<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-6913501904893499038</atom:id><lastBuildDate>Sun, 31 Jul 2011 01:59:00 +0000</lastBuildDate><category>DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE TARIM</category><category>EĞİTİM</category><category>EVREN</category><category>YAZILAR</category><category>KÜRESEL ISINMA</category><category>BİLİM VE İNSAN</category><category>AİLEDE ÇOCUK EĞİTİMİ</category><title>ENTELLEKTÜEL BAKIŞ</title><description /><link>http://intellectualapercu.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (EntellektüelBakış)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/ENTELLEKTUELBAKIS" /><feedburner:info uri="entellektuelbakis" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><itunes:owner><itunes:email>noreply@blogger.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle></itunes:subtitle><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6913501904893499038.post-4352644462675802646</guid><pubDate>Sat, 28 Mar 2009 01:05:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-03T20:37:17.887+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILAR</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE TARIM</category><title>DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE TARIM</title><description>&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;a style="font-family: arial;" href="http://intellectualapercu.blogspot.com/" target="_blank" title="Cafer Şahin"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Cafer Şahin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://lh4.googleusercontent.com/-I9hXiy3itqs/ThCkavtxwsI/AAAAAAAAAPQ/ZqFGgdpUqS4/D%2525C3%25259CNYA%252520DA%252520VE%252520T%2525C3%25259CRK%2525C4%2525B0YE%252520DE%252520TARIM.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="https://lh3.googleusercontent.com/-f7_8Hozy4Io/ThClEItW73I/AAAAAAAAAPU/buA5dT-0j0U/D%2525C3%25259CNYA%252520DA%252520VE%252520T%2525C3%25259CRK%2525C4%2525B0YE%252520DE%252520TARIM.2.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223213945061160802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İ&lt;/span&gt;nsanoğlu yeryüzünde var olduğu sürece organik maddelere(tarım ürünleri)ihtiyaç duyacaktır. Tabi ki sadece insanoğlu değil bütün canlılar da organik besin maddelerine bağımlıdır. Son günlerde yaşanan tarımsal kriz ile birlikte Üçüncü dünya devletlerinin halkı açlık tehlikesiyle imtihan olurken özellikle gelişmekte olan ülkelerin tarımsal ürünlerinin aşırı derecede değerlenmesi enflasyonist bir baskı oluşturarak enflasyonla mücadelesine ket vurmuştur. Bu durum gelişmiş ülkelerin ekonomisini de etkilemiş: fiyat istikrarı sağlamış olan İngiltere de bile gıda maddelerinin %15’e  kadar artışına neden olmuştur .&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;          Peki Dünya genelinde yaşanan tarım krizinin altında yatan sebepler nelerdir? Sorusunu genel olarak üç başlık altında cevaplamak mümkündür.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Küresel ısınma&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;2-Bio Yakıtlar&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;3-İlkel Tarımsal Faaliyetler&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;           &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;1-Küresel Isınma:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Dünya tarım krizinin altında yatan en büyük etken küresel ısınmadır.Küresel &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://lh5.googleusercontent.com/-Blwqc_PzQ0U/ThClUUQr4OI/AAAAAAAAAPY/0KhL4b1Mg4g/kuru%252520toprak.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="https://lh5.googleusercontent.com/-Ukm6m68SQqM/ThClgFwAAdI/AAAAAAAAAPc/ZbnPnmxhU_Y/kuru%252520toprak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223214519095739650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;ısınma CFC (Klora Flora Karbon) gazlarının başta fosil yakıtların aşırı derecede kullanımına bağlı olarak atmosferdeki artışına bağlıdır.Bu gazlara sera etkisi yaratan gazlarda denmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;Küresel ısınmanın etkisi ile kutuplardaki buzulların erimesi deniz seviyesini yükseltmekte,meteorolojik olayların değişimi ile,kuraklık,sel felaketi ve kasırga tehlikesi ortaya çıkmaktadır.Küresel ısınmayı önlemek amacıyla 1997 yılında 168 Devlet Kyoto sözleşmesini imzalayarak sera gazlarını azaltmaya dönük faaliyetlerde bulunacaklarını taahhüt etmişlerdir.Türkiye 2008 yılı mayıs ayında yaptığı açıklamalarla sözleşmeyi imzalayacağını beyan etmiştir.Ne yazık ki sera gazlarının salınımında ön sıralarda bulunan ABD ve Çin bu antlaşmayı kabul etmemektedir.G-8 Ülkelerinin temmuz ayında yaptıkları toplantı sonuç beyannamesinde 2050 yılına kadar sera gazlarının %50’ ye kadar azaltılması kabul edilmiş. Bu antlaşma sorunun çözümünde yetersiz olsa da yinede olumlu bir gelişmedir.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;             &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;2-Bio Yakıtlar: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;BM’lerin yayınladığı rapora göre tarım krizini tetikleyen etmenlerden birininde Bio yakıtlar olduğu tespit edilmiştir.Özellikle son yıllarda petrol fiyatlarında ki artış alternatif yakıt bulma arayışını hızlandırmış ve tarım alanlarının Bio yakıt üretimine kayması tahıl üretimi rekoltesinin düşüşüne neden olmuştur.Birleşmiş Milletler’in araştırmasına göre  2002 yılından 2008’e kadar dünya genelinde gıda ürünlerindeki artış % 75’i bulmuştur.&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;             &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://lh3.googleusercontent.com/-TexbcriT6e0/ThClup2AXWI/AAAAAAAAAPg/dxDDLIKSBmU/ilkel_sulama_kalemkaskoyu.blogspot.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="https://lh4.googleusercontent.com/-akIKCbRPx8g/ThCl9Xq2a8I/AAAAAAAAAPk/EjXRT_eOxss/ilkel_sulama_.png" title="ilkel sulama" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223212208472762498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;3- İlkel Tarımsal Faaliyetler:&lt;/span&gt;Dünya nüfusu her geçen gün artmakta fakat tarım alanları kentleşme &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;ve sanayileşmenin etkisi ile daralmaktadır. Bu zıt ilişki doğal olarak arz ve talep arasındaki &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;dengesizliğe neden olmaktadır. ABD ve AB gibi gelişmiş ülkelerin dışında tarım faaliyetleri ilkel bir şekilde sürdürülerek tarım alanlarından etkili bir şekilde faydalınamamaktadır. Örnek olarak&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt; Türkiye nüfusunun %35’i tarımla uğraşırken bu oran Fransa’da %8’dir.Fransa’nın tarım üretimi Türkiye’den fazladır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;               Dünyadaki nüfus artışı devam ettiği ve bu ilkel tarım yöntemleri uygulandığı sürece tarımsal krizin büyümesi  ve 3.Dünya devlet halklarının açlık tehlikesi ile yüz yüze kalması kaçınılmazdır.