<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"><channel><title>Bora Güngören</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/</link><description>WORK BLOG</description><language>tr</language><item><title>Ayaküstü Pardus Alfa öncesi 3 kurdum. :)
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/16/288/</link><description>&lt;p&gt;Bu gece Pardus 2009 Alfa Öncesi 3 numaralı sürümü hızlıca Virtualbox OSE üzerinde kurup kurcaladım. Gözlemlediklerimi günlük girdisinde ele almak ve değerlendirmek istedim. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Öncelikle kurulum adımları çok daha güzel görünümlü, daha makyajlı bir alt yapı içinde gerçekleşiyor. Bunun dışında bazı ek kurulum özellikleri de gelmiş. Benim için en güzel olanı kurulan yazılımların tanıtımlarının çok daha kapsamlı hale gelmesi. Belki ben neyin ne yaptığını bilecek kadar uzun zamandır Linux ve Pardus kullanıyorum ancak bir çok kişi hala Linux dünyası ile tanışmak için Pardus kuruyor. Elbette ki alfa önecsi sürümün kurulumunda da eksiklikler var. Özellikle grafik bileşenlerde küçük hatalar yok değil. 
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Örneğin disk bölümlendirmeyi elle yapmaya çalışırsanız, bir disk bölümüne elle boyut girmeyi denediğinizde 3 basamaktan sonrasını giremiyorsunuz. &lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
En son ve belki de en önemsiz olarak, kurulum süresi az biraz uzamış gibi görünüyor. Ama bunun nedeni kurulan paket sayısının artması veya benim sanal makineye kuruyor olmam olabilir. Makul mantıklı fiziki donanımı olan bir bilgisayara kurmadan bu konuda yorum yapmamak gerek. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu kusurların hepsinin ufak tefek olduğunu düşünürsek, Pardus 2009 Alfa sürümünde kurulumun kesinlikle hatasız ve aksaksız ilerleyeceğini, kuran herkesi tatmin edeceğini öngörebiliriz. &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Sistemin ilk açılışı son derece hızlı ve görsel olarak bir Mac'i aratmayacak kadar şık olmuş. Kişisel olarak gri tonlarını çok sevdiğimden midir, ama gümüş grisi kullanılan açılış sistemi ve hemen arkasından KDE4 temelli açılış harika. Ve elbette ki bu arada, eski Ubuntu ve Fedora kullanıcıları, veya sistemi daha hafif bir pencere yöneticisi (şimdilik sadece XFCE, ah belki ileride ROX da olur) ile açmak isteyenler için de seçenekler kolay erişilir biçimde duruyor. &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Kullananlar alışıktır. Pardus kurulumundan sonra sisteme ilk girdiğinizde, Kaptan masa üstü yöneticisi sizin Pardus'u nasıl kullanmak istediğinize dair bazı sorular ile sizin masa üstü ayarlarınızı yapar. Açıkçası Pardus 2009'da bu ayarlar konusunda ne gibi gelişmeler olduğunu merak etmiyor değildim.
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Bunun yerine önümde zaten son derece iyi ayarlanmış bir KDE4 Plasma masa üstü buldum. Eğer Plasma ayarları da Kaptan'dan yapılacaksa, Kaptan'ın çok kapsamlı bir gelişme göstermesi gerekli. Ben hemen hızlıca Plasma'da dizin görünümüne geçtim ve ev dizinimi masa üstüme eşledim. Böylece Windows 95 ile gelen masa üstü dizini alışkanlığını kolayca kırdım. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bununla birlikte Plasma'da bir dizin yarattığım zaman ve o dizine çift tıkladığım zaman otomatik olarak Dolphin dizin gezgini açıldı. Dolphin aslında Konqueror'dan çok farklı değil, sadece cici bicisi daha fazla. Nihayetinde Konqueror da çalışıyor. Ancak Dolphin'in mi Konqueror'un mu kullanılacağını kurulumdan sonraki ilk ayarlar sırasında ayarlamak gerekir diye&lt; düşündüm. Ancak sistem ayarlarına girince bunu ayarlamanın çok daha kolay hale gelmiş olması da tatmin edici bir şey.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Ağ uygulamalarının performansını anlamak için birden fazla şeye bakmak gerekli. Çünkü bu uygulamların performansı çok fazla şeye bağlı oluyor. Örneğin IP adresi almak için gereken ayarları yapmak amacıyla ağ yöneticisini açmak isterseniz, henüz yöneticinin entegrasyonunun yapılmadığını görebilirsiniz ve kısa bir süre için ağdan mahrum kalabilirsiniz. :) 
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Elbette sorun değil, Yakuake kurulu geldiğinden &lt;strong&gt;ifconfig eth0 up&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;dhcpcd eth0&lt;/strong&gt; diye iki komut verip DHCP'den IP adresimizi alabiliyoruz. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yoksa ağ yönetim arayüzleri çok gelişmiş. Özellikle kablosuz ağ kullanıcıları için çok önemli olan zaman aşımı sürelerini ayarlama ekranları gelmiş. Özellikle AVM'lerdeki veya lokantalardaki kablosuz ağ noktalarının DHCP sunucularının zaman aşımı nedeni ile bağlanma sıkıntısı çekenler için büyük bir gelişme. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Firefox 3.0.10 fazla bir eklenti olmadan geliyor. Esas sürümlerde bu kadar güncel bir sürümü, uygun bazı eklentilerle güçlendirmek çok güzel olabilir. Ancak son derece hızlı çalışıyor. Facebook ve çeşitli Facebook uygulamalarını kullanınca (ayrıca VirtualBox içinde olmasına rağmen) çok iyi bir performans gördüm. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Firefox kullanarak Pardus 2008.2 ISO dosyasını indirmeye karar verince, ADSL'in verdiği tüm hızı uzun bir süre kullanabildiğimi gördüm. Bu da bazen ayar sorunları sonucu HTTP ile indirmelerde yaşanan şişkinliklerin bu deneme sürümünde olmadığını gösteriyordu. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yine hoş bir sürpriz Google Gadgets'ın kurulu gelmesi. Ancak bazı yapılandırma sorunları olması nedeni ile Gadgets kutudan çıkar çıkmaz çalışamadı. 
