<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" version="2.0">

<channel>
	<title>Kabala ve Hayatın Anlamı</title>
	<atom:link href="https://laitman.info.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
	<link>https://laitman.info.tr</link>
	<description>Michael Laitman’ın Kişisel Blog Sayfası</description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2026 19:05:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Michael Laitman’ın Kişisel Blog Sayfası</itunes:subtitle><item>
		<title>Kötü ve İyi Kıskançlık</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/06/kotu-ve-iyi-kiskanclik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 19:05:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost]]></category>
		<category><![CDATA[Egoizm]]></category>
		<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15104</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Dostumun Yaradan’la olan ilişkisinde bende eksik olan bir şeyi gördüğümde, içimde kıskançlık, arzu ve ihtiras gibi duygular uyanır mı? Cevap: Hayır! Negatif ve pozitif kıskançlık, şehvet ve ihtişam vardır. Bir başkasında iyi bir şey görürsem, bunu görmeseydim daha iyi olurdu diye düşünebilirim, böylece acı çekmem. Ne de olsa onda iyi bir nitelik gördüğümde bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Dostumun Yaradan’la olan ilişkisinde bende eksik olan bir şeyi gördüğümde, içimde kıskançlık, arzu ve ihtiras gibi duygular uyanır mı?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Hayır! Negatif ve pozitif kıskançlık, şehvet ve ihtişam vardır. Bir başkasında iyi bir şey görürsem, bunu görmeseydim daha iyi olurdu diye düşünebilirim, böylece acı çekmem. Ne de olsa onda iyi bir nitelik gördüğümde bu beni kötü hissettirir.</p>
<p>Ya da iyi bir şey görürüm, ve bu bende onu edinme arzusu uyandırır. O zaman bana elde edilebilecek bu özel hazları görme fırsatı verene minnettar olmalıyım. Daha önce dünyada böyle şeylerin var olduğunu bile düşünmüyordum. Bu iyi kıskançlıktır.</p>
<p>Kötü kıskançlık ise iyi durumda olan insanları gördüğüm halde onlar gibi olmayı yeterince arzulamadığım zamandır. Yani, sarf etmem gereken çabanın, elde edeceğim hazdan çok daha fazla olduğunu düşünürüm. Amaç, araçları gerekçelendirmiyor.</p>
<p>Başka bir deyişle, tembelim. Buna tembellik denir. Ve acı çekmemek için, onların da buna sahip olmamasını isterim. Ya da bunu gördüğüm için sinirlenirim ve şimdi kıskanırım. Her şey tersine döner. Daha yüksek bir seviyeye ulaşmak için çabalamak yerine, bu insanların benim seviyemin altında olmasını isterim. “Birçok kişinin acısı, tesellinin yarısıdır.” Onlarda daha az, bende daha çok olduğunda, ruh halim hemen düzelir.</p>
<p>Her şey kişinin amacına bağlıdır—kıskançlık, onur ve şehvet gibi nitelikleri nasıl kullanmak istediğine göre. Kişi, ya amacın önemi onu zorladığı için bunların yardımıyla yükselmek ister, o zaman da bu nitelikleri faydalı, etkili ve yapıcı bir biçimde kullanır.</p>
<p>Ya da tam tersi olabilir, bir başkasında gördüğü her şeyi yok etmek ister çünkü rahatlık onun için gelişmekten daha önemlidir. Henüz çektiği acı mevcut durumu terk etmek istemesine yetecek kadar güçlü değildir. Her şey, yapılan hesaba ve içinde bulunduğumuz durumdan ne beklediğimize bağlıdır.</p>
<p>Durumu bir düşünün. Burada bulunanların yarısının uyuduğunu ve geri kalanının da umursamadığını görüyoruz. İçlerinde, “ölümün bu hayattan daha iyi olduğu” bu koşuldan kurtulmak için yakıcı bir arzu yok. Onlara sorun: “Bir sonraki safhanızda durgunluk ihtimalinin bulunmadığını görmek ister misiniz?” Cevap vereceklerdir: “Şey&#8230; deneyebiliriz, belki daha iyidir.”</p>
<p>Ancak bunu beklediklerini ve her şeye hazır olduklarını, çünkü bu olmadan ilerleme olmayacağını söyleyecek olanlar da vardır. Dolayısıyla her şey ön hazırlığa bağlıdır. Grupta, uğruna var olmaya değecek bir fikir, bir amaç olmalıdır.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="OhAZUvQzYn"><p><a href="https://laitman.com/2026/02/bad-and-good-envy/">Bad and Good Envy</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Bad and Good Envy” — Laitman.com" src="https://laitman.com/2026/02/bad-and-good-envy/embed/#?secret=rudLh6P7OH#?secret=OhAZUvQzYn" data-secret="OhAZUvQzYn" width="500" height="282" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Bir Dua Ne Zaman Ortaya Çıkar?</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/06/gercek-bir-dua-ne-zaman-ortaya-cikar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 18:57:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15102</guid>

