<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>Blog Taşdelen</title>
	
	<link>http://www.tasdelen.org/blog</link>
	<description>Hayata dair herşey</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 08:09:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/BlogTasdelen" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="blogtasdelen" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>Ramazan Bayramı – Namaz Saatleri</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/ramazan-bayrami-%e2%80%93-namaz-saatleri/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/ramazan-bayrami-%e2%80%93-namaz-saatleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:07:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[bayram namazı]]></category>
		<category><![CDATA[namaz]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz Saatleri]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Bayramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/?p=4687</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan Bayramı namazı Ankara&#8217;da 07.04, İstanbul&#8217;da 07.19 İzmir&#8217;de 07.27, Iğdır&#8217;da 06.19, Çanakkale&#8217;de ise 07.30&#8242;da kılınacak. Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın açıklamalarına göre, illerdeki bayram namazı saatleri şöyle: Adana: 06.55, Adıyaman: 06.43, Afyonkarahisar: 07.14, Ağrı: 06.23, Aksaray: 07.00, Amasya: 06.52, Ankara: 07.04, Antalya: 07.14, Ardahan: 06.24, Artvin: 06.28, Aydın: 07.25, Balıkesir: 07.24, Bartın: 07.06, Batman: 06.32, Bayburt: 06.35, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramı namazı Ankara&#8217;da 07.04, İstanbul&#8217;da 07.19 İzmir&#8217;de 07.27, Iğdır&#8217;da 06.19, Çanakkale&#8217;de ise 07.30&#8242;da kılınacak.</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın açıklamalarına göre, illerdeki bayram namazı saatleri şöyle:<br />
<span id="more-4687"></span><br />
Adana: 06.55, </p>
<p>Adıyaman: 06.43, </p>
<p>Afyonkarahisar: 07.14, </p>
<p>Ağrı: 06.23, </p>
<p>Aksaray: 07.00, </p>
<p>Amasya: 06.52, </p>
<p>Ankara: 07.04, </p>
<p>Antalya: 07.14, </p>
<p>Ardahan: 06.24, </p>
<p>Artvin: 06.28, </p>
<p>Aydın: 07.25, </p>
<p>Balıkesir: 07.24, </p>
<p>Bartın: 07.06, </p>
<p>Batman: 06.32, </p>
<p>Bayburt: 06.35, </p>
<p>Bilecik: 07.15, </p>
<p>Bingöl: 06.34, </p>
<p>Bitlis: 06.27, </p>
<p>Bolu: 07.09, </p>
<p>Burdur: 07.15, </p>
<p>Bursa: 07.19, </p>
<p>Çanakkale: 07.30, </p>
<p>Çankırı: 07.01, </p>
<p>Çorum: 06.56, </p>
<p>Denizli: 07.20, </p>
<p>Diyarbakır: 06.35, </p>
<p>Düzce: 07.11, </p>
<p>Edirne: 07.29, </p>
<p>Elazığ: 06.39, </p>
<p>Erzincan: 06.38, </p>
<p>Erzurum: 06.30, </p>
<p>Eskişehir: 07.13, </p>
<p>Gaziantep: 06.47, </p>
<p>Giresun: 06.42, </p>
<p>Gümüşhane: 06.37, </p>
<p>Hakkari: 06.21, </p>
<p>Hatay: 06.52, </p>
<p>Iğdır: 06.19, </p>
<p>Isparta: 07.14, </p>
<p>İstanbul: 07.19, </p>
<p>İzmir: 07.27, </p>
<p>Kahramanmaraş: 06.48, </p>
<p>Karabük: 07.05, </p>
<p>Karaman: 07.03, </p>
<p>Kars: 06.23, </p>
<p>Kastamonu: 07.00, </p>
<p>Kayseri: 06.54, </p>
<p>Kilis: 06.48, </p>
<p>Kırıkkale: 07.01, </p>
<p>Kırklareli: 07.26, </p>
<p>Kırşehir: 06.59, </p>
<p>Kocaeli: 07.16, </p>
<p>Konya: 07.06, </p>
<p>Kütahya: 07.16, </p>
<p>Malatya: 06.43, </p>
<p>Manisa: 07.26, </p>
<p>Mardin: 06.33, </p>
<p>Mersin: 06.58, </p>
<p>Muğla: 07.23, </p>
<p>Muş: 06.30, </p>
<p>Nevşehir: 06.57, </p>
<p>Niğde: 06.57, </p>
<p>Ordu: 06.44, </p>
<p>Osmaniye: 06.51, </p>
<p>Rize: 06.33, </p>
<p>Sakarya: 07.14, </p>
<p>Samsun: 06.50, </p>
<p>Siirt: 06.28, </p>
<p>Sinop: 06.54, </p>
<p>Sivas: 06.47, </p>
<p>Şanlıurfa: 06.41, </p>
<p>Şırnak: 06.26, </p>
<p>Tekirdağ: 07.25, </p>
<p>Tokat: 06.49, </p>
<p>Trabzon: 06.36, </p>
<p>Tunceli: 06.38, </p>
<p>Uşak: 07.18, </p>
<p>Van: 06.22, </p>
<p>Yalova: 07.18, </p>
<p>Yozgat: 06.56, </p>
<p>Zonguldak: 07.08</p>
<p>KKTC&#8217;nin başkenti Lefkoşa&#8217;da ise bayram namazı saat 07.03&#8242;de kılınacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/ramazan-bayrami-%e2%80%93-namaz-saatleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şevval ayı – 6 gün orucu</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/sevval-ayi-6-gun-orucu/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/sevval-ayi-6-gun-orucu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 21:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Şevval]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/index.php/2007/10/06/sevval-ayi-6-gun-orucu/</guid>
		<description><![CDATA[Şevval ayında tutulan 6 gün orucu hakkında bilgiler, sorular ve cevapları Sual: Şevval ayında tutulan orucun fazileti nedir? CEVAP Her zaman oruç tutmak sevaptır. Hadis-i şerifte, (Oruç, Cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır) buyuruldu. (Buhari) Şevval ayında tutulan orucun çok sevabı vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Ramazandan sonra Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şevval ayında tutulan 6 gün orucu hakkında bilgiler, sorular ve cevapları</p>
<p>Sual: Şevval ayında tutulan orucun fazileti nedir?<br />
CEVAP<br />
Her zaman oruç tutmak sevaptır. Hadis-i şerifte, (Oruç, Cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır) buyuruldu. (Buhari)</p>
<p>Şevval ayında tutulan orucun çok sevabı vardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Ramazandan sonra Şevval ayında da 6 gün oruç tutan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Taberani]<br />
<span id="more-743"></span></p>
<p>(Ramazan orucu ile Şevvalde de altın gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş sayılır.) [İbni Mace]</p>
<p>(Ramazan ayı orucu on aya, Ramazandan sonra tutulan 6 gün oruç da iki aya mukabil olur ki, böylece bir yıl oruç tutma sevabına kavuşulur.) [İbni Huzeyme]</p>
<p>Bazı âlimler, bu 6 gün orucun vakit geçirmeden, bayramdan sonra hemen tutulmasının iyi olacağını bildirmişlerdir. Bu oruçları aralıklı tutmak da caizdir.</p>
<p>Şevval ayında tutulan nafile veya kaza oruçlarını pazartesi ve perşembe günleri tutmak daha iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri arz olunur. Ben de amelimin oruçlu iken arz olunmasını isterim.) [Tirmizi]</p>
<p>(Pazartesi ve perşembe, günahların affedildiği gün olduğu için oruç tutuyorum.) [Müslim]</p>
<p>(Cennetin kapıları pazartesi ve perşembe günleri açılır.) [Müslim]</p>
<p>Sual: Şevval ayına girdik. 6 gün orucuna başladım. Ramazanda âdet olduğum zaman tutamadığım oruçlarım oldu. 7 gün tutamadım. 6 günlük oruç diğerinin yerine geçer mi? Yoksa 13 gün oruç tutmam mı gerekiyor?<br />
CEVAP<br />
Altı gün orucu tutarken kazaya da niyet ederseniz hem kazanız ödenmiş olur, hem de Şevval ayında oruç tutma sevabına kavuşmuş olursunuz. 7 gün kaza tutarsanız borcunuz kalmaz.</p>
<p>Sual: Şevval ayında tutulan altı gün orucu (kaza ve nafile oruca niyet ederek) peş peşe tuttuk. Kimisi Pazartesi-Perşembe tutulması gerektiğini söylediğinde kötü bir niyet olmadan, bir an önce tutmak manasında (Altı gün orucu bir an önce tutup kurtulalım) dediğimiz oldu. Bir mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Oruç tutan adamın kötü niyeti olur mu? Siz onu kendinize bir görev hissettiğiniz için öyle dediniz. Namaz için de aynı şey söylenir. (Hele şu namazı bir an önce kılalım veya önce namazı kılalım da kurtulalım) demek küfür olmaz. Çünkü borçtan bir an önce kurtulmak demektir.</p>
