<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;AkINRHY5cCp7ImA9WhRaFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541</id><updated>2012-02-17T05:16:35.828+02:00</updated><category term="çevre kirliliği" /><category term="Atom" /><category term="Füzyon" /><category term="Sevdiğin Kadar Sevilirsin" /><category term="amerikan köpeği" /><category term="Allah" /><category term="içten yanmalı motorlarda hidrojen kullanımı" /><category term="gigabyte" /><category term="boncuk" /><category term="halil günenç" /><category term="Can Yücel" /><category term="ofis" /><category term="İ945" /><category term="muhammed" /><category term="çalışan" /><category term="türk mitolojisi" /><category term="yusuf" /><category term="yaşam" /><category term="ahlak" /><category term="ati" /><category term="dünya" /><category term="sağduyu" /><category term="3D max" /><category term="oğuzlar" /><category term="sağlık" /><category term="alternatif yakıt" /><category term="Chernobyl" /><category term="hidrojen" /><category term="radyoloji" /><category term="peygamber" /><category term="ergenekon destanı" /><category term="Fisyon" /><category term="hidrojenin faydaları" /><category term="islam" /><category term="din" /><category term="otomobillerde hidrojen kullanımı" /><category term="nazar" /><category term="radyoaktif" /><category term="Kış Bahçesi" /><category term="geçinme" /><category term="peygamper" /><category term="Tasarım" /><category term="alternatif enerji" /><category term="Hidrojen Enerjisi" /><category term="Akıllı İnsanlarla Çalışmak" /><category term="hidrojen istasyonu" /><category term="Autocad" /><category term="radyasyonun zararları" /><category term="teknoloji" /><category term="Radyasyon Çeşitleri" /><category term="Einstain" /><category term="radyasyon" /><category term="intel" /><category term="hurafe" /><category term="türk boyu" /><category term="tabir" /><category term="daire" /><category term="masum ıraklı" /><category term="rüya" /><category term="nvidia" /><category term="Çernobil" /><category term="toplu konut projeleri" /><category term="insan" /><category term="konut" /><category term="Nükleer Felaket" /><category term="oğuz kaan" /><title>HG. BLOG</title><subtitle type="html">BİLİM - İLİM - DİN - KÜLTÜR - TARİH - SİYASET - EKONOMİ - İŞVEREN - İŞÇİ - TEKNOLOJİ - ÜRETİM - BİLGİSAYAR - DONANIM - YAZILIM -</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>20</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/HakanBilgiWwwhakanbilgicom" /><feedburner:info uri="hakanbilgiwwwhakanbilgicom" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;AkcMR3c7eSp7ImA9WxBXF0g.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-8961218674940342099</id><published>2010-01-29T11:41:00.000+02:00</published><updated>2010-01-29T11:41:26.901+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-29T11:41:26.901+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="konut" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="toplu konut projeleri" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="daire" /><title>Herkesi ev sahibi yapacak projeler</title><content type="html">Herkesi ev sahibi yapacak projeler &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yatırım araçlarında risk almak istemeyenlere 1+1 daire yatırımı öneriliyor. Siz de 49 bin liradan başlayan fiyatlarla, çoğu kira geliri garantili bu konutlardan alabilirsiniz. Tabii isteyene 650 bin liralık da var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Artık neredeyse her markalı konut projesinde, büyüklüğü 49 ile 108 metrekare arasında değişen 1 + 1 dairelere rastlamak mümkün. Bunların bazıları içleri ankastre mutfak ürünleriyle donatılmış halde satılıyor.Para Dergisi'nden Bülent Ekinci'nin haberine göre,1+1 dairelerin fiyatları ise inşa edildiği semte, büyüklüğüne, baktığı cepheye, projenin sunduğu sosyal imkanlara göre değişebiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnşaat firmaları, faiz düşüşüyle yetinmeyip peşinatlar için de kolaylık yapmaya başladı. Bazı projelerde yüzde 1 ya da hiç peşinat alınmadan konut satılıyor. Kendi olanaklarıyla 48 aya kadar taksitle faizsiz konut satanlar da var...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
MALİYETLER ARTABİLİR&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sektör yetkilileri, 2010'da satışlarda yüzde 25'e varan oranlarda artış bekliyorlar. Yılın ikinci yarısından itibaren, maliyet baskısıyla birlikte konut fiyatlarının yüzde 10 civarında artacağı tahmin ediliyor. Merkez Bankası'nın faiz indirimini sonlandırdığını düşünen finans çevreleri, 2010'da konut kredilerinde daha fazla düşüşe çok fazla ihtimal vermiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İNŞAAT FİRMALARININ 1+1 EV KAMPANYALARI&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
BOSPHORUS CITY&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sinpaş GYO'nun Halkalı'daki Bosphorus City istanbul projesinde; 60-61 metrekarelik stüdyo dairelerin fiyatı 176 bin 374, 62 ve 98 metrekarelik 1 + 1 da¬irelerin fiyatı ise 197 bin 443 liradan başlıyor. Stüdyo daireler için 8 bin 819 lira peşinat isteniyor. 4 ay sonra peşinat kadar bir ara ödeme daha var. Daire teslimine kadar aylık bin 235 lira taksit ödenmesi gerekiyor. Kalan miktar ise daire tesliminde talep ediliyor. Aynı koşullar, 9 bin 872 lira peşinat ve aylık bin 382 lira taksitle satılan 1 + 1 daireler için de geçerli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
AQUA CITY 2010&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sinpaş'ın istanbul Sancaktepe Sarıgazi'de inşa ettiği Aqua City 2010 projesinde, 67, 69,70, 80 ve 81 metrekarelik 5 farklı 1 + 1 daire seçeneği sunuluyor. Fiyatları 198 bin liradan başlayan daireler, 9 bin 900 lira peşinat, 4 ay sonra 9 bin 900 lira ara ödeme ve aylık bin 386 lira taksitle satılıyor. Kalan bakiye ise daire tesliminde talep ediliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
NISHISTANSBUL&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Torunlar GYO ve Özyazıcı İnşaat'ın Yenibosna'da ortaklaşa inşa ettiği Nishistanbul projesinde, 67, 82 ve 87 metrekarelik 3 tip 1 +1 daire seçeneği bulunuyor. Projede, 1+1 dairelerin fiyatları 230 bin ile 320 bin lira arasında değişiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DUMANKAYA İKON&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dumankaya inşaat'ın istanbul Göztepe'de inşa ettiği Dumankaya Ikon projesi, ikisi 41 ve biri 40 katlı oval kulelerden oluşuyor. Projede 55 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatları 193 bin lira olarak belirlenmiş. Firma, 9 bin 650 lira peşinat ve 3 ara ödemeyle birlikte aylık 2 bin 106 lira taksitle konut satıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DUMANKAYA DİZAYN&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dumankaya inşaat'ın Tuzla Aydın-lı'daki Dumankaya Dizayn projesinde, 3 blok ve 330 daire bulunuyor. 12 katlı bloklarda 35, 39 ve 41 metrekarelik stüdyo daireler 59 bin ile 72 bin lira arasında, 50 ile 63 metrekare arasında 10 farklı 1 + 1 daireler ise 77 bin ile 104 bin lira arasında değişen fiyatlara sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ADRES BOTANİK&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dumankaya Inşaat'ın istanbul Tuzla'daki Adres Botanik projesi, 4 ile 7 katlı 3 bloktan ve 284 daireden oluşuyor. 35-36 metrekarelik stüdyo ve 56-57 metrekarelik 1 + 1 daire seçenekleri sunulan projede, stüdyo daireler 47 bin, 1 + 1 daireler ise 69 bin liraya satılıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
RAGOS ROYAL TOWERS&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DAP Yapı'nın İstanbul Dragos'ta inşa ettiği Dragos Royal Towers, projesinde 88.9 metrekarelik 1 + 1 daireler bulunuyor. Dairelerin fiyatı 420 bin lira. Firma, sıfır peşinat, aylık yüzde 0.88 faiz oranı ve 48 ay vadeyle konut satıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ADAP ARK&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sur Yapı'nın istanbul Sancaktepe'de inşa ettiği Adapark projesinde, 56 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 134 bin lira. Firma yüzde 1 (bin 340 lira) peşinatla 12 ve 24 ay sonra yüzde 10, 36 ay sonra yüzde 9 tutarında ara ödeme alıyor. Aylık yüzde 73 faiz oranıyla 60 ay ya da aylık 0.94 faiz oranıyla 120 ay vadeyle konut satıyor. 120 aylık seçenekte aylık taksit tutarı bin 307 liraya geliyor. Daireler, sahiplerine ankastre mutfak eşyalarıyla birlikte teslim ediliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
REALISTANBUL&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türköz inşaat, İttifak İnşaat ve Oliv Yapı'nın İstanbul Merter'deki 295 konut ve alışveriş merkezinden oluşan Realistanbul projesinin ikinci etap satışlarında, 74 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 243 bin lira olarak belirlenmiş. Kampanyada 2 farklı seçenek sunuluyor. Yüzde 50'si peşin yüzde 50'si daire tesliminde, sıfır peşinat, aylık yüzde 0.69 faiz oranıyla 60 meti de sunulacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
TULIPTURKUAZ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tulip'in Bahçeşehir'de inşa ettiği Tu-lip Turkuaz projesinde, 57.78, 57.88, 62.80, 62.91, 70,33, 70.51, 70.79, 77.99, 78.50, 78.66 ve 95.12 metrekarelik 11 farklı 1 + 1 daire seçeneği sunuluyor. Projede, dairelerin fiyatları 113 bin ile 186 bin lira arasında değişiyor. Firma, yüzde 1 peşinat ve yüzde 24'ünü sıfır faizle 24 ay ödeme koşuluyla konut bedelinin yüzde 75'ini aylık 0.92 faiz oranıyla 60 ay ya da yüzde 1 faiz oranıyla 120 aya kadar kredilendirebiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
MİLPARK&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milpa'nın istanbul Esenyurt Beylikdü-zü Carrefour ve Taksit Center Alışveriş Merkezi arkasında inşa ettiği Milpark projesinde, brüt 48, 65 ve 77 metrekarelik 3 tip 1 + 1 daire seçeneği sunuluyor. 1 + 1 dairelerin metrekare fiyatları bin 600 ile bin 800 lira arasında değişiyor. Proje, 6 ay sonra sahiplerine teslim edilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
UPCITY&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Teknik Yapı'nın İstanbul Kartal Uğurmumcu'da inşa ettiği UpCity'de, 50.85 ve 61.57 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatları 94 bin 900 ile 133 bin 300 lira arasında değişiyor. Firma, yüzde 5 peşinat ödeyenlere 12 ay, yüzde 20 peşinat ödeyenlere 24 ay, yüzde 35 peşinat ödeyenlere 36 ay ve yüzde 50 peşinat ödeyenlere 48 ay boyunca sıfır faiz olanağı sunuyor. 120 aylık vadede ise aylık 0.85 faiz oranı uygulanıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
UPTVVINS DELUXE&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Teknik Yapı'nın İstanbul Kartal'da inşa ettiği Uptvvins Deluxe Residance projesinde, 38.71 ile 44.08 metrekarelik stüdyo daireler 129 bin 100 ile 137 bin 600 liraya satılıyor. 55.47 ile 56.59 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatları ise 160 bin 100 ile 204 bin 500 lira arasında değişiyor. Yüzde 5 peşinat ödeyenlere 12 ay, yüzde 20 peşinat ödeyenlere 24 ay, yüzde 35 peşinat ödeyenlere 36 ay ve yüzde 50 peşinat ödeyenlere 48 ay boyunca sıfır faiz olanağı sunuluyor. 120 aylık vadedeyse aylık 0.85 faiz oranı uygulanıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
UPRISE ELITE&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Teknik Yapı'nın Kartal-Pendik kıyı kesiminde inşa ettiği Uprise Elite projesinde, 52.55 ile 67.33 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 171 bin 600 ile 254 bin 900 lira arasında değişiyor. Projede yüzde 5 peşinat ödeyenlere 12 ay, yüzde 20 peşinat ödeyenlere 24 ay, yüzde 35 peşi¬nat ödeyenlere 36 ay ve yüzde 50 peşinat ödeyenlere 48 ay boyunca sıfır faiz olanağı sunuluyor. Ödenen peşinatın miktarına göre ayda 617 liradan başlayan taksitlerle konut sahibi olunabiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
MY TOWERLAND&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağaoğlu Şirketler Grubu'nun İstanbul Ataşehir'de inşa ettiği My Towerland'da, brüt 63.48 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 260 bin ile 270 bin lira arasında değişiyor. Firma, yüzde 1 peşinat ve 15 Mart 2010 ile 15 Haziran 2011 tarihlerinde yüzde 12'lik faizsiz 2 ara ödeme koşuluyla geri kalan yüzde 75'lik bakiyeyi banka kredisi kullandırarak konut satıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
MY RESIDENCE 212&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağaoğlu inşaat ile Akın Holding'in istanbul Güneşli'de 212 Alışveriş Merkezi'nin yanında inşa ettiği My Residence 212 istanbul projesi, büyüklükleri 81.07 ile 90.79 metrekareye kadar 7 ayrı tipte 1 + 1 daire seçeneği sunuyor. 1 + 1 dairelerin fiyatları, 239 bin 700 ile 303 bin 700 lira arasında değişiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DİVAN RESIDENCE&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kuzu Grup'un istanbul Halkalı'da inşa ettiği göl ve deniz manzaralı Divan Residence projesinde, 743 konut ve 26 işyeri bulunuyor. Projede, 57.74 metre¬karelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 115 bin lira. Divan Residence'da, yüzde 5 ya da yüzde 10 peşinat ödeyerek aylık 0.83 faiz oranıyla 60 ay veya aylık 0.99 faiz oranıyla 120 vadeyle konut sahibi olunabiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
BİZİM EVLER 2&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ihlas Holding ve Ihlas Yapı Turizm ve mias Holding ve Ihlas Y apı 1 unzm ve Sağlık A.Ş. ortak girişiminin istanbul Selective Kartal Evleri Bahçeşehir'de inşa ettiği Bizim Evler 2 projesinde, 81 metrekarelik l + l'lerîn fiyatı 136 bin ile 160 bin lira arasında değişiyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
SELECTIVE KARTAL EVLERİ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alper Inşaat'ın İstanbul Kartal'da inşa ettiği Selective Kartal Evleri'nde, 67.72 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 142 bin lira. 35 bin 500 liralık peşinatı 12 ay sonra isteyen firma, aylık 0.85 faiz oranı ve 120 ay vadeyle konut satıyor. Ayda bin 419 lira taksit ödeyerek 1 + 1 daire sahibi olmak mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ARMADA CITY&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mimart Yapı'nın Çorlu'da inşa ettiği Armada City'de ll'er katlı 37 blok bulunuyor. Projede, 64, 68 ve 75 metrekarelik 3 farklı 1 + 1 daire seçeneği sunuluyor. 1 + 1 dairelerin fiyatları 55 bin ile 65 bin lira arasında değişiyor. Projeden, 22 bin lira peşinat ve 8 yıl ayda 562 lira ödeyerek daire satın almak mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ORION PARK&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Topkapı Inşaat'ın İstanbul Esenyurt'ta inşa ettiği Orion Park'ta, 52 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 92 bin 500 ile 105 bin 500 lira arasında değişiyor. Projeden, 23 bin lira peşinat ve ayda bin lira ödeyerek ya da 55 bin 500 lira peşinat ve ayda 543 lira ödeyerek 120 vadeyle ev sahibi olmak mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
AVRUPA KONUTLARI TEM&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul Gaziosmanpaşa'da inşa ettiği Avrupa Konutları TEM'de, 36 blokta toplam 3 bin 87 konut buluyor. Projede, 64 ile 78 metrekarelik 1 + 1 dairelerin satış fiyatı 184 bin 500 ile 229 bin 600 lira arasında değişiyor. Firma, yüzde 25 peşinat ve 60 ay vadeye kadar aylık yüzde 0.90 veya 120 ay vadeye kadar aylık yüzde 0.99 faiz oranıyla farklı kredi olanakları sağlıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
AVR. KONUTLARI ATAKENT&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Artaş Gün-Er Ortak Girişimi'nin Toplu Konut İdaresi'nin hasılat paylaşımı modeliyle İstanbul Halkalı'da inşa ettiği Avrupa Konutları Atakent 2'de, 93 ve 107 metrekarelik 2 tip 1 + 1 daire seçeneği sunuluyor. Projede, 1 + 1 dairelerin fiyatları 187 bin 800 ile 270 bin 400 lira arasında değişiyor. Projeden, yüzde 25 peşin ve aylık 0.90 faiz oranıyla 60 ay ya da yüzde 0.99 faiz oranıyla 120 ay vadeyle konut sahibi olmak mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ÇINAREVLER&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kiler Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının Beylikdüzü'nde inşa ettiği Çınarevler'de, 68 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 140 bin lira. Projede, 48 ay vadeye kadar faiz uygulanmıyor. 60 ay va» deye kadar ise aylık yüzde 0.36 ve 120 ay vadeye kadar da aylık 0.65 faiz talep ediliyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
VARYAP MERIDIAN&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Varyap'ın Batı Ataşehir'de inşa ettiği Meridian'da; 44.37 ile 51.58 metrekarelik stüdyo dairelerin fiyatları 209 bin ile 260 bin lira arasında. 62.43 ile 108.97 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatları ise 276 bin ile 650 bin lira arasında değişiyor. Projeden, yüzde 1 peşinat ve yüzde 75 banka kredisi kullanarak konut sahibi olmak mümkün. Firma, kalan yüzde 24'lük bedele ise aylık 0.98 faiz oranıyla 30 aya kadar vade yapıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
INNOVIA&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yeşil İnşaat'ın Beylikdüzü'nde inşa ettiği Innovia projesinde, 44 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 49 bin lira. Firma, ilk peşinatı 12 ay sonra ve kalan bakiyeye 12 ay faizsiz ödeme kolaylığı sağlıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
