<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457</atom:id><lastBuildDate>Fri, 04 Nov 2011 20:13:51 +0000</lastBuildDate><category>İletişim</category><category>Dijital Kültür</category><category>Başarılı Çalışmalar</category><category>Medya</category><category>Etik</category><category>Araştırmalar</category><category>Sosyal Medya</category><category>Strateji</category><category>Kriz İletişimi</category><category>PR Ölçümleme</category><category>Kişilerarası İletişim</category><category>Girisimcilik</category><category>Marka</category><category>İç İletişim</category><category>Online İtibar Yönetimi</category><category>İtibar</category><category>Web ve PR</category><category>Halkla İlişkiler Kariyer ve Meslek</category><category>Kurumsal Sosyal Sorumluluk</category><title>COMM101</title><description></description><link>http://comm101tr.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (UÖ)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>60</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-8172903809619350850</guid><pubDate>Wed, 26 Oct 2011 08:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-10-26T04:10:25.082-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Etik</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Medya</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Sosyal Medya</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kurumsal Sosyal Sorumluluk</category><title>Sosyal Medya X Sosyal Etki = ?</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Van Depremi ile sosyal medyanın doğal akışı içinde insanların nasıl organize olabildiğini, büyük kesimlere nasıl erişim sağlayabildiğini, bilgi edinme ve paylaşma ihtiyacının nasıl hızlı doyurabildiğini, kampanyalara destek çağrısının nasıl yanıt bulabildiğini hatta ve hatta doğal bir afette insan canını kurtarma konusunda bile nasıl yardımcı olduğunu birebir gözlemledik. Enkaz altındakilerin yardım çağrısının arama kurtarma ekiplerine bir şekilde ulaşması çok dikkat çekiciydi. Belki de sistematik anlamda olası afetler için arama kurtarma ekipleri ile koordineli böyle bir çalışma yapılırsa, ileride bir çok hayat da bu şekilde kurtarılabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Van Depremi o kadar kritik bir bölgede ve o kadar kritik bir zamanda yaşandı ki, haliyle propagandaların malzemesi de oldu sosyal medyada. Kendini taraf olarak addeden (tarafın kim olduğu hiç farketmez) radikal savunucular ortalığa dökülerek konuyu bir oradan bir buradan çekiştirdiler. Bilgi kirliliği içinde haliyle çok zor oldu hangi bilginin gerçekleri yansıttığını anlayabilmek kaldı ki hala bunun savaşını veriyoruz. TR' de çok üzücü bir gelişme olarak 24 askerin kaybının ardından, Kürt halkının yoğunlukla yaşadığı Van' da böyle bir olayın gelişmesi maalesef bazı aşırı milliyetçi söylemlerin kendine yer bulmasını sağladı. Yapılan yardımların bölgeye ulaşımı ve dağıtımı konusundaki sıkıntılar ise başta güvenlik sorunu olmak üzere, devlet elinden herhangi bir çaba sarfedilmediği konusundaki eleştirileri kuvvetlendirdi. Kısacası Van Depremi' nde gerçekten mağdur olan bir çok insanın problemi sadece yemek, barınma ve ısınma iken, sosyal medyada dış sesler olarak, gerçeklere yabancı bir çok ideolojik tartışmanın içinde bulduk yeniden kendimizi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Deprem bölgesine ulaşan gazetecilerin bir kısmı sosyal medyada paylaştıkları görüntüler ve içerikler ile, gerçek habercilik yapmak isteyen ana akım medyanın içeriğini bir anlamda yarattılar. Bazı ana akım medya, yetkili sesinden kontrollü açıklamaları yayınlarken, bazı medya mensupları ise sıkıntıları -bir an önce çözümlenmesi- umuduyla birebir aktarmaktan kaçınmadı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir diğer grup medya çalışanları ise yaptıkları gaflar, düşüncesizce söylemleri yüzünden kendileri de birer hedef haline geldiler, sosyal medyada az dozlu eleştiriden, tehditkar bir şekilde hedef gösterilmeye kadar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bazı kuruluşlar ve markalar, yardım programlarını bir an önce planlayarak harekete geçtiler ya da reaktif olarak ihtiyaç taleplerine cevap verdiler ve yine sosyal medyanın doğal biçimde organize olabilme ve hızlı akışı içerisinde, kim, nerede, ne zaman, ne yapıyor sorularına cevap bulundu daha da ötesi sokaktaki vatandaş tarafından katma değer olarak verilen bireysel yardımların en iyi yarar getirecek şekilde belirlenmesi sağlandı. (kolilerin ne şekilde paketlenmesinden, yardımların içeriğine ve önceliğine kadar...)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu sırada sosyal medya, maalesef Onur Air gibi bir havayolu şirketinin ibret- i alem yardım çalışmasına da şahit oldu. Konumuz ve önceliğimiz tabi ki Van' daki &lt;strong&gt;deprem mağdurlarına &lt;/strong&gt;yardım etmek iken,&lt;strong&gt; "koşullu yardım pazarlamasının" &lt;/strong&gt;ne kadar vahim bir biçimde kendine yer edindiğine bir kere daha şahit olduk. Bir kere daha diyorum çünkü bu tür çalışmalara defalarca şahit oluyoruz. Olay, facebookta her yeni "beğeni" karşılığı kampanyaya 0,5 TL yardım edileceği vaadiydi. Daha sonra tepkiler karşılığı kampanya sona erdirildi ve alıngan havayolu şirketimiz, kendisini anlamayanlara teessüflerini iletti. Bununla da kalmadı, herhalde fazla eleştiriyi kaldıramadığından olsa gerek tüm yorumları bir bir sildi. Öncelikle bu çalışmayı neden beğenmediğime dair bir not düşeyim: Beğenmedim çünkü bu kadar "pazarlama" kampanyası olduğunu bağıran  marka aktivitesinin sosyal sorumluluk diye satılmasından hoşlanmıyorum. Benzer çalışmaları da ele alarak değerlendirelim. Şirketler, sosyal sorumlu duruşlarını güçlendirmek için bir çok çalışma yapıyor, duruş ise maalesef sürekliliği olmadığı ve inandırıcılığını yitirdiği zaman "kurumsal vatandaş" a daha çok zarar veriyor. Benzer ama &lt;strong&gt;farklı&lt;/strong&gt; en iyi örnek, kuruluşların kendi operasyondaki ekonomik bir işlemden bir miktar ayırması ve yardım fonuna aktarması diyebiliriz. Neden bunu eleştirmiyorum? Çünkü birincisi zaten halihazırda gerçekleşecek bir işlem ile ilgili (alışveriş= ürün tüketimi, hizmet kullanımı), markanın satışlarına etkisi ise duyarlı tüketicinin yönelimiyle şekilleniyor. Kısacası marka ile alışveriş paydasında buluşuyorum, marka benim beğenimi &lt;strong&gt;algım bazında&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;"kazanıyor", "satın almıyor"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Onur Air örneğinde ise marka, 0,5 TL karşılığı facebook platformu üzerinde "like" satın alıyor. Onur Air dese ki şu şu tarihler arası bilet satışının yüzde bilmem kaçı kurulan yardım fonuna gidecek, düzgün, sistemli ve pazarlama diye bağırmayan bir çalışma olurdu ama tabi FB like' lar çok kıymetli! Neden kıymetli olduğunu merak ediyorsak, pazarlama odaklı FB rehberlerine göz atabiliriz. Oluşan tepkiler sonrası krizi nasıl yönettikleri konusunda ise hiç değinmiyorum, çünkü bu kadar başarısız, "iletişim" den yoksun bir kriz yönetimini bahsetmeye değer bulmuyorum. İletişimden yoksun olma konusu ise sanırım fazla pazarlama odaklı olmaktan kaynaklanıyor, bunu bir sosyal sorumluluk kampanyasının nasıl koşullu yardım pazarlamasına dönüştüğünü görerek de söyleyebiliriz...Özüne bakıldığında bir yardım fonu oluşturulacak ise bu amaç tabi ki çok iyi niyetli, "bir "beğeni" için yapsın ne var yani de" diyebiliriz. Fakat ben demiyorum çünkü bu tarz yaklaşımların normal kanıksanmasını, meşrulaşmasını istemiyorum. Facebook gibi platformlarda gerçekleştirilen iletişim çalışmalarında nicelikten çok niteliğe önem verilmesini savunuyorum, detay olarak bir sosyal sorumluluk çalışmasının ise ne iletişim ne de pazarlama olduğunu düşünüyorum, adı üstünde: kurumsal vatandaş özelinde "sorumluluk". Yardım eğer 100,000 eksik/ yarım kalmış beğeni yüzünden ulaşmayacaksa ve bunun hesabı/ acısı bu kampanyayı eleştirenlerden çıkarılacaksa zaten bu sorumluluk değil sadece sorumsuzluktur...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Toparlayayım: medya artık biziz. İçerik de bizim düşüncelerimizin somutlaşmış hali. Farkındalık düzeyinden aksiyonlu haline kadar geniş yelpazede biraradayız. Keşfediyoruz, paylaşıyoruz. Van Depremi ile gördük ki politika, sosyal etki, medya gündemi, kampanya yayılımı gibi bir çok başlık altında varlık gösteriyoruz. Hayatımızın akışı ile iç içe geçmiş bile demiyorum tam içinde olan bu kavramla barışık yaşamayı öğrendik, öğreniyoruz. Fakat söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan &lt;strong&gt;sorumlu olduğumuzu&lt;/strong&gt;, sosyal medya ile bize fazlasıyla geri döneceğini unutmuyoruz...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-8172903809619350850?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2011/10/sosyal-medya-x-sosyal-etki.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-6411908718721572095</guid><pubDate>Thu, 13 Oct 2011 15:19:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-10-14T02:36:29.894-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Dijital Kültür</category><title>Dijital Çağ' ın konferansları...</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Konferans, Sempozyum, Zirve, Toplantı. Adı ne derseniz diyin, ardında çok büyük emek vardır ve katılımcıları da memnun etmek kolay bir iş değildir, farkındayım. Öncelikle de Digital Age konferansı hakkında twitter' da #digitalage2011 hashtag ile izleyici paylaşımlarından yola çıkarak bazı yorumları yapıyorum, eğer yanlış aktarılmış bir şey varsa şimdiden affola.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Digital Age 2011, önüme ilk twitter' da gördüğüm bir hashtag ile düştü. Neymiş ne değilmiş diye araştırırken, yayın kalitesi olarak başarılı bulduğum bir derginin etkinliği olduğunu farkettim. Daha önceki senelerde de düzenleniyormuş, dikkatimi bir şekilde çekmemiş. Etkinliği biraz araştırdıktan sonra e-ticaret sitesinde alışveriş yapıyormuş hissi uyandıran bir biçimde (zaten öyleymiş) ilk önce fiyatına nail oldum, daha sonra içeriğine. Etkinlik konusunda başka bir yerde yaptığım ilk yorumu aynen paylaşıyorum: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;"&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(102, 102, 102); font-family: Arial, sans-serif; line-height: 15px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;Bu tür etkinliklerde madem dijital çağdayız, başka öneriler bekliyor insan. Ne bileyim, daha düşük bir bedel karşılığı livestream etkinlik izleme vesaire böylece gerçekten fiziken orada olmanın avantajlarını da o miktarda bedel ödeyen hissetsin - eğer böyle bir avantaj varsa tabi. Fikri dinlemek için bu kadar yorulmaya gerek yok, konuşmacılar eminim çok saygıdeğer kişilerdir fakat hiçkimse o kadar pahalı değil bu devirde, üzgünüm!"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Konuşmacıları ikna etmek, getirmek kolay iş değil tabi ki, bu anlamda Huffington' ı ta buralara kadar getirdikleri için tebrik etmek lazım her ne kadar eski (self-expression is the new entertainment demiş, &lt;b&gt;new&lt;/b&gt;) ve bilindik sözler dışında bir katkısını gözlemlemesem de...Bunun dışında genelde pazarlama ağırlıklı bir etkinlik olmasının sebebini anlayamadım. Dijital Çağ' dan bahsediyorsak, ve iddialı bir etkinlik ise bu, (fiyat- fayda alakası ile düşünüyor insan), eğitimden girip, politikadan çıkan, sadece "çantamızdakilerin cep telefonumuza taşınacağından bahsetmeyip, bunun bir sonraki adımı olarak gizlilik ve güvenlik politikalarından bahseden*", gündemi gerçekten yakalayan, geleceğe yoğunlukla atıfta bulunan ve taklitçi olmayan ifadelerle bir show yapma hissiyatı güdülmeyen paylaşımlar bekleyebiliriz sanırım? Sponsor firmaların, konuşmacı katkısını anlamak zor değil fakat bir etkinlik kendini hiçbir zaman bu şekilde teslim etmemeli diye inanıyorum. Aynen Huffington' ın reklamveren ve haber ilişkisini değerlendirdiği gibi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Konuşmacılara değinmişken, okuduklarım arasında beni en çok şaşırtan ise "varoşlarda değil trafikte mutluluk' a ihtiyaç olduğu" söylemi idi. Pazarlama çalışmalarında en çok canı çıkarılan konu olarak "mutluluk' un" bu kadar ucuzlamasından sonra, bu sözden yola çıkarak,  o insanları küçük mutluluklarla yetinmeye alışkın olarak tanımlayabiliriz ya da uçup zaten mutluluğu çoktan unutmuş olan bireyler olarak. Bu marka "Coca Cola". Yani gayet herkesin sofrasında yer bulan, herkesi kucaklayan o içecek. Sonuç olarak "varoş" denilen insanların mutluluk' u aramaya bile sıra gelmeyecek kadar kafalarının dertlerle dolu olduğu bu dünyada, mutluluk' a bakış kavramıyla, trafikte ayılıp bayılan insanların o büyük! dertlerini kıyaslamak tam manasıyla abesle iştigal, eğer söylem doğru aktarılmış ise.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*Edit: Konuşmacı böyle bir ifadesi olmadığını belirtti, fakat önemli olan algı diyerek konunun neden bir izleyici tarafından böyle yorumlandığını merak etmeye devam ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonuç olarak dijital! den takip ettiğim kadarıyla bende ne heyecan uyandıran konuşmacılar ne de söylemler oldu. Bir söz vardı, "iktidar, ışıktan hızlıdır." buna gülümsediğimi söyleyebilirim. :) Digital Age konferansı ne etkinlik süresi, ne içeriği ile basılı yayınının yanından bile geçemedi. Eğer Dijital Çağ hakkında yazmak değil konuşmaya hazır değilsek, bu işleri hazır olunca yapalım. Ne dersiniz?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-6411908718721572095?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2011/10/dijital-cag-n-konferanslar.