<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:blogger="http://schemas.google.com/blogger/2008" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525</atom:id><lastBuildDate>Wed, 30 Sep 2026 15:08:03 +0000</lastBuildDate><category>Manşet</category><category>sağlıklı yaşam</category><category>Kadın Sağlığı</category><category>sağlık</category><category>Yaşam</category><category>diyet zayıflama</category><category>güzellik sırları</category><category>sağlıklı yiyecekler</category><category>aşk oyunları</category><category>cilt bakımı</category><category>cinsel sağlık</category><category>hamilelik</category><category>aşk ve evlilik</category><category>makyaj sırları</category><category>Advertorial</category><category>saç bakımı</category><category>moda</category><category>kadınca sırlar</category><category>bebek</category><category>çocuk</category><title>Kadın Sağlık Dergisi</title><description>Kadınca sağlık haberleri dergisi..</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Veka Medya)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>1203</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><language>en-us</language><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Kadınca sağlık haberleri dergisi..</itunes:subtitle><itunes:owner><itunes:email>noreply@blogger.com</itunes:email></itunes:owner><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-6732474515556202095</guid><pubDate>Wed, 30 Sep 2026 15:07:10 +0000</pubDate><atom:updated>2026-09-30T18:08:03.738+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kadın Sağlığı</category><title>Kadın sağlığında bu 7 belirtiye dikkat!</title><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhvfA4KJSlrGdojxhOBomxU70rWWwkzAsuDK7sCkXajGsC4jlnPpvO_5lvHBa2gIbpPRMsWNAb0XmYKcMFoKgCgV-WOQEhbqqT05nptHOHe7OrNnHUB9lxoUsFIHewyJd1ErOyU35cc2V9a/s1600/Kad%25C4%25B1n+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1+i%25C3%25A7in+bu+7+belirtiye+dikkat%2521.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhvfA4KJSlrGdojxhOBomxU70rWWwkzAsuDK7sCkXajGsC4jlnPpvO_5lvHBa2gIbpPRMsWNAb0XmYKcMFoKgCgV-WOQEhbqqT05nptHOHe7OrNnHUB9lxoUsFIHewyJd1ErOyU35cc2V9a/s1600/Kad%25C4%25B1n+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1+i%25C3%25A7in+bu+7+belirtiye+dikkat%2521.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Kadınlarda hayati risk oluşturabilen hastalıklar bazen önemli belirtilerle bazen de sessizce gelebiliyor. Kadın sağlığına yönelik hastalıkların tespitinde rutin kontroller büyük önem taşıyor.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başta rahim, rahim ağzı, yumurtalık ve meme kanseri olmak üzere sık görülen birçok kanser türü bu taramalar sayesinde tespit edilebiliyor, erken evrede yakalanan hastalıklar da tamamen tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Altuğ Semiz, kadın hastalıkların önemli belirtileri ve düzenli jinekolojik muayenenin önemi hakkında bilgi verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kadın hastalıkları, yaşam kalitesini düşürmekle kalmayıp, bazı durumlarda hayati riske neden olabilmektedir. Özellikle bazı belirtiler kadın vücudunda bir şeylerin yolunda gidip gitmediğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu durumlar şu şekilde sıralanabilir:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1 -Açıklanamayan kanama düzensizliği; kadınların stres, mevsim değişikliği gibi durumlar dışında kalan sapmaları yani 25 günden kısa, 35 günden uzun aralıklar olması&lt;br /&gt;
2 -Adet dönemi dışında kanama olması; iki adet arasında, adet dönemi olmamasına rağmen koyu kahverengi ya da renkli kanamalar görülmesi.&lt;br /&gt;
3-Cinsel ilişki sonrası kanama ya da lekelenme olması.&lt;br /&gt;
4-Adet ağrılarının her zamankinden farklı, iş yerinden eve gitmek zorunda bırakacak şekilde olması.&lt;br /&gt;
5 -İnatçı, kötü kokulu ve kanlı akıntılar görülmesi.&lt;br /&gt;
6-Çiğ balık, çürümüş yumurta kokulu akıntı oluşması&lt;br /&gt;
7 -Spiral kullanan kadınlarda 72 saati geçen akıntılar görülmesi durumunda vakit kaybedilmeden uzmanlara danışılmalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kadın cinsiyetine özgü tüm organlar taranmalı&lt;/b&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
İstatistiklere göre, meme kanseri vakalarının büyük çoğunluğu rutin jinekolojik kontrollerde saptanabilmektedir. Birçok kadın yalnızca bir sorun yaşaması, birtakım belirtiler görmesi halinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmaktadır. Oysa düzenli jinekolojik muayene ile bir kadının sağlık durumu rutin kontrolden geçirilmelidir. Jjinekolojik değerlendirme için; rahim, rahim ağzı, yumurtalıklar ile genel vajina kontrolünün yanı sıra tiroit ve meme kontrolü de yapılmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;h3 style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Altı ayda bir muayene gerekiyor&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;
Rutin muayene sıklığı çok ideal koşullarda altı ay ama en azından yılda bir kez tüm bu taramaların yapılması önem taşır. Burada kişinin özellikle ailesinde daha önceden kadın hastalıkları ile ilgili bir kanser öyküsü varsa (özellikle de anne tarafında) risk artışı çok daha fazla olur. Dolayısıyla kontrol periyodunun altı ayda bir olması gerekir. Genel prosedürde özellikle meme kanseri görülme yaşının giderek düşmesi nedeniyle 25-26 yaşından itibaren her genç kızın yılda bir kez meme ultrasonu çektirmesi, altı ayda bir elle muayene tavsiye edilir.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Rahim ağzı kanserini yakalıyor: PAP Smear testi&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Jinekolojik muayene kapsamında yapılan taramaların en önemlilerinden biri de PAP smear testidir. Rahim ağzındaki hücreleri saptamak için yapılan mikroskobik bir inceleme olan PAP smear testi hastanın canını yakmayan, enfeksiyon riski olmayan, ekonomik ve çok etkili bir yöntemdir. Rahim ağzındaki hücresel değişikliklerin gözden kaçmadığı, yaklaşık yüzde 100'e yakın doğruluğu olan bu testle rahim ağzı kanseri saptanabilir. Düzenli PAP smear testi yaptıran, farkındalığı yüksek kişilerde rahim ağzı kanserine yakalanma oranı sıfıra yakındır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Menopoz sonrası sıklığı azalıyor&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Aktif cinsel hayatı olan kadınların HPV DNA taraması yaptırması önem taşır. Normal şartlarda yılda bir kez yapmanın yeterli olduğu bu testin periyodu, menopoz dönemi geçtikten sonra iki yılda bire düşer. Rahim ağzının erken teşhisinde önem taşıyan bu testin yanı sıra günümüzde rahim ağzı kanserine karşı aşılar da bulunmaktadır. 3 dozu 6 ay içinde yapılan bu aşılar HPV'nin belli tiplerine karşı koruyuculuk sağlar. HPV aşısı, 40-42 yaşına kadar yapılabilir. Bu dönemden sonra HPV kapılsa da bunun rahim ağzında yapısal bir değişiklik yapması ortalama 7-8 yıl sürmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Erken teşhis tedavi başarısı için çok önemli&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Kadın sağlığı bakımından önemli olan jinekolojik kontrollerin düzenli olarak yapılmaması beraberinde birçok sorunu getirmektedir. Jinekolojik tüm kanser türleri, ki buna meme da dahil, erken teşhis edilmesi halinde tedaviye yanıt verir. Yılda bir kontrolden geçen bir kadın menopoz sonrası yumurtalık kanserine karşı çok ciddi avantaj elde etmektedir. Aksi halde kadın karnı genişleyebilen bir bölge olduğu için orada oluşan bir yumurtalık tümörü çok rahat ilerleyebilir. Böylece Evre 3 ve Evre 4'te belirti verebilir. Bu da tedavi şansını çok düşürmektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2018/07/kadn-saglg-icin-bu-7-belirtiye-dikkat.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhvfA4KJSlrGdojxhOBomxU70rWWwkzAsuDK7sCkXajGsC4jlnPpvO_5lvHBa2gIbpPRMsWNAb0XmYKcMFoKgCgV-WOQEhbqqT05nptHOHe7OrNnHUB9lxoUsFIHewyJd1ErOyU35cc2V9a/s72-c/Kad%25C4%25B1n+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1+i%25C3%25A7in+bu+7+belirtiye+dikkat%2521.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-8181851312301503468</guid><pubDate>Wed, 30 Sep 2026 15:05:22 +0000</pubDate><atom:updated>2026-09-30T18:05:22.640+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aşk oyunları</category><title>Aşk 4 yıldan sonra dönüşüyor </title><description>&lt;div class="separator"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib7hm0c435-a6OotWk5oosVJhzP_zYEvHiAc1yTq37fzeD0PAJWtMdaz5z5pCGO2AKASDW-sKdTWkjpo_3RyXaA1nSSyuRLKITbtCSuRSgoyJKlX4TH0zVEF-4W8hpSqbt-ej5wBAEdRY7/s1600/A%25C5%259Fk+4+y%25C4%25B1ldan+sonra+d%25C3%25B6n%25C3%25BC%25C5%259F%25C3%25BCyor.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib7hm0c435-a6OotWk5oosVJhzP_zYEvHiAc1yTq37fzeD0PAJWtMdaz5z5pCGO2AKASDW-sKdTWkjpo_3RyXaA1nSSyuRLKITbtCSuRSgoyJKlX4TH0zVEF-4W8hpSqbt-ej5wBAEdRY7/d/A%25C5%259Fk+4+y%25C4%25B1ldan+sonra+d%25C3%25B6n%25C3%25BC%25C5%259F%25C3%25BCyor.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;
&lt;blockquote class="tr_bq"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;Frederic Beigbeder’in   kaleme aldığı “Aşkın ömrü 3 yıldır” isimli kitap yayınlandıktan sonra iyice   hararetlenen “Aşkın son kullanma tarihi olur mu?” tartışmaları halen sürerken   yapılan bilimsel araştırmalar böyle bir sürenin olduğunu   doğruluyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;br /&gt;
Aşkın kimyası denilen, enerji, neşe, dikkat   yoğunlaşması ve ödül kazanma motivasyonu olan dopamin hormonu 4 yılın sonunda   tükenmeye başlıyor ve yerini ilişkilerin yürümesinde kilit rol oynayan bağlılık   duygusunu arttıran oksitosin hormonuna bırakıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşkı dolu dizgin   yaşayan hiçbir çiftin kabul etmek istemediği “aşkın ömrü” ile tartışmalara son   noktayı koyan bilimsel araştırmalar aşkın bir süresi olduğunu doğruluyor. Kadın   erkek herkesin üzerinde konuştuğu aşkın ömrü ile ilgili konuşan Anadolu Sağlık   Merkezi’nden Uzman Psikolog Aylin Sezer, aşkın insanın hissettiği hiçbir duyguya   benzemediğini söyleyerek, “Aşık olunca aklımızdan geçen binlerce düşünceye,   kalbimizdeki duygular ve bedenimizin verdiği tepkiler eşlik eder. Duygular   yoğunlaşır; mutluluk, hüzün,heyecan, huzur ve özlem aynı anda yaşanır. O kişiyi   düşünmek bile vücudun tepki vermesine neden olur. Gözbebekleri büyür, vücut   ısısı artar, çoğu cinsel doğrultuda olmak üzere bedensel tepkiler tüm vücutta   hissedilir” dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşkın beynin ödül ve haz ile bağlantılı bölümleriyle   ilgili olduğunu söyleyen Sezer, aşkın kimyasının enerji, neşe, dikkat   yoğunlaşması ve ödül kazanma motivasyonu olan dopamin hormonundan oluştuğunu   belirtti. Yapılan çalışmalarda aşık çiftlere birbirlerinin fotoğrafları   gösterildiğinde, beynin ödül ve haz bölümünün aktif hale geldiğinin ortaya   çıktığını vurgulayan Psikolog Aylin Sezer “Aşık olunduğunda hissedilen heyecan   ve enerji, beynin haz bölgesinin aktive olmasıyla salgılanan dopaminin eseri”   diye konuştu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;ÇİKOLATA AŞK HORMONUNU ARTTIRIYOR&lt;/b&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Yenilik ve   heyecanlı aktiviteler kadar dopamin salınımını tetikleyen bir başka şeyin de   çikolata olduğunu dile getiren Psikolog Aylin Sezer, ilişkilerin bitiminde   çikolata yemenin iyi gelmesinin bir sebebinin de bu olabileceğini belirtti.   Ayrılık kaygısına, dopaminin yarattığı etkinin eksikliğini hissetmekle   bağlantılı bir çeşit yoksunluk sendromu olarak da bakılabileceğini söyleyen   Psikolog Aylin Sezer, “Çikolatanın beynimizde yarattığı etki de, kaybettiğimizi   düşündüğümüz ve özlediğimiz hisleri bize yaşatıyor. Benzer bir etki, Sevgililer   Günü’nde de yaşanıyor. Hediye edilen, birlikte yenen çikolatalar, dopamin   salgılanmasını tetikleyip, ilişkiden alınan hazzı arttırıyor” şeklinde   konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;AŞK GİDİYOR, BAĞLILIK GELİYOR&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: right; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;
&lt;tr&gt;      &lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhm_eTMEFLfvKa9vxQSpsHHnPCanQQ_ykHd8zzMTtgN8nQFe3OQ-giOo7uf-4nx2EEsIhHYJds0s6IxEfLgfOjOg6Os84bghyphenhyphen1Yv6maTyzYwzNnV3XL_45HO79Cb57wi-a22vz8kkjXc93J/s1600/Aylin+Sezer+(1).jpg" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhm_eTMEFLfvKa9vxQSpsHHnPCanQQ_ykHd8zzMTtgN8nQFe3OQ-giOo7uf-4nx2EEsIhHYJds0s6IxEfLgfOjOg6Os84bghyphenhyphen1Yv6maTyzYwzNnV3XL_45HO79Cb57wi-a22vz8kkjXc93J/s200/Aylin+Sezer+(1).jpg" width="160" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;tr&gt;      &lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;font size="1"&gt;Uzman Psikolog &lt;br /&gt;
Aylin         Sezer&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;
&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;
Yapılan araştırmalara göre aşkın ömrünün 18 ayla   ile 4 yıl arasında olduğunun ortaya çıktığını söyleyen Psikolog Aylin Sezer, bu   süre sonunda kişilerin dopaminin yarattığı güçlü etkiyle bağışıklık kazandığını   ve heyecan ile birlikteliğin verdiği hazzın da azaldığını belirterek, “Evrimsel   teori de ilişkilerin ömrü için biçilen dört yıllık süreyi destekliyor. Bu   teoriye göre, her ilişkinin amacı üremek ve soyunu devam ettirmek. İlişkilerin   çoğu başladıktan dört yıl sonra bitebiliyor ya da olumsuz bir döneme   geçebiliyor, çünkü bir çocuğun her iki ebeveynin desteğiyle büyümesi gereken   süre de yaklaşık olarak dört sene” diye konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dört yıldan sonra   dopamin hormonunun azalmasıyla aşkın boyutunun değiştiğini dile getiren Psikolog   Aylin Sezer, bu süreden sonraki ilişkilerin yürümesi sağlayanın bağlılık duygusu   olduğunu belirtti. Yapılan araştırmalarda dört yıldan uzun süren ilişkileri olan   çiftler incelendiğinde bağlılık duygusunun artmasını sağlayan oksitosin   hormonunun fazlaca salgılandığının belirlendiğini kaydeden Aylin Sezer, “Bir   annede çocuğunu emzirirken artan bu bağlılık hormonun, uzun süre birlikte olan   çiftlerin birbirlerine sarıldıklarında da arttığı   görülüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Araştırmalar, oksitosin hormonun orgazm sırasında en üst   seviyeye çıktığını gösteriyor. Orgazm sırasında veya sonrasında kişilerin   partnerleriyle sonsuza dek birlikte olmayı isteme hissi yaşamalarının bir sebebi   de bu. Oksitosini, yani bağlılık duygusunu arttırmanın en direk yolu dokunmaktan   geçiyor. Masaj yapmak, sarılmak, öpüşmek ve sevişmek, bu hormonun salgılanmasını   arttırarak, bağlılık hissini güçlendiriyor” dedi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2017/01/ask-4-yldan-sonra-baska-seye-donusuyor.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib7hm0c435-a6OotWk5oosVJhzP_zYEvHiAc1yTq37fzeD0PAJWtMdaz5z5pCGO2AKASDW-sKdTWkjpo_3RyXaA1nSSyuRLKITbtCSuRSgoyJKlX4TH0zVEF-4W8hpSqbt-ej5wBAEdRY7/s72-c-d/A%25C5%259Fk+4+y%25C4%25B1ldan+sonra+d%25C3%25B6n%25C3%25BC%25C5%259F%25C3%25BCyor.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-5630654481920610487</guid><pubDate>Wed, 30 Sep 2026 15:04:51 +0000</pubDate><atom:updated>2026-09-30T18:04:52.026+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><title>Öfkenizi bastırmayın, kontrol edin!</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj2P2KD8BN1Oam1ajTZpWhHQyQ3nGyLVA1t-NROlWzYPQdPzdSkE0IrBsBd_E3TVUnJoz0KrkqW54_w0wWbjZOI4u0KFwQAqMWtkyCA13imessAhgUysqCWn9DibwQR1-T21ufBRdlCzxgR02ZCe2ZiaIkfTH5-laujuPRKupXqztHENVyIzWEcvu7pqRc/s800/Kontrols%C3%BCz%20%C3%B6fke.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Öfkenizi Bastırmayın, Kontrol Edin!" border="0" data-original-height="443" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj2P2KD8BN1Oam1ajTZpWhHQyQ3nGyLVA1t-NROlWzYPQdPzdSkE0IrBsBd_E3TVUnJoz0KrkqW54_w0wWbjZOI4u0KFwQAqMWtkyCA13imessAhgUysqCWn9DibwQR1-T21ufBRdlCzxgR02ZCe2ZiaIkfTH5-laujuPRKupXqztHENVyIzWEcvu7pqRc/s16000/Kontrols%C3%BCz%20%C3%B6fke.jpg" title="Öfkenizi Bastırmayın, Kontrol Edin!" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Son derece insani bir durum olan öfke, kontrol altına alınmadığı takdirde hayatın birçok alanında olumsuz sonuçlara yol açıyor. Günlük hayatın stresi ve bastırılmış duygular da buna eklenince insanlar kontrolden çıkabiliyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz kişileri derinden etkileyen öfke duygusunu, bu duygunun yol açabileceği problemleri ve öfke kontrolünü anlattı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öfke, insan hayatında yaşanılan diğer tüm duygular gibi (sevgi, neşe vb) normal ve doğadaki tüm canlı türlerinde görülen bir duygudur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Öfke, kişinin herhangi bir tehdit karşında gösterdiği doğal bir tepkidir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu duygu, vücudumuzda fizyolojik ve biyolojik değişimler yaşanmasına da sebep olur. Öfkelendiğimiz zaman beyin savaş ya da kaç şeklinde tepkiler verir. Kişi öfkelendiği zaman, nefes alıp vermesi sıklaşır, stres ve gerginlik baş gösterir, enerjiyi arttıran adrenalin salgısı başlar, kalp atışları hızlanır, kan basıncı artar, kendisini ve davranışlarını kontrol etmekte zorlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Niçin Öfkeleniyoruz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öfke duygusu diğer tüm duygular gibi bilinçaltımızdaki düşünceleri izler. Kişinin olumsuz yaşadığı herhangi bir olay daha sonraları da aynı ön yargıları hissetmesine neden olur. Engellenme, saldırıya uğrama, yoksun bırakılma, tehdit edilme, kısıtlanma gibi durumlarda hissedilen yoğun bir duygudur. Genellikle kişiye yönelik saldırganlığın ortaya çıkması ile sonuçlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynı şekilde kişinin yapmaktan çekindiği davranışları başkasının rahatlıkla yapıyor olması bu kişiyi oldukça kızdırabilir. Örneğin her randevusuna erken giden birinin randevuya geç kalan arkadaşına oldukça kızması gibi. Burada kişi kendisinin yapmadığı ve özen gösterdiği bir şeyin başkası tarafından yapılmasına oldukça sinirlenir ve davranışları olumsuz yönde seyreder.  Öfke duygusu bastırılan diğer duyguların tepkimesi olarak ortaya çıkabilir. Utanç, acı ve korku gibi duygular da öfke duygusunu tetikler.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Tepki, Kişiden Kişiye Değişiyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öfke ortaya çıktığında her birey aynı şekilde tepki vermez. Bazıları tepkilerini fiziksel ya da sözlü saldırıda bulunarak ortaya koyarken; bazıları ise daha edilgen ve dolaylı saldırganlığı seçebilir, geri çekilme, kaçınma, uzaklaşma gibi davranışlar gösterebilir. Bireyin öfkesini nasıl ortaya koyacağı, o an içinde bulunduğu konumla, kültürel normlarla, yaşadığı öfkenin şiddetiyle, benzer durumlara daha önce nasıl tepki verdiğiyle, öfkeyle baş etme stratejileriyle çok bağlantılıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bastırılan öfkenin kaygı ve depresyona yol açtığına dair yapılan araştırmalar vardır. İfade edilmeyen öfke ilişkileri bozabileceği gibi çeşitli sağlık sorunlarına da neden olabilir. Solunum sorunları, mide rahatsızlıkları, baş ağrıları, cilt problemleri, sinir sistemi rahatsızlıkları, dolaşım sorunları gibi birçok hastalık da ortaya çıkabilir. Öfke özellikle açık şekilde gösterildiğinde ve bu tutum diğerleri tarafından yargılandığında kişide benlik saygısında düşmeye, ilişkilerinde çatışmaya, sözel ve fiziksel saldırılara ve iş hayatında uyumsuzluklara neden olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Öfke Kontrolü Nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öfke kontrolü, öfkeyi doğru ve yerinde ifade edebilme becerisini kazanmaktır. Amaç, öfkelenen kişinin verdiği tepkileri yumuşatmak ve kişiye saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen iletişim becerisi kazandırmaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öfke kontrolü ile kişi özel ve iş yaşamında olumsuz yaşanan olaylara karşı daha tarafsız tepkiler vererek olayları doğru bir süzgeçten geçirecek ve ön yargılarından kurtulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bilişsel, duyusal iletişim, duygusal ve davranışsal boyutlarda yapılan değişikliklerle öfke kontrol yöntemleri uygulanmaktadır. Düşünme tarzını değiştirmek, mantıklı düşüncelere odaklanmak, öfkeye neden olan duruma, çözüme yönelik şekilde yaklaşmak ve problemi belirlemek, çözüm yollarının, farklı seçeneklerin neler olduğunu gözden geçirmek, işlevsel bir plan yapmak öfkeyi kontrol etmekte yararlı yöntemlerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Öfkenizi Bastırmayın, Kontrol Edin!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öfkenin inkar edilmesi ya da bastırılması kişi için sağlıklı yollar değildir. Çünkü öfkenin kişiyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici bir işlevi de vardır. Öfke, bir tehlike anında kişiyi uyarır ve kendisine zarar verici davranışlardan bireyin haberdar olmasını sağlar. Öfkenin sağlıklı şekilde yaşanıp, doğru şekilde kontrol edilebilmesi için öncelikle bu duygunun kabul edilmesi, nedenlerinin, sonuçlarının anlaşılması ve saldırgan şekilde ifade edilmesinin engellenmesi gerekir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öfke kontrolünde amaç öfkeyi tamamen yok etmek değildir. Öfkeyi kişinin normal ve sağlıklı sınırlarda hissetmesini sağlamak ve buna bağlı olarak davranışlarını daha kontrollü hale getirmektir. Öfke kontrol problemi üzerinde çalışırken, duygusal ve davranışsal düzeyde değişikliği amaçlıyoruz. Bu da bir uzman tarafından gerçekleştirilen psikoterapi yöntemiyle sağlanabiliyor. Uzmanlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda da öfke kontrolü, kişiye göre değişmiştir ve olumlu sonuçlar da ortaya çıkmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Öfke Kontrolünü İçin Neler Yapılabilir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öncelikle kabul etmemiz gerekir ki; öfke bir problem çözme aracı, intikam alma yolu, haklı çıkma gerekçesi, başkalarını kontrol etme aracı, başkalarını suçlama unsuru, bir suç işleme nedeni değildir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öfkesini kontrol etmek isteyen kişi sinirlendiğinde tepki vermeden önce olayı hızlı bir şekilde değerlendirebilir. Ve bulunduğu ortamdan uzaklaşarak olayın büyümesini engelleyebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kişi olayları aslında olduğu gibi göremiyor, abartıyor ya da aşırı genelliyor olabilir. Bu çarpıtmayı fark ederek hadiseye daha net bakabilir ve ön yargısız değerlendirme yapabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynı zamanda yaşanılan tüm olumsuz olaylar karşısında duygu ve isteklerini zamanında dile getirmelidir. Bu sayede bilinçaltında yatan olumsuz duygularında öfke patlamalarına yol açmasını engellemiş olur. Nefes terapileri yapabilir, içinizden belli bir süre sayarak kendinizi kontrol altında tutabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer kişi öfkesine tam anlamıyla hakim olamıyorsa mutlaka bir uzmandan yardım almalı ve psikoterapiye başlamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kişinin kendi öfkesini tanıması ve altta yatan nedenleri fark etmesi öfke kontrolünde önemli faktörlerdir. Yapılan psikoterapi çalışmalarında kişinin bilinçaltı duygu ve isteklerine iç görü kazanması, suçluluk, değersizlik, yetersizlik gibi duygularını, fark etmesi ve değiştirilmesi için çalışılır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2016/02/ofkenizi-bastrmayn-kontrol-edin.