<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2turkishtitles.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemtitles.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362</atom:id><lastBuildDate>Thu, 09 Jul 2009 07:30:13 +0000</lastBuildDate><title>BABİL</title><description>Blogladıkça Yükselen...</description><link>http://www.babil.biz/</link><managingEditor>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>198</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><itunes:owner><itunes:email>sacitsaribugday@gmail.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Blogladıkça Yükselen...</itunes:subtitle><image><link>http://kutsalatik.blogspot.com</link><url>http://bp1.blogger.com/_Lzk0EOnkW6g/RyHQQFCqSZI/AAAAAAAAAPE/y_g96gS6GKg/s400/bakaman128-128.JPG</url><title>BAB?L</title></image><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/DilKulesi" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>DilKulesi</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><feedburner:feedFlare href="http://add.my.yahoo.com/rss?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FDilKulesi" src="http://us.i1.yimg.com/us.yimg.com/i/us/my/addtomyyahoo4.gif">Subscribe with My Yahoo!</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.newsgator.com/ngs/subscriber/subext.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FDilKulesi" src="http://www.newsgator.com/images/ngsub1.gif">Subscribe with NewsGator</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://feeds.my.aol.com/add.jsp?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FDilKulesi" src="http://o.aolcdn.com/favorites.my.aol.com/webmaster/ffclient/webroot/locale/en-US/images/myAOLButtonSmall.gif">Subscribe with My AOL</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.bloglines.com/sub/http://feeds.feedburner.com/DilKulesi" src="http://www.bloglines.com/images/sub_modern11.gif">Subscribe with Bloglines</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.netvibes.com/subscribe.php?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FDilKulesi" src="http://www.netvibes.com/img/add2netvibes.gif">Subscribe with Netvibes</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://fusion.google.com/add?feedurl=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FDilKulesi" src="http://buttons.googlesyndication.com/fusion/add.gif">Subscribe with Google</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.pageflakes.com/subscribe.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FDilKulesi" src="http://www.pageflakes.com/ImageFile.ashx?instanceId=Static_4&amp;fileName=ATP_blu_91x17.gif">Subscribe with Pageflakes</feedburner:feedFlare><feedburner:browserFriendly>Blogladikça yükselen kule..</feedburner:browserFriendly><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-8859953000446821028</guid><pubDate>Fri, 03 Jul 2009 21:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-04T02:47:58.548+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">utanç vesikası</category><title>ELLERİMDE ÇİÇEKLER...</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sk6YfXPtAMI/AAAAAAAAA6Y/qJAnuuhK37E/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 124px; height: 128px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sk6YfXPtAMI/AAAAAAAAA6Y/qJAnuuhK37E/s320/babil+128-128.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5354384671573344450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Suskunum, yılların suskunluğu... Acıyla karışık bir haykırışla uyanıyorum uykumdan ki; yılların uykusu... On yedi sene olmuş dalalı, on yedi sene sonra uyanıyorum uykumdan; Lost gibi... On yedi sene önce düştüm bu adaya. On yedi sene önce gözlerimi açtım bu yeni dünyaya. Patlıcanla başlayan light nikotinden sıgarayla hard nikotine geçiş. Tam onyedi senedir sıgara içiyormuşum farkında değilim. Az önce bir arkadaşım sordu; kaç senedir sıgara içiyorsun diye de o an uyandım. On yedi senedir... Ömrümün yarısından fazla. "Dank etti" deyişi vardır ya hani, işte öyle "dank etti" birden. Durduk yerde "dank etti." Acıttı bu "dank" ediş. On yedi sene ciğerlerime fazladan yüklenen nikotin. Hani ciğerlere yüklenen nikotinde değilim de; kafaya yüklenen, fazladan "kafa"lardayım. Dumanın her türlüsü insan kafasına fazladan bir "kafa" ekler ya, işte öyle "kafa"lardayım. "On yedi sene"lik bir kafa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terkediş. Uzun zamandır üyesi olduğun bir kabileden uzaklaşmak gibi, terk ediş. Yılların beraberliğinden, arkadaşlıklarından, dostluklarından ayrılık gibi. Aileyi bırakıp kaçış gibi, dillere destan bir terkediş. Elvada eski alışkanlıklarım, elvada kıraathane olmasa bile sıgara içilen cafe dostluklarım. Elvada çay ve kahve. Elveda uykudan uyunır uyanmaz ilk arayış. Her şey biter, her şey. Bütün alışkanlıklar terkedilmeye mahkumdur. Ve terk edilen nice alışkanlık gibi bir alışkanlığın daha terk edilişi. Yıllar boyunca her sabah aynı sevgiliyle, aynı yatakta uyanmanın bir gün terk edilebildiği gibi bir terk ediş. Elvada her sabah uyanınca yapılan ilk eylem ; sıgara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıgarayı bıraktım bu gün. Sıgara içtiğim zaman zarfında yaklaşık onbeş sevgiliden ayrıldım, onlarca dost kaybettim. Votka içmeyi bıraktım, rakıya başladım. Rakıyı terkedip Absent içtim. Herşey değişti, her türlü "kafa" yapıcı dostla arkadaşlık yaptım. Başlayıp biten nice dostluk. Her daim baki kalan sıgara oldu. İşte bu gün on yedi senelik bir dosttan ayrıldım, lanet okuyarak. Hayatımda en samimi olup ta en çok lanet okuduğun dostum; sıgara. "Benim en iyi dostum; içkim, sıgaram..." İşte öyle bir dosttan ayrıldım bu gün. Elveda Marlboro, elveda Winston, elveda Tekel. Öpüyorum sizi ve gömüyorum geçmişime lanet okuyarak. Utanmadan üzerine"ÖLDÜRÜR" yazıp sattığınız için lanet okuyorum sizlere. Yaşayan ve ölen yedi ceddinize lanet okuyorum. Sakıp Sabancı'dan Vehbi Koç'a kadar bu ülkenin yetiştirdiği en büyük değerlere, babalarınıza, dedelerinize ve hala ölüm tacirliği yapan holdinglerinizin iktidarında bulunan sizlere.  Sabancı Amca'ya girmek lazım ama öncesinde "devlet baba" dururken yakışır mı? Tekel sayesinde ebemizi belleyen, memleketin yarısını sıgara müptelası yapan "devlet baba" duruken Sabancı Amca'ya sıra gelmez tabi. Türkiye Cumhuriyeti'nin TEKEL olarak bilinen ölüm ticarethanesi dururken Sabancı Holdinge sıra gelmez tabi. Recep Tayyip Erdoğan'dan başlayıp Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün Başbakanlarına ( Mesut Yılmaz'dan Süleyman Demirel'e,Tansu Çiller'den Bülent Ecevit'e, Necmettin Erbakan'dan ismini hatırlayamadığım nicelerine) lanet okusam suç işlemiş olurmuyum? "Ama onlar attıkları imzalarla benim hayatımı bellediler hakim amca" desem yırtma ihtimalim var mıdır? Yoksa bile en azından "Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan her bireyin yaşam standartlarından bu adamlar sorumludur, Hakim Amca" deme ihtimalim karşısında hakimin vereceği cevap ne olur acaba. Eroin bağımlısı insanın yaşadığı devleti suçlama olasılığı olmayabilir. Çünkü eroin yasal değildir ve fakat tütün gayet yasal bir şekilde imal edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben on üç yaşımdayken... Bırak on üç yaşımı bundan beş sene önce, beş yaşımdayken bile bakkala gidip "iki ekmek, bir maltepe" alabiliyordum. "İki ekmek bir maltepe. "Ne kadar da masum bir istek. İşte o masum istek meğer ne kadar acımasız bir cinayet aletiymiş. Kanser. Warning; CANCER. İşte bu kadar acımasız. Öpüyorum sizi, yeryüzüne kanser saçan dudaklarınızdan holding insanları, devlet yöneticiliri. Hukuk sistemimizin henüz, beni ve binlerce insanımızı kansere mahkum eden zihniyeti, bir hücreye mahkum edecek anlayışa sahip olmadığından dolayı öpüyorum sizi dudaklarınızdan (lütfen argo deyimler sözlüğünde "ÖPMEK" kelimesine bkz.) işte o içtenlikle öpüyorum azrailSA ve diğerleri. Daha ne kadar içten öpebilirim, bilmiyorum. Taa yedi ceddinizi öpüyorum, ellerimde çiçekler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-8859953000446821028?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=JGl_AnyA_n0:-hAncSTSlyA:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=JGl_AnyA_n0:-hAncSTSlyA:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=JGl_AnyA_n0:-hAncSTSlyA:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=JGl_AnyA_n0:-hAncSTSlyA:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/JGl_AnyA_n0" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/JGl_AnyA_n0/ellerimde-cicekler.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sk6YfXPtAMI/AAAAAAAAA6Y/qJAnuuhK37E/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/07/ellerimde-cicekler.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-3919656926416341518</guid><pubDate>Mon, 29 Jun 2009 20:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-29T23:23:18.297+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">video</category><title>CANNES 2009 EN İYİ REKLAM FİLMİ</title><description>56. Cannes Lions Uluslararası Reklamcılık Festivalinin en iyi filmi (Film Grand Prix) Hollanda'dan Tribal DDB Amsterdam'ın Philips için yaptığı "Carousel"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="230"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4216231&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4216231&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="230"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer ödüller için &lt;a href="http://www.marketingturkiye.com/yeni/Haberler/NewsDetailed.aspx?id=13357"&gt;buraya&lt;/a&gt; bakabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-3919656926416341518?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=TXbahTLTUWQ:4ohJO089sew:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=TXbahTLTUWQ:4ohJO089sew:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=TXbahTLTUWQ:4ohJO089sew:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=TXbahTLTUWQ:4ohJO089sew:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/TXbahTLTUWQ" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/TXbahTLTUWQ/cannes-2009-en-iyi-reklam-filmi.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><media:content url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/f2ISzbP4ih8/moogaloop.swf" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>56. Cannes Lions Uluslararası Reklamcılık Festivalinin en iyi filmi (Film Grand Prix) Hollanda'dan Tribal DDB Amsterdam'ın Philips için yaptığı "Carousel" Diğer ödüller için buraya bakabilirsiniz.www.babil.biz</itunes:subtitle><itunes:author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</itunes:author><itunes:summary>56. Cannes Lions Uluslararası Reklamcılık Festivalinin en iyi filmi (Film Grand Prix) Hollanda'dan Tribal DDB Amsterdam'ın Philips için yaptığı "Carousel" Diğer ödüller için buraya bakabilirsiniz.www.babil.biz</itunes:summary><itunes:keywords>video</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/cannes-2009-en-iyi-reklam-filmi.html</feedburner:origLink><enclosure url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/f2ISzbP4ih8/moogaloop.swf" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><feedburner:origEnclosureLink>http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4216231&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1</feedburner:origEnclosureLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-2482680618069330457</guid><pubDate>Mon, 29 Jun 2009 16:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-29T21:04:05.093+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bu dünyayı değiştirmek elimizde</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yorum</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">utanç vesikası</category><title>OKULLARDA ÜNİFORMA KALKIYOR, YANİ?</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkkBf1YH6wI/AAAAAAAAA6Q/oRI8dIM3cSo/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 124px; height: 128px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkkBf1YH6wI/AAAAAAAAA6Q/oRI8dIM3cSo/s320/babil+128-128.