<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:series="http://unfoldingneurons.com/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"> <channel><title>Film Eleştir için yorumlar</title> <link>http://filmelestir.com</link> <description>Her Film Eleştirilmeyi Hak Eder</description> <lastBuildDate>Sat, 04 Sep 2010 15:39:51 +0000</lastBuildDate> <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency> <atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/Elestiriler" /><feedburner:info uri="elestiriler" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item><title>Masumiyet yazısına polat41 tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/3P6pmjwprDE/</link> <dc:creator>polat41</dc:creator> <pubDate>Sat, 04 Sep 2010 15:39:51 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=364#comment-371</guid> <description>Masumiyet, Zeki Demirkubuz'un bence en güzel filmiydi.Özellikle Derya Alabora ve Haluk Bilginer oyunculuk nasıl yapılırmış bizlere çok muhteşem bir şekilde gösterdi.Birlikte oynadıkları sahnelerde inanın çok heyecenlandım.Bir platonik aşkın,takıntılı sevginin,bağlılığın beni bu kadar etkileyebileceğini zannetmezdim.Sırf  bu filmden dolayı bu iki değerli oyuncu oscar ödülünü bence hak etmiştir.Böyle bir film olduğuna inanamıyorum.Çok orjinal sahneleri olan bu film bazı filmelere de esin kaynağı olmuşa benziyor.Baş rollerini Nurgül Yeşilçay ve Murat Han'ın paylaştığı ''Vicdan'' filminde bu filmdekine çok çok çok benzeyen bir sahnesi bile vardı:Haluk Bilginer  Derya Alaboradan afedersiniz ''vermesini'' istiyor ve ısrar etmesine rağman Derya Alabora:''Hayır vermeyeceğim,benim değil mi vermiyorum''gibi diyaloglor geçiyor.Vicdan filminde de Nurgül Y. ile Murat H. arasında benzer diyaloglor geçiyor.İlginç değil mi?Bu sahneleri izlediğim zaman biraz utanmıştım ama oyunccularda bunu hiç görmedim ve çok müthiş şekilde de sahnelemişlerdi.Bayıldım.Çok doğal,etkileyici,vurucu sahnelere sahip olan masumiyet insanların kaybettiği masumiyeti,insanın rezilliğini tek kelimeyle dehşet bir şekilde anlatıyor.Kesinlikle ama kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.Sadece biraz sabırlı olun yeter.iyi seyirler...</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Masumiyet, Zeki Demirkubuz&#8217;un bence en güzel filmiydi.Özellikle Derya Alabora ve Haluk Bilginer oyunculuk nasıl yapılırmış bizlere çok muhteşem bir şekilde gösterdi.Birlikte oynadıkları sahnelerde inanın çok heyecenlandım.Bir platonik aşkın,takıntılı sevginin,bağlılığın beni bu kadar etkileyebileceğini zannetmezdim.Sırf  bu filmden dolayı bu iki değerli oyuncu oscar ödülünü bence hak etmiştir.Böyle bir film olduğuna inanamıyorum.Çok orjinal sahneleri olan bu film bazı filmelere de esin kaynağı olmuşa benziyor.Baş rollerini Nurgül Yeşilçay ve Murat Han&#8217;ın paylaştığı &#8221;Vicdan&#8221; filminde bu filmdekine çok çok çok benzeyen bir sahnesi bile vardı:Haluk Bilginer  Derya Alaboradan afedersiniz &#8221;vermesini&#8221; istiyor ve ısrar etmesine rağman Derya Alabora:&#8221;Hayır vermeyeceğim,benim değil mi vermiyorum&#8221;gibi diyaloglor geçiyor.Vicdan filminde de Nurgül Y. ile Murat H. arasında benzer diyaloglor geçiyor.İlginç değil mi?Bu sahneleri izlediğim zaman biraz utanmıştım ama oyunccularda bunu hiç görmedim ve çok müthiş şekilde de sahnelemişlerdi.Bayıldım.Çok doğal,etkileyici,vurucu sahnelere sahip olan masumiyet insanların kaybettiği masumiyeti,insanın rezilliğini tek kelimeyle dehşet bir şekilde anlatıyor.Kesinlikle ama kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.Sadece biraz sabırlı olun yeter.iyi seyirler&#8230;</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/3P6pmjwprDE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/dram/masumiyet/comment-page-1/#comment-371</feedburner:origLink></item> <item><title>Başka Dilde Aşk yazısına kardelen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/WJHJt7vGpG0/</link> <dc:creator>kardelen</dc:creator> <pubDate>Mon, 30 Aug 2010 01:18:52 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=10898#comment-370</guid> <description>Duygusallığı iyi işlenmiş bir film, kendimizden korkularımızdan kaçtığımız sürece hiç bir sonucu elde edemeden tekrar başa aynı sorunlarla karşılaşacağımızın belirtisidir; biraz mücadeleci olmak gerekiyor kaybedilecek çok şey olsa da her zaman doğru bildiğimiz den vazgeçmemeliyiz. İnsan güzel yaşamak anlamına ne durumda olursa olsun hiç kimseden  hiç bir şey den vazgeçmemeli, vazgeçtirilmemeli aşk her şekilde yaşanabilir. Filmi izlerken acaba herkes bu kadar fedakar olabilir mi diye düşünmeden edemiyor.Her şey iyi işlenmiş herkes rolünü iyi bir şekilde oynamış herkesin izliyebileceği bir film
 </description> <content:encoded><![CDATA[<p>Duygusallığı iyi işlenmiş bir film, kendimizden korkularımızdan kaçtığımız sürece hiç bir sonucu elde edemeden tekrar başa aynı sorunlarla karşılaşacağımızın belirtisidir; biraz mücadeleci olmak gerekiyor kaybedilecek çok şey olsa da her zaman doğru bildiğimiz den vazgeçmemeliyiz. İnsan güzel yaşamak anlamına ne durumda olursa olsun hiç kimseden  hiç bir şey den vazgeçmemeli, vazgeçtirilmemeli aşk her şekilde yaşanabilir. Filmi izlerken acaba herkes bu kadar fedakar olabilir mi diye düşünmeden edemiyor.Her şey iyi işlenmiş herkes rolünü iyi bir şekilde oynamış herkesin izliyebileceği bir film<br
/>  </p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/WJHJt7vGpG0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/dram/baska-dilde-ask/comment-page-1/#comment-370</feedburner:origLink></item> <item><title>Başka Dilde Aşk yazısına metality tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/x6ONKDXTF5U/</link> <dc:creator>metality</dc:creator> <pubDate>Fri, 27 Aug 2010 22:24:42 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=10898#comment-369</guid> <description>AŞK!
