<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>Genç Siviller</title>
	
	<link>http://gencsiviller.net</link>
	<description>Genç Siviller Rahatsız</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 14:00:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/GencSiviller" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="gencsiviller" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><feedburner:emailServiceId xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">GencSiviller</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0">http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><item>
		<title>KANDİL’DE ULUDERE</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2012/02/22/kandilde-uludere/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2012/02/22/kandilde-uludere/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 13:54:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2185</guid>
		<description><![CDATA[Kandil ve Uludere arasında bağlantı olduğu iddiaları son günlerde birçok habere konu edildi. Ve en çok okunan haberlerin başını çekiyor. Bu yüzden başlığı görünce bazılarınızın aklına hemen Kürdistan bayraklarına sarılı... <a class="meta-more" href="http://gencsiviller.net/2012/02/22/kandilde-uludere/">Devamını oku <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kandil ve Uludere arasında bağlantı olduğu iddiaları son günlerde birçok habere konu edildi. Ve en çok okunan haberlerin başını çekiyor. Bu yüzden başlığı görünce bazılarınızın aklına hemen Kürdistan bayraklarına sarılı tabutları olan Uludere ve PKK ’nin üssü olan Kandil Dağı gelmiş olabilir.</strong></p>
<p>Oysa bu yazının başlıkla tek ilgisi, Uludere ziyaretimin Mevlit Kandiline denk gelmiş olmasıydı. Dini hassasiyetlerin çok önemli olduğu bölgede, acıların paylaşılması için belki de bundan uygun bir gün daha olamazdı. Dindar arkadaşlarımın ‘büyük sevaba gireceksin, senin yerinde olmak isterdim’ sözleri bu nedenle halen aklımda. Kandil gününe denk gelmesi nedeniyle kandil simitlerimizle birlikte katliamda hayatını kaybeden ailelerin kapılarını çaldığımda bir misafiri daha yanlarında görmenin memnuniyetini vardı yüzlerinde. Olayın ardından Kandil gününe kadar uzunca bir süre geçmesine rağmen taziye ziyaretleri halen yoğun olarak devam etmekte. Gelen misafirlerin çokluğu aileleri hiç rahatsız etmiyor, aksine ilgiden memnunlar. İnsanların samimiyeti ve acıların paylaşılmak istenmesi, acıların azalmasına ve kısa süreliğine de olsa acıların unutulmasına neden oluyor. Haberlerde izlediğimiz ilk günkü gergin ortam ise yerini derin bir sessizliğe bırakmış. Herkesin aklında ise aynı soru var: ‘Peki bundan sonra ne olacak?’</p>
<p>Ailelerin tek isteği bu katliamda kimin parmağı varsa ortaya çıkarılıp cezalandırılması. Tazminat değil, failler bulunsun istiyorlar. Katliamda kardeşini ve 3 amcaoğlunu kaybeden Veli Encü’ye göre katliamda bütün sorumluluk devlette. Bu katliamı devlet değil de 1-2 kişi yapmış olsa bugüne kadar cezaları verilirdi diye düşünüyor. Ailelerde ise genel olarak olayın tazminat ve medyanın desteği ile örtülmeye çalışıldığı düşüncesi hakim. Bombalamadan sonra yapılan ‘terörist sanmıştık’ açıklamasıyla toplumun kandırıldığına inanıyorlar. Olay anında askerlerin aydınlatma fişeğini attıktan sonra grubun terörist değil, mazota gidenler olduğunu anladıklarını bu rağmen bombaladıkları ise bir başka iddia. Ayrıca lise son sınıf öğrencisi kardeşini kaybeden Vahit Encü, jetler 2. bombalamayı yapmadan 40- 50 dakikalık süre boyunca yetkili kim varsa herkesi aradıklarını ama kimsenin telefonlara cevap vermediğini söylüyor. Bombalama bittikten sonra ise olay yerine gittiklerinde yanmış, erimiş cesetlerle karşılaşıyorlar.</p>
<p>“Cesetlere elleyemiyorduk, sanki kimyasal madde vardı ve korkuyorduk bize de bulaşır diye. Çok yakın akrabalarımız olmazsa hayatta dokunamazdık. Hayvan leşleri ve akrabalarımızın cesetleri birbirine karışmıştı, çoğu tabutun içi neredeyse boştu. Kardeşim Cemal bombalamadan sonra iki buçuk üç saat yaralı dayanabildi ama tüm aramalarımıza rağmen hiçbir yardımın gelmemesi yüzünden donarak öldü. ‘Biz size yardım edemeyiz’ dediler. Bu şekilde 10 yaralı vardı ve bir çoğu donarak öldü. Sonra da bazı cesetleri poşetlere koyup, bazılarını da battaniyeye sarıp katırlara yükleyerek getirdik. Odun gibi üst üste koyup traktörlere yükledik”.</p>
<p>Bu sözler bir PKK ’linin ifade tutanağından değil. Belki kardeşi öldürülmemiş olsa hiç konuşmayacak kadar bu kavgadan uzak duran üniversite öğrencisi bir ağabeye ait. Vahit Encü, lise son sınıf öğrencisi kardeşi Cemal’in donarak ölümünü gözleri dolarak anlatmıştı. Vahit, “kaçakçılar eroin kaçırır, pis işler yapar, biz mazot getirip satıyoruz ekmeğimizi kazanıyoruz.” derken sonuna kadar haklı. Devlet terminolojisiyle söylemek gerekirse hepsi “kaçakçı” bir aileden geliyor. Fakat bu aileler Kaçakçı denilmesini istemiyorlar. Çünkü yaptıklarının kaçakçılık olamayacağını zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için para kazandıklarını anlatıyorlar.</p>
<p>Aileler kendilerini tanıtırken Şehit babası ve Şehit annesi gibi şehitlik vurgusunu özellikle yapıyorlar. Şehit babası diyerek kendini tanıtan Halil Encü, olayı anlatırken toplumun, medyanın ve hükümetin tavrından yakınıyor. Olay olduğu günden beri kendileriyle en çok ilgilenen partiyi tahmin edebiliyorum. Ancak diğerlerinin tutumunu merak ettiğim için yine de sordum. İlk olarak olaydan sonra aşırı politize olmuş ailenin gençlerinin ‘bizim parti’ dedikleri BDP, sonra ise CHP yanıtı alıyorum. Ak Parti’nin ise kendileriyle neredeyse hiç ilgilenmediğini düşünüyorlar. Başbakan’ın bakanlarını yolladığını ancak bakanların köye ve ölen çocukların ailelerinden hiçbirinin evine uğramadığını, sadece karakolda, medyaya göstermelik bir senaryoyla ölenler ile hiç alakası olmayan bir ağayı telefonla aradığını anlatıyorlar.</p>