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;         BM’ler tarım alanlarının etkili bir şekilde kullanımı için bir fon oluşturup Gelişmemiş ve gelişmekte olan Ülkelerin tarım faaliyetlerinin geliştirilmesi için destek vermelidir.&lt;/span&gt; &lt;div style="text-align: center; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;                                                            &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Türkiye de Tarım&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;                 Türkiye nüfusunun %35’i kırsal kesimde yaşamaktadır. Kırsal kesimde yaşayan insanların geçim kaynağı doğal olarak tarımsal faaliyetlerden sağlanmaktadır.  Tarımla uğraşan nüfus bu kadar yoğun olduğu halde üretimde nüfusunun %8’i tarımla uğraşan Fransa’nın bile gerisinde olması acı bir tabloyu sergilemektedir. Fransa gibi sanayisi gelişmiş zengin ülkelerin: ıslah edilmiş tohumlar, tarım alanlarını sulama, gelişmiş araç ve gereçler,ilaçlama yöntemlerinin gelişmişliği ve tarım sektörüne uygulanan yardımlar bu devletlerin tarım alanlarında ki elde edilen ürünlerin hem miktarını hem de kalitesini yükseltmiştir.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;                 Türkiye 78 milyon hektar toprağa sahiptir.Bu toprağın 45 milyon hektar tarım arazisi olarak kullanılmaktadır.Tarım yapılan alanların sadece 5.1 milyon hektarın da sulama yapılmaktadır.Bu istatistiki bilgiler ışığında Türkiye’de nasıl bir tarım politikası izlenmedir ki;ürünlerinin  hem miktarı hem de kalitesi arttırılsın.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;1-Devletin tarım sektörüne desteğinin arttırılması&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;2-Sulanabilir alanların arttırılması&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;3-Bilgilendirme,yöneltme ve organizasyonun sağlanması&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;   &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;1-&lt;/span&gt;Devletin tarım sektörüne desteğinin arttırılması:  &lt;/span&gt;Başta gelişmiş ülkelerde olduğu gibi devletimiz tarım sektörüne doğrudan parasal destek sağlamalıdır. ABD’nin tarıma doğrudan desteği  70 milyar doları,AB ülkelerinin ise  yardımı 40 milyar doları  bulmaktadır.Bu ülkeler sanayi ürünleri ile birlikte tarım ürünlerini de ihraç eder duruma gelmiştir.Ülkemizde: akaryakıtın,gübrenin,ilacın ve tarım araçlarının pahalılığı tarım arazilerinin işletilememesine neden olmakta bu da ürünün hem miktarını hemde kalitesini negatif yönde etkilemektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;2- &lt;/span&gt;Sulanabilir alanların arttırılması:&lt;/span&gt;Türkiye su azlığı çeken bir ülkedir. Su varlığına göre ülkeler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;a) &lt;/span&gt;Su fakiri: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1 000 m 3 ten daha az &lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;b) &lt;/span&gt;Su azlığı: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2 000 m 3 ten daha az &lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;c)&lt;/span&gt; Su zengini: yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8 000- 10 000 m 3 ten daha fazla .&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://lh3.googleusercontent.com/-6_actewQmQg/ThCmUAzW6pI/AAAAAAAAAPo/aY56bxLZF3U/yagmurlama_sulama_1.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="https://lh5.googleusercontent.com/-9cvc_7T7hlk/ThCmiGZ0TuI/AAAAAAAAAPs/fcMTwzqp64w/yagmurlama_sulama_sistemi_.png" title="Yağmurlama Sulama" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223218077147557074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;Türkiye de Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1500 m 3 civarındadır.Bu verilere göre &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;sahip olduğumuz su kaynaklarını en iyi şekilde kullanma yollarını bulmak ve uygulamak zorundayız.Yukarıda da kısaca vurgulandığı üzere Türkiye de şuandaki sulanabilir alan 5.1 milyon hektardır.Bütün imkanlar kullanıldığında azami sulanabilir alan 8.5 milyon hektar olacaktır.Sulanabilir alanların arttırılmasın da en önemli faktör barajlardır.Bugün itibari ile büyük ölçekte  555 adet barajımız bulunmaktadır.Türkiye akarsular açısından zengin sayılabilecek bir ülkedir.Denizlere akan&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="https://lh3.googleusercontent.com/-LOKB_NQv_Ms/ThCm0tUU_aI/AAAAAAAAAPw/rOC_sjIwqOY/damlama_sulama.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 178px; height: 122px;" src="https://lh5.googleusercontent.com/-LR2s6xKtEmE/ThCnCu8K4WI/AAAAAAAAAP0/H4ajgpTqt4w/damlama_sulama_.png" title="Damlama sulama" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5223212756108888562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt; akarsu sayısı 20 adettir.Bu akarsuların denizlere boşa akmasını önlemeye dönük tedbirlerin alınarak 8.5 milyon sulanabilir alan hedefine ivedilikle ulaşılması gerekmektedir.Lakin sadece sulanabilir &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;alanların arttırılması önemli değildir eldeki suyun nasıl kullanıldığı da önemli bir konudur.İlkel sulama yöntemleriyle hem suyumuz hem de toprağımız çoraklaşarak heba olmaktadır. Günümüz de &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:100%;"  &gt;yağmurlama ve damlama sulama teknikleri kullanılmaktadır. İlkel sulama metotları yerine &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;yağmurlama ve damla sulama teknikleri  kullanılması halinde üründen alınan verim %60’dan sırası ile %80 ve %90’a çıkarılabilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;   [ devam edecek.. ]&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;Not:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;İstatistiki bilgiler DSİ'den alınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6913501904893499038-4352644462675802646?l=intellectualapercu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~4/G3TB0rcMPlo" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~3/G3TB0rcMPlo/dunya-da-ve-turkiye-de-tarim.html</link><author>noreply@blogger.com (EntellektüelBakış)</author><media:thumbnail url="https://lh3.googleusercontent.com/-f7_8Hozy4Io/ThClEItW73I/AAAAAAAAAPU/buA5dT-0j0U/s72-c/D%2525C3%25259CNYA%252520DA%252520VE%252520T%2525C3%25259CRK%2525C4%2525B0YE%252520DE%252520TARIM.2.png" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://intellectualapercu.blogspot.com/2009/03/dunya-da-ve-turkiye-de-tarim.