<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-35437592</atom:id><lastBuildDate>Fri, 08 Mar 2024 16:50:08 +0000</lastBuildDate><category>Hayat</category><category>sürreal</category><category>Acı</category><category>Güzellik</category><category>Kar</category><category>Kara sayfa</category><category>Muamma</category><category>Shakespeare</category><category>akıl</category><category>açık</category><category>aşk</category><category>ben</category><category>bensiz güzel bir gün</category><category>dert</category><category>hata</category><category>jegraphy</category><category>kaybı</category><category>kayıp</category><category>kehanet</category><category>kendime not</category><category>kış</category><category>problem</category><category>rüya</category><category>saçmalama</category><category>sesler</category><category>sorun</category><category>soğuk</category><category>yanlış</category><title>Yaz deftere</title><description>Akıl Defteri</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Jegraphy)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>27</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-1148934815776707258</guid><pubDate>Sat, 07 Jan 2012 18:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2012-01-07T21:30:27.545+02:00</atom:updated><title>Uçurum</title><description>Çok uzun yıllar önceydi. Sanırım 15 yaşındaydım. İlk Antalya&#39;ya gittiğimde, beraber gittiğimiz Antalyalı bir aile dostumuz, görülmesi gereken yer diye bizi Güver Uçurumu&#39;na götürmüştü. O an çok etkilenmiştim uçurumun derinliğinden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;
&lt;b&gt;Aşağı tükürdüm.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bizimkiler, hepsi: &quot;Ne kadar saçma bişey yaptın. Ne kadar iğrençsin&quot; diye bana kızdılar, eleştirdiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aslında yapmak istediğim tek şey, o çok beğendiğim yere, kendimden bir şeyler bırakmaktı. Bunun için yapabileceğim aklıma gelen ilk şeyi de o an yapmıştım. Bana göre yaptığım şey son derece duygusaldı ve onlar bunu algılayabilecek düzeyde de değildiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hep bu şartlar altında geçti yıllarım. Çocukluğum, gençliğim... 29 yaşına geldiğimde de değiştirebildiğim bir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Özgürce duygularımı yaşamak istediğim her anda, eleştiriler, karşı çıkmalar, yargılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;b&gt;ve bazen &quot;o uçurumdan aşağı sadece tükürmek yetmemiş&quot; diye düşünüyorum.&lt;/b&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2012/01/ucurum.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-4943675223491189552</guid><pubDate>Sun, 12 Dec 2010 00:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-12-12T02:18:27.578+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kış</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">soğuk</category><title>Soğuk</title><description>Soğuk havaları her zaman, sıcak havalara tercih etmişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk havalar, aslında daha sıcaktır. Çünkü insanlar ısınmak ister. Isınmak için sıcak çikolata içilir. İnsanlar birbirlerine sarılır. Yağmurda yürümek romantiktir. Sonra ısıtıcı başında kurumaya çalışmak da. Kartopu oynamak seni çocukluğuna döndürür. Sıcak suyun altında duş almak içini ısıtır, seni mutlu eder. Sıcak şarap partilerinin yerini hiç bir şey tutmaz. Kalın bir yorganın altında sevdiğine sarılıp ısınmaya çalışmak gibisi de yoktur. Sevdiğin yoksa bile yorgana sarılmak da seni mutlu eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencerenin önünde oturup, yağmur, kar yada dolu yağmasını izlemek keyif verir. Hele karın bembeyaz örtüsünün yerini tutabilecek bir doğa olayı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk havalarda, insanın içi daha sıcaktır.</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2010/12/soguk.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-588309584547807129</guid><pubDate>Thu, 09 Dec 2010 18:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-02-27T02:53:51.344+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aşk</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Shakespeare</category><title>Çözümleme</title><description>Bizim bakış açılarımız filan çok farklı, beni anlamanı ve bana anlam verebilmeni beklemiyorum. Saçma olduğumun farkındayım. Anlaşılır olma çabam da yok daha kötüsü.&lt;br /&gt;ve en kötüsü sen varsın işte. Buna da ben anlam veremiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir şey başlamadı. Hani öyle bir cümle kurmak isterdim ki; &quot;Herşey bilmemneyle başladı&quot; diye başlayan. Ama başlamadı işte. Bitmek bilmedi çünkü bazı şeyler. En çok bitmeyen şeyler, hep kötüydü. Ben kötü olmak istemedim. Ama hep çok kötü oldum. İyileşemedim de... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmedi hiç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani &quot;Bir şeyi çok istersen&quot; olurdu... Ben çok istedim. Demek ki; sen çok istemedin, ondan olmadı. Zaten ikimizde az-çok istesek olurdu. İstememeni anlıyorum ben. Belki seni tanısam, ben de istemeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk; hiç tanımadığın birine duyulan bir şey bence... Zaten tanıdığın birini sevemezsin, öyle olsa, insanlar sadece kendilerine aşık olurlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shakespeare bu olayı çok iyi tanımlamış vakt-i zamanında: &quot;Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, aşk sanıyorsunuz.