<p>Aileler en büyük hayal kırıklığını bu ilgi bittiğinde, herkes bu olayı unuttuğunda yaşayacaklar. Yıllar geçtikçe belki de bu hayal kırıklıkları artacak. Özellikle failler bulunamazsa aileler ikinci kez yıkılacak. Her gün ağabeylerinin mezarı başına gidip yas tutan çocuklar ağabeylerinin yaşına geldiğinde bunun hesabını sormak isteyecekler. Aileler her ne kadar devlete küsseler de halen faillerin bulunabileceği umudunu taşıyorlar. Kürt meselesinde bugüne kadar en cesur adımları atmış iktidar, samimi bir özür ve insani bir refleksle acıları tamir etmeli. İktidar bu katliamla itildiği çukura çok kötü bir kriz yönetimiyle kendini gömdü. Uludere üzerinden siyasi manevra yapmayı bütün partiler bırakmalı. PKK sivilleri öldürdüğünde konuşulan meşruiyet söylemleriyle, devlet vatandaşını öldürdüğünde konuşulan meşruiyet söylemleri arasında bir fark görmediğimiz gün yeni Uludereler yaşanmaz. Her katliamda olduğu gibi yine en masum olan, kavgadan habersiz ve sadeceöldürülen evlatları için üzülen anneler ise artık kandil günlerinde evlatlarının ruhuna göz yaşı dökmek zorunda bırakılmaz..</p>
<p>Melih Burak Yıldız</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2012/02/22/kandilde-uludere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hrant için yeniden!</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2012/01/18/hrant-icin-yeniden-taksimde/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2012/01/18/hrant-icin-yeniden-taksimde/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 15:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eylemler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2175</guid>
		<description><![CDATA[19 Ocak 2007&#8242;de saat 17.00&#8242;da Türkçe / İngilizce / Ermenice SEVGİLİ KARDEŞİM yazan pankartlarla Taksim Meydanı&#8217;ndaydık. 23 Ocak 2007&#8242;de Agos Önünden Yenikapı&#8217;ya yürümüştük. Her 19 Ocak&#8217;ta Agos&#8217;ta, her doğum gününde... <a class="meta-more" href="http://gencsiviller.net/2012/01/18/hrant-icin-yeniden-taksimde/">Devamını oku <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2012/01/hrant_dink_01a.jpgmid.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2177" title="hrant_dink_01a.jpgmid" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2012/01/hrant_dink_01a.jpgmid-210x300.jpg" alt="" width="210" height="300" /></a>19 Ocak 2007&#8242;de saat 17.00&#8242;da Türkçe / İngilizce / Ermenice SEVGİLİ KARDEŞİM yazan pankartlarla Taksim Meydanı&#8217;ndaydık.</p>
<p>23 Ocak 2007&#8242;de Agos Önünden Yenikapı&#8217;ya yürümüştük.</p>
<p>Her 19 Ocak&#8217;ta Agos&#8217;ta, her doğum gününde Harbiye&#8217;de, her mahkeme gününde Beşiktaş&#8217;ta olmaya gayret ettik.</p>
<p>Bu 19 Ocak&#8217;ta saat 13.00&#8242;te  mutlaka Taksim&#8217;de olalım.</p>
<p>GENÇ SİVİLLER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2012/01/18/hrant-icin-yeniden-taksimde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sayın Başbakan Sorumluları Görevden Alın</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2011/12/30/sayin-basbakan-sorumlulari-gorevden-alin/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2011/12/30/sayin-basbakan-sorumlulari-gorevden-alin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 16:12:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2161</guid>
		<description><![CDATA[Sayın Başbakan, Kürt sorununun çözümünde büyük bir risk alarak çıktığınız yolda Türkiye’ye büyük bir mesafe aldırdınız. “Analar ağlamasın”, “Kürt sorunu bizim sorunumuz, bu sorunu biz çözeceğiz” dediniz. Tüm dünya susarken... <a class="meta-more" href="http://gencsiviller.net/2011/12/30/sayin-basbakan-sorumlulari-gorevden-alin/">Devamını oku <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/12/sırnak.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2162" title="APTOPIX Turkey Airstrikes" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/12/sırnak-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Sayın Başbakan,</p>
<p>Kürt sorununun çözümünde büyük bir risk alarak çıktığınız yolda Türkiye’ye büyük bir mesafe aldırdınız.</p>
<p>“Analar ağlamasın”, “Kürt sorunu bizim sorunumuz, bu sorunu biz çözeceğiz” dediniz.</p>
<p>Tüm dünya susarken Hüsnü Mübarek  ve Beşşar Esed gibi diktatörlerin işlediği zulümlere “dur” diyen, her fırsatta aklı ve hakikati aradığını söyleyen sizden; 35 genç insan devletin uçakları tarafından bombalandıktan sonra acımızı yatıştıracak bir açıklama bekledik.</p>
<p>En değerli varlıklarını kaybeden acılı ailelere ve vicdanı parçalanan bizlere, annesinin cenazesinde hüngür hüngür ağlayacak kadar “bizden” olan Tayyip Erdoğan gibi, vatandaşlarına karşı sorumlu Başbakan Tayyip Erdoğan gibi davranmanızı bekledik.  Hala bekliyoruz.</p>
<p>Sorumlulardan hesap sorun.</p>
<p><strong>2008 -</strong> Kolombiya Genelkurmay Başkanı Mario Montoya, Gladyo yapılanmasını andıran aşırı sağcı bir örgütün yöneticileriyle işbirliği yaptığı ve bir grup gencin “kaybedildiği iddiaları” üzerine  istifa etti…</p>
<p><strong>2008–</strong> Fransa’da bir tatbikat sırasında kazara gerçek kurşun kullanılması sonucu 17 asker yaralandı. Sarkozy fırçayı atınca, Fransa Genelkurmay Başkanı Bruno Cuche suçu üstüne alarak görevinden istifa etti.</p>
<p><strong>2009–</strong> Afganistan’ın Kunduz bölgesinde Taliban tarafından kaçırılan petrol tankerlerine düzenlenen hava saldırısında onlarca sivil hayatını kaybetti. İlk günlerde basından saklanan sivil ölümler gazetelere operasyonlar görüntüleri düşünce ortaya çıktı. Almanya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Wolfgang Schneiderhan, bu birkaç haftalık süre içinde sivil ölümleri bilmesine rağmen hükümete yeterli bilgi vermemekle suçlanarak görevinden alındı.</p>
<p><strong>2011 -</strong> Askerin sivillere ateş açması üzerine Burkina Faso G.K. Başkanı görevden alındı.</p>