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6913501904893499038.post-4617677751438572785</guid><pubDate>Sat, 06 Dec 2008 11:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-03T20:36:53.460+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILAR</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">BİLİM VE İNSAN</category><title>BİLİM VE İNSAN</title><description>&lt;span style="font-weight: bold; font-family:arial;" &gt;CAFER ŞAHİN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;İnsan yaratılmışların en güzeli,en mükemmeli,akıl ve iradeye sahip tek varlık;Akıl ve iradesiyle bütün canlıların hatta doğaya hükmetmekte.Bu hükmediş ilkel topluluklardan günümüze kadar gelen bilgi ve bu bilginin pratiğe ve tekniğe uygulanması ile elde edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bilim’in birçok tarifi yapılmış ve yapılmakta. Bilimi; insanın neden, niçin, nasıl sorularına karşılık cevap bulma arayışı ile akli, gözlem ve deneylere dayanılarak kesinliği kabul edilmiş bilgi olarak tanımlayabiliriz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bertrand Russell’e göre bilim “Gözlem yoluyla ve bu gözlem üzerine kurulmuş akıl yürütme ile önce dünyayla ilgili belirli olguları, sonra da bu olguları birbirine bağlayan yasaları bulgulama ve (talihli durumlarda) geleceğin önceden kestirilmesini olanaklı kılma girişimidir.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Cemal yıldırım “Bilimin Öncüleri” adlı eserinde Bilim’i; “Doğayı özellikle doğaya ilişkin kuram yada beklentilerimizi sürekli sorgulama işi” olarak tarif etmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bilim,bütün insanlık tarihinin ortak mirası ve ortak bilgi hazinesidir. Gelmiş geçmiş bütün insan topluluklarının, medeniyetlerin Bilim’e az çok katkısı olmuş ve olmaya devam etmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bilimsel bilginin ilk kullanıldığı yerler Fırat–Dicle-Nil ve İndus nehirleri yakınlarında kurulu medeniyetlerinde başlamıştır.Özellikle Mezopotamya da kurulan Sümerler ve Nil vadisine kurulan Mısır’lılar,Bilim’in öncülüğünü yapmışlardır.Günümüz takviminin ilk örneğini Geometri bilimini ilk kullananlar ve gök bilimleri ile ilgili ilk çalışmaları bu medeniyetler yapmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bilimsel gelişimin antikçağdan günümüze serüvenini ana hatlarıyla çizmeye çalışacağız.Takdir edersiniz ki,bu konuyu birkaç sayfaya sığdırmak mümkün değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bu nedenle konu iki bölüm halin yayınlanacaktır.Bu sayımızda Antikçağdan 18.yy kadar olan bilimsel gelişimin macerası anlatılacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bilimin gerçek inkişafı antik çağda gerçekleşmiştir.M.Ö8.-M.S. 5. yüzyıllarını içine alan antikçağ Yunan ve Roma medeniyetlerini içine alır. Yunanlılar Matematik’te, Geometri’de,Fizik’te, Tıp’da,Siyaset Bilimi’nde ve özellikle Felsefe’de o kadar büyük ilerlemeler kaydet- mişlerdir ki bırakın ondan sonraki yüzyılları günümüz düşünce hayatında bile etkili olmaya devam etmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Antikçağ’daki bu bilimsel gelişim arkasında insanı, doğayı topyekûn varlığı inceleyen araştıran ve sorgulayan kısaca düşünce sorulanlarıyla uğraşan “filozoflar” vardır.Tarihte bilinen ilk bilinen filozof “Miletli Thales”dir. Thales’le birlikte Anaksimandros,Anaksimenes, Herakleitos aynı dönemde(M.Ö.5.yy) yaşamış filozoflardır.Bu filozoflar İyon ya okulunun temsilcileridir de.Ayrıca “ilk neden nedir” sorusunu bu filozoflar sormuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Demoritüs;maddenin “atomlardan” meydana geldiğini söylüyor.Herakleitus ise her şeyin değiştiğini ve ancak karşıtların kavgasından doğduğunu söyleyerek Hegel ve Marx’da şekillenecek “Diyalektik”in varlığını ortaya koyuyordu.Sokrates,retorik sanatının en yetkin filozoflarından…Felsefesi iyilik ve güzellik üzerine kurulu ve öğrencisi Platon’un düşünce hayatında etkin insan Platon;bugünkü anlamda idealist felsefenin kurucusu.Aristoteles;yüzünü “duyular dünyasına” çevirmiş gerçek bilim adamının ilk örneği.Pythagoras,evreni matematiksel bir uyum olarak görüyor.Arşimet ise hamamda suyun kaldırma kuvvetini buluyor ve sevinçten ne yaptığını bilmiyor.Evet bu ve adını sayamadığımız daha birçok bilim adamı ve filozof&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Antikçağ’ın bilim temsilcileridir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Antikçağ’da bilim ile ilgili bu kadar gelişme olmuşken neden teknik alanda bir gelişme yaşanmamıştır sorusu akla gelebilir.Düşünce tarihçileri bu soruya karşılık verdikleri cevap; “Yunan medeniyetinde üretimin kölelerce gerçekleştirmesi” olarak gösterilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;M.S.395 Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesiyle birlikte,Batı Uygarlığı her alanda bir çöküş,bir çözülüş ve bir kaos yaşanmış bunun sonucunda -Tarihçilerin ifadesiyle- Batı ‘Ortaçağ’ karanlığına sürüklenmiştir.Bu dönem,batı için açlığın,sefaletin,hastalıkların,sa-vaşların kısaca “İnsanlık trajedisinin” yaşandığı bir çağdır.Ortaçağ (4.yy -15.yy)’da toplumsal hayattaki bu çöküş,bilim de,sanatta da edebiyatta da kendini göstermiş ve Antikçağın yakala-dığı o parlak dönemin devamı bir yana onun gerisine düşülmüştür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bertrand Russell’ın “Din ve Bilim” adlı eseri Ortaçağ karanlığındaki batı toplumundaki anlayışın ne kadar geri,ne kadar bağnaz,ne kadar gaddar ve acımasız olduğu örneklerle çok açıklanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Batı toplumunda 4.yy’dan itibaren başlayan çöküşün aksine yayılmakta olan “Hristiyan dini” ve onun yayıcıları eli ile kurulan Kilise:İşsizin,aşsızın,kimsesizin barınağı ve umudu olmuş,toplumsal dinamiklerini kaybeden Batının yeniden inşasında mimarı olmuş desek yanlış olmaz herhalde.Cemil Meriç “Mağaradakiler” adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak; “Rahip Latince’yi Hristiyan Edebiyatı’nı ve din bilimini,eski çağ edebiyatı ilimlerinin bir kısmını mimariyi,heykeli,resmi ibadete yardımcı irfetleri insana ekmek,yiyecek,mesken sağlayan daha değerli sanatları yağmacı ve tembel barbarın serseri mizacına ters düşen ve beşeri fetihlerin en mühimi olan çalışma zevkini ve alışkanlığını…” kiliselerde kazandırıldığını söylemektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Batı toplumundaki Kilise’nin olumlu etkisi 13.yy kadar sürmüştür.13.yy’dan sonra kendi güç ve iktidarı için sömürmeye başlamıştır.O kadar büyük bir güce ulaşmıştır ki servetin üçte ikisi toprakların içte biri ve gelirin yarısını kullanır olmuştur. Bilimin, sanatın ve edebiyatın gelişmesine engel olmuş,toplumu kendi anlayış ve kuralları ile toplumu belli bir kalıba sok-ma isteği ise alandaki gerilemenin sebebi olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ortaçağ’da batı toplumu karanlık bir dönem yaşarken Doğu her yönüyle aydınlık bir dönem yaşamakta idi.