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-4166244307619524110</guid><pubDate>Tue, 11 Oct 2011 14:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-10-11T08:02:30.205-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Etik</category><title>Şiddet, Etik ve Gazetecilik</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;George Orwell demiş ki:&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(68, 68, 68); font-family: Georgia, Palatino, 'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 21px; line-height: 27px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;"Real journalism is publishing something someone else does not want published - the rest is just public relations."&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(68, 68, 68); font-family: Georgia, Palatino, 'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif; line-height: 27px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;; Gerçek gazetecilik yazılmak istenmeyeni yazmaktır, gerisi halkla ilişkiler' dir." Halkla İlişkiler' e fazla yüklenmiş gibi görünen ve PR' ın yaşamsal önemini reddeden bir argüman olsa da Gazetecilik ile ilgili söyledikleri tabi ki doğru. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(68, 68, 68); font-family: Georgia, Palatino, 'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif; line-height: 27px; background-color: rgb(255, 255, 255); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 27px;"&gt;Gazeteci, haber verir: yaratmaz. Gazeteci, altını çizer, üstünü değil. Gazeteci sansürden hiç hoşlanmaz çünkü fikir ve ifade özgürlüğü vardır. Gazeteci aynı zamanda medya etiğinden de bihaber olmamalıdır çünkü en nihayetinde toplumsal bilgi alışverişinde oynadığı rol ile neye hizmet ettiğini sorgulamalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 27px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 27px;"&gt;Habertürk' ün mevzu bahis sürmanşeti inanılmaz tepki topladı. Neden? Çünkü şiddete en ağır biçimde maruz kalmış bir kadın yani öldürülmüş bir kadın resmini mozaiklemeden yayınladı, ana sayfadan. &lt;a href="http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/677372-rahatsiz-oldunuz-degil-mi"&gt;Altaylı amacına ulaştığını belirtse&lt;/a&gt; de derinlemesine düşününce bu fotoğraf bu şekilde yayınlanmadan da yarattığı sansasyonun yansımasına eşdeğer olarak, frekans ve hikaye bazında bu konuya katkıda bulunabilirdi. Şiddeti anlatmak için okuyucu gözleri önüne serilen bu durum, sansasyonel habercilik ile aslında gazetecilik anlayışına mı hizmet etti yoksa mecranın kendi PR çalışmalarına mı orası çok tartışmalı. Bir itibar kaygısı güdülmediği gazetenin başındaki Altaylı tarafından açık bir şekilde ifade edildi fakat sansasyon, etik ve toplumsal bilinç paradoksu içinde bir tarafı düzeltmeye çalışırken neleri kaybettiğimize bakmak hepimizin asli işi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 27px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 27px;"&gt;Sansasyon vesilesiyle Altaylı &lt;a href="http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/678178-ozur-dilerim"&gt;başka bir &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(68, 68, 68); font-family: Georgia, Palatino, 'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif; line-height: 27px; font-size: medium; "&gt;&lt;a href="http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/678178-ozur-dilerim"&gt;cevap &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(68, 68, 68); font-family: Georgia, Palatino, 'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif; line-height: 27px; font-size: medium; "&gt;&lt;a href="http://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli/678178-ozur-dilerim"&gt;yazı&lt;/a&gt; yazdı ki burada kullandığı doneler tabiki doğruydu. Fakat sorunun çözümünde medyanın oynadığı role bakışı açısından, sınırları fazla ileri alınmış bir yayın anlayışı mevcuttu. İnsan hakları açısından da bakıldığında, ölünün ölüm halinden dolayı kendi bedeni üzerinde herhangi bir tasarrufu yoktu ve bu şekilde bir yayın, bırakın toplum vicdanında nasıl yer bulur, insanın kendi haklarının en basit haliyle elinden alınmasına yol açmadı mı?. Diğer anlamda bakıldığında ise şiddet öğesi içeren görsellerin toplumsal etkisinin sorgulanma durumu ezelden beri devam ediliyor, hem etik hem de sosyolojik açıdan karşıt görüşte bir çok insan tarafından bu konu tartışılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(68, 68, 68); font-family: Georgia, Palatino, 'Helvetica Neue', Helvetica, Arial, sans-serif; line-height: 27px; font-size: medium; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 27px;"&gt;Konu sansasyonel yapısı itibariyle çok tartışıldı, asıl tartışılması gereken nokta ise tabiki de yüksek oranda şiddete maruz kalan kadınlara nasıl yardımcı olunabileceği idi. Bu resim, bu ve benzer olayların bir daha yaşanmaması sürecine nasıl bir katkıda bulundu, bir bağlantı kurmak pek mümkün görünmüyor şu aşamada. Yayının samimiyetle yapılmak istendiği varsayılsa bile şiddet içerikli yayınların, şiddetin meşrulaştığı bir ortamda kimleri nasıl harekete geçirdiğinden pek emin olamıyoruz...Emin olduğumuz tek bir şey var ki o da şiddet üzerine dikkat çekilmeyen bir konu değildi, o sebeple fotomuhabirin objektifinden dehşet bir görüntü yerine farklı bir hikaye aktarılabilirdi...Gerçek fotomuhabirlik herkesin baktığı yerden bakmamaktır belki de, yoksa gerisi görselli basın bülteni diyebilir miyiz?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 27px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   &gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 27px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-4166244307619524110?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2011/10/siddet-etik-ve-gazetecilik.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-7379809314241594794</guid><pubDate>Sun, 24 Jul 2011 12:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-24T06:26:13.142-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Etik</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Medya</category><title>24 Temmuz 2011</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;24 Temmuz 2011, Türk Basını tarihinde sansürün kaldırılması ve basın bayramı olarak kutlanan bir günün 103. yıldönümü. Peki gerçekten bayram ve kutlama havasında geçememesinin sebepleri neler? Türkiye' de şu anda &lt;a href="http://www.emekdunyasi.net/ed/toplum-yasam/13513-yaziyor-yaziyor-icerden-yaziyor"&gt;70 civarında gazeteci çeşitli sebeplerden dolayı tutuklu bulunuyor.&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Türkiye Cumhuriyet tarihinde cinayete kurban giden &lt;a href="http://www.tgc.org.tr/oldurulengazeteciler.html"&gt;onlarca gazeteci&lt;/a&gt;, tehdit edilmiş ve edilmeye devam eden onlarca başka gazeteci...Yasadışı yollarla sindirilmeye çalışılan gazeteciler, yasa yolu ile de ifade özgürlüğünün kısıtlandığı bir ortamda mesleklerini icra etmeye çalışıyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;UNESCO' nun &lt;a href="http://www.unesco.org/new/en/communication-and-information/flagship-project-activities/world-press-freedom-day/programme/21st-century-media-new-frontiers-new-barriers/practical-information/"&gt;Dünya Basın Özgürlüğü Günü&lt;/a&gt; olarak ilan ettiği 3 Mayıs' ta, yıllık olarak yayınlanan Freedom House raporunda (2010), Türkiye Basın Özgürlüğü konusunda 196 ülke arasında 106. sırada. &lt;a href="http://chartsbin.com/view/1330"&gt;Sınır Tanımayan Gazeteciler&lt;/a&gt; verilerine göre ise, Türkiye 2010 yılında, 2006 yılına kıyasla &lt;b&gt;40&lt;/b&gt;, bir önceki yıla kıyasla(122) &lt;b&gt;16&lt;/b&gt; sıra gerileyerek 178 ülke arasında 138. sırada yer aldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-rRQUGOG4vGI/TiwWVJbiXNI/AAAAAAAABQU/oOmxyumt1ac/s200/Resim1.png" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 118px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632901786498129106" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dünyaya baktığımızda ise durum yine cok iç açıcı değil.  Sınır Tanımayan Gazeteciler 2011 verilerine göre, çoğu ölümle sonuçlanan durumlara maruz kalan &lt;a href="http://en.rsf.org/press-freedom-barometer-journalists-killed.html?annee=2011"&gt;gazetecilerin istatistiki g&lt;/a&gt;östergesi korku verici...&lt;/div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-UuX97jCftnU/TiwZ5A5874I/AAAAAAAABQc/MbN5ONSeGxc/s200/Resim3.png" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 118px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632905701219954562" /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Türkiye' deki tutuklamaların çoğu gazetecilik mesleği ile ilişiği olmayan faaliyetlerden kaynaklandığı iddia edilse de, genel anlamda bakıldığında ifade özgürlüğünü tehdit eden uygulamalardan kaçınılmadığı (&lt;a href="http://sansuresansur.blogspot.com/2011/06/22-agustosta-interneti-bekleyen-tehlike.html"&gt;22 Ağustos düzenlemesi&lt;/a&gt;) ya da yasa yolu ile ifade özgürlüğünü artırıcı, rahatlatıcı uygulamalara gidilmediği açık. Bilgiye ulaşımın ve artık internete erişimin temel bir insan hakkı olarak anılmaya başlandığı bu zamanda, hala daha bu rakamlar ve arkasında yer alan hikayelerden oluşan bir tabloya bakmak üzüntü verici...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-7379809314241594794?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2011/07/24-temmuz-2011.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-rRQUGOG4vGI/TiwWVJbiXNI/AAAAAAAABQU/oOmxyumt1ac/s72-c/Resim1.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-2797901604126197023</guid><pubDate>Thu, 14 Jul 2011 22:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-15T03:58:07.620-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Girisimcilik</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Etik</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İtibar</category><title>Etik teknolojiyi sınırlandırmaz; sadece daha yararlı kılar..</title><description>&lt;a href="http://www.issues.cc/uploads/17822710258.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 350px;" src="http://www.issues.cc/uploads/17822710258.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); -webkit-text-decorations-in-effect: none; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.issues.cc/uploads/17822710258.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); -webkit-text-decorations-in-effect: none; "&gt;Dragon' s Den izliyorum. Girisimci kisilik, tam olarak kendi icadi sayilamayacak bir oyuncak ortaya cikiyor. Kucuk cocuklarin kullanimi icin tasarlanmis basit arayuzlu tabletin oyuncak ayinin icine gomuldugu bir eglence aleti; masal okuyor, muzik caliyor. Yatirimcilar fikirlerini paylasiyor. Ve sira birine geldiginde sunu soyluyor; &lt;b&gt;&lt;i&gt;"Beni rakamlar konusunda ikna etsen de ben buna asla yatirim yapmam. Cunku masallari anlatmak babalarin gorevidir, bilgisayarlarin degil."&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Girisim baska iki yatirimcidan destek bulsa da dusundurucuydu. Teknoloji ile donanmis hayatlarimizda, onun degerlerimizle, etik anlayisimizla ne kadar uyustuguna da bakmali miyiz? Teknoloji belirli anlamlarda hayat kalitemizi yukseltirken, gelecek nesillerin dogal kaynaklarini ne hale getiriyor? Bizi gelecege tasidigini varsaydigimiz teknoloji, bazi noktalarda nereye kadar geri goturuyor? Bazi teknolojiler gercekten ihtiyactan mi doguyor, yoksa gelistirilen teknolojiler hayatlarimiza mi dayatiliyor? Girisimci fikirler ekonomik anlamda bir hareket alani olustursa da, mutluluk ekonomisine katkisi ne seviyede oluyor?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Genetik bilimi, insan-robotlar, cevreci uygulamalar, bilgi guvenligi, özel hayatin gizliliği...Teknoloji ve etik iliskisi ele alindiginda bir cok acidan konuyu tartisabilmek mumkun. Hatta bazi bilimadamlari varolan dunyanin sonunun teknolojiyi yaratanlar ve teknolojik icatlar arasindaki savas ile gelecegine inaniyorlar!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;UNESCO bu konuda insiyatifi ele alarak, Bilim ve Teknoloji Komisyonunu 1998' de kurmus ve komisyon etik, bilim ve teknoloji ilişkisi cercevesinde arastirmalar yapiyor ve duzenli raporlar yayinliyor. Konu, kamuyu direk ilgilendirdiginden dolayi ayni zamanda bilinclendirme ve farkindalik yaratma konularinda da calismalar surduruyor ve tum bunlari insan haklarına saygı temeline oturtuyor. 2006 yilinda yayinlanan raporlardan birinde teknoloji ve beraberinde getirdigi risklerle ilgili duruma dikkat cekilmis. Ozellikle guclu teknolojilerin beraberinde ne gibi riskler tasidigi tam tayin edilemeden, hayatlarimizin icine girivermesi, uzun vadede bir cok sorunu ortaya cikaracaktir deniliyor. Ayrica teknolojinin gelisimi ile birlikte, bu teknolojiye erisim hakkina kimin sahip olacagi da ayri bir tartisma konusu -ozellikle saglik teknolojileri soz konusu oldugunda-; finansal anlamda guclu olan bir azinlik mi yoksa dunya halklarinin tumu mu?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tum bu endiseler ve belirsizlikler goz onune alindiginda, bilim ve teknolojinin insan yararina yol alabilmesi icin bir takim standartlar gelistirilmeye ve dunya ulkeleri ve ozel sirketler çapında kabul gormesine calisiliyor. Dolayisiyla ozellikle bu alanlarda faaliyetleri olan sirketlerin de, yepyeni girisimlerin de sayısal verilerin yanısıra &lt;a href="http://www.roche.com/corporate_responsibility/csr_research_and_development/ethical_standards.htm"&gt;etik hassasiyetleri&lt;/a&gt;, kurulus itibarinin ayrilmaz bir parcası olarak kendini gosteriyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Simdi siz soyleyin, cocugunuza masal anlatması için bir robot almak ister miydiniz? Ya da yatırımcı olsanız, finansal donusu yuksek olması yeterli midir bir girişimin hayat bulabilmesi için? Geleceği şekillendiren de işte çoğunluğumuzun tüm bu sorulara verdiği cevaplar olacak...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-2797901604126197023?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2011/07/etik-teknolojiyi-snrlandrmaz-sadece.