<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;CUUCQ3w4cSp7ImA9WhRaFEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681</id><updated>2012-02-17T03:47:42.239+02:00</updated><category term="Eşya" /><category term="Öğrenme" /><category term="Nur" /><category term="Kur'an" /><category term="İnsan" /><category term="Nefs" /><category term="Korku" /><category term="Nefes" /><category term="Hizmet" /><category term="Kadın" /><category term="Bilim" /><category term="sevgi" /><category term="Gelişim" /><category term="irfan" /><category term="Tasavvuf" /><category term="Vefat" /><category term="Yok oluş" /><category term="Örtü" /><category term="Kudret" /><category term="Mevlana" /><category term="evren" /><category term="Yaratma" /><category term="Hayat" /><category term="Melekler" /><category term="Hareket" /><category term="Kâinat" /><category term="İhtiyaç" /><category term="Yalnızlık" /><category term="Söz" /><category term="Göz" /><category term="Saygı" /><category term="Kalite" /><category term="Kapasite" /><category term="aşk" /><category term="Maşuk" /><category term="Yol" /><category term="Ölüm" /><category term="Madde" /><category term="Düşünce" /><category term="Fikir" /><category term="Gazap" /><category term="KZ" /><category term="Tanrı" /><category term="Cinsellik" /><category term="Duygu" /><category term="Nefis" /><category term="Karar" /><category term="Esma" /><category term="Kaptan" /><category term="Bu Gece" /><category term="Dostluk" /><category term="Nokta" /><category term="Zaman" /><category term="Din" /><category term="Ahlak" /><category term="Mürşid" /><category term="Perde" /><category term="An" /><category term="Akıl" /><category term="Yazar" /><category term="Var oluş" /><category term="Şehvet" /><category term="Tevhid" /><category term="Paylaşım" /><category term="ilişki" /><category term="Yaradılış" /><category term="Gazali" /><category term="Mana" /><category term="şiir" /><category term="Kurallar" /><category term="Benlik" /><category term="HZ.Muhammed" /><category term="Yazı" /><category term="Enerji" /><category term="Niyet" /><category term="Kutsal Kitap" /><category term="Güzel Ahlak" /><category term="Ruh" /><category term="Muhammed İkbal" /><category term="Farkındalık" /><category term="adalet" /><title>Kaptan Zor'un Seyir Defteri</title><subtitle type="html">Çıkmış olduğum hayat yolculuğundaki duygu ve düşüncelerimi paylaştığım seyir defteri.</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>34</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/KaptanZorunSeyirDefteri" /><feedburner:info uri="kaptanzorunseyirdefteri" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;DkYHQn8zfyp7ImA9WhRbEk8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-2263718720622130242</id><published>2012-01-28T03:01:00.000+02:00</published><updated>2012-02-03T01:08:53.187+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-02-03T01:08:53.187+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dostluk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Mürşid" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tasavvuf" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tanrı" /><title>Kendinden Elde Ettiğin</title><content type="html">&lt;div class="" style="clear: both; text-align: left;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-QQfPmpLVVtw/TtbWv1PZgNI/AAAAAAAAEOQ/wwpxNeTp-I8/s1600/yazi.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-QQfPmpLVVtw/TtbWv1PZgNI/AAAAAAAAEOQ/wwpxNeTp-I8/s1600/yazi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"&gt;İki tür yazar vardır. Birinci tür
yazarlar harflerden sözcükler,&amp;nbsp;
sözcüklerden cümleler dizerler. Sonra bunları sayfalara yazarak,
okunması için kitap haline getirirler. Bu şekilde, yazarak, kafalarındaki
çıplak fikirlerine elbiseler biçip kamuoyunun beğenisine sunarlar. İnsanlar
onların kitaplarını birkaç kuruşa satın alıp okuyarak fikirlerine sahip
olurlar. Bilindik yazarlardır bunlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"&gt;İkinci tür yazarlar da harfleri
kullanırlar. Yalnız bunlar oluşturdukları cümlelerle, dinleyenlerin gönüllerine
sevginin bin bir halini yazarlar. Bunlar “gönül yazarları” dırlar. Yaptıkları
işe de nakşetme derler. Büyük bir itina ile yavaş yavaş insanların gönüllerine
sevgi desenini nakşederler. Nakşedilen bu desen sayesinde, gönüllerin içinde
tamamıyla kendilerine ait fikir filizleri oluşur. Bu yazarlar fikir empoze
etmezler. Onlar, nakşettikleri sevgi desenini seyrettirerek muhataplarına,
kendilerine ait fikirler ürettirirler. Bunların yazdıkları, sanılanın aksine
daha kalıcı ve dinamiktir; çünkü kişilere yaşattıkları sevgiyle, fikir ve duygu
üretimi yaptırmaktadırlar. İnsanlar kendileri ürettikleri için fikirlerine
sahip çıkarak onları kalıcı kılarlar. Gönül yazarları, yazdıkları yazılara
tepkileri hemen aldıklarından yanlış anlaşılmalara mahal vermeden, yazılarını o
anda tashih veya şerh ederler. Onların imla kuralları; jestleri ve
mimikleridir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"&gt;Sonra nakşettikleri bu gönüllerin
sahipleri nas’a(halka) karışırlar. Böylece dışarıdaki insanlar onların
okuyucusu olurlar. Gönüllerine yazılan sevginin okuyucusu olurlar.
Gönüllerindeki sevgiyi okuyanlarla paylaştıkça başkalarının da içlerinde yeni
fikir filizleri oluşmasına sebep olurlar. Üretilen bu fikirler, sevgi kaynaklı
ve kendilerine ait olduğu için onların sahibine has bir kokuları olur. Evet,
koku. Mis gibi kokarlar. Gönülleri sevgiyle dolu oldukları için fikirleri
pislenmez. Pislenmediklerinden dolayı bebekler gibi saf kalırlar ve onlar gibi
mis kokarlar. Nasıl ki bir kitabın kendine has mürekkep ve kâğıt kokusu varsa
bu insanların da gönüllerinden çıkan, etrafındakileri mest eden hoş kokuları
vardır. Bütün gün dolaşarak sevgilerini paylaşırlar bu gönül kitapları. Belki
bir kasabın dükkânına veya zerzevat pazarına uğrar orada onu koklayanlar
tarafından okunurlar. Nasiplenenler, feyiz alanlar olur. İşte maharet kitaplara
yazı yazmada değil “gönüllere yazma” dadır. Benim, olmayı istediğim yazar türü
budur. Çevremizdekilere, en yakınlarımızdakilere bir şeyler anlatamıyorsak
uzaktakilere ne anlatabiliriz ki? Anlatmaya çalışanlar yok mu? Var. Ancak, ben
bunu beyhude bir caba olarak değerlendiriyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"&gt;Böyle bir yazar olabilmek için
insanın her şeyden önce merkezden başlaması gerek. Hem de tam merkezden, yani
kendimizden. Önce kendimize anlatmamız gerek içimizdekileri. Kendimizi ikna
etmemiz gerek başkalarından önce.&amp;nbsp; Hani
derler ya: “Bir insanın kendinden elde ettiği bir fikir tabi bir uzvu gibidir.“&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"&gt;Aslında her birimiz bir kitabız.
Kâh biz yazarız bu kitaba kâh birilerinin yazmasına müsaade ederiz. Nasıl ki
kılık kıyafetine özen göstermeyen kişiler, etraflarındakileri hafife aldığını
ele verirse,&amp;nbsp; özenmeden,&amp;nbsp; titizlenmeden yazılan,&amp;nbsp; derin olmayan, yüzeyde kalmış bir yazı okura
sarsıcı saygısızlığını gösteriyorsa, kendi kitaplarımıza(gönlümüze,
karakterimize) yazdıklarımız da aynen öyle değerlendirilir. Kendimize kötü,
boş, yüzeysel, anlamsız, tutarsız,&amp;nbsp; kafa
karıştırıcı, silik yazdıklarımız da okuyucu tarafından reddedilecek, kabul
görmeyecektir. Bazen lüzumsuz sözcüklerle düşünce sefaletimizi gizlemeye
çalışırız ve sadelikteki basitliğin o erdemli duruşundan uzaklaşırız. Şatafatlı
ve görkemli sözcüklerde kendimizi gizleriz. Bir mimarın titizliğiyle, özenerek
yaratsak kendimizi herkes bizi okumaktan keyif alacaktır. Sohbetimiz gönülleri
tutuşturacak, yazılarımız başkalarını yüreklendirecektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"&gt;Her birimiz birer kitapsak
tercihlerimizle onu yazıyoruz demektir. Bu aslında, sonucu biliyor olduğumuzu
gösterir. Çünkü yazarlar sonucu bilirler. Onlar okurun aksine coşkularını o
istedikleri sonuca götürecek sebepleri yaratırken yaşarlar. Okur, sayfaları
hatmederek ilerlerken sonucu merak eder, yazar ise sebepleri.&amp;nbsp; İşte, kendi kitabımızın sonucunu biliyoruz
derken bunu kast ediyorum. Tercihlerimizi kullanarak, bizi sonuca ulaştıracak
sebepleri yaratmak için dünyaya geldik. Bir sürü senaryodan tercih ettiğimiz
zamanı ve hayatı yaşıyoruz. Böylece bildiğimiz ama hatırlamadığımız sonuca
ulaşıyoruz. Kendi senaryomuzda başrolü oynarken bir başkasının senaryosunda
figüran olmamız, bu mucizevî mukadderatın bir cilvesi değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"&gt;Tam anlamıyla dünya; deneyimler
yani değişimler merkezidir. Tüm bu değişenler arasından değişmeyen gerçekliği
bulmak asıl derdimiz olmalıdır. Başka dertler edinirsek büyük yanılgılar içine
düşerek tuzağa yakalanırız. Bir yandan kaybettiklerimizin hüznünü yaşarken
diğer yandan kaybedeceklerimizin korkusu içine düşeriz. Hüzün geçmiştedir. Daha
önce sahip olduğun bir şeyi kaybetmenin kederidir. Korku ise gelecektedir.
Sahip olduğun bir şeyi yitirmek istemeyişinin şiddetli arzusudur. Zaman
izafidir. Ne geçmiş ne de gelecek olmadığına göre zaman bir aldatmaca, bir
düzmecedir. Sadece an vardır ve Tanrı andadır, şu anda, şimdidedir. Bu
yolculuğunun amacı Tanrı’ya ulaşmaktır. O yüzden anda kalınmalıdır. Çünkü ancak
anda kalarak geçmişin ızdıraplarından ve geleceğin kaygılarından arınılır. Aksi
takdirde Allah; Muntekiym ismi gereği asıl olmayan, sahte dertlerimizin
hepsinden intikam alarak onları bizden uzaklaştırır. Bu da korkularımızla
mutlaka yüzleşeceğimiz anlamına gelir ki, kaçışı imkânsızdır. Tasavvuf ehli bu
hale “hak geldi, batıl zail oldu” derler. Böylece amaç gerçekleşmiş olur.&amp;nbsp; Bilinmek istediği için kendini
başkalaştırarak yarattığı bizler, ancak onda tatmin oluruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt;"&gt;KZ&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-2263718720622130242?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jucHw6KeAE_H2QY5voJiDmS2WHk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jucHw6KeAE_H2QY5voJiDmS2WHk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jucHw6KeAE_H2QY5voJiDmS2WHk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/jucHw6KeAE_H2QY5voJiDmS2WHk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/2uL3q2wmiYQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/2263718720622130242/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/06/kendinden-elde-ettigin.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/2263718720622130242?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/2263718720622130242?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/2uL3q2wmiYQ/kendinden-elde-ettigin.html" title="Kendinden Elde Ettiğin" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-QQfPmpLVVtw/TtbWv1PZgNI/AAAAAAAAEOQ/wwpxNeTp-I8/s72-c/yazi.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/06/kendinden-elde-ettigin.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0UGR34_fip7ImA9WhRXGUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-4162574237962512724</id><published>2011-12-27T17:18:00.000+02:00</published><updated>2011-12-27T17:20:26.046+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-27T17:20:26.046+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kâinat" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evren" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İnsan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Din" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tasavvuf" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tanrı" /><title>Büyük Perde, İnsan!</title><content type="html">&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-7SeKe_B3k4U/Tvnhcke5K_I/AAAAAAAAEQM/cI0uc1du43w/s1600/perde.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-7SeKe_B3k4U/Tvnhcke5K_I/AAAAAAAAEQM/cI0uc1du43w/s1600/perde.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 8pt;"&gt;Âşık
ibadetinde öyle bir noktaya varır ki devamlı surette Rabb'ıyla mülakatta olur.
Alasalatihimdaimun makamıdır bu, âşık her nereye yüzünü çevirse Rabb'inin
vechini/yüzünü orada görür. Artık bakışı keskinleşmiştir. Allah ile bakar Allah
ile duyar olmuştur. Böylece Allah'ın işittiği kulağı, gördüğü gözü olmanın
künhüne vakıf olur. Bu nedenle âlem âşıkın görünümüyle sübut bulmuştur. Allah,
âleme bu nevi kulların gözüyle bakar. Bu özel münasebetten ötürü âlem helak
olmaz varlığını devam ettirir. Şayet Cenab-ı Hakk Teala Hazretleri kendi
vechi/yüzü ve gözüyle bu âleme baksaydı âlem bir anda yanar kül olurdu. İşte
bundan dolayı Allah âleme, kendi suretinde yaratmış olduğu insan-ı kâmilin
(halife’nin) gözüyle bakar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"&gt;
&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 8pt;"&gt;Yakıcı
yüceliklerle âlem arasındaki perde işte budur, yani insan-ı kâmil hicab-ı
kibriyadır. Bu yüce bir farkındalıktır, kemâlâttır. Bu farkındalığa varana
kâmil insan denir. Arapça da insan kelimesinin türetildiği kelime (Ânese) dir.
Farkına varmak anlamına gelir ki bu kök kelimeden türetilerek farkına varan
anlamına gelen “insan” denir. Yücelerin yücesinde olanı fark edebilecek ve
ünsiyet edebilecek varlık olduğundan bu ismi almıştır insan. İşte bu
farkındalığa ulaştığında da kemâlâtın zirvesinde olur ve tezahür gerçekleşir.
Halife olandan Subhan, âleme nazar eder. Tüm kâinat da Subhana secde eder.
Secde emrini tutmayanlar ise tard olan yani kovulan şeytan olur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: 8pt;"&gt;KZ&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-4162574237962512724?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vfrtjVf2jym_pJzJSDgpo2_st_M/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vfrtjVf2jym_pJzJSDgpo2_st_M/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vfrtjVf2jym_pJzJSDgpo2_st_M/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vfrtjVf2jym_pJzJSDgpo2_st_M/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/xuLftchsNL0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/4162574237962512724/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/12/askibadetinde-oyle-bir-noktaya-varr-ki.html#comment-form" title="1 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/4162574237962512724?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/4162574237962512724?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/xuLftchsNL0/askibadetinde-oyle-bir-noktaya-varr-ki.html" title="Büyük Perde, İnsan!" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-7SeKe_B3k4U/Tvnhcke5K_I/AAAAAAAAEQM/cI0uc1du43w/s72-c/perde.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>1</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/12/askibadetinde-oyle-bir-noktaya-varr-ki.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkMHRn88eSp7ImA9WhRQGU4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-3628425544632540090</id><published>2011-12-15T07:54:00.001+02:00</published><updated>2011-12-15T09:33:57.171+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-15T09:33:57.171+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Maşuk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bu Gece" /><title>Bu Gece</title><content type="html">&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-XrVFdP-IcZM/TumLW9R_phI/AAAAAAAAEPg/giSXdVU7sRI/s1600/bugece.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-XrVFdP-IcZM/TumLW9R_phI/AAAAAAAAEPg/giSXdVU7sRI/s1600/bugece.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bu alemde tek gerçek olan aşıktır, yaşadığı aşk sayesinde.Maşuka gelince hakkında fikri yoktur aşık olanın. Sadece onun aşkıyla öylesine meşguldür ki, yanmaktan ona bakacak vakti bile yoktur. Zaten maşuk razıdır bu halden. Yoksa atmazdı aşığının kalbine ateşini. Çünkü bu hal aşığı&amp;nbsp;maşukuna&amp;nbsp;yakar bitirir ve fena bulur nihayetinde.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bu Gece&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Damla derya olmuştur aslına dönüşünde.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Dönüşen damla artık yokluk aleminde.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Varlığını feda etmiştir beka alemine&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Varlık sevdasını yitirmiştir son deminde&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ey sevgili bak, bana neler söylettin, dem bu gece&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ten postundan öte görmeyi nasip ettin bu fakire.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Yanan ben sandıydım gördün mü bak canım içre.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Meğer bir yakan varmış gördüm canımı candan içre.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ah dostlar gafletler yağar benlik derdine düşene.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Aşkta erimeyip, firar edip kendi derdine düşene.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bulamaz kendinde olmayan, bir sevgili düşünene&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Acizdir, feda edemez kişi, kendini düşünene.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ya akla saplanır ya gazaba ya yılmayan şehvete&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Bulamaz biaşk asıl maksadını bin yıl geçsede&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ah, ey gönül harap ol hemen yek nefeste&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Ya nasıl bakarsın göremeyen gözlerle.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Eğlensin nefsim burada bunca görünenle&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Görünmeyen hesap sorar son gördüğünde.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
'Eyvahlar olsun' kar etmez ki son nefeste&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Sorar can-ı canan 'Ben senleydim sen kimle?'&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
'Öldürüp öldürüp diriltirim istemesen de'&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
'Feryadı terket, Hakk teslimim sana'de&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
'Karanlık ile aydınlığı tek bir ettim sana' de&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
'Lutf-u kahrını, kahr-ı lutfun ile bir ettim'de&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
'Oh, elhamdulillah, öldüm ve dirildim' de bu gece&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
'Sıyrıldım sefadan razıyım cefaya' de bu gece&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
Görünmezliğin esrar-ı ufkundayım bu gece&lt;/div&gt;
Bela, razıyım cefanla sefan musavi oldu bu gece.&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-3628425544632540090?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nQ1q9Xzl8Bf9j1FCFWOpCr5VG3k/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nQ1q9Xzl8Bf9j1FCFWOpCr5VG3k/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nQ1q9Xzl8Bf9j1FCFWOpCr5VG3k/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nQ1q9Xzl8Bf9j1FCFWOpCr5VG3k/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/XTEa_SYq5fU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/3628425544632540090/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/12/bu-gece.html#comment-form" title="7 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/3628425544632540090?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/3628425544632540090?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/XTEa_SYq5fU/bu-gece.html" title="Bu Gece" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-XrVFdP-IcZM/TumLW9R_phI/AAAAAAAAEPg/giSXdVU7sRI/s72-c/bugece.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>7</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/12/bu-gece.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEIEQ3s7eCp7ImA9WhRQEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-2986502986606816233</id><published>2011-11-06T02:32:00.000+02:00</published><updated>2011-12-06T20:35:02.500+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-06T20:35:02.500+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><title>Put</title><content type="html">&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-iEtdcu6ZS18/TtbNVg4tmVI/AAAAAAAAENs/CUd6s1KCeyo/s1600/put.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; text-align: justify;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-iEtdcu6ZS18/TtbNVg4tmVI/AAAAAAAAENs/CUd6s1KCeyo/s1600/put.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Zilluhu sücud&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;Asluhu mescud&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Ol tahtı vücud&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Beytuhu mevcud&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Alemi şuhud&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Kendinden&amp;nbsp;ubud&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Çün hevesi put&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Bel edal yahut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Süresi El-Hûd&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Okur hep umut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Ahkamı unut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Hakikati tut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Sinesinde put&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Aşka der çaput&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Merkezi Uhut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
İbretini tut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Sözü boş nutuk&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Aklı bin turuk&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Yazar hep fusuk&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Özünü yek tut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Nefesi bozuk&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Mezahiri yut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Kalbi der na hut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Nefsini hep tut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Dili der Mahmut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Özü der angut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Şeytana merbut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Nefesini tut&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: justify;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-2986502986606816233?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zv8Bo-XOTKhv_RanxH5ZFtHAzrw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zv8Bo-XOTKhv_RanxH5ZFtHAzrw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zv8Bo-XOTKhv_RanxH5ZFtHAzrw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zv8Bo-XOTKhv_RanxH5ZFtHAzrw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/vQm1aiblaoA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/2986502986606816233/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/11/put.html#comment-form" title="3 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/2986502986606816233?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/2986502986606816233?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/vQm1aiblaoA/put.html" title="Put" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-iEtdcu6ZS18/TtbNVg4tmVI/AAAAAAAAENs/CUd6s1KCeyo/s72-c/put.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/11/put.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkYFRnc-fCp7ImA9WhRQEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-4801596048655196929</id><published>2011-10-18T05:54:00.000+03:00</published><updated>2011-12-06T21:01:57.954+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-06T21:01:57.954+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nokta" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nur" /><title>Nokta</title><content type="html">&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;Nur-u beyza ol nokta-i suğradır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
