<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100</atom:id><lastBuildDate>Fri, 01 Nov 2024 10:34:13 +0000</lastBuildDate><category>Bilim Genel</category><category>Evrim</category><category>Fizik</category><category>Biyoloji</category><category>Bilişsel Bilimler</category><category>Matematik</category><category>Beyin Araştırmaları</category><category>Bilimsel Şüphecilik</category><category>Blog Hakkında</category><title>Bilim Günce</title><description>Hayret etme yeteneğini kaybetmeyenlere...</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Arif Bayırlı)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>29</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-7634809868079994075</guid><pubDate>Tue, 22 Sep 2009 11:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-22T14:38:59.545+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilimsel Şüphecilik</category><title>Müziğin Öğrenme Yaşı Olur mu?</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhncrYAe4HuvAxlQ4d18aPP2_IHARQrn0-Uh8xj7YzRy71JEINfiQfpVjvifFrgi7BNU1zJnCMoT45LM0mzfbDgQ4XMhOg3NDa6qwevudkRganNGEBI4D6-448MAeRus_a4hWabtZEu1w0W/s1600-h/Skeptic.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhncrYAe4HuvAxlQ4d18aPP2_IHARQrn0-Uh8xj7YzRy71JEINfiQfpVjvifFrgi7BNU1zJnCMoT45LM0mzfbDgQ4XMhOg3NDa6qwevudkRganNGEBI4D6-448MAeRus_a4hWabtZEu1w0W/s400/Skeptic.JPG&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5384249767088440482&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Entellektüel bir ailede yetişmediyseniz ya da çocukluğunuzda şanslı bir şekilde yönlendirilmediyseniz bir enstrümanı büyük olasılıkla harika bir şekilde çalamıyorsunuzdur. (Harikadan kastım enstrümana virtüözlük seviyesinde tam anlamıyla hakim olmak) Eğer &quot;şanssız&quot; kesimden olup ilerleyen yıllarda keman ya da piyano gibi yoğun emek gerektiren enstrümanlardan birine yönelmek istediğinizde ise çevreden sıklıkla şunu duyarsınız : &quot;Çocukluktan başlamadıysan çok iyi bir müzisyen olman imkansız...&quot; Okul veya iş hayatının yanında hergün zaman ayırıp alıştırmalar yapmak ve üstüne ne kadar uğraşsan da bu enstrümana, bir konserinde Cem Mansur&#39;un betimlediği gibi, o &quot;can sıkıcı veletler&quot; gibi hakim olamama durumu... Peki bu varsayımın altında gerçekten akılcı ve nedensel bir doğruluk yatıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda bir müzik öğretmeni olan Some Canadian Skeptic blogunun yazarı olaya kuşkucu(skeptic) perspektiften bakarak aslında bu önyargının bir temeli olmadığını iddia ediyor. Ortaya koyduğu argümanlarda müzik eğitimini dil eğitimiyle karşılaştırarak, çocukların erken yaşta dil öğrenimi avantajına rağmen müzik öğrenimin sadece bilişsel parçalardan oluşmadığını; ayrıca örüntü-tanıma, matematik, soyut düşünce, ritim ve motor kas kontrolü gibi erişkinlerin avantajlı olabileceği yeteneklere de bağlı olduğunu iddia ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar sanılanın aksine müziğin sadece çocukken  temellerinin atılıp en iyi şekilde kavranıp geliştirilebileceğine mantıklı açıklamalarla karşı geliyor. Benim gibi 20&#39;sinden sonra piyano öğrenmeye çalışan birinin hayallerini de tekrar canlandırıyor! Yazıya erişmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.somecanadianskeptic.com/2009/09/skeptical-take-on-teaching-music.html&quot;&gt;A Skeptical take on Teaching Music&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/09/muzigin-ogrenme-yas-olur-mu.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhncrYAe4HuvAxlQ4d18aPP2_IHARQrn0-Uh8xj7YzRy71JEINfiQfpVjvifFrgi7BNU1zJnCMoT45LM0mzfbDgQ4XMhOg3NDa6qwevudkRganNGEBI4D6-448MAeRus_a4hWabtZEu1w0W/s72-c/Skeptic.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-1152215167022913176</guid><pubDate>Sat, 25 Apr 2009 09:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-25T20:12:34.990+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilişsel Bilimler</category><title>Müziğin Bilişsel Yorumu</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixhp3mfR3kDUS5Zun4bRz2KOJvlxg4WGQDHAmDy7E7M9_EZqribB3dXF36mhlr5FVxtmiZ4bhRWumIoODhCGBa50m6rYdI40YSlCDC_T1vp_EXiw7VH_QcarJgizJn-YVnpcGRZU-dNVpA/s1600-h/mind.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixhp3mfR3kDUS5Zun4bRz2KOJvlxg4WGQDHAmDy7E7M9_EZqribB3dXF36mhlr5FVxtmiZ4bhRWumIoODhCGBa50m6rYdI40YSlCDC_T1vp_EXiw7VH_QcarJgizJn-YVnpcGRZU-dNVpA/s400/mind.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5328564922747933154&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Belirli sırayla ve kurala göre dizilmiş notaların oluşturdukları melodiler, nasıl oluyor da dinleyenden dinleyene farklı duygular ve anlamlar oluşturabiliyor. Ya da bu melodilerin herkesde aynı etkiyi bırakması mümkün mü? Müziğin, özellikle enstrümantel müziğin tamamen soyut bir kavram olduğunu iddia etmek çok da zor değil. Besteleyen kişinin müziği yazdığı sıradaki duyguları, hayatındaki sorunları, umutları, hayalleri, yaşadığı çağın gerçekleri, içinde bulunduğu doğanın ezgileri belirli harmonilerle müziğe dönüşüyor. Bütün bunlar dinleyen kişide de farklı farklı çağrışımlar uyandırıyor. Örneğin hiç klasik müzik yorumu okudunuz mu? Eleştirmenler, bestecilerin çalışmalarını nitelerlerken, &quot;asil ve asi bir ruh hali&quot;, &quot;birbiriyle zıtlaşan iç sesler&quot;, &quot;dingin bir nehir kenarında yürümek gibi&quot; ya da &quot;sessizliğin içinde derinden gelen bir çığlık&quot; gibi ve çok daha yaratıcı yorumlar kullanırlar. Peki bunlar bahsedilen müziği gerçekten ne kadar doğru niteliyor. Bu nitelemeler kişisen kişiye ne kadar değişiyor? Ya da en ilginci bu müziği besteleyen kişinin eseri yazarken vermek istediği duygular bunlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilişsel bilimler konusunda çalışmalar yapan iki araştırmacının &lt;a href=&quot;http://scienceblogs.com/cognitivedaily/&quot;&gt;Cognitive Daily blogunda&lt;/a&gt; her Cuma günü geleneksel bir okuyucu deneyine yer veriliyor. Okuyuculardan küçük bir test doldurmaları isteniyor ve gelen cevaplar bilimsel olarak incelenerek yapılan küçük araştırmanın sonuçları daha sonra yayınlanıyor. Bu haftaki konu ise klasik müziğin bizde uyandırdığı çağrışımlar ve bu çağrışımların bizden mi yoksa yönlendirmelerden mi kaynaklandığı. Verilen 7 tane klasik müzik parçası örneğini dinleyerek sizde uyandırdığı izlenimi ve esere ne kadar aşina olduğunuzu verilen formda dolduruyorsunuz. Araştırmacıların peşinde oldukları soru bestecilerin müzikleriyle ifade etmeye çalıştıklarının dinleyicilerde uyandırdığı etkilerle ne kadar uyuştuğu. Oldukça ilginç bir çalışma ve sonucunu sabırsızlıkla bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaya katılmak için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz. İlginizi çetiyse, her hafta cuma günü benzer araştırmalar için &lt;a href=&quot;http://scienceblogs.com/cognitivedaily/&quot;&gt;Cognitive Daily&lt;/a&gt;&#39;i ziyaret etmeyi unutmayın!&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://scienceblogs.com/cognitivedaily/2009/04/casual_fridays_can_we_really_t.php&quot;&gt;&lt;br /&gt;Casual Fridays: Can we really tell what a musical work is &quot;about&quot;? - Cognitive Daily&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/muzigin-bilissel-yorumu.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixhp3mfR3kDUS5Zun4bRz2KOJvlxg4WGQDHAmDy7E7M9_EZqribB3dXF36mhlr5FVxtmiZ4bhRWumIoODhCGBa50m6rYdI40YSlCDC_T1vp_EXiw7VH_QcarJgizJn-YVnpcGRZU-dNVpA/s72-c/mind.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>7</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-2226167092888956412</guid><pubDate>Wed, 22 Apr 2009 21:48:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-23T01:11:10.000+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Biyoloji</category><title>Photo Synthesis : Bilimsel Fotoğraflar</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOdX6e1OQO5GvvhxOO2IyCLzNHpSKzUcwN7i_KNV6s2dciMYZKuxjM4-YmulhEmFzDLh3Cg_j9gLamK8kAbdFlmMyWzJfh14wX6LLraoO7XT4bTe9mG5-x7y8E8I740C5_ijnS9xCy6bA6/s1600-h/biyoloji.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOdX6e1OQO5GvvhxOO2IyCLzNHpSKzUcwN7i_KNV6s2dciMYZKuxjM4-YmulhEmFzDLh3Cg_j9gLamK8kAbdFlmMyWzJfh14wX6LLraoO7XT4bTe9mG5-x7y8E8I740C5_ijnS9xCy6bA6/s400/biyoloji.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5327641548353584370&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Dünya&#39;nın çeşitli bölgelerinden bilimle uğraşan kişilerin günlüklerini tuttukları Scienceblogs, bu ay yepyeni bir blog duyurdu : Photo Synthesis. Her geçen gün blog ortamında bilim ile ilgili fotoğraf bloglarının artışıyla yeni bir fikir olarak ortaya konan Photo Synthesis, her ay farklı bir blog yazarına ev sahipliği yapacak; yazar da çalıştığı/ilgilendiği konuyla ilgili fotoğraflarını buradan yayınlayacak. İlk konuk böcekler üzerine doktora sonrası çalışmalar yürüten ve aynı zamanda yarı-zamanlı olarak incelediği böcekleri fotoğraflayan Alex Wild. Özellikle karıncılar konusunda muhteşem çalışmaları olan Alex Wild&#39;in fotoğraflarını, yanlarında açıklamalarıyla birlikte aşağıdaki bağlantıda bulabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://scienceblogs.com/photosynthesis&quot;&gt;Photo Synthesis : ScienceBlogs&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhqCn2fHkdrsJPhbWyerI_SprEAFyYoDBq7aMEv7RihCLKYqimMRFGbqNpwYgphWccgMgj46OvpfBs4QDF8YawSkDC5oUG4xsdM9QjFc5tJWD5wNoPYSs6Af905FCxL5xU23M2384IsU-iu/s1600-h/photo-blog_leader_v4.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 49px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhqCn2fHkdrsJPhbWyerI_SprEAFyYoDBq7aMEv7RihCLKYqimMRFGbqNpwYgphWccgMgj46OvpfBs4QDF8YawSkDC5oUG4xsdM9QjFc5tJWD5wNoPYSs6Af905FCxL5xU23M2384IsU-iu/s400/photo-blog_leader_v4.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5327636194064631010&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmanın bana bir çok konuda ilham verdiğini söyleyebilirim. İtiraf etmek gerekirse böceklerden biraz &quot;tırsan&quot; biri olarak çook uzun zamandan beri bu dünyadan olabildiğince uzak durmaya çalışmışımdır. Blogdaki yakın çekim karınca ve diğer böceklerin fotoğraflarını inceleyip bir kaç BBC belgeseli izlediğimde(bknz : Life in the Undergrowth) orada keşfedilmeyi bekleyen muhteşem bir dünya olduğu gördüm. Bir süredir konuyla ilgili bir kaç blog takip ediyorum ve bulabildiğim her kitabı okumaya çalışıyorum( Tübitak Yayınlarından Edward Wilson&#39;ın Doğanın Gizli Bahçesi tavsiye edilir). Hatta, okumalarımı ve araştırmalarımı biraz daha ilerletip yakın zamanda minyatür karınca çiftliğimi de kurmaya hazırlanıyorum. Konuyla ilgili ilerleyen zamanlarda bir kaç yazıyı BilimGünce üzerinden paylaşacağım; izlemede kalın...&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/photo-synthesis-bilimsel-fotograflar.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOdX6e1OQO5GvvhxOO2IyCLzNHpSKzUcwN7i_KNV6s2dciMYZKuxjM4-YmulhEmFzDLh3Cg_j9gLamK8kAbdFlmMyWzJfh14wX6LLraoO7XT4bTe9mG5-x7y8E8I740C5_ijnS9xCy6bA6/s72-c/biyoloji.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-1266368354713489070</guid><pubDate>Wed, 22 Apr 2009 20:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-23T00:15:04.794+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Evrim</category><title>Güncel Darwin Yılı Etkinlikleri</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRHEqFO9_BgvY_q1N-S6A0NeS63I1u-Ne9h9Kpqh6d41mZsDnXRZTdp9uUjBANo6Gr8gNkozVRnnjQ2442DyyEUMdNnbibvbqm9bSsLLaUE6bebcWsn0jbR-o3hBOUL6EHIuYF3QH_QVSJ/s1600-h/biyoloji.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRHEqFO9_BgvY_q1N-S6A0NeS63I1u-Ne9h9Kpqh6d41mZsDnXRZTdp9uUjBANo6Gr8gNkozVRnnjQ2442DyyEUMdNnbibvbqm9bSsLLaUE6bebcWsn0jbR-o3hBOUL6EHIuYF3QH_QVSJ/s400/biyoloji.