&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Pardus 2009 Alfa Öncesi 3 ile gelen uygulama listesine baktığım zaman ilk merak ettiğim Open Office'in hangi sürümü olduğu idi. Ne de olsa Open Office 3 serisinin önemli üstünlükleri var. Ancak kurulumda gelmiyordu. Elbette ki esas sürümde gelecek, ancak herhalde şu anda Open Office'in Pardus 2009 sürümü için paketlenmesi tamamlanmadığı için Alfa Öncesi sürüme de eklemek mümkün olamıyor dedim.
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Acaba depoda ne var diye bakmak isteyince, henüz paket yöneticisinin arayüzünün de entegre edilmediğini gördüm. Ancak komut satırında &lt;strong&gt;pisi update-repo&lt;/strong&gt; komutu ile kolayca Pardus 2009 deposunu güncelledim.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ne yazık ki Open Office şu an için Pardus 2009 deposunda paketli değil.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Paket yöneticisinin grafik ara yüzü hazır kurulu değildi derken şunu söylemek de gerekli. Pardus deposundan güncelleme alırken, birden bire &lt;strong&gt;package-manager&lt;/strong&gt; paketi ve yeni kardeşi &lt;strong&gt;history-manager&lt;/strong&gt; paketi görünür hale geldi ve komut satırından kolaylıkla kuruldu. 
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Buradan şunu anlıyoruz. Pardus 2009'un geliştirilmesi bayağı hızlı biçimde ilerliyor. Ancak herhangi bir anda o andaki en güncel hale ait bir ISO'yu oluşturma yükünü üzerine alabilen bir geliştirici olmadığı için periyodik (örneği haftalık) inşalar alıp, sonra bu inşaları pisi ile güncel hale getirmek gerekiyor.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Ben C++ ve Java uygulaması geliştiren birisi olduğumdan, Eclipse ve NetBeans'in performansı da beni ilgilendiriyor. Özellikle Eclipse uzun süredir Pardus depolarında var, &lt;a href="http://www.netbeans.org/"&gt;NetBeans&lt;/a&gt;'i ise &lt;a href="http://www.sun.com/"&gt;Sun Microsystems&lt;/a&gt;'dan çekerek kurmak gerekiyor.
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Ancak Eclipse de Anjuta da henüz Pardus 2009 deposunda hazır değildi.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ancak sun-jdk paketinin (1.6.0_13) depoda bu kadar erken zamanda bulunması ayrıca mutluluk verici bir şeydi.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Gördüğüm kadarı ile Pardus'un alfa öncesi sürüm bile genel anlamda kararlı ve işlevsel. Ufak tefek şeyleri bir yerlere bağlanmamış bulunca üzülüyor ve komut satırına geçip işi çözüyorsunuz ama ileride bunların da çözüleceğine güvenebiliyorsunuz. Ayrıca henüz bir çok uygulamanın paketlenmemiş olması da önemli bir sorun değil. Paketleme yapıldıktan sonra uygulamayı hazır kurulur şekilde kurulum CD'sine eklemek zor bir şey değil. &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Önemli nokta, Pardus 2009'da 1) yönetim araçlarının ve 2) tipik uygulama arayüzlerinin çok daha iyi biçimde entegre edilmeye çalışılması. 1 yıla yakın zamandır Mac de kullanan birisi olarak, bu noktada Mac OS X ile rekabet edecek bir seviyeye gelindiğini rahatlıkla söyleyebiliyorum. KDE 4'ün özellikleri çok iyi biçimde ve sisteme yük bindirmeden kullanılabilmiş. &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Kısacası, Alfa - Beta derken yaz aylarında beklediğimiz Pardus 2009 Linux dağıtımları arasındaki tatlı rekabette çıtayı biraz daha yükseltecek. Az biraz sabır etmek, elden geliyorsa da destek vermek gerekli.&lt;/p&gt; 

</description><pubDate>Fri, 15 May 2009 21:19:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/16/288/</guid></item><item><title>Pardus 2009 Alfa öncesi sürümleri nereden indirilir ki? 
