<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Erkan Şahan</title>
	
	<link>http://www.erkansahan.com</link>
	<description>Sanal dünya projelerini gerçeklerle yönetmek...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Aug 2010 07:02:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/ErkanSahan" /><feedburner:info uri="erkansahan" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId>ErkanSahan</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>Bulut Sunucu Türkiye’de</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ErkanSahan/~3/vmYE_XuilvU/</link>
		<comments>http://www.erkansahan.com/2010/08/bulut-sunucu-turkiyede/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 12:32:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Şahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Aerotek Bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[Bulut Sunucu]]></category>
		<category><![CDATA[Hosting]]></category>
		<category><![CDATA[Sunucu Barındırma]]></category>
		<category><![CDATA[TurHost]]></category>
		<category><![CDATA[turhost.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkansahan.com/?p=2588</guid>
		<description><![CDATA[Bir yıldır ihmal ettiğim şahsi siteme iki satır yazı yazmak için uğradım. Ne çok yorum birikmiş ben dahi inanamadım :) İhmal edilmesine rağmen ilginin devam etmesi gözlerimi yaşarttı :) Efenim bizim sektörün en büyük derdi doğru düzgün site barındıracak veya sunucumuza ev sahipliği yapacak bir firma bulamamızdır. Adam gibisine pek az rastlanır. En büyük ve [...]<p><a href="http://www.erkansahan.com/2010/08/bulut-sunucu-turkiyede/">Bulut Sunucu Türkiye&#8217;de</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yıldır ihmal ettiğim şahsi siteme iki satır yazı yazmak için uğradım. Ne çok yorum birikmiş ben dahi inanamadım :) İhmal edilmesine rağmen ilginin devam etmesi gözlerimi yaşarttı :)</p>
<p>Efenim bizim sektörün en büyük derdi doğru düzgün site barındıracak veya sunucumuza ev sahipliği yapacak bir firma bulamamızdır. Adam gibisine pek az rastlanır. En büyük ve pahalı olanı ile sorun yaşadığınızda &#8220;Arkadaş yemeğe gitti gelince arasın sizi&#8230;&#8221; gibi cümleler ile karşılaşabilirsiniz. Ziyadesi ile takıntılı bir müşteri olarak her duruma burun kıvıran benim gibi insanları memnun etmekte bile zorlanmayan bir firma buldum. Az önce telefonda kendilerine ilettiğim cümleyi şuraya da yazmak istiyorum: &#8220;Şaka gibisiniz!&#8221; Şaka yapmıyorum çalışanlar şaka gibi. Canlı destek ayrı bir olay. Telefon destek inanılmaz :) Satış ekibi imrenilecek durumda. Memlekette güzel şeylerde oluyor efenim.</p>
<p>Şu eksik, bu yok, burada hata var. Bu olmamış. Şunu anlamadım. Her sorunla kibarca ilgilendiler :) Sitelerinde ufak tefek kusurlar olsa da sistemleri umulmadık derecede tıkır tıkır işlemekte. Fakat halen sistemin tamamını dilimize çevirememişler :) Umarım tez zamanda her mesaj kendi dilimizde bizlere ulaşmaya başlar. Henüz kullanmaya başlamasak dahi şimdiden eşe dosta tavsiye ederim. Bildiğim kadarı ile memleketteki tek bulut sunucu hizmetini veren firma. Sadece sunucu barındırmak için değil, minik siteleri saklamak için de pek evla ev sahibi oluyorlar. Üstelik bu ara bir kampanyaları var ki sormayın gitsin :) Kaşla göz arasında başka bir firmada bulunan sitenizi kendi sunucularına aktarıyorlar. Dört farklı sitemizi nasıl aktardılar ne zaman kurdular şaştık kaldık. Üstelik veritabanları ve uygulamaları olan siteler bunlar. Efenim özetle ziyadesi ile memnun kaldık. Şiddetle tavsiye olunur.</p>
<p>Bir kaç gündür bizimle ilgilenen tüm <a title="TurHost.com" href="http://www.turhost.com" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.turhost.com?referer=');">TurHost</a> çalışanlarına teşekkürlerimi sunuyor, başarılarının daim olmasını diliyorum.</p>
<p>Bir yıl sonraki yazıda görüşmek dileği ile efenim :)</p>
<blockquote><p>Aradan dört gün geçmesine rağmen başka bir şaşkınlık yaşamış durumdayım. Turhusttan gelen bir mesajı aynen aktarıyorum:<br />
&#8220;<span style="font-family: Consolas, Monaco, 'Courier New', Courier, monospace; line-height: 18px; font-size: 12px; white-space: pre;">Ofis internet ba�lant�s�ndaki sorun nedeni ile kurulum gecikti.</span></p>
<pre>Aksakl�k i�in �z�r dileriz.<span style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', 'Bitstream Charter', Times, serif; line-height: 19px; white-space: normal; font-size: 13px;">" 
Henüz sistemi tam olarak dilimize çeviremediklerini belirtmiştim. Fakat bu mesaj beni şok etti. Ürperdim diyebiliriz :) An itibari ile bizim için önemli siteleri aktarmayı bir süre daha erteliyorum. Bu arada dürüstlükleri ve gecikme için özürleri takdire değer. Memleketin en pahalılarından ve arkasındaki devasa holdinge bağlı kurumlar ile yaşadığımız dertlerin yanında bunlar devede kulak kalıyor :) Bir de sürekli örümcekler alan var ki sormayın gitsin. En son dumanla haberleştik kendileri ile :) </span></pre>
</blockquote>
<p><a href="http://www.erkansahan.com/2010/08/bulut-sunucu-turkiyede/">Bulut Sunucu Türkiye&#8217;de</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
<img src="http://www.erkansahan.com/?ak_action=api_record_view&id=2588&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkansahan.com/2010/08/bulut-sunucu-turkiyede/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.erkansahan.com/2010/08/bulut-sunucu-turkiyede/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Fikrimi çalarlar!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ErkanSahan/~3/v6qRQFeWDRM/</link>
		<comments>http://www.erkansahan.com/2009/11/fikrimi-calarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 09:45:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Şahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir Bulma]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir Hırsızı]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[Projelendirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkansahan.com/?p=2494</guid>
		<description><![CDATA[Bak sen şu hırsızlara :) Bir başıma yemek yiyorum. Evde bir şeyler yapmaya üşendim. Sokak arasında küçük bir balıkçıya oturdum. Televizyondaki saçmalık ilgimi çekmeyince yan masadaki konuşmaya takıldım :) Ne var? Sen dinlemiyorsun sanki yan masada olanı biteni. Tamam, çok etik bir davranış olmadığını kabul ediyorum ama ben kepçe kulakları olan ve işine gelince çok [...]<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/11/fikrimi-calarlar/">Fikrimi çalarlar!</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2495" class="wp-caption alignleft" style="width: 316px"><a href="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/11/fikir-hirsizi.jpg"><img class="size-full wp-image-2495 " title="Fikir hırsızı..." src="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/11/fikir-hirsizi.jpg" alt="Fikir hırsızı..." width="306" height="302" /></a><p class="wp-caption-text">Fikir hırsızı...</p></div>