SOYAK SIESTA&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soyak'ın İzmir'de 2 bin 250 konuttan oluşan Soyak Siesta projesinin 2'nci etabında 39 ile 49 metrekarelik 1 +1 dairelerin fiyatı 104 bin 300 ile 143 bin 200 lira arasında değişiyor. Firma, yüzde 5 peşinat ve aylık 0.85 faizle 72 ay veya aylık 0.97 faizle 120 ay vade seçenekleri sunuyor. Daire bedelinin yüzde 50'sini peşin ödeyenlere de yüzde 3 indirim uyguluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
SPRADON QUARTZ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kuzu Grup'un İstanbul Bahçeşehir'de inşa ettiği Spradon Quartz projesinde, 66 metrekarelik 1 +1 dairelerin fiyatı 129 bin liradan başlıyor. Projeden ister yüzde 1 ister yüzde 10 peşinat ödeyerek aylık 0.83 faiz oranıyla 60 ay ya da aylık 0.99 faiz oranıyla 120 aylık vade seçenekleriyle konut sahibi olmak mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
NARİN PARK&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Martı GYO'nun Çerkezköy'de inşa ettiği Narin Park projesinde, 61 ile 82 metrekare arasında 4 farklı 1 + 1 daire seçeneği sunuluyor. Projede, 1 + 1 dairelerin fiyatları ise 65 bin 600 ile 83 bin 800 lira arasında değişiyor. Projeden hiç peşinat ödemeden 120 ay vadeyle konut sahibi olmak mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
GARAGE SIMPLICITY&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Garage İnşaat'ın İstanbul Sarıgazi'de inşa ettiği Garage Simplicity Evleri'nde, 91 ile 129 metrekare arasındaki 1 +1 dairelerin kampanyalı fiyatları 112 bin ile 186 bin lira arasında değişiyor. Ancak firma, 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren fiyatlara zam yapacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
AKKOZA EVLERİ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Garanti Koza, Akiş ve Corio ortaklığının Esenyurt-Bahçeşehir sınırında inşa ettiği Akkoza Evleri'nin 3'üncü fazında 60 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 190 bin liradan başlıyor. Yüzde 1 peşinatla konut satan firma, 80 ay faizsiz kredi seçeneği sunuyor. Peşin alımlarda ise yüzde 20 indirim yapılıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
NTEPE&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özyurtlar İnşaat'ın Bahçeşehir ve Esenyurt'un kesiştiği noktada inşa ettiği Ntepe projesinde, 68 ile 78 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 57 bin ile 87 bin lira arasında değişiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
GARDEN CITY&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özyurtlar İnşaat'ın İstanbul Esen-yurt'taki Garden City projesinde, 65 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 57 bin lira. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ERGENE VADİSİ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Makro İnşaat ve Yıltaş İnşaat'ın Çorlu'da inşa ettiği Ergene Vadisi evlerinde, 60 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatı 74 bin 500 lira. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fi-Side &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fi-Yapı'nın İstanbul Bahçeşehir'deki Fi-Side Evleri projesinde, 77 metrekarelik 1 + 1 dairelerin fiyatları 85 bin ile 95 bin lira arasında değişiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fİ-TOVVER&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fiyapı'nın İstanbul Beylikdüzü'nde E-5 Karayolu üzerinde inşa ettiği Fi-Tower projesinde, 50 metrekarelik stüdyo daireler 69 bin ile 79 bin liradan satılıyor. 60 ile 85 metrekare arasında farklı tipteki 1+1 daireler ise 69 bin lira ile 119 bin lira arasında fiyatlara sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
FİYAKA TUZLA 2&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fi-Yapı'nın Tuzla 2 projesinde, 60 metrekarelik 1 + 1 daireler 64 bin liradan satılıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
HELENIUM TWINS&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başarır İnşaat'ın İstanbul Kartal'da inşa ettiği Helenium Twins Residence'da, 67 metrekarelik 1 + 1 daireler 185 bin ve 71 metrekarelik stüdyo daireler de 195 bin liradan başlayan fiyatlarla satılıyor. Firma, yüzde 50 peşin ödeme yapanlara 36 ay faizsiz kredi olanağı sunuyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
VALİDESUYU KONUTLARI&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uğurgül İnşaat'ın Gaziosmanpaşa Küçükköy'de inşa ettiği Validesuyu Konutlarında, 90 metrekarelik 1 +1 dairelerin fiyatı 148 bin 500 ile 165 bin lira arasında değişiyor. 12 ay vadede faiz almayan firma, 60 ay vadede aylık yüzde 0.91 ve 120 ay vadede de yüzde 1.02 faiz oranıyla kredi olanağı sunuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
AYIŞIĞI HALTING PLACE&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demir İnşaat'ın İstanbul Beylikdü-zü'ndeki Ayışığı Halting Place projesinde, 65, 75 ve 80 metrekarelik 1 +1 dairelerin fiyatları 98 bin ile 149 bin lira arasında değişiyor. Projeden ev almak isteyenler, peşinatı ve taksitleri evi teslim aldıktan sonra ödemeye başlıyorlar.&lt;br /&gt;
Haber İçin : &lt;a href="http://www.ekotrent.com/haber/20100109/Herkesi-ev-sahibi-yapacak-projeler.php"&gt;http://www.ekotrent.com/haber/20100109/Herkesi-ev-sahibi-yapacak-projeler.php &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-8961218674940342099?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6OrvwbUexlztBbdPtdWqa1FHotw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6OrvwbUexlztBbdPtdWqa1FHotw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6OrvwbUexlztBbdPtdWqa1FHotw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6OrvwbUexlztBbdPtdWqa1FHotw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/B-gf-LHAPf8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/8961218674940342099/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=8961218674940342099" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8961218674940342099?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8961218674940342099?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/B-gf-LHAPf8/herkesi-ev-sahibi-yapacak-projeler.html" title="Herkesi ev sahibi yapacak projeler" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/herkesi-ev-sahibi-yapacak-projeler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0QGQHs4cSp7ImA9WxBXF0g.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-4865967554511572424</id><published>2010-01-29T09:48:00.000+02:00</published><updated>2010-01-29T09:48:41.539+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-29T09:48:41.539+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="radyasyon" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="radyoloji" /><title>BİR RADYOLOJİ DOKTORUNUN TAVSİYELERİ</title><content type="html">&lt;div class="clfx" id="message-header"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="message-body clfx"&gt; Sevgili dostlar biraz da sağlık diyelim... &lt;br /&gt;
Özellikle sebebi bilinmeyen ve  teşhis konulamayan bir çok hastalık türedi son zamanlarda... &lt;br /&gt;
Şimdilik günah  keçisi cep telefonları olarak görülüyor.. &lt;br /&gt;
Belki de doğrudur... &lt;br /&gt;
Aşağıdaki  uyarıları belki bir çok yerde duyuyoruz ama tekrarın ''telkin'' faydalı  olacağını düşünüyorum... &lt;br /&gt;
Hoşçakalın...sağlıkla kalın......  &lt;br /&gt;
--------------------------------------------- &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
SAĞLIĞINIZLA İLGİLİ  ÖNEMLİ TAVSİYELER &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*Telefona SOL kulağınızla cevap verin. &lt;br /&gt;
*Günde  2(iki) kere kahve içmeyin. &lt;br /&gt;
*SOĞUK su ile hap almayın. &lt;br /&gt;
*19 'dan sonra  YEMEK yemeyin. &lt;br /&gt;
*Tükettiğiniz YAĞLI gıdaların miktarını azaltın.  &lt;br /&gt;
*Sabahları daha çok, akşamları ise daha az SU için. &lt;br /&gt;
*Cep telefonu  BATARYA'ları ile mesafenizi uzak tutun. &lt;br /&gt;
*UZUN süre kulaklık takmayın.  &lt;br /&gt;
*Gece 10 sabah 06, en ideal uyuma saatleridir &lt;br /&gt;
*Uyku öncesi İLAÇ aldıktan  sonra hemen uzanmayın.. &lt;br /&gt;
*Şarjınız SON çizgiye indiğinde,yani çok çok az bir  şarz seviyesinde &lt;br /&gt;
iken telefona cevap vermeyin, zira yaydığı radyasyon 1000  kat &lt;br /&gt;
fazladır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu bülten Cemal GÜLPINARLI grup yöneticisi  tarafından "TÜRKYAPI" grubu için yazıldı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gruba şuradan girebilirsiniz: &lt;a href="http://www.xing.com/net/turkyapi/"&gt;http://www.xing.com/net/turkyapi/&lt;/a&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-4865967554511572424?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/NYA9PLJezKdcbA1ICn9O1vt51_Q/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/NYA9PLJezKdcbA1ICn9O1vt51_Q/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/NYA9PLJezKdcbA1ICn9O1vt51_Q/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/NYA9PLJezKdcbA1ICn9O1vt51_Q/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/w-Res9bFSOs" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/4865967554511572424/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=4865967554511572424" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/4865967554511572424?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/4865967554511572424?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/w-Res9bFSOs/bir-radyoloji-doktorunun-tavsiyeleri.html" title="BİR RADYOLOJİ DOKTORUNUN TAVSİYELERİ" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/bir-radyoloji-doktorunun-tavsiyeleri.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkUNRHs-fyp7ImA9WxBXF0g.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-6310948324398741345</id><published>2010-01-29T09:30:00.001+02:00</published><updated>2010-01-29T09:31:35.557+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-29T09:31:35.557+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Can Yücel" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Sevdiğin Kadar Sevilirsin" /><title>HERSEY SENDE GiZLi - CAN YUCEL</title><content type="html">Yerin seni cektigi kadar agirsin &lt;br /&gt;
Kanatlarin  cirpindigi kadar hafif.. &lt;br /&gt;
Kalbinin attigi kadar canlisin &lt;br /&gt;
Gozlerinin uzagi  gordugu kadar genc... &lt;br /&gt;
Sevdiklerin kadar iyisin &lt;br /&gt;
Nefret ettiklerin kadar  kotu.. &lt;br /&gt;
Ne renk olursa olsun kasin gozun &lt;br /&gt;
Karsindakinin gordugudur  rengin.. &lt;br /&gt;
Yasadiklarini kar sayma: &lt;br /&gt;
Yasadigin kadar yakinsin sonuna;  &lt;br /&gt;
Ne kadar yasarsan yasa, &lt;br /&gt;
Sevdigin kadardir omrun.. &lt;br /&gt;
Gulebildigin kadar  mutlusun &lt;br /&gt;
Uzulme bil ki agladigin kadar guleceksin &lt;br /&gt;
Sakin bitti sanma her  seyi,sevdigin kadar &lt;br /&gt;
sevileceksin. &lt;br /&gt;
Gunesin dogusundadir doganin sana  verdigi deger &lt;br /&gt;
ve karsindakine deger verdigin kadar insansin &lt;br /&gt;
Bir gun  yalan soyleyeceksen eger &lt;br /&gt;
Birak karsindaki sana guvendigi kadar inansin.  &lt;br /&gt;
Ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret &lt;br /&gt;
ve sevgiline hasret kaldigin  kadar ona yakinsin &lt;br /&gt;
Unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin &lt;br /&gt;
Günesin seni  isittigi kadar sicak. &lt;br /&gt;
Kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin &lt;br /&gt;
ve guclu  hissettigin kadar guclu. &lt;br /&gt;
Kendini guzel hissettigin kadar guzelsin.. iste  budur &lt;br /&gt;
hayat! &lt;br /&gt;
Iste budur yasamak bunu hatirladigin kadar yasarsin  &lt;br /&gt;
Bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar usursun &lt;br /&gt;
ve karsindakini  unuttugun kadar cabuk unutulursun &lt;br /&gt;
Cicek sulandigikadar guzeldir &lt;br /&gt;
Kuslar  otebildigi kadar sevimli &lt;br /&gt;
Bebek agladigi kadar bebektir &lt;br /&gt;
ve herseyi  ögrendigin kadar bilirsin bunu da ogren, &lt;br /&gt;
SEVDIGIN KADAR SEVILIRSIN  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
CAN YUCEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-6310948324398741345?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tPB83ediqvy9F29lvCgaNDKqPR0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tPB83ediqvy9F29lvCgaNDKqPR0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tPB83ediqvy9F29lvCgaNDKqPR0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tPB83ediqvy9F29lvCgaNDKqPR0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/y-9St3y18l0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/6310948324398741345/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=6310948324398741345" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/6310948324398741345?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/6310948324398741345?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/y-9St3y18l0/hersey-sende-gizli-can-yucel.html" title="HERSEY SENDE GiZLi - CAN YUCEL" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/hersey-sende-gizli-can-yucel.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUMNSHw_eCp7ImA9WxBXEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-5137367870556841032</id><published>2010-01-21T14:38:00.000+02:00</published><updated>2010-01-21T14:38:19.240+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-21T14:38:19.240+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Akıllı İnsanlarla Çalışmak" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Einstain" /><title>AKILLI INSANLAR, AKILLI INSANLARLA CALISMALIDIR</title><content type="html">&lt;span style="font-size: large;"&gt;EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;gitmek üzere yola &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;kelimesine biliyorum" demiş. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;Einstein gülümseyerek ona bir öneride &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;bulunmuş: "Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar., o halde &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;ben de arka sırada seni dinlerim." &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;Şoför, gerçekten çok başarılı bir &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;konuşma yapmış ve sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam yerine &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;sormuş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;"Böylesine basit bir &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;Sonra da salonun arkasında &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;"Şimdi size arka sırada &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;yanıtlayacak."&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-5137367870556841032?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/cvmjX7zcjNeSWaxwHHzW2tyvi08/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/cvmjX7zcjNeSWaxwHHzW2tyvi08/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/cvmjX7zcjNeSWaxwHHzW2tyvi08/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/cvmjX7zcjNeSWaxwHHzW2tyvi08/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/YyrUPUu73Us" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/5137367870556841032/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=5137367870556841032" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/5137367870556841032?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/5137367870556841032?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/YyrUPUu73Us/akilli-insanlar-akilli-insanlarla.html" title="AKILLI INSANLAR, AKILLI INSANLARLA CALISMALIDIR" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/akilli-insanlar-akilli-insanlarla.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0IHQHYzcSp7ImA9WxBXEEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-1861142754240291682</id><published>2010-01-21T12:21:00.001+02:00</published><updated>2010-01-21T12:25:31.889+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-21T12:25:31.889+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Autocad" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="3D max" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kış Bahçesi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tasarım" /><title>KIŞ BAHÇESİ (TASARIMLARIM - ÇALIŞMALARIM)</title><content type="html">Çalışmış olduğum firmalarda kış bahceleriyle ilgili yapmış olduğum cizimleri ve tasarımlarımı burada yayınlayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1ggvHi7fbI/AAAAAAAAABc/-abtG_bhrik/s1600-h/perspektif_01_01_mini.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1ggvHi7fbI/AAAAAAAAABc/-abtG_bhrik/s320/perspektif_01_01_mini.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1ggvqk5U_I/AAAAAAAAABk/wqPmjFOg-0A/s320/perspektif_05_01_mini.jpg" /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1ghqN2o9kI/AAAAAAAAABs/MdhdGDh_RUQ/s1600-h/P1010068_mini.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1ghqN2o9kI/AAAAAAAAABs/MdhdGDh_RUQ/s320/P1010068_mini.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1ghrA-7vhI/AAAAAAAAAB0/G-8gZLE4BSc/s1600-h/MAUN_mini.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1ghrA-7vhI/AAAAAAAAAB0/G-8gZLE4BSc/s320/MAUN_mini.