Özellikle İslam Dini’nin yayılması ile birlikte Doğu’daki toplumsal hayatın değişmiş her alan da büyük bir gelişme ve değişim yaşanmıştır.İslam medeniyetlerinde 7.yy’dan 13.yy’a kadar olan süreçte bir çok Medrese,Rasathane, Hastane ve Kütphane yapılmış,bilimle uğraşan insanlara destek olunmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bu dönemde,Farabi,İbn-i Sina,Harezmi,El Cebir,Gazali,Mevlana,Ömer Hayyam…vs. adını zikretmediğimiz bir çok düşünür ve bilim adamı ortaya çıkmıştır.İslam coğrafyasında Antikçağ Yunan ve Roma düşünürlerinin görüşleri ve eserlerinin çevirileri yapılmış mazisini unutmuş Batı’nın tekrar bu eserlerle tanışmasına vesile olunmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Doğunun zenginliği ve ihtişamı 12.yy kadar sürmüş,özellikle Haçlı Seferleri ile (11.yy’dan 13’yy kadar dört haçlı seferi düzenlenmiştir.) Asya siteplerinden gelen ve tamamıyla yağmalama ve yıkma politikası güden Moğol istilası İslam coğrafyasındaki medeniyetlerin çöküşüne zemin hazırlamıştır.Bu seferlere maruz kalan birçok ilim şehrindeki medreseler ve kütüphaneler yakılıp yıkılmıştır.Ayrıca İslam coğrafyasında pozitif ilimlerdeki gerilemenin sebebi olarak yaşadığı dönemin en önemli düşünürü Gazali gösterilmiştir.Gazali’nin kendisini tasavvufa vermesi ve diğer ilimlerin boş olduğunu ima etmesi,İslam düşünce hayatının gelişmesine ket vurmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Batı toplumu 15.yy.da bilimde,sanatda edebiyatta büyük bir gelişme yaşamış (Rönesans),feodalite yıkılmış ve Kilise’nin etkisi(Reform) kırılmıştır.Rönesansı doğuran-DOĞUDAN BATIYA GELEN- üç önemli icat vardır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;1-Barut&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;2-Pusula&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;3-Kağıt ve Matbaa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Barut ve onun türevi toplar derebeyliği ortadan kaldırmış,Pusula coğrafi keşiflerin yapılma-sına imkan tanımış.Kağıt ve Matbaa ile okuma ve yazma bir imtiyaz olmaktan çıkmış,İncil ve diğer kitaplar basılıp halkça okunarak kilisenin tekeli kırılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ortaçağ’daki skolastik düşünceden kurtulmuş Batı’nın XVI.yy XVII.yy’daki ürettiği bilim adamı sayısı o kadar muazzamdır ki,sanki geçmiş dönemlerin acısı çıkarılmıştır.Bu bilim adamlarının her biri alanlarında büyük bir dehadır:F.Bacon, Kopernik,Galileo,J.Kepler,R.Boyle,C.Huygens,Isaac Newton…vb.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Alexandre Koyre “Bilim Tarihi Yazıları” adlı eserinde sikolastik düşüncenin karşısında çağcıl düşüncenin insan aklının ve deneyin “Bacon”la başladığını söylemektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Rönesans ve reforrn hareketlerinin bilim alanındaki etkisi 16.yy’dan itibaren görülmeye başlanmış Polonyalı gökbilimci Nicolaus Copernicus(Kopernik) ortaçağ boyunca Ptolemaios(Batlamyus)’un dünya merkezli sistemini alaşağı ederek,sistemin merkezine güneşi (güneş merkezli sistemi ilk öne süren Helenistik dönemde yaşamış astronom Aristarkus’tur.) oturtturmuştur.Danimarkalı bilim adamı Tycho Brahe’nin dakik gözlemlerini kullanan öğrencisi Cohannes Kepler gezegenlerin güneş etrafında dairesel değil de,eliptik bir yörüngede hareket ettiğini bulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Galileo Galilei 16.yy’ın en parlak bilim adamıdır.Fiziği ve matematiği deneye ilk uygulayan lardan olmuştur.Aristo’dan beri gelen yüksekten atılan bir cismin ağırlığı ile orantılı bir şekilde ivme kazanacağı düşüncesi Galieo’da son bulmuş,bütün cisimlerin eşit ivme ile düşeceğini pisa kulesinde yaptığı deneylerle(Her ne kadar Alexandre Koyre,Galileo’nun Pisa kulesinde deney yaptığının safsata olduğunu söylese de) ispat etmiştir.Ayrıca bugünkü anlam da mucidir de.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Newton,XVII.yy’ın en önemli bilim adamıdır.Evrendeki kütlesel çekimi yasalaştıran ışığın tanecikle hareket ettiği fikrini ortaya atan,Matematik’teki “İntegral” hesaplama yöntemini lan ve optik bilimdeki(renk ve ışık üzerine) çalışmalarıyla çok yönlü bir bilim adamıdır.Newton “Pirincigia” adlı eserini yayınladıktan sonra o kadar ünlenir ki tanınmış bir matematikçi “Acaba onunda bizler gibi yeme,içme ve uyuma gibi türünde günlük gereksinimleri varmıdır?” sorusunu sorma ihtiyacını duymuştur.Bir nevi insanüstü bir varlık olarak görülmüştür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;XVII.yy.daki bilim adamları iki düşünce alanında öbeklenmekte idi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;1-Doğaya geometrik bir anlayışla bakan Evren’in Matematiksel bir düzenle işlediğini söyleyen Platon’cu ve Pythagorascı anlayış&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;2-Doğayı muazzam,mükemmel ve kusursuz çalışan bir makine olarak kabul eden Descartes ve Gilbert’in öncülüğündeki “mekanikçi” düşünce.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Antikçağdan 18.yy’a kadar olan bilimsel gelişim –ne kadar yavan olsa da- anlatılmaya çalışılmıştır.Bir sonraki yazımızın 2.bölümünde buluşmak üzere…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=" font-weight: bold;font-family:arial;" &gt;Kaynakça:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[1]&lt;/span&gt;Alexanre KOYRE,“Bilim Tarihi Yazıları”,TÜBİTAK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[2]&lt;/span&gt;Cemal Yıldırım,“Bilimin Öncüleri”,TÜBİTAK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[3]&lt;/span&gt;Adrian Bery,“Bilimin Arka Yüzü”,TÜBİTAK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[4]&lt;/span&gt;Richard S.Westfall,“Modern Bilimin Oluşumu”,TÜBİTAK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[5]&lt;/span&gt;Rom Herre,“Büyük Bilimsel Deneyler”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;TÜBİTAK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[6]&lt;/span&gt;Bertnard Russel,“Sorgulayan Deneyler”,TÜBİTAK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[7]&lt;/span&gt; Bertnard Russel,“Din ve Bilim”,Cem Yayınevi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[8]&lt;/span&gt;Cemil Meriç,“Mağaradakiler”,İletişim Yayınları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;[9]&lt;/span&gt;Orhan Hançerlioğlu,“Düşünce Tarihi”,Remzi Kitabevi &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6913501904893499038-4617677751438572785?l=intellectualapercu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~4/lajLe8Oi-9Q" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~3/lajLe8Oi-9Q/bilim-ve-insan.html</link><author>noreply@blogger.com (EntellektüelBakış)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://intellectualapercu.blogspot.com/2008/02/bilim-ve-insan.