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352811278522379010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;NTVMSNBC'nin "&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24979563/"&gt;Önlük, ceket ve kravat tarihe karışıyor&lt;/a&gt;" başlıklı haberine göre Başkent Öğretmenevi'nde açılışını Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun yaptığı Öğrenci Okul Kıyafetlerini Değerlendirme Çalıştayı başlamış. Yani çocuklarımız üniformadan kurtuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek tip insan projelerinin altında yatan "sorgulamayan bireyler yetiştirmek" psikolojisinden devletin kurtulmaya çalıştığının bir göstergesi. Üniforma askeri rejimlerin ortak özelliğidir. Okullarda üniforma zorunluluğu ise Hitler Almanyası, Mussolini İtalyası ve Stalin Rusyası'nı hatırlatır bize. Tabi bir de komünist Çin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A.K.P. ile ordu arasındaki kavganın arkasında yatan sistem değişikliği (rejim belki ağır kaçabilir) yavaş yavaş gerçekleşiyor. Askeri rejimlerin simgesel özelliklerinden biri olan üniformalar tartışılıyor artık. Aslında A.K.P. Milli Eğitim Bakanlığı'na Nimet Çubukçu'yu getirerek simgesel bir değişimi gerçekleştirmişti. Malum "asker" demek "erkek" demek bir yerde. Eğitim sisteminin başına bir kadını getirerek eğitimi askeri olmaktan çıkaracağının sinyallerini verdi. Ve şimdi ikinci simgesel değişim geliyor. Üniformalar tarihe karışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim sistemimize baktığımız zaman askerlik kurumunu sevdirmek üzerine söylevlerle dolu olduğunu görüyoruz. Tarih kitaplarımız daha çocukken bize, asker bir millet olduğumuzu aşılamaya çalışır. Mete Han'ı Farabi'den daha iyi tanır ve severiz. Çünkü "her Türk asker doğar."Sevinç gösterilerimizi silahla yapmamızın altında da bu düşünce yatar. Askerin olmazsa olmazı silahıdır çünkü. Bu yüzden çocuklarımızı çala oynaya askere göndeririz. Biz de askerizdir en nihayetinde, öyle doğmuşuzdur bir kere. Tarih bize bunu söyler. Tarih bize bunun değişemeyeceğini de söyler. O yüzden değiştirmeye çabalamayız bile. Fransa ile yapılan bir dostluk maçında sahaya dalarız. Çünkü tarih kitaplarımız bize Fransa'nın düşman olduğunu bir kere söylemiştir. Bütün komşularımız düşmandır aslında. Doğru ya "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur." Herkesi düşman beller, korunmak için askerlik kurumuna sarılırız. Bütçemizin en büyük payı savunma masraflarına gider. Neden? Çünkü daha çocukken üniformayı sırtımıza çeçirmişizdir bir kere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi o üniformalar kalkıyor. Yani; artık her Türk asker doğmayacak. Bazıları filozof, bilim adamı ve sanatçı olarak doğabilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Farklı bir okuma için Engin Ardıç'ın "&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/?a=2277667"&gt;Sivil Üniforma Giymez&lt;/a&gt;" yazıs&lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/?a=2277667"&gt;ı&lt;/a&gt;.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-2482680618069330457?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=o-doOnqZq7I:r2O8LcdAAyM:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=o-doOnqZq7I:r2O8LcdAAyM:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=o-doOnqZq7I:r2O8LcdAAyM:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=o-doOnqZq7I:r2O8LcdAAyM:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/o-doOnqZq7I" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/o-doOnqZq7I/okullarda-uniforma-kalkiyor-yani.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkkBf1YH6wI/AAAAAAAAA6Q/oRI8dIM3cSo/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/okullarda-uniforma-kalkiyor-yani.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-8269296749656093771</guid><pubDate>Mon, 29 Jun 2009 01:15:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-29T05:11:49.751+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">foto</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sanat</category><title>FRANCE 24, iPHONE REKLAMI</title><description>Dokunmatik ekranların en rahatsız edici yönlerinden biri üzerlerinde kalan parmak izleridir. &lt;a href="http://www.france24.com/en/"&gt;France24&lt;/a&gt;'ün dokunmatik ekranın önde gelen ismi iPhone eksenli reklamlarında kullandığı fikrin çıkış kaynağı işte bu parmak izleri. Basit ama çok etkileyici. Fotoğraflar &lt;a href="http://pro.corbis.com/"&gt;Corbis&lt;/a&gt;'ten &lt;a href="http://pro.corbis.com/Search/SearchResults.aspx?q=Owen+Franken+"&gt;Owen Franken&lt;/a&gt;'e ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;(Daha büyük boyutlarda görmek için fotoğraflara tıklayınız)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skghcpj0EiI/AAAAAAAAA6A/2uN-qTz5g20/s1600-h/france24couple+iphone.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skghcpj0EiI/AAAAAAAAA6A/2uN-qTz5g20/s400/france24couple+iphone.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352564933205955106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skgh6nWlwpI/AAAAAAAAA6I/OKKrKHyA3kE/s1600-h/france24cops+iphone.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skgh6nWlwpI/AAAAAAAAA6I/OKKrKHyA3kE/s400/france24cops+iphone.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352565448009695890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-8269296749656093771?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=q7oGkqJR_iE:IAhVMVwkplw:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=q7oGkqJR_iE:IAhVMVwkplw:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=q7oGkqJR_iE:IAhVMVwkplw:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=q7oGkqJR_iE:IAhVMVwkplw:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/q7oGkqJR_iE" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/q7oGkqJR_iE/france-24-iphone-reklami.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skghcpj0EiI/AAAAAAAAA6A/2uN-qTz5g20/s72-c/france24couple+iphone.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/france-24-iphone-reklami.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-7826803972623374032</guid><pubDate>Sun, 28 Jun 2009 23:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-29T02:48:53.517+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">foto</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">utanç vesikası</category><title>ÖLÜM TACİRLERİ</title><description>Üstteki reklamlar Davidoff Cigar'ları için hazırlanmış. Yıllarca Marlboro'nun yaptığı "kovboy karizması" etkisinden çıkıp, meşhur "imaj hiçbir şeydir, susuzluk her şey" sloganını andırır bir yaklaşım sergilemiş reklamın yapımcıları. Artık insanları karizma vaadiyle kandıramayacaklarını anlamış olsalar gerek ki direk olarak alınan "haz"zı satmaya çalışmışlar. Sıgara reklamından çok genelev reklamı (malum seksten sonra içilen sıgaranın yerini hiç bir şey tutamaz tiryakiler için) gibi olmuş. Pazarlanan şeyin aslında "ölüm" olduğu düşünülerse yüzlerdeki ifadeler manidar. En alttaki fotoğraf ise Babil'in zehir tacirlerine tepkisini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skf-t5qMCZI/AAAAAAAAA5w/gfPfipdfvdY/s1600-h/Davidoff+2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 309px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skf-t5qMCZI/AAAAAAAAA5w/gfPfipdfvdY/s400/Davidoff+2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352526746678462866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skf9ZdkQtKI/AAAAAAAAA5Y/_dEf3FWqTFE/s1600-h/Davidoff.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 309px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skf9ZdkQtKI/AAAAAAAAA5Y/_dEf3FWqTFE/s400/Davidoff.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352525296028398754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skf9ukCUwUI/AAAAAAAAA5g/sVe0zCdyUew/s1600-h/Davidoff3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 309px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skf9ukCUwUI/AAAAAAAAA5g/sVe0zCdyUew/s400/Davidoff3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352525658542358850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkgAO_nOhaI/AAAAAAAAA54/ihPgWiUTIjg/s1600-h/marijuana+effect.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 284px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkgAO_nOhaI/AAAAAAAAA54/ihPgWiUTIjg/s400/marijuana+effect.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352528414723966370" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-7826803972623374032?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=1WlGLBPI1Bc:1FwuwSDllco:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=1WlGLBPI1Bc:1FwuwSDllco:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=1WlGLBPI1Bc:1FwuwSDllco:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=1WlGLBPI1Bc:1FwuwSDllco:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/1WlGLBPI1Bc" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/1WlGLBPI1Bc/olum-tacirleri.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Skf-t5qMCZI/AAAAAAAAA5w/gfPfipdfvdY/s72-c/Davidoff+2.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/olum-tacirleri.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-157294805145931251</guid><pubDate>Sun, 28 Jun 2009 20:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-29T00:56:18.727+03:00</atom:updated><title>REKLAMLARA İLİŞKİN ÇEREZLER VE GİZLİLİK POLİTİKASI:</title><description>&lt;p&gt;Sitemizi ziyaret ettiğiniz zamanlarda reklam hizmeti vermek üzere üçüncü taraf reklam şirketleri ile işbirliği yapmaktayız. Söz konusu reklam şirketleri şuan bulunduğunuz siteye ve internet sitelerine yapmış olduğunuz ziyaretlerden elde edilen bilgileri, sizin ilginizi çekebilecek ürün ve hizmetlerin reklamını göstermek üzere kullanabilir. Bu elde edilen bilgiler adınız, adresiniz, e-posta adresiniz ve telefon numaranız gibi bilgilerin dışındaki bilgilerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Şuan için sitemizde bu hizmeti verebilmek için &lt;strong&gt;Google,&lt;/strong&gt; DoubleClick DART çerezi’ni kullanmakmaktadır. Sitemizi ziyaret etmek için bu çerezi kabul etmek zorunda değilsiniz.  &lt;a href="http://www.google.com/privacy_ads.html"&gt;Google reklam ve içerik ağı  gizlilik politikasını&lt;/a&gt; ziyaret ederek DART çerezinin kullanılmasını  engelleyebilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-157294805145931251?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=Dtvr7J9dF88:OEiP0g0VJP0:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=Dtvr7J9dF88:OEiP0g0VJP0:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=Dtvr7J9dF88:OEiP0g0VJP0:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=Dtvr7J9dF88:OEiP0g0VJP0:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/Dtvr7J9dF88" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/Dtvr7J9dF88/reklamlara-iliskin-cerezler-ve-gizlilik.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/reklamlara-iliskin-cerezler-ve-gizlilik.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-1260299329573072025</guid><pubDate>Sun, 28 Jun 2009 19:28:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-28T22:43:20.838+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">video</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bu dünyayı değiştirmek elimizde</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">evrensel</category><title>KÜRESEL ISINMA</title><description>&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3498773&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3498773&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Bu başarılı çalışma Brezilya'dan. Küçük dünyamız daha da küçülüyor.&lt;br /&gt;"Küresel ısınma. Hissettiğinizde artık çok geç olacak"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-1260299329573072025?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=QpT8QchC-wc:sSsf01hvdPI:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=QpT8QchC-wc:sSsf01hvdPI:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=QpT8QchC-wc:sSsf01hvdPI:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=QpT8QchC-wc:sSsf01hvdPI:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/QpT8QchC-wc" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/QpT8QchC-wc/kuresel-isinma.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><media:content url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/uz1ySG2o3dc/moogaloop.swf" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle> Bu başarılı çalışma Brezilya'dan. Küçük dünyamız daha da küçülüyor. "Küresel ısınma. Hissettiğinizde artık çok geç olacak"www.babil.biz</itunes:subtitle><itunes:author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</itunes:author><itunes:summary> Bu başarılı çalışma Brezilya'dan. Küçük dünyamız daha da küçülüyor. "Küresel ısınma. Hissettiğinizde artık çok geç olacak"www.babil.biz</itunes:summary><itunes:keywords>video, bu dünyayı değiştirmek elimizde, evrensel</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/kuresel-isinma.html</feedburner:origLink><enclosure url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/uz1ySG2o3dc/moogaloop.swf" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><feedburner:origEnclosureLink>http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3498773&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1</feedburner:origEnclosureLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-4200400615694295294</guid><pubDate>Sun, 28 Jun 2009 18:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-28T21:46:08.366+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">video</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sinema</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sanat</category><title>THE CUBIST</title><description>&lt;object width="400" height="241"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1285086&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1285086&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="241"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hydro reklamının yönetmeni  Joachim Roenning'den oldukça başarılı bir kısafilm "The Cubist"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-4200400615694295294?