<p>Bak sen şu hırsızlara :) Bir başıma yemek yiyorum. Evde bir şeyler yapmaya üşendim. Sokak arasında küçük bir balıkçıya oturdum. Televizyondaki saçmalık ilgimi çekmeyince yan masadaki konuşmaya takıldım :) Ne var? Sen dinlemiyorsun sanki yan masada olanı biteni. Tamam, çok etik bir davranış olmadığını kabul ediyorum ama ben kepçe kulakları olan ve işine gelince çok uzaktaki konuşmaları hatta fısıltıları bile duyabilen biriyim :) Masa da hararetli bir proje konuşuluyor. Mecra internet :) yurdum insanına yeni bir meziyet eklendi. Eskiden sadece reklamdan ve futboldan anlarlardı. Unutmadan, bir de memleketi idare ederiz biz itina ile :) Bak bana verecekler ülkeyi <span id="more-2494"></span>cennet yapmıyor muyum buraları… Kabul etmek gerek arada ben de keserim böylesi ahkâmlar :) o kadar şarabı içtikten sonra daha neler anlatırım ben bile bilmiyorum. Konuyu dağıtmayalım bu sitede artık şarap yazmayacağım demiştim :) Ne diyordum? Bana verecekler ülkeyi… Hep isteriz biz. Lotodan para çıkacak, totodan köşeyi döneceğiz, ülkeyi verecekler elime bak gör o zaman… Bu reklam böyle olmaz, şöyle olmalıydı! Başka bir şey yapmayız :) Oluversin, yapıvereyim, fikir buldum! Bak bak bak :) Fikir buldun demek! Aferin sana, aklın başında anlaşılan :) Düşünme özelliğini henüz kaybetmedin. Kafayı yemiş bu adam diyebilirsin ama kafandaki serbest çağrışımları yazıya dökmeye kalktığında yazacak bunca şeyi nereden buluyorum inan ben de bilmiyorum. Dolayısı ile ne dersen de sen :) Ben yazmaya devam edeyim gölge etme. Şimdi balıkçıya dönelim. İki genç konuşuyor… Yaşlandım! Yaşlandıııım! Genç diyorum yahu insanlara :) Neyse efenim, iki genç konuşuyor. Fikir bulmuşlar. İkisinin de fikirleri var. Bakıyorum kendimi görüyorum yan masada. Ben sürekli fikir bulurum. Fikirlerim hiç bitmez, hepsi beni refaha ulaştırır. Özel jetlerimi alır dünyayı gezerim. Fikirlerin para etmediğini anlamak için epey örselenmem gerekti elbette. Öyle hemen ikna edemiyorsunuz kendiniz. Gençlerden biri dert etmiş kendine. Şöyle cümleler geliyor kulağıma, geliyor demek terbiyesizlik olur :) Alenen dinliyorum yan masayı :)</p>
<p>Fikrimi çalarlar!<br />
Önce yapalım sonra sunalım!<br />
Sunarsak kabul etmezler, başkası sunmuş gibi yaparlar.<br />
Fikri tescil ettirsek nasıl olur?<br />
Yapmak için para lazım.<br />
Lazım…<br />
Çok güzel fikir ama bak şimdi ziyaretçiler oluşturacak her şeyi, biz bir şey yapmayacağız!<br />
Kontrol etmek gerek en azından…<br />
Sansür yok, zaten sansürsüz olduğu için farklı fikir…</p>
<p>Şimdi gönül ister ki otur yanlarına tanış, konuş, dinle… Elden gelecek bir yardım varsa esirgeme… Olmuyor böyle… Bana zamanında kimler neler anlattı, neleri izah etti :) Hepsi mantıksız geldi. Karşımda durup fikirlerini de savunamadılar. Birçoğu sıkışınca “işte öyle, vaktini gelince anlarsın, biz de geçtik bu yollardan” gibi söylemler ile gözümden düştü gitti. Dolayısı ile kimsenin konuşması bir işime yaramadı. Ben eşeklik edip dinlemediğimden filan değil :) Uygun bulmadığımdan, mantıklı gelmediğinden ve burnumun dikine gitmeyi sevdiğimden :) Şimdi bu iki heyecanlı arkadaşa vakit ayırmakta istemiyorum. Yemeğimde bitmiş evime doğru yola çıkayım.</p>
<p>Fikrin çalınması… Ne kadar önemli, ortada bir fikir var ve çalınmasından korkulacak kadar sıra dışı, beklenmedik… Daha önce hiçbir faninin aklının ucundan bile geçmemiş. Öyle ya, aslında kaşık yok ve her yer sanal objeler ile dolu… Bizleri yöneten bilgisayarın şifresini bulduk! Kimseye söylemeyelim çalmasınlar. Yakın zamanda yağlı boya bir tabloya bakıyoruz. Bana kalırsa tuhaf bir çalışma hatta yazık etmişler bunca malzemeyi. Bunu ben de yaparım ne var bunda diyorum :) İşin üstadı bir arkadaşım şak cevabı yapıştırıyor. Yapsaydın o zaman!</p>
<p>Yapsaydım! Evet, ben yapsaydım altına da imzamı atsaydım. Fikrinin çalınmasından korkan fikrini bir yerden araklamıştır zaten. Belki farkında değildir ama her yeni fikir mevcutların sayesinde ortaya çıkar. Belki çoktan çıkmıştır ve hatta birisi altına imzasınız atmıştır bile.</p>
<p>Fikirle, proje arasında büyük fark vardır. Fikir hayalinizde yapmayı düşündüğünüz şeylerdir. Proje bu fikirlerin tamamlanmış ve bitmiş halidir. Fikrini çalabilirler. Eğer fikrini çalıp bunu projelendirip tamama erdirirlerse koş o insanları tebrik et. Bunu ben de düşünmüştüm ama fikrimi çalacaklar diye beynimin en ücra köşesine hapsetmiş ve unutmuştum. Gerçekleştiğini görmek beni mutlu etti diyip sarıl boyunlarına.</p>
<p>Efenim özetle fikrim çalınacak diye korkmaya gerek yok. Alenen fikirlerinizi paylaşabilirsiniz. Bir projeye başlamadan fikirlerinizi sunmanızın, hayallerinizi paylaşmanın sakıncası yoktur. Karşınızdaki siz olmadan bu fikirler ile bir yerlere gidebiliyorsa zaten siz olsanız da olmasanız da bu insanlar oraya ulaşacaktır. Sizinle veya bir başkası ile fark etmez. Nereye gideceğini bilen birisi oraya mutlaka varacaktır. Varacağın yeri bilmiyorsan adres sormanın da bir anlamı bulunmuyor :)</p>
<p>Şimdi toparlayalım. Hani şu son paragrafta anlattığım, sen ve fikirlerin olmadan bir yerlere varacak insanlar var ya :) İşte onlardan olduğunda fikirlerini kimseden saklamamayı öğrenirsin. Onlardan birini bulduğunda sen de anlayacaksın zaten :) Eğer karşındaki de anlarsa eldeki fikrin projeye dönüşmesi ve proje haline gelmese iş değildir :) Üstelik en keyifli olan gerçek, bu insanları bulmak gibi bir zorunluluğumuz olmamasıdır. Kimseyi bulmasanız da her fikrinizi projelendirebilirsiniz :)</p>
<p>Şimdi gidip fikirlerinizi nasıl proje haline getirirsiniz onun planlarını yapın. Plan yapmazsanız “Neden olmuyor? Neden ben?” ve daha türlü cevapsız cümleyi kurar durursunuz :)</p>
<p>İlerleyen günlerde fikirler nasıl projelendirilir üzerine de ahkâm kesmeye devam edeceğim :)</p>
<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/11/fikrimi-calarlar/">Fikrimi çalarlar!</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
<img src="http://www.erkansahan.com/?ak_action=api_record_view&id=2494&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkansahan.com/2009/11/fikrimi-calarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.erkansahan.com/2009/11/fikrimi-calarlar/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kim tutar seni!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ErkanSahan/~3/n_9762bEeYU/</link>
		<comments>http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 13:58:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Şahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Havadan Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Honlei]]></category>
		<category><![CDATA[Minarşist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erkansahan.com/?p=2316</guid>
		<description><![CDATA[Bak giriş cümlesi bile bulamadım yazacak. Öylece kaldım ama anlatmam lazım. Öncelikle bu yazıda yer alan fotoğrafları dikkatlice incelemeni rica ediyorum. Sen ne görüyorsun? Bunu yapan ne düşünerek yapmış? Birinin bir şey görmesini istemiş mi? İstememiş mi? Bilemiyorum&#8230; Muhtemelen genç bir insan… Henüz gözlerindeki parıltı yok olmamış, zevzek toplum tarafından şimdilik hayallerine gem vurulmamış… Halen [...]<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/">Kim tutar seni!</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2318" class="wp-caption alignleft" style="width: 286px"><a href="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/10/CIMG5160.JPG"><img class="size-medium wp-image-2318 " title="Folyo kaplı olabilirim ama harika ses çıkartırım :)" src="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/10/CIMG5160-460x345.jpg" alt="Folyo kaplı olabilirim ama harika ses çıkartırım :)" width="276" height="207" /></a><p class="wp-caption-text">Folyo kaplı olabilirim ama harika ses çıkartırım :)</p></div>
