<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Kariyer Yolculuğu</title>
	
	<link>http://kariyeryolculugu.com/blog</link>
	<description>Kariyer ve Yaşam Dengesi Üzerine Profesyonel Rehberlik</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2009 05:47:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/KariyerYolculugu" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>Sizinle Bir Sırrı Paylaşmak İstiyorum, Inovatif Yaklaşım</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/g-olpguSq_Y/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/11/05/sizinle-bir-sirri-paylasmak-istiyorum-inovatif-yaklasim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 05:47:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Tanjan Ozbilgi
İnovasyon sadece yeni bir ürün yaratmak demek değildir. Yeni bir üretim sistemi ya da organizasyonel yenilik de İnovasyon başlığı altında incelenebilir. Ama bu yazımızda hizmet sektöründen bahsedeceğiz.
Günümüzde hizmet sektöründe sadece yeni ürünler oluşturmak değil, bilinen bir servisi farklı bir “deneyim” haline getirmek de inovasyon başlığı altında inceleniyor. Ürüne ruh katmak, bir ambians oluşturmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="inovatif yaklasim, fatmanur erdogan, kariyer yolculugu" href="http://www.linkedin.com/pub/tanjan-ozbilgi/5/10/461" target="_blank">Yazan: Tanjan Ozbilgi</a></p>
<p>İnovasyon sadece yeni bir ürün yaratmak demek değildir. Yeni bir üretim sistemi ya da organizasyonel yenilik de İnovasyon başlığı altında incelenebilir. Ama bu yazımızda hizmet sektöründen bahsedeceğiz.</p>
<p>Günümüzde hizmet sektöründe sadece yeni ürünler oluşturmak değil, bilinen bir servisi farklı bir “<strong>deneyim</strong>” haline getirmek de inovasyon başlığı altında inceleniyor. Ürüne ruh katmak, bir ambians oluşturmak bu parantez içerinde yer alabilir. Bu noktada sunduğunuz hizmet ya da ürünün bedeli maliyet + kar olmaktan çıkacak, onun yerine “<strong>farklı</strong> <strong>deneyim yaşatma bedeli</strong>” olarak adlanacaktır.</p>
<p>Üretilen mal ve hizmeti tüketenlerin <strong>”başka yerde yok</strong>” ya da <strong>“hayran kaldım”</strong> sözleri o ürünü marka olmaya taşıyan bir unsur olacaktır. Elbette müşterinin bunu ifade etmesi bizler için önemli. O noktada fiyat (tüketicinin ödemeye hazır olduğu “<strong>bedel</strong>”) önemsiz hale gelecektir.</p>
<p>Müşteri benzer başka bir ürün için 50 kuruşluk indirim uğruna pazarlık yaparken, bu tür sıradışı bir ürün için hiç düşünmeden 100’lerce lirayı verebilmektedir. Buna ürünün/hizmetin “subjektif” değeri diyebiliriz. Çünkü müşterinin duygu algılamasına dayalı bir bedel oluşmaktadır. Güzel duygular hissediyorsa yüksek bedeller ödeyecektir.</p>
<p>Bunun içindir ki sonradan görme bir işadamı, kendi çalışanlarına her ücret verişinde eli titrerken, bir gece kulübünde kendisine yaşatılan ambians için binlerce lirayı saçabilmektedir. Sadece müşteri ihtiyacını karşılayarak katma değer üretmek değil, güzel ve farklı bir deneyim yaşatmak da inovatif bir hizmet yaklaşımı gerektirmektedir.</p>
<p><strong>İnovasyon ve marka ilişkisi:</strong></p>
<p>Tüketiciyi sadece mantığı ile değil, duygu bağı ile bağlamak, marka olmanın bir diğer tanımı olabilir. Sizin ürününüzü seçmesinin nedeni fiyat, kalite ya da servis uygunluğu dışında duygusal olarak ürün ile tüketici arasında kurulmuş bağ olabilir. Bu nedenle günümüzde psiko-sosyal konular daha da önem kazanacaktır. Çünkü bu bağı ancak sosyal psikoloji ile algılayabilir ve müşteri için bu hizmeti geliştirebiliriz.</p>
<p>Tüketici davranışlarından, onun kültürel değerlerinden, psiko-sosyal algılamalarından testlerle eğilimleri çıkarılabiliriz. Dikkat edeceğimiz nokta; toplumu ayıran sosyo-kültürel katmanların, “hizmet algısı/beğenisi” üzerine etkisinin farklı olmasıdır. Diğer bir ifadeyle; bir kültürel katman için ürettiğimiz hizmet diğerine cazip gelmeyebilir. O nedenle tek-tip algı ve hizmetten söz edemeyeceğimiz açıktır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Tablo gibi hizmet:</strong></p>
<p>Bir tablo satın alma kararınızı neler etkiler? Fiyatı sizce <strong>tuval + boya + işçilik</strong> bedeli olabilir mi? Elbette “hayır” diyeceksiniz. O tablodan aldığımız haz ve sizde yarattığı algı ve hatta o tabloyla beraber aldığımız yeni statü (sahip olma etkisi) bunlardan bazıları olabilir. Sonuçta kendi sunduğunuz hizmeti de <strong>“sanat”</strong> gibi tanımlayabilirsiniz. Artık müşterinizin “Subjectif” algılaması ile yüzyüzesiniz. Çünkü sanatsal ürünün bedeli “subjektiftir.”</p>
<p>Size bir sır olan bu “<strong><em>subjectif bedelli</em></strong>” ve bol “<strong><em>inovasyonlu</em></strong>” günler diliyorum…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/11/05/sizinle-bir-sirri-paylasmak-istiyorum-inovatif-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/11/05/sizinle-bir-sirri-paylasmak-istiyorum-inovatif-yaklasim/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sezgi ve Mantık Ikilemi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/rxNnDieS_Qc/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/28/sezgi-ve-mantik-ikilemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 05:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[ 
Yazan: Oktay Taftalı
Hayatta karşılaştığımız kimi sorunlara çözüm ararken, sorunun önemi ve karmaşıklığı oranında kılı kırk yardığımız, günlerce sağa sola danıştığımız, tasarımlar, planlar yaptığımız ve buna rağmen istediğimiz neticeyi alamadığımız olmuştur.
Türlü çeşitli mantıklar geliştirerek, olabildiğince “rasyonel” olmak gereğine inandığımız çözüm üretme/arama süreci esnasında, çoğunukla “içimizdeki bir ses”in de bize eşlik ettiğine tanık oluruz. Ancak akılcılığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><a title="oktay taftali, kariyer yolculugu, fatmanur erdogan" href="http://www.oktaytaftali.com" target="_blank">Yazan: Oktay Taftalı</a></p>
<p>Hayatta karşılaştığımız kimi sorunlara çözüm ararken, sorunun önemi ve karmaşıklığı oranında kılı kırk yardığımız, günlerce sağa sola danıştığımız, tasarımlar, planlar yaptığımız ve buna rağmen istediğimiz neticeyi alamadığımız olmuştur.</p>
<p>Türlü çeşitli mantıklar geliştirerek, olabildiğince “rasyonel” olmak gereğine inandığımız çözüm üretme/arama süreci esnasında, çoğunukla “içimizdeki bir ses”in de bize eşlik ettiğine tanık oluruz. Ancak akılcılığın ve mantığın bir önyargı şeklinde itibar gördüğü <strong>“Aydınlanma Ça</strong><strong>ğ</strong><strong>ı”nın ve modernizmin de</strong><strong>ğ</strong><strong>erleriye yeti</strong><strong>ş</strong><strong>mi</strong><strong>ş</strong><strong> birey, bu “içinden gelen ses”e itibar etmeyi ço</strong><strong>ğ</strong><strong>unlukla bir gurur meselesi olarak algılar ve ondan kaçınmaya çalı</strong><strong>ş</strong><strong>ır.</strong></p>
<p>Henüz açıkça tanımlanamadığını varsaydığımız ve o nedenle pek itibar etmediğimiz “içimizden gelen ses”, arzu edilmeyen bir sonuçtan sonra “keşke o sesi dinleseydim” türü yakınmalarımıza da konu olur. Ancak <strong>akıl ve mantıkla kutsanmı</strong><strong>ş</strong><strong> modern zamanlarda, bu iki unsuru esas almayan davranı</strong><strong>ş</strong><strong>ların “duygusallık” genellemesiyle itham edilmesi, bizi bir sonraki benzer süreçlerde de ikircikli kılar. </strong></p>
<p><strong>“Duygusal” davranmayı gururuna yedirememek, modern insanın ba</strong><strong>ş</strong><strong>lıca açmazlarından birisidir.</strong> Oysa duyu (impression), duygu (sentiment) ve sezgi (intuition) gibi yetilerden kaynaklanan veriler olmaksızın, aklın ve mantığın olgunlaşması, etkinlik göstermesi zaten mümkün değildir.</p>
<p>Bu yetiler arasında, insana ayrıcalıklı bir bilgi türü sunan sezginin önemi üzerinde durmak gerekiyor:</p>
<p><strong><em>“Bilginin iki </em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>ekli vardır: bilgi ya sezgi bilgisidir veya mantık bilgisidir: ya fantaziden do</em></strong><strong><em>ğ</em></strong><strong><em>an bilgidir veya zihinden; ya bireysel olanın bilgisidir veya tümel olanın; ya tek tek nesnelerin bilgisidir veya onların birbirleriyle olan ilgilerinin bilgisidir; bilgi, bütünüyle ya imgeleri veya kavramları meydana getirir.”</em></strong><strong> </strong></p>
<p>Aslında üzerinde fazlaca düşünmesek, itiraf etmesek bile, basit gündelik hayatımız, “içimizdeki ses” yani sezgi bilgisi tarafından yönetilir.</p>
<p>İnsanın tek tek nesnelerle, tek tek insanlarla, tekil olgu ve olaylarla ilgi içinde edindiği deneyimler, genel bir imge ve tasavvur dünyası oluşturur. Evden alışveriş için pazara gidinceye dek geçen süre içinde, onlarca şey düşünürüz. Ancak eve döndüğümüzde düşündüklerimizi alt alta yazmayı deneyelim, belli başlı birkaç şey dışında hiçbir şey hatırlamadığımızı veya hatırladıklarımızı kolay kolay yazıya dökemediğimizi, ifade etmekte güçlük çektiğimizi göreceğiz. Oysa bu süreç boyunca zihnimizin bir takım şeylerle meşgul olduğuna kuşku yoktur. Fakat bu alışıldık, basit ve olağan süreç boyunca, zihnimizi kimi mantıki ve kavramsal unsurların yanısıra, ağırlıklı olarak meşgul eden ve eylemimizi asıl yöneten başka bir takım unsurlardan söz etmek gerekir.</p>
<p><strong>İşte kendi halindeki gündelik olağan eylemimizi yöneten, yönlendiren ve ifade etmekte güçlük çektiğimiz bu unsurlar, sezgi bilgisinin sunduğu genel ve kapsayıcı </strong><strong>imgelerdir.</strong></p>
<p>Sağır ve dilsizlerin nasıl düşündükleri üzerine ünlü bir polemikten yola çıkarak, insanın sadece dilde ve sözcüklerde ifade bulan kavramlarla değil, aynı zamanda imgelerle düşündüğünü söyleyebiliyoruz. Demek ki, <strong>mantığın verisi olan kavramların yanısıra, sezginin eseri olan imgeler de, düşüncenin unsurları arasında yer alıyorlar. </strong>Ancak <strong>imgeleri ifadeye dönüştürülebilmek, kavramları ifade etmekten daha zordur ve yine sezgisel bakımdan ayrıcalıklı bir yetenek gerektirir.</strong></p>
<p>Biz sayısız kez pazara gidebiliriz, ancak bir “pazar yeri” imgesini ifade edebilmenin zorluğunu ayrımsamak için Bernardo Belotto’nun, “Pirna’da Pazar Meydanı” tablosuna göz atmamız yeterlidir. Benzer bir pazar yeri imgesini yazıyla ifade etmek, tezgâhlardaki çeşitli meyve ve sebzelerin kokusunu, insanların koşuşturmasını, kalabalığın, başka hiçbir gürültüye benzeterek tarif edilmesi mümkün olmayan uğutulsunu yazıya dökmek çok daha zordur.</p>
<p>Oysa, söz konusu olan yıllardan beri bildiğiniz, tanıdığınız sıradan bir pazar yeridir.</p>
<p>Ama bu bilme ve tanıma sezgisel-imgesel bir tanımadır ve olağan sıradan eylemimiz bu sezgisel-imgesel bilgi tarafından yönetilmektedir.</p>
<p>Aynı şekilde: pratikte boş bir kovayı kuyuya indirip, su doldurduktan sonra yukarı çekmeniz birkaç dakikanızı alır. <strong>Böylesi bir eylemin pratikte size çok basit gelmesini sa</strong><strong>ğ</strong><strong>layan, eyleminizi yöneten sezgi bilgisinin sundu</strong><strong>ğ</strong><strong>u imgenin gücüdür</strong>. Binlerce yıllık “kuyudan su çeken insan imgesi.” Bu imgenin gücünü ve bildirdiği bilginin kapsamını anlamak için, çıkrığın gıcırtısından, kuyunun ağzında ve ipin ucunda yerçekimine karşı salınan kovadan başlayarak, söz konusu eylemi iki sayfa A4 olarak yazmayı deneyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Demek ki, sezginin sundu</strong><strong>ğ</strong><strong>u imgesel bilgi sayesinde, gündelik ola</strong><strong>ğ</strong><strong>an hayatı kolayca sürdürmemiz onun basitli</strong><strong>ğ</strong><strong>ini de</strong><strong>ğ</strong><strong>il, bilakis ola</strong><strong>ğ</strong><strong>anüstü gücünü gösteriyor.</strong></p>
<p>Eğer bu bilgi hakikaten basit bir bilgi olsaydı kolayca ifade edebilebilirdi. <strong>İş</strong><strong>te yine bu nedenle, hayatımızın en basit ve en ola</strong><strong>ğ</strong><strong>an gibi görünen ilgileri, ifade edilmesi en zor olan ilgilerdir.</strong></p>
<p>Bu ilgiler sadece bizimle nesneler bakımından değil, bizimle öteki insanlar bakımından da benzer özellikler gösterir. <strong>Örne</strong><strong>ğ</strong><strong>in, i</strong><strong>ş</strong><strong> yerinde, kom</strong><strong>ş</strong><strong>uluk veya arkada</strong><strong>ş</strong><strong>lık ili</strong><strong>ş</strong><strong>kilerinde, muhatabınızın sizi rahatsız eden gündelik davranı</strong><strong>ş</strong><strong>larını, ona basit bir kaç cümle ve davranı</strong><strong>ş</strong><strong> taklidiyle, ne</strong><strong>ş</strong><strong>e ve sezgisel samimiyet içinde ifade etmek varken, en mantıklı çözümü aramak gerekçesiyle, aylarca karın a</strong><strong>ğ</strong><strong>rısı çekti</strong><strong>ğ</strong><strong>iniz halde, tek bir cümle edemeden, bu duruma katlanmak zorunda kalabilir ya da “mantık”a ra</strong><strong>ğ</strong><strong>men, tam tersi umulmadık çatı</strong><strong>ş</strong><strong>malara yol açabilirsiniz. </strong></p>
<p>Sezgisel olarak edinilen bir dış etkiyi, mantıksal olarak açıklamak ve gerekçelendirmek mümkün olmadığı için, retorik, psiko-drama, autogenes training gibi, sonuçta ilişki biçimlerinde sezgisel ifadeyi güçlendirmeye yarayan tekniklere ve bunların eğitimine gerek duyulmaktadır.</p>
<p><strong>Modernizmin, sezgi bilgisini gündelik hayat ve insan ili</strong><strong>ş</strong><strong>kilerinde teorik olarak görmezden gelmesi nedeniyle ortaya çıkan olumsuzluklar, yine modernizm tarafından “hasarın giderilmesini” amaçlayan kârlı bir endüstriye dönü</strong><strong>ş</strong><strong>türülmü</strong><strong>ş</strong><strong>tür.</strong> <strong>Böylece, aslında her insanda do</strong><strong>ğ</strong><strong>al olarak ve do</strong><strong>ğ</strong><strong>u</strong><strong>ş</strong><strong>tan mevcut yetenekler, önce insana unutturulmakta, sonra para kar</strong><strong>ş</strong><strong>ılı</strong><strong>ğ</strong><strong>ı çe</strong><strong>ş</strong><strong>itli e</strong><strong>ğ</strong><strong>itimlerle yeniden kazandırılmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Oysa, Fidel hangi liderlik kursuna katılarak Fidel olmu</strong><strong>ş</strong><strong>tur? </strong></p>