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5327617249086697490&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Bildiğiniz üzere 2009 yılı, evrim kuramının önderlerinden, doğal seçilim mekanizmasını ortaya atan Charles Darwin&#39;in 200. yaş günü ve Türlerin Kökeni eserinin yayınlanmasının 150. yıl dönümü nedeniyle DARWIN YILI olarak kutlanıyor. Ülkemizde de yaşanan Bilim ve Teknik faciasıyla konu, kavgalarla dolu gündemimize bir süreliğine oturmayı başardı. Akademi çevrelerinde yapılan etkinliklerle Charles Darwin ve devrimsel kuramı, yurtdışındaki kadar olmasa da olabildiğince hareketli bir şekilde anılıyor. Bunlardan ilki geçen haftalarda Sabancı Üniversite&#39;si tarafından düzenlenen ve ne yazık ki katılamadığım Daniel Dennett&#39;in &quot;Darwin&#39;s Strange Inversion of Reasoning&quot; başlıklı konuşmasıydı. Katılamamış olmaktan pişmanlık duyarken bugün &lt;a href=&quot;http://beyond.asu.edu/&quot;&gt;Arizona State Universitesi&#39;nde Paul Davies&#39;in yönettiği Beyond Enstitusu sitesinde&lt;/a&gt; Dennett&#39;in aynı konuşmasının ses kaydına rastladım. Sevincimi sizinle paylasayim istedim. Ortak olmak isteyenler asagidaki baglantidan yararlanabilir :)&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://beyond.asu.edu/media/&quot;&gt;&lt;br /&gt;Daniel Dennett lecture on ‘Darwin’s Strange Inversion of Reasoning&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci olarak, bugün Boğaziçi Üniversite&#39;sinde düzenlenen bir seminerde California Üniversitesinden biyoloji ve felsefe profesörü Francisco Ayala konuşmacıydı. İsmini bir kaç yazıdan hatırladığım Ayala hakkında biraz google araştırması yaptığımda dinlemeye değer olduğuna kanaat getirip Boğaziçi&#39;nin yolunu tuttum. Sunum genel olarak Darwin&#39;in kuramı hakkındaydı ve başlık olarak &quot;Desing without Designer&quot;(Tasarımcısız tasarım) seçilmişti. Zor anlaşılır İspanyol aksanı, monoton anlatımı ve sunum sırasında elektriklerin iki kere gidip gelmesi sunumu biraz keyifsiz kılsa da sunum sonundaki soru-cevap kısmında ilginç tartışmalar yaşandı.. Kısacası evrim hakkında klasik bir tarih sunumu gibiydi, beklentimin biraz altındaydı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü olarak bu hafta Cuma akşamı(24 Nisan) İstanbul Ritz Carlton Hotelde &quot;Darwin-200.üncü Doğum Yıldönümü Konferansı&quot; düzenleniyor. Konferansı destekleyenler ve organize edenler arasında üstü örtülü akıllı-tasarım ve deistik yaklaşımlarıyla ön plana çıkan İngiliz Faraday Enstitusu ve Amarikan &lt;a href=&quot;http://www.templeton.org/&quot;&gt;Templeton Vakfı&lt;/a&gt; bulunuyor. Konuşmacılar arasında John Hedley Brooke ve Francisco Ayala bulunuyor; ayrıca İngiliz Konsolosluğunun hazırladığı Darwin sergisi ve Darwin&#39;in Beeage adlı gemiyle yaptığı yolculuğun canlandırılası gibi ilginç etkinlikler de var. Ayrıca konferanstan, saat 21:00&#39;de TRT&#39;nin yayınlayacağı ve Mithat Bereket tarafından sunulan &quot;Zor sorular sormak&quot; programında uzman bilimadamları tarafından dinleyicilerin sorularının yanıtlanacağı bir yayın da yapılacak. Katılım yanlızca davetiye ile; etkinlik programı ve detaylı bilgi için &lt;a href=&quot;http://evrimcaliskanlari.org/blog/2009/04/darwin-the-man-sempozyum/&quot;&gt;Evrim Çalışkanları blogunu&lt;/a&gt; inceleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkinliğin resmi sitesi için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://darwin200istanbul.org/&quot;&gt;Darwin-200.üncü Doğum Yıldönümü Konferansı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak bu yılın en büyük evrim etkinliklerinden biri olmaya aday, 23-24 Mayıs&#39;ta Boğaziçi Ünv.&#39;de düzenelenen Evrim Sempozyumu 2009&#39;a bir ay kaldı. Program biraz incelendiğinde, konunun biyoloji, felsefe ve eğitim açısından çok yönlü bir şekilde tartışılacağı görülebiliyor. Ücretsiz olan bu etkinliğe katılmak için aşağıdaki bağlantıdan kayıt yaptırmanız gerekiyor. Kaçırmayın derim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://evrimsempozyumu.org/&quot;&gt;Evrim Sempozyumu 2009&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/guncel-darwin-yl-etkinlikleri.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRHEqFO9_BgvY_q1N-S6A0NeS63I1u-Ne9h9Kpqh6d41mZsDnXRZTdp9uUjBANo6Gr8gNkozVRnnjQ2442DyyEUMdNnbibvbqm9bSsLLaUE6bebcWsn0jbR-o3hBOUL6EHIuYF3QH_QVSJ/s72-c/biyoloji.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-5469067228028959526</guid><pubDate>Mon, 13 Apr 2009 08:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-13T12:11:54.244+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilim Genel</category><title>Bilim ve Mutlak Gerçeklik</title><description>&lt;div&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLbxYJm4mHvPXxOgNbirzuLEClfhVaY7-jGfD4IMIJCTandNyGo01Aro-HtZji2BHiZLoiUmolQZkZx3X45Rd5L4myzfokljRU0Fjalpi3PH7xvTXNn4v1_0EQDYokL7h6gQ0HY1u4_D0k/s1600-h/science.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5324098030491764594&quot; style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; width: 100px; cursor: pointer; height: 100px;&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLbxYJm4mHvPXxOgNbirzuLEClfhVaY7-jGfD4IMIJCTandNyGo01Aro-HtZji2BHiZLoiUmolQZkZx3X45Rd5L4myzfokljRU0Fjalpi3PH7xvTXNn4v1_0EQDYokL7h6gQ0HY1u4_D0k/s400/science.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Bilimin ilerleyişinde en çok göze çarpan özelliklerden biri yanlışlanabilir teorilerin süreç içerisinde daha iyi ve gözlem/deneylerle uyuşan yenileriyle değiştirilebiliyor olmasıdır. Doğayı ve evreni kavrayışımızda insanlık tarihinde en tutarlı cevapları verebilen yöntem olarak bilim, içerisinde ne kadar kesinlik barındırıyor? Bilim adamlarının savundukları görüşlerin evrenin değişmez gerçekliğini tam anlamıyla betimliyor olduğunu savunabilir miyiz? Bu, bilim ilerleyen bir süreç olmasıyla ne kadar tutarlı olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın zamandan beri takip ettiğim &lt;a href=&quot;http://telescoper.wordpress.com/&quot;&gt;In the Dark&lt;/a&gt; blogunda kozmoloji uzmanı Peter Coles yayınladğı yazısında yukarıda belirttiğim soruları cevaplamaya çalışıyor. Bilimin gerçekliği kavrama arayışında kullandığı verilerin ve üzerine kurduğu teorilerin sadece günümüzde bildiklerimiz (ve belkide bilebileceklerimiz) ile açıklanabildiği; mutlak doğruyu bulduğunu iddia eden bilimin aslında bilimin temelinde yatan &quot;süreç&quot; özelliğiyle ters düştüğünü savunuyor. Bilimadamlarının bu tarz &quot;mutlak doğru&quot; yaklaşımlarının sadece bilimin içinde değil bilimin toplum tarafından anlaşılması ve bilime değer verilmesi konusunda da sıkıntılar yarattığının altını çiziyor. Bilimin ele alanışını çok güzel bir şekilde irdeleyen yazıya aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://telescoper.wordpress.com/2009/04/07/statistics-matters-science-matters/&quot;&gt;Statistic Matters, Science Matters - In the Dark &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/bilim-ve-mutlak-gerceklik.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiLbxYJm4mHvPXxOgNbirzuLEClfhVaY7-jGfD4IMIJCTandNyGo01Aro-HtZji2BHiZLoiUmolQZkZx3X45Rd5L4myzfokljRU0Fjalpi3PH7xvTXNn4v1_0EQDYokL7h6gQ0HY1u4_D0k/s72-c/science.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-4605210364563614748</guid><pubDate>Mon, 13 Apr 2009 08:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-13T11:58:00.844+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Fizik</category><title>Kuantum Garipliği ve Kaos</title><description>&lt;div&gt;&lt;a href=&quot;http://www.imdb.com/title/tt0285492/&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5324090712105705906&quot; style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; width: 100px; cursor: pointer; height: 100px;&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgdLO_objufkdLIr_OcmKoYtDGOCC1YGNCAEw21WjRejeJ5fs2J7N9wA6tNtqfkl7z92JUBB2h8BKJe0lDKNCgGLjIMhF86X0Kj18RD_TSW53jHgsU8CoVg16LVMYKJwCbrENtvaa8TLlKr/s400/physics.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Cube 2 - Hypercube&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt; filmini hatırlayanlar varsa bir kaç kişi kendilerini kuantum etkilerininin gözle görünür derecede etkili olduğu 4 boyutlu bir kübün içinde buluyorlardı. Filmde, daha sonradan bu kübün sanal tasarımını yaptığı ortaya çıkan ve herkesle sevecen bir şekilde tanışmak için elini uzatan Jerry karakteri ortamın garipliğini sezerek diğer karakterlere olayı açıklamaya çalışıyordu ve &quot;kuantum kaos&quot; kavramını kullanıyordu. Aslında anlattıkları kuantum mekaniğinin klasik garip sonuçlarının daha da garip yorumlanmalarıydı : cisimlerin aynı anda birden fazla yerde olmaları, paralel evrenler... Olayın içinde şu anda modern fiziğin en önemli çalışma alanlarından biri olan &quot;kaos&quot; pek geçmiyordu ama Jerry ortamın kaotikliğine atıf yapmak istemiş olsa gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuantum mekaniği gerçtekten de bize çok garip bir dünya resmi çiziyor. Parçacıkların olasılıklar dahilinde çeşitli özellikleri kazanmalarıı, gözlenmeden bu özellikler hakkında bir şey söyleyemiyor olmamız gibi durumlar Newton&#39;dan itibaren 18. ve 19. yy&#39;larda hakim görüş olarak ortaya konan determinizmi(belirlenimciliği) yerle bir etti diyebiliriz. 1920&#39;li yıllarda kuramın temel taşları atılmaya başlandığında fizik çevrelerinde bir çok kişi, buna Einstein da dahil olmak üzere, karşı çıkmış, gözlenen bu garip sonuçların arka planda bilmediğimiz değişkenler ve durumlarla ilgili olduklarını savunmuşlardır. Einstein bu karşıt görüşlülerin saflarının en önde olanlarındandı ve kuantum mekaniğindeki olasılık durumlarına atıf yaparak &quot;Tanrı zar atmaz&quot; diyerek konumunu göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuantum mekaniğinin bu gibi &quot;garip&quot; sonuçları kimilerine göre evreni ve gerçekliği anlayışımızın sınırına ulaştığımızı, kimilerine göre ise bunun felsefi anlamda uyarlanması ile öznel bir varoluş alanına işaret ediyordu. Özellikle son yıllarda popüler kültürün bu konuya ilgi duymasıyla her kafadan bir ses çıkmaya başladı :  Kuantum benlikten, kuantum düşünceye kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu garipliğin altında gerçekten Einstein&#39;ın da iddia ettiği gibi bizim halen bilmediğimiz(belki de hiç bilemeyeceğimiz) farklı değişkenler mi rol oynuyor? Gözlediğimiz ve çoğu zaman objektik bilim anlayışıyla uyuşmayan bu durumlar aslında sadece gerçekliğin bize görünen yüzü mü? Bunun altında farklı bir mekanizma mı yatıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi soruları kendisine dert edinmiş ve iklim bilimleri konusunda kaos modellemeler üzerine araştırmalar yapan Tim Palmer tüm bu gariplikleri kaos teorisi yoluyla açıklanabileceğini iddia ediyor. Küçük değişikliklerin beklenmedik büyük etkiler yarattığı sistemleri inceleyen bu alanın şu anda kuantum mekaniği ile davranışını izah ettiğimiz parçacık dünyasını da açıklayabileceğini söylüyor. Görüşleri bazıları tarafından eleştirilse de bir çok teorik fizikçi tarafından destek görmeye başlamış bile...Palmer, konu üzerinde çalışmaların artmasıyla daha büyük ilerlemelerin sağlanacağını da sözlerine ekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili makale geçtiğimiz hafta New Scientist&#39;de yayınlandı. İncelemek için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.newscientist.com/article/mg20127011.600-can-fractals-make-sense-of-the-quantum-world.html&quot;&gt;Can fractals make sense of the quantum world? - New Scientist &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/kuantum-garipligi-ve-kaos.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgdLO_objufkdLIr_OcmKoYtDGOCC1YGNCAEw21WjRejeJ5fs2J7N9wA6tNtqfkl7z92JUBB2h8BKJe0lDKNCgGLjIMhF86X0Kj18RD_TSW53jHgsU8CoVg16LVMYKJwCbrENtvaa8TLlKr/s72-c/physics.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-2778674488325333982</guid><pubDate>Mon, 13 Apr 2009 08:11:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-13T11:29:46.303+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilim Genel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Evrim</category><title>Türkiye&#39;nin Bilim Ruhu İçin Verilen Savaş</title><description>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhQjppAuf7_94p5EOnXiN3qDJSkBiT0IG4Mf8ooPssy_rUXpn-zC3FYBMpnhrbUkSEHxbSMiXhARP731ezJ69Rfi8cq2v8yMKfiL2Z6drrpa8v_5duJvFASOWGxZM_sq24d-tIiEynJaNRx/s1600-h/science.