<p>Bak giriş cümlesi bile bulamadım yazacak. Öylece kaldım ama anlatmam lazım. Öncelikle bu yazıda yer alan fotoğrafları dikkatlice incelemeni rica ediyorum. Sen ne görüyorsun? Bunu yapan ne düşünerek yapmış? Birinin bir şey görmesini istemiş mi? İstememiş mi? Bilemiyorum&#8230; Muhtemelen genç bir insan… Henüz gözlerindeki parıltı yok olmamış, zevzek toplum tarafından şimdilik hayallerine gem vurulmamış… Halen kendisi ile barışık ve var olmanın keyfini çıkartıyor :) Hep şarap hep yemek, hem proje hep iş olacak değil ya :) Arada bir <span id="more-2316"></span>daldan dala atlamak keyfi de benim sonuçta :) Site benim güzel insan :) Benim, ben yaptım, benim sayemde! Ne kadar zamandır bunları içinden gelerek söylemedin, gerçekten hissetmedin bir düşün bakalım. Seni bilmem ama ben de böyle bir motor yapıp kimseyi umursamadan İstanbul sokaklarında fink atmak isterdim. Plakası var mı? Trafiğe çıkmaya uygun mu? Hepsi bir yana diğer insanlar tarafından türlü şaklabanlıklardan sonra cebimdeki para karşılığı aldığım sürücü belgem var mı? Umursamadan gezmek isterdim. Sabah çok erken bir saatte Beşiktaş sahilinde gördüm motoru :) Nefis bir şey… Markası minik ve güçlü motorlarından dolayı tanıdık gelse de seri üretimde böyle bir model var mı bilemiyorum. Sanırım tamamen el emeği devreye girmiş. Belki de hurda yığınları arasından özenle elenen parçaların bir arası getirilmesi sayesinde ortaya çıkmış. Bildiğim tek şey güzel olduğu… Cesurca olduğu… Kimseyi umursamadan ortaya çıkartılan bir aletin yine kimseyi umursamadan İstanbul sokaklarında gezdirildiği… Gezdirme işinin de bu aletin mucidi tarafından büyük bir keyifle yapıldığına eminim :) Böyle insanların toplumumuzda hızlıca yetişmesi, tez elden ortaya çıkması, sayılarının artması ve bir yığın insanın çocukluk dönemindeki sabaha uyanışını hatırlaması dileği ile efenim…</p>
<p>Hayır, yazıyı bir yere bağlamıyoruz :) Bu aleti her nasılsa yürür hale getiren insanı beceresi ve kendine olan güveni için takdir ediyoruz. Umarım fotoğraflarını izinsiz kullandığım için şikâyetçi olmaz :) Frenleri tutar mı? Gaz verince gider mi? Dur diyince durur mu? Sana ne be insan, Beşiktaş sahiline kadar motorunu getiren insanı ilgilendirir bunlar. Şimdi, dönüp yazının başında bahsettiğim zevzek toplumun fikirlerinin ne olabileceğine bakalım;</p>
<p>- Trafiğe çıkamaz bu araç…<br />
- Birimize zarar verebilir, hemen yasaklanmalı…<br />
- Çevreyi kirletiyor…<br />
- Kanun var bu ülkede!<br />
- Bunu yapan yarın silah yapabilir, toplum için tehdit oluşturuyor, hapsedilmeli!<br />
- Verin cezasını…<br />
- Asacaksın bunlardan birini, hepsi susacak…<br />
- Aman evladım gel sen karışma, serseri onlar…<br />
- Genel geçer kurallara aykırı…<br />
- Topluma olan saygısını yitirmiş…<br />
- Polis yok mu, polissss?</p>
<p>Ben ancak bu kadar üretebildim, zevzek toplum neler üretir siz düşünün :) Sonra bulduklarınızı geçmiş yıllardaki hatıralarınız ile karşılaştırın. Cısss çocuğum, tü kaka evladım, ayıp ayıp, terbiyesiz… Sonrada neden gençliğinizdeki gibi gözlerinizin parlamadığını düşünün :) Bakalım bir yerlere gidecek misiniz?</p>
<p>Tamam, yeter bu kadar dağılın! Şarap yazmaya devam :)</p>

<a href='http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/cimg5164/' title='Bu güzel motorun ön tekeri :)'><img width="150" height="150" src="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/10/CIMG5164-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Bu güzel motorun ön tekeri :)" title="Bu güzel motorun ön tekeri :)" /></a>
<a href='http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/cimg5163/' title='Honlei 1500 CC'><img width="150" height="150" src="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/10/CIMG5163-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Honlei 1500 CC" title="Honlei 1500 CC" /></a>
<a href='http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/cimg5162/' title='Evinden uzak bir Honlei...'><img width="150" height="150" src="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/10/CIMG5162-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Evinden uzak bir Honlei..." title="Evinden uzak bir Honlei..." /></a>
<a href='http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/cimg5161/' title='Ön tekeri takip eden arka teker :)'><img width="150" height="150" src="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/10/CIMG5161-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Ön tekeri takip eden arka teker :)" title="Ön tekeri takip eden arka teker :)" /></a>
<a href='http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/cimg5160/' title='Folyo kaplı olabilirim ama harika ses çıkartırım :)'><img width="150" height="150" src="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/10/CIMG5160-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Folyo kaplı olabilirim ama harika ses çıkartırım :)" title="Folyo kaplı olabilirim ama harika ses çıkartırım :)" /></a>
<a href='http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/cimg5159/' title='Naked Honlei Supper Sport'><img width="150" height="150" src="http://www.erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/10/CIMG5159-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Naked Honlei Supper Sport" title="Naked Honlei Supper Sport" /></a>

<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/">Kim tutar seni!</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
<img src="http://www.erkansahan.com/?ak_action=api_record_view&id=2316&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.erkansahan.com/2009/10/kim-tutar-seni/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Zihin Haritaları ile Fikir Bulmak</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ErkanSahan/~3/p22LEpX8V6M/</link>
		<comments>http://www.erkansahan.com/2009/09/zihin-haritalari-ile-fikir-bulmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 14:47:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Şahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Proje Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Zihin Haritası]]></category>
		<category><![CDATA[Zihin Haritası Örnekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erkansahan.com/?p=2283</guid>
		<description><![CDATA[İyi fikir bulmanın öğrenilebilir olduğundan bahsetmiştim daha önce. Şimdi bu iddiayı biraz daha desteklemek gerekiyor zira benimle aynı fikirde olmayan arkadaşlar saçmaladığımı düşünmekte. İyi fikirler yaratıcı insanlardan çıkarmış! Hayal gücünden yoksun insanlar fikir üretemezmiş! Konunun uzmanı olmak gerekirmiş! Pehhh! :) Gülen suratı yazıya dökünce, “Pehhh!” etkisi azalıyor değil mi? Devam edelim ve tekrar edelim: İyi [...]<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/09/zihin-haritalari-ile-fikir-bulmak/">Zihin Haritaları ile Fikir Bulmak</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2289" class="wp-caption alignleft" style="width: 286px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-kurdu-cizimi.png" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-kurdu-cizimi.png?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2289 " title="Elma kurdu, vik vik vik :)" src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-kurdu-cizimi-460x371.png" alt="Elma kurdu, vik vik vik :)" width="276" height="223" /></a><p class="wp-caption-text">Elma kurdu, vik vik vik :)</p></div>
