<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690</id><updated>2024-11-05T18:59:45.379-08:00</updated><category term="Padişahın İşi Ne"/><category term="20 Kuruş"/><category term="30 Yıl Yakan Ateş"/><category term="5 Güzel Ve 5 Kötü Şey"/><category term="5 Önemli Ders"/><category term="60 Senelik Hata"/><category term="Abdestsiz Emzirilen Bir Damla"/><category term="AbdülHalık Gucdüvani Hazretlerinin Vasiyetinden"/><category term="Abdülhaliki Gucduvani"/><category term="Acaba Senin Halin Ne Olacak"/><category term="Acı Bir Bayram Hatırası"/><category term="Ad Kavmi Ve Ubar"/><category term="Adak"/><category term="Adalet"/><category term="Adalet Er Veya Geç Yerini Bulur"/><category term="Adalet Ve Tevazu"/><category term="Adamın Biri Bir Pislik Böceği Görür"/><category term="Ahde Vefa"/><category term="Ahmed Rufâ-î Hazretleri"/><category term="Ahsenül Kasas - Kıssaların En Güzeli"/><category term="Aklım Kesiyor"/><category term="Akıl Yaşta Değil Baştadır"/><category term="Alan Değil Veren Kazançlıdır"/><category term="Ali Semerkandi Hazretleri"/><category term="Alim İle Zalim"/><category term="Aliyi Tanıyormusunuz"/><category term="Allah Diyen Gencin İbretlik Hikayesi"/><category term="Allah Dostlarının Halleri"/><category term="Allah Dostlarının Halleri 2"/><category term="Allah Haramdan Kaçanı Korur"/><category term="Allah Hep Bizimle"/><category term="Allah Hiç Bir İyiliği Unutmaz"/><category term="Allah Mazlumları Zorbalardan Korur"/><category term="Allah Niye Böyle Yaptı Deme"/><category term="Allah Rizasi"/><category term="Allah Rızası İçin Değil Desinler Diye Yaptım"/><category term="Allah Ve Resulu Bize Kafidir"/><category term="Allah Veriyor"/><category term="Allah İçin Sevmek"/><category term="Allah İçin İyi Şey İkram Edin"/><category term="Allaha Gitmezsen"/><category term="Allahtan Kork"/><category term="Allahtan Utanmaya Senden Daha Layığım"/><category term="Allahı Bilmeye Yüz Delil"/><category term="Allahı Zikretmenin Karşılığı"/><category term="Allahın Beratı"/><category term="Ana Gibi Yar"/><category term="Ana Hakkı ve Alkamanın Sonu"/><category term="Anne Duası"/><category term="Anne Ömür Boyu Taşır Evlat Bir Defa"/><category term="Annenin Hizmete İhtiyaci Var"/><category term="Anzaklı Ömerin Hikayesi"/><category term="An­ne­ni­zin Dua­sı­nı Alın"/><category term="Aradaki Fark"/><category term="Aradaki İnce Fark"/><category term="Arkadaş"/><category term="Arkadaşını Al Beraberce Cennete Girin"/><category term="Arpa Ve Saman"/><category term="Arslanın Rızkı"/><category term="Artan Pilav"/><category term="Ashabı Kiramdan Metanete Büyük Bir Misal"/><category term="Asi Kadınla Sert Gagalı Kuş"/><category term="Asıl Fakirlik"/><category term="At Ölür Meydan Kalır Yiğit Ölür Şan Kalır"/><category term="Ateş Dünyadan Gidiyor"/><category term="Ateşperest Rahibin Cömertliği"/><category term="Avcunuza Bir Bakın"/><category term="Ayaklarını Uzatmış Ellerini Değil"/><category term="Ayaklarıyla Ameliyat Yapan Cerrah"/><category term="Aymı Güzel İnsanmı"/><category term="Az Ye Çok Yaşa"/><category term="Azap Melekleri Ve Günahkar Genç"/><category term="Azmin Zaferi"/><category term="Azrail Nereden Gelir Belli Olmaz"/><category term="Azrailin Güzelliği"/><category term="Ağaç Dikmek"/><category term="Ağızdaki Taşın Hikmeti"/><category term="Aşkı Karıncadan Öğren Gözün Kıymetini Körden Belle"/><category term="Aşkın Doğasıydı Firkat"/><category term="Babanın Oğluna Bedduası"/><category term="Balığın Karnındaki İnci"/><category term="Bari Onunla Beraber Yanayım"/><category term="Basit Bir Tercih"/><category term="Beddua Yerine Dua"/><category term="Behlül Dana Hazretlerinden Nasihatler"/><category term="Bela Ona Gelecek"/><category term="Ben Allah Yolunda Verebileceğim Bir Tek Canım Olduğu İçin Ağladım"/><category term="Ben Bu Harp Meydanında Allah Rızası İçin Çarpışıyorum"/><category term="Ben Nasıl Cehennemlik Olurum"/><category term="Ben Nuşirevandan Daha Adilim"/><category term="Ben Sizin Hizmetçinizim"/><category term="Beni Kaptığı Gibi Buraya Getirdi"/><category term="Beni Seven Benden Başka Hiç Bir Şeyde Huzur Bulmamalı"/><category term="Benim Ashabıma Yakışmayan Sözlerde Bulunan Bumudur"/><category term="Benim Kocam Rızkı Veren Değildir Rızk Yiyendir"/><category term="Berat Kağıdı"/><category term="Beratımı Ver"/><category term="Bilalin Yüreği"/><category term="Bir Adamki Cenneti İstemez"/><category term="Bir Bilgeye Sormuşlar"/><category term="Bir Buğday Tanesi Yerim"/><category term="Bir Defa Daha Söyle"/><category term="Bir Fincan Kahvenin"/><category term="Bir Gencin Tövbesi"/><category term="Bir Hatamı İşledim"/><category term="Bir Kadın Vardı"/><category term="Bir Kalbe Beş Muhabbeti Nasıl Sığdırıyorsun"/><category term="Bir Kalbe Bu Kadar Muhabbeti Nasıl Sığdırdın"/><category term="Bir Kulpu Neden Eksik"/><category term="Bir Kıssa Bin Hisse"/><category term="Bir Kıssada Alkol İçki Nedir"/><category term="Bir Musibet Bin Nasihatten Yeğdir Diye Düşündüm"/><category term="Bir Namaz Öyküsü"/><category term="Bir Nasihat Bin Akçe"/><category term="Bir Nazar"/><category term="Bir Saltanatki"/><category term="Bir Tabak Taze hurma"/><category term="Bir Testiye Bir Adam"/><category term="Bir Yapan Olmadan Kendiliğinden Köprü Olurmu"/><category term="Bir Zerafet Nezaket Ve Zekafet Örneği"/><category term="Bir Çinlinin Müslüman Oluşu"/><category term="Bir İftar Sürprizi"/><category term="Bire Yediyüz"/><category term="Birşey Ancak Değerini Bilenin Yanında Kıymetlidir"/><category term="Biz Hakkımızı Helal Ederiz Amma"/><category term="Biz Onları Dünyada Sevmezdik"/><category term="Bize Ne Oluyorki"/><category term="Boyayımı Beğenemedin Yoksa Boyacıyımı"/><category term="Bu Akşam Hindistanda"/><category term="Bu Bedeli Kullar Ödeyemez"/><category term="Bu Dereceye Nasıl Kavuştun"/><category term="Bu Gece Tanrımızı Kim Çaldı"/><category term="Bu Kadar İstememiştim"/><category term="Bu Kemiği Hazineler Tartamaz"/><category term="Bu Küstah Adam Bakalım Şimdi Ne Yapacak"/><category term="Bu Nasıl İştir Böyle Acaba Şakamı Yapıyor"/><category term="Bu Sala Kime"/><category term="Bu Çeşmeden Müslümanların Su İçmesi Haramdır"/><category term="Bu İki Büyük Halifeyi Müminler Sever"/><category term="Bunu Biliyormuydunuz"/><category term="Bunu Sakın Kimseye Anlatma"/><category term="Böceğin Rızkı"/><category term="Böyle Adam Nerden Müridlerin İmdadına Yetişecek"/><category term="Böyle Dost Düşman Başına"/><category term="Böyle Samimi Yoksula Böyle Yardım Yapılmalı"/><category term="Bırak Rabbinle Aranda Bir Kapı Açık Kalsın"/><category term="Caizmi - İbretlik Bir hikaye"/><category term="Camiye Borcunuz Var"/><category term="Camiye Gelenleri Değil Namaz Kılanları Dediniz"/><category term="Can Alan Melek Niçin Azrail Aleyhisselamdır"/><category term="Canımız Üzüm İster"/><category term="Cebrailin Bürünmesi"/><category term="Cebrailin Hocası"/><category term="Cennet Komşusu"/><category term="Cennet Köşkü"/><category term="Cennet Nasıl Bir Yer"/><category term="Ceza Olarak Eli Kesilen Şeyh"/><category term="Ce­na­ze­ye Me­lek­ler Gel­di"/><category term="Cihada Giderken Ticarete Daldı"/><category term="Cimri"/><category term="Ciğer Kebabı"/><category term="Daha Büyük Kerametmi Olur"/><category term="Davete İcabet"/><category term="Dağ Başınamı Gitmeli"/><category term="Dağ Yürür"/><category term="Dede"/><category term="Deli Veli"/><category term="Delinen Kırbalar"/><category term="Demirci"/><category term="Derviş Olduğun İçin"/><category term="Derviş İle Tilki"/><category term="Dervişlere Tekke Yaptıran Hristiyan"/><category term="Değer Vermek"/><category term="Değişen Sizin Kalbiniz"/><category term="Dili Koparılan Anne"/><category term="Dirilen Ölü"/><category term="Dişlerinin Dibinden Vermek"/><category term="Dogru Yoldan Ayrılmamak"/><category term="Domuz Çobanı"/><category term="Dostluk İpi"/><category term="Doğdular Yaşadılar Ve Öldüler"/><category term="Doğruluk"/><category term="Doğruluğun Sonu Böyle Olur"/><category term="Doğumdan Sonra Hayat Varmı"/><category term="Dua Almaya Bakın"/><category term="Dua Aynı Dua Ama Okuyan Ağız Aynı Değil"/><category term="Dua Ve Çocuk"/><category term="Dua Çocuk Ve Düş Kırıklığı"/><category term="Dua İçin Rica"/><category term="Duacı İle Meczup"/><category term="Duaların Kabul Olmamasının Nedeni"/><category term="Duanın Çabuk Kabul Olması"/><category term="Dul Kadın ve Yahudinin İmanı"/><category term="Dört Şehid Anası"/><category term="Dünya"/><category term="Dünyadaki Acı Ve Kederin Sebebi"/><category term="Dünyaya Muhabbet"/><category term="Düşmanı İçin Dostunu Azarlayan"/><category term="Ebu Hureyrenin Açlık Hadisesi"/><category term="Ebul Faruk Silistrevi Hazretlerinin Nasihatleri"/><category term="Efendisinin Kulağını Çeken Köle"/><category term="El Karda Gönül Yarda"/><category term="Elimizde Sultanlar Sultanının Fermanı Varken"/><category term="Elini Değil Ayağını Uzatmış"/><category term="En İyi Buğday"/><category term="En İyisi"/><category term="Endonezya Nasıl Müslüman Oldu"/><category term="Erkekler Ağlamaz"/><category term="Erken Kalkmada Beni Geçmişler"/><category term="Ev Eşya Dolu Olsa Ne Olur"/><category term="Evdeki Hesap Çarşıya Uymuyor"/><category term="Evlenilecek Kadın"/><category term="Evliyayı Sevmek"/><category term="Ey Oğlum - Nasihat"/><category term="Ezan İle Namaz Arası"/><category term="Eğer Yalancı İsen"/><category term="Eşek Tüccarı Şeytan Ve Müşterileri"/><category term="Fakir Ve Zengin"/><category term="Fakirin Biri"/><category term="Farzetki Öldün"/><category term="Fidan Dikmek"/><category term="Fren Patlaması"/><category term="Geldi Geldi Hatta Geçti Bile"/><category term="Gelin Kulağına Küpe"/><category term="Gemideki Köle"/><category term="Gencin Birisi Kabede"/><category term="Gerçek Anlaşılınca"/><category term="Gerçek Evlat"/><category term="Gerçek Gün Yüzüne Çıkınca"/><category term="Gerçek Zengin Kim"/><category term="Geç Kılınan Namaz"/><category term="Gizlerdi Kendisini"/><category term="Gök Kapılarını Titreten Dua"/><category term="Göl Olmaya Calışmak"/><category term="Gönül Dili"/><category term="Gönül Penceremiz Ne Kadar Temiz"/><category term="Görmesini Bilen Gözler"/><category term="Görünüşe Aldanma"/><category term="Gösterdim Gördü Anlamına Gelmez"/><category term="Göz Çukuru"/><category term="Gül Bahçesi"/><category term="Gül ki Dünya Gülsün"/><category term="Gül İster Benden"/><category term="Gülermisin Ağlarmısın"/><category term="Günaha Girme Şartları"/><category term="Günahı Göz İşlerde Belasını Gönül Çeker"/><category term="Günümüzün Muhasebesini Hiç Yaptıkmı"/><category term="Güvendiğiniz Bir Ameliniz Varmı"/><category term="Güzel Birşey Yap Kardeşim"/><category term="Güzellik Kalıcıdır Acı Geçici"/><category term="Gıybet"/><category term="HZ. Alinin Rüya Yorumu"/><category term="Habib Baba"/><category term="Hacet Duası"/><category term="Hacı İlbeyi"/><category term="Hafız Fatma İbretlik"/><category term="Hak Şerleri Hayr Eyler"/><category term="Hakiki Sevgi Nasıldır"/><category term="Hakimin Dört Suçu"/><category term="Hakka Layık Olmak"/><category term="Halil İbrahim Bereketi"/><category term="Halimiz Ne Olur"/><category term="Hamam"/><category term="Hani Sen Camiye Gelmeyecektin"/><category term="Hapishanede Kılınan Namaz"/><category term="Harman Sonunu Bekle Hele"/><category term="Hasetçinin Sonu"/><category term="Hatemi Zahid Hazretlerinin Namazı"/><category term="Hayat Terzisi"/><category term="Hayata Ben Penceresinden Bakanlar"/><category term="Hayata Dair"/><category term="Hayra Niyet Edince"/><category term="Hediye"/><category term="Helallik"/><category term="Hem Gümüşleri Kabul Ettim Hemde Seni"/><category term="Herkes Herhangi Biri Birisi Ve Hiç Kimse"/><category term="Herkes Soyuna Çeker"/><category term="Herkes Yaptığının Karşılığını Görür"/><category term="Herşeyde Bir Hayır Vardır"/><category term="Herşeyde Bir Hayır Vardır 2"/><category term="Herşeyi Bilmek İyimi"/><category term="Herşeyin Hayırlısı"/><category term="Herşeyin Hayırlısını İstemek"/><category term="Hintlilerin Namazı"/><category term="Hisseli Kıssa"/><category term="Hizmet Nasıl Olmalı"/><category term="Hiçbir Zaman Doğru Yoldan Ayrılmazsın"/><category term="Hocasının Ebû Yusuf&#39;a Sualleri"/><category term="Hristiyan Ve Hazreti Alinin Zırhı"/><category term="Huri Kızı İstiyorum"/><category term="Huzurun Değerini Anlamak"/><category term="Hz Ali ile Hz Selmanın Sohbetleri"/><category term="Hz Alinin Büyüklüğü"/><category term="Hz Hızırın Başına Gelenler"/><category term="Hz Mevlanadan Tebessüm Ve Tefekkür Örneği"/><category term="Hz Musa Ve Cennetteki Arkadaşı"/><category term="Hz Musanın İffeti Ve İffetin 19 İnceliği"/><category term="Hz Ömer ve Namaz"/><category term="Hz Ömeri Aglatan Çocuk"/><category term="Hz Ömerin Oğluna Sopası"/><category term="Hz. Zülkarneyn Ve Hükümdar"/><category term="Hızır Aleyhisselam"/><category term="Kabağın Asıl Sahibi"/><category term="Kabağın Sahibi"/><category term="Kabirde Konuşan Genç"/><category term="Kadı İyas Ve Sarhoş"/><category term="Kadınları Anlamak"/><category term="Kahve Diyen Dostlara Selam Olsun"/><category term="Kalbindeki Ateş Parçası"/><category term="Kalbiniz Kırılacağına Taş Kırılsın"/><category term="Kalbinizi Cilalayın"/><category term="Kalp Ve Dil"/><category term="Kanuni Sultan Süleyman Ve Karınca"/><category term="Kardeşe Hizmet Hakkında"/><category term="Kardeşini Affettik Senide Onun Hatırı İçin Bağışladık"/><category term="Karunun Hazineleri"/><category term="Kazlar Kadar Olabilsek"/><category term="Kaçak Köle"/><category term="Kefen Soyanın Hali"/><category term="Kefendeki Mektup"/><category term="Kemancı"/><category term="Kendi Cenaze Namazını Kılan Şehitler"/><category term="Kendini Bilen Aslını Unutmaz"/><category term="Kendinin Ustası Olmak"/><category term="Keşke Bende Ademoğlu Olaydım"/><category term="Kim Allaha Ulaşmayı Dilerse Allah Onun Ruhunu Mutlaka Kendisine Ulaştırır"/><category term="Kim Yahudi"/><category term="Kimse Kimsenin Rızkını Yiyemez"/><category term="Kimsenin Bilmediği Evliyaullah Nasıl Olur"/><category term="Kimsenin Görmediği Yer"/><category term="Kimseyi Ayıplama"/><category term="Kocasını Şikayet Eden Kadın"/><category term="Koyun Çoban İçin Değildir"/><category term="Kul Hakkı"/><category term="Kuran Okuyan Gencin Hikayesi"/><category term="Kuyumcunun Cevabı"/><category term="Kölenin Dört Duası"/><category term="Kölenin Verdiği Ders"/><category term="Köpeklerle Aynı İşi Yaparsam Bir Kıymeti Olmaz"/><category term="Köpeğe Su Vermesi Affına Vesile Oldu"/><category term="Kör Sağır ve Çırak"/><category term="Körler Ülkesinde Kral Olmak"/><category term="Kül Ve Bal"/><category term="Küçük Kız ve Başörtüsü"/><category term="Kırlangıçın Hikayesi"/><category term="Kıssa"/><category term="Kıyamet Gününde Kimler Rasülullahı Göremeyecek"/><category term="Mahlukata Hizmet"/><category term="Mal Sevgisi Kalbi Kaplamamalı"/><category term="Mal Ve Servetin Bekçisi Zekat"/><category term="Marangozun Pişmanlığı"/><category term="Marifet Herşeyden Feragat Edip Allaha Koşmaktır"/><category term="Mağaradaki Kuşun Sırrı"/><category term="Melek"/><category term="Merhaba Ey Benim Kölemin Köleleri"/><category term="Mesaj Alınmıştır"/><category term="Mesneviden Bir Kıssa"/><category term="Meyve Ağaçlarını Sarınca Karınca"/><category term="Mezarlıktaki Ateş"/><category term="Mimar Sinanın Sorumluluğu"/><category term="Misafir Rızkı İle Gelir"/><category term="Misafir İstemeyen Kadın"/><category term="Misafire İkramın Değeri"/><category term="Mukabele Edilmezse Zalimin Hasmı Bizzat Allahtır"/><category term="Mum Dili Yüzünden Yanar"/><category term="Mum Işığıyla Terbiye Olan Damat Efendi"/><category term="Mutlu Ve Huzurlu Olma Sebebi Sizdede Mevcut"/><category term="Mücevherle Dolu Kova"/><category term="Mükafat"/><category term="Mümininde Rızkını Allah Verir Münkirinde"/><category term="Münker Nekir Ve Hz Ömer"/><category term="Mürşidim Bir Kadındır"/><category term="Müslüman Kardeşini Kendi Nefsine Tercih Etmeli"/><category term="Namaz Kılma Şekli"/><category term="Namaz Ve Şeytan"/><category term="Namazı Geç Kılanlara İbretlik Hikaye"/><category term="Nasipten Ötesi Yok"/><category term="Ne Güzel Bir Tefekkür"/><category term="Ne Olduğunu Değil Ne Olacağını Düşün"/><category term="Nefsinizle Uğraşın"/><category term="Nereden ve Nasıl Aldın"/><category term="Neye Evet Diyorsunuz"/><category term="Neyin Var A Kişi"/><category term="Nimet Tamam Oldu"/><category term="Nimetlerin Farkına Varmak"/><category term="Niyetlerinin Karşılığını Buldular"/><category term="Niçin İşe Başlamıyorsun"/><category term="Nuh Tufanı Ve Kediyle Köpek"/><category term="Nur Kaynağın Anahtarı"/><category term="Nuşirevanın Adaleti"/><category term="O Allah Öyle Bir Allahki"/><category term="On İki Daireli Fakir Adam"/><category term="Ona İki Nişan Vururum"/><category term="Onlar Yalancılığın Kötülüğünü Ve Cezasını