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1gi2YDprhI/AAAAAAAAAB8/rf7UaN5XBMk/s1600-h/polaris0.jpeg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1gi2YDprhI/AAAAAAAAAB8/rf7UaN5XBMk/s320/polaris0.jpeg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1gi3vYqQYI/AAAAAAAAACE/4MU6mPUnp3Y/s1600-h/polaris1.jpeg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1gi3vYqQYI/AAAAAAAAACE/4MU6mPUnp3Y/s320/polaris1.jpeg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1gjJU10xII/AAAAAAAAACM/HbX6mRYzwO8/s1600-h/3d+cizim+01+minitur_1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1gjJU10xII/AAAAAAAAACM/HbX6mRYzwO8/s320/3d+cizim+01+minitur_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1grB1G6YsI/AAAAAAAAACU/bUJAdy2YEJM/s1600-h/P1010050_mini.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1grB1G6YsI/AAAAAAAAACU/bUJAdy2YEJM/s320/P1010050_mini.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1grbYL-8aI/AAAAAAAAACc/pnqQnBgDb60/s1600-h/renderpers5_1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" mt="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1grbYL-8aI/AAAAAAAAACc/pnqQnBgDb60/s320/renderpers5_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-1861142754240291682?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QqVYHMXdmLtWHGyoX_x-2aK4V8A/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QqVYHMXdmLtWHGyoX_x-2aK4V8A/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QqVYHMXdmLtWHGyoX_x-2aK4V8A/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QqVYHMXdmLtWHGyoX_x-2aK4V8A/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/DL5FczMsnrQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/1861142754240291682/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=1861142754240291682" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/1861142754240291682?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/1861142754240291682?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/DL5FczMsnrQ/kis-bahcesi-tasarimlarim-calismalarim.html" title="KIŞ BAHÇESİ (TASARIMLARIM - ÇALIŞMALARIM)" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1ggvHi7fbI/AAAAAAAAABc/-abtG_bhrik/s72-c/perspektif_01_01_mini.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/kis-bahcesi-tasarimlarim-calismalarim.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE8HSH84fip7ImA9WxBXEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-3378040644279868130</id><published>2010-01-21T09:26:00.002+02:00</published><updated>2010-01-21T14:27:19.136+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-21T14:27:19.136+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Çernobil" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nükleer Felaket" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Chernobyl" /><title>Çernobil (Chernobyl) reaktör kazası</title><content type="html">&lt;strong&gt;Çernobil reaktör kazası,&lt;/strong&gt; 20. yüzyılın ilk büyük nükleer kazasıdır. Ukrayna'nın Kiev iline bağlı Çernobil kentindeki Nükleer Güç Reaktörünün 4. ünitesinde 26 Nisan 1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza sonrasında atmosfere büyük miktarda fisyon ürünleri salındığı 30 Nisan 1986 günü tüm dünya tarafından öğrenildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kazanın sebebi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çernobil 4. reaktörün felaketten sonraki durumu1972’de Ukrayna’daki (O dönem SSCB’nin bir parçasıydı) Kiev’in 140 km kuzeyinde kurulan Çernobil Nükleer Santralı’nda ortaya çıkan kazaya, her biri 1.000 Megawatt (MW) gücünde dört reaktördeki tasarım hataları ile reaktörlerden birinde deney yapmak için güvenlik sisteminin devre dışı bırakılması sonucu oluşan bazı hatalar dizisi sonucunda meydana geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Deneyin yapılacağı 25 Nisan 1986’da önce reaktörün gücü yarıya düşürüldü, ardından da acil soğutma sistemi ile deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için tehlike anında çalışmaya başlayan güvenlik sistemi devre dışı bırakıldı. 26 Nisan günü saat 01:00’i biraz geçe teknisyenler deneyin son hazırlıklarını tamamlamak üzere ek su pompalarını çalıştırdılar. Bunun sonucunda gücünün yüzde 7’siyle çalışmakta olan reaktörde buhar basıncı düştü ve buhar ayırma tamburlarındaki su düzeyi güvenlik sınırının altına indi. Normal olarak bu durumda reaktörün güvenlik sistemine ulaşması gereken sinyaller de teknisyenler tarafından engellendi. Su düzeyini yükseltmek için buhar sistemine daha fazla su aktarıldı ve saat 01:23’de deneyin fiilen başlatılması için koşulların oluştuğuna karar verildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Deneyin amacı, reaktörün çalışması ansızın durdurulduğunda, buhar tirbünlerinin daha ne kadar süre çalışmayı sürdüreceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini öğrenmekti. Geri kalan öteki acil güvenlik sinyali bağlantılarını da kestikten sonra türbinlere giden buhar akışı durduruldu. Bunun sonucunda dolaşım pompaları ve reaktörün soğutma sistemi yavaşladı. Yakıt kanallarında ani bir ısı yükselmesi görüldü ve yapım özellikleri nedeniyle reaktör tümüyle denetimden çıkmış oldu. Tehlikeyi farkeden teknisyenler reaktörün durdurulmasını sağlamak amacıyla bütün denetim çubuklarını derhal sisteme sokmaya karar verdiler. Ama aşırı derecede ısınmış bulunan reaktörlerde saat 01:24’te yani deneye başlanmasından bir dakika sonra iki patlama oldu. Bu patlamanın ayrıntıları tam olarak bilinememekle birlikte, denetim dışı bir çekirdek tepkimesinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.Üç saniye içinde reaktörün gücü %7’den %50’ye fırladı. Yakıt parçacıklarının soğutma suyuyla karşılaşması, suyun bir anda buhara dönüşmesine yol açtı. Oluşan aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının tepesini uçurdu. Reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santralı ateşler içinde bıraktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kazanın etkileri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nükleer kalıntıların ürettiği radyoaktif bulut patlamadan sonra tüm Avrupa üzerine yayılmış ve Çernobil'den yaklaşık 1100 km uzaklıktaki İsveç Formsmark Nükleer Reaktöründe çalışan 27 kişinin elbiselerinde radyoaktif parçacıklara rastlanmış ve yapılan araştırmada İsveç'teki reaktörün değil Çernobil'den gelen parçacıklar olduğu tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynı şekilde İngiltere'nin Galler bölgesinde kazadan iki hafta sonra saptanan yüksek radyoaktivite nedeniyle yeşil alanlara koyun ve sığırların girişi engellenmiştir.&lt;br /&gt;
Araştırmalarda ilk yıl doz açısından en fazla radyoaktiviteye maruz kalan Avrupa ülkesi Bulgaristan olarak belirlenmiştir. Sıralama açısından ise şemada yer alan ülkeler doz sırasına göre şu şekilde sıralanmıştır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Çernobil reaktör kazasının Türkiye üzerindeki etkileri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çernobil reaktör kazasının Türkiye üzerindeki etkileri, Çernobil reaktör kazası nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti'nde kamu sağlığı, çevre ve ekonomi üzerinde gözlemlenen etkilerdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çernobil nükleer reaktöründeki patlama sonucunda çevre ülkelere yayılan radyoaktif parçacıkların büyüklüğü ve etkileri üzerine kazanın üzerinden geçen yıllarda ciddi bilimsel araştırmaların yapılmamış ve radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerlerin açıklanmamış olması, patlamanın hemen sonrasında Türkiye üzerindeki etkilerle ilgili yeterli veriye ulaşmayı imkânsızlaştırmıştır.&amp;nbsp;Bu verilerin yokluğu sebebiyle, çizilen haritalarda Türkiye hiçbir şekilde bu patlamadan etkilenmemiş gibi görünebilmektedir. Ancak Çernobil kazasının Avrupa üzerindeki etkilerini gösteren harita ve çizelgeler, radyoaktif serpintinin çok geniş bir alanda yayıldığı ve Avrupa'daki pek çok ülkeyi doğrudan etkilediğini gösterdiği gibi; ülkedeki kanser vakalarının artışının nedeninin Çernobil kazası olduğuna ilişkin kuşkular hâlâ devam etmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Türk Tabipler Birliği'nin ilk baskısı Nisan 2006'da yapılan "Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye'de Kanser" başlıklı raporunda, Çernobil nükleer reaktör kazası ile Karadeniz bölgesindeki Kanser vakaları arasındaki ilişkinin araştırılması sonuçları kamuoyuna sunulmuştur. Raporda Çernobil'deki patlama sonrasında oluşan radyoaktif bulutların 3 Mayıs 1986 Cumartesi günü Trakya'ya, 4-5 Mayıs günleri Batı Karadeniz'e, 6 Mayıs günü Çankırı üzerinden Sivas'a, 7-9 Mayıs tarihlerinde Trabzon-Hopa'ya ulaştığı, 10 gün sonra da tüm Türkiye'ye radyoaktif parçacıkların yayıldığı belirtilmekte; çalışma sonucunda, Hopa’da kanser görülme sıklığı ile kanser nedeniyle ölümlerin, Türkiye’nin diğer coğrafi alanlarına göre daha fazla görülmesi olasılığının, araştırılmaya değer bir durum olduğunun ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Ancak rapor, elde edilebilen veriler ışığında, bölgede Çernobil nükleer kazası ile gerek kanser olgu sayıları, gerekse kanserden ölümlerle ilgili kanıta dayalı nedensel bir bağlantı kurmanın olanaklı görünmemekte olduğunu kabul ederek, bu konuda kesin sonuca varmak için daha ayrıntılı araştırmalar yapılması gerekliliğini vurgulamaktadır. Raporda dönemin yetkililerinin Çernobil kazasının Türkiye üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı şeklindeki açıklamalarına karşın, radyoaktif değeri 600 Bq/kg’ın altında olduğu belirtilen ve İngiltere’ye ihraç edilen fındığın İngiltere tarafından geri gönderildiği anımsatılmaktadır. Bunun ardından siyasi otoritenin, Ünye’nin doğusunda üretilen ve radyasyon seviyesi yüksek kabul edilen 110.000 ton fındığın imha edilmesi kararı üzerine, fındık borsasında fiyatlar artmış ve çikolata sektöründe şok yaşanmıştır. Türkiye’nin kendi ürettiği, AET’nin yüksek radyasyon içerdiğini belirttiği fındığın imha edilmesi, uluslararası etki yaratmıştır. Sonuç olarak o yıl 135.000 ton fındık ihraç edilmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kaynakça &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;Wikipedia&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.ttb.org.tr/kutuphane/cernobil_06.pdf"&gt;Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye'de Kanser, Türk Tabipleri Birliği, Nisan, 2006, s.65&lt;/a&gt;&amp;nbsp; (PDF)&lt;br /&gt;
&amp;nbsp;a.g.e. s.50-51 &lt;br /&gt;
&amp;nbsp;a.g.e. s.99 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bağlantılar :&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.cernobilturkiye.com/"&gt;http://www.cernobilturkiye.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
İndirilebilir Video : &lt;a href="http://www.kirmiziportal.com/crnblmtrl/Historymif.rar"&gt;History Of Chernobyl&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-3378040644279868130?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yK4SfqOjpzg-cJGxw6NZAanVyoU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yK4SfqOjpzg-cJGxw6NZAanVyoU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yK4SfqOjpzg-cJGxw6NZAanVyoU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yK4SfqOjpzg-cJGxw6NZAanVyoU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/DN_InFgvM24" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/3378040644279868130/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=3378040644279868130" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/3378040644279868130?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/3378040644279868130?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/DN_InFgvM24/cernobil-chernobyl-reaktor-kazas.html" title="Çernobil (Chernobyl) reaktör kazası" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/cernobil-chernobyl-reaktor-kazas.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DU8DRn47fip7ImA9WxBXEEg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-8619885322987923805</id><published>2010-01-21T09:11:00.000+02:00</published><updated>2010-01-21T09:11:17.006+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-21T09:11:17.006+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fisyon" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Füzyon" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Atom" /><title>Fisyon</title><content type="html">&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Fisyon &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fisyon, çekirdek fiziğinde Kararlılığı az ve büyük olan çekirdeklerin kararlı küçük çekirdeklere dönüşmesi. Bu olayda büyük miktarda enerji açığa çıkar. Bölünme tepkimeleri atom bombalarının yapımında ve nükleer santrallerde enerji üretiminde kullanılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Örneğin nötronla bombardıman edilen U238 (uranyum) çekirdeği nötronu aldığı zaman kararsızlaşarak Baryum 142 ve Kripton 91 e dönüşür bununla birlikte 3 nötron salar ve yüksek miktarda gamma ışıması yapar. Bu yaklaşık 25.000 ton kömürün enerjisine eşittir. Fisyon tepkimelerinde açığa çıkan enerji nükleer reaktörlerde kontrollü olarak kullanılarak enerji elde edilebilir. Ayrıca açığa çıkan alfa ve gama ışınları bilimsel deneylerde kullanılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fisyon tepkimesinde açığa çıkan nötronlar ortamdan uzaklaştırılmazsa,tepkime zincirleme devam eder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fisyon tepkimeleri için bir ilk enerjiye (aktiflenme enerjisi) ihtiyaç vardır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-8619885322987923805?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/si1wsHAD-r2qeSTklBjYwhOaEQs/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/si1wsHAD-r2qeSTklBjYwhOaEQs/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/si1wsHAD-r2qeSTklBjYwhOaEQs/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/si1wsHAD-r2qeSTklBjYwhOaEQs/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/ocCzVKx_3-g" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/8619885322987923805/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=8619885322987923805" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8619885322987923805?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8619885322987923805?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/ocCzVKx_3-g/fisyon.html" title="Fisyon" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/fisyon.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0AFRXg8eCp7ImA9WxBQGUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-1510876226171790822</id><published>2010-01-20T15:55:00.000+02:00</published><updated>2010-01-20T15:55:14.670+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-20T15:55:14.670+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="türk boyu" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="oğuzlar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="oğuz kaan" /><title>Oğuz Kağan Destanı'na göre Oğuz boyları</title><content type="html">&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;strong&gt;Oğuzlar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oğuz Kağan Destanı'na göre 24 boydan ve Kaşgarlı Mahmud'un Divân-ı Lügati't-Türk eserine göre 22 boydan oluşan Orta Asya kökenli Türk halkları.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
7. yy civarında konar-göçer bir yapıyla yer değiştirmeye başlamışlar ve coğrafi olarak Bizans kayıtlarına göre önce Balkanlara yayılmışlardır. Oğuzlar, bugünkü Türkiye Türklerinin (Selçuklular, Osmanlılar, diğer Türkmen beylikleri ve boyları) atası sayılmaktadırlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Destanlara göre, Oğuzlar Oğuz Han'ın 6 oğlu ve onların 4'er oğlundan meydana gelmişlerdir. Meydana gelen bu 24 boyun ayrı adı ve unvanları vardır. Bu bölümleme, Oğuz Kağan Efsanesi'nden kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oğuz kelimesinin günümüz Türkçesindeki karşılığı Ağız'dır. Oğuz Han, doğduktan sonra anasından bir kere süt emmiştir. Bu nedenle bugün halen Anadolu'da doğum sonrası ilk süte ağız (Oğuz) sütü denir[. İneğin doğum sonrası sağılan (koyu kıvamdadır) ilk sütünün adı ağız sütüdür. Aynı biçimde, yapılan bir işin ilkine de "ağız" denmektedir. Oğuz boylarından Yüreğirlilerin ağılıklı olarak yaşadıkları Çukurova'da pamuk toplanmasında bile ilk hasada "ağız" ya da "ilk ağız" denir. Oğuz sözcüğünün çeşitli söyleniş biçimleri vardır. Bizanslar Uzlar der, Araplar Guzlar der. G harfi biraz gırtlağa yakın çıkar. Rumeli Vilayet-i Celilesine (yani Manastıra bağlı Kayılar Kazasına bağlı Kuzlu Küy (k boğaza yakın söylenir sanki bogaza yakın g gibi Guzlu Küy olarak teleffuz edilir veya Kozlu köyü olarak latin harfleriyle transkiript edilir. Osmanlıca Tapu tahrir defterlerinde Oguzlu olarak tahrir edilmektedir.Şuanda Çorumun Oğuzlar Adlı İlçesi Bulunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Oğuz Kağan Destanı'na göre Oğuz boyları&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
24 Oğuz boyunu önce iki kolda (Bozoklar ve Üçoklar) daha sonra Oğuz Han'ın 6 oğluna ve son olarak da onların 4 oğluna ayırmaktadır. Listelerin kaynakları, Kaşgarlı Mahmud ve 14. yüzyıl'da yaşayan Reşideddin'e dayanmaktadır. Reşideddin 24, Kaşgarlı Mahmut ise 22 boy saymaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;strong&gt;Bozoklar ve Üçoklar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu boyların Bozoklar ve Üçoklar olarak ikiye bölünmesi ise daha sonradır. Bu iki ana kol arasında çıkan anlaşmazlıklar, boyların bir kısmının batıya göçmesine neden oldu, bir kısmı da Göktürk Devleti'nin kurulması ve Ötüken'i işgali nedeniyle batıya göçmüştür(6.yy). Kalanlar Göktürk egemenliği altına girmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