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj2P2KD8BN1Oam1ajTZpWhHQyQ3nGyLVA1t-NROlWzYPQdPzdSkE0IrBsBd_E3TVUnJoz0KrkqW54_w0wWbjZOI4u0KFwQAqMWtkyCA13imessAhgUysqCWn9DibwQR1-T21ufBRdlCzxgR02ZCe2ZiaIkfTH5-laujuPRKupXqztHENVyIzWEcvu7pqRc/s72-c/Kontrols%C3%BCz%20%C3%B6fke.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-3071641351631872546</guid><pubDate>Tue, 15 Sep 2026 11:17:34 +0000</pubDate><atom:updated>2026-09-15T14:17:34.479+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlıklı yiyecekler</category><title>Muhteşem yeşil sebzelerle sağlık</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKlyo3YhIBGmg0D64dIY4DA1m6HWZ1HWRfMlu1RTbC2cPmlEzPz7xzklXHUgJHjWS2f-J-54ZVrko-4la3T2Ab9nqgfjbV9whhZmTB68Oc3XbeLk3qrArc4at4lRqG-XX0cZv518rcHagL/s1600/Muhte%25C5%259Fem+ye%25C5%259Fil+sebzeler+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1k+veriyor.png" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKlyo3YhIBGmg0D64dIY4DA1m6HWZ1HWRfMlu1RTbC2cPmlEzPz7xzklXHUgJHjWS2f-J-54ZVrko-4la3T2Ab9nqgfjbV9whhZmTB68Oc3XbeLk3qrArc4at4lRqG-XX0cZv518rcHagL/s1600/Muhte%25C5%259Fem+ye%25C5%259Fil+sebzeler+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1k+veriyor.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Modern beslenmede en eksik olan besinler, yeşil sebzeler. Yeşil sebzeleri pişirmeyi ve yemeyi öğrenmek sağlıklı bir hayat yaratmak için yapılması gereken en öncelikli ve temel işlerden biridir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Yeşil sebzelerle beslenmeye başladığınız zaman, doğal bir şekilde sizi hasta eden yiyecekler yavaş yavaş diyetinizin dışında kalacaklar. Yeşil sebzeler vücudumuzun içindeki yağmur ormanını beslerken, kan dolaşımı ve solunum sisteminizi güçlendirmektedir. Özellikle şehirde yasayan ve çayır çimen, kırsal alanlarla çok kısıtlı ilişki içinde olan bizler için yeşil sebzeleri hayatımızın düzenli bir parçası yapmamız çok önemlidir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Yeşil renk bahar ayıyla ilişkilendirilir. Bahar, yenilenmenin, ferahlamanın ve yaşam enerjisinin ayıdır. Doğu tıbbında ise yeşil karaciğerle ilişkilendirilir; duygusal denge ve yaratıcılığın çıkış noktası olarak kabul edilir. Besin değeri olarak yeşiller kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, çinko ve A, C, E, K vitaminlerinden zengindir. Lif, folik asit, klorofil gibi birçok mikro besin maddesi ve faydalı bitkisel kimyasallarla doludur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Koyu yeşil yapraklı sebzeler yemenin bazı faydaları aşağıdaki gibidir:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Kanı temizler.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Kanseri engeller.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Dolaşımı hızlandırır, kalitesini artırır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Bağışıklık sistemini güçlendirir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Sağlıklı bağırsak florasını destekler.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Hafif, esnek, sakin bir enerjiyi destekler.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Modunuzu yükseltir, depresyondan kurtulmaya yardımcı olur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Karaciğer, safra kesesi ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Soğuk algınlığı, özellikle ciğerlerdeki tıkanıklığı, mukusu azaltmak suretiyle temizler.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Tüketmek için birçok yeşil bitki seçeneği mevcuttur. Sevdiğiniz yeşilleri tespit edin ve bolca tüketmeye çalışın. Favorilerinizden sıkıldığınız zaman maceracı olup daha önce hiç duymadığınız yeşilleri deneyin.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Brokoli hem yetişkinler hem de çocuklar arasında oldukça popüler. Kökleri ağacın köküne benzeyen brokoli kuvvetli, sağlam, ayakları yere basan bir enerji sağlar.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Pazı, kara lahana, tere, semizotu, hindiba, labada ve bulabildiğiniz diğer bütün yeşilleri değişimli olarak sürekli kullanın.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Lahana çiğ, turşulanmış, kapuska yapılmış, her şekilde muhteşem bir sebzedir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Roka, marul, meskulin ve yabani yeşiller genellikle çiğ yenmekle birlikte aklınıza gelebilecek her türlü yaratıcı şekilde tüketilebilir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  - Ispanak ve pancarın uç kısmındaki yeşiller, oksalik asitten zengin olduğu için kemik ve dişlerden kalsiyumun çekilmesine sebep olabilir, dolayısıyla daha az miktarda tüketilmelidir; tüketirken de çeşitli tohum, fındık fıstık türevleri, tofu, baklagiller, tereyağı, yoğurt gibi protein ve yağ kaynaklarıyla birlikte pişirilmesi oksalik asitin etkisini azaltacaktır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Satın almak için en güzel kaynak organik pazar ve kendi bahçesinde ilaçsız üretim yaptığını bildiğiniz seyyar ya da pazarlardaki satıcıladır. Günümüzde büyük marketlerde de organik bolümler mevcut. Erüst tarımın ürünlerini paketlenmiş olarak süpermarketlerde bulmanız mümkün. Arnavutköy Kolaylar'da pahalı olmasına rağmen genellikle çok çeşitli seçenek bulmanız mümkün. Paketli ürün alırken içindekilerin kalitesini kontrol ettiğinizden ve birkaç gün içinde tüketeceğinizden emin olun.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Yeşil sebzeleri pişirme yöntemleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Yeşillerinizi çok çeşitli yöntemlerle pişirmeyi deneyebilirsiniz. Buharda pişirmek, haşlamak, yağda sotelemek, sade su ya da sebze/tavuk suyuyla sotelemek, hafifçe turşulamak (lahananın üzerine biraz sirke ve tuz koyup üzerine ağırlıkla bastırarak yapılan salata gibi)&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Enerji açısından farklı pişirme tekniklerinin farklı etkileri vardır. Haşlamak yeşilleri yumuşatır ve sakinleştirir. Kaynayan suda 1 dakikanın altında tutun ki yeşillerin içerisindeki besin değerleri suda kaybolmasın. Eğer organik yeşillikler kullanıyorsanız haşladığınız suyu çay ya da aromalı bir su gibi tüketebilirsiniz. Buharda pişirmek yeşilleri daha lifli ve gergin yapar ki bu özellikle kilo vermek isteyenler için harika bir pişirme yöntemi. Yeşilleri çiğ olarak tüketmek de harika, tazeleyici, serinletici ve yumuşak bir yöntem ve canlı enzimler sağlaması yönünden çok faydalı.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  İnsanlar "lifli yeşil gıdalar" lafını duyunca genellikle göbek salatayı düşünürler. Fakat açık renk, çoğu restoranda servis edilen göbek salatada diğer yeşillerde olan faydalar ne yazık ki yok! Bir an önce koyu renkli yeşil yapraklı bu sebzeleri günlük beslenmenize ekleme alışkanlığını başlatın. Bir ay boyunca deneyin ve kendinizi nasıl hissettiğinizi gözlemleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2020/06/muhtesem-yesil-sebzelerle-saglk.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKlyo3YhIBGmg0D64dIY4DA1m6HWZ1HWRfMlu1RTbC2cPmlEzPz7xzklXHUgJHjWS2f-J-54ZVrko-4la3T2Ab9nqgfjbV9whhZmTB68Oc3XbeLk3qrArc4at4lRqG-XX0cZv518rcHagL/s72-c/Muhte%25C5%259Fem+ye%25C5%259Fil+sebzeler+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1k+veriyor.png" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-3574758777455225086</guid><pubDate>Tue, 15 Sep 2026 11:17:08 +0000</pubDate><atom:updated>2026-09-15T14:17:08.453+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">aşk ve evlilik</category><title>Hangisi önemli: Aşk mı? Evlilik mi?</title><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiqEsfN7Z0ujUVpOqsv1TMxbyjrbWi8mR3w-UGx8X6CiupoSVeP7ufeJwwYesvSnl6nELIhKBRrYceIj5hJX1RXYjXZnegS4VYM5MLLSnBd2XrE49nI-maU6QKABmNC8GPtldWllhy0-ESv/s1600/A%C5%9Fk+m%C4%B1+Evlilik+mi.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;img border="0" height="513" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiqEsfN7Z0ujUVpOqsv1TMxbyjrbWi8mR3w-UGx8X6CiupoSVeP7ufeJwwYesvSnl6nELIhKBRrYceIj5hJX1RXYjXZnegS4VYM5MLLSnBd2XrE49nI-maU6QKABmNC8GPtldWllhy0-ESv/w769-h513/Aşk%2Bmı%2BEvlilik%2Bmi.jpg" width="769" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Kanat çırpan kalpler…   Heyecanlı buluşmalar… Derken evlilik, balayı, cicim ayları… Ya sonra? DBE   Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Çift ve Aile Terapisti Şirin   Hacıömeroğlu Atçeken herkesin merak ettiği soruyu yanıtlıyor. “Aşkın Ömrü Var   mı?”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İster erkekler Mars’tan kadınlar Venüs’ten gelsin, ister   gönül yaşı hep genç kalsın. Ortak noktada buluşulan tek bir gerçek var: Aşkın   ömrü sınırlıdır. Kaç gün olduğu tartışılır ama aşk; bir süre sonra evrimleşmeye   başlar. Peki, çok âşık olduğunuz kişiyle ilişkiniz, özellikle evlilik sonrasında   nasıl bir evrim sürecine girer? Evlilik aşkı öldürür mü? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
DBE Davranış   Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Çift ve Aile Terapisti Şirin Hacıömeroğlu   Atçeken’e göre aşkın bir ömrü olduğu ve evlilikle inişe geçtiği bir gerçek.   Ancak yok oluyor demek yerine evrim geçiriyor demek daha doğru.   &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evliliğin insanın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri   olduğunu anlatan Atçeken, “Evlilik ile yeni bir dönem başlar. Tabi ki her yeni   süreç gibi burada da değişime direnç gözlemlenir. Her ne kadar bu çiftin çok   isteyerek aldığı bir karar da olsa, bir sistem değişmektedir. Bu durum sancılı   bir süreçtir. Birçok genç ailesinin güvenli ve rahat kanatlarının altından çıkıp   uçmaya başlarken büyük içsel gerginlik yaşıyor. Bu gerginlikler bireyler   tarafından fark edilmezse ilişkilerine yansıyor” diyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özellikle   nişanlılık dönemi veya düğün hazırlıkları sırasında sorunların artığına dikkat   çeken Atçeken, “Flört ederken çift henüz sorumlulukların içine girmemiştir.   Aileleriyle veya kendi evlerinde daha bağımsız bir hayat sürdürüyordur. Oysa   evlilik ile artık bir aile olacak, sorumluluklar ve beklentiler değişecektir.   Ortak karar almak, güç dengesi, fikir ayrılıkları, para meseleleri, ailelerin   kültürel farkları ve bunun gibi birçok sebeple çift birçok sorun yaşayabilir”   diyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Aşk mı? Evlilik mi?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evlilik öncesi yaşanan yoğun   aşk duygularının evlendikten sonra devam etmesinin çok mümkün olmadığının altını   çizen Atçeken, “Bu sadece evlilikle ilgili değil, uzun süreli ilişkiler için de   geçerlidir. Aşk; karşı tarafın bilinmezliğinden, kişinin partneri için zihninde   oluşturduğu imgelerden ve aradaki engellerin varlığından oluşur. Doğal olarak   kişiyi daha iyi tanıdıkça, onu daha gerçek bir şekilde gördükçe ve aradaki bazı   engeller aşılıp, güven oluşmaya başladığında duygular değişir” diyor.   &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eğer iki taraf da birbiri için doğru insansa aşkın bitmediğini ama evrim   geçirdiğini anlatan Atçeken, “Aşk sevgiye dönüşür. Bağlılık oluşur. Şefkat,   güven, huzur, sevgi daha ön plana çıkar. Hatta yapılan araştırmalar bu değişimin   kişinin vücut kimyası ile de paralel olduğunu gösterir. İlişkinin ilk   zamanlarında beyinde yüzden fazla hormon salgılanır. Bunlardan en önemlileri;   kadın ve erkekte salgılanan testosterondur. Testosteron; tutkuyu, norepineprin   heyecan dalgalanmalarını, seratonin mutluluk, dopamin ise yoğun bir ödül hissi   sağlar. İlişkinin ilerleyen zamanlarında hissedilen sevgi ve bağlılık ise daha   yumuşak, ‘kucaklama hormonu’ denilen oksitosin ve vazopresine’dir. Bu sevgi,   güven ve bağlılık hormonudur” dedi. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Aşkın ömrü kaç   gündür?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşkın ömrünün kişiden kişiye değiştiğini anlatan Atçeken,   “Bazı ilişkilerde aşk birkaç ay, bazen de birkaç yıl sürebilir. Bununla beraber   aşk; sevgi, güven ve bağlılığa dönüşür. Bana göre aşkın süresini düşünmek   yerine, ilişkinin tadını çıkarmak, onu beslemek için elinden geleni yapmak ve   iletişimi artırmak gerekir. Bu sebeple uzun ilişkiden ne beklediğimizi iyi   bilmek ve eğer evlilik istiyorsak ne hissettiğimize gerçekçi bir şekilde bakmak   önemlidir. Büyük aşklar evlendikten sonra sihrini koruyamıyor değil, aşk evrim   geçiriyor, değişiyor… Ve bu her zaman olumsuz anlamda algılanmamalı” diyor.   &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Aşkı canlı tutmanın yolları…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evli çiftlerin aşkı ve   aralarındaki sevgiyi canlı tutmalarının en önemli yollarından biri sağlıklı   iletişim olduğunu anlatan Atçeken, “Çiftin birbirlerine beklentilerini net bir   şekilde fakat karşı tarafı suçlamadan ve kırmadan ifade etmesi çok önemlidir.   Ayrıca çift birbiriyle ne kadar iyi arkadaş olabilirse, aradaki olumlu bakış   açısı ve bağ o kadar güçlenir. Birlikte baş başa kaliteli zaman geçirmek,   eğlenebilmek, zor zamanlarda destek olabilmek ve ‘biz’ olarak hissetmek ilişkiyi   çok güçlendirir” diyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her insanın doğasında şartsız sevilmek ve   kabullenilmek olduğunu, eşi tarafından sevildiğini, saygı duyulduğunu hisseden   kişilerin bu nedenle daha uzlaşmacı davranışlar sergilediğini anlatan Atçeken:   “Aşkın ve evliliğin devamı için sihirli bir formül veremeyiz çünkü her birey ve   her ilişkinin yapısı farklıdır. Bununla birlikte tabi ki bazı noktalar da vardır   ki ilişkide bunlara dikkat edilmesi birlikteliğin kalitesini artırır. Bunlardan   en önemlisi sağlıklı iletişimdir. Kendini ifade edebilme, çiftin hayatlarında   neler olduğunu konuşabilmesi, ilgi, sevgi ve takdirin ifade edilmesi önem taşır.   Bunlar sağlam olduğunda çift aynı zamanda birbirinin iyi arkadaşı da olabilir;   unutmayalım genelde sevgilimizden, eşimizden ayrılsak da yakın arkadaşlıklarımız   bir ömür boyu sürer”. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Çiftler rollerini   unutmamalı…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çiftlerin devamlı küsmesinin, duygularını net ifade   etmemesinin, imalar yapmasının ve birbirinin özel alanlarına saygı   göstermemesinin ilişkiyi çıkmaza soktuğunu anlatan Atçeken, “İnat yapmak,   fiziksel, psikolojik veya duygusal şiddet uygulamak ve her tartışmada ayrılık   ima etmek ciddi krizler oluşturur. İçinde biriktirip agresifçe veya öfke   patlamalarıyla kavga etmek yerine fikir ayrılıklarını konuşup uzlaşmaya   varabilmek gerekir. Çiftin arasındaki olumlu etkileşimin artırılması ilişkiyi   çok daha sağlam bir hale getirecektir. Birlikte geçirilen zamandan keyif   alınması, birbirine yeteri kadar kaliteli zaman ayrılması ve sevginin iyi ifade   edilmesi gerekir. Sevgi ne kadar sağlam olursa yaşanan gerginliklerin tolere   edilmesi, meselelerin halledilmesi ve aradaki güvenli ortamın devamı mümkün   olur. Aileye çocuk dâhil olsa dahi karı-kocanın arada anne-baba rolünden çıkıp   birlikte kadın-erkek olarak zaman geçirmesi, kaçamaklar yapması da ilişkiyi   güçlendirir” diyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2016/01/hangisi-onemli-ask-m-evlilik-mi.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiqEsfN7Z0ujUVpOqsv1TMxbyjrbWi8mR3w-UGx8X6CiupoSVeP7ufeJwwYesvSnl6nELIhKBRrYceIj5hJX1RXYjXZnegS4VYM5MLLSnBd2XrE49nI-maU6QKABmNC8GPtldWllhy0-ESv/s1600/Aşk%2Bmı%2BEvlilik%2Bmi.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-7726528870733473825</guid><pubDate>Fri, 21 Aug 2026 14:00:35 +0000</pubDate><atom:updated>2026-08-21T17:00:44.902+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Advertorial</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Yaşam</category><title>Özel Ders ile Başarıya Giden Yol: Doğru Öğretmeni Bulmanın Önemi</title><description>&lt;p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;b style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="color: #1358c8; line-height: 18.4px;"&gt;Ogretmenly.com - Her Dersin Bir Uzmanı Var.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Günümüzde eğitim, öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına göre şekillenen daha esnek ve kişiselleştirilmiş bir yapıya dönüşüyor. Kalabalık sınıflarda aynı anlatım hızının her öğrenci için yeterli olmaması, eksik konuların zamanında fark edilememesi veya sınav dönemlerinde hedefe yönelik desteğe ihtiyaç duyulması &lt;a href="https://ogretmenly.com/" target="_blank"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.5pt; line-height: 17.6333px; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;özel ders&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; talebini artırıyor. Özel ders; öğrencinin seviyesine, öğrenme hızına, hedeflerine ve zaman planına göre ilerleyen birebir eğitim modelidir. Doğru öğretmenle yürütüldüğünde yalnızca notları yükseltmeye değil, öğrencinin özgüven kazanmasına, çalışma disiplini geliştirmesine ve öğrenmeyi daha iyi yönetmesine de katkı sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ogretmenly.com, öğrencilerle farklı alanlarda ders vermek isteyen eğitmenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir öğretmen bulma platformudur. Öğrenciler ihtiyaç duydukları branşa göre öğretmenleri değerlendirebilir; öğretmenler ise uzmanlıklarını, deneyimlerini ve ders verebildikleri alanları görünür hale getirerek yeni öğrencilerle tanışma fırsatı yakalayabilir. Bu rehberde özel dersin avantajlarını, &lt;a href="https://ogretmenly.com/" target="_blank"&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.5pt; line-height: 17.6333px; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;öğretmen ara&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; sürecinde dikkat edilmesi gerekenleri, özel ders vererek öğrencilere ulaşmak isteyen eğitmenlerin nasıl daha güçlü bir profil oluşturabileceğini ve özellikle matematik özel ders seçiminde hangi kriterlerin önemli olduğunu ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel Ders Nedir ve Neden Tercih Edilir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1IFc0YSXTzNvR1P9KnCdcYKRnRKg-PZLz7cVcUW7h8zmr9zQWmfKtQynwSio-I7FhtLeXeVBGeuEU_Cp1UW1I_D5qqxMPwxiX4CdYfOQKrt-9mks37NfuiM6DPjrKXqBpPw_FSHx25lyTpEs7VbdaMVe1FjHAj-HCehzl9GhtIl7QBWe8fQBIFOuqBROa/s800/ogretmenly.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Özel Ders ile Başarıya Giden Yol: Doğru Öğretmeni Bulmanın Önemi" border="0" data-original-height="454" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1IFc0YSXTzNvR1P9KnCdcYKRnRKg-PZLz7cVcUW7h8zmr9zQWmfKtQynwSio-I7FhtLeXeVBGeuEU_Cp1UW1I_D5qqxMPwxiX4CdYfOQKrt-9mks37NfuiM6DPjrKXqBpPw_FSHx25lyTpEs7VbdaMVe1FjHAj-HCehzl9GhtIl7QBWe8fQBIFOuqBROa/s1600/ogretmenly.jpg" title="Özel Ders ile Başarıya Giden Yol: Doğru Öğretmeni Bulmanın Önemi" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;i style="font-family: inherit; mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="color: #5a5a5a; font-size: 8.5pt; line-height: 13.0333px; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Birebir özel ders, öğrencinin öğrenme hızına göre kişiselleştirilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel ders, öğrencinin akademik veya kişisel gelişim hedeflerine göre birebir ya da küçük gruplar halinde yürütülen planlı bir eğitim sürecidir. Standart sınıf eğitiminde öğretmen belirli bir müfredata ve sınıfın genel temposuna göre ilerlerken, özel derste öğrencinin güçlü ve geliştirilmesi gereken yönleri daha ayrıntılı biçimde ele alınabilir. Bu nedenle özel ders yalnızca sınav başarısını artırmak isteyen öğrenciler için değil; belirli bir konuda temelini güçlendirmek, yeni bir beceri edinmek veya düzenli çalışma alışkanlığı kazanmak isteyen kişiler için de tercih edilebilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel dersin en önemli avantajlarından biri zamanın daha verimli kullanılabilmesidir. Öğrenci zaten bildiği konularda uzun süre beklemek yerine zorlandığı başlıklara odaklanabilir. Öğretmen de öğrencinin verdiği cevapları, yaptığı hataları ve öğrenme biçimini doğrudan gözlemleyerek anlatım yöntemini değiştirebilir. Görsel anlatımdan daha fazla faydalanan bir öğrenci için şema ve grafikler; uygulayarak öğrenen bir öğrenci için soru çözümü ve pratik çalışmalar öne çıkarılabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Düzenli özel ders, öğrencinin çalışma programının takip edilmesine de yardımcı olur. Haftalık hedeflerin belirlenmesi, eksik konuların listelenmesi, tekrar planının hazırlanması ve gelişimin ölçülmesi öğrencinin süreci daha kontrollü yürütmesini sağlayabilir. Ancak burada önemli olan yalnızca ders saatini doldurmak değil, öğrencinin gerçekten ihtiyaç duyduğu alanlara yönelik bir plan oluşturmaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Öğretmen Ara: Doğru Eğitmeni Seçerken Nelere Bakılmalı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjDlgg902cV5HaIJc3_EqwHXSPztaUs2shrPdE1o6G5i0p9_NkOXtRL5XeJkMfL9kk3ui9UCT3RSSy2QZf58BA_BvWp_l2SrCSkMsw4sWF_mHlF9o-V_y3vQTnuZm_zHv6r-YQMkZJGcxSn4JQQDDavhYJp-QNDkRfUEwPdDt9SUnrmYsbHJ_rKHkwHHXvC/s800/ogretmenly-dogru-ogretmen.