<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>chatkapi v2.0</title>
	<atom:link href="https://chatkapi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://chatkapi.com</link>
	<description>internet, gelecek, teknoloji ve bilim</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Jul 2025 11:54:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">39160113</site>	<item>
		<title>Biyolojik sorumluluklarımız</title>
		<link>https://chatkapi.com/2011/biyolojik-sorumluluklarimiz/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2011/biyolojik-sorumluluklarimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 14:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=628</guid>

					<description><![CDATA[Genlerimizin bizden sadece iki beklentisi var: Çocuk yap. Çocuğunun hem madde 1′i hem de madde 2′yi uygulamasını sağla. (Buyur fraktal döngüye.)]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genlerimizin bizden sadece iki beklentisi var:</p>
<ol>
<li>Çocuk yap.</li>
<li>Çocuğunun hem madde 1′i hem de madde 2′yi<strong> </strong>uygulamasını sağla.</li>
</ol>
<p>(Buyur fraktal döngüye.)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2011/biyolojik-sorumluluklarimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">628</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kargo Kültü</title>
		<link>https://chatkapi.com/2011/cargo-cult/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2011/cargo-cult/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2011 13:04:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=614</guid>

					<description><![CDATA[Bugün &#8220;cargo cult&#8221; diye bir terim öğrendim. 19. yüzyıl sonlarında teknoloji görmemiş kabileler ile batılıların karşılaşmalarının sonucu olarak, Yeni Gine, Melanezya ve Mikronezya da ortaya çıkan bir fenomen: Kabileler, batılıların getirdikleri malzemelerden biraz daha gelsin diye onların anlam veremedikleri hareketlerini ve objelerini taklit ettikleri bir takım törenler, ritüeller icad etmişler. (Ekşi Sözlük, Wikipedia) &#160; &#160; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün &#8220;cargo cult&#8221; diye bir terim öğrendim. 19. yüzyıl sonlarında teknoloji görmemiş kabileler ile batılıların karşılaşmalarının sonucu olarak, Yeni Gine, Melanezya ve Mikronezya da ortaya çıkan bir fenomen: Kabileler, batılıların getirdikleri malzemelerden biraz daha gelsin diye onların anlam veremedikleri hareketlerini ve objelerini taklit ettikleri bir takım törenler, ritüeller icad etmişler. (<a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=kargo+k%C3%BClt%C3%BC">Ekşi Sözlük</a>, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cargo_cult">Wikipedia</a>)</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_789" aria-describedby="caption-attachment-789" style="width: 1280px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://chatkapi.com//2011/cargo-cult/tumblr_nqgplzxhp81suzfpso1_1280/" rel="attachment wp-att-789"><img fetchpriority="high" decoding="async" data-attachment-id="789" data-permalink="https://chatkapi.com/2011/cargo-cult/tumblr_nqgplzxhp81suzfpso1_1280/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280.jpg" data-orig-size="1280,1732" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;1&quot;}" data-image-title="tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280-757x1024.jpg" class="wp-image-789 size-full" src="https://chatkapi.com//assets/tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280.jpg" alt="Supercargo'dan Cargo cult Segway" width="1280" height="1732" srcset="https://chatkapi.com/assets/tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280.jpg 1280w, https://chatkapi.com/assets/tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280-222x300.jpg 222w, https://chatkapi.com/assets/tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280-768x1039.jpg 768w, https://chatkapi.com/assets/tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280-757x1024.jpg 757w, https://chatkapi.com/assets/tumblr_nqgplzxhP81suzfpso1_1280-450x609.jpg 450w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></a><figcaption id="caption-attachment-789" class="wp-caption-text">Supercargo&#8217;dan Cargo cult Segway: http://cargoclub.tumblr.com/ Bu dogru anladiysam yerlilere modern nesneleri taklit ettiren Peter Moosgaard isminde bir sanatcinin isi.</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>Size bahşedilen ödüller ile aksiyonlarınız arasında açık seçik bir ilişki olmadığında ortaya çıkması muhtemel bir durum. (Google ile web yayıncısının ilişkisini andırıyor biraz.)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2011/cargo-cult/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">614</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Empati</title>
		<link>https://chatkapi.com/2008/empati/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2008/empati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 15:27:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=571</guid>

					<description><![CDATA[Herhalde Philip K. Dick&#8216;in Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi (Blade Runner) romanından beri, yapay zekayı gerçek zekadan ayırdetmek için empatisi var mı yok mu ona bakmaya eğilimliyiz. Filmlerdeki insan görünümlü robotlar hep donuk bakışlı duygusuz şeyler. Neden acaba? Empati, sevgi filan programlanması hiç de zor şeylere benzemiyorlar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herhalde <a href="http://www.philipkdickfans.com/">Philip K. Dick</a>&#8216;in <a href="http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=PD1TAI82L23JYY1D00LZ">Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi</a> (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Blade_Runner">Blade Runner</a>) romanından beri, yapay zekayı gerçek zekadan ayırdetmek için empatisi var mı yok mu ona bakmaya eğilimliyiz. Filmlerdeki insan görünümlü robotlar hep donuk bakışlı duygusuz şeyler. Neden acaba? Empati, sevgi filan programlanması hiç de zor şeylere benzemiyorlar. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2008/empati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">571</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türk&#8217;lüyorum çünkü&#8230;</title>
		<link>https://chatkapi.com/2008/turkluyorum-cunku/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2008/turkluyorum-cunku/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 09:50:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=610</guid>

					<description><![CDATA[Müzik şirketlerinin telif hakkı terörüne gıcık olan Girl Talk isimli proje grubu, &#8220;madem öyle&#8221; diyerek tam 264 şarkının sample&#8217;larından (parça) oluşan bir albüm yayınlamış. albümü internetten gönlünüzden ne koparsa yöntemi ile indirebiliyorsunuz. gönlünüzden 0 dolar kopmasına izin veriyorlar. daha ilginci mim üstadı waxy.org&#8216;un sahibi Andy Baio, (zaten Girl Talk severmiş) bu müzik parçaları hakkında bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="http://arsiv.pilli.com/imaj/hafif uyku/52157-girltalkalbum.jpg" alt="" border="0" /><br />
Müzik şirketlerinin telif hakkı terörüne gıcık olan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Girl_Talk_(musician)">Girl Talk</a> isimli proje grubu, &#8220;madem öyle&#8221; diyerek <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Feed_The_Animals">tam 264 şarkının sample&#8217;larından (parça)</a> oluşan bir albüm yayınlamış. albümü internetten gönlünüzden ne koparsa yöntemi ile <a href="http://74.124.198.47/illegal-art.net/__girl__talk___feed__the__anima.ls___/">indirebiliyorsunuz</a>. gönlünüzden 0 dolar kopmasına izin veriyorlar.<br />
<img decoding="async" src="http://arsiv.pilli.com/imaj/hafif uyku/girlturk-medianyears-20080910-165527.png" alt="" border="0" /><br />
<img decoding="async" src="http://arsiv.pilli.com/imaj/hafif uyku/logo3-2.gif" alt="" border="0" /><br />
daha ilginci <a href="http://waxy.org/links/">mim üstadı</a> <a href="http://waxy.org/">waxy.org</a>&#8216;un sahibi <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Andy_Baio_(blogger)">Andy Baio</a>, (zaten Girl Talk severmiş) bu müzik parçaları hakkında bir <a href="http://waxy.org/2008/09/girl_turk/">data madenciliği çalışması</a> yapmaya karar vermiş, ve istediği datayı <a href="http://www.mturk.com/mturk/welcome">Amazon&#8217;un mekanik türk&#8217;ü</a>ne sormuş. 13,20 dolar karşılığında bütün parçaların kaynağı olan şarkıların yayınlanma tarihlerini amazon&#8217;un mekanik türk işçilerine, doğrulama olsun diye çifter çifter girdirtmiş. Amazon <a href="http://www.hafif.org/yazi/amazonun-mekanik-turku">Mechanical Turk</a>, <a href="http://www.bildirgec.org/yazi/tagcow-un-perde-arkasi-aydinlandi">biliyorsunuz</a>, data girme işlerini para karşılığı, dünyada boş vakti olan insanlara yaptırabildiğiniz bir servis.</p>
<p><img decoding="async" src="http://arsiv.pilli.com/imaj/hafif uyku/faces-of-mechanical-turk-small.jpg" alt="" border="0" /><br />
Daha da ilginci Andy Baio, bu işleri yapan insanlardan, <strong>yine parasıyla</strong>, ellerinde &#8220;Türk&#8217;lüyorum çünkü&#8230;&#8221; yazılı bir kağıtla fotoğraflarını çekip <a href="http://waxy.org/2008/11/the_faces_of_mechanical_turk/">göndermelerini isteyen</a> bir amazon mechanical turk görevi hazırlamış. çünkü hem bu insanların suratlarını merak ediyormuş hem de kimliklerini kaç paraya açık edeceklerini öğrenmek istemiş. önce istek başına 0.05 dolar vermiş çok az kişi gelmiş. 0.50&#8217;ye çıktığında 30 kadar kişi fotoğrafını göndermiş. fotoğraflar da <a href="http://waxy.org/random/images/faces_of_mechanical_turk.jpg">burada</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2008/turkluyorum-cunku/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">610</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gelecekten Haberler</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/565/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/565/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jun 2007 08:35:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//565/</guid>

					<description><![CDATA[Teknoloji münecciminiz olarak bugün gelecekten haberler vermeye niyetlendim. Esas amacım 40 yıl sonra bu yazıya rastladığımda bol bol gülmek. Bahsedeceğim her şey önümüzdeki 20 yıl içinde gerçekleşebilir. Gerekli hazırlıkları yapmak sizin elinizde. Müzik Duyduğumuza göre CD dükkanları kapanmaya başlamış bile. Birkaç yıl içinde bütün müzik alışverişi internet üzerinden yapılıyor olacak. Birkaç tane büyük iTunes benzeri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji münecciminiz olarak bugün gelecekten haberler vermeye niyetlendim. Esas amacım 40 yıl sonra bu yazıya rastladığımda bol bol gülmek. Bahsedeceğim her şey önümüzdeki 20 yıl içinde gerçekleşebilir. Gerekli hazırlıkları yapmak sizin elinizde.</p>
<p><strong>Müzik</strong><br />
Duyduğumuza göre CD dükkanları kapanmaya başlamış bile. Birkaç yıl içinde bütün müzik alışverişi internet üzerinden yapılıyor olacak. Birkaç tane büyük iTunes benzeri dijital müzik pazarı doğacak ve birbirlerini yiyecekler. Hiçbir plak şirketine bağlı olmayan müzisyenler hem tanıtımlarını hem de satışlarını bu tip siteler üzerinden kendileri yapabilecekler. (artist 2.0: <a href="https://chatkapi.com//hop/artist">https://chatkapi.com//hop/artist</a>) DRM (dijital hak kontrolü) teknolojileri, yani insanların sahibi oldukları müzikleri paylaşmalarını engelleyen teknolojiler, özellikle arkadaşınızdan aldığınız müziği üç dinlemeden sonra silen Microsoft&#8217;un Zune&#8217;u gibi şeyler yok olacak.</p>
<p style="padding: 1em 0pt; text-align: left;"><img decoding="async" alt="" src="https://lh6.googleusercontent.com/NOjg5bh7MSA2cxZ56U-rVbVOmB2J8DelyWejyRwZ_cP6JbADkRc4l0dL-yuV3oG_nfEahiPVIfJWONE7jifg2iPH_DmG2ekSlJ2mzqt5Sm-Q4fPnLjs" width="600" /></p>
<p><span id="more-565"></span><strong>Cep Telefonu</strong><br />
Sayın cep telefonu melodisi satıcıları. Üzgünüm, uydurma sektörünüz çöpe gidecek. Cep telefonları nisbeten kapalı bir teknoloji olarak şimdiye kadar melodidir, komik videodur, bunların satışından gelir elde etmenize müsade ettiler. Şu anda bile birazcık kurcalama ile isteyenler para vermeden istedikleri melodiyi, istedikleri youtube videosunu telefonlarına koyabiliyorlar. İleride bu daha da kolaylaşacak. Müşteriniz kalmayacak. Bütün telefon konuşmaları ya internet üzerinden yapılacak ya da telefon şirketleri bizi soyduklarını itiraf edip fiyatlarını internet üzerinden konuşma fiyatlarına (sıfır) çok yaklaştıracaklar.</p>
<p><strong>Masaüstü üretimi</strong><br />
3 boyutlu yazıcıların ucuzlaması ve yaygınlaşması ile, herkes canının istediği her şeyi üretebilir hale gelecek. Şehirlerden bunalan insanlar köylere taşınacaklar, burada 3 boyutlu yazıcılarına ürettirdikleri şeylerle geçinecekler. Açık kaynak kodlu üretim başlayacak, ev yapımı iPod&#8217;lar, cep telefonları olacak.</p>
<p style="padding: 1em 0pt; text-align: left;"><img decoding="async" alt="" src="https://lh6.googleusercontent.com/HsaYKfMKqA9F5uYIeNG85cs3YiDvuDEBI5A8BNUQpa01gqtGoHCncIXRS-d12wzNGLay5UtcTYbiMjtA9fcwF0CugDWHgHu23vU6e0dBJ438tOEn-18" /></p>
<p><strong>Internet</strong><br />
Dünya üzerinde kablosuz internet erişimi olmayan tek bir metrekare dahi kalmayacak. Buna atmosferin katmanları stratosfer, iyonosfer gibi wi-osfer denecek. Reklamlar monitörden üstümüze fışkırmaya başlayacaklar. Bu fışkırma yöntemini keşfeden şirketi Google derhal satın alacak. Birçok internet uygulaması merkezi bir sunucudan değil dağınık milyonlarca bilgisayar tarafından kontrol edilecek. (bakınız p2p sosyal ağ projesi Appleseed <a href="https://chatkapi.com//hop/appleseed">https://chatkapi.com//hop/appleseed</a>) Öte yandan, hiçbir şeyimiz kendi bilgisayarımızda durmayacak. Kendi bilgisayarımız dediğimiz şey internette birtakım servislerden ibaret olacak. Bu servisler insanların çok iyi yaptığı şeyler ve bilgisayarların çok iyi yaptığı şeyleri birleştirerek aklımıza hayalimize gelmeyen hizmetler sunacaklar. eBay&#8217;deki itibarımız yeni namus meselemiz olacak. Birisi kötü yorum aldığı için cinayet işleyecek.</p>
<p style="padding: 1em 0pt; text-align: left;"><img decoding="async" alt="" src="https://lh6.googleusercontent.com/YQsFvloKMzSRMqxqzu9seWS5uAODh2vdBxOb90jfqxbHvGPcteUcCpu-gMxMDsfFSlHG5RLmufQI-uzXbGFl3Q2DvH0bX2US7NVRimMa_Flp1wrfhqY" /></p>
<p><strong>Enerji, çevre, su</strong><br />
Çok ucuza her türlü sıvıyı içme suyuna çeviren bir alet keşfedilecek (aslında Segway&#8217;in mucidi Dean Kamen stirling motorlarından faydalanarak keşfetti sanırım: <a href="https://chatkapi.com//hop/kamen">https://chatkapi.com//hop/kamen</a>). Yine çok ucuza yanabilen her şeyden elektrik üreten bir alet icad edilecek ve su temizleyen cihazın elektriğini o verecek. Güneş ve rüzgar enerjisi elektriğe çok daha ucuza çevrilebilecek. (bakınız İspanya&#8217;da bir güneş çiftliği: <a href="https://chatkapi.com//hop/gunes">https://chatkapi.com//hop/gunes</a> ve rüzgar enerjisi depolayan uçak: <a href="https://chatkapi.com//hop/ruzgarucak">https://chatkapi.com//hop/ruzgarucak</a>) Kendi enerjisini kendisi üreten yerleşim birimleri, &#8220;yeşilköy&#8221;ler türeyecek. Bu yerlerde oturanlarla Southpark karakterleri dalga geçecek.</p>
<p style="padding: 1em 0pt; text-align: left;"><img decoding="async" alt="" src="https://lh4.googleusercontent.com/LcMPBHRksTk1r_hvkB0I_1fC1Y2SviKaXnfrt99ZDUivxCAuS-H8bj6VXI4Mo3WvGNrDA3NdR-g2nHQPdaZM8TKtRFJNAQHqABkkcIpiLalFzCGiN3Q" /></p>
<p><strong>Çin</strong><br />
Çinlilerin değil Amerika, Meksika kadar adam başı petrol tüketmeye başlamaları ile petrol artık satın alınması imkânsız hale gelecek. Tahayyül edilebilen her şeyden sadece bir tane dahi üretebilen Çin fabrikaları türeyecek. Müşterilerinin sitelerine girip reklamlarına tıklayan (clickfarm/tıklama çiftliği), oyunlarda hayali para kazanıp sonra gerçek para karşılığı satan (gold farm/altın çiftliği) ve bunu çinli gençleri süistimal ederek yapan oluşumlar artacak. Google önlem olarak Çin&#8217;den gelen tıklamaların parasını ödemeyeceğini açıklayacak.</p>
<p><strong>Google</strong><br />
Reklam altyapısı ile internette tıklama başına para kazanan Google, bu teknolojisini gerçek hayata da taşıyacak. (Reklam panolarına bakan gözleri sayan özel kameralar üreten bir şirketi satın almışlar bile: <a href="https://chatkapi.com//hop/goz">https://chatkapi.com//hop/goz</a>) Google Maps ve Earth canlı görüntü vermeye başlayacak, sapıklara gün doğacak. Ayrıca 2017&#8217;de Google bir punduna getirip bütün interneti satın alacak. (<a href="https://chatkapi.com//hop/googleinternet">https://chatkapi.com//hop/googleinternet</a>)</p>
<p><strong>Beynimiz</strong><br />
Çok fazla bilgi yüzünden beyinlerimiz çok çabuk yorulmaya başlayacak. Bu bilgilerin o anda işimize yaramayanlarını bizden gizleyen çözümler çıkacak. Bir iş günü o kadar yorucu olacak ki bir saat sürecek. (<a href="https://chatkapi.com//hop/beyin">https://chatkapi.com//hop/beyin</a>) Yutarak değil başa takılarak kullanılan elektronik uyuşturucular türeyecek. Beyin dalgalarını manipüle ederek halüsinasyon gösterebilecekler. Bu alet evde yapılabilecek kadar basit olacak, yasa dışı olacak ama herkes gizli gizli kullanıyor olacak.</p>
<p style="padding: 1em 0pt; text-align: left;"><img decoding="async" alt="" src="https://lh6.googleusercontent.com/y_ZA0Id68gvRxXqv82bwYkBFGTgEbP3RISfrG_fymd66D9uMV6btRjW29XwZUhYoL23CCZtA-G0SohPE2_c0YEu5Kf5W1PM-aieUTS4M8Ekmkdlvrpo" /></p>
<p><strong>Sağlık</strong><br />
Kök hücre dilemması çözülecek ve kullanımı kabul edilecek. Kök hücrelerden yeni organlar üretilecek, hatta falda organ çiftliği gördüm. Mahallenizin DNA laboratuvarı olacak. Bir de DNA bazlı eş bulma servisleri açılacak diye tahmin ediyorum.</p>
<p><strong>Nüfus</strong><br />
Koyu renkli baskın genler, dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturacak. Batıda dahi beyazlar azınlıkta olacak. Bizim kuşağın ölmeyi reddetmesi üzerine genel nüfusun neredeyse yarısı yaşlı olacak. Akşam yemeği saat 5&#8217;e alınacak.</p>
<p><strong>Bilgisayarlar<br />
</strong>Minority Report filminde Tom Cruise&#8217;un ellerini kollarını sallayarak kullandığı teknoloji icad edilse de tutmayacak (yorucu). Mouse ve klavye kullanmaktan daha az efor sarfettiren bir kullanım şekli doğarsa tutacak ama sanmıyorum. Ses ile idare, göz bebeği ile idare gibi şeyler kesinlikle daha yorucu. Her gelecek tahmini yazısının klasiğidir; giyilebilir bilgisayarlar olacak. Yolda giderken gözlüğümüzün kenarından IMDb&#8217;de artist araması yapabileceğiz. Her çocuğa bir laptop (http://www.laptop.org) isimli 100$&#8217;a maledilmiş laptoplar Afrika&#8217;da birçok dahi çocuğun keşfedilmesini sağlayacak.</p>
<p><strong>Sosyal durumlar</strong><br />
İnsanlar mahremiyetlerini bir kenara bırakacaklar, yediklerini içtiklerini, akıllarından geçen her şeyi mütemadiyen yayınlayacaklar. Bir şey düşünüp de yayınlayamamak gibi yeni bir endişe ve stres formu gelişecek. İnsanlar sanal olarak ordu halinde (bütün arkadaşları ile birlikte) dolaşmaya başlayacaklar. Alışveriş yaparken arkadaşlarınız o eteğin size yakışıp yakışmadığını oylayarak bildirecekler. Secondlife&#8217;ta birisi hamile kalacak. Bu mucizevi çocuk Secondlife&#8217;ın Neo&#8217;su / İsa&#8217;sı olacak, bu tarafa geçmeye çalışacak.</p>
<p style="padding: 1em 0pt; text-align: left;"><img decoding="async" alt="" src="https://lh3.googleusercontent.com/5XMTtjvFuhC5EIPJGjW8HZ26K5TyrH24-SI72CaCYEnuxPOPw_UYZNu9Q8W4ihrKMRqD9OKg2ffjohmRjloHbdawzqB5KrnpsEofmKHJ-ib0rVAVNpI" /></p>
<p><strong>Televizyon</strong><br />
İnternetin sıkıştırması ile zaten harika eserler vermeye başlamış olan televizyonlar daha da şoke edici, daha da çılgın olacaklar. Herkes yeni televizyonlar çok interaktif olacak diyor ama bilemiyorum. İnsan çalışmak değil zombi gibi karşısında oturmak istiyor. Şu güzel olabilir: Televizyonlarımızın hepsi zaten internete bağlı olacaklar, bunun yanında o anda ekranda gördüğümüz kişilerin yüzlerini tanıyıp haklarında bilgi verebilirler (bunun patentini alayım). Türk televizyonları yayınladıkları program akışına sadık kalabilirlerse inşallah bizde de TiVo benzeri kolaylıklar olacak.</p>
<p><strong>Devletler</strong><br />
Devletler seçimleri internet üzerinden asla yapmayacaklar (hacklenir macklenir). Devlet adamları daha ulaşılabilir olmaya zorlanacaklar ama milyonlarca e-posta ile baş edemeyecekler. En az bir kişi yeni icad edilmiş havada süzülen ve kendi kendine yeten bir evde yaşamaya başlayacak ve &#8220;Ben artık her şeyimi kendim üretiyorum; sizin elektriğinize, suyunuza, yolunuza ihtiyacım yok. Artık vergi mergi vermiyorum&#8221; diyecek. Hava sahasını işgalden indirilecek. Arnold Schwarzenegger kesinlikle Amerika başkanı olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/565/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">565</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Olası yeni endüstri devrimi</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/olasi-yeni-endustri-devrimi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/olasi-yeni-endustri-devrimi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jun 2007 12:46:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//olasi-yeni-endustri-devrimi/</guid>

					<description><![CDATA[Satın alabileceğimiz ucuzlukta 3 boyutlu bir yazıcı olsa, biz bilgisayarda bir model çizsek o bizim için sağlam bir kopya üretse, kimbilir neler neler yapardık. Mimarlar ve endüstri tasarımcılarının hayatlarını kurtarmak dışında, sadece oynamak için bile harika bir şey olmaz mıydı? Henüz gözle görülür şekilde hayatımıza girmiş olmasalar da birkaç senedir 3 boyutlu yazıcılar var. Şu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Satın alabileceğimiz ucuzlukta 3 boyutlu bir yazıcı olsa, biz bilgisayarda bir model çizsek o bizim için sağlam bir kopya üretse, kimbilir neler neler yapardık. Mimarlar ve endüstri tasarımcılarının hayatlarını kurtarmak dışında, sadece oynamak için bile harika bir şey olmaz mıydı?</p>
<p><a href="https://chatkapi.com/2007/olasi-yeni-endustri-devrimi/screen-shot-2013-02-12-at-11-09-27-am/" rel="attachment wp-att-890"><img decoding="async" data-attachment-id="890" data-permalink="https://chatkapi.com/2007/olasi-yeni-endustri-devrimi/screen-shot-2013-02-12-at-11-09-27-am/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/Screen-Shot-2013-02-12-at-11.09.27-AM.png" data-orig-size="485,393" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Screen Shot 2013-02-12 at 11.09.27 AM" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/Screen-Shot-2013-02-12-at-11.09.27-AM.png" class=" wp-image-890 aligncenter" src="https://chatkapi.com/assets/Screen-Shot-2013-02-12-at-11.09.27-AM-300x243.png" alt="" width="519" height="420" srcset="https://chatkapi.com/assets/Screen-Shot-2013-02-12-at-11.09.27-AM-300x243.png 300w, https://chatkapi.com/assets/Screen-Shot-2013-02-12-at-11.09.27-AM-450x365.png 450w, https://chatkapi.com/assets/Screen-Shot-2013-02-12-at-11.09.27-AM.png 485w" sizes="(max-width: 519px) 100vw, 519px" /></a></p>
<p>Henüz gözle görülür şekilde hayatımıza girmiş olmasalar da birkaç senedir 3 boyutlu yazıcılar var. Şu anda çok çok pahalı olduklarından (fiyatları 25 bin dolar ila 1,5 milyon dolar arasında değişiyor) bunları sadece bazı büyük firmalar hızlı prototip üretmekte kullanıyorlar. Ama yakında ucuzlayacaklar</p>
<p><span id="more-564"></span></p>
<p>Ve ucuzladıktan sonra tahmin ediyorum hayatlarımızı değiştirecekler, insanlara başka türlü geçim imkânları sunacaklar. Örneğin evimizden bir fabrikanın taşeronluğunu yapabiliyor olacağız. Ya da atıyorum secondlife&#8217;taki (<a href="https://chatkapi.com//hop/secondlife">https://chatkapi.com//hop/secondlife</a>) gibi 3 boyutlu model tasarlayıp satarak yaşayan insanların sayısında büyük artış olacak.</p>
<p>Aslında olay biraz 90’larda yaşadığımız masaüstü yayıncılık devrimine benziyor. Kısaca masaüstü üretim (desktop manufacturing) devrimi diyebiliriz. Masaüstü yayıncılık, matbaacılık mesleğini nasıl sonsuza dek değiştirdiyse, masaüstü üretim de plastik enjeksiyon, kalıp üretimi, tornacılık, model ve maket üretimi, heykeltraşlık hatta takma diş üretimi gibi meslekleri tamamen değiştirecek.</p>
<p>Peki şu anda en ucuzu 25.000$ değerinde olan bu 3 boyutlu yazıcılar nasıl ve ne zaman ucuzlayacaklar? Burada dikkatimizi iki adet ev yapımı makine çekiyor. Birincisi Fab@Home (evdeki fabrika). Cornell Üniversitesi&#8217;nde geliştirilmiş. Silikon, oyun hamuru hatta yer fıstığı ezmesi kullanarak 3 boyutlu nesneler üretebiliyor. Seri halde üretilmiyor, ama nasıl yapılacağını anlatan bir web sitesi hazırlamışlar (<a href="http://www.fabathome.org">http://www.fabathome.org</a>). Parçalarını satın alırsanız kendiniz de üretebiliyorsunuz. Maliyeti ortalama 2.300$.</p>
<p>İkinci ev yapımı yazıcı daha da dahiyane, çünkü amacı kendi parçalarını üretebilen bir yazıcı olabilmek. İsmi RepRap (<a href="http://www.reprap.org">http://www.reprap.org</a>). Henüz tam anlamıyla hedeflediği seviyeye gelmiş değil. Üretmek için yaklaşık 500$ değerinde devre satın almanız gerekiyor ama yakında kendi devrelerini de üretir hale getireceklerini vaad ediyorlar. Düşünsenize, kendinize bir RepRap ürettikten sonra birkaç kilo plastik ve 4,5 saat harcayarak amca oğluna da bir tane yapabileceksiniz. Tam bir bilim kurgu fantazisi. Kendi kopyalarını üretmek için insanlara ihtiyacı olmasa endişelenebilirdik.</p>
<p><iframe title="RepRap" src="https://player.vimeo.com/video/5202148?dnt=1&amp;app_id=122963" width="323" height="258" frameborder="0" allow="autoplay; fullscreen; picture-in-picture; clipboard-write; encrypted-media; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin"></iframe></p>
<p>İki yazıcıyı da kontrol edebilen 3 boyutlu modelleme yazılımlarını planlar ile birlikte sitelerinden bedava indirebiliyorsunuz. Aslında hem bu yazılımlar hem de yazıcı planları son 15 yıldır süregelen açık kaynak (open source) hareketinin bir parçası. Açık kaynak grupları, karşılığında bir gelir beklemeden Linux&#8217;u üreterek şu anda nasıl Microsoft&#8217;u zorlayabiliyorlarsa, ileride akıllı bir kaç insanın zevk için icad edeceği ve bizim de üretebilmemiz için planlarını yayınlayacakları nesneler Apple&#8217;ı, Sony&#8217;i, Nokia&#8217;yı zorlar hale gelecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/olasi-yeni-endustri-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">564</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dönergeçler Tarihi</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/donergecler-tarihi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/donergecler-tarihi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 12:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//donergecler-tarihi/</guid>