3 harfli bir kelime olmasına rağmen sonsuz ifade biçimi olan bir duygu. Kimilerine göre tanrısal bir ödül, kimilerine göre kozmik bir gizem, kimilerine göre evrimsel bir ilüzyon. Kimi aşk ile mutluluk imkansız der, kimi aşksız hayat mümkünsüz der. Sadi Şirazi "Aşka uçma kanatların yanar" der. "Aşka uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar?" diye söylenir Mevlana. Yunus Emre'de "Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?" diye bitirir.Peki aslında Aşk nedir? Her aşk yaşıyorum diyen insan gerçekten yaşıyor mudur aşkı? Tamamen zıt özellikli iki insanın aşk yaşaması mümkün müdür? Ya da aşkı yaşamak için zıt özellikli mi olmak gerekiyor acaba?Film aslında bu sorulara cevap aramıyor ama bitişiyle birlikte bunları sorgulatabiliyor izleyicisine.Filmde en fazla dikkatimi çeken şey Mert Fırat'ın (Onur) oyunculuğu oldu. Lale Mansur da duru güzelliği ve sade ama etkileyici oyunculuğu ile takdiri hak etmiştir. Saadet Işıl Aksoy ise Yumurta filminden bu yana oyunculuğunu giderek geliştirmektedir.Filmi izlerken yerli senarist ve yönetmenlerimizin orijinal ve duyarlılık gerektiren konulara değinmelerinden hissettiğim mutluluk çok hoşuma gitti. Ayrıca dikkat çekilecek bir konu da senaristlerden birinin Mert Fırat (Onur) olmasıdır. Bu ve buna benzer filmlerin çoğalması dileği ile.Not: Filmde Louis Aragon'un muhteşem şiiri Sana Büyük Bir Sır Söyleyeceğim inanılmaz güzellikte kullanılmış.Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Zaman sensin
Zaman kadındır ister ki hep okşansın
Diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi.
Zaman sensin, uyuyan sen
Şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi...
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu mavi çanaklarda kan gibi
Durdurulmuş zamanın işkencesi
Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler
Asıl demek istediğim bu.Hazzın ötesinde sevgim
Hiç bir zararın erişemeyeceği  yerde bugün
Sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan
Korkuyorum senden.Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.</description> <content:encoded><![CDATA[<p>AŞK!<br
/> 3 harfli bir kelime olmasına rağmen sonsuz ifade biçimi olan bir duygu. Kimilerine göre tanrısal bir ödül, kimilerine göre kozmik bir gizem, kimilerine göre evrimsel bir ilüzyon. Kimi aşk ile mutluluk imkansız der, kimi aşksız hayat mümkünsüz der. Sadi Şirazi &#8220;Aşka uçma kanatların yanar&#8221; der. &#8220;Aşka uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar?&#8221; diye söylenir Mevlana. Yunus Emre&#8217;de &#8220;Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?&#8221; diye bitirir.</p><p>Peki aslında Aşk nedir? Her aşk yaşıyorum diyen insan gerçekten yaşıyor mudur aşkı? Tamamen zıt özellikli iki insanın aşk yaşaması mümkün müdür? Ya da aşkı yaşamak için zıt özellikli mi olmak gerekiyor acaba?</p><p>Film aslında bu sorulara cevap aramıyor ama bitişiyle birlikte bunları sorgulatabiliyor izleyicisine.</p><p>Filmde en fazla dikkatimi çeken şey Mert Fırat&#8217;ın (Onur) oyunculuğu oldu. Lale Mansur da duru güzelliği ve sade ama etkileyici oyunculuğu ile takdiri hak etmiştir. Saadet Işıl Aksoy ise Yumurta filminden bu yana oyunculuğunu giderek geliştirmektedir.</p><p>Filmi izlerken yerli senarist ve yönetmenlerimizin orijinal ve duyarlılık gerektiren konulara değinmelerinden hissettiğim mutluluk çok hoşuma gitti. Ayrıca dikkat çekilecek bir konu da senaristlerden birinin Mert Fırat (Onur) olmasıdır. Bu ve buna benzer filmlerin çoğalması dileği ile.</p><p>Not: Filmde Louis Aragon&#8217;un muhteşem şiiri Sana Büyük Bir Sır Söyleyeceğim inanılmaz güzellikte kullanılmış.</p><p>Sana büyük bir sır söyleyeceğim<br
/> Zaman sensin<br
/> Zaman kadındır ister ki hep okşansın<br
/> Diz çökülsün hep<br
/> Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.<br
/> Bir taranmış<br
/> Bir upuzun saç gibi zaman<br
/> Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi.<br
/> Zaman sensin, uyuyan sen<br
/> Şafakta ben uykusuz seni beklerken<br
/> Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi&#8230;<br
/> Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın<br
/> Bu mavi çanaklarda kan gibi<br
/> Durdurulmuş zamanın işkencesi<br
/> Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten<br
/> Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada<br
/> Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini<br
/> Daha beter seni kaçak<br
/> Seni yabancı bilmekten<br
/> Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan<br
/> Tanrım ne ağırdır sözcükler<br
/> Asıl demek istediğim bu.</p><p>Hazzın ötesinde sevgim<br
/> Hiç bir zararın erişemeyeceği  yerde bugün<br
/> Sevgim<br
/> Sen ki benim saat-şakağımda vurursun<br
/> Boğulurum soluk alıp vermesen<br
/> Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.</p><p>Sana büyük bir sır söyleyeceğim<br
/> Korkuyorum senden<br
/> Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri<br
/> El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden<br
/> Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan<br
/> Korkuyorum senden.</p><p>Sana büyük bir sır söyleyeceğim<br
/> Kapat kapıları<br
/> Ölmek daha kolaydır sevmekten<br
/> Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam<br
