<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661</id><updated>2026-10-16T02:52:32.276+03:00</updated><category term="kapitalizm"/><category term="asosyal"/><category term="asosyal toplum"/><category term="evim evim güzel evim"/><category term="hayyam"/><category term="home sweet home"/><category term="kenselleşen toplum"/><category term="kentselleşme"/><category term="para"/><category term="rubailer"/><category term="tüketim"/><category term="tüketim toplumu"/><category term="ömer hayyam"/><title type='text'>Deneme Bir, İki...</title><subtitle type='html'>Genç kalemlerden denemeler...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Furkan Alkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16165288061710061876</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizeaDHcBEfZ85zQ-BDSs9DcMsq2FEQQnLwLeiZXGzj2sUm7kbZLnGa2WxH4oOXtvLNCRbs44Lv9eYsgolCxP2C8uo-JAPt3cknBJvolSuzYlEKPohU9LquRL6kshC43ag/s220/3232055772-e09b4406db.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>87</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-2707816844087252425</id><published>2012-01-05T00:41:00.000+02:00</published><updated>2012-01-05T00:41:42.452+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kapitalizm"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="para"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tüketim"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tüketim toplumu"/><title type='text'>Para nereden gelir?</title><content type='html'>Para kapitalist bir sistemin temel taşıdır. Peki para nereden gelir? Darphaneden tabii ki. Peki ekonomik kriz neden çıkar? Paranın iyi dağılmamasından dolayı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu dünyada üretilen bir şeyin bu dünyada kalması gerekiyor. Uzaydan para yağmadığına göre bu para hep bizde kalıyor. Sadece yeri değişiyor ve ekonomik kriz çıkıyor. Yeni paranın basılması paranın değerini düşürüyor. Yani dünya üzerinde sabit bir değer asla geçilemiyor. Enflasyon ve devalüasyon değeri sabit tutuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peki neden aklı başında biri çıkıp bu yanlış demiyor?</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/2707816844087252425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2012/01/para-nereden-gelir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/2707816844087252425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/2707816844087252425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2012/01/para-nereden-gelir.html' title='Para nereden gelir?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-4320653543717928078</id><published>2011-12-28T19:08:00.004+02:00</published><updated>2012-01-01T11:30:53.149+02:00</updated><title type='text'>Yaşasın Dengesizlik, Yaşasın Sarhoşluk!</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bebekler masum oldukları kadar da alabildiğince özgürdürler. Çünkü, iç dünyalarında isteklerine gem vuracak bir bilince, bir otokontrol sistemine sahip değillerdir henüz. Bizler büyüdükçe çevreden edindiklerimiz “aklına estiği gibi” davranma ve doğru olduklarını kabullendiklerimiz bizlerin “yanlış yapma” özgürlüğümüzü  kısıtlamakta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Elbette sosyal bir varlık olarak belirli normlara ve değer yargılarına uygun, ahlaki ve yasal kurallara bağlı yaşamalıyız. Sebep, ister doğruya olan merakımız ve mükemmelciliğimiz, ister dış tepkilere karşı zaafımız, çekinge ve korkularımız olsun, benliğimizde kendimizi frenleyen bir tercih filtresi, bir davranış süzgeci oluşturmaktayız yaşımız ilerledikçe. İşte bu nedenle dış faktörlerden ve dıştan baskı yapan kanunlardan ve kurallardan önce özgürlüğümüzü –ki onu çoğumuz sınırsız serbestlik olarak anlıyoruz- kendi kendimize kısıtlamaktayız. Şuur süzgecimiz bizler farkında bile olmadan bizlere bazı davranış sınırları çizmiştir günbegün.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Anbean ve damla damla biriktirdiğimiz deneyim, gözlem ve edinimlerimiz BEN’in içinde için için hapishanemizi örmektedir de; farkına varmayız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Uyku durumu dışında bu sıkı denetimden kurtulmanın, şuur şalterini indirmenin –Halk arasında “kendini biraz dağıtmak” da denir- çeşitli yolları, ortamları var kuşkusuz, biz burada sadece YILBAŞI ile bağlantısı olanına değineceğiz.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;…………………………&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bir çemberi oluşturan noktaların birbirlerinden nasıl farkları yoksa, ucunu bucağını bilmediğimiz zamanı meydana getiren anların da, aynı şekilde saniyelerin, dakikaların ….da birbirlerinden önem ve değer bakımından farkları yoktur, olamaz. Zaten bizim zamandan anladığımız özenle tasarlanmış bir kainat içindeki küçük bir iki gezegenin birbiriyle kıyasından çıkardığımız bir vakit/tarih bilgisidir ki, bunlara yüklediğimiz anlam ve değer o vaktin/tarihin kendisiyle değil, o vakit yaşanırken vuku bulan olaylarla ilgilidir. Örneğin; 29 Mayıs 1953 günü diğer günlerden farklı olmasa da, İstanbul’un Fethi’nin 500. yıl dönümü oluşu o tarihe bizler için bir önem ve değer yüklemektedir. Ama bir Çinli için sanırım bu tarih hiçbir şey ifade etmemektedir. Eğer İstanbul iki gün önce fethedilmiş olsaydı, o önem 27 Mayıs’a verilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Aynı şekilde 10 Kasım’ı Atatürk’ün ölüm günü olarak bildiğimiz için o güne mahsus anma törenleri tertip ediyoruz bizler. Ama Çinli garibanlar bundan habersiz tabii. Ancak, bazı kaynaklar Atatürk’ün aslında bir kaç gün önce öldüğünü fakat kargaşa çıkabilir endişesiyle bu gerçeğin halka birkaç gün sonra duyurulduğunu söylemektedir. Hâl böyle olunca doğal olarak 10 Kasım’ın ve “Dokuzu Beş Geçe”nin hiçbir özelliği  kalmamaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Kısaca; zaman pırıl pırıl akan su damlaları gibi aynıdır. 2010 da , 2011 de…Bütün yılar ve içindeki vakit dilimleri hep aynı idi. Yaklaşan 2012 dekiler de aynı olacak elbette. Sadece içinde yaşanacak olaylar farklı olacak ve biz onların hakkında en küçük bir bilgiye dahi sahip değiliz. Öyleyse neyi kutlamaya hazırlanıyoruz? 11 yerine 12 yazabilme mutluluğunu mu?&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;………………………………&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhH4a2Mm_YQkGvXqy7J9oJufdfRbCZZgsAtCeQEwDxqt12ffRfe_aOjHf1xQy00IKIX-uSR_9gVmpy4CIEJxavAoh2LRhw_wWK8XQkDHjNVDqScJKIc7T8JPYvwkaW-5KjK8mdbnX8FV2w/s1600/sarhos-300x300.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhH4a2Mm_YQkGvXqy7J9oJufdfRbCZZgsAtCeQEwDxqt12ffRfe_aOjHf1xQy00IKIX-uSR_9gVmpy4CIEJxavAoh2LRhw_wWK8XQkDHjNVDqScJKIc7T8JPYvwkaW-5KjK8mdbnX8FV2w/s1600/sarhos-300x300.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Şalteri indirmek, sürekli iç içe yaşadığımız (Ayık ve uyanık) şuurumuzdan kaçmak, özgürlüklerimizi baskı altında tutan otokontrol sistemimizi bir süreliğine devre dışı bırakmak, davranışlarımızı süzen akıl filitresinin üzerini örtmek için aranılan en geçerli bahanelerden biri mi acaba Yılbaşı Gecesi? Hazır toplumumuzda da bu geceye mahsus bir hoşgörü bolluğu yaygınlaşmışken, kimse ayıplamayacak, hiçbir itibar kaybetmeyecekken, şişenin dibine vurup, dengesiz, kontrolsüz, şuursuz davranmanın tadını çıkarmayalım mı ! &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Yarına telafisi mümkün olmayan zararlarla uyanıp başınızı pişmanlıklarla duvardan duvara vurmayacağınızdan eminseniz, buyrun uyuşturun beyninizi, öldürün gri hücreleri, nasılsa hepsi lazım olmayacak. Haydi yine tersinden konuşalım:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;“Yaşasın dengesizlik ‘ Yaşasın Sarhoşluk!”&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/4320653543717928078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/yasasn-dengesizlik-yasasn-sarhosluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4320653543717928078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4320653543717928078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/yasasn-dengesizlik-yasasn-sarhosluk.html' title='Yaşasın Dengesizlik, Yaşasın Sarhoşluk!'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13260379128009754934</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhH4a2Mm_YQkGvXqy7J9oJufdfRbCZZgsAtCeQEwDxqt12ffRfe_aOjHf1xQy00IKIX-uSR_9gVmpy4CIEJxavAoh2LRhw_wWK8XQkDHjNVDqScJKIc7T8JPYvwkaW-5KjK8mdbnX8FV2w/s72-c/sarhos-300x300.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-4544286719349906181</id><published>2011-12-24T18:59:00.000+02:00</published><updated>2011-12-26T23:14:39.086+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="asosyal"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="asosyal toplum"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evim evim güzel evim"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="home sweet home"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kapitalizm"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kenselleşen toplum"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kentselleşme"/><title type='text'>Evim Evim Güzel Evim</title><content type='html'>Bir borsacı düşünelim. Veya bir bilgisayar mühendisi. İş hayatlarında mekandan bağımsız olarak çalışan mesleklerden herhangi bir başkası olsun. Sonuç olarak işe gitmek zorunda kalmadan çok rahat kendi evinden tüm işleri yönetebilecek bir meslek sahibiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnternet bankacılığı ile parayı internet üzerinden alıp internet marketleri ve mağazaları ile yine internetten alışveriş yapabilme imkanları var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kredi kartına otomatik ödeme talimatı verip hiç uğraşmadan tüm ödemelerini rutin olarak düzenleme imkanları var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Arkadaşları ile buluşmadan görüntülü olarak konuşma imkanları var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu durumda hiç evden çıkmadan yaşamak gibi bir olanakları var. Aslında hepimizde var. Asosyal bir yaşam gelişen teknoloji ile bir zorunluluk haline geliyor. Üzücü olan şey bunun sistematik olarak gerçekleşmesi aksi halde kimsenin üzülme hakkı yok zaten. Çünkü bu durumu yaşayan kişi aynı zamanda bundan sorumludur. Fakat asosyalleşmek artık kişisel bir tercih olmaktan çıkıp sistematik olarak bir yaşam biçimi halini alıyor. Daha çok üretme, daha çok elde etme ve daha çok tüketme sürdüğü sürece sistemin başka çıkar yolu kalmıyor. Sosyalleşen insanın üretim kapasitesi düşer. Her ne kadar sosyalleşen insan neşeli ve daha efektif bir çalışma hayatı geçirecek olsa da sistemin bunu düşünecek bir lüksü olmadığını da belirtmek lazım. Daha çok çalışmak ve çalıştırmak gerektiren bir sistemin içindeyiz. Artan kentselleşme maalesef ki daha çok toplu konut daha çok alışveriş merkezi ve daha çok tek düze yaşam sunuyor. Hükümetlerin bunu engelleyici önlemler almak yerine bu endüstriyel kentselleşmeyi desteklediğini görebiliyoruz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu durumdan hayıflanarak fotoğraf makineleri ile varoşları ve köyleri dolduran bir çok &quot;bilinçli&quot; insan var aramızda. Garip olan bu objektiften çıkanlar tekrardan şehir insanına gidiyor ve onlar da aynı şehirlerde yaşamaya devam ediyor. Her insan kendi kaderini tayin etme özgürlüğüne sahip. En azından bu kanuni bir hak. Buna rağmen şehir hayatından vazgeçebilenlerin sayısı çok az.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çoğu zaman bilim-kurgu filmleri bir falcının sihirli küresi gibidir. Jetgiller&#39;de yürüyen merdivenler çok geçmeden hayatımıza girdi. Bir çok icat filmlerden esinlenerek yapıldı. Son olarak In Time filminde tam olarak bahsettiklerimle alakalı olmasa bile bununla ucundan da olsa ilgili bir konu işlenmiş.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/4544286719349906181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/evim-evim-guzel-evim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4544286719349906181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4544286719349906181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/evim-evim-guzel-evim.html' title='Evim Evim Güzel Evim'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-5381313521984965904</id><published>2011-12-19T14:40:00.002+02:00</published><updated>2011-12-26T23:19:10.384+02:00</updated><title type='text'>Espri Yapma Sanatı - 1</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQY_56Agu7LVEsh2-yrZPNveS7yntiaPxwUWuht1UikOOG29GdWokEgKsKqgrhQoC-V5oLtUMIS-MAAt7QGAYNllEd7_iftZ85TA3RqE_Y3g5Jf0eI2JQV4H59zdkcVH6jePJuM4HEmGo/s1600/PALYACO-4.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQY_56Agu7LVEsh2-yrZPNveS7yntiaPxwUWuht1UikOOG29GdWokEgKsKqgrhQoC-V5oLtUMIS-MAAt7QGAYNllEd7_iftZ85TA3RqE_Y3g5Jf0eI2JQV4H59zdkcVH6jePJuM4HEmGo/s200/PALYACO-4.jpg&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;İçinizden duymayan olacağını sanmadığın için kısaca hatırlatacağım hikayelerin birinde, ihtiyarın biri psikologa gider. &quot;Doktor Bey, ben çok uzun zamandır içimden gelerek dolu dolu gülemiyorum, ne yapmalıyım,&quot; der. Tesadüf ya, tam o günlerde kasabaya yaşlı bir palyaço gelmiştir. Psikolog &quot;Güldüremediği adam yokmuş, sen de bir git izle istersen,&quot; diyerek tavsiyede bulununca, yaşlı adam zoraki bir gülümsemeyle doktoruna bakar ve çaresiz bir ses tonuyla: &quot;İyi de doktor bey, o palyaço benim.&quot; der.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zaman ilerledikçe bu ihtiyar palyaçoya daha benzer buluyorum kendimi. Tek farkım; ben gülme yetimi kaybettikçe güldürme şevkimi de aynı orantıda yitiriyorum. Bu kaybımı, olgunlukla, büyümeyle veya aynı oranda büyüyen dertlerle bağdaştırmak ve bu oluşu var olduğu haliyle kabullenmek istemiyorum. O yüzden bugün size &quot;espri yapma sanatı&quot; hakkında biraz bilgi vereceğim. Belki içinizden biri çıkar da bana &quot;bu dünyada yaşayıp da gülebilme sanatı&quot; başlığı altında tavsiyeler verir umuduyla...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjInC7geFuFqzXU7Cx4hfplKOiatBATKkxQjTkh9P7X0317DimENHLv0p09etN2a4SSmVa2U83Zj_0_qs5C06ttMV_1bR2GpujkdWlS0w2_v_OFEmraUkgGu9rZqrY9Kvbdq2e9JtjM4uQ/s1600/merdivenden_dusen_adam.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjInC7geFuFqzXU7Cx4hfplKOiatBATKkxQjTkh9P7X0317DimENHLv0p09etN2a4SSmVa2U83Zj_0_qs5C06ttMV_1bR2GpujkdWlS0w2_v_OFEmraUkgGu9rZqrY9Kvbdq2e9JtjM4uQ/s320/merdivenden_dusen_adam.jpg&quot; width=&quot;268&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Öncelikle 5 maddede mizah çeşitleri hakkında konuşmak istiyorum....&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;1) Acıların Çocuğu:&lt;/b&gt; Edebiyatta, sahnede, sinemada veya karikatürde kullanılan mizah türü çoğunlukla &quot;acı&quot; olgusuna dayanır. &quot;Tek taraflı mizah&quot; diye isimlendirebileceğimiz bu mizah türünde, birinin başından geçen kötü, fiziksel veya psikolojik anlamda acı verici ya da bazen aşağılayıcı olaylara güleriz. En basitinden, birinin ayağının kayıp düşmesi yılların birikimiyle öğeleştirilmiş en kullanışlı mizah malzemelerindendir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Film karakterlerinden aldığımız örnek gibi, çevremizdeki insanlardan başına talihsiz olaylar gelmiş, &quot;acıların çocuğu&quot; diyebileceğimiz karakterler yaratırız ve onlarla dalga geçeriz, onlardan bahsederek eğleniriz. Birini küçük düşürmek veya &quot;burda düşmüşü var&quot; diyerek hali hazırda &quot;düşmüş&quot;ünü alıp mizah unsuruna çevirmek ve bazen arkasından bazen yüzüne karşı yarıla yarıla gülmek -bazı zamanlar eğlenceli bile olsa- pek de tasvip ettiğim bir komedi anlayışı değildir. Her ne kadar mizahi unsurların temeli olarak gösterilse de dempatiden yoksun bir mizah türüdür. Neticede güldüğümüz film veya kitap karakteri değil, insandır. O yüzden bu mizah türünü sosyal yaşamınızda kullanmanızı tavsiye etmem. Çünkü, bence, mizahın amacı &lt;b&gt;birine gülmek&lt;/b&gt; değil &lt;b&gt;biriyle gülmek&lt;/b&gt; olmalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;2) Taklit:&lt;/b&gt; Diğer mizah unsurlarına oranla daha fazla yetenek gerektiren bir mizah türüdür. Söylenilen şey komik olmasa bile, bunun bilinen birinin ses tonunu veya belirli bir yörenin şivesini taklit ederek söylenmesi karşıdakini nitrikoksit yutmuş kadar olmasa da muhakkak güldürür. Bazı harflerin üstüne basarak konuşmak da etkili olabilir. Ama bu mizahın karşıdakini etkilemesi için, karşıdakinin taklitçinin gerçek sesini ve gerçek konuşmasını biliyor olması gerekir. Aksi takdirde şive, ses tonu veya konuşma şekli tek başına komik değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu mizah türüne örnek aramak için çok uzaklara gitmemize gerek yok. Geçen sene yeteneksizsiniz yarışmasındaki çocuk, sadece ünlülerin söylediklerini onların ses tonuyla söyleyebildiği için milleti kırdı geçirdi ve yarışmayı kazandı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazıları bu mizah türünün de &quot;acı&quot;ya dayandığını ve başkasının komik olan sesini veya şivesini taklit ederek o kişileri küçük düşürdüğünü iddia ediyorlar. Ama bu teze ben katılmıyorum. Neticede ben Şansal Büyüka&#39;yı TV&#39;de izlerken gülmüyorum. Komik olan konuşma şekli değil taklit edilmesidir. Yine de, bu mizah türünün kişileri küçük düşürecek şekilde kötü kullanıma müsait olduğunu da kabul etmek gerekir...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yazıyı kısa tutmayı beceremedim, ama gözünüz korkmasın diye burada kesiyorum. Devamı önümüzdeki hafta gelecek...&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/5381313521984965904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/espri-yapma-sanat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/5381313521984965904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/5381313521984965904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/espri-yapma-sanat.html' title='Espri Yapma Sanatı - 1'/><author><name>Furkan Alkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16165288061710061876</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizeaDHcBEfZ85zQ-BDSs9DcMsq2FEQQnLwLeiZXGzj2sUm7kbZLnGa2WxH4oOXtvLNCRbs44Lv9eYsgolCxP2C8uo-JAPt3cknBJvolSuzYlEKPohU9LquRL6kshC43ag/s220/3232055772-e09b4406db.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQY_56Agu7LVEsh2-yrZPNveS7yntiaPxwUWuht1UikOOG29GdWokEgKsKqgrhQoC-V5oLtUMIS-MAAt7QGAYNllEd7_iftZ85TA3RqE_Y3g5Jf0eI2JQV4H59zdkcVH6jePJuM4HEmGo/s72-c/PALYACO-4.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-3318830071679435982</id><published>2011-12-17T17:00:00.001+02:00</published><updated>2011-12-17T17:07:10.983+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hayyam"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="rubailer"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ömer hayyam"/><title type='text'>Testi</title><content type='html'>Bir testici gördüm, çamur içindeydi:&lt;br /&gt;
Ayağı çarkında, elinde bir testi;&lt;br /&gt;
Testinin başında bir yoksulun ayağı&lt;br /&gt;
Kulpunda bir padişahın kellesi.*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu mısralar bana değil Ömer Hayyam&#39;a ait. Ömer Hayyam&#39;ı bilmeyenler için Doğu felsefesinin ve Doğu dünyasının en büyüklerinden. 1121 - 1122 yılları arasında öldüğü söyleniyor. Büyük adam vesselam. Kendisi adına yazılan, yalan yanlış söylenen çok şey var. 12. yüzyılda yaşamış bir insan için bu kadar çok şüpheli bilgi olması çok doğal. Her neyse. Hayyam&#39;ın şarabı öven dörtlüklerle dolu eseri &lt;b style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Rubailer &lt;/b&gt;bu ve bunun gibi bir çok dörtlükle yazılmış. Çeşitli görüşlere göre Hayyam&#39;ın şarabı övmediği, bu dörtlüklerin ona yakıştırılıp zamanla onun dörtlükleri haline geldiği söyleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şarap mimarıdır yıkık gönüllerin&lt;br /&gt;
Süzülmüş, tertemiz canı üzümlerin.&lt;br /&gt;
Neden şer demişler bu hayırlı suya?&lt;br /&gt;
Siz bana şu şerden üç dört kase verin.*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gerçekten de o dönemde İslam dünyasında bu kadar cesur dörtlükleri görmek biraz şaşırtıcı. Bir örnek daha ;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şarabın adı kötüye çıkmış, kendi hoş,&lt;br /&gt;
Hele bir güzelle içersen daha bir hoş,&lt;br /&gt;
Harammış şarap olsun, bana göre hava hoş:&lt;br /&gt;
Hem, bana sorarsan, haram olan her şey hoş. *&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daha ileri giden Rubaileri görmemiz de mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kalk, kalk, çalgılara çalgı katalım gitsin;&lt;br /&gt;
Adımızı kötüye çıkartalım gitsin.&lt;br /&gt;
Sofuluk şişesini çalalım taşa,&lt;br /&gt;
Seccadeyi bir kadeh şaraba satalım gitsin.*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böyle bir adam işte Hayyam. Derinlere inildiğinde çok gizemli ve anlamlarla dolu, öylesine bir bakıldığında dinsiz, şarapçı, ayyaş ve kadın düşkünü. Bu Rubailer doğruysa eğer çok nihilist çok vurdumduymaz bir adammış kendisi. Kendisini Nizam-ül mülk ve Hasan Sabbah ile dost yapanlar var. Hatta Amin Maalouf Semerkant kitabında üçünü bir araya getirmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anlamak isteyenler için Ömer Hayyam anlamlarla dolu Rubailerin sahibi. Son olarak şu ikisi gelsin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yalnız bilgili olmak değil adam olmak;&lt;br /&gt;