					<description><![CDATA[Neredeyse bin beşyüz yıldır insanoğlu sonsuz hareket makinesinin peşinde (devridaim makinesi de deniyor). Bu makine teoride bir kere çalıştırıldıktan sonra bir daha müdahale ya da yakıt gerektirmezsizin sonsuza kadar dönebilen bir düzenek. 5. yüzyıldan kalma sanskritçe yazılmış dokümanlarda bu düzeneği tarif eden çizimler bulmak mümkün. Daha etraflı ilk çizimlere 1159 civarında yaşamış yine hintli matematikçi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Neredeyse bin beşyüz yıldır insanoğlu sonsuz hareket makinesinin peşinde (devridaim makinesi de deniyor). Bu makine teoride bir kere çalıştırıldıktan sonra bir daha müdahale ya da yakıt gerektirmezsizin sonsuza kadar dönebilen bir düzenek.</p>
<p>5. yüzyıldan kalma sanskritçe yazılmış dokümanlarda bu düzeneği tarif eden çizimler bulmak mümkün. Daha etraflı ilk çizimlere 1159 civarında yaşamış yine hintli matematikçi Bhaskara&#8217;nın dokümanlarında rastlanmış. Bhaskara&#8217;nın tekerleği kenarına yerleştirilmiş sıvı ile yarı dolu silindirler içeriyor. Dönme hareketi ile yer değiştiren sıvının tekerleğin bir tarafını hep daha ağır tutacağı böylelikle döndüreceği varsayılıyor.</p>
<p><a href="https://chatkapi.com//2007/donergecler-tarihi/file/" rel="attachment wp-att-817"><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="817" data-permalink="https://chatkapi.com/2007/donergecler-tarihi/file/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/File.gif" data-orig-size="1624,1624" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="File" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/File-1024x1024.gif" class="alignnone size-medium wp-image-817" src="https://chatkapi.com//assets/File-300x300.gif" alt="" width="300" height="300" srcset="https://chatkapi.com/assets/File-300x300.gif 300w, https://chatkapi.com/assets/File-150x150.gif 150w, https://chatkapi.com/assets/File-768x768.gif 768w, https://chatkapi.com/assets/File-1024x1024.gif 1024w, https://chatkapi.com/assets/File-450x450.gif 450w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p><span id="more-563"></span><br />
Bu tür tasarımlara arapça belgelerde de rastlanmış. Hatta bir tanesinde 6 farklı çizim bulunuyormuş. Bunlardan bir tanesi 1245&#8217;te fransız mimar Villard de Honnecourt&#8217;un tarif ettiği kenarı çekiçli tekerlek çizimi ile tamamen aynı olduğu için fikrin buradan avrupaya sıçradığı varsayılıyor.</p>
<p>De Honnecourt tek sayıda çekiç konusunda ısrarcıymış ve düzeneğinin tahta kesmek ve ağırlık kaldırmak için kullanılabileceğini iddia etmiş. Bundan sonra bilim adamı diye bildiğimiz neredeyse herkes bu konu ile ilgilenmiş. Hatta Da Vinci&#8217;nin bile kendi yorumunu kattığı bir tekerleği var. Ancak bir süre konuyu inceledikten sonra, aklı başına gelmiş bu sevdaya sahip insanları simyacılara benzetmiş.</p>
<figure id="attachment_818" aria-describedby="caption-attachment-818" style="width: 300px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://chatkapi.com//2007/donergecler-tarihi/file3/" rel="attachment wp-att-818"><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="818" data-permalink="https://chatkapi.com/2007/donergecler-tarihi/file3/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/File3.jpg" data-orig-size="339,310" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="File3" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/File3.jpg" class="wp-image-818 size-medium" src="https://chatkapi.com//assets/File3-300x274.jpg" alt="" width="300" height="274" srcset="https://chatkapi.com/assets/File3-300x274.jpg 300w, https://chatkapi.com/assets/File3.jpg 339w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a><figcaption id="caption-attachment-818" class="wp-caption-text">Taccolo tekerleği</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_819" aria-describedby="caption-attachment-819" style="width: 253px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://chatkapi.com//2007/donergecler-tarihi/file2/" rel="attachment wp-att-819"><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="819" data-permalink="https://chatkapi.com/2007/donergecler-tarihi/file2/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/File2.jpg" data-orig-size="343,406" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Villard&amp;#8217;ın çekiçli tekerleği" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/File2.jpg" class="wp-image-819 size-medium" src="https://chatkapi.com//assets/File2-253x300.jpg" alt="" width="253" height="300" srcset="https://chatkapi.com/assets/File2-253x300.jpg 253w, https://chatkapi.com/assets/File2.jpg 343w" sizes="auto, (max-width: 253px) 100vw, 253px" /></a><figcaption id="caption-attachment-819" class="wp-caption-text">Villard&#8217;ın çekiçli tekerleği</figcaption></figure>
<p>Haklı da. Zira maalesef bu düzeneklerin hiç birisi çalışmıyor. 16. yüzyılda da Simon Stevin tarafından çalışamayacakları ispatlanmış. İronik olarak Simon Stevin&#8217;in ispatında kullandığı zincirli düzeneğe de Stevin Makinesi denmiş ve o da sihirli düzenekler mitinde yerini bulmuş.</p>
<p>Arkasında yatan sonsuz hareket fikri o kadar çekici, o kadar büyülü ki, imkansızlığı yüzlerce kez ispatlanmasına rağmen insanlar denemeler yapmaktan kendilerini alamamışlar. Günümüzde bile yerçekimi yerine mıknatıs kullanarak yapılan prototiplere internette rastlamak, emekli paşaların sunduğu basın açıklamalarında karşılaşmak mümkün. Zira artık birşeyi döndürebiliyorsanız bu dönüşten enerji elde edebiliyorsunuz. Yani sonsuz hareket makineleri artık sonsuz enerji makineleri olarak da görülebiliyor ve daha da leziz bir vaade dönüşüyorlar. Internette bedava enerji vaadeden prototiplerin planları için para istiyorlar. Mucizevi birşeyin planları için para istendiğinde anlayın ki ortada bir dolandırıcılık teşebbüsü var. Genelde bu sırrı açıklamamalarının sebebi olarak petrol endüstrisinin onları susturmak için tuttuğu kiralık katilleri gösteriyorlar ve istedikleri bu cüzzi parayı yaşadıkları kaçak hayatı idame ettirebilmek için kullanacaklarını söylüyorlar.</p>
<p>Erke Dönergeci de böyle iddialardan biri. Biliyorsunuz 2007&#8217;de bedava enerji makinelerini Türk halkının hizmetine sunacaklarını açıkladılar. 7 ayımız kaldı, heyecanla bekliyoruz. Elektrik idaresinde çalışan bir okurumuz varsa Erke binasının elektrik tüketimi konusunda bizi aydınlatabilir belki.</p>
<p>Tamamen aynı iddiaya sahip bir de irlanda şirketi Steorn var. Onlar da düzeneklerini açıklamıyorlar. Ancak Erke&#8217;den farklı olarak The Economist&#8217;e bir ilan vermek suretiyle bilim camiasına teknolojilerini incelemeleri için çağrıda bulundular. Söylediklerine göre 5000 bilim adamı incelemek üzere başvurmuş. Bunlardan 22 tanesini jüriye seçmişler ve gizlilik sözleşmelerini imzalattıktan sonra teknolojiyi inceleme prosedürü başlamış. Bu haziranda da sonuçları açıklanacakmış. Steorn&#8217;u da heyecanla bekliyoruz. Herhalükarda bu sene içinde bütün iddialar sonuçlanacak. Aman diyeyim, biri size yatırım yapmak ister misiniz diye yanaşırsa hayır deyin.</p>
<p>Sonsuz hareket müzesi: <a href="https://chatkapi.com//hop/simanek/">https://chatkapi.com//hop/simanek/</a><br />
Sonsuz hareket düzenekleri animasyonlu: <a href="https://chatkapi.com//hop/sonsuz/">https://chatkapi.com//hop/sonsuz/</a><br />
Erke: <a href="http://www.erketurk.com">http://www.erketurk.com</a><br />
Steorn: <a href="http://www.steorn.com">http://www.steorn.com</a><br />
Pillinetwork&#8217;te Erke Dönergeci: <a href="https://chatkapi.com//hop/erke/">https://chatkapi.com//hop/erke/</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/donergecler-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">563</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İçini açamadığın şeyin sahibi değilsin</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/icini-acamadigin-seyin-sahibi-degilsin/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/icini-acamadigin-seyin-sahibi-degilsin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 May 2007 22:52:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//icini-acamadigin-seyin-sahibi-degilsin/</guid>

					<description><![CDATA[Tanıdığım en becerikli arkadaşım, yıllar önce evinde film banyo edebilmek için kendi kendine bir agrandizör yapmıştı. Ayrıca müzik dinlemek için kullandığı nesnenin hoparlörleri de kocaman karton kutulara monte edilmiş kabinlerden oluşuyor ve hiç de fena ses çıkarmıyorlardı. Kendisi uzun yıllar tıp okumasına rağmen şimdi su altından geçen fiberoptik kabloları tamir etmekle görevli bir geminin yöneticiliğini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tanıdığım en becerikli arkadaşım, yıllar önce evinde film banyo edebilmek için kendi kendine bir agrandizör yapmıştı. Ayrıca müzik dinlemek için kullandığı nesnenin  hoparlörleri de kocaman karton kutulara monte edilmiş kabinlerden oluşuyor ve hiç de fena ses çıkarmıyorlardı. Kendisi uzun yıllar tıp okumasına rağmen şimdi su altından geçen fiberoptik kabloları tamir etmekle görevli bir geminin yöneticiliğini yapıyor. Son duyduğumda şirketi için satın alsalar bilmemkaçyüzbin dolara malolacak bir vinç inşa ediyordu.</p>
<p>Bizim becerikli diye bildiğimiz, bu arka bahçelerinde, garajlarında, ufak atölyelerinde çılgın gereçler üreten insanlara artık &#8220;Maker&#8221; (yapıcı) diyorlar. Bu ismin altında, potansiyeli görüp 2005 yılında yayın hayatına başlayan O&#8217;Reilly dergisi &#8220;Make&#8221; var (<a href="http://makezine.com">http://makezine.com</a>). Make 3 ayda bir yayınlanıyor ve kendi kendinize yapabileceğiniz çok eğlenceli projelerle tıka basa dolu.<span id="more-562"></span></p>
<p>Make okuyucuları ve Maker&#8217;lar senede bir kez San Fransisco&#8217;da Maker Faire&#8217;de (Maker Panayırı, <a href="https://chatkapi.com//hop/makerfaire">https://chatkapi.com//hop/makerfaire</a>) buluşuyorlar ve yaptıklarını birbirlerine gösterip çok eğleniyorlar.</p>
<p>Bir de manifestoları var: (<a href="https://chatkapi.com//hop/makemanifesto">https://chatkapi.com//hop/makemanifesto</a>) &#8220;İçini açamadığın şeyin sahibi değilsin.&#8221; Parasını vermiş olmanıza rağmen içindekileri keyfinize göre değiştiremediğiniz gereçlerden hiç hoşlanmıyorlar. Pili değişitirilemeyen (iPod) , vida yerine yapıştırıcı ile kapanmış (iPod, PSP), kapandıktan sonra bir daha açılmayan ya da içini açmak için özel gereçler gerektiren şeyleri protesto ediyorlar.</p>
<p>Bu tür projelere kavuşmak için illa dergiye abone olmak zorunda değilsiniz. Genel anahtar kelime &#8220;DIY&#8221; (Do it yourself), ya da türkçe kaynaklar için &#8220;kendin yap&#8221;. Bu terimleri aratarak yüzlerce eğlenceli proje bulabilirsiniz. Genelde resimli oldukları için bir çoğunu ingilizce bilmeden de uygulamak mümkün.</p>
<p>DIY projelerin internetteki en bilinen adresi Instructibles (<a href="http://instructibles.com">http://instructibles.com</a>). İçinde onbinlerce resimler ile adım adım açıklanmış proje var. Ayrıca bünyesindeki Make grubu da Make dergisi tarafından desteklenmekte (<a href="https://chatkapi.com//hop/inst">https://chatkapi.com//hop/inst</a>). Lifehacker (<a href="https://chatkapi.com//hop/lifehacker/diy)">https://chatkapi.com//hop/lifehacker/diy)</a>, engadget (<a href="https://chatkapi.com//hop/engadget/diy">https://chatkapi.com//hop/engadget/diy</a>),  gizmodo (<a href="https://chatkapi.com//hop/gizmodo/diy">https://chatkapi.com//hop/gizmodo/diy</a>) ve del.icio.us&#8217;un (<a href="https://chatkapi.com//hop/delicious/diy">https://chatkapi.com//hop/delicious/diy</a>) &#8220;DIY&#8221; etiketleri de harika. Çocuklarınızla beraber birşeyler yapmak ve hem eğlenmelerini hem de bilgilenmelerini sağlamak isterseniz, Wired&#8217;in GeekDad isimli blog&#8217;una bakabilirsiniz (<a href="http://blog.wired.com/geekdad/">http://blog.wired.com/geekdad/</a>). Türkçe kaynaklara gelince: teknolojik projeler için zamazing.org, fotoğrafçılık ile ilgili projeler için 3ayak.org ve biraz daha dekoratif projeler için 10marifet.org&#8217;un &#8220;kendin yap&#8221; etiketlerine bakmakta fayda var.  (<a href="http://zamazing.org/etiket/kendin-yap">http://zamazing.org/etiket/kendin-yap</a>,  <a href="http://10marifet.org/etiket/kendin-yap">http://10marifet.org/etiket/kendin-yap</a>, <a href="http://3ayak.org/etiket/kendin-yap">http://3ayak.org/etiket/kendin-yap</a>)</p>
<p>İyi eğlenceler.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/icini-acamadigin-seyin-sahibi-degilsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">562</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zombilerin şafağı</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/zombilerin-safagi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/zombilerin-safagi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 May 2007 19:16:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//zombilerin-safagi/</guid>

					<description><![CDATA[Bilgisayarınız size hiç farkettirmeden birtakım illegal işler çeviriyor olabilir. Eğer yapıyorsa bunu &#8220;aşırı gelişmiş virüs&#8221; diyebileceğimiz minik programlar sayesinde ve kendisi gibi ele geçmiş bilgisayarlardan oluşan dev bir sürünün parçası olarak yapıyor. Bu sürülere &#8220;botnet&#8221; diyorlar. Her botnet&#8217;in sürüyü güden bir çobanı var. Çoban ne emrediyorsa sürüdeki bilgisayarlar, ki bunlara zombie deniyor, sorgulamadan itaat ediyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgisayarınız size hiç farkettirmeden birtakım illegal işler çeviriyor olabilir. Eğer yapıyorsa bunu &#8220;aşırı gelişmiş virüs&#8221; diyebileceğimiz minik programlar sayesinde ve kendisi gibi ele geçmiş bilgisayarlardan oluşan dev bir sürünün parçası olarak yapıyor. Bu sürülere &#8220;botnet&#8221; diyorlar. Her botnet&#8217;in sürüyü güden bir çobanı var. Çoban ne emrediyorsa sürüdeki bilgisayarlar, ki bunlara zombie deniyor, sorgulamadan itaat ediyor.</p>
<p>Bilgisayar virüsleri, insanlar yaygın olarak bilgisayar kullanmaya başlayalı beri varlar ve bir evrim teorisi egzersizi olarak yaşamaya devam ediyorlar. İki ana amaçları var: Kendi kopyalarını üretmek ve yaratıcısı tarafından programlanmış görevlerini yerine getirmek. Bu, ekranınıza politik bir mesaj yazdırmak,  bilgisayarınızı kullanılmaz hale getirmek ve birtakım kötü niyetlilere para kazandırmak olabiliyor.<br />
<span id="more-561"></span><br />
Burada kısaca durup evrim teorisine bir bakış atalım, zira benzerlikler mevcut: Richard Dawkins üstâda göre her şey milyonlarca yıl önce protein çorbası denizlerinde bir proteinin kendi kopyasını yaratmaya karar vermesi ile başlıyor. Bu arkadaşa ilk replikatör deniyor. Replikatör protein, bir kopyasını üretebilmek için hammadde olarak yine protein çorbasının kendisini kullanıyor. Tabii ürettiği her kopya da aynı kaynağı kullanarak başka kopyalar ürettiği için protein çorbası bir süre sonra çoraklaşıyor. Bu sefer, yeni replikatörler başka replikatör proteinleri parçalayıp hammaddelerini kendilerini replike etmekte kullanıyorlar. Bunlar avlanan ilk organizmalar. Avcı replikatörler bir önceki kuşağı yiyip bitirmek üzereyken, bir replikatör kendi etrafına koruyucu bir duvar örüveriyor ve buradan ilk hücre doğuyor. Gerisi tarih&#8230;</p>
<p>İlk bilgisayar virüsünün görüldüğü 1982 yılından 2000&#8217;lere kadarki dönem, evrim teorisindeki ilk replikatör proteinin sadece kendini kopyaladığı  döneme benziyor. Virüsler yaratıcılarına mastürbatif bir tatmin vermekten, onun bunun bilgisayarını bozmaktan ve sadece kendilerini çılgınca kopyalamaktan öteye gitmiyorlar. 2004 yılının başında yeni bir nesil keşfediliyor. MyDoom ve bagle isimli virüslerin bulaştıkları bilgisayarları yaratıcılarının hizmetine sunan birer arka kapı kurdukları ortaya çıkıyor.  Arkasından aynı tür arka kapıcı virüslerden olan NetSky keşfediliyor. Fakat onun bir özelliği daha var: Bulaştığı bilgisayarlarda MyDoom ve bagle bulursa TEMİZLİYOR. Yani kendisi avlanan ilk bilgisayar virüsü.</p>
<p>Buradan virüslerin sınırlı kaynaklar için rekabet etmeye başladığını anlıyoruz. Peki bilgisayarlarımızı ele geçiriyorlar da ne oluyor, diyeceksiniz. Bilgisayarınıza virüs bulaşır bulaşmaz ilk iş efendisine gidip, &#8220;Ben şu şu şu özelliklere sahip, şu hızda internet bağlantısı olan bir bilgisayarım, efendim. Emirlerinizi bekliyorum&#8221; diyor. Bu şekilde tek bir yerden kontrol edilebilen sürülere botnet (ro-botnet-work&#8217;ü) deniyor. Şu anda faaliyet halinde olan botnet&#8217;lerin sayıları bilinmiyor ama geçtiğimiz sene Hollanda&#8217;da tam 1,5 milyon makineye hükmeden bir botnetin yöneticilerinin tutuklanmış olması (<a href="https://chatkapi.com//hop/botnet">https://chatkapi.com//hop/botnet</a>) durumun vehametine dair fikir veriyor olmalı.</p>
<p>Sürünün efendisi emrindeki bütün bilgisayarlara &#8220;Gidin şu sunucuyu çökertin&#8221; diyor, sonra o sunucunun sahibinden para sızdırıyorlar. Bu çökertme gücünü rakiplerine zarar vermek isteyen firmaların hizmetine de sunuyorlar. Normal insanlardan gelmiş gibi görünen milyarlarca spam mesajı gönderebiliyorlar ve bu servisi spamcilere kiralıyorlar. Sürülerindeki bütün bilgisayarlara sürekli reklam gösteren bir yazılım hazırlayıp bunu kurdukları her bilgisayar için 0,01 ilâ 0,20 dolar kazanıyorlar. Veya kendilerine Google Adsense üzerinden para kazanan bir web sitesi kurup, zombie bilgisayarları bu web sitesindeki reklamlara tıklatıyorlar. Bu servisi de başka karanlık kişilere kiralayabiliyorlar.</p>
<p>Bilgisayarlarımızı bir sürünün parçası olmaktan korumak ya da kurtarmak için neler yapabiliriz? Altın kural: Gönderileceğini bilmediğiniz hiçbir mail eklentisini açmayın. Çok iyi bir anti-virüs programı kullanın (NOD32 tavsiye ederim, acil bir durum olmadıkça rahatsız etmiyor. <a href="https://chatkapi.com//hop/nod32">https://chatkapi.com//hop/nod32</a>) ve  bilgisayarınızın  güvenlik güncellemelerini muhakkak yapın.  (<a href="https://chatkapi.com//hop/windowsupdate">https://chatkapi.com//hop/windowsupdate</a>)</p>
<p>İleride tahminim bu gibi entrikalar kamuoyu yaratmak, online anketleri manipüle etmek gibi şeyler için de kullanılacak. Mesela seçimlerin internet üzerinden yapılması  şu anda sırf bu yüzden imkânsız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/zombilerin-safagi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">561</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kendimi ifade edebildim mi?</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/kendimi-ifade-edebildim-mi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/kendimi-ifade-edebildim-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 May 2007 16:04:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//kendimi-ifade-edebildim-mi/</guid>

					<description><![CDATA[Hiç yeni bir şey olmasa da Web 2.0 tartışmalarının ortasında yer alan bir terim var: &#8220;User generated content&#8221; / &#8220;Kullanıcı tarafından üretilmiş içerik&#8221;. Bütün web 2.0&#8217;lığı ile ünlü siteler (Flickr, Youtube, Digg, del.icio.us) bu tür içerik ile besleniyor. Basitçe sizin benim gibi insanların ürettiği ve sergilediği her şey kapsamına giriyor. Yazı, ses, video, fotoğraf ya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç yeni bir şey olmasa da Web 2.0 tartışmalarının ortasında yer alan bir terim var: &#8220;User generated content&#8221; / &#8220;Kullanıcı tarafından üretilmiş içerik&#8221;. Bütün web 2.0&#8217;lığı ile ünlü siteler (<a href="http://www.flickr.com">Flickr</a>, <a href="http://www.youtube.com">Youtube</a>, <a href="http://www.digg.com">Digg</a>, <a href="http://del.icio.us">del.icio.us</a>) bu tür içerik ile besleniyor. Basitçe sizin benim gibi insanların ürettiği ve sergilediği her şey kapsamına giriyor. Yazı, ses, video, fotoğraf  ya da henüz alışık olmadığımız bir türde, örneğin Second Life&#8217;ta (<a href="https://chatkapi.com//hop/secondlife">https://chatkapi.com//hop/secondlife</a>) satılmak üzere 3 boyutlu bir obje, ya da karakterinize yaptıracağınız şık bir jest olabiliyor.</p>
<p>Bu terim,  insanlar sanki fabrikada köle gibi içerik üretiyorlarmış hissi uyandırdığı için blogosferde pek tutulmuyor. Daha çok pazarlama departmanlarının dilinde. A-list bloggerlar (köşe yazarı tesirli blogculara böyle deniyor) &#8220;otantik medya&#8221; terimini tercih ediyorlar. (<a href="https://chatkapi.com//hop/powazek">https://chatkapi.com//hop/powazek</a>)<br />
<span id="more-560"></span><br />
Kullanıcı tarafından üretilmiş içerik kesinlikle yeni bir şey değil. Hatta interneti bunu düşünerek icat etmişlerdi. O zamanlar tabii kullanıcı dediklerimiz bilim adamları, ürettikleri içerik de bilimsel makalelerdi. Bu makalelerde metnin içinde yapılmış alıntıların kaynakları muhakkak dip not olarak verilir. İşte şimdi link dediğimiz altı çizili kelimelerin işlevi de bir makale okurken bahsi geçen diğer makaleye hoplayabilmek.</p>
<p>Internet bilim adamlarına has bir şey olmaktan kurtulmaya, insanların kendilerini ifade etmelerinin önünden engeller birer birer kalkmaya başladıkça içerik üretimi kolaylaştı ve artık bir harekete dönüştü. Bu içeriği toplayan, insanların ürettiklerini (ya da kendilerini) sergilemesini kolaylaştıran siteler (Youtube, Myspace, Flickr, del.icio.us ve Digg) alıp başlarını gittiler. Artık 10 dolarlık bir web kamerası olan herhangi biri, Youtube yıldızı olma potansiyeline sahip.</p>
<p>İşte anahtar sanırım burada: &#8220;Youtube yıldızı olma potansiyeli&#8221;. Internet insanları da aynen şirketler gibi mümkün olduğunca fazla insana ulaşmaya çabalıyorlar. İzlenme (rating alma) ve takdir edilme isteği bu hareketin en büyük itici güçlerinden biri. İkinci itici güç bağ kurma isteği. İnsanlar insanlarla tanışmak istiyorlar. Her karşılaşma kendi içinde bir sürpriz. Aşkınızı, en yakın arkadaşınızı ve hatta işinizi, katkıda bulunduğunuz sitenin topluluğu sayesinde bulmanız gayet muhtemel. Radara yeni yeni girmeye başlayan bir itici güç de para. Artık bu sitelerin bazıları içeriklerini üretenlere para veriyor.  Örneğin para veren Youtube: Revver (<a href="http://revver.com">http://revver.com</a>) ve hatta yazınızın okunma oranına göre gelirini paylaşan pillinetwork (<a href="http://pilli.com">http://pilli.com</a>).</p>
<p>Kafasında para kazanma düşüncesi ile içerik üreten insanlara ruhlarını satmış muamelesi yapmaya gerek yok. Bu gayet normal. Ortada kocaman bir emek var. Ayrıca kullanıcı içeriği ile yürüyen siteler çoğaldıkça aralarındaki rekabet de artacak ve tabii ki bazıları daha iyi içeriği kendisine çekmek için kullanıcılara bir takım avantajlar vaadetmek zorunda olacak. Önemli olan içeriğin para için yarım gönülle hazırlanmamış olması. Böyle olduğunda izleyicileriniz hemen hissediyor ve sizden soğuyorlar.</p>
<p>Her ne vesile ile olursa olsun, insanlar kendilerini ifade etmek istiyorlar ve bu konuda artık onlara en çok yardımcı olan, önlerinden en fazla engel kaldıran siteler dünyanın en başarılı siteleri oluyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/kendimi-ifade-edebildim-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">560</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kaytarmaya birebir online oyunlar</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/kaytarmaya-birebir-online-oyunlar/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/kaytarmaya-birebir-online-oyunlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 May 2007 09:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//kaytarmaya-birebir-online-oyunlar/</guid>