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5324089681202354674&quot; style=&quot;margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 100px; height: 100px;&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhQjppAuf7_94p5EOnXiN3qDJSkBiT0IG4Mf8ooPssy_rUXpn-zC3FYBMpnhrbUkSEHxbSMiXhARP731ezJ69Rfi8cq2v8yMKfiL2Z6drrpa8v_5duJvFASOWGxZM_sq24d-tIiEynJaNRx/s400/science.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Evrim konusu yavaş yavaş durulmaya başladı fakat olayın yankıları yabancı bilim servislerinde hala yankılanıyor. Oldukça prestijli popüler bilim dergisi olan New Scientist&#39;de bu haftaki sayısında TÜBİTAK&#39;ta yaşanan evrim sansürüne ilişkin bir değerlendirmeye yer verdi. Türkiye&#39;de bilimin anlaşılırlığının tahmin edilenden daha yüksek olduğunu, hatta nüfusun %25&#39;inin evrim teorisini kabul ettiğini iddia eden (sizce çok mu iyimser? !! ) bu makalede evrim tartışmalarının sekülerlikten uzak devlet anlayışının bilime müdehalesini gözler önüne serdiği gibi bunun bir taraftan da evrimin ve dolayısıyla bilimin tanınması ve gündeme gelmesi konusunda bir avantaj olduğu savunuluyor. Türkiye&#39;den de akademisyenlerin görüşlerine yer verilen makale, konuya yurtdışı bilim çevrelerinin nasıl yaklaştığına dair bir fikir verebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili makaleye erişmek için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.newscientist.com/article/mg20227036.200-the-battle-for-turkeys-soul.html&quot;&gt;The battle for Turkey&#39;s soul - New Scientist&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/turkiyenin-bilim-ruhu-icin-verilen.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhQjppAuf7_94p5EOnXiN3qDJSkBiT0IG4Mf8ooPssy_rUXpn-zC3FYBMpnhrbUkSEHxbSMiXhARP731ezJ69Rfi8cq2v8yMKfiL2Z6drrpa8v_5duJvFASOWGxZM_sq24d-tIiEynJaNRx/s72-c/science.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-7518753082513295570</guid><pubDate>Wed, 01 Apr 2009 09:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-01T12:56:00.599+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Matematik</category><title>Matematiğin &quot;Nobel Ödülü&quot; verildi</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkJVi8AJBs8nzv8mh9C9SJuYS3PrBYxLU2C0iLxWAEhBJHW9lcg9vwpCudO783E1dio_IXCmcPcI8foMdTPI9P650gXbbHpwH9yp55fHf1ARDmk3GSYmwN9dAQyCjOrmQXcQJ6ZtWD6q38/s1600-h/matematik.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 110px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkJVi8AJBs8nzv8mh9C9SJuYS3PrBYxLU2C0iLxWAEhBJHW9lcg9vwpCudO783E1dio_IXCmcPcI8foMdTPI9P650gXbbHpwH9yp55fHf1ARDmk3GSYmwN9dAQyCjOrmQXcQJ6ZtWD6q38/s400/matematik.JPG&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319656390773970482&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;2003 yılından beri Norveç Bilimler Akademisi tarafından verilen ve Matematik Dünyasında Nobel Ödülü niteliği taşıdığı düşünülen Abel Matematik Ödülü, bu yıl Rus matematikçi Mikhail Gromov&#39;a verildi. Yapılan resmi açıklamada belirtildiği şekilde Gromov ödüle &quot;Geometri alanına yaptığı devrimsel katıkılarından&quot; dolayı layık görüldü. Gramov&#39;un metrik uzaylar ve Riemann geometrisi gibi konulardaki bir çok yeni yaklaşımı sadece matematik alanında değil, teorik fizik alanına(özellikle sicim kuramı) da katkı sağlamış bulunuyor. Gromov&#39;un metrik uzaylar konusundaki yaklaşımını(ve ödülle ilişkili diğer çalışmalarını) kolay anlaşılabilir, popüler bir dille açıklayan Plus dergisindeki makaleyi okumanızı tavsiye ederim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://plus.maths.org/latestnews/jan-apr09/abel09/index.html&quot;&gt;Going the Distance - Plus Magazine&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abel Komitesi&#39;nin ödülle ilgili yaptığı açıklamaya aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.abelprisen.no/en/prisvinnere/2009/&quot;&gt;2009 Abel Prize Leaureate&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/matematigin-nobel-odulu-verildi.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkJVi8AJBs8nzv8mh9C9SJuYS3PrBYxLU2C0iLxWAEhBJHW9lcg9vwpCudO783E1dio_IXCmcPcI8foMdTPI9P650gXbbHpwH9yp55fHf1ARDmk3GSYmwN9dAQyCjOrmQXcQJ6ZtWD6q38/s72-c/matematik.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-4509769416628355840</guid><pubDate>Wed, 01 Apr 2009 09:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-01T12:24:31.586+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Evrim</category><title>Aşkın Evrimsel Doğası</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpNH-G-V6_ELG4K-bHFgPAkj248e2amBJK0XqMK1t6dk7NULv243jN0cx8ByS4znxZ2HIpYsqqGIAYbpfG4HMCL7VlxwXpYNjrkaHxCiBKMOasz9xgYrh2Suq4NsnSl-7qtuP-bsC52ljJ/s1600-h/biyoloji.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpNH-G-V6_ELG4K-bHFgPAkj248e2amBJK0XqMK1t6dk7NULv243jN0cx8ByS4znxZ2HIpYsqqGIAYbpfG4HMCL7VlxwXpYNjrkaHxCiBKMOasz9xgYrh2Suq4NsnSl-7qtuP-bsC52ljJ/s400/biyoloji.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319646007667474706&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Madem bu sıralar evrimden gidiyoruz, geçtiğimiz hafta dinlediğim bir podcast yayınını burdan önermek istiyorum. &quot;Küçük yeşil adamları&quot; arayan SETI Enstitüsü&#39;nün radyo podcast(internet üzerinden ses yayını) yayını olan &quot;Are We Alone&quot; da geçen hafta konu aşkın evrimsel açıklamasıydı. İnsanları öncesinde ve sonrasında bu kadar &quot;kıvrandıran&quot;, enerji harcamasına neden olan bu olayın biyoloji ve evrim açısından avantajı konusunda nasıl bir açıklaması olabilirdi? Konu genel olarak bu soru üzerinden ilerliyor ve programı sunan harika ikili Seth Shostak ve Molly Bentley eğlenceli üsluplarıyla konunun uzmanı antropolojist, evrimsel biyolojici, sinir bilimci bilim adamlarına soruyu sorup cevabı arıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın evrimsel doğasının bu kadar ilginç olabileceğini düşünmemiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tip bir araştırma ve sorgulamaya karşı çıkacak aramızdaki &quot;romantiklere&quot;, John Keats&#39;in Newton&#39;a gökkuşağının optik özelliklerini açıklamasıyla güzelliğini yerle bir ettiğini iddia ettiği düşüncelerine karşılık, Richard Dawkins&#39;in &lt;a href=&quot;http://www.amazon.com/Unweaving-Rainbow-Science-Delusion-Appetite/dp/0618056734&quot;&gt;&quot;Unweaving the Rainbow&quot;&lt;/a&gt; kitabını önermekten kendimi alamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Podcast yayınını dinlemek için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://radio.seti.org/episodes/248&quot;&gt;It&#39;s the Science Cupid! - Are we Alone (SETI)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/askn-evrimsel-dogas.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhpNH-G-V6_ELG4K-bHFgPAkj248e2amBJK0XqMK1t6dk7NULv243jN0cx8ByS4znxZ2HIpYsqqGIAYbpfG4HMCL7VlxwXpYNjrkaHxCiBKMOasz9xgYrh2Suq4NsnSl-7qtuP-bsC52ljJ/s72-c/biyoloji.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-5421657090714620221</guid><pubDate>Wed, 01 Apr 2009 08:47:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-01T12:02:53.138+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilim Genel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Evrim</category><title>Bilim ve Teknik&#39;in Yapamadığı</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPIcXVo0jN2kZqHxsMsEm_qjU_hBYSm6ajEnWD4dlOQgbElvt9RM_Lv7IOuaxWkawKhqUVFXFgcEbvwvwmAMkfTsWMo0di5YbKibU20eTRta0jGOEv0rpinJt7vhX7-lOv8oMMXBYY8DLS/s1600-h/science.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPIcXVo0jN2kZqHxsMsEm_qjU_hBYSm6ajEnWD4dlOQgbElvt9RM_Lv7IOuaxWkawKhqUVFXFgcEbvwvwmAMkfTsWMo0di5YbKibU20eTRta0jGOEv0rpinJt7vhX7-lOv8oMMXBYY8DLS/s400/science.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319642083077238914&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Geçtiğimiz ay Tübitak Bilim ve Teknik dergisinin evrim kapağının sansürlenmesinin ardından konu bir çok çevrede tartışıldı. Merak ettiğim şey bilim dergilerinin bu yükselen kamuoyu tepkisine nasıl karışılık vereceği ve Nisan sayılarında konuya nasıl yer verecekleriydi. Bilim ve Teknik&#39;ten hala bir haber yok. Yılın başından beri uyguladıkları &quot;ayın ilk haftasında olabildiğince geç dağıtım&quot;  politikası hala uygulanıyor sanırım. Fakat dün elime geçen NTV Bilim harika bir iş çıkarmışa benziyor. Kapak konusu olmasa da dosya konusu olarak ele alınan Darwin Yılı ve Evrim konusunda dergide 10&#39;a yakın harika yazı bulunuyor. Konusunda uzman Türk bilim adamlarınca kaleme alınmış bu özgün yazılarda evrim teorisinin tarihsel gelişim sürecinden, insan, hayvan ve bitkilerin evrim basamağındaki ilerleyişine kadar zengin bir içerik bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dosya konusunun aralarına sıkıştırılmış &quot;Evrim Hakkındaki Mitler&quot; ve &quot;Yaratılışçıların İddilarına Cevaplar&quot; şeklindeki soru-cevap bölümleri ise evrim-karşıtlarının dillerinden düşmeyen saldırılarına harika bilimsel cevaplar veriyor. Konuya dergide bu derece profesyonel bir şekilde yer verilmesi NTV Bilim&#39;in değerini gözümde her geçen gün daha da arttırıyor. Bilim yayıncılığında gözle görünür değişiklikler yaşamaya hazır olalım derim ben...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NTV Nisan sayısını incelemeden geçmeyin...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/04/bilim-ve-teknik-yapamadg.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPIcXVo0jN2kZqHxsMsEm_qjU_hBYSm6ajEnWD4dlOQgbElvt9RM_Lv7IOuaxWkawKhqUVFXFgcEbvwvwmAMkfTsWMo0di5YbKibU20eTRta0jGOEv0rpinJt7vhX7-lOv8oMMXBYY8DLS/s72-c/science.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-3889091162572692451</guid><pubDate>Mon, 30 Mar 2009 18:19:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-30T21:37:46.646+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Fizik</category><title>Büyük Patlama&#39;dan Önce Ne Vardı?</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhEF7B7X8IA-Ij7Ncb4sP4l6QVAyS3yiKK75D33kPbVm6YAnBX3eiX5chkexgRTSwI2u9JQl8jRv3CgIuwKHNLkXOGokK0QN3qzj1UWa9p9vV2EtG0wOK5e7Z6d5QOYspjkTrWhtN17hT0s/s1600-h/physics.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhEF7B7X8IA-Ij7Ncb4sP4l6QVAyS3yiKK75D33kPbVm6YAnBX3eiX5chkexgRTSwI2u9JQl8jRv3CgIuwKHNLkXOGokK0QN3qzj1UWa9p9vV2EtG0wOK5e7Z6d5QOYspjkTrWhtN17hT0s/s400/physics.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319047374444294034&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Evrenin başlangıcını hep Büyük Patlama olarak bilirdik fakat son yıllarda kozmoloji alanındaki gelişmeler aklın ve bilimsel yöntemlerin sınırlarını zorlayacak seviyeye gelip, bunun öncesinin de olabileceğinin sinyallerini vermeye başladı. Büyük Patlama ve beraberinde gelen Inflation(Şişme) Teorisi, ön görüleriyle uzun yıllardır kabul edilen &quot;gerçeklere&quot; kafa tutar duruma geldiler. Ama tüm bu gelişmeler beraberinde bir sorunu da getiriyor : Test edilebilme. Teorik çalışmaların deneysel ve gözlemsel çalışmalardan bazı durumlarda uzaklaşması bilimsel teorilerin en önemli özelliği olan test edilebilme ön şartını tekrar gözden geçirmeyi gerektirebilir. Öyle görünüyor ki ya bütün bu teorik öngörüleri &quot;değersiz spekulasyonlar&quot; olarak çöpe atacağız, ya da &quot;bilimsel gerçekliği&quot; tekrar tanımlayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bloğum GökGünce&#39;de &lt;a href=&quot;http://plus.maths.org/latestnews/jan-apr09/bigbang/index.html&quot;&gt;John Borrow&#39;un bir makalesi&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;text-decoration: underline;&quot;&gt; &lt;/span&gt;ışığında Büyük Patlama ve öncesine dair bir yazı hazırladım, aşağıdaki bağlantıdan inceleyebilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;http://gokgunce.blogspot.com/2009/03/buyuk-patlamadan-once-ne-vard.html&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Büyük Patlama&#39;dan önce ne vardı - GökGünce&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/03/buyuk-patlamadan-once-ne-vard.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhEF7B7X8IA-Ij7Ncb4sP4l6QVAyS3yiKK75D33kPbVm6YAnBX3eiX5chkexgRTSwI2u9JQl8jRv3CgIuwKHNLkXOGokK0QN3qzj1UWa9p9vV2EtG0wOK5e7Z6d5QOYspjkTrWhtN17hT0s/s72-c/physics.