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6913501904893499038.post-6996210216006159741</guid><pubDate>Fri, 05 Dec 2008 13:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-03T20:36:35.934+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILAR</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">KÜRESEL ISINMA</category><title>KÜRESEL ISINMA</title><description>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);font-family:Lucida Handwriting;" &gt;Cafer Şahin&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Küresel ısınma son yıllarda Dünya gündemini meşgul eden;bilimsel kuruluşların,bilim adamlarının ve yazar çizerlerin üzerinde çalıştığı bir konudur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;İlk önce “Küresel Isınma” nedir,nasıl oluşmaktadır,konularına açıklık getirelim:Dünya’ya Güneş’ten gelen ışınların bir bölümü absorbe edilir,bir bölümü ise uzaya geri yansıtılır.Güneş ışınlarının Dünya’da tutulmasını sağlayan çeşitli gazlar vardır:Karbondioksit,Nitrojen oksit ve Kloroflorokarbon(CFC) vb.İşte bu gazların güneş ışınlarını tutup dünyaya yaymasına “sera etkisi” denir.Bu gazlar atmosferde artış gösterirse güneşten gelen ışınların daha fazla tutulmasına ve dünyanın daha fazla ısınmasına neden olacaktır.Eğer bu gazlar olmasaydı Dünya’da (ısı kaybın-dan dolayı) yaşam da olmayacaktı.Demek ki sorun bu gazların olmasında değildir Sorun bu gazların gelişmiş ülkelerin(zengin ülkelerin) ekolojik dengeyi hiçe sayan daha fazla üretim, daha fazla kazanç hırsı ve bilinçsiz bir şekilde(fosil yakıtların) tüketiminden kaynaklanmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Küresel ısınmanın önüne geçebilmek için 168 devlet tarafından “Kyoto Sözleşmesi” imzalanmıştır.Kyoto sözleşmesi günümüzde Dünya’ya salınan sera gazlarını 1990 yılında,yayılan Sera gazlarının % 5 oranının altına düşürme amacını taşımaktadır.Ne yaman bir çelişkidir ki Sera etkisi yapan gazaların en fazla üreticisi konumundaki USA(ABD)(Kişi başına harcanan enerji miktarı Avrupa ve Japonya insanının iki katıdır)Kyoto Sözleşmesini imzalamamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Küresel ısınmanın Dünya yüzeyindeki etkilerini inceleyen son çalışma İngiliz Ekonomist Sir Nicholas Stern tarafından gerçekleştirilmiştir.Sir N.Stern’in raporu Dünya gündemine oturmuş ve bilim çevrelerinde ilgi uyandırmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Sir N.Stern küresel ısınmanın önüne geçilmezse dünya ekonomisine vereceği zararın 7 trilyon dolar olacağını ileri sürmektedir.N.stern’in küresel ısınmaya karşı alınacak önlemlerini üç başlık altında toplamak mümkündür:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:arial;" &gt;1-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Enerjinin verimli kullanımı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:arial;" &gt;2-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Çevreci enerji kaynaklarına yönelme&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:arial;" &gt;3-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Sıkı bir denetim mekanizması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Sir N.Stern’e göre önlem alınmaması halinde küresel ısınmanın sonuçlarını sıralarsak;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Dağlardaki buzların erimesi ile bir milyar insan susuzlukla mücadele edeceky&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Yeryüzündeki canlı türlerinin yüzde kırk’ı yok olacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Kuraklıklar milyonlarca insanı göçe zorlayacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Kutuplarda buzulların erimesi ile deniz seviyeleri yükselecek ve deniz kenarındaki yerleşim yerleri su altında kalacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bazı çevrelerce küresel ısınmanın sonuçları felaket senoryalarınadönüştürülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;İleri sürülen felaket bu senoryaları nelerdir?Bazılarını maddeler halinde sırayalım:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Ilık ve nemli hava veba bakterisinin yayılmasına neden olacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Salgın hastalıklar artacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Kene ısırığına bağlı beyin iltihapları artacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Yeni hastalıklar ortaya çıkacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Fırtına ve kasırga oluşumu artacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Yeniden buzul çağının yaşanmasına neden olacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Ağaç ve bitkilerin fotosentezi azalacak ve buna bağlı olarak atmosferdeki karbondioksit&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;oranı artacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;-Denizlerin seviyesi birkaç yüzyıl sonra 70 metrenin üstünde yükselecek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Yukarıda sayılan küresel ısınmaya bağlı sonuçlar gerçekleşirse üzerinde yaşadığımız dünya diğer gezegenler gibi neredeyse yaşanmaz hale gelecektir.İnsan denen şu garip varlık kendi eliyle kendi geleceğinin mahvına çalışmakta.Sadece kendi geleceği olsa ne gam ne hüzün!Fakat bütün canlıların geleceğini karartmakta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Üzerinde yaşadığımız Dünya ve Ekolojik sistem bize bizden öncekiler tarafından emanet edilmiştir.Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için,“ KÜRESEL ISINMAYA HAYIR!” demenin tam zamanıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(204, 204, 204);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6913501904893499038-6996210216006159741?l=intellectualapercu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~4/8F4Ylb4HU4c" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~3/8F4Ylb4HU4c/kuresel-isinma.html</link><author>noreply@blogger.com (EntellektüelBakış)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://intellectualapercu.blogspot.com/2008/12/kuresel-isinma.