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=8WeQfTyZGMA:8qRlX_CD55k:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=8WeQfTyZGMA:8qRlX_CD55k:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=8WeQfTyZGMA:8qRlX_CD55k:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=8WeQfTyZGMA:8qRlX_CD55k:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/8WeQfTyZGMA" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/8WeQfTyZGMA/cubist.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><media:content url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/RX-fDcjnsd8/moogaloop.swf" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle> Hydro reklamının yönetmeni Joachim Roenning'den oldukça başarılı bir kısafilm "The Cubist"www.babil.biz</itunes:subtitle><itunes:author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</itunes:author><itunes:summary> Hydro reklamının yönetmeni Joachim Roenning'den oldukça başarılı bir kısafilm "The Cubist"www.babil.biz</itunes:summary><itunes:keywords>video, sinema, sanat</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/cubist.html</feedburner:origLink><enclosure url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/RX-fDcjnsd8/moogaloop.swf" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><feedburner:origEnclosureLink>http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1285086&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1</feedburner:origEnclosureLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-4802447847062921554</guid><pubDate>Sun, 28 Jun 2009 17:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-28T20:58:44.468+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">video</category><title>BİR REKLAM!</title><description>&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1285234&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1285234&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joachim Roenning ve Espen Sandber'den muhteşem bir reklam filmi. Son zamanlarda izlediğim en yaratıcı çalışmalardan biri. Bana "indigo çocuklar" kavramıyla Hydro markası arasında bir bağ kurmaya çalışmışlar gibi geldi, çok ta başarılı oldukları aşikar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-4802447847062921554?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=vw8sPnhmmFU:dK51jBDbhPo:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=vw8sPnhmmFU:dK51jBDbhPo:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=vw8sPnhmmFU:dK51jBDbhPo:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=vw8sPnhmmFU:dK51jBDbhPo:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/vw8sPnhmmFU" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/vw8sPnhmmFU/bir-reklam.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><media:content url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/wLYMyJ7ND2o/moogaloop.swf" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle> Joachim Roenning ve Espen Sandber'den muhteşem bir reklam filmi. Son zamanlarda izlediğim en yaratıcı çalışmalardan biri. Bana "indigo çocuklar" kavramıyla Hydro markası arasında bir bağ kurmaya çalışmışlar gibi geldi, çok ta başarılı oldukları aşikar.ww</itunes:subtitle><itunes:author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</itunes:author><itunes:summary> Joachim Roenning ve Espen Sandber'den muhteşem bir reklam filmi. Son zamanlarda izlediğim en yaratıcı çalışmalardan biri. Bana "indigo çocuklar" kavramıyla Hydro markası arasında bir bağ kurmaya çalışmışlar gibi geldi, çok ta başarılı oldukları aşikar.www.babil.biz</itunes:summary><itunes:keywords>video</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/bir-reklam.html</feedburner:origLink><enclosure url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/wLYMyJ7ND2o/moogaloop.swf" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><feedburner:origEnclosureLink>http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=1285234&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=8367b8&amp;amp;fullscreen=1</feedburner:origEnclosureLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-5330278007716277502</guid><pubDate>Sat, 27 Jun 2009 07:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-27T10:40:15.277+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yorum</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">utanç vesikası</category><title>BABASININ KANKASI DEMİREL OLANIN...</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkXMgqNKNgI/AAAAAAAAA4g/5jakLDfVvLs/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 124px; height: 128px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkXMgqNKNgI/AAAAAAAAA4g/5jakLDfVvLs/s200/babil+128-128.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351908593657067010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Rahmetli Haydar Aliyev ile Süleyman Demirel'in aralarının iyi olduğunu hepimiz biliriz. Haydar Aliyev öldükten sonra yerine geçen oğlu İlham Aliyev babasının politikalarını aynen devam ettirmekte. Bu gün Milliyet gazetesinde şöyle bir başlık gördüm; "&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/Dunya/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;amp;KategoriID=19&amp;amp;ArticleID=1111328&amp;amp;Date=27.06.2009&amp;amp;b=Aliyevden%20dunyaya%20savas%20tehdidi&amp;amp;ver=14"&gt;Aliyev'den dünyaya savaş Tehdidi!&lt;/a&gt;" Azerbeycan silahlı kuvvetlerinin 91. kuruluş yıldönümünde yaptığı açıklamanın devamı şöyle; "Azerbeycan savaş halinde yaşamaya devam ediyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bunun için ordumuzu mükemmel savaş yeteneğinde tutmak devletin ilk vazifesidir&lt;/span&gt;. Savaşın sadece ilk perdesini arkamızda bıraktık. Her an sıcak gelişmelere hazırız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğiniz üzere Haydar Aliyev Sovyetler'in dağılmasıyla birlikte Sovyet Rusya'daki erk'ini kullanarak Azerbeycan'ın başına geçti. Yüzünü Türkiye'ye çevirerek yeni devletin temellerini atarken Türkiye'nin tecrübelerinden faydalanmayı da ihmal etmedi. Neydi Türkiye'nin tecrübesi; etrafında sürekli düşmanın olsun ki para orduya aksın, ordu güçlü olsun, devlet te ordunun olsun. 80 yıl boyunca düşmanımız hiç eksik olmadı. Yunanistanla barıştık Suriyeyle düşman olduk v.s. Doğuda orduyu sürekli zinde tutacak, sürekli bütçeden savaş gideri talebinde bulunmasına sebep olacak bir de yerel düşman peydahladık. Biz vergi ödedik ordumuz güçlendi. Biz bir daha vergi ödedik, ordumuz daha da güçlendi. Şimdi elde P.K.K.'dan başka düşman kalmayınca yeni düşman arayışlarına giriştik. Süreç devam ediyor, bakalım düşmanı iyi belleyecek miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük ağabeyin fotoğrafına bakıp kardeş Azerbeycan'ın önümüzdeki 10 yıllık fotoğrafını tahmin edebiliriz. Varsayalım Ermenistan'la arayı düzelttiler, İran'daki Azerilere yönelecekler ve İran'la düşman olacaklar. Sonra Gürcü bir gurup çıkıp Azerbeycan'dan bağımsızlığını ilan etmeye kalkacak. Hikaye böyle sürüp gidecek. "Devlet başa, kuzgun leşe" diyecekler olan zavallı Azeri vatandaşlara olacak. Eee Süleyman Demireller bize bunları yaşattı, kankasının oğlu neden kendi halkına aynısını yaşatmasın ki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-5330278007716277502?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=ZjO7x-yxNJI:adapquaOe5c:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=ZjO7x-yxNJI:adapquaOe5c:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=ZjO7x-yxNJI:adapquaOe5c:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=ZjO7x-yxNJI:adapquaOe5c:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/ZjO7x-yxNJI" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/ZjO7x-yxNJI/babasinin-kankasi-demirel-olanin.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkXMgqNKNgI/AAAAAAAAA4g/5jakLDfVvLs/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/babasinin-kankasi-demirel-olanin.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-4307119377265660545</guid><pubDate>Sat, 27 Jun 2009 05:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-27T10:05:06.592+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yorum</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">utanç vesikası</category><title>İRAN EV PARTİLERİ</title><description>İki gündür İran yolculuğumu anlarıyorum fakat İran seçimlerine ve ardından yaşananlara henüz dokunmadım. Bir kaç ün daha dokunmayı düşünmüyorum açıkçası. Bu sabah günlük gazete turumu atarken İran'ın iki yüzü başlıklı bir haberle karşılaştım. Haberde bir Rus gazetecinin "meşhur" İran ev partilerinden birinde çektiği fotoğrafları yayınladığı yazılıydı.(Haberde fuhuş evi olarak geçiyor) Fotoğraflara baktım, gerek insanların giyim kuşamları gerekse evdeki mobilyalar fotoğrafların doğru olabileceğini gösteriyordu. Bizim gazetemiz aklınca fotoğraftaki İranlıların tanınmaması için gözlerine kalemle bant çekmiş, ilk iki fotoğrafta görüldüğü gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW4dSUKzTI/AAAAAAAAA3w/SevWZzlMfbU/s1600-h/iran+home+party.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 271px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW4dSUKzTI/AAAAAAAAA3w/SevWZzlMfbU/s400/iran+home+party.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351886545471851826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW4r6U5g2I/AAAAAAAAA34/7MJB7eF_luE/s1600-h/iran+home+party-ev+partisi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 246px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW4r6U5g2I/AAAAAAAAA34/7MJB7eF_luE/s400/iran+home+party-ev+partisi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351886796730499938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraflarda insan gözlerinin alışageldiğimiz şeklinden farklı olarak değil de ispirtolu kalemle çizilmesi bende merak uyandırdı. Görüldüğü gibi fotoğrafların alt tarafında fotoğrafların bulunduğu orjinal adreste var. Girdim baktım orjinal fotoğrafların gözleri kapatılmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW6qBVB48I/AAAAAAAAA4A/piKlTvfYZ1E/s1600-h/iran+ev+partileri.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 246px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW6qBVB48I/AAAAAAAAA4A/piKlTvfYZ1E/s400/iran+ev+partileri.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351888963273614274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW68LObBqI/AAAAAAAAA4I/3hl3JXCZZCg/s1600-h/iran+ev+partisi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 227px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW68LObBqI/AAAAAAAAA4I/3hl3JXCZZCg/s400/iran+ev+partisi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351889275167901346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW7fCFAZwI/AAAAAAAAA4Y/evEhQESHguE/s1600-h/iranda+ev+partisi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 271px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW7fCFAZwI/AAAAAAAAA4Y/evEhQESHguE/s400/iranda+ev+partisi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351889874007910146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi önce bu küçük detayın üzerinde durmakta fayda var. İnsanların gözlerini neden kapatılır? Hani küçük yaşta hırsızlık yapmıştır, anlarım. Yaşı büyüktür de tecavüze uğramıştır anlarım. Adam zamparadır, fuhuşta basılmıştır bir yerde onu dahi anlarım. Ama bu fotoğraflardaki herkes gönül rızasıyla eğlenirken poz verip fotoğraf çekilmiş, her hallerinden belli. Gözleri neden kapalı? İyi niyetli yaklaşıp hani "İran rejimi ağır bir rejim, sert cezaları var, insan hakları ihlalleri var, İran Büyükelçiliği bizim gazeteyi de takip ediyordur, başlarına bir şey gelmesin" diye ince düşünmüşler diyeceğim ama o zaman fotoğrafların altındaki orjinal linkleri neden silmediniz. Anlayacağınız tam bir işgüzarlık. Tabi bizim web habercilerimiz de kopyala-yapıştır haberciler olduğu için, bütün haber sitelerinde fotoğraflar gözleri ispirtolu bir şekilde cirit atıyor. Bu işin detay kısmıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelgelelim asıl meseleye. Hani Nietzsche'nin "yasaklanmış olana erişmektir amacım" mealindeki düşüncesi gibi basınımızda da, bir "yasaklanmış olana erişme" hevesi almış başını gitmekte. Zamanında batı dünyasının Osmanlı haremi hakkında kurguladığı gibi biz de İran haremi hakkında kurup duruyoruz. Dedikoducu kadınlar gibi İran'daki ev partilerinin peşindeyiz. Yok ev partileri şöyleymiş yok kapalı kapılar ardında herkes tuttuğunu götürüyormuş da bilmem neymiş. Hepsinden geçtim bari haberinizi "Rus gazeteci İran'daki fuhuş evlerine girdi" şeklinde değil de "Rus gazeteci İran'da bir ev partisine girdi" şeklinde düzgün yazın. Bizde genelev serbest olmasına rağmen kaç tane genelev kadınının veya geneleve gidip eğlenen erkeğin yukardakilere benzer poz verdiğini gördünüz? İran'da evlerde içki içiliyor (bunu İran'da da çok duyarsınız) kadınlar evde başlarını açıyor (çünkü evde başını açmak zaten yasak değil) istisnasız her evde uydu anteni var v.s. Bu başka bir mesele bizim habercilerimizin yaptığı başka bir mesele.