<p>Sual: Biz komşularla altı gün oruçlarımızı tuttuk. Bir hanım, kadınların tutması gereken bir borcu varsa, bu altı gün nafile orucu tutamaz dedi. Bu doğru mu?<br />
CEVAP<br />
Farz namaz borcu olan nafile ve sünnet kılamaz, ancak oruç tutabilir. Çünkü ikinci ramazana kadar borcunu ödeyebilir. Ama bu altı günleri tutarken kazaya da niyet ederse hem bugünlerde oruç tutmuş olur hem de kazasını ödemiş olur.</p>
<p>Sual: Şevval ayında tutulan 6 gün oruç, şevval ayı içerisinde hangi gün olursa olsun tutulabilir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet, 30 gün içinde altı gün oruç tutulur.</p>
<p>Sual: Ben 6 gün orucuna başladım. İkincisini bugün tutacağım. Ancak dün gece biraz uykulu idim, yemeği yiyip yattım. Sabah kalktığımda niyet etmediğimi hatırladım. Ancak gece yatarken hanımıma &#8220;ben sahura kalkacağım yarın ve diğer günler (14-15. günler de) oruç tutacağım dedim. Böyle yapmam niyet yerine geçer mi?<br />
CEVAP<br />
Sahura kalkıyor hem de yemek yiyorsunuz. Bu niyet yerine geçer. Hatta acele edip, vakit bitmeden şunu içeyim şunu da yapayım deniliyor, bunlar da niyettir.</p>
<p>Kaynak : www.dinimizislam.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/sevval-ayi-6-gun-orucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara Resimleri</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/ankara-resimleri/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/ankara-resimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 11:08:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/?p=4684</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizin başkenti Ankara&#8217;nın en güzel fotoğrafları burada]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizin başkenti Ankara&#8217;nın en güzel fotoğrafları <a href="http://www.tasdelen.org/foto/kategori-turkiye-22-ankara-100.htm">burada</a></p>
<p><a href="http://www.tasdelen.org/foto/kategori-turkiye-22-ankara-100.htm"><img class="alignnone" title="Ankara Resimleri" src="http://www.tasdelen.org/foto/data/media/100/ankara_anitkabir_kocatepe_camii.jpg" alt="" width="420" height="280" /></a><br />
<span id="more-4684"></span><br />
<a href="http://www.tasdelen.org/foto/kategori-turkiye-22-ankara-100.htm"><img alt="" src="http://www.tasdelen.org/foto/data/media/100/ankara3.jpg" title="Ankara Resimleri" class="alignnone" width="470" height="352" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/ankara-resimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Süper Amatör grupları belli oldu.</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/istanbul-super-amator-gruplari-belli-oldu/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/istanbul-super-amator-gruplari-belli-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 14:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[süper amatör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/index.php/2007/08/16/istanbul-super-amator-gruplari-belli-oldu/</guid>
		<description><![CDATA[2010-2011 Süper Amatör Grupları 1. Grup 1 Albayrak 2 Haliç 3 Özkaracaahmet 4 İdealtepe 5 Ayazağa 6 Kaynarca 7 Dikilitaş 8 Sultanbeyli 9 Okmeydanı Fetih 10 Fenerköy 11 Esenler 2. Grup 1 Anadolu Hisarı 2 İFA 3 Sultantepe 4 Terazidere 5 Tophane Tayfun 6 Hadımköy 7 İst. Gümüşhane 8 İstiklal 9 İstanbulspor 10 Kocasinan 11 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2010-2011 Süper Amatör Grupları</p>
<p>1. Grup</p>
<p>1 Albayrak<br />
2 Haliç<br />
3 Özkaracaahmet<br />
4 İdealtepe<br />
5 Ayazağa<br />
6 Kaynarca<br />
7 Dikilitaş<br />
8 Sultanbeyli<br />
9 Okmeydanı Fetih<br />
10 Fenerköy<br />
11 Esenler</p>
<p><span id="more-433"></span><br />
2. Grup<br />
1 Anadolu Hisarı<br />
2 İFA<br />
3 Sultantepe<br />
4 Terazidere<br />
5 Tophane Tayfun<br />
6 Hadımköy<br />
7 İst. Gümüşhane<br />
8 İstiklal<br />
9 İstanbulspor<br />
10 Kocasinan<br />
11 Beşyüzevler</p>
<p>3. Grup<br />
1 Kulaksız Okspor<br />
2 Öz Fatih<br />
3 Yeşil Esenyurt<br />
4 Ataşehir Doğuş<br />
5 Levent<br />
6 Ortaçeşme<br />
7 Zara Ekinli<br />
8 Arnavutköy<br />
9 Kartal Bulvar<br />
10 Göktürk<br />
11 Bağcılar</p>
<p>4. Grup<br />
1 Reşitpaşa<br />
2 Ömerli<br />
3 Avcılar Bld<br />
4 Merkezefendi<br />
5 Büyükçekmece Mimarsinan<br />
6 Nurtepe<br />
7 Çubuklu<br />
8 Çengelköy<br />
9 Hasköy<br />
10 İMES<br />
11 Muratpaşa</p>
<p>5. Grup<br />
1 Gazi Mah<br />
2 Yenibosna<br />
3 Vefa<br />
4 Yonca<br />
5 Silivri<br />
6 Yıldırım Bosna<br />
7 Selimiye<br />
8 Erokspor<br />
9 Kağıthane<br />
10 Büyükçekmece<br />
11 Bakırköy</p>
<p>6. Grup<br />
1 Halide Edip Adıvar<br />
2 Tuzla<br />
3 Çekmeköy<br />
4 İstinye<br />
5 Beyoğlu Yeniçarşı<br />
6 THY<br />
7 Çamlıca<br />
8 Topkapı<br />
9 İst. Bayburt<br />
10 Alibeyköy Parseller<br />
11 Çatalca</p>
<p>7. Grup<br />
1 Çakmak<br />
2 Ortaköy<br />
3 İstanbul Sinop<br />
4 Merter<br />
5 Kadırga<br />
6 Zeytinburnu Yıldız<br />
7 Çıksalın<br />
8 Alibey<br />
9 Bayrampaşa Tuna<br />
10 Çeliktepe</p>
<p>8. Grup<br />
1 Batı Trakya<br />
2 Galata<br />
3 Bağlarbaşı<br />
4 Pazariçi Köprülü<br />
5 Yahya Kemal İY<br />
6 Paşabahçe<br />
7 Sultangazi<br />
8 Kocamustafapaşa<br />
9 Dudullu<br />
10 Gümüşyaka</p>
<p>Statü:<br />
- 6 tane 11&#8242;li, 2 tane 10&#8242;lu toplam 8 grup&#8230;<br />
- Çift devreli lig usulüne göre yapılacak maçlar sonrası gruplarda ilk 2 sırayı alan toplam 16 takım tek devreli lig usulüne göre &#8216;Süper Amatör Lig Birinciliği&#8217; oynayacak.<br />
- Süper Amatör Lig birinciliğinden Bölgesel Amatör Lig&#8217;e kaç takım çıkacağı, BAL statüsünden sonra kesinleşecek.<br />
- Gruplarda son 3 sırayı alacak toplam 24 takım 1. Amatör&#8217;e düşecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/istanbul-super-amator-gruplari-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Referandumda nerede oy kullanacağım?</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/referandumda-nerede-oy-kullanacagim/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/referandumda-nerede-oy-kullanacagim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 21:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/?p=4681</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak Anayasa Değişikliği Referandumu&#8217;nda hangi sandıkta oy kullanacağınızı öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki işlemleri uygulayın: - Yüksek Seçim Kurulu&#8217;nun internet sitesindeki Nerede Oy Kullanacağım? linkine tıklayın. - Açılan sayfada üstteki kutuya Resim Doğrulama kodunu girin, alttaki kutuya ise TC Kimlik numaranızı girin. - Bir sonraki sayfada adınız, soyadınız, adresiniz, referandumda oy kullanacağınız okul, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak Anayasa Değişikliği Referandumu&#8217;nda hangi sandıkta oy kullanacağınızı öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki işlemleri uygulayın:</p>
<p>- Yüksek Seçim Kurulu&#8217;nun internet sitesindeki <a href="http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgi.jsp">Nerede Oy Kullanacağım?</a> linkine tıklayın.<br />
<span id="more-4681"></span><br />
- Açılan sayfada üstteki kutuya Resim Doğrulama kodunu girin, alttaki kutuya ise TC Kimlik numaranızı girin.</p>
