<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2turkishtitles.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemtitles.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823</atom:id><lastBuildDate>Tue, 10 Nov 2009 21:16:15 +0000</lastBuildDate><title>Güncel Anestezi</title><description>Bu weblogda anestezi ile ilgili derlemeler, son yap?lan bilimsel ara?t?rmalar tart???lmaktad?r.</description><link>http://guncelanestezi.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (anesteziguncesi)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>55</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/GuncelAnestezi" type="application/rss+xml" /><feedburner:emailServiceId>GuncelAnestezi</feedburner:emailServiceId><feedburner:feedburnerHostname>http://feedburner.google.com</feedburner:feedburnerHostname><feedburner:feedFlare href="http://add.my.yahoo.com/rss?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://us.i1.yimg.com/us.yimg.com/i/us/my/addtomyyahoo4.gif">Subscribe with My Yahoo!</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.newsgator.com/ngs/subscriber/subext.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://www.newsgator.com/images/ngsub1.gif">Subscribe with NewsGator</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://feeds.my.aol.com/add.jsp?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://o.aolcdn.com/favorites.my.aol.com/webmaster/ffclient/webroot/locale/en-US/images/myAOLButtonSmall.gif">Subscribe with My AOL</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.bloglines.com/sub/http://feeds.feedburner.com/GuncelAnestezi" src="http://www.bloglines.com/images/sub_modern11.gif">Subscribe with Bloglines</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.netvibes.com/subscribe.php?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://www.netvibes.com/img/add2netvibes.gif">Subscribe with Netvibes</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://fusion.google.com/add?feedurl=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://buttons.googlesyndication.com/fusion/add.gif">Subscribe with Google</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.pageflakes.com/subscribe.aspx?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://www.pageflakes.com/ImageFile.ashx?instanceId=Static_4&amp;fileName=ATP_blu_91x17.gif">Subscribe with Pageflakes</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.bitty.com/manual/?contenttype=rssfeed&amp;contentvalue=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://www.bitty.com/img/bittychicklet_91x17.gif">Subscribe with Bitty Browser</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.live.com/?add=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://tkfiles.storage.msn.com/x1piYkpqHC_35nIp1gLE68-wvzLZO8iXl_JMledmJQXP-XTBOLfmQv4zhj4MhcWEJh_GtoBIiAl1Mjh-ndp9k47If7hTaFno0mxW9_i3p_5qQw">Subscribe with Live.com</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.podcastready.com/oneclick_bookmark.php?url=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi" src="http://www.podcastready.com/images/podcastready_button.gif">Subscribe with Podcast Ready</feedburner:feedFlare><feedburner:feedFlare href="http://www.addtoany.com/?linkname=G%C3%BCncel%20Anestezi&amp;linkurl=http%3A%2F%2Ffeeds.feedburner.com%2FGuncelAnestezi&amp;type=feed" src="http://www.addtoany.com/addfr-b.gif">Add to Any Feed Reader</feedburner:feedFlare><feedburner:browserFriendly>Merhaba, Güncel Anestezi Beslemesine ho?geldiniz. A?a??daki besleme okuyucular?ndan herhangi birini seçebilirsiniz...</feedburner:browserFriendly><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-1697460156791564105</guid><pubDate>Wed, 08 Jul 2009 03:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-07T21:00:58.554-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kalp</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">farmakodinamik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yaşlanma</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yaş</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">böbrek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">anestezik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">geriatrik anestezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">farmakokinetik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">karaciğer</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">akciğer</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ilaç</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">otonom fonksiyon</category><title>Geriatri ve Anestezi-1</title><description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Modern tıptaki gelişmelerle hem&lt;span&gt; &lt;/span&gt;toplumda, hem de ameliyathanede karşılaştığımız&lt;span&gt; &lt;/span&gt;yaşlı nüfus&lt;span&gt; &lt;/span&gt;(ki epidemiyologlar tarafından yaşlı genelde 65 yaşın üzerinde tanımlanmaktadır) artmaktadır. Yandaş hastalıkların yokluğunda dahi bu hastalar genç nüfusa kıyasla perioperatif fizyolojik değişikliklere ve farmakolojik girişimlere farklı yanıtlar vermektedir. Bu ayki &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19352149?ordinalpos=1&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Anesthesiology derlemesinde &lt;/a&gt; daha çok yaşlılardaki değişmiş farmakolojik cevaplar üzerinde durulmuş, biz de konuyu 2 yazı ile sizlere özetleyelim istedik.... Pek çok örnekte yaşlı hastalar ilaçlara daha duyarlıdır; bu derlemede geçen “duyarlı” sözcüğü de farmakokinetik veya farmakodinamik nedenle belirli bir ilaç dozuna karşı gelişen abartılı cevap anlamında kullanılmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: #3366ff;"&gt;Yaşlanma Sırasında Normal Fizyolojik Fonksiyon:&lt;/span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;İnsanlar yaşlandıkça genel olarak organ fonksiyonunda bir azalma meydana gelir, ancak bu azalmalar hem organ sistemleri arasında hem de kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Dahası, bu hastaların kardiyovasküler ve pulmoner sistemleri fonksiyon kaybettiği için anestezi ve cerrahi esnasındaki fizyolojik cevapları etkilenebilir. Nispeten sağlıklı yaşlı hastalar bu azalmış fonksiyonları strese girmedikçe göstermeyebilirler. Yani, normal aktivitelerde yeterli fonksiyon gösterseler de major cerrahi ve anestezi gibi orta-ağır stres halinde bu durumu tolere edemeyebilirler. Kronik hastalık veya kronik hastalığın akut alevlenmesi hastanın perioperatif strese verdiği cevabı daha da engelleyebilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaşlanmaya ve yaşla beraber gelişen hücresel hasara ilişkin pek çok teori (örneğin hücrelerin DNA replikasyonu yapamaması ve normal bölünememesi, serbest radikaller gibi reaktif metabolitlerden kendilerini koruyamamaları gibi) bulunmaktadır. Dahası, insanlar yaşlandıkça protein yapıları değişir ve bu da yaşla beraber gelişen fizyolojik değişiklerin pek çoğundan sorumludur. Örneğin, kan damarı genişleyebilirliği yaşlı hastalarda belirgin şekilde azalır ve&lt;span&gt; &lt;/span&gt;bu endotelyal disfonksiyon ve artmış intimal kalınlıkla birleşince hem sistolik kan basıncının artmasına hem de sol ventrikül iş yükünün artmasına neden olacaktır. Miyokardiyal hipertrofi, artmış kollajen birikimi ile beraber bir sol ventrikül yaratır ki bu da kalp debisinin korunması için yeterli preload (önyüke) ihtiyaç duyulması anlamına gelir. Bu yaşlı hastaları sıvı yüklenmesine daha açık hale getirir. Dahası, körleşmiş barorefleksler geriatrik hastaların hipovolemiye karşı normal cevabı daha zor vermelerine ve ilaç tedavisi ile ortostatik hipotansiyona daha açık hale gelmelerine neden olur.&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Tüm bu değişimler beraber ele alındıklarında, yaşlı hastaları sıvı hareketleri ve kan kaybına daha duyarlı hale getirir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaşlanmayla beraber solunum sistemi de belirgin değişiklikler gösterir: Zorlu ekspiryum hacmi azalır, fizyolojik şant ve kapanma hacmi artar. Bu solunum değişikleri perioperatif dönemde yaşlı hastaları atelektazi,&lt;span&gt; &lt;/span&gt;pnömoni ve hipoksiye eğilimli kılar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaşlı hastalar, genç olanlarla kıyaslandığında daha fazla yağ dokusu daha az kas dokusu ve azalmış oplam vücut sıvısına sahiptir. Renal fonksiyon zaman içinde azalır ve bu azalmış glomerüler filtrasyon hızı (GFR) ve bozulmuş sekresyon olarak kendini gösterir. Glomerüler filtrasyon hızına dayanan&lt;span&gt; &lt;/span&gt;kreatinin&lt;span&gt; &lt;/span&gt;klirensi &lt;a href="http://www.clinicalculator.com/english/nephrology/cockroft/cc.htm"&gt;Cockroft–Gault formülüne&lt;/a&gt; göre hesaplanabilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;GFR üzerindeki değişiklikler bireyden bireye geniş farklılıklar gösterir. Azalmış kas kitlesi nedeniyle, serum kreatinin seviyesi düşmüş GFR’ye rağmen normal sınırlarda kalabilir. Tüm bu faktörler ilaçların farmakokinetiğini etkiler. Buna ilave olarak, protein bağlanmasındaki değişiklikler serbest ilaç miktarını değiştirirler. Bu özellikle yüksek oranda proteine bağlanan ilaçlar için önemlidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaşlı hastalar postoperatif dönemde özellikle deliryum ve kognitif fonksiyonlarda azalmaya eğilimlidirler ve bu komplikasyonlar artmış mortalite ile ilişkilidir. Örneğin yaşlı hastalarda postoperatif kognitif disfonksiyon insidansı hastaneden çıkışta %41, çıkıştan 3 ay sonra %13 olarak bildirilmektedir. Preoperatif hafıza ile ilişkili şikayetler erken demansın bulguları olabilir ve buna uygun olarak değerlendirilmelidir. Her ne kadar bu ciddi komplikasyonların etiyolojisi bilinmese de, ilerleyen yaş, düşük sosyoekonomik seviye ve serebral inme hikayesinin olması gibi bir takım risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risk faktörlerinin varlığı anestezisti aşırı ilaç maruziyeti ile istenmeyen sonuçlarla karşılaşma konusunda dikkatli olmaya itmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: #ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Farmakokinetik:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaşlanma işlemi perioperatif dönemde kullanılan pek çok ilacın hem farmakokinetiğini (“vücudun ilaca ne yaptığını” yani ilacın kan ve değişik dokulara dağılımı ve metabolizması) hem de farmakodinamiğini (ilacın vücuda ne yaptığını yani ilaç tarafından gerçekleştirilen farmakolojik istenen ve istenmeyen etkileri) değiştirir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Genel bir kural olarak yaşlı hastalar ilaçlara daha hassastır çünkü hem verilen herhangi bir doz için farmakokinetik değişikliklere bağlı olarak ilaç plazma konsantrasyonu daha yüksektir, hem de verilen ilaca karşı hassasiyet artmıştır. Herhangi bir ilaç dozu için, plazma konsantrasyonu ve dağılım hacmi birbirleriyle ters orantılıdır. Yaşlandıkça toplam vücut suyu azalır ve yine yaşla birlikte diüretik kullanımı artar. Bu nedenle daha küçük dağılım hacmine sahip hidrofilik&lt;span&gt; &lt;/span&gt;ilaçlarda herhangi verilen bir doz için daha yüksek plazma konsantrasyonları gözlenir.&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Bu sonuçta daha fazla farmakolojik etki oluşmasına neden olur. Örneğin morfinin yaşlılardaki dağılım hacmi gençlerin neredeyse yarısı kadardır. Ancak yine de ilaç etkisi önemli ölçüde etki yerindeki dağılım hacmine bağlıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Diğer yandan vücut yağ oranının artışıyla yağda çözünen ilaçların dağılım hacmi artar. Bu durumda yağda çözünen ilaçların eliminasyonu gecikir. Buna en iyi örneklerden biri diazepamdır; diazepamın eliminasyon yarı ömrü yaşlılarda birkaç kat artar. Bu uzamış yarı ömür tek doz diazepam için sorun yaratmasa da, tekrarlayan dozlarda daha ciddi sorun yaratır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Pek çok anestetik ilaç bir dereceye kadar proteine bağlanan ilaçlardır. Albümin yaşlılarda %20 kadar azalır, bu oran kötü beslenme ile daha da fazlalaşabilir. Propofol özellikle proteine bağlı bir ilaç olduğundan, orta derecede azalmış albümin düzeyleri bile propofol serbest ilaç miktarını önemli şekilde etkiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: #ff0000;"&gt;Hepatik Metabolizma:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaşlanma ile karaciğerin hem büyüklüğü, hem de kan akımı azalır. Karaciğer ağırlığı tüm erişkin yaşamı boyunca neredeyse sabit kalırken (yaklaşık tüm vücut ağırlığının %2.5’i), 50 yaşın üzerinde&lt;span&gt; &lt;/span&gt;karaciğer ağırlığı giderek azalır ve 90 yaşında vücut ağırlığının %1.6’sını karşılar hale gelir. Benzer şekilde hepatik kan akımı giderek azalır (yılda %0.3-1.5 oranında) ve 25 ile 65 yaş arasında hepatik kan akımında yaklaşık %40 azalma meydana gelir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Karaciğer ilaçları faz I ve II metabolizma yoluyla elimine eder. Faz I öncelikli olarak sitokrom P450 sistemi ile katalizlenir ve ilaç oksidasyonu, redüksiyonu ve hidrolizini içerir. Faz I aktivitesinin&lt;span&gt; &lt;/span&gt;yaşla azalıp azalmadığı bilinmemektedir. Diğer faktörler (örneğin sigara içimi, sedanter yaşam, diyet) yaştan daha büyük bir etkiye sahiptirler.&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Yine de anestezistler yaşlı hastalarda faz I metabolizmasının azalma olasılığını göz önüne almalıdırlar. Faz II metabolizması asetilasyon ve konjugasyonu içermektedir. Pek çok çalışma bu fazın yaşlanmadan etkilenmediğini göstermektedir.&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Yüksek ekstraksiyon oranına sahip ilaçlar, karaciğerden geçerken bir anlamda “temizlenirken”, düşük ekstraksiyon oranına sahip ilaçlarda karaciğer geçişi sonrası konsantrasyonda azalma meydana gelmez. Yüksek ekstraksiyonlu ilaçlar kan akımına bağlıdır ve bu nedenle klirenslerinde “akım sınırlı” olmalarından bahsedilir. Düşük ekstraksiyon oranına sahip ilaçlarsa karaciğer büyüklüğü, total enzim kapasitesi gibi intrensek klirense bağlıdır ve bu nedenle “kapasite sınırlı” olarak adlandırılırlar. Her ne kadar konjugasyonlu ajanların intrensek klirensi yaştan etkilenmese de , yüksek ekstraksiyon oranına sahip ilaçların (örneğin ketamin, flumazenil, morfin, fentanil, sufentanil ve lidokain) eliminasyonu doğrudan karaciğer kan akımına bağlıdır. Yaşlı hastalarda bu ilaçların klirensi , karaciğer kan akımındaki azalmaya paralel şekilde %30-40 kadar azalır. Yaşlılarda total karaciğer büyüklüğündeki azalmaya bağlı olarak düşük ekstraksiyon oranı gösteren ilaçların intrensek klirensi azalır diye düşünülebilir; ancak bu ikisi arasında ilişki gösterilememiştir. Yine de azalmış albümin seviyeleri nedeniyle ilacın serbest kısmı artar ve bu da azalmış hepatik metabolizmanın etkilerini karşılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: #ff0000;"&gt;Böbreklerden Eliminasyon:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Yaşlandıkça, kısmen ilerleyen glomeruloskleroza bağlı olarak, böbrek fonksiyonları azalır. Glomerüller sayıca azaldıkça ve daha az fonksiyonel hale geldikçe, glomerüler filtrasyon hızı azalır. Bunun dışında yaşla beraber renal kan akımı azalır. Tüm bu sıralananlar 20 ila 90 yaşı arasında GFR’de %25-50 azalmaya neden olurlar. Bu nedenle yaşlılarda primer olarak böbrek yoluyla elenen ilaçların klirensinde azalma beklenir. Anestetik ilaçlarda dahil olmak üzere tüm ilaçlar bir miktar glomerüler filtrasyona uğrar. Yağda çözünen ilaçlar ( ki bunlar arasında pek çok anestetik ilaç ve adjuvan ilaçlar da bulunur) tubullerde tekrar geri emilirken, suda çözünen metabolitler salgılanır. Aktif metabolitler (örneğin morfin-6- glukoronit) ve bazı suda çözünen metabolitler (örneğin bazı kas gevşeticiler) eliminasyon için böbreğe bağımlıdır. Bu nedenle azalmış renal fonksiyon bu ilaçların atılımını etkileyebilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: #0000ff;"&gt;Farmakodinamik:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span&gt;Bir ilacın etki büyüklüğü, etki bölgesindeki konsantrasyonu dışında hedef bölgedeki reseptör sayısına, sinyal transdüksiyonuna (reseptör stimülasyonuna cevap verme yeteneğine) ve normal fonksiyonların korunmasına yönelik homeostatik işlemlere dayanır. Farmakodinamik geriatrik nüfusta farmakokinetik kadar fazla çalışılmamıştır. İlaçlara hassasiyet yaşla artabilir veya azalabilir. Örneğin yaşlı hastalar farmakokinetik değişiklikler göz ardı edildiğinde bile, bezodiazepinlere daha fazla hassasiyet göstermektedirler. Bu hassasiyetin nedeni olarak GABA tip A reseptörlerinde yaşla meydana gelen değişiklikler&lt;span&gt; &lt;/span&gt;suçlanmaktadır. Yine de yaşlı hastalar perioperatif dönemde kullanılan bazı ilaçlara daha fazla direnç gösterebilirler. Örneğin geriatrik nüfus adrenerjik agonist ve antagonistlere (örneğin isoproterenol veya propranolol) daha az hassastır.&lt;span&gt; &lt;/span&gt;Yaşlılarda azalmış reseptör sayısı ve/veya affinitesi&lt;span&gt; &lt;/span&gt;ile beraber hücresel cevapta değişikliklere sık rastlanır. Gecikmiş homeostatik işlemlerde anestetik ilaçlara karşı gelişen kardiyovasküler hassasiyetti açıklayabilir. Yani, anestetik ilaçlar (örneğin propofol) hipotansiyona neden olabilir ve gençlerde buna karşı gelişen artmış kalp hızı ve kontraktilite cevabı yaşlılarda gecikebilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-1697460156791564105?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=2T3c5bE_arA:lUQeKYbuEWk:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=2T3c5bE_arA:lUQeKYbuEWk:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=2T3c5bE_arA:lUQeKYbuEWk:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=2T3c5bE_arA:lUQeKYbuEWk:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/2T3c5bE_arA" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/2T3c5bE_arA/geriatri-ve-anestezi-1.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/07/geriatri-ve-anestezi-1.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-7344667235740442270</guid><pubDate>Thu, 02 Jul 2009 03:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-07-01T21:06:46.648-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">komplikasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">non-nukleozid analoğu reverse transkriptaz inhibitörleri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">antiretroviral</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">proteaz inhibitörleri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">profilaksi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">nukleozid analoğu reverse transkriptaz inhibitörleri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HIV</category><title>Sağlık Çalışanlarında Viral Enfeksiyonlar - 3</title><description>&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;HIV Maruziyeti Sonrası Profilaksi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Maruziyet sonrası profilaksi uygulama kararı şu faktörlere dayanmaktadır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;ol style="MARGIN-TOP: 0cm" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;HIV enfeksiyonunun patogenezi&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Antiretroviral ilaçların bulaşmayı engelleyebilme olasılığı&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Temas eden kişide profilaksinin kar zarar ilişkisi.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Primer HIV enfeksiyonları ile ilgili bilgi, hemen sistemik enfeksiyonun ortaya çıkmayacağı ve bir “fırsat penceresi” bırakacağı, dolayısı ile temas sonrası antiretroviral girişimlerin hücre içine virus girişini ve replikasyonunu değiştirebileceği yönündedir. Hayvan çalışmaları iğne batması gibi inoküle olan virüs miktarının az olduğu durumlarda erken profiloksiye başlamanın yararlı olduğunu göstermiştir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;İnsanlarda ise profilaksinin etkinliğini değerlendiren randomize klinik çalışma yoktur. Sağlık çalışanlarında yapılmış bir retrospektif vaka kontrol çalışmasında temas sonrası profilaksi için Zidovudine kullanımının riski %81 azalttığı gösterilmiştir. Antiretroviral tedavinin anneden infanta viral geçişi azalttığı da gösterilmiştir. Ayrıca, birkaç vakada Zidovudine’nin başarısız olduğu da bildirilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Profilaksi Rejimi Seçimi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Rejim seçimi, kaynak hastanın antiretroviral tedavisi, o andaki klinik durumu ile ilgili bilgileri (CD4 miktarı, viral yükü, hastalığın evresi) ve maruziyetin derecesine göre yapılır (bkz. alttaki resim).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Antiretroviral ilaçlar 3 sınıf olarak sıralanırlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; mso-layout-grid-align: none"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;1- Nukleozid analoğu reverse transkriptaz inhibitörleri (&lt;span style="color:#292526;"&gt;nucleoside analogue reverse transcriptase inhibitors, &lt;/span&gt;NRTI)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; mso-layout-grid-align: none"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;2- Non-nukleozid analoğu reverse transkriptaz inhibitörleri (&lt;span style="color:#292526;"&gt;non-nucleoside reverse transcriptase inhibitors, &lt;/span&gt;NNRTI)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;3- Proteaz inhibitörleri. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Bu 3 grupta birçok antiretroviral ilaç olmasına rağmen Zidovudine’nin insanlarda HIV geçişini engellediği ispatlanmıştır. Bu yüzden tüm rejimlerde Zidovudine ilk ilaç olarak seçilir. Buna eklenen diğer ilaçların temas sonrası profilaksinin etkinliğini arttırdığına dair kanıt yoktur. Ama HIV enfeksiyonu olan hastalardada kombine tedavi kullanımının monoterapiden&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;daha yaralı olduğu, viral yükü azalttığı gösterilmiştir. Bu yüzden mesleki maruziyet durumunda, teorik olarak viral replikasyonun farklı evrelerini etkileyecek ilaçların kombine verilmesi önerilmektedir (örn. NRTI + protease inhibitörü). Ancak ilaç seçimi ve kombinasyonlar ampirik yapılmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Lamivudine 2. ilaç olarak önerilmektedir. Nedeni Zidovudine+Lamivudine kombinasyonunun yüksek antiretroviral aktiviteye sahip olması ve Zidovudine’e&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;dirençli vakada ek toksisiteye neden olmadan Lamivudine’in etkinliğinin gösterilmiş olmasıdır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Çoğu&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;HIV maruziyetine genellikle 2 NRTI (Zidovudine+Lamivudine) ile başlanır. Diğer iki NRTI ise Lamivudine+Stavudine kombinasyonudur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Eğer diğer ilaçlara direnç varsa ve bulaşma yüksek riskli ise, eklenecek 3. ilaç olarak genelde bir proteaz inhibitörü (indinavir/nelfinavir) veya bir NNRTI olan efavirenz&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;düşünülmelidir. Indinavir’in 3. ilaç olarak tercih edilme nedeni biyoyararlanımının yüksek olması ve kısa dönem kullanımda toksisitesinin az olmasıdır. NNRTI’lerin yan etkisi sık görülmekle beraber uzun süreli temas sonrası profilaksilerde masrafını düşürdüğü için Efavirenz seçilmelidir. Nevirapire ve Delavirdine yüksek hepatotoksisite riskleri nedeniyle rutin kullanımda önerilmemektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Günümüzde temas sonrası profilaksi için 2 rejim önerilmektedir: 2 ilaçlı “temel” rejim ve bulaşma riskinin yüksek olduğu durumlar için 3 ilaçlı “genişletilmiş” rejim. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;HIV maruziyeti sonrası uygulanan temel ve genişletilmiş profilaksi rejimleri için örnekler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#3366ff;"&gt;&lt;strong&gt;Temel 2-ilaç rejimi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Zidovudine 600 mg/gün 2 veya 3 bölünmüş dozda + Lamivudine 150 mg günde iki kez&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;L&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;amivudine 150 mg günde iki kez + Stavudine 40 mg günde iki kez (60 kg'dan daha zayıf ise ise 30 mg günde iki kez)&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Didanosine 400 mg/gün (&amp;lt;60 kg ise 125 mg günde iki kez) + Stavudine 40 mg günde iki kez (60 kg'dan daha zayıf ise 30 mg günde iki kez)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#3366ff;"&gt;&lt;strong&gt;Genişletilmiş (3-ilaç) rejimi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Yukarıdaki temel 2-ilaç rejiminden biri + aşağıdakilerden birisi:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Indanavir aç karnına 8 saat arayla 800 mg &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Nelfinavir yemek veya atıştırmalık ile beraber günde üç kez 750 mg veya günde iki kez 1250 mg&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Efavirenz yatarken 600 mg/gün&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Abacavir günde iki kez 300 mg&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Profilokside Zamanlama ve Toksisite Monitörizasyonu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Profilaksi mümkün olan en kısa zamanda (teması izleyen ilk birkaç saat içinde) başlamalıdır. Hayvan çalışmalarına 24-36 saatten sonra başlanıldığından profiloksinin daha az etkin olduğun gösterilmiş olmakla beraber ama insanlar için böyle bir süre belirlenmemiştir. Bu yüzden maruziyetten sonra 36 saat geçse de profiloksiye başlanmalıdır. Süre uzarsa, örneğin 1 haftayı geçerse bulaş riskinin arttığı hesaba katılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Temas eden kişi 72 saat sonra tekrar değerlendirilmelidir: Temas anında kaynağın HIV ile enfekte olup olmadığı bilinmeden profilaksiye başlanmış ve 72 saat sonra testlerde HIV negatif sonucu alınmışsa, temas edene uygulanan profilaksi kesilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Profilaksinin optimal süresi bilinmemekle beraber, genelde 4 hafta uygulanması kabul edilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;İlaç toksisitesi için başlangıçta ve terapiye başladıktan 2 hafta sonra test yapılmalıdır. Testler total ve diferensiyal kan sayımını, renal fonksiyon testlerini (indinavir kullanan hastalarda) ve karaciğer fonksiyon testlerini kapsamalıdır. Eğer protease inhibitörü kullanılıyorsa kan şekeri bakılmalıdır. İndinavir kullanılıyorsa kristalüri, hematüri, hepatit ve hemolitik anemi açısından takip yapılmalıdır. Ayrıca profilaksi uygulanan sağlık çalışanının medikal hikayesine göre gerekirse başka testler de uygulanmalıdır. Eğer toksisite saptanırsa, rejim değiştirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Kayıtlara göre HIV maruziyeti olan ve profilaksi başlanan sağlık çalışanlarının yarısında yan etkiler görülmekte, 1/3 kadarı bu nedenle tedaviyi kesmek zorunda kalmaktadır. Profilaktik tedaviyi kesenlerin büyük bölümü 3 ilaçlı rejimin uygulandığı kişilerdir. Bu nedenle klinisyenlerin tedavi süresini tamamlama açısından risk-yararlanım dengesini iyi değerlendirmeleri önem kazanmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Toksisitenin Değerlendirilmesi ve Tedavinin Kesilmesi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; mso-layout-grid-align: none"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Toksisite saptandığında, değerlendirme için&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;başka testlerin gerekliliği ve tedavi rejiminin değiştirilmesi uzman konsültasyonu istenerek değerlendirilmelidir. Profilaksi alan sağlık çalışanına uygulanan ilaçların en sık rastlanan yan etkileri (kızarıklık, ateş, sırt ağrısı, karın ağrısı, dizüri, hematüri veya hiperglisemi semptomları) ve bunlar görüldüğünde tıbbi değerlendirme yapılmasının önemi hakkında bilgi verilmelidir. Ayrıca olası ilaç etkileşimleri ve profilaksi sırasında kaçınılması gereken ilaçlar konusunda da gerekli bilgiler anlatılmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; mso-layout-grid-align: none"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Antiretroviral İlaçların Yan Etkileri&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; mso-layout-grid-align: none"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;Nükleosid revers transkriptaz inhibitörleri (&lt;/span&gt;zidovudine, lamivudine, stavudine, didanosine gibi) bulantı ve diyareye neden olurlar. Bu etkiler genellikle motilite azaltıcı ilaçlar veya antiemetikler ile ya da doz aralığının değiştirilmesi ile giderilebilirler. Ancak doz aralıkları değiştirilmeden ilaç üreticisinin önerileri mutlaka dikkate alınmalıdır. Abacavir aşırı duyarlılık reaksiyonlarına neden olabilir; geç toksisite (onkojenik veya teratojenik) potansiyali de bilinmemektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; mso-layout-grid-align: none"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Proteaz inhibitörleri (indinavir, nelfinavir gibi) hiperglisemi, diabetes mellitus gelişimi ve dislipidemiye neden olurlar. Dolayısı ile kan şekeri kontrolü yapılmalıdır. Indinavir nefrolitiyazise neden olabilmekle beraber, günde 1.5L sıvı içilmesi ile bu yan etki kısıtlanabilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; mso-layout-grid-align: none"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Non-nukleozide analoğu reverse transkriptaz inhibitörleri (örn. efavirenz) ağır cilt reaksiyonlarına (Stevens-Johnson sendromu da dahil olmak üzere) neden olabilir. Efavirenz sesemlik, uyku bozukluğu ve rüya görme gibi santral sinir sistemi yan etkilerine sahiptir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify; mso-layout-grid-align: none"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Bu grubun diğer bir ilacı olan Nevirapine, ciddi yan etkileri nedeniyle (fulminan hepatit gibi) mesleki maruziyet sonrası profilaksi için önerilmemektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;HIV Antikor Testi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Profilaksi alsın almasın, mesleki maruziyet sonrası sağlık çalışanına mutlaka emzim immunassay ile HIV antikoru bakılmalıdır. Maruziyetten sonra da en az 6 ay süresince test tekrarlanmalıdır (örn. 6 hafta, 12 hafta ve 6. ay). Uzun süreli takip (örn. 12. ayda) önerilen vakalar ise aynı anda HCV ve HIV ile enfekte kaynaktan mesleki maruziyet sonrası HCV enfeksiyonu kapmış olanlar için önerilmektedir. HCV ve HIV ile enfekte vakaya temas sonrası HCV serokonversiyonu gelişmeyen sağlık çalışanlarına uzun süreli takip gerekliliği ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Emosyonel Stres&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;HIV ile temas emosyonel stres yaratabilir. Sağlık çalışanı bir paradoks ile karşı karşıyadır: HIV geçiş olasılığı yüksek riskli temas sonrasında bile düşük olmasına rağmen 4 hafta ilaç alması, ayrıca sekonder bulaşı önlemek için bazı şeylerden uzak durması gerekmektedir (örn. cinsel ilişkiye girmemesi veya kondom kullanması, kan, plazma, sperm veya organ bağışı yapmaması, emzirmeyi kesmesi gibi). Bu nedenle mesleki HIV transmisyonunda uzman olanlarla teması sürdürmesi, gerekli her türlü bilgiyi alması gerekmektedir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Hamillelik Sırasında İlaçların Kullanımı&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Anitiretroviral ilaçların gelişen fetus ve yenidoğandaki etkisi hakkındaki bilgiler yeterli değildir. İlaçların kullanımı için annenin sağlığı ve anne-fetus açısından&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;kar zarar&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;durumuna göre karar verilmelidir. Efavirenz gibi primatlarda teratojenitisi gösterilmiş bazı ilaçlar kullanılmamalıdır. Stavudine ve didanosine kombinasyonu ile gebe kadında fatal laktik asidoz bildirilmiştir. YD’da hiperbilirubinemi yaptığından doğumdan hemen önce indinavir verilmemelidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Çalışanları Serokonversiyonlarının Değerledirilmesi ve Profilaksi Gereksinimi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Eğer kaynak HIV pozitif ise, maruz kalan çalışan HIV serokonversiyonu açısından belli aralıklarla&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;teste tabi tutulmalıdır. İlk başta bazal olarak bakılmalı sonrasında 6. haftada, 3. ayda ve 6. ayda bakılmalıdır. Vakaların %95’inde maruziyetten 6 ay sonra serokonversiyon oluşur. Bu yüzden profiloksi gereksinimine maruziyetin ciddiyetine (örn. kan bulaşmış kalın ve lümenli iğne ile yaralanma veya kaynak hastanın arter ya da venine girmiş iğne ile derin yaralanma ciddi olarak değerlendirilirken, cilde/müköz membrana kısa süreli birkaç damla kan gelmesi hafif maruziyet olarak tanımlanır) ve HIV evresine göre karar verilmelidir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Daha ayrıntılı bilgi &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12840120?ordinalpos=10&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Varghese&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;ve &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12779136?ordinalpos=5&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Alvarado-Ramy&lt;/a&gt;’nin &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;yazılarında bulunabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;En önemli noktanın &lt;strong&gt;primer koruma&lt;/strong&gt; olduğu ve sağlık çalışanlarının bu amaca yönelik &lt;strong&gt;güvenlik tedbirleri&lt;/strong&gt;ne titizlikle uymaları gerektiği unutulmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;color:#0000ff;"&gt;&lt;strong&gt;Maruziyet sonrası profilaksi rejiminin belirlenmesi:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;a href="http://guncelanestezi.com/wp-content/uploads/2009/06/hiv-bulasma-riski2.jpg"&gt;&lt;img class="alignnone size-thumbnail wp-image-604" title="hiv-bulasma-riski2" height="150" alt="" src="http://guncelanestezi.com/wp-content/uploads/2009/06/hiv-bulasma-riski2-150x150.