<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>DOBIX - Yaşam Blogu</title><description></description><managingEditor>noreply@blogger.com (Ahmet Değirmenci)</managingEditor><pubDate>Tue, 5 Nov 2024 18:58:48 -0800</pubDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">96</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><link>http://dobix.blogspot.com/</link><language>en-us</language><itunes:explicit>yes</itunes:explicit><itunes:image href="http://img515.imageshack.us/img515/8179/pengu.png"/><itunes:keywords>dobix,ahmetdeg,beşiktaş,herşey,blogpsot</itunes:keywords><itunes:subtitle>sss</itunes:subtitle><itunes:owner><itunes:email>ahmetdeg01@hotmail.com</itunes:email></itunes:owner><item><title>Best Photography Blogger Template</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/10/best-photography-blogger-template.html</link><category>Best Photography Blogger Template</category><category>blogger templates</category><pubDate>Tue, 26 Oct 2010 04:44:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-134695866874607031</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_xHRYVFTmvr4/TMa-0uM7ESI/AAAAAAAAA1I/2RZb6PYSU6o/s1600/bestphotography1.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_xHRYVFTmvr4/TMa-0uM7ESI/AAAAAAAAA1I/2RZb6PYSU6o/s1600/bestphotography1.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Çok amaçlı kullanabileceğiniz premium bir blogger teması.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;3 sütun, sağ kenar çubuğu, şık menü, arama kutusu ve sosyal imgeleri ile gayet kullanışlı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Düzenlemede sorun yaşarsanız yorum bölümünden yardım isteyebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://bestphotography-btemplates4you.blogspot.com/"&gt;&lt;b&gt;Demo&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt; - &lt;a href="http://www.box.net/shared/pe9vo0xfia"&gt;Download&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://4.bp.blogspot.com/_xHRYVFTmvr4/TMa-0uM7ESI/AAAAAAAAA1I/2RZb6PYSU6o/s72-c/bestphotography1.png" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Insan Gözü Kaç Megapikseldir?</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/10/insan-gozu-kac-megapikseldir.html</link><category>İnsan Gözü Kaç Megapikseldir?</category><pubDate>Mon, 25 Oct 2010 07:57:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-4550186838575446145</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhcjdMllEMKPGPCrr6xe3ZJHEPOjFPg0NggsLYNw6Newj91AGfNRcVGqu1o8t6BVKW1cIX22UVFQbOZkBpVaKIs0fwv6c7h4nMzF_DmSBE12QTu90RL8h1T6cznByWHqlXERCvZ04US-WM/s1600/insangozu-custom.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhcjdMllEMKPGPCrr6xe3ZJHEPOjFPg0NggsLYNw6Newj91AGfNRcVGqu1o8t6BVKW1cIX22UVFQbOZkBpVaKIs0fwv6c7h4nMzF_DmSBE12QTu90RL8h1T6cznByWHqlXERCvZ04US-WM/s320/insangozu-custom.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Öncelikle şunu belirtmekle başlamak istiyorum, insan gözü analog bir yapıdır ve dijital bir terim olan piksel boyutuyla ölçülmesi tam olarak mümkün değildir. Beyindeki görme merkezi gözlerden gelen ışık bilgisini aynen bir film perdesi gibi algılayamaz. Beyin gelen ışık bilgisini yorumlayarak görüntü oluşturur. Bu görüntü gözden beyne giden sinir hücrelerinin yani nöronların hızına bağlı olarak sürekli yenilenir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Örneğin bunu FPS(frame per second) değeri olarak göz önüne alırsak, bir video filmindeki 30FPS değeri gözümüzün görüntüyü tümüyle akıcı olarak görmesi için yeterlidir. Fakat bu olay, insan gözünün 30FPS olduğu anlamına gelmez. İnsan gözünün de belli bir eşik değeri vardır ve o değerden daha hızlı geçen bir cisme baktığında onun hareketini yakalayamaz ve hiçbirşey geçmemiş gibi görür. Günümüzde kullanılan yüksek çekim hızına sahip kameralar kullanılarak bir merminin hareketi milisaniye mertebesinde rahatlıkla incelenebilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsan gözünün hızı için basit bir test yapabiliriz. Öncelikle CRT(tüplü) bilgisayar monitörünüzün dikey tarama frekansını 60 Hz’e getirin. Bunun için, masaüstüne sağ tıklayıp özellikler &amp;gt; ayarlar &amp;gt; gelişmiş &amp;gt; monitör sekmelerini takip edip Hz ayarlarına ulaşabilirsiniz. 60 Hz’e getirdikten sonra ekrana 30cm mesafeden bakarken, monitörün yan tarafında bir nesneye odaklanın ama göz ucuyla da monitörü görün. Normalde düz bakarken hissetmediğiniz ekran yenilemesinin nasıl yukardan aşağıya taranarak sayfa sayfa geçtiğini bu şekilde farkedeceksiniz. Eğer normal bakarken de 60 Hz’i farkediyorsanız bunu bir de 75 Hz’de deneyin. Kendim 75 Hz’e kadar farkedebiliyorum fakat 85 Hz ve üstünde artık sayfa sayfa geçişleri göremiyorum. Gözün bu hızı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Gözleriyle sürekli detaylı ve hareketli şeyleri takip eden ve işi gereği yüksek dikkatle çalışan kişilerde daha hızlı göz refleksleri görülür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gözümüzün ışık algılayıcılarının bulunduğu retina, sinirsel yapıdan oluşan bir zardır. Retinadaki ışık algılayıcıları, sayısal kameraların algılayıcılarında olduğu gibi sayılabilir büyüklüklerdir. Hatta, retinanın çukur kısmında(fovea) bu algılayıcıların sayıları diğer bölgelere oranla daha fazladır ve retinanın üzerine düşen ışık beyine sıkıştırılarak iletilir. İşte bu nedenle gözümüz bazen bize oyun oynar ve şekilleri olmadığı gibi görürüz. Gözümüzdeki ışık algılayıcı hücre sayısı(ya da piksel deyin) belli bir kritik değerin üstünde olduğu sürece görme kalitesi etkilenmez. Çünkü görüntüyü beyin tamamlar. Hatta tek gözümüz olmasa bile görüntü çözünürlüğümüz azalmaz, yalnızca derinlik hissimiz bir miktar kaybolur. Retina “dekolmanı” olarak adlandırılan ve göz içindeki ışık hücrelerinin büyük kısmının harap olduğu durumlarda bile görüntünün bir kısmını eksik görmeyiz. Bunu şöyle benzetebiliriz: Elinizdeki kameranın merceğinin yarısını kapatıyorsunuz ama ekranda görüntüyü hala tam görüyorsunuz; çünkü kameranın işlemcisi eksik kısmı tamamlıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gözün görme kapasitesinin megapiksel olarak ifade edilebilmesi için, gözdeki reseptörleri piksel olarak düşünüp bir sahneyi beynin hangi detay seviyesinde oluşturabildiğini test etmek gerekir. İnsan gözü küçük bir organdır ve üzerine gelen ışığın çok az bir miktarı ile bütün herşeyi yapar. Fakat yüksek megapiksel kameraların mercekleri oldukça büyüktür ve buna bağlı olarak karanlık bir sahnede insan gözüne kıyasla çok daha fazla aydınlanmış alan görürler. Şunu net olarak söylemek mümkündür ki, eğer göz büyüklüğünde bir mercekle en yüksek megapiksel oranını alıp fotoğrafı çekip daha sonra insanın aynı manzaraya bakarak gördüklerini karşılaştırırsak eminim ki insan gözü daha fazla detayı algılayıp tanımlayabilecektir. Dijital makinenin çektiği fotoğraf ise, zoom yapılmadan insanın gördüğüne denk biçimde görüntülenip incelenirse çok daha az detay yakalayabildiği anlaşılacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu nedenle insan gözü yapay merceklerin görüntüsüyle kıyaslanamayacak kadar mükemmel yaratılmış bir organdır. Ama dijital bir veri olan megapiksel olarak ifade edilebilir. Bunun hesaplaması yukarıda bahsettiğim şartlar sağlanırsa, yaklaşık olarak bir değer ortaya koyularak gerçekleştirilebilir. Ama megapiksel teriminin aslında bir sahneden alınan görüntünün kaç piksel ile görüntülendiğini ifade eden bir kavramdan başka birşey olmadığını aklımızdan çıkarmamamız gerekir. Tabiki ne kadar fazla piksel olursa o kadar detaylı görünecektir fakat bunun insan gözüne denk gelen oranıyla kıyaslamak için, konuyu başlıca bir araştırma konusu olarak ele alıp laboratuvar şartlarında incelenmesi ve deneyler yapılması gerekir.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhcjdMllEMKPGPCrr6xe3ZJHEPOjFPg0NggsLYNw6Newj91AGfNRcVGqu1o8t6BVKW1cIX22UVFQbOZkBpVaKIs0fwv6c7h4nMzF_DmSBE12QTu90RL8h1T6cznByWHqlXERCvZ04US-WM/s72-c/insangozu-custom.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>GTA 4 Için Ipuçları</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/06/gta-4-icin-ipuclar.html</link><category>Grand Theft Auto 4 Hileleri</category><category>gta 4 hile</category><category>gta 4 ipuçları</category><pubDate>Fri, 25 Jun 2010 12:26:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-3608299061260316938</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img100.imageshack.us/img100/8085/gtaua34qd8.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ru="true" src="http://img100.imageshack.us/img100/8085/gtaua34qd8.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
Bilgisayar Hilesi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oyundaki herhangi bir bilgisayardan bu internet sitesine girerseniz;&lt;br /&gt;
www.whattheydonotwantyoutoknow.com&lt;br /&gt;
Silah, can, zırh, araç, güvercin, rampa/dublörlük ve eğlence mekanlarının yerleri haritanızda gösterilecektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Arkadaşlık Bonusları&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki insanlarla kurduğunuz arkadaşlık seviyesinin ilerlemesi durumunda arkadaşlarınız size çeşitli yardımlarda bulunacaklar.&lt;br /&gt;
Tüm Giyim Mağazalarında 50% İndirim –&amp;gt; Alex ile 80%&lt;br /&gt;
Boom? (Packie’yi arayıp ona bomba arabası yaptırtmak) –&amp;gt; Packie ile 75%&lt;br /&gt;
Helikopter Sürüşü (Bruice helikopteri ile gelip sizi gezdirecek) –&amp;gt; Brucie ile 75%&lt;br /&gt;
Silahlarda Hesaptan Düşmek (Silah alırken Lil Jacob mağazasından daha ucuza alabileceksiniz) –&amp;gt; Little Jacob ile 60%&lt;br /&gt;
Extra Yardım (Bir çete arabası size çatışmalarınızda yardım etmeye gelecek) –&amp;gt; Dwayne ile 60%&lt;br /&gt;
Bedava Sürüş (Bedavadan taksiye binmek) –&amp;gt; Roman ile 60%&lt;br /&gt;
Can Artırmak (Carmen’i arayıp “Health Boost”u seçmek) –&amp;gt; Carmen ile 80%&lt;br /&gt;
3 olan Aranma Seviyesini Yok Etmek (Kiki’yi arayıp “Remove Wanted”ı seçmek) –&amp;gt; Kiki ile 80%&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özel Olaylar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
200 Uçan Fareyi Öldürmek –&amp;gt; Annihilator Helikopteri&lt;br /&gt;
10 Paket Teslimatı Görevini Gerçekleştirmek –&amp;gt; Rastah Color Huntley SUV’si&lt;br /&gt;
Oyunu 100% Bitirmek –&amp;gt; Cephane Sınırını Kaldırmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birkaç İpucu&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kolay Para&lt;br /&gt;
Bir ATM’ye gidin, sonra o bölgede bir trafik sıkışıklığı meydana getirin. Sonra ATM’den para çekmeye gelecek birini bekleyin, parasını aldıktan sonra da onu öldürün. Ancak çevredeki yolların tıkalı olduğuna emin olun böylece ambulanslar cesedin olduğu yere gelemez. Yere düşen parayı alın sonra kısa bir mesafe uzağa koşun ve geriye dönün. Aynı miktarda para yerde yine belirecek. Sonra istediğiniz zaman belirli yere kadar koşup geri döndükten sonra aynı paraya aynı yerde sahip olabilirsiniz. Ayrıca ATM’den parasını alan kişi sayısı fazla olup onları öldürdüğünüzde yerde beliren para miktarı da artacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özgürlük Heykeli T-Shirt’ü Edinmek&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özgürlük heykeline gidin, ikinci kata çıkın ve oradaki kapıdan geçin. Kapıdan geçtikten sonra oyun iki saniyeliğine yüklenecek ve dışarı çıktığınızda da üzerinizde özgürlük heykeli t-shirt’ü olacak.&lt;br /&gt;
Motoru Tamir Etmek&lt;br /&gt;
Eğer aracınız bozulmuşsa ve motor çalışmıyorsa, telefonun rehberinizden herhangi bir numarayı aradığınızda aracınızın motoru yeniden çalışır hale gelecektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Trophy’ler (Yeni!)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu trophylere sahip olmak için karşısındaki görevi yapmanız gerekiyor. Oyunda toplam 51 trophy var; bunların 43′ü bronz, 4′ü gümüş, 3′ü altın ve 1′i ise platin.&lt;br /&gt;
Assassin’s Greed (Bronz) –&amp;gt; 9 suikast görevini de başarıyla tamamlayın.&lt;br /&gt;
Auf Wiedersehen Petrovic (Bronz) –&amp;gt; Çok oyunculu oyunların tüm çeşitlerini tamamlayın.&lt;br /&gt;
Chain Reaction (Bronz) –&amp;gt; 10 saniye içinde 10 araç patlatın.&lt;br /&gt;
Cleaned The Mean Streets (Bronz) –&amp;gt; Polis bilgisayarıyla 20 suçlu yakalayın.&lt;br /&gt;
Courier Service (Bronz) –&amp;gt; 10 paket teslimatı işini tamamlayın.&lt;br /&gt;
Cut Your Teeth (Bronz) –&amp;gt; Çok oyunculu oyun bölümünde terfi edin.&lt;br /&gt;
Dare Devil (Gümüş) –&amp;gt; Bütün dublör atlayışlarını gerçekleştirin.&lt;br /&gt;
Dial B For Bomb (Bronz) –&amp;gt; Packie’nin bombalı araba yerleştirme yeteneğini kazanın.&lt;br /&gt;
Driving Mr. Bellic (Bronz) –&amp;gt; Roman’ın taksisinin yeteneğini kazanın.&lt;br /&gt;
Endangered Species (Gümüş) –&amp;gt; Oyundaki her gizli pakedi bulun.&lt;br /&gt;
Fed The Fish (Bronz) –&amp;gt; “Uncle Vlad” görevini başarıyla tamamlayın.&lt;br /&gt;
Finish Him (Bronze) –&amp;gt; 4 dakika içinde 10 dipçik saldırısı gerçekleştirin.&lt;br /&gt;
Fly The Co-op (Bronz) –&amp;gt; “Deal Breaker”, “Hangman’s NOOSE” ve “Bomb da Base II” görevlerini zamanında tamamlayın.&lt;br /&gt;
Full Exploration (Bronz) –&amp;gt; Bütün adaları açın.&lt;br /&gt;
Genetically Superior (Bronz) –&amp;gt; 20 tek kişili sokak yarışlarında 1. olun.&lt;br /&gt;
Gobble Gobble (Bronz) –&amp;gt; 10 labutlu bowlingde turkey (3 kere üst üste strike yapmak) yapın.&lt;br /&gt;
Gracefully Taken (Bronz) –&amp;gt; “I’ll Take Her” görevini başarıyla tamamlayın.&lt;br /&gt;
Half Million (Bronz) –&amp;gt; $500,000′lık bir servet biriktirin.&lt;br /&gt;
Impossible Trinity (Bronz) –&amp;gt; “Museum Piece” görevini başarıyla tamamlayın.&lt;br /&gt;
It’ll Cost Ya (Bronz) –&amp;gt; Bir adadan diğerine taksiyle geçin. (Skip yapmadan)&lt;br /&gt;
Join The Midnight Club (Bronz) –&amp;gt; Çok oyunculu oyundaki bir yarışta aracınıza çok zarar vermeden yarışı kazanın.&lt;br /&gt;
Key To The City (Altın) –&amp;gt; Oyunu 100% bitirin.&lt;br /&gt;
King of QUB3D (Bronz) –&amp;gt; QUB3D’deki en yüksek skora ulaşın.&lt;br /&gt;
Let Sleeping Rockstars Lie (Bronz) –&amp;gt; Çok oyunculu oyunda bir Rockstar öldürün.&lt;br /&gt;
Liberty City (5) (Gümüş) –&amp;gt; Bütün arkadaşlarınızın sizi sevme seviyesini 90%’ın üzerine getirin.&lt;br /&gt;
Liberty City Minute (Altın) –&amp;gt; Oyunun ana hikayesini 30 saatten kısa bir sürede tamamlayın.&lt;br /&gt;
Lowest Point (Bronz) –&amp;gt; “Roman’s Sorrow” görevini başarıyla tamamlayın.&lt;br /&gt;
Manhunt (Bronz) –&amp;gt; En çok istenen yan görevi başarıyla tamamlayın.&lt;br /&gt;
No More Strangers (Bronz) –&amp;gt; Oyundaki bütün karakterlerle tanışın.&lt;br /&gt;
Off The Boat (Bronz) –&amp;gt; Oyundaki ilk görevi başarıyla tamamlayın.&lt;br /&gt;
One Hundred And Eighty (Bronz) –&amp;gt; 3 dart ile 180 puan yapın.&lt;br /&gt;
One Man Army (Gümüş) –&amp;gt; 5 dakika içinde 6 yıldızlı aranma seviyesine ulaşın.&lt;br /&gt;
Order Fulfilled (Bronz) –&amp;gt; 10 Egzotik İhracat emrini yerine getirin.&lt;br /&gt;
Pool Shark (Bronz) –&amp;gt; Bir arkadaşınızı bilardoda yenin.&lt;br /&gt;
Retail Therapy (Bronz) –&amp;gt; Little Jacob’dan silah satın alarak özel yeteneği açın.&lt;br /&gt;
Rolled Over (Bronz) –&amp;gt; Bir kaza ile 5 arabanın yuvarlanmasına sebep olun.&lt;br /&gt;
Sightseer (Bronz) –&amp;gt; Liberty City’deki her çeşit helikopter gezisine çıkın.&lt;br /&gt;
Taking A Liberty (Platin) –&amp;gt; Libertyleri aldığınız için özür dileyin. (?)&lt;br /&gt;
Taking It For The Team (Bronz) –&amp;gt; Bütün çok oyunculu oynanan oyunlarda kazanan takımdan olun.&lt;br /&gt;
Teamplayer (Bronz) –&amp;gt; 5 tane karşı takım üyesini öldürün.&lt;br /&gt;
That Special Someone (Bronz) –&amp;gt; “That Special Someone” görevini başarıyla tamamlayın.&lt;br /&gt;
That’s How We Roll! (Bronz) –&amp;gt; Brucie’nin helikopter sürüş yeteneğini açın.&lt;br /&gt;
Top Of The Food Chain (Bronz) –&amp;gt; Bir deathmatch oyununda tabanca ile 20 kişi öldürün.&lt;br /&gt;
Top The Midnight Club (Bronz) –&amp;gt; Çok oyunculu oyunlardaki 20 standart yarışı kazanın.&lt;br /&gt;
Under The Radar (Bronz) –&amp;gt; Oyundaki bütün ana köprülerin altından uçun.&lt;br /&gt;
Walk Free (Bronz) –&amp;gt; 4 aranma yıldızını kaybettirin.&lt;br /&gt;
Wanted (Altın) –&amp;gt; Çok oyunculu oyunda en yüksek kişisel rütbeye ulaşın.&lt;br /&gt;
Warm Coffee (Bronz) –&amp;gt; Kız arkadaşınız tarafından eve davet edilin.&lt;br /&gt;
Wheelie Rider (Bronz) –&amp;gt; Motorsiklette iken 500 foot wheelie yapın.&lt;br /&gt;
You Got The Message (Bronz) –&amp;gt; Bir mesaj ile emredilmiş 30 arabayı teslim edin.&lt;br /&gt;
You Won! (Bronz) –&amp;gt; Ana hikayeyi tamamlayın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mike Toreno’nun tüm görevlerini tamamlamak;&lt;br /&gt;
**Flamethrowerminigunrocketatarısı duyarlı rocketatar Mike’ın mekan’da oluşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*12 İtfaiye görevini tamamlamak;&lt;br /&gt;
**CJ ateşten zarar görmez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*12 Ambulans görevini tamamlamak;&lt;br /&gt;
**Max. Health’iniz 150 olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*10 adet pezo görevini tamamlamak &lt;br /&gt;
**ee..o.. kadınlardan para kazanırsınız(nası bilmiyom ama)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*8 adet tır görevini tamamlamak;&lt;br /&gt;
**RS Haul(tırcı)property olarak sizin olur ve para yapar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*50 adet taxi görevini tamamlamak;&lt;br /&gt;
**Taxi ve Cabbie’lerde NOS olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*7 Adet Quarry görevini tamamlamak;&lt;br /&gt;
**Hunter Quarry’yi kullanma imkanınız olur ve Time Trial görevleri açılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*12 Polis görevini tamamlamak&lt;br /&gt;
**Max.Armor 150 olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*100 Tag’ı(Fısfıs) tamamlamak(sadece LS’de)&lt;br /&gt;
**Sizin yeşil elemanlar(GS)Desert Eagle ve SMG taşırlar.Ayrıca Tec-9 AK-47 Molotovs ve Sawed-Off Shotgun evinizde oluşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
http://gtadomain.gtagaming.com/tagmap.html (fıs yerleri)[Johnson House'da fısfıs bulabilirsinizüst katta]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*4 Adet Dağıtım görevini tamamlamak(Sf’de)[Hippy Shoper adlı dükkanın motoru ile)&lt;br /&gt;
**O motor artık emrinize amade olur&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*50 foto görevini tamamlamak(Sadece SF’de)&lt;br /&gt;
** Sniper Rifle Micro SMG Shotgun ve El bombası San Fierro’daki garajda oluşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
http://gtadomain.gtagaming.com/photos.html (çekilcek yerler)[buda fısfıs'ın yanında]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Sf’de 5 tane Valet Parking görevini bitirmek;&lt;br /&gt;
**Valet Parking sizin property olur ve para yapar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*50 Adet Atnalı bulmak(sadece LV’de)&lt;br /&gt;
**Şans artışı verir ve SMGShotgunM4 ve Satchel Charges LV deki Four Dragons Casino’ye gelir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
http://www.gta4.ovl.ru/img/obzor_sa/maps/horseshoes.gif (nalların yeri)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*50 Adet İstiridye’yi bulmak(her bi su birikintisinde olabilir)&lt;br /&gt;
**¤¤¤ Appeal ve Lung Capacity artışı verir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
http://www.sabreteckdesign.co.uk/GTA/oysters.jpg (kabukların yerleri)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Yük Treni görevlerini tamamlamak;&lt;br /&gt;
**50000$ ve Tren’le bedava yolculuk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*İthalat-İhracat İskelesine;(San Fierro Limanı)&lt;br /&gt;
[tren istasyonuna girin.şehirn çıkışına doğru ilerleyin.sol tarafa aşağı doğru tek bir ray iniyor.orayı takip edin.önünündeki sarı vince gelince durun.Enter'a basıp kullanabilirsiniz.araba listesi ise az arkadaki tabela'da yazıyor]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5 Araba Getirmek = Monster&lt;br /&gt;
10 Araba Getirmek = Windsor&lt;br /&gt;
15 “ “ = Bandito&lt;br /&gt;
20 “ “ = Turismo&lt;br /&gt;
25 “ “ = Dune veya Vortex&lt;br /&gt;
30 “ “ = Bullet&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“””KIZLAR”””&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Barbara ile ark. olma;&lt;br /&gt;
**Tutuklandıktan sonra paranız+silahlarınız gitmez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Katie ile ark. olma;&lt;br /&gt;
**Öldükten sonra paranız+silahlarınız gitmez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Michelle ile ark. olma&lt;br /&gt;
**Onun evinde beleşe Pay’N Spray..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlişki seviyeniz %100 olunca;&lt;br /&gt;
Katie ---- Doktor kıyafeti&lt;br /&gt;
Denise --- Pezo kıyafeti&lt;br /&gt;
Michelle – Yarışçı kıyafeti&lt;br /&gt;
Barbara --- Polis kıyafeti&lt;br /&gt;
Helena --- İş Tulumu &lt;br /&gt;
Millie ----- Gimp kıyafeti(oda neki?)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu arada kızlara aşağıdaki arabalar ile giderseniz ilişki seviyeniz %50 artıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Denise için Green Hustler&lt;br /&gt;
Katie için Romero&lt;br /&gt;
Barbara için Ranger&lt;br /&gt;
Michelle için Monster Truck&lt;br /&gt;
Millie için Club&lt;br /&gt;
Helena için Bandito kullanın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dirt Ring’de 1. gelirseniz BF Injection kapıda olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yine Dirt Ring’de 25’i geçerseniz Dune kapıda olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bloodring’de 1dk. ye ulaşırsanız Bloodring Banger kapıda olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
8 Track’te 1. olursanız kapıda Hotring Racer + Monster Truck olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
PistolSawed-Off Shotgun Machine Pistols ve Tec-9’da HİTMAN leveline ulaşırsanız bu silahları 2 elli olarak kullabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“””OKULLAR”””&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Driving School’da tüm derslerde “bronze” alırsanız;Super GT&lt;br /&gt;
“silver” alırsanız; Bullet&lt;br /&gt;
“gold” alırsanız; Hotknife okulun kapısında olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Flying School’da tüm derslerde “bronze” alırsanız; Rustler&lt;br /&gt;
“silver” alırsanız; Stunt Plane&lt;br /&gt;
