<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" standalone="no"?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><rss xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>KAYIT DÜŞMEK İÇİN</title><description></description><managingEditor>noreply@blogger.com (Unknown)</managingEditor><pubDate>Thu, 24 Oct 2024 15:22:18 +0300</pubDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">30</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><link>http://sinedepo.blogspot.com/</link><language>en-us</language><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle/><itunes:category text="TV &amp; Film"/><itunes:owner><itunes:email>noreply@blogger.com</itunes:email></itunes:owner><item><title>CHANGELING - SAHTEKAR</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2009/05/changeling-sahtekar.html</link><category>Angelina Jolie</category><category>Clint Eastwood</category><category>Jason Butler Harner</category><category>Jeffrey Donovan</category><category>John Malkovich</category><category>Michael Kelly</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Wed, 13 May 2009 21:19:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-9064758449253447387</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhPWsqBILRS7U6txf1OZfDQyJBL9XEaRbCWEIGaypOflQ2E70dzFU-Phgds_9NrbZtjbKrwKR1qXyMKVQPa4y8twJNWN6XL9QZKRApFyy3KIgdfvr5JPoV9zftV1DBGsBatt1jsH_tmM6hA/s1600-h/changeling-poster.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335409138507292738" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 217px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhPWsqBILRS7U6txf1OZfDQyJBL9XEaRbCWEIGaypOflQ2E70dzFU-Phgds_9NrbZtjbKrwKR1qXyMKVQPa4y8twJNWN6XL9QZKRApFyy3KIgdfvr5JPoV9zftV1DBGsBatt1jsH_tmM6hA/s320/changeling-poster.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2008 yılının konuşulan filmlerinden biri de, yönetmenlik işinde de beğendiğim,unutulmaz &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0060196/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;'iyi'&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; abi, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000142/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Clint Eastwood&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'un, &lt;a href="http://www.changelingmovie.net/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Changeling'&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; filmiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Changeling'kavramı, mitolojik bir kavrammış ve perilerin, bazılarına göre elf'lerin &lt;a href="http://www.seslisozluk.com/?word=changeling&amp;amp;ssQBy=0"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;yeni doğmuş insan bebeklerini alıp&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;, yerlerine kendi bebeklerini koyması söylencesini anlatırmış. Changeling ile ilgili olarak bu bilgiye ulaşınca,filmin adını çok sevdim. Filmin öyküsüne de hani nasıl desem, cuk oturmuş.( Hay allahım, argodan başka bir şey bulamadım iyi mi?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film, 1928 yılı, Los Angeles'ında, telefon santral memuresi Christine Collins ve oğlu Walter'ın hikayesi üzerine kurgulanmış. Bekar ve çalışan bir anne olan Christine, bir gün işe gider ve döndüğünde hayatının trajedisiyle başbaşa kalır; oğlu kayıptır.&lt;br /&gt;Polis tarafından çok yoğun bir arama çalışması başlatılır,ama bu çabalar uzun bir süre sonuçsuz kalır. Kamuoyuna yansıyan olay, polis teşkilatı üzerinde baskı oluşturur .Birdenbire anneye, oğlunun bulunduğu haberi ulaşır. Walter olduğunu iddia eden çocuk ve onun Walter olması gerektiğine, çünkü olayın kendileri adına başarı hanesine yazılması gerektiğine karar veren polis teşkilatı mutludur. Ama anne, çocuğu gördüğü anda bilmiştir; bu çocuk Walter değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonrası annenin inatçı ısrarı ile polisin şiddete varan ısrarının savaşıdır. Araya giren, politik hesaplaşmasını annenin tarafını tutarak yeni bir mecra üzerinden sürüdüren kamuoyu lideri bir aktivist hikayesi ve filmin gelişiminde karşımıza çıkacak olan seri katil öyküsüyle film açım açım açılır. 140 dakika açılır üstelik. Anlayacağınız, seyretmesi vakit isteyen bir filmdir Changeling.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clint Eastwood, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Wineville_Chicken_Coop_Murders"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;gerçek bir olayın&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; azıcık da kurgusallaştırılmış tabii ki, öyküsünü sinemaya aktarmış. Bir sürü film çıkabilecek bir öyküden, tek bir film çıkarmış. Siyasi çekişmeler üzerine , seri katil hikayesi üzerine, dönemin polis teşkilatının nasıl azmanlaştığı ve azgınlaşığı üzerine ve bir de işte, filmin de ana konusu olan, çocuğunu arayan anne üzerine ayrı ayrı filmler de çıkarmış gibime geldi izleyip bitirdikten sonra. Aslında belki de , hikaye içinde bu kadar çok katman olunca, bazı katmanlar derinleşememiş gibi de geldi. Mesela seri katil olayı birden beliriyor, birden sonuçlanıyor; kamuoyu lideri aktivistimiz -ki John Malkovich'tir kendisi- etrafında gelişen siyasi çekişmeler, hikayenin kıyıcığında bir yerde kalakalmış falan filan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, buna rağmen, dönemin ve olayın tüm kötücüllüğünü üzerimize bırakıveriyor filmin genel atmosferi. Kendi adıma, pek çok anda nefesimi tuttum, tırnaklarımı kemirdim, başımı, ensemi ovdum sakinleşeyim diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin mekanları, kostümleri, bir dönem filmi olduğunun bilincinde ve ustaca hazırlanmış . 1920'lerde yaşamışlığım yok elbet, ama bir sürü dönem filmi izledim sonuçta. Bir de böylesi filmler gösterildikten sonra, yok Ortaçağ'da tepeden uçak geçmiş, yok kılıçlı adamın kolunda swatch saat varmış türü yazılar dolanır ya; bu filme dair böyle bir malzemeye rastlamadım yazılanlar, çizilenler arasında:). Kkendi adıma tek rahatsız olduğum nokta, Jolie'nin her daim bakımlı, makyajlı oluşuydu. Bu Jolie'nin kanunları arasında var sanırım. Clint bile kıramamış gibi geldi Angelina'nın kurallarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi beğendim ben. Ağır bir film. Bir dram sonuçta, ama gerilim kulvarına da kayıyor ve gerebiliyor insanı. Yönetmenin adını yazdık. Oyuncuları da şöyle bir listeleyelim derli toplu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Christine Collins, malumunuz,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001401/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Angelina Jolie&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ; annenin destekçisi aktivist rolünde, filmde çok güzel konuştuğunu düşündüğüm, sesinin tınısını çok sevdiğim , &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000518/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;John Malkovich&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;;filmin görece iyi polisi, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0446672/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Michael Kelly&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; filmin acaip kötü polisi, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0232998/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Jeffrey Donovan&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; seri katilimiz, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0124798/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Jason Butler Harner&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve işte filmin fragmanı; izleyin bence. Derli toplu, ilginç bir film Changeling.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="225" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x79wxo_changeling-trailer_shortfilms&amp;amp;related=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x79wxo_changeling-trailer_shortfilms&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="250" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x79wxo_changeling-trailer_shortfilms"&gt;"Changeling" Trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/luciantheman"&gt;luciantheman&lt;/a&gt; - &lt;a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/shortfilms"&gt;Classic TV and last night's shows, online.