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/15/287/</link><description>&lt;p&gt;Aleni bir duyuru yapılmasa da, aslında Alfa öncesi (pre-alfa) sürümler ISO dosyası olarak &lt;a href="http://cekirdek.pardus.org.tr/~onur/ikibindokuz/iso/"&gt;buradan&lt;/a&gt; indirilebiliyor. Ancak daha çok geliştiricilerin test etmek amaçlı kullandığı bir sistem olmadığı için gündelik kullanımdan çok, bir sanal makinede yada boşta duran bir bilgisayarda kullanmak için uygun olduğunu da belirtmek gerekli. :) &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ben bu hafta sonu işim gücüm arasında bir diz üstü bilgisayara kurmayı ve adam akıllı oynamayı öngörüyorum açıkçası. &lt;/p&gt;
</description><pubDate>Fri, 15 May 2009 19:40:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/15/287/</guid></item><item><title>Türkiye en çok hangi siteyi açıyor?
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/14/286/</link><description>&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.alexa.com/"&gt;Alexa&lt;/a&gt;'ya göre, ilk 20 &lt;a href="http://www.alexa.com/topsites/countries/TR"&gt;burada&lt;/a&gt;. &lt;/p&gt;
</description><pubDate>Wed, 13 May 2009 23:54:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/14/286/</guid></item><item><title>Filmlerden mükemmel sözlerin ses dosyaları
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/14/285/</link><description>&lt;p&gt;Sevgili Murat Suluhan, &lt;a href="http://www.tk421.net/gallery/sounds/breathe.wav"&gt;Darth Vader'ın nefes alış veriş sesini&lt;/a&gt; aradığın söyleyince, kendimi buradaki &lt;a href="http://www.tk421.net/gallery/sounds/"&gt;web sayfasını&lt;/a&gt; onunla paylaşmak zorunda hissettim.  Sonra da el değmişken günlüğüme de yazayım dedim.&lt;/p&gt;
</description><pubDate>Wed, 13 May 2009 22:53:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/14/285/</guid></item><item><title>Yeşil bilişim derken
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/13/284/</link><description>&lt;p&gt;Bu aralar sık sık gündeme gelen bir kavram yeşil bilişim (İng. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Green_computing"&gt;green computing&lt;/a&gt;) oluyor. En başta bu kavramlar veri merkezlerinin tükettiği elektrik miktarının azaltılması üzerine odaklıyken, yavaş yavaş ev sistemlerine kadar ilerliyor. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Aslında kavram yeni değil, ama çevrecilik ile ilişkilendirilmesi yeni sayılır. ABD ve AB 1990'lardan bu yana düşük enerji tüketen aygıtların peşinde. Yakın zamanda buna &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/RoHS"&gt;ROHS&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Waste_Electrical_and_Electronic_Equipment_Directive"&gt;WEEE&lt;/a&gt; türü değişik çevre duyarlı &lt;a href="http://www.emo.org.tr/ekler/564618b1a0f9a0e_ek.pdf?dergi=2"&gt;düzenlemeler&lt;/a&gt; de dahil oldu. Peki neden son dönemde bu konunun bu kadar üzerine gidiyoruz?&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Evet çevrecilik önemli, ayrıca enerji tüketimini azaltmak ile maliyetlerimizi kısmış oluyor. Bu nedenle aşağıdakileri yapmak akılcı gözüküyor: 
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&lt;a href="http://nacizanebilgi.com/sozluk.php?process=word&amp;q=luzumsuz+ise+sondur&amp;yn=luzumsuzsa%20sondur"&gt;Lüzumsuz ise söndür&lt;/a&gt; mantığı ile geceleri çalışmayan bilgisayarları tamamen kapatmak&lt;/li&gt; 
&lt;li&gt;Gün içinde ise &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Advanced_Configuration_and_Power_Interface"&gt;ACPI&lt;/a&gt; &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sleep_mode"&gt;S3&lt;/a&gt; veya &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hibernate_(OS_feature)"&gt;S4&lt;/a&gt; seviyelerinden yararlanmak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İlk aşamada sunucularda ve ileride istemci uygulamalarında &lt;a href="http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/tag/Sanalla%C5%9Ft%C4%B1rma/"&gt;sanallaştırma&lt;/a&gt; ile konsolidasyon sağlamak&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Güç oranları (İng. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Power_factor"&gt;power factor&lt;/a&gt;) daha &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/80_PLUS"&gt;nitelikli&lt;/a&gt; olan güç kaynakları ve kesintisiz güç kaynakları kullanmak, tipik olarak bu açıdan kötü olan diz üstü ve diğer aygıt adaptörlerini gerekmediğinde fişten çekmek&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Eskiyen CRT ekranları en sürede devre dışına almak ve LCD ekran ile yer değiştirmek&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu arada şuna dikkat etmek gerek, benim de yukarıda saydığım çözümlerin bazılarının son kullanıcılar, özellikle ev kullanıcıları için sanıldığı kadar da büyük bir ekonomik fark yaratmadığı saptanmış. Dolayısı ile bu çözümler ile karbon emisyonlarını azaltmakla uğraşana kadar özel araçlar yerine toplu taşımayı yüzde on daha çok kullanmak veya dizel motorları tercih etmek çok daha kesin çözümler. Yada &lt;a href="http://geldik.biz/kagit-tasarrufu-ve-donusumu/"&gt;kağıdın arkası&lt;/a&gt;nı kullanıyor musunuz sorusuna içten bir evet yanıtını verebilmek gerekli. &lt;/p&gt; 