630'da ilk Göktürk devletinin zayıflayıp Çin kontrolü altına girmesiyle tekrar birleşmeye başlamışlarsa da ikinci Göktürk Devleti kurulunca fazla direniş gösteremeden tekrar egemenlik altına girdiler. (7.yy sonları). 745 yılında ikinci Göktürk Devleti de yıkılınca batıya ve Çin'e göçmüş birçok Oğuz Boyu da Ötüken'e geri dönerek Kutluk Bilge Kağan'ın kurduğu Uygur Devleti çatısı altında birleşti. Altaylar'ın batısındaki ve Tanrı Dağları bölgesindeki Oğuz toplulukları ise Gök Türklerin batı kolu olan Türgiş ya da Türkeş Kağanlığına bağlı olarak varlıklarını sürdürdüler. 760'lı yıllarda bölgeyi ele geçiren Karluk boyunun kurduğu devlette yer aldılar. Bu boyun öncülüğünde Yağma ve Çiğil boylarının da katılımıyla kurulan Karahanlı Devleti içinde Oğuz boyları da vardı. 10. yüzyılda Hazar Denizi'nin doğusunda Oğuz Yabgu önderliğinde ilk devletlerini kurdular.1000 yılında Kıpçaklar tarafından yıkılan bu devletten sonra Oğuzlar ikiye bölündü, bir kısmı kuzeye giderek bugünkü Kırım, Kazak, Bulgar ve Tatarların atası oldular; bir kısmı da Selçuk bey önderliğinde güneye indiler, İslamı kabul edip İslâm orduları hizmetine girdiler. Doğu'daki Oğuz kitlelerinin tarihi başka yönde gelişti. 840 yılında Uygur Devleti Kırgızlar tarafından yıkılınca Oğuzların asıl büyük göçü başladı ve Asya'nın dört bir tarafına ama daha çok kitleler halinde batıya göçtüler ve öteki kandaş boylarla birleştiler. Oğuz kitleleri içinde Kınık boyundan olup, ataları Selçuk'un adından ötürü Selçuklular olarak anılmaya başlayan bir kol Tuğrul Bey önderliğinde 1038 yılında Irak ve İran'da Büyük Selçuklu İmparatorluğunu kurdu. Etrafta dağınık yaşayan diğer Türk boyları da bu İmparatorluğa katıldı. 1040'da Merv yakınlarındaki Dandanakan Savaşı'nda Gaznelileri yendiler. Selçuklu egemenliği İran, Horasan, Merv, Irak, Suriye, Güney Kafkasya ve Anadolu'da bir asırdan fazla sürdü. Son büyük sultanları Sencer'in 1141'de Semerkant ile Buhara arasında bulunan Katavan mevkiinde Moğol kökenli Karahıtaylılar'a yenilmesi ile devlet çözülmeye başladı. 1153'te kuzeydoğudan gelen Karahıtaylar ve Karluklar tarafından imparatorluk yıkılınca Oğuzlar dağıldı. Dağılan bu boyların kimi Harzemşahlara bağlandı, kimi Horasan'a, Kirman'a göçtü, kimileri de daha batıya gidip Irak'a, Suriye'ye yerleşti, kimileri de Anadolu Selçuklu Devleti 'ne katıldı. Bunlardan sonra kurulan Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safevi Devletleri, Alemdarlar, Anadolu beylikleri, Osmanlı İmparatorluğu, Suriye, Irak ve Azerbaycan'da çeşitli beyliklerde de Oğuz Kağan Destanı mevcuttu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Göktürkler ve Oğuzlar Vergi memuruna Amga (veya Imga) derlerdi, ve devlet kasasına da Aglık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Bozoklar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gün Han: Kayı • Alkaevli • Bayat • Karaevli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ay Han: Yazır • Döğer • Dodurga • Yaparlı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yıldız Han: Avşar • Beğdili • Karkın • Kızık&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;Üçoklar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gök Han: Bayındır • Çavuldur • Çepni • Beçenek&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dağ Han: Salur • Ulayundluğ • Eymür • Yüreğir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Deniz Han: İğdir • Büğdüz • Yıva • Kınık&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bibliyogafya&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fazlı Konuş, Selçuklular Bibliyografyası, (Temel Kaynakların Açıklaması ile Beraber), Konya 2006&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-1510876226171790822?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/P5P2lYbO7c1DgKgwz_72ATFubek/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/P5P2lYbO7c1DgKgwz_72ATFubek/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/P5P2lYbO7c1DgKgwz_72ATFubek/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/P5P2lYbO7c1DgKgwz_72ATFubek/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/EcaJElxSPDA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/1510876226171790822/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=1510876226171790822" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/1510876226171790822?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/1510876226171790822?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/EcaJElxSPDA/oguz-kagan-destanna-gore-oguz-boylar.html" title="Oğuz Kağan Destanı'na göre Oğuz boyları" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/oguz-kagan-destanna-gore-oguz-boylar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0cMQHY-fip7ImA9WxBQGUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-1070631670690946942</id><published>2010-01-20T15:20:00.001+02:00</published><updated>2010-01-20T15:44:41.856+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-20T15:44:41.856+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ergenekon destanı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="türk mitolojisi" /><title>Ergenekon Destanı</title><content type="html">Ergenekon Destanı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Oğuz Han soyundan İlhan, Türk Moğol yurduna hakan olduğunda, Tatar yurdunun hakanı Sevinç Han ile aralarında savaş çıkmış ve Sevinç Han galip gelmişti. Sevinç Han Kırgız Hanı'na hediyeler ve adamlar göndererek kendi tarafına çekmişti. Moğol kabileleri kalabalık olduğundan savaşlarda daima galip gelirlerdi. Bütün illerde Moğol oku ötmeyen, kolu yetmeyen bir yer yoktu. Bu nedenle kabileler Moğolları kötülerdi. Sevinç Han Moğollardan öç almak amacıyla bütün kabileleri birleştirerek Moğollar üzerine yürüdü. Savaş başladı, on gün cenk oldu. Moğollar galip geldi. Sevinç Han, hile ile kaçar gibi yaparak tekrar geri döndü ve Moğolları mağlup ederek, tümünü kılıçtan geçirdiler, dünyada Moğol kalmadı. İlhan'ın oğulları da bu savaşta ölmüş, en küçük oğulları Kıyan ile kardeşinin oğlu Nüküz sağ kalmıştı. Bunların ikisi hayvanlarını sürüp dağlar arasındaki çok dar bir geçitten geçerek, içinde akarsular, kaynaklar, türlü otlar, çayırlar, ovalar ve meyve ağaçları olan geniş bir ülkeye geldiler. Buraya sarp kayalık anlamına gelen Ergenekon İsmini verirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kıyan ve Nüküz birlik de olur çoğalırlar ve onların çocukları da. Nesilleri artar kabileler ve oymaklar haline gelirler. Dört yüz sene sonra kendileri ve hayvanları o kadar çoğalır ki Ergenekon’a Sığamaz duruma gelirler. Bir demirci;"ben bir yer gördüm, orada demir madeni var zannederim bir kattır eritebilirsek bir yol buluruz" dedi. Demircinin sözüne uydular ve demiri eriterek dışarıya çıktılar. O gün Moğollarca bayram sayıldı. Bütün kabilelere haber vererek Ergenekon dan çıktıklarını bildirdiler. Tatarlar bunların üzerine yürüdü ve savaş başladı. Moğollar galip geldi ve Tatar'ları kılıçtan geçirdiler. Böylece dört yüz yıl sonra yurtlarına yerleştiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-1070631670690946942?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/if4tmFwLMkGjPJJX8y3NQ0bwAwk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/if4tmFwLMkGjPJJX8y3NQ0bwAwk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/if4tmFwLMkGjPJJX8y3NQ0bwAwk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/if4tmFwLMkGjPJJX8y3NQ0bwAwk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/Bi_NcyG2wKU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/1070631670690946942/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=1070631670690946942" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/1070631670690946942?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/1070631670690946942?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/Bi_NcyG2wKU/ergenekon-destan.html" title="Ergenekon Destanı" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/ergenekon-destan.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUADRX0zeCp7ImA9WxBQFkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-7632306096889492231</id><published>2010-01-16T15:16:00.000+02:00</published><updated>2010-01-16T15:16:14.380+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-16T15:16:14.380+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dünya" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yaşam" /><title>İNSANI DÜZELTİNCE DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ</title><content type="html">&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bir haftanın yorgunluğundan sonra baba Pazar sabahı kalkmış eline gazetesini almış ve akşama kadar oturup dinlenecek olmanın keyfini çıkartmaya başlamış. Ama baba bunları düşünürken oğlu yanına gelerek kendisini parka götürmek için geçen hafta söz verdiğini hatırlatmış.Canı hiç dışarıya çıkmak istemediği için bir bahane bulup evde oturayım , dinleneyim diye düşünmüş. Birden gazetenin promosyon olarak verdiği dünya haritası gözüne ilişmiş . Bu haritayı hemen parçalara ayırmış ve oğluna uzatmış ;" bu haritayı birleştirebilirsen hemen gidelim parka " demiş . Ardından da içinden derin bir oh çekmiş ; "dünyanın coğrafya profesörlerinden birini getirsen yine de toplayamaz bunu iyi akıl ettim " diyerek sevinmiş . Aradan 10 dakika geçmeden çocuk koşarak babasının yanına gelmiş. Baba haritayi düzelttim parka gidebiliriz demiş . Adam önce inanmamış ve görmek istemiş. Görünce de şaşırarak nasıl yaptığını sormuş . Çocuk demiş ki; bana verdiğin haritanın arkasında insan resmi vardı........&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red; font-size: large;"&gt;"İNSANI DÜZELTİNCE DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ..."&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-7632306096889492231?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Tx_fKknf6gm-LEm2_tqgry9gcbw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Tx_fKknf6gm-LEm2_tqgry9gcbw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Tx_fKknf6gm-LEm2_tqgry9gcbw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Tx_fKknf6gm-LEm2_tqgry9gcbw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/c_39s9DWF-0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/7632306096889492231/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=7632306096889492231" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/7632306096889492231?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/7632306096889492231?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/c_39s9DWF-0/insani-duzeltince-dunya-kendiliginden.html" title="İNSANI DÜZELTİNCE DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/insani-duzeltince-dunya-kendiliginden.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUUHQnoyfip7ImA9WxBQFkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-4827368422820794450</id><published>2010-01-16T14:59:00.001+02:00</published><updated>2010-01-16T15:07:13.496+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-16T15:07:13.496+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hidrojenin faydaları" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="alternatif enerji" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Hidrojen Enerjisi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="otomobillerde hidrojen kullanımı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hidrojen istasyonu" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hidrojen" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="alternatif yakıt" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="içten yanmalı motorlarda hidrojen kullanımı" /><title>Alternatif Yakıt Olarak Hidrojen</title><content type="html">Bu yazımızda benzine en iyi alternatif yakıt olarak düşünülen, geleceğin enerji kaynağı olan Hidrojen enerjisinden bahsedeceğiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neden farklı bir yakıt?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çağımızın en büyük tehditlerinden olan küresel ısınma ve fosil yakıt rezervlerinin hızlıca tükenmesi ve bunlara paralel olarak durmak bilmeyen akaryakıt zamları bilim adamlarını mevcut enerji kaynaklarına alternatif olabilecek yakıtları araştırmaya yöneltmiştir. Bu yapılan araştırmalar ise yenilenebilme özelliğine sahip, temiz ve doğada bol miktarda bulunan yeni alternatif enerji kaynaklarının kullanım alanlarının yaygınlaşmasını sağlamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yenilenebilir enerji kaynaklarından olan Hidrojen enerjisi, Güneş enerjisi, Rüzgâr enerjisi, Jeotermal enerji ve Biyoyakıtlar her biri farklı kullanım alanlarında yer edinerek temiz bir gelecek için zemin oluşturmaktadırlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otomobillerde benzin yerine Hidrojen gazının kullanılması fikri ise 1970’li yıllarda dünyaca ünlü bir Türk bilim adamımız tarafından ortaya atılmıştır. Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi’ni (ICHET) kuran Prof. Dr. Nejat VEZİROĞLU, o yıllarda yaşanan “petrol krizi” sonrası Hidrojen enerjisinin kullanımını öne sürmüş ve bunu bir dava bilerek yıllarca mücadele vermiştir. Hidrojen enerjisi denilince akla ilk gelen isim olan Dr. Veziroğlu, bu kaynağın başta otomobiller olmak üzere gemiler, uçaklar, uzay gemileri, keşif balonları, trenler ve otobüsler gibi taşıtlarda da kullanılabileceği konusunda araştırmalar yapmış ve bu konuda birçok makale yayınlamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G3DEMNVPI/AAAAAAAAAAs/M4vNXlHVBnE/s1600-h/fuelcellani.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G3DEMNVPI/AAAAAAAAAAs/M4vNXlHVBnE/s640/fuelcellani.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left" class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;=Hidrojen Yakıt Pili Çalışma Prensibi=&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hidrojenin motorlarda yakıt olarak kullanılması&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Hidrojen, petrol kökenli motor yakıtlarına oranla birçok önemli avantaja sahip bulunmaktadır. Bunlar:&lt;br /&gt;
- Yüksek alev hızı ve tutuşma yeteneği,&lt;br /&gt;
- Düşük ateşleme enerjisi gerektirmesi,&lt;br /&gt;
- Geniş tutuşma ve yanma sınırları,&lt;br /&gt;
- Yüksek ısıl değer ve termik verim,&lt;br /&gt;
- Kirletici egsoz gazı emisyonlarının azlığı,&lt;br /&gt;
- Sahip olduğu yüksek oktan sayısı nedeni ile vuruntuya karşı dirençli olması,&lt;br /&gt;
- Benzin ve dizel ile birlikte çeşitli karışım oranlarında çift yakıtlı motor olarak çalışabilme olanağına sahip olması,&lt;br /&gt;
Bunlar gibi avantajlar geçiş döneminde mevcut motorlarda önemli değişiklikler yapılmadan hidrojen kullanımını olanaklı kılacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G3dQSVRHI/AAAAAAAAAA0/55dFsAVbW8w/s1600-h/fuelcellhydrogencar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G3dQSVRHI/AAAAAAAAAA0/55dFsAVbW8w/s640/fuelcellhydrogencar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;=Hidrojenli Yakıt Pili ile Çalışan Araçların Çalışma Prensibi=&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G3tJYWfXI/AAAAAAAAAA8/AkHUCe7PQ8g/s1600-h/fuelhidrojendolumistasyonu.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G3tJYWfXI/AAAAAAAAAA8/AkHUCe7PQ8g/s400/fuelhidrojendolumistasyonu.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;=California eyaletinde bulunan Hidrojen dolum istasyonu =&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div align="left" class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Neden Hidrojen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Renksiz, kokusuz, tatsız ve saydam bir yapıya sahip olan hidrojen doğadaki en hafif kimyasal elementtir. Aynı hacimdeki hava ile kıyas edildiğinde gaz halinde bulunan hidrojen yaklaşık 15 kez daha hafiftir. Hidrojenin yakıt olarak kullanılmasında yarar sağlayacak en önemli özelliklerden birisi, hidrojenin çok fakir karışımlardan, çok zengin karışımlara kadar uzanan geniş hava-yakıt karışım oranı aralığı içerisinde tutuşabilir olmasıdır. Hidrojen hava karışımlarını ateşlemek için gerekli minimum enerji miktarı da diğer yakıtlara oranla daha düşüktür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hidrojenin depolanmasına ilişkin oluşan problemlerin başında, gaz halindeki hidrojenin kâğıt, kumaş, kauçuk gibi malzemelerden, platin, demir, çelik gibi bazı metallerden difüzyon yolu ile geçebilmesidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün bu faktörlerin bütününe birden baktığımız takdirde Hidrojen enerjisinin ülke geleceğimiz adına taşıdığı önemi rahatlıkla görebilmekteyiz. Enerjide dışa bağımlılığın önüne geçilebilmesi adına yerli ve yeni yakıt teknolojileri geliştirmemiz ve bu alanda yapılan çalışmaları desteklememiz gerekmektedir. Unutulmaması gerekir ki yalnızca yasal düzenlemelerle ülkemizin bu teknolojilerde söz hakkı sahibi olması mümkün değildir. Bu nedenle toplumun her kademesinde bulunan bireylerine özelikle iş adamlarına önemli sorumluluklar düşmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak : www.bilgiustam.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-4827368422820794450?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/TPv4XXKTrQ_x7wWn9rpr_daRNuc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/TPv4XXKTrQ_x7wWn9rpr_daRNuc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/TPv4XXKTrQ_x7wWn9rpr_daRNuc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/TPv4XXKTrQ_x7wWn9rpr_daRNuc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/RmkGg7YRSTM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/4827368422820794450/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=4827368422820794450" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/4827368422820794450?