					<description><![CDATA[Bazen insan çalışmak yerine sadece vaktini harcamak istiyor. Çağımızın hastalığı. Buna procrastination diyorlar (biz kaytarma diyelim). Çok ciddi bir hastalık olarak görenler, dertlerine derman olsun diye kitaplar okuyanlar, terapiye gidenler var. Ama tabii amerikalılar herşeyi abartıyor. Biz bunun çok dert edilecek bir şey olmadığını, işimizi yapmak yerine oyun oynamayı, haber sitesi dolaşmayı canımızın istediği zaman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen insan çalışmak yerine sadece vaktini harcamak istiyor. Çağımızın hastalığı. Buna procrastination diyorlar (biz kaytarma diyelim). Çok ciddi bir hastalık olarak görenler, dertlerine derman olsun diye kitaplar okuyanlar, terapiye gidenler var. Ama tabii amerikalılar herşeyi abartıyor. Biz bunun çok dert edilecek bir şey olmadığını, işimizi yapmak yerine oyun oynamayı, haber sitesi dolaşmayı canımızın istediği zaman bırakabileceğimizi biliyoruz. O yüzden bu hafta gönül rahatlığı ile size saatlerinizi, günlerinizi öldürebileceğiniz bir kaç  webden oynanabilir oyun tanıtacağım.  Çoğu minimalist, ve amaçlarını anlamak bile ayrı bir beyin jimnastiği.  Eğlenceli ve bağımlılık yapıcı oyunlar. Ayrıca ingilizce gerektirmemelerine de dikkat edeceğim.<span id="more-559"></span></p>
<p><strong>Korsantopu &#8211; Cannon Bods</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun01">https://chatkapi.com//hop/oyun01</a><br />
Paraşütle inen korsanları, top atışı ile avlamaya çalışıyorsunuz.</p>
<p><strong>Ritim &#8211; Rythim</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun02">https://chatkapi.com//hop/oyun02</a><br />
İstediğiniz bir müziği çalarken, müziğin ritmine uygun olarak bir takım çokgenlerin belli kenarlarına topu değdiriyorsunuz. Ritmi ne kadar tutturduğunuza göre puan alıyorsunuz.</p>
<p><strong>Zincirleme reaksiyon &#8211; Boomshine</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun03">https://chatkapi.com//hop/oyun03</a><br />
Mümkün olduğu kadar fazla partikülü patlatacak bir zincirleme reaksiyon başlatmaya çalışıyorsunuz.</p>
<p><strong>Masaüstü savunma &#8211; Desktop Tower Defense</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun04">https://chatkapi.com//hop/oyun04</a><br />
Bu en çok vakit yiyenlerden. Minik kule silahları ile masa üstünüzü savunuyorsunuz. yok ettiğiniz her düşman yaratıkcık size para kazandırıyor. Bu paralarla daha iyi savunma gereçleri alabiliyorsunuz. oyun kendi kendine ilerliyor. İngilizcesine takılmayın, keşfetmesi çok kolay.</p>
<p><strong>Turuncu &#8211; Orange</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun05">https://chatkapi.com//hop/oyun05</a><br />
Bir minimalist oyun daha: Göreviniz küçük topla çembere ateş ederek ekran dışına çıkarmak.</p>
<p><strong>Orisinal</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun06">https://chatkapi.com//hop/oyun06</a><br />
Orisinal&#8217;den habersizseniz muhakkak bakın. 58 adet, birbirinden güzel tasarımlı basit oyun. Eşimin favori oyunları.</p>
<p><strong>Terazi lastik cimnastik &#8211; Levers</strong><br />
<a href="http://chatkapi/hop/oyun07">http://chatkapi/hop/oyun07</a><br />
Amacımız terazileri dengelemek. Her dengelediğimizde asılabilecek yeni bir nesne beliriyor.</p>
<p><strong>Samorost</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun08">https://chatkapi.com//hop/oyun08</a><br />
Çek tasarımcı Jakub Dvorsky&#8217;nin elinden çıkma harika tasarlanmış, nereye tıklayacağınızı bulma oyunu. Dahası da burada: <a href="https://chatkapi.com//hop/amanita">https://chatkapi.com//hop/amanita</a></p>
<p><strong>Grow Serisi</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun09">https://chatkapi.com//hop/oyun09</a><br />
Grow oyunları da pek bir yerde görmediğimiz cins yaratıcısının icadı oyunlardan. Makas, taş kağıt oyununun ileri safhaları gibi biraz. Ortada bir sahne var, siz bu sahneye bir takım nesneler bırakıyorsunuz. Bu nesneler birbirleri ile bir takım ilişkiler kuruyorlar ve gelişiyorlar. Amaç bütün nesneleri maksimum derecede geliştirmek.</p>
<p><strong>QWERTY Savaşçıları</strong><br />
<a href="https://chatkapi.com//hop/oyun10">https://chatkapi.com//hop/oyun10</a><br />
Daha önce yazmıştım, ama klavye antremanı yapmak bahanesi ile o kadar güzel vakit öldürüyor ki, tekrarlamadan edemedim. Üzerinize doğru gelen her düşmanın altında bir kelime yazılı. Bu kelimeyi yazarak ona ateş edebiliyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/kaytarmaya-birebir-online-oyunlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">559</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Neyse halim çıksın Alexam</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/neyse-halim-ciksin-alexam/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/neyse-halim-ciksin-alexam/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 May 2007 10:11:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//neyse-halim-ciksin-alexam/</guid>

					<description><![CDATA[Amazon biliyorsunuz &#8220;bunu alanlar bunu da almış&#8221; teknolojilerinin pîri. Dükkanlarında bu veriyi kullanarak, şu anda incelediğiniz şeylerle ilgilenenlerin başka nelerle ilgilendiğini size gösteriyor. Böylelikle hem daha çok satış yapıyor hem de birbirleri ile ilişkili ürünler arasında organik bir bağ kuruyor. Bu bağın müşteri adaylarına gösterildikçe, sadece gösterildiği için bozulması ayrı bir doktora tezi konusu ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amazon biliyorsunuz &#8220;bunu alanlar bunu da almış&#8221; teknolojilerinin pîri. Dükkanlarında bu veriyi kullanarak, şu anda incelediğiniz şeylerle ilgilenenlerin başka nelerle ilgilendiğini size gösteriyor. Böylelikle hem daha çok satış yapıyor hem de birbirleri ile ilişkili ürünler arasında organik bir bağ kuruyor. Bu bağın müşteri adaylarına gösterildikçe, sadece gösterildiği için bozulması ayrı bir doktora tezi konusu ve eminim Amazon&#8217;un bünyesinde sadece bu konu üzerine kafa patlatan bilim adamları mevcut. Her neyse, Amazon bu konuya olan merakına uygun olarak taa 1999&#8217;da &#8220;bu siteye girenler bu sitelere de girmiş&#8221; bilgisini toplayan Alexa isimli şirketi satın aldı.</p>
<p>Alexa insanların tarayıcılarına bir araç çubuğu ekliyor ve hangi sitelere gittiklerinin bilgisini toplayıp halka açık istatistikler sunuyor. Pek güzel, peki insanlar niçin bu piyasa araştırmasının bir parçası olmak için gönüllü oluyorlar? Çünkü aynı araç çubuğuna birkaç işe yarar özellik eklenmiş. Örneğin, size bulunduğunuz sitenin istatistiklerini veriyor, bu site ile ilişkili (bu siteye girenlerin girdikleri diğer) siteleri gösteriyor. pop-up&#8217;ları bloke ediyor. Kısacası havuç verip, işinize yarayıp, araç çubuğunu kurdurtmaya çalışıyor. Bu iyilikleri başka bir amaçla yapıyor olması yüzünden de sık sık hinoğluhinlikle suçlanıyor.<br />
<span id="more-558"></span><br />
Başlarda Alexa&#8217;nın topladığı veri pek ciddiye alınmazken, artık araç çubuğunu yükleyenlerin sayısı o kadar arttı ki, internet nüfusunun doğru bir örneklemesine sahip olduğu söylenebilir (tartışılabilir diyelim) . Ne olursa olsun, artık reklamverenler hele türk reklamverenler bir siteye reklam vermeden önce Alexa grafiğine muhakkak bakıyorlar. Bu yüzden Türk bloglarının gelişmesi ve reklamverenlerin radarlarına girmesi adına, eğer Türk bloglarında dolaşıyorsanız, Alexa araç çubuğunu yüklemenizi biz de tavsiye ediyoruz. Bu konu hakkında aftermath&#8217;ın (Cem Başpınar) güzel bir yazısını şu adreste bulabilirsiniz: <a href="https://chatkapi.com//hop/bildirgec">https://chatkapi.com//hop/bildirgec</a>. Ayrıca Alexa&#8217;ya göre Türkiye&#8217;nin top 100&#8217;ü: <a href="https://chatkapi.com//hop/alexa">https://chatkapi.com//hop/alexa</a>.</p>
<p>Alexa&#8217;yı anlatmaya daldım, oysa bu haftanın konusu Amazon&#8217;un alexaholic.com adlı siteye açtığı dava idi. Alexaholic (alexakolik manasına geliyor, yeni ismi ve adresi <a href="http://statsaholic.com">http://statsaholic.com</a>) Alexa grafiklerini, Alexa&#8217;nın kendisinden çok daha kolay ulaşılabilir kılan güzel bir servis olarak bu sene başında ortaya çıktı. Servisi kullanmak o kadar kolaydı ki, insanlar Alexa&#8217;nın kendi sitesine gidip grafiklere bakmak yerine alexaholic&#8217;i kullanmaya başladılar.</p>
<p>Yeni web2.0 düsturuna göre kendi işlerini onlardan iyi yapan bu minik servisi kucaklamaları, desteklemeleri, hatta yaratıcısını işe almaları bekleniyordu; Google genelde öyle yapıyor. Ama Alexa bu işten hiç hoşlanmadı ve önce alexaholic.com&#8217;da kendi grafiklerinin görünmesini engelledi, sonra 26 Mart&#8217;ta alexaholic&#8217;in yaratıcısı Ron Hornbaker&#8217;a dava açtı. Üstüne üstlük, kendi tasarımını da alexaholic&#8217;e biraz benzetmek suretiyle şimşekleri iyice üzerine çekti.</p>
<p>En son Web2.0Expo (<a href="https://chatkapi.com//hop/expo">https://chatkapi.com//hop/expo</a>) isimli fuarda, O&#8217;Reilly yayınevinin patronu Tim O&#8217;Reilly, Amazon&#8217;un patronu Jeff Bezos&#8217;u yüzlerce izleyicinin önünde &#8220;ayıp değil mi Jeff&#8217;ciğim?&#8221; diyerek sıkıştırmış. (<a href="https://chatkapi.com//hop/zdnet">https://chatkapi.com//hop/zdnet</a>) Ama daha sonra Jeff Bezos ile aslında prezantasyon öncesi bu konuyu konuştuklarını ve birçok konuda Alexa&#8217;ya hak verdiğini ama bunun prezantasyon sonrası yapılan soru cevap seansında pek belli olmadığını yazmış. (<a href="https://chatkapi.com//hop/oreilly">https://chatkapi.com//hop/oreilly</a>)  Sonuçta Alexa kendi topladığı, el emeği göz nuru datasının başkaları tarafından ne şekilde kullanılabileceğine karar verme yetkisine sahip diyor.</p>
<p>Buradan enteresan ve yeni bir çelişki doğuyor. Verisini zaten halktan toplayan bir servis, bu veriyi halka geri verişi üzerinde ne kadar hakka sahip, bu veriyi kullanarak daha iyi bir servis yaratan birisi gerçekten telif haklarını ihlal ediyor sayılabilir mi? Bunlar çözülmeyi bekleyen yeni beyin jimnastiklerimiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/neyse-halim-ciksin-alexam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">558</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Blogcuların kısır döngüsü</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/blogcularin-kisir-dongusu/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/blogcularin-kisir-dongusu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2007 14:33:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//blogcularin-kisir-dongusu/</guid>

					<description><![CDATA[Artık blog nedir biliyor olduğunuzu tahmin ediyorum. Günlük hayatımıza girmiş bir kelime zira. Ama yine de kaçırdıysanız kısaca tarif edeyim: Türkçeye &#8220;internet güncesi&#8221; şeklinde tercüme ediyorlar ama bu ifade blogların sadece bir kısmını tarif ediyor. Blog aslında bir web sitesi formatı. Bilgiyi en son girdi en üstte gözükecek şekilde alt alta sıralanmış parçalar halinde veren [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Artık blog nedir biliyor olduğunuzu tahmin ediyorum. Günlük hayatımıza girmiş bir kelime zira. Ama yine de kaçırdıysanız kısaca tarif edeyim: Türkçeye &#8220;internet güncesi&#8221; şeklinde tercüme ediyorlar ama bu ifade blogların sadece bir kısmını tarif ediyor. Blog aslında bir web sitesi formatı. Bilgiyi en son girdi en üstte gözükecek şekilde alt alta sıralanmış parçalar halinde veren web siteleri bu formata giriyor. Dolayısıyla sahibinin yediklerini içtiklerini anlatanları da var, belirli bir konuda uzmanlaşmış, işini ciddiye alan, haber kaçırmayanları da var.</p>
<p>Dünyada işini iyi yapan, kalemi kuvvetli blogcular artık geçimlerini bloglarından sağlayabiliyor, bazıları çok zengin bile olabiliyorlar. Ünlü köşe yazarlarından farkları yok. Bir yazıları ile koskoca bir şirketi derinden yaralayabiliyorlar, başka bir şirketin yaralarına merhem olabiliyorlar.<span id="more-557"></span></p>
<p>Türkiye&#8217;de blog yazarlarında henüz böyle bir iktidar yok, çünkü okurları çok çok az. Hatta blog okurlarının sadece diğer blog yazarları olduğundan şüpheleniyorum. Türkiye&#8217;de ortalama internet kullanıcısı haberlerini, hava durumunu, günlük falını, bikinili güzelini aynı kaynaktan almaya alışmış durumda. Talep ettikleri her şeyi bir arada sunan bu sitelerden insanları ayırmak, iyi blogları takip etmelerini sağlamak için onlara bir katma değer vermek gerekiyor. Temalı blogların konularını çok iyi takip etmeleri, gazetelerden daha hızlı, daha etkileşimli, daha bağımsız ve güvenilir hale gelmeleri gerekiyor.</p>
<p>Bunun sağlanabilmesi için blogların maalesef paraya ihtiyaçları var. Atıyorum, fotoğrafçılık temalı bir blogun sahibi Köln&#8217;deki Photokino fuarına gidip yeni çıkan fotoğraf makinelerini canlı canlı tanıtabilmeli, bu seyahatin masrafını cebinden değil blogunun gelirlerinden ödeyebilmeli.</p>
<p>Kısır döngüyü hissettiniz mi? Blog sahibi parası olmadığı için insanlara kendisini okutamıyor, okutamadığı için de para kazanamıyor.  Bu döngüden tek bir çıkış yolu var, o da fedakarlık ve özveri ile bıkmadan usanmadan bloglamak. Bu yüzden Türkiye&#8217;nin tutmuş bloglarına saygım sonsuz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/blogcularin-kisir-dongusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">557</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aklımda kalacağıma not defterimde kalsın</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/aklimda-kalacagima-not-defterimde-kalsin/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/aklimda-kalacagima-not-defterimde-kalsin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Apr 2007 11:57:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//aklimda-kalacagima-not-defterimde-kalsin/</guid>

					<description><![CDATA[Lifehackerlar arasında çok popüler olan bir çalışma sistemi var. İsmi &#8220;Getting things done&#8221;. İşleri halletmek, katlayıp kenara koymak şeklinde tercüme edilebilir. Bugüne kadar birçok aşırı meşgul iş adamının hayatını hale yola koymuş David Allen isimli bir verimlilik gurusunun kitabı. (Lifehacking de neyin nesi diyorsanız: https://chatkapi.com//lifehacking, David Allen: http://www.davidco.com) Açıkçası kitabı henüz bitiremedim ama sistemin mantığını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Lifehackerlar arasında çok popüler olan bir çalışma sistemi var. İsmi &#8220;Getting things done&#8221;. İşleri halletmek, katlayıp kenara koymak şeklinde tercüme edilebilir. Bugüne kadar birçok aşırı meşgul iş adamının hayatını hale yola koymuş David Allen isimli bir verimlilik gurusunun kitabı. (Lifehacking de neyin nesi diyorsanız: <a href="https://chatkapi.com//lifehacking">https://chatkapi.com//lifehacking</a>, David Allen: <a href="http://www.davidco.com">http://www.davidco.com</a>)</p>
<p>Açıkçası kitabı henüz bitiremedim ama sistemin mantığını anladığıma inanıyorum. David Allen diyor ki: Hayatta mutlu olmak için kafamızın boş olduğu zamanlar olması lazım.</p>
<p>Bunun için de güvenilir bir kafa boşaltma yöntemi bulmamız ve artık kafamızı nereye boşaltıyorsak, orayı düzenli bir şekilde kontrol edecek disipline sahip olmamız lazım. Sistemin özü bu. Aslında bütün kitap bunu yapabilmemiz için tavsiye edilen bir yöntemi anlatıyor.</p>
<p><span id="more-554"></span></p>
<p>Şöyle ki: İşlerimizi öncelikle projelere ayırıyoruz. Proje olarak gördüğünüz şeyler sadece iş ile ilgili olmak zorunda değil. Taşınmak, evi toplamak, düğün planlamak gibi şeyler de olabilirler. İkinci adım olarak projelerimizi küçük, yenilir yutulur lokmalara bölüyoruz. Fakat asla bu lokmaların hepsini aynı anda düşünmeye çalışarak vakit kaybetmiyoruz. İleri safhalarını zamanı gelince düşüneceğiz. Akıllı insanlarız, hallederiz evelallah. Projenin bir sonraki adımı her ne ise sadece ona konsantre oluyoruz.</p>
<p>Örneğin bir sonraki adım 5 dakika içinde halledilebilecek bir şey ise (mesela bir telefon konuşması), hiç düşünmeden ve oyalanmadan yapıveriyoruz. Daha uzun sürecekse iki seçeneğimiz var; ya erteliyoruz ya da delege ediyoruz (tabii delege edebileceğiniz bir insan varsa).</p>
<p>Erteliyor ya da delege ediyorsak, düşünce yakalama gerecimize kaydediyoruz. David Allen&#8217;ın tavsiye ettiği düşünce yakalama gereci 43 adet zarftan oluşuyor. Ayın her günü için bir zarf ve her ay için birer zarf daha (31+12=43). Zarfların içinde o gün veya o ay yapmanız gereken işler birer kağıt parçasında yazılı duruyor. Örneğin bugün ayın 14&#8217;ü.  14 numaralı zarf en önde duruyor. Ay zarfları arasından da Nisan en önde duruyor. Her gün ödeviniz o en öndeki günün zarfını boşaltmak. Akşama boşalmamışsa içindekileri başka bir zarfa aktarmanız (ertelemeniz) gerekiyor. Sabah geldiğinizde, dünün zarfını en arkaya koyup bugünün zarfını boşaltmaya çalışıyorsunuz. Ay sonunda Nisan zarfının da boşalmış olması gerekiyor (İnternet&#8217;te lifehacker&#8217;ların kaynaşma yeri olan 43folders.com (<a href="http://43folders.com">http://43folders.com</a>) sitesinin ismi bu 43 zarftan geliyor işte).</p>
<p><a href="http://www.flickr.com/photos/rossmania/102855070/"><img decoding="async" src="https://chatkapi.com//wp-content/uploads/2007/04/102855070_491445c3af_m.jpg" alt="102855070_491445c3af_m.jpg" align="left" border="0" hspace="10" /></a> Bu işi zarflarla değil, bilgisayarınızdaki klasörlerle, minik bir cep bilgisayarı ile ya da bir kıskaç ile birbirine tutturulmuş ve cebe sığacak şekilde kırpılmış kartonlarla da yapabilirsiniz. Kendinize en uygun düşünce yakalama gerecine siz karar veriyorsunuz. Ben şahsen Harry Potter&#8217;da Dumbledore&#8217;un hatıralarını saklayan pensieve denilen kâseyi hepsine tercih ederdim.</p>
<p>Bir de bu lokmaları bağlı oldukları projelere göre değil de çerçevelerine göre ayırmak gibi bir hile var. Örneğin telefon konuşmaları bir arada, dışarıda yapacağınız işler bir arada, bilgisayarın önünde yapacağınız işler bir arada gibi. Böylece dışarı çıktığınızda projeden bağımsız olarak yapmanız gerekenleri daha rahat görebiliyorsunuz. Ya da telefonun ahizesini kaldırdığınızda, yerine koymadan önce bir de şunu arayayım diyebiliyorsunuz.</p>
<p>Aklı başında bir insan olarak zaten işlerinizi benzer şekillerde hallediyor olabilirsiniz ama bizim gibi günlük hayat mühendisliğinde cılız biriyseniz &#8220;Getting things done&#8221; işinize yarayabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/aklimda-kalacagima-not-defterimde-kalsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">554</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İyi de beynimiz kaldırabilecek mi?</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/iyi-de-beynimiz-kaldirabilecek-mi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/iyi-de-beynimiz-kaldirabilecek-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Apr 2007 04:18:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//iyi-de-beynimiz-kaldirabilecek-mi/</guid>

					<description><![CDATA[Bağlantı kurmak belki de en temel insani güdülerimizden biri. Bağlantısız kaldığımızda kuruyoruz, mahvoluyoruz. Suçlularımızı hapse atarak, bağlantılarını kopararak cezalandırıyoruz. Tür olarak bağlantı kurmaya bağımlıyız. Sevdiklerimiz ile, merak ettiğimiz insanlar ile, hatta dünya ile sürekli bağlantı halinde olmak, her saniye, her olan bitenden haberdar olmak istiyoruz. Bu işi yapmamızı sağlayan teknolojilere de yapışıp kalıyoruz. Arthur C. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağlantı kurmak belki de en temel insani güdülerimizden biri. Bağlantısız kaldığımızda kuruyoruz, mahvoluyoruz. Suçlularımızı hapse atarak, bağlantılarını kopararak cezalandırıyoruz. Tür olarak bağlantı kurmaya bağımlıyız. Sevdiklerimiz ile, merak ettiğimiz insanlar ile, hatta dünya ile sürekli bağlantı halinde olmak, her saniye, her olan bitenden haberdar olmak istiyoruz. Bu işi yapmamızı sağlayan teknolojilere de yapışıp kalıyoruz.</p>
<p>Arthur C. Clarke &#8220;yeterli derecede ileri teknoloji, büyüden ayırdedilemez&#8221; demiş. Biz de elimizdeki talep gücü ile iletişim teknolojisini mütemadiyen bu yönde itiyoruz. Her şeyin en küçüğünü, en az yer kaplayanını, en ulaşılabilirini, en görünmezini istiyoruz. Hayalimiz yok olmaları. Yok olduklarında bağlantı kurmanın şu anda telepati dediğimiz fantastik güçten, yani büyüden bir farkı kalmayacak.</p>
<p><span id="more-553"></span></p>
<p>Teknolojinin bu aşamaya gelmesine belki daha onyıllar var ama şimdiden görünür gereçler kullanarak da olsa kendimizi veriye boğmayı becerebiliyoruz. Eskiden musluktan damla damla akan bilgi, şimdi üzerimize itfaiye hortumu ile fışkırtılıyor ve daha da vahimi hortumun kalınlığı gitgide artıyor.</p>
<p>Beynimiz şöyle çalışıyor: Üzerimize hortumla veri fışkırtılıyor. Bu veri, 5 duyudan biri ile önce talamus denilen organa ulaşıyor. Oradan aldığımız sinyale bir anlam verilebilmesi için beynin arka lobuna gönderiliyor (anlam elde edince veri, artık bilgi oluyor). Sonra tekrar talamusa dönüyor, bu sefer elde ettiğimiz bu bilgi ile ne yapacağımıza karar verilmesi için ön lobda bir yerlere gönderiliyor. Refleksler ve vücudun işleyişi gibi şeyler için nöron ağları ile oluşturulmuş kısa yollarımız var. Onlar talamustan, anlam ve karar merkezlerinden geçmiyorlar. Dolayısıyla her şey çok daha hızlı gelişiyor. Sinyal geliyor, daha önce hazırlanmış tepki veriliyor, böylece bisiklete binebiliyoruz ve binmeyi asla unutmuyoruz.</p>
<p>Gelin görün ki kısa yolumuz yoksa, hele de üzerimize birden fazla kaynaktan veri fışkırtılıyorsa bu &#8220;talamus &#8211; anlam ver &#8211; talamus &#8211; karar ver&#8221; güzergahı güzelim beynimizi  fazla ısıtmaya, paniğe kapılmasına, teklemesine sebep olmaya başlıyor. Böyle durumlarda araba farı karşısında paralize olmuş tavşan haline geliyoruz.</p>
<p>İşte bu yüzden önümüzdeki onyıllarda bağlantı kurmamızı, veri almamızı sağlayan teknolojilerin değil de, tam tersi ihtiyacımız olmayan ya da o anda uğraşamayacağımız veriyi bizden gizleyen teknolojilerin çok prim yapacağına inanıyorum. Bu konuda çalışmalar yapılıyor. Örneğin DARPA (ki kendisi Amerika&#8217;nın Aselsan&#8217;ı gibi bir ajans ve bilgisayarların birbirleri ile konuşması mevhumunu onlara borçluyuz) askerler stres altında daha kolay karar verebilsin diye kendisini kullanıcının beyin aktivitesine göre ayarlayan, yeni veri alamayacak halde ise bekleten bir teknoloji üzerinde çalıştığını 2001 yılında duyurmuşlar, 2010 yılında da miğferlere monte edeceğiz demişler.</p>
<p>İstediğimiz kadar DARPA geciktiricisi kullanalım, bence gelecekte iş hayatı o kadar beyin yorucu hale gelecek ki standart iş günü bir saate düşecek. Tabii çocuklarımızın beyinleri sürpriz kısayollar üretmezlerse.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/iyi-de-beynimiz-kaldirabilecek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">553</post-id>	</item>
		<item>
		<title>twitter: insan ya da makine, 24 saat yayın halinde</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/twitter/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/twitter/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2007 01:39:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//twitter/</guid>

					<description><![CDATA[Finger (parmak) isimli eski bir unix komutu var. Örneğin &#8220;finger hasan@chatkapi.com&#8221; diyorsunuz, chatkapi.com isimli bilgisayardaki hasan isimli kullanıcının şu anda ne yaptığını söylüyor ve aynı zamanda .plan isimli bir dosyaya yazdığı bilgileri (yani ne yapmayı planladığını) gösteriyor. Eskiden, internet hiç kalabalık değilken insanların online buluşmalarına ve kaynaşmalarına yardımcı olması için kullanılırmış, daha sonra kötü niyetli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Finger (parmak) isimli eski bir unix komutu var. Örneğin &#8220;finger hasan@chatkapi.com&#8221; diyorsunuz, chatkapi.com isimli bilgisayardaki hasan isimli kullanıcının şu anda ne yaptığını söylüyor ve aynı zamanda .plan isimli bir dosyaya yazdığı bilgileri (yani ne yapmayı planladığını) gösteriyor. Eskiden, internet hiç kalabalık değilken insanların online buluşmalarına ve kaynaşmalarına yardımcı olması için kullanılırmış, daha sonra kötü niyetli kişilerin eline koz vermesi sebebiyle bırakılmış. Bir de &#8220;wall&#8221; isimli bir komut var. &#8220;Write to all / herkese yaz&#8221;ın kısaltılmışı. Sisteme bağlı olan herkese aynı anda mesaj göndermenizi sağlıyor.</p>
<p>Bu eski unix komutlarının her biri aslında birer hack. Yani bir problemi çözmek, bir işi kolaylaştırmak için yazılmış minik programcıklar. Bir problemi çözmek veya bir işi kolaylaştırmak aynı zamanda çok çok iyi bir iş planı. Dolayısıyla eski unix komutlarının yaptığı işleri web&#8217;e taşıyan servisler çok başarılı <a href="http://radar.oreilly.com/archives/2007/03/sfearthquakes_o.html">oluyorlar</a>.</p>
<p><span id="more-550"></span></p>
<p>Finger ve wall&#8217;un işlevlerini web&#8217;e taşıyan başarılı yeni servisimizin adı Twitter. Son günlerin en çok konuşulan web aplikasyonu.  Şöyle çalışıyor: <a href="http://twitter.com">http://twitter.com</a>&#8216;a gidip üye oluyorsunuz, sonra &#8220;şu anda ne yapıyorsun?&#8221; sorusuna bir cevap veriyorsunuz, takipçileriniz şu anda ne yaptığınızdan haberdar oluyorlar. İsterseniz sadece arkadaşlarınız, isterseniz (ve cesursanız) tüm dünya sizi takip edebiliyor. Örneğin &#8220;Taksim&#8217;de kahve içiyorum&#8221; yazıyorsunuz, bu cümle bütün arkadaşlarınıza sms ile gönderiliyor. Belki de o sırada Taksim&#8217;de olanlar çıkageliyorlar.</p>
<p>Sistem ile ilişkiye geçmenin bir kaç farklı yolu var: GoogleTalk gibi bir IM (instant messenger) yoluyla, sms ile ya da web sitenizin RSS feed&#8217;i ile şu anda ne yaptığınızı bildirebiliyorsunuz, aynı şekilde bu yollardan arkadaşlarınızın ne yaptıklarını da öğrenebiliyorsunuz.  (Dünyadan insanların canlı olarak twitlemelerini izlemek isterseniz: <a href="http://twittervision.com">http://twittervision.com</a>)</p>
<p>Şu anda ne yaptığım kimin umurunda, sürekli yayın halinde olmanın kime ne faydası var diyebilirsiniz. Haklısınız, aslında ben de bundan alınan zevke biraz uzağım. Ama duyduğuma göre dünyada gençler, özellikle genç kızlar, artık sabah uyanınca arkadaşlarına &#8220;günaydın&#8221; diye SMS atıyorlarmış. Gün boyunca &#8220;sıkılıyorum&#8221;, &#8220;coğrafya dersindeyim&#8221;, &#8220;bugün mert mavi kazak giymiş&#8221; gibi içeriksiz mesajlar göndermek suretiyle birbirlerini her saniyelerinden haberdar etmek zorunda hissediyorlarmış.</p>
<p>Onlara bu karşılıklı bağımlı (co-dependent) ilişki türünde bol şans dileyelim ve twitter&#8217;ın başka ne şekillerde işimize yarayabileceğini düşünelim: Öncelikle herhangi bir web sitesi, twitter&#8217;dan yayına başlar başlamaz, cep telefonlarından ya da Google Talk gibi IM&#8217;lerden takip edilebilir hale geliyorlar. Bakınız web 2.0 haber sitesi mashable&#8217;ı kendinize arkadaş olarak eklediğiniz anda bütün haberleri cebinize ya da her neyle takip etmek istiyorsanız oraya yağmaya başlıyor. (<a href="http://twitter.com/mashable">http://twitter.com/mashable</a>)</p>
<p>Takip ettiğiniz şey illa umuma açık bir web sitesi olmak zorunda da değil, örneğin birisi akıllı evinin kapı zilini tweeter&#8217;a bağlamış (<a href="https://chatkapi.com//hop/evtwit">https://chatkapi.com//hop/evtwit</a>), kapısı her çaldığında cebine mesaj geliyor. İnanılmaz!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/twitter/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">550</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bittorrent: gerilla dosya paylaşımı</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/bittorrent-gerilla-dosya-paylasimi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/bittorrent-gerilla-dosya-paylasimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2007 04:15:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//bittorrent-gerilla-dosya-paylasimi/</guid>