					<description><![CDATA[Duadan önce gelen bir dua vardır; bu, doğru ihtiyaçlara sahip olabilmem ve kendi durumumu gerçeğin ışığında görebilmem için yaptığım bir taleptir. Ancak bundan sonra gerçek bir dua ortaya çıkar. Kişi kendi “Kli”sini ıslah için hazırlamıştır; ardından ıslah gerçekleşir, yani ışık gerçekten kişiye etki eder ve kişi, ihsan etme niyetini alır. Bu, Yaradan&#8217;ın bizim dualarımıza, yakarışlarımıza, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Duadan önce gelen bir dua vardır; bu, doğru ihtiyaçlara sahip olabilmem ve kendi durumumu gerçeğin ışığında görebilmem için yaptığım bir taleptir.</strong> Ancak bundan sonra gerçek bir dua ortaya çıkar.</p>
<p>Kişi kendi “Kli”sini ıslah için hazırlamıştır; ardından ıslah gerçekleşir, yani ışık gerçekten kişiye etki eder ve kişi, ihsan etme niyetini alır.</p>
<p>Bu, Yaradan&#8217;ın bizim dualarımıza, yakarışlarımıza, övgülerimize veya kutsamalarımıza gereksinim duyması değildir. Aksine, bunlar aracılığıyla her tür arzudan, ıslah edilmiş bir duruma ilişkin durumumuzu tanımlarız.</p>
<p>Ve eğer gerçekten her bir niteliğin ıslahına ulaşmak istiyorsak, o zaman bu Kli&#8217;mizi hazırladığımızın bir işaretidir, öyle ki içinde her bir arzu için, ihsan etme uğruna bir niyet ortaya çıkabilsin.</p>
<p>Ancak, eğer arzum henüz doğru niyete ihtiyaç duymuyorsa, o zaman onunla çalışamam. Kişi ancak bu niyetin gerekliliğinin bilincine vardığı ölçüde, o arzuyla çalışmaya başlayabilir; aksi takdirde bu bir zorlama olacaktır, ve maneviyatta zorlama yoktur.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="BS34xl4PVF"><p><a href="https://laitman.com/2026/02/when-does-a-true-prayer-arise/">When Does a True Prayer Arise?</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“When Does a True Prayer Arise?” — Laitman.com" src="https://laitman.com/2026/02/when-does-a-true-prayer-arise/embed/#?secret=4bbRKYQ9QY#?secret=BS34xl4PVF" data-secret="BS34xl4PVF" width="500" height="282" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaradan’ın Eylemlerini İfşa Etmek</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/06/yaradanin-eylemlerini-ifsa-etmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 18:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Realite]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15099</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Lo Lişma&#8217;dan Lişma&#8217;ya (Yaradan rızası için) niyet değişimi ne zaman gerçekleşir? Mahsom&#8217;dan sonra “yakıtım” değişiyor mu yoksa hâlâ “kendi iyiliğim için” niyetiyle mi hareket ederim? Cevap: Mahsom&#8217;dan sonra kişinin “yakıtı” değişir. Mahsom&#8217;dan önce içinde bulundukları çift ve tek gizlilikten çıkarlar ve Yaradan&#8217;ın ifşasına gelirler. Kurtuluş ve sürgün arasındaki fark nedir? Kurtuluş, Yaradan&#8217;ın varlığının, tüm [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Lo Lişma&#8217;dan Lişma&#8217;ya (Yaradan rızası için) niyet değişimi ne zaman gerçekleşir? Mahsom&#8217;dan sonra “yakıtım” değişiyor mu yoksa hâlâ “kendi iyiliğim için” niyetiyle mi hareket ederim?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Mahsom&#8217;dan sonra kişinin “yakıtı” değişir. Mahsom&#8217;dan önce içinde bulundukları çift ve tek gizlilikten çıkarlar ve Yaradan&#8217;ın ifşasına gelirler. Kurtuluş ve sürgün arasındaki fark nedir?</p>
<p>Kurtuluş, Yaradan&#8217;ın varlığının, tüm realite üzerindeki üst yönetimin hissedilmesidir. Ancak bunu hissetmiyorsanız, o zaman sürgündesiniz demektir (aslında şu anda bulunduğunuz yer). O&#8217;nu dinleyebilir, düşünebilir ve tasvir edebilirsiniz, fakat O&#8217;nu gerçekten hissetmezsiniz. Dolayısıyla, bu his hayatınızın yönünü belirlemez.</p>
<p>Ancak Yaradan&#8217;ı hissetmeye başladığınızda, O&#8217;nun haricinde başka hiçbir gücün işlemediğini hissedersiniz. Ve Firavun ve diğer tüm “karakterler”, Yaradan&#8217;ın hem içsel hem de dışsal olarak size olan her şeyi belirlediği ve düzenlediği faktörlerdir. Ve tüm bunlar böylece, bu değişimlerin idraki yoluyla, kalpteki tek noktanın gelişebilmesi içindir. Kalpteki nokta, ruhun (Nefeş) başlangıcıdır.</p>
<p>Hem içsel hem de dışsal olarak başınıza gelen her şeyin yalnızca O&#8217;nun eylemleri olduğunu nasıl ifşa edeceğinizle ilgili olarak şöyle denir: &#8220;İki ışık, iç ve saran, Kli&#8217;yi su gibi parlatır. Böylelikle, Kli inşa edilir.&#8221;</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="dL7M0rHndP"><p><a href="https://laitman.com/2026/02/reveal-the-actions-of-the-creator/">Reveal the Actions of the Creator</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Reveal the Actions of the Creator” — Laitman.com" src="https://laitman.com/2026/02/reveal-the-actions-of-the-creator/embed/#?secret=jEY1gyIb7n#?secret=dL7M0rHndP" data-secret="dL7M0rHndP" width="500" height="282" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitlenin Seviyesine Göre</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/06/kitlenin-seviyesine-gore/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 18:47:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15097</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Çoğu zaman soru soran kişi aslında başkalarının yararı için sorar. Böylelikle onlar da böyle bir soruya sahip olduklarını fark ederler. Sizden nasıl daha derin bilgi alabiliriz? Bir kişi soru sorarken nasıl bir uyum içinde olmalıdır? Cevap: Bu bana ya da soran kişiye bağlı değil, orada bulunanların, hatta internet üzerinde uzakta olanların genel seviyesine bağlı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Çoğu zaman soru soran kişi aslında başkalarının yararı için sorar. Böylelikle onlar da böyle bir soruya sahip olduklarını fark ederler. Sizden nasıl daha derin bilgi alabiliriz? Bir kişi soru sorarken nasıl bir uyum içinde olmalıdır?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Bu bana ya da soran kişiye bağlı değil, orada bulunanların, hatta internet üzerinde uzakta olanların genel seviyesine bağlı. Dinleyici kitlesini hissettiğimde, bunun için çalışırım; bu, konuştuğum seviyeyi ve hatta materyali sunma tarzımı belirler.</p>
<p>Eğer karşımda çoğunlukla kadınlar oturuyorsa, onlarla erkeklerle konuştuğumdan daha farklı konuşurum. Eğer dinleyiciler yeni öğrencilerden oluşuyorsa, doğal olarak yumuşak ve anlaşılır bir dil kullanarak, sanki küçük çocuklara ders verir gibi konuşurum. Uzun süredir birlikte olduğum öğrencilerim gibi, daha hazırlıklı bir dinleyici kitlesi için konuşma kısa, net ve keskin olur.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="uwhjkJ2VKo"><p><a href="https://laitman.com/2026/02/based-on-the-level-of-audience/">Based on the Level of Audience</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Based on the Level of Audience” — Laitman.com" src="https://laitman.com/2026/02/based-on-the-level-of-audience/embed/#?secret=AoupluBV5z#?secret=uwhjkJ2VKo" data-secret="uwhjkJ2VKo" width="500" height="282" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alma Niyetinin Tersine Çevrilmesi</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/06/alma-niyetinin-tersine-cevrilmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 19:45:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Egoizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15094</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Alma arzusunun tam da kullanımının içindeki kötülüğü keşfediyorum. Neden bu şekilde ortaya çıkıyor? Cevap: Kendim için haz alma arzusunu ve niyetini yukarıdan, verilmiş olarak alırım. Şimdi ise sebebin ne olduğunu görmem gerekiyor. Ne tür bir arzu aldım? Bu bana büyük haz veren bir arzu ya da bir amaca ulaşmak için keyif almamı sağlayacak bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Alma arzusunun tam da kullanımının içindeki kötülüğü keşfediyorum. Neden bu şekilde ortaya çıkıyor?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Kendim için haz alma arzusunu ve niyetini yukarıdan, verilmiş olarak alırım. Şimdi ise sebebin ne olduğunu görmem gerekiyor. Ne tür bir arzu aldım? Bu bana büyük haz veren bir arzu ya da bir amaca ulaşmak için keyif almamı sağlayacak bir fırsat olabilir.</p>
<p>Bu nedenle, benim için önemli olanın arzunun karşılanması değil, arzuya yönelik niyet olduğunu ortaya koymak için çaba sarf ediyorum. Arzunun içerisinde, şu anda yaptığım gibi, keyif alsam ve doldurulmamış bir Hisaron (eksiklik) içerisinde kalsam bile, almak uğruna sahip olduğum niyet, özünde benim için hâlâ kötüdür. Mesele şu ki, arzunun hedeflenen doyumundan ziyade Yaradan benim gözümde daha yüce bir hale gelir. Dolayısıyla, Yaradan&#8217;ın yüceliğine, arzudan alınabilecek hazdan daha fazla değer vermeliyim. Bunu başardığımda, kötülüğün farkındalığına gelirim.</p>
<p>Ancak bu yalnızca bir grup içinde çalıştığımızda ve herkesten amacın, Yaradan&#8217;ın önemiyle ilgili ilham almaya çabaladığımızda gerçekleşir. O zaman bunu yapmak için bir ihtiyaç geliştiririm, ve bana O&#8217;nun daha önce verdiği arzudan daha büyük bir şey olarak O&#8217;nun bana Kendisini ifşa etmesi için Yaradan&#8217;a dua ederim.</p>
<p>Başka bir deyişle, bana yönelik Yaradan&#8217;ın eylemlerinde şunlar gerçekleşir: Kendim için alma niyetiyle bana bir arzu verir, ve ben de grup ve kitaplar aracılığıyla, benim gözümde arzunun kendisi Yaradan&#8217;ın yüceliğinden daha yüksek olduğundan, bu arzunun kötülüğünü ifşa etmem gerekir. Ardından Yaradan&#8217;dan Kendisini bana bir haz kaynağı olarak değil, yüce olarak ifşa etmesini talep edeceğim ki O&#8217;nun yüceliği arzumu tam tersi bir niyetle kullanmama yardımcı olsun &#8211; O&#8217;na ihsan etmek için.</p>
<p>Bunu başardığımda, benim duam vermek için yapılan bir dua haline gelir. Yani, artık Kli&#8217;nin dolumu için değil, vermek üzere çalışma fırsatı için dua ederim.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="BYbSYMA2KK"><p><a href="https://laitman.com/2026/02/reversal-of-the-intention-to-receive/">Reversal of the Intention to Receive</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Reversal of the Intention to Receive” — Laitman.com" src="https://laitman.com/2026/02/reversal-of-the-intention-to-receive/embed/#?secret=GrSXRnvrdI#?secret=BYbSYMA2KK" data-secret="BYbSYMA2KK" width="500" height="282" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Şeyi Yaradan’a Bağlamak</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/her-seyi-yaradana-baglamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 19:04:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15082</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Bir düşüş durumundan çıkışın hazırlığa bağlı olduğunu söylediniz. Neden bunun çevreye ya da gruba değil de Yaradan’a bağlı olduğu söylenir? Cevap: Neden her şey özellikle Yaradan aracılığıyla gerçekleşmelidir? Çünkü bu sayede O’na benzer hale gelirim. Başıma gelen her şeye Yaradan’ı dahil etmezsem, tıpkı bir kitaptaki birbirine yapışmış iki sayfa gibi, O’nunla bütünleşmezsem, benim açımdan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Bir düşüş durumundan çıkışın hazırlığa bağlı olduğunu söylediniz. Neden bunun çevreye ya da gruba değil de Yaradan’a bağlı olduğu söylenir?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Neden her şey özellikle Yaradan aracılığıyla gerçekleşmelidir? Çünkü bu sayede O’na benzer hale gelirim.</p>
<p>Başıma gelen her şeye Yaradan’ı dahil etmezsem, tıpkı bir kitaptaki birbirine yapışmış iki sayfa gibi, O’nunla bütünleşmezsem, benim açımdan tek bir doğru eylem bile mümkün değildir.</p>
<p>Her durumla, eylemlerde, düşüncelerde ve niyetlerdeki her kararlılıkla Yaradan aracılığıyla ilişki kurmalıyım. O’nu bu şekilde tanırım. O’na bu şekilde benzerim.</p>
<p>Genel olarak tüm çabam, birlikte ne yaşarsak yaşayalım, sürekli olarak O’nunla kalmaktan ibarettir. Bunun anlamı şudur: “O’ndan başkası yoktur.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alma Arzusu Islah Aracıdır</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/alma-arzusu-islah-aracidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 19:04:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15080</guid>