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Özel Ders ile Başarıya Giden Yol: Doğru Öğretmeni Bulmanın Önemi" border="0" data-original-height="467" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjDlgg902cV5HaIJc3_EqwHXSPztaUs2shrPdE1o6G5i0p9_NkOXtRL5XeJkMfL9kk3ui9UCT3RSSy2QZf58BA_BvWp_l2SrCSkMsw4sWF_mHlF9o-V_y3vQTnuZm_zHv6r-YQMkZJGcxSn4JQQDDavhYJp-QNDkRfUEwPdDt9SUnrmYsbHJ_rKHkwHHXvC/s1600/ogretmenly-dogru-ogretmen.jpg" title="Özel Ders ile Başarıya Giden Yol: Doğru Öğretmeni Bulmanın Önemi" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;i style="font-family: inherit; mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="color: #5a5a5a; font-size: 8.5pt; line-height: 13.0333px; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Doğru öğretmeni bulurken uzmanlık, seviye, iletişim ve ders formatı birlikte değerlendirilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;İnternette “öğretmen ara” şeklinde yapılan bir aramanın arkasında çoğu zaman yalnızca bir isim bulma ihtiyacı yoktur. Öğrenci veya veli; branş bilgisi güçlü, iletişimi iyi, bütçesine uygun, konum veya online ders açısından erişilebilir ve hedefleriyle uyumlu bir eğitmen arar. Bu nedenle öğretmen seçimini yalnızca ders ücretine göre yapmak yerine birkaç kriteri birlikte değerlendirmek daha sağlıklı sonuç verir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;İlk olarak öğretmenin uzmanlık alanına bakılmalıdır. Örneğin ilkokul matematiği, LGS matematiği, TYT-AYT matematiği ve üniversite düzeyi matematik birbirinden farklı öğretim yaklaşımları gerektirebilir. Benzer biçimde yabancı dilde konuşma pratiği ile sınav odaklı yabancı dil eğitimi aynı değildir. Öğretmenin hangi seviyelerde ve hangi hedeflerde deneyimli olduğu açıkça anlaşılmalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;İkinci önemli konu iletişimdir. Öğrencinin soru sorabildiği, yanlış yapmaktan çekinmediği ve anlamadığı noktaları rahatça ifade edebildiği bir ders ortamı öğrenmeyi kolaylaştırır. Özellikle çocuk ve genç öğrencilerde öğretmenin akademik bilgisi kadar sabırlı, motive edici ve anlaşılır bir iletişim kurabilmesi de önem taşır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ogretmenly.com gibi öğretmen ve öğrenci buluşturma platformlarının temel faydası, farklı branşlardan eğitmenleri tek bir yerde inceleyebilme imkânıdır. Kullanıcılar ihtiyaç duydukları ders alanını belirleyerek seçenekleri değerlendirebilir ve kendileri için uygun öğretmene ulaşma sürecini daha düzenli yürütebilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel Ders Ver: Bilginizi Öğrencilerle Buluşturun&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 11.5pt; line-height: 17.6333px; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;&lt;a href="https://ogretmenly.com/" target="_blank"&gt;Özel ders ver&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;” araması yapan öğretmenler, üniversite öğrencileri, akademisyenler veya alanında deneyimli uzmanlar için dijital platformlar yeni öğrencilere ulaşmanın önemli yollarından biri haline geldi. Geleneksel olarak çevreden gelen tavsiyeler ve ilanlar üzerinden ilerleyen özel ders süreci artık dijital profiller, uzmanlık alanları ve online görüşmeler sayesinde daha geniş bir kitleye ulaşabiliyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel ders vermek isteyen bir eğitmenin ilk adımı güçlü ve güven veren bir profil oluşturmaktır. Profilde hangi derslerin verildiği, hangi yaş veya seviye gruplarıyla çalışıldığı, eğitim ve deneyim bilgileri, dersin online mı yüz yüze mi yapılabildiği ve kullanılan öğretim yaklaşımı açık biçimde anlatılmalıdır. Genel ifadeler yerine somut bilgiler kullanmak öğrencinin doğru karar vermesini kolaylaştırır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Örneğin yalnızca “matematik dersi veriyorum” demek yerine “ortaokul, LGS ve lise düzeyinde konu anlatımı, yeni nesil soru çözümü ve sınav hazırlığı odaklı matematik özel ders veriyorum” şeklinde daha açıklayıcı bir tanım kullanılabilir. Böylece öğretmeni arayan kişinin ihtiyacıyla profil arasında daha güçlü bir eşleşme oluşur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ogretmenly.com üzerinde yer almak, öğretmenlerin uzmanlıklarını dijital ortamda görünür hale getirmelerine ve özel ders arayan öğrencilerle buluşmalarına yardımcı olmayı amaçlar. Eğitmen açısından önemli olan profilin güncel tutulması, uzmanlıkların doğru seçilmesi ve öğrenciye ne sunulduğunun anlaşılır şekilde aktarılmasıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Matematik Özel Ders: En Çok Talep Gören Alanlardan Biri&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhqZqPXlmI996ckcU6dfTGBngB6ldP5d8zqd1A8u0PIXQhiK9pohfoX8lQtEKXdCO0yBHygS8SZ5DKUYHMgw0nPcbeuz3AhSpG_RgxsCWebXm8ftLGL8P0IFBWQeMp1bVrEK3MVxSXhLHauTEprTvUXqWIYlJmqUOoqHoDnxDXCjAb88RFSVx1TdTTTX5x5/s800/ogretmenly-matematik-ozel-ders.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="Özel Ders ile Başarıya Giden Yol: Doğru Öğretmeni Bulmanın Önemi" border="0" data-original-height="436" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhqZqPXlmI996ckcU6dfTGBngB6ldP5d8zqd1A8u0PIXQhiK9pohfoX8lQtEKXdCO0yBHygS8SZ5DKUYHMgw0nPcbeuz3AhSpG_RgxsCWebXm8ftLGL8P0IFBWQeMp1bVrEK3MVxSXhLHauTEprTvUXqWIYlJmqUOoqHoDnxDXCjAb88RFSVx1TdTTTX5x5/s1600/ogretmenly-matematik-ozel-ders.jpg" title="Özel Ders ile Başarıya Giden Yol: Doğru Öğretmeni Bulmanın Önemi" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center" class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;i style="font-family: inherit; mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="color: #5a5a5a; font-size: 8.5pt; line-height: 13.0333px; mso-bidi-font-size: 11.0pt;"&gt;Matematik özel derste temel eksiklerin belirlenmesi ve düzenli soru analizi önemlidir.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Matematik özel ders, öğrencilerin birebir desteğe en sık ihtiyaç duyduğu alanlardan biridir. Bunun temel nedeni matematiğin birbiri üzerine kurulan konulardan oluşmasıdır. Temel kavramlarda oluşan küçük bir eksiklik, ilerleyen konuların anlaşılmasını zorlaştırabilir. Öğrenci formülü ezberlese bile problemin mantığını kuramadığında yeni soru tiplerinde zorlanabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;İyi planlanmış bir matematik özel ders sürecinde önce öğrencinin mevcut seviyesi belirlenir. Hangi konuların eksik olduğu, hata türlerinin nerede yoğunlaştığı ve öğrencinin soru çözerken hangi aşamada zorlandığı analiz edilir. Ardından konu anlatımı, örnek soru çözümü, öğrencinin bağımsız uygulaması ve düzenli tekrar içeren bir program hazırlanabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;LGS, TYT ve AYT gibi sınavlara hazırlanan öğrenciler için matematik özel dersin yapısı daha hedef odaklı olabilir. Konu eksiklerinin kapatılması kadar süre yönetimi, farklı soru tiplerini tanıma, deneme analizi ve yanlışların sınıflandırılması da önemlidir. İlkokul ve ortaokul seviyesinde ise öğrencinin matematiğe karşı olumlu bir yaklaşım geliştirmesi ve temel becerileri sağlamlaştırması öncelikli olabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Matematik öğretmeni seçerken öğretmenin yalnızca soruyu çözebilmesine değil, çözümün nedenini öğrencinin anlayabileceği biçimde açıklayabilmesine dikkat edilmelidir. Başarılı bir öğretmen öğrencinin yerine sürekli soru çözen kişi değil, öğrencinin zamanla soruyu kendi başına çözmesini sağlayan rehberdir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Online Özel Ders mi, Yüz Yüze Özel Ders mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Online özel ders ve yüz yüze özel dersin her ikisinin de farklı avantajları vardır. Online eğitim; ulaşım süresini ortadan kaldırması, farklı şehirlerden öğretmen seçeneklerine erişim sağlaması ve program oluşturmayı kolaylaştırması nedeniyle tercih edilebilir. Dijital tahta, ekran paylaşımı, çevrim içi dokümanlar ve soru bankaları doğru kullanıldığında ders oldukça verimli ilerleyebilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Yüz yüze özel ders ise özellikle fiziksel materyal kullanımının önemli olduğu alanlarda veya öğrencinin doğrudan etkileşimden daha fazla faydalandığı durumlarda avantaj sağlayabilir. Burada tek bir doğru model yoktur. Öğrencinin yaşı, dikkat süresi, dersin içeriği, öğretmenin yöntemi ve tarafların programı birlikte değerlendirilmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Öğretmen ara sürecinde ders formatının baştan belirlenmesi zaman kazandırır. Online ders düşünülüyorsa internet bağlantısı, kullanılan platform ve materyal paylaşım yöntemi; yüz yüze ders düşünülüyorsa konum, ulaşım ve ders ortamı gibi detaylar önceden konuşulmalıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel Dersten Daha Fazla Verim Almak İçin 8 Öneri&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel dersin verimli olması yalnızca iyi bir öğretmen bulmaya bağlı değildir. Öğrencinin de sürece aktif biçimde katılması gerekir. Ders öncesinde anlaşılmayan konuların not edilmesi, öğretmene soru hazırlanması ve önceki derste verilen çalışmaların tamamlanması öğrenme hızını artırabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ders sırasında öğrenci anlamadığı noktayı ertelememeli, “burayı anlamadım” diyebilmelidir. Birebir eğitimin en büyük avantajlarından biri tam olarak budur. Öğretmen öğrencinin geri bildirimine göre anlatım hızını değiştirebilir ve farklı örneklerle konuyu yeniden ele alabilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ders sonrasında kısa tekrar yapılması, yanlış soruların ayrı bir yerde tutulması, belirli aralıklarla eski konulara dönülmesi ve ilerlemenin ölçülmesi kalıcılığı destekler. Özellikle sınava hazırlık dönemlerinde yalnızca çok soru çözmek yerine yanlışların nedenini analiz etmek daha değerlidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Aileler açısından ise öğrenciyi sürekli sonuç üzerinden değerlendirmek yerine süreçteki gelişimi takip etmek daha faydalı olabilir. Öğretmen, öğrenci ve veli arasında gerektiği kadar iletişim kurulması hedeflerin gerçekçi biçimde belirlenmesini sağlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ogretmenly.com ile Öğretmen ve Öğrencileri Buluşturmak&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Eğitim ihtiyacı kişiden kişiye değişir. Bir öğrenci matematik özel ders ararken başka bir öğrenci yabancı dil, fen bilimleri, müzik, yazılım, spor veya sınav hazırlığı konusunda destek arayabilir. Bu çeşitlilik, farklı uzmanlıklara sahip öğretmenlerin daha görünür olmasını önemli hale getirir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ogretmenly.com’un amacı, özel ders arayan öğrenciler ile bilgisini paylaşmak ve özel ders vermek isteyen eğitmenler arasında dijital bir buluşma noktası oluşturmaktır. Öğrenciler ihtiyaçlarına göre öğretmen arayabilir; eğitmenler ise uzman oldukları alanları tanıtarak potansiyel öğrenciler tarafından keşfedilebilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Platform seçerken kullanıcıların profil bilgilerini dikkatle incelemesi, ders koşullarını öğretmenle netleştirmesi ve kendi ihtiyaçlarına uygun seçim yapması önemlidir. Öğretmenler açısından da doğru ve güncel bilgi paylaşmak, uzmanlık alanlarını açıkça belirtmek ve profesyonel iletişim kurmak güven oluşturur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel ders arıyorsanız ihtiyaç duyduğunuz branşta öğretmen seçeneklerini değerlendirebilir; siz de alanınızda eğitim vermek istiyorsanız uzmanlığınızı görünür hale getirerek yeni öğrencilerle tanışabilirsiniz. Ogretmenly.com, “Her Dersin Bir Uzmanı Var.” yaklaşımıyla farklı eğitim ihtiyaçları ile farklı uzmanlıkları aynı çatı altında buluşturmayı hedefler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Sonuç: Doğru Öğretmen, Doğru Plan, Düzenli Çalışma&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Özel ders, doğru planlandığında öğrencinin eksiklerini kapatmasına, çalışma alışkanlığı geliştirmesine ve akademik hedeflerine daha sistemli ilerlemesine destek olabilir. Bunun için öğretmen seçiminde uzmanlık, iletişim, deneyim, ders yöntemi ve öğrencinin ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;İster “özel ders” arıyor olun, ister “öğretmen ara” diyerek uygun eğitmeni bulmaya çalışın, ister kendi uzmanlığınızla “özel ders ver” seçeneğini değerlendirin; dijital platformlar bu süreci daha erişilebilir hale getiriyor. Özellikle matematik özel ders gibi yoğun talep gören alanlarda doğru öğretmen-öğrenci eşleşmesi, dersin verimini doğrudan etkileyebilir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Ogretmenly.com, öğretmen ve öğrencilerin birbirini keşfetmesini kolaylaştırmayı amaçlayan bir platform olarak farklı branş ve uzmanlıkları bir araya getirir. Eğitim yolculuğunda önemli olan tek bir ders değil; doğru hedef, doğru rehber ve sürdürülebilir çalışma düzenidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="color: #666666; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;özel ders • öğretmen ara • özel ders ver • matematik özel ders • Ogretmenly.com&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;&lt;span style="color: #666666; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2026/08/ozel-ders-ile-basariya-giden-yol-dogru.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1IFc0YSXTzNvR1P9KnCdcYKRnRKg-PZLz7cVcUW7h8zmr9zQWmfKtQynwSio-I7FhtLeXeVBGeuEU_Cp1UW1I_D5qqxMPwxiX4CdYfOQKrt-9mks37NfuiM6DPjrKXqBpPw_FSHx25lyTpEs7VbdaMVe1FjHAj-HCehzl9GhtIl7QBWe8fQBIFOuqBROa/s72-c/ogretmenly.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-7387802868886858370</guid><pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:39:08 +0000</pubDate><atom:updated>2026-08-11T13:07:05.508+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet zayıflama</category><title>Diyetle verilen kiloyu korumak</title><description>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi60v4NotGaPCCjkgqFc70dT8xI5Jr2snSLmqoLmL3UY_AEzGqTW9qdubhzMvrOHeVcD41vxiBAarEq1l3U5Q39SUnEjVMDMU6W79qoHr_CcWVat1BCmXCajfiIRQF-8MYPGDxYcV2uIj_J/s1600/Diyetle+verilen+kiloyu+koruman%25C4%25B1n+%25C5%259Fifreleri%2521.jpg" style="clear: left; display: inline; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi60v4NotGaPCCjkgqFc70dT8xI5Jr2snSLmqoLmL3UY_AEzGqTW9qdubhzMvrOHeVcD41vxiBAarEq1l3U5Q39SUnEjVMDMU6W79qoHr_CcWVat1BCmXCajfiIRQF-8MYPGDxYcV2uIj_J/s1600/Diyetle+verilen+kiloyu+koruman%25C4%25B1n+%25C5%259Fifreleri%2521.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: medium;"&gt;Kilo koruma programı için temel besinler&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br style="text-align: left;" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Çok aç kalınarak yapılan diyetlerin tehlikelerine dikkat çeken Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Kenan Yıldırım, "Gereğinden çok az besin aldığımızda önce hareketlerimizi azaltır, sonra organlarımızı daha az enerjiyle çalışmaya yönlendiririz.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Diyet bitiminde bir anda çok yemeye başlayınca, besinlerle aldığımız fazla enerji vücutta bu kez yağ olarak depolanır. Bir süre sonra tekrar zayıflama diyeti uyguladığımızda ise daha yavaş kilo veririz, zayıflama sürecimiz eskiye göre daha uzar. Buna 'ağırlık döngüsü' denir ve günün birinde kişi artık aldığı kiloları yitiremez duruma gelir" dedi.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Diyetle verilen kiloların tekrar alınmaması, diyetin kendisinden daha zor bir durum olarak bilinir. Pek çok kişi diyetle zayıflamayı başarsa da, sonrasında yaptıkları bazı beslenme hataları sonucunda geçmişe göre daha fazla kilolu olarak hayatına devam etmek zorunda kalabilir. Peki diyetle zayıflayan bir kişi, ulaştığı ağırlığı koruyabilir mi? Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Kenan Yıldırım, çok merak edilen bu sorunun yanıtını verdi.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kendinizi açlığa mahkûm etmeyin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Uzun süre fazla yiyecek sınırlaması yapmayan, kendini açlığa mahkûm etmeyen, ölçülü ve dengeli beslenen, hareketli yaşam biçimini kazanan kişilerin diyetle yitirdikleri ağırlığı geri almadan yaşamlarını sürdürebileceğini belirten Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Kenan Yıldırım, 'Sıkı diyet uyguladım, zayıfladım, artık eski beslenme sistemime geri dönebilirim" şeklinde düşünenlerin ise verdiği kiloları hızla geri almasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Zamanla vücut kilo veremez hale gelir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Diyetisyen Kenan Yıldırım, yarı aç kalarak hızlı şekilde zayıflama sırasında metabolizmanın az enerji harcamaya uyarlandığını, bu nedenle sağlıksız bir kilo kaybı yaşandığını vurgulayarak şu açıklamalarda bulundu: "Az besin alındığında doğal olarak daha az harcanır. Bu bir nevi 'Ayağını yorganına göre uzat' deyiminin karşılığıdır. Az paran varsa, az harcayarak yaşamını sürdürmeye çalışırsın. Bedenimiz de öyledir. Gereğinden çok az besin aldığımızda ilk önce hareketlerimizi sınırlar, daha sonra organlarımızı daha az enerjiyle çalışmaya yönlendiririz. Diyet bitiminde çok yemeye başlayınca besinlerle alınan fazla enerji, yağ olarak depolanır. Birey bir süre sonra tekrar zayıflama diyeti uyguladığında daha yavaş kilo verir, zayıflama süreci daha uzun olur. Buna 'ağırlık döngüsü' denir ve günün birinde birey kazandığı ağırlığı yitiremez duruma gelir."&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kısa sürede zayıflatan diyetlerden uzak durun&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Kısa sürede zayıflamak amacıyla sık diyet yapmanın ağırlık denetimi için en büyük tehlike olduğunu işaret eden Diyetisyen Kenan Yıldırım, "Uzun bir süre zarfında beslenme alışkanlığındaki olumsuz yönleri değiştirerek, yaşam biçimini biraz daha hareketli duruma getirerek zayıflayan bir kişinin tekrar eski durumuna dönmesi söz konusu değildir" diye konuştu.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kilo koruma programı için temel besinler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Kilo koruma programı için diyet esnasında yaptığımız aktivitelerimize devam ederek düzenli sporumuzu yapmalıyız. Kısacası, aldığımız enerjiyle harcadığımız enerji arasındaki dengeyi korumalıyız. Düzenli tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklete binmek, kültürfizik yapmalı ayrıca ev ve iş hayatımızda hareketlerimizi arttırabiliriz. Diyetisyen Kenan Yıldırım, kilo koruma programı için almamız gereken temel besinleri şöyle sınıflandırdı:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Protein grubu yiyecekler:&lt;/b&gt; Et, az yağlı peynir, haşlama yumurta.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kalsiyum içeren yiyecekler:&lt;/b&gt; Light süt ve kaymaksız yoğurt.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Ekmek ve tahıl ürünleri:&lt;/b&gt; Karbonhidrat ağırlıklı ve B grubu vitaminlerinden zengin yiyecekler.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Sebze grubu yiyecekler:&lt;/b&gt; Çiğ sebze ve salatalar, sebze yemekleri.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Meyve grubu yiyecekler: &lt;/b&gt;Birçok vitamin, mineral ve lif yönünden son derece zengindir ve ayrıca karbonhidrat içerirler. Günlük 3 porsiyonu geçmemeliyiz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Yağ: &lt;/b&gt;Yemeklerde yağ mümkün olduğunca az olmalıdır. Katı yağlardan kaçınılmalı, sıvı yağ kullanılmalı, ayrıca az miktarda yağlı kuru yemiş (fındık, fıstık, ceviz, badem vb.) tüketilmelidir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Şeker ve şekerli yiyecekler:&lt;/b&gt; Bu gruptaki yiyecekler mümkün oldukça az tüketilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;/div&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2020/06/diyetle-verilen-kiloyu-korumak.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi60v4NotGaPCCjkgqFc70dT8xI5Jr2snSLmqoLmL3UY_AEzGqTW9qdubhzMvrOHeVcD41vxiBAarEq1l3U5Q39SUnEjVMDMU6W79qoHr_CcWVat1BCmXCajfiIRQF-8MYPGDxYcV2uIj_J/s72-c/Diyetle+verilen+kiloyu+koruman%25C4%25B1n+%25C5%259Fifreleri%2521.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-6750617759790710574</guid><pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:38:44 +0000</pubDate><atom:updated>2026-07-30T13:38:44.296+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">güzellik sırları</category><title>Güzel bacakların en büyük düşmanı</title><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhs-KakURyTP8p117viFd8uzWaCKd53evLo9q_44IsPEeDlamrkZ2uNYll5ZOF-w9jsuy_aqbk9v6Z1nM4OiDvWfEWdAmAad8Yj1fVhp9lhb8HvFtcxGYCsH7aoR87StjN76haYmRz74qrP/s1600/G%25C3%25BCzel+bacaklar%25C4%25B1n+en+b%25C3%25BCy%25C3%25BCk+d%25C3%25BC%25C5%259Fman%25C4%25B1+varis%2521.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhs-KakURyTP8p117viFd8uzWaCKd53evLo9q_44IsPEeDlamrkZ2uNYll5ZOF-w9jsuy_aqbk9v6Z1nM4OiDvWfEWdAmAad8Yj1fVhp9lhb8HvFtcxGYCsH7aoR87StjN76haYmRz74qrP/s1600/G%25C3%25BCzel+bacaklar%25C4%25B1n+en+b%25C3%25BCy%25C3%25BCk+d%25C3%25BC%25C5%259Fman%25C4%25B1+varis%2521.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Varis, ciddi tıbbi sorunlarla seyreden bir hastalık olmasının yanı sıra estetik sorunlara da neden olan ve kadınların hayatını olumsuz etkileyen hastalıkların başında geliyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Gebelik, hareketsiz hayat, olumsuz çalışma şartları gibi pek çok nedenler, bacaklardaki damarların varisleşmesine neden oluyor. Altta yatan damar yapı ve akım bozukluğu olsun ya da olmasın, bacaklarda varisleşmiş damar görüntüsünün meydana gelmesi, özellikle de yaz aylarında pek çok kadının uykusunu kaçıran kabuslar görmesine neden oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ancak günümüzde tıbbın ve teknolojinin geldiği noktada, kadınların baş belası olan varisler için bazı estetik amaçlı tedavi yöntemleri bulunuyor. Bunlar, genel olarak uygulaması kolay ve sonucu yüz güldüren yöntemler. Ancak estetik amaçlı girişimlerin yapılması için verilecek karar subjektif olduğu için bu tedavilerin öncesinde, hekim ile hastanın iyi bir iletişimle tedavi sürecini derinlemesine konuşması ve hastanın kafasındaki soruların tamamının cevaplanmış olması gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öncelikle altta yatan tıbbi sorunların tedavisinin tamamlanmış olmasının hem tedavinin başarı oranını arttıracağını hem de hastalığın tekrarlama riskini ortadan kaldıracağını belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, "Bacaklarda ortaya çıkan ve istenmeyen varis görüntüsünün giderilmesi için kullanılan tedavi yöntemleri, genellikle kış ve sonbahar aylarında uygulanır. Özellikle yaz aylarında, işlem yapılan bölgelerde uzun süreli ve hatta kalıcı olan cilt lekelerinin oluşma ihtimali, ilkbahar ve yaz aylarında -mecbur kalınmadıkça- estetik işlemlerin yapılmamasının nedenidir. Estetik amaçlı girişimler poliklinik ortamında uygulanır. Hasta herhangi bir şekilde hastaneye yatırılmaz ve tedaviden hemen sonra normal hayata devam edebilir" dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Skleroterapi Nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Skleroterapi tedavisinin daha çok küçük ve bazen de orta boylu varislerin tedavisinde kullanılan bir yöntem olduğunun altını çizen Dr. Cem Arıtürk sözlerine şöyle devam etti: "İnce uçlu insülin enjektörü ile damar içine girilerek sklerozan madde (büzüştürücü) damara verilir ve damardaki kan akımı durdurularak damarın kapanması sağlanır. Tedavinin daha başarılı olmasını sağlamak ve bir takım yan etkileri en aza indirgemek için işlem sonrasında 1 hafta süre ile varis çorabı giyilmesi önerilir. İşlemden hemen sonra günlük hayata dönülebilir ve 24 saat sonra banyo yapılabilir."