<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804</id><updated>2024-12-19T06:30:48.379+03:00</updated><category term="KİTAP"/><category term="HAYATA DAİR"/><category term="KİTAP YORUMU"/><category term="28 YAŞ"/><category term="ACI"/><category term="ASLIHAN GÜRBÜZ"/><category term="Adalet Ağaoğlu"/><category term="Aysel"/><category term="BAZI YOLLAR YALNIZ YÜRÜNÜR"/><category term="COVİD"/><category term="COVİD 19"/><category term="DİYET"/><category term="KİŞİSEL BAKIM"/><category term="MAKYAJ"/><category term="SİNEMA"/><category term="TOPLUM DAYATMALARI"/><category term="Tezer"/><category term="YAS"/><category term="YDS"/><category term="dönem"/><category term="kadın"/><category term="ÖLÜM"/><category term="ÖZGÜR BACAKSIZ"/><category term="Ölmeye Yatmak"/><title type='text'>SEDA&#39;NIN KİTAPLARI</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-2666272288950361082</id><published>2021-10-21T01:44:00.062+03:00</published><updated>2021-10-21T13:47:39.465+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HAYATA DAİR"/><title type='text'>SİZCE BEN 90 GÜNDE 10.5 KİLO VERMİŞ MİYİMDİR  ?NASIL?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Tembel bloggerdan herkese selam,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bugün sizlerle kilo verme sürecimi paylaşacağım.Bu yazıyı paylaşacağım zaman itibariyle 3 ay oluyor sürecim başlayalı ve ben tam 10.5 kilo(78 kg dan&amp;nbsp; 67.5kg a düştüm.hedefim 60 kg) verdim.Bünyem zorlu bir bünye.Bazal metobolizmam düşük.Bazal metobolizma hiçbir şey yapmasanız bile vücudunuzun durduğu yaktığı kalori.Ya da bunun gibi bir şey.Benim sadece kalemim tembel değil gördüğünüz gibi metobolizmam da tembel :) B12 vitaminim kendimi bildim bileli sınırda.Yani başkaları bir çabalıyorsa benim her zaman üç katı çabalamam gerekti.Ama buna rağmen nasıl başardığıma bakalım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Şimdi kilo vermeye karar vermek için kilolarından ve kendinden artık memnun olmayan&amp;nbsp; insanlarda bir dönüm noktası olur.Bir kırılma anı.Benimkisi şöyle oldu.İnsanların ne kadar yalancı olduğunu fark ettiğim o an bana bir aydınlanma geldi.Kilo yakışmıyordu,olduğundan yaşlı gösteriyordu ve kilolu insanlara kimsenin saygısı yoktu.Bu konuda insanlar iki yüzlü davranıyordu.Kilolu insanların diğer insanlara göre daha az hastane hizmeti aldığını biliyor muydunuz?Yani hastane hizmeti derken hastalıkları kiloya bağlandığı için araştırılmıyor.Üzücü ama gerçek buydu.Karşı cins bile ben seni böyle de severim diyerek sizin kilolu olduğunuzda insanların fedakarlık yaparak sizi seveceğini ima ediyordu.Ordaki de&#39;nin anlamı buydu.Kilosuyla çok mutlu olan ve özgüvenli olan insanlar yok mu?Var tabii ki.Ama ben onlardan değildim.Benim zaten her zaman özgüven sorunum vardı.Kilo da eklenince işte boy fotoğraflarından kaçma,duruş bozukluğu,dik yürüyememe(çünkü hep bir yerinizi kapatmak zorunda olmanız),insanların sizi gördüğünde direkt kilo aldığınızı ima etmeleri ya da kilo verseniz harika olacağınızı söylemeleri,değersiz hissetirmeleri,istediğinizi giyememe gibi sorunlar bitmek bilmiyordu.Hatta bir gün biri bana&amp;nbsp; facebooktan ve face hesaptan şöyle bir mesaj atmıştı.Biraz kilo ver ayı gibisin balinacık.Bunu yazanın kim olduğunu da biliyordum neden yaptığını da(beni üzmek) aslında da işte insanlar sizin zaafınızı biliyordu ve hep ordan vurmaya çalışıyorlardı ve de kilo sağlık problemlerine yol açıyordu.Kilo vermeden önce yaptırdığım son kan tahlilimde insülin direncim çıkmıştı.Bu da hem kilo vermeye engeldi hem de sonraki aşamada şeker hastası olma ihtimalim vardı.Doktor bana ilaç yazdı.Onu kullanmaya başladığımda ilk aşamada kilo vermeme biraz katkısı oldu.Hayatımda beslenme anlamında kökten değişiklik yapmadığım için yine de istediğim gibi kilo veremiyordum.Bu da her seferinde motivasyonumu düşürüyordu.&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;Eğer kilo probleminiz varsa ilk yapmanız gereken bir dahiliye doktoruna gidip tahlillerinizi yaptırmanız.İnsülin direnci,d vitamini eksikliği,b12 eksikliği,hormonlarda bozukluk kilo vermenize engel oluyor veya süreci yavaşlatıyor.Bu sefer motivasyonunuzu kaybediyorsunuz.İnsülin direncinize baktırmanızı özellikle tavsiye ederim.Ben diyetisyene gitmedim ya da profesyoel yardım almadım.Çünkü diyetisyenler size standart&amp;nbsp; hayatınız var gibi muamele yapıyor.Standart derken sabah 8 iş başı yapıp akşam 17.00&#39;de paydos yapan çalışan.Elinize bir liste tutuşturuyorlar.Bu uygulaması o kadar zor ki.Ama mesela ben sabah erken kalkmıyorum.Akşam işten geç çıkıyorum.Yediklerimi dengelemek listeden ziyade bana düşen bir görev.Hergün&amp;nbsp; saat 19.00&#39;da yemek yemem mümkün değil.Diyetisyenin benden istediği gibi iş yerime yemek götürmem benim için sürdürülebilir bir şey değil.Götürsem bile işimin yoğunluğundan o saatte yiyemem.Listelere ve standart saatlere göre değil ben kendime göre denge kurarak ilerledim.Ama nasıl ?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; 20 Temmuz günüydü sağlıklı yaşama ilk adım attığım o gün aslında.Ne olmuştu peki o gün?Geçmişten gelen travmamı tetikleyen bir olay yaşamıştım ve canım sıkkındı.Zor günler geçiriyordum.O sabah saat 7&#39;de yola çıkıp ağlayarak bir saat kadar&amp;nbsp; yürüdüm.Eve giremeyecek kadar üzgündüm.Akşam da çıktım.Bir saat daha yürüdüm.Bu şekilde başlamış oldu.Biraz hırsla...Bu bir hafta da aynı şekilde kulaklığımı alıp sabah akşam bir saat yürüdüm.Yürümenin terapi etkisini de keşfetmiştim.Derken baktım ki hem fiziken hem de ruhen iyiye gidiyorum böylece benim zayıflama serüvenim başlamış oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Daha sonra yaptığım ilk şey abur cubur ve rafine şekeri bırakmak oldu.Madem ben normal insanlar gibi kilo veremeyecektim.Daha fazla fedakarlık yapmaya hazırdım.20 Temmuz itibariyle abur cubur,paketli gıda ve içine şeker eklenen her şeyi bıraktım.Kalorili meyve bile yemedim ilk günler.Şekeri bırakmamın ilk etkisi yüzümdeki aydınlanma,berraklaşma oldu.Daha sonraları yüzdeki ödem de biraz gitti ve ilk kez yüzüm biraz küçüldü.Daha önceden de defalarca diyet girişimim olmuştu ama yüzüm asla incelmiyordu.(Buldog cinsi köpeklerinkine benziyordu yanaklarım,doğal sınırlarına ulaşmıştı.) Tabii karbonhidrat ve hamur işleriyle de bir vedalaşıldı.Marketteki bir paketli gıdayı elinize alın ve içeriğine bakın.İçlerinde binlerce sağlıksız katkı maddesi var.Palm yağı gibi,doymuş yağlar,koruyucular ve binlerce zararlı şeyler.O kadar yüzden bahsetmişken kanıtsız olmaz.Aşağıya yüz için&amp;nbsp; öncesi sonrası&amp;nbsp; fotoğrafı ekliyorum.Şunu da belirtmeden geçmeyeyim ki ben düzenli olarak yüz masajına da başladım.Gua sha taşı,jade roller taşı ve 3d yüz masaj aletini kullanıyorum sırayla ama en çok gua sha taşını kullanıp günlük 10 dakika yüz masajı yapıyorum.Onunla ilgili de isterseniz yazı yazabilirim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKNql0vYvWoqm3deCjtQZPl3DvFJvgNGODvcssAnDAqs6HGtotFGDz-LvXvmknAtgth995gTC9wBdVCEV_2MTBDoGjoIzTmq91RPzEMYE9d4Q5oNNl39m8ekRE5l1EV5I8v2EJFsps8DNs/s2048/IMG-20211020-WA0027+%25281%2529.jpg&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;2048&quot; data-original-width=&quot;2048&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKNql0vYvWoqm3deCjtQZPl3DvFJvgNGODvcssAnDAqs6HGtotFGDz-LvXvmknAtgth995gTC9wBdVCEV_2MTBDoGjoIzTmq91RPzEMYE9d4Q5oNNl39m8ekRE5l1EV5I8v2EJFsps8DNs/s320/IMG-20211020-WA0027+%25281%2529.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; Bir de şunun farkına vardım.Ben aslında içimdeki boşluğu doldurmak için yiyormuşum.Bir şeyler yemek,vakit geçirme ve mutlu olma şekliymiş benim için.Bunu fark ettiğimde akşam belli bir saatten sonra ya da çayın yanında bir şey yemelerimi bıraktım yada bulduğum her boşlukta bir şeyler yemek fikrini beynimde öldürdüm.Bu boşluğu da kitap okuyarak,bir şeyler seyrederek(dizi veya komikli şeyler) veya çay,kahve içerek doldurdum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; Sonra şöyle bir sabah rutini oluşturdum.Sabah kalktığımda ilk iş türk kahvesi içmek.İçine de yağ yakımını hızlandırması için 1 tatlı kaşığı&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;hindistan&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp;cevizi yağı ekliyorum kahve piştikten sonra.Kahvenin üzerine bir büyük bardak su.Metobolizmayı uyandırma suyu bunun adı .Kahvaltıda 1 yuvarlak dilim ananası&amp;nbsp; işte 5-8 küçük dilim oluyor üstüne tarçın döküp yiyorum.Tarçın tatlı isteğini inanılmaz bastıran bir şey.2 adet haşlanmış yumurta(üstüne tuz değil sadece karabiber veya pul biber ekliyorum),peynir veya lor,domates yiyorum.Bazen hindi salamı yiyorum.Protein bakımından zengin o ve oldukça tok tutuyor.Kahvaltıda ekmek yemiyorum.Protein ağırlıklı kahvaltı beni oldukça tok tutuyor.Ekmek acıktırıyor gerçekten.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir de benim şöyle bir durumum oldu.Dişlerimin diziliminde biraz sıkıntı vardı.Düzelmesi için ortodonti tedavisine başladım.Dişime tel takıldı yani.Diş tellerime alışana kadar bir süre sıvı ile beslendim.Öğlen ve akşam sadece çorba içtim.Genelde tavuk çorbası ve mercimek çorbası.İçine biraz ekmek doğradım.Ekmek için de bir açıklama getireyim.Ben yıllardır zorunda olmadıkça standart uzun olan beyaz ekmeklerden yemiyorum.Ya kısıtlı miktarda ekşi maya ekmek ya da çavdarlı ekmek tüketiyorum.Ama tüketirken çok dikkat ediyorum.Genel olarak karbonhidrat tüketimime dikkat ettim bu süreçte.Kızartma ve hamur işinden uzak durup proteinlere yöneldim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; Spor için ilk başlarda söylediğim gibi devamlı yürüdüm.Sonra pandemi öncesi spor etkinliklerimi takip eden hocamın yanına gittim.O bana bir de tüm kasları çalıştıracak hiit kardiyo programı önerdi.Haftada üç gün.Yürüyüşle bolca yağ yakılıyordu.Benim ilk başta 3.3 kg fazlalık yağım vardı.Şuan normal ama yine de hala biraz yüksek.Yağ ölçümümü tartım yapıyor.xiaomi mi body&amp;nbsp; 2 yağ ölçen tartı.Haftada üç gün Asyalı spor hocalarından Amy Wong ve Chloe Thing videolarından yapıyorum.Başlangıç için bunlar ağır olabilir.Benim biraz spor geçmişim var.Hala bunları yaparken zorlanıyorum ama ilk zamanki gibi değil.Eğer siz yeni başlamayı düşünüyorsanız for beginners yazıp youtubeda araştırabilirsiniz.Ya da leslie 3 mil ile başlayabilirsiniz.Spor ile ilgili daha detaylı blog yazısı yazacağım.Şimdilik bu kadar diyeyim.Son olarak bir şey eklemem lazım ama.Bizim evde sabahları kahvesi olurken darbuka solo müziği eşliğinde kim dans ediyor bilin bakalım.Ya da dansözlerin kıvrak hareketlerini kim yapmaya çalışıyor.Ben tabii ki :)Yakında dansöz olacağım:P Müziğe&amp;nbsp; dans olarak eşlik edeceğim derken nefes nefese kalıyorum ve bingo! nefes nefese kaldığınız bu tarz egzersizlerde yağ yakımına başlıyorsunuz bence.Karın kaslarına bu dansın çok faydası olduğunu söyleyebilirim.Kendimde gözlemledim.Benim dik kas çizgileri belirginleşmeye başladı karında.Uyluklarımı çalıştırıyor galiba darbuka bir de chloe abs videosu.Ekleyeyim onu da.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;BLOG_video_class&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/2pLT-olgUJs&quot; width=&quot;320&quot; youtube-src-id=&quot;2pLT-olgUJs&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; Çok uzattığımın farkındayım.Hiçbir detayı atlamak istemiyorum.Bu süreçte tabii ki su tüketimimi arttırdım.Ben normalde çok su içemezdim.Günde en az iki&amp;nbsp; litre su içtim hergün.Limondan çok yararlandım.Suyumun içine sık sık limon sıktım.Asitli gıdalardan da uzak durdum.İtiraf ediyorum ki bu süreçte kahve içmeyi abartmış olabilirim.Mirvari kahvesini çok severdim bir de ona benzeyen yumuşak içimli tandır kahvesi keşfettim.Abur cubur boşluğu ya da bir şeyler yeme isteği yerine gibi düşünün.Bu kahveler zayıflatmıyor tabii.Değişiklik istiyorsanız arada bunlardan içebilirsiniz.Bir de mistik çayını çok seviyorum ben.Mistik çayı aynı zamanda zayıflamaya da yardımcı oluyor bildiğim kadarıyla.Yeşil çay ve biberiye çayı da ara ara yağ yakımını hızlandırmak için içmiş olabilirim :) Çünkü özellikle biberiye çayını gözlerimi kapatıp içiyorum o yüzden içip içmediğimi pek hatırlamıyorum&amp;nbsp; :P&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Biraz daha yazarsam kimse okumayacak biliyorum.Türk toplumuyuz sonuçta.Aslında hep bilinen şeyleri yaptım ama benim motivasyonum çok kuvvetliydi.Kendi istediğim gibi olacaktım.Bir parantez açıp kilo vermenin psikolojik boyutu olduğunu belirteyim.Olumsuzluğa yer yok bu süreçte.Hep giyeceğiniz o güzel elbiseleri,kıyafetleri hayal edeceksiniz.Bu süreçte psikonet yayınlarının psikoloji kitaplarını da okumaya başladım.Zayıflamaya katkısı yok belki ama uyum bozucu şemalarım vardı.Onlarla ilgili farkındalığım oluştu.Değersizlik şeması,özsaygı,özgüven hep yeni tanımaya başladığım kavramlardı.Bir de instagramdaki motivasyon evi sayfası bana iyi geliyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Hayat bir denge arkadaşlar.Bir gün fazla yiyip eyvah ne olacak triplerine girmedim.Ertesi günü dengeledim yediklerimi endişeye mahal vermeden.Bir de arada bünyeyi de şaşırtmak,trollemek gerekiyor:).Aşurelere falan içim gitti ama tatmadım bile tabii ki.Şeker kullanmamak,masanın üstündeki gofretten bir dilim dahi yememek beni bazen zorladı ama o zaman hep kendimle konuştum.Gurur duyuyorum kızım senin iradenle dedim ve istediğini giyimenin,tertemiz beslenmenin keyfi tüm tatlılardan daha tatlıydı.Spor programımı takip eden hocam kendini bu kadar kısıtlama biraz tat sonra krize girersin dedi ama benim kafa yapım şu;Ya hep ya hiç.Bir şeyi başladığımda fire vermeden sürdürebiliyorum.Ama onu bir kere tattığımda devamı gelecek ve ben deleceğim o yasağı.O yüzden 93.günde hala rafine şeker içeren bir şey yemedim.Sadece az miktarda meyve.O da kahvaltıda.İnanmak başarmanın yarısı ya ben inandım.Sosyal medyada bu süreci paylaştım.Çok destek gördüm.Burdan destek veren herkese selamlar.Etkilerini görmeye başladıkça daha bir motivasyonum arttı.Aslında ben yıllardır deneyip başaramıyordum.Ya da kilolarımı geri alıyordum.Bu sefer bence köklü değişikliğe gittim ve bunu sağlıklı yaşam olarak sürdürüyorum ve hareket bereket arkadaşlar.Hadi kalkın kendiniz için bir şeyler yapın.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu dünyaya binlerce hücreyi aşıp biz geldik ve bizim parmak izimiz sadece bizde var ve dünyada bizden bir tane daha yok.O yüzden kendimizi en çok biz seveceğiz.Değerimizi kendimiz belirleyeceğiz.Zayıflama serüvenimden nasıl buraya geldim bilemiyorum ama bunları fark etmem de serüvenin bir parçası:)Ama kilolu,kilosuz,güzel,çirkin,zengin,fakir bütün sınıflandırmalara inat hepimiz olduğumuz gibi sevilmeyi hak ediyoruz.Hayat bize verilmiş bir armağan ve bunu en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.Ben kendimi bu şekilde daha iyi hissedecektim.O yüzden inanılmaz bir irade ortaya koydum.Siz de kendinizi nasıl öyle hissediyorsanız öyle olun.Ama dikkat edin bu süreçte hayat devam ediyor.Aynı keyifle devam etsin.Canınızı çok da sıkmayın.Bazı güruhlar hiç susmayacak.Son bir motivasyon cümlesiyle yazımı bitiriyorum.Ve bir de değişim fotosu ekleyeceğim müsaadenizle.Hepinize sevgiler....&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&quot;Zorluğum kalbimden büyük değil&quot;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiRtCi_xZiJtHyiT81Xo7migiX3CoBtk-ZVU_1eoTrVDxV0h3v6wihHsFjfwepzKx5Hgb-P_7lHKVvb0kG-7-l6chQtWn0Xj1zw0pogH4CdShcRJW9GEH3Jv_RWWF2N5qBR74Iew90o2oK/s1080/1634765555119.jpg&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1080&quot; data-original-width=&quot;1080&quot; height=&quot;394&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiRtCi_xZiJtHyiT81Xo7migiX3CoBtk-ZVU_1eoTrVDxV0h3v6wihHsFjfwepzKx5Hgb-P_7lHKVvb0kG-7-l6chQtWn0Xj1zw0pogH4CdShcRJW9GEH3Jv_RWWF2N5qBR74Iew90o2oK/w394-h394/1634765555119.jpg&quot; width=&quot;394&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-family: helvetica;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/2666272288950361082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2021/10/nasil-kilo-verdim-ki.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/2666272288950361082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/2666272288950361082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2021/10/nasil-kilo-verdim-ki.html' title='SİZCE BEN 90 GÜNDE 10.5 KİLO VERMİŞ MİYİMDİR  ?NASIL?'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKNql0vYvWoqm3deCjtQZPl3DvFJvgNGODvcssAnDAqs6HGtotFGDz-LvXvmknAtgth995gTC9wBdVCEV_2MTBDoGjoIzTmq91RPzEMYE9d4Q5oNNl39m8ekRE5l1EV5I8v2EJFsps8DNs/s72-c/IMG-20211020-WA0027+%25281%2529.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-8359220749177413463</id><published>2021-06-09T20:23:00.004+03:00</published><updated>2021-06-09T23:21:10.143+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ACI"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="COVİD"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="COVİD 19"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HAYATA DAİR"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="YAS"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ÖLÜM"/><title type='text'>ÖLÜM ÜZERİNE DEĞERLİ AMCAM ABDURRAHİM GÜLSER&#39;E İTHAFEN </title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgelja3-rO6J-yQ0lPpsboHAY1K1kWMFfZEo7YxEmqtisZ5eFd3t9K7J9-uM8h5vnONXcDOjO1yjmj36YTnf1wTnQ0bdEXKs9fOwEoO8VOevd4BxX8_Z8_e_42VoYqTgRNQqtaQyAHgjkGI/s620/raw_kalp-durduktan-saatler-sonra-bile-kisiyi-yeniden-canlandirmak-mumkun_956955069.jpg&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;310&quot; data-original-width=&quot;620&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgelja3-rO6J-yQ0lPpsboHAY1K1kWMFfZEo7YxEmqtisZ5eFd3t9K7J9-uM8h5vnONXcDOjO1yjmj36YTnf1wTnQ0bdEXKs9fOwEoO8VOevd4BxX8_Z8_e_42VoYqTgRNQqtaQyAHgjkGI/s320/raw_kalp-durduktan-saatler-sonra-bile-kisiyi-yeniden-canlandirmak-mumkun_956955069.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Ölüm bazen bir ömür kadar gelen beklemenin sonunda bazen hiç umulmadık anda hepimizi bulmuştur illaki.Ölüm nasıl bir şeydi?Ölüm soğuktu,acıydı.Belki bir son belki sonun başlangıcı.Bunu bilemiyoruz tabii.Bazen kurtuluş bazen başka dünyada bizi beklediğini düşündüğümüz sevdiklerimize kavuşma olarak da yorumlarız.Bazı ölümler çok yakınlarımızı bulur.Acının derinliği de buna bağlıdır biraz.Bazı ölümleri daha derinden hissederiz bazıları yüzeysel gelir geçer.Yakınımızı kaybettiğimizde haftalarca yas tutarken daha uzaktan tanıdığımız veya tanımadığımız birinin vefatından nispeten daha az etkileniriz.&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ya ölümün bize hissettirdiği acıyı nasıl atlatırız?Onsuz hiç yaşamadık ki?Sonrası ne olacak.Ben şimdi napıcam?Hep kapılara bakarız.Sanki çıkıp gelecek gibi.Rüyalarımızda hep o kaybettiğimiz kişinin ölmediğini görürüz.