&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhPWsqBILRS7U6txf1OZfDQyJBL9XEaRbCWEIGaypOflQ2E70dzFU-Phgds_9NrbZtjbKrwKR1qXyMKVQPa4y8twJNWN6XL9QZKRApFyy3KIgdfvr5JPoV9zftV1DBGsBatt1jsH_tmM6hA/s72-c/changeling-poster.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>REVOLUTİONARY ROAD- HAYALLERİN PEŞİNDE</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2009/04/amerikan-orta-snf-ahlak-degerleriyle.html</link><category>Kate Winslet</category><category>Kathy Bates</category><category>Leonardo diCaprio</category><category>Michael Shannon</category><category>Sam Mendes</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sat, 11 Apr 2009 17:14:00 +0300</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-9219368819332031272</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJbnAB-vwvbW8dTWeOD_ARezHzLPQSj-trDcVor1BO174I3muIVruwDu3FpaHddfXuY57t6nTMpqVyYym9d2C2Z_1XBk_HfArgh3W6xvZBzgaGLjXthDH37cIMMneQgjJp4Slq7qO3yXF4/s1600-h/Revolutionary-Road-Movie-Poster.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJbnAB-vwvbW8dTWeOD_ARezHzLPQSj-trDcVor1BO174I3muIVruwDu3FpaHddfXuY57t6nTMpqVyYym9d2C2Z_1XBk_HfArgh3W6xvZBzgaGLjXthDH37cIMMneQgjJp4Slq7qO3yXF4/s320/Revolutionary-Road-Movie-Poster.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323472535327786658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Amerikan orta sınıf ahlak değerleriyle şekillenmiş aile yapısının örtüsünü kaldırmak ve  kıymık kıymık olup  o ailenin içindekilere batan yanlarını göstermek, ,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0005222/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Sam Mendes'in   &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;kendine kıldığı misyon olsa gerek diye başlayabilirdim, ama ııh. Sam arada başka şeyler de söyledi zira. Ama Sam Mendes, ara ara bu temalı filmler yapmayı seviyor diyelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.revolutionaryroadmovie.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Revolutionary Raod&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;,  adını taşıdığı banliyö mahallesinde, orta karar bir evde yaşayan orta karar bir ailenin hayatı üzerinden, kendi  ailelerimize bakmamızı, ne kadar da benzediğimizi görmemizi, ve gördüğümüz şeyin bizi üzmesini talep ediyor bizden. Üzülmüyor da değiliz zaten. İzlerken biz de ,istediğimiz hakikaten bugün yaşadığımız mıydı diye soruyoruz bazen.  Ama sonra film bitiyor, biz unutuşun güvenli limanına sığınıp yaşıyoruz falan filan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film kısaca şöyle tanıtılabilir:1950'lerde , her genç çift gibi büyük bir aşkı yaşadıklarına inanarak evlenen, Revolutionary Road banliyösünde bir ev tutarak günlerin onlara kattığı iki çocuklarıyla tekdüzeleşen bir hayat sürmeye başlayan, tekdüzeliğin farkına vardıklarında da, bunu kırmak için Paris'e gitme hayallerini devreye sokup tazelenmeye çalışan, ama beceremeyen ve yok olan Frank ve April Wheeler  çiftinin hikayesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çırpınışın hikayesi. Sistemin içinde olup bunun acımasızlığını fark edecek kadar duyarlı insanların nasıl yine o sistem tarafından yok edildiklerini bütün rahatsız ediciliğiyle koyuyor önümüze. Ama sopa göstermiyor. Başınıza bunlar gelir, sakın ha, cısss demiyor. Yüreklendirmiyor da, koyuyor sadece bombayı kucağımıza. Düşün düşün, nedir işin bilirsiniz zaten ondan sonra. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıya  eklenecek detaylardan ilki, filmde altı çizilen yuvayı dişi kuş yapar meselesi. Bu tekdüzeliği kırmaya çalışanın April olması. Bu da gayet anlaşılır bir durum, çünkü bu sistemin  hiçleşmesini  gerekli kıldığı taraf, kadın. Bu nedenle silkinmeye çalışıp ailesini kurtarmaktan ziyade, kendisini kurtaracak bir yol aramaya çalışan da o. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ,hayallerini paylaştıkları herkesin rahatsız olması  da önemli bir nokta filme derinlik katması açısından.  Hele Wheeler'lar komşularına gitme planlarından  bahsettiklerinde,  kadının ağlaması detayı beni bitirdi. Bu kadar güzel anlatılır çaresizliğine ağlaması bir insanın.  Bu kadar özetle anlatılabilir o insanlar için sürdükleri o yaşamın bir mahkumiyet olduğu ve kaçmak isteyenler kaçarlarsa, kaçabilirlerse, mahkumiyetin daha da dayanılmaz hale geleceği. Oyun sürmelidir oysa. Hepimiz rahatsız ve mutsuzsak, bu doğal ve olması gereken demek ki. O zaman sürmeli gitmeli bu hayat, oyunbozanlar sevilmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim gitmeleri ile ilgili en yüreklendirici karakter de zaten, köyün delisi, evsahiplerinin akıl hastası oğulları John'dur. Kayıt düşülmesi gereken şu cümleyle onlar için en çok sevinen, onları takdir edendir John: 'Pek çok insan, boşluğa düşer, ama umutsuzluğu görmek cesaret isteyen bir şeydir.' ...Nitekim gidemeyeceklerini anladıklarında diğer herkesin mutlu olmasına karşın, John çıldırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük hayallerin kırıklığı da büyük, hatta trajik olur ve devrimin hayali bile kendi çocuklarını yer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki gitmelilerdi Paris'e ve asıl o zaman finalde April'in ağzından &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=konstantinos+kavafis"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Kavafis&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;  dökülmeliydi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. &lt;br /&gt;bu şehir arkandan gelecektir. &lt;br /&gt;sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın, &lt;br /&gt;aynı mahallede kocayacaksın; &lt;br /&gt;aynı evlerde kır düşecek saçlarına. &lt;br /&gt;dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. &lt;br /&gt;başka bir şey umma- &lt;br /&gt;ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, &lt;br /&gt;öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, diğer film yazılarından daha dağınık oldu bu filmin yazısı, belki o da beni dağıttığı içindir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, kimler var bu filmde yazalım bir bir onu da:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frank Wheeler rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000138/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Leonardo DiCaprio &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; April Wheeler rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000701/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt; Kate Winslet &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Hoş bir Sürpriz olarak, evsahipleri rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000870/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt; Kathy Bates&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Ve onun akıl hastası oğlu rolünde ,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0788335/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt; Michael Shannon&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Titanic filminde kim onları sevgili yaptı bilmiyorum? Ama filme kendimi kaptırmamın önüne her zaman engel olan bir abla kardeş görüntüsü vermiş olan, Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio, bu sefer çift olarak o kadar da itici ve gerçeklikten uzak görünmedi bana. Leonardo'ya yıllar biraz daha erkeksi hatlar kattığından olsa gerek, yoksa Kate her zaman kadındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sam Mendes'e  &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0169547/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Amerikan Güzeli &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ile Oscar'ı hak gören   oscarcı abiler ve ablalar, bir kere verdik o izni, yerden yere vurdun tamam, artık ailemize laf söyletmeyiz diye mi düşündüler ne, bu film bu yıl  oscar ödüllerinde yok sayıldı. Aday olduğu üç dal var, ama yönetmen ya da başrol oyuncuları değil. Kendi adıma, Reader'daki roldense, bu filmdeki rolü ile Kate Winslet'ı aday göstermeyi daha mantıklı bulurdum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve filmin tanıtım videosu da budur diyorum efendim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="231"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x6tz37_revolutionary-road-trailer_shortfilms&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x6tz37_revolutionary-road-trailer_shortfilms&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="250" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x6tz37_revolutionary-road-trailer_shortfilms"&gt;Revolutionary Road trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/ThePlaylist"&gt;ThePlaylist&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJbnAB-vwvbW8dTWeOD_ARezHzLPQSj-trDcVor1BO174I3muIVruwDu3FpaHddfXuY57t6nTMpqVyYym9d2C2Z_1XBk_HfArgh3W6xvZBzgaGLjXthDH37cIMMneQgjJp4Slq7qO3yXF4/s72-c/Revolutionary-Road-Movie-Poster.