<p><strong>2011–</strong> Kıbrıs’ın güneyinde bir askerî üssün mühimmat deposunda patlama meydana geldi. Patlamada aralarında donanma komutanın da olduğu 12 kişi hayatını kaybetti. Savunma Bakanı Costas Papacostas ve Genelkurmay Başkanı Petros Tsalikidis istifa etmek zorunda kaldı.</p>
<p><strong>2011– </strong>Aliyevlerin Azeri Prensliği Azerbaycan. Bir askerin cinnet geçirerek askerî birlikteki yedi askeri öldürmesi üzerine Cumhurbaşkanı İlham Aliyev üç gün sonra sorumlu Bölge Komutanı General Cingiz Şefiyev’i görevden almakla yetinmedi, rütbesini de düşürdü.</p>
<p><strong>2011 -</strong> Hırvatistan’da Devlet Başkanı İvo Yosipoviç, Genelkurmay Başkanı Yosip Luciç’i görevden aldı. Sebep 2010 yılının eylül ayında yapılan bir tatbikatta iki askerî uçağın düşme nedeninin bir türlü açıklığa kavuşturulamaması. Genelkurmay Başkanlığı’na bir Kurmay Albay getirildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2011/12/30/sayin-basbakan-sorumlulari-gorevden-alin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Kendi halkını katleden bir yönetimin meşruiyeti kalmaz”</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2011/12/29/kendi-halkini-katleden-bir-yonetimin-mesruiyeti-kalmaz/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2011/12/29/kendi-halkini-katleden-bir-yonetimin-mesruiyeti-kalmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Dec 2011 12:15:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2152</guid>
		<description><![CDATA[﻿&#8220;Kendi halkını katleden bir yönetimin meşruiyeti kalmaz&#8221; demişti Başbakan Erdoğan. Meşruiyetini kaybetmek istemiyorsa, Şırnak Uludere&#8217;de, çoğu çocuk 35 insanı katledenlerden derhal hesap sormalı&#8230; İçişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Hava Kuvvetleri... <a class="meta-more" href="http://gencsiviller.net/2011/12/29/kendi-halkini-katleden-bir-yonetimin-mesruiyeti-kalmaz/">Devamını oku <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>﻿<a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/12/IHA_20111229_164300.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2153" title="IHA_20111229_164300" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/12/IHA_20111229_164300-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>&#8220;Kendi halkını katleden bir yönetimin meşruiyeti kalmaz&#8221; demişti Başbakan Erdoğan.</strong></p>
<p><strong>Meşruiyetini kaybetmek istemiyorsa, Şırnak Uludere&#8217;de, çoğu çocuk 35 insanı katledenlerden derhal hesap sormalı&#8230;</strong></p>
<p><strong>İçişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Hava Kuvvetleri Komutanı, Uludere&#8217;deki katliam için hesap vermeli, istifa etmeli&#8230;</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2011/12/29/kendi-halkini-katleden-bir-yonetimin-mesruiyeti-kalmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hit Me Army No More Time</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2011/11/25/hit-me-army-no-more-time/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2011/11/25/hit-me-army-no-more-time/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Nov 2011 08:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biz Kimiz?]]></category>
		<category><![CDATA[Eylemler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2087</guid>
		<description><![CDATA[Mısır gençliği 25 Ocak’ta sokağa indiğinde, Mübarek’i devirip başka bir diktatörlüğün önünü açmak peşinde değildi. Öldürülürken, işkence görürken, hapse atılırken, haklarını ve onurlarını isterken, Mübarek subayları fırsattan istifade etsin demiyorlardı.... <a class="meta-more" href="http://gencsiviller.net/2011/11/25/hit-me-army-no-more-time/">Devamını oku <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/bakry.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2088" title="Mısırlı aktivist Adham Bakry'nin Tantavi'yi yeren grafitisi" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/bakry-300x221.jpg" alt="" width="208" height="154" /></a></p>
<p>Mısır  gençliği 25 Ocak’ta sokağa indiğinde, Mübarek’i devirip başka bir  diktatörlüğün önünü açmak peşinde değildi. Öldürülürken, işkence  görürken, hapse atılırken, haklarını ve onurlarını isterken, Mübarek  subayları fırsattan istifade etsin demiyorlardı.</p>
<p>Kurşunlarınız Mübarek’inkilerden farklı değil. İstikbaliniz de farklı olmayacak.</p>
<p>Bu senaryoyu farklı oyuncularla daha önce de görmüştük. Ama bu sefer Mısır  gençliğinin devrimine el koymanıza izin vermeyeceğiz. Geleceğimizi  çalamaz, iyimserliğimizi öldüremezsiniz. 25 Ocak’tan önce bunu nasıl  yapacağımızı bilemiyorduk. Şimdi çok iyi biliyoruz. Mısırlıların  Mübarek’i alaşağı etmeden önceki insanlar olduklarını sanmayın, yanılırsınız.</p>
<p>Uluslararası güçler “Mısır krizi”nde tarafsız olduklarını söylüyorlar. Onlara hatırlatmak isteriz ki şiddet uygulayan, hatta kadınlara cinsel istismarda bulunan “taraf”ı halihazırda zaten silahlandırıyorsunuz ve bu aslında  “taraf”ınızı tuttuğunuz anlamına gelir. Bu katliama sessiz kaldıkça katillerin tarafında duracaksınız, açık ve net.</p>
<p>Kalpleri Mısırlılar ile beraber atanlar için gün, tekrar Mısır için harekete geçme günüdür.</p>
<p><strong>26 KASIM CUMARTESİ </strong></p>
<p><strong>13:00 &#8211; </strong><strong>Bebek Parkı  (</strong><strong>Mısır Konsolosluğu&#8217;nun yanı)</strong></p>
<p><strong>İletişim : </strong><strong>(0533) 355 52 04</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2011/11/25/hit-me-army-no-more-time/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nahda Network Zirvesi düzenlendi!</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2011/11/18/nahda-uluslararasi-toplantisi-istanbulda/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2011/11/18/nahda-uluslararasi-toplantisi-istanbulda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 01:00:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biz Kimiz?]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2019</guid>