“gold” alırsanız; Hunter Verdant Meadows’de olur&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bike School’da tüm derslerde “bronze” alırsanız; Freeway&lt;br /&gt;
“silver” alırsanız; FCR-900&lt;br /&gt;
“gold” alırsanız; NRG-500 kapıda olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Boat School’da tüm derslerde “bronze” alırsanız; Marquis&lt;br /&gt;
“silver” alırsanız; Squallo&lt;br /&gt;
“gold” alırsanız; Jetmax oluşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“””PROPERTYLER İÇİN”””&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burger Shot(LV) = 4 adet ulaştırma görevini yapın.&lt;br /&gt;
Roboi's Food Mart(LS) = 4 adet ulaştırma görevini yapın.&lt;br /&gt;
Airstrip(LV) Toreno’nun terkedilmiş pistteki tüm görevlerini yapın.&lt;br /&gt;
Johnson House’de para gelme = LS de Territory alın(ama Sf açılana kadarsonra yok oluyor)&lt;br /&gt;
Wang Cars = Görevleri tamamlayın(sanırım Çinli adamın)&lt;br /&gt;
Zero’s RC Shop = Önce alıpsonra görevlerini tamamlayın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Street Racing olayı..&lt;br /&gt;
San Andreas haritasındaki Damalı Bayrak olan yerlere gidin.4 yarışıda 1. olarak kazanın ve tam 1.000.000$ kazanın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Jetpack için:&lt;br /&gt;
Airstrip görevlerini bitirin&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Leviathan için:&lt;br /&gt;
“UpUp And Away” görevini bitirin.Sizin Airstrip’te oluşacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hydra için:&lt;br /&gt;
“Vertical Bird” görevini yapın.Sizin Airstrip’te oluşacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hovercraft ise hikaye kısmını bitirince açılacak</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Grand Theft Auto 4 Hileleri</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/06/grand-theft-auto-4-hileleri.html</link><category>ahmetdeg</category><category>Grand Theft Auto 4 Hileleri</category><category>gta 4 hile</category><pubDate>Tue, 22 Jun 2010 09:31:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-2775494645194452039</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://farm3.static.flickr.com/2152/2455014207_2fe11fc847.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" ru="true" src="http://farm3.static.flickr.com/2152/2455014207_2fe11fc847.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GTA 4 Şifrelerinin kullanılabilmesi için ilk bölümü geçmeniz gerekmektedir. İlk bölümü geçtikten sonra vereceimiz kodları telefona girerek hileleri gerçekleştirebilirsiniz. Hileler oyuna her girildiğinde baştan yazılmalıdır. Sürekli değildir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#3625550100 &amp;gt; Ölümsüzlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#4825550100 &amp;gt; Silahınız ve Sağlığınız Yenilenir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#4865550100 &amp;gt; Silah Hilesi (Sopa, Tabanca, Pompalı Tüfek, MP5, M4, AWP, RPG, El Bombası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#4865550150 &amp;gt; Silah Hilesi II (Bıçak, Molotof kokteyli, Tabanca, Pompalı Tüfek, Uzi, Keleş, AWP, RPG)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#2675550100 &amp;gt; Arama seviyeniz sıfırlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#2675550150 &amp;gt; Arama seviyeniz 1 artar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#3595550100 &amp;gt; Annihilator&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#2275550142 &amp;gt; Cognoscenti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#2275550175 &amp;gt; Comet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#2275550100 &amp;gt; FBI Buffalo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#6255550100 &amp;gt; NRG 900&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#6255550150 &amp;gt; Sanchez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#2275550168 &amp;gt; Super GT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;#2275550147 &amp;gt; Turismo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Unutmayın. Bu şifreleri telefondan arayarak kullanacaksınız. 1. Bölümü geçmelisiniz.&lt;/strong&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="http://farm3.static.flickr.com/2152/2455014207_2fe11fc847_t.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Albert Einstein&amp;#39;ın Profesöre Cevabı</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/albert-einstein-profesore-cevab.html</link><category>Albert Einstein</category><category>din bir bilimdir</category><category>din var mıdır</category><category>fizik</category><category>profesör</category><pubDate>Thu, 22 Apr 2010 07:05:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-1985141842455623893</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjG7KBqEfUqALE_eU6LeVDMJYTNibkx2HuM6KT1ioStNK8M_KFMG51iHOW6AieW0CqC5XTkYkwEGArcm0bIamcfxoNbfLhcS-m8Py0hZrD10Wda9PGWn7UH2CIVW-8FG47sinjvEXCf6so/s1600/albert_einstein_head1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjG7KBqEfUqALE_eU6LeVDMJYTNibkx2HuM6KT1ioStNK8M_KFMG51iHOW6AieW0CqC5XTkYkwEGArcm0bIamcfxoNbfLhcS-m8Py0hZrD10Wda9PGWn7UH2CIVW-8FG47sinjvEXCf6so/s200/albert_einstein_head1.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Makedonya Eğitim Bakanlığı tarafından çocuklara dinin gerekliliğini göstermek için çekilmiş bir videodur.Gerçekten alıntı olduğu söylenmektedir.Boşuna dememişler insan 7'sinde ne ise 70'inde de odur diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Peki bu Albert Einstein tam olarak kimdir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein, 1879 yılında Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Babası küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi, annesi ise, klasik müziğe meraklı, eğitimli bir ev hanımıydı. Konuşmaya geç başlaması ve içine kapanık bir çocuk olması, ailesini tedirginliğe düşürmüşse de, sonraki yıllarda bu korkularının gereksizliği anlaşılacaktı. Giderek meraklı, hayal gücü zengin bir çocuk olarak büyüyordu. Çocukluğunu Münih’de geçirdi ve ilk öğrenimini burada yaptı. Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise öğrenimini 1894′te İsviçre’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi. Sonradan İsviçre vatandaşı olup, Sırp asıllı bir kız öğrenci ile evlendi. Sonra Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde düşünmek fırsatını buldu. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını sağladı. Bu yoldan fotoelektrik olayını açıklayabildi. Bu çalışmalarını açıklayan ve 1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde yayımlanan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görelilik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsünde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi. İsviçre vatandaşı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein, 20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenebilir. Görelilik kuramını geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü’nün ve Nobel Komitesi’nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen görecelik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı ülkelere bir çok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı. Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika‘ya oradan da İngiltere‘ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçen Einstein, 1955′de Princeton’da yaşamını yitirdi. Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümünden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi. Kendisi özellikle zaman ve uzay için düzenlenmiş bağlılık(izafiyet) teorisiyle tanındı. Bu teori üç bölüme ayrılmaktaydı: Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren sınırlı bağlılık(1905), eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren genel bağlılık(1916) ve elektro-manyetizma ile yerçekimini aynı alanda birleştiren kapsamlı denemeler. İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır ve çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein’ın söylediği önemli bir söz vardır: “&lt;b&gt;Ben atomu iyi birşey için keşfettim, insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar&lt;/b&gt;”. Bilim alanında insanlığa armağan ettikleriyle, dünyanın en büyük bilim adamlarından birisi olarak hala gururla anılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="421" width="585"&gt;      &lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xahbxe_albert-einstein-yn-tanry-yoktur-soz_lifestyle&amp;amp;autoPlay=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xahbxe_albert-einstein-yn-tanry-yoktur-soz_lifestyle&amp;amp;autoPlay=1?autoPlay=0"     type="application/x-shockwave-flash" width="585" height="421"     allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;      &lt;/object&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjG7KBqEfUqALE_eU6LeVDMJYTNibkx2HuM6KT1ioStNK8M_KFMG51iHOW6AieW0CqC5XTkYkwEGArcm0bIamcfxoNbfLhcS-m8Py0hZrD10Wda9PGWn7UH2CIVW-8FG47sinjvEXCf6so/s72-c/albert_einstein_head1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>İngilizce Videolu Konu Anlatımı - Active Passive</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/ingilizce-videolu-konu-anlatm-active.html</link><category>Active Passive</category><category>İngilizce Videolu Konu Anlatımı</category><pubDate>Sun, 18 Apr 2010 00:42:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-1971953634835889209</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgZgDja3TFBtM6enVi0buvJalZlh0MCCKCpV72FKOHbdNgbubcrAThJjOZ-MdT8gp8LKaYpD7R9JdPmEjQ83dskvkZpImoliNxpHCRBQF2eovTDMx8FYcJbEWeWo9cP60xS5PI9-jLHWV0/s1600/open-english-mission.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="136" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgZgDja3TFBtM6enVi0buvJalZlh0MCCKCpV72FKOHbdNgbubcrAThJjOZ-MdT8gp8LKaYpD7R9JdPmEjQ83dskvkZpImoliNxpHCRBQF2eovTDMx8FYcJbEWeWo9cP60xS5PI9-jLHWV0/s200/open-english-mission.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Active ve passive yapının Türkçe’deki karşılığı, etken ve edilgen yapıdır. Active yani etken cümlenin öznesi, cümledeki eylemi gerçekleştirendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örnek: &lt;br /&gt;Ahmet waited the bus. (Ahmet otobüsü bekledi.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cümlenin öznesi olan Ahmet, otobüsü bekleyen kişidir. Aynı cümlenin passive yani edilgen biçimi şöyle olacaktır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The bus was waited by Ahmet. (Otobüs, Ahmet tarafından beklendi.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümlelerin zamanına göre, active – passive yapısı şu şekilde olacaktır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simple Present: &lt;br /&gt;Ahmet waits the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus is waited by the Ahmet – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Present Continuous: &lt;br /&gt;Ahmet is waiting the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus is being waited by Ahmet. – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Future: &lt;br /&gt;Ahmet will wait the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus will be waited by Ahmet. – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Be going to: &lt;br /&gt;Ahmet is going to wait the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus is going to be waited by Ahmet. – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simple Past: &lt;br /&gt;Ahmet waited the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus was waited by Ahmet. – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simple Past Continuous: &lt;br /&gt;Ahmet was waiting the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus was being waited by Ahmet. – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Present Perfect: &lt;br /&gt;Ahmet has waited the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus has been waited by Ahmet. – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Past Perfect: &lt;br /&gt;Ahmet had waited the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus had been waited by Ahmet. – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Future Perfect: &lt;br /&gt;Ahmet will have waited the bus. – Active&lt;br /&gt;The bus will have been waited by Ahmet. – Passive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed allowfullscreen="true" flashvars="fs=true" id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-603779769967326135&amp;amp;hl=tr" style="height: 506px; width: 600px;" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgZgDja3TFBtM6enVi0buvJalZlh0MCCKCpV72FKOHbdNgbubcrAThJjOZ-MdT8gp8LKaYpD7R9JdPmEjQ83dskvkZpImoliNxpHCRBQF2eovTDMx8FYcJbEWeWo9cP60xS5PI9-jLHWV0/s72-c/open-english-mission.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>The Twilight Saga Eclipse - Resmi Fragmanı ile Birlikte</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/twilight-saga-eclipse-resmi-fragman-ile.html</link><category>Resmi Fragmanı</category><category>Saga Eclipse</category><category>televizyon</category><category>The Twilight</category><pubDate>Sun, 18 Apr 2010 00:03:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-1327786995531985867</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnErEEWDJhL89-sdvp3XNkRu3yU8BvqhHV_7UhVIR5KrxzCrWlp6WIbkUHL1a4qxUKoMLFGl3hZGFmBv_WLa3MSW-gz4e8WsAFAvxFw2fqyTcjcZN3IGYCFY_SfLXKhIOEixaQrgBMqwI/s1600/twi.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnErEEWDJhL89-sdvp3XNkRu3yU8BvqhHV_7UhVIR5KrxzCrWlp6WIbkUHL1a4qxUKoMLFGl3hZGFmBv_WLa3MSW-gz4e8WsAFAvxFw2fqyTcjcZN3IGYCFY_SfLXKhIOEixaQrgBMqwI/s200/twi.png" width="190" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ülkemizde de ilgiyle izlenen Alacakarankık serisinin yeni 3. filmi olan Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma - The Twilight Saga: Eclipse resmi web sitesinde ilk fragmanı yayımlandı. Fragmanı aşağıdan izleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Filmin Konusu:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Seattle bir dizi esrarengiz cinayet tarafından harap edildiğinden ve kötü niyetli bir vampir öc almak için onu araştırmaya devam ettiğinden Bella kendini tehlikeyle çevrili bulur.Hepsinin ortasında aşık olduğu Edward ve Jacob'ın arkadaşlığı arasında seçim yapmakla yüzyüze kalmıştır ki bu karar vampir ve kurtadam arasındaki eskimeyen mücadeleyi tutuşturmak için olasıdır.Mezuniyeti hızla yaklaşırken Bella birden fazla karara sahiptir: yaşam ya da ölüm. Fakat hangisi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="400" width="500"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10104329&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10104329&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="500" height="400"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnErEEWDJhL89-sdvp3XNkRu3yU8BvqhHV_7UhVIR5KrxzCrWlp6WIbkUHL1a4qxUKoMLFGl3hZGFmBv_WLa3MSW-gz4e8WsAFAvxFw2fqyTcjcZN3IGYCFY_SfLXKhIOEixaQrgBMqwI/s72-c/twi.png" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Portsmouth’un Ay Yıldızındaki Sır Ne ?</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/portsmouthun-ay-yldzndaki-sr-ne.html</link><category>2.abdulhamit</category><category>FUTBOL</category><category>ingiltere</category><category>Portsmouth</category><category>son osmanlı</category><category>Spor Fitbol Takımı</category><category>Türk</category><pubDate>Fri, 16 Apr 2010 08:48:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-887983368175950164</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicpniKOhNAycGT5MF-JgLIPqnJPlY_KDfl7PSHn98rCo1-2Ak5InGRJgDQyo5zBIfoqvRHvBnIT5rFFr0sxlmcSBWtnaz-_XGo6zB450IShb9uiYzhRePInPsyh2WGVJVWdlFSEF1zI5o/s1600/2i07zmv.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="148" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicpniKOhNAycGT5MF-JgLIPqnJPlY_KDfl7PSHn98rCo1-2Ak5InGRJgDQyo5zBIfoqvRHvBnIT5rFFr0sxlmcSBWtnaz-_XGo6zB450IShb9uiYzhRePInPsyh2WGVJVWdlFSEF1zI5o/s200/2i07zmv.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;70 milyon sterlin tutarındaki borcunu ödeme sıkıntısına girince yönetim takımı kayyuma devretmek zorunda kaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere Premier Ligi’nin son sırasında bulunan 112 yıllık geçmişe sahip Portsmouth, 70 milyon sterlin tutarındaki borcunu ödeme sıkıntısına girince Premier Lig’de yönetimi kayyuma devredilen ilk futbol kulübü oldu.İngiliz futbol kulübü Portsmouth’un ilginç bir hikayesi var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İddiaya göre Osmanlı Sultanı 2.Abdülhamit, 1890’larda İstanbul’da kurulan ve Ermeni ve Rum gençlerden oluşan “Spor Fitbol Takımı” adlı İngiliz futbol ekibine karşılık İngiltere’de bir kulüp kurulmasını emreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj5roh9X3bDhzc6SJyUVmXuG5uLpVlhEdHH2-F9lv86i97cnp_vsglx8kxMvpq8kJgZev9NfY-GYCS4sp4GPD4UOJsJM9v_Jy_i7AA3KdcxyLcMRPihW-BhfkikkPuFmg-iB0StFYdLf14/s1600/abd2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj5roh9X3bDhzc6SJyUVmXuG5uLpVlhEdHH2-F9lv86i97cnp_vsglx8kxMvpq8kJgZev9NfY-GYCS4sp4GPD4UOJsJM9v_Jy_i7AA3KdcxyLcMRPihW-BhfkikkPuFmg-iB0StFYdLf14/s200/abd2.jpg" width="183" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Özellikle İstanbul’da operasyonel ve bilgi kaynaklı istihbari çalışmalar yaparak İmparatorluğa büyük zarar veren İngilizlere misilleme olarak kurulmasını istediği takımın arması ile dahi yakından ilgilenir Sultan. İsmine Gök Ordu denilsin diye emreder ve armasında hilal ve 8 köşeli yıldız olmasını söyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra ne olduğu ise büyük bir sır . Daha sonra nasıl gelişmeler yaşandı, Padişahın emri yerine getirildi mi, kurulan takımın ismi ne oldu bilinmez ama; Premier lig ekiplerinden Portsmouth’un arması oldukça dikkat çekici. Özellikle hilal ve yıldızlı armanın padişahın tarifine birebir uyduğu bir gerçek. Ancak kulubün kuruluşu ile ilgili böyle bir bilgi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonrası Tarihçilerin araştırmalarıyla ortaya çıkacak.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicpniKOhNAycGT5MF-JgLIPqnJPlY_KDfl7PSHn98rCo1-2Ak5InGRJgDQyo5zBIfoqvRHvBnIT5rFFr0sxlmcSBWtnaz-_XGo6zB450IShb9uiYzhRePInPsyh2WGVJVWdlFSEF1zI5o/s72-c/2i07zmv.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>&amp;#39;Çocuklar Duymasın&amp;#39;  Yeniden Ekranlara Dönüyor</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/duymasn-yeniden-ekranlara-donuyor.html</link><category>ayşecan tatari</category><category>birol güven</category><category>furjkan kızılay</category><category>havuç</category><category>pınar altuğ</category><category>tamer karadağlı</category><category>televizyon</category><category>Çocuklar Duymasın'</category><category>özgür ozan</category><pubDate>Fri, 16 Apr 2010 08:40:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-3172621621280323871</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQ9RSmjYQReavvZhq82MY_iFRK1BVnqraNq71q0nFApJrV8Vc8XIjawrpja2HGawl1arq5B6PemJiXwoqRA_7KZ8enFB7OYi-cG8Z9aPQFZHBoLVeM3AZ4XSPMpoD1yobSmQ1bnPjNAak/s1600/cocuklar_duymasin3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQ9RSmjYQReavvZhq82MY_iFRK1BVnqraNq71q0nFApJrV8Vc8XIjawrpja2HGawl1arq5B6PemJiXwoqRA_7KZ8enFB7OYi-cG8Z9aPQFZHBoLVeM3AZ4XSPMpoD1yobSmQ1bnPjNAak/s1600/cocuklar_duymasin3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Birol Güven, geçen yıl hayata geçirmeyi planladığı ancak ekonomik kriz nedeniyle ertelediği dizinin yeni bölümleri için çalışmalarına hız verdi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güven, 2001 yılında başladığı ve 3 yılda toplam 95 bölüm çekilen dizinin eski ekibini bir araya getirmeyi planlıyor.&lt;br /&gt;"Çocuklar Duymasın"ın ünlü çifti Haluk ve Meltem'i yeni bölümlerde yine Pınar Altuğ ile Tamer Karadağlı canlandıracak. İki ünlü oyuncuyla görüşmeler sürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizinin light Selami'sini canlandıran Özgür Ozan ise Kanal D'nin "Arka Sokaklar" dizisinde oynadığı için şimdilik dizide olmayacak. Ancak Selami'nin rolü hikâyede açık tutulacak.&lt;br /&gt;"Çocuklar Duymasın"da Haluk ile Meltem'in Havuç lakaplı oğulları Emre'yi yine Furkan Kızılay canlandıracak, kızları Duygu'yu oynayan Ayşecan Tatari ise Amerika'da okuduğu için yerine başka bir oyuncu bulunacak.&lt;br /&gt;FOX'ta yayınlanması planlanan dizinin eski bölümleri toplam 3 bin 400 kez yayınlarak dizi tarihine geçmişti.</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQ9RSmjYQReavvZhq82MY_iFRK1BVnqraNq71q0nFApJrV8Vc8XIjawrpja2HGawl1arq5B6PemJiXwoqRA_7KZ8enFB7OYi-cG8Z9aPQFZHBoLVeM3AZ4XSPMpoD1yobSmQ1bnPjNAak/s72-c/cocuklar_duymasin3.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>THY&amp;#39;nin Barcelonalı Reklam Filmi</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/thy-barcelonal-reklam-filmi.html</link><category>barcelona</category><category>ibrahimovic</category><category>ispanya</category><category>lionel messi</category><category>puyol</category><category>reklam filmi</category><category>thy</category><pubDate>Wed, 14 Apr 2010 03:33:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-1839050419515207141</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgw7yFBkhapVtdlCa_qu9b2cQaYBPlVvCIbV9LNLeo92bg2F0WqLgDxzsty369MP99vYLwQZuf66hLVDrM3O2tCIWO9JBsIOSIngWFpQ9skO7SoDM8Y2AKJyWdZ3U27xtdsdL5vxek53RE/s1600/barca_1280x1024-1024x819.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="508" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgw7yFBkhapVtdlCa_qu9b2cQaYBPlVvCIbV9LNLeo92bg2F0WqLgDxzsty369MP99vYLwQZuf66hLVDrM3O2tCIWO9JBsIOSIngWFpQ9skO7SoDM8Y2AKJyWdZ3U27xtdsdL5vxek53RE/s640/barca_1280x1024-1024x819.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;THY Barcelona ile yaptığı sponsorluk anlaşmasını tanıtmak için bir reklam filmi çekti.Müziği Sertap Erener, bestesi ise Nil Karaibrahimgil tarafından yapılan reklam filminin çekimleri 6 gün sürdü. Çekimler, Barcelona ve İstanbulda gerçekleştirildi. Yerli ve yabancı 286 kişinin görev aldığı reklam filmi, dünya genelinde 15 Nisan itibariyle 70 ülkede gösterilecek.İşte o reklam filmi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="470" width="680"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xcwti3"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xcwti3" width="680" height="470" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgw7yFBkhapVtdlCa_qu9b2cQaYBPlVvCIbV9LNLeo92bg2F0WqLgDxzsty369MP99vYLwQZuf66hLVDrM3O2tCIWO9JBsIOSIngWFpQ9skO7SoDM8Y2AKJyWdZ3U27xtdsdL5vxek53RE/s72-c/barca_1280x1024-1024x819.