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/4827368422820794450?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/RmkGg7YRSTM/alternatif-yakt-olarak-hidrojen.html" title="Alternatif Yakıt Olarak Hidrojen" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G3DEMNVPI/AAAAAAAAAAs/M4vNXlHVBnE/s72-c/fuelcellani.gif" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/alternatif-yakt-olarak-hidrojen.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUUCRHw-eCp7ImA9WxBQFkk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-8614199026366328873</id><published>2010-01-16T14:48:00.001+02:00</published><updated>2010-01-16T15:07:45.250+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-16T15:07:45.250+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="radyoaktif" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="radyasyon" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="radyasyonun zararları" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Radyasyon Çeşitleri" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="teknoloji" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çevre kirliliği" /><title>Radyasyon Nedir ? Zararları Nelerdir ?</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G0oFr5KUI/AAAAAAAAAAM/qP3wlzexCrA/s1600-h/radyasyon01.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G0oFr5KUI/AAAAAAAAAAM/qP3wlzexCrA/s320/radyasyon01.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Hepimizin bildiği gibi maddenin yapı taşı atomdur. Atom ise proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ve çekirdeğin etrafında dönen elektronlardan oluşmaktadır. Eğer herhangi bir maddenin atom çekirdeğindeki nötronların sayısı proton sayısından fazla ise çekirdekte kararsızlık oluşur ve fazla nötronlar parçalanır. Bu parçalanma sırasında ortaya alfa, beta, gama adı verilen ve çıplak gözle görülmeyen ışınlar çıkar. Bu ışınlara “radyasyon” denir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Malesef günümüzde doğal olarak ya da teknolojik gelişmeler sonucu üretilen bir çok cihaz radyasyon yaymaktadır. Radyasyon yayan bu maddelere ise radyoaktif madde denir. Biz hiç farkında olmadan organlarımız, dokularımız sürekli olarak radyasyonla etkileşime girmektedir. Bu etkileşim bazen gözle görülür durumlarda olurken bazen de hiç haberemiz olmadan vücudumuzu etkilemektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Radyasyon, dalga, parçacık veya foton olarak adlandırılan enerji paketleri ile yayılan enerjidir ve daima doğada var olan, birlikte yaşadığımız bir olgudur. Radyo ve televizyon iletişimini olanaklı kılan radyodalgaları, endüstride kullanılan x-ışınları ve güneş ışınları günlük hayatımızda alışkın olduğumuz radyasyon çeşitleridir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Radyasyon ilk çağlardan beri vardır ancak insanlığın radyasyonu keşfetmesi 1896′da Fransız fizikçi Henri Becquerel’ın uranyum tuzunun ışınlar yaydığını farketmesiyle gerçekleşmiştir. Teknolojinin ve sanayinin gelişmesiyle de uranyum elementi kullanılmaya başlanmış ve radyasyonun etkileri giderek artmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Radyasyon Çeşitleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
A.İyonlaştırıcı Radyasyon: Girdiği ortama iyonları ayrıştıran radyasyonlara denir. İki tip iyonlaştırıcı radyasyon vardır;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1) Elektromanyetik radyasyonlar: Gama (Y) ve X ışınları elektromanyetik radyasyonlardır. Bunlar yüksek frekanslı görünen ışık ve radyo dalgaları gibi elektromanyetik dalgalardır ve dalga boyları çok küçük olmasına rağmen enerjileri yüksektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
•Gama (Y) Işınları: Manyetik alanda sapmadıkları için belirli bir elektrikle yüklü değillerdir. Gama ışınları elektromanyetik dalgalardan meydana gelmiştir. Radyoaktif bozunmalar ya da nükleer reaksiyonlar sonucu oluşan kararsız atom çekirdeklerinden yayılan bir çeşit elektromanyetik ışınlardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
•X Işınları: Hızlandırılmış yüksek atom numaralı elektronlar hedef seçilen atomların çekirdeklerine yaklaştıklarında, yavaşlamalar olur. Bu yavaşlamalar sonucu x ışınları oluşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2) Parçacıklı Radyasyon:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
•Alfa (α) Işınları: (+) yüklü parçacıklardan oluşur. Bu yöndeki çalışmalar alfa ışınlarının artı yüklü helyum çekirdeklerinden (He++) meydana geldiğini göstermiştir. Bir kağıt parçası veya cildimiz tarafından durdurulabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
•Beta (β) Işınları: (+) ve (-) elektrik yüklerinden meydana gelmişlerdir. İnce bir su,metal levha yada cam tabakası bu elektronları durdurmak için yeterlidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alfa ve beta ışınları atomun çekirdeğinden kaynaklanan radyoaktif ışınlardır. Her iki ışın da belirli bir kütleye sahiptir. Alfa ve beta ışınları kütleleri ve elektriksel yüklerinden dolayı, X ve gama ışınlarına göre, maddelere daha az nüfuz ederler. Ancak, bu ışınların iyonlaştırıcı etkileri daha fazladır. Nötron ve proton ise kütleleri alfa ışınlarının dörtte biri kadar olan nükleer taneciklerdir. Çeşitli nükleer reaksiyonlar sırasında çekirdekten kopan nötron ve protonlar insan sağlığı için en tehlikeli radyasyonlardır. Özellikle nötron, elektrik yükü olmadığından çok büyük nüfuz etme özelliğine sahiptir. Radyoaktif ışınların insan vücuduna etkisi bu ışınların hareketleriyle ilgilidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Serbest Nötronlar: Bunlar radyasyonla oluşan yüksüz parçacıklardır.Bu nedenle her maddeye kolayca girebilirler.Bunların doğrudan iyonlaştırıcı özellikleri yoktur. Ancak bu serbest nötronların,girdikleri maddelerin nötronları ile etkileşimleri sonucu, α β γ ve x ışınları gibi ışınımlar oluştururlar. Bu ışınlar ise etkileşme sonucu girdiği maddenin atomundan koparak iyonlaşmayı gerçekleştirir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
B.İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyonlar:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1.Optik Radyasyonlar: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
•Ultraviyole ışınları: Asıl kaynağı güneştir. UV ışınları güneş tam doğarken bolca yayılmaktadır. UV ışınları beyaz elbise giyilerek engellenebilir. Bazen bu ışınlar kar veya kumdan yansıyarak kar ve güneş körlüğü yapabilir. UV’nin derine inmesi (giriciliği) az olduğu için büyük oranda deri ve gözleri etkilemektedir. Bu nedenle deri kanserlerinin %80’i UV ışınlarından kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2.EMR Nitelikli Radyasyonlar: Radyo dalgaları, mikrodalgalar, mobil ve cep telefonları, radyo FM ve TV vericileri, radarlar, trafolar, bilgisayarlar, akım taşıyan kablolar bu gruba girmektedirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Radyasyonun Zararları &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G03ZW5BKI/AAAAAAAAAAU/-qPwi7MbDgQ/s1600-h/radyasyon02.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G03ZW5BKI/AAAAAAAAAAU/-qPwi7MbDgQ/s320/radyasyon02.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;Yukarıda bahsettiğimiz iyonlaştırıcı radyasyon, hücrenin genetik materyali olan DNA’yı parçalayabilecek kadar enerji taşımakta ve DNA’nın parçalanmasıyla hücreler ölmektedir. Bunun sonucunda doğal olarak dokular zarar görür ve kansere yol açabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çevreye rastgele atılan radyoaktif maddeler insan, hayvan ve bitki sağlığına olumsuz etkiler yaparak çevreyi ve ekolojik dengeyi bozmaktadır. Ayrıca radyasyon canlıda genetik değişikliklere ya da vücutta kalıcı değişikliklere sebep olabilir. Radyasyonun etkileri cins, yaş ve organa göre değişmekle birlikte, çocuklar ve gelişme çağındaki gençlerde genellikle gözü etkileyerek görme bozukluğu, katarakt gibi rahatsızlıklara neden olmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Radyasyonun etkileri zamanla ortaya çıkmaktadır. Geçmişte yapılan nükleer silah denemelerinden dolayı radyoaktif maddelerle yüklenmiş toz bulutları, atmosferin yüksek tabakalarına ve stratosfere yerleşerek, radyoaktif yağışlar halinde yavaş yavaş yeryüzüne inmekte ve çevrenin, özellikle yüzeysel suların kirlenmesine sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Radyasyonun çevreye zararları sınır tanımaksızın yayılmakta ve kilometrelerce uzağa etki etmektedir. En basit örnekle ukraynadaki çernobil kazası sadece ukraynada oluşan bir kaza olarak kalmamış birçok bölgeyi etkiledeği gibi Karadeniz bölgesini de etkilemiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G1CtPWunI/AAAAAAAAAAc/W25N6a9p2os/s1600-h/radyasyon03.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ps="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G1CtPWunI/AAAAAAAAAAc/W25N6a9p2os/s400/radyasyon03.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kyanak: www.bilgiustam.com/radyasyon-nedir-zararlari-nelerdir/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-8614199026366328873?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2JLIKdIM2Wb0LgJ4EsCNRd7uy5M/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2JLIKdIM2Wb0LgJ4EsCNRd7uy5M/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2JLIKdIM2Wb0LgJ4EsCNRd7uy5M/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/2JLIKdIM2Wb0LgJ4EsCNRd7uy5M/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/geLdNniE2c8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/8614199026366328873/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=8614199026366328873" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8614199026366328873?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8614199026366328873?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/geLdNniE2c8/radyasyon-nedir-zararlar-nelerdir.html" title="Radyasyon Nedir ? Zararları Nelerdir ?" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_LqJbO1fLBy8/S1G0oFr5KUI/AAAAAAAAAAM/qP3wlzexCrA/s72-c/radyasyon01.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/radyasyon-nedir-zararlar-nelerdir.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0IEQnY9eyp7ImA9WxBQFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-8170663685384269448</id><published>2010-01-16T10:45:00.000+02:00</published><updated>2010-01-16T10:45:03.863+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-16T10:45:03.863+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="insan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ahlak" /><title>İnsanların Ahlakı Yaşlandıkça Bozulur.</title><content type="html">ALINTIDIR .......&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir gun kucuk Thomas, ogretmenine giderek&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bayan Elizabeth, dersten sonra gorusebilir miyiz? Diye sordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ogretmen kabul etti ve sordu:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sorun nedir Thomas?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben bu sinifin duzeyine gore fazla zekiyim. Bir ust sinifa gecmek =stiyorum&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
istek konusunda bilgi verilen Mudur, Thomas'a bunun icin bir testten&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gecmeyi isteyip istemedigini sordu. Thomas tereddutsuz kabul etti ve&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
test basladi..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soyle bakalim Thomas: 3X4&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
On iki&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peki 6X6&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otuz alti Mudur Bey&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Japonya'nin baskenti&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tokyo&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve test bir bucuk saat surdu, Thomas hic hata yapmadi.. Test sonunda&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ogretmen de soru sormak istedi. Thomas ve Mudur bu istegi kabul&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ettiler. ogretmen sorulara basladi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ineklerde dort tane, ben de iki tane olan nedir? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bacaklar ogretmenim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dogru; senin pantolonunun icinde olup, benim pantolonumun icinde olmayan =edir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mudur bu soruya cok sasirir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cepler ogretmenim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kadinlarin tuylerinin en kivircik oldugu yer neresidir? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Velet tereddutsuz yanit verdi: Afrika'dir ogretmenim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yumusak olup, kadinlarin ellerinde sertlesen nedir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mudur gozleri fal tasi gibi acilmis tam konusacakken Thomas =anitladi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tirnak cilasi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peki... Bekar bir kadina gore evli kadinda daha genis olan nedir? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mudur kulaklarina inanamiyordu...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yatak ogretmenim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vucudumun en nemli yeri neresidir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dil ogretmenim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes nefese kalan Mudur test'i bitirmeye karar verdi ve&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Degil bir ust sinifa, ben bunu dogrudan universiteye gonderecegim. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cunku ben bu testi basaramazdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
KISSADAN HISSE:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red; font-size: large;"&gt;insanlarin ahlaklari yaslandikca bozulur&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-8170663685384269448?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VyBgdcO0tBymnLkJzzcKQbHKQLc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VyBgdcO0tBymnLkJzzcKQbHKQLc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VyBgdcO0tBymnLkJzzcKQbHKQLc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VyBgdcO0tBymnLkJzzcKQbHKQLc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/lDyhPtivPjg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/8170663685384269448/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=8170663685384269448" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8170663685384269448?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8170663685384269448?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/lDyhPtivPjg/insanlarn-ahlak-yaslandkca-bozulur.html" title="İnsanların Ahlakı Yaşlandıkça Bozulur." /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/insanlarn-ahlak-yaslandkca-bozulur.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0cMQn4_cSp7ImA9WxBQFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-6270963728305899256</id><published>2010-01-16T10:38:00.000+02:00</published><updated>2010-01-16T10:38:03.049+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-16T10:38:03.049+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="masum ıraklı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="amerikan köpeği" /><title>MASUM IRAKLI</title><content type="html">AMERİKALI! Adamın biri New York, Central Park'ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz&amp;nbsp;bir köpeğinin küçük bir kıza saldırdığını görür.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
Koşar ve köpekle boğuşmaya başlar. Hayli uzun bir uğraştan şonra üzeri yara bere içinde kaldığı halde köpeği öldürür. Ama küçük kızın da hayatını kurtarmıştır. &lt;br /&gt;
Son anda bu sahneyi gören polis nefes nefese olay yerine koşar ve adamın yanına gelir. Sarılıp teşekkür etikten sonra 'Sen' der 'bir kahramansın, yarın bütün gazeteler seni yazacaklar. &lt;br /&gt;
Ve göreceksin başlık da böyle olacak; Cesur New York'lu küçük kızın hayatını kurtardı.' &lt;br /&gt;
Adam 'Ama ben New York'lu değilim!' der. Polis 'Fark etmez, bu durumda gazeteler şunu yazacaklar; Cesur Amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı' &lt;br /&gt;
cevabını verir.' Ama ben Amerikalı da değilim' der adam artık şaşırarak. polis &lt;br /&gt;
'Ya, o halde nerelisin?' diye sorunca adam cevap verir; 'Ben Iraklıyım!' &lt;br /&gt;
Polis adama başka bir şey söylemez. Ama adam ertesi gün gazeteleri aldığında şöyle bir başlıkla karşılaşır; &lt;br /&gt;