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2020/04/guzel-bacaklarn-en-buyuk-dusman-varis.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhs-KakURyTP8p117viFd8uzWaCKd53evLo9q_44IsPEeDlamrkZ2uNYll5ZOF-w9jsuy_aqbk9v6Z1nM4OiDvWfEWdAmAad8Yj1fVhp9lhb8HvFtcxGYCsH7aoR87StjN76haYmRz74qrP/s72-c/G%25C3%25BCzel+bacaklar%25C4%25B1n+en+b%25C3%25BCy%25C3%25BCk+d%25C3%25BC%25C5%259Fman%25C4%25B1+varis%2521.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-2047973674047791129</guid><pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:38:13 +0000</pubDate><atom:updated>2026-07-30T13:38:14.179+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Manşet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlıklı yaşam</category><title>Beyne iyi gelen 5 egzersiz!</title><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiZa8Zp4Vkzilm5tHTvN4e2nXS5L0jayULp69h9uvPP03hPXB7W2RJzoHUV3MShFXyDQP-8T-saQbsSzukknY18k9E4GTAIIDrBEbS3sXX9cf27BN6tUkX2d1OL0X8hQib0beccNrGYp3Cw/s1600/Beyne+iyi+gelen+5+egzersiz%2521.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiZa8Zp4Vkzilm5tHTvN4e2nXS5L0jayULp69h9uvPP03hPXB7W2RJzoHUV3MShFXyDQP-8T-saQbsSzukknY18k9E4GTAIIDrBEbS3sXX9cf27BN6tUkX2d1OL0X8hQib0beccNrGYp3Cw/s1600/Beyne+iyi+gelen+5+egzersiz%2521.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Uzun yıllar sağlıkla yaşamak için fiziksel aktivite çok önemli. "Egzersiz yatırımı" sadece beden sağlığı için değil, beyinde de çok önemli ve güçlü etkiler oluşturuyor. Uzmanlara göre yüksek yoğunlukta interval antrenmanı, aerobik egzersiz, ağırlık antrenmanı, yoga, spor veya spora özgü aktiviteler, beyindeki farklı fonksiyonların geliştirilmesini sağlıyor. Hafıza ve yön bulmadan, kompleks düşünme, problem çözme, akıl yürütme ve birden fazla işle uğraşmaya kadar pek çok konuda işlevi olan bölgeler harekete geçiyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SABİF) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, uzun yıllar sağlıkla yaşamak için fiziksel aktivitenin çok kıymetli bir mücevher gibi hep yaşamın içinde olması gerektiğini belirterek egzersizin beyin fonksiyonlarını geliştirmede de önemli katkıları olduğuna dikkat çekti. Kaya, şunları söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Yürüyenin kalbi daha güçlü oluyor!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Kas iskelet sistemini geliştirmek, kalbi daha güçlü bir hale getirmek için gün içinde en az 30 dakika tempolu yürüyüşü ve haftada en az üç gün egzersiz yapılmasını öneriyorum çünkü yürüdüğünüzde kalbinizi daha güçlü hale getirir, karın yağlarınızdan kurtulur, ağırlık ile egzersiz yaptığınızda kas ve kemiklerinizi güçlendirir, yoga yaparsanız hem ruhunuzu sakinleştirir, kendinize dönersiniz hem de kaslarınızın boyunu uzatırsınız. Uzun yıllar sağlıkla yaşamak için fiziksel aktivite çok kıymetli bir mücevher gibi hep yaşamınızda olmalı." &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Aktif bir yaşam, istediğiniz/keyif aldığınız herhangi bir egzersiz veya sporu yaparak, kendinize sağlayabileceğiniz harika bir yatırımdır" diyen Doç. Dr. Defne Kaya'ya göre, eski çalışmalar özellikle aerobik egzersizin, beyne daha fazla oksijen ve büyüme faktörü taşıdığını böylelikle demans ve depresyonu azalttığını ayrıca hafızayı da güçlendirdiğini belirtmekteydi. Yeni çalışmalar ise egzersizin beyindeki bazı fonksiyonları çok ciddi oranda geliştirdiğini gösteriyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;5 farklı tip egzersizle beynimizde neler olur?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem kendimize hem de sağlığımıza yaptığımız egzersiz yatırımının beyinde çok önemli etkiler oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Defne Kaya, en az 30 dakika boyunca yüksek yoğunlukta interval antrenmanı, aerobik egzersiz, ağırlık antrenmanı, yoga, spor veya spora özgü aktivite yaptığımızda beynimizde olanları şöyle anlattı:&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;Yüksek yoğunlukta interval antrenmanı: &lt;/b&gt;Belirlenen farklı hız ve dinlenme aralığından oluşan ve % 80-95 aerobik kapasitede yapılan egzersiz Hipotalamusumuzu uyarır: İştahımızı kontrol altına alırız. Kilo kontrolü için harika bir şey bu. Hipotalamusun ayrıca kontrolsüz istek ve bağımlılığa da olumlu etkisi var. Madde kullanım bozukluğu (alkol, uyuşturucu, sigara vb) tedavisinde yüksek yoğunlukta interval antrenmanı güzel bir seçenek olabilir. Unutmamakta fayda var, hipotalamusunuzu uyaran yüksek yoğunlukta interval antrenmanını bir yaşam felsefesi haline getirerek, beyninizi yaşınızdan daha genç bir beyin gibi çalışmasını sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;Aerobik egzersiz: &lt;/b&gt;Yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet gibi aktiviteler aerobik egzersiz için uygundur ve uygun sürede ve tempoda yaptığımızda Hipokampusumuzu uyarır: Hafıza ve yön bulmada görevli olan hipokampus aynı zamanda hareketlerin davranış biçimine dönüşmesine çalışan limbik sisteminde de rol alır. Haftada üç gün aerobik egzersiz yapan kişilerde hipokampüslerinin daha geniş, hafıza testlerinin daha iyi olduğu gösterilmiştir. Hipokampusun Alzheimer'da ilk etkilenen bölgeden biri olduğunu da vurgulamak isterim. Ayrıca aerobik egzersizin, özellikle tempolu yürüyüşün, dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda çok etkin sonuçlar aldığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;Ağırlık kaldırma: &lt;/b&gt;Hem kendi vücut ağırlığınızla hem de kum torbası, elastik bantlar, ağırlık ekipmanları, egzersiz istasyonlarında kaslarınızı kuvvetlendirmek için yaptığınız ağırlık antrenmanları beynimizin ön kısmındaki Prefrontal korteksi uyarır: Kompleks düşünme, problem çözme, akıl yürütme, birden fazla işle uğraşmadan sorumlu prefrontal korteks, en üst düzeydeki davranışların bütün bileşenlerinin bağlantılarını yapar ve onları bütünleştirir, duyu ve kas iskelet sistemi arasındaki geri bildirim döngülerini ve bağlantılarını sağlar. Sınavlara hazırlanan çocuklar için aerobik egzersizin başarı için harika bir yardımcı olacağını düşünüyorum. Ağırlık kaldırma ve aerobik egzersizleri kombine ederseniz insülin benzeri büyüme faktörünün salınmasını uyarırsınız. Bu da beyin hücreleri arasındaki iletişimi geliştirir, yeni nöron ve kan damarlarının gelişmesini sağlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Yoga:&lt;/b&gt; Yoga yaptığımızda beynimizde üç ayrı bölge etkilenir: 1) Beynin ön tarafında bulunan ve bilinçli düşünme, dikkat, plan yapma, dürtülerin kontrolü gibi bir çok önemli fonksiyondan sorumlu Frontal lob, 2) Arzu ve nefret, gurur ve aşağılama, suçluluk ve özür dileme gibi sosyal duyguların kaynağı olan, ahlaki içgüdü, empati ve müziğe karşı duygusal tepkiyi arttırmada görevi olan, aynı zamanda vücudun taleplerine de cevap veren (çok açken ikinci bir sandviç yemek istememiz, üzgünken sigara ya da kokaine sığınmak gibi) duygu ve düşüncelerin bütünleştiği alan olan İnsula, 3) Korku ve anksiyete başta olmak üzere duygu denetiminden sorumlu olan Amigdala. Zaten Sanskritdilinde de yoga, "kontrol etmek", "boyunduruk altına almak", "kavuşma", "bir araya gelme", "birlik", "karşılaşma", "yöntem" veya "birleştirmek" anlamına gelen "yuj" sözcüğünden türemiştir. Beyindeki bu çoklu merkez bölge uyarılarının etkisi ile o yüzden yoga bizi dengeler, güçlendirir, günlük yaşamın kalitesini artırır ve bedenimizi hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak uyandırır, düzenli uygulayan kişiler bedensel, zihinsel ve ruhsal anlamda bir bütünlük hissi ile yaşama sarılırlar. Bu stresli ve yoğun iş temposunda harika bir "antidepresan" değil mi? Üstelik hiçbir yan etkisi de yok. &lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;Spor ya da spora özgü aktivite:&lt;/b&gt; Spor yapmak için sadece kassal kuvvet yeterli değildir. Hem bedenen hem de zihinsel olarak birçok fonksiyona sahip olmak gerekmektedir. Bunun tam tersi, spor yapmak hem bedeni hem de zihnimizi geliştirir. Bunu nasıl yapar: Yoga beyinde dört önemli bölgeyi etkiler: 1) Kompleks düşünme, problem çözme, akıl yürütme, birden fazla işle uğraşmadan sorumlu Prefrontal korteksi, 2) Dikkat, karmaşık hareketlerin uygulanması ve yönetilmesi, aktivite-hareket ve işler arasında geçişlerin kontrolü, hareketin hızının kontrolü, yavaşlama ve baskılama gibi çok önemli fonksiyonlardan sorumlu Bazal ganglionu, 3) Beynimizin yan kısmını oluşturan ve çeşitli duyu organlarından gelen bilgileri birleştirmede önemli rol oynayan, ayrıca nesnelerin kullanılması ve bazı mekansal görüş işlemelerinde görevi olan Parietal lobu, 4) Vücudun denge organı olan ve dikkatin sağlanmasında da etkin olarak çalışan Serebellumu (yani beyinciği). Geniş hipokampus ve bazal ganglion alanına sahip çocukların daha dikkatli olduğu, davranışlarını daha iyi kontrol ettiği, çoklu iş ve fonksiyonları geliştirmede yaşıtlarına oranla daha başarılı ve üstün olduğu günümüz çalışmalarında vurgulanan önemli bulgulardandır. Çocuklarımızı, yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel, bilişsel, duyusal ve davranışsal gelişimini artırmak amacıyla uygun spor dalına yönlendirmek, onlara bırakılabilecek en büyük miras olacaktır." &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Doğru ve yeterli egzersiz sağlığı koruyor!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doç.Dr. Defne Kaya, egzersiz ve sporun ancak etkin ve doğru yöntemlerle yapıldığında sağlığınıza katkı sağladığını belirterek "Yanlış ve yetersiz egzersizler daha çok yaralanma ve hastalığa davetiye çıkarır. Sağlıklı mutlu bir yaşam için, size doğru, etkin ve sağlıklı egzersiz reçetesini verecek tek kişi olan fizyoterapistinize danışın. Sağlığın hareketle yaşamınıza girmesine vesile olan tüm fizyoterapistlerin "8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü'nü" kutluyor, Dünyada hak ettiği değer ve önemi ülkemizde de bir an önce kazanmasını diliyorum. Sağlığınız için hareket edin, bunu yaparken de kendinizi doğru ve yetkin ellere teslim edin" diye konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2018/01/beyne-iyi-gelen-5-egzersiz.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiZa8Zp4Vkzilm5tHTvN4e2nXS5L0jayULp69h9uvPP03hPXB7W2RJzoHUV3MShFXyDQP-8T-saQbsSzukknY18k9E4GTAIIDrBEbS3sXX9cf27BN6tUkX2d1OL0X8hQib0beccNrGYp3Cw/s72-c/Beyne+iyi+gelen+5+egzersiz%2521.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-3044707210808846951</guid><pubDate>Mon, 10 Mar 2025 11:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2025-03-10T14:37:28.354+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">bebek</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Kadın Sağlığı</category><title>Emziren anneler dikkat! Bu hatalara düşmeyin!</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjXjsjVbrf-SHDyoJQ9Egh1Pu61dLPMbvzQBXDG4tDNvRCkKXtQNqxhwYDGjtxmBGnBA1bYQZEXy31DeXDjtg3WqWtOpIDh4fkeiWYMrtmPDGXghwXp1iW6Uz7vKAIiPDGkfmfqTasg2ZgI/s1600/1555569482_2.jpg" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjXjsjVbrf-SHDyoJQ9Egh1Pu61dLPMbvzQBXDG4tDNvRCkKXtQNqxhwYDGjtxmBGnBA1bYQZEXy31DeXDjtg3WqWtOpIDh4fkeiWYMrtmPDGXghwXp1iW6Uz7vKAIiPDGkfmfqTasg2ZgI/s1600/1555569482_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Bilimsel çalışmalar bebeklerin bağırsak florasının sadece anne sütünü sindirebildiğini ve ilk 6 ay sadece anne sütünün yeterli olduğunu gösteriyor.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre İnce Gökyar, ilk 6 ay anne sütü ile beslenmenin, bebeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamada çok önemli olduğunu belirterek "Anne sütü mikrobiata denilen bağırsak florasının gelişimini sağlar ve bebeklerin yetişkinlikte de daha sağlıklı olmasına katkıda bulunur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Anne sütünün yetmediği durumlarda ise anne sütüne en yakın formül mama seçilmelidir." diyor. 6. aydan sonra ek gıdaya geçilirken doğru, taze, besleyici ve sağlıklı ek gıda verilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Dr. İmre İnce Gökyar, ek gıdaya geçiş sürecinde annelerin doğru bildiği 6 yanlışı anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;Ek gıdalara erken başlanmazsa bebekler farklı tatlara alışamaz! YANLIŞ!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;DOĞRUSU: &lt;/b&gt;Anne sütü canlı bir süt olup, annenin yediklerine, baharatlara, iklime ve mevsimlere göre farklılık gösteriyor. Bu da bebeğin değişik tatlara zaten alışık olduğunu kanıtlıyor.&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;Gece sık uyanan bebekler doymuyor demektir ve ek gıdaya başlanmalıdır! YANLIŞ!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;DOĞRUSU: &lt;/b&gt;Burada bebeğin huzuru ve kilo alım hızı önemli. Kilo alımı yeterli olan bir bebeğin doymadığı ya da gece acıktığı yorumunu yapmak doğru değil. 4. aydan sonra bebeklerin çevresine ilgisi artıyor ve bebeklerde sık uyanmalar görülebiliyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kilo alımı yetersiz bebeklerde ek gıda daha erken başlanmalıdır! YANLIŞ!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;DOĞRUSU:&lt;/b&gt; Öncelikle annenin beslenmesinin sorgulanması, gerekirse anneye vitamin ve mineral desteğine başlanması gerekiyor. Bu da yeterli olmuyorsa 6. aya kadar eksik, anne sütüne en yakın formül mama ile tamamlanmalı.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Ek gıda başlandığında bebeklere yağsız, diyet süt ürünleri verilmeli ve kırmızı etten kaçınılmalıdır! YANLIŞ!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;DOĞRUSU: &lt;/b&gt;Erişkinlerin aksine bebek beslenmesinde doğal yağların yeri çok önemli. Bebeklerin günlük protein ve vitamin ihtiyaçları da erişikinlerden yaklaşık 4 kat daha fazla. Dolayısıyla bebek beslenmesinde hayvansal yağlar, kırmızı et ve zeytinyağının doktorun önerdiği ölçüde tüketilmesi önem taşıyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Doktorun önerdiği miktarları tüketmesi için bebeği zorlamak! YANLIŞ!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;DOĞRUSU:&lt;/b&gt; Ek gıdaya geçiş beslenmeye destek olduğu kadar, bebeğin çiğneme, yutma ve bir beslenme ritmi kazanma dönemi. Ek besinler doktorun önerdiği saatlerde ve açken denenmeli fakat bebeğin ne kadar yiyeceği bebeğe bırakılmalı. Ardından doymadığı miktar anne sütü ile tamamlanmalı.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Tel süzgeç veya doğrayıcı kullanılmamalı, her şey bebeğin eline verilmelidir! YANLIŞ!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;DOĞRUSU: &lt;/b&gt;Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre İnce Gökyar "Her bebeğin emmeden çiğneme fonksiyonlarına geçişi farklıdır. Özellikle 6. ayda ek gıdaya yeni başlanırken gıdaların ezilerek denenmesi daha doğrudur. 7. aydan itibaren bebek hazırsa BLV metodu dediğimiz elle beslenmeye geçilebilir. Bebek hazır değilse kesinlikle ısrar edilmemeli ve bir süre daha ezerek ek gıdaya devam edilmelidir" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2025/03/emziren-anneler-dikkat-bu-hatalara.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjXjsjVbrf-SHDyoJQ9Egh1Pu61dLPMbvzQBXDG4tDNvRCkKXtQNqxhwYDGjtxmBGnBA1bYQZEXy31DeXDjtg3WqWtOpIDh4fkeiWYMrtmPDGXghwXp1iW6Uz7vKAIiPDGkfmfqTasg2ZgI/s72-c/1555569482_2.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-8122424905606450897</guid><pubDate>Tue, 25 Jun 2024 14:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-06-25T17:51:01.129+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">çocuk</category><title>Çocukta davranış, 'ebeveyn modeli' ile şekilleniyor</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhP9a8c2nC_hwadM9NwfzYKU17SE064pxI0vq9Wz6BMSGjKFd4pJjwdlkAwWspp357dJAmKO_8RrO0ZubLoSKiEaJWfTse15C66-uSSsYUW1owKi7URVaxMNrCDyGdXbtlPFr0kSi13zKWu/s1600/%25C3%2587ocukta+davran%25C4%25B1%25C5%259F%252C+%25E2%2580%259Cebeveyn+modeli%25E2%2580%259D+ile+%25C5%259Fekilleniyor.jpg" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhP9a8c2nC_hwadM9NwfzYKU17SE064pxI0vq9Wz6BMSGjKFd4pJjwdlkAwWspp357dJAmKO_8RrO0ZubLoSKiEaJWfTse15C66-uSSsYUW1owKi7URVaxMNrCDyGdXbtlPFr0kSi13zKWu/s1600/%25C3%2587ocukta+davran%25C4%25B1%25C5%259F%252C+%25E2%2580%259Cebeveyn+modeli%25E2%2580%259D+ile+%25C5%259Fekilleniyor.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Çocuk yetiştirirken söz odaklı değil, davranış odaklı eğitimin esas alınması büyük önem taşıyor. Kız çocuklarının annelerini, erkek çocuklarının ise babalarını rol model aldıklarına dikkat çeken Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, çocuğun anne-babadan örnek aldığı davranışları, ilerleyen zamanlarda kendisinin de gerçekleştireceğini vurguladı.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi'nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, ebeveyn davranışlarının çocuklar üzerindeki etkisi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Çocuğunuzu sözlerle değil, davranışlarla ile eğitin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  "Çocuk yetiştirirken temel kaidelerden biri çocuğu sözlerle eğitmek yerine, davranışlarla eğitmektir" diyen Uzm. Dr. Mahir Yeşildal,&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  "Mesela eve misafir gelir, 23.00-00.00 gibi kalkar, anne-baba 'Oturun daha yeni gelmiştiniz' der. Misafir gider, bu defa da ebeveyn, 'Bir türlü gitmediler' der. Çocuk oradan ikiyüzlülüğü öğrenir. Bu çocuğa dürüst davranmamak, ikiyüzlü davranmanın normal bir şey olduğunu gösterir. Şiddet noktasında aile içerisindeki problemleri çözme becerimizi çocuğa öğretmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kızlar annesini, erkekler babasını örnek alıyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, "Kız çocukları annelerini, erkek çocukları da babalarını rol model alır" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  "Bir kız çocuğunun hayatındaki ilk erkek babasıdır ve kız çocukları, bir başka erkekle nasıl iletişim kuracaklarını babası ile kurduğu ilişki ile öğrenir. Erkek için de aynı şey söz konusudur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Çocuğunuzun fikrini sorun&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  5 yaşındaki çocuğu kendi kafasına göre giydirmemek gerekiyor. 3 tane tişörtü koyup, 'Kızım-oğlum hangisini giymek istiyorsun' diye sormak gerekiyor. Kendi özgür iradelerini ortaya koyabilecekleri bir yetişme modelini koymak lazım.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;"Çocuğumuzun psikolojisi etkilenmesin" diyerek, sorunları gizlemeyin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Bir problem çıktığında aile içerisinde şuna da çok karşıyım; problem var, 'Çocuğun yanında susalım'. Hayır efendim, eğer evinizde mali bir problem varsa, bunu çocuğun önünde konuşmanızın bir sakıncası yok. İkili ilişkilerinizde bir problem varsa, bunu medeni insanlar gibi konuşacaksanız, lütfen çocuğun önünde konuşun. Çünkü çocuk sizden sorun çözmeyi öğrenecek. Mesela anne-baba boşanacak, 'Çocuğumuzun en azından soyut düşünme becerisi gelişsin, 6-7 yaşına kadar bekleyelim, boşanmanın ne olduğunu anlayabileceği yaşa kadar erteleyelim' diyorlar ve o yaşa kadar, evin içerisinde hiçbir sorun yokmuş gibi davranılıyor. Çünkü 'Aman çocuğun psikolojisi olumsuz etkilenir' diye, sorunlar sofraya, çocuğun oyun alanına getirilmiyor. Çocuk güllük gülistanlık giderken, birden bire anne-babasının boşandığını öğreniyor. Neden boşandığını kimden öğrenecek? Anneanneden, babaanneden yani taraflı kişilerden öğrenecek ve olayları çarpık bir şekilde öğrenmiş olacak. Dolayısı ile burada çocuk yetiştirirken, eğer medeni bir biçimde ilişki kurabiliyorsanız, çocuktan bir şeyleri gizleyip saklamanın anlamı yok. Çocuğun olduğu ortamda belediye seçimlerini de konuşmalısınız, artan kuru yemiş fiyatlarını da tanzim satış noktalarını da… Bütün bunları konuşarak çocuğa hayatı öğretebiliriz."&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;İletişim şekli, çocuğun bütün hayatını etkiliyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi'nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, anne-babanın istikrarsız davranışlarının çocuk üzerindeki etkileri hakkında şunları söyledi:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  "Baba işe gidiyor, anne kayınvalideden, görümcelerden şikâyet etmeye başlıyor. Babanın eve geldiğinde çizdiği tablo apayrı. Anne susmuş, bu konularla ilgili hiçbir şey söylemiyor, baba diyor ki; 'Senin annen, 20 sene önce koltuk alırken de böyle yapmıştı'. Çocuk ikili bir mesaj almış oluyor. İstikrarlı bir iletişim ve ilişkiyi böyle bir ailede büyümüş bir çocuğun geliştirmesini beklemek mümkün mü?"&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;"Babası annesine nasıl davranıyorsa, o da aynı şekilde davranacak"&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi'nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, sözlerini şöyle tamamladı:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  "Erkek çocuksa, eğer annesi ile babası arasında sağlıklı bir ilişki yoksa ve kendisi baba ile özdeşleşip, anne ile sağlıklı bir iletişim kuramamışsa, babası annesine nasıl davranıyorsa, aynı şekilde davranacak. Babası annesine nasıl davranıyorsa, o da aynı şekilde davranacak. O çocuk sürekli babasından yakınacak, 'Benim babam böyle yapmıştı, benim babam anneme şiddet göstermişti, benim babam para vermiyordu' vb. diyecek; ama babasının yaptığının 5 katını kendisi yapacak. Çünkü başka bir şey bilmiyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2024/06/cocukta-davranis-ebeveyn-modeli-ile.