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://guncelanestezi.com/wp-content/uploads/2009/06/hiv-bulasma-riski.jpg"&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Elif Caymaz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-7344667235740442270?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=k-6LurG1b6Q:zMwQXEwlTU0:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=k-6LurG1b6Q:zMwQXEwlTU0:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=k-6LurG1b6Q:zMwQXEwlTU0:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=k-6LurG1b6Q:zMwQXEwlTU0:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/k-6LurG1b6Q" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/k-6LurG1b6Q/saglk-calsanlarnda-viral-enfeksiyonlar.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/07/saglk-calsanlarnda-viral-enfeksiyonlar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-3489933225349903629</guid><pubDate>Fri, 29 May 2009 09:04:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-05-29T02:06:23.600-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">interferon alfa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HCV</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HBsAg</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HBVIg</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık çalışanı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">viral enfeksiyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HBV</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ribavirin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">profilaksi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aşı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yaralanma</category><title>Sağlık Çalışanlarında Viral Enfeksiyonlar - 2</title><description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bulaş riski taşıyan materyal ile temas veya bu materyal ile kirlenmiş malzeme ile yaralanma halinde bulaşma riskini azaltmaya yönelik bir takım önlemlerin hemen uygulamaya sokulması önem taşımaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Maruziyet Sonrası&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;Alınacak Genel Önlemler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul style="margin-top: 0cm;" type="disc"&gt;&lt;br /&gt; &lt;li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Temas bölgesinin tedavisi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Temas eden&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;yara bölgesi&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;ya da deri su ve sabunla iyice yıkanmalıdır. Göz ve ağız gibi mukozal membranlar&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;bol suyla yıkanmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Antiseptik kullanımından bahsedilmekle birlikte yara temizliğinde antiseptik kullanımının ya da yaranın sıkılarak sıvının dışarı doğru çıkartılmasının HIV geçişi riskini azalttığına dair kanıt yoktur. Kostik ajaların&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;veya antiseptik/dezenfektanların direk yara içine uygulanması önerilmemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt; &lt;li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kayıt tutulması: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Teması takiben bu konuda eğitilmiş bir personelin olayı tıbbi kayıt altına alması gerekmektedir. Kayıt mutlaka aşağıdaki noktaları içerecek şekilde düzenlenmelidir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Kaynağın adı, bilgileri&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Temasın zamanı/günü &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Maruziyet biçimi (bütünlüğü bozulmuş ciltle, mukozal veya perkütan temas)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Temas eden vücut bölgesi ve temas süresi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Eğer testleri yapılmışsa kaynağın enfeksiyon durumu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Perkütan yaralanmada hasarın tarifi (yaranın derinliği, solid iğne veya lümenli iğne ile yaralanma, keskin cisim ile yaralanma vb.)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Temasın gerçekleştiği koşullar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Sağlık çalışanının daha önce yapılmış test sonuçları ve immünite durumu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul style="margin-top: 0cm;" type="disc"&gt;&lt;br /&gt; &lt;li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kaynağın test edilmesi: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eğer yapılmamışsa HIV, HbsAg ve HCV açısından kaynağın testleri hemen yapılmalıdır (eğer varsa laboratuar en kısa zamanda bilgi verecek testleri uygulamalıdır; enzim immunoassay testi 24-48 saat içinde tamamlanamıyorsa “US FDA”in onayladığı hızlı HIV antikor testinin yapılması düşünülmelidir).&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Maruz Kalan Sağlık Çalışanının Riskinin Değerlendirilmesi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eğer kaynak kişi kanla bulaşan patojenlerin herhangi biri ile enfekte değilse, çalışana maruziyet sonrası test yapmak ve serokonversiyon için aralıklı takip yapmak gerekmez. Ancak temas eden çalışanın hepatit B aşısı yoksa, hemen aşı yapılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eğer kaynak kişiye test yapılamıyorsa elde olan veriler (tıbbi tanı, semptomlar, risk oluşturabilecek hikayenin varlığı vb.) HBV, HCV ve HIV enfeksiyonu riski açısından değerlendirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;HBV Maruziyeti Sonrası Profilaksi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Perkütan veya mukozal temas sonrası profilaksi uygulama kararı kaynağın HBsAg durumuna, temas eden kişinin HBV aşısının varlığına ve antikor cevabına bağlıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Uygun HBV aşısının varlığı tüm korumanın temel taşıdır. Aşı güvenli ve etkindir. Ayrıca aşı olanların %90’ından fazlasında immünite oluşturmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Temas sonrası profilaksi, bilinen veya şüphelenilen HBV infeksiyonu olan kişinin kan ya da vücut sıvıları ile perkütan veya mukozal membranlar yolu ile teması olanlarda verilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul style="margin-top: 0cm;" type="disc"&gt;&lt;br /&gt; &lt;li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;HBsAg (+) hasta: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Maruz kalan kişi aşısız ve antikor titresi &amp;lt; 10 mIU /ml ise, HBV immünglobulin (HBVIg; 0.6 ml/kg) olabildiğince erken, tercihan teması izleyen ilk 24 saat içinde uygulanmalıdır. Beraberinde HBV aşılarının ilki yapılmalıdır. Ig ile aynı anda uygulanabilir, ama aynı yere enjekte edilmemelidir (farklı omuz seçilmelidir). Bu profilaksi ile serokonversiyon %90 azaltılabilir. HBVIg&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;7 günden sonra verildiğinde etkinliği bilinmemektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt; &lt;li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eğer maruz kalan kişi aşılanmışsa ve yeterli artikor cevabı varsa (&amp;gt;10 mIU/ml) profilaksiye gerek yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt; &lt;li class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eğer kaynağın durumu bilinmiyorsa ve temas eden kişi de aşılı değilse ya da antikor cevabı&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;yoksa bir seri HBV aşısına başlanmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;HCV Maruziyeti Sonrası Profilaksi&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şu anda etkinliği kanıtlanmış temas sonrası profiloksisi yoktur. Ig ve antivirallerin kullanımı önerilmemektedir. Erken başlandığında, interferon ve ribavirin ile antiviral tedavinin etkili olabileceğine dair sınırlı miktarda veri bulunmaktadır. Ancak &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt; &lt;/span&gt;enfeksiyonun akut fazında tedavi uygulanmasına ilişkin bir klavuz yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;HCV maruziyetinde takip için şunlar önerilmektedir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Kaynağa anti-HCV açısından test yapılması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-Temas eden kişiye bazal anti-HCV ve &lt;span style="color: #292526;"&gt;alanin aminotransferaz &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt; &lt;/span&gt;aktivitesi açısından test yapılması ve bu testlerin tekrarlanması (örn. 4.-6.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;  &lt;/span&gt;ayda). Eğer erken teşhis isteniyorsa 4-6 hafta sonra HVC RNA bakılabilir. Her anti-HCV enzim immunoassay sonucu rekombinan immunoblot assay (recombinant immunoblot assay, RIBA) veya polimeraz zincir reaksiyonu (polymerase chain reaction, PCR) yapılarak onaylanmalıdır.Bu testlerde pozitiflik olursa sağlık çalışanı bu alanda uzman merkeze tedavi ve takip için yönlendirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-family: Arial;"&gt;&lt;a href="http://guncelanestezi.com/wp-content/uploads/2009/05/ga-hcv-tedavi1.jpg"&gt;&lt;img class="alignleft size-thumbnail wp-image-592" title="ga-hcv-tedavi1" src="http://guncelanestezi.com/wp-content/uploads/2009/05/ga-hcv-tedavi1.jpg" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-family: Arial;"&gt;Serinin üçüncü yazısında HIV maruziyetinde uygulanacak temas sonrası profilaksi ele alınacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"&gt;&lt;span style="font-size: small; font-family: Arial;"&gt;Elif Caymaz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify; mso-layout-grid-align: none;"&gt;&lt;a href="http://guncelanestezi.com/wp-content/uploads/2009/05/ga-hcv-tedavi.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-3489933225349903629?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=gUnyH2WJEK8:KzwFUrlXdJA:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=gUnyH2WJEK8:KzwFUrlXdJA:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=gUnyH2WJEK8:KzwFUrlXdJA:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=gUnyH2WJEK8:KzwFUrlXdJA:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/gUnyH2WJEK8" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/gUnyH2WJEK8/saglk-calsanlarnda-viral-enfeksiyonlar.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/05/saglk-calsanlarnda-viral-enfeksiyonlar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-5920660240984773260</guid><pubDate>Tue, 14 Apr 2009 12:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-04-14T05:40:51.090-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">transmisyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HBsAg</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık çalışanı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">viral enfeksiyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HBV</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HBeAg</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bulaş</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HBC</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">anestezist</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HIV</category><title>Sağlık Çalışanlarında Viral Enfeksiyonlar - 1</title><description>&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Viral enfeksiyon taşıyıcısı olan hastalarda son yıllarda giderek artış görülmektedir. Bu hastalar çeşitli nedenlerle ameliyat için giderek artan sayılarda karşımıza gelmekteler. Anestezistler viral enfeksiyon riskine karşı dikkatli olmak, bulaş riskini azaltıcı önlemleri ve olası bir maruziyette bulaş sonrası uygulamaları bilmek zorunda. Ayrıca taşıyıcı hastaların operasyonundan sonra alet ve ortam temizliği konusunda yeterli bilgiye de sahip olmaları gerekmekte. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;Sağlık çalışanlarında enfeksiyon riski ve riske maruz kalma oranı hasta popülasyonuna, yapılan girişimlere ve müdahalenin yapıldığı yere (acil, ameliyathane, servis) göre değişebilmekte. Örneğin Almanya’daki bir &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18664514?ordinalpos=2&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;üniversite hastanesinde yapılmış çalışmada&lt;/a&gt;, hastaneye başvuran hastaların HIV, HBV, HCV prevalansının ülke popülasyonuna göre çok daha yüksek olduğu saptanmış. Aynı çalışma iğne batması sonucu bulaş riskinin en fazla iç hastalıkları departmanında olduğunu göstermiş. &lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;Bir başka çalışmada &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18019101?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;acil servise başvuranlar arasında&lt;/a&gt; yapılmış: Kardiyopulmoner resüsitasyon sırasında potansiyal HIV maruziyeti şüphesi ile gelenlerin sayıca daha fazlasının sağlık çalışanı olduğu saptanmış. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;Bu aktuel konu ile ilgili aydınlatıcı birkaç yazıya Güncel Anestezi’de değinmek istiyoruz. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12779136?ordinalpos=6&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;İlk yazı&lt;/a&gt; Amerikan sağlık otoritelerinin kanla bulaşan viral hastalıklarla ilgili son rehberini içeriyor. &lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12840120?ordinalpos=10&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Diğer yazı &lt;/a&gt;ise maruziyet durumunda alınacak önlemlere değinmekte. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: TRfont-family:'Times New Roman';font-size:14;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Gelişmekte olan ülkelerde kan kaynaklı hastalıkların fazla olması ve güvenli olmayan uygulamaların varlığı sağlık çalışanlarının kanla bulaşabilen ajanlarla mesleki maruziyetlerini yüksek riskli kılmaktadır. Anestezistler de bu yüksek riskli grubun önemli bir parçasıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Birçok kanla bulaşan hastalık olmakla birlikte en sık ve önemli olanları HIV, HBV, HCV’dir. Bu mesleki bulaşların çoğu önlenebilir ve bunun için yapılacak “standart önlemin” maruziyeti azaltmak olduğu gösterilmiştir. Ayrıca sağlık çalışanları bu konudaki riskler hakkında eğitilmeli profilaksi olarak neler yapılacağı bildirilmeli ve her sağlık kurumunun açık bir protokolü olmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;“US Public Health Service” kan ve vücut sıvılarına maruz kalmış hastalık bulaşabilecek sağlık çalışanları için klavuzlarını 2001 yılında güncellemiştir. Yeni kılavuzda HBV ve HCV için özel tavsiyeler HIV profilaksisi için yeni bilgiler bulunmaktadır. Kılavuzun içeriği geliştirilen yeni antiretroviral ilaçları, HIV ile maruziyet sonrasında profilaksi güvenliği hakkında yeni bilgileri, ilaca dirençli HIV nesillerini içermektedir. Daha kapsamlı bilgiye &lt;a href="http://www.cdc.gov/mmwr/preview/mmwrhtml/rr5011a1.htm"&gt;&lt;span style="color:#800080;"&gt;www.cdc.gov/mmwr/preview/mmwrhtml/rr5011a1.htm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; adresinden ulaşılabilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Sağlık çalışanları için mesleksel maruziyetle kazanılmış kan kaynaklı patojenler büyük tehlikedir. Tek iğne yaralanması ile 20’den fazla ajan bulaşabilir, bunlardan bazıları aşağıda sıralanmıştır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;HIV&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;HBV&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;HCV&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Blastomikoz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Bruselloz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Difteri&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Ebola virus&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Herpes simpleks&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Leptospiroz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Malarya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Mycobacterium marınum&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Mycoplasma cavia&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Sifiliz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Toksoplazmoz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-bidi-font-weight: bold; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Tüberküloz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 54pt; TEXT-INDENT: -18pt; tab-stops: list 54.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Symbol; mso-fareast-font-family: Symbolfont-family:Symbol;font-size:14;"  &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;·&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Varicella zoster&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;“United Nations Programme on HIV, AIDS” ve ”WHO”ya göre 40 milyon yetişkin, 2.7 milyon çocuk HIV’le yaşamakta (2001 sonu) ve yaklaşık 40 milyon insan kronik HBV taşıyıcısıdır. Sağlık çalışanları ise HBV seroprevelansı genel populasyona göre 2-4 kat daha fazladır. Doktorlar, diş hekimleri, laborantlar, dializ çalışanları, temizlik görevlileri ve hemşireler yüksek prevelansa sahiptir. Enfekte insanların %90’dan fazlası gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Bu ülkelerden toplanılan “standart önlemlerle” ilgili bilgiler ve temel medikal destek yetersiz kalmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;Enfeksiyonların Mesleki Geçiş Riskleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;Hepatit B Virüsü:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Hepatit B transmisyonu riski primer olarak kan ve vücut sıvıları ile temas derecesine ve kaynağın hepatit B e antijen (HBVeAg) durumuna bağlıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;HBV infeksiyonu olan hastanın kanı ile tek parenteral temasta bulaş riski, hastada HBeAg (-) ise %6-37 iken, eğer hasta HBeAg (+) ise risk % 40-62’ye kadar çıkmaktadır. HBsAg (-) hastada bulaş riski %23 iken, HBsAg (+) olduğunda risk %37 olmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Perkutan yaralanma en önemli HBV geçiş şekillerinden biri olmasına rağmen sağlık çalışanları arasındaki bu geçiş yolu çok az miktarda olmaktadır. Bu muhtemelen bozulmuş deri ve mukozal yüzeylere virus girişine neden olabilecek daha çok sayıda mukokutanöz maruziyete ve HBV’nin kurumuş kanda en az 1 hafta canlı kalabilmesine bağlıdır. Ayrıca sağlık çalışanlarını aşılama eğilimi bu enfeksiyonun insidansını %95 azaltmada etkili olmuştur (1983 verileri ile 1995 yılı verilerinin kıyaslaması).&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Kan, kanla bulaşmış olsun olmasın çeşitli vücut sıvıları, keskin/batıcı malzeme ile teması olan herkesin hepatit B’ye karşı aşılanması önerilmektedir. Aşıya cevap mutlaka kontrol edilip belgelenmelidir. Aşısı olmayan sağlık çalışanları kan veya vücut sıvılarına maruz kaldığında bir dizi hepatit B aşısı yaptırmalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;Hepatit C Virüsü:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;HCV (+) hastayla temasta serokonversiyon riski %1.8 (%0-7) kadardır. Muköz membranlar ve bütünlüğü bozuk ciltten bulaş çok nadirdir. HCV virusu için perkutanöz yaralanma en önemli ve sık geçiş yoludur. Çevresel kontaminasyon, hemodializ hariç, geçiş açısından major bir risk olarak görülmemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:14;"&gt;HIV:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;HIV (+) kanla kontamine olmuş iğneyle yaralanmanın tahmini bulaştırma riski %0.3 ve mukozal membrana temasın riski ise %0.09’dır. Bütünlüğü bozulmuş ciltten temas riskinin ise daha da düşük olduğu tahmin edilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;HIV ile perkutanöz maruziyeti olan çalışanlarda yapılan çalışmalarda fazla miktarda kanla temas ve terminal dömende hastalığı olan muhtemelen yüksek titrede viral yük taşıyan kaynak hasta ile maruziyette enfeksiyon riski daha fazla olduğu gösterilmis. Düşük viral yük ( &amp;lt;1500 RNA kopyası /mL) düşük titreli maruziyeti gösterir ama geçiş riskini azaltmaz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;Maruziyet Tanımı &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Maruziyet kan kaynaklı patojenlerin bulaşmış olduğu kan, doku veya diğer vücut sıvlarıyla (semen, vajinal sekresyon, BOS, plevral, peritoneal, perikardial, sinovial ve amniotik sıvı)&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;sağlık çalışanlarının temas etmesi olarak tanımlanır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Bu temas çeşitli yollarla olabilir:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;1-Perkutanöz yaralanma: Kan veya diğer vücut sıvılarıyla kontamine olmuş iğnenin batması veya keskin bir objeyle cildin kesilmesi,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;2-Mukozal membran veya&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;bütünlüğü bozulmuş deriyle temas (deride dermatit, yarık, çatlak, abrazyon gibi lezyonların bulunması),&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;3-Uzun süre intakt deriyle temas.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Feçes, nasal sekresyon, tükrük, balgam, ter, gözyaşı, idrar ve kusmuk görünür kan içermedikleri sürece HBV, HCV, HIV taşımadıkları düşünülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;İnsan ısırığında hem ısıran hemde ısırılan kişinin olası maruziyeti klinik değerlendirmede mutlaka düşünülmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;Maruziyet Riskini Etkileyen Faktörler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Kontamine iğnelerle dikkatsiz uygulama/gereksiz enjeksiyon, yetersiz sterilize edilmiş iğnelerin tekrar kullanımı, tehlikeli çöplerin uygunsuz atılımı kan kaynaklı patojenlere maruziyet riskini artırır. Bu riskler birçok faktöre bağlıdır:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;1-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Spesifik populasyondaki enfeksiyon prevalansı: Gelişmekte olan ülkede prevalansın yüksek olduğu bilinmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;2-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Enfeksiyon ajanının bulaşmasını sağlayacak uygulamarın sık yapılması.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;3-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Maruziyetin şekli ve etksi: Perkütan yarlanmanın bulaş riski mukozal membran veya deri yolu ile bulaştan daha yüksektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;4-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Kontamine sıvıdaki virüs yükü: Çoğu hasta ilerlemiş hastalığa sahip; ayrıva gelişmekte olan ülkelerde viral yükü fazla oluşu antiretroviral tedavinin ekonomik nedenlerle karşılanamamasına neden oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;5-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Maruziyet öncesi ve sonrası profilaksiye ulaşım ve etkinliği: Gelişmekte olan ülkelerde uygun kılavuzların hala oluşturulmamış olması önemli bir problem.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;Bulaş Riskini Azaltıcı Stratejiler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Bulaş riskini azaltıcı en önemli önlem primer maruziyeti önlemek olarak tanımlnmaktadır. Bu yüzden, çalışma alanlarında davranışsal değişimleri düzenlemek maruziyeti önleme strajelerinin&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;köşe taşlarını oluşturur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Çalışanlar,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;1- Çalışma sahalarındaki risklerden haberdar olmalı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;2- Çevrelerindeki risk faktörleri için eğiltilmeli&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;3- Maruziyet riskini minimuma indirme stratejileri öğretilmeli. Standart önlemler olarak tanımlananlar: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;-Tüm hastalar hastalık taşıyıcısıymış gibi görülüp buna göre davranılmalı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;-Uygun personel koruyucu malzemeler kullanılmalı (eldiven, maske, önlük, gözlük)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;-Keskin ve batıcı malzemeleri ele alırken dikkatli davranılmalı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;-Keskin ve batıcı malzemeler uygun şekilde atılmalı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;4-Yüksek riskli prosedürleri değiştirmek/düzenlemek içim eğitim verilmeli&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;5-Maruziyeti azaltacak malzemelerin üretilmesi sağlanmalı; malzeme güvenliği arttırılmalı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal"&gt;&lt;span style="font-size:16;"&gt;Bulaşma Riskini Etkileyen Faktörler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;1-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Yaralanmanın derinliği,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;2-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Kullanılan malzemenin görünür biçimde kanla kontamine olması,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;3-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;İğnenin direk artere/vene girmiş olması,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;4-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;İğnenin şekli (solid veya lümenli),&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;5-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;İğnenin kalınlığı, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;6-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Kaynağın viral yükü,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;7-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Maruz kalınan kan/vücut sıvısı miktarı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 36pt; TEXT-INDENT: -18pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l1 level1 lfo2"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;span style="mso-list: Ignore"&gt;8-&lt;span style="font-family:'Times New Roman';"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Maruziyet süresi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;bulaş riskini etkilemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Kan veya vücut sıvılarına maruz kalındığında alınması gereken tedbirlere bir sonraki yazıda değineceğiz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;font-size:14;" &gt;Elif Caymaz&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-5920660240984773260?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=fMkOhHLeGhg:u1JmOXmm7Lw:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=fMkOhHLeGhg:u1JmOXmm7Lw:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=fMkOhHLeGhg:u1JmOXmm7Lw:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=fMkOhHLeGhg:u1JmOXmm7Lw:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/fMkOhHLeGhg" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/fMkOhHLeGhg/saglk-calsanlarnda-viral-enfeksiyonlar.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/04/saglk-calsanlarnda-viral-enfeksiyonlar.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-2618208852171624246</guid><pubDate>Sun, 29 Mar 2009 18:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-29T11:55:53.223-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">anestezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aort disseksiyonu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">beyin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">spinal kord</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kardiyopulmoner bypass</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">antihipertansif</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">endovasküler</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aort</category><title>Aort Disseksiyonunda Anestezi</title><description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;ANESTEZİ YAKLAŞIMI&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Aort disseksiyonlu hastada anestezistin sorumlulukları resüsitasyon, hemodinamik stabilizasyon, ağrı tedavisi, TÖE için sedasyon, transfer, anestezi ve perioperatif bakımdır. Ayrıca perioperatif TÖE’da cerrahi kararın verilmesinde de rol oynar.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;TİP A DİSSEKSİYON:&lt;span style="FONT-WEIGHT: normal"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Monitörizasyon: &lt;/strong&gt;Bu tip disseksiyonu olan hastalara standart kardiyak anestezik yaklaşım uygulanır. Yeterli periferik venöz damar yolu açılmalıdır. Aşırı sıvı infüzyonu disseksiyonun genişlemesi ve rüptür ile sonuçlanabileceğinden sıvılar titre edilerek verilmelidir. Beta-blokerler ile antihipertansif tedaviye, anestezi indüksiyonu ve idamesinde de devam edilmelidir.&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İnnominat arterin disseksiyon ihtimali nedeniyle sağ radyal arter basıncının etkilenmiş olabileceği göz önünde bulundurularak, invazif kan basıncı ölçümü için &lt;em&gt;&lt;strong&gt;sol radyal arter kanülüzasyonu&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; tercih edilmelidir. Santral venöz kateterizasyon ise anestezi indüksiyonu öncesi veya sonrasında mutlaka takılmalıdır. Hemodinami, asidoz, koagülopati ve idrar çıkışı yakından izlenip gerekli tedavi uygulanmalıdır. İntraoperatif devamlı TÖE monitorizasyonu cerrahiye yol göstermesi açısından oldukça yararlıdır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;İndüksiyon ve idame: &lt;/strong&gt;Çıkan aorta cerrahisi sıklıkla medyan sternotomi ile yapılır. İnen aortaya yapılacak herhangi bir müdahale için sol torakotomi gereklidir. Anestezi idamesinde isofluran veya sevofluran gibi miyokard fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyen volatil anestezikler ve/veya propofol idamede kullanılır. Optimal cerrahi görüş sahası ve hasta konforu için opioid analjezikler (fentanil, alfentanil, morfin)&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;ve kas gevşetici ajanların kullanımı uygundur. Postoperatif erken ekstübasyon ve nörolojik muayeneyi geciktirebileceği için kas gevşeticilerin yüksek doz kullanımından kaçınılmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Kanülasyon seçenekleri ve kardiyopulmoner bypass: &lt;/strong&gt;Kardiyopulmoner bypass (KPB) için, disseksiyonun anatomisi ve aciliyetine göre farklı kanülasyon bölgeleri seçilebilir. Anterograd perfüzyon amacıyla arteryel kanülasyon, disseksiyondan etkilenmediyse distal arkus aortadan, sağ subklavien arterden, innominat arterden veya disseke olan çıkan aortanın gerçek lümeninden yapılabilir. Anteregrad perfüzyon için alternatif kanülasyon bölgeleri&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;ise sol ventrikül apeksi ve aort kapağıdır.&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;Retrograd aortik perfüzyon için&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;femoral arter kanülasyonu tercih edilebilir.&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;Venöz kanülasyon ise sıklıkla sağ atrium yoluyla sağlanır. Femoral veya bikaval kanülasyonlar, venöz kanülasyon için diğer seçeneklerdir. TÖE, bütün bu kanülasyon işlemleri sırasında yol göstericidir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İşlem distal aort anastomozu sırasında parsiyel KPB veya derin hipotermik sirkulatuar arresti (18-20&lt;sup&gt;o&lt;/sup&gt;C) gerektirebilir. KPB ve aortik&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;cross-clamp zamanları cerrahinin zorluğuyla doğru orantılı olarak uzayabilir. Cerrahi tamir sonrası dolaşım gerçek lümene yönlendirilir ve dolaşım tekrar saplanır. Daha sonra KPB sonlandırılır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Serebral koruma: &lt;/strong&gt;Arkus aortayı içine alan disseksiyonların cerrahisinde beyine giden kanın kesilmesi gerekir. Bu işlem sırasında oluşabilecek serebral hasarı önlemek amacıyla ya elektriksel aktivitenin durdurdulmasıyla birlikte derin hipotermi&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;veya serebral perfüzyonunun devamını sağlayacak retrograd veya anterograd akımdan yararlanılır.