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten tanıyınca ve anlayınca da onların hayalinizdeki aşklar olmadığını, içinde birşeyler gizlediğini, hatta kendi olamadığını filan, soğuyoruz onlardan. Aşklardan... Sadece güzel olsan ve sadece benim hayalimdeki gibi olsan... Böyle birşey yok. Sen beni hiç talep etmeyeceksin. Bende senin resimlerine bakıp, bikaç yazını okuyup, &quot;tam istediğim gibi birisi&quot; olduğunu sanacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk, dünyanın en güzel şeyine sahip olmayı istemektir.</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2010/12/cozumleme.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-8785527988214251265</guid><pubDate>Thu, 25 Feb 2010 23:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-02-26T01:19:02.008+02:00</atom:updated><title>Ah bir yazmaya başlasam...</title><description>Şimdi bir yazmaya başlasam, kelimeler öylesine dökülecek ki, zehirli ve acı, belki de umutlu. Sayfalar dolusu yazabilirim. Şimdi yazmaya başlasam o kadar karmaşık şeyler yazarım ki... Yazmaya korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey ne zaman başladı bilmiyorum. Belki hiç bir şey tesadüf değil. Ben her birini yazmaya korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok az şey biliyorum. Ya da çok fazla şey. İşin içinden çıkamıyorum. Ne benim bunu anlatmaya mecalim var, ne de anlatsam anlayabilecek birilileri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ben tüm bunları yazsam herkesin kafası karışacak. Yazmaya korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum bu satırlar da anlamsız geliyor zaten. Bana da anlamsız geliyor. Ama yazmak için cesaret bulmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah bir yazmaya başlasam...</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2010/02/ah-bir-yazmaya-baslasam.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-7229147764078144446</guid><pubDate>Mon, 21 Dec 2009 16:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-01-06T22:16:03.640+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kendime not</category><title>İşte tam o herşeyin karıştığı noktada...</title><description>Kafanda sorular oluştu ve anlam veremedin. &quot;Peki neydi tüm bu olanlar&quot;. Bu soru, işte tam o herşeyin karıştığı noktada kafana takıldı. Çok kez sordun kendine de. Gördüğün şey kafanı karıştırdı. Aslında herşeyin bir açıklaması da olabileceğinin ve dünyanın sana sürprizler yapmaya devam ettiğinin farkına varmadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nokta çok önemli: İşte tam o herşeyin karıştığı noktada sen o büyük güce sonuna kadar inanmaya devam etmelisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir soru daha: Sen kimsin?</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2009/12/iste-tam-o-herseyin-karstg-noktada.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-9169648978486182317</guid><pubDate>Wed, 10 Jun 2009 12:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-10T16:19:23.601+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">akıl</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kaybı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kayıp</category><title>Akıl kaybı</title><description>Çok zor olduğunda anlam vermek &lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;düşünmemeye&lt;/span&gt;, en zararlı şeydir bir kara delikten -&gt; en içerilere süzülmek -&gt; beyin kıvrımlarında, ve alıgının &lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;o muhteşem sınırsızlığını da zorlamak&lt;/span&gt; vardır, tüm o karmaşık düşüncelerinin arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki beyin de bir cihazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınırları vardır. Çözümsüzlükleri kısaca; &quot;çözümsüzdür&quot; diye çözümler. Ama ya benim tüm bu fark ettiklerimi &quot;sınırları aşmak&quot; diye nitelendirdiğinde ve &quot;üzeri tahayyül sınırlarımız dışında bırakılmak istenircesine örtülenleri kurcalamamı engelleme çabasına&quot; düşer ise?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;Bu nokta aklın kaybıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ben o sınırların ötesini görme çabası içinde, tüm bu anlamsızlıklar içinde ipucu bulma amacında bir dedektifim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya ben de kafayı yedim, yada gerçekten doğru iz üzerindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada keşiflerimi paylaşmayacağım kimseyle, ama &quot;ben biliyorum işte&quot; diyerek hava da atmayacağım. Delirmedim, bakma bana öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece &quot;şu kısa hayattan nasıl daha fazla zevk alırım&quot; diye küçük deneyler yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu deneyimler bana güzel şeyler öğretti. Onları deneyimliyorum. Sizler üzerinde de deniyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bu yazıyı buraya kadar okumadınız bile, &quot;deli bu&quot; dediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;Akıl kaybı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ben bu noktada kaybettim gerçekliğinizi. Şimdi benimsiniz ve bana ne ki sizden.&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2009/06/akl-kayb.