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-5663625933826644813</guid><pubDate>Mon, 30 Mar 2009 17:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-30T21:19:03.117+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilim Genel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilişsel Bilimler</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Evrim</category><title>Zihin-Beden &quot;İkiliği&quot; mi yoksa &quot;Tekliği&quot; mi?</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjLvSzNCI-sR5XIG1eCFi_x7OId4fOGIobqTM3v_6qdahOeEydTQm6MKIGANRMdgj_W7mnkhUdMaJSAwqh-4exGaDxewo-fkAklowKdHefVI79XQIC-C_WuS-wdstuKGrI46FX8vcXpJmQe/s1600-h/science.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjLvSzNCI-sR5XIG1eCFi_x7OId4fOGIobqTM3v_6qdahOeEydTQm6MKIGANRMdgj_W7mnkhUdMaJSAwqh-4exGaDxewo-fkAklowKdHefVI79XQIC-C_WuS-wdstuKGrI46FX8vcXpJmQe/s400/science.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319040927333876738&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Gerek bilimde gerek felsefede en büyük tartışmalardan biri, zihnin fiziksel beden ile ilişkisi. Fiziksel bilimlerin gelişimi ile insanoğlunun doğayı açıklama gücünü elde etmesi bir süre sonra kendisine dönüp varoluşuna dair problemleri de aynı yöntemlerle açıklayıp açıklayamayacağını merak etmesini sağlamış. Çevresindeki diğer canlılarda ve cansızlarda göremediği bilinç ve zihin ise bu araştırma konularının en gözde olanı...Fakat bir  sorun var; elle tutup, gözle göremediğimiz, bldiğimiz anlamda ölçüp biçemediğimiz bu &quot;şeyin&quot; fiziksel bir gerçeklik olup olmadığını biliyor muyuz? Ya da bir başka deyişle soyut olduğunu algıladığımız zihin, fiziksel bedenimizden çok daha farklı bir &quot;metafiziksel&quot; bir doğaya mı sahip? Yoksa gerçekten böyle bir ikiliğe(dualizm) gerek yok mu? Bilimsel yöntemlerle bu &quot;gizemin&quot; altında yatan gerçeği açıklayabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...ve karşımızda &lt;a href=&quot;http://nodrylight.wordpress.com/&quot;&gt;nodrylight blogu&lt;/a&gt; yazarı Uygar Polat&#39;tan bu konu hakkındaki gelişmelere ve tarihsel sürece ışık tutan harika bir makale:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://nodrylight.wordpress.com/2009/03/27/zihin-beden-sorunu-ve-daniel-dennett/#comments&quot;&gt;Zihin-Beden sorunu ve Daniell Dennett - nodrylight&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgKy3C0zTmm_Jc-oGIIvleM6J79Cy01wEpEbYHjOSfBIVN5H9QNRRhTHhcjRac0Mx2y5LVjJMnkc3sb5vfqVNDC60fHTXz8bsKUVmX3io48S7wc5OHIV18Iw2I4VACCPYpP_QQtFgayIO_3/s1600-h/poster1-orta.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 283px; height: 400px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgKy3C0zTmm_Jc-oGIIvleM6J79Cy01wEpEbYHjOSfBIVN5H9QNRRhTHhcjRac0Mx2y5LVjJMnkc3sb5vfqVNDC60fHTXz8bsKUVmX3io48S7wc5OHIV18Iw2I4VACCPYpP_QQtFgayIO_3/s400/poster1-orta.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5319045483096260898&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Yazıda belirtilen duyuruyu burdan da tekrarlamakta yarar var. Sabancı Üniversitesi&#39;nin 2009 Darwin Yılı adına düzenlediği &lt;a href=&quot;http://www.sabanciuniv.edu/tgd/eng/DarwinandBeyond.html&quot;&gt;&quot;Darwin and Beyond&quot; etkinliklerinden&lt;/a&gt; ilki 10 Nisan 2009&#39;da İstanbul Sakıp Sabancı Müzesi&#39;nde gerçekleştiriliyor. Konuşmacı olarak bilişsel bilimler konusunda devrim yaratan fikirleriyle ünlü filozof Daniel Dennett geliyor. Beynin bilişsel süreçlerine doğal seçilim yöntemiyle yaklaşan Dennett&#39;ın konuşması eminim çok ufuk açıcı olacaktır. Etkinlik ücretsiz olup bildiğim kadarıyla katılım için herhangi bir rezarvasyon yaptırılmıyor.&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/03/zihin-beden-ikiligi-mi-yoksa-tekligi-mi.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjLvSzNCI-sR5XIG1eCFi_x7OId4fOGIobqTM3v_6qdahOeEydTQm6MKIGANRMdgj_W7mnkhUdMaJSAwqh-4exGaDxewo-fkAklowKdHefVI79XQIC-C_WuS-wdstuKGrI46FX8vcXpJmQe/s72-c/science.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-1499741598648070559</guid><pubDate>Thu, 19 Mar 2009 10:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-19T13:16:16.033+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilim Genel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Evrim</category><title>Evrim &quot;sadece bir teori&quot; mi?</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgvAf06wvg6yFxpFdHlfhjKki_wV5o0Pp5lP5rYmMQw6LxGJBbveQh2byvMkE_xx91DUw2X4OQSROsQk8BDlRoCf0mHNFJ_FXrap4jcCTNmZEGVi1GsaaUMH3vOfFbs0nMEhJy7XF7xjAJO/s1600-h/biyoloji.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgvAf06wvg6yFxpFdHlfhjKki_wV5o0Pp5lP5rYmMQw6LxGJBbveQh2byvMkE_xx91DUw2X4OQSROsQk8BDlRoCf0mHNFJ_FXrap4jcCTNmZEGVi1GsaaUMH3vOfFbs0nMEhJy7XF7xjAJO/s400/biyoloji.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5314850877529602786&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Malum son bir haftadır gündemimiz Tübitak&#39;ın sansürlenen evrim konulu kapağı. Konuyla ilgili Türkçe blog ortamında bir çok şey yazıldı, çizildi (incelemek isteyenler için &lt;a href=&quot;http://www.biyolokum.com/2009/03/sansurden-sonra-gelismeler/&quot;&gt;burda&lt;/a&gt; ve &lt;a href=&quot;http://muspetilimler.blogspot.com/&quot;&gt;şurda&lt;/a&gt;); benim ekleyeceğim yeni bir şey yok, o yüzden olayı analiz etmektense gözüme çarpan bir konuya elimden geldiğince açıklık getirmek istiyorum. &quot;Evrim kanıtlanmamış bir savdır; sadece bir teoridir; daha kanun olamamıştır, bıdı bıdı...&quot; tezleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu her gazetenin internet sayfasında yayınlandığından köşelerinde oturan &quot;bilim uzmanları&quot; da kollarını sıvayıp birbirinden &quot;harika&quot; yorumlarla haberlerin altında bir kavgaya tutuştular. Sadece bu ortamda değil, arkadaş sohbetlerinde de konu açıldığında bilgiç bir arkadaş hemen atılıp : &quot;Ben kapağın sansürlenmesine kesinlikle karşıyım (buraya kadar bravo!) fakat evrim teorisine inanmıyorum; daha bir kanun haline getiremediler çünkü&quot;. Yani klasik bir deyiş vardır ya: &quot;Sadece bir teori...&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu teoriler gerçekten bu kadar değersiz midir? Hepsine güvenmek için kanun olana kadar beklemek durumunda mıyız? Hepsinden önce teori ve kanun arasındaki ilişki nedir diye sormamız gerekiyor. Orta okul kitaplarından beri anlatıldığı gibi bilimsek süreç doğrusal bir şekilde Hipotez &gt;&gt; Teori&gt;&gt; Kanun(Yasa) şeklinde mi ilerler? Hayır, hiç de değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim felsefesine baktığımızda yasa ve teorinin kullanım ve tanımlama şekillerinin farklı olduğunu görürüz. Yasalar mutlak ve değiştirilemez &quot;doğrular&quot; şeklinde değildir. Yasa olmalarını sağlayan şey onların herhangi bir gözlem ve deneye ihtiyaç duymadan açık bir şekilde gözlenebilen süreçler olmalarıdır. Geçmişteki gözlemlerimiz sonucu sistemlerin, gelecekte de böyle davranacaklarını öngörmemiz sonucu postüle edilirler. Teoriler ise gözlemlerin kendileri değil, onların açıklamalarını ifade eder ve yeni kanıt ve gözlemlerle geliştirilerek güçlülükleri arttırılır, elde edilen karşı kanıtlarla da zayıflar; hiç bir zaman da &quot;kanun&quot; mertebesine erişmezler, çünkü erişilecek böyle bir mertebe yoktur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek vermek gerekirse Newton&#39;un çekim yasası &quot;kanun&quot; tanımımıza uyar; aralarında bir mesafe bulunan pozitif kütleli iki cismin birbirini çektiği (kuvvet uygulayadığı) tartışılmaz bir durumdur ve buna yasa deriz. Fakat bunu açıklayan Einstein&#39;ın genel görelilik ve parçacık fiziğinin graviton yaklaşımı birer teoridir ve şu anda bunlar üzerinde bir karar kılınmış değildir; güçlülükleri de her geçen gün sınanmaktadır. Fakat ne kadar kanıt toplarsak toplayalım, bu açıklamalar yani teoriler &quot;yasa&quot; şeklini almayacaktır, çünkü teorinin tanımı bu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu açıklama ihtiyacı hissetmemin nedeni ise bilim dışı(pseudo-science) iddiaları savunanların bilime saldırırken bu konuya sıklıkla başvurduklarını görmemiz. İngilizce de yerleşmiş bir deyiş var hatta : &quot;It is just a theory...&quot;(sadece bir teori...) Ben de bu &quot;sadece bir teori..&quot;cilere karşılık olarak genelde şöyle derim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bir teorinin gücünü test etmek istiyorsanız size önerim bir uçurum kenarından aşağı kendinizi atmanız, Einstein&#39;ın genel görelilik teorisine göre sizin aşağı düşeceğinizi söyleyebiliriz; fakat bana yine de güvenmeyin, nasıl olsa &quot;sadece bir teori&quot; değil mi;)&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Görelilik ile aynı güvenilirlik seviyesinde olan bilimsel bir tezi, sırf dini-ideolojik nedenlerden dolayı inkar etmek nasıl bir tutarsızlıktır anlamak da mümkün değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: Bu yazıya gelecek yorumlar sıkı bir şekilde modere edilecektir. Bilim ve felsefe dışından(din-ideoloji-bilim dışı...) gelecek yanlı cevaplara izin verilmeyecektir. İtirazı olanlar blogun başlığına tekrar bakabilirler...&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/03/evrim-sadece-bir-teori-mi.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgvAf06wvg6yFxpFdHlfhjKki_wV5o0Pp5lP5rYmMQw6LxGJBbveQh2byvMkE_xx91DUw2X4OQSROsQk8BDlRoCf0mHNFJ_FXrap4jcCTNmZEGVi1GsaaUMH3vOfFbs0nMEhJy7XF7xjAJO/s72-c/biyoloji.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-3114726446165708430</guid><pubDate>Wed, 04 Mar 2009 21:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-05T00:06:28.185+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilim Genel</category><title>NTV&#39;nin Bilim Atağı</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi2N8H8Z-2FBYA2AHVmQegpbzbmZPavZnJkNH-Hs0GPqRUMT70UyQfLhrCC0bxRXLCyfnyvcCqq8BK_XOQYlqWS6lfQK-4hDuKa3Z3DUlEJKeYMimwCyMWicY375j-teeUmnVm7_2_u86Bf/s1600-h/science.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi2N8H8Z-2FBYA2AHVmQegpbzbmZPavZnJkNH-Hs0GPqRUMT70UyQfLhrCC0bxRXLCyfnyvcCqq8BK_XOQYlqWS6lfQK-4hDuKa3Z3DUlEJKeYMimwCyMWicY375j-teeUmnVm7_2_u86Bf/s400/science.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5309448065420613362&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Bilimin geniş kitlelere aktarılması amacıyla bilimsel bulguların/araştırmaların popüler bir dille aktarılması olarak tanımlanabilecek &quot;popüler bilim&quot; anlayışına NTV&#39;nin çalışmalarıyla yepyeni bir soluk geldi. Öncelikle NTV Yayınları adı altında yayınladıkları birbirinden değerli kitaplar ve referans kaynakların yanında uzun süredir fısıltısı dolaşan yeni bilim dergisi NTV Bilim karşımızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dergi raflarında karşılaşmak için sabırsızlandığım bu dergiyi en sonunda Mart ayında yayına girdiğinde düşünmeden sepete attım. Uzun süredir alıştığımız Bilim ve Teknik dergisinden biraz farklı ve boyut olarak daha küçük görünüyordu, peki içerik olarak nasıldı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjH9lnkX627HD6h8YfLlb_QmX7Srlnz7J5OMoJqfIXZ8jV1GvSwXKhmhPhD-oLwCZ0lVkNJgBDCsUuKQctz-1rkQYp2PKkP6jHljebH__nwq_OInqxR3oZcalK1yXYcfpkr1MxGD0PPI8pp/s1600-h/090226-ntv-bilim.widec.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 298px; height: 302px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjH9lnkX627HD6h8YfLlb_QmX7Srlnz7J5OMoJqfIXZ8jV1GvSwXKhmhPhD-oLwCZ0lVkNJgBDCsUuKQctz-1rkQYp2PKkP6jHljebH__nwq_OInqxR3oZcalK1yXYcfpkr1MxGD0PPI8pp/s400/090226-ntv-bilim.widec.