&lt;p&gt;Bu nedenle yeşil bilişime odaklanayım derken insanların kendilerini sahte bir rahatlama içinde hissetmesinden korkuyorum desem yeridir. "Ekranımı LCD yaptım o nedenle başka yerlerde inanılmaz verimsiz enerji tüketsem ne olur" derseniz, çevre bilinciniz biraz yapmacık oluyor. Örneğin &lt;a href="http://analystdeveloper.com/blogs/gurkan/archive/2009/02/03/3561.aspx"&gt;buradaki&lt;/a&gt; günlük girdisinin yorumlarına bakarsak, neden bahsettiğimi çok güzel anlamış oluyoruz. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yine dikkat edilmesi gereken bir şey de, bazen bu tür kavramların pazarlama aracı haline getirilip önemli tüketim körüklemesi kampanyalarında kullanılması.Bu konuyu belki daha sonra uzun uzun yazarım ama şimdilik dikkat etmek gerek diyerek kısa kesiyorum. &lt;/p&gt;
</description><pubDate>Wed, 13 May 2009 07:04:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/13/284/</guid></item><item><title>Depolama ünitesi seçerken
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/12/283/</link><description>&lt;p&gt;ODTÜ'den yakın arkadaşım olan ve bu aralar &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yeni_Zelanda"&gt;Yeni Zelanda&lt;/a&gt;'dan bildiren Bahadır Yağan ile, özgür yazılım temelli depolama araçlarını tartıştığımız zaman, bana &lt;a href="http://blogs.sun.com/"&gt;Sun blogları&lt;/a&gt; içinde ZFS temelli RAID diyebileceğimiz RAID-Z'in okuma/yazma performansı ile ilgili bir &lt;a href="http://blogs.sun.com/roch/entry/when_to_and_not_to"&gt;girdiyi&lt;/a&gt; bulup yolladı. Ben de girdiyi az önce onun için yorumladım. Sonra düşündüm ki, yahu güzel bir yorum yazmışım, en iyisi bunu günlüğüme de taşıyayım. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Söz konusu günlük girdisinde, RAID-Z hakkında bahsedilen şey aslında kolaylıkla RAID-5 veya RAID-6 için de tartışılabilen bir şey. Merak edenler için kısaca RAID-5-6-Z'i özetleyerek başlarsam iyi olur.
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Şimdi N adet diskin F tanesi ardışık hasar görürse (F, failure sözcüğünden geliyor), N-F adedi kalacak demektir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Verileri N diske öyle dağıtalım ki herhangi N-F tanesi ile bu sistemi tamame ayağa kaldırabilelim dersek RAID-5-6-Z'in temel problemini görmüş oluruz. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Her üç teknik de verileri N-F tane diske dağıtırken bu disklere dağıtılan parçalardan bazı hesaplamalar yaparak özetler elde eder ve bunu disklere dağıtarak yazar. RAID-5 için F=1 olur ve N-1 diske verileri dağıtırken, özetleri ayrı bir diske yazar. RAID-6 için F=2 olur ve iki farklı özet üretilir. N-2 diske veriler dağıtılırken, bunlar da iki farklı diske yazılır. RAID-Z için de ayarlara göre F=1 veya 2 olabilir, ayrıca RAID-Z özetleri de disklere dağıtabilir. Aslında RAID-Z'in bir çok başka avantajı da vardır. Ancak temel prensip aynıdır. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Linux'da sıklıkla kullandığımız mdadm yazılımı RAID-5 ve RAID-6 desteği verdiğinden ve ayrıca makul maliyete temin edilebilen RAID kartları da RAID-5 ve RAID-6 desteği verdiğinden genelde bu ikisi ile karşılaşıyoruz.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Şimdi problem şu ki, büyük bir veri deposu oluşturmak isterseniz o zaman gerçekten çok sayıda diski bir araya getirmeniz gerekecektir. Örneğin 12 TB büyüklüğünde bir depoyu 1 TB kapasiteli diskler ile sağlamak isterseniz 12 tane diske veri yazmanız gerekli. RAID-6 için 2 tane de özetleri koyacağınız disk gerekecek. O zaman 14 diskiniz olacak. Bunları bağlayacağınız standart bir SATA denetçisi yok. Bu durumda eliniz mahkum kart satın alacaksınız. Kartı takınca BIOS'un anakarttaki SATA denetçisini devreden çıkarması gibi ufak tefek(!) sorunları da çözerseniz 24 diske kadar genişleyen bir aracınız olacaktır. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Piyasada 50-100 diske kadar genişleyen şaseler var. Bunların içini açar bakarsanız yine aynı şekilde bir adet RAID denetçi kartı göreceksiniz. Büyük disk sayılarına RAID kartı olmadan ulaşmak mümkün değil. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ancak Bahadır'ın yolladığı günlük girdisinin vurguladığı bir performans sıkıntısı söz konusu. SATA diskler son derece hızlı çalışabiliyor. Bu durumda biz bir veriyi, örneğin bir HD filmin 12 GB'lık tek bir dosyasını 12 TB'lık depolamada 12  diske dağıtınca 