<p><strong>Ya da Scott Fitzgerald örnek ya</strong><strong>ş</strong><strong>am kalitesinin sırlarını ke</strong><strong>ş</strong><strong>federken hangi “coach”a danı</strong><strong>ş</strong><strong>mı</strong><strong>ş</strong><strong>tır?</strong></p>
<p>Aslında sezgi bilgisinin gündelik yaşam pratiğinde son derece geniş bir kabul gördüğüne kuşku yoktur, fakat bunu söylem alanına taşınması gerekiyor<em>. </em>Çünkü: <strong><em>“Çok eski ve herkes tarafından itirazsız olarak kabul edien bir zihin bilgisi bilimi vardır: mantık. Fakat sezgi bilgisi bilimini hemen hemen kimse ho</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em> görmez veya yalnızca pek az ki</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>i tereddüt ederek ona kar</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>ı ho</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em> görürdür. Mantık bigisi aslan payını almı</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>tır; [...]</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>O nedenle, bize soruldu</strong><strong>ğ</strong><strong>unda, çocuk yeti</strong><strong>ş</strong><strong>tirmekten, alı</strong><strong>ş</strong><strong>veri</strong><strong>ş</strong><strong> kültürüne, i</strong><strong>ş</strong><strong> ya</strong><strong>ş</strong><strong>amından, arkada</strong><strong>ş</strong><strong>lık ili</strong><strong>ş</strong><strong>kilerine dek, ço</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzun, makul, mantıklı ve “rasyonel” bir ya</strong><strong>ş</strong><strong>am pe</strong><strong>ş</strong><strong>inde oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzu vurgulamamız, gönüllü bir yanılgının ifadesidir. </strong></p>
<p>Gönüllü olarak bu yanılgıyı kabullenmenin altında, hayatımızı akıl ve mantık ötesinde bir bilginin yönlendirdiğini itiraf etmenin, sanki başkalarında güven kaybına yol açacağı kaygısı yatmaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Oysa en ba</strong><strong>ş</strong><strong>arılı politikacıların, politikanın bir mantık bilimi </strong><strong>ş</strong><strong>eklinde ö</strong><strong>ğ</strong><strong>retildi</strong><strong>ğ</strong><strong>i siyasal bilgiler fakültelerinden yeti</strong><strong>ş</strong><strong>medi</strong><strong>ğ</strong><strong>ini, en ba</strong><strong>ş</strong><strong>arılı tüccarların, yine ticaretin mantık bilimi kapsamında bir bilim olarak ö</strong><strong>ğ</strong><strong>retildi</strong><strong>ğ</strong><strong>i akademilerden mezun olmadı</strong><strong>ğ</strong><strong>ını gösteren sayısız örnek, bize sezginin gücünü kanıtlamaktadır. Çünkü hayatın bu ve bir çok alanında “içindeki sesi” dinleyenler, okullarda, kurslarda ö</strong><strong>ğ</strong><strong>rendikleri mantıklı </strong><strong>ş</strong><strong>eylere kulak verenlerden daha fazla </strong><strong>ş</strong><strong>ey becermi</strong><strong>ş</strong><strong>lerdir. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/28/sezgi-ve-mantik-ikilemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/28/sezgi-ve-mantik-ikilemi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Twitter’ı Sevmemeniz Önemli Değil.</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/u7ryUGFqz_A/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/21/twitteri-sevmemeniz-onemli-degil/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 13:20:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=481</guid>
		<description><![CDATA[Akşam gazetesinden Serdar Turgut ve Oray Eğin, twitter’a ilk adapte olan gazeteciler arasında.  70-80 kişilik bir medya mensubu, bu yeni mecraları anlamaya çalışıyor.  Yazılarının arasına atıştırıveriyor.
‘Twitter’da yazmıştım….’ cümleleri daha sık yer alır oldu.
Sosyal medyanın içinde uzun zamandır olan ve yoğun olarak kullananlar da, arada bir bu ortamlara yeni olanlarla gırgır geçmeyi ihmal etmiyor.  Hakları olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akşam gazetesinden Serdar Turgut ve Oray Eğin, <a title="fatmanur erdogan, twitter" href="http://twitter.com/fatierdogan" target="_blank">twitter’a ilk adapte olan</a> gazeteciler arasında.  70-80 kişilik bir medya mensubu, bu yeni mecraları anlamaya çalışıyor.  Yazılarının <a title="twitter, serdar turgut, oray eğin, fatmanur erdoagn" href="http://www.aksam.com.tr/2009/10/21/yazar/14692/serdar_turgut/sanirim_asik_oldum.html" target="_blank">arasına atıştırıveriyor</a>.</p>
<p>‘Twitter’da yazmıştım….’ cümleleri daha sık yer alır oldu.</p>
<p>Sosyal medyanın içinde uzun zamandır olan ve yoğun olarak kullananlar da, arada bir bu ortamlara yeni olanlarla gırgır geçmeyi ihmal etmiyor.  Hakları olan durumlar olmuyor değil…</p>
<p>‘Twitter’ı msn gibi kullananların uyanmasını sabırla bekliyoruz’ genellikle yorumlar arasında&#8230;</p>
<p><strong>Medya mensuplarının gelişen iletişim teknolojilerini denemeye başlamış olması bana ümit veriyor.  İletişim sektörünün içinde olup da bu araçların nasıl işlediğini anlamamak kabul edilir olmamalı.</strong> Bu yüzden, twitter’ı -msn gibi de olsa- kullananların olmasını ben müthiş destekliyorum.  Uzaktan izlemektense, içine girip deneme yanılma yöntemiyle öğrenmek en etkin olanı.</p>
<p>Twitter ilk çıktığında onu ilk benimseyen bizler de bu aracı nasıl kullanmamız gerektiği konusunda benzer davranıyorduk.  İçine girdikçe, öğrendikçe, nasıl kullanmamız gerektiğini daha iyi öğrendik.  Ve her gün, yeni bir şey daha öğreniyor ve öğrendiklerimiz yönünde taktik geliştiriyoruz.</p>
<p>Twitter’ı ilk kullanmaya başladığımda, aklımda sadece nasıl bir çizgide durmak istediğim konusunda net bir fikir vardı.  Daha sonra, bu alanın ilklerini ve en popüler olanlarını incelemeye başladım.  Hürriyet Daily News’da her Cuma Girişimcilik üzerine yazdığım yazılarımdan <a title="cut your teeth on twitter, fatmanur erdogan, hurriyet daily news" href="http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=cut-your-teeth-on-twitter-2009-08-13" target="_blank">‘Cut Your Teeth On Twitter</a>’ da etkin bulduğum 3 stile yer verdim.  <a title="fast company, twitter, fatmanur erdogan" href="http://www.fastcompany.com/blog/dan-macsai/popwise/report-nine-scientifically-proven-ways-get-re-tweeted-twitter" target="_blank">Fast Company, bu konuda</a> benden daha yoğun bir araştırma yapmış olan <a title="dan zarella, twitter, fatmanur erdogan" href="http://danzarrella.com/bio" target="_blank">Dan Zarella’ya</a> kulak vermiş.  <strong>Zarella, 9 ay boyunca 5 milyon tweet ve 40 milyon re-tweet’i (RT) incelemiş. </strong> Tweet’ler yapıldığında, hangi kelimeleri kapsadığını, linklerinin olup olmadığını gösteren bir dizi faktörü analiz etmiş.</p>
<p>Örneğin ben URL’leri kısaltmak için adjix.com kullanırdım.  Bunun bile çok uzun olduğundan artık itibar görmediğini ve daha kısa bir URL kısaltma servisi kullanmam gerektiğini öğrendim.  <a title="fatmanur erdogan, short url" href="http://ow.ly" target="_blank">Yeni tercihim ow.ly. </a></p>
<p><strong>Biz Türkler için Twitter’ın faydalı olabileceği enteresan bir alan olduğunu düşünüyorum.<br />
</strong><br />
Kendimizi kısa ve net olarak ifade edebilme yeteneği.</p>
<p>Sebebine gelince. Soru sorulması gereken bir ortamda kaçımız tek bir cümle ile sorumuzu sorabiliyoruz?</p>
<p>Kaçımız 5 dakika kendimizi ifade etmeye çalışma zorunluluğu hissetmeden sorumuzu açık ve anlaşılır olarak sorabiliyoruz?</p>
<p>Kaçımız düşüncelerimizi net ve keskin bir dille ifade edebiliyoruz?</p>
<p>Genele baktığımızda ortaya çıkan tablo biraz yorucu.  Bu sebeple, twitter belki bizlere düşüncelerimizi toparlayabilmeyi, netleştirebilmeyi ve daha etkin ifade etmeyi sağlar.  Düşünceleri 140 karaktere sığdırabilmek o kadar kolay değil.  Belki iyi bir pratik yapmamızı sağlayan faydalı bir platform olabilir twitter.</p>
<p>Hedefiniz kendinizi daha net ifade edebilmekse, twitter bir araç olabilir.  Bu noktada uzmanlaşmaksa, farklı bir takım araçları ve yöntemleri sıkça kullanmak ve bolca pratik yapmakla mümkün.</p>
<p><strong>Tecrübe dediğimiz şey, işte aslında bu sebeple mühimdir.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/21/twitteri-sevmemeniz-onemli-degil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/21/twitteri-sevmemeniz-onemli-degil/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Michael Jackson ve Yazılan Hayat Hikayeleri Üzerine Bir Not</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/cJCqyeZVxBs/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/18/michael-jackson-ve-yazilan-hayat-hikayeleri-uzerine-bir-not/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 19:46:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=477</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım Michael Jackson’ın kariyerinin 1993 yılında hakkında açılan davalardan sonra inişe ve hatta kayboluşa geçtiğini söyleyebiliriz.  Davalarda ne kadar haklıydı ne kadar değildi, bilemiyoruz.  Bildiğimiz, Michael Jackson’ı sahnelerden uzaklaştırmaya yetecek derecede kuvvetli bir tepkinin oluşmuş olmasıydı.
Jackson, bir zamanlar “pop dünyasının kralı” sayılıyordu.  Guiness World Record’larından tutunda, 13 Grammy ödülü, 22 American Music ödülü ve tarihe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım Michael Jackson’ın kariyerinin <a title="michael jackson, kariyer" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Michael_Jackson" target="_blank">1993 yılında hakkında açılan davalardan sonra</a> inişe ve hatta kayboluşa geçtiğini söyleyebiliriz.  Davalarda ne kadar haklıydı ne kadar değildi, bilemiyoruz.  Bildiğimiz, Michael Jackson’ı sahnelerden uzaklaştırmaya yetecek derecede kuvvetli bir tepkinin oluşmuş olmasıydı.</p>
<p>Jackson, bir zamanlar “pop dünyasının kralı” sayılıyordu.  Guiness World Record’larından tutunda, 13 Grammy ödülü, 22 American Music ödülü ve tarihe adını yazdıran dans teknikleriyle bir dönemler tüm dünya gençliğinin aklını başından alıyordu.</p>
<p>2003 yılında, Santa Barbara’da yaşıyordum ve Michael Jackson’ın <a title="michael jackson, this is it, kariyer" href="http://www.cnn.com/2003/SHOWBIZ/Music/11/19/jackson.ranch/index.html" target="_blank">Santa Barbara mahkemesine getirilişini hatırlıyorum</a>.  Hayranlarının etrafı çevrelemesine rağmen, bir sessizlik hakimdi.  Sanki artık Jackson’ın mahkemelik olmasının haber değeri dahi yokmuşcasına…</p>
<p>28 Ekim’de Michael Jackson’ın <a title="michael jackson, this is it" href="http://www.michaeljackson.com/tr/this-is-it-movie-clip" target="_blank">“This Is It”</a> isimli filmi geliyor.   Vefat ettiği zamandan beri, son 15 yıldır hiç duymadığım kadar Michael Jackson müzikleri dinlemeye başlar oldum.  Partilerde MJ müzikleri dinlenir oldu.  Radyolarda MJ çalar oldu.  Onun için özel veda partileri düzenlendi.  Şimdi de filmiyle unuttuğumuz MJ’i yeniden hatırlıyoruz.</p>
<p><strong>MJ’in hayat hikayesini yeniden yazar gibiyiz sanki…</strong></p>
<p>Bugün yolun başında olanlar, başarılı işlere isimlerini yazdırmak için koşturanlar, marka olabilmek için yanıp tutuşanlar, burada sizlerin görmesini istediğim bir nokta var…</p>
<p>Dinleyin.</p>
<p>Bugün hayat hikayeniz, bir baltaya sap olmaya çalışan çocuklar misali olabilir.  McDonalds’da hamburger satıyor olmaktan utandığınız için etrafa söylemekten çekindiğiniz bir dönemde olabilirsiniz.  MBA’li olduğunuz halde, kasiyer olarak çalışmak zorunda kaldığınız ve hazmı zor zamanlardan geçebilirsiniz.  Kurumsal hayatlarınızda yönetici olabilmek için yırtındığınız bir noktada hafif sabırsız bekliyor durabilirsiniz… Unutmayın ki, bir gün başarılı olduğunuzda sizin de hayat hikayeniz yeniden yazılıyor olacak. O zaman, hikayenizi farklı bir tadla anlatıyor olacaksınız.</p>
<p>Nasıl mı?</p>
<p>Bugün hafif sıkılarak sattığınız hamburgerler, CEO olduğunuzda “Ben bu işe hamburger satarak başladım.” sözlerine bırakacak yerini.  Dünyanın tanınmış bir ressamı olduğunuzda, ilhamınızı zorluklarla geçtiğiniz bu dönemden aldığınızı düşündüğünüzü ifade edeceksiniz.  Yönetici koltuğuna oturduğunuzda, dişinizle tırnağınızla çalışarak bu noktalara geldiğinizden bahsedecek, sizden sonrakilere umut veriyor olacaksınız.</p>
<p>Hiçbirimiz birbirimizden pek de farklı değiliz aslında, her ne kadar birbirimizden çok farklı olduğumuzu anlatabilmek için çeşitli taklalar atsak da…</p>
<p><strong>Hayat işte hep böyle.  Yaşadıkça yeniden yazıyoruz hikayemizi. </strong></p>
<p><strong>Defalarca… </strong></p>
<p><strong>Taa ki, bir daha o ihtiyacı hissetmeyene kadar.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/18/michael-jackson-ve-yazilan-hayat-hikayeleri-uzerine-bir-not/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/18/michael-jackson-ve-yazilan-hayat-hikayeleri-uzerine-bir-not/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kendini Gereğinden Fazla Önemseme Sendromu</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/7K7I2nfkEc0/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/09/kendini-gereginden-fazla-onemseme-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 15:33:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=473</guid>
		<description><![CDATA[Internetle 1990’ların başında tanışmış, ilk emailini 1991 yılında almış biri olarak, teknolojiyle dostluğum, ona olan sevdam derindir.  Gelişmeleri genelde herkesten önce takip etme ve uygulama gibi bir huyum da var.  Bu özelliğin tek sıkıntısı, heyecanı paylaşmak için bilginin yayılmasını beklemek.  Yenilikler yaygınlaştığı zamansa değişimi izlemek çok ilginçtir.