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Ali Ece ile Onun Hayatı Üzerine Hoş Bir Röportaj</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/ali-ece-ile-onun-hayat-uzerine-hos-bir.html</link><category>1903radyo</category><category>4-4-2</category><category>ahmetdeg</category><category>ali ece</category><category>beşiktaş</category><category>football manager</category><category>Röportaj</category><pubDate>Thu, 8 Apr 2010 11:57:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-786904345618142633</guid><description>&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #35383d; font-family: Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPqrO_h7Y-yPBFxEmeswKgFDEkDI68iQTPKywV0iZGyEyk0aaFQBaaNWHzeTEuEE_GasFov-ogiMDHxfmUJyVJ4943K6e3WbJLMqm3wcOsDeIkFnCvS9GHTW7Pzt6iGyo2pXieN_M5SKw/s1600/ali-ece.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPqrO_h7Y-yPBFxEmeswKgFDEkDI68iQTPKywV0iZGyEyk0aaFQBaaNWHzeTEuEE_GasFov-ogiMDHxfmUJyVJ4943K6e3WbJLMqm3wcOsDeIkFnCvS9GHTW7Pzt6iGyo2pXieN_M5SKw/s200/ali-ece.jpg" width="173" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Lig radyo ve Total Futbol ile tanınan Ali Ece ile futbol , football manager ve hayatı üzerine konuştuk.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Ali Ece kimdir ?&lt;/strong&gt;FourFourTwo yani namı diğer 4-4-2 dergisi yazarı, yazı işleri müdürü, Lig Radyo yorumcusu programcısı, İlker Duralı, Fırat İşbecer ve Mehmet Ayan’ın yancısı, Skytürk yorumcusu…Dinar Bandosu gitarcısı, ortak söz yazarı bestecisi&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;span id="more-25" style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Spor yazarlığı ve radyo yorumculuğuna ne zaman ve nasıl başladınız ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Kendi çapımda spor yazarlığına 16 yaşındayken 1994 yazında başladım. Türkiye’nin katılamadığı 94 Dünya Kupası’nda İrlanda Cumhuriyeti’ni tutuyordum. Önce sadece İrlanda’nın maçları ile ilgili günlükler tuttum ama sonra yazdıkça kendimi çok mutlu hissettiğimi fark ettim ve bütün takımlarla ilgili taktik, teknik, siyasi, kültürel yazılar yazmaya başladım. Sanırım yazı yazmaktan duyduğum mutluluk küçükken uzun süre ağır kekeme olmamdan kaynaklanıyor. Kekemeliğim geçer geçmez de normal olarak çok konuşup yılların acısını çıkarmaya başladım. İlk yorumculuk deneyimim de 1994 Eylül’ünde başladım, lisede (Saint Joseph o zaman erkek lisesiydi) saatlerce dünya futbolu, Liverpool, Cantona ve tabii ki bizim takımlarımız üzerine konuşurduk. Saint Joseph erkek lisesiyken futbol çok önemliydi, tarihi bir baklava turnuvası vardır, birinci olan sınıf 15, ikinci 10, üçüncü sırada bitiren de 5 kilo baklava kazanırdı. Ben&amp;nbsp; Adalı futbolcular gibi bizim Türk futbolculara nazaran biraz fazla sert oynadığım ve oyundan atıldığım için birkaç yıl beni oynatmadılar, ben de diğer oynamasalar da futbolu çok seven arkadaşlarımla beraber okul hoparlörlerinden maç yorumları yaptım turnuva oynanırken! Yani ta o zamandan Türkiye’de herkesin kendi çapında yorumcu olduğunu anladım! Hatta 1990 Dünya Kupası elemelerinde Türkiye ilk kez Tınaz Tırpan yönetiminde üst üste galibiyetler alıp finallerde iddialı hale geldiğinde kendi çapımızda finaller için şarkı bile yazmaya kalkışmıştık! Daha sonra bir başka Dünya Kupası’ndan, 2002′den önce Yapı Kredi Yayınları’nda Enis Batur ve Barış Tut beni sadece edebiyat değil, ciddi ciddi futbol yazmaya yönlendirdiler. Her şey Barış Tut sayesinde başladı. Şu anda FourFourTwo dergisinde onunla beraber yazıyor olmamız çok güzel benim için. Futbol her şeyden önce arkadaşlıktır, kankalıktır, yoldaşlıktır. Neyse, çenem daha da fazla düşmeden devam edeyim: 2002 Dünya Kupası için “Top Bir Dünyadır” adlı bir sergi düzenlemiştik, ben de o 3 ay boyunca Taksim’de İstiklal Caddesi’nde boy gösteren yabancı futbolcuların üzerlerindeki yazılarını yazdım. Daha sonra askerden gelince Vatan gazetesi spor servisinde işe girdim, pek de istemeden iddia yorumları yazdım, hatta eğlenmek için hayali bir İngiliz yorumcu yaratmıştım: Andrew Curtis, tabii ki öyle birisi yoktu, o bendim ve insanlar pek tutturamasam da İngiliz diye onun yorumlarını çok beğeniyorlardı! Ülkemizdeki birçok işyerinde olduğu gibi sigortasız çalıştırdıkları için çocukluk arkadaşım Gökmen Özdemir’le ters düştüm ve iyi bir kavgadan sonra lanet olsun bu işe deyip futbol yazmayı, yorumlamayı bir süre bıraktım. Ama futbol yazarlığı, yorumculuğu beni bırakmadı. Biriktirdiğim birkaç kuruşla babamdan da destek alarak Moda’da bir müzik stüdyosu açtım ama her sabah işe gidince ilk yaptığım BBC’nin sitesinden Liverpool ve Premier Lig’le ilgili haberleri, yorumları okumak oluyordu. Bir süre sonra Barış Tut, yeni çıkacak bir dergiden bahsetti: F dergi! F dergiye ilk yolladığım yazıdan sonra “Siz ne isterseniz yazın ama yeter ki sürekli yazın” dediler. F dergi’nin benim için çok ayrı önemi var. Bazı sayılar var, takma isimlerle neredeyse o sayının tamamını yazmışım! Ayrıca geç de olsa insanlara emeklerinin gerçek karşılığı olan paralarının eksiksiz yatırıldığı ülkemizdeki ender spor basını organlarından birisiydi. Ahmet Altan’ın siyasi görüşlerine tamamen katılmıyorum ama F dergi gibi bir projeyi hayata geçirdiği için çok büyük saygı duyuyorum. F’den sonra gerisi çorap söküğü gibi geldi diyebilirim: Vatan’dayken Türk futbol yazar ve yorumcu sınıfının kalitesi yerlerdeydi hatta yerin bile altındaydı; George Best’in, Johan Cruyff’un kim olduğunu bile bilmeyen palavrasporcular mutlak egemendi. FourFourTwo’ya F dergi kapandığı için geçtim, bir süre sonra da Mehmet Ayan, Lig Radyo’da program yapmamı önerdi, başladım gerisi geldi. İlker Duralı bu süreçte çok önemli rol oynadı. İlker, Fırat İşbecer ve Mehmet Ayan’dan başta “sakin olmak” üzere çok şey öğrendim. Skytürk işi de Berfu Haşıoğlu ve Mustafa Sapmaz’ın sayesinde başladı sonra Lig Radyo ve FourFourTwo ekibi Skytürk’te Total Futbol’da birbirlerine eklemlendi. Beni en çok mutlu eden şu: Sadece kendim gibi davranıp ne düşündüğümü ne hissettiğimi sansürsüz söyleyerek insanlar beni sevdi. Program yapmadan yıllar önce de dışarıda da Pascal Nouma, George Best tişörtleri, siyah bandımla dolaşıyordum, programda da yapay takım elbiseler giymek yerine sokaktaki gibiyim, bu harika bir şey!&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Hangi takımı tutuyorsunuz ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;En zor soru bu! Türkiye’de dededen, babadan sülaleden Beşiktaşlıyım. Kadıköy yakasında bir&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; apartmanın tamamının Beşiktaş bayraklarıyla donanması görülmüş iş değil ama Eceler Apartmanı var, bizim aile apartmanı. Beşiktaş Çarşı’da bile daha Beşiktaşlı bir apartman yoktur herhalde! Üstelik Fenerbahçe’de basket, Galatasaray Üniversitesi’nde yıllarca futbol oynadım. Sinan Engin efendi, Alaattin Çakıcı’yı kulübün antetli kağıtlarıyla yurt dışına çıkarttığında askerdeydim, herkesin yattığına emin olup küçük bir odaya kendimi kitledim ve sabaha kadar ağladım!&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Geçen ilkbaharda Karşıkaya haberi yapmaya gidip taraftarları gördüğümden beri Karşıyaka’yı da tutuyorum sanırım ama Göztepe’ye hiçbir düşmanlığım yok. İnşallah ikisi birden Süper Lig’e çıkarlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;İngiltere’de çok sıkı bir Liverpool’luyum. Hayatımda bir kez canlı izledim, efsanevi 2005 finalinde ama benimkisi sanırım küçüklükten gelen bir Liverpool aşkı ve o gece o efsaneyi yazmasalardı da bu kadar fanatik bir Liverpool’lu olurdum. Küçükken yılda bir kez Süt Kupası finali olurdu ve İrlandalı oyuncuların birçoğu (Staunton, Aldridge, Whelan, Houghton) Liverpool’da oynardı, bir yandan da The Beatles, Liverpool şehrinden, daha ne olsun! Liverpool’u tutmasam kesin Manchester United’ı tutardım o da ayrı bir gerçek. Ezeli rakibe karşı gizli ama önüne geçilemez bir sempati duyuyorum, sanırım Alex Ferguson ve Eric Cantona, George Best, Ryan Giggs gibi efsanelerden kaynaklanıyor, bir de Liverpool’dan sonra Ada’da en iyi müzik grupları Manchester’dan çıktı (The Stone Roses, The Smiths, Joy Division, New Order, Happy Mondays).&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;İskoçya’da takımım Glasgow Celtic. 1967 yılında Ada’nın ilk Avrupa şampiyonu olmalarıyla 1967 yılında saykodelik rock’ın, Aşk Yazı’nın patlaması çok tesadüf olamaz ya! Celtic’i gerçekten de çok seviyorum çünkü 1888′de fakir insanların açlıktan ölmemeleri için para toplamak amacıyla kurulmuş bir futbol takımı. Aslında Hibernian ve Aberdeen başta olmak üzere Rangers hariç tüm İskoç takımlarını çok seviyorum. Takımının kazandığı taça Şampiyonlar Ligi’nde şampiyon olmuş gibi sevinen, mutlu olan insanları nasıl sevmem ki? Futbolu bu kadar çok ve bu kadar karşılıksız sevmiş başka bir ülke yok: İskoçya Dalglish-Souness döneminde bile Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası’nda birinci turu geçemedi ama Avrupa’da futbolun en sevildiği, en doya doya ve katıksız yaşandığı ülke. Rangers’tan nefret etmemin sebebi Celtic’li olduğum için değil, ne de olsa Katolik değil Müslümanım. Ancak Rangers’lıların yıllarca sadece protestan olmadıkları için insanları oynatmamaları, diğer din ve mezheplere karşı söyledikleri ayrımcı şarkılar gerçekten de futbolun yüz karası. 2008 UEFA finalinden önce taraftarlarının yaptıkları çirkinlik ve iğrençliklerin futbolda yeri yok. 2003 finalinde kaybeden taraf olan Celtic taraftarları UEFA tarafından yılın en centilmen ve insancıl taraftar topluluğu seçilmişlerdi. Daha küçüklükten doğru tercih yaptığım için çok mutluyum. Ayrıca Rangers’lıları başta Aberdeen’liler olmak üzere İskoçya’da kimse sevmez çünkü herkese o kadar ayrımcılık yapmışlar ki! 1800′lerin sonunda kurulmuş bir takımda ilk ayan beyan katoliğin 1990′lara doğru oynaması ne demek? Futbolun apartheid’ı, Mandela öncesi Güney Afrikası gibi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Ayrıca Liverpool’un ezeli rakibi Everton’a karşı da büyük sempatim var, sanırım Merseyside derbisi dünyanın en güzel, en örnek alınması gereken insancıl derbisi, futbolun gerçek yüzü: Maçları bir arada beraber izlemek, diğerinin acısını hissedebilmek, dolaysız, çıkarsız empati kurmak, bildiğin rakip olmak ama kardeş kalmak!&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Fransa’da Marsilya, İspanya Ligi’nde Barcelona, Dünya Kupası’nda Türkiye yoksa İrlanda Cumhuriyeti, Cezayir ve İskoçya diğer tuttuğum takımlar. Türkiye katılmıyorsa Almanya, İtalya’lara karşı mutlaka Hollanda forever, Johan Cruyff’un hatırına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiEcgb3PRwtVr4ik1j0ly8BE81I7NfB-jE1ND1ax1Z0bu9dMHzZvLRo9FX5325UxMCVC8umoIFWJrTb70Q3eJhFjYSTpTjnFKKq5-SqjuexOq6YJXyGVe4b5PKYUws3henIqe00ZDRIA0/s1600/aliece.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="265" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiEcgb3PRwtVr4ik1j0ly8BE81I7NfB-jE1ND1ax1Z0bu9dMHzZvLRo9FX5325UxMCVC8umoIFWJrTb70Q3eJhFjYSTpTjnFKKq5-SqjuexOq6YJXyGVe4b5PKYUws3henIqe00ZDRIA0/s400/aliece.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Tuttuğunuz takıma karşı yazılarınızda veya yayınlarınızda ne kadar duyarlısınız ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Şöyle bir duyarlılığım var: Bir basın mensubu eğer “Ne de olsa benim takımım, yazmayayım da zarar görmesin” diye o gün yazması gerekeni yazmıyorsa zaten uzun vadede takımına karşı en büyük günahı işler. Yazılmayanlar birikir, yanlışlar büyür ve sonunda da Sinan Engin gibiler yıllarca takımımızı mahvederler.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Takip ettiğiniz yerel,yabancı kaynaklar ,ligler , spor yazarları ve takımları paylaşırmısınız ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Uğur Meleke hem harika bir yazar, hem de bir o kadar da harika bir insan. Ayrıca o futbolcu diye milyonlarca dolar alan bir sürü adamdan çok daha iyi futbol oynuyor! Her sabah ilk iş Uğur Meleke’nin yazdıklarını okurum sonra Atilla Gökçe yazmış mı yazmamış mı diye merak ederim. Atilla Abi yazmamışsa o sabah ne yapar eder bir İslam Çupi yazısını arşivden bulur okurum. Sonra tek tek bütün bildiğim internet bloglarına bakarım. FourFourTwo ekibinden Erdem Kabadayı, Kaya Adalı ve Hilal Gülyurt’un yazılarını, Mustafa Sapmaz’ın günlük yorumlarını asla kaçırmam. Zaten İlker Duralı, Mehmet Ayan ve Fırat İşbecer ile sürekli “yorumlaşma” halindeyiz. Keşke Mehmet Ayan biraz Premier Lig, La Liga da izlese de onlar üzerine de sohbet edip kapışabilsek! Her ne kadar kısa bir süre l’Equipe’te staj yapmış olsam da benim Fransa’daki favorim açık ara France Football’dür. World Soccer da süper bir dergidir, Karadağ Ligi’nden Zimbabve Milli Takımı’na kadar her şey o dergide var. FourFourTwo’nun İngilizce sayıları da çok güzel. 1995-2000 arasını okudukça yeniden yaşıyorum böylece hafızam da her daim taze kalıyor. BBC’nin sitesindeki ve Liverpool’un resmi sitesindeki forumlar da çok zihin açıcı oluyor. Ayrıca Simon Kuper, Tanıl Bora, Mihir Blose, Cem Dizdar ve Bağış Erten de en çok severek zevk alarak okuduğum futbol yazarlarından. Güntekin Onay, Ersin Düzen çok severek izlediğim yorumcular, programcılar. Ayrıca The Times gazetesinde futbolculuğunda deli gibi sevdiğim Tony Cascarino spor yazarı, yani bir başka açıdan bakınca idollerimden biriyle meslektaşım! Bundan daha güzel ne olabilir cidden? Bir de mutlaka bizim palavraspor gazetelerinin başlıklarını okuyorum, bence Avrupa Yakası vs halt etmişler onların yanında, bir gün gülmekten ölmekten korkuyorum ama onların çok sattığını gördükçe yaptığım meslekten nefret ettiğim anlar oluyor! Nasıl da sadece para için halkın, insanların duygularıyla bu kadar vicdanızca oynayabiliyorlar! Salvador Dali bile böylesine sınırsız bir gerçeküstücülüğün karşısında resmi bırakırdı. Bence o yalan ötesi haberlerin çoğunu uyuşturucu içerek yazıyorlar, hem de bali falan herhalde çünkü gerçekten bu kadar da kopabilmek normal şartlarda imkansız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Futbol dışında hangi spor dallarını takip edersiniz ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Küçükken uzun yıllar basketbol oynadım ama aslında hep futbolcu olmak istemiştim. Yugoslavya ülkelerinin (Hırvatistan, Bosna, Karadağ, Sırbistan vs) maçları varsa basketbol izlerim ama çok fazla alacalı bulacalı bulduğum NBA’yi sevmem pek. Yine de NBA, eşitlikçi salary cap transfer uygulamasıyla tüm dünyaya harika bir örnek. Eskiden tenis de çok severdim ama Martina Navratilova ve Steffi Graf’ta kaldım! Ayriyeten Six Nations’taki rugby, futboldan sonra en sevdiğim spor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Türkiye’den beğendiniz teknik direktör ve futbolcular kimlerdir?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Reha Kapsal, Ertuğrul Sağlam, Nurullah Sağlam, Celal Kıbrızlı, Mustafa Denizli, milli takım döneminde Ersun Yenal! Euro 96, 1. Galatasaray ve Fiorentina döneminde Fatih Terim’i de çok beğenirdim, o maçları kazandıktan sonra tribünlerin arasında eşi Fulya hanımı araması harikaydı, Rocky’nin “Adrian”ı araması gibi, Euro 96′ya kaldığımız maçtan sonraki sahneleri asla unutamam. Eski futbolculardan bir numaram Feyyaz Uçar, sonra Rıza Çalımbay, Rıdvan Dilmen, Deli Nezihi, Recep Çetin, Uğur Tütüneker, Cüneyt Tanman, Prekazi… Hakan Şükür de bir ara harikaydı eğer Blackburn’de kalsaydı Niall Quinn misali global bir efsane olurdu ama Galatasaray’ı bu kadar çok sevmesi de büyük saygı duyduğum bir şey. Yenilerden Arda ve Batuhan’dan sonra en çok Volkan Şen’i beğeniyorum. Daha genç oyunculardan Beşiktaşlı Necip ve soyadı Şentürk olan altyapıdaki oyuncu da müthiş yetenekliler.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Batuhan’ın saha dışında yaptıklarını tasvip etmiyorum ama o yaşta onun konumunda olan birçok insan bu ülke şartlarında öyle davranır, o yüzden çok ağır eleştirmemeye çalışıyorum. Ne de olsa bizim ülkemizi yıllardır yönetenlerin kalitesi ortada, Batuhan’ın yaptıklarına biraz da o bağlamda bakmak lazım. Ayrıca Nobre’den 10 kat iyi bir santrfor ama Mustafa Denizli tabii ki benden çok daha iyi bilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Turkcell Süper Lig takımlarımız çok iyi transferler yaptılar.Sizce bu sene lig kalitesi nasıl olacak ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Geçen sezon da çok kaliteliydi, bu sezon daha da kaliteli olacak. Bizde futbolcular ve teknik adamlar gayet kaliteli, kalitesiz olan yönetim anlayışı ve yönet(emey)enler! Bu oyunun taraftarların oyunu olduğunu, bir kulübün geçici yöneticilere ve para babalarına değil halka, taraftarlara ait olduğunu anlamaları gerekiyor!&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Bu sene Turkcell Süper Lig’e hangi takımlar ve oyuncular damga vuracaktır?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Arda, Elano, Ernst, Dos Santos, Volkan Şen, Batalla, Couceiro! Colin Kazım’ın Daum yönetiminde iyi oynayacağını düşünüyorum. Güiza’nın da ama 100 gol bile atsa Fenerbahçe’deyken “Ben büyük bir takımda oynamak istiyorum” diyen bir adamı sevmem, sevemem. Bu Türk futboluna çok büyük hakarettir! Sen de kimsin be adam, bu takımda Pierre Van Hooijdonk, Uche, Hogh, Brian Steen Nielsen, Dalian Atkinson, Roberto Carlos ve Alex oynadı!&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Turkcell Süper Lig takımlarının bu seneki formalarını beğendiniz mi ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Bazılarını evet, bazılarını hayır. Renk renk formalar olması güzel bence ama sadece taraftarlara satmak için kel alaka renkler olması tam ülkemizin yerinde saymasına neden olan oryantal bürokratik kapitalizmin berbat bir yansıması. Favori formalarım Beşiktaş’ın 100. yıl Hakkı Yeten Retro forması, Galatasaray’ın parçalısı, Fenerbahçe’nin Nezihi dönemindeki çubuklusu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Ali Ece denince ilk akla gelen Total Futbol oluyor.Blog siteniz oluyor.Ne zaman blog yazmaya başladınız ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;F dergi kapandıktan sonra başladım.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Total Futbol blog adresi :&amp;nbsp;&lt;a href="http://aliece.blogspot.com/" style="border-bottom-width: 0px; border-color: initial; border-left-width: 0px; border-right-width: 0px; border-style: initial; border-top-width: 0px; color: #0099cc; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px; text-decoration: none;"&gt;http://aliece.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Blog yazarlığının şuanki noktaya gelmenizdeki faydaları nelerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Onu insanlar değerlendirebilirler. Ben blogu belli bir amaçla yazmıyorum. 1994 Düya Kupası dönemi ülkemizde internet yoktu kağıtlara yazardım şimdi internet var bloga!&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Takip ettiğiniz diğer blog yazarları kimlerdir ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;O kadar çok var ki biraz evvel kesip yapıştırıyım dedim ama 200bin vuruşluk yer yok herhalde bu röportajda! Hepsi zaten blog bağlantılarımda mevcut.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Yeni blog yazarlığına başlıyacak arkadaşlara ne önerirsiniz ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Hemen başlayın!&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;FourFourTwo dergisindeki yazılarınızda bloglara yer ayırıyor musunuz ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Tabii ki! Bir sayfa sadece bloglar için var. İki tanıtım yazısı bir de konuk yazar, herkesi bekliyoruz. 500′er vuruşluk tanıtımlar ve 3500 vuruşluk konuk blog yazıları: ali.ece@442dergi.com&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Flying Dutchmen ve Ligue 1/Glasgow Mağusa ekipleri sağolsunlar sürekli yazıyorlar FourFourTwo’ya.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Yazılarına güvenen bilgili genç arkadaşlara şans tanıyor musunuz kendilerini göstermeleri için ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Sürekli. Herkese kapımız açık. Okuyucuyken yazı yollayıp sürekli yazar olan çok kişi var FourFourTwo’da.&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Bildiğimiz kadarı ile Football Manager oynuyorsunuz.Keşfettiğiniz oyuncular oldu mu ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Son yıllarda Sinan Bolat var ki kendimle gurur duydum Sinan milli takıma seçildiğinde! Zafer Yelen, Ceyhun Gülselam da 2 yıl önce keşfettiğim isimler. FM/CM benim için hayat memat meselesidir! Keşke günler 48 saat olsa 24 saat sadece FM/CM oynayabilsem!&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Football Manager oyununda büyük takımları mı yoksa küçük takımları mı tercih ediyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Daha çok kendi tuttuğum takımları alıyorum. Lig Radyo’da geçenlerde bir dinleyici harika bir mesaj attı: “Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi şampiyonu olunca Ali Ece ne yapar: CM’yi kapatır” Aslında yanlış cevap çünkü hiç uyumamak uğruna kapamam. Hele ŞL şampiyonu olduysam ki Beşiktaş’ı 9 sene üst üste Türkiye Ligi 2 yıl üst üste de ŞL şampiyonu yapmışlığım var. Bir screen shot var kız arkadaşımın bilgisayarında size yollayacağım! Bazen her CM/FM’ci gibi benim de gerçek-oyun algılarım karışıyor. 1999′da Wigan’a gittiğimde meydanda “E hani benim heykelim yok, bu takımı Premier Lig’e çıkarıp FA Cup’ı kazandırdım, bu ne vefasızlık” demiştim kendi kendime. Küçük takımları çalıştırmak çok zevkli cidden. En son Milwall’u çalıştırdım kulübün oyuncu izlemek için scout yollayacak parası bile yoktu ama 3 yılda League 1′den Premier Lig’e çıktık, çok zevkliydi. Sonra Liverpool’dan teklif gelince hayır diyemedim tabii!&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Football Manager oyununu oynama amacınız nedir ? Eğlence için mi yoksa oyuncu veritabanından yararlanmak için mi ?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Her ikisi de değil birincil amacım. Ben hep futbolcu olmak istedim, yetenekliydim de ama aile, okul, rock’n'roll derken olmadı. Gitar çalarken sigara içebiliyorsun ama 90 dakika futbol oynarken içemiyorsun o yüzden gitarı tercih etmiştim! Bu yüzden en çok olmak istediğim şey teknik direktör. CM/FM’de işin içinde para yok, baskı yok; sana “hoca moca değil” diyen kara cahil adamlar yok, daha güzel teknik direktörlük olur mu?