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki fotoğrafta bizim gazetecilerimize benden armağan olsun, işte gerçek İran ev partileri böyle oluyor:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW7MBc6Y7I/AAAAAAAAA4Q/uG50mPIYDKk/s1600-h/iran+ev+partisi-home+party.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW7MBc6Y7I/AAAAAAAAA4Q/uG50mPIYDKk/s400/iran+ev+partisi-home+party.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351889547422229426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-4307119377265660545?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=E7hC_xJhMc0:jgwZQgCzF38:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=E7hC_xJhMc0:jgwZQgCzF38:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=E7hC_xJhMc0:jgwZQgCzF38:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=E7hC_xJhMc0:jgwZQgCzF38:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/E7hC_xJhMc0" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/E7hC_xJhMc0/iran-ev-partileri.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkW4dSUKzTI/AAAAAAAAA3w/SevWZzlMfbU/s72-c/iran+home+party.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/iran-ev-partileri.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-8649895553122395970</guid><pubDate>Sat, 27 Jun 2009 03:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-27T07:40:42.484+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">video</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">müzik</category><title>YENİ HADİSE; SAFİYA</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkWariE7MYI/AAAAAAAAA3Y/O5bH8NPtAmE/s1600-h/safiya.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 224px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkWariE7MYI/AAAAAAAAA3Y/O5bH8NPtAmE/s400/safiya.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351853804872216962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Hadise olarak gösterilen Safiya çıkardığı İngilizce albümle adından sözettireceğe benziyor. Almanya'daki gurbetçilerimizin sinema ve futboldan sonra müzik alanında da boy göstermeleri güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Safiya (orjinali Safiye) Gaziantepli gurbetçi bir ailenin kızı. Henüz 1 yaşındayken ailesi Almanya'ya göç etmiş. Şu an Wiesbaden kentinde yaşayan Safiye aslında bir optisyen. 2006 yılında "why Do I" parçası youtube'da büyük ilgi gören Safiye 2007'de Mısırlı müzisyen Hisham Abbas'la birlikte Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi ülkelerde sahne alır. Safiye'nin müziği doğu esintili pop-rock karışımı. Frankfurt'ta hazırlanan albümün prodüktörü daha önce Beyonce, Kyle Minoque, No Angels gibi ünlü sanatçılarla çalışan Peter Ries. Çıkış parçası olarak Nirvana'nın "Smells Like Teen Spirit" parçasına yaptığı coverı seçmiş olması enteresan. Üstteki klip bu parça için çekilmiş. Alttaki video ise canlı performans videosu. Almanya'da yaşayan gurbetçilerimiz için 2 Temmuzda Berlin konserini kaçırmamalarını öneririm. &lt;a href="http://www.myspace.com/safiyaofficial"&gt;MySpace sayfasından&lt;/a&gt; hem konserle ilgili detaylı bilgilere ulaşabilir hem de albümdeki diğer çalışmalarını dinleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="width:425px;"&gt;&lt;embed src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=998684" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" scale="noScale" width="100%" height="355" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vids.myspace.com/index.cfm?fuseaction=vids.individual&amp;amp;videoid=58825673"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="360"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;param name="movie" value="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=58825673,t=1,mt=video"&gt;&lt;embed src="http://mediaservices.myspace.com/services/media/embed.aspx/m=58825673,t=1,mt=video" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="360"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-8649895553122395970?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=TH5g0JkYKEM:M4V28KqkqUk:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=TH5g0JkYKEM:M4V28KqkqUk:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=TH5g0JkYKEM:M4V28KqkqUk:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=TH5g0JkYKEM:M4V28KqkqUk:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/TH5g0JkYKEM" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/TH5g0JkYKEM/yeni-hadise-safiya.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkWariE7MYI/AAAAAAAAA3Y/O5bH8NPtAmE/s72-c/safiya.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><media:content url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/kqXOSzKGi0Q/player2.swf" fileSize="60326" type="application/octet-stream" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle> Yeni Hadise olarak gösterilen Safiya çıkardığı İngilizce albümle adından sözettireceğe benziyor. Almanya'daki gurbetçilerimizin sinema ve futboldan sonra müzik alanında da boy göstermeleri güzel. Safiya (orjinali Safiye) Gaziantepli gurbetçi bir ailenin </itunes:subtitle><itunes:author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</itunes:author><itunes:summary> Yeni Hadise olarak gösterilen Safiya çıkardığı İngilizce albümle adından sözettireceğe benziyor. Almanya'daki gurbetçilerimizin sinema ve futboldan sonra müzik alanında da boy göstermeleri güzel. Safiya (orjinali Safiye) Gaziantepli gurbetçi bir ailenin kızı. Henüz 1 yaşındayken ailesi Almanya'ya göç etmiş. Şu an Wiesbaden kentinde yaşayan Safiye aslında bir optisyen. 2006 yılında "why Do I" parçası youtube'da büyük ilgi gören Safiye 2007'de Mısırlı müzisyen Hisham Abbas'la birlikte Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi ülkelerde sahne alır. Safiye'nin müziği doğu esintili pop-rock karışımı. Frankfurt'ta hazırlanan albümün prodüktörü daha önce Beyonce, Kyle Minoque, No Angels gibi ünlü sanatçılarla çalışan Peter Ries. Çıkış parçası olarak Nirvana'nın "Smells Like Teen Spirit" parçasına yaptığı coverı seçmiş olması enteresan. Üstteki klip bu parça için çekilmiş. Alttaki video ise canlı performans videosu. Almanya'da yaşayan gurbetçilerimiz için 2 Temmuzda Berlin konserini kaçırmamalarını öneririm. MySpace sayfasından hem konserle ilgili detaylı bilgilere ulaşabilir hem de albümdeki diğer çalışmalarını dinleyebilirsiniz. www.babil.biz</itunes:summary><itunes:keywords>video, müzik</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/yeni-hadise-safiya.html</feedburner:origLink><enclosure url="http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~5/kqXOSzKGi0Q/player2.swf" length="60326" type="application/octet-stream" /><feedburner:origEnclosureLink>http://www.izlesene.com/player2.swf?video=998684</feedburner:origEnclosureLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-3090181757141451081</guid><pubDate>Fri, 26 Jun 2009 15:26:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-26T21:14:57.401+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">evrensel</category><title>İRAN 2</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkT1EYX7JGI/AAAAAAAAA2g/IBgMi1RI5M8/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 124px; height: 128px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkT1EYX7JGI/AAAAAAAAA2g/IBgMi1RI5M8/s320/babil+128-128.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351671712834069602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Otelimiz Tebriz'in merkezinde; Hotel Kostarish (tam Türkçesi; Gösteriş oluyor) Uyarıyorlar "otelin en üst katında istihbarat teşkilatı var" Yavaş yavaş devrimin, halkı korkutarak varlığını sürdürdüğünü anlayacağım. Herkes her şeyden korkuyor. Korkutma seansları henüz yoldayken başladı, şimdi devam ediyor. "Üst katta İran İstihbarat Servisinin Tebriz Şubesi var" Ben korkmayayım da kim korksun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odamda bir Kur'an, bir seccade, bir kıblegah(kıbleyi gösteren levha) var. T.v.'de İran kanallarının yanında bir de TRT-INT. Başı açık kadınlar var? Bilmiyorum ama serbest. Odadan çıkıyorum. Koridorlarda İran'ın turistik yerlerini gösteren tabelalar var. Asansörün kapısı açılıyor. Çarşaflı iki kadın. Tabi binemiyorum asansöre, gözüm fena korkmuş. Sonraki asansörü bekliyorum. Bu sefer bir kadın, bir erkek var asansörde. Erkeğin olması bana cesaret veriyor ve biniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lobi erkek kaynıyor. Herkes çay içmekte. Tam 12 gün boyunca yapacağım gibi çay istiyorum. Porselen demlikle çay geliyor. Neyse ki çay güzel. Çaydan başka içebileceğiniz bir şey yok. Coca Cola var ama başka bir şey, bildiğimiz tadından farklı. Ayran garip bir şekilde asitli, içilecek gibi değil. Tam 12 gün çay içiyorum. Tabi bir de kebap yiyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz gezip dolaşmak için otelden çıkıyoruz. Kalabalık. Kaçamak bir şekilde kadınlara bakış atıyorum. Genç kızlar makyajlı, hatta abartı bir şekilde makyajlı. Öyle çarşaf filan giymiyorlar, daha ziyade yaşlılar çarşaf giyiniyor. Blue jean giyenler çoğunlukta ama üzerlerine uzun bir şey giymek, kalçalarını kapatmak zorundalar. Yoksa devrim muhafızlarının uyarısıyla karşılaşıyorlar. Kadınlarla ilgili bu izlenimlerim korkunun da etkisiyle kaçamak bakışlarla gerçekleşiyor. Erkekler daha ziyade kumaş pantolon giyiyorlar, gösterişten uzak. Belki de kadınların aşırı süslü görünmelerinin asıl nedeni, erkeklerin hiç bir şekilde kendilerini göstermemeleri. Erkekler çok sade ve mat renkler kullanıyorlar. Bu arada sarıklı cüppeli insanlar arıyorum, fakat yoklar. 12 gün boyunca sadece 2 veya 3 tane göreceğim mollalardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Caddede bizim Tahtakaleyi andıran bir manzara hakim. Elektronik eşya çok ucuz. Kuruyemiş ve baharat olayına ayrı bir önem veriyorlar, bunu anlayabiliyorsunuz. Sokakta elinde bez baskı afişler satan bir adamın afişlerine bakarken laf arasında çıtlatıyor; "porno var" O ana kadar yaşadıklarım beni "galiba devrim muhafızı, beni yokluyor" şeklinde düşünmeye itiyor. Üzerinde Ali Şeriati'nin "annem" isimli şiirinin Farsçasının yazılı olduğu, başörtülü bir kadın afişi alıyorum. Adam "porno var" demese almayacağım, sadece afiş almak için afişlere baktığımı sansın diye alıyorum. Korku böyle bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Para konusunda biraz sıkıntı yaşıyorsunuz. Paralar üzerinde Humeyni'nin resimlerinin bulunduğu Riyal şeklinde. Fakat nedenini anlayamadığım bir şekilde Tümen kullanıyorlar. Yani Riyal üzerinden bir sıfır atıyorsunuz. Bu da kafanızı karıştırıyor. Zenginler fakat paranın değeri yok. 100 Ytl bozduruyorsunuz bir sürü para veriyorlar elinize. Sonra bir sürü param oldu diyorsunuz fakat 0 atma hesabını bilmediğinizden bir anda bütün paranız bitmiş oluyor. Bizdeki gibi turist kandırma hikayeleri yok. Para konusunda çok dürüstler. Taksicisinden esnafına kadar herkes dürüst. Gürcistan'da uyarmışlardı taksiye binmeden önce parayı konuşun diye. Taksimetre yok çünkü. Burada da yok, ama fiyatlar belli ve belki korkudan belki de tenezzül etmediklerinden kimse sahtekarlık yapmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkT185dT8II/AAAAAAAAA2o/tdFg7saAbEg/s1600-h/iran+%28100%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkT185dT8II/AAAAAAAAA2o/tdFg7saAbEg/s320/iran+%28100%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351672683787710594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sokaklar ve caddeler çok temiz. Garip bir temizlik sistemleri var. Caddeler ve sokaklarda kaldırım kenarlarına kanallar kazmışlar ve bu kanallardan sürekli su akıyor. Hem şehrin sert havasını yumuşatıyor hem de izmaritleri bu kanallara atıyorlar. Çok mantıklı geldi bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek konusu biraz sıkıntılı. Hemen her yerde kebapçı var ve sadece 3 çeşit kebap satıyorlar. Et, kıyma ve tavuk kebabı. Bir de üzerine safran döküp renklendiriyorlar. İlerleyen günlerde "lütfen safran olmasın" deme cüretinde bulunduğumda aldığım cevap çok manidar; "olur mu öyle şey, sen safranın ne kadar pahalı bir şey olduğunu bilmiyorsun galiba." Safrana talim. Kebabın yanında bir de pilav geliyor, yağsız. Yağı siz katıp karıştırıyorsunuz. Tabi asla bizim bildiğimiz pilav gibi olmuyor. Üstelik pilavda da safran var. Soruyoruz kebaptan başka bir şey yok mu diye. Hamburger var ama yenmiyor. "Sulu yemek?" Yok. Sadece çorba. Çorba ve kebaba talim. Hiç olmazsa kıymalı olan bizim Adana'ya benziyor. 