Şöyle ilerliyor benim için.Bir an geliyor hıçkıra hıçkıra&amp;nbsp; ağlıyorum.Sonra bir sakinleşme geliyor.Yüreğime bir şey oturmuş gibi kaskatı oluyorum.Duygu durumum çok karışık oluyor.Öte yandan hayat keyifsiz de devam ediyor.Gülsen bu süreçte suçlu hissediyorsun.Bazen o kadar çaresiz kalıyorsun ki google&#39;a soruyorsun?Yakınımı kaybettim ne yapmalıyım.Yalnız olmadığını bilmek istiyorsun.Aslına ölmek de doğmak kadar hayatın doğal bir akışı.Ama biz ölümü hep dışlıyoruz,reddediyoruz.Zaten öyle olmasa uzun uzadıya planlar yapamayız, hiç ölmeyecek gibi yaşayamayız değil mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Sevdiklerimizi kaybetmenin ardından herkesin yasını tutma şekli farklı oluyor.Kimisi daha çok içine kapanıyor,kimseyle konuşmak istemiyor.Kimisi eve girmek bile istemiyor.Bazıları hiç ağlayamıyor,üzüntüsünü içine atıyor.Sanırım bu durumda ilacımız &quot;ZAMAN&quot;.Acının sonu gelmiyor ama gün geçtikçe de alışıyoruz.Ama biri bir şey diyor.Onu hatırlıyoruz.Bazen anılarımız aklımıza geliyor.Gizli gizli ağlıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Şunu hiç anlamıyorum.Ölen kişinin ardından neden helva yapılıyor?Ben sevdiklerimin helvasını nasıl yiyebilirim?Tatlı keyiftir benim için.Cenaze evine komşuların yemek yapıp getimesi bence mantıklı.Çünkü o günlerde hiçbir şey yapmak istemiyorsun.Sadece acını yaşamak istiyorsun ama bünyen doğal akışına devam ediyor.İllaki acıkıyorsun.Geçenlerde twitterda şöyle bir tweet gördüm.Babasını kaybedeli 24 saat geçmeden eline&amp;nbsp; pide için maydonoz tutuşturulan birinden bahsediyordu.Toplumca bu kadar bencil,saygısız olmasak keşke.Böyle günlerde bir de kimin gerçek dost olduğunu daha iyi anlıyoruz.İnsan çektiği acının yanında kimin yanında olup olmadığını unutmuyor.Size tavsiyem tanıdığınız birisi bir yakınını kaybederse en azından &quot;başın sağolsun &quot; diye iki kelimelik mesajı ona çok görmeyin.Bu yas sürecinde hayatınızdaki insan sayısı azalıp artabilir.Çünkü az sonra anlatacağım amcamın kaybından sonra bazı kişilerle&amp;nbsp; arama ciddi bir mesafe koymayı düşünüyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh51NaRrJL7bReCf5GYfu1mRvYGf9I8m4C6jjgRKLjhGB3MwEZoIUKy0VdCpEfDr64zmJLYr8wsRhir22-qfqjRj2G3GevVhgyno0_u_F4xmyp1giCEhyv8jDFZUOqsPq33k6mRlLSXlDYe/s599/TWEET.jpg&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;140&quot; data-original-width=&quot;599&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh51NaRrJL7bReCf5GYfu1mRvYGf9I8m4C6jjgRKLjhGB3MwEZoIUKy0VdCpEfDr64zmJLYr8wsRhir22-qfqjRj2G3GevVhgyno0_u_F4xmyp1giCEhyv8jDFZUOqsPq33k6mRlLSXlDYe/s320/TWEET.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ölüm üzerine gözlemlerim çok taze. 06.06.2021&#39;de  baba yarımı değerli amcamı Covid 19 sebebiyle kaybettik.Aslında karışık bir durum bu.Şansızlıklarla geçen ömrün son şansızlığı belki de.Önce eşinin,Fethiye seyahati sonrası covid testi pozitif çıktı.Amcamın testi negatifti.Sonra karantinada on günü doldurdular tekrar test yaptırdılar ve kızı pozitif çıktı.Bir on gün daha karantinada kaldı.Amcamın testi yine negatifti.Kendisinde bipolar bozukluk olduğu için içtiği ilaçlar ve kendi ilaçlarındaki lityum oranı fazla gelip lityum zehirlenmesi olmuş dediler.Ciğerlerinde de covid bulgusu var dediler.Hayati fonksiyonlarını yitirmiş gibiydi.Konuşmuyordu,yürüyemiyordu ve yemek yemeyi bırakın su bile içmiyordu.Sadece oksijen oranı iyi diye yoğun bakıma bile alınmamıştı.Taa ki o akşama kadar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; O akşam aslında sadece ziyaretine gitmiştik.Covid hastasına neden ziyarete gidiyorsun dediğinizi duyar gibiyim.Testi negatif çıktığı için ve psikolojik durumundan dolayı hastanede yattığını sanıyorduk.Aldığımız bilgiler bu yöndeydi.Yavaş yavaş vücuttaki lityumu atacak diyorlardı.İlk gittiğimizde az da olsa konuşabilen amcam sonra hiç konuşamadı.Sadece babamı gördüğünde kollarını uzatıyor alın beni burdan der gibi yapıyordu.Her ne kadar zor durumda olsa da amcamın ölebileceği aklımın ucundan bile geçmiyordu.Yapılan üç testi de negatif çıkmıştı sonuçta.Öyle ziyaretine gittik babamla o akşam da.Tam gitmek üzereydik ki doktor ve hemşire gelip sizin hastanızı yoğun bakıma alacağız,yoğun bakımın önünde durun bilgi isteyebilir dediler.Biz odayı toplayıp hemen yoğun bakımın önünde zorlu bekleme sürecine başladık.Aslında ilk başta sevinmiştik.Çünkü normal odada kaldığı için bilgi alamıyorduk.Yoğun bakımda daha iyi ilgilenirler diye düşündük.Yengemiz de yoğun bakımda kalıp covidi atlattığı için yoğun bakım bizde kötü intiba bırakmamıştı.Önünde beklerken geçirdiğimiz o yarım saate kadar....&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; Yoğun bakımda bir hareketlilik oldu.Doktorun biri koşa koşa geldi.Ama yine kendi hastamız olduğuna inanmak istemiyorduk.Derken doktor çıktı ve her birimizin kalbine bir hançer sapladı.Hastanın durumu çok çok kötü,makinalara bağlı yaşıyor ve yaşamasını beklemiyoruz dedi.Allahtan umut kesilmez derler ya hani.Yine bir umut bekledik ama maalesef amcam hayatını kaybetti.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; Ölüm acımasızdı.Genç,neşeli,iyi kalpli diye kimseyi kayırmıyordu.Benim amcam karıncayı dahi incitmeyen çok iyi bir insandı.Ama şanssızdı.Hukuk fakültesini bitirmesine rağmen mezun olacağı zaman hastalandığı için işini hiçbir zaman yapamadı.Gayet neşeli bir insandı.Bergama tarihine çok ilgiliydi.Elleri titremesine rağmen harika fotoğraflar çekiyordu.Bu dünyada mutlu olamadı.Umarım gittiği yerde mutlu olur.Onun yanımıza gelmesi,konuşması ne kadar mucizeymiş meğer.Bunun ne kadar kıymetli olduğunu hastanede ziyaretine gittiğim o son günlerinde&amp;nbsp; anladım.Sevdikleriniz yaşarken kıymetini bilin.20 Haziran&#39;da babalar günü ve onun hediyesi yolda ama kendisi yok.Sensiz ilk babalar günü olacak amcam.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Seni çok özleyeceğiz....&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh1S-Onp0rBpXMr-HqpRMO_RoTSn9cqMjfBP_PBU-w9Ig7VufGMo4hj9yKHxENu8YJ2dw7wDEHM67h6CWbAYmam4NvJOCKnzf9DSRW4xEk-fpdw9Am1HrbjHe47RGGS3cUeu0ZrMGkDC1vr/s1416/IMG-20200831-WA0025+%25281%2529.jpg&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1416&quot; data-original-width=&quot;1062&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh1S-Onp0rBpXMr-HqpRMO_RoTSn9cqMjfBP_PBU-w9Ig7VufGMo4hj9yKHxENu8YJ2dw7wDEHM67h6CWbAYmam4NvJOCKnzf9DSRW4xEk-fpdw9Am1HrbjHe47RGGS3cUeu0ZrMGkDC1vr/s320/IMG-20200831-WA0025+%25281%2529.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/8359220749177413463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2021/06/olum-uzerine-amcam-abdurrahim-gulsere.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/8359220749177413463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/8359220749177413463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2021/06/olum-uzerine-amcam-abdurrahim-gulsere.html' title='ÖLÜM ÜZERİNE DEĞERLİ AMCAM ABDURRAHİM GÜLSER&#39;E İTHAFEN '/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgelja3-rO6J-yQ0lPpsboHAY1K1kWMFfZEo7YxEmqtisZ5eFd3t9K7J9-uM8h5vnONXcDOjO1yjmj36YTnf1wTnQ0bdEXKs9fOwEoO8VOevd4BxX8_Z8_e_42VoYqTgRNQqtaQyAHgjkGI/s72-c/raw_kalp-durduktan-saatler-sonra-bile-kisiyi-yeniden-canlandirmak-mumkun_956955069.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-147050710032012502</id><published>2021-05-05T03:38:00.003+03:00</published><updated>2021-05-05T14:46:25.823+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Adalet Ağaoğlu"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Aysel"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="dönem"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kadın"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tezer"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ölmeye Yatmak"/><title type='text'>ÖLMEYE YATMAK-ADALET AĞAOĞLU  KİTAP YORUMUM</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj6SR1887xTF5hQWe-6ANFkU0vI_ygHkLbMsMHcDVxcGmnM0xftPdtABwsG9k_WFaWy5WeaXgr_Vy48fmrTzeXiGEmQPTekcdNCeYdX84pQCIUqluqcFFuXwhiKgyLwMr-S5SRXv8IkXEqi/s2048/1620174471131.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;2048&quot; data-original-width=&quot;1538&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj6SR1887xTF5hQWe-6ANFkU0vI_ygHkLbMsMHcDVxcGmnM0xftPdtABwsG9k_WFaWy5WeaXgr_Vy48fmrTzeXiGEmQPTekcdNCeYdX84pQCIUqluqcFFuXwhiKgyLwMr-S5SRXv8IkXEqi/s320/1620174471131.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uzun bir aradan sonra herkese tekrar merhaba,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pandemi koşulları malum.Ben de hayata ve olaylara konsantre,adapte ya da doğru sözcük her neyse işte ona zorlananlardanım.İstesem de eskisi gibi kafamı verip okuyamıyorum.Filmlere,dizilere konsantre olamıyorum çoğu zaman.Sanki enerjimin dibini sıyırmaya başladım.En temel ihtiyaçlar nasibini alıyor ondan da.Belki de işe gidip gelmek gibi zorunlu olanlar demek daha doğrusu.Çok uzattım,hemen kitabın yorumlamasına başlayayım.Ucundan kıyısından spoiler İçerir,uyarayım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ölmeye Yatmak kitabı Adalet Ağaoğlu&#39;nun Dar Zamanlar adlı üç kitaplık roman dizisinin İlk kitabı.Ben&amp;nbsp; çok düzenli olduğum için!&amp;nbsp; Bir Düğün Gecesi ile yani serinin ikinci kitabıyla okumaya başlamıştım :) Hatta Adalet Ağaoğlu hayranlığım oradan gelir.O kitap hakkında çok isteyip de inceleme yapamasam da benim için bir başucu kitabıdır.Tezer karakteri de favorimdir.Bu kitapta Tezer&#39;in doğum anı anlatılıyordu.Haa o Tezer bu Tezer, o İlhan bu İlhan aydınlanmasını o Aysel bu Aysel yaşadığımda jetonumun ne kadar köşeli olduğunu fark ettim.Sanki seri okumuyormuş gibi.Siz siz olun seri okuduğunuzun farkında olun ve sırayla okuyun seriyi.Yoksa benim gibi&amp;nbsp; mini şoklar yaşarsınız :)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Adalet Ağoğlu&#39;nu kitaplarını neden seviyorum?Çünkü anlatımı sade,film gibi anlatıyor.Okurken hayal gücünüzde o kadar iyi canlanıyor ki.Bir de Adalet Ağaoğlu kitaplarının bir özelliği,romanlarının her bir karakteri&amp;nbsp; anlattığı döneme ait farklı kesimlerden birini çok iyi bir şekilde temsil ediyor.Mesela karakterin biri koministken biri sosyalist birisi muhafazakar gibi.Onların duygu dünyasını,yaşadıkları karmaşaları da bize olduğu gibi sunuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Ölmeye Yatmak kitabında da yine farklı kesimleri temsil eden karakterler var.Baş karakterimiz Aysel ilkokul öğretmenin desteğiyle köyünden Ankara&#39;ya gelir ve biz kendimizi onun akademisyenliğe uzanan yolculuğunda yaşadıkları ve ölmeye yatma hikayesinde buluruz kendimizi.Tabii romanda köyden okumaya gelen kişi&amp;nbsp; Aysel değildir.Aysel&#39;in yanı sıra diğer bazı karakterlerin de hikayesinde buluyoruz kendimizi.Birbirlerine yazdıkları mektuplar,karakterlerin günlükleri,hissettikleri yine cömertçe okuyucu ile paylaşılmış.Adalet Ağaoğlu romanları bir özelliği de karakterin kendisini ifade etmesine izin verilmesidir.Her karaktere adeta mikrofon verilir.Kitap daha çok ikinci dünya savaşından sonraki dönemi anlatıyor.O dönemde hem Türkiye&#39;de hem Dünya&#39;da geçen olaylar kronolojik olarak&amp;nbsp; anlatılıyor zaman zaman.Akılda kalıyor mu derseniz bende pek kalmadı maalesef.Sadece işte Ulus Gazetesi ve şeker karnesi,beyaz un bulmanın ne kadar&amp;nbsp; zor olduğu gibi dönemin yokluğuna dair belli başlı şeyler biraz aklıma girebildi ve milli şef İsmet İnönü adı geçiyordu ve o dönem olayları&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;biraz da.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; Aysel&#39;in derdi neydi?Köyden gelip ailesinin ve abisinin okumasına karşı olmasına rağmen o okuyup aydın da olmuştu.Yazar aslında Aysel karakteriyle kadının toplumdaki yerini de irdeleyip kadının hep küçük görülmesini eleştiriyor.Ne diyordu Aysel Paristeki arkadaşı Alain için.&quot;Alainle arkadaş olmak ne güzel !Gözleri kollarını bacaklarını yemiyordu.Gözleri sen bir şeyden anlamazsın da demiyordu.Çünkü Aysel kitabın bir diğer karakteri Aydın tarafından sistematik olarak aşağılanıyordu.Aysel&#39;in aydın kadın olması bir şeyden anlayabileceği kabul görmüyordu.Bir aşk bu uğurda harcanmıştı belki de.Ben Adalet Ağaoğlu&#39;nun o dönem düşünüldüğünde oldukça cesur ve çağın ötesinde yazdığına inanıyorum.Kadının bu kitapta bahsedilen toplumdaki&amp;nbsp; yeri ve algısı,ona bakış açısındaki yanlışlıklar günümüzde de devam ediyor bence.Zaman geçiyor ama değişen pek bir şey olmuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; Zihninizde okudukça canlanacak bu filmin tamamını anlatmak istemiyorum.Bir Düğün Gecesi kitabında da geçen İlhan karakterinin ideolojisinden vazgeçiş hikayesini de etkileyici buldum.Ali gibi,Engin gibi hiç anlatmadığım karakterlerin hikayesini de size bırakıyorum.Tezel karakteri çok&amp;nbsp; az geçse de ismini okumakla mutlu oldum.Tezel&#39;in doğumundan itibaren hikayeyi daha ilgiyle okudum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kitap severek okunur arkadaşlar.Hem o dönem hakkında bilgi sahibi olursunuz hem film tadında bir kitap okumuş olursunuz.Kadına dair bakış açımız da genişleyebilir.Aysel&#39;in mücadelesini seveceksiniz diye düşünüyorum.Keyifli okumalar dileyerek ve kitaptan bir alıntı bırakarak yazımı bitiriyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;O Leylak dalını Aydın&#39;a verse.Dostça verse.Nedenini bilmediği o gizli suçluluk duygusundan arınsa.&quot;Bunca yorgunluktan sonra birbirimiz için yok olamayız.Hiç varolmamış gibi olamayız&quot;dese...&quot;Gelecekte inanmak için birbirimize,güvenmek için...&quot;deyip veriverse leylak dalını.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/147050710032012502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2021/05/uzun-bir-aradan-sonra-herkese-tekrar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/147050710032012502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/147050710032012502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2021/05/uzun-bir-aradan-sonra-herkese-tekrar.html' title='ÖLMEYE YATMAK-ADALET AĞAOĞLU  KİTAP YORUMUM'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj6SR1887xTF5hQWe-6ANFkU0vI_ygHkLbMsMHcDVxcGmnM0xftPdtABwsG9k_WFaWy5WeaXgr_Vy48fmrTzeXiGEmQPTekcdNCeYdX84pQCIUqluqcFFuXwhiKgyLwMr-S5SRXv8IkXEqi/s72-c/1620174471131.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-4859540988535390075</id><published>2020-04-24T03:21:00.002+03:00</published><updated>2020-04-24T14:20:09.342+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP YORUMU"/><title type='text'>KİTAP YORUMUM:İNSANIN ANLAM ARAYIŞI-VİKTOR E. FRANKL OKUYAN US YAYINLARI-</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRAXAJ0T09ktjK6XnEjM2KVGKboB7rx89kC57G4npbOmjlnKPkYgIe-GU0rUvnp8nWVjmE9GFn-J7aSMtse30Oy7oWbbYJZbZ08GKa3ji5ZOsv9_pL23xuqgVaRCyqpwsoC7vfSR_zQD3a/s1600/%25C4%25B0NSANIN+ANLAM+ARAYI%25C5%259E.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1600&quot; data-original-width=&quot;1201&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRAXAJ0T09ktjK6XnEjM2KVGKboB7rx89kC57G4npbOmjlnKPkYgIe-GU0rUvnp8nWVjmE9GFn-J7aSMtse30Oy7oWbbYJZbZ08GKa3ji5ZOsv9_pL23xuqgVaRCyqpwsoC7vfSR_zQD3a/s320/%25C4%25B0NSANIN+ANLAM+ARAYI%25C5%259E.jpg&quot; width=&quot;240&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Uzun aradan sonra herkese merhaba :)&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Öncelikle şunu belirteyim.Okuma
sürem sizi yanıltmasın.(1000k&#39;da 56 günde okuduğum yazıyor).Bundan sonraki birkaç cümlemde neden kısa sürede okuyamadığımı
anlatacağım.Dilerseniz geçebilir bir alt paragraftan devam edebilirsiniz.Korona
virüsüyle beraber e ticarette işlerim birden kapasitemin çok çok üstüne
çıktı.Fatura kesmek ve sipariş
hazırlamakla meşguldüm.Kalan zamanlarımda da kargo takip ediyordum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;
&lt;/span&gt;Gelelim esas bölüme.Bu paragrafta çok da spoiler vermeden ilerlemeye
çalışacağım.Kitabın yapısı ve yazımı olarak okuması zor değil.Bazen hani olur
ya küçük yazılarla sık sık paragraflar.İnsanın gözünü yorar.Bu öyle bir kitap
değil.Kitabın konusu İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampında yaşananlar,bizzat
yaşayan doktor tarafından anlatılıyor.Bu doktor aynı zamanda logoterapinin
kurucusu.Son bölümde logoterapi ve bazı psikolojik terimlerden okuyucuyu çok
sıkmadan anlatıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Bu paragraftan sonrası kesinlikle
spoiler içerir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;
&lt;/span&gt;Kitabımız sadece 166 sayfa.Ama üzerimde bıraktığı etki tarif
edilemez.Ben ilk defa bir kitaba şu benzetmeyi yapacağım.Bebek gibi
kitap.Elinizden bırakamayorsunuz.Okudukça aydınlanıyorsunuz diyeyim.Hayatın
anlamını sorguluyorsunuz binlerce kez.Çünkü kitaptaki insanlar dünyanın en kötü
koşıllarından birinde.Toplama kampında tesadüfen yaşıyorlar.Ayakları perişan
halde,yiyecek kısıtlı,muamele kötü dememe gerek yoktur sanırım.Bazen salgın
hastalık var.Korona virüsü salgını ile mücadele ettiğimiz şu günlere denk
gelmesi biraz ilginç oldu.Durum kıyaslaması yaptığımızda biz yine de daha
iyiyiz.Çünkü bu berbat koşullar için bile bazen seviniyorsun bu insanlar
yerindeysen.Çünkü gaz odası denen bir gerçek var.Duygusal bir insan olduğum
için araştırmadım ama bu gaz odası dedikleri yerde insanları canlı canlı
öldürüyorlarmış.Kitabın bir yerinde “Her şey bir yana ,insan,Auschwitz&#39;in gaz
odalarını icat eden varlıktır; ama dudaklarında duayla ya da Shema Yisrael ile
gaz odalarına dimdik yürüyen varlık da insandır.”diyordu.İnsanın iki
yüzlülüğünü tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyordu.Ben normalde okuduğum
kitaplardan örnek verecek kadar aklında tutabilen bir insan değilim.Ama bu
kitapta bazı yerler beni o kadar etkiledi ki çevreme aktarabildiğimi fark
ettim.Kaderin&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;ve umudun insan
hayatındaki yeri ve en zor koşullarda insanların yaşamını nasıl bir psikolojiyle
sürdürebildiği çok güzel ifade edilmişti.Hayattan,sevdiğine ulaşabileceğinden
umudunu kesen insanlar kendilerini ölüme terk ediyordu bu kamplarda.Mesela
noele kadar savaşın biteceğine ateşkesin olacağına inanıyorlar.O zamana kadar
umutla sabrediyorlar.Noelden sonra ölümlerde bir artış gözükürmüş bu yüzden.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;İnsanın Anlam Arayışı’nı okurken altını
çizdiğim yerler çok oldu.Hepsi de birbirinden değerli yerlerdi.Bu kitabı baş
ucuma koyup hayatın anlam arayışına girersem o altını çizdiğim yerleri tekrar
okumak istiyorum.Alıntılara da doyamadım.Birçoğunu da bu platformda paylaştım
zaten.Mesela bir yerde şöyle diyordu.”Dakikalarca süren ve insanı derinden
etkileyen bir sessizlikten sonra,tutuklulardan birisi&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;diğerine “Dünya ne kadar güzel olabilirdi”dedi!”