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5309453688474647490&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Derginin şu anda yarısına geldiğimi belirtip, yorumlarımı ona göre yapacağım. Tasarım ve dizgi olarak oldukça hoş bir dergi olmuş. İçerik olarak da oldukça popüler, teknik jargondan uzak bir dergi olmuş. NTV&#39;nin amaçladığı da tam olarak bu sanırım. Giriş yazısını okuduğumuzda bu amaç açık bir şekilde belirtilmiş zaten. İmza ise tanıdık, eski Bilim ve Teknik Editoru Raşit Gürdilek. Bilim haberlerinin yanında özel makalelerin özgün bir şekilde yazarların kaleminden çıkması dergiyi daha da değerli kılıyor. Yabancı dergilerdaki yazıların birebir çevirisinden artık vaz geçilmiş olması bilim yazarlığı konusunda gelecek için ümit veriyor. İlk sayıda hayli spekulatif bir konu kapak konusu olarak seçilmiş : Sibernetik. Gelecekte gerçekleşmesi düşünülen (aslında ilk etabının bizzat içinde yaşadığımız) makina-insan entegrasyonu ve Ray Kurzweil gibi ünlü fütüristlerin gelecek kurgusu olan &lt;a href=&quot;http://www.spectrum.ieee.org/singularity&quot;&gt;Tekillik(Singularity)&lt;/a&gt; üzerinde durulmuş. Bu konunun yanında oldukça güzel astronomi ve evrim makaleleri de var. Tam tadında bir dergi olmuş. Her geçen sayıda çok daha iyi bir yere geleceğine inanıyorum. Bilim dergileri sektöründe böyle dinamik ve yeni bir ses ortamı çok daha canlandıracak ve bir çok yeniliği doğuracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NTV&#39;nin Bilim atağı sadece dergi ile sınırlı değil demiştim. Geçen ay tanışma fırsatı bulduğum ve geç keşfettiğim için hala söylendiğim 3 kitap, bence güncel bilim konusunda Türkçe&#39;ye kazandırılmış en kaliteli kitaplar olmaya adaylar:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Gelecek 50 Yıl&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Kanıtı Olmayan Gerçekler&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;İyimser Gelecek&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgZDNnVTc9CW4cHI1NKLFG38_TYwdGo3sePrETYjvECHWwsKn3_hZqHFVKJE-DsHiA6Y87946A8XNp_oJdpPvbci0kWOxLtHhKWO6TPLZWCLwAWDA-SoRdPYcV0Dd8ZOp3rO_eglCfxIBiL/s1600-h/kitap_gelecek.gif&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 122px; height: 139px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgZDNnVTc9CW4cHI1NKLFG38_TYwdGo3sePrETYjvECHWwsKn3_hZqHFVKJE-DsHiA6Y87946A8XNp_oJdpPvbci0kWOxLtHhKWO6TPLZWCLwAWDA-SoRdPYcV0Dd8ZOp3rO_eglCfxIBiL/s400/kitap_gelecek.gif&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5309454463013738146&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Üç kitap da yakından takip ettiğim &lt;a href=&quot;http://www.edge.org/&quot;&gt;Edge platformunun&lt;/a&gt; bir ürünü olan ve günümüzün önde gelen bilim adamlarının düşüncelerinin olduğu birbirinden değerli makaleler derlemesi. &quot;Gelecek 50 Yıl&quot;da öncü bilim adamlarının kendi alanlarında ve bilimin kendisi hakkında önümüzdeki 50 yıla yönelik detaylı ve ufuk açıcı değerlendirmeleri bulunuyor. Fizikten astronomiye, piskolojiden evrimsel biyolojiye, nörolojiden bilişsel bilimlere geniş bir dağılımla bir çok konuya değiniliyor. Günümüzün &quot;hardcore&quot; biliminin gelişmelerinden haberdar olmak ve geleceği biraz olsun kestirebilmek için mutlaka okumanız gereken bir kitap.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi8KZc-n-ey0_ez_6T77bb4r95pSffrhnWZYPWIkOvndaYjSOwj77_Dt6o8t82lsBsgrpRFKf-gNfGQjUIDPvRUT7cAU-9L3sO9Q6CYqBzIIH9ZWQdzHa9Nq3gW6QDz9VXR0W-Tss7PM6vg/s1600-h/kitap_kanit.gif&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 122px; height: 135px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi8KZc-n-ey0_ez_6T77bb4r95pSffrhnWZYPWIkOvndaYjSOwj77_Dt6o8t82lsBsgrpRFKf-gNfGQjUIDPvRUT7cAU-9L3sO9Q6CYqBzIIH9ZWQdzHa9Nq3gW6QDz9VXR0W-Tss7PM6vg/s400/kitap_kanit.gif&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5309454985020823602&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Diğer iki kitap ise &lt;a href=&quot;http://www.edge.org/questioncenter.html&quot;&gt;Edge&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;http://www.edge.org/questioncenter.html&quot;&gt;&#39;de her yıl bilim adamlarına sorulan soruların&lt;/a&gt; ikisine verilen cevapların toplandığı bir derleme. Bu terletici sorulara bilim adamlarının verdiği cevaplar gerçekten okunmaya değer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi2P7UaX6TdXzLsYgRO86-P0L4IE5sDSsocNyzqtcIvaPQ6XWFEK2FnSmmT-GSAvuu2XxpqZjclLDPXj3O2RBeyEkHNFIqd2iErEbQTbtTdGK_WxWk9XPsEJlFLvJZtgFu5LUlmtJ-MtnjE/s1600-h/thumb_iyimsergercek.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 122px; height: 145px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi2P7UaX6TdXzLsYgRO86-P0L4IE5sDSsocNyzqtcIvaPQ6XWFEK2FnSmmT-GSAvuu2XxpqZjclLDPXj3O2RBeyEkHNFIqd2iErEbQTbtTdGK_WxWk9XPsEJlFLvJZtgFu5LUlmtJ-MtnjE/s400/thumb_iyimsergercek.png&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5309455304627279410&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;NTV&#39;nin bilimin popülerleştirilmesi konusunda büyük bir çaba sarf ettiği gözler önünde. Umarım bu çalışmalar devamlı olur. Bu gibi adımların bilimin herkes tarafından kavranması adına atılan çok önemli adımlar olduğunu söylemeye bile gerek yok...&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/03/ntvnin-bilim-atag.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi2N8H8Z-2FBYA2AHVmQegpbzbmZPavZnJkNH-Hs0GPqRUMT70UyQfLhrCC0bxRXLCyfnyvcCqq8BK_XOQYlqWS6lfQK-4hDuKa3Z3DUlEJKeYMimwCyMWicY375j-teeUmnVm7_2_u86Bf/s72-c/science.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-4480007368472128191</guid><pubDate>Tue, 24 Feb 2009 15:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-26T14:00:08.898+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Biyoloji</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Evrim</category><title>2009 Darwin Yılı ve Evrimi Anlamak</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijY7dBasteICXuLBlPpUKul9FVwwWwHQonCvJlWMQo8Nf8pB6rMUOjWHwRglAc0JRZ2IDfXqAdQ7zbKixWnXBuXArzk2HUQYoW6QhiPTRbAZQA9oQ0leheNygmNPvaimpsWseFsipPDaR8/s1600-h/biyoloji.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijY7dBasteICXuLBlPpUKul9FVwwWwHQonCvJlWMQo8Nf8pB6rMUOjWHwRglAc0JRZ2IDfXqAdQ7zbKixWnXBuXArzk2HUQYoW6QhiPTRbAZQA9oQ0leheNygmNPvaimpsWseFsipPDaR8/s400/biyoloji.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5306383206512743058&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;2009 yılının önemli bir bilim yılı olduğunu bunun öncesinde bir &lt;a href=&quot;http://bilimgunce.blogspot.com/2009/02/asal-saylarn-muzigi.html&quot;&gt;yazımda&lt;/a&gt; bahsetmiştim: &lt;a href=&quot;http://www.astronomi2009.org/&quot;&gt;2009 Dünya Astronomi Yılı&lt;/a&gt;, diğeri ise Darwin&#39;in doğumunun 200. yıl dönümü ve &quot;Türlerin Kökeni&quot; eserinin yayınlanışının 150. yılı anısına bilim çevrelerince ilan edilen &quot;Darwin Yılı&quot;... Astronomi Yılı ile ilgili gelişmeleri astronomi blogum &lt;a href=&quot;http://gokgunce.blogspot.com/search/label/2009%20D%C3%BCnya%20Astronomi%20Y%C4%B1l%C4%B1&quot;&gt;GökGünce&lt;/a&gt;&#39;den takip edebilirsiniz; bu yazıda Darwin yılı üzerinde duracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğayı anlayışımızda yepyeni bir çığır açan Darwin, çalışmalarıyla modern bilimin bir çok alanını etkiledi. Ortaya koyduğu doğal seçilim mekanizmasıyla insanlığın yıllardır sezgisel yaklaştığı canlıların yapısı, türeyişi ve evrimi gibi konulara bilimsel bir ışık tuttu. Ortaya koyduğu fikirler hali hazırda dahi egemenliğini koruyan, dogmatik düşüncelere meydan okudu. Bu fikirler bir çok çevrede hala tartışılıyor fakat modern bilimin kavramsal ve yöntem olarak gelişmesiyle Darwin&#39;in düşünceleri ortaya konduğu ilk günden daha sağlam bir şekilde ayakta duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılında Darwin ve çalışmalarını yaymak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bunlardan biri 12-15 Şubat arasında gerçekleştirilen Darwin Günü kolektif blog çalışması. Konuyla ilgili 165 yazarın katkıda bulunduğu sitede ilginç yazılar bulunuyor. İncelemenizi tavsiye ederim :&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://citizenship.typepad.com/blogfordarwin/&quot;&gt;&lt;br /&gt;Blog for Darwin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Discovery dergisinin de konuyla ilgili hazırladığı özel dosya geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Ona da bir göz atabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://discovermagazine.com/2009/mar/04-discover-does-darwin&quot;&gt;Discover does Darwin : Special Section on Evolution&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bu konuyla ilgili asıl bahsetmek istediğim ise bir arkadaşım vasıtasıyla haberdar olduğum, Berkeley Üniversitesi&#39;nin oluşturduğu &quot;&lt;a href=&quot;http://evolution.berkeley.edu/&quot;&gt;Understanding Evolution&lt;/a&gt;&quot; sitesinin, &lt;a href=&quot;http://evrimcaliskanlari.org/blog/&quot;&gt;Evrim Çalışkanları adlı bir grup tarafından &quot;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;http://www.evrimianlamak.org/&quot;&gt;Evrimi Anlamak&lt;/a&gt;&quot; ismiyle Türçe&#39;ye kazandırılmış olması. Bu çalışmanın, evrim konusunda toplumumuzdaki yanlış bilgi ve önyargıların kırılmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyorum. Siteyi incelemek için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.evrimianlamak.org/e/Ana_Sayfa&quot;&gt;Evrimi Anlamak&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/02/2009-darwin-yl-ve-evrimi-anlamak.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijY7dBasteICXuLBlPpUKul9FVwwWwHQonCvJlWMQo8Nf8pB6rMUOjWHwRglAc0JRZ2IDfXqAdQ7zbKixWnXBuXArzk2HUQYoW6QhiPTRbAZQA9oQ0leheNygmNPvaimpsWseFsipPDaR8/s72-c/biyoloji.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-4521363391748672151</guid><pubDate>Mon, 16 Feb 2009 21:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-16T23:22:53.916+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Biyoloji</category><title>Fotosentezin Kuantum Doğası</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLupLOSfj5FhN_ozM-L3SPsmuDIX9-5zApZpvZ2PH-L3QP-qcx4TDDU8zOHBsrXrOAPLqYHbCr6wg8Ve7BehfNszOpA6xR-MNbcPWXRjxrAM1JZO_J3NGaHiUWUKtQUQZapUXuSL3Bj6ta/s1600-h/biyoloji.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLupLOSfj5FhN_ozM-L3SPsmuDIX9-5zApZpvZ2PH-L3QP-qcx4TDDU8zOHBsrXrOAPLqYHbCr6wg8Ve7BehfNszOpA6xR-MNbcPWXRjxrAM1JZO_J3NGaHiUWUKtQUQZapUXuSL3Bj6ta/s400/biyoloji.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5303508360412737378&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Bilimsel araştırmalar moleküler düzeyden atom seviyesine inmeye başladığında artık ister istemez kuantum etkilerinden söz etmek gerekiyor. Tıpkı geçtiğimiz günlerde yayınlanan bitkilerde fotosentez sürecinde enerjinin, elektronun kuantum davranışları sayesinde iletildiğinin ortaya konmasında görüldüğü gibi. Güneş&#39;ten gelen fotonların bitkilerde besin sentezinde kullanılan klorofil gibi proteinlerde elektronları uyararak, enerjinin atomlar arasında gelişgüzel iletildiği düşünülüyordu. Fakat yapılan yeni araştırmalar, bu enerji akışında elektronların eşleşmesinin önemli rol aldığını ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmanın sonuçlarını açıklayan yazıda belirtildiği üzere :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Elektronun kuantum doğasından kaynaklanan dalga yapısı, klorofil benzeri hücreleri bir araya bağlıyor ve enerjinin proteinler üzerinden tıpkı yay üzerinde dalganın ilerlediği gibi iletilmesini sağlıyor.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma ile ilgili &lt;a href=&quot;http://focus.aps.org/&quot;&gt;Physical Review Focus&lt;/a&gt;&#39;da yayınlanan yazıya erişmek için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://focus.aps.org/story/v23/st5&quot;&gt;The Quantum Dimension of Photosynhthesis&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/02/fotosentezin-kuantum-dogas.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLupLOSfj5FhN_ozM-L3SPsmuDIX9-5zApZpvZ2PH-L3QP-qcx4TDDU8zOHBsrXrOAPLqYHbCr6wg8Ve7BehfNszOpA6xR-MNbcPWXRjxrAM1JZO_J3NGaHiUWUKtQUQZapUXuSL3Bj6ta/s72-c/biyoloji.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-7429878560518086673</guid><pubDate>Sat, 14 Feb 2009 21:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-14T23:33:43.852+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Beyin Araştırmaları</category><title>Beyin araştırmalarına bir bakış</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg42mgmIWgKDfSN9NoS99xkZEIdiYsTB3S_E54iqx2tG19EkYZ6HYK-gDqPH21aaU9jBGDLUJjtQfBwGv3Y3_kNvmFjoaUA5XwvF_Hq3HAGq4kAJ6PVIsfMzvFq71pfLg1DdO3qbd_CnEyY/s1600-h/mind.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg42mgmIWgKDfSN9NoS99xkZEIdiYsTB3S_E54iqx2tG19EkYZ6HYK-gDqPH21aaU9jBGDLUJjtQfBwGv3Y3_kNvmFjoaUA5XwvF_Hq3HAGq4kAJ6PVIsfMzvFq71pfLg1DdO3qbd_CnEyY/s400/mind.