		<description><![CDATA[Genç Siviller, Ortadoğu'daki aktivistleri İstanbul'da bir araya getiriyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/NAHDA1.jpg"><img class="size-medium wp-image-2020 alignleft" title="NAHDA" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/NAHDA1-300x163.jpg" alt="" width="240" height="130" /></a> Nahda Network Zirvesi  Taksim Point Otel’de düzenlendi.</p>
<p>Aralarında Mısırlı ünlü televizyoncu, aktör, aktivist Khaled Abol Naga’nın da olduğu Mısır, Libya, Tunus, Suriye, Lübnan ve Filistinli aktivister sıradışı hikayelerini anlattılar.</p>
<p>Zirvede ayrıca dünyanın en saygın Ortadoğu uzmanları arasında gösterilen Robert Fisk ve Avrupa Birliğinden Sorumlu Devlet Bakanı Baş Müzakereci Egemen Bağış da birer konuşma yaptı.</p>
<p>Türkçe – Arapça – İngilizce simültane çeviri yapılan toplantıları çok sayıda diplomat ve uluslararası basın temsilcisi takip etti.</p>
<p><strong>PROGRAM</strong></p>
<p><strong>18 KASIM CUMA </strong></p>
<p>10:00- 10:30</p>
<p>Açılış Konuşmaları</p>
<p><strong>10:45-12:00</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Khaled Abol Naga’nın Açılış Konuşması (Mısırlı aktör,</strong> <strong>film yapımcısı, aktivist ve UNICEF iyi niyet elçisi): “Birleştirici bir </strong><strong>Arap Bilinci”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>13:30-15:30 1. Panel:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Anı yaşamak: Orta Doğu’daki ezeli, ebedi, ceberut diktatörlerini nasıl devirdik? </strong></p>
<p>Konuşmacılar:<strong> Wael Abbas (Mısırlı aktivist, Misr Digital), Fatma Riahi (Tunuslu aktivist, Arabicca), </strong><strong>Adham Bakhry (Mısırlı grafiti sanatçısı), Aly Hazzaa (Mısırlı Gazeteci) ve Ayat Mneina (Libyalı aktivist, </strong><strong>Libya Gençlik Hareketi)</strong></p>
<p>Moderatör:<strong> Mete Çubukçu (NTV)</strong></p>
<p><strong>15:45-16:45 2. Panel:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin sessiz devrimi </strong></p>
<p>Konuşmacılar:<strong> Bilal Macit (Türkiye’nin en genç milletvekili, AKP), Ceren Kenar (Nahda Network, </strong><strong>direktör) ve Fatih Demirci (Genç Siviller)</strong><br />
Moderatör:<strong> Yıldıray Oğur (Taraf)</strong></p>
<p><strong>17:00-19:00 3. Panel:</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dikkatli ol Esad, sırada sen varsın: Esad’la nasıl başa çıkmalı?</strong></p>
<p>Konuşmacılar: <strong>Husam Alkatlaby (Suriye Ulusal Konseyi üyesi), Omar Almuqdad (Suriyeli aktivist), ve</strong> <strong>Ali Latifa Fakhry (Irkçılık Karşıtı Hareket, Lübnan</strong></p>
<p><strong> </strong>Moderatör: <strong>Ceyda Karan</strong> (Habertürk)</p>
<p>_____________________________________________________</p>
<p><strong>19 KASIM CUMARTESİ</strong></p>
<p><strong>10:00-11:00 Robert Fisk (The Independent):</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Arap devrimlerinin geçmişi ve geleceği: Neden isyan </strong><br />
<strong>ettiler, ne istiyorlar ?”</strong><br />
<strong>11.30-12:30: Devrim-sonrası sorunlar:</strong></p>
<p><strong><br />
“Devrim-sonrası Mısır  yönetimi pasaportuma nasıl el koydu ?” Mohammed Maree ile Skype  üzerinden ropörtaj (Mısırlı aktivist, Egytimes), röportajcı Merve  Alıcı (Genç Siviller)</strong></p>
<p>Moderatör: <strong>Işın Eliçin</strong> (Gazeteci, TRT Türk)</p>
<p><strong>13:30-15:15 Sınır tanımayan aktivistler: Suriye’deki mücadeleyi neden ve nasıl desteklemeli? </strong></p>
<p>Konuşmacılar: <strong>Fawaz Zakri (Suriyeli aktivist) ve Firas Al Ghannam (Suriyeli aktivist ve gazeteci)</strong><br />
Moderatör:<strong> Bekir Berat Özipek (Star, Today’s Zaman)</strong></p>
<p><strong>15:30-17:45 Yuvarlak Masa Toplantısı: Daha iyisini yapacağız: Devrim-sonrası Orta doğu’yu </strong><br />
<strong>bekleyen sorunlar </strong></p>
<p>Konuşmacılar:<strong> Sofiane Chourabi (Tunuslu gazeteci, Kandil dergisi), Asmaa Alghoul (Filistinli gazeteci ve </strong><br />
<strong>aktivist, Alghoul) ve Assaad Thebian Takreem (Sosyal medya danışmanı)</strong><br />
Moderatör:<strong> Prof. Dr. Abbas Vali (Boğaziçi Üniversitesi)</strong></p>
<p><strong>18:00-19:00 Avrupa Birliği’nden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın Konuşması </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2011/11/18/nahda-uluslararasi-toplantisi-istanbulda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Er Uğur Kantar ne için öldürüldü?</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2011/11/17/er-ugur-kantar-ne-icin-olduruldu/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2011/11/17/er-ugur-kantar-ne-icin-olduruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 06:29:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biz Kimiz?]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak İşler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2062</guid>
		<description><![CDATA[Er Uğur Kantar ne için öldürüldü? Doğrusu Uğur Kantar bir hiç uğruna öldürüldü. Gençliğinin baharında hiç tanımadığı bir memlekete “zorunlu askerlik hizmeti” için gönderilen ve saatlerce güneş altında elleri kelepçeli... <a class="meta-more" href="http://gencsiviller.net/2011/11/17/er-ugur-kantar-ne-icin-olduruldu/">Devamını oku <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/ugur-kantar-oldu-izdirap-tasi-kalkti_5574_b.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2063" title="ugur-kantar-oldu-izdirap-tasi-kalkti_5574_b" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/ugur-kantar-oldu-izdirap-tasi-kalkti_5574_b.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a><strong>Er Uğur Kantar ne için öldürüldü?</strong></p>
<p>Doğrusu Uğur Kantar bir hiç uğruna öldürüldü.</p>