<p>- Bir sonraki sayfada adınız, soyadınız, adresiniz, referandumda oy kullanacağınız okul, sandık numarası ve sıra numarası görünecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/referandumda-nerede-oy-kullanacagim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergi ve prim borçlularına kolaylık geliyor.</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/vergi-ve-prim-borclularina-kolaylik-geliyor/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/vergi-ve-prim-borclularina-kolaylik-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 20:39:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[muhasebe]]></category>
		<category><![CDATA[prim]]></category>
		<category><![CDATA[SGK]]></category>
		<category><![CDATA[vergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/?p=4679</guid>
		<description><![CDATA[Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “Vergi ve prim borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararı aldık. Hem Gelir İdaresi, hem Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çalışma yapılıyor. Özellikle krizin etkisiyle ödeme sıkıntısı çeken mükellefler için bir yeniden yapılandırma programı olacak. Ancak bu bir af değil. Ne olacak? Faizlerde indirim, taksitlerde kolaylık” dedi. Devlet Bakanı ve Başbakan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, “Vergi ve prim borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararı aldık. Hem Gelir İdaresi, hem Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çalışma yapılıyor. Özellikle krizin etkisiyle ödeme sıkıntısı çeken mükellefler için bir yeniden yapılandırma programı olacak. Ancak bu bir af değil. Ne olacak? Faizlerde indirim, taksitlerde kolaylık” dedi.<br />
<span id="more-4679"></span><br />
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, vergi ve prim borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararı aldıklarını, ancak bunun bir af olmadığını söyledi.</p>
<p>İzmir Ticaret Odası özel meclis ve meslek komiteleri toplantısına katılarak bir konuşma yapan Bakan Babacan, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş&#8217;ın vergi barışı talebini iletmesi üzerine, bu konuda bir çalışma yapıldığını söyledi.</p>
<p>Babacan, şunları söyledi:</p>
<p>“Vergi ve prim borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararı aldık. Başbakanımız bir akşam programında açıkladı, ama basında çok fazla yer bulmadı. Hem Gelir İdaresi, hem Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çalışma yapılıyor. Özellikle krizin etkisiyle ödeme sıkıntısı çeken mükellefler için bir yeniden yapılandırma programı olacak, ancak bu bir af değil. Ne olacak? Faizlerde indirim, taksitlerde kolaylık.</p>
<p>Öbür türlü ödeyenle ödemeyen arasında adaletsizlik oluyor. Biliyoruz ki çok zor şartlarda, bankalardan para çekmenin çok zor olduğu dönemlerde o yüksek maliyete katlanıp malını satıp ödeyen mükellefler de var. Orada adaleti mutlaka korumamız gerekiyor. Bir yandan da gerçekten sıkışık olan kuruluşlarımıza da yardımcı olmamız gerekiyor.”</p>
<p>Babacan uzlaşma konusunda de yeni bir düzenleme yapılacağını, devlet alacakları konusunda bir norm standarda kavuşmaya çalıştıklarını belirtti.</p>
<p>GÜMRÜK VERGİSİ KONUSUNDAKİ UZLAŞMALAR</p>
<p>Bunun biraz zaman alacağını, ancak gümrük vergisi konusundaki uzlaşmalarla ilgili, Meclis açıldığında bir yasanın gündeme getirileceğini ifade eden Bakan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Uzlaşma şu anda vergide var. Orada da çok esnek bir yapı var. O da yanlış. Uzlaşma kurulunun olağanüstü yetkileri var. Çok trajik bir konu. O uzlaşma kurulu, oradaki devlet yetkilisi, olağanüstü yetkili. Her şeyi yapabiliyor. Gümrük tarafında da hiçbir yetki yok. Tamamen kanun diyor ki şu. Yani mükellefin durumuna göre kapasitesine, niyetine göre bir oturup konuşma imkanı, gümrük tarafında hiç yok. Biz bunların biraz normalleşmesi için her iki tarafta da bir çalışma başlattık. Bu çalışma biraz daha vakit alabilecek bir çalışma. İşin içine Sosyal Güvenlik Kurumu ve Gelir İdaresini kattık, bir yandan da gümrükleri kattık. Üçünde de norm ve prensip getirdik.</p>
<p>Gümrükte diyelim ki bir bardakta yanlış bir işlem, hata da olmuş. Bakıyorsunuz hapis cezası. Öbür tarafta yüz milyon dolar vergi borcu çıkıyor, gel konuşalım diyorsunuz. Biri bir uçta diğeri öteki uçta. Devlete yapılacak bir ödemeyse gümrük vergisi, kurumlar, katma değer vergileri, sosyal güvenlik primi burada norm standart birliği, felsefe birliği gerekiyor.</p>
<p>Gümrük tarafındaki sorunun hızlı çözümü için de bir uzlaşma mekanizmasını da Meclis açıldığında getireceğimiz bir yasal düzenlemeyle gerçekleştireceğiz. Oradaki sorunların adil çözülmesi çok önemli. Prensip ilkeler çerçevesinde çözülmesi çok önemli. Öbür türlü Ahmet&#8217;e farklı, Hüseyin&#8217;e başka uygulama yaparsanız, o da hukuk devletine yakışmaz.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/vergi-ve-prim-borclularina-kolaylik-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesi</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/kadir-gecesi/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/kadir-gecesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 01:39:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kandil]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/index.php/2007/09/30/kadir-gecesi/</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan&#8217;ın son gecelerinde aranması gereken Kadir Gecesi&#8217;nin bu sene 05 Eylül 2010 Pazar&#8217;ı 06 Eylül 2010&#8242;a (Pazartesi) bağlayan gece olduğu (27.gece) umulur. Kadir Gecesi En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur&#8217;ân&#8217;da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan&#8217;ın son gecelerinde aranması gereken Kadir Gecesi&#8217;nin bu sene 05 Eylül 2010 Pazar&#8217;ı 06 Eylül 2010&#8242;a (Pazartesi) bağlayan gece olduğu (27.gece) umulur.</p>
<p><a href="http://www.tasdelen.org/foto/kategori-e-kart-37.htm"><img alt="" src="http://www.tasdelen.org/foto/data/media/37/kadir_gecesi.jpg" title="Kadir Gecesi E-kart" class="alignnone" width="460" height="275" /></a></p>
<p><strong>Kadir Gecesi</strong></p>
<p>En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur&#8217;ân&#8217;da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir.</p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="420" height="339" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/k45RPyM9T1GxkuM4uy" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" src="http://www.dailymotion.com/swf/k45RPyM9T1GxkuM4uy" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/swf/k45RPyM9T1GxkuM4uy">Kadir gecesi manası önemi klip</a></strong><br />
<em>by <a href="http://www.dailymotion.com/nayikalbim">nayikalbim</a></em></div>
<p><span id="more-742"></span><br />
Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa &#8220;Leyletü&#8217;1-Kadr&#8221; ifadesini açıkça zikretmektedir:<br />
&#8220;Şüphesiz, o Kur&#8217;ân&#8217;ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.&#8221;</p>
<p>Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur :<br />
&#8220;O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir.&#8221;</p>
<p>Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur&#8217;ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.</p>
<p>Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.</p>