'Radikal İslamcı, masum Amerikan köpeğini öldürdü.'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-6270963728305899256?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Shz5-NRE3f-cC7yKxkeku4Evduc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Shz5-NRE3f-cC7yKxkeku4Evduc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Shz5-NRE3f-cC7yKxkeku4Evduc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Shz5-NRE3f-cC7yKxkeku4Evduc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/qyot61CgeWQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/6270963728305899256/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=6270963728305899256" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/6270963728305899256?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/6270963728305899256?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/qyot61CgeWQ/masum-irakli.html" title="MASUM IRAKLI" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/masum-irakli.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CkcHRnc9eip7ImA9WxBQFk4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-9131892977107743770</id><published>2010-01-16T10:20:00.000+02:00</published><updated>2010-01-16T10:20:37.962+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-16T10:20:37.962+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="çalışan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ofis" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="geçinme" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağduyu" /><title>Yönetcinin El Kıtabı - 101 Sağduyu Kuralı 3.Kısım (alıntı) Çalışanlarla İyi Geçinmek</title><content type="html">&lt;strong&gt;&lt;span style="color: red; font-size: large;"&gt;Çalışanlarla İyi Geçinmek&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Keyifli bir ofis her zaman üretken olur. Bu basit kuralları takip ederek herkesin daha neşeli olmasını sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çalışanları tatil ve izin günlerinde ofise çağırmayın, telefonla aramayın. Çalışanlarınızın kendilerine ait zamanlarını acil ve zorunlu olmayan işlerle doldurursanız size kızmalarını ve içerlemelerini garantilemiş olursunuz. Bir işin mutlaka hemen o gün yapılması gerekmiyorsa, izindeki ve tatildeki çalışanlarınızı rahat bırakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Adil olun&lt;/span&gt;. Belirli çalışanlara daha yakın durmak yargılarınızı etkileyebilir ve liderlik özelliklerini sekteye uğratabilir. Tüm çalışanlarınızı eşit ve aynı mesafede davranın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Sezar’ın hakkı Sezar’a.&lt;/span&gt; Bir çalışanınıza ait bir fikri kendinizinmiş gibi göstermeyin, ilgiyi kendi üzerinize çekmeye çalışmayın. Bu hem çalışanların size içerlemesine neden olur hem de sizi güvenilmez gösterir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Başlarında dikilmeyin.&lt;/span&gt; Personelin ne üzerinde çalıştığına aşina olmak iyi olsa da, tepelerinde bir bekçiye ihtiyaçları yoktur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Çalışanlarınızı asla iş arkadaşlarıyla tartışmayın&lt;/span&gt;. Bu tür dedikodu eninde sonunda o kişiye ulaşır ve sizi gayriciddi gösterir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Personelin işine burnunuzu sokmayın.&lt;/span&gt; Eğer çalışanınız işi yetiştiriyorsa, işin nasıl yapıldığı üzerinde çok fazla durmayın. Sizin istediğiniz şekilde yapılmasa da, personelin kendi yargılarına göre hareket etmesine izin vermek daha iyidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Ölçüsüz teslim tarihleri belirlemeyin.&lt;/span&gt; Günün 24 saatini işyerinde geçirmek istemezsiniz. Personel de öyle.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Sözünüzün eri olun.&lt;/span&gt; Çok kötü ve beklenmedik olaylar dışında, personele verdiğiniz sözü her zaman tutun, özellikle de maaşlar ve primler söz konusu olduğunda.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Personeli kişisel işlerinize koşmayın.&lt;/span&gt; Çalışanlarınızdan sizin kişisel işleriniz için koştuırmalarını beklemeyin. Kendi işinizi ya kendiniz halledin, ya da bir asistan tutun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Sıkı çalışmayı ödüllendirin.&lt;/span&gt; Çalışanların yaptıkları işlerden ötürü takdir edildiklerini hissetmelerini sağlayın. Takdir edildiğini ve dikkate alındığını bilen personel daha sıkı çalışacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: red;"&gt;Motive edin.&lt;/span&gt; Bazen personelin güçlü bir moral desteğine ihtiyacı olur. Projenin yürümesi için zaman zaman cesaretlendirin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-9131892977107743770?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Z_Q5l3rO5Jbo4FO1WSTli56E_4c/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Z_Q5l3rO5Jbo4FO1WSTli56E_4c/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Z_Q5l3rO5Jbo4FO1WSTli56E_4c/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Z_Q5l3rO5Jbo4FO1WSTli56E_4c/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/OowAqViiI6Y" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="related" href="http://www.keynotespeakersblog.com/yoneticinin-el-kitabi-101-sagduyu-kurali-%e2%80%93-3-kisim/" title="Yönetcinin El Kıtabı - 101 Sağduyu Kuralı 3.Kısım (alıntı) Çalışanlarla İyi Geçinmek" /><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/9131892977107743770/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=9131892977107743770" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/9131892977107743770?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/9131892977107743770?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/OowAqViiI6Y/yonetcinin-el-ktab-101-sagduyu-kural.html" title="Yönetcinin El Kıtabı - 101 Sağduyu Kuralı 3.Kısım (alıntı) Çalışanlarla İyi Geçinmek" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/yonetcinin-el-ktab-101-sagduyu-kural.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkYERX09eCp7ImA9WxBQFEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-7402769428396480866</id><published>2010-01-14T12:15:00.000+02:00</published><updated>2010-01-14T12:15:04.360+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-14T12:15:04.360+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="peygamper" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="muhammed" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="islam" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="din" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="boncuk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="nazar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="halil günenç" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hurafe" /><title>Nazar Değmesi</title><content type="html">Soru: Evimizde nazar boncuğu işlemeli tabak v.s bulundurmak uygun mudur?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazar boncuğunu takmak kesinlikle haramdır. Câhiliye döneminden devam eden anlamsız bir adettir. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Allah, nazar boncuğunu takan kimsenin işini tamamlamasın" (1).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1-Hâkim ve Ahmed rivayet etmişti&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 259&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Süs eşyası olarak dahi olsa böyle batıl bir adetin yayılmaması için evinizde bulundurmamanız gerekir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soru:Nazar - göz değmesi gerçek midir ve büyüyle ilgisi var mıdır?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Parapsikoloji dilinde “Psikokinezi” denilen nazar, yani göz değmesi bir çeşit büyülemedir. Baktığımız kişilerden veya eşyalardan çok defa gözlerimizi alamadığımız olur. Gözler ruhi fonksiyonları ve beyin gücünü en rahat ve en tesirli şekilde kullanabildiğimiz organlarımızdır. Bilim adamlarının da tespit ettikleri gibi, göz yoluyla bir çeşit hipnoz olayı gerçekleşmektedir. Yılan, fareyi, kuşu veya diğer avlarını böyle yakalar. Gözlerinden gönderdiği zehirli şualar yoluyla avının beyin fonksiyonlarını bozmakta ve talihsiz av, bir anlık göz göze gelmenin bedelini hayatiyle ödemektedir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte aynen insanlar için de geçerli olan bu husus, göz yoluyla karşı tarafa zarar verebilmektedir. Bir kısım gözlerin nazar konusunda daha etkili olması da saydamlığının fazla olması ile ilgili olsa gerektir. İnsan özellikle kıskançlıkla ve kötü niyetle, yani kem gözle bir şeye baktığı zaman daha çabuk zarar verebilir. Bu yüzden kişinin beğendiği bir şeye ısrarla bakması halinde ona, “Allah dilemezse hiçbir şey olmaz” anlamına gelen “Maşaallah” veya “Allah’ın bereketi üzerine olsun anlamına gelen “Barekallah” demesi tavsiye edilmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Göz değmesi hakkında rivayet edilen hadisler, bunun hak ve gerçek olduğunu açıklığa kavuşturmakta ve nazara karşı yapılması gereken hususları da ortaya koymaktadır. Yani nazar, bazılarının zannettiği gibi “Batıl” bir inanç değil, hak ve gerçektir. Buhari, Müslim ve Ebu Davud’un İbn Abbas’tan rivayet ettikleri bir hadisi şerifte Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Göz değmesi haktır. Eğer kaderi (delip) geçecek bir şey olsaydı, bu, göz değmesi olurdu.” (1) Hz. Aişe (r.a)’den rivayet edilen bir hadiste de Hz. Peygamber (s.a.v)’in, “(Göz değmesinden) Allah'a sığının. Zira göz değmesi haktır.” buyurduğu nakledilmektedir. Yine Sahiheyn ve Ebu Davud'da Ebu Hüreyre (r.a)'tan: "Rasulullah (s.a.v)’in: "Göz değmesi haktır" dediği rivayet edilmiştir.”(2) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ebu Davud’un Hz. Aişe (r.a)’den rivayet ettiği bir hadisi şerifte ise, gözü değen ve kendisine göz değmesinin zarar verdiği kimselere ait yapılacak işlemden bahsedilmektedir: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gözü değene (ain) abdest alması emredilir, onun abdest suyu alınır, bununla göz değmesine uğrayan (main) yıkanırdı.”(3) Ayrıca, Kalem suresinin 51. ve 52. ayetlerinin de nazara karşı tedavi edici özelliğinin bulunduğu söylenmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazardan korunmak için en sağlıklı yol dua etmek ve yukarıda Hz. Aişe validemizden nakledilen hadise göre hareket etmek gerekir. Yoksa nazar boncuğu, öküz boynuzu, at nalı, sarımsak vs. gibi, halk arasında yaygın olan batıl inançlara itibar edilmemelidir. Bunların hepsi yasaklanmıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(1) Müslim, Selam 42, (2188); Tirmizî, Tıbb 19, (2063).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(2) Buhari, Tıbb 36, Libas 86; Müslim, Selam 41, (2187); Ebu Davud, Tıbb 15, (3879). &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(3) Ebu Davud, Tıbb 15, (3880). &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soru: Nazar göz değmesi insanı öldürür mü? Göz değmesine karşı ne gibi tedbirler alınabilir? Göz değmesinin sebepleri nelerdir?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevap 1:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsanı tesir altına alan, hasta eden bazı vak’alar vardır ki, tıp ilmi bunlar için kesin teşhise varamamıştır. Gerçek sebebi hakkında da açık bir bilgi verememektedir. İşte bunlardan birisi de “nazar etme,” “göz değme”dir. Nazarın gerçek olduğu, nazar edilen kimsenin hastalanmasına, hattâ ölümüne sebep olduğu da bilinen ve kabul edilen bir hakikattir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazarın gerçek olduğunu ve insanın kaderiyle yakından alâkasının bulunduğunu ifade eden Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Nazar haktır, kader ile yarışan birşey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçerdi (kaderi değiştirirdi).”1&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazarın kaderle her ne kadar alâkası varsa da onun tesirini yaratan yine Cenab-ı Haktır. Yoksa bizzat nazar eden kişi o hadiseyi meydana getirmiş değildir. Nazarı keskin olan kimse birşeye baktığı anda Cenab-ı Hak o şeyde zararı yaratmaktadır. Çünkü iyiliği de kötülüğü de yaratan Allah’tır. Allah’ın iradesi dışında hiçbir şey meydana gelmez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazar etmenin, ölümü, kişinin helâk olmasını netice veren cihetini Peygamberimizden öğreniyoruz. Câbir bin Abdullah’ın rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulmaktadır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Göz değmesi haktır. Deveyi kazana, insanı da kabre girdirir.”2&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece, nazara uğrayan deve nasıl ki ölüp, eti tencereye konuyorsa, aynı şekilde nazar edilen kişi dehayatından olup mezara girebilmektedir. Hadis-i şeriften nazarın tesirinin yalnız insana bağlı kalmadığı, bütün canlılara, hattâ insanı dikkatini çeken hertürlü şeye de zarar verebildiği anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Asr-ı Saadette geçen, nazarla ilgili bir hadiseden, mü’minin beğendiği birşey karşısında nasıl davranması, neler söylemesi gerektiği, nazar etmenin din kardeşini öldürme sayılacağı, nazara uğrayan ve nazar eden kimsenin neler yapması gerektiği hususunda geniş bilgiler çıkarmak mümkündür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazardan ve ondan gelebilecek şerden Allah’a sığınmalıdır. Hz. Âişe’den öğrendiğimize göre, Peygamberimiz ona göz değmesine karşı rukye yapmasını (dua okumasını) emretmiştir.5&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başka bir hadiste “Nazardan Allah’a sığınınız”6 buyurularak, şifayı Allah’tan istememiz tavsiye edilmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peygamberimizin göz değmesi karşısında ondan korunmak için hangi duaları okuduğunu ve neler yaptığını Ebû Said el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatmaktadır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Resulullah (a.s.m.) (Cinlerin ve insanların nazarından Allah’a sığınırım, gibi dualarla) cinlerin nazarından, sonra da insanların nazarından Allah’a iltica ederdi. Sonra Muavvizetân (Felâk ve Nâs Sûreleri) inince bu sûrelere devam etti. Diğer duaları terk etti.”7&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu halde, nazar eden ve zarar verenleryalnız insanlar değildir. Aynı zamanda cinler de nazar edip, insana zarar vermektedir. “Cinlerin nazarı oktan daha sür’atli geçer” diyen bazı âlimler göz değmesini, cinlerin çarpması ve nazar etmesi mânâsında da anlamaktadırlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peygamberimizin tatbik ve tavsiye ettiği mânevî ilaçlardan başka yollara başvurup şifa aramak mü’mine yakışmaz. Cahiliye devrinde Araplar bazı hastalıklardan dolayı boyunlarına ve kollarına çeşitli âlet ve boncuklar takarlardı. Deva ve şifayı da o taktıkları şeylerden beklerlerdi. Şirk kokan, inancına uymayan bu nevi işleri şiddetle yasaklayan Peygamberimiz, “Kim birşey takarsa bütün işleri o taktığı şeye teslim edilir”8 &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
buyurmuştur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece takılan o şeyin bir fayda vermeyeceği, ayrıca kişinin bütün ümidini bizzat ona bağlamasıyla da inancına zarar geleceği anlaşılmış oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazardan korunmak için mânâsı bilinmeyen bazı muskalar yazıp kullanmak veya “nazar boncukları” takmak İslâm inancına uymayan bâtıl âdetlerdir. Bu gibi şeyleri insanın takınması caiz olmadığı gibi, bir hayvana veya bir eşya üzerine takmak da aynı şekilde meşru değildir. Peygamberimizin haram saydığı bazı şeyler arasında nazarlık takınmak da sayılmaktadır.9&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu işlere benzeyen ve halk arasında mum eritmek, kurşun dökmek veya ot yakıp hastanın başının üzerinde gezdirmek gibi hiçbir mânâsı olmayan tatbikatlara tevessül etmemek lâzımdır. Çünkü Cenab-ı Hak her türlü derdi verirken meşru olarak dermanını da yaratmıştır. Mü’min ölçü olarak sünneti almalı, o çizgiden çıkmamaya çalışmalıdır. İstikamet ancak bu yolla mümkündür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1. Müslim, Selâm: 42; İbni Mâce, Tıb: 3.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2. Keşfü’l-Hafâ, 2: 76 (Ebû Naim’dennaklen).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3. İbni Mâce, Tıb: 32, Müsned, 3: 447.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
4. Neyevi, Şerh-u Sahih-i Müslim, 14 % 172-173.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
5. İbni Mâce, Tıb: 34.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
6. A.g.e., Tıb: 32.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
7. A.g.e., Tıb: 34.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
8. Tirmizi, Tıb: 24.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
9. Neseî, Zînet: 17.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mehmed Paksu Helal – Haram&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevap 2:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