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhP9a8c2nC_hwadM9NwfzYKU17SE064pxI0vq9Wz6BMSGjKFd4pJjwdlkAwWspp357dJAmKO_8RrO0ZubLoSKiEaJWfTse15C66-uSSsYUW1owKi7URVaxMNrCDyGdXbtlPFr0kSi13zKWu/s72-c/%25C3%2587ocukta+davran%25C4%25B1%25C5%259F%252C+%25E2%2580%259Cebeveyn+modeli%25E2%2580%259D+ile+%25C5%259Fekilleniyor.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-5059389569777255973</guid><pubDate>Thu, 23 May 2024 10:30:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-05-23T13:30:35.437+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">kadınca sırlar</category><title>Kırık kalp sendromu kadınlarda 9 kat daha fazla</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtz9C_EePAnu01KH1RfRxtqZkSdYEYbblhk2Iq4C8xUezCVXAlZvltJIb9S0wdAaPdlguOULkwovsE-4HAVMpqXJ97BaE8UlkHhyphenhyphen4896S5vKvbxxLeqVu9p5gUAgmXJwMcWn4GFfGOZzRu/s1600/1582729174_1.jpg" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtz9C_EePAnu01KH1RfRxtqZkSdYEYbblhk2Iq4C8xUezCVXAlZvltJIb9S0wdAaPdlguOULkwovsE-4HAVMpqXJ97BaE8UlkHhyphenhyphen4896S5vKvbxxLeqVu9p5gUAgmXJwMcWn4GFfGOZzRu/s1600/1582729174_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Kalp, akla sevgiyi getirse de kalp hastalıkları ölümle eş değer anlama gelebiliyor. Çünkü kalp-damar hastalıkları, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüm nedenlerinin başında geliyor.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  2018 yılına ait verilere göre; bu hastalıklar ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ından sorumlu. Bu nedenle uzun ve sağlıklı bir yaşam için kalbimize hem fiziksel hem de duygusal olarak iyi bakmamız gerektiği ortada. Çünkü kalbimiz ani gelişen stres durumlarında hormon değişikliklerine bağlı olarak gerçekten kırılabiliyor. Tıp dünyasında "stresin tetiklediği kardiyomiyopati" olarak tanımlanan "Kırık Kalp Sendromu" tıpkı kalp krizine benzer belirtiler verdiği için korkutucu olabiliyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nde Kırık Kalp Sendromu'na dikkat çekmek amacıyla "Kalbiniz Sevgiyle Atsın" başlıklı bir söyleşi düzenlendi. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Selçuk Görmez, söyleşide kalp hastalıkları hakkında bilgi verirken kadınlarda erkeklere oranla 9 kat daha fazla görülen Kırık Kalp Sendromu'nu da anlattı.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  İlk kez 1990 yılında Japonya'da tanımlanan ve "takotsubo kardiyomiyopatisi" adıyla da bilinen Kırık Kalp Sendromu fiziksel ve psikolojik yoğun stres sonrasında duygu durumunda ortaya çıkan ani değişikliklerden kaynaklanıyor. Stres hormonundaki artışın kalbin sol karıncığında hareket kaybına, kalp kas hücresinde ve koroner damar yatağının uç kesimlerinde bozulmalara neden olduğu düşünülüyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Selçuk Görmez, bu stres nedenlerini "sevilen bir kişinin beklenmedik kaybı, şiddetli tartışma, kötü haber alma, ani ekonomik kayıplar, kazalar, aile içi kavga, aldatılma, aşırı ağrı veya cerrahi girişimler, astım atağı ya da piyangodan ikramiye çıkması, bebek haberi almak gibi beklenmedik, aşırı sevindirici durumlar" olarak sıraladı.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kalp kriziyle aynı belirtileri veriyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Kırık Kalp Sendromu'nun kalp krizine benzer belirtilerle kendini gösterdiğini dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Selçuk Görmez, "Başlıca belirti, yoğun stres sonrası gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığı olarak karşımıza çıkıyor. Bulantı, terleme, fenalık hissi, sol kol ve mide bölgesinde ağrı, uyuşma ve yanma hissi de görülebiliyor" dedi.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  İstatistik çalışmalara göre, göğüs ağrısı ile acil polikliniğine gelen ve akut koroner sendrom tanısı alan hastaların yüzde 1-2'sinde Kırık Kalp Sendromu bulunuyor. Her 2 bin 500 kişiden biri, bu hastalıktan etkileniyor. Kırık Kalp Sendromu'nda kesin tanı kalp anjiyosuyla konulabiliyor. Kalp krizinden farkı ise anjiyo sonucunda kalp damarlarının tamamen açık olduğunun görülmesi.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Menopoz dönemindeki kadınlar dikkat&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Hastaların yüzde 90'ından fazlasının 55 yaşını geçmiş, yani menopoz çağındaki kadınlar olması nedeniyle östrojen hormonunun düzeyindeki düşmenin de sendromu tetikleyebildiği öne sürülüyor. Kadınlarda görülen kalp krizlerinin yüzde 5'inin temelinde ise bu sendromun yattığı tahmin ediliyor. Kırık Kalp Sendromu'nun kadınlarda 9 kat daha fazla görüldüğüne işaret eden Dr. Öğretim Üyesi Selçuk Görmez, bu durumun "kadınların duygu durum ve hormon düzeylerinin erkeklere göre daha değişken olmasıyla" açıklandığını belirtti.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Hastaların yüzde 80'i tamamen iyileşiyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Doğru tanı ve tedavi uygulanmadığında sendrom ölüme dahi yol açabiliyor. Tedavide kalbin pompalama gücünü artıran ve stres hormon düzeylerini azaltan ACE inhibitörleri, beta blokerler ve idrar söktürücü ilaçlar kullanılabiliyor. Psikiyatrik değerlendirmeye göre tedaviye antidepresan ve stres azaltan ilaçların da eklenebildiğini söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Selçuk Görmez, "Hastaların yüzde 80 kadarı kalpte hiçbir hasar kalmadan iyileşebiliyor. Ancak geriye kalan yüzde 20'lik grupta kalıcı kalp yetmezliği, nadiren de olma ölüm ve ciddi kalp düzensizlikleri görülebiliyor" diye bilgi verdi.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;"Hareket edin, sağlıklı beslenin"&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Sağlıklı ve uzun yaşam için hareketsizlikten, sigaradan ve kötü beslenmeden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Selçuk Görmez, kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenler hakkında şunları söyledi:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  "Haftada 5 gün, 30 dakika süreyle düzenli ve tempolu yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi sporlar yapmamız çok önemli. Akdeniz tipi taze sebze ve meyve ile Omega 3'ten zengin beyaz et ağırlıklı beslenmeye mutlaka özen göstermeliyiz. Bunun aksine uzun raf ömrüne sahip paketlenmiş market ürünlerinden ve aşırı tuz ile trans yağ içeren besinlerden ise uzak durmalıyız. Stresten olabildiğince kaçınmalı, en az 7-8 saat kesintisiz uyumayı alışkanlık haline getirmeliyiz." Rutin kalp muayenesinin önemine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Selçuk Görmez, sözlerini kalpte meydana gelen sinyallere kulak verilmesi ve zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısıyla sonlandırdı. Yoğun ilgiyle dinlenen söyleşinin ardından Yoga Eğitmeni Eda Bir Şimşek katılımcılara yoga yaptırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2024/05/kirik-kalp-sendromu-kadinlarda-9-kat.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtz9C_EePAnu01KH1RfRxtqZkSdYEYbblhk2Iq4C8xUezCVXAlZvltJIb9S0wdAaPdlguOULkwovsE-4HAVMpqXJ97BaE8UlkHhyphenhyphen4896S5vKvbxxLeqVu9p5gUAgmXJwMcWn4GFfGOZzRu/s72-c/1582729174_1.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-9086988643571344027</guid><pubDate>Fri, 17 May 2024 14:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2026-08-11T13:02:40.406+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">güzellik sırları</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Manşet</category><title>Bacaklarınızı yaz sezonuna böyle hazırlayın!</title><description>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgY2SGNbjrgChC-R8Ylxj-NDAfs9n30mTyWkQB97-bn4NsTlcQ2hpcPNU5xPmfTCZm6v1qiJLs76PVTZZx2hIjEAfijezCQxGxas0fix9z5v-K3r3Bd6elZvPeG1vkHTtTkBPLhPv8aqYc/s1600/Bacaklar%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1+yaz+sezonuna+b%25C3%25B6yle+haz%25C4%25B1rlay%25C4%25B1n%2521.jpg" id="desc" style="clear: left; margin-bottom: 1em;"&gt;&lt;img border="0" data-original-height="667" data-original-width="1000" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgY2SGNbjrgChC-R8Ylxj-NDAfs9n30mTyWkQB97-bn4NsTlcQ2hpcPNU5xPmfTCZm6v1qiJLs76PVTZZx2hIjEAfijezCQxGxas0fix9z5v-K3r3Bd6elZvPeG1vkHTtTkBPLhPv8aqYc/s1600/Bacaklar%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1+yaz+sezonuna+b%25C3%25B6yle+haz%25C4%25B1rlay%25C4%25B1n%2521.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Sağlıklı ve estetik görünümlü güzel bacaklar için önce  estetiği bozacak varis, selülit ve leke gibi oluşumlardan kurtulmak  gerekiyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bacakların cilt güzelliği, cilt bakımından ve genel  vücut bakımdan ayrı düşünülmemeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sağlıklı ve estetik görünümlü güzel  bacaklar için önce estetiği bozacak varis, selülit ve leke gibi oluşumlardan  kurtulmak gerekiyor. Varis, estetik kaygılardan dolayı genellikle kadınların  korkulu rüyası olsa da aslında sık karşılaşılan bir sağlık  problemi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kanın kalbe dönüşünü sağlayan toplardamarların genişlemesi  şeklinde tanımlanan varisin, &lt;br /&gt;
&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=2290742243224353734&amp;amp;postID=5669725044718959974" name="more"&gt;&lt;/a&gt;oldukça sık görülen bir  şikayet olduğunu belirten Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Uz. Dr.  Tuğba Yüzüak Türe, pürüzsüz ve alımlı bacaklara sahip olmak için yapılacakları  şöyle anlatıyor:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Kanı kalbe geri taşıyan toplardamarlar kan akışının  kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerir. Toplardamarlarda  oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç bu kapakçıkların düzgün kapanmasını  engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olurlar. Sonuçta bacaklardaki yüzeysel  toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü ve yeşil-mavi renkli bir görüntü ile  varisler oluşur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplardamarlarda bulunan kapakçıklara bacaklardaki  kaslarda destek vererek kanın kalbe taşınmasına yardımcı olurlar. Genetik olarak  hafif yetersizliği olan kişiler spor yaparak hem varis oluşumunu azaltabilir hem  de yapılan tedavinin daha başarılı olmasını sağlayabilirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tedavi  varisin şiddetine göre değişiklik gösterir. Ağ şeklinde veya yüzeyel ince  damarların tedavide artık yaygın olarak lazer kullanılıyor, cerrahi yöntem de  lazerle tedavi edilemeyen son aşamadaki vakalarda damarın çıkarılması şeklinde  uygulanıyor. Lazer yöntemi herhangi bir enjeksiyon gerektirmediği için  enfeksiyon riski, morarma ve ağrı şikayetleri olmuyor.. Uygun doz çok önemli  olduğu için mutlaka uzmanına yaptırılması gerekiyor. Varis tedavisinde damarlar  henüz ince kılcal damarlar halindeyken tedavi etmek en doğru olanıdır. Her  hastalıkta olduğu gibi erken tanı ve tedavi bu rahatsızlıkta da büyük önem  taşıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tedavi için 1 veya 2 seans için genellikle yeterli olmaktadır.  Kalp pili olan, epilepsi hastaları ve hamilelik dışında uygulanmasını engelleyen  herhangi bir durum yoktur. Seanslar 15 ile 45 dakika arasında değişir. Hasta  daha sonrasında işine dönebilir ve hiçbir şikayeti olmaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;BACAKLARIN  DÜŞMANI BATIKLARDAN KURTULUN&lt;/b&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Bacakta oluşan ve kabarık görünümleri  ile kadınları rahatsız eden batıkların oluşumunun en önemli nedeni yanlış  uygulanan epilasyon yöntemleridir. Bacaklardaki istenmeyen tüyleri epilasyon  makinesi ile almak batıklarla neden olur. Ancak kişinin kıl yapısı yatkınsa  hangi yöntemi kullanırsa kullansın batık oluşabildiğini de belirtmek gerekir.  Batıklardan kurtulmanın en etkili yöntemi lazer epilasyondur. Uygun lazer  epilasyon aleti seçilerek her cilt tipine uygulanabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Lazer epilasyon  tedavisi kişiye göre değişebilmekle birlikte ortalama 4-6 seans sürmektedir.  Güneşin kendisini hafif hafif gösterdiği ancak henüz tam olarak güneşlenme  sezonunun açılmadığı bu aylarda lazer epilasyon uygulamaları rahatlıkla tercih  edilebilir. Hafif düzeyde batığı olanlar için kozmetik ürünlerle cilt  yüzeyindeki ölü hücreler temizlenmesi ile kılların çıkışı kolaştırılabilir ve  böylece daha pürüssüz bacaklara sahip olmak mümkündür.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;SPOR VE MASAJ  PÜRÜZSÜZ BACAKLARIN ANAHTARI&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Spor ve masaj toplardamarları ve lenf  dolaşımın hızlandırır böylece sellülit ve varis oluşumları azalır. Ancak düzenli  ve bilinçli yapılması gerekir. Aynı zamanda diyetle desteklenmesi daha başarılı  olur. Bacak için en çok önericeğimiz ritmik yürüyüşler ve  yüzmedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;UYGUN NEMLENDİRİCİ SEÇİN&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Kuru cilt kaşıntı ve  kızarıklıklara neden olabilir. Nemlendirme ihtiyacı her ciltte değişmektedir.  Çok kuru olan ciltler özellikle banyodan çıkarken henüz vücudu kurulamadan yağlı  bir nemlendirici kullanırlarsa daha etkili olabilir. Kuruluk şikayeti olmayan  kişiler cildin elastikiyetini artırmak için su bazlı bir nemlendirici tercih  edebilirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;ÇATLAKLAR İLE BAŞA ÇIKMAK ÖNEMLİ&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Özellikle  ergenlik döneminde hızlı büyümeye bağlı olarak ve gebelikte oluşan çatlaklar  estetik açıdan sorun oluşturabilir. Oluşumunda en önemli faktör genetik  yatkınlıktır. Erken dönemde çatlak oluşumu meydana gelebilecek bölgeler henüz  mor renkli iken kullanılan kozmetik ürünler bir miktar fayda sağlayabilir. Ancak  beyaz ve vücutta oluşumu uzun sürelere dayanan çatlakları tedavi etmek oldukça  güçtür. Bu nedenle henüz oluşmadan çatlakları engellemek en doğru olandır.  Özellikle kalça, bacak iç yüzleri, bel bölgesi, dizlerin arkası, gebelerde ek  olarak karın ve gögüslerde görülebilir. Bu bölgeler düzenli olarak  nemlendirilirse elastik doku güçlenir ve gerilmelere karşı direnci  artar."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;ELLER TIPKI YÜZÜMÜZ GİBİ YAŞIMIZI ELE  VERİR&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Kadınların en çok önem verdiği konulardan birinin de el bakımı  olduğunu belirten Uz. Dr. Tuğba Yüzüak Türe'nin el bakımına ilişkin ipuçları ise  şöyle:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
"Ellerimiz vücudumuzun dış faktörlere en fazla maruz kalan  bölgesidir. Günlük bakımlarımızı ve ev işlerini yaparken farkında olmadan pek  çok kimyasal madde ile temas ediyoruz. Eller kendi Ph'ı, su kapasitesi ve yağ  oranı dengesi ile temas ettiğimiz maddelere karşı kendini koruyan bir yapıya  sahiptir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ancak uzun süreli aşırı temaslarda ya da fazlaca zararlı madde  ile temas sonucunda cildin bu yapısal özellikleri bozulabilir. Bunun sonucunda  egzemalar oluşabilir. Egzema tırnaklarda şekil bozukluğuna da neden olurken  mantar ve bakteri enfeksiyonlarına yol açabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;ELLERİNİZİ SIVI  SABUNLA YIKAMAYIN&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
El hijyeni yapılırken cildin doğal koruma  mekanizmalarını bozmamaya özen göstermeliyiz. Gereğinden fazla el yıkamamak,  sıvı sabunların tercih edilmemesi (içeriğindeki kimyasal maddeler ve daha fazla  kurumaya neden olduğu için), daha çok katı sabunların kullanılması, el yıkama  sırasında çok sıcak ya da çok soğuk su kullanılmaması önemlidir. El yıkama  sonrası nemlendirici kullanmaya özen göstermelidir. El hijyeni için kolonya,  ıslak mendil gibi kimyasalları kullanmamak gerekir. Unutmayın ki; cilt bütünlüğü  tam olan eller, enfeksiyonlara karşı zaten doğal direnca  sahiptir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;ELİNİZE DE GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜN KULLANIN&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Ellerimiz  vücudumuzun UV ışınlarına en fazla maruz kalan bölgelerindendir. Dışarı çıkmadan  önce yüzümüze uygulamadığımız güneş koruyucular ellrede sürülebilir. Böylece  ileri yaşlarda oluşabilecek cilt lekeleri için önlem almış  olursunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;MANİKÜRÜNÜZ DE ÖZENLİ OLMALI&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Manikür ve pedikür  uygulamaları esnasında mutlaka kendi altlerinizi kullanın. Çünkü bu şekilde pek  çok enfeksiyon (hepatitler, HIV, bakterial enfeksiyonlae, herpes gibi viral  enfeksiyonlar ve mantar hastalıkları) bulaşabilir. Yanlış yapılan manikür ve  pedikürle tırnak batıkları oluşabilir. Uygun olan tırnak kesimi, kenarlar küt ve  uzunluğu en az deri hızasında olandır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;TIRNAK BAKIMINI İHMAL  ETMEYİN&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;
Tırnak kırılmaları ve ayrışmaları da yine kimyasal temaslar  sonucunda oluşabileceği gibi demir eksikliği anemisi, çinko, vitamin B12, folik  asit eksikliğinden de kaynaklanıyor olabilir. Öncelikle kimyasal temasları  engelleyip, nemlendiriciler kullanmak önemlidir. Ancak buna rağmen fayda  sağlanmıyorsa doktora başvurmak gerekir."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2024/05/bacaklarinizi-yaz-sezonuna-boyle.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgY2SGNbjrgChC-R8Ylxj-NDAfs9n30mTyWkQB97-bn4NsTlcQ2hpcPNU5xPmfTCZm6v1qiJLs76PVTZZx2hIjEAfijezCQxGxas0fix9z5v-K3r3Bd6elZvPeG1vkHTtTkBPLhPv8aqYc/s72-c/Bacaklar%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1+yaz+sezonuna+b%25C3%25B6yle+haz%25C4%25B1rlay%25C4%25B1n%2521.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-7836657184283152178</guid><pubDate>Fri, 17 May 2024 14:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-05-17T21:49:20.355+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">güzellik sırları</category><title>Cilt bakım yağları botoksa alternatif olabilir mi?</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi6fMOtDVKSceEUN8TtS7EnaxgOQpzi0O8ibwNjdIKwQU7HQAjVBG3ZRPzXEibwPHkRn4PrdIl5BStRwdQ1W_vA-VYgNeeGcaW8zbsEuJeBpQf7jR4CM9vPEx0pYS8wkM5tZJmS90D9pU42/s1600/Cilt+bak%25C4%25B1m+ya%25C4%259Flar%25C4%25B1+botoksa+alternatif+olabilir+mi.jpg" style="clear: left; display: inline; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi6fMOtDVKSceEUN8TtS7EnaxgOQpzi0O8ibwNjdIKwQU7HQAjVBG3ZRPzXEibwPHkRn4PrdIl5BStRwdQ1W_vA-VYgNeeGcaW8zbsEuJeBpQf7jR4CM9vPEx0pYS8wkM5tZJmS90D9pU42/s1600/Cilt+bak%25C4%25B1m+ya%25C4%259Flar%25C4%25B1+botoksa+alternatif+olabilir+mi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;Botoks, günümüzde anti-aging uygulamalarda oldukça fazla kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle, doğru eller tarafından dozunda uygulanan botoks enjeksiyonları; kaz ayakları, alın bölgesi ve kaş ortası gibi bölgelerde kırışıklıklar için gerçekten de etkili sonuçlar ortaya çıkarıyor.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Hal böyle olunca da bazı üreticiler tarafından 'botoksa alternatif krem ve yağlar piyasaya sürülüyor. Peki cilt bakım yağları botoksa alternatif olabilir mi?&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Uçucu ve sabit yağlarla yapılan terapiler anlamına gelen aromaterapi konusunda Uzman Aromaterapist, Aromakolojist Leyla Çakır, bu konuda şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  "Sabit veya uçucu yağlar cilt bakımında kullanıldığında sayısız faydalar sağlar. Doğal olarak bazı bitkilerden elde edilen hyluronik asit ve özellikle turunçgiller familyasından uçucu yağlar ve GLA içeren sabit yağlarla yapılan özel formüller ile nem oranında artış, kırışık görünümünde azalma, daha sıkı bir cilt gibi gözle görülen sonuçlar elde etmek mümkün. Ayrıca kişilerin endişelerine göre aromatik cilt bakım ürünlerinde sıklıkla kullandığımız ölmez çiçek, günlük gibi uçucu yağların yaşlanma karşıtı etkileri ispatlanmış durumda. Üstelik birçok aromatik ve sabit yağ, anti oksidan benzeri aktivite gösterdikleri için erken cilt yaşlanmasının birinci sebebi olan serbest oksijen molekülleri ile savaşta da oldukça etkililer. Fakat bu faydalar arasında botoks etkisinden söz edilemez. Zira uygulama şekilleri ve etki mekanizmaları da tamamen farklıdır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Botoks ve dolgu kesinlikle konunun uzmanı bir hekim tarafından uygulanmalıdır. Bütün tıbbi ve destekleyici uygulamalar her zaman bu konuda yetkin olan tecrübeli uzmanlar tarafından yapılmalıdır. Aksi takdirde meydana gelebilecek aksaklıklar sağlığınızı olumsuz yönde etkileyecek sonuçlar doğuracaktır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Özellikle ve çoğunlukla vurguladığımız kişiye özel uygulama, atlanmaması gereken bir konudur. Her insanın kendine has cilt yapısı ve özellikleri olduğundan botoks, dolgu, çeşitli cilt üstü ve altı uygulamalar, önceden danışılarak bir uzman tarafından gerçekleştirilmedir. Kozmetik amaçla kullanılacak cilt bakım yağları ve diğer ürünler için de mutlaka bir uzmandan tavsiye alınmalıdır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Aromatik özler ile yapılan kozmetik formüller hem içeriğindeki aktif moleküller sayesinde cildimiz hem de güzel kokuları ile ruh halimiz üzerinde oldukça etkilidir. Buna 'çoklu fayda' diyoruz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Cildimizin güzel kokuya maruz kaldığında kendini daha hızlı iyileştirdiğini artık biliyoruz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Önemli olan noktalardan biri de cilt bakım yağlarının avantajlarını bilerek ve ihtiyaçlar doğrultusunda hangi amaca hizmet edecek şekilde kullanılacağını belirlemektir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Uçucu yağlar ile yapılan karışımlar ve formüller cilt bakım ritüellerine eklenecek ise, aromaterapi eğitimi almış estetisyenler ve diğer uzmanlar tarafından eklenmelidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2024/05/cilt-bakim-yaglari-botoksa-alternatif.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi6fMOtDVKSceEUN8TtS7EnaxgOQpzi0O8ibwNjdIKwQU7HQAjVBG3ZRPzXEibwPHkRn4PrdIl5BStRwdQ1W_vA-VYgNeeGcaW8zbsEuJeBpQf7jR4CM9vPEx0pYS8wkM5tZJmS90D9pU42/s72-c/Cilt+bak%25C4%25B1m+ya%25C4%259Flar%25C4%25B1+botoksa+alternatif+olabilir+mi.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-1301289055234531735</guid><pubDate>Thu, 16 May 2024 14:36:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-06-19T12:45:04.725+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlıklı yiyecekler</category><title>Dünyanın en meşhur lezzetleri </title><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjYsrXewsMO6Js2PL9RhFvLDEt8jqYIA8Zx9rzt6ERCr6KOlmUH0mV1ZEUa27CYaqXQiAR7y5ytu18q9PiTzOZ8telCIXAxiYsJYLpto_HcD5jr_A06eh798g0UDUZNnvrfUCm8esVM40h7/s1600/D%25C3%25BCnyan%25C4%25B1n+en+me%25C5%259Fhur+lezzetlerini+ke%25C5%259Ffedin+%2528800+x+480%2529.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjYsrXewsMO6Js2PL9RhFvLDEt8jqYIA8Zx9rzt6ERCr6KOlmUH0mV1ZEUa27CYaqXQiAR7y5ytu18q9PiTzOZ8telCIXAxiYsJYLpto_HcD5jr_A06eh798g0UDUZNnvrfUCm8esVM40h7/s1600/D%25C3%25BCnyan%25C4%25B1n+en+me%25C5%259Fhur+lezzetlerini+ke%25C5%259Ffedin+%2528800+x+480%2529.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;İtalya'nın kavunlu dondurması, İsrail'in falafel dürümü, Arnavut'un böreği, İsveç'in köftesi… Ligarba Turizm lezzet avı düşkünlerini enfes yemeklerle süslenmiş masalara davet ediyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kültürel lezzetleri yakından tanımak için mutfak turizmine 'merhaba' deyin!&lt;br /&gt;