Bilirler"/><category term="Onuda Sen Ağırla"/><category term="Osman Efendi"/><category term="Oğlunun Seni Bırakacağı Yer"/><category term="Padişaha Bedduanın Bedeli"/><category term="Padişahın Acı Meyvesi"/><category term="Pahalı Fetva"/><category term="Papağanın Hikayesi"/><category term="Param Yok"/><category term="Paranın Geldiği Yer"/><category term="Peki Senin İlmin Bu Noktanın Neresinde"/><category term="Penceredeki Mutluluk"/><category term="Peygamber Efendimizin 151 Tane Hadisi Şerifleri"/><category term="Peygamber Efendimizin En Önemli Ve Bilinmesi Gereken Hadisleri"/><category term="Peygambere Bağlılık"/><category term="Pişmanlık Ve Tevbe Büyük Nimettir"/><category term="Püf Noktası"/><category term="Rabia Köle Olamaz"/><category term="Ricaül  Gayba  Ait  Bir Kıssa"/><category term="Rüyayla Gelen Zenginlik"/><category term="Rızık Endişesi"/><category term="Rızık Nereden Gelir"/><category term="Sabahın Sahibi"/><category term="Sadakanın Ehemmiyeti"/><category term="Sadakat Koltuğundadır"/><category term="Saf Hanım"/><category term="Sahibi Razı Olmadıkça"/><category term="Sahipsiz Olmak Kötüdür"/><category term="Sakanın Eşeği"/><category term="Salavatın Fazileti"/><category term="Salavatın Kefareti"/><category term="Salihlerle Bulunmanın Faydaları"/><category term="Sanki Sende Bizimleydin"/><category term="Sarhoş Komşu"/><category term="Satrançın Hikayesi"/><category term="Secde"/><category term="Secde Ayetleri Ve Tilavet Secdesi"/><category term="Selavatın Kefareti"/><category term="Selimime Söyle"/><category term="Sen Açığı Kapa Kapalıyıda Aç Sana Yeter"/><category term="Sen Doğru Ol Kem Belasını Bulur"/><category term="Sen Eskiden Çok Mütevazi Biri İdin"/><category term="Sen Fırsatı Kaçırdın"/><category term="Sen Niçin Ağlıyorsun"/><category term="Sen Sonuna Bak"/><category term="Sen İyilik Yapmaya Layıksın"/><category term="Sende Hiç Şakadan Anlamıyorsun"/><category term="Seni Dünyada İken Sevmezdim"/><category term="Senide Attaya Götürürler"/><category term="Senin Sahibin Kimdir"/><category term="Sepetle Giden Hurmalar"/><category term="Sermayesi Eriyen Adam"/><category term="Server Dede"/><category term="Serçe Ve Göçmen Kuşun Hikayesi"/><category term="Sessiz Ders"/><category term="Sevgiyi Sevmek"/><category term="Sevindiren Sevindirilir"/><category term="Seyret Sus Ve Dinle"/><category term="Silahinı Teslim Et Ona"/><category term="Siyah Yüzlü Gencin Evliliği"/><category term="Siz Kabirdekiler Cumayı Bilirmisiniz"/><category term="Sizin Yanlışınızı Düzeltecek Adam"/><category term="Sohbetimize Gelin"/><category term="Sultanım Hiç Konuşmadınız Hep Dinlediniz"/><category term="Suret Ve Siret"/><category term="Susturan Cevap"/><category term="Söküp Götüremedi"/><category term="Süleyman Aleyhisselam Ve Baykuş"/><category term="Süleyman Aleyhisselamın Zekası"/><category term="Süleyman a.s. İle Doğan Kuşu"/><category term="Sünnete Bağlılık Hakkında"/><category term="Süt İçermisin Dede"/><category term="Sıkıntı Üzüntü Ve Problemler Karşısında Göl Olabiliyormusunuz"/><category term="Taht Sana Kalacak"/><category term="Talep Edene Hizmetçi Ol"/><category term="Taş Kafa Boş Kafa Hoş Kafa"/><category term="Taşmı Sert Kafamı"/><category term="Tebessüm Ettiren Kıssa"/><category term="Tefecilikten Tevbekarlığa"/><category term="Terzinin Tövbesi"/><category term="Tevessül Ebü&#39;l-Hasan Harkânî"/><category term="Teşbihte Hata Olmasın"/><category term="Titodan Tarihi İtiraflar"/><category term="Tufan Ve Papaz"/><category term="Tıkandı Baba Ve Sultan Mahmud"/><category term="Uhud Dağından Ağır Gelen Amel"/><category term="Uhudda Şehit Olan Nişanlı Genç"/><category term="Utanmak"/><category term="Uyan Çavuş Tiz Uyan"/><category term="Uyaran Rüya"/><category term="Vakit Akşam"/><category term="Vakit Geldi"/><category term="Vakit Keskin Bir Kılıç"/><category term="Vakti Saati Gelince Olur"/><category term="Vakıf Zerdalisi"/><category term="Vali"/><category term="Vazifemi Yapacağım"/><category term="Vücudum Cehennem Kadar Olsun"/><category term="YA&#39;KÛB-İ ÇERHÎ"/><category term="Ya Ben Nasıl Korkmayayım"/><category term="Ya Rabbi Seni Nerede Arayayım"/><category term="Yabancı Adam"/><category term="Yahudilerin Maymun Olmaları"/><category term="Yahudilerin Peygamber Efendimizi Zehirlemeleri"/><category term="Yahudilerin İftirası"/><category term="Yahudinin Selamı"/><category term="Yahudinin İnkarı ve Altın"/><category term="Yanlışı Nasıl Düzelttiler"/><category term="Yapılan İyilik Konuşulmamalıdır"/><category term="Yavuz Sultan Selim"/><category term="Yaşam Ve Kahve Fincanı"/><category term="Yeterki Kalbi Kırılmasın"/><category term="Yeşil Elbise"/><category term="Yeşil Sarıklı Melekler"/><category term="Yeşim Taşı"/><category term="Yüz Kişinin Katili Olsan Bile"/><category term="Yıkık Gönlün Ahı Alemi Yakar"/><category term="Zayıflama İlacı"/><category term="Zayıflar Kötülerle Görüşmesin"/><category term="Zenginin Çorabı"/><category term="Zülkarneyn Aleyhisselam Ordusuyla Gece Yolda Giderken"/><category term="kul sıkışmadıkça hızır yetişmezmiş"/><category term="tevekkül mü çalışmak mı"/><category term="Âlimin Kıymeti"/><category term="Âşıktı Peygambere"/><category term="Çarşı Pazar Ağalığı"/><category term="Çinli Müslüman Kardeşlerimiz"/><category term="Çiçekle Suyun Hikayesi"/><category term="Çoban Babanın Kuzucukları"/><category term="Çoban Çaldı Düdüğü"/><category term="Çobandaki Feraset Ve Marifet"/><category term="Çobanın Ziyafeti"/><category term="Çocuklarınızı Yeterince Seviyormusunuz"/><category term="Çocuktan İnsanlık Dersi"/><category term="Çok Yaşamak İçin"/><category term="Ödeyen Şeytan"/><category term="Ömer&#39;e Gelin Olmak"/><category term="Ön Yargılarımız"/><category term="Önce Namaz Olursa"/><category term="Önemli Birisi"/><category term="Öyle İse Sana Niçin Nessac Diyorlar"/><category term="Ücreti Gönder"/><category term="Üzülme Üzülme Şehit Olursun Şehit"/><category term="Üç Aslan Tüyü"/><category term="Üç Gece"/><category term="Üç Nasihat Üç Bin Dirhem"/><category term="Üç İhtiyar"/><category term="Üç İlim Öğrendim"/><category term="Üçgenmi Dörtgenmi"/><category term="İbadet Artarsa Rızıkda Artar"/><category term="İbadetin Kıymetini Bilmemek İbadetten Zevk Almaya Engeldir"/><category term="İbadetin Önemi"/><category term="İbadetten Zevk Alamıyorum"/><category term="İblisin Farklı Yaklaşımları"/><category term="İbrahim Edhem Hazretlerini İkaz"/><category term="İbrahim Edhemin Haham Parası"/><category term="İbrahim Ethemin Binekleri"/><category term="İcazetin Sırrı"/><category term="İftira - İbretlik Bir Hikaye"/><category term="İki Bardak Su"/><category term="İki Er Kişi İle Bir Hatun Kişi"/><category term="İki Hurma Tanesinin İbadetlere Tesiri"/><category term="İki Komşu Ülke"/><category term="İki Osmanlı Askerinin Hikayesi"/><category term="İlaç"/><category term="İlaç 2"/><category term="İmamı Azam Hazretlerinin Müthiş Cevapları"/><category term="İmamı Azam Ve Hasmı"/><category term="İmamı Azamın Babası Ve Elma Hikayesi"/><category term="İmamı Azamın Cevabı"/><category term="İmamı Azamın İkna Kabiliyeti"/><category term="İmamı Ebu Yusuf Ve Hamamcı"/><category term="İmanın Yarısı Şükür"/><category term="İmtihan"/><category term="İnanmam"/><category term="İnsana Benzeyen Böcek"/><category term="İnsanları Nasıl İkaz Etmeli"/><category term="İnsanların Arasına Karış"/><category term="İpin Hesabı"/><category term="İsmi Azam"/><category term="İstemezmisin Ey Ömer Dünya Onların Ahiret Bizim"/><category term="İstenmeyen Misafir"/><category term="İsteseydin Verilirdi"/><category term="İyilik"/><category term="İyilik Tohumları Ekmek"/><category term="İyilik İçin Söylenen Yalan"/><category term="İyiliğin Peşinden İmtihan Gelir"/><category term="İş Hizmette"/><category term="Şamlı Yolcu"/><category term="Şaşarım Kibirliye"/><category term="Şehadet Arzusu"/><category term="Şehirde Evliya Olabilmek"/><category term="Şeyhlerin İmtihanı"/><category term="Şeytan Lainin Anlattıkları"/><category term="Şeytan Namaza Kaldırdı"/><category term="Şükrün Böylesi"/><title type='text'>İslamiyet Sitesi</title><subtitle type='html'>Dini Hikayeler, İbretlik Hikayeler,Kıssadan Hisseler,</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>620</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-7861456015029525918</id><published>2024-01-31T17:44:00.000-08:00</published><updated>2024-01-31T17:53:11.781-08:00</updated><title type='text'>Ekmekçi Teyze</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #01ffff; font-size: medium;&quot;&gt;EKMEKÇİ TEYZE! (İBRETLİK BİR HİKAYE)&lt;br /&gt;(Muhyiddin Üftade (ks) ve Aziz Mahmud Hüdayi (ks) Hazretleri!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Bursa seyahatimizde, Ulu Cami’de öğle namazımızı edâ ettikten sonra çıktık. Eşim, arabayı otoparktan alırken, biz biraz çarşı içine doğru yürüdük. Hava çok soğuk… Yolun kenarında soğuktan büzülmüş yaşlı bir teyze dikkatimizi çekti. Önüne serdiği çuvalın üzerinde köy ekmekleri...&lt;br /&gt;“-Ekmeklere buyurun!..” derken göz göze geldik. Bana gülümseyip:&lt;br /&gt;“-Kızım, gel sana da ekmek vereyim!” dedi. Alsam mı, almasam mı diye düşünerek yanına yaklaştım.&lt;br /&gt;“-İki tane verir misin, teyzeciğim!..” dedim. Ekmekleri poşete koyarken:&lt;br /&gt;“-Vaktin varsa, gel yanıma, biraz sohbet edelim.” dedi. “Her zaman senin gibileri nereden bulacağım!” derken etrafındaki kartonlardan bana oturacak bir yer ayarladı. Yanımdaki kızlarıma:&lt;br /&gt;“-Siz de şuraya gelin!” dedi ve başladı anlatmaya…&lt;br /&gt;“-Kızım, benim ömrüm çok çileli geçti. Ama Rabbimden çok râzıyım. O beni, hiç yoktan var edip kulluğa kabul etmiş ve kendini sevdirmiş. Artık çilelerin bir ehemmiyeti kalır mı hiç? Öyle değil mi? Henüz on bir yaşında, otuz bir yaşındaki biriyle evlendirildim. Anam-babam; «Biz çok fakiriz; orada rahat edersin!» diye düşündüler belki de…Hâlbuki gelin gittiğim ev de bizim gibi yokluk içindeydi. Küçük yaşımda hem kayınvâlidemden, hem kayınpederimden, bazen de eşimden şiddet görüyordum. Yediğim dayakların haddi hesabı yoktu. Onlar beni çocuk olarak görmüyor ve bir yetişkinin yapabileceği işleri yaptırıyorlardı bana… Tabiî, gücüm yetmeyince de dayağı yiyordum. Çocukluk yıllarım böyle geçti. Eşim hastaydı, pek çalışmazdı. Gençliğimde âdeta bir erkek gibi, evin bütün yükü bana aitti. Bu arada dört çocuğum oldu. Beyim evlendiğimde bana namaz kılacak kadar sûre ezberletti. Onlarla namaza başlamıştım. On iki yaşımdan beri hep kılarım.” Bu sırada kızıma dönüp:&lt;br /&gt;“-Sen de hiç namazlarını bırakma kızım! Namaz insanın en güzel dosttudur.” diyerek konuşmasına devam etti:&lt;br /&gt;“Bir Ramazan’da imam efendi, hutbede teheccüd namazı kılmanın çok sevap olduğunu söylemişti. Onu duyar duymaz teheccüd namazına başladım. Her gece on iki rekat kılardım. Sonra da ellerimi açar:&lt;br /&gt;“Rabbim, Sen ne güzel bir Rab’sin. Ben Seni çok seviyorum. Sen de beni sev ve sevdiklerine sevdir!” diye duâ ederdim. Bir gün kayınvalidem, felç geçirip yatalak hasta oldu. Hiç kimse bakmaya yanaşmadı. Ben sırf Allah rızası için yıllarca «öf» bile demeden ona baktım. Ölmeden evvel benden helâllik istedi.&lt;br /&gt;“-Ben sana hayatı zehir ettim. Sen ise, bana başa kakmadan hizmet ettin; hakkını helâl et kızım!..” dedi. Ben de:&lt;br /&gt;“-Helâl hoş olsun anacığım. Ben seni mahcup etmek için değil, Allah rızâsı için sana baktım!..” dedim.&lt;br /&gt;Kayınvâlidem vefat edince, kayınpederim yatalak oldu. Aynı şekilde ona da baktım. Hiç yüksünmedim. Onun ardından, zaten hasta olan eşim yatalak oldu. Geçen yıl rahmetli olana kadar da ona baktım. Tam 52 senem böyle geçti. Çok yokluk gördük, kızım!.. Günlerce mutfağımızda tencere kaynamadığı oluyordu. Dağlardan ot toplayıp onları kaynatıp çorba diye çocuklarıma yedirirdim. Çocuklar okula giderken bir gün açlıktan ağlaştılar. İşte o gece teheccüdde:&lt;br /&gt;“-Rabbim, ben Sen’den ve bana verdiğin rızıktan râzıyım. Ama çocuklar açlığa dayanamıyor. Ne olur, onlara yedireceğim helâl bir rızık ikram et!..” diye duâ ettim. Sabah namazından sonra uyumuşum. Rüyamda yanıma beyaz sakallı bir dede geldi. Yanında da orta yaşlarda, güzel yüzlü bir zât vardı:&lt;br /&gt;“-Kızım, ben Bursalı Üftade’yim; yanımdaki de Aziz Mahmud Hüdâyî’dir. Sen, yarından itibaren ekmek pişir ve onu sat! Çocuklarının rızkını temin et!” dedi.&lt;br /&gt;O, arkasını dönüp giderken Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri omzundaki sırığı gösterdi ve:&lt;br /&gt;“-Bak, ben, şeyhim «Ciğer sat!» dediğinden beri, ihtiyacım olmadığı hâlde satmaya devam ediyorum. Senin ise, kazanacağın paraya ihtiyacın var. Ona itaat et!..” dedi ve gitti. Uyandım, saate baktım. Yatışımla kalkışım, neredeyse beş dakika olmuş. Bu rüyanın bir işaret olacağını düşünerek komşulardan borç un aldım ve köy ekmeği yaptım. Bunları satmak için Ulu Câmi’in önüne getirdim. Birkaç tane satınca yanıma yaşlı bir dede geldi:&lt;br /&gt;“-Kızım, ekmek kaç lira?” diye sordu. Ben:&lt;br /&gt;“-Dört lira, dedeciğim.” dedim.&lt;br /&gt;“-İki ekmek sar, bakalım.” dedi ve bana otuz lira verdi. Ben paranın üstünü hazırlamaya çalışırken, dede:&lt;br /&gt;“-Üstü kalsın, sana sermaye olsun!..” dedi ve gitti.&lt;br /&gt;Akşama kadar güzel satış yaptım. Çok sevinçliydim, birkaç ekmek kaldı, onu da yolda satarım düşüncesiyle ekmek bohçamı toplayıp giderken orta yaşlarda bir adam, önüme geçip kollarını açtı:&lt;br /&gt;“-Teyze, ne satıyorsun?” dedi. Ben de:&lt;br /&gt;“-Ekmek satıyorum.” dedim.&lt;br /&gt;“-İki tane de bana verir misin?” diye sordu.&lt;br /&gt;“-Tabiî oğlum.” dedim ve bohçadan iki ekmek çıkarıp verdim. O da otuz lira verdi.&lt;br /&gt;“-Üstü kalsın, sermaye yaparsın.” dedi ve uzaklaştı.&lt;br /&gt;Kalan iki ekmekle eve döndüm. Kazandığım paranın bir kısmı ile un, tuz vs. aldım. Çocuklara güzel yemekler hazırladım. Uzunca aradan sonra, doğru düzgün yemek yemenin sevincini hep beraber yaşıyorduk. Yatsı namazını kılıp Allâh’a hamd ettim. Çok yorulmuştum. Usulca yatağıma kıvrıldım; birden aklıma benden ekmek alan yaşlı adam ve genç olanı geldi. İkisi de otuz lira vermiş ve farklı zaman dilimlerinde aynı şeyi, yani “paranın üstünü sermaye yapmamı” söylemişlerdi. Ve ikisinin de sîmâsını tanıyor gibiydim. O an aklım başıma gelmişti; bir gece evvel rüyamda gördüğüm Üftâde Hazretleri ile Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri’ydi onlar… “O an nasıl aklıma gelmedi?” diye kendime kızdım. Bu yaşadığım hadisenin tesirinden yıllardır kurtulamadım. Allah, yıllarca sabrettiğim için bana dostlarıyla yardımını göndermişti. Kazandığım ekmek parası ile çocuklarım aç kalmıyordu, ama elime geçen para da mutfak ihtiyacından başka hiçbir şeye yetmiyordu. Aylardır kiramızı ödeyemiyorduk. Ev sahibinin tahammülü kalmamıştı. Bir gün kapımıza dayandı ve:&lt;br /&gt;“-Artık evden çıkın!..” dedi. Nereye gidebilirdim? Eşyamı taşıtacak param bile yoktu. O gece teheccüde kalktığımda, 12 yaşımdan beri yaptığım gibi on iki rekât namaz kıldım. Ardından Rabbime niyaz ettim. Sabah namazından sonra uyuyunca, aylar sonra yine Üftâde Hazretleri rüyama teşrif etti. Bana bir ev adresi verdi.&lt;br /&gt;“-Bu adreste sana ayırdığımız ev var. Hatta benim evime çok yakın!.. Orayı git, satın al!..” dedi.&lt;br /&gt;Kollarını açıp evin nerede olduğunu, içini dışını, her şeyini gösterdi. Uyanınca şaşkındım. “Gerçekten böyle bir ev var mı ki?” diye düşündüm. Bana söylediği adres aklımdaydı. Unutmadığıma göre, Allah dostlarına îtimat edip gidip bakmalıyım, dedim ve verilen adrese gittim. Gerçekten dün rüyamda bana gösterilen ev, karşımda duruyordu. Çok sevinmiştim. Kapıyı tıklatıp evlerinin satılık olup olmadığını sordum.&lt;br /&gt;“-Satılık!” dediler, ücretini söylediler. Ben de onlara:&lt;br /&gt;“-Tamam, ben parayı ayarlar ayarlamaz gelirim!” dedim.&lt;br /&gt;Fakat kendi evime dönerken o söylenen miktarı hiçbir zaman bulamayacağımı biliyordum. Üç ay tanıdıklarımdan bulmaya çalıştım, ama kızım, kimse fakirin dostu olmuyor işte... Bir türlü bulamadım. Bir taraftan da “zaten üç ay geçti, başkası o evi almıştır!” diye düşünüyor ve üzülüyordum. Arada evine temizliğe gittiğim yaşlı bir dede vardı. Bir gün telefon açıp beni temizliğe çağırdı. Evine gittim, temizliğini yaptım. Bahçe işlerinde de yardımcı oldum, bana:&lt;br /&gt;“-Kızım, yıllarca bize hizmet ettin. Artık bizim vademiz dolmak üzere!.. Bize çok hakkın geçti. Ölmeden önce sana bir iyilik yapmak istiyorum. Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sordu. Ben de:&lt;br /&gt;“-Duânıza muhtacım, amcacığım… Zaten sen yaptıklarımın hep ücretini ödedin. Bir hakkım yok!..” desem de ısrar etti. Ben de rüyamı anlatıp Üftâde Hazretleri’nin gösterdiği evden bahsettim.&lt;br /&gt;“-Müsait olursanız ona gönlünüzce katkıda bulunabilirsiniz!..” dedim. O:&lt;br /&gt;“-Ev kaç paraymış?” dedi. Ben de ev sahibinin istediği fiyatı söyledim.&lt;br /&gt;“-Üftâde Hazretleri’nin emri başımız üstüne!..” deyip evin bütün ücretini verdi.