NAZARDAN KORUNMA TEDBİRLERİ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gözdeğmesi (nazar) illetine yakalanmadan önce korunmak için şu tedbirler alınmalıdır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1) BİRİNCİ TEDBİR: Sabah ve akşam koruyucu dua, evrad ve zikirlere devam edilmelidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onları okuyan kimseyi Allah (c.c.) nazardan muhafaza buyurur. Okunacak sure ve dualar çoktur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazıları şunlardır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fatiha Suresi,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayetü'l-Kürsî,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Felâk Suresi,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nâs Suresi,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in okuduğu muhtelif dualar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazara karşı şu duayı okumalıdır: &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Yarattığı şeylerin şerrinden Allah (c. c.)' in tam olan kelimelerine sığınırım." (Ebu Davûd, Tıp, 19; Dârimî, İsti'zan, 48; Muvatta, İsti'zan, 34; Ahmed b. Hanbel, 4/430)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yine şu duayı okumalıdır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Bütün şeytanlardan, zararlı hayvanlardan, Kem gözlerden Allah (c.c.)'ın tam olan kelimelerine sığınırım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hiçbir iyinin ve kötünün yapamadığı ve Allah (c. c.) 'in yaratıp vücuda getirdiği bütün şerlerin şerrinden,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gökten inenlerin ve göğe çıkanların şerrinden,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yerde bitenlerin ve yerden çıkanların şerrinden,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gecenin ve gündüzün fitnelerinin şerrinden,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İyilik için kapı çalan hariç, gece ve gündüz her kapı çalanın şerrinden Allah (c. c.) 'ın tam olan kelimelerine sığınırım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Rahman (olan Allah'ım)" (Buharî, Kitabü'l-Enbiya, 10; Müslim, Kitabu'z-Zikr, 54, 55; Ebu Davud, Kitabu't-Tıb, 19; Kitabu'l-Edeb, 98; Tirmizî, Kitabu't-Tıb', 18; Kitabu'd-Deavât, 40; Ahmed b. Hahbel, 2/181, 290, 375, 448, 4/57.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yine şu ayeti okumalıdır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Doğrusu inkâr edenler, Kur'an'ı duydukları vakit (sana olan düşmanlıklarından dolayı) neredeyse gözleri ile seni yere sereceklerdi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hâlâ da (senin için) mutlaka o, delidir! Diyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Halbuki Kur'an, bütün âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir." (Kalem, 68/51,52.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsanların ahvâline bakan kimse, nazar konusunda onlarda bir umursamazlık olduğunu görür. Oysa ki, bilhassa bebeklerin ve küçük çocukların şeriata uygun dualarla nazardan korunmaları gerekir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)'ı şu dua ile koruyordu:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Sizi, bütün şeytanlardan, Zararlı hayvanlardan, Kem gözlerden, Allah (c.c.)'ın tam olan kelimelerine sığındırırım." (Buharî, Abdullah b. Abbas (r.a.)'dan rivayet etmiştir.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, torunları olan Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)'a hitaben yine şöyle derdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Şüphesiz ki, sizin atanız (İbrahim Aleyhisselâm) İsmail'i ve İshak'ı onlarla koruyordu." (Buharî, İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet etmiştir.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2) İKİNCİ TEDBİR: Nazar değmesinden korunma yollarından biri de, korktuğu ve şüphelendiği kişilerin yanında güzelliklerini teşhir etmemelidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hafız el-Bağavî "Şerhü's-Sünne" eserinde anlattığına göre, Hz. Osman b. Affan (r.a.) çok güzel bir çocuk görmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunun üzerine, onu nazardan korumak için çocuğun velisine şöyle dedi: "Bu çocuğun çenesine siyah boya sürerek onun güzelliğini kamufle ediniz."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3) ÜÇÜNCÜ TEDBİR: Gözdeğmesinden korunma yollarından biri de, görüp beğendiği bir şey hakkında, gören kişinin bereketle dua etmesidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir kimse, kendi gözünün başkasına zarar vermesinden korkarsa, ona baktığı zaman şöyle demelidir:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Allah (c.c.) onu sana mübarek etsin." (Benzer ifade ile Bkz. Ebu Davud. Nikâh, 36; Tirmizî, Nikâh, 7; İbn-i Mâce, Ezan, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/281.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Veya şöyle demelidir:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Ya Rabbi! Ona mübarek eyle." (Benzer ifade ile Bkz. Müslim, Zühd, 74; Ebu Davud, Vitir, 31; Nesaî, Zekât, 12; İbn-i Mâce, Zühd, 8; Ahmed b. Hanbel, müsned, 3/108, 188, 5/77.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yahut şöyle demelidir: "MâşâAllah (Allah ne güzel yapmış) Allah'tan başka kuvvet (sahibi) yoktur." (Ebu Davud, Edeb, 101.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ya da buna benzer dualar etmelidir. O zaman Allah (c.c.)'ın izni ile zarar defolur gider.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendi nefsinden, başkasına nazar değmiş olmasından şüphelenen ve endişe duyan kimsenin yapması gereken şey, Allah (c.c.)'dan korkması ve gözdeğmesine sebep olabilecek şeylerden sakınmasıdır. Bunun için Allah (c.c.)'ı çokça zikretmeye devam etmelidir. İnsanlardan hoşa giden bir şey gördüğü zaman Allah (c.c.)'dan, onu mübarek kılmasını dilemelidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüce Allah (c.c.)'ın, insanlara vermiş olduğu nimetlere kesin olarak hased etmemelidir. Çünkü, eğer onlara hased ederse, sanki Rabbine karşı itirazda bulunmuş gibi olur. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevap 3:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
NAZAR DEĞMESİNDEN SONRA&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yukarıda, nazar değmemesi için alınacak tedbirler ve korunma çareleri açıklanmıştı. Nazar değdikten sonra da şeriata uygun çareler vardır. Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde bu hususa işaret eden deliller bulunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yine şu sure ve ayetler dua maksadıyla okunmalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
a) Fatiha Suresi,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
b) Ayetü'l-Kürsî,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
c) Felâk Suresi,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
d) Nâs Suresi,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
e) Ayrıca Cebrail Aleyhisselâm'ın, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz'e okuduğu ve öğrettiği şu dua okunmalıdır:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Allah (c. c.) 'in ismi ile sana rukye ederim (okuyup üflerim). Sana eziyet veren her şeyin şerrinden, Her nefsin yahut hased edenin kem gözünün şerrinden Allah (c.c.) sana şifa versin. Allah (c.c.)'in ismi ile sana rukye ederim" (Buharî, Kitabu't-Tıb, 38; Müslim, Kitabu's-Selam, 40; Ebu Davud, Kitabu't-Tıb. 19; Tirmizî, Kitabu'l-Cenâiz, 4; İbn-i Mâce. Kitabu't-Tıb, 36. 37; Ahmed b. Hanbel, Müsned. 6/332.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yine Resûlüllah (s. a.v.) Efendimiz' in bir hastalığı olduğu zaman Cebrail Aleyhisselâm gelir ve şu duayı okurdu: "Allah (c.c.) 'in ismi ile sana rukye ederim (okuyup üflerim). Allah (c.c.) bütün hastalıklardan sana şifa versin. Hased ettiği zaman hased edenin şerrinden ve bütün kem gözlülerin şerrinden (seni korusun.)" (Müslim, Hz. Âişe (r.a.)'dan rivayet .etmiştir.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bazı İslâm büyüklerinden nakledilmiştir ki; gözden sakınmanın şartı, iyilikleri, güzellikleri, zînetleri gizlemektir. Bir kimsenin kendisini, ailesini veya çocuğunu süsleyip el âleme teşhir etmesi uygun değildir. Allâme İbnu'l-Kayyım diyor ki: "Kim bu duaları okuyup tecrübe ederse, faydasının derecesini ve ona ne kadar çok ihtiyaç bulunduğunu anlar. Bu dualar, nazar edenin tesirine mâni olur. Onu okuyan kimsenin imanının kuvvet derecesine göre nazarın etkisini giderir. Çünkü bu dualar silahdır. Silah ise, kullanana göre etkili olur."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Abdullah es-Sâcî (r.a.)'ın anlattığına göre, kendisinin çok güzel bir devesi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birgün devesine binerek yol arkadaşları ile beraber sefere çıktı. Yolculardan biri vardı ki, gözü değerdi. Bu durumu bilenler Abdullah'ı uyardılar. Devesini o adamın gözünden sakınmasını söylediler. Abdullah o adamın, devesine bir zarar veremeyeceğini söyleyip pek aldırmadı. Abdullah'ın sözlerini ve davranışını da o adama anlattılar. Adam, kendisini ispat etmek için Abdullah'ı kollamaya başladı. Bir mola sırasında Abdullah oradan ayrılınca, adam hemen gelerek deveye nazar etti. Biraz sonra deve hastalanıp yere düştü. O sırada Abdullah da çıkageldi. Deveyi o vaziyette görünce neler olduğunu sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dediler ki: "Sen gidince hemen o adam gelip deveye nazar etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayvana bakınca o da bu hâle geldi."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunun üzerine Abdullah: "O adamı bana gösterin" dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onlar da gösterdiler. Abdullah, adamın yanına varıp karşısında durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonra şu duayı okudu:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Allah (c.c.)'ın ismiyle hapsedenin hapsinden, Kuru taşın (şerrinden), Yakıcı kıvılcımın (şerrinden Allah 'c.c.)'a sığınırım).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nazar edenin gözdeğmesi, kendi aleyhine dönsün ve en sevdiği kişinin üzerine dönsün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gözünü çevirip de (sema' ya) bak! Bir bozukluk görüyor musun? Sonra gözünü iki kez çevir de yine bak. Göz hor, Hakir, Bitkin ve ümidini kesmiş olarak tekrar sana döner." (Bu duanın son kısmı, Mülk Suresi'nin 3. ce 4. ayetleridir. Bkz. Mülk, 67/3-4..)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Abdullah es-Sâcî bu duayı okuyunca gözdeğmesi kalktı. Allah (c.c.)'ın izni ile devesi iyileşti. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Cevap 4:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
UYARILAR&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1) BİRİNCİ UYARI: Gözdeğmesi (nazar) bazan insanlardan olur. Bazan da cinlerden olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mü'minlerin annesi Ümmü Seleme (r.a.)' dan rivayete göre, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, evinde bir kız görmüştü. Kızın yüzünde bir değişme farketti ve şöyle buyurdu: "Ona rukye yapınız (okuyup üfleyiniz). Çünkü onda gözdeğmesi (nazar) vardır." (Buharî ve Müslim, Ümmü Seleme (r.a.)'dan rivayet etmişlerdir.) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hafız el-Bağavî diyor ki: "Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz nazar değmesine işaret ederken cinlerden nazar değmiş olacağını kasdetmiştir."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Deniliyor ki: "Cinlerin nazar etmesi, mızrak ucundan daha tesirlidir." Şüphe yok ki, insan kirli elbiselerini değişmek için çıkardığı vakit, Yahut tuvalet ihtiyacını gidermek için, Ya da bir başka sebeple avret yerini açtığı vakit cinlerin nazarından korunmak için dua etmelidir. Bu da Cenab-ı Hakk'ın ismini zikretmekle olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Onlardan (insanlardan) biri helaya girdiği zaman, başka bir rivayette, elbisesini çıkarıp bir yere koyduğu zaman bismillah demesi, cinlerin gözleri ile Ademoğlunun avret mahallinin arasında bir perdedir." (Tirmizî. Sünen'inde ve Ahmed b. Hanbel de Müsned'inde rivayet etmişlerdir.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2) İKİNCİ UYARI: Cenab-ı Hakk'ın ihsan ettiği sağlığı, Güzelliği, Nâli olduğu nimetler ve sair sebeplerle gözdeğmesine hazır olan kimse, daima tedbirli olmalı ve kendisini teşhir etmemelidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özellikle kadınlar kendi güzelliklerini ve bilhassa kız çocuklarının güzelliklerini aşırı derecede teşhir etmemelidirler. Çünkü bunun sonucunda birçok üzücü olaylara şahit olunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz Esma binti Umeys (r.a.)'a hitaben şöyle buyurmuştur:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Bana ne oluyor ki, kardeşoğullarının cisimlerini zayıf görüyorum! Yardıma muhtaç duruma gelmişler." (Müslim, Câbir b. Abdullah (r.a.)'dan rivayet etmiştir.) Bunlar Hz. Cafer b. Ebu Tâlib'in çocukları idiler. Esma dedi ki: "Onların bir hastalıkları yok. Fakat onlara nazar değdi."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu: "(O halde) sen onlara rukye yap. (okuyup üfle.)" (Ahmed b. Hanbel. Müsned, 3/333.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3) ÜÇÜNCÜ UYARI: İnsanlardan bazıları rukye tedavisi (okuyup üfleme) talep ettikleri zaman okuyan kişinin inancının sağlam olup olmadığını, Maksadını, İlmini araştırmıyorlar. Bu sebeple de sahtekârlara, Büyücülere ve kötü maksadlı olanlara yöneliyorlar. O bozguncular, yapıcı olmaktan çok yıkıcıdırlar. Hatta onların içinde niceleri vardır ki, haram olan şeyleri, Yahut bid'atları, Ya da şirk olan şeyleri insanlara emrederler. Böyle kimselerin şerlerinden muhafaza etmesini Yüce Allah (c.c.)'dan dileriz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rukye (okuyup üfleme) talep eden kimseye gereken şey, dikkatli olması ve işini sağlam apmasıdır. Yani, ya kendisi okumalı, Yahut da buna ehil olan imanlı ve ihlâslı kimseleri bulmalıdırlar. Şunu da iyi bilmelidir ki; Eğer şeriatın uygun gördüğü şartlar uygun olmazsa, rukye yapmak caiz olmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hz. Yusuf Aleyhisselâm'ın kıssasını anlatan şu ayetin mânâsını derin derin düşünmeliyiz:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Ayrı ayrı kapılardan (şehre) girin (ki size nazar değmesin.) Yine de Allah'ın takdir ettiği bir şeyi ben sizden gideremem. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben ona güvenip dayandım. Tevekkül edenler de yalnız ona güvenip dayanmalıdırlar." (Bkz. Yusuf, 12/67.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilmelidir ki, gözdeğmesinden (nazardan) korunmak ve onu tedavi etmek, ancak Allah (c.c.)'dan ve onun Resûlü'nden gelen şeylerin doğruluğuna inanmakla mümkün olur. Eğer bu konuda şüphe ve tereddütleri olursa, ilacın tesiri de azalır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak : http://www.birlikteforum.com/forum/empty-t4747.0.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-7402769428396480866?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CD3QPh7a3zmxvYrOTAs5QvL61_I/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CD3QPh7a3zmxvYrOTAs5QvL61_I/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CD3QPh7a3zmxvYrOTAs5QvL61_I/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CD3QPh7a3zmxvYrOTAs5QvL61_I/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/f92g3ZIQb50" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/7402769428396480866/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=7402769428396480866" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/7402769428396480866?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/7402769428396480866?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/f92g3ZIQb50/nazar-degmesi.html" title="Nazar Değmesi" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/nazar-degmesi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEANSXwzeip7ImA9WxBQFEg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-8698843780677014962</id><published>2010-01-14T09:05:00.002+02:00</published><updated>2010-01-14T09:06:38.282+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-14T09:06:38.282+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="muhammed" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="islam" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="din" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="rüya" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tabir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="peygamber" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Allah" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yusuf" /><title>İslamda Rüya Tabirleri</title><content type="html">Konusu : Haramlar ve Helâller&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İçeriği : GÜNLÜK HAYAT&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başlığı : Rüya Tabiri &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İnsanın uyku halinde gördüğü düşler de, mevcut bilimsel verilerle açıklanması kolay olmayan, dinler ve çeşitli kültürler tarafından değişik açıklama ve ilgilere konu olan bir muammadır. Sebebi ve kaynağı nasıl açıklanırsa açıklansın tarihin hemen her devrinde insanların rüya ile ilgilendiği, onları yorumlayarak mânalar çıkarmaya çalıştığı görülür. İlk dönemlere ait birçok kültürde rüyada yaşananların uyanıkken yaşananlar kadar net ve gerçek olduğu var sayılırdı. Eski Mısırlılar, Bâbilliler ve Asurlular’da rüya tabiri gelenek haline gelmişti. Kâhin ve büyücülerin en önemli görevlerinden biri rüyaları yorumlamaktı. Kitâb-ı Mukaddes de dahil olmak üzere birçok Ortadoğu ve Asya kaynaklı metinde kehanet içeren rüyalardan bahsedilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur’an ve Sünnet’te rüya konusuna sıkça değinilir. Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. İbrâhim, Hz. Yûsuf ve Mısır hükümdarının gördüğü rüyalardan söz edilmekte (Yûsuf 12/5, 43, 100; el-İsrâ 17/60; es-Sâffât 37/105), Hz. Peygamber’in gördüğü bir rüyanın yüce Allah tarafından doğru çıkarıldığı belirtilmektedir (el-Feth 48/27). Hadislerde ise rüyanın insan hayatındaki yerine ve önemine çeşitli defalar temas edilmiştir. Resûlullah’a ilk vahiy uykuda rüyâyı sâdıka şeklinde gelmiş ve altı ay müddetle bütün vahiyler rüyada vuku bulmuştur. Bir hadiste yirmi üç yıllık vahiy müddeti içerisindeki altı aylık zaman dilimi kastedilerek “Müminin sadık rüyası nübüvvetin kırk altı cüzünden biridir” buyurulmuş ve “Sadık ve sâlih rüya vahiy cümlesindendir” denilerek rahmânî rüyanın vahiy derecesinde mübarek bir telkin niteliği taşıdığına işaret edilmiştir (Buhârî, “Ta‘bîr”, 1-5; Müslim, “Rü’yâ”, 3-9; Ebû Dâvûd, “Salât”, 148; “Edeb”, 88). Hadis kitaplarında konuyla ilgili özel başlıklar açılarak Resûl-i Ekrem’in rüyalarına genişçe yer verilmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İslâm bilginleri, âyetlerdeki sınırlı bilgilerden, özellikle de Hz. Peygamber’in rüya ile ilgili açıklamalarından hareketle, ayrıca kişisel tecrübe ve bilgilerinin de yardımıyla rüyanın mahiyeti, çeşitleri ve yorumu konusunda zengin bir bilgi birikimi ve literatür oluşturmuşlardır. İslâmî kaynaklarda üç türlü rüyanın bulunduğu ifade edilir. 1. Rahmânî rüya. Buna rüyâ-yı sâdıka, rüyâ-yı sâliha veya sadece “rüya” da denir. Bu tür rüyalar Allah tarafından doğrudan doğruya melekler vasıtasıyla gelen hak telkinlerdir. Hz. Peygamber bunu müjdeleyiciler anlamında “mübeşşirât” diye isimlendirip nübüvvetin kırk altıda biri (1/46) olarak nitelendirmiş, nübüvvetin bitiminden sonra da mübeşşirâtın devam edeceğini bildirmiştir (Buhârî, “Ta‘bîr”, 5; Tirmizî, “Rü’yâ”, 2-3; İbn Mâce, “Ta‘bîr”, 1). Bu tür rüyalar insanlar için yol gösterici ve ışık tutucudur. 2. Şeytânî rüya. Şeytanın aldatma, vesvese ve korkutmalarından doğan karışık hayaller, yalan ve bâtıl düşler, insanı kötülüğe sevkeden telkinlerdir. Bunları anlatmak ve tabir ettirmek tavsiye edilmez. 3. Nefsânî rüya. Nefsin hayal ve kuruntuları, uyku esnasındaki dış etkiler ve günlük meşgalelere ilişkin rüyalardır. Rüyada görülen şeyin kısa bir zaman önce uyanık olarak idrak edilmiş olup sûretinin hayalde devam etmesi, üzerinde önceden düşünülen veya gelecekte vukuu beklenen türden olması, üşüyen kişinin kar, harareti olan kişinin ateş görmesi gibi mizaç değişikliği ile bağlantılı olması bunun örnekleri olarak sayılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İslâm bilginleri insanın içinde bulunduğu iç ve dış şartlardan kaynaklanan nefsânî rüyanın psikolojik ve fizyolojik şartlarla ilgili olabileceğini kabul etmekte ve peygamberlerin gördüğü sadık rüyaları vahiy kapsamında olduğu için tartışma dışı tutmaktadır. Peygamberler dışında kalan kişilerin gördükleri sâlih rüyaların kaynağı konusunda ise şu görüşler ileri sürülmektedir: Mu’tezile kelâmcıları uyku halinde idrak olamayacağını ileri sürerek rüyada görülenlerin hayal olduğunu iddia ederken, kelâmcıların çoğunluğu bunları mâna âleminden rü’yet âlemine semboller şeklinde indirilen “ilham” olarak değerlendirmektedir. İslâm filozofları rüyaları hayal âleminden ortak duyuya düşen sûretlerin izlenimleri olarak nitelendirmekte, tasavvuf ehli ise ruhun uykuda misal âlemini seyretmesi ve bu esnada gördüklerini uyanınca hatırlaması şeklinde açıklamaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Son iki yüzyıl içinde psikoloji, fizyoloji, metabiyoloji gibi modern bilim dallarında önemli gelişmeler kaydedilmiş, bu dönemde rüyanın mahiyeti, kaynağı, içeriği ve süresi gibi konularda yoğunlaşan bilim adamı ve araştırmaların sayısı da bir hayli artmıştır. Bununla birlikte rüyalar deney ve gözleme konu olmadığı ve herkes kişisel tecrübe ve duyumundan yola çıkarak bir tahminde bulunduğu için modern bilimin açıklamaları sınırlı kalmaktadır. Çünkü netice itibariyle rüya da, Allah’ın en güzel şekilde yarattığını beyan ettiği insanın, üzerindeki sır perdesi henüz açılmamış gizemli bir dünyası görünümündedir. Bunun için de bu konuda kişisel izlenimlerle, bir de âyet ve hadislerin verdiği sınırlı bilgilerle yetinmek durumundayız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İslâm dünyasında da Batı’da da bilginlerin rüyanın kaynağı ve mahiyeti konusuna özel ilgi duyduğu ve bu konuda bazı açıklamalar yapmaya hatta teoriler geliştirmeye çalıştığı, esasen insan merkezli bilimsel araştırmaların her geçen gün daha bir önem kazandığı doğrudur. Ancak geniş halk kesimleri öteden beri rüyanın mahiyetinden çok yorumuyla, yani görülen rüyanın gerçek ve günlük hayatla ilgisinin ne olabileceği konusuyla ilgilenmiştir. Rüya sözlü olarak değil sembollerle görülmektedir. Her varlık ve olay rüyada bir sembol ile ifade edildiğinden, rüyaların yorumu da bu sembollere göre yapılmaktadır. Bu işe de rüyada görülen olayların yorumlanması anlamında rüya tabiri denilir. Zamanla rüya tabiri özel bir uğraşı alanı olmuş, bunu konu alan ve “tabirnâme” denilen kitaplar telif edilmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur’ân-ı Kerîm’de rüyaların yorumu “ta‘bîrü’r-rü’yâ” (Yûsuf 12/43), “te’vîlü’r-rü’yâ” (Yûsuf 12/100), “te’vîlü’l-ahlâm” (Yûsuf 12/44), “te’vîlü’l-ehâdîs” (Yûsuf 12/6, 21) ve “iftâ” kelimesinin türevleri ile (Yûsuf 12/43, 46) ifade edilmekte, Hz. Yûsuf’a rüyaların yorumunun öğretildiği (Yûsuf 12/6, 21), Hz. İbrâhim, Hz. Ya’kub ve Hz. Yûsuf’un gördükleri rüyaları tabir ederek bu yorum ışığında hareket ettikleri bildirilmektedir (Yûsuf 12/4-6; es-Sâffât 37/102). Kaynaklarda Hz. Peygamber’in sabah namazından sonra “Rüya gören var mı?” diye sorduğu, varsa tabir ettiği kaydedilmekte (Buhârî, “Ta‘bîr”, 47; Ebû Dâvûd, “Îmân”, 10, Dârimî, “Rü’yâ”, 13), eğer kendisi rüya görmüşse anlattığı, ashaptan biri veya kendisinin tabir ettiği, görülen güzel rüyaları anlatıp tabir ettirilmesini hoş karşıladığı, kötü rüyaların anlatılması veya tabir ettirilmesini ise istemediği belirtilmektedir. Sahâbe ve sonraki dönem âlimleri arasında isabetli rüya tabirleriyle meşhur olmuş birçok şahıs vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Peygamberimiz’in rüya meselesiyle ilgili olarak üzerinde durduğu bir husus da, kişinin gerçekte görmediği halde, sanki rüya görmüş gibi birtakım şeyler anlatmasıdır. Resûli Ekrem bu işin çok yanlış olduğunu hatta bazı rivayetlere nazaran kişinin imanının eksikliği veya yokluğu anlamına geleceğini ifade etmiştir. İslâm bilginleri görülen bir rüyanın her önüne gelene, hele hele kötümser kimselere anlatılıp, onlara tabir ettirilmesinin yanlışlığı üzerinde durmuşlardır. Rüya tabirine ilişkin olarak söylenecek ilk sözün, rüyayı gören kişinin ruhunda meydana getireceği etkinin önemini kavramış olan bilginlerimiz, rüyanın iyimser, her şeyi hayra yoran kimselere tabir ettirilmesinin uygun olduğunu belirtmişlerdir. Bu anlayışın bir sonucu olarak, “Bir rüya gördüm” diye söze başlayan kişiye, duyan kişi ya da kişilerin hemen “Hayırlara gelsin” temennisinde bulunmaları âdeti yerleşmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Rüya, özellikle onu gören şahsı ilgilendiren bir hadisedir. Bu sebeple gördüğü rüyanın yorumunu en iyi yapabilecek olan da o şahsın kendisi olmalıdır. Başkasının gördüğü bir rüyayı tabir etmek de kolay değildir. Tabircinin, uyku esnasında görülen sembolleri ve işaretleri ayırt edip, bir karîne ile onlarla o şahsın gerçek dünyası arasında ilgi kurması ve onlardan bu yönde bir anlam çıkarması gerekmektedir. Öte yandan her bir rüyanın ve sembolün, rüyayı gören şahsın konumuyla sıkı ilişkisi bulunduğundan bu konuda kategorik ve genellemeci yorumlar da isabetli olmaz. Bu itibarla, günümüzde “rüya tabirleri” adıyla yayımlanan kitapların içeriğinin, rüyanın gerçek mânasıyla pek ilgisi yoktur. Bu sebeple rüyanın tabiri, bir bakıma tahmin ve temenni niteliğindedir. Daha sonra gerçekleşen olaylar yapılan rüya tabirine uygun düşerse isabetli bir tabirden, değilse tabirin isabetsiz oluşundan söz edilerek konu kapanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böyle olunca rüyayı, keşif ve sezgi gibi vasıtalarla birlikte ilham kapsamında mütalaa etmek, ancak ilhamın objektif bir delil değil sadece o şahsı ilgilendiren bir delil olabileceğini unutmamak gerekir. Özetle belirtmek gerekirse, peygamberlerin gördüğü veya tabir ettiği rüyalar dışında kalan rüya ve tabir kesin bilgi ifade etmez. Bu sebeple rüyalarla dinî hükmü belirlemek veya geçersiz kılmak ve buna göre de hayatı yönlendirmek câiz değildir. Rüya gibi rüyanın yorumu da rüyayı gören şahsı ilgilendirdiğinden başkalarının bu yorumu esas alarak onun üzerine hüküm bina etmesi uygun olmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="http://sorusor.diyanet.gov.tr/fmi/xsl/fetva/y_dokumcevap.xsl?-db=FetvaVT&amp;amp;-lay=wfkweb&amp;amp;-recid=946&amp;amp;-find"&gt;http://sorusor.diyanet.gov.tr/fmi/xsl/fetva/y_dokumcevap.xsl?-db=FetvaVT&amp;amp;-lay=wfkweb&amp;amp;-recid=946&amp;amp;-find&lt;/a&gt;=&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-8698843780677014962?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1et5DEuyU1dz_e_iMVO6DYb5B0s/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1et5DEuyU1dz_e_iMVO6DYb5B0s/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1et5DEuyU1dz_e_iMVO6DYb5B0s/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1et5DEuyU1dz_e_iMVO6DYb5B0s/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/DgrxvY8x9ys" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/8698843780677014962/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=8698843780677014962" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8698843780677014962?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/8698843780677014962?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/DgrxvY8x9ys/islamda-ruya-tabirleri.html" title="İslamda Rüya Tabirleri" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/islamda-ruya-tabirleri.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUQAQ3c4eyp7ImA9WxBQE0Q.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-5200296617490531411</id><published>2010-01-13T17:42:00.002+02:00</published><updated>2010-01-13T17:42:22.933+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-13T17:42:22.933+02:00</app:edited><title>Yasal çalışma Süreleri</title><content type="html">İş Kanunu &lt;br /&gt;
Madde 0063: Çalışma süresi&lt;br /&gt;
Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır.&lt;br /&gt;
Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir.&lt;br /&gt;
Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sağlık kuralları bakımından günde ancak yedibuçuk saat ve daha az çalışılması gereken işler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-5200296617490531411?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UD4Xx0fuyTzWgSAQv3cmWPZjy5Y/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UD4Xx0fuyTzWgSAQv3cmWPZjy5Y/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UD4Xx0fuyTzWgSAQv3cmWPZjy5Y/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UD4Xx0fuyTzWgSAQv3cmWPZjy5Y/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/01J4Kw_h8m0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/5200296617490531411/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=5200296617490531411" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/5200296617490531411?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/5200296617490531411?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/01J4Kw_h8m0/yasal-calsma-sureleri.html" title="Yasal çalışma Süreleri" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2009/12/yasal-calsma-sureleri.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE4MQHs5eyp7ImA9WxBQE0Q.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-9208890148141339196</id><published>2010-01-13T17:35:00.002+02:00</published><updated>2010-01-13T17:36:21.523+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-13T17:36:21.523+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İ945" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="intel" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gigabyte" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ati" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="nvidia" /><title>GA-8I945P ve HIS ATI RADEON HD İLE SATA ÇAKIŞMASI</title><content type="html">&lt;a href="http://www.gigabyte.com.tw/FileList/Image/motherboard_productimage_ga-8i945pmf_big.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ps="true" src="http://www.gigabyte.com.tw/FileList/Image/motherboard_productimage_ga-8i945pmf_big.jpg" width="316" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;
Gigabyt'ın 945P serisi 2 PCI ve PCE 1x ve 1 PCE 16x slotu olan anakartınız var ise ati yada nvidia ekran kartı alırken dikkat ediniz. resimden de görüldüğü gibi ram soket klipsleri ile PCIEx Ekran kartı yuvası aynı hizadalar. Eğer ekran kartınızın arka yüzünde de metal soğutu v.s. bir çıkıntı varsa ram slotuna denk geldiğinden ekran kartınız oturmaz veya esneterek hafif yay şeklinde oturtabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ati radeon HD 4600 ve üzeri ekran kartı alıpta bu anakarta takarsanız yüksek olasılıkla anakartınızın SATA portu çalışmayacaktır. Denenmiş ve test edilmiştir. Asus P5Q ile sorunsuz çalışmaktadır ancak P5Q nun kırık vista kullanıcılarına bir süprizi var. vistanın kırılmış hali (Loader ile) çalışmamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-9208890148141339196?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ttCrRTB4oFx7aw1t1Qgr9ua9fvw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ttCrRTB4oFx7aw1t1Qgr9ua9fvw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ttCrRTB4oFx7aw1t1Qgr9ua9fvw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ttCrRTB4oFx7aw1t1Qgr9ua9fvw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/7_gh85npSKQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/9208890148141339196/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=9208890148141339196" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/9208890148141339196?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/9208890148141339196?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/7_gh85npSKQ/ga-8i945p-ve-his-ati-radeon-hd-ile-sata.html" title="GA-8I945P ve HIS ATI RADEON HD İLE SATA ÇAKIŞMASI" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/ga-8i945p-ve-his-ati-radeon-hd-ile-sata.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE8MRXYzcCp7ImA9WxBRGEg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-1838104286659141541.post-1760067624046178554</id><published>2010-01-07T11:31:00.002+02:00</published><updated>2010-01-07T11:34:44.888+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-01-07T11:34:44.888+02:00</app:edited><title>FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETLERİNİN ÖDENMEMESİ</title><content type="html">İlgili Kanun / Madde&lt;br /&gt;
4857 S.İşK/41,24&lt;br /&gt;
1475 S.İşK/14&lt;br /&gt;
T.C&lt;br /&gt;
YARGITAY&lt;br /&gt;
9.HUKUK DAİRESİ&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Esas No: 2006/33066&lt;br /&gt;
Karar No: 2007/5485&lt;br /&gt;
Tarihi: 28.02.2007&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETLERİNİN ÖDENMEMESİ &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İŞÇİNİN ÖDENMEYEN FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETLERİ NEDENİYLE FESHİNİN HAKLI OLMASI&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;KIDEM TAZMİNATI&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;ÖZETİ: Davacının fazla çalışma yaptığı ve ücretlerinin ödenmediği mahkemenin kabulün dedir. 8.10.2004 tarihinde işveren tarafından yapılan hakarete rağmen 18.10.2004 tarihine kadar çalışmayı devam ettiren davacının bir kısım ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle, iş sözleşmesinin feshi, haklıdır. Bu durumda, mahkemece kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DAVA: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai, ücret ve prim alacağı, yıllık izin ücreti ile resmi tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesin istemiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2-Davacının fazla çalışma yaptığı ve ücretlerinin ödenmediği mahkemenin kabulün dedir. 8.10.2004 tarihinde işveren tarafından yapılan hakarete rağmen 18.10.2004 tarihine kadar çalışmayı devam ettiren davacının bir kısım ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle, iş sözleşmesinin feshi, haklıdır. Bu durumda, mahkemece kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alman temyiz haremin istek halinde ilgiliye iadesine, 28.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1838104286659141541-1760067624046178554?l=hgumuskaya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ifylqqbq_iy0Ro9oJlCeOBSGAFM/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ifylqqbq_iy0Ro9oJlCeOBSGAFM/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ifylqqbq_iy0Ro9oJlCeOBSGAFM/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ifylqqbq_iy0Ro9oJlCeOBSGAFM/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~4/0GGv_LytB_4" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://hgumuskaya.blogspot.com/feeds/1760067624046178554/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1838104286659141541&amp;postID=1760067624046178554" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/1760067624046178554?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/1838104286659141541/posts/default/1760067624046178554?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/HakanBilgiWwwhakanbilgicom/~3/0GGv_LytB_4/fazla-calisma-ucretlerinin-odenmemesi.html" title="FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETLERİNİN ÖDENMEMESİ" /><author><name>H@KAN BILGI</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02854101991691847170</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="16" height="16" src="http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://hgumuskaya.blogspot.com/2010/01/fazla-calisma-ucretlerinin-odenmemesi.html</feedburner:origLink></entry></feed>