					<description><![CDATA[Müzik ve film endüstrisi biliyorsunuz yarattıkları içeriğin -onlara para kazandırmadan- serbestçe paylaşılmasından hiç hazetmiyorlar. Bu konuda önlemler almaya çalışırken kurunun yanında yaşın da yandığı vakalar oluyor, sevgiliye bir karışık kaset hazırlamak bile yasadışı sayılabiliyor. Bu yüzden dosya paylaşma meraklıları sürekli yeni yöntemler keşfetmek zorunda kalıyorlar. Bittorent&#8217;i, endüstrinin sıkıştırması sonucu ortaya çıkmış, gerilla bir dosya paylaşım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müzik ve film endüstrisi biliyorsunuz yarattıkları içeriğin -onlara para kazandırmadan- serbestçe paylaşılmasından hiç hazetmiyorlar. Bu konuda önlemler almaya çalışırken kurunun yanında yaşın da yandığı vakalar oluyor, sevgiliye bir karışık kaset hazırlamak bile yasadışı sayılabiliyor. Bu yüzden dosya paylaşma meraklıları sürekli yeni yöntemler keşfetmek zorunda kalıyorlar.</p>
<p>Bittorent&#8217;i, endüstrinin sıkıştırması sonucu ortaya çıkmış, gerilla bir dosya paylaşım yöntemi olarak tanımlayabiliriz. Çok efektif. Dosya yayınlanıyor, ilgilenenler paylaşıp dağılıveriyorlar.</p>
<p>Sistem şöyle çalışıyor: Binlerce torrent sitesinin herhangi birinden indirmek istediğiniz dosyayı başka kimlerin indirdiğini bulma yeteneğine sahip minik bir torrent dosyası çekiyorsunuz. Bu dosya bir torrent programı ile açıldığı zaman, esas peşinde olduğunuz dosyayı, örneğin bir filmi o sırada paylaşmakta olanları bulup onlardan çekmeye ve çektiği kadarını da başka insanlara göndermeye başlıyor.<span id="more-548"></span></p>
<p>Ortada film stüdyolarının dava açabilecekleri tek bir mercii var, o da bu minik torrent dosyalarının yayınlandığı siteler. Onlar da aslında söz konusu dosyayı bilfiil paylaşmıyor, sadece yol gösteriyorlar. Böylece suç işlememiş sayılıyorlar. Üstelik bir tanesini kapattırmayı becerdiklerinde ulaşamayacakları bir yerde hemen bir yenisi açılıveriyor.</p>
<p>Bittorrent protokolü 2001 yılında Bram Cohen isminde bir programcı tarafından dünya internetine hediye edilmiş. Neredeyse bütün bittorrent programları onun yazdığı programın bir versiyonu ve hepsi bedava. Fakat belli ki Bram Cohen, iki çocuğu, karısı ve ödemesi gereken mortgage borcu sebebiyle bu işten nasıl para kazanırım diye kara kara düşünmeye başlamış ve kardeşiyle ortak Bittorrent Inc. isminde bir şirket kurmuş. Bu şirketin web sitesinin adresi de doğal olarak <a href="http://www.bittorrent.com" target="_blank">http://www.bittorrent.com</a>. İlk icraatları diğer torrent sitelerinin listelerini tarayan bir meta torrent arama motoru.</p>
<p>İş burada biraz ilginçleşiyor. Hatırlatırım; bittorrent hem bir protokolün hem de bir şirketin adı. Söylentiye göre, bir üst düzey film endüstrisi yöneticisi, asistanına &#8220;bu gençler bizim filmleri nerden indiriyor?&#8221; diye soruyor. Asistanı da &#8220;bittorrent var, oradan indiriyorlar&#8221; diyor. Beyefendi google&#8217;a bittorrent yazıyor ve karşısına doğal olarak birinci sırada bittorrent.com geliyor.</p>
<p>Bu bittorrent meselesini bir kontrol altına almamız lazım diyorlar, ve Bram Cohen&#8217;e bir içerik dağıtım anlaşması teklif ediyorlar. Bittorrent.com birden bire MGM, 20th Century Fox ve MTV gibi devlerin içeriğini 2-3$ karşılığında yasal olarak satan dev bir servis haline geliyor.</p>
<p>Stüdyo yöneticilerinin içleri rahat, bittorrent dalgasını ucuz altattık diye düşünüyorlar, ama şirket değil de protokol olan bittorrent&#8217;in kullanımına karşı herhangi bir önlem almadıklarının farkında değiller. Sonuçta filmlerini indirip duran kitle, aynı işi yüzlerce başka torrent sitesinde yapmaya devam ediyor.</p>
<p>Dediğim gibi bu bir söylenti. Ufak bir yanlış anlaşılmanın bir programcıyı nasıl zengin ettiğinin, dijital içerik satışı devlerinin (iTunes, Amazon, Joost) arasına nasıl yerleştirdiğinin hikayesi. Tabii ki işin içinde bilmediğimiz dinamikler olabilir, ama olayın anlattığım gibi gerçekleşmiş olma ihtimali çok şirin.</p>
<p>µTorrent: İyi bir bittorrent istemcisi. bu yakınlarda Bittorrent Inc. tarafından satın alındı<br />
<a href="http://utorrent.com">http://utorrent.com</a></p>
<p>Yasal torrent siteleri: Bu siteler vasıtasıyla indirebileceğiniz filmler, müzikler, oyunlar ve programların telif hakları yok. Gönül rahatlığı ile indirebilirsiniz.<br />
<a href="http://blog.arsln.org/yasal-bedava-ucretsiz-torrent-siteleri-acik-kaynak-dunyasinin-bizlere-armagani/">yasaltorrent</a></p>
<p>Vikipedi&#8217;de bittorrent:<br />
<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bittorrent">http://tr.wikipedia.org/wiki/Bittorrent</a></p>
<p>22dakika&#8217;da bittorrent:<br />
<a href="http://22dakika.org/yazi/dizi-indirme-serisi-4-torrent">http://22dakika.org/yazi/dizi-indirme-serisi-4-torrent</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/bittorrent-gerilla-dosya-paylasimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">548</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Podcasting: Sesli blog&#8217;lar</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/podcasting-sesli-bloglar/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/podcasting-sesli-bloglar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Mar 2007 04:25:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//podcasting-sesli-bloglar/</guid>

					<description><![CDATA[Podcasting en basit anlamı ile ses dosyaları üretip tüm internet ile paylaşmak manasına geliyor. Bir nevi sesli blog. Blog yazmak nasıl amatör gazeteciliğe benziyorsa, podcasting de amatör radyoculuğa benziyor. Canınızın istediği gibi bir radyo programı kaydediyorsunuz ve blogunuza koyuyorsunuz. Dinleyicileriniz programınızın RSS kaynağını kaydediyorlar ve bu ses dosyasını yayınlanır yayınlanmaz otomatikman indiriyorlar, hatta bu iş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Podcasting en basit anlamı ile ses dosyaları üretip tüm internet ile paylaşmak manasına geliyor. Bir nevi sesli blog. Blog yazmak nasıl amatör gazeteciliğe benziyorsa, podcasting de amatör radyoculuğa benziyor.</p>
<p>Canınızın istediği gibi bir radyo programı kaydediyorsunuz ve blogunuza koyuyorsunuz. Dinleyicileriniz programınızın RSS kaynağını kaydediyorlar ve bu ses dosyasını yayınlanır yayınlanmaz otomatikman indiriyorlar, hatta bu iş için kullanılan programların çoğu ses dosyalarını MP3-çalarınıza da yükleyiveriyor.<span id="more-541"></span></p>
<p>Şu anda işe amatörce başlamış ama artık yüzbinlerce kişi tarafından dinlenen, inanılmaz reklam gelirleri olan ingilizce podcast&#8217;ler mevcut. Özellikle akademisyenler bu formata bayılmış durumdalar. Bazıları bütün derslerini, konferanslarını kaydedip sonradan podcast olarak dünya ile paylaşıyorlar. Komedi podcast&#8217;leri, skype ile dünyanın öbür ucundan birine canlı bağlantı yapılabilen röportaj tadında podcast&#8217;ler, bilim kurgu hikayeleri okunan podcast&#8217;ler, bağımsız müzik çalan podcast&#8217;ler, sahibinin yaşadığı şehrin seslerini dinlettiği podcast&#8217;ler, kısacası ses ile taşınabilen her tür bilgi için podcast&#8217;ler var.</p>
<p>Bir de  iPod Video&#8217;larla ya da başka video gösteren gereçlerle (mesela bilgisayarınız) takip edebileceğiniz görüntülü podcastler var. Bunlar da birer amatör televizyon programı. Adına vidcast ya da video podcast diyorlar. Ses dosyası yerine video dosyası indirmenizin dışında bir farkları yok.</p>
<p>Bu fenomene ismi ile katkıda bulunan iPod da artık içinde podcast desteği ile beraber geliyor. Tabii kelime itibariyla her podcast bir iPod reklamı olduğu için, bu Apple açısından akıllıca bir hamle olmuş. Şu anda bir iPod&#8217;unuz varsa iTunes programı ile kendinize birkaç podcast seçip takip etmeye başlamak çok kolay (sağ kolondan &#8220;podcasts&#8221;, sonra sağ alttan &#8220;podcast directory&#8221;). Ama podcast dinlemek için bir iPod&#8217;a ya da herhangi bir MP3-çalara ihtiyacınız yok. Bilgisayarınızdan da dinleyebilirsiniz.</p>
<p>iTunes&#8217;a bağlı kalmak zorunda da değilsiniz. Milyonlarca podcast&#8217;i bir arada bulabileceğiniz bir servis var: odeo. <a href="http://flickr.com">Flickr</a> fotoğraflar için ne demek oluyorsa <a href="http://odeo.com">odeo</a> da podcast&#8217;ler için o demek oluyor.</p>
<p>Maalesef henüz ortada fazla türkçe amatör podcast yok. Daha çok halihazırda içerik üreten kurumlar yani radyolar, televizyonlar ve gazeteler; yaşasın yayılacak yeni bir mecra daha çıktı diyerek, düzenli olarak ürettikleri içeriği podcast halinde sunuyorlar. Bunların  neredeyse tam bir listesini  http://yoktu.com/podcast  adresinde bulabilirsiniz. Amatörler arasında en sevdiğimiz türkçe podcast ise Türker Keskinpala&#8217;nın yayına yeni başlayan &#8220;<a href="http://feeds.feedburner.com/irturkiye">Insomnia Radio Turkey</a>&#8220;&#8216;i.</p>
<p>Sistem kısaca böyle. Hoşunuza gittiyse, kendi podcast&#8217;inizi nasıl yayınlarsınız, dinleyecek podcast nereden bulabilirsiniz, bunları hangi programlar ile indirebilirsiniz gibi sorularınızı Serdar Kuzuloğlu podcast rehberi isimli sitesinde harika şekilde cevaplıyor. Konuya başlangıç noktanız <a href="http://podcastrehberi.com">http://podcastrehberi.com</a> olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/podcasting-sesli-bloglar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">541</post-id>	</item>
		<item>
		<title>RSS ile sevdiğiniz sitelerin abonesi olun</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/rss-nedir/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/rss-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Mar 2007 03:13:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//rss/</guid>

					<description><![CDATA[Sürekli takip ettiğiniz siteler varsa, RSS ne demektir ve nasıl kullanılır bir şekilde radarınızdan kaçtıysa, bu hafta size pek güzel bir kolaylık göstereceğim. Sürekli yayın yapan çoğu sitenin, hepimizin görebildiği sayfalarının dışında yayımladığı, insanlar için değil de makineler için yaratılmış RSS kaynak dosyası diye bir şey var. Bu dosya, sitenin yayımladığı haberlerin, siteden koparılıp kaynağından [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sürekli takip ettiğiniz siteler varsa, RSS ne demektir ve nasıl kullanılır bir şekilde radarınızdan kaçtıysa, bu hafta size pek güzel bir kolaylık göstereceğim.</p>
<p>Sürekli yayın yapan çoğu sitenin, hepimizin görebildiği sayfalarının dışında yayımladığı, insanlar için değil de makineler için yaratılmış RSS kaynak dosyası diye bir şey var. Bu dosya, sitenin yayımladığı haberlerin, siteden koparılıp kaynağından bağımsız olarak başka yerlerde yayımlanabilmesini sağlıyor. Siteye yeni bir haber eklendiğinde, bu RSS dosyası da aynı anda güncelleniyor.</p>
<p>RSS dosyasının da bir web adresi var. Bu adres genelde sitelerin altlarında bir yerlerde (yanda gördüğünüz gibi) turuncu bir ikon ile temsil ediliyor. O turuncu ikona sağ tıklayıp, adresi kopyalayabiliyorsunuz. Önemli nokta bu adres ile ne yaptığınız.<br />
<span id="more-540"></span><br />
<strong>Birçok siteyi aynı anda takip edin</strong><br />
RSS dosyaları sayesinde sık sık uğradığınız bütün siteleri tek bir merkezden takip etmek mümkün. Bunun için önce bir &#8220;haber okuyucu / news reader&#8221; edinmek gerekiyor. Bunların iki farklı türü var: Masaüstünüzde çalışanlar ve kendisi de bir web sitesi olanlar. Masa üstünüzde çalışanlara güzel bir örnek: <a href="http://www.feedreader.com">Feedreader</a>. Türkçe desteği var. Programı bilgisayarınıza kurduktan sonra takip etmek istediğiniz kaynakların RSS adreslerini veriyorsunuz. Bundan sonra hem siteleri feedreader&#8217;ın içinden takip edebiliyorsunuz hem de yeni yazı eklendiğinde size haber veriyor.</p>
<p>Bu işi üstlenebilen web siteleri de var. En popülerleri <a href="http://www.bloglines.com">Bloglines</a>. Google&#8217;ın haber okuyucusu da (<a href="http://reader.google.com">Google Reader</a>) hiç fena değil.</p>
<p><strong>Başka neler yapılabilir?</strong><br />
RSS dosyaları ile sadece haber takip etmek zorunda değilsiniz tabii ki. Abone olunası her tür içerik için, RSS dosyaları mevcut. Örneğin: Flickr&#8217;da &#8220;İstanbul&#8221; etiketi yapıştırılmış <a href="http://api.flickr.com/services/feeds/photos_public.gne?id=37741274@N00&amp;tags=istanbul&amp;format=rss_200">fotoğraflar</a>, takip etmek istediğiniz birinin del.icio.us yer imlerinin <a href="http://del.icio.us/rss/pilli">listesi</a>, last.fm&#8217;de arkadaşınızın dinlediği  son <a href="http://ws.audioscrobbler.com/1.0/user/dzt/recenttracks.rss">parçalar</a>, hafif.org&#8217;da birinin &#8220;tuttuğu&#8221; <a href="http://www.hafif.org/rss/uye/hafif%20uyku/tuttum.xml">yazılar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/rss-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">540</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gezgin satıcı problemi</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/gezgin-satici-problemi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/gezgin-satici-problemi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2007 08:54:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//gezgin-satici-problemi/</guid>

					<description><![CDATA[Problemimiz şöyle: Arabası ile Türkiye&#8217;yi dolaşarak satış yapan bir satış temsilcimiz var. Dolaşması gereken 40 şehir olsun. Beyefendi mümkün olan en az benzini harcayarak 40 şehri hangi sıra ile ziyaret etmelidir? Bu 1800&#8217;lerde ortaya çıkmış ünlü bir problem. Literatürde &#8220;The Travelling Salesman Problem (TSP)&#8221; olarak geçiyor. Problemi her zaman kaba kuvvetle çözmek mümkün. &#8220;Kaba kuvvet&#8221;ten [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Problemimiz şöyle: Arabası ile Türkiye&#8217;yi dolaşarak satış yapan bir satış temsilcimiz var. Dolaşması gereken 40 şehir olsun. Beyefendi mümkün olan en az benzini harcayarak 40 şehri hangi sıra ile ziyaret etmelidir? Bu 1800&#8217;lerde ortaya çıkmış ünlü bir problem. Literatürde &#8220;The Travelling Salesman Problem (TSP)&#8221; olarak geçiyor.</p>
<p><a href="https://chatkapi.com//2007/gezgin-satici-problemi/screenshot-2020-02-28-at-11-17-03/" rel="attachment wp-att-829"><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="829" data-permalink="https://chatkapi.com/2007/gezgin-satici-problemi/screenshot-2020-02-28-at-11-17-03/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.03.png" data-orig-size="1156,958" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Screenshot 2020-02-28 at 11.17.03" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.03-1024x849.png" class="alignnone  wp-image-829" src="https://chatkapi.com//assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.03-300x249.png" alt="" width="348" height="289" srcset="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.03-300x249.png 300w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.03-768x636.png 768w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.03-1024x849.png 1024w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.03-450x373.png 450w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.03.png 1156w" sizes="auto, (max-width: 348px) 100vw, 348px" /></a></p>
<p><a href="https://chatkapi.com//2007/gezgin-satici-problemi/screenshot-2020-02-28-at-11-17-58/" rel="attachment wp-att-830"><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="830" data-permalink="https://chatkapi.com/2007/gezgin-satici-problemi/screenshot-2020-02-28-at-11-17-58/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.58.png" data-orig-size="746,634" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Screenshot 2020-02-28 at 11.17.58" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.58.png" class="alignnone size-medium wp-image-830" src="https://chatkapi.com//assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.58-300x255.png" alt="" width="300" height="255" srcset="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.58-300x255.png 300w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.58-450x382.png 450w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.17.58.png 746w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>Problemi her zaman kaba kuvvetle çözmek mümkün. &#8220;Kaba kuvvet&#8221;ten kastım, zeka kullanmadan bütün şehirlerin aralarındaki mesafeleri dikkate alarak, bütün sıralamalar arasından en düşüğünü seçmek. Ancak problemi böyle çözmek için &#8220;40 faktoriyel&#8221; işlem yapmak gerekiyor (1 x 2 x 3 x &#8230; x 39 x 40 = 8 x 10 üzeri 47 korkunç bir sayı). Dolayısıyla kaba kuvvetle çözmek süper bilgisayarlar için bile çok uzun zaman alıyor.<span id="more-545"></span></p>
<p>Gelin görün ki insanlar haritaya bir bakış atarak, en optimum çözüm olmasa bile en optimuma %97 &#8211; 98 oranında yakın bir çözümü şıp diye bulabiliyorlar. Bu da beynimizin bilgisayarlardan ne kadar farklı çalıştığının bir göstergesi.</p>
<p>Aynı probleme bir de şöyle yaklaşalım: Haritayı temsil eden bir elektrik devresi hazırlayalım. Üzerine 40 adet ampul yerleştirelim. Her ampulden her ampule bir bağlantı yapalım. Ama bu bağlantıya, örneğin A şehri ile B şehri arasındaki uzaklığa oranlı bir direnç yerleştirelim. Uzaklık arttıkça direnç de artsın. Bir de elektrik hangi yolu izliyor görebileceğimiz bir düzenek kuralım ve devremizi açalım. Elektronikten pek anlamıyorum ama biraz kıvrandıktan sonra bu derme çatma düzeneğin problemi %98 civarı bir verimle çözmesi gerekiyor.</p>
<p>Sinirsel ağlar (neural networks) dünyasına hoş geldiniz. İşte beynimiz böyle çalışıyor ve bu sayede gerçek hayat problemlerini, işimizi görecek kadar çözmekte çok başarılıyız.</p>
<p>Bilgisayarlar henüz tek başlarına bu kompleks problemleri verimli biçimde çözemiyorlar ama milyonlarcasını bir amaç için bir araya getirdiğimizde, büyülü sayılabilecek sonuçlar elde edebiliyoruz. Örneğin birkaç sene önce 2,6 milyar dolar karşılığında eBay&#8217;e satılan Skype (skype.com), iki kişinin internet üzerinden konuşmasını taşırken başka insanların bilgisayarlarını da kullanıyor. Daha önce Kazaa&#8217;dan tanıdığımız Skype ekibi, yine aynı neural network&#8217;lere dayanan teknolojileri ile, hepimizin bilgisayarına DVD kalitesinde televizyon programları taşımak üzereler (Joost.com).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/gezgin-satici-problemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">545</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Birlikten zekâ doğar</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/birlikten-zeka-dogar/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/birlikten-zeka-dogar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2007 04:57:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//birlikten-zeka-dogar/</guid>

					<description><![CDATA[Bir işçi arının beyni oldukça primitiftir ve şu tipik işleri yapabilir: Kovanın dışına çık, dolaş, polen bul, kovana getir, başkaları bu polen kaynağını keşfetmemişse dans ederek yönünü, uzaklığını, yoldaki rüzgarın gücünü arkadaşlarına bildir. Fakat birbiri ile iletişim halindeki binlerce arı bir araya gelince karmaşık problemleri ağzımızı açık bırakacak yönetmlerle çözebiliyorlarlar. Örneğin, Howard Bloom Bey&#8217;in &#8220;The [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir işçi arının beyni oldukça primitiftir ve şu tipik işleri yapabilir: Kovanın dışına çık, dolaş, polen bul, kovana getir, başkaları bu polen kaynağını keşfetmemişse dans ederek yönünü, uzaklığını, yoldaki rüzgarın gücünü arkadaşlarına bildir. Fakat birbiri ile iletişim halindeki binlerce arı bir araya gelince karmaşık problemleri ağzımızı açık bırakacak yönetmlerle çözebiliyorlarlar.</p>
<p><a href="https://chatkapi.com//2007/birlikten-zeka-dogar/screenshot-2020-02-28-at-11-20-37/" rel="attachment wp-att-832"><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="832" data-permalink="https://chatkapi.com/2007/birlikten-zeka-dogar/screenshot-2020-02-28-at-11-20-37/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.20.37.png" data-orig-size="652,484" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Screenshot 2020-02-28 at 11.20.37" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.20.37.png" class="alignnone size-medium wp-image-832" src="https://chatkapi.com//assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.20.37-300x223.png" alt="" width="300" height="223" srcset="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.20.37-300x223.png 300w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.20.37-450x334.png 450w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.20.37.png 652w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>Örneğin, Howard Bloom Bey&#8217;in &#8220;The Lucifer Principle&#8221; isimli kitabında okuduğum bir bilimsel deneyde, bilim adamları arıların besin için ne kadar uzağa gideceğini ölçmek üzere bir kovanın yakınına bir kap şekerli su bırakıyorlar. Arılar hemen keşfedip bundan faydalanıyorlar. Akşam su kaldırılıyor ve ertesi sabah kap biraz öteye konuyor. Bu günlerce böyle devam ediyor, şekerli su kabı her gün eşit uzaklıklarla kovandan uzaklaşıyor. Sonunda sabah elinde şekerli kabı yerleştirmeye giden bilim adamı, arıları tam o gün kabı yerleştireceği yerde beklerken bulmaya başlıyor.</p>
<p>Yani, koca bir beynin nöronları gibi davranan arıcıklar, aralarındaki iletişim sayesinde bir araya geldiklerinde matematiksel bir seriyi çözebiliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/birlikten-zeka-dogar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">546</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Google Adsense ve bilgiyi çöpten ayırmak</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/google-adsense-ve-bilgiyi-copten-ayirmak/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/google-adsense-ve-bilgiyi-copten-ayirmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Feb 2007 03:10:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//google-adsense-ve-bilgiyi-copten-ayirmak/</guid>

					<description><![CDATA[Google Adsense, Google&#8217;ın reklam servisinin site sahiplerini ilgilendiren kısmı. Bir web siteniz varsa başvuruyorsunuz. Kabul edilirseniz, sitenizde konunuz ile ilgili Google reklamları göstermeye başlıyorsunuz. Google bu reklamlara her tıklandığında, reklamverenden aldığı gelirin bir kısmını size ödüyor ama paylaşım oranını açıklamıyor. İşin bir de reklamveren tarafı var ve onun adı da Google Adwords. Adwords sayesinde küçük [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Google Adsense, Google&#8217;ın reklam servisinin site sahiplerini ilgilendiren kısmı. Bir web siteniz varsa başvuruyorsunuz. Kabul edilirseniz, sitenizde konunuz ile ilgili Google reklamları göstermeye başlıyorsunuz. Google bu reklamlara her tıklandığında, reklamverenden aldığı gelirin bir kısmını size ödüyor ama paylaşım oranını açıklamıyor.</p>
<p>İşin bir de reklamveren tarafı var ve onun adı da Google Adwords. Adwords sayesinde küçük bir işletme ayda birkaç yüz dolara başarılı bir tanıtım yapabiliyor. Servis şöyle işliyor: Diyorsunuz ki şu terimler benim konumla ilgili, bu terimleri arayan kişiler ya da bu konuların işlendiği web sitelerini ziyaret eden insanlar benim reklamımı görsün, tıkladıklarında ben para ödeyeyim. Google da &#8220;hay hay ama bu terimlere başka insanlar da reklam vermiş, reklamının en üstte görünmesi için bana rakiplerinden daha fazla para vermelisin&#8221; diyor.<br />
Dolayısıyla belli terimler için bir kapalı arttırma savaşı yaşanıyor. Hele Google reklamlarının çok işe yaradığı konularda bu savaş iyice vahşileşiyor.</p>
<p><span id="more-539"></span>Bir örnek vereyim: Mesothelioma isimli, asbeste maruz kalmaktan kaynaklanan bir kanser türü var. 70&#8217;li yıllarda asbest ile çalışmış insanlarda sık görülüyor. Sözkonusu iş yerleri, kanser olmuş eski çalışanlarına yüklü tazminatlar ödüyorlar. Hatta bu tip davalarla zengin olup kendine beyzbol takımı satın almış bir avukat bile var (Peter Angelos, Baltimore Orioles).</p>
<p>Şimdi Google Adwords ile reklam vermiş avukatlık firmaları, &#8220;mesothelioma, asbestos, cancer&#8221; gibi terimler için kavga ediyorlar. Biliyorlar ki, onların reklamına tıklayan (tamamen atıyorum:) 1.000 kişiden bir tanesi müşterileri olacak. Bu müşteri onlar için (yine tamamen atıyorum:) 100.000 dolar gelir demek. Yani siteye 1.000 müşteri getirmenin bedeli 100.000 dolardan az olduğu sürece kâr ediyorlar. O zaman tek bir tık başına 50$ &#8211; 80$ gibi rakamlar ödeyebilir durumdalar.</p>
<p>Yayıncılar da para ödeyen terimlerin kaymağını yemek için uygun siteler düzüyorlar. Google, sitenin konusunu anlayıp buna uygun reklam gösteriyor. Dolayısıyla birileri mesothelioma hakkında bilgi veren bir site yaptıklarında bu kârlı reklamlara kavuşacaklarını düşünüyorlar. Bu sitelere &#8220;made for Adsense / Adsense için yapılmış&#8221; deniliyor. Tek amaçları bilgi veriyormuş gibi görünüp bir reklama tıklamanızı sağlamak. Sahipleri bazen  o kadar ileri gidiyorlar ki, sadece insanlar gelip pahalı reklamlara tıklasınlar diye yine Google&#8217;a reklam veriyorlar. Ne kadar insan gelirse ne kadar para kazanacaklarını biliyor, bu paranın altında bir miktar karşılığında reklam verdiklerinde kâra geçmiş oluyorlar.</p>
<p>Aslında mfA (Adsense için yapılmış) site yapmak Adsense sözleşmesine aykırı. Google gördüğünüz yerde rapor etmenizi rica ediyor. Ancak rapor edildikten sonra neler oluyor pek bilemiyoruz. Rapor edilene kadar Google da bu site üzerinden çifte kazanç sağlıyor: Hem mfA sitesinin reklamını veren kişiden hem de o kişinin sitesinde gösterdiği reklamlara tıklandığında esas reklamverenden para alıyor.</p>
<p>Bu dinamiklerin sonucunda manzara şu: Birçok insanın aynı dönemde arama ihtiyacı hissettiği bir bilgiyi arıyorsanız, karşınıza muhakkak bu denize ağ atmış balık vurmasını bekleyen uydurma siteler çıkıyor. Her tarafı reklam ile kaplanmış, hangi link reklama hangi link bilgiye gidiyor belli olmayan bu siteleri artık görünce tanımalı, onların reklamlarına tıklamamalısınız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/google-adsense-ve-bilgiyi-copten-ayirmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">539</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kalabalıkların bilgeliği</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/kalabaliklarin-bilgeligi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/kalabaliklarin-bilgeligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2007 03:06:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//kalabaliklarin-bilgeligi/</guid>