Örneğin, Newsweek dergisinin 5 Ekim sayısında Sharon Begley yine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Internetle 1990’ların başında tanışmış, ilk emailini 1991 yılında almış biri olarak, teknolojiyle dostluğum, ona olan sevdam derindir.  Gelişmeleri genelde herkesten önce takip etme ve uygulama gibi bir huyum da var.  Bu özelliğin tek sıkıntısı, heyecanı paylaşmak için bilginin yayılmasını beklemek.  Yenilikler yaygınlaştığı zamansa değişimi izlemek çok ilginçtir.</p>
<p>Örneğin, <a href="http://www.newsweekturkiye.com/">Newsweek dergisinin 5 Ekim</a> sayısında <a href="http://www.newsweek.com/id/32249">Sharon Begley</a> yine nefis bir makale kaleme almış.  Yazım stili beni çok etkiliyor.  Kompleks bilimsel çalışmaları basite indirgeyerek yazmasıyla ün yapmış biri Begley.  Yazısında ‘dijital yerliler’ yani dijital dünyaya doğanlarla, ‘dijital göçmenler’ –dijitali sonradan öğrenenler- arasındaki farktan bahsetmiş.  <strong>Ara</strong><strong>ş</strong><strong>tırmalar, dijital göçmenlerin yüz ifadelerini okumakta dijital yerlilerden daha ba</strong><strong>ş</strong><strong>arılı olduklarını göstermi</strong><strong>ş</strong><strong>.</strong> Beyin fonksiyonlarında dahi farklılıklar gözlemlenmiş.  İlginç değil mi?</p>
<p>Ben meraklandım.  Özellikle bu aralar M.A. Counseling Psychology programımın zorunlu bir dersi olan <a title="biopsychology, fatmanur erdigan, fati erdogan," href="http://en.wikipedia.org/wiki/Behavioral_neuroscience" target="_blank">Biopsychology</a> kitabını okuyorum.  Beynin nasıl işlediğini daha detaylı öğreniyorum.  Doğrusu normalde açıp okumak isteyeceğim bir kitap değil bu, istediğimden fazlasını öğretiyor.  Ama beyin hareketlerinin davranışa etkisini daha net görmek, hiç gözümün önüne dahi getiremeyeceğim mental sorunların varlığı ve sebeplerinden haberdar olmak tolerans eşiğimi çok daha yukarılara fırlattı birden. Yine de bu kitap yazılırken dijital yerlilerin ortalıkta olmadığı konusundaki inancım tam. Zira, anlatım dili dijital yerlilerin çok sık yaptığı bilgi ‘taramasını’ zorlaştırıyor!</p>
<p>Gelişen yeni teknolojilerin birey davranışlarına etkisi, profesyonellerin birçoğunun kişisel marka yaratmak üzerine yaptığı vurguyla birleşince, kendini gereğinden fazla önemseyen topluluklar mı ortaya çıkıyor diye düşünüyorum.  Sosyal medya ortamında kendini ifade etme telaşında olan bizler, ister istemez egomuzu daha da mı şişiriyoruz acaba?  20’lerinde yeni mezun, birkaç yıllık iş deneyimi olan, hayatın başında sayılabilecek bir grup kişi ‘guruvari’ yaklaşımlarla kendilerini, görüşlerini, inançlarını, kendilerine göre fantastik hayatlarını anlatırken, kendilerini olduğundan fazla değerli hissediyor olabilirler mi?</p>
<p>2 hafta önce <a href="http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=the-spirit-of-an-entrepreneur-courage-2009-10-01">Hürriyet Daily News’daki köşe yazımda</a> ‘spotlight effect’ den bahsetmiştim.  <a href="http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=the-spirit-of-an-entrepreneur-courage-2009-10-01">Okumanızda fayda var</a>.  <a href="http://www.wordspy.com/words/spotlighteffect.asp">Spotlight effect</a>, başkalarının kendi yaptığımız şeylere tahmin ettiğimizden daha fazla önem veriyor/dikkat ediyor/değer gösteriyor olduğuna inanmayı ifade ediyor.  Bir nevi spotlight effect yaşıyor olabilir miyiz cümle alem?</p>
<p>Bu sanal ortamda olduğu için kitlelerin takip ettiği kişilik, izlenilen, beğenilen biri olduğumuz hissi acaba kaçımızı olduğundan daha fazla önemli hissettiriyor?  <a href="http://www.facebook.com/fatierdogan">Facebook’da durum güncellemesi yapıp</a> herkesin okuduğunu düşünmek, <a href="http://www.twitter.com/fatierdogan">twitter’da konuşmalarımızı</a> herkesin dikkatlice ve hiç kaçırmadan takip ettiğine inanmak, bizleri ne tür bir kişilik haline dönüştürmekte?</p>
<p>Tüm bunlar şimdilik sorgulama olarak kalırken, bildiğim tek bir şey var, o da <strong>sosyal medya platformlarının hepimize güzel ve ba</strong><strong>ş</strong><strong>arılı i</strong><strong>ş</strong><strong>ler yapma fırsatı verdi</strong><strong>ğ</strong><strong>i.  Bu fırsatı ba</strong><strong>ş</strong><strong>arıyla kollayanların da önlerinin açık oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>u… </strong></p>
<p>Belki egonun limitleri de ara ara zorlanıyordur bu platformlarda ama online görünürlüğü olmayan kişiler hakkında ‘pek de önemli değil’ algısının da kuvvetlice var olduğu bir gerçek.  Madem bu platformları kendimiz ve belki de kariyerimizle ilgili faydalı işler yapmak için kullanıyoruz, o zaman Sharon Begley’e kulak verelim.  <strong>Dijital yerliler ve dijital göçmenleri hatırlayıp, aralarındaki davranışsal ve düşünsel farkları gözlemleyelim.  Sonra da bu bilgileri, yönetsel gücümüzü geliştirmek için kullanalım.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/09/kendini-gereginden-fazla-onemseme-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>22</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/09/kendini-gereginden-fazla-onemseme-sendromu/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Tatmin Duygusu ve İş İlişkisi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/DuRpcEYxYdw/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/05/tatmin-duygusu-ve-is-iliskisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 16:03:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde Facebook’da Türkiye’nin tanınmış yaşam koçlarından bir tanesinin garip bir yorumuna rastladım.
‘Sevdiği işte çalışmayan bir insan ruhunu satmış gibidir’ diyordu.
Bir yaşam koçunun böyle dayanağı ve tutanağı olmayan bir yorumu yapmasının talihsizlik olması gibi, böyle bir yorumu, dayanağı dahi olsa, ortaya koymadan önce iki kere düşünüyor olması yerinde olurdu.  Koçluk için belli bir standart eğitimin olması— [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde Facebook’da Türkiye’nin tanınmış yaşam koçlarından bir tanesinin garip bir yorumuna rastladım.</p>
<p><strong>‘Sevdi</strong><strong>ğ</strong><strong>i i</strong><strong>ş</strong><strong>te çalı</strong><strong>ş</strong><strong>mayan bir insan ruhunu satmı</strong><strong>ş</strong><strong> gibidir’</strong> diyordu.</p>
<p>Bir yaşam koçunun böyle dayanağı ve tutanağı olmayan bir yorumu yapmasının talihsizlik olması gibi, böyle bir yorumu, dayanağı dahi olsa, ortaya koymadan önce iki kere düşünüyor olması yerinde olurdu.  Koçluk için belli bir standart eğitimin olması— sadece bilgi birikimi ve deneyimin yetersiz kalması—koçluk hizmeti alanların sancılarına çözüm olabilir belki…</p>
<p>Ben şu sevdiği işte çalışmayanların ruhunu satmış olması konusuna değinmek istiyorum.  Çünkü, <strong>tek başına, sevdiğimiz işte çalışmak bize mutluluğun anahtarını sunmuyor.</strong></p>
<p>Popüler kültür bu aralar inanılmaz derecede sevdiği işi yapma duygusunu ve olgusunu pompalıyor.  Çoğu kişi de kendini sorgular oldu.  Özellikle 30’lu yaşlardakilerde sık görülen bir durum… Bu dönemler sorgulamaların yoğun olduğu dönemler zaten.  Ancak ruhunuzun huzurlu olması için ille de sevdiğiniz işte çalışmak gerekmiyor.  Mutlu olmak, mutlu hissetmek için sevdiğiniz bir iş bulmuş olmak, tek başına yeterli olmuyor.  <strong><a href="../2009/07/28/kariyer-secimlerimizi-yanlis-sanmak/">İşinde kendini her mutlu hissetmeyen de kariyer seçimlerinin yanlış olduğunu sanıyor.  Siz de onlardansanız, bu yazıyı bir okuyun. </a> </strong></p>
<p><strong>Sevdiğiniz işi yapmak, yaptığınız işlerden zevk almak elbette ideal olan. </strong> Ama bugün sevdiğiniz işi yapmıyorsunuz diye, ruhunuzu satmış olduğunuzu düşünmek, kendi değerinizi indirmekten başka bir işe yarar mı?</p>
<p><strong>İ</strong><strong>lk önce </strong><strong>ş</strong><strong>unu dü</strong><strong>ş</strong><strong>ünün: insan geli</strong><strong>ş</strong><strong>en bir varlıktır</strong>.  Zamanla birlikte ilgi alanlarımız da değişebiliyor.  İnsan sadece bir şeyi sevmiyor hayatta.  Kimisi sadece pazarlama alanına ilgi duyar, hayatı budur ve bunun peşinden koşar. Harika.  Kimisinin de ilgi alanları farklıdır.  Hayatın farklı dönemlerinde farklı hayallerin peşinden koşar.  Bu da harika.</p>
<p>Her gün işe gittiğimizde ‘en çok sevdiğimiz bir işi yapmak için bulunmamak’ hayatın sonu değil.  Öyle ki, iş dünyasında her dakika en sevdiğiniz işle uğraşmak da mümkün değil. Zamanınızın önemli bir bölümünü istediğiniz işe ayırabiliyor olmak en ideali.</p>
<p>Kimisi fotoğrafçılığı öyle çok sever ki, bunu profesyonel olarak yapar ama para karşılığı bir hizmet olarak yapmayı tercih etmez.  Fotoğraf, hayatının önemli bir parçasıdır ama asıl işi o değil diye ne ruhunu satmış olur ne de mutsuz olur.</p>
<p><strong>Kariyer dediğimiz şey bir yerde hayat tarzı seçimi</strong>.  Kimisi iş yerinde bulunmayı finansal bir gereklilik olarak görür.  Asıl sevdiği işi arta kalan zamanlarda yapmaktan daha çok mutluluk duyar.  Müzisyen bir tanıdık, profesyonel olarak ilgi duyduğu bir alanda çalışıyordu. Yaptığı işi çok da sevdiğini söylemek doğru olmaz.  Akşamları, müzik besteliyor, hafta sonları konser veriyor.  İkinci bir işten iyi bir gelir de elde ediyor ama onun seçimi tamamen müzik ile ilgilenmek yönünde değil.  Böylesi daha güvenli ve huzurlu geliyordu ona.</p>
<p>Bireyin sevdiği şeyleri yapmak için zaman harcaması kişiyi tatmin eder.  <strong>Bu tatmini hayatımızda sadece çalı</strong><strong>ş</strong><strong>tı</strong><strong>ğ</strong><strong>ımız yerden beklemekse, bir noktada tıkanıp kalmamıza neden oluyor.</strong></p>
<p>Hayattan tatmin arıyorsak, dostluklarımıza ve ailemizle olan ilişkilerimize önem ve değer vermemizi söylüyor <a href="http://www.wandsworth-pct.nhs.uk/pdf/MentalHealth/articles%20and%20questionnaire/Relationships%20are%20essential%20for%20happiness.pdf">mutluluk üzerine yapılan araştırmalar</a>.</p>
<p>Bundan daha da enteresanı, Harvard psikoloji prof’larından <a href="http://thesituationist.wordpress.com/2008/04/29/conversation-with-dan-gilbert/">Daniel Gilbert bireylerin hangi işte hayatlarının nasıl olacağını bilmesinin ya da tahmin edebilmesinin çok güç olduğunu söylüyor</a>.  Yöntem olarak da farklı iş alanlarını denemelerini ve hangi işi yapmakta mutlu olabileceklerini görmelerini öneriyor.</p>
<p><strong>Bazen hobiniz işimiz haline döndüğünde eski büyüsünü kaybedebiliyor.  Çünkü artık sevdiğiniz şey, aynı zamanda para kazanmak zorunda olduğunuz iş oluyor.  Sevdiğiniz işi profesyonel olarak yapmak her daim mutlu olacağınızı garantilemiyor.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/05/tatmin-duygusu-ve-is-iliskisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/10/05/tatmin-duygusu-ve-is-iliskisi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yaratıcı Yeteneklerle Baş Edebilmek Zordur</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/2HcFJJ0zWys/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/23/yaratici-yeteneklerle-bas-edebilmek-zordur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 16:31:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=459</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç gün önce Yasemin Sungur, friendfeed’de bir soru sormuş: Anlamlı iş ne demek?
Bana göre anlamlı iş, yaratıcılığınızı mümkün olan en yüksek seviyede kullanabilmeniz ve bu sebeple de yaptığınız işten tatmin duymanız anlamına geliyor. Yaratıcılığı kullanmak, sürekli kolay ve yapabileceğimiz işlerin içerisinde kalmadan, bizi zorlayan işlere el atma sorumluluğunu üstlenme cesareti gerekiyor.