12 gün boyunca kebap yenir mi? Yenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Devam edecek.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-3090181757141451081?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=qYpgrgvmyeI:RbEwC9u7PKU:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=qYpgrgvmyeI:RbEwC9u7PKU:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=qYpgrgvmyeI:RbEwC9u7PKU:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=qYpgrgvmyeI:RbEwC9u7PKU:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/qYpgrgvmyeI" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/qYpgrgvmyeI/iran-2.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkT1EYX7JGI/AAAAAAAAA2g/IBgMi1RI5M8/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/iran-2.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-3177810877010546420</guid><pubDate>Wed, 24 Jun 2009 22:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-25T01:18:21.338+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">utanç vesikası</category><title>DELİL YETERSİZLİĞİ!</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkKmDfcuTqI/AAAAAAAAA2Y/NobY8V0oUO8/s1600-h/omer-ulusoy.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 162px; height: 224px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkKmDfcuTqI/AAAAAAAAA2Y/NobY8V0oUO8/s320/omer-ulusoy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351021886181363362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkKlqEGBmYI/AAAAAAAAA2Q/Knljd-ykuwo/s1600-h/omer-ulusoy.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-3177810877010546420?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=dVB1BAhChps:eCLVqI9DbPw:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=dVB1BAhChps:eCLVqI9DbPw:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=dVB1BAhChps:eCLVqI9DbPw:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=dVB1BAhChps:eCLVqI9DbPw:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/dVB1BAhChps" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/dVB1BAhChps/delil-yetersizligi.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkKmDfcuTqI/AAAAAAAAA2Y/NobY8V0oUO8/s72-c/omer-ulusoy.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/delil-yetersizligi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-5344034252081076848</guid><pubDate>Wed, 24 Jun 2009 19:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-24T23:33:52.446+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bu dünyayı değiştirmek elimizde</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">evrensel</category><title>İRAN</title><description>Doğubeyazıt'tan giriş yapıyoruz. Sınırda otobüsten indiriyorlar bizi, hava çok soğuk, kulaklarım düşecek neredeyse. Üstüne uykudan uyanmışım. Karşımda kocaman bir poster, tanıdık yüzler; Humeyni ve Hamaney. "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Başka bir dünya burası&lt;/span&gt;" diyorlar henüz kapıdayken "dikkatli ol" Daha önce uyarılmıştık &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"yanınızda alkol olmasın, gazeteleri atın, kadın fotoğrafı bulunan kitap, dergi ne varsa atın." "Peki ama ben bu sinema dergisini taa Tiflis'te almıştım, bir daha bulamam" "Olsun at çöpe" "bütün riski üstleniyorum" "İnşallah bizim başımızı da belaya sokmazsın"&lt;/span&gt; Elimdeki dergi normal bir dergi, ama bize göre. İçerisinde çıplak kadın bulunan bir reklam var. Çıplak olması mesele değil aslında, başı açık olması yeterli yasak olması için. Birazdan bizi içeri alıyorlar. Aman Allahım, bu seferde sıcaktan fenalık geçireceğim. Doğalgaz bedava diye bu kadar da abartılmaz ki. Çarşaflı bir kadın oturuyor bir masada, görevli. Alışkın değilim tabi, şaşırıyorum. Birden gözüme Tayyip Erdoğan'ı öven Türkçe bir afiş ilişiyor. Davos olayı daha yeni, burada da büyük bir yankı uyandırmış. Derken Türkçe konuşan insanlar duyuyorum. Sınır diye Türkçe biliyorlar sanıyorum önce, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İran'ın %65'i Türk&lt;/span&gt;". Şaşkınlığım giderek artıyor. "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ayetullah Ali Hamaney'de Türk.&lt;/span&gt;" Hadi bakalım, buyur buradan yak. Beklemeye başlıyoruz, bizi getiren otobüsün evrakları eksik. Kantin var diyorlar üst katta. O da ne; Coca Cola. "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Nasıl yani, İran'a girmedik mi daha?&lt;/span&gt;" İrandayız ve Coca Cola var. Şaka gibi. 6 saat bekliyoruz otobüsün geçmesini. Konuşurken bir adam "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;eroin&lt;/span&gt;" diyor, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;istermisin?&lt;/span&gt;" Ne bu? Sınırda sivil devrim muhafızları gelene gidene zarf atmak için turluyorlar mı? Hayır. "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İran'da uyuşturucunun para cezası var, alkolün hapis.&lt;/span&gt;" Durun, yavaş gelin üzerime, böyle birden de çullanılmaz ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşım hasta, ambulans geliyor. Doktor olduğunu sandığımız kişi bir şeyi yok diyip gidiyor. Ama arkadaşım da gidiyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Ya hu adam havale geçiriyor görmüyormusunuz?" "Doktor bir şeyi yok dedi"&lt;/span&gt; Çare arıyorum, aklıma bir fikir geliyor. Bizim pasaportlarımız onaylanmadı mı? "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Evet, otobüsün geçmesini bekliyoruz.&lt;/span&gt;" O zaman en yakın hastahane nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkKMNrXhYrI/AAAAAAAAA2A/pt__QIM3ICg/s1600-h/iran+%28103%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkKMNrXhYrI/AAAAAAAAA2A/pt__QIM3ICg/s320/iran+%28103%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350993473877140146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir taksiyle yaklaşık yarım saat yol gittikten sonra hastahaneye ulaşıyoruz. Hastahane olduğunu anlayamayacağımız bir yere giriyoruz. Sıcak. Sağlam giren adam hasta çıkar, o kadar sıcak. Allahtan herkes Türkçe konuşuyor. Arkadaşıma Türkçe bilmeyen bir doktor serum veriyor. Ben bunaldıkça kapıya çıkıp sıgara içiyorum. yaklaşık 2 saat içerisinde aşırı uçlarda yaşadığım hava değişimi beni de hasta etmez umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken serum bitiyor, arkadaşım ayaklanıyor. Diğer taraftan otobüsün evrakları tamamlanmış, bize doğru geliyorlar. Nihayet. Tekrar tanıdık,bildik insanların arasına dönmek güzel. Hızlı ve sert bir giriş oldu İran'a daha doğrusu; İran İslam Cumhuriyetine. İliklerime kadar hissettim başka bir yerde olduğumu. Tebrize doğru yola çıkıyoruz, yolumuz uzun. Tatlı bir uykuya dalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOTLAR;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Yolculuk Şubat ayında gerçekleşti. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Devam edecek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-5344034252081076848?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=4ql4OInS5B8:q4N0dLiwZcI:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=4ql4OInS5B8:q4N0dLiwZcI:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=4ql4OInS5B8:q4N0dLiwZcI:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=4ql4OInS5B8:q4N0dLiwZcI:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/4ql4OInS5B8" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/4ql4OInS5B8/iran.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkKMNrXhYrI/AAAAAAAAA2A/pt__QIM3ICg/s72-c/iran+%28103%29.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/iran.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-3200951527421642770</guid><pubDate>Wed, 24 Jun 2009 12:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-24T15:46:20.941+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bu dünyayı değiştirmek elimizde</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">utanç vesikası</category><title>13 SANİYELİK BLOG YAZISI!</title><description>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Türkiye' de nüfusa oranla, günlük kişi başına ayrılan okuma süresi 13 saniyedir! Diğer Avrupa Ülkelerinde bu süre 24 dakikaya kadar ulaşmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;" href="http://birsayfaacin.com/"&gt;13 Saniye&lt;/a&gt; bir sticker hareketi, amaçları bu insanlık ayıbını sert bir şekilde insanımızın yüzüne vurmak. (Burası biraz sert olmuş. Çünkü insanımızdan ziyade 12 Eylül sonrası bilinçli bir şekilde uygulanan politikaların bir sonucu olarak bu halde olduğumuzu düşünüyorum. İnsanımızın yüzüne vurmaktan ziyade Milli Eğitim ve Kültür Bakanlarımızın yüzüne vurmak olsaydı daha doğru olurdu diye düşünüyorum.) Kampanya "&lt;a style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;" href="http://birsayfaacin.com/"&gt;bir sayfa açın&lt;/a&gt;" sloganı ile yürütülüyor. Bu sayfa da destek amaçlı açılmıştır. Ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece okuru değil yazarı da düşündürmesi gereken bir kampanya bence. &lt;a style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;" href="http://birsayfaacin.com/"&gt;13 Saniye&lt;/a&gt;lik yazılarla blogları doluran yazarlardan bahsediyorum. Geçenlerde Meksika Sınırı isimli programın tekrarlarından birine denk geldim. Konuşmacılar internetin kesinlikle bilgi amaçlı kullanılamayacağı üzerinde hemfikirdiler. Ben de katılıyorum. Bilgiden ziyade yorum, internetin kullanılabileceği amaca daha uygun. Beni rahatsız eden de bloggerların okunması &lt;a style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;" href="http://birsayfaacin.com/"&gt;13 saniye&lt;/a&gt; süren yazıları (yorumları). İnsanımızın okuma alışkanlığı yok. Bunu artırmak için bilinçli bir şekilde uygulanan bir yöntem olabilir bu. Posta gazetesi bunu uyguladı ve başarıya ulaştı aslında. Bir ara en çok satılan gazete idi. (Ama kocaman bir "boş"luktan oluşuyordu.) Bloggerlarımızın amacı bu dahi olsa arada sırada ele avuca sığar yorumlar yapıp gazetelerde yayınlanan haberleri tekrarlamanın ötesine geçersek ne ala. Bununla ilgili bir kampnya da gerekli diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://birsayfaacin.com/"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 226px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkIe4BECRRI/AAAAAAAAA14/kZEsClNSFeo/s320/13+saniye+afi%C5%9F.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350873254976439570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Diğer kampanya görsellerigörmek ve harekete destek olmak için &lt;a style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;" href="http://birsayfaacin.com/"&gt;Bir Sayfa Açın&lt;/a&gt; sitesini ziyaret edebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-3200951527421642770?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=lxRYDFY9LL8:SYExyXM7Yn0:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=lxRYDFY9LL8:SYExyXM7Yn0:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=lxRYDFY9LL8:SYExyXM7Yn0:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=lxRYDFY9LL8:SYExyXM7Yn0:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/lxRYDFY9LL8" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/lxRYDFY9LL8/13-saniyelik-blog-yazisi.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SkIe4BECRRI/AAAAAAAAA14/kZEsClNSFeo/s72-c/13+saniye+afi%C5%9F.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/13-saniyelik-blog-yazisi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-9010400808951544735</guid><pubDate>Mon, 22 Jun 2009 03:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-24T23:50:09.177+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bu dünyayı değiştirmek elimizde</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">evrensel</category><title>ERMENİSTAN</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8Pvvx738I/AAAAAAAAA1w/8RGF5r6T9h8/s1600-h/ermen%C4%B1stan+022.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 241px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8Pvvx738I/AAAAAAAAA1w/8RGF5r6T9h8/s320/ermen%C4%B1stan+022.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350012195293618114" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8OsD5abUI/AAAAAAAAA1o/j2iyvxicQOw/s1600-h/ermen%C4%B1stan+027.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 241px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8OsD5abUI/AAAAAAAAA1o/j2iyvxicQOw/s320/ermen%C4%B1stan+027.