&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;&lt;strong style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;Son olarak spor yazarlığı yapmak veya radyo yorumcusu olmak isteyen arkadaşlara ne önerirsiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Kendiniz olun!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font: normal normal normal 12px/19px Verdana; margin-bottom: 5px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 5px; padding-bottom: 5px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 5px;"&gt;Röportaj için teşekkür ederiz…&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiPqrO_h7Y-yPBFxEmeswKgFDEkDI68iQTPKywV0iZGyEyk0aaFQBaaNWHzeTEuEE_GasFov-ogiMDHxfmUJyVJ4943K6e3WbJLMqm3wcOsDeIkFnCvS9GHTW7Pzt6iGyo2pXieN_M5SKw/s72-c/ali-ece.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Bütün İtalya Roma&amp;#39;nın Şampiyonluğunu 4 Gözle Bekliyor</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/butun-italya-roma-sampiyonlugunu-4.html</link><category>ahmetdeg</category><category>Bütün İtalya Roma'nın Şampiyonluğunu 4 Gözle Bekliyor(</category><category>Sabrina Ferilli</category><pubDate>Thu, 8 Apr 2010 10:14:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-8982815872398529937</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://g1.milliyet.com.tr/Detail/2010/04/07/taraftarin-onunde-soyunacak-sabrina-ferilli-seksi-1168513.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://g1.milliyet.com.tr/Detail/2010/04/07/taraftarin-onunde-soyunacak-sabrina-ferilli-seksi-1168513.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İtalyan model ve aktris Sabrina Ferilli, tutkulu hayranı olduğu Roma takımının şampiyon olması durumunda taraftarların gözü önünde soyunacağını açıkladı. 90’lı yılların en seksi İtalyan kadınlarından biri olan ve 40’a yakın filmde rol alan Sabrina’nın bu açıklaması İtalyan futbolseverler tarafından coşkuyla karşılandı. 42 yaşında olmasına rağmen Sabrina geçen yıl ülke çapında yapılan bir ankette İtalya’nın en sevilen kadını seçilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KİMMİŞ BU HAYIRSEVER DİYENLERE&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://g1.milliyet.com.tr/Detail/2010/04/07/taraftarin-onunde-soyunacak-sabrina-ferilli-seksi-1168512.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="480" src="http://g1.milliyet.com.tr/Detail/2010/04/07/taraftarin-onunde-soyunacak-sabrina-ferilli-seksi-1168512.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://g1.milliyet.com.tr/Detail/2010/04/07/taraftarin-onunde-soyunacak-sabrina-ferilli-seksi-1168508.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://g1.milliyet.com.tr/Detail/2010/04/07/taraftarin-onunde-soyunacak-sabrina-ferilli-seksi-1168508.jpg" width="221" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;object height="505" width="640"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/cwWXy9y4D6k&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/cwWXy9y4D6k&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="505"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Mastercard Reklamında Beşiktaş Tribünü</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/mastercard-reklamnda-besiktas-tribunu.html</link><category>ahmetdeg</category><category>beşiktaş</category><category>Mastercard Reklamında Beşiktaş Tribünü</category><category>video</category><pubDate>Wed, 7 Apr 2010 07:29:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-546305467357545043</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj69y3_l1RQCLSZdFbqw8ltrSnTHIdB067vsDaDR739cBAiMyIQFIJ7w9Ox7DJfnae1sqsnLG-bD_YUK_gcy8DKZFXympmSZn2b7oBaqbY-fdhmYROEMebWpeGV6WaGF6KqF-246DRSrKg/s1600-h/tribun.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj69y3_l1RQCLSZdFbqw8ltrSnTHIdB067vsDaDR739cBAiMyIQFIJ7w9Ox7DJfnae1sqsnLG-bD_YUK_gcy8DKZFXympmSZn2b7oBaqbY-fdhmYROEMebWpeGV6WaGF6KqF-246DRSrKg/s200/tribun.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Sky Sports'un Britanya kanalında Salı akşamı yayınlanan Barcelona-Arsenal maçının devre arasındaki Mastercard reklamında tribünümüzden görüntüler kullanılmış. Tahminim Marsilya maçı olduğu yönünde kapalı'nın önüne asılan küçük küçük pankartlardan yola çıktım.&lt;br /&gt;Yabancı bir firmanın Şampiyonlar Ligi için hazırlattığı bir reklamda tribünümüzden görüntüler bulunması gururlandırıcı elbette. Adamlar da biliyor demek ki bu topraklardaki en iyi tribünün BEŞİKTAŞ tribünü olduğunu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="505" width="653"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/73o1GxUpuBk&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/73o1GxUpuBk&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="653" height="505"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="505" width="640"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/w7J_eRmK-kI&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/w7J_eRmK-kI&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="505"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj69y3_l1RQCLSZdFbqw8ltrSnTHIdB067vsDaDR739cBAiMyIQFIJ7w9Ox7DJfnae1sqsnLG-bD_YUK_gcy8DKZFXympmSZn2b7oBaqbY-fdhmYROEMebWpeGV6WaGF6KqF-246DRSrKg/s72-c/tribun.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Messi:4 - Arsenal:1 &amp;#39;&amp;#39;Bu Adam Neyin Nesi?&amp;#39;&amp;#39;</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/messi4-arsenal1-adam-neyin-nesi.html</link><category>4-1</category><category>ahmetdeg</category><category>Arsenal</category><category>arsene wenger</category><category>barcelona</category><category>bendtner</category><category>ersin düzen</category><category>FUTBOL</category><category>lionel messi</category><pubDate>Wed, 7 Apr 2010 06:50:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-8035459133630865914</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhgiXp8wJ_TwxgK9N8ZIcZsDRqL11wCTH4A457Kr8bq-7XebCo_5EPqxNAJg4nOgk1F8LVt2Wu-Me_TX8ZQGqAyPcftQ5O8-5eNRTRhDWL-TCbvWhw2CeJUIo6IQUyE8nZ3q_8_83Lyy8w/s1600-h/dunya-messi-yi-konusuyor--586365.Jpeg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="167" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhgiXp8wJ_TwxgK9N8ZIcZsDRqL11wCTH4A457Kr8bq-7XebCo_5EPqxNAJg4nOgk1F8LVt2Wu-Me_TX8ZQGqAyPcftQ5O8-5eNRTRhDWL-TCbvWhw2CeJUIo6IQUyE8nZ3q_8_83Lyy8w/s200/dunya-messi-yi-konusuyor--586365.Jpeg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Arsenal ile Barcelona arasındaki Şampiyonlar Ligi mücadelesinde 2-2'nin rövanşında Barcelona kendi sahasında Arsenal'i Messi'nin 4 golü ve muhteşem futboluyla mağlup etti.Messi gösterdği performansla en iyisi benim dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WENGER: "MESSİ SANKİ PLAY STATION"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger, dün akşam takımına 4 gol atan Barcelonalı futbolcu Lionel Messi’yi bilgisayar oyunu karakterine benzetti ve futbolcunun, "dünyanın gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından biri olma yolunda ilerlediğini" söyledi.&lt;br /&gt;Wenger, Barcelona’ya 4-1 yenildikleri maçından ardından düzenlediği basın toplantısında, dün akşam iki takım arasındaki farkın Messi olduğunu belirterek, "Yapılan her hatayı kendi lehine çevirebiliyor. Barcelona çok iyi bir ekip.&lt;br /&gt;Ancak Messi denen bir oyuncu var ve bu oyuncu oyunun gidişatını her an değiştirme yeteneğine sahip. Sanki Play Station" diye konuştu.&lt;br /&gt;Messi’nin çok genç olduğunu, çok daha büyük başarılara imza atacağına inandığını söyleyen Wenger, bu futbolcu gibi bir maçta 4 gol atan fazla oyuncu bulunmadığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UEFA, "ÇOK FARKLI BİR OYUNCU"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UEFA'nın resmi internet sitesi de Messi'nin fevkalade olduğunu belirtirken, Arjantinli futbolcunun takım arkadaşı Xavi Hernandez, UEFA.com'a yaptığı açıklamada, Messi'nin dünyadaki tüm oyunculardan farklı bir seviyede ve sınıfta olduğunu belirterek, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnanılmaz ve acımasız bir oyuncu. Tüm oyunculardan farklı bir yerde. Eğer şanslıysanız 25 yılda bir böyle bir oyuncu bulabilirsiniz. Biz de böyle bir şansa sahibiz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brezilyalı savunma oyuncusu Alves de rüya gibi bir gece olduğunu ve 1-0 geriye düştüklerinde bile soğukkanlılıklarını koruduklarını ve kaybedeceklerini hiç düşünmediklerini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barcelona'nın file bekçisi Victor Valdez ise yarı finaldeki rakiplerinin Inter olduğunun hatırlatılması üzerine yaptığı açıklamada, "Şimdi yarı finalde eski bir dost Eto'o ile karşı karşıya geleceğiz ve her zaman eski bir dosta karşı oynamak zor olmuştur. Fakat tahmin ediyorum ki bu onun için de zor olacak. Ayrıca o Inter'in olağanüstü oyuncularından sadece biri, şimdi onlarla karşılaşıp, bu işin üstesinden gelme zamanıdır" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="460" width="600"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xcuy5t"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xcuy5t" width="600" height="460" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhgiXp8wJ_TwxgK9N8ZIcZsDRqL11wCTH4A457Kr8bq-7XebCo_5EPqxNAJg4nOgk1F8LVt2Wu-Me_TX8ZQGqAyPcftQ5O8-5eNRTRhDWL-TCbvWhw2CeJUIo6IQUyE8nZ3q_8_83Lyy8w/s72-c/dunya-messi-yi-konusuyor--586365.Jpeg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Kızılderililer</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/kzlderililer.html</link><category>Kızılderililer</category><pubDate>Sun, 4 Apr 2010 01:15:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-757336922217302721</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://img397.imageshack.us/img397/5023/xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxij4.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://img397.imageshack.us/img397/5023/xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxij4.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Amerika’nın yerli halkına ortak olarak verilmiş olan Kırmızı Hintliler (Red Indians) adı yanlıştır ; bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir . Zira İspanyollar Amerika’ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Hintli (Red İndian) terimi de doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıkları zaman vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmışlardı. Bu, bazı törenlerde onların adetiydi. Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılderililer Amerika kıtasının ilk yerlileri.Asya’dan&amp;nbsp;Bering Boğazını geçerek çeşitli zamanlarda Amerika’ya ulaştılar. Göçler 10.000 yıl önce, belki 25.000 yıl önce başlamış ve birbirini takib eden zamanlarda gerçekleşmiştir. Göç eden gruplar lisan, kültür ve fiziki bakımdan birbirinden farklıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey Amerika’nın kuzeyinde o zaman bulunan dev buzullarda deniz suyunun depo edilmesi sonucu, deniz seviyesi düşüktü. Bunun sonucu Bering Boğazı, Asya’yı Amerika’ya bağlayan bir köprü şeklinde bulunmaktaydı. Şimdi bile Bering Boğazı 75 km genişliğindedir ve Asya ile &lt;br /&gt;Kuzey Amerika arasında iki ada bulunmaktadır. Kuzey Amerika’da bulunan buzulsuz bir yolla Orta ve Güney Amerika’ya inilebilmekteydi. Başka bir yol da Amerika’nın güneyindeki Pasifik kıyılarına gelen deniz yoluydu. Ancak burası o zamanların deniz vasıtaları için oldukça tehlikeliydi. Bu göçlerden binlerce yıl sonra, Avrupalılar Amerika’yı keşfetti. Hemen hemen her yerde yaşayan yerli kavimler bulunmaktaydı. Ancak sayıları azdı. Avrupalıların kıtaya ayak bastığı sırada Kuzey Amerika’nın tamamında nüfûsun 4,2 milyon, Güney Amerika’nın ise 10 milyon dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Avrupalıların Amerika’yı keşfinden sonra Kızılderili nüfusu hızla azalmıştır. Buna Kızılderililerin kullandığı tabiat kaynaklarının Avrupalıların eline geçmesi, Avrupalıların kıtaya getirdikleri bulaşıcı hastalıkların Kızılderilileri telef etmesi ve yapılan katliamlar sebeb oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslen Asyalı olan Kızılderililer, düz siyah saça, koyu kahverengi göze sahiptirler. Derileri, genellikle orta kahverengi olup, sarımsı kahverengi ile kırmızımsı kahverengi arasında değişir; tamamen kırmızı değildir. Ancak, bazan vücutlarının bir kısmını kırmızıya boyarlar. Kafa ve burun yapıları gibi diğer vücut karakteristikleri de çok farklılık gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılderili lisanları birbirinden oldukça farklıdır. Hiçbirisinin&amp;nbsp;Avrupa, Asya veya&amp;nbsp;Afrika’da kullanılan lisanlarla bağlantısı yoktur. Bazı diller, diğer yaygın kullanılanlardan türemiştir. Dilleri gibi kültürleri de birbirinden çok farklıdır. Çiftlik genel olarak yerlilerin ana ekonomik kaynakları idi. Bunun yanında avcı ve balıkçı olanları da vardı. Siyasi organizasyonlarında şehir devletleri yanında, kabile konfederasyonları da mevcuttu. Dini hayatları Aztek ve Mayalarda olduğu gibi müesseseleşmiş ve karmaşık seremonilere sahipti. Ancak bazı topluluklarda bu çok ilkel olup, hastaları iyi etmek, doğum ve cenaze merasimlerinden ibaretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 20 tane bitki, Amerika’nın keşfiyle Avrupa’ya geçti. Mısır,tütün,patates,kakao ve&amp;nbsp;yerfıstığı bunlar arasındadır. Kızılderililerden ileri olanlar ahşap işlemeyi, çanak-çömlek yapmayı, dokumayı ve taş işlemeyi bilmekteydiler.Astronomi ve metalurji Avrupa’da olduğu kadar ileri değildi. Ancak bazı konularda dikkate değer ilerlemeler yaptılar. Köpek ve hindi dışında evcil hayvanları bilmezlerdi. Tekerlek Orta Amerika’da oyuncak şeklinde bulunduğu halde henüz kullanılmamıştı. Bakır, altın ve gümüşün kullanıldığı ve bunların kullanılışı ile ilgili tekniğin oldukça ilerlediği bilinmemekteydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılderililer Avrupalılarla karşılaştıklarında teknolojik bakımdan yaklaşık 3000 yıl gerideydiler. Bu gerilik sayılarının az oluşuna dışarıyla irtibatlarının bulunmamasına ve yeni bir kıtaya yerleşmek için harcadıkları zamana bağlanabilir. Kızılderililer, Avrupalı işgalcilerin katliamlarından asırlarca kurtulamadılar. ABD’nin resmi organlarınca katledildiler. En çok kelle getiren Kızılderili avcılarına mükafatlar verildi. Kızılderili kellelerinin teşhir edildiği bir müze kuruldu. Ülkenin en verimli topraklarından sürülen Kızılderililer, ancak 1924’te vatandaşlık hakkına kavuşabildilerse de bugüne kadar horlanmaktan kurtulamadılar.Amerika’nın yerli halkına ortak olarak verilmiş olan Kırmızı Hintliler (Red Indians) adı yanlıştır ; bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir . Zira&amp;nbsp;İspanyollar Amerika’ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Hintli (Red İndian) terimi de doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıkları zaman vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmışlardı. Bu, bazı törenlerde onların adetiydi. Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir, fakat hiçbir zaman kırmızı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karışıklığı önlemek için antropolojistler kendi kendini yeter derecede açıklayan Amerika Hintlileri (Amerindiens) terimini meydana getirmişlerdir. Bu terim&lt;br /&gt;Eskimolar hariç bütün Amerika yerlilerini içine almaktadır.&lt;br /&gt;Amerika yerlileri tek bir ırktan mı oluşmuştur?&lt;br /&gt;Bu soru çok defa tartışılmıştır. Yüz yıl kadar önce İsveçli Retzius burada üç ırk ayırt ediyordu. Başkaları bunu sekize kadar çıkarmışlardır. Fakat uzmanların çoğu , özellikle yerlileri bizzat yerinde incelemiş olan Amerikalı bilginler bunların aynı bir ırk içinde sınıflanmasını haklı gösteren bir aile havzasının mevcut olduğu fikrindedirler. Bazılarının dediği gibi “bir yerliyi yakından gören kimse bütün yerlileri görmüş demektir” sözüyle yetinmeyip onlarda mevcut ortak çizgilerin tümünün tanınması yoluna gitmek gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika yerlilerinin boyları çok kısa olmamakla beraber değişmektedir; fakat vücut daima tıknaz ve topludur. Boyun kitlevi, göğüs geniş ve derindir ; omuzlar kalçalar kadar geniştir ve gövde biçimsiz şekilde uzun olup bel bölgesinde hatta kadınlarda bile bir daralma göstermez. Deri koyu esmerimsi sarıdan açık sarıya, hemen hemen beyaza kadar değişir. Yukarıda da belirttigimiz gibi asla kırmızı değildir. Yeni doğmuşlarda mongol lekesi son derece fazladır. Sarı ırklarda olduğu gibi saçlar siyahtır ve kalındır, kesiti yuvarlaktır. Sakal seyrektir, yanaklar üzerinde hemen hemen hiç yoktur. Beden kılları azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa deformasyonu adetinin çok yaygın olması nedeniyle baş şeklini takdir etmek çok defa güçtür. Gerçek dolikosefal nadirdir. Yüz geniştir . Daima çıkık olan elmacıklar, köşeli ve kuvvetli bir çene ile yüzün ifadesi az anlamlıdır. Burun iyi gelişmiştir, gerçek Mongollardaki basıklık burada yoktur ;fakat Avrupalıların burunlarından daha etkilidir. Gözler koyu renk ve hafifçe eğridir. Çok kez, ve özellikle çocuklarda hafif bir mongol pilisi vardır. Bunlara mahsus bir karakter de kesici dişlerin arka yüzünün yukarı kısmının kürek şeklinde oyuk olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu çizgilere fizyolojik soydan olan diğerleri de katılmaktadır. İlkin 0 kan grubunun fazla oluşu. Bunun yalnız saf kan yerlilerde böyle olduğu iddia edilmemiştir. Olaylar bu hipotezi teyit etmemiştir. Fakat % 80-90 oranında mevcut olduğu da nadir değildir. Yeni dünya’nın kuzeyinde olduğu kadar orta ve güneyinde de böyledir. Diğer bir genel karakter nabızların yavaşlığıdır. Buna mentalitedeki garip bir benzerliği de ilave etmek lazımdır. Amerika’nın bir ucundan öteki ucuna kadar bütün yerliler soğukturlar, suskundurlar. Bu yönden diğer birçok ırklarla , hatta Eskimolarla, açık bir çelişki halindedirler.&lt;br /&gt;Nüfus ve bölgesel dağılım&lt;br /&gt;“Kuzey- Pasifik Yerlileri:Alaska’da ve Kaya dağlarını Pasifik’ten ayıran yayla ve dağlar bölgesinde otururlar. Avrupalıların buralara girmesi ile az çok değişmiş olan birçok kabileleri içerir. Bu kabilelerden en tanınmışı APACHE’lerdir.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kuzey- Atlantik Yerlileri: Kızılderililerin en büyük kısmını teşkil eder. Savaşçı kabilelerden oluşmuşlardır, ava ve balık avcılığına düşkündürler;Kaya dağlarının doğusunda Atlatik’e kadar uzanan ormanlar ve çayırlar alanında otururlar . Fransız ve İngilizlerin 18. yüzyılda giriştikleri saldırılar bunların bugün bulundukları sığınak bölgelerine sürülmeleriyle sonuçlanmıştır. Mohican , Delaware, Huron, Iroquois, Sioux, Cheyenne, v. s. ler bugün çok azalmışlardır. Kanada’da hala takriben 100.000 yerli bulunmaktadır, Birleşik Amerikada 1930 da 30.000 kadar Sioux vardı, Delaware’ler 2.000 kişiye inmişlerdi, Mohican’lar 1890 da aşağı yukarı 121 kişi idiler, bugün pratik olarak sönmüşlerdir” Günümüzde ise yerli nüfusun neredeyse yokolmakta olduğunu görebiliriz&lt;br /&gt;Amerika Yerli Kabilelerinin Popülasyonu ve Oranları&lt;br /&gt;A.B.D deki 30 büyük kabilenin nüfusu ve kabile nüfuslarının toplam yerli nüfusuna göre oranı (1990 nüfus sayımı raporlarına göre) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(U.S. Department of Commerce) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Yerlileri Nüfusu&lt;br /&gt;1,878,285 = 100.0 % &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kabile İsimleri Nüfus Kabilelerin nüfuslarının toplam yerli nüfusuna oranı %&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Cherokee 308,132 16.4&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Navajo 219,198 11.7&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Chippewa 103,826 5.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sioux 103,255 5.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Choctaw 82,299 4.4&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Pueblo 52,939 2.8&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Apache 50,051 2.7&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Iroquois 49,038 2.6&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Lumbee 48,444 2.6&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Creek 43,550 2,6&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Blackfoot 32,234 1.7&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Canadian &amp;amp; Latin Americ. 22.379 1.2&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Chickasaw 20,631 1.1&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Potawatomi 16,763 0.9&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tohono O' Odham 16,041 0.9&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Pima 14,431 0.8&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tlingit 13,925 0.7&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Seminole 13,797 0.7&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Alaskan Athabaskans 13,738 0.7&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Cheyenne 11,456 0.6&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Comanche 11,322 0.6&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Paiute 11,142 0.6&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Puget Sound Salish 10,246 0.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yaqui 9,931 0.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Osage 9,527 0.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kiowa 9,421 0.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Delaware 9,321 0.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Shoshone 9,215 0.