&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;Hastanın kafası dolaşım arresti sırasında buzda tutulmalıdır. Soğutma işlemi sırasında metilprednizolon, tiopental ve lidokain uygulamasının serebral metabolizmayı azaltarak nörolojik hasarı sınırlayabileceği düşünülmektedir. Ayrıca isofluran ve sevofluran gibi volatiller koruyucu etkiler gösterebilirler. Halojenlenmiş volatil ajanların özellikle kalpte olmak üzere diğer organlarda da iskemik hasardan koruyucu (ischaemic preconditioning) &lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;etkiler gösterdiği unutulmamalıdır. Furosemid ve mannitol diürezi sağlamak ve sirkülatuar arrest sonrası serbest radikalleri temizlemek üzere kullanılabilir. Cerrahi sırasında &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16253828?ordinalpos=5&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;nörofizyolojik monitörizasyon tekniklerinden yararlanılması&lt;/a&gt; nörolojik defisit riskini azaltabilmekte. Bispektral indeks (BIS) gibi yeni EEG modaliteleri anestezi ve cerrahinin farklı aşamalarında bize beynin durumu hakkında bilgi verebilme avantajını sağlar.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Isı regülasyonu: &lt;/strong&gt;Sıvıların ve hasta yatağının ısıtılması, ısıtıcı batteniyelerin kullanımı hastanın KPB’tan çıkışında hastayı ısıtmaya yardım eder ve KPB sonrası hipotermiden korur.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Koagülasyon: &lt;/strong&gt;Major kanamalara, uzamış KPB veya dolaşım arrestine, hipotermiye, masif kan transfüzyonuna veya ilaçlara bağlı olarak dissemine intravasküler koagülopati (DİK) gelişebilir. Bu vakalarda aprotinin (KPB öncesi, sırasında ve sonrasında infüzyon şeklinde) ve traneksamik asitin profilaktik kullanımı&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;önerilmektedir. Tromboelastografi kullanımı, koagülasyon tedavisinin başarısını izlemede yardımcı olur. Kompleks transfüzyon gereksinimleri nedeniyle hastaların hematolog ile konsülte edilmesi yarar sağlayabilir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Analjezi: &lt;/strong&gt;Analjezi sıklıkla perioperatif yüksek doz opioid kullanımı ile sağlanır. Epidural analjezi spinal hasara neden olabilme veya spinal hasarı maskeleyebilme riski nedeniyle, bu vakalarda tartışmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;TİP B DİSSEKSİYON&lt;/strong&gt;:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;İnen aorta veya torakoabdominal aorta disseksiyonlarına cerrahi olarak yaklaşılacaksa, sol lateral torakotomi gereklidir. Bu vakalarda çift-lümenli endotrakeal tüp ile tek akciğer ventilasyonu&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;standarttır. Sol subklavien arterin klampe edilebilme ihtimali göz önünde bulundurulmalı ve bu nedenle sağ radyal arter monitorizasyonu sağlanmalıdır. Ayrıca alt ekstremitelerin perfüzyonunun yeterli olup olmadığını anlamak amacıyla femoral arter monitorizasyonu da gereklidir. &lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Spinal kord iskemisi: &lt;/strong&gt;Cerrahi girişim sırasında aortik klempaj spinal kord iskemisine neden olmaktadır. 30 dakikayı geçen spinal kord iskemisi sonrası nörolojik defisit insidansı ciddi şekilde artmaktadır. Spinal kord koruması amacıyla pek çok farmakolojik (nalokson, metilprednizolon) veya non-farmakolojik yöntem uygulanmaktadır. Girişim sırasında &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/9469777?ordinalpos=19&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;serebrospinal sıvının drenajı, distal aotanın perfüzyonu,&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10842145?ordinalpos=13&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;epidurak soğutma&lt;/a&gt; gibi yöntemler spinal kord koruması için uygulanmakta ve nörolojik defisit insidansını azaltmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;POSTOPERATİF YAKLAŞIM&lt;span style="FONT-WEIGHT: normal"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Cerrahiden sonra hasta, mutlaka yoğun bakım ünitesinde monitorize şekilde yakın takip altında olmalıdır. Hemodinamik stabilizasyon, ısınma, yeterli gaz değişimi sağlanıp, cerrahi kanama&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;minimal hale gelene dek mekanik ventilasyona devam edilmelidir. Kan basıncı yeterli analjezi ve anti-hipertansif tedavi ile kontrol altında tutulmalıdır.&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;Nörolojik ve periferik dolaşım da dahil olmak üzere hasta, tam bir fizik muayeneden geçirilmelidir. EKG ve akciğer grafisi çekilmelidir. Gereken hastalarda koagülopati ile mücadeleye devam edilmesi ve renal replasman tedavisi uygulanmalıdır. Bu hastalarda postoperatif en sık karşılaşılan problemler, visseral iskemi, metabolik asidoz, infeksiyon ve respiratuar komplikasyonlardır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;Alternatif Girişimler&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tip B disseksiyonlarda, özellikle torakotominin riskli olabileceği veya yandaş hastalıkları olan hastalarda &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19033271?ordinalpos=1&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;endovasküler yaklaşım&lt;/a&gt; düşünülebilir. Bu hastalarda perkütan stentleme ve/veya fenestrasyon açık cerrahiye iyi bir alternatif oluşturmaktadır. Yırtığın bulunduğu segmentin rekonstrüksiyonu, yalancı lümenin tromboze edilmesi, gerçek lümenin yeniden oluşturulması ve aortadan çıkan dallarda akımın sağlanması amaçlanır. Endovasküler girişimler &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16171579?ordinalpos=16&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;lokal, rejyonal veya genel anestezi altında&lt;/a&gt; uygulanabilmektedir. Lokal anestezi ile komplikasyon insidansının genel anesteziye oranla daha düşük olduğu bildirilmektedir. Geniş segmenti içeren endovasküler yaklaşımda &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18180183?ordinalpos=12&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;spinal kord iskemisi&lt;/a&gt; olabileceği dikkate alınmalıdır. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;MEDİKAL TEDAVİ &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Komplike olmamış inen aorta disseksiyonlarında medikal tedavi tercih edilir. Yeterli analjezi sağlanır. Temel amaç, kan basıncını düşürmek yoluyla disseksiyonun ekstansiyonunu önlemektir.&lt;span style="font-size:0;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;PROGNOZ &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Aort disseksiyonu olan hastalarda, aortik rüptür, kardiyak tamponad, inme ve visseral iskemi en sık ölüm sebepleridir. En son kaynaklara göre, tip A disseksiyonunda cerrahi tedavi gören hastaların mortalitesi %26 iken medikal tedavi görenlerde bu oran %58’dir (ileri yaş ve komorbiditeler nedeniyle). Tip B disseksiyonunda ise mortalite sırasıyla %31,4 ve %10,7’dir. Taburcu olan hastaların kan basıncı kontrol altında tutulmalı ve rutin kontrolleri planlanmalıdır. Tedavi görüp taburcu olmuş hastalarda 10 yıllık mortalite ise % 55’tir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Miray Kılıç&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-2618208852171624246?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=MlZK2qa3Dpo:0FDuK3ElBJA:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=MlZK2qa3Dpo:0FDuK3ElBJA:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=MlZK2qa3Dpo:0FDuK3ElBJA:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=MlZK2qa3Dpo:0FDuK3ElBJA:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/MlZK2qa3Dpo" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/MlZK2qa3Dpo/aort-disseksiyonunda-anestezi.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/03/aort-disseksiyonunda-anestezi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-3265851193130514730</guid><pubDate>Sat, 21 Mar 2009 20:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-24T01:56:23.637-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Stanford</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aortografi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aort disseksiyonu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ekokardiyografi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">düz kas miyozin ağır zincir proteini</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aort</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">De Bakey</category><title>AORT DİSSEKSİYONU</title><description>&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Aort disseksiyonu hızlı tanı ve tedavi yaklaşımını gerektiren, sonrasında yoğun izlem ve yakın takibin şart olduğu bir vasküler patoloji. Tedavi ve bakım için bu hastaların kardiyovasküler cerrahi yapılan bir merkeze transferi şart. Dolayısı ile disseksiyondan şüphelenildiği andan itibaren bu hastalara özel yaklaşım gerekli. Daha sonra disseksiyon tanısı konmuş hastalara &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19284704?ordinalpos=2&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;başlangıçta farklı başka tanı konabildiği &lt;/a&gt;de bilinmekte; dolayısı ile ayırıcı tanının hızlı yapılması hayati önem taşıyor. Aort disseksiyonunda tanı ve tedavi &lt;a href="http://ceaccp.oxfordjournals.org/cgi/content/extract/9/1/14"&gt;CEACCP 2009'un ilk sayısında &lt;/a&gt;yer alan konulardan biri. Konuya ilişkin güncel yaklaşımı ele alıp, takip eden yazımızda da anestezistin rolüne değineceğiz.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Aort disseksiyonu nadir görülmekle beraber ölümle sonuçlanabilen bir patolojidir. Aortanın tunika medya tabakasının katmanları ayrışır, içine kanın dolduğu, yukarı ve aşağıya doğru uzanan ikinci bir lümen (yalancı lümen) görünümü ortaya çıkar. Çıkan aort disseksiyonu, en sık görülen tipidir ve abdominal aort rüptüründen 2-3 kat daha sıklıkta görülür. Tedavi edilmemiş çıkan aort disseksiyonunda, ilk 48 saat içinde, geçen her bir saat mortaliteyi %1-2 oranında arttırmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;strong&gt;Sınıflandırma&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Aort disseksiyonunun tanımlanmasında birden çok sınıflama göze çarpmaktadır. Bazı sınıflamalar disseksiyonun anatomisini esas alırken, diğer sınıflamalar olay öncesi semptomların başlangıcından itibaren geçen süreyi esas almaktadır. Semptomların başlangıcından sonra 2 hafta içinde aort disseksiyonu tanısı konulabiliyorsa &lt;strong&gt;akut&lt;/strong&gt;; bu süre 2 haftayı geçmişse &lt;strong&gt;kronik aort disseksiyonu&lt;/strong&gt; olarak tanımlanır. “&lt;span style="mso-fareast-: TR;font-family:'Times New Roman';" &gt;European Society &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;span style="mso-fareast-: TR;font-family:'Times New Roman';" &gt;of Cardiology Task Force on Aortic Dissection”&lt;/span&gt; etyolojik bir sınıflama da ortaya koymuştur. Akut aortik sendromlar olarak gruplanan intramural hemoraji, intramural hematom ve aortik ülserlerin gelişmekte olan diseksiyonun belirtileri olabileceği gösterilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Stanford ve De Bakey anatomik sınıflamalr yapmıştır. En sık kullanılan &lt;strong&gt;Stanford&lt;/strong&gt; sınıflandırmasında aort disseksiyonu lokalizasyonuna göre ikiye ayrılır. Disseksiyon çıkan aortayı tutmuşsa Tip A (De Bakey tip 1 ve 2), sadece inen aortayı tutmuşsa Tip B&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;(De Bakey tip 3), olarak adlendırılırlar. Tip A’da çıkan aorta tutulmuştur; fakat disseksiyon arkus aorta ve inen aortaya kadar uzanabilir. Tip B’de ise disseksiyon daima sol subklavien arterin distalindedir. &lt;strong&gt;De Bakey&lt;/strong&gt; sınıflamasına göre ise Tip 1’de çıkan aorta, arkus aorta ve inen aorta, Tip 2’de sadece çıkan aorta, Tip 3’te sadece inen aorta (sol subklavien arterin distali) tutulur. Stanford sınıflaması bize tedavide de yol gösterir. Tip A disseksiyonlar sıklıkla cerrahi tedavi gerektirirken, Tip B disseksiyonlarda medikal tedavi ile konservatif yaklaşım izlenebilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;a href="http://guncelanestezi.com/wp-content/uploads/2009/03/aort-diseksiyonu.jpg"&gt;&lt;img class="alignleft size-medium wp-image-538" title="aort-diseksiyonu" height="300" alt="" src="http://guncelanestezi.com/wp-content/uploads/2009/03/aort-diseksiyonu-287x300.jpg" width="287" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Solda disseksiyon ipleri görülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;Patofizyoloji&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Aort disseksiyonunu erkeklerde daha sıklıkta ve 50-70 yaşları arasında görülür.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Aort disseksiyonu, aortada intimal flap varlığı ile karakterizedir. Bunlar çoğunlukla medial duvar dejenerasyonu veya kistik medial nekroz zemininde gelişirler. Aort duvarındaki mekanik stress, intramural basınç ve damar çapı ile doğru orantılıdır. Bu nedenle intimal yırtık, aortanın en çok basınca maruz kaldığı bölgelerde gözükür. &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;Aort disseksiyonu için bilinen risk faktörleri şöyle sıralanmaktadır: &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Uzun süreli arteryel hipertansiyon: İ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;leri yaş, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Sigara, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Dislipidemi, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Kokain&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Bağ dokusu hastalıkları: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Marfan sendromu, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Ehlers-Danlos sendromu, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Turner sendromu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Herediter vasküler hastalıklar: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Biküspid aorta, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Aort koarktasyonu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Vaskülitler: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Dev hücreli arterit, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Takayasu arteriti, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Sifiliz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Aort anevrizması&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Gebelik&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Deselerasyon travması (kaza, yüksekten düşme)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;İyatrojenik: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Kateterizasyon, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Aort cerrahisi, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-: ZH-CNfont-family:SimSun;font-size:12;"  &gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kanülasyon&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Aort disseksiyonlarının çoğu, aort kapağının 10 cm uzağında aortun büyük kurvatürü (aort kavsi) boyunca, transvers yırtık ile kendini gösterir. Disseksiyonun en sık izlendiği diğer yer ise sol subklavien arterin distali, inen aortadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;strong&gt;Klinik&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Aort disseksiyonunun klinik özellikleri iki aşamalıdır. İlk semptom, intimanın yırtılmasına bağlı olarak aniden ortaya çıkan şiddetli göğüs ağrısıdır ve aort disseksiyonunun en karakteristik özelliğidir. Göğüs ağrısı özellikle tip A disseksiyonda görülürken, sırt ağrısı ve abdominal ağrı tip B’de daha sık görülür. Bu ağrı migratuar tarzda olabilir ve disseksiyon hattı boyunca ilerleyebilir. Göğüs ağrısına taşikardi ve hipertansiyon eşlik eder; artmış anksiyete ve ağrıya yanıt olarak ortaya çıkan katekolamin deşarjına bağlıdırlar. İkinci aşamada ise aort duvarındaki basınç artışı kritik noktaya ulaşmış, rüptür meydana gelmiştir ve buna bağlı semptomlar taşikardiye eşlik eden hipotansiyon, perikardiyal tamponad, akut aort kapak yetmezliği veya akut miyokard iskemisi olabilir. Ekstremitelerde nabız alınamayabilir ve aort odağında diyastolik üfürüm duyulabilir. Daha az sıklıkla malperfüzyona bağlı senkop, inme ve diğer nörolojik semptomlar izlenebilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;strong&gt;TANI&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Risk faktörleri olan, 60 yaşında hipertansif hastada ani başlayan şiddetli göğüs ağrısı bize aort disseksiyonunu düşündürmelidir. Tüm hastalarda miyokard enfarktüsünü dışlamak amacıyla öncelikle EKG değerlendirilmelidir.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Tip A disseksiyonlu hastaların %20’sinde, disseksiyonun koroner ostiuma kadar yayılımına bağlı, EKG’de iskemik değişiklikler izlenebilir. Miyokardiyal hasarın biyokimyasal belirteçleri tanıda yardımcı olabilir. Bu tip hastalarda trombolitik ve revaskülarizasyon tedavisinden önce &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;ileri tetkik ve araştırmalar yapılmalıdır. Aort disseksiyonu tanısında kullanılan biyokimyasal belirteçlerden en önemlisi düz kas miyozin ağır zincir proteinidir, aortanın medial kas tabakasının hasarlanmasına bağlı olarak seviyesi yükselir.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;strong&gt;Görüntüleme Yöntemleri&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Aort disseksiyonu tanısında bilgisayarlı tomografi (BT), &lt;a href="http://images.google.com/imgres?imgurl=http://www.uhrad.com/ctarc/ct187a2.jpg&amp;amp;imgrefurl=http://www.uhrad.com/ctarc/ct187.htm&amp;amp;usg=__uqlSNCrobKwHtFyIwpHLDd2UABc=&amp;amp;h=399&amp;amp;w=341&amp;amp;sz=12&amp;amp;hl=tr&amp;amp;start=15&amp;amp;sig2=iXdO4K5ATiOSglMFzbXDcg&amp;amp;um=1&amp;amp;tbnid=o3vowGcuhNOpRM:&amp;amp;tbnh=124&amp;amp;tbnw=106&amp;amp;prev=/images%3Fq%3Daortic%2Bdissection%2BMR%26hl%3Dtr%26rlz%3D1T4GGLL_en%26sa%3DN%26um%3D1&amp;amp;ei=-0zFSfLzMpOS_gbsvtynCw"&gt;magnetik rezonans (MR)&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://video.google.com/videosearch?sourceid=navclient&amp;amp;rlz=1T4GGLL_en&amp;amp;q=aortic+dissection&amp;amp;um=1&amp;amp;ie=UTF-8&amp;amp;ei=B0jFSdP8CIS2jAe9t5GeCw&amp;amp;sa=X&amp;amp;oi=video_result_group&amp;amp;resnum=4&amp;amp;ct=title#"&gt;ekokardiyografi&lt;/a&gt; gibi çeşitli modaliteler kullanılmaktadır. &lt;a href="http://images.google.com/imgres?imgurl=http://myweb.lsbu.ac.uk/dirt/museum/margaret/562-741a-2161320.jpg&amp;amp;imgrefurl=http://myweb.lsbu.ac.uk/dirt/museum/679-659.html&amp;amp;usg=__n4DNj2n28Co-cOah6UGneoyx5Xw=&amp;amp;h=802&amp;amp;w=1029&amp;amp;sz=89&amp;amp;hl=tr&amp;amp;start=18&amp;amp;sig2=o0ZnW8NSZIMAGW_NoLkybw&amp;amp;um=1&amp;amp;tbnid=y2JXga3eZt9W4M:&amp;amp;tbnh=117&amp;amp;tbnw=150&amp;amp;prev=/images%3Fq%3Daortic%2Bdissection%26hl%3Dtr%26rlz%3D1T4GGLL_en%26sa%3DN%26um%3D1&amp;amp;ei=YEvFSb31KcSg_gaEtdCcCw"&gt;Düz toraks grafisinde &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;aort topuzunda değişiklikler ve duvardan 6 mm’den fazla ayrılmış intima kalsifikasyonu, genişlemiş mediastinum, kardiyomegali (perikardiyal effüzyon), hemotoraksa bağlı kapalı kostofrenik sinüsler görülebilir. &lt;a href="http://www.heart-vessels.com/images/aortic-dissection2.jpg"&gt;Aortografi &lt;/a&gt;ile gerçek ve yalancı lümen ayırtedilebilir; fakat aort disseksiyonu tanısında eskiden altın standart olmasına rağmen, anstabil hastada kullanımının güvenli olmaması ve invazif bir işlem olması nedeniyle günümüzde popülaritesini kaybetmektedir. BT ve MR hızlı ve non-invazif olmaları nedeniyle tercih edilirlerken, hemodinamik açıdan anstabil hastalarda önerilmezler. &lt;a href="http://www.metacafe.com/watch/yt-YaLjHASOxr0/diagnosis_of_aortic_dissection_by_tte/"&gt;Transtorasik ekokardiyografi (TTE)&lt;/a&gt;, kolay ulaşılabilir olması, çıkan aorta ve aortik arkusu iyi bir şekilde görüntüleyebilmesi nedeniyle önemi giderek artmaktadır. Ancak obezlerde ve toraks travmalı hastalarda görüntü kalitesi kötü olabilir. Transösofageal ekokardiyografi (TÖE) yaygınlaştıkça popülaritesi artmış bir görüntüleme yöntemidir. Hemodinamik açıdan anstabil hastalarda perioperatif olarak kullanımı uygundur. Çıkan aortanın distali ile trakea veya sağ ana bronşun kapattığı arkusun bir bölümü dışında tüm torasik aortayı görüntülememizi sağlar. İntravasküler ultrason kateter aracılıklı bir görüntüleme yöntemidir; aortik duvar ve intima flapinin dinamik görüntülenmesini sağlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;TEDAVİ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Akut tip A ve komplike tip B aort disseksiyonu olan hastalar, yoğun bakımı olan ve acil cerrahi girişim imkanı sağlayabilen kardiyotorasik cerrahi merkezlerinde cerrahi yolla tedavi edilmelidirler. Başlangıç tedavisi klinik duruma göre yapılır. Ağrı mutlaka giderilmelidir. Bu hastalarda ilk hedefimiz perfüzyonu bozmadan sol ventrikül kontraksiyonunu azaltmaktır. Böylelikle disseksiyonun ileriye yayılımı ve olası bir rüptür önlenmeye çalışılır. Bu amaçla beta-blokerler, labetalol (beta+alfa bloker), tansiyonda daha fazla düşme gerekiyorsa sodyum nitroprussid, gliseriltrinitrat ve hidralazin kullanılabilir. Beta-blokerler, vazodilatatörlerden önce, ilk tercih olarak düşünülmelidirler; çünkü vazodilatasyona bağlı refleks katekolamin deşarjı, sol ventrikül kontraksiyonunu arttırabilir. Eğer hastanın geliş Glasgow koma skalası (GKS) &amp;lt;8&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;veya hemodinamisi anstabil ise, entübasyon ve ventilasyonun sağlanması gereklidir. &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Aort diseksiyonu şüphesinde başlangıç tedavisi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Oksijen (gerekli görülürse resüsitasyonun ABC’si)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Ayrıntılı anamnez ve fizik muayene&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Kalp tepe atımı, kan basıncı, SpO&lt;sub&gt;2&lt;/sub&gt; monitorizasyonu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Damar yolu açılması, kan tahlilleri (cross match, CK, Troponin, &lt;span style="mso-fareast-: TR;font-family:'Times New Roman';" &gt;FBC, U &amp;amp; Es,&lt;/span&gt; Myoglobin, D-dimer, LDH)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;12 kanal EKG (iskeminin belgelenmesi)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Analjezi (morfin sülfat)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Dikkatli İV sıvı infüzyonu&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Sistolik kan basıncının 110-120 mmHg arasında tutulması (öncelikle esmolol, metoprolol veya labetalol)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Kan basıncı için daha iyi kontrol gerekiyorsa sodyum nitroprussid (beta blokerler kontrendike ise kalsiyum kanal blokerleri)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;İlk fırsatta görüntülemenin sağlanması&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Uygun bir kardiyotorasik cerrahi ünitesi veya yoğun bakım ünitesine transfer&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; tab-stops: 132.0pt"&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 1"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;&lt;strong&gt;Cerrahi Tedavi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-size:small;"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;Akut tip A aort disseksiyonu olan hastalar, rüptür riskinden dolayı gecikmeden opere edilmelidirler. Bu hastalarda parapleji ve düzeltilemeyecek komorbiditelerin varlığı cerrahinin kontrendike olduğu durumlardır. Ayrıca nörolojik defisit, metabolik asidoz ve renal fonksiyon bozukluğunun eşlik etmesi kötü prognozu göstermektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Aort disseksiyonunda çeşitli yaklaşımlar tanımlanmıştır. Cerrahi tedavide amaç ekspansiyonu önlemek, intimal yırtığı eksize etmek ve rüptüre olabilecek aort segmentini sentetik bir greft ile değiştirmektir (fil hortumu tekniği).&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;Aortik kapak kurtarılamayacak durumda ise valv replasmanı yapılır ve koronerler grefte anastomoze edilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Tip B disseksiyonlarda ise genellikle medikal tedavi ilk tercihtir ve cerrahinin üstün olduğuna dair kanıt yoktur; fakat eğer persistan ağrı, anevrizmada genişleme, periferik iskemik komplikasyonlar ve rüptür gelişmişse cerrahi tedavi endikedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:small;"&gt;Komplike bir yaklaşım gerektiren aort disseksiyonunda anestezistin rolü ve anestezi uygulamasına gelecek yazıda değinilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"&gt;Miray Kılıç&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-3265851193130514730?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=3YfGVNJIicI:w4j9VD0yL1A:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=3YfGVNJIicI:w4j9VD0yL1A:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=3YfGVNJIicI:w4j9VD0yL1A:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=3YfGVNJIicI:w4j9VD0yL1A:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/3YfGVNJIicI" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/3YfGVNJIicI/aort-disseksiyonu.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/03/aort-disseksiyonu.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-1566311451219292763</guid><pubDate>Fri, 27 Feb 2009 04:35:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-27T07:28:16.320-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kalp</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">anestezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kardiyomiyopati</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">alkol yoksunluk sendromu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">alkol</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">miyopati</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">otonom disfonksiyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kronik alkolizm</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">karaciğer</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pankreatit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">nöropati</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Wernicke-Korsakoff Sendromu</category><title>Alkol Alımı ve Anestezi</title><description>Bu ay &lt;a href="http://ceaccp.oxfordjournals.org/"&gt;CEACCP dergisinde &lt;/a&gt; Chapman ve ark.  yazdığı, alkol kullanımı ve anestezi üzerine güzel bir makale vardı. Alkol alımının İngiltere de son 10 yıl içinde ikiye katladığı, özellikle adolesanlarda alkol alımının başladığı düşünülürse; sorun önümüzdeki yıllarda anestezistlerin sık karşılaştığı bir problem haline gelecektir. Bu nedenle bu hafta bu konudan bahsetmeye karar verdik.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kronik Alkol Kullanımı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kronik alkol kullanan hastalar beraberinde bir hastalık varlığında ya da böyle bir hastalık olmaksızın akut kötüleşme gösterebilirler. Bir başka olasılık da da akut veya elektif olarak pek çok operasyon için anestezistin karşısına gelebilirler. Bu hastalarda iyileşme süresi alkol yoksunluk sendromu ile komplike hale gelebilir. Aşağıda alkolizmle birliktelik gösteren diğer rahatsızlıklar sıralanmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Santral Sinir Sistemi:&lt;/strong&gt; Wernicke-Korsakoff Sendromu, Periferik nöropati, otonom disfonksiyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kardiyovasküler Sistem:&lt;/strong&gt; Kardiyomiyopati, kalp yetersizliği, hipertansiyon, artimiler (AF, SVT; VT)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gastrointestinal Sistem:&lt;/strong&gt; Alkolik karaciğer hastalığı, pankreatit, gastrit, ösofagus ve barsak kanseri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Metabolik:&lt;/strong&gt; Hiperlipidemi, obezite-hipoglisemi, hipokalemi, hipomagnezemi, hiperürisemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hematolojik:&lt;/strong&gt; Makrositoz, trombositopeni, lökopeni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İskelet ve Kas Sistemi:&lt;/strong&gt; Miyopati, osteoporoz, osteomalazi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anestezi ile İlgili Dikkat Edilecek Noktalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Preoperatif:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Alkol alımının gerek erişkinde, gerekse adolesan çağdaki hastada sorgulanması gerekir. Bu konuda kullanılan &lt;a href="https://www.merck.healthinkonline.com/merckTools/AssessMerckSourceCAGE.asp"&gt;CAGE sorgusu son derece spesifiktir&lt;/a&gt; ve bu ankette 2 veya üstü puan alınması genelde istenmeyen tibbi komplikasyonlarla beraberdir. Eğer kronik alkol kullanımından şüpheleniliyorsa, kardiyovasküler sistemde hipertansiyon, aritmi, ve kalp yetersizliği bulgularına bakılmalıdır. Yine karaciğer hastalığı bulguları aranmalıdır. Etanole bağlı kemik iliği toksisitesi gözlendiğinden, pansitopeniyi ekarte etmek için tam kan sayımı istenmelidir. Bu hastalarda folat eksikliğine sık rastlanır. Aşikar karaciğer hastalığı olanlarda elektrolit, glukoz, ve hematolojik anormalliklere rastlanabilir. Bozulmuş hepatik sentez fonksiyonunun ilk işareti uzamış protrombin zamanıdır. Bu hastalarda akciğer grafisi ve EKG istenmelidir. Eğer bozulmuş kardiyak fonksiyonlardan şüpheleniliyorsa, ekokardiyogram da gerekebilir.&lt;br /&gt;Rejyonel anestezi düşünülüyorsa, daha önceden yer alan nöropati veya miyopati gibi sorunlar, ya da Dupuytren kontraktürleri çok iyi şekilde belgelenmelidir. Rejyonel teknikler, teknik olarak daha zor olabilir ve istenmeyen komplikasyonların insidansı artabilir. Böyle bir durumda işleme bağlı gelişen sorunların, eskiden var olan defisitlerden ayırt edilebilmesi gerekir. Cerrahi oncesi Wernicke-Korsakof Sendromu'nun engellenmesi için parenteral B vitaminleri verilebilir. Vitamin K, pıhtılaşma faktörleri, taze donmuş plazma veya trombosit süspansiyonları koagulopati varlığında verilebilir.&lt;br /&gt;Çok endişeli hastalar premedikasyondan fayda görebilir ancak anksiyetenin alkol yoksunluk sendromunun bir parçası olduğu unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İntraoperatif:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı sıralı indüksiyon, aspirasyonun engellenmesinde önemlidir. Kronik alkol kullanımı genel anestezi ajanlarının doz ihtiyaçlarını arttırır. Bunun bir miktarı çapraz toleransa, bir miktarı da mikrozomal etanol-oksitleyici sistem (özellikle sitokrom p-450 2 E1) enzim indüksiyonuna bağlıdır. Benzer şekilde, eğer kan etanol konsantrasyonu artarsa, metabolik enzimlerin yarışmalı inhibisyonu diğer ilaçlara olan hassasiyeti arttırır. Volatil ajanlar nöronal gama-amino butirik asit (GABA) ve glisin reseptörlerine bağlanmak için etanolle yarışır. Propofol, tiopental, ve alfentanil gibi opioidlerin etkin dozları artar. Artmış anestetik ihtiyaç, zaten kardiyomiyopati, kalp yetersizligi ve dehidratasyon gelişmiş hastalarda, kardiyovasküler instabiliteyi arttırır. Hipoalbuminemi ve karaciğer sorunları nedeniyle bu hastalarda anestetik ilaçların dağılımı ve metabolizması değişmiştir. Hepatik metabolizma ile atılan kas gevşeticilerin etki süresi uzar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Postoperatif Dönem:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Kronik alkol kullanımı postoperatif komplikasyonlarda (örneğin yoğun bakım yatışlarında veya hastane kalış süresinde) 2-5 kat artışa neden olur. Koagulasyon faktörlerinin tükenmesi ve trombositopeni postoperatif kanama sıklığını arttırır. Majör cerrahiye adrenokortikal cevap baskılanmıştır. Lökopeni ve değişmiş sitokin yapımı postoperatif infeksiyon riskini (özellikle cerrahi yaralar, solunum sistemi veya üriner sistem) arttırır. Deneysel olarak kronik etanol alımının pulmoner glutatyon seviyesini azaltığı ve boylece surfaktan yapımını düşürdüğü ve epitelyal hücre geçirgenliğini değiştirdiği gösterilmistir. Bu özellikle göğüs cerrahisi sonrası gözlenen akut akciğer hasarına yatkınlığı açıklayabilir. Altta yatan kardiyak sorunlar, majör cerrahi sonrasi artmış metabolik ihtiyacin karşılanmasını kısıtlayabilir ve postoperatif dönemde bu nedenle aritmiler veya akut koroner sendrom daha sık gözlenir. Elektrolit dengesizlikleri veya göreceli hipotansiyon atakları bu riski daha da arttırır. Alkol kullanımı postoperatif dönemde akut konfüzyon veya deliryum gelişmesi için bağımsız bir risk faktörüdür. Bu ağrı kontrolünün iyi yapılması, oksijenasyon ve metabolik sorunların düzeltilmesi ile azaltılabilir. Deliryumun ana nedeni alkol yoksunluk sendromu değilse, nöroleptik ajanlar benzodiazepinlere tercih edilir. Haloperidol intravenöz olarak verilebilir ve diğer antipsikotiklere kıyasla daha az hipotansif ve daha az sedatiftir. Deliryum icin iv kullanıldığında ekstrapiramidal yan etkiler daha nadirdir. Doz hastanın deliryumunun derecesine, yaşına ve fiziksel durumuna göre ayarlanmalıdır. 