<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>&lt;physicist&gt;Cem&lt;/physicist&gt;</title>
	
	<link>http://gunluk.cematam.com</link>
	<description />
	<pubDate>Fri, 12 Jun 2009 19:50:04 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/CemAtamTR" type="application/rss+xml" /><item>
		<title>Eğer uyursan çabuk gelir…[Denemeler]</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/Uq-CQ8dUhrE/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2009/06/eger-uyursan-cabuk-gelirdenemeler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2009 19:50:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Derin Duygular]]></category>

		<category><![CDATA[Uçan kelimeler]]></category>

		<category><![CDATA[Ali]]></category>

		<category><![CDATA[Genç Üniversiteli]]></category>

		<category><![CDATA[istanbul]]></category>

		<category><![CDATA[Matematik]]></category>

		<category><![CDATA[Tek kişilik merdiven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gunluk.cematam.com/?p=121</guid>
		<description><![CDATA[Eğer uyursan çabuk gelir
Genç üniversiteli öğrenci 8 yaşlarındaki Ali&#8217;yi yatağında ziyaret ederken sordu:
-Merhaba Ali, Bugün nasılsın bakalım?
Ali cevapladı:
-İyiyim, Sen kaça gidiyorsun?
Genç adam: 1&#8242;e ya sen?
Ali: &#8220;2&#8242;ye&#8221; diyerek cevapladı.
Ali:&#8221;En çok sevdiğin ders ne?&#8221; diyerek ekledi.
Genç adam: matematik ya senin?
Ali: Benimde matematik diyerek bir soru daha sordu:
-2 yıla kaç gün var? diye
Genç adam:Hemen hesaplayalım, bir yılda 365 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Eğer uyursan çabuk gelir</h2>
<p>Genç üniversiteli öğrenci 8 yaşlarındaki Ali&#8217;yi yatağında ziyaret ederken sordu:</p>
<p>-Merhaba Ali, Bugün nasılsın bakalım?</p>
<p>Ali cevapladı:</p>
<p>-İyiyim, Sen kaça gidiyorsun?</p>
<p>Genç adam: 1&#8242;e ya sen?</p>
<p>Ali: &#8220;2&#8242;ye&#8221; diyerek cevapladı.</p>
<p>Ali:&#8221;En çok sevdiğin ders ne?&#8221; diyerek ekledi.</p>
<p>Genç adam: matematik ya senin?</p>
<p>Ali: Benimde matematik diyerek bir soru daha sordu:</p>
<p>-2 yıla kaç gün var? diye</p>
<p>Genç adam:Hemen hesaplayalım, bir yılda 365 gün olduğuna göre iki yılda 730 gün var</p>
<p>dedi ve ekledi niye sordun Ali?</p>
<p>-&#8221;Annem ve babamın gelmesine o kadar varda&#8221; diye cevapladı Ali.</p>
<p>Genç adam: Sen günde 12 saat uyuyorsun değil mi Ali diyerek Ali&#8217;den onay bekledi.</p>
<p>Ali nedemek istediğini anlayabilmiş değildi ama kafasını sallamakla yetindi ve genç adam bunun üzerine ekledi:</p>
<p>- Hemem hesaplayalım dedi, matematik hayatı kolaylaştırır diye de ekledi.</p>
<p>- Hergün 12 saat uyursan geriye 365 gün kalır yani 1 yıl. Bak gördün mü sana matematik hayatı kolaylaştırır demiştim  diyerek karşılıklı gülümsediler ve genç adam Ali&#8217;yi yatağına yatırarak üzerini örttü.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul&#8217;da idim. İstanbul&#8217;a gitmek ve geri dönmek için bineceğim uçak saatleri dışında belirli bir plan yoktu, orada olduğum süre içinde herşey raslantısal gelişti.</p>
<p>Her zamanki gibi heyecanlı idim, bu kent bende adrenalimi arttırıyor, beni heyecanlandırıyor, fakat bu durumu sadece kente bağlamak haksızlık sayılır. Çünkü kenti kent yapan üzerindeki insanlardırda ondan&#8230;</p>
<p>Birbirinden çok tatlı, güzel, sıcak, sempatik insanlarla tanışmamın yanı sıra itici, çekingen, gözleriyle setlerini çekmiş yaklaşmanı istemeyen, seni kaçak süzerek aklında bir çok denklem kurup kendi önyargılarıyla çözenlerde yok değildi.</p>
<p>Kaldığım otelde toplam 6 saat uyku ve 30 dakika kahvaltı zamanı geçirerek kalan tüm zamanlarımı bir başka bireyle iletişim halinde geçirmiştim ki yatmak dışında kahvaltıda bile çenem durmadı =). Az önce yukarıda saydığım durumlara sahip bireylerle&#8230;Yeni insanlar ile tanışmanın yanı sıra sadece belli bir durum çerçevesinde iletişim halinde olup sonra kim bilir nerede ve ne zaman göreceğimi bilmediğim kişilerde geldi geçti, örneğin; Otel resepsiyonunda duran 2 bey ve bir bayan kahvaltı salonunda görevli garson gibi ve dahası da var, havaalanı dönüşü bilmediğim bir bey&#8217;den beni kadıköy yakınlarına götürmesini rica etmemin üzerine kurduğumuz diyalog ve yaklaşık 45-60 dakika süresince aramızda geçen sıcak muhabbet gibi&#8230; Otobüste önümde oturan küçük tatlı kız ile aramızdaki bakışmalar gibi ve ona uzattığım çikolatayı çekinerek alması yanımda oturan ablasına şöyle göz ucuyla bakarak izini koparıp o çikolatayı bir seferde açıp yutuvermesi gibi hepsi ama hepsi harkulade deneyimlerdi&#8230; Bazı anlar varki onları unutamam, ve belki o anların tekrarı olamayacak belkide olacak bunu sanırım yeryüzünde ki kimse bilemez ama genellemeye gerek yok.</p>
<p>Çünkü önemli olan benim nasıl düşündüğüm. Hani derler ya -belki aranızda fizikçi olanlar veya en azından modern fizik ya da Einstein&#8217;ın görelilik teorisini anlatan birini dinleyende olabilir-ve genelde şöyle bir örnek verilir: Sevdiğiniz biriyle zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız fakat sevmediğiniz biriyle-bazende bu kısmı ateş üzerinde çıplak ayakla durmak diyede örnekleyenlerde olur- o zaman geçmek bilmez. İşte benim içinde öyle oldu. Az önce yukarıda anlattığım hikayede ki Ali gibi, eğer, şayet çabuk uyursam çabuk gelir mi? =)) Bence gülümse ben gülümsüyorum. Neden mi? Çünkü sadece tek kişinin çıkabileceği bir merdivendeyim, ve ne 12 saat uyumaya ne de gözlerimi kapatıp hayal kurmak olası değil ve tabiki yanımda bir arkadaş almayada&#8230; Çünkü tek kişilik bir hayat sürüyorum. Ben ve aklımdaki sen ile ve malesef&#8230; Neyse dedim ya zaman geri gelmeyen tek şey, bunu pazartesi günü konferansta sevgili dostum Serkan&#8217;da söyledi ve ben o anda aklımda 2 sevdiğimle yapayalnız oturuyordum. Aklımda diyorum çünkü onlar bunu bilmiyor, anlıyor veya sezmiş olabilirler çünkü oldukça zekiler. Ama dedim ya, tek kişilik bir yoldayım, kimseye bekle ya da benimle bu tek şeritlik yolda sıcakta ve soğukta sıkı sıkı, sıkışa sıkışa kal diyemem buna hakkım yok. Günde 3 saat uyuyorum, pembe renk gibi melakolik miyim yoksa? sadece zamanın ortasında kalmış bir solucan deliğinde sıkışıp kaldım mı? Bunu şu anda bilemiyorum.</p>
<p>Yani o anda türevimi alsanız sıfır çıkar =) Bunu da matematikçi dostalar için yazdım. Boşuna dememiş ünlü bir kriminal uzmanı &#8220;Her temas bir iz bırakır&#8221; diye. Gerçektende öyle her temas bir iz bıraktı tıpkı geçtiğimiz haftasonu İstanbul&#8217;da temas ettiklerimde olduğu gibi&#8230;</p>
<p>Şimdi söyle bakalım, Eğer uyursam çabuk gelir mi?</p>
<p>Efendim?</p>
<p>Ne mi çabuk gelir?</p>
<p>=))</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2009/06/eger-uyursan-cabuk-gelirdenemeler/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2009/06/eger-uyursan-cabuk-gelirdenemeler/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/pAbikxgjSa8/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2009/04/turkiye-cumhuriyetinin-kurucusu-ulu-onderimiz-mustafa-kemal-ataturk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 08:39:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Derin Duygular]]></category>

		<category><![CDATA[Add]]></category>

		<category><![CDATA[Atatürkçi Düşünce Derneği]]></category>

		<category><![CDATA[Google]]></category>

		<category><![CDATA[kurucu]]></category>

		<category><![CDATA[Mustafa Kemal ATATÜRK]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>

		<category><![CDATA[Ulu Önder]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gunluk.cematam.com/2009/04/turkiye-cumhuriyetinin-kurucusu-ulu-onderimiz-mustafa-kemal-ataturk/</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta bir televizyon kanalından duymuştum bu haberi ve oldukça şaşırmıştım. Bir yandan bir çok internet sitesine verilen yasakların artması süregelen davalar ve bu (aşağıda yayınladığım) haberi alınca şaşırdım. Önce davayı açan kurum dikkatimi çekti ve biraz şaşkınlığımı gizleyemedim. Sonra bu &#8220;Basın Açıklamasını&#8221; okudum.
Seninlede paylaşıyorum.
BASIN AÇIKLAMASI
Google arama motorunda “Kemalizm karın ağrısı” diye arama yapıldığında ortaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta bir televizyon kanalından duymuştum bu haberi ve oldukça şaşırmıştım. Bir yandan bir çok internet sitesine verilen yasakların artması süregelen davalar ve bu (aşağıda yayınladığım) haberi alınca şaşırdım. Önce davayı açan kurum dikkatimi çekti ve biraz şaşkınlığımı gizleyemedim. Sonra bu &#8220;Basın Açıklamasını&#8221; okudum.</p>
<p>Seninlede paylaşıyorum.</p>
<blockquote><p><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.add.org.tr/index.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=1850&amp;Itemid=1" target="_blank">BASIN AÇIKLAMASI</a></span></p>
<p>Google arama motorunda “Kemalizm karın ağrısı” diye arama yapıldığında ortaya çıkan ve http://sites.google.com/site/kemalizminkarinagrisi/Home adresli sitede Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’e ağza alınmayacak ve yazıya dökülemeyecek nitelikte, son derece terbiyesizce ve bir insanın kişilik haklarına zarar verici nitelikteki yazılar, derneğimizce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayet edilmiştir.</p>
<p>Söz konusu şikayette bu sitenin yetkilileri ve sorumluları tespit edilemediğinde bu tespitin savcılıkça yapılarak ilgililer hakkında gerekli cezai kovuşturmanın yapılmasını ve bu sitenin kapatılması talep edilmiştir.</p>
<p>Basında yer aldığı gibi GOOGLE’un kapatılması gibi bir talep söz konusu değildir. Kamuoyunun GOOGLE’e bu kadar sahip çıkmasının yanında Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’e yapılan hayasızca ve saygısızca hakaretlere aynı duyarlılığı göstermemesini de anlayamamaktayız. Şunu unutmayalım ki halen yürürlükte olan Atatürk’ü Koruma Kanunu gereği Cumhuriyet Savcılığı bu gibi durumlarda resen harekete geçme yetkisine sahiptir. Zira yürürlükte bulunan bir yasanın ihlali söz konusudur.</p>
<p>Şüphesiz ki ulu önderimiz Atatürk, ona karşı yapılan bu gibi hayasız saldırılar ile yara alamaz ve zarar göremez. Ancak Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu önder bir kişiliğe, saldırılmasını önlemek de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının görevi olması gerektiği inancı ile kamuoyuna saygı ile duyururuz.</p>
<p style="text-align: right;">ADD Genel Merkezi</p>
</blockquote>
<p>Gerçekten şu cümle çok çok önemli benim için, &#8220;<em>Kamuoyunun GOOGLE’e bu kadar sahip çıkmasının yanında Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’e yapılan hayasızca ve saygısızca hakaretlere aynı duyarlılığı göstermemesini de anlayamamaktayız.</em>&#8221; Evet bunu bende anlayamadım.</p>
<p>Nötr bir parçacık gibi olaylara ilgisiz kalamayız, fakat değerlerimize bizi biz yapan kültüre, bilgiye ve benzeri öğelere sahip çıkmamız işte tam burada çok önem taşıyor. Sap ile samanı ayırmanın zamanı geldi ve geçiyor, bunu ayrıramadığımız açıkça bir çok farklı örnekte görülüyor nedeni sanırım tam da şu cümlede yatmakta &#8221; Geçmişini bilmeyen, geleceği hakkında bir fikir sahibi olamaz.&#8221; Olur ama o fikirlerin isabetli olma durumu tartışılır.</p>
<p>Çok fazla zengin ve olağan üstü çeşnili bir kültüre sahip olan Ülkem ve onu ülke olarak adlandırılmasını sağlayan üzerinde yaşayan olağan üstü niteliklerdeki insanlar yani sen ve ben &#8220;BİZ&#8221;ler, Lütfen artık kendimize gelelim ve Lütfen ayna karşısında kendimize de bakalım.</p>
<p>Esen Kalın,</p>
<p>Cem</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2009/04/turkiye-cumhuriyetinin-kurucusu-ulu-onderimiz-mustafa-kemal-ataturk/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2009/04/turkiye-cumhuriyetinin-kurucusu-ulu-onderimiz-mustafa-kemal-ataturk/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Nutuk’u okurken hissettiklerimi tekrar tekrar hissettim</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/GSXWVATgyBw/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2009/04/genelkurmay-baskani-orgeneral-ilker-basbugun-14-nisan-2009-tarihinde-harp-akademileri-komutanliginda-yaptigi-yillik-degerlendirme-konusmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2009 10:07:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Derin Duygular]]></category>

