmal etmemeniz kemik olgunlaşması için çok önemli.Anne karnındaki bebeğin uyanık olma ve uyuma periyodları vardır. Bebek kendisine uygun ve sevdiği bir uyku pozisyonu seçebilir ve uyku döneminde bu pozisyonu alabilir.Gözlerin üzerinde kaşlar ortaya çıkmaya başlar. Kız bebeklerde pelvis içinde gelişen yumurtalıklarda ilkel yumurta hücreleri belirir. Bunlar daha sonra hayatı boyunca sahip olacağı ve menopoza kadar her adet döneminde tüketecekleri yumurta hücrelerine dönüşeceklerdir. Yine kız bebeklerde uterus tamamı ile oluşmuştur. Erkek bebeklerde ise prostat bezi gelişimini tamamlar.Cilt altında kahverengi yağ içeren doku meydana gelir. Deriyi kaplayan ve verniks caseosa adı verilen krem şeklindeki madde izlenebilir. Plasenta gelişimini tamamlamıştır ve bu haftadan sonra kalınlığı artmaz, sadece çap olarak büyür. Dışarıdan bakıldığında kişinin gebe olduğu artık çok rahat anlaşılabilir. Bebek hareketleri çoğu anne adayı tarafından hissedilebilir. Eğer hala daha hissetmediyseniz endişelenmeyin, önünüzde 1-2 hafta daha olabilir. Artmış kan hacmine bağlı olarak çeşitli şikayetler olabilir. Yine düzkas gevşemelerine bağlı olarak ani tansiyon düşmeleri görülebilir. Yatar pozisyondan ayağa kalkarken bu işi yavaş yavaş yapmaya özen gösterin. 35 yaşın üstündeki anne adaylarında ya da üçlü testte şüpheli durum saptananlarda amniyosentez bu haftalarda yapılır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;19. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;KREMLENME ZAMANI Eğer hala daha gebeliğinizi hafta olarak değil de ay olarak hesaplıyorsanız bu haftadan itibaren beşinci ayınıza girdiğinizi söyleyebilirsiniz.Eski kıyafetlerinizin hemen hemen hiçbirinin üzerinize olmadığını fark edeceksiniz. Gebe kıyafetlerinin her kadına çok yakıştığını unutmayın. Fark edeceğiniz başka bir değişiklik ise memelerinizdeki kahverengi alanın gidrek büyümeye başlamasıdır. Areola adı verilen bu bölge memenin yarısını kaplayabilir. Bu normal bir durumdur ve doğumdan sonra onikinci aya kadar devam edebilir. Pekçok çalışan gebe kadın öğle aralarında yarım saat kadar yürmenin kendilerine çok iyi geldiğini söylemekte. Sizde bunu deneyebilirsiniz. Yürüyüş hem bünyeniz hem de psikolojik durumunuz için yararlıdır. İçinizde neler olduğuna bakacak olursak, bebeğinizin vücudu krem benzeri bir madde ile çevrilidir. Onun hassas cildini uzun süre suda kalmanın etkilerinden koruyacak olan bu maddenin adı vernix caseosa’dır. Ultrasonda ise bebeğinizin sürekli hareket halinde olduğunu görebilirsiniz. Bu hareketleri pekçok kadın ilk önceleri içinde sanki bir kelebeğin kanat çırpmasına benzetmektedirler. Ne yazık ki henüz eşiniz sizin bu heyecanınıza ortak olamayacak. Çünkü hareketler henüz dışarıdan elle hissedilebilecek kadar kuvvetli değil.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;20. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;YOLUN YARISI Tebrikler. Gebelik maceranızın tam ortasındasınız. Bebek anne karnındaki yaşamının yarısını tamamladı. Bu haftada doğumdan sonra 5 yaşına kadar devam edecek olan hızlı beyin olgunlaşması başlar. Bebeğin koku, tat, işitme, görme ve dokunma duyuları iyice aktif olmaya başlar.Kaşlar ve saçlar iyice belirginleşir. Fetus sık sık göz kırpar. Lanugo adı verilen tüyler tüm vücudunu kaplar ancak yoğun olarak yüz ve boyun çevresinde bulunur. Kalp atımları hızlanır. Erkek bebekteki testisler karın boşluğundan torbalara doğru inmeye başlar. Eğer bebeğiniz bir kız ise yumurtalıklarında tam 6 milyon yumurta hücresi vardır. Bundan sonra yeni yumurta hücresi gelişmez. Mevcut olanların ise sayısı giderek azalır ve doğumda yaklaşık 1 milyona iner. Bebeğin hareketleri de hızlanır ve kuvvetlenir. Bebeğin ağırlığı yaklaşık 250-450 gram arasındadır. Bu haftadan sonra gebeliğin sona ermesi düşük olarak değil erken doğum olarak isimlendirilir. Bebeğin tüm organlarının ve kalbinin değerlendirildiği malformasyon ultrasonografisi ya da başka bir isimle ikinci düzey ultrason için ideal zaman 20. haftadır. Bu haftada rahimin tepe noktası göbek deliği hizasına kadar büyümüştür. Bu dönemden sonra 38. haftaya kadar her hafta yaklaşık 1 santimetre yükselir. 38. haftadan sonra ise bebeğin doğum kanalına doğru inmesi nedeni ile rahimin tepe noktası da aşağıya inmeye başlar. Orta hatta göbek deliği ile kasık arasında siyahlık belirmeye başlar. Buna linea nigra adı verilir ve doğumdan sonra kaybolur. Bu haftadan sonra gebelik çatlakları görülebileceğinden önlem almak yararlı olacaktır.Bebeğin hareketleri rahatça hissedilebilir. Normalde bir bebek saatte en az 2 kez hareket etmelidir. Ancak bu sayı gerçekte çok daha fazla olmasına rağmen sadece yeterince güçlü olan hareketler anne adayı tarafından hissedilebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;21. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;BİRAZ YAVAŞ! Yirmibirinci haftaya ulaşıldığında bebekteki hızlı büyüme biraz yavaşlar. Bu haftada en önemli olay kalp kasının güçlenmesidir. Bebeğinizin kalbi, kanı çok daha etkili şekilde pompalamaya başlamıştır. Sizin dolaşımınızdaki kan miktarındaki artış nedeni ile özellikle tüm gün ayakta olan gebelerde akşamları ayaklarda ve ayak bileklerinde şişmeler olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Gün içinde zaman zaman ayakları hafif yükselterek dinlenmek ve eğer mümkünse 2 saatten fazla ayakta kalmamak duruma yardımcı olabilir. Bol su içmek bu yakınmaları arttırmaz tam tersine azaltır. Bu nedenle gün içinde bol bol su içmeyi ihmal etmeyin. İhmal etmemeniz gereken bir başka konu ise artık en azından haftada bir kez tansiyonuzu ölçtürmenin faydalı olacağıdır. Karın boşluğu içerisinde büyüyen uterusun diğer organlar ile birlikte diyafram kasını da sıkıştırması sonucu pek çok gebe bu dönemde nefes darlığı ya da çabuk nefes nefese kalma sorunu yaşayabilir. Bu da gebeliğin normal sonuçlarından birisidir. Gebelik ilerledikçe bu sıkıntılar artabilir. Yine daha önce başlamadıysanız bu haftadan itibaren demir desteğine başlamanızda fayda var. Diet ile aldığınız demir gebelikte size yeterli gelmeyecektir. Bu nedenle mutlaka dışarıdan destek almalısınız.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;22. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;BİRŞEY Mİ DEDİNİZ? Bu haftaya ulaştığınızda bebeğinizle konuşabilir, ona birşeyler okuyabilir ya da şarkı söyleyebilirsiniz. Çünkü artık o sizi duyabilir. Hatta duymakla kalmaz seslere tepki de verebilir. Bu nedenle bebek gelişimi için yapılmış müzik CD’leri dinletebilirsiniz. Anne karnında klasik müzik dinlemenin ruhsal gelişime olumlu yönde etkisi olduğunu iddia eden çalışmalar mevcut. Bunlar doğru olmasa bile minik bebeğinizle birlikte biraz müzik dinlemenin, şarkı söylemenin ya da kitap okumanın ne zararı olabilir ki? Hatta bazı çalışmalar bebeğiniz doğmadan önce ona okuduğunuz kitapları, doğduktan sonra emzirirken yeniden okuduğunuzda minik yavrunuzun daha güçlü emeceğini iddia ediyorlar. Fantastik, değil mi? Bebeğinizde bu gelişmeler olurken siz de artık dengenizi sağlamakda zaman zaman güçlük çektiğinizi fark edebilirsiniz. Karnınızın büyümesine bağlı olarak bel kavisiniz de içeri doğru genişlediğinden vücudunuzun denge merkezi yer değiştirmektedir. Bünye buna aynı hızda uyum sağlayamadığından dengenizi sağlamakta güçlük yaşayabilirsiniz. Bu nedenle evde yanlızken banyo yapmamanız tavsiye edilir. Yine aynı nedenler ile dengeye dayalı sporlara da ara vermeniz gerekli. Gebelik hormonlarına bağlı olarak parmak eklemlerinize kadar tüm eklemlernizde gevşemeler olacaktır. Bu size bel ağrısı olarak yansıyabilir. Bu haftalar hem denge sorunları hem de bel ağrıları nedeni ile yüksek topuklu ayakkabılara veda edilmesi gereken dönemlerdir. Gebeliğinizi geri kalan kısmında ortopedik ayakkabılar giymeniz rahatsızlıklarınızı azaltacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;23. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;TAKLA ATMALIYIM Bebeğiniz artık tamamen minyatür bir insan görünümündedir. Kulak içinde yer akan minik kemikler tamemen sertleştiği için bebek çok iyi duyabilir. Dudakları iyice belirginleşir, ultrasonografide gülümsemesi fark edilebilir. Boyu 17-18 santimetre kadar olmuştur, kilosu ise 600 gram civarındadır. Gözleri tamamen gelişmiş olmasına rağmen renkli kısmı olan iris daha pigmente değildir, yani göz rengi belli değildir. Pakreas tam manası ile olmasa bile insülin salgılamaya başlamıştır. Sizde ise yavaş ama sürekli bir kilo artışı söz konusudur. Bu dönemde aşerme adı verilen olay hızlanır. Fazla abartıya kaçmadan ufak tefek kaçamaklara izin verilebilir. Bacak krampları yirmili haftalarını yaşayan gebelerde nadir görülmeyen olaylardır. Kalsiyum ve magnezyum alımı şikayetleri ve krampların sıklığını azaltacaktır. Kramp girdiğinde bacağınızı düz uzatarak eşinizden masaj yapmasını isteyebilirsiniz. Bir başka güzel olay ise artık bebeğinizin hareketlerini eşinizinde hissedebilecek olmasıdır. Eşiniz elini karnınıza koyduğunda bebeğinizin hareketlerini çok rahat hissedebilir, hatta bu hareketler dışarıdan gözle bile fark edilebilir. Bunun nedeni bebeğin içinde bulunduğu amniyon svısının göreceli olarak fazla olmasıdır. Yani bebeğin hareket etmesi için çok geniş bir alan vardır. Bebeğiniz sanki içeride taklalar atarmışcasına özgürce hareket eder!..Hareketler bebeğin motor gelişimi yani kas güçlenmesi için çok önemlidir. Bu haftalarda yapılan ultrason incelemelerinde bebek makat gelişken çok kısa bir süre sonra baş gelişe dönebilir. Bebeğin ters durması fazlaca önemli değildir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;24. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;YAŞAM SINIRI Dikkat: Çok iyi hazırlanmış şartlarda ve yoğun bakım koşullarında bu haftada doğan bebekler yaşatılabilmektedir. 24. hafta gebelik süreci içindeki önemli dönemeçlerden birisidir. Çünkü bu hafta viabilite sınırı olarak kabul edilir. Viabilite annesine bağımlı olmadan, annesinin vücudu dışında yaşamını devam ettirebilme anlamında kullanılmaktadır. Ancak fetusun viabilitesi pratikde her zaman gerçek olmaz. Bunu hayata geçirebilmek için solunum, sindirim, vücut ısısını korumak gibi yaşamsal fonksiyonların çok iyi desteklenmesi ve bebeğin enfeksiyonlardan korunması gereklidir. 24 haftalık bir fetus 650-700 gram ağırlığa ulaşmıştır. Ülkemizde de belirli merkezlerde bu kadar küçük bebekler yaşatılabilmektedir. Ancak önemli olan bu bebekleri yaşatmak değildir. Görme, işitme gibi duyusal faaliyetlerinin yanı sıra zihinsel gelişimlerinin nasıl olacağı tam anlamı ile gösterilememiş olan bu tür bebeklerin tüm yaşamları boyunca yakın takip altında olmaları gerektiğine inanıyorum. Literatürde en erken doğan ve yaşatılan bebek Kenya’da 19 haftalıkken dünyaya gelen ve Kelly adı verilen bir bebektir. Bu haftada bebeğinin akciğer içinde yer alan damar yapıları olgunlaşır. Hemen hemen bütün organları artık fonksiyonel olarak görev yapabilmektedir. Sizde ise diş eti kanamaları görülebilir. Gebelik hormonları etkisi ile epulis gravidarum adı verilen diş eti hastalığı görülebilir. Dişinizi fırçalarken ve hatta ağzınızı çalkalarken bile kanamalar olabilir. Diş etleriniz çekilebilir. Hastalığın en ileri formunda dişlerde dökülmeler bildirilmektedir. Bu nedenle eğer benzer yakınmalarınız varsa ihmal etmeden diş hekiminiz ile görüşmelisiniz. Yine 24. haftada gebeliğer bağlı diabetin varlığını araştırmak için doktorunuz sizden 50 gramlık glukoz tarama testi isteyecektir. Bu test 28. haftaya kadar ertelenebilir. Yine bu haftalarda erken doğumun belirtilerine karşı dikkatli olmayı öğrenmelisiniz. Bunu başarabilmek için de erken doğum hakkında bigi sahibi olmanız gereklidir. Doktorunuz bu konuda size yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;25. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;ÇİKOLATA SEVER MİSİNİZ? Bu haftanın en önemli olayı bebeğinizin tat duyusunun büyük ölçüde gelişmiş olması. Tat duyusu ile birlikte ister inanın ister inanmayın bebeğinizin süt dişleri de gelişiyor. Bebeğin cildi hala daha ince ve kırılgan. Ancak vücudu orantılı bir şekilde doluyor, cilt altı yağ dokuları olgunlaşıyor. Artık uterus içinde göreceli olarak kapladığı alan azalmaya başladı. Bu da hareket için kendisine kalan boş alanın giderek azalacağı anlamına geliyor. Sonuç ise hareketlerin daha sert hissedilmesi olacak. Bu haftalarda yorgunluk hissedebilirsiniz. Bu gebeliğin normal yakınmalarından birisidir. Aynı zamanda gözlerinizin ışığa karşı oldukça duyarlı olduğunu fark edebilirsiniz. Gebeliğe bağlı göz kuruluğu pekçok anne adayının ortak yakınmasıdır. Sorunun üstesinden gelebilmek için yapay gözyaşı preparatları kullanabilirsiniz. Büyüyen rahimin bası yapması ve dolaşımın bozulması nedeni ile bacaklarda ve belde ağrılar olabilir. Bazı gebelerde ise el parmaklarında dahi ağrılar olabilir. Bu gibi durumlarda soğuk tatbiki oldukça yararlı olmaktadır.Hala daha bebeğinizin ismine karar vermediyseniz bu haftalarda artık isim aramaya başlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;26. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;HAVADAR BİR YER ARIYORUM Bebeğinizin akciğerlerinde hava kesecikleri oluşmaya başladı. Doğumdan hava solumayı sağlamak için akciğerler sürfaktan adı verilen bir madde üretirler. Bu madde, minik hava keseciklerinin çeperlerinin birbirine yapışmasına engel olur. Bu sayede her nefes alışda kesecikler hava ile dolar. Bu haftada bebeğinizin akciğerleri sürfaktan üretmeye başladı, ancak miktarları tabii ki yeterli değil. Erken doğum tehdidi yaşayan anne adaylarına yapılan bazı enjeksiyonlar ile bu maddenin yapımı hızlandırılmaya çalışılır. Amaç erken doğum olur ise bebeğin solunum problemi yaşamasını engellemeye çalışmakdır. Yapılan çalışmalarda 26 haftalık bebeklerin beyin dalgaları incelendiğinde dokunmaya beyin dalgaları ile cevap verdiği saptanmıştır. Ayrıca ilginç bir bulgu da karnınıza kuvvetli bir ışık kaynağı dayadığınızda bebeğin kafasını o yöne çevirmesidir. Bu haftalarda birden bire ve durup dururken karnızında bir sertleşme hissedebilirsiniz. Endişelenmeyin. Bu gebe rahimde, normalde görülen ve Braxton-Hicks olarak isimlendirilen kasılmalardır. Erken doğum tehtidinde ise kasılmalar sürekli ve belirli aralıklarla gelir. Düzenli kasılmaları saptamak için eşinizden yardım isteyebilirsiniz. Eşiniz, elinin ayasını uterusunuzun tam tepe noktasına yerleştirerek beklemeli. Bu haftada uterusun tepe noktası göbek deliğinin yaklaşık 5 santimetre yukarısındadır. Eşiniz 20 dakika kadar bu şekilde bekleyerek kasılmaların varlığını ve sıklığını saptayabilir. Bu işlemi kendiniz de yapabilirsiniz, ancak objektif olarak değerlendiremeyebileceğiniz için eşinizden istemenizde yarar var. Kasılmaları siz ağrı olarak hissetmeyebilirsiniz ya da çok hafif adet sancısı şeklinde fark edebilirsiniz. Eğer bunların sıklığı konusunda endişeleriniz varsa hemen doktorunuz ile temasa geçiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;27. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;GÖZLERİN BİR İÇİM SU Eğer rahim içine bir kamera yerleştirmek ya da direk olarak gözlemek mümkün olabilseydi, bebeğinizin gözlerini görebilirdiniz. Çünkü o’nun göz rengi artık belli ve sıkı durun: size göz kırpabilir. Bu haftaya gelindiğinde bebeğiniz gözünü açıp kapamaya başlıyor. Beyin olgunlaşması hızla devam ediyor ve sese verdiği tepkiler iyice arttı. Boyu 25 santimetreye yaklaştı ve kilosu 1000 kilogram civarında. İkinci trimesterın sonu olan 27. haftada solunum ve uyku problemleri yaşayabilirsiniz. Özellikle yattığınız zamanlarda nefes darlığı ortaya çıkabilir. Bu durum bebeğinize herhangi bir zarar vermez ancak siz daha rahat edebilmek için, geceleri yatarken kullandığınız yastık sayısını arttırmalısınız. Çoğu anne adayı bu dönemlerde uykunun dinlenmeden çok sıkıntı yarattığını söylemekteler. Bilinç altında yaşanan endişeler uykuda kabus olarak kendini gösterebilir. Hatta uykuya dalmada büyük zorluklar yaşayabilirsiniz. Tecrübeli anne adayları yatmadan önce yarım saatlik bir yürüyüşün oldukça faydalı olduğunu iddia ediyorlar. Dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da kan basıncınız. Gerçi doktorunuz her kontrolünüzde tansiyonunuzu ölçüyor ancak siz de 3-4 günde bir bunu tekrarlasanız yararlı olur. Zira halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen preeklempsi için riskli döneme girdiniz. Rutin kontrollerinizde yapılan ultrason incelemelerinde artık bebeğinizi bir bütün olarak göremediğinizi fark etmişsinizdir. Artık bebek bütün olarak değil kısım kısım incelenmekte. Yapılan ölçümler ile kilosu gerçeğe yakın ölçülerde tahmin edilebilmekte. Bu hafta ile birlikte gebeliğinizin ikinci trimester’ı sona erdi. Yolun büyük kısmı aşıldı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;28. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ÜÇÜNCÜ TRİMESTER Bu hafta ile birlikte gebeliğin en zor dönemlerinden biri olan üçüncü trimester yani son üç aya girmiş oluyorsunuz. Bu haftada bebeğiniz hızla büyümeye devam edecek ve rahim içini mümkün olduğunca dolduracak. Rahim büyüklüğünüz neredeyse kaburgalarınzın seviyesine ulaştı. Bu haftada bacaklarınızdaki varislerde artış ve şişme fark edebilirsiniz. Yine hemoroid probleminiz varsa bu kötüleşebilir, ya da bacaklarınızda sık sık kramplar yaşayabilirsiniz. 28. haftada doktorunuz sizden glukoz yükleme testi isteyecektir. Bu testin amacı gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığını yani gestasyonel diabeti araştırmaktır. Yine bu haftada kan uyuşmazlığınız varsa doktorunuza bunu hatırlatın. 28. haftada dünyaya gelen bebeklerin yaklaşık %90’ı yaşatılmaktadır. Ancak bu bebeklerde yoğunbakım şartlarında solunum desteği gerekmektedir. Bebeğiniz sürekli uyuma ve uyanma dönemleri geçirmektedir. Zaman zaman gözlerini açıp kapayabilir. Kaşları gelişimini tamamlamıştır. Vücudu yağ depolamaya devam etmektedir. Bu yağlar doğduktan sonra kendi vücut ısısını ayarlamada oldukça önemlidir. Bu haftada bebeğinizle rahatça konuşabilirsiniz, çünkü artık sizin sesinizi tanıyor!&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;29. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;HICK ! Bebeğiniz doğum gününe hazırlanmaya devam ediyor. Artık kafası ve gövdesi arasındaki oran normale yakın. Artık kendi vücut ısısını ayarlayabilme yeteneğine sahip. Kemik iliğide sürekli kırmızı kan hücreleri yani alyuvar üretiyor. Gözleri ise hareket etmeye başladılar bile. Bu arada unutmadan zaman zaman içinizde aniden bir hareket hissederseniz sakın şaşırmayın ve korkmayın çünkü bebeğiniz hıçkırıyor! 29. haftaya gelindiğinde hamileliğinizi artık iyice hissetmeye başladığınız fark edeceksiniz. Bu haftalarda karın cildinizde kaşınmalar hissetmeniz normaldir. Bunun yanısıra karın içi basıncındaki ve dolaşım sistemindeki değişikliklerin sonucunda hemoroid (basur) problemi görülebilir. Ayrıca nefes darlığı, midede yanma, bacaklarda kramplar gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Bu yakınmaların sizi hamileliğinizden soğutmasına izin vermeyin. Bunların hepsi geçici ve tedavi ile üstesinden gelinebilecek şikayetleridir. Yakınmak yerine hamileliğinizin pozitif yönlerini görmeye ve keyfini çıkarmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;30. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;BURASI HEP KARANLIK DEĞİL Bebeğinizin cildini kaplayan ve lanugo adı verilen ince tüyler artık yavaş yavaş kaybolmaya başlarken el ve ayak tırnakları yavaş yavaş uzuyor. Kemik iliği kan hücresi üretimini tamamen karaciğerden devaraldı. Öte yandan bebek artık etrafının farkına varmaya başlar. Rahimin içi genellikte zifiri karanlık gibi düşünülse de anne adayının bulunduğu çevreye bağlı olarak aydınlık ya da karanlık olabilir ve bebek bunun ayrımını yapabilir. Erkek bebeklerde testisler torbaya iniş sürecini tamamlamak üzeredir. Bebeğin ağrılığı doğumda olacağı ağırlığın üçte ikisine ulaşmıştır. Bu haftalarda anne adayı artık hamilelikten iyice sıkılmaya başlar. Uyuyamamak ve mide yanmaları sık görülen problemlerdir. Zaman zaman kasıklarınızda bir ağrı ya da kasılma hissedebilirsiniz. Bunlar rahimin gerginliğini sağladığı küçük ve önemsiz kasılmalardır ve Braxton Hicks kontraksiyonları olarak adlandırılırlar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;31. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;DAHA FAZLA KALSİYUM Bebeğinizin beyni hızla olgunlaşmasına devam ediyor. Hızla gelişen bir başka bölüm ise bebeğin kemikleri. Bebeğiniz bu haftalarda her zamankinden daha fazla kalsiyuma gereksinim duyuyor. Bu nedenle süt ve süt ürünlerini bolca tüketmeli ve doktorunuz gerek gördüğü taktirde kalsiyum ilaçları kullanmalısınız. Bebeğinizin göz bebeği ışığa reaksiyon vererek açılıp kapanmaya başladı bile. Büyüyen bebek ve rahim göğsünüzde sıkışmaya neden olabilir ve göğüs ağrsı ortaya çıkabilir.Bebek ile içinde yüzdüğü sıvı arasındaki oran bebek lehine bozulduğu için ona kalan alan daralmıştır. Bu nedenle bebeğinizin hareketlerini daha fazla hissedebilirsiniz. Daha önce fark etmediğiniz küçük hareketler bile sizi rahatsız edebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;32. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;ARTIK RENGİ PEMBE Cilt altı yağ dokusu gelişmeye devam ettikçe bebeğinizin rengi kırmızıdan pembeye doğru dönmeye başlar. Bu haftada bebeğinizin hareketlerinin iyice arttığını fark edebilirsiniz.Bebeğin hareketleri iyilik halinin bir göstergesidir bu nedenle hareketleri saymayı öğrenmenizde fayda var. Bu arda bebeğin tırnakları tamamen gelişti ve parmak uçlarına kadar uzadılar bile buna karşın bebeğin büyüme hızı azaldı. Bu haftadan sonra doktorunuz sizi 2 haftada bir görmek isteyebilir. Bu artık doğumun yaklaştığı anlamına da gelir. Erken doğum ile ilgili belirtileri öğrenip takip etmelisiniz. Sindirim sistemi ile ilgili sorunları azar azar ama sık sık yüksek lifli yiyecekler tüketerek ve bol sıvı içerek azaltabilirsiniz. Bacaklarda kramp çok sık ratlanılan bir bulgudur ve sizin kaslsiyum ihtiyacınızın bir belirtisi olabilir. Hamileliğinizin sonuna yaklaşmış olmanız vitamin alımını kesmenizi gerektirmez. Bu vitaminleri doğuma kadar kullanmanız gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;33. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;RENKLİ RÜYALAR Son haftalara hızla yaklaştıkça bebeğinizin beyninde oluşmuş olan ve nöron adı verilen milyarlarca sinir hücresi de onun rahim içi yaşantısında etrafındakileri öğrenmesine yardımcı olur. Bebeğiniz duyabilir, hissedebilir ve görebilir. Bu haftalarda bebeğinizin baş çapı eskiye oranla daha hızlı büyümeye başlar. Bebeğinizin göz bebekleri tıpkı sizinkiler gibi ışıkta küçülüp karanlıkta büyüme yeteneğini kazanmıştır. Bebeğiniz bu sayede bulanık olarak görebilir. Yenidoğanlar gibi bebeğiniz zamanının büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Hatta erişkinlerdeki gibi derin uykuya dalar ve gözlerinde hızlı göz hareketleri (Rapid eye movements, REM) saptanabilir. Erişkinlerdeki REM uykusu rüya görülen anları temsil etmektedir. Bebeğinizin rüya görüp göremediğini bilemeyiz ama onun rüya gördüğünü hayalş etmek bile hoş bir düşünce olsa gerek. Bebeğinizin akciğerleri artık gelişimi ve olgunlaşmasını neredeyse tamamlamıştır. Koruma ve doğum sonrası vücut sıcaklığını koruma görevi yapan cilt altı yağ dokusu kalınlaşmaya devam etmektedir. Bebekler hamileliğin son dönemlerinde hızlı kilo alırlar. Bebeğiniz artık yavaş yavaş doğum pozisyonunu almaktadır. Eğer kafası yukarda ise büyük bir olasılıkla makat geliş nedeniyle sezaryen olmanız gerekecektir. Sonlara yaklaştıkça siz de daha hızlı kilo aldığınız fark edebilirsiniz. Ellerde ve ayaklarda hafif ödem olması normaldir ancak şiddetli başağrılarınız varsa, çakan ışıklar ya da noktacıklar görüyorsanız, şişliklerde ani bir artış varsa, karın ağrısı, bulantı ve kusmanız oluyor ise preeklempsi açısından dikkatli olmalı ve mutlaka zaman kaybetmeden doktorunuzla görüşmelisiniz. Eğer bebeğiniz çok iriyse ya da ikiz ya da üçüz bebek bekliyorsanız karnınızın içindeki aşırı şişlik nedeniyle midenize olan bası ve rahatsızlık hissi nedeniyle iştahınızda azalma olabilir. Bebeğinizin diz ve dirsek vurmalarını ayırt edebilirsiniz. Zaman zaman içerde bebeğin hopladığını hissettiğinizde telaşlanmayın. Bu bebeğinizin hıçkırmalarıdır ve tamemen normal bir durumdur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;34. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;OHH CİĞERLERİM BAYRAM ETTİ Bebeğinizin akciğerlerinde büyük bir olasılıkla artık surfaktan adı verilen madde vardır. Surfaktan, akciğerlerde havalanmayı sağlayan alveollerin içindeki havayı boşalttıktan sonra duvararının birbirine yapışmasını önleyen maddedir. Zamanından çok önce doğan bebeklerde yoğun bakımda surfaktan dışarıdan verilir. Bebeğinizin akciğerlerinde surfaktan olması doğum durumunda solunum problemi yaşama olasılığının çok azaldığı anlamına gelir. Bebeğinizin ağırılığı 2 kilo civarındadır. Boyu ise yaklaşık 42 santimetredir. Bebeğinizin böbrek üstü bezlerinden (adrenal) salgılanan hormonlar sizde süt üretimini başlatabilir. Bebeğiniz uyurken sizin gibi davranır. Yani artık gözlerini uyurken kapatıp uyanıkken açık tutar. Tırnakları parmak uçlarına kadar uzamıştır. Bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişmektedir, basit ve hafif enfeksiyonlarla mücadele edebilecek yeteneği kazanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;35. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;BU HAFTADAN BAŞLAYARAK YASAL OLARAK DOĞUM ÖNCESİ İZNİNE AYRILABİLİRSİNİZ Bu haftalarda halsizlik ve yorgunluk pek çok hamile kadının en önemli şikayet sebeplerinden birisidir. Uyuma güçlükleri, kilo artışı ve buna bağlı olarak hareket yeteneğinde azalma sorun yaşamanıza neden olacaktır. Bu dönemde cinsel isteksizlik yaşayabilirsiniz. Herhangi bir zararının olduğu gösterilmemiş olsa da eğer istemiyorsanız eşinizi anlayışlı olmak konusunda ikna etmelisiniz. Bu haftalarda yaşanan bir başka sorun da doğum ve doğuma ait konularla ilgili endişelerdir. Eşinizin ve doktorunuzun yaklaşımı son derece önemlidir. Dünyada hergün binlerce kadının doğum yaptığını ve bunların sadece çok az bir kısmının sorun yaşadığını aklınızdan çıkarmamaya çalışın. Siz bu yazıyı okurken bile binden fazla bebek ilk çığlıklarını attı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;36. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;DURDURMAYIN BENİ! Bu haftadan sonra artık erken doğum sancılarınız başlasa bile doktorunuz durdurmaya çalışmayacaktır. Bebeğiniz doğum sonrası genelde sorunsuz ya da az bir bakım ile yaşamını kolaylıkla devam ettirebilir ve ağırlığı 2000 gramın üzerindedir. Bebeğinizin yağ depolaması devam ediyor. Bu haftada kol ve bacaklarda yağ tutulumu başlıyor. Tüm organ sistemleri gelişim ve olgunlaşmasını tamamladı. Artık son rütuşlar yapılıyor. Artık içinde yüzdüğü suya oranla rahim içinde daha fazla yer kaplamaya başladığından hereketleri de çok kolay olmayacaktır. Doktorunuz bu haftadan itibaren her kontrolde sizi muayene ederek rahim ağzınızın durumunu, açıklık olup olmadığını incelemek isteyebilir. Bu haftalara geldiğinizde uykusuzluk probleminiz artış gösterebilir. Uykusuzluğun bir nedeni de bebeğin yavaş yavaş aşağı inmesi nedeniyle mesaneye bası yapması ve sık aralıklarla tuvalete gitme gereksinimi duymanız olabilir. Gece yatmadan önce sıvı alımınızı kısıtlamanız bu konuda size yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;37. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bİ MAKAS ALABİLİR MİYİM Mutlu finale sadece 4 hafta kaldı (eğer sezaryen olacaksanız 2 hafta kadar daha zamanınınz var demektir). Bebek ise hemen hemen hazırlandı. Her an doğum kanalına girebilir. Bu haftada yağ birikimi diz ve dirseklerde hızlanıyor. Boyun ve bilekleri de unutmamak lazım. Bebeğinizin diş etleri de olgunlaşmasını tamamladı ve artık sert. Yanaklarında ise yağlar birikti ve artık sıkılacak hal aldı!.. Hamileliğinizin başında ultrasonda gördüğünüz o ufacık canlı artık tam anlamıyla yaklaşık 2750 gram ağırlığında bir insan yavrusu. Bu haftada bebeğiniz genelde son duruş pozisyonunu almıştır ve artık dönmesi çok nadir olarak görülür. Bu haftadan sonra doktorunuz sizi her hafta görmek ve sizin ve bebeğinizin durumunu değerlendirmek isteyebilir. Bu haftalarda kilo artışınız (hem bebeğin hem de sizin) çok hızlı olabilir. Doktorunuz vajinadan kültür alarak grup B Streptokok enfeksiyonu taşıyıp taşımadığınızı incelemek isteyebilir. Bu haftalarda karnınızın üst kısmında bir boşluk ve rahatlama hissedebilirsiniz. Bu bebeğinizin doğum kanalına doğru indiğini belirtir ve angajman olarak adlandırılır. Midenizdeki bası ortadan kalkacağı için iştahınız yeniden açılabilir. Benzer şekilde akciğerlerinizdeki baskı da olmayacağından soluk alıp vermeniz kolaylaşır. İdrara çıkma sıklığınız angajman sonrası tıpkı hamileliğinizin ilk başlarındaki gibi iyice artacaktır. Bebeğinizin hareketleri dışarıdan rahatlıkla izlenebilir. Zaman zaman karnızının bir bölgesinde aniden bir yükselti fark edebilirsiniz. Bebeğinizin hareketleri özellkle göğüs kafesinizin altında size acı verebilir, canınızı yakabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;38. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ARTIK HAZIRIM 37. haftayı tamamladığınızda bebeğiniz ve hamileliğiniz miadını doldurmuş olarak kabul edilir. Ancak büyümesi daha durmamıştır. Vücudu yağ depolamaya devam eder ve günde yaklaşık 15-30 gram kadar alırlar. Genelde erkek bebekler kzı bebeklerden daha fazla yağ depolarlar ve bu nedenle daha ağır doğarlar. Bebeğiniz artık yeterli koordinasyonu sağlayacak kapasitededir ve elleri ile cisimleri rahatlıkla kavrayabilir. Eğer karnınıza çok kuvvetli bir ışık kaynağı dayarsanız yüzünü o tarafa doğru çevirecektir. Rahim içinde soluk alıp verme hareketleri yapar ve bunların ultrasonda izlenmesi bebeğinizin iyi durumda olduğunun göstergesidir. Amniyon sıvısına göre hacmi çok arttığından hareket etmesi zorlaşır ve bebek hareketlerinde azalma fark edebilirsiniz. Bu haftaya kadar rahmi ağzınız ve onu rahim içine bağlayan kanal sümüğümsü bir tıkaç tarafından doldurulmaktaydı. Bu mukus tıkacın amacı rahminizin içini ve bebeğinizi vajinadan gelebilecek mikrop ve enfeksiyonlara karşı korumaktır. Bu mukus tıkacın vajinanızdan gelmesi doğumun belirtilerinden biridir ve halk arasında “nişan gelmesi” olarak adlandırılır. Nişan doğumdan birkaç hafta önce gelebileceği gibi sadece bir kaç saat önce de gelebilir. Nişanı genelde kanlı sümüğümsü bir akıntı şeklinde hissedersiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;39. hafta&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;ANNE DAHA SIKILMADIN MI? Eğer planlı sezaryen olacaksanız bu haftadan sonra herhangi bir günde güvenle doğumunuzu yapabilirsiniz. Bazı durumlarda normal doğum planlanan gebelerde doktorunuz suni sancı vererek doğumunuzu gerçekleştirebilir. Bu haftada bebeğinizin kafa çevresi ile arın çevresi yaklaşık olarak birbirine eşittir.Yağ birikimi giderek yavaşladığından kilo alımı da yavaşlar. Aynı şekilde siz de daha az kilo almaya başlarsınız. Yanakları ve emme kasları tamamen geliştiğinden ve bebeğiniz sürekli içinde yüzdüğü amniyon sıvısını yutar. Bu sıvı ile birlikte sinirim sisteminden, cildinden dökülen hücreler ile tyler barsak içeriğini yani dışkısını oluşturur. Bu dışkıya “mekonyum” adı verilir. Mekonyum koyu yeşil-siyah renkli bir maddedir ve bebek herhangi bir nedenle sıkıntıya girdiğinde ilk olarak kakasını yapar. Zaman zaman bacaklarınızda elektrik çarpmasına benzer yakınmalar olabilir. Bunun nedeni bebeğiniz hareket ederken ve pelvis içinde yerleşirken rahimin etrafındaki sinirlere dokunmasıdır. Eşiniz doğuma girmek istemiyorsa onu size eşlik etmesi için ikna etmeye çalışmalısınız. Kadınların çoğu doğum sırasında eşleri yanlarında olduğunda kendilerini çok daha rahat hissederler. Ancak eşinizi çok fazla zorlamayın belki kendisini kan tutuyordur ve bunu size söylemekten çekiniyordur. Bazı kadınlar ise eşlerinin kendilerini o halde görmesi düşüncesinden rahatsız olurlar. Eğer eşiniz doğuma katılmak istiyorsa ancak siz bundan rahatsızlık duyacaksanız eşinize durumu açıkça anlatarak size anlayış göstermesini isteyebilirsiniz. Kendi onaylamadığı halde eşi herşeye rağmen doğuma girmek isteyen kadınlara küçük bir hile önerisi. Gizlice doktoruzla konuşun ve eşinizi içeri almamasını isteyin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;40. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;TÜYLERİM DÖKÜLÜYOR Son haftaya girildiğinde oksijen ve besin maddelerini bebeğinize taşıyan göbek kordonunun uzunluğu yaklaşık 50 kalınlığı ise 1.3 santimetre civarındadır. Bebeğinizin ağırlığı 3000 gramın üzerindedir ve rahimin büyük bir kısmını doldurmaktadır. Bebeğinizin cildini kaplayan ve verniks adı verilen kremsi madde ortadan kaybolmaya başlar. Benzer şekilde lanugo adı verilen tüyler de büyük ölçüde dökülmüştür. Sizden geçen antikorlar bebeğinizin doğum sonrası en az 6 ay süreyle enfeksiyonlara karşı mücadelesinde yardımcı olacaktır. Son haftada amniyon zarı her an açılabilir ve sularınız gelebilir. Bazen bardaktan boşalırcasına hızlı ve fazla miktrada olan bu olay bazen de çok yavaş olabilir. Hatta kendinizi idrar kaçırırmış gibi hissedebilirsiniz. Miktarı ne olursa olsun sularınızın geldiğini düşünüyosanız zaman kaybetmeden doktorunuzu aramalı ya da hastaneye gitmelisiniz. Vücudunuzun denge merkezi iyice değiştiğinden dengenizi sağlamakta güçlük yaşayabilirsiniz.Özellikle ilk bebeğinizi bekliyorsanız eşinizle bir çift olarak yaşadığınız bu son günlerin kıymetini bilin. Bundan sonraki hayatınızı bir aile olarak devam ettireceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;41. hafta&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;MUHTEŞEM FİNAL Eğer hala daha doğum yapmadıysanız iyice sıkılmaya ve sabırsızlanmaya başladınız demektir. Sizden salgılanan hormonların bebeğinizin dolaşımında da bulunması nedeniyle erkeklerde torbalar, kızlarda da labiumlar normalden daha büyük görünecektir. Hatta doğum sonrası memelerinden süt dahi gelebilir. Bu hem kız hem de erkek bebeklerde rastlanabilen bir durumdur ve bir kaç gün içinde kendiliğinden kaybolur. Bu hafta size çok uzun gelebilir. Sabırlı olmaya çalışmalısınız. Siz herhangi bir ağrı hissetmeseniz bile rahim ağzınız yavaş yavaş açılmaya başlamış olabilir. Normal sancıların başlaması ile rahim ağzındaki açıklık ve incelme de artmaya başlar. Açıklık 10 santimetre olduğunda doğumun ilk evresi tamamlanmıştır. Daha sonra ikinci evre yaşanır ve bebeğiniz dünyaya ve size merhaba der. Vajinal doğumda kafa doğduktan hemen sonra doktorunuz bebeğinizin ağzını siler ve ilk ağlaması odada yankılanmaya başlar. Bu aşamada daha göbek kordonu kesilmeden bebeğinizin kucağınıza verilmesi ilk temasın daha sıcak yaşanmasını sağlar.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/6360371877687832120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/04/hamileliginizi-hafta-hafta-takip-edin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/6360371877687832120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/6360371877687832120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/04/hamileliginizi-hafta-hafta-takip-edin.html' title='Hamileliğinizi Hafta Hafta Takip edin'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg3y82FB8ANlvFmgy6nrBnECHeOI5hInPY2GRuGHrHeCwgpLoOrdDYGF5fkhL8kudj34TvmveQhEWPnf7AeGsqJ_WPcv-tzQUuMbg42GIfaiYBK3gK4zZk5daoAHroJBcbl-nLPuekS1O5T/s72-c/hamile2.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-8614984890360636161</id><published>2009-04-27T14:36:00.004+03:00</published><updated>2009-04-27T14:50:10.681+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cocuk gelisimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dogum"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="goz hastaliklari"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="goz muayenesi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="goz sagldogum"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="saglik"/><title type='text'>Bebek ve Çocuklarda Göz Sağlığına Dikkat</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTMFxMqbZkbE_-lD7NRlslRikZ38hElJS3kJzY-224AuTShzNVJuLCqN1fyp0yzPQfvIsIKI9QVmz4ZWFjrdfkmp8_WunC_Pg336lFzTC_g5MftNlTiCaCjZRswr7YXsC3CtLJ_rxeuekP/s1600-h/bebekgoz.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5329337179547922066&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 313px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTMFxMqbZkbE_-lD7NRlslRikZ38hElJS3kJzY-224AuTShzNVJuLCqN1fyp0yzPQfvIsIKI9QVmz4ZWFjrdfkmp8_WunC_Pg336lFzTC_g5MftNlTiCaCjZRswr7YXsC3CtLJ_rxeuekP/s320/bebekgoz.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebekler ve 7 yaşına kadar olan çocuklar çoğu zaman bize şikâyetlerini bildiremedikleri için, çocuklarda göz muayenesi rutin tarama ve kontrol muayeneleri kapsamında ele alınmalıdır. Bir başka deyişle; bebekler hiçbir şikâyetleri olmasa da değerlendirilmelidirler.&lt;br /&gt;Genel kural, bebeğin fizik olarak değerlendirilebileceği ilk anda göz muayenesinin yapılmasıdır.&lt;br /&gt;Bebeklerin rutin kontrol muayeneleri sırasında o çağa uygun değerlendirmeleri mutlaka yapılmalıdır.&lt;br /&gt;6 aya kadar olan dönemde tüm bebeklerin oküler motilite ve kayma testleri, indirekt fundoskopik muayeneleri ve skiaskopik refraksiyon (optik kusur = gözlük numarası) tespiti yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Dikkatli bir klinik gözlemi içeren ilk göz muayenelerinin tamamlanması ve hayatın daha sonraki dönemlerinde de sürecek olan bu düzenli göz kontrolleri konusunda ailelerin bilgilendirilmesi, bebeği kontrolü altında tutan pediatrist veya aile hekiminin sorumluluğundadır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;YENİDOĞAN ÇAĞI ve 10 YAŞA KADAR ÇOCUKLARDA GÖRME GELİŞİMİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İlk 6 aylık dönemde göz ve ona bağlı sinir yollarının gelişmesi çok hızlı bir şekilde ilerleyerek bebeğe 7/10 seviyesine kadar varabilen görme imkânı sağlar , gelişme burada durmayarak daha yavaş olsa da 4 yaşına kadar devam eder. 4 yaş civarında görme yollarının kılıf geliştirmesi (myelinizasyon), 4-10 yaş arasında da görmeden sorumlu beyin bölümlerinin gelişmesi tamamlanır.&lt;br /&gt;Yenidoğan çağı ve ilk 6 aylık dönemdeki normal görme gelişim aşamalarının bilinmesi ve kontrol edilmesi hayati önem taşımaktadır. 1 aylık bebekte artık gözlerin normal hizalanmasının gerçekleşmiş olması gerekir. Bu süre nadiren 3 aya kadar uzayabilir ve bu ayda artık çocuk yukarı ve aşağı doğru cisimleri takip edebilmelidir, iki gözle tek görme (Binokülarite) artık tespit edilebilir düzeydedir.&lt;br /&gt;6.ayda binokülarite artık iyi yerleşmiş durumdadır. Bebek kısıtlanma olmaksızın tüm yönlere bakabilmelidir. Bebeğin yatay korneal çapları mümkünse ölçülmeli ve kaydedilmelidir. Bu korneal çap tespiti Konjenital, infantil ve juvenil glokomların erken teşhisinde çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;YENİDOĞANI TEHDİT EDEN HASTALIKLAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin ilk aylarında ve yaşlarındaki en önemli ve ciddi görme kaybı sebebi olan görme tembelliği (Ambliyopi), okul çağına yeni gelmiş olan çocukların %5-7’sinde tespit edilmiştir. Bu döneme kadar bu durumun çocuğun kendisi tarafından aileye bildirilmemesi ve bir şikâyette bulunulmaması sık rastlanan bir sonuçtur. Çünkü görme tembelliği genellikle bir gözü tutar ve çocuk bunun normal bir durum olmadığının farkında olmadığı için şikâyet etmez. Bu durum rutin göz muayenesinin önemini arttırmaktadır.&lt;br /&gt;Erken teşhisle tedavi edilebilecek olan bu durumun 5-8 yaşından sonra tedavisi çok zordur. Görme tembelliği sonucu bir veya iki gözünün görmesinde önemli derecede kayıplara uğramış bir insanın ileride istediği mesleği (pilotluk, cerrahlık, şöförlük v.b) yapması imkânsızlaşacak ve ehliyet gibi önemli belgeleri elde etmekte bile zorlanacaktır. Bebeklik çağında erken teşhis ve tedavisi çok önemli olan göz hastalıklarını şöyle sıralayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Optik kusurlar ve görme tembellikleri&lt;br /&gt;Doğumsal kataraktlar&lt;br /&gt;Gözyaşı yolları tıkanıklıkları&lt;br /&gt;Şaşılıklar&lt;br /&gt;Doğumsal retina ve koroid hastalıkları&lt;br /&gt;Göz tümörleri&lt;br /&gt;Doğumsal glokomlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalıklardan retinoblastoma adı verilen tümör ortalama olarak 18 aylıkken ortaya çıkmakta ve çoğu zaman kendisini, kayma ile ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;2-2.5 yaş civarı ise akomotif (uyumla ilgili) şaşılıklar dediğimiz bir şaşılık türünün ortaya çıktığı yaş aralığıdır. Erken tedavi, bu durumda hayati önem taşımaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/8614984890360636161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/04/bebek-ve-cocuklarda-goz-saglgna-dikkat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/8614984890360636161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/8614984890360636161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/04/bebek-ve-cocuklarda-goz-saglgna-dikkat.html' title='Bebek ve Çocuklarda Göz Sağlığına Dikkat'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTMFxMqbZkbE_-lD7NRlslRikZ38hElJS3kJzY-224AuTShzNVJuLCqN1fyp0yzPQfvIsIKI9QVmz4ZWFjrdfkmp8_WunC_Pg336lFzTC_g5MftNlTiCaCjZRswr7YXsC3CtLJ_rxeuekP/s72-c/bebekgoz.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-4045800193675242303</id><published>2009-03-31T11:15:00.002+03:00</published><updated>2009-03-31T11:19:08.134+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek aglamasi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebeklerde beden dili"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="cocuk gelisimi"/><title type='text'>Bebeğinizin Beden Dilini okuyun</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib7wAKMh1DlTa2EmGUlF42MCQEbCNnxunK6Xsxq6y0xcSTnmlNrwX0RJbZLu3uOIlaET6tjbNQmkp5oxa1pKAogLKGb7QiIAtFT7gY4krJpFgzL6okfLjHSE2jBlyP0Zohn4jrUykPqYkc/s1600-h/bebekguzel.gif&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319263466526990306&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 232px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib7wAKMh1DlTa2EmGUlF42MCQEbCNnxunK6Xsxq6y0xcSTnmlNrwX0RJbZLu3uOIlaET6tjbNQmkp5oxa1pKAogLKGb7QiIAtFT7gY4krJpFgzL6okfLjHSE2jBlyP0Zohn4jrUykPqYkc/s320/bebekguzel.gif&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Çocuklar gelişim sürecinde ilerledikleri için her yaş ve dönemde farklı beden dillerini kullanırlar. Beden dili duygularımızı doğrudan etkiler ve bunalra göre hareket ederiz.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tabiiki yetişkinlerde sözel ifade kuvvetli ve gelişmiş olması sorunlarının çözümünü kolaylaştırmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocuklarda sözel ifadenin zamanla gelişiyor olması onların kendilerini beden dilleri ile anlatmaya itmektedir. Bu nedenle çocukların bulunduğu yaş ve gelişim özelliklerine göre beden dillerini anlamaya çalışmak onlarla iletişimi kolaylaştıracaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Gelişim dönemlerine göre ipucu olabilecek bir kaç beden dili tercümesi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Yeni doğan bebek henüz ağlamayı bilmediği için refleksif olarak ağlar. Annesinin onu okşaması rahatlatır ve kendini iyi hissetmesini sağlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Sallanmak çok hoşuna gider. Çünkü anne karnındaki ortamla özdeşleştirerek bilinçaltında kendini rahatlatır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• İlk defa banyo yapan bebek kollarını açar ve dilini dışarı çıkarır. Böylece düşme korkusundan kurtulmaya çalışır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Çocuğun elini yada herhangi bir şeyi emmesi, ısırması onun zor durumda olduğunu merakla daha çok şey bilmek istediğini gösterir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Canlı gözler ilgili ve harekete hazır olduğunu gösterir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Annemin dikkatini nasıl çekebilirim? Diye düşünen bir çocuk parmağını göstererek acıdığını anlatmaya çalışarak aslında annenin onunla ilgilenmesini istediğini ifade eder.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Kulakları kapatmak.. çevreden gelen sesleri duymak istemediğine yada duymak istemediği konuşmalarda gösterir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Karşılıklı oyun oynayan anne ve çocuğun oyun esnasında kendini geri çekmesi annenin fazla müdahaleci olduğunu çocuğun aktif oyunu devam ettirmekte engellediğini gösterir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Kolları açarak gelme sevgi ve güven duygusu istediğini gösterir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Suçlandığı zaman omuzu yukarıda, baş geridedir. Bu durumda suçlandığı şey hakkında red etme yada kabul etme arasında gidip gelmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• İtiraf eden çocuk eliyle iter. İstediğini aldın artık beni rahat bırak mesajı verir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Aşağı sarkan eller vazgeçildiğine işaret eder. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Kendi kendine boyama yapan çocuk gayet ciddi bir yüz ifadesi takınırken vermek istediği mesaj önemli olan sonuç değil kazanılan tecrübedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Ayakların iç kısımlarının birbirine dönük açık olması çocuğun gerçek dünyadan uzak olduğunu gösterir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Oyuncak ayısı yada bebeği ile oynarken annenin ona davranış şekillerini oyuncağına uygular.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Bacakları açık, elleri belinde olan çocuk kendine güvendiğini ve savunmaya geçtiğini gösterir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Gözlerini sıkı sıkı kapatan çocuk gerçeklerle yüzleşmek istemeyen ve çok fazla zorlandıklarında gösterdikleri tepkidir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sınıfta öğretmeninde söz isteyen öğrenci kalemini kaldırarak kendini göstermeye çalışırken, elini yumruk yapmış diğer bir çocuk pes ettiğini umudu kalmadığını ifade eder.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Oyun hamuruyla oynayan iki çocuğun biri önündekine odaklanmış ve etrafıyla ilgilenmez görünürken gerçek dünyadan kopmuş tamamen işine yoğunlaşmıştır. Diğer çocuk hamuruna şekil verirken diğerininkine sürekli bakıyorsa “ Diğer çocuk ne yapıyor? Benimkinden mi?”&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Dudaklarını ısırarak çapkın bakışlarla gülümseyen bir kız çocuğu “Beni tamamen sevene kadar sana açılmayacağım..” mesajı vermektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Dolap yada masa üzerine çıkmış gururla duran bir çocuk “ Ben çoookkk büyüğüm. Hepinizden daha büyükk…” der..