Bir yönetici olarak üzerimize düşen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç gün önce <a title="yasemin sungur, kisisel marka olmak, fatmanur erdogan, fati erdogan" href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/05/06/kisisel-marka-olmak/" target="_self">Yasemin Sungur</a>, <a title="friend feed, fatmanur erdogan, fati erdogan" href="http://friendfeed.com/fatierdogan" target="_blank">friendfeed’de bir soru sormuş</a>: <strong>Anlamlı iş ne demek?</strong></p>
<p><strong>Bana göre anlamlı iş, yaratıcılığınızı mümkün olan en yüksek seviyede kullanabilmeniz ve bu sebeple de yaptığınız işten tatmin duymanız anlamına geliyor.</strong> Yaratıcılığı kullanmak, sürekli kolay ve yapabileceğimiz işlerin içerisinde kalmadan, bizi zorlayan işlere el atma <strong>sorumluluğunu üstlenme</strong> cesareti gerekiyor.</p>
<p>Bir yönetici olarak üzerimize düşen görevlerden biri de bireylerin yaratıcı/yetenekli oldukları alanları belirleyerek, onların bu yeteneklerini daha fazla kullanmalarını sağlayabilmek.  Bu konuda üstün başarılı olduğunu düşündüğüm birkaç yönetici ile çalışma ve onları yakından gözlemleme fırsatım olduğu için kendimi şanslı hissediyorum.  Kitaplardan da okuyarak öğrenebiliriz elbet ama önünüzde ideal rol modellerin olması çok büyük bir avantaj.  Size de gözlem yapmanızı öneririm—yönetsel farklılıkları anlamanıza ve böylece işinizi daha etkin yapmanız adına sizlere kazandıracağı fayda açısından…</p>
<p><strong>Yaratıcı yeteneklerle baş edebilmek pek de kolay değil aslında</strong>.  <strong>Kendine güvenli ve yeteneğinin farkında olan ancak henüz kariyerinin başlarında ki bireylerin beklentileri bazen yönetimlerin verebileğinden daha yüksek olabiliyor.</strong></p>
<p>Yeteneklerden bahsedildiğinde Gen Y akla geliyor nedense. Oysa bu her kuşak için geçerli bir kavram. Bu bağlamda Gen Y hakkında oldukça negatif yazılar olmasını da üzücü buluyorum, çünkü bu kuşak iş dünyasında istenen değişimi getirme cesaretine sahip.  Hangi dergiyi açsam, Gen Y’ların hızlı kariyer basamaklarını çıkmak istemesinin yarattığı sorunlardan, sık sık iş değiştiriyor olmalarının zararlarından, her işi yapmaktan kaçındıkları için yaşanan problemlerden yorgun bir dille söz ediliyor.</p>
<p><strong>Kariyer basamaklarını hızlı çıkmak istemekte bir sakınca yok</strong>. Birey bulunduğu pozisyon için hazır değil ama bunu istiyorsa yönetimlerin yılgınlığı doğrudur. Bunun ötesinde yükselme isteği bir motivasyondur ve doğru yönlendirildiğinde harikalar yaratır.</p>
<p>Evet, belki diğer kuşaklar daha sabırlıydı, ne denirse onu yaptı, bekledi, sabretti.  Ancak bakın günümüz çocuklarını yetiştirenlere… artık 2 yaşındaki çocuklara müzik dersleri verilmeye başlanıyor, ritim duygusu ve zekası gelişsin diye… bir iki aktivite değil, birkaç aktiviteyi birlikte yapıyorlar 5-6 yaşına geldiklerinde: yüzme, bale, at binme, koro… ve daha neler neler.</p>
<p><strong>Bu devir ayrıca hız devri</strong>. Beklentileri yanlış ya da korkutucu değil Gen Y’in. Zamana uygun beklentiler içinde olduklarını söylemek yanlış olmaz, değil mi? Değişime ayak uydurması gereken kuşak belki de onların ki değil?</p>
<p>Sık sık iş değiştirdikleri de doğru ama Gen X ya da Baby Boomer kuşakları farklı mı?</p>
<p>Arada istisnalar her zaman olmakla birlikte çoğunun ortalama her 3 yılda bir iş değiştirdiğini görebilirsiniz. Öyleyse, Gen Y yeni bir keşif yapmıyor. Kendi çıkarları doğrultusunda atılması gereken en doğru adımları atıyor.  Hepimizin istisnasız her gün yaptığı gibi… Yaptığımız her seçim, kendimiz için en doğru olduğuna inandığımız seçimdir.</p>
<p>Her işi yapmaktan kaçındıkları da doğru. Bu durum şirketlere sorun getiriyor gibi gözükse de aslında <strong>mesleki uzmanlaşmaya geçişi netleştiriyor</strong>.  Web tasarımcısından hem içerik hazırlaması, hem tasarım yapması hem de program kodlaması istenirse, böyle bir yeteneği bulmak çok zor.  Bulduğunuzdaysa fiyatı doğal olarak yüksek oluyor ama bunu da her şirket ödeyemiyor. Her işin bir ustası olması güzel bir durum! Bu zaman zarfında da yönetimlerin sancılar çekiyor olması kaçınılmaz. Ama bu sancılar gerekli ve daha efektif bir yönetimi de beraberinde getirecektir.</p>
<p><strong>Her insan yaratıcıdır. Her insan yaratıcı yeteneğini ne derece kullanmak istediğine dair bir eğilim gösterir</strong>. Yaratıcılık beğenilen bir reklam kampanyasına imza atmakla sınırlı da değil. Yaratıcılık, aynı zamanda işletmesel sorunları görebilme ve bu sorunlara çözüm bulabilmek için bir dizi girişimleri ele alabilme özgürlüğüdür. Özgürlük diyorum, çünkü <strong>sorunları fark edebilme ve onları değiştirebilmek için heyecan duymak bu yönde bir güdüdür.</strong> Genelde iki durum söz konusu olur, ya sorunlar görülmez ya da görülen sorunlar bir şekilde ele alınmaz.  Eğer sorunları fark ediyorsanız ve onları çözebileceğinize güvenciniz tamsa zaten bir adım öndesiniz.</p>
<p>Sorunları çözebilme girişimi ise zorlu bir süreçtir. Bazen uzun zaman ister, sabır ister, şirketin o sorunu çözebilmek için gerekli olgunluğa (yönetsel-stratejik ve kaynak bakımından) sahip olmasını ister. <strong>Yaratıcı yeteneklerle baş edebilmek işte bu yüzden zorludur, çünkü şirketi geliştirmek için sadece fikir değil ayrıca çözüm önerisi de sunarlar. Boş vermektense sistemleri geliştirmek için ikna yöntemleri ararlar. </strong>Hantal ortamlarda nefes almakta zorlanırlar. <strong><br />
</strong></p>
<p><strong>En güzeli de, yaratıcılıklarını her daim kullanabilecekleri platformlar keşfederler.  Bilirler ki, anlamlı bir iş için tek bir noktadan tatmin beklemek anlamsızdır zira hayatlarının her noktasında yaratıcılıklarını pekiştirdikleri üretkenlik kırıntıları vardır. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/23/yaratici-yeteneklerle-bas-edebilmek-zordur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/23/yaratici-yeteneklerle-bas-edebilmek-zordur/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/jTYVTEr-Xk8/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/13/su-yetenek-dedigimiz-bulunmaz-hint-kumasi-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 15:46:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=446</guid>
		<description><![CDATA[Elbette her şirket en yetenekli olanı kapmak istiyor. Kapsın ki, rakiplerinden daha başarılı işlere imza atabilsin. 
Peki, yetenekli insanlar bir elin parmaklarını geçmiyor mu gerçekten? Bunun için Malcolm Gladwell’in Outliers kitabına bir göz atmanız gerekiyor.
Aşağıdaki video her ne kadar gıda sektörü ve pazarlama üzerine odaklı dursa da, yetenek ve başarı üzerine de bizleri düşündürüyor. Yetenekli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Elbette her </strong><strong>ş</strong><strong>irket en yetenekli olanı kapmak istiyor. Kapsın ki, rakiplerinden daha ba</strong><strong>ş</strong><strong>arılı i</strong><strong>ş</strong><strong>lere imza atabilsin. </strong></p>
<p>Peki, yetenekli insanlar bir elin parmaklarını geçmiyor mu gerçekten? Bunun için <a href="../2008/12/19/basari-icin-gerekli-3-faktor/">Malcolm Gladwell’in Outliers kitabına bir göz atmanız gerekiyor</a>.</p>
<p>Aşağıdaki video her ne kadar gıda sektörü ve pazarlama üzerine odaklı dursa da, yetenek ve başarı üzerine de bizleri düşündürüyor. Yetenekli insanlarla dolu şirketler tek bir doğru üzerinden hareket ederken, farklı yönde hareket etme cesaretini gösterebilenlerin nasıl kazandığını hatırlatıyor. Burada da yetenekden ziyade farklı faktörler ortaya çıkıyor: örneğin, çalışma sıklığı, cesaret, aile desteği, şans ve imkanlar gibi&#8230;</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="334" height="326" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="bgColor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/MalcolmGladwell_2004-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/MalcolmGladwell-2004.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=320&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=20&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=malcolm_gladwell_on_spaghetti_sauce;year=2004;theme=not_business_as_usual;theme=what_makes_us_happy;theme=tales_of_invention;theme=unconventional_explanations;event=TED2004;" /><param name="src" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="334" height="326" src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/MalcolmGladwell_2004-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/MalcolmGladwell-2004.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=320&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=20&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=malcolm_gladwell_on_spaghetti_sauce;year=2004;theme=not_business_as_usual;theme=what_makes_us_happy;theme=tales_of_invention;theme=unconventional_explanations;event=TED2004;" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
Yetenek avlama modası danışmanlık şirketlerine pek cazip geliyor. Kişilik testleri, yetenek testleri, o test-bu test derken bir baktılar bu işte para var, şirketlere test pazarlamaya başladılar. Her biri kendine özgü bir test geliştirdi. Her şirket artık bu modaya takılmayı istiyor. Aynı Malcolm Gladwell’in video’sunda olduğu gibi&#8230; Bir bakıma “beğendim işe aldım” demenin önüne geçmek için yapılan bir çalışma olarak fayda sağladığı düşünülüyor.</p>
<p>İlk aldığım kişilik testi, California’da aldığım ve bir kaç saat süren Myers-Briggs oldu. <a href="http://www.personalitypathways.com/type_inventory2.html">Sonuçlarının ne demek olduğu birebir anlatılmıştı</a>. Söylenenlerin beni anlattığını görünce bu testleri daha da çok sever oldum. Ama sebebi, bana hoş şeyler söylenmiş olması değil, kendimi seven biri olmamdan kaynaklanıyordu diye düşünüyorum.</p>
<p>Eğer daha önce hiç bir kişilik testi almadıysanız, size Myers-Briggs testini almanızı öneririm. <a href="http://www.personalitypathways.com/type_inventory.html">Buradaki link</a> bu testin kısa versiyonu ve size faydası olacaktır. Lütfen deneyin ve çıkan sonuçların <a href="http://www.capt.org/mbti-assessment/type-descriptions.htm">ne anlama geldiğini de buradan okuyun</a>. Sizin de hoşunuza gidecek.</p>
<p><strong>Testler (envanterler) bizlere kim oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzu ya da hangi i</strong><strong>ş</strong><strong>i yapmamız gerekti</strong><strong>ğ</strong><strong>ini söylemez, sadece e</strong><strong>ğ</strong><strong>ilimlerimiz hakkında ipuçları verir. </strong>Bu yüzden hayatınızı ya da kariyerinizi bu testlerin sonuçlarına bağlamanızı önermem. <strong>Hiç bir test size kim olduğunuz ya da ne olmanız gerekti</strong><strong>ğ</strong><strong>ini söylemez. </strong>Onu siz kendiniz bulursunuz. Yetenek sadece testler sonucu belirlenebilseydi, testlerde tavan yapan bir dolu IQ’su yüksek vatandaş bugün IQ’su ortalama olanlardan daha görünür olurdu. <a href="http://www.gladwell.com/outliers/index.html">Malcolm Gladwell’in önerilerine göz atın</a>.</p>
<p>Her ne kadar 21. yüzyıl profesyonelleri deneme yanılma yöntemlerine burun kıvırıyor olsa da, her ne kadar en doğru kararı en hızlı şekilde alma konusunda üzerimize baskı yapılıyorsa da mümkün olduğunca aldırmamaya bakın. <strong>Deneme yanılma yöntemi yüzyıllardır hepimizin en sevdi</strong><strong>ğ</strong><strong>i ve tercih etti</strong><strong>ğ</strong><strong>i “ne aradı</strong><strong>ğ</strong><strong>ımızı bulma” yöntemlerinden biridir. </strong>Ne aradığımızı bulmak içinse mümkün olan imkanları kullanmaktan bir zarar gelmez.<strong><br />
</strong></p>
<p>Benim sıklıkla <a href="../2008/12/31/aday-aday-soyle-bana-hangi-yonlerin-fena/">takip ettiğim bir diğer çalışma</a> da pozitif psikoloji kavramını ortaya atan <a href="http://www.authentichappiness.sas.upenn.edu/Default.aspx">Prof. Martin Seligman’ın University of Penn’de kurduğu VIA Signature Character Strengths</a> envanteridir. Bu sitede bir çok envanter bulacaksınız. Ilginizi çeken envanterleri tamamlayın. Bu çalışmanın en güzel yanı, örneğin mutluluk envanterini aldınız diyelim, bugün aldığınız testi 2 ay sonra tekrar alıp, 2 ay önceki durumunuzla kendinizi karşılaştırabilirsiniz.</p>
<p>Türk iş dünyasına önemle tavsiye ettiğim kişilik eğilim envanteri <a href="http://www.kaicentre.com/">Kai’s Inventory’dir. </a> Bu çalışmaya 2 sene önce Almanya’da, İngiliz bir danışmanın liderliğinde katıldım.  Şu ana kadar şahit olduğum en mükemmel envanter olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak şunu da hatırlatmalıyım ki, Kai’s Inventory’nin başarısı tamamen onu uygulatan eğitmene bağlıdır!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/13/su-yetenek-dedigimiz-bulunmaz-hint-kumasi-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>23</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/09/13/su-yetenek-dedigimiz-bulunmaz-hint-kumasi-midir/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Marka Olmak İçin Çaba Harcamayın!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/4JtlUk7Ii2o/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/31/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 19:24:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=441</guid>
		<description><![CDATA[Bireylere marka olarak bakılması ve bu şekilde düşünülmesinin öğütleniyor olmasını çok yanlış buluyorum. 