		<category><![CDATA[Unutulmayanlar]]></category>

		<category><![CDATA[Asker]]></category>

		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>

		<category><![CDATA[Din]]></category>

		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>

		<category><![CDATA[Genel Kurmay Başkanlığı]]></category>

		<category><![CDATA[İlker Başbuğu]]></category>

		<category><![CDATA[Laiklik]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gunluk.cematam.com/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba Sevgili Dostlar,
Yaşamım boyunca bir çok kitaptan,makalelerden, kısaca yazılı, sesli, görsel ve benzeri yapıtlardan etkilenmişliğim vardır. Bunlardan biride aşağıdaki metnini sunduğum konuşmadır.
Bu konuşmayı dinlerken ve daha sonra okurken, yıllar önce ve şimdilerde Nutuk&#8216;u okurken hissettiklerimi tekrar tekrar hissettim. Çok fazla uzatmadan seninle duygularımı paylaşmak istedim.
Akademik bir değerlendirme şeklinde ki bu konuşma metni harkulade bir yapıt [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Sevgili Dostlar,</p>
<p>Yaşamım boyunca bir çok kitaptan,makalelerden, kısaca yazılı, sesli, görsel ve benzeri yapıtlardan etkilenmişliğim vardır. Bunlardan biride aşağıdaki metnini sunduğum konuşmadır.</p>
<p>Bu konuşmayı dinlerken ve daha sonra okurken, yıllar önce ve şimdilerde <strong><em>Nutuk</em></strong>&#8216;u okurken hissettiklerimi tekrar tekrar hissettim. Çok fazla uzatmadan seninle duygularımı paylaşmak istedim.</p>
<p>Akademik bir değerlendirme şeklinde ki bu konuşma metni harkulade bir yapıt olarak hatıramda daima kalacaktır.</p>
<p>Senden ricam, uygun bir zamanında aşağıdaki metni okuyarak, düşüncelerini benimle paylaşman.</p>
<p>Esen kal,</p>
<p>Cem</p>
<h2>GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERAL İLKER BAŞBUĞ&#8217;UN 14 NİSAN 2009 TARİHİNDE HARP AKADEMİLERİ KOMUTANLIĞINDA YAPTIĞI YILLIK DEĞERLENDİRME KONUŞMASI</h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;">Bu Toplantıya Katılan Büyük Saygı Duyduğum Sayın Komutanlarım,</span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Harp Akademilerimizin Değerli Komutan, Öğretim Elemanı, Müdavim, Öğrenci Subay ve Çalışanları, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Basınımızın Çok Değerli Mensupları, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyor, iyi günler diliyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetlerinin yarınlarına yön verecek liderlerinin yetiştiği, güzide eğitim kurumlarımızdan biri olan Harp Akademilerimizde, sizlere hitap etmenin benim için ayrı bir mutluluk ve gurur vesilesi olduğunu belirtmek istiyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bugün burada yapacağım konuşmamda güncel konulara fazla girmeden, son yıllarda sık sık gündeme getirilen sivil-asker ilişkileri başta olmak üzere, terör ve terörle mücadele, demokrasi ve laiklik gibi konulara akademik bir pencereden bakmaya çalışacağım. Güncel konulara ve bu konuşmada değinemeyeceğim diğer konulara ilişkin görüşlerimi önümüzdeki hafta yapmayı planladığım Basın Toplantısında sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sivil-asker ilişkileri hemen hemen her ülkede üzerinde sıkça tartışılan, her zaman güncelliğini koruyan fakat, özü pek anlaşılmayan konuların başında gelmektedir. Soğuk Savaş sonrası dönemde, demokrasi, liberal ekonomi ve refah toplumu tartışmaları gündemimizde daha fazla yer almaktadır. Öte yandan millî güvenlik kavramı genişlerken; tehditler ve riskler de çeşitlenmiştir. Bu gelişmeler, sivil-asker ilişkileri konusunun farklı boyutlarda tartışılmasına neden olmaktadır. Konu, siyaset bilimi literatüründe de farklı düzeylerde ve farklı yaklaşımlarla ele alınarak tartışılmaktadır. Sivil-asker ilişkileri üzerinde oluşan akademik literatürde Samuel HUNTINGTON, Morris JANOWITZ ve Eliot COHEN gibi klasik realist düşünürlerin yanı sıra liberal teori ve yapısalcı akımların da etkisi görülmektedir. Akademik anlamda da, bilim adamları, düşünürler ve bu işin profesyonelleri arasında çeşitli uzlaşmazlık alanları mevcuttur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sivil-asker ilişkilerini daha sağlıklı değerlendirebilmek için öncelikle askerlik mesleğinin ne olduğunu anlamak gerekir. </span></h2>
<p><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><span id="more-91"></span><br />
</span></p>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Askerlik, tabi ki profesyonel bir meslektir. Her profesyonel meslek gibi, askerlik büyük deneyime, yüksek mesleki ölçülere sahip olmayı gerektirir. Fakat askerî profesyonellik, Weberian bürokratik yapılanma ve iş dünyasındaki yönetişim yapılanmalarındaki profesyonellikten farklıdır. Askerliği diğer profesyonel mesleklerden ayıran temel farklılıkların başında, askerlikte maddi gereksinimlerin önceliğinin daha az oluşu ve askerliğin bir meslekten ziyade adeta bir yaşam biçimi oluşudur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sivil-asker ilişkileri ve askerlik üzerine yazılmış kitapların içerisinde ayrı bir yeri olan &#8220;Asker ve Devlet&#8221; başlıklı eserinde HUNTINGTON, askerliğin profesyonel bir meslek oluşunu üç temel esasa dayandırır:<sup>1</sup> </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Birincisi; uzun süreli eğitim/öğretim ve tecrübe sonucunda uzman olunması ve teori ile pratiğin bir arada bulunmasıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> İkincisi; icra edilen vazifenin toplumun yaşam ve güvenliği için gerekli ve hayati öneme sahip olmasıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Üçüncüsü; icra edilen vazifenin aynı duyguları paylaşan kişilerden oluşan bir birlik içinde, kendilerini bu grubun bir parçası olarak görenler tarafından yerine getirilmesidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Askerlikte sadece yeterlilik değil, etkinlik ve topluma yararlılık da öne çıkar. Askerliğin ve silahlı kuvvetlerin ulusal yapılar içindeki önemi bu noktada düğümlendiği için konu çok önem taşımaktadır. Toplumsal yarar ve ortaya çıkardıkları toplumsal iyi, bugün de farklı modeller içinde, ama değişmez bir ilke olarak geçerliliğini korumaktadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Toplumların dönüşümünde, modernleşmede asker daima öncü olmuştur. Silahlı kuvvetler aynı zamanda teknoloji demektir. Teknoloji alanlarında sağlanan ilerlemeler çoğu zaman silahlı kuvvetler bünyesinde kendini gösterir. Bu teknolojik gelişmelerin toplumsallaştırılması, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, silahlı kuvvetlerin bu yoldaki öncülüğü ile olur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Silahlı Kuvvetlerde etik/ahlaki değerler çok önemlidir. Etik/ahlaki değerlerin içerisinde askerin ve üniformasının şerefi ve onuru her şeyin üzerindedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Askerliğin şerefi, toplumun yaşam ve güvenliği için hayati sorumluluğa sahip olunmasından gelmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Askerlikte güven ve itimat ilişkisi de çok önemlidir. Bu ilişki ise üç boyutludur.Bunlar: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Toplumun güven ve itimadına sahip olma.</span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Sivil ve askerî liderlerin güven ve itimadına sahip olma. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Ast rütbeli personelin güven ve itimadına sahip olma. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Elbette bunların içinde en önemli olanı, askerliğin toplumun güveni ve itimadı üzerine inşa edilmesidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Toplumun bu mesleği icra edenlerin bilgisine ve uygulamalarına güven ve itimat duyması hayatidir. Aslında bir kurumun güvenilirliği, güvene layık oluşu; kurumun sorumluluğu ile etkinliğine ilişkin değerlendirmelere dayanır. Silahlı kuvvetlerin halkın vergisiyle oluşturulduğu da unutulmamalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetleri yapılan anketlerde, her zaman en güvenilir kurum olarak başta yer almaktadır. Bu sonuç nasıl oluşmaktadır? Söz konusu sarsılmaz güven duygusunun nedenlerini ulusumuzun tarih içerisinde şekillenen kolektif belleğinde bulabilirsiniz. Türk Silahlı Kuvvetleri, ulusumuzun güvenine mazhar olmuştur çünkü ülkemizin riskler ve fırsatlarla dolu jeopolitiğinde hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak güvenliği sağlamaktadır. Aynı zamanda, Türk Silahlı Kuvvetleri hızla dönüşen sosyal, ekonomik ve siyasal yapının toplumda yarattığı güven arayışına da cevap verebilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri &#8220;millete hizmet etmek&#8221; ortak amacı için vardır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu noktada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin toplum nezdindeki itibarını ve güvenilirliğini sarsmayı amaçlayan iki ön yargılı yaklaşıma dikkat çekmek istiyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu arada, MONTESQUEI&#8217;nun &#8220;Kanunların Ruhu Üzerine&#8221; adlı başyapıtının ön sözünde, ön yargıyı: &#8220;Bazı şeyleri bilmemek değil, kendi kendini bilmemek&#8221; şeklinde tanımladığını da hatırlatmak isterim. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bahsettiğim önyargılı yaklaşımlardan birincisi, demokratlık kisvesi altında Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sistematik muhalefet yapılması demokrasimizi geliştirmeyecektir. Bu çoğulculukla ifade edilebilecek veya açıklanabilecek bir husus değildir. Aynı şekilde Silahlı Kuvvetleri, demokrasinin gelişmesinde, çoğulculuğun toplumsal bir boyut kazanmasında engelleyici bir kurum olarak göstermek de yanlıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> İkincisi ise, toplumumuzun özellikle mütedeyyin kesimlerini etkilemek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerini din karşıtı olarak gösteren kötü niyetli propaganda kampanyalarıdır. Ancak, toplumumuzun mütedeyyin kesimleri bu propagandaya itibar etmemektedir. Ordusunu sevmekte ve güvenmektedir. Çünkü bu asker, Türk milletinin bizatihi kendisidir. Aynı hassasiyetlere sahiptir. Kim ne derse desin, Türk milletinin ordusu halktır, halktandır, halk içindir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sivil-asker ilişkileri kapsamında sivil ve askerî liderler arasındaki güven ve itimat da büyük öneme sahiptir. <!--more--></span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Her ülkede karar mekanizmalarının nasıl işleyeceği, asker ve sivil arasındaki yetki ve sorumlulukların nasıl paylaşılacağı, o ülkelerin anayasa ve yasalarında belirtildiği şekilde olmaktadır. Bu hususta, siyasal ve kurumsal kültür, güvenlik ortamı ve toplumsal algı da belirleyici özelliğe sahiptir. Bu nedenle, sivil-asker ilişkileri, ülkelerin kendine özgü şartları dikkate alınarak incelenmelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Eliot COHEN, sivil ve asker ilişkilerini eşit olmayanlar arasındaki bir diyalog olarak tanımlamaktadır.<sup>2</sup> Bu ilişkide elbette sivil liderler gerçek güce, otoriteye sahiptir. Ancak sivil otoritenin askerî konulara müdahalesinde, tespit edilmiş katı prensiplerden ziyade sağduyulu davranışlar öne çıkmalıdır. Tabi, COHEN&#8217;i bu noktaya getiren düşünce de askerlik mesleğinin, profesyonel bir meslek oluşundan ileri gelmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sivil-asker ilişkisi, elbette yasalarla çizilen sınırlar içinde, karşılıklı samimiyete, güven ve itimada ve askerlik mesleğinin profesyonel niteliğine saygı gösterilmesine dayandırılmalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Yine HUNTINGTON&#8217;a göre, silahlı kuvvetler üzerinde sivil otoriteye en sağlıklı ve en etkin kontrolü sağlayan norm, &#8220;objektif kontrol&#8221;dur.<sup>3</sup> Objektif kontrol ise, askerlik mesleğinin profesyonel yeteneğinin artırılması ve askerlerin politikadan uzaklaştırılması ile sağlanır. Bunun doğal neticesi olarak da askerlere kendisini organize etme ve görevlerini yürütme açısından önemli boyutta otonomi verilmelidir. Elbette bu otonominin boyutları yasalarla belirlenmelidir. Ancak bu durum, kurumun gizlilik ihtiyaçları gözetilirken kurumun saydam olmasına da engel teşkil etmemelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Günümüzde ast rütbeli personelin güven ve itimadına sahip olma hususu daha fazla önem kazanmıştır. Bunun için üstlerin astları ile çok iyi iletişim içinde olmaları, karar öncesi onların düşünce ve tekliflerini dinlemeleri ve uygun olan hususları dikkate almaları zorunludur. Silahlı Kuvvetlerde üstler, astlarının güven ve itimadına zarar verebilecek davranışlarda bulunmamaya özen göstermelidirler. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sivil-asker ilişkilerinde, askerî liderlerin sorumlulukları çok önemlidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> HUNTINGTON&#8217;a göre askerî liderlerin üç temel sorumluluğu vardır.<sup>4</sup> Bunlar: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Devlet yapılanması içinde, askerî güvenlik ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve ilgili makamlara iletilmesi, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Yine güvenliği ilgilendiren konularda, muhtemel hareket tarzlarının askerî açıdan incelenerek, karar mekanizmasındaki yetkili siyasi makamlara tekliflerde bulunulması, danışmanlık yapılması, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Yetkili siyasi makamlar tarafından alınan kararların icra edilmesidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Güvenliğe ilişkin ihtiyaçların tespitinin, bu konuda öğretim, eğitim görmüş ve tecrübeye sahip askerler tarafından yapılması doğaldır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Güvenliği ilgilendiren konularda danışmanlık yapılması hususuna gelince, bazen bu konu üzerinde doğru olmayan değerlendirmeler de yapılmaktadır. Denilmektedir ki: &#8220;Askerler konuyla ilgili tekliflerini yaparlar ve görevleri burada biter.&#8221; Bu görüş, pek doğru değildir. 2003&#8242;teki İkinci Irak Savaşı süresince ABD&#8217;de yaşanan sivil-asker ilişkileri bu konuda son derece öğreticidir. Askerlerin profesyonel öneri ve kaygılarının sivil otorite tarafından dikkate alınmaması halinde yaşanabilecek olumsuzluklar Irak Savaşı ve sonrasında görülmüştür. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Nitekim bu durum, Irak Çalışma Grubunun 2006 yılında hazırlamış olduğu raporda dile getirilmiştir: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Askerler, samimi olarak profesyonel tavsiyelerini yaparlarken, şu anlayışa da sahiptirler. Yaptıkları tavsiyeler, teklifler dinlenecek ve değer verilecektir.