<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316</id><updated>2024-09-25T07:47:50.038+03:00</updated><category term="Şiir"/><category term="Çeviri"/><category term="Düzyazı"/><category term="Can Yücel"/><category term="Kadın"/><category term="Balık"/><category term="Hafıza"/><category term="Psalm 23"/><category term="Tom Waits"/><category term="Yakamoz"/><category term="Yağmur"/><category term="İrem"/><category term="Şarap"/><category term="4"/><category term="Ada Vapuru"/><category term="Adam"/><category term="Anne"/><category term="Arapça"/><category term="Aristophanes"/><category term="Ayla"/><category term="Açılış"/><category term="Baba"/><category term="Barış"/><category term="Bebeğim"/><category term="Büyük Ada"/><category term="Cennet Bağları"/><category term="Charles Bukowski"/><category term="Derviş"/><category term="Dimineata"/><category term="Dionysos"/><category term="Dünya"/><category term="Ege"/><category term="Entelektüel"/><category term="Ezginin Günlüğü"/><category term="Farsça"/><category term="Fuzuli"/><category term="Gece"/><category term="Göz"/><category term="Gül"/><category term="Güneş"/><category term="Güzel"/><category term="Hamlet"/><category term="Hazal"/><category term="Hikaye"/><category term="Hitler"/><category term="Hükümsüz"/><category term="Jazz"/><category term="Kadıköy"/><category term="Kamil"/><category term="Kapı"/><category term="Kaya"/><category term="Kedi"/><category term="Kelp"/><category term="Kin"/><category term="Kuyu"/><category term="Kuşlar"/><category term="Köpek"/><category term="Kültür"/><category term="Mayıs"/><category term="Meltem"/><category term="Mesih"/><category term="Michael Buble"/><category term="Nefi"/><category term="Nero"/><category term="Neva"/><category term="Orhan Veli Kanık"/><category term="Osurgan"/><category term="Osuruk"/><category term="Rain Dogs"/><category term="Sabah"/><category term="Selluka"/><category term="Shakespeare"/><category term="Su"/><category term="Sway"/><category term="Süt"/><category term="Tahir Efendi"/><category term="Taş"/><category term="Trygaious"/><category term="William Blake"/><category term="Yesterday is Here"/><category term="bilal akbulut"/><category term="İncesaz"/><category term="İngilizce"/><category term="İntihar"/><category term="İt"/><category term="Şeytan"/><category term="ΦΥΓΕ ΚΙ ΑΣΕ ΜΕ"/><title type='text'>Demlik</title><subtitle type='html'>eksik dualarımız üstüne söylendi şiirler; toprak testilerde tamam oldu ellerimiz. kodu gitti ok meydanını kemankeş türkü düzer oldu şahinlere. dedim: er kişiye vergidir sevdalar.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>61</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-7457274991748826441</id><published>2016-07-19T01:07:00.002+03:00</published><updated>2016-07-19T01:08:31.282+03:00</updated><title type='text'>Sır</title><content type='html'>Anadolu&#39;nun uçsuz bucaksız diyarlarında kendini, bildiğini, adını, cismi dışında her şeyini unutmuş bir seyyah dolanırmış. Mecnun gibi avare bu seyyahın nereden gelip nereye gittiğini kimse bilmezmiş. İnsanlar, tanrı misafiri diye evine buyur etse döşeğini serse önüne sıcak bir kap yemek koysa da, seyyah durmaz yoluna devam edermiş. Çayırları döşeği, yıldızları örtüsü edermiş geceleri.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gecelerden bir gece, seyyahın rüyasında bir çift göz zuhur etmiş. Seyyah, gözleri görünce nutku tuttulmuş, içini bir huzur kaplamış. Derken birden nefes nefese uyanmış seyyah. Çıt çıkmayan karanlık gecede bir rüzgar gelmiş yüzüne çarpıp ciğerlerini doldurmuş o an. Donmuş kalmış. Ne bir hareket edebilir olmuş, ne nefes alabilir. Sanki rüzgar ciğerlerine yer etmiş, sarılmış gibi kalmış iki büklüm. Ölümü düşünmüş o lahza, sevinmiş. Zira aradığına yaklaşmış hissetmiş kendini. Daha düşünmeye kalmadan içindeki tüm sesler yavaş yavaş susmuş ve tek bir ses belirmiş. Daha önce hiç bir şey duymamış gibi hissettiren bir ses &#39;Gel. Gel beni bul.&#39; diye seslenmiş seyyaha. Ruha hükmeden güç &#39;Ol!&#39; demiş gibi yahut zamanı dolup &#39;Öl!&#39; demiş gibi emir telakki etmiş seyyah duyduğunu, tekrar yola koyulmuş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Günler geceler boyu yürümüş hiç durmadan. Güneşin doğduğu yere doğru sanki güneşi yakalayacakmış gibi yürümüş. Fırtına, kar hiç bir kuvvet durduramamış onu. İçinde yanan alev sanki dünya sönse yeniden harlıyacak kadar kuvvetliymiş o dem. Az gitmiş, uz gitmiş. Dere tepe düz gitmiş seyyah. Derken iklimi birden bir yumuşaklık sarmış. Ağaçları yeşilin her tonuna çalan ormanlar, suları gürül gürül berrak akan dereler, miski amber kokuları sarmış etrafını. Bir verimli bahçelere gelmiş ki seyyah, ağaçların dalları meyvelerin bereketinden neredeyse yerlere değiyormuş, kuşların cıvıltısı insanın tüm kederini alıp uçuruyormuş. Daha fazla dayanamamış seyyah kalbi, yığılmış kalmış bir agacın dibine. Yine de gözlerin ümidi ile dalmış hayallere.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gözlerini hafif araladığında başında bir huri görmüş. Çok çok eskiden dinlediği bir hikaye belirmiş zihninde huriyi görünce ve anlamış nerede olduğunu. O sesi bulma isteği ile o kadar yol kat etmiş ki seyyah sonun da dünyada ki cenneti bulmuş, İrem Bahçelerini.&lt;br /&gt;
Huri tebessüm etmiş: &#39; Sonunda uyandın.&#39;&lt;br /&gt;
Seyyah hiç duymamış gibi doğrulmuş yerinde ayağa kalkmak için hamle yapmış.&lt;br /&gt;
Huri: &#39; Aradığın her şey burada iken bu acelen niye?&#39; demiş.&lt;br /&gt;
&#39;Ben, kendimi bulamadıktan gayrı gerisi gurbettir bana.&#39;&lt;br /&gt;
&#39;Bir çift göz mü buldurucak sana cennette bulamadıklarını?&#39;&lt;br /&gt;
&#39;Bakmayı bilen gözler görücek aradığımı.&#39;&lt;br /&gt;
&#39;Adem&#39;in yaptığını yapıyorsun ademoğlu! Cennete sırtını dönüyorsun!&#39;&lt;br /&gt;
Hurinin sözleri sanki zihninin kapılarını sonuna kadar açmış seyyahın. Gülümsemiş, huriye dönmüş:&lt;br /&gt;
&#39; Dinim de, adım da aşktır benim. Ademi cenetten kovduran da, adımı yazdıran da budur.&#39;&lt;br /&gt;
Kim olduğunu, neyi aradığını biliyormuş artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bahçeyi bir rüzgar sarmış önüne neyi kaktı ise alıp götürmüş birden. Geriye bir tek seyyah ve harap bir kulübe kalmış. Koşmuş kapısını açmış kulübenin. Aradığı gözler orada ete, kemiğe bürünmüş halde bir aynanın karşısında oturuyormuş. Prenses oradaymış. Lakin İrem&#39;in oyun acımasızmış. Prenses &amp;nbsp;aynada ki geçmişine haps etmiş. Tek kurtuluş yolu ise aynanın sırrını kırmaktan geçiyormuş. Lakin aynanın sırrı o kadar kuvvetliymiş ki onu kıran insanın ruhu buna dayanamaz bedeninden uçarmış. Riyavet ederler ki Emre sırrı kırmadan, prensesin saçlarına eğilip koklamış ve o an Emre&#39;yi oraya getiren şeyin saçlardaki efsun olduğunu anlamış. Prensesin saçları efsunlu olduğundan rüzgarlarla ile seyyahın gönlüne doğru bir bağ kurmuşlar ve yolunu aydınlatmış. Kederlenmiş seyyah. Dünyada ki cennetten vazgeçmek kolay olmuş ama gönlünde ki cennetten vazgeçmek zor gelmiş.&lt;br /&gt;