/> Sevgilim.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/x6ONKDXTF5U" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/dram/baska-dilde-ask/comment-page-1/#comment-369</feedburner:origLink></item> <item><title>Lord of War yazısına corleone tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/SSoY07psl8k/</link> <dc:creator>corleone</dc:creator> <pubDate>Tue, 24 Aug 2010 10:02:14 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=2917#comment-368</guid> <description>"kanlı elmas" filmiyle paralellik kursamda bütünüyle iki filmin birebir aynı olduğunu söylemek güç.savaş tanrısı kendi olabilmeyi başarabilmiş filmlerden.andrew niccol son dönemlerin önemli yönetmenlerinden.gattaca gibi bir film yazıp, yönetmiş.truman show gibi bir filmin senaryosunu yazmış.kendine özgü bir sinema diline sahip olabilmiş, özgün bir senarist-yönetmen.film bir kurşunun hikayesiyle başlıyor.o kurşun bir afrikalı çocuğunun beynine saplanarak hikayesini sonlandırıyor.işte onun hikayesinin bittiği yerde de adamımız yuri orlov'un hikayesi başlıyor.adamımız silah kaçakçısı.filmimiz bu hikaye üzerine temelleniyor.yuri orlov filmin kahramanı mı yoksa anti kahraman mı izlerken siz karar vereceksiniz.niccol onu sevimli bir karaktermiş gibi yansıtsa da aslında inceden inceye dalga geçiyor sonucuna vardım filmin sonunda.tek derdi kendi parasını kazanmak, ben yapmasam da nasıl olsa birileri bu işi yapacak.o zaman ben yapayım mantığında olan bir adamı her ne olursa olsun sevmek pek mümkün görünmüyor.film kahvelerde bile geyik muhabbetine konu olan silah, silah kaçakcılığı mevzusunu yalın, akılda kalıcı ve içinde ironi barındıran; ama asla gerçeklikten taviz vermeyen bir biçimde anlatıyor.kesinlikle etkileniyor kızıyor, küfür ediyor, bağırıp. çağırıyor.sonra da burger king'den hamburger ve cips alıp hayatınıza kaldığınız yerden devam ediyorsunuz.siz hayatınıza kaldığınız yerden devam ederken dünyanın bir yerlerinde özellikle "dünya'nın gözyaşı" olan afrika'da çocuklar ölmeye devam ediyor.afrika'da "nefes" almak bir lüks çünkü çocuklara. film, çarpıcı cümle konusunda ise müthiş. özellikle filmin başında yuri şöyle sesleniyor; "dünya üzerinde yaklaşık 550 milyon adet silah var. yani dünyada her 12 kişiye bir silah düşüyor. mesele şu: öteki 11 kişiyi nasıl silahlandırırız?" yada "14 yaşında birinin attığı kurşun, 40 yaşında birinin attığı kurşun kadar etkilidir." şu da var ki &lt;a
href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=andrew+niccol" rel="nofollow"&gt;andrew niccol&lt;/a&gt; çok iyi senaryo yazarı; ama çok iyi yönetmen değil, çok iyi yönetmenin elinde çok daha iyi film olabilirdi.</description> <content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;kanlı elmas&#8221; filmiyle paralellik kursamda bütünüyle iki filmin birebir aynı olduğunu söylemek güç.savaş tanrısı kendi olabilmeyi başarabilmiş filmlerden.andrew niccol son dönemlerin önemli yönetmenlerinden.gattaca gibi bir film yazıp, yönetmiş.truman show gibi bir filmin senaryosunu yazmış.kendine özgü bir sinema diline sahip olabilmiş, özgün bir senarist-yönetmen.film bir kurşunun hikayesiyle başlıyor.o kurşun bir afrikalı çocuğunun beynine saplanarak hikayesini sonlandırıyor.işte onun hikayesinin bittiği yerde de adamımız yuri orlov&#8217;un hikayesi başlıyor.adamımız silah kaçakçısı.filmimiz bu hikaye üzerine temelleniyor.yuri orlov filmin kahramanı mı yoksa anti kahraman mı izlerken siz karar vereceksiniz.niccol onu sevimli bir karaktermiş gibi yansıtsa da aslında inceden inceye dalga geçiyor sonucuna vardım filmin sonunda.tek derdi kendi parasını kazanmak, ben yapmasam da nasıl olsa birileri bu işi yapacak.o zaman ben yapayım mantığında olan bir adamı her ne olursa olsun sevmek pek mümkün görünmüyor.film kahvelerde bile geyik muhabbetine konu olan silah, silah kaçakcılığı mevzusunu yalın, akılda kalıcı ve içinde ironi barındıran; ama asla gerçeklikten taviz vermeyen bir biçimde anlatıyor.kesinlikle etkileniyor kızıyor, küfür ediyor, bağırıp. çağırıyor.sonra da burger king&#8217;den hamburger ve cips alıp hayatınıza kaldığınız yerden devam ediyorsunuz.siz hayatınıza kaldığınız yerden devam ederken dünyanın bir yerlerinde özellikle &#8221;dünya&#8217;nın gözyaşı&#8221; olan afrika&#8217;da çocuklar ölmeye devam ediyor.afrika&#8217;da &#8220;nefes&#8221; almak bir lüks çünkü çocuklara. film, çarpıcı cümle konusunda ise müthiş. özellikle filmin başında yuri şöyle sesleniyor; &#8220;dünya üzerinde yaklaşık 550 milyon adet silah var. yani dünyada her 12 kişiye bir silah düşüyor. mesele şu: öteki 11 kişiyi nasıl silahlandırırız?&#8221; yada &#8220;14 yaşında birinin attığı kurşun, 40 yaşında birinin attığı kurşun kadar etkilidir.&#8221; şu da var ki <a