&#8221;<sup>5</sup> </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sivil-asker ilişkilerinde bu husus, ilişkilerin sağlıklı yürütülmesi için önemlidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Buna rağmen denilebilir ki, karar siyasi makamlara aittir. Elbette bu husus doğrudur. Ancak, samimi, gerçekçi, profesyonel tavsiyelerin dikkate alınmaması durumunda, ortaya çıkacak olumsuz sonuçların sorumluluğu da büyük ölçüde karar verici durumundaki siyasi makamlara aittir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetlerinde sivil-asker ilişkilerinde sorumluluğa haiz askerî liderler konusuna gelince; Genelkurmay Başkanı Anayasanın 117&#8242;nci Maddesine göre; Silahlı Kuvvetlerin Komutanıdır. Dolayısıyla, sivil-asker ilişkilerinin yürütülmesinde yetkili ve sorumlu makam Genelkurmay Başkanıdır. Genelkurmay Başkanının, biraz önce ifade edilen üç temel sorumluluğunu yerine getirmesini ve sivil-asker ilişkilerini yürütmesini, politik ve siyasal hareketler olarak değerlendirmek doğru değildir. Tersine bu bir zorunluluktur ve işin özüne tartışmasız bir biçimde de uygundur. Bu faaliyetler bütün ülkelerdeki en üst askerî makamlar tarafından da yapıla gelmektedir. Genelkurmay Başkanı bu görev ve sorumluluğunu, ilgili makamlara yapacağı görüşmeler ve toplantılar vasıtasıyla yerine getirir. Gerekli hallerde de Silahlı Kuvvetlerin görüşlerini de kamuoyu ile paylaşır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye&#8217;de sivil-asker ilişkilerinin yürütüldüğü diğer anayasal platform da Millî Güvenlik Kuruludur. Millî Güvenlik Kurulunun asker üyeleri, kurul üyesi olarak görev ve sorumluluklarını, bu anayasal platformda serbest olarak yerine getirirler. Anayasal bir kurum olan Millî Güvenlik Kurulunun gerekliliğini, yetki ve sorumluluklarını sorgulayanlara ilgili yasaları bir kere daha dikkatle okumalarını öneririm. Ayrıca, bu konuda, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı OBAMA&#8217;nın Millî Güvenlik Danışmanı (E) Org. J. JONES&#8217;ın Washington Post&#8217;ta çıkan yazısı ve Münih Güvenlik Konferansında yaptığı konuşmanın metni de son derece yararlı olabilir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Askerlik mesleği, bir profesyonel meslek olarak, mesleğin temel etik/ahlaki değerlerini korurken, yeni ihtiyaçlara ve farklı koşullara uyabilme niteliğine de sahip olmak zorundadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Elbette dün olduğu gibi, bugün de Türk Silahlı Kuvvetleri vazifesini Anayasa&#8217;da ifade edilen Cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı olarak yürütmeye devam edecektir. Demokrasi, laiklik, sosyal ve hukuk devleti olmak, bunlar vazgeçilmez unsurlardır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> 21&#8242;inci yüzyılın şartlarına ve ihtiyaçlarına Silahlı Kuvvetlerin daha etkinlikle cevap verebilmesi için üzerinde önemle durulması gereken bazı hususlar şunlar olabilir: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Silahlı Kuvvetlerdeki bütün personelin sahip olması gereken; dürüstlük, sadakat, disiplin, cesaret, sorgulama ile anlama gücü ve fiziki uygun şartlara her zaman sahip olunması gibi nitelikler bugün de önemini korumaktadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Bugün, Silahlı Kuvvetlerin genel faaliyetlerinde üç temel husus daha da önem kazanmakta ve öne çıkmaktadır. Bunlar; açıklık, sonuçlara odaklanma ve sorumluluklardır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Açıklık; iş birliğini, ilişkilerde dürüstlüğü ve karşılıklı güven ve itimadı zorunlu kılmaktadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sonuçlara odaklanma ise; yaratıcılığa, inisiyatif tanımaya ve açık ve net olmaya bağlıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sorumluluk ise; sorumluluğu devretmeden görev ve yetkilerin verilmesini ve görevlerin yerine getirilmesine fazla müdahale edilmemesini içermektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Günümüzün şartları ve ihtiyaçları Silahlı Kuvvetlerin önemini azaltmamaktadır. Aksine, günümüzün şartları Silahlı Kuvvetlerin millî gücün diğer unsurları ile koordineli ve iş birliği içinde ve kapsamlı bir strateji kapsamında kullanılması konseptinin önemini giderek artırmıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu konsepte bugün; &#8220;Gayret Birliği&#8221; denilmektedir. Bu husus ise askerî liderlerin bilgi alanının daha da genişlemesini zorunlu kılmaktadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> ABD Başkanı John F.KENNEDY, bir konuşmasında bu konuya şu şekilde açıklık getirmektedir: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Siz, profesyonel askerler strateji, taktik ve lojistik konuları mutlaka bilmelisiniz. Bunun yanında ekonomi, siyaset, diplomasi ve tarihi de bilmelisiniz. Askerî güç ile ilgili her şeyi bilmelisiniz, bunun yanında askerî gücün limitlerini de bilmelisiniz. Günümüzdeki sorunların, yalnız tek başına askerî güçle tam olarak ortadan kaldırılmayacağını da anlamalısınız.&#8221;<sup>6</sup> </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sivil-asker ilişkisine bu şekilde değindikten sonra, Anayasa&#8217;nın 5&#8242;inci Maddesinde yer alan; devletin temel amaç ve görevlerine bakmakta yarar var. Bu madde, devletin temel amaç ve görevlerini: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Türk milletinin bağımsızlığını, bütünlüğünü, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Ülkenin bölünmezliğini, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak</span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Ve kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak şeklinde belirtmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Anayasa&#8217;nın 5&#8242;inci Maddesinde yer alan amaç ve görevler çerçevesinde, özellikle güvenlik boyutu çerçevesinde, konuşmamın bundan sonraki bölümlerinde ise, terör, terörle mücadele ve bölücü terör örgütü ile mücadele konusu ile demokrasi ve laiklik konularına değinmeye çalışacağım. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye, 1970&#8242;lerin başından itibaren değişik ideoloji ve amaçlara sahip terör örgütleri ile mücadele etmektedir. Şüphesiz ki; bu terör örgütleri içerisinde ülkemize en fazla zararı veren PKK Bölücü Terör Örgütüdür. Yaklaşık 30 yıldır, Bölücü Terör Örgütü halkımızı hedef alarak, ulus-devlet ve üniter-devlet yapımızı ve demokrasimizi tehdit etmektedir. Bölücü Terör Örgütü, nihai amacını gerçekleştirmek için terörü, etnik bir çatışmaya dönüştürmeye ve etnik çatışmaymış gibi takdim etmeye çabalamaktadır. Ancak, bunu başaramamıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bölücü Terör Örgütü bugün, faaliyetlerini etnik bir temel üzerinde yürütmeye çalışmaktadır. Etnik çatışma ile bir terör örgütünün faaliyetlerini etnik bir temel üzerinde yürütmeye çalışması aynı şey değildir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Peki, bugün yaşananlar, Bölücü Terör Örgütü ve destekçilerinin iddia ettiği gibi &#8220;etnik çatışma&#8221; olarak tanımlanabilir mi? Terör ve terörle mücadelenin karmaşıklığının ana nedenlerinden biri de işte bu kavram karmaşasıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bir yandan, sorunun karmaşıklığı ve kavramların henüz yeterince oturmamış olması, öte yandan da konunun kasıtlı olarak saptırılması, kavram karmaşasına neden olmaktadır. Bunu önlemek için güncel kavramlar olan; etnik çatışma, asimilasyon, entegrasyon, millet, ulus-devlet, kültürel kimlikler ve kültürel özgürlükler kavramlarına açıklık getirmeye çalışacağım. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bölücü Terör Örgütünün kuruluşunda, Örgüte hâkim olan ideoloji, öncelikli olarak sınıf temelli ve ikincil olarak etnik referanslı, Marksist-Leninst bir ideolojiydi. Örgüt, 1994&#8242;ten sonra, Marksist-Leninst ideolojiyi gittikçe geri plana iterken, etnik kimliği ön plana çıkarmıştır. Örgütü bu değişime zorlayan, Soğuk Savaş sonrası döneminin konjonktürel gelişmeleri olmuştur. Soğuk Savaş sonrasında Bölücü Terör Örgütünün benimsediği ideoloji/birincil kimlik geçerliliğini yitirince Örgüt, bütün vurgusunu etnik kimlik üzerine yapmaya başladı. Böylece, terör ve şiddeti kullanarak bir yandan Kürt kökenli vatandaşlarımız üzerinde sosyal kontrol sağlamayı, bir yandan da yeknesak bir etnik kimlik inşası gerçekleştirmeyi amaçladı. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu strateji değişikliğine rağmen Örgüt, uyguladığı terör ve şiddetle sorunu etnik bir çatışmaya dönüştüremedi. Bu konuyu akademik bir açıdan değerlendirmek istediğimizde, bu alandaki çalışmalarıyla tanınan Sammy SMOOHA ve Theodor HANF&#8217;ın, bir ülkenin etnik veya diğer nedenlerle ciddi boyutlarda ayrışmasına ilişkin ifadelerine bakmak yardımcı olabilir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Onlara göre, bir ülkede ciddi boyutlarda etnik çatışmanın olabilmesi için, ülkede şu ayrışmaların olması gerekir<sup>7</sup>: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Gruplar arası büyük kültürel farklılıklar, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Bürokratik kuruluşlarda ve sosyal yapılanmalarda bölünmeler, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Özellikle siyasal haklarda eşitsizlikler veya diğer tarafa verilen öncelikler </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Ve ülkenin ana konularında farklı görüşler.</span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Şimdi, Türkiye&#8217;deki durumu, ortaya konulan bu faktörler çerçevesinde inceleyelim: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Yüzyıllardan beri, Osmanlı topraklarında yaşayan muhtelif gruplar arasında bir kültür alış verişi yaşanmıştır. Anadolu coğrafyası, çok hareketli bir sosyal, ekonomik ve kültürel karakteristiğe sahiptir. Bu dinamik coğrafyada yüzyıllardır süregelen sosyal, ekonomik ve kültürel etkileşimlerimiz sonucunda farklılıklarımız törpülenirken, ortak paydalarımız ve değerlerimiz artmıştır. Burada bir bütünleşme ve benzeşme söz konusudur. Dolayısıyla kültürel yaşamımızda farklılıklardan ziyade, ortak noktaların daha çok olduğu yadsınamaz bir gerçektir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Yapılanmalarda ve kuruluşlarda ayrımcılık yapıldığını ileri sürmek de yine büyük bir haksızlık olur. Ne Osmanlı İmparatorluğu döneminde ne de Cumhuriyet döneminde hiçbir kurumumuz etnik temelde yapılandırılmamıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> MONTESQUEI, Cumhuriyetin temel niteliklerinden birisini şöyle ifade etmektedir: &#8220;Eğer Cumhuriyette erdem; yasa sevgisi, topluluğa bağlılık ise ve çağdaş bir deyimle vatanseverlik ise, bu son çözümlemede eşitlik anlayışına ulaşır. Cumhuriyet insanların toplulukla ve topluluk içinde yaşadıkları, kendilerini vatandaş hissettikleri bir rejimdir, bu onların kendilerini birbiriyle eşit hissetmeleri ve eşit olmaları anlamına gelir.&#8221;<sup>8</sup> MONTESQUEI&#8217;nun bu düşüncesinin aksini düşünmek ve Türkiye&#8217;de aksinin yaşandığını iddia etmek doğru değildir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetleri de bu konuda emsalsiz bir örnektir. Her Türk vatandaşı, hiçbir fark gözetilmeksizin Türk Silahlı Kuvvetlerinde Anayasal görev ve hak olan askerlik hizmetini eşit şekilde yerine getirmektedir. Bölücü Terör Örgütüne karşı sürdürdüğümüz mücadelede, şehitlik ve gazilik mertebesine ulaşmış kahramanlarımız arasında çok sayıda Kürt ve Zaza kökenli vatan evladı vardır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısına baktığımız zaman, Edirne&#8217;den Hakkari&#8217;ye kadar vatanın her köşesinden gelen subay, astsubay, uzman çavuş, er ve erbaşlar ile sivil memurları görebilirsiniz. Türk Silahlı Kuvvetleri için, milletimizin bütün bireyleri, hiçbir fark gözetilmeksizin, çok değerlidir. Bizim ordu yapımızın sağlam oluşunun, millî ordu oluşumuzun temel nedeni budur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Diğer bir faktör olan siyasal eşitlik konusuna gelince, hiçbir siyasal hak ve görev etnik temelde tanzim edilmemiştir. Birinci Meclis&#8217;ten beri, Türk siyasal hayatında tüm vatandaşlarımız, etnik köken ve dinî inanç ayrımı yapılmaksızın eşit siyasal, sosyal hak ve yükümlülüklere sahip olmuştur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Etnik köken farkına bakılmaksızın her vatandaşımız kanun önünde eşittir. Siyasal alanda bireysel haklarını eşit olarak kullanabilmektedir. Serbest piyasa kurallarının sağladığı fırsat alanlarından faydalanabilmektedirler. Cumhuriyetimizin her bir yurttaşı, giderek daha da güçlenen bir demokrasi, dinamik serbest piyasa ekonomisi ve geniş sosyal devlet hizmetlerinden faydalanabilirken, Türkiye&#8217;de bir etnik ayrışmadan söz etmek mümkün değildir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Chaim KAUFMANN&#8217;ın da belirttiği gibi, etnik çatışma ortamlarında etnik grupların güvenlik kaygıları, onları göç yoluyla homojen yaşama alanlarına yönlendirmektedir.<sup>9</sup> Balkanlarda, Kafkaslarda, Irak&#8217;ta ve Lübnan&#8217;da yaşananlar bu durumun birer örneğidir. Türkiye&#8217;de ise tam tersi bir durum söz konusudur. Ülkemizde farklı etnik kökenli vatandaşlarımız arasında ayrık ve homojen yaşam alanları oluşmamıştır. Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir kısmı ülkemizin batı illerine göç etmiştir. Bu durum, ülkede sorunun nasıl algılandığını göstermektedir. Eğer etnik bir çatışma olsaydı, ne Kürt kökenli vatandaşlarımız batı illerine göç edebilirdi ne de göç alan bölgelerdeki halk bu göçü kolayca kabullenirdi. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Prof. Dr. Metin HEPER, etnik çatışmalar konusunda daha önce ortaya konulan kuramsal modeli, üç safhada özetlemekte ve bu safhaları Türkiye özelinde değerlendirmektedir. Bu safhalar<sup>10</sup>: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Devletin belirli bazı etnik unsurları zorla asimile etme çabaları, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Bu unsurların bu çabalara direnmesi, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Devletin bu unsurların çabalarını bastırması ve asimilasyon çabalarını yoğunlaştırması. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Devlet, Cumhuriyetin ilk yıllarında meydana gelen isyanlar nedeniyle alt/ikincil kültürel kimliklerin üst/ortak birincil kimliğin önüne geçmesi ihtimaline karşı elbette bazı tedbirler almıştır. Alınan bu tedbirleri asimilasyon politikası olarak değerlendirmek doğru değildir. Bu tedbirler, ulus-devlet inşası sürecinde gerekli görülen bir takım uygulamalardır. Fakat bu uygulamalarla homojen etnik bir yapı inşa etmek amaçlanmamıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Örneğin, Cumhuriyetin ilk yıllarında uygulanan zorunlu iskân politikaları bazıları tarafından yanlış değerlendirilmektedir. Eğer devlet asimilasyon politikası uygulamış olsaydı, 1928 yılında, Meclisin çıkardığı bir yasa ile batıya göç ettirilen birçok kişinin, ki aralarında isyancı liderler de vardı, geri dönmelerine izin verilmesini nasıl izah edebilirsiniz? Bu uygulamalar, sistematik asimilasyon amacı güden göç politikaları değildir. Tam tersine bu uygulamalar isyancı liderleri kapsayan, dar kapsamlı, kanun ile hukuki meşruiyeti sağlamış ve göç ettirilenleri ekonomik olarak mağdur etmeksizin yerine getirilmiştir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Ayrıca, Prof.Dr. Metin HEPER&#8217;in de belirttiği üzere, anılan üç aşamalı etnik çatışma modeli Türkiye için geçerli ise, 1938-1984 yılları arasındaki huzur ve barış ortamını nasıl izah edebilirsiniz? Dolayısıyla bu model, Türkiye için geçerli değildir. Gerek Osmanlı İmparatorluğu gerekse Cumhuriyet döneminde, Kürt kökenli vatandaşlarımıza devletçe sistematik asimilasyon politikası uygulanmamıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Asimilasyon olmadığına göre özellikle Cumhuriyet döneminde, 1938 yılına kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde meydana gelen isyanların nedenleri nedir? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu aslında, bugünü anlamak için de üzerinde iyi düşünülmesi gereken yerinde ve doğru bir sorudur. Konuyla ilgili uzmanların ve akademisyenlerin üzerinde mutabık kaldığı bazı nedenler şunlardır: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Cumhuriyetin başlattığı modernleşme ve merkezîleşmenin doğal bir sonucu olarak, merkezî bir yönetim biçimine karşı yerel tepkiler, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Laik devlet düzenine geçişin başlaması ve bu değişikliklerin bölgedeki yerel dinî liderlerin ve şeyhlerin otoritesine olumsuz etki yapması, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Dış dinamikler ve kışkırtmalar, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Bölgenin geri kalmışlığı, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Devletin bazı memurlarının bölge halkına zaman zaman kötü muamelede bulunması. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sonuç olarak, esas itibarıyla Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan ayaklanmalar etnik temelli değildir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye, bazılarının görmek istediği gibi, etnik farklılıkları nedeniyle ayrışmış bir ülke değildir. Vatandaşlarımızın güçlü ve derin bir ortak geçmişi ve umutlu bir geleceği paylaştığını görmekteyiz. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk milletinin, bir bütün olarak ülkenin ana ulusal konulara bakışında da büyük farklılıklar yoktur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> 2006 yılında yapılan KONDA Toplumsal Yapı Araştırmasında: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Vatandaşlıktan ne anlıyorsunuz? Vatandaş olmak için sizce en önemli olan husus nedir?&#8221; sorusuna, araştırmaya katılanların %82&#8217;sinin cevabı şu olmuştur: &#8220;Türkiye&#8217;yi seviyor olmak.&#8221; </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Kimliklerinizi özgür bir şekilde ve huzur duyarak yaşayabiliyor musunuz?&#8221; sorusuna ise katılanların yine %82&#8217;sinin cevabı &#8220;Evet&#8221; olmuştur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu araştırmaya ilaveten, 2008 yılında yapılan ancak sonuçları henüz kamuoyuna açıklanmayan bir başka araştırma da bu sonuçları teyit etmiştir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Anadili Kürtçe/Zazaca olan vatandaşlarımıza yöneltilen: &#8220;İmkanınız olsa hangi ülkede yaşamak istersiniz?&#8221; sorusuna, katılanların %88&#8242;i cevap olarak: &#8220;Türkiye&#8217;de&#8221; cevabını vermiştir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Anadili Kürtçe/Zazaca olan vatandaşlarımıza yöneltilen: &#8220;Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin bölünmez bütünlüğünün ulusal simgeleri olan İstiklal Marşı ve bayrak ile ilgili&#8221; sorulan sorulara, katılanlardan %90&#8242;ının üzerinde olumlu yanıtlar alınmıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bütün bu değerlendirmeler, Türkiye&#8217;de etnik bir çatışmanın hiçbir zaman yaşanmadığını ve yaşanmayacağını da göstermektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bir ülkenin etnik çatışmaya sürüklenmesi, ülke sathında kardeş kavgasına sürüklenmesi demektir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Çeşitli iç ve dış çevrelerin, mevcut duruma uluslararası bir boyut da kazandırarak, Türkiye&#8217;ye yönelik böyle düşünceleri olabilir. Bu çerçevede, herkes bu tip oyunlara karşı çok dikkatli ve sorumlu davranmak zorundadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Yeri gelmişken Türk Devrimi ve Modernleşmesi nedir? Neyi içerir? Bu konulara ilişkin bazı tespitlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşu bir devrimdir. Devrimin amacı ise bir ulus- devletin yaratılmasıdır. Bu düşünceden hareket ederek ATATÜRK, Türk milletini şu şekilde tanımlamıştır: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni kuran, Türkiye halkına, Türk milleti denir.