Yani bunu söyleyen sanki derin bir&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;ah
çekmiştir gibi geliyor bana.Düşündüğümüzde eziyeti yapan da insan eziyetten
kurtaran da insan.Doğa,hayvanlar,çocuklar..Her şey çok daha güzel olabilirdi
sevgi birinci gelseydi evrende.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kitapta sözü edilen bu kamplarda
da aşama aşama ilerliyor her şey.Mahkumun tükenişi tek aşamada olmuyor.Ama
belli bir süre sonra acılara duyarsızlaşıyor.Çevresindeki ölümlere bile.Hatta
doktor gaz odasına giden bir mahkumun kıyafetini giyiyordu.İnsanın
duyarsızlaşmasına bundan daha güzel bir örnek olamaz herhalde.Tabii ki ordaki
insanların öncelikleri hayatta kalmak.Duyarsızlaşmak derken yargılamıyorum.Aynı
şartlarda biz de aynısını yapardık. “Her an,daha kötüsünün henüz yaşanmadığına
inanırsınız,oysa zaten yaşanmış bitmiştir”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kitapta önemli yazarlardan ya da
tanınmış kişilerden de alıntılar yapılmış.Mesela şu alıntı beni çok
etkilemişti. “Yaşamak için bir nedeni olan kişi ,hemen her nasıl’a
katlanabilir.”Nietzsche’denmiş.Genelde karamsar yapısıyla bildiğim Nietzsche bu
sözüyle beni şaşırtmıştı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Benden bu kadar.Sayfalar dolusu
bu kitabı anlatmak istiyorum ama keşfedilmemiş bir hazineyi keşfedip tüm
ganimeti cebe atmış gibi olacağım.Psikolojiye ilgisi olan insan özellikle bu
kitabı okumalı.Mesela uyuyamama sorunumu halletim bu kitapta bahsedilen bir
kısımdan sonra.Mesela bir şeyi çok istediğimizde- logoterapiye göre aşırı niyet
deniliyormuş bu şeye-istediğimiz sonucu alamayabiliyoruz.Uyuma meselesi de bu
şekilde.Aşırı niyetlendiğimizde yattığımız halde uyuyamayabiliyoruz.Yapmamız
gereken uykumuz gelene kadar uyumaya çalışmamakmış.Bu basit yöntem gerçekten
işe yaradı.Psikolojik terimlerin anlatıldığı kısım da örneklerle anlatıldığı
için hiç sıkmıyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kitaptan bir alıntıyla
bitiriyorum.Lütfen Korona Günlerinde hazır evdeyken bu kitabı okuyarak
kendinize&lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bir iyilik yapın.Sağlıkla ve
esenlikle kalın.Sevgiler..&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
“Logos(anlam),mantıktan(logic)
daha derindir.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/4859540988535390075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2020/04/kitap-yorumuminsanin-anlam-arayisi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/4859540988535390075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/4859540988535390075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2020/04/kitap-yorumuminsanin-anlam-arayisi.html' title='KİTAP YORUMUM:İNSANIN ANLAM ARAYIŞI-VİKTOR E. FRANKL OKUYAN US YAYINLARI-'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgRAXAJ0T09ktjK6XnEjM2KVGKboB7rx89kC57G4npbOmjlnKPkYgIe-GU0rUvnp8nWVjmE9GFn-J7aSMtse30Oy7oWbbYJZbZ08GKa3ji5ZOsv9_pL23xuqgVaRCyqpwsoC7vfSR_zQD3a/s72-c/%25C4%25B0NSANIN+ANLAM+ARAYI%25C5%259E.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-3208117884750547203</id><published>2020-02-20T19:04:00.001+03:00</published><updated>2020-02-20T19:28:20.183+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><title type='text'>GÜL&#39;ÜN ADI-UMBERTO ECO KİTAP YORUMUM</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;Öncelikle bu kitabı kısa sürede bitiremedim.Benle bir süre her yeri dolaştı.Tatile bile gitti.Tatil fotoğrafını aşağı ekliyorum.Hatta kitaba rüşvet vermeyi düşündüm bir ara bitsin diye :)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh9CMGzW9MjbbqPB-4Ik9c-F9gYTPISXNK96a5w53sXNPkLthfsPwiM1a0yoVnyn4_1ERtTMYqcN_zny_E50BZ6PWqbwreHGvbBoYM77rN7KUI1Xv0a9SUo4YR-KTWjdkghBpq76xHDHwOj/s1600/68730881-e963-40c3-8e25-43053a8aec9e+%25281%2529+-+Kopya.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1600&quot; data-original-width=&quot;1196&quot; height=&quot;400&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh9CMGzW9MjbbqPB-4Ik9c-F9gYTPISXNK96a5w53sXNPkLthfsPwiM1a0yoVnyn4_1ERtTMYqcN_zny_E50BZ6PWqbwreHGvbBoYM77rN7KUI1Xv0a9SUo4YR-KTWjdkghBpq76xHDHwOj/s400/68730881-e963-40c3-8e25-43053a8aec9e+%25281%2529+-+Kopya.jpg&quot; width=&quot;298&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;Umberto Eco&#39;nun kitaplarını merak ediyordum.Küçük bir spoiler kitabın adıyla içeriğinin alakası yok.Kitabın son bölümünde yazarın kitap üzerine yorumları var.Orda bunun nedenini açıklıyor.Romanımı Ortaçağ&#39;da 1327 kasımın sonunda,Manastırda gizemli ölümlerin araştırılması için rahip William ve çömezi Adso&#39;nun manastıra gelmesiyle hikayemiz başlıyor.Hikayemizi Adson&#39;nun ağzından dinliyoruz.herkesin faydalanamadığı gizli geçitleri falan olan manastırın müthiş bir labirentvari kütüphanesi var ve olaylar biraz kütüphaneyle de bağlantılı.William biraderimiz- kitapta böyle söz ediliyor kimi zaman- oldukça zeki bir rahip.Rahiplerin kendi içinde çatışmaları var.Mezhepler gibi rahipler kendi aralarında ayrılıyorlar.Kimileri sapkın diye adlandırılıyor.Kral,papa ve katedraller arasında anlaşmazlıklar var.Çok dini terim ve tarikat benzeri şeylerin yer alması ve bunların etrafındaki olayların çokça karışık olması kitabın okunmasını durma noktasına getirebiliyor ve kitap zaman zaman sıkıcı bir hal alıyor.Sonlara doğru ya artık kesin olarak bitireceğim dediğimden ya da olayların çözümlenmeye başlamasından daha akıcı hale geldi.Konu olarak işlenmemiş olsa da eşcinsellik de geçiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;
&lt;/span&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&amp;nbsp;Beni en çok etkileyen kısmı şu oldu:Din adamları din,ülke fark etmeksizin kimi zaman lüks içinde yaşayabiliyor ya da lüksü seviyor ve halkın bazı konularda bilinçli olmasını istemiyor.Bir alıntıyla daha iyi anlatayım.Bir de din adamı olmak, insanın günah işlemesini engellemiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #fff9e9; text-align: left;&quot;&gt;&quot;Kilise&#39;nin malları ,bizim değil :biz onları kullanıyorduk yalnız !&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #fff9e9; text-align: left;&quot;&gt;&quot;Yiyip içmek için,kendinize altın heykellerle donatılmış güzel kiliseler yapmak için kullanıyordunuz ;sizi iki yüzlüler sizi,sizi ağartılmış mezarlar sizi,sizi günah çukurları sizi!Kusursuz yaşamın ilkesi yoksulluk değil iyiliktir;bunu çok iyi biliyorsunuz!&quot; (SAYFA-482)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Kitapta bolca Latince kelimeler ve cümleler geçiyor.Kitapta gül geçmese de gülmenin felsefesi oldukça aydınlatıcı gelebilir.&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;background-color: #efffea; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &amp;quot;Segoe UI&amp;quot;, Roboto, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Arial, sans-serif, &amp;quot;Apple Color Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Symbol&amp;quot;; font-size: 16px; text-align: justify;&quot;&gt;
William&#39;ın zekasına hayran kaldım.Bana biraz Sherlock Holmes&#39;ı hatırlattı.Altını çizdiğim yerler az olsa da çok kıymetliydi.Sabrınız varsa okuyun derim.Pişman olmazsınız.Film beyaz perdeye de uyarlanmış.İzlemeyi düşünüyorum.Bir de çok fazla isim var.İsim haritası yaparak ilerlemenizi tavsiye ederim.İsimler ve görevler kimi zaman karışabiliyor.Keyifli okumalar...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;background-color: #efffea; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &amp;quot;Segoe UI&amp;quot;, Roboto, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Arial, sans-serif, &amp;quot;Apple Color Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Symbol&amp;quot;; font-size: 16px; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;background-color: #efffea; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &amp;quot;Segoe UI&amp;quot;, Roboto, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Arial, sans-serif, &amp;quot;Apple Color Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Symbol&amp;quot;; font-size: 16px; text-align: justify;&quot;&gt;
Dipnot:Yazarın son bölümde kitap üzerine yorumlarında kitabı yazarken ne kadar titizlikle çalıştığını, bolca araştırmalar yaptığını anlıyoruz.Hatta Manastırın planını,mesafelerini falan ayarlamak için mimarlık ansiklopedisinden yararlanıyor.Peki kitap neden orta çağda geçiyor?Yazarın söylemesine göre Ortaçağ benim mesleğim değilse de hobim oldu diyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;background-color: #efffea; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &amp;quot;Segoe UI&amp;quot;, Roboto, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Arial, sans-serif, &amp;quot;Apple Color Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Symbol&amp;quot;; font-size: 16px; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;background-color: #efffea; clear: both; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &amp;quot;Segoe UI&amp;quot;, Roboto, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Arial, sans-serif, &amp;quot;Apple Color Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Symbol&amp;quot;; font-size: 16px; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgP4G-YvLDYPWosgYSniTldHqNuJlKOUuPimM7ro5CyOF2bnmD3EqRoyK03jptpp_LuAUM5FUd12y-5xQXzdbfv_ATW0yv3NYnWxG7gP_6CmEGz7U3T_P06PqsUGsI7izUuIdLcaDnnLVws/s1600/g%25C3%25BCl%25C3%25BCn+ad%25C4%25B1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;273&quot; data-original-width=&quot;185&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgP4G-YvLDYPWosgYSniTldHqNuJlKOUuPimM7ro5CyOF2bnmD3EqRoyK03jptpp_LuAUM5FUd12y-5xQXzdbfv_ATW0yv3NYnWxG7gP_6CmEGz7U3T_P06PqsUGsI7izUuIdLcaDnnLVws/s1600/g%25C3%25BCl%25C3%25BCn+ad%25C4%25B1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;background-color: #efffea; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &amp;quot;Segoe UI&amp;quot;, Roboto, &amp;quot;Helvetica Neue&amp;quot;, Arial, sans-serif, &amp;quot;Apple Color Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Emoji&amp;quot;, &amp;quot;Segoe UI Symbol&amp;quot;; font-size: 16px; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/3208117884750547203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2020/02/gulun-adi-umberto-eco-kitap-yorumum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/3208117884750547203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/3208117884750547203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2020/02/gulun-adi-umberto-eco-kitap-yorumum.html' title='GÜL&#39;ÜN ADI-UMBERTO ECO KİTAP YORUMUM'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh9CMGzW9MjbbqPB-4Ik9c-F9gYTPISXNK96a5w53sXNPkLthfsPwiM1a0yoVnyn4_1ERtTMYqcN_zny_E50BZ6PWqbwreHGvbBoYM77rN7KUI1Xv0a9SUo4YR-KTWjdkghBpq76xHDHwOj/s72-c/68730881-e963-40c3-8e25-43053a8aec9e+%25281%2529+-+Kopya.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-5815701961209267682</id><published>2019-02-25T19:29:00.000+03:00</published><updated>2019-06-03T13:13:19.165+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HAYATA DAİR"/><title type='text'>29 OLDUM !</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&amp;nbsp; Merhabalar,&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; Uzun zamandır buralara uğramamıştım.Tembellik işte...Ama dedim ki bari doğum günlerimde istikrar olsun.Günah çıkarır gibi bir yılın özetini yapayım.Çıkardığım derslerimi,üzüntülerimi,sevinçlerimi paylaşayım.Ama ilk önce 29 yaş fotoğrafımı paylaşayım :)&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; Sondan başlayacağım.28 sonları benim için pek iyi geçmedi.Çocukluk arkadaşım Ömer Yiğit Ulus, 4 Ekim&#39;de Batman&#39;da hain saldırıda şehit oldu.Onu ve ailesini yakınen tanıyan biri olarak yıkıldım.O kadar neşeli,iyi ve ailesine bağlı birisiydi ki ölümün en son ulaşması gereken kişilerdendi ondaki hayat enerjisine göre.Ama maalesef ki ölümün mantığı falan yoktu.Seçtiğini alıyordu.Biz Ömer Yiğit&#39;i&amp;nbsp; kalbimizin en güzel köşesinde yaşatacağız.Bu hain pusuyu kuranlar için de dünyada cehennemi yaşamaya başlamalarını diliyorum.Tabii cehenneme henüz gitmedilerse.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; 4 Ekim&#39;den sonra günler hep biraz daha zor oldu.Kısa bir süre sonra kedim nazlıya araba çarpmıştı.Bir gün önce güzelce sarılmıştım.Fotoğraf çekmiştim.Yemyeşil gözleriyle bana bakıyordu.Kedi sahibi olanlar bilir .Kediler gerçek dostlarınız oluyor.Bir süre sonra kedilerle konuşmaya başlıyorsunuz ve bu çok normal geliyor.Nazlı evet melek olmuştu ama bize yadigarı nı bırakmıştı Şöyle ki Nazlı ölmeden önce Nazlı&#39;ya çok benzer bir kedi getirmişler Nazlı diye.Ona da bakmaya başlamıştık.Adını &quot;Hüso&quot; koyduk yeni kedinin.Şimdi ona bakıyoruz.Nazlı ile beraber çekindiğimiz fotoğrafı ekliyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBRyR2BCp7BX9Ef3izS6F_-pjh6GOpmwxNksnVYCtLNvLlK7cJDKt7wMwv2rl26gutaemK-6q7ic2hRWHqPa-F2spAh1JrvRtG59j-4TwG5nOPoI_R-19vjCQIPOSTYan0cxOAorGfjhRz/s1600/nazl%25C4%25B1+seda.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1600&quot; data-original-width=&quot;1200&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBRyR2BCp7BX9Ef3izS6F_-pjh6GOpmwxNksnVYCtLNvLlK7cJDKt7wMwv2rl26gutaemK-6q7ic2hRWHqPa-F2spAh1JrvRtG59j-4TwG5nOPoI_R-19vjCQIPOSTYan0cxOAorGfjhRz/s320/nazl%25C4%25B1+seda.jpg&quot; width=&quot;240&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Hayatımın son döneminde en güzel şey kuzenim Çınar oldu sanırım.Çınar 15 aylık oldu ve konuşmaya başladı.Bana &quot;Deda&quot; diyor.Papağan gibi duyduğu her şeyi tekrar ediyor ve aşırı zeki.Müzik duyar duymaz dansa başlıyor.Bazen müzik duymasa bile kendi kendine dans etmeye başlıyor.Kısacası harika bir şey Çınar.Tüm ailenin bir tanesi.Maşallah demeyi unutmayalım.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8CPeLb1xX2cFKEP8rQv9gETd4WRAWWHCg5z9MNrWsLUPWQoGZHStZb32UhHY9YeCoVEdOMuiIHfxgylPycy7U5jJAN3wSZCq8Qzt9YZiFAMPA-oVkWDw482em5d3HbjuNpHP1xB9BJSwd/s1600/%25C3%25A7%25C4%25B1n+%25C3%25A7%25C4%25B1n.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1600&quot; data-original-width=&quot;1200&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg8CPeLb1xX2cFKEP8rQv9gETd4WRAWWHCg5z9MNrWsLUPWQoGZHStZb32UhHY9YeCoVEdOMuiIHfxgylPycy7U5jJAN3wSZCq8Qzt9YZiFAMPA-oVkWDw482em5d3HbjuNpHP1xB9BJSwd/s320/%25C3%25A7%25C4%25B1n+%25C3%25A7%25C4%25B1n.jpg&quot; width=&quot;240&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
Gelelim 29 yaşıma girerken 28 &#39;de öğrendiklerime.Başarının asla tesadüf olmadığını başarmak için devamlı iş takibi yapman gerektiğini öğrendim.İmkansız diye bir şeye inanmıyorum deyip e ticarete başladım.O da şöyle oldu.İş yerimizde sunum dosyası olduğunu bilmeden, 100&#39;lü sunum dosyası siparişi vermiştim.Babam kızacaktı .Neyse bir e-ticaret sitesine ürünü ekledim öylesine .Derken ilk sipariş geldi devamı geldi falan.Başka başka ürünler sattım.Ürünün paketlenmesinden kargolanmasına kadar tüm süreci tek başıma&amp;nbsp; idare ettim.Bu benim girişimimdi ve sipariş geldikçe acayip mutlu oluyordum.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Göz makyajına acayip merak saldım.Bir sürü youtube videosu izledim.Kimilerini güzelce uyguladımKimilerine göz yapım müsait olmadı.İnsanların her zaman düşüncelerini söylemediğini anladım.Bir arkadaşım özgüvensiz kadınlar kahverengi giyerlermiş demişti.İnanmıştım.Bu tabuya aykırı davrandım.Işıltılı kahvelere aşık oldum.Bu kış en çok kullandığım renk oldu.Göz makyajlarında da çok sevdim.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Eyeliner çekmeyi öğrendim.Herkes gibi&amp;nbsp; kalın değil de mini minnacık yetiyordu bana.Kendine uyarladığında hiçbir şeyden mahrum olman gerekmiyordu.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; Sabit fikirli insanların enerjimizi götürdüğünü ve onların düşüncelerini değiştiremeyeceğimizi bir kez daha farkına vardım.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp;Hayattaki en has sevginin önce insanın kendine olan sevgi olduğunu öğrendim.Kendini yeterince sevmeyenler diğerlerini çok önemsiyorlar veya topluma zararlı insanlar oluyorlar.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; Aldığım kitap sayısıyla okuduğum kitap sayısının alakasız olduğunu gördüm.300&#39;den fazla kitabım vardı ve ben aldığım oranda okumuyordum.Bunun için daha çok okumaya vakit ayırmaya başladım.Ahmet Ümit&#39;le,Adalet Ağaoğlu ve Hakan Günday gibi değerli yazarlarla tanıştım.Ahmet Ümit&#39;in 500 sayfalık Kukla kitabını bir solukta okudum.Kitabı olan her yazarın saygın ve edebiyatçı olmayacağını gördüm.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp;Hayallerimin uzağında olmamın en büyük sebebinin kendim,erteleme huyum ve istikrarsızlığım olduğunu gördüm.Bunun için yapılacak şey belliydi.Hayallerimin gerçekleşmesini istiyorsam disiplinli olmam şarttı.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; Uzun süre direnmeme rağmen sonunda dayanamayıp Netflix&#39;e abone oldum.İlk olarak &quot;You&quot; dizisini bitirdim.&quot;Her insan öldürür sevdiğini&quot; sözünün çok da yalan olmadığını gördüm.Müge Anlı&#39;da da birkaç cinayet bunu doğruluyordu.Öyle herkese güvenmemek gerektiğini gördüklerim,duyduklarım ve izlediklerim bir kez daha doğruladı.Şuan Unbreakable Kimmy Schmidt izliyorum.Benim için oldukça eğlenceli ve motive edici bir dizi.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; .Son olarak hayatta kalmak için güçlü olmak gerektiğini ,siz kendinize ne kadar değer verirseniz o derece değer göreceğinizi ,olaylara pozitif bakmanın negatif bakmaktan her zaman daha iyi sonuç vereceğini yaşadım ve gördüm.Kedi sahibi olanların&amp;nbsp; sorunlarının başa çıkarken diğerlerine oranla daha az zorlandığını fark ettim.Çünkü yumoş yumoş tekirinize bir sarılıyordunuz.Oh tüyler tüm derdi alıyordu :) Doğum günü kızından size: Bol kedili,şanslı ve kitaplı günler...&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/5815701961209267682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2019/02/29-oldum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/5815701961209267682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/5815701961209267682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2019/02/29-oldum.html' title='29 OLDUM !'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBRyR2BCp7BX9Ef3izS6F_-pjh6GOpmwxNksnVYCtLNvLlK7cJDKt7wMwv2rl26gutaemK-6q7ic2hRWHqPa-F2spAh1JrvRtG59j-4TwG5nOPoI_R-19vjCQIPOSTYan0cxOAorGfjhRz/s72-c/nazl%25C4%25B1+seda.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-8135596258419598321</id><published>2018-08-24T13:08:00.001+03:00</published><updated>2018-08-24T17:36:13.932+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="BAZI YOLLAR YALNIZ YÜRÜNÜR"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP YORUMU"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ÖZGÜR BACAKSIZ"/><title type='text'>BAZI YOLLAR YALNIZ YÜRÜNÜR KİTAP YORUMUM </title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi19qojYdZU6codZGGU4FZ41r2rJQzZ0rJZkqFraL8SLG0XqY8fQmhmPmuVLqS5UTAITQ9I2AGX6SEOVOuVr8k_-TOEr84abmgkledaiEZG4TibhTQ6-8Sema670wActNU1QFyhmWjuZe1N/s1600/39980178_945389922329608_8494249064311816192_n.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1200&quot; data-original-width=&quot;675&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi19qojYdZU6codZGGU4FZ41r2rJQzZ0rJZkqFraL8SLG0XqY8fQmhmPmuVLqS5UTAITQ9I2AGX6SEOVOuVr8k_-TOEr84abmgkledaiEZG4TibhTQ6-8Sema670wActNU1QFyhmWjuZe1N/s320/39980178_945389922329608_8494249064311816192_n.jpg&quot; width=&quot;180&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Uyarı:Spoiler İçerebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;Öncelikle kitabı edinme hikayemden bahsedeyim.Benim bir facebook grubundan tanıştığım bir kitap kardeşim var.Bayramlarda,doğum günlerimizde kısacası özel günlerde&amp;nbsp; birbirimize kitap hediye ederiz.5-10 kitap ismi veririz birbirimize.Süprizi kaçmasın diye hediye alacak olan listeye göre alır.Benim kitap kardeşimin listesinde vardı.Onun için aldım.Göndermeden okuyayım dedim .&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&amp;nbsp;Şimdi gelelim kitaba.Öncelikle kitabın adıyla içeriğinin hiç alakası yok. Yazar ünlü filozoflardan,yazarlardan alıntı yapmış o konuya kendince açıklık getirmiş araya birkaç görsel ilave etmiş falan .Hayatı yaşama rehperi eklemiş sonlara doğru.işte şunları yapın,hayatı bunlarla tükettik, burda hata yaptık gibi arabesk bir kitap olmuş.Maalesef tam anlamıyla popüler kültür şişirmesi.Benim beklentimi karşılamadı.Sadece alıntı kısmını beğendim ve çok nadir yazarın cümleleri de hoşuma gitti..Bazı cümleler başlanmış ve sırf laf olsun diye bitirilmiş.Mesela A harfi ile başlayıp 2*2 4 edere gelmişiz ben anlayamadım bu kısmı.Mesela şöyle diyordu kaybetmek acıdır sevdiğini kaybetmek acıdır.Yahu kaybetmek ayrı konu sevdiğini kaybetmek ki bu kaybetmeye ölüm diyoruz bu apayrı bir konu.Bu nasıl cümle.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;