<p>Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur&#8217;ânî sofraya başta Kur&#8217;ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü&#8217;minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü&#8217;minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed&#8217;in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir.<br />
Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/kadir-gecesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Barış Günü</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/dunya-baris-gunu/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/dunya-baris-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 00:38:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nazzi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/index.php/2007/09/01/dunya-baris-gunu/</guid>
		<description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya&#8217;yı işgaliyle başlamıştı. Ardında 50 milyonu aşkın ölü 100 milyonlarca yaralı, sakat, acı, gözyaşı ve enkaz yığını haline gelmiş şehirler, kasabalar bırakarak 1945 Mayıs&#8217;ında bitmişti. İnsanlık tarihinin gördüğü bu en kanlı savaşın başladığı günü, yani 1 Eylül&#8217;ü, bütün dünya ulusları Dünya Barış Günü olarak ilan ettiler. Yarım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya&#8217;yı işgaliyle başlamıştı. Ardında 50 milyonu aşkın ölü 100 milyonlarca yaralı, sakat, acı, gözyaşı ve enkaz yığını haline gelmiş şehirler, kasabalar bırakarak 1945 Mayıs&#8217;ında bitmişti. İnsanlık tarihinin gördüğü bu en kanlı savaşın başladığı günü, yani 1 Eylül&#8217;ü, bütün dünya ulusları Dünya Barış Günü olarak ilan ettiler. Yarım asırdır 1 Eylül Dünya Barış Günü tüm dünyada çeşitli etkinliklerle yaşamakta, yaşatılmaktadır.</p>
<p><object width="480" height="360"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xac4wx_1-eylul-dunya-baryy-gunu_lifestyle?additionalInfos=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xac4wx_1-eylul-dunya-baryy-gunu_lifestyle?additionalInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/xac4wx_1-eylul-dunya-baryy-gunu_lifestyle">1 eyl&uuml;l d&uuml;nya barış g&uuml;n&uuml;</a></b><br /><i>Y&uuml;kleyen <a href="http://www.dailymotion.com/hicbiryerdeyim">hicbiryerdeyim</a>. &#8211; <a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/lifestyle">Diğer yaşam ve moda videoları.</a></i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/dunya-baris-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Ağustos Zafer Bayramı</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/30-agustos-zafer-bayrami/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/30-agustos-zafer-bayrami/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 00:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/index.php/2007/08/29/30-agustos-zafer-bayrami/</guid>
		<description><![CDATA[30 AĞUSTOS Bugünü adın gibi iyi bil, daima an, Türk adında bir millet yok denildiği zaman. Tarihler dize geldi ve şaştı bütün cihan, Doğdu eşsiz bir güneş, o kurtardı vatanı. Parlayınca kılıçlar, ufuklar kızıllaştı, Ordu bir sel olarak bütün setleri aştı, Türk, istiklal uğrunda kahramanca savaştı; Bu 30 Ağustostur iyi bil, iyi tanı. Çınlasın kulağında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>30 AĞUSTOS</p>
<p>Bugünü adın gibi iyi bil, daima an,<br />
Türk adında bir millet yok denildiği zaman.<br />
Tarihler dize geldi ve şaştı bütün cihan,<br />
Doğdu eşsiz bir güneş, o kurtardı vatanı.</p>
<p>Parlayınca kılıçlar, ufuklar kızıllaştı,<br />
Ordu bir sel olarak bütün setleri aştı,<br />
Türk, istiklal uğrunda kahramanca savaştı;<br />
Bu 30 Ağustostur iyi bil, iyi tanı.</p>
<p>Çınlasın kulağında Dumlupınar zaferi,<br />
Zaferi zaferle tat, çalış hiç kalma geri,<br />
Hedefin yükseliştir, ey Türk genci ileri,<br />
Eşsizliğe dönmeli bu vatanın her yanı.</p>
<p>Ramazan Gökalp ARKIN<br />
<span id="more-511"></span><br />
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.<br />
Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919&#8242;da Atatürk&#8217;ün Samsun&#8217;a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk&#8217;ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı&#8217;nı başlattı. Amasya Genelgesi&#8217;nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919&#8242;da Ankara&#8217;ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920&#8242;de TBMM&#8217;yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı&#8217;nın merkezi Ankara oluyordu.<br />
TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. &#8220;Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü&#8221;nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu&#8217;da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar&#8217;a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: &#8220;Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.&#8221; emrini verdi.<br />
Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal&#8217;e &#8220;gazi&#8221; unvanı ve &#8220;Mareşal&#8221; rütbesi verildi.<br />
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı&#8217;ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.<br />
1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld&#8221;. İstanbul&#8217;daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal&#8217;in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922&#8242;de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos&#8217;ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis&#8217;te vardı.<br />
Bu savaş, Atatürk&#8217;ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık<br />
Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.<br />
Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir&#8217;e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922&#8242;de İzmir&#8217;in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline &#8220;dur&#8221; diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.</p>
<p>Kaynak : MEB</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/30-agustos-zafer-bayrami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk’ün ordu ve askerlikle ilgili veciz sözleri</title>
		<link>http://www.tasdelen.org/blog/ataturkun-ordu-ve-askerlikle-ilgili-veciz-sozleri/</link>
		<comments>http://www.tasdelen.org/blog/ataturkun-ordu-ve-askerlikle-ilgili-veciz-sozleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 00:01:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[Belirli Gün ve Haftalar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tasdelen.org/blog/ataturkun-ordu-ve-askerlikle-ilgili-veciz-sozleri/</guid>
		<description><![CDATA[· Ben Türk Ordusunun yabancısı bir adam değilim; ben ordu ile küçük rütbelerden beri içten teması olan bir askerim. Ben, hadiselerin akışı ile ordunun içinde subay, nihayet komutan olarak iş görmüş ve kanaatime göre başarılı olmuş bir komutanım. Türk Ordusunun, onun faziletini, kıymetini ve bu ordu ile neler yapılabileceğini bizim kadar anlayan az olmuştur. (1926, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>· Ben Türk Ordusunun yabancısı bir adam değilim; ben ordu ile küçük rütbelerden beri içten teması olan bir askerim. Ben, hadiselerin akışı ile ordunun içinde subay, nihayet komutan olarak iş görmüş ve kanaatime göre başarılı olmuş bir komutanım. Türk Ordusunun, onun faziletini, kıymetini ve bu ordu ile neler yapılabileceğini bizim kadar anlayan az olmuştur. (1926, Ankara) (Falih Rıfkı ATAY, Atatürk&#8217;ün Bana Anlattıkları, İstanbul, 1955, s. 13)</p>