href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=andrew+niccol" rel="nofollow">andrew niccol</a> çok iyi senaryo yazarı; ama çok iyi yönetmen değil, çok iyi yönetmenin elinde çok daha iyi film olabilirdi.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/SSoY07psl8k" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/dram/lord-of-war/comment-page-1/#comment-368</feedburner:origLink></item> <item><title>O.. Çocukları yazısına kardelen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/_iOQ1G0gOo0/</link> <dc:creator>kardelen</dc:creator> <pubDate>Sat, 14 Aug 2010 22:48:46 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=1446#comment-364</guid> <description>Zevk alarak izlediğim bir film aşk ayrılık özlem cahillik cahilliğin getirdiği olumsuz etki anne duygusunun ne kadar önemli olduğu bazen her şeyin göründüğü gibi olmadığı 1980 darbesini de içine almış en iyi şekilde  izleyiciye sunulmuş bir yapıt oyuncuların rollerini en iyi şekilde oynaması da gözden kaçırılmayacak bir ayrıntı izlenmeye deger bir film...</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Zevk alarak izlediğim bir film aşk ayrılık özlem cahillik cahilliğin getirdiği olumsuz etki anne duygusunun ne kadar önemli olduğu bazen her şeyin göründüğü gibi olmadığı 1980 darbesini de içine almış en iyi şekilde  izleyiciye sunulmuş bir yapıt oyuncuların rollerini en iyi şekilde oynaması da gözden kaçırılmayacak bir ayrıntı izlenmeye deger bir film&#8230;</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/_iOQ1G0gOo0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/komedi/o-cocuklari/comment-page-1/#comment-364</feedburner:origLink></item> <item><title>O Kadın yazısına kardelen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/WxV8nYul2PI/</link> <dc:creator>kardelen</dc:creator> <pubDate>Mon, 09 Aug 2010 14:13:42 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=1489#comment-363</guid> <description>izlemeye ilk başladıgımda çok sıkıcı bi film gibi geldi çünkü çok gereksiz sözler ve müzikler vardı ama izledikçe aşkın bazen müzikle bazen bakışlarla anlatılması gerektigini çıkardım herkesin hayatında özel birinin oldugunuda hissettirdi bana bu film müzikler iyi seçilmiş oyuncular iyi oynamış.</description> <content:encoded><![CDATA[<p>izlemeye ilk başladıgımda çok sıkıcı bi film gibi geldi çünkü çok gereksiz sözler ve müzikler vardı ama izledikçe aşkın bazen müzikle bazen bakışlarla anlatılması gerektigini çıkardım herkesin hayatında özel birinin oldugunuda hissettirdi bana bu film müzikler iyi seçilmiş oyuncular iyi oynamış.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/WxV8nYul2PI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/romantik/o-kadin/comment-page-1/#comment-363</feedburner:origLink></item> <item><title>Nekromantik yazısına Omen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/5JgqCc84Czg/</link> <dc:creator>Omen</dc:creator> <pubDate>Tue, 03 Aug 2010 09:38:14 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=7253#comment-362</guid> <description>Bir film ne kadar hasta olabilir sorusuna verilebilecek en güzel yanıt.
Kazalardan sonra kaza mahalinini temizleyen bir şirkette çalışan bir adamın ceset parçalarını evine götürüp biriktirmek gibi garip bir huyu vardır. Bu adamın kendisi gibi tuhaf kız arkadaşı da ceset parçalarına karşı büyük bir arzu duymaktadır. Adamımız bir gün yol kenarında bulunan çürümüş bir cesedi alır ve bir yolunu bularak bu cesedi evine götürmeyi başarır. Kız arkadaşının yoğun tezahüratı ve sevinç gösterileriyle karşılanan adam cesedi yatağa götürür ve üçlü bir sevişme sahnesi izleriz.  Bu sırada mide bulantısı öyle bir hal alıyor ki bunu başka hiçbir filmde yaşayamazsınız. Adam işten çıkarılması üzerine eve başka ceset parçaları getiremeyince kız arkadaşıyla arası açılır ve aşk acısı çekmeye başlar, en sonunda da en imkansız şekilde intihar eder . Bu intihar sahnesinde de gözlerinizi ekrandan ayırmazsanız çok sağlam bir mideniz var demektir ve ölümünüzün mide rahatsızlıklarından kaynaklanmayacağına emin olabilirsiniz. Bir kere izledim ve bir daha izlemeyeceğime eminim</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Bir film ne kadar hasta olabilir sorusuna verilebilecek en güzel yanıt.<br
/> Kazalardan sonra kaza mahalinini temizleyen bir şirkette çalışan bir adamın ceset parçalarını evine götürüp biriktirmek gibi garip bir huyu vardır. Bu adamın kendisi gibi tuhaf kız arkadaşı da ceset parçalarına karşı büyük bir arzu duymaktadır. Adamımız bir gün yol kenarında bulunan çürümüş bir cesedi alır ve bir yolunu bularak bu cesedi evine götürmeyi başarır. Kız arkadaşının yoğun tezahüratı ve sevinç gösterileriyle karşılanan adam cesedi yatağa götürür ve üçlü bir sevişme sahnesi izleriz.  Bu sırada mide bulantısı öyle bir hal alıyor ki bunu başka hiçbir filmde yaşayamazsınız. Adam işten çıkarılması üzerine eve başka ceset parçaları getiremeyince kız arkadaşıyla arası açılır ve aşk acısı çekmeye başlar, en sonunda da en imkansız şekilde intihar eder . Bu intihar sahnesinde de gözlerinizi ekrandan ayırmazsanız çok sağlam bir mideniz var demektir ve ölümünüzün mide rahatsızlıklarından kaynaklanmayacağına emin olabilirsiniz. Bir kere izledim ve bir daha izlemeyeceğime eminim</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/5JgqCc84Czg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/romantik/nekromantik/comment-page-1/#comment-362</feedburner:origLink></item> <item><title>Shaun of the Dead – Zombilerin Şafağı yazısına Omen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/No3qLPQ_nI8/</link> <dc:creator>Omen</dc:creator> <pubDate>Tue, 03 Aug 2010 09:14:39 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=7274#comment-361</guid> <description>İşinizden memnun değilsiniz, ev arkdaşınızdan memnun değilsiniz, kız arkdaşınız tarafından terkedilmişsiniz, annenizin yeni kocasıyla iyi geçinmek zorundasınız... Peki bundan daha berbat bir hayat olamaz derken bir sabah tüm komşularınız hatta tüm şehrir sizi yemek isterse ne yapardınız. Ardınıza bakmadan kaçar mıydınız yoksa üvey babanızı, işe yaramaz arkadaşlarınızı ve sizi terkeden kızı kurtarmak için mücadeleye mi girişirdiniz.