Kişisel marka danışmanlığı adında yeni ‘meslekler’ icat edildi ve güzel bir kazanç kapısı oldu&#8230; ‘Kişisel marka yaratma’ çabası insanı mutsuzluğa sürükleyen ve odak noktası olarak şöhreti ve daha fazla para kazanmayı ön plana atan bir süreçtir. İkisi de elde edilmesi hoş şeyler: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bireylere marka olarak bakılması ve bu </strong><strong>ş</strong><strong>ekilde dü</strong><strong>ş</strong><strong>ünülmesinin ö</strong><strong>ğ</strong><strong>ütleniyor olmasını çok yanlı</strong><strong>ş</strong><strong> buluyorum. </strong></p>
<p>Kişisel marka danışmanlığı adında yeni ‘meslekler’ icat edildi ve güzel bir kazanç kapısı oldu&#8230;<strong> ‘Ki</strong><strong>ş</strong><strong>isel marka yaratma’ çabası insanı mutsuzlu</strong><strong>ğ</strong><strong>a sürükleyen ve odak noktası olarak </strong><strong>ş</strong><strong>öhreti ve daha fazla para kazanmayı ön plana atan bir süreçtir.</strong> İkisi de elde edilmesi hoş şeyler: şöhret ve yüksek kazanç harikadır, ama marka olmak için elde edildiğinde, kısa vadeli bir yatırım olacağı kaçınılmaz.</p>
<p>Başarılı olmuş kişilere bir bakın. Hangisi ‘kişisel marka olmak’ çabasıyla hayatına yön vermiş?</p>
<p><strong>Bireyleri ki</strong><strong>ş</strong><strong>isel marka yaratma çılgınlı</strong><strong>ğ</strong><strong>ına sürüklemek, huzursuzluk ve mutsuzluk yaratmaktan öteye geçmeyecektir</strong>. İnsanlar parayla satın alınıp, kullanılıp atılan ürünler değildir.</p>
<p><a href="http://www.haberler.com/hulya-avsar-a-marka-odulu-haberi/">Hülya Avşar</a>, marka mıdır değil midir sohbetlerinin başını çeken ilk isim bildiğim kadarıyla. Hülya Avşar, kişisel bir marka olmak için hareket etmedi. O, bu mesleğe girdiğinde kişisel marka konusu gündem dahi değildi. Avşar, istediği alanda başarılı olmak için ne gerektiyse onu yaptı. Sanatçı oldu. Fark yaratmayı sevdi, sevdiği işi yapmak için peşinden koşturdu. Hala da öyle yapıyor. <strong>Do</strong><strong>ğ</strong><strong>ru i</strong><strong>ş</strong><strong>ler yaptı</strong><strong>ğ</strong><strong>ında de</strong><strong>ğ</strong><strong>eri artan bir sanatçı olarak kariyerine devam ediyor.</strong></p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Acun_Il%C4%B1cal%C4%B1">Acun Ilıcalı</a>, kişisel marka olmak için yola çıkmadı. En sevdiği iş neyse onun peşinden koştu. Okulu takmadı, hayatı oyuna çevirdi. İş bulmak için MBA yapmak zorunda olduğunu hissedenler gibi ünvanlar peşinde koşmadı. Üç kuruş maaşla çalıştı, yıllar sonra emeklerinin karşılığını aldı. Kendi sevdiği, inandığı, bildiği işleri yapabilmek ve yaptığının en iyisi olmak için çaba harcadı. Oyunlar üzerine showlar hazırlıyor. Kimsenin cesaret edemediği işleri alıyor, fark yaratıyor. <strong>Alanında en iyisi olmak için çabalıyor.</strong></p>
<p><a href="http://www.tog.org.tr/abs/templates/bos_sayfa.asp?articleid=539&amp;zoneid=60">İbrahim Betil</a>, Toplum Gönüllüleri Vakfını kurarken marka olmayı değil, topluma fayda sağlamayı hedefliyordu.  Yaptığı işte fayda sağladıkça, daha çok tanınır, sevilir, sayılır oldu. Marka olduğunu söyleyen İbrahim Betil değil, onu marka olarak görmek isteyenlerdir. İş dünyasında parmakla gösterilen üst düzey yöneticiler arasındadır, çünkü bir çok profesyonel en üst noktalarda ya kalmayı tercih eder, ya da nihayetinde emekli olup danışmanlık yaparak hayatını devam ettirir. Betil, Türkiye’de nadir üst düzey yöneticinin tercih ettiği bir işe gönül verdi. Hedefi marka olmak değildir. <strong>De</strong><strong>ğ</strong><strong>erini yükselten, gönülden yaptı</strong><strong>ğ</strong><strong>ı i</strong><strong>ş</strong><strong>leri ba</strong><strong>ş</strong><strong>arıyla yerine getirmesidir.</strong></p>
<p><a href="../2007/08/01/steve-jobs-ve-stanford-universitesi-mezuniyet-toreni-konusmasi/">Steve Jobs</a>, marka olmak için değil, hayatına nasıl yön vereceğine karar verebilmek için katıldığı tipografi dersine gönlünü kaptırdığı ve aldığı ilhamla bugünün Apple fontlarını ortaya çıkararak hedefini bir yerde bulmuş oldu. O, tutkulu olduğu işlerin peşinden koştu. Amacı kişisel marka yaratmak değil, <strong>inandı</strong><strong>ğ</strong><strong>ı, tutkuyla ba</strong><strong>ğ</strong><strong>landı</strong><strong>ğ</strong><strong>ı konularda hayatı güzelle</strong><strong>ş</strong><strong>tirmek oldu.</strong> <a href="../2007/08/01/steve-jobs-ve-stanford-universitesi-mezuniyet-toreni-konusmasi/">Lütfen bu konuşmasını izleyin</a>.</p>
<p>Örnekleri siz çoğaltın.</p>
<p><strong>Görüyoruz ki, marka olma kaygısı marka olamayanlarda var</strong>. Kişisel marka yaratmayı öğretmek isteyen danışmanlarda var.</p>
<p>Başarı elde etmiş insanlardaysa yola çıkarken ‚marka olmalıyım’ kaygısı yok.</p>
<p><strong>Onlarda, tutkuyla ba</strong><strong>ğ</strong><strong>lı oldukları i</strong><strong>ş</strong><strong>leri yapmak pahasına verdikleri çaba, göze aldıkları risk, risk almak için gereken cesaret ve ba</strong><strong>ş</strong><strong>arma iste</strong><strong>ğ</strong><strong>iyle birle</strong><strong>ş</strong><strong>mi</strong><strong>ş</strong><strong> azim var. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Eğer değer yaratan bir insan olmayı hedeflerseniz, hayatta istediğiniz başarı neyse onu yakalar ve yakalarken de tatmin duygusu duyarsınız. Tutkunuz her neyse, onu gerçekleştirmek için giriştiğiniz çabalar, kendinize ve etrafınıza artan değer katacaktır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/31/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>24</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/31/marka-olmak-icin-caba-harcamayin/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Zeka ve Üstün Zeka</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/fbk0VvOhNLI/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/21/zeka-ve-ustun-zeka/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 18:39:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Oktay Taftalı. Şair, pedagog, felsefeci
Geçen akşam (19.08.09) TV 24 kanalının geç saatte yayınlanan haber programında, üstün zekâlı çocuklarla çalışan bir enstitünün yöneticisi konuşuyordu. Yönetici, ülkemizde bu cocuklara yönelik özel eğitim veren kurumların yeterli olmamasından yakınıyor, fakat o özel eğitimin nasıl olması gerektiğini tam özetleyemiyordu.  Kendisinin de üstün zekâlı olduğu anlaşılan ve galiba, Boğaziçi’nde fizik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a title="oktay taftali, sair, felsefeci, pedagog, zeka ve ustun zeka" href="http://www.oktaytaftali.com/" target="_blank">Yazan: Oktay Taftalı. Şair, pedagog, felsefeci</a></strong></p>
<p>Geçen akşam (19.08.09) TV 24 kanalının geç saatte yayınlanan haber programında, üstün zekâlı çocuklarla çalışan bir enstitünün yöneticisi konuşuyordu. Yönetici, ülkemizde bu cocuklara yönelik özel eğitim veren kurumların yeterli olmamasından yakınıyor, fakat o özel eğitimin nasıl olması gerektiğini tam özetleyemiyordu.  Kendisinin de üstün zekâlı olduğu anlaşılan ve galiba, Boğaziçi’nde fizik bilimadamı olmaya çalıştığından söz eden yönetici, üstün zekâlı olarak tanımlanan çocukların özelliklerini sıralıyordu. Buna göre: yaşından beklenmeyecek düzeyde yetkin cümleler kuran, yaşının ötesindeki konulara ilişkin ardarda sorular soran, okuma yazmayı okul öncesi çağlarda öğrenen, çok basamaklı rakamlarla matematiğin dört işlemini kafadan ve hızla yapabilen bu çocuklar, üstün zekâlı sayılıyorlarmış. Doğrudur. Aslında halk arasında da “üstün zekâlı” tanımının, daha farklı bir anlama geldiği söylenemez.</p>
<p>Belki birçoğumuz kendi çocukluk yıllarında mahalle ya da okul arkadaşlığı çevresinde, üstelik sanıldığından fazla sayıda böyle çocuklar tanımışızdır. Ben şahsen bütün okul hayatım boyunca, dört-beş haneli rakamları kafadan çarpıp bölebilen, daha ilkokul çağlarında bir takım deneylere kafa yoran, yılın hangi aynın kaçıncı gününün, haftanın hangi gününe tekabül ettiğini bilecek şekilde takvim ezberleyebilen ve öğretmenler tarafından ön sıralara oturtularak özel muamele gören üç arkadaş tanıdım. Farklı zaman ve sınıflarda tanıdığım bu çocukları, yukardaki zekâ tanımına uyan özellikleri nedeniyle, <strong>öteki çalışkan çocuklardan ayırıyorum</strong>. (Yine çoğumuzun bildiği gibi, çalışkanlar da ön sıralarda oturur, aileden ve kendilerinden kaynaklanan hırslarını, belli bir disiplin ve istikrarlı çalışmayla “başarıya” dönüştürürlerdi.)</p>
<p>Öte yandan, aralarında benim de olduğum ve geneli oluşturan haylaz çocuklar, sene boyunca en arkalarda, özellike kalorifer yanı ve cam kenarı sıraları kapmak için didişir dururduk. Gri, hatta boz-puslu bir atmosferin hakim olduğu kış günlerinde, nedense bazılarına Haydarpaşa Lisesi’nin pencerelerinden Marmara’nın enginlerine bakarak saatler boyu hayal kurmak, ön sıralarda cereyan eden zekâ oyunlarına katılmaktan daha çekici gelirdi. Sonuçta bütün sene boyunca hayâl kuranlar sınıfta kalır, ancak hayallerini erteleyenler ise başarılı olurlardı.</p>
<p><strong>Sürekli sınıfta kalanlar ve sürekli geçenler arasındaki uçurum açıldıkça zekâlarının psişik baskısı nedeniyle zaten pek de sosyal olmayan bu arkadaşların izlerini kaybettik.</strong> <strong>Ancak süper zekâlarıyla dikkat çektikleri için, isim ve soyadları aklımda kalan bu arkadaşları yıllar sonra internet üzerinden araştırdım. Takvim ezberleyebilen arkadaş işletmeci, deneyler yapan arkadaş tıp doktoru ve kafadan beş haneli rakamları çarpan arkadaş ise uçak mühendisi olmuşlar, halen Türkiye’nin konularında en önde gelen kurumlarında çok başarılı birer “uzman” ve yönetici olarak çalışıyor ve iyi para kazanıyorlar. Güzel&#8230; Fakat öteki normal zekalı inek/çalışkan arkadaşlardan da böylesine başarılı uzmanlar, yöneticiler gırla&#8230; Üstüne titrenen ve seyrek rastlanan “üstün zekâ” hayat içerisinde “inek” arkadaşlarımızdan çok fazla öteye gidememiş görünüyor:</strong> Seçkin bir meslek, yüksek bir kariyer ve iyi para&#8230; bu mudur? <strong>Bence burada zekânın nitelenmesine ilişkin temel bir yanılgı var</strong>. Yoksa, ülkenin koşulları bu zekâları yeterince değerlendirmiyor şeklindeki yanıt, işin kolayına kaçmak gibi geliyor. Çünkü, ülke en iyi meslekleri, en seçkin kurumlarını bu arkadaşlara sunmuş daha ne olsun.</p>
<p><strong>Aynı bağlamda ilginç olan başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum: internet üzerinden eski arkadaşları araştırırken, öğrencilik yıllarını hayal kurmakla geçiren vasat zekâlı ve haylaz arkadaşlardan <em>bazılarının</em></strong><strong>, bugün, bu süper zekâ arkadaşların hayal bile edemeyecekleri birer tasarımcı, kuramcı konumunda olduklarını gördüm.</strong> <strong>Sabahlara kadar ucuz şarap içip, birlikte şiir okuduğumuz normal zekâ bir arkadaş, bugün merkezi Paris’te olan dünya enerji ajansının genel sekreteri olmuş. Hayal kurmanın da ötesinde bizzat siyasi eylemi nedeniyle sekiz sene hapis yattıktan sonra, hukuk bitiren ve bugün memleketin en önemli ceza hukukçularından olan bir başka arkadaşımız var. Yine arka sıralarda hayal kurarak vakit geçiren bir başka “vasat zekâ“ arkadaş, bugün Hasip Pasa Yalısı, Zübeyde Hanım Evi, Türk Tarih Kurumu Basımevi gibi, yüksek sanat değeri taşıyan mimari yapılara imza atıyor.</strong></p>
<p>Örnekler daha da çok, ama başa dönerek şunu anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum. Bir modern toplum “bilimi” olarak psikolojinin ve psikolojideki bazı moda eğilimlerin, bize önerdiği tanım ve kavramlara, mesafeli ve sorgulayıcı yaklaşmak gerekiyor. Eğer “üstün zekâ”, sadece empirik olgular (fac/factum) arasındaki bağıntıları gören ve bu bağıntıları başkalarından daha hızlı kavrayarak yine bir takım empirik sonuçlara ulaşan bir zekâ ise, bir zekadır, ama üstün bir zeka değildir.</p>
<p>(Ayrıca bu konudaki ölçme ve değerlendirmelerin son derece göreceli olduğunu da vurgulamak gerekiyor. Örneğin orta Avrupa’lı çocukların zekâlarını öçmek için uygulanan HAWIK (Hamburg-Wechsler-Intelligenztest) testini, Yozgat’tan göçmen olarak Avrupa’ya gitmiş bir ailenin çocuğuna uyguladığınızda, yozgatlı çocuğun geri zekâlı olmasa bile, düşük zekâlı çıkması kaçınılmazdır. Ve göçmen çocuklar Almanya, Avusturya gibi ülkelerde eğitim kategorilerine yönlendirilirken ne yazık ki, bu standart hâlâ kasıtlı olarak uygulanmaktadır.)</p>
<p><strong>Öyleyse en başta, “zekâ”ya üstünlük atfetmek modern toplumun temel yanılgılarından birisini oluşturuyor. Zekâ farklılığını, bir üst-alt hiyerarşisi içinde değerlendirmek yerine, zekânın işlevsel niteliğinden yola çıkarak tanımlamak, gerek zekânın sahibi, gerekse uygulama ahlâkı açısından da daha doğru olur.</strong></p>
<p>Kabaca ayırırsak: Yukarda, üstün zekâ olarak tanımlanan, yaşından büyük laflar eden, rakamları bölüp çarpan, çabucak okuyan, empirik olgular arasındaki ilgileri konu edinen “büyümüş de küçülmüş” çocuk modeli, “formel bir zeka”dır. Beri yanda empirik olgu ve ilgileri fazla dikkate almayan, dolayısıya bu alanda herhangi bir “cambazlık” sergilemediği için vasat sayılan bir çocuğun, çocukluk durumunu aşar aşmaz, empirik olguları da soyutlama yoluyla aştığını ve genellemeler, kavramlar aracılığıyla kuramsal düşünmeye başladığını kolay kolay sezemeyiz. Çünkü kuramsal ve kavramsal düşünce, “zeka kübü”nün renklerini bir araya getirmek türünden, hemen ve anında empirik olarak gösterilebilir ve görülebilir “akrobatik” sonuçlara yol açmaz. <strong>Bizim tarafımızdan görülebilir cambazlıklara yol açmadığı için, çoğunlukla vasat olarak değerendirilen bu tür bir zekâya “soyutlayıcı veya kavramsal zekâ” diyebiliriz. </strong></p>