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>THE VISITOR</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2009/03/visitor.html</link><category>Haaz Sleiman</category><category>Hiam Abbass</category><category>Richard Jenkins</category><category>Thomas McCarthy</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Fri, 6 Mar 2009 09:51:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-436468189384783356</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnHJhig8vqvNLugqsn08F8OwLDh0YkmbARkK6MHp_7edjUyUiyfGqcQxTmsJW2MyrO7Ep5XbBC8x6UJ9YF9b3-yzHqpWATaIgDwYLIG8B9fcwtZXtWbiqI5tN2F8PIZOJ1rxVH3_3e_mtA/s1600-h/visitor1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 218px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnHJhig8vqvNLugqsn08F8OwLDh0YkmbARkK6MHp_7edjUyUiyfGqcQxTmsJW2MyrO7Ep5XbBC8x6UJ9YF9b3-yzHqpWATaIgDwYLIG8B9fcwtZXtWbiqI5tN2F8PIZOJ1rxVH3_3e_mtA/s320/visitor1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309980008963396162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oscar adayları açıklandıktan sonra, bir heves aday olan filmlerin ya da aday gösterilen oyuncuların filmlerinin peşine düştüm bu yıl. Bu arayış içinde yolum,&lt;a href="http://www.thevisitorfilm.com/main.html"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;The Visitor'a  &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;;  sade, iddiasızlığıyla iddialı - evet, sonunda bu klişe cümle ile de yolum kesişti ya... bilemeyeceğim artık- eli yüzü düzgün bir biçimde derdini anlatmaya çabalayan bu filme düştü. 2007 yılı yapımı bir &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0565336/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Thomas McCarthy&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; filmi, The Visitor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaşlarını aşmış, mesleği olan üniversite profesörlüğüne, öğrencilerine , meslektaşlarına, belki en çok yaşama olan hevesini yitirmiş,ölen karısının tutkusu olan piyano çalmaya kendini adamış, ama o konuda da başarılı olamayan bir adamın, Walter Vale'in çevresinde gelişen bir göçmen öyküsü filmin konusu. Bu kez kameranın odaklandığı göçmen grubumuz afrikalılar ya da latinler değil, müslüman doğulular. 11 Eylül sonrası en popüler grup onlar tabii ki.  &lt;br /&gt;Profesörümüz hiç  istekli olmasa da, NewYork'da bir konferansa katılmak zorundadır. Newyork'a, bir zamanlar karısı ile yaşadığı apartman dairesine ulaştığında, evinde yabancı bir çift bulur; Suriyeli Tareek ve Senegalli Zainab. Bu kaçak çift, boş olduğu söylenen daireyi kiraladıklarını iddia etmektedir. Yine de, kaçak olmalarının getirdiği tedirginlikle, çok da ısrar etmeden daireden çıkacaklarını söylerler. Ancak, herkese kapılarını kapamak üzere olan Walter, kalan küçücük aralıktan bu çifti hayatına davet eder.Ancak, bu çiftle birlikte  Walter'ın hayatı tanımadığı başka bir dünyaya taşınır. &lt;br /&gt;   İzlememiş olanların keyfini kaçırmamak için özeti burada kesmek gerek. Ancak, bıraktığım yerin devamında sizi eli yüzü düzgün bir hikaye , sakin ve tutarlı oyunculuklar ve  güzel bir film bekliyor emin olun. Filmin akışında, bu saydığım karakterlerin yanına  bir de Tareek'ın annesi Moona'nın ekleneceğini ve Walter'daki değişimi hızlandıracağını da söyleyeyim ek olarak, o kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncular, Walter Vale rolünde, bu rolüyle bu yılın en iyi erkek oyuncu oscar'ına aday gösterilen &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0420955/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Richard Jenkins&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ; Tareek rolünde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1896736/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Haaz Sleiman&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;,; Tareek'ın annesi Mouna rolünde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0007814/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Hiam Abbass&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Zainab rolünde de, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1775091/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Danai Jekesai Gurira&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi izlerken, özellikle Richard Jenkins ve Haaz Slaeiman o kadar tanıdıktılar ki, ama bir türlü nerede izlediğimi çıkaramıyordum ikisini de. Sonra baktım kim olduklarına. Özellikle Jenkins, orada burada denk geldiğim bir sürü TV yapımında irili ufaklı pek çok rol almış. En yakın zamanda izlediğim filmi de, Burn After Reading'miş. Ne ilginç... Vardır ama öyle oyuncular. Rol aldıkları yapımlarda rolleri olurlar, ama merak etmezsin kimdir bu adam diye. Onlar sanki film kişisidirler sadece. İşte Richard Jenkins,bence bunca emeğinin karşılığını bu filmdeki rolüyle aldığı övgüler,ödüller ve adaylıklarla taçlandırmış gibi geldi. Oscar gecesi de, onu öven Adrien Brody'nin karşısında o kadar heyecanlı ve gururlanmış görünüyordu ki, ailemden biri gibi hissettim onu ve ödülü almasını istedim o an. Naif bir istekti benimki, evet, ama istedim işte. Çok sakin ve olgun bir oyunculuk sergileyerek hakediyor bence övgüyü de, ödülü de, adaylığı da bu rolüyle. &lt;br /&gt;Tareek'da 11 Eylül sonrası pek çok suç dizisinde, mesela '24', ' NCIS' gibi dizilerde ortadoğulu rollerinden kalmış aklımda meğer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta, demem odur ki, The visitor, hakkında hiçbir şey bilmeden açıp seyrettiğim, sürpriz bir şekilde çok beğendiğim bir film oldu benim için. bir bakın isterseniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="381"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k7xvvQNBNj6F5qOcSw&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k7xvvQNBNj6F5qOcSw&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="250" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x74gyc_the-visitor_shortfilms"&gt;The Visitor&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/leblogcine"&gt;leblogcine&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhnHJhig8vqvNLugqsn08F8OwLDh0YkmbARkK6MHp_7edjUyUiyfGqcQxTmsJW2MyrO7Ep5XbBC8x6UJ9YF9b3-yzHqpWATaIgDwYLIG8B9fcwtZXtWbiqI5tN2F8PIZOJ1rxVH3_3e_mtA/s72-c/visitor1.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><title>IN THE MOOD FOR LOVE - AŞK ZAMANI</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2009/02/anlatlan-ask.html</link><category>Maggie Cheung</category><category>Tony Leung</category><category>Wong Kar Wai</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Fri, 20 Feb 2009 08:32:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-4057122651135645297</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLo3J0_HBPRjAEAQ3KnYerfTVtKKaB7SzspzShAcGEY8aRz7w4m25sFHAVC-xIxU_3uwrfupJgJsJ1HpcdNp7ho5bNNh9ITFT-iUqnLAmFzB50xtElyEmfAQ2YW_IEY0NslXGbN0U2wHcU/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 226px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLo3J0_HBPRjAEAQ3KnYerfTVtKKaB7SzspzShAcGEY8aRz7w4m25sFHAVC-xIxU_3uwrfupJgJsJ1HpcdNp7ho5bNNh9ITFT-iUqnLAmFzB50xtElyEmfAQ2YW_IEY0NslXGbN0U2wHcU/s320/untitled.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304783171253895490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Anlatılan  aşk...  &lt;br /&gt;Sinemada defalarca ele alınmış bir konu. &lt;br /&gt;Bu film de bir aşk filmi işte,ama anlatan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0939182/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Wong Kar Wai &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;,   deyip bu filmi tanıtmayı burada kesebilirim de aslında. &lt;br /&gt;Yeter bence. &lt;br /&gt;Ama yine de egomu konuşturup utanmadan kendi cümlelerimle anlatmaya çalışacağım bu güzel, etkileyici, kırık, buruk aşk filmini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 yılı yapımı, orjinal adı &lt;a href="http://www.wkw-inthemoodforlove.com/eng/homepg/homepg.asp"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Fa yeung nin wa&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;,  olan ,'İn the Mood For Love' filmi, bizde de ' Aşk Zamanı ' ismiyle gösterilmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konusu, kısaca şöyle anlatılabilir: Zaman 1960'lardır. Mekan, Hong- Kong...Bir tür apartman-pansiyon sayabileceğimiz bir binaya, kısa zaman aralıklarıyla taşınan Bay Chow ve Bayan Chan eşleri sık sık seyahatte olan iki yalnız, güzel insandır. Bu yalnızlık onları bir araya getirir. Bu arada işte , film boyunca izleyicinin kalıbını basacağı, ama karakterlerin ağzından kesin bir şekilde dökülen kelimelerle asla somutlaşmayan, en sonunda da bir duvardaki deliğe fısıldanıp üzeri kapatılan bir sır olarak aşk, başrol oyuncusu olarak sahneye çıkar. &lt;br /&gt;Bu kadar, gerçekten bu kadar. &lt;br /&gt;Ama bir başrol oyuncusu olarak aşk, film boyunca tüm ödülleri toplayacak kadar güzeldir.&lt;br /&gt;Yağan yağmurda, film boyunca bir ritüele dönüşen muhteşem keman ezgisinde yürüyen iki insanın yanyana, ama dokunmasız birlikteliğinde, duvardaki saatte, salınan sigara dumanında, her yerde, aşkın somutlaşmış sahne alışlarını izleriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk bazen tüm diğer rolleri çalar. Bu filmde olduğu gibi...&lt;br /&gt;Zerafet, sadakat, erdem...Aşkın bu hallere nasıl da yakıştığı. Aşkın zaten böyle olduğu üzerine bir film de diyebiliriz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başrollerde, Bayan Chan olarak &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001041/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Maggie Cheung&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ve Bay Chow olarak &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0504897/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Tony Leung Chiu Wai&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; 'ı izliyoruz, ikisi de çok güzeller ve başarılılar. Beni çok etkileyen müzik konusunda araştırma yaparken de bir sürprizle karşılaştım. Filmin müziklerini düzenleyen &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0301704/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Michael Galasso&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, iki başarılı Türk filminin de müziklerini düzenlemiş: Biri Derviş Zaim'in &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0384708/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Çamur'&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; u, diğeri de, Yeşim Ustaoğlu'nun çok çok beğendiğim &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0418309/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Bulutları Beklerken'&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;i. İlginç oldu bununla karşılaşmam kendi adıma, yazayım dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film ,Slowmotion görüntülerle ve çok etkili müzik kullanımıyla da  duyguyu pekiştiriyor, adeta kendi aşık hallerimizde yaşadığımız iç kabarmasından patlamaya varacağını sandığımız bir coşma hali yaratıyor insanda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az diyalog, bol görüntülü bir film. Ama ne görüntü? Mekan, kostüm, ışık kullanımı tüm diğer yukarıda yazdığım  aşk atmosferini sonuna kadar destekleyen bir başarıyla kullanılıyor filmde. Ve tabii yönetmenin o görüntüyü aktarırken kullandığı kendi sinema dili. Çok da haddimi aşmadan şu gördüğümü aktarmak istiyorum buraya. Wong Kar Wai, görüntüsünü çerçevelemeyi seviyor . Her görüntü bir çerçevede değil midir? demeyin. Gerçekten dikdörtgen çerçeveler var filmde. Bir kolona sırtını vermiş kadının arkadan yarı görüntüsü ve onun önünde duran adamın yarı görüntüsüyle çekilmiş bir fotoğrafı arkalarındaki dikdörtgen kapıyla çerçevelemiş mesela; aynadan görünen odayı,odadaki yatağı, yataktaki kadını, aynanın dikdörtgen çerçevesini vurgulayarak çerçevelemiş ya da. Dikdörtgen... Dikdörtgen çerçeveler içinde sunuyor gördüklerini ve görmemizi istediklerini  sanki.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de,  bu bir his sadece, bir seziş belki, ama nedense bu filmi izlerken şu fikir  oluştu: Sanki Çağan Irmak Wong Kar Wai'in anlatım dilini seviyor gibi. &lt;br /&gt;Belki vintage ortam, belki slowmotionların kullanımı, belki kamera kullanımı, belki müziğin kullanımı, ne bileyim? Bunu ifade edecek kavram  donanımım yok. Ama bu izlenim oluştu bende . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de küçük bir not daha. Wong Kar Wai, daha sonra bu filmin devamı niteliğinde olan &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0212712/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;'2046'&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; filmini çekmiş. Onu da izledim, ama nedense bu filmin yarattığı duyguyu yaratmadı bende. Belki bir daha izlemek gerekir o filmi de hakkınca değerlendirebilmek için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, filmimiz yazdıklarımdan da anlaşıldığı üzere benden tam puan almış bir filmdir. Gözatmak isterseniz de, şöyledir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="279"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k6eQQga2goAKFPj3jJ&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k6eQQga2goAKFPj3jJ&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="250" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x2pbuj_in-the-mood-for-love-la-bandeannonc_shortfilms"&gt;In the Mood for Love - La bande-annonce&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/jedall"&gt;jedall&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgLo3J0_HBPRjAEAQ3KnYerfTVtKKaB7SzspzShAcGEY8aRz7w4m25sFHAVC-xIxU_3uwrfupJgJsJ1HpcdNp7ho5bNNh9ITFT-iUqnLAmFzB50xtElyEmfAQ2YW_IEY0NslXGbN0U2wHcU/s72-c/untitled.bmp" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">5</thr:total></item><item><title>DAS LEBEN DER ANDEREN - BAŞKALARININ HAYATI</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2009/02/das-leben-der-anderen-baskalarinin.html</link><category>Henckel von Donnersmarck</category><category>Martina Gedeck</category><category>Sebastian Koch</category><category>Ulrich Mühe</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 9 Feb 2009 08:54:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-1014019426607162953</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiWuHOeyi4exkHpiiztukhwI-2NCdV0kCECTJiZQ75Lqa8KHB2GPMRt0MWIV9du9S41ntA6lUiX65wmH5d2i27gIgpVAdYrE0021yM_Wx64FOPiYsmeDmWZgg-JffpXOkavKgwuxPOFYWnj/s1600-h/lives_others.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiWuHOeyi4exkHpiiztukhwI-2NCdV0kCECTJiZQ75Lqa8KHB2GPMRt0MWIV9du9S41ntA6lUiX65wmH5d2i27gIgpVAdYrE0021yM_Wx64FOPiYsmeDmWZgg-JffpXOkavKgwuxPOFYWnj/s320/lives_others.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300711250350405506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    Gencecik bir Alman Yönetmen ,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0003697/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Florian Henckel von Donnersmarck &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'ın ,&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0405094/awards"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;En İyi Yabancı Film Oscar'ını &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; da almış olan filmi &lt;a href="http://www.sonyclassics.com/thelivesofothers/swf/index.html"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;'Das Leben der Anderen '&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, bir önceki yazının konusu olan film gibi, devletin gündelik hayatın her yönüne karışabilme hakkını bulduğu bir coğrafyanın insan hallerine odaklanmış bir film. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bireylerin tüm etkinliklerini kayıt altına alarak onları denetleyeceğine inanan totaliter Doğu Almanya'nın  Güvenlik Örgütü &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=stasi"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Stasi'de&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;,  yüzbaşı olan Gerd Wiesler, devletine, onun için yaptığı gözetleme, dinleme, fişleme işlerinin gerekliliğine ve fişlenen insanların zaten devletin bekaasına bir tehdit oluşturduğuna , bu nedenle yaptığı işin doğru ve gerekli bir iş olduğuna iman etmiş bir ajandır. İşinin gereğini yerine getirmek için özel hayat kurmaktan bile vaz geçmiş, arada hissettiği sevilme, şefkat gibi gereksinimlerini  de soğuk otellerde birlikte olduğu fahişelerle gidermeyi seçmiş yalnız bir adamdır Wiesler. O nedenle onu izlerken kızmaz, ' ah be adam ya' hayıflanmasıyla  acırsınız çoğu zaman.  