<p>· Hiçbir zaman saldırgan olmayı düşünmemiş olan ve fakat daima haksız taarruza uğrayacağını hesabeden bir milletin ordusu olarak, ordumuz uzun bir seferden sonra hemen diğer bir sefere başlayacakmış gibi maddi ve manevi yönden hazır bulunmalıdır. (1924, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, C. I, Ankara, 1997. s. 351)<br />
<span id="more-1206"></span></p>
<p>· Yedek subay demek bu milletin zaten aydın sınıfına , eğitim görmüş sınıfına aldığı vatan evladı demektir. Bu vatan evladı ilim ışığıyla memlekete, yerine getirmeye zorunlu olduğu hizmetten başka, vazifeden başka, bir de orduya giriyor. Düşmana göğüs gererek, askerlik vazifesini de yerine getiriyor. Bunlar ilim ve bilgi sahibidirler. Memleket bunlara her zaman muhtaçtır. Hele ordu içinde muharebe meydanlarında bin türlü ölüm mücadelesi yaparak tecrübe kazanmış, cürret ve cesaretlerine dayanıklılık vermiş olan bu memleket evlatları tercihen, en yararlı olabilecekleri yerlerde kullanılmalıdır. Bundan dolayı gerek kahraman ordumuzun bütün subayları ve gerek onların aralarındaki yedek subaylar tamamen emin ve rahat olmalıdırlar ve millet bunlara karşı vazifesini hakkıyla yapacaktır. (1923, İzmit) ( Arı İNAN, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, Ankara, 1982, s. 123)</p>
<p>· Benim, ordularımızı sevk ettiğim ve yönelttiğim hedefler, esasen ordularımızın her erinin, bütün subaylarının ve komutanlarının düşüncelerinin, vicdanlarının, azimlerinin, ideallerinin yönelmiş bulunduğu hedefler idi&#8230; Bütün millete hiç tereddütsüz ve gönül rahatlığıyla arz edebilirim ki, Cumhuriyet Orduları; Cumhuriyeti ve kutsal topraklarını güvenle koruma ve savunma kudretindedir ve hazırdır. (1925, İzmir) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, C. II. Ankara, 1952, s. 240)</p>
<p>· Orduyu asıl düşman karşısında görmek lazımdır. Bunu ise bir millete herhangi bir zamanda gösterebilme imkanı yoktur. Bunu muharebe sahasında görmek fırsatını bulabilecekler azdır. Bunlardan yoksun bulunanlara, millet ordusunun kuvvetini, kudretini, göstermek için genellikle bir takım göz alıcı hareketler, askeri usuller kabul edilmiştir. Bu usuller ve bunların gösterileri bir takım göz kamaştırıcı ve gönül alıcı görevlerdir. Bir ordunun esas disiplinini bu gösteri şekillerine göre değil, arazi şartlarına uydurması mecburiyeti anlaşıldığı günden beridir ki, ordunun eğitim ve öğretim programlarının gerçek hareket noktası tespit edilmiştir&#8230;Bu çocuklar asker oldukları zaman, onların muharebe meydanlarında başarılı olmaları için lazım olan eğitim ve öğretime özellikle önem vermeliyiz. (A. ÂFETİNAN, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Ankara, 1959, s. 87)</p>
<p>· Askerlik hayatını öyle bir okul haline koymalıdır ki, hem vatanı savunabilecek derecede askerlik sanatını öğrensin ve hem de memleketine döndüğü zaman bütün köy için ve köy halkı için ve hayatı için faydalı olabilecek şeyleri öğrensin . (1923, İzmit) (Arı İNAN, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, Ankara, 1982, s. 54)</p>
<p>· Taarruz ve hücumda kıtaların sevk ve idaresinin kontrol altında tutulması sırasıyla, bütün kıta komutanlarının emirlerinin ve nüfuzunun etkili olmasıyla ve bu da askerin her an kontrol altında tutulması ile mümkündür. (1916, Silvan) (ATATÜRK, Arıburnu Muharebeleri Raporu, Ankara, 1968, s. 86)</p>
<p>· Subay, yalnız askere savaş vasıtalarını öğreten ve ona harpteki vazifesini gösteren bir insan değildir. O, insani ve milli hisleri de işler ve gereğinde düşman karşısında silah kadar tehlikeli bir duruma getirir. Bizim askerimiz kışlaya işlenecek bir ham madde olarak gelir. Kışladan ayrıldığı zaman da geldiğinden çok farklı bir durumda ayrılır. Kazanmış, yükselmiş, kuvvetlenmiş olarak evine döner. Kışla bizde sadece bir harp öğretim yeri değil, aynı zamanda bir kültür ocağı, bir sanat okuludur ve böyle olmakla da memlekete yaptığı hizmet ölçülemeyecek kadar büyüktür. (E. Ziya KARAL, Atatürk&#8217;ten Düşünceler, Ankara, 1981, s. 112)</p>
<p>· Asıl sanat eğitimi yaptıracak gerçek öğretmen yetiştiriciler, birbirinden yüksek olan komutanlardır. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 10)</p>
<p>· Kıtası tamamen emir ve komutası altında bulunmayan kıta komutanı hizmet etmiyor demektir. (1916, Silvan) (ATATÜRK, Arıburnu Muharebeleri Raporu, Ankara, 1968, s. 91)</p>
<p>· Komutanlar kıtalarının moral durumlarını bizzat içlerine girmek suretiyle anlamalı. Bu şekilde daha güvenle emir verilebilir. Üst rütbedekiler emirlerinde olanlarla konuşmalı, serbest söz söylemeye alıştırılmalı. Bu tutum faydalı ve gereklidir. (1918, Viyana) (A. ÂFETİNAN, M. K. Atatürk&#8217;ün Karlsbad Hatıraları, Ankara, 1983, s. 22)</p>
<p>· Bir kuvveti meydana getiren insanlar, genel hayatları, fikirleri, hareket serbestileri ezilmemiş, gürbüz, neşeli erlerden ve subaylardan oluşursa böyle bir birlikte bizzat akıl kullanarak kendiliğinden iş görme özelliği çok fazla görülür. (1918, İstanbul) ( M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 21-22)</p>
<p>· Muharebe için düşmanı ordugahımızda beklemek olmaz, onu uzaktan karşılamak en iyisidir. Düşman az ise yetişebilenlerimiz onu durdurur veya püskürtür. Çok ise bütün çarpışanlar yetişinceye kadar düşmana ateş açarak onun hareketini ağırlaştırır ve gerekirse geri çekiliriz . Fakat ileri gitmek, beklemekten iyidir. Hiçbir şey yapamazsak düşmanı görür, kuvvetini anlar, meraktan kurtuluruz. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 22)</p>
<p>· Son asır ordularını oluşturan personel, eskiden olduğu gibi hemen hepsi kendi gönül rızası ile askerlik hizmetine girenlerden ibaret olmayıp, milletin bütün kişileri askerlik hizmeti ile yükümlü tutulmuştur. Arzusu olanda olmayanda askerlik hizmetini yapmaya mecburdur. Bu şekilde kurulmuş olan ordularda, eski zaman ordularında olduğu gibi, üstler aşırı derecedeki insiyatifi ölçülü bir sınıra indirgemek, onu disiplin ve idare altında bulundurmak düşüncelerinden kurtulmuştur. Çünkü bu günkü ordularda barışta uzun yıllar uygulanan sıkı disiplin bir çoklarında hareket kabiliyetini kendiliğinden boğuyor. Bu sebeple bugünkü üstler, astlarda insiyatif uyandırmak için onları uyarmak özellikle, muharebede teşvik ve ümitlendirmek mecburiyetindedirler&#8230;</p>
<p>· Bir orduyu meydana getiren her rütbe sahibi, genel olarak her kişi, yaşayan bir makinenin canlı organları, parçalarıdır. Bu makineyi işleten her organı, her parçasını harekete geçiren kuvvet buharla çalışan motor değildir. O tahrik vasıtası ordu makinesini meydana getiren yaşayan organların zihinleridir. Kuvvet ve kanlarındaki ruhtur. Zihinlerde bilgi, muhakeme, idrak ve kavrama olmazsa makine durur ve hiçbir kuvvet onu işletemez. Böyle bir makinenin çalıştırılabilmesi için herhangi bir veya birkaç makinistin sanat ustalığı da yeterli ve yararlı olamaz. Çünkü bu durgun beyinlerde teşekkül etmiş kütleler, taş, demir ve odun yığınlarından da hareketsizdir. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 26)</p>
<p>· Ordunun vazifesi, vatanı çiğnemek isteyen düşmana karşı ayağa kalkmaktır. Bu kalkış, elbette, yerinde durmak için değil, düşmana atılmak için olursa kalkılmış olduğuna değer. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 56)</p>