</description> <content:encoded><![CDATA[<p>İşinizden memnun değilsiniz, ev arkdaşınızdan memnun değilsiniz, kız arkdaşınız tarafından terkedilmişsiniz, annenizin yeni kocasıyla iyi geçinmek zorundasınız&#8230; Peki bundan daha berbat bir hayat olamaz derken bir sabah tüm komşularınız hatta tüm şehrir sizi yemek isterse ne yapardınız. Ardınıza bakmadan kaçar mıydınız yoksa üvey babanızı, işe yaramaz arkadaşlarınızı ve sizi terkeden kızı kurtarmak için mücadeleye mi girişirdiniz.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/No3qLPQ_nI8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/romantik/shaun-of-the-dead-zombilerin-safagi/comment-page-1/#comment-361</feedburner:origLink></item> <item><title>Over Her Dead Body yazısına Omen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/QCDGQYZR-cs/</link> <dc:creator>Omen</dc:creator> <pubDate>Tue, 03 Aug 2010 08:51:00 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=6540#comment-360</guid> <description>Türkçe ismi: "Sevgilimin Kazara Bu Dünyadan Göçmüş Eski Nişanlısıyla Tanıştığım Gün"dür isminin uzunluğu ve bütün konuyu kısaca özetlemiş olması dışında ilgi çekici bir özelliği yok. Sıradan bir romantik komedi filmi</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe ismi: &#8220;Sevgilimin Kazara Bu Dünyadan Göçmüş Eski Nişanlısıyla Tanıştığım Gün&#8221;dür isminin uzunluğu ve bütün konuyu kısaca özetlemiş olması dışında ilgi çekici bir özelliği yok. Sıradan bir romantik komedi filmi</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/QCDGQYZR-cs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/romantik/over-her-dead-body/comment-page-1/#comment-360</feedburner:origLink></item> <item><title>Slither – Yaratıklar yazısına Omen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/YZz5c_iVPBs/</link> <dc:creator>Omen</dc:creator> <pubDate>Tue, 03 Aug 2010 08:41:22 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=9596#comment-359</guid> <description>Korku-komedi türünün başarılı örneklerinden, aptal Türkçe dublajından uzak durmanızda fayda var</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Korku-komedi türünün başarılı örneklerinden, aptal Türkçe dublajından uzak durmanızda fayda var</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/YZz5c_iVPBs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/bilimkurgu/slither-yaratiklar/comment-page-1/#comment-359</feedburner:origLink></item> <item><title>Kutsal Damacana 2: İtmen yazısına Omen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/Up25erZ1rjc/</link> <dc:creator>Omen</dc:creator> <pubDate>Tue, 03 Aug 2010 08:28:13 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=10975#comment-358</guid> <description>Türk sinemasının en kötü filmi olmaya aday bir film. Yapımcıların ilk filmin popüleritesini kullanarak biraz daha para kazanmak amacıyla ortaya çıkardıkları ve ilk filmi beğenip biraz gülelim diyerek sinemaya giden izleyiciyi resmen kazıkladıkları bir yapım oldu</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Türk sinemasının en kötü filmi olmaya aday bir film. Yapımcıların ilk filmin popüleritesini kullanarak biraz daha para kazanmak amacıyla ortaya çıkardıkları ve ilk filmi beğenip biraz gülelim diyerek sinemaya giden izleyiciyi resmen kazıkladıkları bir yapım oldu</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/Up25erZ1rjc" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/komedi/kutsal-damacana-2-itmen/comment-page-1/#comment-358</feedburner:origLink></item> <item><title>Ada: Zombilerin Düğünü yazısına Omen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/yMTeyrVLGME/</link> <dc:creator>Omen</dc:creator> <pubDate>Tue, 03 Aug 2010 08:19:46 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=11077#comment-357</guid> <description>Film ilk duyrulduğunda yerli bir zombi filmi yapılacağı için oldukça heyecanlanmıştık ve uzun süre bu filmin sinemalarda gösterime girmesini bekledik. Yayınlanan fragmanlarla meraklandık. Sonunda film vizyona girdiğinde ise büyük bir hayal kırıklığına uğradık.
Filmden beklentimiz kendi kültürümüzden yola çıkan ve masallarımızda yer alan, öldükten sonra dirilen, hortlayan, kefeni içinde dolaşan, çürümüş ve topraklı ölüler görmekti. Bunun yerine ise son zamanların saçmalığı olan bir virüs yüzünden ölüp birkaç dakika içinde hayata dönen insanlarla karşılaştık. "Olsun gene de yenir bu" diyebilirdik belki ama filmin içine anlam veremediğimiz saçma sapan bir mizah da karıştırılmaya çalışılınca işin cılkı çıktı.  Yahu sen Türk'sün bir zombi filmi çekmen zaten birçok insan için garip bir durum, çok ciddi dursan bile zaten gülenler olacak, bırakın artık şu biz zaten komiklik olsun diye yaptık safsatasını.
Son yıllarda Blair Cadısı ile başlayıp Rec, Cloverfield ve Diary of the Dead gibi filmlerle devam eden "bu bir amatör video kaydıdır, videoyu kaydedenlerin hepsi gebermiştir ve bu görüntüler elimize şans eseri ulaşmıştır" saçmalığı ve oyuncuların kocaman sırıtan "biz aslında oyuncuyuz ama oyuncu değil de sıradan vatandaşmışız gibi davranıyoruz" tripleri yüzünden film iyice can sıkıcı bir hal alıyor.