					<description><![CDATA[“Seni eylemlerinden bileceğiz” ifadesi, kişinin kendi çabaları, inişleri ve çıkışları yoluyla, Yaradan’ın eylemlerini giderek idrak etmeye başlaması durumunu anlatır. Sonuçta, her koşulda Yaradan’la bağ içinde olmayı isterim. Tam da kötü koşullarda O&#8217;nun beni nasıl yönettiğini, benimle oynadığını ve kafamı nasıl karıştırdığını anlamaya başlıyorum. Buradan da şunu hissetmeye başlarım: O aslında tüm bunları gerçekleştirerek beni değil, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Seni eylemlerinden bileceğiz” ifadesi, kişinin kendi çabaları, inişleri ve çıkışları yoluyla, Yaradan’ın eylemlerini giderek idrak etmeye başlaması durumunu anlatır. Sonuçta, her koşulda Yaradan’la bağ içinde olmayı isterim.</p>
<p>Tam da kötü koşullarda O&#8217;nun beni nasıl yönettiğini, benimle oynadığını ve kafamı nasıl karıştırdığını anlamaya başlıyorum. Buradan da şunu hissetmeye başlarım: O aslında tüm bunları gerçekleştirerek beni değil, alma arzumu şaşırtıyor ve aldatıyor.</p>
<p>Sonra alma arzusunu bir araç, bir kap, bir Kli gibi ele alıyorum. &#8220;Ben&#8221; ve Kli var. O anda, Partzuf&#8217;un başı (Roş) ve bedeni (Guf) belirir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğru Niyetle Manevi Çalışma</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/dogru-niyetle-manevi-calisma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 19:03:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Niyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15078</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlar burada konuştuklarımızın zekâlarını artıracağını ya da ilerlemelerini hızlandıracağını düşünüyor. Hayır! Yaptığımız şey sadece iş birliğine dayalı eylemler sistemidir. Mesele sözlü olarak ne duyduğunuz değildir. İbranice hiç bilmeden burada oturabilirsiniz; bu önemli değil! Asıl işleyen şey “ışıklar” ve “kaplar”dır. Sözlerimiz tamamen dışsaldır. Ağızdan çıkar, kulağa ulaşır ve size sadece psikolojik bir rahatlama verir; sanki bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar burada konuştuklarımızın zekâlarını artıracağını ya da ilerlemelerini hızlandıracağını düşünüyor. Hayır! Yaptığımız şey sadece iş birliğine dayalı eylemler sistemidir.</p>
<p>Mesele sözlü olarak ne duyduğunuz değildir. İbranice hiç bilmeden burada oturabilirsiniz; bu önemli değil! Asıl işleyen şey “ışıklar” ve “kaplar”dır.</p>
<p>Sözlerimiz tamamen dışsaldır. Ağızdan çıkar, kulağa ulaşır ve size sadece psikolojik bir rahatlama verir; sanki bu sayede doluyor ve ilerliyormuşsunuz gibi hissedersiniz. Ama bütün bunların içsel gelişimle hiçbir ilgisi yoktur.</p>
<p>İçimizde kaplar (Kelim) vardır, ışıklar onların üzerinde çalışır ve konuştuğumuz sözlerle bunun hiçbir ilgisi yoktur. Herkes dilsiz olsa bile, bu hiçbir şeyi etkilemez ya da engellemezdi. Bu, ellerimizle işaretler ilettiğimiz bir durum gibi değildir. Bu süreç, eller ve ayaklar olmadan, tamamen farklı bir düzlemde, beş duyumuzun ötesinde işler.</p>
<p>Grupta ne söylendiğinin hiçbir önemi yoktur; her şey kalbin içsel arzusuna bağlıdır, gruba ne vermek istediğim ve ondan nasıl bir izlenim almak istediğim. İşte kap budur ve ışık da buna göre yukarıdan gelir.</p>
<p>Bu nedenle, ne söylendiği konusunda endişelenmeye gerek yoktur. Rabaş güçlü bir grupta, kalpte olanı gizlemek için şakaların ve anekdotların kabul edildiğini; çünkü gerçek kapların orada işlediğini ve boş sohbetlerin gereksiz olduğunu söyledi.</p>
<p>Buna, doğru ve gerçek niyetlerle çalışmak denir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manevi Lider- Ortak Bir Fikir</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/manevi-lider-ortak-bir-fikir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:39:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15075</guid>

					<description><![CDATA[Yorum: Bilindiği gibi, bir organizasyonun başında birinin durması gerekir—lidersiz olmaz. İnsanların birine inanması gerekir. Birisi onlara örnek olur, sizin öğrencilerinize örnek olduğunuz gibi. Cevabım: Öğrencilerimin şunu anlayacağını düşünüyorum: ancak birlikte, zaten on binlerce insanı kapsayan güçlü bir grup içinde, bir şeyler başarabilirler. Sonuçta manevi lider, tek bir kişi değildir; ortak bir güç, ortak bir fikirdir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yorum:</strong> Bilindiği gibi, bir organizasyonun başında birinin durması gerekir—lidersiz olmaz. İnsanların birine inanması gerekir. Birisi onlara örnek olur, sizin öğrencilerinize örnek olduğunuz gibi.</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Öğrencilerimin şunu anlayacağını düşünüyorum: ancak birlikte, zaten on binlerce insanı kapsayan güçlü bir grup içinde, bir şeyler başarabilirler. Sonuçta manevi lider, tek bir kişi değildir; ortak bir güç, ortak bir fikirdir. Onun taşıyıcısı ise birleşebilen ve herkesi ileriye taşıyabilen gruptur.</p>
<p>Bu durumda egoist bir dünyadan değil, birlik dünyasından, özgeci bir dünyadan söz ediyoruz; burada lider Yaradan’dır. Sanırım ben, bir anlamda Kabala’da manevi lider sayılabilecek son kişilerden biriyim—çok sayıda öğrencisi olan bir öğretmen ve dağıtıcı.</p>
<p>Amacım, öğrencilerimi yalnızca birliklerinin onları ileriye götüreceği bir duruma ulaştırmaktır. Sadece birlik!</p>
<p>Ve hepsi tek bir bütün haline gelip, onları ileriye taşıyacak böyle bir yapı oluşturduklarında; birliklerinin içinde Yaradan’ı hissettiklerinde, onları ileriye götürecek olan O olacaktır—sakallı, gözlüklü somut bir kişilik değil. Ancak bu şekilde! Bu yüzden manevi liderlik içinde bir tür uyarıcı oluşturmaya çalışıyorum.</p>
<p>Yani her şey, grubun bir parçası olacak şekilde ayarlanmalı! Eğer tek bir kişi olursa, ikinci bir kişi, sonra üçüncü bir kişi ortaya çıkar ve her şey dağılır; tıpkı geçmişte Hasidik ve diğer hareketlerde olduğu gibi. Bütün bunlar yanlış yola götürdü ve sonunda her şey yok oldu.</p>
<p><strong>Yorum:</strong> Ama sizin çok güçlü öğrencileriniz var.</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Onlar hiçbir konuda güçlü değiller, kesinlikle! Onlar sadece egoizm açısından güçlü ve kudretlidirler ve onlardan korkulmalıdır. Tam olarak ileri düzeyde kabul edilenler, aslında diğerlerinden hiçbir şekilde daha manevi değildir. Bizim dünyamız seviyesinde, bu tür insanlar sadece daha fazla ikna etme ve konuşma yeteneğine sahiptir.</p>
<p>Bu nedenle, onları takip etmemek gerekir!</p>
<p>Sizi uyarıyorum: Öğrencilerimden hiçbirini bireysel olarak dinlemeyin! Benim yerime sadece manevi bir yönetim kurulu olabilir. Ne bana yakın olanlar ne de benden uzak olanlar—hiçbir koşulda! Ancak bu şekilde!</p>
<p>Ayrı ayrı örgütlenmek isteyen, içinde bir tür “yaratıcı dürtüsü” hisseden varsa, bırakın gitsin ve yeni topluluklar kursun. Kabalistik bir toplumda buna yer yoktur. Yalnızca genel bir kurul olabilir ve onun başında da manevi yöneticiler bulunur!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dallardan Köklere Yükselmek</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/dallardan-koklere-yukselmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:38:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15073</guid>

					<description><![CDATA[Yorum: Bizim dünyamızda sevgiye dair örnekler görürüz, ancak bunlar pek de ikna edici değildir. Cevabım: Bizim dünyamızda bir grup insanı alıp, psikolojik egzersizler yoluyla onları birbirlerine öyle bir bağlı hâle getirebiliriz ki, ölüm bile onları ayıramaz. Grup, öyle bir şekilde çalıştırılır ki, ortak bir eylem sırasında hiç kimse kendini düşünmez; herkes grubu düşünür ve onsuz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yorum:</strong> Bizim dünyamızda sevgiye dair örnekler görürüz, ancak bunlar pek de ikna edici değildir.</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Bizim dünyamızda bir grup insanı alıp, psikolojik egzersizler yoluyla onları birbirlerine öyle bir bağlı hâle getirebiliriz ki, ölüm bile onları ayıramaz. Grup, öyle bir şekilde çalıştırılır ki, ortak bir eylem sırasında hiç kimse kendini düşünmez; herkes grubu düşünür ve onsuz bir hayatı hayal edemez.</p>
<p>Bir denizaltı mürettebatının kaza geçirdiği ve gemiyi terk etmek zorunda kaldığı bilinen bir olay vardır. Herkesin kaçma şansı yoktu ve çıkma imkânı olan mürettebatın bir kısmı, diğerleriyle birlikte kalıp ölmeyi seçti.</p>
<p>Bedensel düzeyde, manevi köklerin dallarda sorunsuz bir şekilde tezahür ettiğini görürüz. Ve bu insana özgü bir güçtür; hayvanlarda yoktur. Bir anne çocuğu için hayatını verebilir, fakat hayvanlar bunu yapamaz. Bir yırtıcı gerçekten hayatı tehdit ediyorsa, dişi yavrusunu bırakıp kaçar. Böyle bir ilave yalnızca insan seviyesinde vardır.</p>
<p>Bu, manevi köklerin tüm dallarına sahip olduğumuzu gösterir. Ancak biz o köklere ulaşmak istiyoruz. Ve orada, öyle bir biçimde var olurlar ki, onlara doğrudan egonuzdan ulaşamazsınız. Kendinizi sıfırdan bu forma inşa etmeniz gerekir. Yani, böyle biri olmayı talep etmelisiniz.</p>
<p>Bunu başaracak güce sahip olmanız ya da nasıl başaracağınıza dair bir plana sahip olmanız gerekmez; ancak böyle bir duruma girmek, onu edinmek ve bir şekilde doğanız hâline getirmek için güçlü bir arzuya sahip olmalısınız; onu bulmakla yükümlüsünüz.</p>
<p>Sorunun tam olarak yattığı yer burasıdır. Eğer size bir denizaltı mürettebatı modeline göre bir grup kurmanız teklif edilseydi, bunu inşa ederdiniz. Ancak bunu manevi dünya seviyesinde gerçekleştirme konusunda hiçbir yeteneğiniz yoktur.</p>
<p>Dallardan köklere, dost sevgisinde yükselmek ancak talebimiz aracılığıyla mümkündür. Uygulama yoluyla değil, özellikle bir talep yoluyla.</p>
<p><strong>Soru:</strong> Böyle bir talebe ne zaman geliriz?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Grup size bunun gerçekten böyle olduğunu gösterdiğinde. Size, kendinizi sevmekten çıkarak büyük bir şey kazandığımızı söyler.</p>
<p>Ve sizin için bu doğru olmasa bile, grup sizi öyle bir şekilde etkileyebilir ki, bu sizin için de doğru hâle gelir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grubu Sevin</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/grubu-sevin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:36:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15070</guid>