Vefalı mı değil mi insan, ona bak.&lt;br /&gt;
Yücelerin yücesine yükselirsin&lt;br /&gt;
Halka verdiğin sözün eri olarak.*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?&lt;br /&gt;
Ben haramı helalı karıştırmam:&lt;br /&gt;
Seninle içilen şarap helaldir,&lt;br /&gt;
Sensiz içtiğimiz su bile haram.*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*: Kaynak: Ömer HAYYAM, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Rubailer (çev. Sabahattin EYÜBOĞLU)</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/3318830071679435982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/testi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3318830071679435982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3318830071679435982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/testi.html' title='Testi'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-7826195059368441547</id><published>2011-12-14T04:59:00.000+02:00</published><updated>2011-12-14T05:11:07.912+02:00</updated><title type='text'>MODERN ZAMAN TABULARI</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate=&quot;false&quot; latentstylecount=&quot;156&quot;&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:&quot;Normal Tablo&quot;;  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:&quot;&quot;;  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:&quot;Times New Roman&quot;;  mso-ansi-language:#0400;  mso-fareast-language:#0400;  mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;    &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Calibri&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun:yes&quot;&gt;     &lt;/span&gt;Aydınlanmayla beraber insanlık büyük bir değişim çağına girmiş oldu. Aslında pek öyle olmadı ama genel kabul bu yönde ve yüzeysel yaklaştığımızda bu sonuca varmak yanlış değil o yüzden biz de bu ön kabul üzerine devam edebiliriz. Var olduğunu düşündüğümüz bu değişimin pek çok sonucu etkisini hala sürdürmektedir ve bu değişim sürecinde en çok gurur duyacağımız şeylerden birisi tabuları yıkmış olmamız diyebiliriz. Buraya kadar her şey çok güzel. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Calibri&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun:yes&quot;&gt;     &lt;/span&gt;Ama hep göz ardı ettiğimiz şeyler var. Günümüzde artık sözünün edilmesini bile saçma bulduğumuz şeyler, geçtiğimiz binlerce yıl boyunca gayet kabul edilebilir şeylerdi. Ancak çoğu zaman empatisizliğin dibine vurduğumuz için geçmişi o günün şartlarıyla değil günümüzün şartlarıyla değerlendiririz genelde.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Calibri&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun:yes&quot;&gt;     &lt;/span&gt;Önümüzdeki birkaç yazı boyunca günümüzde artık kabul görmüş konulardaki binlerce yıllık karşı görüşlerin neler olduğundan bahsetmeyi düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Calibri&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun:yes&quot;&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Calibri&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun:yes&quot;&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Calibri&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun:yes&quot;&gt;   &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun:yes&quot;&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/7826195059368441547/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/modern-zaman-tabulari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/7826195059368441547'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/7826195059368441547'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/modern-zaman-tabulari.html' title='MODERN ZAMAN TABULARI'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-8183245039400888388</id><published>2011-12-11T13:47:00.008+02:00</published><updated>2011-12-11T14:40:03.932+02:00</updated><title type='text'>ÜÇ, İKİ, BİR... KAYIT!</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Hayatta gel gitler yaşar insan işte o gel git dönemlerime ait kısa ama benim için özü zengin bir yazımı paylaşmak istedim sizlerle. Kaç zamandır aklımdaydı bir türlü sizlerle paylaşamamıştım, Elif Şafak&#39;ın AŞK adlı eseri için hazırladığım videoyu da sizlere sundum bu yazımda... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Tarih : 10 Eylül 2009 - Saat: 21:34 - Yer: Kazlıçeşme tren istasyonu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;i&gt;&quot; Yaşadıklarım hep hakkettiklerim. Gerçekten de her insan, her varlık hakkettiği gibi yaşıyor. Ben de öyle... Çoğu kez yazık ettim kendime. Olmadık uğraşların içinde, ummadık ve umulmadık arayışlar peşinde çok zaman çok uzun mesafeler boyunca koştu bu beden. Dizlerdeki derman kesilip gidecek takaati kalmayınca insanın ümidi de kesiliyor. Hala bazı arayışlarım devam ediyor ama eskisiyle arasındaki fark; eskiden sel sularında dalgalı denizlerde ararken yürek mercanlarını şimdi durgun sularda sakin bir arayış içerisindeyim. Sevilmek, sevmek, mutlu olabilmek... Olgular, duygular kompleks bir durumda hayatımın tam orta yerinde, seçim yapmam gerekiyor belki ama ben bir türlü seçemiyorum. Ya duygularımı kulllanıp işaretleyeceğim optikteki kutucuğu ve hayat sınavını kaybedeceğim belki ya da mantığımı kullanıp başarıdan başarıya koşacağım. Keşke hem duygularımın hem de mantığımın ortak bir noktası olsaydı, keşke iki şık işaretleme şansım olsaydı ama yok yok işte. Şimdilik duygularımı kullanıyorum ama hala işaretlemedim kutucuğu ilerisi karanlık, görülmüyor. Hoş, görmek isteyen de yok zaten, Hep mutlu birisi oldum hayatım boyunca. Mutlu olmayı becerdim her ne kadar kararsızlıklarım olsa da. Kabullendım bazı şeyleri. Kabul ettiremesem de kabullenmiş olmam yetti mutlu olabilmem için. Hayatı seviyorum ve hayattaki hayat denen şeye sıkı sıkı sarılmış olan herkesi de. Bugünü de bitirdim, içimde alelade yaşadığım ama dışarıda gizli dosya muamelesi gösterdiğim duygularımla. Kim bilir belki yarın herşey bir anda değişir ha, ne dersiniz? Beklemeyi sevmem ama bazen beklemekten başka çareniz olmuyor işte!&quot;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.blogger.com/video.g?token=AD6v5dyzsGSd6FgVCBJYtXOZyEOpwQ6NUJ3iLPsTaOWPumsopeROLmBiH9pTXok2Pgo90ZE0YK4DlniPKNpROxT4Zw&#39; class=&#39;b-hbp-video b-uploaded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Hayat Güzeldir! Küçüklerime sevgiler, büyüklerime saygılar...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/8183245039400888388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/hayatta-gel-gitler-yasar-insan-iste-o.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/8183245039400888388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/8183245039400888388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/hayatta-gel-gitler-yasar-insan-iste-o.html' title='ÜÇ, İKİ, BİR... KAYIT!'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-3240353178935025866</id><published>2011-12-09T13:48:00.006+02:00</published><updated>2011-12-11T22:00:18.039+02:00</updated><title type='text'>Ateş, Barut ve Kar</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Eskiden, buzdolabı, derin dondurucu gibi soğutucular yokken; yiyecekleri bozulmamaları için tuzlarlarmış. &quot;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Tuzlayalım da kokma&lt;/span&gt;&quot; tabiri bundan kinayedir. Peki, ya tuz kokarsa n&#39;olur?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gün geçmiyor ki çökertilen çete haberlerinde emniyet teşkilatında görevli kişilerin adı geçmesin. Son olarak, izlediğim haberde suç örgütünün elebaşı emniyet amiri çıkınca; tuzun kokmasını düşündüm. Demek ki, her insanın başına bir polis diksek bile suç işlenmesine engel olamayız. O polisin başına da başka polis ve onun da başına başka polis şeklinde bir tedbir dahi, bizi çözüme ulaştırmıyor. Toplumumuzda eksik olan bekçi veya polis kontrolü değil, vicdan ve ahlaki değerler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir amca anlatmıştı; &lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSJ_yYxyMfkktstwA0phDXXaFxZP_PKh-oAPl7381JZe7Gw0b7pYJnN8q_qusRIA8CmSZZ_BEzK15kVMTcvWAt4lTCTmLU7WpaSSiKvcrAIeXtDOgwvtTmy09may5cI_GNnnzDBidy2Zk3/s1600/images.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5684100890658185042&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSJ_yYxyMfkktstwA0phDXXaFxZP_PKh-oAPl7381JZe7Gw0b7pYJnN8q_qusRIA8CmSZZ_BEzK15kVMTcvWAt4lTCTmLU7WpaSSiKvcrAIeXtDOgwvtTmy09may5cI_GNnnzDBidy2Zk3/s320/images.jpg&quot; style=&quot;cursor: pointer; float: left; height: 208px; margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 279px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;arabasından çok kıymetli bir teybi çalınmış, karakola gitmiş ve şikayette bulunmuş. Her gün karakola uğrayıp işini takip etmiş, sormuş, yalvarmış; netice alamamış. Aradan haftalar geçmiş, başka bir işi nedeniyle karakolun önünden geçerken &quot;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;bir sorayım&lt;/span&gt;&quot; diyerek bir kez daha karakola girmiş. Bir de bakmış, radyosu komiserin masasının üzerinde çalıyor. Adam hemen &quot;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Ooo komiserim, tebrik ederim. Benim teybi bulmuşsunuz.&lt;/span&gt;&quot; deyince; komiser ister istemez &lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&quot;hırsızı dün ele geçirdik; çaldığı eşyalar arasında sizin teybi de bulduk. Biz de tam sizi arayacaktık.&quot;&lt;/span&gt; demek zorunda kalmış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir olayı da, lisedeyken Din Kültürü öğretmenimizden dinlemiştim. Hocamız İstanbul&#39;a atandığı zaman yeni evliymiş. Zeytinburnu&#39;nda bir gecekonduda kalıyormuş. Bir gece bir akraba ziyareti için evden çıktıkları zaman evlerine hırsız girmiş. Hırsız karısının iki bileziğini götürmüş ama, banyonun dar penceresinden çıkarken düşürdüğü cüzdanı fark etmemiş. Hocamız eve girince, eve hırsız girdiğini anlamış ve yegane servetleri olan iki bileziği bulamamışlar. Onun yerine hırsızın düşürdüğü cüzdanda 10bin dolar varmış. Önce şaşırmışlar, aralarında tartışmışlar. Sonunda olayı karakola bildirmemeye karar vermişler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Ertesi gün, sabah erken saatte kapı çalınmış: kapıda bir polis. &quot;&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;Dün gece size bir hırsız girmiş&lt;/span&gt;.&quot; deyince, bunlar önceden ağız birliği ettikleri için &lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&quot;yok öyle bir şey, hırsız falan girmedi.&quot;&lt;/span&gt; deyip polisi göndermişler. Öğlene doğru aynı polis, yanında başka bir polis arkadaşıyla tekrar gelmiş: &quot;Sizin eve hırsız girdiğine dair duyumlar aldık, neden inkar ediyorsunuz?&quot; tarzında baskıları arttırınca; hocamız dedi ki: &lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&quot;Tek çareyi oradan taşınmakta bulduk. Eğer karakola haber verseydik, o paralara el koyacaklardı, ancak bizim bilezikler geri gelmeyecekti. Bileziklerin değeri kadar parayı alıkoysak, buna da razı olacaklarını sanmıyorduk. O yüzden iki bileziği 10bin dolara satmış olduğumuzu varsaydık. Bu olay bir ukte gibi hala beni rahatsız ediyor.&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunlar gibi birçok olaya ya tanık oluyoruz ya da yaşayanından dinliyoruz. Çocukken &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;hırsız-polis&lt;/span&gt; oyunu oynardık. Hırsız kaçar, polis onu kovalardı. Şimdi bu oyunu, yeni neslin çocukları nasıl oynayacaklar acaba? El ele tutuşup horon mu tepecekler?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sözün özü, bir araya gelmemesi gereken bazı zıtlıkların aynı menfaat doğrultusunda birleşmesine şaşırmıyoruz, gereken tepkiyi göstermiyoruz. Barut ateşe nasıl tepki gösterirse, polisin hırsıza ve hırsızlığa benzeri tepkiyi göstermesi gerekirken, onları aynı pota içinde, aynı amaç etrafında birlikte görüyoruz. Başlıktaki &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;ateş&lt;/span&gt; ve &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;barut&lt;/span&gt;u anladık da, &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;kar&lt;/span&gt; neyin nesi diye soracak olursanız; kar da bu patlamayışın ateşiyle eriyen ahlaki değerlerimiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;font-style: italic;&quot;&gt;&quot;Yahu verdiğin örnekler ufak tefek hırsızlıklar, daha büyük olaylardan söz etsene&quot;&lt;/span&gt; derseniz, size derim ki: &lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&quot;hiç mi banka görmediniz?&quot;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/3240353178935025866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/ates-barut-ve-kar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3240353178935025866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3240353178935025866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/ates-barut-ve-kar.html' title='Ateş, Barut ve Kar'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13260379128009754934</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhSJ_yYxyMfkktstwA0phDXXaFxZP_PKh-oAPl7381JZe7Gw0b7pYJnN8q_qusRIA8CmSZZ_BEzK15kVMTcvWAt4lTCTmLU7WpaSSiKvcrAIeXtDOgwvtTmy09may5cI_GNnnzDBidy2Zk3/s72-c/images.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-4277487665121343919</id><published>2011-12-06T01:59:00.009+02:00</published><updated>2011-12-06T12:28:12.153+02:00</updated><title type='text'>&#39;S&#39;    &#39;S&#39;   &#39;S&#39;</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-Fu3Wof4i08o/Tt1csOMPMQI/AAAAAAAAAJ4/ltnD4XCqUlI/s1600/s%25C4%25B1nav.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5682800219604857090&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-Fu3Wof4i08o/Tt1csOMPMQI/AAAAAAAAAJ4/ltnD4XCqUlI/s320/s%25C4%25B1nav.jpg&quot; style=&quot;cursor: hand; cursor: pointer; float: left; height: 320px; margin: 0 10px 10px 0; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;text-align: -webkit-auto;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Hayatımızdan hiç bu ‘S’ler eksik olmuyor.Nedir bu S’ler ? İlk kez ortaöğretim sonunda karşılaşırız SBS ile hayatımızı deşen seviyemiz belirlenir: Yeterliyse aldığımız puan, namı yüksek okullara terfi ediliriz. Eğer puan yeterli değilse gidersiniz berbat bir liseye 4 yıl çekersiniz o okulun kahrını.  O kahrını çektiğiniz lise bir gün biter, bu kez de YGS çıkar karşınıza... O da bitmez b&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;text-align: -webkit-auto;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;ir de LYS çıkar. Aylar süren yerleşme faslında sinir stres hat safhaya çıkar. Bir şekilde yerleşirsiniz iyi kötü bir okula, ama bitti sanmayın, bu kez de okulda sizinle uğraşacak hocalarınız çıkar vizeler finaller derken üniversitede biter ama sınav bitmez. Sizi bekleyen dah&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;text-align: -webkit-auto;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;a uzmanlık sınavları, seçme sınavları ya da memuriyet sınavları devam eder. Bitmeyen tek bir şey var oda ‘STRES’. Hayatımızda var olan ‘S’ler devam ediyor hiç bitmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Şimdi birçoğumuzun da girmek istediği Ka&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;mu Personelini Seçme Sınavı&#39;nın 1999 yılında dönemin Başbakanı Sayın Bülent Ecevit sayesinde hayatımıza girdi. Amaç torpil ve hak yemeği engellemekti. Böylelikle hak eden memur olacaktı; sözde plan buydu yani... Ne yazık ki, bu plan istenilene ulaşmadı. Giderek nüfusun artması, herkesin üniversite okuma isteği ve arttırılan kontenjanlarla bir dolu mezun ortaya çıktı.  İnsanlar da iş bulamama so&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;runu büyük korkulara ve streslere neden oldu. Son 12 yılda yaşanan bu yoğunluk genç yaşta kalp krizlerine, tamiri zor hastalı&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;klara ve unutkanlıklara bile neden oldu. Bu kez de hastaneleri aşındırır olduk, dengelerimiz bozuldu. Bitmeyen tükenmeyen sınavlar hayatımıza iş alanları verirken sağlık alanımızda ka&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;lıcı hasarlar vermeye devam eder oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5682800101966387090&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-p3kffOID_HY/Tt1clX9Cl5I/AAAAAAAAAJs/VepMVexqItA/s320/snvv.jpg&quot; style=&quot;cursor: pointer; display: block; height: 214px; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; margin-right: auto; margin-top: 0px; text-align: justify; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Bundan sonra bize gereken sınavlar karşısında stresi azaltacak alternatifler yaratmak. Kimi zaman aklımıza hiç gelmeyen ve eskiyen zanaatlarımız bile bizleri mutlu edecek meslek olabilir. Eskiye dair olan o narin mesleklere can vermek inanıyorum ki onlar biz gençlere de can verecektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Eskilere can gelmesi, bizlere de sağlık gelmesi dileğiyle…&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/4277487665121343919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/s-s-s.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4277487665121343919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4277487665121343919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/s-s-s.html' title='&#39;S&#39;    &#39;S&#39;   &#39;S&#39;'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-Fu3Wof4i08o/Tt1csOMPMQI/AAAAAAAAAJ4/ltnD4XCqUlI/s72-c/s%25C4%25B1nav.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-4552534048249496391</id><published>2011-12-05T05:51:00.003+02:00</published><updated>2011-12-05T09:48:31.359+02:00</updated><title type='text'>Arasöz</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Dün Aralık&#39;ın dördüydü. Dünya üzerinde bu tarihte çok yoğun hatıraları olan milyonlarca insan vardır muhtemelen. Kimileri bu günde bir yakınlarını kaybetmişlerdir, kimileri evlenmişlerdir veya kimileri sadece doğmuştur. Böyle düşününce, yaşadığımız her gün daha önemli hissettiriyor kendini.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Yukarıda bahsettiğim insanlarınki kadar olmasa bile, dün blogumuz açısından da önemli sayılabilecek bir gündü. Dün, ilk yazımızdan bu yana tam beş ayı geride bırakmış olduk. Bebek bekleyen bir anneye &quot;bir asır&quot;, birikmiş projelerini yetiştirmeye çalışan bir mühendise de &quot;göz açıp kapayıncaya kadar geçecek&quot; gibi görünen bu zaman dilimine 11 farklı yazarımızın imzasını taşıyan toplam 77 yazı sığdırdık. Bugüne kadar sayfamız yaklaşık 13.000 kez ziyaret edildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu rakamlar, ilk etapta bir övünç kaynağı olarak görünebilir; ancak, bu yazıların %63&#39;ünün ilk iki ayda yazıldığını ve ziyaretlerin önemli bir kısmının yazarlar tarafından yapıldığını göz önünde bulundurursak, pek de yükselen bir grafik çizemediğimizi itiraf etmemiz gerekir. Üstelik, &quot;&lt;i&gt;7 genç yazardan, her gün bir deneme&lt;/i&gt;&quot; parolasıyla yola çıkıp, düzenli olarak yazan 4-5 kişi kalmamız ve haftada 2-3 deneme ancak çıkartabilmemiz de hesaba katılırsa, artarak azalan performansımızı daha aşikar biçimde deşifre etmiş oluruz.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;div&gt;Yazar arkadaşlarıma, her ne kadar uzun zaman yazı yazmadıklarında sitem etsem de, neden yazmak istemediklerini anlayabiliyorum. Hiçbir yazar, pek kimsenin okumayacağını bile bile bir yazıya girişmek istemez; içinden gelmez. Hal böyle olunca, yazı sayısındaki logaritmik azalan grafik pek de beklenmedik bir sonuç değil. Ancak, şu da bir gerçek ki, yazı sayısı azaldıkça, okuyucu sayısı da doğru orantılı bir biçimde azalıyor. Bu da blog yazarları olarak içimizdeki yazma şevkini seyreltiyor... Pozitif geri besleme...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjmPP8UncYBf7j2fpObB0bEjee7MmsLYmS4SzFEiMsqvD43nV1QLp_5T00MqQVOWC7DipS5kbbWxCesm3DyzONEV7x2baCWp3nwpOZN2lD_XpYEZ6GFRMHN0GtPx_1MK8MQtUsf0sKSfRA/s1600/20080610_derin_dusunce_org_yazmak.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjmPP8UncYBf7j2fpObB0bEjee7MmsLYmS4SzFEiMsqvD43nV1QLp_5T00MqQVOWC7DipS5kbbWxCesm3DyzONEV7x2baCWp3nwpOZN2lD_XpYEZ6GFRMHN0GtPx_1MK8MQtUsf0sKSfRA/s200/20080610_derin_dusunce_org_yazmak.jpg&quot; width=&quot;187&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ben, bu blogu kurarken; -&lt;a href=&quot;http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/07/onsoz.