&#39;Beni sana getiren yol elbet seni de bana döndürür.&#39; diyip prensesi öpmüş ve sırrı kırmış. Prenses o an kabuslarından yalnız bir şekilde uyanmış.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/7457274991748826441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2016/07/sr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/7457274991748826441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/7457274991748826441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2016/07/sr.html' title='Sır'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-8104851841017381558</id><published>2015-05-18T01:33:00.002+03:00</published><updated>2015-05-18T01:33:41.040+03:00</updated><title type='text'>Beynimi Saçtım Vol.4</title><content type='html'>Artık saçılacak pek bir beynim kalmadı sevgili okuyucu, keza eskiden beyin olarak adlettiğim şeyin şimdi yüreğim olduğunu anlıyorum, ağırlaşıyor biliyorum, taşları sevmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;https://www.youtube.com/watch?v=t8cELTdtw6U&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşları yollardan toplayıp ev kurmaya çalışırken bel fıtığı olabilirsiniz mesela. Ağır yükler tek başına kaldırılmaz, yardım gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;https://www.youtube.com/watch?v=rjyELfw9cc4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü yalnızlıktan korkmuyor. Yalnızken yoruluyorum. Bu aralar fazla sigara içiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;https://www.youtube.com/watch?v=rhsXHmMhBjo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkındayım tam şu satırlarda &#39;Bu ne amk? Bir şey diyeceksen de&#39; diyorsun. Az daha sabır. Başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;https://www.youtube.com/watch?v=9Xk6za7YD8c&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif; font-style: italic;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28.6719989776611px;&quot;&gt;emperyal oteli&#39;nde üc gece kaldik&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28.6719989776611px;&quot;&gt;fazlasina paramiz yetmiyordu&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28.6719989776611px;&quot;&gt;gözlerin gözlerimden gitmiyordu&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28.6719989776611px;&quot;&gt;dördüncü gece sokakta kaldik&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28.6719989776611px;&quot;&gt;karanlik bir türlü bitmiyordu&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28.6719989776611px;&quot;&gt;sirkeci gari&#39;nda sabahladik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; line-height: 28.6719989776611px;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif; font-style: italic;&quot;&gt;bilen bilmeyen bizi ayipladi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Bitti. Fazlasını söylemeyemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/8104851841017381558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2015/05/beynimi-sactm-vol4.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/8104851841017381558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/8104851841017381558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2015/05/beynimi-sactm-vol4.html' title='Beynimi Saçtım Vol.4'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-7113693881492461376</id><published>2015-05-18T01:16:00.000+03:00</published><updated>2015-05-18T01:16:10.869+03:00</updated><title type='text'>Nuh</title><content type='html'>-Kimse seni yakalayamaz, eğer düşersen diye güzel bir şarkı sözü vardı, şimdi adını bile hatırlamadığım bir parçada.-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sular yeni yükselmeye başlamıştı.&lt;br /&gt;O bakmak için durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/7113693881492461376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2015/05/nuh.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/7113693881492461376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/7113693881492461376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2015/05/nuh.html' title='Nuh'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-1238301989003308666</id><published>2014-09-12T13:39:00.001+03:00</published><updated>2014-09-12T13:39:18.979+03:00</updated><title type='text'>Umut</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #141823; font-family: Helvetica, Arial, &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.3199996948242px;&quot;&gt;3 heceli bir gemi yüzüyor alyuvarlarım arasında,&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #141823; font-family: Helvetica, Arial, &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.3199996948242px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #141823; font-family: Helvetica, Arial, &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.3199996948242px;&quot;&gt;Hüznü, yalnız gece sananlar basıyor o sıra mahremimi.&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;background-color: white; color: #141823; font-family: Helvetica, Arial, &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.3199996948242px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #141823; font-family: Helvetica, Arial, &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.3199996948242px;&quot;&gt;Kelimeler döküyorum benimle yaşasın diye,&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;text_exposed_show&quot; style=&quot;background-color: white; color: #141823; display: inline; font-family: Helvetica, Arial, &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 19.3199996948242px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;En ince yerlerinden kopartıyorum keyiflerimi.&lt;br /&gt;Sofrana tek tabak koyuyorsun,&lt;br /&gt;YAPTIM DİYEBİLMEK İÇİN ÜZMÜYORUM SENİ.&lt;br /&gt;Hecelerin biri zaten hep oradaymış.&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/1238301989003308666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/09/umut_12.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/1238301989003308666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/1238301989003308666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/09/umut_12.html' title='Umut'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-4677059145717170989</id><published>2014-08-31T14:43:00.000+03:00</published><updated>2014-08-31T14:43:24.770+03:00</updated><title type='text'>Katline Ferman</title><content type='html'>&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
İncelir, en kısa raksında bile yosmanın eteği,&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Hayali, hayasız bir pezevenk eline düşeni.&lt;br /&gt;Kemankeş Mustafa&#39;nın yüz görümlüğü, piç talihi,&lt;br /&gt;Kadıköy&#39;ün arka sokaklarında bir gece dillendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek baba küreği, yamuk bu evren!&lt;br /&gt;Kaymış mizanı, siktir çekerken!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi tepeli bir garın, daimi müdavimi,&lt;br /&gt;Koskoca salonda bir o gidenleri göremedi.&lt;br /&gt;Hocalar ki her sabah, uykunun şerrini söyledi,&lt;br /&gt;Gayrı katline ferman, yakmalı bu kenti.&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/4677059145717170989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/08/katline-ferman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4677059145717170989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4677059145717170989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/08/katline-ferman.html' title='Katline Ferman'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-4946836455820751635</id><published>2014-07-20T20:56:00.001+03:00</published><updated>2014-08-27T05:02:43.967+03:00</updated><title type='text'>BELA</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;; font-size: 12.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;Bela&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;&quot;&gt;Önce söz vardı.