0.5-1.0 mg’lik doz 20-30 dakika sonra tekrarlanabilir. Günlük 100 mg doz limiti güvenlidir, eğer benzodiazepinlerle beraber kullanılırsa bu limit 60 mg’a indirilir. Haloperidol infüzyon şeklinde de verilebilir. Deliryum tedavisinde kullanılan diğer ilaçlar klorpromazin ve atipik antipsikotik ilaçlar olan risperdon ve olanzapin olarak sıralanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Alkol Yoksunluk Sendromu:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Deliryum alkol yoksunluk sendromunun (AYS) bir bulgusu olabilir. Sendrom uzun süreli alkol kullanımına bağlı nörolojik reseptör değişikliklerinden kaynaklanır. Etanol post-sinaptik GABA-A reseptörlerine bağlanarak onların inhibisyon etkisini arttırır. Bu kronik eksitasyonun baskılanması, NMDA reseptörlerinin de direkt baskılanmasi ile birleşince beyinde norepinefrin, 5-hidroksitriptamin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin yapımı artar. Etanolün baskılayıcı etkileri ortadan kalktığında beyin bu artmış nörotransmitter seviyesine maruz kalır.&lt;br /&gt;AYS tremor, gastrik yakınmalar, terleme, hipotansiyon, hiperrefleksi, anksiyete ve deliryum, halusinasyonlar, konvülsiyonlara kadar uzanan ajitasyon ile kendini gösterir. Bu sendrom tipik olarak alkolsüz geçen 6-24 saat sonra ortaya çıkar; ancak bazen ortaya cıkışı 5 güne dek uzayabilir. Preoperatif olarak da gözlenebilse de en sık postoperatif dönemde karşılaşılır. Eğer tedavi edilmezse ölümcüldür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;AYS sendromunda kullanılabilecek ilaçlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt; &lt;li&gt;Klordiazepoksit Uzun etkili p.o. 5–25 mg (profilaksi) ve 50–100 mg (tedavi dozu)&lt;/li&gt;&lt;br /&gt; &lt;li&gt;Lorazepam Kisa etkili p.o./i.v. 0.5–2 mg (profilaksi) ve 1–8 mg (tedavi)&lt;/li&gt;&lt;br /&gt; &lt;li&gt;Diazepam Uzun etkili p.o./i.v. 2.5–10 mg (profilaksi) ve 10–40 mg (tedavi)&lt;/li&gt;&lt;br /&gt; &lt;li&gt;Klometiyazol p.o. 24 saatte 9–12 kapsul (profilaksi)&lt;/li&gt;&lt;br /&gt; &lt;li&gt;Haloperidol p.o./i.v./i.m. 0.5–20 mg (tedavi)&lt;/li&gt;&lt;br /&gt; &lt;li&gt;Klonidin i.v. 0.1–1 mg bolus/0.1–4 mg/ kg/ h infuzyon (tedavi)&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-1566311451219292763?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=pcUAHj3mpck:mJQm_NEFvfs:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=pcUAHj3mpck:mJQm_NEFvfs:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=pcUAHj3mpck:mJQm_NEFvfs:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=pcUAHj3mpck:mJQm_NEFvfs:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/pcUAHj3mpck" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/pcUAHj3mpck/alkol-alm-ve-anestezi.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/02/alkol-alm-ve-anestezi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-5972320490656726157</guid><pubDate>Thu, 05 Feb 2009 19:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-02-05T11:25:40.259-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">asidoz</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">koruyucu ventilasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">terapötik hiperkapni</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">karbon dioksit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">akciğer</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">hiperkapni</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">tidal volüm</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pnömoni</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">doku hasarı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ALI</category><title>Hiperkapnik Asidoz</title><description>Hiperkapnik asidoz (HKA), önce akciğer rezeksiyonları sonucu ortaya çıkan respiratuar problemlerin şiddetini belirtmek üzere “tolere edilebilir hiperkapni” tanımı ile literatüre girmişti. ALI ve ARDS çalışmalarında elde edilen verilerden sonra HKA artık “terapötik hiperkapni” kavramına dönüşmüş durumda..........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-5972320490656726157?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=e3H5fMsxzkw:IekRIT5g0Tc:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=e3H5fMsxzkw:IekRIT5g0Tc:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=e3H5fMsxzkw:IekRIT5g0Tc:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=e3H5fMsxzkw:IekRIT5g0Tc:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/e3H5fMsxzkw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/e3H5fMsxzkw/hiperkapnik-asidoz.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/02/hiperkapnik-asidoz.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-2101932031395628098</guid><pubDate>Fri, 23 Jan 2009 20:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-25T13:10:36.688-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">santral sinir sistemi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">lidokain</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kalp</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">lokal anestezik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">komplikasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">resüsitasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">lipit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ropivakain</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">toksisite</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kardiyak arrest</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bupivakain</category><title>Lokal Anestezik Toksisitesinde Lipit Resüsitasyonu</title><description>&lt;a href="http://guncelanestezi.com/2009/01/lokal-anestezik-toksisitesinde-lipit-resusitasyonu/"&gt;Doku afinitesi yüksek lipofilik lokal anesteziklere bağlı toksisite rejyonel anestezide önemli bir sorun.&lt;/a&gt; Özellikle kardiyovasküler toksisiteye bağlı kardiyak arrest inatçı resüsitasyonu gerektiren bir komplikasyon. Kardiyotoksisite potensi en yüksek olan bupivakaine bağlı arrest vakalarının resüsitasyona çok zor cevap verdiği bildirilmekte.........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-2101932031395628098?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Vr-mopJd4jc:mEkqfx-URTM:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Vr-mopJd4jc:mEkqfx-URTM:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Vr-mopJd4jc:mEkqfx-URTM:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=Vr-mopJd4jc:mEkqfx-URTM:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/Vr-mopJd4jc" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/Vr-mopJd4jc/lokal-anestezik-toksisitesinde-lipit.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/01/lokal-anestezik-toksisitesinde-lipit.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-6931234316046485455</guid><pubDate>Fri, 16 Jan 2009 13:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-16T05:47:25.791-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">balon kaçak testi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">laringospazm</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">post-ekstübasyon stridor</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Aintree</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Cook</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ekstübasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">tüp değiştirme kateteri</category><title>Trakeal Ekstübasyon - 2</title><description>&lt;a href="http://guncelanestezi.com/2009/01/trakeal-ekstubasyon-2/"&gt;Ekstübasyon için sorun yaratacak hastayı tanımak:&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Ekstübasyon ve re-entübasyonu sorunlu olabilecek hastalar arasında ağır kardiyopulmoner hastalığı olanlar, konjenital veya edinsel havayolu patolojisi bulunanlar......................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-6931234316046485455?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=QJEs2obiCbY:ahbTMXSUOT4:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=QJEs2obiCbY:ahbTMXSUOT4:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=QJEs2obiCbY:ahbTMXSUOT4:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=QJEs2obiCbY:ahbTMXSUOT4:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/QJEs2obiCbY" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/QJEs2obiCbY/trakeal-ekstbasyon-2.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/01/trakeal-ekstbasyon-2.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-5257708603922720842</guid><pubDate>Thu, 08 Jan 2009 12:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-16T05:49:40.228-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">entübasyon tüpü</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">üst hava yolu obstrüksiyonu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pulmoner ödem</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">komplikasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aspirasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">trakeomalazi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ekstübasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">boğaz ağrısı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">larings ödemi</category><title>Trakeal Ekstübasyon -1</title><description>&lt;a href="http://guncelanestezi.com/2009/01/trakeal-ekstubasyon-1/"&gt;Trakeal ekstübasyonu takiben gelişen solunumsal komplikasyonlar &lt;/a&gt;aslında indüksiyon ve entübasyona kıyasla 3 kat daha sıktır (%4.6 ya karşılık %12.6). Her ne kadar zor havayolu algoritmalarının oturması indüksiyon sırasında karşılaşılan problemleri azaltmışsa da ekstübasyon sırasında gelişen problemlerin sıklığı pek değişmemiştir..................................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-5257708603922720842?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Ns6--cwsXIw:6QroDqW2SIU:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Ns6--cwsXIw:6QroDqW2SIU:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Ns6--cwsXIw:6QroDqW2SIU:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=Ns6--cwsXIw:6QroDqW2SIU:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/Ns6--cwsXIw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/Ns6--cwsXIw/trakeal-ekstbasyon-1.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2009/01/trakeal-ekstbasyon-1.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-426489048860327092</guid><pubDate>Thu, 18 Dec 2008 14:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-19T07:22:20.740-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">lökosit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kanser nüksü</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">eritrosit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">lenfosit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">transfüzyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">immünite</category><title>Eritrosit Transfüzyonunun Kanser Nüksündeki Rolü</title><description>&lt;a href="http://guncelanestezi.com/2008/12/eritrosit-transfuzyonunun-kanser-nuksundeki-rolu/"&gt;Kan ve kan ürünü transfüzyonunun &lt;/a&gt;pek çok komplikasyona neden olabildiği ve hastalarda morbidite ve mortaliteyi arttırdığı bilinmektedir. Hemolitik ve non-hemolitik transfüzyon reaksiyonlarının yanı sıra, çeşitli çalışmalarda allojenik eritrosit transfüzyonunun kalp cerrahisi, travma, yanık, karaciğer transplantasyonu, yoğun bakım, akut koroner sendromu hastalarında mortaliteyi arttıran bağımsız faktör olduğu gösterilmiştir................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-426489048860327092?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=-Zah6QZIqGg:Gt13RuZbs2U:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=-Zah6QZIqGg:Gt13RuZbs2U:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=-Zah6QZIqGg:Gt13RuZbs2U:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=-Zah6QZIqGg:Gt13RuZbs2U:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/-Zah6QZIqGg" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/-Zah6QZIqGg/eritrosit-transfzyonunun-kanser.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/12/eritrosit-transfzyonunun-kanser.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-5504853033707899617</guid><pubDate>Tue, 02 Dec 2008 13:00:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-08T04:58:51.251-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">benzodiazepin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">farmakokinetik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">tiopental</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">BMI</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">propofol</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sevofluran</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">toplam vücut ağırlığı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">remifentanil</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kas gevşetici</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">farmakodinamik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ideal vücut ağırlığı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">desfluran</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">opioid</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">obez</category><title>Obezite ve Anestezi-2</title><description>&lt;a href="http://guncelanestezi.com/"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275195004055411458" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 189px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_-FrQTml-yNk/STVB6DGjWwI/AAAAAAAAAMw/zyBhqg3pRyQ/s400/obezite2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-5504853033707899617?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Vea_hXy-6KY:eYJw36bIawQ:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Vea_hXy-6KY:eYJw36bIawQ:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=Vea_hXy-6KY:eYJw36bIawQ:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=Vea_hXy-6KY:eYJw36bIawQ:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/Vea_hXy-6KY" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/Vea_hXy-6KY/obezite-ve-anestezi-2.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_-FrQTml-yNk/STVB6DGjWwI/AAAAAAAAAMw/zyBhqg3pRyQ/s72-c/obezite2.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/12/obezite-ve-anestezi-2.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-598939066094586559</guid><pubDate>Tue, 02 Dec 2008 12:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-19T07:24:04.716-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">hipoksi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">leptin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">grelin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">fonksiyonel rezidüel kapasite</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">android yağlanma</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">adinopektin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">BMI</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">obezite-hipoventilasyon sendromu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">uyku-apne sendromu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">obezite</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">atelektazi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">şişmanlık</category><title>Obezite ve Anestezi-1</title><description>Etrafımızda giderek obezitenin yayıldığını, bizlere başvuran hastalarımızın daha büyük bir yüzdesinin kilolu olduğunu üzülerek farkediyoruz. &lt;a href="http://guncelanestezi.com/2008/11/obezite-ve-anestezi-1/"&gt;Şişmanlık birden fazla organ sistemini –özellikle de kardiovasküler ve solunum sistemi- etkileyen&lt;/a&gt; bir hastalık.........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-598939066094586559?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=EeJfEbASKqw:ziaQntkymIo:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=EeJfEbASKqw:ziaQntkymIo:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=EeJfEbASKqw:ziaQntkymIo:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=EeJfEbASKqw:ziaQntkymIo:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/EeJfEbASKqw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/EeJfEbASKqw/obezite-ve-anestezi-1.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/12/obezite-ve-anestezi-1.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-1102707394033546189</guid><pubDate>Tue, 02 Dec 2008 12:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-19T07:25:09.490-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">hormon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">anestezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ırk</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bulantı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yaş</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">genetik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ağrı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">progesteron</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kusma</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">cinsiyet</category><title>Anesteziye Cevapta Değişkenlik</title><description>&lt;a href="http://guncelanestezi.com/2008/10/anesteziye-cevapta-degiskenlik/"&gt;Yaş ve Genetiğin Rolü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günlük klinik pratiğimizde bir hasta için anesteziyi planlarken aman bu hasta yaşlı, dozu azaltalım ya da bu hasta kızıl saçlı bu ilacı seçelim veya bu hasta kadın, postoperatif bulantısı olacaktır gibi uyarılar yaparız kendi kendimize. Anestezi uygulamasını tek doz ve tek metottan uzaklaştıran faktörlerin nedeni günümüzde pek çok çalışmanın konusu haline geldi. Anestezinin temel taşlarından biri olan farmakoloji attığımız her adımı etkilemekte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-1102707394033546189?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=8mQ9H9bUVxg:nqKSy0V1sRM:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=8mQ9H9bUVxg:nqKSy0V1sRM:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=8mQ9H9bUVxg:nqKSy0V1sRM:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=8mQ9H9bUVxg:nqKSy0V1sRM:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/8mQ9H9bUVxg" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/8mQ9H9bUVxg/anesteziye-cevapta-deikenlik.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/12/anesteziye-cevapta-deikenlik.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-3226947311645676200</guid><pubDate>Tue, 28 Oct 2008 13:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-08T05:02:20.731-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">anestezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">güncel anestezi</category><title>Güncel Anestezi</title><description>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Güncel Anestezi sitesinin yeni yazılarına &lt;/span&gt;&lt;a href="http://guncelanestezi.com/"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;http://guncelanestezi.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt; adresinden ulaşabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-3226947311645676200?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=X2rKIlP1XB4:vxHbRgYeWDQ:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=X2rKIlP1XB4:vxHbRgYeWDQ:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=X2rKIlP1XB4:vxHbRgYeWDQ:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=X2rKIlP1XB4:vxHbRgYeWDQ:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/X2rKIlP1XB4" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/X2rKIlP1XB4/guncel-anestezi.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/10/guncel-anestezi.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-2988851411664564761</guid><pubDate>Wed, 15 Oct 2008 20:44:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-01-19T07:26:01.665-08:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">anestezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">deksmedetomidin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">cAMP</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">analjezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sedasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">adenil siklaz</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">noradrenalin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">alfa-2 adrenerjik agonist</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yoğun bakım</category><title>Deksmedetomidin</title><description>&lt;p&gt;Selektif alfa-2 adrenoreseptör agonisti olan deksmedotomidin (Deks) sahip olduğu sedatif ve analjezik etkileri sayesinde anestezi pratiğinde kendine yer edinmiştir. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1969252?ordinalpos=911&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;İlk klinik çalışmaların 1990'da &lt;/a&gt;yayınlanmaya başlamasından sonra değişik alanlarda kullanılmaya ve yaygınlaşmaya başlamıştır. Çeşitli uygulamalarda opioid ve anestezik gereksinimini azalttığı bildirilmiştir. Hipotansiyon ve bradikardi yan etkisine rağmen kısa süreli sedasyonda güvenli olduğu belirtilmiştir. 24 saatten kısa süreli sedasyon için onaylanmış olmasına rağmen &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17299013?ordinalpos=13&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;daha uzun süreli sedasyonda da uygulandığı &lt;/a&gt;çeşitli çalışmalarda bildirilmiştir.&lt;br /&gt;Bu yazıda &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18660652?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;“Current Opinion in Anesthesiology”&lt;/a&gt; 2008’de bu ilacın klinikte kullanımına ilişkin çıkan bir derlemeden ve çeşitli çalışmalardan bahsedilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene bir alfa-2 agonist olan klonidin ile kıyaslandığında Deks’in iki önemli özelliği öne çıkmaktadır: &lt;/p&gt;&lt;p&gt;alfa2 : alfa1 afinitesi = 1600:1 (klonidine oranla 7-8 kat daha yüksek),&lt;/p&gt;&lt;p&gt;eliminasyon yarı ömrü = 2 saattir (klonidininki 8 saat)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eliminasyon yarı ömrünün kısa, alfa-yarı ömrünün 6 dak olması nedeniyle Deks iv titrasyon için uygun bir ilaçtır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Etki Mekanizması:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Hipnotik etkisi locus ceruleusdaki noradrenerjik nöronların hiperpolarizasyonu ile ortaya çıkmaktadır. Alfa2-adrenerjik reseptör aktive olduğunda adenil siklazı inhibe eder. Böylece pek çok katabolik hücresel süreçte yer alan cAMP düzeyi düşük kalacağından anabolik olaylar göreceli olarak katabolik olayları geçer. Beraberinde kalsiyumun aktive ettiği potasyum kanallarından potasyum çıkışı olur ve sinir uçlarındaki kalsiyum kanallarından kalsiyum girişi inhibe olur. Membranın iyon geçişindeki değişiklik hiperpolarizasyona yol açıp locus ceruleusda ve asendan nöroadrenerjik yoldaki nöronal ateşlemeyi suprese eder. Ventrolateral preoptik nukleus üzerine inhibitör kontrolün ortadan kalkması gama-aminobutirik asit (GABA) ve galanin salınımına neden olarak locus ceruleus ve tuberomamillar nukleusun inhibisyonuna katkı sağlar. Bu nörotransmitterler locus ceruleus’un noradrenalin salınımını ve tuberomamillar nukleusun histamin sekresyonunu daha da inhibe eder. Subkortikal bölgedeki histamin reseptörlerinin boş kalması hipnotik bir durum yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Özellikleri:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Deks sedatif, analjezik ve anksiyolitik etkilerine karşın solunum depresyonuna neden olmaz. İv sürekli infüzyon halinde verildiğinde öngörülebilen stabil bir hemodinami sağlar. Ancak hipotansiyon ve bradikardiye neden olabileceğinden hipovolemik, vazokonstrikte veya ciddi kalp bloklu hastalarda etkilerine dikkat edilmelidir. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15338124?ordinalpos=2&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;24 saatlik infüzyonun &lt;/a&gt;ani sonlandırılmasından sonra kardiyovasküler “rebound” görülmemiştir. Hastaların istendiğinde çabuk uyanması ve hemen oryante olması, mekanik ventilasyondan ayrılma döneminde infüzyonun kesilmesine gerek olmaması nedeniyle yoğun bakım sedasyonu için de ideal bir ilaçtır. Diğer sedatif ve opioid analjezikleri potansiyalize ettiğinden, bu ilaçların tüketimini de azaltmaktadır. Postoperatif titremeyi azalttığı bildirilmiştir. Yan etkisi olan ağız kuruluğu, fiberoptik entübasyon sırasında kullanımını avantajlı hale getirmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Doz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deks’in yükleme dozunu takiben &lt;a href="http://www.journals.elsevierhealth.com/periodicals/ysane_dev/article/S0277-0326(06)00012-2/abstract"&gt;hem hipotansiyon hem de hipertansiyon &lt;/a&gt;gözlenmiştir. Hipertansiyonun nedeni, vazokonstriksiyonu sağlayan alfa2b reseptörlerinin geçici aktivasyonunun, santral alfa2a reseptörlerinin kompetitif vazodilatasyon etkisini maskelemesidir. Hipotansiyon en sık görülen yan etkidir ve santral alfa2a reseptörlerinin vazodilatör etkisi baskın olduğunda ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Deks klinikte değişik pek çok alanda sedasyon ve analjezinin parçası olarak veya tek başına uygulanmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Yoğun Bakımda Sedasyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Yoğun bakımda mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda uzun süreli sedasyonun etkin şekilde sürdürülmesi problem olabilmektedir. Deks’in FDA onayı 24 saatlik süre için geçerlidir.&lt;br /&gt;Postoperatif yoğun bakım hastalarında Deks’in &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17299013?ordinalpos=1&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;propofole eşdeğer sedasyon sağladığı &lt;/a&gt;ve opioid tüketimini azalttığı gösterilmiştir. Yan etki olarak kalp hızının Deks grubunda belirgin şekilde düşük seyrettiği bildirilmiştir.&lt;br /&gt;Yoğun bakım sedasyonunda önerilen ajanlar benzodiazepinler ve özellikle bu grubun iki üyesi olan midazolam ve lorazepamdır. Anksiyoliz, hipnoz ve amnezi etkileri belirgin olan &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/10695080?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;bu ilaçların en önemli problemi &lt;/a&gt;solunum depresyonu, mekanik ventilasyondan ayırma süresinin uzunluğu, hipotansiyon ve uzun süreli lorazepam infüzyonda görülen propilen glikole bağlı toksisitedir. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18073360?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;MENDS çalışmasında &lt;/a&gt;24 saatten uzun sedasyonda lorazepam ve Deks kıyaslanmıştır. Deks grubunda daha az deliryum, daha fazla ventilatörsüz gün, nörofizyolojik tam muayeneyi tamamlayabilen daha fazla hasta sayısı olduğu gözlenmiştir. Ancak Deks grubunda daha fazla fentanil tüketimi olmuş, yazarlar bunu Deks alan hastaların ağrılarını daha iyi ifade edebilmelerine bağlamıştır. Gene propofol gerektiren hasta sayısı Deks grubunda daha fazla olmuştur. Sinüs bradikardisi Deks grubunda sık görülmesine rağmen hemodinamik problem yaşanmadığı bildirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11902253?ordinalpos=2&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Mekanik ventilasyondan ayrılma döneminde &lt;/a&gt;benzodiazepin veya propofol sedasyonunun kesilip Deks’e geçilmesi tekniği de sık kullanılmaya başlanmıştır. Böylece solunum eforunu ve frekansını azaltmaya yönelik ilaçların tüketimi de azalmıştır.&lt;br /&gt;Pediyatrik yoğun bakım hastalarında midazolam, düşük (0.25 mikrog/kg/saat) ve yüksek (0.5 mikrog/kg/saat) doz Deks sedasyonu ile kıyaslanmıştır. Sedasyon skoru tüm gruplarda eşdeğer seyretmiş, morfin tüketimi en düşük yüksek doz Deks grubunda olmuştur. Kalp hızı Deks gruplarında doza bağlı düşüklük göstermiş, hipotansiyon bildirilmemiştir. Gene yakın tarihli bir &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18154474?ordinalpos=2&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;pediatrik yoğun bakım sedasyonu çalışmasında &lt;/a&gt;Deks'in bu hasta grubunda iyi tolere edildiği ve diğer sedatiflere olan gereksinimi azalttığı bildirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Nöroşirurji&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Endoskopi, küçük kraniyotomi, stereotaktik girişimler, görüntülemeler gibi bazı nöroşirurjik işlemler minimal invazif fonksiyonal girişimler olarak kabul edilmektedir. Parkinsonda derin beyin stimülasyonuna cevap, elektrod implantasyonu, epilepsi cerrahisi, Broca ve Wernicke konuşma merkezlerine yakın cerrahi girişimler gibi &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17620841?ordinalpos=8&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;uyanık kraniyotomi &lt;/a&gt;gerektiren bazılarında ise hastanın intraoperatif aktif katılımı gerekli olmaktadır. Bu vakalarda ameliyat için derin anestezi gerekirken, nörokognitif muayene için hastanın ameliyat sırasında hızla uyandırılması, hatta konuşması için ekstübe edilmesi de gerekmektedir. Ekstübasyon sırasında öğürme olursa intrakranyal basınçta hiç istenmeyecek ani artış olacaktır. Hastanın hızla allert hale gelmesi nedeniyle &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15987564?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;uyanık kranyotomilerde Deks sedasyonu &lt;/a&gt;uygulanmış ve nörolojik fonksiyonların test edilmesine olanak sağlamasının yanı sıra nöroprotektif olduğu da gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Pediyatrik Girişimlerde Sedasyon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Radyografik işlemlerde Deks alternatif genel anestezikler ile kıyaslanmıştır. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15764627?ordinalpos=7&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;MR görüntülemede midazolama kıyasla &lt;/a&gt;Deks ile hareketsizlik ve sedasyonun daha yeterli olduğu bildirilmiştir. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16790627?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Propofol ile kıyaslandığında &lt;/a&gt;sedasyon derinliğinin benzer olmasına rağmen etki başlangıcının, bitişinin ve eve gönderilmenin Deks ile daha hızlı olduğu saptanmıştır. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15725323?ordinalpos=8&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Tekrarlayan radyoterapi seanslarında &lt;/a&gt;kullanılan Deks’in taşifilaksi yapmadığı da bildirilmiştir. Sevofluran anestezisi sonrasında yoğun bakımda uygulanan Deks’in ajitasyon insidansını azalttığı saptanmıştır. Çocukların uyanık kranyotomilerinde de uygulanmıştır.&lt;br /&gt;Bukkal absorbsiyonunun %82 oranında olduğu saptanan Deks’in gelecekte özellikle bukkal veya nazal yolla uygulanımının artacağı öngörülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Uyanık Fiberoptik Entübasyon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Deks solunum depresyonuna yol açmadan iyi bir sedasyon sağlamakta ve ağız kuruluğu yaratarak anesteziste daha iyi bir alan sağlamaktadır. Bu özellikleri açısından fiberoptik entübasyonda sedasyon için uygun bir ajan olarak tanımlanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Kardiyak Cerrahi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15648981?ordinalpos=2&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;İntraoperatif 0.4 mikrog/kg/saat, daha sonra yoğun bakımda 0.2 mikrog/kg/saat &lt;/a&gt;dozunda Deks uygulanan hastaların daha kısa sürede ekstübe olduğu, yoğun bakımda kalış sürelerinin kısaldığı gösterilmiştir. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12829201?ordinalpos=30&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;23 çalışmayı içeren bir metaanalizde&lt;/a&gt; alfa2-agonist kullanımının vasküler ve kardiyak cerrahi sonrası mortaliteyi ve miyokard infarktüsünü azalttığı ortaya konmuştur. Mitral valv değişimi yapılan &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16978159?