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;yazarken 12 diske birden 1 GB'lık dosyalar yazmamız, &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;okurken 12 diskten birden 1 GB'lık dosyalar okumamız &lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
ile aynı şeyi yapmamız gerekecek. Ben burada özet hazırlamanın performansa etkisini tamamen göz ardı ediyorum. Daha o da var. Nihayetinde 12 diske birden tam kapasite yazmaya kalkarsanız, 12 disk sizden 12 x 3 Gbit / saniye = 36 Gbit /saniye hızla veri isteyecek. Peki sizin denetçiniz bu hızı sağlayabilecek mi?  &lt;strong&gt;Hayır. Sağlayamayacak.&lt;/strong&gt; O zaman hız düşecek. Disklerin tek tek okuma / yazma hızı kapasitelerini yüzde yüz kullanamayacaksınız. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bunun çözümü ne? Donanım denetçisi sayısını artırmak. RAID denetçisi sayısını R ile ifade edersek. R x (N-F) kadar alan sahibi olacağımızı düşünelim. 12 disklik alanı, RAID-6 ayarında R=1 adet denetçi ile 1 x ( 14 - 2 ) biçiminde elde ederken, R=4 yaparsak 4 x (5 - 2) biçiminde elde edeceğiz. Toplam disk sayımız R x N, yani 4 x 5 = 20 olacak. 14 yerine 20 disk kullanmış olacağız. Ayrıca 1 yerinde 4 RAID denetçisi kullanacağız. 4 denetçinin verilerini tek bir alan olarak görebilmek için de Linux mdadm ile RAID-0 ayarı yapacağız ki sistem RAID-60'a dönüşsün.  &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;R=4 için RAID-60 yapınca, birden bire performans 4 kata kadar (ama 4 kat değil) artacak. Her 5 disklik grupta 2 arıza olmak ön koşulu ile 4 x 2 = 8 arızaya dayanabileceğiz. Her şey çok güzel olacak. Maliyet haricinde. Ne demişler, "ne kadar ekmek, o kadar köfte." &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kurumsal pazarda 10-15 bin dolar ve üzerinde etiketlere sahip RAID şaseleri var. Bunların da bu sorundan uzak olduğunu söyleyemeyiz. Dikkatli gözler "tek denetçi" ve "çift denetçi" olarak iki farklı ayarda satış yapıldığını görebilir. Çok sayıda disk dolduracağınız bir sistemin çift denetçi olmasının tek nedeni arızaya karşı önlem değildir. Biraz da bu performans konusu gündemdedir. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Görülen o ki, depolama ünitesi seçerken, disk sayısı ile denetçi sayısı arasında bir denge kurmak gerekli. Eğer çok sayıda disk dolduracağınız bir depolama ünitesi ihtiyacınız varsa, o zaman paraya kıyıp maksimum denetçi sayısına çıkmayı ve Linux ile RAID-60 veya RAID-Z0 gibi iki seviyeli RAID yapmayı da göz önüne almak gerekli. &lt;/p&gt;
</description><pubDate>Mon, 11 May 2009 21:42:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/12/283/</guid></item><item><title>Bulut ve depolama
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/09/282/</link><description>&lt;p&gt;Bulut bilişim (İng. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cloud_computing"&gt;cloud computing&lt;/a&gt;) paradigması yavaş yavaş gelişirken, gözlemlediğim bir şey, geliştirilen teknolojilerin belli kurumsal alt yapıları kurabilmiş kişilere hitap ettiği. Bunun getirdiği dezavantaj bulutun nimetlerinden kitlenin yararlanmasının ya önü kapanıyor yada kitle büyük operatörlerin insafına terk ediliyor. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bulutu inşa eden bileşenlerin özgür yazılım temeli ile kurulabilir olması ve bu şekilde kamuya açık hizmet veren alt yapıların bulunması, büyük olasılıkla, bulut üzerinde teknolojiye dayalı tekellerin oluşmasını engelleyecektir. Sanallaştırma gibi bulutun olmazsa olmazı bir konuya bakarsak, alt yapılarda özgür yazılımın baskın hale geldiğini, üst yapılarda ve özellikle sistem yönetimi araçlarında ise özgür yazılım temelli çözümlerin yeni yeni de olsa ortaya çıktığını görüyor ve seviniyorum. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ancak aynı şeyi depolama çözümlerinde görmek pek mümkün değil. Çünkü Linux kullanarak sıklıkla kurguladığımız &lt;a href="http://us6.samba.org/samba/"&gt;Samba&lt;/a&gt;/&lt;a href="http://www.samba.org/cifs/"&gt;CIFS&lt;/a&gt; çözümleri nitelik gereği bulutun ihtiyaç duyduğu özellikleri sağlayamıyorlar. 