&lt;br /&gt;Üftâde Hazretleri’nin himmeti, dedenin yardımı ile Allah bizi bir zorluktan daha kurtarmış oldu, elhamdülillah! Eve taşındım. Evimin hemen yanında bir harâbe vardı. İki yıl sonra Belediye gelip etrafını çevirdi ve restorasyona başladılar. Bitince şaşırdık. Çok güzel bir tekkeymiş meğer... Orada çalışan işçilere:&lt;br /&gt;“-Burası ne tekkesiymiş?” diye sordum. Onlar da:&lt;br /&gt;“-Burası, Üftâde Hazretleri’nin evi ve talebelerini yetiştirdiği tekke!..” dediler.&lt;br /&gt;Gerçekten o an bir kez daha titredim. Üftâde Hazretleri, bana evimi gösterirken:&lt;br /&gt;“-Benim evimin yanında!..” demişti. Gerçekten Allah dostlarının tasarrufu, Allâh’ın izni ile üzerimizde...&lt;br /&gt;Aman yavrularım, bunlar hep teheccüd namazlarının ardından edilen gözü yaşlı duâların geri çevrilmediğini gösteriyor. 52 yıldır, elhamdülillah, hiç terk etmedim. Geçen yıl da hem okuma-yazma öğrendim, hem de güzel kitabımız Kur’ân’ı öğrendim. Şimdi her gece teheccüd namazından sonra Yâsîn Sûresi’ni okuyorum. Bütün ölmüşlerime, özellikle beni küçük yaşlarımda çok döven ve çocuk olduğum hâlde beni evlendiren ana-babacığıma hediye ediyorum. Allah’a, onları affetmesi için duâ ediyorum. Ben bana yapılanları unuttum.”&lt;br /&gt;Bu sırada kızım:&lt;br /&gt;“-Teyze, benim öyle annem-babam olsaydı, onlara hiç duâ etmezdim!..” dedi. O da:&lt;br /&gt;“-Olur mu yavrum, annem-babam olmasa ben dünyaya nasıl gelecektim?! Onların vesîlesi ile dünyaya geldim ve Rabbime kul, en önemlisi güzel Peygamberimize ümmet oldum. Yoksa bu nimetleri kaçıracaktım. Bu, iki dünyanın en büyük nîmetidir. Ben Peygamberimi çok seviyorum. O’nun çektiği çileler yanında, benim çektiğim ne ki... Bazen O’nu -sallâllâhu aleyhi ve sellem- o kadar çok özlüyorum ki, yüreğim yanıyor. Hasretle çağırıyorum. Rüyalarıma geliyor. O’nu görünce bu dünyanın çilelerini unutup gidiyorum. Allah, O’nun yolundan bizi ayırmasın!..” diye cevap verdi.&lt;br /&gt;(Şebnem Dergisi, Ağustos 2014, Halime Demireşik)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/7861456015029525918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/7861456015029525918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2024/01/ekmekci-teyze.html' title='Ekmekçi Teyze'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-1824356803777311461</id><published>2021-07-26T16:48:00.006-07:00</published><updated>2021-07-26T16:51:07.954-07:00</updated><title type='text'>Allah İman Selameti Versin</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: #01ffff; font-size: medium;&quot;&gt;&lt;b&gt;Allah iman selameti versin&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;https://www.blogger.com/#&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;https://www.blogger.com/#&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;https://www.blogger.com/#&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;https://www.blogger.com/#&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;https://www.blogger.com/#&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:&lt;br /&gt;İnsan doğduğu zaman bir beyaz beze sararlar, buna kundak bezi derler, bunda cep yoktur. İnsan ölünce, yine beyaz bir beze sararlar, buna da kefen bezi derler, onun da cebi yoktur. O halde insanın ömrü, kundak beziyle kefen bezi arasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmanla ölmek, en büyük gayedir. Son nefeste imanla ölmek için dua etmek çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kibir, küfre en yakın, en büyük günahtır; çünkü Allahü teâlâ, (Azamet ve kibriya bana aittir, kim bu hususta bana ortak olmak isterse onu yakarım) buyuruyor. İki felaket vardır ki, bu kötü huylar kimde varsa çok fenadır. Biri inat, biri de kibirdir. Yani ben haklıyım demek ve kendini başkasından üstün görmek... Bunlar kâfirde varsa, Müslüman olmasına engeldir. Şayet Müslümanda varsa, son nefeste imansız gitmesine sebep olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul’u fethettiği zaman, hocası Akşemseddin hazretlerine, Cuma namazını Ayasofya’da kılmak istediğini ve hocasına kendisinin imam olmasını söyler. Ayasofya’yı cami yapmak için seferber olunur. Cuma gününe cami yetiştirilir, cemaat namaza başladığı sırada Fatih Sultan Mehmed Han’ın abdesti kaçar. Tabii sultanın yanında da rastgele insanlar olmaz. Sağında ve solunda da en büyük hocalar, şeyh efendiler saf tutarlar. Kamet getirilir, imam Allahü ekber der. Fatih Sultan Mehmed han, ne yapacağını şaşırır. Abdestsiz namaz kılınmaz. Abdest almaya çıksa izdiham olacak... Namaz kılar gibi eğilip kalksa, Cumadan mahrum kalacak. Ya Rabbi, ben ne yapayım şimdi derken, yanındaki bir şeyh efendi firasetiyle vaziyeti anlar. Cübbesini açar, buradan abdest al der. Sultan bakar ki, çeşme var, su var. Acele olarak abdestini alır ve rükûa varmadan önce imama yetişir. Namaz biter, selam verilir, dualar yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün Fatih Sultan Mehmed Han, hocası Akşemseddin hazretlerini ziyarete gider. Ayrılırken, (Hocam dua buyurun) der. O da, (Allah iman selameti versin) der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha uzun dua bekleyen Fatih Sultan Mehmed Han, şaşırıp kalır. Hocası sorar;&lt;br /&gt;— Ne oldu, beğenmedin mi?&lt;br /&gt;— Bu kadar mı efendim?&lt;br /&gt;— Evladım yetmez mi? En kıymetli dua budur. Dün sana cübbesini açıp abdest aldıran şeyh, bir saat önce öldü; ama imansız gitti; çünkü bu kerametinden dolayı ona kibir geldi.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1824356803777311461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1824356803777311461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2021/07/allah-iman-selameti-versin.html' title='Allah İman Selameti Versin'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-4085850201030888675</id><published>2020-09-19T07:44:00.008-07:00</published><updated>2020-09-19T07:52:46.689-07:00</updated><title type='text'>Besmelenin 63 Sırrı</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: #01ffff; font-size: large;&quot;&gt;Dualarımıza başlarken,her hangi bir iş başlarken,hayatımızın her safhasında her an dilimizden düşürmeyeceğimiz “Besmele-i Şerif ” okumanın bir çok bilinmeyen sırları vardır.Dr.Arif Arslan Hocamızın derlediği 63 sırrı bakın neler kazandırıyor bize..Arif Arslan hocamızdan Allah razı olsun .Allah hizmetlerinin karşılığını bol bol lütuf ve ihsan etsin kendisine..Amin&lt;br /&gt;Besmelenin 63 Sırrı&lt;br /&gt;Bu hadisleri ve bu konudaki diğer bilgileri göz önüne alarak, Besmelenin keşfedilebilmiş veya keşfedilememiş birçok sırlarının ve hikmetlerinin bulunduğuna inanıyoruz. Bu nedenle ehli ilim, ehli vukuf ve ehli keşif kimselerle, âlimler ve arifler tarafından şimdiye kadar keşfedilebilen bir takım sırlarını ve hikmetlerini kaynaklardan faydalanarak burada nakletmek ve sizlerle paylaşmak istiyoruz.&lt;br /&gt;1. Âdem (a.s)’a ilk gelen ayet Besmeledir. Keza Kuranı Kerim de besmele ile başlamaktadır.&lt;br /&gt;2. Müminlerin Sırattan “Besmele” yardımı ile geçecekleri söylenir.&lt;br /&gt;3. Cennet davetiyesinin imzasının “Besmele” olduğu söylenir.&lt;br /&gt;4. Peygamber Efendimiz (ve onun yolundan gidenler, keza hocalar) “doğan her çocuğa “Besmele” okur, çocuk da söyleyince, Allah Teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır” buyurduğu nakledilir.&lt;br /&gt;5. Namazda, “Sübhaneke” okuduktan sonra “Fatiha” suresini okumadan önce “Eûzü-Besmele” okumak sünnettir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجٖيمِ “Şimdi, Kur’ân okumak istediğin zaman, hemen o kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığın (‘Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm’ de).” (Nahl, 16: 98)&lt;br /&gt;6. Haram olduğu kesin olan şeylere (şarap içmeye veya domuz eti yemeye) “Besmele” çekerek başlamak küfürdür.&lt;br /&gt;7. Hayırlı ve iyi işlere “Besmele” çekerek ile başlanmalıdır!&lt;br /&gt;9. Besmele 19 harftir. Bu da Cehennemin bekçileri olan zebanilerin sayılarına denktir. Kim Besmeleyi çok okur, bunu alışkanlık haline getirirse yüce Allah, o kimseyi zebanilerden korur. Ayrıca okuyanın rızkını çoğaltır, dünya ve ahirette makam ve mevkiini arttırır.&lt;br /&gt;Önemli bir iş ve istek için Besmele okuyacak kişi, bilerek ve isteyerek haram yememiş ve tam bir itikat ile şüphe duymadan, kalben inanarak ve teslimiyet içinde, abdestli olarak okumalıdır.&lt;br /&gt;10. Besmeleyi günlük hayatta dilinden hiç düşürmeyenin, yüce Allah ölüm acısını hafifletir; kabir sorularını basitleştirir, kabir azabından korur, hesabı kolay ve zahmetsiz olur.&lt;br /&gt;11. Besmeleyi, kişi yatmadan abdestli olarak 21 kere okursa, o gece; şeytan, cin, insan şerrinden, yangından, zelzeleden ve eceli gelmemişse ani ölümden emin bir şekilde uyur; gece boyunca güven içinde olur.&lt;br /&gt;12. Besmele saralı birinin sağ kulağına 41 defa okunursa saralı kişi kendine gelir.&lt;br /&gt;13. Besmele zalim ve adaletsizlik yapan hâkimin yüzüne karşı 50 defa okunursa, okuyana karşı hâkim baş eğer, hâkimin şerrinden güven içinde olur.&lt;br /&gt;14. Besmele halis bir niyetle 70 defa yağmur yağması için okunursa yağmur yağar.&lt;br /&gt;15. Besmele 100 defa büyülü veya ağrı çeken birine her gün okunursa Allah büyüyü ortadan kaldırır, ağrıyı geçirir.&lt;br /&gt;16. Bir arzusu, isteği olan Besmeleyi 113 defa cuma günü hatip minberde iken okur ve hatiple dua eder ve isteğini talep ederse arzusu yerine gelir.&lt;br /&gt;17. Besmele 313 defa pazar günü güneş doğarken, abdestli olarak, kıbleye yönelerek okur ve 100 defa Resul-i Ekrem Efendimize (s.a.v)’e salât-ü selam okursa, okuyanın rızkı artar, genişler.&lt;br /&gt;18. Besmele, 787 defa isteğinin olması, düşmanlardan kurtulmak, bir musibetin kalkması için niyet ederek okunursa, istek yerine gelir.&lt;br /&gt;19. Besmele oruçlu olarak 787 defa hiç kimsenin olmadığı bir yerde, kıbleye yönelerek okunur ve buna 7 gün devam edilirse okuyan kimse arzu ve isteğine kavuşur.&lt;br /&gt;20. Besmele 40 gün sabah namazının ardından kalkmadan 2500 defa okunursa, okuyanın kalp gözü açılır, esrar ilimlerine vakıf olur.&lt;br /&gt;21. Besmeleyi günde 1000 defa okuyanın hem dünyada, hem de ahirette Allah ihtiyaçlarını yerine getirir.&lt;br /&gt;22. Besmeleyi her gün sabah ve gece 1000 defa okumaya devam eden; sıkıntıdan, üzüntüden ve hatta sıkıntılı bir yer olan hapisten bile kurtulur.&lt;br /&gt;23. Besmeleyi 12000 defa okuyup, her 1000 de 2 rekât namaz kılıp ihtiyacını dilerse, isteği yerine gelir, ihtiyacı karşılanır.&lt;br /&gt;24. Güneş doğarken güneşe karşı oturup 300 defa besmele, 300 defa salavat getiren her işinde başarılı olur ve rızkı çoğalır, bereketlenir.&lt;br /&gt;25. Besmeleyi 786 defa bir bardak suya okuyup, muhabbet ve sevgisi istenilen kişiye içirilirse, içenin kalbinde okuyana veya niyetine okunana karşı sevgi ve muhabbet meydana gelir.&lt;br /&gt;26. Besmeleyi 786 defa bir bardak suya okuyup 7 gün sabah güneş doğarken içilirse içen kişinin zihni açılır, unutkanlığı gider.&lt;br /&gt;27. 40 Gün riyazet yaparak, tam bir teslimiyet ve itikat ile sabah namazının ardından 2500 defa “Besmele” okuyan kişi, ilim ve hikmet sahibi olur, her şeyi rüyasında görür ve diğer insanların sahip olmadığı birtakım sırlara vakıf olur.&lt;br /&gt;28. Besmeleyi gece yarısı 786 defa 7 gece okuyanın niyet ettiği şey gerçekleşir, isteğine kavuşur.&lt;br /&gt;29. 14 gün oruçlu olarak riyazet yapan kişi, her vakit namazının ardından 1000 defa besmele okumaya devam ederse, yüksek ruhani varlıklarla konuşabilir, onlardan istediğini sorup öğrenebilir.&lt;br /&gt;30. Bir hastanın şifa bulması için Besmele okumak gerekiyorsa, hastaya 1000 defa besmele okunur. Sonra 1000 defa Fatiha Suresi, 1000 defa Salavat okunur ve hastanın şifaya kavuşması için dua edilir.&lt;br /&gt;31. 7 gün ara vermeden 786 defa “Besmele” okuyup isteğini Allah’tan dileyenin isteği yerine getirilir.&lt;br /&gt;32. Önemli bir arzusu ve isteği olan kişi, temiz ve tenha bir yere çekilip aşağıdaki tertibi uygularsa isteğine kavuşabilir:&lt;br /&gt;a) Önce Abdestli olarak kıbleye yönelir ve 1000 defa “Besmele” okunur.&lt;br /&gt;b) Sonra hacet namazı niyetiyle Allah rızası için 2 rekât namaz kılınır.&lt;br /&gt;c) Namazdan sonra “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn” diyerek salavat getirilir.&lt;br /&gt;d) Salavatlar bittikten sonra isteğini Allaha iletilir.&lt;br /&gt;e) Bundan sonra 1000 defa besmele okuyup tekrar 2 rekât namaz kılınır.&lt;br /&gt;f) Arkasından tekrar Salât-ü selam okur ve dua edilir.&lt;br /&gt;g) Bu şekilde tekrar ederek 12000 besmele ve 11 Salat-ü selam okur, sonra isteğini Allah’tan isterse, dileği yerine gelir, istediğine kavuşur.&lt;br /&gt;33. Borçlu olan veya rızkı dar olan kişi, ceylan derisi üzerine, safran, misk ve gülsuyu karışımı mürekkep ile Besmeleyi yazıp ödağacı ve amber ile tütsüledikten sonra üzerinde taşırsa yokluktan ve darlıktan kurtulur.&lt;br /&gt;34. Bir cam kâse veya bardak içine 40 besmele yazılıp zemzem suyu ile doldurduktan sonra karıştırarak silinir ve hastaya içirilirse inşallah hasta şifaya kavuşur.&lt;br /&gt;35. Çocuğu olmayan veya sürekli çocuk düşüren bir kadın âdetinden temizlendikten 3 gün sonra bir kâğıda 110 defa “Besmele” yazılıp üzerinde bulundurur ve o nüsha üzerinde iken ilişkiye girerse kadın hamile kalabilir. Çocuk dünyaya gelinceye kadar besmele yazılı nüshayı üzerinde taşırsa zorluk çekmeden doğum yapabilir. Keza, eşinin düşük yapması sonucu çocuk sahibi olamayan bir adam, bir kâğıt üzerine 60 defa Besmele yazıp üzerinde taşırsa Allah’ın izniyle çocuğu yaşar.&lt;br /&gt;36. Tarlanın verimini ve bereketini arttırmak için bir kâğıda 101 Besmele yazılır ve tarlaya gömülürse hem bereket hâsıl olur, hem de doğal afetlerden korunur. Yetişme devresi zarara ve afete uğramadan tamamlanır. Meyvesi, sebzesi güzel ve bol olur.&lt;br /&gt;37. Besmele 81 defa yazılıp uykusunda korkan çocuğun boynuna asılırsa korkusu kalmaz.&lt;br /&gt;38. Besmele 35 defa yazılıp eve veya iş yerine asılırsa o yerin bereketi artar. İş yerinin kazancı çoğalır. Cin, şeytan şerrinden, yangından, kötü gözle ve zararlı bakışların şerrinden, haset ve nazardan korunur.&lt;br /&gt;39. Bir kâğıt üzerine 1000 defa Besmele yazıp üzerinde taşıyan kimse, düşmanlarına karşı heybetli görünür, korku salar; dostlarının yanında sevgi ve saygısı artar. Halk arasında şerefli ve saygı duyulan bir kişi olur.&lt;br /&gt;40. Besmele, 70 defa bir ölünün üzerine okunursa kabir azabı hafifler, Münker ve Nekir in sorularına cevap verirken zorluk çekmez.&lt;br /&gt;41. Besmele, kurşun üstüne 3 defa yazılıp balık avlamak için kullanılırsa balık avı bereketli olur.&lt;br /&gt;42. Mavi bir bez parçası üzerine “Besmele” yazılıp bir ucu yakılarak cin zulmüne uğramış kişiye koklatılırsa cini konuşturulur.&lt;br /&gt;43. Besmele sığabildiği kadar bir kaba yazılıp, içine su doldurup saralı bir kişinin üzerine dökülürse onun şeytanı yakılmış olur.&lt;br /&gt;44. Besmeleyi kapısının üzerine yazan kişi helak olmaktan kurtulur.&lt;br /&gt;45. Besmeleyi 600 defa bir kâğıda yazıp üzerinde taşıyan kişi; insanlar arasında heybetli olur, hürmet görür.&lt;br /&gt;46. Besmeleyi 625 defa bir kâğıda yazıp taşıyan kişiye kimse kötülük yapamaz, zarar veremez.&lt;br /&gt;47. Bir iş girişiminde bulanacak kişi 51 Besmele okuyup görüşmeye giderse iş görüşmesinde başarılı olur.&lt;br /&gt;Bu husustaki usul, 50 Besmeleyi önceden okuyup hazırlamak ve hiç konuşmadan 51. Besmeleyi de görüşme yapılacak yere girerken odaya üflemek veya kişiye doğru üflemektir.&lt;br /&gt;48. Besmele İsmi Azamın anahtarıdır ve başlangıcıdır. Her kim ki besmele ile işe başlar ise her türlü hayır ve hak kapısını açmış olur. Her kim işine besmele ile başlarsa şeytanı bulunmuş olduğu yerden defetmiş olur. Her kim ki Besmele ile işe başlarsa bütün fitne ve fesat kapılarını Cenabı vacibü’l-vücut hazretleri o kimseye kapatır.&lt;br /&gt;49. 786 Besmeleyi şerifeyi zikretmeğe devam ederse her muradına erişmiş olur.&lt;br /&gt;50. 786 Defa okumaya devam ederse Allah Teâlâ o kimseyi muhafazası altına almış olur.&lt;br /&gt;51. Bir mümin her gece yatarken 21 defa besmeleyi okur ise her türlü afattan, bela ve musibetten hırsızdan ve yangından, ani ölümden korunmuş olur.&lt;br /&gt;52. Bir zalimin yüzüne karşı 51 Besmeleyi okursa o zali¬min şerrinden kurtulmuş olur.&lt;br /&gt;53. Mümin bir kimse inanarak sabah namazından sonra 600 besmele ile 600 Salavatı şerifeyi de beraber okursa hiç aklına gelmediği yerden bir rızık kapısı açılmış olur.&lt;br /&gt;54. 786 defa besmeleyi şerif bir bardak suya okunup içirilirse o kimse başkalarının yanında çok sevilir ve Muhabbetli olur. Yedi gün tekrar ederek okuyup içer ise sevgi ve muhabbeti artar, herkese hoş görünür.&lt;br /&gt;55. 786 besmeleye devam eden bir kimsede eğer vesvese mevcut ise Allah Zülcelal Hazretleri ol kimseden vesveseyi kaldırır. Bu işlemi bir bardak suya okuyup yedi gün yedi gün soyunu içer ise o kimseden vesvese kal¬kar.&lt;br /&gt;56. 786 defa besmele suya okunup aklî dengesinde belirli bir şuursuzluk olan kimseye içilirse Allah’ın izniyle şifa bulur. Yedi gün devam edilmelidir.