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-1013934411680314251</guid><pubDate>Tue, 05 May 2009 21:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-06T00:49:38.058+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kara sayfa</category><title>Kara Sayfa</title><description>Açılmayan kapıları zorlamayı bırak. Şimdiye kadar açılmadı. Bırak gitsin. Bundan sonra da açılmayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok konu var.&lt;br /&gt;+ Çok zorlama.&lt;br /&gt;- Açılmıyor.&lt;br /&gt;+ Açılmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşün. Hangi çok zorladığın kapı açıldı.&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;Fırsatlar, bir anda değerlendirilir. Olur yada olmaz. Olacaksa olur. Yapanlar yaptı. Yapamayanlar yapamadı. Kural çok basit. Şimdi hem geriye hem ileriye bak. Çıkmaz sokakları gör. Oralarda kaybettiğin zamanı ölç. Açık yollardan kazandıklarını da tart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşündükçe çok kolay farkediliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç gerek yok. Beyaz sayfalar aç. Kara Sayfaları okumaya çalışmak için zorlama. Kolay yolları seç. Kara Sayfalar sana hep zaman kaybettirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman kaybettiğin -yada kaybedeceğin- zamanları elediğinde, geriye kalan zamanlarda yeni fırsatları değerlendirmek çok kolay olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşver Kara Sayfaları. Beyaz Sayfalara bak.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2009/05/kara-sayfa.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-5814206858900949674</guid><pubDate>Wed, 22 Oct 2008 21:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-23T00:57:14.169+03:00</atom:updated><title>Silemiyorum</title><description>Düşünüyorum. Çok düşünüyorum.&lt;br /&gt;O kadar kolay ki...&lt;br /&gt;Bitti demek. Ama küçük bir an, öyle bir şey görüyorum. Herşey başa sarıyor. Silemiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar zor değil. Olmamalı. Bekledikçe, istedikçe hiç birşey değişmiyor.&lt;br /&gt;Silemiyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/10/silemiyorum.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-4825855634515997369</guid><pubDate>Tue, 30 Sep 2008 20:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-09-30T23:22:54.104+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">dert</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">hata</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">problem</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sorun</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yanlış</category><title>Yanlışlıklar Senfonisi</title><description>Bilirsin hatanı düzeltmenin yolunu... Ama düzeltmek için bir adım bile atmassın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir problemi çözmenin yolu çok kolaydır... Ama çözmek için kalemini sallamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yolu bildiğime emin oldum.. Bugün emin oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şey keşfettim. Bu problemlerin karşısına dikilip hepsini bir maestro gibi yönetmek, yanlış olan herşeyi bir ahenk içinde dalgalandırmak insana ayrı bir zevk veriyor.&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;Bu senfoni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlışlıkları çözme inadı. Herşeyle savaşmak, hepsini birbirilerine dokundurmadan yönetmek. Bir orkestra şefi gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu senfoni sona erdiğinde, sanki arkanda tüm bu hatalarının ahengini izleyenler seni alkışlarken, önlerinde eğilecekmişsin gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bunu fark etmek. Aslında sergilediğin eserin tüm öğelerinin hatalardan oluştuğunu fark etmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu şimdi keşfettim. Bugün keşfettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi eserimi tamlamalı mıyım? Yoksa çıkış kapısına doğru ilerlemeli miyim?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/09/yanllklar-senfonisi.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-2330258835286246359</guid><pubDate>Mon, 09 Jun 2008 11:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-06-09T14:38:33.648+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">açık</category><title>Benim adım Açık</title><description>Açık konuşacağım. Hiç düşünmeden, kırılmadan, yorulmadan.&lt;br /&gt;Açık-saçık değil. Ama çok açık. &lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi söylüyorum: &quot;Bir yol açacağım&quot;. Yepyeni. Kalbimden. Dünyaya. &lt;br /&gt;Geleni gideni olsun. En önemlisi içerideki kırık parçalar dışarı çıksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve öyle bir cümle kuracağım ki. Dünya dünya olduğunu unutacak. Çok açık konuşacağım. Herkes utanacak. &lt;br /&gt;Açık saçık değil. Ama çok açık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim adım; AÇIK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/06/benim-adm-ak.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-4925180979675621004</guid><pubDate>Mon, 09 Jun 2008 11:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-06T00:56:12.671+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ben</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bensiz güzel bir gün</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Hayat</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sesler</category><title>Bazı sesler kulağımızdan geçmez.