Çocukların beden dili yetişkinler kadar karmaşık ve zengin değil basit ve yalındır. Çocuk 10-12 yaşına gelene kadar 1=1 formülü geçerlidir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir şeyi istemediklerinde kaçarlar. İçten gelen dürtüye göre hareket ederler. Çocuk için yetişkinin davranışları çok karmaşık ve zordur. Yetişkinler çocukların gönderdiği sinyalleri tam anlamıyla anlamlandıramadıklarından dolayı aralarındaki iletişim karmaşıklaşır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;10-12 yaşından sonra soyut düşüncenin başlaması sosyal oyun kurallarını kabul edebilir hafif çekingenlik karışım bir beden dili sergilemeye başlarlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ebeveynin çocuğunun beden diliyle gönderdiği mesajları algılayarak onu anladığını ifade eder bir iletişim kurması çocuğun kendini güvende hissetmesini, daha az korkmasına dolayısıylada daha az saldırgan olarak bilinçli ve kendini ifade edebilen bireyler olabilirler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Pozitif Gelişim Özel Eğitim ve Aile Danışmalığı MerkeziÇocuk Gelişimi Uzmanı Şenay Yılmaz&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/4045800193675242303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebeginizin-beden-dilini-okuyun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4045800193675242303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4045800193675242303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebeginizin-beden-dilini-okuyun.html' title='Bebeğinizin Beden Dilini okuyun'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib7wAKMh1DlTa2EmGUlF42MCQEbCNnxunK6Xsxq6y0xcSTnmlNrwX0RJbZLu3uOIlaET6tjbNQmkp5oxa1pKAogLKGb7QiIAtFT7gY4krJpFgzL6okfLjHSE2jBlyP0Zohn4jrUykPqYkc/s72-c/bebekguzel.gif" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-515228025633552801</id><published>2009-03-31T10:59:00.002+03:00</published><updated>2009-03-31T11:13:39.868+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="anne sutu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek aglamasi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek emzirme"/><title type='text'>Bebeğinizi Doğumdan Hemen sonra Emzirin</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiSSW-okYawxD5nQFbWIo8QFB-dbnJOUNFz2yPVRx1jAyLUtdJqExkHyplKR-0zAfTZVAmg4oJ-0awH8CpfXkDgierXGOHrsU8Gwwg53CY12VuFos_j5sbd6JFLY0mK0x79ZRdVD4WMSWzj/s1600-h/emzirme1.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319262067948439378&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiSSW-okYawxD5nQFbWIo8QFB-dbnJOUNFz2yPVRx1jAyLUtdJqExkHyplKR-0zAfTZVAmg4oJ-0awH8CpfXkDgierXGOHrsU8Gwwg53CY12VuFos_j5sbd6JFLY0mK0x79ZRdVD4WMSWzj/s320/emzirme1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Bebeğinizi emzirmeye ne zaman başlamalısınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Bebeğinizi doğumdan sonra, ilk yarım saat (30–60 dk.) içerisinde, kendinize gelir gelmez emzirmeye başlamalısınız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Doğumdan sonra ilk birkaç gün içerisinde gelen koyu ağız sütü bebeğe mutlaka verilmelidir. Bebeğinizi hastalıklardan korur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emmesi ile beraber kısa sürede artacaktır. Doğumdan sonra 1–2 gün süt gelmese bile ek bir gıda verilmemeli, bebek sık sık emzirilmelidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeğinizi ne sıklıkla ve nasıl emzirmelisiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Bebeğinizi her ağladığında ve her istediğinde emziriniz. Emzirmeye zaman sınırı konulmadan, bebeğinizi gündüz ve gece her istediğinde emziriniz. Özellikle geceleri emzirme süt üretiminizi artıracaktır Yeni doğan bebekler genellikle günde 8–10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Bebeğin vücudu anneye yakın olmalı, baş ve vücudu düz bir şekilde tutulmalı, gerekirse omuz ile birlikte poposundan desteklenmeli ve burnu anne memesi ile aynı hizada olmalıdır. Emzirme esnasında meme çevresindeki koyu renkli bölgeyi çocuk ağzına almalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Doğumdan sonra emzirmeye başlayan annenin Sık ve doğru emzirme, bol sütün gelmesini sağladığı gibi göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bebeğinizi her ağladığında emzirin&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Bebeğinize ilk 6 ay sadece anne sütü vermelisiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• 6. aydan sonra 2 yaşına gelene kadar uygun ek gıdalar ile birlikte anne sütü vermeye devam etmelisiniz.Bebeği ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemek ne kadar önemli ise, zamanında uygun ek gıdalara başlamak da bebeğinizin sağlıklı gelişimi için çok önemlidir.Bebeğinizi ilk 6 ay sadece emzirin, 6. aydan sonra uygun ek gıdalar verin.Bebeğinizin Anne Sütü ile Yeterince Beslendiğini &lt;strong&gt;Nasıl Anlarsınız?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;• Bebeğiniz günde en az 6 kez idrar yapıyor, 1–2 kez kakasını yapıyor ve ayda en az 500 gr. kilo alıyor ise bebeğinizin aldığı anne sütü yeterlidir.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/515228025633552801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebeginizi-dogumdan-hemen-sonra-emzirin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/515228025633552801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/515228025633552801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebeginizi-dogumdan-hemen-sonra-emzirin.html' title='Bebeğinizi Doğumdan Hemen sonra Emzirin'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiSSW-okYawxD5nQFbWIo8QFB-dbnJOUNFz2yPVRx1jAyLUtdJqExkHyplKR-0zAfTZVAmg4oJ-0awH8CpfXkDgierXGOHrsU8Gwwg53CY12VuFos_j5sbd6JFLY0mK0x79ZRdVD4WMSWzj/s72-c/emzirme1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-6692527360454919213</id><published>2009-03-31T10:55:00.003+03:00</published><updated>2009-03-31T10:59:09.137+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek gelisimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="erken dogan bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="premature"/><title type='text'>Erken Doğan Bebekler Körlük Riski Taşıyor</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhI4PO2cFb4ji4xDHCcDT4-oBg-dYw6-JPOUL7P2HxPXzWRo2txEDXia2fgZFKgPcjM2MuyO7idxtooco2gufOIfMFNTV7oGwGKAaaShyIiX-KeGtyG-hf3Ycgu1LsyeEc6cAiCRnoShii-/s1600-h/premature-bebekler.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319258325880090578&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhI4PO2cFb4ji4xDHCcDT4-oBg-dYw6-JPOUL7P2HxPXzWRo2txEDXia2fgZFKgPcjM2MuyO7idxtooco2gufOIfMFNTV7oGwGKAaaShyIiX-KeGtyG-hf3Ycgu1LsyeEc6cAiCRnoShii-/s320/premature-bebekler.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;İnsanların hayatlarında en mutlu olduğu anların başında, anne baba olduklarını öğrendikleri ve bebeklerini kucaklarına aldıkları an gelir. Bebekleri prematüre doğan ebeveynler için ise yorucu bir maraton başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Onlar için en önemli şey bebeğin yaşamasıdır. Gelişen tıp teknolojisi sonucunda geçmişe oranla daha çok bebek yaşatılıyor. Ancak bu olumlu gelişme beraberinde, erken teşhis edilmediği taktirde her iki gözde de körlüğe yol açan Prematüre Retinopatisi hastası bebeklerin sayısında da artışa neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hastalığın körlüğe dönüşmesini engellemenin tek yolu ise erken teşhis ve tedaviden geçiyor. Bebeklerin gözlerindeki damarlar, doğuncaya kadar gelişir. Erken doğan bebeklerde bu gelişme tamamlanmadığı için doğduktan sonra da devam eder.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prematüre bebekleri yaşatmak için yüksek konsantrasyonlarda verilen oksijen, gözdeki damarların anormal gelişmesine sebep olur. Bunun sonucunda ise damarlanması tamamlanmamış bebeklerin retinalarında kısaca ROP olarak tabir edilen, Prematüre Retinopatisi hastalığı meydana gelir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erken dönemde tedavi edilmezse her iki gözde de körlüğe yol açar. Hastalığa yakalanan bebek sayısındaki yükselişe rağmen Türkiye’de sadece iki hastanede tedavi yapılabiliyor. Bu merkezlerden biri de Dünya Göz Grubu’nda yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Prematüre Retinopatisi’nin en sık görüldüğü grup 1.000 gramın altında doğanlardır. Bu nedenle 1500 gramın altında ve 32’inci haftadan önce doğmuş tüm bebeklerin mutlaka ROP muayenesinin yapılması gerektiğini söyleyen Dünya Göz Grubu doktorlarından Op. Dr. Umur Kayhan, yeni doğan bebekler konusunda uzmanlaşmış çocuk doktorları ve oftalmalogların birlikte çalışması ile ROP’un erken tanısı ve tedavisinin mümkün olduğunu vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayhan ayrıca, bebeklerde rastlanan akciğer, kalp damar rahatsızlıkları, ağır enfeksiyonlar ve beyinde yaşanabilecek problemlerin de retinopati riskini artırdığına dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğumdan sonra 4-6 hafta arasında mutlaka göz muayenesinin yapılması gerektiğini ifade eden Kayhan, hafiften ağıra doğru beş evresi bulunan ROP tedavisindeki başarının, hastalığın evresiyle ilintili olduğunu, ilk iki evresinde takibin yeterli olup, üçüncü evreden itibaren ise lazer ve krio tedavisine başlanılması gerektiğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çünkü hastalık en iyi sonucu üçüncü evrede veriyor. Dördüncü ve beşinci evrelerde yapılması zorunlu cerrahi müdahalede ise başarılı sonuç elde edilmiyor. Kayhan, yeni doğan tüm bebeklerin ilk bir ay içinde göz muayenesinin yapılmasının sadece ROP değil, birçok göz hastalığının zamanında tanısının konması ve başarılı tedavi olanağını sağlaması açısından önemli olduğunu sözlerine ekliyor.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/6692527360454919213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/erken-dogan-bebekler-korluk-riski.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/6692527360454919213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/6692527360454919213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/erken-dogan-bebekler-korluk-riski.html' title='Erken Doğan Bebekler Körlük Riski Taşıyor'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhI4PO2cFb4ji4xDHCcDT4-oBg-dYw6-JPOUL7P2HxPXzWRo2txEDXia2fgZFKgPcjM2MuyO7idxtooco2gufOIfMFNTV7oGwGKAaaShyIiX-KeGtyG-hf3Ycgu1LsyeEc6cAiCRnoShii-/s72-c/premature-bebekler.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-4391582512301872553</id><published>2009-03-31T10:51:00.003+03:00</published><updated>2009-03-31T10:54:35.847+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="anne sutu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="biberon"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="biberon temizligi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="calisan anne"/><title type='text'>Bebeklerde Biberona Ne zaman Başlanmalı?</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiIr-eNJXwQ1s3waRctnHfv0zLLdDx3HX35KrFComLD7lq-JdR0XMs-8scRX-gZQwsDSnWUIHT1pPvpugBSSfHMvzWi3Yjk0hUX_PN034gOJUOzdHrvsRlDRwB1RzJsdSIqB1Rvc7Ymq8sE/s1600-h/biberon1.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319257152904763410&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiIr-eNJXwQ1s3waRctnHfv0zLLdDx3HX35KrFComLD7lq-JdR0XMs-8scRX-gZQwsDSnWUIHT1pPvpugBSSfHMvzWi3Yjk0hUX_PN034gOJUOzdHrvsRlDRwB1RzJsdSIqB1Rvc7Ymq8sE/s320/biberon1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeğinizi ne zaman biberonla beslemeye başlamalısınız? Anne sütü alan bebeklere oturana kadar yani ilk 3-4 hafta biberon verilmesi önerilmiyor. Ancak bazen bebeğe mama verilmesi gerekebiliyor, böyle durumlarda ufak ilaç kadehleri kullanılarak mama verilmesi öneriliyor. Bebek 2-3 aylık olduktan sonra biberon günde 1-2 sefer verilebilir. Annesini emen, sütün yeterli olduğu durumlarda biberona gerek yoktur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Çalışan anneler ne zaman biberona geçmeli?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Biberon ters çevrildiğinde damlalar belli bir oranda akmalıdır, bebek boğuluyor gibi oluyorsa, biberon deliği bebeğe göre çok açık demektir. Anne çalışacaksa ya da bebek prematüre doğmuşsa biberon kullanılması önerilir. Anbne çalışmaya başlamadan 2 hafta önce biberonla deneme çalışmalarına başlamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Biberonla katı gıdalar verilmemeli&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Biberonla beslerken kesinlikle katı gıdalar vermeyin. Bu sonra kaşıkla yemeyi zorlaştırır. Katı gıdalara geçirlieken öğünler sırasında sadece su biberonla verilmelidir. Katı gıda bittikten sonra bebeğe biberon ile mama verilebilir. Biberonu ısıtmak için ise mikrodalga kullanılması önerilmiyor. Kanada Tıp Birliği Nisan 2008 tarihinde sert plastiklerin kullanımdan kaldırdı, bu nedenle cam biberonları tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Biberon alırken bunlara dikkat!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeğin içtiği mama miktarından biraz daha büyük olmalı. Memenin deliği bebeğin gelişimine uygun olmalı. Bebekler 6-7. aydan itibaren tutar, 9. aydan itibaren kendileri içebilir. Bu yüzden biberon bebeğin kavrayabileceği büyüklükte olmalı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Biberon nasıl temizlenir?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Biberon temizliğinde biberon fırçası kullanılması öneriliyor. İyice temizlenen biberon kaynar su ya da sterilzatöre koyularak steril edilir. Biberon ve çlarını 5 dakika süreyle kaynar suda kaynatmak yeterlidir. Daha sonra sudan ve sterilzatörden çıkarılan biberon temiz kağıt üzerine koyularak kurutulur. Bebeğiniz herşeyi ağzına koymaya başladıktan sonra biberon sterilizasyonuna son verilmelidir. Kullanımdan sonra bir damla deterjanla çalkalayıp iyice duruladıktan sonra kurumaya bırakmak yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Biberonu ne zaman bıraktırmalı?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeğiln ilk 2 yaşı oral fazdır. Bu dönemde şiddetli emme ve ağza götürme içgüdüsü vardır. Biberon onu huzursuz uyku dönemlerinde rahatlatır ve genel olarak da mutlu eder. Geceleri biberonla uyumamasına dikkat edilmelidir. Biberonu 2 yaşına doğru bıraktırmak en doğrusudur. Çocuğa 1 yaşında biberonu bıraktırmak onu hırpalayabilir. Eğer çocuk gece boyunca süt içmek isterse süt miktarını azlatıp suyla seyreltmeli ve 1 hafta içinde suya çevirmelidir. Evde az biberon bulunması, başkasına hediye etmesi ya da kendi beğendiği bir bardağı kullanması bırakmasına yardımcı olur.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/4391582512301872553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebeklerde-biberona-ne-zaman-baslanmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4391582512301872553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4391582512301872553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebeklerde-biberona-ne-zaman-baslanmal.html' title='Bebeklerde Biberona Ne zaman Başlanmalı?'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiIr-eNJXwQ1s3waRctnHfv0zLLdDx3HX35KrFComLD7lq-JdR0XMs-8scRX-gZQwsDSnWUIHT1pPvpugBSSfHMvzWi3Yjk0hUX_PN034gOJUOzdHrvsRlDRwB1RzJsdSIqB1Rvc7Ymq8sE/s72-c/biberon1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-8391934585184188531</id><published>2009-03-31T10:42:00.003+03:00</published><updated>2009-03-31T10:51:19.726+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek bakimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek uykusu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek uyumasi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="calisan anne"/><title type='text'>Bebeğinizi Uyutmanın Yolları</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi8koY49CKnHVDRKWtD4NW6VuYoABZznVHTsxoCIjCaopGY7lpMga9bIDkcDGrRA8_Ql7k7leyXKJxePOu-uSPaq02gV3b3-deeDKH473hLmZKAyxDISXdWfAfWltz_CT1sQ6AET7s-ruBH/s1600-h/uyuyan-bebekB.gif&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319256147454178626&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 222px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi8koY49CKnHVDRKWtD4NW6VuYoABZznVHTsxoCIjCaopGY7lpMga9bIDkcDGrRA8_Ql7k7leyXKJxePOu-uSPaq02gV3b3-deeDKH473hLmZKAyxDISXdWfAfWltz_CT1sQ6AET7s-ruBH/s320/uyuyan-bebekB.gif&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; İşyerinde uykulu gözlerle dolaşıyorsanız ya da evdeyken sürekli yatma isteği duyuyorsanız gece iyi dinlenememişsiniz demektir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunun nedeni bebeğinizin gece uyumaması mı? Karnının tok, altının temiz, herhangi bir sancısının yada acısının olmadığından emin olduğunuz bebeğiniz geceleri uyumak istemiyor, sizi de uyutmuyor türlü şirinlikle kendisiyle ilgilenmenizi istiyorsa ortada yanlış giden bir şeyler var demektir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çünkü bir süre sonra sizin bedeniniz bu duruma isyan etmeye başlar. Yorulan vücudunuz, dikkatinizin dağılmasına, gergin olmanıza hatta bazı sağlık sorunlarınızın çıkmasına neden olabilir. Hatta eşinizle bebeğe gece kim bakacak tartışmalarına girebilir, emzirme sürecinizde problemler yaşayabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çünkü anne sütü dinlenmiş bir beden, iyi bir gece uykusu ve stressiz bir aile yaşamı gerektirir.Uyumayan bebeğe önerilerAnne karnındaki bebek gece gündüz farkını bilmez ve bu bilmeme ile doğar. Ancak ilk iki hafta içinde yeni ortamına alışmaya ve uyku düzenini öğrenmeye başlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu süreci kaçırmayın.Yeni doğmuş bebekler günde 15-18 saat uyuyabilir. Bu süre zamanla azalır. Sizin ilk aydan itibaren bebeğin gece ve gündüz uykusu için gerekli düzenlemeleri yapmanız gerekir.Elbette bebekler gündüzleri de uyuyacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sağlıklı gelişebilmeleri için bu aylarda uykuya ihtiyaçları bizden fazladır. Ancak iki haftalık olmuş bir bebeğin gece uyuduğu ortam farklı, gündüz uyuduğu ortam farklı olmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Gündüz daha aydınlık, sesli (çoğunlukla oturma odası) gibi yerlerde uyumasına sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gece uykusunda ise yatak odasında loş, az ışıklı sessiz ve dışarıdan hiçbir uyarının alınmadığı bir ortam yaratın. Böylece bebek gece uykusu ile gündüz uykusu sırasında fark olduğunu anlar.