Nur-u sevda ol nokta-i kübradır&lt;br /&gt;
KZ&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-4801596048655196929?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gQx4kQEOV5FgUHi11gerqUuO9Ms/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gQx4kQEOV5FgUHi11gerqUuO9Ms/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gQx4kQEOV5FgUHi11gerqUuO9Ms/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gQx4kQEOV5FgUHi11gerqUuO9Ms/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/z9PyoJdsaBk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/4801596048655196929/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/10/nokta.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/4801596048655196929?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/4801596048655196929?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/z9PyoJdsaBk/nokta.html" title="Nokta" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/10/nokta.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkQCRX8_eSp7ImA9WhRQEUg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-8972113320560925220</id><published>2011-07-06T02:30:00.000+03:00</published><updated>2011-12-06T09:59:24.141+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-06T09:59:24.141+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><title>Gaye</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-KxZCcJuYCGw/TtbPjvVoOdI/AAAAAAAAEOE/tz9tlPZafh8/s1600/tesbih.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-KxZCcJuYCGw/TtbPjvVoOdI/AAAAAAAAEOE/tz9tlPZafh8/s1600/tesbih.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;Siret,suret meselesi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Sevdiğim Hakk emsilesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Ol Ahlak-ı Ahmediyesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Alıp kalp pür nur edilesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Zikre daim halakası&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
İnci, mercan cevheresi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Gönlü hoş edilesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Muhammed Mustafa'sı&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Lütfu, kahrı iradesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Takdir-i ilahi idaresi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Hoşça kabul edilesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Rıza-i bali kaderesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Tut daim ahvalin seceresi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Çün Şebekey-i Muhammediyesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Başla her işe, an besmelesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Hamdelesi, Salvelesi, işin gayesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-8972113320560925220?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CR-WcfU79aZrdiH0RUce7syvDyA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CR-WcfU79aZrdiH0RUce7syvDyA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CR-WcfU79aZrdiH0RUce7syvDyA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/CR-WcfU79aZrdiH0RUce7syvDyA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/kJ8MDRN7xMI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/8972113320560925220/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/07/gaye.html#comment-form" title="5 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/8972113320560925220?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/8972113320560925220?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/kJ8MDRN7xMI/gaye.html" title="Gaye" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-KxZCcJuYCGw/TtbPjvVoOdI/AAAAAAAAEOE/tz9tlPZafh8/s72-c/tesbih.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>5</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/07/gaye.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkUCSXY_fyp7ImA9WhRXEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-2378191143886053584</id><published>2011-06-07T02:29:00.000+03:00</published><updated>2011-12-17T01:31:08.847+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-17T01:31:08.847+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ölüm" /><title>Ölüm</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-mv6NCW3LEOA/TtcDHC3fRuI/AAAAAAAAEO0/IIIlPMgl-ww/s1600/olum.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-mv6NCW3LEOA/TtcDHC3fRuI/AAAAAAAAEO0/IIIlPMgl-ww/s1600/olum.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;Ölüm anı bir ibret-i temaşadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Ol canı anda mazhar-ı perişandır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Aşık'a &amp;nbsp;hoşca lezzeti şadandır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Biaşka dehşet-i kıyameti ayandır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Meftun-u can'a &amp;nbsp;yevm-i hasrettir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Müştak-ı canana vuslat-ı şahanedir.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-2378191143886053584?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VjxJJ0UzWDgXfcWn_ZfFxvIeSkY/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VjxJJ0UzWDgXfcWn_ZfFxvIeSkY/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VjxJJ0UzWDgXfcWn_ZfFxvIeSkY/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VjxJJ0UzWDgXfcWn_ZfFxvIeSkY/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/xG4xBEXjiog" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/2378191143886053584/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/06/olum.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/2378191143886053584?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/2378191143886053584?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/xG4xBEXjiog/olum.html" title="Ölüm" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-mv6NCW3LEOA/TtcDHC3fRuI/AAAAAAAAEO0/IIIlPMgl-ww/s72-c/olum.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/06/olum.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkYDQXg7eip7ImA9WhRXEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-8549041105489203259</id><published>2011-05-26T02:28:00.000+03:00</published><updated>2011-12-17T01:29:30.602+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-17T01:29:30.602+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tevhid" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nefs" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nefis" /><title>Tevhid-i İlahi</title><content type="html">&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Y9FkgVag-RI/TtbNCQ8HFhI/AAAAAAAAENk/12CYOtOzT-U/s1600/tevhid.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-Y9FkgVag-RI/TtbNCQ8HFhI/AAAAAAAAENk/12CYOtOzT-U/s1600/tevhid.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;Ey nefsim nedir tevhid-i ilahi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Ol Can'da bir tatmin-i ittifaki&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Şol anda gelen emr-i ilahi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Ey Tatmin olan Rabb'ine irci&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-8549041105489203259?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kvBsLNh1AQsy6U_OW0vPsxxt-bI/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kvBsLNh1AQsy6U_OW0vPsxxt-bI/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kvBsLNh1AQsy6U_OW0vPsxxt-bI/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/kvBsLNh1AQsy6U_OW0vPsxxt-bI/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/GkWqxR69N_c" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/8549041105489203259/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/05/tevhid-i-ilahi.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/8549041105489203259?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/8549041105489203259?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/GkWqxR69N_c/tevhid-i-ilahi.html" title="Tevhid-i İlahi" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-Y9FkgVag-RI/TtbNCQ8HFhI/AAAAAAAAENk/12CYOtOzT-U/s72-c/tevhid.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/05/tevhid-i-ilahi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkYGRHc7fCp7ImA9WhRXEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-1736256384518528266</id><published>2011-05-19T02:26:00.000+03:00</published><updated>2011-12-17T01:28:45.904+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-17T01:28:45.904+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kadın" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nefes" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nefs" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Nefis" /><title>Nefsime Söz</title><content type="html">&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-brIDHUTlEtE/TtbOpUVL6uI/AAAAAAAAEN4/PUQKN1lNyZE/s1600/nefs.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-brIDHUTlEtE/TtbOpUVL6uI/AAAAAAAAEN4/PUQKN1lNyZE/s1600/nefs.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;Sen koyarken ortaya kendini&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Ben koyarım yokluğa benliğimi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Sen varlıkta sanırsın kendini&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Ben yokluk denizinin bendeni&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Sen sanırsın kadını nefsi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Ben bilirim ondaki nefesi&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Sen seversin kendi kendini&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Ben severim bendeki seni&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-1736256384518528266?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UoUd9hJdaDsO8mSIkq4G81kMcHc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UoUd9hJdaDsO8mSIkq4G81kMcHc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UoUd9hJdaDsO8mSIkq4G81kMcHc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UoUd9hJdaDsO8mSIkq4G81kMcHc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/Zzu-4aByFGA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/1736256384518528266/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/05/nefsime-soz.html#comment-form" title="6 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/1736256384518528266?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/1736256384518528266?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/Zzu-4aByFGA/nefsime-soz.html" title="Nefsime Söz" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-brIDHUTlEtE/TtbOpUVL6uI/AAAAAAAAEN4/PUQKN1lNyZE/s72-c/nefs.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>6</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/05/nefsime-soz.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkQGQH46cSp7ImA9WhRXEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-1686085391379950175</id><published>2011-04-13T02:23:00.000+03:00</published><updated>2011-12-17T01:32:01.019+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-17T01:32:01.019+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><title>Kasıt</title><content type="html">&lt;br /&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-y7bMZ0xsTI4/TtbI6n2a5iI/AAAAAAAAENY/PK4so_6-kCc/s1600/kasit.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-y7bMZ0xsTI4/TtbI6n2a5iI/AAAAAAAAENY/PK4so_6-kCc/s1600/kasit.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Varlığını bilmektir bilmeden kasıt&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Yoksa Zat'ını bilmek değildir,sözden kasıt&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
İsmi,cismi yoktur, andan kasıt&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Tekdir,tekliği sever aşktan kasıt&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Gerçeğe can verene denir aşık&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Aşık aslında maşuktur anlayana kasıt&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Devreder alem varlığa, yokluktan kasıt&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Yokun yokluğudur vel hasıl bilene kasıt&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; text-align: center;"&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-1686085391379950175?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/U9TZ53mrnC3nJyqC2gdEJGv2hLA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/U9TZ53mrnC3nJyqC2gdEJGv2hLA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/U9TZ53mrnC3nJyqC2gdEJGv2hLA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/U9TZ53mrnC3nJyqC2gdEJGv2hLA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/yQdyUbJk9Nc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/1686085391379950175/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/04/kast.html#comment-form" title="5 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/1686085391379950175?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/1686085391379950175?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/yQdyUbJk9Nc/kast.html" title="Kasıt" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-y7bMZ0xsTI4/TtbI6n2a5iI/AAAAAAAAENY/PK4so_6-kCc/s72-c/kasit.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>5</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/04/kast.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkQCRHo6eSp7ImA9WhRXEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-7747951382563371202</id><published>2011-04-02T02:14:00.000+03:00</published><updated>2011-12-17T01:32:45.411+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-17T01:32:45.411+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evren" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Mürşid" /><title>Tarif, Arif</title><content type="html">&lt;div class="" style="clear: both; text-align: left;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-CDZ2cOzRn3w/TtbGzDFseHI/AAAAAAAAENM/6SNPPKSxcgY/s1600/tarif.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-CDZ2cOzRn3w/TtbGzDFseHI/AAAAAAAAENM/6SNPPKSxcgY/s1600/tarif.jpg" style="cursor: move;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;Aşk dolmasa şol cana, Aşık olmazdı,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Aşık olmasa ol can, hayat bulmazdı.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
İzhar olmasa şol cana, mazhar olmazdı,&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="border-collapse: collapse; color: #222222; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px;"&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Mazhar olmasa ol can, zuhurat bulmazdı.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Mürşid olmasa şol cana, yol bulmazdı,&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Yol bulmasa ol can, irşad olmazdı.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Tarif olmasa şol cana, arif olmazdı,&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
Arif olmasa ol can, ma'ruf olmazdı.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
&lt;div style="text-align: left;"&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;div style="text-align: center;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-7747951382563371202?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/B5Ny0rtswyjNegzyCcm90he89Dg/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/B5Ny0rtswyjNegzyCcm90he89Dg/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/B5Ny0rtswyjNegzyCcm90he89Dg/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/B5Ny0rtswyjNegzyCcm90he89Dg/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/LbYXn4Ad_LU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/7747951382563371202/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/12/tarif-arif.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/7747951382563371202?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/7747951382563371202?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/LbYXn4Ad_LU/tarif-arif.html" title="Tarif, Arif" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-CDZ2cOzRn3w/TtbGzDFseHI/AAAAAAAAENM/6SNPPKSxcgY/s72-c/tarif.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/12/tarif-arif.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0IGRXw-eip7ImA9WhZUE00.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-7585503399585392027</id><published>2011-03-31T18:02:00.020+03:00</published><updated>2011-06-05T23:25:24.252+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-06-05T23:25:24.252+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kur'an" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Perde" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Din" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Eşya" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HZ.Muhammed" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Mevlana" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="irfan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Mana" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evren" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Madde" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Akıl" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Örtü" /><title>Bilinmek İstedim</title><content type="html">&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-yl5tFRnWdvQ/TZSX4RiNDdI/AAAAAAAAEFk/gvYgZItZXd8/s1600/bulut.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 268px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-yl5tFRnWdvQ/TZSX4RiNDdI/AAAAAAAAEFk/gvYgZItZXd8/s320/bulut.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5590260030508961234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center"&gt;&lt;span  &gt;Bilinmek İstedim...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span&gt;“Bilinmek istedim…” Bilinmek; bilmek sözcüğünün edilgen halidir.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Eş anlamı;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;anlaşılmak,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;öğrenilmektir. Bilinmeyenin yani meçhulün bilinmezliği cehalettir. Bilindik ise malumdur, bilinendir. Buraya kadar Türkçe düşündük ve yorumladık. Hâlbuki bu söz Peygamber Muhammed Mustafa’nın ağzından çıkan bir “Hadis-i Kutsi”dir. Arapça orijinal metninde “Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim.” bilinmek olarak tercüme edilen kelime aslında&lt;/span&gt;&lt;span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;ع&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;-Ayın”, “&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;ر&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt; -Ra, “&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;ف&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span&gt; Fe” harflerinden oluşan “&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;عرف&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt; -Arife”dir ve hadisteki okunuşu ise “U’rafe” olan kelimedir ki,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;bu sadece bilinmek olarak tercüme edilemez.&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="mso-layout-grid-align:none;text-autospace:none"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;İrfan kelimesi bilme, anlama ve tanıma olarak Türkçemize geçmiştir. Arif, maruf, irfan ve ma’rifet kelimeleri bu asıldan gelir. Kök harfleri “Ayın”,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;“Lam”, “Mim” olan “Alime, ilm” ise bilmektir.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Burada “İlim” yerine irfan kökünden gelen “U’rafe” kullanılması çok anlamlıdır. Çünkü “ilim”de tam anlamıyla kavramak, kuşatmak, tüm detaylarına hâkim olmak anlamı varken “İrfan” kelimesinde bu anlam yoktur. O yüzdendir ki Allah’ın 99 isminden biri “Alîm” iken irfan sahibi anlamına gelen Arif ismi Allah için kullanılmamıştır. Çünkü asıl olarak irfanın bidayetinde cehl yani cehalet vardır ve bu cehaletten kurtulmak için de bir terakkiye ihtiyaç vardır. Yani bir tarife göre; arif olmak söz konusudur. “Arife tarif gerekmez” sözü “arif olduktan sonra ona bir şey anlatmaya gerek yoktur” demektir. Arif ancak bir tarif sonucu arif olmuştur. Onun için: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Tarif olmasa bir cana, arif olmazdı,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Arif olmasa bir can, ma’ruf olmazdı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;denir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Buraya kadar anlatmak istediğim; bir taraf karanlığı, cehaleti yani meçhulü gösterirken diğer taraf aydınlığı,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;bilmeyi,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;yani marufu gösterir. İşte bu noktada durup baktığımızda, bizi hedefe ulaştıracak bir tarife ihtiyacımız olduğunu görürüz. Aslında tarif ortadadır. Hatta o tarifin içindeyiz. Tarif evrenin bizatihi kendisidir. Kişi, evrene bakarak kendinden kendine yapacağı bu yolculuğu gerçekleştirmelidir. O yüzden bu kâinat yaratıldı ve biz buraya gönderildik. Kendimizi bilmemiz için bu kevn ve fesad(yap-boz) âlemine geldik. Bu âlemin sebep sonuç ilişkileri ile donatılmış hatta bu düzeneğe göre yaratılmış olmasının muhakkak bir sebebi olmalıydı. Tanrı bu âlemi tarif edilemeyecek bir şekilde yaratmaya kadirdi. Ancak o zaman biz, farkına varamaz, idrak edemez, göremez-bilemezdik. Hâlbuki bizden istenilen bakmak değil görmekti. Görmek demek parçanın bütündeki yerini,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;önemini ve özelliğini fark etmek demektir. Bilmek demek en ufak parçanın bütüne nasıl bağlandığını kavramak demektir. Bütün(küll),&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;parçaların(cüz) tesadüfen veya rast gele bir araya gelmesiyle oluşan bir yapı değildir. Amaç, bütünle parça arasındaki ilişkiyi araştırmaktır, var olan estetiği, simetriyi, ahengi yakalamaktır. İşte modern bilim bunu gözler önüne sermeye çalışırken tasavvuf ehlide evreni bilmenin ne anlama geldiğini şu veciz ifadeyle anlatmıştır “Her kim kendini bildi-tanıdı, muhakkak o rabbini bildi-tanıdı.” Yani tarifi okuyarak evreni tanırken esasında kendimizi tanımaktayız. Kendimi tanıdığımız zaman da Yaratıcımızı tanımış oluyoruz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Konuyu toparlayarak “Tarif bilim insanlarının evren ve yaratılış hakkındaki itiraflarıdır.” diyebiliriz. Şimdi de “tarif”ten “itirafa” geçtim. İşin ilginci ikisi de aynı kök olan “arife”den geliyor. Sanırım konu bir hayli uzun olacak. Olsun yine de yazma gayretindeyim. Gecenin bir vakti teleskopumla uzaya uzun uzun baktıktan sona tekrar bilgisayarın önüne gelip “Şimdi nerede kalmıştım?”diye kendi kendime sormayı çok seviyorum. Evet neredeydik? İtirafta kalmıştık.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Yalnız itirafa geçmeden önce bir ayet zikretmek istiyorum. Çünkü bu itirafları bağlamak istediğim bir hakikat var -nasıl da kelimeler yerli yerini buluyor. Buluyor; çünkü söz manaya tabidir. Bunu niçin söyledim biraz sonra aktaracağım ayette geçen “Hakk-Hakikat” kelimesine dikkat ediniz,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;vurgulamamın sebebi var. &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“Allah gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Şüphesiz inananlar için bunda deliller vardır.”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftn1" name="_ftnref1" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Evet, şimdi bilim insanlarının itirafları deliller oluyor.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Peki, “hak olarak yaratma” ne oluyor? Hassas dengeler oluyor.