&#8221; </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni kuran kimdir?&#8221; Cevap, Türkiye halkıdır. Görüldüğü gibi buradaki halk ifadesi, sınırları çizilen bir coğrafyada - ki burası Türkiye&#8217;dir - yaşayan halkın bütününü, yani hiçbir dinî ve etnik ayrım yapılmaksızın, Türkiye halkını işaret etmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Aynı ülkü etrafında toplanmış ve Türkiye sınırları içinde yaşayan Türkiye halkının, siyasal ve sosyolojik bir olgu etrafında kendi rızası ile birleşmesiyle bir milletin oluşacağı ve bu millete ise Türk milleti denileceği, ATATÜRK&#8217;ün &#8220;Türk milleti&#8221; tanımında açıkça yer almaktadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> ATATÜRK&#8217;ün veciz söyleminde, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin sonsuza kadar yaşatılması ülkü birliğini temsil etmekte olup, bu görev Türk milletine verilmiştir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu tanımda da görüleceği gibi, &#8220;Türk milleti&#8221; tanımlamasındaki &#8220;Türk&#8221; sözcüğü bir sıfat olarak değil, değişik unsurların hepsine verilen ortak bir isim olarak kullanılmıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Aynı şekilde kullanımı, diğer ülkelerde de görmek mümkündür. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bütün bunlara rağmen bu bütünleyici tanıma ve kavrama, özellikle etnik yüklemeler yapmak, bu kavrama sanal anlamlar vermekten başka bir şey değildir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Şimdi yeri gelmişken kendimize şu soruları sormamız uygun olur: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Bu ulus-devlet yapısının ortak değeri ne olacaktır?&#8221; </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;21&#8242;inci yüzyılda ulus-devlet yapısı hangi temel esasa dayanmalıdır?&#8221; </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Ulus-devlet yapısının ortak değerleri aslında Anayasanın 5&#8242;inci Maddesinde açıkça yer almaktadır. Yine hatırlamamız gerekirse bu değerler: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Ulus-devlet yapısı hangi temel esasa dayanmalıdır?&#8221; sorusunun cevabı çok açıktır: Vatandaşlık esasına dayalı milliyetçilik anlayışıyla. Burada ABD Başkanı OBAMA&#8217;nın Türkiye ziyareti esnasında yaptığı konuşmalardaki bazı bölümleri hatırlatmakta yarar görüyorum: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Biz aynı zamanda farklı kökenlerden, ırklardan ve dinlerden gelen, ancak ortak idealler etrafında birleşen bir milletiz.&#8221; </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin en güçlü yanlarından biri, bizim son derece büyük bir Hıristiyan nüfusa sahip olmamıza rağmen, kendimizi bir Hıristiyan, bir Yahudi, bir Müslüman ulus olarak görmememizdir. Biz kendimizi idealler ve değerlerin birbirine bağladığı vatandaşların oluşturduğu bir ulus olarak görüyoruz. Zannederim, modern Türkiye de benzer birtakım prensipler üzerine kuruldu.&#8221; </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> OBAMA&#8217;nın bu sözlerinin, ulus-devletin ne olduğunu ve ulus-devletlerin bugün için de geçerliliğini koruduğunu anlamayanlara veya anlamak istemeyenlere iyi bir cevap teşkil ettiğine inanıyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Vatandaşlık esasına dayalı milliyetçilik ırk ve din farkı gözetmeksizin, ortak kimlik/üst kimlik etrafında her vatandaşı &#8220;Türk&#8221; saymaktır, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı saymaktır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Kültürel kimlik ise bir bireyin toplumsal ilişkiler ağı içinde kendisini tanımlayabileceğine inandığı özgül kimlik özellikleridir. Kişi toplumsal kimliğini üst/ortak bir kimlik olarak benimseyecek ve kabul edecek, bireysel kültürel kimliğini ise ikincil kimlik olarak ifade edebilecektir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Vatandaşlığa dayalı milliyetçilik bu anlamda, Türkiye halkını oluşturan değişik dinî ve etnik farklılıklara sahip vatandaşların, topluma entegre edilmesini/olmasını gerektirir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Entegrasyon, kişilerin, aidiyet duygusu hissettikleri ikincil kültürel kimliklerini engellemeden, üst/ortak Türk kimliklerini muhafaza etmelerini sağlamaktır. Entegrasyon, farklılıkları kabullenmek, ancak farklı olanların uyum içinde yaşamalarını sağlamaktır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Entegrasyon elbette sadece, kimlikler üzerine dayandırılmamalıdır. Asırlarca kader birliği yaptığımız, kederde ve sevinçte ortak olduğumuz bireylerle ortak bir gelecek tasavvurumuz ve ortak değerlerimiz, bizleri birbirimize bağlayacak en büyük neden olmalıdır. İmparatorluğun çöküşüne şahit olmuş Cumhuriyetin kurucu kadroları, İmparatorluğun son iki yüz yıllık acılı tarihinden de etkilenmiştir. Ancak Cumhuriyeti, acılardan beslenmiş intikamcı bir hafıza üzerine kurmamışlardır. Cumhuriyeti ve ulus-devleti kuranlar, etnik veya dinî referanslı bir milliyetçilik anlayışı benimsememişlerdir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Burada karşı karşıya kalınan diğer bir soru da şudur: İkincil kültürel kimlikler doğrudan doğruya mı tanınacaktır yoksa sadece bireysel seviyede ikincil kültürel özgürlüklerin önünün açılması yeterli midir? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Modern ulus-devlet anlayışı ve liberal demokrasi, bireysel özgürlüklerin önünü kapatmaz. Aksine modern ulus-devlet, bireysel kültürel özgürlükleri genişletir, kalitesini artırır. Kültürel alanda bireysel özgürlüklerin önünün açılması, etnik kimliği güçlendirecek bir unsur olarak değil, aksine vatandaşların bireysel özgürlük alanını, yaşam kalitesini ve ülkelerine olan sadakatlerini güçlendirici bir unsur olarak görülmelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Çağdaş demokratik toplumlarda, üst/ortak kimliğin dışında, kültürel ikincil kimlik özelliklerinin de dile getirilmesi ve yaşanması mümkündür. Önemli olan kültürel ikincil kimliklerin, bizi bir arada tutan üst/ortak kimliğin önüne geçerek, onu parçalayan egemen bir kimlik haline dönüştürülmemesidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Aynı durum diğer ulus-devletler için de geçerlidir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde, Latin Amerikalılara Devlet resmî söylemlerinde &#8220;Latin Amerikalı&#8221; olarak değil, &#8220;Amerikalı&#8221; olarak hitap etmektedir. Aksi şekilde hitap etmek, ikincil kültürel kimliklerin üst/ortak kimliğe dönüşmesini kabul etmek demektir. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde federatif &#8220;birleşik devletler&#8221; tanımı, üst/ortak kimliğin dışında bir hâkimiyet alanına izin vermemektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Etnik kimliğin siyasallaştırılması, başka bir ifadeyle siyasal temsil aracı olması, toplumsal siyasal kimlik unsuru haline getirilmesi ise, devletle olan siyaset ilişkisinin etnik kimlik üzerinden yapılması demektir. Bu durum ise üst/ortak kimliğin tartışmaya açılması anlamına gelmektedir. Lübnan, Irak ve Balkanlarda hüküm süren istikrarsızlık ve şiddet sarmalı, etnik kimliğin siyasallaştırılmasının ve bir ortak kimlik yaratılamamasının sonucunda yaşanabilecekler için bir örnek teşkil etmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Netice olarak şunu söyleyebiliriz: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - İkincil kimlikler ancak ikincil kültürel kimlik şeklinde bireysel seviyede yaşanabilir, geliştirilebilir ve korunabilir. Bunu kültürel bir zenginlik olarak görüyoruz. Bireysel özgürlüklerin sınırının, azınlık ve grup hakları ile kesişmesine, yeni azınlıklar ve üst-kimlikler yaratılmasına izin veremeyiz. Tarihsel hafızamız, ulusumuzun mutlu ve müreffeh geleceği ve anayasal düzenimizin korunması bunu gerektirmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - İkincil kültürel kimliklerin anayasal ve yasal çerçevede tanınması - ki bu grup hakkı olarak tanınması - anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ulus-devlet ve üniter-devlet yapısı içinde bu mümkün değildir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Devlet, ulus-devletin güçlendirilmesi amacıyla, aldığı tedbirlerle ve bütün söylemleriyle vatandaşlarını, daha müreffeh, daha özgür ve daha mutlu bir hayata sahip olabileceklerine inandırmalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu açıdan devletimiz, tüm yurttaşlarına olduğu gibi özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşamakta olan Kürt ve Zaza kökenli vatandaşlarımıza &#8220;daha müreffeh bir yaşam&#8221;, &#8220;fırsat eşitliğinden daha fazla yararlanabilme&#8221; ve &#8220;kendilerini her alanda geliştirebilme&#8221; imkanlarını sağlamak zorundadır. Ayrıca, bu yurttaşlarımızın &#8220;mağduriyete uğradıkları şeklindeki algılarının&#8221; düzeltilmesi ve değiştirilmesi gerekmektedir. Bu, devletin asli görevidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin bütün vatandaşlarına düşen görev ise sadakat içinde ülkesini ve milletini sevmektir. Unutulmamalıdır ki, Cumhuriyetin vatandaşı olmak sadece haklar değil, sorumluluklar da içerir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Ülkeye ve devlete duyulan sadakat çok önemlidir. Ulus-devlet olgusu, vatandaşlarının sadakatine bağlıdır. Ortak bir geleceğe sahip olma isteği ve kararlılığı, en az ortak geçmişe sahip olmak kadar önemlidir. Vatanseverlik, sadakat için de, çok önemli bir olgudur. Ülke sevgisi üzerine bina edilen vatanseverlik, hem akıllı bir sadakat hem de duygusal bir bağlılıktır. Ülke sevgisi de akılcı ve rasyonel temeller üzerinde yükseltilmelidir. Bu açıdan tüm vatandaşların paylaşacağı ortak değerler çok önemlidir. Bu kapsamda, Cumhuriyeti ve Cumhuriyetin değerlerini sahiplenmek ile tarihî geçmişe ilgi duymak ve geçmişle bağlarını koparmamak birbiri ile çatışmamalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de bu topraklarda, barış içinde, el ele yaşamamızın engellemesine izin verilmemelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Ancak, unutulmamalıdır ki; her konuyu tartışabilme özgürlüğü devletlerin varlığını riske sokacak, ülkeyi kutuplaşmaya, ayrışmaya ve çatışma ortamına sokacak konuları içeremez. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Kimse Türkiye&#8217;den, ne Türkiye&#8217;nin ulus-devlet ve üniter-devlet yapısını zayıflatabilecek ne de Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddelerinin değiştirilmesi yönünde isteklerde bulunabilir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetleri; ATATÜRK&#8217;ün bize emanet ettiği ulus-devlet ve üniter-devlet yapısının korunmasında taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye, 1984 yılından beri Bölücü Terör Örgütünün yarattığı terör olaylarıyla iç içe yaşayan bir ülkedir. Bu gerçek, herkes tarafından iyi anlaşılmalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Öte yandan, iyi anlaşılması gereken bir diğer konu da terörle/terörizmle mücadele ve bölücü terör örgütüyle/teröristle mücadele kavramlarının arasındaki ilişki ve farklılıktır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terör, çoğu zaman devlet otoritesine meydan okuma, şiddet ve korku yoluyla toplumu etkileme çabasıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terörle mücadele; devlet tarafından ve topyekûn şekilde, esas itibarıyla, güvenlik, ekonomik, sosyo-kültürel (eğitim ve sağlık dahil), propaganda ve uluslararası alanlarda, birbiriyle paralel ve koordineli olarak yürütülen faaliyetlerdir.Bu faaliyetler birbirini tamamlar. Faaliyetler, bu şekilde yürütülebilirse terörle mücadelenin süreci de kısalır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terörle mücadelenin ana hedefi, terör örgütünün ve destekleyicilerinin başarı umutlarının yok edilmesidir. Böylece, terörle bir yere varılamayacağı herkese gösterilmiş olur. Bunun sağlanması terör örgütünün etkinliğinin tam olarak kırılmasına bağlıdır. Çünkü, terörizm ile teröristler bir bütünün parçalarıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terörle mücadele; farklı boyutları olan, uzun soluklu, dinamik, karmaşık ve süreklilik gerektiren bir süreçtir. Mücadele; bütüncül düşünmeyi, şartlardaki değişkenliği analiz etmeyi ve gerekli reaksiyon vermeyi, toplumsal ve yönetsel sabır göstermeyi ve terörün bir araç olarak görülmesi fikrinin kamu vicdanında mahkum edilmesini gerektirir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Burada diğer bir önemli nokta ise, teröristin görünürlüğü sebebiyle çoğu zaman, sorunun bütününü kavramak yerine sadece terörist odaklı analizler yapılmasıdır. Böyle yaklaşımlar terörle mücadele sürecinin uzamasına neden olabilir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terörle mücadelenin ana stratejik prensibi, bu mücadelenin insan odaklı olmasıdır. Mücadele, insanların kalbine ve beynine hitap etmelidir. Bu kapsamda, teröristlerin ve destekleyicilerinin terörle bir yere ulaşabilecekleri yönündeki umutlarının kırılması önemlidir. Ümit duygusunun, gurur ve başarılı olma ile ilişkili olduğu da unutulmamalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Üzerinde önemle durulması gereken bir diğer konu da terörist ile masum bölge halkının karıştırılmamasıdır. Terör olaylarının yaşandığı bölgelerde, toplumun bütününü potansiyel terörist olarak görmek ve düşünmek, terörle mücadelede yapılabilecek en büyük hatadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Hayati önem taşıyan böyle bir konuda hata yapılmamalı, mücadele bütün zorluklarına rağmen, mevcut hukuki düzen içinde yürütülmelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu hususlara dikkat edildiği takdirde, mücadelede halkın tümünün desteği, güvenlik kuvvetlerinin yanında olacaktır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Yürütülen mücadelede devlet kurumları ile halk arasında sıkı iş birliği sağlanmalıdır. Bunun için de halkı tanımak, halkın değerlerini, geleneklerini ve davranış kalıplarını iyi değerlendirerek, halkla ilişkileri sağlam ve samimi zeminlere oturtmak zorunludur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Demokrasi, haklar, özgürlükler ve sorumluluklar sistemidir. Ancak, demokrasinin sunduğu fırsat alanlarını kullananlar, bireylerin en temel hakkı olan yaşam hakkını hedef alan terörizm faaliyetlerini, hiçbir nedenle hoş göremez. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terörist de neticede insandır. Bölücü Terör Örgütüne katılanların, Örgüte neden katıldıklarının tespiti ve bu katılımları engellemek için gerekli tedbirlerin devlet tarafından alınması terörle mücadelede önemli hususlardandır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Yapılan bir araştırmanın sonuçlarında, Örgüte katılımın nedenleri şöyle sıralanmaktadır: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Çocukluğun sevgisiz bir ortamda geçmesi, şiddet kültürünün yaygın olduğu ortamlarda büyüme, yoksulluk, dışlanma duygusu, haksızlıklardan kaçış, şiddetin tek çare olduğuna inanma, eğitimde istenilen imkanların bulunamaması, toplumda bir yer edinme duygusu ve tabi ki en önemlisi de, yapılan etnik temelli propagandalara inanma. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Yine aynı çalışma, örgüte katılanların yaklaşık %70&#8242;e yakınının, örgüte 14-20 yaş grubunda iken katıldığını göstermektedir. Çeşitli nedenlerle bu yaş grubunu etkileme kolaydır. Büyük çoğunluğu 14-20 yaş grubunda iken örgüte katılanların neredeyse %80&#8242;inin örgütte bulunuş süresi, çeşitli nedenlere dayalı olarak, ortalama 10 yıldır. Bu durum, örgüte katılan teröristlerin ortalama olarak 26 yaşına ulaşamadan güvenlik kuvvetleri tarafından etkisiz hale getirildiği veya örgütten kaçtığı anlamına gelmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> 1984 yılından bugüne kadar, etkisiz hale getirilen terörist sayısı 40.000&#8242;i geçmiştir. Bu rakam, bu yolun çıkmaz yol olduğunu göstermektedir. Çeşitli nedenleri istismar ederek gençlerin Örgüte katılmalarını sağlayanların ve destekleyenlerin, aslında onları ölüme gönderdiklerini anlamalarını gerekir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Çeşitli nedenlerle evlatlarını Örgüte kaptıran ana ve babaların duydukları acıları ve onların içinde bulundukları durumları da düşünmek ve onları anlamak zorundayız.