					<description><![CDATA[Doğru çevreyi inşa ederken pek çok ayrıntı vardır, ancak genel olarak bu eylem “sevgi” olarak adlandırılır. Neden buna otorite, emir, uzlaşma ya da anlaşma denmez de “sevgi” denir? Sonuçta bu, insanın tutunabileceği şeyler arasında en az somut olanıdır. Sevgiyi sipariş etmek için bir grup mu seçelim? Sevgi aracılığıyla dostlarımı gerçekten değiştirebileceğimi ve onları etkileyerek onların [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğru çevreyi inşa ederken pek çok ayrıntı vardır, ancak genel olarak bu eylem “sevgi” olarak adlandırılır.</strong></p>
<p>Neden buna otorite, emir, uzlaşma ya da anlaşma denmez de “sevgi” denir? Sonuçta bu, insanın tutunabileceği şeyler arasında en az somut olanıdır.</p>
<p>Sevgiyi sipariş etmek için bir grup mu seçelim? Sevgi aracılığıyla dostlarımı gerçekten değiştirebileceğimi ve onları etkileyerek onların da beni etkilemesini sağlayabileceğimi, yani kaderimi belirleyecek bir şey yaptığımı hissetmiyorum. Sevgi, kaderimi ve hayatımı yönlendirmek için fazla yumuşak bir güç gibi görünüyor.</p>
<p>Bütün bunlar, aslında çevremizdekilere karşı tutumumuzdan başka hiçbir şeyi yönetmek zorunda olmadığımızı bilmediğimizden kaynaklanır. Ve kişinin kendi tutumunu doğru şekilde yönetmesi, tam olarak “sevgi” diye adlandırılan şeydir.</p>
<p>Bu, bizim bu dünyada hayvansal ve insan seviyesindeki yaratılanlar arasında bildiğimiz sevgiden—anne babalar arasında ya da insanlar arasındaki sevgiden—çok farklıdır. Bu sevgi tamamen başkadır ve bu yüzden hissedilmez. Kabalistin bir köşede oturup insanlığa karşı sevgi duyduğunu görmeyiz. Bu sevgi gizlidir; tıpkı Yaradan’ın insanlığa göre gizli olması gibi.</p>
<p>Bu nitelikler manevidir; ancak kişi onlara benzer olduğunda görülebilirler. Doğadaki herhangi bir olguyu—maddi ya da manevi—yalnızca alıcıda aynı özellik bulunduğunda algılarız. Kişi, çevresinde bulunan şeye ne ölçüde benzerse, onu o ölçüde hisseder.</p>
<p>Ve eğer kişinin belirli bir olguyla hiçbir bağı yoksa, onu algılayamaz. Bu nedenle, bu dünyanın üzerinde var olan ilişkileri ve güçleri algılayamayız. Yaradan’ın dünyayı mutlak sevgiyle sevdiğinin ne anlama geldiğini anlayamayız. “Sevgi” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerçek Gücün Başladığı Yer</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/gercek-gucun-basladigi-yer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:35:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15068</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Dünyevi düzeyde, bu dünyada, bu ellerimizle ya da başımızla hiçbir şey yapamayacağımızı hâlâ anlamamız gerekiyor. Doğru mu? Cevap: Yapamayız. Yorum: Ve şu anda toplumu daha iyi hâle getirme, dünyayı daha iyi yapma yönündeki tüm çabalarımız… Cevabım: Yine aynı eski oyunlar. Yorum: Aynı oyunlar hiçbir yere varmayacak. Ve insanlık hâlâ dünyevi bir lider arıyor ki… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Dünyevi düzeyde, bu dünyada, bu ellerimizle ya da başımızla hiçbir şey yapamayacağımızı hâlâ anlamamız gerekiyor. Doğru mu?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Yapamayız.</p>
<p><strong>Yorum:</strong> Ve şu anda toplumu daha iyi hâle getirme, dünyayı daha iyi yapma yönündeki tüm çabalarımız…</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Yine aynı eski oyunlar.</p>
<p><strong>Yorum:</strong> Aynı oyunlar hiçbir yere varmayacak. Ve insanlık hâlâ dünyevi bir lider arıyor ki…</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Doğanın güçlerini nasıl kullanacağını basitçe bilmiyor! Kabala’nın bize verdiği, açıkladığı şey budur. Kabala bize doğanın bu pozitif gücüne nasıl ulaşacağımızı, onu sürekli olarak kendimize nasıl çekeceğimizi ve böylece dünyayı nasıl değiştireceğimizi anlatır.</p>
<p>“Dünya” ne demektir? Benim etrafımda gördüğüm ve hissettiğim şeydir—ister kötü gözümle ister iyi gözümle algılayayım—benim “dünya” dediğim şey budur.</p>
<p>Peki, dünyaya yönelik kötü tutumumu nasıl iyi bir tutuma dönüştürebilirim? İşte bu, Kabala’nın bütün bilimidir—almanın bilimi, bulunduğunuz yeri, bu dünyayı doğru şekilde algılamak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bencilliğin Sınırı</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/bencilligin-siniri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Egoizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15066</guid>

					<description><![CDATA[Soru: İnsanlar size soru sorduğunda, bencillikten kaynaklanan bu baskıdan hiç yoruluyor musunuz? Bir tür sınırınız var mı? Cevap: Soruların konuyla ilgisi kesilir kesilmez, cevap vermeyi hemen bırakırım. Soru: Diyelim ki bir akşam toplantısı beş saat sürüyor. Beş saat boyunca aralıksız soru cevaplayamazsınız, değil mi? Bir tür kaynak sınırınız var mı? Cevap: Hayır! Genellikle sorular kendiliğinden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> İnsanlar size soru sorduğunda, bencillikten kaynaklanan bu baskıdan hiç yoruluyor musunuz? Bir tür sınırınız var mı?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Soruların konuyla ilgisi kesilir kesilmez, cevap vermeyi hemen bırakırım.</p>
<p><strong>Soru:</strong> Diyelim ki bir akşam toplantısı beş saat sürüyor. Beş saat boyunca aralıksız soru cevaplayamazsınız, değil mi? Bir tür kaynak sınırınız var mı?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Hayır! Genellikle sorular kendiliğinden biter. Dinleyicilerin ne kadar bilgiyle doyabileceğine dair belirli bir sınır vardır ve o noktadan sonra devam etmenin bir anlamı kalmaz.</p>
<p>Dersler için de durum aynıdır. Derslerimiz zamana göre ilerler; her biri 45 dakikalık üç bölüm. Ancak bazen bu sınırı aşıp, bir bölüm için 45 dakika yerine, doldurulabilecek ciddi bir boşluk olduğunu gördüğümde arka arkaya iki 45 dakikalık blok ders veririm.</p>
<p>Kongrelerimizde, önce 40 ila 50 dakika bir konferans veririm, ardından 40 ila 50 dakika daha soruları yanıtlarım. Bundan sonra dinleyiciler konuyu özümseyemezler. Bu bile onlar için zaten çok fazladır. Başka bir deyişle, bir buçuk saat süren bir konferans verseydim, bunu özümseyemezlerdi.</p>
<p>Sadece üç saat aralıksız çalışmaya alışkınsak (beş ya da altı saat çalışmak mümkündür; bir keresinde Rabaş ile sekiz ya da dokuz saat aralıksız çalışmıştım, ama bu başka bir konu), o zaman sorun yoktur.</p>
<p>Kendi dünyanıza girdiğinizde ve içinde kendi niteliklerinizi ve duygularınızı geliştirdiğinizde, içinde yaşar ve farklı açılardan onunla iletişim kurarsınız, bu tamamen farklı bir konudur. Kabalistler bu dünyada sınır olmadan kalabilirler; günlerce, bir ömür boyu, sonsuza kadar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabalistin Ortak Ruhla Bağı</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/kabalistin-ortak-ruhla-bagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:33:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15064</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Sizce kişi soruyu kendi kendine mi soruyor, yoksa kişi, bu soruyu sormak zorunda olan bir mekanizma gibi midir? Cevap: Elbette soruyu kendi kendine sormuyor. Bu, Yaradan tarafından yaratılmış ortak ve büyük bir arzudur. Tıpkı, diyelim ki, kabarcıklanıp, kaynayan ve katmanları değişen dev bir tencerede kaynayan yulaf lapasına baktığınız gibi, bizler de tüm ruhlar, birbirimizi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Sizce kişi soruyu kendi kendine mi soruyor, yoksa kişi, bu soruyu sormak zorunda olan bir mekanizma gibi midir?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Elbette soruyu kendi kendine sormuyor. Bu, Yaradan tarafından yaratılmış ortak ve büyük bir arzudur.</p>
<p>Tıpkı, diyelim ki, kabarcıklanıp, kaynayan ve katmanları değişen dev bir tencerede kaynayan yulaf lapasına baktığınız gibi, bizler de tüm ruhlar, birbirimizi sindirip birbirimizle bağ kuruyoruz ve sorular ortaya çıkıyor; yani, yükselebilen, tepeye çıkabilen yeni, doldurulmamış boşluklar.</p>
<p>Başka bir deyişle, bu boşluklar yukarı çıkarak bir tür dolum elde etmeye, bir tür dengeye ulaşmaya çalışıyor ve bu nedenle belirli bir soru soruluyor.</p>
<p>Bu yüzden ben her zaman sadece soru soranlarla ya da hatta dünyanın dört bir yanından beni dinleyen geniş kitleyle değil, bütün ruhla bağ kurarım. Sonuçta, ruhun dengesi, doyumu, tam ıslaha kavuşturulması ve kendisinden gizlenmiş olan varoluşundaki mükemmel koşulun ortaya çıkarılmasından bahsediyoruz.</p>
<p>Bu süreçte ne kadar muazzam bir iş yaptığımızı ve bunun tüm yaratılışı nasıl etkilediğini her zaman hissediyorum. Bu gurur, kendini beğenmişlik ya da kibir değil, belirli bir zamanda, mükemmelliğe doğru ilerleyişte bize verilen asgari payda biraz olsun yer alma fırsatının hissedilmesi ve farkına varılmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elokim – Yaradan’ın Yaratılana Karşı Tutumu</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/elokim-yaradanin-yaratilana-karsi-tutumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:32:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15062</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Rabaş, “O’nun Rehberliği Gizli ve Açık’tır, Nedir?” başlıklı makalesinde yargı ölçüsüne neden “Elokim” adını vermektedir? Cevap: Yaradan, çeşitli şekillerdeki hakimiyetiyle bize görünür, ancak Atzmuto olarak değil; daha ziyade, “Biz Seni eylemlerinden biliriz” denildiği gibi. O’nun bize yönelik eylemleri, Malhut’a ilişkin dokuz Sefirot’tur. Malhut, kendi üzerine bir kısıtlama, bir perde ve yansıyan ışık oluşturarak ilk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Rabaş, “O’nun Rehberliği Gizli ve Açık’tır, Nedir?” başlıklı makalesinde yargı ölçüsüne neden “Elokim” adını vermektedir?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Yaradan, çeşitli şekillerdeki hakimiyetiyle bize görünür, ancak Atzmuto olarak değil; daha ziyade, “Biz Seni eylemlerinden biliriz” denildiği gibi. O’nun bize yönelik eylemleri, Malhut’a ilişkin dokuz Sefirot’tur.</p>
<p>Malhut, kendi üzerine bir kısıtlama, bir perde ve yansıyan ışık oluşturarak ilk dokuz niteliği içine alır ve onlara benzemek ister. Böylece perde ve yansıyan ışığın, Malhut’un Kli’si, yani üstte olana karşı tutumu, “O merhametliyse, sen de merhametli ol” ilkesine göre olduğu anlaşılır. Yani, O’nun bana nasıl davrandığını ne ölçüde ifşa edersem, o ölçüde kabul eder ve O’na aynı şekilde davranırım, daha fazlasını değil.</p>
<p>Yaradan’ın bize karşı tutumlarından biri “Elokim” olarak adlandırılır. Bunun, yargı ölçüsü olduğu söylenir. İlk dokuz Sefirot’ta nasıl bir yargı ölçüsü olabilir?</p>
<p>Yargı, yaratılışın bir kısıtlamasıdır; yaratılan, Yaradan’ın yönetimini her zaman iyi ve iyilik yapan olarak kabul edemediğinde, onu bu şekilde algılayamadığında, bu nedenle bu ihsan etme yaratılana yargı kategorisi olarak görünür. Işığın karanlığı oluşturduğunu söylediğimizde kastedilen budur. Eğer Yaradan, Malhut’a O’nu kabul edemeyeceği bir koşulda ifşa olursa, Malhut O’nu karanlık olarak hisseder.</p>
<p>Elokim nedir? Malhut, Bina’ya yükseldiğinde, kısıtlamasını Bina’ya da getirir ve bu kısıtlamaya göre, Bina’nın ihsan etmesi Malhut’a göre “Mi” ve “Eleh”—“Elokim” olarak bölünür.</p>
<p>Malhut, Bina’ya yükseldiğinde, bir yandan orada yargı ölçüsünü yükseltir, diğer yandan da Bina’nın niteliklerini edinme arzusunu. Sonra Malhut kendisi yargı ölçüsünü ortadan kaldırmaya başlar ve Bina’dan ihsan etme niteliklerini kazandığı ölçüde, bunları gerçekleştirebilir.</p>
<p>Sonra bu Elokim adı tam olarak işler. “Mi” ve “Eleh” birleşir: “Mi” Galgalta ve Eynaim’dir, “Eleh” ise AHAP’tır. Böylece Elokim adı açığa çıkar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Objektif Mutluluğun Tarifi</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/objektif-mutlulugun-tarifi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:32:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15060</guid>