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;önsöz&lt;/a&gt; yazımda da belirttiğim gibi- yazmanın da en az okumak kadar önemli olduğu düşüncesi içindeydim. En azından biz üniversite öğrencileri için... Yazmak; hem düşünmemize ve okuduklarımızı sorgulayarak öğrenmemize katkı sağlar, hem de yaptığımız çıkarımları başka insanlarla paylaşarak, fikirlerimizin eksik veya yanlış yanlarını görüp onları törpülememize ve bu sayede fikirlerimizi ve entellektüel seviyemizi geliştirmemize olanak yaratır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bu düşünceden yola çıkarak, yazdığımız denemelerle takipçilerimizi yazmaya teşvik edeceğimizi ve nüfusumuzun gün geçtikçe artacağını hayal etmiştim. Ama, bugün baktığımız zaman, bu tablonun tam tersiyle karşılaşıyoruz. Başlarda her şey çok güzel giderken, bir noktadan sonra, hem yazı sayımızda hem de takipçi sayımızda görülen bu düşüşün temel sebebi ne diye düşünmekten alamıyorum kendimi.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;&lt;i&gt;İnsanlar bizi anlamıyor&lt;/i&gt;&quot;, &quot;&lt;i&gt;Türkiye buna hazır değil.&lt;/i&gt;&quot; gibi olası bahanelerden en kullanılabilir olanı: &quot;&lt;i&gt;İnsanlarımız okuma tembeli.&lt;/i&gt;&quot; sanırım. Hele ki uzun bir yazı gördü mü üşenip, hiç gelmeyen &quot;daha sonra&quot;lara erteliyor okuma işini. Yine de bu bahanenin arkasına saklanmanın bizi bir sonuca götüreceği kanısında değilim. Neticede &quot;biz insanları çekemedik&quot;, &quot;biz okumak istedikleri şeyler yazamadık&quot;. Bunu kabul etmek en sağlıklısı.&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bu yüzden ufak bir anket düzenleyerek okuyucularımızın ve benim için hemen hemen eş anlamlısı olan &quot;potansiyel yazarlarımızın&quot; neler istediklerine dair bir nebze fikir edinmeye çalıştım. Sonuç olarak; güncel meselelerden daha fazla bahsetmemiz ve yazıları mümkün olduğu kadar kısa tutmamız gerektiği çıkarımını yaptım. Sırf daha fazla okunmak için kendi çizgimden kaymayı doğru bulmuyorum; o nedenle asıl bahsetmek istediğim felsefi ve sosyolojik konulardan vazgeçmeyeceğim. Ama bu grafiğe bir dur demek için ve siz okurların kafalarında gezinen meselelere hitap edebilmek adına, bir hafta güncel bir hafta genel şeklinde bir düzende yazmaya karar verdim. Diğer yazar arkadaşlarım da eminim bu konuya duyarlılık göstereceklerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Pek fazla giren çıkan yok diye, bir ay önce, kendi kendime, bu blogu kapatmayı düşünmüştüm. Ama sonuç olarak biz bu işi bir beklenti veya para karşılığı yapmıyoruz. &quot;&lt;i&gt;Abi, bize gelişi günde 10 takipçi, vallahi kurtarmaz&lt;/i&gt;&quot; diye bir durum söz konusu değil. Biz bu işi içimizden geldiği için ve önemli olduğuna inandığımız için yapıyoruz. Bunları düşününce, ilk iki aydaki performansımızı da tekrar yakalayabiliriz umuduyla kapatma kararımı erteledim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Yine de, okunmadıktan sonra yazmanın ne zevki kalıyor ne de anlamı. Üç aydır, &quot;&lt;i&gt;bundan sonra artık düşmez&lt;/i&gt;&quot; dediğimiz bu grafik daha da düşerse &quot;sonsöz&quot; yazım için gün saymaya başlayabilirsiniz. Burada okuyucularımıza bir sitem hakkım olduğunu düşünmüyorum, ama yazarlarımızdan bundan sonrası için biraz daha gayret bekliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Sonsöz&quot; yazısını olabildiğince uzun bir süre sonra okumamız dileğiyle... Okumanın ışığıyla ve düşünmenin hazzıyla kalın!&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/4552534048249496391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/arasoz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4552534048249496391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4552534048249496391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/arasoz.html' title='Arasöz'/><author><name>Furkan Alkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16165288061710061876</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizeaDHcBEfZ85zQ-BDSs9DcMsq2FEQQnLwLeiZXGzj2sUm7kbZLnGa2WxH4oOXtvLNCRbs44Lv9eYsgolCxP2C8uo-JAPt3cknBJvolSuzYlEKPohU9LquRL6kshC43ag/s220/3232055772-e09b4406db.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjmPP8UncYBf7j2fpObB0bEjee7MmsLYmS4SzFEiMsqvD43nV1QLp_5T00MqQVOWC7DipS5kbbWxCesm3DyzONEV7x2baCWp3nwpOZN2lD_XpYEZ6GFRMHN0GtPx_1MK8MQtUsf0sKSfRA/s72-c/20080610_derin_dusunce_org_yazmak.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-4876994797132335760</id><published>2011-12-02T19:57:00.005+02:00</published><updated>2011-12-02T20:05:24.958+02:00</updated><title type='text'>&quot;Paran Kadar Konuş&quot;</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 14pt;&quot;&gt;Ahlak&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;i değerleri üst düzeyde, bilgi ve kültür seviyesi yüksek bir toplumda bu söz kendisine bir çöp tenekesinde bile yer bulamazken bizim kendine özgü toplumsal jargonumuzda gerçekler locasında koltuğuna kurulmuş paşalar gibi oturuyor bu tabir. Bilgin kadar değil dikkat edin, paran kadar…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;i&gt;Bu sözü biraz esnetirsek; “&lt;b&gt;Paran kadar özgürsün&lt;/b&gt;” biraz daha yayarsak &lt;b&gt;“Paran kadar yaşarsın”&lt;/b&gt; anlamı çıkıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Çünkü: &lt;b&gt;“Kadar&lt;/b&gt;” sözcüğü yerine&lt;b&gt; sıfır&lt;/b&gt; değerini koyarsak her yönü ile çevresine muhtaç bir köleye, “&lt;b&gt;sonsuz&lt;/b&gt;” değerin koyarsak çevresine tamamıyla hakim bir krala ulaşıyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Paran yoksa, sabah erken kalkmaya, parası olan birinin yanında çalışmaya, onun emirlerine aynen uymaya, ona saygı ve itaat göstermeye, alacaklılarından kaçm&lt;/i&gt;&lt;i&gt;aya, ev sahibini atlatmaya, arkadaşlarının yanında utanmaya…vs mecbursun. Hani senin özgürlüğün!&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixkgeDawWfPVGVkj7MZBjY_8SP9ITFoaeRqqXp1ZmXanTCzm1KrD1CD2DJjHsGwTKHdeK5eVf57vv-biWnY1OF_1T7twRhNSFYuyWaNTQyIDnOZWnedr2ZMzI4M_HypTG0Z0zl5hsspAyG/s1600/641687aa-4b39-4ea8-a19c-03f0b43ba1d5.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5681591905899005122&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixkgeDawWfPVGVkj7MZBjY_8SP9ITFoaeRqqXp1ZmXanTCzm1KrD1CD2DJjHsGwTKHdeK5eVf57vv-biWnY1OF_1T7twRhNSFYuyWaNTQyIDnOZWnedr2ZMzI4M_HypTG0Z0zl5hsspAyG/s320/641687aa-4b39-4ea8-a19c-03f0b43ba1d5.jpg&quot; style=&quot;display: block; height: 244px; margin-top: 0px; text-align: justify; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt;Özgürlük bir felsefe sözcüğü değil sadece bir olgu, bir yaşam biçimi değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Yeterince paran varsa, bir iş yeri açarsın, yanında insanlar çalışır. Canın isterse işe gidersin, canın isterse tatile. Gönülden olmasa da sana saygı gösterirler, sen konuşursun, onlar dinlerler. Sağlık, eğitim, eğlence, sanat, spor kapılarının kilidini açan kağıttan birer maymuncuktur banknotlar. Paranın miktarı kadar itibar satın alır, bir spor kulübüne, bir derneğe, hatta bir partiye başkan bile olursun istersen. Televizyon kanallarına çıkıp büyük harflerle ko&lt;/i&gt;&lt;i&gt;nuşursun istersen. Ya da kendin bir Tv kanalı kurar, istediğin kişilere istediğin sözleri söyletirsin. Maymunlar, papağanlar bulur ekranında oynatırsın.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;   Özgürlük alanının çapı da sana açılacak kapıların adedi de, sahibi olduğun paranın miktarı ile doğru orantılıdır mutlaka. Paran çoksa, matematik denklemleri bile senden yana çalışacaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Çünkü; Para, ticari metalarının değiş-tokuşunu kolaylaştıran bir araç olmaktan da, bir ticari malın itibari değerini belirlemeye yarayan bir ifade, bir ölçüt olmaktan da çıkmıştır artık günümüzde. Kendi başına bir &lt;b&gt;“Satın alma gücü&lt;/b&gt;”, önüne geleni yutan bir canavar olmuştur artık &lt;b&gt;PARRA&lt;/b&gt;. Napolyon üç kez söylemiştir ama, milyarlarca insan triliyon kez tekrar ederek onun gücünü büyütmüştür çığ gibi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Ve ne yazık ki; öylesine bir satın alma gücüne ulaşmıştır ki para; neredeyse satın alamayacağı hiçbir şey bırakmamıştır. Askerlikte süngü sallarken tekrarlanan “&lt;b&gt;Her şey vatan için&lt;/b&gt;” sloganı da günümüz itibarıyla; “&lt;b&gt;Her şey para için&lt;/b&gt;” erozyonuna uğramıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Bundan elli yıl önce İstanbul’da yaşayan sıradan bir vatandaşa:” &lt;b&gt;Say bakalım, paranın satın alamayacağı neler var?&lt;/b&gt; Diye sorulsaydı, eminim kendince bir dizi kavram sıralayabilirdi, küçük çapta bir liste çıkarabilirdi. Bugün bu soruyu sormaya bile cesaretim yok. Kime sorsak elinde kağıt kalem düşünüp duracak garibim.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;“Sen sormadın ama ben sayayım” diyecek babayiğit bir arkadaş varsa, buyursun Ölüm Meleği Azrail’in dışında satın alınamayacak bir şey, bir kişi, bir kavram söylesin burada.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Aşk mı, maneviyat mı. Dostluk mu, itibar mı, diploma mı, kin mi, nefret mi, can mı, hastalık mı…?Falanca mı filanca mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgqWOxDgySYTNKP-uaCqZsEs60r8NE8P2uBZXVFcgVu4CDzmL3r9YYelZLzkBndmUFtv6zf0sCNuKSKEb1PJKN4DY4pdOTaGaFGsoV5TrpEXwBsrg2wp4nV_xKH29RGnhBzpzFSoHaHlDhC/s1600/slave2money_1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5681591903162204530&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgqWOxDgySYTNKP-uaCqZsEs60r8NE8P2uBZXVFcgVu4CDzmL3r9YYelZLzkBndmUFtv6zf0sCNuKSKEb1PJKN4DY4pdOTaGaFGsoV5TrpEXwBsrg2wp4nV_xKH29RGnhBzpzFSoHaHlDhC/s320/slave2money_1.jpg&quot; style=&quot;display: block; height: 247px; margin-top: 0px; text-align: justify; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt;Her şeyin, herkesin bir fiyatı var bugün. Eşyanın, emeğin, fikrin, ideolojinin, inancın, sadakatin, vefanın ve tabii ihanetin de..Paranın kendisi bile paritesi uyarınca satılık.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Yüz binlerce öğrenci arkadaş yılarını harcayarak bir diploma peşinde koşuyoruz. Hangimiz diyebiliriz ki; “ Biz &lt;b&gt;bilimin bizzat kendisi için okuyoruz, biz öğrenme aşığıyız. Sonunda &lt;/b&gt; sahip &lt;b&gt;olacağımız meslek de, kazanacağımız olası kazanç da , itibar da umurumuzda değil.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;Bu kısır döngü içinde durumun böyle olması da artık yadırganacak bir şey değil zaten. Kapitalizm bu olsa gerek. &lt;b&gt;“Maddiyata Kölelik&lt;/b&gt;”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/4876994797132335760/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/ahlak-i-degerleri-ust-duzeyde-bilgi-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4876994797132335760'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4876994797132335760'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/12/ahlak-i-degerleri-ust-duzeyde-bilgi-ve.html' title='&quot;Paran Kadar Konuş&quot;'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13260379128009754934</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEixkgeDawWfPVGVkj7MZBjY_8SP9ITFoaeRqqXp1ZmXanTCzm1KrD1CD2DJjHsGwTKHdeK5eVf57vv-biWnY1OF_1T7twRhNSFYuyWaNTQyIDnOZWnedr2ZMzI4M_HypTG0Z0zl5hsspAyG/s72-c/641687aa-4b39-4ea8-a19c-03f0b43ba1d5.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-5803274248674326884</id><published>2011-11-25T22:18:00.004+02:00</published><updated>2011-11-25T22:26:55.620+02:00</updated><title type='text'>En Doğrusu Yalan Söylemek</title><content type='html'>&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt;Geçenlerde durakta otobüs beklerken yaşlı bir kadın yanıma yanaştı:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt;“&lt;b&gt;&lt;i&gt;Çantamı çaldılar. Eve gidecek kadar bile param yok. Bana bi yol parası&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;…”deyince;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family: Arial&quot;&gt;“Yalanın batsın teyze”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family: Arial&quot;&gt; dedim. &lt;b&gt;&lt;i&gt;“Yalanın batsın.”&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt;Kadın, hiç istifini bozmadan durakta bekleyen diğer bir ava yöneldi. Belli ki her türlü tepkiye alışkındı. Yalanı asla batmayacaktı. Sadece onun yalanı değil batmayacak olan elbette. Kuyruklusu, kuyruksuzu, pembesi, beyazı, siyahı..küçüğü, büyüğü.. Batsın diye uğraştıkça mantar gibi yüzeye fırlayan bu yalanların hiç biri batmazdı. O halde neden kadıncağızı yalanıyla birlikte yerin dibine batırmıştım ki.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt;Amerika’nın dünyaya özgürlük ve insan hakları dağıtmasının, “&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: Calibri, sans-serif; &quot;&gt;şehitlerimizin kanları yerde kalmayacak” masalının, ( Pardon bu yalan değil, yağmur suları zamanla temizliyor akan kanları elbette) her yıl açıklanan enflasyon oranlarının, laik, demokratik bir hukuk devleti olduğumuzun, deprem ol&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: Calibri, sans-serif; &quot;&gt;acaktı olmayacaktı , 2012’de kıyamet kopacaktı kopmayacaktı teranelerinin… yâni bunlar gibi bir yığın zulüm kadar keskin kandırıcı, kışkırtıcı ve karıştırıcı iddianın (“ Cambaza bak oyunu mu demeliydim acaba”) yanında o kadar masumdu ki senin bu yalancık.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;img src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgOfstHYHR4so1UCLbvAZsWP8QALTR6fEghH4ghBusGesnK79CvsCgGPVeyT94LeJjlFBJE4pYnDXxSbHNm1BGIXBc6SbO3uJlLmc-hE4UXgxEhuqZYrF75jPIrYIK2anKnmzm5Pg7Rgn39/s320/yalann.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5679032059294809986&quot; style=&quot;float: left; margin-top: 0px; margin-right: 10px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; cursor: pointer; width: 319px; height: 320px; &quot; /&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt;Tam en sık yalanın çocuklarla anne-babalar arasında gerçekleştiğini düşünüyordum ki gözüme reklamlar ilişti. Aman ! Aman ! Bankasından &lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-family: Calibri, sans-serif; &quot;&gt;GSM operatörlerine; deterjanından saç çıkarma şampuanlarına; diş macunundan zayıflatma kurlarına kadar ne çok yalan içinde yüzüyormuşuz meğer.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt;Politikacımızla esnafımız, öğretmenimizle bilim adamımız bile ağız birliği etmişler sanki. Yerli dizilerin de maşallahı var tabii.  Aile içi yalanların en donanımlı fabrikaları oldular son yıllarda. Envai çeşit yalanın en ustalıklı söylenmesinin mektebi de, öğretmeni de onlar. Gazetelerin uydurma haberlerini ise hepimiz kanıksadıktı zaten.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt;Madem bu ülkede yalansız siyaset de, ticaret de, spor da, arkadaşlık da, evlilik de …kısaca yaşamak da mümkün değil. Madem bize yalan, ekmek kadar su kadar elzem, hava kadar lazım. Neden bu işi daha ciddiye alıp “&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yalan Söyleme Sanatı”&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; başlığı altında bir akademi kurup bu işte dünyaya öncülük etmiyoruz? Kuralım bu işin mektebini bebeklik çağından başlayıp çağdaş ve bilimsel yalancılar yetiştirelim. Mantık var da, felsefe var da, psikoloji var da, yalan söyleme sanatı neden olmasın?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family: Arial&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-tab-span&quot; style=&quot;white-space:pre&quot;&gt; &lt;/span&gt;Düşündükçe kadıncağıza bayağı haksızlık ettiğimi kabul etmek zorunda kalıyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family: Arial&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-tab-span&quot; style=&quot;white-space:pre&quot;&gt; &lt;/span&gt;Hani kanun maddeleri için ; &lt;b&gt;&lt;i&gt;“Örümcek ağlarına benzer&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;” derler ya&lt;b&gt;&lt;i&gt;,” küçük sinekler yakalanır, büyük sinekler deler geçer”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt; Sen de küçük bir–iki yalan bellemişin, yakalandığın örümcek ağlarından kurtulmak için çırpınıp duruyorsun onlarla be teyze. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify;text-indent:35.4pt&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family:Arial&quot;&gt;Yeryüzünde milyonlarca insanın ölümüne, mahvına, sefaletine sebep olan o büyük yalanların kaşifleri deri koltuklarda, viski kadehleriyle Havana purolarını buluştururlarken biz senin basit yalanının derdine düşüyoruz utanmadan. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align:justify&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:&amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-font-family: Arial&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-tab-span&quot; style=&quot;white-space:pre&quot;&gt; &lt;/span&gt;Kusura bakma teyzeciğim ve bizleri affet ! Zamanında yalan mektepleri kurup seni oralarda yetiştirmediğimiz için bizleri bağışla, olur mu?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/5803274248674326884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/en-dogrusu-yalan-soylemek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/5803274248674326884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/5803274248674326884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/en-dogrusu-yalan-soylemek.html' title='En Doğrusu Yalan Söylemek'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13260379128009754934</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgOfstHYHR4so1UCLbvAZsWP8QALTR6fEghH4ghBusGesnK79CvsCgGPVeyT94LeJjlFBJE4pYnDXxSbHNm1BGIXBc6SbO3uJlLmc-hE4UXgxEhuqZYrF75jPIrYIK2anKnmzm5Pg7Rgn39/s72-c/yalann.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-5126311851907264667</id><published>2011-11-21T00:13:00.001+02:00</published><updated>2011-11-21T00:13:38.702+02:00</updated><title type='text'>Kapılar ve Maymuncuk</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Ezberci mantıkla eğitildiğimizden, kitaba bağlı yaşamaya endeksli kişiler haline getirildiğimizden ve bize olmamız gereken kişinin doğduğumuzdan beri kulağımıza fısıldandığından defalarca bahsetmişimdir. Suflörlerimiz, bazen sadece ebeveynlerimiz ve öğretmenlerimiz olmaz; akraba, arkadaş veya belki de hiç beklemediğimiz bir &quot;bakkal amca&quot; hayatımıza yön verebilir. Manipüle edilmeye de aslında en başından kendimiz razı oluruz, dilimizin kelimelere kıvrılabildiği ilk zamanlardan başlayarak üstelik. Ufacık aklımıza gelen her türlü soruyu danışırız suflörlerimize. Soru sormanın altında yatan teslimiyeti idrak edemeyiz bile.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhBObHsTdQEK1zYLv_k9zAf0ZaCouEj0N3JIfMT5aTi-38rp9mxsY76i1MnszbSa4qk7-xBCeAL5eoEGvmmm7RaPyEQyXyQA_j1RtN2x6zPbHEJCZMXQ5Bekj44HnatHSynLERlCpm14Jw/s1600/207587_180241905356651_170748392972669_429452_1201719_n.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;200&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhBObHsTdQEK1zYLv_k9zAf0ZaCouEj0N3JIfMT5aTi-38rp9mxsY76i1MnszbSa4qk7-xBCeAL5eoEGvmmm7RaPyEQyXyQA_j1RtN2x6zPbHEJCZMXQ5Bekj44HnatHSynLERlCpm14Jw/s200/207587_180241905356651_170748392972669_429452_1201719_n.jpg&quot; width=&quot;150&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Bize, bebeklikten bu yana öğretilen en önemli cevapların başında da &lt;b&gt;&quot;para&quot;&lt;/b&gt; gelir herhalde. Doğrudan veya dolaylı olarak şahit olmuşuzdur paranın kapıları bir bir açışına: Lunapark&#39;ın kapılarından tut, oyuncakçı veya dondurmacı dükkanının kapılarına kadar... Biz büyüdükçe bu para daha büyük kapıları açmaya başlar; kıyafet kapılarını, rahatlık kapılarını, güzellik kapılarını, saygınlık kapılarını, güçlülük kapılarını, gönül kapılarını, hatta bazen demir parmaklıkların kapılarını bile... Temelde, paranın açtığı en devasa kapı muhtemelen ahlaksızlık kapısıdır, ama neyse ki bu konuya bugün girmek istemiyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Öğretilerin, üstelik gayet baskıcı ve şiddet dolu bir ders programının ardından; her birimizin beynine bu kağıt parçasının kutsal değeri kazınır. Artık onsuz olmaktan korkmuşuzdur, onunla olabilmek için eŞŞek gibi çalışırız, onu çook seviyoruzdur ve onun da bizi sevmesi için her fırsatta yaratıcıya dua ederiz. Ama mesele, onu elde ettikten sonra da sona ermez, ne yazık ki. Hatta tam aksine, yeni başlar: biz bu paraları kapıları açmak için kazanmadık mı?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhNL4wQKJwspTpNgBCG13EFa24ocCInC7XfY5-Hy8Szes1jDpJvNp9lkOTV2jH0TKR9myJBXdJtYXDNrLkgBmf_L8rsQaDbYBiP9OTcdsevG2TGUCn1nH6n0Rzt18t3Pn-b4wLEqFGRrt4/s1600/34472_138525012842425_136021579759435_284378_8229187_n.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhNL4wQKJwspTpNgBCG13EFa24ocCInC7XfY5-Hy8Szes1jDpJvNp9lkOTV2jH0TKR9myJBXdJtYXDNrLkgBmf_L8rsQaDbYBiP9OTcdsevG2TGUCn1nH6n0Rzt18t3Pn-b4wLEqFGRrt4/s320/34472_138525012842425_136021579759435_284378_8229187_n.jpg&quot; width=&quot;240&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Elimizdeki maymuncukla küçük, büyük bütün kapıları zorlarız. Bazı kapıların nefes alabilmemiz veya belirli bir istikamette yürüyebilmemiz adına gerçekten açık olması gereklidir; ama çoğu zaman ihtiyacımız olmadığı halde sırf açabiliyor olduğumuz için, hatta bazen sadece toplumdaki insanların açabiliyor olduğumuzu bilmelerini sağlamak maksadıyla açarız kapıları. Toplumda kabul görmeliyizdir, ve toplum kişiye açabildiği kapı oranında bir değer biçmiştir. Haliyle, bir süre sonra biz, biz olmaktan çıkarız, açtığımız/açacağımız kapılar haline geliriz. Bizim o kapılara sahip olmamız gerekirken, bir müddet sonra o kapılar bize sahip olur. Bir rüzgar esip, bütün kapılarımızı kapattığında da sadece kapılarımızı değil, kendimizi de kaybederiz.