&lt;br /&gt;Gündüz uykusundan uyandığında onunla konuşun, öpün, oynayın. Uykusunun açılması, çevresindeki uyaranları alması sorun değildir. Hatta gereklidir. Böylece gündüz uykularının kısa ve aralıklı olduğunu anlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gece beslenmek için yada uyku geçişlerinde gözlerini açtığında ışığı yakmayın. Odanın var olan loş ortamında bebeğiniz emzirin. Onunla konuşmayın. Mimik hareketlerinizle ilgisini çekmeyin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geceleri uyanan yada ağlayan bebeğin başına ailece toplanmayın. Bir kişinin ilgilenmesi yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geceleri uyanan bebeğinizin yanında konuşmanız gerekirse kısık sesle konuşun. Fazla fiziksel temastan kaçının. Emzirmenizi ya da bakımını yaptıktan sonra en kısa sürede yatağına geri yatırın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3-4 aylık bir bebek tek başına uyuyabilmeye hazırdır. Gündüzleri 2-3 kere kısa uykular şeklinde toplam 13-14 saat uyuyabilirler.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeğinizin uyku saatlerin kaydedin. 24 saatin ne kadarını uykuda geçirdiğini anladıktan sonra bunun gece ve gündüze uygun dağılmasını sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir yatış saati belirleyin ve buna mutlaka uyun. Kararlı olun; siz bebeğinize değil, bebeğiniz size uymalı. Gece uykusu için hazırlığınızı yaptıktan sonra mutlaka yatak odasına gidin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uyumasa da mutlaka yatağında tutun.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sosyal ortamdan uzaklaştırın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her gece aynı saatte ve aynı rutinlerle gece uykusuna hazırlayın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geceleri bebeği sessiz bir ortamda bulundururken, gündüzleri hareketli ışıklı ve aktif şeylerle meşgul edin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gece uyku saatine 3-4 saat kala uykuya dalmasına izin vermeyin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geceleri bebeği en ufak mırıltısında kucağınıza almayın. Hatta karnı temizse, altını da kontrol etmişseniz yatağında pışpışlayarak sakinleştirin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tuttuğunuz saat çizelgesine göre gündüzleri gereğinden fazla uyumasına izin vermeyin. Toplam uyku süresinin yarısını gündüz uyuyan bir bebek geceleri daha çok uyanır. Gerekirse altını değiştirerek ya da kucağınıza alarak uyandırın.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebekler anne babalarından ayrılmak istemezler. Gündüzleri çalışan anne ve babalarının geceleri yanlarında olduğunu anladıklarında kendilerini buna göre ayarlayabilirler ve uyumak istemezler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ona her akşam aynı rutinlerle yanında olduğunuzu işe gidip geri geleceğinizi hissettirmeniz de gerekebilir. Ayrıca, gündüzleri bebeğinize bakan kişiden uyguladığınız programa destek olmasını mutlaka isteyin. Siz aynı rutinleri kararlılıkla uygularsanız bebeğiniz mutlaka bunlara uyacaktır. Sizin dinlenmiş ve huzurlu bir gece geçirmeniz ona olan sevginizi gösterebilmeniz içinde gereklidir.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/8391934585184188531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebeginizi-uyutmann-yollar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/8391934585184188531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/8391934585184188531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebeginizi-uyutmann-yollar.html' title='Bebeğinizi Uyutmanın Yolları'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi8koY49CKnHVDRKWtD4NW6VuYoABZznVHTsxoCIjCaopGY7lpMga9bIDkcDGrRA8_Ql7k7leyXKJxePOu-uSPaq02gV3b3-deeDKH473hLmZKAyxDISXdWfAfWltz_CT1sQ6AET7s-ruBH/s72-c/uyuyan-bebekB.gif" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-2613322011706222888</id><published>2009-03-26T22:00:00.003+02:00</published><updated>2009-03-26T22:09:33.194+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="anne sutu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dogum"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dogum sonrasi kilolar"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hamilelik sonrasi kilo vermek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kadin"/><title type='text'>Doğum Sonrası Öneriler</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijufoFthAM1cSooj-sNFywbYFpmO9vHHGCQUL2Gp60SW6WtLSK9pyx_Xppwrb0KHBwBsWVbKkmxl0uJyJRjFm4GvCwSfqtCYmRVXav616Stfz4zWNyNdO_l9oZ_oIg1SmsmXy-kCpatNty/s1600-h/dhik.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5317591023917321378&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 216px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijufoFthAM1cSooj-sNFywbYFpmO9vHHGCQUL2Gp60SW6WtLSK9pyx_Xppwrb0KHBwBsWVbKkmxl0uJyJRjFm4GvCwSfqtCYmRVXav616Stfz4zWNyNdO_l9oZ_oIg1SmsmXy-kCpatNty/s320/dhik.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Doğum sonrasında aradığınız tüm bilgilere ulaşabilirsiniz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğum sonrası nasıl sağlıklı zayıflanır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hamilelik son derece normal ve fizyolojik bir süreçtir vücudunuzda mevcut olan yağ hücrelerinin iki yada üç katı büyüklüğüne çıktığı doğal bir süreçtir önemli ayrıntı bu sürecin çok kısa olmasıdır yani dokuz ay gibi bir sürede karın çapı 5 yada 6 katına çıkmakta bu gerilimi cildin taşıması içinde kişi gerekli önlemleri hamilelik boyunca yapmalıdır sağlıklı zayıflama konusuna gelince internet yoluyla binlerce ulaşılabilir diet listesine rastlanılabilir ve uygulanmaya çalışılabilir ama sonuçta yanlışları düzeltmek ve doğruyu göstermek hekimin işidir zaten burda doğru söylem ya da yönetim gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hem hızlı, hem de sağlıklı zayıflanır mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette mümkündür vücut matematik gibidir kaloriyi fazla alırsanız kilo alırsınız kaloriyi düşürürseniz zayıflama kaçınılmazdır ama önemli olan düzenli ve dengeli beslenme ile bu sorun çok rahat çözümlenebilir vücut ritmi 6 öğüne programlanmıştır 3 ana 3 ara öğün ve düzenli beslenildiği sürece kolorinizide kısıtlarsanız sağlıklı bir şekilde zayıflayabilirsiniz hız biraz da kişinin metabolizması yaşı kaçıncı hamileliği ile de yakından ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neden bazıları doğum sonrası hızlı kilo verir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada vurgulanması gereken en önemli ayrıntı düz mantıkta düşünmeleri ve vücutlarını iyi tanımadan geçer sonuç itibariyle BMI yani vücut kitle oranınızın normalin altı ve normal sınırlarda hamile kalır ve hamilelik boyuncada kendinizi kontrollü bir şekilde kadın doğum uzmanınızın uygun gördüğü şekilde kilo alırsanız doğum sonrası da hızlı bir şekilde kilo verebilirsiniz ama bunların tam tersi durumda yani hamile kalmadan vücudunuzdaki yağ fazla ve hamilelik boyunca çok fazla kilo alırsanız sonrası elbette kilo vücudunuzda kalacaktır. &lt;strong&gt;Doğumdan ne kadar sonra spora başlanabilir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal doğumu takiben 1. ay sezeryanı takiben 3. ay içinde spora başlanabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yeni annelere spor tavsiyesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni anneler için en güzel spor vücutlarındaki ödemi de atmalarını sağlayacak kısa süreli yürüyüşlerle başlamaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hangi yiyecekler sütü arttırır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk arasında çok yanlış inanışlar vardır çok kalorili ve çok şekerli gıdaların süt yaptığı sanılır oysaki Somali’de açlık sınırında yaşayan annelerde sadece buğday ve bulgur lapasıyla beslenmelerine rağmen sütleri olmaktadır ama popüler bilgiler vermek gerekirse havuç, siyah üzüm ve özellikle rezene çayı sütü arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğru bildiğimiz yanlışlar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük yanlış, annenin emzirmeyi kısa sürdürmesidir vücudunun daha fazla deforme olacağını ve kilo alacağını düşündüğü için emzirmeyi erken keserler oysaki hormonlar tamamen bu süreç için programlanmıştır, bir diğer yanlış da az önce belirttiğim gibi yüksek şeker içeriği olan gıdaların süt yapacağına inanılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğum sonrası deformasyon nasıl giderilir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk deformasyon elbette kilo fazlalığı ve oluşan çatlaklardır bunları gidermek çok da kolay değildir ama düzenli beslenme ile kilo fazlalığı giderilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sarkmalar için öneriler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik öncesi selülit ve fazla kilosu olanlar bir an önce bu problemlerinden kurtulmalılar hiçbir vücut deformasyonu kader değildir sadece kişinin kendini iyi tanıması ya da onu tanıtacak bir doktoru bulması gerekliliğidir. Bağ dokunuz ya da vücut profilinizdeki bozukluk ne olursa olsun bunları minimuma indirerek hamile kalmak en önemli koruyucudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çatlaklar, selülitler ve varisler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatlakların oluşmaması için özellikle son 3 ayda badem sütü ve yağı ile her gün karın çevresi masaj yapmak ve düzenli nefes egzersizleri başlangıç tedavileridir oluşan selülit için hamilelik boyunca yapılan düzenli yürüyüş sonucu etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vücudu diri gösterecek formüller&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut olan fazlalıklardan kurtulduktan sonra vücudu daha fit ve sıkı gösterecek formül ve gıdaları tüketmek gereklidir. Tüketilen taze sebze ve meyveler aynı zamanda kepekli gıdaların bağırsak hareketini arttırmasıyla çok da sıkı bir karın elde edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Zayıfladıktan sonra formu korumak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudunuzun istediği zor olan değil kolay olandır, yapılacaklar bellidir yağ fazlanızı hesaplayıp ona göre danışmanlık almanızdır.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/2613322011706222888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/dogum-sonras-oneriler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/2613322011706222888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/2613322011706222888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/dogum-sonras-oneriler.html' title='Doğum Sonrası Öneriler'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijufoFthAM1cSooj-sNFywbYFpmO9vHHGCQUL2Gp60SW6WtLSK9pyx_Xppwrb0KHBwBsWVbKkmxl0uJyJRjFm4GvCwSfqtCYmRVXav616Stfz4zWNyNdO_l9oZ_oIg1SmsmXy-kCpatNty/s72-c/dhik.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-4201897877752989138</id><published>2009-03-26T21:29:00.004+02:00</published><updated>2009-03-26T21:59:07.358+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="asi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek asisi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek sagligi"/><title type='text'>Bebek Aşısı</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPx1s6T7tGe7EWylXnFULgqwTXyeBt10fL1KLJii1sVMWLS-dqtNIDkTF3lorZvfd7anB8IaRv0L3RN9JBo9yAXHXm6LcWNywYQGJujLel79kc6SwQCJgYotSwJ9g3992lPmb5_ZFO6Xd5/s1600-h/bebek-asi-takvimi3.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5317588422434081522&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 186px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPx1s6T7tGe7EWylXnFULgqwTXyeBt10fL1KLJii1sVMWLS-dqtNIDkTF3lorZvfd7anB8IaRv0L3RN9JBo9yAXHXm6LcWNywYQGJujLel79kc6SwQCJgYotSwJ9g3992lPmb5_ZFO6Xd5/s320/bebek-asi-takvimi3.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Aşı nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnsan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri v.s. mikropların hastalık yapma karakterlerinden arındırılarak yada bazı mikropların salgıladığı zehirlerin etkisinin ortadan kaldırarak sağlam kişilere verilmesi için geliştirilen biolojik maddelere aşı denilmektedir. Aşı, kişileri hastalıklardan ve onun kötü sonuçlarından koruyabilmesi için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;Aşıların tedavi edici özellikleri yoktur.Herhangi bir hastalık oluştuktan sonra veya geçirdikten sonra aşı yapmanın hiç bir yararı yoktur.&lt;br /&gt;Hergangi bir aşının koruyucu etki gösterebilmesi için uygun yaşlarda ve uygun aralıklarda yapılması şarttır. Aşıların çocuklara hastalıklara yakalanma riskinin en yüksek olduğu dönemlerden önce yapılması gerekmektedir. Geniş araştırmalar sonucunda belirlenen &quot;Aşı Takvimi&quot;ne uyulması, en yüksek düzeyde koruma sağlanması açısından çok önemlidir.&lt;br /&gt;Bebekleri, ölümcül ve sakat bırakan hastalıklardan korumak ve onlara sağlıklı bir gelecek sunabilmek için en emin yol aşılamadır. Bebeklerin korunması, gebelikten itibaren anne adayına uygulanacak aşılar ile başlamaktadır.&lt;br /&gt;Bebeklik döneminin en çok görülen hastalıklar olan Hepatit B, Verem, Difteri, Tetanoz, Boğmaca, Çocuk Felci, Menenjit, Kızamık, Kabakulk, Kızamıkçık, Su Çiçeği, Hepatit A hastalıkları ile bunlara bağlı ölüm ve sakatlıkların engellenebilmesi için , yeni doğan bebeklerin yaşamlarının ilk aylarından itibaren aşılanmalarının başlatılması gerekmektedir.&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/4201897877752989138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebek-ass_26.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4201897877752989138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4201897877752989138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebek-ass_26.html' title='Bebek Aşısı'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPx1s6T7tGe7EWylXnFULgqwTXyeBt10fL1KLJii1sVMWLS-dqtNIDkTF3lorZvfd7anB8IaRv0L3RN9JBo9yAXHXm6LcWNywYQGJujLel79kc6SwQCJgYotSwJ9g3992lPmb5_ZFO6Xd5/s72-c/bebek-asi-takvimi3.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-1397182760086550109</id><published>2009-03-26T21:21:00.002+02:00</published><updated>2009-03-26T21:26:46.924+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek bakimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek besikleri"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek guvenligi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek karyolası"/><title type='text'>Bebek Beşik ve Karyolaları Hakkında Güvenlik Uyarıları</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicH20V_PPm1e1J2qy0zHiht9z4nI0xqezH9Rx429xogK0nt7KHvFYNBT6AYUDYPw2FhlUFu5rUEGXwp5wry7V-C0vrDLUPycOBlBVBPp_Rnjk996SsTdM22B_PLCNFZi50P-UxnONGizfA/s1600-h/DVC00208.