&lt;br /&gt;57. 786 defa besmeleyi şerifeyi sabah namazından sonra yedi gün devam ederek okuyup suyunu yedi gün içer ise o kimsenin kafası daha iyi çalışır ve ezberlemek istediği her şey aklında kalır.&lt;br /&gt;58. 2500 defa hiç bir kimseye bir kelam etmeden sabah namazından sonra okumaya devam ederse ol kimsenin Allah Teâlâ kalp gözünü açar. İnsanlar arasında farklı bir merhale kat etmiş olur.&lt;br /&gt;59. 40 defa temiz bir kâğıda besmeleyi şerif-i misk ve safran ile yazıp suyun içine koyulur ve bu su hastaya içirilir ise şifa bulur. Su olarak zemzem veya yağmur suyu kullanınız.&lt;br /&gt;60. 35 besmeleyi her kim ki kâğıda yazarak evine veya iş yerine levha yaparak asar ise o mekânda kaza, yangın musibet, şer oradan def olur. Ol yerde hayır ve bereket olur.&lt;br /&gt;61. 141 besmeleyi Muharrem ayının ilk çarşamba günü yazarak üzerinde taşır ise ol kimseyi ömür boyu her türlü kötülükten, bela ve musibetten korunmuş olur.&lt;br /&gt;62. 1000 defa her namazdan sonra besmeleyi okumaya devam eder, iki hafta da oruç tutar ise ol kimse manevi varlıklar ile söyleşi yapar.&lt;br /&gt;63. Eşler veya arkadaşlar arasında birbirine karşı sevgileri azalıp dargınlık ve kırgınlık hâsıl olsa, aralarını düzeltmek için 7 badem içine “Ya Rahim” yazıp üzerine 31 defa da besmele okuduktan sonra sevgisi az olan tarafa yedirilse aralarında sevgi ve tatlılık hâsıl olur.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4085850201030888675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4085850201030888675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/09/besmelenin-63-sirri.html' title='Besmelenin 63 Sırrı'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-4094954922508369585</id><published>2020-09-15T11:20:00.003-07:00</published><updated>2020-09-15T11:26:31.576-07:00</updated><title type='text'>36 Nasihatle Mutlu Yaşam</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;1) Güne sabah namazı ve sabah zikirleri ile başla. Allah&#39;a tevekkül et ki kalb ferahlığı, kolaylık ve kurtuluş seni alsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) İstiğfara devam et. Çünkü o bütün günahları siler ve rızkı getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Duayı kesme, çünkü o kurtuluş ipidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Unutma! Konuşmalarını melekler kaydediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Her ne kadar fırtınanın merkezinde bile olsan, bunu hayra yormaya devam et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Parmakların güzelliği tesbihleri saymakladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) Dertler sana yöneldiğinde, kederlerin çoğaldığında &#39;La İlahe illallah&#39; de!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Mal ile fakirin duasını, miskinin de sevgisini satın al&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9) Huşu ve korku dolu bir secde altın kaplı yerden daha faziletlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10) Kelimeyi konuşmadan önce düşün! Çünkü bazı kelimeler katildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11) Mazlumun davetine, mahrumun da göz yaşına dikkat et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12) Kitapları, gazeteleri ve dergileri okumadan önce Kur&#39;an&#39;ı oku!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13) Ailenin istikamet üzere olmasına sebep ol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14) İbadet için nefsinle cihad (mücadele) et. Muhakkak ki nefis kötülüğü emreder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15) Anne babanın duasını al.Rızaya ulaşırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16) Senin eski elbiselerin fakirin katında yenidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17) Kızma, nefret etme. Allah&#39;ın ulaşmanı emrettiği şeyi kesme. Hayat düşündüğünden daha kısa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18) Güçlülerin en güçlüsü ve zenginlerin en zengini seninledir. O muhakkak ki Allah c.c&#39;dur. Güven ve müjdele!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19) Cevap kapısını (dua) günahla kapatma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20) Sabır ve namaz: dertlere, musibetlere ve sorumluluklarına yardım edenlerin en hayırlısıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21) Su-i zanndan (kötü sanma) kaçın ki rahat edesin huzur bulasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22) Bütün dertlerin sebebi Allah&#39;tan yüz çevirmektendir. O&#39;na yönel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23) Senle beraber kabre girecek bir namaz kıl!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24) Birinin gıybet ettiğini duyarsan ona Allah&#39;tan korkmasını söyle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25) Mülk süresini okumaya devam etmen seni kurtarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26) Mahrum o dur ki, korku ve gözü yaşlı namaz kılmaktan mahrum olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27) Günahtan cahil olan insanların peşinden gitme!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28) Muhabbetin Allah ve Rasulü&#39;ne olsun. İnsanlara güzel ahlak ile muamele et&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29) Seni gıybet edenlere musamaha göster. Muhakkak o seni güzelliğe ulaştırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30) Namaz, zikir ve Kuran tilaveti senin yüzünde nur, kalbinde inşirah ve amellerine muvaffak olmanı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31) Kim ateşin hararetini hatırlarsa, günahların sebeplerine de sabr eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32) Gece sürekli değildir. Dertler geçer. Sıkıntılar bir çıkışa, zorluklar rahatlığa çevrilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33) Dağ gibi sorumlulukların varken; o şeyle dedi bu böyle demiş gibi şeylerle uğraşma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34) Huşu ile namaz kıl seni bekleyen işin namazdan önemli değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35) Mushafı baş üstünde tut. Bir tek ayet okuman dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36) Hayat güzeldir, ondan daha güzeli senin iman üzere olmandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölen kişi neden sadaka için geri döndürülmeyi ister . Ayeti Kerimede buyrulduğu gibi &#39;Rabbim, beni yakin bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydim&#39;. Ölü: &#39;ben umre yapayım, namaz kılayım veya oruç tutayım&#39; demedi de sadaka için izin istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlim ehli bu durumu şöyle izah etmiştir : ölü kimsenin sadaka için izin istemesi öldükten sonra sadakanın ne derece mühim olduğunu görmesinden dolayıdır... Sadakayı çoğaltan bir kimse kıyamette sadakasının gölgesinde gölgelenir. (günün dehşetinden onu korur)```&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Şu an yapacağın en mühim sadaka bu yazıyı sadaka niyetiyle tanıdıklarına yaymandır. Çünkü kim burdaki bir madde ile amel ederse ve insanlara nasihat ederse seninde bu hayırdan muhakkak payın vardır.*&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4094954922508369585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4094954922508369585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/09/36-nasihatle-mutlu-yasam.html' title='36 Nasihatle Mutlu Yaşam'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-5971896377456821445</id><published>2020-09-11T18:01:00.000-07:00</published><updated>2020-09-15T11:27:10.969-07:00</updated><title type='text'>Semerci Ustası</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Eski zamanlarda, Semerkand’da bir semerci ustası, oğluyla beraber semer yaparak hayatlarını devam ettirir giderlermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semerci ustası, mesleğinin alametlerinden olacak ki; çalışırken üzerinde oturduğu koltuğunu da semerden yapmış. Bu semerin gizli bir bölmesini de para kasası olarak kullanmaktaymış. Fakat semerde kasa olduğunu oğlu bile bilmezmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman, çalışılır kazanılır, paralar bu kasada biriktirilirmiş. Olacak bu ya, baba tüccarın bir aylığına Semerkand’dan ayrılması icap etmiş. Depodaki semerleri ve dükkânı oğluna emanet etmiş baba tüccar. Seyahate çıkmadan önce de oğluna, kendi kullandığı semerin asla satılmamasını sıkı sıkı tembihlemiş. Babası yokken oğul, babasının tembihlediği semerin haricindeki bütün semerleri satmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bir akşam, yolcunun biri gelmiş ve semer almak istemiş. Adamın ısrarlarına dayanamayan oğul, biraz da kâr ederim düşüncesiyle 10 akçe olan semeri 30 akçeye satıvermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba tüccar seyahatten döndüğünde semerden yapma koltuğunun olmadığını görünce koltuğunun nerede olduğunu sormuş. Oğul, satmak zorunda kaldığını ama üç katı kâr ettiğini heyecanla söyleyince babası şaşkına dönmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimseye bir şey söylemese de için için yanmaya başlayan baba, işi gücü bırakmış… Semerkand, Buhara, gezmedik yer, uğramadık han bırakmamış; ama ne çare ki semerini bulamamış. Tüccarın kaç ay, kaç yıl gezdiği bilinmez. Ama yorulduğu belli ki şu beyit dökülmüş dilinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizimde kalmadı takat nasip arayı arayı,&lt;br /&gt;Dolandırdı bizi kısmet, Semerkand’ı Buhara’yı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semeri bulamayacağına kanaat getiren baba eve dönerek işe koyulmuş. Semer satmaya ve tamir etmeye devam etmiş. Gel zaman git zaman, bir semer eskitecek kadar vakit geçmiş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün, bir adam semer tamir ettirmek için dükkâna gelmiş. Tüccar, yıllar önce kaybettiği semerini tanımış; ama hiç belli etmemiş. Semer sahibine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu semer çok eskimiş, ben size yeni bir semer vereyim; bu bende kalsın” deyip semeri geri almak istemiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu duruma çok sevinen semer sahibi, yeni semeri alıp gitmiş. Hemen semerini kontrol eden tüccar, parasını yerinde görünce sevinmiş ve şu beyti mırıldanmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne lazımdır sana gezmek Semerkand’ı Buhara’yı,&lt;br /&gt;Sana taksim olan kısmet gelir arayı arayı...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/5971896377456821445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/5971896377456821445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/09/semerci-ustasi.html' title='Semerci Ustası'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-3238838885733164486</id><published>2020-09-11T17:57:00.003-07:00</published><updated>2020-09-11T17:57:29.130-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Yahudi asıllı bir Rus, İsrail&#39;e göçme iznini alır.&lt;br /&gt;Çıkışta, Ruslar bagajını denetlerken elbiselerin arasında Lenin&#39;in büstünü &lt;br /&gt;bulurlar... &lt;br /&gt;- Bu nedir? &lt;br /&gt;Yahudi: &lt;br /&gt;- &quot;Bu nedir?&quot; sorusu yanlıştır yoldaş! &quot;Bu kimdir?&quot; demeniz gerekirdi! Bu &lt;br /&gt;Lenin&#39;dir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler getirendir. &lt;br /&gt;Ben de bunu bereketli günlerin anısı diye yanıma aldım... &lt;br /&gt;Etkilenmiştir Rus görevli: &lt;br /&gt;- Tamam, geçebilirsiniz!&lt;br /&gt;Tel Aviv havaalanında gümrük memuru büstü görür ve sorar: &lt;br /&gt;- Bu nedir? &lt;br /&gt;Yahudi: &lt;br /&gt;- &quot;Bu nedir?&quot; sorusu yanlıştır Paşam! &quot;Bu kimdir?&quot; demeniz gerekirdi! &lt;br /&gt;Bu Lenin&#39;dir. Bu deli cani yüzünden Rusya&#39;yı terk etmek zorunda kaldım! Yanıma aldım ki, her gün ona bakıp bakıp lanet okuyayım! &lt;br /&gt;Etkilenmiştir İsrailli görevli: &lt;br /&gt;- Tamam, geçebilirsiniz!&lt;br /&gt;Adam evine gelir, büstü büfenin üstüne koyar, gelişi nedeniyle de &lt;br /&gt;akrabalarına davet verir. &lt;br /&gt;Yeğenlerden biri sorar: &quot;Bu kimdir?&quot; &lt;br /&gt;Yahudi: &lt;br /&gt;- &quot;Bu kimdir?&quot; sorusu yanlıştır kuzum! &quot;Bu nedir?&quot; demen gerekirdi! Bu, &lt;br /&gt;on kilogram, yirmi dört ayar altın, vergisiz, gümrüksüz, üstelik KDV&#39;siz!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISSADAN HİSSE: Siyaset, aynı şeyi herkese farklı anlatarak inandırma sanatıdır.!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/3238838885733164486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/3238838885733164486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/09/yahudi-asll-bir-rus-israile-gocme.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-3639570455228903251</id><published>2020-09-11T17:49:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T17:49:06.262-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simit almak için sıraya girdim. Sıra çok kalabalıktı. 20 dakika kadar sırada kaldım. Hemen önümde bir kız çocuğu ve babası var. Babası gömlek düğmelerini boğazına kadar düğümlemiş. Tertemiz giyinmiş ancak kıyafetleri eski. Ayakkabıları kösele, eski ve yazlık. Anladımki güngörmüş bir adam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk iki de bir ‘’Hadi baba, acıktım gelmedi mi sıra daha?” diye söyleniyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda sıra onlara geldi. Adam bir simit istedi. Çocuk itiraz etti: &lt;br /&gt;“Baba, ben tahinliden de istiyorum.” diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası &quot;sus!&quot; der gibi sessizce kaşlarını kaldırdı, “Olmaz!” demek istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozuk birkaç adet parayı uzatırken paranın birtanesi yere düştü, tezgahın altına gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam diz çöküp almaya çalışırken, &lt;br /&gt;Simitçi:&lt;br /&gt;‘’Boşver be abi, önemli değil!&quot; diye söyledi. &lt;br /&gt;Baba kısık sesle: &lt;br /&gt;“Abi başka paramız yok, eksik kaldı. Hakkını helal et!” deyince,&lt;br /&gt;simitçi: &lt;br /&gt;“Oturun sehpaya biraz; sıcak çıkınca ben getireceğim.” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam eksik para verme mahçubiyeti ile en köşeye oturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bu arada simidimi alarak yan masalarına oturdum. Çay söyledim, zeytin de koydular yanına. &lt;br /&gt;Bu arada izliyorum. Simitçi kızacak mı, sevecek mi diye. Neyse, geldi bizim simitçi içerden masaya doğru.&lt;br /&gt;İki tabak yapmış, ama çok özel. Tabakların içine her şeyden koymuş sanki. Çocuğun istediği tahinliden, simit, börek, bu arada tatlılardan da unutmamış, silme iki tabak doldurmuş. Üç de çay geldi, simitçi de tabureye oturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben pür dikkat onları izliyorum.&lt;br /&gt;Kendi kendime, &quot;adam kaç yıllık esnaf anlamış tabi, kim dilenci, kim aç kalmış, biliyor ve yanılmıyor.&quot; diye içimden geçirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başladılar sohbete, bu arada tekrar tekrar çay içtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra baktım simitçi, biraz kağıt para çıkardı ve adamın gömlek cebine koyuverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&quot;Yarın gel işine başla!&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmete bak dedim. Adam parayı düşürdü diye üzüldüğü tezgah, şimdi ekmek parası kazanacağı dükkan oldu. Neyse onlar kalkıp gidince, meraktan öleceğim sanki. &lt;br /&gt;Hemen yanaştım simitçiye: -&quot;Patron! Seni tebrik ederim&quot; dedim. Hiç rencide etmeden babası ile küçük kızın karnını doyurdun. &lt;br /&gt;Kimseye göstermeden de cebine üç-beş para koydun. Allah Razı olsun, sayınızı çoğaltsın, ne iyi adamsın! “ dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Sağol.” dedi simitçi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ona söylemedim; ama o benim ilkokul arkadaşım. Ben onu tanıdım ama o beni tanımadı. Yarın gelince söyleyeceğim kendisine bunu. Şimdi utanır ve üzülür de işe gelmez diye söylemedim. Biz ortaokulda devlet okuluna giderken, babası onu özel kolejde okutuyordu. Çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Hepimiz ona imrenerek bakardık. Ne oldu kimbilir? Ne olduğun değil, ne olacağın önemli. Yeter ki içindeki insanlık yaşasın.” &lt;br /&gt;Farkında olanlara ne mutlu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜNYAYI İYİLİK KURTARACAK&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/3639570455228903251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/3639570455228903251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/09/simit-almak-icin-sraya-girdim.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-2962282114463544237</id><published>2020-09-11T17:15:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T17:17:30.592-07:00</updated><title type='text'>Bir Torba Şeker</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Bundan 30 yıl kadar önce,&lt;br /&gt;Gaziantep’te helvacılık yapan&lt;br /&gt;Ökkeş usta iflas eder.