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Yani bilimcilerin itiraf ettikleri gerçekler, itiraf edilenler oluyor. Bu hassas dengeler çok önemlidir. Bilim camiasında evren sabiteleri olarak anılırlar ve hepsi irrasyonel sayılardır. Kendi içinde bir döngüsü olmayan, asla tekrar etmeyen, sonsuza kadar giden sayılardır. Bunların irrasyonel sayı olmaları bile yeterince anlamlı ancak bundan, &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;başka bir yazı konusu oluşturmak istediğimden burada sadece teğet geçiyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Lügatte “Hak” kelimesi gerçek, doğru anlamına geldiği gibi; hakkaniyet, hukuk, adalet, mizan, ölçü, ahenk ve uyum anlamlarına da gelmektedir. Şimdi neden “hak olarak yaratma” ifadesinin üzerinde durduğumu anladınız sanırım. Sıra geldi bilim insanlarının bu ahengi,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;bu ölçüyü bu mükemmeliyeti itiraf edişlerine. Hepsini burada anıp sizi sıkmayacağım sadece önemli bulduğum bir kaçını paylaşmamın yeterli olacağı kanısındayım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Sir unvanı ile anılan kozmolog Martin Rees “Bir helyum atomunun çekirdeği,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;kendisini oluşturan 2 proton ve 2 nötrondan meydana geliyor. Çekirdeğin kütlesi,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;bu ikisinin %99, 3’ü kadar.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Geriye kalan %0, 7’si ise ısı şeklinde dışarıya salınıyor. Helyum, &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;yıldızların sıcak merkezinde muazzam sıcaklık ve basıncın tetiklediği termonükleer tepkimelerle birleşen hidrojen çekirdeklerince oluşturuluyor. Yani hidrojen atomları birleştiklerinde kütlelerinin 0.007’sini enerjiye dönüştürüyor. Bu sayı bir atom çekirdeği içindeki parçacıkları, birbirine yapıştıran kuvvetin (güçlü çekirdek kuvveti) bir türevidir. Peki, bu niye bu kadar önemli? Bu sayı birazcık daha küçük,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;örneğin 0.006 olsaydı,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;bir nötron protona (hidrojen çekirdeği)bağlanamaz ve evren yalnızca hidrojenden oluşurdu. Anlamı: Ne kimya dediğimiz süreç,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;ne de yaşamın varlığı oluşurdu. Tersine 0.008 olsaydı,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;bu kez büyük patlamada muazzam ölçülerde üretilen hidrojenden tek bir atom bile geriye kalmazdı.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Yine sonuç: ne güneş sistemi ne de yaşam oluşurdu.” demiştir. Martin Rees:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“Atomları dağılmaktan kurtaran kuvvet, artı yüklü çekirdekle eksi yüklü elektronların birbirini etkiledikleri elektromanyetik kuvvettir. Hepimizin yakından bildiği bir de Newton’un o ünlü kütle çekim kuvveti var.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Yalnız Newton’un çekim yasası, elektromanyetik kuvvetin yanında son derece küçük. Eğer kütle çekimine örnek olarak ‘1’ dersek, atomu bir arada tutan kuvvet bundan tam olarak ‘10&lt;sup&gt;39’&lt;/sup&gt; kat daha fazla.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Eğer bu oran, şimdikinden biraz daha küçük olsaydı, minicik bir evren ortaya çıkardı.”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt; &lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Dedikten sonra Stephen Hawking bu sonuca şunları eklemektedir. “Eğer elektronun yükü,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;az bir farkla başka bir değerde olsaydı,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;yıldızlar,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;hidrojeni yakıt olarak kullanamaz ve sonuçta ışıldayamazdı. Böyle bir durumda patlayarak ölüme giden yıldızlardan arta kalan demir,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;fosfor gibi hayat için gerekli olan ağır elementleri de üretilemezdi. Sonuçta hayat gerçekleşmezdi. Doğadaki bu sabitelerin çok dar bir aralık içinde bulunması,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;canlılığın oluşmasında temel şarttır. Yüksek bir imkânsızlık halinde hayatın yaratılması belki de çok akıllı olan Tanrı’nın mükemmel bir ayarlamasıdır.“&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftn3" name="_ftnref3" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Evrende olan bunca fenomeni görüp de hayret etmemek elde değildir.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Bu hayret bizi bu âlemde mümkün kılan en özel durumumuzdur.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Hayretin olduğu yerde merak ve soru hemen yerini almaktadır. Merak ve soru ise hayatımızı daha anlaşılır kılmaktadır. Çünkü sorguladığımız kavramlar bizim niteliğimizi belirler. Nitelendirerek, etrafımızı anlamlandırma çabamız bizi de manalandırmaktadır. Zaten bu olayları takip eden kişiler kutsal kitaplarda övülmektedirler. Nitekim Kur’an da bu övgü şöyledir: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“Onlar ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarlarken Allah’ı hatırlarlar(anarlar), göklerin ve yerin yaratılışı hakkında fikir yürütürler. Sonra da ‘Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın’.” (Ayette “boşuna” olarak anlam verilen ‘batılen’ kelimesi geçmektedir. Bu kelime: saçma sapan bir halde, başına buyruk anlamlarını da içermektedir.) “ ’Seni tüm noksanlıklardan tenzih(beri) ederiz. Bizi ateşin azabından koru’ derler. ”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt; &lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftn4" name="_ftnref4" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Bu kişiler uzay fenomenleri içinde kendilerine ateşin, yani bir gök felaketinin isabet etme ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunun farkındadırlar. Bu sebepten Rablerine sığınarak ateşin onlara zarar vermemesini niyaz etmektedirler. Ayrıca bu insanların binlerce sene önce gelmelerine rağmen bunca detayı biliyor olmaları da çok ilginçtir. Dikkatinizi çektiyse ayetin başında bu nevi insanların tasvirleri yapılmıştır. Ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarak devamlı surette Rableriyle birlikte olabilen kişiler olarak övülmektedirler. Burada Mevlana’ya sorulan bir soru aklıma geldi. Yüce şahsiyete “Namaz ne zaman başlar?” diye sormuşlar. O da “Selam verdikten sonra” demiştir. Her dem yaratanı düşünmek bu olsa gerek, yani selam verdikten sonra başlayan ve devam eden hiç bitmeyen bir namaz; “hayat namazı”. “Onlar namazlarında süreklidirler”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; ayetinden murat buna işarettir. Ve bu insanlar her dem Hakkı anarlarken, O’nunla hasbi hal içindeyken evreni ve yaratılışı üzerine de fikir yürütüyorlarmış. İşte bu hal; Hakk’la olmak, Hakk’lı olmak, Hakk olarak bakmak demek oluyor. Bu bakışla bakıldığında koca kâinat kavranabilecek bir hal alıyor. Nitekim evren bilimcilerine göre evren,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;bilinmek istemiş. Bakınız ünlü fizikçi Freeman Dyson ne demiş: “Eğer evreni dikkatle incelersek,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;fizik ve astronominin beraberce, sanki bizim dünyaya gelişimizi biliyorlarmışçasına mükemmel bir ahenkle,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;bizim için çalıştıklarını hayretle anlarız.“&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Güzel demiş.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;İsterseniz bilim insanlarının itiraflarına biraz daha devam edelim. Nobel ödüllü kozmolog Steven Weinberg eserinde evrenin niçin böyle olduğu sorusuna şu cevabı vermiştir. “Böyle olması gerektiği için böyle oldu. Aksi halde, evrende bu soruyu soracak hiç kimse olamazdı”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[7]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; demiştir. Her konuda ihtilafa düşen bilim insanları bu konuda sözleşmiş gibi konuşurlar. Bakın şimdi sizlere “Tanrı ve Bilim” kitabının sahibi Fransızların ünlü düşünürü ve bilimcisi Jean Guitton’dan bir alıntı yapacağım. “Evren,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;düzenli bir maddenin,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;sonra yaşamın,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;en sonunda da bilincin ortaya çıkmasını sağlamak için titizlikle ayarlanmış gibi görünüyor. Aksi halde gök fizikçisi Hubert Reeves’in dediği gibi ‘Bunlardan söz etmek için şimdi burada bulunamazdık’ dahası var: Evrensel büyük değişmezlerin biri-örneğin yerçekimi sabiti,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;ışık hızı ya da Planck değişmezi- başlangıçta,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;en ufak bir değişime uğrasaydı, evrenin canlı ve zeki varlıklar barındırmak için hiçbir şansı bulunmaz,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;hatta belki de evrenin kendisi ortaya çıkmazdı. Bu şaşırtıcı ayarlama rastlantı eseri midir? Yoksa bir ilk nedenin iradesinden, bizim gerçekliğimizi aşan bir düzenleyici akıldan mı doğmuştur.”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[8]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;der.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;İşte bu irade Kur’an’da şu şekilde ifade edilmektedir: “Onun emri bir şeyi irade ettiğinde o şeye sadece ‘Ol’ der, o da oluverir.“&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[9]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftn9" name="_ftnref9" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Fransız bilimciden çok seneler sonra Stephen Hawking daha kesin bir ifadeyle “Evren Big Bang denilen yaratılış anından beri kritik bir hızla genişliyor.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Büyük patlamadan bir saniye sonra,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;evrenin genişleme hızı, yalnızca yüz bin milyon kere milyonda bir oranından az olsaydı bile,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;evren daha bugünkü büyüklüğüne erişemeden çökmüş olurdu…”diyor ve devamla “Evren niçin gördüğümüz gibi özelliklere sahip? Başka türlü olsaydı,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;biz burada olamazdık.”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[10]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftn10" name="_ftnref10" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;diyerek son noktayı koyuyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Tüm bu anlattıklarımdan kasıt: kendimizden kendimize yapmamız gereken yolculuğu gerçekleştirirken evrene bakıp ondan azami faydayı nasıl sağlayabilirimi bulmaktır. Evren ve âlem aynı anlamda kullanılan kelimelerdir. Evren Türkçe,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Âlem Arapçadır. Anlamı: bayrak, sancak, nişan alamet anlamına gelmektedir ki bu perspektiften bakıldığında alametler yani nişanlar bize gerçeği tarif etmektedir. İşte meramım bu tarifi okuyabildiğimiz kadar doğru okuyabilmektir. Zaten insanlık bir gün bu hakikatleri tam anlamıyla okuyabilecek ve tarifi görebilecektir&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[11]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;. Bilimciler de evreni anlatarak esasen kendimizi bize tarif etmeye çalışırlar. Yeri gelmişken bir yol ehlinin şiirini sizlerle paylaşayım. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span  &gt;&lt;span style="mso-tab-count:1"&gt;            &lt;/span&gt;“&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Kâinata bir bak âdem çün oldu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Âdemsiz âlemler kâinat olmaz, &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span  &gt;&lt;span style="mso-tab-count:1"&gt;            &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Bu âdem, âleme, Âlem âdeme&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Oldular ayine bakansız olmaz&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span  &gt;&lt;span style="mso-tab-count:1"&gt;            &lt;/span&gt;“&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Evet, bizim burada olmamız gerek. Bu evrende, tam da ait olduğumuz bu yerde. Evrenin harikuladeliğine şahit olmamız lazım. Çünkü evrenin bir amacı var ve o bu amacı gerçekleştirmek için kurgulanmış. Bize düşen o tarifi okuyabilmek için gözlemlemek. Böylece evrenin amacı gerçekleşecek, matlup olan biz insanın kâinata müjdesi verilmiş olacak. Zaten kâinata beşeriyetin gelmesinin anlamı bu değil midir? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Beşer kelimesi Arapçadaki “Büşra” kelimesiyle aynı kökten gelmektedir. Büşra da müjde anlamındadır. İki kelimenin de aynı kök kelimeden gelmesi çok manidardır. İnsan olmadan önceki ilk durağın beşeriyet olarak isimlendirilmesinin amacı budur. Bu hal bizim diğer canlılarla aşağı yukarı aynı biyolojik kaderi paylaştığımızı göstermektedir. Ancak beşerin büyük bir sorumluluğu vardır ki o da yüce yaratıcıyı tariflere bakarak tanımaktır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;İnsan tarifleri iyi anlayıp yorumladıktan sonra evrenle ünsiyet(kaynaşarak) kurarak Rabbini tanımaya başlayacaktır. Bu yüzden Hz.Muhammed “Rabbim, bana eşyanın hakikatini olduğu gibi göster.” diye dua etmiştir. Evreni ne kadar tanıyabilirsek kendimizi de o kadar kavrayabiliriz. Bundan dolayı yol ehli “Beşeriyet, kâinata insanın müjdesidir.“ demiştir. İşin ilginci insan kelimesinin anlamının ünsiyet olduğu görüşünde olanlar vardır. Tüm kâinatın insanoğluna musahhar(amade) kılınmasının nedeni; insanın evrenle ve Rabbiyle gerçek anlamda ünsiyet kurabilecek yegâne varlık olmasıdır. Bu ünsiyetin amacı da O’nu tanıması ve bilmesidir. Yeter ki bilinsin. O yüce yaratıcı bilinsin. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span  &gt;&lt;span style="mso-tab-count:1"&gt;            &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Bu noktadan yola çıkarak,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;kâinata bu denli zeki, anlayışı güçlü, onu idrak edebilecek nitelikte bir varlık olan insanın gelmesi kesinlikle kutsal bir kurgudur. Her kurguda takdir edilen bir plan vardır. Nitekim Prof.Ted Harrison bu plan hakkında “Evrende Big Bang’in iki binde bir saniyesi içinde bütün bir kozmik tarih belirlenmiştir.”der. Yani her şey bir plan dairesinde gerçekleşmiş ve gerçekleşmeye devam etmektedir. Şimdi de kurgunun büyüklüğünden bahsetmek istiyorum. Kozmos kitabının yazarı ünlü Carl Sagan şunları söyler “Evren içinde evren bulunması,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;aşağı doğru bir hiyerarşi oluşturduğu gibi,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;yukarı doğru da oluşturur. Bu hiyerarşi sonsuza kadar gidebilir. Bizim bildiğimiz galaksiler,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;yıldızlar ve gezegenler ve insanlardan oluşan evrenimiz bir üstteki evrenin tek ve temel zerreciğinden biridir. Tıpkı sonsuz bir merdivenin basamağı gibi.”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[12]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Sanırım kurgunun ne kadar büyük olduğunu gördünüz. Aynı konu hakkında Hz.Muhammed “Yedi kat gök ile yedi kat yerin Kürsî yanında büyüklükleri, ancak bir çölün ortasına atılmış bir kapı veya yüzük halkası gibidir. Arş’ın da Kürsî’ye göre büyüklüğü, o çölün o halkaya nazaran büyüklüğü derecesindedir.”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[13]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftn13" name="_ftnref13" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; buyurmuştur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Fizikçiler tuhaf insanlardır. Devamlı denklemlerle uğraşarak kendileri gibi tuhaf sonuçlara ulaşırlar. Bu sonuçlardan belki de en tuhafı evrendeki maddenin kütle hesabıdır. Evrende 10&lt;sup&gt;80 &lt;/sup&gt;adet parçacık (proton-nötron-elektron) bulmuşlar. &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Küçük olan büyük olanı kuşatamaz, bunu hepimiz biliriz.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Hacmi büyük olan küçük olanı ihata eder. Hani nam-ı diğer bir deyiş vardır. “Büyük balık küçük balığı yutar.” Tam da yerinde bir deyiştir. İnsan bakıldığında şu koskoca evrende mini minnacık bir zerre, bir benek gibi gözükebilir. Ancak son zamanlarda bilimciler hiç de böyle düşünmüyorlar. İnsanın içine koskoca bir kâinatın sığabileceği gibi bir düşüncenin altını çiziyorlar. Prof.Francis Crick ve Dr.Watson’un büyük katkılarıyla DNA’nın sırlarına doğru yapılan yolculukta bilimcilerin, insan olgusunun gizemine hayreti daha da artmıştır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;İnsan vücudunda 20 adet aminoasit vardır. “Eee” demeyin. &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Bu, şu demektir: 20 adet aminoasitle her biri 100 halkalı enzim kombinasyonu oluşturulur. Bu da evrendeki tüm atomların sayısından daha fazla bir sayıdır. Şimdi, küçük olan büyük olanı ihata etmiş olmuyor mu? Hangisi büyük? Bu bilimciler zaten kafa karıştıran sonuçlar bulmuyorlar mı? Şu uçsuz bucaksız evrenin bir zamanlar bir atomun çekirdeğinden bile küçük bir alanda (10&lt;sup&gt;-33 &lt;/sup&gt;cm&lt;sup&gt;2&lt;/sup&gt;) olduğunu söylemiyorlar mı? Demek ki büyüklük ve küçüklük yani hacim aslında çok da anlamlı bir kavram değilmiş. Hacim dendiğinde mekân akla gelir. Bakın Fransız bilimcilerden Henry Poincare mekânla ilgili olarak neler söylüyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“Mekândan söz eden bir kimse,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;anlamı olmayan bir söz sarf etmiştir. Ben,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Paris’in belli bir noktasında,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;örneğin Pantheon Meydanı’ndayım ve kendi kendime ‘Yarın buraya tekrar geleceğim.’ diyorum. Bu tamamen anlamsız bir söz. Çünkü şu andan yarına kadar iki milyon kilometreden fazla yer değiştirecek olan yer yuvarlağı, kendisiyle beraber, Pantheon Meydanını da beraberinde sürükleyerek hareket edecektir. Aslında bu tez de anlamını yitiriyor. Çünkü dünyamız iki milyon kilometrelik hareketi, güneşe göre yapmıştır. Oysa güneş de Samanyolu galaksisi içinde yer değiştiriyor. Samanyolu’nun kendisi de,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;kendi ekseni etrafında dönüşünü hiç aksatmadan sürdürüyor. O halde Pantheon Meydanı’nın bir günde ne kadar yer değiştirdiğini nasıl hesaplayacağız? Aslında ben gerçekte,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;yarın hiçbir zaman Pantheon Meydanı’na gitmiş olmayacağım.”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[14]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftn14" name="_ftnref14" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Bu arada, gidilen yerin değişmesi gibi gidenin de bir değişimi vardır, &lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;o da sabit durmaz. Bakın biz de nasıl bir değişim içindeyiz. Yetişkin bir insanda 100 trilyon hücre var ve bu hücrelerin büyük bir çoğunluğu yarına kadar ölmüş olacak. Her dakika 300 milyon hücremizin ölüp yerine yenilerin geldiğini düşünürsek nasıl bir değişimin içinde olduğumuzu görebiliriz. Felsefecilerin “Bir insan bir nehirde ancak bir kere yıkanabilir.” Sözü ve “Bir kişiyi sadece gördüğünüz an görmüşsünüzdür,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;ertesi gün o kişi aynı kişi değildir. Bir sürü tercihler yaparak değişmiş biri olarak karşımıza çıkar.“ sözlerini de düşünürsek bunca değişkenin içinde neyi referans alacağımızı çok iyi bilmemiz gerekmektedir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Bakın neler neler öğreniyoruz. Bilimciler ve düşünürler sayesinde şu küçük hacmiyle insan neler öğreniyor! Bu bilimciler ve düşünürler sadece akıllarıyla ilerlemiyorlar, onlar ortaya yüreklerini de koyuyorlar. Birkaçının hayatını okuduğunuzda bunu rahatlıkla görebilirsiniz. Bunca bilgi sadece salt akılla öğrenilemez çünkü. Aklın sınırı vardır, o sınırı devamlı aştıracak bir yürek gereklidir. O yüzden “Aklın sınırı, gönlün sızısı vardır.” denmiştir. İşte, bu sızı aşka dönüşerek, uğraştıkları mesleklere sirayet eder. Bu sezgi ve aşk sayesinde insan evreni çözümleyebilir ve kendini esaretten kurtarabilir. Şayet bir gün bu evreni tam anlamıyla çözümleyebilirsek -ki bu mutlaka olacak- o gün içimizdeki cevherin ne olduğunu göreceğiz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Peki, içimizdeki cevher nedir? Bunca bilince sahip olan biz, gerçekte kimiz? Tabiî ki O’nun en muhteşem tezahürüyüz. Ehli tasavvufun çok manidar bir deyişi vardır. “Bab-u Rahmani Kalb-u insani- Allah kapısı, insan kalbidir.” İşte bu bilince sahip olan bir insan evreni tam anlamıyla kavrayıp kuşatarak gerçeğe, Hakk’a açılan kapıya erişir. Bu, ayrılık ateşinin insanı yakıp kavurması sonucu olacaktır. O’na olan yolculuğu,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;O’nu anlama -zatını değil- varlığını bilme anlamında olacaktır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span style="color: black; "  &gt;“&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span style="color: black; "&gt;Varlığını bilmektir bilmeden kasıt &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; "&gt;Yoksa Zat'ını bilmek değildir, sözden kasıt&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span style="color: black; "  &gt;”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span style="color: black; "  &gt;denmesinin sebebi budur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; "  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Tüm bu hakikatlerin önüne çekilmiş olan perdenin ardındaki gerçeği görebilmek için bir ayrılık ateşi gerekiyordu. İnsanoğlu’nun doğasındandır ancak yitirdiğinde kıymetini bilir. Böylece sazlıktan koparılarak yapılmış ney misali bu âleme göçtük. Ayrılık ateşini Mevlana’dan güzel kim ifade edebilir ki; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Beni bir sazlıktan kestiklerinden beri, kadın erkek bunca insan feryadımdan inledi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Ayrılık acılarıyla parça parça olmuş bir kalp isterim; ta ki iştiyak derdini şerh edebileyim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Aslından, vatanından uzaklaşmış olan kimse, o vuslat zamanını bekler durur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Ben her cemiyette, her mecliste ağladım, inledim durdum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Kötü halli olanlarla da düşüp kalktım, iyi halli olanlarla da. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Herkes kendi zannınca benim dostum oldu,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;ama kimse derunumdaki esrarı araştırmadı. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Benim esrarım, feryadımdan uzak değildir. Fakat her gözde onu görecek nur,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left:35.4pt;text-align:justify;text-indent: 35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;her kulakta da onu duyacak kudret yoktur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Beden ruhtan,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;ruh da bedenden gizli değildir; lakin canı görmeye herkes için izin yoktur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Bu ney’in sesi ateştir. Onu hava sanma; kim ki bu ateşi tatmamıştır o kimse yok olsun!