<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;D0EGRX09eCp7ImA9WhRaE0U.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5045815091304675468</id><updated>2012-02-16T11:47:04.360+02:00</updated><title>Derviş Mevlana</title><subtitle type="html">Hz. Mevlana ve Eserleri</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://dervismesnevi.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://dervismesnevi.blogspot.com/" /><author><name>Derviş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03395987390057509513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/DervisMevlana" /><feedburner:info uri="dervismevlana" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;A08ESHo_eip7ImA9WhRVGEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5045815091304675468.post-7231140727945053224</id><published>2012-01-18T14:30:00.001+02:00</published><updated>2012-01-18T14:30:09.442+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-18T14:30:09.442+02:00</app:edited><title>Mevlana Kimdir - 2</title><content type="html">Mevlana Kimdir - 2&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sultânü'l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.&lt;br /&gt;
Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.&lt;br /&gt;
Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.&lt;br /&gt;
Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.&lt;br /&gt;
"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"&lt;br /&gt;
Hz. Mevlâna&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5045815091304675468-7231140727945053224?l=dervismesnevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6wfx7J0aOXUJ6bV7nLtdvRwBM4o/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6wfx7J0aOXUJ6bV7nLtdvRwBM4o/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6wfx7J0aOXUJ6bV7nLtdvRwBM4o/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6wfx7J0aOXUJ6bV7nLtdvRwBM4o/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DervisMevlana/~4/u8YIMdyfwMM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://dervismesnevi.blogspot.com/feeds/7231140727945053224/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5045815091304675468&amp;postID=7231140727945053224" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/7231140727945053224?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/7231140727945053224?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/DervisMevlana/~3/u8YIMdyfwMM/mevlana-kimdir-2.html" title="Mevlana Kimdir - 2" /><author><name>Derviş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03395987390057509513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://dervismesnevi.blogspot.com/2012/01/mevlana-kimdir-2.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0ACRnc7fip7ImA9WhRVGEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5045815091304675468.post-7880442652031305242</id><published>2012-01-18T14:29:00.002+02:00</published><updated>2012-01-18T14:29:27.906+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-01-18T14:29:27.906+02:00</app:edited><title>Mevlana Kimdir - 1</title><content type="html">&lt;br /&gt;
&lt;div style="background-color: white; color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="background-color: white; margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Mevlâna (1207-1273)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni tahsis etti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-top: 7px;"&gt;
&lt;span style="color: #333333; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: x-small;"&gt;Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5045815091304675468-7880442652031305242?l=dervismesnevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kIH4yHFBaLb2rOKpSygxXtiK03g/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kIH4yHFBaLb2rOKpSygxXtiK03g/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kIH4yHFBaLb2rOKpSygxXtiK03g/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kIH4yHFBaLb2rOKpSygxXtiK03g/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DervisMevlana/~4/DwFuVEad0wA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://dervismesnevi.blogspot.com/feeds/7880442652031305242/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5045815091304675468&amp;postID=7880442652031305242" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/7880442652031305242?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/7880442652031305242?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/DervisMevlana/~3/DwFuVEad0wA/mevlana-kimdir-1.html" title="Mevlana Kimdir - 1" /><author><name>Derviş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03395987390057509513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://dervismesnevi.blogspot.com/2012/01/mevlana-kimdir-1.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUMCQXY8eyp7ImA9WxRRFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5045815091304675468.post-3661497212467374457</id><published>2008-09-28T23:23:00.001+03:00</published><updated>2008-09-28T23:24:20.873+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-09-28T23:24:20.873+03:00</app:edited><title>Aşkın Gücü</title><content type="html">&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Aşkın Gücü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın birinde bir padişah vardı. Padişah bir gün adamlarıyla ava giderken yolda güzel bir cariye görüp ona aşık oldu.Onu alıp sarayına getirdi. Fakat bir müddet sonra o güzel cariye hastalandı günden güne eriyip tükenmeye başladı. Memleketin en iyi hekimleri cariyenin hastalı ğına bir çare bulamadılar. Padişah bunu görünce çok üzüldü, günlerce çareler aradı. Sonunda bir mescide gidip el açarak dua etti, secdeye kapanarak ağladı. Cariyenin iyileşmesi için yalvardı. Bu sırada uykuya daldı. Rüyasında bir pir gördü; pir ona:&lt;br /&gt;"Artık üzülme duan kabul oldu. Yarın şehrinize bir yabancı gelecek o bizdendir. Onun yapacağı tedaviyle cariyen iyileşecek" dedi.