Ne kulak duyar, ne göz işitirdi bu sözü. Dudaklar oynamazdı bu söz söylenirken,
gerçeğin sırrı ile mühürlenmiş olurdu. Ancak ten hissedebilirdi bu sözü, o da
şüpheli. İşte tam sırrın açığa çıktığı an başlardı BELA. Teklik, çiftliğe döndüğü
anda, anlam denen anlamsızlığın gölgesi inerdi gerçeğe, aks kırılırdı. BELA,
vazgeçmemekti gerçekten, doğrulamaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sözün anlamlandırılması her zaman mantıksızdı. Keza söz, bütün ve tekti.
Anlamsa her daim ikilikler doğurmaya gebe. Gerçek, ikilik kabul etmezdi, zira
tek bir insan, tek bir dünya, tek bir evren, tek bir tanrı, tek bir söz ve tek
bir aşk vardı. Peki bu tek aşkını yaşayan Adem’in, aşkını gerçek kılan
Havva’sı, gerçeği de bozan mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ademlerin kaderleri hep üst üste biniyordu alemde. Birinin sözü, diğerinin
yazısı. Tüm bunlardan habersiz bir Adem çıkmıştı bir keresinde sahneye:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘BEN BU DÜNYADAN BİR KERE ŞANIM İLE GEÇECEĞİM. VE ŞAN, BÜYÜK ZAFERLER
KAZANANLARA DEĞİL, YENİLMEYENLERE YAZILIR.’ demişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yenilmedi Adem. Kazanmadı da. Adem, alemlere, alem, ademlere karıştı sadece.
Söz kırıldı, yazı taşındı. Anlatılan tüm kıssalar da aynı sözü aradı, aynı sözü
anlattı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Söz ile ilk karşılaştığımda dünya durmuştu. Sıradan bir Pazar günü akşamıydı.
Tüm anlamlarıyla bir 7. gündü. Hayatta parça parça olaylar görürsünüz. Kiminden
bir koku, kiminden bir renk, kiminden sadece sessizlik kalır geriye. Bunların kocaman bir yapbozun minicik parçaları olduğunu ancak bir 7. günde
anımsarsınız ve sonra sizde ademe yakışanı yapıp ilk kıssayı anlatırsınız:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘BENİ SANA GETİREN YOL, ELBET BİR GÜN SENİ DE BANA GETİRİR.’’&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,&amp;quot;serif&amp;quot;;&quot;&gt;İlk
yarayı da burada alırsınız. Artık olmuş olanın, yolunu bağlamalısınızdır. Ben,
bırakıp kaçtım. Yakalandığımı sezdiğim an, hayvansal bir iç güdü ile yaptım
bunu. Yakalanmak için kaçtım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa evren de, sayılar gibi oldukça açıktır. Tek yapmamız gereken biraz uzaklaşıp, resmin bütününe bakabilmektir. Başka bir deyişle olasılıkları bitirmektir. İçimizde ki azizeleri ve totemleri yıkmaktır.&lt;br /&gt;Mekanik bir tek düzelik ile yola koyulup, her akşam sıcak yatağa yatmaktır. Tek başladığınız yolu, tek bitirmektir. Oysa Adem&#39;in aradığı şeyin sırrı hiyelde değil simyada gizlidir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#39;MEKANİĞİN BİTTİĞİ YERDE, HİSSİYAT BAŞLAR.&#39;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/4946836455820751635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/07/bela.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4946836455820751635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4946836455820751635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/07/bela.html' title='BELA'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-7641771920723553697</id><published>2014-05-27T02:12:00.001+03:00</published><updated>2014-05-27T02:12:34.388+03:00</updated><title type='text'>YEK</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;background-color: white; color: #37404e; font-family: Helvetica, Arial, &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 20px;&quot;&gt;Yaygın olarak bilinen küçük kıyamet türlerinden biri de içsel ölümdü. Keza bu tip ölümlerde meftayı kaldıracak cemaat de mefta gibi ölü olduğundan, arkasından hayır duası okuyup, hakkını helal edecek kimse bulunmazdı. Lakin, hiç bir meftanın toprağa karışmadığı görülmediğinden, hakkın mucizesi olarak yeniden doğuş gerçekleşirdi. Zaten ölüm de tek başına korkulacak bir hadise değildi. Şekspir&#39;&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;text_exposed_show&quot; style=&quot;background-color: white; color: #37404e; display: inline; font-family: Helvetica, Arial, &#39;lucida grande&#39;, tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 14px; line-height: 20px;&quot;&gt;in de dediği gibi: &#39;Korkulan ölümden sonra görülecek düşler.&#39; idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her nefis ölümü bir gün tadacaktı. Ölüm mutlaktı, ölüm haktandı. Lakin ölümün kişinin kendi elinden olmamasına ve hatta kendini öldürmesi en büyük günah sayıldığı halde, içsel ölümlerde adem neden kendi cellatlığını yapardı? Bu büyük yıkımın ustaca hünerini mi paylaşmak istemezdi? Yahut kendini öldürülmeyecek kadar kibirli mi görürdü? Satre doğru söylüyordu: &#39;İnsan, insanın cehennemidir!&#39;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O büyük, dipsiz, sarp kuyulara ancak kendimizi atardık. Cellatımız bizi büyük bir nezaketle o kuyunun başına getirir ve orada bırakırdı. Bu raddede şuna da değinmemiz gerekir. Mutluluk dediğimiz hadise de bu kuyunun etrafında yaşanırdı. Bir zaman sonra cellat diyeceğimiz kişi ilk belirdiği anda bir melek olarak bizi o kuyunun başına getirdiğinde, kuyunun dibine bakar ve ne kadar yüksekteyim diye böbürlenirdik. O meleğe yanımızda olup bunu gördüğü için şükranlarımızı sunar, onu dualarımız ile kutsardık. Yalnız onun bunu görebileceğine inanırdık. Atilla İlhan&#39;ın da dediği gibi: &#39;Onlar gibi değilsin sen, başkasın!&#39;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek bir süre sonra, kendi kuyusunu düşünüp, onu merak ettiği anda ise insana dönüşürdü. Bunun olmasını ilk başta doğal karşılar, ona bu kuyunun ikimizi de yüksek göstereceğinden bahseder, bu haklı gururu paylaşmayı teklif ederdik. İnsan, karşısındakinin teklifini dinler, kuyuya alıcı göz ile bakar, eğer kendi kuyusuna benzer yahut daha derin değilse kalmayı seçerdi. Lakin kuyu, kendi kuyusundan daha derinse, bundan hayıflanır ve kendi kuyusunu derinleştirmek üzere gideceğinden bahsederdi. Tom Waits&#39;in de dediği gibi: &#39;Seni seviyorum bebeğim ama daha eve yolum var.&#39;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmeye karar verdiği o son evrede ise insan, cellata dönüşür, bizi büyük bir nezaket ile orada bırakır ve giderdi. Cellatın bu davranışına sinirlenen biz de kuyumuza bir kez daha aşık olur ve onun her yerine sahip olabilmek için büyük bir şevkle atlar ve ölürdük. Her şeyin dediği gibi: &#39;SON&#39;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25.05.2014&lt;br /&gt;17:48&lt;br /&gt;Emre Konuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dip not: Bunu da demesem olmazdı. Ahmet Kaya&#39;nın dediği gibi: &#39;İçimde ölen biri var!&#39;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/7641771920723553697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/05/yek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/7641771920723553697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/7641771920723553697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/05/yek.html' title='YEK'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-4747823385514189069</id><published>2014-01-08T23:24:00.002+02:00</published><updated>2014-01-08T23:24:55.560+02:00</updated><title type='text'>Sıcak</title><content type='html'>&lt;div align=&quot;right&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: right;&quot;&gt;
13.12.13&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=&quot;right&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: right;&quot;&gt;
05:33&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=&quot;right&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: right;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 18.0pt; line-height: 107%;&quot;&gt;SICAK&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div align=&quot;center&quot; class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Ovuşturarak açtı gözlerini. Boynu fena tutulmuştu. Havada
garip bir koku vardı, koğuşta yatmışcasına terli bir koku. O an fark etti
otobüste olduğunu. Yanı boştu, keza dışarsıda. Göz alabildiğine çıplak, çorak,
kar kaplı bir yerin ortasında gidiyordu. ‘Amına koyayım!’ dedi içinden ya da
öyle zannetti. Etrafa bakındı bir tabela, bir yazı, her hangi bir şey aradı
nereye gittiğini anlamak için. Boşuna, hiç bir şey yoktu. Ceblerini yokladı.