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Başta söylediğim kasıtlı-yanlış, dogmatik öğretiler yüzünden, paraya esir olmuş durumdayız. Para kazanmak için hayatlarımızı,-belki de- nefret ettiğimiz işlerde heba ediyoruz. Sabahtan akşama kadar kağıt imzalıyoruz, su taşıyoruz, çivi çakıyoruz veya belki de sadece gülümsüyoruz. Sonra ne oluyor, toplumun tamamına uygulanan bilinçaltı mesajları sayesinde, bu paraları zenginlerin (büyük iş verenler) istediği gibi, pek de ihtiyacımız olmayan şeyleri satın alarak harcıyoruz. Paralar yine zenginlere dönüyor, biz olduğumuz yerde sayıyoruz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Tabii, sistem bizi uyandırmamak için, sürekli ilerde zengin olabilme ümidi veriyor. &lt;b&gt;&quot;Sen köle değilsin, çok çalışırsan sen de zengin olursun.&quot;&lt;/b&gt; telkinini ispatlamak için kırk yılda bir, birkaç tane örnek gösteriyor bize. Biz de tepemizdeki cam tavanı göremediğimiz için, aldanıyoruz.&amp;nbsp;Ama bence, zengin daha fazla aldanıyor bu sistemde. Daha rahat bir yaşam sürüyor gibi görünse de o, paraya bizden daha fazla esir olmuş durumda. Sürekli sahip olduklarını kaybetme korkusu içerisinde ve muhtemelen yatıp kalkıp parayı düşünmek zorunda.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bize ezberletilen hayat işte bu: çarpık, içi boş, sonuçsuz, uyku dolu bir hayat. Zenginimizle, fakirimizle; hepimiz bu rüyanın içerisindeyiz. İsrafla ihtiyaç arasındaki farkı ayırt edemiyoruz, tükettiğimiz oranda tüketiliyoruz. Zaman, merakla bizi izleyen evrenin gözyaşı misali akarken; biz, bize bahşedilen mucizevi yaşam formumuzu reddedip insanlıktan çıkıyor, adeta paralaşıyoruz. İnsan olmanın ihsanını en kısa zamanda (yeniden) idrak edebilmemiz temennilerimle...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/5126311851907264667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/kaplar-ve-maymuncuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/5126311851907264667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/5126311851907264667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/kaplar-ve-maymuncuk.html' title='Kapılar ve Maymuncuk'/><author><name>Furkan Alkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16165288061710061876</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizeaDHcBEfZ85zQ-BDSs9DcMsq2FEQQnLwLeiZXGzj2sUm7kbZLnGa2WxH4oOXtvLNCRbs44Lv9eYsgolCxP2C8uo-JAPt3cknBJvolSuzYlEKPohU9LquRL6kshC43ag/s220/3232055772-e09b4406db.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhBObHsTdQEK1zYLv_k9zAf0ZaCouEj0N3JIfMT5aTi-38rp9mxsY76i1MnszbSa4qk7-xBCeAL5eoEGvmmm7RaPyEQyXyQA_j1RtN2x6zPbHEJCZMXQ5Bekj44HnatHSynLERlCpm14Jw/s72-c/207587_180241905356651_170748392972669_429452_1201719_n.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-5556391217890854888</id><published>2011-11-20T10:00:00.002+02:00</published><updated>2011-11-20T10:04:00.644+02:00</updated><title type='text'>İKİLİ İLİŞKİLER - GENEL BİLGİ</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-Ow6TEhkqAg0/Tsi0ZNJ1PUI/AAAAAAAAATs/glH0U7xKwxc/s1600/ac59fk-mesajlarc4b1.jpg&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 204px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-Ow6TEhkqAg0/Tsi0ZNJ1PUI/AAAAAAAAATs/glH0U7xKwxc/s320/ac59fk-mesajlarc4b1.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5676985675421138242&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;Aşk nedir necidir , adamı ne hallere sokar, nereden çıkarır neyin içine batırır, bunların cevabını vermek zordur aslında ama genel olarak aşk için ; vezir eder ya da rezil eder, kilo aldırır veya bir deri bir kemik bırakır, bazen rengi pembedir, kırmızıdır bazen de kara hem de zifiri kara, gibi cümleler kurmak mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;Aşk diyince akla ilk gelenler Leyla ile mecnun, Kerem ile Aslı, Romeo ile Juliet, yani beşeri aşk gelir. Oysa ki aşk’ın bir de ilahi boyutu vardır. İlahi aşk faslını daha sonraki zamanlarda kaleme almak kaydıyla bir kenara koyup beşeri aşk üzerinde yani aşk diyince akla ilk düşen anlam üzerinde durmak istiyorum. Efsane aşkları misal göstererek başlamak güzel olabilirdi yazıma aslında, bir Şirin ile Ferhat hikayesindeki dağ ile delinebilir okuyucunun yüreği lakin kavuşamamış aşıkların hikayeleri pek hoşuma gitmez. Sizler de pek bunlara takılıp bunları örnek almayın derim. Yoksa bilinçaltınıza işlenen hikayeler, korktuğunuzun başınıza gelmesi şeklinde zuhur edebilir ve sevdiğinize kavuşmak bir hayal olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;Bir insan nasıl aşık olur? Tesadüf müdür aşklar? Yoksa gerçekten de bizlere söylendiği gibi bir alın yazımız var da onlar mı eyleme dökülüyor? Durum her ne şekilde başlıyorsa başlasın , mühim olan giriş bölümünden çok gelişme  ve sonuç bölümüdür aslında. Birini gördünüz, içiniz gitti, aklınızdan çıkmaz oldu, tanıştınız da. Konuşmasıyla ,oturmasıyla ,kalkmasıyla vs her haliyle gönlünüzü fethetti. Gün geldi aşkınızı da itiraf ettiniz (o gün hiç gelmedi ve bu itirafı hiç yapamadıysanız vay halinize, o cesaret sizde var emin olun, kalkın ve sevdiğiniz adama ya da kıza sevginizi ifade edin). Ya sonra?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;İki şık var sonrasında: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;İlk şık:  Reddedilirsiniz ki çok doğal bir şey bu. Sizin sevdiğiniz kişi sizi sizin onu sevdiğiniz gibi sevecek diye bir kaide yok. Hayat memat meselesi yapıp yemeden içmeden kesilmenin, isyankar modlara girip çevrenizde sizi seven diğer aile, eş, dost, akraba ,konu, komşu gibi fertleri üzmeyin. Adam gibi geri çekilip o kişiden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın ki unutmanız kolaylaşsın. Yok ben unutamam vs diye mırıldanmayın, emin olun zaman her şeyin ilacı. Hem neyi unutamayacaksınız Allah aşkına. Bırak ortada bir paylaşılmışlık olmasını teklifinizi bile kabul etmemiş bir insanı unutamamak da neymiş. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;İkinci şık ise: Teklifiniz kabul edilir,  o da sizi sevdiğini itiraf eder ve bir birlikteliğe başlarsınız. İşte asıl mesele buradan sonra gelir. Dünyanın en mutlu insanı felan oldum diye sevinmeye kalkmayın derim ben. Zamanla o mutlu oldum sanmalarınız sizi sizden edebilecek kadar kötüleşebilir de. İkili ilişkilerde her şeyden önce sadakat ön planda olmalıdır. Sadakat beraberinde güveni, güven ise kolunda saygıyı, saygı da başının üstünde sevgiyi getirir, sunar size.  Anlayacağınız “seni seviyorum” diye nefesinizi nefesine kattığınız kişiyi gözle bile aldatmayacaksınız. Zira her şey görmekle başlar, sonra duymaya sonra hissetmeye en son da tatmaya başlarsınız. Bir tattımı da sürekli tatmak istersiniz. Bir de bakarsınız ki her gece bir başkasıylasınız.  En iyisi mi siz hiç bakmayın. O duymaz, görmez bir kılıf uydururum vs diye düşünüp zekanıza gereğinden fazla da güvenmeyin. Belki görmez, duymaz, işitmez ama emin olun ki karşınızdaki kişi bunu hisseder. Siz kimin hakkında ne düşünürseniz Mevla size onun misli mislisini nasip eder. Şapa oturabilirsiniz yani. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;Seviyorsan her şeyden önce sahipleneceksin ve o kişiye ait kılacaksın kendini. Beraber zaman geçirecek, bol bol içinden geçenleri dillendireceksin. Sevgini yüreğinde hapsetmeyecek dilinle karşındakinin de gönlüne nakşedeceksin. Paylaşacaksın, sevgini sonra ekmeğini. Zerrene kadar onun olduğunu hissettireceksin ona. Ha yaşattıra da bilirsin ama tabi yaşamak için bazı şartlar var                   ( evlenmeden olmaz ne de olsa bazı şeylerJ ).  Erkeksen diğer tüm kızları bacın olarak, kızsan diğer tüm erkeklerı abin olarak yerleştireceksin bilinçaltına. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;Gecenin bir yarısı zaten nerden estiyse böyle aşk meşk işleri, içim biraz kıpır kıpır sanırım bu araJ dualarınızı eksik etmeyin sevdiklerinizin üzerinden. Kaşına gözüne sahip çıkabilecek güç kuvvet versin Mevla. Şeytan bir hükmetmeye başlarsa o kaşın gözün kime kıpraşacağı belli olmuyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; &gt;Hayat Güzeldir! Küçüklerime  sevgiler, büyüklerime saygılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/5556391217890854888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/ikili-iliskiler-genel-bilgi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/5556391217890854888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/5556391217890854888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/ikili-iliskiler-genel-bilgi.html' title='İKİLİ İLİŞKİLER - GENEL BİLGİ'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-Ow6TEhkqAg0/Tsi0ZNJ1PUI/AAAAAAAAATs/glH0U7xKwxc/s72-c/ac59fk-mesajlarc4b1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-3633029985443765086</id><published>2011-11-15T15:53:00.014+02:00</published><updated>2011-12-03T12:50:29.765+02:00</updated><title type='text'>MAVİ KELEBEKLER !</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-1kg-w-9wUp4/TsJw6lz1KhI/AAAAAAAAAI4/7B4JRQxHsHw/s1600/mavi%2Bkelebek%2Bve%2Bbalarisi%2Bgorsel.jpg&quot; style=&quot;background-color: #f3f3f3;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5675222632324475410&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-1kg-w-9wUp4/TsJw6lz1KhI/AAAAAAAAAI4/7B4JRQxHsHw/s320/mavi%2Bkelebek%2Bve%2Bbalarisi%2Bgorsel.jpg&quot; style=&quot;cursor: pointer; display: block; height: 240px; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; margin-right: auto; margin-top: 0px; text-align: justify; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;Uzun  zamandır takip ettiğim hep içimi sızlatan bir konuydu, öncelikle mavi kelebekler hikayesi nasıl oluştu hemen olayların başına giderek başlayalım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;o:p style=&quot;background-color: white;&quot;&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;1992 yılında başlayıp 1995 yılında ‘Dayton Antlaşma’sıyla son bulan 2. dünya savaşından sonra kabul edilen en büyük katliam olarak tarihe kaydedilen  ‘Sreprenista Katliamı’ mavi kelebeklerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamışlardır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;o:p style=&quot;background-color: white;&quot;&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;Sırpların Bosna Hersek de Müslüman Boşnakları topraklarından gönderme yerine tüm dünyanın da seyirci kaldığı bir katliamı gerçekleştirmeyi tercih etmişlerdir. Toplamda üç yıl süren bu savaş  &lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-attachment: initial; background-clip: initial; background-image: initial; background-origin: initial;&quot;&gt;100.000-110.000 kişi hayatını kaybetmiş, 2 milyon kadar insan da yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-attachment: initial; background-clip: initial; background-image: initial; background-origin: initial;&quot;&gt;Tüm bunlar olurken o çok büyük devletlerin sessiz kalışı Müslümanlara olan tedirginliğini de ortaya çıkar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-attachment: initial; background-clip: initial; background-image: initial; background-origin: initial;&quot;&gt;mıştı. Gözlerinde büyüyen gelecekte karşılarına bir güç olarak çıkmalarından k&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;orktukları Müslümanların katliamına sessiz kalmışlardır bu yüzden.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5675223403460705426&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-_0Qkq7JQx2E/TsJxnehCPJI/AAAAAAAAAJc/GWi5sBinvA4/s320/-bosna_hersek.jpg&quot; style=&quot;cursor: pointer; float: right; height: 224px; margin-bottom: 10px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial;&quot;&gt;Bu katliam sırasında  binlerce insan eşini,çocuğu,ailesini kaybetti. Özellikle erkeklerin çoğunu öldürüp,küçük Müslüman bebek ve çocukları öldürüp, kadınlara tecavüz edip hamile bırakarak kendi ırklarını oluşturmaya çalışan bu sırp kasapları insanların hayatlarını mahvettiler. Şimdi o savaşın çocukları olan,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;tecavüz sonucunda doğan çocuklar anne ve babası belli olmayarak yetimhanelerde büyüyüp, bir&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;er uyuşturucu bağımlısı ve porno filmlerine malzeme olarak kullanılmaktalar. Geçmişte çekilen acılar geleceğe ancak bu kadar iğrenç bir şekilde yansıtılabilirdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;o:p style=&quot;background-color: white;&quot;&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-wcw1jN_ntio/TsJxCRXh0PI/AAAAAAAAAJE/5RonX8C65i8/s1600/kat%25C4%25B1amm.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;background-color: white; margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5675222764276011250&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-wcw1jN_ntio/TsJxCRXh0PI/AAAAAAAAAJE/5RonX8C65i8/s320/kat%25C4%25B1amm.jpg&quot; style=&quot;color: #0000ee; height: 213px; margin-top: 0px; text-decoration: underline; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;1992’de başlayan savaşa katliam deniyor çünkü bu bir savaş değildi, ellerinde ağır silahları olmayan kendi halinde yaşayan masum insanlara saldıran tek bir taraf vardı. Üstelik karşılık veremeyecek kadar güçsüz bir halka saldıran bu sırp kasaplarıydı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;Yapılan eziyetler yetmemiş gibi özellikle erkekleri ellerine kürek verip çok derin çukurlar kazdırıp sonrasında arkalarında sıktıkları kurşunlarla o çukurlara gömdüler. Öyle derin kazdırmışlardı ki toplu mezarların bulunmaması için üzerine doğanın da yardımıyla yeşillendirip yerlerini yok etmeye çalışmışlardı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;Ama unuttukları bir şey vardı ? MAVİ KELEBEKLER !&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Yapılan bu katliamdan sonra ailelerini aramaya onlarca kişi seferberlik yapsalar da bir neticeye ulaşamamışlardı. Ta ki bir gazetecinin fotoğraf çekimleri sırasında fark ettiği mavi kelebeklerin sade&lt;/span&gt;ce belli noktalara konmasını araştırmasıyla binlerce toplu mezarlar bulunmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;Mavi kelebekler özel kelebeklerdir doğada çok az gördüğümüz bu kelebekler besin konusunda çok zengin olan bitkilerden beslenirler. Toplu &lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-attachment: initial; background-clip: initial; background-image: initial; background-origin: initial;&quot;&gt;mezarlara gömülen cesetler toprağa karıştıkça toprağın besleyiciliğini artırmışlar (mineral vb yönünden), ve bu da bölgede bulunan misk otu ya da yavşan otu olarak bildiğimiz bitkinin coşup fışkırmasına, ve bu da yalnızca bu bitki ile beslenen mavi kelebek nüfusunun artan besin miktarına paralel olarak artmasına sebep olmuş. Bu sayede bir çok toplu mezara ulaşılmıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5675222973194130018&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-L-Nj3VBubP0/TsJxObpfUmI/AAAAAAAAAJQ/UI3iODxfjkU/s320/s%25C4%25B1rp%2Bkatll%25C4%25B1am.jpg&quot; style=&quot;color: #0000ee; cursor: pointer; float: left; height: 215px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; margin-right: 10px; margin-top: 0px; text-align: justify; text-decoration: underline; width: 320px;&quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-attachment: initial; background-clip: initial; background-image: initial; background-origin: initial;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: white;&quot;&gt;Doğanın da desteğiyle bulunun bu mezarlar katliamın bilançosunu kısmen ortaya çıkarsa da hala ulaşılamayan toplu mezarlar bulunmaktadır. Acımasız sırp haklının yaptığı bu katliamı şiddetle kınıyor,özgür bir yaşam diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: #fefefe; font-size: 16pt;&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 16pt;&quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;margin-right: -68.4pt;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-size: 16pt;&quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/3633029985443765086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/mavi-kelebekler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3633029985443765086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3633029985443765086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/mavi-kelebekler.html' title='MAVİ KELEBEKLER !'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-1kg-w-9wUp4/TsJw6lz1KhI/AAAAAAAAAI4/7B4JRQxHsHw/s72-c/mavi%2Bkelebek%2Bve%2Bbalarisi%2Bgorsel.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-1719290950272955505</id><published>2011-11-11T00:19:00.000+02:00</published><updated>2011-11-11T00:19:17.303+02:00</updated><title type='text'>Kara Koyun</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bizlerden önce, bizlerin dışında ve bizlere danışılmadan koyulmuş yasalar ve kurallar gölgesinde yaşayıp giderken aramızdan bazıları kendilerini bir &lt;b&gt;“güdülüş”&lt;/b&gt; içinde hissedip itirazlar üretiyor. Sürünün gittiği yöne gitmemek, davrandığı gibi davranmamak gibi farklı yaklaşımlar sergiliyor. Onlar kendilerini &lt;b&gt;“Daha Zeki”&lt;/b&gt; yahut &lt;b&gt;“Sıra dışı”&lt;/b&gt; olarak tanımlarken, kanun koyucular ve uygulayıcılar indinde &lt;b&gt;“Aykırı Kişiler”&lt;/b&gt; olarak damgalanıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Onlar günde 12 saat çalışıp aile fertlerinin temel ihtiyaçlarını karşılayamazken, birilerinin oturdukları yerden servetlerine servet katmalarını pek adil bulmadıkları için bazı aykırı tavırlar sergiliyorlar. Ya da haklı olduğu bir davada göz göre göre haksız çıkarılışın altındaki sebeplere isyan ettikleri için asi damgası yiyorlar. Binlerce farklı neden de olsa tüm aykırılıklarının temel sebebi kanunlar, kuralar ile adalet hisleri, hak anlayışları arasındaki uçurumlar kadar derin farklar.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bir politikacı &lt;b&gt;“Bana oy’unu ver, sana adalet vereyim.”&lt;/b&gt;&amp;nbsp;deyince hemen oraya yönelip oylarını şevkle, heyecanla veriyorlar ama elbette adaleti asla alamıyorlar. Çünkü; hak ve adalet bir ticari meta değil ki; alış veriş konusu olsun.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Sürünün büyük çoğunluğu gidişatından ve de çobanlarından memnunken aralarından çıkan böylesi kara koyunları onaylamıyorlar haklı olarak. Bu yüzden kara koyunlar ancak aralarında kurabildikleri dayanışma ile &lt;b&gt;“güdülmek istemezük”&lt;/b&gt; sloganlarını etrafa duyurmaya uğraşıyorlar.&amp;nbsp;Şunu da bilmekteler ki her sıra dışı koyun için için çoban olmayı arzu etmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3-HR5-tJZ2HkppT1QSsVlpc_h19qRn6qXVPCTYLbTGO8MBs6qwgEG8Pe8y3HjXROi01-29llKqA5EwEImF3RRgqRVeHcj7ehmvMuJRtmW5rb-0fpaF3lScNDROTAjFJ3yQudLjtIl36Q/s1600/1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;209&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3-HR5-tJZ2HkppT1QSsVlpc_h19qRn6qXVPCTYLbTGO8MBs6qwgEG8Pe8y3HjXROi01-29llKqA5EwEImF3RRgqRVeHcj7ehmvMuJRtmW5rb-0fpaF3lScNDROTAjFJ3yQudLjtIl36Q/s320/1.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Adalet göreceli bir kavramdır, her koyun kendi otlağına göre adalet istemektedir. İçlerinden birine &lt;b&gt;“Al kalemi, kanunları sen yaz”&lt;/b&gt; dense, kendi çıkarlarını sonsuza dek koruyup kollayacak maddeler yazacaktır.&amp;nbsp;Ekmeğinin yarısını aç komşusu ile paylaştıracak bir kanunu hangi zengin yazdırmak ister. Zengin, komşusunun aç olduğunu öğrenir öğrenmez önce kapı ve penceresini sağlamlaştırmayı düşünecektir. Aç komşusu kendisinden bir şey çalmasın diye. Sonra oda duvarlarını ses geçirmez izolasyon maddeleriyle kaplatmak isteyecektir ki; komşu evden gelecek açlık feryatlarını duymasın. Bu feryatları duyup da yokmuş gibi davrananlara oranla, bunlar yine merhametli kişiler sayılırlar. Çünkü kulaklarına ulaşan yakarışlardan rahatsızlık duyan bir vicdanları hala kalmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Daha zeki olmak, sıra dışı olmak; toplumsal hayat içindeki hataları daha erken fark edip, acısını daha derinden sezmek ise; ve de; bu aykırı kişiler bütün çabalarına rağmen bu gidişattan direksiyonu bir derece bile haktan ve adaletten yana çeviremiyorlarsa… Yazık o insanlara ki; ömürleri boyunca ne sürüye, ne çobana yaranabilecekler, ve de kişilikli duruşlarının bedellerini öderken karşılığında sadece hayâl kırıklığı ve mutsuzluk alacaklardır. O halde onlara kalan tek gerçek aynı yapıdaki bir şairin şu avutucu sözleri mi acaba?&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;“ Varsın seni ömrünce azabın kolu sarsın.