</span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bölücü terör örgütü/terörist ile mücadeleye gelince; bu görev, güvenlik kuvvetlerine aittir. Görev, teröristlerin nerede ise aranıp, bulunup, etkisiz hale getirilmesi şeklinde ifade edilebilir. Aslında terörist, kriminal bir suçludur. Teröristlerin, yakalanarak yargı önüne çıkarılmaları istenir. Ancak, teröristlerle sağlanan temasların çoğu zaman çatışmaya dönüştüğü de unutulmamalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bölücü Terör Örgütü ile mücadelede görev alacak güvenlik kuvvetlerinin genel yapısının nasıl olması gerektiği ise, Türkiye&#8217;de yine pek iyi anlaşılamayan konulardan birini oluşturmaktadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Güvenlik Kuvvetlerinin yapısını etkileyen faktörlerin başında terör tehdidinin nitelikleri ve boyutları gelmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bölücü Terör Örgütünün yarattığı tehditler ve riskler oldukça geniş bir yelpazededir. Bunlar, sokak eylemlerinden, meskun mahallerdeki terörist eylemlerine, büyük boyutta kırsal alandaki terörist yapılanmaya ve terörist eylemlere kadar uzanmaktadır. Aslında Örgüt, ağırlıklı olarak, bölgenin zor coğrafi şartlarından istifade ederek, kırsal alanda terörist eylemlerde bulunmak üzere yapılanmış ve eğitilmiş bir örgüttür. Dolayısıyla, bu Örgütün terör eylemlerini, Afganistan&#8217;ın bir bölümü dışındaki, diğer ülkelerdeki terör eylemleri ile mukayese edemezsiniz. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terör tehdidinin coğrafi boyutlarının, özellikle kırsal alanlarda geniş ve zor bir coğrafyaya yayıldığını söyleyebiliriz. Tabi, bu coğrafyaya bir de Irak&#8217;ın kuzeyindeki bölgeyi de ilave etmeliyiz. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu iki temel husus, yani tehdidin nitelikleri ve boyutları, Bölücü Terör Örgütü ile mücadelede Kolluk Kuvvetlerinin yetersiz olduğunu göstermektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu nedenlerden dolayı; mevcut yasalar çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölücü terör ile mücadelede vazife ve sorumluluk alması, değişik yasal düzenlemelerle, 1984&#8242;ten bugüne kadar süregelmiştir. Bundan sonraki süreçte de tehdidin nitelikleri ve boyutları değişinceye ve Bölücü Terör Örgütü etkisiz hale getirilinceye kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu görev ve sorumluluğu devam edecektir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetleri bu vazife ve sorumluluğunu, bölücü terör örgütü ile mücadele etmek için özel olarak teşkilatlanmış ve eğitilmiş birliklerle dört temel görevi yerine getirecek şekilde yürütmektedir. Bunlar: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Bölgede yaşamakta olan halkımızın öncelikle teröristlerin baskısından korunması, güvenliğinin sağlanması, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Kırsal alanda, alan hakimiyetinin sağlanması, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Kırsal alanda, teröristlerin nerede ise aranıp, bulunup etkisiz hale getirilmesi, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Sınır bölgelerinden giriş ve çıkışların etkin şekilde kontrol altına alınması. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetleri bu vazife ve sorumluluğunu 1984 yılından beri, azimle, kararlılıkla ve başarı ile sürdürmektedir. Bu uğurda bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin vermiş olduğu şehit sayısı; 4970&#8242;tir. Kararlılıkla ve başarı ile sürdürülen bu mücadele neticesinde, Örgüt stratejik savunma aşamasında kalmış, bugüne kadar hiçbir zaman yurt içindeki bir bölgede sürekli denetimi sağlayamamış, dağ kadrosunu denge aşamasına geçirebilecek nitelik ve sayıya ulaştıramamış ve bugüne kadar da 40.000&#8242;e yakın personelini kaybetmiştir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Özellikle; 1994 yılında stratejik savunma safhasından daha ileriye geçemeyeceğini anlayan Örgüt; terör eylemlerine devam ederken, asıl mücadeleyi siyasal alanda yürütme kararını almıştır. Terör Örgütünü strateji değişikliğine zorlayan temel neden güvenlik güçlerinin amansız mücadelesi sonucunda teröristlerin azim ve iradesinin törpülenmesidir. Böylece Örgüt, başlangıçta öngördüğü üç aşamalı stratejisini terk etmek zorunda kalmıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> 1993 yılında toplam iç güvenlik olayı 5717, verilen şehit sayısı 538, hayatını kaybeden vatandaş sayısı 1479 iken; 2008 yılında toplam iç güvenlik olayı 1602&#8242;ye - ki bunun 990 adedi güvenlik kuvvetlerinin inisiyatifinde gerçekleşmiştir - verilen şehit sayısı 138&#8242;e - elbette bir şehidin bile bizim için önemi çok büyüktür - hayatını kaybeden vatandaş sayısı ise 51&#8242;e inmiştir. Ayrıca, 1990&#8242;lı yıllarda bölgede ulaşım güvenliği, akşam hava karardıktan sonra dışarılarda yaşam güvenliği yokken, bugün bölgede bu tip sorunların kalmadığını, unutmamak gerekir. Ayrıca bütün bu sorunların ortadan kaldırılması için verilen bu mücadelelerde, hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak canlarını ortaya koyanları ve bu uğurda şehit olanları da hiçbir zaman unutamayız, unutmamalıyız. Milletçe onların hatıralarını sonsuza kadar yaşatmak ve geride bıraktıklarına da sahip çıkmak bizler için bir görevdir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Geçici ve Gönüllü Köy Korucuları, Bölücü Terör Örgütü ile mücadelede, çok önemli görev ve sorumluluklar üstlenmektedir. Geçici ve Gönüllü Köy Korucuları bugüne kadar bu mücadelede 1335 şehit vermişlerdir. Geçici ve Gönüllü Köy Korucularının devlet yanında bu mücadelede yer alması, sorunun etnik bir çatışma olmadığının ve Bölücü Terör Örgütünün bölge halkının desteğini sağlayamadığının da çok önemli bir göstergesidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Öte yandan Türkiye&#8217;de uzun süredir başarıyla uygulanan korucu sisteminin bir benzeri de, 2007 yılından itibaren ABD tarafından Irak&#8217;ta (Sons of Iraq) kullanılmaya başlamıştır. Bu sistemin kullanıldığı bölgelerde direniş ve askerî güçlere saldırı büyük ölçüde azalmıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> ABD, Afganistan&#8217;da da Irak&#8217;ta uygulanan koruculuk sistemine benzer mahalli güvenlik birimi, ya da milis gücü (Afghan Public Protection Force) kurmak istemiş ve buna ilişkin pilot programa Şubat 2009&#8242;da başlamıştır. Bu milis güçleri kendi sorumluluk alanlarında, yollarda güvenliği sağlayacak, hükûmet tesislerini ve personeli koruyacak ve saldırıları engelleyecektir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Sıraladığımız bu gelişmeler ışığında Bölücü Terör Örgütünün bugün içinde bulunduğu durumla ilgili şunları söyleyebiliriz: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bölücü Terör Örgütü şu an kan kaybetmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Irak&#8217;ın kuzeyi artık Terör Örgütü için emniyetli bir bölge olmaktan çıkmıştır. Örgüt, gerek Irak&#8217;ın kuzeyinde gerek yurt içinde büyük gruplar şeklinde hareket edememektedir. Bu ise Örgüt içinde kontrol sorunları yaşatmaktadır. Haberleşmede, muhabere sistemlerinden ziyade kurye sisteminin kullanılması Örgüte ayrı komuta/kontrol zorlukları getirmektedir. Örgütün lider kadrosu arasında sorunlar vardır. Örgütün moral seviyesi düşüktür. Örgüte katılımlar Örgütün istediği seviyelerde değildir. Örgütten kaçışlar ise devam etmektedir. İkmal faaliyetleri zorlukla yürütülmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Avrupa ülkelerinin, Örgütün Avrupa&#8217;daki parasal kaynaklarına ve Örgütün yönettiği uyuşturucu trafiğine karşı bazı önleyici tedbirleri artırarak alması Örgütü zor duruma sokmuştur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bütün bu gelişmelere ilave olarak Irak&#8217;ın kuzeyindeki Örgütün varlığına karşı; Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Irak tarafından yürütülen faaliyetlerin ve alınan tedbirlerin önümüzdeki dönemde daha etkin sonuçlar vermesi beklenmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Netice olarak bugün; </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terörizm ve Bölücü Terör Örgütüyle mücadeleyi kararlı, programlı, bilinçli ve koordineli bir şekilde sürdürmek durumundayız. Unutulmamalıdır ki, bu mücadele doğası gereği uzun soluklu ve sabır üzerine kurulu bir mücadeledir. Ayrıca, önümüzdeki süreçte de, Örgütün kırsal alanlarda ve yerleşim yerlerinde bazı terör eylemlerinde bulunabilme imkanı mevcuttur. Güvenlik Kuvvetleri bu muhtemel eylemlere karşı, koordineli istihbarat faaliyetlerine daha da önem vererek, yasalar çerçevesinde gerekli tedbirleri titizlikle ve kararlılıkla almak zorundadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Kararlılığımız karşısında, Bölücü Terör Örgütünün amacına ulaşması mümkün değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu mücadelede, her zaman Türk milletinin desteğini yanında hissetmiştir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetleri; bugün bazı çevrelerin, vatanına ve milletine hizmet etmekten başka hiçbir amaçları olmayan ve Bölücü Terör Örgütüne karşı kahramanca mücadele edenlerin şerefi, onuru ve morali ile oynanmasına duyarsız kalmaz ve bu konuda yetkili ve sorumlu herkesin de aynı duyarlılığı göstermesini bekler. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terörle mücadele sürecinin kısaltılması için bugün alınabilecek bazı tedbirlerin, düne nazaran, daha etkili sonuçlar doğurabileceğine inanılmaktadır. Bu tedbirler şunlar olabilir: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Devlet, Örgüte katılımların nedenlerini iyi inceleyerek, alacağı tedbirlerle, Örgüte katılımları kontrol altına almalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Devlet, dağ kadrosunun Örgütten ayrılmasını sağlayacak şekilde, mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi şekilde uygulanabilmesini sağlamak için bazı değişiklikler yapmalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Terörle mücadele, sadece terörist odaklı olarak görülmemelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Terörle mücadele, devlet tarafından topyekûn şekilde, millî gücün bütün unsurları (güvenlik, ekonomi, sosyo-kültürel (eğitim ve sağlık dâhil), propaganda ve uluslararası) kullanılarak, koordineli ve etkin bir şekilde yürütülmelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Bölücü Terör Örgütüne uluslararası verilen destek ve Örgütün finans alanındaki serbestliği tam olarak engellenmelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> - Irak&#8217;ın kuzeyindeki Bölücü Terör Örgütünün varlığı -ki bu varlık Örgüt için hayatidir- mutlaka etkisiz hale getirilmelidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> ABD Başkanı OBAMA&#8217;nın geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmanın başında söylediği şu sözlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Bu sabah ATATÜRK&#8217;ün, sizin ülkenizin kurucusunun, anıt mezarını ziyaret ettim. Bu güzel anıttan çok etkilendim. ATATÜRK, tarihin şeklini değiştiren bir liderdir. Ama ATATÜRK&#8217;ün yaşamına ait en büyük anıt, hiçbir şekilde taştan ya da mermerden inşa edilemez. Kendisinin bıraktığı en büyük miras Türkiye&#8217;nin gücü ve laik demokrasisidir.&#8221; </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> ABD Başkanının bu sözlerini, dost bir ülke halkına sempatik görünme arzusundan ziyade, ABD&#8217;nin karşı karşıya bulunduğu sorunlara bir çözüm arayışında bulunduğunu göstermesi açısından önemsiyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye&#8217;yi bulunduğu bölgede farklı ve güçlü bir konuma getiren, laik ve demokratik bir ülke olmasıdır. Türkiye, laik yapısı ve çağdaşlaşma hedefiyle, yüzyılı aşan demokrasi kültürüyle, ekonomik gücü ve dinamizmiyle bölgesinde benzeri olmayan lider bir ülkedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu tespitler ışığında şunu ifade etmek isterim: Bundan yaklaşık bir asır önce koca imparatorluğun çöküşüne şahit olmuş kadroların, çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmayı hedefledikleri Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni, demokrasi ve laiklik fikirleri üzerine kurma ufkuna bir daha saygı ve hayranlık duyuyorum ve Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin doğuşu ve gelişimini 20&#8242;nci yüzyılda yaşanmış devrimlerin en büyüklerinden biri olarak görüyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> 21&#8242;inci yüzyılın başında, ülkemiz bu özgün karakteriyle gelecekte de ilgi odağı olmaya devam edecektir. Şüphesiz bunu başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere Cumhuriyet&#8217;in kurucu kadrolarının stratejik vizyon ve öngörüsüne borçluyuz. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Öte yandan, Türkiye&#8217;nin bu özgünlüğü bizlere ağır sorumluluklar da yüklemektedir. Bu mirasa ve vazifeye karşı herkesin duyarlı, dikkatli ve sorumlu olması gerekmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> MONTESQUEI&#8217;nun ifade ettiği gibi; Cumhuriyetin ilkesi erdemdir. Cumhuriyetler, vatandaşları erdemli olduğu ölçüde gönençlidir. Cumhuriyetin erdemi tamamen siyasal erdemdir. Bu ise yasalara saygı ve bireyin topluluğa bağlılığıdır.<sup>11</sup> </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Laiklik ilkesi Türkiye Cumhuriyeti kuruluş felsefesinin temel direklerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni oluşturan tüm değerlerin de temel taşıdır. Laikliğin işlevsel tanımı, Anayasa&#8217;nın başlangıcı ile 24&#8242;üncü ve 174&#8242;üncü maddelerinde yer almaktadır. Anayasa Mahkemesinin içtihatları da konuya açıklık getirmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Cumhuriyetin muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma hedefine ulaşabilmesi için siyasal yönetim biçiminin demokrasi olması da son derece doğaldır. Çünkü modern bir cumhuriyet ancak demokrasi ile gerçekleştirilebilir. Bu nedenle de demokrasi de Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden biridir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Demokrasi aslında, halk egemenliği ve halk iradesinin siyasallaşmasıdır. Buna rağmen siyaset bilimi literatüründe demokrasinin ortak bir tanımı olmadığı da bilinmektedir. Bu konuda tartışmalar sürmektedir. Tanımsal zorluğunun yanı sıra demokrasinin sürekli kendisini zamanın ruhuna ve şartlarına uygun olarak yenileyen ve geliştiren bir sistem olduğu da unutulmamalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Antik Yunan&#8217;ın klasik demokrasi anlayışından, koruyucu demokrasi anlayışına, sosyal demokrasiden liberal demokrasiye ve çoğulcu demokrasiye kadar uzanan bir ortamdan söz edebiliriz. Önemli olan demokrasinin olmazsa olmaz koşulları ve temel öğelerinin neleri kapsadığıdır. Bu çerçevede şunları ifade edebiliriz: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Kuvvetler ayrılığı, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Çoğulculuk (Çoğulculuk, temel hak ve özgürlüklerin çoğunluğa karşı güvenceye alınmasıdır.), </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Kurallar ve kurumlar rejimi olması, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Fırsat eşitliği, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> -	Aynı zamanda haklar kadar sorumluluklar rejimi olması. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türk Silahlı Kuvvetleri; Cumhuriyetin temel niteliklerinden birini oluşturan demokrasi rejimine bağlıdır ve saygılıdır.</span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Demokrasi ve laiklik arasında çok sıkı bir ilişki olduğu görülebilir. Laiklik ilkesinin demokrasi ile çatıştığını iddia etmek de sağlam bir temele dayanmamaktadır. Aksine, laik düzen Türk demokrasisinin gelişmesinde ana itici gücü oluşturmuştur. Çünkü laiklik aynı zamanda demokrasinin en önemli koşullarından biridir. Etrafımızdaki bazı ülkelere bakılırsa bu gerçek görülebilir. Bu gerçek, bugün pek çok kişi tarafından açıkça görülmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Laiklik, Türkiye&#8217;de sadece dinle devlet işlerini birbirinden ayırmamış, egemenlik sorununu da çözmüştür. Egemenliğin kutsallığa yani hilafete değil de millete ait olması, laikliği belirleyen ana ilkedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bütün bu düşüncelere ve gerçeklere rağmen; Türkiye&#8217;de Cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne kadar laiklik karşıtı hareketlerle de çok çeşitli düzeylerde karşılaşılmıştır. Bu durum farklı dönemlerde, farklı boyutlarda ve şekillerde ortaya çıkmıştır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Yaşanılan ve karşılaşılan bu hareketlerin sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarının bulunduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, laiklik karşıtı hareketlere, demokrasi ve yasalar çerçevesinde daha etkin cevaplar verebilmek için, bu olayların sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarının ne olduğunun doğru şekilde analiz edilmesi zorunludur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Max WEBER, modern sosyologlar için önemli bir ilham kaynağı olmuştur. En büyük özelliği &#8220;anlayışı&#8221; sosyal bilimlerde öne çıkarmasıdır. Anlayış sosyolojisinde öncelikli olan insandır. Dolayısıyla insanların inandıkları değerlerin anlaşılması önemlidir. Bu değerler içinde elbette inançlar sistemi de vardır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Dinin toplumsal bir bağ oluşturma, ortak bir duyarlılık yaratma bakımından önemi inkar edilemez. Türkiye için böyle şeyleri tartışmak dahi abestir. Yanlış olan ise - Anayasa&#8217;nın 24&#8242;üncü Maddesinde de ifade edildiği gibi - dinin toplumsal davranışı, sosyal düzeni belirleyen bir sistematik olarak düşünülmesi ve kabul edilmesidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Burada önemli olan diğer bir nokta ise bütün insanların ve onların düşünce ve davranışlarının toptancı bir anlayışla aynı kefeye konulmamasıdır. Diğer bir deyişle, gerçek mütedeyyin kişilerle kimsenin hiçbir sorunu olmamalıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Burada ATATÜRK&#8217;ün dine ilişkin görüşlerini de hatırlamakta fayda görüyorum: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki, din Allah ile kul arasındaki bağlılıktır.