Cüzdan yerinde, telefon yerinde. Derken iç cebine attı elini. Bilet parçasını
buldu önce. Tam ‘İstanbul’ yazılı yerinden kesilmiş. Hatırlar gibi oldu o an.
Evdeydi, yatağındaydı, onunlaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onunla yatarken korkuyordu. Alışmamıştı çünkü, bir şey vardı sevdiği bir şey
adını bilmediği, tadı hayal meyal aklına geldiğinde kokusu burnuna çalınan ama
asla tamam diyip tutamadığı bir şey. Alışmak istese kendini bıraksa o zaman
bildiği bir şey olacaktı, kaybetmek. Döndü durdu yatakta, hem sarılmak
istiyordu hem uyandıracağından korkuyordu, gerildikçe de canı sigara çekiyordu.
İstemeye istemeye kalktı&amp;nbsp; yataktan, geçti
içeri oturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bileti geri koydu cebine. Ter kokusunun arasından bir koku sıyrıldı o arada,
üstü koyuyordu. Nasıl kokmazdı zaten en son o giymişti. Sıcak dedi. Çiçek dedi.
Koyamadı adını yine bir türlü. Tek bir zamir vardı zaten her şeyi tamamlıyordu,
o. Kağıt parçasını çıkartı cebinden. Üstüne bir şeyler karalamıştı ama o kadar
boktan bir el yazısı vardı ki kendi bile hatırlamıyordu ne olduğunu. Kelimeler
seçebildiği sadece. El, kokmak, yol.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sigarasını yakıp gözlerini kapadı. Onu düşünüyordu, 3 adım ötede ki onu.
Tanımıyordu onu ya da tanımadığını sanıyordu. Anlattığı kadar vardı, anlattığı
kadar çoktu. Ben ne kadar varım ki diye düşündü. Anlatamamıştı kendini, anlatma
geriği duymamıştı çünkü huzurluydu onun yanında. Peki ya uzakta? Uzakta huzursuztu,
uzakta mekanlar vardı, orada. Kıskanç bir adam olduğunu söyleyememişti mesela
hele de sevince daha çok kıskanacağını, çok özleceğini de söylememişti ve çoğu
şeyi demeyeceğini de. Söylediği her ismin, onlar ve onun hep o olacağını.
Anlatamamıştı, anlatmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Düğümlendi boğazı, su isteyecekti vazgeçti. Konuşmak istemiyordu. Şu an tek
istediği yolda olmaktı ve yoldaydı. Tek dileği ise onda saklı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yatağa dönmeye karar verdi ama buz kesmişti her tarafı. Vazgeçti, dokunursam
üşür uyanır dedi, kaldı oturduğu yerde. İçi geçti, baktı olacak gibi değil aldı
diğer yorganı döndü yatağa. Uyandı o, onu gördü sarıldı. Isıtmaya çalıştı onu.
Rüya görmüştü, gidiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gidiyordu. Nereye gittiğinin önemi yoktu zaten artık bağzı mesafeler hep uzaktı
çünkü kilometre olmayan cinsinden.&lt;br /&gt;
&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;
&lt;!--[endif]--&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Yine görüştüler, yine ayrıldılar. İşler vardı, güçler vardı,
yapılması gerekenler, yapılmak istenenler vardı. Bazen çok hızlı, bazen ala
bildiğine yavaştı ama hep giden hep ilerliyen bir şeyler vardı. Çok şey vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İyi ki vardı. İyi ki bir yerlerde olacaktı. O hep sıcak elleriyle bir yatakta
kıvrılmış, düşlerinin yorgunluyla hafif kıpırtılı, yemyeşil gözleriyle o
olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;
&lt;!--[endif]--&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 11.0pt; line-height: 107%; mso-ansi-language: TR; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;&quot;&gt;Emre Konuk&lt;br /&gt;
feat&lt;br /&gt;
Ara Dinkjian Quartet – My Dark Place&lt;br /&gt;
&lt;!--[if !supportLineBreakNewLine]--&gt;&lt;br /&gt;
&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/4747823385514189069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/01/scak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4747823385514189069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4747823385514189069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2014/01/scak.html' title='Sıcak'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-9074931556934504469</id><published>2013-02-28T05:44:00.002+02:00</published><updated>2013-02-28T05:44:50.307+02:00</updated><title type='text'>Göz</title><content type='html'>Paslı düşler aydınlatırsa geceni,&lt;br /&gt;Alışkanlıkların o en tatlı geldiği anda,&lt;br /&gt;Yazgı birdir unutma,&lt;br /&gt;Olmuş,&lt;br /&gt;Ölmüş,&lt;br /&gt;Bak hepsi bir dudaklarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keza yol götürmez ümitlerini,&lt;br /&gt;Ne de getirir umutlarını kapı ardına.&lt;br /&gt;Özlem geleceğe dönük bir eylemdir,&lt;br /&gt;Geçmişte can yakar daima.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki aşkı arıyorsun korkma,&lt;br /&gt;Ölüm odalardadır,&lt;br /&gt;Kader yataklarda.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/9074931556934504469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2013/02/goz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/9074931556934504469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/9074931556934504469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2013/02/goz.html' title='Göz'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-5243089613842879356</id><published>2013-01-02T05:43:00.003+02:00</published><updated>2013-01-02T05:43:35.746+02:00</updated><title type='text'>Saklı</title><content type='html'>Mümkünlerim var benim,&lt;br /&gt;Gölgen üstüne düşmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele ki sarmalarım var seni,&lt;br /&gt;Kokusu burnuma çarpan.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/5243089613842879356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2013/01/sakl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/5243089613842879356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/5243089613842879356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2013/01/sakl.html' title='Saklı'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-8026338320489689434</id><published>2013-01-02T05:40:00.003+02:00</published><updated>2013-01-02T05:58:08.131+02:00</updated><title type='text'>Sen(de)</title><content type='html'>Özlemek geleceğe dönük bir eylemdir.&lt;br /&gt;