					<description><![CDATA[Yorum: Kendini o kadar kötü hissettiğinde, pes etmek üzere olduğunda, derler ki kötünün de iyi kadar değerli olduğunu anlamalısın. Cevabım: Kesinlikle! İyi ya da kötü diye bir şey yoktur, her şey kişiye göre görecelidir. Bir insan içsel ayarını biraz değiştirirse, tüm kötülüklerin yerine iyiyi görecektir. Ve bunun tersi de olabilir. Yorum: Yani kötülüğün de değeri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yorum:</strong> Kendini o kadar kötü hissettiğinde, pes etmek üzere olduğunda, derler ki kötünün de iyi kadar değerli olduğunu anlamalısın.</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Kesinlikle! İyi ya da kötü diye bir şey yoktur, her şey kişiye göre görecelidir. Bir insan içsel ayarını biraz değiştirirse, tüm kötülüklerin yerine iyiyi görecektir. Ve bunun tersi de olabilir.</p>
<p><strong>Yorum:</strong> Yani kötülüğün de değeri olduğunu söylüyorlar. Değer! Meğer kötü olan benim özelliğimmiş.</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Elbette, iyi olmadan kötü, kötü olmadan da iyi olmaz. Her şeyle doğru şekilde ilişki kurmaya kendimizi alıştırmalıyız. Çünkü bizim algımızın ve iyi-kötü ayrımımızın ötesinde, aslında tüm dünyanın mutlak iyilik olduğunu kabul etmeliyiz!</p>
<p><strong>Soru:</strong> O zaman soru şu oluyor: Kötü bir şey geldiğinde, benim kötü olarak hissettiğim bir durum olduğunda, “Bundan ne kazanıyorum?”</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Dünyaya objektif bir bakış açısı kazanırsınız. Egoist yargının üzerine yükselirsiniz ve bu nedenle her şeyin iyi olduğunu, dünyada mutlak iyilikten başka hiçbir şey olmadığını düşünürsünüz!</p>
<p><strong>Soru:</strong> Bu gerçekten bu kadar büyük bir kazanım mı?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Evet, dünyaya bu şekilde bakmak gerçek mutluluktur ve büyük bir fırsattır.</p>
<p><strong>Soru:</strong> Bu mümkün mü?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Mümkün!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maneviyata Değer Veren Bir Toplum</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/04/maneviyata-deger-veren-bir-toplum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15058</guid>

					<description><![CDATA[Soru: “Komşunu kendin gibi sev” yasasını doğru çevreyi seçmek için nasıl kullanabiliriz? Cevap: Baal HaSulam bunu &#8220;Özgürlük&#8221; makalesinde yazıyor. Bir kişi, elde etmek istediği Hisaron&#8217;a (eksikliğe) tam olarak karşılık veren bir ortam bulmalıdır. Görüyorsunuz ki hayatımızda toplum bize ne yapmamız gerektiğini dikte eder. Zaten haz alma arzularına sahip olduğumuz için toplum bana neyden haz almam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> “Komşunu kendin gibi sev” yasasını doğru çevreyi seçmek için nasıl kullanabiliriz?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Baal HaSulam bunu &#8220;Özgürlük&#8221; makalesinde yazıyor. Bir kişi, elde etmek istediği Hisaron&#8217;a (eksikliğe) tam olarak karşılık veren bir ortam bulmalıdır.</p>
<p>Görüyorsunuz ki hayatımızda toplum bize ne yapmamız gerektiğini dikte eder. Zaten haz alma arzularına sahip olduğumuz için toplum bana neyden haz almam gerektiğini de empoze edebilir; örneğin Coca-Cola. Onun ne olduğunu aslında bilmiyorum; fakat toplumun bana aşıladığı şeye göre gidip içinde belirli bir gram haz bulunan bir şişe Coca-Cola satın alırım.</p>
<p>Kabalistik bir toplumda durum farklıdır. Ben, beklentilerime karşılık gelecek bir çevre inşa etmek zorundayım. Eğer manevi dünyayı, yüce bir şeyi istiyorsam ve toplum bana bunun arzu edilmeye değer olduğunu söylüyorsa, o zaman beni sürekli maneviyat hakkında düşünmeye zorlar. Böylece günde sekiz saat metodu çalışırım; fakat yine de talebim almak amacıyla olacaktır. Maneviyatı istiyorum, onu bana ver! Fakat böyle bir talep yukarıdan cevaplanmaz.</p>
<p>Elbette bu ara bir aşamadır ve böyle bir durum da vardır. Ancak yukarıdan cevaplanan talep, ihsan etme güçleri için yapılan taleptir.</p>
<p>Bu nedenle, bu Hisaron’u değerli gören bir toplum aramalıyım. Her ne kadar bunun ne olduğunu bilmesem de (çünkü henüz bu arzuya sahip değilim), toplum bana bunun çok önemli olduğunu ve tam da eksik olan şeyin bu olduğunu sürekli “aşılamaya” başladığında, bu arzuyu onlardan edinirim yani ihsan etme diye bir şey vardır; bu, benim doğamın üstünde olan bir niteliktir ve tam da talep etmem gereken şey budur.</p>
<p>Maneviyattan bahseden kitapları çalışmaya başlarım ve onlar aracılığıyla bunun ne olduğunu ifşa etmek isterim. Onun bana iyi hissettirmesini isterim. Bu arzuyu gruptan aldığımda, saran ışık üzerime parlamaya başlar ve beni değiştirir.</p>
<p>Yavaş yavaş ve aşamalı olarak, grup bana çalışma sırasında neyi talep etmem gerektiğini göstermelidir; o zaman istenen sonuca ulaşırım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grup Sizi Mecbur Bırakmalı</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/03/grup-sizi-mecbur-birakmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:04:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Karşılıklı Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15055</guid>