<p>· Gerek komutanların ve gerek erlerin bizzat düşüncelerini işleterek kendiliklerinden iş görebilecek meziyette yetiştirilmiş olduklarına kanaat edilmeden, bir askeri kıt&#8217;anın, bir ordunun güvenilir ve dayanılır bir kuvvet olarak tanınması gaflettir, felakettir . (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan İle Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 59)</p>
<p>· Bir birlik ve özellikle subaylar topluluğu yalnız iyi örnek olacak önderlerle yetiştirilir. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 45)</p>
<p>· Memleketimizin ellide biri değil, her tarafı yıkılsa, her tarafı ateşler içinde bırakılsa, biz bu toprakların üstünde bir tepeye çıkacağız ve orada savunma ile uğraşacağız. (1920, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 82)</p>
<p>· Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz. (1921, Polatlı) (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK. Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s. 419)</p>
<p>· Zaferin sırrı, orduların sevk ve idaresinde bilim ve teknik kurallarını yol gösterici olarak almaktır. (1922, Bursa) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 47)</p>
<p>· Bir ordunun kıymeti zabitan ve kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. (1923, Kütahya) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 169)</p>
<p>· Gelecekte de, çetin denemelerde değerini ortaya koymaya hazır komutanlarımızın yüksek yeteneklerini korumak ve artırmak, yurt korunması ve savunması için gereken bütün araçları aralıksız sağlamak zorunluluğumuzu hiçbir gün savsaklayamayız. (1924, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 354)</p>
<p>· Zafer, &#8220;zafer benimdir&#8221; diyebilenin, başarı, &#8220;başaracağım&#8221; diye başlayanın ve &#8220;başardım&#8221; diyebilenindir. (1925, Konya) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 214)</p>
<p>· Türk milleti ordusunu çok sever, onu, kendi idealinin harisi telâkki eder.</p>
<p>(1931, Konya) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 303)</p>
<p>· Tarihte yarılmamış ve yarılmayan cephe yoktur. (1927, Ankara) (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK. Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s. 318)</p>
<p>· Efendiler, komutanlar, askerliğin görev ve gereklerini düşünür ve uygularken, beyinlerini siyasi görüşlerin etkisi altında bulundurmaktan kaçınmalıdırlar. Siyasetin gereklerini düşünen başka görevliler bulunduğunu unutmamalıdırlar. (1927, Ankara) (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK. Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s. 336)</p>
<p>· Komutanların, emirleri altına verilen millet evladını, memleket vasıtalarını, düşmana ve ölüme doğru sürerken, düşündükleri tek nokta, milletin kendilerinden beklediği vatan görevini ateşle, süngüyle ve ölümle yerine getirerek sonuç almaktır. (1927, Ankara) (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK. Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s. 336)</p>
<p>· Lafla, politika ile, düşmanın aldatıcı vaatlerine kulak vermekle askerlik görevi yapılamaz. Omuzlarında ve özellikle kafalarında askerlik sorumluluğunu yüklenecek kadar kuvvet bulunmayanların feci sonuçlarla karşılaşmaları kaçınılmazdır. (1927, Ankara) (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK. Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s. 336)</p>
<p>· Gerçek bilgiyi verebilecek asıl okul birliklerdir. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 50)</p>
<p>Muharebede yağan mermi yağmuru o yağmurdan ürkmeyenleri ürkenlerden daha az ıslatır. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 50)</p>
<p>· Zaferi, milletimizin azim ve iman gücü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının süngüleri kazanmıştır. (1922, Bursa) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 45)</p>
<p>· Türk Milleti&#8217;nin yüce ideallerinin gerçekleşmesi için kahraman asker evlatları hep önde gidecektir. (1931, Konya) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 302)</p>
<p>· Türk Milleti, hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtmaya kadirdir. Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar. (1924, Kayseri) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 212)</p>
<p>· Eğer mensup olduğum milletin şanı ve şerefi varsa, ben de şanlı ve şerefliyim&#8230;şan da, şeref de milletimindir. İçinizden biri çıkar da, sırf şan ve şeref için koşar, milletinden koparsa biliniz ki başınıza beladır. Millet bu gibilere asla izin vermemelidir. (1923, Uşak) (Ulus Gazetesi, 10 Kasım 1939)</p>
<p>· Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir.</p>
<p>· Ordumuz; Türk topraklarının ve Türkiye idealini gerçekleştirmek için sarf etmekte olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız güvencesidir.</p>
<p>· Büyük milli disiplin okulu olan Ordunun; ekonomik, kültürel, sosyal savaşlarımızda bize aynı zamanda en lüzumlu elemanları da yetiştiren büyük bir okul haline getirilmesine, ayrıca itina ve dikkat edileceğine, şüphem yoktur. (1937, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 420)</p>
<p>· Memleketimiz şu iki şeyin memleketidir: Biri çiftçi diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik, çünkü topraklarımız çoktur. İyi asker yetiştirdik, çünkü o topraklara kasteden düşmanlar fazladır&#8230;bundan sonra da daha iyi çiftçi ve asker olacağız. Lakin bundan sonra asker oluşumuz artık eskisi gibi başkalarının hırsı, şanı, şöhreti ve keyfi için değil; yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı korumak içindir. (1923, Tarsus) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 135)</p>
<p>· Ordumuzdaki subay ve yüksek komuta heyeti birbirlerine karşı büyük bir sevgiyle, hürmetle emniyet ve güvenle bağlıdır ve üstten aldıkları emri bir namus meselesi gibi kabul ederek ifa ederler. (1922, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 271)</p>
<p>· Dünyanın hiç bir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir.</p>
<p>· Sizin gibi komutanları, subayları, er ve erbaşları olan bir milletin yabancı eller altında köle olması mümkün değildir. (1921, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, AKDTYK. Atatürk Araştırma Merkezi, C. IV, Ankara, 1991, s. 436)</p>
<p>· Askerlik hayatımda bu kadar mükemmel bir topçu ve bu kadar mükemmel idare edilmiş bir topçu ateşi nadiren gördüm. (1922, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 270)</p>
<p>· Memleket evlatlarını, vatanın savunması için ölüme sevk etmek sorumluluğunu üzerine alan ve aynı zamanda onların önünde göğsünü düşman kurşunlarına geren subaylardır, komutanlardır. (1923, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 340)</p>
<p>· Bu milletin evlatlarının fedakarlıkları, kahramanlıkları için kıyaslanacak örnek bulunamaz&#8230;</p>
<p>· Böyle evlatlara ve böyle evlatlardan oluşan ordulara sahip bir millet elbette hakkını ve bağımsızlığını bütün anlamıyla korumayı başaracaktır. Böyle bir milleti bağımsızlığından mahrum etmeye kalkışmak boş bir hayaldir. (1921, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 197-198)</p>
<p>· Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin ordusu; insanca, bağımsız yaşamaktan başka amacı olmayan milletiyle aynı ülküyü paylaşan ve sadece milletinin emrinde olan öz evlatlarından oluşan saygıdeğer ve kuvvetli bir topluluktur. (1922, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 261)</p>