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6913501904893499038.post-4818973722301960813</guid><pubDate>Fri, 05 Dec 2008 12:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-03T20:36:24.682+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILAR</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">EVREN</category><title>EVREN</title><description>&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Lucida Handwriting;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Cafer Şahin &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Lucida Handwriting;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt; Uzay,zaman ve mekanı içine alan evren büyüklüğü ile insanoğlunun hayalini bile zorlamaktadır.Bu büyüklük öyle bir büyüklüktür ki kaç ışık yılı gitseniz aynı noktaya ulaşamayacaksınız.Evrenin sahip olduğu bu büyüklüğü çeşitli verilerle ifade edecek olursak konu daha iyi anlaşılacaktır:&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Evrende Samanyolu galaksisi gibi 100 milyar galaksi ve ve her galakside ise 100 milyar yıldır olduğu tahmin edilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;Güneş sistemine en yakın Proksima Centauri Yıldızı Güneş’e 4 ışık yılı uzaklıktadır. Güneş’in Samanyolu galaksisinin merkezine uzaklığı 30.000 ışık yılı kadardır. Samanyolu galaksisine en yakın galaksi 900.000 ışık yılı yılı uzaklığındadır.Carl Sagan “Kozmoz” adlı eserinde “Ola ki kozmozta bulunsak,bir gezegene rastlama olasılığımız on milyar trilyonun trilyonunda birdir” demektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;  Güneş’in kütlesi sistemimizin en büyük gezegeni “Jüpiter” in 1000 katı ve sistemindeki gezegen- lerin ve uydularının kütlesi toplamının 745 katı kadardır.Samanyolu galaksisinin toplam kütlesi ise güneşin kütlesinin 110 milyar katıdır.Samanyolu galaksi sarmalının kendi etrafındaki dönüş hızı, saatte 900.000 kilometredir.Güneş’in Samanyolu galaksisi çevresindeki dönüş hızı,saatte 720.000 km ve Dünyamızın Güneş etrafındaki dönüş hızı ise saatte 108.000 kilometredir.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;    Evren ezeli ve ebedi midir veya bir başlangıcı ve sonu var mıdır,Evren’in bir başlangıcı varsa nasıl oluşmuştur,konuları geçmişten günümüze filozofların ve bilim adamlarının ilgisini çekmiş ve bu konuda birçok teoriler ortaya atılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;    Günümüzde Evren’in oluşumu ile ilgili en geçerli teori “Bing-Bang Teorisi”dir.Bu teori A.Einstein’in “Genel görelilik” kuramına ve Edwin Hubble’nin 1929’daki gözlemlerine daya- nılarak geliştirilmiştir.E.Hubble teleskopla yaptığı gözlemler sonucunda Yıldız kümelerinin bizden hızla uzaklaştığını tespit etmiştir.Bu da evrenin genişlemekte olduğuna ve başlangıçta bir noktada toplandığına işaret ediyordu.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   Bing-Bang Teorisi’ne göre Evren’in oluşumu:Evren ilk halinde sıfır hacme( yokluk) sonsuz yoğunluğa(kütle) ve sonsuz bir sıcaklığa sahipti.Bu anda,bilinmeyen bir sebeple büyük bir patlama oldu.Patlama anında sonsuz bir sıcaklık vardı.Bir saniyenin yüzde biri kadar bir zamanda sıcaklık 100 milyar dereceye düşmüştü.Bu sıcaklıkta maddenin hiçbir bileşeni bir arada değildir.Bu anda elektron ve karşı parçacığı pozitron,elektron sayısı kadar nötrino ve ışık vardı.Patlamadan üç dakika sonra ise evrenin sıcaklığı bir milyar dereceye düşecek ve maddenin çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun bileşmesine imkan verecektir.Steven Weinberg “İlk Üç Dakika” adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak şunu söylemektedir:“Evren ilk üç dakikada gerçekten de kesin olarak eşit sayıda parçacık ve karşı parçacıktan oluşsaydı;sıcaklık bir milyar derecenin altına düştüğünde, bunların tümü yok olur ve ışınım dışında hiçbir şey kalmazdı.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;    Ünlü Fizikçi Stephen  W.Hawking “Zamanın Kısa Tarihi” adlı eserinde ilk patlama anı ile ilgili olarak şunu söylemektedir:“Büyük patlamadan bir saniye sonraki yavaşlama hızı yalnızca yüz bin milyarda bir oranında az olsaydı bile evren daha bugünkü büyüklüğüne ulaşmadan çökmüş olacaktı.”&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   Büyük patlamadan birkaç yüz bin sene sonra sıcaklığın düşmesine bağlı olarak elekro manyetik kuvvetin zayıflaması ile elektronlar ve çekirdek birleşip hidrojeni ve helyumu oluşturacaktır.Daha sonra gaz ve toz bulutları kütlesel çekim altında birleşerek yıldızları,yıldızlar ise galaksileri oluş- turacaktır.Yüzyıllar önce yıldızların ve gezegenlerin bir gaz ve toz bulutundan oluştuğunu Thomas Wright-Immanuel Kant ve Laplace öne sürmüştü.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   Bing Bang Teorisini destekleyen bilimsel veriler nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   Sıralarsak:&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   1-Doopler etkisi( Bizden uzaklaşan yıldızların kırmızıya kayması )&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   2-Uzayın her tarafına yayılmış mikrodalga radrasyon&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   3-Evrenin boşluktaki sıcaklığı ( -273 derece )&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   4-Radyo dalgaları&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   Yukarıda sıralanmış bilimsel veriler ışığında evrenin yaşının ortalama 15-20 milyar yıl olduğu tahmin edilmektedir.Büyük patlama anından bugüne evren genişlemesini sürdürmektedir ve her galaksinin birbirinden uzaklaşma hızı saniyede 60.000 km’dir.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   Evrenin genişlemesi sonsuza kadar sürecek mi  yoksa kritik bir anda durup tekrar kendi üzerine yoğunlaşacak mı sorularına cevap aranmaktadır.Eğer kendi üzerine büzüşürse zamanın akış yönü geçmişten geleceğe değil de,gelecekten geçmişe doğrumu akacak konusu insan havsalasını zorlamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:arial;font-size:130%;"  &gt;   Bing Bang Teorisi’nin ortaya koyduğu gibi madde ezeli( özdekçi Felsefe anlayışının tam tersi ) değildir.Bir başlangıcı vardır ve bir sonu olacaktır.Evren yoktan var olmuş ve varlıktan yokluğa doğru akmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6913501904893499038-4818973722301960813?l=intellectualapercu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~4/mXXqBDoE2ic" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~3/mXXqBDoE2ic/evren.html</link><author>noreply@blogger.com (EntellektüelBakış)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://intellectualapercu.blogspot.com/2008/12/evren.