&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiSPAkatdUfxMt89EZN5E-cNVdA6o3vQT_osUj_PBoP_tnrzSpQGGpElT_ftr-BjsBygPQnFXM-4dOIeLDHsZbh6j0O6pvZRGrwa8JTNpVjnNnQiN1tJT54LnrKkzMm5FwTa2TxYPPScaFv/s1600/yunan.png" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiSPAkatdUfxMt89EZN5E-cNVdA6o3vQT_osUj_PBoP_tnrzSpQGGpElT_ftr-BjsBygPQnFXM-4dOIeLDHsZbh6j0O6pvZRGrwa8JTNpVjnNnQiN1tJT54LnrKkzMm5FwTa2TxYPPScaFv/s1600/yunan.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="text-align: left;"&gt;Souvlaki, Yunanistan&lt;/span&gt;&lt;br style="text-align: left;" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Souvlaki, Yunanistan&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Mesafeyi açmadan, sağ baştan sayalım, anlatmaya komşumuzdan başlayalım. Mutfaklarımızın akrabalık derecesini tahmin etmeyi de size bırakalım. Mesela yazılışı bir hayli karışık görünen "Tzatziki" ancak "Caciki" olarak okunan, "acaba nedir nedir?" sorusuna gerek dahi olmayan meze; cacık! Yunanlılar küçük bir farkla süzme yoğurtla yaptıkları biraz da kıvamlı cacığı ekmeklerinin üstüne de sürüyor. "Peki yolumuz komşumuza düşerse tıka basa doyacağımızı, hiç yabancılık çekmeden zeytinyağlılarla dolacağımızı anladık da en meşhuru söyleyin de onu yiyelim" diyenler; "Suvlaki" yemeden dönmek yok. Tavuk etinden yapılan, her yerde kolayca bulabileceğiniz, Türkiye'nin döneri gibi yaygın olan bu hızlı yiyecek daha küçük parçalardan oluşan şiş kebabı andırıyor&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjHU6RUWl2ur92nixsla39PRDMmbMfGAonSc5bs8gcAogKiN7nuvSLLOP6Zh17VGwI065mGoIKCLnn-MQWpoX2bMMCw-5CwMaoQVO9cwnH9i9UwHqDYE6jE__ToZUeyKXV-QL2oRrs7ZK9u/s1600/ukranya.png" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjHU6RUWl2ur92nixsla39PRDMmbMfGAonSc5bs8gcAogKiN7nuvSLLOP6Zh17VGwI065mGoIKCLnn-MQWpoX2bMMCw-5CwMaoQVO9cwnH9i9UwHqDYE6jE__ToZUeyKXV-QL2oRrs7ZK9u/s1600/ukranya.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Borsch, Ukrayna&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Adana'nın bicibicisine benzeyen, tatlı bir isminin olduğu düşünülen Rus Pancarından yapıldığı söylenen çorba aslen Ukrayna'nındır. Daha doğrusu Rusya'nın çok benzeri bir çorbası var ancak meşhuru bu! Üzerine de ayva tatlısının üzerindeki kaymak misali krema kondurulmuş iyice tatlı görünümüne bürünmüş olan çorba, içinde bulunan kemikli sığır inciğiyle tüm hayalleri önce yıkıyor, sonra damaklarda yeni bir lezzet biçimi yapılandırıyor. Sebzesi de bir hayli bol olan çorba, içindeki kereviz, kuru soğan, sirke ve pancar ile özellikle kış aylarında şifa dağıtıyor. Kökeni 19. Yüzyıla uzanan bu kırmızı çorba, malzeme çeşitliliğiyle damaklarda iz bırakmak için Ukrayna'da hazır bekliyor. Dumanı tüterken, Ligarba Turizm'de bilet kampanyası varken vize de yokken bekletmemekte fayda var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8MsD03K7vMl7S_gkiQGVuxDg3KVy6w8nOTNqMHojOVQU7S-Q_ZJsoY3Qg8UArGMDRNcFHJKlr4k8dIguySpjTo1Sg8cWYsIpZqiL5aYPVFoBo1j2zR1hrqqIjeaxv4YtTJ2UYzmduXPYx/s1600/italya.png" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8MsD03K7vMl7S_gkiQGVuxDg3KVy6w8nOTNqMHojOVQU7S-Q_ZJsoY3Qg8UArGMDRNcFHJKlr4k8dIguySpjTo1Sg8cWYsIpZqiL5aYPVFoBo1j2zR1hrqqIjeaxv4YtTJ2UYzmduXPYx/s1600/italya.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Pizza, İtalya&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Pizza'nın anavatanını bilmeyenimiz, en klişe sohbetleri çekmeyenimiz kaldı mı? Esasen İtalya'da yiyecekten bol bir şey yok; pizzanın yanında türlü hamurla yapılan makarnanın da lezzetine diyecek yok. Marifetli mutfakların soslarının lezzetleri de dünyada başka hiçbir yerde yok. İyisi mi pizzayı bahane edip İtalyan mutfağına leziz bir yolculuk yapmanın vakti geldi çattı. İtalyan efsanesi pizza aslında Türklerin peynir ekmeğiyle eş değer. Zaten bir rivayete göre de Osmanlı pidesinden ilham alan İtalyan aşçı, pizzayı icat etti. Yoksul halkın mozzarella peyniri ve domatesle yarattığı şaheser, kraliçenin sihirli dokunuşuyla dünyanın en meşhur lezzetlerinden birine dönüştü. Ayrıca fakir nerede bulacak pizzayı, zenginin mutfağına çoktan transferini istedi. İtalya'da yediğiniz pizzada bambaşka bir lezzetle karşılaşacağınıza sizi temin ederiz. Peynir, domates ne kadar farklı pişirilebilir diyenlerden de dönünce bir randevu isteriz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhlKfCxMTw1QTjMJIw_B2PseUD4y7U49IZ_gvM658emvfrq3dwTsoqzJAkuoT7K7Lr8bCy8PGXPhbTr1-NEaaQNGbABzQmZ0Hpo2J39k4j-6kfYHZsaWrj03ltIayP2WvsAgUtcnsDwD1K8/s1600/ispanyol.png" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhlKfCxMTw1QTjMJIw_B2PseUD4y7U49IZ_gvM658emvfrq3dwTsoqzJAkuoT7K7Lr8bCy8PGXPhbTr1-NEaaQNGbABzQmZ0Hpo2J39k4j-6kfYHZsaWrj03ltIayP2WvsAgUtcnsDwD1K8/s1600/ispanyol.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Paella, İspanyol&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Bazen aynı yemeği birimiz bayıla bayıla yeriz, ötekimiz içimiz hoplamadan yan gözle dahi bakamayız. Şimdi İspanyolların yeniden bayılmak için ayıldığı, Türk mutfağında ufak tefek değişikliklerle entegrasyonu mümkün olan oldukça Akdenizli bir yemekte sıra!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tıpkı güveç gibi, Paella da pişirildiği iki kulplu tavanın ismiyle anılır. Ana malzemesi pirinç ve safran olan, tabanı sapsarı pilavla kaplı bir tava yemeği Paella. Üzerindeki süslemelere gelince iş biraz karışıyor, standart bir şey söylemek pek mümkün olmuyor. Akdenizli dostlarımızın sıcak kanlı olduklarını, Türklere benzediklerini ve kültürel olarak çok da uzak hissi yaratmadığını duymuşsunuzdur. Esasen mutfakları da öyledir. Bolca deniz ürünü bulunabilir, sebze tariflerine kulak kabartılabilir. Paella yalnızca balıklı istenebilir ancak orijinalinin içinde karides, balık, kalamar ve mevsim sebzelerinin yanı sıra, sezonun av hayvanlarının etleri de eklenebilir. Oldukça karışık bir pilav olan Paella herkesin damak zevkine ortak olmasa da denenmesi muhakkak tavsiye edilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="m_6346585297775569914separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOHOwE4Xd2UoVaB4JK3ZX51G8LQ8eeBhs7J6-1UnQMPqAKAQ_EcOZZBVgg7TeQ9zrujAyV8UOI0mSfSKh1QXk3YqwBkZMWrSFE_RMjQ2r6Blv_F0e3R3EVUdjIva5K_VC7MWnoHRcLQzk8/s1600/isve%25C3%25A7.png" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOHOwE4Xd2UoVaB4JK3ZX51G8LQ8eeBhs7J6-1UnQMPqAKAQ_EcOZZBVgg7TeQ9zrujAyV8UOI0mSfSKh1QXk3YqwBkZMWrSFE_RMjQ2r6Blv_F0e3R3EVUdjIva5K_VC7MWnoHRcLQzk8/s1600/isve%25C3%25A7.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Köfte, İsveç&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
İsveç köftesi bir kol mesafesine, her daim ulaşılması kolaylaşan buzluklarımıza dahi girdi. Anca köfte deyince ne Tekirdağ gelsin aklınıza ne de kasap. İsveç'in köftesi avuç içinde yuvarlanan minik topların, kremalı sos, reçel ve patates püresi karışımı eşliğinde sunularak yenir. Eskiden en güzel av hayvanlarından biri olan, şimdilerde neyse ki yaşamına karışılmayan ya da popülasyonu azaldığı için vurulamayan ren geyiklerinden yapılan İsveç köftesi artık dana etinden yapılıyor, tüm ülke de bayıla bayıla yiyor. Elbette İsveç'in suyuyla ıslanmış, hamuruyla tatlanmış bir köfte bambaşka lezzetler sunar ama çok merak edenler gidene kadar ülkemizde ya da komşunun buzluğunda da bulabilirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhR-i3zub45QXAld254XLkSTT9_cmIod6gXZCmiKtZjidBV8JFkQdHR7W2RdEo2PbQl7cT7yACrLZzUkUvGiSYeX99Hmh5osmIZmRUn_9hjham8pvyv2vNEeJadWcLEzzEJEXrcsr0pv4in/s1600/%25C3%25A7in.png" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhR-i3zub45QXAld254XLkSTT9_cmIod6gXZCmiKtZjidBV8JFkQdHR7W2RdEo2PbQl7cT7yACrLZzUkUvGiSYeX99Hmh5osmIZmRUn_9hjham8pvyv2vNEeJadWcLEzzEJEXrcsr0pv4in/s1600/%25C3%25A7in.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Pekin Ördeği, Çin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Ördek ilk olarak asırlar önce Yuan Hanedanı Çin İmparatoru için hazırlandı ve o yıllarda sebzesiz, sossuz bir türü mutfakta yerini aldı. Daha sonra Ming Hanedanlığı'nda içeriği zenginleşti, lezzeti gelişti ve Pekin Ördeği, imparatorluk mutfağındaki sarsılmaz yerini aldı. Ogün bugün tadı damaklarda, hikâyesi hafızalarda kalan, eskinin asillerinin masalarını süsleyen bu yemek, soslandığı marmelattan dolayı zıt lezzetleri sevmeyenlerin ön yargılarına hedef olsa da bir yudum alanın ardından ortam sessizleşiyor. Eleştirinin ardı arkası kesilip şikâyetler sona eriyor, herkes bir tek anın tadını çıkarmak için tabağına konsantre oluyor. Nasıl deneyim ama yemeyen pişman oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi2SOEH81cDqoapmqhrkEH_AQolfzf5TqARERBeS5BL7ZbPjEnN5XHI3E0ByAbR5of-k0UtQWpaP7keWngVPgzXJQ1whxJUPnc7qELYrLmVxsah7tVvSJYPt0vbsyfDCvi4Gd949TM18aDp/s1600/macar.png" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi2SOEH81cDqoapmqhrkEH_AQolfzf5TqARERBeS5BL7ZbPjEnN5XHI3E0ByAbR5of-k0UtQWpaP7keWngVPgzXJQ1whxJUPnc7qELYrLmVxsah7tVvSJYPt0vbsyfDCvi4Gd949TM18aDp/s1600/macar.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Gulaş, Macaristan&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Hikayesi Osmanlı'nın dünyaya ün saldığı, her yerde hüküm sürmeye başladığı dönemlerden, ismi esasen "kul aşı" olan bir tür yahniden armağan olan Gulaş, Macaristan'ın en harika lezzetlerinden biri. Genellikle dana etiyle yapılan, nadiren domuz yağı ile karıştırılan yahut domuz eti karıştırılan lezzet, esasen çorbadan kuru, yahniden sulu, orta direk bir kıvamda yapılıyor. Türk mutfağını seviyor, et yemeden yapamıyorsanız, "nerede bu yahninin soğanı" da diyemeyecek, soğan ve biber kavurmasıyla lezzetlenen gulaşın tadına bayılacaksınız. Oralara kadar gitmişken dünyanın en büyülü kenti Budapeşte'yi etraflıca gezmeden dönmeyin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2020/02/dunyann-en-meshur-lezzetlerini-kesfedin.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjYsrXewsMO6Js2PL9RhFvLDEt8jqYIA8Zx9rzt6ERCr6KOlmUH0mV1ZEUa27CYaqXQiAR7y5ytu18q9PiTzOZ8telCIXAxiYsJYLpto_HcD5jr_A06eh798g0UDUZNnvrfUCm8esVM40h7/s72-c/D%25C3%25BCnyan%25C4%25B1n+en+me%25C5%259Fhur+lezzetlerini+ke%25C5%259Ffedin+%2528800+x+480%2529.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-8982583056944827397</guid><pubDate>Thu, 16 May 2024 14:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-05-16T17:33:49.914+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Manşet</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlıklı yaşam</category><title>Yorgunluğunuzun 7 nedeni...</title><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhMSmxsjxLf1DwsU0w2odLV41Q6J5PqraSlnkzR5tVKPMxyN_77EkOzaFX2_-mQgGe5Sn_TZJfc1XQsGFH_d-CrTZqWMd0vSSB-9OF_7MdRDI06gDulfRutEoyh808Z5yHAawJE1ALiFWNU/s1600/Yorgunlu%25C4%259Fun+7+Nedeni....jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhMSmxsjxLf1DwsU0w2odLV41Q6J5PqraSlnkzR5tVKPMxyN_77EkOzaFX2_-mQgGe5Sn_TZJfc1XQsGFH_d-CrTZqWMd0vSSB-9OF_7MdRDI06gDulfRutEoyh808Z5yHAawJE1ALiFWNU/s16000/Yorgunlu%25C4%259Fun+7+Nedeni....jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Bazı dönemler vardır ki, sabah uyandığımızda bile yorgunluk hissederiz. Vücudumuzun artık bitkin olduğu hissine kapılırız ve tüm bunlar ile beraber nedenini anlamakta güçlük çekeriz. Peki bu yorgunluğun nedeni ne?&lt;/b&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;İşte uzmanlar tarafından yapılan bir araştırma sonucu belirlenen 7 neden...&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Kansızlık:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Hipotiroid:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş ve hattâ biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder…&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;İdrar yolu enfeksiyonu:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kadınların çoğunda idrar yolu enfeksiyonu yanma veya sık idrara gitme ihtiyacı gibi belirtilerle birlikte ise de bazı hastalarda hiçbir belirti olmayabilir ya da belirtiler hafif olduğundan fark edilmeyebilir. Sürekli yorgunluk da bu gibi idrar yolu enfeksiyonlarının tek belirtisi olabilir&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Fazla kafein alımı:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir uyarıcı olan kafein, fazla miktarda alındığında yorgunluğa neden oluyor. Bu nedenle kafein alımının daha da artırılması sorunun kötüleşmesine sebep oluyor…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Besin intoleransı:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hafif bir besin intoleransı bile uykunuzun gelmesine yol açabilir. Tolere edemediğiniz yani yendiğinde size, sizin bu besine bağlamadığınız ve ondan olduğunu düşünmediğiniz rahatsızlıklar verebilen bazı besinler olabilir. Bu besinlerin farkında olmadan sürekli yenilmesi kendinizi, sürekli yorgun ve tükenmiş hissetmenize neden olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Uyku apnesi:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uyku apnesi, hastalığına yakalanmışsanız yani her gece birçok kez nefes almanız durmuşsa, gece kaç saat uyursanız uyuyun bütün gün yorgun olursunuz. Uyku apnesi konusunda uzmanlaşmış bir doktordan yardım almalısınız.&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Kalp hastalığı:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Evi temizlemek gibi sıradan işler sizi yoruyorsa, kalp hastalığına yakalanma ihtimaliniz olabilir. Basit hareketlerle gelen yorgunluk hissi sebepsiz yere ortaya çıktıysa, vakit geçirmeden bir kardiyoloji uzmanına başvurmalısınız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ancak, yorgunluğun hangi nedenden olduğunun ortaya konulması için bir hekime başvurulması gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2024/05/yorgunlugunuzun-7-nedeni.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhMSmxsjxLf1DwsU0w2odLV41Q6J5PqraSlnkzR5tVKPMxyN_77EkOzaFX2_-mQgGe5Sn_TZJfc1XQsGFH_d-CrTZqWMd0vSSB-9OF_7MdRDI06gDulfRutEoyh808Z5yHAawJE1ALiFWNU/s72-c/Yorgunlu%25C4%259Fun+7+Nedeni....jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-7185032387113448699</guid><pubDate>Thu, 16 May 2024 14:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-05-16T17:26:01.267+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Yaşam</category><title>Bahar temizliğinde sağlık için dikkat!</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEisiASOFneAic1-Z0pY5_SDMQSEZBbVwZLnS-5U8nkennFhdZKSUJz6gQYBaytJRWWUFSGjAQ2qB8akDNCOF-gcWvKANzBlM8TRfFeRd6aEyLpq6w3jmpdBkJ5cMKCzcrMzihL9p1jKH-2t/s1600/Bahar+temizli%25C4%259Finde+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1k+i%25C3%25A7in+dikkat+edilmesi+gerekenler.Jpeg" style="clear: left; display: inline; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEisiASOFneAic1-Z0pY5_SDMQSEZBbVwZLnS-5U8nkennFhdZKSUJz6gQYBaytJRWWUFSGjAQ2qB8akDNCOF-gcWvKANzBlM8TRfFeRd6aEyLpq6w3jmpdBkJ5cMKCzcrMzihL9p1jKH-2t/s1600/Bahar+temizli%25C4%259Finde+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1k+i%25C3%25A7in+dikkat+edilmesi+gerekenler.Jpeg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Bahar geldiğinde hemen her evde hummalı bir temizlik faaliyeti başlar. Bahar temizliği sadece evin ve çevrenin temizlenmesi anlamına gelmez. Bu temizlikte belirli noktalara dikkat ederseniz, ailenizin de sağlığını koruyabilirsiniz.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;  &lt;br /&gt;  Liv Hospital Ulus Sağlıklı Yaşam ve Check up Klinği'nden &lt;u&gt;&lt;b&gt;Dr. Öğr. Gör. Eren Eroğlu&lt;/b&gt;&lt;/u&gt; bahar temizliği yaparken dikkat edilmesi gereken püf noktalarını anlattı.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Evi bol bol havalandırın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Baharda dışarıda taze ve yenilenmiş hava vardır. Bu yüzden içeride karbondioksit oranı yükselmiş ve evsel atıklarla kirlenmiş havanın değiştirilmesi sağlık açısından birçok fayda içerir. Özellikle sabahları evin havalandırılması ve kapalı mekanların dışarıyla teması uzun gece boyunca biriken gazları dışarıya atacak ve havada asılı kalmış mikroplarla kirli partikülleri bertaraf edecektir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;h3 style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;Temizlik yaparken dikkat edilmesi gerekenler&lt;/b&gt;&lt;/h3&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;ul&gt;  &lt;li&gt;Temizlik yaparken, hava yoluyla yayılan polenleri ve alerji yapan maddeleri evinizden uzaklaştırmak için klima filtrelerini temizleyin, havalandırma kanallarının tozunu dikkatlice alın.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Neleri atacağınızı gözden geçirirken ilaç dolabınızı da ihmal etmeyin. Tarihi geçmiş ve bozulmuş ilaçları derhal atın. Böylece hem yanlış ilaç kullanımına bağlı riskleri bertaraf etmiş olursunuz hem de dolabınızda yer açılır.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Bodrumu, ardiyeyi ya da garajınızı temizlerken artık boya, solvent, tiner, makine yağı gibi zehirli maddeleri taşıyan eski teneke kutuları bir kenara ayırın. Diğer çöplerden ayrı olarak zehirli atık konteynerlerine atın.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Aynı şekilde lavabo altlarını, dolapları kontrol edip zehirli olabilecek eski temizlik malzemelerinden kurtulun.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Banyo, tuvalet gibi ıslak ve nemli alanlardaki küf ve mantarları zehirli madde içermeyen temizleyicilerle temizleyin. Mantar ve küf hassasiyeti olan kişilerde alerjilere hatta daha ciddi hastalıklara sebep olabilir.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Düşmelere ve kazalara engel olmak için halı ve kilimlerinizin kaymasını engelleyen tabanlıkların sağlam olduğunu kontrol edin, eskiyenleri değiştirin.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Çocuklarınızın oynadığı alanlarda ya da arka bahçenizde kazalara sebep olabilecek kırık korkuluk, çit, merdiven ve açıkta kalmış inşaat artıklarını ortadan kaldırın.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Havyan besliyorsanız hijyen konusunda daha dikkatli olmanız gerekir. Çünkü dışarıdan eve giren bir köpek ya da kedi eve mikrop taşıyabilir, böylece evin hijyeni bozabilir.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Tuvalet temizliğinde çamaşır suyu gibi virüslere etkili temizlik maddeleri iyi sonuç verir. Fakat zaman zaman yapıldığı gibi çamaşır suyunun tuz ruhuyla karıştırılması zehirli gazlar ortaya çıkartır. Temizlik maddeleri seçerken çevreye en zarar vereni kullanmak geleceğimizi teminat altına almak açısından önemlidir.&lt;/li&gt;  &lt;/ul&gt;  &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2024/05/bahar-temizliginde-saglik-icin-dikkat.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEisiASOFneAic1-Z0pY5_SDMQSEZBbVwZLnS-5U8nkennFhdZKSUJz6gQYBaytJRWWUFSGjAQ2qB8akDNCOF-gcWvKANzBlM8TRfFeRd6aEyLpq6w3jmpdBkJ5cMKCzcrMzihL9p1jKH-2t/s72-c/Bahar+temizli%25C4%259Finde+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1k+i%25C3%25A7in+dikkat+edilmesi+gerekenler.Jpeg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-8125001868286616181</guid><pubDate>Thu, 16 May 2024 14:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-05-16T17:20:54.771+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlıklı yaşam</category><title>Beyin sağlığınızı, beslenerek koruyun!</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioTsstDirq3X99V_esk8JUhPPwdx5C_eJJBzPmrCs-80wC561CGZs_0mkVg0rTY2GNSmJJUxQSIVX4qsY6uhWrAsBGTrJ8lgdL0CLiMp4flGwFtst1kztmdxhqUDsn8W18147xmbBc0eCt/s1600/Beyin+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1%252C+do%25C4%259Fru+beslenerek+koruyun%2521.jpg" style="clear: left; display: inline; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioTsstDirq3X99V_esk8JUhPPwdx5C_eJJBzPmrCs-80wC561CGZs_0mkVg0rTY2GNSmJJUxQSIVX4qsY6uhWrAsBGTrJ8lgdL0CLiMp4flGwFtst1kztmdxhqUDsn8W18147xmbBc0eCt/s1600/Beyin+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1%252C+do%25C4%259Fru+beslenerek+koruyun%2521.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Beslenme; anne karnından, yaşlılığa kadar hayatın her döneminde büyük önem taşıyor. Hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve yaşam kalitesinin artırılması, yeterli ve dengeli beslenmeyi öğrenmekten geçiyor.