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350011032462585154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Erivan'a (Yerevan) indiğimizde bizi Aşot isminde, aksanlı Türkçe konuşan sevimli bir adam karşıladı. Otele doğru giderken sordum "Ararat buradan görünüyor mu" diye. "Sabah görürsün" dedi. Ertesi gün odamın penceresinden dışarı bakınca hayretler içerisinde Ararat'ı (Ağrı Dağı) görüyorum. Erivan'a bu kadar yakın olacağını tahmin etmemiştim doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ararat'ın Ermeniler için ne kadar önemli bir simge olduğunu hemen otelin karşısındaki meşhur Ararat Konyak Fabrikası'nı görünce anlar gibi oluyorum. Şehrin hemen her yerinde Ararat yazısı görmeniz mümkün. Ararat aslında, Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarının (Sis ve Masis) ikisine birden verdikleri isim. Şehre hakim bir tepede devasa elinde kılıcıyla Ermeni Ana (Armenian Mama) heykeli Ararat'a dönük bir vaziyette durmakta. Heykelin yanındaki hurda tank ve uçaksavarlar yine Ararat'a (bana Türkiye'ye gibi geldi) dönük vaziyette. Tabi garip geldi. Soruyorum "neden Türkiyeye dönük" diye. Aşot gülümsüyor "merak etme, iki tane hurdayla size zarar veremeyiz" Birlikte gülüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8OBLeufeI/AAAAAAAAA1g/8YYVu6tgock/s1600-h/ermenistan+d%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%C3%BC.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8OBLeufeI/AAAAAAAAA1g/8YYVu6tgock/s320/ermenistan+d%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%C3%BC.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350010295763762658" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8MjkhnoMI/AAAAAAAAA1Y/_qV_CU2zdN4/s1600-h/ermenistan-+erivan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8MjkhnoMI/AAAAAAAAA1Y/_qV_CU2zdN4/s320/ermenistan-+erivan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350008687579078850" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ermeniler çok sıcakkanlı insanlar. İki arkadaşımla birlikte pazarda dolaşıyoruz. Aşot'un işi var, bize eşlik edemiyor. Türkiye'den geldiğimizi duyan selam veriyor, "merhaba" diyorlar Türkçe. Kimi İstanbul'dan bahsediyor kimi Malatya'dan. Sohbetlerimiz sırasında aslında kavganın Ermenilerle Türkler arasında değil, politikacılarla politikacılar arasında, iki halkı da ilgilendirmeyen sebeplerden kaynaklandığını anlıyorum. Bize bu kadar yakın insanlarla bu kadar uzak kalmamıza sebep olan politik aktörlere lanet okuyorum içimden. Hırat Dink'ten bahsediyoruz. Çok sevdiklerini söylüyorlar, "biz de" diyorum, biliyorlar, anlıyorlar. Kapitalizmden bahsediyoruz, komünizmi daha çok seviyorlar "eskiden daha iyiydi" Fakirler, Türkiye sınırı kapalı olduğu için daha da fakirler. Bu yüzden sınırın açılması Ermeniler için çok önemli. Abdullah Gül'ün maç seyrettiği stadyumu gösteriyorlar bana. Çok sevinmişler Gül Erivana gittiğinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8L-6gQnjI/AAAAAAAAA1Q/n7KCZ-4fDBI/s1600-h/Ermeni+Ana+%28Armenian+mama%29.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8L-6gQnjI/AAAAAAAAA1Q/n7KCZ-4fDBI/s320/Ermeni+Ana+%28Armenian+mama%29.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350008057823796786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yemekleri aynı bizim yemeklerimiz gibi. Bütün kafkasları dolaştım neredeyse ama, hani "annemin yemeği" gibi geldi bana Ermenistan'da yediğim yemekler. Yaprak sarmanın Ermeni yemeği olduğunu duymuştum. Baklava Yunan işi olmayabilir ama yaprak sarma Ermeni yemeği galiba, o kadar güzeldi yani:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mesele nedir?" deyip yerinde görmek için soykırım müzesine gitmek istiyorum. Allah kahretsin, parar günleri kapalıymış. Ama mesele her neyse kesinlikle iki halk arasında değil, bunu bilmenin huzuruyla ayrılıyorum Erivan'dan. Belki bir daha gidemeyeceğim ama tadı hala damağımda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-9010400808951544735?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=6mNuTdIaC5k:zvqf960dzIY:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=6mNuTdIaC5k:zvqf960dzIY:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=6mNuTdIaC5k:zvqf960dzIY:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=6mNuTdIaC5k:zvqf960dzIY:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/6mNuTdIaC5k" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/6mNuTdIaC5k/ermenistan.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj8Pvvx738I/AAAAAAAAA1w/8RGF5r6T9h8/s72-c/ermen%C4%B1stan+022.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/ermenistan.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-8478454925380931761</guid><pubDate>Mon, 22 Jun 2009 02:26:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-22T06:01:34.113+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">öteki</category><title>NELER OLDU, NELER!</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj7yrrdQY6I/AAAAAAAAA1I/i1pv0pRMbac/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 124px; height: 128px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj7yrrdQY6I/AAAAAAAAA1I/i1pv0pRMbac/s320/babil+128-128.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5349980239576458146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bundan tam 1 yıl önce &lt;a href="http://www.babil.biz/2008/05/salvador-dali-istanbulda.html"&gt;Salvador Dali İstanbul'da&lt;/a&gt; diyip kaçtım,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;26 Bölümlük bir koşuşturmanın ardından geri dönmeye &lt;a href="http://www.babil.biz/2009/02/donus.html"&gt;çabaladım&lt;/a&gt; olmadı,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Taşındım,&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Falımda gurbet yolları göründü (cidden kahve falımda çıktı)&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gürcistan'a gittim, aç kaldım (damak tadı meselesi)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İran'a gittim, sadece kebap yemekten fenalık geldi (sadece kebap var)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ermenistan'a gittim, yemekler annemin elinden çıkmış gibiydi,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gittiğim hemen her yerde internet kısıtlıydı (dininizin kıymetini bilin:)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dönünce bloguma koyarım diyerek yazdım, harddiskim çöktü, kahroldum, sağdan soldan fotoğraflarımı toparlamaya çalışıyorum,&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Arada aftan faydalanıp okula döndüm, bir kısafilm çektim,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İnternet bağlattım (T.T. iyi ki özelleştirilmiş)&lt;/li&gt;&lt;li&gt;6 günde 4 sezon Lost izledim,&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Dönmeye karar verdim ama "&lt;a href="http://www.babil.biz/2009/02/donus.html"&gt;dönüş&lt;/a&gt;" faciasının üzerine tekrar bir dönüş yazısı yazmaktan utandım,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ama döndüm,&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Her şey değişmiş, askere gidenler olmuş, evlenenler olmuş, yeni guruplar peydahlanmış, wordpress'e geçmeyene kız verilmez hale gelinmiş, &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hepsinden önemlisi bir sürü şeyi unutmuşum, bir sürü şifreyi, blogu, eklentiyi v.s.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kendime bir ay süre verdim babil.biz'i toparlamak için.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Toparlayabilirsem ne mutlu bana...&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-8478454925380931761?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=xPKfJvLWpr8:mpsb4kudM8E:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=xPKfJvLWpr8:mpsb4kudM8E:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=xPKfJvLWpr8:mpsb4kudM8E:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=xPKfJvLWpr8:mpsb4kudM8E:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/xPKfJvLWpr8" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/xPKfJvLWpr8/neler-oldu-neler.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/Sj7yrrdQY6I/AAAAAAAAA1I/i1pv0pRMbac/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/neler-oldu-neler.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-302181727765328406</guid><pubDate>Tue, 16 Jun 2009 16:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-16T19:59:16.311+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yorum</category><title>ERMENİ AÇILIMI, UFOLAR VE YENİÇAĞ!</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjfO86OuJkI/AAAAAAAAA1A/eYhJtJLriHE/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 124px; height: 128px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjfO86OuJkI/AAAAAAAAA1A/eYhJtJLriHE/s320/babil+128-128.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347970628344227394" /&gt;&lt;/a&gt;Geçtiğimiz günlerde İstanbulda "4. Uluslararası UFO ve Yeniçağ Kongresi" düzenlendi. Kongreden bir gün önce, aralarında Erich Von Daniken (&lt;a href="http://kitap.antoloji.com/tanrilarin-arabalari-kitabi/"&gt;Tanrıların Arabaları&lt;/a&gt;'nın yazarı) ve hepimizin yakından tanıdığı Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Hakan Akdoğan'ın bulunduğu konuklarla Habertürk t.v.'de bir program düzenlendi. Benim kongreden haberim bu program sayesinde oldu. Programı izledim (tabii ki kongreye gitmedim) Programın konusunu  "2012 yılında uzaylılar geliyor, ne yapmamız lazım?" şeklinde özetleyebiliriz. (Bilmeyenler için hatırlatmakta fayda var; 2012 Maya takviminin bitiş tarihidir ve takvim 2012'den sonra devam etmez. &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=maya+takvimi"&gt;b.k.z&lt;/a&gt; ) &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Konuşmanın bir yerinde konuklardan biri alınacak önlemler arasında "birleşmek ve tek dünya devleti olmak"tan bahsetti. Daha önce &lt;a href="http://www.babil.biz/2008/05/vatikan-uzaylilari-resmen-tanidi.html"&gt;şurada&lt;/a&gt; Vatikan'ın uzaylıları resmen tanıdığını yazmıştık. Diğer taraftan A.B.D.'nin gerek Irak ve gerekse Afganistan operasyonlarında gözlemlediğimiz üzere bir hizaya getirme politikası güttüğünü görüyoruz. B.O.P. bunun en güzel örneğidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelgelelim Türkiye'nin politikalarına. Bildiğiniz gibi Türkiye son zamanlarda yaptığı açılımlarla, bizim neslimizin okullarda "düşman" olarak bellediği İran, Suriye, Ermenistan ve Yunanistan'la çok sıkı-fıkı ilişkiler içerisinde olduğunu görmekteyiz. İster istemez "acaba" diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yalnız buradaki acaba "acaba uzaylılar mı gelecek" şeklinde bir acaba değil. Bildiğiniz üzre kapitalizm tüm tarih boyunca yaşadığı en sert krizi yaşıyor. Bu kriz aşılamaz bir kriz değil, şüphesiz aşılacak. Fakat bu kriz tüm dünyaya şunu gösterdi; ilerde yaşanacak daha sert bir kriz dünyanın sonunu getirecek bir nükleer savaşı dahi tetikleyebilir. İşte benim "acaba"m tam olarak bu. Bir sonraki krizden daha az etkilenmek için kapitalizmin yeni pazarlara ihtiyacı var. A.B.D.'nin Bush döneminde izlediği saldırgan politikalarla bir arpa boyu yol katedemediğini gördük. Şimdi ılımlı Obama rüzgarıyla birlikte "barışçıl" yüzünü gösteren kapitalizm, uzaylıları da bahane ederek yeni bir dünya düzeni kurma çabasında mı? Ne de olsa bir kaç yuvarlak uçak yaparak gökyüzünde uçurmak o kadar da zor bir şey değil.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-302181727765328406?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=NDWa-jU9R78:vBv3D_IIM4w:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=NDWa-jU9R78:vBv3D_IIM4w:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=NDWa-jU9R78:vBv3D_IIM4w:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=NDWa-jU9R78:vBv3D_IIM4w:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/NDWa-jU9R78" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/NDWa-jU9R78/ermeni-acilimi-ufolar-ve-yenicag.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjfO86OuJkI/AAAAAAAAA1A/eYhJtJLriHE/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/ermeni-acilimi-ufolar-ve-yenicag.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-7106069508601272485</guid><pubDate>Tue, 16 Jun 2009 15:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-16T19:08:36.463+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">utanç vesikası</category><title>"MAL" OLAN MEHMET TOPUZ MU YOKSA BİZ MİYİZ?</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjfDJjhUbEI/AAAAAAAAA0w/t0GzrQQNgdY/s1600-h/Topuz2.widec.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 298px; height: 224px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjfDJjhUbEI/AAAAAAAAA0w/t0GzrQQNgdY/s400/Topuz2.widec.