09.07.2009

Uçurtma Bayramları



















Bitmiyor bu hayat
Ve sonu gelmiyor bu sonsuzluk acısının
Sonu gelmiyor insan acısının
Yolsa ben ister miydim
Öykülerde saklanarak yaşamak...
Sonsuzluğu
Senin o kısacık ömrüne çevirmek istemz miydim...
Öyküler denizin en dibinde
Saklanmak ister miydim...
Ama ne zaman soluk almak için çıksam,
Bitmiyor, bitmiyor bu hayat...
Yoksa bu karanlık sonsuzlupu
Senin o kısacık ömrünle değiştirmek
İstemez miydim...

..........demiş Cezmi Ersöz, ne iyi etmiş... Kendi kendime bir DNR terapisinde öylesine alıverdim kitabı elime. Çokça zamandır ruhumla oynadığım saklambaçta yakalanmamak için olsa gerek Cezmi Ersöz okumaz olmuştum. O kadar öylesine dokundum ki o kitaba... Belki de fonda çalan Patricia Kaas etkisi de yardımcı olmuştur bu kadar yoğum hissetmeme. O günler evvel Harbiye’de biz aşıkların iliklerine kadar güzellik dolduran o kadının sesiydi belki de beni bu kadar etkileyen kimbilir. Oysa ben sadece yarın çıkacağım tatil için alacağım kitapları seçiyordum.


Eski bütün güzel şarkılarını bir albüme toplayıp bizleri düş bahçelerinde yürüten Sezen Aksu ile geçen yaz akşamlarıma ara veriyorum. Yarın akşam tam dokuz günlüğüne izne çıkıp yazlığa, annemin yanına gidiyorum. Sabahları herkes uyurken kırık iskeleye kadar yüzmeyi, arkasından bir bardak sıcak çay içip uykuya dalmayı hayal ediyorum. Hemen uyanıp yukarıdakine benzeyen yüzlerce cümleden herhangi birini okumak, gece olunca ayaklarımı mehtaba kadar uzatmak, bir de üzerimde incecik bir pike ile şarap içmek, yapayalnız oturmak istiyorum çocukluğumun geçtiği kumlarda. Düşünmek, hatırlamak bazen de unutmak. Bir rüyaya bir ümide yaslanıp yaralanmak sonra da sevgilere tutunmak...

Ben uçurtma bayramlarına gidiyorum sevinmeye.. Ölümsüz özgür çocukluğuma yeniden yol vermeye, koşmaya... Annemden bir avuç sevinç alıp yalnızlara, koskoca şehirde yapayalnız olanlara sevinç vermek istiyorum.

Yenilenmek ve aldığım yerden devam etmek istiyorum.


Öykünün devamını okumak için tıklayın

09.05.2009

Süpriz

Cuma akşamını başbaşa geçirelim mi dedi sevgili. Elbet dedim, bir Cuma akşamını seninle başbaşa geçirmekten daha büyük bir keyif var mı benim için? Nereye gideceğiz dedim, sır... bir cevap yok. Sorgulamıyorum o halde ben de. İlla herşeyi bilmek zorunda mıyım? Bilsem ne değişecek ki şunu mu giysem bunu mu taksam diye stres olmaktan başka? Hem süprizleri keyifli kılan kendini süprize teslim etmek değil midir? O halde ben de sonuna kadar tadini çıkarayım bu süprizin dedim. Klasik Cuma kıyafetlerimi giydim işe giderken. Koca hafta giyilen ütülü pantolon, kol düğmeli gömlekten sonra Cuma giyilen jean nasil da kayif veriyor. Sırf bu sebepten bir kez daha en sevdiğim gün olabilirsin Cuma!
Neden bilinmez gri-beyaz-siyah olan gardrobuma renkli hem de pembe bir gömlek aldım bir gün evvel, hem de renkli olmayı sevmememe rağmen. Pembe gömleğime sarı saçlarımı tarayınca, mavi gözlerime delacivert rimelimi sürünce tüm gün barbie bebeğe benzettiler beni. ofiste Meğer ben tam süprize göre giyinmişim de bilmiyor muşum! Sonradan düşündüm ki nereye gideceğimi blseydim tam da böyle rengarenk, bahar gibi giyinmek isterdim.