&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;background-color: #efffea; font-family: , &amp;quot;blinkmacsystemfont&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui&amp;quot; , &amp;quot;roboto&amp;quot; , &amp;quot;helvetica neue&amp;quot; , &amp;quot;arial&amp;quot; , sans-serif , &amp;quot;apple color emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui emoji&amp;quot; , &amp;quot;segoe ui symbol&amp;quot;; font-size: 16px;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp;Uzun lafın kısası ben bu kitabı beğenmedim.Kitap 144 sayfa ve 2 saatte bitiyor da okunacak çok daha kaliteli kitaplar var.Bu sanki instagrama kahve fotoğrafı yükleyeyim de altına bir söz paylaşıyımcıların alıp alıntı yapacağı bir kitap olmuş.Yine de otobüste,metrobüste veya herhangi bir yerde sıra beklerken falan okunabilir.Anlamak için çok çaba sarf etmiyorsunuz.Ama kitabı okurken artık dinlemekten bıktığımız masalı tekrar dinliyormuş gibi hissediyoruz.Çok satanlar listesinde olmayı hak etmiyor.Yazar olmak da bu kadar kolay olmamalı.Amatör birçok yazar bu şekilde yazabilir diye düşünüyorum.Çok değerli vakitlerinizde okumanızı tavsiye etmiyorum.Ancak boş durmanızın alternatifi olabilir diyorum .Keyifli, kaliteli okumalar diliyorum.&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/8135596258419598321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/08/bazi-yollar-yalniz-yurunur-kitap-yorumum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/8135596258419598321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/8135596258419598321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/08/bazi-yollar-yalniz-yurunur-kitap-yorumum.html' title='BAZI YOLLAR YALNIZ YÜRÜNÜR KİTAP YORUMUM '/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi19qojYdZU6codZGGU4FZ41r2rJQzZ0rJZkqFraL8SLG0XqY8fQmhmPmuVLqS5UTAITQ9I2AGX6SEOVOuVr8k_-TOEr84abmgkledaiEZG4TibhTQ6-8Sema670wActNU1QFyhmWjuZe1N/s72-c/39980178_945389922329608_8494249064311816192_n.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-6278073729883116201</id><published>2018-04-01T18:03:00.000+03:00</published><updated>2019-03-08T14:54:39.276+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="28 YAŞ"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ASLIHAN GÜRBÜZ"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HAYATA DAİR"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="TOPLUM DAYATMALARI"/><title type='text'>28 OLDUM !</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Merhabalar,&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp;Bu yazıyı 25 Şubatta yazmıştım aslında.Doğum günümde yani.Ama paylaşma fırsatı bulamadım.Günlük hayatın akışında zaman zaman kayboluyorum.İnatlaşıyorum,içimden bir şey yapmak gelmiyor.Neyse bu vesileyle öğrenmiş olun.Ben 28 oldum.Diğerlerinden pek de farkı yok gibi bu yaşın.Hala utangaç ve küçük görünümlü olduğum için gittiğim yerlede şeker kız Candy muamelesi görmeye devam ediyorum.Yaşımı söylediğimde genelde insanlar pek inanmıyorlar.Nasıl 28 olursun falan.28 yaşında bir insan nasıl görünür ki ?&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Ben kendimi oldukça seven bir insanım.Pazar günlerimi mesela hep bakıma ayırırım.İlla toplumun dayattığı gibi evli veya çocuklu mu olmak gerekiyor bu yaşta.Aslına bakarsanız yavaş yavaş bu toplumun dayatmalarını kıracağız gibi geliyor.Geçenlerde Aslıhan Gürbüz&#39;ün ne olacak bu kiloların diyen takipçisine&amp;nbsp; instagramda verdiği cevapla bu umudum yeniden yeşerdi.Aslıhan Gürbüz&#39;e de bayılırım bu arada.O gözler ,o yüz güzelliği..Maşallahı var.Hatta bizden uzakta yaşayan ablam&amp;nbsp; bana iltifat etmek için Aslıhan Gürbüze benzemişsin der.Ben de çok mutlu olurum.Kendisi ister kilo versin ister vermesin Türkiye&#39;nin en güzel kadınlarından biridir bence.Oyunculukta da olağanüstü başarılı.Neyse ben her yıl doğum günümde süslenir ve en güzel elbiselerimi giyerim ve fotoğraf çekinirim.Böylelikle her yaşımın duyguları canlanır o fotoğrafımı gördükçe.Bu yılki doğum günü&amp;nbsp; fotoğrafı ve benim 28 yaşıma mesajım;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjJgFlqjcyUDZDAsDqwVsuRZVO0wfC9i3HYshaJEP22tpY1IBrspB68M32oMCLH1MQ8tgKdCjIo46o31dhlTMqgFu6am_iS5y7zDRh58RC_WXc0DQUkAAb3XUeUOI_Q0XmvLjYumghQxAbk/s1600/IMG_20180225_183337_211.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1200&quot; data-original-width=&quot;960&quot; height=&quot;400&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjJgFlqjcyUDZDAsDqwVsuRZVO0wfC9i3HYshaJEP22tpY1IBrspB68M32oMCLH1MQ8tgKdCjIo46o31dhlTMqgFu6am_iS5y7zDRh58RC_WXc0DQUkAAb3XUeUOI_Q0XmvLjYumghQxAbk/s400/IMG_20180225_183337_211.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hoşgeldin 28,sana söyleyeceklerim var.Aslında sana ihtiyaç yoktu.27 yaşında yeterince olgunlaştım.Hayatla devamlı yüz yüze geldim.Daha kaliteli kitaplar okudum.Ne istediğime ve ne istemediğime kesin bir surette karar verdim ve sonuç her zaman kendi kalbime ve iç sesime kulak veriyorum.Dayatmalarla yaşamıyorum.Evet kendi kararlarımı tamamen kendim alıyorum .Bedenim ve ruhum bir bütün olduk ve toplum baskısını hiç önemsemiyorum.Okudun da ne oldun diyorlar .Takmıyorum.Anlamayacaklar..Evlenecek yaşa geldin diyorlar.Kime göre,neye göre diyorum.Sırf bir eylemi yapmış olmak için yapmak bir delilik bana göre.Kilo almışsın zayıfla diyorlar.Kendim istemediğim sürece kılımı kıpırdatmıyorum .Beğenmediğim birine laf olsun diye iltifat etmiyorum.Gibi gibi...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Neden böyle bir paylaşım yaptım bilmiyorum.Belki de biraz kıssadan hisse.Ergenlikten beri insanların ne söylediklerini çok takardım .Ama artık değil .28 yaşımı özgüvenle kucaklıyorum ben.Kendim gibi yapmacıklıktan uzak.Siz de şunu unutmayın değerlisiniz.Kimse için kendinizi yıpratmayın .Başkasına zararı dokunmadığı sürece bencillik iyidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Hoşgeldin 28..Öyle yontulmuş bir Seda var ki karşında istese kimse ne der diye düşünmeden bugün saçlarını kazıtacak.Senden istediğim beklenmedik durumlarla üzme beni :)Gerisi bende ;)&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/6278073729883116201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/04/28-oldum.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/6278073729883116201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/6278073729883116201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/04/28-oldum.html' title='28 OLDUM !'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjJgFlqjcyUDZDAsDqwVsuRZVO0wfC9i3HYshaJEP22tpY1IBrspB68M32oMCLH1MQ8tgKdCjIo46o31dhlTMqgFu6am_iS5y7zDRh58RC_WXc0DQUkAAb3XUeUOI_Q0XmvLjYumghQxAbk/s72-c/IMG_20180225_183337_211.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-992041497307741718</id><published>2018-02-19T15:39:00.001+03:00</published><updated>2018-02-19T16:12:17.026+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><title type='text'>SENDEN SONRA; BEN JOJO MOYES;KİTAP YORUMUM </title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgIMFwc9XWGOKoY_osMdxSPwUNjABZPxG3wE5aO84lqOGYT0xEXhE4kfqWgk5V9tCX9b_xxqCu3dKx72XJSHmz0GMwlRBB0WRHdi-6Muu-vlpGJiEED-21gQEVA5nRuvWf7TL1oXV_7rRCS/s1600/P_20180204_164801_LL_1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1600&quot; data-original-width=&quot;1038&quot; height=&quot;400&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgIMFwc9XWGOKoY_osMdxSPwUNjABZPxG3wE5aO84lqOGYT0xEXhE4kfqWgk5V9tCX9b_xxqCu3dKx72XJSHmz0GMwlRBB0WRHdi-6Muu-vlpGJiEED-21gQEVA5nRuvWf7TL1oXV_7rRCS/s400/P_20180204_164801_LL_1.jpg&quot; width=&quot;258&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp;Herkese merhaba,&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp;Yine geç kalmış kitap yorumumla karşınızdayım.Yazar jojo Moyes ve yayınevi Pegasus yayınları..Yazıma devam etmeden önce yorumumun spoiler içerebileceği konusunda uyarmalıyım.İlk kitap(Senden Önce Ben) benim için çok özeldi. Günlerce&amp;nbsp; etkisinden kurtulamamıştım.Günlük hayatıma devam ederken ben neden üzgünüm diye düşünüp Will&#39;in vefatını getiriyordum aklıma.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kitabı okumadan önce şöyle üstünkörü bir araştırdım ve Senden Sonra Ben &#39;in serinin ilk kitabı kadar&amp;nbsp; beğenilmediğini gördüm.Kitabın arkasındaki tanıtım yazısının da bunda etkili olduğunu düşünüyorum.Louisa için&amp;nbsp; Will&#39;in istediği gibi cesurca yaşayamıyor ,başaramıyor gibi olumsuz şeyler yazıyor.İyide ilk kitabı okumadınız mı?Louisa çok güçlü biri değil zaten.Mantığıyla değil duygularıyla hareket eden biri.Louisa demek idealistliğin tam tersi demek bana göre.Zayıflık belki de ki Will&#39;i ne kadar sevdiğini hepimiz okuduk hatta iliklerimize kadar hissetmiş bile olabiliriz.Artık Will yok ve Louisa çok güçlü bir karakter değil.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ben kitap arka kapağındaki yorumun tam tersini düşünüyorum.Kolay olmasa da Louisa yaşamaya devam etmeye çabalıyor.Elinden gelen onun karakteri bağlamında düşünürsek en iyisi bu.Will&#39;in geride bıraktığı müthiş bir süprizi var.Loisa&#39;yı hem mutlu eden hem de zaman zaman sıkıntıya sokan. Onu keşfetmeyi size bırakıyorum.Senden Önce Ben ne kadar olağanüstü bir aşk hikayesiyse Senden Sonra Ben o kadar hayatın içinden.Her birimizin mutlaka başına gelebilecek olaylar ...Bir de yazar sanki Loisa&#39;nın annesi üzerinden birazcık feminizm işlemeye çalışmış gibi geldi bana.İnsanlara güvenmemek gerektiği ile ilgili öyle bir olay var ki tüyler ürpertici.İlk kitapta Loisa&#39;nın özel alanına(özel alanı diyeyim ki anlayın) pek girilmemişti bu kitapta birkaç özel alan var.Bu kısmını çok sevmedim.Will &#39;in gidişine Will&#39;in ailesindekilerin nasıl tepki verdiklerini tek tek göreceksiniz.Bazılarına gerçekten şaşıracağınızı düşünüyorum.Louisa takdir edersiniz ki bu konuda en büyük acısı olan kişi olarak kaldı Will&#39;den geriye.Berbat bir işle berbat bir evle ve sürekli Wille konuşan bir iç sesiyle bir süre devam ediyor öyle hayatına.Taa ki deyip sizi kitaba yönlendiriyorum.Ve size kitabı yorumlarken kafamda devamlı çalan şarkıyı ekliyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;iframe allowfullscreen=&quot;&quot; class=&quot;YOUTUBE-iframe-video&quot; data-thumbnail-src=&quot;https://i.ytimg.com/vi/KQnb5Apsxv4/0.jpg&quot; frameborder=&quot;0&quot; height=&quot;266&quot; src=&quot;https://www.youtube.com/embed/KQnb5Apsxv4?feature=player_embedded&quot; width=&quot;320&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp;Çok uzun uzun anlatmak istemiyorum.Jojo Moyes kitapları oldukça akıcı.İstediği kadar çok sayfalı olsun,&amp;nbsp; bir solukta okuyacağınız ve sizi etkileyecek bir şeylerin mutlaka olacağı kitaplar.Kendi adıma son bir şey söylemek istiyorum .Bir gün jojo Moyesle tanışmak en büyük hayallerimden.Bu kitabı da tavsiye ederim,pişman olmayacaksınız.Son olarak her kitap yorumumda olduğu gibi size kitaptan alıntılar ekliyorum.Hoşça(kitapla)kalın...&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;ul style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
&lt;li&gt;&quot;Seni seviyorum ,dedim dudaklarımı oynatarak.Kelimelerimi oradan görebilir miydi ,emin bile değildim .&quot;(Sayfa 448)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Kalmamı istemesinden çok ,benim ben olmamı istediği için ona teşekkür etmeye çalıştım.&quot;(Sayfa 447)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Hayat kısa,değil mi ?Bunu ikimiz de biliyoruz .Peki ya benim şansım sensen?Beni en mutlu edecek olan şey sen sen?...&quot;(Sayfa 425)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;“Tanrım, Lou! Hepimiz donutuz! Sence ben kanserin ablamı yiyip bitirmesini izlerken her gün kalbimin hem onun için hem de oğlu için paramparça olacağını bilmiyor muydum? Bunun nasıl bir his olduğunu bilmiyor muyum sence? Tek bir cevap var ve&amp;nbsp;ben biliyorum çünkü her gün görüyorum. Yaşıyorsun. Kendini her şeyin ortasına atıyorsun ve yaraları düşünmemeye çalışıyorsun&lt;span style=&quot;font-family: &amp;quot;helvetica&amp;quot; , &amp;quot;times new roman&amp;quot; , &amp;quot;times&amp;quot; , serif;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;background-color: #fff9e9;&quot;&gt;.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;(Sayfa 391)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Saplanıp kaldığını hissetmenin ne kadar berbat bir şey olduğunu bilir misin ?&quot;(Sayfa 388)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Bazen hayatının, ölümü üzerinden tanımlandığını hissediyorum. Sana onun bir tekerlekli sandalyeden fazlası olduğunu göstermek istedim.Ölüm biçiminden fazlası olduğunu.”(Sayfa 361)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Eline ilerlemek için bir şans geçtiğinde her seferinde kendi geleceğini gasbediyorsun.Sanki..sanki aslında ilerlemek istemiyor gibisin&quot;(Sayfa 304)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Dürüst olmak gerekirse mecburen kendimi topladım çünkü hepimiz aynı anda paramparça olamazdık .&quot;(Sayfa 268)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Kanser, oldukça gaddar bir veda tarzı olabiliyor.&quot;(Sayfa 268)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Kimse aşık olduğu birinden &#39;tatlı kız&#39;diye bahsetmez.Bütün şu &#39;arkadaş olmaya devam edeceğiz&#39;meselesi gibi .Demek ki yeterinde yoğun şeyler hissetmemişsin.&quot;(Sayfa 267)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Mutluluğumun tamamen başkasının mutluluğuna bağlı olmasını,denetleyemediğim kaderlerde tutsak kalmayı istemiyorum.&quot;(Sayfa 263)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Çözümlenmemiş meselelerle baş etmek zordur&quot;dedi March.Bazen kendi akıl sağlığımız için büyük resmi görmemiz gerekir.&quot;(Sayfa 244)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Olmadığım biri gibi davranmanın hiçbir anlamı yok,&quot; dedi Lily suratını asarak.&quot;(Sayfa 214)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Depresyon ,grupta öğrendiğimize göre,boşluğu seviyordu.Bir şeyler yapmak ,en azından planlamak çok daha iyiydi.&quot;(Sayfa 210)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Mutluluk insanın neyi hak ettiğiyle ilgili bir şey mi ,bilmiyorum.&quot;(Sayfa 137)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Will&#39;in yanındayken asla ne dediğimi düşünmek zorunda kalmamıştım.Onunla konuşmak nefes almak kadar zahmetsiz bir şeydi.Şimdiyse konuşup kendim hakkında hiçbirşey söylememek konusunda uzman olmuştum.&quot;(Sayfa 88)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Hayatta kalabilirdim.Ayrıca herkesten iyi ben biliyordum ki insanın başına kötü şeyler gelebilirdi.&quot;(Sayfa 68)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Ama artık benden bahsetmediğini anlıyordum;içinde bulunduğumuz dijital çağda ben sonsuza dek o insan olacaktım.Her şeyi hafızamdan silmeyi başarsam da kendimi Will&#39; in ölümünden ayırmama asla izin verilmeyecekti.&quot;(Sayfa 46)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;O zaman sağ kurtulamayacağımı düşündüklerini anlıyorum ve göğsümden habersizce bir hıçkırık yükseliyor. Gözlerimi sıcak gözyaşlarımın üzerine kapatıyorum ve babamın büyük, nasırlı avucunu kendi avucumda hissediyorum.&quot;(Sayfa 23)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Bana lanet olası bir hayat vermedin değil mi?Vermedin aslında.Yalnızca eskisini mahvettin.Küçük parçalara ayırdın.Elimde kalanlarla ne yapmalıyım?Ne zaman hissedeceğim..&quot;Kollarımı iki yana uzatıyorum,serin geceyi tenimde hissediyorum ve yeniden ağladığımı fark ediyorum.&quot;Lanet olsun sana Will,&quot;diye fısıldıyorum.&quot;Beni terk ettiğin için sana lanet olsun &quot;(Sayfa 15)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;On sekiz ay.Tam on sekiz ay.Ne zaman yetecek ,peki?diyorum karanlığa .Ve işte geliyor ,o beklenmedik öfkenin yeniden fokurdadığını hissedebiliyorum.İki adım atıp bakışlarımı ayaklarıma çeviriyorum.&quot;Çünkü artık yaşadığını hissetmiyorum .Hiçbir şey hissetmiyorum&quot;(Sayfa 15)&lt;/li&gt;
&lt;li style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&quot;Görüyor musun ?Buradayım-hayattayım- ve en uçtayım.Bana söylediğini yapıyorum&quot;(Sayfa 14)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/992041497307741718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/02/senden-sonra-ben-jojo-moyes.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/992041497307741718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/992041497307741718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/02/senden-sonra-ben-jojo-moyes.html' title='SENDEN SONRA; BEN JOJO MOYES;KİTAP YORUMUM '/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgIMFwc9XWGOKoY_osMdxSPwUNjABZPxG3wE5aO84lqOGYT0xEXhE4kfqWgk5V9tCX9b_xxqCu3dKx72XJSHmz0GMwlRBB0WRHdi-6Muu-vlpGJiEED-21gQEVA5nRuvWf7TL1oXV_7rRCS/s72-c/P_20180204_164801_LL_1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-720355107770128127</id><published>2018-01-15T10:55:00.001+03:00</published><updated>2018-01-15T10:57:01.264+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><title type='text'>VAVEYLA; ŞEYDA AKSEL</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKhns7cg93vfCBQ1uScAclldqzvDbzWtvdRhP-uG0E3xzwAJfRinT9uTUiodI5Hc-VElItob7ycCNW6NYmBCLbTKxzrsfg7zBNUnO0JXUF_ZfmYN_8MG3ZElfVb1cGOd1VvI4VcCTckZmW/s1600/IMG-20180113-WA0011_2.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1024&quot; data-original-width=&quot;763&quot; height=&quot;320&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKhns7cg93vfCBQ1uScAclldqzvDbzWtvdRhP-uG0E3xzwAJfRinT9uTUiodI5Hc-VElItob7ycCNW6NYmBCLbTKxzrsfg7zBNUnO0JXUF_ZfmYN_8MG3ZElfVb1cGOd1VvI4VcCTckZmW/s320/IMG-20180113-WA0011_2.jpg&quot; width=&quot;238&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Merhabalar,&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Yepyeni bir kitap yorumuyla karşınızdayım.Bugunkü yorumlayacağım kitabın ismi Vaveyla (çığlık) anlamına geliyor.Yazarı Şeyda Aksel ve yayınevi Sokak Kitapları yayınları.Ben bu kitabı bizzat yazarından&amp;nbsp; yani Şeyda Hanımdan imzalı bir şekilde edindim.Çok mutluyum.Hatta kendisi her bir okuruna özel not yazarak gönderiyor sanırım.Çok büyük bir incelik.Bendeki notu da sizinle paylaşacağım.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi5o2cp6d05rxFKHHWYHu-fHXonsUBpjKLnSZUHKRrVgVUhlQQH_hMpzBzH5fqpONxVvxey4NcVzb9iPDsiXGOAugVW-QNExOaBjoZoLtXUKdRrERkr75wxLP77E6qe-C9fESPv_PrOBSc_/s1600/imzal%25C4%25B1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;1600&quot; data-original-width=&quot;900&quot; height=&quot;400&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi5o2cp6d05rxFKHHWYHu-fHXonsUBpjKLnSZUHKRrVgVUhlQQH_hMpzBzH5fqpONxVvxey4NcVzb9iPDsiXGOAugVW-QNExOaBjoZoLtXUKdRrERkr75wxLP77E6qe-C9fESPv_PrOBSc_/s400/imzal%25C4%25B1.jpg&quot; width=&quot;223&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; Hani bazı kitap yorumlarında spoiler içerir yazmazsak olmuyor ya.Bu kitap da kalp burkan bir hüzün içeriyor.Duygusal biriyseniz hele mendillerinizi stok yapmadan bu kitaba başlamayın uyarısı yapacağım.Bir konudan daha bahsedip kitap yorumuma geçeceğim.Benim listelerim genelde klasikler ve tanınmış yazarlardan oluşuyor.Araya kafa dağıtmalık kitap dediğim kitaplar da ekliyorum bazen.(fazla kafa yormayan,eğlendiren ve sade anlatımlı)Bu kitap da listemde olmayan ama facebook kitap grubumuzda etkinlik kitabımız olduğu için edindiğim bir kitaptı.&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kitap baş kahramanımız ikiz çocukları olan edebiyat öğretmeni Özge.Geçmişinde yaşadığı ve hatırlayamadığı bir kaza söz konusu.Özellikle kaza anındaki müziği hatırlamak için büyük bir çabası var.Geçmişte yaşadığı bu travmatik olay için psikolojik destek alıyor.Anne ve babasını kaybetmiş ve sonradan Yalova da ailesinin edindiği ve daha önce Özge&#39;nin haberi olmadığı bir ev ortaya çıkıyor. Özge bu evin gizemini çözebilmek için orayı ziyaret etmeye gidiyor ve o iki katlı ev özellikle çatı katı öyle hoşuna gidiyor ki Yalova&#39;da o evde yaşamak istiyor ve kısa bir süre sonra oraya taşınıyor.Bir gün ev temizliği yaparken bir günlük buluyor.O evde yaşamış Eda&#39;nın günlüğü o. Özge bu günlüğü okumaya başlıyor.Hatta günlükle bir bağlantısı olduğunu düşünüyor .Ama karar da veremiyor.Günlükse ilk başlarda pırıl pırıl bir aile,90&#39;ların o güzel çocukluğunu,kurulan hayalleri anlatıyor.Ta ki o depreme kadar.17 Ağustos 1999 depremine kadar yani.Sonrası kayıplar ,hüzün ve geri gelmeyenler,travmalar,yürek acısı.En çok istediği şey tüm arkadaşlarının doğum gününe katılması olan çocuğun maalesef doğum gününe katılamaması..En yakın arkadaşın ve onla beraber yitirilen çocukluk... Sen de onlar gibi depremde can vermediğin için yaşadığından utanma..tam da dünyalığını hazırladığını sandığın vakit servetinin tüm torunlarına bile yeteceğini sanırken tüm mal varlığını depremde yitirme..Bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının bilincine acı bir şekilde farkına varma..&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