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5302762271631820658&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Geçenlerde TED videoları arasında gezerken 2007&#39;de yüklenmiş beyin araştırmaları ile ilgili bir konuşmaya rastladım. Palm ve Treo cep bilgisayarlarının tasarımcısı Jeff Hawkins, beyin araştırmalarındaki günümüz poblemlerine değinen heyecanlı konuşmasında araştırmalar konusunda kendi bakış açısını ortaya koyuyor. Beyin &#39;in özellikle tahminlerle geleceği öngörme modelinden yola çıkarak beyin araştırmaları konusunda teorik bir &quot;framework&quot; yaratılması gereğini vurguluyor. Bilinç kavramı ardına sığınan dualist yorumlara da eleştiri getiriyor. İncelemenizi tavsiye ederim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;How Brain Science will Change Computing - Jeff Hawkins&lt;br /&gt;&lt;object height=&quot;326&quot; width=&quot;446&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf&quot;&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot;&gt;&lt;param name=&quot;wmode&quot; value=&quot;transparent&quot;&gt;&lt;param name=&quot;bgColor&quot; value=&quot;#ffffff&quot;&gt; &lt;param name=&quot;flashvars&quot; value=&quot;vu=http://video.ted.com/talks/embed/JeffHawkins_2003-embed_high.flv&amp;amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/JeffHawkins-2003.embed_thumbnail.jpg&amp;amp;vw=432&amp;amp;vh=240&amp;amp;ap=0&amp;amp;ti=125&quot;&gt;&lt;embed src=&quot;http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf&quot; pluginspace=&quot;http://www.macromedia.com/go/getflashplayer&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; wmode=&quot;transparent&quot; bgcolor=&quot;#ffffff&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot; flashvars=&quot;vu=http://video.ted.com/talks/embed/JeffHawkins_2003-embed_high.flv&amp;amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/JeffHawkins-2003.embed_thumbnail.jpg&amp;amp;vw=432&amp;amp;vh=240&amp;amp;ap=0&amp;amp;ti=125&quot; height=&quot;326&quot; width=&quot;446&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca geçen hafta &lt;a href=&quot;http://docartemis.com/brainsciencepodcast/&quot;&gt;BrainScience Podcast&lt;/a&gt;&#39;te nörobilimdeki dualist ve fiziksellik(physicalism) görüşleri üzerine güzel bir bölüm yayınlandı. Konu olarak &quot;Nöronlarım mı benim bu şekilde davranmama neden oldu?&quot; (Did my neurons make me do it?) adlı kitap üzerinden özgür iradenin varlığı ve beden-beyin dualizmi üzerine oldukça yoğun bir içeriğe sahip bu podcasti biraz felsefeye de ilginiz varsa dinlemenizi tavsiye ederim :&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://docartemis.com/brainsciencepodcast/2009/01/17/53-freewill/&quot;&gt;&lt;br /&gt;BrainScience Podcast #53 - Did my neurons make me do it?&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/02/beyin-arastrmalarna-bir-baks.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg42mgmIWgKDfSN9NoS99xkZEIdiYsTB3S_E54iqx2tG19EkYZ6HYK-gDqPH21aaU9jBGDLUJjtQfBwGv3Y3_kNvmFjoaUA5XwvF_Hq3HAGq4kAJ6PVIsfMzvFq71pfLg1DdO3qbd_CnEyY/s72-c/mind.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-2403045186027852089</guid><pubDate>Sat, 14 Feb 2009 08:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-14T11:23:46.634+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Matematik</category><title>Asal Sayıların Müziği</title><description>&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgVPTvyWJ4XDh-u7kVDJNuoSqcX44H9otdvaBF7EYGgbLmWFQmHfuFVEUMQOjdRfbYhAZpoYxyMVUgoPIL7uahs7X1qL8FPIQfRJm0T32_LBmzScKJmHfHBYHfF0KN6Iek_T5rNhqPgjj67/s1600-h/matematik.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 110px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgVPTvyWJ4XDh-u7kVDJNuoSqcX44H9otdvaBF7EYGgbLmWFQmHfuFVEUMQOjdRfbYhAZpoYxyMVUgoPIL7uahs7X1qL8FPIQfRJm0T32_LBmzScKJmHfHBYHfF0KN6Iek_T5rNhqPgjj67/s400/matematik.JPG&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5302571127731201762&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;2009 Yılı bilim adına önemli bir yıl: Galileo&#39;nun teleskobunu ilk kez gökyüzüne çevirmesinin 400. yılı (&lt;a href=&quot;http://www.astronomi2009.org/&quot;&gt;Dünya Astronomi Yılı&lt;/a&gt;), &lt;a href=&quot;http://www.darwinday.org/index.html&quot;&gt;Darwin&#39;in Türlerin Kökeni kitabını yayınlayışının ise 150. yılı&lt;/a&gt;. Fakat bununla bitmiyor. Geçen günler yeni izlemeye başladığım ve neden bu kadar geç kaldığıma sürekli söylendiğim Numb3rs dizisinin bir bölümünde bir matematik probleminden bahsediyorlardı. Hem de milyon dolarlık bir problem : Reimann Hipotezi. Peki bunun 2009 ile ilgisi nedir? 2009 bu problemin ortaya atılışının 150. yılı fakat hala bir çözüm getirebilmiş olan yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reimann Hipotezi asal sayıların dağılımıyla ilgili bir teorem. Asal sayılar bildiğiniz gibi sadece kendisi ve bir ile bölünen, başka bir sayı ile bölünemeyen temel sayılardan oluşur : &quot;2,3,5,7,11,...&quot; diye devam ediyor. Asal sayılar matematikte en ilgi gören sayılar olmuştur çünkü her yerde bir şablon, model görmeye alışık olan matematikçiler asal sayılarda buna yaklaşamıyorlar bile. Sayıların dağılımının bir kurala bağlı olmadan sonsuza kadar sürdüğü biliniyor(Bknz: &lt;a href=&quot;http://web01.shu.edu/projects/reals/logic/proofs/euclidth.html&quot;&gt;Öklid Teoeremi&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gauss ve Riemann ise probleme farklı bir bakış açısı getirip herhangi bir aralıkta kaç tane asal sayı bulunduğunun belirli bir şablonu olup olmadığını sordular ve ortaya dalga mekaniğinde rastladığımız harmoniklere benzer sayı harmonikleri ortaya çıktı. Riemanann Teorisinde :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Bilindiği gibi asal sayılar düzenli bir dağılıma sahip değiller. Alman matematikçi G.F.B. Riemann (1826 - 1866) asal sayıların dağılımlarının Riemann-Zeta adını verdiği bir fonksiyon ile çok yakından ilişkili olduğunu gözlemledi. Söz konusu olan fonksiyon şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiGHQ-aFdODOEUyOY_nu1pqzO47vFQUv974-MgWyi5qTz1tgnMjILHmrLWNigKe_aeVoWv-3BKjSzoPCP_CyPkJcMJun9wjKGkPXFO00V7t0NonPF5uzpldIsms3910_tLXKsVkC3qWia0e/s1600-h/riemann1.gif&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 255px; height: 39px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiGHQ-aFdODOEUyOY_nu1pqzO47vFQUv974-MgWyi5qTz1tgnMjILHmrLWNigKe_aeVoWv-3BKjSzoPCP_CyPkJcMJun9wjKGkPXFO00V7t0NonPF5uzpldIsms3910_tLXKsVkC3qWia0e/s400/riemann1.gif&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5302575052609483186&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;bu fonksiyon s&#39;nin 1 dışındaki her kompleks sayı değeri için tanımlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Riemann Hipotezine göre bu fonksiyonun, (s) = 0 ifadesini sağlayan tüm önemsiz olmayan s değerleri, reel kısmı ½ olan düşey doğru üzerine düşer (bu doğruya kritik doğru deniyor). İlk 1 500 000 000 değer için bu doğruluk tespit edilmiş olsa da asıl istenen, söz konusu tüm değerler için doğru olduğunun ispatlanması.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili Marcus du Suttoy&#39;un problemin çözümü için 1 milyon dolar ortaya koyan Clay Matematik Enstitusu&#39;nde yaptığı &quot;Asal sayıların müziği&quot; adlı sunumu gerçekten çok eğlenceli ve bilgilendirici, izlemenizi tavsiye ederim :&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.claymath.org/public_lectures/dusautoy.php&quot;&gt;&lt;br /&gt;Music of Primes - Marcus du Suttoy&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzlemekten ziyade okumayı tercih ederim diyenler için sunumun makale hali Plus dergisinde yayınlandı. Aşağıdaki bağlantılardan inceleyebilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://plus.maths.org/issue28/features/sautoy/index.html&quot;&gt;The Music of Primes - Plus  Magazine&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://plus.maths.org/issue27/features/sautoy/&quot;&gt;The Prime Number Lottery - Plus Magazine&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0Sp4JDn_luFy4ftdU1jx_qBQ6jLE7Hz0D-rA3us7oCe0xSfwOCBhnmyZ63cL04dnPGe61TXntjokwT2hanlCqPH7NXDNok9Vn4IMVfUooN5diQze-GVTQ-RK53CdTTVyUeCw-v2M-bkPd/s1600-h/numbers.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 376px; height: 400px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh0Sp4JDn_luFy4ftdU1jx_qBQ6jLE7Hz0D-rA3us7oCe0xSfwOCBhnmyZ63cL04dnPGe61TXntjokwT2hanlCqPH7NXDNok9Vn4IMVfUooN5diQze-GVTQ-RK53CdTTVyUeCw-v2M-bkPd/s400/numbers.png&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5302578311579495282&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Böyle bir konunun televizyon dizisinde ne işi var diye sorarsanız... Numb3rs FBI bürosu ve bir matematikçinin ortak olarak bir çok davayı çözmesini konu alan bir dizi. Dizide her bölüm matematik ve fiziğin en modern konuları işleniyor ve gayet anlaşılabilir bir dille ifade ediliyor. İlk sezonun beşinci bölümünde ise Riemann hipotezinin çözümüne yaklaşmış bir matematikçi çözüm karşılığında şantaja uğruyor. Bu çözümü bu kadar değerli kılan ne diye sorarsanız, şu anda internet güvenliğimizin (şifrelemenin) tamamı asal sayılar üzerinden yapılıyor; bir çok dolandırıcının bu şifreleri kırmak için büyük asal sayıları tahmin edebilecek bir teoreme ihtiyaç duyabileceği ortada. Dizinin de vurguladığı gibi matematik ve bilim aslında hayatın içinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizide bazen açıklamak gereken durumlar olduğunda 4. sezondan itibaren diziyle birlikte bir matematik rehberi yayınlanmaya başlandı, oradan meraklılara detaylar sunuluyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://numb3rs.wolfram.com/season4.html&quot;&gt;Math behind Numb3rs - Wolfram Research&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin bir kaç bölümü internette var. Matematik meraklılarına şiddetle tavsiye edilir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.cbs.com/primetime/numb3rs/video/&quot;&gt;CBS - Numb3rs Episodes&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/02/asal-saylarn-muzigi.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgVPTvyWJ4XDh-u7kVDJNuoSqcX44H9otdvaBF7EYGgbLmWFQmHfuFVEUMQOjdRfbYhAZpoYxyMVUgoPIL7uahs7X1qL8FPIQfRJm0T32_LBmzScKJmHfHBYHfF0KN6Iek_T5rNhqPgjj67/s72-c/matematik.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>6</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-2304184369725395140</guid><pubDate>Mon, 09 Feb 2009 19:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-09T21:40:55.473+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilim Genel</category><title>Evren hakkında en şaşırtıcı şey</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj00HE4mUypT4JHmb8Dfd7kCpKJe7VFYGGh0PKpFSjTDrFoIzhOP7oii-sibR_QNP3xLYcLxYgyq4luH-KjF7e7ACZKjUjdiCUGEXq9SbsNseQn1EYhHsMF0FIEFj2J6M02mPhvX1o3TpJC/s1600-h/science.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj00HE4mUypT4JHmb8Dfd7kCpKJe7VFYGGh0PKpFSjTDrFoIzhOP7oii-sibR_QNP3xLYcLxYgyq4luH-KjF7e7ACZKjUjdiCUGEXq9SbsNseQn1EYhHsMF0FIEFj2J6M02mPhvX1o3TpJC/s400/science.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5300879454883420210&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://blogs.discovermagazine.com/cosmicvariance/&quot;&gt;Cosmic Variance&lt;/a&gt; blogundan kozmolog Sean Carrol, &lt;a href=&quot;http://www.overcomingbias.com/&quot;&gt;Overcoming Bias&lt;/a&gt; blogundan filozof Robin Hanson ile bir tartışmasında geçen soruyu okuyucularla paylaşıyor : &quot;Evren hakkında öğrendiğimiz en şaşırtıcı şey nedir?&quot; Sean Carrol soruya evrenin kuantum doğası olarak cevap veriyor, Robin Hanson ise evrenin büyüklüğü hakkında edindiğimiz bilgiler diyor. Yorumlar kısmında bir çok ilginç &quot;şaşırtıcı gerçekler var&quot;. İncelemeye değer..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi fikrimi söylemem gerekirse günümüzde evrenin başlangıcına dair bilimsel öngörülerde bulunabiliyor olmamız en şaşırtıcı şeylerin başında geliyor. İnsanlık tarihinin binlerce yılında söylenegelmiş birbirinden süslü ve abartılı mitleri kenara koyup, herkesin üzerinde anlaşabileceği, objektif bir öngörü ve bunun için oluşturulmuş metodlar bütünü insanlığın en şaşırtıcı başalarından biri olmaya aday...