</title><description>-Sanrılar.-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç sabit sessiz ve/veya üzücü güneş pırıltısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün dışarı çıkarken kendimi bir kasaya iyice kitleyip öyle çıktım. Çevremde olan bitenleri duyumsamamak istedim. &quot;Neden&quot; diye sordum kasanın içinden. &quot;Beni neden buraya kilitledin?&quot;. Sonra sadece &quot;soru sorma&quot; dedim dışarıdan. Çıktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan kasanın içerisinde ağlarken, diğer yandan bensiz olmanın verdiği heyecan ve/veya mutlulukla en çok gitmek istediğim yerlere gittim.&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sanrılar.-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunun adını &quot;Bensiz güzel bir gün&quot; koydum. Herkesin yaşadığı, ama benim hiç yaşamadığım. Bulutlar, çiçekler, sessizlikler. Ve bazı sesler. Herşeye benim daha önce hiç bakmadığım bir gözle baktım. Ve hiç duymadığım sesleri duydum. Ve hiç hissetmediğim duyguları hissettim. Doymadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri döndüm sonra kasanın başına kilidi açtım.&lt;br /&gt;Çok ağlamışım. Üzülmüşüm, acı çekmişim.&lt;br /&gt;Bir yandan &quot;bensiz güzel bir gün&quot; geçirirken, diğer yandan bir kaç sabit, sessiz ve/veya üzücü güneş pırıltısı haricinde birşey görmeden saatlerce üzülmüşüm. Kasadan çıkarken kendime baktım. Hiç acımamıştım kendime, kendimi bu kasaya kilitlerken. Ne kadar mutluydum ve/veya ne kadar üzgün. Karşılıklı bakıştım kendimle, ve aynı anda birkaç cümle kurdum. Belli ki, ben, ne beni duydum, ne de, ben beni. Bazı sesler kulağımızdan geçmez.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/06/baz-sesler-kulamzdan-gemez.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-3215910015879199466</guid><pubDate>Thu, 05 Jun 2008 06:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-06-05T14:08:09.233+03:00</atom:updated><title>Bağlantı Hatası</title><description>Kalın ve Kapalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki, üç, yedi ve ondört.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne Erotik, Ne Nevrotik ne de Sevgi, Saygı ve Huzur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binyediyüzdört, ikibinyüzkırkdört ve seksenbirbinSexandtheCity.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya kadar ufacık, Kum tanesi kadar kocaman Kafam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durmadan ölüyorum. Ölmeden de Duramıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;Sonunda bir rüzgar esiyor. Çok kapalı kaldı perdeler. İçime hiç ferahlık dolmadı. Şimdi hava güzel. Ama ben neredeyim? Sanki herşey Kalın ve Kapalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/06/balant-hatas.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-1616268641632610148</guid><pubDate>Mon, 25 Feb 2008 13:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-02-25T15:53:19.981+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">rüya</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sürreal</category><title>Rüya Yorumu</title><description>- Ne kadar uzağız herkesten.&lt;br /&gt;- Çok fazla.&lt;br /&gt;- Harika o zaman.&lt;br /&gt;- Evet, uzun zaman olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yer yemyeşil. Sanki usta bir ressam baş yapıtını yapmış gibi. Yeşilin her tonu arasında öbek öbek duran çiçekler de var. Rengarenk. Sadece yem yeşil doğa var. Bir de ikimiz. &lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yer o kadar yeşil ki. Çiçeklerin rengi ve tenimizin rengi olmasa kör olduk diye düşüneceğiz. Bir de gök yüzü masmavi. Bulutlar. Pamuk gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenimizin rengi. Yeşilliklerin üzerine uzanınca parlıyor sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu büyülü. Kimse yok. Hiç Kimse yok. Yeşil. Çiçekler. Mavi. Bulutlar. Tenimizin rengi. Parlıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra maviye doğru yükseliyoruz. Bulutların yanından geçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz sonra o ses... Gözlerimizi yavaş yavaş açtığımızda, tüm renkler yerinde.&lt;br /&gt;Bu gülümseme her şeye değer. Sanki usta bir ressam baş yapıtını yapmış gibi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/02/rya-yorumu.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-7694215874068131902</guid><pubDate>Sun, 10 Feb 2008 07:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-02-10T11:03:26.413+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sürreal</category><title>Ateş, Şuur ve İnat</title><description>Kaskatı bilincimde yanıyordu. İki kelime düşündüm sadece. Bir başka kelimeyi inat ettim ve düşünmedim. Aklımdan geçti. Ama düşünmedim. İnattan. İlk kelime çok sıcaktı. İkincisi ise çok bilinçliydi.&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;Umursamazdım aslında normal şartalrda. Bir parçam olmasına da izin vermezdim. İki duvarın arasında çok fazla sıkışmıştım. Nefesim kilitlenmişti. İki kelime düşündüm. Buz gibi soğuktu hava. İki kelime düşündüm. O iki duvarı kelimelerden birisi yaptım. Buz gibi soğukta, bilincimi kaybederken, bana gereken iki şeyi o duvarlar yaptım. Çıkabilirdim ordan. Biraz çabalasam çıkabilirdim. Ama çıkınca ne değişecekti? Buz gibi soğuktu. Bir süre sonra gözlerim tamamen kapanacaktı. Bilincimi kaybetip baygın bir hale gelecektim. İki kelime düşündüm. Bir başka kelimeyi düşünmedim. İnat ettim düşünmedim. Sıkışıp kalmıştım. Çok soğuktu. Bilincimi kaybediyordum. Kelimelerden birisi Ateş. Ateş Duvarı. Soğuğu o duvar yenecekti. Diğer kelime Şuur. Şuur duvarı. Bilincimi o duvar açacaktı. Ben ise ikisinin arasında sıkışmış, donarak bilincimi kaybetmiştim. Bir kelime daha vardı. Ama inat edip onu düşünmedim. Hemde hiç.