<p>Gençliğinin baharında hiç tanımadığı bir memlekete “zorunlu askerlik hizmeti” için gönderilen ve saatlerce güneş altında elleri kelepçeli bir şekilde bırakılıp, ölesiye dövülerek öldürülen Uğur Kantar Genelkurmay’ın zabıtlarına “zayiat” olarak geçirildi.</p>
<p>Genelkurmay Başkanlığı yaptığı açıklamalarla askerliğini tamamlamış her vatandaşın bildiği bir gerçeğin üzerini örtmeye çalışıyor, diskolarda yaşanan vahşete gözlerimizi yummamızı istiyor. Adeta bizlerin zekâsıyla alay edercesine, bu olayın “münferit” olduğuna inanmamızı istiyor. (Hâlbuki sadece <a href="http://www.askerhaklari.com/">www.askerhaklari.com</a> sitesine son yedi ayda diskoda kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla 65 başvuru yapıldı.)</p>
<p>İşkence ve kötü muameleyi onlara öğretildiği gibi diskoda uygulayan iki gardiyanı tutuklayarak kimse temize çıkamaz. Herkes biliyor ki, komutanlarının izni olmadan hiçbir asker başka bir askere böyle bir işkenceyi yapamaz. Genelkurmay TSK’da işkencenin sistematik olmadığını ispat etmek istiyorsa bağımsız ve sivil denetime açık bir denetleme sisteminin kurulmasına engel olmaktan vazgeçmelidir.</p>
<p>Genelkurmay Başkanlığı TSK komuta kademelerinde görev yapan tüm personelin “insan haklarına ve özgürlüklerine son derece saygılı” olduğunu ve “baba-ağabey şefkatiyle” görev yaptığını belirtiyor. Sizin için Er Uğur Kantar 700 bin kişi içinde tek bir asker olabilir, fakat o anne ve babası için dünyalara bedel bir evlattır. İşte Genelkurmay&#8217;ın &#8220;baba&#8221; şefkatiyle, gerçek &#8220;baba&#8221; şefkati arasındaki fark budur.</p>
<p>18 Kasım’da yani yarın Uğur Kantar davası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde başlıyor. Biz aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşları bu davanın takipçisi olacağız.</p>
<p>Başka Uğur Kantar’lar bir hiç uğruna ölmesin diye…</p>
<p><strong>İMZACI SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ:</strong></p>
<p>Genç Siviller<br />
Asker Hakları İnisiyatifi<br />
Çağdaş Hukukçular Derneği<br />
Helsinki Yurttaşlar Derneği<br />
İnsan Hakları Derneği<br />
Mazlumder<br />
Türkiye İnsan Hakları Vakfı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2011/11/17/er-ugur-kantar-ne-icin-olduruldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ceren Kenar Taraf’ta Suriye Meselesini Yazdı</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2011/11/15/ceren-kenar-tarafta-suriye-meselesini-yazdi/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2011/11/15/ceren-kenar-tarafta-suriye-meselesini-yazdi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2011 12:15:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biz Kimiz?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2051</guid>
		<description><![CDATA[Genç Siviller üyesi ve Nahda Network Direktörü Ceren Kenar tarafından kaleme alınan ve Taraf gazetesi Her Taraf köşesinde 10.11.2011 ve  3.11.2011 tarihlerinde yayınlanan yazılar: Suriye Meselesinde Tehlikeli bir Siyaset: Çoğunluğa... <a class="meta-more" href="http://gencsiviller.net/2011/11/15/ceren-kenar-tarafta-suriye-meselesini-yazdi/">Devamını oku <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/Syrian-Revolution.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2054" title="Syrian-Revolution" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/Syrian-Revolution-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Genç Siviller üyesi ve Nahda Network Direktörü Ceren Kenar tarafından kaleme alınan ve Taraf gazetesi Her Taraf köşesinde 10.11.2011 ve  3.11.2011 tarihlerinde yayınlanan yazılar:</p>
<p><strong>Suriye Meselesinde Tehlikeli bir Siyaset: Çoğunluğa karşı, Azınlık Diktasıyla Flört</strong></p>
<p>Beyrut’un Ermeni muhiti Burj Hamud geçen hafta Ermeni “yerlilerin” Suriyeli Kürt “göçmenleri” kovma girişimleri ile hareketlendi. Beyrut’ta düzenlenen anti-Esad bir protestonun ertesinde, manidar bir zamanlamayla, Taşnak partisi bu bölgede ikamet eden Suriyeli göçmenlerin evlerini terk etmelerini ve ev bölgedeki sahiplerinin de göçmenlere ev vermemelerini “rica” etti. Bu linç hareketinin altında yatan ekonomik ve sosyal birçok faktör olmasına rağmen, ateşi fitilleyen son günlerde Ortadoğu’nun en büyük ayrışmalarına sebebiyet veren meselesi, Suriye oldu…</p>
<p>Sakinlerinin çoğunluğunu Ermeni katliamından kaçarak Beyrut’a yerleşmiş Ermenilerin oluşturduğu Burj Hamud, bu sefer başka bir katliamın – bu katliamlar arası kıyaslama ve benzerlik kurmak mümkün olmasa da- mağdurlarına merhamet göstermedi. Suriye rejimine direnen Kürtler ile Esad’ı Ortadoğu’da kendilerine hami olarak telakki eden Taşnaklar arasındaki bu gerilim, Ortadoğu siyasetinde bazı Hıristiyan grupların şu an oynadığı tehlikeli ve gayrı-ilkesel siyaset üzerine birkaç not düşmeyi gerektiriyor.</p>
<p>Arap dünyasında son yılda yaşanan devrim halkasına dair en heyecan verici unsurlardan biri bu devrimlerin “kimlik” çağında kimlik ötesi bir özellik arz etmeleriydi. Ne Tunus, ne de Mısır –ve hatta Libya- meydanlarına damgasını vuran sloganlar belirli bir kimlik siyasetinin etrafında örülü değildi. Meydanlarda yükselen talepler, bir kimlik grubunun çıkarlarına, siyasi gündemlerine indirgenmemişti. Aksine protestocuların talebi temel insan haklarına ve onuruna saygı duyan bir siyasi otoritenin kurulması, temel yurttaşlık haklarının herkes için tesis edilmesiydi. Bu aslında göstericilerin, farklı kimlik ve ideolojilerinden bağımsız, bir “ortak kötü” algılarının olduğunu gösteren ve zımni olarak belli bir “ortak iyi” mefhumunu paylaştıklarını ima eden bir çoğulculuktu.  Bunun sonucu –ve elbette sebebi olarak- sosyalistler, liberaller, İslamcılar birlikte hareket ettiler, meydanlar etnik, ideolojik ve dini farklılığı ve çoğulculuğu yansıttı.</p>