					<description><![CDATA[Yorum: Veri işlemeyi hızlandırmak için gerilimin gerekli olduğunu söylüyorsunuz. Bana öyle geliyor ki, grubun baskısı altında değil de daha barışçıl bir durumda olsaydım bunu çok daha iyi yapardım. Cevabım: Yani şunu söylüyorsunuz: ‘Grup bana baskı yaparsa kafam karışır ve kaçarım; baskı altında çalışamam.’ Oysa baskı olmalı. Grup, kişiyi buna mecbur bırakmalıdır. Yorum: Ama yine de [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yorum:</strong> Veri işlemeyi hızlandırmak için gerilimin gerekli olduğunu söylüyorsunuz. Bana öyle geliyor ki, grubun baskısı altında değil de daha barışçıl bir durumda olsaydım bunu çok daha iyi yapardım.</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Yani şunu söylüyorsunuz: ‘Grup bana baskı yaparsa kafam karışır ve kaçarım; baskı altında çalışamam.’ Oysa baskı olmalı. Grup, kişiyi buna mecbur bırakmalıdır.</p>
<p><strong>Yorum:</strong> Ama yine de bilgiyi işleyebilmek için biraz boş zamana ihtiyacım var.</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Veri, elinde bir bardak bira ile sessizce oturup hayatı düşünerek işlenmez. Veri, kritik ve stresli durumlarda işlenir. Dinlenmek için bir an bulacağınızı, sonra oturup odaklanarak her şeyi çözeceğinizi sanmayın; böyle bir şey yok! Tam tersine, temponuz ne kadar hızlı olursa hesaplama yapma yeteneğiniz de o kadar artar. Tam da böyle durumlarda, saniyenin kesirleri içinde doğru hesaplamaları yaparsınız.</p>
<p>Elbette çalışma vardır; insanın gerçekten çalışmaya ihtiyaç duyduğu bir zaman vardır ki, dünyaların yapısıyla, ruhun yapısıyla bir bağ hissedebilsin; bunun nasıl kurulduğunu anlayabilsin ve en azından zihinsel olarak kendini buna bir ölçüde bağlayabilsin, bunu doğrulayabilsin ve görebilsin. Kişi zamanını bölmelidir, fakat yine de her an tetikte olmalıdır.</p>
<p>Gerilim nedir? Gerilim, hedefe ulaşmada bir eksikliktir, bir yoksunluktur. Buna stres, gerilim ve baskı denir.</p>
<p>Bir şeyi istediğimde ve ona ulaşamadığımda bu üzerimde baskı oluşturur, beni gerer. Burada sözünü ettiğim şey, insanın ondan kaçmak isteyeceği türden bir acının oluşturduğu baskı değildir. Bizim durumumuz şu olmalıdır, önümde duran şeye henüz ulaşamadığım için stresliyim; arkamdan beni sıkıştıran bir şeyden kaçmak zorunda olduğum için değil.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grupla Nasıl İlişki Kurmalıyım?</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/03/grupla-nasil-iliski-kurmaliyim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:02:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dost]]></category>
		<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15053</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Dostlarıma kendim veremediğim bir şeyi grup toplantısında nasıl talep edebilirim? Cevap: Ben kendim bir konuda çok iyi değilken, dostlarımdan nasıl bir şey talep edebilirim? Eğer o konuda iyi olsaydım, onlardan hiçbir şey talep etmezdim; her şey yolunda olurdu. Sonuçta, gruba katılıyorum çünkü kendimi zayıf ve tek başıma ilerleyemeyecek kadar yetersiz hissediyorum ve bunun bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Dostlarıma kendim veremediğim bir şeyi grup toplantısında nasıl talep edebilirim?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Ben kendim bir konuda çok iyi değilken, dostlarımdan nasıl bir şey talep edebilirim? Eğer o konuda iyi olsaydım, onlardan hiçbir şey talep etmezdim; her şey yolunda olurdu.</p>
<p>Sonuçta, gruba katılıyorum çünkü kendimi zayıf ve tek başıma ilerleyemeyecek kadar yetersiz hissediyorum ve bunun bir grup içinde mümkün olduğunu duydum, bu yüzden hedefime ulaşmak için eksik olan şeyin onlarda bulunacağını umuyorum. Yaradan&#8217;ı ifşa etmek için ek kaplara ihtiyacım var ve bu kaplar onlarda var!</p>
<p>Bu, onlardan tüm izlenimleri, tüm arzuları ve tüm düşünceleri almam gerektiği anlamına gelir ve bunları ancak onlara ihsan etme niyetiyle yaklaşırsam elde edebilirim. Onlara alma niyetiyle yaklaşırsam, onlardan egoist arzularını alırım; bunlara ihtiyacım yok.</p>
<p>Onlara ihsan etme niyetiyle davrandığım ölçüde, onlardan ihsan etme formları hakkında fikirler edineceğim. Aksi takdirde, biri sigarayı, diğeri Coca-Cola&#8217;yı, bir diğeri kumar oynamayı sever ve ben de onların arzularına kapılırım. Beni futbola falan sürüklerler; bana maddesel hayatın tadını çıkarmayı öğretirler.</p>
<p>Ancak, bir gruba katılıp onlardan ihsan etme formlarını öğrenirsem, o zaman onların Yaradan&#8217;a olan özlemlerini ve O&#8217;na doğru yükselişlerini alırım. Bu nedenle, bireyin çalışması için bir alan vardır: grupla nasıl ilişki kurdukları ve ondan ne istedikleri.</p>
<p>Grup, kişinin gruba doğru bir şekilde yaklaşmasını zorunlu kılmalıdır. Kişi, gruba egoist bir yaklaşım sergilerse, grup bu yaklaşıma direnmelidir. Kişiyi, kendisi için yararlı olan şeye, gruba ihsan etmeye yönelik bir tutuma “dönüştürmelidir”. “İhsan etmek istiyorsan, hoş geldin. Almak istiyorsan, burada işin yok.”</p>
<p>Neden? Kişi buradan bir şeyler almak için gelmişse, ona ne verebilir? O kişi sadece alma arzusunu daha da artıracak, grubu yönetmek ve kendi isteklerine göre manipüle etmek isteyecektir. Bu nedenle, grup bizim onunla doğru bir ilişki kurmamıza yardımcı olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl Tora’yı Almaya Layık Olunur?</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/03/nasil-torayi-almaya-layik-olunur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:01:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Tora]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15051</guid>

					<description><![CDATA[Grup, kişinin düşüncelerinin sürekli olarak kendisiyle bağda olmasını sağlamalıdır. Burada taviz yoktur &#8211; 24 saat boyunca. Bu nasıl kontrol edilebilir? Kendinizi grubun içinde olduğunuz hissinden hiç koparıp koparmadığınıza, dostların çevrenizde olduğunu ve hepinizin birlikte tek bir hedefe yöneldiğinizi hissedip hissetmediğinize bakarak. Eğer bu his sürekli olarak içinizde mevcut değilse, grup maneviyat için doğru şekilde programlanmamıştır. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Grup, kişinin düşüncelerinin sürekli olarak kendisiyle bağda olmasını sağlamalıdır. Burada taviz yoktur &#8211; 24 saat boyunca.</p>
<p>Bu nasıl kontrol edilebilir? Kendinizi grubun içinde olduğunuz hissinden hiç koparıp koparmadığınıza, dostların çevrenizde olduğunu ve hepinizin birlikte tek bir hedefe yöneldiğinizi hissedip hissetmediğinize bakarak. Eğer bu his sürekli olarak içinizde mevcut değilse, grup maneviyat için doğru şekilde programlanmamıştır.</p>
<p>Ancak kendimizi 24 saat boyunca gruba ait ve sürekli hücum halindeymişiz gibi hissetmek için programladıktan ve bu bizim için rutin ve alışkanlık haline geldikten sonra, farklı bir hayat, manevi bir hayat deneyimlemeye başlayacağız. Buna bireyler değil, bir ulus olmak denir, Tora&#8217;yı talep eden bir ulus. Ve o zaman onu almaya layık oluruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grup, Tüm Umutlarımızın Toplandığı Yerdir</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/03/grup-tum-umutlarimizin-toplandigi-yerdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10'lu Gruplar]]></category>
		<category><![CDATA[Grup]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Karşılıklı Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15049</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Gruptan ilerleme alamıyorsam, sorun nedir? Cevap: Gruptan almanız gerektiğini düşündüğünüz şeyi almıyorsanız, şunlardan biri olabilir: ya grup size yeterince ilgi göstermiyor ya da genel olarak her bir kişiyi sürekli olarak uyandırma görevinde dikkatsiz davranıyor. Belki de grup üyeleri ortak fikre, ortak arzuya yeterince enerji ve çaba harcamıyorlar; belki de dostlar arasında içten bir ateşin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Gruptan ilerleme alamıyorsam, sorun nedir?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Gruptan almanız gerektiğini düşündüğünüz şeyi almıyorsanız, şunlardan biri olabilir: ya grup size yeterince ilgi göstermiyor ya da genel olarak her bir kişiyi sürekli olarak uyandırma görevinde dikkatsiz davranıyor.</p>
<p>Belki de grup üyeleri ortak fikre, ortak arzuya yeterince enerji ve çaba harcamıyorlar; belki de dostlar arasında içten bir ateşin gerçekten alevlenmesi gerektiğine, bunun sadece sözlerle, mesajlarla veya diğer dışsal şeylerle değil, havada hissedilmesi gerektiğine yeterince dikkat etmiyorlar.</p>
<p>Bu mümkün olduğunca içeriden gelmelidir, ama öyle ki kimse dinlenememeli ve herkes bu kasırgaya atılmak zorunda kalmalıdır. Başka bir deyişle, grubu uyandırmamaktan kişi sorumludur, ama aynı zamanda tüm grup da sorumludur, çünkü grup herkesi içerir. Sonuçta grup, tüm arzularımızın, tüm umutlarımızın birleşimidir.</p>
<p><strong>Soru:</strong>  Böyle bir durumu düzeltmek için nereden başlamalıyız?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Bir araya gelip ne istediğimize karar vererek. Ve kendimizi düşerken hissettiğimiz anda, her birimiz hemen grubu “uyandırmaya” başlarız, böylece ulaştığımız seviyeden düşmeyiz. Aynı şey dışsal eylemler için de geçerlidir.</p>
<p>Dışsal eylemler içsel bağ ve içsel ateşleme için sadece birer araç olsa da, grubun içinde ilerlemek için çaba göstermeye istekli olan her bir kişiden ilham alırız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erkek Ve Kadınların İlkel Doğası</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/03/erkek-ve-kadinlarin-ilkel-dogasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:59:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çiftler]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15047</guid>