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;pulmoner hipertansiyonlu hastalarda &lt;/a&gt;Deks’in yararından bahsedilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Bariyatrik Cerrahi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Toplumdaki obeziteye gidiş bariyatrik cerrahiyi de arttırmıştır. Bu vakalarda respiratuar komorbidite anesteziste problem yaratabilmektedir. Deks bariyatrik cerrahide opioid tüketimini ve buna bağlı respiratuar depresyon insidansını azaltmak amacıyla kullanılmıştır. Büyük bir seride genel anestezide kullanılan Deks’in kardiyoprotektif, nöroprotektif etkilerinden, hemodinamik stabilite sağlamasından, volatil anestezik ve &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16980164?ordinalpos=5&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;opioid gereksinimini azaltmasından &lt;/a&gt;bahsedilmiştir. Fentanile kıyasla daha iyi bir postoperatif analjezi sağladığı ve kan basıncı değişikliklerini baskıladığı bildirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-2988851411664564761?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=AMpFxY3gHXI:J5yvB0E5xUU:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=AMpFxY3gHXI:J5yvB0E5xUU:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=AMpFxY3gHXI:J5yvB0E5xUU:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=AMpFxY3gHXI:J5yvB0E5xUU:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/AMpFxY3gHXI" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/AMpFxY3gHXI/deksmedetomidin.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/10/deksmedetomidin.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-6675254997157923819</guid><pubDate>Mon, 29 Sep 2008 11:34:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T22:55:58.346-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ADH</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pozitif basınçlı ventilasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">intratorasik basınç</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">PEEP</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">lenfatik drenaj</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kalp debisi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">venöz basınç</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">hipoksik pulmoner vazokonstriksiyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ANP</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">interstisyel basınç</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kapiller basınç</category><title>Pozitif Basınçlı Ventilasyon: O kadar masum mu?-2</title><description>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SOEuYWLTuOI/AAAAAAAAAEo/Z6O__yoIJnU/s1600-h/Sunu2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251529636295456994" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SOEuYWLTuOI/AAAAAAAAAEo/Z6O__yoIJnU/s320/Sunu2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Pozitif basınçlı ventilasyonun kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri iyi bilinmektedir. Normal solunumda inspiryumdaki negatif basınç fazı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;venöz dönüş&lt;/span&gt;e yardımcı olur, pulmoner kapillerdeki basıncı azaltır ve akımı teşvik eder.&lt;br /&gt;Pozitif basınçlı ventilasyon sırasında ise intratorasik basınçlar inspiryum sırasında artar ve böylece venöz dönüşte, sağ ventrikül debisinde ve pulmoner kan akımında bir azalma meydana gelir. Paradoksal şekilde sağ ventrikül impedansında da bir azalma vardır ancak bunun venöz dönüşteki azalmayı hafifletip hafifletmediği bilinmemektedir. Ayrıca PEEP uygulamasında PEEP artışı ile sağ ventrikül debisinin azalma eğilimine girdiği ve böylece sol ventrüle dönüşünde azaldığına dair kanıtlar vardır. Bu etki bir miktar intratorasik-ekstratorasik basınç farkının artışı ile sol ventrikül debisinin artmasıyla hafifletilir. Bu özellikle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kalp yetersizliği&lt;/span&gt;nde yardımcı olabilir, ancak artmış intratorasik basıncın debiyi azalttığı diğer durumlarda pek işe yaramaz.&lt;br /&gt;Ekspiryumda, intratorasik basınç sıfıra döner ve böylece venöz dönüş artar.&lt;br /&gt;Eğer PEEP uygulanmışsa, pozitif intratorasik basınç ekspiryum sırasında venöz dönüşü engellemeye devam eder. Ventilasyon ve PEEP uygulaması ile inferior vena kavanın kollaps olabilme yeteneğindeki azalma, bariz bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;venöz staz&lt;/span&gt; göstergesidir. Sıvı verilmesi venöz dönüşü ve kardiak debiyi iyileştirir ancak bunu artmış santral venöz basınçlar ve dolayısıyla akciğer ve diğer organlarda artmış kapiller sonu basınçlar pahasına yapar.&lt;br /&gt;Pozitif basınçlı ventilasyon aynı zamanda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;su ve tuz tutulumu&lt;/span&gt; ile beraberdir. Klasik olarak bunda azalmış atrial genişlemeye bağlı anti-diüretik hormon (ADH) salgılanması suçlanmasına rağmen yakın zamanda atrial natriüretik peptid (ANP) de suçlanmaktadır. Bunun düzeltilmesi amacıyla daha fazla sıvı verilmesi dah da fazla sıvı tutulması ile sonuçlanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Pulmoner kapiller damarlar ve kan akımı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ortalama &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;pulmoner kapiller basınç &lt;/span&gt;7-10 mmHg civarındadır ve bu pulmoner arter ile pulmoner ven arasındaki basınç farkından kaynaklanmaktadır. Kapiller damarların gidiş trasesi boyunca yer alan bir interstisyel basınç artışı olmadığı sürece, intratorasik basınç tüm kapiller üzerinde etki gösterip, gradyenti çok etkilemez. Normal solunum esnasında, interstisyumda ve alveoldeki basınçlar, kapiller perfüzyon basıncına kıyasla çok azdır. Bu düşük basınçlı sistem kompartmanlar arasında besleyici maddelerin ve sıvının geçişini hidrostatik ve onkotik kuvvetler etkisiyle kolaylaştırırken, beraberinde engellenmemiş bir akımını da sağlar. Dahası akciğerdeki basınçlar genelde tüm fazlardaki kapiller basınçlardan daha düşüktür ve kapiller kan akımını pek etkilemezler. Bu durumun 2 istisnası vardır: atriumdan daha yüksekte kaldığı için basınç gradyanının daha düşük olduğu yerler ve teorik olarak yerçekimine bağımlı alanlar- burada da akciğer dokusunun ağırlığı kapilleri kıstırabilir. Ancak tüm bu etkiler küçük ve geçicidir.&lt;br /&gt;Hastalıkda ise işler değişir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kronik obstrüktif akciğer hastalığı&lt;/span&gt; olanlarda hiperinflasyon (akciğerde havalanma artışı) ile beraber ekspiryum sırasında interstisyumu ve kapilleri sıkıştıran ve bu şekilde kapiller rezistansı arttırıp kanın akımını değiştiren yüksek intratorasik basınçlarla karşılaşılır. İnspiryumda ise intratorasik basınçlar azaldıkça, akım düzelir.&lt;br /&gt;Kritik hastada pozitif basınçlı ventilasyon sırasında- tepe basınçları 30 mmHg ile sınırlansa bile- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;interstisyel basınç&lt;/span&gt; belirgin şekilde artar, kapiller damarları basıya uğratıp akımı yavaşlatır. Ekspiryumda, eğer 15 mmHg’lık bir PEEP uygulanmışsa bu da kapiller basıncın üstünde olduğundan, akımı sekteye uğratabilir. Kompansatuar mekanizmalarda bu durumda değişebilir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hipoksik vazokonstriksiyon&lt;/span&gt; –ki prekapillerdir ve spontan solunumda, düşük basınçlarda çok etkin şekilde kanın akış yönünü değiştirebilir- dıştan gelen basıncın büyüklüğü ile etkisiz hale gelebilir.&lt;br /&gt;Kapiller basıncın kendisi de, prekapiller vazokonstrüksiyon sonucu sadece minimal artış (yaklaşık 1 mmHg kadar) gösterir, bu nedenle kapilller basınç halen eksternal basınçlardan etkilenmeye devam eder.&lt;br /&gt;Yüksek rakımda yaşayan insanların bazılarında hipoksiye karşı, daha genel ancak her şeye rağmen yer yer heterojenlik gösteren pulmoner arter basıncı yükseklikleri gözlenir; bunun amacının akımı etkilemek ve uygun olan yerlere akımı yönlendirmek olduğu düşünülmektedir. Pozitif basınçlı ventilasyon sırasında, kompliansı iyi olan akciğer bölgeleri üzerlerine uygulanan basıncı kapillerin sıkışmasına neden olacak şekilde yansıtır; buna karşılık kompliyansı düşük olan hasarlı veya infekte akciğer bölgeleri üzerlerine uygulanan basıncın çok azını yansıtırlar ve bu nedenle daha iyi bir perfüzyonları vardır. Hipoksik vazokonstrüksiyon ne yazık ki bu büyüklükteki değişiklikleri kompanse edemez. Sonuçta &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ventilasyon-perfüzyon uyumsuzluğu &lt;/span&gt;kaçınılmaz hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pozitif basınçlı ventilasyona ikincil yüksek venöz basınçlar aynı zamanda Starling kuvvetlerini oluşturan basınçları da olumsuz etkileyecek ve interstisyel alanda sıvı birikimini arttıracaktır. Kritik hastada pulmoner arter basınçlarının artışı, yüksek akciğer basınçları ve sürekli yüksek venöz basınçlar olasılıkla &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kapiller endotelin bütünlüğü&lt;/span&gt;nü de bozacaktır.&lt;br /&gt;Sonuç olarak akciğer fonksiyonu için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kapiller perfüzyon basıncı&lt;/span&gt; ana öneme sahiptir. Sürekli artmış intratorasik basınç beraberinde kapillerin basıya uğraması ile kapiller akımın bozulması, Starling kuvvetlerinin değişmesi ve artmış kapiller sonu basınçlar gibi sonuçları doğurur. Kompansatuar mekanizmalar çoğu zaman bu değişiklikler karşısında işe yaramaz ve tam tersi ventilasyon-perfüzyon uyumsuzluğunu arttırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;strong&gt;Lenfatikler:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Lenfatikler en azından 2 fonksiyona hizmet eder, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;drenaj&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;savunma&lt;/span&gt;. Akciğer sürekli kötü filtrelenmiş yüksek hacimdeki hava ile karşılaşan büyük bir yüzey alanına sahiptir. Sıvı, retiküloendotelyal sistem vasıtasıyla interstisyumdan alınır ve yabancı maddeler yine aynı sistemce dolaşıma katılmadan temizlenir. Akciğer lenfatikleri interstisyumda yer alan ve tek yönlü akımı sağlamak amacıyla valvler içeren ince, tek hücreli bir kanaldan oluşurlar.&lt;br /&gt;İnspiryum esnasında, akciğerdeki negatif basınç interstisyuma ve dolayısıyla lenfatiklere yansır ve oluşan basınç gradyeni lenfatiklere sıvı girişini sağlar. Bu son derece etkin bir sistemdir ve lenf akımı gerektikçe, büyük miktarda artabilir. Lenfatikler doldukça, basınç artar ve ventilasyon hareketi ile akım gerçekleşir. Hilusa doğru, küçük kanallar birleşir ve öncesinde büyük kanalları, sonrasında da santral venlere boşalan lenfatikleri veya torasik duktusu oluştururlar.&lt;br /&gt;Periferik lenfatiklerdeki basınç maksimum 4 mmHg civarındadır, bu basınçta akım en iyi haldedir; ancak basıncın artması ile duvarlar gerilir ve kaçak gerçekleşir. Bu 4 mmHg'lık basınç aynı zamanda inspiryum sırasında iyice azalan santral venlerdeki basınçla yeterli gradyenin oluşmasını ve lenf akımının venlere doğru olmasını sağlar. Toplayıcı kanallar biraz daha detaylıdır ve düz kas içerirler. Bu lenfatiklerin bir miktar direnç artışını tolere etmesini sağlar, ancak yine de lenfatikler hem çıkış yolundaki direnç artışı, hem de lenfatik duvarlar üzerine basınç artışı ile çok kolay basıya uğrayabilirler.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SOEm6FF4VsI/AAAAAAAAAEg/MhcxLH06abM/s1600-h/%C5%9Eekil+1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5251521419731818178" style="width: 300px; height: 246px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SOEm6FF4VsI/AAAAAAAAAEg/MhcxLH06abM/s320/%C5%9Eekil+1.JPG" border="0" width="663" height="246" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pozitif basınçlı ventilasyon sıvıları alveolden interstisyuma, ve potansiyel olarak lenfatiklere doğru iter. İnterstisyumdaki pozitif basınç ise periferik lenfatiklerden bazılarını sıkıştırarak akıma yardımcı olabilir ancak beraberinde ince duvarlı lenfatikleri de sıkıştırdığı için akımı durdurabilir. İkinci bir etki de ventilasyonla beraber yükselen santral venöz basınçtır ve lenfatik basınç tek haneli sayılarda olduğu sürece akıma karşı ciddi bir hidrostatik bariyer oluşturacaktır; böylece lenfatik akım yine engellenecektir. Ekspiryum sırasında azalmış intratorasik basınç ve azalan santral venöz basınç akımı tekrar başlatsa da, yüksek PEEP kullanılması bunu da engeller. Tüm bu nedenlerden ötürü pozitif basınçlı ventilasyon, PEEP uygulamasında olduğu gibi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;akciğer sıvısı&lt;/span&gt;nı arttırır. PEEP aslında alveolden sıvı çıkışını arttırırken, torasik duktus drenajını azaltması nedeniyle interstisyumdaki sıvıyı arttırır.&lt;br /&gt;Deneysel oluşturulan akciğer hasarında, PEEP lenf oluşumunu arttırır ancak drenajını zorlaştırır. Bir fistül oluşturarak torasik duktus içindeki akımın ölçülmesi halinde hem pozitif basınçlı ventilasyonun hem de PEEP’in lenf akımını arttırdığı gözlenir ancak unutmayın fistül sayesinde santral venöz basınçlar bypass edilmektedir. Anestezi altında PEEP ile solutulan hayvanlarda, yüksek atrial basınca rağmen torasik duktus drenajı sağlandığında daha az &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;pulmoner ödem&lt;/span&gt; oluştuğu gözlenmiştir. Lenfatik drenajın azalması zaman içinde akciğerde, plevral boşluklarda sıvı toplanması ve akciğer infeksiyonlarına yatkınlıkla sonuçlanabilir.&lt;br /&gt;Akciğerde lenfatik drenajı infeksiyonla direkt ilişkilendiren bir kanıt yoktur, ancak diğer sistemlerde, örneğin kronik lenfödemde infeksiyon riskinin arttığı bilinmektedir.&lt;br /&gt;Dolaylı yoldan bazı kanıtlar mevcuttur. Örneğin başka herhangi bir problemi olmayan ancak bir nedenle ventilasyona başlanan hastalarda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;nozokomial pnömoni&lt;/span&gt; gelişim süresi lenfatik obstrüksiyonun etkilerinin görülme süresine uyar. Yine akciğer transplantasyonu sonrasında, ilk bir kaç gün infeksiyon oranı yüksek ve antikor cevabı minumumdur. Bu hastalarda lenfatik drenaj en erken 2. haftada sağlanabilmektedir. Bunun dışında CVP’nin 7 mmHg üzerinde olması akciğer transplantında mortaliteyi arttırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;strong&gt;Organ sistemleri ve pozitif basınçlı ventilasyon:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Pozitif basınçlı ventilasyonun diğer organlar üzerinde en bariz etkisi kardiyak debideki azalmaya bağlıdır. Böbrekler üzerinde baskın etki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;glomerüler filtrasyon hızı&lt;/span&gt;nda düşme ve kardiak debideki azalmaya bağlı olarak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;intra-renal kan akımı&lt;/span&gt;nın yön değiştirmesidir. Bu her iki durum da sıvı verilmesi veya spontan solunumun katıldığı bir ventilasyon moduna geçilmesi ile düzelebilir.&lt;br /&gt;PEEP’in hepato-splankik dolaşım üzerindeki etkilerinin bazıları sıvı verilerek düzeltilebilir ki bu da olayların kalp debisinin azalmasına bağlı olduğunu desteklemektedir. Ancak venöz konjesyon veya azalmış hepatosplanknik lenfatik drenaja bağlı azalmış &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;portal kan akımı&lt;/span&gt; veya artmış &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hepatik kan hacmi&lt;/span&gt; söz konusu ise sıvı vermek işe yaramaz. Sepsisde 10 mmHg PEEP ile hepatik metabolik fonksiyon bozulurken, aynı bozulma kardiyak cerrahi sonrası bu düzeyde izlenmez.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;PEEP’in periferde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;transkapiller sıvı akımı&lt;/span&gt;nı arttırarak, interstisyel sıvıyı arttırdığı ve mikrodolaşımı etkilediği gösterilmiştir. Pozitif basınçlı ventilasyona bağlı CVP’deki devamlı artış venöz konjesyona, artmış kapiller sonu basıncına ve sonuçta sıvı dinamiğinin değişmesine neden olabilir. Aynı zamanda lenfatik fonksiyonu da etkileyebilir. Böbreklerde venöz konjesyon lenfatik toplayıcı kanalları sıkıştırarak drenajı engeller. Benzer bir mekanizma mezenterik ve peritoneal drenaj için de öne sürülmüştür. Artmış &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;intraabdominal basınç&lt;/span&gt; da lenfatik drenajı etkiler ve organ fonksiyonunu bozabilir. Yüksek torasik duktus basınçları hem karaciğer, hem de böbreklerdeki interstisyel sıvıyı arttırır ve renal fonksiyon üstüne belirgin etkisi vardır. Fazla sıvının kendisi pek çok değişik alanda- örneğin alt gastrointestinal cerrahi, serbest flap cerrahisi veya akut akciğer hasarında ventilasyonda olduğu gibi- iyileşmeyi geciktirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;strong&gt;Sonuç:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;PEEP ve pozitif basınçla ventilasyon hem anestezi, hem de yoğun bakımda etkinliği kanıtlanmış bir tedavi metodudur. Ancak bu tedavi ile ödediğimiz bedel her zaman çok düşük olmayabilir. Ne zaman bir hastamızı pozitif basınçlı mekanik ventilasyona başlatsak beraberinde&lt;br /&gt;1. Alveoler ventilasyonun değişmesini&lt;br /&gt;2. Alveoler kapiller perfüzyonun değişmesini&lt;br /&gt;3. Surfaktanda fonksiyonel değişiklikleri&lt;br /&gt;4. Transkapiller sıvı geçişine bağlı lenfatik drenajın bozulmasını&lt;br /&gt;5. Venöz dönüşün azalmasını&lt;br /&gt;6. Tüm yukarıdakilere bağlı artık daha zor ventile ettiğimiz bir akciğer ile uğraştığımızı&lt;br /&gt;7. Organizmayı infeksiyona daha yatkın hale getirdiğimizi&lt;br /&gt;8. Diğer organlarda hem kalp debisi azalması, hem lenfatik drenaj bozulması, hem de bozulmuş venöz dönüş nedeniyle fonksiyon kaybı yaşayacağımızı hatırlamamız gerekir….&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-6675254997157923819?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=yZ0qYyDzZJI:jmFyq7AzxD4:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=yZ0qYyDzZJI:jmFyq7AzxD4:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=yZ0qYyDzZJI:jmFyq7AzxD4:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=yZ0qYyDzZJI:jmFyq7AzxD4:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/yZ0qYyDzZJI" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/yZ0qYyDzZJI/pozitif-basnl-ventilasyon-o-kadar-masum_29.html</link><author>noreply@blogger.com (anesteziguncesi)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SOEuYWLTuOI/AAAAAAAAAEo/Z6O__yoIJnU/s72-c/Sunu2.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/09/pozitif-basnl-ventilasyon-o-kadar-masum_29.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-3205463417640986653</guid><pubDate>Sun, 14 Sep 2008 15:19:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-09-24T13:36:47.393-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">rekruitment</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">pozitif basınçlı ventilasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ventilasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">surfaktan</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">alveol</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">PEEP</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">havayolu basıncı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">akciğer</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">oksijenasyon</category><title>Pozitif Basınçlı Ventilasyon- O Kadar Masum mu?-1</title><description>Biz her hafta konu belirleme işini yaparken, yakın zamanda yayınlamış makaleleri ön planda tutmaya çalışıp, sizlerle en yeniyi paylaşmak istiyoruz. Aslında bu yazı belirlenmeden önce, 2 farklı konuda takıldık. Bunlardan biri cinsiyet ve anestezi, diğeri ise kronik böbrek yetersizliği olan hastalarda anesteziye ilişkindi. Ancak bazen bir makaleyi görürsünüz ve bazen size sorulan soruları (kimi zaman da sizin kendinize sorduğunuz soruları) çok güzel cevapladığını fark edersiniz. İşte Soni’nin bu makalesi bana bunu hissettirdi ve bu haftaki yazı bu nedenle “Pozitif basınçlı ventilasyon- o kadar masum mu?” Sadece &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18782885?ordinalpos=1&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Soni’nin makalesi &lt;/a&gt;değil, yazıyı hazırlarken aynı zamanda Stemp’in verdiği seminerden de faydalandım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Pozitif Basınçlı Ventilasyonun etkileri birkaç başlık altında incelenebilir:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;İntratorasik basınç üzerine etkileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Alveol içindeki basınç ve hava dağılımı üzerine etkileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Akciğerlerdeki gerilme üzerine etkileri &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Surfaktan üzerine etkileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kalp debisi üzerine etkileri &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Pulmoner kapiller kan akımı üzerine etkileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Lenfatik sistem üzerine etkileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Diğer organ sistem fonksiyonu üzerine etkileri&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;Bunlardan akciğer üzerine etkilerini bu yazıda ele almaya çalışacağım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Oksijenasyon ve ventilasyon: &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her yoğun bakım ünitesinde yeterli oksijenasyonun ne olduğuna dair temel yaklaşımlar bulunur. Ancak bazen genelde kabul edilebilir bulduğunuzdan daha düşük oksijen satürasyonlarıyla yaşayan (sadece yaşamakla kalmayıp, son derece kompleks kortikal işlemleri de gerçekleştiren) insanlarla karşılaşırız. Bu kişiler yüksekte yaşayan dağ insanları da, kronik hava yolu hastaları da olabilir. Bu da bize yoğun bakım ünitelerinde neden oksijenasyonun monitörizasyonu için, sadece solunan oksijen konsantrasyonu veya arter kan gazlarının belirlenmesinin yeterli olmadığını; beraberinde doku hipoksisinin göstergeleri olan ScVO2 ve laktat belirlenmesinin önemli olduğunu göstermektedir.&lt;/p&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SM-VcHE_IjI/AAAAAAAAAEI/FIH-3lyvC_k/s1600-h/Fig%C3%BCr+1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246576401078755890" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SM-VcHE_IjI/AAAAAAAAAEI/FIH-3lyvC_k/s320/Fig%C3%BCr+1.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Gerçektende resimde görüldüğü gibi dolaşım göz önüne alınırsa, arteryel kan gazı hücresel hipoksinin en ideal monitörizasyon parametresi olmayabilir. Benzer bir gözlem arteryel oksijen parsiyel basıncına (PaO2) bağlı olan oksijen satürasyonu içinde geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kritik hastada oksijenasyonla ilgili bir takım gözlemler yaparsak:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Bazen çok düşük arteryel satürasyonlarda bile yeterli doku oksijenasyonu sağlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Eğer doku oksijenasyonu tehlikedeyse bu genelde akciğerlerden bağımsız problemlerle gerçekleşir. &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Kabul edilebilir normal düzeylerin altındaki satürasyon ve PaO2 düzeyleri doku oksijenasyonu ile iyi korelasyon göstermez. &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Hastaların oksijenasyonunda güçlük meydana gelmesi halinde, doku hipoksisi işaretleri olmadığı sürece düşük değerlere tolerans hızla gelişir. &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Sıklıkla “akciğer hasarı olan çok az hastanın hipoksemiden kaybedildiği” söylenir. Açıkça bazı hastalar için hipoksemi ölümün ana nedenidir, ancak çoğunlukla ölüm, gelişen komplikasyonlar sonucunda gözlenir. &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Oksijenasyonla ilgili güvenlik sınırlarının belirlenmesi mutlak gereklidir ancak bu sınıra ulaşmak için agresif ventilasyon sakıncalı olabilir. Eğer özellikle bu geç gelişen komplikasyonlarla beraberse, oksijenasyon yeterliliğini saptadığımız metodları gözden geçirmemiz gerekir. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Soluma, ventilasyon ve intratorasik basınçlar:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Her inspiryumda akciğerlerin havalanmasını sağlayacak şekilde ufak bir miktar plevra içi, interstisyel ve alveolar negatif basınç üretilir. Ekspiryumdaysa, intraplevral basınç atmosferik basınca yaklaşır, ancak hafif negatif kalır. Buna karşılık ekspiryumda interstisyel ve alveolar basınçlar atmosferik basınca eşlenir veya hafif pozitif hale geçer.&lt;br /&gt;Pozitif basınçlı ventilasyon bu döngüyü inspiryumda alveol ve intersitsyel basınçların yüksek kalmasını sağlayacak şekilde tersine çevirir. Ekspiryumda eğer PEEP uygulanmamışsa interstisyel ve alveolar basınçlar atmosferik basınca geri döner, PEEP uygulanması halinde ise basınçlar tüm ventilasyon boyunca pozitif kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Ventilasyon, alveolar ventilasyon ve rekruitment (açma, kazandırma manevrası): &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Spontan solunum sırasında hava dağılımını sağlayan negatif basınç gradyenti havayollarının, alveollerin ve interstisyumun yerel durumundan etkilenir. Surfaktan &lt;strong&gt;Laplace &lt;/strong&gt;kanunun etkilerini bir anlamda bu düşük basınçlarda değiştirir ve böylece küçük alveollerin hem açılmaları (şişmeleri) kolaylaşır, hem de ekspiryumda tam olarak kapanmaları (sönmeleri) zorlaşır. Tüm bu etkilere rağmen, normal soluyan gönüllülerde bile gaz dağılımında yerel değişiklikler bulunur. Aynı faktörler pozitif basınçlı ventilasyonda da akımı etkiler ancak bu sefer güçler farklıdır. Trakeal tüp boyunca, belirli bir zaman aralığında uygulanan tek bir basınç, gazı havayollarına doğru iten bir dalga oluşturur. Hava yollarının durumu, özellikle de dirençleri ve alveolar komplians bu basıncın akciğerin değişik bölgelerine olan farklı etkilerini açıklar. Tüm bu faktörler aslında toplu olarak değişik akciğer bölgelerinin ve hatta alveollerin “&lt;strong&gt;zaman sabiteleri&lt;/strong&gt;” (time constant) olarak düşünülebilir. Hasarlı akciğerde, surfaktan olsa da, bölgeler arasındaki zaman sabitelerinin yelpazesi artacaktır (farklılıklar fazla). Pozitif basınç düşük komplianslı bölgelere kıyasla yüksek komplianslı bölgeleri havalandırmayı tercih edecektir. Buna karşın kapanmış alveoller açılmak için daha yüksek basınca ihtiyaç duyacak bu nedenle pozitif basınçlı ventilasyon yetersiz kalabilecektir. Özellikle göğüs cerrahisinde çalışmış olanlarımız bilirler, öncesinde hiç bir hasarı olmayan sağlıklı bir akciğer söndüğünde, onu açmak için daha yüksek basınçlara ihtiyaç vardır ve bu açma işlemi hem yavaştır hem de heterojendir. &lt;/p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246578509225432498" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SM-XW0iUlbI/AAAAAAAAAEQ/OF8XPATm7sw/s320/Fig%C3%BCr2.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rekruitment&lt;/strong&gt; (recruitment, kazandırma, açma) potansiyel olarak ventile olmayan alanları açmak ve açık tutmaktır. Rekruitment felsefesinin ana noktası dikkatli bir şekilde açık olan alveol sayısını arttırmak ve böylece gaz değişimi sağlanan alveol yüzey alanını genişletmektir. İnanılan bunun oksijenasyonu iyileştireceğidir. Pek çok alveolar rekruitment manevrası ileri sürülmüştür, ancak bu tekniklerin her birinde ana sorun alveoller ve akciğer bölgelerinin zaman sabitelerinin çeşitliliği nedeniyle tek bir basınç veya dalganın tüm akciğer bölgeleri için uygun olmamasıdır.&lt;br /&gt;Hem bilgisayarlı tomografi (BT), hem de elektriksel impedans tomografisi (EIT) bizim PPV (pozitif basınçlı ventilasyon) sırasında alveollerde ne olduğunu görmemizi sağlar. EIT kullanılarak çizilen bir &lt;strong&gt;basınç-hacim eğrisinde&lt;/strong&gt; 2 dönüm noktasına (üst ve alt infleksiyon noktaları) rastlarız. Alt infleksiyon noktası rekruitment'i (alveollerin açılmasını) temsil ederken, üst infleksiyon noktası aşırı şişmeyi temsil eder. Yine EIT bize rekruitment ve aşırı distansiyonun hasarlı akciğer içindeki bölgelerde büyük farklılıklar gösterebileceğini kanıtlamıştır. Her 2 akciğerin tüm infleksiyon noktası ne yazık ki, bu bölgelerin tek tek infleksiyon noktalarını temsil etmemektedir. &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246578957676367218" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SM-Xw7JWzXI/AAAAAAAAAEY/mdxuYfVa_XY/s320/Fig%C3%BCr3.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;BT’ de rekruitment'i araştırmak için kullanılmıştır. Yine BT ile ARDS’de başlangıçta yüksek basınçla uygulanan açma manevrasını takiben farklı miktarda PEEP uygulaması ile sağlanan rekruitment'in ortalama ancak %13 olduğu ve akciğerlein pek çok bölümünün açılamadığı gösterilmiştir. Bu çalışmalarda yüksek basınçlı PEEP’in alçak basınçlı PEEP’e kıyasla (15’e karşı 3) daha iyi alveol açıklığını sağladığı ve oksijenasyonu iyileştirdiği gözlenmiştir. PEEP ayrıca kapanmayı engellemektedir. Ancak tüm bu teknikler intratorasik basınçta bir artışa neden olmaktadır. Dahası basınç kompliansı düşük bölgelere iyi şekilde dağılırken, kompliansı yüksek bölgelere çok fazla iletilmemektedir. Sonuçta alveol açıklığını sağlamak için kullanılan bu tekniklerde anormal alanlara basınç dağılımı yerine tercihli olarak zaten açık alanlara basınç dağılımı gerçekleşmekte ve bu alanların işlevini bozabilmektedir.&lt;br /&gt;Özet olarak, tek bir basınç dalgası ile şişirilen akciğerde, değişken bölgesel komplians nedeniyle gaz dağılımı önceden tahmin edilemez. Bazen normal alveoller aşırı derecede gerilecek, bazı bölgelerdeyse (özellikle tamamen kapanmış veya konsolide akciğer alanlarında daha az olmak koşuluyla) sınırlı açılma gözlenecektir. Yüksek inspiratuar basınçlar ve yüksek PEEP, akciğeri tüm solunum döngüsü boyunca yüksek pozitif basınçla karşı karşıya bırakacaktır. Rekruitment kısa dönemde özellikle nispeten normal akciğerde sorun yaratmayacaktır ancak uzun dönemde hasarlı akciğerde, iyileşen oksijenasyon parametrelerine rağmen sorun meydana getirebilir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Ventilasyon basınçları ve gerdirme (stretch, uzama):&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;ARDSnet çalışması bize daha düşük tepe basınçlarıyla (peak pressure) ventilasyonun mortalitede düşüşle beraber olduğunu, aynı zamanda özellikle ilk inflasyon anındaki kayma kuvvetlerininde (&lt;strong&gt;shear forces&lt;/strong&gt;) hasara neden olabileceğini gösterdi.&lt;br /&gt;Alveollerin döngüsel açılıp kapanmaları esnasındaki stres ve kayma kuvvetleri kadar alveololerin aşırı gerilmesi de artmış sitokin yapımına ve lökosit birikimine neden olmaktadır. Tekrarlayan aynı tip ventilasyon, değişken ventilasyona (hem hacmin hem de sürenin değişkenlik gösterdiği) kıyasla daha fazla hasara neden olmaktadır. Hatta akciğerden kaynaklanan inflamatuar etkiler başka organlara da zarar verebilmektedir. Rekruitment manevralarında aslında tepe basıncını düşürmek kadar, uygulanan yüksek PEEP ile alveolar açıklığı sağlamak ve bu şekilde kaydırma kuvvetlerini azaltmak hedeflenmektedir. Ancak sonuçta tüm ventilasyon döngüsü boyunca (hem inspiryum, hemde ekspiryumda yüksek basınçlardan kaçınılamaz).&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Ventilasyon ve surfaktan:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Surfaktan&lt;/strong&gt; yüzey gerilimini ve dolayısıyla Laplace kanununu değiştirir. Surfaktan molekül yoğunluğu arttıkça, yüzey gerilimi azalır ve bu da küçük alveollerin açık kalmasını ve inspiryum sırasında şişmesinin sağlanmasını mümkün kılar. Daha büyük alveollerde ise özellikle şişme esnasında (yüzey alanındaki artış nedeniyle) surfaktan yoğunluğu azalır ve böylece surfaktanın yüzey gerilimi üzerine etkisi azalır; bunun sonucunda da yüzey gerilimi artar. Bu özellikle düşük basınçlarda gerçekleşen spontan solunum için önemlidir çünkü böylelikle tüm akciğere gaz dağılımı etkin hale gelir. PPV ile, hava akciğere bir basınçla dolar ve oluşan basınç surfaktan tabakalarında da bir dalga karakteri göstererek bu dağılımın eşitliğini bozar. Bu surfaktan teknolojisinde bilinmektedir ancak akciğerdeki surfaktan dalga davranışı üzerine pek veri bulunmamaktadır. Spontan solunum ve PPV sırasındaki surfaktan etkinlik farkının temel nedeni surfaktan dağılımının etkilenmesi olabilir. Surfaktan dağılımı tüm akciğerde hem basınçlarda hem de akımda meydana gelen büyük değişimler nedeniyle eş olmayabilir. Pozitif basınçlı ventilasyon ayrıca surfaktan yapımını ve fonksiyonunu da değiştirebilir. Hasarlı akciğerde Tip II pnömositler hem sayıca azalmıştır, hem de surfaktan yapımı azalmıştır. Yine surfaktanın fonksiyonu da hasarlı akciğerde yüzeyde ortaya çıkan kolesterol ve protein karışımı nedeniyle azalabilir. Bu protein ve surfaktanla karışan diğer proteinlerin salınmasına neden olan inflamasyon, surfaktanı doğrudan etkileyen mediyatör salınımı, surfaktanın sıvı ile seyreltilmesine neden olan membran geçirgenlik artışı, yüzey aktif bileşiklerin adsorbsiyonu ile onların ortadan kalmasına neden olan polimerize fibrin ile daha da şiddetlenir. Pseudomonas pnömonileri gibi infeksiyonların da surfaktan fonksiyonunu azalttıkları bilinmektedir. Bunun dışında lavaj gibi tıbbi müdahalelerde surfaktanı etkin şekilde ortadan kaldırarak bölgesel ve genel akciğer kompliansını bozmaktadır. Surfaktanın fonksiyonunun bozulması kompliansı değiştirip, heterojen akciğer havalanmasını arttırır, bu da daha fazla zarara yol açabilecek ventilasyon şekillerinin kullanılmasına neden olur. Surfaktanın aynı zamanda akciğerin savunma mekanizmasında önemli bir rolü vardır. Akciğerler 50 metrekareden fazla bir yüzey alanı sağlayarak işgal için uygun bir bölge teşkil ederler. Surfaktan sadece inflamatuar cevabı etkilemekle kalmaz, aynı zamanda mukozal immünite için önemlidir (en azından bilinen 2 surfaktan kollektin adı verilen ve bakteri, virüs ve mantar partiküllerine bağlanarak onların fagositozunu kolaylaştıran maddeler olarak görev yaparlar).