Akşam olunca ‘’sen arabanı garajda bırak’’ dedi sevgili, ben seni başka bir arabayla almaya geliyorum! Allah allah desem de içimden yok dedim düşünmeyeceğim, sorgulamayacağım. Kendimi yedi yıl evvel gözüm kapalı nasil biraktıysam bu adamın kollarına, bu akşam da öyle bırakmak istiyorum. Bir kadeh şarap içip azıcık rahatlasam şu kontrol delisi durumumdan kurtulabilirim elbet ama akşamın 6 sinda ofiste şarap ne arar? Rujumu tazeledim bindim sevgilinin arabasına. Hop ikinci köprüdeyiz. Tamam dedim, ilk çıktığımız akşam gittiğimiz restauranta götürüyor bu adam beni ne güzel. Orada şarap da var hem, taze rokalı bir salata da istedim mi değmeyin keyfime. Sonrasında Bağdat Caddesinde bir dondurma turu diye düşünür buldum kendimi. Nolur biri bana yardım etsin, düşünmek istemiyorum derken Bostancı sapağından sapıverdik sağa. Demek Cafe Cara’ya gitmiyoruz dedim. Sonra arabamızı herhangi bir sokak arasıymış gibi görünen bir yere park ediverdik. Arabadan indik inmesine de insan neyreye gideceğini bilmediği zaman boş boş duruveriyormuş sokağın ortasında. Kendimi elimi tutan sevgilinin yönüne bırakıverdim. Caddeye çıkar çıkmaz ilk ışıklardan karşıya geçmek üzere yaya geçidinde durmuştuk ki artık dayanamayıp sordum ‘’Aşkım biz nereye geldik?’’ Sevgili yüzünde pek ender görebildiğim bana özel gülümsemesiyle gözlerime baktı, sanki birkaç dakika sürdü. Sonra yüzünü tam karşıya çevirip gümeye devam etti. Ben de sevgilinin baktığı yöne bakmıştım ki dizlerimin bağı çözüldü sanki. Hayatımda hiç canlı dinlemediğim, hep istediğim ama bir türlü gidemediğim Sezen Aksu Konseri’nin afişi tam karşımda duruyordu!.....
.................. derken Sezen çıktı sahneye. Senelerce düşünmüştüm ben Sezen’i sahnede ilk hangi şarkısı ile dinleyeceğim diye. En sevdiğim şarkısı ‘’Gül’’ mü? Yoksa çocukluğumu hatirlatacak eski bir şarkısı mı? Hüzünlü bir melodi ile mi görecektim ben Sezen’i ilk yoksa kıvır kıvır göbek atarken mi? Karşımda o sahnede devleşen minik bir serçe, ellerimde sevgilinin kalp atışlarını hissettiğim sıcacık elleri, gözlerimin yaşını sevgilinin omzuna bırakırken, tam da otuz yaşıma basmama üç gün kalmışken, haftalardır beynimde dolaşan duygularımı, biten giden dertlerin beni ittiği yeni bir başlangıcı yazmak istediğim, anlatmak istediğim düşüncelerimi sezen yazıvermiş zaten:

Başımı omzuna yaslamaya
Hayata yeniden başlamaya
Bağında, bahçende, pınarlarında
İçimi yıkamaya geliyorum


Kutlama - Sezen Aksu

Doğum günün kutlu olsun dedin sevgili. Hayatımda aldığım hiçbir hediye ile doğduğum güne bu kadar içten ‘’iyiki’’ dememiştim.. İyi ki doğmuşum, iyi ki beni Tanrı’ya bir kez daha inandıran bu kadını görmüş, duymuş,seyretmişim. Ve iyiki bu kadını dört saat boyunca sevgili ile elele, gözlerinin içine bakan gözlerinin yanı başında izlemişim.

Böylesine güzel bir süpriz karşısında sevgiliye en sevdiği yemek ile teşekkür etmeli.

Malzemeler
4 adet iri patates
2 yemek kaşığı zeytinyağ
Pulbiber
Kekik
Tuz
1/2 çay bardağı su

Hazirlanışı

Fırın ısısını 200 dereceye getirin. Patetesleri küp doğrayıp bütün malzemeler ile karıştırıp 50 dakika fırınlayın.

Öykünün devamını okumak için tıklayın

05.05.2009

Hıdrellez


Bu akşam bir dilek dileyin gönlünüzden, ve bütün iyiliklerin gerçekleştiği, bütün çözümsüzlüklerin çözüme dönüştüğü bir sene hayal edin. Balkonunuzdaki bir çiçeğe su verin önce, sonra dileğinizi düşünün gül ağacı niyetine... Ve gökyüzüne gönderin dileğinizi... Bir mum yakın karanlık odanıza, bir de Sezen Aksu'dan ''Gül'' dinleyip uzaklara dalın, o çok uzaklardan deniz esintisi gibi huzur gelsin yüzünüze çarpsın sezenin sesi ile...
Her hayal birgün gerçek oluyor, gerçekten diler ve gerçekten inanırsanız gerçek olmaması için hiçbir sebep yok çünkü.
Öykünün devamını okumak için tıklayın