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;SMB/CIFS her şeyden önce bir ağdan sunulan dosya sistemi çözümü. SAN aygıtlarında olduğu gibi doğrudan diske erişim protokollerini (SATA, SCSI, vs) IP ağında sunmak yerine kendi dosya sistemini kurguluyor. Ancak bunu yaparken istemci ve sunucu arasında bire bir eşleme  öngörüyor. Bu durumda neredeyse 30 yaşında olan &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Network_File_System"&gt;NFS&lt;/a&gt;'den özel bir üstünlüğü kalmıyor. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Halbuki, bulut üzerindeki sistemlerin hata kaldırabilir (İng. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Fault-tolerant_system"&gt;fault tolerant&lt;/a&gt;) bir sistem olması gerekli. Örneğin &lt;a href="http://www.cmu.edu/index.shtml"&gt;Carnegie Mellon Üniversitesi&lt;/a&gt;'nde geliştirilen &lt;a href="http://www.coda.cs.cmu.edu/"&gt;CODA&lt;/a&gt; dosya sistemi belli türde ağ sorunlarına rağmen çalışmaya devam edebiliyor. Diyelim ki, yerel ağda başka bir bilgisayara dosya yolluyorsnuz ve kablonuz çıktı. Bu durumda SMB veya NFS için karşı tarafla olan bağlantınız tamamen gitmiş durumdadır. İşinize baştan başlamanız gerekir. CODA ise, bağlantıların kopmasına karşı sizin bilgisayarınızda fazladan bir disk alanı bulundurup bu alanı bir yedek olarak kullanarak, kopmaları belli oranda idare edebilir. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ancak sadece hata kaldırabilir olmak da bulut için yeterli olmuyor. Çünkü ciddi bir performans derdimiz var. Bir kere uzaktan dosya erişimine başlayınca, acaba karşıdaki bilgisayarda yoğun disk kullanımı varsa, ben ne yapacağım diye düşünmeniz gerekiyor. Bu durumda performansı artırmak için dosyanın bir kısmını bir bilgisayara bir kısmını da bir diğer bilgisayara atmak ve bu sayede &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/RAID"&gt;RAID 0&lt;/a&gt; benzeri bir şey yapmak çözüm olur mu? Biraz araştırırsanız, &lt;a href="http://www.sun.com/"&gt;Sun&lt;/a&gt; tarafından desteklenen &lt;a href="http://wiki.lustre.org/index.php/Main_Page"&gt;Lustre&lt;/a&gt; projesi tam olarak bunu yapıyor. Hatta RAID 0'ı geçin, biraz ince ayar yaparsanız ağ üzerinden ZFS benzeri şeyler bile yapabilirsiniz.  
&lt;li&gt;Apache Hadoop projesi içineki &lt;a href="http://wiki.apache.org/hadoop/DFS"&gt;dağıtık dosya sistemi&lt;/a&gt; veya Gluster kümeleme projesi içindeki &lt;a href="http://www.gluster.org/docs/index.php/GlusterFS"&gt;GlusterFS&lt;/a&gt; ise yukarıda saydığımız özellikleri bir araya getirecek mimarileri test etmeye çalışıyor. &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bir de Mp3 indirme devriminden etkilenen, eşler arası (P2P) çalışan dosya sistemleri var. Bunlar arasında &lt;a href="http://dustfs.zekjur.net/"&gt;DustFS&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.cleversafe.org/"&gt;CleverSafe&lt;/a&gt; gibi çözümleri görmek mümkün. &lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sonuçta baktığımızda bir çok bağımsız proje görüyoruz. Bazılarının arkasında da büyük isimler var. Ancak hala "özgür yazılım ile bulut kurarsanız şununla kurarsınız" diyebilen yok. Bunu diyebilen olmadığı için bulut ve depolama gündeme geldiğinde de firmaların içindeki protokolleri sakladığı kapalı çözümlere dönük yatırımlar yapılmaya devam ediyor. &lt;/p&gt;
</description><pubDate>Sat, 09 May 2009 13:44:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/09/282/</guid></item><item><title>Bir kez daha yazıyorum
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/05/281/</link><description>Uzun bir aradan sonra &lt;p&gt;Seçkin Yayıncılık'tan çıkan &lt;a href="http://www.seckin.com.tr/urun.aspx?productID=2845"&gt;Java ile Temel Programlama&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.seckin.com.tr/urun.aspx?productID=8812"&gt;Java Programlama Teknikleri&lt;/a&gt; kitaplarımın 2009 baskısı için çalışmaya başladım. Bu sefer öncekinden oldukça farklı, Java 5 ve Java 6 özelliklerini daha çok kullanan bir programlama stilini örnekleyen, standart Java kitaplıklarını ve çeşitli özgür yazılım kitaplıklarını, örneğin &lt;a href="http://commons.apache.org/components.html"&gt;Apache Commons&lt;/a&gt;'ı kullanmaya özendiren, birim testi gibi bir kaç kavrama giriş yapan bir çift kitap olacak. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Umarım en kısa zamanda bitirebilirim ve raflarda yerlerini alırlar. &lt;/p&gt;
</description><pubDate>Tue, 05 May 2009 11:14:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/05/05/281/</guid></item><item><title>Google mors kodu :) 
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/04/27/280/</link><description>&lt;p&gt;Braille alfabesinden sonra bugün, &lt;a href="http://www.google.com.tr/"&gt;Google&lt;/a&gt; mors alfabesini de kutladı. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;center&gt;&lt;img src="http://farm4.static.flickr.com/3543/3479945814_3e2ca15aaa_o.gif" /&gt;&lt;/center&gt;&lt;/p&gt;