&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Nereden nereye ulaştık. Bir tariften yola çıktık. İtirafların en büyüğü olan; hasretin itirafına ulaştık. Yanında O’nu bilseydik, tanımış olsaydık tüm bu feryatlar ve itiraflar çıkar mıydı? Çıkmazdı elbet. Şems gitmeseydi Mevlana’yı kim tanırdı? Mesnevi’yi kim okurdu? O ateş buralara kadar gelip bizi de kavurur muydu? Kavurmazdı elbet. Olan olması gerektiği gibi oldu. Bize düşen de tarif oldu. Hem anlamak için tarif hem de anlatmak için. Velhasıl her halükarda tarif gerekliydi. Verildi…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Şimdi O’ndan ayrı düştük tariflere sarıldık. Hakk’ı görmek ona kavuşmak için sarıldık. Ayrılık ateşi Arifi yaktığından Marufuna tabi oldu. İşte buraya da “Vav”ın “He”ye tabi oluşu denildi. Okunuşu ise kâinattaki tüm seslerin birleşmesinden ortaya çıkar: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Hu&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-sp-P1t_7Lr8/TZScw6XaVXI/AAAAAAAAEF4/-FZ-3D2JhOc/s320/hu2.jpg" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5590265401588733298" /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“Hu” nun ne anlama geldiğini ifade etmek istiyorum. İki harften oluşan bu kelime mutlak varlığı yani vücudu ifade etmek için kullanılır. Tekilliği ifade eden ilginçtir ki iki harftir. Biri “güzel he” dediğimiz Lafzatullah’ın (Allah’ın lafzı) son harfidir. Güzel denmesinin sebebi bundandır. Diğeri ise velayeti, halife olan İnsan-ı Kamil’i yani Hz.İnsanı temsil eder. Ve sanki vuslat vaki olmuş gibi “güzel he” ye “vav” tabi olmuş,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;ona katılarak o mutlak varlığı temsil etmiştir. Kemalat ikilikledir. Çünkü bir ancak bir başka bir ile bilinebilir. Öyle ya, BİR’in bilinmesi için önce o BİR’in olması sonra bir başka birin olup,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;onun da asıl BİR’i bilmesi gerekir ki bilen, bilinen ve nihayet bilme eylemi gerçekleşsin. Etken, edilgen ve etki gibi. Bir fiilin gerçekleşmesi için failin ve mefulün olması gereklidir.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Failsiz bir meful ve mefulsüz bir fiil olamaz.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Bunlar birbirine bağlıdır ayrılamazlar. O bilinmek istedi ve talep ettiği için matlup (istenilen-arzulanan) insanı yarattı “Bizler talip değiliz, matlubuz.” sözünün anlamı da daha iyi anlaşılıyor. İşte bu kâinata insan olmanın müjdecisi olan beşer (beşeriyet) ancak Hakk’ın nazarında matlup olmayı istemelidir. Çünkü insan olarak doğulmaz insan olunur. Tarifi okuyarak olunur. Evren ve içindeki her şeyle barışık olarak yani ünsiyet kurarak olunur. Böylece talip ile matlup arasındaki perde aralanır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;Perde demişken Tanrı ve Bilim adlı kitabında Jean Guitton “Ayrıca unutmamalı ki, evrenin ortaya çıkışından söz etmek, bizi şu kaçınılmaz soruya götürecektir: ilk ‘gerçeklik atomu’ nereden geliyor? Öyleyse bugün hemen hemen tümüyle bir giz içinde iki sonsuza doğru uzanan bu uçsuz bucaksız kozmik örtünün kökeni nedir?”&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[15]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftn15" name="_ftnref15" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; diyerek ilginç bir noktaya dikkat çeker. Hoş, tasavvuf ehli bu tanımı nice seneler önce yapmıştır. Evrene “Hicab-ı Kibriya-Büyük Örtü” demişlerdir. İşte bize düşen vuslatı gerçekleştirebilmek için bu Hicab-ı Kibriya’yı yani tarifi iyi okuyabilmektir. Okuma yazma bilmeyen bir insana gelen vahiy meleğinin onu defalarca sıkarak “OKU” demesinin anlamı; kâinatı, kozmozu, evreni okumaktır. Ancak bu okuma işinde çok önemli bir detay vardır ki onu çoğu zaman atlarız. O da okumak için debelenmek değil, yaratan Rabbin adıyla okumaktır. Ancak o zaman insan kâinatın kıblesi olabilir. Yoksa neden tüm kâinat bize yönelerek tek bir gerçeği tarif etmeye amade kılınsın. İşte bu gerçekleri O yüce yaratıcının ismiyle okunduğumuzda tarifi ele geçirmiş,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;arif olmuş oluyoruz. Son olarak Endülüs’teki arifler hakkında 1903 Nobel ödüllü Fransız Pierre Curie’nin itirafına yer vereceğim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;“Endülüs’ten bize kala kala otuz kitap kaldı, atomu parçaladık. Hülagü’nün yaktığı yüz binlerce kitap kalsaydı eğer, şimdilerde galaksiler arasında top koştururduk.” Bu da bilginin kaynağının itirafı olmaktadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;KZ&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote-list"&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;   &lt;hr align="left" width="33%"&gt;  &lt;!--[endif]--&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn1"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref1" name="_ftn1" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt; “&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family:&amp;quot;Simplified Arabic&amp;quot;; color:black"&gt;خَلَقَ اللَّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="color: black; "&gt;Ankebut 44&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn2"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref2" name="_ftn2" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span&gt;Martin Rees, Bilim Ve Teknik Dergisi,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Ağustos 2002&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn3"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref3" name="_ftn3" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt; The Brief History of Time, s 125-126&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn4"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref4" name="_ftn4" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="color: black; "&gt;Ali İmran 191&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn5"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; “&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family:&amp;quot;Simplified Arabic&amp;quot;; color:black"&gt;الَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="color: black; "&gt;Meâric 23&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn6"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt; Tanrı ve Bilim, Simavi Yayınları, s. 43&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn7"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[7]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref7" name="_ftn7" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt; The First Three Minutes-İlk Üç Dakika&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn8"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[8]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span&gt;Tanrı ve Bilim, Simavi Yayınları, s. 47&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn9"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[9]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref9" name="_ftn9" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;“ &lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-family:&amp;quot;Simplified Arabic&amp;quot;; color:black"&gt;إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُون” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="color: black; "&gt;Yasin 82&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn10"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[10]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref10" name="_ftn10" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span&gt;The Brief History of Time-Zamanın Kısa Tarihi, Stephen Hawking,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;s. 121, 125&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn11"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[11]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref11" name="_ftn11" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt; “Biz ayetlerimizi(delillerimizi) onlara hem afakta(ufuklarda-gözün görebildiği en uç noktalarda) hem enfüste (kendi içlerinde) yakın bir gelecekte göstereceğiz; öyle ki şüphesin onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun.&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt;  &lt;/span&gt;Rabbin her şeye şahit olması yetmez mi?” Fussilet 53&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn12"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[12]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref12" name="_ftn12" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span&gt;Kosmos, Carl Sagan, s. 288&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn13"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[13]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref13" name="_ftn13" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span&gt;Sahih-i Buhari&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn14"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[14]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span&gt;Bilim ve Metot, s. 87 &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn15"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  &gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span&gt;[15]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Bilinmek%20%C4%B0stedim.doc#_ftnref15" name="_ftn15" title=""&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span&gt;Tanrı ve Bilim,&lt;span style="mso-spacerun:yes"&gt; &lt;/span&gt;Simavi Yayınları, &lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;s.&lt;span&gt; &lt;/span&gt;19&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span  &gt;Not: Önünde diz kırıp boyun büktüğüm, Maşukuna kavuşmuş bir aşık dendiğinde aklıma düşen Nezih Tolan Hoca Efendiye gönül dolusu sevgiler sunarım...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-7585503399585392027?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/3EUMxWGUz-rrhM4StLsAPNtKxhc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/3EUMxWGUz-rrhM4StLsAPNtKxhc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/3EUMxWGUz-rrhM4StLsAPNtKxhc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/3EUMxWGUz-rrhM4StLsAPNtKxhc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/PW-g2-xrcFE" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/7585503399585392027/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2011/03/bilinmek-istedim.html#comment-form" title="11 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/7585503399585392027?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/7585503399585392027?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/PW-g2-xrcFE/bilinmek-istedim.html" title="Bilinmek İstedim" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-yl5tFRnWdvQ/TZSX4RiNDdI/AAAAAAAAEFk/gvYgZItZXd8/s72-c/bulut.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>11</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2011/03/bilinmek-istedim.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEcEQXk-cSp7ImA9Wx5aE0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-7213705303516841396</id><published>2010-08-24T14:13:00.019+03:00</published><updated>2010-11-10T10:00:00.759+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-11-10T10:00:00.759+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yaradılış" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kur'an" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kâinat" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Düşünce" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Niyet" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tasavvuf" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Zaman" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Mana" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Enerji" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evren" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İnsan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Madde" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Melekler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yaratma" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Muhammed İkbal" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tanrı" /><title>Kâinatın Kıblesi:</title><content type="html">&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/THOrQ6SRmWI/AAAAAAAADoY/h0tFVDV0DCo/s1600/elim.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/THOrQ6SRmWI/AAAAAAAADoY/h0tFVDV0DCo/s320/elim.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508935076216412514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Biz kimiz? Nereden geldik ve nereye aidiz? Niçin buradayız? Yapmamız istenilen veya yapmamız gereken nedir? Arayışımızı nasıl şekillendirmeliyiz? Nerede olmalıyız? Ya da bütün bu sorular anlamsız mı? Belki de tüm bu soruların cevabını zaten biliyoruz. Sadece sorarak hatırlama heyecanı yaşıyoruz. O yüzden bunları irdeliyoruz. Bize haz yaşatıyor bunu hatırlıyor olmamız. O yüzden hayata aç gözlerle bakıp kendimiz ve bu evrenle ilgili her şeyi didikliyoruz.  Ta ki gerçek anlamda onu kavrayalım, idrak edelim diye. İdrak diyorum çünkü bilmek ile idrak etmek arasında temel bir fark vardır. İdrak anlama yeteneğidir, kavrayıştır. Bilmek ise çoğu zaman sadece kuramdan öte olmaz. Evet,  bilmek, deneyimlemek ve olmak. Kuramsal bilgi sadece teoridedir. Onu hayata geçirmediğimiz takdirde gerçek anlamda oluşamayız.  Peki, bizden istenilen olmamız gereken nedir? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Bir an için dünyaya bakalım; her gün binlerce insan açlıktan ölmekte. Açlıktan ölmeyenleri ise savaşarak öldürmekteyiz. Birbirimize yaşattığımız acılar yetmediği gibi yaşam tarzımızın bencilliğinden nefes alıp verdiğimiz gezegenimizi de yıpratmakta, onun düzenini bozmaktayız. Aslında hiç bir şey doğadan daha şefkatli değildir insana, aynı zamanda da ondan daha gaddar olmamıştır. İşte bu da insanın yaratış gücüyle alakalıdır ki bu yazımda açıklamak istediğim de tam olarak budur. Nihai amacımdan çıkıp şu anki konuya dönersek; Kısacası fesat çıkartan ve kan akıtan cani varlıklar gibi gözüküyoruz. Tanrının “Ben yeryüzünde bir HALİFE yaratacağım” dediğinde meleklerin “Biz seni hamd ile tespih ve takdis ederken,  sen yeryüzünde kan akıtacak ve orada bozgunculuk –fesat- çıkartacak birini mi yaratacaksın”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; diye sormaları boşuna değilmiş gibi gözüküyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Ancak Tanrının bu yaratışta büyük bir amacı var. Şimdiden sonra anlatmaya çalışacağım konu birçoğunuz için anlamsız gelebilir veya aşırı görüş olarak değerlendirebilirsiniz.  Ancak yazımı okumaya devam ederseniz bu sizin gerçekle yüzleşmek isteyişinizin bir sonucu olacaktır.  Çünkü anlatmaya çabalayacağım konu bizim “gerçekliğimiz-hakikatimiz” olacak. İlerleyen satırlarda, başta sorduğum sorulara bir nebze de olsa kendi adıma verdiğim cevapları bulacaksınız. Öncelikle bu hayata bir şeyleri öğrenmek için gelmedik. Zaten yaradılış itibarıyla biz bu bilgiye sahibiz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;,  Tanrının ruhuna&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; sahibiz.  Onun bilgeliğine sahip, O’ndan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; olarak yaratıldık. İlk yaratılış yerimiz mana âlemidir. Zaten madde manadan meydana gelmiştir. İnsan kâinatın yaradılışından önce var edilmiştir. Kâinat sonradan insana yapacağı yolculuğu için bir elbise veya bir araç, bir mekân olarak yaratılmıştır. Bu yaratma da yoktan olmamış, vardan olmuştur&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;. Bir bakıma “var olan” tek hakikatin yani birliğin ikiye ve daha fazla parçalara bölünmesiyle ortaya çıkmıştır. Tek olan Hakk’ın tanınması için bir başka şeyin olması gerekmektedir. Tek olan, mutlak Hak(hakikatten)’tan başka bir şey olmadığına göre nasıl tanınabilirdi? Birin ikiye ayrılması şarttı. Bu yüzden ehli tasavvuf “Bir,  ancak ikiyle zuhur eder” veya “Bir’in bilinmesi için mutlaka ikiye ihtiyaç vardır” demişlerdir.  Yani var olan mükemmellik ancak bir başka şeyle, varlıkla gözlemlenmeli, ikinci bir referans noktası gerekmekteydi. Tanrı “ben bir gizli hazineydim bilineyim istedim o yüzden mahlûkatı yarattım” demesinin anlamı da budur. İşte Tek olanın kesrete (çokluğa)bürünmesi ve görünmesiydi bu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/THOsYj1TXZI/AAAAAAAADoo/4h_Klk4cLWo/s320/sagelizi.JPG" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 242px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5508936307139894674" /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Bu noktada biraz durup bir açıklama yapmak istiyorum. Görünen, görünmeyen her zerre Tanrıya aittir. Bu gün fizikçilerin Tanrı parçacığı adını verdikleri, maddenin içinde oluşabildiği, yüzebildiği bir parçacığı aradığını bilimle ilgilenenlerimizin çoğu bilmektedir. Bu noktada “Zatı Tek olanın zuhuru nasıl çok olabilir?” diye bir soru akla takılabilir. Burada iki boyutlu evren örneğini sizlere vermek isterim. İki boyutlu bir evren düşünün.  Sadece en ve boy var, yükseklik yani derinlik yok.  Üç boyutlu bir nesneyi bu evrene nasıl entegre edebilirsiniz? Bu mümkün değildir. Üç boyutlu bir nesnenin iki boyutlu bir evrende sadece temas noktaları gözükecektir. Yandaki resimdeki el izi gibi, yani el tek olmasına tek ama iki boyutlu bir âlemde bu şekilde bir sürü anlamsız,  onu gerçek anlamda tasvirden uzak çizgilerden müteşekkil gözükecektir. İşte, Bir’in bu âleme tecellisi, tezahürü bu şekilde olur. Ancak bütüne çok uzaktan, aklımızın ufuk sınırlarını zorlayarak baktığımızda, gördüğümüz gerçek az da olsa bize eli tanıma fırsatı verir.  İşte bu noktada kişi gerçek anlamda bütünü görmüş, macerasını yaşamış ve tatmin olmuş olarak rabbine döner. “Ey tatmin olmuş nefis!, Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;. Böylece gaye tamamlanmış olup artık Bir bilinmiştir. Peki, bu macera nedir? Nasıl başlamıştır? Bizim değerimiz, rolümüz nedir? Çok önemli olan bu soruları bilgimin ve gönlümün elverdiği ölçüde sizinle paylaşmaya çalışacağım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Yazıma, Bakara süresinde Âdem’in yaratılışını anlatan bir ayeti size aktararak başlamıştım. Oraya dönüyorum&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:red;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; Başlığın ana temasını oluşturan ayettir bu.  Rabbin kendisinin bilinmesini istemesinin ardından mana âleminde insanı en iyi şekilde yarattı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[7]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; Yarattığı bu “kendinden olan ruhlar”, içlerinde Rabbe ait bilgilerle yaratıcı özelliklerini göstermek istediler. Ancak bunun için uygun zemin yoktu. İlk yaratılışın ardından bir kaos yaşandı. Bunun üzerine Tanrı ruhlara “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” dedi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[8]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;. Yeni yaratılmış, kuramsal bilgiye sahip olan bizler cevap veremedik.  Bu sorunun cevabını ancak dünya hayatında, kevn ve fesat (oluş ve bozuluş) âleminde deneyimler yaşayıp,  şekillendirip tekrar bozarak, en nihayet Tanrının ahlakıyla ahlaklanarak, Ona benzeyerek verebilecektik. Böylece Tanrı kâinatı zatından Huvezzahir ismi gereği yarattı. Ehli tasavvuf “Ahadiyetin Vahdaniyete intikali” demişlerdir buna.  Kuramsal bilgi yeterli olmadığı için o, şu ve bu yaratılarak farklar meydana geldi. Bizim tercihler yaparak oluşumumuz için aslında gölgeden ibaret olan bu kâinat yaratıldı. Görünen bu gölge de asıl itibarıyla manaya tabidir. Bu mana Hak’tır. Mananın yani Hakk’ın görünebilmesi için zıtlıkların içinde barındırdığı sıfat ve isimlere bürünmesi gerekmekteydi. Zıtlıklar bu âlemi yarattı. Böylece Hak bu âleme Zatı itibarıyla tek, sıfat ve isimler itibarıyla çift tecelli etti. Bu tecelliyat gizlenerek hassas dengelere büründü. Onu kendimizden veya Tanrıdan gayrı sandık. Kâinattaki bu tecelliyat, bizim manamızı muhafaza edecek bir kap gibidir. Ve gerçek anlamda bizim manamızın irade şeklinde bir yansımasıdır. Hakkın bu tecelliyatından, tüm kâinatı bize musahhar(amade) kılmasından muradı; burada gelişerek yaratmayı deneyimlememiz ve irademizi kullanarak hayatımızı yönetmemizdir. Sonuç itibarıyla şu an gözüken evren bizden çıkıp bu hale gelmiştir. Şöyle bir benzetme yaparsam daha iyi anlatabileceğimi düşünüyorum. Rabb kendi zatından bizi yarattı. Yaratılan bizim özümüzden de âlemi yarattı. Ehli tasavvufun “İnsan kâinatın özüdür, gözüdür”, “Âdemsiz âlemler kâinat olmaz”, ”Kâinatın aslı insandır”, “Kâinatın tohumu insandır”  deyişlerinin sebebi de budur. Son aktardığım deyiş ise noktayı koyan bir sözdür. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;İşte bizden çıkan bu kâinat sonunda meyve veren bir ağaç gibi madde ve mananın ünsiyeti anlamına gelen insanı yani bizi oluşturmuştur. Bizim için, bizden oluşan bir evrendeyiz şu an.  Onu istediğimiz gibi şekillendirebileceğimizi bir kavrayabilsek. Üstün bir biçimde yaratılan manamız, bu kesif ve süfli âleme hükmedebileceğini bir kavrayabilse tüm şikâyetlerimizden kurtuluruz. Çünkü kâinatta olan tüm olaylar insandan yansıyan enerjilerdir. Bu anlamda kâinat insanın aynadaki görüntüsünden başka bir şey değildir. Madem koskoca kâinat bizim manamızdan yaratıldı ve sonra onun meyvesi konumundaki bedene bürünmüş olan bize musahhar(amade) kılındı, o halde neden maddeye hükmedemeyelim? Üstelik maddeden oluşan bu kâinatın; bir enerjinin, bir nur parçasının genişlemesinden oluştuğunu da biliyorsak…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Tüm evren enerjinin maddeye madeninde enerjiye dönüşmesine şahitlik etmiyor mu? İşte bu noktada bizim yaratım gücümüz devreye girebilir ve enerji hareket halindeyken yaratımımız gerçekleşebilir. Yeterince enerjiyi harekete geçirdiğimizde maddeyi şekillendirebildiğimize göre onu yaratabiliriz de. İşte tam bu noktada şu soruyu soruyorum size: Halife nedir? Neye yarar? ve imkânları nelerdi? Ayrıca Tanrı “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediğinde, neden melekler ona “Yeryüzünde kan akıtacak ve fesat çıkaracak birini mi yaratacaksın” desinler? Burada Âdeme verilen gücü görebiliyor musunuz? Bundan sonraki ayetler ise daha hayret uyandırıcıdır. “Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra meleklere yönelerek, ‘Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin’ dedi. Melekler, ‘Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin’ dediler”.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; Meleklerin bile kavrayamayacağı bu isimler nelerdir? Kur’an yorumcuları bu isimlerin yani esmanın yorumunu; İnsanoğlunun isimlendirme yeteneğinin olması olarak yorumluyorlar. Peki, ayette geçen “külleha-Tamamını” ne anlama geliyor? Yani “Tanrı esmanın –isimlerin- tamamını âdeme öğretti” ne demek oluyor? Acaba bundan tüm Kâinatın bilgisinin insanın nüvesinde, çekirdeğin olduğu anlamını çıkarsak yanlış mı yapmış oluruz. Kesinlikle doğru bir yorum olacağına inanıyorum kaldı ki bazı İslam âlimleri bu konuda aynı yorumu yapmışlardır. Burada Müslüman bir aydın olarak değerlendirilen Muhammet İkbalin “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span style="color:#222222;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;İnsana sığabilene kâinat, kâinata sığamayana insan derim" sözünü de hatırlatmak isterim. Ayrıca y&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;ukarıdaki ayetlerde farkındaysanız meleklerin çok ilginç bir savunmaları vardır: “Biz seni hamd ile tespih eder ve seni her şeyden tenzih ederken neden yeryüzünde kan akıtacak ve orayı fesada boğacak bir kimse yaratıyorsun?” yani “Biz varken ibadet etmek için başka bir varlığa neden ihtiyaç var ki? Hem de yeryüzünü fesada boğacak kadar güçlü bir varlık” Emin olun, ilerleyen ayetlerde insanın daha büyük bir gücünün olduğunu göreceksiniz. Velhasıl Tanrı “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” diyerek kelamına devam ediyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Şimdi konunun en can alıcı noktasına ulaşmış olduk. O da en etkili ve yaratıcı yönümüzdür ki tüm kâinatı adeta dize getirmektedir. Çok bilindik, her an bizimle olabilen bir yönümüzdür. Bu, bizim içimizdeki en büyük oluşumu sağlayandır. Evrenin gizeminin simyasıdır. Az önce yukarıda bahsettiğim; maddeye ve enerjiye hükmettiğimiz andır. En zorlu anlarda yaptığımız tercihlerin, en büyük zaferlerimiz olacağını bilmeliyiz. Çünkü katışıksızdır o an. Tercihimizin uygulamaya geçmeden önceki, seçimimizden az önceki ana gitmenizi tavsiye ediyorum. Orada görülen bizim gerçek gücümüzdür ki, bu gerçek arzumuzdur.  