Bu başarılı Ajan(!), dönemin kültür bakanı tarafından gayet özel nedenlerle, ülkenin belki de en suya sabuna dokunmayan entelektüelini, oyun yazarı Georg Dreyman 'ı gözetleyip, dinleyip fişlemesi için görevlendirilir. Sorgulamadan bu görevi kabul eder Wiesler. Bu andan sonra biz izleyiciler, karmaşık duygular arasında salınarak iki önemli karakterin, Wiesler ve Dreyman'ın dramatik değişimlerini soluk soluğa izlemeye başlarız.  Dreyman'ın ılıman yapısının keskinleşmesine,Wiesler'ın keskin yapısının ılımaya başlamasına tanıklık ederiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/George_Orwell"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Orwell'in&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;   hepimizin kulağını çekip ayağınızı denk alın demek için yazdığı &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1984_(roman)"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;'1984'&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; yapıtı, devletin dinleyerek, gözleyerek, hatta anılarının bile ne olması gerektiğini kendisi seçerek bireyin yaşamına nasıl da dalabildiğini ve bunun sonuçlarını anlatan bir kara ütopyadır değil mi? 1984 yılının Doğu Almanya'sında başlayan bu film de , sanki Orwel'e ' Sakin ol dostum; insan varsa, umut da vardır.'  diyerek göz kırpıyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Film bittiğinde, 'işte bu kardeşim ' diyor insan. 'Hangi soğuk rejim insan sıcaklığının sıcağına dayanabilir?'. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hani insan şunu da düşünmüyor  değil; ne bileyim, genç yönetmenimizin Oscar adına Amerika'nın soğuk savaş dönemi düşmanlarından Doğu Almanya'yı karalayıp ödülü garantileme çabası mıdır acep bu film? Yani filmin samimiyetine inanma meselesine  bir an takılıp kalıyor insan. Ama en azından &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0118799/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;'Hayat Güzeldir'deki&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, kahraman Amerikan askerlerinin küçük çocuğu tankla kurtardığı son sahne gibi bir yalakalık da yok bu filmde. O nedenle , samimi geliyor film. Ayrıca, her birey gibi, ülkesini seven de yeren de bir birey olma hakkını yönetmenimize de tanımak gerekir. Filmindeki, çok da suyunu çıkarmadan,ülkesinin  geçmişindeki kötülüklerle hesaplaşma tarzını sevdim açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, filmin kapanış sahnesinin beni benden aldığını, sırf bu dramatik kurgu için bile bu filmin izlenmesi gerektiğini not etmek istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleyin, sonra konuşuruz:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin çok başarılı oyuncu kadrosu ise şöyle: Ajan Wiesler rolünde, Kevin Spacey'e acaip benzettiğim &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0618057/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Ulrich Mühe&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ; Dreyman rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0462407/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Sebastian Koch&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ; Dreyman'ın sevgilisi Christa-Maria Sieland rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0311476/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Martina Gedeck&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güzel insanların oynadığı filme bir göz atmak isterseniz de, buyrun efendim; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="381"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k1nm47rfPkSOM1Erq0&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k1nm47rfPkSOM1Erq0&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="250" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x5ql4o_das-leben-der-anderen-trailer_shortfilms"&gt;Das Leben der Anderen trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Pitekantropus"&gt;Pitekantropus&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiWuHOeyi4exkHpiiztukhwI-2NCdV0kCECTJiZQ75Lqa8KHB2GPMRt0MWIV9du9S41ntA6lUiX65wmH5d2i27gIgpVAdYrE0021yM_Wx64FOPiYsmeDmWZgg-JffpXOkavKgwuxPOFYWnj/s72-c/lives_others.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><title>4 LUNİ, 3 SAPTAMİNİ Sİ 2 ZİLE - 4 AY 3 HAFTA 2 GÜN</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2009/01/4-luni-3-saptamini-si-2-zile-4-ay-3.html</link><category>Anamaria Marinca</category><category>Cristian Mungiu</category><category>Laura Vasiliu</category><category>Vlad Ivanov</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 13 Jan 2009 11:31:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-916753784079143661</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgigZJICjJD_mvTKSgwshtC7Ch1vlocZTjN-jzBB9DssW9AW0oc5hSlFXdrPnpXEXRSeT0E4ncsb1QuuwocDMM7xq-rYv6JgJUpfamTZETg88HymA19TU83NNCrgB2_sfIGKm1EGFFwjbA9/s1600-h/4Luni.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 222px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgigZJICjJD_mvTKSgwshtC7Ch1vlocZTjN-jzBB9DssW9AW0oc5hSlFXdrPnpXEXRSeT0E4ncsb1QuuwocDMM7xq-rYv6JgJUpfamTZETg88HymA19TU83NNCrgB2_sfIGKm1EGFFwjbA9/s320/4Luni.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5290709549733567586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmenliğini, romen  &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0612816/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Cristian Mungiu&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; 'nun yaptığı, 2007 yılı yapımı &lt;a href="http://www.festival-cannes.com/en/archives/2007/awardCompetition.html"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Altın Palmiye &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;ödüllü bir film &lt;a href="http://www.4months3weeksand2days.com/blog/index.php"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;4 Ay 3 Hafta 2 Gün&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. Üstelik tek ödülü de bu değil. Bol ödüllü bir film. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bir filmi izlemeye başlarken kabaca konusunu bilirsiniz, ama sizi nasıl silkeleyip sarsacağını bilmediğiniz için film izleme deneyiminiz tam bir kabusa dönüşür.Bunu şunun için söylüyorum, bugünkü aklım olsa bu filmi yalnız başıma izlemezdim. &lt;br /&gt;Bu yazdıklarım bir korku filmine yazılabilecek giriş cümleleri olabilirdi belki, ama değil Ve fakat, hayat  bazen korkunç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konusunu özetlemek gerekirse, şunlar kalmış aklımda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gabita hamiledir, çocuğu doğurmak istememektedir. 'Eeee, gider aldırır o zaman' deriz değil mi? Diyemeyiz. Çünkü  zaman Komünist rejimin hüküm sürdüğü 8o'ler, mekansa Romanya'dır ve kürtaj yasaktır. İşte film, Üniversite öğrencisi iki genç kızın yaşadıklarıyla baskıcı rejimin insan hayatının ne kadar içine girebileceği tartışmasını açıyor ekranda. Biz izleyenler de bize anlatılan olaylarla filmin ana ekseninde duran bu soruya, ' Kadınsa söz konusu olan, bedenine kadar girer' cevabını veriyoruz. Hoş bu coğrafyalarda  zaten bildiğimiz bir olgu olduğundan, şaşırmadan ve bir kez daha doğrulanmış olmanın  iç sıkıntısıyla veriyoruz bu cevabı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade , düz bir analatımı var yönetmenin. Abartılı hiçbir diyalog yok; abartılı oyunculuklar, abartılı kasvetli mekanlar yok. Film boyunca hep bir şeyler olacak, bir şeyler ters gidecek, daha da kötüsü olacak, kesin şimdi ölecek, kesin şimdi yakalanacak beklentilerine girsek de, olandan daha kötü  hiçbir şey olmuyor filmde. Film bitince anlıyor insan,'Daha ne olsun?'; Olan zaten yeterince kötü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskıcı, yasakçı ortamın soğuk yüzü filmde kimi uzun uzun, kimi kısacık bir an görünen karakterlerle somutlaşıyor. Bazen bir otelin resepsiyonisti olarak görüyoruz rejimi, bazen de kürtajı yapan doktor olarak. Ah, en çok da o doktor olarak. Vlad Ivanov , o kadar gerçek bir nefret edilesi Doktor Bebe karakteri yaratıyor ki, nefret etsek de karakterden, oyuncuya buradan bir saygı göndermek gerekiyor . 