Geçmişte can yakar.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/8026338320489689434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2013/01/sen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/8026338320489689434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/8026338320489689434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2013/01/sen.html' title='Sen(de)'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-2426657401270385771</id><published>2013-01-02T05:40:00.001+02:00</published><updated>2013-01-02T05:40:07.523+02:00</updated><title type='text'>Aşk</title><content type='html'>Uyanmak yalnız ve yalnız,&lt;br /&gt;Rüyaları anlamlandırır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/2426657401270385771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2013/01/ask.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/2426657401270385771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/2426657401270385771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2013/01/ask.html' title='Aşk'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-4276979151871549966</id><published>2012-09-28T04:34:00.001+03:00</published><updated>2012-09-28T04:34:56.672+03:00</updated><title type='text'>kulp</title><content type='html'>En gizemlisi 0. Hani o meşhur yasalardan gelen &#39;olanı yok edemezsin, olmayanı var&#39;. Kün deyince var eyledi mi 18.000 alemi? Hadi iç de çay koyayım...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
En rahat halimi düşünüyorum nasıl olur diye düşündüm. Sorunlar olmasa dedim. Peki neye göre sorunlar olur yahut olmaz. Mesela yapmadığın bir şeyin sorunu ile yaptığın bir şeyin vicdanı. Hangisi daha fazla 0&#39;a yakın? Niye benim 0 derecem ile evrenin ki farklı? İnc ile metre arasında maç santim oynar hiç çözemedim...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
0 olmayı seçmek diye bir şey var bir de. Ben inanmıyorum. Bazılarımız olduğu yerde duruyormuş. Adım atmaya korkmak en bilindik durma biçimi mi? Durmak cesaret ister. Uyum sağlamak kolay...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
+1,-1 var bir de. Sen hep 1 olarak atarsın adımları birileri başına gelip bir kulp takar. 2,3,4 sonrası çok kolay gelir. Hem hayat basit bir işlemdir. Bakkal defterlerinden de kolay. Hep toplama vardır, arada da çarpma. Hayat insanı fena çarpar basit sonuçlandırır yani ya 0 la çarpar ya 1.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demin 2,3,4 kolay dedim ya yalan söyledim. Onlar yok. Hep 0 ve 1 var. Yani sen bir adım atarsın, sonra bir adım daha, sonra başka bir adım daha ama sen hep 1 atarsın ve mezara girene kadar bunları kimse toplamaz hayata 1ler ve 0lar bırakarak devam ederiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Biliyorum hiç biriniz bunları okuyup siklemiyorsunuz ama olsun başında da dedim kuyuya taş atmaya geldim fazlası yok.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/4276979151871549966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/kulp.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4276979151871549966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4276979151871549966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/kulp.html' title='kulp'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-6129319757416577215</id><published>2012-09-18T03:23:00.001+03:00</published><updated>2012-09-18T03:23:07.650+03:00</updated><title type='text'>İnsanın 3 Hali</title><content type='html'>Ne güzel gidişlerin var,&lt;br /&gt;Hep yağmur sonralarına denk getirir kendini.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/6129319757416577215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/insann-3-hali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/6129319757416577215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/6129319757416577215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/insann-3-hali.html' title='İnsanın 3 Hali'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-6230024352837787518</id><published>2012-09-16T04:02:00.001+03:00</published><updated>2012-09-16T04:02:31.429+03:00</updated><title type='text'>Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi şekil kardeşim</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Gök kubbenin altında söylenmemiş söz kalmamış eyvallah ama bazı sözler var senin ağzından söylenmemiş, benim ağzımdan söylenmemiş bu kadar güzel anlamlandırılmamış daha önce. Hemen güzel bir örnek veriyim size. Turgut Uyar&#39;ın o meşhur dizileri nasıl yazdığını tahmin ediyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#39;&#39;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Seni aldım bu sunturlu yere getirdim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Sayısız penceren vardı bir bir kapattım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Bana dönesin diye bir bir kapattım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Şimdi otobüs gelir biner gideriz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Durma kendini hatırlat&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;Durma göğe bakalım&#39;&#39;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 15px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;span style=&quot;font-family: Times, Times New Roman, serif;&quot;&gt;Ateşli bir tartışmanın ortasına bağırmış çağırmış ama sevmiş bir Turgut&#39;un ağzından dökülüyor bence bunlar. Sevdiğine kızarken kendine olan tüm nefretini ortaya dökmüş bir adamdan. En önemlisi seven bir adamın ağzından dökülüyor bunlar. Tüm göklerden farklı kendi göğünü gören bir adamdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle şeyleri anlamlandırmak da o kadar zor değildir. Bazen her şeyi anlamlandırmaya omuza dökülen bir damla göz yaşı yeter, yahut tüm o güzel çimen yeşillerini, yeşilliklerinden utandıracak bir nefret yeşili. Bazen içten bir sarılmadaki bir nefes alış yeter, ciğere yapışan bir koku. O koku ki Nil Karaibrahimgil&#39;i bile anlamlı kıldırır bu hayatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birini sevmek için bir gülüş yettiği gibi birini öldürmek için de bir damla göz yaşı yeterlidir o zamanlarda. Seslerin en kısıldığı anlar kalplerin yaklaştığı anlar ise geçmişleri de o kadar ortak kılar. Birine yapılmış bir yanlışı kendinden öte kardeşine yapılmış kılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanında Reis demişti &#39;Şovalye misin tüm kadınların kurtaracaksın amk&#39; diye. Haklı şovalye değilim belki biraz salağım ama olsun iyi hissettiriyor. Yapay mutlulukları paylaşmaktansa, gerçek yaraları paylaşmak daha rahatlıyor beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya çok boşluktayım kendimi kandırıyorum ya da gerçekten iyiye gidiyorum.