&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/02/ate-uur-ve-inat.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-5722418809869999406</guid><pubDate>Thu, 24 Jan 2008 22:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-01-25T01:00:28.948+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Acı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Güzellik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Hayat</category><title>Günlerin Sonunda Hayat Günü</title><description>Beş gün kendi kendime dünyayı keşif yolculuğuna çıktım. Çok acı var. En büyük keşfim bu oldu. Çok acı var. Yürüyerek dolaşmadım dünyayı. Uçarak da dolaşmadım. Ağlayarak dolaştım. Karayolundan gitmedim. Gözyaşı yolundan gittim. Bazılar kendileride acı çekiyor olmasına rağmen diğerlerini kullanarak gözyaşı yolu yapmış. İnsanlar ölmüş. Öldürenlerde bu yolun mimarı olmuş, ölenlerde.&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;Ben çıktığım yolculukta güzellikleri keşfetmek istemiştim. Çok güzel yerleri, yeşillikleri, güzel kokuları, serin nehirleri, masmavi gökyüzünü görmek istemiştim. Böyle ummuştum. Geziye çıkarken çok iyi hazırlamıştım kendimi. Tüm notları tutacaktım. Televizyonu kapatıp, kapıyı kilitleyip çıktım. Yolculuğumdan herkesin haberi olmuş. Bana dünyayı keşfetmem için gözyaşı yolunu getirdiler.&lt;br /&gt;Girerken korkmadım. Yardım etmek istedim gördükçe. Çaresizce seyretmekten başka birşey yapamadım. Ağladım, Seyrettim.&lt;br /&gt;Herşeyi ellerinde tutanlar engel olmuşlar. Seyretmekten başka çare bırakmamışlar. Beş gün gözyaşı yolunda ilerdim. Duramadım. Dünyayı keşif yolculuğumu bitirmek zorundaydım. Neler neler gördüm. Acı. Keşfedilecek tek kalan şey. Çünkü, diğerlerini keşfedip acıya çevirmişler.&lt;br /&gt;Beş gün bittiğinde döndüm. Acıların deneyimiyle. Kapının kilidini açtım. Koltuğa oturdum. Güneş yeni doğuyordu. Hayat Günü. &quot;Bu günün adı Hayat Günü olsun&quot; dedim.&lt;br /&gt;Günlerin Sonunda Hayat Günü. Şimdi karşı durmak çok zor. Kapıları kilitleyip durmakta çok zor. Hayat Günü Nasıl geçecek?&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/01/gnlerin-sonunda-hayat-gn.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-5750776366002582381</guid><pubDate>Thu, 17 Jan 2008 08:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-01-17T13:38:28.938+02:00</atom:updated><title>Binlerce Karmaşa İçinde</title><description>Cehennemin buz çağını yaşarken, aklım bu yıkıcı ortamda kendini kaybetti. Bulamadı. Buz çağı bitip, cehennemin kapısına yaklaştığımda hala umutsuzdum. Umutsuzduk. Kalbim ve aklım düşman olmuşlardı.&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şizofreni. Nevrotizm. İkisi arasında yorulup kalacaktım bu süreç içinde. Kalbim sevecek, Aklım sınır koyup herşeyi tutsağı haline getirecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sonralarda çıkacaktı aralarındaki savaş. Çok sonralarda da farkedeceklerdi düştükleri tuzağı. Nasıl hayatımı zor hale soktuklarını. Nasıl beni çekilmez hale getirdiklerini çok sonra farkedecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nâçare, ben onların savaşında yara alan tek taraf olurken, onlar daha çok zarar vermek isteyecekti. Başka kalpler ve akıllar da yara almalı diye düşünecekler, düzenli bir plan yapıp, uygulamaya koyacaklardı. Düşman olmalarına rağmen, bu işbirliğine gitmekten çekinmeyeceklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cehennemde buz çağı bitti. Ben cehennemden kurtuldum. Bahara çıktım. Yeni baharlara yol aldığımı zannederken kalbim ve aklım savaşa girdi. Ben bu savaşta çok yara aldım. Zarar da verdim. Herşeyin kötüye gittiğini farkettiğimde, biraz geç kalmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telafi mümkündü. Şimdi yenilenme zamanı.&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/01/binlerce-karmaa-iinde.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-2332614269962686752</guid><pubDate>Mon, 07 Jan 2008 16:19:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-01-17T11:15:34.916+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Hayat</category><title>Rutin Sıkar</title><description>Çok istedim. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Rutinden kurtulmayı.&lt;/span&gt; Düzen içnde olmayı. Ama rutin olmamayı. Bir adım ilerlemeyi her seferinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi geriye baktığımda ilerlemişim. Birşeyler yolunda gidiyor. Düzen, genel olarak var. Ama rahatsızlık veren bir şeyde var. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Rutinlik. &lt;/span&gt;Daha hızlı ilerlemek istiyorum.</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2008/01/rutin-skar.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-1222856536648832644</guid><pubDate>Wed, 15 Nov 2006 14:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-11-15T16:56:07.951+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Muamma</category><title>Mecalsiz Muamma</title><description>&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;Kim sorabilirki kendi kendine hatalarının derinlerindeki soruları?