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6913501904893499038.post-3408986418254541317</guid><pubDate>Fri, 05 Dec 2008 11:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-03T20:36:14.524+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILAR</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">EĞİTİM</category><title>EĞİTİM</title><description>&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Lucida Handwriting;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Cafer Şahin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eğitim kelimesi Latince “E-ducere” kelimesinden gelmektedir.&lt;/span&gt;.&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Bu kelime ilk kullanımda “fiziki gelişme” anlamı taşıyordu.Daha sonraki yüzyıllarda ise “çocuğun ve hayvanın yetiştirilmesi” anlamında kullanılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;İnsanı insan yapan değerlerin,ahlakın,bilginin bireye verilme işine “eğitim” diyebilir.Eğitim sadece davranış değişikliğini kapsamaz,davranışa dökülmeyen veya dökülemeyen kazanımlar da vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Bireyin eğitiminde ilk ve en önemli durak “aile eğitimi”dir.Aile bireye sevme,sevilme ve güven duygusunu verir.B.Russell insandaki güven duygusunun sevme ve sevilme duygusundan kaynaklandığını ileri sürmüştür.Aile içerisinde sevilme duygusunu yaşamamış bireyin güvensizlik duygusu ile “paranoyak” olması kaçınılmazdır.Bireyin eğitiminde aile içerisindeki anne baba ilişkisi de önemli bir rol oynar.E.Fromm anne ve baba,rolünü oynayamıyorsa veya anne-baba arasında rol çatışması yaşanıyorsa bunun çocuk üzerinde olumsuz etkilerinin olacağını ve bireyin psikolojik sorunlarla baş başa kalacağını söylemiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Aile eğitimi bireye toplumsal bir varlık olduğunun ve toplumsal kuralların varlığının ilk öğretildiği yerdir de.Aile bireye içinde yaşadığı toplumun kültürünü,değerlerini ve yaşam felsefesini öğretir.A.Adler toplumsallık duygusunu kazanamamış insanlardan;sorunlu çocuklar,suça yönelik kişiler,akıl hastaları ve alkoliklerin çıkacağını ileri sürmüştür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Bu açıklamalar ışığında ailenin,bireyin eğitiminde üç önemli fonksiyonu vardır diyebiliriz;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;1-Bireyin güven duygusunu kazanması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;2-Bireyin olumlu ruhsal gelişimi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;3-Bireyin toplumsallık duygusunu kazanması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Bireyin eğitiminde aile eğitiminden sonra gelen devletin denetimi ve gözetimi altında yapılan,eğitim sisteminin temel taşı olan okullarda öğretmenler aracılığıyla bireye verilen eğitime “okul eğitimi” denir.Eğitim sistemi,eğitim ile ilgili yapılan bütün faaliyetlerin bileşkesidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eğitim sisteminin amacı ne olmalıdır ve bireye nasıl bir eğitim verilmelidir,soruları güncelliğini yitirmeyen ve üzerinde araştırma yapılan konulardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eğitim sistemi başta bireye biricik,tek,benzersiz değerli ve saygın bir varlık olduğunu sunan,kendi hür iradesi ile kararlar alabilen,toplumda kendi ayakları üzerinde duran,görev ve sorumluluklarını bilen,kendini ifade edebilen ve kendi potansiyelinin farkında olan insan yetiştirmeyi amaç edinir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eğitim sisteminin birey üzerindeki toplumsal yönü ise;bireyin toplumun bir parçası olduğunu vurgulayan,içinde yaşadığı toplumun kurallarına adapte olan,insan haklarına saygılı,hak ve adalet duygusu gelişmiş,hukukun üstünlüğüne inanmış,demokratik ve laik düşüncelerle serfiraz kılınmış bir insan yetiştirmektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eğitim sisteminin bir diğer amacı ise bireyi;bilimsel bilgilerle donatan,sürekli okuyan araştıran,sorgulayan,eleştiren bilgiye aç bir insan kılmak ve kendini ifade edebileceği bir mesleğe sahip olmasına yardımcı olmaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Eğitim yoluyla bireye verilen bilgiler sadece faydaya dönük olmamalı,bireyin ruhi ve zihni yönünü de tatmin edecek bilgiler sunulmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;İnsanlık tarihi bize şunu öğretmiştir ki, “düşünsel devrim”i gerçekleştirememiş toplumlar her zaman geri kalmaya ve sömürülmeye mahkumdur.Geri kalmışlığı yıkmak ve sömürülmemek için düşünsel devrimi gerçekleştirecek dinamikler iyi analiz edilip tespit edilmelidir ki;bu dinamiklerden en önemlisi ve vazgeçilmezi hiç şüphesiz insan eğitimidir.EN KARLI YATIRIM İNSANA YAPILAN YATIRIMDIR.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;KAYNAK:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;1-Necmettin Tozlu,Eğitim Felsefesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;2-B.Russell,Mutluluğun Ele Geçirilmesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;3-E.Fromm,Sevme Sanatı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;4-Alfred Adler,Yaşama Sanatı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6913501904893499038-3408986418254541317?l=intellectualapercu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~4/HOHW6vJ3HPE" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~3/HOHW6vJ3HPE/egitim.html</link><author>noreply@blogger.com (EntellektüelBakış)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://intellectualapercu.blogspot.com/2008/12/egitim.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6913501904893499038.post-1702495710785486572</guid><pubDate>Fri, 05 Dec 2008 10:32:00 +0000</pubDate><atom:updated>2011-07-03T20:36:06.022+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">AİLEDE ÇOCUK EĞİTİMİ</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">YAZILAR</category><title>AİLEDE ÇOCUK EĞİTİMİ</title><description>&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-family:Lucida Handwriting;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Cafer Şahin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:verdana;" &gt; Aile çatısı altındaki anne ve babanın dünyadaki en değerli varlıkları sahip oldukları çocuklarıdır kuşkusuz.Çocuk anne ve babanın hem sevinç ve mutluluklarını paylaşacakları&lt;br /&gt;bir insan hem sevgi alışverişinde bulunacakları bir varlık hem de dünya kendilerini temsil edecek ve kendilerinin devamı olacak yaratışların en güzelidir.