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;b&gt;Şair, sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın.”&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/1719290950272955505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/kara-koyun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/1719290950272955505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/1719290950272955505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/kara-koyun.html' title='Kara Koyun'/><author><name>Anonymous</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13260379128009754934</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi3-HR5-tJZ2HkppT1QSsVlpc_h19qRn6qXVPCTYLbTGO8MBs6qwgEG8Pe8y3HjXROi01-29llKqA5EwEImF3RRgqRVeHcj7ehmvMuJRtmW5rb-0fpaF3lScNDROTAjFJ3yQudLjtIl36Q/s72-c/1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-7299805558798337146</id><published>2011-11-10T17:15:00.004+02:00</published><updated>2011-11-10T17:25:51.737+02:00</updated><title type='text'>Ama Hangi Miras</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEimGSKBPpw4b-OYjDGSSFnhUnKh0FIeUoK7EWdcpcK4PMjcUbrXmLBz7OJb5lz_5kJAQoAgPF9hyFzUtp7WBMGQff6BvLBHuk9DDFjNkc-cOySi1fjjNaGoB9BY2FZ6lrbUmNChl9wzcsKX/s1600/ataturk23.gif&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 126px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEimGSKBPpw4b-OYjDGSSFnhUnKh0FIeUoK7EWdcpcK4PMjcUbrXmLBz7OJb5lz_5kJAQoAgPF9hyFzUtp7WBMGQff6BvLBHuk9DDFjNkc-cOySi1fjjNaGoB9BY2FZ6lrbUmNChl9wzcsKX/s320/ataturk23.gif&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5673386930675865138&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:officedocumentsettings&gt;   &lt;o:allowpng/&gt;  &lt;/o:OfficeDocumentSettings&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:trackmoves/&gt;   &lt;w:trackformatting/&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:donotpromoteqf/&gt;   &lt;w:lidthemeother&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:lidthemeasian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:lidthemecomplexscript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;    &lt;w:splitpgbreakandparamark/&gt;    &lt;w:enableopentypekerning/&gt;    &lt;w:dontflipmirrorindents/&gt;    &lt;w:overridetablestylehps/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;m:mathpr&gt;    &lt;m:mathfont val=&quot;Cambria Math&quot;&gt;    &lt;m:brkbin val=&quot;before&quot;&gt;    &lt;m:brkbinsub val=&quot;&amp;#45;-&quot;&gt;    &lt;m:smallfrac val=&quot;off&quot;&gt;    &lt;m:dispdef/&gt;    &lt;m:lmargin val=&quot;0&quot;&gt;    &lt;m:rmargin val=&quot;0&quot;&gt;    &lt;m:defjc val=&quot;centerGroup&quot;&gt;    &lt;m:wrapindent val=&quot;1440&quot;&gt;    &lt;m:intlim val=&quot;subSup&quot;&gt;    &lt;m:narylim val=&quot;undOvr&quot;&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate=&quot;false&quot; defunhidewhenused=&quot;true&quot; defsemihidden=&quot;true&quot; defqformat=&quot;false&quot; defpriority=&quot;99&quot; latentstylecount=&quot;267&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;0&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Normal&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 7&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 8&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;9&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;heading 9&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 7&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 8&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; name=&quot;toc 9&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;35&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;caption&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;10&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Title&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;1&quot; name=&quot;Default Paragraph Font&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;11&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Subtitle&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;22&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Strong&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;20&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Emphasis&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;59&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Table Grid&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Placeholder Text&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;1&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;No Spacing&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;60&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Shading&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;61&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light List&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;62&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Grid&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;63&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;64&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;65&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;66&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;67&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;68&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;69&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;70&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Dark List&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;71&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Shading&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;72&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful List&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;73&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Grid&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;60&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Shading Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;61&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light List Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;62&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Grid Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;63&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 1 Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;64&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 2 Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;65&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 1 Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Revision&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;34&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;List Paragraph&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;29&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Quote&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;30&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Intense Quote&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;66&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 2 Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;67&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 1 Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;68&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 2 Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;69&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 3 Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;70&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Dark List Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;71&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Shading Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;72&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful List Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;73&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Grid Accent 1&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;60&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Shading Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;61&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light List Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;62&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Grid Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;63&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 1 Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;64&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 2 Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;65&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 1 Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;66&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 2 Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;67&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 1 Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;68&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 2 Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;69&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 3 Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;70&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Dark List Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;71&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Shading Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;72&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful List Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;73&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Grid Accent 2&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;60&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Shading Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;61&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light List Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;62&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Grid Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;63&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 1 Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;64&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 2 Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;65&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 1 Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;66&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 2 Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;67&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 1 Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;68&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 2 Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;69&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 3 Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;70&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Dark List Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;71&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Shading Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;72&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful List Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;73&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Grid Accent 3&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;60&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Shading Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;61&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light List Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;62&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Grid Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;63&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 1 Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;64&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 2 Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;65&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 1 Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;66&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 2 Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;67&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 1 Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;68&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 2 Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;69&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 3 Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;70&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Dark List Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;71&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Shading Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;72&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful List Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;73&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Grid Accent 4&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;60&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Shading Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;61&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light List Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;62&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Grid Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;63&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 1 Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;64&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 2 Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;65&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 1 Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;66&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 2 Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;67&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 1 Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;68&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 2 Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;69&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 3 Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;70&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Dark List Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;71&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Shading Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;72&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful List Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;73&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Grid Accent 5&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;60&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Shading Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;61&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light List Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;62&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Light Grid Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;63&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 1 Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;64&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Shading 2 Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;65&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 1 Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;66&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium List 2 Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;67&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 1 Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;68&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 2 Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;69&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Medium Grid 3 Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;70&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Dark List Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;71&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Shading Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;72&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful List Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;73&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; name=&quot;Colorful Grid Accent 6&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;19&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Subtle Emphasis&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;21&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Intense Emphasis&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;31&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Subtle Reference&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;32&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Intense Reference&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;33&quot; semihidden=&quot;false&quot; unhidewhenused=&quot;false&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;Book Title&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;37&quot; name=&quot;Bibliography&quot;&gt;   &lt;w:lsdexception locked=&quot;false&quot; priority=&quot;39&quot; qformat=&quot;true&quot; name=&quot;TOC Heading&quot;&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:&quot;Normal Tablo&quot;;  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-priority:99;  mso-style-parent:&quot;&quot;;  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin-top:0cm;  mso-para-margin-right:0cm;  mso-para-margin-bottom:10.0pt;  mso-para-margin-left:0cm;  line-height:115%;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:11.0pt;  font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;;  mso-ascii-font-family:Calibri;  mso-ascii-theme-font:minor-latin;  mso-hansi-font-family:Calibri;  mso-hansi-theme-font:minor-latin;  mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;  mso-bidi-theme-font:minor-bidi;  mso-fareast-language:EN-US;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bugün 10 Kasım, bir büyük liderin aramızdan ayrılışının yıl dönümü.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Sabah televizyonları gezdim kısa bir süre, küçüklüğümden beri çok şey değişmemişti. Kapatıp, şöyle bir empati yapmayı denedim.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Eğer Türk olarak doğmasaydım, küçükken zihnim Atatürk ile bu kadar doldurulmasaydı acaba ne düşünürdüm onun hakkında? Çok alakasız bir memleketten olup da, mesela Arjantin, yakın tarihi okurken Mustafa Kemal Atatürk hakkında nelerle karşılaşırdım?&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Elbette empati kurmam çok zor, geride yirmi yıllık birikim var ve tam anlamıyla hepsini bir kenara bırakıp objektif bir açı yakalamam pek bir gayret ister. Ne kadar istesem de yabancılaşamam. Ama eldeki verilere dayanarak şunları söyleyebilirim.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Malum, bu yüzyılın ilk yarısı diktatörler ile anılır. En önemlileri Stalin, Mussolini, Hitler. Bazıları Atatürk’ü de koyar.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Şimdi sakin kafayla bir düşünelim. &lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Josef Stalin, 5 Mart 1953 tarihinde öldükten sonra, Lenin’in mezarının yanına gömülür. Yerine gelen kişi yaptıklarının tam tersini yapmaya başlar. Naaşı da alınarak başka bir mezarlığa defnedilir. Burada dikilen büyük heykeli 25 Haziran 2010 tarihinde kaldırılır. &lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Benito Mussolini, sosyalist olarak gazetelerde çalışırken, faşizme ani geçiş yapmış ve Hitler ile işbirliği içinde olmuştur. 1945 yılında tanınmamak için Alman üniforması giyerek kaçmaya çalışırken öldürülmüş ve cesedi Milano’daki Loreto Meydanı’nda baş aşağı sallandırılmıştır.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Adolf Hitler, 1945 yılında eşi ile birlikte siyanür hapı içip, önce eşini sonra kendini vurarak intihar etmiştir.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bu kişilerle aynı dönemde yaşayan ve bir ülkenin liderliğini yapan Mustafa Kemal’e baktığımda ise bu akıbetlerin tam tersini görüyorum.&lt;span style=&quot;mso-spacerun:yes&quot;&gt;  &lt;/span&gt;Aradan geçen yıllara rağmen hala ülkesinde anılmaktadır, özlenmektedir. En azından büyük çoğunluk tarafından. Diğerlerinde ise durum tam tersidir, en azından büyük çoğunluk tarafından utanç kaynağı olarak görülmektedirler.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Sürecin bu şekilde olmasının sebepleri elbette saymakla bitmez ama gözüme çarpan birkaç noktaya değineceğim sadece.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bu kişilerin hepsi başa geçtikten sonra üzerinden askeri üniformayı eksik etmemiştir. Oysa Mussolini asker bile değildir, gazetecidir. Atatürk ise asker olmasına rağmen rejimi kurduktan sonra askeri kıyafet giymemeye özen göstermiştir.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Herkes yetkileri kısıtlarken, Atatürk kadınları da göz önünde bulundurarak özgürlükler vermiştir. Israrla ikinci bir parti kurulmasını istemiştir.&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bu söylediklerim sadece satır araları. İdeolojiden, insanı görüş ve yetişme tarzlarına kadar bir sürü fark var. Hepsine girersem çıkamam.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Aradaki uçurumu net olarak görebilmek için söyledikleri sözlere de bakabiliriz.