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-2996786383470766174</guid><pubDate>Sat, 05 Mar 2011 21:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-03-05T14:55:24.694-08:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Medya</category><title>Geleneksel medya portallarında, yorumun ötesinde interaktivite mümkün mü?</title><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-QbNlEz22YOE/TXK5M5PMgiI/AAAAAAAABMU/BlmjuUjuHBo/s1600/Resim1.png"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 118px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-QbNlEz22YOE/TXK5M5PMgiI/AAAAAAAABMU/BlmjuUjuHBo/s200/Resim1.png" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5580726519439589922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://www.economist.com/debate/debates/overview/196"&gt;Economist Debate&lt;/a&gt;' te 23 Şubat' tan bu yana süregelen ve bugün sona eren tartışma konusu İnternet Demokrasisi idi. Bu tarihten önce ise Mısır' a demokrasi gelip gelmeyeceği, doğalgazın karbon emisyonunu düşürme çalışmalarındaki önemi,  şehirlerin büyüme hızı ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki gibi çok geniş bir yelpazedeki konular konuşuldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Konu içeriğinden daha çok ele almak istediğim Economist gibi bir yayının online medyada kurguladığı bu "müzakere" sistemi. Geleneksel medyanın online kanallara açılırken en önemli yaklaşımının okuyuculara interaktivite sağlaması olduğu konusun&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;da hem fikiriz sanırım. Hala daha haber altına yorum bölümü bile var olmayan online yayınlar varken, Economist Debate ve benzer çalışmalardan ise bir okuyucu olarak etkilendiğimi söyleyebilirim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sistem basit, müzakere ortamı dijitale taşınıyor. Ortada bir argüman var ve bu argümanı destekleyen ve desteklemeyen iki uzman görüş. Moderatör konuya bir giriş yapıyor ve okuyucular ise herhangi bir görüşe ne derece katıldıkları ile ilgili oy kullanıyor ayrıca yorum bırakabiliyorlar. Konu zaman zaman sektörü ile alakalı sponsor bir şirket tarafından da desteklenebiliyor. Ayrıca tavsiye edilen ek okumalar ile konu hakkında daha fazla bilgi toplamak isteyen okuyuculara yol gösteriliyor. Bu şekilde yaklaşık bir hafta süren müzakere sonucu daha çok oy alan görüş ortaya çıkıyor ve müzakere kapanıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Site üzerinde bir müzakere takvimi var ve bu şekilde kapanan müzakereler, o anda devam edenler ve yaklaşan müzakereler görülebiliyor. Fakat oy kullanabilmek için devam ettiği ta&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;rihlere dikkat...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Economist Debate, okuyucular açısından gerçek anlamda tarafsız bilgi kaynağı olarak işlev görürken (çift görüş ve ek kaynaklar) online ortamın interaktivitesinden yararlanan başarılı bir örnek.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Buna benzer bir başka örnek ise &lt;a href="http://www.guardian.co.uk/sustainable-business/online-q-a-business-biodiversity"&gt;Guardian Q&amp;amp;A&lt;/a&gt;. "Sürdürülebilir iş, güzellik, yerel yönetim" gibi alt kategorilerde belirlenen bir gün ve saatte bir uzman eşliğinde online soru- cevap oturumları gerçekleştiriliyor. Gerçekleşecek oturumun kapsamı ve uzmanları hakkında ön bilgi veriliyor, sorular ise yorum bölümünden iletiliyor ve aynı bölümden de cevaplanıyor. Bu sırada kimin Guardian adına paneli yönettiğini, kimin o günün konuğu olduğunu kendi yorumlarının yer aldığı bölümlerin içindeki küçük ikonlarla görmek çok kolay. Ayrıca yine okuyucuya ek okuma olanağı sunan ve konu ile alakalı diğer haberlerle yönlendiren linklere de soru cevap bölümünden ulaşmak mümkün. "Sürdürülebilirlik" bölümünde yer alan oturum "Biyoçeşitlilik" üzerine gerçekleşmiş ve 53 yorumla şimdilik kapanmış.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-NblebIN71ZA/TXK5nExd85I/AAAAAAAABMk/0HSh3GZHC0U/s200/Resim2.png" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 118px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5580726969212728210" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu tür örnekleri çeşitlendirmek mümkün. Okuyuculardan aldığı ilginin boyutu belki çok yüksek seviyelerde değil fakat geleneksel medyanın interaktiviteye yaptığı yatırımı görmek sevindirici.Okuyucunun konu hakkında bilgi sahibi kişilerle buluşturulması haricinde, her çeşit yorumdan ve bilgiden beslenerek dijital medyanın dağınık düzeninde en azından sistematik bir tartışma ve bilgi edinme ortamı yaratıyor...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bireysel yayıncılığın geleneksel medyadan daha etkili olduğu tartışıla dursun, gelenekselin bireysel düzeyde sınırlı olarak ilgi çeken konularda yaptığı bu açılımların, okuyucuyu ve bu mesaj bombardımanı altına kıymetli olan zamanını kendisine çekme konusunda etkili olacağını düşünüyorum. Bireysel yayıncı her ne kadar kendi ilgi alanlarına yönelik olarak topluluklara seslense de, bazen bireysel bir pazarlama misyonundan öteye geçemiyor ya da bir yerlerde bir takım sebeplerden sahip olduğu misyonu daha fazla sürdüremiyor. Bunu bireysel ve medya kuruluşu arasında okuyucu ve güven kazanma savaşına döndürmek de çok gerekli değil. Sadece herhangi bir geleneksel medya kuruluşunun, sahip olduğu kaynakları ve bireysel düzeyde mümkün olmayan erişim gücünü kullanarak köşede kalmış konulara yönelerek güven tazelemesi söz konusu olabilir...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-2996786383470766174?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2011/03/geleneksel-medya-portallarnda-yorumun.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-QbNlEz22YOE/TXK5M5PMgiI/AAAAAAAABMU/BlmjuUjuHBo/s72-c/Resim1.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-7566007823267733031</guid><pubDate>Tue, 07 Dec 2010 22:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-12-07T15:44:13.321-08:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Dijital Kültür</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Sosyal Medya</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kurumsal Sosyal Sorumluluk</category><title>Online Aktivizmin Çıkmazı: "Slacktivism"</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/TP7Gt_GlzqI/AAAAAAAABMA/EU2jVCWMyxc/s1600/Image1.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/TP7Gt_GlzqI/AAAAAAAABMA/EU2jVCWMyxc/s200/Image1.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548090284302519970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/TP7FfyakvxI/AAAAAAAABL4/OKpbLJQfieA/s1600/Image1.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sosyal ağlar varolmaya başladığı zamandan bu yana, mesajın yayılım hızı ve erişebilirlik avantajları sayesinde herhangi bir "dava" söz konusu olduğunda gündem yaratmak için kullanıldı ve kullanılıyor. Facebook, TR' de ilk popüler olmaya başladığı zamanlarda, o dönemki kullanıcılar hatırlayacaktır, sadece "Cause" için özel bir uygulama geliştirilmişti ve kullanıcılar profilleri üzerinden kendilerine yakın buldukları, uğruna online bir aktivist sıfatı yüklendikleri şekilde bu cause' lara üye oluyorlardı. Zaman zaman "besin kıtlığı" kadar ciddi, zaman zaman da "İsveçli modelleri kurtarın" kadar gayri ciddi olabilecek bu cause' larda öncelikli amaç bu dava sayfalarına üye kazanımı ve farkındalık yaratmaktı. Daha sonra belirli davaların ki bu sosyal, politik ya da sporla ilgili bile olabilir, online aktivistlerini aksiyona çekmek için girişimleri oldu. Genel anlamda aksiyon belirli bir projeyi hayata geçirmek ya da halihazırdaki operasyonları desteklemek amacıyla bağış sağlamak çerçevesinde olsa da küçük ya da büyük bu "cause" grupları, gerçekten gönüllü online aktivistlerin biraraya gelip organize olabildiği ve bir sonraki adım olarak olumlu aksiyonların gerçekleştirildiği bir araç vazifesi görmüştü. İçeriğini şu anda aktaramam fakat bu vesileyle 2007 yılında bir FB üzerinden bir oluşumun içinde yer almış ve dönemsel olarak bir amaca hizmette bulunmuştum. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şu anda hala daha aktif olan facebook "cause" uygulamasındaki verilere göre, kar amacı gütmeyen ve FB üzerinden savundukları dava için uygulama kullanan kuruluşların, &lt;a href="http://exchange.causes.com/resources/nonprofits/"&gt;27 milyon doların üzerinde bir bağış topladığı belirtiliyor.&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Belirli bir konu ile ilgili aktivizmin online olarak destek bulduğu yöntemlerden biri de ortak bir simge ile farkındalık yaratılması ve mesajın iletilmesi. Önceki yıl "Meme Kanseri" konusunda farkındalık amacıyla kadınlar tarafından iç çamaşırı renginin  paylaşıldığı Facebook' ta, bu yıl da "çantanızı koyduğunuz yer" temasıyla yola çıkılan bir kampanya gerçekleşti. İçeriğindeki seksüel çağrışım "i like it on...", konuya ilgiyi tetiklemiş olsa da farkındalık ötesinde ne şekillerde aksiyona geçildiği hala bir soru niteliği taşıyor. Nitekim sosyal ya da politik bir değişim ilk aşamada toplumsal olarak farkındalığı yükseltmeyi gerektirse de, özellikle meme kanseri gibi bir dava söz konusu olduğunda, kadınların yüzde kaçının risk grubunda olduğunun farkına vardığı, kaçının evde uygulanabilecek rutin kontrollerden başlayarak düzgün tetkikleri gerçekleştirdiği, kaçının meme kanseri ile savaşan bir kişiye nasıl yaklaşılması gerektiği ile ilgili bilgi sahibi olduğunu bilemiyoruz. Nicelikten daha çok niteliğin önem kazandığı bu durumda, Ekim ayı "Meme Kanseri Farkındalık ayı" olarak kutlansa da, yılın geri kalan aylarında ne gibi bir aksiyon söz konusu, konu ile ilgili dernekler ve çalışma gruplarında daha detaylı bilgi bulunabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Konuyu online eksenden biraz çıkaralım; bu konuda bir yazı yayınlayan &lt;a href="http://www.naturalnews.com/030056_breast_cancer_awareness.html"&gt;kaynağa göre, &lt;/a&gt; son 25 yıldır farkındalık kampanyaları düzenlenmesine rağmen ölüm oranları aynı seviyede ( istatistiksel olarak 1990' dan bu yana %2 düşmüş fakat otoritelere göre rakamsal olarak bir değer ifade etmiyor) ve daha kötüsü gereksiz yere tedavi gören ve operasyon geçiren kadınların sayısında artış var. Mamografi ile tedavi gören her bir kadına karşılık, 15 kadının yanlış teşhis ve yanlış tedavi durumuna maruz kaldığı söyleniyor. Kaynağın doğal tedavi yöntemleri ile ilgili bir kaynak olduğu düşünülürse, bu farkındalık kampanyalarının ilaç şirketleri tarafından desteklenmesi konusundaki ters argümanını sorgulamak gerek fakat yine online' a dönersek farkındalık kampanyalarının tam anlamda verdiği sonuç nedir, özellikle online aktivizm aksiyonla buluşamadığında neye dönüşüyor, biraz da bunu sorgulayalım. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Literatürde &lt;a href="http://neteffect.foreignpolicy.com/posts/2009/05/19/the_brave_new_world_of_slacktivism"&gt;"slacktivism"&lt;/a&gt; terimi ile karşılık bulan bu aksiyonsuz online aktivistlik hali, bir facebook grubuna katılmak ya da daha başka -içinde gerçek anlamda etki yaratacak herhangi bir adım barındırmayan-, fakat kendini iyi bir şey yaptığına ve bunun yeterli olduğuna inandırmış bir davranışı yansıtıyor. Asıl tehlikesi, gerçek anlamda aktivistliği zayıflatarak, etkisinin sınırlı varsayıldığı online ortamda kişileri tembelliğe itmesi...Nano-aktivizm olarak da anılan bu durum, 1) herhangi bir etki yaratmadığı 2) yaratılmak istenen gerçek etki konusunda da olumsuz bir etki bıraktığı varsayılarak eleştiriliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu noktada önemli bir "Cause" konusunda gerçekleştirilen çalışmalarda, online mecraların etkili bir şekilde kullanılması; hangi simgelerin ve yöntemlerin adres edildiği, online aktivistler tarafından nasıl destek bulduğu ve farkındalık adımının ötesinde aksiyon noktasında ne gibi sonuçlar verdiği ile ilgili diyebiliriz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Belli bir davaya destek bulabilmek için online bağış toplama, eğer ortada gerçekleştirilen ya da gerçekleştirilecek bir projeye maddi destek sağlanmak isteniyorsa en kolay yöntem. Fakat bireyin kendisine yakın gördüğü davanın savunuculuğu konusunda hangi seviyede gönüllü olduğu, daha doğrusu yaratılmak istenen asıl etkinin farkında olup olmadığı asıl muamma. Kolektif bir hareketin bireyden başladığı göz önüne alındığında, kişiler yaratacakları etki ya da etkisizliğin ne kadar farkında?...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-7566007823267733031?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/12/online-aktivizmin-ckmaz-slacktivism.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/TP7Gt_GlzqI/AAAAAAAABMA/EU2jVCWMyxc/s72-c/Image1.