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Crow 8,588 0.5&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Cree 8,290 0.4&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;86 küçük kabileye ait toplam1000 kişi civarında yerli nüfusu yukarıda yer almamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: (U.S. Department of Commerce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Güney-Pasifik Yerlileri: Bu bölgede birçok kavim bulunur. Bunların arasında Colomb’dan önceki Amerika’nın büyük medeniyetlerini geliştirmiş olan Aztek veya Nahau’lar, Güney Meksika’da çok ileri bir topluluk yaratmışlardır. Yukatan ‘da Maya’lar henüz daha çözülmemiş hiyerofik bir yazıya sahiptiler . Cordillere’lerde Aymar’lar ve Quichua’lar İnka imparatorluğunun temeli olmuşlardır. And’ların güneyinde bulunan Arokan ‘lar aynı ırka mensupturlar”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Güney-Atlantik Yerlileri: Esas itibariyle büyük Brezilya ormanını işgal ederler. Boyları ortalamanın altındadır. Bu yerliler birçok kabileleri meydana getirirler. Bunların çoğu Avrupalıların etkisinden tamamiyle uzak kalmışlardır ;bazıları bugün bile az bilinmektedirler. En yalıtılmış olanlarından biri Ekvator’un Amazon yamacındaki kelle avcıları yani Jivaro’lardır”.Jivarolar beyaz yağmacıların katliamlarından Amazon’un derinliklerine kaçarak kurtulmuşlar ve bölgelerine kimsenin girmesine izin vermemişler ,bunu deneyenlere de çok acımasızca davranmışlardır. Kelle avcıları denmesinin sebebi budur. Bu küçük kabileler beyazlarla melezleşmemişlerdir, fakat eski esirlerin soylarından olan Boni zencileriyle bazı melezleşmeler olmuştur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Amerika’nın keşfi sırasında Antil’lerde Karaipler oturuyorlardı. Bunlar Avrupalılarla ilk temasa giren yerliler olmuşlardır. Karaipler kıtalarındaki kendi cinsleri tarafından tamamiyle yahut hemen hemen tamamiyle yok edilmişlerdir”. İnsan Irkları Prof. Henri-V. Vallois&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMERİKA YERLİ KABİLELERİNDEN BAZILARININ İSİMLERİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abenaki, Absarokee, Algonquain, Alabama, Anasazi, Anishinabe, Asbinboine, ,Apache, Arikara, Arapaho, Athapaskan, Blackfeet, Caddo, Cherokee, Cheyenne, Chinook, Chippewa, Choctaw, Comanche, Costanoan, Cree, Creek, Crow, Delaware, Flathead, Gros, Hopi, Hawaiin, Hidatsa, Ioway Nation, Iroquois, Karuk, Kaw, Kiowa, Miccosukee, Micmac, Miwok, Mohawk, Navajo, Nipmuc, Nez Perce, Nisga, Omaha, Ohlone (Costanoan), Ojibwa, Ojibway, Oneida, Oto, Papago, Pawnee, Penobscott, Powhatan, Ponca, Potawatomi, Paiute,Quapaw, Sarasi, Seminole, Sioux, Shoshone, Taino (Timucua), Tonkawa, Tsimshian, Ute,Ventre, Wabanaki, Winnebago, Wyandot,Yahi, Zuni .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMERİKA YERLİLERİ ASYA’DAN AMERİKA KITASINA NE ZAMAN GEÇTİ ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göçün tarihi tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda çeşitli bilimsel araştırmaların ışığında birçok görüş ileri sürülmektedir. Biz bunların en yaygın ve bilimsel anlamda kabul görmüş olanlarına değineceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlk göçün buzul devrinin sonunda zamanımızdan 15 veya 20 bin yıl önce Bering boğazının geçmeye elverişli olduğu bir devirde gerçekleştiği zannediliyor. Amerika’ya ulaşan Asyalılar ilkel guruplardı .Bu ilk ulaşan guruplar sonraki guruplara göre daha az değişime uğramışlardır yani ırksal özellikleri sonraki guruplara göre daha az farklılaşmıştır. Amerika kıtasına daha sonra ulaşan Asyalı guruplarsa daha fazla değişime uğramışlardır. Bu durum Amerika yerlilerinin neden Mongoloid ırklarının ancak bazı karakterlerine çok az bir derecede sahip olduğunu açıklar. Amerika’nın keşfi sırasında Amerika yerlilerinin birçok kavimlerinin yüksek medeniyet derecesine karşın bunların eski dünyada yayılmış olan birçok icadı neden bilmediklerini de izah eder. Örneğin tekerleği bilmiyorlardı, demiri kullanmayı bilmiyorlardı. Amerikaya göç kuşkusuz birçok dalgalar halinde olmuştur. Bunlar Kaya ve And Dağları’nın batı yamaçlarındaki ova ve ormanlara yayılmışlardır . Bu guruplar en eski Paleolitik Amerikan İndianları’nı meydana getiren dalgadır. Bugün ise hemen hemen kaybolmuşlardır . Güney Pasifik Alt ırkını veren kol Amerika’ya daha sonra gelmiştir. Çeşitli nedenler , özellikle Sibiryalılarla olan büyük benzerlikleri muhtemelen Eskimolardan sonra Amerika’ya geldiklerini düşündürmektedir. Bunlar Alaska ve Kanada’nın kuzey-batısında toplanmışlardır. Ancak Avrupalıların geldikleri sırada güneye doğru inmeye başlamışlardır” Başvuru kaynağı S.Demirsoy Kalıtım ve Evrim. AMERİKA YERLİLERİ ASYA’DAN AMERİKA KITASINA NASIL GEÇTİ ? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Buzul devrinde suların büyük bir kısmı buz halinde kutuplara ve karalara yığıldığından denizin su düzeyi düşmüştü. (bugünkü seviyesinden 185m kadar düştüğü fosil kanıtlara bakılarak bilinmektedir) Dolayısıyla Sibirya ve Alaska en az birtakım ada dizisiyle birbirine bağlanmıştı. Yine jeolojik kanıtlar buzul devrinde Alaska ve Sibirya’nın buzullarla kaplı olmadığını göstermektedir. Çok büyük olasılıkla geçiş son buzul devrinde olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk insan sitesi ise Kuzey Amerika’da Kolorado ve Arizona’da bulunmuştur (tahminen 8800-9300 yıl önce) Irklar Pleistosen’in sonunda veya biraz daha geç olarak oluşmuş, daha sonra göç olaylarıyla birbirine karışmış ve melezlenmeler meydana gelmiştir.” S.Demirsoy Kalıtım ve Evrim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih&lt;br /&gt;Herşey &lt;br /&gt;1492'de &lt;br /&gt;Kristof Kolomb'un &lt;br /&gt;Amerika'yı keşfiyle başladı. Tanrı adına diye çıkılan yol, ne acı ki bir ulusun yok edilmesine kadar gidiyordu. Evet Kızılderililer, Kolomb'un günlüğünde söylediklerinin tersine kovboy filmlerinde, insan öldüren, kafa derisi yüzen çocukluğumuzun "vahşi" Kızılderiler'i. &lt;br /&gt;Tarih bir kurmacadır belkide bu kurmacanın en somut örneği de Kızılderilerin başına gelenlerdir. Bu kadar kadersiz bir ulusa dünya tarihinde pek rastlanmasa gerek. Hem toprakları ellerinden zorla alınsın, hem yaşama biçimleri ve inançları zorla değiştirilsin ve bütün bunlara başkaldırmaya çalıştığında da "vahşi" denilerek yokedilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşe, aya övgüler düzen, toprağı, ağacı, kuşu dinleyen, dünyayı onlarla birlikte algılayan Kızılderililer mi vahşiydi yoksa bir avuç toprak uğruna bir ulusu dahi yoketmeyi göze alan Beyaz Adam mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar doğanın vahşi olduğunu ilk kez beyaz adamdan duydular ve ondan sonra onlar da "vahşi"liğin içinde kaldılar. Önce yüzlerine dostça gülen, ardından bir takım belgeler imzalatıp toprakların bir bölümüne yerleşen ve daha sonra onları topraklarından kovalayan beyaz adamlardan birşey anlamadılar. "Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı alacağız dediler ve aldılar".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağların, dağlardaki vadilerin insanlarıydı onlar ama çöllere hapsedildiler. Topraklarını bırakıp beyaz adamın belirlediği çorak topraklarda yaşamaya zorlandılar. Ve beyaz adamın acımasızlığına, vahşiliğine daha fazla karşı koyamadılar ve boyun eğdiler. Ve son Kızılderili lideri Gerenimo da teslim olduğunda yüzlerce Kızılderili ulusu, yüzlerce dil, yüzlerce kültür yeryüzünden silinmiş binlerce yıllık birikim, bilgelik yok edilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi onlardan geriye kalanlar kendilerine ayrılan çorak topraklarda kendi kültürlerini koruyarak yaşamaya çalışıyorlar ancak beyaz adamın hala gözü doymuş değil. Zorbalığını ve vahşiliğini asimilasyon politikasıyla devam ettiriyor. Çağdaşlaştırma kisvesi altında bir ulusun kültürü tamamiyle yok edilmeye çalışılıyor. Tıpkı globalleşme, küreselleşme adı altında dünyanın diğer ülkelerine yapılmaya çalışıldığı gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne tezattır ki beyaz adam ürettiği ürünlere yokettiği insanların isimlerini vermekten de geri kalmıyor. Tıpkı arabasına Cherokee, ayakkabısına Nike, Helikopterine Apache ismini verdiği gibi. İnsanın Kızılderililer'e saygılarını ya da özürlerini ifade etmek için böyle birşey yaptıklarını düşünesi geliyor ama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir."&lt;br /&gt;Kolomb'un günlüğünden&lt;br /&gt;" Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Keskin demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. ... Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmüyorlar. Hiç silahları yok... Son derece sade, dürüst eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar öldürmüyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar..."&lt;br /&gt;(Kolomb'un günlügünden)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili konu başlıkları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apaçiler, &lt;br /&gt;Karaayaklar, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cheyenne, &lt;br /&gt;Cherokeeler, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Navajolar - &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sioux - &lt;br /&gt;Lakota -&lt;br /&gt;Little Bighorn Savaşı&lt;br /&gt;Linkler&lt;br /&gt;Amerikan Kızılderilileri Ulusal Kongresi&lt;br /&gt;www.ncai.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Federal düzeyde tanınmış kabile ne anlama gelir? Federal yönetim ile Kızılderili kabileleri arasında nasıl bir ilişki var? Kızılderililer vergi öder mi? Kızılderililer için sağlık hizmeti ve eğitim kaynaklarını kim sağlar? Federal politikanın uygulanışını denetleyen Amerikan Kızılderilileri Ulusal Kongresi'nin bu sitesinde bu tür soruların yanıtlarını ve Kızılderililerin ülke genelindeki sorunlarına ilişkin güncel bilgileri bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carlisle Kızılderili Sanayi Okulu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;home.epix.net/~landis/index.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rezervasyon bölgeleri dışındaki ilk yatılı okulda 1879'dan 1918'e kadar okuyan ve Kızılderilileri “medenileştirme” hedefinin kendi yerli dillerini konuşan ve kültürlerinin diğer yönlerini korumaya çalışan öğrencileri cezalandırmaya dayandığı bir ortamda yetişen yaklaşık 10.000 Kızılderili çocuğun yaşadıkları hakkında bilgi edinebileceğiniz bir kaynak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Indian Country Today&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.indiancountry.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılderililerin ülke çapında yayın yapan haftalık gazetesinden haberleri bu siteden okuyabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılderili Arazi Tasarruf Vakfı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.indianlandtenure.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arazi tahsisi ve teftiş heyeti gibi konulara ilişkin yayınlar ve sık sorulan sorular aracılığıyla, Kızılderili toprak mülkiyetinin karmaşık tarihinde dolaşabileceğiniz bir site. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Kızılderililerinin Gelişimi Üzerine Harvard Projesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.ksg.harvard.edu/hpaied/index.htm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adreste Kızılderili özyönetimi ile uluslaşma süreci, ekonomik gelişim, oyunlar, sağlık hizmeti ve eğitim konuları üzerine onlarca yayına ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iroquois Konfederasyonu'ndan Etkilenme Tezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.campton.sau48.k12.nh.us/iroqconf.htm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba Kurucu Atalar ABD'nin anayasasını hazırlarken Iroquois yönetim yapısından yararlanmışlar mıydı? Brian Cook bu adreste ABD yönetim tarzının gelişiminde Iroquois Konfederasyonu'nun ne ölçüde etkili olduğu tartışmasını değerlendiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Kızılderilileri Ulusal Müzesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.nmai.si.edu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzedeki sergileri inceleyebileceğiniz ve müzenin 21 Eylül'deki görkemli açılışıyla çakışan özel toplantılar hakkında bilgi edinebileceğiniz bir site . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika Kızılderilileri Politika Merkezi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.airpi.org&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sitede ABD yönetimi ile Kızılderili kabileleri arasındaki benzersiz ilişki üzerine daha çok şey öğrenebilirsiniz: Tarih, mevcut durum ve geleceğe dönük yönelimler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabani Pirinç—Manoomin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.kstrom.net/isk/food/wildrice.html&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabani pirinç hasadının evrelerini ve Ojibwa kültüründe oynadığı kilit rolü öğrenebileceğiniz bir adres.</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Tasarımcıların İşini Kolaylaştıran Alet</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/tasarmclarn-isini-kolaylastran-alet.html</link><category>Tasarımcıların İşini Kolaylaştıran Alet</category><pubDate>Sat, 3 Apr 2010 09:02:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-3632016732222891510</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.yankodesign.com/images/design_news/2009/10/30/scribblebots2.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://www.yankodesign.com/images/design_news/2009/10/30/scribblebots2.jpg" width="158" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Gün geçtikçe ilerleyen teknoloji öyle bir hale geldiki artık işin %70 ini makineler %30 unu insanlar yapıyor. Belkide gün gelecek ameliyatları binaları…. herşeyi makineler yapıcak. Aslında bir ütopya gibi dursada bu gelecek yakın :)&lt;br /&gt;İşte o makine;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="425" width="600"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=8716176&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=8716176&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="600" height="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Beyaz Show 2 Nisan 2010 Programın Tamamı</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/beyaz-show-2-nisan-2010-programn-tamam.html</link><category>Beyaz Show 2 Nisan 2010 Programın Tamamı</category><pubDate>Sat, 3 Apr 2010 07:46:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-1789716252409665378</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2009/10/beyazshowlogo.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="165" src="http://www.cemdavran.com.tr/nd/wp-content/uploads/2009/10/beyazshowlogo.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Beyaz Show’un bu haftaki konukları ”Çok Film Hareketler Bunlar” Filminin kadrosu ve yönetmeni Ozan Açıktan oldu.Film detaylarının konuşulduğu program da espriler de havada uçuştu! Bkm mutfak ekibi ve Beyazıt Öztürk bir araya gelince tadına doyulmayan sohbetler gerçekleşti.Oğuzhan Koç'ta söylediği uzun havayla programa renk kattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta Beyaz Show'a konuk olan Yavuz Bingöl, Fenerbahçe'nin Galatasaray karşısında şansının olmadığını ve Galatasaray yenilirse Fenerbahçe formasıyla türkü söyleyeceği sözünü vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın derbide yenilmesi üzerine Yavuz Bingöl bu hafta canlı yayına Fenerbahçe formasıyla çıktı. Koyu bir Galatasaray taraftarı olan Yavuz Bingöl'ü Fenerbahçe formasıyla izleyicilerin karşısına çıkaran Beyaz ise bu duruma daha fazla dayanamadı ve iki ezeli takımın formalarının birbirine dikilmiş formasını getirip Yavuz Bingöl'le birlikte bu formayı giydiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkli anların yaşandığı programda Yavuz Bingök, Kara Tren şarkısını da seslendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="500" width="650"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/p/84EC4AD0C3D87C51&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/p/84EC4AD0C3D87C51&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0x3a3a3a&amp;amp;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="650" height="500"&gt;&lt;/object&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>The Settlers 7: Paths to a Kingdom İnceleme</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/settlers-7-paths-to-kingdom-inceleme.html</link><category>ahmetdeg</category><category>Bilgisayarda oynadığın oyunu videoya çek</category><category>bilgsiayar</category><category>The Settlers 7: Paths to a Kingdom İnceleme</category><pubDate>Sat, 3 Apr 2010 01:58:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-5115023438861486099</guid><description>&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cccccc; font-family: 'Lucida Grande', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 18px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Hey gidi... Yaklaşık 16 yıla (Hatırlamıyorum tam olarak ve Google’dan bakmak için de çok tembelim!) tam yedi tane oyun sığdırdılar. Düşünüyorum da Heroes of Might and Magic dışında ta o dönemlerden günümüze kadar gelen ve adından halen saygıyla söz ettiren kaç oyun kaldı? The Settlers herhalde bu nadide parçalardan biri. Oyunun ismi bile insanların zihninde sempati yaratmaya yetiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;The Settlers 7 oynarken cidden nostalji yaşadım. Günümüz nesli, CD’leri bile çöpe atmış ve DVD’den Blu-ray’e yavaş yavaş geçerken, ilk The Settlers'ın Amiga’da iki DD olduğunu söylesem çoğunuz yüzünüzü buruşturup bana bakarsınız. DD, Double Density'nin kısaltılmış halidir. Genelde şu mavi ya da siyah renkli disketler olarak hafızanızda canlanabilir. DD tek delikliydi, matkap ile öbür tarafını deler ve çift delikli yapar ve High Density üretmiş olurduk. Hey gidi günler hey! Bir de yaklaşık olarak bir banyo fayansı ölçülerinde 5.25’lik kara disketler vardı ki o döneme ben yetişemedim. Benden daha büyükler ya da Commodore ile içli dışlı yaşıtlarımın daha fazla haşır neşir olmuşluğu vardır 5.25’lerle. Neyse, The Settlers Amiga’da iki DD idi ve dönemine göre ilginç tarzda iki kişilik oynama yöntemi vardı. 15 inçlik daracık Amiga monitörünü ortadan ikiye bölerdi, joystick çıkışlarına taktığımız iki fare ile bir yarısı benim, diğer yarısı arkadaşımın, saatlerce bir haritayı bitirene kadar oynardık. Saatlerceden kastım, popomuza oturmaktan kramp girene kadar olan zaman sürecini kapsıyordu. Oyun kaydetme konusunda Amiga hiç güvenilir bir cihaz değildi, biz de bitirene kadar oynardık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-size: 12px; text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;img alt="The Settlers 7: Paths to a Kingdom" border="1" src="http://www.level.com.tr/images/ekrangoruntuleri/thesettlers7pathstoakingdom2/02s.jpg" style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" title="The Settlers 7: Paths to a Kingdom" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;The Settlers 7’nin daha ilk menüsünde "oyunun müziklerine 10 vereceğim" dedim. Çünkü menü çoktan önüme serilip oyunun ilk ayarlarını yapmam gerekirken bile Loreena McKennit’ın sesine çok benzeyen bir kadının balat tarzı şarkısını dinlemeye koyulmuştum. Oyun boyunca da müzikler yüzümü kara çıkarmadı. Grafik ayarlarını kökleyip AA’yı kapattığımdaysa makinemin fanlarının tam güç çalıştığını söylesem, oyunun sistemi hafiften zorladığını anlarsınız. Bunun nedeniyse koca bir haritada bulunan yüzlerce ağacın sağa sola salınması ve kurduğunuz en basit binanın bile ince işlenmiş detaylarının olması. Buna rağmen The Settlers 7’nin grafikleri beklentilerin fazlasını sunuyor. Çizgi filmleri andıran bina ve karakter tasarımları WoW’a benziyor diyebilirim. Bazen şehrimde çalışan karakterlerin kendi işlerini nasıl yaptıklarını izlerken dalıp gitmiş buldum kendimi. Kasabın etleri kesip sosis yapmasını, koyunların yünlerinin kesilmesini ve buğdayların büyüyüşünü izlerken akvaryumdaki balıkları izler gibi kendinizi kaybediyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;The Settlers’ın halen diğer strateji oyunlarından çok farklı olduğunu düşünüyorum. RTS (Gerçek Zamanlı Strateji) potasının içinde olmasına rağmen, asker yönetip orayı burayı ele geçirmek çok basit hatlarla oynanıyor. Daha isabetli bir açıklama yapmam gerekirse "The Settlers serisi ağırlıklı olarak kaynak yönetimine dayanıyor." demeliyim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h2 style="font-size: 21px; line-height: normal; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Ders 1: Kaynakların Yönetimi&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Haritaya yayılmış yeraltı ve yerüstü kaynaklarını önce kendi topraklarımıza katıp (Bazen askeri güçle...) sonra işleyerek daha gelişmiş bina zincirlerine geçiş hakkı alıyoruz. Daha gelişmiş bina üretimi demekse daha kuvvetli askeri güç anlamına geliyor. Haritaya yayılmış kaynakların bazıları (Odun gibi.) çok rahat bulunup kendisini yenileyebilirken, maden gibi yeraltı kaynaklarıysa sınırlı sayıda çıkarılabiliyor. Bu yüzden bunları harcarken çok dikkatli davranmak ve en doğru bina kurulum zincirine doğru yönelmek gerekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Haritanın stratejik noktalarını ele geçirmek çok önemli. Kıyı kasabasını ele geçirmek demek, diğer şehirlerle ticaret yaparak çıkarılması kıt olan hammaddeleri ticaret yaparak alabilmek demek. Oyunda kaynakların iyi kullanımı, elinizin altında bulunan işçileri iyi kullanmakla birebir orantılı... Bu yüzden kurduğunuz binaların yollarını, olabilecek en mantıklı biçimde ana yola bağlamalısınız. Bu da yetmez. Genelde oyuna başladığınızda merkezde "Storehouse”, yani deponuz bulunur. Eğer şehrin dışındaki madenleri çıkarmak için merkezden uzaklaşırsanız, bu noktaya bir depo daha kurmalısınız. Çünkü depoyu kurmazsanız, altın madeninde çalışan işçi, çıkardığı altını şehrin merkezine kadar götürür, sonra aynı yoldan geri gelerek madende çalışmaya devam eder. Halbuki o koşu yolu mesafesinde bir ünite daha altın çıkarabilirdi. Eğer yakınında depo olsaydı, altını depoya bırakır, depocular altını gitmesi gereken yere götürürdü. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Kısacası kaynaklarımızı iyi kullanmak için insan gücünü iyi yönetmek gerekiyor; çünkü bu bize en değerli kaynağı, yani zamanı kazandırıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Kaynaklardan ve insan gücünden başka dikkat edilmesi gereken bir konu da ekonomi. Ekonomiyse altın sikkelerinizin bolluğuyla eşdeğer. Altınları büyük çoğunlukla asker alırken kullanıyoruz ve bu yüzden ekonomi, askeri güç anlamına geliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 12px; text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;img alt="The Settlers 7: Paths to a Kingdom" border="1" src="http://www.level.com.tr/images/ekrangoruntuleri/thesettlers7pathstoakingdom2/08s.jpg" style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" title="The Settlers 7: Paths to a Kingdom" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h2 style="font-size: 21px; line-height: normal; margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Ders 2: Askerleri Yönetmek&lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Üreteceğiniz her ünite gibi askeri birlikler de ordunuza katılmak için belli şartlar istiyorlar. Örneğin; “Pikeman” denen mızraklılar dört altın ve kuru ekmeğe eyvallah derken, tüfekli silahşorlar dört altın ve et istiyorlar. Bu şartları sağlamak için önce şehrinizdeki para ve yemek döngüsünü kurmalısınız. Savaşlara gelince... Savaşlara doğrudan bir etkimiz yok. Hangi askerden kaç tane üreteceğimizi seçiyoruz ve saldırmak istediğimiz yere onları gönderiyoruz. Bundan sonrası sayılara ve ünitelerin birbirine ne kadar üstün olduğuna kalıyor. Örneğin; üç Pikeman ile korunan bir barakaya saldırmak için iki Pikeman üretip gitmek yenilgiden başka bir şey sağlamaz. Top atışı yapan kulelerse silahşor ile saldırınca yıkılıyor. Birini yıkmak için 10 tane silahşor işinize yarar, azıysa kesin mağlubiyet getirir. Dikkat edilesi diğer bir noktaysa gönderdiğiniz bölgedeki düşmanın kaç tane askeri noktası olduğu. Diyelim ki iki noktası var. Birinciyi geçtiniz ama büyük kayıplar verdiniz. Generaliniz durmaz ve elinde ne kadar askeri kaldığına bakmadan ikinciye tam gaz dalar. Böyle durumları iyi izleyip hemen geri çekilmeli ve birliği yeni askerlerle güçlendirerek tekrar geri gelmelisiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Başka bir önemli tavsiyeyse silahşorları saldırtmadan evvel mutlaka araştırma bölümünden geliştirmelerini yapmanız. Oyunda araştırmalar rahipler tarafından yapılıyor. Onları üretmek için kilise dikmelisiniz. Kiliselerse “Prestige Building” dediğimiz sınıfa giriyor ki bu binalar için prestij puanınız artmalı. Prestij puanını galip geldiğiniz savaşlarda kazanabilirsiniz. Yeterli puan geldiğinde tablodan kiliseyi seçerek bu binayı dikebilirsiniz. Kilise kurmak ne yazık ki yetmiyor, rahip üretebilmek için bira ve altın gerekli. Bira için buğday ve su gerekli; yani buğday tarlası ve birayı mayalayacak binalar hazır olmalı... Gördünüz mü? Sadece saldırmadan önce askerlerimizi daha güçlü yapmak için geliştirelim dedik ve üretim zinciri nereden nereye geldi. İşte bu yüzden oyunu çok dikkatli izleyerek büyük işler başarmak için mikro yönetimi gözden kaçırmamak gerekiyor. The Settlers’ı yıllardır farklı kılan özelliği de bu zaten.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Ne yazık ki artık birçok oyunda olduğu gibi The Settlers 7 de tek kişilik oyun için bile internet bağlantısı istiyor. Ana menüye girer girmez arkadaş listeniz, dünya çapındaki oyuncu rekabet listesi ve puanları bu sayede anbean takip edebilirsiniz. “Mentor” denilen sistem sayesinde, kafanıza takılan bir soru ya da oyunda yaşadığınız bir sorun varsa görevlileri bir süre bekledikten sonra yazışarak sorunlarınızı ya da sorularınızı çözebiliyorsunuz. Tek kişilik senaryoda her bir bölümü geçince bir altın alınıyor bu altınları biriktirerek Uplay sayfasından (Ana menüden takip edilebiliyor.) yeni özellikleri altın karşılığında alabiliyorsunuz. Örneğin; tek kişilik oyundan toplanan bu altınlarla multiplayer modunda haritanın ne kadar büyük olacağına ve madenlerin bolluğuna karar verme özelliğini alabiliyorsunuz. Tamamen ücretsiz ama oyuncuyu tek kişilik senaryoyu bitirmeye motive eden bir özellik. Yapay zekaysa gayet iyi. Tabii ki üretimi verimsizleştirerek yapay zekanın oyunu zorlamasına oyuncular da etki ediyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 12px; text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;&lt;img alt="The Settlers 7: Paths to a Kingdom" border="1" height="281" src="http://www.level.com.tr/images/ekrangoruntuleri/thesettlers7pathstoakingdom2/17s.jpg" style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;" title="The Settlers 7: Paths to a Kingdom" width="450" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;Oyun şu yazdıklarımdan çok daha detaylı ve bu yüzden birazını da kendiniz keşfetmeniz için artık sesimi kesiyorum. The Settlers 7’yi çok beğendiğim için oynamaya devam edeceğim, o zaman gayet detaylı bina, araştırma ve ünite listesi yazabilirim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black;"&gt;The Settlers 7; ses, grafik ve oynanabilirlik açısından tatmin edici bir oyun. Binaların kaynaklarla olan etkileşimi çok iyi düşünülmüş ve sonuçta strateji öğelerini başarılı şekilde dengeleyen kaliteli bir oyun ortaya çıkmış. Serinin sıkı takipçilerinin kesinlikle beğeneceğinden, strateji seven ama The Settlers serisini hiç oynamamış oyuncularıysa cezp edecek iyi bir başlangıç olacağından eminim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;table border="0" height="125" id="table1" style="border-collapse: collapse; width: 660px;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td height="100" style="font-size: 12px;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: 9pt;"&gt;Ana menüdeki şarkısı ve Pixar çizgi filmlerini aratmayacak ilk ara demosundaki görüntüleri ile The Settlers 7 daha ilk beş dakikasında beni benden aldı. Dengeli kaynak yönetimi ve bina kurulumu ile strateji öğelerini düzgünce dengelemesi sayesinde zevkle oynadım. Sırf şehri kurup çalışan halkı izlemek için bile akvaryum niyetine alınır, yüklenir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/td&gt;&lt;td height="100" style="font-size: 12px;" width="150"&gt;&lt;div align="center" style="margin-bottom: 1em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 1em; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;8,5&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: Level</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Photoshop Styles 56 Adet</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/photoshop-styles-56-adet.html</link><category>ahmetdeg</category><category>oramakoma</category><category>photoshop cs3</category><category>Photoshop Styles 56 Adet</category><pubDate>Fri, 2 Apr 2010 06:01:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-3816732810485840960</guid><description>&lt;span id="goog_251979941"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_251979942"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.sanaldev.net/wp-content/2009/07/photoshop-style.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="618" src="http://www.sanaldev.net/wp-content/2009/07/photoshop-style.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Buradaki photoshop için hazırlanmış styleler gerçekten çok güzel ve göz alıcı herhangi bir grafik tasarımınızda kullanacağınız bu styleler bu adreste verilmiş. Styleleri yüklemek için Adobe Photoshop [Ver] \ Presets \ Styles klasörünün içine dosyaları atmanız yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span id="goog_251979939"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.jay-han.com/files/jayhan-56-layer-styles.zip"&gt;&lt;span id="goog_251979945"&gt;&lt;/span&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRf_H16NOelqpqPeYZ-BfeA7SgbCY1cZc5-vepU9y6ubFtsXIyrx-0Pc3M_X4zrq6hZQdwegrSJE6QX5dSoX4TASXYgM0TKOOBetatkU6uDO8UwLfzIHvbs_3NYB5nRq9A_KQMgsOrgp8/s1600/2rhttsp.png" /&gt;&lt;span id="goog_251979946"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span id="goog_251979940"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjRf_H16NOelqpqPeYZ-BfeA7SgbCY1cZc5-vepU9y6ubFtsXIyrx-0Pc3M_X4zrq6hZQdwegrSJE6QX5dSoX4TASXYgM0TKOOBetatkU6uDO8UwLfzIHvbs_3NYB5nRq9A_KQMgsOrgp8/s72-c/2rhttsp.png" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author><enclosure length="10389" type="application/zip" url="http://www.jay-han.com/files/jayhan-56-layer-styles.zip"/><itunes:explicit>yes</itunes:explicit><itunes:subtitle>Buradaki photoshop için hazırlanmış styleler gerçekten çok güzel ve göz alıcı herhangi bir grafik tasarımınızda kullanacağınız bu styleler bu adreste verilmiş. Styleleri yüklemek için Adobe Photoshop [Ver] \ Presets \ Styles klasörünün içine dosyaları atmanız yeterli olacaktır.</itunes:subtitle><itunes:author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</itunes:author><itunes:summary>Buradaki photoshop için hazırlanmış styleler gerçekten çok güzel ve göz alıcı herhangi bir grafik tasarımınızda kullanacağınız bu styleler bu adreste verilmiş. Styleleri yüklemek için Adobe Photoshop [Ver] \ Presets \ Styles klasörünün içine dosyaları atmanız yeterli olacaktır.</itunes:summary><itunes:keywords>dobix,ahmetdeg,beşiktaş,herşey,blogpsot</itunes:keywords></item><item><title>Alternatif 1 Nisan şakaları</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/alternatif-1-nisan-sakalar.html</link><category>Alternatif 1 Nisan şakaları</category><pubDate>Thu, 1 Apr 2010 12:30:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-3733103574194281285</guid><description>&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: 'Lucida Grande', Verdana, Arial, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 16px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;Bazı uygulanabilir 1&amp;nbsp;&lt;a class="ic-etiket" href="http://wolkanca.com/etiket/nisan/" rel="tag" style="border-bottom-color: silver; border-bottom-style: dotted; border-bottom-width: 1px; color: black; text-decoration: none;" title="nisan"&gt;Nisan&lt;/a&gt;&amp;nbsp;şakalarını yazalım aklınızda bulunsun, bu arada aman ha ava giderken avlanmayın.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;a href="http://wolkanca.com/geyik/" style="color: #006699; text-decoration: none;" title="Alternatif 1 Nisan şakaları"&gt;&lt;img alt="Alternatif 1 Nisan şakaları - karikatür" height="586" original="http://i.wolkanca.com/uploads/2010/04/karikatur-1nisan.jpg" src="http://i.wolkanca.com/uploads/2010/04/karikatur-1nisan.jpg" style="background-attachment: initial; background-clip: initial; background-color: white; background-image: initial; background-origin: initial; background-position: initial initial; background-repeat: initial initial; border-bottom-color: rgb(226, 226, 226); border-bottom-left-radius: 5px 5px; border-bottom-right-radius: 5px 5px; border-bottom-style: solid; border-bottom-width: 1px; border-color: initial; border-left-color: rgb(226, 226, 226); border-left-style: solid; border-left-width: 1px; border-right-color: rgb(226, 226, 226); border-right-style: solid; border-right-width: 1px; border-top-color: rgb(226, 226, 226); border-top-left-radius: 5px 5px; border-top-right-radius: 5px 5px; border-top-style: solid; border-top-width: 1px; border-width: initial; display: block; margin-bottom: auto; margin-left: auto; margin-right: auto; margin-top: auto; max-width: 100%; padding-bottom: 5px; padding-left: 5px; padding-right: 5px; padding-top: 5px; text-align: center;" width="541" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;small style="color: #777777; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 0.9em; line-height: 1.5em;"&gt;konu resmi herhangi bir karikatür&lt;/small&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul style="list-style-image: initial; list-style-position: initial; list-style-type: none; margin-left: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 10px; padding-right: 0px; padding-top: 0px; text-indent: -10px;"&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;İlk şaka, öğretmenin karşısında elinde menemen dolu olan poşete kusar gibi yaptıktan sonra, menemeni kusmuk gibi gösterdiği, sınıftaki diğer&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz14"&gt;&lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom-color: rgb(255, 0, 0); border-bottom-style: double; border-bottom-width: 3px; color: red; font-weight: bold; line-height: 1.7;"&gt;arkadaşların&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt;&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;‘”ooohhh mis gibi de koktu” diyerekten çıkardıkları ekmekleri öğretmenin hala kusmuk sandığı menemene batırarak yediği bir şaka.&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;Bir diğer şaka, geçen hafta çekilen sayısal lotonun&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz25"&gt;kazandıran&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;6 numarasını, içinde bulunduğumuz hafta oynamak. Yani geçen haftanın&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz15"&gt;kazanan&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;numaralarını bir hafta sonra oynamak. Bileti babaya anneye vererek “ya bi gazeteye bakın ben sayısal oynamıştım,&lt;linkz id="linkz7"&gt;kazanan&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;numaralar nelermiş” demek. Olayları&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz4"&gt;izlemek&lt;/linkz&gt;.&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;Bu şakayi bilmeyen birini bulursaniz rahatlıkla uygulayabilirsiniz. Bir borunun agiz kismi siyaha boyanır. Uygulama alanında kendiniz gözünüze değdirmeden bakarsınız. Aaa! ne enteresan bir de sen baksana şundan dersiniz. O kişi alır bakar “ee ne olmuş bir şey yok ki” der fakat gözünün etrafındaki halkadan habersizdir. Bu şakayi bir de reçel sürerek deneyin isterseniz o da çok hoş olur.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;span id="more-13224" style="clear: both;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul style="list-style-image: initial; list-style-position: initial; list-style-type: none; margin-left: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 10px; padding-right: 0px; padding-top: 0px; text-indent: -10px;"&gt;Alternatif başka şaka fikirleri;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;hocanın çayına müshil ilacı atmak&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;kapının üstüne su koymak&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;kurbana ceee diye bağırmak&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;kurban inekse çalışma masasına ot koymak&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;patlayan sigara&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;osuruk torbası&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;öğretmenin altına silgi koymak&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;belediyeye gidip kurbanın selasını verdirmek&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;kurbanın resminin ve isminin bulunduğu ödüllü kayıp aranıyor ilanları bastırıp tüm şehre asmak&lt;/li&gt;&lt;li style="margin-bottom: 8px; margin-left: 10px; margin-right: 0px; margin-top: 7px;"&gt;en kalın sesli&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz33"&gt;arkadaşa&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;evi arattırıp oğlunuz kavga yapti, gelin karakoldan alın dedirtmek&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;strong&gt;Diş macunlu bisküvi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz36"&gt;&lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom-color: rgb(255, 0, 0); border-bottom-style: double; border-bottom-width: 3px; color: red; font-weight: bold; line-height: 1.7;"&gt;paket&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt;&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz34"&gt;kremalı&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;bisküvi alınır. Bir kaç biskuvi ortadan bolunur ve&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz23"&gt;kremaları&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;alınır yerine diş macunu sıkılır. Sırasıyla&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz17"&gt;pakete&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;bir diş macunlu bir normal biskuvi üstüste&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz12"&gt;dizilir&lt;/linkz&gt;. şaka yapılacak&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz11"&gt;arkadaşın&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;yanına gelindiğinde bir tane agzımıza atarız sonra&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz6"&gt;arkadaşa&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;ikram ederiz. Doğal olarak böööö bu ne biçim bisküvi diyecektir. Siz durumu çaktırmadan ne olmuş gayet&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz1"&gt;güzel&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;deyip sıradaki normal bisküviyi de ağzınıza atarsınız. Bir daha dene deyip sıradaki diğer bisküviyi de tekrar ikram edersiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;strong&gt;Karton kutu ve su dolu balon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Karton bir kutu bulunur içine son raddeye kadar şişirilmiş su dolu balon konur. Yüksekçe bir yerden gözümüze kesdirdigimiz kurbana su kutuyu tutarmısın denir. Sonra seyreyleyin gümbürtüyü. Balon patlar kutunun deliklerinden sular boşalir. Olay hoş bir kovalamacayla son bulur.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;strong&gt;Klasik kalabalık ortam şakaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kalabalikta yapilan sakalar vardir. Bunlar klasikleşmiş şakalar olabilir. Üç dört kisi bir araya gelinir, kalabalik bir sokakta yürümeye başlanır tam birileriyle karşılaşıldığı zaman sanki önünde ip varmış da sanki üzerinden geçiliyormuş gibi&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz8"&gt;&lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom-color: rgb(255, 0, 0); border-bottom-style: double; border-bottom-width: 3px; color: red; font-weight: bold; line-height: 1.7;"&gt;bacaklar&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt;&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;kaldırılır. Çok kişi olmasi inandırıcılığı arttırır. Ya da ip yerine sanki bir şey varmış gibi bir yerde bir noktaya odaklanarak aynı anda bakilir. Bu arada şaka yapilan kisilerin tepkisini gözlemlemek için bir kişi görevlendirilir. Hep birlikte yukarı bir yere bakmak da olabilir ancak çok bilinen bir şakadir&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;strong&gt;Sıcak çay bardağı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Az bilinen bir şakadır bu. Masada oturuyorsunuzdur. Bir bardak cay ya da su gelmiştir. Yoksa gidip alın gelmesini beklemeyin. Kurbana denir ki iki başparmagını masanın kenarına koyacaksın ben de bardağı iki parmağının üstüne koyacağım hadi bakalım devirmeden alabilecekmisin. Tamam demesi için değişik gaz vermeler de yapılabilir. Bardağı koyun o biraz ugraşacak ve alamayacak hadi çek şunu diyecek. Siz ise tabii ki çekmeyeceksiniz, çekip gideceksiniz o ise çırpınıp duracak.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;strong&gt;Kibrit kutusunda tüylü cisim&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kirbit kutusunun içerisine siyah&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz30"&gt;tüylü&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;küçük bir iplik yumağı koyacaksınız. Buna ince görünmez bir sicim bağlayıp alttan cevirerek kirbit kutusunun en uzak köşesine bantla yapıştıracaksınız. Kirbit kutusunu açarken ip siyah yumağı çekecektir. Ve böylece yumak kutudan fırlayan acayip bir böcek hissi verecektir. Uygulaması size kalmış. Not: yumak içerden kutuya takılmasın diye köşeye üçgen bir rampa&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz0"&gt;kurulması&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;faydalı olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;strong&gt;Pörtleyen mandalina&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mandalina altından para büyüklügünde küçük bir kapak açılır. Kapak daha sonra yerine yerleştirileceği için dikkatli kesilmelidir. Bu delikten içerideki etli meyve kısmı çay kaşığı ya da başka bir şey yardımıyla itinayla çıkarılır. İçerideki boşluğa mayonez, reçel ya da un gibi seyler doldurulur. Kapak&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz3"&gt;uygun&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;bir şekilde yapıştırılır.(Belli olmayacak şekilde turuncu bir iplikle bir kaç yerden dikilebilir). Kurban mandalinayi soymak için eliyle bir basınç uygular bu basınç meyveyi portlatıp içini dışına çıkarır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;strong&gt;Fotomontaj&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tanıdığımiz birini fotografı varsa bundan iyi bir&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz26"&gt;&lt;nobr&gt;&lt;span style="border-bottom-color: rgb(255, 0, 0); border-bottom-style: double; border-bottom-width: 3px; color: red; font-weight: bold; line-height: 1.7;"&gt;fotokopi&lt;/span&gt;&lt;/nobr&gt;&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;alıp gazetenin orta sayfalarindaki haberlere fotomontaj yaparız. Sonra gazeteyi onun okumasını sağlarız bir yandan da kenarda durup ne yapacağına bakarız. Iyi uygulandığı taktirde çok eğlendirici olur bu şaka. Bir keresinde “viagra kullanan yaşlı adam nataşalarla yakalandı” konulu bir haberde&lt;linkz id="linkz2"&gt;başarıyla&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;uygulandığına tanık olduk bu şakanın.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-size: 1.05em;"&gt;&lt;strong&gt;Kusma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Önce&amp;nbsp;&lt;linkz id="linkz35"&gt;güzel&lt;/linkz&gt;&amp;nbsp;bir melemen yaparsınız soğuduktan sonra şeker poşetine koyarsınız. Bunu ceketin içine saklayıp kalabalık bir ortama gidersiniz. Etrafa midesi bulanıyor imajı verip çaktırmadan poşetin içine kusma numarası yaparsınız. Etrafınızdaki insanların ilgisi size yönelince poşetin içine elinizi sokup melemeni elinizle yemeye başlarsınız. Dikkat edin çevredeki insanlar üzerine kusmasın.&lt;/div&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Türkçeyi Yutan İngilizce Öğretmeni - Medya Kralı</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/turkceyi-yutan-ingilizce-ogretmeni.html</link><category>ahmetdeg</category><category>Türkçeyi Yutan İngilizce Öğretmeni - Medya Kralı</category><pubDate>Thu, 1 Apr 2010 12:29:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-1744092717209909177</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i.wolkanca.com/v/ingilizceogretmeni.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="160" src="http://i.wolkanca.com/v/ingilizceogretmeni.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Okan Bayülgen in programında gösterilen bir video, bu videoda ki arkadaşın dersleri internette bir site de var ben rastlamış posterous a göndermiştim ama şimdi ara ki bulasın siz ararsanız bulursunuz.Izlemenizi tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="400" width="600"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xcq84c"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xcq84c" width="600" height="400" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Lig TV’de Yeni Dönem</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/lig-tvde-yeni-donem.html</link><category>Lig TV’de Yeni Dönem</category><pubDate>Thu, 1 Apr 2010 12:08:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-6970222986132570334</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.ataryemez.com/wp-content/uploads/2010/03/ibrahim-altinsay-02.