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;  &lt;br /&gt;  Yanlış beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesinin kronik hastalık riskinin azaltılmasında temel faktörlerden biri olduğunu vurgulayan uzmanlar, sigara &amp;amp; alkol kullanımı, kolesterol ve yüksek tansiyon gibi etkenlerin beyin sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek,düzenli beslenmenin beyin sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkcü, doğru beslenmenin beyin sağlığı üzerindeki etkileri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;"Beslenme bireye özgü olarak planlanmalı"&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  "Beslenme, bireylerin büyüme ve gelişme potansiyellerine ulaşabilmeleri, hastalıklardan korunmaları ve kaliteli bir yaşam sürmeleri için temel bir gereksinimdir. Beslenme anne karnından yaşlılığa kadar insan yaşamının her döneminde önemlidir. Hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi için yeterli ve dengeli beslenmeyi bilmek ve öğrenmek gerekir" diyen Özden Örkcü,&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: arial;"&gt;  "Yeterli ve dengeli beslenme yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite, genetik, fizyolojik özellikler, hastalık durumu vb. çeşitli etmenlere göre enerji ve besin öğelerinin her birini yeterli miktarda alabilmek, bunların kaynağı olan besinleri besleyici değerlerini kaybetmeden ve sağlığı bozucu duruma getirmeden işleyip tüketebilmektir. Yeterli ve dengeli beslenmenin sağlığın korunması ve yeniden kazandırılmasındaki rolü giderek önem kazanmaktadır. Bu nedenle beslenme; bireye özgü olarak planlanmalı ve uygulanmalıdır" şeklinde konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/b&gt;  Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkcü, beyin sağlığını destekleyen besinler hakkında şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Yoğurt, beyin sağlığı için büyük önem taşıyor!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  "Yoğurt, beyin sağlığı için çok önemli bir besin kaynağıdır. Özellikle tam yağlı yoğurt, beynin aktivitesini artırarak hücre zarı gelişimine destek olur. Yoğurda ekleyebileceğiniz birkaç parça bitter çikolata ile beyin kan akımını artırarak çocuğunuzun zihnini daha aktif tutmasını sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Yumurtalı ıspanak ve lahana cipsi, beyin hücrelerini büyütüyor!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Folat ve vitamin dolu, ıspanak, lahana gibi yeşillikler çocuğunuzun ileri yaşlarda demans olma riskini düşüren sağlıklı bir diyetin parçalarıdır. Özellikle yumurtalı ıspanak ve lahana cipsi yeni beyin hücrelerinin büyümesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Balık yemeyi unutmayın!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Doğal yağlı balık, iyi bir D vitamini kaynağıdır. Çocuğunuzun bilişsel gerileme ve hafıza kaybına karşı beynini korumak için Somon, ton balığı, sardalye gibi Omega-3 içeren balıkları yedirin.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Salam, sosis ve sucuktan uzak durun!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Yapay madde, boya, aroma, koruyucu ve tatlandırıcı içermeyen etleri tercih edin. Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş gıdalardan uzak durun.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Fındık, sinir sistemine iyi geliyor&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Protein, esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineraller ile dolu, fındık ve tohumlar çocuğunuzun sinir sistemini mutlu eden besinlerdir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Yulaf ezmesi kalp ve beyin damarlarını koruyor!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Protein ve lif bakımından zengin yulaf ezmesi, kalp ve beyin damarları sağlığını korur. Yapılan bir çalışma, şekerli yulaf ezmesi yiyen çocukların şekerli tahıllar yiyen çocuklara göre bellekle ilgili akademik görevleri daha iyi yaptığını ortaya koymuştur. Besinleri tatlandırmak için şeker yerine tarçından yararlanın. Baharat bileşikleri beyin hücrelerini koruma konusunda destek görev yaparlar.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Zerdeçal, birçok kronik hastalığın tedavisinde rol oynuyor&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Zerdeçal içerdiği antioksidant özellikleri ile halk sağlığının korunması amacıyla kullanılan bir bitkidir. Bitkinin ana bileşeni olan kurkumin polifenolik özellikleri ile inflamasyonun temel rol oynadığı birçok kronik hastalıkta tedavi edici özellik göstermektedir. Ayrıca çeşitli kanser türlerinde önleyici ve tedaviye yardımcı etki gösterdiği belirtilmektedir. Multiple skleroz, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkların yanı sıra bilişsel performans, sözel hafıza gibi kognitif bozukluklarda, Crohn Hastalığında, Helikobakter pilori enfeksiyonunda, kadavradan böbrek transplantasyonu sonrasında, safra kesesi işlevinde kurkuminin koruyucu etkisinin olduğu belirlenmiştir."&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Beyin sağlığı için bu önerilere dikkat!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkcü, beyin sağlığı için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -"Beynin sevmediği şey, oksijensizlik yani kirli hava. Bu nedenle özellikle büyük şehirlerde yaşayan kişilerin, açık hava ve ağaçlık alanlarda ya da deniz kıyılarında nefes egzersizleri yaparak beynini oksijene doyurması gerekiyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Açık havada yürüyüş ve egzersiz yapın.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Düzenli beslenmek de beynin gelişmesinde önem taşıyor. Beynin kan-şeker seviyesi özellikle ana öğünlerde takviye alıyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Tansiyon yüksekliği, damar sertliğinin en önemli faktörlerinden biri. Ölüm sebepleri arasında üçüncü sırada yer alan beyin damar hastalıklarından korunmak ve beynin kan akışını korumak için tansiyonu gerek diyetle gerekse medikal tedavi ile dengede tutmak şart.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Sigara tüm vücuda olduğu gibi beyne de önemli ölçüde zarar veriyor. Beyin sağlığını korumak için sigara içmemek gerekiyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Alkol beyin hücrelerini uyuşturuyor. Sarhoşluk hali dediğimiz durumlarda, beyin hücrelerinin metabolizmasının bozulmasına ve tüm zihinsel fonksiyonlarda kontrolün ortadan kalkmasına neden oluyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Kan yağları, kolesterol ve benzeri yağlar kalp ve bedenin başka organlarında olduğu gibi beyin damarlarına da oturarak tıkanıklıklara sebep oluyor. Bu nedenle kolesterole dikkat etmek, gerekirse diyet yapmak, yağsız beslenmek beyin sağlığı açısından oldukça gerekli.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Uyku da beyin fonksiyonları için önem taşıyor. Her gün altı-sekiz saat arasında uyumak, bütün gün çalışan beynin dinlenmesine sebep oluyor. Bu süre zarfında arşivlemek istediği materyalleri beynin temporal bölgesinde depoluyor. Bu işlem ancak uykuda gerçekleşebiliyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Her gün yaptığınız rutin işlerde değişiklik yapın. Markete giderken kullandığınız yolu zaman zaman değiştirin farklı yollardan gidin. Beyninizi şaşırtın, böylece beyin hücrelerinizi aktive edin.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Sosyal ortamlara girin. İnsanlarla konuşup, çeşitli konuları tartışın. Beyin fırtınası yapın.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Çengel, sudoku gibi bulmalacalarla haşır neşir olun. Bu hem geçmiş hem de yakın belleğinizi çalıştırır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2020/07/beyin-saglgnz-beslenerek-koruyun.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEioTsstDirq3X99V_esk8JUhPPwdx5C_eJJBzPmrCs-80wC561CGZs_0mkVg0rTY2GNSmJJUxQSIVX4qsY6uhWrAsBGTrJ8lgdL0CLiMp4flGwFtst1kztmdxhqUDsn8W18147xmbBc0eCt/s72-c/Beyin+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1%252C+do%25C4%259Fru+beslenerek+koruyun%2521.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-9193269514017087260</guid><pubDate>Tue, 14 May 2024 14:10:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-05-14T17:10:27.531+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">güzellik sırları</category><title>Bronzlaşma uğruna kanser olmayın</title><description>&lt;img alt="Bronzlaşma uğruna kanser riskini göze almayın" border="0" data-original-height="545" data-original-width="800" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi4-kIFIe_fa3oyfltLxnGxoK4JpcZxP5h18UFr1Jx2A5vuh_WHLKLNDyY9VBFRbxfubXWySpZAPlfYqA4uPxILdwXOX0ZmPq8CK4mlMy-mAadVJYu-fluWWHGKjnuKVKw6OI87IrF2liw/d/yanik2.jpg" style="color: #444444;" title="Bronzlaşma uğruna kanser riskini göze almayın" /&gt;&lt;div&gt;&lt;font color="#444444"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/font&gt;&lt;b&gt;"Bronzlaşma uğruna hem sağlığımızdan, hem paramızdan oluyoruz.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;Bronzlaşma, güzelleşmenin bir yolu gibi görülüyor, oysa bronzlaşma güneş yanığıdır ve deri hücrelerinin hasar gördüğünün işaretidir." diyen Dr. Sinan Akkurt, güneş altında uzun süre kalınmaması gerektiğini vurguladı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span style="color: #444444;"&gt;Güneşten korunmak için ince ve açık tonlarda giyinilmesi, gözlük, şapka kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Dr. Akkurt, güneşte uzun süre kalması gerekenlerin mutlaka koruyucu doğal losyon ve güneş sonrası nemlendirici kullanmasını önerdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;Biorezonans Uzmanı Dr. Sinan Akkurt, güneşlenmenin cildi yaşlandıran, hasar görmesine sebep olan bir eylem olduğunu vurgularken, özellikle yaz aylarında plajlarda bronzlaşma için uzun zaman güneşe maruz kalan kişilerin kansere uzanan riskleri üzerlerine çektiklerine işaret etti. Dr. Akkurt, özellikle beyaz tenli bayanların bronzlaşma isteği duyduğunu, ancak ciltlerinde koyu renk pigmentleri bulunmadığından bunun mümkün olmadığını dile getirdi ve ekledi: "Uzun süre güneş altında kalmak cilt kanserine neden olabiliyor. Deniz ya da havuzdayken geçirdiğiniz zaman dilimi hem sağlığınızı korumanız, hem de vücudunuzun renk değişimini eşit oranda yaşaması için yeterlidir."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;Güneşte kalınan süreden sonra vücuda uygulanacak güneş sonrası bakım kremlerinin önemine işaret eden Dr. Sinan Akkurt, tercihin yine doğal içerikli ürünlerden yana kullanılmasını önerdi. Bu kremlerin cilde kaybettiği nemi geri kazandırdığını ve deri soyulmasını engellediğini ifade etti. Güneş yanığıyla birlikte yüksek ateş şikayeti olanların derhal doktora başvurması gerektiğinin altını çizdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="color: #444444;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2017/05/bronzlasma-ugruna-kanser-riskini-goze.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi4-kIFIe_fa3oyfltLxnGxoK4JpcZxP5h18UFr1Jx2A5vuh_WHLKLNDyY9VBFRbxfubXWySpZAPlfYqA4uPxILdwXOX0ZmPq8CK4mlMy-mAadVJYu-fluWWHGKjnuKVKw6OI87IrF2liw/s72-c-d/yanik2.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-2070187300327175096</guid><pubDate>Thu, 09 May 2024 15:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-05-09T18:50:56.688+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">diyet zayıflama</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Manşet</category><title>Paranızı değil, kilolarınızı eriten bahar diyeti!</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiprfi_VdU5-Sws_aAxO8NhQnrzjIS7Hf4IiNMLcDkZywKD8fc5hGjep5vXRfFVKuMN7VNYr_V39ocBxo3yu4Q0kQ0McdChr6qgCly1CbLERHbgVVCAlOWqwCKQO_e8EDLytV2ySCRXdW3D/s1600/Paran%25C4%25B1z%25C4%25B1+de%25C4%259Fil%252C+kilolar%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1+eriten+bahar+diyeti%2521.jpg" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiprfi_VdU5-Sws_aAxO8NhQnrzjIS7Hf4IiNMLcDkZywKD8fc5hGjep5vXRfFVKuMN7VNYr_V39ocBxo3yu4Q0kQ0McdChr6qgCly1CbLERHbgVVCAlOWqwCKQO_e8EDLytV2ySCRXdW3D/s1600/Paran%25C4%25B1z%25C4%25B1+de%25C4%259Fil%252C+kilolar%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1+eriten+bahar+diyeti%2521.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Bahar geliyor, kış kilolarından kurtulmanın tam zamanı! Diyet listelerindeki bazı besinler fiyatlarıyla gözünüzü mü korkutuyor? Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hatice Sultan Kirişci, her keseye uygun alternatifleri önerdi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Kışın sona erdiği ve henüz yaz ürünlerinin yetişmediği bahar döneminde diyet yapmak da pek ucuza mal olmuyor. Fakat ufak ipuçları ve dokunuşlarla hem sağlıklı hem de ekonomik beslenmek mümkün. Mesela bahar döneminde artık sona yaklaşan kış ürünlerine yönelebiliriz. Haftalık alışveriş için mutlaka liste hazırlamalı alışverişte bu listenin dışına çıkmamalıyız. Ayrıca sebze ve meyve ihtiyacımızı semt pazarından haftalık olarak yapmamız da ekonomik beslenmemize büyük katkı sağlayacaktır. Peki diyet listelerinden eksik olmayan kinoa, avokado, somon yerine ne tüketebiliriz? İşte Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hatice Sultan Kirişci her mutfakta yer alan o alternatifler…&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;KIRMIZI ET ŞART DEĞİL, BARBUNYA DA OLUR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  En yüksek protein kaynağı anne sütünden sonra yumurtadır. Kırmızı ete alternatif olarak protein ihtiyacınızı daha uygun fiyatlı yumurta ile sağlayabilirsiniz. Kırmızı ete diğer alternatif ise kurubaklagiller… İçerik açısında protein değerleri neredeyse kırmızı etle aynı değerdedir. Ayrıca kırmızı etten farklı olarak kurubaklagiller (kuru fasulye, nohut, bezelye, barbunya) yüksek oranda lif içeriği nedeniyle özellikle kabızlık şikayeti yaşayan bireylerin bağırsak florasını düzenlemeye yardımcıdır.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Alternatif olarak beyaz ete yönelirsek bütün tavuk almak daha hesaplı olacaktır. Hem sağlıklı bir tavuk yemeği yapabilir hem de bahara yeni girdiğimiz bu soğuk dönemde bağışıklığımız çöktüğünde tavuk suyu ile çorba yaparak gribe meydan okuyabiliriz. Ayrıca bahar döneminde yüzünü göstermeye başlayan erik ve çilek de hem lif hem de C vitamini açısından zengin olması sebebiyle bağışıklığımızı güçlendirir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;BALIK YERİNE KETEN TOHUMU, KİNOA YERİNE YEŞİL MERCİMEK&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Diyetlerde sık kullanılan ve protein, demir, potasyum ve lif yönünden zengin olan kinoa yerine öğünlerde yemek olarak veya salatanıza ekleyerek yeşil mercimeği alternatif yapabilirsiniz. Balık mevsiminin sona erdiği bu günlerde Omega-3 ihtiyacımızı karşılamak için yine diyetinize balık yerine, keten tohumu ve ceviz ekleyebilirsiniz. Aynı şekilde semizotu da en kaliteli Omega-3 kaynaklarından birisidir. İlave olarak keten tohumu eklenmiş bir semizotu salatası ile hem sağlıklı bir öğün oluşturup hem de Omega-3 ihtiyacımızı giderebiliriz. Avokado; potasyum, magnezyum, A ve E vitamini içerir. Börülce de avokado gibi potasyum ve A vitamini içerir. Kolesterole, tansiyona ve kabızlığa iyi gelir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;KARPUZ ÇEKİRDEĞİ HEM UCUZ HEM DE FAYDALI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Ara öğünlerde atıştırmalık olarak kabak çekirdeği yerine besin değeri yüksek, fiyatı ucuz olan karpuz çekirdeği tüketilebilir. 100 gramında yaklaşık 30 gr gibi zengin bir protein içeriği vardır. Fakat yağlı tohumlar sınıfına girdiği için aynı zamanda yüksek enerji içermektedir. Bu yüzden porsiyon miktarına mutlaka dikkat edilmelidir. Hiçbir besin tek başına mucize değildir. Fakat günlük diyetinizi renklendirmek adına ceviz, badem de güzel bir alternatif olabilir. Bu kuruyemişleri kabuklu olarak alırsanız hem daha ekonomik olur hem de kaç adet yiyeceğinizi daha kolay hesaplayabilirsiniz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;ESMER EKMEK DAHA EKONOMİK, NEDENİ İSE…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Bütçeniz korumak istiyorsanız beyaz ekmek yerine, esmer ekmek tüketin. Ekmek her öğünde olmazsa olmaz dediğimiz karbonhidratlar arasında yer almaktadır. Dört kişilik bir aile her gün muhakkak fırından en az 2 beyaz ekmek almaktadır. Eğer aile kalabalıksa bu sayı daha fazla artıyor. Esmer ekmek ise yüksek oran da lif içerdiği için beyaz ekmeğe göre çok daha hızlı doygunluk hissi uyandırıyor. Bu yüzden beyaz ekmek ile 4-5 dilim tüketerek doyan bir birey, esmer ekmek ile 2 dilim ile doygunluk hissi ulaşıyor. Bu sayede mutfak bütçenizi nispeten azaltmış olursunuz. Aynı zaman da beyaz ekmeğe nazaran esmer ekmeğin glisemik indeksi (yediğimiz besinlerin kan şekerine etkisi) çok düşük olduğu için kilo korumanızda da destek sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2024/05/paranizi-degil-kilolarinizi-eriten.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiprfi_VdU5-Sws_aAxO8NhQnrzjIS7Hf4IiNMLcDkZywKD8fc5hGjep5vXRfFVKuMN7VNYr_V39ocBxo3yu4Q0kQ0McdChr6qgCly1CbLERHbgVVCAlOWqwCKQO_e8EDLytV2ySCRXdW3D/s72-c/Paran%25C4%25B1z%25C4%25B1+de%25C4%259Fil%252C+kilolar%25C4%25B1n%25C4%25B1z%25C4%25B1+eriten+bahar+diyeti%2521.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total><georss:featurename>Türkiye</georss:featurename><georss:point>38.963745 35.243322</georss:point><georss:box>10.653511163821157 0.08707199999999915 67.273978836178856 70.399572</georss:box></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-6578198325870788579</guid><pubDate>Mon, 18 Dec 2023 18:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2024-05-16T17:22:10.995+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><title>Sarılmak ruha iyi geliyor</title><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh-vbL3pLwubrIbFfTcK9R5gYemt6uSslcCDw_iL3FB2k15X_ZkRuSlf7ZFUEPL7UwfciLXOsuP2gwk5R_l0eJkAvpM1SFIOxln9pa83QabkZa-SvJnDHbgUVBiq-oPrO27UoSoCEdI85Wl/s1600/sarilmak-ruha-iyi-geliyor.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh-vbL3pLwubrIbFfTcK9R5gYemt6uSslcCDw_iL3FB2k15X_ZkRuSlf7ZFUEPL7UwfciLXOsuP2gwk5R_l0eJkAvpM1SFIOxln9pa83QabkZa-SvJnDHbgUVBiq-oPrO27UoSoCEdI85Wl/s1600/sarilmak-ruha-iyi-geliyor.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Geçim derdi, yoğun iş hayatı, trafik çilesi derken stres peşimizi bırakmıyor. Geçmek bilmeyen sırt ve baş ağrıları, kaygı, mutsuzluk, sinirlilik gibi durumlar, stresin belirtisi olarak karşımıza çıkıyor.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstinye Üniversite Hastanesi Medical Park Gaziosmanpaşa'dan Uzman Klinik Psikolog İpek Özaktaç, "Sevdiğiniz insanlara sarılın, ağrılarınız da stresiniz de azalsın" dedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ünlü pop yıldızı Yalın, büyük beğeni toplayan şarkısında "Hele bir başla, sarılarak bir başla" dedi, herkesi sevgiye davet etti. Aslında dünyada yapılan birçok araştırma Yalın'ı destekler nitelikte…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstinye Üniversite Hastanesi Medical Park Gaziosmanpaşa'dan Uzman Klinik Psikolog İpek Özaktaç, yapılan bu araştırmalardan örnekler verdi, sarılmanın aslında stresin neden olduğu pek çok hastalığa nasıl iyi geldiğini anlattı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;STRESİN BELİRTİLERİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Günümüzde geçim derdi, yoğun iş temposu, trafik çilesi ve gelişen teknoloji ile birlikte doğada vakit geçirmek ya da sosyalleşmek giderek neredeyse imkânsız hale geldi. Dolayısıyla, gün içinde sık sık kendini hatırlatan stres ile karşı karşıya gelmek durumunda kalıyoruz. Peki, hem dilimizden düşmeyen hem de hayatımızın tam ortasına yerleşen stres tam olarak ne anlama geliyor? Stres, belli bir tehdit karşısında psikoloijk, zihinsel ve bedensel şekilde verdiğimiz tepkilerden oluşur. Bedenin strese tepkisi genellikle kalp çarpıntısı, nefes alamama, uyuşma, terleme, titreme, bulantı ya da sırt- baş ağrısı şeklinde oluyor. Stresliyken duygusal tepkilerimiz ise kaygı, korku, mutsuzluk, huzursuzluk, sinirlilik, çaresizlik şeklinde görülebilir. Stres anında sinir sistemimiz adrenalin ve kortizol hormonu salgılayarak bedenimizi alarm durumuna geçirir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;EŞİNİZE 20 SANİYE SARILIN, DERDİ KEDERİ UNUTUN!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Stresin ruhumuzda ve bedenimizde yarattığı olumsuz etkileriyle nasıl başa çıktığımızı kaynaklarımız, yani bize iyi gelen şeyler belirliyor. İngiltere'de yapılan bir araştırma, insanları mutlu eden durumların oldukça basit görünen küçük şeylerden oluştuğunu kanıtlar nitelikte. Üç bin kişinin katıldığı ankete göre, ormanda yürümek, denizde yüzmek, çikolata yemek, geçmişi hatırlatan bir şarkı dinlemek, almak istediği kıyafetin indirime girdiğini görmek, kek yemek ve arkadaşlık kurmak gibi küçük durumlar insanlar için büyük mutluluk kaynağı olabiliyor. Tüm bu kaynakların arasında sosyal çevre ve kurduğumuz yakın ilişkiler önemli yer kaplıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yakın ilişkilerde eş, aile, arkadaş ya da çalışma arkadaşları fark etmeksizin hem ruhsal hem de fiziksel temasta bulunmak büyük önem taşıyor. Psikolog Alberto Gallace ve Charles Spence, gelişen ilk duyu organımızın dokunma olduğunu ve dış dünyayla bağ kurmamızda dokunmanın önemli bir yere sahip olduğunu söylüyor. Kaliforniya'daki Los Angeles Üniversitesi'nde gerçekleştirilen araştırmalarda dokunma sayesinde beyinde salgılanın oksitosin hormonunun harekete geçtiği, bu sayede güven, sevgi ve huzur duyguları artarken korku ve kaygı duygularının azaldığı gözlemlenmiştir. Oksitosin hormonu, doğumdan sonra da salgılanan, anne bebek arasındaki bağın artmasına yardımcı bir kadın hormonudur ve aşk hormonu olarak da bilinir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2007 yılında North Carolina Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, sarılmak stres altındayken artan kortizol hormonunun düşmesine ve dolayısıyla stresin yarattığı olumsuz ruh hali ile bedensel ağrıların azalmasına büyük ölçüde yardımcı oluyor. 100 evli çiftin katıldığı araştırmada, çiftlerin yaklaşık 20 saniye süren bir sarılmanın ardından özellikle kadınlarda kortizol hormonunun belirgin ölçüde düştüğü ve oksitosin hormonunun arttığı kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;EL ÖPMEK VEYA ŞEFKAT GÖSTERMEK TERAPİ GİBİ…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bizler de ülkemizde el sıkışmak, öpüşmek ya da sarılmak gibi fiziksel temas içeren eylemleri seviyor ve günlük hayatımızda sık sık kullanıyoruz. Her birimiz merhabalaşırken tokalaşarak, sevinci ya da acıyı paylaşırken sarılarak, bayramlarda el öperek fiziksel temasta bulunuruz. Dolayısıyla, Türk toplumu için özellikle sevgi, şefkat ya da saygı içeren dokunma davranışlarının bir çeşit toplumsal terapi etkisi yarattığını söylemek mümkün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2020/06/sarlmak-ruha-iyi-geliyor.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh-vbL3pLwubrIbFfTcK9R5gYemt6uSslcCDw_iL3FB2k15X_ZkRuSlf7ZFUEPL7UwfciLXOsuP2gwk5R_l0eJkAvpM1SFIOxln9pa83QabkZa-SvJnDHbgUVBiq-oPrO27UoSoCEdI85Wl/s72-c/sarilmak-ruha-iyi-geliyor.