<p>Tek tek olguların eş ve benzer nitelikerinden yola çıkarak, genel ilke ve kuramlara ulaşan bu zekâ’yı birim zaman içinde, kronometre ve test sorularıyla ölçmeye çalışmak anlamsızdır. Üstelik bu zekâ, anlamaya, anlamlandırmaya ve açıklamaya çalıştığı kavramlar üzerinde; kavramın soyutluğu ölçüsünde alabildiğine yavaş işleyebilir, dolayısıya üstün veya vasat gibi hiyararşik bir konuma da sığmaz. Daha ilginci bu tür zekâya sahip çocuklardan “can sıkıntısı” yakınmasını fazla duymazsınız. Tek bir ağaç dalını iki bacağının arasına alıp, onu bozkırlarda koşan bir at gibi tasarlayarak, kendi kendine binbir macera yaşayabilir; tek bir masalı on farklı versiyonuyla arkadaşlarına anlatabilir, her defasında aynı masala yaptıkları katkıdan büyük haz alırlar, en kısıtlı imkânlar içinde bile, yakınmaksızın kendi kendisine yeterli olabilen çocuklardır bunlar. Ve dışardan bakınca, sıradan, vasat, belki biraz da palavracı görünürler. <strong>Ancak bu zekâ, “üstün zekâ”da pek bulunmayan, ilişki sürdürebilme, uyum, geçinme, akranlarının ilgisini çekme gibi sosyal ve moral yeteneklere de sahiptir. Yaş ilerledikçe moral yetenek tarafından disipline edilen “soyutlayıcı zekâ” kuşkusuz giderek “akla” dönüşecektir.</strong> (Burada bir parantez açarak zekâ’nın, ahlâk ve değer sistemleri tarafından disipline edilmediği sürece “akıl” olamayacağını da kısaca vurgulamak gerekiyor.)</p>
<p><strong>Bu türlü zekâ, bir F 16’nın montajını ve “teknolojisini” değil, onun uçma ilkelerini, dahası “amaç ve gereksinim” teorisini tasarlayan zekâdır ve o mutlaka soyutlama gereği duyar, çünkü tasarım yapmak, soyutlama yapmaktır. </strong>Öte yandan “Soyutlayıcı zekâ”yı çokca yapıldığı gibi EQ ile de karıştırmamak gerekiyor. (Hoş, EQ yani emotional intelligence de tartışmalı bir tanım, doğrusu <a href="http://books.google.com.tr/books?id=nHOlIa8wXUEC&amp;pg=PA119&amp;lpg=PA119&amp;dq=%22intuitional+intelligence%22&amp;source=bl&amp;ots=hZdtA2Dlor&amp;sig=MpodOfXox1x1ZdzehpIchbKGSU8&amp;hl=en&amp;ei=AeiOSt--IZaInQODjJT2Aw&amp;sa=X&amp;oi=book_result&amp;ct=result&amp;resnum=1#v=onepage&amp;q=%22intuitional%20intelligen">intuitonal intelligence</a> olmalıdır, bunu da bir başka zaman tartışacağız.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/21/zeka-ve-ustun-zeka/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/21/zeka-ve-ustun-zeka/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Paramızı Nasıl Biriktirebiliriz?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/YToOlBKLPpo/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/18/paramizi-nasil-biriktirebiliriz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 10:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=428</guid>
		<description><![CDATA[Yazan: Seniz Tarımcan Schmiede, Netaş Finans Direktörü
Para biriktirme yetisi birçok konuda olduğu gibi kültürel değişikliklerden etkileniyor. Örneğin 2005 senesini ele alalım. Japonya’da vergi sonrası gelirden biriktirilen oran %25,5 iken Amerika Birleşik Devletleri’nde bu oran -%0,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu farkı hayatın Japonya’da Amerika’dan daha ucuz olması şeklinde açıklamak ise mümkün değil, zira Japonya’daki Tokyo ve Osaka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yazan: <a title="Seniz Tarimcan, Netas, para nasil biriktirilir&gt;" href="http://www.fithamile.com" target="_blank">Seniz Tarımcan Schmiede</a>, Netaş Finans Direktörü</strong></p>
<p><strong>Para biriktirme yetisi birçok konuda olduğu gibi kültürel değişikliklerden etkileniyor. </strong>Örneğin 2005 senesini ele alalım. Japonya’da vergi sonrası gelirden biriktirilen oran %25,5 iken Amerika Birleşik Devletleri’nde bu oran -%0,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu farkı hayatın Japonya’da Amerika’dan daha ucuz olması şeklinde açıklamak ise mümkün değil, zira Japonya’daki Tokyo ve Osaka dünyanın en pahalı şehirlerinden. Devletlerin birikime, yatırıma nasıl baktıkları ve vatandaşları nasıl yönlendirdikleri çok önemli.</p>
<p><strong>Türkiye’ye baktığımızda, eli para tutan genç neslin para birikimi konusunda çok aktif olmadığını görüyoruz.</strong> Ne yazık ki devletin para biriktirme konusunda, haklı yüreklendirecek vergi avantajları sağladığı da görülmüyor. Neyse ki biriktirmeyi beceremeyenler için kolay bir çözüm var gibi.. Türkiye’de yeni yeni işlemeye başlayan bireysel emeklilik sistemi, para yatırımı için çeşitli olanaklar sunuyor ve kişiye özel birikim çözümleri getiriyor. Her ay sabit bir ücret ödeyebilir veya senede bir kez toplu ödeme yapabilir ya da daha farklı bir sistemi danışmanınızla oturup geliştirebilirsiniz. <strong>Bordrolu kişilere aylık gelir vergisi avantajı da sağlayan bu sistemin incelenmesini tavsiye ederim.</strong></p>
<p><strong>Biriktirmeyi becerebilenler için ise yatırımın nereye yönleneceği eskiden açıktı: Ya dövize ya vadeli mevduata.. </strong>Faizlerin iniş eğiliminde olduğu ve daha da inmesi beklendiği günümüzde ise dengeler şaştı ve eskiden kesin bildiğimiz artık soru işareti oldu. <strong>Şu anda, bazı bankaların kampanyalar dahilinde verdiği yüksek oranlar hariç, ortalama vadeli mevduata alınan faiz 30 günden bağlarsanız, brüt %10,75. Benim tercihim, faizlerin sene sonuna kadar daha da düşeceğini beklediğimden vadeli mevduatımı 3 aylıktan bağlamak oldu.</strong> 3 aylıklarda faiz %10,5’e düşüyor. Dün HSBC’nin bir şubesindeki müdürle yaklaşık yarım saat boyunca bu konu üzerinde konuştuk. Vadeli mevduatlar düşerken tam tersi yönde getiri yapan B likit ve B değişken fonları üzerinde durduk. Yatırımımın bir kısmını B değişken fona yönlendirme kararı aldım. Getirisine göre ya devam edeceğim ya da başka çareler aramaya başlayacağım. Hatta yeni bir bireysel emeklilik sözleşmesi imzalama vaktimin geldiğini bile düşünüyorum. Tavsiyem, piyasaları yakından takip edip zaten zor biriken paranızı en iyi şekilde değerlendirmeniz.</p>
<p><strong>Peki ne kadar biriktirmeliyiz?</strong></p>
<p>Hepimizin değişik net gelirleri var. Değişmeyen ise hepimizin bu maaştan ödüyor olduğu ya kira ya ev kredisi, eve ait aidat, elektirik, su, gaz, telefon faturaları ve yiyecek-içecek giderleri. <strong>Kişisel bütçenizi hazırlarken ilk önce bir senede gelirinizin yüzde kaçını biriktireceğinize karar vermek.</strong> <strong>Daha sonrasında aşağıdan yukarıya giderek büyük başlı ve değişmeyen giderlerin oranını ayarlayabilmek.</strong> <strong>Sabit giderleri net gelirinize oranlayıp %60’ı geçmemesini sağlarsanız, geri kalan %40’ının en az %25’ini yatırıma yönlendirebilirsiniz.</strong> Sabit giderlerinize bireysel emeklilik sistemine ödeyeceğiniz rakamı da dahil edebilirseniz ne ala..Sene sonunda kendinizi tebrik edip güzel bir kutlama yapın derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/18/paramizi-nasil-biriktirebiliriz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/18/paramizi-nasil-biriktirebiliriz/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Hem Suçlu Hem Güçlü Toplumlar Gelişemez</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/ZyhMy1e0xpo/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/16/hem-suclu-hem-guclu-toplumlar-gelisemez/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 13:59:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Arabanızla hangi yolda gitseniz, mutlaka kurallara uymayan birileri vardır. Yanlış yola girmiş Murat marka arabanın şöförü de Ferrari kullanan arabanın şöförü de aynı tepkiyi verir.
“Ya, arkadaşım, kenara çekilsen nolur? Bu kadar anlayışsız olunmaz ki”
Sol tarafta kocaman asılı duran “sola dönüş yok” yazılı trafik işaretini gösterdiğinizde davranış modeli değişmez.
“Git işine be kardeşim. Çekilsene yoldan.”
Adam arabadan iner, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arabanızla hangi yolda gitseniz, mutlaka kurallara uymayan birileri vardır. Yanlış yola girmiş Murat marka arabanın şöförü de Ferrari kullanan arabanın şöförü de aynı tepkiyi verir.</p>
<p>“Ya, arkadaşım, kenara çekilsen nolur? Bu kadar anlayışsız olunmaz ki”</p>
<p>Sol tarafta kocaman asılı duran “sola dönüş yok” yazılı trafik işaretini gösterdiğinizde davranış modeli değişmez.</p>
<p>“Git işine be kardeşim. Çekilsene yoldan.”</p>
<p>Adam arabadan iner, karşısında duran ve kurallara uyan arabanın camına sertçe vurur.</p>
<p>“Sana söylüyorum.”</p>
<p>Adam cama vurmaya devam eder.</p>
<p>“Ne o. Bana sözüm ona ders mi veriyorsun? Çekil yoldan. Adamın asabını bozma!”</p>
<p>Doğru yönde olan arabanın arkasındakiler de sabırsızlanmaya başlar. Haksız olduklarını bildikleri arabaya “kardeşim yanlış yoldasın, lütfen geri çekil” demekten ziyade, trafik kurallarına uyan araba sürücüsünü yolu tıkamakla suçlarlar.</p>
<p>“Bu yaptığınız yakışıyor mu? Bu yoldan hep sola dönüyor araçlar. İzin verseniz ölür müsünüz?”</p>
<p>İzin verse ölmeyeceğini herkes bilir. <strong>Yanlı</strong><strong>ş</strong><strong> yoldaki araç sahibi, kendi bencil çıkarları için toplumun huzurunu bozmaktadır</strong>. <strong>Üzücü olan, toplumun bireyleri aynı hataları kendileri tekrar tekrar yapabilmek için hatalı olanı korumayı tercih eder.</strong></p>
<p>“Ama sola dönülmez işareti var. Yol bana ait. Bu araç yanlış yönden gitmeye çalışmasa, trafik sıkışmayacak, bu gereksiz sohbeti de yapmak zorunda kalmayacağız.”</p>
<p>“Ya yanlış yapmış olabilir. N’olacak?! Yol ver olsun bitsin.”</p>
<p><strong>“Neden hepimizin vaktini harcayan ve yanlı</strong><strong>ş</strong><strong> yolda olan araç sahibine trafik i</strong><strong>ş</strong><strong>aretini gösterip, geri çekilmesinin uygun olaca</strong><strong>ğ</strong><strong>ını iletmeyi denemiyoruz?” </strong></p>
<p>“Çattık ya. Yürü yoksa üstüne ben yürüyeceğim.”</p>
<p>Özellikle Istanbul gibi büyük metropollerde yaşayanların her günlük olaylardan birine örnek bu. Türkiye’de değişimin yapılamamasının en öncelikli sebeplerinin başında sınırsız özgürlük arayışımız gelmekte. <strong>Bizler bireysel de</strong><strong>ğ</strong><strong>il giderek daha da bencil bir toplum olma yönünde ilerliyoruz. <a title="bireysellik, bencillik, fatmanur erdogan, biryesel toplumlar" href="http://www.dogancuceloglu.net/index.php?sayfa=icerik_goster&amp;id=290" target="_blank">Ikisi arasındaki fark </a></strong><a title="bireysellik, bencillik, fatmanur erdogan, biryesel toplumlar" href="http://www.dogancuceloglu.net/index.php?sayfa=icerik_goster&amp;id=290" target="_blank"><strong>ş</strong></a><strong><a title="bireysellik, bencillik, fatmanur erdogan, biryesel toplumlar" href="http://www.dogancuceloglu.net/index.php?sayfa=icerik_goster&amp;id=290" target="_blank">udur</a>: bencil toplumlar, sadece kendi çıkarını dü</strong><strong>ş</strong><strong>ünür ve “Ben istedi</strong><strong>ğ</strong><strong>imi yaparım, ama senin yapmana izin vermem” der. Bireysel toplumlar “Ben istedi</strong><strong>ğ</strong><strong>imi yaparım ama kar</strong><strong>ş</strong><strong>ımdaki de aynısını yaparsa buna izin vermek zorundayım” der. </strong></p>
<p>Bu tür davranış, Türkiye’de bir çok konuda yaşanıyor. Örneğin, ses yasağı olmasına rağmen, bar’ının sesini sabahın 4.00’üne kadar bangır bangır açan işletme sahipleri, yaşam kalitenizin düşmesine neden olur. Şikayet ettiğinizde “Git benle uğraş. Ben istediğimi yaparım.” demeye devam eder.</p>
<p><strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bireysel_psikoloji">Hem suçlu hem güçlü toplumların</a> asla beklenen ve arzu edilen düzeyde ilerleme kaydetmesi mümkün de</strong><strong>ğ</strong><strong>ildir. Türkiye’de bu durumdadır.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yanlış yoldan gelen sürücü “Çok özür dilerim. Yanlış yolda olduğumu biliyorum. Şimdi geri çıkıyorum” demek yerine hem suçlu hem de güçlü davranmayı tercih ediyor.</p>
<p><strong><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Attitude_change">Bu bir davranış bozukluğudur.</a></strong></p>
<p><strong>Yanlı</strong><strong>ş</strong><strong> ve hatalı oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>umuz yerde özür dilemeyi bilmek, hatalı oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzu kabul ederek, yanlı</strong><strong>ş</strong><strong>ı düzeltebilmek olgunluk ve geli</strong><strong>ş</strong><strong>mi</strong><strong>ş</strong><strong>lik göstergesidir.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İş hayatımızda da durum böyledir.</p>
<p><strong>Hatalı oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzda hata yaptı</strong><strong>ğ</strong><strong>ımızı kabul edebilmek, bizi hayatta ileriye götürür. Hatalı davrandı</strong><strong>ğ</strong><strong>ımızda bunu kabul edebilmek ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Attitude_%28psychology%29">davranışımızı değiştirmek,</a> ögrenebilen bir insan oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzun ve geli</strong><strong>ş</strong><strong>meye açık bir ki</strong><strong>ş</strong><strong>ilik oldu</strong><strong>ğ</strong><strong>umuzun göstergesidir. Bu anlayı</strong><strong>ş</strong><strong>a sahip bireyler ne kadar çok olursa, toplum olarak o derece dengeli geli</strong><strong>ş</strong><strong>iriz.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/16/hem-suclu-hem-guclu-toplumlar-gelisemez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/16/hem-suclu-hem-guclu-toplumlar-gelisemez/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Konumlandırma Nasıl Olur?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/4qqETNQQgmo/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/13/konumlandirma-nasil-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 12:49:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/?p=416</guid>
		<description><![CDATA[İşverenlerin işe alım süreçlerinde yaptığı bir dolu hata olabilir. Peki ya siz ne durumdasınız?