Peki Özge&#39;nin hayatının bu günlükle bir bağlantısı var mıdır?Bunun keşfini size bırakıyorum.Kitap oldukça akıcı yazılmış.O Yalovadaki ev ve o sıcak aile beni çok etkiledi diyebilirim ve son olarak dipnot:Ara sıra tanınmamış yazarlar da okumak gerekiyormuş.Bu kitap mesela benim beklentimin çok üstündeydi diyebilirim.Şeyda Hanım&#39;ın kalemine,yüreğine sağlık.Hem ağladım hem de güzel vakit geçirdim kitabı okurken.Kitap kurtlarına okumalarını&amp;nbsp; tavsiye ederim.Her zamanki gibi yazımını sonuna kitapla ilgili alıntılar ekleyeceğim.Hepinize keyifli okumalar diliyorum Hoşça(kitap)la kalın..&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;i&gt;&lt;span style=&quot;color: red;&quot;&gt;KİTAPTAN ALINTILAR&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&quot;Öğretmenimin sözleri ise gerçeğin acı bir tokat gibi suratıma yapışmasına neden oldu.Haklıydı belki,ama onun da bilmediği bir şey vardı.Aslında en büyük enkaz altında ben vardım.Sevdiklerim,hayallerim,oyunlarım,arkadaşlarım,hayatım,çocukluğum...Hepsi yerle bir olmuştu.Bedenim sağlam olsa da yüreğim hala göçük altında...&quot;(sayfa 161)&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Yardım kamyonlarının birisinin başında kırklı yaşların başında bir kadın var hafızamda.Avazı çıktığı kadar bağırıyordu.Elindeki birkaç kıyafeti açıp gösterdi.Mini etekler,straplez bluzler,sırtı bele kadar açık ipli bir tshirt..Yere fırlattı hepsini.&quot;Bizim giysiye ihtiyacımız var.Millet evinde çer çöp ne varsa buraya göndermiş!&quot;diye isyan ediyordu adeta.&quot;(sayfa 115)&lt;/li&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;li&gt;&quot;Mustafa amcanı hatırlıyor musun?&quot;&lt;/li&gt;
Evet anlamında başımı salladım.&lt;br /&gt;&quot;Depremden iki gün önce bizim evin balkonunda sohpet etmiştiniz.&quot;&lt;br /&gt;&quot;Evet.&quot; dedi.&quot;O gün ne konuşmuştuk biliyor musun?&quot;&lt;br /&gt;&quot;Hayır.&quot;&lt;br /&gt;&quot;Ben dünyamı hazırladım cancağızım.&quot;demişti.Çok şükür evim,arabam,malım mülküm her şeyim var.Servetim bana,çocuklarıma,torunlarıma,onların bile çocuklarına yeter,demişti.&quot;&lt;br /&gt;&quot;Eee&quot; dedim.Eliyle ekmek kuyruğunu gösterdi.Sıranın en başındaki kişi Mustafa amcaydı.Askerin kendisine uzattığı ekmeği aldı mahcubiyetle.&lt;br /&gt;&quot;Biraz önce konuştuk.&quot; dedi babam.&quot;Mahvoldum,bittim,battım ben dedi.Bütün malları yerle bir olmuş.Hiçbir şeyi kalmamış.Eşini ve büyük oğlunu da kaybetmiş.&quot;(sayfa 113)&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&lt;li&gt;&quot;Güzel şeyler her zaman süslü püslü defterlere not edilmez.Bazen gelişigüzel karalamalardan dünyanın en güzel anıları çıkar.&quot;(sayfa 37)&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/720355107770128127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/01/vaveyla-seyda-aksel.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/720355107770128127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/720355107770128127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/01/vaveyla-seyda-aksel.html' title='VAVEYLA; ŞEYDA AKSEL'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjKhns7cg93vfCBQ1uScAclldqzvDbzWtvdRhP-uG0E3xzwAJfRinT9uTUiodI5Hc-VElItob7ycCNW6NYmBCLbTKxzrsfg7zBNUnO0JXUF_ZfmYN_8MG3ZElfVb1cGOd1VvI4VcCTckZmW/s72-c/IMG-20180113-WA0011_2.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-8065529299377313361</id><published>2018-01-10T02:03:00.002+03:00</published><updated>2018-01-12T18:06:34.808+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><title type='text'>ÖLÜME ÇAĞRI  JOHN LE CARRE</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEij4b0JhppfBOyt8z4mfkwNbx2127Upwu_Rey_5b2O_78BddfARtKH_M7FEaG1PeHXNV30QR2MuhnDljG_zbScG6wGvU3-d6QMpgDuui6Vepj0vrJBgyZZznBPFFUa_OzSNuQxVxEWlNni6/s1600/P_20180107_181606.jpg&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEij4b0JhppfBOyt8z4mfkwNbx2127Upwu_Rey_5b2O_78BddfARtKH_M7FEaG1PeHXNV30QR2MuhnDljG_zbScG6wGvU3-d6QMpgDuui6Vepj0vrJBgyZZznBPFFUa_OzSNuQxVxEWlNni6/s320/P_20180107_181606.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;        İlk kez bir polisiye kitap yorumlayacağım.Spoiler içerebilir uyarısını yapmam gerekecek sanırım.Aslında polisiye kitabı heyecanını koruması gerektiğine inandığım için mümkün olduğunca az detaya girip yorumlamaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   İlk önce kitabın bende kısa bir hikayesi var .Ondan bahsedeyim.Ben tam bir ince uçlu tükenmez kalem tutkunuyum.F.C1430 kodlu tükenmez kalemi arıyordum.Birçok kırtasiye ve kitapçıda aradığım halde bulamadım maalesef.Ben de internette araştırdım ve bir kitap sitesinde buldum.Sadece kalem için kargo parası vermeye kıyamayınca biraz da kitap almaya bahane yarattım ve bu kitap gözüme çarptı.Yazarla ilk kez tanışıyordum ama kitabın türünün polisiye olması kitaba bir şans vermeye ikna etnişti beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kitabı esasen iki günde okudum.Kitap bölümlere ayrılmış.Satır araları çok iyi ayarlanmış okurken göz yormuyor.Yapısal olarak anlattıktan sonra konusuna gelecek olursak aslında kitabın arka kapağında çok genel biçimde anlatılmış.Ordan alıntı yapıp yorumlarıma devam edeceğim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasıyla yurtdışındaki görevi sonlandırılan George Smiley, Londra’ya geri çağırılmıştır. Dışişleri Bakanlığı’nda çalışan Samuel Fennan’ın Komünist Parti üyesi olduğunu yazan isimsiz bir mektup yetkililerin eline ulaştığında George Smiley görevlendirilir. Smiley, Fennan’la görüşüp adını temize çıkarsa da, Fennan’ın bu incelemeden dolayı intihar etmesi Smiley’yi zan altında bırakır. İlk defa büyük bir hata yapmıştır. Basit bir inceleme olarak başlayan “Fennan Dosyası” büyük bir casusluk şebekesinin açığa çıkmasına sebep olacaktır.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Baş kahramanımız eşi tarafından terk edilmiş kısa,şişman,kendi halinde kitabın tanımıyla, benim tanımımla ise oldukça zeki ve işini bilen  istihparat görevlimiz George Smiley.Bence karakterin duygusal bir yanı da yok değil ama çok ön plana çıkarılmamış tabiiki.Onun Samuel Fennanla görüşme yapması gerekiyor.Çünkü Fennan hakkında  isimsiz bir mektup yetkililere ulaşıyor.Görüşme de olumlu geçmesine rağmen Samuel Fennan &#39;ın intihar ettiği duyruluyor.Fakat ortada garip bir çağrı var.Şöyle ki intihar etmeyi planlayan biri ertesi günü 8.30 da uyandırma çağrısı ister mi ?Bu onun en azından çağrı merkezinde bir insanla görüşeyim en azından diye tamamen insancıl son anlarını değerlendirmesi midir?Peki eşinin ifadeleri neden tutarlı değildir Smiley&#39;e göre?Smiley in geçmişinde görevi icabıyla işbirliği yaptığı bir casusun bu olayla olan ilgisi nedir?Tüm bunları büyük bir heyecan içinde okuyup ,kitap sonunda sorularınızın cevabını alacaksınız.Yalnız beyniniz bol bol jimnastik yapacak.Benim birkaç sorum cevapsız kalsa da büyük soru işaretleri gitti en azından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kitabın arka kapağındaki bahsedilmeyen ve bu olaylar çözümlenirken Smiley in yanında olan iki kişi daha var Mendel ve  Peter Gulliam.Heleki Mendel karakterini çok sevdim.O  gerçek hayatta olsa oturup çay içebileceğiniz, gerçekten iyi zamanda kötü zamanda size eşlik edecek,hem de tedbiri elden bırakmayan sağduyulu bir karakter.Hepimizin hayatında vardır ya o her şeyi düşünmüştür.Siz düştüğünüzde sizi o toparlar.İşte bu kitapta bu rol Mendel&#39;in.Smiley için gerçek bir dost.Diğer kişi  Peter Gulliam&#39;ın da Smiley&#39;a desteğini görme işini size bırakıyorum.Fakar beni en çok etkileyen karakter Elsa Fennan oldu.Onun acılarının gerçekliği ve onun mütemadiyen taşıdığı hüznü yazar çok iyi hissettirmiş .Sanırım en çok onun anlatıldığı yerlerden alıntı yaptım.Elsa Fennan yahudi ve çok acılar çekmiş.Tam da ondan bahsederken birkaç alıntı paylaşmak istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ağlamam gerekiyor aslında.Ama artik dökecek gözyaşım kalmadı mr Smiley,çorak bir toprak gibiyim ;kaderimin çocukları çoktan öldü.&quot;.(Elsa Fennan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Daha önce Dresden&#39;ın dışındaki bir kampa göndermişlerdi bizi.Babam felç geçirmişti.Her şeyden fazla tütünü özlemişti ve sadece o özlemi gidermek için.kampta bulabildiğim çerçöpü toplayıp,sigara gibi sarıyordum.Bir gün muhafızlardan biri babamı sigara içerken gördü ve gülmeye başladı.Diğerleri de geldi onlar da gülmeye başladılar.Babam sigarayı felçli eliyle tutuyordu ve sigara parmaklarını yakıyordu.Ama farkında bile değildi anlıyor musunuz?&quot;(Elsa Fennan Anlatıyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Son olarak söyleyeceklerim polisiye severseniz oturup bir solukta okuyacağınız bir romandır tavsiye edilir.Yazarın( &lt;a href=&quot;https://1000kitap.com/yazar/John-Le-Carr&quot;&gt;John Le Carré&lt;/a&gt;) &quot;Soğuktan Gelen Casus&quot; ve &quot;Köstebek&quot; gibi ünlü romanları varmış.&quot;Soğuktan Gelen Casus&quot; kitabı Okuma Listeme eklendi bile.Kitaptan alıntılarla yazımı bitirmek istiyorum.Hoşça(kitapla)kalın :)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
&lt;li&gt;&quot;Ne tuhaf siste yürümek,herkes yalnız .Ağaçlar görmüyor birbirini ,hepsi de yalnız &quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ve sevmen gereken şeyler,sen onların bir parçası değilken sana çok uzak,çok boş gelirler.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Koca dünyada geceleri kimliğini yitiren tek başkent niye Londra&#39;ydı ki ?&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Bu teoriye göre düşünce tek başına değersizdi.Düşüncenin etkili olabilmesi için eylemde bulunman gerekirdi.Hep derdi ki insanoğlunun yaptığı en büyük yanlış zihni ve bedeni birbirinden ayırmaktır;uyulmadığı zaman emrin bir önemi yoktur.&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Birbirimiz hakkında hiçbir şey bilmiyoruz aslında,hiçbir şey,diye aklından geçirdi Smiley.Her ne kadar birlikte yaşasak,günün herhangi bir vaktinde,ister gündüz,ister gece,karşımızdaki kişiyle birbirimize içimizdeki en gizli,en derin düşünceleri söylesek de hiçbir şey bilmiyoruz.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Uzun süre boyunca sahip olduğum tek şey bir diş fırçasıydı,yani bir şeyler sahip olmaya zaten alışkın değilim;sekiz yıllık evlilikten sonra bile.Ayrıca acı çekerken aklıselim davranabilme konusunda da tecrübeliyimdir.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/8065529299377313361/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/01/ilk-kez-bir-polisiye-kitap-yorumlayacagm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/8065529299377313361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/8065529299377313361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2018/01/ilk-kez-bir-polisiye-kitap-yorumlayacagm.html' title='ÖLÜME ÇAĞRI  JOHN LE CARRE'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEij4b0JhppfBOyt8z4mfkwNbx2127Upwu_Rey_5b2O_78BddfARtKH_M7FEaG1PeHXNV30QR2MuhnDljG_zbScG6wGvU3-d6QMpgDuui6Vepj0vrJBgyZZznBPFFUa_OzSNuQxVxEWlNni6/s72-c/P_20180107_181606.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-9213301111665825574</id><published>2017-12-24T02:04:00.001+03:00</published><updated>2018-01-12T18:07:56.243+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><title type='text'>KİTAP DEĞERLENDİRMEM :BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgFj-1D7_-i6B11DcI42Hcpjjo3WwFjRefLyc_bNdYyUpPMCUE84tyC8w1dlzJC-sPhulGiyqTdyMJgcYQHnvCEwih59iFf_EkqCmuDq_LblUBCeQI2c92ifEofgNn3Z842g8hemizh3OR1/s1600/P_20171224_161108.jpg&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgFj-1D7_-i6B11DcI42Hcpjjo3WwFjRefLyc_bNdYyUpPMCUE84tyC8w1dlzJC-sPhulGiyqTdyMJgcYQHnvCEwih59iFf_EkqCmuDq_LblUBCeQI2c92ifEofgNn3Z842g8hemizh3OR1/s320/P_20171224_161108.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese merhabalar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yepyeni bir kitap yorumumla karşınızdayım :) Sizlere bugün Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını yorumlayacağım.Bendeki kitabın yayınevi Koridor Yayınlarıydı.Bu kitabı yorumlamak benim için çok zor olacak.Çünkü her bir cümlesini,paragrafını,sayfasını keyifle okudum. 1k da (28.10.2017&#39;de katıldığım kitapsever buluşma platformu) birçok alıntı paylaştım bu kitaptan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     İlk olarak şundan bahsetmek istiyorum.Bu kitabın bize ulaşması çok kolay olmamış.El yazmaları belli bir çabadan sonra bulunmuş.Kitapta şöyle diyor hatta &quot;Bu kitap çeşitli ülkelerdeki insanların ilgisi ve yardımı sayesinde yayınlanmıştır.&quot;.Kitapla ilgili dikkatimi çeken bir diğer konu da Atatürk bu kitabın okulların müfredatına konmasını istemiş.(Sanırım askeri okullardı bunlar) Ben  kitabı okurken Atatürk&#39;e çok hak verdim bu bağlamda.Milli Eğitimde yetkili biri olsaydım sadece okul müfredatı değil her vatandaşa bu kitabı okumayı zorunlu kılardım.Anne babalardan,memurlara, memurlardan din adamlarına,köylülere,eğitimcilere kadar verilen mesajlar ve çıkartılması gereken dersler var.Hatta Napolyon ve Sezar bile paylarını almışlar.Onlar ya da başka ülkelerinin topraklarını işgal eden diğerleri hakkında şöyle diyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Başkalarına ait toprakları işgal ederek,bütün zenginliklerine el koyuyorlar,fakat bu toprakları işlemiyorlar .Milyonlarca kişiyi yeni tebaaları olarak hükümleri altına almalarına rağmen,bu insanları kendi hayatlarının ve devletin akıllı,soylu kurucuları olarak yetiştirmek akıllarından bile geçmiyor.Çok büyük devletler ortaya çıkmakta fakat halkları fakirlik ve açlıkla boğuşmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kitap bölümlere ayrılmış.Her bir bölüm bir kişiye,kesime veya bir konuya  hitap ediyor diyebilirim.Örneğin  5.bölüm Snellman bölümüyken,12. bölüm Köylüler bölümü,9. bölüm ise futbol bölümü .Bu kitap benim için bazı ilklerin de kitabı oldu.Mesela;İlk defa bir kitabın önsözünü okudum ve bu kitapta önsöz ,tarihi ön bilgi verdiği için okunmasının gerekli olduğunu düşünüyorum.Konusuna gelecek olursak Finlandiya üstünden bir ulusun yükselişi, bataklıklar ülkesiyken, yaşam mimarlarının inşa ettiği güneşli bir ülkeye dönüşümünü adeta bir oya gibi işleyerek anlatıyor.Yaşam mimarları bu ülkeyi yeniden inşa ederken en temele eğitimi oturtuyor.Bu konuda kitaptan bir alıntıyla  devam edeyim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bataklıklar arasında,taşların üzerinde kurduğumuz,nispete refah içinde yaşamamızı sağlayan ve Rusya nüfusunun geri kalan bölümü için şimdilik uzak bir hayal gibi görünen bu düzenin temeli okula dayanmaktadır.Okulumuzu elimizden aldığınız an biz de biteriz.&quot;Tıpkı mayasız hamur gibi çökeriz &quot;demektedirler.Finlandiyalar soğuk  ülkelerini &quot;bataklıklar ülkesi &quot;Suomi&quot; ismiyle anıyorlar ve kitapta Suomi  kelimesi sık sık geçiyor.Finlandiya&#39;nın tüm dünyaya örnek teşkil eden başarısı halkın ve vatandaşların iradesine bağlı 2 milyon tarafından gerçekleştirildiği için ekstra bir öneme sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Kitaptaki tespitler o kadar yerinde ki adeta beynimizi cilalıyorlar ve bir bilinçlenme süreci başlıyor.(din adamlarının,ebeveynlerin eleştirildiği noktalarda yazara çok hak verdim.)açıkçası tek bir yazarın onca gerçekçi tespiti yapması çok ustaca geldi bana.Hatta bir ara acaba tüm akıllı dimağlar bir araya geldi ve kitabı yazdımı ki diye düşünmedim değil.Kitabın çevirisini de çok başarılı buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Zambaklar Ülkesini okudukça etrafınızı,dünyayı,olayları irdelemeye başlıyorsunuz.Yazara birçok konuda hak vermemek elde değil.Kitabın bir de şöyle büyüleyici bir özelliği var. Kitabı okudukça ufkunuz açılıyor hep daha iyiye ve ileriye yönelme isteği uyandırıyor.Hem bireysel olarak hem vatandaş olarak kafanızda karşılaştırmalar yapıyorsunuz. yapılan bazı yanlışları görüyorsunuz(Eğitim sistemimizi çok değerlendirdim kitabı okurken) ve bunları düzeltmek için sorumluluk hissetmeye başlıyorsunuz.Kişisel gelişim kitabı değil kitap ama her sayfasında bir teşvik var.Özellikle kitapta geçen (tüccarın hikayesi diyeyim ben ona) çok beğendim.Eğer özümseyerek okunursa işinizde bile veriminizin artacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &quot;Bizim kısmetimize bataklıklar ve taşlar çıktı ,fakat biz onları işledik ve uygar bir ülke kurduk &quot;diyen Finlandiyalar bunu asırlık bir emek ve çalışma sonucu elde etmiş ve tüm dünyaya örnek olmuştur.Onların mücadelesi bizim Kurtuluş Savaşımız, onların Snellman&#39;ı bizim Atatürkümüz ,onların Yarvinen i belki bizim Sakıp Sabancımız.Kitapta kendinizden ve ülkenizden bir parça bulacaksınız sanıyorum.(Ben  mesela Yarvinenlerden biri olduğumu düşünüyorum )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Son olarak Finlandiyalılar kendilerine düşen bataklığı ve taşlara rağmen nasıl bir ilerleme gösterdiyse ,daha iyisini yapıp daha gelişmiş bir ülke için çabalamak birer yaşam mimarı olmak da bizlerin ellerinde diyorum ve kitaptan birkaç alıntı ekleyerek yazımı bitirmek istiyorum.Bu kitabı mutlaka okuyun ve okutun.Ben zaman geçtikçe tekrar tekrar okumayı düşünüyorum&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;ul style=&quot;text-align: left;&quot;&gt;
&lt;li&gt;&quot;Saygıdeğer din adamları !İki milyonluk Fin halkı adına ,gözyaşlarımla size sesleniyorum;gerçekleri,bir ölü toprağı misali ,kalın tabaka gibi kaplayarak,halktan gizleyen din öğretisini bir tarafa bırakın ve halka gerçekleri anlatın .Yaşlı ,çocuk ,genç ve yetişkin ,herkeste canlı bir ruhun uyanmasını sağlayın.&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Halkın geleceğinden kaygı duymayan başka bir ırkın temsilcisi vatansever olamaz.Buradan çıkaracağımız sonuç :Finlandiya zorla hiçbir şey elde edemez ,onun tek kurtuluşu eğitimdir&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Ülkelerin güçlü veya zayıf ,halkların gelişmiş veya geri kalmış olmasının altında yatan tek neden yöneticinin adil veya yetersiz olması değildir.Yönetici nasıl biri olursa olsun -iyi ya da kötü, kahraman veya zalim -her zaman kendi halkının canından bir candır,onun bir parçası ,ruhunun yansımasıdır.Halk nasılsa .onu yönetenler de öyledir.Bu yüzden de her halkın hak ettiği iktidarlara ve yöneticilere sahip olduğu eskiden beri söylenegelmektedir.&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir.Bunlardan  hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hakim olan ruh halidir.&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İki milyon nüfusa sahip küçük ve fakir bir ülke ,devletin kudreti,ulusun refahı ve şerefinin belli kişilerin ve yöneticilerin değil,halkın ve vatandaşların iradesine bağlı olduğu gerçeğine en iyi örneği oluşturabilir.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;İçi yakıtla iyice doldurulmuş lamba &#39;Ne yapmam gerekiyor &#39;diye sormaz.&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Milyonlarca kardeşiniz kaba,acımasız ve ahlaksız bir ruha sahip .Bütün bunlar kader midir?Yüzlerce aşağılayıcı ve onur kırıcı &quot;böyle mi olmalı &quot;sorusundan utanç duymuyor musunuz?Toplumun bütün kesimlerine sirayet eden utanç verici aptallık ve umursamazlık da kader olarak mı görülmeli ?&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yarvinenler özellikle bıkkınlıktan şikayet ediyorlar,yaşadıkları dünya dar ve sıkıcıdır Daha büyük,çok çok büyük ,güneş kadar parlak ve güzel işler yapmak istiyorlar.İçeride bir şeyler kaynıyor ve dışarı taşmak için fırsat arıyor,ama çıkacak yol bulamıyor .&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&quot;Genç nesli değil ,kendinizi suçlayın.Siz nasıl yetiştirdiyseniz gençler de öyle olacaklar .Gençlere terbiye verdiğinizi söyleyebilir miyiz?Hayır!Anneler ev işlerinden başlarını kaldıramıyor,günleri mutfak,alışveriş,temizlik ve çamaşırla geçiyor .Memuriyet ,ticaret ve diğer işlerle uğraşan babalar akşamları meyhane ve kulüplerde oturup kağıt oynuyorlar.Çocuklarla kimse ilgilenmiyor ,buna zaman yok ,ayrıca ,çocuklarla uğraşmak sıkıcı ve meşakkatli bir iştir.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Çocuklarla konuşmuyor ,hayatlarının nasıl geçtiğini sormuyorlar.Zaman bulunca biraz okşayarak,ellerine bir oyuncak veriyor ve &quot;Çocuklar ,şimdi gidin ve kendiniz oynayın&quot;diyorlar.Bu aslında ,&quot;Gözümden kaybolun ,ne yaparsanız yapın,yeter ki bizi rahat bırakın&quot; demektir.