<p>İyi fikir bulmanın öğrenilebilir olduğundan bahsetmiştim daha önce. Şimdi bu iddiayı biraz daha desteklemek gerekiyor zira benimle aynı fikirde olmayan arkadaşlar saçmaladığımı düşünmekte. İyi fikirler yaratıcı insanlardan çıkarmış! Hayal gücünden yoksun insanlar fikir üretemezmiş! Konunun uzmanı olmak gerekirmiş!</p>
<p>Pehhh! :) Gülen suratı yazıya dökünce, “Pehhh!” etkisi azalıyor değil mi?</p>
<p>Devam edelim ve tekrar edelim: İyi fikir bulmak, çalışarak öğrenilecek ve geliştirilmesi gereken bir düşünme tekniğidir. Peki, çalıştık<span id="more-2283"></span> ve öğrendik bitti mi? Hayır, her fikir çalışmayı gerektirir. Fikir bulmanın temeli çalışmaktır. Bu kadar basit :) Benim hayal gücüm çok kuvvetli ben daha hızlı bulurum diyen elbette olacaktır lakin benim hayal gücüm seninkini döver :) Üstelik dövmekle kalmaz madara eder bir kenara bırakır. Sebebine gelince; fikir bulmak için sürekli çalışırım. Gereksiz ne kadar bilgi varsa merak eder, okur ve öğrenirim. Bir kenara not alırım. Çatalın, saçın, şekerin, tuzun ve dahi memenin tarihi üzerine küçük çaplı konferanslar verebilirim :) Tebeşirin, metrenin, buhar kazanının, gazoz kapağının, yara bandının icadını keyifli bir hikâye eşliğinde anlatabilirim :) Senin de benzer özelliklerin olabilir lakin ben iddiamdan vazgeçmem. Fikir bulmanın türlü yollarını bilirim. Peki, kimin için geçerlidir bu yollar ve yöntemler? Sadece benim için! Büyük bir sırrı keşfettim de insanlıktan saklıyorum sanılmasın. Tekrar ediyorum, fikir bulmak çalışmaktan başka bir şeyi gerektirmez. Neden çokbilmişlik ediyorum? Defalarca yaşadığım bir süreç üzerinde konuşmaktayım ve bu yöntemin işe yaradığından adım kadar eminim :) Peki, tamam sen benden daha iyi fikirler bulursun inanıyorum. Belki bir faydam dokunur diye benim işime yarayan bir iki örnekten bahsetmek gerek:</p>
<p>Fikir nasıl bulunur?<br />
Yemek yapmak gibidir. Gerekli malzemeleri bir araya getirmeniz gerekir.<br />
İşte listemiz:<br />
Sağlıklı çalışan bir beyin :) Tercihen yaşayan bir insanın kafatasında olsun.<br />
Bulmamız gereken yeni fikir arayışının temel sebebi. Mümkünse net ve tek bir kelime ile… Bulamazsanız bunu bir cümle haline de getirebilirsiniz.<br />
Araştırmak, çalışmak, eski unsurları birleştirmek…<br />
Bir çırpıcı ile karıştırıp dinlenmeye bırakmak…</p>
<p>Örnekle ilerleyelim: ELMA</p>
<p>Araştırmak, çalışma ve eski unsurları bir araya getirmek dedik değil mi? Beyninizle minik bir oyun oynamak isterseniz şimdi okumayı bırakın ve ELMA düşünün, amacımız elma ile ilgili sahip olduğumuz tüm kayıtları kâğıda dökmek…</p>
<p>Kendine vakit ayırıp ELMA hakkında düşünürsen bu yazı senin için daha verimli olacaktır. Düşündüm ve okumaya öyle devam ettim diyorsan ilerleyelim. Daha önce bir fikir için çaresizce düşünmediyseniz ilk deneyim saçma gelebilir size. Pes etmeyin ve devam edin. Hayal gücünüz ne kadar sınırsız ne kadar uçsuz bucaksız olursa olsun. Sizin nasıl düşündüğünüzü, nasıl hatırladığınızı, nasıl anlamsız verileri bir araya getirdiğinizi öğrenmeniz lazım. Bunları hızlandıracak süreçleri keşfetmeniz, üzerinizdeki etkileri gözlemlemeniz ve sürekli kafa yormanız gerekli… Düşünmemi nasıl formüle edebilirim? Kafa yormanız gereken ilk fikir bu olmalı. Örneğimize dönelim ve benim gibi sıradan bir insanın kendisi için bulduğu yönteme bakalım. Belki sizin de işinize yarar. Ne demiştik: ELMA! Siz dilerseniz bir kâğıda notlar yazın, bir sigara yakıp duvara bakın, bir kadeh şarap iki şişe bira için, sade koyu bir kahveyi yudumlarken deniz kıyısında oturup manzaraya dalıp gidin ama aklınızda ELMA olsun. Yazmayı bırakın ve düşünün dediğimde ciddiydim. Şayet bunu yaptıysanız bir süredir ELMA hakkında düşünüyor olmalısınız. Aklınıza neler geldi bilemiyorum ama ben yazmaya ara verip kendim için bulduğum tekniğe döneceğim. Yani bir boş kâğıt ve renkli kalemler kullanacağım. Çizimlerimi dijital ortama aktarıp sizlerle paylaşmış olacağım.</p>
<p>Kâğıdın tam ortasına uyduruk bir elma çizimi kondurdum. Elimden gelen bu ne yapayım, ben istemez miyim daha iyisini çizmek :)</p>
<div id="attachment_2284" class="wp-caption aligncenter" style="width: 424px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/kirmizi-elma-cizimi.png" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/kirmizi-elma-cizimi.png?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2284" title="Çizdim bir kırmızı elma :)" src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/kirmizi-elma-cizimi-414x460.png" alt="Çizdim bir kırmızı elma :)" width="414" height="460" /></a><p class="wp-caption-text">Çizdim bir kırmızı elma :)</p></div>
<p>Sol üst köşeye elma ağacı çizdim. Hemen hatırlatayım elma ile ilgili bir fikir ortaya koymayacağım. Sadece zihin haritası ile minik bir antrenman yapmış olacağım. Bir elma çiziminden neler, nasıl ortaya çıkıyor anlatmaya çalışacağım. Mesela kurt çıkmış elmadan :)</p>
<div id="attachment_2289" class="wp-caption aligncenter" style="width: 470px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-kurdu-cizimi.png" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-kurdu-cizimi.png?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2289" title="Elma kurdu, vik vik vik :)" src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-kurdu-cizimi-460x371.png" alt="Elma kurdu, vik vik vik :)" width="460" height="371" /></a><p class="wp-caption-text">Elma kurdu, vik vik vik :)</p></div>
<p>Elma ağacının altına Newtonu kondurmuşum, yer çekimini bulma hikâyesini hatırlamış olmuşum.</p>
<div id="attachment_2285" class="wp-caption aligncenter" style="width: 470px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/newton-elma-agac.png" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/newton-elma-agac.png?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2285" title="Newton elma ağacı altında hiç oturmamış olsaydı... Efenim? :)" src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/newton-elma-agac-460x340.png" alt="Newton elma ağacı altında hiç oturmamış olsaydı... Efenim? :)" width="460" height="340" /></a><p class="wp-caption-text">Newton elma ağacı altında hiç oturmamış olsaydı... Efenim? :)</p></div>
<p>Aslında sizin dikkat etmeniz gereken nokta kendiniz ile alakalı olan kısım. Nedir o? Erkan denen insanın kapasitesi buna yetmiş ve bu kelimeleri kâğıda dökmüş. Yazdığı çizdiği şeyler başka kelimeleri çağrıştırmış. Serbest çağrışım engellenemez :) Örneğin ben elmalı tart kelimesinden kokuya, kokudan DKNY Deliciousa gitmişim. Sizinle alakalı kısım burada devreye giriyor. Bunlar benim minik beynimin ürettikleri. Sen kendine buradan nasıl bir pay çıkartırsın ben onu bilemem. Pay diyince aklıma geldi. Benim çocukluğumda paketlerde elmalı pay satılırdı. Hele bunların paketini açıp bir akşam dışarıda bırakırsanız nemden dolayı yumuşar ve pek leziz bir duruma gelirdi. Şimdiki gibi her şey yumuşacık değildi zira elmalı payı kemirmeniz gerekirdir. Hayatta karşımıza çıkan zorluklardan yılmamalıyız :) Ne kadar sert olursa olsun her türlü elmalı payı yemişimdir ben :) Unuttuğumu sanma sakın, DKNY Delicious demiştim.</p>