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-1807115405198903263</guid><pubDate>Tue, 24 Aug 2010 21:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-08-24T15:26:52.851-07:00</atom:updated><title>Beyaz perde ve ekranda şeytanın avukatları: PR uzmanı kadınlar</title><description>Ne zaman bir sinema ya da tv yapımında Halkla İlişkiler sektöründe çalışan bir kadın profili yaratılsa, dikkat kesilir izlerim. Meslek gereği medya ile birebir çalışan kişilerin medya yapımlarında bu kadar acımasızca resmedilmesi ise beni her zaman şaşırtmıştır. Fakat en son Türk yapımı "Küçük Sırlar" dizisinde izlediğimiz bir PR uzmanı kadın konuyu farklı bir boyuta taşıdı. Çok içtenlikle söyleyebilirim ki diziyi biraz da rolün başına neler geleceğine dair merakımdan izliyorum. Çünkü genelde ekranlarda şeytanın avukatı rolüne bürünen PR'cılar, bu sefer yaşadıkları zorluklarla resmediliyor. Tanıdık diyaloglar: "Bu her zaman yaptığımız şey, daha yenilikçi bir şey düşünelim" , kadın yaratıcılığının ve sunacağı alternatiflerin son sınırında olmasına rağmen "sen biraz daha çalış" cümlesi, adı konkur olan ama kriterleri farklı bir boyutta yaşanan new business çekişmeleri, iki keh keh bir yemek tamam oldu bu iş tarzı anlaşmalar. Yine de bu portrede de diğerlerinde olduğu gibi sıkıcı olan taraf mesleğin ve sektörün ya çok eğlenceli gibi ya da çok akla zarar gibi gösteriliyor olması. Halbuki asıl resim bu şekilde değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu Küçük Sırlar dizisi ile aklıma geldi fakat dizi sezonlarını ve sinema filmlerini yakından takip ettiğim Sex and the City' nin atılgan PR'cısı Samantha Jones ayrı bir ekoldür kanımca. Özellikle Amerika' da popüler yapımların içinde resmedilen PR uzmanı kadınlar, sektörün Amerikalılarını rahatsız etmiş olacak ki Google' daki küçük araştırmamda şöyle bir yazıya rastladım: TV's POrtrayal of Women in PR -http://diversity.prsa.org/index.php/2010/08/tvs-portrayal-of-women-in-pr/ İzlediğim Samantha Jones, sürekli parti organize eden, VIP davetlere bir şekilde dahil olan, çalıştığını ve plan yaptığını pek göremediğimiz kendi tabirleriyle biraz bitcy &amp; humiliating bir karakter. Evet sektör liderleri bu konunun ciddi ele alınması gerektiğini düşünüyorlar çünkü onlara göre fonksiyonlarından biri de itibar yönetimi olan bir meslek dalının önce kendi itibarını koruması gerektiğine inanıyorlar. Haklılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda adı aklıma gelmeyen başka bir Türk yapımında ise koridorda ayaküstü ne iş yaptığını soran kişiye "Halkla İlişkiler yani boş işler" cevabını veren bir karakteri hatırlıyorum. Bu şekilde etiketlemeler birincisi  "iletişim danışmanlığı" işinin azımsamasına, ikincisi başka türlü işlerin "Halkla İlişkiler" ile karıştırılmasına - kurcalarsanız bu konu ile ilgili bir yazı daha yazmıştım -, üçüncüsü mesleği, aklında yanlış izlenimler ve kalbinde yanlış beklentiler olan yanlış kişilerin seçerek gereksiz bir kalabalık yaratmasına sebep oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım şeytanın avukatı ya da boş işler uzmanı olarak addedilen PRcıları ne kılıklarda seyredeceğiz daha...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleyelim görelim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-1807115405198903263?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/08/beyaz-perde-ve-ekranda-seytann.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-136753369869083986</guid><pubDate>Fri, 18 Jun 2010 09:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-06-18T03:00:43.264-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Halkla İlişkiler Kariyer ve Meslek</category><title>İki elin sesi var; bazen alkış tutmaya da yarar.</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Geçtiğimiz haftalarda; Türkiye Halkla İlişkiler Derneği &lt;a href="http://www.altinpusula.org/haber.php?id=271"&gt;Altın Pusula &lt;/a&gt;ödül törenine katılmıştım. Sektörden bir süredir ayrıyım fakat hala neler olup bittiğine dair yakından takip ediyorum, ayrıca sorumlusu olduğum bir proje de bu seneki kategorilerden birinde ödül alınca, eski şirketim bir jest yaparak beni de ödül törenine davet etmişti.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama bugün ne ödülden ne de iletişimden bahsedeceğim. Bugün kafamı kurcalayan ve bir süredir yazmak isteyip de fırsat bulamadığım konu; sektörde bu tarz organizasyonlarda şirketler tarafından elde edilen başarıların diğer şirketler tarafında ne anlama geldiği.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;PR sektörünün tüm zorluklarına rağmen, Türkiye' de güzel bir ivme yakaladığına inanıyorum. PR profesyonellerinin ise gün be gün değişen roller ve yüklenen sorumluluklar ile birlikte her zaman hedeflenen "yönetim seviyesinde biraz daha söz sahibi" ve " stratejik danışman" kimliğine biraz daha yaklaştığına...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nitekim Altın Pusula 09 sonuçlarını incelendiğinde de gerçekten dolu dolu bir çok projenin ödül aldığını, ödül alamayanların ise yine de çok başarılı ve değerli projeler olduğunu söylemek mümkün.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama anlayamadığım, o gün tören sunucusunun da yarı şaka yarı ciddi değindiği şekilde ödül alanlarda da alkışlayanlarda da bir "coşkusuzluk" hakimdi. Genelde her bir ödülün PR şirketinden ve sorumlusu olduğu markadan gelen temsilciler kendi ödüllerine alkış tuttu. Şimdi bu durumda, biraz da mübalağa ederek, bunun sektörün genel havasının bir yansıması olduğunu söyleyebilir miyiz? Bence evet...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bunun, sektörü bütünleştiren ve bir çıta yukarı taşıyan bir organizasyon olduğunu düşünürsek, bir takdir belirtisi olan "alkış" ın neden bu kadar cimrice harcandığını anlamak mümkün değil.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Alkış tutmanın gayet nezaketli bir davranış olduğundan bihaber iletişimciler olmasını da keza...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-136753369869083986?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/06/iki-elin-sesi-var-bazen-alks-tutmaya-da.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-5990286142941565027</guid><pubDate>Thu, 13 May 2010 13:48:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-13T06:48:26.004-07:00</atom:updated><title>Social CRM Presentation at New Comm Forum</title><description>Check out this SlideShare Presentation: &lt;div style="width:425px" id="__ss_3833581"&gt;&lt;strong style="display:block;margin:12px 0 4px"&gt;&lt;a href="http://www.slideshare.net/JacobMorgan8/social-crm-presentation-at-new-comm-forum" title="Social CRM Presentation at New Comm Forum"&gt;Social CRM Presentation at New Comm Forum&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;object id="__sse3833581" width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://static.slidesharecdn.com/swf/ssplayer2.swf?doc=socialcrmpresentation-100423145248-phpapp02&amp;stripped_title=social-crm-presentation-at-new-comm-forum" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"/&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"/&gt;&lt;embed name="__sse3833581" src="http://static.slidesharecdn.com/swf/ssplayer2.swf?doc=socialcrmpresentation-100423145248-phpapp02&amp;stripped_title=social-crm-presentation-at-new-comm-forum" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="padding:5px 0 12px"&gt;View more &lt;a href="http://www.slideshare.net/"&gt;presentations&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://www.slideshare.net/JacobMorgan8"&gt;Jacob  Morgan&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-5990286142941565027?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/05/social-crm-presentation-at-new-comm.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-378525779186736444</guid><pubDate>Wed, 12 May 2010 10:51:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-12T05:38:15.675-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Online İtibar Yönetimi</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Sosyal Medya</category><title>Sosyal Medya Prensipleri ve Çalışan İletişimi</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Geçtiğimiz ay US' de gerçekleştirilen New Communications Forum 2010' da dijital kültürün iş ve pazarlama dünyasındaki etkileri ile ilgili bir çok konunun ele alınacağından bahsetmiştik.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oturumların yansımaları sürerken, mümkün olduğunca çok kaynak tarayarak neler konuşulduğu ile ilgili bilgi toplamaya çalışıyorum. Bu süreçte dikkatimi çekenlerden biri de&lt;a href="http://ericschwartzman.com/pr/schwartzman/social-media-policy-template.aspx"&gt; Eric Schwartzman' ın &lt;/a&gt;şirketlere ve çalışanlarına yönelik hazırladığı "Social Media Policy"- "Sosyal Medya Prensipleri" şablonu..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dijital dünyada varlık göstermekten kaçınsa bile, şirketlerin bu prensip maddelerinin üzerine eğilmesi gerektiğini ve çalışanlarını oryantasyona tabi tutması zorunluluğunu daha önce de defalarca &lt;a href="http://comm101tr.blogspot.com/2009/07/sosyal-medyada-etkin-isveren-markas.html"&gt;vurguladık&lt;/a&gt;. Çalışan kimliği ile kişisel kimliğin çakıştığı sosyal profiller, bir şirketin online iletişiminde sunduğu resme ister istemez dahil oluyor. Bu resimdeki çalışanlar, eğer şirketle paralel prensiplerde hareket edebilir ve aynı ses tonundan konuşabilirse, gönüllü elçiler ve online şirket sözcüleri gibi hareket edebiliyorlar. Ya da olur olmaz bir şekilde içerik yaratarak, şirketin online ya da offline farketmez itibarına zarar verici davranışlar içine girebiliyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu prensipler bütünü, sadece şirketin çıkarlarını gözetmiyor. Çalışanların sorumlulukları kadar haklarına bir ışık tutarak, herhangi bir anlaşmazlık durumunda izlenecek yolu belli ediyor. Ve aslında çok güzel bir noktaya da değiniyor;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Çalışanlar hiçbir şekilde kurum ya da marka adına üstü kapalı savunma, pazarlama veya halkla ilişkiler çalışması yapmamalıdır. Ancak ve ancak kurumla ilişkisini ifade ederek, kurumu ilgilendiren bir konu hakkında fikir beyan edebilirler. Kurum adına sadece resmi şekilde bu alanda görevlendirilmiş kişiler konuşabilir. "&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kurum adına yetkilendirilmeden ve profesyonel ilişkiyi ifşa etmeden yapılan açıklama ve yorumların ne gibi sıkıntılar yarattığına zaman zaman şahit oluyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu ve benzeri çatışmaların önüne geçebilmek için, şirketlerin, online ortamdaki her türlü pazarlama ya da iletişim aktivitesine girişmeden önce , gerçek dünyada bir nevi marka elçileri olan çalışanları ile hak ve sorumluluklarına dair fikir birliğine varması gerekiyor. İş sözleşmesi hükmünden çok da farklı olmayan bu uygulama ile hem çalışanların gücünü arkasına alabilir hem de işveren markası ve itibar yönetimine katkıda bulunabilir. Ayrıca çalışanların internetteki erişimini kısıtlayıcı uygulamalar yerine, iş saatleri süresince kullanım koşullarına dair bir takım prosedürler de geliştirerek daha esnek bir şirket politikası güdebilirler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="MARGIN: 12px auto 6px; DISPLAY: block; FONT: 14px Helvetica, Arial, Sans-serif; TEXT-DECORATION: underline; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none" title="View Social Media Policy Template on Scribd" href="http://www.scribd.com/doc/30376043/Social-Media-Policy-Template"&gt;Social Media Policy Template&lt;/a&gt;&lt;object style="OUTLINE-STYLE: none; OUTLINE-COLOR: invert; OUTLINE-WIDTH: medium" id="doc_750447517008412" name="doc_750447517008412" data="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf" width="100%" height="600" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;embed id="doc_750447517008412" name="doc_750447517008412" src="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf?document_id=30376043&amp;access_key=key-2hy25ol4qn0481g6lk4l&amp;page=1&amp;viewMode=list" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" height="600" width="100%" wmode="opaque" bgcolor="#ffffff"&gt;&lt;/embed&gt;  &lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-378525779186736444?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/05/sosyal-medya-prensipleri-ve-calsan.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-7293467531350379448</guid><pubDate>Tue, 11 May 2010 19:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-11T14:13:11.242-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Marka</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kriz İletişimi</category><title>İtibar, reklamla geri kazanılabilir mi?</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Geçtiğimiz aylarda dünyanın en büyük otomotiv üreticisi ve en bilinen markalarından Toyota, üretim hatasından kaynaklanan büyük bir problem sebebiyle bir çok aracını geri çağırmak zorunda kalmış, hatta hatadan kaynaklı ve ciddi sonuçlar doğuran trafik kazalarında sorumlu addedilmişti.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çok ama çok uzun zaman yönetim ve kalite felsefesiyle zirvede duran, inovasyon konusunda çığır açan Toyota' nın, küçülme sürecine girmesinin de etkisi henüz geçmemişken yaşadığı global kriz ile birlikte mevcut müşterilerinin karşısında ciddi bir itibar kaybına uğradığı gözlendi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Süreçte sadece sorunlu araçlar için değil özellikle henüz bir kaza ya da aksaklık yaşamamış fakat halihazırda kullandığı Toyota aracı ile ilgili kuşkuda olan müşterilerin tansiyonunu düşürebilmek adına geç kalınmıştı. Bu sırada satışlarında da ciddi düşüşler yaşayan Toyota' da üst düzeylerden gelen "satışlarımız önemli değil, tek istediğimiz müşterilerimizin güvenini geri kazanabilmek" vurgusu, olay konusunda hızlı reaksiyon gösteremeyen Toyota' nın itibarına korumasına yine de pek yardımcı olamadı. Kaldı ki araçlar hakkındaki şikayetler 2002 yılına kadar dayanıyordu fakat her nasılsa bu süreçte kullanıcı hatası gibi farklı sebeplerle, konunun önemi gözardı edilmiş ve ne yazık ki müşteri tarafında çok ciddi sorunlara yol açmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Basın toplantıları, resmi açıklamalar, özürler, temenniler... Araçların geri çağırılması için yayınlanan reklamlar ve şimdi de 20 milyon sterline malolan bir reklam filmi...Kriz ve itibar yönetimi kavramlarının içi doldurulmaya çalışılırken aslında gözardı edilen tek kavram vardı o da "zamanlama"...Zamanında şirket politikaları sebebiyle alınamayan aksiyonların faturası sadece satışlardaki düşüşler, hisse değeri kaybı vb. konulara çıkmadı. İlginç bir ayrıntı olarak, tüm bu geri çağırma süreci başlamadan önce, üst düzeyde bir kaç yöneticinin farkında olunan sorunun vurgulanmaması ve sessiz kalınması ile ilgili deklarasyonda bulunduğu konuşuldu. Kaldı ki güvenlik konuları ve geri çağırma prosedüründeki adımları da hukukçular tarafından yoğun eleştiriye maruz kalarak ona yeni bir kriz konusu daha oluşturdu.