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="102" src="http://www.ataryemez.com/wp-content/uploads/2010/03/ibrahim-altinsay-02.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Süper Lig yayın ihalesi sonrası yapılanmaya giden Lig TV’nin yeni yayın danışmanı belli oldu. Radikal Gazetesi’nde yazarlık yapan Beşiktaş eski yöneticisi İbrahim Altınsay, Lig TV’nin yayın danışmanı oldu. Altınsay, bugün itibariyle yeni görevine başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halen Spormax’te İngiltere maçlarını yorumlayan Beşiktaş eski yöneticisi İbrahim Altınsay bugün itibariyle LİG TV’de, yayın danışmanı olarak göreve başlıyor.</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>FUTBOL DISCO BAŞLADI</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/futbol-disco-basladi.html</link><category>ahmetdeg</category><category>FUTBOL DISCO BAŞLADI</category><pubDate>Thu, 1 Apr 2010 11:48:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-318071321411100124</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://resim.haber1903.com/Manset/Galiece_pascal.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="140" src="http://resim.haber1903.com/Manset/Galiece_pascal.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 16px;"&gt;1903radyo.com`un geçen hafta izlenme ve dinlenme rekoru kıran Ali Ece - Pascal Nouma`nın sunduğu&amp;nbsp;&lt;strong&gt;``FUTBOL DISCO``&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; 20:00`da sizlerle beraber olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu müthiş programı kaçırmak istemiyorsanız&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.1903radyo.com/" style="color: #333333; font-weight: bold; text-decoration: underline;"&gt;www.1903radyo.com&lt;/a&gt;&amp;nbsp;tıklayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbol Disco`nun hemen ardından koltuğu devralacak olan Beşiktaş`lı sevilen sanatçı&amp;nbsp;&lt;strong&gt;Aykut&lt;/strong&gt;doyumsuz sohbeti ve seksenlerden bugüne en beğenilen türkçe şarkılarla radyonuzda olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- HABER1903 -&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 16px;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 16px;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: black; font-family: Trebuchet, 'Trebuchet MS', Arial, sans-serif; font-weight: normal; line-height: normal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;div class="post-body entry-content"&gt;&lt;embed align="stretch" allowscriptaccess="always" height="450" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" quality="high" src="http://tribalenfexion.minikbalina.org/wp-content/uploads/2010/04/nouma.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="clear: both;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="post-footer" style="color: black; font: normal normal bold 85%/normal Verdana, sans-serif; letter-spacing: 0.1em; line-height: 1.4em; margin-bottom: 0em; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0em; text-transform: uppercase;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Fabian Ernst Beşiktaş Dergisine Konuştu</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/fabian-ernst-besiktas-dergisine-konustu.html</link><category>ahmetdeg</category><category>Fabian Ernst Beşiktaş Dergisine Konuştu</category><pubDate>Thu, 1 Apr 2010 07:21:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-1458174617168568194</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.berezilya.com/wp-content/uploads/2010/01/fabian-ernst.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="145" src="http://www.berezilya.com/wp-content/uploads/2010/01/fabian-ernst.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #333333; font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 16px;"&gt;Beşiktaş’ın en başarılı, en sevilen oyuncularından Fabian Ernst, özel hayatının kapılarını Beşiktaş Dergisi için araladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkiz bebekleri ve eşiyle beraber bizi evinde ağırlayan Ernst, büyük aşkının başlangıcından ikizlerinin hayatlarına dahil olma sürecine kadar her şeyi dergimize anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahada hep bildiğimiz Fabian Ernst... Çalışmasından, disiplininden ve mücadeleci oyun anlayışından ödün vermeyen, soyadı gibi ciddi, geldiğinden beri takımımıza en büyük katkıyı sağlayan isimlerden. Peki aynı zamanda aile babası da olan futbolcumuz, özel hayatında nasıl biri? İşte bu sorunun cevabını almak üzere Ernst’le yuvasında buluştuk ve ailecek sıcacık bir sohbet gerçekleştirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sohbetimize Almanya’dan başlamak istiyoruz. Öncelikle nasıl bir çocukluk geçirdiğini öğrenebilir miyim?&lt;br /&gt;Hannover şehrinde büyüdüm. İki erkek kardeşim olduğu için çocukluğumda sürekli dışarıda onlarla oynuyorduk. Özellikle de futbol vazgeçilmezimizdi. Mutlu çocuklardık. Zaten Almanya tüm çocuklar için çok güzel bir ülke. İmkanlarımız genişti, şanslı çocuklardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ülke karakteristiklerine baktığımız zaman Almanya, disipliniyle bilinen bir ülke. Bu açıdan bakarsak çocukların yetişmesiyle ilgili neler söyleyebilirsin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında çocukken katı bir disiplinden söz edemeyiz. Yaklaşık 6 yaşından 13 yaşına kadar çok serbest büyütülüyor çocuklar. Ama 13 yaşından, yani iş ciddiye bindikten sonra belli bir disiplin uygulanıyor. Tabii burada bana göre esas olan anne babaların nasıl insanlar oldukları ve çocuklarını neye göre yetiştirdikleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki buradan yola çıkarak Almanya’nın futbol altyapısı ve çocukların futbol eğitimi hakkında neler söyleyebilirsin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre Almanya’daki en güzel şey; herkese spor yapma imkanının tanınması. Çok kabiliyetliyseniz büyük takımlarda, bu işi sadece zevk için yapıyorsanız amatör takımlarda oynama şansınız var. Her yaşa ve yeteneğe uygun kulüpler var. Herkes dilediği sporu, istediği şartlarda yapabiliyor. Eğer sporu meslek olarak seçecekseniz tabii ki daha disiplinli bir yetiştirme tarzı var ve keşfedildikçe büyük takımlara gidiyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Özel hayatına gelirsek, eşin Julia ile nasıl tanıştınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şehirde, aynı okuldaydık. Bizde de, sizinkine benzer olarak, ilkokul ve ortaokul gibi bölümler var. Julia ile 11-12 yaşlarından beri aynı sınıflardan geçmiştik. Ancak birebir tanışıklığımız yoktu. 17 yaşına geldiğimizde bazı ortak arkadaşlarımız bizi tanıştırdı. Tabii ben 14 yaşımdan beri onu fark etmeye başlamıştım (gülüyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki, Julia’yı ilk gördüğünde neler hissettin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, bana böyle şeyler sormayın (gülüyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlaka söyleyecek bir şeylerin vardır...&lt;br /&gt;Aslında çok şey söylenebilir ama illa ki bir şey söylememi istiyorsanız; evlerimizin okula giden yolu paralellik gösteriyordu. Ben de genelde zamanı denk düşürüp, 5-10 metre arkasından giderdim. İçimden de ne kadar güzel bir kız olduğunu geçirip dururdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Peki Julia, sen Fabian’ı ilk gördüğünde neler hissettin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Julia: Tabii ilk intibalar hep farklı olur. En başlarda bu şekilde gelişeceğini düşünmemiştim. Özellikle futbol oynadığını duyunca kendimi geri çektim, kendimi hiç bir futbolcuyla düşünmemiştim. Çünkü futbola hiç ilgili değildim. Sıcak bakmıyordum. Fabian ise Hannover’in tüm tanınan kulüplerinde oynamıştı. Tabii şu an için aynı şeyi söyleyemem. Futbolla ilgileniyorum ve izlemeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sevgili olma süreciniz nasıl gerçekleşti?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ara Galatasaray’da da oynayan Volkan Aslan, benim takımdaki en yakın arkadaşlarımdan biriydi ve Julia’nın en yakın arkadaşlarından biriyle beraberdi. Onların sayesinde tanışıp, çıkmaya başladık. Klasik olarak yemeğe ve sinemaya giderek ilişkimiz başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Evlenme kararını nasıl aldınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 senelik birliktelik sonrasında bir aile oluşturmamız gerektiğine karar verdik. Çünkü doğru insanları bulduğumuza inanmıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Julia: (Araya girerek) Tabii ki çok büyük bir aşk neden oldu buna! (gülüyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yani aranızda özel bir teklif olmadı, öyle mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Ben romantik biri değilim (gülüyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Julia’yı bir hayat arkadaşı olarak nasıl tarif edersin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne desem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıpkırmızı oldun...&lt;br /&gt;(Gülüyor)... Hayır, hava çok sıcak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Julia: İstersen içeri gidebilirim (gülüyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam, cevap veriyorum. Julia benim ilk önemli sevgilim. Anlayışlı bir kadın. Birlikte çok şey yaşadık. Birbirimize layık olduğumuzu düşünüyorum. O benim, ben de onunum. Birbirimizi çok seviyoruz. Bir bütünün yarısıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Julia, sen Fabian’la ilgili neler söylemek istersin?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Julia: Fabian sevgi doludur. Kendine hakim, disiplinli, ailesine düşkündür. Kesinlikle tek başına karar vermez, iş ya da özel hayatta her şeye birlikte karar veririz. Bize zarar verecek bir şey asla yapmaz. Yanlış davranışlarda bulunmaz. Baba olarak da çok iyidir. Evde olduğu müddetçe her şeyle ilgilenir. Çocukların altını değiştirir, yıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek romantik biri olmadığını söyledin ama yine de böyle tarif edilecek bir an yaşamışsınızdır...&lt;br /&gt;Benim anlayışım biraz farklı. Mesela Julia’ya çok hediye alıyorum. Bazen onun çok istediği bir şeyi alıyorum bazen benim içimden geliyor. Ama özellikle paketleyip vermem. Bu da benim yapımdan kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye’ye gelirken bir aile sahibiydin ve bu kararı aileni de düşünerek almak zorundaydın. O dönemde bu konuyla ilgili aranızda nasıl diyaloglar geçti?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş’a gelmenin futbol hayatım için çok iyi olacağını düşünüyordum ve gelmek istiyordum. Ama eşim Almanya’daydı ve 8 aylık hamileydi. O süreç bizim için çok zor oldu. Karar vermek için sürekli telefonda konuştuk. Sonuçta o da “Tamam” deyince geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir gelmez yakaladığın uyum ve başarı ev hayatını nasıl etkiledi? Ülkeye alışma anlamında avantaj oldu mu?&lt;br /&gt;İlk dönemde, yani geçen sezonun ikinci yarısı boyunca Julia bebeklerimizle beraber Almanya’daydı. Ben tek başımaydım. Buraları tanımaya başladım, nerelerde oturabileceğimizi araştırdım, gezilecek yerleri öğrendim. Tabii ki bunları yaparken bir yandan da başarılı olmam benim için moral kaynağıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş’a gelişinden çok kısa bir süre sonra ikiz bebekleriniz oldu. Çifte kupayla birlikte bir sevinç daha yaşadın. O dönem hayatının en güzel dönemi olsa gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, kesinlikle öyleydi. Çocuklarımın yanımda olmaması büyük sıkıntıydı benim için ve bu yüzden iki kupayı birden almak hediye gibi, teselli gibi oldu. Gerçekten çok sevinmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aynı anda iki bebek sahibi birden olmayı nasıl anlatırsınız?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ohh, çok zor (gülüyor). Bir taraftan tabii ki çok mutluyuz. Ama bu anlatılmaz, yaşamak lazım. Derler ya “Bir çocuk zor ama iki çocuk çifte zor” diye. Yine de bu cümle zorluğunu anlatmaya yetmiyor! Şu anda yürümüyorlar, konuşmuyorlar. Sürekli ilgilenmek gerekiyor, yalnız bırakamıyorsunuz, illa ki birinin başlarında olması gerekiyor. Biri bir tarafa gitti mi öteki öbür tarafa emekliyor. İleriki zamanlarda kolaylaşmasını umuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Julia: Tabii bunlara rağmen çok uslu bebekler. Her bebek gibi hareketliler ama çok da yaramaz değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Onlarla ilgili hayalleriniz var mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak bir kum havuzu yaptırmak istiyorum (gülüyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Julia:&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Bizim isteğimiz sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmeleri. Ben babaları gibi başarılı olmalarını çok istiyorum. Bunun için elimizden geleni yapmaya çalışacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerinizden uzak olmak ve bebeklerin bakımı için onlardan yardım alamamak da sizi zorluyordur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Julia:&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;Evet, yalnız olduğum için zorlanıyorum. Ailemizdeki herkes Almanya’da yaşıyor. Benim için onların yanımda olması bir lüks. Çünkü çok sık gelip gidemiyorlar. Fabian da kampa girdiği zaman iyice zorlaşıyor. Tabii özlem de cabası... Ama iyi ki yardımcım İnci Turhan var. Almanca da bildiği için bana büyük destek oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kamplardan ve maçlardan arta kalan zamanlarınızda ailecek neler yapıyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklardan fırsat bulamıyoruz ama (Türkçe söyleyerek) ‘biz beraber Türkçe dersi yapmaya çalışıyoruz. Ama çok zor!’ (gülüyor).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" height="473" src="http://resim.haber1903.com/icerik/ERNST_cocuklari1.jpeg" style="border-bottom-width: 0px; border-color: initial; border-left-width: 0px; border-right-width: 0px; border-style: initial; border-top-width: 0px; padding-bottom: 5px; padding-left: 5px; padding-right: 5px; padding-top: 5px;" width="450" /&gt;&lt;/span&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item><item><title>Matteo Ferrari&amp;#39;nin Tam Saha Dergisi&amp;#39;ne Verdiği Röportaj</title><link>http://dobix.blogspot.com/2010/04/matteo-ferrari-tam-saha-dergisi-verdigi.html</link><category>ahmetdeg</category><category>Matteo Ferrari'nin Tam Saha Dergisi'ne Verdiği Röportaj</category><pubDate>Thu, 1 Apr 2010 07:16:00 -0700</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-3424649578736467413.post-1553488314901967432</guid><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://besiktasforum.net/forum/members/31947-albums118-picture5893.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="181" src="http://besiktasforum.net/forum/members/31947-albums118-picture5893.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Beşiktaşın başarılı oyuncusu Matteo Ferrari TFF`nin TAM SAHA Dergisi`ne önemli itiraflarda bulundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya`ya dönmeyi düşünmediğini belirten Ferrari; Türk futbolunu, Türkiye`de yaşadıklarını şu şekilde ifade etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kere Türkiye artık önemli futbol ülkelerinden biri, bunu söylemek lâzım kesinlikle. İtalya ile karşılaştırdığım zaman ise Türkiye liginin fiziksel açıdan daha zor şartlar sunan bir lig olduğunu söyleyebilirim. Ancak ülkenizde fiziksel yapı ne kadar güçlüyse, düşünsel oyun ve taktiksel içgüdü o kadar az işin içerisine katılıyor da diyebilirim. Fakat tüm bunların arasında en vahim taraf Türk futbolunda taktik yok. Yani ekol olarak bunun eksikliği gözüküyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde Türk defans oyuncularının ve defans kurgusunun temel probleminin yan toplar ve duran toplarda yerleşim problemleri, taktiksel problemler olduğu söylenir. Sen bu konudaki eksiğimizi ne derecede görüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar tabii ki antrenmanla aşılabilecek, antrenmanla geliştirilecek noktalar. Örneğin köşe vuruşu pozisyonunda uygulayabileceğiniz iki defans opsiyonunuz var. Birincisi, alanı savunursunuz. Bunun için hafta boyunca sürekli tekrar yaparak çalışmak durumundasınız. Çünkü bu sayede herkesin nerede olacağını bilmesi gerekir. İkincisi ise adam adama markaj şeklinde savunmanızı kurgularsınız. Eğer adam adamayı tercih ediyorsanız, artık orada bireysel olarak güçlü olan, daha az hata yapan kazanacaktır. Ancak Türk futbolunda bunun eksikliğinin temele inilerek çözülmesi gerekiyor. Bunlar sonradan çalışarak gelişir dediğim gibi. Ancak genç Türk futbolculara bunu temelden öğreterek, bu konudaki eksikliklerin giderilmesi çok daha önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90`ların sonundan bu yana devam eden kariyerinden önemli takımlarda oynadın. Birçok önemli teknik adamla çalıştın. Marcello Lippi`den Cesare Prandelli`ye, Luciano Spalletti`den David Moyes`e kadar. Şimdi de Mustafa Denizli ile çalışıyorsun. Bu teknik adamlar içinde futboluna ve kariyerine en çok etki eden, gelişimine en fazla katkısı olan hangisi; özellikle de teknik direktör oyuncu ilişkisi anlamında?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bugüne kadar çalıştığım her teknik direktörden futboldan zevk almayı öğrendim. Hepsi bana ayrı şekillerde bu zevki nasıl yaşayabileceğimi gösterdi. Elbette her yeni teknik direktör bana birçok futbol unsuru konusunda yol gösterdi, ben de onlardan kariyerimi, futbolumu daha da ilerletebilmek anlamında sürekli yeni şeyler öğrendim. Fakat yıllar ilerledi ve artık toy bir futbolcu ya da çocuk değilim; 30-31 yaşında bir futbolcuyum. Bu büyük tecrübeyi ve futbol sahası içinde sakin kalmayı, panik anında çözüm bulma gibi yetilerimi çalıştığım teknik adamlardan aldığım yardımlarla sağladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinde senin için çok daha özel olan bir isim var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saha içinde bana en çok katkıyı vermiş olanlar Prandelli ve Spalletti diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyanların sorunu muhafazakârlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan futbolu denince akla ilk olarak savunma gelir. Bu kökenden ve özellikle de Helenio Herrera ile uygulanan Katenaçyo`dan bu yana uzanan bir gelenek. Ancak son yıllarda, kulüpler düzeyinde İtalya, Avrupa`da çok zorlanıyor ve üst noktalara gidemiyor. 2006`da milli takım düzeyinde Dünya Kupası kazanılsa da Milan, Inter, Juventus gibi kulüplerin rakiplerinden çok kolay ve fazlaca gol yiyen Şampiyonlar Ligi performansları ortada. Eskisi gibi iyi savunmacılar çıkarmakta sorun mu yaşıyor İtalyan futbolu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası ben sorunun temelinde defans olduğunu düşünmüyorum. Biz İtalyanların en büyük sıkıntısı muhafazakârlık. Çünkü biz hâlâ kendimizi dünyanın en iyi futbolunu oynayan ülkesi, İtalyan kulüplerini de dünyanın en iyi kulüpleri olarak görüyoruz. Oysa İngiliz takımlarına bakıldığında her sene bir İngiliz takımı Şampiyonlar Ligi`nde final oynuyor. Ben bir İtalyan olarak artık olaylara biraz objektif ve dışarıdan bakmak gerektiğini düşünüyorum. İtalya`da çoğu kişi hâlâ bizden iyisi olmadığını düşünüp problemleri geçiştiriyor. Daha doğrusu gerçeği inkâr edip kendisine göre çarpıtarak sıkıntının temeline inemiyor. Kısacası ben oyuncu yetişmediğini düşünmüyorum. Çok çok yetenekli İtalyan savunmacılar yine yetişmekte, sorunumuz zihniyet ve bakış açısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanımca bunu İtalyanların son on yılda 21 yaş altında kazandıkları Avrupa şampiyonlukları ile destekleyebiliriz. Çok iyi oyuncular çıktı bu süreçte ki sen de bunlardan birisin. Altyapı olarak önce SPAL, sonra Inter çıkışlı bir oyuncusun. Sen nasıl yetiştirildin? Eskiden Baresi tarzı libero tipli oyuncular gibi mi, yoksa futbolun son dönemdeki değişimiyle çizgi defans tarzıyla mı eğitildin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben küçük yaşlarda altyapılarda yetişirken bir ön libero gibi, yani tam ön libero gibi olmasa da biraz defansın ön tarafında oynayan bir futbolcuydum. Eski libero tarzına daha yakındım. 