&lt;br /&gt;Sonuç olarak hem PPV, hem de akciğer hasarı surfaktan yapımını ve etkinliğini azaltır. Yüzey gerilimindeki değişiklikler ve savunma sisteminin zayıflaması akciğer hasarını ve infeksiyon riskini daha da arttırır. Hastalık ve destek tedavisi bir zaman sonra sinerjistik bir şekilde istenmeyen etkiler meyadana getirir ve PPV’un hem daha zor hem de daha fazla hasara neden olmasıyla sonlanan bir kısır döngü oluşabilir. &lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-3205463417640986653?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=y7at0kLf3xw:wQhwTlzJCPE:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=y7at0kLf3xw:wQhwTlzJCPE:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=y7at0kLf3xw:wQhwTlzJCPE:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=y7at0kLf3xw:wQhwTlzJCPE:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/y7at0kLf3xw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/y7at0kLf3xw/pozitif-basnl-ventilasyon-o-kadar-masum.html</link><author>noreply@blogger.com (anesteziguncesi)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SM-VcHE_IjI/AAAAAAAAAEI/FIH-3lyvC_k/s72-c/Fig%C3%BCr+1.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/09/pozitif-basnl-ventilasyon-o-kadar-masum.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-8204074630243695311</guid><pubDate>Fri, 29 Aug 2008 12:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-09-02T12:54:40.979-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">proinflamatuar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">antiinfalmatuar</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">antiapoptotik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">antiproliferatif</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">karbonmonoksit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">hem oksijenaz</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">antioksidatif</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">akciğer</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sitokin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">preconditioning</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">doku hasarı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sitoprotektif</category><title>Karbonmonoksit</title><description>Genellikle zehirlenme nedeni olarak bilinen karbonmonoksit (CO) artık &lt;strong&gt;medikal gaz&lt;/strong&gt;lardan biri olarak da dikkatleri üzerine toplamakta. Hava kirliliğinin parçası olarak küçük dozlarda sürekli aldığımız CO, sigara içicilerinin daha yoğun şekilde inhale ettiği bir gaz. Hemoglobine (Hb) afinitesi pH=7.45'de oksijene göre 245 kat fazla. Hb'e bağlanarak molekülün oksijen taşıma kapasitesini etkilediğinden, CO &lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;yüksek dozlarda alındığında zehirleyici&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; etki gösterirken, &lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;düşük dozlarda ise doku hasarına karşı koruyucu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; etki göstermesi, bu gazı ilginç hale getirmekte. CO Hb'in oksijen taşıma kapasitesini iki yolla etkilemekte: oksijene bağlanmasını birincisi kompetitif olarak inhibe ediyor; ikincisi ise Hb'de yapısal değişiklik yaparak dokuya oksijeni vermesini zorlaştırıyor (oksi-Hb dissosiasyon eğrisi sola kayarak dokunun oksijen ekstraksiyonu azalıyor). Ayrıca CO redükte sitokrom a3'ü bağlayıp inaktive ederek hücresel solunumu bozuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CO inhalasyonunun doku hasarını azaltıcı etkisi kalpteki iskemi-reperfüzyon hasarında ve böbrekteki endotoksin hasarında gösterildi. Benzer şekilde akciğerde oluşan çeşitli etmenlere bağlı hasarda (hiperoksi, bleomisin ve ventilatöre bağlı pulmoner doku hasarı) CO’in koruyucu etkisi olduğuna dair kanıtlar artmakta.&lt;br /&gt;İşin ilginç yanı memeli hücrelerinin CO’i kendilerini korumak amacıyla zaten kullanagelmekte olması. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15901614?ordinalpos=24&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Hem-oksijenaz enzimi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;nin &lt;/a&gt;katalize ettiği bir reaksiyonla hem katabolizması sırasında CO vücutta endojen yolla üretilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_-FrQTml-yNk/SLfmkK7HAPI/AAAAAAAAAJk/h9GYvLlFmJw/s1600-h/hem-CO.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5239910200550818034" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_-FrQTml-yNk/SLfmkK7HAPI/AAAAAAAAAJk/h9GYvLlFmJw/s320/hem-CO.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;CO’in organizmamızda üretildiği ta 1963’de Coburn tarafından saptanmış olsa da bunun önemi yakın zamanlara dek anlaşılamamıştı. CO’nun vazodilatasyon, bronkodilatasyon, düz kas hücrelerinde proliferasyonu azaltma, santral ve periferik nörotraansmisyonda rol alma, pro- veya antiapoptotik, antiinflamatuar etki ve trombosit aggregasyonunu inhibe etme gibi özellikleri olduğu artık biliniyor.&lt;br /&gt;Gözler günümüzde doğal koruyucu CO’in eksojen yolla verildiğinde gösterebileceği &lt;strong&gt;sitoprotektif&lt;/strong&gt; etkiye çevrilmiş durumda.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18497603?ordinalpos=4&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Anesthesiology 2008’de Goebel’in &lt;/a&gt;bir hayvan çalışması ve &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18497596?ordinalpos=1&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;editörün CO üzerine bir yazısı &lt;/a&gt;yayınlandı: Çalışma sonuçları, domuzda kardiyopulmoner bypass (KPB) modelinde belirgin hemodinamik etkiye neden olmaksızın CO inhalasyonunun potent antiinflamatuar ve akciğer koruyucu etkisini ortaya koymuş. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12131125?ordinalpos=42&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;KPB’a bağlı oluşan akut akciğer hasarı &lt;/a&gt;açısından bakıldığında elde edilen sonuçlar önem taşıyor, zira bu patolojinin &lt;strong&gt;sıklığı %1-3&lt;/strong&gt; olsa da &lt;strong&gt;mortalitesi %50&lt;/strong&gt;’ye ulaşmakta. Oksijenasyon indeksinde azalma, ventilasyon-perfüzyon dengesizliği, akciğer kompliyansında azalma gibi bulgularla seyreden hafif formlarının görülme sıklığı ise %12. Aslında problemsiz bir KPB sonrasında bile eğer pulmoner hasarı gösteren duyarlı incelemeler (protein akümülasayon indeksi, bronkoalveolar lavaj nötrofili, miyeloperoksidaz düzeyleri) yapılırsa akciğerlerde doku hasarı gösterilebilmekte. Kalp cerrahisi sonrası erken pulmoner disfonksiyon renal, nörolojik ve infeksiyöz komplikasyonlar nedeniyle morbidite ve mortaliteyi arttırıyor; mekanik ventilasyon süresinin uzaması yoğun bakım ve hastanede kalma süresini uzatıyor.&lt;br /&gt;Goebel’in çalışması indüksiyondan sonra başlayarak 250 ppm CO inhale ettirilen hayvanlarda &lt;strong&gt;proinflamatuardan antiinflamatuar sitokin dengesine doğru bir kayma&lt;/strong&gt; olduğunu göstermiş: akciğer doku messenger-RNA ve proinflamatuar sitokinlerin (TNF, interlökin-1) protein konsantrasyonları azalırken, antiinflamatuar sitokin (interlökin-10) artmış. Bu sonuçlar aynı zamanda KPB’a inflamatuar yanıtta sitokinlerin rolünü göstermesi açısından da önemli. Çalışma sonuçlarına göre CO aynı zamanda apoptotik hücre ölümünün göstergesi olan kaspaz-3 aktivitesini ve pulmoner hasarın histolojik bulgularını da azaltmış. Ancak bu etkilere rağmen oksijenasyon gibi bir takım fizyolojik göstergeleri iyileştirmediği de çalışmanın bulguları arasında. Bu sonuçları destekler nitelikte olması açısından &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17568332?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Melley’in çalışması &lt;/a&gt;da ilginç: KPB sorası yeterli endojen CO üretmeyen hastalarda mortalitenin arttığı saptanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CO nasıl organ protektif etki sağlıyor?&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Çalışmalar antiinflamatuar, antioksidatif, antiproliferatif ve antiapoptotik etkilerini göstermiş, ama tam hücresel mekanizma hala araştırma konusu. Bu açıdan bakıldığında KPB öncesi uygulanan CO’in doku hasarını azaltıcı etkinliği “preconditioning” (önkoşullandırma) mediyatörlerini uyardığı yönündeki görüşü desteklemekte. Anestetik “preconditioning” kalp ve akciğerde iskemi-reperfüzyon hasarını azaltmakta. CO’in elektron transport zinciri enzimlerini inhibe ettiği ve &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17264172?ordinalpos=6&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;mitokondriyal reaktif oksijen radikallerinin oluşumunu azalttığı &lt;/a&gt;bildirilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;CO inhalasyonu güvenli mi?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Goebel’in çalışmasında kullandığı 250 ppm CO 1 saat sonra karboksi-Hb düzeyini %11’e yükseltmiş; düzey KPB sonlandırıldıktan 4 saat sonra %5.6’ya gerilemiş. Aslında bu düzeyler doku hipoksisi ve organ hasarı için potansiyel riski arttırmakta. Ancak çalışmacılar standart laboratuar testlerinde karaciğer, kalp ve böbrek hasarını gösterebilecek sonuçlar saptamadıklarını bildirmişler. Tabi standart testler hafif dereceli hasarı göstermek için yeterli duyarlılığa da sahip olmayabilirler. Ayrıca deney süresinin kısalığı da dikkate alınmalı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her ne kadar CO’e kronik maruz kalmak akciğere zarar vermese de kardiyovasküler sisteme etkisi olmakta. Örneğin sıçanlarda miyokardiyal hipertrofi yaptığı; iskemik kalp hastalığı olan gönüllülerde kısa süreli, inhalasyonun fonksiyonel kapasiteyi belirgin düşürdüğü ve ST-segment değişiklikleri ile efor anginasına yol açtığı daha önceki çalışmalarda gösterilmiş. Genç, sağlıklı gönüllülerde zararlı ya da yararlı etkisi gösterilememiş olan CO’in yaşlı ve yandaş hastalığı olan hastalarda da aynı etkiyi göstereceği beklenmemeli. Halen akut respiratuar distres sendromu, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve böbrek transplantasyonu gibi çeşitli klinik problemlerde CO’in etkinliği konusunda çalışmalar sürmekte. Somut ve olumlu veriler toplandıkça sanırım yakın gelecekte CO klinik kullanımımıza girecek.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-8204074630243695311?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=NQNdicihLaw:D7Ww5GaM8hU:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=NQNdicihLaw:D7Ww5GaM8hU:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=NQNdicihLaw:D7Ww5GaM8hU:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=NQNdicihLaw:D7Ww5GaM8hU:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/NQNdicihLaw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/NQNdicihLaw/karbon-monoksit.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_-FrQTml-yNk/SLfmkK7HAPI/AAAAAAAAAJk/h9GYvLlFmJw/s72-c/hem-CO.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/08/karbon-monoksit.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-8981574382179709464</guid><pubDate>Wed, 20 Aug 2008 13:21:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-08-28T05:55:54.725-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">rejyonel anestezi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ITP</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">preeklampsi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">heparine bağlı trombositopeni</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">trombosit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">alloimmünizasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HELLP</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HPA-1b</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HPA-1a</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">epidural</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">spinal</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">trombosit süspansiyonu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">graft versus host</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">immünizasyon</category><title>Trombositopeni ve Anestezi - 2</title><description>&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Obstetrik Cerrahide Trombositopeni&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Normal bir gebelikte trombosit sayısı yaklaşık %20 kadar azalır. Bu düşüş klinik olarak anlamlı değildir ve epidural anestezi yapma kararını pek etkilemez. Hatta ASA (American Society of Anesthesiologists) Obstetrik Anestezi Grubu tarafından en son &lt;a href="http://www.asahq.org/publicationsAndServices/OBguide.pdf"&gt;Ekim 2006 yılında gözden geçirilen obstetrik anestezi için uygulama kılavuzunda &lt;/a&gt;sağlıklı bir gebe için rutin trombosit sayımı yaptırılması önerilmemekte, ancak klinik olarak kanama şüphesi mevcutsa, trombosit sayımı istenmektedir.&lt;br /&gt;Gebelerin yaklaşık %7 kadarında trombosit sayısının 100.000/mm3’den az olduğuna, yaklaşık %0.5-1’inde ise bu sayının 80.000/mm3’den az olduğuna rastlanılır. Böyle bir durumda gelişebilecek bir spinal veya epidural hematom kalıcı paralizi gibi bir felaketle sonuçlanabileceğinden, trombositopeni anestezist için son derece önemlidir.&lt;br /&gt;İlk olarak 1988’de Cousins ve Bromage, trombosit sayısının 100.000/mm3’den aşağı olması halinde epidural kateter yerleştirmemeyi önerdiler. Halen pek çok yazar, epidural blok için trombosit sayısının &gt;100.000/mm3 olmasını &lt;strong&gt;“güvenli”&lt;/strong&gt; kabul etmektedir. Yakın zamanda bu öneriler sorgulanmaya başlanmıştır. Ancak halen nöroaksiyel bloğun tamamen güvenli kabul edildiği tek bir eşik değerden bahsedilemez. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17215700?ordinalpos=5&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Beilin ve ark.&lt;/a&gt; 3 yıl içinde trombosit sayıları &lt;strong&gt;69.000-98.000/mm3&lt;/strong&gt; arasında değişen 30 gebede herhangi bir komplikasyon yaşanmadığını bildirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/8881617?ordinalpos=4&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Orlikowski ve ark. &lt;/a&gt;ise yatak başında bile kullanılabilecek olan tromboelastografiyi önermektedirler. Buna göre 53 mm’lik bir maksimum amplitüd trombosit sayısının 54.000/mm3 olması ile ilişkilidir ve yeterli pıhtı oluşumunu göstermektedir. Yine aynı yazarlar trombosit sayısının 75.000/mm3 üzeri olması halinde gebelerde rejyonel anestezi yapılabileceğini savunmaktadır.&lt;br /&gt;Gebelikte, artmış trombosit yıkımı immünolojik mekanizmalarla, anormal trombosit aktivasyonu veya artmış trombosit tüketimi ile gerçekleşebilir. Trombositlerin artmış yıkılımı veya tüketimi preeklampsi, HELLP (hemoliz, artmış karaciğer enzimleri, düşük trombosit sayısı) Sendromu ve TTP gibi mikroanjiyopati ile seyreden hastalıklarda gözlenir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Gestasyonel trombositopeni&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ise tüm gebelerin yaklaşık %5.8’inde gözlenir ve gebelikle ilişkili trombositopenilerin %75’ini oluşturur. Ancak gestasyonel trombositopeni diğer tanıları dışlayarak ulaşılan bir tanıdır. Gestasyonel trombositopenide trombosit sayısı genelde 70.000/mm3’ün altındadır ve doğumu takip eden 12 hafta içinde trombosit sayısı normale döner. Bu durumda anne ve fetusun hemoraji riskinin minimal olduğu kabul edilir.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;ITP&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; her 1000 gebelikten birinde trombositopeni nedenidir ve tüm gebelikle ilişkili trombositopenilerin %5’inden sorumludur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Preeklampsi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ise maternal trombositopeni nedenlerinin %21’ini oluşturur. &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Preeklamptik hastaların yaklaşık %50’si trombositopeniktir ve trombositopeni sıklıkla diğer sistemler etkilenmeden önce kendini gösterir. &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;Klinikte hemoraji, hasta dissemine intravasküler koagülopatiye (DIC) girmedikçe, nadirdir. HELLP Sendromu'nda ise trombositopeni %3-4 oranında anne mortalitesiyle ilişkilidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Trombosit anormallikleri sayı veya kalite yetersizliğine bağlı olabilir&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;. Bu nedenle trombositopenik olan &lt;strong&gt;gebede 2 nokta önemlidir&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;Var olan bozukluk &lt;strong&gt;statik&lt;/strong&gt; mi, &lt;strong&gt;dinamik &lt;/strong&gt;mi? Eğer sorun dinamikse –örneğin preeklampside olduğu gibi- trombosit sayısı zaman içinde çok hızlı değişecektir. Bu nedenle seri halinde trombosit sayımları önem kazanacaktır. Buna karşın eğer sorun statikse -örneğin gestasyonel trombositopeni veya ITP’de olduğu gibi- bu durumda genelde trombosit sayısı stabil kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Trombosit fonksiyonlarında bozulma var mı?&lt;/strong&gt; Gestasyonel trombositopenide ve ITP’de var olan trombositlerin fonksiyonları normalken, preeklampside genelde anormaldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trombositopenik gebede nöroaksiyel anestezi kararı alınırsa, kullanılabilecek en ince iğne ile subaraknoid blok gerçekleştirmek, epidural anesteziye tercih edilir. Eğer bu sağlanamaz ve epidural anesteziye karar verilirse orta hattan kateter yerleştirilmeli ve kullanılabilecek en düşük lokal anestetik konsantrasyonu- motor blokdan kaçınıp, kanamanın ilk bulgularını göz ardı etmemek için- kullanılmalıdır. Sonrasında hasta her 1-2 saatte bir motor blok varlığı ve varsa dağılımı- açısından değerlendirilmeli. Bu değerlendirme anestezi sonlanana ve motor blok ortadan kalkana kadar devam ettirilmelidir. Eğer beklenmeyen bir motor blok gözlenirse veya daha önce varolan motor blok yayılımı lokal anestetik dozu arttırılmadığı halde ilerlerse hasta epidural hematom açısından MRI ile tetkik edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Trombositopenik hastaya anestetik yaklaşım&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Preoperatif dönemde hasta değerlendirilmelidir. EDTA antikoagulanına bağlı in vitro rulo formasyonu sonucu gözlenen yalancı trombositopeni dışlanmalıdır. Bu kolaylıkla sitrat antikoagulanlı veya heparin antikoagulanlı tüplerde trombosit sayımının tekrarlanması veya periferik yaymada trombosit sayılması ile engellenebilir. Ayrıca trombositopeniye yol açabilecek ilaç alınıp alınmadığı araştırılmalıdır. Hastanın fizik muayenesinde ven ponksiyonu yapılan noktalarda veya tansiyon aleti manşonunun bulunduğu noktalarda peteşi veya kanama olup olmadığı kontrol edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trombosit sayısında geçici bir artış intravenöz immünglobulin, plazma değişimi veya kortikosteroidlerle sağlanabilir. Aktif hemoraji varlığında cerrahi yapılacaksa, indüksiyon sırasında trombosit sayısı 50.000/mm3'in altında ise indüksiyon sırasında trombosit süspansiyonu verilir. Trombositopenik hastada trakeal entübasyon için laringoskopi sırasında üst hava yolu travması açısından (spontan kanama nedeniyle) dikkatli olunmalıdır. Yine spontan kanama potansiyeli nedeniyle rejyonel anesteziden kaçınılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Trombosit süspansiyonu ile ilgili noktalar:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Artmış antikor nedeniyle gelişen trombositopenide trombosit süspansiyonu ile tedavi öncelikli olarak düşünülmez. Ancak dediğimiz gibi &lt;em&gt;&lt;strong&gt;trombosit sayısının 50.000/mm3 olması veya kanama zamanının normalin iki katı olması halinde trombosit vermek gerekir&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;. Yine ciddi kanaması olan trombositopenik hastalarda trombosit replasmanı şarttır. Eğer trombositopeni ağırsa, sadece cerrahi için değil, aynı zamanda herhangi bir invazif girişim öncesi (örneğin santral venöz kanülasyon) trombosit transfüzyonu profilaktik olarak yapılmalıdır. Trombosit sayısı 20.000/mm3’den az olan hastalarda (özellikle trombositopeni miyelosüpresif tedaviye sekonder gelişmişse), veya az miktar kanamanın bile ölümcül sonuçlar doğurabileceği santral sinir sistemi hemorajilerinde profilaktik trombosit transfüzyonu gerekir. Masif kan transfüzyonunda da &lt;strong&gt;dilüsyonel trombositopeni&lt;/strong&gt;, 2 veya daha fazla kan hacim replasmanı sonrasında genel mikrovasküler kanamaya yol açabilir ve özellikle eritrosit süspansiyonu kullanılmışsa trombosit transfüzyonu gerekebilir. Yine kardiopulmoner bypassı takiben trombosit disfonksiyonu veya trombositopeni gözlenebilir. Her ne kadar trombosit sayısı ile kanama arasında belirgin bir ilişkiye rastlanmasa da, çok az klinisyen beklenmedik bir kanama halinde trombosit sayısı 100.000/mm3 olması durumunda trombosit transfüzyonundan kaçınacaktır.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Trombosit transfüzyonlarındaki başlıca tehlike alloimmünizasyon ve artmış hastalık geçiş riskidir.&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; Pek çok hasta transfüzyonun tetiklemesi ile antitrombosit antikorlar oluşturmazlar. Ancak bir kere antitrombosit antikorlar oluştuğunda, en sık HLA-A ve HLA-B antijenlerine karşı alloimmünizasyon gerçekleşir. Aslında trombosit süspansiyonlarında sıklıkla yer alan lökositler HLA-antikor oluşumunu trombositlere kıyasla daha kolay tetiklerler. Bu &lt;strong&gt;&lt;em&gt;lökositten fakirleştirilmiş trombosit süspansiyonları veya HLA-uygun trombosit süspansiyonları&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; kullanılarak önlenebilir. Trombosit IIb/IIIa (HPA) trombositlerde ana antijendir. Pek çok hastada bu antijen HPA-1a şeklinde bulunur. Toplam nüfusun yaklaşık %1-3’ünde anormal alloantijen olan HPA-1b bulunur ve bu kişiler HPA-1a pozitif donörlerden kan ürünleri aldıklarında, HPA-1a’ya karşı antikor geliştirirler. Bu alloantikor transfüze edilen trombositleri ve alıcının kendi trombositlerini yıkar ve haftalar hatta aylar süren ağır bir trombositopeniye neden olabilir.&lt;br /&gt;ABO uyuşmazlığı trombosit transfüzyonu için erişkinlerde pek önemli değildir. Ancak özellikle premenapozal dönemde trombosit süspansiyonları içinde eritrosit alan kadınlarda Rh immünizasyonu açısından dikkatli olunmalıdır. Trombosit süspansiyonları birden fazla donörden alındığı ve 24-28 santigrad derecede saklandığı için bakteryel proliferasyon ihtimali arttığından infeksiyon riski de unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Graft-versus-host hastalığı&lt;/strong&gt; ise, nadir bir komplikasyondur ve immün yetersizliği olan hastalarda transfüzyon öncesi trombosit süspansiyonlarının gama-radyasyonuyla engellenebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-8981574382179709464?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=ZY-YtYnS1Mg:OjLRCrNqDvQ:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=ZY-YtYnS1Mg:OjLRCrNqDvQ:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=ZY-YtYnS1Mg:OjLRCrNqDvQ:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=ZY-YtYnS1Mg:OjLRCrNqDvQ:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/ZY-YtYnS1Mg" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/ZY-YtYnS1Mg/trombositopeni-ve-anestezi-2.html</link><author>noreply@blogger.com (anesteziguncesi)</author><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/08/trombositopeni-ve-anestezi-2.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-3085266759137602940</guid><pubDate>Sun, 10 Aug 2008 18:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-08-28T05:55:25.164-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">heparin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">TTP</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ITP</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kanama bozukluğu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">SLE</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">argatroban</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">trombosit</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">lepuridin</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">HIT</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">heparine bağlı trombositopeni</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">trombositopeni</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">danaproid</category><title>Trombositopeni ve Anestezi-1</title><description>Bu ay trombositopeni ve anestezi konusunda Kam tarafından yazılan ve geçtiğimiz ay &lt;a href="http://www.co-anesthesiology.com/pt/re/coanes/abstract.00001503-200806000-00021.htm;jsessionid=Lf7QRDVkvnwDTvy0X12qGGXy50l6yGt7J0gD9hM6sRDHlLPT7Q2M!-1123973585!181195628!8091!-1"&gt;Current Opinion in Anaesthesiology'de yayınlanan bir derlemeye &lt;/a&gt;değinmek istedik. Konunun biraz uzun olması nedeniyle trombositopeni etiyolojisiden bu yazı da, gebelikte trombositopeni ve trombositopenin anestezi sırasında idaresinden bir sonraki yazıda bahsedeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SKFF4DM19FI/AAAAAAAAADw/bDER1Qj-D0U/s1600-h/Nfront13.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233541071215391826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SKFF4DM19FI/AAAAAAAAADw/bDER1Qj-D0U/s200/Nfront13.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Trombositopeni&lt;/span&gt; (platelet sayısı&lt;150.000/mm3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trombositopeni Patogenezi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trombositopeni sadece bir semptomdur ve tipik görünümü deride morarmalar, gastrointestinal ve üriner sistem kanamaları ve menorajidir. Cerrahi kanama genelde trombosit sayısı 50.000 altında olmadığı sürece gözlenmez ve spontan kanamalar trombosit sayısının 10-20.000 altına düşmesi ile görülür. &lt;em&gt;Yalancı trombositopeni&lt;/em&gt; (&lt;strong&gt;psödotrombositopeni&lt;/strong&gt;) EDTA-antikoagülanlı kanın otomatik ölçüm cihazlarında ölçülmesi ile görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Trombositopeninin nedeni:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Azalmış platelet yapımı &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Artmış trombosit tutulumu &lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Veya artmış trombosit yıkımı olabilir. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;Neden mutlaka araştırılmalıdır. Normal dalakta trombosit hacminin sadece 1/3’ü gözlenirken splenomegali varlığında trombositlerin yaklaşık %90’ı dalakta tutulur. Ancak splenomegali ile gelişen trombositopeni genelde kanama ile sonuçlanmaz. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sistemik Lupus Eritamatozusta (SLE) antitrombosit antikorları veya dolaşan immün kompleksler trombositopeniye yol açar. Antifosfolipid sendromu gözlenen hastalarda ise tekrarlayan trombozlara bağlı olarak trombositopeniye rastlanabilir. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Transfüzyon sonrası purpurada, trombositopeni kan transfüzyonunu takiben 10 gün sonra meydana gelir ve vericinin trombositleri üzerindeki Human Platelet Antijen Ia (HPA-1a) ya karşı alıcıda gelişen antikorlara bağlanır. Bunun sonucunda vericinin trombositleri yıkılır. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Otoimmun idiopatik trombositopenik purpura:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Otoimmun ITP akut ve kronik olarak 2 şekilde incelenebilir. Akut ITP özellikle çocuklarda aşılama veya infeksiyöz mononükleoz gibi infeksiyonların ardından sıktır ve genelde nonspesifik immün kompleks bağlanmaları sonucunda gerçekleşir. Hastaların %5-10’unda hastalık 6 aydan uzun sürerek kronik hale geçer. Tanı genelde diğer tüm tanılar elenerek konulur; trombosit sayısı 20.000'in altına düşenlerde &lt;strong&gt;steroid&lt;/strong&gt;ler veya &lt;strong&gt;immün globulin&lt;/strong&gt;ler denenebilir. Kronik ITP ise genelde idiopatiktir ancak SLE, HIV infeksiyonu, KLL, Hodgkin Lenfoması veya otoimmün hemolitik anemi ile birliktelik gösterebilir. Kronik ITP’de otoantikorlarla (genelde IgG tipi) trombositlerin birleşmesi onların retiküloendotelyal sistemce erken sistemden temizlenmelerine yol açar. Bu durumda trombosit yarı ömrü birkaç saate iner ve megakaryosit toplam miktarı yaklaşık 5 kat artar. Bu hastaların %80’ı yüksek doz kortikosteroid tedavisiyle gerilerler. 3-6 ay boyunca steroid tedavisi sonrası halen trombosit sayısı 30.000'in altında olan hastalarda, veya trombosit sayısını &gt; 30.000 tutmak için çok yüksek doz steroid gereken hastalarda splenektomi uygulanır. Yüksek doz intravenoz immünoglobulin (2 gün boyunca 1 gr/kg/gün) özellikle hayatı tehdit eden hemoraji veya cerrahi öncesinde yararlıdır. Kortikosteroidlere yanıtsız hastalarda, intravenoz immunglobulin trombosit sayısını 1-3 gün içinde güvenli sınırlara ulaştırır. Splenektomi dediğimiz gibi trombosit sayısını korumak için yüksek doz kortikosteroid gerektiğinde uygulanır. Kortikosteroid tedavisi trombosit artışına neden olduktan sonra splenektominin uygulanması idealdir. Eğer cerrahi aktif kanama varlığında gerçekleştiriliyorsa ve trombosit sayısı 50.000'in altında ise, anestezi indüksiyonunda ve splenik pedikül bağlanmasından sonra trombosit vermek yararlı olacaktır. Bu konuda laparoskopik veya acil teknikle yapılan splenektomilerin sonuç açısından pek farkları yoktur ancak laparoskopik cerrahi iyilesmeyi hızlandırır. Cerrahiden en az 2 hafta önce &lt;strong&gt;polivalan pnömokok, Haemophilus influenza (B) ve meningokok aşıları&lt;/strong&gt; postop bakteriyel sepsisi önlemek amacıyla tamamlanmalıdır. Splenektomiye refrakter kalan trombositopenilerde prednizona cevap yoksa &lt;strong&gt;rituximab &lt;/strong&gt;veya &lt;strong&gt;siklofosfamid, azatiopurin&lt;/strong&gt; gibi immünosupresif ajanlar denenebilir. Bunun dışında tedavide &lt;strong&gt;trombopoetin&lt;/strong&gt; kullanımı ve &lt;strong&gt;kök hücre transplantasyonu&lt;/strong&gt; tartışılmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Trombotik Trombositopenik Purpura (TTP):&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;TTP &lt;strong&gt;ağır trombositopeni, mikroanjiyopatik hemolitik anemi, sarılık &lt;/strong&gt;ve&lt;strong&gt; ateş&lt;/strong&gt;le seyreden bir tabloya sahiptir. Von Willebrand faktörü (vWF) birbirine kovalent bağlarla bağlanmış bir seri vWF multimerinden oluşur. Fizyolojik koşullarda bir metalloproteaz, bu yüksek molekül ağırlıklı multimerleri ayırır. Edinilmiş TTP’de, bu metalloproteaza karşı oluşmuş antikor multimerlerin ayrılmasını engeller. Konjenital formundaysa, metalloproteaz yoktur. Her iki durumda da büyük vWF multimerleri trombositlere bağlanır ve &lt;strong&gt;küçük damarlarda mikrotrombüs&lt;/strong&gt; oluşumuna neden olurlar. Tedavi &lt;strong&gt;taze donmuş plazma&lt;/strong&gt; kullanarak büyük vWF multimerlerini ve antikorlarını &lt;strong&gt;plazma değişimi&lt;/strong&gt; ile dolaşımdan uzaklaştırmaktır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Heparine bağlı trombositopeni (HIT) Tip II:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SKFHGFmjiKI/AAAAAAAAAEA/xJN9q_CKo9c/s1600-h/Nfront10.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5233542411889903778" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SKFHGFmjiKI/AAAAAAAAAEA/xJN9q_CKo9c/s200/Nfront10.