Eray Endes, ntvmsnbc için açtığı iş ilanına başvuruların %90’ının işe uygun olmadığını söylüyor.
Capital dergisinin haberine göre, şirketlere 2009 yılının ilk 6 ayındaki başvurular 200.00’e ulaşmış! Bu 200.000 başvuru arasından sıyrılmak hiç kolay değil, bir de CV’inizde iş yoksa, sıyrılmanız mümkün de değil.
Ahbap, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşverenlerin işe alım süreçlerinde yaptığı bir dolu hata olabilir. Peki ya siz ne durumdasınız?</p>
<p><a title="eray endes, ntvmsnbc" href="http://www.erayendes.com/mission-accomplished/" mce_href="http://www.erayendes.com/mission-accomplished/" target="_blank">Eray Endes</a>, ntvmsnbc için açtığı <a title="eray endes, msnbc, ntv" href="http://www.erayendes.com/ntvmsnbc-icin-bilim-ve-teknoloji-editoru-ariyoruz/" mce_href="http://www.erayendes.com/ntvmsnbc-icin-bilim-ve-teknoloji-editoru-ariyoruz/" target="_self">iş ilanına başvuruların </a>%90’ının işe uygun olmadığını söylüyor.</p>
<p>Capital dergisinin haberine göre, şirketlere 2009 yılının ilk 6 ayındaki başvurular 200.00’e ulaşmış! Bu 200.000 başvuru arasından sıyrılmak hiç kolay değil, <a title="eray endes, ntvmsnbc" href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2008/02/11/is-arama-suresi-tahmininizden-daha-uzun-cekebilir/" mce_href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2008/02/11/is-arama-suresi-tahmininizden-daha-uzun-cekebilir/" target="_blank">bir de CV’inizde iş yoksa, sıyrılmanız mümkün de değil</a>.</p>
<p>Ahbap, çavuş ilişkisiyle işe alımların yapıldığından yakınanların artık büyümelerinin zamanı geldi de geçiyor. İş kapmak için tanıdığınız varsa kullanın, yoksa, milyonlarca insan ne yapıyorsa, sizde onu yapın. Kendi imkanlarınız dahilinde iş arayın.</p>
<p>Olduk olmadık her iş ilanına başvurmayı tercih etmeyin. Başvuracağınız iş ilanında yazılan “kilit kelimelere” dikkat edin. CV’iniz bu kilit kelimeleri içeriyor mu, gözden geçirin. CV’inizi elinize aldığınızda iş ilanında yazılı kişiyi anlatıyor mu bakın. Anlatmıyorsa, anlatır hale gelene kadar çalışın. Nasıl CV yazacağınızı bilemiyorsanız, bir bilene yaptırın. Buna harcayacak param yok, hatta otobüs bileti almaya dahi param yok diyorsanız, belki de kariyer odaklı değilsiniz.</p>
<p>İş dünyasında çok bilinen bir söz vardır. Para kazanmak için para harcamak gerekir.</p>
<p>Eray Endes’in yaşadığı deneyimler çok tipik. Birçok şirket benzer sorunları yaşıyor. Adaylar, kariyer sitelerinden doldurmuş oldukları “anlamsız ve jenerik” CV’leri şirketlere yolluyorlar. Kendi hazırladığınız CV olmadıkça ayrışmanız çok zor.</p>
<p>Şirketlere yollanan CV&#8217;lerin coğu ilk 10 saniyede çöpe gidebilecek nitelikte. Sebebi de alelade olmaları. Hangi alanda kuvvetliyseniz, bu yanlarınızı ortaya çıkartın.</p>
<p>NTVMSNBC ilanına başvuracak bir kişinin ilk bakışta teknolojiyle haşır neşir olduğunu göstermesi gerekiyor. Sosyal ağlarda varmısınız, isminizi google’ladığımızda ne çıkıyor, blog yazıyor musunuz, bu çalışmalarınıza örnekler neler. Hatta CV’nizde isminizin olduğu yere “dot com” (fatmanurerdogan.com gibi) olarak bilginizi girseydiniz, eminim Eray Endes’in dikkatini çeken ilk kişi olurdunuz.</p>
<p>Üstelik bu ilanda aranan kişinin özellikleri arasında editorial nitelik aranıyor. Siz kendi CV’nizde kendinizi konumlayamayı başarın ki, şirket için gereken konumlamayı hakkıyla yapabileceğiniz kolaylıkla farkedilsin.</p>
<p>Şu dönemde iş bulmak büyük şans. Üstelik şirketlerin CV yağmuruna tutulduğu bu günlerde. O nedenle, <a title="cv, önyazı, özgeçmiş" href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2007/06/18/vurucu-bir-onyazi-karar-surecini-etkiler/" mce_href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2007/06/18/vurucu-bir-onyazi-karar-surecini-etkiler/" target="_self">CV’niz vurucu olursa</a>, kapınıza gelen şansı yakalamakta ki olasılıklarınızı ciddi şekilde kuvvetlendirirsiniz. <b>Çünkü o kadar kötü hazırlanmış CV varki ortalıkta, iyi bir CV ile karşılaştığımız ender zamanlarda inanın üstüne atlıyoruz.</b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/13/konumlandirma-nasil-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/13/konumlandirma-nasil-olur/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>PR’cılar Baskı Altındaymış!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/xmedGdYVR24/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/08/pr%e2%80%99cilar-baski-altindaymis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 13:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[iletişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/08/pr%e2%80%99cilar-baski-altindaymis/</guid>
		<description><![CDATA[
Türkiye’ye döndüğümden beri medya ilişkileri alanında aynı sohbetlerin ve sorunların yer aldığına şahit oluyorum. Şirketler haber değeri olmayan haberleri gazeteye çıkarmak istermiş, gazeteciler pr’cıların telefonlarından dertliymiş, ajanslar baskı altında stresten mahvoluyormuş…
Marketing Türkiye konuya el atmak adına bir haber yapmış ama açıkçası ironik bir durum var: Konu haber değeri olan bir haber haline gelememiş! Zaman Gazetesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Türkiye’ye döndü</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ümden beri medya ili</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">kileri alanında aynı sohbetlerin ve sorunların yer aldı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ına </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ahit oluyorum. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irketler haber de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">eri olmayan haberleri gazeteye çıkarmak istermi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">, gazeteciler pr’cıların telefonlarından dertliymi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">, ajanslar baskı altında stresten mahvoluyormu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Marketing Türkiye konuya el atmak adına bir haber yapmı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"> ama açıkçası ironik bir durum var: Konu haber de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">eri olan bir haber haline gelememi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">! Zaman Gazetesi Ekonomi Müdürü Turan Bozkurt da buna de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">inmi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"> zaten.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>Ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>u çözülemeyen sorunlar nelermi</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong> bakalım:</strong></span></p>
<ul style="margin-top: 0in" type="square">
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Krizde reklam yatırımını kısan reklamveren PR’a yüklenmi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">, görünürlü</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ü      olsun diye çıldırıyormu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"></span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">PR Sektörü ‘bültenimi çıkar’ diye medya mensuplarının      ba</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ına ek</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">iyormu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"></span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Basın mensuplarının eline yüzlerce basın bülteni      geliyormu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">. PR </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irketleri      tarafından telefonla taciz ediliyorlarmı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"></span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irketler ve ajanslar haber de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">eri      olan basın bülteni yollamıyormu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"> ama      medyada yer alsın istiyormu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"></span></li>
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irket kaybetmek istemeyen ajanslar baskı      altında hissetti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">inden </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irket ne      derse yapmak zorunda kalıyormu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>Basın Aya</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: maroon"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>ı:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Ekonomi basınından bahsedecek olursak, </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">irketlere hangi sektör ve konularla ilgili hangi ki</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">ilerin hangi konuda uzmanla</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">tı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">ı bildiriliyor olsa, bu sorunun boyutunun daha da azalaca</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">ına inanıyorum</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">. Ekonomi basını bir ‘genelleme’ olarak kalmı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">&#8211; her sektör aynı ki</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">iye haber iletiyor. Sonra da haber de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">erinin olup olmaması bülteni alan ki</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">inin ‘ilgi alanında’ yani radarında bir konu olup olmamasına ba</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">lı olarak </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ekil de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">i</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">tiriyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Hayır olmaz demeyin. Her insanın belli bir ilgi alanı vardır ve do</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">al olarak o alana kar</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ı algıda seçicilik kaçınılmazdır. Üstelik günde 600 adet email alan medya mensubundan bahsediyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>Öyleyse: Elinize geçen bülten sayısını azaltmak istiyorsanız, organizasyon içi uzmanla</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>maya gidin. Hangi muhabirin hangi alanlarda uzmanla</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>tı</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>ını belirleyin ve yayınlayın. </strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>Ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>irketler kimle ne konu</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>aca</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>ını bilsin.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Bu demek de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ildir ki hiç haber de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">eri olmayan bülten almayacaksınız. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irketler konusuna hakim insanlar i</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">e alıp yeti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">tirdikçe bu sorun minimize edilir. Ama tamamen ortadan kalkması mümkün de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ildir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Ancak, gazetelerin ana sayfalarında ve arka sayfalarında çıplak kadın resimlerine her Allahın günü yer bulan gazetelerimizin, yatırım haberlerine aynı titizlikle davranmıyor olmaları da gözden kaçmıyor de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">il. Haber de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">eri olan bülten sanırım karga</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ada gümbürtüye gidebiliyor!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>Ajans Aya</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: maroon"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>ı:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">PR ajanslarının birço</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">u ileti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">im alanındaki geli</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">meleri takip etmeyen, körelmi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"> ve yenilikçili</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">e kapalı yerler konumunda. E</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">er bu ajanslardan biri de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ilseniz, alınacak bir durum yok.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>Oysa pazarlama ve reklam ajansları çalı</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>anları daha dinamik, çevik, yenilikleri takip eden yaratıcı ve canavar beyinlerle dolu. PR sektörü neden aynı trendi yakalayamıyor, sormamız lazım.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">Çalı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">anlarına yatırım yapması gereken sadece büyük ve kurumsal </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">irketler de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">il. Bunu da geçin her ba</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">arı odaklı çalı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">anın kendine yatırım yapması gerekiyor. <strong>Hepimiz sürekli ö</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>renmeyi, trendlerin sadece takipçisi de</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>il aktif uygulayıcısı olmayı ilke edinmek zorundayız</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">. Siz bakmayın Hıncal Uluc’un nostalji gazetecilik anlayı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">ı yazılarına. Devir hız ve teknoloji devri. Ba</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">ını yakalayamadınız mı yeti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366">meniz zor, çünkü rekabet kuvvetli.<span class="Apple-style-span" style="color: #000000"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Birçok konuda </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">unu fark ediyorum. Negatif deneyimler, hareket tarzımızı belirliyor. 10 </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irket ile negatif tecrübe ya</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">anmı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">sa, 11. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irket de aynı kefeye konabiliyor. O zaman i</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ler zorla</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ıyor. Oysa pozitif deneyimleri daha çok kafamıza kazımalı, bu deneyimleri artırmaya çabalamalıyız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>Örne</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>in: Ajanslar habere de</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>er katmayı ne ölçüde becerebiliyorlar? Bu yönde dü</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>ünebiliyorlar mı? Aradan çürük fasulye </strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>irketleri ve yolladıkları anlamsız bültenleri ayırdı</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>ınızda ve ajanslar habere de</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>er katma yönünde dü</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: #003366"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: #003366"><strong>ünüp hareket etmeyi daha sıklıkla yaptıklarında, verimlilik ve etkinlik çok daha etkin olacaktır.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: maroon"><strong>Ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>irket <span class="Apple-style-span" style="color: #000000; font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, fantasy; font-size: 16px; font-weight: normal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>Aya</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: maroon"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>ı:</strong></span></span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irket tarafında ileti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">imden sorumlu ki</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">iler zamanında ipleri ellerinde tutamamı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">lar. Bunun sebebi de sanıyorum bu i</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">lerin kolay ve herhangi bir ki</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">i tarafından yapılabilecek oldu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">u dü</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">üncesi. Dolayısıyla </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irket taraflarında ileti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">imden sorumlu ki</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">iler stratejik dü</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ünmekten ziyade ajansın söyledi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ini yapan taraf olmu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">. Bunun da sancılarını her 3 taraf da dolayısıyla ya</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ıyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>Bölümünüze ileti</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>imden sorumlu bir yetenek seçerken kriterlerinizden birinin ki</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>inin bu i</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>te kaç senedir olundu</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>undan ziyade, bu senelerde ne tür yenilikleri getirdikleri olsun</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Danı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">manlarla çalı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ıyoruz diye onlardan sürekli yön beklemek büyük bir hata olur. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">İş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">inizi ve </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irketinizi sizden daha iyi kimse bilemez. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irketinizin vizyonu ve hedefleri do</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">rultusunda ajansları yönetmek sizin göreviniz. Bunun tersi do</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ru bir yakla</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ım olmamaktadır. Ajanslar size danı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">manlık ederler ama karar sizlere aittir. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">İş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ini iyi bilen vizyoner yöneticiler, yönlendirmeyi sa</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">lam yapan, gerekiyorsa çalı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ma prensiplerinde de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">i</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ikli</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">i getirebilenlerdir.</span></p>
<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>Örne</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>in, kurum kimli</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>i yönetiminde, ajansların ilginç, kendi </strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>irketlerine sizin üzerinizde ücretsiz reklam ve marka bilinirli</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>i sa</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>layan uygulamalarına </strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>ahit oluyorum. Görünen o ki, </strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>irket tarafından kimseden ses çıkmadı</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>ı için bu uygulamalar devam edebiliyor ve ajanslarda mü</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>terilerine sormadan i</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>lem yapabiliyor. Bu tür uygulamaları fark edip harekete geçmek size dü</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>üyor. Bunları fark etmek için de i</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>inizi iyi bilmeniz gerekiyor. Derin ve büyük dü</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>ünebilmek, de</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ğ</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>i</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: navy"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: navy"><strong>imi getirebilme cesaretine sahip olmak gerekiyor. </strong></span></p>