<div id="attachment_2290" class="wp-caption aligncenter" style="width: 469px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elamlı-tart-dkny-delicious.png" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elaml_-tart-dkny-delicious.png?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2290" title="Elmalı tart, DKNY Delicioussss..." src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elamlı-tart-dkny-delicious-459x202.png" alt="Elmalı tart, DKNY Delicioussss..." width="459" height="202" /></a><p class="wp-caption-text">Elmalı tart, DKNY Delicioussss...</p></div>
<p>Nasıl bir insan elmalı tarttan DKNY gelebilir ki. Eğer sende benim gibi Kanyonun alt katında elmalı tart atıştırıp sonra alt kattaki tuvaleti ziyaret etseydin. Ne yani lavaboyu mu demeliydim :) Hayır, asıl amacım elimi yıkamak değildi :) Bu tuvalete giderken hemen sağındaki vitrinde yapay elmaları ve DKNY parfümünün elma formundaki kutularını görseydin belki aynı kelimelere ulaşmış olurduk… Kim bilir, dünya küçük :) Peki elma kabuğundan, elma dilim patatese geçişime ne buyurulur…</p>
<div id="attachment_2291" class="wp-caption aligncenter" style="width: 469px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-dilim-patates.png" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-dilim-patates.png?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2291" title="Elma dilim patates...." src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-dilim-patates-459x138.png" alt="Elma dilim patates...." width="459" height="138" /></a><p class="wp-caption-text">Elma dilim patates....</p></div>
<p>Özetle;<br />
Beynimiz hızlı ve biraz kontrol dışı çalışır-mış… :) Elinize bir kâğıt alıp anlamlı veya anlamsız kelimeler yazmaya, bir şeyler karalamaya başladığınızda daha üretken olduğunuzu fark edeceksiniz. Fark edemedim ben, put gibi durup duvara bakarak daha çok üretirim diyenlere lafım yok. Benim kapasitem şimdilik bunlara yetiyor.</p>
<p>Peki, bu zihin haritası bilgisayarda oluşturulmuş olsaydı? Sanal âlemin şimdilik en yetenekli arama motoru yüce google desteği alınsaydı? Peki, ya beş farklı kişi oturup böyle kâğıtlar hazırlasa ve sonra bir araya getirseydi? Tamam, bir alternatif daha :) Fikir bulmak ile yükümlü bir ekip aynı anda kocaman bir zihin haritası üzerinde çalışsaydı? Evet, teknoloji bunları mümkün kılıyor. Aynı sayfaya on kişi aynı anda yazı yazabiliyor. Yakın zamanda e-posta ve anlık mesajlaşma alışkanlıklarımızı tamamen değiştirecek Google Wave geliyor ve ben halen kuru boya kalemlerimle ve boş kâğıtlarımla mutlu olabiliyorum.</p>
<p>Son ve sıra dışı gibi görünen, çok sayıda insanın tek zihin haritası üzerinde çalışıyor olmasını mümkün kılan yazılımlar oldukça başarılı çalışıyor. Sorun şu ki… Bu insanları bulmak ve ortak bir amaç için bu yöntemi kullanmak imkânsıza yakın :) Pes etmiyoruz :) Üç gün ayırıp aynı amaç için her gün farklı bir kâğıt karalarsanız kendi ekibinizi kurmuş olursunuz. Beynimiz içinde bulunduğumuz ruh haline farklı tepkiler gösterirmiş…</p>
<p>Başka bir zihin haritası gevezeliğime kadar şimdilik bana müsaade :)</p>
<div id="attachment_2288" class="wp-caption aligncenter" style="width: 470px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-agaci-cizimi.png" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-agaci-cizimi.png?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2288" title="Ağaç... Elma ağacı..." src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-agaci-cizimi-460x250.png" alt="Ağaç... Elma ağacı..." width="460" height="250" /></a><p class="wp-caption-text">Ağaç... Elma ağacı...</p></div>
<p> </p>
<div id="attachment_2287" class="wp-caption aligncenter" style="width: 470px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma.jpg?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2287" title="ELMA üzerine bir zihin haritası denemesi :)" src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/elma-460x331.jpg" alt="ELMA üzerine bir zihin haritası denemesi :)" width="460" height="331" /></a><p class="wp-caption-text">ELMA üzerine bir zihin haritası denemesi :)</p></div>
<p> </p>
<div id="attachment_2292" class="wp-caption aligncenter" style="width: 470px"><a href="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/dkny_delicious01_1024.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/dkny_delicious01_1024.jpg?referer=');"><img class="size-medium wp-image-2292" title="DKNY Delicious" src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/09/dkny_delicious01_1024-460x345.jpg" alt="DKNY Delicious" width="460" height="345" /></a><p class="wp-caption-text">DKNY Delicious</p></div>
<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/09/zihin-haritalari-ile-fikir-bulmak/">Zihin Haritaları ile Fikir Bulmak</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
<img src="http://www.erkansahan.com/?ak_action=api_record_view&id=2283&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkansahan.com/2009/09/zihin-haritalari-ile-fikir-bulmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.erkansahan.com/2009/09/zihin-haritalari-ile-fikir-bulmak/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Küçük KürekçininEl Kitabı – Fasikül 2</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ErkanSahan/~3/Y9YpFxa1zXs/</link>
		<comments>http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcininel-kitabi-fasikul-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 15:10:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Şahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kürek]]></category>
		<category><![CDATA[Concept2]]></category>
		<category><![CDATA[RowPro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erkansahan.com/?p=1957</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıların yazarı İlhan Akdil&#8217;dir. 2008 yılının Ekim ayında şu yazımda orjinal sayfalarına aşağıdaki bağlantıları vermiştim fakat bir arkadaşımın uyarısı ile sayfalara ulaşılamadığını öğrendim.  http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas1.htm http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas2.htm Umarım İlhan Bey içinde bir sakıncası yoktur zira ulaşmayı denediysem de kendisinden cevap alamadım. Bilen, duyan, gören tanıyan varsa, yazılarını çok sevdiğim için sanal alemde yok olmasına göz yummamak isteği [...]<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcininel-kitabi-fasikul-2/">Küçük KürekçininEl Kitabı &#8211; Fasikül 2</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1971" class="wp-caption alignleft" style="width: 286px"><img class="size-medium wp-image-1971 " title="Küçük Kürekçinin El Kitabı" src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/07/kucuk-kurekci-kız-460x243.jpg" alt="Küçük Kürekçinin El Kitabı" width="276" height="146" /><p class="wp-caption-text">Küçük Kürekçinin El Kitabı</p></div>
<p>Bu yazıların yazarı İlhan Akdil&#8217;dir. 2008 yılının Ekim ayında <a href="http://erkansahan.com/2008/10/kucuk-kurekcinin-el-kitabi/" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/2008/10/kucuk-kurekcinin-el-kitabi/?referer=');">şu yazımda</a> orjinal sayfalarına aşağıdaki bağlantıları vermiştim fakat bir arkadaşımın uyarısı ile sayfalara ulaşılamadığını öğrendim. </p>
<p><a href="http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas1.htm" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas1.htm?referer=');">http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas1.htm</a><br />
<a href="http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas2.htm" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas2.htm?referer=');">http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas2.htm</a></p>