&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&quot;Belki birimiz denemiştir bunu&quot;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;Çok zor&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ama Mecburi&quot;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;Ne olacak?&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bilmiyorum&quot;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;Kim biliyor?&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&quot;Kim bilir?&quot;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2006/11/mecalsiz-muamma.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-8108086506969125149</guid><pubDate>Sat, 11 Nov 2006 13:29:00 +0000</pubDate><atom:updated>2007-09-28T08:35:33.504+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kehanet</category><title>Kehanetler</title><description>&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2011-      &lt;/span&gt;İnsanlık Tarihinin en kötü dönemi&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2012-&lt;/span&gt; Yapılan kazılarda bulunan farklı bir &quot;tür&quot;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2013-&lt;/span&gt;     Dünya düzeninde çok önemli değişiklikler&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt;2015-&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt; 3. dünya savaşı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2021-&lt;/span&gt;     Enerji maliyetlerini çok aza indiren sistemler&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt;2022-&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt; Bazı milletlerin yok oluşu, Yerine yeni birleşmiş milletlerin oluşumu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2027-&lt;/span&gt;       Yaşam standartlarında değişiklikler&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt; 2030-&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt; Önceden keşfedilip, fakat ortaya çıkarılmamış yüksek teknolojilerin ortaya çıkarılması ve insan yaşamının alışık olmadığı teknoloji ve ortamda yaşaması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt;2040-&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt; Para&#39;nın ortadan kalkarak her insanin &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt;kredi ya da kontor gibi&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(102, 0, 0);&quot;&gt; bir barkodunun olması&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2042-&lt;/span&gt;     Eğitim sistemlerinde genel düzenlemeler&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2046-&lt;/span&gt;     Tüm Dünya&#39;da Sigara üretimi durdurulması&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2054-&lt;/span&gt;     Yeni ve güncel olanlardan tamamen farklı bir iletişim sistemi&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2070-&lt;/span&gt;       Yaşama alanlarında yeni eğilimler&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2111-&lt;/span&gt;     Uzayda yaşayan Aileler&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2217- &lt;/span&gt;    Teknolojiden soğuma dönemi&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2241-&lt;/span&gt;     Tüm Dünya&#39;da Barış&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2249- &lt;/span&gt;     İnsanlığın farklı bir alana yönelmesi ve o alanda gelişme süreci&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2320- &lt;/span&gt;      &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt; &lt;/span&gt;İnsanlık Tarihinin en parlak dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıya yada &lt;a href=&quot;http://www.jegraphy.com/fihrist/?p=64#respond&quot;&gt;bu sayfaya&lt;/a&gt; Yorum olarak &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;&quot;Tarih-&lt;/span&gt; ve Tek satırlık kehanetinizi&quot;&quot; ekleyin yada &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;jegraphy@gmail.com&lt;/span&gt; adresime mail atın, istediğiniz kadar kehanet gönderenbilirsiniz. listemiz büyüsün. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Eğlencelik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: Biriken Yorumları Toplu Halde Belli Aralıklarla yazıya Ekleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;http://www.jegraphy.com/fihrist/?p=64&quot;&gt;&lt;span&gt;Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt; &lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2006/11/13-satrda-kehanet-ynelgesi.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-8997248207455448855</guid><pubDate>Mon, 06 Nov 2006 12:39:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-11-09T17:32:05.418+02:00</atom:updated><title>Karmaşık Duygular Sendromu</title><description>&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Verdana;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Giriş, Gelişme, Sonuç.&lt;/span&gt; Cümle içinde kullanılabilecek beyhude kelimeleri içeren bir anlamsızlık bütünüydü tüm bu oluşan. Ama her şeye rağmen her bir kuralı doğruydu. Konuşmak hiçbir işe yaramıyordu. Bu cümleler paragraf olduklarında da anlamsızdı. Denediler. Ben denemek istemedim. Bir hedef yoktu. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Sonuç yoktu.