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347957651446983746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşım Facebook açıklamasına "Hepimiz Mehmetiz, Hepimiz Topuz" diye yazmış, gülmekten kırıldım. Google'da aratınca Emrah Öner'in Hürriyet gazetesinde yazdığı bir &lt;a href="http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=11825974&amp;amp;indx=hur"&gt;yazısında&lt;/a&gt; başlık olarak kullandığını gördüm. Çok yaratıcı bir çalışma. Futbolla aram Galatasaray U.E.F.A. şampiyonu olduğundan beri iyi değil. Daha doğrusu ardından gelen başarısızlıklardan dolayı soğudum hemen her galatasaraylı gibi. Üstüne bir de Ahmet Çakar konuşmaya başlayınca daha da soğudum. &lt;div&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjfDOwrOwLI/AAAAAAAAA04/Ajd-Ld86_vg/s400/resimler-haber-topuz1.gif" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 281px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347957740877562034" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Siz ne kadar uzak durmaya çalışırsanız çalışın Mehmet Topuz olayı eminim sizi de bir köşesinden yakalamıştır, kimi yakalamadı ki? Mehmet Topuz Beşiktaşta mı oynayacak Fenerbahçede mi? Gündem bu soruya kilitlendi, herkes bunu konuşuyor, tabi yüzeysel olarak. Mehmet Topuz çıkıp "ben Beşiktaşlıyım, Beşiktaşta oynamak istiyorum" diyince Kayserispor "Mehmet bizim malımız, biz Fenerbahçe'yle anlaştık" diye açıklama yaptı. Menajerler konuştu, spor adamları tartıştı, başkanlar küfürleşti v.s. Sonunda Aziz Yıldırım olaya el koydu. Kayseriye giderek bir çiftlik evinde "tutulan" Mehmet Topuzu alıp İstanbul'a getirdi. Çiftlikte yaklaşık 60 kişinin olduğu yazıldı, aralarında Ülkü Ocakları başkanının olduğu söylendi v.s. Yani kimsenin dillendirmediği şekilde söylersek MAFYA Mehmet Topuz olayına el koydu. Ne menajerler kaldı, ne başkanlar, ne de yorumcular. Ertesi gün Mehmet Topuz söylemini tamamen değiştirerek can havliyle söylenmiş cümleler kurdu. Amiyane tabirle "tükürdüğünü yaladı" Buradan şunu anlıyoruz; adam bariz bir şekilde tehdit edilmiş. Belki ölümle değil bacağının kırılmasıyla (ne de olsa bacakları sayesinde futbolcu) ama tehdit edilmiş işte. Tehdit edenler şimdi gururlu, taraftarlar alkışlarıyla destekliyorlar. Ne bekliyordunuz ki; trübünlerimizde adam öldürülmüyor mu? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eskiden daha sık olurdu böyle şeyler ama "eskiden". Şunu hatırlatmakta fayda var; Mehmet Topuz, 2010 yılında Avrupa'ya kültür başkentliği yapacak bir şehrin takımında top koşturacak ve futbol kendi içerisinde bir kültür barındırır. Yazık o Avrupa'ya.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-7106069508601272485?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=YlXKp8u7Qz4:VZZbL-MKzg8:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=YlXKp8u7Qz4:VZZbL-MKzg8:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=YlXKp8u7Qz4:VZZbL-MKzg8:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=YlXKp8u7Qz4:VZZbL-MKzg8:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/YlXKp8u7Qz4" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/YlXKp8u7Qz4/mal-olan-mehmet-topuz-mu-yoksa-biz.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjfDJjhUbEI/AAAAAAAAA0w/t0GzrQQNgdY/s72-c/Topuz2.widec.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/mal-olan-mehmet-topuz-mu-yoksa-biz.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-8946420773658074934</guid><pubDate>Sun, 14 Jun 2009 20:03:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-06-15T17:30:30.720+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yorum</category><title>OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE İLMİYE-HARBİYE YA DA O.R.D.U.-A.K.P.F. KAVGASI</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjZahBszJyI/AAAAAAAAA0o/EbnixHHwMss/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 124px; height: 128px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjZahBszJyI/AAAAAAAAA0o/EbnixHHwMss/s400/babil+128-128.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347561130987562786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ortada bir kavga var. Taraflardan biri bariz bir şekilde belli; ORDU. Artık diğer tarafın kim olduğunu da Taraf Gazetesinde yayınlanan "A.K.P. ve Gülen'i Bitirme Planı" başlıklı haberden sonra biliyoruz; A.K.P VE FETHULLAHÇILAR.  Yazının bundan sonraki kısmında taraflar arasında denge kurma adına Orduyu O.R.D.U. , diğer tarafı da A.K.P.F. şeklinde belirteceğim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;HARBİYENİN (O.R.D.U.) İKTİDARI&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mesele özetle şudur; ortada bir iktidar kavgası var. 80 Yıllık bir iktidarın karşısında kökleri daha eskiye uzanan bir rakip var artık.  Unutulmamalı ki Türkiye Cumhuriyeti devleti askerler tarafından kurulmuştur. Kimse kalkıp devrimin halk tarafından yapıldığını iddia etmesin. Osmanlı Devletinin son zamanlarında halkın devrimci bir bilince sahip olmaktan uzak olduğunu biliyoruz. Halk, o zamana kadar süregeldiği gibi "teba" olmanın ötesinde bir varlık teşkil etmez. Allah (ve onun yeryüzündeki temsilcisi halife) için doğar, yaşar, savaşır, vergi öder ve ölürdü (şehitlik kavramı). Asla ve asla özgür olduğunu iddia edemeyeceğimiz gibi özgürlük gibi bir kaygısı da yoktu. Özgürlük kavramının Osmanlı kültürüne girişi Avrupa'ya eğitim için gönderilen genç askerler sayesinde olmuştur. (Bu cümleden "gidenlerin hepsi askerdi" sonucu çıkmamalı) Ve ardından tarihin rüzgarıyla talihin rüzgarı birleşince Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından yeni ülke kurulmuş ve adı da Türkiye Cumhuriyeti konmuştur. İşin bu kısmı tarih konusuna girdiği için üzerinde fazla durmayacağım. Biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti Turgut Özal'a kadar asker kökenli cumhurbaşkanları tarafından yönetilmiştir. Başlı başına bu bile "80 yıllık iktidar" olgusunu doğrular niteliktedir.(Tabi İttihat ve Terakki dönemini saymadım)Hatta unutulmamalı ki Turgut Özal dahi 1980 darbesi sonrasındaki siyasi yasaklar döneminde asker tarafından önü açılarak başbakan olmuştur. Her ne kadar "Sivil Cumhurbaşkanı" sıfatına sahip olsa da siyasi hayatında askerin belirleyiciliğini unutmamakta fayda var. Aslında gerçekleştirdiği açılımlar Turgut Özal'ın değil O.R.D.U.'nun açılımlarıdır. Diğer taraftan Süleyman Demirel cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş bir şekilde, neredeyse tek parti döneminden bile daha uzun bir süre iktidarda kalarak sözünü ettiğimiz O.R.D.U.'nun önde gelen politik aktörlerinden biri olmuştur. Son olarak Ahmet Necdet Sezer'in politik duruşuyla ilgili yorum yapmaya gerek bile yok. Sözü geçen cumhurbaşkanlarımızın (rahmetli Özal hariç) günümüzde yaşanan kavgada O.R.D.U.'dan taraf oldukları bariz bir şekilde bellidir.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;HARBİYENİN(O.R.D.U.) İLMİYE(A.K.P.F.) VE SERMAYEYİ TASFİYESİ&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gelgelelim kavganın ikinci tarafına; A.K.P.F. Burada F harfi üzerine farklı bir yaklaşımda bulunmakta fayda var. Ben derim ki F'yi sadece Fethullah Gülen olarak görmeyiniz. Birazdan değineceğim. Ama önce A.K.P.  ve Fethullah Gülen arasında kurulan bağın sadece yüzeysel bir dindarlık ekseninde değil tıpkı O.R.D.U.'da olduğu gibi tarih perspektifinde aranmasında fayda var. O.R.D.U. biraz önce değindiğimiz gibi Osmanlı Ordusunun birebir devamıdır. Devletin ismi değiştikten sonra bile aynı komutanlar tarafından yönetilmiştir v.s. Osmanlıdaki diğer egemen unsurların ulema ve esnaf (sanayileşmeyle birlikte "sermaye") olduğunu düşünürsek tıpkı orduda olduğu gibi bu iki unsurun da Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra devam etmesini beklersiniz. Ve fakat yeni devletin kurucuları eski devletin kötüye gidişinden sorumlu tuttukları bu iki unsuru tasfiye ettiğinden bağlantıyı kurmakta biraz zorlanabiliriz. İlk olarak bilindiği üzere Osmanlı ekonomisinde hakim sınıf gayri müslimler yeni kurulan ulus-devletin asli unsurlarından sayılmadığı için safdışı edilmişlerdir. Gerek kapitulasyonlarla ekonomik açıdan Osmanlıyı felç eden, gerek milliyetçi isyanlarla balkanlarda sürekli bir anarşiye sebep olan ve eski devleti zayıflatıp çökerten unsurlarla dindaş olan bu unsurun safdışı edilmesi bu topraklarda tutunacak dallarının kalmamasıyla birlikte kolay olmuştur. Son darbeyi 6-7 Eylül olaylarında yiyen gayri-müslim azınlık ülkeden kaçmak zorunda bırakılarak safdışı edilmiştir. Tabi yerine yeni devletin sermaye sahibi olmalarına izin verdiği başkaları geçecektir bu ayrı bir tartışma unsurudur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve ulema yani Osmanlının mekteplileri. Dönemin Avrupa'da eğitim almış (tekrar hatırlatmakta fayda var, çoğu askerdi)  Yeni Osmanlılarının kapıldığı çağdaşlaşma (batılılaşma) akımının önündeki en önemli engel, köklerini dinden (doğudan) alan Osmanlı ulema sınıfıydı. (Bunu kurulan yeni devletin çocuklara okuttuğu ders kitaplarında açıkça görmek mümkündür, ulema aleni bir şekilde aşağılanmaktadır.) Fakat Osmanlının içerisinde bulunduğu savaş ortamından dolayı söz söyleme hakkını ellerine geçiren askerler yeni devlet kurulduktan sonra aşamalı olarak bu sınıfı da tasfiye etmişlerdir. (Ve hatta latin alfabesine geçilerek bir gecede neredeyse bütün ulema yazı yazamaz, yazılanı okuyamaz hale getirilmiştir.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;O.R.D.U.'NUN İLK TAVİZİ VE FETHULLAHÇILARIN DOĞUŞU&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diğer taraftan ahalinin dinle olan bağlantısı düşünürsek her ne kadar halifelik lağvedilmiş olsa da yerine laik sistemde yeri olmayan bir şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuş ve hatta bu kurumun başkanlığı bir dönem Said-i Nursi'ye teklif edilmiştir. (Burada bilmeyenler için şunu hatırlatmakta fayda var; bu gün Fethullahçılar denen gurup Said-i Nursi'nin kurucusu olduğu Nur cemaatine mensupturlar.) Buradan da anlaşılacağı üzere yeni cumhuriyetin kurucuları için ulemayla  başetmek sermayeyle başetmek kadar kolay olmamıştır. Yeni devletin asli unsuru olan halk dindardır ve yüzyıllardır din konusunda bir "yol gösterici"-mürşid- geleneğine sahiptir. Bu sebepten dolayı Hilafetin kaldırılmasının ardından kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı laik bir devlet için aslına bakarsanız taviz vermekten başka bir şey değildir. Ve günümüzde 80 yıllık iktidarın karşısında tehdit unsuru olarak görülen Fethullah Gülen bu ilk tavizin meyvesidir. Kendisi Diyanet kökenli bir vaizdir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;İKİNCİ TAVİZ VE A.K.P.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkinci taviz O.R.D.U.'nun çoğulcu demokrasiye geçiş denemesinin başarısızlığı sonucunda gelmiştir. Adalat Partisi ve onun az da olsa din eksenli söylemi karşısında hezimete uğrayan O.R.D.U. (o dönemde siyasi arenada C.H.P. ismini kullanırdı.) iktidarı muhafaza etmek adına bir başbakanı idam ettirmiş ve ardından meydana gelen gerilimi hafifletmek için İmam Hatip tavizini vermiştir. Ve bu ikinci tavizin meyvesi Recep Tayyip Erdoğan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gerek Fethullah Gülen'in yurt içi ve yurtdışında eğitimle ilgisi, gerek Recep Tayyip Erdoğan'ın aldığı eğitime-İ.H.L.- yaptığı vurgu sanırım çatışmanın öteki unsuru, tarihin derinliklerinde kalan ismiyle "ulema" sınıfının bitmediği veya bitirilemediğini tezini güçlü kılmaktadır. Dolayısıyla tarih kesintiye uğramaksızın akışını sürdürürken O.R.D.U. ve A.K.P.F. 'nin kavgası tarihin derinliklerinden gelerek günümüzde devam etmektedir. Sanırım şu sıralar dengede bir değişim söz konusu. A.K.P.F. tarafından ERGENEKON diye adlandırılan süreç O.R.D.U.'nun elinin kolunun giderek daha da bağlandığını göstermekte. Örneğin O.R.D.U. 'nun uzmanı olduğu ve geçmişte sık sık kullanarak kitleleri yönlendirdiği "psikolojik harp" A.K.P.F. tarafından bu gün daha iyi kullanılmakta. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;ADIM ADIM İLMİYENİN(A.K.P.F.) ZAFERİNE DOĞRU&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve gelgelelim bu denge değişikliğinde göze çarpan enteresan bir raslantıya. Yukarda bahsettiğimiz gibi 80 yıl önce iktidarı ele geçirerek yeni bir devlet kuran O.R.D.U.'nun yurtdışında eğitim almış, batı aydınlanmasını yerinde yaşamış askerleri vardı. Bu gün ise başörtüsü yasağı ve İmam Hatip Liselerine uygulanan katsayı problemlerinden dolayı pek çok İmam Hatip öğrencisinin yurtdışında eğitim aldığını biliyoruz. Diğer taraftan Fethullah Gülen'in yurtdışındaki okulları da malumunuz. Yani tarih tekerrür ediyor, devlet yine el değiştiriyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;PEKİ YA "TEBA"NIN DURUMU?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ahmet Altan'ın 08.06.2009 tarihli "&lt;a href="http://www.taraf.com.tr/makale/6026.htm"&gt;Laiklik Böyle mi Kokuyor&lt;/a&gt;?" başlıklı yazısından bir alıntıyla "teba"nın durumunu özetlemekte fayda var;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); line-height: 22px; "&gt;"...Sanki kimse rahatsız olmuyor.   Bütün bir seçim kavgaları arasında bir tek aday çıkıp da “sizi bu kokulardan kurtaracağım” demedi, tek bir seçmen çıkıp da “bizi bu kokulardan kurtaracak mısın” diye sormadı.   “Laikliği konuştular, şeriatı konuştular, Atatürkçülüğü” konuştular.   