<p>Umarım İlhan Bey<span id="more-1957"></span> içinde bir sakıncası yoktur zira ulaşmayı denediysem de kendisinden cevap alamadım. Bilen, duyan, gören tanıyan varsa, yazılarını çok sevdiğim için sanal alemde yok olmasına göz yummamak isteği ile arsızlık yaparak kendi sitemde yayınladığımı iletsin lütfen :) Rahatsız olursa itina ile ivedilikle yayından çıkartabilirim.</p>
<p><strong>Lafı uzatmadan ikinci fasiküle geçelim, buyrunuz efendim:</strong></p>
<p><em>Küçük KürekçininEl Kitabı &#8211; Fasikül 2</em></p>
<p>Şu tartışılıyor: Is rowing an art, a science, or a sport?</p>
<p>Kürek zevkli, iyi, güzel. Devam ister. Su antrenmanlarında 8 kişi kararlaştırılan saatte kararlaştırılan yerde olacak. Rowing is harmony.. Satma yok. Takım sporu, herkes birbirine saygılı olmak zorunda. Kürek beraberlik ister. Hiç başarılı olmak için 8 kişinin aynı anda aynı haraketi yapmak zorunda olduğu benzer bir spor var mı?</p>
<p>Ama sorumlulukları da var, nasıl güllerin dikeni, mercedeslerin gümrüğü, denizin yosunu, güneşin kara noktası, ayın karanlık yüzü, .. varsa. Bunu bilerek, göze alarak antrenman yapalım. Şimdi fasikül 2.</p>
<p>Terleyerek zayıflama mevzuu:</p>
<p>Zayıflamak için terlemeyi seçme. ½ litre ufak suyu içtiğin 30 saniye içinde, kilon 62 ise 62.5 olur, günlük su ihtiyacın 3 litreyse ve sen 1 gün 3 değil 2 litre içersen, 1 kilo zayıflarsın. Ama bu geçici bir zayıflama olur, vücut su tutmayı arttırır, su içilince de kayıp kilolar geri gelir. Hiçbir makina %100 verimle çalışamaz. Arabaların benzinindeki enerjinin sadece %30’u harekete kullanılır, %70’in büyük bir kısmı ısı enerjisi olarak atılır. İnsan vücudu da %100 verimle çalışmaz, yediklerimizle aldığımız enerjinin büyük kısmını ısı olarak kaybederiz. Antrenmanlarda daha çok olur bu ısı üretimi. Eğer ısı atılmazsa, vücut sıcaklığı zararlı seviyelere çıkabilir. Terleme artar (ısıyı düşürme mekanizması). Eğer ısının atılmasını zorlaştıracak şeyler giyerek çalışırsanız, bu sizi yıpratır. En iyisi, duraklamalarda üşümemenizi sağlayacak kadar koruyan, çalışırken de normal ısı kaybınızı engellemeyecek (sizi tere boğmayacak) şeyler giymektir. Durulduğu zaman, hasta olmamak için hemen giyinmek iyidir. Kalın giyinerek çok terleyip kilonuzu hızla düşürebilirsiniz, ama bir günlük zayıflık getirir, ve de boşuna yıpranmış olursunuz.</p>
<p>Zayıflamak için en mantıklı yol, aldığın enerjiden fazlasını harcamaktır. Her gün yemek yiyoruz. Eğer kilo alıp vermiyorsak, günlük menümüz enerji harcamamıza aşağı yukarı eşittir. Zayıflamak için;</p>
<p>A)Menü sabit tutulur, aktivite (enerji harcaması) arttırılır,</p>
<p>B)Menüden yağlı yiyecekler, şekerlemeler, kola, gazoz, pepperoni çıkarılır, doyuduğunuzu hissettiğiniz anda yemek kesilir, normal aktivitelere devam edilir,</p>
<p>C)Her ikisi; yemek azaltılır, aktivite de arttırılır.</p>
<p>Yağın yararı: bazı vitaminlerin sadece yağda çözünmesi, yağ yokken atılıp gitmeleri.</p>
<p>Günlük yiyeceklerde gereğinden çok yağ var. Onun için, ne kadar azaltsak iyidir.</p>
<p>Sebzeler, meyveler.. Hiçbir zaman vazgeçmeyin. Ama kızartmalar, bol yağlı yemekler ve ekmek, pilav, makarna.. gibi besinler, zayıflamak isteyen sporcunun azaltması gereken yiyecekerdir.</p>
<p>Antrenmanlarda su kaybederiz.</p>
<p>Yerine konmazsa (veya yerinde yoksa);</p>
<p>böbrekler iyi çalışmaz,</p>
<p>kan yoğunlaşır,</p>
<p>kramplar artar,</p>
<p>vücut fazla ısınır, bitkinlik artar,</p>
<p>boğaz kurur, gıcık olur,</p>
<p>bitersiniz.</p>
<p>Antrenmandan önce suyunu içmiş, yemeğini sindirmiş ol. Antrenmandan sonra iyi beslen, yine su iç. Kaybını telafi et.</p>
<p>Deniz kazasından sonra bir filikada denizde sürüklenenler susuzluktan ölebilirler, çevrelerindeki tonlarca suya rağmen. Susadıkça deniz suyu içen bir kazazede, suyla beraber gelen erimiş tuzu vücudundan atabilmek için böbreklerini kullanacak. Böbrekler susuz çalışmazlar. Üç bardak tuzlu suyun içindeki tuzu atabilmek için dört bardak su harcanacak. Benzetme: Eğer çok su içiyorsanız ama çok da acılı şeyler yiyorsanız, çok kahve içiyorsanız, içtiğiniz suyu bunları arıtırken kullanacaksınız.</p>
<p>Su içmekten çekinmeyin. Su için, içirin. Tuz da almanız lazım, ama normal tuzda bir yemek yeterli sayılır.</p>
<p>İçilen suyun kana geçiş hızı.</p>
<p>15 dakikada bir çay bardağı kadar su kana geçer diyordu kitabın teki. Bunu dikkate alarak, suyu periyodik olarak azar azar içmek lazım. Antrenmandan, yarıştan önce lıkır lıkır içilen 1 litre su sadece midemizde çamaşır makinası simulasyonu yapacaktır.</p>
<p>NOW A LITTLE BIOLOGY: Tespih böceğinde hücresel solunum J</p>
<p>Kas hücrelerimizde basit şeker glikoz parçalanır ve enerji elde edilir. Enerji, ATP denen moleküllerde saklanır, ATP için şarjlı pil benzetmesini yapabiliriz. Glikoz, Piruvik asit’e dönüşür 2 ATP elde edilir. Eğe hücrelere yeterli oksijen geliyorsa, düzenli temiz hava solunumu ve çok enerji istemeyen egzersizler, piruvik asit tekrar bozulur, karbon dioksit, su ve 34 ATP çıkar. Ne oldu? 1 glikoz bozuldu, 36 ATP oldu. Bu aerobik enerji üretimidir.</p>
<p>Eğer oksijen yetersiz geliyorsa, piruvik acid bu sefer laktik aside dönüştürülür, ki bu da glikozun piruvik asit’e bozunmasının devam edebilmesi içindir, oksijensiz ortamda glikozun laktik aside dönüşmesi, net 2 ATP getirir. Yanında laktik asit! Laktik asit, yorulma demektir ve kaslarda yanma hissi verir. İstenmeyen bir durumdur! Laktik asidin üretilmesine fırsat vermemek, dayanıklılık getirir.</p>
<p>Laktik asit nasıl gider? Laktik asit, kan ile karaciğere gönderilir ve orada glikoza çevirilir. Ayrıca, oksijen yetmeye başladığında laktik asit piruvik asite döner ve oksijenli enerji üretimi işlemi olur, karbon dioksit ve su çıkar. Yani hem hücrede hem hücre dışında iki mekanizma ile yok edilir.</p>
<p>Paragraf anafikri: Kan yeterli oksijen taşıdığı sürece, aerobik solunum yaparsınız, kalp atımının çok yüksek olmadığı antrenmanlar. Kanın taşıdığı oksijen yetersiz olursa ve laktik asit oluşturur.</p>
<p>Aerobik antrenman: Enerji üretimi için oksijen yeterlidir, enerji “aerobik olarak” üretilir.</p>
<p>Aerobik eşik: Alınan oksijen enerji üretimini karşılamamaya başlarsa, oksijen olmadan da üretilebilen 2 ATP için, laktik asitin oluşmaya başladığı sınırdır.</p>
<p>Kaslar şeker kullanıyor. O zaman antrenmandan önce şekerlemeler, bonbonlar yiyelim. Hatta suyun içine kaşık kaşık şeker atıp karıştıralım, onu da içelim. Ne olur?</p>
<p>Kötü olur. Alınan şekerler, molekül yapısı olarak basit şekerlerden oluşmuştur. Bunlar kana çabuk karışır, kandaki şeker oranı yükselir, kısa süreli enerji verirler. Ama vücut kan şekeri seviyesini uygun değerlere çekmek için deli gibi insülin salgılar, kan şekeri küt diye düşer &#8211; dolaşımdaki şekeri arttıralım derken daha kötü olur. Bunu yanında, hipofiz bezi de, şeker miktarının artması ile uyuşukluk, uyku hali getiren adı kolay unutulan bir hormon salgılar. Bunun da sonucu malum.</p>
<p>O zaman şekeri nasıl alacağız?</p>
<p>Şekeri komplex olarak alacağız. Yani bakacaksınız, molekülleri nasıl? (J ) Dallı budaklı moleküllü tercih edeceksiniz. Nişasta, un, pilav, makarna.. Bunlar hep komplex şekerlerden oluşmuştur. Sebzeler de öyle. Bunların monosakkaritlerden, yani tatlı olan şekerlerden farkı, sindirimin daha uzun sürmesi ve şekerin kana kontrollü olarak karışmasıdır (baskın şeklinde değil).</p>