&#8221;<sup>12</sup> </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Biz din işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, amaca ve eyleme dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz ve buna asla meydan vermeyeceğiz.&#8221; <sup>13</sup> </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> ATATÜRK&#8217;ün bu düşünceleri aslında, dinin önemini ortaya koyarken Cumhuriyetin ve demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi için dinî alanın nasıl sınırlanması gerektiğine ışık tutmaktadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Askerlik, moral değerlere önem veren mesleklerin başında gelmektedir. Elbette bireysel değerler açısından din de bir etkendir. Bu açıdan ordunun halkımızın değerlerine saygı duymaması düşünülemez. Türk Silahlı Kuvvetleri binlerce evladını vatan savunmasında &#8220;şehit&#8221; vermiş bir ordudur. Bizim için şehitlik ve gazilik kutsal bir mertebedir. Bu kutsiyeti halkın iradesini yansıtan TBMM&#8217;de kanunla tescil etmiştir. Ayrıca, halkımızın arasında ordunun en yaygın adlarından birinin de &#8220;Peygamber Ocağı&#8221; olduğunu bilmekteyiz. Açıkça söyleyebiliriz ki, Silahlı Kuvvetler hiçbir dönemde dine karşı olmamıştır. Bizim karşı olduğumuz husus siyasi ve kişisel amaç ve çıkarlar için; dinin ve dinî duyguların alet edilmesidir, araç olarak kullanılmasıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bütün bu düşüncelere rağmen, laikliğin din karşıtı olma ve dinin bireylerin hayatlarından soyutlaması anlamına geldiğinin söylenmesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin din karşıtı bir kurum olarak gösterilmesi; Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK&#8217;e ve O&#8217;nun ordusuna karşı yapılabilecek en büyük sorumsuzluk ve haksızlıktır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> WEBER&#8217;e göre, sosyolojik açıdan, dinlerin belirli sosyal ve tarihsel ortam içinde almış olduğu görünüm yani &#8220;yaşanan din&#8221; önemlidir. Yaşanan din de bir noktada, kitlelerin o dini algılama ve uygulama biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır.<sup>14</sup> Yaşanan dinin görüldüğü en önemli alan, sosyal ve ekonomik yaşamla dini bağdaştıran sosyal gruplar, cemaatlerdir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Burada yine WEBER&#8217;e göre önemli bir nokta var. O da: İnanç boyutu bir sosyal olgu olarak ele alınıp bu boyut ile sosyal, ekonomik ve siyasal yaşam arasındaki etkileşim incelendiğinde, din, ekonomi ve siyaset arasında bir ilişki olduğu görülebilir. Bu görüş, geçerliliğini bugün de korumaktadır. WEBER, bu düşünce çerçevesi içinde Batı kapitalizminin gelişmesiyle Protestanlık arasında çok sıkı bir bağ olduğunu öne sürmüştür. Gelişen burjuvazi ekonomik iktidarını kurduktan sonra siyasal iktidarı kilisenin ve monarşinin elinden almıştır. Böylece Batı demokrasisinin kurulmasında önemli bir evre de oluşmuştur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu durum, bugün için de geçerliliğini korumaktadır. Ancak, yakın dönemde bazı gelişmeler, dinle toplum, dinle ekonomik yapı arasında yeni bir ilişkiyi öne çıkarırken mevcut ilişkilerin de yenilenmesini sağlamıştır. Yeni kimlik ve aidiyet arayışları, ekonomik beklentiler, yaşanan büyük göç olgusu ve sosyal devlet olgusunun zayıflaması, toplumları ister istemez yeni dayanışma arayışlarına itmiştir. Bu nedenler, günümüzde de sosyal gruplaşmaların ve din ekseninde bazı cemaatleşme yapılanmasının gittikçe artmasına neden olmuştur. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bugün bazı cemaatler öncelikle bir ekonomik güç olmaya ve daha sonrada sosyo-politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir tek tip yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> İşte sorun da buradadır. Sorun, dinin ve dinî duyguların kendi amaçları için, alet ve araç olarak kullanılmasıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu gerçeği 1927&#8242;de gören ATATÜRK, konuya ilişkin görüşlerini Nutuk&#8217;ta şöyle ifade etmiştir: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> &#8220;Daha önce olduğu gibi, bugün de, milletlerin bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak bin bir türlü siyasi ve kişisel amaç ve çıkar sağlamak için, dini alet ve araç olarak kullanmak girişiminde bulunanların, içeride ve dışarıda varlığı, bizi bu konuda söz söylemekten, ne yazık ki, henüz uzak bulundurmuyor.&#8221;<sup>15</sup> </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Burada bir noktayı hatırlamamız gerekir; bilindiği gibi WEBER (Webır), modernitenin düşünürlerinden birisidir. Ona göre modern organizasyon, özgürleşmeye dayalıdır. Sivil örgütler ise giriş ve çıkışın özgür iradeye bağlı olduğu, gönüllülük temelinde işleyen açık örgütlerdir. Dinsel cemaatler ise kapalı ve içe dönüktür. Cemaate giriş ve çıkış çok farklı dinamiklere bağlıdır. Bu koşullar altında, dinsel cemaatlerin, hele çıkar çevresinde örgütlenmişse, sivil toplum hareketi olduğunu öne sürmek çok güçtür. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu düşünceye rağmen, bugün de bazı din eksenli cemaatler, kendilerini demokratik alanın bir oyuncusu olarak takdim etmekte ve çeşitli nedenlerle de görünürde kendilerinin güçlü bir konuma geldiğine inanmaktadırlar. Ancak bu güç imajı ve algısı yanıltıcıdır. İşte bu tip bazı cemaatler hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini görmektedir. Bunun için de, her fırsattan istifade ederek, destekleyicilerinin de yardımıyla Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu yapılanlara karşı, hukuk devleti kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin tepkisiz ve etkisiz kalacağını düşünmek ise büyük yanılgıdır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Anayasanın 24&#8242;üncü Maddesinde laiklik, işlevsel olarak en geniş anlamıyla; &#8220;Herkes, vicdan dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14&#8242;üncü Madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla, ibadet, dinî ayin ve törenler serbesttir. Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dinî veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez veya kötüye kullanamaz&#8221; şeklinde ifade edilmektedir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Görüldüğü gibi Anayasa&#8217;nın 24&#8242;üncü Maddesi; herkese vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetini sağlamıştır. İbadet, dinî ayin ve törenleri serbest bırakmıştır. Zaten bu maddeye rağmen, bu konularda hürriyetlerin tahdit edildiğini ileri süren iddiaları da anlamak mümkün değildir. Yine aynı maddeye göre kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi ve hukuk temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandıramaz. Netice olarak, Türkiye&#8217;de herkes Anayasa&#8217;nın 24&#8242;üncü Maddesine uygun hareket etse, ortada bir sorunun kalmayacağı aşikardır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Burada haklı olarak şu soruları sorabiliriz: </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Anayasa&#8217;nın 24&#8242;üncü Maddesinde açıkça belirtilmesine rağmen; dinin sosyal, ekonomik ve siyasi düzeni kısmen de şekillendirmesi kabul edilebilir mi? Bu kapsamda din eksenli bazı cemaatleri, toplulukları hareketleri, Anayasa&#8217;nın 24&#8242;üncü Maddesine göre nereye koyacağız? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Önemli olan dinin ve dinî duyguların veya dince kutsal sayılan şeylerin, herhangi bir şekilde herhangi bir amaçla istismarının önlenmesi değil midir? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Dinin araçsal hale getirilmesi, dine yapılabilecek en büyük kötülük değil midir? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Dinsel cemaatlerin siyasal alanda rol alması, modernitenin çok önemli bir özelliğinin aşındığı anlamına gelmez mi? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Modern toplumlarda, kişi artık bir cemaatin üyesi olarak değil, birey ve vatandaş olarak yer almıyor mu? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Toplumu inanan/inanmayan, dindar/dindar olmayan ayrımı yapanlar, diğerlerinin iman ve dinî inançlarını değerlendirmeye kalkarak aslında İslam dinine karşı büyük bir suç işlemiyorlar mı? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu çeşit sosyal gruplaşmalar, cemaatleşmeler toplumu ciddi boyutta kutuplaşmalara ve bölünmelere götürmüyor mu? Bu bölünmeler ve kutuplaşmalar ciddi güvenlik sorunlarına ileride dönüşemez mi? </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Türkiye Cumhuriyeti, Anayasamızda açıkça belirtildiği şekilde demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Laik ve demokratik devlet nitelikleri birbirini tamamlamaktadır. Asla birbiri ile çelişkili de değildir. Bu iki nitelik Türkiye&#8217;yi dünyada farklı ve güçlü konuma getiren, Türkiye&#8217;ye özgün bir karakter kazandıran niteliklerdir. Bu açıdan, Türk toplumunun bütün bireylerinin bu niteliklerin korunmasında, yaşatılmasında ve yıpratılmamasında duyarlı ve sorumlu davranması vatandaşlık görevidir. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Harp Akademilerinin Değerli Mensupları, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Ufku geniş, düşünme becerileri gelişmiş, sorgulayabilen, yaratıcı zekaya sahip, lider ve aynı zamanda yöneticilik niteliklerini kazanmış komutanların yetiştirilmesi, hiç şüphesiz geleceğin inisiyatifimizle şekillendirilmesine büyük katkı sağlayacaktır. Bu nedenle günlük sorunlara, olağan (rutin) işlere takılıp kalmamalısınız. Çünkü, geleceği sizden sonraki kuşakların sorunu olarak görme lüksünüz yok. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bugün alacağınız kararlar, yapacağınız çalışmalar ve tohumlarını atacağınız projeler, yarınlarımızın şekillenmesine katkı sağlayacaktır. Onun için sizler; bilim ve aklın her çağa uyum sağlayan dinamik yapısı içinde kendinizi sürekli yenilemelisiniz. Bunu yaparken öncelikle Ebedi Başkomutanımız ATATÜRK&#8217;ün entelektüel düşünce yapısına, nelerin etki ettiğini iyi incelemelisiniz. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Atatürkçü Düşünce Sistemi, ne yapılmasını anlatan bir ideoloji değildir. Akıla ve bilime dayanarak nasıl karar verileceğini gösteren bir dünya görüşüdür. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Görev bilinci gelişmiş bireyler olarak başarısızlıklara mazeret aramadan nedenlerini araştırmalı ve olumsuzlukları giderici tedbirler almalısınız. Görev bilinci yüksek olan birey, görevini iyi bilen, yeterlilik düzeyi yüksek ve bilgi düzeyini sürekli güncel tutan kişidir. Görev bilincine sahip kişiler yüksek verimliliğe, mükemmelliğe ve kaliteye de sahiptirler. Görev bilincinin yaygınlaştırılması maksadıyla, yetkilerinizi astlarınızla paylaşmalı ve onları inisiyatif kullanmaları konusunda da desteklemelisiniz. Bu bilinçle yürüteceğiniz çalışmalar, gelişmelerin takipçisi değil, yönlendiricisi olmak için gücümüze güç katacaktır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır. Geleceğe doğru emin adımlarla yürüyüşümüzün teminatı sizlersiniz. Sizlere emanet edilecek olan vazife bayrağını daha yükseklere çıkararak ülkemiz ve ulusumuz için büyük atılımlara imza atacağınıza büyük bir içtenlikle inanıyorum. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Değerli Konuklar ve Silah Arkadaşlarım, </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Ebedi Başkomutanımız ATATÜRK&#8217;ün, Afyonkarahisar Kolordu Dairesinde subaylara hitaben yaptığı konuşmada ifade ettiği gibi, konumumuz gereği üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmek adına fedakârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetinde olduğumuzun bilincindeyiz.<sup>16</sup> </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu hassas coğrafyada sahip olduğu maddi ve manevi bütün zenginlikleri ile güven ve istikrarı simgeleyen Türkiye, güçlü ve demokratik kurumları, ekonomik gücü ve birbirine güvenen insanları ile çağdaş topluluklar içinde hak ettiği yeri almak zorundadır. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Karada, denizde ve havada görevini başarı ile icra eden, barışı korumak amacıyla dünyanın dört bir yanında şanlı bayrağımızı dalgalandıran, sınırlarımızı bekleyen, İç Güvenlik Harekâtı icra eden; Kara, Deniz, Hava, Jandarma ve Sahil Güvenlik personelini selamlar, görevlerinde üstün başarılar dilerim. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bugünlere ulaşmamızı sağlayan Ebedi Başkomutanımız ATATÜRK ve kahraman silah arkadaşlarını, bağımsızlık ve bölünmez bütünlüğümüz için hayatlarını feda eden bütün şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi şükranla anar; tarihi boyunca ordusuna büyük özgüven aşılayan ve ona her zaman destek olan Yüce Türk ulusuna şükranlarımı sunarım. </span></h2>
<h2><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> Bu duygu ve düşüncelerle, mazisi şan ve şerefle dolu, gurur kaynağımız Harp Akademilerinin değerli mensuplarına esenlikler ve üstün başarılar diler, bu toplantıya katılan tüm konuklara en derin saygı ve sevgilerimi sunarım. </span></h2>
<p align="center"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><strong>DİPNOTLAR </strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>1</sup>Samuel Huntington, The Soldier and State, Belknap Press, 2001, s.8 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>2</sup>Eliot A.Cohen, Supreme Command, Anchor Publication, 2003, s.12 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>3</sup>Samuel Huntington, Age., s.83 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>4</sup>Age., s.72 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>5</sup>The Iraq Study Group, The Way Forward- A New Approach (Restoring the US Military Bölümü), Filiquarian Publishing, 2007 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>6</sup>The US Army Counterinsurgency Field Manual, Headquarters Department of the Army, 2006, s.77 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>7</sup>Anthony D.Smith, Ethnicity and Nationalism (International Studies in Sociology and Social Anthropolgy Vol.60), Brill Academic Publishing, 1992, s.26 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>8</sup>Raymond Aron, Sosyolojik Düşüncenin Evreleri, Kırmızı Yayınevi, 2006, s.29 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>9</sup>Chaim Kaufmann, Possible and Impossible Solutions to Ethnic Civil Wars, International Security, Vol.20, No:4, 1996 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>10</sup>Prof. Dr. Metin HEPER, Devlet ve Kürtler, Doğan Kitap, 2008, s.13 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>11</sup>Raymond Aron, Age., s.27 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>12</sup>Prof. Dr. Utkan KOCATÜRK, ATATÜRK&#8217;ün Fikir ve Düşünceleri, ATATÜRK Araştırma Merkezi Yay., Ankara, 2005, s.28 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>13</sup>Age., s. 327 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>14</sup>Max Weber, The Sociology of Religion, Beacon Press, 1993, s.1, s.20 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>15</sup>Prof. Dr. Utkan KOCATÜRK, Age., s.334 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"> <span style="font-size: xx-small;"><sup>16</sup>Prof.Dr.İhsan GÜNEŞ, ATATÜRK&#8217;ün Bilinmeyen Bir Konuşması, ATATÜRK Araştırma Merkezi Dergisi Sayı:5, Cilt:2, Mart 1986 s.463-465 </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial; font-size: x-small;"><span style="font-size: xx-small;"><a href="http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_7_Konusmalar/2009/org_ilkerbasbug_harpak_konusma_14042009.html" target="_blank">Kaynak</a><br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2009/04/genelkurmay-baskani-orgeneral-ilker-basbugun-14-nisan-2009-tarihinde-harp-akademileri-komutanliginda-yaptigi-yillik-degerlendirme-konusmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2009/04/genelkurmay-baskani-orgeneral-ilker-basbugun-14-nisan-2009-tarihinde-harp-akademileri-komutanliginda-yaptigi-yillik-degerlendirme-konusmasi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Merhaba 2009</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/q_TtBRvEF1U/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2008/12/merhaba-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2008 08:20:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Uçan kelimeler]]></category>