Salttır. Katışıksızdır. Karar anıdır.  Tüm samimiyetle orada duran “NİYETİMİZ” dir. Tam bu noktada İslam peygamberinin bir sözünü hatırlatmak istiyorum. “Ameller niyetledir”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[9]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; yani tüm davranışlarımız, tüm deneyimlerimiz niyetle oluşmaktadır. O’nun yaratıcı gücü karşısında tüm kâinatı dize getiriyoruz. Niyet; saf enerjidir. Sahip olduğumuz ve olacağımız her niyet yaratıcıdır. Onun enerjisi asla ölmez. Varlığımızdan fırlayarak tüm evrene yayılır. Gerçekleşene kadar dolaşır. Bu yüzden melekler ve tüm kâinata bize secde etme emri verilmiştir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[10]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;. On sekiz bin âlemin birleştiği, kesiştiği noktayız. Hem Rabbaniyeti(tanrılığı), şeytaniyeti, melekiyeti, hayvaniyeti, nabatiyeti hem de cemadiyeti(katılığı maddeliği) içinde barındıranız. İşte tüm kâinat zaten bunlardan ibaret olduğu için “Ben yere göğe sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım” lütfüne mazharız. Tüm kâinatı yaradan Allah bu kalbe sığabiliyorsa, bu âlemde en büyük tecellisi,  tezahürü olan ancak âdem aynasında gerçekleşiyorsa tüm kâinatın kıblesi insandır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;KZ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;İlgili Video görüntüleri:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;İnsanın düşünce gücü ve Madde'nin aslı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=1514416789008&amp;amp;ref=mf"&gt;http://www.facebook.com/video/video.php?v=1514416789008&amp;amp;ref=mf&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;2 boyutlu ve 3 boyutlu evrenin farkını anlatan video görüntüsü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=1404704430567&amp;amp;oid=115257705165513&amp;amp;comments&amp;amp;ref=mf"&gt;http://www.facebook.com/video/video.php?v=1404704430567&amp;amp;oid=115257705165513&amp;amp;comments&amp;amp;ref=mf&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Önemli Notlarım: &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;1-Niyet “Nun, Vav, Ye”: Arapça olan bu kelimenin kökü “çekirdekli olmak” tır. Aynı kökten çıkan bir diğer anlam ise, hazır olun “Atom çekirdeği” dir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;2-Yukarıda mana âlemimi sizlere yazarak paylaşmamda feyiz aldığım, gerçek bir “Yol ehli olan” Lütfi Filiz’e sonsuz şükranlarımı bir vesile sunmak isterim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote-list"&gt;   &lt;hr align="left" width="33%" style="font-size:78%;"&gt;    &lt;div id="ftn1"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; Bakara 30&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn2"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; “Ve Adem'e &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;isimlerin hepsini&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; öğretti.” Bakara 31&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn3"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; “Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: 'Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu bir biçime sokup,      ona &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;ruhumdan&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın' " Sad 71-71 &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn4"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; "Onlara bir musibet geldiğinde: 'Biz &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Allah'ınız ve elbette O'na döneceğiz'&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; derler" Bakara 156&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn5"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; “Kün emri yani ol emri bir muhataba olması gerek. Muhatap yoksa neden emir verilsin? işte o muhatap bizzat Tanrının Zatıdır. “&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn6"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; Fecr 27-27&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn7"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[7]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; “Biz elbetti insanı en güzel biçimde yarattık” Tıyn 4-5&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn8"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[8]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; A’raf 172&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn9"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[9]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; Birçoğumuz bu hadisi farklı bir mealde bilebilir.  Yukarıda birebir tercümesini yaptım. İnnemal a’malu binniyat&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn10"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;a href="file:///C:/Documents%20and%20Settings/hanife/Desktop/Yeni%20Evrak%20%C3%87antas%C4%B1/work/denemelerim/yazi/Kainat%C4%B1n%20k%C4%B1blesi.doc#_ftnref10" name="_ftn10" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color:#FF6600;"&gt;[10]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt; “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size:small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;Hani meleklere, ‘Âdem için secde edin’ demiştik” Bakara&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-7213705303516841396?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Oy0d9m9Wx2GRKd8Jme_MTIFZqV0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Oy0d9m9Wx2GRKd8Jme_MTIFZqV0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Oy0d9m9Wx2GRKd8Jme_MTIFZqV0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Oy0d9m9Wx2GRKd8Jme_MTIFZqV0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/lutVB4NW798" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/7213705303516841396/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/08/kainatn-kblesi.html#comment-form" title="29 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/7213705303516841396?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/7213705303516841396?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/lutVB4NW798/kainatn-kblesi.html" title="Kâinatın Kıblesi:" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/THOrQ6SRmWI/AAAAAAAADoY/h0tFVDV0DCo/s72-c/elim.JPG" height="72" width="72" /><thr:total>29</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/08/kainatn-kblesi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE8FRn4_eip7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-783703568282931454</id><published>2010-07-29T23:01:00.012+03:00</published><updated>2010-08-30T22:33:37.042+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:33:37.042+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kur'an" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evren" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Esma" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tasavvuf" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HZ.Muhammed" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Benlik" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tanrı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Göz" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Korku" /><title>Göz ne şaştı ne de aştı</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TFHjAA4bu2I/AAAAAAAADfc/_Fc8Lkv5_A0/s1600/vav.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 139px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TFHjAA4bu2I/AAAAAAAADfc/_Fc8Lkv5_A0/s320/vav.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499426209372289890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Göz ne şaştı ne de aştı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Başlık nicedir tefekkür ettiğim, geçenlerde yine karşıma çıkan bir Kur’an ayetidir. Hz. Muhammed’in, Rabbi’nin en büyük delilini gördüğü anı anlatmaktadır. Ayet ve ayetin devamı Peygamberin âlemlerin rabbi Allah ile yaptığı mülakatı tasvir eder. Evet, mülakat, bir işe girmek istediğimizde bile karşımıza çıkan bir hadise. Sadece belgelerimizin tam olması yeterli değildir. Gönderdiğimiz öz geçmişimizdeki deneyimlerimiz aranılan vasıflara uygun bulunduğu takdirde bizleri mülakata çağırırlar ve orada bire bir değerlendirmeye tabi tutarlar. Ayet her ne kadar göze ve görmenin düzgünlüğüne işaret etse de bir mülakatın&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; vukuu(oluşu) ortada. Mülakat varsa karşılıklı diyalog var demektir. Allah’ın kulu ve kulun Allah’ı ile olan mülakatı (konuşması) gibisi var mı? Peki, Allah’la olan bu mülakat sadece Peygamberlere mi hastır? Biz dua ettiğimizde kiminle konuşuyoruz? Ve Allah’ın ettiğimiz dualara icabet (kabul) etmesi ne anlama geliyor? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Allah ile mülakatın(konuşmak) her insanın iç âlemindeki seviyesine yani mertebesine göre değişiklik arz ettiğini düşünüyorum. Bu zaviyeden (perspektif-açı) değerlendirme yaptığımda Allah ile mülakat (konuşmak) için önce O’nu bulmak gerektiği ortaya çıkıyor ve akabinde akla şu soru geliyor: Peki, ben Âlemlerin Rabbini nerede aramalıyım? Çocukken onu camide arıyordum. Hoş hala orada arayanlar var! Bana camilerin Allah’ın evi olduğu söylenmişti. Ancak sonraları her aklı başında insan gibi orada olmadığının farkına vardım. Sonunda O’nun sadece kendinde(zatında) bulunabileceğini sezdim. O halde kendinde(zatında) olan Allah’a nasıl gidilebilir? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kur’an-ı kerimde “Biz ona şah damarından yakınız”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; ayeti, O’nu artık nerede aramamız gerektiğini ortaya koyuyor. Demek ki O, dışarıda aramakla bulunmaz. Allah’ın peygambere “Yere göğe sığmam mü’min(bana inanan) kulumun kalbine sığarım”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; demesi bunun en büyük delili değil midir? Çünkü insan koskocaman evrende küçücük bir nokta misaliyken onu nasıl ve nerede bulabilir ki? Ancak, aynı insan manen öyle bir noktadır ki düşünceleri, fikirleri ve hayallerinin yanında evren bir nokta gibi kalır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Anlaşılan yolculuğun içe yapılması gerekiyor. Bu, gün gibi ortadadır. İnsanın kendine yapacağı bu yolculuk çetin ve engebeleri olan bir yolculuktur. Çünkü bu yolda en büyük engel kendisidir. İnsanın Allah’a ulaşabilmesi için kendine yolculuk etmesi yani kendisini aşması çok trajikomik bir durumdur. Bu noktada insanın aklına kendisini ne kadar net gördüğü düşüncesi geliyor. Ama çoğu zaman insan kendini gayet iyi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;net- gördüğünü sanır. Gel gelelim işin aslı öyle değildir. Dünyaya baktığımızda; gördüğümüz benlik kavgaları, savaşlar ve ölümler insanların kendilerini ne kadar net görebildiğini gösteriyor bizlere.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsanın öz kimliğini görebilmesinin yegâne yolu: sahte benliklerinden sıyrılmasıyla mümkündür. Kendi aldatmacalarından sıyrılması demek istediğim. İşte yolun zor yanı budur. Burada durup, kendini insanlarda araması gerekmektedir. “Kişi, kişinin aynasıdır” sözünden murat budur. Tabi ki bunu da ancak benliğinden sıyrılarak yapabilir. Benlik korkaktır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Korkak olduğu için de sahte duyguların ve hayallerin ardına saklanır. Karşımızdaki insanlara ne kadar dürüst ve net olabiliyorsak korkularımızla o kadar yüzleşmiş onlardan o kadar kurtulmuş oluyoruz demektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yani ancak insanlarla olunca kendimizi tam anlamıyla görebiliyoruz ve bunun sonucu olarak ya kendimizi yeniden şekillendiriyor, değiştiriyoruz ya da gördüğümüzden memnun olmuyor korkarak kendimizi daha farklı maskelerin (sahte benliklerin) ardına saklıyoruz. Başka maskelerin ardına attığımızda yalanlarımızla kayboluyoruz. Öz şeklimize zarar veriyoruz. Böylece kendimizi başkalarında bulamıyoruz. Çünkü başkalarında oluşan benliğimiz hep sahte olduğu için onlardan aldığımız bilgi asla kendi esmamıza, asli esmamıza ve sıfatlarımıza oturmuyor. Sonuç olarak kendimizi Nas’ta(insanlar) göremiyoruz. Kişi ne zaman dürüst ve net olursa Nas’ta kendini bulur, onlarda gördüğü kendi esmasıdır yani kendi kimliğidir. İşte o zaman artık kendine bakmasını öğrenir. Kendine bakan Rabbini görür&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;. Rabbini gören hakikati bilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Bu şekilde bakan insan nereye dönerse dönsün hep O’nun yüzünü görür&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[7]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; ve onunla mülakat eder. Böyle bir göz ne şaşar ne de aşar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;KZ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Konu ile ilgili video görüntüsü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=1434874635716#!/video/video.php?v=390912804834"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;http://www.facebook.com/video/video.php?v=1434874635716#!/video/video.php?v=390912804834&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="mso-element:footnote-list"&gt;  &lt;hr align="left" width="33%"  style="font-size:78%;"&gt;    &lt;div id="ftn1"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Necm-17&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn2"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Lugat anlamı: Buluşma, görüşmedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn3"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرٖيدِ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Biz, ona şah damarından daha yakınızdır.” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kaf 16&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn4"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;40 hadis Sadrettin Konyevi sy 82 vahdet Yayınl.İst)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn5"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Kendini bilen rabbini bilir”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div id="ftn6"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;سَنُرٖيهِمْ اٰيَاتِنَا فِى الْاٰفَاقِ وَفٖى اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖيدٌ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?” &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Fussilet 53&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn7"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[7]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;وَلِلّٰهِ الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُ فَاَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;“Doğu da batı da yalnız Allah'ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bakara /115&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-783703568282931454?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JKTYZNfUAxo6MZRnUmWwSOzRgXg/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JKTYZNfUAxo6MZRnUmWwSOzRgXg/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JKTYZNfUAxo6MZRnUmWwSOzRgXg/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/JKTYZNfUAxo6MZRnUmWwSOzRgXg/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/zT3MHqLYQoo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/783703568282931454/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/07/goz-ne-sast-ne-de-ast.html#comment-form" title="15 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/783703568282931454?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/783703568282931454?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/zT3MHqLYQoo/goz-ne-sast-ne-de-ast.html" title="Göz ne şaştı ne de aştı" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TFHjAA4bu2I/AAAAAAAADfc/_Fc8Lkv5_A0/s72-c/vav.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>15</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/07/goz-ne-sast-ne-de-ast.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE8NQHg4eyp7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-3023092173448204822</id><published>2010-06-24T20:24:00.025+03:00</published><updated>2010-08-30T22:34:51.633+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:34:51.633+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kur'an" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="An" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dostluk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gazali" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Hareket" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yok oluş" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Güzel Ahlak" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ilişki" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tasavvuf" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HZ.Muhammed" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Zaman" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Var oluş" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evren" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Şehvet" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Akıl" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gazap" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ahlak" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="adalet" /><title>İlişkilerdeki Adalet</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCXQx6LH5aI/AAAAAAAADdw/nhFW9FoTp2k/s1600/ili%C5%9Fki.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCXQx6LH5aI/AAAAAAAADdw/nhFW9FoTp2k/s320/ili%C5%9Fki.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487021276868896162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Birçoğumuz tanıdığımız insanların her gün aynı davranmadığına, bazı özel durumlarda beklenilenin aksine davranışlar sergilediğine şahit olmuşuzdur. Bazılarımız buna anlam veremezken,  bazılarımız farkında bile değildir neler olduğunun. İkinci sınıf tipler için hayat öyle ya da böyle devam etmektedir,  aldırmazlar onlar. Ancak olayların farkında olan hassas kimseler bu dengesiz tutumlar yüzünden ya çok acı çekerler ya dostlarını kaybedip dururlar.  Sevdiğiniz birinin göz göre göre dengesiz davranması,  davranmayla kalmayıp yapılan ikazları göz ardı etmesi ilk önceleri sizi kızdırsa da, ardından çoğu zaman yalnızlık hissi verebilir. Ve siz çoğu kez bu yalnızlık hissi ile yüzleşmek zorunda kalmış olabilirsiniz.  Bu yüzden karşılaştığımız bu tutuma karşı direniriz.  Hak etmediğimizi düşündüğümüzden, karşımızdaki ile çoğu zaman sonucu olmayan tartışmaların içinde buluruz kendimizi.  &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Önceden okuduğum bir yazıyı geçenlerde ziyaretime gelen bir dostumun hatırlatması üzerine tekrar okumak nasip oldu. Konu kafamda canlandı ve bir bedene ihtiyaç duyduğu için yazma iştahım arttı. Son zamanlarda maalesef çevremdeki insanların çoğunda gördüğüm bu zafiyet beni yazma hususunda kamçıladı. Şimdi izninizle birçok kişinin değer verdiği,  bir o kadarının da önemsemediği ancak benim tüm hayatıma şekil verdiğini rahatlıkla söyleyebileceğim bir yazarın kitabından alıntı yapmak istiyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Sadece bir yazar değildir kendisi. Bundan yaklaşık bin sene önce yaşamış olan bir din âlimi,  bir filozof, bir kuran yorumcusu(müfessir), bir hukuk adamı, bir gönül ve fikir erbabıdır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Gazali... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Gazali’nin &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;yazdığı konulardaki hâkimiyetini bilen bilir. Ancak onu tanıma şerefine sahip olmamış,  hakkında oradan buradan okuduğu yüzeysel bilgilerle yetinmeye çalışan kişilerin olumsuz tavrı beni derinden üzmüştür. İşin tuhafı son zamanlarda bu derme çatma bilgilerin bazı, işinin hâkimi olmayan akademik çevrelerde rağbet görmesi beni şaşırtmaktadır. Bu modaya ayak uyduran etiket sahibi kişilere ise cidden üzülüyorum. Gereken ciddi ilmi tahkik gösterilmeden başkalarının kitaplarından alıntılar yapılarak bir kişi asla karalanamaz.  Biliyorum konuyu biraz dağıtmış olabilirim.  Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bu tür kişilerin çalışmalarını ilmi olmaktan çok uzak buluyorum ve akademik camiamıza kalitesizlik getirdiğini düşünüyorum.   Bu akademik etikete sahip kişilerin televizyon önünde başka bir konuda aynı saldırıya maruz kalmalarını ise çok manidar buluyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;            Alıntı yapmak istediğim kitap “Akidede iktisat (İnançta ölçülü olmak)” adını taşıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;“Tartışmayı büyütmeden ve aşırılığa kaçmadan onları Hakk'a (gerçeğe) yöneltmeye çalışılmalıdır. Eğer tartışma büyütülürse ve aşırıya gidilirse, sapıklığın gerekçeleri de arttırılmış olur. Metot bilmeyen kişiler, birçok yanlış bilgilerin, taassup ve aşırılık yüzünden kültürsüz kimselerin kalbinde yer etmesini sağlar. Çünkü bu kimseler, Hakk'ı sert bir tavırla ve hasımlarına dil uzatmak suretiyle ortaya koyarlar. Zayıf hasımlarına, alay ve hakaretle yaklaşırlar. Böylece zayıf hasımların içindeki muhalefet ve inat duygularını kamçılarlar. İçlerinde batıl inançların yerleşmesine sebep olurlar. Sonuç olarak; yanlışlığı açık olan bu batıl inançları yok etmek, güzel davranan âlimler için bir problem olmuştur.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Karşılıklı çekişmeler ve inatçılıklar, tedavisi mümkün olmayan müzmin bir hastalıktır. Dinine bağlı bir kimse, gücü yettiği kadar böyle bir hastalıktan sakınmalıdır. Kini ve kızgınlığı bırakıp Allah'ın bütün yarattıklarına merhamet gözüyle bakmalıdır. Bu ümmetten sapıklığa düşenleri irşat etmek için iyilik ve yumuşaklık yoluna başvurmalıdır. Sapıtanın, sapıklığını harekete geçirerek kabalıklardan kendisini koruması gerekmektedir. Taassup ve inadın devamlılığını sağlayacak sebepleri harekete geçirmenin, sapıklığın ve bid'atçılığın kökleşmesine yardım edeceği unutulmamalıdır. Kişi kıyamet gününde bu hareketinden sorumlu tutulacağını bilmelidir.”&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Evet, Gazali bu yazısında karşımızdaki kişinin dengesizliğine karşı önce kendimizin dengeli yani adil durması gerektiğini anlatmaya çalışmıştır. Esasında bu adaletin tahsis reçetesini de vermiştir. Öncelikle kişi, kendi davranışına hâkim olması gerekmektedir, karşı tarafınkine değil. İçsel adaleti yaşamadığımız takdirde bu dengesizlik karşılıklı devam edecektir. Gazali “Kutsal Merdivenler” kitabında merceği davranışlardaki adaletin temelinden içsel adalete çevirerek&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Şüphesiz muamelelerdeki (davranışlarda) adalet, idaredeki adalet nefisteki ahlaka bağlıdır. Yani insanlar nefislerinde ne derece ahlaka sahiplerse, alış-verişlerinde davranışlarında ve idarede o derece adil olurlar. Demek ki muamelelerde (davranışlarda) ve idarede adalet, ancak nefislerdeki ahlakı güzelleştirmekle mümkün. Bu da 3 temel faziletin (avantajın) hikmet, cesaret ve iffetin insan vücudunda mutedil (dengeli) halde bulunuşuna bağlıdır. İnsanlar teker teker kendi nefislerindeki adaleti kurmadıkça, bir cemiyette, bir toplumda, bir memlekette adalet kurulamaz. Buna göre idaredeki adaletle muamelelerdeki adalet, nefislerdeki adaletin yani güzel ahlakın bir dalı durumundadır.”der. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Gel gelelim insanoğlu yinede bunu kabullenmek istememektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Çünkü o her türlü menfaati istemekten asla usanmaz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; Kanaatimce ilişkilerin bozulmasının temelinde yatan, hale (olana) razı olmamaktır. Dengesiz davranan kişi dengesizliğinden bihaberken onu ikaz etmeye çalışan ise kendisine yapılan haksızlık yüzünden dengesini &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;şaşırır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; haddi aşar. İşte bu noktada kişilerin inisiyatifi elden bırakmamaları gerek. Kendisine yapılan haksızlığın intikamını terk etmek, hale yani olana rıza göstermeden olmaz. Peki,  hale rıza göstermek nasıl &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;olur? İslam&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; peygamberi Hz. Muhammed &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;“Ölmeden önce ölünüz”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;demiştir. İnsan arzularının peşinde koşarken nefretlerinden de kaçar. Arzular bu ana ait değillerdir.  Şayet bu ana ait olsalardı onları arzulamazdık. Yapıyor olurduk. O halde arzularımız gelecekte umduklarımızdır. Korkularımız ise olumsuz etiketlendirdiğimiz nefretlerimizdir. Onlar da&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;geçmişle alakalıdır. İkisi de bu ana ait değildir. Bu duygulara sahip oldukça ya geçmişte yaşayacağız ya gelecekte. Alışkanlığımızın dışında nefretlerimize yönelip arzularımızdan kaçarsak, onları şekillendirmeye çalışırsak o zaman nötürleşmiş oluruz. Yani ne bir şey arzular ne de bir şeyden nefret eder, kaçar oluruz. Yerine bir şeyler koymak gerekmektedir. Çünkü bu hal içinde yaşamamız mümkün değildir. İşte bu noktada tüm kavgalara sebep olan “benlik” devre dışı bırakılıp yerine ilahi otorite getirilmeli. Tanrı(Allah) için sevmek Tanrı(Allah) için buğz(nefret) etmek. Kur’anın dediği gibi “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Deki namazım, kulluğum,  hayatım ve ölümüm âlemlerin rabbi içindir. “&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;İnsan kendisini tüm bu anlatılanlardan uzak görebilir. Aslında evrene baktığımızda onun kevn (oluş) ve fesat(bozuluş) âlemi olduğunu görürüz. Var oluş ve bir bakıma yok oluş devamlı bizi takip eder. Bu harekettir. Bir nesne bir yerde sabit &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;(sükûn halde)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; ise sonra hareket ettiğinde eski yerinden yok olur&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;o İntikal etmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Orası değişmiştir, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; başkalaşmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; Kısacası hareket bir var oluş bir yok oluştur. Ya da bir başka deyişle; bir şeyin tam farkındalığı o şeyin bir var olması bir yok olmasıyla alakalıdır. “Eşya zıttıyla bilinir” denmesinin sebebi de budur. Arzularımız yerine nefretlerimizi, nefretlerimiz yerine arzularımızı koyduğumuzda belki bu zıtlıkları keşfedeceğiz. Karanlık olmadan gündüzü,  ışığı çok zor idrak ederdik. Şimdi bilimciler Cern’de yapılan deneylerde de maddenin zıttını (Anti-madde) bulmaya çalışmıyorlar mı?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Var olduğumuz mekânın içinde, bu âlemin içinde şahitlik ediyoruz, bir var oluş bir yok oluşa. Belki de Tanrının bizzat kendisine şahitlik ediyoruz. Gazali’nin “Allah eşyanın (maddenin) en zahiridir(görüneni). Hatta bütün eşya (madde) zuhura gelmiştir”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; demesinden kastı bu olabilir mi? işte bu noktadan bakıldığında, biz arzularımızın zıttı ile yani nefretlerimiz ile hasbıhal olduğumuzda kendimizi tam olarak keşfedeceğiz. O zaman tatmin olmuş&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; olarak hayata bakıp, bizi yıldıran duygularımızdan arınmış&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; olarak, olayları değerlendireceğimize gerçekten inanıyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="mso-element:footnote-list"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;KZ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;hr align="left" width="33%"  style="font-size:78%;"&gt;    &lt;div id="ftn1"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;لَا يَسْپَمُ الْاِنْسَانُ مِنْ دُعَاءِ الْخَيْرِ وَاِنْ مَسَّهُ الشَّرُّ فَيَؤُسٌ قَنُوطٌ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span dir="LTR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İnsan menfaat istemekten usanmaz. Fakat ona bir şer dokundu mu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;artık o ümidini kesip ye’se düşer. Fussilet (49)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Ölmeden önce ölünüz&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;قُلْ اِنَّ صَلَاتٖى وَنُسُكٖى وَمَحْيَایَ وَمَمَاتٖى لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;(En’am 162)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; İhyau Ulumid-Din /4.Cilt/6.Kitap/10.Beyan Marifetullah (Tanrıyı bilmek) hususunda insanların hatalı anlayışlarının sebebi- Bedir Yayınevi-Ahmet Serdaroğlu&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;يَا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;اِرْجِعٖى اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Ey emîn ve tatmin olmuş nefs (ruh)! Sen O'ndan, O da senden razı olduğun halde dön Rabbına. (Fecr 27-28)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;قَدْ اَفْلَحَ مَنْ تَزَكّٰى &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Kendini arındıran kurtulmuştur. (A’la 14)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="mso-element:footnote" id="ftn6"&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-3023092173448204822?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1nXdSIwpiF9xC7mtnoWU5KS2JQQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1nXdSIwpiF9xC7mtnoWU5KS2JQQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1nXdSIwpiF9xC7mtnoWU5KS2JQQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/1nXdSIwpiF9xC7mtnoWU5KS2JQQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/OaZOYmb4gjo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/3023092173448204822/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/06/iliskilerdeki-adalet_24.html#comment-form" title="10 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/3023092173448204822?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/3023092173448204822?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/OaZOYmb4gjo/iliskilerdeki-adalet_24.html" title="İlişkilerdeki Adalet" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCXQx6LH5aI/AAAAAAAADdw/nhFW9FoTp2k/s72-c/ili%C5%9Fki.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>10</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/06/iliskilerdeki-adalet_24.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE4AQn48fCp7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-3487336964937728888</id><published>2010-06-18T17:47:00.005+03:00</published><updated>2010-08-30T22:35:43.074+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:35:43.074+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Dostluk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gelişim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evren" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Paylaşım" /><title>Paylaşım</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TBuLRVD73eI/AAAAAAAADcs/Egu7rA6vTuQ/s1600/paylasim.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TBuLRVD73eI/AAAAAAAADcs/Egu7rA6vTuQ/s320/paylasim.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484130101081398754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;div style="text-align: left; text-indent: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="font-family:Georgia, serif;font-size:130%;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:16px;"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Burada, Balmumcu’ da oturmuş saat on birdeki yayımcımla yapacağım görüşme için erken gelmiş, kitabımı bastırmayı istememin gerçek sebebini düşünürken karşıma anıt gibi dikilen bir kavram; paylaşım. Tam anlamıyla tarafımdan kavranmayı bekleyen bir duygu... Yazdığım kitabı bastırmayı her ne zaman düşünsem beni heyecanlandıran bir kavram. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Yayımcımla olan randevumda benim fikirlerimi, duygularımı yani beni öncelikle onlarla paylaşacağım. Eğer onlar bu paylaşımdan tatmin olurlarsa daha geniş bir çevre ile paylaşımımın ilk adımını atmış olacağım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Neden insan paylaşmak ister. Hayatımızın her evresinde yaşantımızı birileriyle veya birisiyle paylaşma arzumuz vardır. Bu sebepten dolayı arkadaşlar ve baldan tatlı dostlar ediniriz. Yetinmeyip, eş seçer ve onunla hayatımızı şekillendiririz. Kendimize uygun olduğunu düşündüğümüz bir canlı formuyla kendimize benzeyen eksik yönlerimizi giderebileceğimiz yeni nesiller oluştururuz. Bu bizim için çok önemlidir. Çoğumuz bundan asla vazgeçemeyiz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Pekâlâ, vazgeçemediğimiz bu paylaşımın asıl sebebi nedir? Nedir bu kadar bizi etkileyen, sahip olduklarımızı başkaları ile paylaşmaya iten, doğamızdaki bencilliği hiçe sayarak çoğu zaman? Neyimiz eksik ki, onu tamamlamaya çalışıyoruz? Evet, eksik olan nedir?  Deli gibi arkadaşlar ediniyor, evleniyor ve çoluk çocuk yapıyoruz. Kendimizi sorumluluklar içine atıyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gelişim. Her birimizin bir hayat görüşü vardır. Her birimizin bir paradigması vardır. Bu duygu ve fikirler bütünü bizim bilinç seviyemizi ve niteliğimizi belirliyor. İşte bu bilincimizi ve niteliğimizi geliştirmek için başkalarıyla mukayese etmeliyiz. Kıyasta fark vardır; çünkü görürüz eksiğimizi gediğimizi. Zaten farkı görüp fark edebilmemiz için yaratılmadık mı bu kesret (çokluk), farklar âleminde? İşte diğerleriyle paylaştığımızda, kendi benliğimiz onların benlikleriyle karışır.  Kimi zaman şeklimiz kaybolur sonra tekrar şekiller alırız. Onlarla birlikte fikirlerimiz ve duygularımız değişir, gelişir. Büyürüz paylaştıkça, büyüdükçe çevremizde dostlarımızın nitelikleri de değişir. İçte başlayan bu değişim tüm halimize yansır ve sular seller gibi paylaşır oluruz tüm fikirlerimizi ve duygularımızı.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Başkalarıyla paylaşılanlar düzgün bir biçimde seçilmesi gerektiği, bundaki ustalığımız yani bu paylaşımdaki ustalığımızın, bizim acı çekme miktarımızı belirlediği söylenebilir. Kimi zaman yanlış kişilerle paylaştığımızı sanırız. Hâlbuki “yanlış kişi” olmadığını daha sonra anlarız. Onlar bizim açıklarımızın kapanmasını sağlayan, tuğlalar arasındaki harçlar gibidir. Eğer olmasalar tuğlalar birbirine sıkı sıkıya bağlanmazlar.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İşte kendimi geliştirmek ve değiştirmek için yazmaya başladım ben de. Temelinde yatan paylaşım duygusu beni yazmaya itti, daha geniş bir paylaşım, daha büyük bir gelişim için. Ne de olsa, ne kadar muhteşem varlıklar olduğumuzu özümsemek, hatırlamak için burada değil miyiz? O halde neden paylaşarak deneyimlerimizi arttırmıyoruz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Haydin paylaşıma! Az da olsa paylaşmaya… İstesek de istemesek de zaten birçok ihtiyacımızı, hem de temel olanları paylaşmıyor muyuz? Şu an soluduğum nefesime kimlerin nefesleri karışmıştır, kim bilir? Kanımızdaki demir daha önce evreni ışıl ışıl aydınlatan bir yıldızın hazinesi değil miydi?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;KZ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;   &lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-3487336964937728888?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/sxTfXk_kqmOneRDjlas6qJAG2Is/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/sxTfXk_kqmOneRDjlas6qJAG2Is/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/sxTfXk_kqmOneRDjlas6qJAG2Is/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/sxTfXk_kqmOneRDjlas6qJAG2Is/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/fDj8vrjzujk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/3487336964937728888/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/06/paylasm.html#comment-form" title="7 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/3487336964937728888?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/3487336964937728888?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/fDj8vrjzujk/paylasm.html" title="Paylaşım" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TBuLRVD73eI/AAAAAAAADcs/Egu7rA6vTuQ/s72-c/paylasim.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>7</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/06/paylasm.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE4ASH09eSp7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-4470351333533170828</id><published>2010-06-01T17:49:00.013+03:00</published><updated>2010-08-30T22:35:49.361+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:35:49.361+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Farkındalık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="evren" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="İnsan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Şehvet" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gazap" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ruh" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="adalet" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Benlik" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tanrı" /><title>Değişen yüzlerde değişmeyeni görebilmektir belki de aşk.</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TAVWS-L9trI/AAAAAAAADbw/BUyGOTFFPLQ/s1600/degisim2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TAVWS-L9trI/AAAAAAAADbw/BUyGOTFFPLQ/s320/degisim2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477879405696890546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Geçenlerde bir arkadaşımla aşk üzerine yapmış olduğumuz konuşma beni ciddi düşüncelere gark etti ve kafamda beliren birkaç fikri yazarak ifade etmeye çalıştım. En başta kendi aşklarımı göz önünden geçirdim. Yıllar boyunca, hayatımın büyük bir bölümünü aşkı tanımaya, onu yaşamaya adadığımdandır; aşkın asla bencil duygular barındırmadığını çok iyi bilmekteyim. Ne olmadığını ne olduğundan daha iyi biliyorum diyebilirim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bütün bu düşünceler sonucunda kafamda beliren; bu evrene gelme sebebimiz olan aşkın kendimizle olan uğraşımızda kılı kırk yarmak zorunda kalmadan bedenimizde ve ruhumuzda nasıl mükemmel bir denge tahsis ettiğiydi. Genel olarak herkes gibi ben de kişilerin ilişkilerine bakıp kendim ve hayat ile ilgili bazı fikirler edinmeye çalışıyorum. Çevremdekileri birer ayna gibi görüp kendimi seyrediyorum sonra da gözlemlerimden çıkardığım ham fikirlerimi yazıya döküyorum ki, soyut olan bu fikirlerim gelişerek somutlaşsın. Bu değişimi bedene girerek somutlaşan ruha benzetiyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ruh bizzat kendisi insan değil. İnsan denebilmesi için ruhun bir bedene, maddi bir ifadeye ihtiyaç vardır. İkisinin ünsiyeti ancak insanın oluşmasını sağlamaktadır. Beden ile ruhun kaynaşması benim soyut fikirlerimin yazarak somutlaşması gibi. Ancak insanın fikirlerini yazıya dökmesi o kadar kolay olmuyor. Aslında sadece yazıya dökmek de değil gerçekten özgün bir fikir sahibi olması da aynı zorluğu barındırıyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir ressam düşünün eline son derece hâkim olarak kalemini veya fırçasını kullanır. Ya da yıllarını bileğini kullanmaya adamış bir hat üstadını düşünün. İşte fikirlerinizi yazmakta öyle bir olgudur. Gerçekte iyi yazabilmek, yazmak isteğinizle yazdığınızın birbirine uygun olmasıdır. Yani yazdığınız yazının ifadesinin soyut olan fikrinizle bağdaşması gerekmektedir. Bunu istenilen kıvama getirebilmek için çok pratik yapmalı, fikirlerinizi devamlı surette yazıya dökmelisiniz. Aksi takdirde bileğini eğitmemiş bir kişinin resim yapmadaki beceriksizliği gibi fikirlerinizi yazıya geçirmede sorun yaşarsınız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Tabiî ki hepsinden ötesi bir de farkındalık vardır. Bir ressamın gözü ile sıradan bir insanın gözü aynı değildir. Ressamın sıradan insanlardan daha farklı bir bakışı vardır. Gördüğü detaylar elbette diğer insanlardan daha fazla olmalıdır. Bir fikri yazıya dökmeden önce bir fikre sahip olmak ve bu fikri geliştirip kafada oluşturmak en önemli safhadır. Eğer bir fikir yoksa aslında yazılacak bir şey de yoktur. Neyi, neden anlattığınızı bilmek bir bakış açısına sahip olmak belki de işin başıdır diyebiliriz. Esas konumuz, yazımızın ana fikrine yani aşka gelince, Aşk bence insanın gerçek anlamda mutlak kimliği yani özüyle olan irtibatıdır. Ve gerçekten insan aşk ile somutlaşabiliyor. Aksi takdirde devamlı ya bedeni arzulara meylediyor ve korkularının esaretine düşüyor ya ruhsal detaylara takılıyor. Ya geçmişle oyalanıyor ya gelecekle. Hâlbuki insandan istenilen her iki tarafa da hak ettiği değeri vermektir. İşte aşk kişiyi hem bedensel hazların içine atıyor hem de ruhsal. Bu anlamda aşk “gerçek insanın” –insanımsı olamayanın- somutlaşmasıdır. Tanrının bizde görmek istediği bu somutlaşmadır. Bizlerden talep edilen bu haldir. Bu hali elde etmek için maddi âleme, bu evrene gönderildik. Aslında evren yani kâinat bu aşk için yaratılmıştır. Elektronun atom çekirdeğinin cazibesine kapılıp etrafında deli bir hızla dönmesinden tutun da atom altı parçacıkların bir birinin cazibesine kapılmalarına, gezegenlerin güneşlerinin –yıldızların-  çevresinde dönmesine kadar her şey bir diğer şeyin cazibesindedir. Hiçbir şey tek yaratılmamış, her şey bir diğer eşine meyledip durmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; İşte biz bu aşk duygusunu en iyi belki de tek -ki buna gerçekten iman ediyorum- yaşayan canlı formuyuz. Burada aşkla tanışıp evrenin nihai amacına ulaşmasını sağlamaktır gaye.  &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu hale sahip olan kişilerin karakterleri asla erozyona uğramaz.  Bu şu anlama gelmektedir. Kişinin karakterinin oluşmasında üç askere  - daha doğrusu  “insan” olabilmesi için üç güce -  ihtiyacı var. İlki varlığını sürdürebilemek için yiyip-içme ve üreme, şehvet gücüdür. İkincisi varlığını tüm tehditlere karşı koruyabilme gücüdür ki, bu gazap olarak değerlendirilir. Diğeri ise ki - bu tam anlamıyla farklı bir güçtür - İlk ikisi gibi bedene ait değildir tamamıyla bizim ruhumuzun bir özü, bir nevidir. O da neyin tehdit neyin haz olduğunu idrak eden müdrik akıl. Bu üç askere kalbimiz eşit uzaklıkta durmalıdır. Tüm bu güçlere eşit uzaklıkta duramamamız yüzünden ıstırap çekmiyor muyuz? Aşk bu dengeyi sağlayan en güçlü haldir. Kişi âşık olduğunda her üç güce eşit uzaklıkta durur. Bu da etrafımızla sağlıklı bir iletişim oluşturmamızı sağlar. Bu denge içsel adaleti bize getirir. Bu adalet gelince de kimseyi incitmez, kimseden incinmezsiniz. Çünkü bu adaletin içinde aidiyet duygusundan sıyrılmış olursunuz. Siz sadece yaşananlara şahit olursunuz. Kendinize bile şahit olursunuz. Bunun yerine size bedeninize ait duygular (şehvet ve gazap) veya ruhunuza ait bilinç (müdrik akıl) hâkim olursa aşkı yaşama şansınız olmaz. Çünkü size ait olan duygular aidiyeti, aidiyet ise bencilliği getirir. Bencil duygular içinde aşkı yaşayamazsınız. Âşık kişi aşkından bir beklenti içinde olmayan kişidir. İçinde beklenti barındıran bir sevgi asla aşk seviyesine yükselemez. Aşk sizi her şeyden arındırır. Etrafınıza bambaşka bir gözle bakarsınız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsan bu kesret –çokluk- âleminde bir sürü farkla beraber kendi varlığını da fark eder. Kendini fark ettiğinde “benlik” ortaya çıkmıştır. Evreni kendi benliğinden ayrı tutar, ne zaman o “benlik”i eğiterek evrenle bütünlük hissine sahip olursa işte o zaman devamlı değişen bu evreni daha iyi gözlemleyebilir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; Tüm yüzler değişir, değişmeyen hiçbir şey yoktur. İnsanlar, hayvanlar, evren, canlı-cansız her şey devamlı bir değişim içindedir. İnsanların yüzlerinde değişen izlerde tanrının tezahürlerine bakarak değişmeyen o yegâne izi yani bizzat tanrıyı bulmaktır belki aşk. İşte her şeyin değiştiği bir evrende değişmeyeni görmek onu fark etmektir. Aslında zor gibi gözükse de bu hali yaşamak kolaydır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="mso-element:endnote-list"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;KZ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;hr align="left" width="33%"  style="font-size:78%;"&gt;    &lt;div style="mso-element:endnote" id="edn1"&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;span class="MsoEndnoteReference"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="AR-SA" dir="RTL"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;وَمِنْ كُلِّ شَیْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Her şeyden iki çift yarattık ki düşünesiniz (51-49)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=" ;font-family:Verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=" ;font-family:Verdana;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=" ;font-family:HASENAT;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=" ;font-family:HASENAT;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoEndnoteText"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-4470351333533170828?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QAfMLCnlwNZZqamUa9XOvCKgN1c/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QAfMLCnlwNZZqamUa9XOvCKgN1c/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QAfMLCnlwNZZqamUa9XOvCKgN1c/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QAfMLCnlwNZZqamUa9XOvCKgN1c/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/DmHJqMwdsfw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/4470351333533170828/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/06/degisen-yuzlerde-degismeyeni.html#comment-form" title="10 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/4470351333533170828?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/4470351333533170828?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/DmHJqMwdsfw/degisen-yuzlerde-degismeyeni.html" title="Değişen yüzlerde değişmeyeni görebilmektir belki de aşk." /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TAVWS-L9trI/AAAAAAAADbw/BUyGOTFFPLQ/s72-c/degisim2.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>10</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/06/degisen-yuzlerde-degismeyeni.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE4BRnk7fyp7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-8166213442772017054</id><published>2010-04-07T16:37:00.008+03:00</published><updated>2010-08-30T22:35:57.707+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:35:57.707+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kur'an" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kudret" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gazali" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Madde" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="HZ.Muhammed" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Bilim" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tanrı" /><title>Tanrının Kudreti</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCYWanheijI/AAAAAAAADe0/XOrt_xpApN0/s1600/kudretiilahi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCYWanheijI/AAAAAAAADe0/XOrt_xpApN0/s320/kudretiilahi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487097842539334194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Tanrının kudretini kavrama; Bu günlerde çok popüler olan bir deney var. Cern’de maddeyi gerçek anlamda kavrayabilmek için bir araştırma yapılmaktadır. Çok yüksek maliyetler harcanarak yapılan bir sürü deneylerle bilimciler, evrenin yaradılış anından buyana maddenin serüvenini kavramaya çalışıyorlar. Hz.Muhammed’in “Rabbim bana eşyanın -maddenin- hakikatini göster” duası ister istemez bu deneylerle birlikte belleğimde güncel bir yerlere yerleşti. Yerleşir yerleşmezde birkaç soru kafamda belirdi. Acaba insanlık Tanrının kudretini kavrayabilecek mi? Bu deneylerin sonucunda madde’nin içinde ki sır ifşa olacak mı? İnsanoğlunun bulduğu bilimsel veriler Tanrının fiiller olduğunu varsayarsak bizzat kendisine ait olan “kudretini” ne zaman idrak edebileceğiz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Tanrının ilimin haricinde birde kudreti mevcut, her şeye kadir tek olan Tanrının kudreti, tüm maddeye sirayet etmiş gibi geliyor. Kuantum fizikçileri evrende her bir atomun hatta atom altı parçacıkların bir birleriyle iletişim ve etkileşim içinde olduğunu düşünüyorlar. Acaba bu etkileşim ve iletişim Tanrının kudreti olabilir mi? Ünlü İslam Bilgini Gazali “Güzel İsimler- Esma-el Hüsna” adlı kitabında “eşyalar her ne kadar zahiren -görüntüde- birbirlerine bağlı iseler de hemen hepsi aslında Allah’ın kudretine bağlıdırlar”  sözünden muradı buna mı değinmekti? Bilim bizi ne zaman Tanrı gerçeğine ulaştıracak?