İlk zombi filmimiz tam bir çöp oldu. Zaten zombi kelimesini de sevmem, bilen bilir bu piyasada onlar "yaşayan ölüler" diye adlandırılır</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Film ilk duyrulduğunda yerli bir zombi filmi yapılacağı için oldukça heyecanlanmıştık ve uzun süre bu filmin sinemalarda gösterime girmesini bekledik. Yayınlanan fragmanlarla meraklandık. Sonunda film vizyona girdiğinde ise büyük bir hayal kırıklığına uğradık.<br
/> Filmden beklentimiz kendi kültürümüzden yola çıkan ve masallarımızda yer alan, öldükten sonra dirilen, hortlayan, kefeni içinde dolaşan, çürümüş ve topraklı ölüler görmekti. Bunun yerine ise son zamanların saçmalığı olan bir virüs yüzünden ölüp birkaç dakika içinde hayata dönen insanlarla karşılaştık. &#8220;Olsun gene de yenir bu&#8221; diyebilirdik belki ama filmin içine anlam veremediğimiz saçma sapan bir mizah da karıştırılmaya çalışılınca işin cılkı çıktı.  Yahu sen Türk&#8217;sün bir zombi filmi çekmen zaten birçok insan için garip bir durum, çok ciddi dursan bile zaten gülenler olacak, bırakın artık şu biz zaten komiklik olsun diye yaptık safsatasını.<br
/> Son yıllarda Blair Cadısı ile başlayıp Rec, Cloverfield ve Diary of the Dead gibi filmlerle devam eden &#8220;bu bir amatör video kaydıdır, videoyu kaydedenlerin hepsi gebermiştir ve bu görüntüler elimize şans eseri ulaşmıştır&#8221; saçmalığı ve oyuncuların kocaman sırıtan &#8220;biz aslında oyuncuyuz ama oyuncu değil de sıradan vatandaşmışız gibi davranıyoruz&#8221; tripleri yüzünden film iyice can sıkıcı bir hal alıyor.<br
/> İlk zombi filmimiz tam bir çöp oldu. Zaten zombi kelimesini de sevmem, bilen bilir bu piyasada onlar &#8220;yaşayan ölüler&#8221; diye adlandırılır</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/yMTeyrVLGME" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/komedi/ada-zombilerin-dugunu/comment-page-1/#comment-357</feedburner:origLink></item> <item><title>The Devil’s Rejects – Vahşet Çetesi yazısına Omen tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/YSIVzi3-BQs/</link> <dc:creator>Omen</dc:creator> <pubDate>Tue, 03 Aug 2010 07:04:30 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=11637#comment-356</guid> <description>Devil's Rejects Rob Zombie'nin 2003 yılı yapımı House of the 1000 Corpses filminin devamı niteliğindedir.
İlk filmde Teksas'ın ıssız bir köşesinde tanıştığımız psikopat Firefly ailesinin yaptıkları ortaya çıkar ve polislerle aralarında kedi fare oyunu başlar.
ilk filmdeki şiddet ve kan oranı bir hayli düşürüldüğü için çok daha kolay hazmedilecek bir film, Rob Zombie'nin efsane haline gelmiş şarkılarla süslediği bu eseri hem gözlere hem kulaklara hitap ediyor. Tek filmde kült haline gelmiş karakterleriyle her korku filmi hayranının izlemesi gereken bir yapım</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Devil&#8217;s Rejects Rob Zombie&#8217;nin 2003 yılı yapımı House of the 1000 Corpses filminin devamı niteliğindedir.<br
/> İlk filmde Teksas&#8217;ın ıssız bir köşesinde tanıştığımız psikopat Firefly ailesinin yaptıkları ortaya çıkar ve polislerle aralarında kedi fare oyunu başlar.<br
/> ilk filmdeki şiddet ve kan oranı bir hayli düşürüldüğü için çok daha kolay hazmedilecek bir film, Rob Zombie&#8217;nin efsane haline gelmiş şarkılarla süslediği bu eseri hem gözlere hem kulaklara hitap ediyor. Tek filmde kült haline gelmiş karakterleriyle her korku filmi hayranının izlemesi gereken bir yapım</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/YSIVzi3-BQs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/korku/the-devils-rejects-vahet-cetesi/comment-page-1/#comment-356</feedburner:origLink></item> <item><title>The Name of the Rose – Gülün Adı yazısına metality tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/GRC_YSwbl0o/</link> <dc:creator>metality</dc:creator> <pubDate>Sun, 06 Jun 2010 21:28:04 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=1462#comment-355</guid> <description>&lt;p&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Umberto_Eco" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Umberto Eco&lt;/a&gt;'nun &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gülün_Adı_(roman)" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Il nome della rosa (The Name of the Rose - Gülün Adı)&lt;/a&gt; adlı romanından senaryolaştırılan film, Baskerville'li Rahip William'ın Hristiyanlıktaki açmazların üzerine gidişini yardımcısı Melk'li Dom Adso'nun gözünden anlatmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ortaçağda Hristiyanlık, skolastik düşünme tarzından dolayı bilim ve sanatta gelişmenin önünde bir engeldi. Kilisenin yarattığı baskı Hristiyanlıkta görüş ayrılıkları oluşturmaya başlamıştı. Roman - ve dolayısıyla film - bu görüş ayrılıklarından kaynaklanan temel inanç sorunlarını felsefik yönden incelemiştir. Buna ek olarak Kuzey İtalya'da bir manastırda bir rahibin öldürülmesiyle başlayan esrarengiz olayların, Baskerville'li Rahip William tarafından araştırılıp çözülmeye çalışılmasıyla polisiye bir seyir izlemektedir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eserde Hristiyanlığın Ortaçağda yaşadığı yol ayrımının etkileri görülmektedir. Bir yanda değişme ve gelişmenin önünde duran bir inanç statükosu, diğer yanda dizginlenemez bir sorgulama ve gelişme ihtiyacı. Kilisenin durumunu korumak için zamanla daha da acımasız olması ve halkın manevi ihtiyaçlarından çok kendi maddi konumunu korumaya çalışması.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Filmde Baskerville'li Rahip William rolünü efsane aktör &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sean_Connery" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Sean Connery&lt;/a&gt; oynamıştır ve bu rol ustaya en çok yakışan rollerden biri olmuştur.  (Hatırlatmakta fayda var. Cem Yılmaz &lt;a href="http://filmelestir.com/bilimkurgu/gora/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;G.O.R.A&lt;/a&gt; filminde pornocu olmayan erotik sinemacı olan yönetmene &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=er%c5%9fan+kuneri" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Erşan Kuneri&lt;/a&gt; ismini uygun görmüştür. Sanırım ustanın bilinmeyen yönleri de var.) Ayrıca Salvatore rolünde oynayan &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ron_Perlman" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Ron Perlman&lt;/a&gt; pek farkedilmeyen ama dahil olduğu her filmi güzelleştirebilen bir aktördür. Yönetmen koltuğunda ise sonraları &lt;a href="http://filmelestir.com/dram/seven-years-in-tibet/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Tibet'te Yedi Yıl&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://filmelestir.com/dram/enemy-at-the-gates-kapidaki-dusman/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Kapıdaki Düşman&lt;/a&gt; fimlerini de yönetecek olan Fransız yönetmen &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Jean-Jacques_Annaud" target="_blank" rel="nofollow"&gt;Jean-Jacques Annaud&lt;/a&gt; oturmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Film eserin geçtiği Ortaçağ dönemini harika bir şekilde görselleştirmiştir. Manastırın dışarıdan görünüşü, halkın sefaleti, inancın ağırlığı, kütüphane labirenti ve bir sürü güzel ayrıntı. Ayrıca hikaye anlatıcısı Adso'nun finaldeki konuşması. Ne denebilir ki izlemeyenlere şimdiden iyi seyirler.&lt;/p&gt;</description> <content:encoded><![CDATA[<p><a
href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Umberto_Eco" target="_blank" rel="nofollow">Umberto Eco</a>&#8216;nun <a
href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gülün_Adı_(roman)" target="_blank" rel="nofollow">Il nome della rosa (The Name of the Rose &#8211; Gülün Adı)</a> adlı romanından senaryolaştırılan film, Baskerville&#8217;li Rahip William&#8217;ın Hristiyanlıktaki açmazların üzerine gidişini yardımcısı Melk&#8217;li Dom Adso&#8217;nun gözünden anlatmaktadır.</p><p>Ortaçağda Hristiyanlık, skolastik düşünme tarzından dolayı bilim ve sanatta gelişmenin önünde bir engeldi. Kilisenin yarattığı baskı Hristiyanlıkta görüş ayrılıkları oluşturmaya başlamıştı. Roman &#8211; ve dolayısıyla film &#8211; bu görüş ayrılıklarından kaynaklanan temel inanç sorunlarını felsefik yönden incelemiştir. Buna ek olarak Kuzey İtalya&#8217;da bir manastırda bir rahibin öldürülmesiyle başlayan esrarengiz olayların, Baskerville&#8217;li Rahip William tarafından araştırılıp çözülmeye çalışılmasıyla polisiye bir seyir izlemektedir.</p><p>Eserde Hristiyanlığın Ortaçağda yaşadığı yol ayrımının etkileri görülmektedir. Bir yanda değişme ve gelişmenin önünde duran bir inanç statükosu, diğer yanda dizginlenemez bir sorgulama ve gelişme ihtiyacı. Kilisenin durumunu korumak için zamanla daha da acımasız olması ve halkın manevi ihtiyaçlarından çok kendi maddi konumunu korumaya çalışması.</p><p>Filmde Baskerville&#8217;li Rahip William rolünü efsane aktör <a
href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sean_Connery" target="_blank" rel="nofollow">Sean Connery</a> oynamıştır ve bu rol ustaya en çok yakışan rollerden biri olmuştur.  (Hatırlatmakta fayda var. Cem Yılmaz <a
href="http://filmelestir.com/bilimkurgu/gora/" target="_blank" rel="nofollow">G.O.R.A</a> filminde pornocu olmayan erotik sinemacı olan yönetmene <a
href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=er%c5%9fan+kuneri" target="_blank" rel="nofollow">Erşan Kuneri</a> ismini uygun görmüştür. Sanırım ustanın bilinmeyen yönleri de var.) Ayrıca Salvatore rolünde oynayan <a
href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ron_Perlman" target="_blank" rel="nofollow">Ron Perlman</a> pek farkedilmeyen ama dahil olduğu her filmi güzelleştirebilen bir aktördür. Yönetmen koltuğunda ise sonraları <a
href="http://filmelestir.com/dram/seven-years-in-tibet/" target="_blank" rel="nofollow">Tibet&#8217;te Yedi Yıl</a> ve <a
href="http://filmelestir.com/dram/enemy-at-the-gates-kapidaki-dusman/" target="_blank" rel="nofollow">Kapıdaki Düşman</a> fimlerini de yönetecek olan Fransız yönetmen <a
href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Jean-Jacques_Annaud" target="_blank" rel="nofollow">Jean-Jacques Annaud</a> oturmaktadır.</p><p>Film eserin geçtiği Ortaçağ dönemini harika bir şekilde görselleştirmiştir. Manastırın dışarıdan görünüşü, halkın sefaleti, inancın ağırlığı, kütüphane labirenti ve bir sürü güzel ayrıntı. Ayrıca hikaye anlatıcısı Adso&#8217;nun finaldeki konuşması. Ne denebilir ki izlemeyenlere şimdiden iyi seyirler.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/GRC_YSwbl0o" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/dram/the-name-of-the-rose-gulun-adi/comment-page-1/#comment-355</feedburner:origLink></item> <item><title>Requiem For A Dream – Bir Rüya İçin Ağıt yazısına gedd tarafından yapılan yorumlar</title><link>http://feedproxy.google.com/~r/Elestiriler/~3/IQuBaZzASig/</link> <dc:creator>gedd</dc:creator> <pubDate>Thu, 03 Jun 2010 20:07:27 +0000</pubDate> <guid isPermaLink="false">http://filmelestir.com/?p=263#comment-354</guid> <description>Farklı yaş dilimlerinin kendine özgü bağımlılıklarını, varoluş boşluklarını doldurma biçimlerini ve yapılan seçimlerle yüzleşmelerini konu edinir.
 
Film annenin izlediği bir tv programı ile başlıyor. Program izleyicileri eğlendirmekle kalmıyor, onlara kazandırma iddiasındadır. Popüler ikon Andy Warhol’un “bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak” sözü programın izleyicilerine bir vaadidir. Madem artık her evde bir televizyon vardı, insanlara sunulacak yeni hedef o televizyonda kısa süre var olmalarını sağlamaktır.
Filmin kahramanlarının hepsinin aile ile problemleri var.. Marion’a para veriliyor ama sevgi ihtiyacı karşılanmıyor. Harry annesini sadece paraya ihtiyaç duyduğunda arıyor. Sara Goldfarb “Harry, benim tek oğlum benim her şeyim o” şeklinde tanımladığı oğlu ile genelde oğlu eşyalarını çalmak için geldiğinde görüşebiliyor.
 
Tüm bağımlılıklar başlarda keyif verir ve bir boşluğu doldurur. Bu durum filmde Marion ile Harry’in yüksek tempolu aşklarında, &lt;strong&gt;Tyrone’nun  halüsinasyonunda annesine söylediği “bir gün çok büyük biri olacağım”&lt;/strong&gt; repliğinde görülebilir. Bu yaz mevsimidir.  Zamanla tolerans gelişir ve keyif almak için bağımlısı olduğumuz şeyden daha fazla isteriz (sara goldfarb’ın zayıflama ilacını , marion ve harry’nin uyuşturucuyu arttırması). Zaman zaman boşa çıkan bağımlılıkları bırakma isteği durumu zorlaştırır. Tüm bağımlıklarda kontrolün kaybolduğu final aşamasında ödenecek bedeller de artmaya başlamıştır. Hallüsinasyon, suç işleme, ilişkilerin bozulması, sağlığın bozulması, bedenini satma… bu sonbahar mevsimdir.