&lt;br /&gt;Victor Hugo çocukla ilgili olarak şunu söylemektedir:“Çocukluk;çocuk kelimesinin etimolojik olarak eski Türkçe’de ‘su’ ve ‘ço’ neslin devamına kaynaklık eden “nutfe”ye işaret&lt;br /&gt;ettiği fikri ortaya atılmıştır.&lt;br /&gt;Canlılar aleminde insan yavrusu kadar aciz ve yıllarca bakılmaya muhtaç ikinci bir varlık gösteremezsiniz.Peki neden böyledir?İnsanın bedensel gelişimi ile beyinsel ve ruhsal gelişiminde bir paralellik vardır.Eğer insanoğlu diğer hayvanlar gibi doğar doğmaz hareket etmiş olsaydı beyinsel ve ruhsal gelişiminde bir paralellik vardır.Eğer insanoğlu diğer hayvanlar gibi hareket etmiş olsaydı beyinsel ve ruhsal gelişimi tamamlanmadığından büyük&lt;br /&gt;bir sorun haline gelirdi.&lt;br /&gt;Bir çocuğun dünyaya geldikten sonra yetiştirilmesi ve eğitilmesi gibi sorumlulukları üstlenen anne ve baba bu görevi nasıl en iyi şekilde ifa etmelidir ki çocuk toplumda sağlıklı bir birey olarak varlığını idame ettirsin?&lt;br /&gt;Başta şunu belirtelim ki;her toplumun kendine has kuralları,değer yargıları,ahlak anlayışı ve&lt;br /&gt;paradigması vardır.Bir toplum için iyi,güzel ve etik olan;diğer toplum için kötü,çirkin ve ahlakdışı olabilir.İşte bu nedenlerle bireyin yetiştirilmesi ve eğitimi toplumda topluma farklılık arz edebilir.Çocuk yetiştiği toplumun maddi ve manevi unsurları ile yoğrulacak ve biçim alacaktır.&lt;br /&gt;Önceki yazımızda “Eğitim” başlıklı yazımızda ailenin üç önemli görevi olduğunu söylemiştik.Bunlar:&lt;br /&gt;1-Bireyin güven duygusunu kazanması&lt;br /&gt;2-Bireyin olumlu ruhsal gelişimi&lt;br /&gt;3-Bireyin toplumsallık duygusunu kazanması&lt;br /&gt;Doğan Cüceloğlu “İçimizdeki Çocuk” adlı eserinde bu konu ile ilgili olarak anne ve babanın çocuğun gelişmesinde altı temel görevi olduğunu söylemiştik.Bunlar:&lt;br /&gt;1-Dokunulma 2-Güven 3-Yapı-düzen 4-Sosyalleşme 5-Uyarılma 6-Kendini değerli görme&lt;br /&gt;Çocuk anne ve babanın ilgi,sevgi ve şefkatine muhtaçtır.Bunlar içerisinde sevgi,çocuğun gelişiminde en önemli unsurdur.Anne ve babasının sevgisini kazanmış bir çocuk dış dünyaya&lt;br /&gt;kendi penceresinden ,güvenle bakar.Güven duygusu kendi dışındaki insanlarla sağlıklı bir iletişim kurmasında en önemli etkendir.&lt;br /&gt;Anne rahminde dünyaya gelen çocuk bir güven bunalımı yaşar.Bilinmeyen,güvensiz bir ortam,çocuk için kaygı verici bir durumdur.Güven duygusunun bir nebze de olsa kazanılması&lt;br /&gt;için annenin dokunuşu,okşayışı ve kucaklaması çocuk için en temel ihtiyaçlardan birisi haline&lt;br /&gt;gelir.&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalarda anne-babasız olan ve yetiştirme yurtlarında kalan bebeklerde ölüm oranının,aile ortamında yetişen çocuklara nazaran yüksek olduğu tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;Ayrıca anne baba sevgisinden mahrum kalan çocukların içe dönük,agresif,kindar,asosyal davranışlara ve anksiyete gibi psikolojik rahatsızlıklara daha yatkın olduğu tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;Kısacası çocuk sevgiden mahrum bırakılmamalıdır.&lt;br /&gt;Anne ve babanın aile içerisindeki uyumu,iletişimi ve rolü çocuğun ruhsal gelişiminde önemli bir yere sahiptir.Geleneksel aile yapısında anne ve babanın rolü açık ve kesindi. Günümüzde ise geleneksel aile yapısından (baba erkil) modern aile (çekirdek aile) yapısına bir geçiş süreci yaşanmaktadır.Her değişiminde olduğu gibi bu geçiş süreci de sancılı olmaktadır.Özellikle kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması ile birlikte aile içerisindeki rol farklılığı ortadan kalkmakta veya çatışmaktadır.Bu da toplumda oynayacağı rolü silikleşmekte ve çocuk üzerinde olumsuz bir etki bırakmaktadır.Bu geçiş sürecinde özellikle&lt;br /&gt;anneye büyük bir görev düşmektedir.&lt;br /&gt;Anne ve babanın uyumlu birlikteliği hiç şüphesiz çocuğun gelişiminde temel bir unsurdur.Adler,”Güç eğitebilir çocuklar,suç işleyen nevrozlular,cinsel sapıklar”a düzeni bozuk ailelerin çocuklarında sıklıkla rastlandığını söylemiştir.Yine bu konuyla ilgili Dr.Sula&lt;br /&gt;Wolff,çocukluk dönemindeki psikolojik rahatsızlıkların aile içi ilişkilerden kaynaklandığını belirtmiştir.&lt;br /&gt;İletişimden kasıt,anne ve babanın sözlü ve bedensel diyaloğuyla beraber,çocuğun eğitiminde söz birliği içinde olmasıdır.Anne ve babanın çocuğa toplum kurallarını öğretmesinde,disiplinde,ödülde,cezada ortak bir birlikteliği yoksa bu,çocukta iç çatışmaya yol açacak,çocuk;iyiyi,kötüyü,olumluyu,olumsuzu karıştıracaktır.&lt;br /&gt;Anne ve babanın çok hoşgörülü ve disiplinsiz olması ile aşırıya kaçan katı kurallar ve katı disiplini arasında bir fark yoktur.Aşırı hoşgörü ve disiplinsizlik çocukta bencil duyguların gelişmesine ve toplum kurallarına uymama gibi davranışlar ortaya çıkmasına neden olurken,aşırı disiplin ve katı kurallar çocuğun içe dönük,agresif ve asosyal olmasına neden olur.Anne ve babanın hoşgörüsü,disiplini ve kuralları ifrat ve terfi de kaçmadan vasat yol tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;Anne ve baba,çocuklarının bütün ihtiyaçlarını karşılıyorsa,çocuklarının yerine düşünüyor,konuşuyor ve karar alıyorsa,kısacası çocuğa kendi iradesi ile hareket edeceği bir alan bırakmıyorsa çocuğun gelişimi sekteye uğrayacaktır.Bu tür çocuklar –A.Adler bu çocuklar için “şımartılmış çocuk” ifadesini kullanmaktadır- iradesiz,güçsüz,kararsız,güvensiz,bağımlı,öz benliği gelişmemiş bir varlık olarak karşımıza çıkar.Anne ve baba çocuğun temel gereksinimlerini karşılamalı ve mihmandarlık görevini en iyi şekilde ifa etmelidir.&lt;br /&gt;Nitelikli bir toplum nitelikli ailelerden ve bu ailelerde yetişen bireylerden mürekkeptir.Nitelikli bireyin yetişmesi de güzel yarınların muştusudur.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;KAYNAKLAR:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1-Engin Geçtan,İnsan Olmak,Remzi Kitapevi&lt;br /&gt;2-Doğan Cüceloğlu,İçimizdeki Çocuk,Remzi Kitapevi&lt;br /&gt;3-Dr.Sula Wolff,Problem Çocuklar ve Tedavi,Say Yayınları&lt;br /&gt;4-Gövsa İ.Alaettin,Çocuk Psikolojisi,Hayat Yayınları&lt;br /&gt;5-Adler Alfred,Sorunlu Okul Çocuğu,Cem Yayınevi&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6913501904893499038-1702495710785486572?l=intellectualapercu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~4/KlByi0UzEYM" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/ENTELLEKTUELBAKIS/~3/KlByi0UzEYM/ailede-cocuk-egitimi.html</link><author>noreply@blogger.com (EntellektüelBakış)</author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://intellectualapercu.blogspot.com/2009/02/ailede-cocuk-egitimi.html</feedburner:origLink></item><language>en-us</language><media:rating>nonadult</media:rating></channel></rss>