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışmanın Cosmic Variance&#39;daki bölümüne erişmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://blogs.discovermagazine.com/cosmicvariance/2009/02/06/big-surprises/&quot;&gt;Big Suprises - Cosmic Variance&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Overcoming Bias&#39;daki tarışma için ise aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.overcomingbias.com/2009/02/our-biggest-surprise.html&quot;&gt;Our biggest suprise - Overcoming Bias&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**************************************************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu ile ilgili ilginç yorumlardan birinde &quot;pi sayısındaki mesajı çözmek insanlığın en büyük başarılarındna biri olabilir...&quot; gibi ilginç bir yorum üzere &lt;a href=&quot;http://diracseashore.wordpress.com/&quot;&gt;Shores of the Dirac Sea&lt;/a&gt; blogundan David Berenstein cevap olarak güzel bir yazı yayınladı. Ona da bir göz atabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://diracseashore.wordpress.com/2009/02/09/looking-for-messages-in-the-digits-of-pi/&quot;&gt;Looking for messages in the digits of pi - Shores of the Dirac Sea&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/02/evren-hakknda-en-sasrtc-sey.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj00HE4mUypT4JHmb8Dfd7kCpKJe7VFYGGh0PKpFSjTDrFoIzhOP7oii-sibR_QNP3xLYcLxYgyq4luH-KjF7e7ACZKjUjdiCUGEXq9SbsNseQn1EYhHsMF0FIEFj2J6M02mPhvX1o3TpJC/s72-c/science.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-4123521124549204089</guid><pubDate>Wed, 04 Feb 2009 06:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-04T09:39:52.821+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Matematik</category><title>3 Kapılı Monty Hall Problemi</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyQwm7QYXwjRTLWzU_wBizATs5iwsky-g4CDiDOJY9J0gH3CGGlv0tddGdSIn_clZTJfNbgB27-BvyiSC5G4VgIzbvk84wbDGoZ84gxFBBBKRQNT80DUOm_wrrNH0bd1FK_czbthFTEs3C/s1600-h/matematik.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 110px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyQwm7QYXwjRTLWzU_wBizATs5iwsky-g4CDiDOJY9J0gH3CGGlv0tddGdSIn_clZTJfNbgB27-BvyiSC5G4VgIzbvk84wbDGoZ84gxFBBBKRQNT80DUOm_wrrNH0bd1FK_czbthFTEs3C/s400/matematik.JPG&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5298834002430860818&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Küçük bir oyun oynayalım. Oyunda 3 tane kapı var ve bunların sadece birisinin arkasında araba, diğer ikisinde ise keçi var. Amacımız arabayı kazanmak. Kapıların ardında ne olduğunu bilen sunucu bizden bir kapı seçmemizi istiyor. Biz kapıyı seçtikten sonra bizim kapımız açılmadan, geriye kalan iki kapıdan birini açıyor ve arkasından keçi çıkıyor. Bu durumda seçtiğiniz kapı ile mi devam edersiniz yoksa kapınızı değiştirir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bakışta hemen cevap olarak &quot;kapımı değiştirmem çünkü diğer kapıdan keçi çıktığına göre ilk başta 1/3 olan şansım artık 1/2&#39;ye çıktı&quot; diyebilirsiniz ama biraz daha düşünmenizi tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu problem ünlü &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Monty_Hall_problem&quot;&gt;3 kapılı Monty Hall problemi&lt;/a&gt; olarak biliniyor ve gerçeğe uygun bir paradoks (veridical paradox) özelliği taşıyor. Yani doğru bir çözümü olduğu halde sezgilerimizle uyuşmuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiA9wef653ZgnDp4uSJh_Wa7m4v4v8AAFd2DeESMc-RVhqSNB2xI9hDCuZyu1EEPhXQn5yujd3GbGml2T5YMEdYtajLIxy-jHeGyZNmmNhS-UgKKsySY957iFQ5hpqtyMTZbDmBU_bdLcl3/s1600-h/mainimage.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 304px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiA9wef653ZgnDp4uSJh_Wa7m4v4v8AAFd2DeESMc-RVhqSNB2xI9hDCuZyu1EEPhXQn5yujd3GbGml2T5YMEdYtajLIxy-jHeGyZNmmNhS-UgKKsySY957iFQ5hpqtyMTZbDmBU_bdLcl3/s400/mainimage.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5298842069662168002&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Problemin doğru cevabı kapınızı değiştirmeniz gerektiği çünkü kapınızı değiştirerek ilk başta 1/3 olan şansınızı 2/3&#39;e çıkarma fırsatınız var. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: İlk başta arabanın olmadığı yanlış kapıyı seçme ihtimaliniz 2/3&#39;tü. Seçimizi yaptıktan sonra arkasında keçi olan kapı açılıp size seçme şansı verildiğinde geriye iki seçeneğiniz kaldı. Eğer ilk seçtiğiniz kapının arkasında keçi varsa sunucu açtığı kapının arkasından keçiyi gösterdiğinde diğer kapıda araba kalacak. Eğer ilk başta yanlış kapıyı seçip seçimimizi değiştirirseniz arabayı kazanacaksınız. Yani bu durumda kapınızı değiştirerek kazanma olasılığınız ilk başta yanlış kapıyı seçme olasılığına dönüşmüş oldu, ki bu da 2/3&#39;tür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuç gerçekten kafa karıştırıcı ama biraz daha fazla sayıda kapı ile düşündüğümüzde daha açık görünüyor. Kapı sayısını 10 yapalım ve birinin ardına araba, diğer dokuzunun ardına da yine keçi koyalım. Bir kapıyı seçtikten sonra sunucu geriye bir tane kapı kalana kadar 8 tane arkasında keçi olan kapıyı açtı ve size kararınızı değiştirip değiştirmeyeceğinizi sordu. İlk başta arabanın seçtiğiniz kapının ardında olma olasılığı 1/10 iken, keçi olan kapıyı seçme olsılığınız 9/10. Yani ilk başta arkasında araba olan kapıyı seçtiğinizde (1/10 olasılık) kapınızı değiştirmeniz kötü bir fikirken, arkasında keçi olan kapıyı seçtiğinizde (9/10 olasılık) kapınızı değiştirmeniz iyi fikir olacaktır. Bu durumda kapınızı değiştirerek kazanma şansınız 9/10&#39;dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala aklınıza yatmadıysa aşağıdaki sitede bulunan simulatorle biraz oynayarak kapıyı değiştirdiğinizde veya değiştirmediğinizdeki denemelerin sonuçlarını bir incelemenizi öneririm. Eğer yeteri kadar deneme yaparsanız kapıyı değiştirdiğinizde kazanma oranının 2/3&#39;e, değiştirmediğiniz durumlarda ise 1/3&#39;e yakınsadığını görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://www.stat.sc.edu/%7Ewest/javahtml/LetsMakeaDeal.html&quot;&gt;&lt;br /&gt;Let&#39;s Make a Deal Applet&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Scientific American&#39;da &quot;Skeptic&quot; köşesinin yazarı Michael Shermer, bu problemi &lt;a href=&quot;http://www.sciam.com/article.cfm?id=how-randomness-rules-our-world&quot;&gt;Ekim 2008 sayısında dile getirmişti&lt;/a&gt; ve Şubat 2009 sayısında ise &lt;a href=&quot;http://www.sciam.com/article.cfm?id=the-3-door-monty-hall-problem&quot;&gt;çözümüne ilişkin bir yazı yayınladı&lt;/a&gt;. İlgilenenler inceleyebilir.&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/02/3-kapl-monty-hall-problemi.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiyQwm7QYXwjRTLWzU_wBizATs5iwsky-g4CDiDOJY9J0gH3CGGlv0tddGdSIn_clZTJfNbgB27-BvyiSC5G4VgIzbvk84wbDGoZ84gxFBBBKRQNT80DUOm_wrrNH0bd1FK_czbthFTEs3C/s72-c/matematik.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>3</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-692811186399498728</guid><pubDate>Sat, 31 Jan 2009 13:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-31T15:27:28.648+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Fizik</category><title>Su neden mavidir?</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiW-1W34nOkHpiSiZZv2Cpc-DIuSi3x0h1KYeZa7rjpu-xL-mQ8Et-pGBjI81Qf4Qh-YOeRwjv6fD6D0cO5JsLz-7EysXWJTpghd6E30eb8JcpBpLR0ikEN6YvyMG-9oc6RK-z_HmNhYrKu/s1600-h/physics.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiW-1W34nOkHpiSiZZv2Cpc-DIuSi3x0h1KYeZa7rjpu-xL-mQ8Et-pGBjI81Qf4Qh-YOeRwjv6fD6D0cO5JsLz-7EysXWJTpghd6E30eb8JcpBpLR0ikEN6YvyMG-9oc6RK-z_HmNhYrKu/s400/physics.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5297444244228345250&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Çocukluğumuzda hep şaşırmışızdır, bardaktaki su renksizken denizler, okyanuslar neden mavi veya yeşil renktedir diye. Olsa olsa gökyüzünün rengini yansıtıyorlardır diye bir çözüm bulup kendimizi rahatlatıyorduk, peki hava bulutlu olduğunda denizin rengini nasıl açıklayabiliriz? Tabiki olay bu kadar basit değil, altında harika bir fizik yatıyor. Suya asıl rengini veren, su moleküllerinin belirli dalga boylarında ışığı absorb etmesi ve ağır su moleküllerinin titreşim modlarının farklılıkları. Suyun kimyasal bileşenleri de optik özelliğini oldukça etkiliyor. Backreacktion blogunda konuyla ilgili harika bir yazı yayınlandı. Konuyu oldukça anlaşılır ve bilimsel verilerle açıklayan yazıyı okumak için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://backreaction.blogspot.com/2009/01/water-is-blue-because-water-is-blue.html&quot;&gt;Water is blue..because water is blue - Backreacktion&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/01/su-neden-mavidir.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiW-1W34nOkHpiSiZZv2Cpc-DIuSi3x0h1KYeZa7rjpu-xL-mQ8Et-pGBjI81Qf4Qh-YOeRwjv6fD6D0cO5JsLz-7EysXWJTpghd6E30eb8JcpBpLR0ikEN6YvyMG-9oc6RK-z_HmNhYrKu/s72-c/physics.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-1382003272798174692</guid><pubDate>Thu, 29 Jan 2009 20:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-29T23:14:06.783+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Fizik</category><title>İki Nobel ödüllüden Parçacık Fiziği</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglTStJ-FWwOU6z_xbIDLT2SW4fcZF2HCneTmQv4mLBEvRxmCBSPcx9w5pGSGPuH8tC82Gm8Io1QIGZwNmkE5P7cnNgMxUdP0bDZBYaVOrvb5pwVMIBp3eeYDikUx8wnR1qYxxnozIlobsL/s1600-h/physics.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglTStJ-FWwOU6z_xbIDLT2SW4fcZF2HCneTmQv4mLBEvRxmCBSPcx9w5pGSGPuH8tC82Gm8Io1QIGZwNmkE5P7cnNgMxUdP0bDZBYaVOrvb5pwVMIBp3eeYDikUx8wnR1qYxxnozIlobsL/s400/physics.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5296822929701291906&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;2004 yılında Nobel Fizik Ödülünü alan MIT&#39;den &lt;a href=&quot;http://www.edge.org/3rd_culture/bios/wilczek.html&quot;&gt;Frank Wilczek&lt;/a&gt;&#39;in ödül ve çalışmaları hakkında görüşlerini belirttiği bir makalesi geçtiğimiz hafta &lt;a href=&quot;http://www.edge.org/&quot;&gt;EDGE&lt;/a&gt;&#39;de yayınlandı. Bir çok başarısıyla fizik çevresinde oldukça tanınan Wilczek makalesinde özellikle kendisinin geliştirdiği elektronların düşük sıcaklıklardaki umulmadık davranışlarını(anyon) hakkında detaylı bilgiler veriyor ayrıca bu araştırmaların kuantum bilgisayarlar ve kuantum elektronik adına ne gibi katkıları olacağını da gayet anlaşılır bir dille ifade ediyor. Eğer zamanınız varsa ve biraz fizik konusunda kafa yormak istiyorsanız bu uzun makaleye göz atmanızı tavsiye ederim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.edge.org/documents/archive/edge271.html#wilczek&quot;&gt;Nobel Prize and After / Frank Wilczek - EDGE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci olarak bu hafta &lt;a href=&quot;http://cerncourier.com/cws/latest/cern&quot;&gt;CERN Courier&lt;/a&gt;&#39;de bir başka Nobel ödüllü fizikçi Steven Weinberg&#39;in parçacık fiziği ve katı hal fiziği alanlarının birbiriyle ilişkisi üzerine güzel bir makalesi yayınlandı. Parçacık fiziğinin her ne kadar indirgemeci yaklaşım ve yöntem açısından katı hal fiziğinden ayrı görünüyor olsa da iki alanın da birbirinden bir çok konuda yararlandığını belirtiyor Weinberg. Süperiletkenliğin başlangıç makalesi olarak bilinen BCS makalesinin 50. yılında yaptığı konuşmanın bir raporu olan makale iki alandaki mevcut gelişmeleri anlaşılır bir dille çok güzel özetliyor. İncelemek için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://cerncourier.com/cws/article/cern/32522&quot;&gt;Fom BCS to LHC - Steven Weinberg - Cern Courier&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/01/iki-nobel-odulluden-parcack-fizigi.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEglTStJ-FWwOU6z_xbIDLT2SW4fcZF2HCneTmQv4mLBEvRxmCBSPcx9w5pGSGPuH8tC82Gm8Io1QIGZwNmkE5P7cnNgMxUdP0bDZBYaVOrvb5pwVMIBp3eeYDikUx8wnR1qYxxnozIlobsL/s72-c/physics.