&lt;br /&gt;Sabah olup güneş doğunca padişah pencereye koşup rüyasında gördüğü hekimi beklemeye başladı. Uzaktan onun geldiğini görünce kendisi sarayın kapısına koşa rak kapıyı açıp hekimi içeriye aldı. Konuşup görüştükten sonra, padişah pire hastanın hastalığını anlattı daha sonra onu hastanın yanına götürdüler.Hekim önce hastanın yüzüne baktı sonra nabzını saydı. Hastalığın belirtilerini sorup sebeplerini dinledi.Hekim dedi ki;&lt;br /&gt;"Diğer hekimlerin tedavileri iyileştirmek yerine büsbütün harap etmiş hastayı onların içerden haberleri yok, onun için de hepsi nin aklı fikri işin dış yüzünde."&lt;br /&gt;Hekim hastalığın ne olduğunu anlamıştı, fakat bunu padişaha söylemedi.Hastanın halinden inlemesinden onun gönül hastası olduğunu hemencecik anlayıverdi. Çünkü hiçbir hastalık gönül derdi gibi değildir.&lt;br /&gt;Hekim durumu anlayınca:&lt;br /&gt;"Padişahım, dedi. Herkesi uzaklaştır köşede bucakta kimseler kalmasın ki ben hastayla baş başa kalıp rahat rahat çalışayım, hastanın hastalığını anlayıp ona göre bir tedbir düşüneyim."&lt;br /&gt;Padişah emretti oda boşaldı hastayla hekimden başka kimse kalmadı.Hekim yaklaşıp hastanın başucuna geldi yumuşak ve tatlı bir sesle:&lt;br /&gt;"Memleketin neresi, nerelisin? Bana söyle, çünkü her memleketin halkının ilacı başka başkadır, memleketinde yakın akrabandan kimler var, kime yakınsın? diye sordu.&lt;br /&gt;Hekim elini kızın nabzına koymuştu. Hem soruyor hem de nabzını kontrol ediyordu. Kız yavaş yavaş hekime bütün olanları anlatıyor, başından ne geçtiyse söylüyordu. Hekim kızın nabzını tutmuştu ve:&lt;br /&gt;"Bu kız kimin adını söylediğinde eğer heyecanlanır, nabzı hızlanırsa demek ki sevdiği, uğruna hasta olup ya taklara düşerek mum gibi eridiği odur." diye düşünü yordu.&lt;br /&gt;Kız önce doğup büyüdüğü memleketi ve oradaki dostlarını sayıp döktü. Fakat nabzında bir değişiklik olmadı.Hekim:&lt;br /&gt;"Doğduğun yerlerden ayrılınca hangi memlekete gittin?" diye sordu.&lt;br /&gt;Bunun üzerine kız bir şehir ismi söyleyip geçti ama ne yüzünün rengi ne de nabzının atışı değişti. Daha sonra sırasıyla götürüldüğü yerleri, şehirleri görüşüp tanış tığı insanları birer birer sayıp döktü. Lakin halinde bir değişiklik olmadı. Ta ki hekim Semerkant şehrini soruncaya kadar.Semerkant'ın adı geçince kızın nabzı hızlandı yüzü, yanakları kızardı. Çünkü o Semerkant'ta bir kuyumcuya aşıktı ve ondan ayrılmış olmanın ızdırabıyla yanıp tutuşuyordu.Bunu öğrenen hekim kuyumcunun Semerkant'ın hangi semtinde ve hangi mahallesinde olduğunu sorup öğrendi. Sonra kıza:&lt;br /&gt;"Ben senin hastalığını ve bu derdin çaresinin ne olduğunu çok iyi anladım. Fakat sen bu bana anlattıklarını sakın başkasına söyleme, hele hele padişaha hiç anlatma" diyerek tembih etti.&lt;br /&gt;Hastanın yanından ayrılan hekim doğruca padişaha gelip durumu anlattı.&lt;br /&gt;"Bu kızcağızın iyileşmesi için o kuyumcuyu getirmekten başka çare yok," dedi.&lt;br /&gt;Bunu duyan padişah hekimin nasihatini canı gönülden kabul etti. Hiç zaman geçirmeden kuyumcuyu davet etmek üzere bir elçi gönderdi. Elçi Semerkant'a varınca doğruca gidip kuyumcuyu buldu. Padişahın gönderdiği hediyeleri takdim etti ve padişahın onu davet ettiğini eğer gelirse padişahın en yakın adamlarından olacağını çok büyük ihsanlara ve iltifatlara mazhar olacağını söyleyince, kuyumcu zaman kaybetmeden yola koyulup padişahın sarayına en kısa zamanda ulaştı.&lt;br /&gt;Saraya gelen kuyumcuyu hekim alıp padişahın huzuruna götürdü. Padişah kuyumcuya iltifatlar yağdırıp ihsanlarda bulundu. Hazinesini ona teslim etti.&lt;br /&gt;Hekim bunun üzerine:&lt;br /&gt;"Ey padişah o cariyeyi bu kuyumcuya ver ki hastalıktan tamamen kurtulup iyileşsin," dedi.&lt;br /&gt;Padişah o ay yüzlü güzeli kendi eliyle kuyumcuya verdi, altı ay murat alıp murat verdiler. Böylece kız tamamen iyileşmiş oldu.&lt;br /&gt;Bu cihan bir dağdır, bizim yaptıklarımız ise ses, seslerin aksi yine dönüp bize gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5045815091304675468-3661497212467374457?l=dervismesnevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/u7Ol9FAX8nsgdqsFf8edqSDKkHc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/u7Ol9FAX8nsgdqsFf8edqSDKkHc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/u7Ol9FAX8nsgdqsFf8edqSDKkHc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/u7Ol9FAX8nsgdqsFf8edqSDKkHc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DervisMevlana/~4/c6TjjPJSSCU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://dervismesnevi.blogspot.com/feeds/3661497212467374457/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5045815091304675468&amp;postID=3661497212467374457" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/3661497212467374457?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/3661497212467374457?