'Gücün ve iktidarın kimde olduğunun önemi yok, ele geçireni bozar.' diyor bu karakterle bize yönetmen. Tabii belki de bunu şimdi ben diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz üstte de yazdığım gibi abartılı hiçbir şey yok filmde. Konu kürtaj, ama kan yok; hatta müzik yok filmde. Tabii bu tarz ilk değil, ama ayrıntı, yönetmenin tercihi, kayıt düşmek lazım. Zaten bu filmde ortamın sesleri gerilimin müziği oluyor yeterince. Issız taş yapılarda yankılanan ayak sesleri,karanlık sahnelere eşlik eden nefes sesleri, en çok da sistemin sonuna gelişini de simgelediğini düşündüğüm cızırdayan,tekleyen, bozuk floresan lamba sesi. En çok da bu ses sinirimi bozdu, zaten floresan lambayı da hiç sevmem. Bana hep devleti çağrıştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse , Oyuncu kadrosunda Otilia karakterinde,  &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1671512/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Anamaria Marinca&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Gabita karakterinde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1693019/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Laura Vasiliu &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; ve Doktor Bebe karakterinde, biraz önce de yazdığım &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0412096/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Vlad Ivanov&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;  var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de not, bu film, yönetmenin 'Altın Çağ ' olarak adlandırdığı üçleme tasarısının  da ilk ayağı imiş. Kendi adıma, diğer ikisini de merakla bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da fragman diyemiyoruz bu sefer, tüm video, müzik paylaşım sitelerimiz bir bir yasaklanıyor buralarda zira. Eğer açılırsa, dönüp bu filmin fragmanını da yüklemek boynumun borcu olsun. AYRICA, BASKICI REJİMLERİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ DİYORDUK DEĞİL Mİ? Bu filme denk gelmesi ne de hoş oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: &lt;a href="http://www.sinemabed.com/archives/author/pitekantropus"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;pitekantropus&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;;  sayesinde sözümü tutabiliyorum:) buyrun efendim fragmanını;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="225"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k5PNLKD7mlsgGrzEp4&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k5PNLKD7mlsgGrzEp4&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="250" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x52462_4-months-3-weeks-2-days-trailer_shortfilms"&gt;4 Months, 3 Weeks &amp; 2 Days trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Pitekantropus"&gt;Pitekantropus&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgigZJICjJD_mvTKSgwshtC7Ch1vlocZTjN-jzBB9DssW9AW0oc5hSlFXdrPnpXEXRSeT0E4ncsb1QuuwocDMM7xq-rYv6JgJUpfamTZETg88HymA19TU83NNCrgB2_sfIGKm1EGFFwjbA9/s72-c/4Luni.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><title>SWEENEY TODD: The Demon Barber of Fleet Street</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2009/01/sweeney-todd-demon-barber-of-fleet.html</link><category>Alan Rickman</category><category>Helena Bonham Carter</category><category>Johnny Depp</category><category>Sacha Baron Cohen</category><category>Tim Burton</category><category>Timothy Spall</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Fri, 2 Jan 2009 08:53:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-5571227727125170825</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjdasr7XMC8ZX-_3_S9X487GeEtWuhN92hLUNSMYJa_LrmlvuVSL3C_306508UZkOZpVACeb79tvn3mx47Jr7T61bcQeJ0XsYbKsSpkiDO6QvBZo2Yz-fPvSp-cXSJydd6xTBmSfq_DF1h0/s1600-h/sweeney_todd.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 223px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjdasr7XMC8ZX-_3_S9X487GeEtWuhN92hLUNSMYJa_LrmlvuVSL3C_306508UZkOZpVACeb79tvn3mx47Jr7T61bcQeJ0XsYbKsSpkiDO6QvBZo2Yz-fPvSp-cXSJydd6xTBmSfq_DF1h0/s320/sweeney_todd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5286586574894824850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0094721/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Beetle Juice &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0099487/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Edward Scissorhands&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0367594/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Charlie and the Chocolate Factory&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0107688/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;The Nightmare Before Christmas&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;,  &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0121164/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Corpse Bride&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0116996/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Mars Attacks&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;;  kimini yazdığı yönettiği, kiminin yapımcısı olduğu bu güzel filmlerin içindeki sinema adamı  &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000318/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Tim Burton&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; 'ın 1997 yılı yapımı  müzikal filmi  &lt;a href="http://www.sweeneytoddmovie.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Sweeney Todd &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Müzikleri ve şarkı sözleri   &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0814227/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Stephen Sondheim&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; 'a ait, 1979 yapımı &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sweeney_Todd:_The_Demon_Barber_of_Fleet_Street_(m%C3%BCzikal)"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;aynı adlı müzikalin &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;sinema uyarlaması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sweeney Todd bir intikam filmi.Sıradan, ama mutlu bir hayat sürerken, hayatı birdenbire tepetaklak olan  &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000136/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Johnny Depp- filmimizde Benjamin Barker-  &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, güzel karısına göz koyduğu için uydurma bir suçla kendisini hapishaneye gönderen Yargıç Turpin'den ve Turpin'e bu düzmece suçu planlamada ortaklık eden yargıç yardımcısı  Beadle Bamford’dan intikam almak için eskiden evi ve berber dükkanının bulunduğu Fleet Sokağına döner. Ama O artık Sweeney Todd'dur. Dükkanı, Londra'nın en kötü turtalarını yapan ve eskiden Sweeney'e aşık olan, ama Sweeney'nin bundan haberdar olmadığı Turtacı Bayan Lovett'ın pastanesi olmuştur.  Bayan Lovett ona karısının öldüğünü, kızının da Turpin'i babası bilerek büyüdüğünü anlatır. Duyduklarıyla  iyice bilenen intikam hırsı, Sweeney'i kafasını her kızdıranı öldürdüğü Fleet Sokağı'nın şeytan berberine dönüştürür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi böyle kısa bir özet olarak yazmaya çalışınca pek çok detay atlanıyor tabii. Bir de , açık açık anlatmayayım da izlemeden buraya uğrayanların hevesini söndürmeyeyim istiyorum açıkçası. Ama bir yandan da, 'Herkes izlemiştir canım.' duygusu beslemiyor değilim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin kısaca anlattığım özeti aslında filmin başlarında kafa karışıklığı ve soru işaretlerine yer bırakmayacak şekilde anlatılıyor zaten. Gerisi, Sweeney'in asıl amacına ulaşmak için planladığı olayların örülmesiyle açımlanıyor. Ve insanı gerçekten gerebiliyor. Hatta diyebilirim ki, görüntüler müzikal dediğimiz türün ruhuna uyuşmayacak bir biçimde rahatsız edebiliyor.  