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-2010593064038029202</guid><pubDate>Wed, 28 Jan 2009 18:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-29T02:16:09.151+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilimsel Şüphecilik</category><title>İğnelerin gücü adına : Akupunktur</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgR0vIhHfuV17tThKO0GsBS4a43Qz6_Ui0KDOi3ToY3at7sgB8fZyGDR8bnyQdpMUZdeFVkI7lj7KntB_Iww6tLq4mu_5ZrXkzlB-ItQLKYEUGKZlayjkbA6eH7F0za7IGmysQnv7-558xH/s1600-h/Skeptic.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgR0vIhHfuV17tThKO0GsBS4a43Qz6_Ui0KDOi3ToY3at7sgB8fZyGDR8bnyQdpMUZdeFVkI7lj7KntB_Iww6tLq4mu_5ZrXkzlB-ItQLKYEUGKZlayjkbA6eH7F0za7IGmysQnv7-558xH/s400/Skeptic.JPG&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5296408437967873906&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Bilim Günce&#39;de yer vermek istediğim konulardan birisi de &quot;Bilimsel Şüphecilik&quot;(Skepticism). Gazetelerden, televizyonlardan hatta bir çok tanınmış &quot;bilir kişiler&quot;den duyduğumuz, bilimsel oldukları iddia edilen çeşitli konulara sorgulayıcı bilimsel yaklaşımın nasıl baktığını bu bölümde paylaşmaya çalışacağım. Gözlemler sonucu elde edilen veriler üzerine kurulu hipotezlerle süreçlerin test edildiği bilimsel yöntemin, herhangi bir kanıt ya da ipucunun olmadığı halde insan piskolojisini manipüle edip popülist söylemlerle doğru olduğunu ortaya koyan olay ve kavramlar merceğimiz altında olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan ilki modern batılı toplumun doğu kültürüyle harmanlanmış, tütsü kokan egzotik her kavramı sorgulamadan kabullenip içselleştirdiğinin somut göstergesi olan &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-size:115%;&quot; &gt;Akupunktur&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;. Vücudun çeşitli yerlerine iğneler batırılarak vücütta akan &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-style: italic;font-size:115%;&quot; &gt;bir tür&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt; fazla enerjiyi dışarı taşıdığı düşünülen alternatif bir tedavi yöntemi akupunktur. Özellikle baş ağrısı ve migren hastalarına uygulanan tedavide kullanılan yöntemlerin bilimsel olarak doğrulanmadığı biliniyor. Yanlız şöyle bir durum var ki yapılan klinik deneylerde akupunktur tedavisi uygulanan hastaların çoğunda iyileşme görülüyor. &quot;Bu durumda, şüphelenilecek ne var?&quot; diye sorarsanız cevabım akupunktur uygulayıcılarının kullandıklar yöntemler ile tedavi edici mekanizmaları açıklama şekilleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTRhTWw0VXbPYo0a3x58aP-pBNF4uEXvK-0lr5XCYdj1YgOSYGSY5ZIEJpaHXAo-jxx-a_O7c3-QFE1RzBCmH81Zqirgdu2f7ogGBSNAvDU8UEhKE6t-0B9mJodo1RWjPuO4hQCMESAHaP/s1600-h/photo-pins-in-hand.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 236px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgTRhTWw0VXbPYo0a3x58aP-pBNF4uEXvK-0lr5XCYdj1YgOSYGSY5ZIEJpaHXAo-jxx-a_O7c3-QFE1RzBCmH81Zqirgdu2f7ogGBSNAvDU8UEhKE6t-0B9mJodo1RWjPuO4hQCMESAHaP/s400/photo-pins-in-hand.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5296418577279797890&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;İğnelerin vücüdun sadece belirli bölgelerine batırılmalarının büyük önem taşıdığı iddia edilen akupunktur konusunda yapılan kontrollü deneyler iğnelerin tamamıyle rastgele batırıldığı hastalarda da aynı başarı yüzdesiyle iyileşme olduğunu gösteriyor. Bir de her tedavi uygulayıcısının üzerinde standart bir anlaşma sağlayamadığı kendi teknikleri olmaması da işin diğer tarafı. Burada bir sorun var gibi? Kadın programlarında saatlerce vücüdumuzun &quot;Aku&quot; enerji noktaları konusunda dersler veren güleç yüzlü adamlar yanılıyorlar mı? Akupunktur ile tedavilere verilen cevaplar bir tür plasebo(ilaçmış gibi verilen fonksiyonsuz madde) etkisi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBC&#39;nin haftalık Bilim Podcast yayını &quot;&lt;a href=&quot;http://www.bbc.co.uk/radio/podcasts/drkarl/&quot;&gt;Dr Karl and Naked Scientist&lt;/a&gt;&quot;de ilgimi çeken bir akupunktur araştırmaları konulu makaleden yola çıkarak biraz araştırma yaptığımızda akupunkturun her yerde &quot;bilimsel&quot; olarak aktarılan yöntemlerinin pek de bildiğimiz &quot;bilimle&quot; ilişkili olmadığını görüyoruz. (Sesli yayını dinlemek için &lt;a href=&quot;http://downloads.bbc.co.uk/podcasts/fivelive/drkarl/drkarl_20090126-0200a.mp3&quot;&gt;tıklayınız&lt;/a&gt; - mp3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili &lt;a href=&quot;http://www.skeptic.com/&quot;&gt;Skeptic Society&lt;/a&gt;&#39;nin haftalık raporu eSceptic&#39;te Harriet Hall tarafından yayınlanmış makale akupunktur&#39;un geçmişi ve tedavi yöntemlerinin sorgulanması konusunda bir çok aydınlatıcı bilgi veriyor. İncelemenizi tavsiye ederim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.skeptic.com/eskeptic/08-10-08.html#feature&quot;&gt;Puncturing the Acupuncture Myth -eSkeptic&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Quantum Diaries Surviver blogunda Thomas Dorigo&#39;nun geçen günlerde yaptığı muhteşem bir literatür taraması sonucu oluşturduğu akupunktur tedavilerinin bilimsel açıdan değerlendirildiği yazıyı mutlaka okumanızı tavsiye ederim :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://dorigo.wordpress.com/2009/01/23/is-acupuncture-effective/&quot;&gt;Is acupuncture effective? - Quantum Diaries Survivor&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/01/ignelerin-gucu-adna-akupunktur.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgR0vIhHfuV17tThKO0GsBS4a43Qz6_Ui0KDOi3ToY3at7sgB8fZyGDR8bnyQdpMUZdeFVkI7lj7KntB_Iww6tLq4mu_5ZrXkzlB-ItQLKYEUGKZlayjkbA6eH7F0za7IGmysQnv7-558xH/s72-c/Skeptic.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-7058985196226104700</guid><pubDate>Wed, 28 Jan 2009 12:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-28T15:07:44.966+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bilim Genel</category><title>Bilimin hak ettiği yer</title><description>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhfHLDb9Pjv-JXfBGl0fQrrfQ8y5axu6GKzk5mZYG4K76bKa6XYOzunpG-U3_wsexD-aeBLJIRBeQAHg5CVFKH6s_d0EvN_wa_c3T1mvpvj0oNS2akNMuzVcpH6VkR5NBWlqHA5cD_VgqKD/s1600-h/science.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 100px; height: 100px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhfHLDb9Pjv-JXfBGl0fQrrfQ8y5axu6GKzk5mZYG4K76bKa6XYOzunpG-U3_wsexD-aeBLJIRBeQAHg5CVFKH6s_d0EvN_wa_c3T1mvpvj0oNS2akNMuzVcpH6VkR5NBWlqHA5cD_VgqKD/s400/science.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5296322516991641858&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt; Geçtiğimiz hafta televizyonlarda sabahtan akşama kadar Obama&#39;yı ve başkanlık yemin törenini izledik. Obama&#39;nın başkanlığının tüm dünya için büyük umutlar taşıdığını iddia edenler var, umarız ki öyle olur. Bizim konumuzla ilgili olarak Obama başkanlık yemini sırasında beklenmedik ve gerçekten umut verici şeyler de söyledi. Bunlardan biri : &quot; Bilimi hak ettiği yere tekrar getireceğiz...&quot; Bu deyişi çeşitli  kesimlerde büyük yankılar buldu; uzun süredir bütçe kesintisi yaşayan bilim yatırımlarından, çevreci oluşumlara kadar bu çıkışın ne anlama geldiği ve gerçekçi olup olmadığını konuşuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Konuyla ilgili &lt;a href=&quot;http://scienceblogs.com/&quot;&gt;Scienceblogs.com&lt;/a&gt; ve &lt;a href=&quot;http://www.seedmagazine.com/&quot;&gt;SEED dergisi&lt;/a&gt; bir kamuoyu yoklaması başlattı ve &quot;Bilimin hak ettiği yer&quot;i sorgulamaya açtı. Scienceblogs yazarlarının yanında diğer bilimadamlarının da görüşlerini belirttiği projede birçok ilgi çekici fikir bulunuyor. İncelemek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://scienceblogs.com/rightfulplace/&quot;&gt;The Rightful Place Project - ScienceBlogs&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında NewYork Times&#39;da Pazartesi günü yayınlanan &quot;Elevating Science, Elevating Democracy&quot; yazısı ile Dennis Overbye bilimin anlamını ve modern toplumumuzdaki işlevlerine değiniyor. Bilimin paylaşımcı ve yeniliklere açık olmasının demokrasi süreçlerine katkı sağladığını savunuyor. Makaleyi okumak için aşağıdaki bağlantıdan yararlanabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.nytimes.com/2009/01/27/science/27essa.html?_r=1&amp;amp;ref=science&quot;&gt;Elevating Science, Elevating Democracy (NewYork Times)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/01/bilimin-hak-ettigi-yer.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhfHLDb9Pjv-JXfBGl0fQrrfQ8y5axu6GKzk5mZYG4K76bKa6XYOzunpG-U3_wsexD-aeBLJIRBeQAHg5CVFKH6s_d0EvN_wa_c3T1mvpvj0oNS2akNMuzVcpH6VkR5NBWlqHA5cD_VgqKD/s72-c/science.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-7921940341535784100.post-3108601645422662979</guid><pubDate>Tue, 27 Jan 2009 13:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-27T15:39:00.905+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Fizik</category><title>Uzun Mesafede Kuantum Işınlama</title><description>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiN_6YhaojRSlym7lcpLrZByQuvP3O02qVRsXf9cRJLXqcXyvYw_aq_CbK7WwtFbrumbnFMiO9cAH8jzynLB4lWXGh4Hw-eAiksFr2W1L0b-JKfKRjS9AUDh9TgAKc9tMiNIzggk60vzH-t/s1600-h/physics.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5295959478431512546&quot; style=&quot;FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 100px; CURSOR: hand; HEIGHT: 100px&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiN_6YhaojRSlym7lcpLrZByQuvP3O02qVRsXf9cRJLXqcXyvYw_aq_CbK7WwtFbrumbnFMiO9cAH8jzynLB4lWXGh4Hw-eAiksFr2W1L0b-JKfKRjS9AUDh9TgAKc9tMiNIzggk60vzH-t/s400/physics.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt; Kuantum bilgisayar dönemine gittikçe yaklaşıyoruz. Araştırmacılar bunun öncesinde fotonlar arasında kısa mesafede bilginin ışınlanmasını(quantum teleportation) başarmışlardı, yeni yayınlanan sonuçlara göre artık atomlar arasında uzun mesafelerde bilgi ışınlamasının gerçekleştirildiği belirtiliyor. Kuantum dolaşıklık (entanglement) olarak bilinen özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen bu ışınlama tekniğinde %90 başarı elde edildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Kuantum ışınlama şu anda sadece atom ve atom altı parçacıklar arasında spin ve foton polarizasyonu(kutuplanması) gibi bilgilerin fiziksel bir ortam kullanılmadan gönderilmesini ifade ediyor. Sistemin altında yatan prensibi anlamak için öncelikle kuantum dolaşıklığına bir göz atmak için &lt;a href=&quot;http://gokgunce.blogspot.com/search/label/kuantum&quot;&gt;GökGünce&#39;de yayınlanan &quot;ISS&#39;de Kuantum Deneyi&quot; yazısının&lt;/a&gt; ilk bölümünü okumanızı tavsiye ederim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Maryland ve Michigan Üniversitesi&#39;nden araştırmacılar ışınlama için aralarında 100 metre mesafe bulunan temel enerji düzeyindeki iterbiyum atomlarını kullandılar ve lazerle ışıma yapmasını sağlayarak ışımanın renklerinden yola çıkarak atomun kuantum durumları(quantum states) elde edildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Araştırmanın detayları için PhysicsWorld&#39;deki makaleyi okuyabilirsiniz :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://physicsworld.com/cws/article/news/37450&quot;&gt;Atoms teleport information over long distances - PhysicsWorld&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;Bu araştırmalar kuantum bilgisayarların geliştirilmesi için büyük önem taşıyor. Kuantum bilgisyarlar hakkında temel bilgilerin olduğu yazıya Physics Buzz&#39;dan erişebilirsiniz :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:115%;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://physicsbuzz.physicscentral.com/2009/01/what-in-heck-is-quantum-computing.html&quot;&gt;What in the heck is &quot;Quantum Computing&quot; - Physics Buzz&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://bilimgunce.blogspot.com/2009/01/uzun-mesafede-kuantum-isnlama.html</link><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiN_6YhaojRSlym7lcpLrZByQuvP3O02qVRsXf9cRJLXqcXyvYw_aq_CbK7WwtFbrumbnFMiO9cAH8jzynLB4lWXGh4Hw-eAiksFr2W1L0b-JKfKRjS9AUDh9TgAKc9tMiNIzggk60vzH-t/s72-c/physics.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>