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Klinik olarak HIT’ nin 2 şekli vardır: HIT TipI- selim, immun sistemle ilişkisi bulunmayan tip ve HIT Tip II- heparin-trombosit faktör 4 (PF4) kompleksinin yol açtığı immün kökenli sendrom. HIT Tip I’de heparin tedavisinin başlamasından 1-2 gün içinde gerçekleşen ve devam eden heparin tedavisine rağmen kendiliğinden ortadan kalkan bir trombositopeni vardır. HIT Tip II’de ise trombositopeni heparine maruz kalmadan 5 ila 10 gün sonra ortaya çıkar. Trombosit sayısında %50’den fazla azalma olması ciddi kabul edilir. Hastalarin %30’unda heparin verilmesini takiben trombosit sayısında ani düşmeler gözlenir, genelde bu hastalar son 3 ay içinde heparin almışlardır. HIT Tip II, heparin-PF4 kompleksine karşı gelişen IgG antikorlarından kaynaklanır. Bu antikor-heparin-PF4 kompleksi trombosit reseptörlerine bağlanır ve trombosit aktivasyonu ve agregasyonunu, beraberinde endotelyal doku faktörü ve koagülasyon kaskadını harekete gecirir. &lt;strong&gt;&lt;a href="http://arpa.allenpress.com/arpaonline/?request=get-document&amp;amp;doi=10.1043%2F0003-9985(2002)126%3C1415:PCMALT%3E2.0.CO%3B2"&gt;HIT tanısını koymak için laboratuar testlerine başvurulmalıdır.&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; Diğer ilaç nedeniyle oluşan trombositopenilerin aksine, HIT kanamadan çok &lt;strong&gt;tromboz&lt;/strong&gt;la seyreden uzuv gangrenine ve hatta ölüme neden olur. Venöz tromboz arteryel tromboza gore 4 kat daha sık rastlanır. HIT Tip II şüphelenildiğinde, heparin hemen kesilmeli ve yerine danaproid, lepuridin veya argatroban gibi alternatif antikoagülanlar başlanmalıdır. Eğer HIT Tip II şüphesi varsa &lt;strong&gt;düşük moleküler ağırlıklı heparinler (LMWH) ile yüksek in vivo çapraz reaksiyon olasılığı &lt;/strong&gt;nedeniyle kullanılmamalıdır. Ayrıca warfarin nedeniyle oluşacak protein C ve S eksikliği mikrovasküler trombozu arttıracağından, warfarin&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;de kullanılmamalıdır. Yine trombosit suspansiyonlarından kaçınılmalıdır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tedavi için danaproid ilk iv yükleme dozu ağırlık ile belirlenir (60-90 kg, 3750 U), sonrasında ise 4 saat boyunca 400 U/L ve sonrada 4 saat boyunca 300 U/L olarak uygulanır. İdame dozu anti-Xa seviyelerine göre (hedef seviye 0.5–0.8 anti-Xa/mml) 150-200 U/L olarak 5 gün boyunca verilir. Danaproid %10-50 kadar hastada HIT antikorlarıyla çapraz reaksiyona girip tedavinin başarısızlığıyla sonuçlanabilir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İki direkt trombin inhibitorü, lepirudin ve argatrobanda HIT Tip II tedavisinde kullanılmaktadır. Lepuridin aslında sülük tükrük bezinde bulunan hirudinden üretilmistir. Tromboemboli tedavisi icin gerekli lepuridin dozu 0.4 mg/kg yükleme dozunu takiben 0.15 mg/kg/L/saat idame dozudur. Tedavi için aktive parsiyel tromboplastin zamani (aPTT) normalin 1.5-2.5 katı olacak şekilde infüzyon hızı ayarlanır. Lepirudin böbrek yetersizliğinde göreceli kontrendikedir. Argatroban ise ufak polipeptid yapısında olmayan sentetik bir moleküldür ve geri dönüşümlü bir şekilde trombini inhibe eder. Argatroban tedavisi ise 2 mg/kg/dakika dozuyla başlatılır ve normalin 1.5-3 katı aPTT elde etmek üzere doz 10 mg/kg/dakikaya kadar çıkarılır.&lt;br /&gt;Daha once HIT öyküsü olan hastalar heparinizasyon gerektiren kardiyak cerrahi için başvurduklarında HIT-IgG antikorları araştırılmalıdır. Eğer bu antikorlara artık rastlanmıyorsa, domuzdan elde edilen fraksiyone olmayan heparin ile standart antikoagülasyon sağlanabilir. HIT-IgG antikorları geçicidir; ancak bir HIT Tip II atağını takiben bir kaç hafta, hatta ay boyunca gözlenmeyebileceği dikkate alınmalıdır. Eger HIT-IgG antikorları tekrar uyarılırsa, genelde 5 günü izleyen bir dönemde yavaş yavaş gelişirler. Bir HIT atağı devam ederken kardiyak cerrahi gereksinimi olan hastalarda lepirudin, bivalirudin veya danaproid kardiopulmoner bypass için alternatif antikoagulan olarak kullanılabilir. Heparinle yıkamadan veya heparin kaplı kateterlerden kaçınılmalıdır. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-3085266759137602940?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=jPYejkrQhOU:mZcJ_ZREUio:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=jPYejkrQhOU:mZcJ_ZREUio:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=jPYejkrQhOU:mZcJ_ZREUio:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=jPYejkrQhOU:mZcJ_ZREUio:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/jPYejkrQhOU" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/jPYejkrQhOU/trombositopeni-ve-anestezi-1.html</link><author>noreply@blogger.com (anesteziguncesi)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_lJ160L9F-FI/SKFF4DM19FI/AAAAAAAAADw/bDER1Qj-D0U/s72-c/Nfront13.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/08/trombositopeni-ve-anestezi-1.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-3312551452809092348</guid><pubDate>Thu, 10 Jul 2008 20:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-17T06:03:14.203-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">tüp değişim kateteri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Aintree</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Arndt</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Upsher</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Cook</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">rijit laringoskop</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Wu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">optik stile</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">retrograd entübasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">entübasyon kateteri</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Bullard</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">trakeostomi</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">fiberoptik bronkoskop</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">krikotirotomi</category><title>Havayolu Yönetimi - III</title><description>Serinin son yazısında zor havayolu olan hastalar için geliştirilmiş değişik entübasyon gereçleri ve tekniklerine değinilecektir. Kullanıma sunulmuş gereçlere hergün bir yenisinin eklendiği dikkate alınırsa, burada sunulanların şu anda kullanımda olan teknik ve gereçlerden bir seçki olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca tüm bu gereçlerin kullanımı ve tekniklerin başarı ile uygulanması belli bir tecrübe kazanımını gerektirdiğinden her anestezist çalıştığı kurumun algoritmaları ve imkanları doğrultusunda eğitime tabi tutulmalıdır. Ancak bu şekilde acil durumda havayolu sağlanmasında başarı sağlanacağı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor entübasyonda kullanılabilecek yöntemler arasında kullanılan ekipmana göre fiberoptik bronkoskopi, rijit laringoskop ile entübasyon (Shikani, Bullard, Wu skop), video-laringoskop (Mac videoskop, Airtraq) ve entübasyon stileleri ile entübasyon sayılabilir. Ayrıca retrograd entübasyon, krikotirotomi, acil trakeotomi entübe edilemeyen vakalarda havayolu sağlamak için uygulanabilir. Havayolunun sağlanamadığı vakalarda transtrakeal jet ventilasyon, tüp değişim kateteri veya elastik buji (gum elastic bougie) üzerinden oksijen insüflasyonu acil durumlarda kısa süreli başvurulacak yöntemlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Fiberoptik Bronkoskop ile Entübasyon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;Hastanın Entübasyona Hazırlanması:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Zor havayolu düşünüldüğünde, hastayla iletişim halinde olmak, uyanık entübasyon planlanıyorsa yapılacak işlemin ile ilgili hastayı bilgilendirmek kooperasyonun sağlaması açısından önemlidir. Uyanık entübasyonda fiberoptik görüntülemeden yararlanılır. Fiberoptik bronkoskopi (FOB) kullanımı eğitim ve deneyim gerektirir. Uyanık veya anestezi altındaki hastada uygulanabilir. Ancak bilinen zor entübasyon ve zor ventilasyon vakalarında hastanın uyanık olması ve spontan solunumunun devam etmesi güvenlik açısından önemlidir. Fiberoptik ile entübasyon öncesi, aerosol şeklinde %4 lidokain ile topical oral ve nasal mukoza anestezisi sağlanır. Sekresyonları azaltmak için girişimden önce atropin, glikopirolat veya antisialojik etkili bir medikasyon uygulanması yararlı olacaktır. Hasta, işlem sırasında solunum depresyonu yaratmayacak dozda uygun bir ajan ile sedatize edilir (deksmedetomidin, midazolam, ketamin, propofol).&lt;br /&gt;Nazal entübasyon planlanıyorsa, hastanın hangi burun deliğinden daha rahat nefes aldığı belirlendikten sonra, burun deliklerine kanamayı önlemek amacıyla fenilefrin sprey sıkılabilir ve %2-4 lidokain kullanılabilir. Trakeanın uyuşturulması için ise, iğne ile krikoid membrandan girilerek lidokain verilebilir.&lt;br /&gt;FOB’a başlamadan önce tüm ekipman (ışık kaynağı, aspirasyon kanalı, tüp, kaydırıcı jel) son bir kez kontrol edilmelidir. Anestezist, hastanın baş tarafında durmalı, hastanın yattığı yatak ise olabildiğince alçak konumda tutulmalıdır. Skopun, endotrakeal tüpün (ETT) içinden rahatça geçebilmesi için jelle kayganlaştırılması gereklidir. İstenilen boyuttaki endotrakeal tüpün konnektörü çıkarıldıktan sonra, FOB üzerine yerleştirilir. Endoskop, tüpün lümeni içinde, ağıza orta hatta veya burun deliğinden yerleştirilebilir ve skopun uç kısmı, vokal kordlar görülene kadar, epiglotun altına doğru ilerletilir. Trakeaya girildiğinde skop, karina görülünceye kadar ilerletilir. Endotrakeal tüp, bronkoskop üzerinden kordların arasından kaydırılır. Tüp, genellikle aritenoid kıkırdak arasında sıkışma eğilimindedir, geçişi kolaylaştırmak için Murphy gözü önde olacak şekilde tüp döndürülüp ilerletilmeye çalışılır. Tüpün ucu karinanın üstünde görüldüğünde skop nazikçe geri çekilir. FOB sırasında mukozal kanamalar tekniği güçleştirir.&lt;br /&gt;Son yayınlarda, fiberoptik bronkoskop ile uyanık entübasyon tekniğinin bir başka çeşidi göze çarpmaktadır. Bu yeni teknikte, aspirasyon kanalından geçen bir kateter yardımı ile end-tidal CO2 ölçülebilmekte ve bu, anesteziste endotrakeal tüpü ilerletirken yol gösterici olmaktadır. Araştırmacılar, bu yaklaşımla birlikte baş ve boyun bölgesinde kanseri olan hastaların %98’inde başarılı olmuşlardır.&lt;br /&gt;Yakın zamanda, &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17242081?ordinalpos=1&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;pediatrik hasta grubu ile yapılan bir diğer çalışmada &lt;/a&gt;fiberoptik bronkoskop ile oral ve nazal entübasyon sonrası hemodinamik değişiklikler karşılaştırılmış ve bunun sonucunda nazal yoldan entübe edilenlerde hemodinamik değişikliklerin daha az olduğu veya daha kısa sürdüğü bulunmuştur.&lt;br /&gt;Aşağıdaki resimde trakeada fiberoptik bronkoskop ve üzerinden geçirilmiş entübasyon tüpü görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ6M-uFR5I/AAAAAAAAAHs/l9jzsJixUa8/s1600-h/FOB.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221495181395969938" style="" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ6M-uFR5I/AAAAAAAAAHs/l9jzsJixUa8/s200/FOB.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Rijit Laringoskop ile Entübasyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bullard ve Upsher Laringoskopu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Zor havayolu yolu olan hastalarda (özellikle ağız açıklığı dar olanlarda; Bullard laringoskopu ağız açıklığı 6mm’e kadar olanlarda kullanılabilir) anestezistlere yardımcı olacak şekilde geliştirilmiş özel laringoskoplardandır. &lt;a href="http://vam.anest.ufl.edu/airwaydevice/videolibrary/bullard1p3.html"&gt;Bullard laringoskopu bir mandren ve ucuna optik yerleştirilmiş rijit bir laringoskoptur.&lt;/a&gt; Mandren üzerine tüp yerleştirilip larings girişi görülerek entübasyon yapılır. Pediatrik hastalarda kullanılabilen tipi de vardır. Aşağıdaki resimde Bullard laringoskopu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ7aq00YOI/AAAAAAAAAH0/DMo9e3YLJLc/s1600-h/Bullard+laringoskop.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221496516085309666" style="" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ7aq00YOI/AAAAAAAAAH0/DMo9e3YLJLc/s200/Bullard+laringoskop.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bullard laringoskopunun yeni bir versiyonu olan &lt;a href="http://vam.anest.ufl.edu/airwaydevice/videolibrary/upsher2p17.html#sim"&gt;Upsher laringoskopu da benzer amaçla üretilmiştir &lt;/a&gt;; kullanılabilmesi için ağız açıklığı en az 15 mm olmalıdır; pediatrik boyu yoktur. Aşağıdaki resim Upsher laringoskopunu göstermektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ7as-OsEI/AAAAAAAAAH8/VZx1-Ooq5zM/s1600-h/Upsher+laringoskop.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221496516661653570" style="" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ7as-OsEI/AAAAAAAAAH8/VZx1-Ooq5zM/s200/Upsher+laringoskop.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Rijit laringoskopların dezavantajı, sadece oral yoldan entübasyona izin vermeleridir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rijit Laringoskop Kullanım Tekniği:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Hastanın boyuna göre pediatrik veya erişkin için olan boyutu seçilir. Entübasyona başlamadan önce uygun trakeal tüp seçilir, kayganlaştırılır, laringoskopa yerleştirilir ve stile kullanılacaksa bükülerek tüp içine yerleştirilir. Endotrakeal tüpün konektörü çıkarılır. Laringoskop kayganlaştırılır, fiberoptik ışık kaynağı skopa tutturulur. Hastaya uygun pozisyon verildikten sonra, laringoskop ile ağızdan orta hatta girilerek glottik açıklığa doğru ilerletilir. Kordların görülememesinin en sık sebebi, skopun orta hatta olmamasıdır. Tüp ilerletildikten sonra ise skop nazikçe geri çekilir. Rijid laringoskopi, uyanık entübasyonda çok önerilmese de tecrübeli ellerde kullanılabilir. Bununla beraber, anestezi etkisindeki hastalarda ideal skopidir ve hızlı sıralı indüksiyonda da rahatlıkla kullanılabilir.&lt;br /&gt;Yakın zamanda, &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16731322?ordinalpos=3&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;beklenmedik zor havayolu olan 447 hastada 7 yıllık süre içinde yapılan bir çalışmada&lt;/a&gt;, bu hastaların hepsinin LMA ile başarılı bir şekilde ventile olduğu, yaklaşık %50’sinin LMA yardımı ile kör entübe edildiği ve fiberoptik ile entübasyon başarısının %90 olduğu gösterilmiştir. Burada zor havayolu yönetiminde seçilen araç Bullard laringoskopudur ve bu çalışma zor havayolu yönetimi için farklı teknikler bilmenin yararını ortaya koymuştur.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16183442?ordinalpos=1&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Bullard laringoskopu ile entübasyon tecrübesi olmayan bir klinikte yapılan bir diğer çalışmada&lt;/a&gt;, servikal omurunda sertlik olan bir stimulator üzerinde Bullard ile entübasyon yapmaları istenmiştir. Sonuçta, entübasyon başarısının her girişim sonrası biraz daha arttığı görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Wu Laringoskopu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Wu laringoskopu, bir anestezist tarafından tasarlanmıştır ve rijid laringoskop ile fiberoptik ışık kaynağı teknolojilerinin kombinasyonundan oluşur. Trakeal tüp pasajı ve oksijen portu içerir. Zor havayolu yönetiminde kullanılması ve tekniği ile Bullard laringoskopuna benzer. Avantajı bir kişinin tek başına rahatlıkla entübasyon yapmasına imkan vermesi ve fiberoptik ışık kaynağının korunması sayesinde havayolu görüntüsünün kan veya mukus ile bozulmamasıdır. Dezavantajları ise, kullanımı için ağız açıklığının en az 25-mm olması gerekliliği ve ayrıca çocuklara uygun boyutlarda üretilmemesi nedeniyle çocuklarda kullanılamamasıdır. Tecrübeli ellerde, uyanık hasta entübasyonu için rahatlıkla kullanılabilir. Resimde Wu laringoskopu görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ88uHKt4I/AAAAAAAAAIE/0t0Mic5OaYE/s1600-h/Wu+laringoskopu.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221498200594757506" style="" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ88uHKt4I/AAAAAAAAAIE/0t0Mic5OaYE/s200/Wu+laringoskopu.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Optik Entübasyon Stileleri&lt;/strong&gt; (Intubating optical stylets)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Optik sistem ve ince bir metal mandrenin bir araya gelmiş hali olarak tanımlanan optik entübasyon stileleri özellikle ağız açıklığı kısıtlı olan hastalarda yararlıdır. Zor havayolu yönetiminde, fiberoptik görüntüleme ile veya klasik dizaynları ile, kullanım sıklıkları gittikçe artmaktadır. Şu anda piyasada çok çeşitli tipleri bulunmaktadır. Bir diğer avantajları da, entübasyon sırasında boynu ekstansiyona getirmeye gerek olmamasıdır. Bu cihazların dezavantajı ise, sadece oral yoldan entübasyona izin vermeleridir. Havayolunda masif kanaması olan hastalarda da yararlı değildirler. Resimde altta &lt;strong&gt;Shikani&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;optik stile&lt;/strong&gt;, üstte ise üzerine entübasyon tüpü geçirilmiş stile izlenmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ9cPCQtGI/AAAAAAAAAIM/P_EidReOAuo/s1600-h/optik+ent%C3%BCbasyon+stilesi.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221498742008493154" style="" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ9cPCQtGI/AAAAAAAAAIM/P_EidReOAuo/s200/optik+ent%C3%BCbasyon+stilesi.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Optik stile ile entübasyon için endotrakeal tüp stile üzerine geçirilir ve ağızdan orta hatta girilerek ilerletilir. Vokal kordlar görüldüğünde, tüp trakea içine itilir. Uyanık entübasyon için uygun değildirler. Bazı yayınlarda, bu cihazın trakeostomiye yardımcı olarak kullanılabileceği de gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;AIRTRAQ Skop&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://vam.anest.ufl.edu/airwaydevice/videolibrary/airtraq4p9.html#sim"&gt;Modifiye edilmiş, tek kullanımlık ışıklı laringoskoptur&lt;/a&gt;. Anesteziste, boynu fazla oynatmadan glottisi görme imkanı sağlar. &lt;a href="http://vam.anest.ufl.edu/airwaydevice/videolibrary/mallampati3.html#sim"&gt;Zor havayolu olan hastalarda yararlanılabilir&lt;/a&gt;. Resimde Airtraq kullanılarak yapılan bir entübasyon ve larinksin görünümü izlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ_MLbp6MI/AAAAAAAAAIU/-S-Z1FKeKYg/s1600-h/airtraq.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221500665186609346" style="" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ_MLbp6MI/AAAAAAAAAIU/-S-Z1FKeKYg/s200/airtraq.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);font-size:130%;" &gt;DİĞER HAVAYOLU TEKNİKLERİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Retrograd Entübasyon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/3578975?ordinalpos=4&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Retrograd entübasyon&lt;/a&gt;, teknik olarak orotrakeal entübasyonun imkansız olduğu veya kontrendike olduğu hastalarda yararlıdır. Üst havayolundaki kan veya sekresyona rağmen bu teknik ile entübasyon mümkündür. Ayrıca kısa, kalın ve anatomik olarak sorunlu boynu olan hastalarda krikotirotomiye alternatiftir.&lt;br /&gt;Uygun bir anestezi sonrasında, 18 G iğnenin üstünden geçen intravenöz kateter, krikotiroid membranı delerek trakeaya doğru ilerletilir. Hava aspire edildikten sonra stile geri çekilir. Bu işlemden sonra 110-120 cm boyunda, 0,32-0,38 cm çapında bir kılavuz tel, kateterden içeri sokulup, sefalad yönde ilerletilir ve ağız veya burnun içinde görülene dek itilir. Bu tel, krikotiroid membrana giriş yerinde tespit edilir ve üzerinden endotrakeal tüp yollanır. Bu yöntemin, stile veya fiberoptik kullanımı gibi çeşitli varyasyonları mevcuttur. &lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaAdF47asI/AAAAAAAAAIc/8MyKDIJ3zVA/s1600-h/retrograd+ent%C3%BCbasyon.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaAw__2HSI/AAAAAAAAAIk/7ldaFkTMpU8/s1600-h/retrograd+ent%C3%BCbasyon.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221502397283966242" style="" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaAw__2HSI/AAAAAAAAAIk/7ldaFkTMpU8/s200/retrograd+ent%C3%BCbasyon.JPG" border="0" width="228" height="130" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yukarıdaki resimde FOB yardımı ile retrograd entübasyon izlenmektedir:&lt;br /&gt;(1) Mandrenli kateter ile krikotiroid membran ponksiyone edilir&lt;br /&gt;(2) Mandren geri çekilir ve kateter içinden kılavuz tel ilerletilir&lt;br /&gt;(3) Kateter geri çekilir&lt;br /&gt;(4) Telin her iki ucu sıkıca çekilerek gerginleştirilir&lt;br /&gt;(5) Ağızdan fiberoptik bronkoskop, tel üzerinden itilir ve trakea içine sokulur&lt;br /&gt;(6) Kılavuz tel geri çekilir&lt;br /&gt;(7) Trakeal tüp FOB üzerinden trakeaya ilerletilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;strong&gt;Perkütan Transtrakeal Jet Ventilasyon&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Geniş çaplı bir venöz kanül (14 G) krikotiroid membrandan trakeaya yerleştirilir. Mandren çekilip kanül üzerinden yüksek basınçlı bir oksijen kaynağından hızla oksijenizasyon ve manual ventilasyon sağlanabilir. Bu şekilde manual jet ventilasyon sağlayan çeşitli araçlar bulunmaktadır. &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Ekspiryumun olmadığı hastada jet ventilasyon uygulaması pnömotoraksa neden&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; olacağından, bu tür durumlarda kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;strong&gt;Krikotirotomi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Krikotirotomi, cilt üzerinden, krikotiroid membranı geçerek yapılan, hastaya acil havayolu sağlayan bir insizyondur. Perkütan trakeostomi ile birlikte, ASA’nın zor havayolu algoritmasındaki son basamakta (başarısız entübasyon ve ventilasyon) hayat kurtarıcı girişimlerdir.&lt;br /&gt;İğne, perkütan ve cerrahi olmak üzere çeşitli krikotirotomi yöntemleri ve bunlara uygun piyasada satılan setler mevcuttur. İğne krikotirotomi, erişkinde 4-14 cm’lik kateter yardımı ile yapılır. Cerrahi krikotirotomi ise, krikotiroid membran üzerinden yapılan insizyon sonrası, endotrakeal tüpün yerleştirilmesi olarak tanımlanır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaC7wftIVI/AAAAAAAAAIs/fuxrJksSayk/s1600-h/i%C4%9Fne+krikotirotomi.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221504781124444498" style="" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaC7wftIVI/AAAAAAAAAIs/fuxrJksSayk/s200/i%C4%9Fne+krikotirotomi.JPG" border="0" width="281" height="139" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Trakeostomi&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Trakeostomi, krikoid kartilaj altından trakeaya direkt insizyonla havayolu sağlayan cerrahi prosedüre verilen isimdir.&lt;br /&gt;Perkütan trakeostomide Seldinger tekniği kullanılır; fakat çeşitli versiyonları mevcuttur. Bunların içinde kılavuz tel, keskin forsepsli Griggs tekniği, bronkoskop eşliğinde dilatatör yardımı ile uygulanan Blue Rhino, trakeanın içinden dışarıya doğru uzanan dilatatörlü Fantoni tekniği, trakea duvarını açmak için bir gerecin kullanıldığı Perc Twist bulunmaktadır. Cerrahi trakeostomi ise steril bir ortamda, çoğunlukla genel anestezi altındaki hastalara uygulanır; fakat acil koşullarda uyanık hastalara da lokal anestezi ile yapılabilir. Cerrahi trakeostominin perkütana göre üstünlüğü, koagülasyon bozukluğu, anstabil servikal omur, boyun deformitesi olan ve yüksek miktarda oksijen desteğine ihtiyacı olan hastalarda daha yararlı olmasıdır. Trakeostominin, hayat kurtarıcı bir işlem olması nedeniyle kesin bir kontrendikasyonu yoktur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);font-size:130%;" &gt;Entübasyon Tüpü Değişim Kateterleri &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Zor havayolu olan hastada entübasyon sonrasında olası reentübasyonu sağlamak için entübasyon tüpü içinden trakeaya bir değişim kateteri yerleştirilmesi ve hastanın kateter içeride iken ekstübe edilmesi güvenli bir yöntemdir. Bu kateter üzerinden gerekirse yeniden entübasyon tüpünü yerleştirmek mümkün olacaktır. Ayrıca bu kateterler lümenleri sayesinde oksijen insuflasyonunu da mümkün kılarlar. Bunun dışında direkt laringoskopide larinksin sadece arka kenarının görüldüğü hastalarda (Cormack Lehan Grade III), trakeaya bu kateterlerin itilip üzerinden entübasyon tüpünün geçirilmesi zor havayolu olan hastalarda uygulanan bir tekniktir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Trakeal entübasyon ve ekstübasyona yardımcı olacak şekilde üretilmiş çok çeşitli kateterler mevcuttur. &lt;strong&gt;Aintree entübasyon kateteri&lt;/strong&gt; (alttaki resim), &lt;a href="http://vam.anest.ufl.edu/airwaydevice/aintree/aintree2.html#sim"&gt;fiberoptik eşliğinde endotrakeal/ nazotrakeal tüp (7 mm'den kalın iç çap) ve LMA yerleştirilmesi veya değiştirilmesine yardımcı &lt;/a&gt;olmak amacıyla kullanılan 56-cm uzunluğunda tek kullanımlık bir kateterdir. Bu kateter, 4,7-mm iç çapı sayesinde içinden fiberoptik bronkoskopun geçişine izin vermesinin yanısıra Rapi-Fit adaptörü kullanımı sayesinde değişim işlemi sırasında ventilasyonun (jet ventilasyon dahil) devamına imkan verir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaGvi5FUkI/AAAAAAAAAI0/e-gvSm0XZGU/s1600-h/Aintree+ent%C3%BCbasyon+kateteri.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221508969360872002" style="" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaGvi5FUkI/AAAAAAAAAI0/e-gvSm0XZGU/s200/Aintree+ent%C3%BCbasyon+kateteri.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Arndt değişim kateteri&lt;/strong&gt; (alttaki resim) de aynı amaçlarla kullanılır. Yanlarda multipl delikleri mevcuttur, ayrıca bronkoskopik port, kılavuz tel ve bir kateter içerir. İç çapı 5-mm’den büyük endotrakeal tüpler (ETT) ile kullanılabilir ve 50-78 cm arasında değişen ölçüleri bulunmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaHJvwObNI/AAAAAAAAAI8/4MlJU7xJzpo/s1600-h/Arndt+t%C3%BCp+de%C4%9Fi%C5%9Fim+kateteri.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221509419489979602" style="" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaHJvwObNI/AAAAAAAAAI8/4MlJU7xJzpo/s200/Arndt+t%C3%BCp+de%C4%9Fi%C5%9Fim+kateteri.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Cook tüp değişim kateteri&lt;/strong&gt; (alttaki resim) künt ucu sayesinde daha az komplike ve atravmatik şekilde ETT veya çift lümenli endobronşial tüp değişimleri için kullanılır. İç çapları 3-7mm arasında değişen ETT’lere uyum sağlayan çeşitli boyutları mevcuttur. 100-cm uzunluğunda iki çeşidi vardır ve 4-5mm iç çapındaki ETT’lere uyum sağlar. Yumuşak uçlu olan çeşidinin tek farkı ise 7-cm’lik distal fleksibl ucunun olmasıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaH8Qz6zlI/AAAAAAAAAJE/TGAcGvqWG00/s1600-h/Cook+de%C4%9Fi%C5%9Fim+kateteri.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221510287357300306" style="" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaH8Qz6zlI/AAAAAAAAAJE/TGAcGvqWG00/s200/Cook+de%C4%9Fi%C5%9Fim+kateteri.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Frova entübasyon kılavuz kateteri (alttaki resim), endotrakeal entübasyona yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştır. Açılı ucu ile gum elastik bujiye benzer. Rapi-fit adaptörü, opsiyonel kanülü ile birliktedir. Pediatrik ve erişkinler için olan boyutları mevcuttur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaIfqYpNKI/AAAAAAAAAJM/DN85DQtZuyE/s1600-h/Frova+ent%C3%BCbasyon+kateteri.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221510895517643938" style="" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaIfqYpNKI/AAAAAAAAAJM/DN85DQtZuyE/s200/Frova+ent%C3%BCbasyon+kateteri.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Portex Venn trakeal tüp kılavuzu (alttaki resim), gum elastik buji veya Eschmann Introducer’ı olarak da bilinir. Anterior larinksi veya ağız açıklığı dar olanlarda entübasyona yardımcı olarak kullanılır. Polyesterden yapılmış olup açılı bir ucu vardır. Çeşitli boyutları mevcuttur ve 2,5-11 mm arasında iç çapları olan ETT’ler ile kullanılabilir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaJLz888cI/AAAAAAAAAJU/LQ0iO-cocoY/s1600-h/Portex+Venn+Tracheal+Tube+Introducer.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5221511654000095682" style="" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHaJLz888cI/AAAAAAAAAJU/LQ0iO-cocoY/s200/Portex+Venn+Tracheal+Tube+Introducer.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zor havayolu &lt;em&gt;&lt;strong&gt;ölüm, hipoksik hasar, miyokard infarktüsü, kardiyopulmoner arrest, havayolu travması ve diş hasarı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; gibi istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu olası komplikasyonları en aza indirmek amacıyla zor havayolu yönetimi ile ilgili algoritmalar yayınlamıştır (bkz. Havayolu Yönetimi - I). Günümüz şartlarında mevcut olan birçok cihaz ve teknik sayesinde zor havayolunun üstesinden gelmek kolaylaşmıştır. Bu nedenle birden çok tekniğe hakim olmak başarı şansını arttırır. Unutulmamalıdır ki &lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;acil durumlarda anestezist, en tecrübeli olduğu, kendisine en tanıdık gelen yöntemi seçmelidir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ve hemen &lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;yardım çağırmaktan çekinmemelidir&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Miray Kılıç&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-3312551452809092348?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=q8lQFDx5y1w:uMmw9DCqvJ0:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=q8lQFDx5y1w:uMmw9DCqvJ0:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=q8lQFDx5y1w:uMmw9DCqvJ0:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=q8lQFDx5y1w:uMmw9DCqvJ0:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/q8lQFDx5y1w" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/q8lQFDx5y1w/havayolu-ynetimi-iii.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SHZ6M-uFR5I/AAAAAAAAAHs/l9jzsJixUa8/s72-c/FOB.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/07/havayolu-ynetimi-iii.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-1649671650290902143</guid><pubDate>Fri, 20 Jun 2008 22:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-06-21T11:14:15.915-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">perilaringeal havayolu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">supraglottik</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">laringeal tüp</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">i-gel</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">slipa</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">proseal</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">fastrach</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">cobra</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">chou havayolu</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">laringeal maske</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kombitüp</category><title>Havayolu Yönetimi - II</title><description>&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Supraglottik Havayolu Gereçleri&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Serinin bu yazısıda entübasyona alternatif olarak geliştirilmiş havayolu gereçlerinden supraglottik bölgeye yerleştirilenlerden bahsedeceğiz. Her ne kadar üretici firmalar farklı söylese de uzmanlar bu gereçlerin regürjite olmuş mide içeriğinin aspirasyonuna karşı tam bir koruma sağlamadığına dikkat çekmektedir.&lt;br /&gt;Bu gereçleri üç gruba ayırabiliriz:&lt;br /&gt;1. Tüpün distalinde yerleşimli kafı bulunanlar: laringeal maske havayolu (LMA), entübasyon LMA’i (Fastrach) gibi&lt;br /&gt;2. Tüpün etrafında ve proksimale doğru yerleşimli kafı bulunanlar: kombitüp, Cobra perilaringeal airway gibi&lt;br /&gt;3. Kafı bulunmayanlar: Streamlined pharynx airway liner (Slipa), I-gel gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Laringeal Maske Havayolu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;LMA, 1988’de tanımlandığından beri, 200 milyondan fazla insana uygulanmıştır ve şimdiye kadar hiçbir ölümcül komplikasyon bildirilmemiştir. LMA, endotrakeal tüpten sonra geliştirilen en önemli hava yolu aracıdır. 1991 Yılında ABD’de, spontan ventilasyonu olan hastalar dahil olmak üzere, rutin vakalar için kullanılırken, 1995 yılında LMA, ASA tarafından geliştirilen zor havayolu algoritmasında yer alarak, ventilasyon ve trakeal tüp yerleştirmeyi kolaylaştırmak üzere kullanılmaya başlanmıştır. European Resuscitation Council’in ileri yaşam desteği algoritmasında LMA, entübasyon yapılamayan vakalarda veya yapamayan kişiler tarafından alternatif bir HY gereci olarak önerilmektedir.