<p>Bu bakımdan belki de bu protestolar biraz “modası geçmiş” ya da modası geçtiği düşünmemiz beklenen bir siyaseti yansıtıyordu. Tekil bir kimlik çıkarından azade, temel hak ve özgürlük vurgusu ile bir eylemcilik ve siyaset yapma anlayışı son 30 yılda dünya siyasetinde çok da alışık olmadığımız bir mefhum, ne yazık ki.  Elbette, devrim sonrası ayrışmalar, farklılaşmalar olacaktır, farklı ideolojik duruşlar yeni kurulacak rejimlerin bekası konusunda çatışacaktır. Lakin yine de bu devrimler tarihe en azından yapılış sürecindeki çoğulculukla geçecektir.</p>
<p>Suriye protestolarında ise benzer şekilde göstericiler bir kimlik grubu oluşturmuyor. Özellikle Kürtlerin de liderleri Meşal Temmo’nun suikasta kurban gitmesi ile kitlesel intifadaya geçmeleri akabinde, muhalefetin renkliliği daha da arttı. Fakat, Suriye’yi diğer süreçlerden ayıran özellik, protesto aleyhtarlarının bir kimlik üzerinden ve bu kimliğin belirlediği siyaset ile mevcut rejimi yani katliamları desteklemeleri. Esad ailesi ve yönetimi ile özdeşleşen, devletin zor aygıtlarında oldukça etkili olan Nusayrilerin rejime sıkı sıkı sarılmaları siyaseten anlaşılabilecek bir durum. Elbette yapmasalar daha iyi, bu rejimin ilelebet yürüyemeyeceğini ve bu desteğin rejim sonrası dönemde başlarını çok ağrıtacaklarını görmeleri tüm protestocuların temennisi. Bu pragmatik siyaset anlayışından da mühimi, ilkesel düzeyde, mevcut yönetimin ve şiddetinin aslında kendi mezheplerini zehirlediğini, kirlettiğini görmeleri elzem.</p>
<p>Suriye’de resmi daha karmaşık hale getiren grup ise Hıristiyanlar. Rejimle organik bir bağları olmamasına rağmen, Hıristiyan nüfusun çok büyük bir kısmı rejimle birlikte hareket ediyor. Protestolara katılmamak bir yana, rejimi baki kılmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Lübnan Hıristiyanlarının bir kısmı da bu desteğe arka çıkıyor. O kadar ki Lübnan Marunî kilisesi –Lübnan Hıristiyan nüfusunun çoğunluğunu oluşturan sekt- Patriği Beşar Butros el-Rey Suriye rejiminin yıkılmasının Orta Doğudaki tüm Hıristiyanlar için bir tehlike oluşturacağına dair görüş bildirdi. Hıristiyanların Esad desteğinin en önemli gerekçesi ise basit: İslami köktencilik korkusu…</p>
<p>Yakın zamanda Mısır’da yaşanan, Mısır’ın kadim Hıristiyan grubu, Kıptilere yönelik saldırılar var olan köklü endişelerin ve bu paranoyalar üzerinden siyaset yapanların elini güçlendirdi. Fakat gözden kaçırılan nokta Kıpti nüfusun daha önce ne Mübarek, ne de halefi Sedat yönetimleri ile işbirliği yapmadığı ve bu askeri cunta rejimlerine her zaman muhalefet ettikleri gerçeği. Tahrir meydanında en çok ses veren unsurlardan biri Kıpti gruplardı.</p>
<p>Korku siyaseti irrasyonaliteye iten bir duygudur. Korku ile şekillenen siyaset çoğu kez korkuyu bizzat gerçek kılmaktan öte bir şeye yaramaz. Bölge Hıristiyanlarının hâlihazırdaki “yılana sarılma” siyasetleri da bu anlamda bir istisna değil. Siyasette ilkeyi, değerleri, prensipleri es geçtiğiniz zaman bile mazur görebileceğimiz bir pozisyon değil. Suriye’de olası bir demokrasinin kurulması için her gruba düşen sorumluluklar var. Hıristiyan gruplar için bu sorumlulukların başında gelen Esad’ın katliam ve işkencelerine öncelikle ahlaki bir yerden karşı durma basiretini göstermek. Zira siyaseten karlı olarak görülen Esad’ı destekleme stratejisinin her an tehlikeli bir Rus ruletine dönme ihtimali de ne yazık ki baki.</p>
<p>Bölge azınlıklarının öğrenmesi gereken temel bir siyasi kural var: çoğunlukla yaşamayı hazmetme. Bölgedeki otokrat rejimler bir şekilde çökmeye mahkûmlar, Suriye’de bugün olmasa da yarın bir şekilde meşruiyetini çoğunluktan alan bir yönetim kurulacak. Bu kaçınılmazlık karşısında, Hıristiyanların kendilerini azınlık diktası ile özdeşleştirmeleri siyasi bir intihar. Siyasetin doğasına aykırı bir şekilde, kendini çoğunluk karşısında konumlandırmak ve mevcut azınlık dikta rejimindeki ısrarın bu gruplara gelecek veya güvence sağlaması oldukça düşük bir ihtimal.</p>
<p>Suriye’de sürdürülebilir bir demokrasiyi sağlayacak önemli unsurlardan biri Hıristiyanların bu süreçte kurulacak yeni Suriye’ye katkıda bulunması, bu süreçte etkin aktör olması ve kurulacak olası bir demokratik sistemi talep ve iradeleri ile güçlendirmeleri. Azınlık hakları çoğunluğu ezen bir azınlık diktasına sahip çıkmakla korunamaz, ancak ve ancak o çoğunluk ile ortak bir gelecek tahayyülü içinde siyaset yaparak tahsis edilebilir…</p>
<p>Bilmem bunların aynısının Bahreyn’de Şiilerden korkan ve göstericileri paralı askerler ile vahşi şekilde bastırmaya çalışan Sünni azınlık için de geçerli olduğunu söylemeye ihtiyaç var mı?</p>
<p><strong>CHP’nin Suriye hakkında bilmek istemedikleri</strong></p>
<p>Cumhuriyet mitinglerindeki “Türkiye’nin güvencesi Kemalist orduyu bağrımıza basıyoruz! Kemalist ordu konuşacak!” ifadeleriyle zihnimize kazınan Birgül Ayman Güler, Suriye gezisi sonrası görünen o ki, Esad’ın ordusunu da bağrına basmaya karar vermiş.</p>
<p>Kaddafi-Kim Jong İl-Chavez-Saddam Hüseyin gibi şanlı anti-emperyalist diktatörlerin birbirlerini ağırlayıp övdükleri turların bir benzeri Suriye gezilerinin akabinde bir basın açıklaması yapan CHP’liler, Suriye meselesinde tüm dünya kamuoyunun yanıldığına kani olmuşlar. Suriye’de yaşananların uluslararası bir komplo olduğunu saptayıp, göstericileri “terörist” ilan etmişler.</p>
<p>Senelerdir “Türkiye İran olmayacak” sloganı ile ortalığı inleten Kemalist çevreler, görünen o ki şu an Türkiye’nin İran gibi Suriye meselesinde Esad’a destek vermesini temenni ediyor.  CHP bir adım ileriye gidip “ulusalcı enternasyonel” vari dünya üzerinde pan-anti-emperyalizm söylemi altında, kendi halkına eziyet eden ülkeler ile bir dayanışma ağı kurmadan önce, Suriye’de yaşanan son derece sevimsiz bazı hadiselerden haberdar olsa isabet olacak. Zira ben tüm iyi niyetim ve naifliğimle, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye’de gerçekten ne olup bittiğini bildiği takdirde, partisi adına bu açıklamaların yapılmasına sessiz kalmayacağına inanmak istiyorum.</p>