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün Toyota; kurum kültüründen, kalite sistemine, ilginç hikayesinden, teknolojisine kadar bir çok olguyla inşa ettiği marka kimliğini ve itibarını koruma savaşı veriyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu süreçte, müşteri güveninin geri kazanılmasından bahsederken, belirsizliğin hakim olduğu olumsuzluk sırasında yerleşen korkuların silinip gitmesinden mi dem vuruyoruz?. O halde sormamız gereken ilk soru Toyota' nın müşteri şikayet ve endişelerine karşı yaklaşımının nasıl olduğu olur. İlk etapta zaten yeterince ciddiye alınmayan bir ürün sorunun, olayları bu noktaya getirmiş olduğu düşünülürse bu konuya ciddi yatırım yapması gerekiyordu.Nitekim müşteri şikayetlerini daha iyi gözden geçirmek, onları daha iyi dinleyebilmek ve daha hızlı cevap verebilmek amacıyla Toyota yılda iki kere kalite toplantıları düzenleyeceğini ve yerel yöneticilerine daha fazla yetki vereceğini açıkladı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gösterime girecek &lt;a href="http://www.digitalage.com.tr/Haber/toyota-itibar-derdine-dustu/5792cafa-8c4a-450c-974a-849530a09246.aspx"&gt;yeni reklam filminde&lt;/a&gt; Toyota,bu iyileşme sürecini, iyileştirme yolunda istekliliğini ve kararlılığını vurgulayacak. Evet, gerekliydi. Reklam, en azından marka vaadini hatırlatmak için kullanılması gereken bir araç. Fakat asıl belirleyici olan bu değişimi müşterilerine hissettirebilmesi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dünyanın en büyük otomotiv üreticisi Toyota, sektörün gelmiş geçmiş en maliyetli geri çağırma durumuna imza atarken, bu güveni yeniden inşa etmek de kısa zaman almayacaktır elbet...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-7293467531350379448?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/05/itibar-reklamla-geri-kazanlabilir-mi.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-4666268452202055135</guid><pubDate>Sun, 11 Apr 2010 19:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-04-11T12:42:22.422-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Dijital Kültür</category><title>Dijital kültürün iş dünyasına hissedilir etkileri başladı!</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dünya değişiyor: dijital değiştiriyor. Dijital ... olarak gerisini tamamlayabileceğimiz her şey etrafımızı çevreliyor..Fotoğraflarımız bile dijital ortamda muhafaza edilip dijital çerçevelerden bize gülümsüyor. Bu dünyada iletişim teknolojileriyle ilgili  de bildiğimizi sandığımızın ötesinde bir gelecek var..Sunulanı görmekle yetinmiyor arkasını merak edip duruyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijital medya sadece sosyalleşmiyor, sadece iletişim şeklimizi değiştirmiyor.  İş kültürünü, yönetim fonksiyonlarını alıp, kendi içinde yeniden yoğuruyor ve ortaya yepyeni bir resim sunuyor. Temel felsefenin ve nihai amaçların tabi ki de değişmediği bir iş dünyasının, nasıl' ını yeniden sorgulatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan ayı içinde California' da gerçekleşecek olan &lt;a href="http://www.newcommforum.com/Social-Media-Education"&gt;Newcomm Forum 2010&lt;/a&gt; , dijital kültürün değiştirdiği iş dünyasına tam da bu noktadan ışık tutuyor. Gitmeyi çok istememe rağmen, zamanlama olarak uygun düşmediği için orada olamadım. Fakat bu zirvenin önümüzdeki beş yıl içinde yeniden şekillenecek olan bir dünyanın resmini çizeceğini ve iş dünyasının analistlerine güzel bir yol haritası vereceğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dijitalin, pazarlama ve iletişimin taşlarını yerinden oynattığını zaten söylemeye gerek bile yok. Fakat büyük resimde, asıl olayın dijitali ve beraberinde sunduğu teknolojileri uygun olan tüm iş süreçlerine dahil etme gerekliliği henüz ilgi çekememiş durumda. Bu yüzdendir ki, tek yönlü mesaj kaygıları, online olarak da sürdürülmesi gereken bir müşteri ilişkisinin önüne geçebiliyor ya da bu işin hiç ehli olmayan - aslında bugüne kadar tüm ilişkisini medyayla kurmuş olan bir kişinin ellerine bırakılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satış sonrası destek, çalışan ilişkileri, işe alım, kurumsal eğitim, araştırma&amp;amp; geliştirme, pazar zekası vb. bir çok fonksiyon...Dijital bizi nereden aldı ve nereye götürüyor? Zaman zaman COMM101'de de bunları yazdık, tartıştık...Şimdi olayı iletişim ekseninden de çıkarıp bakma zamanı geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://comm101tr.blogspot.com/2009/11/hr-ve-iletisim-nereye-gidiyor-one-ckan.html&lt;br /&gt;http://comm101tr.blogspot.com/2009/09/market-intelligence-20.html&lt;br /&gt;http://comm101tr.blogspot.com/2009/07/sosyal-medyada-etkin-isveren-markas.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki günlerde değişimin bir parçası olmak isteyenler blogu takipte kalsın...Ne öğreniyorsak ve nasıl yorumluyorsak hepsi burada olacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-4666268452202055135?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/04/dijital-kulturun-is-dunyasna-hissedilir.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-8816130776590938401</guid><pubDate>Tue, 16 Mar 2010 16:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-16T09:20:13.960-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Halkla İlişkiler Kariyer ve Meslek</category><title>PR sektörüne şimdilik veda...</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Hayatımızda bazı dönemler gelir...Ne yaptığımızı, nereye gittiğimizi, amaçlarımızı, hedeflerimizi, gelecekten beklentilerimizi sorguladığımız...Özellikle konu işimiz olduğunda, hayatımızın bir çok alanını da dolaylı olarak etkilediğinden, çokça düşünürüz...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Özel sektörde 4. senemi yaşıyorum. Bu süreçte belki şansımdan, insan olarak da çok sevdiğim kişilerle çalışma şansı elde ettim, bana hep birşeyler öğretmeye, kişisel gelişimime de katkıda bulunmaya çalışan yöneticilerle çalıştım..:)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fakat gelecek planlarımı yaptığım bu dönemden yepyeni bir kararla çıktım..PR sektörünün dinamiğini çok sevsem de, içimde baskın olan araştırmacı ve paylaşımcı yapım sebebiyle akademik hayata tekrardan göz kırpmaya başladım..:)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi önümüzdeki dönemde perspektifimi biraz daha geliştirebilmek maksadıyla Yönetim Bilimleri alanında doktora yapma ve yurtdışına kısa bir ziyaret gerçekleştirme planım var. Bununla bağlantılı olarak da girmem gereken sınavlarım ve yoğun bir çalışma dönemi bekliyor beni..:)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir derler, öyle de oldu...Bu süreçte bana destek olan arkadaşlarıma, iş arkadaşlarıma, yöneticilerime de ne kadar teşekkür etsem azdır...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;PR sektöründe aktif olmamam, bu konuda konuşmayacağım anlamına gelmiyor..Zira hala sektörü yakından takip ederek, ideali aşılamaktan vazgeçmeyeceğim..:)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir süre daha buralardayım...Şimdilik benden bu kadar..:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-8816130776590938401?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/03/pr-sektorune-simdilik-veda.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>8</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-807202388375785737</guid><pubDate>Fri, 12 Mar 2010 12:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-12T05:19:14.631-08:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Halkla İlişkiler Kariyer ve Meslek</category><title>Mesleğin itibarını gözetmek üzere...</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Halkla İlişkiler profesyonellerinin işi ve kaygısı belli...Temsil ettiği, iletişim yol haritasını çizdiği markaların/kurumların ve kuruluşların itibarını sürdürülebilir kılmak..Çünkü iyi bir itibar, kar yaratan bir finansal varlığın sigortası gibi...Geri dönüşleri, özellikle zor zamanlarda ortaya çıkan bir yatırım...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Peki Halkla İlişkiler profesyonelleri özellikle kendi meslekleri ve duruşları ile ilgili olarak itibar yönetimini ne şekilde gerçekleştiriyorlar? Mesleğin saygınlığının bir çıta daha yükselmesi, stratejik yönetim fonksiyonlarında daha çok söz sahibi olunması, Halkla İlişkiler'in, "medya ilişkileri" ekseninden kurtarılması ve "halka" daha iyi anlatılması için?..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün online bir iş ilanı platformunda bile Halkla İlişkiler fonksiyonu altında alakasız iş ilanları görebiliyoruz. Bu işleri bir meslek olarak görmediğimden değil fakat ifade edilen biçimiyle Halkla İlişkiler mesleğine ait birer iş olmadığından ötürü kategorisinin değiştirilmesi gerektiğini savunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Her PR profesyonelinin sadece bulunduğu kurum/temsil ettiği marka için değil kendi mesleği ile ilgili konuşmaların gerçekleştiği platformlara da dahil olması ve PR'ın ne olduğu ya da ne olmadığını anlatmak için çaba sarfetmesi gerektiğine inanıyorum. Nitekim Halkla İlişkiler fonksiyonu sanılanın aksine daha geniş bir vizyon ve stratejik bakış açısı gerektiren, gerçekleştirilen çalışmalarının da etkisinin uzun vadede gözlemlenebildiği bir dinamiğe sahip. Üstüne üstlük işin içine, mesleğin kodlarına uyum sağlamayarak, müşterilerine olmayacak sözler veren, elde edilemeyecek sonuçlara göz kırpan, hedefe giden yolda her şey mübahtır mantığında hareket eden uygulayıcılar girdiğinde, mesleğin itibarını da sürdürmek bir hayli zorlaşıyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün iletişim fakültelerinde, mezun olacak çocuklara gerçekten bir meslek kazanacaklarını ve organizasyonel yapı içinde ne gibi bir rol üsteleneceklerini iyi anlatabilmek, bir PR profesyonelinin ne yaptığını ve ne yapmaya çalıştığını onlara özümsetebilmek gerek...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Karşılaşılan olumsuz uygulamalarda, özellikle yanlış bilgi ya da eksik bilgi ile genelleme yapılan durumlarda ipleri ele alıp doğrunun ve olması gerekenin ne olduğunu anlatabilmek gerek...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;PR profesyonelleri bu şekilde ortak bir mentalite ile hareket ederse, mesleğin itibarına ve dolayısıyla da stratejik yönetimde söz sahibi olmasına katkıda bulunacak, bu da gerçekleştirilen iletişim çalışmalarının daha başarılı ve sürdürülebilir olması için bir şans sunacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-807202388375785737?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/03/meslegin-itibarn-gozetmek-uzere.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-2467897038282651006</guid><pubDate>Sun, 17 Jan 2010 15:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-01-17T09:37:58.943-08:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Marka</category><title>IPSOS ve HBR 'dan bir kaç çıkarım...</title><description>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ipsos-kmg.com/index.php.htm"&gt;IPSOS KMG &lt;/a&gt;" Türkiye'de Yaşam Tarzları ve Trendler" araştırması sonucu aşağıdaki noktalar dikkatimi çekti:&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Marka bağımlılığının gerilemesi, &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;İnternetten alışveriş yapanların sayısının birkaç yıl öncesine göre % 100 artış göstermesi...&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Satın alma kararında gazete ve derginin %42 lik bir oranla hala önde olması&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://hbr.org/"&gt;Harvard Business Review &lt;/a&gt;son sayısında yer alan iki makalede pazarlamanın değişen kimyası ve şekillenen organizasyon yapıları ile ilgili kaydadeğer noktalar var:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;"Customer Capitalism" makalesinde, bir şirketin en önemli hedefinin, şirketin karlılığını artırmak ve hissedarların varlıklarını maksimize etmek olduğu düşüncesini bir kenara bırakmak gerektiği ve "müşteri kontrollü kapitalizm" çağında müşteri memnuniyeti odaklı planlamaların da doğal sonucu olarak şirket karlılığının artacağından bahsediliyor..."Rethinking Marketing" makalesinde ise 60ların odağına müşteriyi almadan planlanan ürünler için sadece iletişim kanallarına, fiyatlandırmaya yönelen bir marka yöneticisi yerine çağın özellikle iletişim teknolojilerinden faydalanarak "Customer Manager" ların müşterilerden bilgi toplayabildiği, bu bilgileri bir intelligence haline getirebildiği, müşterilerin ise kendilerine satılacak ürün ya da hizmeti en baştan şekillendirebileceği bir yapıdan söz ediliyor. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Markalara bağımlılığın azalması, özellikle pahalı marka satın alma direncinin kırılması, tüketicilerin gerçekten ihtiyacı olana ve uygun olana yöneliminin bir göstergesi olabilir mi?&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;İnternetten alışveriş yapanların sayısının artması, aynı zamanda e-ticaret portallarının bir geri bildirim mekanizmasıyla donatılarak gelecek ürünlerin/hizmetlerin şekillendirilebileceği bir fırsat sunar mı?&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Gazete ve dergilerin satın alma kararlarında hala major oranda etkili olması, lokal araştırmalar yerine US'ten esintilerin etkisinde kalan ve "geleneksel medya" bitti diyerek hareket etmeye çalışan marka yöneticilerine, özellikle medya tüketim tercihlerinde müşteri odaklı olmak gerektiğini ve dijitalin entegrenin bir parçası olduğunu hatırlatır mı?&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Tüm bu sorulara cevap verebilmek için trendleri ve alışkanlıkların yönelimini sürekli izlemek gerekiyor. Bahsedilenler yeni bir kıta keşfi değil fakat yeni çağın sunduğu fırsatları en doğru marketing felsefesi ile bütünleştirebilen, araştırmaları planlamaların odağında tutabilen markalar, hem bağlılık hem de karlılık anlamında bayrağı taşıyacak, ona şüphe yok...