<p>ERGO ANTRENMANLARINDA:</p>
<p>Bir samurai söylemi vardır-kınından çıkan kılıç kanlanmadan yerine konmaz. Ergoda ise, ANTRENMAN BAŞLADIKTAN SONRA YARIM BIRAKILMAZ. Eğer yarım bırakacak iseniz, HİÇ yapmayın daha iyi. Ergoda doğru bir antrenman yapacaksanız;<br />
Antrenmana dinlenmiş olarak gelin.<br />
Antrenmana başlamadan önce, antrenman programını iyi belirleyin. Ne çok kolay, ne de yarım bırakılacak zorlukta bir antrenman olsun. Antrenman sizi çok yıpratmasın.<br />
Antrenmandan önce, her antrenmanda olması gerektiği gibi, iyi ısının. Ergoyu kullanarak, belirtilen ısınma taktiğiyle, (10 dk. Teknik [ kol,bel kol, ½ oturak, ¾ oturak, tam oturak] ,ve 10 dk. Normal ısınma) ısının. Gerekirse esnetme yapın.<br />
Tekniğe dikkat. Yorulunca teknikten taviz vermeyin. Ergoda nefesinizi iyi ayarlamayı da öğrenin.<br />
Antrenman bitince, hafif bir soğuma çekişi, sonra da iyi bir esnetme yapın.<br />
Tekrar: ERGO ANTRENMANI, BAŞLAYINCA BİTİRİLİR. BUNU DİKKATE ALARAK ANTRENMANINIZI SEÇİN. seçmekte güçlük çekiyorsaniz, gelin, size uygun programlar oluşturalım. Asılmış olan programlar ileri aşama programlarıdır, onları derecelerini düşürerek kullanabilirsiniz. Kızlar ise daha da düşürmelidirler.<br />
Ergo çekerken, nefessiz kalırsanız, aldığınız nefes yetmezse, bu aerobik eşiği geçtiğiniz manasına gelir. Ocak ayındaki ergo yarışı uzun mesafe (2500 veya 5000 mt) dayanıklılık ağırlıklı bir yarış olacak. O eşiği fazla geçmeden, uzun mesafeli antrenmanlar en yararlı antrenmanlar olacaktır. Eşikte yapılacak antrenmanlar ideal.<br />
Kendinize test yapmayın. Önce sağlam antrenmanlarla kendinizi iyileştirin, zamanı gelince testler yapılır. Yarım bırakmak, aerobik eşiği çok geçip yıpranmak, sık sık test yapmak; sizi psikolojik sebeplerle ergoda başarısız yapar (for further information, research the topic:Sürantrenman)<br />
Kolay gelsin.. Her türlü sorunuz, sorununuz için danışabilirsiniz. Çözümünü bilemediklerimizi ise beraber araştırırız.</p>
<p>DESCRIBING B.U. ROWING TEAM</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, iyi koşar.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, dayanıklıdır.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, zamanını iyi kullanmasını bilir.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, sporu bilinçli yapar.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, kendine zarar verecek alışkanlıklardan uzaktır-cünkü kafasını kullanır.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, derslerine de çalışır.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, boş zamanlarında kendisini fiziksel ve entellektüel olarak geliştirir.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, antrenmanda ciddidir.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, shuttle kullanmaz.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı çervreyi kirletmez, kirletenleri uyarır.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, dinlemesini bilir.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı küçüklerini sever, büyüklerini sever, sayanları sayar.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, otobüslerde ihtiyacı olanlara yer verir.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, kuyruklarda, sıranın oluşmasına ve düzenli ilerlemesine yardım eder.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, düşünür, üretir, çözüm getirir.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, kimsenin özgürlük sınırlarına girmez.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi kürek takımı, emniyet şeridinden gitmez, “olgun” sürücüdür.</p>
<p>…</p>
<p>..</p>
<p>.</p>
<p>Yani,</p>
<p>Boğaziçi üniversitesi kürek takımı üyeleri, iyi bir sporcu olmanın yanında, sosyal hayatın da iyi üyeleridir.</p>
<p>Çünkü, kürek tüm dünyada elit bir üniversite sporudur. Biz de Boğaziçi Spor Kulübünün lisanslı sporcularıyız, amatör ruhu temsil eden sporcu öğrencileriz ve bu haliyle bu takım Türkiye’deki tüm sporların tüm takımlarını düşününce en educated, muhtemelen en intellectual kulüp takımı oluyor. Orrayt? Viva B.Ü. rowing..</p>
<p><em>iLHAN AKİDİL,11.11.1996</em></p>
<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcininel-kitabi-fasikul-2/">Küçük KürekçininEl Kitabı &#8211; Fasikül 2</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
<img src="http://www.erkansahan.com/?ak_action=api_record_view&id=1957&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcininel-kitabi-fasikul-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcininel-kitabi-fasikul-2/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Küçük Kürekçinin El Kitabı – Fasikül 1</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/ErkanSahan/~3/n2vJC4quU80/</link>
		<comments>http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcinin-el-kitabi-fasikul-1/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 15:07:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erkan Şahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kürek]]></category>
		<category><![CDATA[Concept2]]></category>
		<category><![CDATA[RowPro]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://erkansahan.com/?p=1955</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıların yazarı İlhan Akdil&#8217;dir. 2008 yılının Ekim ayında şu yazımda orjinal sayfalarına aşağıdaki bağlantıları vermiştim fakat bir arkadaşımın uyarısı ile sayfalara ulaşılamadığını öğrendim.  http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas1.htm http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas2.htm Umarım İlhan Bey içinde bir sakıncası yoktur zira ulaşmayı denediysem de kendisinden cevap alamadım. Bilen, duyan, gören tanıyan varsa, yazılarını çok sevdiğim için sanal alemde yok olmasına göz yummamak [...]<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcinin-el-kitabi-fasikul-1/">Küçük Kürekçinin El Kitabı &#8211; Fasikül 1</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1971" class="wp-caption alignleft" style="width: 286px"><img class="size-medium wp-image-1971 " title="Küçük Kürekçinin El Kitabı" src="http://erkansahan.com/wp-content/uploads/2009/07/kucuk-kurekci-kız-460x243.jpg" alt="Küçük Kürekçinin El Kitabı" width="276" height="146" /><p class="wp-caption-text">Küçük Kürekçinin El Kitabı</p></div>
<p>Bu yazıların yazarı İlhan Akdil&#8217;dir. 2008 yılının Ekim ayında <a href="http://erkansahan.com/2008/10/kucuk-kurekcinin-el-kitabi/" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com/2008/10/kucuk-kurekcinin-el-kitabi/?referer=');">şu yazımda</a> orjinal sayfalarına aşağıdaki bağlantıları vermiştim fakat bir arkadaşımın uyarısı ile sayfalara ulaşılamadığını öğrendim. </p>
<p><a href="http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas1.htm" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas1.htm?referer=');">http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas1.htm</a><br />
<a href="http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas2.htm" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas2.htm?referer=');">http://akidil.net/docs/my/kkek/kkekfas2.htm</a></p>
<p>Umarım İlhan Bey <span id="more-1955"></span>içinde bir sakıncası yoktur zira ulaşmayı denediysem de kendisinden cevap alamadım. Bilen, duyan, gören tanıyan varsa, yazılarını çok sevdiğim için sanal alemde yok olmasına göz yummamak isteği ile arsızlık yaparak kendi sitemde yayınladığımı iletsin lütfen :) Rahatsız olursa itina ile ivedilikle yayından çıkartabilirim.</p>