Halbuki laiklik de, şeriat da, Atatürkçülük de aynı kokuyordu.   Hiçbirine oy vermedim.   Biri çıkıp da, “Kadıköy, insanları utandırmayacak biçimde kokacak, eski kokularına kavuşacak, sizi bu kokudan kurtaracağım” deseydi ona oy verirdim.   Fikrinin, inancının ne olduğuna bakmazdım bile.   Bana bir insan gibi yaşama hakkını vermesi yeterdi... "&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-8946420773658074934?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=HErG3GZIRQo:bbddiR3aI3o:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=HErG3GZIRQo:bbddiR3aI3o:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=HErG3GZIRQo:bbddiR3aI3o:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=HErG3GZIRQo:bbddiR3aI3o:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/HErG3GZIRQo" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/HErG3GZIRQo/osmanlidan-gunumuze-ilmiye-harbiye-ya.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SjZahBszJyI/AAAAAAAAA0o/EbnixHHwMss/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/06/osmanlidan-gunumuze-ilmiye-harbiye-ya.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-2529788957354857605</guid><pubDate>Tue, 03 Feb 2009 09:59:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-03T13:35:24.427+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">öteki</category><title>DÖNÜŞ</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SYgr9Z4IqEI/AAAAAAAAA0g/6lq4aedCQYY/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 124px; height: 128px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SYgr9Z4IqEI/AAAAAAAAA0g/6lq4aedCQYY/s400/babil+128-128.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298533295519737922" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Abartmışım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008'in 6. ayından beri yokum. Garip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terkedilmiş sevgiliye dönüşün utangaçlığı, sıkılganlığı var üzerimde. Yabancılaşmışım, elim sürekli delete tuşuna kayıyor. "Olmadı, baştan."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, bilen bilir yoğun bir varoluş muhasebesinin ardından yorgun bir şekilde buradayım. Yorgunum; giderken söylediğim gibi yoğun bir tempodan çıktım. Her gün sayfalarca senaryoyu kayda geçirecek bir ekibin organizasyonu başlı başına yorucu bir iş. Üstüne; gel-gitlerle dolu bir ruh haline sahip olunca insan, blog neyin hakgetire.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hesap vermek zorunda değilsin" diyenler olabilir. Okurdan ziyade kendimle bir hesaplaşma bu. O yüzden hesap vermek zorundayım. Ne de olsa yazmak insanın farkındalığını arttıran bir eylem; "kendini bilmek"le alakalı, kendini unutmakla alakalı. Başlığı atarken amacım o değildi ama ironik bir şekilde "kaybolmak"la alakalı. Yazarken farkediyorum kaybolduğumu. Zaman zaman kaybolmanın iyi olduğuna inanırım ama bu kadar uzun süreli değil. Unutacak kadar uzun süreli değil. Bir keresinde Hindistana gidip 4 ay sonra dönen bir arkadaşıma "bu kadar mı kızgınsın bize" diye takılmıştım. "Bu kadar mı unutmak istedin bizi?" Dediğim gibi okurla alakalı bir durum değil benimki, tamamen kişisel; bu kadar mı kaçar insan kendinden? 8 ay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yokken iddialı şeyler oldu; dünya değişti, ülke değişti, tarihin akışı değişti. Yöneticiler, politikalar, derinler, yüzeyler, sanatçılar, askerer... Her şey sanki daha da hızlanmış gibi. Binlerce haber sitesinde milyonlarca değişik haber. Gündemi takip etmek yorucu bir hale geldi. Akıllı süzgeçler bulmak gerek, ya da uzak durmak. Artık medyanın ve politikanın katilliği gözler önünde. Utanan yok. Derin devlet temizlenirken yerine başka bir derin devlet kuruluyor. Hayatlarımız birer kurmaca edasıyla inceden inceye yönlendiriliyor. Poitik arenada 3. bir seçenek yok. Diğerleri ilk iki seçeneğin farklı versiyonları, artanlardan nasiplenmeyi umut eden leş kargaları." &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gidin kendi bokunuzla oynayın&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;uzak durun benden ve gelecekteki çocuklarımdan&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yokken ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamak ne zor bir sanatmış meğer?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-2529788957354857605?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=wyRUxVAi1Tw:0DREZB97dfg:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=wyRUxVAi1Tw:0DREZB97dfg:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=wyRUxVAi1Tw:0DREZB97dfg:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=wyRUxVAi1Tw:0DREZB97dfg:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/wyRUxVAi1Tw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/wyRUxVAi1Tw/donus.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SYgr9Z4IqEI/AAAAAAAAA0g/6lq4aedCQYY/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2009/02/donus.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-7876136086185295972</guid><pubDate>Tue, 17 Jun 2008 19:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-06-17T23:05:28.303+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">öteki</category><title>YİNE KAYIPLARDAYIM!</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SFgYJGhPrPI/AAAAAAAAAls/TT1SlrYVEH4/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SFgYJGhPrPI/AAAAAAAAAls/TT1SlrYVEH4/s400/babil+128-128.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212943113329290482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman yeni bir diziye başlasak ortalıktan kayboluyorum. İlk bölümler genelde yoğun geçtiği için vakit bulamıyorum. Akşam eve dönünce pc'ye bakıp "yemişim blog'u" dedirtecek bir yoğunluk yani. Bir müddet daha yokum ortalıklarda. Bu arada, Dali gelmeden dönmüş olacağımı umuyorum &lt;a href="http://compir.blogspot.com/"&gt;compir&lt;/a&gt; :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-7876136086185295972?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=lG0Xu434dY0:2__qBOGHRys:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=lG0Xu434dY0:2__qBOGHRys:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=lG0Xu434dY0:2__qBOGHRys:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=lG0Xu434dY0:2__qBOGHRys:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/lG0Xu434dY0" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/lG0Xu434dY0/yine-kayiplardayim.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://2.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SFgYJGhPrPI/AAAAAAAAAls/TT1SlrYVEH4/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2008/06/yine-kayiplardayim.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-5217295105238972944</guid><pubDate>Fri, 16 May 2008 19:53:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-05-16T23:10:33.614+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">evrensel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sanat</category><title>SALVADOR DALİ İSTANBUL'DA</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SC3pBv07K6I/AAAAAAAAAlk/ojUJma2XR3s/s1600-h/salvador+dali+istanbul%27da.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SC3pBv07K6I/AAAAAAAAAlk/ojUJma2XR3s/s400/salvador+dali+istanbul%27da.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201069360910379938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) Picasso ve Rodin'den sonra 20. yüzyılın en büyük sanatçılarından, &lt;a href="http://muze.sabanciuniv.edu/content/default.php?lngContentID=1174"&gt;Sürrealizm&lt;/a&gt; akımının dev ismi Salvador Dali'yi "&lt;a href="http://muze.sabanciuniv.edu/exhibition/exhibition.php?lngExhibitionID=84"&gt;İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dali&lt;/a&gt;" sergisiyle İstanbul'a getiriyor.  Akbank'ın sponsor olduğu sergi, &lt;a href="http://www.salvador-dali.org/"&gt;Gala-Salvador Dali Vakfı&lt;/a&gt;'nın işbirliğiyle 19 Eylül 2008- 19 Ocak 2009 tarihleri arasında İstanbullularla buluşacak. Sergi aynı zamanda &lt;a href="http://www.salvador-dali.org/"&gt;Gala-Salvador Dali Vakfı&lt;/a&gt; Koleksiyonuna ait eserlerle Vakıf dışında gerçekleştirilen en büyük geçici sergi olma özelliğini taşıyor. Serginin küratörü Montse Aguer Teixidor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-5217295105238972944?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=kD_DjITsHMs:yRo6be3vDo8:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=kD_DjITsHMs:yRo6be3vDo8:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=kD_DjITsHMs:yRo6be3vDo8:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=kD_DjITsHMs:yRo6be3vDo8:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/kD_DjITsHMs" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/kD_DjITsHMs/salvador-dali-istanbulda.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SC3pBv07K6I/AAAAAAAAAlk/ojUJma2XR3s/s72-c/salvador+dali+istanbul%27da.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2008/05/salvador-dali-istanbulda.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3933067937576423362.post-2337530072485347459</guid><pubDate>Thu, 15 May 2008 14:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-05-15T17:38:21.105+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">evrensel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yorum</category><title>VATİKAN UZAYLILARI RESMEN TANIDI!</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SCxKp_07K5I/AAAAAAAAAlc/6bT11vq3hZ4/s1600-h/babil+128-128.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SCxKp_07K5I/AAAAAAAAAlc/6bT11vq3hZ4/s400/babil+128-128.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5200613755074587538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="haberbaslikalti"&gt;Günlük olağan web gezintimi yaparken iyibilgi'de "&lt;a href="http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=67586"&gt;Uzaylılar Amin Der mi?&lt;/a&gt;" gibisinden saçma bir başlık gördüm. İçeriğe baınca Vatikan'ın uzaylıları resmen tanıdığına, varlıklarını kabul ettiklerine ilişkin resmi bir açıklama yapıldığını gördüm. Toplumların yaşadıkları dönemlerde kendi mitlerini yarattıklarını, ardından bu mitlere tapındıklarını düşünürüm. Zeus'lardan Zerdüşt'lere kadar geniş bir mit arşivine sahip tarihsel belleğimiz bunun göstergesi. O dönemlerde yaşayan insanlar bu mitlerin varlığına şüphesiz inanmaktaydı. Onlar inandıkları için de bu mitler vardı ve gerçekti. (Aslında uzun felsefik tartışmalar gerektiren bir konu, o yüzden şimdilik kısa bir açıklamayla geçiyorum. İlerde tekrar bu konuya değineceğim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde böyle bir mitin insanoğlu düşüncesiyle yaratılış serüvenine tanıklık etmekteyiz. Malum geçtiğimiz yıllarda Türkiye gündemnde de kendine yer bulmuştu "Yeni Çağ Dini" veya "Uzaylı Dini" gibi adlandırmalarla. İşte şimdi bu inanış farklı bir düzleme girmiş durumda. Dünya üzerindeki en çok cemaate sahip dini merkez Vatikan'ın Baş Astronomu Jose Gabriel Funes, "Tanrı bizimle birlikte uzaylıları da yarattı. Bunu düşünmek inanca ters düşmez. Çünkü uzaylılarda Tanrı'nın yarattıkları. Uzaylıların varlığını dışlamak Tanrı'nın yaratma özgürlüğünü sınırlamak anlamına gelir." demiş. (&lt;a href="http://www.yeniasir.com.tr/sondak_detay.php?hid=1371"&gt;Yeni Asır&lt;/a&gt;)  &lt;/span&gt;Böylece Vatikan ilk kez resmi bir ağızdan uzaylıların varlığını kabul etmiş oldu. Önümüzdeki günlerde Papa konuyla ilgili bir açıklama yapar mı yoksa bu açıklama bütün Katolikler için yeterli bağlayıcılığı  olan bir açıklamamıdır bilemiyorum ama kesinlikle gerçek bir mitin doğuşunu işaret etmekte. &lt;span class="haberaltinb"&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;www.babil.biz&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3933067937576423362-2337530072485347459?l=www.babil.biz'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=fSxS0s80EvU:KdJu8Uo0Z30:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=fSxS0s80EvU:KdJu8Uo0Z30:V_sGLiPBpWU"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?i=fSxS0s80EvU:KdJu8Uo0Z30:V_sGLiPBpWU" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?a=fSxS0s80EvU:KdJu8Uo0Z30:7Q72WNTAKBA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/DilKulesi?d=7Q72WNTAKBA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/DilKulesi/~4/fSxS0s80EvU" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/DilKulesi/~3/fSxS0s80EvU/vatikan-uzaylilari-resmen-tanidi.html</link><author>sacitsaribugday@gmail.com (BABİL)</author><media:thumbnail url="http://1.bp.blogspot.com/_Lzk0EOnkW6g/SCxKp_07K5I/AAAAAAAAAlc/6bT11vq3hZ4/s72-c/babil+128-128.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total><feedburner:origLink>http://www.babil.biz/2008/05/vatikan-uzaylilari-resmen-tanidi.html</feedburner:origLink></item><language>en-us</language><media:rating>nonadult</media:rating></channel></rss>