<p>· Ordumuz babalarına ve atalarına layık evlatlardan meydana geldiğini göstermiştir. Bundan sonra ordumuzu daha mükemmel hale getireceğiz. Bu da ordunun refah ve saadetini sağlamakla olacaktır. Subaylarımızı hayat kaygısı içinde bırakmak asla doğru olmaz. Hayat dediğimiz zaman savaş meydanlarında terk edeceğimiz hayatı kastetmiyorum. Bizim subaylarımız savaş meydanlarında hayatlarını büyük bir olgunluk ve iftiharla vermeye hazırdırlar. Hayattan amacım gerek kendilerinin, gerekse ailelerinin dert ve sıkıntılardan kurtularak refahlarını temin etmektir. Etmeyen bir millet en önemli noktada hata yapmış demektir. Fakat milletimiz subaylarının, askerlerinin ve devlet makinesini işleten memurlarının refahını elbette dikkate alacaktır. (1923, İzmir) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 94)</p>
<p>· Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur : Milleti savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, &#8220;ölmeyeceğiz&#8221; diye savaşa girebiliriz. Lakin, milletin hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir. (1923, Adana) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 128)</p>
<p>· Savaş, nihayet meydan savaşı sadece karşı karşıya gelen iki ordunun çarpışması değildir. Milletlerin çarpışmasıdır. Meydan savaşı milletlerin bütün varlıklarıyla, bilim ve teknik alanındaki seviyeleriyle, ahlaklarıyla, kültürleriyle kısacası bütün maddi ve manevi güç ve nitelikleriyle ve her türlü vasıtalarıyla çarpıştığı bir sınav alanıdır. Bu alanda, milletlerin gerçek güç ve kıymetleri ölçülür. Sonuçta yalnız maddi güçlerin değil, bütün güçlerin özellikle ahlaki ve kültürel gücün üstünlüğü kesinlikle ortaya çıkar. Bu sebeple meydan savaşında yenilen taraf milletçe ve memleketçe, bütün maddi ve manevi varlığıyla yenilmiş sayılır. Böyle bir sonucun ne kadar feci olabileceğini tahmin edersiniz. Yok oluş sadece savaş alanındaki orduya ait olamaz. Aslında, ordunun mensup olduğu millet feci sonuçlara uğrar. Tarih, birtakım boş hayallerle, başlarındaki hükümdarların, hırslı politikacıların oyuncağı durumuna düşen istilacı orduların, istilacı milletlerin uğradığı bu çeşit feci sonuçlarla doludur.</p>
<p>· Türk Vatanı&#8217;nı ele geçirmek fikrini, Türkü esir etmek hayalini genel, büyük bir ideal haline getirmeye çalışanların layık oldukları kötü sondan kurtulamadıklarını gözlerimizle gördük&#8230; Kendilerine bir milletin geleceği emanet edilen adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin gerçek ve ulaşılabilir çıkarları yolunda kullanmakla yükümlü olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar. Bu adamlar düşünmelidirler ki, bir memleketi ele geçirmek; o memleketin sahiplerine egemen olmak için yeterli değildir. Bir milletin ruhu ele geçirilmedikçe, bir milletin azmi ve iradesi kırılmadıkça, o millete egemen olmanın imkanı yoktur. (1924, Dumlupınar) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 184)</p>
<p>· T ürkiye Cumhuriyeti sadece iki şeye güvenir. Biri millet kararı, diğeri en elim ve güç şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla layık olma niteliğini kazanan ordumuzun kahramanlığı ; bu iki şeye güvenir.</p>
<p>Bu ordular tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar, fedakarlıklar göstermiştir. Şanlı zaferler kazanmıştır. Millet ve memleketin gerçekten minnet ve teşekkürüne hak kazanmıştır.</p>
<p>· &#8230;Türkiye en zayıf zannedildiği bir zamanda ordusu sayesinde en kuvvetli olduğunu ispat etmiştir. Ordumuz vatan içinde zafer kazanmıştır. Bu durum Türkiye&#8217;nin olağanüstü gücünün, yüce kararlılığının ve ölmez varlığının en belirgin delilidir. Düşmanın vatan içine girmiş olması düşman lehine birçok durum ve sebepler doğurur. Bütün bu güçlükleri aşarak düşmanı vatan içinde yenmek, ortadan kaldırmak başlı başına bir varlık, büyük bir kuvvet eseridir. Vatan içinde yenilginin sonucu son derece kötüdür, tehlikelidir. Bu gerçeği doğrulayan yakın ve uzak tarihi örnekler çoktur.</p>
<p>· &#8230; Hepimiz için asıl olan, ulusun, vatanın güvenliği ve her türlü endişe ile korkudan uzak olmasıdır. Yurdu savunmak ve ulusun yüksek çıkarlarını korumakla yükümlü olan komutanlar, sahip oldukları bütün kuvvetleri ve bütün araçları en önemli hedefler üzerine toplamalıdır.</p>
<p>· &#8230; Arazinin ve birtakım durumların, şartların, olağanüstü fırsatların savaşın sonucu üzerindeki etkileri inkar edilemez. Fakat daima arzu edilen emniyet ve güvence, sayıca üstünlük ve değerdir. Türkiye bütün düşman devletlere karşı kazandığı maddi ve manevi zaferlerle ölmez bir varlığa sahip olduğunu ispat etti&#8230;benim için ordumuzun değerini ifade de tek karşılaştırma şudur : Türk ordusunun bir birliği dengini mutlaka yener, iki katını durdurur. Şimdilik bundan fazlasını istemiyorum. Çünkü fazlasını milletimizin yaratılıştan sahip olduğu cengaverlik zaten sağlamaktadır. Fakat bu değeri mutlaka korumak lazımdır. Bunu, askeri bir esas, bir kural olarak gözönünde tutmalıdır&#8230; Bu değer korundukça, teşkilatımızı, eğitim ve öğretimimizi bu hedef ve amaca yönelttikçe, Türkiye&#8217;nin her türlü saldırıdan, taarruzdan korunmuş olacağına ve korunacağına kimsenin şüphesi kalmaz.</p>
<p>· Kesin sonuç daima taarruzla alınır. Ancak savunma ile de yerine getirilen birçok görev vardır . Bu noktada bütün arkadaşlarımın dikkatlerini bir noktaya çekmek isterim. Kesin sonuç, istenilen zaman gelmeden önce, gerçek ve ciddi taarruz zamanından önce birliklerin muharebe güçlerini azaltmaktan, sayısını eksiltmekten kaçınmak lazımdır. Bunun için taarruz, savunma, oyalama muharebesi ve kesin muharebenin niteliği, uygulanacağı zaman ve durumun seçilmesi konusunda arkadaşların zaten var olan kendine güvenleri korunmalıdır. Buna teorik ve pratik işlerimizde çok dikkat etmeliyiz. Bir de alınan görev ile yapılacak askeri faaliyetin ciddi bir ilişkisi vardır. Bunun için görev verenlerin, görev alanların kullanacakları araçların, uygulanacak askeri faaliyetlerin belirlenmesinde tereddüde düşmelerine neden olmamaları gerekir. Amacın açık olarak belirtilmesi çok önemlidir. (1924, İzmir) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 173-176)</p>
<p>· Memleketin genel hayatında, orduyu siyasetin dışında tutmak prensibi, Cumhuriyetin daima dikkat ettiği önemli bir noktadır. Şimdiye kadar takip edilen bu yolda; Cumhuriyet orduları vatanın güvenilir ve sağlam koruyucusu olarak saygınlığını muhafaza etmiştir. (1924, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. I, Ankara, 1997, s. 348)</p>
<p>· Bütün taarruz muharebelerinde her şeyden önce piyade sınıfı, özünde bulunan taarruz ruhunu daima geliştirmelidir. Her ne pahasına olursa olsun düşmanın üzerine atılma fikri, bütün tutum ve davranışlarına egemen olmalıdır. (1908, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Bölüğün Muharebe Eğitimi, Ankara, 1995, s. 42)</p>
<p>· Ordunun esenliğini yürekten düşünen namuslu ve ahlaklı insanlar ikiyüzlülükten uzaktır. Tam ve olgun ahlâk sahibi olanlar, çoğu kez, barış ve güvenlikte, dikkat ve ilgiyi kendi üzerlerine çekmekten çok, bunları umursamadan açıkça konuşurlar. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 46)</p>
<p>· Askerlik; işlerin yürütmesi değil, insanların sevk ve idaresi sanatıdır. (1918, İstanbul) (M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 53)</p>