<p><!--EndFragment--></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>Bunu farklı alanda </strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>öyle bir örnekle özetlemek isterim:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">Genelde bir web sitesi yaptırdı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ınızda, web sitenizin altında, projenizi yapan web tasarım ajansınızın ismi ve linki olur. </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">İ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">leti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">im ve pazarlama bölümünde çalı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">anların ço</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">u (yönetimlerde dahil olmak üzere) bunun normal ve do</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">al oldu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">unu dü</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ünür. Çünkü aslında pek de dü</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ünülmez bunun ne anlama geldi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">i. Ya da fark dahi edilmez. Oysa siz ajansınıza projenizin ücretini ödediyseniz, projeyi de teslim aldıysanız, birbirinize sorumlulu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">unuz orada bitmi</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">tir. E</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">er ajansınız sitenizin altına link koymak istiyorsa, reklam ücretlerinizi kendilerine bildirmelisiniz. Aksi takdirde, sizin üzerinizden reklamlarını ücretsiz yapmalarına izin vermenizin geçerli bir sebebi olmalı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>Bir dü</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>ünün.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt">&#8212;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>Bir ileti</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>im uzmanının </strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>u yeteneklerini geli</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>tirmesi kariyer ba</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana"><strong>ş</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"><strong>arısında önemlidir:</strong></span></p>
<ul style="margin-top: 0in" type="square">
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>Pazarlama bilgi ve becerisi</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"> Haberin nasıl konumlanması gerekti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">i      stratejik bir yakla</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ımdır. Bunu da en iyi pazarlama bilgisiyle      elde edersiniz.</span></li>
</ul>
<ul style="margin-top: 0in" type="square">
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>Teknolojiyi kullanma yetisi</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">: Günümüzde      geli</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">en teknolojileri aktif ve etkin kullanabilen      ajans sayısı bir elin parmaklarını doldurmamakta. Ajansların savunması      olan ‘</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">Ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">irketler hazır de</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">il’      ele</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">tirisi do</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ru      olsa bile geçersizdir. (Ajansların %95’inin kesinlikle hazır olmadıklarını      söylemem yanlı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"> olmaz.) Çünkü, danı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">manların      i</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">i mü</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">terilerini      hazırlamaktır. Teknolojiyi etkin kullanabilirseniz, bu tartı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">maların      büyük ço</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">unlu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">unu      yok edebilecek sistem ve araçların gözünüzün önünde oldu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">unu      fark edersiniz. Bu becerilerini artıranlar en fazla tercih edilen      yetenekler olacaktır.</span></li>
</ul>
<ul style="margin-top: 0in" type="square">
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>Proaktif hareket dürtüsü</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">:<span> </span>Problemleri fark edebilme ve hızlı      çözüm yetisi günümüzde önem te</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">kil      ediyor. Bazen büyük sonuçlar için ufak adımları atabilmek </span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">art.      Geni</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma"> dü</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ünebilmek,      meraklı olmak, fikir üretebilmek ve bu fikirleri aksiyona geçirebilmek için      yollar arayabilmeye hevesli olanlar tercih ediliyor.</span></li>
</ul>
<ul style="margin-top: 0in" type="square">
<li class="MsoNormal" style="line-height: 13pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma; color: maroon"><strong>Öncelikleri görebilme yetisi</strong></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">: Önceliklerin      neler oldu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">unu anladı</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">ınızda,      strateji olu</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">turmak daha kolaydır. Bu yetene</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">inizi      geli</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ş</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">tirmek için ilk önce hayatınızı nasıl yönetti</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana">ğ</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma">inize      bakmanızı öneririm.</span></li>
</ul>
<p><!--EndFragment--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/08/pr%e2%80%99cilar-baski-altindaymis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>21</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/08/pr%e2%80%99cilar-baski-altindaymis/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kariyer Endişesiyle Dolu Yaşamlar</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/KariyerYolculugu/~3/GqFXxjuDR9g/</link>
		<comments>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/04/kariyer-endisesiyle-dolu-yasamlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 21:08:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatmanur Erdogan</dc:creator>
				<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[yetenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/04/kariyer-endisesiyle-dolu-yasamlar/</guid>
		<description><![CDATA[Hayatının bir döneminde kariyer endişesi yaşamamış bir profesyonel yok.  Günümüzdeyse, istediğimizi elde edebilmek ve edemeyecek olmamız ihtimaliyle yaşadığımız yoğun bir kariyer endişesi de söz konusu. 
Alain de Botton, her zaman olduğundan çok daha fazla kariyer endişesi yaşıyor olduğumuzun altını çiziyor. Olmak istediğimizle olabildiğimiz arasındaki fark büyüdükçe, endişelerimizin de arttığını belirtiyor. TED’de yaptığı bu muhteşem konuşması bizleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma"><strong>Hayatının bir döneminde kariyer endi</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>esi ya</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>amamı</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong> bir profesyonel yok</strong>.<span>  </span>Günümüzdeyse, istedi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imizi elde edebilmek ve edemeyecek olmamız ihtimaliyle ya</span>ş<span style="font-family: Tahoma">adı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ımız yo</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">un bir kariyer endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">esi de söz konusu. </span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, fantasy"><a href="http://" target="_blank" title="alain de botton">Alain de Botton</a></span>, her zaman oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">undan çok daha fazla kariyer endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">esi ya</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ıyor oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">umuzun altını çiziyor. Olmak istedi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imizle olabildi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imiz arasındaki fark büyüdükçe, endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">elerimizin de arttı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ını belirtiyor. TED’de yaptı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ı bu muhte</span>ş<span style="font-family: Tahoma">em konu</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ması bizleri 20 dakikalı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ına gerçeklerle ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">a bırakıyor. </span></p>
<p><object height="326" width="446"><param value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" name="movie"></param><param value="true" name="allowFullScreen"></param><param value="transparent" name="wmode"></param><param value="#ffffff" name="bgColor"></param><param value="vu=http://video.ted.com/talks/embed/AlaindeBotton_2009G-embed_high.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/AlaindeBotton-2009G.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=605" name="flashvars"></param><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/embed/AlaindeBotton_2009G-embed_high.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/AlaindeBotton-2009G.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=605" allowfullscreen="true" height="326" width="446" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" type="application/x-shockwave-flash" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"></embed></object></p>
<p><span style="font-family: Tahoma"> <span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times, fantasy"><span style="font-family: Tahoma">Alain de Botton, </span><a href="http://www.alaindebotton.com/pages/about/index.asp?PageID=161" title="alain de botton, statü endişesi" target="_blank"><span style="font-family: Tahoma">kariyer endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">elerimizin ilk sebebini</span></a><span style="font-family: Tahoma"> “snoblar” tarafından çevrelenmi</span>ş<span style="font-family: Tahoma"> olmamıza ba</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">lıyor. Snobu </span>ş<span style="font-family: Tahoma">öyle tanımlıyor:</span></span></span>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma; color: navy">“Sizin hakkınızda küçük bir bilgi elde edip, bu bilgiyi tüm ki</span><span style="color: navy">ş</span><span style="font-family: Tahoma; color: navy">ili</span><span style="color: navy">ğ</span><span style="font-family: Tahoma; color: navy">iniz hakkında yargıya varmak için kullanan ki</span><span style="color: navy">ş</span><span style="font-family: Tahoma; color: navy">i”. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma; color: navy"></span><span style="font-family: Tahoma; color: gray">(</span><span style="color: gray"><a href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/02/hayattaki-tercihlerimizden-utanmamak-icin/"><span style="font-family: Tahoma">Buradaki yazıda oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">u gibi hangi liseden mezun oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">unuzu sorarak kim oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">unuz hakkında yargıların olu</span>ş<span style="font-family: Tahoma">masına benziyor</span></a></span><span style="font-family: Tahoma; color: gray">.)</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Günümüzde en büyük snoblu</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>unda “ne i</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong> yaptı</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ımızla” ilgili olarak ortaya çıktı</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ından bahsediyor</strong>. Yaptı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ınız i</span>ş<span style="font-family: Tahoma"> ve ünvana göre sizi de</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">erlendirip, sizinle konu</span>ş<span style="font-family: Tahoma">maya devam edip etmeyeceklerine karar veren bir dolu snobun hayatımıza negatif etkisinden bahsediyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Endi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">elerimizi yaratan sebeplerden bir di</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">erinin de, paradoxal bir </span>ş<span style="font-family: Tahoma">ekilde, bizim için ho</span>ş<span style="font-family: Tahoma"> olan bir duygu olması. Bu duygu “<strong>kariyerimizde ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arılı olaca</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ımıza yönelik duydu</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>umuz ümit.”</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Bize sürekli söylenen </span>ş<span style="font-family: Tahoma">ey “<strong>istedi</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>imiz her</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>eye sahip olabilece</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>imiz ve istedi</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>imiz her </strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>eyi ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arabilecek kapasiteye sahip oldu</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>umuz</strong>.”</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Hemen hemen her kaynak bunu pompalıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Bu elbette çok güzel bir duygu ve bizlere <strong>“e</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>it oldu</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>umuz” hissini de veriyor.</strong><span>  </span>Bu da elbette beklentilerimizi artırıyor: istedi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imiz pozisyona ula</span>ş<span style="font-family: Tahoma">abilmenin hepimiz için mümkün oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">una inandı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ımızdan, bu beklenti gerçekle</span>ş<span style="font-family: Tahoma">medi</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">inde bizde huzursuzluk yaratıyor.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">E</span>ş<span style="font-family: Tahoma">itlik duygusu yaratan birçok </span>ş<span style="font-family: Tahoma">ey de var giyim ku</span>ş<span style="font-family: Tahoma">amımızdan tutunda nerelerde tatil yaptı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ımıza kadar. Ama e</span>ş<span style="font-family: Tahoma">it olmak istesek de bir türlü e</span>ş<span style="font-family: Tahoma">it de</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">iliz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Temelde hepimiz e</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>it olsak da hepimiz modern toplumlarda tabu olan “özenmek” duygusuna sahibiz</strong>. Birbirine benzeyen insanlarda özenme duygusu daha yo</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">un ya</span>ş<span style="font-family: Tahoma">anıyor. Örne</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">in iki ki</span>ş<span style="font-family: Tahoma">i ya</span>ş<span style="font-family: Tahoma">, özgeçmi</span>ş<span style="font-family: Tahoma">, kariyer ve özde</span>ş<span style="font-family: Tahoma">le</span>ş<span style="font-family: Tahoma">tirme açısından ne kadar birbirine yakınsa, özenme duygusu o derecede artıyor. E</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">er enerjin varsa, bir iki firkin varsa her</span>ş<span style="font-family: Tahoma">eyi ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arabilecek oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">umuza inandırılıyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Bu noktada meritokrasi’nin varlı</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ı ortaya çıkıyor</strong>. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Meritokrasi" target="_blank" title="meritokrasi, yeterlilik duygusu">Meritokratik toplumlar</a>, yete<strong>ne</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>in, enerjin ve azmin varsa, istedi</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>in her</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>eye sahip olabilece</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ini ö</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ütler</strong>. Buna inanırsan, en yükse</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">e tırmanabilirsin. Acı olan </span>ş<span style="font-family: Tahoma">u ki, buna inanıyorsan, o zaman, zincirin en alt kademesindeysen, orada olmayı hak etti</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">in için orada oldu</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">una da inanırsın. Yeterince yetene</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">in, azmin ve zekan olmadı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ını dü</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ünürsün. Yukarı tırmanamadıysan, ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arısızlı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ı hak ediyorsun demektir. Yukarıya çıkmak yetenekse, çıkamamak da yeteneksizlikle özde</span>ş<span style="font-family: Tahoma">le</span>ş<span style="font-family: Tahoma">iyor. <strong>Bu da ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arısızlı</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ı çok daha acı ve kaçınılası yapıyor.</strong><span> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">De Botton, bir toplumun gerçek anlamda merikokratik olmasının mümkün olmadığına değiniyor,</span><span style="font-family: Tahoma"> çünkü hayatta bir dolu tesadüfler mevcut. Hastalıklar, ölümler, kazalar gibi…</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Eskiler, ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arılarında “</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>anslı” olduklarını dile getirirlerdi.</strong> Oysa </span>ş<span style="font-family: Tahoma">imdi, </span><a href="http://kariyeryolculugu.com/blog/2008/07/10/sans-kapinizi-caldiginda-imkanlara-acik-olun/"><span style="font-family: Tahoma">ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arılar hep “kendi çalı</span>ş<span style="font-family: Tahoma">ma ve gayretlerimiz sonucu oluyor</span></a><span style="font-family: Tahoma">” diyoruz. Eskiden tanrılara tapılırken, artık insanlara tapar olduk. Kendimizi yücelttikçe yücelttik. Bakıyoruz, geli</span>ş<span style="font-family: Tahoma">mi</span>ş<span style="font-family: Tahoma"> bireysel toplumlarda intihar oranı en yüksek. Sebebi ise, ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arılarında “kendinlerini sorumlu tutup” ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arısızlıklarında da “kendilerini sürekli sorumlu” tuttup, ba</span>ş<span style="font-family: Tahoma">arısızlı</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">ı ki</span>ş<span style="font-family: Tahoma">isel aldıklarından kaynaklanıyor bu durum.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma">Do</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">aya yöneli</span>ş<span style="font-family: Tahoma">imizde i</span>ş<span style="font-family: Tahoma">te bu yüzden: kendimizden, içimizdeki trajediden ve rekabetçili</span>ğ<span style="font-family: Tahoma">imizden kaçmak.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family: Tahoma"><strong>Kısaca kendiniz için ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arının tanımını yapmanızı ümid ederim. Hayatta her konuda ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arılı olmak mümkün de</strong></span><strong>ğ</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>ildir. Her kazanç bir kaybı beraberinde getirir. Her erdemli ki</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>i bilir ki, ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arı ve ba</strong></span><strong>ş</strong><span style="font-family: Tahoma"><strong>arısızlık elele hareket eder…</strong></span></p>
<p><!--EndFragment--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/04/kariyer-endisesiyle-dolu-yasamlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://kariyeryolculugu.com/blog/2009/08/04/kariyer-endisesiyle-dolu-yasamlar/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