					<description><![CDATA[At yarışlarında bir atın kaça kaç verdiği bilgisinin o ata oynanan bahisler sayesinde otomatik olarak hesaplandığını biliyorsunuzdur. Peki örneğin yarış başlamadan hemen önce 1&#8217;e 1,5 veren bir atın sık sık 1,5 yarıştan birini (3 yarıştan 2&#8217;sini) kazandığını biliyor muydunuz? Enteresan bir fenomen değil mi? İşin içine para/ödül girince kalabalık bir grup insan bir uzmandan daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>At yarışlarında bir atın kaça kaç verdiği bilgisinin o ata oynanan bahisler sayesinde otomatik olarak hesaplandığını biliyorsunuzdur. Peki örneğin yarış başlamadan hemen önce 1&#8217;e 1,5 veren bir atın sık sık 1,5 yarıştan birini (3 yarıştan 2&#8217;sini) kazandığını biliyor muydunuz? Enteresan bir fenomen değil mi? İşin içine para/ödül girince kalabalık bir grup insan bir uzmandan daha isabetli bir tahminde bulunabiliyor.</p>
<p>Gazeteci yazar James Surowiecki, bu konuda bir kitap yazmış: &#8220;The Wisdom of Crowds / Kalabalıkların Bilgeliği&#8221;. Kitap enteresan bir anekdot ile başlıyor.</p>
<p>Sir Francis Galton, ki kendisi Charles Darwin&#8217;in kuzeni ve Eugenics isimli bilim sayılmayacak bir uğraşın yaratıcısı olarak tanınıyor, bir panayır yerinde bir yarışmaya şahit oluyor. Birkaç yüz kişi bir danaya bakıp, bu dana kesilip kemikleri ayıklandıktan sonra çıkacak etin kaç kilo olacağı konusunda bahse tutuşuyorlar. Doğru sayıya en yakın tahmini yapan etleri alıp gidecek. Herkes tahminini bir kağıda yazıp yarışmayı düzenleyen kişiye veriyor. Bu kalabalığın içinde kasaplar, çiftçiler, kumarbazlar, olayla yakından uzaktan hiç alakası olmayan insanlar da var. Her neyse, dana kesiliyor, derisi kemikleri ayıklanıyor ve çıkan etin kilosuna en yakın tahminde bulunan insan ödülünü alıyor.</p>
<p>Sir Galton, yarışmayı düzenleyen kişiden kağıtları rica ediyor ve evine dönüyor. Kağıtlarda yazılmış tahminlerin ortalamasını alıyor. Bir de ne görsün? Ortalama, gerçek rakama yarışmayı kazanan adamın tahmininden bile daha yakın.</p>
<p><span id="more-538"></span>Kitap bu konuda örnekler ile devam ediyor ve kendisi de aslında bir ekonomi yazarı olan Surowiecki, konuyu bu fenomenden yatırım alanında faydalanmaya getiriyor. Örneğin Amerika&#8217;da bir dönem moda olan borsa kulüplerinin ne kadar isabetli tahminlerde bulunduklarını anlatıyor ve  yatırım yapmaya niyetli kişileri şimdi artık online versiyonları bulunan bu kulüplere davet ediyor.</p>
<p>Fenomenin açıklaması şöyle: Bir konu hakkında tahminde bulunan uzmanlar konu hakkında çok emek harcadıkları için artık objektifliklerini kaybediyorlar ve bu da tahminlerini olumsuz etkiliyor. Örneğin çok çalışarak kavradıkları bir ayrıntıyı, harcadıkları emek doğrultusunda gereğinden çok daha önemli sanıyorlar.  Kalabalığın konu hakkında bilgisiz kısmının tahminleri, yanlış da olsalar genel ortalamayı doğru cevap lehine düzeltiyor.</p>
<p>Kalabalık zekâsının  işe yarama ihtimalinin bulunduğu bir başka alan da piyasa araştırmaları. Tabii araştırma sorularının &#8220;bu ürünü alır mıydınız?&#8221;dan &#8220;sizce insanlar bu ürünü alır mı?&#8221;ya çevrilip bir tahmin haline getirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Fenomeni iş üzerinde görmek isterseniz sizi şu siteye davet ediyorum: <a href="http://www.sosyalbahis.com">http://www.sosyalbahis.com</a>. Henüz yeterince kalabalık değil, ama kalabalıklaşırsa sitedeki bahislerin isabetlerinin artacağına eminim.</p>
<p><strong>Tahminlerin tutması için şartlar</strong><br />
Surowiecki, kalabalıkların tahminlerinin tutması için birkaç şartın önemli olduğunu söylüyor:<br />
1- Doğru cevap: Kalabalığa sorduğumuz sorunun doğru bir cevabı olacak.<br />
2- Çeşitlilik: Elimizde mümkün olduğu kadar çeşitli bir kalabalık olacak (akıllı insanlar, o kadar akıllı olmayan insanlar, uzmanlar, konu hakkında en ufak bir fikri olmayanlar).<br />
3- Bağımsızlık: Bu insanlar karar verirken birbirlerinden etkilenmeyecekler (oylarını gizli şekilde verecekler, tartışarak birbirlerini etkilemeyecekler).<br />
4- Teşvik: Doğru cevabı tahmin etmenin bir ödülü olacak (para, hediye, ego tatmini).</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype"><a href="http://www.wamu.org/programs/dr/04/07/07.php">James Surowiecki ile bir konuşma</a> (ing.)</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype"></span></font><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype"><a href="http://www.itconversations.com/shows/detail468.html">James Surowiecki ile bir başka konuşma</a> (ing.)</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype"></span></font><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype"><a href="http://www.wired.com/wired/archive/14.06/look.html">Wired&#8217;da Surowiecki</a></span></font> (ing.)</p>
<p><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype"><a href="http://www.amazon.com/Wisdom-Crowds-James-Surowiecki/dp/0385721706/ref=pd_bbs_sr_1/102-5083149-9001702?ie=UTF8&amp;s=books&amp;qid=1174059994&amp;sr=8-1">Wisdom of Crowds</a> (amazon)</span></font><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/James_surowiecki"><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype"></span></font></a></p>
<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/James_surowiecki"><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype">Wikipedia&#8217;da Surowiecki</span></font></a> (ing.)<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Wisdom_of_Crowds"></a></p>
<p><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Wisdom_of_Crowds">Wikipedia&#8217;da Wisdom of Crowds</a> (ing.)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/kalabaliklarin-bilgeligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">538</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uzakları yakın eder: Skype</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/uzaklari-yakin-eder-skype/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/uzaklari-yakin-eder-skype/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2007 02:54:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//uzaklari-yakin-eder-skype/</guid>

					<description><![CDATA[Bir internet servisini herhangi bir sunucuya bağlanmadan, sadece kendimiz gibi insanların bilgisayarlarına bağlanarak kullanıyorsak, buna peer to peer (kısaca P2P / peer: sizinle aynı seviyedeki kişi) networking diyoruz. P2P networking için geçen hafta anlattığım sinirsel ağların (https://chatkapi.com//sinirsel) bir nevi gerçek hayat uygulaması diyebiliriz. Bu servisler genelde dosya paylaşmak için kullanılıyor. Dikkat çeken ilk uygulaması 90&#8217;ların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir internet servisini herhangi bir sunucuya bağlanmadan, sadece kendimiz gibi insanların bilgisayarlarına bağlanarak kullanıyorsak, buna peer to peer (kısaca P2P / peer: sizinle aynı seviyedeki kişi) networking diyoruz. P2P networking için geçen hafta anlattığım sinirsel ağların (https://chatkapi.com//sinirsel) bir nevi gerçek hayat uygulaması diyebiliriz.</p>
<p>Bu servisler genelde dosya paylaşmak için kullanılıyor. Dikkat çeken ilk uygulaması 90&#8217;ların sonunda mp3 paylaşma işini üstlenen ve müzik endüstrisi tarafından internet tarihine gömülen Napster idi. Napster&#8217;a karşı açılan davaların başarılı olmasının sebebi, kendi merkezi sunucularının olması ve bu yüzden illegal dosya paylaşımında aktif rol aldıklarının ispatlanabilmesi idi.</p>
<p>Tam o sırada kullanımı çok basit ve merkezi bir sunucusu olmayan yeni bir p2p yazılımı çıktı. Muhakkak duymuşsunuzdur: Kazaa.</p>
<p><span id="more-536"></span>Müzik endüstrisi ilk başlarda, Janus Friis (Danimarkalı) ve Niklas Zennström (İsveçli)&#8217;un eseri olan bu yeni p2p servisini suçlayacak sebep bulmakta zorlandı çünkü programı bilgisayarınıza kurduğunuz anda bilgisayarınız hem bir istemci (client) hem de bir sunucu (server) vazifesi görüyordu. Janus ve Niklas, hem bütün işi hem de bütün suçu kullanıcılarına dağıtıyorlar, arada nelerin el değiştirdiğinden haberdar olmadıklarını iddia ediyorlardı.</p>
<p>Ama müzik endüstrisi pes etmedi. Ofislerinin yerini gizli tutan ve avukatların teröründen kaçmak için sürekli dünyayı dolaşan bu ikiliyi çeşitli yerlerde kıstırmaya ve ellerine mahkeme emirleri tutuşturmaya çalıştılar.</p>
<p>Kazaa tamamen bedava idi. Server ve internet bağlantısı giderleri olmadığı için şirketi ayakta tutmak da zor olmadı. Birkaç lisans anlaşması ile Kazaa&#8217;yı Avustralyalı bir şirkete devrettiler. Avustralyalı şirket de şu Pasifik&#8217;teki vergi cenneti adalardan birinde konuşlanmış başka bir şirkete devretti. Böylece Janus ile Niklas&#8217;a hukuken ulaşmak çok zorlaştı. Ayrıca ayda 30.000$ gibi bir sürekli lisans geliri sağladılar.</p>
<p>Müzik endüstrisinin elinden kurtulmaları, rahat durmalarını sağlamadı tabii. Bu sürekli geliri başka bir endüstriyi, telekomünikasyon endüstrisini zor durumda bırakmak için kullanmaya karar verdiler.</p>
<p>Kazaa&#8217;nın yükü kullanıcılara taşıtma prensibini internet üzerinde kesintisiz ve kaliteli ses taşımak için kullanan Skype isminde yeni bir yazılım geliştirdiler. Bu sefer ortada dava açılacak bir durum da yoktu. İnsanları birbirleri ile bedava konuşturmak hiçbir yerde suç değildi. Skype hem onlara hiç yük olmuyordu (gideri yoktu) hem de normal telefonlara normalden çok daha ucuz bağlantı karşılığında para bile kazanabiliyordu. O kadar başarılı bir ürün oldu ki, eBay 2,6 milyar doları saydı ve Skype&#8217;ın sahibi oldu.</p>
<p>Skype&#8217;ın başarısının altındaki sebep,  makinenizde öylece dururken aslında topolojik olarak size yakın başka insanların konuşmalarını sizin bilgisayarınız üzerinden taşıyor olması. Yani sizin bilgisayarınızı ve internet bağlantınızı çaktırmadan başkalarının hizmetine sunuyor.</p>
<p>Böyle söyleyince biraz korkutucu değil mi? Önceleri bu yüzden Skype&#8217;tan uzak duruyordum. Ancak işim gereği bütün günüm, başka bir şehirde olan ortağım ile konuşarak geçiyor. İnternet üzerinden konuşmak için Google Talk denedik, MSN denedik. Kesintiler ve sesin geç gelmesi gibi problemler yaşadık. Hiçbiri Skype kadar iyi çıkmadı. İnternet bağlantınızı açıkken kendisini hissettirmeyecek kadar az kullanıyor ve ses kalitesi her zaman çok daha iyi.</p>
<p>Geçen hafta eşi bir seneliğine Almanya&#8217;ya okumaya giden bir arkadaşımın bilgisayarına kurduk. Bu hafta farkettim ki pilav nasıl yapılır gibi sorular sormak için bile Skype&#8217;lıyorlar. Kameraları da var. Uzaktan beraberce ders çalışıyorlar, evin o odası artık Almanya&#8217;daki başka bir odaya bağlanıyor, sadece kapıdan geçemiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/uzaklari-yakin-eder-skype/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">536</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnternet&#8217;ten Hayat Hileleri: Lifehacking</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/lifehacking/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/lifehacking/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Feb 2007 02:49:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/lifehacking/</guid>

					<description><![CDATA[Hacking terimini tahminen kötü anlamı ile; cümle içinde kullanırsak &#8220;kalk bey, siteyi hacklemişler&#8221; anlamı ile biliyorsunuz. Günümüzde bu terimi bilgisayar korsanlarının faaliyetlerini tarif etmek için kullanıyoruz. Kelime anlamı &#8220;doğramak/biçmek&#8221;. Oysa bundan 20 &#8211; 25 sene önce, hacking kelimesi bilgisayarlar ile ilişkili olarak kullanılmaya ilk başlandığında hiç de böyle bir anlam ifade etmiyordu. O zamanlar hacking, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hacking terimini tahminen kötü anlamı ile; cümle içinde kullanırsak &#8220;kalk bey, siteyi hacklemişler&#8221; anlamı ile biliyorsunuz. Günümüzde bu terimi bilgisayar korsanlarının faaliyetlerini tarif etmek için kullanıyoruz. Kelime anlamı &#8220;doğramak/biçmek&#8221;. Oysa bundan 20 &#8211; 25 sene önce, hacking kelimesi bilgisayarlar ile ilişkili olarak kullanılmaya ilk başlandığında hiç de böyle bir anlam ifade etmiyordu.</p>
<p>O zamanlar hacking, bir programlama işini normalden daha kolay ya da daha kısa bir sürede yapmanızı sağlayan bir yol icat etmek demekti. Balta girmemiş ormanlarda, kafilenin önünde, elinde bir kasatura ile otları biçerek normalden daha kısa bir yol açan rehberin yaptığı gibi. Neredeyse bütün unix komutları aslında birer hack idi.</p>
<p>O zamanların hackerları (programcıları) şimdi artık büyüdüler. Kendi ailelerini kurdular, evlerini döşediler, arabalarını aldılar, çocukları oldu ama hala karmaşık işlerle uğraşıyorlar. Çağımızın ilk “bilgisayarcı” jenerasyonu hayatın ciddiyetiyle burun buruna gelmiş oldu ve tabii ilk tepkileri “yahu, yaşam böyle ne kadar verimsiz” demekti.</p>
<p><span id="more-535"></span></p>
<p>İyi bir programcı, kod yazarken aynı şeyi bir kereden fazla yapmaktan nefret eder. Bir şeyi sık sık yaptığını farkettiği anda, o işi yapan bir fonksiyon yazıp kurtulmak ister. Bu fonksiyonu yazmak o işi 50 kez yapmak kadar uzun sürse bile, 100 kez yapmak gerektiğinde kârlı çıkacaktır. Üstelik aynı fonksiyonu başka yüzlerce programcı da kullanacak, kolektif olarak binlerce saat işten tasarruf edilecektir.</p>
<p>İşte &#8220;lifehacking&#8221; dediğimiz şey, bu felsefenin hayata uygulanmış hali. Günlük yaşantımızda karşılaştığımız birtakım problemlere bulunmuş kısa yollar ve bunların paylaşılması. Bu kolaylıklar, &#8220;bilgisayarınızdaki dosyaları kataloglamak için şu programı kullanın&#8221;dan &#8220;anahtarlarınıza renkli plastik kılıflar takın ki, kapıda anahtar arayarak geçirdiğiniz süreyi azaltın&#8221;a kadar uzanıyor.</p>
<p>Bazıları o kadar basit şeyler ki, “canım, bu iş tabii böyle yapılır” diyorsunuz. Ama unutmayın ki, bunları paylaşan insanlar, günlük hayatın gereklerini yerine getirmekte zorlanan, pratik zekaları hafifçe deforme olmuş, başka türlü düşünen kişiler. Dolayısıyla on basit fikirden bir tanesi dahiyane bir şey çıkabiliyor.</p>
<p><strong>Lifehacking örnekleri</strong></p>
<p>Bütün çizgili, desenli çoraplarınızdan kurtulun. Aynı çoraptan 10 çift siyah, 10 çift beyaz, 10 çift de gönlünüze göre bir renkten alın. Giymeden önce eşini bulma ya da yıkamadan sonra eşi ile birleştirme derdinden kurtulun.</p>
<p>Cep telefonunuzun kamerası ile, önemli şeylerin fotoğrafını çekin. Örneğin gitmek istediğiniz filmin gösterim saatleri, vize başvurusu için gerekli belgeler listesi, sokakta bir afişte gördüğünüz web adresi. Hatta kimileri kitapların arkasındaki barkodların fotoğrafını çekip, sonra kitabı Amazon&#8217;dan alıyormuş.</p>
<p>Bekar evinde bulaşık kontrolden çıkıyorsa Merlin Mann&#8217;ın &#8220;tek çatal&#8221; kuralını uygulayabilirsiniz. Şöyle işliyor: Bütün ev arkadaşları sadece tek bir çatal, bıçak, kaşık, tabak, kase ve bardak kullanmak üzere and içiyorlar. Geriye kalan her şey kutulanıp saklanıyor. Herkes kendi malzemesinden sorumlu oluyor. Asla kimse kimsenin malzemesini yıkamıyor.</p>
<p>Paket lastiği Lifehacker&#8217;lar için hayati bir önem taşıyor. Bir arada durması mantıklı herşeyi birbirine lastikle tutturuyorlar. Sigara ve çakmak, not defteri ve kalem, diş fırçası ve diş macunu gibi.</p>
<p><img decoding="async" src="http://docs.google.com/File?id=ddzkw6hk_73c7mv2n" style="height: 250px; width: 334px" /></p>
<p>Minimalist cüzdan</p>
<p><img decoding="async" src="http://docs.google.com/File?id=ddzkw6hk_69drb42k" style="height: 309px; width: 334px" /></p>
<p>Bu arkadaş her an not almaya hazır.</p>
<p><img decoding="async" src="http://docs.google.com/File?id=ddzkw6hk_70ff28qb" style="height: 274px; width: 365px" /></p>
<p>Bu arkadaş evde kaç yumurtası kaldığını hep bilmek istiyormuş</p>
<p><strong>Lifehacking kaynakları</strong></p>
<p>Maalesef hepsi İngilizce. Umuyorum yakında Türkçe kaynaklar da belirecektir.</p>
<ul>
<li><a href="http://www.lifehacker.com/">Lifehacker.com</a></li>
<li><a href="http://www.lifehacking.net/oldblog/">Lifehacking.net<br />
</a>Artık güncellenmiyor ama çok yararlı yazılar mevcut.</li>
<li><a href="http://www.43folders.com/">43folders.com</a><br />
Lifehacking gurusu Merlin Mann&#8217;ın sitesi. Wiki&#8217;si tam bir maden.</li>
<li><a href="http://www.hafif.org/yazi/metro-hacking">Metro Hacking<br />
</a>hafif.org&#8217;da bir adet Türkçe lifehack buldum.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/lifehacking/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">535</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Beni uğraştırma, çalış yeter&#8221; devri</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/beni-ugrastirma-calis-yeter-devri/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/beni-ugrastirma-calis-yeter-devri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jan 2007 02:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/beni-ugrastirma-calis-yeter-devri/</guid>

					<description><![CDATA[Son 20 yıldır satın aldığımız cihazları özelliklerine göre seçiyoruz. Sorduğumuz sorular hep şöyle: &#8220;Bu cep telefonunun GPS&#8217;i var mı, EDGE&#8217;i var mı, Bluetooth&#8217;u var mı, MP3 çalıyor mu?&#8221;, &#8220;Bu fotoğraf makinesi kaç megapixel, video da çekiyor mu, bluetooth ile çektiklerimi bilgisayarıma atabiliyor mu?&#8221; ya da &#8220;Bu çamaşır makinesinin ekonomi modu var mı, programlayıp istediğim zaman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son 20 yıldır satın aldığımız cihazları özelliklerine göre seçiyoruz. Sorduğumuz sorular hep şöyle: &#8220;Bu cep telefonunun GPS&#8217;i var mı, EDGE&#8217;i var mı, Bluetooth&#8217;u var mı, MP3 çalıyor mu?&#8221;, &#8220;Bu fotoğraf makinesi kaç megapixel, video da çekiyor mu,  bluetooth ile çektiklerimi bilgisayarıma atabiliyor mu?&#8221; ya da &#8220;Bu çamaşır makinesinin ekonomi modu var mı, programlayıp istediğim zaman çalıştırabiliyor muyum?&#8221;. İstediğimiz kadar çok özellik, ödeyebileceğimiz kadar para ile kesiştiğinde aleti alıveriyoruz.</p>
<p>Fakat, belki farkında değilsiniz ama eve geldiğimizde açgözlülüğümüzün cezasını çekmeye başlıyoruz. Mesela aldığınız zamana göre programlanabilen bir alet ise, illa saatini ayarlamanız gerekiyor (her elektrik kesildiğinde tekrar). Şarj edilen mobil birşeyse, pilinin dolu olup olmadığını düşünmeniz gereken bir nesne daha evdeki orduya katılıyor. Bol özellikli bir fotoğraf makinesi ise, kendinizi oturup bütün özellikleri öğrenmek zorunda hissediyorsunuz. Ama bunu yapacak ne vaktiniz var ne de fotoğrafçı değilseniz ihtiyacınız. Yine de elinizdeki cihazı hakkıyla kullanmadığınız için kendinizi biraz suçlu, biraz tembel, biraz da aptal hissediyorsunuz.<br />
<span id="more-534"></span><br />
Oysa ekstra özellikleri için bu cihazı seçmiştik. Bu cihazı üreten firma rakiplerinden daha fazla özellik ekleyerek aradan sıyrılmıştı. Ama kullanamıyoruz. Önümüzde kullanmamızı engelleyen karmaşık menüler, saati ayarlamak için bile basmamız gereken bir ton düğme var.</p>
<p>Bu arada bir parantez açıp saat ayarlama mevzuuna ne kadar alerjim olduğundan bahsetmeden geçemeyeceğim. Her ayarladığım saati kırmak istiyorum. Gitsin bir yerden öğrensin saati, bana ne. Windows nasıl ara sıra time.windows.com&#8217;a bağlanıp kendi saatini ayarlıyor, yaz saati gelince pıt diye kendisini düzeltiyor; cep telefonum, iPod&#8217;um, fotoğraf makinem, el bilgisayarım, video kaydedicim, üzerine saat konulmuş bütün cihazlarım bunu niye yapamıyor, anlamıyorum.</p>
<p>Herneyse, sizi bu karmaşıklığın mimarları ile tanıştırayım: Kullandığımız her cihazın üzerindeki düğme, gösterge ve menüleri tasarlayan birileri var.  Bu işi yapanlara &#8220;Interface designer / Arayüz tasarımcısı&#8221; deniyor. Makinenin bizimle iletişiminden onlar sorumlu.  Okulu da olan ciddi bir meslek bu.</p>
<p>Bir arayüz tasarımcısının en önemli görevi kullanılan arayüzü olabilecek en basit hale getirmek; Kullanıcıyı hiç düşündürmeden, hiç bir ikilemde bırakmadan, her ne işlemi gerçekleştirmek istiyorsa kolayca gerçekleştirebilmesini sağlamak. Hatta bunları sanki içinden geliyormuşcasına farketmeden yapmasını sağlamak.</p>
<p>Arayüz tasarımcıları ile ürünü geliştiren mühendisler kediler ve köpekler gibi doğal düşman. Bir ekip yeni özellikler eklemek istiyor, diğer ekip özelliği uçurmak istiyor ki arayüz karmaşıklaşmasın. İşte rahat kullanamadığımız ürünlerde mühendisler ve broşüre daha çok özellik eklemek isteyen yöneticiler galip gelmiş oluyor.</p>
<p>Bu yazıdan anlaşılacağı gibi ben arayüz tasarımcılarının tarafını tutuyorum. Çünkü fütursuzca tembelim. Bir işi kotarabilmek için mümkün olan en az enerjiyi harcamak, mümkünse hiç harcamamak istiyorum. Aldığım her yeni cihaz keşfedilecek yepyeni bir dünya olmasın, bildiklerim onu kullanmaya yetsin istiyorum. Zaten bir işim görülsün diye para vermişim, bir de üstüne ders mi çalışacağım?</p>
<p>David Platt (https://chatkapi.com//platt) isimli bir arkadaşın &#8220;Why Software Sucks? / Neden yazılım yetersiz?&#8221; isimli kitabını tanıttığı konuşmadan bir örnek: Bir grup programcıya yarattıkları program üzerinde tam kontrol sahibi olmak için kullanıcıların bir takım zor öğrenilir ayarları kabul edip etmeyeceklerini soruyorlar. Dörtte üçü dert değil, öğrenirler diyor. Peki arabanız otomatik vites mi, normal vites mi diye soruyorlar;  Sekizde yedisinin arabası otomatik vites çıkıyor.</p>
<p>Bu mesleki bir deformasyona işaret ediyor. Bir sistemi yaratanlar, o sistemi bağırsaklarına kadar bildikleri ve çok çok emek sarfettikleri için, sistemin basite indirgenmesini kabullenemiyorlar, yarattıkları dahiyane algoritmaların büyüsüne kapılıyorlar. Ve karşılarında onları engelleyecek birisi bulunmadığı taktirde, sistemin kontrol edilebilen her ayrıntısı farklı bir özellik olarak cihazın broşüründe yerini alıyor.</p>
<p>Sevgili mühendisler,  teknolojiyi yaratıp ortaya attığınızda artık onu zehir gibi ufaklıkların yanında yaşlı teyzelerin de ya da benim gibi yorgun kafalı insanların da kullanabileceğini göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Bu yüzden cihazlara özellik eklerken, şunu da isteyenler çıkabilir, bunu da isteyenler çıkabilir diye düşünme alışkanlığını bırakmanız, cihaz ne iş için yaratıldıysa o işi çok iyi  yapmasını sağlamanız ve arayüz tasarımcılarını terörize etmeyi bırakmanız gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/beni-ugrastirma-calis-yeter-devri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">534</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Second Life / İkinci Hayat, Beni hergün baştan yarat</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/second-life-ikinci-hayat-beni-hergun-bastan-yarat/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/second-life-ikinci-hayat-beni-hergun-bastan-yarat/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2007 02:25:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/second-life-ikinci-hayat-beni-hergun-bastan-yarat/</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Anche Chung: Sanal Emlâkta Global Lider.&#8221; Şaka gibi bir slogan değil mi? Kendisi bir dolandırıcı değil, Second Life isimli bir sanal dünya içinde sanal emlâk alıp satarak bir milyon Amerikan Doları kazanmış ilk kişi. Çinli bir hanımmış. Tekrar ediyorum; 30 ay içerisinde 9.95 $&#8217;ı 1.000.000 $ haline getirmiş. Second Life, kendi bilgisayarınızın başından katılabildiğiniz, 3 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Anche Chung: Sanal Emlâkta Global Lider.&#8221; Şaka gibi bir slogan değil mi? Kendisi bir dolandırıcı değil, Second Life isimli bir sanal dünya içinde sanal emlâk alıp satarak bir milyon Amerikan Doları kazanmış ilk kişi. Çinli bir hanımmış. Tekrar ediyorum; 30 ay içerisinde 9.95 $&#8217;ı 1.000.000 $ haline getirmiş.</p>
<p>Second Life, kendi bilgisayarınızın başından katılabildiğiniz, 3 boyutlu sanal bir dünya. Ama bir oyun değil çünkü ortada bir amaç ya da hikaye yok. Üye olduktan sonra kendinizi istediğiniz gibi baştan yaratıyor ve ikinci hayatınızı yaşıyorsunuz.</p>
<p>Besbelli ki, Neil Stephenson&#8217;un Metaverse&#8217;ünden (o da tabii bir milyon başka yerden) etikelenerek 2003 yılında Linden Labs isimli bir firma tarafından yaratılmış.<br />
<span id="more-533"></span>Kendi gerçek ekonomisi ve Amerikan Doları&#8217;na çevrilebilir gerçek bir para birimi var.  Bugün itibariyle 268 L$ (Linden Dollar) 1 Amerikan Doları&#8217;na tekabül ediyor. Ve dün oyunda 1,228,718 $ el değiştirmiş.  Bunları biliyorum çünkü geçtiğimiz hafta Reuters, hem Second Life&#8217;ın içinde bir büro hem de birinci yani normal hayatta Second Life haberlerini takip eden bir servis açtı. (http://secondlife.reuters.com/) Köşe yazarı olarak da ünlü fütürist ve çılgın çizgi roman yazarı Warren Ellis&#8217;i tuttular.</p>
<p>Second Life, sanal dünya denemeleri arasında tabii ki ilk değil, ancak içindeki her nesnenin üyeler tarafından üretildiği ve üyelerin yarattıkları her şeyin telif haklarının sahibi olduğu ilk dünya.</p>
<p>Bir şey üretmek zor değil ancak emek istiyor. Karşılığında alınan para da bu emeğin karşılığı. Neler üretilip satılabiliyor derseniz, evler, arabalar, vücutlar, bu vücutları kaplayan deriler, saçlar, kıyafetler,  şapka, kolye, dövme gibi aksesuarlar, dans animasyonları, farklı yürüyüş animasyonları, kalabalık içinde ilgi çekmenize yarayan jest ve mimikler.</p>
<p>Çılgın bir pazar var. Ve diğer Second Life sakinlerinin sizi ciddiye alabilmesi için, üye olunca kavuştuğunuz standart vücudun üzerinde değişiklikler yapmış olmanız gerekiyor. İşte o zaman birisi sizi süzdükten sonra, &#8220;Hey, kıyafetini çok beğendim. Bu ceketi nereden aldın?&#8221; diye soruveriyor ve sosyalleşmeye başlamış oluyorsunuz.</p>
<p>Her sosyalleşilen sanal ortam gibi, burada da herkesin bilinçaltında bir miktar seks var. Ve elbet bu dünyada da sekse benzer bir şeyler yapılabiliyor. Birtakım animasyon tetikleyen toplar kullanılarak enteresan görüntüler elde edilebiliyor. Fakat bunun için önce kendinize bir cinsel organ satın almanız gerekiyor. Zira fabrika çıkışı vücudunuz melekler gibi cinsiyetsiz. Çeşitli cinsel uzuv modelleri mevcut. Hatta, gerçek dünyada bilgisayara bağlanabilen seks oyuncaklarını Second Life üzerinden kontrol edilebilir hale getirmişler.<br />
Cinsellik gibi konularda çuvallasa da, normal hayatı sürdürebilmek için hepimizin yaptığı minimal yaşam mühendisliğine ikinci hayatta hiç gerek yok. Dişlerinizi fırçalamıyorsunuz, giyinmek 1 saniye sürüyor, traş olmak, yıkanmak diye bir şey yok. Bir yerden bir yere ışınlanarak ulaşıyorsunuz, hatta uçabiliyorsunuz. Örneğin kendinize yeni bir deri satın almak için yapmanız gereken, deri satan dükkanların listesini döküp, hoşunuza gidene ışınlanmak. Sonra da dükkanın içindeki deri galerileri arasından beğendiğinize tıklayıp satın almak. Almadan önce deneyebiliyorsunuz bile.</p>
<p>Bu sanal dünya içinde ne kadar çok şeyin gerçek dünyada aslında olmasını istediğimiz gibi çalıştığına şaşırırsınız. Bu şekilde bakınca bir yandan da gerçek dünyanın geleceğini, &#8220;ben&#8221; dediğimiz şeyin o kadar güvenilir olmadığını ve neredeyse tamamiyle dış görünüş seçimlerimiz üzerinden yaratıldığını görür gibi oluyoruz. Meğer dış görünüşümüzü, hatta cinsiyetimizi bir tık ile değiştirebileceğimiz dünyaları özlüyormuşuz.</p>
<p>Denemeye karar verir de bana rastlarsanız, bir merhaba demeyi unutmayın. Oradaki adım Hafif Gaudio.<br />
Sanal emlak kraliçesi Anche Chung&#8217;un resmi <a href="http://www.anshechung.com/">web sitesi</a> <span class="tag">ingilizce</span><br />
<a href="http://www.secondlife.com">Secondlife.com</a> <span class="tag">ingilizce</span><br />
Neil Stephenson&#8217;un Snow Crash <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Snow_Crash">romanı</a> <span class="tag">wikipedia, ingilizce</span><br />
Reuters&#8217;in Second Life <a href="http://secondlife.reuters.com/">servisi</a> <span class="tag">ingilizce</span><br />
Second life ve sex oyuncakları <a href="http://www.wired.com/news/culture/0,71657-0.html">bağlantısı</a>  <span class="tag">ingilizce</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/second-life-ikinci-hayat-beni-hergun-bastan-yarat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">533</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Stephen Hawking Uzayda</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/stephen-hawking-uzayda/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/stephen-hawking-uzayda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2007 02:22:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/stephen-hawking-uzayda/</guid>