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Verdana;&quot;&gt;Ben kapıda görünen her sanrıyı isimlendirmekle görevliydim. Belli kalıpları bozmadan, uyum kurallarına uyarak, türemiş yada bileşik isimler buluyordum. Notunu alıyordum. Bunlardan bazıları şöyleydi: Alansalar, Komutlu, Böcüşakir, Nedenselim, Yanlıyalan. Günde bir yada iki isimlik işim oluyordu. Bedenimin içe sarmal yapısı benim hareketimi güçleştirdiği için, düşünme yeteneklerim çok ileriydi. Sonunda beklenen oldu. Tüm beyhude kelimeleri yeniden düzenlemem için bana verdiler. Bu benim hak etmediğim sıradan bir görev olacaktı. Hayatım artık standardize olmuştu. Planlarım arasında olmasını beklediğim bir evrim değildi. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Gelişme yoktu.&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-indent: 35.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Verdana;&quot;&gt;Karamsar olmamak en iyisiydi. Sakin olmalıydım. Beklide bu işi çok hızlı bir şekilde yaparak 15-20 dakikada bitirebilirdim. Kelimeleri şöyle bir inceledim en başta. Azonşes, Dekantaru, Mecikkike, Suknemtel, Teminamav,&lt;span style=&quot;&quot;&gt;  &lt;/span&gt;Zajah. Karamsarlığa kapıldım. İşin içinden çıkmak mümkün değildi. İşe başlayabilmem için bir kapı bulmalıydım. Başlangıç için bir giriş olmalıydı. Bulamazsam bu işi yapmayabilirdim. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Giriş yoktu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;Can Egridere Blog:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style=&quot;font-weight: bold; font-family: verdana;&quot; href=&quot;http://www.jegraphy.com/fihrist&quot;&gt;www.jegraphy.com/fihrist&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2006/11/karmak-duygular-sendromu.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-5237700127290450001</guid><pubDate>Sat, 04 Nov 2006 08:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-06-09T14:44:29.299+03:00</atom:updated><title>Rüya Yorumu</title><description>&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Verdana;&quot;&gt;Güneş ışıklarını serin sular soğurdu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Verdana;&quot;&gt;Bomboştu kumsal. Alabildiğine genişti. Hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Sadece kum. Su. Güneş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class=&quot;fullpost&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Verdana;&quot;&gt;Güneş yakacak kadar yoktu. Sudan çıktık sonra. Rüzgar yoktu. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Sadece su. Güneş. Kum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumlar serindi. Sırılsıklam uzandık kumlara. Birbirimize temas etmeyen yerlerimize incecik kumlar yapıştı. Yuvarlandıkça daha da çok yapıştı. Sonra, biz birbirimize sürtündükçe parça parça döküldü. Hiçbir şey yoktu üzerimizde de. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Sadece güneş. Kum. Su.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su, üzerimizde terimize karıştı. Suya girdik sonra. Güneş ışıklarını serin sular soğurdu. Terimiz gitti. Kumlar gitti. Gece oldu. Güneş gitti. Bizde gittik. Su kaldı. Kum kaldı. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Su, kumların üzerine uzandı. Kum suyun içine karıştı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;Can Egridere Blog:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style=&quot;font-weight: bold; font-family: verdana;&quot; href=&quot;http://www.jegraphy.com/fihrist&quot;&gt;www.jegraphy.com/fihrist&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2006/11/rya-yorumu.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-4165367448525914492</guid><pubDate>Sat, 04 Nov 2006 08:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-11-04T10:39:47.244+02:00</atom:updated><title>Düzenli Boğukluk</title><description>&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Verdana;&quot;&gt;Sesler değildi önemli olan. Sesler zaten hep vardı. Biz sessizdik. Düzen bizi kullanmaya elverişliydi. Sonunda fark ettik ve karşı çıktık. Geç kalmıştık. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Düşündük.&lt;/span&gt; Artık gitmemiz gerekiyordu. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yola çıktık.&lt;/span&gt; Yol sessizdi. Biz sesliydik. Sesler önemli olandı artık. Eskiden ses yoktu. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Biz sesliydik.&lt;/span&gt; Düzeni kullanabilirdik. Yoldaydık. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Geri dönemezdik.&lt;/span&gt; İçimizden birisi fark etti yanlış olduğunu bir şeylerin. Ama kendine bile söyleyemedi tam olarak. Gururuna yediremedi. Yaptığının saçma olduğunu biliyordu. Arkasında durması gerekiyordu yaptıklarımızın. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Hepimiz zehirli gibiydik.&lt;/span&gt; Belki bazıları da bunun farkındaydı. Ama karar verilmişti. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Yoldaydık.&lt;/span&gt; Geri dönemezdik. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Sesliydik.&lt;/span&gt; Gururluyduk. Sesler değildi önemli olan. Yaptıklarımız hataydı çünkü. Sonunda sessiz kaldık. &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Düşündük. Durduk.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;Can Egridere Blog:&lt;/span&gt;&lt;a style=&quot;font-weight: bold; font-family: verdana;&quot; href=&quot;http://www.jegraphy.com/fihrist&quot;&gt;&lt;br /&gt;www.jegraphy.com/fihrist&lt;/a&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2006/11/dzenli-boukluk.