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-2467897038282651006?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2010/01/ipsos-ve-hbr-dan-bir-kac-ckarm.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-1448697524299811652</guid><pubDate>Sun, 27 Dec 2009 12:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-12-27T05:57:52.327-08:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Online İtibar Yönetimi</category><title>Arama motorlarında itibarınızı kaybetmeden...</title><description>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/SzdnxBYrlXI/AAAAAAAAAlg/nPAw60WObT0/s1600-h/seo.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 170px; FLOAT: left; HEIGHT: 141px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5419914768446887282" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/SzdnxBYrlXI/AAAAAAAAAlg/nPAw60WObT0/s320/seo.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Online itibar yönetimi çerçevesinde akla gelen ilk konulardan biri kurum/marka hakkında negatif içeriklerin arama motoru sonuçlarında ilk sıralarda gelmesi. Satın alma kararı vermeden önce online olduğumuz zamanların büyük bir yüzdesini arama motorlarında geçirirken, marka yöneticilerinin ya da iletişim uzmanlarının buna neden hassasiyet gösterdiğini anlamak zor değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tabi ki de "itibar süreklidir" sözünü unutmadan, herşeyin aslında ürün ve hizmet felsefesinde başladığını bilmek gerek...Fakat özellikle, daha önce de vurguladığımız şekilde, tüketici bilinçsiz şekilde hareket ederek marka itibarınıza zarar verebiliyor. Yaşamanız olası krizlerin öncesi ve sonrasında, kullanacağınız arama motoru görünürlüğü stratejileri ile zararları minimuma indirgemek mümkün...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fakat online itibar yönetimi konusunda kurum/marka nezdinde, aslında teknik bilgiyle değil mantıksal açıdan bile çıkarımı yapılabilecek bir takım aksiyonlar alınması gerekiyor...Ve bunlar sadece negatif içerikle mücadele kapsamında değil...Tahmin edilemeyen konular marka itibarına zarar verebiliyor ya da olası faydadan yararlanılmıyor...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mesela devasa bir etkinlik için efor sarfediyorsunuz. Online ve offline medyayı maksimum iletişim ve tanıtım için kullanıyorsunuz. Fakat sizi merak eden tüketici, arama motorlarına "etkinliğin ismini" bile girdiğinde web sitenize ulaşamıyor. Direk linki bir yerden bulabildiyse ne şanslı...Ve sonra "bu kadar önemli bir etkinliğin web sitesi bile yoksa, nesi önemli algısı..."FAIL #1&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Edelman Digital, arama motoru görünürlüğü kapsamında paid search ve optimizasyon'a ek olarak iki konuya daha değiniyor. Medyada coverage elde edebilme amacıyla yayınlanan metinlerin, ek olarak arama sonuçlarını da etkileyebilecek şekilde kurgulanması-arama motorunda yoğunlukla kullanılan anahtar kelimeleri kapsaması (Google insights) ve markaların sosyal medyada dijital bir varlık göstererek sosyal arama sonuçlarını etkilemesi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.edelman.com/image/insights/content/Search%20Engine%20Visibility.pdf"&gt;http://www.edelman.com/image/insights/content/Search%20Engine%20Visibility.pdf&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tabi sosyal medyada varlık göstermenin informatif değil interaktif bir durum olduğunu kavramış olan markalar için bu daha olumlu sonuçlar veriyor...Paylaşılmaya değer içeriklerin sayısı arttıkça arama motoru sonuçları markaların yüzüne daha çok gülüyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir diğer önemli konu ise kriz iletişimi kapsamında alınabilecek aksiyonlar. Bu konuda benim aklıma gelen ilk nokta, kriz anında ulaşılabilir ve gerçek zamanlı bilgiyi mevcut tüm kanallarda paylaşıyor olmak...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu arada Serbay Arda Ayzit'in eski bir blog yazısını da tekrar gündeme getirmekte yarar var: &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.theblognote.com/iletisim-kanallarini-acik-tutmak.html"&gt;http://www.theblognote.com/iletisim-kanallarini-acik-tutmak.html&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugün kişiler yeni tanıştıkları insanları bile Google'da ararken (ben demiyorum analytics diyor:) ) ve çıkan sonuçlar ile bir ön değerlendirme yaparken, kurumlar açısından sürdürülebilir itibar ne anlama geliyor merak ediyorsanız, artık ne yapacağınızı biliyorsunuz...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Google the company itself! &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-1448697524299811652?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/12/arama-motorlarnda-itibarnz-kaybetmeden.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/SzdnxBYrlXI/AAAAAAAAAlg/nPAw60WObT0/s72-c/seo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-6791500259308106442</guid><pubDate>Sun, 13 Dec 2009 20:49:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-12-16T07:28:53.591-08:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kurumsal Sosyal Sorumluluk</category><title>BM İklim Zirvesi Sürerken...</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Bu sene 7 Aralık tarihinde Kopenhag'ta başlayan İklim Zirvesi'nde , 2012 itibariyle vadesi dolacak olan Kyoto Protokolü yerine, daha geçerli-daha kapsamlı bir konsensus oluşturulmaya çalışılıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İklim değişikliği ile ilgili çarpıcı gerçekleri TedxBosphorus etkinliğinde dinleme fırsatı elde etmiştim. Yaşanan değişim tahmin edilenden hızlı şekilde gerçekleştiği ve etkileri daha hızlı görülmeye başladığından, dünya devletleri yeni finansman, vergi modelleri ve düzenlemelerle ortak çözüm arayışındalar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dünya devletlerinin gündemi "İklim Değişikliği" iken, çevre konulu sosyal sorumluluk projelerinin de kurumlar nezdinde değeri gittikçe artıyor. Projeler kurumsal vatandaş formatında mı yoksa diğer faaliyetler için bir özür niteliğinde mi bu soru hep sorulurken, Türkiye'de şu anda aktif olan çevre konulu sosyal sorumluluk çalışmalarına biraz göz atalım istedim:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öncelikle sosyal medya kullanımı ile de dikkat çeken ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası tarafından hayata geçirilen: &lt;a href="http://cevreciyiz.tv/"&gt;http://cevreciyiz.tv/&lt;/a&gt; portalı, aynı zamanda bu konuda çeşitli STK'lar tarafından gerçekleştirilen kampanyaların tanıtım filmleri ve kısa filmlere de ev sahipliği yapıyor. Web portalı gerçekten çok kapsamlı ve dinamik bir içerik sunuyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir diğer dikkat çeken proje " 81 İlde 81 Orman" Türkiye İş Bankası'ndan.. Türkiye'nin en büyük kurumsal ağaçlandırma çalışmalarından biri olduğu söylemi ile yürütülen proje, Çevre ve Orman Bakanlığı ve TEMA ile işbirliğinde gerçekleşiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir bilinçlendirme çalışması ise Unilever ve Tesco Kipa'dan: "Yarının İzleri"... Geleceğin büyükleri olan çocukları şimdiden çevreye karşı duyarlı bir bilinçle yetiştirmeyi amaçlayan çalışmalar kapsamında interaktif eğitim yolu ile farkındalık yaratılması amaçlanıyor. Projenin çıkış noktası ise aslında hep dediğim gibi önemli bir gerçeğe ışık tutuyor: Dünyanın içinde bulunduğu tehlikeye karşı sadece hükümetlerin çabasıyla bir şey yapılamaz. Asıl konu bilinç yaratmak ve bu konuda farkındalığı artırmak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Diğer güncel projeleri Türkiye'nin kurumsal sosyal sorumluluk platformu olan &lt;a href="http://kurumsalsosyal.com/"&gt;http://kurumsalsosyal.com/&lt;/a&gt; adresinden inceleyebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-6791500259308106442?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/12/bm-iklim-zirvesi-surerken.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-6274919450309939771</guid><pubDate>Tue, 10 Nov 2009 20:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-15T05:46:14.069-08:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Strateji</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Sosyal Medya</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kurumsal Sosyal Sorumluluk</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İç İletişim</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>İletişim</category><title>HR ve İletişim Nereye Gidiyor? Öne Çıkan Kavramlar ve Notlar...</title><description>&lt;div align="justify"&gt;15.11.2009/ Geçtiğimiz hafta PERYÖN'ün 17. defa düzenlenen Ulusal İnsan Yönetimi Kongresi'nde Küresel Mali Kriz "Out, İletişim ve İstihdam "In" (Mi?) konulu oturumdaydım. Dünyanın en büyük halkla ilişkiler şirketlerinden biri olan Fleishmann Hillard ve yine dünyanın en büyük kariyer sitelerinden biri olan Monster'ın üst düzey yöneticilerinin yer aldığı oturumda ekonomik kriz, değişen iş gücü ve HR iletişimi ele alındı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ekonomik krizle birlikte gerçek değer yaratan, doğru rolde doğru insan kullanımının önem kazandığını hepimiz biliyoruz . İş gücü profilindeki en önemli değişiklik ise , önümüzdeki 15 yıl içerisinde Y jenerasyonunun yönetim kademelerinde yer almaya başlaması ile işveren- çalışan arasındaki ilişkilerde gözlenecek deniliyor. Monster VP'ye göre daha talepkar, işveren karşısında daha güçlü konuma gelecek olan bu kalifiye nesil, aynı zamanda sıklıkla iş değiştirdiği için gerçek &lt;strong&gt;"yetenek" kaynağı&lt;/strong&gt; bulma konusunda da şirketler zorluk çekmeye başlayacak.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oturumda iş/ yaşam dengesi konusunda daha hassas olan, maaştan daha başka arayışlara giren bu kitleyi etkilemek için benim de zaman zaman değindiğim önemli bir kavram işaret edildi: &lt;strong&gt;"İşveren Markası"&lt;/strong&gt;...Başarılı bir kurumsal stratejinin artık ayrılmaz bir parçası olan "İşveren Markası" önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanarak "Yetenek" leri bünyesinde toplayan şirketlere açık ara bir liderlik sağlayacak.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fleishmann Hillard, ekonomik krizle birlikte şirket içi ve HR communication alanındaki danışmanlıklarında benimsedikleri felsefeyi paylaştı. Krizin etkilerinin hala hissedildiği bu dönemde &lt;strong&gt;"İletişim"&lt;/strong&gt;in en önemli kavramlardan biri olduğuna değinirken, çalışanları ve paydaşları ile etkin iletişim sürdürmek isteyen şirketler için dijital medyayı işaret ediyor: &lt;strong&gt;"Ceo Blog".&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;"Online iletişim"&lt;/strong&gt; e doğru bu yönelim, beraberinde işe alım yöntemlerinde de popülerleşmeye başlayan &lt;strong&gt;"sosyal medya kullanımı"&lt;/strong&gt; konusunu gündeme getiriyor. Bir diğer konu ise &lt;strong&gt;şirket içi "Eğitim",&lt;/strong&gt; öyle ki çalışanlar maaşları artmasa bile eğitim olanaklarından vazgeçmek istemiyor. Peki zaman ve diğer kaynakların kısıtlandığı ve online iletişimin güçlendiği bu noktada &lt;strong&gt;"E-learning"&lt;/strong&gt; konusunun da önem kazanacağını söyleyebilir miyiz? Kesinlikle!&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çalışanlarla ilişkilere değinmişken , tüm paydaşlara karşı " Sosyal Sorumlu" olması gereken kurumlar da ele alındı. Bu noktada bir iletişim danışmanlığı şirketinden duyulan şu sözler de gayet yerindeydi: &lt;strong&gt;"KSS'yi, şirketin diğer anlamsız faaliyetleri için bir telafi olarak kullanmayı bırakın"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;...Ve &lt;strong&gt;"İtibar Yönetimi"...&lt;/strong&gt;80+ yaşında ve aslında ne iletişim ne de yönetim danışmanlığı ile alakası olan bir kadının söyleminden aktarıldı:&lt;strong&gt; "Herkes hakettiği itibarı görür"&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çok keyifli ve faydalı bir oturumdu...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-6274919450309939771?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/11/hr-ve-iletisim-nereye-gidiyor-one-ckan.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-575451671498012004</guid><pubDate>Thu, 05 Nov 2009 21:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-11-05T14:18:24.466-08:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Web ve PR</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kriz İletişimi</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Sosyal Medya</category><title>Sosyal Medya'ya global bir bakış</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Bir kaç ay önce US'de pazarlama ve iletişim alanında çalışan ve Syracuse Üniversitesi'nde yüksek lisans yapan bir colleague ile araştırma projesine katkıda bulunmak üzere telefon mülakatı gerçekleştirdik. Konu sosyal medya ve kriz iletişimi üzerineydi fakat uluslararası düzeyde bir araştırma projesi olduğu için bölgesel bazda uygulamalarla ilgili de çok kolektif bir çalışma yapılacaktı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Görüşme öncesinde bana yöneltilecek sorulardan &lt;a href="http://ff.im/4WNia"&gt;bazılarını paylaşmıştım.&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçtiğimiz günlerde bitirdiği projesini katılımcılardan biri olarak benimle de paylaştı. Ben de araştırmadan küçük notlar aktarmak istiyorum..