					<description><![CDATA[Bize evrenin kısa tarihini anlayabileceğimiz gibi anlatan Stephen Hawking, bu yıl bir sıfır yerçekimi uçuşu, 2009&#8217;da da bir uzay seyahati planlıyormuş. Bu seyahat tabii uzaya turist taşıyacak Virgin Galactic&#8217;in sahibi Sir Richard Branson&#8217;un sponsorluğunda olabiliyormuş. Tahmini bilet fiyatı 100.000 GBP.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bize evrenin kısa tarihini anlayabileceğimiz gibi anlatan Stephen Hawking, bu yıl bir sıfır yerçekimi uçuşu,  2009&#8217;da da bir uzay seyahati planlıyormuş. Bu seyahat tabii uzaya turist taşıyacak Virgin Galactic&#8217;in sahibi Sir Richard Branson&#8217;un sponsorluğunda <a href="http://www.physorg.com/news87421299.html">olabiliyormuş</a>. Tahmini bilet fiyatı 100.000 GBP.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/stephen-hawking-uzayda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">532</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Jeff Bezos&#8217;un süper gizli uzay aracı</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/jeff-bezosun-super-gizli-uzay-araci/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/jeff-bezosun-super-gizli-uzay-araci/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2007 02:18:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/jeff-bezosun-super-gizli-uzay-araci/</guid>

					<description><![CDATA[Amazon.com&#8217;un kurucusu Jeff Bezos&#8217;un mülti milyon dolarlarının bir kısmını Blue Origin isimli kendi özel uzay programı için çalışarak harcadığını biliyorduk ama ne üretecekler bilemiyorduk. Geçtiğimiz hafta duyurmuşlar. Resmini gördüğünüz taşıtın adı &#8220;Goddart&#8221;. Amacı küçük bir astronot grubunu bir gezegenin yörüngesinden yüzeyine indirmek. Sayfasında 85 metre yükselişini ve sonra emniyetli bir şekilde iniş yapışını görebilirsiniz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://chatkapi.com//2007/jeff-bezosun-super-gizli-uzay-araci/screenshot-2020-02-28-at-11-22-43/" rel="attachment wp-att-834"><img loading="lazy" decoding="async" data-attachment-id="834" data-permalink="https://chatkapi.com/2007/jeff-bezosun-super-gizli-uzay-araci/screenshot-2020-02-28-at-11-22-43/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.22.43.png" data-orig-size="1276,842" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="Screenshot 2020-02-28 at 11.22.43" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.22.43-1024x676.png" class="size-medium wp-image-834 alignleft" src="https://chatkapi.com//assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.22.43-300x198.png" alt="" width="300" height="198" srcset="https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.22.43-300x198.png 300w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.22.43-768x507.png 768w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.22.43-1024x676.png 1024w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.22.43-450x297.png 450w, https://chatkapi.com/assets/Screenshot-2020-02-28-at-11.22.43.png 1276w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>Amazon.com&#8217;un kurucusu Jeff Bezos&#8217;un mülti milyon dolarlarının bir kısmını Blue Origin isimli kendi özel uzay programı için çalışarak harcadığını biliyorduk ama ne üretecekler bilemiyorduk. Geçtiğimiz hafta duyurmuşlar. Resmini gördüğünüz taşıtın adı &#8220;Goddart&#8221;. Amacı küçük bir astronot grubunu bir gezegenin yörüngesinden yüzeyine indirmek. Sayfasında 85 metre yükselişini ve sonra emniyetli bir şekilde iniş yapışını <a href="http://public.blueorigin.com/index.html">görebilirsiniz</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/jeff-bezosun-super-gizli-uzay-araci/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">531</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Videodrome</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/videodrome/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/videodrome/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2007 02:09:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/videodrome/</guid>

					<description><![CDATA[Asimo merdivenden düşerken Asimo fena halde sıkışmış çocuk astronot taklidi yaparken (koşarken) Lego&#8217;lardan ördek fabrikası Lego&#8217;lardan araba fabrikası Sakın evde denemeyin! Micro dalga fırınlar ve içine konmuş nesneler]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=LaXLcwGiIsg">Asimo merdivenden düşerken </a><br />
<a href="http://popsci.typepad.com/ces2007/2007/01/asimos_pimp_shu.html"> Asimo fena halde sıkışmış çocuk astronot taklidi yaparken (koşarken)</a><br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=McA7EYFkbx0">Lego&#8217;lardan ördek fabrikası</a><br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=GQ3AcPEPbH0">Lego&#8217;lardan araba fabrikası</a><br />
<a href="http://www.youtube.com/results?search_query=microwave+OR+%22micro+wave%22&amp;search=Search">Sakın evde denemeyin! Micro dalga fırınlar ve içine konmuş nesneler</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/videodrome/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">529</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Amacı olan oyunlar</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/amaci-olan-oyunlar/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/amaci-olan-oyunlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jan 2007 14:35:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/amaci-olan-oyunlar/</guid>

					<description><![CDATA[Birkaç yıldır birtakım sitelere üye olurken yandaki gibi imajlar ile karşılaşıyoruz. Site üye olanın bir bilgisayar değil de insan olduğuna emin olabilmek için imajın içindeki harfleri bir yere yazmamızı istiyor; zira bu buruşuk harfleri bir bilgisayarın anlamlandırması günümüz teknolojisi ile imkânsız. “Neden bir bilgisayar programı Yahoo’dan mail hesabı almak istesin ki?” diye soracaksınız. Cevabı basit: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://chatkapi.com//wp-content/uploads/2007/03/file.jpg" class="alignright" id="image514" alt="file.jpg" />Birkaç yıldır birtakım sitelere üye olurken yandaki gibi imajlar ile karşılaşıyoruz. Site üye olanın bir bilgisayar değil de insan olduğuna emin olabilmek için imajın içindeki harfleri bir yere yazmamızı istiyor; zira bu buruşuk harfleri bir bilgisayarın anlamlandırması günümüz teknolojisi ile imkânsız.</p>
<p>“Neden bir bilgisayar programı Yahoo’dan mail hesabı almak istesin ki?” diye soracaksınız. Cevabı basit: Bu programı spam’ciler yazmış.  (SPAM: Reklam amaçlı, istenmeyen e-posta.)Yahoo, Hotmail gibi bedava mail dağıtan servisler bir kullanıcının günde en fazlla birkaç yüz mail atmasına müsaade ediyorlar. Oysa spam’cilerin meslekleri itibariyle her gün milyonlarca mail atmaları gerekiyor. Dolayısıya milyonlarca mail adresine ihtiyaçları var.</p>
<p><span id="more-513"></span></p>
<p>Buruşuk harfler, ki bunlara CAPTCHA deniyor, hayatımıza gireli beri spam&#8217;cilerin hızı biraz kesildi. Ama şimdi de iki dahiyane yöntem ile CAPTCHA’ları kırmaya çalışıyorlar. (CAPTCHA: Completely Automated Public Turing test to tell Computers and Humans Apart / Bilgisayarlar ile insanları ayırdetmek için tam otomati kamusal Turing testi. Turing testinin tanımı da bu aslında: bilgisayarlar ile insanları birbirlerinden ayırdedebilen test.)</p>
<p>Yöntem bir: Birilerine para veriyorlar. Adamcağız bütün gün CAPTCHA çözüyor, birkaç cent kazanıyor.</p>
<p>Yöntem iki: Porno sitelerde dolaşan insanlara tam bir resim gösterilecekken, arada söz gelimi Yahoo’nun CAPTCHA’sı gösteriliyor, buruşuk harflerin ne olduğu soruluyor. Resme ulaşmak üzere sabırsızlanmakta olan kişi de fazla düşünmeden soruyu spam&#8217;ci beyin programı için cevaplayıveriyor. [mekanik türk]</p>
<p>Bu iki yöntemin birincisi Amazon’a, ikincisi de Google’a bir fikir verdi.</p>
<p>Amazon, sadece insanların çözebileceği birtakım görevleri para karşılığı isteyene yaptırmaya başladı.</p>
<p>Örneğin Amazon&#8217;un arama motoru A9.com’da haritalar ile birlikte sokak kaldırımlarının yandan çekilmiş fotoğrafları var. Bu fotoğraflarda hangi dükkanın nerede başlayıp nerede bittiğinin belirlenmesi gerekiyor ki, birisi bir dükkanı ararken A9, dükkanın fotoğrafını gösterebilsin.</p>
<p><img decoding="async" src="https://chatkapi.com//wp-content/uploads/2007/03/file2.jpg" class="alignleft" id="image515" alt="file2.jpg" />Amazon bu servise Mechanical Turk adını veriyor. İsmin kaynağı, 1769’da Macar mekanikçi Wolfgang Von Kempelen’in yarattığı satranç oynayan The Turk adlı mekanik bir robot. The Turk satrançta herkesi yeniyor, insanlar akıl sır erdiremiyorlar. Sonunda içinde satrançta çok usta bir cüce olduğu ortaya çıkıyor.</p>
<p>Google’ın fikrinin kaynağı ise Başka bir Von’lu isme sahip: Luis Von Ahn. Kendisi 1978 Guatemala doğumlu  bir profesör. Evet sadece 28 yaşında ama yukarıda bahsettiğimiz CAPTCHA onun icadı.</p>
<p>Luis diyor ki: &#8220;Oyun oynamak temel bir insan güdüsü. Tahminlerime göre 2003 senesi içinde toplam 9 milyar adam/saat Solitaire oynandı&#8221;. Bu rakamın büyüklüğünün farkına varabilmemiz için de şöyle örnekler veriyor: Empire State binasının yapılması 7 milyon adam/saat, Panama kanalının inşası 20 milyon adam/saat sürmüş.</p>
<p>Haydi o zaman bir amacı olan oyunlar yapalım. Hem insanlar eğlensin hem de eğlenirken bizim için bir problemi çözsünler.</p>
<p><img decoding="async" src="https://chatkapi.com//wp-content/uploads/2007/03/file3.jpg" alt="file3.jpg" id="image516" class="alignright" /><br />
Luis&#8217;in halka oynattığı ilk oyun olan The ESP Game (ESP: Extra-Sensory Perception; 6. his ola</p>
<p>rak tercüme edilebilir. Oyunun adı da 6. his oyunu oluyor bu durumda.) şöyle çalışıyor:</p>
<p>Sisteme bağlı insanlar arasından iki kişi eşleştiriliyor. Partnerinizin kim olduğu ya da ne yazdığı konusunda hiçbir fikriniz olmuyor. İkinize de aynı anda aynı resim gösteriliyor. Göreviniz partnerinizin bu resmi hangi kelimeler ile tarif edeceğini tahmin etmek. Örneğin karşınızda bir kız resmi varsa, iki taraf da kız yazdığı anda puan alıp yeni bir resme geçiyorsunuz.</p>
<p>Zevkli bir oyuna benziyor değil mi? Bilin bakalım bir sürü insan bu oyunu birkaç ay oynadıktan sonra ne oluyor?</p>
<p>Google’ın imaj arama motoru, artık bütün resimlerin içinde ne gibi objeler olduğunu, ne ifade ettiğini anlamaya başlıyor. Hem de tek kuruş ödemeden.</p>
<p>Luis&#8217;in bunun gibi birkaç oyunu daha var. Örneğin bir imajda bahsedilen objenin nerede olduğunu çok efektif şekilde bulduran, imajların uzun cümlelerle nasıl tarif edildiğini inceleyen, insanların bildiği ama bilgisayarların henüz bilemediği genel geçer bilgileri (süt beyazdır, mısır gevreği ile yenir gibi) toplayan ve ilişkilendiren taboo, pictionary ve sessiz sinema benzeri oyunlar.</p>
<p>Google, The ESP Game’i Google Imagelabeler adı altında kullanmaya başladı bile.</p>
<p>Ne dersiniz? Milyonlarca insanın oyun oynama ihtiyacı yakında bilgisayarların bize yetişmesine sebep olacak mı?</p>
<p>CAPTCHA projesinin resmi <a href="http://www.captcha.net/">web sitesi</a> <span class="tag">ingilizce</span><br />
Amazon&#8217;un mekanik <a href="http://www.hafif.org/yazi/amazonun-mekanik-turku">Türk</a>&#8216;ü <span class="tag">türkçe</span><br />
Amazon&#8217;un mekanik Türk <a href="http://www.amazon.com/Mechanical-Turk-AWS-home-page/b?ie=UTF8&amp;node=15879911">sayfası</a> <span class="tag">ingilizce</span><br />
The Turk <a href="http://www.hafif.org/yazi/the-turk">hakkında</a> <span class="tag">türkçe</span><br />
Luis von Ahn&#8217;ın <a href="http://www.cs.cmu.edu/~biglou/">web sitesi</a> <span class="tag">ingilizce</span><br />
Luis von Ahn&#8217;ın Google&#8217;da yaptığı <a href="http://video.google.com/videoplay?docid=-8246463980976635143">sunum</a> <span class="tag">ingilizce, video</span><br />
<a href="http://www.espgame.org/">The ESP Game</a> <span class="tag">oyun, ingilizce</span><br />
<a href="http://www.peekaboom.org">Peekaboom</a> <span class="tag">oyun, ingilizce</span><br />
<a href="http://www.peekaboom.org/phetch/">Phetch!</a> <span class="tag">oyun, ingilizce</span><br />
<a href="http://images.google.com/imagelabeler/">Google Image Labeler</a> <span class="tag">Google imaj etiketleyicisi, ingilizce</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/amaci-olan-oyunlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">513</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karışık bilgisayarlarda dosya temizliği</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/karisik-bilgisayarlarda-dosya-temizligi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/karisik-bilgisayarlarda-dosya-temizligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jan 2007 01:49:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/karisik-bilgisayarlarda-dosya-temizligi/</guid>

					<description><![CDATA[Windows&#8217;da hep olmasını istediğim bir özellik: bir dizinin olduğu gibi içindeki bütün alt dizinler ile birlikte boyutunu öğrenmek. Ama sanırım performans kaygısıyla Windows bu bilgiyi sadece sorduğunuzda söylüyor. (dizine sağ klik, özellikler/properties). Bilgisayarınızdaki tüm dizinlerin boyutlarını öğrenmek isterseniz, sizi Windirstat isimli bedava programı kullanmaya davet ediyorum. Bütün bilgisayarınızı elden geçirmesi biraz zaman alıyor, ama bitirdiğinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Windows&#8217;da hep olmasını istediğim bir özellik: bir dizinin olduğu gibi içindeki bütün alt dizinler ile birlikte boyutunu öğrenmek. Ama sanırım performans kaygısıyla Windows bu bilgiyi sadece sorduğunuzda söylüyor. (dizine sağ klik, özellikler/properties). Bilgisayarınızdaki tüm dizinlerin boyutlarını öğrenmek isterseniz, sizi <a href="http://windirstat.info">Windirstat</a> isimli bedava programı kullanmaya davet ediyorum. Bütün bilgisayarınızı elden geçirmesi biraz zaman alıyor, ama bitirdiğinde fii tarihinde arkadaşınızdan ödünç aldığınız DVD&#8217;nin kopyası gibi hiç de gerekli olmayan, ama siz farkına bile varmadan gigabaytlarca yerinizi harcayan şeyleri bulmanıza ve imha etmenize yardımcı oluyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/karisik-bilgisayarlarda-dosya-temizligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">526</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bombardıman</title>
		<link>https://chatkapi.com/2007/bombardiman/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2007/bombardiman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jan 2007 00:07:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/bombardiman/</guid>

					<description><![CDATA[Mumlar ile bir eğlence için buraya bakabilirsiniz. Aynı anda hem pong oynayıp hem de bir topu dengede tutabilir misiniz? Jack Black ile Gollum&#8217;dan Grease şarkısı You&#8217;re the One That I Want]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mumlar ile bir eğlence için <a href="http://www.metacafe.com/watch/345290/building_the_amazing_steam_candle/">buraya</a> bakabilirsiniz.<br />
Aynı anda hem pong oynayıp hem de bir topu dengede <a href="http://www.zanorg.com/prodperso/jeuxchiants/doublejeu.htm">tutabilir misiniz</a>?</p>
<p>Jack Black ile Gollum&#8217;dan Grease şarkısı <a href="http://www.youtube.com/watch?v=dG2FzHjzJj8">You&#8217;re the One That I Want</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2007/bombardiman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">528</post-id>	</item>
		<item>
		<title>kızım olsun, yok yok oğlum olsun</title>
		<link>https://chatkapi.com/2006/kizim-olsun-yok-yok-oglum-olsun/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2006/kizim-olsun-yok-yok-oglum-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2006 01:32:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/kizim-olsun-yok-yok-oglum-olsun/</guid>

					<description><![CDATA[En hızlı spermin yumurtayı döllemesi benim için önemli değil diyorsanız, The Fertility Institutes, 20.000$ karşılığında, sperm seçmece yaparak, çocuğunuzun cinsiyetini belirleme imkanı sunuyor. Amerika&#8217;da henüz bu konuda yasal düzenleme olmadığı için, havayolları dergilerine reklam verip, zenginleri avlayaraktan, ufak ve gizli saklı bir endüstriye dönüşmüş bu yöntem. Diğer ülkelerin çoğunda yasaklanmış. Yavaş yavaş eugenics hortluyor diyenler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En hızlı spermin yumurtayı döllemesi benim için önemli değil diyorsanız,  <a href="http://www.fertility-docs.com/fertility_gender.phtml">The Fertility Institutes</a>, 20.000$ karşılığında, sperm seçmece yaparak, çocuğunuzun cinsiyetini belirleme imkanı sunuyor.</p>
<p>Amerika&#8217;da henüz bu konuda yasal düzenleme olmadığı için, havayolları dergilerine reklam verip, zenginleri avlayaraktan, ufak ve gizli saklı bir endüstriye dönüşmüş bu <a href="http://hosted.ap.org/dynamic/stories/S/SEX_SELECTION?SITE=FLPET&amp;SECTION=HOME&amp;TEMPLATE=DEFAULT">yöntem</a>.  Diğer ülkelerin çoğunda <a href="http://212.49.193.187/cps/rde/xchg/hfea">yasaklanmış</a>.</p>
<p>Yavaş yavaş <a href="http://www.slate.com/id/2141968/">eugenics hortluyor</a> diyenler de var. (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Eugenics">eugenics</a>: doğal olmayan seleksiyon marifetilye üstün ırk yaratma niyeti. Darwin&#8217;in kuzeni <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Francis_Galton">Francis Galton</a> tarafından icad edilmiş.) [<a href="http://www.metafilter.com/mefi/52309">metafilter</a>&#8216;dan gördüm.]</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2006/kizim-olsun-yok-yok-oglum-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">520</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ithaca saatleri</title>
		<link>https://chatkapi.com/2005/ithaca-saatleri-sadece-ithaca-new-yorkda-gecen/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2005/ithaca-saatleri-sadece-ithaca-new-yorkda-gecen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2005 03:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=495</guid>

					<description><![CDATA[ithaca saatleri, sadece Ithaca &#8211; New York&#8217;da geçen bir para cinsi. Saati 10 USD. 20 mil çapında bir alan içinde basit alışverişler için kullanılıyor. ilk bakışta çay fişinden farksız bir sistem gibi gözükse de farkı şu: Ithaca Saat&#8217;leri bir saatlik herhangi iş karşılığında ödeniyor. Saç kesmenin de, bebek bakıcılığı yapmanın da, şirket yönetmenin de saati [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ithacahours.com/">ithaca saatleri</a>, sadece Ithaca &#8211; New York&#8217;da geçen bir para cinsi. Saati 10 USD. 20 mil çapında bir alan içinde basit alışverişler için kullanılıyor. ilk bakışta çay fişinden farksız bir sistem gibi gözükse de farkı şu: Ithaca Saat&#8217;leri bir saatlik herhangi iş karşılığında ödeniyor. Saç kesmenin de, bebek bakıcılığı yapmanın da, şirket yönetmenin de saati bir ithaca saati. Dolar&#8217;lar gelip giderken Ithaca Saat&#8217;leri hep Ithaca&#8217;da kalıyor, asgari ücret otomatikman artmış oluyor, Ithaca Saati cinsinden kredi alırsanız faiz ödemiyorsunuz, dostluk kardeşlik içinde bir ticaret ortamı doğuyor, laylaylom.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2005/ithaca-saatleri-sadece-ithaca-new-yorkda-gecen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">495</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ateistler için yas.</title>
		<link>https://chatkapi.com/2005/ateistler-icin-yas/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2005/ateistler-icin-yas/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2005 03:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=493</guid>

					<description><![CDATA[İnsan vücudunda bol bol HCL bulunuyor. Sanatçı Jimmy Loizeau, bu asidi gerekli nesneler (bakır ve çinko) ile birleştirebilirsek, sevdiğimiz birinin cansız vücudundan bir pili dolduracak kadar elektrik elde edebiliriz diyor. Elektrik = Yaşam bunu kabul edersek, ölümden sonra yaşam konsepti bir nevii ispatlanmış oluyor diyor. Tabii pil bitince bir kez daha ölmüş olacaklar, travma üstüne [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudunda bol bol HCL bulunuyor. Sanatçı <a href="http://www.auger-loizeau.com/">Jimmy Loizeau</a>, bu asidi gerekli nesneler (bakır ve çinko) ile birleştirebilirsek, sevdiğimiz birinin cansız vücudundan bir pili dolduracak kadar elektrik elde edebiliriz diyor. Elektrik = Yaşam bunu kabul edersek, ölümden sonra yaşam konsepti bir nevii ispatlanmış oluyor diyor. Tabii pil bitince bir kez daha ölmüş olacaklar, travma üstüne travma..</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2005/ateistler-icin-yas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">493</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Skype ile telefon hackleme</title>
		<link>https://chatkapi.com/2005/skype-hacking/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2005/skype-hacking/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jun 2005 14:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=491</guid>