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Müslümanların kutsal kitabı Kur’an da tüm insanlığın bir gün Tanrının tek gerçek olduğunu dünya hayatında yaşarlarken apaçık –bilimsel- bilineceğine işaret var.    Bu gerçeği kavraya bilmemiz için maddenin özüne inmemiz gerekiyor. Belki insanlık bir gün maddenin özüne ulaştığında Tanrının buyruklarından başka bir şey bulamayacak. O zaman yaşanılan şaşkınlığı belki de “Rab her şeye kadirdir” diyerek hazmetmeye çalışacaklar. Kişisel kanaatim bilim bizi ona, mutlak gerçeğe bir gün mutlaka götürecek. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;KZ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-8166213442772017054?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/DBT4v9HVFv7-OP1PmN-g3xgtJMU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/DBT4v9HVFv7-OP1PmN-g3xgtJMU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/DBT4v9HVFv7-OP1PmN-g3xgtJMU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/DBT4v9HVFv7-OP1PmN-g3xgtJMU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/Q_BAKuX6Uew" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/8166213442772017054/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/04/tanrnn-kudreti.html#comment-form" title="6 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/8166213442772017054?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/8166213442772017054?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/Q_BAKuX6Uew/tanrnn-kudreti.html" title="Tanrının Kudreti" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCYWanheijI/AAAAAAAADe0/XOrt_xpApN0/s72-c/kudretiilahi.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>6</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/04/tanrnn-kudreti.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE4CRng5eSp7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-998484573378746539</id><published>2010-04-07T16:03:00.014+03:00</published><updated>2010-08-30T22:36:07.621+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:36:07.621+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Söz" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yalnızlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Mevlana" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Zaman" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yazı" /><title>Neden Yalnızım?</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCYSLbBhABI/AAAAAAAADeo/roZAWQRr0Z8/s1600/yaln%C4%B1z.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCYSLbBhABI/AAAAAAAADeo/roZAWQRr0Z8/s320/yaln%C4%B1z.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487093183439503378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;İnsanlardan uzakta yalnızlığı seçtim yaşam olarak kendime, münzevi hayatı seçen insanlar vardır. Hani, ya bir günahın kefaretini ödemek isteyenler, ya da başarısızlığa uğramışlar veya azizler ve peygamberler gibi. Amaçları, Tanrıya daha yakın olmaktır. O yüzden kaçarlar tenha yerlere, ıssızlığın huzuruna, o muhkem gücün yalnızlığına. Benim ki farklı; bu kaçışım insanların bana verebilecekleri olası zarardan çok benim onlara kesin kes verdiğim zarardan ötürüydü. Kararımı verdim bir delilikti benim yaşadığım bu hal. Ama biraz farklı bir delilikti, akıllık zırhına bürünmüş türden bir delilikti. O yüzden mümkün olduğunca uzaklaşmalıydım insanlardan. Çünkü fikirlerim, insanların beyinlerine geçiyor, oradan sinir ağlarına bulaşıyor, onları felç edip nöronların bağlantısını değiştiriyor, hayat felsefelerini tarumar ediyordu.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Bu uzlet ve inziva hayatımda has bel kader biri beni ziyarete gelmiş olsa, tanıdık veya yedi el yabacı olmasına aldırmadan ilginç deliliğimden kaynaklanan tumturaklı sözlerimle, kafamda bir nehrin akışı gibi olan düşüncelerim büyük bir duygu seline kapılarak muhatabımın zihnine akıyordu. Oradan derhal gönlüne ulaşarak çörekleniyor, yerleşiyordu. Fena halde etkilenen ziyaretçimde şimdiye kadar oluşturduğu taklit karakterinin havuz duvarı çatırdamaya başlıyor arka taraftaki karakter suyu duvarın çatlaklarından sızıyordu. Kimilerinin duvarından büyük parçalar kopuyor ve sahip olduğu huyu bu çatlak ve patlaklardan akıyordu. Kimilerinin duvarı ise şimdiye kadar oluşturduğu baskıdan dolayı iyice yorulmuş ve yıpranmış oluyordu. Onların ki daha büyük bir gümbürtüyle parçalara ayrılıp taşlarını etrafa fırlatarak dağılıyordu. Bu dağılma esnasında fırlayan birkaç taşın kafama ve gözüme çarpması ise yaptığımın kefareti oluyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Bazen de kendimi ifade edemiyor, dinleyeni şaşkına çeviren lakırdıları ardı arkasına sıralıyordum. Kimi zaman düşüncelerim o kadar değişkenlik arz diyordu ki, fikrimi karşımdakine yeni anlatmaya başlamışken aniden değişiyor, gelişiyor, farklılaşıyordu. Bu o kadar küçücük bir zaman parçacığında gerçekleşiyordu ki, bir cümleyi, kısacık, mini minnacık bir cümleyi ne kadar bir zaman diliminde söylerseniz işte o saniyeler içinde olan oluyordu bende. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Sanki kolumdaki saatten farklı bir zaman mevhumu vardı içimde. Saatin saniyesinin hareketini gözlemlerken benliğimde serkeş fikirlerin kasırgası çoktan başlamış, tüm bedenimi zıngırdatmış yorgun ve bitkin halde fikirleri bir örümceğin hassasiyetiyle örmüş birbirine bağlamış oluyordum. Bu sırada kurduğum cümle değiştiği için karşımdaki hiçbir şey anlamıyordu. Yeni edindiğim fikri paylaşmaya kalktığımda ise iş tekrarlanıyor yine fikrim değişiyordu. Dünyanın devamlı dönmesi gibi, hiçbir zaman tam olarak saati tam zamanında söyleyemeyiz. Söylemeye başladığımızda sözümüz zamana takılır, bittiğinde ise söylemek istediğim zaman geçmişte kalır. İşte bende ki bu hal yüzünden çevremdeki insanlardan uzakta, yalnız ve kimsesiz zamanı ölçmeye çalışıyorum, içimdeki, bendeki.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Daha sözcüklerden oluşan anlatımım bile söz ve konuşma ile zamana takılıyorsa, pekâlâ bendeki yazı yazma hali nereden çıktı? Yazı bir olgudur. Daha doğrusu içsel yaşanan bir olgunun olgunlaşmasıdır. Karışık, serkeş ve coşku dolu fikirlerimin sakin bir üsluba bürünmesi veya soyut kavramlarımın somut evrene bir tezahürüdür aynı bu evrene ait olmayan canlılığımın, bilincimin, öz benliğimin bir bedene, maddeye sirayeti gibi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Her saniyede on üzeri kırk üç kez yeniden gerçekleşen "ben" i sözle, hepsinden ötesi yazıyla nasıl ifade edebilirim ki? Belki bunun mümkün olmadığını görmek ve yüzleşmek için yazmaya başladım. Ya da söz ve yazı sadece ucuz bir yakıştırmadır. Yaşadığım ve asla gerçek anlamda betimleyemediğim “ben” ve içsel deneyimlerimin basit bir yakıştırmasıdır. Belki sırf bu yüzden dolayı, asıl ile yakıştırma arasındaki farkı görmek için yazdım hep. Ucu gözükmeyen çöllerin engin sonsuzluğunda sözün nereye gittiğinin ve neleri yıkarak ayırt ettiğinin bir önemi olmadan yazdım hem de. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Efkârımın afaklarında yıldırım hızıyla dolaşarak kim olduğumu veya olmadığımı, görmek istediğimden yazdım. Aynaya bakıp kim olduğumu görmek gibiydi bu benim için. O yüzden yazmaya başladım. Kendimle yüzleşmek için.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Kendimi kendime, kim olduğumu yazarak ifade etmeliydim. Böylece hızlı, çok değişken olan fikirlerimin soyutluğundan bir kalıp çıkartıp, yazarak somutlaşabiliyordum. Kendime ne olduğumu ifade edebiliyordum. Dış dünyamda olması gereken kalıbı iç dünyamın alabildiğine dürüstlüğüyle sunmalıydım. Belki o zaman iki dünyamda barışır, çalkantılı hale gelmiş kişiliğim dinginleşir, yıkandıktan sonra banyoda oluşan sıcak su buharının aynayı esareti altına aldıktan sonra yavaş yavaş entropiye yenik düşüp kaybolarak yerine aynaya yansıyan suretimin belirmeye başlaması gibi. İşte yazmamın asıl sebebi anlaşılmak, bir başkası tarafından değil bizatihi kendim tarafından.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Platon “başlangıçta sadece söz vardır” demiş. Bu fikre karşı çıkmamakla birlikte bundan türetilen –özellikle dini çevreler tarafından- değişken ve çok çeşitli olmayan, sabit bir kader inancını asla benimseyemedim. Başlangıçta söz mü vardı bilemiyorum ama sonumuzun söz olup bunu belirleyeceği kesin gözüküyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;Kendimize giden yollar çoktur, kimisi müzik yaparak, resim yaparak bu yolculuğunu gerçekleştirirken, kimisi de kahvede çay dağıtarak bu yolculuğu gerçekleştirir. Bense yazmaya çabalayarak bunu deniyorum. Çaba ile bunu ifade etmek istedim, çünkü hala gerçek anlamda içimi yazarak kelimelere sığdıramıyorum. Bir şeyi yapmakla o şeyi yapmaya çabalamak arasında cidden çok fark var. Ama yılgın değilim. Çabasızlığa erişmek için sabır ve uzun bir çaba gereklidir. Aynı yüce Mevlana’nın “Arayanlar bulamazlar, lakin bulanlar arayanlardır” sözü gibi. Nefes alıp vermek gibi olmalı yazı yazmak benim için. Şimdiki mücadelem, çabam budur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;KZ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-998484573378746539?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_s0Uth3jighb1jD-yLqBGz6WSz8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_s0Uth3jighb1jD-yLqBGz6WSz8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_s0Uth3jighb1jD-yLqBGz6WSz8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_s0Uth3jighb1jD-yLqBGz6WSz8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/7Ex-sVVi024" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/998484573378746539/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/04/neden-yalnzm.html#comment-form" title="8 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/998484573378746539?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/998484573378746539?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/7Ex-sVVi024/neden-yalnzm.html" title="Neden Yalnızım?" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TCYSLbBhABI/AAAAAAAADeo/roZAWQRr0Z8/s72-c/yaln%C4%B1z.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>8</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/04/neden-yalnzm.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D04FSXk4cCp7ImA9WhRRF0w.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-127057678832749442</id><published>2010-04-07T15:00:00.005+03:00</published><updated>2011-12-01T07:05:18.738+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-01T07:05:18.738+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Zaman" /><title>Geçmiş gelecekmiş</title><content type="html">&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-MdROl1Bqsjc/TtcIt9GQDjI/AAAAAAAAEPI/oa9DcjLFDNg/s1600/gecmis.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-MdROl1Bqsjc/TtcIt9GQDjI/AAAAAAAAEPI/oa9DcjLFDNg/s1600/gecmis.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Geçmiş geçmiştir diye&lt;br /&gt;&amp;nbsp;söylüyorlarsa sana.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Bunun uydurulmuş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&amp;nbsp;bir palavra olduğunu&lt;br /&gt;söyle sen onlara.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;
&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Geleceğin,&lt;br /&gt;henüz yaşanmadığını&lt;br /&gt;söylüyorlarsa sana.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;Geleceğin,&lt;br /&gt;bir sonra ki ana göre,&lt;br /&gt;geçmiş olduğunu&lt;br /&gt;söyle sen onlara.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif;"&gt;KZ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-127057678832749442?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/m6isafoJVvnVHU5F6hZzWCj_Wkw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/m6isafoJVvnVHU5F6hZzWCj_Wkw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/m6isafoJVvnVHU5F6hZzWCj_Wkw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/m6isafoJVvnVHU5F6hZzWCj_Wkw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/ps9bXbQVvZc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/127057678832749442/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/04/gecmis-gelecekmis.html#comment-form" title="3 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/127057678832749442?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/127057678832749442?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/ps9bXbQVvZc/gecmis-gelecekmis.html" title="Geçmiş gelecekmiş" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-MdROl1Bqsjc/TtcIt9GQDjI/AAAAAAAAEPI/oa9DcjLFDNg/s72-c/gecmis.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/04/gecmis-gelecekmis.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;D0YCSH89fyp7ImA9WhRRF0w.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-1964464783975787844</id><published>2010-04-07T14:57:00.009+03:00</published><updated>2011-12-01T06:52:49.167+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2011-12-01T06:52:49.167+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sevgi" /><title>Bendeki</title><content type="html">&lt;br /&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-_j5c8EWmG9k/TtcIEh_uV7I/AAAAAAAAEPA/uH22p_YkqzQ/s1600/ben.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-_j5c8EWmG9k/TtcIEh_uV7I/AAAAAAAAEPA/uH22p_YkqzQ/s1600/ben.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;Ben seni seviyorum bende saklı olan seni.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: verdana;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;
İster ıraklarda ol, ister yakınlarımda,&lt;/div&gt;
&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;
Ben seni seviyorum bendeki seni.&lt;/div&gt;
&lt;div style="text-align: right;"&gt;
KZ&lt;/div&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-1964464783975787844?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RjCJGS-WrifHkorEt6OJtken9GU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RjCJGS-WrifHkorEt6OJtken9GU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RjCJGS-WrifHkorEt6OJtken9GU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RjCJGS-WrifHkorEt6OJtken9GU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/XoLJ6K-Ixr8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/1964464783975787844/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/04/bendeki.html#comment-form" title="3 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/1964464783975787844?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/1964464783975787844?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/XoLJ6K-Ixr8/bendeki.html" title="Bendeki" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-_j5c8EWmG9k/TtcIEh_uV7I/AAAAAAAAEPA/uH22p_YkqzQ/s72-c/ben.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>3</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/04/bendeki.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUcCR3g7eSp7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-8044475015485783611</id><published>2010-02-18T01:17:00.013+02:00</published><updated>2010-08-30T22:37:46.601+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:37:46.601+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="aşk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Cinsellik" /><title>Aşk ve Cinsellik Üzerine;</title><content type="html">&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İnsanoğlunun yaşamaya olan tutkusu ortadadır. Yaptığımız veya yapmak istediğimiz her şey aslında yaşadığımız veya var olduğumuzu hissetmek için bir mücadeledir. Bu mücadelenin en baş aktörü ise kuşkusuz yaşadığımız aşklardır. Bu aşklar sırasında hislerimiz artar duygularımız yoğunlaşır ve gerçek anlamda yaşadığımızı hissederiz. Peki, bizi bir diğer çiftimize çeken etkenler nelerdir? Bunun temelinde yatan gerçek nedir? Belki de karşı cinse olan tutkumuzun en belirleyici etkeni üreme arzumuzdur. Konu hakkında ünlü Alman felsefeci Schopenhauer “Bütün aşklar, istedikleri kadar uçarı, tensellikten, dünyevilikten uzak, ayakları yerden kesik görünsünler sadece cinsel dürtüde temellenirler. Evet, hatta bu âşıklık hali, sadece daha yakından belirlenmiş, daha özelleşmiş, hatta sözcüğün en dar anlamıyla bireyselleşmiş cinsel dürtüdür.”der. Ayrıca bununla yetinmeyip bu dürtülerin sebeplerini araştırmıştır. Bu yazımda konu hakkında duygusal yaklaşımdan bir hayli uzak Schopenhauer’ın bilimsel ve felsefi bazı değerlerini kendi fikrimle harmanlayarak sunmak istedim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Belki de kadın düşmanı olarak değerlendirilen bir felsefecinin fikirlerini kendi fikrimle harmanlamak istemem birçoğunuza anlamsız gelebilir. Yinede ele aldığı ikili ilişkilerdeki hassas noktaları çok gerçekçi değerlendirmeler yaparak, ilişkileri fiziksel öğelerin temellerine oturtuşunu göz ardı edilemeyecek kadar kayda değer bulmaktayım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Çiftleri birbirlerine bağlayan temel 3 özellik olduğunu düşünüyorum. Bunlar &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;güzellik, tensel -kimyasal- uyum ve çiftlerin davranışlarını belirleyen karakterdir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;. Cinsellik yemek arzusuna çok benzeyen bir hazdır. Hayatım boyunca yemek ile cinsellik arasında ciddi bir bağ kurmuşumdur. Örneğin bir kadının güzelliği bir yemeğin görüntüsünün hoşluğuna, masanın zengin çeşidine ve iyi yerleştirilmiş olmasına, lokantanın dekorasyonuna, manzarasına ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;seçkin muhitine &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;benzetirim. Bazen bu özellikler çok iyi olmasına rağmen yemekte aranan belki esas özellik yani lezzet çoğu zaman atlanır. İşte burada da yemeğin lezzeti karşı cinsteki tensel uyuma denk düşer. Bazen salaş yerlerde harika lezzetleri tadabilirsiniz. Yani karşı cinsin fiziksel açıdan çokta güzel olmadığı noktalarda onun lezzeti -tensel uyumu- bu açığı kapatabiliyor. Bununla birlikte lokantanın içinde ki hizmetin kalitesi, garsonların müşterilerini sıkmadan takip etmeleri, onlarla gerekli nezaketi göstererek ilgilenmeleri karşı cinsin tamamıyla davranış biçimine benzemektedir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İşte bu ve benzeri özellikleri Schopenhauer ile harmanlamanın nasıl olacağına bir bakmak istedim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ona göre çiftlerin bir birini seçerken -farkında veya değil- dikkatlerini çeken altı temel unsur üzerinden hareket etmeleridir. Bu temel unsurların genel dikkatin ilk düzlemini oluşturmaktadır. Dikkatimizi çeken bu unsurlar çoğu zaman bedenimizin bilincini duygusal bilincimizden daha dominant olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. İkinci düzlem ise psişik özelliklerle ilgili olan genel dikkatlerdir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şimdi ilk düzlemin altı temel unsurunu ele alalım.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Schopenhauer ‘a göre &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;birinci unsur yaştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Genel olarak seçtiğimiz çiftimizin yaşı çok önemlidir. Bir kadının yaşı adet görmesinin başlamasıyla bitmesi arasında ki döneme yayılır. Ancak kadınlar hususunda ki asıl tercihimizi, 18–28 yaş arasında ki döneme yöneltiriz. Bu yılların dışında ki hiçbir kadın bizi çekmez. Yaşlı, yani adetten kesilmiş bir kadına soğukluk duyarız. Güzellikten yoksun gençlik gene de çekicidir; gençlikten yoksun güzellik ise hiç çekici değildir. Burada bizi bilinç dışı yönlendiren maksadın, sadece üreme imkânıyla ilintili olduğu apaçıktır. Bu yüzden her birey, çocuk meydana getirmeye ya da hamile kalmaya elverişli dönemden uzaklaştığı ölçüde karşı cins için çekiciliğini yitirir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Schopenhauer kadınların 30–35 yaş arasında ki erkekleri, aslında en muhteşem insan güzelliğini temsil eden gençlere bile tercih ettiklerini savunur. Felsefeci bunun nedenini ise şöyle açıklamaktadır. Onların zevkleri doğrultusunda değil de, söz konusu yaşlarda erkeklerin doğurtucu gücünün doruğunu fark eden kadınların içgüdülerinin yönlendiriciliğinde davranmalarıdır. Sanırım bu konuda Schopenhauer’a hak vermemek elde değil. Şimdilerde yapılan çalışmalarda da gözlemlendiği gibi kişilerin üremek için en verimli dönemleri yukarıda verilen yaşlar arasındaki dönemlerdedir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Felsefecinin &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;ikinci unsuru ise sağlıktır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;. Akut hastalıklar eğilimimizi ancak geçici olarak aksatırlar. Kronik hastalıklar ise eğilimimizi azaltmakla kalmazlar bizi ürkütürlerde. Çünkü bunlar çocuğa da geçerler. Genetik (kalıtımsal) rahatsızlıklar bizi karşı cinse arzularımızın düşmesini sağlar. Kalıtımsal rahatsızlığı bulunan bir erkeğe kadının çok arzu duymaması onun doğasında vardır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Üçüncü unsur ise İskelet –kemik-&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; yapısıdır. Felsefeci kemik yapısı türün tipinin temelini teşkil ettiğini, Yaşlılığın ve hastalığın yanı sıra, bizi çarpık, bozuk bir beden biçimi kadar iten başka bir şey olmadığını söyler. Hatta olabilecek en güzel yüzün bile bu kusuru açığını kapatamayacağını iddia eder. Ayrıca iskeletin orantısızlığı, bozukluğunu -kısa boylu, tıknaz, kısa bacaklı, kambur- dışsal bir rastlantının –kazanın- sonucu olmayan aksak bir yürüyüşün bizi olumsuz yönde çok güçlü etkilediğini savunur. Buna karşılık olarak dikkati çekecek kadar güzel bir vücut yapısının, bütün kusur ve eksiklikleri telafi edebildiğini de açıklar. Schopenhauer böyle bir bedenin bizi hayran bırakacağına inanır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dördüncü unsur etin belli bir dolgunlukta olmasıdır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;. Anlayacağınız, cenine bol bol besin sunulacağına işaret ettiği için, vejitalif yapının hâkim durumda olması temeldir der. Bu yüzdende fazla zayıflığın bizi belirgin biçimde ittiğini savunur. Dolgun bir kadın göğsünün erkek cinsi üzerinde müthişi çekici bir etki yarattığını, çünkü bunun kadının çocuk doğurma işleviyle doğrudan bağlantılı olduğunu, yani yeni doğacak olana bol bol besin verebileceğinin belirtisini taşıdığını düşünür. Schopenhauer ayrıca aşırı şişman kadınların çekici olmadığını aksine tiksindirici duygu uyandırdığına inanır. Bunun nedenini ise yapısal özelliğin uterusun –rahim- atropi’sine –beslenme yetersizliğine- yani kısırlığa işaret etmesine bağlar. Bunu kafamızla değil içgüdümüzle sezdiğimizi söyler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Beşinci unsur yüz güzelliğidir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;. Burada da kemik yapısının parçalarını göz önünde tuttuğumuzu savunur. Bunu şöyle açıklar. “genel olarak asıl dikkatimiz güzel bir burna çekilirken, kısa, kalkık burun her şeyi mahveder. Sayısız kızın hayat mutluluğunda, burnun alt ya da üst tarafının küçük bir eğikliği, tayin edici olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Üst çene küçüklüğüne bağlı küçük bir ağız, hayvandan farklı olarak, insan yüzünün kendine özgü karakteri bakımından çok önemlidir.”der. Öne çıkık bir çenenin –mentum prominulum- sadece cinsimizin karakteristik bir özelliği olduğunu aktarır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Altıncı unsur ise güzel gözler ve alınlardır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;. Felsefeci bunların fiziksel özelliklerle, ama asıl anneden kalıtım yoluyla edinilen entelektüel nitelikler ilintili olduğuna inanır. Birinci unsurda felsefecinin savunduğu gibi kadınların erkeklerin genç yaştaki güzelliklerinden ziyade 30–35 yaşlarında ki hallerini beğendiklerini hatırlatırım. Ona göre kadınlar erkek güzelliğine çok az önem verirler. Hele de yüz güzelliğine. Bunu, çocuğa verme sorumluluğunu –yani yüz güzelliğini- sanki sadece kendileri yükleniyorlarmış gibi bir durum söz konusudur. Esasen kadını erkeğin kuvveti ve buna bağlı cesareti elde eder. Çünkü bu özellikler, sağlam çocukların ve aynı zamanda da onları cesur bir koruyucusunun var olacağının belirtisidirler. Erkeğin çocukla ilişkilenebilecek, ona geçebilecek her türlü bedensel bozukluğu, türün tipinde her sapma, erkekteki kusurların kadında bulunmaması, ya da hatta kadının tam tersi yönde –kusurları taşımama bakımından- ondan çok ileride olması nedeniyle, üreme sırasında kadın tarafından ortadan kaldırılabilir. Yani etkisizleştirilebilir. Kadının aşamayacağı istisnai özellikler, erkeğin cinsine özgü olanı, dolayısıyla da annenin çocuğa veremeyeceği özelliklerdir. Bu özelliklerin arasında iskeletin erkeksi yapısı –geniş omuzlar, düz bacaklar, kas gücü, cesaret, sakal, vs.