<p>· Astların hareket özgürlükleri keyfi hareket rengini almamalıdır. Savaşta büyük başarının temeli olan bağımsız hareket, gerekli sınırları içinde olanıdır. (1918, İstanbul) ( M. K. ATATÜRK, Zabit ve Kumandan ile Hasbıhâl, Ankara, 1981, s. 61)</p>
<p>· Ordumuz hayat ve onur mücadelesinde milletin amaçlarının tek dayanak noktasıdır. (1920, Ankara) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 16)</p>
<p>· Aklı eren, yurdunu seven, gerçekleri gören kimselerden düşman çıkmaz. (1923, Tarsus) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. II, Ankara, 1997, s. 136)</p>
<p>· Askeri harekat, siyasi faaliyetlerin ümitsiz olduğu noktada başlar. Ümidin güvenli bir surette geri dönüşü, orduların hareketinden daha seri hedeflere ulaşmayı temin edebilir. (1922, İzmir) (Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C. III, Ankara, 1997, s. 61-62)</p>
<p>· Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz&#8217;dir, ileri! (1922, Dumlupınar) (Atatürk&#8217;ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, AKDTYK. Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1991, s. 473-474)</p>
<p>· Gerçek zafer savaş meydanlarında başarılı olmak değil, asıl zafer başarıların kaynağını güçlendirmek, milleti yükseltmektir. (1923, Ankara) (AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Ankara 1997, Cilt II, s. 118)</p>
<p>· Kuvvetli bir ordu denildiği zaman anlaşılması lazım gelen anlam, her kişisi, özellikle subayı, komutanı; medeniyetin ve tekniğin gereklerini kavramış ve ona göre iş ve hareketlerini uygulayan yüksek ahlakta bir topluluktur. (1918) (BELLETEN, Türk Tarih Kurumu, Cilt XXXII, No.: 128, Hikmet BAYUR, 1968)</p>
<p>· Büyük Ulusumuzun orduya sunduğu en son sistem fabrikalar ve silahlar ile bir kat daha güçlenerek, büyük bir özveri ve hayatınız pahasına her türlü görevi yerine getirmeye hazır olduğunuza eminim. (1938, Ankara) (AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Ankara 1997, Cilt II, s. 331)</p>
<p>· Zaferin sırrı, orduların sevk ve idaresinde bilim ve teknik kurallarını yol gösterici olarak almaktır. (1922, Bursa) (AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Ankara 1997, Cilt II, s. 47)</p>
<p>· Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir başka komutanlar hakim olabilir. (1915, Anafartalar) (Atatürk, Anafartalar Muharebatına Ait Tarihçe, Derleyen : Uluğ İĞDEMİR, 1990, s., XV-XVII)</p>
<p>· En güzel coğrafi vaziyette ve üç tarafı denizle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile, en ileri denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifadeyi bilmeliyiz; denizciliği, Türk&#8217;ün büyük millî ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız. (AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Ankara, 1997, Cilt I, s.416)</p>
<p>· Ben askerliğin her şeyinden çok sanatkarlığını severim. (10 Şubat 1939, Vakit Gazetesi) (Ord. Prof. KARAL Enver Ziya, Atatürk&#8217;ten Düşünceler, MEGSB.lığı, Bilim ve Kültür Dizisi, s.115)</p>
<p>· &#8230; Sorumluluk yükü, her şeyden, ölümden de ağırdır. (İĞDEMİR Uluğ, AKDTYK., Anafartalar Muharebatına Ait Tarihçe, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1990, s.24)</p>
<p>· Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür. Birbirinden ayrılamaz. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 1994, s.45)</p>
<p>· Deniz silahlarına önem veriyoruz. Denizcilerimizin iyi silahlı ve iyi eğitimli olarak hazırlanmaları büyük emelimizdir. (AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Ankara, 1997, Cilt I, s.408)</p>
<p>· Felaket başa gelmeden önce, onu önleme ve ona karşı savunma çarelerini düşünmek gerekir. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 1994, s.317)</p>
<p>· Tarih, itiraz edilemez bir şekilde ispatlamıştır ki, büyük davalarda başarı için sarsılmaz bir kabiliyet ve kudrete sahip bir önderin varlığı şarttır. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 1994, s.49)</p>
<p>· Bir millet; varlığını ve istiklalini kurtarabilmek için düşünülebilen her türlü teşebbüs ve fedakârlığı yaptıktan sonra başarıya ulaşır. Ya başaramazsa demek, o milletin ölmüş olduğu hükmüne varmak demektir. Öyle ise, millet yaşadıkça ve fedakârca teşebbüslerine devam ettikçe başarısızlık da söz konusu olamaz. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 1994, s.118)</p>
<p>· Tarihte bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında, son bir avuç toprağına kadar karış karış kahramanca ve namusluca savunmuş ve yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür. Türk Ordusu o cevherde bir ordudur. Yeter ki ona komuta edenler, komuta edebilme vasıflarına sahip olabilsinler! (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 1994, s.335)</p>
<p>· Bir Türk komutanının, ordusunu kullanmaksızın, herhangi bir kötü tesadüf ve kötü şans eseri bile olsa, düşmana esir düşmesini biz mazur görsek de, tarih, bunu asla affetmez ve affetmemelidir. Türk İnkılâp tarihinin gelecek nesillere hitap ve uyarısı işte budur. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 1994, s.336)</p>
<p>· Kaleyi içinden ele geçirmek dışından zorlamaktan çok kolaydır. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s.433)</p>
<p>· Komutanlar, emir vermiş olmak için emir vermezler. Gerekli, uygulanabilir olan hususları emrederler. Emir verirken, kendini, o, emri yerine getirecek olanların yerine koymak ve emrin nasıl yerine getirilip uygulanacağını düşünmek ve bilmek gerekir. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s.502)</p>
<p>· En büyük askerlik; çeşitli varsayımları çok iyi hesap ederek en iyi görüleni gecikmeden uygulamaktır. (Atatürkçülük, Atatürk&#8217;ün Görüş ve Direktifleri, Birinci Kitap, s.241)</p>
<p>· Yarım hazırlıkla yarım tedbirle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten daha fenadır. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s.431)</p>
<p>· Bir orduyu oluşturan her rütbe sahibi, genel olarak her şahıs, yaşayan bir makinenin canlı organları, parçalarıdır. (Zabit ve Kumandan İle Hasbihal, Genelkurmay ATASE Başkanlığı, s.26)</p>
<p>· &#8230; Türk esaret kabul etmeyen bir millettir. (AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Ankara, 1997, Cilt II, s.241)</p>
<p>· Hiçbir medeni devlet yoktur ki, ordu ve donanmadan evvel ekonomisini düşünmüş olmasın. (AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Ankara, 1997, Cilt II, s.188)</p>
<p>· Maddi ve özellikle manevî çöküş, korku ile&#8230; güçsüzlükle başlar. (ATATÜRK, Nutuk, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Yay. Haz. Prof.Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2000, s.432)</p>
<p>· Başarılarda gururu yenmek, felaketlerde ümitsizliğe karşı koymak gereklidir. (ÂFETİNAN, A., Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, İş Bankası Yayınları, s.94)</p>
<p>· Büyük kararlar vermek kâfi değildir. Bu kararları cesaret ve kesinlikle tatbik etmek lâzımdır. (Utkan Kocatürk, Atatürk&#8217;ün Fikir ve Düşünceleri, AKDTYK., Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1999, s.396)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tasdelen.org/blog/ataturkun-ordu-ve-askerlikle-ilgili-veciz-sozleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss><!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk
Page Caching using disk (enhanced)

Served from: www.tasdelen.org @ 2010-09-06 12:28:51 -->