 
 
Kış mevsimi, annenin delirmiş bir şekilde sonu elektroşokta bitecek stüdyoya yürüyüşünde, harry’nin iğne’den delik deşik olmuş ve kesilen kolunda,  &lt;strong&gt;Tyrone’nun demir parmaklıklar ardındaki halinde &lt;/strong&gt; ve  marion’un mal almak için john adlı satıcı ile yatmak ve onun aşağılamalarına maruz kalmak zorunda kalmasında kendini gösterir.
 
Filmin sonunda sırasıyla Marion, &lt;strong&gt;Tyrone, Sara Goldfarb’ı düz uzanma pozisyonundan, cenin pozisyonuna geçtiklerini görürüz. Marion sırtını kanepeye verir. Bu durum zor yaşantılardan geçenlerin ana rahmine dönme isteğini bildiren ve insanların en huzurlu buldukları pozisyondur. Aynı zamanda güvenlik ihtiyacına işaret eder. &lt;/strong&gt;
 
Filmin ses efektleri de muhteşemdir. Her nesnenin ve durumun (saatin tiktakları, buzdolabının, uyuşturucuyu hazırlama sürecinin, yumurtanın-sütün, dikiş makinesinin, öpüşmenin , hatta paranın birikme!...) sesi vardır ve en az görüntüler kadar ön plandadır.
 
Sanırım bağımlılıkların olmadığı bir dünya çok gerçekçi görünmüyor. Ancak belkide bağımlıklarımızı ve bizi bağlama derecelerini sorgulamamız gerekmektedir.
 
 
Not: Özcan Alper’in Sonbahar filminde de Yusuf ve Eka’yı filmin sonunda yüzleri birbirlerine dönük olarak cenin pozisyonunda görürüz.</description> <content:encoded><![CDATA[<p>Farklı yaş dilimlerinin kendine özgü bağımlılıklarını, varoluş boşluklarını doldurma biçimlerini ve yapılan seçimlerle yüzleşmelerini konu edinir.<br
/>  <br
/> Film annenin izlediği bir tv programı ile başlıyor. Program izleyicileri eğlendirmekle kalmıyor, onlara kazandırma iddiasındadır. Popüler ikon Andy Warhol’un “bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak” sözü programın izleyicilerine bir vaadidir. Madem artık her evde bir televizyon vardı, insanlara sunulacak yeni hedef o televizyonda kısa süre var olmalarını sağlamaktır.</p><p>Filmin kahramanlarının hepsinin aile ile problemleri var.. Marion’a para veriliyor ama sevgi ihtiyacı karşılanmıyor. Harry annesini sadece paraya ihtiyaç duyduğunda arıyor. Sara Goldfarb “Harry, benim tek oğlum benim her şeyim o” şeklinde tanımladığı oğlu ile genelde oğlu eşyalarını çalmak için geldiğinde görüşebiliyor.<br
/>  <br
/> Tüm bağımlılıklar başlarda keyif verir ve bir boşluğu doldurur. Bu durum filmde Marion ile Harry’in yüksek tempolu aşklarında, <strong>Tyrone’nun  halüsinasyonunda annesine söylediği “bir gün çok büyük biri olacağım”</strong> repliğinde görülebilir. Bu yaz mevsimidir.  Zamanla tolerans gelişir ve keyif almak için bağımlısı olduğumuz şeyden daha fazla isteriz (sara goldfarb’ın zayıflama ilacını , marion ve harry’nin uyuşturucuyu arttırması). Zaman zaman boşa çıkan bağımlılıkları bırakma isteği durumu zorlaştırır. Tüm bağımlıklarda kontrolün kaybolduğu final aşamasında ödenecek bedeller de artmaya başlamıştır. Hallüsinasyon, suç işleme, ilişkilerin bozulması, sağlığın bozulması, bedenini satma… bu sonbahar mevsimdir.<br
/>  <br
/>  <br
/> Kış mevsimi, annenin delirmiş bir şekilde sonu elektroşokta bitecek stüdyoya yürüyüşünde, harry’nin iğne’den delik deşik olmuş ve kesilen kolunda, <strong>Tyrone’nun demir parmaklıklar ardındaki halinde </strong> ve  marion’un mal almak için john adlı satıcı ile yatmak ve onun aşağılamalarına maruz kalmak zorunda kalmasında kendini gösterir.<br
/>  <br
/> Filmin sonunda sırasıyla Marion, <strong>Tyrone, Sara Goldfarb’ı düz uzanma pozisyonundan, cenin pozisyonuna geçtiklerini görürüz. Marion sırtını kanepeye verir. Bu durum zor yaşantılardan geçenlerin ana rahmine dönme isteğini bildiren ve insanların en huzurlu buldukları pozisyondur. Aynı zamanda güvenlik ihtiyacına işaret eder. </strong><br
/>  <br
/> Filmin ses efektleri de muhteşemdir. Her nesnenin ve durumun (saatin tiktakları, buzdolabının, uyuşturucuyu hazırlama sürecinin, yumurtanın-sütün, dikiş makinesinin, öpüşmenin , hatta paranın birikme!&#8230;) sesi vardır ve en az görüntüler kadar ön plandadır.<br
/>  <br
/> Sanırım bağımlılıkların olmadığı bir dünya çok gerçekçi görünmüyor. Ancak belkide bağımlıklarımızı ve bizi bağlama derecelerini sorgulamamız gerekmektedir.<br
/>  <br
/>  <br
/> Not: Özcan Alper’in Sonbahar filminde de Yusuf ve Eka’yı filmin sonunda yüzleri birbirlerine dönük olarak cenin pozisyonunda görürüz.</p> <img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Elestiriler/~4/IQuBaZzASig" height="1" width="1"/>]]></content:encoded> <feedburner:origLink>http://filmelestir.com/dram/requiem-for-a-dream-bir-ruya-icin-agit/comment-page-1/#comment-354</feedburner:origLink></item> </channel> </rss><!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk
Page Caching using disk (enhanced)

Served from: filmelestir.com @ 2010-09-04 16:54:38 -->