<p>Bizler Kurban bayramını sevdiklerimizle kutlarken, güya geçen hafta Arap Ligi’nin hazırladığı barış planını kabul etmiş olan Esad, bayram sürecinde en az 60 kişi öldürdü. Homs şehri kana bulandı…</p>
<p>Gösteriler başladığından beri 4000 kişinin öldüğü, on binlercesinin işkence ve tutuklamalara maruz kaldığı belirtiliyor.</p>
<p>Ama tüm bunlar istatistik. Siz de Stalin gibi kitlesel ölümler istatistiktir mi diyorsunuz? Yeterince içimize işlemiyor değil mi? O zaman gelin bu 4000 kişiden bazılarının isimlerini, hikâyelerini öğrenelim. Bu yazının bundan sonrası ağır ölçüde şiddet ve terör içerecektir. Kalbi kaldıramayacak olanlar lütfen okumasın.</p>
<p>10 Nisan 2011</p>
<p>Suriye ordusunda albay olan Rami Kataş, emrindeki 14 askerle beraber, Suriye istihbaratı, Muhabarat tarafından öldürülür. Kataş silahsız göstericilere rastgele ateş açma emrine karşı gelmişti.</p>
<p>29 Nisan 2011</p>
<p>Hamza Ali Elkatib Suriyenin el-Cizeh kentinde babasıyla bir rejim karşıtı gösteriye katılır. Tutuklanır, ağır işkenceden geçirilir. Öldüğünde tüm vücudunda işkence izleri, sağ kolunda ve karnında kurşunlar vardır. İşkence sırasında erkeklik organı parçalanmıştır. Hamza öldüğünde 13 yaşındaydı. Babası ölümünden sonra Hamza’nın cesedinin resimlerini ve video kaydını kamuoyuyla paylaştı ve bunun sonucunda tutuklandı. Hamza’nın babasından haber alınamıyor. Suriye Hamza’nın ölümü ile ilgili soruşturma başlatılacağını söyledi. Soruşturmanın sonucu Suriye devlet kanalı vasıtasıyla açıklandı: Hamza’nın silahlı, cihad isteyen bir terörist olduğuna kanaat getirilmişti.</p>
<p>16 Mayıs 2011</p>
<p>Dara’da gerçekleşen askeri bir operasyondan 15 gün sonra, halkın sokağa çıkmasına izin verilir. Dara sakinlerinin bir kısmı sokakta yürürken keskin bir koku geldiğini fark eder. Bir delikte Abdülrezzak Abdeleza Ebu Zeyd’in karısı ve 3 yaşındaki bebeğinin cesedi bulunur. Cesetlerin elleri arkalarından bağlanmıştır.</p>
<p>8 Haziran 2011</p>
<p>Suriye’nin Dara şehrinde,  Tamer Muhammed Elşeri’in cansız bedeni ailesine teslim edilir. Yüzü işkenceden tanınmayacak kadar parçalanmış, vücudunda delikler açılmıştır. Tamer öldüğünde 15 yaşındaydı. Mideniz kaldırabilirse, youtube’da bu güzel çocuğun maruz kaldığı vahşetin izlerini, cansız bedeni üzerinde görebilirsiniz. Suriye devlet televizyonu Tamer’in silahlı bir terörist olduğunu açıkladı.</p>
<p>29 Haziran 2011</p>
<p>Üst teğmen Emjed Muhammed Elhamid ordudan firar eder. Gerekçesi doğduğu ilçe olan Ar Rastan’da gördükleridir. İlçe Suriye ordusu tarafından defalarca bombalanmış, onlarca eve ateş açılmış, elektrik ve su ulaşımı kesilmiştir. Teğmenin kuzeni Abd Elhamid ordu tarafından öldürülmüştür. Aile fertlerine tecavüz edilmiştir.</p>
<p>11 Temmuz 2011</p>
<p>Ibrahim Kaşuş, Suriye Devriminin kanaryası lakabı ile biliniyor. Hama’da Esad’ın istifa etmesi gerektiğine dair sözleri içeren bir şarkı besteledi. Yakalandı ve boğazı kesilerek öldürüldü. Görüntüleri internetten bulabilirsiniz.</p>
<p>10 Eylül 2011</p>
<p>26 yaşındaki barış aktivisti Ghiath Matar’ın vücudunun bazı parçaları ailesine teslim edildi. Karısı hamileydi. İşkence sonucu ölümü batı kamuoyunda infial yarattı. Avrupa Birliği kınadı. Suriye’de görev yapan Amerikan büyükelçisi cenazesine katıldı. Sonrasında babası, kardeşleri ve kuzeni tutuklandı. Suriye devlet televizyonu cenazeye Amerikan büyükelçisinin katılımını Matar’ın Amerikan ajanı olduğunun bir kanıtı olarak sundu. Ailesinin tutuklanmasını bu gerekçeyle açıkladı.</p>
<p>Bir tane de “teröristlerin” nasıl “terörist” haline geldiği hikâyesi:</p>
<p>M.A. 25 yaşında. Halep Üniversitesinde yüksek lisans öğrencisi. 31 Nisan’da yurt odasında tutuklanır. İşkenceye maruz kalır. Başar Esad resmi karşında secde durup, Başar Allah’tır demesi “rica edilir”. Cinsel organından elektrik verilir. İstenilen arkadaşlarını gammazlamasıdır. Vermez isimleri. Ailesi karakola getirilir. Annesine tecavüz edileceği ve ailesinin geri kalanının öldürüleceği söylenir. Şu itirafnameyi imzalar: “ Lübnan ve Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Selefi bir organizasyonda yer aldığımı kabul ediyorum. Gösterilere katılmak için para aldım.“</p>
<p>Nisan ayından beri Suriye’de ölen 4000 kişinin hikâyeleri bunlar. Eline silah almadan, sadece insan gibi yaşamak için sokağa dökülen, arkasında gözü yaşlı aileler bırakan insanlar… Artan devlet terörüne, şiddetine rağmen azalmayan insanlar bunlar…</p>
<p>Tüm dünya kamuoyu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Suriye’yi destekleyen Rusya ve Çin bile, Suriye rejimini göstericilere karşı şiddet kullanmaması konusunda uyarırken, bizim ülkemizin ana muhalefeti Esad’ın şiddetini meşru görüyor, göstericileri terörist ilan etmekten çekinmiyor. Peki, CHP olarak sizin anti-emperyalizm hamasetinizden ve mealen “1982 Hama gibi yapmalı”dan daha başka ve öte diyeceğiniz hiçbir şey yok mu?</p>
<p>Tayyip Erdoğan’ın Suriye siyasetini beğenmeyebilir, eleştirebilirsiniz. Lakin Suriye’de yaşanan katliamı meşru görmek, göstericileri terörist ilan etmek ayıptır, günahtır, vicdansızlıktır. Esad’ın elinin kanını partinize bulaştırmak tüm Türkiye için, züldür, utançtır. Sahiden, 13 yaşındaki Hamza’nın katiline suç ortaklığı yapmayı içinize sindirebiliyor musunuz? Kendinize bunu yakıştırabiliyor musunuz?</p>
<p>Ceren Kenar</p>
<p>Nahda Network, Direktörü, Beyrut</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2011/11/15/ceren-kenar-tarafta-suriye-meselesini-yazdi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Yıldır Öğrenciler Rahatsız</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2011/11/05/30-yildir-ogrenciler-rahatsiz/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2011/11/05/30-yildir-ogrenciler-rahatsiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Nov 2011 20:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bildiriler]]></category>
		<category><![CDATA[Biz Kimiz?]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2040</guid>