&lt;br /&gt;Elinde avucunda ne varsa yitirir.&lt;br /&gt;Alacaklarını tahsil edemez,&lt;br /&gt;işçilerini çıkarır,&lt;br /&gt;iş yerini kapatmak zorunda kalır.&lt;br /&gt;Ama bir yerlerden de&lt;br /&gt;tekrar başlaması gerekmektedir.&lt;br /&gt;Helvacı Ökkeş ustanın&lt;br /&gt;cebinde beş parası yoktur.&lt;br /&gt;Kalkar,&lt;br /&gt;hiç tanımadığı&lt;br /&gt;toptan şeker satan&lt;br /&gt;bir dükkâna gider.&lt;br /&gt;Kendisini tanıtır,&lt;br /&gt;helvacılık yaptığını,&lt;br /&gt;iflas ettiğini anlatır.&lt;br /&gt;Parasının olmadığını,&lt;br /&gt;iş yerinin tekrar üretime&lt;br /&gt;geçebilmesi için&lt;br /&gt;acil bir torba şekere&lt;br /&gt;ihtiyaç duyduğunu,&lt;br /&gt;ancak şeker parasını&lt;br /&gt;helvayı yapıp sattıktan sonra&lt;br /&gt;ödeyebileceğini söyler.&lt;br /&gt;Şeker satıcısı Bahaddin usta,&lt;br /&gt;Ökkeş ustayı dikkatlice dinler,&lt;br /&gt;yerinden kalkar,&lt;br /&gt;yanında çalışanını çağırır ;&lt;br /&gt;“oğlum bir at arabası çağır,&lt;br /&gt;20 torba şeker yükleyin,&lt;br /&gt;Ökkeş ustamın&lt;br /&gt;dükkânına indirin” der.&lt;br /&gt;Şekerci Bahattin usta&lt;br /&gt;küçük bir kağıda da ,&lt;br /&gt;isim,adres belirtmeden,&lt;br /&gt;sadece” 20 torba şeker” yazar,&lt;br /&gt;kâğıdı Ökkeş ustaya uzatır,&lt;br /&gt;ardından da&lt;br /&gt;”Ökkeş usta sıkma canını!...&lt;br /&gt;Sen şu şekeri al…&lt;br /&gt;Kazanını kaynat,&lt;br /&gt;helvanı yap, sat!...&lt;br /&gt;Ne zaman elin rahatlarsa&lt;br /&gt;o zaman gel borcunu öde! ”der.&lt;br /&gt;Ökkeş usta şaşkındır,&lt;br /&gt;ne diyeceğini bilemez.&lt;br /&gt;Bir torba şeker derken,&lt;br /&gt;20 torba şeker bulmuş olmanın&lt;br /&gt;heyecanını yaşar.&lt;br /&gt;Hiç tanımadığı biri tarafından&lt;br /&gt;kendisine güvenilip&lt;br /&gt;20 torba şeker verilmesi&lt;br /&gt;karşısında gözleri dolar,&lt;br /&gt;hıçkırıklara boğulur.&lt;br /&gt;Ökkeş usta şekeri alır,&lt;br /&gt;iş yerine döner.&lt;br /&gt;Kısa sürede&lt;br /&gt;helva üretimine tekrar başlar.&lt;br /&gt;Yaptığı helvaları satar,&lt;br /&gt;şeker borcunu ödeyecek&lt;br /&gt;parayı toparladığında&lt;br /&gt;Bahattin ustanın yanına gider.&lt;br /&gt;Bahattin usta güler yüzle,&lt;br /&gt;ayakta karşılar,&lt;br /&gt;çay kahve derken ,&lt;br /&gt;parayı Bahattin ustaya uzatır;”&lt;br /&gt;Bahattin ustam&lt;br /&gt;Allah senden razı olsun,&lt;br /&gt;bizi tekrar ayağa kaldırdın ,&lt;br /&gt;çark dönemeye başladı ” dediğinde .&lt;br /&gt;Bahattin usta;&lt;br /&gt;“Yok !...&lt;br /&gt;Kazanmanın sebebi ben değilim…&lt;br /&gt;Belki vesile olmuş olabilirim ama..&lt;br /&gt;Ne varsa sendendir “der,&lt;br /&gt;sonra da yanında çalışanlara;&lt;br /&gt;“ Ökkeş ustama&lt;br /&gt;30 torba şeker yükleyin”&lt;br /&gt;talimatını verir.&lt;br /&gt;Ökkeş usta sözünde durmuş,&lt;br /&gt;borcunu&lt;br /&gt;ödemiş olmanın&lt;br /&gt;huzurunu duyarken,&lt;br /&gt;Bahattin usta da karşısında&lt;br /&gt;işini tekrar kazanmış,&lt;br /&gt;sözünde duran birini&lt;br /&gt;görmenin bahtiyarlığını yaşar.&lt;br /&gt;Merhamet etmek iyidir.&lt;br /&gt;Ancak acımak yetmiyor.&lt;br /&gt;Önemli olan&lt;br /&gt;ihtiyaç duyana,&lt;br /&gt;ihtiyaç duyduğunu,&lt;br /&gt;ihtiyaç duyduğu anda&lt;br /&gt;verebilmektir.&lt;br /&gt;Ve bir o kadar da önemli olan&lt;br /&gt;yapılan iyiliği unutmamaktır.&lt;br /&gt;Eti kasaptan,&lt;br /&gt;balığı balıkçıdan,&lt;br /&gt;ekmeği fırından,&lt;br /&gt;meyveyi sebzeyi&lt;br /&gt;manavdan alın.&lt;br /&gt;Büyük marketlerin&lt;br /&gt;size ihtiyacı yok ama&lt;br /&gt;küçük esnafın&lt;br /&gt;tamda bugün size ihtiyacı var..&lt;br /&gt;Tam da bugünler&lt;br /&gt;Bir çuval şekerin&lt;br /&gt;çok değerli olduğu günlerdir...&lt;br /&gt;Devlet te BİZİM&lt;br /&gt;Belediyeler de BİZİM.....&lt;br /&gt;BİZİ BİZ YAPANDA&lt;br /&gt;BİRLİK BERABERLİĞİMİZDİR..&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/2962282114463544237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/2962282114463544237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/09/bir-torba-seker.html' title='Bir Torba Şeker'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-4845949462777445978</id><published>2020-09-11T16:24:00.004-07:00</published><updated>2020-09-11T17:16:03.285-07:00</updated><title type='text'>Tıkandı Babanın Hikayesi</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış.Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.&lt;br /&gt;-Tıkandı baba, çay getir&lt;br /&gt;-Tıkandı baba, oralet getir.&lt;br /&gt;Bu durum Sultan Mahmut&#39;un dikkatini çekmiş.&lt;br /&gt;-Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi?&lt;br /&gt;-Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba&lt;br /&gt;-Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.&lt;br /&gt;Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;&lt;br /&gt;-Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. &quot;Benimki de onlarınki kadar aksın&quot; diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden &quot;Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın&quot; dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve &quot;Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım &quot;Tıkandı baba&quot; ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.&quot;&lt;br /&gt;Tıkandı baba&#39;nın anlattıkları Sultan Mahmut&#39;un dikkatini çekmiş.Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ;&lt;br /&gt;-Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz.&lt;br /&gt;Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz.&lt;br /&gt;Sultan Mahmut&#39;un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba&#39;ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış, bakmış baklava nefis. &quot;Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim&quot; diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken &quot;Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim&quot; demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya&lt;br /&gt;-Taze baklava, güzel baklava !&lt;br /&gt;Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ! ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi&lt;br /&gt;-Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım, demiş.&lt;br /&gt;Tıkandı baba da&lt;br /&gt;-Peki, demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve! Yahudi de her akşam Tıkandı baba&#39;dan baklavaları satın almış.&lt;br /&gt;Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut;&lt;br /&gt;-Bizim Tıkandı baba&#39;ya bir bakalım, deyip Tıkandı baba&#39;nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın.&lt;br /&gt;Sultan;&lt;br /&gt;-Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi? mi, demiş&lt;br /&gt;-Geldi sultanım&lt;br /&gt;-Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?&lt;br /&gt;-Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olasınız, duacınızım.&lt;br /&gt;-Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.&lt;br /&gt;-Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel, deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.&lt;br /&gt;-Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir, demiş. Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek.&lt;br /&gt;Sultan demiş;&lt;br /&gt;-Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış&lt;br /&gt;-Alın bu adamı Üsküdar&#39;ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. Padişahın adamları &quot;peki&quot; deyip adamı alıp Üsküdar&#39;a götürmüşler.&lt;br /&gt;-Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. Baba,&lt;br /&gt;-Niçin, demiş. Askerler&lt;br /&gt;-Hele sen bir beğen bakalım demişler.Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline&lt;br /&gt;-Ne olacak şimdi, demiş&lt;br /&gt;-Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı.demiş. adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT&quot;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4845949462777445978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4845949462777445978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/09/tikandi-babanin-hikayesi.html' title='Tıkandı Babanın Hikayesi'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-3765742159243503120</id><published>2020-07-24T12:31:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T16:36:13.953-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Gazali Tus ahalisinin meşhur, müslüman bir bilginiydi. (Tus, İran’da Meşhed yakınında bir köydür). O zamanlar, yani hicri beşinci yüzyılda Nişabur, o bölgenin en büyük ilim merkeziydi. Ve bir üniversite sayılırdı. O bölgedeki talebeler, tahsil için Nişabur’a gelirdiler. Gazali de, işi gereğince, Nişabur ve Cürcan’a geldi, yıllarca aşırı arzu ve isteğiyle hocaların ve faziletli kimselerin huzurunda üstünlüğünü gösterdi. Bildiklerinin unutulmaması, elde ettiği öğreti ve tecrübelerini kayb etmemesi için onları düzenli bir şekilde yazar ve defter haline getirirdi. Yıllardır verdiği emeğin mahsulü olan bu defterleri tatlı canı gibi severdi.&lt;br /&gt;Yıllar sonra, vatanına dönmeye karar verdi. Defterlerini düzenleyip bükerek torbanın içine koymuştu. Kafileyle birlikte vatanına doğru yola koyuldu.&lt;br /&gt;Tesadüfen kafile, bir kısım hırsız ve eşkiya ile karşılaştı. Hırsızlar kafilenin önünü kestiler. Malları ve istedikleri şeyleri birer birer topladılar. Sıra Gazali ve eşyasına geldi. Hırsızların eli o torbaya gidince Gazali, yalvarıp yakarmaya başladı :&lt;br /&gt;“Bundan başka ne varsa alınız, bir tek bunu bana bırakınız” dedi.&lt;br /&gt;Hırsızlar, kesin olarak bu kapalı şeyin içinde kıymetli bir mal bulunduğunu sandılar. Torbayı açtılar, bir avuç karalanmış kağıttan başka bir şey görmediler. “Bunlar nedir, neye yarar?” diye sordular.&lt;br /&gt;Gazali, “Size yaramayan şeyler, bana yarar” dedi.&lt;br /&gt;- Neye yarar?&lt;br /&gt;- Bunlar, benim bir kaç senelik tahsilimin ürünüdür. Bunları benden alırsanız, bilgilerim boşa, yıllardır ilim tahsilindeki zahmetlerim heba olup gider.&lt;br /&gt;- Gerçekten senin bilgilerin bunda mı?&lt;br /&gt;- Evet!&lt;br /&gt;- Yeri bohça içi olan ve çalınması da mümkün olan bilgi, ilim değildir. Git de haline bir çare düşün, dedi.&lt;br /&gt;Bu, sıradan basit söz, istidatlı ve akıllı Gazali’nin ruhani durumunu sarstı, o güne kadar papağan gibi hocadan dinlediklerini, defterlere kaydeden Gazali, ondan sonra çalışarak, beynini düşüncelerle beslemeyi, daha çok düşünmeyi, araştırmayı ve faydalı konuları, zihin defterine işlemeye karar verdi.&lt;br /&gt;Gazali; “Düşünce hayatıma yol gösteren öğütlerin en iyisini, yol kesen bir hırsızın dilinden işittim.”der.[1]&lt;br /&gt;[1] - Gazzali Name S. 116&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/3765742159243503120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/3765742159243503120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/gazali-tus-ahalisinin-meshur-musluman.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-5985240105156070017</id><published>2020-07-24T12:30:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T16:38:28.148-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Büyük fıkıh (hukuk) bilgini, Hanefi Mezhebi’nin kurucusu İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’nin ilmi faaliyetleri yanında ticaretle de meşgul zengin bir zat olduğu bilinir.&lt;br /&gt;Bu büyük insan, gündüz öğleye kadar mescitte talebelerine ders verir, öğleden sonra da ticarî işleri ile uğraşırdı. Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi:&lt;br /&gt;“Ya imam, gemin battı!…” (İmamın ticarî mal taşıyan gemileri mevcut)&lt;br /&gt;İmam-ı Azam bir anlık tereddütten sonra&lt;br /&gt;“Elhamdülillah!” dedi.&lt;br /&gt;Bir müddet sonra aynı adam yeniden gelip haber verdi:&lt;br /&gt;“Ya imam, bir yanlışlık oldu batan gemi senin değilmiş.”&lt;br /&gt;İmam bu yeni habere de:&lt;br /&gt;“Elhamdülillah!” diyerek mukabele etti.&lt;br /&gt;Haber getiren kişi hayrete düştü:&lt;br /&gt;“Ya imam, gemin battı diye haber getirdik ‘Elhamdülillah’ dedin. Batan geminin seninki olmadığını söyledim yine ‘Elhamdülillah’ dedin. Bu nasıl hamd etme böyle?”&lt;br /&gt;İmam-ı Azam izah etti:&lt;br /&gt;“Sen gemin battı diye haber getirdiğinde iç âlemimi, kalbimi şöyle bir yokladım. Dünya malının yok olmasından, elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu sebeple Allah’a hamd ettim. Batan geminin benimki olmadığı haberini getirdiğinde de aynı şeyi yaptım. Dünya malına kavuşmaktan dolayı kalbimde bir sevinç yoktu. Dünya malına karşı bu ilgisizliği bağışladığı için de Allah’a şükrettim.”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/5985240105156070017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/5985240105156070017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/buyuk-fkh-hukuk-bilgini-hanefi.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-1622232818925067728</id><published>2020-07-24T12:29:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T16:52:49.186-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Kardeşler.!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kimse, Sâdât-ı Kiram Efendilerimiz&#39;in 5. halkası olan İmam Câfer-i Sâdık Hazretleri&#39;nin yanına gelmiş ve şöyle demiş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ey Efendim.! Ben bir bahçe satın aldım. Her bakımdan verimli ve güzel bir bahçe olmasına rağmen; bütün işlerim tersine döndü ve evimin düzenini bozdu.! Sebebi ne olabilir.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Câfer-i Sâdık Hazretleri adama;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Acabâ, bahçe seni meşgul etti de; namazını hafife mi aldın.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye sormuşlar. Adam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır efendim. Aksine; Allah&#39;a şükür etmek için daha çok îtinâ gösteriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye cevab vermiş. Câfer-i Sâdık Hazretleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Pekî, âilenden namazı hafife alan var mı.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye sormuşlar. Adam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Efendim; onlar, benden daha çok bu konuya hassaslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye cevab vermiş. Câfer-i Sâdık Hazretleri;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bahçede çalışan işçilerin içinde, namaz kılmayan veyâ namazı hafife alan var mı.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye sormuşlar. Adam;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yok efendim.! Bahçede çalışan işçiler de, îman ehli kimseler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diye cevab vermiş. Câfer-i Sâdık Hazretleri; elini başına koymuşlar, gözlerini kapatıp, bir müddet sükût etmişler. Başını ânîden kaldırmışlar ve şöyle buyurmuşlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bahçenin sonunda, kurumaya yüz tutmuş bir ağaç var. O ağaçta, bir karganın yuvası var. O yuvada bir kemik var. O kemiği al ve bahçenden uzaklaştır.!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam yerinden kalkmış ve hızla, Câfer-i Sâdık Hazretleri&#39;nin buyurdukları yere doğru gitmiş. Câfer-i Sâdık Hazretleri&#39;nin haber verdikleri gibi; ağaçtaki yuvaya çıkmış ve kemiği bulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığı gibi, hemen bahçeden çıkmış ve uzak bir yere atmış. Sonra, Câfer-i Sâdık Hazretleri&#39;nin yanına dönmüş; kemiğin ne olduğunu sormuş. Câfer-i Sâdık Hazretleri adama; gitmesini, daha sonra gelmesini söylemişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam gitmiş; her gün işleri daha da güzelleşiyormuş. Bir müddet sonra, tekrar Câfer-i Sâdık Hazretleri&#39;nin yanına gelmiş. Ve o kemiği sormuş. Câfer-i Sâdık Hazretleri şöyle buyurmuşlar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-O, namaz kılmayan bir insanın kemiği idi.! Şiddetli yağmur, mezarını tahrib etmiş; kemikleri dışarı çıkmıştı.! Karga, yuvasını yaparken O&#39;nu bulup; yuvasına getirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kemik senin bahçende olduğu için; işlerin ters gidiyordu.!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1622232818925067728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1622232818925067728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/kardesler.