&lt;br /&gt;LMA, yüz maskesine alternatif olarak kullanılabilir; fakat &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;endotrakeal tüpün yerini tutamaz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;. Zor HY olan hastalarda rutin veya acil anestezi uygulaması sırasında kullanımı endikedir. Bununla beraber, gastrik regürjitasyonu ve aspirasyonu engelleyemediğinden dolayı, açlık süresi dolmamış elektif cerrahiye giden hastalarda ve statik pulmoner kompliansı azalmış olan kişilerde (örn. restriktif akciğer hastalığı) kontrendikedir. LMA’lar bütün bunların yanısıra ekstübasyona ara basamak olarak veya pozitif basınçlı ventilasyon (tüm LMA’lar ile 20 cm H2O, Proseal-LMA ile 30 cm H2O’ya kadar inspiratuar tepe basıncı) veya basınç destekli ventilasyon sağlamak amacıyla da kullanılabilirler. Laringeal maskelerin pediatrik ve erişkin boyları olduğu gibi, hepsi latekssiz olarak üretilirler.&lt;br /&gt;LMA’de en büyük sorun uç kısmının yerleştirilirken kıvrılmasıdır. Bunu önlemek için yeni modellerde bu bölüm desteklenmiştir. LMA’ler değişik boylarda üretilmişlerdir ve kafları boya göre hava ile şişirilecek şekilde üretilmiştir. Kafların şişirilmesi sırasında üreticin önerdiği hava volümlerinden fazlası kullanılmamalıdır. İkinci önemli nokta ise LMA’in kafının tam indirildikten sonra yerleştirilmesi ve sonra şişirilmesidir; kıvrılmayı önlemek için &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;kafı şişik halde yerleştirilmemelidir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;. Aksi halde şişirilince kafın ösofagusu kapatması gereken ucu bu bölgeye tam yerleşmediğinden aspirasyon riski artmaktadır. LMA kimi zaman hastanın anatomisine tam uymadığından kaf şişirildiğinde üzerinde, özellikle ösofagus kısmında ince kıvrımlar oluşmakta ve bu kıvrımların içinde kalan ince oluklardan ösofagusa gelen regürjitasyon materyali, larinkse doğru geçip aspirasyona neden olabilmektedir. LMA kullanılmadan önce damakla temas eden yüzeyine &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;suda erir, yağlı olmayan kaydırıcı jel &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;sürülmelidir; jelin inhalasyonu öksürük veya obstrüksiyona yol açabileceğinden &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;kafın alt yüzeyine jel sürülmemelidir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;. &lt;/span&gt; LMA &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;kafı hava kaçağını önleyecek ölçüde şişirilmeli, aşırı şişirilmesinden kaçınılmalı, önerilen volüm üzerinde kafa hava verilmemelidir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;. Şişirilebilecek en fazla kaf volümü LMA boyutuna göre şöyledir:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1 no LMA için .... 4 ml, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;1.5 no ................... 7 ml,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2 no .................... 10 ml,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2.5 no ................. 14 ml,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3 n0 ................... 20 ml,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4 no ................... 30 ml,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5 no .................. 40 ml geçilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.nh.gov/safety/divisions/fstems/ems/training/documents/lmamod.ppt#293,26,Problems"&gt;LMA'in yerleştirme tekniği, yanlış yerleşim nedenleri ve yanlış yerleşime bağlı problemler &lt;/a&gt;ayrıntılı olarak tarif edilmiştir.&lt;br /&gt;Günümüzde 6 çeşit LMA yaygın olarak kullanılmaktadır: &lt;span style="color:#ff6666;"&gt;&lt;strong&gt;LMA klasik&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="color:#ff9900;"&gt;&lt;strong&gt;LMA unique&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="color:#993300;"&gt;&lt;strong&gt;LMA fastrach&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="color:#999900;"&gt;&lt;strong&gt;LMA proseal&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="color:#33cc00;"&gt;&lt;strong&gt;LMA flexible&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; ve &lt;span style="color:#00cccc;"&gt;&lt;strong&gt;LMA Ctrach&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;LMA klasik, standart ve orijinal LMA’dır. 30-70 kg arası olanlara 3 numara, 70-90 kg olanlara 4, 90 kg üzerindeki hastalara 5 numara LMA kullanılması önerilmektedir. Pediatrik hastalar için farklı firmaların 1, 1.5, 2, 2.5 numara LMA’leri bulunmaktadır. 5 kg’a dek 1 numara, 5-10 kg arası çocukta 1.5 no, 10-20 kg olanlara 2 no, 20-30 kg çocuklara ise 2.5 no LMA kullanılabilir. LMA unique, tek kullanımlık (disposable) LMA tipidir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Solda LMA-klasik, sağda LMA-unique görülmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwuWQ6twYI/AAAAAAAAAFU/55nX2dVciXA/s1600-h/1+LMA-klasik.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214093428621427074" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwuWQ6twYI/AAAAAAAAAFU/55nX2dVciXA/s200/1+LMA-klasik.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwuWYr4wbI/AAAAAAAAAFc/26do_lQVXSQ/s1600-h/2+LMA-unique.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214093430706717106" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwuWYr4wbI/AAAAAAAAAFc/26do_lQVXSQ/s200/2+LMA-unique.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;LMA Fastrach, entübasyon LMA’i olarak adlandırılır; insan anatomisini taklit eden eğime ve metal bir tutacağa sahiptir. 3, 4 ve 5 numarası vardır. Entübasyon sırasında sürekli ventilasyonun devam etmesine imkan sağlar. Zor havayolu olan hastalarda entübasyona imkan verir, içine 8.0 mm kaflı tüp yerleştirilebilir, küçük boyları için ise 7.0 mm kaflı tüpü mevcuttur. LMA- endotrakeal tüpü, düz, silikon, kaflı, spiralli bir tüptür ve özellikle LMA fastrach için geliştirilmiştir. Fastrach içinden yerleştirildikten sonra, LMA kafı indirilerek LMA’in çıkartılmasını mümkün kılacak şekilde uzun olarak üretilmiştir. LMA Proseal, reflüsü olan hastalarda nazogastrik tüp yerleştirilmesine imkan veren bir drenaj lümenine sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Resimde solda içine özel tüpü yerleştirilmiş LMA-fastrach, sağda LMA-proseal görülmektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwu8qCcShI/AAAAAAAAAFk/IkUa3kEyl-4/s1600-h/3+LMA-Fastrach.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214094088199752210" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwu8qCcShI/AAAAAAAAAFk/IkUa3kEyl-4/s200/3+LMA-Fastrach.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwu84Rsr3I/AAAAAAAAAFs/aU2zi3Wgi3U/s1600-h/4+LMA-Proseal.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214094092021837682" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwu84Rsr3I/AAAAAAAAAFs/aU2zi3Wgi3U/s200/4+LMA-Proseal.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;LMA Flexible, telle desteklenmiş, fleksibl havayoludur; çok kullanımlık ve tek kullanımlık tipleri üretilmektedir. LMA Ctrach, entübasyon sırasında ventilasyonu sağlar; ucuna yerleştirilmiş fiberoptik ve proksimaldeki ekran sayesinde larinks ve vokal kordları görerek tüpün ilerletilmesine imkan verir. LMA Fastrach gibi, LMA Ctrach da gerekli görüldüğünde trakeal entübasyona imkan verir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Resimde solda LMA-flexible, sağda görerek yerleştirmeyi sağlayan LMA-Ctrach izlenmektedir: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwvvW08TuI/AAAAAAAAAF0/--I_7Ft49eY/s1600-h/5+LMA-Flexible.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214094959216185058" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwvvW08TuI/AAAAAAAAAF0/--I_7Ft49eY/s200/5+LMA-Flexible.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwvvg3oqcI/AAAAAAAAAF8/JNVyzQ-CWR8/s1600-h/6+LMA-Ctrach.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214094961911835074" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwvvg3oqcI/AAAAAAAAAF8/JNVyzQ-CWR8/s200/6+LMA-Ctrach.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Portex-Soft Seal (alttaki resim)dizaynı, endikasyonları, kontrendikasyonları yönünden LMA unique’e benzeyen tek kullanımlık bir laringeal maskedir. Farkı, epiglottik barı bulunmaması, tüp ve kaf arasında “basamak” olmaması ve nitröz okside daha geçirgen, yumuşak bir kafa sahip olmasıdır. Çocuklar için 3, yetişkinler için ise 4-5 numara uygundur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw29-FNDyI/AAAAAAAAAHk/ccIZCtozkdw/s1600-h/7+Portex+Soft+Seal.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214102906852937506" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw29-FNDyI/AAAAAAAAAHk/ccIZCtozkdw/s200/7+Portex+Soft+Seal.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFww9GYWbMI/AAAAAAAAAGE/tizt0w1L_Ak/s1600-h/7+Portex+Soft+Seal.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ambu AuraOnce, LMA fastrach’a benzeyen eğimli bir laringeal maskedir. Hastanın başı nötral pozisyondayken endotrakeal tüp yerleştirmemize olanak sağlar. Epiglotu kaldırıcı bir parçası (epiglottik bar) yoktur ve kaf, maske ve havayolu, tek bir ünite içindedir ve bu kıvrılmayı engeller. Entübasyon gerekli ise, en iyi yol “Aintree” entübasyon kateterini kullanmaktır. Yeni bir modeli olan Ambu Aura40 (alttaki resim) ise 40 sefere kadar otoklava konup yeniden kullanılabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFww9HNWinI/AAAAAAAAAGM/myXbHV-66fs/s1600-h/8+Ambu+Aura40.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214096295053396594" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFww9HNWinI/AAAAAAAAAGM/myXbHV-66fs/s200/8+Ambu+Aura40.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Entübasyon LMA'i (Intubating Laryngeal Airway), oval, eğimli, havayolu tüpünün ve kafın kıvrılmasını önleyecek şekilde dizayn edilmiş bir laringeal maskedir. Oval olması, standart entübasyon tüplerinin (5.0-8.5 mm çap) geçişine izin verir. Pediatrik ve erişkin boyları vardır.&lt;br /&gt;Vital Seal Laringeal Mask Airway, genel anestezi sırasında havayolunu korumak için kullanılan tek kullanımlık bir gereçtir. Yerleştirilirken ucunun kıvrılmasını önlemek üzere bu bölge desteklenmiştir. 3-4-5 numaraları bulunmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Resimde solda intubating-LMA, sağda Vital Seal-LMA görülmektedir:&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwxiAXMj0I/AAAAAAAAAGU/a0hV1csKfbY/s1600-h/9+Ent%C3%BCbasyon+LMA%27i.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214096928870797122" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwxiAXMj0I/AAAAAAAAAGU/a0hV1csKfbY/s200/9+Ent%C3%BCbasyon+LMA%27i.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwxiPJ3IZI/AAAAAAAAAGc/lfBle78nTaQ/s1600-h/10+Vital+Seal+LMA.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214096932841398674" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwxiPJ3IZI/AAAAAAAAAGc/lfBle78nTaQ/s200/10+Vital+Seal+LMA.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;Laringeal Tüp&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Laringeal Tüp veya King Laringeal Tüp (alttaki resim), latekssiz, tek lümenli, düşük ve yüksek basınçlı iki kafı (faringeal ve özefageal) olan ve basınç kontrolü için tek bir balona sahip silikon bir tüptür. Proksimal kaf hipofarenkste, distal kaf ise üst özofagustadır. Kaflar arasında, yanda, ventilasyona olanak sağlayan üç adet çıkış deliği bulunur. Spontan solunum veya pozitif basınçlı ventilasyon için kullanılabilir. 30 cm H2O hatta üzerindeki tepe inspiratuar basınçların uygulanmasına olanak verir. Ventilasyon, oksijenizasyon ve neden olduğu travma açısından LMA’ya benzerdir. King Laringeal Tüp-D (disposable) tek kullanımlık olanıdır. King LT-suction ise 18 F nazogastrik tüpün yerleştirilmesine izin veren ikinci bir özefageal lümeni olan çift lümenli bir laringeal tüptür.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwyZ-JlYhI/AAAAAAAAAGk/gCw2gEOr-rI/s1600-h/11+King+Laringeal+T%C3%BCp.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214097890349507090" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwyZ-JlYhI/AAAAAAAAAGk/gCw2gEOr-rI/s200/11+King+Laringeal+T%C3%BCp.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;Özofageal-Trakeal Kombitüp&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;İster özofagusa isterse trakeaya yerleştirilsin havayolu sağlayabilen, birbirine yapışık iki tüpten oluşur. Tek kullanımlık üretilmiştir. Proksimalde orofaringeal balon, distalde düşük basınçlı özefageal kaf ve arada da hava delikleri mevcuttur. Laringoskopa gerek olmadan körlemesine yerleştirilir. Tüp yerleştirildikten sonra distal ve proksimal uçtan hasta ventile edilerek dinlenir. Eğer tüp tesadüfen trakeaya girmişse distal uçtan ventilasyon sağlanarak akciğerler havalandırılır. Distal uç ösofagusa girmişse (ösofagus entübasyonu) proksimal uçtan orofarinks ventile edilerek havanın akciğerlere ulaşması sağlanır. Ösofagustaki kaf şişik olduğundan regürjitasyonun aspire edilmesi engellenir. Boynun hareket ettirilmesi kontrendike olan, vokal kordların görülemediği veya masif kanaması olan hastalarda uygundur. Farklı firmaların ürettiği kombitüpler lateks içermeyen Easytube (28 ve 41 Ch olmak üzere iki boy; distal kaf 10ml, proksimal kaf 100 ml hava ile şişirilir), ve Combitube'dür (37 ve 41 F; farklı boylara göre distal kaf 5-15ml, proksimal kaf 40-100 ml hava ile şişirilir). &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Resimde solda Combitube, sağda ise Easytube görülmektedir:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwzLMLfQ8I/AAAAAAAAAGs/R7LWv-tQPV0/s1600-h/17+%C3%96sofageal+Trakeal+Kombit%C3%BCp.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214098735929181122" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwzLMLfQ8I/AAAAAAAAAGs/R7LWv-tQPV0/s200/17+%C3%96sofageal+Trakeal+Kombit%C3%BCp.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwzLIn1xXI/AAAAAAAAAG0/c4DTYmW15fc/s1600-h/18+easytube.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214098734974354802" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwzLIn1xXI/AAAAAAAAAG0/c4DTYmW15fc/s200/18+easytube.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;Cobra Perilaringeal Havayolu (Cobra Perilaryngeal Airway, PLA)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Hipofarenkse yerleştirilen, ucu oluklu ve sivriltilmiş tek kullanımlık bir tüptür. PLA’nın yüksek volüm, düşük basınçlı bir orofaringeal kafı vardır. Körlemesine yerleştirilir ve sıkıca kapanan havayolu nedeniyle pozitif basınçlı ventilasyon sağlar (LMA’dan daha yüksek basınçların kullanılabilmesini sağlar). Yeni Cobra-plus, farklı olarak, ısı (tüm boylarda) ve distal CO2 örnekleme kateterine (pediatric boy) sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Resimde solda Cobra PLA, sağda distal CO2 örnekleme kateteri bulunan Cobra-plus görülmektedir:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw06tIDq2I/AAAAAAAAAG8/xYP6JG2-u1Y/s1600-h/12+Cobra+Perilaringeal+Airway.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214100651738639202" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw06tIDq2I/AAAAAAAAAG8/xYP6JG2-u1Y/s200/12+Cobra+Perilaringeal+Airway.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw06uWhBPI/AAAAAAAAAHE/pgndWiJeBFU/s1600-h/13+Cobra+Plus.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214100652067718386" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw06uWhBPI/AAAAAAAAAHE/pgndWiJeBFU/s200/13+Cobra+Plus.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;&lt;strong&gt;SLİPA (The Streamlined Liner of the Pharynx Airway) &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Regürjite olan sıvıların toplanması için, ortasında bir boşluk olan ve bu nedenle aspirasyon riskini azaltan, kafsız, supralaringeal havayoludur (alttaki resim). Sadece erişkinler için olan boyutları mevcuttur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw1yD2Cc-I/AAAAAAAAAHM/AA2AToUSOqU/s1600-h/14+SLIPA.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214101602729882594" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw1yD2Cc-I/AAAAAAAAAHM/AA2AToUSOqU/s200/14+SLIPA.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;I-gel&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Laringeal ve faringeal anatomic yapılara bası yapmayacak şekilde oturmak üzere tasarlanmış termoplastik elastomer yapıya sahip kafsız bir gereçtir (alttaki resim). Midenin aspirasyonunu sağlayan ek bir lümene sahiptir. İçinden ID 6, 7 ve 8mm entübasyon tüpünün geçirilmesine izin veren 3, 4 ve 5 numarası üretilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw1yD7bYGI/AAAAAAAAAHU/L1u9kpjwksw/s1600-h/I-gel.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214101602752487522" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw1yD7bYGI/AAAAAAAAAHU/L1u9kpjwksw/s200/I-gel.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#666600;"&gt;&lt;strong&gt;Chou Havayolu &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çoğunlukla maske ventilasyonunu zorlaştıran, uyku apne sendromuna yol açan büyük hipofarengeal dilin neden olduğu üst havayolu obstrüksiyonu ile başa çıkabilmek amacıyla üretilmiştir. İki komponenti olan bir orofaringeal havayoludur (alttaki resim); dışta, içtekini koruyan rijid tüp, içte ise ağızdan glottise doğru uzanıp havayolu sağlayan fleksibl tüp. Diğer HY’dan farkı içteki tüpün daha uzun olması ve bu sayede kısa mandibular ramusu veya büyük dili olanlarda dahi havayolunu koruyabilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw1yVpcrtI/AAAAAAAAAHc/LzRn9pwSM3Q/s1600-h/15+Chou+Airway.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5214101607508913874" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFw1yVpcrtI/AAAAAAAAAHc/LzRn9pwSM3Q/s200/15+Chou+Airway.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Miray Kılıç&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-1649671650290902143?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=K8vtb4qERAw:vYy_BbB3BhI:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=K8vtb4qERAw:vYy_BbB3BhI:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=K8vtb4qERAw:vYy_BbB3BhI:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=K8vtb4qERAw:vYy_BbB3BhI:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/K8vtb4qERAw" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/K8vtb4qERAw/havayolu-ynetimi-ii.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SFwuWQ6twYI/AAAAAAAAAFU/55nX2dVciXA/s72-c/1+LMA-klasik.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/06/havayolu-ynetimi-ii.html</feedburner:origLink></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8401040609124608823.post-3975677274998944770</guid><pubDate>Mon, 09 Jun 2008 20:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-06-14T00:51:10.633-07:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Wilson risk skoru</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sternomental</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">algoritma</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">zor entübasyon</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">tiromental</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">atlantooksipital açı</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Mallampati sınıflaması</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">zor ventilasyon</category><title>Havayolu Yönetimi - I</title><description>Havayolunun açılması ve güvenli şekilde devamlılığının sağlanması anesteziyologların sadece ameliyathanede değil, acilde yoğun bakımda, ameliyathane dışı vakalarda en önemli uğraş alanlarından biridir. Bilinen zor havayolu (HY) olan hastaya yaklaşımın dışında, bilinmeyen/beklenmeyen zor HY ile karşılaşıldığında kullanılabilecek araç ve uygulanabilecek algoritmalara iyi hakim olunması özellikle acil durumlarda önem kazanmaktadır. Geçen yüzyıldan bu yana, ventilasyon ve entübasyon için kullanılan ekipmanlardaki çeşitliliğin artışı, zor HY’nun yönetimini çok daha güvenli bir hale getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;strong&gt;Zor Ventilasyon – Zor Entübasyon&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hastanın ventilasyonu veya entübasyonu ya da her ikisi birden zor olabilir. American Society of Anesthesiologist (ASA) tanımlamasına göre:&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Yetersiz ventilasyon belirtilerinin maske ventilasyonu ile düzeltilememesi veya oksijen satürasyonunun %90’nın üzerinde tutulamaması yetersiz ventilasyon olarak tanımlanmaktadır. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Zor maske ventilasyonu özellikle &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1. 55yaşın üzerinde, &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. Vücut kütle indeksi 26 kg/m2 üzerinde,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. Bıyık ve sakal varlığında,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. Dişlerin olmadığı,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5. Horlama öyküsü bulunan hastalarda beklenmelidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Deneyimli bir anestezistin konvansiyonel bir laringoskop kullanarak 3’den fazla denemede ya da 10 dakikadan daha fazla sürede entübasyonu yapması ise zor entübasyon olarak tanımlanmaktadır. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Zor maske ventilasyonu genel popülasyonda &lt;strong&gt;1:10,000&lt;/strong&gt; oranında görülmektedir. Bunların da %15’inde zor entübasyon yaşanmaktadır. Genel cerrahi vakalarında çok zor/yapılamayan entübasyon insidansı 1:2000 iken, obstetrik vakalarda bu oran 1:300 olarak bildirilmektedir. En ciddi hipoksi insidansı da gene bu popülasyonda görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Hastanın Değerlendirilmesi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;HY değerlendirmesi preoperatif vizitin ayrılmaz parçasıdır. Hastaları değerlendirirken, bize zor entübasyonun derecesini gösteren çeşitli yöntemler vardır. Hastanın başı ve boynu dikkatlice incelenmelidir, varsa daha önceki HY sağlama girişimlerinde bir sorun yaşanıp yaşanmadığı sorgulanmalıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zor entübasyon açısıdan öngörü sağlamak amacıyla şunlardan yararlanılabilir:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. Boyun ekstansiyonu kısıtlılığı (atlantooksipital açının 35 dereceden az olması), &lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. Sternomental mesafenin 12,5cm’den kısa olması veya tiromental mesafenin 6 cm'den kısa olması&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. Hasta oturur pozisyonda, ağız açık + dil dışarıda + hasta ses çıkarmazken farenks yapılarının görülememesi (Mallampati sınıflaması); Mallampati sınıfına göre 2'den büyük olması &lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. Ön kesici dişler arası mesafenin 3 cm’den az olması, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;5. Büyük dil, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;6. Uzun ön dişler, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;7. Mandibula veya maksillanın diğerine göre belirgin önde olması, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;8. Yüksek ve uzun damak, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;9. Kısa ve kalın boyun, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;10. Temporo-mandibuler eklem kısıtlılığı &lt;/div&gt;&lt;div&gt;11. &lt;a href="http://docs.google.com/Doc?id=dhfvg6gm_58hk5kg76h"&gt;Wilson risk skorlaması &lt;/a&gt;(3 veya üstünde olması %75 zor entübasyon, 4 veya üstünde olması %90 zor entübasyona işaret eder)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu göstergeler yol gösterici olsalar da kesin kanıt olamazlar. Mallampati, Wilson risk skorlaması ve tiromental mesafenin 6 cm'den kısa olması arasında bir karşılaştırma yapıldığında en sensitif ve spesifik olan testin tiromental mesafe olduğu gösterilmiştir. Testlerin öngörüde yetersiz olması nedeniyle her trakeal entübasyon girişiminde, başarısız olma ihtimaline karşı, alternatif entübasyon girişimine hazırlıklı olunmalıdır. Bir onkoloji merkezinde yapılmış çalışmalar, HY’a dair tüm diğer değerlendirme kriterleri normal bulunan, ancak boyun bölgesine radyoterapi uygulanmış hastalarda zor entübasyon insidansının daha yüksek olduğunu göstermiştir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Solda Mallampati sınıflaması ve laringoskopik görünüm (Cormack Lehane sınıflaması), sağda ise atlantooksipital açının ölçümü izlenmekte:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SE2T49YH3EI/AAAAAAAAAE8/Hq00e9gLMRQ/s1600-h/Cormack+Lehane.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SE2ZHLvt5MI/AAAAAAAAAFE/tsuDKCUmY9I/s1600-h/Mallampati-Cormack+Lehane.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209988692628595906" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SE2ZHLvt5MI/AAAAAAAAAFE/tsuDKCUmY9I/s200/Mallampati-Cormack+Lehane.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SE5ZqoU094I/AAAAAAAAAFM/RFKno-4y0z0/s1600-h/atlantooksipital+a%C3%A7%C4%B1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5210200407828395906" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SE5ZqoU094I/AAAAAAAAAFM/RFKno-4y0z0/s200/atlantooksipital+a%C3%A7%C4%B1.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Anestezi öncesinde kullanılacak maskenin hastanın yüzüne uygunluğunun sınanması, yüze tam oturur maske ile hastanın spontan solunumunun anestezi balonuna yansımasının görülmesi, anesteziye başlamadan önce yüze tam oturan bir maske ile %100 O2 kullanarak iyi bir preoksijenasyon sağlanması, HY sağlama girişiminden önce mutlaka uyulması gereken kurallardır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Zor Entübasyon Algoritması&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/sites/entrez?Db=pubmed&amp;amp;Cmd=Search&amp;amp;Term=%22American%20Society%20of%20Anesthesiologists%20Task%20Force%20on%20Management%20of%20the%20Difficult%20Airway%22%5BCorporate%20Author%5D&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DiscoveryPanel.Pubmed_RVAbstractPlus"&gt;Beklenen/bilinen zor entübasyon vakaları ile beklenmeyen zor entübasyon &lt;/a&gt;vakalarında HY sağlanması için&lt;a href="http://docs.google.com/Doc?id=dhfvg6gm_523w7bsgk"&gt; ASA tarafından bir algoritma &lt;/a&gt;bildirilmiştir. &lt;a href="http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18306012?ordinalpos=1&amp;amp;itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_RVDocSum"&gt;Sezaryen vakalarında &lt;/a&gt;algoritmada bazı değişiklikler yapılmıştır. &lt;a href="http://docs.google.com/Doc?id=dhfvg6gm_54fv38rxhm"&gt;Beklenen zor entübasyon algoritması &lt;/a&gt;dışıda &lt;a href="http://docs.google.com/Doc?id=dhfvg6gm_56gccwsgd6"&gt;beklenmeyen zor entübasyon algoritması&lt;/a&gt; oluşturulmuş ve vakanın aciliyetine göre düzenlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği (TARD) de 2005 yılında &lt;a href="http://www.tard.org.tr/4.pdf"&gt;zor HY algoritmasını &lt;/a&gt;yayınlamıştır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Zor Havayolu Yönetiminde Kullanılabilecek Teknikler&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Alternatif olarak önerilen teknikleri zor entübasyon ve zor ventilasyonda başvurulacak yöntemler olarak iki grupta inceleyebiliriz. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Zor vetilasyonda başvurulacak teknikler:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Özofageal-trakeal kombitüp&lt;br /&gt;İntratrakeal jet stile&lt;br /&gt;LMA&lt;br /&gt;Oral ve nazofaringeal havayolları (Kaflı, Kafsız airway çeşitleri)&lt;br /&gt;Rijit ventilasyon bronkoskopu&lt;br /&gt;İnvazif havayolu açma gereçleri&lt;br /&gt;Transtrakeal jet ventilasyon&lt;br /&gt;İki kişi ile maske ventilasyonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Zor entübasyonda başvurulacak teknikler:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Alternatif laringoskop palalarının kullanımı&lt;br /&gt;Uyanık entübasyon&lt;br /&gt;Kör oral veya nazal entübasyon&lt;br /&gt;Fiberoptik entübasyon&lt;br /&gt;Entübasyon stilesi veya tüp değiştirici yardımı ile entübasyon&lt;br /&gt;LMA içinden entübasyon&lt;br /&gt;Işıklı stile&lt;br /&gt;Retrograd entübasyon&lt;br /&gt;İnvazif havayolu oluşturma teknikleri (krikotirotomi, trakeotomi) &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Bu iki grubun kombinasyonu uygulayıcıların becerisine, eldeki malzemeye ve gördükleri eğitime göre uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor HY ile karşılaşıldığıda havayolu oluşturmak ve ventilasyonu sağlamak için kullanılan araç ve aletleri şöyle gruplayabiliriz:&lt;br /&gt;1. Supraglottik HY gereçleri&lt;br /&gt;2. Görüntüleme aletleri&lt;br /&gt;3. Yardımcı materyal (stileler, tüp değiştirme kateterleri, oral ve nasal airway gibi)&lt;br /&gt;4. Retrograd entübasyon, krikotirotomi, perkütan/cerrahi trakeostomi setleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#33cc00;"&gt;&lt;strong&gt;Supraglottik Havayolu Gereçleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Bu gereçleri üç gruba ayırabiliriz:&lt;br /&gt;1. Tüpün distalinde yerleşimli kafı bulunanlar: laringeal maske havayolu (LMA), entübasyon LMA’i (Fastrach) gibi&lt;br /&gt;2. Tüpün etrafında ve proksimale doğru yerleşimli kafı bulunanlar: kombitüp, Cobra perilaringeal airway gibi&lt;br /&gt;3. Kafı bulunmayanlar: Streamlined pharynx airway liner (SlipaR), I-gel gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#33cc00;"&gt;&lt;strong&gt;Görüntüleme Aletleri&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Fiberoptik bronkoskop, optik stileler, rijit laringoskoplar, alternatif laringoskoplar (Mac Coy, Miller laringoskopu), video-LMA bunlar arasında sayılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor entübasyon ile karşılaşılması halinde gerekli her türlü araç ve gereci barındıran taşınabilir bir &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;‘‘zor entübasyon ünitesi’’&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; bulunmalıdır. Bu ünitede bulundurulması önerilen malzemelerin listesi şöyledir:&lt;br /&gt;1. Farklı biçim ve boylarda rijit laringoskop palaları (Macintosh’a alternatif düz Miller palaları). Ek olarak bir rijit fiberoptik larigoskop da bulunabilir.&lt;br /&gt;2. Çeşitli boylarda trakeal entübasyon tüpleri&lt;br /&gt;3. Trakeal tüp kılavuz telleri (örn. yarı rijit stileler, ventilasyonun mümkün olduğu tüp değiştiriciler (ventilating tube changer), ışıklı stileler) ve tüpün distal ucunu tutmak için forsepsler&lt;br /&gt;4. Çeşitli boylarda laringeal maske havayolları (Laryngeal mask airway, LMA), entübasyon LMA (Fastrach) ve tüpü, nazogastrik tüp yerleşimini mümkün kılan LMA (LMA-ProsealTM)&lt;br /&gt;5. Fleksibl fiberoptik entübasyon ekipmanı&lt;br /&gt;6. Retrograd entübasyon ekipmanı&lt;br /&gt;7. Acil noninvazif vetilasyona uygun araçlardan en az birisi (örn. kombitüp (esophageal tracheal Combitube), jet ventilasyon stilesi gibi) ve jet ventilatör&lt;br /&gt;8. Acil invazif HY (örn. krikotirotomi) ekipmanı&lt;br /&gt;9. End-tidal CO2 detektörü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kurum olanakları ve rutinlerine göre böyle bir ünite oluşturmalı ve kullanıcılara gerekli eğitimi vermeli, önerilen algoritmalara göre elinde var olan araç-gereç ile zor havayoluna yaklaşım standartlarını belirlemelidir. Buların önceden belirlenmesi ve eğitim sayesinde zaman kaybı ve kargaşa önlenerek hastaya yaklaşım daha başarılı hale gelecektir.&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8401040609124608823-3975677274998944770?l=guncelanestezi.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="feedflare"&gt;
&lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=UnFD77MoS1A:00aTJzCQZpc:yIl2AUoC8zA"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=yIl2AUoC8zA" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=UnFD77MoS1A:00aTJzCQZpc:63t7Ie-LG7Y"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?d=63t7Ie-LG7Y" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?a=UnFD77MoS1A:00aTJzCQZpc:F7zBnMyn0Lo"&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~ff/GuncelAnestezi?i=UnFD77MoS1A:00aTJzCQZpc:F7zBnMyn0Lo" border="0"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/GuncelAnestezi/~4/UnFD77MoS1A" height="1" width="1"/&gt;</description><link>http://feedproxy.google.com/~r/GuncelAnestezi/~3/UnFD77MoS1A/havayolu-ynetimi-i.html</link><author>noreply@blogger.com (tulay)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://bp0.blogger.com/_-FrQTml-yNk/SE2ZHLvt5MI/AAAAAAAAAFE/tsuDKCUmY9I/s72-c/Mallampati-Cormack+Lehane.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total><feedburner:origLink>http://guncelanestezi.blogspot.com/2008/06/havayolu-ynetimi-i.html</feedburner:origLink></item></channel></rss>