- yer alır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Schopenhauer kadınların, çoğunlukla çirkin erkekleri sevmelerini bu şekilde yorumlar. Ayrıca kadınların bu tür erkeksi özellikleri taşımayan erkeklere hiç âşık olmadıklarını iddia eder. Buraya kadar olan birinci düzlemin genel değerlerini –dikkatlerini- içerdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şimdi ise ikinci düzleme geçelim bu da psişik özelliklerle ilgili olan dikkatlerdir. Schopenhauer kadının erkeğin babadan kalıtım yoluyla kendisine geçmiş olan yürek -gönül- ve karakter özelliklerinin çekimine sürekli olarak kapıldığını savunur. Bununla birlikte kadının kazanılmasında etkili olan başlıca özellikler irade sağlamlığı, kararlılık ve cesaret, ayrıca iyi yüreklilik ve dürüstlüktür der. Buna karşılık erkeğin entelektüel fazları –avantajları- kadının üzerinde öyle doğrudan ve içgüdüyü etkileyecek zorlama ve güç uygulamazlar çünkü bunlar babadan geçebilecek olan özellikler değillerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Kavrama yetisi yetersizliği kadınlara erkeği arzulama hususunda zarar vermez. Tersine belki ağır basan zihinsel güç ya da dâhilik bir anormallik olarak kadının üzerinde elverişsiz etki bile yapabilir savını savunmaktadır. Bu nedenle sıklıkla çirkin, budala ve kaba bir erkeğin, iyi yetişmiş, eğitimli, zihinsel yetenekli, akıllı ve sevimli bir adamı kadınlar karşısında saf dışı etmesine bağlar. Hatta bazen erkek kaba, güçlü, kifayetsiz kadın ise hassas ruhlu, ince düşünen, eğitimli, iyi yetişmiş, estetik duygulu olabileceğini söyler. Ya da kadın dahi ve bilgin erkek ise kaz kafalı olabileceğini düşünür.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu bağlamda entelektüel yanlardan çok farklı yanların göz önünde tutulmasıdır. Evlilikte hedef entelektüel bakımdan eğlenmek değil, çocuk meydana getirmektir. Bu da yüreklerin –gönüllerin- bir ittifakıdır kafaların değil. Kadınların bir erkeğin aklına kültürlülüğüne âşık olduklarını ileri sürmeleri, budalaca, gülünç bir iddiadır. Ya da yozlaşmış bir varlığın fantezisinin ürünüdür. Erkeklerin içgüdüsel aşklarını ise kadının karakter özellikleri belirlemez. Bundan ötürü bu kadar çok Sokrates kendi ksantiphe’sini bulmuştur. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Schopenhauer buraya kadar iki düzlemde değerlendirilmiş genel dikkatleri temel almıştır. Şimdi onun bireysel dikkatlerine yönelelim. Ben biraz bunu benim Tensel- kimyasal- uyumuma benzetiyorum. Bizde olmayan şey değerlidir. O yüzden eksikliklerimizi karşı taraftan alacağımız genlerle tamamlamamız gerekmektedir. İşte bunu Schopenhauer şöyle açıklamaktadır. “Bu mutlak –genel- değil de nispi yanlara yönelmiş değerlendirmeye dayalı bir seçme, o sadece mutlak olandan hareket eden seçmeden çok daha belirli, kararlı ve sadece tek, belli bir yana yöneliktir. Bu nedenle, asıl tutkulu aşkın kökeni, kuralda göz önüne alınan bu nispi yanlarda, sıradan, bildik, eğilimin kökeni de mutlak olanlarda yatacaktır.”der. İşte buna bağlı olarak büyük tutkuları ateşleyegelenler, özellikle normlara uygun, kusursuz güzellikler olmamışlardır. Böyle gerçek tutkulu bir eğilimin doğabilmesi için, ancak kimyasal –tensel- bir metaforla ifade edilebilecek bir şeye ihtiyaç olduğunu savunur. Sonra Schopenhauer her iki kişinin asit ile alakalı metal gibi birbirlerini nötralize edip nötr tuza dönüştürmeleri gerektiğini söyler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Devamı sonra gelecek yoruldum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Not:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Belki birçoğunuz bu felsefecinin anlattıklarına katılmayacaktır. Ama inanıyorum ki henüz eş seçmemiş kişiler şimdiden bu değerlere kendi değerlerini ekleyerek eşlerini daha bilinçli seçmenin gayretini göstereceklerdir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style=" ;font-family:Verdana;font-size:10.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style=" ;font-family:Verdana;font-size:10.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify"&gt;&lt;span style=" ;font-family:Verdana;font-size:10.0pt;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-8044475015485783611?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/az8cMa7hFqH6Lwy6-ByyiFQ0Pks/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/az8cMa7hFqH6Lwy6-ByyiFQ0Pks/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/az8cMa7hFqH6Lwy6-ByyiFQ0Pks/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/az8cMa7hFqH6Lwy6-ByyiFQ0Pks/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/8Jd9f5FW2uM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/8044475015485783611/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/02/ask-ve-cinsellik-uzerine.html#comment-form" title="6 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/8044475015485783611?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/8044475015485783611?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/8Jd9f5FW2uM/ask-ve-cinsellik-uzerine.html" title="Aşk ve Cinsellik Üzerine;" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><thr:total>6</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/02/ask-ve-cinsellik-uzerine.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CE4HRn06eSp7ImA9Wx5aEkQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-2319916148733579230</id><published>2010-01-20T18:58:00.009+02:00</published><updated>2010-11-09T10:55:37.311+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-11-09T10:55:37.311+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kur'an" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="An" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kutsal Kitap" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Hizmet" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Saygı" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Tanrı" /><title>Hizmet</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TAXv5KPjvlI/AAAAAAAADcU/qzV-e_fkEdU/s1600/demin.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 133px; height: 100px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TAXv5KPjvlI/AAAAAAAADcU/qzV-e_fkEdU/s320/demin.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478048287047269970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="  ;font-family:Verdana;font-size:13px;"&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Hizmet; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Var olmamızın bedeli… &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Aslında bu konuyu doğru bir şekilde ifade edebilecek miyim ben de bilmiyorum lakin birkaç satır bir şeyler karalama, oturaklı birkaç söz söyleme fikri için için tüm benliğimi kemirip dururken yazmaktan başka bir seçeneğim kalmadı. Hizmet sözlüklerde genel olarak; Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapmaktır diye açıklanıyor. Bunun yanında bir de bakım, özen, ihtimam manaları içermektedir. Bunu okuyunca hizmet kime veya neye yapılır sorusu aklıma geliyor birden. Acaba cansız bir varlığa hizmet yapılabilir mi? Bir bahçenin bakımını üstlendiğimizde ona gösterdiğimiz özen, yaptığımız tüm işlere verdiğimiz ihtimam bir hizmet olabilir mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu ve benzeri sorulara cevap vermeden önce ilk olarak hizmet etmenin temelinde yatan gerçekliğe bakmak gerek diye düşündüm. Ona baktığımda ise gördüğüm en belirgin esas saygı olduğuydu. Herkese ve her şeye karşı göstermiş olduğumuz bu saygı hizmetin ta kendisiydi. İşine, yaptığına ve çevresine saygı duymayan bir insan düzgün ve kaliteli bir hizmet asla sunamaz. Dostuna güler yüzle yaklaşmak, ona dürüst davranmak, onun kendisini senin yanında emin ve huzurlu hissetmesi senin ona göstermiş olduğun saygının bir sonucudur. Bu hisleri onda oluşturmak ise bir nevi hizmettir. Böylece en büyük hizmeti en çok sevdiğimiz ve en çok saygı duyduğumuz kişilere yaparız veya yapmaya çabalarız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;O halde hizmet, anın içinde saklanan bir cevherdir de diyebiliriz. Çünkü saygı ancak anda olabilir, ancak anda gerçekleşebilir. Önümüzde o anda gerçekleşen olaylara karşı göstermiş olduğumuz tepkiler bir kişiye karşı saygılı olup olmadığımızı ortaya koyar. Kişi öncelikle kendi anına saygı duymalıdır. Çünkü kendi anına duyduğu saygı kendine duyduğu saygıdır. Kendine saygı duyan herkese ve her şeye saygı duyar. Bu duyarlılıkla çevremize baktığımızda; hizmet anı, tam anlamıyla, tüm farkındalığımızla yaşamaktır diyebiliriz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bu noktadan yola çıkarak birden aklıma en büyük hizmeti, en kaliteli sunan ve asla karşılık beklemeyen Tanrı geldi. Benliğim bir anda sarsıldı. “Hizmette sınır yoktur” sözü ile bağlantı kurduğumda ise beynimin kıvrımlarında hareketlenen kıpırtılar doruğa ulaşmış çoktan karıncalanmaya başlamıştı. Dindar bir yapım olduğundan okuduğum kitaplardan edindiğim bilgilere göre evrenin insan için musahhar kılındığı geldi aklıma. Musahhar kelimesi Arapça bir kelimedir. Anlamı ise; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Teshir edilmiş,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt; emre &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;amade kılınmış demektir. Yani tüm evren izotropik yapısıyla bizim emrimize amade kılınmış olması bir hayli düşündürücü ayrıca ürpertici bir durum. Düşünsenize bir, kaliteli bir otelin imkanlarından faydalanıyorsunuz ve restoranında yemek yiyor bir şeyler içiyorsunuz ona göre de hesap çıkacaktır karşınıza, hiçbir şey yemeyip sadece çay içeyim bile deseniz hesap kabarık çıkabilir. Bu durumda müessese sahibine mutfağın nerede olduğunu sorabilirsiniz? Komik değil mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İyi ki Tanrı bunun karşılığını bizden istemiyor çünkü onun hizmet anlayışında karşılık almak yoktur (Vahhab). Bir nimetin (hizmetin) şükrünü ifa etmeye kalksak oda bir nimet oluveriyor ve onunda şükrünü ifa etmek gerekiyor. İş böyle olunca sonu olmayan bir döngüye giriyor. O yüzden zaten kutsal kitabı Kur’an “el-hamd” ile başlıyor “hamd”’ı biliyoruz övgü, şükran peki “el-hamd” nedir? Arapçadaki “El” takısı İngilizcede ki “the” takısı gibidir. Yani marifedir bilinen demektir. Belki de bunun için bu döngüden kurtulmanın tek yolu Tanrıya duyulan “malum mutlak şükran” duygusudur.&lt;br /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bunca değerlendirmeden sonra şu sonuca ulaştım. Hizmet bir saygıdır. Saygı, kişinin kendini anda tutarak yaşadığı bir olgudur.Kendine saygısı olmayanın başkasına saygısı asla olmaz. Çevremize aslında kendimize göstermiş olduğumuz bu hassasiyet hizmetin ta kendisi oluyor. Zaten başka türlü bir hizmet anlamsız ve yetersiz bir olgudan öte olamazdı. O halde bir kurumda çalışan kişinin size göstermiş olduğu hizmet kalitesi esasen kendine duyduğu saygı ve değerin size iz düşümünden ibaret oluyor. İş böyle olunca da herkes herkese veya kendine hizmet etmesi, saygı duymasının gerekliliği ortaya çıkıyor. Sonuç olarak var olmamızın bedeli olarak her şeye hizmet ederek gelişiyor ve kudsileşiyor, ulvileşiyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;KZ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-2319916148733579230?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4gaL6rnE6WlsCVBdQsh7k6rNcKE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4gaL6rnE6WlsCVBdQsh7k6rNcKE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4gaL6rnE6WlsCVBdQsh7k6rNcKE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/4gaL6rnE6WlsCVBdQsh7k6rNcKE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/RH3l5MpWNXM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/2319916148733579230/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/01/hizmet-var-olmamzn-bedeli-aslnda-bu.html#comment-form" title="4 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/2319916148733579230?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/2319916148733579230?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/RH3l5MpWNXM/hizmet-var-olmamzn-bedeli-aslnda-bu.html" title="Hizmet" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/TAXv5KPjvlI/AAAAAAAADcU/qzV-e_fkEdU/s72-c/demin.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>4</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/01/hizmet-var-olmamzn-bedeli-aslnda-bu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUcMQnY8fip7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-1096960213655481264</id><published>2010-01-20T10:25:00.005+02:00</published><updated>2010-08-30T22:38:03.876+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:38:03.876+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="şiir" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gazali" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Vefat" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Ölüm" /><title>Gazali'nin Son Şiiri</title><content type="html">&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Beni öldü gören ve ağlayan dostlarıma,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Şöyle söyle, üzülen din kardaşlarıma,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Sanmayınız ki sakın , ben ölmüşüm gerçekten ,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Vallahi sizde kaçın buna ölüm demekten,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ben sadrın içindeyim bu ceset ise bana,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ev gibi; gömlek gibi örtü olmuştu cana ,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ben bir inciyim , örtümse bir sedeftir ,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Süphan ile ülfetim , beni beri etmiştir,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bir sabah aranızda, bir ölü gibiydim,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ve bir müddet yaşadım sonra da kefen giydim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Anlayınız sırrımı, onda bir haber vardır,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Ve bilin ki sözümün altında ki manadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;İşte rıhlet eyledim, geri size bıraktım,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Dünyada ki yurdumu hayalimden çıkardım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Sanmayınız ki ölüm, hemen daim ölmektir,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Aslında bir hayattır, ve yüce bir hedeftir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Düşünmeyin ki ölüm ,azap elem çekmektir,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;O, sadece bir evden , başka bir eve geçmektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Azığınızı alın ve yola hazırlanın ,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Eğer aklınız varsa başka şeye kanmayın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Bana rahmet okuyun , rahmet olunasınız,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Biz gittik bilin ki , sırada siz varsınız….&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Gazali vefatından az önce yazdığı şiirdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-1096960213655481264?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ISbHyMDayxIBFxEfkvTyAkvr8Tk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ISbHyMDayxIBFxEfkvTyAkvr8Tk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ISbHyMDayxIBFxEfkvTyAkvr8Tk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ISbHyMDayxIBFxEfkvTyAkvr8Tk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/QBRDiVEoYRY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/1096960213655481264/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/01/gazalinin-son-siiri.html#comment-form" title="2 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/1096960213655481264?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/1096960213655481264?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/QBRDiVEoYRY/gazalinin-son-siiri.html" title="Gazali'nin Son Şiiri" /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><thr:total>2</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/01/gazalinin-son-siiri.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUcNQH88fip7ImA9Wx5QEUQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-186136884281613681.post-4385678923904433438</id><published>2010-01-19T23:51:00.007+02:00</published><updated>2010-08-30T22:38:11.176+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2010-08-30T22:38:11.176+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Farkındalık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Karar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fikir" /><title>Deminden beri...</title><content type="html">&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S1Zu6Bs-rDI/AAAAAAAAC18/rJ-zYG1SJxs/s1600-h/081220091787.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 113px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S1Zu6Bs-rDI/AAAAAAAAC18/rJ-zYG1SJxs/s320/081220091787.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428648344010271794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-family:Verdana;"&gt;&lt;p class="western" align="justify" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Birçoğumuz büyük pişmanlıklar sonrası aldığımız kararlar kadar net yaşamak isteriz hayatı. Aldanmışlığın verdiği acı ile perçinleşmiş yargılarımız bizi diğer çıkarımlarımızdan daha güçlü kılar çoğu zaman. Gerçekle, olmayanın en doğru ayırtını belki de o anlarda hissederiz. Ve aldığımız kararların bizi emniyetli bir limana eriştirmesini bekleriz. Ama çoğu zaman yanılırız. Daha büyük pişmanlıklar çekeriz. Belki çevremizi daha farklı hissetmemize yarayabilir aldığımız bu kararlar ama bizi sakin bir limana götürmesi hususunda yanılmışızdır. Kanımca pişmanlıklarımız bize karar aldırmaması gerek. Karar bizim içimizden gelen, kimsenin etkisi olmadan, ikna olduğumuz hususlarda tüm benliğimizle iman ettiğimiz tercihler bütünüdür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="western" align="justify" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Birçok kişi anı yaşamayı gelecek planları yapmadan, aklının estiği gibi veya eğlenerek yaşamak olarak görebilir. Aslında geçmiş ile geleceğin bir zeminde (o anda) birleşmesinden ibarettir. Endişelerden ve kaygılarımızdan ne kadar arınabilirsek hayatın o kadar farkına varabiliriz. Bu farkındalık bize seçenekler hazinesine sahip olduğumuzu gösterir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="western" align="justify" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Geçmiş hatalarımızdan arınmaya gelince onlardan gerçek anlamda pişman olmadığımız sürece, bir kambur gibi sırtımızda gittiğimiz her yere taşır ve bulaşıcı bir hastalık gibi etrafımıza yayarız. İçten gerçekten sızılı bir pişmanlık onlardan ebediyen kurtulmamızı sağlar. İnsanoğlu gelişiminde etrafındakilere bazen zarar vererek olgunlaşır. Bizlerin oluşmasında isteyerek veya istemeyerek katkıda bulunan tanıdığımız herkese minnettar olmalıyız. Gerçek anlamda arınmak; geçmişin yükünü bırakmak, gelecek endişesi ve kaygısı yaşamamak ve geçmişi gelecekle birleştirip tüm olgunluğumuzu ana yöneltip, fark etmek için yaratıldığımızı devamlı surette hatırlamakla mümkün görünüyor. O yüzden insanları kırıp incitebiliriz. Bazılarımız tüm hayatlarını bu tarz hataların hasarlarını sarmakla geçirmiştir. Yine de varlığımızı olgunlaştırma savaşımızdan vazgeçmeyiz. Bu bizim varoluş sebebimizdir. İnsanlar yaptıkları büyük hataların pişmanlıkları kadar olgunlaşabiliyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S1ZvBYBOS3I/AAAAAAAAC2E/3vnAVfYcyVk/s320/290820091513.jpg" style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 113px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428648470259846002" /&gt;&lt;p class="western" align="justify" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;Mutlu olduğumuz anlarda olgunluğumuzun arttığını gözlemleyebiliriz. Ya da en derin acıları çekerken içimizde bir şeylerin kök saldığını hissederiz. İşte insan denilen bu bilmecenin gerçek olgunlaşması duyguların durağan olduğu anlardan ziyade uç noktalarda gezindiğinde olur. Var olduğumuzu o uç noktalarda biliriz. Bu duygular bize coşkuyu yaşatır. Tanrı içimizdeki coşkuyu kendisini hissetmemiz için yaratmıştır. Sadece coşku içimizde patladığın da, anı fark edebiliyor, seçeneklerimizi görüp tercihimizi doğru yapabiliyoruz. Ve sıra dışı bir şeylerle karşılaştığımızda kabullenmemiz kolay oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="western" align="justify" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;KZ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/186136884281613681-4385678923904433438?l=kaptanzor.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qKhm-6j8R7QmXWr17S29CwNzL2M/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qKhm-6j8R7QmXWr17S29CwNzL2M/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qKhm-6j8R7QmXWr17S29CwNzL2M/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/qKhm-6j8R7QmXWr17S29CwNzL2M/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~4/0Q9S4G_LOKU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://kaptanzor.blogspot.com/feeds/4385678923904433438/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://kaptanzor.blogspot.com/2010/01/deminden-beri.html#comment-form" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/4385678923904433438?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/186136884281613681/posts/default/4385678923904433438?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/KaptanZorunSeyirDefteri/~3/0Q9S4G_LOKU/deminden-beri.html" title="Deminden beri..." /><author><name>Kaptan Zor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04384639307242521516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="20" height="32" src="http://4.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S-gJtjN3-6I/AAAAAAAADaE/Ize2SkuV6dY/S220/yol.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_JHl9x9xupHI/S1Zu6Bs-rDI/AAAAAAAAC18/rJ-zYG1SJxs/s72-c/081220091787.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://kaptanzor.blogspot.com/2010/01/deminden-beri.html</feedburner:origLink></entry></feed>