&lt;br /&gt;Ortası yok olsun, güzel hissediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/6230024352837787518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/ne-kadar-yalansz-yasarsak-o-kadar-iyi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/6230024352837787518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/6230024352837787518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/ne-kadar-yalansz-yasarsak-o-kadar-iyi.html' title='Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi şekil kardeşim'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-2497630740018580440</id><published>2012-09-15T03:32:00.000+03:00</published><updated>2012-09-15T03:32:30.675+03:00</updated><title type='text'>Ben yazarken terledim, siz okurken terlemeyin.</title><content type='html'>Doldum. İçimi kusmadan rahat edemeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok mutlu, çok güzel hayatlarımız var. Allah bin versin, bozmasın sağlığınızı sıhhatinizi.&lt;br /&gt;Ama inanın &#39;Allah var&#39;.&lt;br /&gt;Şayet olmasa o büyük rahatlıklar içinde yaşayamazsınız.&lt;br /&gt;Hani o inanılan kendiliğinden oluşan büyük denge var ya, o alır yutar sizi.&lt;br /&gt;Alır sizi Selamsız&#39;ın, Kerpiçhane&#39;nin en ücra sokaklarına tıkar.&lt;br /&gt;Kambo&#39;da dağdan indirir sizi, Habur&#39;da mayına bastırır.&lt;br /&gt;Tüm bunları &#39;Tanrı öldü&#39; diyen adam samimiyetimle söylüyorum size &#39;Allah var&#39; şayet olmasa size o düşünmeye bile korkacağınız acılardan bir saniye olsa yaşatır o kendiliğinden süre gelen tek düzelik.&lt;br /&gt;Sırf siz ona inanmadığınız için &#39;Allah var&#39; ve iyi ki de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturduğumuz yerden ahkamlar kesiyoruz.&lt;br /&gt;Dağda ki çobanla oyumuz bir mi olacak, Türkiye&#39;nin yüzde 60&#39;ı aptal...&lt;br /&gt;Ulan sevgili arkadaşım;&lt;br /&gt;Oturduğun mahallenden kaç kere dışarı çıktın demeyeceğim sana başka bir şey soracağım,&lt;br /&gt;Mardin, Kayseri, Konya, Elazığ, Gaziantep, Şırnak, Edirne, Trabzon, Erzurum ya da benzeri akrabanın olmadığı, daha önce birinin sana göstermediği, sokaklarını bilmediğin, insanların gözüne içine korkmadan bakamayacağın bir yere gidip kaçının en izbe sokaklarından geçtin? Kaçının kahvesine oturup, orada ki insanlarla sohbet etmeye çalıştın?&lt;br /&gt;Şayet bunları yapsan bilirdin ki ben değil Rize&#39;de ki vatandaş yerine konuşayım, yan evimde yatan komşum için bile tek söz diyemem. Korkarım. Onun vebaline girmek can almaktan çok koyar adama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevgili ekşi sözlük yazarlarından biri yazmış,&lt;br /&gt;&#39;Türkiye&#39;nin ilk fantastik dizisini çekmeye çalışmışlar ama olmamış...&#39;&lt;br /&gt;E benim güzel arkadaşım, e benim canım hemşehrim, e ana baba evladı olan adem.&lt;br /&gt;Tabii ki o dizi fantastik olmamış. Çünkü sen kendi gerçek dünyanda yaşarken iki sokak aşağında senin fantastik dediğin hayatı yaşayan insanlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede o çok sevdiğin amerikan dizilerini malesef göremezsin çünkü biz daha kendi iş savaşımızı bitirmedik. Bizim Kızıl Derililerimiz, Yankeelerimiz, Zencilerimiz yok. Bizde Kürtler var, Ermeniler var, Aleviler var. Ve sen şimdi her ne kadar &#39;AHA YAKALADIM AYRIMCILIK YAPIYOR!&#39; diye atlasan da çık sokağa bir bak bunlar var. Sen bunları ne kadar görmezsen ne kadar bilmezsen o kadar fantastik gelecek ülke, o kadar iki kutuplu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülke de ya Akp&#39;yi tutarsın ya Chp&#39;yi tutarsın,&lt;br /&gt;Ya Atatürkçü olursun ya Dinci,&lt;br /&gt;Ya Milliyetçi olursun ya Kürt sempatizanı,&lt;br /&gt;Bir de ne olursan ol onun ezildiği hakkında ağlarsın, yanarsın, celallenirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülke en zor şey ortada olmak.&lt;br /&gt;En zor şey insan olmak.&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/2497630740018580440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/ben-yazarken-terledim-siz-okurken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/2497630740018580440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/2497630740018580440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/ben-yazarken-terledim-siz-okurken.html' title='Ben yazarken terledim, siz okurken terlemeyin.'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-95803490202993128</id><published>2012-09-12T02:56:00.002+03:00</published><updated>2012-09-12T02:56:53.911+03:00</updated><title type='text'>Beynimi Saçtım Vol.3</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;background-color: white; font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.633333206176758px;&quot;&gt;Önceleri Kadıköy&#39;e inersin. Reis gelir, Turist gelir, Reis&#39;in Manitası gelir. Paşa gitmez, tabi Paşa gelmez de Paşalar hep aynı yerdir... Cismen olmasa bile ruhen öyledir ve doğal olarak en meşru müdafa şekli karşındakini değil kendini dövmektir. Çakırları sevmemem tamamen prensip gereğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;b&gt;&#39;&#39;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot; /&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;br style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot; /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;mıknatıssız bir pusula olarak&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;&#39;&#39;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18.649999618530273px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
İnsanın şuuru ateşi 40 civarına gelince daha bir yerine geliyor ya da pardon unuttum ben insan değilim... sadece ben de öyle oluyor. Kendine en yaklaştığın anlar hep miden ağrıyor. Seninle ya da sensin pek farklı değil. İşte öyle bir an da bazen aklına bir mısra takılır, bütün bir şiiri okursun, kelimesi kelimesine okursun ama bir yeri vardır ah dersin ben yazsam böyle olmazdı...