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5317580097899623602&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicH20V_PPm1e1J2qy0zHiht9z4nI0xqezH9Rx429xogK0nt7KHvFYNBT6AYUDYPw2FhlUFu5rUEGXwp5wry7V-C0vrDLUPycOBlBVBPp_Rnjk996SsTdM22B_PLCNFZi50P-UxnONGizfA/s320/DVC00208.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Bebeğiniz karyolasında iken genellikle görme alanınızın dışında ve tek başına olacaktır. Karyolası bu nedenle tamamen güvenli bir ortam olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;En sık görülen karyola kazası olan “düşmeler” aynı zamanda önlemi en kolay alınabilecek olan kazadır. Karyola içinde yüksek yerleştirilmiş bir yatak, parmaklıkları indirilmiş durumda bırakılan bir karyola, çocukların düşme olasılığını artıran unsurlardır. Çocuğunuza karyola seçerken şunlara dikkat etmeniz gerekir:&lt;br /&gt;* Parmaklıkların arası 6 cm’den fazla yani çocuğun başını kıstıracak kadar aralıklı olmamalıdır.¦ Başucunda ya da ayakucunda başının sıkışabileceği açıklıklar olmamalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Karyolanın köşelerinde çıkıntı varsa bunları çıkarın veya kesin. Gevşek giysiler bunlara takılarak çocuğun boğulmasına yol açabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eski karyolaların birçoğu kurşunlu boyalarla boyanmış olduklarından, parmaklık rayları aşındıkça karyolayı çiğnemeye çalışan çocukta zehirlenme yapabilirler (bu gerçekten olmaktadır). Önlem olarak eski boyaları kazıyın ve kurşunsuz, kaliteli, emayeli boyalarla boyayın. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Havalandırması iyi olan bir odada kurumasını bekleyin. Yan parmaklıkların üstüne plastik şeritler yapıştırın (bunları çocuk mobilyaları dükkanlarında bulabilirsiniz).&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Diğer çocuk karyolası kazalarından korunmak için şunlara dikkat etmelisiniz:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1. Yeni bir yatak aldığınızda bütün plastik paketleme materyalini çıkarıp atın. Bunlar çocuğun boğulmasına yol açabilirler. Yatağa kalın bir plastik kılıf veya yatak koruyucusu geçirecekseniz bunun gevşek olmamasına dikkat edin. Fermuarlı kılıfları tercih edin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2. Bebeğiniz oturmaya başladığı anda yatağın seviyesini indirerek, kenarlara yaslandığında düşemiyeceği ve tırmanamayacağı kadar derin bir konuma getirin. Ayağa kalkmayı öğrendiğinde ise en alt seviyeye indirin. Düşmeler en sık, bebek tırmanmaya çalıştığında meydana gelir. bu nedenle, boyu 75 cm olduğunda veya parmaklık seviyesi boyunun 3/4’ünün altında kaldığında onu başka bir yatağa alın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3. En alt seviyeye indirdiğinizde, karyola rayının üst kısmı yataktan en az 10 cm yüksekte olmalıdır (yatak en üst seviyede olsa bile). Parmaklıkların kilidi çocuğunuz tarafından açılamayacak şekilde olmalıdır. Çocuğunuz karyolanın içindeyken parmaklıklar daima yukarı kaldırılmış olmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4. Bebeğinizin yatakla karyola arasına kayıp sıkışmaması için yatağın karyolaya tam olarak oturması arada boşlukların kalmaması önemlidir. Yatağın kenarlarından üç veya daha çok parmağınız girebiliyorsa karyolaya tam olarak uyan bir yatak alın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5. Metal parmaklıklarda sivri, çapaklı veya keskin herhangi bir kısım olup olmadığını düzenli olarak kontrol edin. Ahşap karyolalarda ise çatlak veya kıymık olmamasına dikkat edin. Karyolanın parmaklıklarında diş izleri görürseniz parmaklıkların üstünü plastik şeritlerle boydan boya kapatın (bunları çocuk mobilyası satan yerlerin birçoğunda bulabilirsiniz.).&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6. Bebeğiniz küçükken karyola kenarlarına tampon yastıklarını yerleştirin. Bu yastıkların karyolayı çepeçevre sardığından ve kenarlara en az altı yerden sıkı bir biçimde bağlı olduğundan emin olun. Bebeğin boynuna dolaşmasına olanak vermemek açısından bu bağların en fazla 14 cm olmasına dikkat edin. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7. Çocuğunuz tutunarak ayağa kalkmaya başladığında kenar yastıklarını, oyuncak hayvanları, kısaca üzerine basarak dışarıya atlayabileceği herşeyi yatağın içindan çıkarın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;8. Eğer karyolanın üstünde dönence türü oyuncak varsa, bunun karyolaya sağlam bir şekilde takıldığından emin olun. Bu oyuncağın uzanamayacağı kadar yüksekte olması ve hangisi önce gelirse; 5 aylık olduğunda ya da oturabildiği zaman sökülmesi gereklidir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;9. Çocuk vücudunu el ve ayakları ile kaldırmaya başlar başlamaz, karyolaya asılan tüm oyuncakları kaldırın. Eli ile oynaması ve yakalaması için karyolaya gerilen “beşik jimnastiği” benzeri oyuncaklar çocuğunuzun çekmelerine ve yakalamalarına karşı dayanıklıdır ancak çocuk bunların üstüne düştüğü taktirde ona dolanabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;10. Düşmelerin en tehlikelisini önlemek için çocuğun karyolasını pencere yanına yerleştirmeyin. (*) Çocuk eşyalarında güvenlik standartları henüz ülkemizde yerleşmemiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Örneğin A.B.D.’de 1985’den sonra yapılmış tüm çocuk karyolaları genel güvenlik standartlarına uygun olmasına karşın ülkemizde bebeğinize alacağınız eşyaların güvenli olup olmadıklarını kontrol görevi yine size; anne-babaya düşmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/1397182760086550109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebek-besik-ve-karyolalar-hakknda.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/1397182760086550109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/1397182760086550109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebek-besik-ve-karyolalar-hakknda.html' title='Bebek Beşik ve Karyolaları Hakkında Güvenlik Uyarıları'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicH20V_PPm1e1J2qy0zHiht9z4nI0xqezH9Rx429xogK0nt7KHvFYNBT6AYUDYPw2FhlUFu5rUEGXwp5wry7V-C0vrDLUPycOBlBVBPp_Rnjk996SsTdM22B_PLCNFZi50P-UxnONGizfA/s72-c/DVC00208.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-649704491910400835</id><published>2009-03-26T21:05:00.006+02:00</published><updated>2009-03-26T21:21:25.572+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek alışverişi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek bakimi"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek hazirliklari"/><title type='text'>Bebek Hazırlıkları</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgE2qNVmEEaFYzoxTdIny2owVmv-sEwfr1twPLK6xFx-XE_xvLuDgCQ5f3xoaupO54n7U8KlweyxdYfM1fBWGW1upfiogfNEwNoMkaSHsaEDvXJSYrh0NAijsw7SOVp5-JKMi3J64ju23pf/s1600-h/B_bebek.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5317577253060196706&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 238px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgE2qNVmEEaFYzoxTdIny2owVmv-sEwfr1twPLK6xFx-XE_xvLuDgCQ5f3xoaupO54n7U8KlweyxdYfM1fBWGW1upfiogfNEwNoMkaSHsaEDvXJSYrh0NAijsw7SOVp5-JKMi3J64ju23pf/s320/B_bebek.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Bebeğiniz için gerekli hazırlıkları yapmadan önce bu yazılardan faydalanmanızı öneririz..&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgpE__xDLR7zL9EJgSCULLoIOfLH2VnYcPc7GI3p2-L4XLK9DPTQjZqZWci1n2Vq-o8_eSmhwEm_fJsMZiTwg72Dcma69ZvfPML5PkLjAfElbh6Xie89LvAns5Y6M4bIpbbl37OloVrU08W/s1600-h/B_bebek.jpg&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bebek Giysilerini Seçmek&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Doğum yaklaşırken bebeğinize ilk haftalarda gerekli olacak temel çocuk kıyafetleri, bebek elbiseleri ve aksesuarlarını edinmeniz gerekecektir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Size başlangıç için şu önerilerimiz olacaktır:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;d 3 veya 4 pijama takımı (ayakları da saran) &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;d 6 - 8 Tişört veya zıbınd 3 adet tulumd 2 süveterd 1 uyku tulumu d 2 bere (başlık)&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;d 4 çift çorap veya patikd 4 - 6 adet battaniye (pamuktan yapılmış ince bir battaniye)d 1 adet küçük havlu ve bornoz seti (bornozun başlığının olması tercih edilir). &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;d 3 - 4 düzine yeni doğan ölçülerinde hazır çocuk bezi. Başka çocuklarınız varsa bu bebek eşyalarının çoğu elinizin altında olacaktır. Eğer doğacak bebek ilk çocuğunuz olacaksa bunların birçoğunu dostlarınız ya da ailenizden temin edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bunların dışındaki giysi ve malzeme gereksinimlerini temin ederken size yardımcı olacak bazı önerilerimiz aşağıda sıralanmıştır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;° Büyük ölçülerde alın. Bebeğiniz prematüre veya çok küçük değilse yenidoğan ölçülerinde olan giysiler önceleri tam gelseler bile bunları kullanabileceği günler sayılıdır. Üzerinde 3 aylık bebek ölçüsünde olduğu belirtilen giysiler bile ilk aydan sonra dar gelebilir. İlk günlerde giyebileceği birkaç parça giysi aldıktan sonra asıl yoğunluğu daha büyük ölçülerdeki giysilere verin. Merak etmeyin, bebeğiniz bir süre için giysilerinin hafifçe bol olmasına aldırış etmeyecektir!&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;° Türkiye de çocuk giyim sanayinde henüz yerleşmiş bir standart olmasa da; bütün çocukların ateşe dayanıklı giysiler giymeleri gerekir. Etikette bunun yazılmış olmasına dikkat edin. Bu tip giysilerin sabunla değil deterjanla yıkanması gerekir çünkü sabun ateşe dayanıklılık özelliğini kaybettirir. Kullanacağınız deterjan için etiketi inceleyin.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;° Bezi değiştirirken giysinin bacaklarının kolayca açılıp açılmayacağını kontrol edin.Boynu, kolu ve bacakları çok sıkı saran giysilerden uzak durun. Bunlar sağlık açısından sakıncalı ve bebek için rahatsızdır. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;° Yıkama talimatlarını okuyun. Çocuk giysilerinin hepsi yıkanılabilir özellikte olmalı ve ütü gerektirmemelidir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;° Yenidoğan bebeğe ayakkabı giydirmeyin. Yürümeye başlayana kadar ayakkabıya gereksinimi olmayacaktır. Erken giydirilen ayakkabılar bebeğin ayaklarını deforme edebilir. Aynı şey küçük gelen ayaklı pijamalar ve çoraplar için de geçerlidir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Mobilya ve Bebek Gereçlerinin Alımı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bebek mağazalarına gittiğinizde, alabileceğiniz bebek gereçlerini seçmekte zorlanacaksınız. Bunlardan bir kısmı gerçekten gereklidir. Ancak, göz alıcı olan birçoğu gereksiz olmaktan öte kullanışlı bile değildir. Bu konuda size yardımcı olabilmek amacıyla; bebeğiniz doğduğunda elinizde olması gereken eşya ve temel gereksinimleri içeren bir listeyi aşağıda bulacaksınız.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;^ Bütün güvenlik önlemleri düşünülmüş bir çocuk karyolası (Bkz. Bebek Karyolaları Konusunda Güvenlik Uyarıları). A.B.D.’de satılmakta olan çocuk karyolaları bu özelliklere sahip olmak zorundadır. Ancak, ülkemizde çocuk eşyalarının güvenlik standartlarına uygunluk olup olmadığını kontrol etme görevi anne babaya düşmektedir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Birkaç hafta içinde bebeğinize küçük gelmeye başlayacağından, ayıracak fazladan paranız yoksa, bebek sepeti almayı düşünmeyin. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&gt; Karyolanın yatağı sertçe ve üstü kolayca temizlenebilecek şekilde kaplanmış olmalıdır. Bu amaçla bir yatak koruyucusu kullanabilirsiniz. Kullandığınız koruyucu kılıf plastik veya emici olmayan bir kumaştan yapılmışsa; bebek terlediği, kustuğu veya salyası aktığında ıslak yerde yatmaması için yatağın üstüne ıslaklığı emecek kalın bir kumaş serin.¡&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Karyolanın kenar yastıkları veya diğer bir deyişle “tampon”’ları, bebeğinizin başının karyolanın parmaklıklarına çarpmasını önlemek içindir. Bu yastıkların bütün iplerinin parmaklıklara bağlı olmasını sağlayın. Çocuğunuz ayağa kalkmaya başladığında bu tamponları kaldırın, yoksa onların üstüne basarak karyoladan dışarı çıkabilir. Yenidoğanın karyolasında yastık kullanmak hem gereksizdir hemde tehlikeli olabilir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;karyolanın&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yatağa çift katlı bir çarşaf sermeniz ve yatağın ölçülerine uygun bir pamuk yorgan veya yumuşak bir battaniye bulundurmanız önerilir. Dışı yumuşak kumaşla kaplı ve içi parça sünger veya benzeri maddelerle gevşekçe doldurulmuş bebek yastıklarını asla kullanmayınız. Bu tür yastıkların kullanımı 36 bebekte boğulmaya neden oldukları gerekçesi ile ABD Tüketici Güvenliği Komisyonu tarafından yasaklanmıştır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;^ Güvenlik özelliklerine sahip bez değiştirme masası. Bir halı veya kaygan olmayan bir yüzey üzerine kaymayacak şekilde yerleştirilmelidir. Pencere kenarları bebeğiniz için düşme riski oluşturduğu için pencere kenarına değil duvara dayanmalıdır. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bezlerin, çengelli iğnelerin ve bez değiştirirken gerekecek diğer malzemelerin bebeğin ulaşamayacağı ancak sizin elinizin altında olacak şekilde yerleştirilmesi gerekir. Çekmece raf ve sehpaları bu esaslara uygun olarak yerleştirirseniz; bez değiştirilirken -bir saniye için bile olsa- bebeğinizin yanından ayrılmak zorunda kalmazsınız. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&gt; Geniş plastik bir bebek yıkama küveti. Eğer bebeğiniz bir aydan küçükse onu mutfak lavabosunda yıkayabilirsiniz ancak muslukların oynar başlıklı olması ve bebeği yıkarken uzaklaştırılması gerekir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bir aydan büyük bebekler etrafa uzanıp muslukları açabilirler bu nedenle ilk aydan sonra bebeği ayrı bir banyo küvetinde yıkamanız daha güvenlidir. Bebeğinizi yıkayacağınız yerin temiz olduğundan emin olun. Küvetin içinin kaygan olmaması tercih edilir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Güvenlik Uyarısı: Bebek Sepetleri ve Beşikler&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Birçok anne-baba bebeği kendi odalarına alırken kolaylık sağlaması yani; kolayca taşınabilme özelliğinden ötürü beşik ve bebek sepetlerini tercih ederler. Bu konuda karar verirken bebeklerin hızla büyüdüğünü unutmayın. Birinci ay uygun olan bir beşik veya sepet, bebeğiniz iki aylık olduğunda artık küçük gelebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin ilk yatağını satın almadan önce aşağıdaki özellikleri okumanız uzun süre kullanılabilen, güvenli bir yatak seçmeniz için size yardımcı olacaktır:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;1. Beşik ya da sepetin tabanı dağılmayacak kadar sağlam olmalıdır.&lt;br /&gt;2. Beşik ya da bebek sepetinin tabanı birisinin çarpması durumunda devrilmeyecek kadar geniş olmalıdır. Katlanabilir ayakları olan sepetlerin ayakları kullanım süresince düz bir şekilde kilitlenebilmelidir.&lt;br /&gt;3. Bebek bir aylık veya beş kiloluk olduğunda (hangisi önce gelirse) artık sepette yatırılmamalı kendi yatağına terfi etmelidir.