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Mussolini: Felsefi ve doktrinsel bir açıdan, sürekli bir barışa inanmıyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Stalin: Ölüm bütün sorunları çözer, insan olmazsa sorun da olmaz.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Hitler: Öldürmediğim her Yahudi için bana küfredeceksiniz.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Atatürk: Yurtta barış, dünyada barış!&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bu noktadan sonra empati kurmanın ve karşılaştırma yapmanın gereksizliğini anladım ve kendi içimize yöneldim. &lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bir tarafa nefret edenler, diğer tarafta çok sevenler. Ya da kendi çıkarına göre kendi yönüne çekmeye çalışanlar. &lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Anlayamadığımız nokta, Atatürk asker olmanın ötesinde politikacıdır. Yoksa sadece savaşarak bir ülke kurtulmazdı. Ve siyaseti iyi bildiğinden, kıvrak zekâsıyla duruma göre konuşmalar yapmıştır. Hem içeride birliği sağlamış, hem de dış tehditleri savurmuştur. Her şarta göre esnek davranmasını bilmiş ve kalıplar içine sıkışmamıştır. Ana hedeften de uzaklaşmamıştır.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ve biz Atatürk’ün bir sözünü alarak, bazen faşist, bazen dinsiz bazen de sosyalist olduğunu söyleriz. Hangi şart atında söylediğine bakmadan…&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Bence Atatürk’ün aklımızdan çıkarmamız gereken tek sözü var.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Hatta “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır” sözü ile eş anlamlıdır yukarıdaki söz.&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Neden mi?&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Çünkü demek istiyor ki, tek gerçek var, o da ilimdir. Beni bırakın ilimle uğraşın, zaman gelir fikirlerim, söylediklerim geçerliliğini yitirir ama ilim sayesinde Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşar. Aklın, ilimin aydınlığı ile aydınlanın, tapacaksanız ona tapın, heykellerime değil!!!&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/7299805558798337146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/normal-0-21-false-false-false-tr-x-none.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/7299805558798337146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/7299805558798337146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/normal-0-21-false-false-false-tr-x-none.html' title='Ama Hangi Miras'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEimGSKBPpw4b-OYjDGSSFnhUnKh0FIeUoK7EWdcpcK4PMjcUbrXmLBz7OJb5lz_5kJAQoAgPF9hyFzUtp7WBMGQff6BvLBHuk9DDFjNkc-cOySi1fjjNaGoB9BY2FZ6lrbUmNChl9wzcsKX/s72-c/ataturk23.gif" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-1572654731388763741</id><published>2011-11-07T00:01:00.000+02:00</published><updated>2011-11-06T23:56:38.161+02:00</updated><title type='text'>Üstinsan Köprüsü</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Felsefe var olduğundan beri, insanoğlunun aklını kurcalayan en önemli soru işaretlerinden biri, sanıyorum, kendisidir. Bir yandan doğaya ve fizik kanunlarına adapte olmaya çalışırken, kendisinin doğadaki rolünü de irdelemeye ve farklılığını fark etmeye başlamıştır. Diğer canlıların yapacaklarını önceden kestirmesi, onları oyuna getirmesi, fizik olarak kendisinden daha güçlü olanlarını bile zekasıyla alt edebilmesi; onun kendini diğer canlılardan üstün olduğunu hissetmesini sağlamıştır. Bu kibir, insanoğlunun kendisine olan merakını tetiklemiş ve &amp;nbsp;insanoğlunu kendini incelemeye itmiştir. Bu doğrultuda insanoğlu, diğer canlılardan neden farklı olduğunu, nasıl ve hangi özellikleriyle farklılaştığını, dünyaya nasıl geldiğini ve daha da önemlisi neden dünyaya geldiğini (getirildiğini) sorgulama yoluna girmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tam bu kavşakta, dinlerin varlığı insanoğlunu bir nebze olsun rahatlatmıştır. İnsanoğlu, kendisiyle ilgili aradığı birçok sorunun cevabını dinin açıklamalarında bulmuştur. İlahi dinler, özetle, kişinin ahlaklı ve erdemli bir insan olarak yaşayarak, ömrü boyunca yaratıcıyı hatırlamasını ve ona olan minnettarlığını çeşitli şekillerde dışa vurmasını tavsiye eder. Bunları yaptığı takdirde, öldükten sonra ödüllendirileceğini, yapmadığı takdirde ise çeşitli derecelerde cezalandırılacağını söyler. Bu yönüyle dinler, insanoğlu için bir bakıma &quot;yaşam klavuzu&quot; veya başka bir deyişle kendi kendisini kullanma klavuzu haline gelmiştir. Sadece kendisini tanımlamasında değil,&amp;nbsp; türdeşleriyle, diğer canlılarla ve doğayla da nasıl bir ilişki içinde olması gerektiği konusunda da&amp;nbsp; insanoğlu kendisinden çok daha üstün olduğuna inandıkları gücün aydınlattığı yoldan ilerlemeyi tercih etmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiGdrY4duqsnX7R8PCjbXOK94sCt8KR4FVSBg2uBKoY3Imo5fWo_kR_Hellg72El9lPy5LbYE62pFLZQFKsdJBbFsjqlMr_Ahl4sPo_HNEBX6Mc2O9_ZwTJehniID_V3W9kN7bfaAiIdnk/s1600/evrim_ustun_insan1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiGdrY4duqsnX7R8PCjbXOK94sCt8KR4FVSBg2uBKoY3Imo5fWo_kR_Hellg72El9lPy5LbYE62pFLZQFKsdJBbFsjqlMr_Ahl4sPo_HNEBX6Mc2O9_ZwTJehniID_V3W9kN7bfaAiIdnk/s1600/evrim_ustun_insan1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Bir filozof, doğası gereği, dini kitapların veya bir takım kemikleşmiş toplumsal inanışların etkisinden kurtularak düşünmek zorundadır. O nedenle, &quot;insan nedir?&quot; sorusuna bir yığın ateist cevaplar bulunmuştur. Bunlardan &quot;bana göre&quot; en ilgi çekici olanı, aslında genel manada fikirlerini aşağılayıcı ve çelişkili bulduğum Nietsche&#39;nin, insan tanımıdır. Friederich Nietsche, insanı evrimsel boyutuyla ele almıştır. Ona göre insan, ataları hayvan olan ve henüz evrimini tamamlayamamış kusurlu bir yapıdır. Hayvanla, Nietsche&#39;nin kendi ortaya attığı &quot;üstinsan&quot; türü arasında bir &lt;u&gt;köprü&lt;/u&gt;dür, bir nevi &quot;geçiş insanı&quot;dır. Nietsche&#39;nin tasvirine göre, insan&amp;nbsp; kusursuz bir biçimde erdemli olamaz, bu yetiye sahip olması için yeterli donanımı yoktur. Fakat, diğer hayvanlardan daha erdemli olduğu da inkar edilemez. Yani belirsiz bir evrim süreci içerisinde insan, ancak bu kadar erdemli olabilmiştir. Demek ki, insanoğlu erdemli olma yolunda eğilim gösteren bir canlı türünün henüz oluşumunu tamamlayamamış evrim sürecinin bir basamağıdır. Milyonlarca veya milyarlarca yıl geçtikten sonra&amp;nbsp; doğa evrim sürecini tamamlayacak (tabii bu süre içerisinde kusurlu insanlar, dünyayı yok etmezlerse) ve sözü geçen erdemleri bünyesinde barındıran &quot;üstinsan&quot; türü açığa çıkacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdiki insan için maymunlar nasıl gülünç ve utanç verici bir yaratıksa, üstinsan için de bildiğimiz insanların (geçiş insanı) aynı kavramları ifade edeceğini savunuyor Nietsche. Örneğin, Jerry Siegel ve Joe Schuster&#39;in yarattığı, çizgi romanlarından ve sinemadan tanıdığımız &quot;Süperman&quot; karakteri, üstinsan kavramından ilham alınarak somutlaştırılmış güzel bir örnektir. Yaratıcıları tarafından Süperman&#39;in insanüstü fiziksel güçleri, izleyicilerin onu diğer insanlardan somut bir biçimde ayırt etmeleri için verilmiştir; ama hikayeye göre onu kahraman yapan asıl faktörler üstün erdemli ve ahlaklı olması şeklinde tasvir edilmiştir. Nietsche, elbette, üstinsanın uçabileceğini veya kurşun geçirmez olacağını anlatmak istememiştir. Bu örneği verme amacım, Nietsche&#39;nin kafasındaki üstinsan ile geçiş insanı (normal insan) farkını daha belirgin hale getirmekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nietsche&#39;nin bu &quot;üstinsan&quot; kavramını ortaya atarken, dini kaynaklardan yararlandığını pek zannetmiyorum. Hatta, tam aksine daha çok inkar etmiştir kendisi. Ama gelin görün ki; Nietsche&#39;nin tarif ettiği &quot;üstinsan&quot; kavramı, İslam dininde bahsedilen &quot;&lt;i&gt;Kamil İnsan*&lt;/i&gt;&quot; mertebesinden çok da farklı değildir.&amp;nbsp;Her ikisinin de tasvir etmeye çalıştığı insan; erdem ve ahlak bakımından sıradan insandan üstündür. Her ikisi de insanın erdemli olma yolunda bir &lt;u&gt;köprü&lt;/u&gt;de olduğunu ifade etmişlerdir. Tek fark, İslam dini insanın bu köprüden kendi hayatı boyunca yürüyerek karşıya geçebileceğini, Nietsche ise bu köprünün bireysel bir çabayla değil, ancak doğanın çağlar süren iteklemeleriyle kat edilebileceğini savunmuştur. Yani iki düşüncenin de özünde insanın doğası gereği erdemli olmaya temayül ettiği ve bu temayülün ihtiyaç haline gelebilmesi için erdem bakımından yetersizlik hissettiği fikri yatmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben, Nietsche&#39;nin fikrine kısmen katılmakla birlikte, erdemli insan potansiyeline bireysel çabalarla erişilebileceğine inanıyorum. Nietsche&#39;nin fikrine katıldığım nokta; erdemli olma ihtiyacının her çağda aynı derecede hissedilmemesi ve benzer şekilde erdemlere erişebilmelerinin kolaylığının/zorluğunun farklı zamanlara göre değişkenlik göstermesidir. Taş devrinde yaşayan bir avcıyla, orta çağdaki bir filozofun erdemliliğe duyduğu gereksinimin aynı olduğunu savunmak hayalperestliktir. Şayet erdemli olma yolunda bir yöneliş gösterse bile, yaşadığı sosyal ve kültürel koşulların elverişsizliği nedeniyle o avcının bu gayesine ulaşması en ütopik masallara konu olacak türdendir. Buna rağmen, toplumsal evrimin bir sonucu olarak, üstinsana erişen köprüye başlanılan nokta, köprünün uzunluğu ve görünürlüğü çağdan çağa ciddi bir değişkenlik gösterse de, üstinsan köprüsünü geçebilmek yine bireyin kendi elindedir. Aksi halde, herhangi bir zamanda, dünya üzerindeki tüm insanların erdemlilik ve ahlaklı olma düzeyi benzer seviyelerde seyretmesi gerekirdi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Teoride insanoğlunun her jenerasyonda bu köprüyü daha net hissedebilir ve daha çabuk bitirebilir hale gelmesi &amp;nbsp;beklenirken; ne olduysa bir yerlerden sonra insanlar geriye doğru yürümeye başladı. Tepe noktasına nerede, ne zaman varıldı, kesin olarak bilemiyorum, ancak erdemlerin yeniden önemini kaybettiği ve ahlaksızlığın kıvanç kaynağı olmaya başladığı ortada. Üstinsana varma hedefiyle bu köprüde yürümeye başlayan bir bireyin, sırtlarına binip daha hızlı yol almayı beklediği kendisinden yaşlı ve bilgili insanlarınki de dahil onlarca yüzün kendisine doğru yaklaştığını görmesi, ister istemez onu da karamsarlığa itiyor. Gerçeği hasır altı etmeye çalışarak, geçerli ve kolay olana yönelen topluluğa benzemeden, ama&amp;nbsp; bir yandan da yadırganmadan aralarından geçebilmek adına &quot;sadece benzemiş gibi görünerek&quot; bu köprüde yürümek acaba ne kadar mümkün? Ya da suya atlayıp, kimseye bulaşmadan, yüzerek karşıya geçmek mi daha kolay?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;font-size: x-small;&quot;&gt;Kamil insan mertebesi, İslam dininde bahsi geçen, bir insanın erdem ve ahlak bakımından ulaşabileceği en yüksek seviyedir. İslam&#39;a göre, erdemler yaşayan her insanın ulaşma potansiyeline sahip olduğu ve yaşamanın bir sorumluluğu olarak yaratıcının insanların ulaşmasını beklediği -bir nevi- manevi doyum noktasıdır. Ama (mutluluğu ararken yazı dizimde bahsettiğim gibi) bu doyuma ulaşmak, yine insanın doğasında var olan içgüdüsel (nefsi) zaafların engellemesi nedeniyle oldukça zordur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/1572654731388763741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/ustinsan-koprusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/1572654731388763741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/1572654731388763741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/11/ustinsan-koprusu.html' title='Üstinsan Köprüsü'/><author><name>Furkan Alkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16165288061710061876</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizeaDHcBEfZ85zQ-BDSs9DcMsq2FEQQnLwLeiZXGzj2sUm7kbZLnGa2WxH4oOXtvLNCRbs44Lv9eYsgolCxP2C8uo-JAPt3cknBJvolSuzYlEKPohU9LquRL6kshC43ag/s220/3232055772-e09b4406db.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiGdrY4duqsnX7R8PCjbXOK94sCt8KR4FVSBg2uBKoY3Imo5fWo_kR_Hellg72El9lPy5LbYE62pFLZQFKsdJBbFsjqlMr_Ahl4sPo_HNEBX6Mc2O9_ZwTJehniID_V3W9kN7bfaAiIdnk/s72-c/evrim_ustun_insan1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-3542925220656023502</id><published>2011-10-30T13:56:00.005+02:00</published><updated>2011-10-30T16:31:59.388+02:00</updated><title type='text'>ATATÜRK-çülük</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-bq7so2DtQSE/Tq08TLfZKkI/AAAAAAAAATg/5vP6nrG-HUM/s1600/ataturk-heykeli-sevgisi.jpg&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img style=&quot;float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 230px;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-bq7so2DtQSE/Tq08TLfZKkI/AAAAAAAAATg/5vP6nrG-HUM/s320/ataturk-heykeli-sevgisi.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5669253806128966210&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;21. yüzyılın Türkiye’sinde en hassas konulardan &lt;span&gt; &lt;/span&gt;birisi haline gelmiş durumda&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;ATATÜRKÇÜLÜK. Bu kavram için daha tanım cümlesi bile kuramayacak insanlar kalkıp Atatürkçülüğü savunuyor orda burada ... Zaten genelde de bu kişiler bilinçli bir şekilde göz önüne&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;çıkartılıyor ki Atatürkçülüğün esas manası beyinlerde yer bulamasın. Milletin kafası karıştırılıyor, insanlar Atatürkçülük peşinde değil İlahlaştırılmış bir ATATÜRK peşinde ordan oraya savruluyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;Peki nedir Atatürkçülük?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;Atatürk içki içiyordu diye bunu çağdaşlığın bir simgesi gibi görüp içki türketimini meşru göstermek mi? Ya da Atatürk’ün kıyafet inkılabından yola çıkıp ; &lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;‘açılıp saçılmayı” tavsiye eden bir Atatürk profili çizerek, başı açık bayanların kendilerini “ ben çağdaş türk kadınıyım “ diye tanımlaması ve kapalı olan bayanları gericilik ve &lt;span&gt; &lt;/span&gt;yobazlık ile suçlar hale gelmeleri mi?&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Yoksa ; Din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak olarak tanımlanan ve sadece devlet yapısını ilgilendiren &lt;span&gt; &lt;/span&gt;laiklik ilkesini koz olarak kullanıp din ile insanın arasını açmaya çalışmak mı? &lt;span&gt; &lt;/span&gt;Ya da Siyasi anlamda her türlü “çirkefliğe” imza atmış bir siyasi partiye sırf Atatürk kurdu diye , destek vermek mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;Mustafa Kemal Atatürk , Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni baştan kurmuş her alanda çeşitli yeniliklere imza atmış birisiyken, günümüzde Atatürkçülük ile ilgili gündemde tartışılan konulardan bir kaçıydı yukarıda bahsettiklerim. Ne idi Atatürkçülük? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span&gt;Aslında Atatürkçülüğü Mustafa Kemal Atatürk &lt;span&gt; &lt;/span&gt;yaşamı boyunca kendi dilinden tanımlamıştı. O bunun adına Atatürkçülük dememişti belki ama onun tanımladığı şey Atatürkçülük idi. Atamızın kendi sözlerinden yola çıkarak MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü tanımaya ve Atatürkçülüğü tanımlamaya çalışalım şimdi: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;1- “Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna canını vermeye razı olmasaydı ben hiç birşey yapamazdım.&quot;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Demek ki Atatürk sizlerin dediği kadar bencil değilmiş. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin tek mimarının kendisi olmadığını açıkça söyleyebilecek kadar yüce bir karaktere sahipmiş. Mavi gözlü bir dev değilmiş aslında, onu devleştiren şey arkasındaki milyonlarmış meğer.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;2- “ İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu &quot;ben&quot; kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Atatürk’ün yaşadığı süre boyunca hiçbir yere kendi heykelinin yapılmasına izin vermediği bilgisini sunmam kafi zira söz oldukça açık bir anlama sahip. Herkes anlaması gerekeni anlamıştır diye düşünüyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-converted-space&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-converted-space&quot;&gt;&lt;span&gt;3- “ &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet&#39;i biz kurduk, O&#39;nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Atamızın bizlerden edinmemizi istediği en büyük amaç kurduğu cumhuriyeti ilelebet&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;korumamız inancına eriştim ben şahsen , sizce alternatif rejimleri denemeli miyiz ? Başkanlık sistemi gibi şeyler mesela?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;4- “Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;Ulusçu olmak şart.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;5- “Bugün hepimize düşen ortak görev; ulusal değerlere, bilince, Cumhuriyet&#39;e sahip çıkmak, Çanakkale&#39;yi, Kurtuluş Savaşı&#39;nı kazanan  ruhu korumak ve bu bilinci gelecek kuşaklara aktarmaktır. Türk Ulusu dili, kültürü, tarihi ve saygın kimliğiyle aydınlık yarınlara el ele güçlü biçimde yürüyecektir.&lt;/span&gt;” &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Kurtuluş Savaşı’nı kazanan ruh mu? Nasıl bir ruhun bahsi geçiyor burada. Maddi anlamda her türlü sıfırı tüketmiş olan bir milletin hiç eksilmeyen inançlarının etkisi altındaki ruh olabilir mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;6-“Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Nerden kolay para kazanabilirim diye fellik fellik aranma, ‘devlete sırtımı dayayayımda gerisi kolay’diyerek memuriyeti “yatışşşş kapısı” olarak görme, en ufak sıkıntıda el açıp dilenecek kadat karaktersiz olma, çalış, gibi bir mesaj aldım ben bu sözden. Sizde de var mı benzer mesajlar?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;7- “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Hımm sanki bir zamanlar Osmanlıyı kötüleyen sözde “Atatürkçü” çağdaş tarih hocalarım geldi aklıma. Ecdadını derken kimi kastediyordu acaba Atatürk. Son dönemlerinde batının gelişmesine kulak vermeyen, refah ,içinde miskinliğe düşmüş Osmanlı hanedanı yüzünden tüm Osmanlı’yı bize rahat düşkünü gibi tanıtanlar utansın ne diyim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;8-&quot;Türkiye Cumhuriyeti&#39;ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir...&quot;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;İşte bu da son zamanlarda &lt;span&gt; &lt;/span&gt;en çok ihtiyacımız olan cümlesiydi Atamızın. Etnik kimlik karmaşası içerisinde birbirimize düşmemizin temel sebebi olan “Ne mutlu Türküm diyene!” sözündeki “türk” ifadesinin anlamını barındıran kaynak işte bu cümle olsa gerek. Atatürk Kürtleri bu zaferde yok saymamış demek ki.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;9- “İstiklal, istikbal, hürriyet, her şey adaletle kaimdir!&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Adalet lafı geçti ya, aklıma TC sınırlarındaki dengesiz gelir dağılımı geldi, sosyal paylaşım sitelerinde sükse yapan ‘neden teşvikiyede şehit cenazesi kılınmaz…” şeklinde başlayan cümleler felan. Adaletin göbeğindeyiz…İşin kötüsü adalet göbek attığından sürekli sarsıntı geçiriyor ve göçük altında can veriyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;10- “Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Bugün mecliste düşünce özgürlüğü adı altında vatanı bölmeye çalışan ve bu emelleri uğruna sözler sarfeden suret olarak insanlar mevcuttu dimi. Şimdi bu adamların fikirleri ‘meşru’ mu? Ya da barış istiyoruz gibi cafcaflı sözlerinde ‘samimi’ler mi harbiden. Yok hani fikir serbestliği koşullarını sağlamıyorlar gibime geldi de. Susturmak gerekmez mi eğer meşruluk ve samimi olma koşullarını sağlamıyorlarsa.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;11- “Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Sanat için soyunanlar&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;vardı dimi yeryüzünde. Atamız sanat için heykel yapın, resim yapın demiş ama hani bunları anadan üryan yapın gibi bir yorumda bulunmamış gibi geldi bana. Yoksa siz hala ahlaksızlıkla sanatı ayırt edemeyen bir Atatürkçü müsünüz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;12- “Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır.&lt;/span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Ah ahh gariban türk analarımız. Tüm gün evde yemek yap, bulaşık yıka, temizlik vs. çocuk doğur büyüt, asker eyle, bir şerefsiz gelsin vursun can evinden, ağla,dövün … Kız çocuğudur okusa ne olacak okumasa ne olacak, nasıl olsa kocası bakar diye ihmal edilen kadınlarımız. Peki ya o varacağı kocayı senin kızın gibi okutulmayan bir ana yetiştirdiyse? Yedi yaşına kadar oluşan karakteri eğitimsiz bir annenin kucağında oluştuysa? Ya senin kızın üzerinde fiziksel güçle otorite kurmaya çalışacak kadar beyni boşsa?