					<description><![CDATA[Soru: Erkekler, doğaları gereği kadınlara göre daha dengesizdir. Diyelim ki bir erkek bir kadınla tanıştı, ancak bir süre sonra ilk başta hissettiği çekim azaldı. Neden sürekli başka bir kadın ister? Cevap: Bu, manevi kökünden kaynaklanmaktadır, çünkü o sürekli olarak doldurmak ister, ancak aynı durumun içinde hiçbir yenilik hissetmez. Kadın ise tam tersidir; arzularının %90&#8217;ını ondan, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Erkekler, doğaları gereği kadınlara göre daha dengesizdir. Diyelim ki bir erkek bir kadınla tanıştı, ancak bir süre sonra ilk başta hissettiği çekim azaldı. Neden sürekli başka bir kadın ister?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Bu, manevi kökünden kaynaklanmaktadır, çünkü o sürekli olarak doldurmak ister, ancak aynı durumun içinde hiçbir yenilik hissetmez. Kadın ise tam tersidir; arzularının %90&#8217;ını ondan, sadece %10&#8217;unu kendisinden karşıladığı için ona “bağlı” kalır. Erkek ise arzularının %90&#8217;ını kendisinden, %10&#8217;unu kadından karşılar. İşte bu şekilde aralarındaki temas aracılığıyla arzularını karşılarlar.</p>
<p>On Sefirot&#8217;tan dokuzu Zeir Anpin, biri ise Malhut&#8217;tur. Bu nedenle, bir kadın için bir erkeğe bağlanmak yeterlidir; bununla birlikte, hem arzuyu hem de tatmini elde eder. Ancak bir erkek için bu yeterli değildir; yeni ruhların Malhut’a girebilmesi ve ona onları doldurma fırsatı verebilmesi için Malhut&#8217;ta sürekli yenilenmeye ihtiyacı vardır. Malhut yenilenmezse, onunla herhangi bir işi kalmaz.</p>
<p>Aynı şey bizim dünyamızda da geçerlidir. Bir erkek bir kadında yenilik, değişim veya flört hissetmezse, hızla ilgisini kaybeder. Psikologlar ilişkilerimizi tam da bu şekilde açıklar ve yenilenmelerine yardımcı olmaya çalışır.</p>
<p>Günümüzde, tüm bunlar açıklığa kavuşmuş ve tamamen erişilebilir hale gelmişken, tatmin duygusu daha da kaybolmaktadır. Bir yandan bu, maddesel düzeyde yaygın bir sorundur; diğer yandan ise, farklı sorunların çözümüne gerçekten ulaşma ihtiyacına bizi yönlendirmektedir.</p>
<p>Bence bizim nesil tam da bunu yaşıyor. Sadece bunu yaşamakla kalmıyor, aynı zamanda ilerliyor da. Yavaş yavaş, ihtiyaçlarını karşılayabileceği çok basit bir yer bulacak ve her şey daha yüksek bir düzeye geçecek.</p>
<p><strong>Soru:</strong>  Peki, eğer bu yukarıdan gelen doğal, doğuştan gelen bir dürtü ise, toplum neden bir erkeği sadakatsizlikten dolayı kınamaktadır?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Genel olarak bakıldığında, bu anlayış dinlerden, özellikle de Hristiyanlıktan kaynaklanmaktadır. Ancak önceki tüm kültürlerde durum böyle değildi.</p>
<p>Öte yandan, kurtuluşun tam bir özgürlükte, yani ne istersen onu yapmakta yattığını söylemiyoruz. Bir kişinin “kafasını göklerde tutması” gerektiğini ve ihtiyaçları varsa bunları normal, toplumsal olarak kabul edilebilir bir şekilde karşılaması gerektiğini söylüyoruz.</p>
<p><strong>Soru:</strong>  Peki, bir kişi maneviyata yönelmişse, bu onun mutlaka “manevi” bir kadına sahip olması gerektiği anlamına mı gelir?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Hayır, bu daha da kötü olabilir. Kişi türlü türlü içsel çalkantılar ve değişimler yaşar ve bu koşullarda her şey olabilir.</p>
<p>Ama asıl mesele bu değil; biz bir insanı bu şekilde değerlendirmiyoruz. Onu, kafasının nerede olduğu, hayattaki hedefinin ne olduğu ile değerlendiriyoruz, hayvani ihtiyaçlarını nasıl karşıladığı ile değil.</p>
<p>Bu, erkek ve kadın arasındaki temel farktır. Bir kadın sadece erkeğine ihtiyaç duyar; şunu bilmelidir: o benimdir. Temel olarak, bu doğası gereği kadına yerleşmiştir. Bu, Atzilut&#8217;un Zeir Anpin ve Malhut&#8217;undan bize bu şekilde aktarılmıştır.</p>
<p>Ancak bir erkeğin bu konuda özel bir bağlılığı yoktur. Eğer varsa, o da ailesi, kendi evi, çocukları ve ev halkı içindir, ancak bu, tabiri caizse, genel bir şeydir; özellikle bir kadına yönelik değildir. Bu da Atzilut&#8217;un ZON&#8217;unun üst yapısından kaynaklanmaktadır.</p>
<p><strong>Yorum:</strong> Ama ilk başta, ilk tanışmada, erkekler Don Juan gibi davranırlar. Ve sonra kadınlar hep kırılırlar: erkekler neden bu kadar aşağılık?</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Bunu hayvanlar arasında da görüyoruz. Burada farklı bir şey yok. Hayvanlar aleminde erkekler çok güzeldir. Aslanlara, tavus kuşlarına ve kuğulara bakın! Onlar tam da dişileri çekmek, onlarla temas kurmak ve onları boyun eğdirmek için bu şekilde yaratılmışlardır. Bu yüzden erkeklerin bu tür dışsal özelliklere ihtiyacı vardır.</p>
<p>Ve burada bir çelişki yatmaktadır, çünkü bir kadın prensip olarak bu dışsal özelliklere hiç ihtiyaç duymaz. Bir erkekte dışsal güzelliği görmez; bu onu ilgilendirmez; onu fark etmez bile.</p>
<p>Aksine, o bir “Herkül” yerine biraz göbekli bir erkeği tercih edebilir. Onun bakış açısı farklıdır. Bir erkeğe genetik açıdan bakar; onda potansiyel bir baba, koca, ailesinin geçimini sağlayan birini görür; onu, bir erkeğin kendini sunmak istediği kriterlerden tamamen farklı kriterlere göre değerlendirir.</p>
<p>Bütün bunlar manevi köklerden gelir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaradan’a Yapışma Noktası</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/03/yaradana-yapisma-noktasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:57:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15045</guid>

					<description><![CDATA[Bizim çalışmamız, Yaradan ile sürekli yapışma içinde olmaktır. Bize bir nokta verilir; bu, bize bağlı olmayan bir şeydir ve çalışmamıza oradan başlarız. Bu nokta, sonsuzluk, mükemmellik ve ebediyet durumundaki gerçekliğimizdir. Ancak sonsuzluk durumundan biz yalnızca bu noktayı hissederiz; yoğun bir şekilde bir şey isteriz ve bir şeyin eksik olduğunu hissederiz. Fakat aslında eksik olan yalnızca [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bizim çalışmamız, Yaradan ile sürekli yapışma içinde olmaktır.</strong> Bize bir nokta verilir; bu, bize bağlı olmayan bir şeydir ve çalışmamıza oradan başlarız.</p>
<p>Bu nokta, sonsuzluk, mükemmellik ve ebediyet durumundaki gerçekliğimizdir. Ancak sonsuzluk durumundan biz yalnızca bu noktayı hissederiz; yoğun bir şekilde bir şey isteriz ve bir şeyin eksik olduğunu hissederiz. Fakat aslında eksik olan yalnızca bir noktadır ve bu gerçek bir arzu değildir. Bu durumun içinden kişi, kaplarında bir boşluk durumuna ulaşmalıdır ki son ıslahta NRNHY’ın tüm ışığıyla dolsun.</p>
<p>Bizim tüm çalışmamız, sonsuzluğun ifşasına sürekli odaklanmış kalma çabasıdır. Bu, “O’ndan başkası yokt” sözünde ifade edilen, Yaradan’a tam bir yapışma anlamına gelir ve bizim özlem duymamız gereken şey de budur. Tüm engeller ise yalnızca bizi manevi karakterimizin farklı yönlerine doğru itmek için vardır: gurur ve korku, ayrıca Klipot’un bize getirdiği çeşitli hisler ve düşünceler.</p>
<p>Klipot, bizi bu noktadan uzaklaştırmak ister gibi görünür. Biz ise, bizi farklı yönlere çeken tüm çelişkilere rağmen o noktaya geri dönmeye çalışmalıyız. Diyelim ki bir Klipa beni sağa doğru on santimetre çeker; yani bana yabancı bir düşünce veya güvensizlik verir. Buna rağmen merkez noktaya geri dönmem gerekir, çünkü Yaradan ile yapışma noktası oradadır. Eğer bunu yaparsam, aslında durumumu sağa doğru on santimetre genişletmiş olurum.</p>
<p>Sonra on santimetre sola, aşağıya ya da yukarıya, hangi yönden geldiğinin önemi yok, merkezden farklı yönlere doğru bir engel gelir ve bu şekilde bir Sefira inşa ederim. Tam da Klipot, bana noktadan boş bir kap inşa edebilmem için gerekli olan maddeyi verir. Ve ben engeli alırken, aynı zamanda bu boşluğu Yaradan’a yapışma ile doldururum.</p>
<p>Böylece, o noktadan başlayarak küçük bir Sefira’ya doğru genişlemeye başlarım, sonra giderek daha da büyürüm ta ki tüm engelleri alıp onların üzerine yükselene kadar, sonunda, onlara rağmen ya da onlarla beraber, Yaradan ile kesintisiz bir yapışma (Zivug) durumuna ulaşırım. Ve bu, çalışmamı tamamladığım ve son ıslaha ulaştığım anlamına gelecek.</p>
<p>Böylece Klipa, büyümeme yardım eder ve aynı zamanda büyüme sürecimde beni korur. Bu nedenle yabancı düşüncelerden ve her türlü engelden korkmamalıyız. Onlar, mevcut durumumuza uygun olarak içimizde uyanırlar ve onların yardımıyla ilerler, gelecekteki durumlarımızı—yani geleceğimizi—inşa ederiz. Bu engellerin bizi geriye çektiği düşünülmemelidir, tam tersine, bize aynı ölçüde ileriye doğru ilerleme fırsatı verirler.</p>
<p>Yaradan’ın rızası için çalışmak ile kişinin kendisi için çalışması arasındaki fark budur. Tüm bilgelik, alma arzusunu nasıl kullanacağını bilmekte yatar. Kabala, alma arzusunu yani Klipot’u ve engelleri kullanma bilimidir, diğer yöntemler ise bunlardan korkar; insana bu engelleri önlemeyi, onlardan kaçmayı öğretirler. Kabala ise onlardan kaçmak yerine onları nasıl kullanacağını öğretir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soruları Yanıtlama Sistemi</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/03/sorulari-yanitlama-sistemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:56:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük Dersler]]></category>
		<category><![CDATA[İntegral Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15043</guid>