		<category><![CDATA[2009]]></category>

		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>

		<category><![CDATA[Merhaba]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gunluk.cematam.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-81 aligncenter" title="2009" src="http://gunluk.cematam.com/wp-content/uploads/2008/12/2009.jpg" alt="2009" width="480" height="211" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2008/12/merhaba-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2008/12/merhaba-2009/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Çocukça Saf Bir Yanım {Kendime Not}</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/eGPzUW3LPUY/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2008/12/cocukca-saf-bir-yanim-kendime-not/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 20:29:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kafa Sesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cematam.com/tr-blog/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Çocukça Saf Bir Yanım
Kocaman bir adam olduğumu sanıyordum, olur ya büyümüşsünüzdür, yaşınıza eş yaşta olanlarınız (akranlarınız)
Evlenip çocuk sahibi bile olmuşlardır, siz bakar kendinize ben nerdeyim dersiniz bir an herşeyi bırakıp onları referans alırsınız.
Hani olur ya, genelde şu sıralar dizi filmlerin temel ilham kaynağı olan çocukça saf aşklar,
Nerde o eski kantolarda ki aşk masalları, cumbalı evlerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukça Saf Bir Yanım</p>
<p>Kocaman bir adam olduğumu sanıyordum, olur ya büyümüşsünüzdür, yaşınıza eş yaşta olanlarınız (akranlarınız)<br />
Evlenip çocuk sahibi bile olmuşlardır, siz bakar kendinize ben nerdeyim dersiniz bir an herşeyi bırakıp onları referans alırsınız.</p>
<p>Hani olur ya, genelde şu sıralar dizi filmlerin temel ilham kaynağı olan çocukça saf aşklar,<br />
Nerde o eski kantolarda ki aşk masalları, cumbalı evlerde kalmadı zaten.</p>
<p>Terzi diye bir tiyatro eseri vardır,<br />
Kısaca şöyle der Terzi;</p>
<p>&#8220;Bir kralı kral yapan üstünde ki elbisedir,<br />
Yoksa bir köylü gibi giyinse kim anlar onun kral olduğunu&#8221; der.</p>
<p>Gerçekten de öyledir, eskilerin giysilere yüklenmiş ünvanlar şimdilerde bilgiyle perçinleşen ünvanları oldu, ama tam olarak öyle dersek yanlış demiş oluruz.<br />
Ama bir şey var ki, insanların duyguları, şüpheleri de o kıyafetler gibidir, hatta belki bilirsin, dervişin fikri neyse zikri odur denir.<br />
İşte neredeyse buna karşılıktır, bu deyiş.</p>
<p>Ama böyle düşünmek korkaklıktan öte değildir. Neden mi?<br />
İnsan korktuğu zaman en kötüsünü düşünür, köpekler korktuğu için havlarlar, kararlı olanlar sinsice ilerler, ve ısırıldığınızı bile anlaymazsınız <img src='http://gunluk.cematam.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /><br />
Kader midir bilemem, uzun zamandır düşünürüm, aslında bilinçli bir zaman harcamam bu düşüncede o aklımın bir köşesinde programlanmış bir foksiyon gibi başlangıç değer koşulundan itibaren fonksiyon değer alarak işler durur.<br />
Her mutluluk bir engele takılır mı? Evet takılır, bunu sadece ben demiyorum M kanunlarında da geçer =)</p>
<p>Kısaca bir özetlersem, koşmaya hazırsınızdır, ama ilk 100 metrede bileğiniz burkulur. işte bunun iyileşmesi zaman alır, hemde uzunca bir süre&#8230;</p>
<p>Duygularımzıda böyle değil mi?<br />
Tercihlerimiz?<br />
Yakaladığımız ve yakalayamadığımız fırsatlarımız?</p>
<p>Ya şüphelerimiz?<br />
Aaa! orada durulmalı, şüphe nedir? Nasıldır?<br />
Araştırın efendim herşeyi benden beklemeyin,<br />
Ama birşey var ki, söylemek istediğim,</p>
<p>Ayağını yorganına göre olmayan şüphelerden kaçının, özellikle bu duygusal bir konu ise,<br />
Eğer okyanus yerine denizi seçenlerdeyseniz, boşverin herşeyi, size hayırlı ramazanlar(biliyorum kurban bayramı),</p>
<p>iyi günler dilerim.</p>
<p>Cem</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2008/12/cocukca-saf-bir-yanim-kendime-not/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2008/12/cocukca-saf-bir-yanim-kendime-not/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>CETURK Java Teknolojileri Etkinliği</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/Qtf7cIwm9iI/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2008/11/ceturk-java-teknolojileri-etkinligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 21:31:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cematam.com/tr-blog/?p=60</guid>
		<description><![CDATA[


CETURK Java Teknolojileri Etkinliği (8 Kasım Cumartesi)



Bugüne kadar gerçekleştirdiği bir çok etkinlikle üyelerine ve bilişim sektörünün gelişmesine katkıda bulunan CETURK yine büyük bir organizasyon ile karşımızda.
CETURK, 8 Kasım Cumartesi günü &#8220;CETURK Java Teknolojileri Etkinliği&#8221; inde Java dünyasını bir araya getiriyor. Java dünyasındaki en son teknolojilerin ve gelişmelerin anlatılacağı etkinlikte Vardar Yazılım ve Sibnet&#8217;ten profesyoneller toplam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="text-align: left; height: 470px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="453">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" align="center"><a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=60" target="_blank"><strong>CETURK Java Teknolojileri Etkinliği (8 Kasım Cumartesi)</strong></a></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=60" target="_blank"><img src="http://www.ceturk.com/images/Etkinlik/60_JavaTeknolojileri/java.jpg" border="0" alt="" /></a></td>
<td valign="top">Bugüne kadar gerçekleştirdiği bir çok etkinlikle üyelerine ve bilişim sektörünün gelişmesine katkıda bulunan CETURK yine büyük bir organizasyon ile karşımızda.</p>
<p>CETURK, <strong>8 Kasım Cumartesi günü</strong> &#8220;CETURK Java Teknolojileri Etkinliği&#8221; inde Java dünyasını bir araya getiriyor. <strong>Java dünyasındaki en son teknolojilerin ve gelişmelerin anlatılacağı</strong> etkinlikte Vardar Yazılım ve Sibnet&#8217;ten profesyoneller toplam 5 sunum yapacaklar:</p>
<p><em>JSF ve Ajax</em></p>
<p><em>Java ile Web Servisleri Geliştirme</em></p>
<p><em>Java&#8217;da SOA, SDO ve SCA</em></p>
<p><em>JBoss Seam ile Uygulama Geliştirme ve Yenilikler</em></p>
<p><em>EJB 3.0 ve JPA ile Uygulama Geliştirme ve Yenilikler</em></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" align="center">
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.ceturk.com/etkinlikkayit.asp?id=60" target="_blank">Ayrıntılı bilgi ve kayıt için tıklayınız. </a></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2008/11/ceturk-java-teknolojileri-etkinligi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2008/11/ceturk-java-teknolojileri-etkinligi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ah Rigel Ah!!!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/gS9Y4Vy0iyg/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2008/08/ah-rigel-ah/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 22:01:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Uçan kelimeler]]></category>

		<category><![CDATA[hiperaktif]]></category>

		<category><![CDATA[operasyon]]></category>

		<category><![CDATA[Rigel]]></category>

		<category><![CDATA[Yağ şişesi 5lt.]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cematam.com/tr-blog/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba,
Bu acele bir haber yazısıdır!!!
Az önce bir çığlıkla annem bana seslendi, genelde bizim evde sesler pek yükselmez, desibel artınca anlarım ki (bu da desibelin artış durumuna göre ciddiyet durumu belirlenir.)bir olay var, annemin çığlı yetiş elden gidiyor şeklindeydi apar topar kalktım salona çıktım, bir de ne göreyim;


Bizim haylaz delikanlıyı bu halde gördüm, başta bir sinir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Bu acele bir haber yazısıdır!!!</p>
<p>Az önce bir çığlıkla annem bana seslendi, genelde bizim evde sesler pek yükselmez, desibel artınca anlarım ki (bu da desibelin artış durumuna göre ciddiyet durumu belirlenir.)bir olay var, annemin çığlı yetiş elden gidiyor şeklindeydi apar topar kalktım salona çıktım, bir de ne göreyim;</p>
<p><span id="more-51"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.cematam.com/gunluk/wp-content/uploads/2008/08/20082008-030.jpg"><img class="size-medium wp-image-52 aligncenter" title="Rigel_01" src="http://www.cematam.com/gunluk/wp-content/uploads/2008/08/20082008-030-225x300.jpg" alt="Plastik şişe ve Rigel" width="225" height="300" /></a></p>
<p>Bizim haylaz delikanlıyı bu halde gördüm, başta bir sinir ve bir yandan gri hücrelerin kardeşliği içinde ve tabiki Canım Annem&#8217;in ivedilikle telaşı içinde ölecek, göz göre göre gidecek deyişleri içinde bir yol bulduk, garibim rigel sürekli aynı havayı solumaktan şaşkın durumda idi, plastik şişenin yüzeyi sıcacıktı, birde içindekini siz düşünün.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.cematam.com/gunluk/wp-content/uploads/2008/08/20082008-031.jpg"><img class="size-medium wp-image-53 aligncenter" title="Rigel_02" src="http://www.cematam.com/gunluk/wp-content/uploads/2008/08/20082008-031-300x225.jpg" alt="Operasyon öncesi" width="300" height="225" /></a></p>
<p>10 dakikalık bir operasyon ile oğlumu bu durumdan kurtardık, şu anda bunları operasyon sonrası kahve yudumlayarak yazıyorum, hala arada gülümsüyorum. =)</p>
<p>Yazarın notu: Siz, siz olun tedbiri elden bırakmayın, Rigel&#8217;in durumunda 2 yaşında bir çocukta olabilirdi.</p>
<p>Yazarın sorusu: Onun yerinde bir insan olsaydı yine fotoğraf çeker miydim? Evet çekerdim, durumun ciddiyetinini farkındaydım soğuk kanlılığı elden bırakmamak gerekir, evimde ve çantamda her duruma bir önlem vardır - olabildiğince - , giden zaman geri gelmiyor.</p>
<p>Son olarak işlem bitti operasyon başarıyla bitti, Rigel Beyler bir koşturma ben nerdeyim? ohh! Dünya varmış!! diye dolaşırken bahçe ve evde ben anneme dönüp bunlar kanıt olarak duracak dedim <img src='http://gunluk.cematam.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Rigel gördüğüm, duyduğum, tanıdığım çoğu insandan daha insan inanın bana&#8230;</p>
<h6>Not: Fotoğrafların büyük boyları için üzerilerine tıklamanız yeterli.</h6>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2008/08/ah-rigel-ah/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2008/08/ah-rigel-ah/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>2008 Pekin(Çin) Olimpiyat Oyunları</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/h51geWiifnY/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2008/08/2008-pekincin-olimpiyat-oyunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 16:39:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Dünya]]></category>

		<category><![CDATA[Olimpiyat]]></category>

		<category><![CDATA[Pekin]]></category>

		<category><![CDATA[Rüya]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cematam.com/tr-blog/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba,
Uzunca zamandır yazamıyordum, aslında bir çok yazım var zaman buldukça buraya eklemeye çalışacağım, bugün burada bu başlıklı yazımın tüm nedi Açılış Töreninde yıllarca içimde özlem duyduğum Bir Rüyanın gerçekleşirse nasıl güzel Bir Dünya olacağını görmemden dolayı yazıyorum.