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;13- “Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span&gt;Sayısını hatırlayamadım şimdi bak. Kaç tane özelleştirme yapılmıştı son 8 yılda bu ülkede? Hani şu ekonomik kalkınma planı doğrultusundaki ‘peşkeşleri’ &lt;span&gt; &lt;/span&gt;soruyorum. Pardon peşkeş değil ‘satışları’ diyecektim. &lt;span&gt; &lt;/span&gt;Ne yapsın beyin bir türlü kabul etmiyor bunların satış olduğunu. İletişim, ulaşım, elektirik dağıtım şirketleri ya da &lt;span&gt; &lt;/span&gt;yer altı ‘zenginlikleri’ konusunda tespit ve çıkarım yapan kuruluşlar satılmıştı sanırım, ben mi yanlış hatırlıyorum… &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; &quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; &quot;&gt;14- “Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslâm’ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinîdir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı.” 1923 (Atatürk’ün S.D. II, S. 127)&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Yıllardır imam hatip liselerinde Atatürk düşmanı din adamı yetiştirmeye çalışan hainler düştü aklıma. &lt;span&gt; &lt;/span&gt;Hani şu “Atatürk islamı yok etmeye çalıştı, kadınlarımızın başını açtı, içkiyi serbest kıldı, medreseleri kapattı, kadını erkeği birbir içine soktu. “ diye orda burada laf eden dinle diyanetle alakası olamayacak kadar vicdanı körelmiş herifler var ya işte onlar. &lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; &quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; &quot;&gt;15- “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Dinimiz; Şuura aykırı, ilerlemeye mâni hiçbir şey ihtiva etmiyor.” (1923)&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Bu söz de ATATÜRK’e ‘deccal’ yakıştırması yapacak kadar Atatürk’ü tanımayanlara kapak olsun.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Son olarak da yazar Özdemir Çallı’nın ‘Yakın Tarihimiz’ adlı eserinde yer alan Mustafa Kemal Atatürk’ün &lt;span&gt; &lt;/span&gt;başörtüsü olayı ile ilgili cümlelerine yer vermek isterim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;apple-style-span&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Cümleler 1923’te İzmir gümrük binasında halkla konuşmasından alınmıştır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; &quot;&gt;16- &quot;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; &quot;&gt;Gerçekten memleketimizin bazı yerlerinde, en çok şehirlerimizde, giyiniş tarzımız, kıyafetimiz bizim olmaktan çıkmıştır. Şehirdeki kadınlarımızın giyinişlerinde iki şekil ortaya çıkıyor: Ya çok kapalı, ya da çok açık. Bunun her ikisi de şeriatin tavsiyesi, dinin dışındadır. Bizim dinimiz kadını her iki aşırılıktan da hariç tutmuştur. Şeriate uygun örtünme, kadınlar için güçlük vermeyecek, kadınların toplum hayatında, iktisadi hayatta, gündelik hayatta erkeklerle işbirliği etmesine engel olmayacak şekilde bulunacaktır. Bu basit şekil toplum hayatımızın ahlak ve usullerine de aykırı değildir.&quot; Ve ekliyor&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; &quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; &quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;17- &quot;Dinin tavsiye ettiği örtünme hem hayata, hem fazilete uygundur.”&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Bana şimdi bu cümlelerin ardından hala “Atatürk &lt;span&gt; &lt;/span&gt;başörtüsüne karşıydı” felan demezsiniz heralde dimi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Yukarıda geçen tüm söylemlerin ardından Atatürkçülüğü şu şekilde tanımlamak mümkün olsa gerek:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Her şeyden önce Atatürk-çü ile Atatürkçü arasındaki farkı anlayıp, fikir, görüş ve bu doğrultuda elde edilmiş ilkeler bütünüyle hareket etmek yerine kişinin şahsına hayranlık duyup körü körüne bağlanma hatasına düşmemek lazım. Bu ülkeyi Atatürk’ün ÖNDERLİĞİNDE canını dişine takarak savaşan TÜRK HALKI kurmuştur, düşüncesine beyninizde yer açmak da ikincil lazım olan şey. Şimdi gelelim asıl Atatürkçü adamın prensiplerine.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Atatürkçü adam:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Ecdadına saygısını yitirmez, geçmişini sahiplenir ve geçmişinde kendisine bu günü armağan eden atalarına olan borcunu unutmaz. Atalarının canları pahasına kazandığı bağımsızlığını dünya malına değişmez. Vatanını, milletini, bayrağını canından öte bilir.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Saygılı, hoşgörülü, umutlu ve gelecek vadeden bir yapıya sahip olur. Dilinden , dininden, ırkından, giyiminden, kuşamından ötürü aşağılık kompleksine girip kendi insanlarına “aptal” diyecek kadar kişiliksiz olamaz mesela, olmamalı en azından. “Türklük” kavramını Atatürk’ün tanımladığı doğrultuda beynine nakşedip, etnik kimlik sevdasına dağa çıkıp kardeşine silah doğrultmaz. Bilim için canını dişine takar, çalışkan olur, duygusu kadar mantığını da işletir. Dinini öğrenir, öğretir, doğru manada daha da dindar hale gelmek için uğraşır. Tarikatlara mensup olup şeyhlerin elini eteğini öpmez, kendi peygamberine itaat edip kendi kitabına uyarak kendi vicdanının muhasebesini kendisi tutar. Ne insanları giyimiyle kuşamıyla kefeye koyar ne de abartıya gidip iman ateşini &lt;span&gt; &lt;/span&gt;Batıni safsatalar ile söndürmez. Adaletli olur, komşusu açken kendisi tok yatmaz. Haklarını gasp ettirmez, hukuki her türlü yolla hakkını arar, bulur, buldurur. Yolunu kaybedene yol gösterici olur. Körü körüne hiçbir şeye bağlanmaz, sorgular. Her şeyden önce “insan” olduğunu unutmaz&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;ve bunu her sözüyle, her tavrıyla vurgular. &lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Bütün bu söylenenler kişi bazında ve devlet bazında uygun zemine oturtulmalı ve Atatürkçülük gerçek manada insanların aklına kazınmalı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; &quot;&gt;Atamızın sözleriyle Ataürkçülüğü anlatmaya çalıştım. Bugüne kadar bizlerin kafasını karıştırıp bizleri gerçek Atatürkçülükten uzaklaştıranlar utansın.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot; style=&quot;background-color: rgb(255, 255, 255); &quot;&gt;Hayat güzeldir! Küçüklerime sevgiler, büyüklerime saygılar&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/3542925220656023502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/ataturk-culuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3542925220656023502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3542925220656023502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/ataturk-culuk.html' title='ATATÜRK-çülük'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-bq7so2DtQSE/Tq08TLfZKkI/AAAAAAAAATg/5vP6nrG-HUM/s72-c/ataturk-heykeli-sevgisi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-1438411918061923734</id><published>2011-10-24T18:52:00.003+03:00</published><updated>2011-10-24T18:55:03.816+03:00</updated><title type='text'>Vatan Sevgisi</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Öncelikle şunu söylemek ihtiyacı hissediyorum; normalde, güncel olaylarla ilgili veya dünya üzerindeki sadece belirli bir kesimi hedef alan konular üzerinde yazıp çizmeyi pek sevmiyorum. Fakat bu yazı, bir haftadır ülkemizin gündemini derinden sarsan, kalplerimizden belki bir daha geri geleceğini bile umamadığımız bir parçanın daha kopmasına neden olan malum olaydan ilham alarak genel çıkarımlar yapmaya çalışacağım bir yazı olacak. Niyetim şehitlerin üzerinden edebiyat yapmak veya klişe söylemleri tekrarlayarak bu duruma ne kadar aşina hale getirildiğimizi hatırlatmak değil. Amacım, insanlarımızın bu konuya olan yaklaşımlarını, belki de hiç hoşunuza gitmeyecek bir biçimde, farklı bir boyuttan değerlendirmek olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
PKK saldırısına istinaden işittiğimiz her ölüm haberinden sonra, halkımızın bir çoğu sokaklara dökülür. Tabutlara çelenkler gönderilir, agresif protestolar haykırılır, ağıtlar yakılır, gözyaşları akıtılır. Bunlar kuşkusuz kırılan kalplerin, parçalanan yüreklerin bir çeşit kendini ifade şekli. Ama benim sormak istediğim soru şu; bu davranışlar ne kadar işlevsel, ne kadar faydalı veya -belki de- ne kadar gerçekçi? Benim bahsedeceğim &quot;vatan sevgisi&quot;nin bünyelerimiz tarafından dışa vurumu böyle mi olmalı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjhDHz2GkIymFkLAivJwjwKhxEugn4IhBB4t_x96bPc7N3icxsSTKtUlo9DnOVEQopR-PszcJVtJzMlUaS2d4JO5D7SpxjPc9r5ffUq7Fz58tAt7dpMFjOgvQYnAA01Dnu7GUj9hiBULyQ/s1600/32.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgm3JgSlAcp0Eh061ulPvtB8WRuFVPq4TE1lbFdFKWUc3FLLR27I93jMJLjdjVc95wCTLgNmTITVS1CrXhs-cD29KkY_hkbX9w2GazV7CVfGtbg1VCFWSRzCMvRyTeRsAVhAag6_acxwHE/s1600/vatansevgisi3nt7.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;150&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgm3JgSlAcp0Eh061ulPvtB8WRuFVPq4TE1lbFdFKWUc3FLLR27I93jMJLjdjVc95wCTLgNmTITVS1CrXhs-cD29KkY_hkbX9w2GazV7CVfGtbg1VCFWSRzCMvRyTeRsAVhAag6_acxwHE/s200/vatansevgisi3nt7.png&quot; width=&quot;200&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Bugün can kayıplarımız için ağlayıp, birkaç gün sonra yine eski zevk düşkünü olduğunuz yaşantınıza dönmeniz, alınmayın ama, hiç de inandırıcı gelmiyor. Elbette ölenle ölünmez ve tabii ki acılarımız zamanla hafifleyeceklerdir fakat, olayın en sıcak anında gösterdiğiniz tepkiniz gerçek hislerinizin eseriyse; bu terör problemi bitmediği sürece rahat uyuyamamanız, gülememeniz, eğlenememeniz lazım. Bu sorunla kafanızın içinde bir yerlerde her daim savaşıyor olmanız gerekir. O yüzden ben, sokaklarda boy gösteren kalabalığın birçok üyesinin şovmen olduğu kanısındayım. Eğer döktükleriniz gerçek gözyaşı olsaydı, ertesi gün o kadar kolay gülemezdiniz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aslında, benim değinmek istediğim konuya daha gelmedik. Benim lafım, o &#39;kuru&#39; kalabalık içerisinde, gözleri gerçekten yaşlı olanlara. Vatanınızı sevdiğiniz için döküldünüz meydanlara, terörü lanetlediniz, sabah-akşam bu münakaşanın içinde yaşayıp azalarak da olsa aynı hüznü uzunca bir süre yüreğinizde taşıdınız. Peki içinizdeki bu vatan sevgisini dışa vurmak için neden birilerinin gencecik evlatlarınızı öldürmesini bekliyorsunuz?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vatan sevgisi, o vatan uğrunda can vermiş insanların tabutlarını çiçeklere boğmakla, eğilip o yaşadığın toprağı öpmekle, sokaklara çıkıp intikam naraları atmakla olmaz; olmamalı. Sen vatanını seviyorsan, her şeyden önce, yaptığın işte iyi olmaya gayret etmelisin. Vatanına gerçekten değer veriyorsan, ona faydalı olmak istemelisin. &quot;Nasıl kolay para kazanırım?&quot; felsefesinden vazgeçip, torpil peşinde koşturmak yerine, dişinle tırnağınla kazıya kazıya, tam manasıyla hak ederek bir yerlere gelmek olmalı emelin. İşini doğru yapıp, böyle olmayanları da kendine özendirmelisin. Egoların ve bencilce ereklerin ön plana çıkartılmaya çalışıldığı günümüz dünyasında, sen vatandaşını da en az kendini sevdiğin kadar sevmelisin. Aksi takdirde adaletli de olamazsın zaten. Halkının adaleti önemsemediği bir vatandan da ne bekliyorsun ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haksızlıklara karşı her zaman sesini yükseltmeli, hak yemekten de oldum olası uzaklaşmalısın. Her koşulda soğukkanlılığını koruyup, daima iyiyi ve doğruyu bulmaya ve uygulamaya yönelmelisin. Temizlikten ve ahlakından hiç bir zaman ödün vermemelisin. Unutma, bir milletin temelleri ahlaki değerler üzerine kuruludur.&amp;nbsp; Günün birinde çöküp gitmek, ahlak anlayışları kalmayan toplumların kaçınılmaz sonudur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün bunlar içinizde yer etmedikten sonra, meydanlarda zırıldamak hiçbir şeye fayda sağlamaz Her fırsatta vatandaşını ezip, bir diğerinin önüne geçmek ve daha fazla para kazanmak uğruna devletini, milletini alenen dolandıran vatandaş maskesi altındakilerinin gözyaşı, -kusura bakmayın ama- timsah gözyaşından pek de farklı değildir. Terörün çıkış noktası belki çok çok farklı olabilir, ama hala yaşayabilmesinin esas sebebi budur. Sadece birkaç ölüm haberi duyduğunda birbirine kenetlenen (hatta o dönemde bile kenetlenemeyen) bir toplumun çöküşü için terör sadece bir vesile, bir bahanedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son olarak; şu &quot;Vatan sana canım feda!&quot; saçmalığından kurtulun. Eğer bir fedakarlıkta bulunmak istiyorsanız canınızı değil, yaşamınızı feda edin! Yaşamınızı, &quot;Devletin malı deniz, yemeyen keriz.&quot; gibi ahlaksızlığı pohpohlayan deyimlerin peşinden giderek sürdürdükten sonra, son saniyenizi kurşunların, bombaların üstüne atlayarak geçirmenin pek de bir manası yoktur. Son nefesinizi değil, diğer bütün nefeslerinizi ülkeniz için verin. Bir nefeslik değil, bir ömürlük sevgidir &quot;vatan sevgisi&quot;. Eğer kalbinizden gelerek çıkıyorsanız meydanlara, lütfen, normal yaşantınızda da bu sevginin hakkını verin!&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/1438411918061923734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/vatan-sevgisi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/1438411918061923734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/1438411918061923734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/vatan-sevgisi.html' title='Vatan Sevgisi'/><author><name>Furkan Alkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16165288061710061876</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizeaDHcBEfZ85zQ-BDSs9DcMsq2FEQQnLwLeiZXGzj2sUm7kbZLnGa2WxH4oOXtvLNCRbs44Lv9eYsgolCxP2C8uo-JAPt3cknBJvolSuzYlEKPohU9LquRL6kshC43ag/s220/3232055772-e09b4406db.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgm3JgSlAcp0Eh061ulPvtB8WRuFVPq4TE1lbFdFKWUc3FLLR27I93jMJLjdjVc95wCTLgNmTITVS1CrXhs-cD29KkY_hkbX9w2GazV7CVfGtbg1VCFWSRzCMvRyTeRsAVhAag6_acxwHE/s72-c/vatansevgisi3nt7.png" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-4227210448691244447</id><published>2011-10-17T19:18:00.003+03:00</published><updated>2011-10-18T10:56:53.415+03:00</updated><title type='text'>Özgürlük(?)</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Çok sık kullanılan, herkesin ağzına sakız yaptığı kelimelerden biridir özgürlük. Herkes özgür olmak ister, özgürlük ister; ama bir çoğu ne istediğinin farkında değildir. Tarihte, özgürlük uğruna savaşmış, hatta kendi hayatını feda etmiş birçok insan vardır. Bu yazıda özgürlüğün ne olduğundan ziyade, ne olmadığını ve insanların neden özgür olmamaları gerektiğini açıklamaya çalışacağım.&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Özgürlük kelimesinin TDK sözlüğündeki tanımı: &quot;&lt;em&gt;Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu&lt;/em&gt;.&quot; şeklinde ifade edilmiştir. Çok büyük bir iddia değil mi? Hiç bir kısıtlamaya, zorlamaya, herhangi bir şarta bağlı kalmadan davranma veya düşünme... Sizce bu mümkün müdür? Bir insan özgür olabilir mi?&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;En basitinden başlayalım, davranıştan. Anayasalarda şöyle bir madde vardır: &quot;&lt;em&gt;Birinin özgürlüğünün başladığı yerde, diğerinin özgürlüğü biter&lt;/em&gt;.&quot; E hani özgürlük herhangi bir&amp;nbsp;şarta, zorlamaya&amp;nbsp;bağlı olmayacaktı, hani özgürlük sınırsızlıktı? Daha en başında, kişilerin özgürlüğünü elinden alıyor, yasalar. Kafanızı bozan bir adamın evini kundaklayamıyorsunuz, oysa içinizdeki ses öyle delicesine istiyor ki bunu yapmayı...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh49Pk-kFrgch-a03VxVVf4tlntNovidY4i6mMRntojcVaG8sImxwZOGzz5gryS8nOYKdPPR1dAL2ba26C4rnlCHt-Gvbr2mO-87imrYw4sKaEujeuTzqDYC9Vqi8ziCSexMukU6qoPfiI/s1600/ozgurluk_freedom.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh49Pk-kFrgch-a03VxVVf4tlntNovidY4i6mMRntojcVaG8sImxwZOGzz5gryS8nOYKdPPR1dAL2ba26C4rnlCHt-Gvbr2mO-87imrYw4sKaEujeuTzqDYC9Vqi8ziCSexMukU6qoPfiI/s320/ozgurluk_freedom.jpg&quot; width=&quot;265&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Davranışlarımızı sınırlayan sadece&amp;nbsp;devletlerin koyduğu&amp;nbsp;yasalar mı peki? Doğanın da&amp;nbsp;yasaları var. Doğa yasaları, devlet yasalarından çok daha giriftar ve kapsamlı. Örneğin, soğuk bir havada ince bir t-shirt giymeniz doğa tarafından yasaklanmıştır. Eğer doğanın burada size koyduğu&amp;nbsp;kısıtlamayı delerseniz, ceza olarak bir hafta yatağa hapsolursunuz. Fizik kurallarından da doğanın sizlerin davranışlarını kısıtlamak için çizdiği sınırlar olarak&amp;nbsp;bahsedilebilir. &quot;Ben otoyola çıkayım, arabanın biri bana 200km ile çarpsın, hoşuma gidiyor.&quot; diyemezsiniz. Derseniz ve yaparsanız&amp;nbsp;cezası ya idam(ölüm) ya da tekerlekli sandalyede&amp;nbsp;müebbet hapistir.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Gelelim düşünce özgürlüğüne. Siz daha doğduğunuz ülkeyi, konuşacağınız ana dili&amp;nbsp;&lt;u&gt;seçemiyorsunuz&lt;/u&gt;... Ten renginize, zeka kapasitenize&amp;nbsp;ve cinsiyetinize size sormadan&amp;nbsp;karar verilmiş. 18 yaşına kadar birilerinin&amp;nbsp;size koyduğu ismi kullanmak&amp;nbsp;&lt;u&gt;zorundasınız&lt;/u&gt;. Nitekim o yaşı geçtikten sonra da, başka bir isim kullanmak için yine onay almanız gerekiyor, devletten... Ailenizin koyduğu isimle, ailenizin yaşadığı ülkede, şehirde; o bölgenin kültürleriyle ve yine ailenizin değerleriyle iç içe büyümeye&amp;nbsp;&lt;u&gt;mecbursunuz&lt;/u&gt;. Siz hala hangi özgürlükten bahsediyorsunuz?&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Peki,&amp;nbsp;düşünce özgürlüğü&amp;nbsp;ne demek?&amp;nbsp;Düşüncelerinizde kısıtlama olmaması&amp;nbsp;mıdır bahsettiğiniz&amp;nbsp;özgürlük? Öyleyse bir&amp;nbsp;yoklayın bakalım kendinizi, sizin düşünceleriniz şartlara ve sınırlara bağlı değil mi? Siz en fazla düşünebileceğiniz kadarını düşünebilirsiniz; insansınız, aklınızın sınırları olduğu su götürmez bir gerçek. Ayrıca,&amp;nbsp;sizin düşünmek için kelimelere, kavramlara ihtiyacınız var. Diğer bir yandan düşüncelerinizi şekillendiren en önemli etken tecrübeleriniz; yaşadığınız olaylar değil mi?&amp;nbsp;Bir önceki paragrafta anlatıldı, bu olaylara daha temelden siz karar veremiyorsunuz. Siz ancak; kelimelerin, kavramların, aklınızın ve öğrendiklerinizin elverdiği sınırlar içerisinde şekillendirebilirsiniz düşüncelerinizi. Asla özgür olamazsınız.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Ha, eğer özgürce düşünmekten kastettiğiniz;&amp;nbsp;&lt;u&gt;kısıtlamalar olmadan değil&lt;/u&gt;&amp;nbsp;de,&amp;nbsp;&lt;u&gt;istediğini&lt;/u&gt;&amp;nbsp;düşünmek ise, zaten her birey bu konuda oldukça özgür. Mesela, ben şu anda, bu yazıyı okumayan herkesi öldürtmeyi düşünebilirim. Benim bunu düşünmemi engelleyen bir kanun var mı; yok... Ama benim bu düşüncemi dile getirmem veya icraate dökmem kanunlar tarafından yasaklanmış...O halde ben -&lt;u&gt;sizin tabirinize göre&lt;/u&gt;- düşünmekte özgürüm, ama düşündüğü yapma konusunda özgür değilim, olamam, olmamalıyım da...&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Kısaca ülkelerin özgürlüğüne de değinip, konuyu fazla saptırmadan kapatalım. Türkiye dört tarafı denizlerle çevrili, Asya ve Avrupa arasında, dolayısıyla çeşitli kültürler arasında tarihi boyunca köprü görevi görmüş bir ülke. Bu sebeple, Türkiye&#39;de onlarca ırktan insan, onlarca kültürden mimari yapı ve Türkçe&#39;de onlarca dilden gelmiş kelime var. Şimdi dilimizi sadeleştirme çabası içindeyiz; kültürümüz, dilimiz ölmesin diye. Türkiye&#39;nin ve&amp;nbsp;Türkçe&#39;nin bu durumda olmasında coğrafi konumundan dolayı bir nevi kaçınılmaz sondur. Bu sınırlandırılmışlıktan dolayı, ülkemizin özgür olmadığını mı iddi edeceğiz?&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bir ülke günümüz dünya şartları gereği, diğer ülkelerle sürekli irtibat halinde olmalı hatta ekonomisini korumak için sürekli alış-veriş (ithalat-ihracat)&amp;nbsp;yapmalıdır. Böyle düşündüğümüzde sanırım kendi yağıyla kavrulamadıkları için hiç bir ülke özgür değil. Ülkeler özgür olmaz; bağımsız olur sayın okurlar. Aynı şey değil. Bağımsızlık bağımlı olmama, muhtaç olmama, diğeri olmadan yaşayabilme anlamını taşır. Özgürlüğü ise yukarıda tanımlamıştık.&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Doğanın bir de görünmeyen yasaları&amp;nbsp;vardır; bunlar etik ve ahlak yasalarıdır.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bu yasalar,&amp;nbsp;insanlar arasında&amp;nbsp;&quot;&lt;u&gt;adalet&lt;/u&gt;&quot;i sağlamak için, doğayla birlikte yaratılmışlardır. Özgürlüğün kısıtlanması gerektiğini kanıtlayan en önemli argümandır bunlar. Dinler bu yasaların üzerine&amp;nbsp;kurulmuş ve&amp;nbsp;bu yasaların çoğu devletler tarafından yazılı hale getirilmiş, bazıları yazılı olmasa da herkesin uyması gereken kurallar olarak insanların dogsasına yerleşmiştir. Ufak bir kısmı da belki hala bilinmemektedir. Bu dogsalarının&amp;nbsp;hangilerinin doğru hangilerinin yanlış olduğu belki tartışılır ama; Abraham Lincoln&#39;ün&amp;nbsp;benim anlatmak istediğimi&amp;nbsp;&amp;nbsp;çok güzel özetleyen şöyle&amp;nbsp;bir sözü vardır: &quot;Kuzuyu kurdun elinden alan çoban, kuzuya göre bir adalet sağlayıcı, kurda göre ise özgürlüğünü kısıtlayan bir etkendir.