Hani ne bileyim, bir 'singing in the raiiiin' ya da bir iki yazı önce değindiğim ' mammaaa miaaaa' tadında eğlenceli bir müzikal izlemiyoruz bu filmde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turtacı Çılgın Bayan Lovett'ı &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000307/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Helena Bonham Carter  &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, Yargıç Turpin'i &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000614/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Alan Rickman&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, Yargıcın yardakçı ve yardımcısını da,  &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001758/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Timothy Spall &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;  canlandırıyor. Ki bizler bu üçlüyü Harry Potter serisinde de aynı projenin içerisinde izlemiştik. Keza Bonham Carter ve Johnny Depp ikilisi de Tim Burton'ın diğer bazı işlerinde yanyana gelmiş oyuncular. Oyuncular açısından filmin bana yaptığı sürpriz ise,  izlerken kusasım gelen 'Borat' filminin başrol oyuncusu, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0056187/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Sacha Baron Cohen  &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'i İtalyan berber Pirelli karakterini başarılı bir şekilde canlandırırken görmek oldu. Demek ki ne yapmayacakmışız? Bir oyuncuyu tek bir performansıyla ipe göndermeyecekmişiz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncuları ve konusunun dışında kaydını düşmem gereken bir yönü de görüntülerin ve mekanlarla, renklerle yaratılan  atmosferin büyüleyici etkisi olmalı. Belki bir de kostümleri çok başarılı bulduğum notunu da düşmeliyim. &lt;br /&gt; Tim Burton, çok başarılı  mekanlar tasarlayarak, animasyon olmayan bu filmini de masalsı bir filme dönüştürmeyi başarmış. Filmin gotik atmosferi, öykünün trajik, dramatik boyutunu ve kahramanın şeytani eylemlerini hissettirmek noktasında son derece destekleyici. Güneşin hiç görünmediği filmde, sadece kısacık bir an, Benjamin Barker'ın güzeller güzeli karısıyla kendisini geçmiş güzel günlerinde hatırladığı sahnelerde güneşi sıcacık hissediyor insan. Bunun dışında, içinize kasvet bastıracak kadar karanlık bir mekan kullanımı söz konusu. Atmosferin baskın tek rengi kırmızı...Hem de bazen kıpkırmızı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bunun dışında ne diyebilirim? Aslında ne ilginç, müzikal bir film olmasına rağmen, şarkıları o kadar da başarılı bulmadım açıkçası. Filmin içinde çok da sırıtmıyor müzik, sözler  ve oyuncuların şarkı söyleme performansı, ama çok da etkilemiyor. Filmin kendisini müziğinden ayrı tutmak çok acemice bir yorum olmazsa, bunu görüyorum neden olarak. Ben filmi beğendim, müzikli olmasa da beğenirdim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Sweeney Todd karakterinde Johnny Depp bir rock star gibi görünüyor.Çarpıcı bir şeytan berber olmuş.  Gözlerinden fışkıran nefreti şimdi yazarken bile duyumsuyorum da, tüylerim diken diken oluyor.&lt;br /&gt;Bir de tabii ki, buyrun efendim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="284"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k7M7PdvdxTIjeHqgif&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k7M7PdvdxTIjeHqgif&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="250" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x3q5ln_sweeney-todd_shortfilms"&gt;Sweeney Todd&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/hollyknight"&gt;hollyknight&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjdasr7XMC8ZX-_3_S9X487GeEtWuhN92hLUNSMYJa_LrmlvuVSL3C_306508UZkOZpVACeb79tvn3mx47Jr7T61bcQeJ0XsYbKsSpkiDO6QvBZo2Yz-fPvSp-cXSJydd6xTBmSfq_DF1h0/s72-c/sweeney_todd.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total></item><item><title>THINGS WE LOST IN THE FIRE</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/12/things-we-lost-in-fire.html</link><category>Benicio Del Toro</category><category>Halle Berry</category><category>Susanne Bier</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Fri, 26 Dec 2008 20:00:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-1988169847213630499</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhM_ei5uCE8hWt2Jqkj8sLDg2kkzBsymrLohrIWBKrhHIyC3mTd03NYc4pWaQ7T66fEVRH1jQRjA3uFS92p1dh3ahcczytsvu140LbIzY-n-PG0j1bakKo-bo4mLZy72nawgvONw0YsGFCv/s1600-h/thingswelostinthefireposter.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 224px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhM_ei5uCE8hWt2Jqkj8sLDg2kkzBsymrLohrIWBKrhHIyC3mTd03NYc4pWaQ7T66fEVRH1jQRjA3uFS92p1dh3ahcczytsvu140LbIzY-n-PG0j1bakKo-bo4mLZy72nawgvONw0YsGFCv/s320/thingswelostinthefireposter.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281024596576766578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılı yapımı, yönetmenliğini &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0081540/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Susanne Bier&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; 'ın yaptığı bir film ,&lt;a href="http://www.thingswelostinthefire.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Things We Lost in the Fire &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. 'Yangında Kaybettiğimiz Şeyler' ya da ' Yitirdiğimiz Şeyler' isimleri ile anılıyor ülkemizde. &lt;a href="http://www.iksv.org/index.asp"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;İKSV&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ,27. İstanbul Film Festivalinde, 'Yitirdiğimiz Şeyler ' adıyla programına koymuş. Ve tanıtımını da şöyle yapmış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.iksv.org/film/program.asp?Content=Film&amp;SID=12&amp;FID=61"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Düğünden Sonra ile Oscar’a aday gösterilen Susanne Bier’in bu en yeni ve ilk İngilizce filminde, yapımcı olarak Amerikan Güzeli’nin yönetmeni Sam Mendes’in imzası var. Ünlü oyuncularla dolu film, kaderin biraraya getirdiği iki insanın duygusal boşalmalarla iyileşmelerini ve dostluklarını anlatıyor. Kocası bir cinayete kurban giden Audrey’nin hayatı bir anda paramparça olmuştur. On bir yıllık evliliğinin ardından bir anda iki çocukla kalakalmıştır. Çektiği acıyla başa çıkabilmek için, kocasının çocukluk arkadaşı, eski avukat ve yeni uyuşturucu bağımlısı Jerry’ye tutunur. Jerry ve Audrey, acılar ve inkârların arasından sıyrılıp kendilerine bir çıkış yolu bulacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldukça dramatik bir film . Dramatik olduğunu özellikle belirtiyorum, çünkü pek çok forumda falan, sıkıcı , ağır tempolu bir film olarak nitelenip bence haksızlığa uğramış. Bir aksiyon ya da komedi filmi söz konusu olduğunda onun iddiasını yerine getirip getirmediği bu ölçütlerle yapılır kanımca. Bir dram sözkonusu ise, sıkıcı demek, hakikaten izleyenin sinema ile ilişkisinin çok yüzeysel olduğunu düşündürüyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse,bir ailenin yaşadığı trajik bir kayıp filmin ana ekseni.  Güzel bir kurgu var filmde. Kaybın somut sonucu ile başlayıp, zamanda geçmişe de dönerek, trajediden sonraki yaşamları, karakterlerdeki değişimleri ağır ağır, ama özenli bir kurguyla aktarmış yönetmen. En kenardaki karakterler dahi, belirli bir özenle, hikayesini anladığımız gerçek insanlara dönüşüyor. Filmde başroller, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000932/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Halle Berry&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001125/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Benicio Del Toro&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; 'nun. Ayrıca, x-Files ajanımız, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000141/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;David Duchovny&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0002253/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;John Carroll Lynch&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, başarılı çocuk oyuncu tercihleri olarak gördüğüm, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1505497/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Alexis Llewellyn&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm2512732/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Micah Berry&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;  var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halle Berry hakkında kafam karışıktır. Güzel bir kadın evet, e çağımızın star ışığına sahip  ünlülerinden, evet. Ama bazen yaptığı film tercihlerinin herhangi bir çizgi gözetmeyen, başarısız tercihler olduğunu düşünürüm. Örneğin, aksiyon türünün tutkunları belki kızacaktır, ama &lt;a href="http://www.imdb.com/character/ch0037989/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Cat Woman&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; olmamalıydı