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-43216640086395772</guid><pubDate>Sat, 21 Oct 2006 10:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-11-04T10:42:03.632+02:00</atom:updated><title>Dar Dünyanın Ağlayan Köpekliği</title><description>&lt;span style=&quot;font-family:verdana;&quot;&gt;Bir köpek olduğunu zaten biliyordu &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;herkes&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family:verdana;&quot;&gt;. Kendisi de biliyordu. Ama bunu kabullenmek bir &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;yenilgi &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family:verdana;&quot;&gt;olurdu. Çirkefliği hiç bitmedi. &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;İğrenç köpeğin pisliği hiç bitmedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-family:verdana;&quot;&gt;Her görüşümde yüzünden damlayan pislikleri ayağı ile yere dağıtırdı. Ellerinde büyüyen mantar ağaçlarını o pislik yüzünde gezdirirdi. 2 ay boyunca aç kaldı. Zarar verdi çevresine bu süreç içinde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-family:verdana;&quot;&gt;Paranoyak sanrıları arasında duyamadığı bi kelimeydi, &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;&quot;insanlık&quot;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family:verdana;&quot;&gt;... Anlamda veremezdi. Bu köpek, insanlara &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;zarar&lt;/span&gt; verebilmek için eğitilmişti, sessizlik sokağının azgın zulümcüleri tarafından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;Can Eğridere Blog:&lt;/span&gt;&lt;a style=&quot;font-weight: bold; font-family: verdana;&quot; href=&quot;http://www.jegraphy.com/fihrist&quot;&gt;&lt;br /&gt;www.jegraphy.com/fihrist&lt;/a&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2006/10/dar-dnyann-alayan-kpeklii.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-1775178592435568318</guid><pubDate>Tue, 17 Oct 2006 11:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-11-04T10:42:39.478+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Hayat</category><title>Neşesi Kaçan Anlam Bulmacası</title><description>&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Bir düdük düşünün. &lt;/span&gt;Çalmayan, ama diğer herşeyi düdük sanan. Düdük dediğin çalmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Hep düşündüm. &lt;/span&gt;Neden yaşamlarında mutlu olmayı beceremeyenler, başkalarını da mutsuz etmeye gayret gösterir. İnsan, doğası gereği hep bir derece yukarıda olmaya, üstün olmaya çalışır. Beceremediği zamanlarda ise yukarıda olanların paçalarına yapışıp onları aşşağı çekmeye çalışır. Bu durumda eşitlikten yana olduğunu mu söyler? Çocukluğundan kalma acılarını yaşamaktadır bu hedefine ulaşamayan insanlar. Otuz küsür yaşında hala hedeflerini sayıklamaktadır. Raya oturamamış ve raydan çokça uzaklaşmıştır.Aslında 10 sene önce olması gereken yerdedir. Ama belli etmez. Biraz sonra çıkarırsın, onun davranışlarını 8 yaşındaki yeğenine benzettiğini. Senin paçana yapışmıştır bu bünye, ve içindeki 8 yaşındaki ruh. Üstüne üslük pisliğe bulanmıştır. Elini attığı herşeyi de mahfeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Hep düşündüm. &lt;/span&gt;İyi niyetimle hep düşündüm. Düdük mutlaka Çalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;Can Eğridere Blog:&lt;/span&gt;&lt;a style=&quot;font-weight: bold; font-family: verdana;&quot; href=&quot;http://www.jegraphy.com/fihrist&quot;&gt;&lt;br /&gt;www.jegraphy.com/fihrist&lt;/a&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2006/10/neesi-kaan-anlam-bulmacas.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-35437592.post-3553476958376512274</guid><pubDate>Tue, 17 Oct 2006 11:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2006-11-04T10:43:04.298+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Hayat</category><title>Şuan 45 Gün Sonrasını Yaşıyorum</title><description>&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Evim 1 oda 2 köpek.&lt;/span&gt; Mutfak, Banyo Tuvalet ve Girişteki, çöp yığınlarını saymıyorum. Bir kaç gün öncesine kadar, Elektrik ve Adsl bağlantısı da vardı.  &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;45 gün &lt;/span&gt;kaldı bu rezillikten kurtulmaya &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;(271106).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan mutlu oldukça, hayatı güzel oldukça, hep bir engel yada sinir sistemine zarar verecek birşeyler çıkıyor. Ben mutluyum. Tüm bu engellemeleri görmezden geliyorum. Hayat işte. Tüm bu sinir geren ve beni kendi evimde rezillik yaşamaya iten bu pislik oyununu görmezden geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;Evim 1 oda 2 köpek.&lt;/span&gt; Ve tüm benim mutluluğumla kaplı. Birde &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;2 Köpeğin Zavallı Yaşam Tarzları&lt;/span&gt; var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;font-family:verdana;&quot; &gt;Can Eğridere Blog:&lt;/span&gt;&lt;a style=&quot;font-weight: bold; font-family: verdana;&quot; href=&quot;http://www.jegraphy.com/fihrist&quot;&gt;&lt;br /&gt;www.jegraphy.com/fihrist&lt;/a&gt;</description><link>http://yazdeftere.blogspot.com/2006/10/uan-45-gn-sonrasn-yayorum.html</link><author>noreply@blogger.com (Jegraphy)</author><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>