<p><strong>Lafı uzatmadan birinci fasiküle geçelim, buyrunuz efendim:</strong></p>
<p><em>Küçük Kürekçinin El Kitabı &#8211; Fasikül 1</em></p>
<p>* Yapılan antremanlar, sadece kürek için değil hayatınız içindir. Kürekte başarılı olursunuz veya olmazsınız, o ayrı konu. Önemli olan sağlıklı olmak. 45’inde merdiven çıkarken her 2 katta dinlenmek zorunda kalmamak. Veya, stresli iş hayatında kalp ağrısı çekmemek. 70’inde bastonsuz yürümek(hatta koşabilmek-bkz. Hasan amca).</p>
<p>* Koştukça açılacaksınız. Her sefer daha iyi, daha hızlı, daha uzun koşabileceksiniz. Yapılan her antrenmanda, vücut zorlanan yerlere emirler verir. Nefes yetmeyince, alyuvar üretimi arttırılır. (yükseklerde kamplı antrenman bu yüzden yapılır-alyuvar arttırmak) Kaslar yetmeyince, onları çoğaltmaya çalışır. Yetmemek önemli. Zorlanmazsa geliştirilme sinyali verilmez. Hatta, az kullanılan, kapasitesinin altında çalışan kaslar zayıflar. (astronotlarda kasların erimesi gibi)</p>
<p>Not: Çay, alyuvar sayısını azaltır. Demir emilimini güçlendirdiği için, çaylı bir kahvaltıda doğru düzgün demir alamazsınız. Demir olmazsa alyuvar sayısı azalır : kansızlık. Bunun için, çayı kahvaltıdan yarım saat önce veya sonra için diyorlar(sporculara). Biz mümkünse az cay içelim.</p>
<p>* Önce ders, sonra kürek.</p>
<p>* Koşularda zorlanacaksınız, gelişim istiyorsak zorlanmalıyız. Koşularda gruba hız ve tempo olarak ayak uydurmaya bakın. Eğer antrenmanlarda çok zorlanırsanız o zaman da içinizden antrenmanı bırakmak gelecektir. Ama kesinlikle bırakmayın. Koşuda tempoyu azaltın. Çok kötü hissederseniz, yine de durmayın en azından jog’a çevirin. İyi hissetmeye başladığınızda (genelde oksijen borcunuzu ödediğinizde) ekibe katılmaya çalışın.</p>
<p>- Jog ile, koşunun alt hız limitini kastediyoruz. Koşu ile yürüyüşün farkı: koşuda iki ayağın da yere değmediği bir an vardır ve koşuda hız daha fazladır.</p>
<p>* Beyin-irade-I can do it</p>
<p>Antrenman terkleri üzerine bir araştırma yapılsa, çoğu terkçilerin aslında fiziksel olarak antrenmana devam edecek durumda olduğu bulunurdu. Evrensel geyiği bilirsiniz, beynimizin aslında %20’sini kullanıyormuşuz. Ekleyelim: Vücudumuzun da %70’ini kullanabiliyoruz. Bu kişinin var olan gücünün %70’ini kullanabilmesi demek. Kalan %30’u ancak aşırı, anormal şartlarda kullanabiliyoruz. Koşularda, “öldük, bittik” dediğimiz anda İgor kovalayacak olsa, %70 + %30dan harcama, daha hızlı koşabiliriz. Bu %30’luk rezervi anormal şartlarda kullanabiliriz. Kişinin antrenman sayısı arttıkça bu %70 artar. Sporcu, kapasitesini daha iyi kullanmaya başlar. Buna ek olarak, sporla kişinin kapasitesi de artar. No pain no gain (everything is in the brain). Zorlanınca bırakmayı istemek, aslında vücudun bir savunma mekanizmasıdır, vücut rahatının bozulmasını istemez.</p>
<p>* Esneklik önemlidir. Antrenmanda kaslar, eklemler ısınır, alışır. Antrenman öncesi uzanamadığınız yerlere, antrenmandan hemen sonra uzanabilirsiniz çünkü vücut ısınmıştır, esnektir. Eğer antrenmandan sonra esnetme-gerdirme yaparsanız bu esnekliği kalıcı hale getirebilirsiniz. Uyuşma hissederek yaptığınız hareketleri rahat yapmaya başlarsınız.</p>
<p>* Kalp &#8211; damar sisteminin iyileşmesi</p>
<p>Spor yaptıkça, kalp güçlenir, damarlar esnekleşir, daha yüksek kan basıncı ve hızına alışırlar(alışmak:uygun hale gelmek) Bir sporcu ile normal bir insanın kalplerinin farkı, sporcu kalbinin yüksek atımlara daha uzun dayanabilmesidir. Sporcu kalbinin kan pompalama kapasitesi de yüksektir. Gereken kanı, sporcunun kalbi daha düşük atımlarla sağlayabilir çünkü kapasitesi yükselmiştir.</p>
<p>Spor yapınca vücudun verimi yükselir. Vücut enerjiyi daha verimli kullanabilir. Bu kapasitenin artması ile de ilgilidir.</p>
<p>Ağır antrenman, nabzın çok yükseldiği antrenmanlardır. Yüksek nabız, kalbin hızlı attığını, kan dolaşım hızının yüksek olduğunu gösterir. Böyle bir durumda kan basıncı da yüksektir. Şimdi bir bahçe sulama hortumu düşünün. Ucunu parmağınızla kapatmaya başladığınızda suyun basıncı artar. Eğer ağır antrenman da aniden kesilirse, kasların kana ihtiyacı birden azalacağından (damarlarda büzülme yoluyla kan akış miktarı ayarlanır) yarı kapatılan bahçe hortumundaki su gibi, kanın basıncı da daha artacaktır. Yükselen kan basıncı ilk önce kafanın kalp atışı ritminde zonklamasıyla hissedilir. Bu tehlikelidir. Beyindeki kılcal damarlar çatlayabilir. Bunun dışında, kan akışı azalan kaslarda, biriken laktik asitin dağılması da zorlaşır. Antrenman birden kesilmemelidir. Ağır (yüksek tempolu) koşular, bitime yakın hafif koşuya çevirilmeli, sonra da jog’a dönüşmelidir.</p>
<p>* Eğer esnetmeyi tam yapmazsanız, bear the consequences. Esnetmeyi takımla yaptıktan sonra, eğer iyi esnetemediğiniz kaslarınız varsa onları ayrıca esnetin. Kramp giren yerler varsa onlar da çok zorlamadan yavaş yavaş ısrarla esnetilmelidir. Esnetilen kasların dinlenme süresi daha kısadır. İyi ısınmadığınızı düşünürseniz, ısınmayı uzatmaktan çekinmeyiniz. Eğer, Amerikan arabaları gibi geç ısınan bir modelseniz, diğerlerinden önce hafif koşu veya hiç olmazsa yerinizde hareketler yaparak ısınabilirsiniz.</p>
<p>Isınma: Isınma, kanın vücudun diğer sistemlerinden, kas sistemine geçmesidir. Vücut sıcaklığının yükselmesi, kanın genişleyen damarlardan gerekli kaslara rahatça ulaşabilmesi, kasların “kasıl” emrinde tam kasılıp, “gevşe” emrinde tam gevşeyebilmesi durumudur.</p>
<p>* İnsan kanının ana görevi oksijen taşımaktır. Oksijen, nerenin ihtiyacı varsa, oraya gönderilir. Ağır bir yemekten sonra, güçsüzlük ve çabuk nefes nefese kalmanın sebebi, kanın sindirim sistemine hizmet vermek için kas sisteminden çekilmiş olmasıdır. Isınmada bunun tersi olur. Spor yaparken, kaslarımız normalden çok daha fazla oksijene, yani kana ihtiyaç duyar. Oksijene olan ihtiyacı yavaş yavaş göstermek gerekir. Isınmada hafif hareketlerle, kasların ihtiyacını arttırırız. Vücut da, karşılık olarak diğer sistemlerdeki damar başlarını büzerek kaslara giden kanın miktarını arttırır. Bu geçiş hemen olmaz, tok olup olmamayla, yorgunlukla, kişinin durumuyla değişkenlik gösterir. 10-15 dakika kadar sürer bu geçiş. Eğer, antrenmana ısınmasız pat diye başlanırsa, bu kan akışı ayarlanmadan, sıcaklık yükselmeden, kaslar alışmadan, damarlar genişlemeden birden yüklenilecek olursa; ani yorgunluk gelir, dolaşım yetersizliğinden laktik asit birikir, kaslar yıpranır. Kasları alıştırmadan, ısıtmadan başlanılan antrenmanlarda, spor yaralanmaları riski artar. Kaslar yıpranır. Şimdilik bu kadar yaziyim.. Sonra fasikül 2 ile devam ederim.</p>
<p><em>İLHAN AKiDiL, 1996</em></p>
<p><a href="http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcinin-el-kitabi-fasikul-1/">Küçük Kürekçinin El Kitabı &#8211; Fasikül 1</a> is a post from: <a href="http://erkansahan.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/erkansahan.com?referer=');">Erkan Sahan</a></p>
<img src="http://www.erkansahan.com/?ak_action=api_record_view&id=1955&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcinin-el-kitabi-fasikul-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://www.erkansahan.com/2009/07/kucuk-kurekcinin-el-kitabi-fasikul-1/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