		<description><![CDATA[YÖK Kanunu&#8217;nun resmi gazetede yayınlanıp yürürlüğe girişi bugün tam 30. yılını &#8220;idrak ediyor&#8221;&#8230;.. YÖK Kanunu’na göre  üniversiteler; (1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı, 2) Türk milletinin milli,... <a class="meta-more" href="http://gencsiviller.net/2011/11/05/30-yildir-ogrenciler-rahatsiz/">Devamını oku <span class="meta-nav">&#187;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/yok.jpeg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2043" title="yok" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/yok-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>YÖK Kanunu&#8217;nun resmi gazetede yayınlanıp yürürlüğe girişi bugün tam 30. yılını &#8220;idrak ediyor&#8221;&#8230;..</div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="84%">YÖK Kanunu’na göre  üniversiteler;</p>
<p>(1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı,</td>
<td width="34%"></td>
<td width="212"></td>
</tr>
<tr>
<td width="6%"></td>
<td colspan="2" width="84%">2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,</td>
<td width="34%"></td>
</tr>
<tr>
<td width="6%"></td>
<td colspan="2" width="84%">(3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu,</td>
<td width="34%"></td>
</tr>
<tr>
<td width="6%"></td>
<td colspan="2" width="84%">(4) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren,</td>
<td></td>
</tr>
<tr height="0">
<td width="40"></td>
<td width="579"></td>
<td width="115"></td>
<td width="14"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>öğrenciler yetiştirmekle yükümlüdürler.</p>
<p>İşte öğrencileri bu şekilde yetiştirebilmek için yüksekyönetim YÖK ve üniversiteler tarafından</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="84%">aşağıdaki &#8220;ana ilkeler doğrultusunda planlanır, programlanır ve düzenlenir:&#8221;</td>
<td width="34%"></td>
<td width="212"></td>
</tr>
<tr>
<td width="6%"></td>
<td colspan="2" width="84%">a) Öğrencilere, ATATÜRK inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı hizmet bilincinin kazandırılması sağlanır.</td>
<td width="34%"></td>
</tr>
<tr>
<td width="6%"></td>
<td colspan="2" width="84%">b) Milli Kültürümüz, örf ve adetlerimize bağlı,kendimize has şekil ve özellikleri ile evrensel kültür içinde korunarak geliştirilir ve öğrencilere, milli birlik ve beraberliği kuvvetlendirici ruh ve irade gücü kazandırılır.</td>
<td></td>
</tr>
<tr height="0">
<td width="40"></td>
<td width="579"></td>
<td width="115"></td>
<td width="14"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>YÖK kendine kanunla biçilmiş bu misyonu 30 yıldır başarıyla uygulamış ve halen uygulamaya devam etmesi bakımından 12 Eylül aklının kurumsallaşmış ve cisimlenmiş halidir ve işletenler farklılaşsa bile misyonu ve zihniyeti aynı kalmaktadır.</p>
<p>Universiteler sadece meslek edindiren kurumlar, robot mühendisler, ülke ekonomisinin çarklarını yetiştiren “öğrenim” kurumları ve Ar-Ge tornaları değil özgür ve özgür düşünen bireyleri teşvik eden ve onların önünde yeni ufuklar açan, &#8220;özgürlüğün&#8221; öğretildiği değil solunduğu kurumlardır.  Aynı şekilde bir ülkenin özgür düşüncenin ve düşünsel zenginliğinin teminatlarıdır. Amerika az çok Harvard, Almanya az çok Heidelberg, İngiltere’de az biraz Cambridge-Oxford’dur. ABD az çok değil epeyce Vietnam’a karşı çıkan üniversiteliler ve kampüslerdir.  Ulkeler o ülkenin aykırı, muhalif, üstelik sözünü sakınmayan, acıtan kampüsleri kadardır. O kampüslerin renkliliği, zenginliği ve açıklığı ülkelerin içini ferahlatır.</p>
<p>Oysa ki maalasef Türkiye’de zaten devlet kurumu mimarisi ve estetiğinde inşa edilmiş  üniversiteler siyasi, kültürel ve sosyal olarak çorak ve öğrencisini de çoraklaştıran ve güdükleştiren garnizonlardan ibarettirler. Sadece siyasi olarak değil her bakımdan hoşgörüsüz, kültürel yeknesaklığı dayatan, bildik doğruları empoze eden prangalardır. Mevcut YÖK’ün ve YÖK’ün büyük sorumluluk sahibi olduğu üniversitelerin bilimsel ve ahlaki açıdan içler acısı hali “dünyanın yükselen ekonomilerinden” biri olduğununun içi boş bir şekilde tekrarlandığı bir ortamda bu ülkenin utancıdır.</p>
<p>12 Eylül’ün cisimleşmiş hali YÖK’ü bu haliyle ve bu misyonuyla umarız yeni sivil anayasada görmeyiz. Sivil ve özgürlükçü üniversitelere, cıvıl cıvıl ve özgür kampüslere kavuşmak hayaliyle son 30 yılın rahatsız öğrencileri olarak bu 6 Kasım son olsun son diyoruz….</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2011/11/05/30-yildir-ogrenciler-rahatsiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç Siviller’den Van’a 4.000 TL</title>
		<link>http://gencsiviller.net/2011/11/03/genc-sivillerden-vana-4000-tl/</link>
		<comments>http://gencsiviller.net/2011/11/03/genc-sivillerden-vana-4000-tl/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2011 17:07:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genç Siviller</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biz Kimiz?]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gencsiviller.net/?p=2010</guid>
		<description><![CDATA[Genç Siviller olarak, Sivil Doktora programı katılımcılarının kayıt ücretlerinin tümünü Van Depremzedelerine bağışladık. - &#8211; - &#8211; -]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genç Siviller olarak, Sivil Doktora programı katılımcılarının kayıt ücretlerinin tümünü Van Depremzedelerine bağışladık.</p>
<p>- &#8211; - &#8211; -</p>
<p><a href="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/dekont.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2011" title="Van'a Bağış Dekontu" src="http://gencsiviller.net/wp-content/uploads/2011/11/dekont.jpg" alt="" width="655" height="525" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gencsiviller.net/2011/11/03/genc-sivillerden-vana-4000-tl/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