90`ların sonunda Inter`e gittiğim zaman ise artık çizgi defansla oynamaya başladım ve kendimi ona göre geliştirmeye başladım. Çünkü 90`ların sonunda artık libero kavramı ortadan büyük ölçüde kalkmıştı. Ben de kendimi yeni sisteme adapte ettim ve bu şekilde geliştirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere`de de bir sezon oynadın. Orada daha farklı bir mental yapı olduğunu biliyoruz. İngiltere, İtalya ve Türkiye`yi savunma anlayışları bakımından nasıl değerlendirirsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle dediğiniz gibi İngiltere ve İtalya`daki futbol sistemlerinin birbirinden çok farklı olduğunu belirtmek lâzım. İtalya`da savunma oyuncuları bir hafta boyunca idmanlarda sadece savunma çalışır. Isınma hareketlerinden hemen sonra bir antrenör sizleri alarak takımdan ayrı savunma kurgusu üzerine yoğunlaşmanızı sağlar. İtalya`da defansın kurgulanması her zaman ön plandadır. Temel prensip defans oyuncusunun savunma yapması gerekliliğidir. Başka bir şey düşünmesi çok arzu edilmez. İngiltere`de ise durum biraz farklı. Orada tüm takım aynı idmanı yapar, defans için özel bir program düşünülmez. İngiltere`de çok daha hızlı bir futbol oynanır ancak defansif anlamda taktiksel ayrıntıların İtalya`daki kadar üzerinde durulmaz. Bence bu açıdan biraz da Türkiye`ye benziyor. Çünkü Türkiye`de de defansif taktik üzerinde benim takımım dışında çok durulduğunu gözlemlemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bağlamda kendini en başarılı gördüğün lig hangisi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Net bir şekilde İtalya diyebilirim. Zaten sadece sekiz aydır Türkiye`deyim ve İngiltere`de de sadece bir sezon oynadım ki bunun da büyük bölümünde sakatlıklarla boğuştum. İtalya`da çok uzun bir süre oynadığım için tabii ki cevabım İtalya. Parma`da geçirdiğim ilk sezon ve Roma`da geçirdiğim iki sezon en iyi sezonlarımdı diye düşünüyorum. Roma`dayken kupayı da kaldırmıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defansta diğer birçok mevkie oranla iletişim çok daha önemli. Aynı dili konuşabilmek veya ortak bir dil yaratabilmek... Everton`a gittiğinde dil sorunu yaşadığın şeklinde haberler çıkmıştı. Türkiye`ye geldiğinde de benzer sıkıntılar yaşandı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada öyle bir sıkıntı yaşamadım, çünkü takımla uzun bir sezon öncesi hazırlık dönemi geçirme şansı yakaladım. İngiltere`de ise neredeyse transferimden bir kaç gün sonra maça çıkmak zorunda kalmıştım ve evet bahsettiğiniz sıkıntılarla karşı karşıya kaldım. İngilizcem de o zamanlar şu anki kadar iletişime izin vermiyordu ne yazık ki. Burada da İngilizcesi iyi olmayan ya da bilmeyen oyuncular var elbette, ancak futbolun ortak bir dili olduğu da yadsınamaz. Bazen bir bakış, bazen bir göz teması bile savunmada nasıl hareket edeceğinizi size anlatır. Bizim takımda da bu geçerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de savunmada yanında daha çok yer alan Sivok`un daha önce İtalya Ligi`nde oynaması, seninle aynı dili konuşabilmesi bir avantaj sağlıyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii ki onunla çok iyi bir ikili oluşturduğumuzu düşünüyorum. Onun İtalya`da oynamış ve bu futbolu tanımış olması önemli. Saha içinde birbirimizle İtalyanca konuşmamız ve birbirimizi iyi anlamamız da önemli ki, ligin en başarılı savunmasını ortaya çıkardık sonuç itibarıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş taraftarı için çok özel bir oyuncusun. Son on yıllık döneme bakarsak bir Pascal Nouma, bir İlhan Mansız gib i bu taraftarın sembol isim haline getirdiği oyunculardan biri konumuna geldin. Beşiktaş taraftarı takımın kötü gittiği ve on iki puan geriye düştüğü dönemde bile seninle büyük bir sevgi bağı kurdu. Bu süreç senin için nasıl gelişti ve daha önce oynadığın kulüplerden birinde böyle bir bağ kurmuş muydun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne Inter`de ne Roma`da ne de başka kulüplerde oynarken böyle bir ortam yaşamadım. Belki örnek vermem gerekirse geçtiğimiz sezon Genoa`da taraftarla bir hayli uyum içindeydik, ancak asla buradaki gibi değildi. Burada artık nasıl diyeyim, bir kan uyuşmasıydı belki de, daha ikinci ya da üçüncü maçımda taraftarlar coşkuyla adımı bağırmaya başladı. Bu beni çok mutlu etti, aynı zamanda çok da gururlandırdı. Takımda size böyle bir oyuncu gözüyle bakılıyorsa, omuzlarınıza daha da büyük bir sorumluluk yükleniyor doğal olarak. Ama bu durum benim için negatif bir unsur değil. Çünkü ben her zaman sahada en iyisini yapmaya çalışırım. Yaptığımı da düşünüyorum. Benim için Beşiktaş taraftarı çok özel, onlara ve bu sevgiye lâyık olmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CSKA Moskova maçında ve Ali Sami Yen`deki 3-0`lık Galatasaray maçından sonra rakip takımı tebrik ettiğini, alkışladığını gördük. Hatta CSKA maçından sonra tek başına orta alanda durup CSKA`lı futbolcuları alkışladın. Bunun hakkında ne söylemek istersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun saygıyla alâkalı bir durum olduğunu düşünüyorum. CSKA eşleşmelerine bakıldığında bizi iki maçta da yendiler ve çok az şans verildikleri bir gruptan yollarına devam edebildiler. Ben de bu başarılarından dolayı onları alkışladım. Galatasaray maçı da bunun bir benzeri. Bizi 3-0 yenmişlerdi ve çok iyi bir futbol ortaya koymuşlardı. Fakat bu "Siz bizden iyisiniz" anlamına gelmez, "Siz bizden bugün daha iyiydiniz ve hak ettiniz" anlamına gelir. Kesinlikle saygıyla alâkalı bir durum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferrari`li Beşiktaş ve Ferrari`siz Beşiktaş kavramlarını yaratan bir performans ortaya koyuyorsun. Çünkü Ferrari`nin oynadığı maçlarda takım 0.8 civarı gol yerken, Ferrari`siz savunmanın 1.5 gole yakın bir ortalamayla oynadığını görüyoruz. Savunma takım olarak yapılır, gol de takım olarak atılır gibi bir görüşe sahip olduğunu da biliyoruz ama senin de mutlaka ortaya koyduğun bir etki var gibi. Bunu nasıl değerlendirirsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bu tip istatistikler olduğunu biliyorum. Diyalog ve iletişim ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Defanstaki bütün arkadaşlarımla büyük uyum içindeyim. Onlara elimden geldiğince maç içerisinde moral vermeye, özgüven kazandırmaya çalışırım. Maça adapte olmalarını sağlamak için uğraşırım. "Ben senin için de savaşıyorum, arkanı kolluyorum" duygusunu onlara vermeye çalışıyorum. Ben sahadayken onların daha rahat olduğunu görüyorum. Şunu da eklemek isterim; Genoa`ya gelmeden önce Genoa`nın ligin en kötü defans hatlarından birine sahip olduğu söyleniyordu. Akabinde geçen sezon ben oynarken takımın sınıf atladığı ve ligin en kaliteli savunmalarından biri haline geldiği vurgulandı. Ben ayrıldıktan sonra şimdi Genoa savunması yine ligin en kötü defans hatlarından biri. Bu tam olarak neden bilmiyorum ama bir etkim olduğu aşikâr. Aynı zamanda ben maça fazlasıyla konsantre olduğum için yanımda oynayan oyuncuları da maça fazlasıyla entegre edip, onların da daha az hata yapmalarını sağlıyorum sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan savunma oyuncularının çok sert bir yapısı var, genelde haşin savunma yaptıklarını söyleyebiliriz. Örneğin Materazzi... Sen daha farklısın ve sertlikten ya da faullerden ziyade sezgilerinle ön plandasın. Bunu nasıl değerlendiriyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle Materazzi`nin çok farklı bir oyuncu olduğunu söyleyeyim. Tamamıyla fizik gücünü kullanan, sert ve başka tarza sahip bir oyuncu. Bense oyunu iyi okur, top daha gelmeden pozisyonu süzer ve ne şekilde gelişeceğini, topun nereye gideceğini sezip ona göre hareket etmeye çalışırım. Pozisyonu kafamda kurgular ve direkt topa giderim. Ancak bazıları direkt olarak pozisyona girer, artık top mu gelir, adam mı gelir belli değildir. Orada da dengesiz sertlikler olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savunma oyuncularının ilerleyen yaşlarla birlikte çok büyük tecrübe kazandığı ve performanslarının en iyi dönemlerini otuzlu yaşlara doğru vermeye başladığı bilinir. Sen de bu dönemdesin. Önümüzde bir Dünya Kupası var ve İtalya Milli Takımı`nda yıllardır savunma göbeğini parselleyen iki büyük yıldız Nesta ve Cannavaro artık yok. Takım bir değişim sürecinde. Sen kendini bu değişimin ve İtalya Milli Takımı`nın neresinde görüyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anki milli takım hocası ile bir şansım olduğunu düşünmüyorum. Tek cümle ile ifade edebilirim. Onunla hiçbir şansım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya`ya dönmeyi düşünmüyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pekâlâ, kariyerinin devamında tekrar İtalya`ya dönüp Milan, Juventus gibi en üst seviyedeki takımlarda forma giyme planın var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası ben İtalya`daki düşünce yapısını çok sevmiyorum. O yüzden de dönmeyi düşünmüyorum. İtalya Milli Takımı`na kendi takımında 6 ay veya 1 sene forma giymemiş oyuncular çağırılabiliyorlar. Oyuncu uzun süre kendi takımında forma giymeyip sadece iki maçta oynatılıyor ve ardından İtalya Milli Takımı`nda 90 dakika görev yapıyor. Bence bu büyük bir adaletsizlik. Adalet çok önemli bir unsur futbolda. Bakın, İtalya`da en iyi takım hiçbir zaman en iyi oyunculardan kurulu olanı değildir. Siz ne kadar iyi oynarsanız oynayın, ne kadar büyük bir çıkış gösterirseniz gösterin, eğer önünüzde hatırlı futbolcu varsa her zaman o sahada olacaktır. O futbolcu 6 aydır sakat bile olsa, siz o 6 ay boyunca en iyi performansınızı göstermiş bile olsanız formanın sahibi yine o olacaktır. Oysa ben rekabeti seven bir oyuncuyum. O hafta kim iyiyse onun oynaması taraftarıyım ve bir oyuncu başarılıysa, oturmuş düzenin değiştirilmesini anlayamıyorum. Örnek vermek gerekirse; ben Roma`da oynarken bir dönem çok iyi bir çıkış yakalayıp takımın devamlı oynayan oyuncularından biri haline gelmiştim. O dönemki teknik direktörümüz Luciano Spalletti bir gün medyaya "Ferrari benim için çok önemli bir futbolcu, onun antrenman disiplinine hayranım. Çok iyi oynuyor ve benim için değişilmez bir savunmacı" demişti. Ancak Şampiyonlar Ligi maçları başladığında yine diğer iki oyuncuyu tercih etti. Açıkçası basının mı, taraftarın mı baskısından çekindi bilemiyorum. Fakat o gün anladım ki, ben ne kadar iyi oynarsam oynayayım ne yaparsam yapayım önümdeki iki oyuncu döndüklerinde formayı benden alacaklardı. (Chivu ve Mexes)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna "Hak edenin değil de daha pahalı ve ünlü olanın tercih edilmesi" diyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roma`daki üçüncü sezonumda çok başarılı bir performans sergiliyordum. O dönem takımda bulunan Christian Chivu`dan da Philippe Mexes`ten de daha başarılıydım. O dönemler herkes "Artık Matteo Ferrari Roma`nın as futbolcusudur" demişti. Çünkü bunu hak ediyordum. Ancak onlar Chivu ve Mexes`ti. Roma`daki son sezonumda bana 4 senelik kontrat teklif ettiler ancak reddettim. Çünkü Roma taraftarlarının bazı seçilmiş futbolcuları vardı. Lâkin ben seçilmişlerden biri değildim. Dolayısıyla o oyuncuların oynamaları yönünde baskı oluşturuyorlardı. İstatistiklere bakıldığında hem Chivu`dan hem de Mexes`ten daha başarılı olmama rağmen bu oyuncuların arkasında kaldım. Ayrıca İtalya`da bir yabancı hayranlığı da var. Inter`e bakın, neredeyse bir tane bile İtalyan futbolcu göremezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan futbolcular genellikle İtalya dışında futbol oynamayı tercih etmiyor. Yurtdışında futbol oynamanın kendi milli takımlarına seçilmeleri konusunda dezavantaj yaratabileceğini düşündüklerini biliyoruz. Senin yurtdışına çıkman milli takım kariyerine olumsuz bir etki yapar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun doğru bir saptama olduğunu söylemem lâzım. Yurtdışında milli takımda forma giyebilecek on tane oyuncu varsa maalesef bir veya iki tanesi milli takıma çağırılıyor. Bunun nedeni biraz da "Biz en iyiyiz, öyleyse en iyisi bizim ligimizde oynayandır" mantığı. Ben zaten milli takım hayali kurarak Beşiktaş`a transfer olmadım. Çünkü geçtiğimiz yıl Genoa`da oynarken istatistiksel olarak İtalya`nın en iyi beş defans oyuncusundan biriydim. Bu şartlarda bile çağırılmıyorsam, bu teknik direktörle bir milli takım hayali kurmanın anlamsızlığını görüp Beşiktaş`a transfer oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İyi değil" diye nitelendirdiğin Genoa defansındaki Domenico Criscito milli takıma seçilirken senin tercih edilmediğini de biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. İşte İtalya böyle bir yer. Kariyerimde bu hep böyle oldu. Genoa`da 20 maç beraber oynadığım Salvatore Bocchetti A milli takıma seçildiğinde bana geldi ve "Teşekkür ederim, senin sayende seçildim" dedi. Ben Genoa`dan ayrılıp Beşiktaş`a geldim ve artık Bocchetti milli takımda değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun bir başka örneğinin de Tomas Sivok olduğunu söyleyebiliriz. Senden önce sadece aday kadroda yer bulan savunmadaki ortağın, şimdi Çek Milli Takım savunmasının temel direği olmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivok için çok mutlu olduğumu söylemem lâzım. O bunu benimle oynamasa da hak eden bir futbolcu. Ancak benimle birlikte oynayan bütün oyuncular kendi performanslarının en üst seviyesine çıktı. En iyi milli takımlarda yer alıyorlar. Mexes`in Fransa Milli Takımı`nda esamisi okunmuyordu. Benimle birlikte oynama başladı, ardından milli takıma çağırıldı. Ben takımdan ayrıldım, Mexes yine milli takım kadrosundan uzak kalmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kafa topu mücadelesinde takım arkadaşın Michael Fink`le şanssız bir şekilde çarpışarak uzun bir süre forma giyemedin. Takımdan ayrı kaldığın o günleri nasıl değerlendiriyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımdan ayrı kaldığım o süreçte çok kötü günler geçirdim. Çünkü benim gibi adale gücüyle oynayan sporcular için geri dönüşler her zaman zordur. Formda kalmak için antrenman yapmak, maç oynamak zorundasınız. Ben iki ay boyunca maça çıkamadım. Takıma dönüşüm Galatasaray maçıyla oldu ama o maçta sahaya çıktığımda kendi kendime "Ben bu değilim" dedim. Çünkü o kadar ara verince döner dönmez kendinizi bulamıyorsunuz. Kayseri maçıyla bir toparlanma dönemine girdim ve her geçen gün eski formumu yakaladığımı söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son döneme baktığımızda Avrupa`nın beş büyük liginden Türkiye ve Yunanistan`a kariyerli futbolcuların transferinde bir artış olduğunu görüyoruz. Maddi gerekçeleri bir kenara bırakırsak, senin Türkiye`yi tercih etmendeki faktörler nelerdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dürüstçe ifade etmek gerekirse 30 yaşına gelmiş bir futbolcu için Beşiktaş`ın yapmış olduğu teklif reddedilemezdi. Zaten geçtiğimiz sezon Genoa`da oynarken kafamda değişiklik planları kurguluyordum. Kariyerimin bu döneminde yeni bir heyecan, yeni bir ülke benim için çok cazipti. Genoa`da hem takım olarak hem de bireysel olarak çok başarılı bir sezon yaşadım. Ancak ne kadar da başarılı olsanız, oynadığınız takım Genoa. Ulaşabileceğiniz nokta aşağı yukarı belli. Bu şartlardaki bir futbolcunun önünde iki seçenek belirir. Ya Real Madrid gibi çok büyük bir takıma gitme imkânınız oluşur ya da farklı bir arayışa girip kendinizi yeni sulara yelken açarken bulursunuz. Siz de takdir edersiniz ki Genoa`da oynadıktan sonra Real Madrid`e transfer olmanız çok rastlanan bir olay değil. Diğer taraftan Beşiktaş`ın kendi liginin son şampiyonu ve devamlı şampiyonluk için mücadele veren bir takım olması, Şampiyonlar Ligi`nde boy gösterecek olması benim için çok önemli detaylardı. İtalya`da Genoa`yla ne kadar başarılı olursanız olun, maalesef şampiyon olamıyorsunuz. Beşiktaş`ta ise durum farklı. Hem Şampiyonlar Ligi`nde mücadele etme şansınız var hem de ligin önemli şampiyonluk adaylarından birisiniz. İtalya`daki misyonumu doldurduğumu düşündüğüm için farklı ülke, farklı kültür ve farklı insanların cazibesi ağır bastı diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültür demişken, Türkiye`de kültürel olarak nelerden etkilendin? Harry Kewell`ın sıkı bir baklava fanatiği olduğunu öğrenmiştik mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Kewell gibi benim de etkilendiğim yemekler oluyor mutlaka. Ancak etkilendiğim şeylerin başında İstanbul şehri geliyor. Bana göre İstanbul`un Milano, Paris, New York, Londra gibi şehirlerden hiç bir eksiği yok. Hatta tam tersine içerisinde hepsinden biraz barındıran bir sentez gibi adeta. İstanbul öyle bir şehir ki, isterseniz tarihi ve doğal güzelliklerini bir turist gibi gezebilir, keyfini çıkarırsınız, isterseniz de şık bir restoranda arkadaşlarınızla güzel bir yemek yiyebilirsiniz. Astoria, Kanyon ve İstinye Park gibi yerlere gidip nefes alıp biraz eğlenebilirsiniz. İstanbul`un bu bağlamda benim için çok çekici bir şehir olduğunu söyleyebilirim. Burada yaşamak benim için kültürel anlamda müthiş bir beslenme kaynağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni son dönemde Efes Pilsen`in maçlarında görüyoruz. Bildiğimiz kadarıyla Kaya Peker`le de arkadaşlığınız var. Bir İtalyan futbolcuyla bir Türk basketbolcunun bu arkadaşlığı insanlara enteresan geliyor. Basketbol sevgisi nereden kaynaklanıyor, Kaya Peker`le nasıl tanıştınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basketbolu çok seviyorum. Fırsat bulduğumda NBA maçlarını da takip ediyorum. Şüphesiz Euroleague de çok önemli bir basketbol organizasyonu. Bulunduğum şehirde oynanmakta olan bir Euroleague maçı ve benim bu maça gitme şansım varsa bu şansı değerlendiririm. Kaya Peker`le tanışmam ise biraz tesadüf eseri oldu. Bir gün arkadaşlarımla bir restoranda yemek yerken Kaya da orada bulunuyordu. Konuşma fırsatımız oldu ve akabinde arkadaşlığımız gelişti. Bugüne kadar Kaya`nın davetlisi olarak üç Efes Pilsen maçına gittim. Hepsinden de büyük keyif aldığımı söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes Pilsen-Montepaschi Siena maçında İtalyan temsilcisi faul atarken ıslıklayan taraftarlara katıldığınız söyleniyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Gülüyor) Hayır. Ben Efes Pilsen taraftarı değilim. Basketbolseverim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Futbola Ferrara kentinde SPAL altyapısında başladığını biliyoruz. Daha sonra Inter, Lecce, Bari, Parma, Roma, Everton ve Genoa gibi takımlarda oynadın. Sempati duyduğun veya taraftarı olduğun bir takım var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam Inter taraftarı olduğu için çok küçükken Inter taraftarıydım. Ancak profesyonel olarak futbol oynamaya başladıktan sonra hayatımda taraftarlık diye bir kavram kalmadı. Artık hangi takımda oynuyorsam o takımın taraftarıyım. Doğduğum yer olan Ferrara ise Bologna yakınlarında bir kent ve onlarla yaşanan rekabetten dolayı oradan çıkan kimse Bologna kulübünü sevmez. Ancak ben onu dahi aştım diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan futbolunun son beş senesine baktığımızda ciddi bir değişim görüyoruz. Lig dengesinin değişmesi, şike skandalı ve takip eden süreçte gelen bir Dünya Kupası… İtalyan futbolunun bu son 5-6 senelik sürecini nasıl değerlendiriyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük değişimin maddi konularda olduğunu söyleyebilirim. Çünkü Inter İtalya`da en fazla paraya sahip olup bunu da fazlasıyla harcayan bir takım. Massimo Moratti sağ olsun. Milan ve Juventus`un düşüş ve sorunlar yaşadığı bu dönemde Inter maddi gücünü kullanarak gücüne güç kattı. Zaten bu son 5 senenin Inter dominasyonunda geçtiğini görüyoruz. Bunun teknik direktör veya farklı bir organizasyon sonucu gerçekleştiğini de düşünmüyorum. Bunun tek gerekçesi kulüpler arasındaki maddi uçurum. Örneğin ben Roma`da oynarken takım halinde inanılmaz bir performans sergilemiştik. Ancak o harika performans bizi ancak lig ikincisi yapmaya yetti. Çünkü onlar bizden hep bir adım öndeydi. Kadrolarından, şampiyon olabilecek üç takım oluşturabiliyordunuz. Bunlar Serie A`da çok önemli avantajlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya Federasyonu ve kamusal kurumlar ülke futbolunun durumunu, statların mevcut halini, aksaklıkları düzeltmek için Euro 2016`yı düzenlemeye aday oldu. Bir diğer aday da bildiğin gibi Türkiye. Türkiye`de oynayan bir İtalyan futbolcu olarak bu adaylıkları nasıl değerlendiriyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki ülke halkı da futbolu çok seven halklar. İtalya da kazansa, Türkiye de kazansa çok mutlu olacağımı söyleyebilirim. Adaylık sürecinin iki ülkenin de futbol ortamına katkıda bulunacağını düşünüyorum. Özellikle Türkiye`nin futbol alanındaki gelişimini göz önüne alırsak, bu denli büyük bir organizasyonun bu gelişim sürecine katkıda bulunacağı da açık. Ancak İtalya`nın da Türkiye`nin de işinin kolay olmadığını söyleyebilirim. Böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmak, en başta stadyumların tekrar gözden geçirilmesine ve yeni stadyumlar inşa edilmesine yol açacaktır. Türkiye için bunun gerekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye`deki stadyumlar oldukça eski ve elden geçmesi şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye`de genel olarak futbol organizasyonunu nasıl yorumluyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel anlamda iyi bir futbol organizasyonu olduğunu söyleyebilirim. Stadyumlara giden taraftarların içinde bulundukları organizasyondan çok büyük keyif aldıklarına inanıyorum. Ancak her ülkede ve her organizasyonda bir takım sıkıntılar olabiliyor. Geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır`da yaşanan olayları izledim. Kesinlikle çok üzüldüm. Ancak bu olaylar ne ilk defa oluyor ne de son defa. Ne yazık ki dünyanın her yerinde meydana gelebilen olaylar. Şüphesiz, bazı şeylerin değiştirilmesi için birilerinin ölümünün ya da yaralanmasının beklenmemesi gerekiyor. Bu düşünce tarzının artık dünya futbolundan uzaklaştırılması lâzım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle yoğun olarak İtalya, İspanya ve İngiltere`de son dönemde ırkçılığın kanayan yaralardan biri olduğunu biliyoruz. İspanya`da Eto`o, İtalya`da Mario Balotelli gibi siyahî futbolcuların bazı şikâyetleri oldu. İtalya`da Verona`nın kent olarak bu konuda sabıka dosyasının kabarık olduğunu biliyoruz. Lazio taraftarının kendi siyahî futbolcularıyla yaşadığı problemler de ortada… Türkiye`de ırkçılıkla ilgili bir sıkıntı yaşadın mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye`de kesinlikle böyle bir sıkıntı yaşamadığımı söyleyebilirim. Burada olduğum için çok şanslıyım. İtalya`da ise durum biraz farklıdır. Özellikle Verona tespitiniz çok doğru. Yıllar önce Inter formasıyla Verona taraftarının karşısına çıktığımda bir takım ırkçı tezahüratlara maruz kalmıştım. Ancak ne gariptir ki, iki hafta önce aynı stadyuma İtalya Milli Takımı formasıyla çıktığımda aynı insanlar beni alkışlıyorlardı. O zaman anladım ki bana yaptıkları o ırkçı tezahüratların sebebi, üzerimdeki Inter formasıydı. İtalya`daki her ne kadar bazı sosyal temellere dayansa da takım fanatikliği de işin içerisine giriyor. Bazı olayları takım fanatikliğiyle ilişkilendirebiliriz diye düşünüyorum. Ancak yine de çok can sıkıcı ve sizi futboldan soğutan olaylar. Siyahî olduğum için İtalya`da zaman zaman bu konuda sıkıntı çektiğim de bir gerçek. Ancak diğer birçok ülkeye göre İtalya`dakinin temelleri çok derinde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazın oynanacak Dünya Kupası`nda İtalya`nın şansını nasıl görüyorsun bir turnuva takımı olarak? Sence kupanın favorisi kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya İtalya`dır. Her zaman şampiyona takımı olmuşlardır ve eminim yine iyi şeyler yapacaklar. Ancak "Favorin İtalya mı?" sorusuna olumlu cevap vermem de mümkün değil. Dünya Kupası`nda iki takımı diğerlerinden ayırıyorum; biri Brezilya, diğeri de İspanya. Fabio Capello`nun yönetimindeki İngiltere ve Maradona`nın yönetimindeki Messi`li Arjantin gibi takımlar da bu yarışın içerisinde olacaklardır ama söylemiş olduğum bu iki takım bence kupanın favorileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem felsefe hem de olay itibariyle Zidane mı Materazzi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorum yok (Gülüyor). Bir şey söylememe gerek yok kanımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dha</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><author>ahmetdeg01@hotmail.com (Ahmet Değirmenci)</author></item></channel></rss>