&quot; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu nedenle, -liberaller alınmasın ama- özgürlük; varsayımsal, ütopik bir kavramdır.&amp;nbsp;İnsanların menfaatleri daima çakışacak ve birinin özgürlüğünü sağlamak,&amp;nbsp;muhakkak bir diğerine&amp;nbsp;adaletsizlik yapmak olacaktır.&amp;nbsp;Yani adalet nefes aldığı sürece&amp;nbsp;özgürlük gibi bir kavramın ortaya atılması pembe bir rüyadır. Hatta&amp;nbsp;adaletsiz bir dünyada dahi&amp;nbsp;elde&amp;nbsp;özgürlüğün edilmesi, ona&amp;nbsp;ulaşılması &amp;nbsp;mümkün değildir. Çünkü, &quot;Ben özgürüm!&quot; diyen kişi, özgürlüğe ulaştığını iddia ettiği için bile&amp;nbsp;özgürlüğe sınır koymuş demektir ki; özgürlük doğası gereği sınırlandırılmayı kabul etmez. Lütfen artık masallarda yaşamayı bırakın, &quot;özgürlük&quot; sloganlarıyla sokaklara dökülmeyin. Sizin isteyebileceğiniz &quot;özgürlük&quot; değil ancak &quot;bireysel serbestlik&quot;tir. Sorulması gereken soru da, bir bireye ne kadar &quot;serbestlik&quot; tanınması gerektiğidir. O da bir başka haftanın konusu olsun.. Herkese iyi akşamlar...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/4227210448691244447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/cok-sk-kullanlan-herkesin-agzna-sakz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4227210448691244447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/4227210448691244447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/cok-sk-kullanlan-herkesin-agzna-sakz.html' title='Özgürlük(?)'/><author><name>Furkan Alkan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16165288061710061876</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEizeaDHcBEfZ85zQ-BDSs9DcMsq2FEQQnLwLeiZXGzj2sUm7kbZLnGa2WxH4oOXtvLNCRbs44Lv9eYsgolCxP2C8uo-JAPt3cknBJvolSuzYlEKPohU9LquRL6kshC43ag/s220/3232055772-e09b4406db.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh49Pk-kFrgch-a03VxVVf4tlntNovidY4i6mMRntojcVaG8sImxwZOGzz5gryS8nOYKdPPR1dAL2ba26C4rnlCHt-Gvbr2mO-87imrYw4sKaEujeuTzqDYC9Vqi8ziCSexMukU6qoPfiI/s72-c/ozgurluk_freedom.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-7479827970662346764</id><published>2011-10-09T10:28:00.003+03:00</published><updated>2011-10-09T10:33:59.076+03:00</updated><title type='text'>SONBAHAR</title><content type='html'>&lt;img style=&quot;float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 250px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-lkRdkkpvJyU/TpFN2dPHy_I/AAAAAAAAATU/3onWC-O-GWw/s320/355520100920110809667.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5661391804537752562&quot; /&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Sevemiyorum sonbahar mevsimini. Ayrılık, hüzün, keder, melankolik haller ve beraberinde gelen depresif modlar, sonbahar ile beraber kapımı çalan duygu, hal ve durumlar. Herkesin kapısını çalar mı bilemem ama benim kapımı bu mevsimde bir ton olumsuz unsur mekan belliyor.  Belki de sonbahar beni sevmiyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Herkes hayatında duygusal anlamda şahlandığı ya da dibe vurduğu dönemler yaşamıştır, hala yaşayamayanlardansanız&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;merak etmeyin elbet siz de yaşayacaksınız. Gönül istiyor ki hep şaha kalkasın &lt;span&gt; &lt;/span&gt;lakin hayat denilen zabıta hiç de o kadar hoşlanmıyor sizin ayaklarınızı havada görmekten. Kesiveriyor cezayı arkadan gördüğü plakanız adına ve hiç ummadığınız bir günde postalayıveriyor bazen beden bazen ruh kapınıza. Her neyse biz sonbahara geri dönelim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Havanın kapalı, puslu, yağmurlu olduğu bir mevsimden bahsediyoruz sonbahar derken. Her ne kadar da küresel ısınma sebebiyle günlük güneşlik günlerin sayısı fazla olsa da çoğunluk kapalıdır. Kapalı hava insanı içine kapatır, güneşin aydınlatmasına izin vermeyecek kadar kalınlaşan bulutlar kişi de bir umutsuzluğa düşüşe sebebiyet verir. Yağmur aslında berekettir ve insana huzur veren, üzerindeki negatif yüklenmeyi toprağa aktaran bir transfercidir lakin sonbahar mevsimindeki yağdı yağacak formatındaki bir türlü sağanağa dönüşemeyen çise olayı yok mu işte bu çise adamı çileden çıkarır. Öyle ki çise tam anlamıyla yağmur sayılmaz, hafif hafif düşen su damlacıkları negatif yükü atmak bir yana dursun aksine daha da yüksek gerilmeler meydana getirir insan bedeninde. İşte bu sebeple çise toprağı suya &lt;span&gt; &lt;/span&gt;doyuramadığı gibi, insanlar üzerinde de tatminsizlik duygusunun gelişimine zemin hazırlar. Daha fazla ilgi daha fazla sevgi daha fazla yemek … Tv dizilerinin en fazla reyting yaptığı dönemler güz dönemleri değil midir? Aynı diziler ilk bahar dönemlerinde de yayınlanıyor, bir inceleyin bakalım sonbaharda mı ilkbaharda mı daha fazla izleyiciye sahipler… Birileri melankolik hallerimizi fena halde değerlendirip paraya çeviriyor aklınızda bulunsun&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Ayrılık mevsimi derler sonbahar için, doğrudur. Saçlarınız bile sizi terk eder yazdan sonbahara geçişte. Uzmanlar mevsim değişikliği diyorlar buna, bana göre ise bir nevi boyut geçişi. Yapraklar bir bir düşer yere, doğa ölürken siz sadece seyirci kalırsınız bu duruma. Çaresiz olduğunuzu hissedersiniz iliklerinize kadar. Kabuğunuza çekilir mateminizi tutarsınız solan çiçeklerinizin ardından. Bir önceki paragrafta da bahsettiğim duygusal tatminsizlik yüzünden sevgilinizden hep daha fazlasını ister ve fazlasını isterken az olandan da olursunuz. Zira bencilliğin hüküm sürdüğü hiçbir duygusal aktivite belli bir noktadan sonra devamlılığını sürdüremez.&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;Boşanma davaları en çok sonbahar mevsiminde olur, cinayet, intihar oranları diğer mevsimlere göre daha fazladır bu mevsimde. Haklı olarak ; “Suç sonbaharın mı?” diye soruyorsunuzdur şimdi siz… Tabiî ki de değil. Tamamen kişinin irade mekanizmasına hükmedememesi ve duygusal anlamda zaaflarının fazla olmasından kaynaklanıyor aslında tüm etkileşim. Göknar ağaçları &lt;span&gt; &lt;/span&gt;gibi dirayetli olabilsek bizimde kolumuz kanadımız kırılmaz ne sonbaharda ne de kışın çetin soğuğunda. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Sonbahar sevenler vardır elbet, sevginizi baltalamak istemem açıkası ,en iyisi mi siz C vitamininizi alıp bol bol sıvır tüketin. Mevsim değişikliği çarpmasın bünyenizi.;)&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Hayat Güzeldir! Küçüklerime sevgiler, büyüklerime saygılar.&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/7479827970662346764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/sonbahar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/7479827970662346764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/7479827970662346764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/sonbahar.html' title='SONBAHAR'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-lkRdkkpvJyU/TpFN2dPHy_I/AAAAAAAAATU/3onWC-O-GWw/s72-c/355520100920110809667.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-7997307290766752761</id><published>2011-10-08T22:55:00.001+03:00</published><updated>2011-10-08T23:09:58.313+03:00</updated><title type='text'>Yeniye Kaygılı Bakış</title><content type='html'>&lt;p style=&quot;MARGIN: 0cm 0cm 10pt&quot; class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;Değişen dünyayı günümüze uyarlarken hep bir gecikmişlik duygusu var içimizde. Zaman zaman yakınırken geri kalmışlıktan, en teknolojik aşamaya olan uzaklığımızdan, bazen bu devinime katkı koyamıyor olmaktan da tedirgin bir konum alır gibiyiz. Göreceli olarak birşeyler hızlı veya yavaş fakat ilerliyor ve bu gidiş ileri yönlü olmakla birlikte flu bir başlangıç ve köklü bir şiddete sahip ve zor da olsa gözlemlenebilir durumda. Her geçen gün yeni teknikler geliştiriliyor, yani yaklaşımlar ediniliyor ve haliyle yeni olan herşey için tonlarca spekülasyona maruz kalıyoruz bu değişen dünyada. Ehlileşme aşamasına geçiş oldukça yol gerektiriyor sanırım...&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;Kendimizi zorlayıp bilimsel, sanatsal veya teknik uygulama alanlarında sınırlandırılmak üzere bir arka plan inceleme yolculuğu yapacak olsak, iki dev kuleye rastlıyoruz yol ayrım noktalarında. Gelişmelerin toplumsal algısı üzerinden yapılan saptamalar gösteriyor ki toplumsal bir ikilem ve ileriyi görüş sıkıntısı yaşıyor insanlar bu iki konuda: ‘’Makineleşme’’ ve en nihayetinde ‘’yapaylaşma’’ olarak karşımıza çıkıyor bunlar.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;İnsan hayatını kolaylaştırmak ve zamandan tasarruf olarak kodladığımız bu olgular ihtiyaç nesnelliğinde bilişsel gelişimlerini gösterirlerken makineleşen bir dünya içerisinde buluyoruz kendimizi. Bilim insanları ihtiyacı karşılayan makineyi &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;üretiyor, şirketler patent alarak bunları kullanıma sokuyor ve büyük Pazar start veriyor. Ardından rekabetler, ürüne eklenen her yeni özellik, estetik yaklaşımlar, sonra üst versiyonlar ve onların geliştirmeleri ve en sonunda yepyeni bir ürün ile eskisini demodeleştirerek terk ediş ! Çok yorucu bir koşuşturma gerçekten de... En gereklisinden en kritik edilesi olanına kadar bir koşuşturma içinde hepsi. Tüm bunlar oluyorken de insan, toplumsal rolünü değiştirerek, ‘üreten’ olma aşamasından ayrılarak ‘’makine üreten’’ ve ‘’makineyi kontrol eden’’ vasıflarına nail olmakta. Fabrikalardaki üretim, bilimsel araştırmalardaki uygulama, sanatsal modernite ve hatta postmodernizm, günlük kullanımlar, eğitim sektörü, sağlık sektörü... Düşündükçe gerçekten sıkı sıkıya bağlı olduğumuz bir dünyanın içinde buluyoruz kendimizi... Bazen hayatımız tek bir tıklamaya bağlı hale gelebiliyor, o kadar çok hayatımızın her alanını kolaylaştırmasını istiyoruz ki bu makinelerin, bilim kurgu filmlerinde abartılmış hali gösteriliyor olsa bile halen robotların insanlığa hükmetme bıdırtısının aslında bir versiyonunu da gerçek hayatımızda yaşıyoruz. Bir an yanlış bir tuşa bassak herşeyin alt üst olabileceği bir dünyayı da kendimiz yarattık biraz. Burada belki toplumsal algının dışına çıkıp bilinçli kullanım ve yaratıcığı teşvik gibi iki merdiveni duvarlara dayayarak makineleşmekten korkar hale gelen toplumun eleştirisini yapmak da mümkündü fakat anlatmaya çalıştığım daha çok sınırlarımızla uzlaşmak zorunda olmadığımızdır.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;Yapaylaşma konusunda ise söylenebilecek çok şey var aslında. Günümüzün en hızlı ilerleyen alanları bu kategoride ne de olsa! Genetiği değiştirilmiş organizmalardan suni döllenmenin artık çocukta fiziksel özellikleri seçtirebilen aşamalarına kadar ve hatta daha da ötelere dek gidildi, gidilmekte... İnsanlar yeni bir haber duymadan önce zihinlerini boşaltır oldular ve bu değerli anılarımızdan biridir &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;FONT-FAMILY: Wingdings; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri; mso-char-type: symbol; mso-symbol-font-family: Wingdings&quot;&gt;&lt;span style=&quot;mso-char-type: symbol; mso-symbol-font-family: Wingdings&quot;&gt;J&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family:Calibri;&quot;&gt; Bilim Teknik bahsetmiş bu ayki sayısında, yapay et üretilecekmiş! Oldukça uzak durulası gibi geliyor kulaklara değil mi? Hayvanın kas dokularından kök hücre elde edilip çoğaltılacak, büyütülecek, kas lifleri oluşturulacak, bunlara da egzersiz yoluyla protein sentezi yaptırılacak ve demir, yağ ve tat ve renk verici içerikler de eklendikten sonra yapay etimiz üretim aşamasını tamamlayarak raflarda yerini alacak. Aslında astronotlar için dayanıklı gıda ihtiyacı sonucu üretimi deneyimlenmiş, bir Japon balığı üretilmiş fakat bahsettiğim çok daha büyük bir organizasyon. İnsan düşünmeden yapamıyor: Rengi nasıl olacak kan olmadan? Kasaplarda da bir parçalanma aşaması olur mu acaba? Orjinalinden ayırt edilebilir mi? Normalde yediğimiz sanki et mi? Şeklinde duymaya başlarız gibi geliyor endişeleri fakat uzun vadede düşünüyorum ki gerçekten bu da değerli bir uygulama olacak…&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;Hızlı veya yavaş bir şekilde ilerleyen ve estetik boyutu geliştirilmeye çalışılan bilimsel, teknik tüm bu gelişmeler gerçekten de düşündürücü. Bir yandan üretimi bile başlamadan piyasalaşan ürünler, şirketler, reklamlar, gerçek anlam ve halka sunulan şekil, büyük pazar… Bir yandan makineleşme ve yapaylaşma korkusu veya bunların heyecanlı coşkusu… Tüm bunlar güzel fakat önemli olan iyi takip edebilmek ve biz yaşıyorken gerçekleşen her şeye, en azından yakalayabileceğimiz kadarına bir katkı, katkı mümkün değilse bile en azından bir yorumda bulunabilmek önemli diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes&quot;&gt;&lt;/span&gt;Herkese keyifli pazarlar!&lt;?xml:namespace prefix = o ns = &quot;urn:schemas-microsoft-com:office:office&quot; /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/7997307290766752761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/yeniye-kaygl-baks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/7997307290766752761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/7997307290766752761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/yeniye-kaygl-baks.html' title='Yeniye Kaygılı Bakış'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-3527245873678471218</id><published>2011-10-05T18:00:00.000+03:00</published><updated>2011-10-05T18:07:51.018+03:00</updated><title type='text'>STATÜKO vs. DEĞİŞİM</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate=&quot;false&quot; latentstylecount=&quot;156&quot;&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable  {mso-style-name:&quot;Normal Tablo&quot;;  mso-tstyle-rowband-size:0;  mso-tstyle-colband-size:0;  mso-style-noshow:yes;  mso-style-parent:&quot;&quot;;  mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;  mso-para-margin:0cm;  mso-para-margin-bottom:.0001pt;  mso-pagination:widow-orphan;  font-size:10.0pt;  font-family:&quot;Times New Roman&quot;;  mso-ansi-language:#0400;  mso-fareast-language:#0400;  mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span  lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;font-family:Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span  lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;font-family:Calibri;&quot;&gt;İnsanoğlunun hemen her davranışının arkasında çeşitli motivasyonlar vardır. Bir insanın statükocu ya da değişimci olmasının da sebepleri vardır mutlaka. Nedir bu sebepler?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;b style=&quot;&quot;&gt;&lt;span  lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;font-family:Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span  lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;font-family:Calibri;&quot;&gt;Bir insan statükocuysa iki ihtimal vardır. Ya halinden memnundur ya da durumu kötü bile olsa değiştirmeye çalışmaz. Değişimcinin aksine statükocu muhtemelen tembeldir. Değişimci halinden memnun değilse durumu değiştirmeye çalışır. Statükocu ise durumu değiştirecek enerjiyi bulamaz kendisinde. Tembelliğini üzerinden atması gerekir statükocunun, ancak bu enerjiyi bile çoğu zaman bulamaz kendisinde. Statükocu kanaatkardır, değişimci ise hırslı. Değişimciler zaman zaman halinden memnun bile olsa daha iyisinin peşinde koşarken satükocular elindekiyle yetinmeyi bilir. Umuzsamazdır statükocular. Durumlerının kötü olduğunu bilir, durumu değiştirme ihtimalinin olduğunun da farkındadır. Ancak umursamaz bu durumu. Bir kabullenmişlik vardır ruhunun en derin yerlerinde. Değişimcilerse duyarlıdır. Tahhammül edemez kötü gidişata. Elinden gelen her şeyi yapar kötü gidişatı değiştirmek için. Değişimcinin aksine başka da çaresi yok gibidir statükocunun, çünkü elinde var olanı kaybetmekten korkar statükocu. Halinden memnun olmadığı durumlarda bile elindekini riske atmaktansa pek de iyi olmayan durumu sürdürür. Eldeki bir kuş teldeki iki kuştan iyidir deyip kapatırlar konuyu. Değişimciler ise cesurdur. Elindekinden daha iyisini elde etmek için elindekileri riske atabilir. Bu bağlamda muhtemelen karamsardır statükocu. Elindekileri riske atması gerektiğinde sonuçta şimdikinden daha kötü durumda olacaklarına inançları tamdır. Durumu değiştirmeye çalıştığında daha iyi yerlere varacağına ihtimal bile vermez. Halbuki değişimciler doğası gereği iyimserdir. Bir işe giriştiklerinde son durumun şimdikinden daha iyi olacağına dair öngörüleri vardır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;span  lang=&quot;EN-US&quot; style=&quot;font-family:Calibri;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;&quot;&gt;   &lt;/span&gt;Dünya genelinde muhafazakarlar statükoculukla suçlanır seküler kesimler tarafından. Türkiye’de ise durum tersinedir. Muhafazakarlar sekülerleri statükocu olmakla itham eder. Sekülerler gerçekten statükocu mu yoksa bu görüş huhafazakarların abartması mı, gerçekten öyleyse bile sekülerler statükocu olmakta haklı mı, statükocu olmak suçlanma sebebi mi? Bunlar başlı başına tartışma konuları, daha sonraki bir yazıda buna değinirim muhtemelen. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/3527245873678471218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/statuko-vs-degisim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3527245873678471218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3527245873678471218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/statuko-vs-degisim.html' title='STATÜKO vs. DEĞİŞİM'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-493662595908950661.post-3243759449585995231</id><published>2011-10-04T18:21:00.004+03:00</published><updated>2011-12-03T13:02:33.734+02:00</updated><title type='text'>Fark Edilmeyen Ayrımcılık</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-K0eIqHpu0A4/ToskoFc19_I/AAAAAAAAAHA/qlL1o_a3MD8/s1600/ayrimcilik_4-250x250.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5659657627797682162&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-K0eIqHpu0A4/ToskoFc19_I/AAAAAAAAAHA/qlL1o_a3MD8/s320/ayrimcilik_4-250x250.jpg&quot; style=&quot;cursor: hand; cursor: pointer; display: block; height: 250px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 250px;&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Daha önce hiç dikkat ettiniz mi farkında olmadan bir millete zulüm ettiğimizi?&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Evet, hep yakındığımız Ermeni soykırımını söyleyip durduk haklıydık da. Kim kabul edebilirdi ki kendi insanıma yapılan eziyetleri, zulümleri. Uzun yıllar geçmesine rağmen hala acısını hissetmekteyiz de. Neyse konu bu değil asıl konu kendi vatandaşımız olan ama sürekli sosyal ve ekonomik anlamda zulüm ettiğimiz ‘Roman’lardan bahsediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Birçoğumuzun aklına hiç gelmeyen umursamadığımız Romanlar kendi ülkemizde ve kendi vatandaşlarımız yüzünden zulüm görmekte.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;2009 yılında başlatılan Roman Çalıştayı sayesinde şikâyetlerini, sıkıntılarını dile getirme şansı buldular. Ama bunlarda onlar için yetmeyecek tabi ki de. Çünkü onlar sadece şikâyetlerinin dinlenmesini istemiyorlar. Sadece barınma hakkı verilerek kenara atılmak istemiyorlar. Diğer devlet kuruluşlarıyla birlikte çalışılarak iş hakkı, yaşam hakkı, insan olma hakkı istiyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Haklılarda, çünkü hastanelerde, okullarda, karakollarda hatta morglarda bile ikinci sınıf vatandaş muamelesi bile görmüyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Hastaneye muayene olmak istediklerinde doktor odasından atıyor, karakola şikâyete bile gitse hırsız damgası yiyor, ölüp rahat bile edemiyorlar çünkü onları morglara bile almıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;Ufak bir olaya şahit olmuştum bir doktor arkadaşımın anlatımıydı bu; ‘ölen cesetlerini spor salonlarında otopsi yaptığını söylemişti.’ Gerçekten kanımı dondurdu bu sözler. Hiçbir insanoğlu ne suç işlerse işlesin böyle muamele görmeye hakkı yok. Suçunun cezasını çekebilir ama eziyet çekemez. İnsan haklarına da aykırı, dini Müslüman olan ülkemiz de din kurallarımıza da aykırı. Bu ilerleyen zamanlarda umarım herkes hakkettiği değerlerle yargılanma hakkını bulur.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/feeds/3243759449585995231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/fark-edilmeyen-ayrmclk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3243759449585995231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/493662595908950661/posts/default/3243759449585995231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://deneme-bir-iki.blogspot.com/2011/10/fark-edilmeyen-ayrmclk.html' title='Fark Edilmeyen Ayrımcılık'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-K0eIqHpu0A4/ToskoFc19_I/AAAAAAAAAHA/qlL1o_a3MD8/s72-c/ayrimcilik_4-250x250.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>