Benim Rüyam; bu topraklarda, Dünya&#8217;daki yerimizi, bir çok kanla çizdiğimiz bu sınırların arasında, üç tarafı denizlerle çevrili, bu cennet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Uzunca zamandır yazamıyordum, aslında bir çok yazım var zaman buldukça buraya eklemeye çalışacağım, bugün burada bu başlıklı yazımın tüm nedi Açılış Töreninde yıllarca içimde özlem duyduğum Bir Rüyanın gerçekleşirse nasıl güzel Bir Dünya olacağını görmemden dolayı yazıyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.cematam.com/tr-blog/wp-content/uploads/2008/08/56etnik.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-37" title="56etnik" src="http://www.cematam.com/gunluk/wp-content/uploads/2008/08/56etnik.jpg" alt="Cumhuriyet" /></a></p>
<p>Benim Rüyam; bu topraklarda, Dünya&#8217;daki yerimizi, bir çok kanla çizdiğimiz bu sınırların arasında, üç tarafı denizlerle çevrili, bu cennet vatanımda ve adeta Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü gibi uzanan, yada şairin dediği gibi kısrak başı gibi olan bu topraklarda tıpkı yukarıdaki fotoğraf karesinde olduğu gibi belki 56 etnik grup yoktur bu topraklarda ama kaç tane olursak olalım, kendi bayrağımızı, yaşadığımız bayrak altındaki bize sunulan, kimler tarafından mı? Tabiki kanlarını bu toprak için dökenler tarafından sunulan haklara ve özgürlüklere sahip çıkarak<span style="color: #ff0000;"> <strong>Sen ve Ben, Tek Rüyamız ve Tek Dünya&#8217;mıza sahip çıkalım</strong></span> ve Haydi Türkiye&#8217;nin her yerini, her köşesini kucaklayalım!!!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.cematam.com/tr-blog/wp-content/uploads/2008/08/turkiye.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-38" title="turkiye" src="http://www.cematam.com/gunluk/wp-content/uploads/2008/08/turkiye.jpg" alt="Türkiye" /></a></p>
<p>Haydi el ele verelim! Yaşatalım bu Rüyayı, Koruyalım Bu Dünya&#8217;yı, Türkiye&#8217;yi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2008/08/2008-pekincin-olimpiyat-oyunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2008/08/2008-pekincin-olimpiyat-oyunlari/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Konuşabilmek</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/7mv89YQUcZY/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2008/07/konusabilmek-bir-gozlem-bir-sezgi-ve-bir-cok-hesap-cem-atam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 20:42:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Not defterimden]]></category>

		<category><![CDATA[Uçan kelimeler]]></category>

		<category><![CDATA[%1]]></category>

		<category><![CDATA[%100]]></category>

		<category><![CDATA[%99]]></category>

		<category><![CDATA[babil]]></category>

		<category><![CDATA[Cem]]></category>

		<category><![CDATA[Gothe]]></category>

		<category><![CDATA[japonca]]></category>

		<category><![CDATA[konuşabilmek]]></category>

		<category><![CDATA[mısır]]></category>

		<category><![CDATA[olasılık]]></category>

		<category><![CDATA[polyanna]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cematam.com/tr-blog/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Konuşabilmek &#124; Bir gözlem, bir sezgi ve bir çok hesap  {Cem Atam}
İnsanoğlu varlığının başından itibaren hep sürekli sesler çıkarmış, karşı ile iletişim kurmak için.
Bu karşı diye işaret ettiğim durum ise;
Bazen duvar,
Bazen bitki,
Bazen hayvan,
Bazen de kendi türdeşi olabilir.
Daha sonra konuşarak anlaşamayacağı ve belkide sesleri belli belirsiz çıkarmanın verdiği bir durumla işaret diliyle anlaşma yoluna gittiler.
Örneğin Mısır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Konuşabilmek | Bir gözlem, bir sezgi ve bir çok hesap  {Cem Atam}</p>
<p>İnsanoğlu varlığının başından itibaren hep sürekli sesler çıkarmış, karşı ile iletişim kurmak için.</p>
<p>Bu karşı diye işaret ettiğim durum ise;</p>
<p>Bazen duvar,</p>
<p>Bazen bitki,</p>
<p>Bazen hayvan,</p>
<p>Bazen de kendi türdeşi olabilir.</p>
<p>Daha sonra konuşarak anlaşamayacağı ve belkide sesleri belli belirsiz çıkarmanın verdiği bir durumla işaret diliyle anlaşma yoluna gittiler.</p>
<p>Örneğin Mısır hiyeroglifleri, ve Babil piktografileri gibi günümüzde buna en uygun japonca var gibi nasıl mı? mesela &#8220;dinlenmek&#8221; deyimi ağaca yaslanmış bir insan şekli ile ifade ediliyor yazı dilinde&#8230;Aslında Japonca&#8217;dan daha çok Çincece&#8217;ye de bakmak gerek.</p>
<p>Buna benzer olarak ta bir örnekte &#8220;yemek yemek&#8221; deyimi Babil piktografilerine göre bir insan kafası ve ağzının tam hizasında üçgen bir çizimle ifade ediliyor.</p>
<p><span id="more-35"></span></p>
<p>Kısaca vurgulamak istediğim, iki birbirini hiç bilmeyen tür ki bunlar insanın ırkı, seslerle anlaşmaya başladılar sesleri kontrol etmeyi de zamanla öğrendiler. Daha sonra kaydetmeye ihtiyaç duydular verileri ve bunun içinde bir yazı diline ihtiyaç duydular.</p>
<p>Şimdilerde konuşuyoruz, bir çok yazıyı okuyoruz. Birbirimize e-posta, anlık ileti sistemlerinden mesajlar, cep telefonlarından mesajlar, çağrı cihazlarından kısa kod şeklinde mesajlar, mektup, telgraf bir çok iletişimi kullanıyoruz. Ama acaba ne kadar anlaşıyoruz ve ne kadar anlaşabiliyoruz?</p>
<p>Anlaşmak aslında konuşabilmeye bağlı mı? Yada konuşabilmek eylemi anlaşmanın olmazsa olmazı mı?</p>
<p>Bence değil! Anlaşmak için konuşmamız gerekmez, bazen bakışlar, bazen suskunlukta yeter. Yazmak, çizmekte yeterli olduğu gibi..</p>
<p>Neden bunları sorguluyorum? dersen eğer&#8230;</p>
<p>Uzun zamandan beri -yaklaşık ortaokul 1 den beri- düşündüğüm bir şeydir. Aslında anlaşabiliyor muyuz? Yoksa kafa sallayıp geçiyor muyuz? Yada üstünü mü? örtüyoruz yada erteliyor muyuz? Ya anladığımız şeyleri kısa notlar halinde zihnimize kayıt edip acaba şöyle mi diyoruz ya bir şeyler konuştukta, tam olarak ne dedi? neyse sonra bu parçaları birleştiririm nasıl olsa diyenlerden miyiz?</p>
<p>Bu arada hep olumsuz sonuçlanma olasılığı yok, onunla konuştum ve tam olarak onu anladım diyebileceğimiz durumlarda oluyordur.</p>
<p>Fakat! Ben %100, tam olarak, gibi deyişlerin doğruluğuna doğa da ve sosyal çevrede var olduğuna inanmayanlardanım, inanmak derken görmedim ki inanayım değil, aksine oluru ispatladım fakat olmazı daha fazla..Sanırım şöyle demek daha doğru olur.</p>
<p>Bana göre sistemler %100 ve %99 üzerinden çalışsın yani ne demek bu, örneğin bir ısı makinesi verimi %43&#8242;ler de iken ki bu bile mucize belki, yada bir fotovoltaik pil verimi ne kadar %20-40 arası değişmekte. Yani sistemler bir %100 olmak için birde %99 olmak için çabalarlar diyebilirim. Bu arada %99 derken illaki %99 olmak zorunda değil. Orada ifade edilmeye çalışılan durum aslında %100 gibi olamayacağıdır.</p>
<p>Mesele bir örnekle anlatmaya çalışayım. Biyoloji dersinde 10 ünite işlendiğini varsayalım ve öğreticiyi de mükemmel varsayalım %100 gibi ve bir sınav düzenlesin, bu bütün 10 üniteyi de içine alan sizce diyelim ki mükemmel sorular hazırladı hiç bir üniteyi atlamadı. Peki şimdide bir öğrenci düşünün mükemmel çalışmış bu 10 ünitenini her şeyine hakim ve sınavdan 100 aldı. İşte bu ideal bir durumdur. Bence bu olamaz.</p>
<p>Fakat olamaz derken, olabilirlik ihtimali %1&#8242;dir. Zaten bu ihtimal %1 olduğu için bu öğrencileri bulunduğu sosyal çevre tanır. Yada daha genel düşünelim Bu %1&#8242;lik başarı gösteren kişiler hepimizin hayatında vardır belli konularda belli parkurlarda&#8230;</p>
<p>Eeee! yazdım yazdım yazdım..Ben ne diyorum?</p>
<p>%100 başarıyı %1 olasılıkla gösterebiliriz en az her hangi bir konuda, ve %99 başarıyı da %100 olasılıkla gösterebiliriz yine en az herhangi bir konuda..</p>
<p>İşte bunu diyorum.</p>
<p>Bunu ben neye dayanarak söylüyorum, aslıdan gözlem ve sezgilerim. Şu anda sayısal örnekler yerine sözel anlatımları yeğliyorum. Çünkü şunu diyemiyorum. Evet kesinlikle bu doğrudur. Çünkü hala belli zamanlarda bu konuyla ilgili işlemler hesaplar devam ediyor. Kendi kendimi çürüttüğüm olmadı, ama dedim ya ya ben %100 başarı içerisin deki %1&#8242;lik dilimde değilsem =)</p>
<p>Sevgili dostum buna kaos diyebiliriz. =)</p>
<p>Şimdi gelelim çook yukarılarda kalan yazı başlığıma &#8220;konuşabilmek&#8221;;</p>
<p>Konuşabiliyoruz ama anlaşabiliyor muyuz? işte az önce yaptığım ihtimaller olasılıklarında değindiğim gibi.</p>
<p>Ben karşımdakini anlayabilecek %100 anlayabilecek %1&#8242;lik dilimde miyim? yoksa %99 anlayabilecek %100&#8242;lük dilimde miyim?</p>
<p>Bunu kişisel olarak anlayabiliriz çook devasal veya kaotik teoriler olmadan yada işlemlere dayanmadan da anlayabiliriz.</p>
<p>Buraya MatLab&#8217;da yapmayı düşündüğüm bir programı yayınlamak istiyordum fakat, maalesef 3 adet MatLab programı bulunan sayısal kayıt edicilerden(CD&amp;DVD) yükleme yapamadım. Hatta bilgisayara kayıt ettim yine olmadı. Bazen oluyor bilgisayarlarda böyle durumlar. Alışmak gerek, anlaşamadım ama üzerine sünger çektim =))</p>
<p>Son olarak üstat Gothe(Johann Wolfgang Von)&#8217;nin &#8220;Genç Werther&#8217;in Acıları&#8221; kitabındaki satırları gibi;</p>
<p>&#8230;O kadar mutluyum dostum&#8230;</p>
<p>..Değil resim yapmak tek bir çizgi bile çizemem&#8230;</p>
<p>der.</p>
<p>Belki aklım biraz karışıkmış gibi gelebilir sana, yada Cem kafayı yedi, uçuyor diyebilme ihtimalinde var. Ama gerçek olan bir şey İmkansız diye bir şey yoktur, sadece zaman alır, bulması, yapması vb&#8230;</p>
<p>Düşün çok mutluyum ve hiç bir şey yapamıyorum, yapmam gereken şey ne &#8220;Resim&#8221; çünkü ben Ressamım(Gothe&#8217;nini kitabındaki)</p>
<p>Bunu şöyle değerlendirebilirsin, elimde kutu var, ağzına kadar tek tip bir cisimle doldurdum örneğin ne olsun pirinç(bugünlerde pahalı), o orada iken kutuma mercimek koyamam(prince göre daha ucuz) çünkü yer yok. Zamanla bir pilav yaparsam, mercimekte koyabilecek yer açılır, Yani resim çizmeye yada yavaş yavaş aklımda bir şeyler oluşturmaya başlayabilirim.</p>
<p>..ve sonuç olarak, yaşam bir bütün-parça ve parça-bütün arasında ki bir etkileşme durumudur. Karşı tarafın bizi anlamasına çalışmamız gerektiği gibi, karşı tarafından bizi anlamaya çalışması gereklidir. Yoksa ne anlatan %100&#8242;de ne de dinleyen %1&#8242;de olabilir.</p>
<p>Kıssadan Hisse; Bir davranış veya tutumda karşındaki gibi düşünmeye onu anlamaya çalışmak, Ya da biri sana Bir şey anlatırken anlatıcı gibi olduğu düşünerek ona saygı duy ve anlayabileceğin yollardaki izleyebileceği çeşitlemelerde bulunmaktan kaçınma, ve anlatıca da kendisini karşısındaki gibi düşünmeli diyelim ki hiç bilmiyor vb&#8230;gibi.</p>
<p>Neler dediğini duyar gibiyim, =) Empati kurmak, güzel bir şeydir ve bir alttaki şiirde yazdığım gibi Polyanna güzel bir hanımdır =))</p>
<p>Uzun bir yazı oldu, asıl anlatmak istediğim noktadan biraz uzaklaştım belki satır aralarında okuma sabrını gösterdiğin için teşekkür ederim.</p>
<p>Bir sonraki paylaşımda görüşmek üzere,</p>
<p>Cem</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2008/07/konusabilmek-bir-gozlem-bir-sezgi-ve-bir-cok-hesap-cem-atam/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2008/07/konusabilmek-bir-gozlem-bir-sezgi-ve-bir-cok-hesap-cem-atam/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Birer birer | Cem Atam</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/CemAtamTR/~3/oqAS-sXkJ9o/</link>
		<comments>http://gunluk.cematam.com/2008/07/birer-birer-cem-atam/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 01:46:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Derin Duygular]]></category>

		<category><![CDATA[Kafa Sesi]]></category>

		<category><![CDATA[Uçan kelimeler]]></category>

		<category><![CDATA[birer birer]]></category>

		<category><![CDATA[Cem Atam]]></category>

		<category><![CDATA[Kings Of Convenience]]></category>

		<category><![CDATA[Know How]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gunluk.cematam.com/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[Dinlediğim şarkıdan etkilendim {Kings Of Convenience &#124; Know How} aklıma bunlar geliverdi &#8220;Birer birer&#8221;
Bende seninle paylaşmak istedim.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere,
Cem
Birer birer
Yaşam adım adım ilerliyor,
Zaman bir bir artarak uzaklaşırken,
Acaba sen mi yabancılaşıyorsun
Yoksa herşey soğuyor mu
Bilemezken
Ağlarım çoğu gece
İçten içe ve gizli çığlıklarımla
Neden mi?
Neye mi?
Bilmeden doluverir gözlerim
Akar yaşlarım
Yaprağın üzerindeki çiğ taneleri gibi
Birer birer
Derdim nedir deme bence hiçbir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dinlediğim şarkıdan etkilendim {Kings Of Convenience | Know How} aklıma bunlar geliverdi &#8220;Birer birer&#8221;</p>
<p>Bende seninle paylaşmak istedim.</p>
<p>Bir sonraki yazımda görüşmek üzere,</p>
<p>Cem</p>
<blockquote><p>Birer birer</p>
<p>Yaşam adım adım ilerliyor,<br />
Zaman bir bir artarak uzaklaşırken,<br />
Acaba sen mi yabancılaşıyorsun<br />
Yoksa herşey soğuyor mu<br />
Bilemezken</p>
<p>Ağlarım çoğu gece<br />
İçten içe ve gizli çığlıklarımla<br />
Neden mi?<br />
Neye mi?<br />
Bilmeden doluverir gözlerim<br />
Akar yaşlarım<br />
Yaprağın üzerindeki çiğ taneleri gibi<br />
Birer birer</p>
<p>Derdim nedir deme bence hiçbir zaman<br />
Derdim duygularımdır,beklentilerimdir<br />
Bekleyişlerim ve aldanışlarımdır<br />
Hatalar tecrübelerimiz değilmidir?</p>
<p>Eee!..bu arada,</p>
<p>Polyanna da güzel bir hanımdır hani =))</p></blockquote>
<p>Not: Diğer şiirimsilerim(şiirlerime verdiğim bir tamlamadır.) için <a title="Cem Atam Şiirleri" href="http://www.antoloji.com/cem_atam" target="_blank"><strong>Lütfen Buraya Tıklayınız</strong></a>!</p>
<blockquote></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gunluk.cematam.com/2008/07/birer-birer-cem-atam/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://gunluk.cematam.com/2008/07/birer-birer-cem-atam/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