diye düşünürüm. Hayır, böyle filmlere bir itirazım yok. Gayet başarılı olanlar da var bu türde. Ama Halle Berry olmamıştı sanırım. Belki o da benim düşündüğüm gibi rolünü sevmemişti, ne bileyim? Oscar kazandığı  &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0285742/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Monster's Ball&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ' da mesela çok başarılıydı. Bu filmde ise, başarılı. Elinden geleni yapmış. Oynadığı karakter yasta bir kadın sonuçta. Fazla süslenecek bir karakter değil. Yasını, acısını, bu arada çocukları için toparlanmak zorunda kalışını gayet iyi bir performansla yansıtıyor. Benicio içinse, hayranları kızacak belki, ama söyleyeceğim tek şey yine aynı, yine aynı, yine aynı. Ne bileyim? Bu adam yüzündeki bazı mimikleri her karakterine taşıyor. Çünkü sanırım onlar Benicio'nun mimikleri. Kısık gözler, sıkılan çene kemikleri, fazla ağzını açmadan konuşmak falan. Ha kötü mü? Yooo, iyi. Ama bende bu hissiyatı uyandırıyor işte. Bu arada, son yer aldığı proje olan &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0892255/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;CHE&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;' yi çok merak ediyorum. Eminim orada da aynı mimiklerle ve yine çok başarılı oynamıştır:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmden bağımsız olarak ekleyeceğim son şeylerse;&lt;br /&gt;1- Yahu bu Halle Berry'nin ten rengi ne kadar güzel. Tamam kendisi de çok güzel, ama teni çok hoş. Bir de bu filmde yönetmenin tercihi karakterde sıfır makyajmış ve gerçekten, parlamayı falan önleyen bazı malzemeler dışında tutulmuştur sanırım, ama sıfır makyaj. &lt;br /&gt;2- Benicio, gariptir, ama Brad Pitt'e benziyor . Hakikaten garip. Çünkü görünür bir biçimde farklılar tamam. Ama, sanırım dudak ve kemik yapısı çok benziyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim, son olarak da fikriniz olsun diye, fragman şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="291"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/kMG2MRpY8pILKpiCTu&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/kMG2MRpY8pILKpiCTu&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x2n5h4_things-we-lost-in-the-fire-trailer_blog"&gt;Things we lost in the fire - Trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/toma-uno"&gt;toma-uno&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhM_ei5uCE8hWt2Jqkj8sLDg2kkzBsymrLohrIWBKrhHIyC3mTd03NYc4pWaQ7T66fEVRH1jQRjA3uFS92p1dh3ahcczytsvu140LbIzY-n-PG0j1bakKo-bo4mLZy72nawgvONw0YsGFCv/s72-c/thingswelostinthefireposter.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>MAMMA MIA</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/12/mamma-mia_16.html</link><category>Colin Firth</category><category>Meryl Streep</category><category>Phyllida Lloyd</category><category>Pierce Brosnan</category><category>Stellan Skarsgård</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 16 Dec 2008 16:03:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-1072105375874381968</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgtFVzx3_UIRhRU4FS4MvUBZ1HRsiHvhAnPOq6XwhD25RddFhMnQlh5DdeUkUW-BB5Mib3eVjdRHht6Vs6uA-CeigT_IA5tlajwcKOEVCWDoqXhuI2VN1shdySHhm_xvXFvV8_DmGLRH1vv/s1600-h/mamma_mia.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280302545174831474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgtFVzx3_UIRhRU4FS4MvUBZ1HRsiHvhAnPOq6XwhD25RddFhMnQlh5DdeUkUW-BB5Mib3eVjdRHht6Vs6uA-CeigT_IA5tlajwcKOEVCWDoqXhuI2VN1shdySHhm_xvXFvV8_DmGLRH1vv/s320/mamma_mia.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;
&lt;br /&gt;Masmavi bir Akdeniz hikayesini, üstelik &lt;a href="http://www.abbasite.com/start/index.php?ret=/start/index.php&amp;flash=yes"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Abba'nın&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; şarkılarının sözleriyle tastamam oturtarak, yani biçilmiş elbiseye bedeni sıkıştırmaya çalışarak, üstelik de bunu gayet başarılı yaparak aktaran bir film &lt;a href="http://www.mamma-mia-themovie.co.uk/main.html"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Mamma Mia...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;2008 yılı yapımı. Aslında çok uzun süredir sahnelenen aynı adlı &lt;a href="http://www.mamma-mia.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;müzikalin&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; sinemaya aktarılmış hali bu film. Müzikalini izlemedim, ama izleseydim de sanırım filmi tercih ederdim. Çünkü hiçbir dekor, o akdeniz adasının yerini tutamazdı gibi geliyor. &lt;a href="http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/once.html"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Once&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; filmi için yazdıklarımın arasında, 'müzikallerin o birdenbire hiç sebep yokken şarkı söyleyen insanlar barındıran kurgularını sevmem' demiştim. Kendimle çelişmek pahasına, tam da o sevmediğim kurguyu barındırmasına rağmen, ABBA'nın yüzü suyu hürmetine, bu müzikal filmi çok sevdim diyeceğim. Bu arada, bizim türk popçuları bir odaya doluşturup ' Bakın arkadaşlar, şarkı sözü budur. Dinleyin şimdi sabaha kadar.' demek isteğiyle de yandım tutuştum bir kez daha o güzelim şarkı sözlerini yudumlarken.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Yönetmen, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1630273/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Phyllida Lloyd&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. Eğlenceli, sevimli bir hikaye ile, Abba'nın şarkılarını o hikayenin içine oturtmayı başaran ise, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0424735/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Catherine Johnson&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Hikayesini herkes biliyordur, ama bir de ben kaydını düşeyim:Annesi ile birlikte bir Yunan adasında yaşayan ve evlilik hazırlığında olan Sophie, babasının kim olduğunu bilmemektedir. Ancak, rastlantı ile annesinin eski günlüklerini bulur. Annesinin kendisine hamile kaldığı dönemde ilişki içinde olduğu üç adamı, muhtemel baba olarak düğününe davet eder. Bundan sonrası komedi, romantizm, şarkı, dans eşliğinde gelişir gider...
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Kadın yönetmen, kadın senarist, çocuğunu babasız büyüten bir kadın ana karakter, yani erkekleri epey harcayan, kadınları, onların dayanışmasını, becerisini, dostluklarını ise öven bir bakış açısına sahip film. Olabilir, bence mahsuru yok.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Filmin başrolünde,&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000658/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;Meryl Streep&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;var. Ne kadar güzel yaş almış bir kadın. Onun açısından,' hadi azıcık eğleneyim.' düşüncesiyle çekilmiş bir film bana kalırsa. Oynadığı bir sürü rol ile kıyaslandığında bu kolay bir rol onun için. Çok da başarılı. - Ne diyorum ben yahu, başarılı falan. Meryl Streep'i başarılı buldum iyi mi:)- Şu yaşında suratını yamultturan Nicole Kidman'ı düşündüm bir ara. Güzelleşeyim derken, oyuncunun en önemli malzemesi olan yüzünü yamulttu kadın. Bir de Meryl'e bak. Yaşlanmış evet,ama bizi kandırmıyor. Yüzüne saygı duymalı oyuncu. Onun her çizgisinin, her mimiğinin hakkını vermeli.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Neyse, diğer oyuncularımız,şarkı söyleme sahnelerinde pek bir zorlanan, ama afferin, yine de cesurca müzikal yapmaya çalışan OO7'miz &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000112/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;Pierce Brosnan&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'ımız; biz onu pek bir romantik, içine kapanık, Mr.Darcy bilirdik,burada ise bir baba adayımız olan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000147/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;Colin Firth&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;'imiz; Ve hikayesi havada kalmış gibi duran baba adayımız , Karayip Korsan babalarından,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001745/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;Stellan Skarsgård&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'ımız var.Kadınlar cephesinde, