<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Energy Revolution - a Greenpeace climate change blog in Turkish</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/" />
    
   <id>tag:weblog.greenpeace.org,2008:/energyrevolution/tr//186</id>
    <link rel="service.post" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186" title="Energy Revolution - a Greenpeace climate change blog in Turkish" />
    <updated>2008-08-26T08:37:48Z</updated>
    
    <generator uri="http://www.sixapart.com/movabletype/">Movable Type 3.33</generator>
 
<link rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/EnergyRevolutiontr" type="application/atom+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><entry>
    <title>Gemiden Haberler!</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2008/08/gemiden_haberler.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7701" title="Gemiden Haberler!" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2008:/energyrevolution/tr//186.7701</id>
    
    <published>2008-08-26T08:35:27Z</published>
    <updated>2008-08-26T08:37:48Z</updated>
    
    <summary>Yaklaşık 1 hafta 2 günden beri  "ben de gemideyim"! Bir çoğunuzun bildiği gibi Arctic Sunrise`dayım. Gemiye Korsika`dan katıldım. Birkaç içinde Korsika ve Sardinya adaları arasında Bonafacio Kanalı’ndan geçen tehlikeli yük taşıyan gemileri bulmak icin Korsika’dan ayrıldık. Kampanyanın son gününde tam istenilen bir gemi kanala girdi, üstelik tehlikeli yük taşıyordu. Hemen bot ve helikopter hazırlandı ve mesajımız için güzel fotoğraflar ortaya çıktı!</summary>
    <author>
        <name>Hussein</name>
        <uri>http://www.greenpeace.org/lebanon/ar</uri>
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Yaklaşık 1 hafta 2 günden beri  "ben de gemideyim"! Bir çoğunuzun bildiği gibi Arctic Sunrise`dayım. Gemiye Korsika`dan katıldım. Birkaç içinde Korsika ve Sardinya adaları arasında Bonafacio Kanalı’ndan geçen tehlikeli yük taşıyan gemileri bulmak icin Korsika’dan ayrıldık. Kampanyanın son gününde tam istenilen bir gemi kanala girdi, üstelik tehlikeli yük taşıyordu. Hemen bot ve helikopter hazırlandı ve mesajımız için güzel fotoğraflar ortaya çıktı!</p>]]>
        <![CDATA[<p>Yaklaşık 1 hafta 2 günden beri  "ben de gemideyim"! Bir çoğunuzun bildiği gibi Arctic Sunrise`dayım. Gemiye Korsika`dan katıldım. Birkaç içinde Korsika ve Sardinya adaları arasında Bonafacio Kanalı’ndan geçen tehlikeli yük taşıyan gemileri bulmak icin Korsika’dan ayrıldık. Kampanyanın son gününde tam istenilen bir gemi kanala girdi, üstelik tehlikeli yük taşıyordu. Hemen bot ve helikopter hazırlandı ve mesajımız için güzel fotoğraflar ortaya çıktı!</p>

<p>Cumartesi gününden beri gemide olan bilimadamları ile 2 yıl önce bizim Türkiye’de yaptığımıza benzer bir deniz memelileri  araştırması yapıyoruz. Araştırma 10 gün sürecek. Bu akşam epey sert bir hava beklendiğinden araştırmaya ara verdik. Korsika’nın ortalarından yukarıya Ligurian Denizi’ne dogru olan alanda zikzaklar çizerek, gün doğumundan gün batımına kadar araştırmaya devam ediyoruz. Ayrıca günde iki kez denizden örnek alınıyor. Alınan örnekler sadece saklanıyor, karada incelenecekler. Simdilik 4 kezden fazla uzun balina gördük. :))) Ayrıca çok kez yunuslarla karşılaştık. Dün akşam tam güneş batarken bir uzun balina belirdi! Botla balinaya doğru giderken gemiden aradılar ve 2 metre boyunda büyük beyaz kopekbalğı gördüklerini soylediler. Botta balinayi görüntülemek icin 2 dalgıç fotoğrafçı vardı,  pek hoş bir haber olmadı bu onlar için. Maalesef biz balinaya iyice yaklaştığımızda o <br />
derinlere doğru yolculuğuna çoktan başlamıştı ve bizim görüş alanımızda tekrar su yüzüne çıkmadı. Gelecek sefere artık! Daha çok Güney Okyanusu ile bağdaştırdığımız bu büyük hatta devasa arkadaşlarımızı bizim denizimiz Akdeniz’de görmek çok heyecan verici. Çok az bilgimiz var balinalarla ilgili. Burada gördüğümüz uzun balina ikinci büyük balina türü. </p>

<p>İtalyan ekip geminin tüm olanaklarını kullanıyor bu arada. Akşam eğer durduğumuz nokta çok derin değilse sualtını görüntülüyoruz. En son mercanlar ve birkaç küçük balık gördük. </p>

<p>Gemi Türkiye’den sonra Yunanistan, Malta, Libya, İspanya, Korsika, Sardinya’ya uğradı ve önümüzde İtalya, İspanya ve Portekiz var! </p>

<p>Herkese sevgiler,<br />
Canan<br />
</p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Akdeniz'de son tango</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2008/06/akdenizde_son_tango.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7436" title="Akdeniz'de son tango" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2008:/energyrevolution/tr//186.7436</id>
    
    <published>2008-06-16T09:03:55Z</published>
    <updated>2008-06-16T09:04:54Z</updated>
    
    <summary>Gemi tekrar yeni denizlerde,  aynı tehditleri vurgulamak ve aynı çözümleri dillendirmek üzere yola çıktı. Ben Ankara’ya Meclis’e; ardından da işimin başına dönmek üzere İstanbul’a ayrıldım. Evime varır varmaz geminin çalışkanlığını özlememek ve yokluğunu hissetmemek için duvarları boyamaya başladım. </summary>
    <author>
        <name>Hussein</name>
        <uri>http://www.greenpeace.org/lebanon/ar</uri>
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Gemi tekrar yeni denizlerde,  aynı tehditleri vurgulamak ve aynı çözümleri dillendirmek üzere yola çıktı. Ben Ankara’ya Meclis’e; ardından da işimin başına dönmek üzere İstanbul’a ayrıldım. Evime varır varmaz geminin çalışkanlığını özlememek ve yokluğunu hissetmemek için duvarları boyamaya başladım. </p>]]>
        <![CDATA[<p>Ankara’ya giderken yolda, otobüs Antalya’ya yani gemime kilometrelerce uzakta durmuşken dışarıya çıkıp yıldızlara baktım. Açık denizde cömertliğini esirgemeyen yıldızlara. Yengeç’in yıldızlarını, yaz üçgenini ve Jüpiter’i buldum. Ay artık yarım ay olmuştu. Açık denizlerde öğrendiğim, görmeyi öğrendiğim her şey için teşekkür ettim. Muhtemelen bir sonraki günün iş yoğunluğu nedeniyle uyumakta olan, tüm dostlarıma teşekkür ettim.</p>

<p>Önce Pete’e. Yıldızları okumayı öğrettiği için. Daniel’e, Geerd’e Wendy’ye, Faye’e, ilk bot eğitimimi veren Serkan ve Özgür’e vs. vs. Akşam, tüm mürettebatın isimlerini yazdım defterime, ölümsüz bir anıda parmakları olduğundan isimlerini unutmamak için yazdım tek tek. </p>

<p>Korumak için çabalayıp durduğun orkinoslarla yan yana gelmek ne güzel; bir iki mil ötende tuzağa düştüğünü bildiğin halde hiçbir şey yapamamaksa ne acı. Ne zor, meslektaşım demekle onur duyduğum Banu’nun yürüttüğü bu kampanya. Sen bir şey yapsan ceza yiyeceksin, Akdeniz’de bilmem hangi memleketin sahil güvenliği alıp seni götürecek. Ama katledenler değil. Hiçbir çaren yok onları kurtarmak için. Hem şimdi kurtarsan aylarca binlerce gemi avlanıyor zaten. </p>

<p>Kim bir şey yapabilir, o zaman? Devlet’in kapılarını aşındırmaya devam edeceksin. Tarım Bakanlığı’na gidip “Bakın, mavi yüzgeçli orkinosların bir süre avlanmaması  balıkçılığın da geleceği için önemli. Lütfen, ICCAT’e giderken yasaklanması talebiyle gidin, diyeceksin.” Onlar “Kotalarımız artırılsın” diye gidecekler. Kısacası daha çok avlanma hakkımız olsun, diye. Karar verilecek yer diyerek ICCAT’e gideceksin, köşe başlarında endüstrinin beyaz yakalıları iş bağlıyor olacaklar.</p>

<p>Tek bir çaren var. Yine dönmek, yine baştan başlamak, yine konunun önemini anlatmak, yine kapıları aşındırmak. Ta ki, anlaşılana kadar. Ta ki, karar vericilerden birileri çıkıp “deniz rezervleri” fikrini benimseyene kadar, ta ki konu medyanın gündemine girene kadar…Ta ki, “Türk” orkinos endüstrisinin önünde çaktırmadan yürüyüp kendine çevreci diyenlerin, konudan edinebilecek hiçbir fırsatçılık şansı kalmayana kadar. Bu da ancak farkındalığı olan insanların sayısı yadırganmayacak noktada olursa olur.</p>

<p>Şimdi, pekala, “Orkinoslara gelene kadar ne sorunlarımız var, önce onlar çözülsün” diyenler çıkabilir.  Ama tüm sorunlarımız da aynı “akıl  yürütmenin” sonucu değil mi? Hem, bizim “dilsiz olanı dillendirmekten ve bu gezegenin ekolojik bütünlüğünü korumaktan” daha önemli sorunlarımız bitmeden orkinoslar ebediyen dünyayı terk ederse n’olacak? Ya bundan dolayı, Akdeniz’deki denizel yaşam bir şekilde alt üst olur, hem kıyı balıkçısı hem de orkinos balıkçısı ekmeğinden olup, Türkiye’deki işsizler sürüsüne yenileri de eklenirse..”</p>

<p>“Ya olmazsa”sı yok bunun.. Bilim insanları,  çok az zaman kaldı, diyor.    <br />
  <br />
Ankara’dan dönerken yine yolculuktan keyif almaya çalıştım. Ama yol, o kadar sanayileşmiş  ki, denizin altını da karanın üstüne yaptıklarımıza benzetmemeyi umdum. Kirlenmiş ve çoraklaşmış topraklarımız kadar balıksız, plastik torba renginde, kirlenmiş ya da petrole bulanmış ve iklim değişikliğinden payını alan denizler de ürkütüyor beni. </p>

<p>Ve, bu korkunun milliyeti yok. Orkinosların da….</p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Balinanın suyu</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2008/06/balinanin_suyu.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7423" title="Balinanın suyu" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2008:/energyrevolution/tr//186.7423</id>
    
    <published>2008-06-08T14:57:47Z</published>
    <updated>2008-06-08T15:01:25Z</updated>
    
    <summary>Henüz, Türk orkinosçular varlığımızdan rahatsız olmaya başlamamışken bir gün bir tekneye botumuzu gönderip bilgilendirme çalışması yapıyorduk. Botumuzun kısa yolculuğunu koordine eden 2. Kaptan Daniel ile kaptan köşkünden dürbünle geri dönüşlerini izlerken Dany birden heyecanlanıverdi. “Hey, bir balina gördüm!” Tanrım, tam bir saat bakındım, her türlü dürbünü denedim, bu arada Dany tüm gemiye haber vermişti ve herkes güvertede aynı yöne doğru bakıyordu. </summary>
    <author>
        <name>Hussein</name>
        <uri>http://www.greenpeace.org/lebanon/ar</uri>
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Hilal Tarafından</p>

<p>Henüz, Türk orkinosçular varlığımızdan rahatsız olmaya başlamamışken bir gün bir tekneye botumuzu gönderip bilgilendirme çalışması yapıyorduk. Botumuzun kısa yolculuğunu koordine eden 2. Kaptan Daniel ile kaptan köşkünden dürbünle geri dönüşlerini izlerken Dany birden heyecanlanıverdi. “Hey, bir balina gördüm!” Tanrım, tam bir saat bakındım, her türlü dürbünü denedim, bu arada Dany tüm gemiye haber vermişti ve herkes güvertede aynı yöne doğru bakıyordu. </p>]]>
        <![CDATA[<p>Evet, uzun bir süre sonra artık dürbünlerden yorulmuşken, splassshhhhhh, ve ben, bu geminin mutlu misafiri, balinanın suyunu gördüm..Sonra bir saat daha dürbünle bakmalar etmeler. Bu arada deneyimli Dany, balinayı üç kez görmüş içeriden bir kitap çıkarmış ve balinanın hangi tür olduğuna bakıyordu.</p>

<p>Biliyorum, kıskanıyorsunuz değil mi, bir balina görmek ne büyük bir ayrıcalık, sadece su püskürtüşü bile olsa.. </p>

<p>Bugün bir rüya gördüm, ölmüştüm, görünürde hiçbir değişiklik yok, bulunduğumuz yer değişmiyor ama sanki içimizdeki antenin cızırtıları siliniyor ve görüntü netleşiyor. İşte o zaman cennette olduğunu anlıyorsun, ama kendi içinizden başka hiçbir şey değişmiyor. İşte bu rüyada balinanın kendisini gördüm. Cennetteydim.</p>

<p>Akdeniz’in kendisi büyük kocaman ama sürekli tahrip edilen bir cennet. Yola çıktığımızdan beri balinanın suyundan başka, mürekkep balığı, karagöz, güneş balığı gördük ve tayfanın en büyük dedikodusu buydu, kim, ne görmüş? Köpekbalığı bile görenler var. Ama geçen akşam, çok yaklaştığımız İspanyol orkinos teknesinin ağlarından dışarı çıkmaya çalışan bir orkinos da gördüm. Ve deniz altı görüntüleme cihazını ilk suya indirdiğimizde karşılaştığımız trolle süpürülmüş deniz dibi görüntüleri de çok acıklıydı, bir deniz çölüne dönüşmüştü ortalık..</p>

<p>İnsan bu kampanyayı çok uzun süre yürütemez, aslında, çünkü içimiz parçalanıyor. Bizim sağlığımız için de buralar deniz rezervi ilan edilmeli.. Sonra belki balinanın kendisini bile görebiliriz, öyle değil mi? <br />
     <br />
</p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Kaptan köşkü</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2008/06/kaptan_kosku.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7415" title="Kaptan köşkü" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2008:/energyrevolution/tr//186.7415</id>
    
    <published>2008-06-03T17:18:59Z</published>
    <updated>2008-06-03T17:22:12Z</updated>
    
    <summary>Denize açılalı sekiz gün oldu. İlk günlerde orkinos tekneleri gördüğümüzde ya da botlar denize indirildiğinde çekinerek çıktığım kaptan köşkü artık yavaş yavaş tanıdığım ve akşamları çıkmaya can attığım geminin benim için en gözde mekanı.</summary>
    <author>
        <name>Hussein</name>
        <uri>http://www.greenpeace.org/lebanon/ar</uri>
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Hilal Tarafından</p>

<p>Denize açılalı sekiz gün oldu. İlk günlerde orkinos tekneleri gördüğümüzde ya da botlar denize indirildiğinde çekinerek çıktığım kaptan köşkü artık yavaş yavaş tanıdığım ve akşamları çıkmaya can attığım geminin benim için en gözde mekanı.</p>]]>
        <![CDATA[<p>Kaptanımız Pete ile akşam 20.00-24.00 arası nöbet tutmaya başlayalı dört gün oldu. Her saat başı makine odasından yemek odasına kadar geminin her tarafını kontrol ediyorum ve Pete’le birlikte bulunduğumuz noktayı haritadan işaretliyoruz. Pete küçük bir çocuk gibi öğrenmeye can atan bana büyük bir sabırla sorduğum her şeyi sabırlı ve yılların sukunetiyle bazen tekrar tekrar anlatıyor.</p>

<p>İlk günlerim açık denize uzun uzun bakmakla geçti. Alabildiğine açık denize uzun yıllarca bakabilme lüksüne sahip olup bu eylemin keyfini çıkaranların ve değerini anlayabilenlerin eninde sonunda filozof olabileceklerini düşündüm. Aynı gün, nöbet için ilk defa yukarıya çıktığımda Pete sessizce oturmuş düşünüyordu. </p>

<p>“Aklımda bir düşünce var. İstersen lumboz kenarına oturup bekleyebilirsin dedi.” İşte, tam da o filozof edasıyla. </p>

<p>Hesaplamış Pete, tüm denize açılmaları ve tüm nöbetleri ve tamı tamına iki yılını denize bakarak geçirdiğini. Tüm yaşamın iki yılı. İlk aklıma gelen tüm yaşamın kimbilir ne kadarını uyuyarak geçirdiğimizdi ve bir yerlerde Pete, balinaların avlanmasını engellemek üzere, kimi zaman kaplumbağalar için, kimi zaman da orkinos teknelerini bulmak için çıkılan uzun yolculuklarda denizi gözetliyordu. Rüya görmek elbette iyidir ama görmek için bakmak, baktıkça görmek daha iyi.</p>

<p>Bu nedenle Pete’in üzerine yılların güzelliği çökmüş.<br />
</p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Korku ve sağduyu</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2008/06/korku_ve_sagduyu.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7414" title="Korku ve sağduyu" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2008:/energyrevolution/tr//186.7414</id>
    
    <published>2008-06-02T17:14:31Z</published>
    <updated>2008-06-03T17:17:42Z</updated>
    
    <summary>Bir kere yazdım ve her gün yazacaktım. Sonra olanlar oldu. </summary>
    <author>
        <name>Hussein</name>
        <uri>http://www.greenpeace.org/lebanon/ar</uri>
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Hilal Tarafından</p>

<p>Bir kere yazdım ve her gün yazacaktım. Sonra olanlar oldu. <br />
<br><br />
O sabah altıda kalktım. Erken kalktığım için büyük bir sükûnetle hazırlandım, kahvaltımı yaptım, kahvemi aldım, dışarıya çıktım. Elimde kahve fincanıyla kalakaldım. Çıkar çıkmaz kocaman bir orkinos teknesiyle karşılaştım, bir sürü balıkçı çıkmış bize bağırıp çağırıyorlardı. Sonra bir el silah sesi duydum, daha dikkatli baktım ve bir adamın elinde şimdi size isim olarak tarif edemeyeceğim bir tüfek gördüm. Ama adamın tüfeğiyle nasıl gurur duyduğunu tarif edebilirim. Hiçbir zaman unutmayacağım yüz ifadesini.<br />
</p>]]>
        <![CDATA[<p>Açık söylemek gerekirse iyi ya da kötüye pek inanmıyorum. Burada size biz iyi onlar kötü diye ayırım da yapmayacağım. Ama insan korkarsa saldırır, korkarsa zarar verebilir. Buna inanıyorum.  </p>

<p>Hemen aşağıya indim, güvertede olanların dışında hala uyumakta olanlar da vardı. </p>

<p>Sonra telsizle konuşmalar başladı. Banu neden burada olduğumuzu, orkinosların avcılığını neden durdurmak istediğimizi büyük bir sakinlikle anlattı. Bir süre dinler gibi oldular. Konumsalar ve ikna süreci uzadı da uzadı. Banu açıkça dile getirdi, sizler değil size bu balığı tutturanlara sesleniyoruz, diye.</p>

<p>Biz de güvertede “deniz rezervleri şimdi”, “Akdeniz’i koruyoruz” yazan pankartlar açtık. Arctic Sunrise’da herkes sakindi, ama aşçısından mekaniğine herkes mesaj verme zamanımız tam da bu olduğu için güvertedeydi. Diğer taraftan ise bağrışmalar, sataşmalar yükselmekteydi. Çünkü onlar korkuyorlardı.</p>

<p>Balıkçılar da gün gibi biliyor. Orkinos sayısı her geçen gün azalıyor, zaten yumurtlama alanlarında avlanıldıklarından üremelerine bile fırsat bırakılmıyor. Onlar da olsa olsa bu avcılığı ancak birkaç yıl daha sürdürebileceklerini biliyorlar. Ama birkaç yıl uzun zaman. Birkaç yıl daha ekmek yiyecekler, o kadar.</p>

<p>Tek yaptığımız tanıklık etmekti ama sonra sözlü ve kurşunlu saldırılar başladı. </p>

<p>Bence artık bu endüstrinin sahipleri, zavallı balıkçıları veya fırsatçı karakterleri Greenpeace’e yönelik fiziksel ya da düşünsel olarak saldırmak için ön saflara sürmekten vazgeçsin. Onlar da pekala biliyorlar mavi yüzgeçli orkinosların tükendiğini. Kotalar falan meselesi değil bu artık. Sadece Türkiye’nin meselesi de değil. Ama bir kez olsun sağduyulu olalım. Kyoto Protokolü’nü imzalamakta geciktiğimiz gibi gecikmeyelim. Avrupalı kanser biz de olalım mantığından vazgeçelim ve uluslar arası topluma Türkiye’nin sağduyusunu gösterelim. Akdeniz’e sahip çıkıp toplumuyla, hükümetiyle, Tarım Bakanlığı’yla bu katliamın durdurulması için hem de yalnız Türkiye’de değil tüm Akdeniz’de tüm dünyada durdurulması için kocaman bir mesaj verelim. Barcelona’da orkinos endüstrisinin değil, bizlerin başı dik olsun..</p>

<p>Ben şimdi akşam nöbetime gitmeliyim, gemi bundan sonra kaptanımız Pete’e ve bana emanet. Sonra bu güzel gemi nöbetlerini de anlatacağım.       <br />
</p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Ben de gemideyim :)</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2008/05/ben_de_gemideyim.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7403" title="Ben de gemideyim :)" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2008:/energyrevolution/tr//186.7403</id>
    
    <published>2008-05-29T08:39:32Z</published>
    <updated>2008-05-29T09:06:16Z</updated>
    
    <summary>Arctic Sunrise’da iletişim koordinatörlüğü yapacak olan Basak bizimle calışmaya başlayalı bir yıldan fazla oldu. Müthiş sorumluluk sahibi, her yere koşuşturan küçücük ve sevimli haliyle hiçbir işi geciktirmeyen güzel Başak’ımız bu gemide olacaktı. Ama ailesinden önemli bir kayıp yaşadığı için son dakikada onun yerine ben gemiye bindim. Başak’ın tüm tatlılığıyla üzerine aldığı büyük sorumlulukları yerine getirmek için buradayım, umarım başarabilirim.</summary>
    <author>
        <name>Hussein</name>
        <uri>http://www.greenpeace.org/lebanon/ar</uri>
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Hilal Tarafından<br />
<a href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/08-05-27%20Sunrise%202.html" onclick="window.open('http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/08-05-27%20Sunrise%202.html','popup','width=800,height=531,scrollbars=no,resizable=no,toolbar=no,directories=no,location=no,menubar=no,status=no,left=0,top=0'); return false"><img src="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/08-05-27%20Sunrise%202-thumb.jpg" width="150" height="99" alt="" vspace="3" hspace="3" align="left" /></a></p>

<p>Arctic Sunrise’da iletişim koordinatörlüğü yapacak olan Basak bizimle calışmaya başlayalı bir yıldan fazla oldu. Müthiş sorumluluk sahibi, her yere koşuşturan küçücük ve sevimli haliyle hiçbir işi geciktirmeyen güzel Başak’ımız bu gemide olacaktı. Ama ailesinden önemli bir kayıp yaşadığı için son dakikada onun yerine ben gemiye bindim. Başak’ın tüm tatlılığıyla üzerine aldığı büyük sorumlulukları yerine getirmek için buradayım, umarım başarabilirim.</p>]]>
        <![CDATA[<p>Yazacak çok şey var ama hemen başlayamadım, en azından 24 saat verdim sonradan kendime. Dün yaşadığım heyecandan ve keyiften sık sık gözlerim doluyordu çünkü bu denizin kıyılarında büyüdüm, burada ilk kulaçlarımı attım, burada ilk kez daldım. Ben burada denizi sevdim. Hatta kirli olmayan her su birikintisini seviyorum. Akdeniz verdi bu sevgiyi bana.</p>

<p>Deniz özgürlüktür, sonsuzluk hissidir, meditasyondur. Derinleri hiçbir sesin geçmediği saklanma, dünyaya ara verme alanıdır. Deniz, anne karnı gibidir. </p>

<p>İşin ilginç yanı bu sevgi bana babamdan bulaştı. Küçüklüğümden beri babam debdebeli hayatının her anında Adana’dan kaçıp Akdeniz’e sığınırdı. “Birkaç saat daldım mı bütün stresimi unutuyorum” derdi. Avladığı bütün balıkların hikayeleriyle, onlara gösterdiği saygıyla ve şefkatle büyüdük. Balığın iyisiyle yani levrekle, lagosla, orfozla, karagözle, çipurayla büyüdüğümüzü de söylemeden geçemem. Yani hem kendine hem de bize hatta tüm dostlarına faydası dokunurdu.</p>

<p>Şimdi bu balıkları bulmanın giderek zorlaştığını bilmek bana üzüntü veriyor çünkü küçük balıkçıların dostu mavi yüzgeçli orkinos, onları kıyıya sürükleyen Akdeniz’in çobanı orkinos, aşırı avlanma nedeniyle tehlike altında. </p>

<p>Mersin’e geldiğimizde birkaç saatliğine ailemin yanına kaçma şansım oldu. Babam zaten bu denizin başına gelenleri ve kampanyacımız Banu’nun mesajlarını bir meraklı olarak gazetelerden takip ediyormuş. “Orkinos yemeyiz ki biz Akdenizliler” dedi “levreğin, lagosun yanında adı bile geçmezdi, bunları avlayacak tekneler bile sonradan geldiler.” </p>

<p>Evet, babacığım, hepsi 5-6 senelik hikaye.. Bu tekneler çok kısa süredir her yeri sardılar. Açıldığımızdan beri neredeyse her saat başı bir ya da birkaç tekneyle karşılaşıyoruz. İşi büyütmüşler anlayacağın. Onlar büyüttükçe biz aile-boyu balıkçılara ya da ekmeklerini denizden çıkaran küçük balıkçılara pek balık kalmayacak. Onlar işi büyüttükçe uluslararası toplantılarda orkinosları savunmak daha da zorlaşıyor. Onlar büyüdükçe hükümetler bizi değil onları dinliyor. </p>

<p>Parayla çalışan akıllar bir yere kadar görebilirler. Akdeniz’i parayla değil anlamla, deneyimle sağduyuyla ölçmek gerek. Ailenize parayla değer biçebilir misiniz, bırakın onu, ailenizle yaşadığınız tek bir güzel anıya değer biçebilir misiniz? Geçmişinize değer biçebilir misiniz? O zaman bırakın Akdeniz orkinosu da barındıran bir aile olarak kalsın. Bırakın, “benim Akdenizim” yıllar önce Adana’dan ayrılırken bıraktığım gibi kalsın.<br />
 </p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Huzur içinde yatsın</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2008/04/huzur_icinde_yatsin.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7462" title="Huzur içinde yatsın" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2008:/energyrevolution/tr//186.7462</id>
    
    <published>2008-04-30T09:59:03Z</published>
    <updated>2008-06-30T10:02:49Z</updated>
    
    <summary>Kendimi bir korku filminde hissediyorum. Hiç seyredemedim zaten. Ama bu sefer gözlerimi kocaman açmam hatta ekrandan içeri atlayarak, nefret ettiğim filmin parçası olmam gerek. Zombi geri döndü, mezarından çıktı, beyni yok ve ailem, arkadaşlarım ve geri kalan insanlar için büyük bir tehlike...</summary>
    <author>
        <name>Hussein</name>
        <uri>http://www.greenpeace.org/lebanon/ar</uri>
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Kendimi bir korku filminde hissediyorum. Hiç seyredemedim zaten. Ama bu sefer gözlerimi kocaman açmam hatta ekrandan içeri atlayarak, nefret ettiğim filmin parçası olmam gerek. Zombi geri döndü, mezarından çıktı, beyni yok ve ailem, arkadaşlarım ve geri kalan insanlar için büyük bir tehlike... Geçmişte sadece sokaktaki insanın bilgeliği ve akıl ve bilim enjekte ederek zombiye karşı koymuş ve mezarına geri göndermiştik. Şimdi ne oldu?<br />
 </p>]]>
        <![CDATA[<p>Kara güçler önümüzdeki iklim faciasının kokusunu alarak ve bir psikopatın fırsatçılığı ile zavallı yaratığı mezarından çıkardılar.  Zombiye sahte bir ad taktılar, ona rönesans diyorlar... Sanırdım ki rönesans akıl, araştırma, bilim, sanat ve güzelliğe dairdir. Fakat bu zombi beyinsizlik, tehlike, yok etme ve çirkinliğe dair.</p>

<p>Zombinin kardeşleri biz daha farkına varmadan çok önceleri dünyanın her tarafına yerleşmişti. Hala başa çıkamadığımız nükleer atıkları kusuyorlar ve kusmuklar sözde emniyetli yerlerde nerdeyse sonsuza kadar tehlike olmaya devam edecekler. Herhangi biri herhangi bir zamanda Çernobil'de olduğu gibi patlayıp binlerce yıl etraflarını yaşanılmaz yapar ve bir korku kaynağı haline getirebilir. Onları mezarlarına geri göndermek ve nükleer enerji zamanlarının korkularını toprağa gömmek üzereydik. Şimdi zombiyi tekrar mezarından kaldırdılar.</p>

<p>Esasında üzülüyorum zombi için. O sadece var. Mezarına tekrar geri dönmeli ve huzur içinde yatmalı, sahip olduğumuz ama kullanmaya ve inşa etmeye cesaretimiz olmaması gereken bir bilginin parçası olarak. Fakat malesef bazıları akıllarını kaybetmiş ve Akdenizi turluyorlar zavallı yaratığı mezarından çıkaracak formülleri  satmak üzere. Türkiye hükümeti ise daha beter, satıcının kapıyı çalmasını beklemeden sonuna kadar açmış ülkenin kapılarını.</p>

<p>Zombilerden kurulu bir "medeniyet" yaratmak isteyenler bilmeli ki, Greenpeace, aklı ve kalbi olan başka topluluklar, platformlar ve sokaktaki insanlarla zombiye karşı gelerek onu mezarına geri gönderecek. Mezarların üstünde Enerji [D]evrimi'nin rüzgâr pervaneleri ve güneş santralleri yükselecek.</p>

<p>Dr. Uygar Özesmi</p>

<p>Genel Direktör, Greenpeace Akdeniz   </p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Noel Baba aktivist oldu :)</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2007/12/noel_baba_aktivist_oldu.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7055" title="Noel Baba aktivist oldu :)" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2007:/energyrevolution/tr//186.7055</id>
    
    <published>2007-12-25T13:01:17Z</published>
    <updated>2007-12-25T13:58:30Z</updated>
    
    <summary>Noel Baba kılığına giren tırmanışçıların, Greenpeace deposundaki devasa duvarın üstünde nasıl yürüdüklerini ve dans ettiklerini görmek için videoyu izleyin!</summary>
    <author>
        <name>Pinar</name>
        
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Greenpeace Almanya ofisini her zaman ayrı bir çılgın bulmuşumdur. En son G-8 eylemindeki muhteşem "boat-show"un ardından, dünkü ezber bozan noel kutlamalarıyla da bunu bir kez daha tescillediler. Tek farkı, bu eylemin hiç bir mesaj kaygısı gütmemesi ve tek amacının sadece eğlence olması. Noel Baba kılığına giren tırmanışçıların, Greenpeace deposundaki devasa duvarın üstünde nasıl yürüdüklerini ve dans ettiklerini görmek için videoyu izleyin!</p>]]>
        <![CDATA[<p><em>Hoh hoh hooo.. Yaşasın aktivist Noel Babalar!</em></p>

<p></p>

<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/OqEvTCx--k8&rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/OqEvTCx--k8&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Çalar saat eylem videosu!</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2007/12/8_aralik_oncesi_galatasaray_li.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=7004" title="Çalar saat eylem videosu!" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2007:/energyrevolution/tr//186.7004</id>
    
    <published>2007-12-11T20:12:41Z</published>
    <updated>2007-12-11T20:33:33Z</updated>
    
    <summary>8 Aralık öncesi Galatasaray Lisesi önünde yaptığımız çalar saat eylemi haberi ve videosu</summary>
    <author>
        <name>Pinar</name>
        
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>8 Aralık öncesi Galatasaray Lisesi önünde yaptığımız çalar saat eylemi haberi ve videosu Mynet'te:</p>]]>
        <![CDATA[<p><a href="mms://haberav.mynet.com/hv/eylem_calarsaat65.wmv">mms://haberav.mynet.com/hv/eylem_calarsaat65.wmv</a></p>

<p><embed src="mms://haberav.mynet.com/hv/eylem_calarsaat65.wmv"></embed></object></p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Dünya alarm veriyor! Peki ya sen?</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2007/12/dunya_alarm_veriyor_peki_ya_se.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=6974" title="Dünya alarm veriyor! Peki ya sen?" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2007:/energyrevolution/tr//186.6974</id>
    
    <published>2007-12-06T12:47:07Z</published>
    <updated>2007-12-06T13:12:19Z</updated>
    
    <summary>8 Aralık'ta, yani bu Cumartesi günü, Kadıköy'de, binlerce insanla birlikte ve tüm dünyada aynı anda sesimizi birleştiriyor olacağız. Bekleriz!</summary>
    <author>
        <name>Pinar</name>
        
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>8 Aralık'ta, tüm dünyayla aynı anda, bir miting yapılacak. İklim Değişikliği Küresel Eylem Günü Mitingi. İnsanın kendi eliyle yaratmış olduğu en büyük felaket olan iklim değişikliği tüm dünyanın ortak kaygısı haline gelmiş durumda. </p>]]>
        <![CDATA[<p>En son, online Habbo topluluğunun 50.000 genç katılımcıya yaptığı bir ankete göre, katılımcıların yüzde 74'ü, iklim değişikliğini ciddi bir problem olarak görüyor. Yüzde 56'sı, ki bu yaklaşık 28.000 kişi eder, iklim değişikliğini şu anda karşı karşıya olduğumuz en büyük sorun olarak görüyor. Yani, yüzde 46 oy alan terörizmi bile sollamış durumda.</p>

<p>Kyoto'yu imzalamayan sadece 2 ülke kaldı. Tahmin edin bunlar hangileri? Evet! Türkiye ve ABD. Avustralya bile geçenlerde Kyoto'yu imzalayacağını açıkladı. Bu hafta Bali'de, tüm dünya Kyoto sonrasında alınacak önlem ve atılacak adımları konuşuyor olacak. Ama biz hala Kyoto'yu tartışıyoruz. Daha ne kadar bekleyeceğiz?</p>

<p>Greenpeace olarak, 8 Aralık'ta, yani bu Cumartesi, Kadıköy'de, binlerce insanla birlikte ve tüm dünyada aynı anda iklim değişikliğine karşı sesimizi birleştiriyor olacağız. </p>

<p>Bekleriz!</p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>DOLU DOLU ÖLÜM İLANI</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2007/11/dolu_dolu_olum_ilan.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=6820" title="DOLU DOLU ÖLÜM İLANI" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2007:/energyrevolution/tr//186.6820</id>
    
    <published>2007-11-19T10:40:35Z</published>
    <updated>2007-12-14T10:22:28Z</updated>
    
    <summary>Hamuduyla götürelim eşrafından 'MODERN İNSAN’ı elim bir ekosistem kazası sonucu kaybettik.

Cenazesi bu yüzyılın son öğle namazını müteakip Kendim ettim, Kendim buldum Camii’nden kaldırılarak Tarih Tekerrürden İbarettir kabristanına</summary>
    <author>
        <name>Pinar</name>
        
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Enerji [D]evrimi Bloglarını yakından takip eden Osman, modern insanın bir ekosistem kazası sonucu ölümünü bakın nasıl ilan etmiş. Kendisine emeğinden ve karamizahından dolayı sonsuz teşekkürler. </p>]]>
        <![CDATA[<p><em><strong>Osman Yorgun tarafından,</strong> </em></p>

<p>“ Doluluk oranı %100” deyip, kıyıları, denizleri, cennet koyları kaybedenlerin biricik eşi<br />
“ Ateşle yaklaşma - Dolu” deyip, istikrarlı iklimi mahvedenlerin babası<br />
“ Doldur depoyu, fulle” deyip, bir kutup dolusu buzulu yok edenlerin dedesi<br />
“ Dolduruşa gelmem, önce para” deyip, doğayı ekonomiye feda edenlerin amcası<br />
“ Topraklar suya doysun” deyip, suyu ziyan edenlerin, toprağa yazık edenlerin dayısı<br />
“ Bardağın dolu tarafına bakalım” deyip, boş kalan kısmın, ekosistemin çöküşünü işaret ettiğini göremeyenlerin kadim dostu<br />
“ Dur, yapma, koru” deyip önüne çıkanlara, ağız dolusu küfür edenlerin çalışma arkadaşı</p>

<p>Doğayı korumak için yapılan her türlü düzenlemeye, antlaşmaya, protokole karşı Hayır – Sever</p>

<p>Ömrünü küpünü ve/veya cebini doldurmaya adamış, dolduruşa gelmeyen</p>

<p>Hayatı dolu dolu yaşamış</p>

<p>FOSİL YAKUT Holding Yönetim Kurulu Başkanı</p>

<p>Hamuduyla götürelim eşrafından 'MODERN İNSAN’ı elim bir ekosistem kazası sonucu kaybettik.</p>

<p>Cenazesi bu yüzyılın son öğle namazını müteakip Kendim ettim, Kendim buldum Camii’nden kaldırılarak Tarih Tekerrürden İbarettir kabristanına defnedilecektir.</p>

<p>Allah rahmet eylesin</p>

<p>Çocukları<br />
Aman petrol, Canım petrol, Eninde petrol, Sonunda petrol<br />
(Arzu edenlerin çelenk göndermek yerine, okunmuş, 95 oktan kurşunsuz benzin dolu bidon göndermesi rica olunur)<br />
</p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Nefes nefese ağaçlar</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2007/11/nefes_nefese_agaclar.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=6768" title="Nefes nefese ağaçlar" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2007:/energyrevolution/tr//186.6768</id>
    
    <published>2007-11-09T10:09:28Z</published>
    <updated>2007-11-09T10:12:39Z</updated>
    
    <summary>Ağaçlar tek başlarına bütün karbondioksiti ememezler.</summary>
    <author>
        <name>Pinar</name>
        
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Ağaçlar tek başlarına bütün karbondioksiti ememezler. Küresel ısınmayı durdurmak için karbon salımlarımızı azaltmalıyız.</p>

<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/CLNqDMx1p6Y&rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/CLNqDMx1p6Y&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>]]>
        
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>3650 gün...</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2007/11/3650_gun.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=6767" title="3650 gün..." />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2007:/energyrevolution/tr//186.6767</id>
    
    <published>2007-11-09T09:59:17Z</published>
    <updated>2007-11-09T10:02:28Z</updated>
    
    <summary>dünyayı küresel ısınmadan kurtarabilmemiz için sadece 3650 gün kalmış. Bana göre bu çok iyimser bir tablo.</summary>
    <author>
        <name>Pinar</name>
        
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p>Youtube'da göz gezdirirken bu harika videoyu buldum. Gerçekten çok etkileyici yapmışlar. Videoya göre dünyayı küresel ısınmadan kurtarabilmemiz için sadece 3650 gün kalmış. Bana göre bu çok iyimser bir tablo.</p>

<p><br />
<object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_MUybP3PG2c&rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/_MUybP3PG2c&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>]]>
        
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Türkiye, kuraklık, iklim</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2007/10/kuraklik_sempozyumu.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=6733" title="Türkiye, kuraklık, iklim" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2007:/energyrevolution/tr//186.6733</id>
    
    <published>2007-10-31T11:23:03Z</published>
    <updated>2007-10-31T11:41:09Z</updated>
    
    <summary>kuraklık, dünyada afetler sıralamasında ilk sırada olmasına rağmen ülkemizde konuyla ilgili herhangi bir yasal düzenleme bile yok. Afetlere karşı risk yönetimi yerine, kriz yönetimi anlayışını benimseyen ülkemizde afet olmadan</summary>
    <author>
        <name>Pinar</name>
        
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p><em>Fatih tarafından,</em></p>

<p><em>”Konferans salonunun akkor ampüllerini enerji tasarruflu ampüllerle değiştirerek <a href="http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/harekete-gecin"><strong>hemen başlayabiliriz</strong></a> bu işe. Böylelikle bizden sonra bu salonu kullanacak kişiler de bu salonda <a href="http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/iklim-de-i-imi"><strong>iklim değişikliği</strong></a> konferansı yapıldığını fark ederek, değişime kendilerinden başlayabilecekler.”</em></p>]]>
        <![CDATA[<p>Bu sözler, 27-28 Ekim tarihlerinde İTÜ Maçka Sosyal Tesislerinde <strong><a href="http://www.yesiller.org/">Türkiye Yeşilleri</a> </strong>ve Alman <a href="http://www.boell-tr.org/tr/default_tr.aspx?pgid=0&mid=0&lng=tr"><strong>Heinrich Boll Stiftung Derneği</strong></a>’nin birlikte düzenlediği, İklim Değişikliğinin Türkiye Üzerinde Etkileri: Susuzluk, Kuraklık ve Tarımda Yaklaşan Kriz konulu Kuraklık Sempozyumu’nda, Birlikte Neler Yapmaliyiz? başlıklı forumda <a href="http://www.rec.org.tr/"><strong>REC</strong></a> İklim Değişikliği Proje Yöneticisi Yunus Arıkan tarafından dile getirildi.</p>

<p>Akademisyenlerin, sendikacıların, STK temsilcilerinin ve meslek odası temsilcilerinin katıldığı sempozyumda, sanılanın aksine su fakiri olan Türkiye’nin, olumsuz etkileri görülmeye başlanan  Küresel <a href="http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/iklim-de-i-imi"><strong>İklim Değişikliğine</strong></a> karşı ne kadar mücadele ettiği ve olumsuz etkilerine karşı ne durumda olduğu bütün boyutlarıyla ele alındı.</p>