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/DervisMevlana/~3/c6TjjPJSSCU/askin-gucu.html" title="Aşkın Gücü" /><author><name>Derviş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03395987390057509513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://dervismesnevi.blogspot.com/2008/09/askin-gucu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkcDSHo8eip7ImA9WxRRFUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5045815091304675468.post-1340169440300354886</id><published>2008-09-28T11:19:00.001+03:00</published><updated>2008-09-28T11:21:19.472+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-09-28T11:21:19.472+03:00</app:edited><title>Erkek Karısının Esiri</title><content type="html">&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Erkek Karısının Esiri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan; yiğitlikte Zaloğlu Rüstem bile olsa,Hamza'dan bile cesur olsa yine de hükmetme hususunda karısının esiridir. Görünüşte su, ateşten üstündür, fakat ikisinin arasına bir tencere (sevgi) girdi mi ateş o suyu kaynatır, buharlaştırır, yok eder. Görünüşte su nasıl ateşten üstünse, sen de kadından üstünsün. Fakat hakikatte ona mağlupsun, çünkü onu istemektesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5045815091304675468-1340169440300354886?l=dervismesnevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0-rDgdLBp2akGvPNmiMcI0laFuI/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0-rDgdLBp2akGvPNmiMcI0laFuI/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0-rDgdLBp2akGvPNmiMcI0laFuI/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0-rDgdLBp2akGvPNmiMcI0laFuI/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DervisMevlana/~4/MENFLdV60HI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://dervismesnevi.blogspot.com/feeds/1340169440300354886/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5045815091304675468&amp;postID=1340169440300354886" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/1340169440300354886?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/1340169440300354886?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/DervisMevlana/~3/MENFLdV60HI/erkek-karisinin-esiri.html" title="Erkek Karısının Esiri" /><author><name>Derviş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03395987390057509513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://dervismesnevi.blogspot.com/2008/09/erkek-karisinin-esiri.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkICRHo-fyp7ImA9WxRRFUw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5045815091304675468.post-6699792644609259888</id><published>2008-09-27T13:15:00.002+03:00</published><updated>2008-09-27T13:16:05.457+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-09-27T13:16:05.457+03:00</app:edited><title>Hoşgörü</title><content type="html">&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hoşgörü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi niyet ve hoşgörüde güneş gibi,&lt;br /&gt;Başkalarının kusurlarını ve hatalarını görmede gecenin karanlığı gibi,&lt;br /&gt;Alçakgönüllülükte toprak gibi,&lt;br /&gt;Cömertlikte akarsu gibi,&lt;br /&gt;Ya olduğun gibi görün&lt;br /&gt;Ya da göründüğün gibi ol !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5045815091304675468-6699792644609259888?l=dervismesnevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/p2W5QIA6ReS4ygloID91OZZudfM/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/p2W5QIA6ReS4ygloID91OZZudfM/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/p2W5QIA6ReS4ygloID91OZZudfM/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/p2W5QIA6ReS4ygloID91OZZudfM/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DervisMevlana/~4/FfaHYsCYvog" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://dervismesnevi.blogspot.com/feeds/6699792644609259888/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5045815091304675468&amp;postID=6699792644609259888" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/6699792644609259888?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/6699792644609259888?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/DervisMevlana/~3/FfaHYsCYvog/hosgoru.html" title="Hoşgörü" /><author><name>Derviş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03395987390057509513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://dervismesnevi.blogspot.com/2008/09/hosgoru.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0cDRno5eip7ImA9WxRRFU0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-5045815091304675468.post-5711853439792857493</id><published>2008-09-27T11:43:00.000+03:00</published><updated>2008-09-27T11:44:37.422+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-09-27T11:44:37.422+03:00</app:edited><title>Ruh Yıkanması</title><content type="html">&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ruh Yıkanması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elini yüzünü yıkamışsın ne çıkar,içini yıkamadıktan sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5045815091304675468-5711853439792857493?l=dervismesnevi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-TDlifJssFe3agtyFcEANrs_vkg/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-TDlifJssFe3agtyFcEANrs_vkg/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-TDlifJssFe3agtyFcEANrs_vkg/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/-TDlifJssFe3agtyFcEANrs_vkg/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DervisMevlana/~4/_adkm2T2Gso" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://dervismesnevi.blogspot.com/feeds/5711853439792857493/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5045815091304675468&amp;postID=5711853439792857493" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/5711853439792857493?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/5045815091304675468/posts/default/5711853439792857493?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/DervisMevlana/~3/_adkm2T2Gso/ruh-yikanmasi.html" title="Ruh Yıkanması" /><author><name>Derviş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03395987390057509513</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://dervismesnevi.blogspot.com/2008/09/ruh-yikanmasi.html</feedburner:origLink></entry></feed>