&quot;&amp;nbsp;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/9213301111665825574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2017/12/kitap-degerlendirmem-beyaz-zambaklar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/9213301111665825574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/9213301111665825574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2017/12/kitap-degerlendirmem-beyaz-zambaklar.html' title='KİTAP DEĞERLENDİRMEM :BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgFj-1D7_-i6B11DcI42Hcpjjo3WwFjRefLyc_bNdYyUpPMCUE84tyC8w1dlzJC-sPhulGiyqTdyMJgcYQHnvCEwih59iFf_EkqCmuDq_LblUBCeQI2c92ifEofgNn3Z842g8hemizh3OR1/s72-c/P_20171224_161108.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-2373315855319219852</id><published>2017-08-27T22:21:00.000+03:00</published><updated>2018-01-12T18:08:55.054+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><title type='text'>KİTAP DEĞERLENDİRMEM:SENDEN ÖNCE BEN (ME BEFORE YOU)</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgzqAJihCVLz_FF2gutWKT3nCBZSqxTTP4OW-2M6aT5pE4iH3FRXID3IQAoEUJYzuihDcJ7036LZl8rMqu-43sL8XiqHmzcmSV4C11KPW_1VrrkRcpUfatdqn5fpo7WKWmLrNyajaWxRt7b/s1600/senden+%25C3%25B6nce+ben.jpg&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgzqAJihCVLz_FF2gutWKT3nCBZSqxTTP4OW-2M6aT5pE4iH3FRXID3IQAoEUJYzuihDcJ7036LZl8rMqu-43sL8XiqHmzcmSV4C11KPW_1VrrkRcpUfatdqn5fpo7WKWmLrNyajaWxRt7b/s400/senden+%25C3%25B6nce+ben.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;Herkese merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sizlere gözyaşları içinde okuduğum kitabı değerlendireceğim.Kitabın Adı Senden Önce Ben yazarı Joje Moyes.Kitabın kapağında şöyle diyor.Aşk vardır,ona inanmaktan vazgeçme.Kitap anlatımı  oldukça yalın , kitabın anlatımı çoğu bölümde Loisa&#39;nın ağzından olmasına rağmen bazı bölümlerde diğer kahramanlara da söz hakkı verilmiş.Kitabın filmi de çekilmiş aynı zamanda.(Me Before You.)Ama önce kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.Çünkü diğer türlü hayal gücünüz sınırlamış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     İngiltere&#39;de dolu dolu hayat yaşarken,işinde en iyilerinden biriyken bir kazayla baş kahramanımız Will Traynor &#39;un hayatı tamamen değişiyor.Öyle ki en temel ihtiyaçları için bile yardım alması gerekiyor.Çünkü  kolları ve bacakları kötürüm(kuadripleji, hastası yani omirilik felci) ,tekerlekli sandalyeye mahkum.Kız arkadaşı bile kazadan sonra terk ediyor ve Will in en yakın dostum dediği adamla evlenmeye karar veriyor ve Will in evine gelip düğünlerine davet ediyorlar.Diğer baş kahramanımız Loisa Clark ise ailesinin maddi imkansızlıkları yüzünden çalışmak zorunda olan,sıradışı kıyafetleri olan,hayatında değişiklik yapmaktan,yeni şeyler denemekten pek hoşlanmayan monoton bir yaşam süren biri diyebiliriz.Loisa&#39;nın çalıştığı kafe kapanıyor ve yeni iş arayışına giriyor.Derken Will&#39;in annesinin altı aylık bir bakıcı araması üzerine ikilinin yolları kesişiyor.Başlangıçta Will Loisa&#39;ya oldukça aksi davranıyor.Loisa pes etmiyor.Aralarında sıkı bir bağ oluşuyor ve aşk doğuyor.Loisa nın aslında başlangıçta erkek arkadaşı var.Fakat Will i tanıdıkça Will e aşık oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Şimdi kısaca anlattıktan sonra geleyim değerlendirmeme; bedensel engeller aşka engel değil yeter ki ruhlar engelli olmasın tıpkı Loisa&#39;nın erkek arkadaşı gibi.Bedensel olarak bir eksiği yok ama Loisa nın ruhuna hitap etmiyor.Will mi Will ve Loisa gözlerle dahi anlaşabilen bir çift.Ama sorun şu ki Will çok renkli bir hayat yaşamış ve tekerlekli sandalyede olmak ve daha önce yaptığı aktiviteleri yapamamak onun yaşam sevincini götürüyor.Aslında Loisa&#39;nın  6 aylık işe alınmasının sebebi Will in intihar teşebbüsü ve annesinin bir arkadaşı olursa belki Will in hayata tutunacağı düşüncesi.İsviçre de ötenazi yöntemi ile hayatına son vermeye karar vermiştir Will.Ailesinden 6 ay süre istemiştir.Loisa aile bireylerinin konuşmasını dinlerken bunu öğrenir.Bir yandan Will e aşık olmaya başlamışken öğrendiği bu gerçekle yıkılır.Will in hayata tutunması için elinden geleni yapacaktır.Will ise Loisa nın kabuğundan çıkması yeni şeyler denemesi ve hayatı dolu dolu yaşaması için tavsiyelerde bulunur.Peki Loisa Will&#39;i İsviçre ye gitmesini engelleyecek midir yoksa sevdiğini elleriyle ölüme mi uğurlayacak?Will Loisa&#39;nın kabuğunu kırmasına yardım edebilecek midir?Bunları size bırakıyorum.Peçetelerinizi hazırlayın ve bu kitabı okurken yüreğinize oturarak size eşlik edecek bir parça hüzne hazır olun ve son olarak birkaç alıntıyla bitireceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &quot;Nereden biliyorsun?Hiçbir şey yapmadın ,hiçbir yere gitmedin.Nasıl bir insan olduğuna dair en ufak bir fikre nasıl sahip olabiliyorsun ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Clark şimdiye kadar gittiğim her yerde insanlar bana sanki oraya ait değilmişim gibi bakıyorlar.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Eğer bu arkadaşınız için yaşanılası bir hayat değilse sorunun şöyle olması gerekmez mi:Hayatını sona erdirmek için ona nasıl yardım edebilirim? &quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Kuşlar ötüyor ,güneş batıyor,dünya dönüyordu.Ben de bunun parçası olmak istiyordum. Sessiz bir odaya tıkılıp tekerlekli sandalyeli bir adam için endişelenmek istemiyordum.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;En kötü hallerini ,iyi günlerini gördüm ve sana tek söyleyebileceğim şey dünyanın tüm malını mülkünü önüme yığsalar onun yerinde olmak istemezdim&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ben Lou Clark,dünyanın öbür ucuna doğru gidiyordum.Ama bunu algılayamıyordum.Gözüm Will den başka hiçbir şey görmüyordu.&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Ben sana seni sevdiğimi ,seninle bir gelecek kurmak istediğimi söylüyorum ve sen de gelip kendini öldürmeni seyretmemi istiyorsun.&quot;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/2373315855319219852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2017/08/kitap-degerlendirmemsenden-once-ben-me.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/2373315855319219852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/2373315855319219852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2017/08/kitap-degerlendirmemsenden-once-ben-me.html' title='KİTAP DEĞERLENDİRMEM:SENDEN ÖNCE BEN (ME BEFORE YOU)'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgzqAJihCVLz_FF2gutWKT3nCBZSqxTTP4OW-2M6aT5pE4iH3FRXID3IQAoEUJYzuihDcJ7036LZl8rMqu-43sL8XiqHmzcmSV4C11KPW_1VrrkRcpUfatdqn5fpo7WKWmLrNyajaWxRt7b/s72-c/senden+%25C3%25B6nce+ben.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-5079742053413830239</id><published>2017-07-23T02:40:00.004+03:00</published><updated>2018-01-12T18:10:01.347+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><title type='text'>KİTAP DEĞERLENDİRMEM:KUMRAL ADA MAVİ TUNA</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhEnTxD74tOHbr2Pq2ii8rTkifo9Z6zmNPvyb8fo9mMA1O0qi0-19QrMdUkgY4JIjfuHZYk2GawZzKoUM66CL1-SUNwb1K4Fh26zx1XWjEp65VjpHRIWWdd7-f1F8AM95TIwZdCxC40yB9t/s1600/big-kumral-ada-mavi-tuna.jpg&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhEnTxD74tOHbr2Pq2ii8rTkifo9Z6zmNPvyb8fo9mMA1O0qi0-19QrMdUkgY4JIjfuHZYk2GawZzKoUM66CL1-SUNwb1K4Fh26zx1XWjEp65VjpHRIWWdd7-f1F8AM95TIwZdCxC40yB9t/s320/big-kumral-ada-mavi-tuna.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Son okuduğum kitabı bir değerlendireyim dedim.Öncelikle bu kitap tavsiye üzerine alınmış bir kitaptı.Kitaplığımda durdukça da merak ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Öyle öğretmenlerimizin kitap özeti dediği gibi  olayları kahramanları tek tek anlatmayı sevmiyorum...Her hikayenin bir esas oğlanı esas kızı var ya.Bu kitapta da esas oğlanın aşkı en etkileyici olay bana göre.Birini egonuzdan vazgeçip  koşulsuzca,her şart altında sevmeyi başarabilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.&quot;Ne o sırada tam beş yıllık tüm yaşantım boyunca,ne de daha sonraları,sevgisini ve ilgisini kazanmak için bu denli uğraşıp didindiğim,uğruna acı çektiğim bir başkası olmayacaktı hayatımda.Bir tek o.Bir tek Ada&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esas oğlanla esas kız tamamen zıt.Biri gücün, kumral güzelliğin,özgürlüğün semboliyse öbürü dış görünümü pek de mükemmel olmayan ,ürkek,güçsüz bir aşık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &quot;Hem Allah aşkına Tuna düşünsene,senin gibi güne erkenden başlamanın bereketine tiryaki bir adamla,sabah uykusunun en değerli mücevheri gibi herkesten gizleyen benim gibi bir kadın aynı yatakta uyansaydı ,ne sabah keyfi kalırdı ne de özgürlük!&quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &quot;Yeryüzü kültürümüz genç ve güzel kadın ile genç ve güçlü erkek üzerine kurulduğundan beri ne çok kurban veriyoruz,diye düşünürüm hep...&quot; yazar bu konuyu işlemek istemiş bana göre.Sorgulanması gereken bu kitaba göre.Nitekim bu tutumun bir insan hayatını nasıl etkilediğini kitabın sonunda görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ve bir iç savaşı var esas oğlanımızın.Mücadele etmesi içinden çıkması gereken..&quot;Zamanın geriye doğru akması huzursuzluğa neden olur&quot; Bu kitap tam bir ezber bozan. Kitabın ortasına gelmeden nasıl da ters -düz oluyor her şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &quot;Ben hep yufka yürekli ve kendi başına çorap ören biri oldum.Hep ama hep!Kendimden nefret etsem de gider,sorunu bulur ve bir güzel bulaşırım içine...Başka deyişle,belayı hemen çekerim üstüme.&quot; diyor esas oğlan.Uyunmak istiyor acılarından,kabuslarından.Esas oğlan hep eksik,acıları var.Emin olduğu tek şey aşkı.Bir de inanılmaz güçlü ,tuttuğunu koparan, çok yakışıklı ağabeyi Kuzguncuk ve çocukluk anıları da kitabın olmazsa olmazlarından...Kitap esas oğlanımız ağzından anlatılsa da yazar kitabın sonuna ana karakterlere söz hakkı tanıyor.Bir de onların penceresinden bakıyoruz olaylara.Kitap bölümlere ayrılmış.Bir bölüm geçmiş bir bölüm şimdiki zaman olarak ilerliyor.Ben geçmişin anlatıldığı yerleri daha çok sevdim diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düş görürsün kocaman açılmış gözlerinle&lt;br /&gt;&lt;div&gt;
Bilmem ne geçer acaba&lt;br /&gt;Hayalinden senin önünden&lt;br /&gt;Krallığındır senin o kapısı yok &lt;br /&gt;O bana geçiş izni olmayan ülke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &quot;Son olarak sessizliğin gücü ile kazandığım zaferle alay edenlere sessizce güldüğümü söylemek isterim.Sessizliğin gücünü küçümseyen ya da inkar edenler ,kanımca önemli bir silahın farkında değiller.Oysa ,sessizlik yavaş yavaş yayılır ve karşınızdaki üzerinde büyük bir denetleme gücüne dönüşür.Yani sessizlik,sabır ve istikrarla dünyanın en önemli gücü haline gelir &quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Ben başrolleri sevmem.Esas kız esas oğlan hep mutlu olsun diye de bakmam.Bu kitapta da en çok Meriç&#39;i ve onun sessiz mücadelesini sevdim.Meriç karakterinin keşfini size bırakıyorum.Bir kitapla daha yolculuğumu tamamladım.Son birkaç sayfasını sevmesem de geneli güzeldi .Tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/5079742053413830239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2017/07/kitap-degerlendirmemkumral-ada-mavi-tuna.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/5079742053413830239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/5079742053413830239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2017/07/kitap-degerlendirmemkumral-ada-mavi-tuna.html' title='KİTAP DEĞERLENDİRMEM:KUMRAL ADA MAVİ TUNA'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhEnTxD74tOHbr2Pq2ii8rTkifo9Z6zmNPvyb8fo9mMA1O0qi0-19QrMdUkgY4JIjfuHZYk2GawZzKoUM66CL1-SUNwb1K4Fh26zx1XWjEp65VjpHRIWWdd7-f1F8AM95TIwZdCxC40yB9t/s72-c/big-kumral-ada-mavi-tuna.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-5838604333095106658</id><published>2017-06-05T00:33:00.002+03:00</published><updated>2018-08-27T14:08:39.623+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİTAP"/><title type='text'>KİTAP DEĞERLENDİRMEM:SON NEFES HAVAYA KARIŞMADAN </title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKOBSsia6VTq23-ocLZ6LZYX_2Cw-ov1PqKRffL41yFaK1DTYgM-n3H10yb-OYJ1gUP1lSwpR0ncyv09W9Kq3O63i1UQOGVgOSkTIPictZtWHymhmqpBWB5B0uTRjgBr_eDWGPpmFXzj9Z/s1600/Screenshot_20180827-135021_1.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; data-original-height=&quot;711&quot; data-original-width=&quot;720&quot; height=&quot;316&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKOBSsia6VTq23-ocLZ6LZYX_2Cw-ov1PqKRffL41yFaK1DTYgM-n3H10yb-OYJ1gUP1lSwpR0ncyv09W9Kq3O63i1UQOGVgOSkTIPictZtWHymhmqpBWB5B0uTRjgBr_eDWGPpmFXzj9Z/s320/Screenshot_20180827-135021_1.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uzun aradan sonra okuduklarımla dönmek istedim bloguma.Beni çok derinden etkileyen bir kitap okudum sizlerle de paylaşmak istedim.Hani bir film izlersiniz de ya da bu kitapta da olur baş kahramana o kadar kendinizi kaptırırsınız ki onun acısı sizin acınız olur.Gündelik hayatınızdaki duygularınızı bile etkiler.İşte bu kitap da tam  olarak öyleydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kitabın adı Son Nefes Havaya Karışmadan yazarı Paul KLANITHI.Bu kitap gerçek bir hikayeyi anlatıyor.Beyin cerrahı(nörobilimci) Paul&#39;un bir doktorken akciğer kanser teşhisi konulduktan sonrahastaya dönüşü ve ölümle olan mücadelesini sade bir dille anlatıyor.İlk başta çok sarmamıştı beni.Bir doktorun anıları gibi geldi ama ne zamanki Paul un acı hikayesi başladı o anda okuyucu olarak ben de kitaba dahil oldum.Paulle beraber üzüldüm onun yaşadıklarını yaşamış gibi oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Paul&#39;e kanser teşhisi konulduğunda verdiği tepki aklımdan çıkmıyor.&quot;Ölmek istemiyorum&quot; diyor.Üstelik o idealist bir doktor olmanın ötesinde gelecekte de bilime katkı yapmayı hedefleyen biridir.Onca planın arasında bu hastalık çok zamansız gelmiştir.Doktor olduğu için bazı gerçeklere çok vakıftır ve fazla bir zamanı olmadığını bilir ve buna göre kalan zamanı yeniden ve bana göre en iyi şekilde gerçekleştirir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yazar kitabını yazma amacını şöyle belirtiyor bir arkadaşına.&quot;Akciğer kanseri olmanın egzotik bir yanı yok.Aslında sadece yeterince trajik ve yeterince hayal edilebilir bir durum.Okur,benim ayakkabılarımı giyip biraz dolaşacak ve sonra da &quot;hımm,demek buradan bakınca böyle görünüyormuş ..burası eninde sonunda kendi ayakkabılarımla da geleceğim yer.&quot;diyecek.Sanırım bu kitabı yazmaktaki amacım da zaten bu.Ölümü sansasyonel hale getirmek ya da insanlara günlerini gün etmek için tavsiyede bulunmak değil.Sadece yolun sonunda karşınıza çıkacak olan budur ,diyebilmek.&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kitabın sonunu özellikle çok beğendim.Paul ün ailesiyle birbirine olan sıkı bağı,sevgisinin gücü ve geride bıraktıkları bizlere ders olacak cinsten.Ölümle mücadelesine değinmeyeceğim bile ki orası kitabın en anlamlı yeri ve bir aşk nasıl olmalıdır bu kitapta fazlasıyla cevabı var.Herkesin okumasını tavsiye ederim.Kesinlikle yaşama ve ölüme dair bakış açınız değişecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ve kitaptan birkaç alıntıyla bitirmek istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Nereye gittiğini bilen adama ,bütün dünya yol verir,&quot;demişti Emerson.&quot;O,hayalini anlatmanın bir yolunu daima bulur,ağırbaşlı bir sevinçle onu mutlaka duyurur&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;Kusursuzluğa ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın asla ulaşamazsınız,ama yaklaşmak için hiç durmadan çabalayacağınız sonsuz bir hedefe pekala inanabilirsiniz.&quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&quot;İnsanın kırkı yaşına varmadan ölmesi günümüz için olağandışıdır,ama ölmek değil.&quot;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/5838604333095106658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2017/06/son-nefes-havaya-karismadan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/5838604333095106658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/5838604333095106658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2017/06/son-nefes-havaya-karismadan.html' title='KİTAP DEĞERLENDİRMEM:SON NEFES HAVAYA KARIŞMADAN '/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKOBSsia6VTq23-ocLZ6LZYX_2Cw-ov1PqKRffL41yFaK1DTYgM-n3H10yb-OYJ1gUP1lSwpR0ncyv09W9Kq3O63i1UQOGVgOSkTIPictZtWHymhmqpBWB5B0uTRjgBr_eDWGPpmFXzj9Z/s72-c/Screenshot_20180827-135021_1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-8630590797523534686</id><published>2016-01-17T02:21:00.000+02:00</published><updated>2018-01-03T13:38:53.591+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HAYATA DAİR"/><title type='text'> BİR İİBF LİNİN DRAMI  </title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjLg3jCDA9JHyyVAZtVVQIYrZAJguN3gcl9gTs7jmiMf9ms6jJGuGbaFSTX7D9IPKFxXx2SWZ0J5VmzvEuJ7QMrmeQNrgqsDweS1__cbx3XVFl6Rng_YKojph3Dl3j_ZAiL4PoyuquAnrG0/s1600/iibbf.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; height=&quot;211&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjLg3jCDA9JHyyVAZtVVQIYrZAJguN3gcl9gTs7jmiMf9ms6jJGuGbaFSTX7D9IPKFxXx2SWZ0J5VmzvEuJ7QMrmeQNrgqsDweS1__cbx3XVFl6Rng_YKojph3Dl3j_ZAiL4PoyuquAnrG0/s320/iibbf.jpg&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp;Genel olarak birçok insanın İİBF kısaltmasını bilmiyormuş gibi hissediyorum.&lt;span style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;İİBF nedir sorusundan başlayayım o halde.İİBF nin açılımı iktisadi ve idari bilimler
fakültesidir. İşletme,iktisat,Uluslararası ilişkiler,kamu yönetimi,maliye
,Çalışma Ekonomisi. bölümleri kapsar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu
bölümlerde yağmur gibi bir sürü ders yağar üzerinize.Birkaç dalda uzmanlık
gerektiren derslere hakim olmanız beklenmektedir.Tek bir konuda uzmanlaşamazsınız
ama birçok derse maruz kaldığınızdan mütevelli birçok konuda bilginiz vardır.İİBF fakültesinde herkesin belli bir seviyesi mevcuttur ve üniversiteden
mezun olmak için bolca ineklemeniz icap eder.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Büyük heveslerle mezun olduğunuz
üniversiteden sonra &amp;nbsp; hayatına nasıl devam edeceği &amp;nbsp;anlamında karşınızda birçok seçenek vardır.Özel sektörde çalışmaya başlayabilirsiniz( özel sektör bir bir İİBF li için çoğu zaman acı bir tecrübedir.özel sektöre düşmüş! İİBF linin ayrıca bir dramı vardır kimselere anlatmadığı),bankalar da olabilir,aile şirketiniz
varsa ne ala,dişi İİBF liler için evlenip anne olmak da bir seçenek hele ki
zengin&amp;nbsp; bir kocaya varırlarsa yaşadılar,askere gitmek &amp;nbsp;ne zaman işe giriyorsun sorularından bunalmış erkek İİBF li için bir süreliğine kaçış için ideal olsa da &amp;nbsp;eninde sonunda geri
döneceğinden &amp;nbsp;ve ileride aile geçindirmekle yükümlü olduğundan kalıcı çözüm değil dir,işinizle ilgili olmayan &amp;nbsp;kendi
girişimlerinizle bir iş de kurarsınız ama sermaye olmadan biraz zor veyahut hala
okumaya takatiniz kaldıysa akademisyenlik de bir alternatif.Görüldüğü gibi
milyon tane seçenek var ama pek de iç açıcı değiller gibi &amp;nbsp;ve çoğu İİBF linin hayatını garantide hissedeceği sona sakladığım seçeneği &amp;nbsp;var.Kamu
personeli olmak.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Esas konuya geliyorum hazır olun.İİBFli olarak işimiz çok zor ve hayatımız her zaman &amp;nbsp;çetin bir mücadele gerektiriyor.Bize üvey evlat muamelesi yapılıyor.Esas çocuklar sağlıkçılar,öğretmenler.Bir
de açıktan atanan ballı insan evlatlarını saymıyorum onların dayıları sağolsun doğuştan
torpilliler! pardon şanslılar.Bir İİBF onca yıl zorlandıktan sonra tekrar
emekleri(16-17 yıl okuma) sanki hiçmiş gibi tekrar sınav yükü altına girmeye karar verebilecek
midir &amp;nbsp;657 sayılı kanuna tabi olmak için?&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; Bir İİBF linin &amp;nbsp;KPSS ye hazırlanmaya karar vermek için bile ciddi bir şekilde &amp;nbsp;düşünmesi gerekiyor.Bunca kitap masrafına bütçem yeterli mi?Günde en az 3 saat çalışabilecek miyim?Ki gününün yarsını çalışmaya adayan İİBF li mevcut.Sevdiğim şeylerden (bkz uyku en başta gelir) vazgecebilecek miyim?KPSS için yeterince fedakar mıyım?Kafasında deli sorular İİBF liyi hayat şartları KPSS A maratonuna katılmaya zorlamıştır .Artık onun için bir yumak KPSS A çilesi başlamıştır.KPSS A grubunda dört temel
ders ve bunların bitmek bilmeyen alt dalları vardır.Bir hukukun yedi &amp;nbsp;alt dalı vardır mesela.(Anayasa hukuku,idare
hukuku,medeni hukuk….).İktisat anlaşılması zor bir derstir.Bir bölümü
bitirirken diğer bölümü unutursunuz.Maliye ezber ve iyi bir hafıza gerektirir.Muhasebeyi anlamak başlı başına bir iştir.Genel yetenek