					<description><![CDATA[Soru: İnsanlar size soru sorduğunda, kelimeleri mi dinlersiniz yoksa kişinin içsel dürtülerini mi hissedersiniz? Cevap: Mesele şu ki, ben bir soruyu ses olarak algılamam. Önce soruyu soran kişinin bir resmini kendi içimde oluşturmam gerekir; sonra bu resmi genel bir resme, genel bir imgeye dönüştürmem gerekir (bana sordukları o özel şeyle ilgili olmayan bir imgeye). Ancak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> İnsanlar size soru sorduğunda, kelimeleri mi dinlersiniz yoksa kişinin içsel dürtülerini mi hissedersiniz?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Mesele şu ki, ben bir soruyu ses olarak algılamam. Önce soruyu soran kişinin bir resmini kendi içimde oluşturmam gerekir; sonra bu resmi genel bir resme, genel bir imgeye dönüştürmem gerekir (bana sordukları o özel şeyle ilgili olmayan bir imgeye). Ancak bundan sonra onu gerçekten var olan doğru resimle karşılaştırabilirim.</p>
<p>Sonuçta, insan soruyu tam olarak doğru şekilde sormaz. Sorduğu durumu anlamıyor olabilir, onu yanlış hayal ediyor olabilir. O zaman duygularını ve olgularını uyandıran derin bir resmi ortaya çıkarmam gerekir. Tüm bu çeşitli tipte hisler, birbirinin üzerine katmanlanmış hâlde, aynı anda içimde var olmalıdır. Ancak o zaman soru soran kişiyle bağ kurabilir ve hem onun hem de diğerlerinin sorusuna cevap verebilirim.</p>
<p><strong>Yorum:</strong> Bu oldukça karmaşık bir sistem!</p>
<p><strong>Cevabım:</strong> Bu karmaşık bir sistem değil; başka türlü yapamam ki. Aksi hâlde nasıl bir cevap olurdu? Düz, tek katmanlı bir cevap. Oysa dört ekran olmalıdır; tıpkı Windows’ta olduğu gibi, biri diğerinin arkasında, ışığın olduğu en içteki ekrandan, üst güçten, kişinin durumlarının tasvirinden, hissedebildiği dışa doğru, oradan da sözde kelimelerle ifade ettiği daha da dıştaki ekrana kadar uzanır.</p>
<p>Bütün bunları hissetmem gerekir; aksi takdirde verilen cevap gerçekten bir cevap olmaz. Ya dışsal, dünyevi psikoloji seviyesinde kalır ya da yarı mistik, tam olarak açıklanmayan bir şey olur.</p>
<p><strong>Soru:</strong> Farklı insanları aynı stüdyoya koyup hepsini aynı şekilde giydirsek ve hepsi aynı soruyu sorsa, her birine farklı mı cevap verirdiniz?</p>
<p><strong>Cevap:</strong> Hayır. Birkaç kişi aynı soruyu sorsa bile, bunun pratikte kişiye bağlı olduğunu düşünmüyorum. Soruyu genel bir seviyeye taşımaya çalışırım ve onu hiçbir şekilde bireysel düzeyde bırakmam.</p>
<p>Prensip olarak, ne tür kişisel sorular olabilir ki? Hepsi aslında aynıdır. Herkes aynı durumlardan geçer; yalnızca birbirimizle karşılaştıramayacağımız o içsel hislerde küçük farklılıklar vardır. Ben kırmızıyı, sıcaklığı, acıyı ve tatlıyı nasıl hissediyorsam, sen de öyle hissedersin; fakat bunu nasıl hissettiğimizi birbirimizle karşılaştıramayız.</p>
<p>Sadece aynı izlenimleri aynı kelimelerle, uzlaşmaya dayalı olarak ifade ederiz. Bu yüzden, bu tür tartışmaların içine girmemiz gerektiğini düşünmüyorum.</p>
<p>Zohar Kitabı şöyle der: Bu çalışma, bir şeyi kendi içimizde nasıl algıladığımızı, nasıl anladığımızı ve ona nasıl uyum sağladığımızı inceleyen çok derin bir çalışmadır. Sonuçta her birimiz, tüm evrene ve tüm dünyalara yayılmış son derece karmaşık bir sistemiz. Bu nedenle, en azından şimdilik, özel ve genel hakkında konuşmak doğru değildir. Bu konu, diğer Kabala kitaplarının değil, Zohar Kitabı’nın seviyesine aittir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhanetin Yol Açtığı Büyük Acının Üstesinden Nasıl Gelinebilir?</title>
		<link>https://laitman.info.tr/2026/03/ihanetin-yol-actigi-buyuk-acinin-ustesinden-nasil-gelinebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[laitmaninfotr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kabala]]></category>
		<category><![CDATA[Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://laitman.info.tr/?p=15040</guid>

					<description><![CDATA[İnsan ağır bir ihanet yaşadığında, içi yanar ve bu duyguyla neredeyse baş edemez. İşte tam o anda -veya en azından ilk acı biraz yatıştıktan sonra- hissettiğimiz her şeyi geldiği kaynağa yöneltmemiz gerekir. Hissettiklerimizi, bize ihanet etmiş gibi görünen kişiye değil, gerçekliğin kaynağı olan ve her şeyi var eden güç olan Yaradan’a yöneltmeliyiz. Algımızda bize ihanet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ağır bir ihanet yaşadığında, içi yanar ve bu duyguyla neredeyse baş edemez. İşte tam o anda -veya en azından ilk acı biraz yatıştıktan sonra- hissettiğimiz her şeyi geldiği kaynağa yöneltmemiz gerekir. Hissettiklerimizi, bize ihanet etmiş gibi görünen kişiye değil, gerçekliğin kaynağı olan ve her şeyi var eden güç olan Yaradan’a yöneltmeliyiz.</p>
<p>Algımızda bize ihanet ettiğini düşündüğümüz kişinin bu olayda gerçekten bir payı var mı? Realiteyi daha doğru bir şekilde görmeye başladıkça anlamaya başlarız ki, bize ihanet etmiş gibi görünen kişi aslında bir kukladır; iplerini tutan ise Yaradan’dır.</p>
<p>Bu yüzden bize “ihanet eden” kişiden hesap sormamız mümkün değildir. Hepimiz yalnızca birer aracız. İnsan bunu bu şekilde görmeye başladığında içindeki fırtına yavaş yavaş diner. Etrafımızda hainler ve düşmanlar görmemeye başlarız. Sadece kuklalar görürüz ve onların üzerinde ipleri tutan Yaradan’ı.</p>
<p>Birini suçlamak veya ondan nefret etmek yerine, değiştirmemiz gereken şey kendimiz ve Yaradan’a yönelik tutumumuzdur. Yaşadığımız her şeyin ardında Yaradan’ı görmeye yöneldiğimiz anda, doğru ile yanlış, sadakat ile ihanet gibi kavramları da bambaşka şekilde tanımlamak zorunda kalırız. Hatta bu kavramların kendileri bile anlamlarını yitirir. Çünkü aslında bir insanın ihanet etmesi diye bir şey yoktur; bağımsız hareket edip ihanet edebilecek ayrı bir “kişi” yoktur çünkü. İnsanlar arasında da düşündüğümüz biçimde sevgi ve nefret olmadığı gibi, bildiğimiz anlamda sadakat veya bağlılık da yoktur. Her şey, insan ile Yaradan arasındaki ilişkiden ibarettir.</p>
<p>Elbette bunu anlamaya başladığımızda içimizden ilk önce şu duygu yükselebilir: “O zaman ben O’ndan nefret ediyorum!” Bu çok doğaldır. Çünkü birinden nefret ettiğimizde aslında nefretimiz Yaradan’a yöneliktir. Tüm ilişkilerimiz gerçekte yalnızca O’nunladır. İnsanlar arasında iyi veya kötü gibi görünen her şey O’nun tarafından düzenlenir. Yaşadığımız bütün olayları, dramları ve gizemleri O sahneye koyar. Bunun nedeni ise sonunda dikkatimizi dünyadan çekip doğrudan O’nunla ilişkiye girmemizi sağlamaktır.</p>
<p>Peki, bunu neden yapar? Çünkü tutumumuzda saflaşmamızı, yani ya O’na karşı duran mutlak egoistler ya da O’na bağlanan mutlak özgeciler olmamızı ister. Yaradan yarım yaklaşımları kabul etmez. Bu nedenle kendimizi yalnızca O’na yöneltmeliyiz ve yalnızca O’nunla ilgilenmeliyiz.</p>
<p>Peki, nefret nasıl sevgiye dönüşür? Bu dönüşüm, dua ile gerçekleşir. Gerekli dua, hem içimizde hem çevremizde olup biten her şeyin ardında O’nun eylemlerini görebilmeyi istemek, yani “O’ndan başkası yok” diye ifade edilen gerçeği keşfetmek istemektir. Asıl dua da şudur: Yaradan’ın bunu bize ifşa etmesini istemek.</p>
<p>Bir insanın yaşayabileceği en köklü dönüşüm budur. Hayattaki her şeyi değiştirir. Gerçekliğe bakışımız tamamen tersine döner. Daha önce insanlarla bağ kurduğumuzu, onlara bağlı olduğumuzu ve onlara yönelik hareket ettiğimizi düşünürken aslında şunu keşfederiz: Her şeyin ve herkesin ardında duran tek bir güç vardır, sevgi ve ihsan etme gücü olan Yaradan. Bunu fark eden kişinin gözünde bütün dünya bambaşka bir hâl alır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>