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/Z2qhqCfQPQI?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Takıntılı parçalara bayılıyorum ama en rahat yaptığım şey kabahati kendimde bulduran şeyleri seçip beğenmek. Gelecek yakın bir ilişkim var bana uzanınca her şeyi anlatıyor ama çekingenlik bu kendimi soramıyorum ama geçen gün ağzından kaçırdı 55&#39;e yakın öleceğim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.youtube.com/embed/V7Nh00QYAKo?feature=player_embedded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
Bugün 12 eylül. 11 demiştin geçti. He ben ölmedim yaşıyorum. Ben ve diyebilmek isterdim biz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/95803490202993128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/beynimi-sactm-vol3.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/95803490202993128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/95803490202993128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/09/beynimi-sactm-vol3.html' title='Beynimi Saçtım Vol.3'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-5334576918455227308</id><published>2012-08-26T03:51:00.000+03:00</published><updated>2012-08-26T03:51:49.824+03:00</updated><title type='text'>Yangın Var</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&#39; Hayır öyle değil. Bak iyi düşün. Senin çocukluğun ile onun çocukluğu arasında ipragaz kamyonu ile ilgili bir bağlantı var. Bak iyi düşün kesin var.&#39;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Bu cümle yaklaşık 20 dakika önce gördüğüm kabusun kilit cümlesi idi. Sonra ne mi oldu kamyonun üstünü kapamaya çalıştı biri, başardı da. Sonra kamyon harekete geçince brandasının üstü elektrik tellerine takıldı. Şoför kurtulsun diye tam gaz geri yaptı ama bu seferde o kadar hızlı yaptı ki elektrik telleri yerinden koptu. Teller yerinden kopunca etrafı aldı bir kıvılcım, gitti trafoyu patlattı. Trafo patlayınca ise yolun karşısında bulunan dürümcü ve eczaneden dumanlar yükselmeye başladı. Dürümcüden insanlar elinde adana, urfa ve acılı ezme tabakları ile dışarı çıkarken, eczaneden ise artık alevler yükselmeye başlamıştı. Son gördüğüm şey eczanedeki 30 cm boyunda plastik şişme deniz atı alevlerden kaçmaya çalışıyordu. Kamyonda ki tüpler mi? Onlar patlamadı. Çünkü onların 2 kadının çocukluğu arasında bir bağı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/5334576918455227308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/08/yangn-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/5334576918455227308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/5334576918455227308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/08/yangn-var.html' title='Yangın Var'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-2940904587121863433</id><published>2012-08-11T06:33:00.000+03:00</published><updated>2012-08-11T06:34:50.604+03:00</updated><title type='text'>Tebrikler Henüz O Kadar Ünlü Olmadınız</title><content type='html'>&#39;&#39; Amına koduğumun herifi sen git anca kitap imzala!&#39;&#39; diye söylenip, kitabı bir tarafa fırlattı. Bunalmıştı. İşin kötüsü artık canı eskisi kadar içki de çekmiyordu zira kendini kaybetmek onu daha fazla kendine hapsediyordu. &amp;nbsp;Obesesyonu da iyice çileli hal almıştı. En basit işleri yapması bile dakikalarını alıyordu. Ama onu en çok şaşırtan şey sanrılardı. Her gece uykuya dalmasını bekleyip, sonra onu yumuşacık elleri ile kaldıran sanrılar. Gurur duyuyordu onlarla. Beyni bunları yapabildiğine göre kim bilir daha ne gibi piçlikler yapabilirdi ama kendi kontrolünde olmayan işleri sevmezdi. Tıpkı insanları kırmayı sevmediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra düşündü kaldığı yerden tekrar başlayabilir mi bu yazıya diye ama beceremedi yahut içinden gelmedi. Bir sigara daha yakmak istedi canı, saate baktı. 06:32. Şimdi yatsam 6-7 saat uyurum en fazla sonra da atarım kendimi dışarı diye geçerdi içinden. Büyük bir şeylerin olduğunu görmek en büyük hayaliydi ondan ufaklar ile yetindi yine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/2940904587121863433/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/08/tekbirler-henuz-o-kadar-unlu-olmadnz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/2940904587121863433'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/2940904587121863433'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/08/tekbirler-henuz-o-kadar-unlu-olmadnz.html' title='Tebrikler Henüz O Kadar Ünlü Olmadınız'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-4872029356009826792</id><published>2012-07-08T01:04:00.001+03:00</published><updated>2012-07-08T01:04:49.061+03:00</updated><title type='text'>Tekirin İnsafı</title><content type='html'>&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Boğaziçi ünversitesi güney kampüsü o gün sakindi. Tabi bunda
deli gibi esen rüzgarın etkisi de yok sayılamazdı. Erkendi... Tiyatro provama
daha 1 saat vardı. Yapacak bir şey olmadığından banklardan birine oturup kitap
okumaya başladım. Kampüse yolu düşenler bilir, boğaziçinin kedileri ve
köpekleri meşhurdur. Çeteler halinde dolaşırlar ama kimseye zarar vermezler,
aynı zamanda oyuncudular... Sırnaşıkdırlar... Ama onlar da yoktu. Yarım saat
geçmişti... Kitaba iyice dalmıştım. Sağdan hızlıca bir kedi geldi, banka
zıpladı ve omzuma asılı bankın üzerinde duran çantamın üstüne yattı. O kadar
benimsemişti ki bir anda... Yavaşça sevmeye başladım ve gözlerini kapatıp
uykuya daldı. Ben de keyifle kitaba dönmek için kafamı çevirdiğimde gördüğüm
manzara o kadar keyifli sayılmazdı. Tam karşımdan bir alt sokağımda oturmasına
rağmen 2 senedir görmediğim eski kız arkadaşım ve eski lise sıra arkadaşım el
ele geliyorlardı. Bir şey yapmak istedim, ne yapacağımı bilemedim. Kalkıp gitmeyi
düşündüm ama hareket ettiğim an kedinin uyanacağını fark ettim, durdum. Kedi o
an benim için dünyanın en özen gösterilmesi gereken varlığı oldu. Kesinlikle
uyanmamalıydı. Sevmeye devam ettim, sevdikçe huzur doldum. Ben kediyi severken
iyice yaklaşmış ve bankın yanından merdivenlerden aşağıya inip kantine
giriyorlardı. Beni fark etmemişlerdi. Onlar kantine girdikten sonra kedi
yavaşça uyandı, önce gerindi sonra kafasını çevirip bana baktı ve geldiği gibi
hızla banktan atlayıp uzaklaştı. O günden sonra onları yine hiç görmedim.
Kediler ve kader... Bir bağ olduğu kesin.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/4872029356009826792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/07/tekirin-insaf.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4872029356009826792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4872029356009826792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/07/tekirin-insaf.html' title='Tekirin İnsafı'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-9151916498385926736</id><published>2012-05-23T03:16:00.001+03:00</published><updated>2012-05-23T03:16:55.689+03:00</updated><title type='text'>İrem&#39;in Şarkısı</title><content type='html'>Mayıslar ki vefa onda,&lt;br /&gt;Günüm geçer anasonla,&lt;br /&gt;Yağmurlar ki bu bahara,&lt;br /&gt;Aldatırlar gündüz gece.&lt;br /&gt;Aşkın ismi iki hece,&lt;br /&gt;Derman bulmaz hiçbir gece,&lt;br /&gt;Güzel yüzlüm sen gülünce,&lt;br /&gt;Beni yormaz ki bu yollar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama aklımın iplerini ben saldım yalnızlığına&lt;br /&gt;Derdim günüm sen olmuşsun ararım ben bir başıma&lt;br /&gt;Koskoca bu İstanbul almış seni koynuna&lt;br /&gt;Bırakmıyor ellerini çıkayım ki karşına&lt;br /&gt;Ama ümit bitmez bu İrem&#39;in şarkısı.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/9151916498385926736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/iremin-sarks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/9151916498385926736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/9151916498385926736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/iremin-sarks.html' title='İrem&#39;in Şarkısı'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-4185435511499469094</id><published>2012-05-22T01:55:00.002+03:00</published><updated>2012-05-22T01:55:16.342+03:00</updated><title type='text'>Blue Bird - Charles Bukowski</title><content type='html'>Mavi bir kuş var, kalbimin orta yerinde,&lt;br /&gt;Çıkmak için can atıyor.