genel kültürü saymıyorum bile.Süper İİBF li olarak onca şey bilip İngilizceyi bilmeseniz olmaz ve İngilizcenizin ne kadar harika olduğunu &amp;nbsp;kanıtlamak için de YDS puanına ihtiyacınız vardır.Siz KPSS ye hazırlana durun bir &amp;nbsp;yeni bildirim veyahut yıldırım sizin İİBF saflarına düşmüştür.ÖSYM &amp;nbsp;her yıl Temmuzda yaptığı sınavı Mayısa almıştır.(Burda da her yıl olup
bu yıl olmayan cümlesinde her kelimesinden aklıma muhasebedeki tutarlılık kavramı geliyor.Kpss
ile yaşamaya öyle alıştık ki her kelime sevdiğimiz falan değil bize KPSS hatırlatıyor).Çok süprizci bir kurumdur Ösym.Bayılır öğrencileri
şaşırtmaya.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Kpss bencil bir sınavdır.İlgi ister.Tüm
vaktinizi ona verin ister.Sevgilinizi ,arkadaşlarınızı,ailenizi size yakın kim
varsa kıskanır.Ama ne yazık ki hayalleriniz onun elindeyse Kpss ye
mecbursunuz.Hadi çalıştınız çok emek verdiniz diyelim.Bir sağlıkçı veya bir öğretmenin 65-70 puanla
merkezi atamayla atanma ihtimali varken sizi 80 puandan aşağısı kurtarmaz ki 80 puan alsanız bile daha bir sürü süreçten geçmeniz gerektiğinden onlar atanırken siz hala kurum sınavlarına çalışmaya devam edersiniz.İİBF’linin&amp;nbsp; merkezi
ataması da yoktur üstelik.Çok yüksek puanlar aldıktan sonra her kurum kendi
sınavını yapar.Bu sınavlar sadece Ankara da olur.Sınava girmek için ayrıca
ücret yatırmanız gerekir.Eğer yaşadığınız yer de Ankara dan uzakta ise bir de
yol parası &amp;nbsp;eklenir.Siz bir diplomalı işsiz olduğunuzdan diyelim bir kurum olmadı &amp;nbsp;diğer
sınava gireceksiniz bu yeniden sınav parası ve maliyet demektir.(ki bu yüzden ailesinin durumu çok iyi olmayan birçok arkadaşımı sınavlara harcadığı para yüzünden ailesine yük olarak hissettiren sistemi affetmeyeceğim) .Bu arada bahsetmeden geçmeyeyim Japonya tek bir lise öğrencisi mağdur olmasın diye bir treni zarar etme pahasına günde
iki kez çalıştırıyor ama Türkiye binlerce öğrenci&amp;nbsp; bu mağduriyetleri gerçekten yaşatıyor.Bir
ödenek ayrılamaz mı gençleri destek için bilgim yok.İstenildiğinde &amp;nbsp;1000 odalı bir saray yapılabilecek kadar
zenginsek bu kurum sınavları da ücretsiz olup her bir öğrencinin Ankara’ya
bilet parası &amp;nbsp;karşılayabilecek ödenek de
mümkündür gibi bir fikrim var.Olmazsa tüm İİBF liler olarak Japonya ya gidelim.Japonya bizim ne kadar okuduğumuzu bilse hepimize bir iş vermezse ben İİBF li değilim :)&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; KPSS den yüksek puan
aldınız,kurum sınavını geçtiniz.Sonrası oh ne güzel değil.Bir &amp;nbsp;de mülakattan geçmeniz gerekiyor.Ondan sonra
haber bekliyorsunuz ve mutlu son.İki yıl emeklerinizin karşılığını alıyor ve
ömrünüzden giden yılların arkasından bir Fatiha okuyorsunuz.Ve şimdi
söylediklerimin hepsini unutun.Tüm bunları yapmanız için size kadro verilmesi
lazım.Ama maalesef biz İİBF liler üvey evlat muamelesi gördüğümüz için bizlere
yeterli kadro verilmiyor.Sesimizi duyuramıyoruz.Sosyal medya kullanarak
sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ama öğretmenler gibi&amp;nbsp; iyi örgütlenemediğimizden çabalarımız boşa
gidiyor.ve bizlere dalga geçer gibi kadro ilanları geliyor.(50 kişi mesela)ve
halihazırda 420.000 İİBF mezunu var ve her sınava girecekler listesinde aynı kişilerin
isimlerinin olduğuna dair bir söylenti var.Doğru olduğuna inanmak
istemiyorum.Bunca emeğe yapılan en ufak bir hak yeme, adaletsizlik çarpar
insanı.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ben de bir İİBF liyim.Ama iki yıl
bekleyecek kadar sabırlı değilim.1,5 yıl özel sektörde çalıştıktan ve
yıprandıktan sonra şimdi kendi işimizin patronuyum.Ama hep gönlümde &amp;nbsp;Dışişleri Bakanlığı&#39;ında çalışmak yatıyor.sabırlı olmadığım
için daha zor bir şey yapıyorum.Hem çalışıp hem KPSS ye hazırlanıyorum.Gündüzleri çalışma geceleri KPSS.Bu
ikisini aynı anda yapan insanlar var.Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri
olan Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler &amp;nbsp;bölümü mezunu olduğum halde &amp;nbsp;insanlar ne okudun diye
sorunca korkuyorum ve içim acıyor.Baba yanında çalışmak onları tatmin etmiyor.Okudun da bir
şey olamadın muamelesi yapıyorlar.Bir çöp gibi ,bir aptal gibi hissettiriyorlar.Eğer bir
öğretmenlik seçseydim şimdiye çoktan atanmıştım ama ben İİBF yi seçtim.Her ne olursa
olsun bölümümü severek okudum ve hiç pişmanlık duymuyorum.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp; Son
olarak nerede kendi işini yapmayan az hüzünlü bir insan gördünüz &amp;nbsp; yüksek ihtimalle o bir İİBF lidir.Sevin onları üvey evlat muamelesi &amp;nbsp;görmesine ve yaşadığı hayal kırıklıklarına rağmen
hayata tutunmuş şansız insanlardır onlar.Zeki,esprili&amp;nbsp; az
çok entelektüeldir de bu İİBF liler.Sistem onları bir uzman gibi
iktisat,maliye,muhasebe,hukuk bilmeye zorlamıştır.Bu yazıyı sonuna kadar okuyan herkesten rica ediyorum.Lütfen hüzünlü İİBF linin
sesini duyurmasına yardımcı olun.Sosyal medyada İİBF paylaşımlarını yayarak destekleyebilirsiniz mesela ve bu paylaşımlar olur da &amp;nbsp;İİBF ye el atacak bir dayıya ulaşır.Biz İİBF lilerin daha fazla üzülmesine izin vermeyin.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormalCxSpMiddle&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot; style=&quot;text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/8630590797523534686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2016/01/bir-iibf-linin-drami.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/8630590797523534686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/8630590797523534686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2016/01/bir-iibf-linin-drami.html' title=' BİR İİBF LİNİN DRAMI  '/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjLg3jCDA9JHyyVAZtVVQIYrZAJguN3gcl9gTs7jmiMf9ms6jJGuGbaFSTX7D9IPKFxXx2SWZ0J5VmzvEuJ7QMrmeQNrgqsDweS1__cbx3XVFl6Rng_YKojph3Dl3j_ZAiL4PoyuquAnrG0/s72-c/iibbf.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-9128332416516774462</id><published>2015-11-13T17:58:00.001+02:00</published><updated>2018-01-12T18:26:42.479+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HAYATA DAİR"/><title type='text'>MÜZİK&amp;AŞK 5 ŞARKI ANATOMİSİ</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEic4tgy0yTWZ1-Oc0J9Yf6OJuwXN3o_tcoUs6utgHoWZwPabqI79t2S6KSY__ciCPWB5gXXeb6mIYSFpqDx5-zGG_qmJTlmUXxoINhKa855KWtrjqjNL6Jc8UKKS9LCZbfKtj7nAeBagKS0/s1600/FOTOP%25C4%25B0.jpg&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEic4tgy0yTWZ1-Oc0J9Yf6OJuwXN3o_tcoUs6utgHoWZwPabqI79t2S6KSY__ciCPWB5gXXeb6mIYSFpqDx5-zGG_qmJTlmUXxoINhKa855KWtrjqjNL6Jc8UKKS9LCZbfKtj7nAeBagKS0/s320/FOTOP%25C4%25B0.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;   Dinlenmek için neler yapıyorsunuz?Duygusal bir yapıya sahip misiniz?Benim gibi Balık burcu olan ve duygusallığı ile başı dertte olan var mı? Vücudunuz değil de bu sefer ya ruhunuz yorulduysa?Hepsini geçtim aşk acısı çeken var mı?Depresyona girip orda kalan mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Ben bir balık Burcuyum maalesef.Maalesef diyorum çünkü bu durumdan hiç memnun değilim.Neden mi?Hep duygularım hayatıma yön veriyor.Rasyonel düşünemiyorum.Çabucak dağılıveriyorum.Güçlü değilim.Bazen kalbim ve aklım yer değiştirsin istiyorum .Mesela birine mi aşık olacak oldum aklım kalbim oldu ya girsin araya &quot;o seni üzer dostum tadımız kaçmasın&quot;desin ve aklım &quot;hayır diyorum&quot; desin ve vazgeçsin.Ne güzel olurdu.Narin bir çiçek gibi oluyor balık burçları.Her zaman naif,fedakar ve düşünceli.Aynı ince düşünceyi karşı taraftan göremeyince soluyor ve nitekim karşı taraftan beklentileri karşılanamıyor.Oysa ben kardelen çiçeği gibi kayayı bile  delip   kışa rağmen hayatta kalacak kadar güçlü olmayı yeğlerdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Yalnız kalmayı çok severim.Her ne kadar pek yalnız kaldığım söylenemese de. Bir iç sesim var.Durmaksızın yiyor beni içimde.Devamlı konuşuyor.Fallarımda bile çıkıyor.Kendi kendine çok laf yapmışsın şeklinde:P Naparsın içimdeki susmuyor ki.Yalnız kaldığımı sandığım vakitlerde müzik dinliyorum.Kulaklığımı takıp yatağın içine gömülüyorum.Dünya umrumda olmuyor.Zaten depresyon gibi bir durum varsa ya çok uyurum ya da herkesle iletişimi kesmiş bir köşede müzik dinliyor olurum.Sadece depresyonda değil tabii ki.Uyumadan önce,sabah kalktığımda,yolculuk yaparken bayılırım müzik dinlemeye.Hatta bir gün ölümüm sanırım boynuma dolanmış kulaklık yüzünden olacak.Sabah bir bakacaklar boğulmuşum.Kimseye de söylenmez.Ölüm sebebi kulaklıkları gece boynuna dolandı ve boğuldu diye :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Şimdi de sevdiğim şarkılara gelelim.Ben kendimi sınırlamaktan nefret ederim.Müzikte de şu türü seviyorum şu türe katlanamıyorum gibi bir kıstasım yok.Kulağıma hoş gelen her müziği dinlerim.Ama bazı şarkılar tabii ki vazgeçilmezim.Hadi seçtiğim müziklere bakalım.Nostaljik şarkıları çok seviyorum.Yıllar önce bir Erol Evgin şarkısına bayıldım.Hem müziği hem sözleri harika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Erol Evgin ,Hep Böyle Kal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;img src=&quot;https://img1.blogblog.com/img/video_object.png&quot; /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi en güzel duygularımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen başkalarına benzeme sakın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep böyle kal hep böyle kal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep cana yakın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen başkalarına benzeme sakın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep böyle kal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep böyle kal&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;Hep bana yakın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bir hikaye de düşündürtür şarkılar..Benim size anlatacağım bir esas oğlan yok.o yüzden dinlediğim şarkılarda kendi payıma pek bir şey düşmüyor.Ama mesela şu şarkıda şöyle bir sahne canlanıyor aklımda.Umutsuzluğa düşmüş bir kadın veya bir erkek.Tam kendini dağıtmışken öyle biri çıkıyor ki karşısına içten,şirin,değer veren.Tam aşktan ümidini kesen bu esas kahramanımız da mutluluktan şaşkın bir şekilde payını alıyor ve sevdiyeceğine yalvarıyor değişme hep böyle kal diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Diğer şarkılardan geçen çok sevdiğim bir dizide dinleyip çok sevdiğim Bir Ezgi&#39;nin Günlüğü parçası;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Ezgi&#39;nin Günlüğü ,Eksik Bir Şey mi Var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;img src=&quot;https://img1.blogblog.com/img/video_object.png&quot; /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksik bir şey mi var hayatımda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerim neden sık sık dalıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksik bir şey mi var hayatımda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzü bazen ciğerime doluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atsan atılmaz, satsan satamam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksik bir şey mi var, anlayamam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak çayım sigaram, her şeyim tamam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalksam duraktan dolmuş gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arka koltukta unutulmuş gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terliklerimle, gelsem sana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda aşkı bulmuş gibi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şarkı da sizi bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor.Hani bazen birine alışırsınız da .Ondan ayrı kaldığınız an bir boşluğa düşersiniz ya.Sanki hayatınızın anlamı oymuş gibi.Bu da öyle bir şarkı..Beni en çok etkileyen kısmı son kısmıdır ama.Terliklerimle gelsem sana..Burda artık esas oğlanımız esas kızımız olduğu gibi kabul görmek istiyor.Belki kendini beğendirmeye çabalamaktan yoruldu :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    3-Recep Aktuğ ,Alışma Bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;img src=&quot;https://img1.blogblog.com/img/video_object.png&quot; /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışma bana,ne yapacağım belli olmaz, bugün varım, yarın birden yok olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum, canımı acıtma bir yara da sen açma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevme beni, yoğun duygularımda kaybolursun, tutuştururum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlama beni, ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aska yıllardır inanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güveniyorsan kendine inandır beni aşkın varlığına,sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki, vazgeçemezsin, tutkun olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni, tüm tutkularım ve gücümün arkasında, hala minik bir çocuğum, Büyütemezsen kaybolurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   İtiraf etmek gerekirsek bu şarkı benim için çok özel. O kadar çok hayal kırıklıklarım var ki hayata dair toplasam belki bu şarkının özeti..Aşka olan inancını yitirdim belki de.Birinin beni Dünyada hala aşkların var olduğuna ve sevdiğin zaman hayatın ne kadar güzelleştiğine inandırması lazım .Filmlerde değil de gerçekte de var olan monotonlaşmamış bir aşk mümkün müdür hala?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Candan Erçetin,Elbette&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;img src=&quot;https://img1.blogblog.com/img/video_object.png&quot; /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş her akşam batıp her gün doğuyorsa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En derin yaralar kapanıyorsa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük acılar unutuluyorsa &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden korkulur hayatta söyleyin bana &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben neden aynı kalayım söyleyin bana &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette daldan dala konup sonra uçacağım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bazen söyleyip bazen susacağım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmadım asla inanamam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin bir sonu olduğuna &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bugün ağlıyorsam yarın güleceğim &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette önce çekip gidip sonra döneceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Candan Erçetin&#39;i çocukluğumdan beri çok severim.Hem kişiliğine hem de şarkılarını çok beğeniyorum.Ama Elbette Şarkısının yeri benim için apayrı. Balık burcunun bir başka özelliği de ruh halinin çok değişken olması.Bazen aşırı mutlu bazen aşırı mutsuz olurlar.Denge sorunum var biliyorum.Söylemekten de çekinmiyorum.Candan Erçetin bu şarkıyla bana hak veriyor bir yerde.Elbette diyor bazen söyleyip bazen susacağım.Bir de bu şarkı öyle ümit veriyor ki insana.En can alıcı yeriyse &quot;en derin yaralar kapanıyorsa en büyük acılar unutuluyorsa neden korkulur hayatta söyleyin bana&quot;.Bu şarkıyı dinleyen insan ümitsiz olabilir mi.Hayatını normalliğini daha güzel anlatacak bir şarkı yok bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.Adele,Never Mınd I&#39;ll find someone like you&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;img src=&quot;https://img1.blogblog.com/img/video_object.png&quot; /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I heard that your settled down.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duydum ki yatışmışsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;That you found a girlyour married now.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kız bulduğunu ve onunla evlendiğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I heard that your dreams came true.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duydum ki hayallerin gerçek oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guess she gave you things I didn’t give to you.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım sana vermediğimi o vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Old friend, why are you so shy?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski arkadaş, neden bu kadar çekingensin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It ain’t you to hold back or hide from the lie.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini gizlemek veya yalanlardan saklanmaya benzemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I hate to turn up out of the blue uninvited,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davetsiz gelmekten nefret ediyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But I couldn’t stay away, I couldn’t fight it&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama uzak kalamadım,savaşamadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I hoped you’d see my face &amp;amp; that you’d be reminded,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzümü görünce sana hatırlatmasını umuyordum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;That for me, it isn’t over.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki benim için bitmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevermind, I’ll find someone you.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mühim değil,senin gibi birini bulurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I wish nothing but the best for you too.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin için sadece en iyisini diliyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Don’t forget me, I beg, I remember you said:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni unutma, yalvarırım,bu söylediklerini hatırlıyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sometimes it lasts in love but sometimes it hurts instead”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bazen aşk sürer ama bazen daha çok acıtır”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sometimes it lasts in love but sometimes it hurts instead, yeah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bazen aşk sürer ama bazen daha çok acıtır”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;You’d know how the time flies.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın nasıl uçtuğunu bilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Only yesterday was the time of our lives.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece dün hayatımızın zamanıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;We were bornraised in a summery haze.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğduk ve bir yaz pusu içinde büyüdük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bound by the surprise of our glory days.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanlı günlerimizin sürpriziyle bağlıydık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I hate to turn up out of the blue uninvited,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davetsiz gelmekten nefret ediyorum,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve Adele..bu sese bayılıyorum.Nasıl içten söylüyor. Resmen şarkının hikayesi bizim hikayemiz gibi hissettiriyor.Müziğin rengi yok denir ya müzik insanda bir his uyandırıyorsa hangi dilde olduğunun pek de önemi olmuyor.Bu şarkı beni hep hüzünlendiriyor.Bu hikayenin rolü sadece esas kızımız için.Çok sevdi belki de karşısındaki anlayamadı ya da onun sevdiği kadar sevemedi.Oysa o aşık olduğu adamla bir ömür hayal etmişti belki de. Ama olmayınca olmuyor işte..Aşk çok acıtıyor bazen.Ama kalp ille de o diye tutturuyorsa:(acının geçmesi biraz zaman alıyor. Bu şarkıda da kahramanımız kız senle olmadı belki ama önemli değil senin gibisini bulacağım diyor.Aslında senden sonra hiç mutlu olmadı belki de...ama avunmak gerek bir yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim son zamanlarda en sevdiğim 5 şarkı bu.Umarım siz de beğenirsiniz.Benim .hayatımın şarkı sözleri de &quot;en derin yaralar kapanıyorsa nen büyük acılar unutuluyorsa neden korkulur hayatta söyleyin bana&quot;. Düşsek bile kalkarız merak etmeyin.Kendi kendinizin kıymetini bilin.Kendinize iyi davranın.Özgüveninizi düşürmeye çalışan insanlar olacaktır onlara asla izin vermeyin.Yaratılış mucizesini okuyun kaç milyon hücre arasından siz şanslı olarak dünyaya geldiniz,seçildiniz yani.O yüzden değerlisiniz.Hoşlanmadığınız bir şeyi mecburum diye yapmayın.Yaşamınızı müzikle zenginleştirin.Hoşçakalın..