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-33705169486476061</id><published>2020-07-24T12:28:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T16:50:50.877-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;İmam-ı Azam Ebu Hanife rh.a., hiçbir müslümanı günahından dolayı tekfir etmez, kâfir olduğuna hüküm vermezdi. Onun yaşadığı dönemde etkili bir topluluk olan Haricîler ise büyük günah işleyen herkese ‘kâfir’ damgasını basıyorlardı.Ebu Hanife’nin durumunu bilen ve onun sesini kesmek isteyen yetmiş kadar gözü dönmüş Haricî, bir gün kılıçlarını kınlarından sıyırmış vaziyette onun huzuruna çıktılar ve dediler ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ey Ebu Hanife, ey bu ümmetin düşmanı ve şeytanı! Seni öldürmek bizler için yetmiş yıl cihad etmekten daha önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam-ı Azam Hazretleri onlara şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kılıçlarınızı kınına koyun, parıltıları beni korkutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biz kılıçlarımızı senin kanınla kınalamak istiyoruz, dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tehdid karşısında İmam-ı Azam:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sorun da konuşalım, deyip sorunu konuşarak çözmeyi önerdi. Haricîler teklifi kabul edip:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Mescidin kapısında iki cenaze. Biri şarap içmiş, şarapta boğularak ölmüş bir adam. Diğeri de zina etmiş, gebe kalınca kendini öldürmüş bir kadın. Bunlar hakkında ne dersin? diye sordular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bunlar hangi dinden? Yahudi, hıristiyan yahut mecusi mi? diye sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam-ı Azam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hiçbiri değil. Bunlar Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed s.a.v.’in O’nun kulu ve Rasulü olduğuna inanan dindendir,dedi Haricîler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam-ı Azam sordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kelime-i Şehadet imanın kaçta kaçıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İman bir bütündür, parça parça olmaz,diye cevapladı Haricîler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmam-ı Azam:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İşte bunların mü’min olduğunu kendiniz de kabul ediyorsunuz, diyerek ihtilaflı konuda haklı taraf olduğunu gösterdi. Hatta Haricîlerin sorduğu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Senden öğrenmek istiyoruz, bunlar cennetlik mi cehennemlik mi? sorusuna verdiği:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Onlar hakkında, Allah’ın peygamberi İsa a.s.’ın onlardan çok daha günahkâr kimseler için söylediği şeyi söylerim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘(Rabbim) eğer onlara azab edersen, şüphesiz ki onlar senin kullarındır. Kendilerini bağışlarsan, elbette mutlak izzet ve hikmet sahibi olan da sensin.’ (Mâide,118), cevabı da Haricîlerin silahlarını atıp tevbe etmelerine yol açtı. Yanlış inançlarından vazgeçerek, gönül huzuruyla dönüp gittiler.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/33705169486476061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/33705169486476061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/imam-azam-ebu-hanife-rh.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-7017208568559913827</id><published>2020-07-24T12:26:00.000-07:00</published><updated>2020-09-11T16:49:06.662-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Zülkarneyn (a.s), ölüm endişesi ve nefs engelini aşmaya çalışan bir kavme uğradı. Oradaki insanların elinde dünya serveti namına bir şey yoktu. Rızıklarını sebzeden temin ederlerdi. Sebzelerini korumakta çok ihtimam gösterirlerdi. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar, hergün mezarını temizler ve ibadetlerini burada yapardı. Zülkarneyn (a.s.), bunların hükümdarlarını çağırttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümdar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ben kimseyi istemiyorum. Beni isteyen de yanıma gelir.&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zülkarneyn (a.s.), bu söz üzerine hükümdarın yanına giderek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ben seni davet ettim, niye gelmedin?&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümdar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Sana bir ihtiyacım yok, olsa gelirdim.&quot; cevabını verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine Zülkarneyn (a.s):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bu haliniz nedir? Sizdeki bu hali kimsede görmedim.&quot; deyince hükümdar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Evet biz altın ve gümüşe kıymet vermiyoruz. Çünkü baktık ki, bunlardan bir miktar, bir kimsenin eline geçerse, bu sefer daha fazlasını isteyecek ve huzuru bozulacak. Onun için dünyalık peşinde değiliz.&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zülkarneyn (a.s):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bu mezar nedir? Neden bunları kazıyor ve ibadetlerinizi burada yapıyorsunuz?&quot; diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümdar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Dünyalık peşinde koşmamak için bunu böyle yaptık. Mezarları görüp de oraya gireceğimizi hatırlayınca, her şeyden vazgeçeriz.&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zülkarneyn (a.s.):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Niçin sebzeden başka yiyeceğiniz yoktur? Hayvan yetiştirseniz, sütünden, etinden istifade etseniz olmaz mı?&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümdar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Midelerimizin canlı hayvanlara mezar olmasını istemedik. Bitkilerle geçimimizi sağlıyoruz. Zaten boğazdan aşağı geçtikten sonra hiç birinin tadını alamayız.&quot; diye cevap verdi.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/7017208568559913827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/7017208568559913827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/zulkarneyn-a.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-1332751334779839858</id><published>2020-07-24T12:23:00.002-07:00</published><updated>2020-09-11T16:47:48.448-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Babası yeni evlenen oğlunun evine tebriğe gider...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturunca bir Beyaz Kâğıt, bir Kalem ve bir Silgi getirmesini istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç: &quot;Niçin?&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: &quot;Hele sen getir.&quot;..dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kalem ve kâğıdı getirdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silgi bulamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası: &quot;Koş bir silgi satın alıver&quot;, dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu epey şaşırmıştı, ama dışarı çıkdı, bir silgi satın alıp getirdi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babasının yanına oturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası: &quot;Yaz,&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç: &quot;Ne yazayım?&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: &quot;İstediğini yaz.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç bir cümle yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: &quot;Şimdi onu sil.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu sildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: &quot;Bir cümle daha yaz.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu: &quot;Allah aşkına baba, ne istiyorsun ki?&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: &quot;Yaz bir daha.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: &quot;Sil,&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu sildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba yine: &quot;Yaz,&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu: &quot;Allah aşkına desene baba bi defa, ne bu?&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: &quot;Hele sen yaazz&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu yazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba: &quot;Sil,&quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu tekrar sildi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba sordu: &quot;Kâğıt hala beyaz mı?&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu: &quot;Evet. Ama mesele nedir?&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baba oğlunun omzuna vurdu ve:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;İşte evlilik de böyledir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir silgiye ihtiyacı vardır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilikte hanımından göreceğin ve hoşuna gitmeyecek bazı durumları silmek için bir silgi taşımalısın yanında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanımın da öyle bir silgi taşımalı beraberinde, senden sadır olacak ve hoşuna gitmeyecek şeyleri silmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira evlilik sayfası bir kaç gün içinde kapkara olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının huyu para yokken;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkeğin huyu da para çokken anlaşılırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her halükârda sınavda olduğunu unutma..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınavı kaybedersen, iki cihanın da harap olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşinden sevgi ve saygı bekliyorsan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen de ona göstereceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almadan vermek Allah&#39;a aittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİLGİ VE BİLGİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkisi de 5 harftir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlarındaki harfleri atarsak geriye ilgi kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgi olmadan ne silgiye ne de bilgiye ulaşabilirsin..&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1332751334779839858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1332751334779839858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/babas-yeni-evlenen-oglunun-evine.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-3381633825719996618</id><published>2020-07-24T12:22:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T16:46:46.704-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul’a gelmiştir.Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider… Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak… Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Bugün, der,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Sultan Murad’ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib baba üzülür… Rica, minnet eder, yalvarır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Ne olursun’ der,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum. Binbir dil döker. Hamamcı ehl-i insaftır… Dayanamaz… Kabul eder… Hamamın en sonundaki odayı göstererek …&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Baba şu odada hızla yıkanıp çık, para da istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib Baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar… Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir… Ama sadece görünümü… İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murad’dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Hele bir bakalım, demiştir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamamcı vezirler der, almak istemez… Padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir… Habib Babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. Sen de sar peştemali beline, gir yanına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın… Ve ekler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Aman ha! Vezirler varlığınızı bilmesinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra 4.Murad da Habib Babanın yanına süzülür. Beraber sessizce yıkanmaya başlarlar. Bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib Babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılır. Biraz kirlenmiş gibi gelir ona… Allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmemiştir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden Habib Baba yumuşak bir sesle konuşur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Evladım, der,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Sırtın fazlaca kirlenmiş, müsaade edersen bir keseleyivereyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve çok memnun olur…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memnun olur, çünkü ömründe ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memnuniyetle Habib Babanın önünde diz çökerken:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Buyur baba, der,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Ellerin dert görmesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir. Habib Baba, 4.Murad’ın sırtını bir güzel keseler… Fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez.. Ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Baba, der,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Gel bende senin sırtını keseleyeyim de ödeşmiş olalım. Habib Baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Olur evlad, deyip, sultanın önünde diz çöker. Bu arada, Sultan Murad kese yaparken bir yandan da Habib Babayı yoklar, ağzını arar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Baba, der,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Görüyormusun şu dünyayı… Sultan Murad’a vezir olmak varmış… Bak adamlar içerde tef, dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise burada iki hırsız gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habib Baba Sultan Murad’ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler… Sultan Murad’ın Habib Babadan duydukları, ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Be evladım, der, Habib baba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Sultan Murad dediğin kimdir? Sen asıl Alemlerin Sultanına kendini sevdirmeye bak ki, O seni sevince sırtını bile Sultan Murad’a keselettirir…&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/3381633825719996618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/3381633825719996618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/habib-baba-4.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-5247203346902313866</id><published>2020-07-24T12:21:00.000-07:00</published><updated>2020-09-11T16:44:37.457-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Hz Peygamber&#39;in (s.a.v) soyundan gelen yoksul bir kadın kızlarıyla birlikte Semerkand şehrine göçmüştü. Şehre yeni geldikleri için kimseyi tanımıyorlardı. Önce bir mescide gidip dinlendiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneleri kızlarını mescidde bırakıp yiyecek tedariki için dışarı çıktı. Şehrin valisine başvurdu. Halini ona arz etti. Peygamber soyundan olduğunu söyledi. Kendilerine bir gecelik erzak vermesini istedi. Adam yardım etmeye yanaşmadığı gibi kendisinin yoksul olduğuna ve Peygamber soyundan geldiğine dair bir belge getirmesini istedi. Seyyide, yabancı biri olduğunu, şehirde kendisini kimsenin tanımadığını, dolayısıyla belge getiremeyeceğini söyleyince, vali kendisinden yüz çevirdi ve bir şey vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra kadın bir mecusiye uğradı; durumunu ona anlattı. Mecusi ona inanıp sözlerini doğruladı. Kendileriyle ilgilendi, adamlarından biriyle yiyecek ve eşya gönderdi.Onlara kalacakları bir yer tahsis etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vali gece rüyasında kıyametin koptuğunu, Resulullah&#39;ın (s.a.v.) yeşil zümrütten büyük bir köşkün yanı başında Livaü&#39;l Hamd sancağının yanında durduğunu gördü. Bu köşkün kime ait olduğunu sordu. Resulullah (s.a.v), tevhid ehli Müslüman bir kimseye ait olduğunu söyledi. Vali,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#39;&#39;Ben Allah&#39;ın birliğine inanan bir müslümanım!&#39;&#39; dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resulullah (s.a.v), Allah&#39;ın birliğine inanan müslüman olduğunu ispatlayacak bir belge getir!&#39;&#39; deyince vali şaşkına döndü. Dehşet içinde uyandı.Akşam yaptığından pişman oldu, ağlayıp saçını başını yoldu. Kalkıp o yoksulları aramaya koyuldu. Mecusinin evinde olduklarını öğrenince gidip onları mecusiden istedi, fakat mecusi onları vermedi. Vali;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#39;&#39;Sana bin altın vereyim. Yeter ki onları bana ver&#39;&#39; diye rica edince, mecusi şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#39;&#39;Ben ve ailem bunların bereketiyle akşam müslüman olduk. Senin bu gece görmüş olduğun rüyanın aynısını bende gördüm.Resulullah (s.a.v) bana,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#39;&#39;Cennetteki bu köşk senin ve ailenindir!&#39;&#39; buyurdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşin Yakmadığı aşık, Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/5247203346902313866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/5247203346902313866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/hz-peygamberin-s.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-8615439538744777025</id><published>2020-07-24T12:18:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T16:43:49.343-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Vaktiyle mescidin birine bir adam gece sabaha kadar namaz ile meşgul olmak için girmişti. Gece olup etraf kararınca mescidin önünden bir ses duyuldu. Bu adam kemal sahibi bir zatın mescide girdiğini düşündü. Gönlünden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘’Böyle bir yere bir adam, ancak Allah’a ibadet etmek için gelir. İyi oldu. Böylece kamil bir adam benim namazımı, ibadetimi görecek.’’ Dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün gece sabaha kadar ibadette bulundu. Bir an bile bırakmadı. Bir hayli dua etti, ağlayıp inledi. Kâh tövbe etti, kâh namaz kıldı. Kendisini adam akıllı iyi gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tan yeri ışıyıp etraf ağarınca mescid de aydınlandı. Adam bir baktı ki mescidin bir köşesinde bir köpek yatmış uyuyor. Bu dertle canı yandı, kanı kurudu. Gönlü öyle yandı ki, içinden çıkan ahlarla dili yandı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kendi kendine dedi ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-‘’ Edepsiz herif. Allah seni bu gece köpekle terbiye etti. Bütün gece şu köpek için ibadette bulundun. Ne olurdu bir gecede Allah için uyanık kalsaydın.’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey riyakar insan! Nice köpekler var ki senden daha iyi. Bir bak kendine! Köpek nerede, sen neredesin. Allah’tan utanmaz mısın sen? Yüzündeki perde düştü mü Allah’a ne diyeceksin…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/8615439538744777025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/8615439538744777025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/vaktiyle-mescidin-birine-bir-adam-gece.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-4474991144355373645</id><published>2020-07-24T12:17:00.002-07:00</published><updated>2020-09-11T16:41:52.414-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ka’b ibn Mâlik (Allah Ondan razı olsun) gözlerini kaybettiği zaman onu elinden tutup götürme işini yapan oğlu Abdullah’tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le beraber tebük gazvesine katılamadığının hikayesini anlatırken dinledim şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in gittiği savaşlardan tebük savaşından hariç diğer savaşlardan geri kalmamıştım. Lakin Bedir savaşına katılamamıştım. Bedir savaşına katılamayanlar azarlanmamışlardı. O vakit Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le müslümanlar savaş için değil Kureyş ticaret kervanını takip için yola çıkmışlardı. Nihayet Allah müslümanlarla Mekke’li müşrikleri aralarında verilmiş herhangi bir karar olmadığı halde karşı karşıya getiriverdi. Ben Akabe biatının yapıldığı gece bizler İslâm’a yardım etmek için söz verirken Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanındaydım. Her ne kadar Bedirsavaşı Akabe gecesinden daha meşhur ise de, ben Bedir savaşında bulunmayı Akabe’de bulunmaktan da üstün görmem. Tebük gazvesine Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte katılamayışım şöyle oldu: Ben daha önceleri katılamadığım bu savaş sırasındaki kadar hali vakti yerinde değildim yani bu savaşta zengin ve varlıklıydım. Vallahi bu savaşa kadar iki deveyi bir arada hiç bulamamıştım. Bu savaş günlerinde ise iki binitim vardı. Sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu savaşa gelinceye kadar gideceği yeri söylemez, başka bir yere gider gibi görünürdü. Fakat bu savaş sıcak bir mevsimde ve uzak bir yere yapılacağı ve kalabalık bir düşmanla karşı karşıya gelineceği için Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) hedefini açıklamıştı. Savaşın özelliğine göre hazırlanabilmeleri için müslümanlara nereye gideceklerini söyledi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte savaşa katılanların sayısı çok fazla idi ve isimleri de bir deftere kaydedilmemişti. Ka’b sözüne şöyle devam etti: Herhangi bir kimse savaşa gitmemek için gözden kaybolsa, bu konuda vahiy nazil olmadıkça bu işin gizli kalacağını zannedebilirdi.Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bu savaşı meyvelerin olgunlaştığı, gölgelerin arandığı bir mevsimde yapmıştı. Ben de bunlara pek düşkündüm, Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ve müslümanlar savaş için hazırlığa başladılar, ben de savaşa hazırlanmak için çıkıyor fakat hiçbirşey yapmadan geri dönüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendime de “Ne zaman olsa hazırlanırım” diyordum. Günler böyle geçti, herkes işini ciddi tuttu ve bir sabah Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’le birlikte müslümanlar erkenden yola çıktılar, ben ise hazırlanmamıştım. Ertesi sabah yine hazırlık için evden çıktım fakat hiç bir iş yapmadan geri döndüm, hep aynı şekilde davranıyordum. İnsanlar savaş için yarışırcasına koşmaya başlayıncaya kadar ben aynı halde devam ettim. Nihayet yola çıkıp onlara erişeyim dedim, keşke öyle yapsaydım, bunu da başaramadım. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) savaşa gittikten sonra insanların arasına çıktığımda beni en çok üzen şey savaşa gitmeyip geride kalanların; ya münafık diye bilinenler veya âciz oldukları için savaşa katılamayan kimseler olmasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) tebük’e varıncaya kadar adımı hiç anmamış, tebük’te ashabın arasında otururken Ka’b ibn Mâlik ne yaptı? diye sormuş, bunun üzerine Benî Selîme’den bir adam ya Rasûlallah elbiselerine ve endamına bakıp gururlanması onu Medine’de alıkoydu demiş. Bunun üzerine Muaz ibn Cebel ona ne çirkin söz söyledin demiş. Sonra da peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e dönerek Ya Rasûlallah biz onun hakkında hep iyi şeyler biliyoruz demiş. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de hiç birşey söylememiş o sırada çok uzaklarda beyazlar giymiş bir adamın gelmekte olduğunu görmüş ve bu gelen Ebû Hayseme olaydı demiş. Bir de ne görelim gelen adam ensardan Ebû Hayseme değil mi? Ebû Hayseme savaş hazırlığında bir ölçek hurma verdiği için münafıklar tarafından ayıplanan kişidir. Ka’b sözüne şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in tebük’ten Medine’ye hareket ettiğini öğrendiğim zaman beni bir üzüntü kapladı. Söyleyeceğim yalanı düşünmeye başladım. Kendi kendime yarın O’nun öfkesinden nasıl kurtulacağım? dedim. Yakınlarımdan görüşlerine değer verdiğim kimselerden akıl almaya başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in gelmek üzere olduğunu söyledikleri zaman kafamdaki yanlış düşünceler silinip gitti. Anladım ki, yalan söylemekle hiçbir şeyden kurtulamayacağım, herşeyi doğru olarak söylemeye karar verdim. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) sabahleyin Medine’ye geldi, Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) her seferden dönünce; önce mescide uğrayıp iki rekat namaz kılıp insanlarla sohbet etmek üzere onlara karşı dönerdi, yine öyle yaptı. Bu sırada savaşa katılmayanlar huzuruna gelerek neden savaşa katılamadıklarını yemin ederek anlatmaya başladılar. Bunlar seksenden fazla kişi idiler. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) onların ileri sürdüğü mazeretleri kabul etti, kendilerinden biat aldı, Allah’tan bağışlanmalarını istedi, içyüzlerini Allah’a havale etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda ben geldim selam verdiğimde dargın kimse gibi gülümsedi, sonra “Gel” dedi. Ben de yürüyerek yanına geldim ve önüne oturdum. Bana “Niçin savaştan geri kaldın? Binek hayvanı satın almamış mıydın?” diye sordu. Ben de: Ya Rasûlallah Allah’a yemin ederim ki, senden başka birinin yanında bulunsaydım ileri süreceğim mazeretlerle onun öfkesinden kurtulabileceğimi zannederdim. Çünkü bu işi çok iyi becerebilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat yeminle söyleyeyim ki bu gün sana yalan söyleyerek gönlünü kazansam bile, yarın Allah işin doğrusunu sana bildirecek ve sen bana güceneceksin. Şayet doğrusunu söylersem bana kızacaksın ama ben doğruyu söyleyerek Allah’tan hayırlı sonuç bekliyorum. Vallahi savaşa gitmemek için hiçbir özürüm yoktu, hiçbir zaman da savaştan geri kaldığım sıradaki kadar kuvvetli ve zengin olmamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ka’b sözüne devamla dedi ki: Bunun üzerine peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem): “işte bu doğru söyledi: Haydi kalk, senin hakkında Allah hüküm verene kadar bekle” buyurdu. Ben kalkınca, Benî Selîme’den bir çok kimse peşime takılarak Allah’a yemin ederiz ki, bundan önce hiç suç işlemediğini biliyoruz, yazıklar olsun sana, savaşa katılmayanlarınileri sürdükleri gibi bir mazeret söyleyemedin, halbuki suçunun bağışlanması için peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in istiğfar etmesi yeterdi dediler. Durmadan beni azarladılar ki, tekrar Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in yanına dönüp kendimi yalanlamayı düşündüm. Sonra onlara sordum; benimle beraber bu cezaya uğrayan kimse var mıdır? dedim. Evet seninle beraber iki kimse daha aynı cezaya uğradılar, onlar da senin gibi konuştular ve senin aldığın cevabı aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-O iki kişi kimlerdir? dedim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biri Mürâre ibn Rabi’ el Âmirî, diğeri de Hilâl ibn Ümeyye el Vâkifî diyerek Bedir savaşına katılmış olan iki örnek olmuş salih kişinin adını verdiler. Bunları söylediklerinde geri dönmekten vazgeçip yoluma devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) savaşa katılmayanlardan bizim üçümüzün insanlarla konuşmalarını yasakladı. Bunun üzerine insanlar bizden uzaklaştılar – veya bize karşı tavırlarını değiştirdiler - çekinip bize yan çizmeye başladılar dedi. hatta bana göre; içinde yaşadığım toprak bile yabancı gelmeye başladı, sanki burası benim memleketim değildi. Elli gün böyle geçti, diğer iki arkadaşım boyunlarını büküp ağlayarak evlerinde sinip kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben onlardan daha genç ve dinç olduğum için dışarı çıkar cemaatle namazda bulunurdum, çarşılarda dolaşırdım, fakat kimse benimle konuşmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Namaz bittikten sonra Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) yerinde otururken yanına gelir kendisine selam verirdim. Kendi kendime acaba selamımı alırken dudaklarını kımıldattı mı kımıldatmadı mı? diye sorardım. Sonra O’na yakın bir yerde namaz kılar ve namaz içinde farkettirmeden kendisine bakardım. Ben namaza dalınca, bana doğru dönüp bakar, kendisine baktığım zaman da benden yüzünü çevirirdi. Müslümanların benimle ilgiyi kesmeleri uzun sürünce, Amcamın oğlu ve en çok sevdiğim kişi Ebû Katâde’nin bahçesine gidip duvardan içeri atladım ve selam verdim. Allah’a yemin ederim ki selamımı almadı, bunun üzerine ona:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ey Ebû Katâde Allah için sana soruyorum, Allah’ı ve Rasulünü ne kadar sevdiğimi biliyor musun? dedim. Hiç cevap vermedi. Yeminle tekrar sordum yine cevap vermedi. Yine sözümü tekrarlayarak Allah için sana soruyorum? dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Allah ve Rasûlü daha iyi bilir dedi. Bunun üzerine gözüm yaşla dolup taştı, geri dönüp duvardan atladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün birinde Medine çarşısında dolaşıyordum, yiyecek satmak üzere gelen Şam’lı bir çiftçi Ka’b ibn Mâlik’i bana kim gösterir? diyordu. Halk da işaretleriyle beni göstermeye başladılar, adam yanıma gelerek Gassân Melîk’inden getirdiği bir mektubu verdi. Ben okuma yazma bilenlerden olduğum için mektubu açıp okudum. Selamdan sonra şöyle diyordu: “Efendinizin size karşı hoş olmayan muamelede bulunduğunu haber aldım, Allah sizi hukukun çiğnendiği ve kıymetin bilinmediği bir yerde bırakmasın, hemen yanımıza gel size ikram ederiz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mektubu okuyunca bu da başka bir beladır dedim, hemen onu ateşe atıp yaktım. Nihayet elli günden kırkı geçmiş fakat vahiy gelmemişti. Bir gün Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in gönderdiği bir şahıs çıkageldi ve:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) sana hanımından ayrı oturmanı emrediyor dedi. O’nu boşayacakmıyım, yoksa ne yapacağım? diye sordum. Hayır ondan ayrı oturacak ona yaklaşmayacaksın dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) diğer iki arkadaşıma da aynı emri göndermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine eşime Allah bu meselede bir hüküm verene kadar, anne babasının yanına gitmelerini ve orada oturmalarını emrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hilâl ibn Ümeyye’nin karısı Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e giderek: Ya Rasûlallah Hilâl ibn Ümeyye çok yaşlı bir adamdır, kendisine bakacak hizmetçisi de yoktur. Ona hizmet etmemde bir sakınca görürmüsün? diye sormuş, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) de: “Hayır ama, sana asla yaklaşmasın” deyince kadın da şöyle demiş: Allah’a yemin olsun ki onun kımıldayacak hali yoktur, başına gelen bu işten dolayı da durmadan ağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ka’b sözüne şöyle devam etti: Yakınlarımdan biri bana Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den hanımın için izin istesen de sana hizmet etse olmaz mı? Baksana Hilâl ibn Ümeyye için karısının bakmasına izin verdi dedi. Ben ona hayır bu konuda Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den izin isteyemem, üstelik ben genç bir adamım, izin istesem bile peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in bana ne diyeceğini bilemem dedim. Bu durumda on gün daha kaldım. Bizimle konuşulması yasaklandığından bu yana tam elli gün geçmişti. Ellinci günün sabahında evlerimizden birinin damında sabah namazını kıldım. Allah’ın Kur’ân’da bizden bahsettiği üzere canım iyice sıkılmış, o geniş olan yeryüzü bana dar gelmiş bir vaziyette otururken; Sel’ Dağı’nın tepesinden birinin yüksek bir sesle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ka’b ibn Mâlik müjde müjde” diye bağırdığını duydum. Kurtuluş gününün geldiğini anlayarak hemen secdeye kapandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) sabah namazını kıldırınca, Allah’ın tevbelerimizi kabul ettiğini ilan etmiş, bunun üzerine halk bize müjde vermeye koşoyurdu. İki arkadaşıma da müjdeciler gitmiş, bunlardan biri bana doğru at koşturmuş, Eslem kabilesinden bir diğer müjdeci de koşup Sel’ Dağı’na tırmanıp oradan bağırmış, Onun sesi atlıdan önce bana ulaşmış, sesini duyduğum müjdeci yanıma gelip beni tebrik edince, sırtımdaki iki elbiseyi de çıkardım, müjdesine karşılık ona giydirdim. Yemin ederim ki o gün bunlardan başka elbisem yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emanet olarak iki elbise bulup hemen giydim, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’i görmek üzere yola düştüm. Beni gurup gurup karşılayan sahabiler tevbemin kabul edilmesi sebebiyle beni tebrik ediyor ve Allah’ın seni bağışlaması kutlu olsun diyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet mescide girdim Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) toplumun ortasında oturuyordu. Talha ibn Ubeydullah hemen ayağa kalktı, koşarak yanıma geldi, elimi sıktı ve beni tebrik etti. Vallahi muhacirlerden ondan başka kimse ayağa kalkmadı. Ravi der ki: Ka’b talha’nın bu davranışını hiç unutmazdı. Ka’b sözünü şöyle sürdürdü: Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e selam verdiğimde yüzü sevinçten parlayarak şöyle dedi: “Annen seni doğurduğundan beri üzerinden geçen günlerin en hayırlısıyla seni müjdelerim.” Ben de Ya Rasûlallah bu tebrik ve müjde senin tarafından mıdır yoksa Allah tarafından mıdır? diye sordum. “Benim tarafımdan değil yüce Allah tarafındandır” diye buyurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinçli olduğunda Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in yüzü parlar ay parçasına benzerdi, biz de sevincini böylece anlardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’in önüne oturduğumda, Ya Rasûlallah tevbemin kabul edilmesine teşekkür olsun için bütün malımı Allah ve Rasûlü uğrunda sadaka etmek istiyorum dedim. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de “Malının bir kısmını dağıtmayıp yanında tutman senin için daha hayırlıdır” dedi. Ben de Hayber fethinde hisseme düşen malı elimde bırakıyorum dedikten sonra sözümü şöyle tamamladım: Ya Rasûlallah Allah beni doğru söylediğimden dolayı kurtardı, tevbemin kabul edilmesi sebebiyle artık yaşadığım sürece daima doğru söz söyleyeceğim. Vallahi bunu Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e söylediğim günden beri doğru sözlü olmaktan dolayı Allah’ın hiç kimseyi benden daha güzel mükafatlandırdığını bilmiyorum Yemin ederim ki, Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e o sözleri söylediğim günden bu yana bilerek hiç yalan söylemedim. Kalan ömrümde de Allah’ın beni yalan söylemekten koruyacağını umarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ka’b sözüne devamla şöyle dedi: Allah şu ayetleri indirdi: “Gerçek şu ki, mü’minlerden bir kısmının, kalpleri kaymak üzereyken Allah, peygamberi sıkıntılı bir zamanda, O’na uyan muhacirleri ve ensarı affetti sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü o Allah, gerçekten mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir. (9 tevbe 117) Ve savaştan geriye kalan üç kişinin de tevbesini kabul etti. Yeryüzü genişliğine rağmen, onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Nihayet Allah’tan, yine Allah’a sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Bunun üzerine O da, yine merhametle o üç kişiye yöneldi ki, pişmanlık duyup tevbe etsinler; çünkü kendisine yürekten yönelen, sığınan herkesi, acıması esirgemesiyle kuşatıp tevbeleri kabul eden, yalnızca Allah’tır. Ey iman edenler! Yolunuzu Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışın; ve doğrulardan olun ve hem de doğrularla beraber olun. (9 tevbe 118-119)” Ka’b şöyle devam etti: Allah’a yemin ederim ki beni İslâm’la şereflendirdikten sonra Allah’ın bana verdiği en büyük nimet Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in huzurunda doğruyu söylemek ve yalan söyleyip helak olanlar gibi olmamaktır. Çünkü Allah yalan söyleyenler hakkın da vahiy gönderdiği zaman hiç kimseye söylemediği ağır sözleri söyleyerek şöyle buyurdu: “Savaştan o münafıkların yanına döndüğünüz zaman, kınama ve ayıplamadan vazgeçesiniz diye, Allah adına yemin edecekler. O halde bırakın peşlerini, çünkü tiksinti veren kimselerdir onlar. Kazandıkları işlerin cezası olarak da, varacakları yer cehennemdir. Sizi hoşnut etmek için yemin edeceklerdir ama siz onlardan hoşnut olsanız bile biliniz ki, Allah ilâhî sınırları aşıp, itaat dışında kalanlardan asla razı olmayacaktır.”(9 tevbe 95-96). Ka’b sözünü şöyle bitirdi: Biz üç arkadaşın bağışlanması Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’in yeminlerini kabul edip kendilerinden biat aldığı ve Allah’tan affedilmelerinidilediği kimselerin bağışlanmasından elli gün geri bırakılmıştık. Nihayet Allah bu konuda yukarıda açıklandığı üzere hüküm verdi. Allah’ın bahsettiği bu geri kalma hadisesi bizim savaştan geri kalmamız değil, bizim işimizin o yemin edip de özürleri kabul edilenlerden geriye bırakılmamızdır. Diğer bir rivayette Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) tebük savaşına perşembe günü çıkmıştı, sefere perşembe günü çıkmayı severdi. Başka bir rivayette; ancak gündüzün kuşluk vaktinde seferden evine dönerdi, evine döndüğünde ilk önce mescide girer iki rekat namaz kılar sonra otururdu denilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Müslim, Müsafirîn 74)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4474991144355373645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4474991144355373645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/kab-ibn-malik-allah-ondan-raz-olsun.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-8703370702700613378</id><published>2020-07-24T12:14:00.001-07:00</published><updated>2020-09-11T16:41:12.149-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Bir zamanlar Afrika&#39;daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bunda da bir hayır var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bunda da bir hayır var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kral acı ve öfkeyle bağırdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?&#39; Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyünz meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Haklıymışsın!&#39; dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır, diye karşılık verdi arkadaşı. Bunda da bir hayır var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne diyorsun Allah aşkına?diye hayretle bağırdı kral. Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/8703370702700613378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/8703370702700613378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/bir-zamanlar-afrikadaki-bir-ulkede.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-4871336739123234765</id><published>2020-07-24T12:03:00.001-07:00</published><updated>2020-07-24T12:03:05.788-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Padişahlardan biri, adını anmanın bile insanı ürküteceği korkunç bir hastalığa yakalanmıştı.&lt;br /&gt;Yunan hekimleri tedavisine imkân bulamadılar. Yalnız şu nokta üzerinde ittifak ettiler: Şu ve şu şekilde bir insanın ödünden başka bu derdin çaresi yoktur.&lt;br /&gt;Padişah emretti, aradılar, taradılar, istenilen nitelikleri bulunduran bir köylü çocuğu buldular. Padişah, çocuğun annesiyle babasını çağırtarak birçok para ve ihsan karşılığında onları ikna etti. Kadı da, “Padişahın selâmeti için ahaliden birinin kanı dökülebilir” diye fetva verdi. Yapılacak iş kalmadı. Çocuğu cellâda teslim ettiler. Cellât, vazifesini yapmaya hazırlanırken, çocuk başını semaya kaldırarak acı acı gülmeye başladı. Çocuğun bu gülmesi, padişahın merakını çekti, çocuğa dedi ki:&lt;br /&gt;-Şu hal, senin için gülecek bir hal değildir. Söyle, niçin gülüyorsun?&lt;br /&gt;Çocuk dedi ki:&lt;br /&gt;-Evlâdın nazını çekecek, anasıyla babasıydı. Onlar beni değersiz bir menfaat karşılığında feda ettiler. Dava, kadılar huzuruna çıkarıldı, adalet onlardan beklenirdi. Onlar da katline fetva verdi. Padişah ise, kendisinin sağlığını benim kanımın dökülmesinde görüyor. Şu halde Allah’tan başka yardımcım kalmamıştır da ...&lt;br /&gt;Ey Allahım, halimi kime şikâyet edeyim. Adaleti ancak senden beklerim, çünkü sen şanı yüce olansın.&lt;br /&gt;Padişah bu sözlerden pek üzüldü, gözleri yaşardı. “Masum bir yavrunun kanına girmektense benim ölmem daha iyidir” diyerek çocuğu bağrına bastı, öptü, okşadı ve birçok bağış ve ihsan yaparak onu serbest bıraktı. Rivayet ederler ki padişah o hafta içinde devasız derdinden iyileşti.&lt;br /&gt;Nil kıyısında dolaşırken bana bir fil çobanı çok güzel bir beyit okumuştu, onu hiç unutmam:&lt;br /&gt;Hani her gün çiğneyip geçtiğiniz karıncalar var ya, işte aynen bunun gibi bir gün sizi de filler ezer geçer.&lt;br /&gt;Gülistan – Şeyh Sa’di-i Şirazi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4871336739123234765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/4871336739123234765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/padisahlardan-biri-adn-anmann-bile.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-1862094445995080869</id><published>2020-07-24T11:33:00.001-07:00</published><updated>2020-07-24T11:33:18.453-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;&lt;b&gt;Vaktiyle bir derviş berbere gidip:&lt;br /&gt;- Vur usturayı berber efendi, der.&lt;br /&gt;... Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar ve diğer tarafa usturayı vuracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer.&lt;br /&gt;Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak:&lt;br /&gt;- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır.&lt;br /&gt;‘Dövene elsiz, sövene dilsiz’ olan, halktan gelen her şeyin Hak’tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli alay eder derviş ile: &#39;Kabak aşağı, kabak yukarı.&#39;&lt;br /&gt;Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Kabadayı oracıkta feci şekilde can verir. Berber dervişe bakar, sorar:&lt;br /&gt;- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?&lt;br /&gt;Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir:&lt;br /&gt;- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!&lt;br /&gt;Ne demiş Yunus Emre; &lt;br /&gt;Olsun be aldırma Yaradan yardır...&lt;br /&gt;Sanmaki zalimin ettiği kârdır...&lt;br /&gt;Mazlumun ahı indirir şâhı...&lt;br /&gt;HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1862094445995080869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1862094445995080869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/vaktiyle-bir-dervis-berbere-gidip-vur.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-883550643216161224</id><published>2020-07-18T15:34:00.002-07:00</published><updated>2020-07-18T15:40:49.450-07:00</updated><title type='text'>Kirli Elbiseler</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Çok önemli bir sunuma yetişmeye çalışıyordu...Aynanın karşısında belki bir saat geçirmiş,Ayakkabısı elbisesiyle konbinmi?Makyajı çok mu sade olmuş?derken zamanında nasıl geçtiğini anlamamıştı Muazzez hanım...Evine çağırdığı taksiye binip,ürün tanıtımı yapacağı adrese doğru yola çıkmıştı sonunda...Aksilik sabah erken başlayan yağmur o saatlerde çok hızlanmış,trafikte fazlasıyla tıkanmıştı...Sözkonusu adrese yakın bir sokakta da sıkışan trafik yüzünden inmek zorunda kalmıştı taksiden...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Aceleyle şemsiyesini açıp,hafif esen rüzarda saçlarının bozulmaması için koşar adım yürümeye başlamıştı sonrasında...Köşeyi döndüğünde de farkedemeyip, yirmili yaşlarda biriyle çarpışmıştı...Üzeri başı sonderece pejmürde ve oldukça kirli görünümlü esmer bir gençti çarptığı kişi...O anın siniriyle,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;-&quot;Önüne baksana aptal..Üzerimi berbat edeceksin....&quot;diye bağırmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;-&quot;Abla sen çarptın bana...&quot;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;-&quot;Sus...Cevap verme...Hay ALLAH ım sen sabır ver...&quot;deyip kıyafetlerinin kirlenip kirlenmediğini kontrol etmişti sonra...Çarptığı gencin elbiselerinden,kendi elbiselerine leke bulaştığı için korkmuştu...Sonrada kendisinin haksız olduğunu düşünmeden,kırıcı sözlerini de önemsemeden koşarcasına toplantıya yetişmek için devam etmişti yoluna...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Sunumu öyle iyi geçmiştiki...Üstelik toplantıyada tam vaktinde yetişmişti Muazzez hanım...Alıcı firmalarla anlaşma imzalayıp,toplantı salonunun çıkış kapısına kadarda yolcu ettikten sonra,çantasının bulunduğu masaya yöneldi tekrar...Küçük bir not kağıdı almak için çantasını açtığında,cüzdanını görememiş ve o an paniklemişti...Aramış taramış yinede bulamamıştı...Cüzdanı kaybolmuştu...İçinde,kredi kartları kimliği,ve sekiz bin lira civarıda parası vardı...Elini alnına koyup biran için düşündüğünde,köşe başında çarpıştığı o gencin cüzdanını çaldığını düşünüp hemen polisi aradı zaman kaybetmeden...Şüphelendiği çocuğun eşgalini polise verip,kendide hemen sokağa çıkmış,çarpıştığı o sokakta aramaya başlamıştı cüzdanını çaldığını düşündüğü o genci....&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Dakikalar içinde poliste gelmişti olay yerine...Saatlerce süren bir aramadan sonra, sonuca ulaşılamayınca sinirinden polis memuruna da bağırmaya başlamıştı...-&quot;Nasıl bulamazsınız anlamıyorum?Sizin işiniz bu deilmi?...Kaç defa eşgalinide verdim size.Esmer,orta boylarda,üzerindeki elbiseler oldukça kirliydi..Boya sandığı asılıydı omzunda...Saatler oldu bulamadınız hala...&quot;Polislerde kadının bu çıkışmasına şaşırmış durumu toparlamaya çalışıyorlardı...Herhaliyle kibirliliğini belli eden bu kadına,lafta anlatamıyorlardıki...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Bağırışmalarla toplanan kalabalığın arasından bir anda çıkıp karşısına geçen genç adam,kimsenin beklemediğini yapıp, cüzdanını Muazzez hanıma uzattıktan sonra,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;-&quot;Çarpıştığımızda düşmüş heralde abla...Bulduğumda sen çoktan gitmiştin.Aradım senide bulamadım...Belki iki saatte gelmeni bekledim burda.Gelmeyeceğini anlayınca tekrar gelirim, diye düşünüp eve kadar gitmiştim...Şükürki buldum seni...Buyur abla cüzdanını...&quot;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Ne diyeceğini bilememişti.Daha en başından beri çaldığını düşünmüştü cüzdanını...Teşekkür etmekte zorlanacak kadar kibirli olduğundan ağzını açmamıştı bile...Sadece cüzdanı açıp içindekiler kontrol etmişti.Polisler biraz önce bayanın iftiralar attığı bu dürüst gence bakıyorlardı o an hayranlıkla...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Genç adam arkasını dönüp teşekkür bile beklemeden uzaklaşmaya başlamıştı sonra...Birkaç adım attığında geri dönmeye mecbur hissetmişti sanki kendini...Ve sonra,Muazzez hanım ın çoktan hakettiği o ders niteliğindeki sözlerine başladı gözlerinin içine bakarak...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;-&quot;Evimizde çamaşır makinası yok abla...Bu elbiselerden başkada giyecek ikinci bir elbisemde yok...Üç günde bir ellerimle yıkasamda,bu boya lekeleri çıkmıyor işte..Sandığın gibi kirli deil yani elbiselerim...Hoş elbise kirli olsa ne olacakki?Yıkarsın çıkar....İnsanın yüreği kirlenmesin,asıl önemli olan bu. Öyle değilmi?&quot;...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/883550643216161224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/883550643216161224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/07/cok-onemli-bir-sunuma-yetismeye.html' title='Kirli Elbiseler'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-1872764246913487718</id><published>2020-06-29T14:19:00.004-07:00</published><updated>2020-07-24T11:34:50.885-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Eğer Allah&#39;a Bir Daha İşiniz Düşmeyecekse&lt;br /&gt;Gazneli Mahmut, İslam’ı yaymak amacıyla Hindistan’a on sekiz sefer düzenlemişti. Bu seferlerin birinde oldukça şiddetli bir direnmeyle karşılaşmış, bu zor durumdan kurtulmak için Allah’a şöyle niyazda bulunmuştu:&lt;br /&gt;“Ey Rabbim! Sen yardım edensin. Bizlere yardım eyle. Şayet bu savaştan galip çıkarsam aldığım bütün ganimetleri yoksullara dağıtacağım.” Gazneli Mahmut, bu seferden zaferle çıkmıştı. Elde ettiği ganimetleri de yoksullara ve garibanlara dağıtmaya başlamıştı. Ancak sultanın yanındaki vezirler bu durumdan hoşnut olmamışlardı.Bu durumu sultana, “Aman sultanım! Ne yapıyorsunuz? Bunca değerli altınlar, inciler fakir fukaraya dağıtılır mı? Hem onlar, bunların kıymetini ne bilecek? Üstelik devletin bu ganimetlere ihtiyacı var!.”&lt;br /&gt;diyerek bildirmişlerdi.Gazneli Mahmut’un kafası bu sözler üzerine karışmış, kararsızlığa düşmüştü. Bu kararsızlıktan kurtulmak için devrin alimine bu durumu danışınca Alim, Gazneli Mahmut’a şu şekilde tavsiyede bulundu: “Sultanım! Bunda kararsızlığa düşecek bir taraf yok! Çok basit bir tercih karşısındasınız. Eğer Allah’a bir daha işiniz düşmeycekse hemen adamlarınızın dediğini yapın, ganimetleri hazineye koyun; ama Allah’a tekrar işiniz düşecekse verdiğiniz sözü tutun, adağınızı yerine getirin, ganimetleri yoksullara dağıtın.” Zor zamanlarda, sıkışık anlarda verilen sözler; durumlar iyileşince unutulmamalıdır. Aynı sıkışık durumlara düşmemeye kimse garanti edemez.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1872764246913487718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/1872764246913487718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/06/eger-allaha-bir-daha-isiniz.html' title=''/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2951357209339134690.post-2493507857053926620</id><published>2020-06-29T14:17:00.003-07:00</published><updated>2020-07-18T15:43:27.549-07:00</updated><title type='text'>Toprak Yemeyi Seven Adam</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style=&quot;color: cyan; font-size: large;&quot;&gt;Toprak yemeye alışmış bir adam şeker almak için bir dükkana girdi. Aktar hilebaz biriydi. Terazisinde kullandığı ağırlıklar taştan değil topraktandı.Adam:&lt;br /&gt;-‘’Şeker almak istiyorum.’’ Dedi. Dükkan sahibi:-‘’ İyi ama, benim terazimin ağırlıkları topraktandır, ona göre.’’ Dedi. Adam:-‘’Benim acil şeker alıp gitmem gerek, gramları neden olursa olsun fark etmez. Hem ben toprak yemeyi de çok severim.’’ Dedi.&lt;br /&gt;Aktar terazinin bir kefesine toprak ağırlıklarını koydu. Diğer kefesine de şeker koymak için şeker çuvalının yanına gitti. Kütle halindeki şekerleri kırmaya başladı.Bu sırada adam dayanamayarak, terazinin kefesindeki toprak ağırlıklardan gizlice bir parça koparıp yedi. Çok hoşuna gitti. Dükkancıya fark ettirmeden bir parça daha kopardı. Aktarın görmemesi içinde özen gösteriyordu.&lt;br /&gt;Oysa, insafsız aktar onu görmüştü. Kendi kendine:&lt;br /&gt;-Ye ye biraz daha ye, ahmak adam. Sen yedikçe karlı olan benim. Biraz sonra şekeri tartıp eline verdiğimde kimin kimi kandırdığını daha iyi anlayacaksın.’’ diyordu.&lt;br /&gt;— Göz zinasından hoşlanırsın, ama gerçekte kendinden kopardığın eti kebap yapıp yemiş olursun. Haram bakış insanın sabrını azaltır. Hep daha fazlasına, daha ötesine yönlendirir.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/2493507857053926620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2951357209339134690/posts/default/2493507857053926620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://islamiyetsitesi.blogspot.com/2020/06/toprak-yemeyi-seven-adam.html' title='Toprak Yemeyi Seven Adam'/><author><name>TranceEnergy16</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07105261905848687030</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-89ZtPJuVHMA_bYQTJikH_xs9kXN35VZ4xwRiQ72zsviO6PHOOfrUMWXd9hN34PpDzkdPIX4czJbb-5Gb55syoR06v80GCzHlvoiYXHWyhsT8ANP55Va8bq0fnvg-IN-3RImqQb4F-TpIGUVn82-xgmVpVq4qmfAVaP3VFEAcu5jU8w/s220/1649458852913.jpg'/></author></entry></feed>