&lt;br /&gt;Ama ben öne göre fazla zorum.&lt;br /&gt;Diyorum ki, otur oturduğun yerde.&lt;br /&gt;Seni daha fazla göstermek istemiyorum.&lt;br /&gt;Mavi bir kuş var, kalbimin orta yerinde,&lt;br /&gt;Çıkmak için can atıyor.&lt;br /&gt;Ama ben onu viski ve sigara dumanına boğuyorum&lt;br /&gt;Ve fahişeler, barmenleri&lt;br /&gt;Bakkallar asla anlamıyor,&lt;br /&gt;Onun orada olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mavi bir kuş var, kalbimin orta yerinde,&lt;br /&gt;Çıkmak için can atıyor.&lt;br /&gt;Ama ben öne göre fazla zorum.&lt;br /&gt;Diyorum ki, siktirme belanı.&lt;br /&gt;Hayatımı sikip atmak mı istiyorsun yine?&lt;br /&gt;Daha fazla yazmamamı mı?&lt;br /&gt;Mavi bir kuş var, kalbimin orta yerinde,&lt;br /&gt;Çıkmak için can atıyor.&lt;br /&gt;Ama ben öne göre fazla çakalım.&lt;br /&gt;Sadece geceleri çıkmasına izin veriyorum,&lt;br /&gt;Herkes uyurken.&lt;br /&gt;Diyorum ki, biliyorum oradasın,&lt;br /&gt;Sakın üzülme.&lt;br /&gt;Sonra yavaşça yerine kokuyorum.&lt;br /&gt;Ama o mırıldanmaya başlıyor,&lt;br /&gt;Öldürmemek için zor tutuyorum kendimi.&lt;br /&gt;Sonra koynuma alıp uyuyorum onu.&lt;br /&gt;Anca öyle sakinleşiyor.&lt;br /&gt;Ve bu bir erkeği ağlatmak için yeterli olabiliyor.&lt;br /&gt;Ama ben ağlamıyorum.&lt;br /&gt;Ya siz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charles Bukowski&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviren: Emre K.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/4185435511499469094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/blue-bird-charles-bukowski.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4185435511499469094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/4185435511499469094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/blue-bird-charles-bukowski.html' title='Blue Bird - Charles Bukowski'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-6796642834498560732</id><published>2012-05-17T00:58:00.000+03:00</published><updated>2012-05-17T00:58:01.329+03:00</updated><title type='text'>Azizeler ve Totemler üzerine</title><content type='html'>Her zaman her şeyin dört dörtlük olması beklenemez. Zira yorulmadan bir şeye ulaşmanın vereceği zevk uçucudur genelde. Peki ama ya uzun süreli olmayışlar; onları ne yapacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayıs, ada, cennet bahçeleri, tom waits, hisarüstü, köprünün ayakları. Size kelime olarak çok farklı şeyler anımsatabilirler ama benim azizelerim ve totemlerim var. Gözümü kapadığımda beliren, kokusu burnuma çarpan, tüylerimi diken diken eden ama beni hayatta tutan şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrının her yaptığınızı görmesi sizi çoğu zaman rahatsız hissettire bilir. ( hatta inanmaya bile bilirsiniz. ) Ben her zaman yolumu gözeten bir tanrıya inanıyorum yahut bana öyle hissettiriyor. Öbür türlüsü açıklanması çok zor olaylar yaşıyorum. (artık siz düşünün gerisini)</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/6796642834498560732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/azizeler-ve-totemler-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/6796642834498560732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/6796642834498560732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/azizeler-ve-totemler-uzerine.html' title='Azizeler ve Totemler üzerine'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-7004151948019051818</id><published>2012-05-05T04:58:00.001+03:00</published><updated>2012-05-05T04:58:20.621+03:00</updated><title type='text'>Ölünce cenazeme gelir misin?</title><content type='html'>Susmak, bir kendini bilmeme halinden çok dinlemek halidir benim için. Yahut karşındakinin rahatsız olacağını düşündüğün anlarda kendine göre doldurması için verdiğin boş sayfadır. En yalın haliyle müziktir benim için susmak her şeyi anlamlı kılmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama düşünüyorum şimdi hata mı ediyorum diye. Ben sustukça başarısız ressamlar kendi fırçalarını vurmak için yarışıyorlar tuvale. İşin kötüsü tuval benim olduğumdan sonrasında izlemekte bana kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa çok basittir yargılamadan önce söz verme hali. Ben demiyorum ki ortada yanlış yahut doğru yok ama nasıl? Faşizmi dilden çok beyinde uygulamak niye? En büyük günahlar neden hep yargılanmadan kabul edilenler? Çok mu soru sorar oldum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların hakkında ne söylendiğine zerre önem vermem benim için kişinin söyledikleri önemlidir kısaca. Lakin artık öyle bir hal aldık ki söylenilenlere önce biz inanıp ona göre var olmaya başladık. Facebook aslında bu mudur? Müge Anlı beni de suçlasa güzel olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimden geçen tüm sinirlerimi aldırıp bir kaç kişinin önüne geçip sadece dinlemek çünkü biliyorum &#39;önce söz vardı&#39;. Konuşurken kendinizi dinleyen belki böylece kolay yoldan erdemli olursunuz.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/7004151948019051818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/olunce-cenazeme-gelir-misin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/7004151948019051818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/7004151948019051818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/olunce-cenazeme-gelir-misin.html' title='Ölünce cenazeme gelir misin?'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2428315140069345316.post-685265326968936022</id><published>2012-05-04T04:10:00.000+03:00</published><updated>2012-05-04T04:12:09.343+03:00</updated><title type='text'>Çoraplarım neden hala ayağımda bunun da bir açıklaması var mı?</title><content type='html'>Yanlışı görüp de üzerine gitmediğim anlar sonradan kendime daha çok kızdığım anlar olmuştu hep. Yani o orada oturuyor ben burada ama içim huzursuz, o ortama ait değilim, konumlandırma yanlış, yine de görünce mutlu oluyorum lakin yürümüyor. Ne diye ben yokken o var diye orada durayım ki? Hayır bu egoistçe bir yaklaşım hiç değil. Bence oluşlar hep iki kişiliktir çünkü tanrı ile ben, ben ile sen, sen ile dünya. &#39;Ol&#39; ve &#39;Öl&#39; arasında geçen bu zaman diliminde de olmadan geçen her an günah yine bana göre.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peki ya benim çoraplarım neden hala ayağımda, bunun da bir açıklaması var mı? İçinde bir isim geçiyor diye bir şarkıyı daha fazla sevmemin? Kapılardan sağ ayakla girmemin? Boynumda çıkan leke ile yalnız hissetmemin? Her şeyin bir bağlantısı var mı yoksa her şey kendine has mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakalanmamak güzel ama esas düşersen kimse seni yakalayamaz.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://emre-konuk.blogspot.com/feeds/685265326968936022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/coraplarm-neden-hala-ayagmda-bunun-da.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/685265326968936022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2428315140069345316/posts/default/685265326968936022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://emre-konuk.blogspot.com/2012/05/coraplarm-neden-hala-ayagmda-bunun-da.html' title='Çoraplarım neden hala ayağımda bunun da bir açıklaması var mı?'/><author><name>Emre Konuk</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10367233801639531052</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBxdFLMacHAlFa3xrU7_HssZ5l54_JPTqK0IZSGmJjQjZmZL0DEpFDhW2MWDwaaWJJrt7u2lvBgHHmx2KtYLKFiMO7lO45-ksMi0GO96P6sykgiiBBeDYgnVTxke-0nA/s220/163136_480674184677_675654677_5859658_7600180_n.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>