</description><pubDate>Mon, 27 Apr 2009 18:41:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/04/27/280/</guid></item><item><title>1007 - KAMAG Projeleri
</title><link>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/04/25/279/</link><description>&lt;p&gt;Geçtiğimiz günlerde bir ağabeyimiz, benden kendisine &lt;a href="http://www.tubitak.gov.tr/home.do?sid=370&amp;pid=364"&gt;KAMAG projeleri&lt;/a&gt; hakkında bilgi veren bir eposta yollamamı rica etti. Ben de kıramadım, bu gece yazdım. yazmışken, içinde kişiye, projeye özel bir şey olmadığından, günlüğümde de paylaşmakta zarar görmedim. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1. KAMAG'ı kim verebilir? Kimler partner olabilir?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;KAMAG projeleri 1) Müşteri Kuruluş 2) 1 veya daha fazla Yürütücü Kuruluş tarafından yürütülen projelerdir. Burada Müşteri Kuruluş'un statüsü kamu kurumu ve belli ölçeğin üzerinde bir kamu kurumu olmak zorunda. Bu ölçek nedir? Yine program rehberi diyor ki:&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bakanlıklar, müstakil müsteşarlıklar, müstakil genel müdürlükler, başkanlıklar, il ve büyük şehir belediyeleri, valilikler olmak üzere tüzel kişiliğe sahip kamu kurumları müşteri olarak başvuru yapabilmektedir.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;blockquote&gt;Proje içinde Yürütücü Kuruluş olarak ise üniversiteler, araştırma enstitüleri, TÜBİTAK birimleri ve ar-ge yeterliğine sahip özel sektör kuruluşları öngörülmektedir.&lt;/blockquote&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Temel olarak Yürütücü Kuruluşların Müşteri Kuruluş'a ait, belli bir ölçeğe sahip, ve önemli bir problemi ar-ge yolu ile çözmesi, bu çözümün belli bir yaygınlaştırma etkisine de sahip olması beklenmektedir.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;strong&gt;2. KAMAG projelerindeki başvuru süreci nedir?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Yürütücü Kuruluşlar, Müşteri Kuruluş ile birlikte kapsamlı bir proje öneri formu hazırlar. Bu formun detayları TÜBİTAK'ın hazırldığı yönergeler doğrultusunda hazırlanır. Müşteri Kuruluş'un üst makamından alınan idari onay dışında, her bir Yürütücü Kuruluş'un da birden fazla idari/mali onay ve belge sürecinin de teknik  proje planına ek olarak bitirilmesi gerekir. Tipik olarak Müşteri Kuruluş üst makamı, en son onay veren kişi olur.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bu şekilde hazırlanan proje önerisi, ekleri ile birlikte TÜBİTAK'a sunulur. TÜBİTAK öncelikle bu proje önerisini şeklen inceler. Bu ön değerlendirmede sıkıntılı olarak görülen proje önerileri Müşteri Kuruluş'a iade edilir. Ön değerlendirmeden geçen proje önerileri bilimsel değerlendirmeye alınır. Bilimsel değerlendirmeden geçen proje desteklenir.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;&lt;strong&gt;3. Proje bütçe kısıtı var mıdır? Başka idari/mali kısıtlar var mıdır?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Yönetmeliklere göre 1007 KAMAG projelerinde bir bütçe kısıtı yoktur. Ancak elbette ki her bir proje önerisi değerlendirilirken 1) fayda/maliyet öngörüsü, 2) tarif edilen projedeki iş yükü ile öngörülen maliyetin tutarlı olması göz önüne alınacaktır. Dolayısı ile tabiri uygunsa "şişirme" projelerin önüne geçilir. &lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Buna ek olarak, projedeki bazı maliyet kalemleri üzerinde fiili üst sınırlar da bulunur. Örneğin personel maliyetleri için çeşitli üst sınırlar konmuştur. Bu sadece Emekli Sandığı'na bağlı kamu çalışanlarını değil, SSK'lı çalışanları da bağlar. Örneğin bir kamu kurumu proje için sözleşmeli bir araştırmacı istihdam edecek ise, maaş için fiili bir üst limit bulunur.&lt;/p&gt;

&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Madde 29. (**) Üniversiteler, kamu Ar-Ge birimleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında yürütülen projelere dışarıdan alınacak personele ödenecek ücret, yürütücü kuruluşun emsal çalışanlar için bir ayda ödediği ücretin (sosyal güvenlik primi işveren katkısı dahil brüt ücret ve varsa ikramiye/ay) en çok %40 fazlası ve projeye ayırdığı zaman oranında olabilir. Bu durumun tespiti için emsal çalışanlara ait bir ayda ödenen ücret bilgileri istenir. Bu personele 4857 sayılı İş Kanunu gereği ödenmesi gereken kıdem tazminatı miktarları, proje bütçesine ödenek olarak ayrıca eklenir.&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;p&gt;Aynı şekilde özel sektör kuruluşlarının 1007 projelerinde üstlenecekleri kısımların mali değeri üzerinde, özel sektör kuruluşunun var olan mali kapasitesi ile uygun ölçekte olması beklentisi bulunmaktadır. Bu kısıt, pratikte yeni kurulmuş, düşük cirolu, tipik olarak KOBİ statüsündeki şirketlerin 1007 projelerinde üstlenebilecekleri miktar üzerinde önemli bir sınırlama getirmektedir. Söz konusu hesaplama, "İdari Mali Esaslar Rehberi" nde ifade edilen bir formüle dayanır.&lt;/p&gt;