&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Araştırmaya Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 12 ülkeden 12 iletişim şirketi katıldı. Özellikle kriz iletişiminde sosyal medyanın rolü ele alındı, danışmanlık verilen kuruluş/markaların sosyal medyada neye göre yer almalarının ya da yer almamalarının tavsiye edildiği soruldu, markaların negatif ve yanlış içeriğe karşı nasıl bir tutum geliştirmelerinin önerildiği araştırıldı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlginç örneklerden biri Mayıs 2009'da domuz gribi vakalarının dikkat çekmesi ve global düzeyde paniğe sebep olması ile birlikte, çeşitli kurum ve kuruluşların sosyal medyada aldığı aksiyonlarla ilgili. İnsanlar internette "domuz gribi" keyword araştırmaya girişmişken, çeşitli sağlık grupları Twitter'da söz birliği ile korkuları yaıtştırmaya çalışıyor, Meksika Turizm Ofisi bu olaydan en az yara almak için sosyal medyaya sarılıyor, Salgın Hastalık Merkezi twitter, facebook ve myspace entegrasyonu ile tansiyonu düşürmeye çalışıyor...Ve tabi bunlar geleneksel medya çalışmaları ile koordineli şekilde yürüyor...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Araştırmada değinilen noktalardan biri sosyal medyada kriz iletişiminin ülke bazında internet penetrasyonu sebebi ile ne kadar etkin olabileceği...Geçtiğimiz günlerde yapılan bir sunumda TR'nin ne kadar hızlı büyüyen bir pazar olduğuyla ilgili rakamlar yer alıyordu. Evet doğru! Ama bugünlerde TR'de "domuz gribi" gündemi parlarken, web ortamında şöyle bir arama yaptığımızda bulabileceğimiz tek şey "kafa karışıklığı"...Bu da pazar olarak büyüdüğümüzün ama aynı oranda olgunlaşamadığımızın göstergesi...Sosyal medya denilen de halihazırda alternatif bir uzay değil, gerçek hayatlarımızın bir yansıması değil mi zaten?...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Araştırmadan bir kaç nokta...&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;12 ülke katılımcıları tarafından sosyal medyanın dominant kullanıcısı 14-35 yaş arası olarak lanse ediliyor.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Büyük bir çoğunluğu Obama'nın seçim başarısı sonrası sosyal medyanın siyasi oluşumlar tarafından da yoğun kullanılmaya başladığını belirtiyor.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Danimarka, İsrail ve TR hariç çoğunluk PR ve iletişim fonksiyonu olduğunu söylerken biz işin içine doğası gereği IT ve web fonksiyonlarını da katıyoruz. Yunanistan'da ise tamamen web fonksiyonu olarak düşünülüyor.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ayrı bir fonksiyon olarak hizmet verme konusu daha çok "yeni" olarak düşünüldüğü için yarı yarıya destek buluyor. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bulgaristan yüksek internet kullanımı penetrasyonu ile bu konudaki gelişmeler açık bir pazar, Hindistan'da ise hükümet her yerde internet erişimi olabilmesi için ciddi yatırımlar yapıyor.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kriz iletişimi kapsamında, oluşan diyalogları gerçek zamanlı takip etme ve bilgilendirme, bazen konuşmalara müdahil olarak açıklama getirme, kriz anında bir erişim noktası oluşturma önde geliyor.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sosyal medya çalışmalarını ölçümleme kapsamında en çok dikkat çekenler: sosyal ağlardaki oluşumlarda yer alan geribildirimleri değerlendirme, blog ranking ve içerik analizi, online surveyler...&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sosyal medyada kuralına göre oynamanın adı: &lt;strong&gt;Spamden kaçınma ve olumlu/olumsuz her türlü içeriği dinlemeye isteklilik&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sosyal medyanın fonksiyonel anlamda hala bir ground bulamamasının en büyük sebeplerinden biri şirketlerin hala control-freak tutumları ve şirket içi görevlendirme yapılan bir sorumlu olmaması.&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çalışma 12 ülkeden 12 isim ile gerçekleştirildiği için bir anlamda iletişim profesyonellerinin kendi gözlemleri ile sınırlı. Olabildiğince objektif verilen cevaplardan derlenen sonuçlar yine de ortaya global bir resim koyuyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Küçük bir detay olarak araştırma içinde geçen quotelarda TR'de bir iletişim profesyoneli olarak verdiğim cevapların sık sık kullanıldığını gördüm. Bu da TR'nin yakında global düzeyde ses sahibi olacağını hissettiriyor. Son dönemde bir çok TR şirketinin global düzeyde aldığı ödüllerle de bunu gözlemlemek mümkün.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Araştırma, IABC ve PRSA'de de yayınlanacak...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-575451671498012004?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/11/sosyal-medyaya-global-bir-baks.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-1867261551028690903</guid><pubDate>Thu, 29 Oct 2009 10:48:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-29T04:23:14.370-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kurumsal Sosyal Sorumluluk</category><title>KSS Çözümleri Pazaryeri ve HAS Akademi</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Daha önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim &lt;a href="http://comm101tr.blogspot.com/2009/04/kss-cozumleri-pazar-yeri.html"&gt;Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği'nin CSR Europe ile ortak düzenlediği "KSS Çözümleri Pazar Yeri"&lt;/a&gt; 23 Ekim 2009 tarihinde İstanbul'da gerçekleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de Kurumsal Sosyal Sorumluluk alanında çalışmaların hızlandırılması için büyük önem taşıyan projeye aralarında Unilever, P&amp;amp;G, Turkcell gibi Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen markaları katılım gösterdiler. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Karne töreninde en yüksek notu alan kurumlara ve KSS uygulamalarına ulaşamasam da, katılım gösteren şirketler ve projeleri hakkında yayınlanan online katalogu inceleyerek en azından kendi top 5imi seçtiğimi söyleyebilirim:).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.kssd.org/dl/katalog.pdf"&gt;http://www.kssd.org/dl/katalog.pdf&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu çalışmalar dışında ise asıl bahsetmek istediğim geleceğin " KSS Önderleri" ni yetiştirme amaçlı  olarak kurulan &lt;a href="http://www.khas.edu.tr/tr/akademik/kurumsal-sosyal-sorumluluk.html"&gt;Kadir Has Üniversitesi KSS Akademisi&lt;/a&gt;. Üniversite ve Türkiye KSS Derneği işbirliği ile kurulan akademi, bir çok sosyal paydaş için bir KSS merkezi işlevi görürken-bana göre en önemlisi- bugünün öğrencileri yarının ise liderleri için bir bilinç aşılama görevi görüyor. Nitekim Sosyal Sorumluluk dersi, eğitim takvimine zorunlu ders olarak girmiş durumda, öğrenciler STK'lar ile tanıştırılıyor, kaydadeğer sosyal sorumluluk projeleri bizzat öğrenciler tarafından hayata geçiriliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;TED, Futuristler, Sosyal Sorumluluk Dernekleri, Akademiler... Bir çok oluşum, dünyanın geleceği için şimdiden düşünüyor ve çalışıyor. Tüm bu çalışmalar arasında ise yeni jenerasyonu bugünden bilinçle donatma konusunun kurumsal bazda Türkiye'de de bir üniversite tarafından sahiplenilmiş olması gerçekten alkışı hakediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a title="View Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Çözümleri Pazaryeri on Scribd" style="DISPLAY: block; MARGIN: 12px auto 6px; FONT: 14px Helvetica,Arial,Sans-serif; TEXT-DECORATION: underline; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none" href="http://www.scribd.com/doc/21794717/Turkiye-Kurumsal-Sosyal-Sorumluluk-Cozumleri-Pazaryeri"&gt;Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Çözümleri Pazaryeri&lt;/a&gt; &lt;object id="doc_465508674793140" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=" height="500" width="100%" align="middle" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" name="doc_465508674793140"&gt;&lt;param name="_cx" value="17965"&gt;&lt;param name="_cy" value="13229"&gt;&lt;param name="FlashVars" value=""&gt;&lt;param name="Movie" value="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf?document_id=21794717&amp;amp;access_key=key-lpl8m3sor5j40q4epd7&amp;amp;page=1&amp;amp;version=1&amp;amp;viewMode=list"&gt;&lt;param name="Src" value="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf?document_id=21794717&amp;amp;access_key=key-lpl8m3sor5j40q4epd7&amp;amp;page=1&amp;amp;version=1&amp;amp;viewMode=list"&gt;&lt;param name="WMode" value="Opaque"&gt;&lt;param name="Play" value="-1"&gt;&lt;param name="Loop" value="-1"&gt;&lt;param name="Quality" value="High"&gt;&lt;param name="SAlign" value="LT"&gt;&lt;param name="Menu" value="-1"&gt;&lt;param name="Base" value=""&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="Scale" value="NoScale"&gt;&lt;param name="DeviceFont" value="0"&gt;&lt;param name="EmbedMovie" value="0"&gt;&lt;param name="BGColor" value="FFFFFF"&gt;&lt;param name="SWRemote" value=""&gt;&lt;param name="MovieData" value=""&gt;&lt;param name="SeamlessTabbing" value="1"&gt;&lt;param name="Profile" value="0"&gt;&lt;param name="ProfileAddress" value=""&gt;&lt;param name="ProfilePort" value="0"&gt;&lt;param name="AllowNetworking" value="all"&gt;&lt;param name="AllowFullScreen" value="true"&gt;&lt;br /&gt;                                                  &lt;embed src="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf?document_id=21794717&amp;access_key=key-lpl8m3sor5j40q4epd7&amp;page=1&amp;version=1&amp;viewMode=list" quality="high" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" play="true" loop="true" scale="showall" wmode="opaque" devicefont="false" bgcolor="#ffffff" name="doc_465508674793140_object" menu="true" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" salign="" type="application/x-shockwave-flash" align="middle" mode="list" height="500" width="100%"&gt;&lt;/embed&gt; &lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-1867261551028690903?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/10/kss-cozumleri-pazaryeri-ve-has-akademi.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-4338183890095290474</guid><pubDate>Wed, 28 Oct 2009 11:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-10-28T05:06:13.377-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Marka</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Web ve PR</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Sosyal Medya</category><title>Fashionable İstanbul'a Blogger Damgası!</title><description>Farkındayım, uzun zamandır birşeyler karalayamıyorum. Fakat bu sırada boş durmadık, çalıştık:) Aslında blogumda kendi yaptığımız işlerden bahsetmeyi pek sevmesem de geçen hafta gerçekleşen Fashionable İstanbul'u atlamak istemiyorum...:)&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yurtdışı moda şovlarında şahit olduğumuz blog yazarlarını davet etme ve içeriden canlı canlı bildirimde bulunmalarını sağlama durumunu Fashionable İstanbul için de gerçekleştirdik. Moda konusunda aktif içerik üreten, bu konuda bilgi düzeyi ile iddialı olan blog yazarlarını kotamız dahilinde davet ettik. Kendileri de bizi kırmayarak bu muhteşem etkinlikte heyecanımızı paylaştılar:)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm bu çalışmalar sonucunda davet edilen blog yazarlarımız, 50nin üzerinde blog yazısı, 100lerce tweet, 350 küsür fotoğraf yayınlayarak orada bulunamayan ve etkinliği bloglar üzerinden takip etmek isteyenlere canlı canlı ulaştı. Özellikle backstage de neler olduğunu izlemek ayrı bir heyecan kattı. Bir dolu yorum ve bir dolu teşekkürle, blog yazarları gözünden bunları okumak gerçekten müthişti. Yorumları takibe ve bilgilendirme yapmaya devam ediyoruz...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397620675052709394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/SugzZ_jSJhI/AAAAAAAAAiw/J2kvgq2b78k/s320/_MG_6236.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Etkinlikle ilgili neler tweetlenmiş bakmak isteyenler özellikle #fashionableistanbul u takip edebilirler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Benden haberler şimdilik bu kadar...:)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-4338183890095290474?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/10/fashionable-istanbula-blogger-damgas.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_zUwnu9kVkm4/SugzZ_jSJhI/AAAAAAAAAiw/J2kvgq2b78k/s72-c/_MG_6236.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-687810144247842611</guid><pubDate>Mon, 28 Sep 2009 15:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-28T14:04:38.004-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Etik</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Sosyal Medya</category><title>Web 2.0 için PR Etiği</title><description>&lt;div align="justify"&gt;Güvenilen kaynakla bilgi alışverişi...İnternetin olmadığı dönemlerde kısıtlı iletişim teknojileri ile gerçekleştirilen eylem, özellikle web 2.0 teknolojilerinin hayatımıza girmesi ile hızlandı, kapsamı genişledi ve kulaktan kulağa yayılımı hızlandı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Günümüz koşullarında, bir çok aktif internet kullanıcısı, aynı anda hem hedef kitle hem de rol modeli işlevini görürken, içerik sağlayıcıları ve halkla ilişkiler fonksiyonları arasında "etik" bir bağ kurulmaya çalışılıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Halkla ilişkilerde etik yeni bir konu değil elbet, hatta meslek kadar eski...Nitekim mesleğin saygınlığının artmasının etik kodlara uyumla paralel ilerlediğini söyleyebiliriz. Ne de olsa ilgili her kitap tanımında geçtiği gibi "hedef kitlelerle iki taraflı kazanım yaratma" ancak ve ancak şeffaf ve dürüst bir iletişim modelinden geçiyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;Halkla ilişkiler tarihi bu çerçeveden uzak olumsuz vakalar barındırsa da bugün bir meslek sahibi olarak anılmak isteyen her icraatçi bu etik kodlara uyacağını taahhüt eder, bu prensipleri kabul eden şirketlerde çalışmak ister.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Sosyal medyanın geleneksel medya kanallarına nispeten özgür yapısı ile hayatımıza girmesi ile birlikte halkla ilişkiler fonksiyonu da daha esnek ve yaratıcı olma şansı yakaladı, hedef kitlelerle direk iletişim kurma ortamı doğdu. Bu ortamda marka/kurumun pozitif içerik yaratma arayışı tüketicilerin gerçek düşüncelerini paylaşması ile şekillendi, oyunun kuralları belirlendi, yanıltıcı/ sahte içerik elendi.