&lt;br /&gt;Bebeğin odası ve içindeki herşey temiz ve tozsuz olmalıdır. Pencereler ve yer döşemesi dahil her türlü yüzeyin yıkanabilir özellikte olması gereklidir. Aynı kural odanın içinde duran oyuncaklar için de geçerlidir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Popüler bir hediye olan oyuncak ayılar ve diğer doldurulmuş hayvan oyuncaklar bebeğiniz yanında sevimli durmalarına ve çocuk için eğlendirici olmalarına karşılık özellikle tüylü olanları çok toz tutar ve burun tıkanıklıklarına yol açarlar. Bebeğiniz bunlarla oynamayı aylar sonra öğreneceğinden o zamana kadar saklayabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bebek odasındaki hava çok kuru ise çocuk hekiminiz size odaya serin buhar verecek bir nemlendirici kullanmanızı önerebilir. Ayrıca, nezle grip gibi nedenlerle bebeğinizin burnu tıkandığında “serin buharlı oda nemlendiricisi”nden yararlanabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Eğer bir hava nemlendiricisi kullanıyorsanız kullanma kılavuzundaki talimatlara uyarak çalışmadığı zamanlarda suyunu boşaltın ve düzenli olarak temizleyin. Eğer bunu yapmazsanız içindeki suda bakteriler ve küf üreyebilir. S&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ıcak buhar çıkaran hava nemlendiricileri haşlanmalara-yanıklara yol açabileceğinden önerilmezler.Bebeğinizin kesinlikle zevk alacağı eşyalardan biri tepesine asılacak dönencelerdir. Değişik şekilli ve parlak renkli bir tanesini seçin. Bazıları çok güzel melodiler de çalarlar. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dönenceyi seçerken yanlardan veya üstten değil; ona bebeğinizin göreceği açıdan yani alttan bakın. Yanlardan ve üstten bakıldığında güzel görünenleri almamaya çalışın bunlar bebeğin değil, daha çok sizin zevkinize göre tasarlanmışlardır. Bebeğiniz oturmaya başladığında bu oyuncaklara uzanıp kendine zararlı bir hale getirebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Bu nedenle, oturmaya başladığında veya beş aylık olmadan önce bu oyuncakları kaldırın.Sallanan koltuk, müzik kutusu, kaset plak veya CD çalar; çocuk odası için akıllıca seçimlerdir. Oturduğunuz koltuğun sallanması kucağınızın yatıştırıcı etkisini arttırır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bebeğiniz için hafif bir müzik çalmanız, yanında olmadığınız zamanlarda onu rahatlatacak ve uyumasına yardımcı olacaktır.Bebeğinizin odasındaki ışıkların yumuşak olmasını isteyeceksiniz. Karanlık olduğunda ise bir gece lambası bırakabilirsiniz. Bu lamba onu daha rahat kontrol etmenize yardımcı olduğu gibi bebek daha büyüdüğünde gece uyanınca kendini güvende hissetmesini sağlar. Bütün lambaların ve kordonların bebeğin ulaşabileceği mesafeden uzak olduğuna emin olun.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bebeğin Doğumuna Kendinizi HazırlamakHamileliğin son dönemlerinde değişik duygular yaşayacaksınız. Örneğin, hem herşeyin biran önce olmasını hemde yeterli zaman olmadığı ikilemini yaşayacaksınız. Bebeğin bir an önce doğmasını isterken o gelmeden önce herşeyin kusursuz ve düzenli olması için yeterli süre olup olmadığı konusunda endişe duyacaksınız. Beklenen doğum yaklaştıkça - hatta bazı durumlarda geciktikçe - kendi sıkıntılarınızın yanında başkalarının heyecanlarını yatıştırmak zorunda kalacak ve sizi merak eden sevdiklerinizden sayısız telefonlar alacak, onları yatıştırmak durumunda kalacaksınız. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hamileliğin getirdiği fiziksel sıkıntılara birde bu tür sosyal baskılar eklenince; dokuzuncu ay size hiç bitmeyecekmiş gibi gelebilir. Unutmayın, hikayenin güzel bir sonu vardır. Bu nedenle, boş zamanlarınızı mümkün olduğunca keyif alarak geçirin.Gebeliğinizin son dönemlerinde zamanınızı akıllıca kullanarak doğumdan sonra yapmanız gerekecek birçok işi aradan çıkarabilirsiniz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Örneğin: Doğumu haber vermeniz gereken insanların bir listesini yapın. Nasıl haber vereceğinize karar verin, mektup veya kartpostal ile bildirmeye karar verdiklerinizin zarflarına adresleri yazın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir miktar yemek pişirin ve buzluğa koyun. Bebek doğduktan sonra bir süre yemek pişirmek istemeyebilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çocuk bakımı ve ev temizliği için yardımcıya ihtiyaç duyuyorsanız ve maddi olarak karşılayabilecek durumdaysanız, adaylarla konuşun (Çocuk Bakımı için geçici eleman bulma bölümüne bakın. S:152) Yardımcıya ihtiyaç duymayacağınızı düşünseniz bile elinizde gerektiği anda ulaşabileceğiniz kişilerin bir listesi bulunsun. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğum için son dakika hazırlıklarınızı dokuzuncu aya girmeden yapın. Yapılacak işler listesinde şunlar bulunmalıdır:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*Hastanenin ismi, adresi ve telefon numarası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*Bebeğinizin doğumunu yaptıracak hekimin veya ebe hemşirenin ve o anda hekim bulunamazsa yerine bakacak kişinin adı, adresi ve telefon numarası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*Hastane veya doğum merkezine en çabuk ve kolay gidilen yol. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;*Hastanenin doğum servisinin girişi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*Acil bir durumda başvuracağınız ambulans servisinin telefon numarası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*Sizi hastaneye götürecek olan kişiyle aynı evde oturmuyorsanız, onun telefon numarası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*Doğum için ve hastanede kaldığınız süre boyunca gerekli olacak eşya ve malzemelerin hazır bir şekilde bulunduğu bir çanta. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu çantaya; temizlik malzemeleri, giysileriniz, ziyaretçilerin ellerini mikroptan arındırmak için kolonya, arkadaş ve akrabalarınızın adres ve telefon numaraları, okumak için birkaç dergi veya kitap, bebeği taşımak için ince pamuk bir battaniye ve eve giderken bebeğe giydireceğiniz çamaşır ve giysiler yerleştirilmelidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* Bebeği güvenli bir şekilde eve getirebilmek için bebek araba koltuğu. Bu koltuğun güvenlik standartlarına uygun olması gereklidir. Bebeği, yüzü arabanın arkasına dönük olacak şekilde yerleştirin. Bebek desteksiz bir şekilde oturana veya dokuz kiloya ulaşana dek, ve en azından ilk 4-6 ay boyunca arkaya dönük pozisyonda oturtulmalıdır. Koltuk daha sonra bebeğin öne dönük olacağı konumda bağlanabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;* Başka çocuklarınız varsa, siz hastanede iken onlarla ilgilenecek kişileri ayarlayın.Bebeğiniz doğduğunda bunca ay boyunca size çok yakın ancak çok da gizemli görünen bu yeni insanla birdenbire karşılaşacak, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen hamilelik süresi ve bu süre içinde çektiğiniz tüm sıkıntıları unutacaksınız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Çocuğunuzun gelişimi, sağlığı ve anne-baba olarak sizi bekleyen görevlerle ilgili birçok bilgiyi; doğum öncesi eğitim bilgilendirmelerinde, çeşitli konularda yapacağımız kurslarda, ofisimize geldiğinizde sizlere vereceğimiz buna benzer dokümanlarla ve hekiminizle yapacağınız karşılıklı görüşmelerle edineceksiniz.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/649704491910400835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebek-hazrlklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/649704491910400835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/649704491910400835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/03/bebek-hazrlklar.html' title='Bebek Hazırlıkları'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgE2qNVmEEaFYzoxTdIny2owVmv-sEwfr1twPLK6xFx-XE_xvLuDgCQ5f3xoaupO54n7U8KlweyxdYfM1fBWGW1upfiogfNEwNoMkaSHsaEDvXJSYrh0NAijsw7SOVp5-JKMi3J64ju23pf/s72-c/B_bebek.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-455520545815883969</id><published>2009-01-16T09:26:00.003+02:00</published><updated>2009-03-26T18:01:38.200+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek bakımı"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ikiz bebek"/><title type='text'>İkizi Bebek ve Bakımı</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgjb9H6sDsd2JThUtgOf6pv7uaLkrw652uV8gq50Ro-CfJa580MNhNv5PkkVl7Em73pwzNMJj5NLMsSPdsI9AVfpM5K5rJNYgMaDNmT4TTcJzbXm3c0wOksnVgDypqlCNTGiKvIHrDWS8vu/s1600-h/ikiz+bebek.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5291791111098627874&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgjb9H6sDsd2JThUtgOf6pv7uaLkrw652uV8gq50Ro-CfJa580MNhNv5PkkVl7Em73pwzNMJj5NLMsSPdsI9AVfpM5K5rJNYgMaDNmT4TTcJzbXm3c0wOksnVgDypqlCNTGiKvIHrDWS8vu/s320/ikiz+bebek.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gebe kadın bir bebek düşüncesindeyken birden ikiz bebekleri olacağını öğrenince telaşlanması olağandır. Çünkü bir bebek için düşünülen planlar artık iki bebek için yapılmaya başlanmalıdır. Anne adaylarının bir kısmı doğacak olan bebeğin ihtiyaçlarını gidermek için gebeliğin son aylarını beklerken bazı annelerde gebe olduklarında öğrendikleri andan itibaren ihtiyaç listesini hazırlamaya başlarlar. İkiz bebek bekleyen annelerin olması gerekenden daha önce doğum yapmaları beklenir. &lt;more&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu nedenle ikiz anneleri belirlenen doğum tarihinden daha önce bebeğin tüm ihtiyaçlarını giderecek durumda olmalıdırlar. Bir bebeğin anneyi ne kadar yorabileceği bilinirken, iki bebek olduğunda neler yaşayacağınızı düşünerek kendinize bebekler dünyaya gelmeden bol bol vakit ayırın. İkizleri emzirmek oldukça güç olabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sizin için iki yöntem önerilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İsterseniz bebeklerinizin ikisini aynı anda emzirebilir ya da birini emzirdikten sonra bir diğerine geçebilirsiniz. Bebeklerinizin ikisini de kucağınıza alın, bacakları dışa dönük gelecek şekilde kucağınıza yatırın. Daha sonra bir memenizi birine, diğer memenizi de ötekine verin. Bu şekilde emzirmeye başlayın. Bu işlemi yaparken sık sık bebekleri diğer memeyi emmesi için değiştirin. Bebekleri aynı anda emzirmeniz halinde zamandan da tasarruf edeceksinizdir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İkizleri aynı anda emzirmek size zor geliyorsa onları tek tek emzirmeyi deneyin. Bazı annelerin sütleri az olduğundan bebeklere mama takviyesi yapabilirler. Bu şekilde bebeklerinizi biberonla emzirmeniz gerekecektir. İsterseniz biberonla gıda alımını da aynı anda yapabilirsiniz. Bebeklerinizin ikisini de düz bir zemine yatırın ve başlarının yüksekte olmasını sağlamak için başlarının altına bir yastık koyun. Daha sonra da biberonları ellerinize alın ve bir elinizle birini beslerken, diğer elinizle de diğer bebeğinizi besleyin. Bu işlemi de ayrı ayrı yapabilirsiniz. Bu şekilde bebeklerinizle tek tek daha iyi ilgilenmeniz de olasıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İkiz bebekleri aynı anda banyo yaptırmak zor olabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebeklerinizi aynı anda banyo yaptırabilmeniz için sizin de katılımınız gereklidir. Küvetin içine girerek bebeklerinizi kucağınıza alın ve hep birlikte banyo yapmaya başlayın. Bu tarzda yapılan banyolar oldukça uzun sürebilir. Bu nedenle ikizlerinizi tek tek yıkamanız daha avantajlı olacaktır. Bir bebeğiniz uyurken diğerini yıkayabilir ve diğeri uyuduğunda da onu yıkayabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir kaç haftalık olan bir bebeği sık sık yıkamak zorunlu değildir, bu nedenle onları silebilirsinizde.İkiz bebek anneleri oldukça fazla yorulurlar. Evde yalnız olmadığınız zamanlarda bebeklerle başkalarının ilgilenmesini sağlayın. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Örneğin anneanne ya da babaanne evde bulunduğunda bebeklerle ilgilenmelerini sağlayın. Eşinizin evde olduğu zamanlarda yapmanız gereken her şeyin yarısını onun da yapmasını sağlayın. Bu arada eşinizin sürekli aynı bebekle ilgilenmesine izin vermeyin, bu şekilde diğer bebek eşinize uzak kalır ve sürekli sizi yanında isteyebilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yeni doğanlar geceleri sık sık uyanabilirler. Bu nedenle özellikle ikiz anneleri bir çok geceyi uykusuz geçirir. Geceleri bebeklerinizin birinin ihtiyaçlarını karşılarken uygulamaların aynısını diğerine de tekrarlayın. Bu şekilde gece boyunca sık sık uyandırılmak zorunda kalmazsınız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İkiz bebek sahibi olmanızdan dolayı evinizin doğum yapmadan önceki düzende olmasını beklemeyin. Bu nedenle yemeklerinizi hazır olanlardan seçin, evinizin bakımında size yardımcı olması için bir yardımcı edinin. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Böylece bebeklerinizle ve kendinizle ilgilenmek için daha çok zamanınız olacaktır. Özel işlerinizi bebekleriniz uyurken yapın ya da onlar uyurken sizde dinlenin.Aynı anda çılgınlar gibi bağıran iki bebekle birden ilgilenmek olanaksız gibidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu nedenle sizin bir kişi olduğunuzu ve bu yüzden aynı anda iki bebekle birden ilgilenemeyeceğinizi bebeklerinizin anlamasını sağlayın.İkizler bebeklik dönemlerinde oldukça yaramaz ve birbirleriyle hiç anlaşamayacakmış gibi görünse de ilerleyen günlerde oldukça iki iyi dost olurlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu nedenle yaşadığınız bu zor durumların bir gün biteceğini unutmayın.İkizlerin bir kısmı birbirlerine oldukça benzerken bir kısmı da çok az benzeyebilir. Birbirlerinin aynısı olan bebeklerin bakımı daha zordur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Biraz önce hangisini yedirdiğinizi anlamanız zor olabilir. Bu nedenle bebekleri ayırabilmek için onların üzerinde bir işaret olmasını sağlayın ya da farklı giydirin. Bebeklerinizin ikisi de birer melek olmayacaktır, mutlaka içlerinden biri yaramaz olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu nedenle her türlü oluşuma hazır bulunmalısınız. İkiz bebek sahibi olan diğer ailelerle ilişkiler kurun ve onlardan tavsiyeler isteyin. Bu şekilde yapılan yardımlaşmalar size olumlu faydalar sağlayabilir.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/455520545815883969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/01/ikizi-bebek-ve-bakm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/455520545815883969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/455520545815883969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/01/ikizi-bebek-ve-bakm.html' title='İkizi Bebek ve Bakımı'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgjb9H6sDsd2JThUtgOf6pv7uaLkrw652uV8gq50Ro-CfJa580MNhNv5PkkVl7Em73pwzNMJj5NLMsSPdsI9AVfpM5K5rJNYgMaDNmT4TTcJzbXm3c0wOksnVgDypqlCNTGiKvIHrDWS8vu/s72-c/ikiz+bebek.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-4170082073539733235</id><published>2009-01-16T09:22:00.002+02:00</published><updated>2009-01-16T09:26:10.646+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek doğumu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="doğum"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="suda doğum"/><title type='text'>Suda Doğum ve Riskleri</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjblLcRhv4Ox6kB2Y1bYGthVu5CBR47AfS5N3cdcWpsDTaCNEDaGmuqQb1RwnaPXd0cMJm5ZKFqC6WGpAuInMgXRhkzGc8P2mBbfOgdDcjxCPq8J75h85nXCWKLWNJ3WQ-SpIVLuSA1p6U9/s1600-h/pregnant-hamile.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5291789549646555458&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 259px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjblLcRhv4Ox6kB2Y1bYGthVu5CBR47AfS5N3cdcWpsDTaCNEDaGmuqQb1RwnaPXd0cMJm5ZKFqC6WGpAuInMgXRhkzGc8P2mBbfOgdDcjxCPq8J75h85nXCWKLWNJ3WQ-SpIVLuSA1p6U9/s320/pregnant-hamile.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Su altında doğumla ilgili merak ve sorular daha çok bu konudaki eksik bilgi ve meraktan kaynaklanıyor.Doğum konusunda en çok sorulan sorular doğum şeklinin anne ve çocuk üzerine etkileri konusunda oluyor. Özellikle doğum ağrısı konusundaki korkular bazı hastaları sezaryenle doğum seçeneğine yöneltebilmektedir. Normal doğum konusunda kararlı hastalar ise özellikle doğum eylemi sırasında çekilen ağrılar ve ağrısız doğumla ilgili sorularla karşımıza çıkmakta. Doğum eylemi sırasında ağrıların azaltılması konusu ile birlikte alternatif doğum yöntemleri ve bu arada su altında doğumla ilgili sorularla da oldukça sık karşılaşıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk defa Fransa’da uygulandıSu altında doğumla ilgili merak ve sorular daha çok bu konudaki eksik bilgi ve meraktan kaynaklanmaktadır. Bebeğin anne karnında su içinde yaşadığı ve bu nedenle su içerisine doğmasının da daha fizyolojik olacağı düşünülmekte ve suda doğumun esas olarak bebek açısından daha iyi olduğu düşünülmektedir. Suda doğum ilk defa 1805 yılında Fransa’da yapılmasına karşın şu ana kadar bu konuda ciddi çalışmalar yapılmamıştır. 