&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiWbsd4hs0InocZ_ACp7_te_8zGV3iOIJ42HyLIS8TgarETERHoWOLd6fSJvOTjUqtU8m6kW66XEMxsqv02bgHkJDQmPstqcLGEkgDFd9EniBVDKPreeKgFzUl-7flSwj4a24AuoqA04Gcc/s1600/FOTOP%25C4%25B0.jpg&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiWbsd4hs0InocZ_ACp7_te_8zGV3iOIJ42HyLIS8TgarETERHoWOLd6fSJvOTjUqtU8m6kW66XEMxsqv02bgHkJDQmPstqcLGEkgDFd9EniBVDKPreeKgFzUl-7flSwj4a24AuoqA04Gcc/s1600/FOTOP%25C4%25B0.jpg&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/9128332416516774462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2015/11/muzik-omrun-parlaticisidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/9128332416516774462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/9128332416516774462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2015/11/muzik-omrun-parlaticisidir.html' title='MÜZİK&amp;AŞK 5 ŞARKI ANATOMİSİ'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEic4tgy0yTWZ1-Oc0J9Yf6OJuwXN3o_tcoUs6utgHoWZwPabqI79t2S6KSY__ciCPWB5gXXeb6mIYSFpqDx5-zGG_qmJTlmUXxoINhKa855KWtrjqjNL6Jc8UKKS9LCZbfKtj7nAeBagKS0/s72-c/FOTOP%25C4%25B0.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-1537814616166227041</id><published>2015-11-07T22:44:00.002+03:00</published><updated>2018-01-12T18:19:51.914+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HAYATA DAİR"/><title type='text'>HÜZÜNLE KARIŞIK  SAATLER</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBzukPkmu8Z6avm4Jnh7c1nT8egE2CmDl1ziuvu7zzZwIwro1K2fSPZG8QzhC1Z9y38iYjGW7COANr0iXgh42z_CXPz1LzJ_VxHaaX24px3ihsxp_GKO9JpdVkuJa5LFaFjbfJLjp7IFju/s1600/%25C3%2587ORB%25C4%25B0%25C4%25B0%25C4%25B0.png&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBzukPkmu8Z6avm4Jnh7c1nT8egE2CmDl1ziuvu7zzZwIwro1K2fSPZG8QzhC1Z9y38iYjGW7COANr0iXgh42z_CXPz1LzJ_VxHaaX24px3ihsxp_GKO9JpdVkuJa5LFaFjbfJLjp7IFju/s320/%25C3%2587ORB%25C4%25B0%25C4%25B0%25C4%25B0.png&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;Dünyada insana bahsedilen nadir güzelliklerden biridir evcil bir dost..Sizin de çok sevdiğiniz böyle bir dostunuz varsa şu an gülümsediğinizi görür gibiyim.Tanıştırayım benim oğlum,yol arkadaşım Çorbi..Kediye rağmen hayatta kalmış :) bir kahraman o...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Çorbiyi 1 Mart 2014;&#39;de yılında  Karabağlar Pazarından  aldım.Bir sürü kuş arasından Çorbi daha hareketli ve cana yakın geldi.Bu dedim benim olacak.İsminin de anısı var.O sırada ablamla Güldür Güldür &#39;ü izliyorduk.Orda Çorbi lafı geçiyordu.Biz de isim ararken Çorbi olsun  dedik.Orda manasının açıklaması Çorabın üstüne giyilen tshirt diyordu :)uydurmaca ama öyle oldu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Çorbi hayatıma renk getirdi.O sıralar İzmir&#39;de bir ithalat firmasının ithalat bölümünde çalışıyordum.Karabağlar&#39;da  Yunus Emre Cami karşısında yalnız yaşıyordum.Geceleri çok korkuyordum.O yüzden hep televizyon açık kalıyordu.Ama Çorbi benim yalnızlığıma ortak oldu .Sabah onun gürültüleriyle uyanıyordum.Korktuğumda onunla ilgilenip sakinleşmeye çalışırdım.İlk aldığımda ötmüyordu pek.Sonra sonra ötmeye başladı.Zamanla on çok alıştım.İşten gelir gelmez gözlerim ilk onu arıyordu  evde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Şimdi Çorbi ile ilgili anlatacağım anılarıma gelelim:)Benim evim çok büyüktü.Bir odayı kıyafet odası yapmıştım.Kışın çamaşırları o odada kurutuyordum.Ayrıca orası benim spor odamdı.O sıralar sıkı bir Dukan Diyeti yapıyordum.Sabah kalkar kalkmaz ilk işim tartıda kilomu ölçmekti:)Bir de evimin o odasına bağlı bahçesi vardı.Bir gün işten geldim.Giderken tezgahın üstüne Dukan keklerimden bıraktığımı hatırlıyordum.Kekler yoktu kırıntıları kalmıştı döndüğümde.Yedim herhalde diye düşündüm.Sonra  yemek yedim ve yorgun olduğum için biraz dinleneyim bulaşıkları yıkarım diye plan yaptım.Tepsimi mermerin üstüne yerleştirdim.Bulaşıkları yıkamak için geldiğimde tepsinin yere düşüp ve tabakların kırıldığını fark ettim.Şaban filmindeki kadın gibi olmuştum.Neyse dedim işlerimi bitirip uyudum.Sabah kalktım gözlerimi dahi tam açamamışken hemen tartıya koştum.Tam kapıyı açtım açmamla siyah bir şey atladı pencereden.İkimiz de birbirimizden korktuk.Kapıyı açtığım gibi kapattım.Kalp krizi geçirebilirdim korkudan.Meğer kara kediymiş:)Çamaşırlar kurusun diye bahçeye bakan pencereyi hafif açık bırakmıştım.Kedi fit  girmiş o küçücük aralıktan.Formunu da benim dukan keklerine borçlu :)Beynime biraz oksijen gittikten sonra ilk düşüncem Çorbi bu kara kediyle aynı evde nasıl yaşadı oldu?Benim bir arkadaşımın kuşu kedi görünce kalp krizi geçirmiş.Helal olsun Çorbi&#39;ye dedim.O günden beri Çorbi benim kahramanım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Haziran ayıydı.Zaten olaylı olan iş hayatım benim için artık çekilmez hal almaya başladı.Kendimi işe gittiğim her gün hapishaneye gitmiş gibi hissediyordum.Kendimi kader kurbanı hissediyor  özgür olacağım günlerimi sayıyordum.Bir gün Beren Saat&#39;in bir röportajında mıydı neydi diyordu ki kimse bana istemediğim bir şeyi yaptıramaz.Anında terk ederim orayı.Bu sözler bana ilham oldu. zaten Babamla konuşmuştum.Bu eziyete daha fazla katlanmak istemiyordum.Ben dedim istemediğim bir şeye niye katlanıyorum ki.Sonuçta ev geçindirmiyorum,Çalışmak için  herhangi bir zorunluluğum da yok.İstifa ettim.Bu hayatımda kendi adıma aldığım en doğru karardı.İşten ayrılırken o kadar eziyet yapıldı ki son gün sinir krizi geçirmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Upuzun saçlarımı kısacık kestirdim.Kalan eşyalarımı toparladıktan sonra eski iş yerimden  ayrılırken özgürlüğüme kavuşmuş gibi hissediyordum resmen. O hapishane kılıklı yerden ayrılırken Yuppi diye zıplaya zıplaya gidecektim eve.Gitim pastaneye pasta,çörek ne varsa aldım ve ev sahibim hacı teyzeyi aradım çay içmeye geliyorum diye.Kutlanmalıydı özgürlüğüm.Uzun süre aradan sonra ilk kez beni bu kadar neşeli gördüklerini itiraf ettiler hacı teyze ve kızı  Kadriye ablam.Evet büyük bir yükten kurtulmuş özgür bir kuştum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bir küçük valiz hazırladım Bergamada&#39;ki evime ailemin yanına gidecektim.Bir ya da iki gün kalır dönerim dedim.Çorbiyi bırakacaktım ama o kıyamadım yalnız olmasına.Ellerimde poşetler kafesi de daha rahat taşımak için büyükçe bir poşete koydum.Sonra İzban&#39;a geldim.Tam merdivenlerden iniyordum poşet elimden kaydı.Kafes dağıldı Çorbi uçtu.Aklım gitti o anda peşinden koştum diğer tarafa geçmişti.Dağılan kafesi elime aldım.Benle beraber bazı amcalar da arıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Çorbi&#39;nin metroda kaçtığı anda bir yağmur başladı.Tren o esnada geldi.Tam bineceğim vicdanım el vermedi.Bekleyip Çorbiyi aramaya karar verdim.Bir yandan da ağlıyorum.Üstüm sırılsıklam oldu.Tam 3 tren geldi geçti yani en az yarım saat geçti Çorbi görünmüyor. O esnada birkaç Kürt çocuğu bir şey yapıyorlardı.Çorbiyi görmüşler yakalamaya çalışıyorlar. Beni ağlarken orda tek görünce abla kuş senin mi dediler evet dedim.Abla ağlama biz onu kurtarırız dediler ve bir tanesi o anda rayların içinden atlayıp karşı tarafa geçti.Ben bu sefer çocuğun derdine düştüm.Hayatını tehlikeye atmıştı.Ondan öyle bir şey asla isteyemezdim.Güvenlik görevlisi bir bana bir çocuğa bağırmaya başladı napıyorsunuz siz diye?Ama çocuk çok şükür ki karşıya hemen geçti.Kuşlar ıslakken uçamıyor.Çorbi de ağacın tepesinde ıslanıp kalmıştı.Güvenlik görevlisi haklı olarak çocuğa aşağıdan ver kuşu bir daha rayın üstünden geçersen hepinizi polise veririm dedi.Çocuk Çorbi&#39;yi ağaçtan aldı.Merdivenlerden indi ve Çorbi&#39;yi bana verdi.O an ellerini tuttum çok teşekkür ederim dedim.Ne yapsam az gelirdi.Elimde bir yirmi lira vardı.Onu uzattım al dedim.Yok alamam abla dedi.O çocuğun hayatını istemeden de olsa tehlikeye attığım için hala vicdan azabı duyarım.Erdemli ,kocaman yürekli çocuk...Hayatın boyunca duacınım.Allah o kocaman yüreğine göre versin.Irk ayrımı yapmak için Kürt olduğunu vurgulamadım bu arada.Hani bazen kendimizden olmayanı ötekileştiriyoruz ya.Bu çocuklar kesinlikle bize bizden daha yakındı.Merhametli bir kalp taşıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Sonra Çorbi ıslak ben Islak metroya bindik.İndikten sonra Bergama otobüsüne...Kafes tekrar dağılır diye yere bile koyamadım yol boyunca kafesi kucağımda taşıdım.İndiğimde kollarım ağrıyordu.Ama hüzünle karışık mutluluk yaşıyordum.Kaybetmek kötüydü çünkü...Pişmanlık veriyordu.Keşke evde bıraksaydım, keşke poşet düşmeseydi diye hep kendimi suçlayacaktım.Bir de yol arkadaşımdı o benim.Hala işten eve geldiğimde ilk işim Çorbiye selam vermek olur.En büyük eğlencem de Çorbiye  müzik dinletmek.Tabii onun favori şarkıları olursa değmeyin keyfimize...Bir kuş diye küçümsemeyin sakın.İnsanların gerçek yüzünü tanıyınca ben Çorbi&#39;yi daha çok sever oldum&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/1537814616166227041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2015/11/huzunle-karisik-saatler.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/1537814616166227041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/1537814616166227041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2015/11/huzunle-karisik-saatler.html' title='HÜZÜNLE KARIŞIK  SAATLER'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiBzukPkmu8Z6avm4Jnh7c1nT8egE2CmDl1ziuvu7zzZwIwro1K2fSPZG8QzhC1Z9y38iYjGW7COANr0iXgh42z_CXPz1LzJ_VxHaaX24px3ihsxp_GKO9JpdVkuJa5LFaFjbfJLjp7IFju/s72-c/%25C3%2587ORB%25C4%25B0%25C4%25B0%25C4%25B0.png" height="72" width="72"/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5207851080588870804.post-3008282282928156041</id><published>2015-10-28T15:25:00.001+03:00</published><updated>2018-01-12T19:25:46.628+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="DİYET"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HAYATA DAİR"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KİŞİSEL BAKIM"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MAKYAJ"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="SİNEMA"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="YDS"/><title type='text'> SİZ HİÇ KANSER OLMA RİSKİYLE KARŞILAŞTINIZ MI?</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;
&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib797AhM_vsP0JmhezsOighQaFiKbPcNx8jpPlTyhLXzKgGal_wjsLLF11D7B5f12hiPThMB6E06Dg1H2P3Za9zYzl2sZtgyctwlAnpB4zRAVN96io2FoP2C6oyIPO39eqdmQ1myim4Qo7/s1600/kanser1.jpg&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib797AhM_vsP0JmhezsOighQaFiKbPcNx8jpPlTyhLXzKgGal_wjsLLF11D7B5f12hiPThMB6E06Dg1H2P3Za9zYzl2sZtgyctwlAnpB4zRAVN96io2FoP2C6oyIPO39eqdmQ1myim4Qo7/s640/kanser1.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
SİZ HİÇ KANSER OLMA RİSKİYLE KARŞILAŞTINIZ MI?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birkaç soruyla başlayacağım yazıma.Güne nasıl başlıyorsunuz?Sabah kalktığınızda size yaşanılacak bir 24 saat daha bağışlandığının farkına varıyor musunuz?Kendinizi bir yoklayın sağlığınız yerinde mi?Ağrısız sızısız yani güne sağlıkla uyanmanın ne kadar kıymetli bir şey olduğunu biliyor musunuz? Çünkü sağlıklıysanız her şeye gücünüz yetecek demektir.Yol mu yürünür,iş mi gidilir,ders mi  çalışılır,temizlik mi yapılır.…Bunların farkında olarak bugün gülümseseniz aynaya…Kendinizi sevmekle başlasanız güne mesela…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben kişisel gelişimci falan değilim.Sadece hikayem var anlatacağım.Üniversitede uluslararası İlişkiler 1. Sınıf öğrencisiydim. Nisan ayıydı.Vizelerim başladı başlayacak.Ama bende bir iştahsızlık.Sonra ağrılarım başladı.Göğüs kafesimde bir ağrı.Aldığım her nefeste batma yapıyor.Eğilemiyorum ağrı saplanıyor.Sağa bakıyorum ağrı solda ağrı…Geçmek bilmeyen  devamlı bir ağrı…Aldığım her nefes acı veriyordu.Aslında ilk kez olmuyordu bu yıllar önceden başlamıştı.İki üç ayda bir misafirim olurdu.Bu sefer bir hafta sürmüştü ve geçmiyordu.Üniversitemin  “Mediko” denilen  küçük bir sağlık birimi vardı.Oraya gittim ama vizeler öncesi olduğu için doktor rapor almak için rol yaptığımı söyledi ve sakinleştirici verip gönderdi eve.Ama benim öylesine ağrım vardı ki kıpırdayamıyordum bile.Gözyaşlarıma engel olamadım.Doktora mı kızsam rapor alma olayını suistimal eden öğrencilere mi bilemedim .Sakinleştirici içip onca saat uyuduktan sonra uyandığımda daha da kötüydüm. Gece iki acil dolaştıktan sonra ki üniversitemin hastanesine döndük.Çünkü tedavimin orda yapılması gerekiyordu. Karşıyaka Hastanesindeki doktor eğer hemen müdahale edilmezse ileride hareketlerimin çok kısıtlanabileceğini söyledi.Üniversitenin Hastanesinde  de acile, ölüm kalım meselesi olmadıkça hemen almıyorlardı.En son bayılmak üzereydim ki bir doktorun  koluma girip       hasta bu kız hemen alalım dediğini hatırlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Benim hastalığım “perikardit” denilen bir kalp hastalığıydı.Kalbin etrafını çeviren zarda sıvı olurmuş.Normalde vücut kendisi o sıvıyı boşaltıyormuş .Ama benimkisi biriktiği için sıkıntı yapıyormuş.Neyse O Sıvıyı iğneyle boşalttılar.Operasyon benzeri bir şey geçirdim. Tekrar birikirse diye iğneyi içimde bıraktılar Birkaç gün sonra almak şartıyla.O iğne yüzünden hareket edemiyordum.Sıvıyı boşalttılar.Ama bunun sebebini bilmek zorundaydılar. Beni yoğun bakıma alacaklardı. Kardiyoloji yoğun bakımı bilir misiniz?Havasız, yarı baygın ve genelde ölümüne ramak kalan yaşlı insanların bulunduğu yer…O an bir doktoruma  bir de annemin gözlerine baktım.Yoğun bakımda durmak istemiyordum orası benim için ölüm demekti.Ben konuşmadım ama gözlerim anlatmış olmalı ki derdimi  annem “kızımı buraya bırakamam” dedi.Şanslıymışım ki kardiyoloji servisinde bir oda boşalacaktı ve beni oraya aldılar.İşte o zaman benim için 21 günlük hastane süreci başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hastanede nasıl dua  edilir bilir misiniz?Ne para istenir ne pul.Tek bir dua vardır “Allah şifa versin,Allah düşmanımı bile hastaneye düşürmesin” şeklinde.Düşünün ki hastalık  nasıl bir illettir ki düşmana bile dua ettiriyor.Hastane demek hikaye demekti.Her bir hasta ayrı bir hikayeydi.İlk oda arkadaşım 80. Yaşındaki Mualla Teyzeydi.Nam-ı diyar “Bayan kahkaha”.Daha önceden bir kez kanseri yenmiş iki zengin oğlu  vardı kendisine yeterince ilgi göstermediklerini düşündüğüm…Ama Mualla teyze  kırmızı rujunu sürüp, pembe pijamalarıyla inadına kahkaha atıyordu.Sanki dertlerini gülümsemesiyle alt ediyordu.O kadar neşeliydi ki onun gördükten sonra kendimi yaşlı hissetmeye başladım sanki ben 80 yaşındaydım o 19 du.İkinci oda arkadaşımın ismini hatırlamıyorum.30 lu yaşlarında bir ablaydı. 9 yaşından beri kalp hastasıymış ve hastanelerde yatıyormuş.Sırtı biraz kamburlaşmış yatmaktan.Ona çok üzülmüştüm.Babam bana çikolatalı gofret getirmişti.Ona da ikram etmiştim. Çok sevinmişti çocuk gibi.Sonraki zamanlarda  o gofretlerden hiç yemedim hepsini ona verdim. Nasıl mutlu oluyordu.Bir hastayı mutlu etmeniz  o kadar zor değildir.O kendini küçücük bir şeyle bile avutmaya hazırdır zaten.Sonra bir hasta daha geldi onunla pek barışmadı yıldızlarım.Ben de çok sevdiğim Neşe ablamın yanına geçmişti.Neşe abla 36 yaşındaydı. Annesi Alzheimer hastasıymış.Kalbinde delik vardı.Hiç evlenmemişti ama nişanlıydı o dönem.Nişanlısı aradığında hastanenin en ucuna giderdi Onun bu utangaç hallerine gülerdik hep. Sonradan öğrendim ki hastalığından dolayı nişanlısıyla ayrılmış.Hastaneden taburcu olduğumda Mualla teyzeyi de aramıştım ama ne yazık ki bunamış beni tanıyamamıştı.Bir de oda arkadaşım olmayan Gül ablacığım vardı.Kalp nakli bekliyordu.Hep dua ediyordu Allah onu çocuklarına bağışlasın diye.Ben sarmayı çok sevdiğimi söylemiştim. Benden önce taburcu olmuştu.Sonra bir gün bir kutu getirdi birisi. Meğer bana sarma sarmış göndermiş canım Gül ablam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neyse 21 gün geçti gitti.Hastane hayatı çok şey katıyor hayatınıza.Ben  hastayken istediğim tek bir şey vardı.Tahmin etmesi zor değil.Sadece iyileşmek istiyordum.Ağrılarımdan kurtulmak ve normal insanlar gibi olmak.Belki size basit gelebiliyor olabilir ama bu bir rahatsızlığı olanlar için sağlıklı olmak ulaşılmaşı zor bir şeymiş gibi gözüküyor .İyileşeyim başka bir şey istemiyorum diyordum ..Ama devamlı kan tahlillerimde bir sorun çıkıyordu. Kan değerlerim düşük trombosit değerlerim yüksek..Doktor bir sonuçlara bakıyordu bir yüzüme.Bağdaştıramıyordu belli ki..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hastane boyunca bana eşlik eden bir tanıdık doktor abim vardı.Bozulan psikolojimi düzeltmeye çalışıyordu.Devamlı bir sorun çıkınca tahlillerimde agresifleşmeye başlamıştım.Çok sevdiğim üniversite eğitimime devam etmek istiyordum. Hastanede kaldıkça derslerim geri kalıyordu.Doktoruma yalvarıyordum beni taburcu etmesi için ve en sonunda doktor ısrarlarıma dayanamadı.Birkaç tomografi kalmıştı ama onları da dışarıdan devam edecektim.Beni yanına çağırdı.Şunları şunları yapacaksın. Seda  ,sende lenfoma şüphesi var ama inşallah değilsindir dedi.O kadar mutluydum ki taburcu oluyorum diye hiç umursamadım .Lenfoma ne diye sormadım bile. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Lenfoma bir tür lenf kanseriymiş meğer. Sonra biraz araştırdım.Her şeye endişelenen ben ilk defa kansersem mücadele etmeye karar verdim.Bir hafta sonra tanıdığımız olan abiye teşekkür ziyareti yapacaktım hem de Neşe ablama uğrayacaktım.Neşe ablayı çok özlemiştim.Dostlukları da kalpten oluyor hastanede..Doktor abinin yanına gittim. Onunla o akşamki konuşmamızı  unutamıyorum.Lenfoma olabilirmişim dedim.Biliyorum dedi.Peki neden söylemedin dedim.Seni daha fazla üzmekten başka bir işe yaramazdı dedi.Eğer teşhis konulursa nasıl olacak dedim. Kemoterapi göreceksin ,genç olduğun için kurtulma ihtimalin çok yüksek dedi.Saçlarım dökülecek mi dedim evet dedi.Hepsi mi diye soruyordum hala bir umut.İşte bu birinci darbeydi.Dedim okulu dondururum. Tedavimi olurum. Tedavi masrafları da oldukça yüksekti.Bu da gelen ikinci darbeydi.Hala elimde tuttuğum Gülleri öyle sıkmıştım ki dikenler kanattı elimi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama sonrası  korktuğum gibi olmadı..Sonuçlarım çıkmıştı.Lenf kanseri değildim.Neden hasta olduğumu bulamadılar ama önemli değildi.Saçlarım dökülmeyecek,okuluma devam edebilecektim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her işte bir hayır var denir ya…bir hastalık ihtimalinin bile size öğreteceği çok şey var aslında .Hastalığım benim şükür sebebim oldu.Yine de bazen yeterince şükrettiğimi düşünmüyorum.Hala her şeyi  kafaya takıyorum mesela. Bir şeye çok sıkıldığımda  iç sesim der ki hani sağlıktan başka bir şey istemeyecektin.O anda ağrıların bana yaşattığı çaresizlik geliyor aklıma ve gerçekler  tokat gibi vuruyor yüzüme…kzıyorum kendime…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tekrar tekrar aynı şeyleri söylemek istemiyorum.Ama sağlığınız dünyada size bahşedilen  en büyük hazine.Onu yitirmeden değerini bilin..İyi hissettiğiniz sürece her şeye yetecek gücünüz var demektir…İstediğiniz bu yıl olmaz diğer yıl..borcunuz olur çalışmaya gücünüz varsa ödenir gider..Sınava mı gireceksiniz iyi hissediyorsanız çalışırsınız olur gider.O yüzden klişe bir laf olsa da “sağlık olsun”cümlesi çok manidar aslında.Hele ki benim yaşadıklarımı yaşayan biri için bu cümlenin her kelimesinin yaşanmışlığı var.Ama şükür ki iyileştim,Gece gündüz çalıştım tek bir dersten bile  kalmadan vizelerimi de geçtim finallerimi de. Bölümümden de mezun oldum.Sağlık varsa güç de var umut da.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çok konuşmayı değil de çok yazmayı severim.Yine çok yazdım.Anlatmak istediklerim anlaşılır mı bilmem ama  ben bu hikayede herkese bir tutam ders olduğunu düşünüyorum. Yazımı  çok sevdiğim yazar olan Hikmet Anıl Öztekin&#39;in ben bu yazıyı yazarken gördüğüm sözleriyle sonlandırmak istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;blockquote class=&quot;tr_bq&quot;&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes aldığına şükret, verdiğine de şükret. Rabbim bedenimizden sağlığı, dilimizden şükrü eksik etmesin her daim.&lt;/blockquote&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://sedagulser.blogspot.com/feeds/3008282282928156041/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2015/10/siz-hic-kanser-olma-riskiyle.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/3008282282928156041'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/5207851080588870804/posts/default/3008282282928156041'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://sedagulser.blogspot.com/2015/10/siz-hic-kanser-olma-riskiyle.html' title=' SİZ HİÇ KANSER OLMA RİSKİYLE KARŞILAŞTINIZ MI?'/><author><name>Seda Gülser</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02036090942129613413</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEib797AhM_vsP0JmhezsOighQaFiKbPcNx8jpPlTyhLXzKgGal_wjsLLF11D7B5f12hiPThMB6E06Dg1H2P3Za9zYzl2sZtgyctwlAnpB4zRAVN96io2FoP2C6oyIPO39eqdmQ1myim4Qo7/s72-c/kanser1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>3</thr:total></entry></feed>