					<description><![CDATA[Bu haftaki pulpit, çok cin bir fikirden bahsediyor: web&#8217;e bağlı iki bilgisayarı konuşturan Skype&#8216;ı biliyorsunuz. IPDrum diye bir şirket, ağustos ayında bir kablo + yazılım kombosu çıkarıyormuş. Bu kablo, cep telefonunuzu bilgisayarınızdaki skype&#8217;ınıza bağlıyor. Böylece cep telefonunuzu skype için bir el cihazı gibi kullanabiliyorsunuz. Şimdi bu komboya bir de iki belli telefon hattı arasında bedava [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu haftaki <a href="http://www.pbs.org/cringely">pulpit</a>, çok cin bir fikirden <a href="http://www.pbs.org/cringely/pulpit/pulpit20050623.html">bahsediyor</a>: web&#8217;e bağlı iki bilgisayarı konuşturan <a href="http://www.skype.com/">Skype</a>&#8216;ı biliyorsunuz.  <a href="http://www.ipdrum.com/">IPDrum</a> diye bir şirket, ağustos ayında bir kablo + yazılım kombosu çıkarıyormuş. Bu kablo, cep telefonunuzu bilgisayarınızdaki skype&#8217;ınıza bağlıyor. Böylece cep telefonunuzu skype için bir el cihazı gibi kullanabiliyorsunuz.</p>
<p>Şimdi bu komboya bir de iki belli telefon hattı arasında bedava konuşma imkanı sunan cep telefonu servislerini ekleyelim; mesela <a href="http://www.telsim.com.tr/tarifeler/mycep/ceppartnerkontorlu.php">telsim</a>.</p>
<p>Bir telefonunuz bilgisayarınıza IPDrum kablosu ile bağlı, diğer telefonunuz yanınızda, siz sokaktasınız. Evdeki telefonu arıyorsunuz ve IPDrum sizi Skype&#8217;a bağlıyor. Oradan bir kez daha telefon (ya da skypename) çevirebiliyorsunuz. sokaktan Skype&#8217;çılar ile bedava, Skype&#8217;çı olmayanlar ile de normalden çok daha <a href="http://www.skype.com/products/skypeout/rates/">ucuza</a> (<a href="http://www.skype.com/products/skypeout/">skypeout</a> ile) konuşabiliyorsunuz.   Ayrıca Skype&#8217;çıların hepsi size sokakatan bedava ulaşabiliyor&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2005/skype-hacking/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">491</post-id>	</item>
		<item>
		<title>memecodes: başımıza memeor yağacak.</title>
		<link>https://chatkapi.com/2005/memecodes-basimiza-memeor-yagacak/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2005/memecodes-basimiza-memeor-yagacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 May 2005 21:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[hafif.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=497</guid>

					<description><![CDATA[Jan Philipp Lenssen, en sevdiğimiz tür adamlardan biri, bir yerde programcı olarak çalışıyor, minik bir google blog’u tutuyor, google API’sini kullanarak kendi über arama motorunu yazıyor, sosyal deneyler yapıyor, oyunlar programlıyor, elinden çizim yapmak bile geliyor. Bizim MaGna gibi zengin ruhlu birşey yani&#8230; Şimdilerde şöyle kerata bir deneye girişmiş: rastgele kelimelerden oluşan beşbin kadar doküman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Jan Philipp Lenssen, en sevdiğimiz tür adamlardan biri, bir yerde programcı olarak çalışıyor, minik bir <a href="http://blog.outer-court.com/">google blog</a>’u tutuyor, google API’sini kullanarak kendi <a href="http://www.findforward.com/">über arama motoru</a>nu yazıyor, sosyal deneyler yapıyor, <a href="http://www.outer-court.com/goodies/index.htm">oyunlar</a> programlıyor, elinden <a href="http://www.outer-court.com/design/index.htm">çizim</a> yapmak bile geliyor. Bizim <a href="http://twofifty.net">MaGna</a> gibi zengin ruhlu birşey yani&#8230;</p>
<p>Şimdilerde şöyle <a href="http://memecodes.outer-court.com/">kerata bir deney</a>e girişmiş: rastgele kelimelerden oluşan beşbin kadar doküman üretmiş, ve bunları görülebilir yerlere linklemiş. Dolayısıyla bu dokümanlar google ve diğer arama motorları tarafından keşfedilmişler.<br />
<!--break--><span id="more-497"></span><br />
Şimdi içinde bu kelimelerin geçtiği bir arama yapıldığında ve aramayı yapan kişi linke tıkladığında sayfamız doğum yapıyor. Yani aranan kelimeleri de içeren yeni bir versiyonunu üretiyor. Bu yeni sayfa da linkleniyor ve dolayısıyla keşfediliyor. Bunlar olurken üzerine tıklanmamış sayfalardan biri de ölüveriyor. Jan Philipp, bir kaç yıl sonra bu sayfalarda bir takım metinlerin oluşma ihtimalini yüksek buluyor.</p>
<p>Bunları aranma ile beslenen yaratıklar olarak düşünün. Az aranan ölüyor, çok aranan hayatta kalıyor ve yine çok aranma ihtimali yüksek çocuklar doğuruyor. Basit evrim teorisine göre, eninde sonunda neredeyse arama sonuçlarında en yüksek sıralara yerleşmek için tasarlanmış gibi gözüken sayfalar belirecekler.</p>
<p>Bunlar, bizim “kadınlar yatakta ne ister” ya da “Seda Sayan’ın playmen pozları” gibi kıvıllıktan kurtulamayan sayfalarımızın çok gelişkin versiyonları olacaklar ve belki de bir kaç sene sonra google aramalarımızı kirletmeye başlayacaklar.</p>
<p>Google sözkonusu sayfaları tutan siteyi indeksinden çıkaracak, ama bu cins sayfa üretme konsepti bir kere internete bulaştığı için, kurtulamayacak. Spammer’lar ve arama motorlarında sıra pazarlayanlar sitelerini üst sıralara çıkarmak için bu cins sayfaları kullanmaya başlayacaklar. Google başa çıkamayacak. Hiç birşey arayamaz hale geleceğiz. Ya da bir şey arar aramaz sonuçları 100. sayfadan itibaren ciddiye almaya başlayacağız. Google batacak. Bu sene içinde <a href="http://www.google-ipo.com/">edinmeyi umduğumuz hisse senetleri</a> de paçavraya dönüşecek.</p>
<p>Bir süre sonra bu cins sayfaların “sentient being / bilinçli varlıklar” olduklarını, yaşamaya hakları olduğunu savunan insanlar belirecek. Bilinçli sayfaların imha edilmesi <a href="http://www.peta.org/">PETA</a> tarafından protesto edilecek. Hatta belki de kendisini savunabilen sayfalar türeyecek. Atıyorum, sayfanın içinde Kuran/İncil/Tevrat’tan parçalar olacak ve birileri bunları silmek istemeyecek</p>
<p>Jan Philipp’in ismini unutmayalım. Bu enteresan çocuk, yıllar sonra internet&#8217;in sonunu getiren adam ünvanının şanlı sahibi olabilir. Biz de kurtulmuş oluruz.</p>
<p>(not: Yıllar sonra, Jan Philipp&#8217;in minik google blog&#8217;u dediğimiz şey Google&#8217;ı en sıkı takip eden, süper popüler <a href="http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;ct=res&amp;cd=1&amp;url=http%3A%2F%2Fblog.outer-court.com%2F&amp;ei=hYb4RZnIFoG20wTb4Km1AQ&amp;usg=__Vf-bse4lwDrm5p2xAz9Xd9rxgjU=&amp;sig2=pCQ8BLwdp-QOsI_7m3Y_sQ">Blogoscoped</a>&#8216;a dönüşmüş durumda ~2006)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2005/memecodes-basimiza-memeor-yagacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">497</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ırk değil renk</title>
		<link>https://chatkapi.com/2003/irk-degil-renk/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2003/irk-degil-renk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2003 21:38:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[hafif.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=499</guid>

					<description><![CDATA[bizim ırk dediğimiz şeye bioloji&#8217;de alt-tür deniyor. Bir hayvan türünün alt-tür çıkarması, bir grubun izole olup uzunca bir dönem kendi aralarında çiftleşmeleri ve bunu yaparken de ortama ayak uyduramayan varyasyonların yaşayamamaları sonucu olan birşey. bu izolasyon dönemi ne kadar uzun olursa, oluşan alt-tür&#8217;ün DNA&#8217;sı o kadar değişiyor. Bu değişikler bazen hayvanın görünüşünü de değiştiriyor, bazen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>bizim ırk dediğimiz şeye bioloji&#8217;de alt-tür deniyor. Bir hayvan türünün alt-tür çıkarması, bir grubun izole olup uzunca bir dönem kendi aralarında çiftleşmeleri ve bunu yaparken de ortama ayak uyduramayan varyasyonların yaşayamamaları sonucu olan birşey. bu izolasyon dönemi ne kadar uzun olursa, oluşan alt-tür&#8217;ün DNA&#8217;sı o kadar değişiyor. Bu değişikler bazen hayvanın görünüşünü de değiştiriyor, bazen değiştirmiyor. Fakat bazen, DNA o kadar değişiyor ki ortaya yeni bir tür çıkıyor.</p>
<p>Yeni tür demek, bu türün bir üyesi eski türün bir üyesi ile çiftleştiğinde çocuk olmaması demek. alt-türler arası çiftleşilebiliyor, ama genelde birbirlerinden pek hoşlanmıyorlar.</p>
<p>Bu DNA farklılaşmasının bir ölçüsü var. Wright&#8217;s F Statistics ya da Fst. deniyor. iki grubun genetik farkı 0 ise grup tamamen aynı tür, 1 ise tamamen farklı tür demek. Şimdi kaç Fst&#8217;nin ayrı alt-tür demek olduğu konusunda farklı ekoller var. kimileri 0.25 &#8211; 0.30 diyor, kimileri de herhangi bir sayı vermekten kaçınıyor. Hatta birçoğu alt-tür de neymiş, yok öyle birşey, çiftleşebilen herşey aynı türdendir o kadar diyor.</p>
<p>Herneyse. Alt-tür ayrımı için Fst bariyerini nereye koyarsanız koyun, insanların farklı ırkları dediğimiz şeylerin Fst&#8217;leri 0.15&#8217;in üzerine çıkamıyor. Üstelik bu sayı ırk diye nitelediğimiz bütün grupların birbirleri arasındaki farklılığı. Herhangi iki farklı grup incelendiğinde ise 0.08&#8217;in üzerine çıkılamamış.<span id="more-499"></span></p>
<p>İnsanlarda bu alt-tür gelişimi hiç olmamış, çünkü birbirleri ile karşıma konusunda çok ustalar. Hiç bir popülasyon, diğerleri ile karışamayacak kadar izole olmamış.</p>
<p>Farklı Irk farklı ırk diye düşündüğümüz şey, farklı deri renginden öte birşey değil. Deri rengi de popülasyonun yaşadığı bölgenin ne kadar UV ışımasına maruz kaldığından başka birşeye bağlı değil.</p>
<p>Human Genome projesinden beri, insanlar arasında ten rengi ve göz çekikliği dışında, dış görünüşle ilgisi olmayan bilimsel / genetik <a href="https://chatkapi.com//%E2%80%9D"> kayda değer bir fark bulunamamış</a>.</p>
<p>Dolayısıyla mesela, amerikan sağlık bakanlığının, afrikalı amerikalıların genetik olarak kalp ve şeker hastalığına daha meyilli olduğunu söylemesi büyük bir balon. Olay genetikte değil, diyet ve yaşama şartlarında.</p>
<p>Veya, Melanesyalılar ve Pigmeler dünyanın en koyu renkli insanları. Akrabalar diye düşünürsünüz, ama genetik analiz yapılınca ikisi de beyazlarla, birbirlerine olduğundan daha yakın akraba çıkıyorlar.</p>
<p>Zencilerin spora / müziğe ne kadar yatkın olduğu konuşuluyor, oysa mesela genç ve fakir ve dahi olmayan bir zencinin getto kültüründen, çete hayatından kurtulmasının neredeyse tek yolu spor ya da müzik yapmak, dolayısıyla eşek gibi çalışıyorlar.</p>
<p>Decaf kahve içenlerde daha az kanser görülüyor sonuçlu araştırmanın, sonucunu beslemesi gibi birşey bu. Böyle birşey duyan ve sağlığına dikkat etmeye çalışan biri kafeinli kahve içmiyor, ve büyük ihtimalle sağlığına dikkat eden biri olarak kanser de olmuyor. Böylece araştırma kendi sonucunu kendisi doğruluyor.</p>
<p>Herneyse, sadece bir ırka bulaşan hastalık <a href="http://www.google.com/search?num=20&amp;hl=tr&amp;ie=UTF-8&amp;oe=UTF-8&amp;newwindow=1&amp;c2coff=1&amp;q=genetic+weapons+israel&amp;lr=">icad etmeye çalışanların</a> kıçına kapak olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2003/irk-degil-renk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">499</post-id>	</item>
		<item>
		<title>bilimoloji</title>
		<link>https://chatkapi.com/2003/bilimoloji/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2003/bilimoloji/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2003 21:41:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[hafif.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=501</guid>

					<description><![CDATA[akıl hastası, suç ve savaş olmayan bir toplum vaadeden scientology&#8216;i, bir Readers Digest yazısında açık seçik, &#8220;kelime başına bir peni alarak yazı yazmak çok saçma. Eğer insan bir milyon dolar kazanmak istiyorsa, kendi dinini kurmalı&#8221; lafını etmiş bir adam kurmuş. ismi L. Ron. Hubbard&#8230; Öyle bir adam ki, 50&#8217;lerde bir nükleer fizikçi ve bir doktorun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>akıl hastası, suç ve savaş olmayan bir toplum vaadeden <a href="http://www.scientology.org/">scientology</a>&#8216;i, bir Readers Digest yazısında <a href="http://www.xenu.net/roland-intro.html">açık seçik</a>, &#8220;<strong>kelime başına bir peni alarak yazı yazmak çok saçma. Eğer insan bir milyon dolar kazanmak istiyorsa, kendi dinini kurmalı</strong>&#8221; lafını etmiş bir adam kurmuş. ismi <a href="http://www.scientology.org/html/en_US/l-ron-hubbard/meet/index.html">L. Ron.</a> <a href="http://www.scientology-lies.com/re.cgi?http://xenu.ca/pickets/flyers/conman.html">Hubbard</a>&#8230; Öyle bir adam ki, 50&#8217;lerde bir nükleer fizikçi ve bir doktorun ağzından &#8220;<a href="http://www-2.cs.cmu.edu/~dst/Cowen/essays/radiation.html?FACTNet">radyasyon hakkında herşey</a>&#8221; isimli bir kitap yazmış. ve bir sürü bilimsel şeyi kıçından uydurmuş.</p>
<p>biz scientology&#8217;nin adını genelde ünlüler sayesinde duyduk. Tom Cruise olsun, John Travolta olsun, bir sürü ünlü isim, gazete ilanları ile scientology dininin mensubu olduklarını duyurdular.. Şimdi bir çoğu <a href="http://www.chopra.com/">Deepak Chopra</a>&#8216;ya terfii etmiş olsalar da, <a href="http://home.snafu.de/tilman/faq-you/celeb.txt">şurada</a> kocaman ve şaşırtıcı bir &#8220;scientology ünlüleri&#8221; listesi bulabilirsiniz&#8230; <!--break--> (Jenny Elfman, Neil Gaiman, Chick Korea) Gerçi bazıları, şöyle bir takılıp hemen kaçmışlar (Leonard Cohen, William Burroughs, Jerry Seinfeld). pek azı (Stanley Clarke) kurtulduktan sonra, scientology aleyhine birşeyler demiş. Bazıları da anneleri babaları vasıtasıyla olayın içine doğmuşlar (Giovanni Ribisi, Juliette Lewis). Listede benim için en yıkıcı isim, Isaac Hayes. kendisi South Park&#8217;daki Chef&#8217;in sesi&#8230; South Park ki, dünyadaki delilikleri farkına vardırtma ve dalga geçme kalemiz idi&#8230;<span id="more-501"></span></p>
<p>Bu hubbard&#8217;ın yazdıkları iyi, güzel, efendi şeyler. herkes birbirine iyi davransın kardeşim. sorunları konuşa konuşa çözelim işte, şeklinde genel geçer aklıselim yöntemler; bu gün heryerde yok NLP&#8217;dir, yok sevgi çemberidir, yok prizmadır şeklinde karşımıza çıkan kişisel gelişim cart curt yöntemleri şeklinde özetlenebilir. Ve fakat ardında bıraktığı kilise, yani church of scientology, ki Co$ şeklinde kısaltıyorlar, felaket birşey.</p>
<p>Herşeyden önce, adamın yazdığı şeyleri binlerce minik parçalara ve kurslara bölmüşler, ve büyük paralara satıyorlar. Scientology alemin en pahalı dini. Bir çok üyesi evini arabasını filan satmak zorunda kalmış. bir de ortada sır gibi saklanan insanlığı kurtaracak bir teknoloji hikayesi var, ama sır gibi saklandığı için pek bişey bulamadım.</p>
<p>piramit cinsi bir hierarşisi var. insanların belli düzeyleri var. ona göre saygı görüyorlar.. yukarıda görüldüğü üzere artistlere özel ilgi gösteriyorlar. onlar scientology tanıtımı yapıyor, scientology&#8217;de onların film kariyerlerini destekliyor.. &#8220;Look who&#8217;s talking&#8221;in iki başrol oyuncusu da yönetmeni de yukarıdaki listede var mesela.. ayrıca celebrity center isminde sırf ünlülere hizmet veren bir şatoları var.</p>
<p>bir sürü <a href="http://www.scientology-lies.com/whatswrong.html">yalan, şantaj, tehtid, sahtekarlık, dolandırıcılık, insanları odalara hapsetme, çocuklara kötü davranma</a> hikayeleri var. hatta bunların oda hapsi altındayken <a href="http://www.lisamcpherson.com/">bir kadıncağız ölmüş</a>. vesaire, vesaire. (bilmeden konuşuyorum) neredeyse 50 yıllık geçmişi olan bir hikaye bu. dolayısıyla nette <a href="http://www.google.com/search?hl=tr&amp;ie=UTF-8&amp;oe=UTF-8&amp;q=scientology&amp;sa=N&amp;tab=wd&amp;cat=gwd%2FTop&amp;lr=">milyonlarca scientology karşıtı ve taraftarı site</a> var.</p>
<p>mesela:</p>
<p>karşıt sitelerden birinden, mesele hakkında <a href="http://www.xenu.net/archive/scientology_illustrated/">eğlenceli ve resimli bir özet</a>.</p>
<p>70&#8217;lerden kalma bir propoganda kitapçığından inanılmaz bir <a href="http://www.bloodyspew.com/">scientology fotoromanı</a>. (bu blog&#8217;dan tek linke bakacaksanız buna bakın!)</p>
<p>bu aralar Asya&#8217;da çılgın gibi yayılmakta olan scientology&#8217;nin Taiwan&#8217;da resmi bir din olarak tanındığı <a href="http://www.taipeitimes.com/News/taiwan/archives/2003/03/22/199115">haberi</a>.</p>
<p>kült gruplara karşı halkı aydınlatmak üzere kurulmuş, &#8220;Cult Awareness Network&#8221; isimli bir kuruluşu scientology kilisesi <a href="http://www.csj.org/announce/annoucement_archives/can.html">satın almış</a>!!!!</p>
<p>savaş&#8217;tan sonra bağdat <u>hayvanat bahçesi</u>nin yeniden yapılandırılması için, <a href="http://www.scientology.org/en_US/news-media/briefing/iraq/index.html">1 milyon dolar topluyorlarmış</a>.</p>
<p>scientology kilisesi, google&#8217;ı scientology araması yapıldığında düşmanlarımızın yayınladığı telif hakları bizde olan metinler çıkıyor, <a href="http://query.nytimes.com/gst/abstract.html?res=F00814F63B5B0C718EDDAD0894DA404482">diye şikayet etmiş</a>. (hafiforg/hafiforg) Allahtan google kanmamış.. link vermek suç değil çünkü.(bu arada nyt, makalenin tümünü göstermek için $2.95 istiyor. yuh!)</p>
<p>adamın kötü kötü kitapları hep bestseller olmuş. top 10 listelerinde hep gözüksün diye, kilise üyelerine sahip oldukları kitapları bile her fırsatta <a href="http://www-2.cs.cmu.edu/~dst/Library/Shelf/la90/la90-5.html">yeniden almaları</a> istenmiş. <a href="http://www.geocities.com/Area51/Hollow/4087/mm.html">millenium</a>&#8216;da böyle bir bölüm vardı. ama ben deepak chopra ile dalga geçiyor sanmıştım..</p>
<p>böyle işte. kanmayalım.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2003/bilimoloji/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">501</post-id>	</item>
		<item>
		<title>google aklaması</title>
		<link>https://chatkapi.com/2003/google-aklamasi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2003/google-aklamasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2003 21:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[hafif.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=502</guid>

					<description><![CDATA[Bu eski bir mesele. Yazmaya ancak şimdi vakit bulabildim. Buyrun, canımız ciğerimiz google&#8217;ımızın artık dünyanın bir numaralı bilgi kaynağı olmasından kaynaklanan problemlerin ufak bir özeti: 17 Şubat&#8217;ta NY Times&#8217;ın ana sayfasında yer alan bir analizde, dünya kamu oyunda serpilmekte olan anti-savaş hareketleri, ikinci bir süpergücün doğuşu olarak nitelendirilmiş. Bu güçlü metafor çok tutmuş ve bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu eski bir mesele. Yazmaya ancak şimdi vakit bulabildim. Buyrun, canımız ciğerimiz google&#8217;ımızın artık dünyanın bir numaralı bilgi kaynağı olmasından kaynaklanan problemlerin ufak bir özeti:</p>
<p>17 Şubat&#8217;ta NY Times&#8217;ın ana sayfasında yer alan bir analizde, dünya kamu oyunda  serpilmekte olan anti-savaş hareketleri, ikinci bir süpergücün doğuşu olarak nitelendirilmiş. Bu güçlü metafor çok tutmuş ve bir çok STK, savaş karşıtı grup ve kampanya yöneticisi hatta Kofi Annan, metinlerinde &#8220;dünya kamuoyu artık ikinci bir süper güçtür&#8221; temasını kullanmışlar.</p>
<p>Sonra birden bire ortaya <a href="http://cyber.law.harvard.edu/people/jmoore/secondsuperpower.html">şu yazı</a> çıkmış. İki A-list blogger&#8217;ın (çok okunan ünlü blogger&#8217;lara böyle diyorlar artık) <a href="http://www.scripting.com/dwiner/">Dave Winer</a> ve <a href="http://doc.weblogs.com/">Doc Searls</a>&#8216;ın ilgisini çeken, pek yumuşak ve çiçekler böceklerle dolu bu yazı ve hakkında yapılan yorumlar, 42 gün içinde, google &#8220;second superpower&#8221; aramalarını tamamen kaplamış. Böylece google, pek demokratik olduğunu iddia ettiği PageRank&#8217;i ile yeni bir anlamı yeryüzünden tamamen silmiş gibi birşey olmuş&#8230;.<span id="more-502"></span></p>
<p>PageRank bir sayfanın değerini ona verilmiş linklerle tanımlıyor. Tabii bu tanımlama sırasında o linkleri veren kaynakların değeri yüksekse, hesaplanmakta olan değer de yüksek çıkıyor. Yani mesela Dave Winer, ya da <a href="http://www.zeldman.com">Jeffrey Zeldman</a> hafif.org&#8217;a link verse, artık google&#8217;da hep en üst sıralarda çıkacağız..</p>
<p>Başka bir iki mesele:</p>
<p>Hem PageRank&#8217;in durumu böyle, hem de elle oynamalar olduğuna dair deliller var. Mesela bu anlattığım hikayeyi işleyen, <a href="http://www.theregister.co.uk/content/6/30087.html">The Register makalesi</a>, ki kendisi de gayet yüksek değerde bir kaynak, google aramalarından uçup gitmiş.. &#8220;register second superpower&#8221; diye bile arayınca birinci sırada çıkmıyor&#8230; (<a href="http://www.theregister.co.uk/content/archive/30195.html" target="_self">the register</a>)</p>
<p>Nisan ayından beri Google News&#8217;da artık şirketlerin ve lobi gruplarının basın duyuruları da haber muamelesi görüyor.. (<a href="http://www.theregister.co.uk/content/6/30112.html" target="_self">the register</a>)</p>
<p>Saçma sapan teenager blog&#8217;larının arama sonuçlarını kirletmesi diye bir fenomen oluşmuş. Google <a href="http://www.blogger.com">Blogger</a>&#8216;ı satın alması sonucu, &#8220;groups&#8221;, &#8220;news&#8221; gibi tab&#8217;lerinin yanına &#8220;blogs&#8221; diye yeni bir tab ekleyecekmiş. Ancak normal arama sonuçlarından blog&#8217;ların ayıklanıp ayıklanmayacağı daha bilinmiyor. Ama umuluyor.. (<a href="http://www.theregister.co.uk/content/6/30621.html">the register</a>), (<a href="http://slashdot.org/comments.pl?sid=62802&amp;threshold=1&amp;commentsort=3&amp;tid=96&amp;mode=nested&amp;cid=5860481">slashdot</a>), (<a href="http://www.wired.com/news/business/0,1367,58838,00.html">wired</a>)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2003/google-aklamasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">502</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Wired Temmuz 1995</title>
		<link>https://chatkapi.com/2001/wired-temmuz-1995/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2001/wired-temmuz-1995/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 May 2001 21:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[hafif.org]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//?p=468</guid>

					<description><![CDATA[Bu kapagi buraya koydum cunku Richard Dawkins&#8217;in kafasinin kenarinda &#8220;Dunyasal bag kurun!&#8221; yaziyor. Bu sayiyi gordugumde cok sasirmistim. Sonra anladim, megersem her ay baska bir dilde ayni sey yaziyormus.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://chatkapi.com/assets/image.png"><img loading="lazy" decoding="async" width="855" height="1024" data-attachment-id="1235" data-permalink="https://chatkapi.com/2001/wired-temmuz-1995/image-280/" data-orig-file="https://chatkapi.com/assets/image.png" data-orig-size="1336,1600" data-comments-opened="1" data-image-meta="{&quot;aperture&quot;:&quot;0&quot;,&quot;credit&quot;:&quot;&quot;,&quot;camera&quot;:&quot;&quot;,&quot;caption&quot;:&quot;&quot;,&quot;created_timestamp&quot;:&quot;0&quot;,&quot;copyright&quot;:&quot;&quot;,&quot;focal_length&quot;:&quot;0&quot;,&quot;iso&quot;:&quot;0&quot;,&quot;shutter_speed&quot;:&quot;0&quot;,&quot;title&quot;:&quot;&quot;,&quot;orientation&quot;:&quot;0&quot;}" data-image-title="image" data-image-description="" data-image-caption="" data-large-file="https://chatkapi.com/assets/image-855x1024.png" src="https://chatkapi.com/assets/image-855x1024.png" alt="" class="wp-image-1235" srcset="https://chatkapi.com/assets/image-855x1024.png 855w, https://chatkapi.com/assets/image-251x300.png 251w, https://chatkapi.com/assets/image-768x920.png 768w, https://chatkapi.com/assets/image-1283x1536.png 1283w, https://chatkapi.com/assets/image-1200x1437.png 1200w, https://chatkapi.com/assets/image.png 1336w" sizes="auto, (max-width: 855px) 100vw, 855px" /></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kapagi buraya koydum cunku Richard Dawkins&#8217;in kafasinin kenarinda &#8220;Dunyasal bag kurun!&#8221; yaziyor. Bu sayiyi gordugumde cok sasirmistim. Sonra anladim, megersem her ay baska bir dilde ayni sey yaziyormus. </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2001/wired-temmuz-1995/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">468</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Woz Büyücüsü: bir teknoloji masalı</title>
		<link>https://chatkapi.com/2001/woz-buyucusu-bir-teknoloji-masali/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/2001/woz-buyucusu-bir-teknoloji-masali/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2001 01:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[yeniyüzyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/woz-buyucusu-bir-teknoloji-masali/</guid>