1985-1999 yılları arasında toplam olarak 150.000’nin üzerinde su altında doğum yapıldığı tahmin edilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bebek için risk taşıyorBu konuda yapılan çalışmalar bütün olarak incelendiğinde su altında doğumun bebek açısından birçok riskleri olduğu görülmektedir. Öncellikle şunu belirtmek gerekir ki suda doğum bebek açısından bir avantaj sağlamamakta, anne için kanıtlanmamakla birlikte daha aza ağrıya neden olmaktadır. Yani suda doğum bebek için değil, belki anne için daha avantajlı görünmektedirBu konuda yapılan çalışmalar incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1. Genel olarak su altında doğumun daha iyi olduğun dair kanıt bulunmamaktadır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2. Bebekte su yutulmasına bağlı olarak kandaki tuz oranı düşebilmekte ve bu beyin fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilmektedir. Bu nedenle suya tuz eklenmesi önerilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3. Bebeğe sudan mikrop bulaşabilmektedir. Ayrıca gebe kadının dışkısında buluna bazı mikroplarda bebeğe bulaşabilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4. Su altında doğumda bebek doğduktan hemen sonra dışarıya çıkarılması gerekir. Bu çıkarma sırasında göbek kordonunda hızlı veya fazla çekilmeye bağlı olarak kopmalar görülebilmektedir. Bu da sonuç olarak bebekte kan kaybına neden olmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5. Nadirde olsa bebekte boğulmalar görülebilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;6. Bebekte omuzun çıkmaması ve bebekte bir sıkıntı olduğu halde geç doğum gibi risklerde görülebilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7. Su havuzunda uzun süre kalma sonucunda annenin ateşi yükselebilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Annenin vücut ısısı önemliAnne vücut ısısındaki artış cilde olan kan akımının artması ve rahime giden kan akımının azalmasına neden oluyor. Anne vücut ısısındaki artışla birlikte bebek kalp atımlarında ve metabolizmasında artış olmaktadır. Bebekteki metabolizma artışı ve rahime giden kanın azalması bebekte oksijenlenmenin bozulmasına neden olabilmekte ve bunun süresinin uzaması da beyin fonksiyonlarını bozabilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Daha az ağrı henüz kanıtlanmadı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sonuç olarak suda doğumun şu an için kanıtlanmış bir avantajı bulunmamaktadır. Annenin daha az ağrı çektiği konusu da henüz kanıtlanmamıştır. Ancak bu konuda yeterli çalışma bulunmaması dolayısı ile bu doğum şekline tamamen karşı olduğumuzu da söylemek şu an için olası değil. Sadece bu konuda geniş ve iyi planlanmış çalışmalar yapılması gerektiğini ve bu çalışmalar sonuçlanıncaya kadar hastalara önerilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/4170082073539733235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/01/suda-doum-ve-riskleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4170082073539733235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4170082073539733235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/01/suda-doum-ve-riskleri.html' title='Suda Doğum ve Riskleri'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjblLcRhv4Ox6kB2Y1bYGthVu5CBR47AfS5N3cdcWpsDTaCNEDaGmuqQb1RwnaPXd0cMJm5ZKFqC6WGpAuInMgXRhkzGc8P2mBbfOgdDcjxCPq8J75h85nXCWKLWNJ3WQ-SpIVLuSA1p6U9/s72-c/pregnant-hamile.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-4195168695833978077</id><published>2009-01-16T09:11:00.001+02:00</published><updated>2009-01-16T09:21:39.039+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="mikroenjeksiyon"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tüp bebek"/><title type='text'>Microenjeksiyon ve Tüp Bebek Aynı mıdır?</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjBxlpaYaMEI5akevuJQQiRkhicQ8cItUyZMtuURQ1XNe-BeqR1cFcVCjNnqg8KtR031YRDJi0o-zFF7k9eVHVHA9FwIZ1WJ5PoyuIwQ_a8EW-9Q5i6MrbqVHzCcRz15nS9gzX05zGnBOpf/s1600-h/tup_bebek_03.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5291788377491195186&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjBxlpaYaMEI5akevuJQQiRkhicQ8cItUyZMtuURQ1XNe-BeqR1cFcVCjNnqg8KtR031YRDJi0o-zFF7k9eVHVHA9FwIZ1WJ5PoyuIwQ_a8EW-9Q5i6MrbqVHzCcRz15nS9gzX05zGnBOpf/s320/tup_bebek_03.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mikroenjeksiyon (ICSI) da bir tüp bebek uygulamasıdır. Burada da tüp bebek olarak bilinen klasik IVF’teki gibi döllenme vücut dışında gerçekleştirilir. Klasik IVF’te, toplanan yumurtalar belli sayılarda kültür kaplarına koyulur ve bu kaplara her yumurta için 100-150 bin sperm eklenir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sperm ve yumurta dış ortamda bir araya getirilip, gazı, nemi, ısısı yumurtalık kanalı özelliğinde olan enkübatör (kuluçka makinesi) içerisinde 16-18 saat bırakılır. Klasik IVF’te yumurtayı dölleme işi spermler tarafından gerçekleştirilir. Hem sperm dölleme yeteneğinde olabilmeli , hem de yumurtanın zarı spermin giremeyeceği kadar kalın olmamalıdır. Ayrıca bağışıklıkla ilgili bir problem bulunmamalıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Spermin yumurtaya girebilmesi için önce yumurta zarına bağlanabilmesi gerekir. Sperme karşı antikor varlığı bu bağlamayı engelleyebilir. Sayı, hareketlilik ve yapısal özellikler açısından uygun sperm yoksa tüpbebeğin daha ileri aşaması olan mikroenjeksiyon yapılır. Burada, önce, yumurtanın etrafındaki hücreler kimyasal ve mekanik olarak temizlenmelidir.Daha sonra, özel bir mikroskop altında, dölleme işini yapacak sperm, tek tek seçilerek yumurtaya enjekte edilir.Yumurtanın olgun ve döllenebilme kapasitesine sahip olması gerekir.Bu aşamadaki yumurtaya Metafaz II (MII) denir. Toplanan yumurtaların hepsi aynı olgunlukta ve kalitede olmayabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Polar cisimcik adı verilen yapının yumurtanın zarı ile içini dolduran sitoplazma denilen kısmın arasındaki boşlukta bulunması gerekir. Bu cisimciğin altında genetik materyal bulunduğu için enjeksiyon sırasında bu kısım saat 6 veya 12 yönüne getirilir. Saat 3 yönünden içinde sperm olan iğne yumurtaya sokularak sperm içeri bırakılır. Polar cisimciği olmayan yumurtaya Metafaz I (MI) denir.Yaklaşık 10 saat sonra MII aşamasına geçebilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunların dışında çok küçük foliküllerden alınan olgunlaşmamış yumurtalara GV(Germinal Vezikül) veya erken olgunlaşıp bozulmaya başlayan yumurtaya postmatür adı verilir.Tüpbebekte yumurtalar soyulmadığı için hangi aşamada olduğu bilinemez. Mikroenjeksiyonda ise polar cisimcik varlığı ve enjeksiyon yeri için yumurta mutlaka etrafındaki hücrelerden arındırılmalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kimlere ICSI Yapılır?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mikroenjeksiyon uygulamalarının başlaması , özellikle ağır “erkek faktörü” denilen ileri derecede sperm problemi olan hastalar için adeta yeni bir umut olmuştur. Sperm sayısı , hareketliliği ve yapısı ile ilgili ağır sorunlu olguların başka şansı yoktur. Örneğin, sperm sayısı yüz binin altında ise , hareketlilik %0-10 arasında ve anormal hücre oranı %96’nın üzerinde ise ICSI yapılır. Spermiyogram testinde hiç sperm bulunmayan hastaların bir kısmında üreme kanalında veya testisinde sperm bulunabilir. Özellikle testis kaynaklı çok az sayıdaki sperm ile ICSI yapılabilir. Daha önce klasik tüpbebek (IVF) uygulanıp döllenmenin hiç olmadığı veya çok az olduğu olgulara mikroenjeksiyon yapmak gerekebilir. Çok sık rastlanmasa da , bazen spermin başında bulunan ve yumurta zarına girebilmek için gerekli enzimleri barındıran akrozom denilen kısım hiç olmayabilir veya işlevini göremez. Bu kişilerde de döllenme ancak mikroenjeksiyon ile sağlanır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Assisted Hatching Nedir? Nasıl Yapılır? Kimlere Uygulanır?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sözcük anlamı tutunmaya yardımcı olmaktır. Rahim içine verilen embriyonun, gebeliği sağlayabilmesi için embriyoyu saran zarın açılması (hatching) gerekir. Böylece embriyo dışarı çıkarak rahim duvarına tutunabilir (İmplantasyon).Dolayısıyla Assisted hatching embriyoyu saran zarda, delik açmaktır. Üç şekilde yapılabilmektedir:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;1)Kimyasal Assisted –Hatching:&lt;/strong&gt; Kimyasal bir madde yardımıyla ki bu genellikle asittir zarda delik açılır. Kullanılan asitin embriyoya zarar verme olasılığı da vardır. Bu yüzden günümüzde fazla tercih edilmemektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;2)Mekanik Assisted –Hatching:&lt;/strong&gt; Sistem mikroenjeksiyon yapar gibi hazırlanır. Embriyo, tutucu bir pipetle sabitlenir. Mikroenjeksiyon iğnesi yerine kesici bir pipet takılarak zarın üst ya da alt kısmından yavaş yavaş keser gibi pipet hareket ettirilerek zar traşlanır. Bu yöntemde embriyo dışarıda uzun süre kalmakta ve delik tam olarak açılamayabilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;3)Lazer Yardımıyla Assisted –Hatching:&lt;/strong&gt; Çok düşük dozda lazer ışını gönderilerek zarda istenilen büyüklük ve genişlikte delik açılır. Ayrıca biyopsi yapılması gereken olgularda zar tamamen delinir. Embriyoya en az zarar veren ve dışarıda kalma süresi en kısa olan bu yöntem en çok tercih edilendir. Sistemin uygulanabilirliği çok kolay olmasına rağmen çok pahalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kimlere Assisted Hatching yapılır?&lt;/strong&gt; Özellikle yumurta zarının normalden kalın olduğu, dondurulup çözdürülen embriyo kullanıldığı olgularda assisted hatching gebeliğe ek bir katkı sağlayabilir. Assisted hatching ile embriyonun yuvalanma şansı %10-15 kadar arttırılabilmektedir.Op.Dr. Özgür Leylek &lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/4195168695833978077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/01/microenjeksiyon-ve-tp-bebek-ayn-mdr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4195168695833978077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/4195168695833978077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/01/microenjeksiyon-ve-tp-bebek-ayn-mdr.html' title='Microenjeksiyon ve Tüp Bebek Aynı mıdır?'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjBxlpaYaMEI5akevuJQQiRkhicQ8cItUyZMtuURQ1XNe-BeqR1cFcVCjNnqg8KtR031YRDJi0o-zFF7k9eVHVHA9FwIZ1WJ5PoyuIwQ_a8EW-9Q5i6MrbqVHzCcRz15nS9gzX05zGnBOpf/s72-c/tup_bebek_03.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5854353409304682768.post-598120090000179551</id><published>2009-01-13T14:03:00.002+02:00</published><updated>2009-01-13T14:06:05.422+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebek"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bebekler nasıl yıkanır"/><title type='text'>Bebek Nasıl Yıkanır</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjumCO25tDRg0gSRFxlCa_Dn_fzoLF2-i6CJLKjch7FtVnmEwnkMUjI67AJ5rZ0iJQkKQknYJKJNmu2VWtQ0jz22JhNHkfdUuSCY6zQ3BXk-1OhiIVIaxfRuWQefLcJGO2FZbd6gUKP0x9W/s1600-h/bebekbanyosued4.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5290748421610745266&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 149px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjumCO25tDRg0gSRFxlCa_Dn_fzoLF2-i6CJLKjch7FtVnmEwnkMUjI67AJ5rZ0iJQkKQknYJKJNmu2VWtQ0jz22JhNHkfdUuSCY6zQ3BXk-1OhiIVIaxfRuWQefLcJGO2FZbd6gUKP0x9W/s320/bebekbanyosued4.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yeni doğmuş bebeğinizin cildi yumuşak ve hassastır. Bebeğinizin cilt bakımının doğru olarak yapılması, cilt sağlığının ve dokusunun sağlıklı olmasını sağlar.&lt;br /&gt;Genel olarak bilinenin aksine, bebeğinizi her gün yıkamanız gerekmez. Bebeğinizin altını değiştirip, verdiğiniz her yemekten sonra ağzını, burnunu temizlemeniz dışında, onu haftada 2-3 defa yıkamanız yeterlidir.&lt;br /&gt;Bebek günün herhangi bir saatinde yıkanabilir. Bazı ebeveynler, bebeklerinin rahat uyumasını sağlamak için onu yatırmadan evvel yıkamayı tercih etmektedir.&lt;br /&gt;İlk zamanlar bebeğinizi süngerle silerek temizlemeniz (sünger banyosu) gerekir. Bebeğinizi, enfeksiyon kapmasını önlemek için, göbeği düştükten ya da sünnet yarası iyileştikten sonra küvette yıkamaya başlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;• Kalın havlular veya süngerli banyo yastığı&lt;br /&gt;• Yumuşak temizleme bezi&lt;br /&gt;• Temiz bir leğen&lt;br /&gt;• Bebek şampuanı ya da bebeğin tahriş etmeyecek bir sabun&lt;br /&gt;• Başlıklı bebek havlusu&lt;br /&gt;• Temiz bir bebek bezi ya da giyecek yeterlidir&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bebeğinizi süngerle temizlerken dikkat etmeniz gerekenler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Gerekli malzemeleri önceden hazırlayın Oda sıcaklığının yaklaşık 24 derece olmasını sağlayın Bebeğinizi kalın havluların ya da banyo süngerinin üzerine oturtun ve leğene, bebeğin beline gelecek kadar, yaklaşık 30 derece sıcaklıkta olan suyu doldurun.Bebeğinizin temizlemediğiniz kısımlarının üstünü bir havlu ya da battaniyeyle örtün.&lt;br /&gt;Bebeğinizi bir an bile yalnız bırakmayın. Eğer bir şey almaya gitmeniz gerekirse, onu da havluya sardıktan sonra yanınızda götürün. Bebeğinizi temizlemeye, yüzünden başlayın. Nemli pamuklu bir bezle gözlerini iç kısmından dışarı doğru temizleyin&lt;br /&gt;Bebeğinizin yüzünü sabunsuz, yumuşak bir bezle yıkayın.&lt;br /&gt;Kulaklarının arkasını yumuşak bir bezle silin. Kulak zarına zarar vermemek için bezinizi bebeğinizin kulaklarının içine sokmayın.Bezinize, bebek sabunundan bir miktar damlattıktan sonra boynundan aşağıya doğru onu yıkayın. Göbek bağının ıslanmamasına dikkat edin. Son olarak bebeğinizin kafasını şampuanla temizleyin. Başını durularken suyun yüzüne doğru akmasına engelleyin. Sırt ve bileklerinden tutup ve elinizle boynunu desteklerken saçlarını durulayabilirsiniz. Bebeklerin çoğu, yıkanırken vücutlarına yumuşak hareketlerle masaj yapılmasından hoşlanır, sert hareketleri sevmez.&lt;br /&gt;Bebeğinizi kurularken doktorunuzun tavsiyelerine uyun ve göbek bağına zarar vermemeye dikkat edin.&lt;br /&gt;Bebeğinizin saçını taramak için yumuşak bir bebek fırçası kullanın.&lt;br /&gt;Bebeğin cildinin yanmasına neden olabileceğinden dolayı saç kurutma makinesi kullanmayın.&lt;br /&gt;Bebeğinizin ilk banyoları sırasında ağlaması normaldir. Yine de suyun fazla sıcak ya da soğuk olup olmadığını ve gözlerine sabun kaçıp kaçmadığını kontrol edin. &lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;blogger-post-footer&quot;&gt;Bebek Rehberi&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/feeds/598120090000179551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/01/bebek-nasl-ykanr.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/598120090000179551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5854353409304682768/posts/default/598120090000179551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bebekrehberi.blogspot.com/2009/01/bebek-nasl-ykanr.html' title='Bebek Nasıl Yıkanır'/><author><name>AbiyeModa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07764960356957996879</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnqreqsEBVsOpse73_jSWJNdIUFEXSGkiFU3ktd-iELBCj60CU_dUhNJObA52DSacBVoKp-IwnvP3jyU8VCAsqck6c2KSvamWDeuYh7kKqPP0pMjog6XV0LjdHiXapxys/s220/2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjumCO25tDRg0gSRFxlCa_Dn_fzoLF2-i6CJLKjch7FtVnmEwnkMUjI67AJ5rZ0iJQkKQknYJKJNmu2VWtQ0jz22JhNHkfdUuSCY6zQ3BXk-1OhiIVIaxfRuWQefLcJGO2FZbd6gUKP0x9W/s72-c/bebekbanyosued4.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>