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Sosyal medyanın bu kadar yükselmesinin başlıca sebeplerinden biri de bu değil miydi? İletişimi gerçekten kişiler ve gruplar arası boyuta taşıyan, daha güvenilir olarak anılan bir ortam? Bu noktada online ya da offline yürütülen iletişim çalışmaları için bağımsız bir etik kod yaratmak anlamsız olurdu. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Sosyal medyada PR etiği ders konularına bile girmeye başlarken, mesleki dernekler de bir prensip oturtmaya çalışıyor... CIPR da (Chartered Institute of Public Relations) bu prensip çerçevesinde yayınladığı &lt;a href="http://www.cipr.co.uk/direct/membership.asp?v1=code"&gt;sosyal medya için etik kodlarında&lt;/a&gt; uygulayıcılara yol gösteriyor. &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bu manuelin bir bölümünde sosyal medyanın dinamiğini tanımlarken diyor ki:&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;"İtibar süreklidir"&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Yani bir marka/kurum geleneksel mecralarda hedef kitle ile buluşurken hangi algıyı uyandırıyorsa sosyal medya da onun bir uzantısı olacaktır.  Bu sebeple markaların dolayısıyla onlara bir iletişim stratejisi çizen PR uzmanlarının da sosyal medya ortamında sahte kimlikler ve sahte içerikler ile uzun vadede gerçek bir iletişim başarısı yakalayamayacakları  görülüyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Sosyal medya nedir diye başlayan, PR uzmanlarına yol çizen, SEO, online reklamcılık gibi konularla bağlantı kuran ve uygulama noktasında tüm bunları etik bir resme oturtan bu kılavuz, bugün "ben Online PR yapıyorum" diyen herkesin elinde olmalı...Ancak ve ancak bu şekilde sektör standartları belirlenir, sosyal medya markaların uzun vadeli başarı beklediği, hedef kitlelerin de güven duyduğu bir ortam haline gelir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-687810144247842611?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/09/web-20-icin-pr-etigi.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-3526099233792898453</guid><pubDate>Sat, 19 Sep 2009 17:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-19T11:11:01.880-07:00</atom:updated><title>1984 ve Sansür: “geçmişi kontrol eden, geleceği; şu anı kontrol eden geçmişi kontrol eder”</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçtiğimiz sene önemli bir bilim kuruluşunun çalışanlarına yönelik düzenlenen İletişim Sempozyumu’ndayım. Öğleden sonraki programı sunmaya başlamadan önce, kürsüde dünyanın önde gelen halkla ilişkiler şirketlerinden birinin Yönetim Kurulu Başkanı ile bir taraftan sunumunun son haline bakıyor bir taraftan da sohbet ediyoruz. Kendisi iletişim dünyasındaki son trendlerle ilgili sunumunda sosyal medya dünyasında popüler olan belli başlı örnek sosyal ağlara yer vermiş.  O bölüme sıra geldiğinde soruyor:“&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Youtube’a değindim ama duyduğum kadarıyla Türkiye’de erişim yasakmış, doğru mu?”&lt;/span&gt;…Gülümsedim, doğru dedim. Birçok insanın kendince çözümler üreterek erişim sağladıklarını ekleyerek. Neden diyerek baktı…Bize anlatılanları aktardım aktarmasına da, zaten benim bile bu ülkenin bir vatandaşı olarak anlamadığım şeyleri anlatabilmem zor oldu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Myspace ve Last.fm ‘e Türkiye’den erişimin yasaklanmasının ardından şu internette sansür konusunda artık birşeyler demenin vakti geldiğini hissettim. Her ne sebeple olursa olsun gün be gün farklı iletişim araçlarımızın kısıtlandığının farkında mıyız? Sadece iletişim kurmak için değil belli bir fayda yaratmak için kullanılan araçların elimizden alındığının? Bu sansür uygulamalarının sadece internet üzerinden değil, bir çok şekilde hayatımıza girdiğinin? Gerçekten mantıksal açıklamasını yapabilecek birileri varsa seve seve dinlerim, hatta gelsin burada anlatsın. Fakat, dün bir, bugün iki derken, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bir iletişim sektörü çalışanı olarak da son derece rahatsız olduğum şekilde&lt;/span&gt;, belli başlı popüler araçların kara listeye alınmak üzere olduğunu ve yine bir sebeple onlara da erişimin yasaklanacağını düşünmeye başladım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;George Orwell, 1984’ü okuyanlar bilirler. George Orwell-1984’te, Okyanusya ve Avrasya olarak kutuplaşan bir dünyada ve zamanda, Okyanusya denilen ülkedeki insanların tüm hareketlerinin ve düşüncelerinin kontrol altına alınmaya çalışıldığı, bu hareket ve düşünceler üzerinde her türlü etkisi olabilecek; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dil, kültür, iletişim organları vb. araçların bu amaç doğrultusunda yok edildiği ya da değiştirilip kullanıldığı&lt;/span&gt; bir devlet düzeni eleştiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi ve özgürlük kavramlarından arındırılmış bir dil, insanlar günün 24 saati düzenin en önemli unsuru tele ekranlar vasıtasıyla izleniyor, yoldan sapanlar buharlaştırılıyor, tarihin gerçekleri bile saptırılıyor…Herşey kontrol üzerine kurgulanmış…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“geçmişi kontrol eden, geleceği; şu anı kontrol eden geçmişi kontrol eder”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkahraman Winston’ın sır gibi sakladığı günlüğünden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İnsanlık mirasının kuşaktan kuşağa aktarılması kişinin sesini duyumsamasıyla değil, aklını ve sağduyusunu koruyabilmesiyle olabiliyordu. Masaya döndü, kalemini mürekkebe batırarak yazmaya koyuldu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğe, ya da geçmişe; düşüncenin özgür olduğu zamana; insanların birbirlerinden farklı oldukları, yalnız yaşamadıkları, gerçeğin varolduğu ve yapılanın silinemediği bir zamana:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekdüzelik çağından, yalnızlık çağından, çiftdüşün zamanından, büyük birader’in çağından selam!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kitlelerin gündemi algılayışlarının ve verdikleri tepkilerin tarihten getirdikleri gerçeklikler tarafından şekillendirildiğini baz alırsak, geçmişi kontrol etmenin, geleceğin kontrolünde ne gibi bir rolü olduğunu daha iyi anlayabiliriz.&lt;/span&gt; Film ve romanda açık bir şekilde propagandası yapılan rejim, en önemli iletişim aracı olan tele ekranları kullanarak sürekli gerçek olup olmadığı belli olmayan savaşlarda kazanılan zaferleri, kahramanlık hikayelerini yayınlıyor, insanların hayatını 24 saat kontrol altına alarak düşünmeyi bile engelleyecek önlemler alıyor, rejim dışı düşünceleri en ağır ve en hızlı biçimde cezalandırıyor ve sonunda farklı düşünenleri bile kendilerinden ayrıştırarak amaçladığı prototipler haline getiriyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İletişimin en önemli parçası olan geri bildirim yollarının tıkalı olduğu bir sistemde&lt;/span&gt;, kayıtsız şartsız gerçeklerin dayatılması ile insanlar, aslolan gerçeklikten ve genel toplum menfaatinden en uzak olacak noktada zaptediliyor ve tepki verebilecekleri tüm ortamlar yokediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde bazı konvensiyonel medya organlarının kitleleri bilgilendirme işlevinden uzaklaşarak, çarpıtılan gerçekler ve sanal gündemler ile güven yitirdiğini biliyoruz. Sosyal medyanın yükselişinin bir sebebi bu zaten. İnsanların bilgi alma- iletme konusunda daha özgür! olma arayışı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1984’ün başkahramanı Winston’ın günlüklerini sakladığı günleri yaşamıyoruz tabi ki de. En azından hala bir klavyem ve erişimi yasaklanmamış bir blogum var….&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peki yarın ne olacak? &lt;/span&gt;Herşeyin bir alternatifi var tabi fakat burada konumuz A, B ya da C sitelerinin yasaklanması değil. Üzerine düşündüğümüz, tartışmaya açtığımız: bu erişim yasakları yerine yapılacak başka hiçbirşey yok mu? Açılımlarla dolu bugünlerde, ben de buna cevap bekliyorum. Halen daha bu ülkenin bir vatandaşı olduğumu hatırlatarak…&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-3526099233792898453?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/09/1984-ve-sansur-gecmisi-kontrol-eden.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-3283803303267212457.post-8202531079723490717</guid><pubDate>Sun, 13 Sep 2009 10:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-09-13T05:26:35.252-07:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Strateji</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Web ve PR</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Sosyal Medya</category><title>Market Intelligence 2.0</title><description>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İtibar yönetimi konusunun önemini kavrayan iletişimciler için, bunu online ortama da taşımak, aktif sosyal medya içerik takibi yapmak yeni bir konu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Online itibar yönetimi kapsamında, marka/kurumla ilgili içeriğin aktif takibi, elde edilen içeriğin analiziyle marka/kurum adına bir içgörü yaratma ve içerik sahibi olan hedef kitle ile etkileşimden bahsediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İster olumlu içeriğin gözlenmesi olsun ister olumsuz içeriğin takibi ve uygun görülen durumlarda yanlış bilgiyi doğrusu ile besleme ya da gerçekleştirilen çözüm iletişimi, sonuç olarak markanın/kurumun adının geçtiği her içerikle oluşan bu geri bildirim havuzu tüm süreçler adına bir fayda oluşturuyor. Bu da kullanmayı bilen markalar/kurumlar için inanılmaz bir şans.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde dijital dünyada aktif olarak yer alsın/almasın her markanın/kurumun sosyal medya takibi yapması gerekiyor. Ajansların, iletişim hizmeti verilen markalar adına belki de ilk yapması gereken bu takibin gerekliliği konusunda onları yönlendirmek.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Fakat online ortamda hedefleri belirlerken sadece markanın ismi ile sınırlı kalmak, en az markanın kendisini izlemek kadar önemli olan rekabetin  izlenmesi konusunu dışarıda bırakıyor. Stratejik iş yönetiminde vazgeçilmez ve süreklilik arzeden bir esas olan rekabetin gözlemlenmesi konusu, nedense söz konusu online ortamlar olduğunda es geçiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peki rekabeti online ortamda gözleyerek neler kazanabilirsiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul style="text-align: justify;"&gt;&lt;li&gt;Halihazırda süreçlerinizin bir parçası olduğu varsayılan &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Market_Intelligence"&gt;"market intelligence"&lt;/a&gt;geliştirilmesi hususunda rakipler ve pazarın durumu konusunda online ortamdaki verileri de kullanabilirsiniz. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Böylece hedef kitlenizin istek/ihtiyaçlarını, piyasadaki trendleri/eğilimleri, rakiplerinizinden önce belirleme ve aksiyona geçme şansı yakalayabilirsiniz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Rakiplerinizin başarıları/başarısızlıklarını gözlemleyerek, analiz ederek kendi markanız/kurumunuz için anlamlı bir yol haritası çıkartabilirsiniz.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nereden başlamalı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul style="text-align: justify;"&gt;&lt;li&gt;Aktif içerik takibi için belirlediğiniz anahtar kelimeler arasına "rakipleri, direk rakip olarak görmeseniz bile sektörün başlıca oyuncularını, sektörünüzü ilgilendiren ifadeleri, kelime kalıplarını" ekleyin.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Belli kelimeler ve kategorilerle elde ettiğiniz verileri kaynakları ile birlikte düzenleyin, saklayın.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bu verileri analiz edin, kısa vadede kullanın, aksiyona geçin ya da uzun vadede iş stratejilerinize dahil edin. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Rekabetin içinde yer alan şirketlerin online ortamda kurumsal ya da çalışanları vasıtasıyla gerçekleştirdiği tüm iletişimi izleyin.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sosyal medya takibinin gerçek faydası, içine rekabeti ve pazarı alan 360 derece bir taramadan geçiyor. Aşağıda faydalı bulduğum bir sunum paylaşıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="width:425px;text-align:left" id="__ss_1777858"&gt;&lt;a style="font:14px Helvetica,Arial,Sans-serif;display:block;margin:12px 0 3px 0;text-decoration:underline;" href="http://www.slideshare.net/lordorica/social-media-monitoring-for-business-1777858" title="Social Media Monitoring for Business"&gt;Social Media Monitoring for Business&lt;/a&gt;&lt;object style="margin:0px" width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://static.slidesharecdn.com/swf/ssplayer2.swf?doc=socialmediamonitoring-090727221314-phpapp01&amp;stripped_title=social-media-monitoring-for-business-1777858" /&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"/&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"/&gt;&lt;embed src="http://static.slidesharecdn.com/swf/ssplayer2.swf?doc=socialmediamonitoring-090727221314-phpapp01&amp;stripped_title=social-media-monitoring-for-business-1777858" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="font-size:11px;font-family:tahoma,arial;height:26px;padding-top:2px;"&gt;View more &lt;a style="text-decoration:underline;" href="http://www.slideshare.net/"&gt;documents&lt;/a&gt; from &lt;a style="text-decoration:underline;" href="http://www.slideshare.net/lordorica"&gt;Lou Ordorica&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3283803303267212457-8202531079723490717?l=comm101tr.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://comm101tr.blogspot.com/2009/09/market-intelligence-20.html</link><author>noreply@blogger.com (UÖ)</author><thr:total>6</thr:total></item></channel></rss>