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-492376052278240085</guid><pubDate>Wed, 01 Nov 2023 15:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2023-11-01T18:22:48.093+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlıklı yiyecekler</category><title>Kilo vermede hiçbir besin tek başına yeterli değildir</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijaENqnJaaOxRb1GGbu5A_9HpF5SWeEjw4FO5UyzgHqzbyFqOIZFjMoLll4Q3fQXSP7cDUDXIDZ60gawV04LW7bQGhC9ghVr0Zm8lKTTJ547nK9GzvNjbx05CmY3Ae7bbu-BiC-m_TLdoD/s1600/Kilo+Vermede+Hi%25C3%25A7bir+Besin+Tek+Ba%25C5%259F%25C4%25B1na+Mucize+Yaratmaz.jpg" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijaENqnJaaOxRb1GGbu5A_9HpF5SWeEjw4FO5UyzgHqzbyFqOIZFjMoLll4Q3fQXSP7cDUDXIDZ60gawV04LW7bQGhC9ghVr0Zm8lKTTJ547nK9GzvNjbx05CmY3Ae7bbu-BiC-m_TLdoD/s1600/Kilo+Vermede+Hi%25C3%25A7bir+Besin+Tek+Ba%25C5%259F%25C4%25B1na+Mucize+Yaratmaz.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Yaz yaklaşırken kilo vermek isteyenlerin birçoğu şok diyetler, bitkisel olduğu iddia edilen haplar ya da çaylar, detoks içeceklerine başvuruyor.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Hiçbir besin, çay, karışım veya hapın tek başına yağ yakmayı sağlamayacağını söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Diyetisyen Emre Can Karakaşlı, sağlıklı ve doğru bir şekilde kilo verebilmek için yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı ile birlikte düzenli egzersizin gerekliliğine dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla beraber mucize yaratması beklenen diyetler, çaylar, karışımlar da tekrar gündeme gelmeye başladı. İçinde ne olduğu bilinmeyen çaylar, detoks suları, bitkisel haplar ve şok diyetlerin sağlık için büyük risk oluşturduğunu hatırlatan Diyetisyen Emre Can Karakaşlı, "Hiçbir besin, çay, karışım veya hap tek başına yağ yakmanızı sağlamaz. Sağlıklı ve doğru bir şekilde kilo vermek istiyorsak mutlaka hayatımızı bir düzene sokmalı, her besini doğru miktarda tüketmeliyiz. Egzersizi alışkanlık haline getirmeliyiz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Kilo vermek için pazartesiler gelir geçer, siz yeter ki kendinize inanın ve güvenin. Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığıyla beraber düzenli egzersizi hayatınıza kattığınız zaman sonuca çok daha rahat ulaşabilirsiniz" diyor. Bazı besinlerin kışın alınan kilolardan kurtulmak için yardımcı olabileceğini de belirten Karakaşlı, bu besinleri ise şöyle sıralıyor:&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Yoğurt&lt;/b&gt;: Düzenli tüketildiğinde mide ve bağırsaklar için çok yararlı bir besin ve iyi bir kalsiyum kaynağı olan yoğurt, aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı oluyor. Her gün iki kase yoğurt tüketmek kilo vermeye destek sağlıyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Yumurta:&lt;/b&gt; Yüksek oranda protein içeren bir besin olan yumurta, tok tutma özelliğinden dolayı diyetlerin vazgeçilmezi . Her gün kahvaltıda bir adet haşlanmış yumurta tüketmek daha sağlıklı bir beslenme düzeni takip etmenize yardımcı olur.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Yulaf ezmesi&lt;/b&gt;: Diyetlerin vazgeçilmezi olan ve yüksek oranda lif içeren yulaf ezmesi süt veya yoğurt ile tüketildiğinde hem enerji veriyor hem de uzun süreli bir tokluk sağlıyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Tarçın: &lt;/b&gt;Detoks sularının olmazsa olmazı, kilo verdiren baharatların gözbebeği tarçının kilo kaybındaki en büyük etkisi kan şekeri düzenleyici olması. Tokluk hissi verdiği için ani yemek krizlerini engelliyor ve kilo kaybında yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Sirke:&lt;/b&gt; Kahvaltıdan önce bir su bardağı ılık suyla tüketilen sirke, metabolizmayı uyarıyor ve tokluk hissi sağlıyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Elma:&lt;/b&gt; İçerdiği yüksek oranda mineral ve vitaminlerle elma, zengin bir lif içeriğiyle tokluk hissi oluşturmada faydalı oluyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Brokoli&lt;/b&gt;: Brokoli yüksek oranda lif ve su içeriğinden dolayı diyette vazgeçilemeyen bir besin. Çok düşük bir kaloriye sahip olan brokoli, tokluk hissimizi arttırıyor ve daha uzun sürede daha düşük kalori almanızı sağlıyor.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Somon: &lt;/b&gt;Sağlıklı kilo vermeye yardımcı olan somon, hem protein hem de önemli yağ asitleri içeren zengin bir besindir.&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;Kuruyemiş:&lt;/b&gt; Kuruyemişler iyi birer lif, vitamin ve protein kaynağıdır. Yağ bakımdan zengin oldukları için mutlaka doğru miktarda tüketilmesi gereken kuruyemişler, kilo vermeye yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2023/11/kilo-vermede-hicbir-besin-tek-basna.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEijaENqnJaaOxRb1GGbu5A_9HpF5SWeEjw4FO5UyzgHqzbyFqOIZFjMoLll4Q3fQXSP7cDUDXIDZ60gawV04LW7bQGhC9ghVr0Zm8lKTTJ547nK9GzvNjbx05CmY3Ae7bbu-BiC-m_TLdoD/s72-c/Kilo+Vermede+Hi%25C3%25A7bir+Besin+Tek+Ba%25C5%259F%25C4%25B1na+Mucize+Yaratmaz.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-8947284906135045980</guid><pubDate>Tue, 12 Sep 2023 11:25:00 +0000</pubDate><atom:updated>2023-09-12T14:25:38.018+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlık</category><title>Migreni önlemenin yolları nelerdir?</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjEoQwkd8d-V36qluzpXGc09Chi_BGizxbDgdx7beS3gPLm0ebyE3BSNYkl12RFmb_rHv-oRBqCAiIMxpexGapsWiFkkOieJchVEMglbNYjy5YqQl8kgDaSTW4uxNgjULrIoJ4V-S9MsUmF/s1600/Migreni+%25C3%25B6nlemenin+yollar%25C4%25B1+nelerdir.jpg" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjEoQwkd8d-V36qluzpXGc09Chi_BGizxbDgdx7beS3gPLm0ebyE3BSNYkl12RFmb_rHv-oRBqCAiIMxpexGapsWiFkkOieJchVEMglbNYjy5YqQl8kgDaSTW4uxNgjULrIoJ4V-S9MsUmF/s1600/Migreni+%25C3%25B6nlemenin+yollar%25C4%25B1+nelerdir.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Migren Türkiye'de ve dünyada en sık görülen hastalıklar arasında. En sık 25-55 yaş aralığında görülmekle birlikte çocuklarda da, daha yaşlı hastalarda da görülebiliyor.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Birçok insanın en büyük dertlerinden olan migren ağrılarından, düzenli beslenme, egzersiz ve yaşam şeklinde yapacağınız değişikliklerle kurtulabilirsiniz. Herkes için tek bir migren tipi olmadığını ve hastalığın farklı özellikler taşıyabileceğini söyleyen Liv Hospital Ulus Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nebil Yıldız dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kusma da görülebilir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Migren tekrarlayıcı, zonklayıcı, şiddetli yarım baş ağrıları olarak bilinir. Ancak iki yanlı, sıkıştırıcı ya da basınç şeklinde de olabilir. Üçte bir migrenlide kusma görülür, yüzde 30-40 kadarında da baş ağrısı iki yanlıdır. Haftada ya da ayda bir/birkaç kez daha sık ya da daha seyrek ataklarla gelebilir, ancak yüzde 5 kadar olguda, hemen her gün baş ağrısı olabilir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Ağrı öncesinde bazı belirtiler olabilir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Migrenliler saatler ya da 1-2 gün öncesinde, kendilerinde prodrom denilen farklılıklar ve hemen öncesinde aura denilen bazı belirtiler fark edebilirler. Prodrom, sıcak soğuk algısında değişiklik, susama, sık idrara çıkma, iştah değişikliği, midede kazınma, esneme, ses/ışık/koku hassasiyeti, kabızlık, çabuk sinirlenme ya da durgunluk, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü şeklinde fark edilebilir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Ağrı sonrasında saatler ve gün içinde de prodroma benzer belirtilerle karşılaşabilirler. Aura ise bazı ağrıların hemen öncesinde, başlangıcında ya da içinde genellikle 1 saatten uzun, nadiren daha uzun görme alanında bulanma, kararma, ışıklar, zigzag, geometrik şekiller, görüntülerde küçülme, büyüme, hayal görme, yüzde elde vücut yarısında uyuşma, iğnelenme, denge kaybı, baş dönmesi, bayılacak gibi olma, çift görme, şaşkınlık, konuşma – anlamada – düşünmede güçlük, tuhaf kokular duyma yaşanabilir. Bazen bunlar ağrı olmaksızın olabilir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;MİGREN ATAKLARINA KARŞI GARDINIZI ALIN&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;ul&gt;  &lt;li&gt;Aç kalmayın, öğün atlamayın, düzenli yemek yiyin.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Bol sıvı tüketin. Kahve, alkol ve tatlandırıcı içeren içeceklerin tüketimini sınırlayın. Az miktarda kahve baş ağrısı başlangıcında olumlu etki yapabilir, ağrı kesici etkisini artırabilir ancak miktar arttıkça olumsuz etkiler görülebilir.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Sürekli ağrı kesici kullanmayın. Bu durum alışkanlık yaratabilir, ilaç alınmadığında "İlaç aşırı kullanım baş ağrısı" denilen baş ağrıları gelişebilir.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Düzenli uyuyun. Yatağa gitmeden önce çok TV izlemeyin, bilgisayar kullanmayın, her gün aynı saatte kalkın (Kendi ortalamanızı bulun, 7-9 saat)&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Her gün temiz hava alın ve düzenli egzersiz yapın.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Parlak ışıklardan, güneş ışığından korunun.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Çalışırken dinlenme molaları verin.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Gerginlik durumlarında rahatlama tekniklerini kullanın. Ağrınızın büyüklüğünü hayal edin ve her nefeste azaldığını düşünün, tekrar büyüse de denemeye devam edin, kaslarınızı gevşetin, hoş anılarınızı hatırlayın.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Ağrı kesicinizi erken, başladığını düşündüğünüz anda alın. Işığı azaltın, mümkünse karanlık bir odaya geçerek dinlenin. Baş ağrınız geçene kadar uyumaya/dinlenmeye devam edin.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Güçlü kokulardan uzak durun.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Allerjik rinit ya da astım gibi diş iltihabı ya da sinüzit gibi rahatsızlıklarınız varsa bunların tetikleyici rolü olabilir, çözüm yoluna gidin.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Rüzgar ve soğuktan kendinizi koruyun.&lt;/li&gt;  &lt;li&gt;Şikayetleriniz varsa mutla nöroloji uzmanını görünün, tedavi ile bu rahatsız edici hastalık geriler, kontrol altına alınır. Klasik yöntemler genellikle yeterlidir ancak yeterli olmadığı hallerde migren botoksu, sinir blokajları, sinir uyarıcıları ve anti CGRP tedavi seçenekleri ile başarılı sonuçlar alınabilir.&lt;/li&gt;  &lt;/ul&gt;  &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2023/09/migreni-onlemenin-yollari-nelerdir.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjEoQwkd8d-V36qluzpXGc09Chi_BGizxbDgdx7beS3gPLm0ebyE3BSNYkl12RFmb_rHv-oRBqCAiIMxpexGapsWiFkkOieJchVEMglbNYjy5YqQl8kgDaSTW4uxNgjULrIoJ4V-S9MsUmF/s72-c/Migreni+%25C3%25B6nlemenin+yollar%25C4%25B1+nelerdir.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-1538192273153683644</guid><pubDate>Tue, 05 Sep 2023 12:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2023-09-05T15:08:39.773+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlıklı yaşam</category><title>Depresyonun beslenme ile ilişkisi</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhXx_shJ8HlzhedHP9hyoLj7b12rjhTdMk3EIJlpsEfXhk3QUYLQj_EjRWWceRjgJGvG4dOyMtWgk3cBAFt6K-9Aj7se12vAS8PCikZw-jrvgbhSIy-9FY4MorCr0LKJ9i8HD4Q4nI1OUqB/s1600/Depresyonun+beslenme+ile+ili%25C5%259Fkisi.jpg" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhXx_shJ8HlzhedHP9hyoLj7b12rjhTdMk3EIJlpsEfXhk3QUYLQj_EjRWWceRjgJGvG4dOyMtWgk3cBAFt6K-9Aj7se12vAS8PCikZw-jrvgbhSIy-9FY4MorCr0LKJ9i8HD4Q4nI1OUqB/s1600/Depresyonun+beslenme+ile+ili%25C5%259Fkisi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Dünya genelinde ortalama 350 milyondan fazla insanın etkilendiği depresyonla sağlıklı beslenerek nasıl başa çıkılacağı veya semptomları nasıl hafifletileceğiyle ilgili sizleri bilgilendireceğim.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Depresyon,ilgi veya keyif kaybı, kendini yorgun ve suçlu hissetme veya daha az değer görme, bozulmuş uyku ve yemek düzeni, kötü konsantrasyon ve üzüntü haliyle karakterize olup kalıcı veya geçirilebilir mental bir hastalıktır. Bu hastalıktan uzaklaşmanın en kolay yolu bizlerin her zaman tekrarladığı sağlıklı bir yaşamdan yola çıkarak olur. Fiziksel aktivitenizi arttırarak, sağlıklı gıdalar tüketerek, sigara ve alkolden uzak durarak, kendinize zaman ayırıp sevdiğiniz hobilerle uğraşarak depresyondan uzaklaşma imkanınız vardır. Yalnız en çok unutulan nokta depresyondaki bir birey hiç birşey yapmak istemeyecektir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Uyku düzeni bozulunca yemek düzeni bozuluyor ve vücudun ihtiyacı olan enerji alımı olmadığı için birey spor veya yürüyüş yapacak enerjiyi bulamamaktadır. Böyle bir durumda beslenmeyle ilgili nokta atışı düzenlemeler yaparak vücudun ihtiyacı olan enerjiyi toplamanızda size yardımcı olacak önerilerde bulunacağım ve işe yaradığını kendi gözlerinizle göreceksiniz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Beyaz Şeker ve Fruktoz Şekeri İçeren Her Besinden Uzak Durulmalı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Sadece çayıma şeker atmıyorum şeklinde içinizi rahatlatabilirsiniz fakat paketli olan her ürünün içinde birçok kimyasal maddeyle birlikte yüksek oranda şeker kullanılmaktadır. Şeker tüketiminin depresyonla pozitif etkisi olduğu altı ülke arasında yapılan kesitsel bir çalışmada net olarak görülmüştür.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Mineral ve Vitamin Eksiklikleri Olumsuz Etkilemektedir&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Vücutta herhangi bir eksik besin öğesi olduğu zaman vücut ister istemez strese giriyor bu durum da depresyonu maalesef beslemektedir. Öncelikle vitamin ve mineral eksikliği olup olmadığının kontrolü yapılmalıdır. C, B1, B3, B6, B12 vitaminleri ve folat, çinko, selenyum gibi minerallerin eksikliği depresyonda olan bireylerde çok sık karşımıza çıkmaktadır. B vitaminleri, D vitamini ve balık, zeytinyağı, sebze ve meyve tüketiminin depresyona olumlu etkisi olduğu görülmektedir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgCrVN7bPpc7fyAWqO2K3lBuG1dWJKoPEOo00hAoWbGefbKc9UA8Fgikypl1c1IJFpAGFIiJKUxrfbJZ9Ol-uyz2efDHqV0EeBmottAv3Z2goXgugaujzuq1fc33dbTE0KS2kNh6RQQuu9b/s1600/Dyt.+Beyza+Karabulut.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgCrVN7bPpc7fyAWqO2K3lBuG1dWJKoPEOo00hAoWbGefbKc9UA8Fgikypl1c1IJFpAGFIiJKUxrfbJZ9Ol-uyz2efDHqV0EeBmottAv3Z2goXgugaujzuq1fc33dbTE0KS2kNh6RQQuu9b/s320/Dyt.+Beyza+Karabulut.jpg" width="184" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;Omega-3 Yağ Asidi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Halk üzerinde yapılan çalışmalarda omega-3 yağ asidi düzeyleri düşük olan bireylerde depresyon görülme sıklığı daha fazladır. Bazı klinik çalışmalarda depresyon tedavisinde kullanılan antidepresanların yanında omega-3 takviyesinin alınması iyileşme sürecine faydası olduğu gözlenmiştir. Günümüzde balık tüketiminin azalmasıyla birlikte pek çok insanda omega-3 eksikliği görülmektedir. Bu durumda haftada en az 2 kez balık tüketimi önermekteyiz.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Kahve ve Yeşil Çay Tüketimi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Kahve tüketimi seratonin hormonunun salınımını kolaylaştırdığı düşüncesiyle önerilmektedir ama her zaman dediğimiz gibi miktar her zaman önemlidir. Günde 3 kupadan fazla içilmemesi gerekmektedir.  Yeşil çay içinse dopamin ve noradrenalin düzeylerini artırdığı gerekçesiyle depresyonda tedaviye yardım edici etkisi olduğu görülmektedir. Günde 4-5 fincana kadar tüketilebilir.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Dyt. Beyza Karabulut&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2023/09/depresyonun-beslenme-ile-iliskisi.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhXx_shJ8HlzhedHP9hyoLj7b12rjhTdMk3EIJlpsEfXhk3QUYLQj_EjRWWceRjgJGvG4dOyMtWgk3cBAFt6K-9Aj7se12vAS8PCikZw-jrvgbhSIy-9FY4MorCr0LKJ9i8HD4Q4nI1OUqB/s72-c/Depresyonun+beslenme+ile+ili%25C5%259Fkisi.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-6102480915165202525.post-3154702326096612200</guid><pubDate>Sun, 27 Aug 2023 19:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2023-08-27T22:56:49.055+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sağlıklı yiyecekler</category><title>Yiyecekleri kışa sağlıklı saklama tüyoları</title><description>&lt;div dir="ltr"&gt;&lt;div class="gmail_default" style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;"&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgybr1AaTnAmTEGeoQ6r0zmCTFETtp69rRXTwxuBAjDBUjCH_on2pNk0K4P0_w-9d4X8Iv16oFjcfKovT1Pup3xzNFKI2kJCclKssBsCzGAz3IuXCUnosqcmQeBD8bHXd93AtMFRumP01EX/s1600/Yiyecekleri+k%25C4%25B1%25C5%259Fa+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1kl%25C4%25B1+saklama+t%25C3%25BCyolar%25C4%25B1.jpg" style="clear: left; display: inline !important; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;" target="_blank"&gt;&lt;img border="0" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgybr1AaTnAmTEGeoQ6r0zmCTFETtp69rRXTwxuBAjDBUjCH_on2pNk0K4P0_w-9d4X8Iv16oFjcfKovT1Pup3xzNFKI2kJCclKssBsCzGAz3IuXCUnosqcmQeBD8bHXd93AtMFRumP01EX/s1600/Yiyecekleri+k%25C4%25B1%25C5%259Fa+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1kl%25C4%25B1+saklama+t%25C3%25BCyolar%25C4%25B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;Sebze ve meyvenin tazesinin bollaştığı yaz mevsimiyle birlikte besinler taze taze tüketilirken bir yandan da kışın da tüketilebilmeleri için uygun koşullarda saklanır.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Anadolu'da yüzyıllardır çeşitli yöntemlerle yapılan kışlık yiyecek depolanması, gıdaların uzun süreler korunabilmesine imkân veren bugünün derin dondurma teknolojisiyle daha da kolay. Ancak sağlıklı tüketim için yiyeceklerin kışa saklanmasında nelere dikkat edilmeli? Hangi gıdalar hangi koşullarda ne kadar süreyle tazelik ve besin değerlerini korurlar? &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;"Taze ve tek kullanımlık paketler yapılmalı"&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Altınbaş Üniversitesi Gastronomi Bölümü Öğr. Görevlisi Gökhan Taşpınar, yiyeceklerin kışa saklanmasında merak edilen soruları cevapladı. Öncelikle dondurulacak ürünün taze olması gerektiği uyarısını yapan Taşpınar, dondurma işleminin gıdada enzim aktivitesini ve bakteri üremesini kısmen durduracağını fakat çok yavaş da olsa bozulmanın devam edeceğini belirtti. Taşpınar, "Donduracağımız ürün ne kadar kaliteli olursa dondurup çözdürme aşamasından sonra da o kadar kaliteli ürün çıkacaktır. Dondurma işlemi için ürünler tek seferde kullanılabilecek ölçülerde paketlenmelidir. Bir ürün çözdürdükten sonra tekrar dondurulmamalıdır" dedi.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Et, balık, tavuk, sebze ve meyveler nasıl saklanır?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Donmuş gıdaları saklamak için plastik veya alüminyum folyo, plastik torba, kapalı alüminyum kaplar, içi mumlu özel kaplar veya dayanıklı plastik ve cam kaplar kullanılması gerektiğini vurgulayan Taşpınar aşağıdaki bilgileri paylaştı: &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  "              -Kırmızı et yeni kesildi ise 1 hafta buzdolabında dinlendirilip, eğer kasaptan alındıysa da hemen dondurulabilir. Yağlı etler kıyma halinde az yağlı olan kısımlar porsiyonlanarak ya da bütün halde dondurulabilir. Kırmızı et 6-12 ay dondurucuda saklanabilir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Tavuk gibi kümes hayvanları 1 gece buzdolabında bekletilip sonra dondurulabilir. Ortalama 7-8 ay kadar ömrü vardır. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Balıklar organları temizlendikten sonra bir süre yapışmaz bir yüzeyde dondurulur sonra kuyruklarından tutarak baş aşağı buzlu suya daldırılıp etrafı buz tabakası ile kaplanıp öyle dondurulur. Bu işlemin adı glaze'dir ve 4-6 ay kadar rahatça saklanabilir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Şarküteri ürünleri iyice paketlenip 1-2 ay kadar dondurulabilir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Süt ürünlerini dondurmaya çalışmak risklidir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Meyveleri dondurmak için öncelikle olgun ve çürüksüz olanları seçilmelidir. Çekirdekli olanların çekirdekleri ayrılmalıdır. Muz, şeftali, kavun gibi meyvelerinde kabukları ayrılıp dilimlenmiş halde dondurulmalıdır. Meyveleri dondurmadan önce şekerli veya limonlu suya daldırmamız gerekir. Elma, armut gibi çabuk kararan meyveleri de dondurmadan önce dilimleyip üzerine şeker döküp öyle dondurmamız gerekir. Bu şekilde meyveler 10-12 ay kadar dayanabilir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  -Patlıcan fasulye gibi sebzeler 2-3 dakika haşlanıp soğuk suya daldırılıp soğutulduktan sonra dondurulabilir. Ortalama 8-10 ay kadar muhafaza edilebilir."&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;"Buzdolabında çözdürün"&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="gmail_quote"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;  Ürünün uzun süre dayanması açısından dondurma işleminde yaşanan besin değeri kaybının göz ardı edilebilir düzeyde olduğunu belirten Gökhan Taşpınar, donmuş besinleri çözdürürken de dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekti. "En önemli kural buzdolabının soğutucu kısmında çözdürülmesidir" diyen Taşpınar, "Oda sıcaklığında çözdürmek birçok bakterinin üremesi için uygun ortamı oluşturur. Ürünler porsiyonlara göre dondurulmalıdır. Buzu çözülen bir ürün tekrar dondurulmamalıdır. Buzu tamamen çözülmüş bir ürün ile taze ürün arasında pişirmeye yönelik hiçbir fark yoktur" açıklamasında bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  </description><link>http://kadinsaglikdergisi.blogspot.com/2023/08/yiyecekleri-kisa-saglikli-saklama.html</link><author>noreply@blogger.com (Veka Medya)</author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgybr1AaTnAmTEGeoQ6r0zmCTFETtp69rRXTwxuBAjDBUjCH_on2pNk0K4P0_w-9d4X8Iv16oFjcfKovT1Pup3xzNFKI2kJCclKssBsCzGAz3IuXCUnosqcmQeBD8bHXd93AtMFRumP01EX/s72-c/Yiyecekleri+k%25C4%25B1%25C5%259Fa+sa%25C4%259Fl%25C4%25B1kl%25C4%25B1+saklama+t%25C3%25BCyolar%25C4%25B1.jpg" width="72"/><thr:total>0</thr:total></item></channel></rss>