					<description><![CDATA[Önce, kim olduğu hakkında en ufak bir fikri bile olmayanları aydınlatalım: Stephen Gary Wozniak, (halk arasında Woz diye biliniyor) Steve Jobs ile birlikte Apple Computer&#8217;in kurucularından. Bu ikilinin Dünyanın PC endüstrisine şöyle bir katkıları olmuş: insanlar tarafından satın alınabilir ilk bilgisayarları yapmışlar. Aslında bunları Woz, şahsen tasarlamış ve elde havya yapmış. Kesinlikle muzip, eğlenceli, ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önce, kim olduğu hakkında en ufak bir fikri bile olmayanları aydınlatalım: Stephen Gary Wozniak, (halk arasında Woz diye biliniyor) Steve Jobs ile birlikte Apple Computer&#8217;in kurucularından. Bu ikilinin Dünyanın PC endüstrisine şöyle bir katkıları olmuş: insanlar tarafından satın alınabilir ilk bilgisayarları yapmışlar. Aslında bunları Woz, şahsen tasarlamış ve elde havya yapmış.</p>
<p>Kesinlikle muzip, eğlenceli, ve garip bir adam. Bin bir türlü telefon şakası, lisede okula tik tak eden paketler bırakmalar, üniversitede televizyonda futbol seyredilirken maçın en heyecanlı yerinde parazit yapma aletiyle sporcuları çıldırtmalar. Kısacası her türlü elektronik muziplik ondan sorulurmuş.</p>
<p>Sanırım gözü hiç yükseklerde olmamış. Üniversiteden sonra HP&#8217;de mühendis olarak çalışmaya başlamış. İşinden ve maaşından çok, ama çok memnunmuş. Onlara bir bilgisayar yapmayı teklif etmiş, ama kabul etmemişler. Woz da Steve Jobs ile oturup evinin garajında canının istediği ilk bilgisayarı yapmış. Çünkü bütün istediği buymuş.<span id="more-525"></span></p>
<p>Ama Jobs&#8217;un hırsı ve ticari kafası sayesinde bugünlerin kişisel bilgisayar devi Apple Computer kurulmuş. Woz için işin bundan sonrasının hiç tadı olmamış. Nitekim, bir süre sonra Apple Computer&#8217;i bırakıp kendi şirketini kurmuş.</p>
<p>Woz&#8217;un çılgınca yaratıcı biri, ya da bir bilgisayar dehası olmadığının ilk işareti bence burada. Kendi şirketini kurduktan sonra tasarlayıp satmak istediği ilk ürün, her aleti kontrol edebilen bir uzaktan kumanda. Ne yeni bir teknoloji, ne de dahiyane bir ürün. Ama Woz Apple&#8217;dan kazandığı hazinenin bir kısmını bu tip projelerle harcamış. O sadece konusunu çok iyi bilen (ama çok iyi) bir mühendis.</p>
<p>Bir ara rock konserleri düzenlemiş, çok para batırmış. İki kez evlenip boşanmış her boşanmadan da mal varlığının yarısını vererek çıkmış. Los Gatos, California&#8217;da kendine kocaman bir ev almış. Ev çok güzel, ama Los Gatos halkı fena kazıklandığını söylüyor. Adamın parasıyla arası hiç iyi değil. Sanırım bunlar pek umurunda da değil. Los Gatos okullarının neredeyse hepsinin bilgisayar laboratuarlarını o yapmış. Ve hala, sırf zevk için beşinci ve sekizinci sınıflara bilgisayar dersi veriyor.</p>
<p>Şu andaki tek saplantısı çocuklar. Çok iyi bir öğretmen ve çocuklara bir şey öğretmek onu çılgınca mutlu ediyor. &#8220;Belki, bu çocuklardan biri, bir gün her şeye farklı bir açıdan bakacak&#8221; diyor.</p>
<p>Bilgisayar endüstrisinin, o bırakalı beri aldığı yoldan hiç memnun değil. İnsanların teknoloji korkusunun, her zaman en hızlı en kuvvetli bilgisayarı isteme hırsına çevrildiğini düşünüyor. Ona kalırsa her şey çok daha ince düşünülmeli ve nasıl daha verimli çalışacağına karar verilmeli. Bu yüzden, teknolojinin güçlenmesinin duracağı zamanı bekliyor. (Biliyoruz ki, tahminen 2008&#8217;den itibaren artık daha hızlı CPU üretilemeyecek.) Hız için teknolojiye değil, kodun verimliliğine güvenmeliyiz, kafa yormalıyız diyor.</p>
<p>Kendisi de hiç büyümeyecek cinsten bir bebek olan Woz&#8217;un, bebeklerle ilgili bir hikayesi ile bitirelim:<br />
Woz, her zaman enteresan telefon numaraları peşinde koşmuş. Sonunda 888-88-8888 numarasını ele geçirmiş. Ama günde neredeyse yüz yanlış telefon geliyormuş. Genelde karşı taraftan hiç ses duyulmuyor, nadiren televizyon ya da konuşan insanlar duyuyormuş. Bir gün, yine böyle telefonlardan birini dinlerken, birinin &#8220;N&#8217;apıyosun, çabuk kapat onu!&#8221; dediğini duymuş. Sonunda olayı çözmüş&#8230; Bebekler, telefonu açıp hep aynı tuşa basıyorlar, çıkan bip sesini hayranlıkla dinliyorlarmış. Son jenerasyon ilk telefon konuşmasını yapıyor, ve hepsi de Woz&#8217;u arıyorlarmış.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/2001/woz-buyucusu-bir-teknoloji-masali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">525</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bryan Winter&#8217;ın rezil olma vakası</title>
		<link>https://chatkapi.com/1999/bryan-winterin-rezil-olma-vakasi/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/1999/bryan-winterin-rezil-olma-vakasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 May 1999 01:46:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[yeniyüzyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/bryan-winterin-rezil-olma-vakasi/</guid>

					<description><![CDATA[Washington&#8217;da bir hafta sonu. İki adet çok çalışmış insan gece bir dans mekanında tanışırlar. Dans eder, eğlenir ve e-mail adreslerini değiştirirler. Pazartesi sabahı kadın, adama tipik bir &#8220;Birbirimizi daha yakından tanıyalım&#8221; mesajı atar. Dikkatle tasarlanmış, fazla üstüne düşmeyen, çok flört etmeyen, ama adamın cesaretini de kırmayan bir e-mail. Aynı tonda bir mesaj yazacağına adam, dürüst [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Washington&#8217;da bir hafta sonu. İki adet çok çalışmış insan gece bir dans mekanında tanışırlar. Dans eder, eğlenir ve e-mail adreslerini değiştirirler. Pazartesi sabahı kadın, adama tipik bir &#8220;Birbirimizi daha yakından tanıyalım&#8221; mesajı atar. Dikkatle tasarlanmış, fazla üstüne düşmeyen, çok flört etmeyen, ama adamın cesaretini de kırmayan bir e-mail. Aynı tonda bir mesaj yazacağına adam, dürüst davranmaya karar verir ve şöyle der:</p>
<blockquote><p>&#8220;Şu anda ciddi ve sistematik bir şekilde hayatımı paylaşabileceğim birini arıyorum. Sen iyi bir insana beziyorsun, ve inan bunu seni kırmak için söylemiyorum, ama e-mail&#8217;le 20 soru oynamaya vaktim yok. Cumartesi gecesi beş kızla tanıştım, bunlardan üçüyle ilk kahve randevumu ayarladım ve dansa her gittiğimde yenileriyle tanışıyorum&#8230; Üstelik haftada en az üç kere dansa gidiyorum. Önüme engeller koyan kadınları hemen eliyorum. Bunu, kötü bir şey yaptıklarını düşündüğümden, ya da çok kendini beğenmiş olduğumdan değil, sadece vaktimi daha ekonomik kullanabilmek için yapıyorum.</p>
<p>Bu şehirde randevulaşmanın kadınlar için korkutucu ve zor olduğunu biliyorum. Ama şunu bil ki bu erkekler için de zor. Aklında tutman gereken en önemli şey, ilişki kurma işini tamamıyla erkeğe bırakmamayı kabul etmiş binlerce kadınla direkt rekabet içinde olduğun. Üstelik bir çoğu yakında oturuyor&#8230;</p>
<p>Belki seninle bir kez dans etmiş olmaktan çok etkilenmiş, ve taa banliyödeki evine ulaşabilmek için sana bir sürü e-mail yazmayı göze alabilecek bir erkekle tanışabilirsin. Ama belki de tanışamazsın. Hem, eğer böyle bir insan varsa, ve günün birinde yollarınız kesişirse, bu kadar çaresiz birinin sana verebileceği ne olabilir?<br />
&#8211;Bryan Winter &#8221;
</p></blockquote>
<p>&#8220;Küstah şey!&#8221; Kadın ona bir ders vermeye karar verir. Mesajını kesip yapıştırır ve şu metinle birlikte arkadaşlarına yollar:</p>
<blockquote><p>&#8220;Bu e-mail&#8217;in yüz binlerce genç kadın tarafından görüldükten sonra ona geri dönmesi ümidiyle&#8230; Lütfen bir arkadaşınıza iletin.&#8221;</p></blockquote>
<p>Onlar başkalarına, onlar başkalarına ve onlar da başkalarına, ve saire ve saire,&#8230;</p>
<p>Bir kaç gün içinde mesaj, dünyayı birkaç kez turlamış, tahminen 10.000 kişi (Salon&#8217;un yazarı Gentry Lane&#8217;in algoritmasına dayanarak) Bryan Winter&#8217;in küstah mesajını okumuştu. Mesajı alanların birçoğu üzerine kendi yorumlarını da eklemiş, mesajın tepesine &#8220;Hasta bu adam!&#8221;, &#8220;Ne biçim bir herif bu?&#8221;, &#8220;Bu adam vurulmalı!&#8221; şeklinde cümleler eklenmişti. Mesajların subject satırı sürekli değişse de yukarıdaki metine hep sadık kalınmıştı.</p>
<p>Bir süre sonra birilerinin aklına Washington bölgesinde kimlik tespiti yapmak geldi. Bu sefer e-mail mesajlarına telefon numarası ve ev adresi de eklendi. Telefon numarası enteresan bir şekilde servis dışı olmuş, ama adamın e-mail adresinin aranması sürüyordu. Birden bire ülkedeki bütün Bryan Winter&#8217;lar şüpheli konumuna düşmüştü. Aynı sirkülasyona şu mesaj da eklendi:</p>
<blockquote><p>&#8220;İsmim -ne yazık ki- Bryan Winter. Günlerdir bu e-mail&#8217;leri alıyorum ve artık gerçekten çıldıracağım. Bu terbiyesizin kim olduğunu bilmiyorum, ama ben değilim. Bu yüzden beni lütfen listenizden çıkarın, ve bu mesajı, birincisini forward ettiğiniz gayretle dağıtın.&#8221;</p></blockquote>
<p>Makalenin hikaye kısmı burada bitiyor. Gerisini tercüme edip Gentry Lane&#8217;e terbiyesizlik yapmaya niyetim yok. Okumak isterseniz tam adresi: <a href="http://www.salon.com/health/sex/urge/1999/05/11/bryan_winter/index.html">şurası</a>.</p>
<p>Bu hikayenin bence enteresan kısmı, ne kadar çok insanın kaynağını sorgulamadan hikayelere tüm kalbiyle inanıyor olması. Üstelik nefret ve kınama hislerini bildirmeye de çok meraklılar. Evet, bu mesaj onlara yakın çevrelerinden geliyor, ve onlar da yakın çevrelerine yolluyorlar. Böylece zincirin ilk halkası, forward edenin bu hassas mesele hakkındaki dünya görüşünü öğreniyor. Mesaj, forward edenin duruşunu yansıtarak, &#8220;aman da ben şöyle bir insanım, böyle bir insanım&#8221; şeklinde yayılmaya devam ediyor. Bu görüş bildirme furyası da böyle zincirleri günlerce besliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/1999/bryan-winterin-rezil-olma-vakasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">524</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eline bilgisayar verilmiş çocuk ne yapar?</title>
		<link>https://chatkapi.com/1998/eline-bilgisayar-verilmis-cocuk-ne-yapar/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/1998/eline-bilgisayar-verilmis-cocuk-ne-yapar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 1998 01:44:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[yeniyüzyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/eline-bilgisayar-verilmis-cocuk-ne-yapar/</guid>

					<description><![CDATA[Ailesi çocuğa büyük fedakârlıklar sonucu bir bilgisayar almıştır. Çünkü bilgisayar, onların gözünde yabancı dil gibi, çocuğun boynuna takılacak bir incidir. Gelgelelim, çocuk mütemadiyen oyun oynamakta, ya da IRC&#8217;de [ayarsi] &#8220;ehueheue&#8221; gibi kelimeler yazarak bir takım tanımadığı, ne idüğü belirsiz insanlarla konuşmaktadır. Hatta aile fertlerinden birinin birgün monitörde çıplak bir kız ya da erkek gördüğü rivayet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ailesi çocuğa büyük fedakârlıklar sonucu bir bilgisayar almıştır. Çünkü bilgisayar, onların gözünde yabancı dil gibi, çocuğun boynuna takılacak bir incidir. Gelgelelim, çocuk mütemadiyen oyun oynamakta, ya da IRC&#8217;de [ayarsi] &#8220;ehueheue&#8221; gibi kelimeler yazarak bir takım tanımadığı, ne idüğü belirsiz insanlarla konuşmaktadır. Hatta aile fertlerinden birinin birgün monitörde çıplak bir kız ya da erkek gördüğü rivayet edilmektedir.</p>
<p>Baba, çocuğun odasının önünden geçerken, karanlıkta yüzüne monitörün ışığı yansımış, sırıtan evlâdını görmekte, &#8220;Aman Yarabbim, ben ne yaptım, ne yarattım?&#8221; diye sormaktadır. Bilgisayar alındıktan sonra, raflara dizilmiş eğitim CD&#8217;leri bir kenara atılmıştır. Ama ingilizce konusunda gelişme vardır. Çocuk, bol bol nuke [nyuk] diye bir şey yediğinden ve attığından bahsetmektedir. Ayrıca &#8220;cool&#8221;, [kuğl], &#8220;lame&#8221; [leym], &#8220;crack&#8221; [krek] gibi sözcükler de dağarcığından arasıra dökülüvermektedir. (Korkuya gerek yoktur, bu atılan ve yenilen nyuk, son moda bir uyuşturucu değil, karşı tarafın bilgisayarını Net&#8217;ten düşürmeye yarayan bir muziplikten ibarettir.) Arasıra bilgisayar bozulmakta ve zıttırbıttırının tamiri için 100 dolar istenmektedir. Kabaran telefon ve Internet faturası da cabasıdır. Çocuktan sürekli somut bir ilerleme beklenmekte, &#8220;Bu bilgisayarı almamız ne işe yaradı, evlâdım?&#8221; diye sorulmaktadır. Çocuk ise bu soruları ustalıkla geçiştirmekte, &#8220;E.. öğreniyorum işte!&#8221; demektedir. Bu belirsizlik ortamı ve aile-çocuk iletişimsizliği durumunda, Aile&#8217;nin içini rahatlatmak da, naçizane Web yazarınıza düşmektedir.</p>
<p>Kabul etmeniz gereken şey şu: Eğer bilgisayardan çocuğunuza akan bilgi, rüzgar gibi fiziksel birşey olsaydı, çocuğunuzun monitör karşısında saçları uçuşurdu. Bilgisayar öğrenmek denen şey, sadece karşılaştığınız sorunlarla ilgili. Her sorun, farklı bir beyin jimnastiği. Ve şu müthiş zevkli oyunu oynamanız için, önce şu saçma donanım problemini çözmeniz gerekiyor. Oyunlar ve IRC gibi şeyler, çocuğun verilen acı hapı yutabilmesi için eklenmiş tatlandırıcı gibi. Bol oyun oynayan ve Net&#8217;e çıkan bir çocuk, artık IRQ çakışması, Windows çökmesi, driver bulma, nyuk atma ve tutma, Web sitesi yapma, gibi adını sanını duymadığınız ağır konularda bilgi sahibi bir uzmandır. Ve bilgisayarcı böyle kurcalayarak olunur. Bilin ki, eğer başına oturuyorsa birşeyler öğreniyordur. Yani boynuna inci kolyeyi takma konusunda başarılısınız. Hatta yavaş yavaş kendinize de bir inci kolye edinmenin zamanı gelmiş olabilir. (Çocuğunuzun bilgisayarına sulanmayın, kendinize yeni bir tane alın. Hatta ona yeni bir tane alın ve siz onun eski bilgisayarını kullanın. Çok sevinir.)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/1998/eline-bilgisayar-verilmis-cocuk-ne-yapar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">523</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gurunuzu nasıl hoş tutarsınız</title>
		<link>https://chatkapi.com/1998/gurunuzu-nasil-hos-tutarsiniz/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/1998/gurunuzu-nasil-hos-tutarsiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 1998 01:41:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[yeniyüzyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/gurunuzu-nasil-hos-tutarsiniz/</guid>

					<description><![CDATA[Bilgisayar öğrenmek, biraz düşününce, bir zanaat öğrenmeye çok benziyor. Yapayalnız öğrenmeniz zor. Muhakkak danışacak, size birşeyler öğretecek birilerine ihtiyacınız var. En azından aradığınız bilgiye ulaşmanın yolunu öğrenene kadar. Burada devreye, sizin mahallenizde de muhakkak bir tane bulunan bilgisayar delisi tabir edilen şahıslar giriyor. Gurular, size yol gösteriyor, öğretiyor ve problemlerinizi çözüyorlar. Şimdi kısa bir reklam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgisayar öğrenmek, biraz düşününce, bir zanaat öğrenmeye çok benziyor. Yapayalnız öğrenmeniz zor. Muhakkak danışacak, size birşeyler öğretecek birilerine ihtiyacınız var. En azından aradığınız bilgiye ulaşmanın yolunu öğrenene kadar. Burada devreye, sizin mahallenizde de muhakkak bir tane bulunan bilgisayar delisi tabir edilen şahıslar giriyor. Gurular, size yol gösteriyor, öğretiyor ve problemlerinizi çözüyorlar. Şimdi kısa bir reklam arası verip kendi guruluğumdan bahsedeceğim.</p>
<p>Neredeyse ömrümün yarısı boyunca birilerine bilgisayar yaptım. Hatta birara &#8220;Yeter artık, para alacağım!&#8221; diyerek, hayatımı böyle kazanmayı bile denedim. Fena para da kazanmıyordum doğrusu. Kurduğum her bilgisayar için $100 alıyor, New York seyahatine 4 bilgisayar kaldı, 3 bilgisayar kaldı diyerek etrafta dolaşıyordum. O New York seyahatinden sonra vazgeçtim. Artık para karşılığı bilgisayar yapmıyordum, ama çok geçti, çünkü çoktan tanıdığım herkesin bilgisayar bakanı olmuştum. Eve bozuk bilgisayar yağıyordu. Aynı anda 8-9 makineyle uğraştığım oluyordu. Bedava verdiğim bu servis karşılığında bir kere fırça bile işittim. Yavaş yavaş, &#8220;Hayır, yapamam, vaktim yok.&#8221; demeyi öğrendim. Şimdi sadece dostlarıma, o da vaktim varsa yardım ediyorum.</p>
<p>Bu yüzden bu müessese hakkında biraz düşünmüşlüğüm var. Ve size bu cins insanlara nasıl davranılması gerektiğini anlatan minik bir rehber hazırladım.</p>
<p><strong>Birşeyler bildiğinizi göstermeye çalışmayın</strong><br />
Bu gurunuzun umrunda bile değildir. O sizin aptal olduğunuzu düşünmüyordur. Bu yüzden ona akıllı olduğunuzu ispat etmek için, saçma sapan şeylerden bahsetmek, &#8220;AGP PCI&#8217;dan dört kat hızlıymış di mi, abi?&#8221; şeklinde cümleler kurmak zorunda değilsiniz. Zaten tahminen adamcağızın 300 bilmemkaçıncı hastasıysanız, o anda tek düşündüğü probleminizi çözüp, sizi yollamaktır.</p>
<p><strong>Problemlerinizi bir kerede söyleyin</strong><br />
Gurunuz probleminizi çözdükten, ve yavaş yavaş sizi geçirme hazırlıkları yapamaya başladıktan sonra, &#8220;Şunu da bi halletsen, abi&#8221; diyerek, karşısına yeni bir sorun çıkarmayın. Gurunuzun, her vaka için ayırdığı vaktin geçmesine tahammülü yoktur.</p>
<p><strong>Yağlamayın</strong><br />
&#8220;Bu işi çözmek, senin gibi bir bilgisayar dahisinin en fazla beş dakkasını alır.&#8221; gibi cümleler kurmayın. Gurunuz, bir dahi olmadığının, en fazla mahallenin usta bilgisayarcısı olduğunun farkındadır.</p>
<p><strong>Başka gurulardan bahsetmeyin</strong><br />
Teyzenizin Amerika&#8217;daki oğlunun Harward&#8217;dan burs almış olması veya Lucas Arts&#8217;da staj yapıyor olması, inanın gurunuzu kıskandıracak ve üzecektir. O size bedavadan hizmet verirken, sizin onun ruh sağlığıyla oynamanız büyük haksızlıktır.</p>
<p><strong>Hardware sormayın</strong><br />
Yani, hiç değilse her karşılaştığınızda sormayın. Gurunuz piyasaya çıkan bütün donanım ürünlerini test edip hangisinin daha iyi olduğunu bilmek ve bildirmek zorunda değildir. Bu tip konuları araştırmak için Internet&#8217;te geçireceğiniz yarım saat, gurunuzun sizin için geçireceği yarım saatle aynı uzunluktadır.</p>
<p><strong>Tembel beyin olmayın</strong><br />
İcab ediyorsa not alın ve aynı şeyi iki kere sormayın. Gurunuzun tahammül edemediği şeylerden biri, 30 saniye düşünseniz cevabını bulacağınız soruların ona sorulmasıdır.</p>
<p><strong>&#8220;Bu niye çalışmıyor?&#8221; diye sormayın.</strong><br />
Uzaktan bakarak anlayamaz. Zaten bu ne biçim bir soru. Sanki anlatsa anlayacaksınız. Bozuk işte.</p>
<p>Bu kurallara riayet ederseniz, gurunuz sizi pek sevecek, bir dahaki sorunununuzda afakanlar basmadan yardımcı olmaya çalışacaktır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/1998/gurunuzu-nasil-hos-tutarsiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">522</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Monitörle yatan şaşı kalkar</title>
		<link>https://chatkapi.com/1998/monitorle-yatan-sasi-kalkar/</link>
					<comments>https://chatkapi.com/1998/monitorle-yatan-sasi-kalkar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 1998 01:32:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[yeniyüzyıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://chatkapi.com//yazi/monitorle-yatan-sasi-kalkar/</guid>

					<description><![CDATA[Bu gün bilgisayarların sebep olduğu sağlık sorunlarından bahsedeceğim. Yaklaşık on yıldır her gün bilgisayar karşısında 4 ila 14 saat oturuyorum. Hayatımı geçirmek için seçtiğim bu yöntem, sağlığıma iyi gelmiyor. Geçen sene sıkı bir çalışma dönemi ertesinde gözümün önünde parlayan güneşler, objelerin etrafında ışıklı hâreler görmeye başlayalı beri bunun farkındayım. Ayrıca, boynum, sırtım ve bileklerim ağrıyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu gün bilgisayarların sebep olduğu sağlık sorunlarından bahsedeceğim. Yaklaşık on yıldır her gün bilgisayar karşısında 4 ila 14 saat oturuyorum. Hayatımı geçirmek için seçtiğim bu yöntem, sağlığıma iyi gelmiyor. Geçen sene sıkı bir çalışma dönemi ertesinde gözümün önünde parlayan güneşler, objelerin etrafında ışıklı hâreler görmeye başlayalı beri bunun farkındayım. Ayrıca, boynum, sırtım ve bileklerim ağrıyor. Gözlerimin bir gün içinde bir şeye dikkatlice bakma süresinin bir limiti var. Ki çağdaş insan hayatı, birşeylere (yola / sinema perdesine / televizyona / monitöre / konuşan arkadaşınıza) dikkatlice bakarak geçiyor.</p>
<p><strong>Ağrılar</strong><br />
Kas ağrılarının genel ismi RSI (repetitive stress injury / tekrarlanan gerilme hasarı). Fazla yazı yazmaktan elde olanına Carpal Tunnel Syndrome deniyor. Kaslarınızı fazla zorladığınızda vücut, kas hücrelerine giden oksijeni kesiyor ve hücreler anaerob yaşama şekline geçiyorlar. Bunu yapabilmek için de canınızı yakan laktik asit salgılıyorlar. Bunları bioloji dersinden ve aylardan beri yaptığınız ilk futbol maçı / spor faliyeti sonrasında çektiğiniz ağrılardan hatırlarsınız. Bilgisayar karşısında fazla yazmak, yanlış oturmak gibi şeyler de aynı sonuca yol açıyor. Bunun çaresi yok. Sadece rahatlatıcı önlemler var. Daha ergonomik koltuk, klavye, bilek destekleri gibi yardımcı olmaya çalışan nesneler etrafında gelişmiş kocaman bir endüstri bile var. Ama RSI hakkında hiç bir zaman yeterli araştırma yapılmamış, hiç ciddiye alınmamış.</p>
<p>İşte bulabildiğim kaynaklar:<br />
RSI hakkında yararlı bilgiler: <a href="http://www.amara.com/aboutme/rsi.html" target="_blank">http://www.amara.com/aboutme/rsi.html</a><br />
Klavye başı hasarları FAQ&#8217;ı: <a href="http://www.tifaq.com/" target="_blank">http://www.tifaq.com</a><br />
Bilgisayar RSI&#8217;leri hakkında yararlı bilgiler: <a href="http://www.engr.unl.edu/ee/eeshop/rsi.html" target="_blank">http://www.engr.unl.edu/ee/eeshop/rsi.html</a></p>
<p><strong>Göz yorulması sorunu</strong><br />
Bilgisayarla çalıştıktan sonra güneşler, nesnelerin etrafında ışıklı hâreler görmek, flu görmek, sulu görmek, çift görmek, baş ağrısı, yorgunluk gibi şeyler çekiyorsanız. Yaşadığınız şeyin ismi, VDT Eyestrain (Video display terminal eyestrain / Video ekranı göz yorulması). Yılların araştırması sonucu çıkmış bir yapılması gerekenler listesi var. Örneğin filtre kullanmak, dış ışığı ayarlamak, etrafı karartmak, monitörü temiz tutmak anti-glare gözlükler kullanmak gibi. Ancak bunlar demin bahsettiğim arızaları gidermiyor. Meğerse sorun bambaşkaymış. Ve bunu PRIO isimli bir özel şirket çözmüş. Anlatıyorum: Her insanın dark focus denilen bir mesafesi var. Dalıp gittiğinizde gözlerinizin baktığı mesafe gibi birşey. Gözleriniz hiç birşeye bakmazken hatta karanlıktayken fokus ettiğiniz nokta. Her insanda mesafesi değişiyor. Herhangi başka birşeye fokus ettiğiniz zaman, gözünüz dark focustan çıkıp nesneye bakarken belirli bir efor sarfediyor. Bu arada monitörünüz de sizi mütemadiyen bunu yapmaya zorluyor. Çünkü monitör görüntüleri Gaussian görüntüler, yani ortaları en keskin, kenarlara doğru flulaşıyorlar. Flu yerler gözünüzü dark focusa itiyor ve üç dört saatlik bir seans sonunda ortalama 25.000 kez gözünüz fokus değiştiriyor. PRIO gözlük ve reçeteleri bu sorunu şöyle hallediyorlar. Test cihazı dark focusunuzun uzaklığını ölçüyor ve monitörünüzle aynı yakınlığa getiren bir gözlük hazırlanıyor. İki fokus noktası üstüste gelince acıdan kurtuluyorsunuz. Türkiye&#8217;de PRIO sistemi var mı bilmiyorum, ama çok çalışınca insanları azizler gibi ışıklı gördüğümden, deli gibi arayacağım. Bulduğumda size de haber vereceğim. Şimdilik sorunun çözülmüş olduğunu öğrenmek bile beni mutlu etti.</p>
<p>PRIO hakkında daha fazla bilgi için, <a href="http://www.prio.com/" target="_blank">http://www.prio.com</a> Ayrıca bilgisayar ve sağlık sorunları araştırmasını yaparken rastladığım ve bu gün anlattığım çoğu şeyi öğrendiğim makalenin adresi de, <a href="http://www.online-magazine.com/ouch.htm" target="_blank">http://www.online-magazine.com/ouch.htm</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://chatkapi.com/1998/monitorle-yatan-sasi-kalkar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">521</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