<p>Yazık ki, ülke olarak hiç de iyi durumda olmadığımız bilimsel olarak ifade edildi. Orta enlemde yer alan Türkiye, yarı-kurak bir iklime sahip olmasına, küresel iklim değişikliğinden en erken ve en etkili zarar görecek bölge olan Akdeniz havzasının kuzeyindeki ülkelerden İspanya ile birlikte ilk sırada yer almasına rağmen, en önemli küresel çözüm olan <a href="http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/huekuemetler/kyoto"><strong>Kyoto Sözleşmesi</strong></a>’ni henüz imzalamış bile değil. Kaldı ki, Türkiye Kyoto’yu imzalasa bile 2012’ye kadar bir yükümlülüğü olmayacak. Yani denildiği gibi ağır ekonomik maliyetlerin altına girmemekle beraber, Türkiye’de sürdürülebilir yaşam için ilk adımlar atılmış olacak.<br />
 <br />
Iklim değişikliğinin en önemli sonuçlarından olan kuraklık, dünyada afetler sıralamasında ilk sırada olmasına rağmen ülkemizde konuyla ilgili herhangi bir yasal düzenleme bile yok. Afetlere karşı risk yönetimi yerine, kriz yönetimi anlayışını benimseyen ülkemizde afet olmadan harekete geçilmiyor. Afet gerçekleşmeden hazırlık yapmak gibi çalışmaları da kapsayan risk yönetimi ile afeti engellemek veya zararlarını azaltmaktansa, afet gerçekleştikten sonra kriz yönetimi ile insanlar çaresiz bırakılmakta. Oysa ülkemizde kişi başına düşen yıllık ortalama su miktarı dünya ortalamasının altında.<br />
 <br />
Sempozyumda kafamda soru işareti yaratan açıklamalar da yer aldı:</p>

<p>Örneğin; her gün İspanya’dan İngiltere’ye 290 ve yine her gün İngiltere’den İspanya’ya 300 ton patates ihraç ediliyormuş. Eğer patatesler bu mesafeyi yürüyerek katedmiyorsa ve bu patatesleri taşıyan araçlar petrol kullanıyorsa, cevap o kadar da uzak değil. Dünyadaki halihazırdaki fosil yakıt tüketiminin azaltmaya çalışmak yerine, neden kullanım teşvik ediliyor?</p>

<p>Dünyanın tahıl üretimi ortlaması, tüketim ortalamasından hep daha yüksek kaydedildiyse, neden hala açlık çeken 850 milyon insan var ve buna her yıl 70 milyon daha ekleniyor? </p>

<p>Su, herkesin faydalanabilmesi gereken temel bir hak iken, ihtiyaca dönüştürüldü ve şimdi metalaştırılmak isteniyor. Temel haklar özelleştirilebilir mi? Dünyada artık petrol tekelleri gibi su tekelleri oluşmaya basladı. Dünya nüfusunun % 67’si suya yeterli ve sağlıklı şekilde ulaşamıyor. </p>

<p>Peki ne yapmali?</p>

<p>Sempozyuma bu soryuya verilen cevap şöyle oldu: <br />
-Sera gazı salımlarını bir an önce azaltmak, mümkünse durdurmak.<br />
-Enerji verimliliğine ve yenilenebilir enerjiye önem vermek.<br />
-Enerji, ulaşım ve su politikaları oluşturmak.<br />
-Yerel üretime ve yerel pazara ağırlık vermek (böylece, ürünlerin ulaştırılması sırasında harcanan fosil yakıtlardan tasarruf etmek)<br />
-Sürdürülebilir tarıma destek vermek.<br />
-Kyoto’yu bir an önce imzalamak ve gereklerini yerine getirmek.<br />
-Havza bazında entegre su yönetimi yapmak.<br />
-<a href="http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/harekete-gecin/enerji-tasarrufunuz"><strong>Enerji tasarrufu</strong></a> yapmak.<br />
-Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmek.<br />
-3R kuralını benimsemek: Reduce (azalt), Recycle (geri dönüştürmek), Reuse (yeniden kullanmak)<br />
-Karar verme süreçlerine katılmak (Karar mercilerinden talepte bulunmak, bilgi edinme hakkımızı kullanmak) </p>

<p>Eğer küresel bir sorun varsa, çözüm icin yapılması gereken şey işe KENDİNDEN BAŞLAMAK, senin gibi düşünenlerin sayısını artırarak ÇOĞALMAK, TALEP ETMEK, <br />
YÜRÜMEK.</p>

<p>İkliminiz değişmesin.</p>

<p>Fatih TAŞKIRAN<br />
</p>]]>
    </content>
</entry>
<entry>
    <title>Buzulların hatrını  sorun :)</title>
    <link rel="alternate" type="text/html" href="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/2007/10/buzullarin_hatrini_sorun.html" />
    <link rel="service.edit" type="application/atom+xml" href="http://weblog.greenpeace.org/cgi-bin/mv/mt-atom.cgi/weblog/blog_id=186/entry_id=6723" title="Buzulların hatrını  sorun :)" />
    <id>tag:weblog.greenpeace.org,2007:/energyrevolution/tr//186.6723</id>
    
    <published>2007-10-26T15:57:19Z</published>
    <updated>2007-10-26T16:58:15Z</updated>
    
    <summary>0049 893 791 40 58 nolu ceptelefonuna telefon ettiğinizde, Avusturya, Ötztal Alpleri'ndeki Vernagtferner buzulunun çatlakları arasına yerleştirilen bir mikrofon sayesinde, küresel ısınma yüzünden erirken çıkardığı sesi canlı dinleyebiliyorsunuz. Söylentilere göre,</summary>
    <author>
        <name>Pinar</name>
        
    </author>
    
    <content type="html" xml:lang="en" xml:base="http://weblog.greenpeace.org/energyrevolution/tr/">
        <![CDATA[<p><em>A Mobile Elegy - Bir Cep Telefonu Ağıtı</em> adında bir proje yapılmış. Proje size bir cep telefonu numarası veriyor. Tahmin edin bu numarayı aradığınızda kiminle konuşuyorsunuz: Buzullarla. Evet yanlış duymadınız: Buzullarla!</p>

<p><br />
<a href="http://callingtheglacier.org"><img src="http://callingtheglacier.org/pix/vernagt_call_me_tel_small.jpg"></a></p>

<p><br />
</p>]]>
        <![CDATA[<p>Venedik Bienali kapsamında gerçekleştirilen projede, 0049 893 791 40 58 nolu ceptelefonuna telefon ettiğinizde, Avusturya, Ötztal Alpleri'ndeki Vernagtferner buzulunun çatlakları arasına yerleştirilen bir mikrofon sayesinde, küresel ısınma yüzünden erirken çıkardığı sesi canlı dinleyebiliyorsunuz. Söylentilere göre, ses her geçen gün biraz daha şiddetli hale geliyormuş. </p>

<p>Ne dersiniz? Siz de buzulların derdini dinlemek ister misiniz?</p>]]>
    </content>
</entry>

</feed>