&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Özel Kuruluş Statüsündeki Proje Yürütücüsü K urum / Kuruluşlar İçin Kurallar (*)&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Madde 34.(*) Proje yürütücüsü özel kuruluşun TÜBİTAK 1007 Programı kapsamında, projelerdeki firmaya ait bütçenin ortalama yıllık toplamı, kuruluşun bir yıl önceki net satışlar toplamını geçemez.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ayrıca Yürütücü Kuruluşun, ilgili mevzuatı uyarınca yayınlanması zorunlu olan son dönem bilançosunda yoksa bunlaraeşdeğer belgelerinde; - (Dönen Varlıklar-Ortaklardan Alacaklar) / Kısa Vadeli Borçlar oranının 0.5’den büyük olması,  - Öz Kaynak/Toplam Aktif oranının 0.1’den büyük olması,   - Kısa Vadeli Banka Borçları/Öz Kaynak oranı 0.75’den küçük olması,  gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu şartları sağlamayan proje yürütücüsü kurum/kuruluşları içeren proje başvuruları reddedilir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu madde belirtilen kriterlerin uygulanmasına yönelik işlemlerin gerçekleştirilmesinde Kamu İhale Mevzuatında yer alan hükümler ile TÜBİTAK tarafından belirlenecek kurallar uygulanır.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;

&lt;p&gt;Yukarıdaki madde, 1) yeni kurulan şirketleri net satış toplamı nedeni ile, 2) sermaye artırımı yapmayıp ortaklardan geri vermek üzere aldığı para ile büyüyen şirketleri 0,5 oranı nedeni ile, 3) yatırım amaçlı olarak bankalardan hacimli kredi alan şirketleri  0,5 ve 0,75 oranları nedeni ile diskalifiye etmektedir. Ülkemizdeki KOBİ'lerin önemli bir bölümü bu durumlardan en az birisini sağlamaktadır.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bunun dışında Kamu İhale Kanunu'nda yer alan 1) vergi/ssk borcu olmamak, 2) ihale yasağı almış olmamak, vb kurallar da aynı şirketler için geçerlidir. Yani aslında KAMAG projesinin değerlendirme süreci, tek teklifin kabul veya red edileceği özel nitelikte bir ihaledir ve bu özel niteliği haricinde KİK kurallarına bağlı olarak görülmelidir. O halde, örneğin KİK'de yasaklanmış biçimde aynı hakim ortaklara ait birden fazla şirketin bir KAMAG projesinde Yürütücü Kuruluşlar olarak yer alması da yasaktır.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Ancak KAMAG projelerinin ihale edilecek bir işin ihalesiz verilmesi için bir yol olarak görülmesi de doğru değildir. Zaten reddedilen KAMAG projel önerierinin ciddi bir oranı, piyasadan ihale ile temin edilebilecek, ar-ge niteliği çok düşük proje önerileri olduklarından reddedilmektedir. Bu türde bir proje önerisini yazmak pratikte zaman israfıdır.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bütün bu idari-mali kuralların çevresinden dolanmak için "hizmet alımı" yoluyla Ar-Ge yaptırılması ise yasaklanmıştır.&lt;/p&gt;

&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt; Hizmet Alımı&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Madde 45. Proje kapsamında yurtiçinden Ar-Ge nitelikli hizmet    alımı     yapılamaz.    Bu    hizmetin    alınacağı kurum/kuruluş(lar), projede yürütücü kurum/kuruluş olarak yer almak zorundadır.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;

&lt;p&lt;Ayrıca hizmet alımları üzerinde de limitler konmuştur.&lt;/p&gt;

&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;Madde 47. Yurtiçi ve yurtdışı toplam hizmet alımı (danışmanlık dahil) bedeli, Kurum Hissesi hariç kabul edilen proje bütçesinin %25’ini geçemez.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;

&lt;p&gt;Dolayısı ile 1007 projelerinde fiilen, işin ciddi bölümünü Yürütücü Kuruluşlar yapacaktır ve işe kayda değer bir katkı koyan herkesin Yürütücü Kuruluş statüsünde olması, ve yukarıda belirtilen kurallara uyacak biçimde çalışması gerekir.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Özel sektör içindeki Yürütücü Kuruluşlar için uygulanan kurallara baktığımızda, "belli bir süredir faaliyette olan, ar-ge harcamalarını çeşitli yollarla borçlanma değil kendi öz kaynakları ile karşılama becerisi bulunan," şirketlerin istendiği anlaşılmaktadır. Yani 2007 yılı vergi sonrası karınız %5 ise, 2008'de bu %5'i ar-ge olarak harcarsanız, o zaman bu kriteri büyük oranda yerine getirmiş olursunuz.&lt;/p&gt;

&lt;p&lt;Yaptığı üretimin kendisi ar-ge sayılan yazılım şirketleri bu durumda ilgi çekici bir istisnadır. Ancak yazılım işlerinde 1) ürün şirketlerinin yazılım üretim yatırımını uzun süre içinde amorti etmesi, 2) proje şirketlerinin faturalarını masrafları yaptıktan sonraki takvim yılında kesmesi olasılığı nedeni ile bu şirketler de yukarıdaki oranlar konusunda sıkıntı çekebilir.&lt;/p&gt;

&lt;p&gt;Bu kısıtlara uyulduğu durumlarda ise, KAMAG projeleri oldukça ilginç bir araştırma olanağı ve üniversite - sanayi - kamu işbirliği için bir kapı durumunadır.&lt;/p&gt;
</description><pubDate>Fri, 24 Apr 2009 22:53:00 -0000</pubDate><guid>http://blogs.portakalteknoloji.com/bora/blog/2009/04/25/279/</guid></item></channel></rss>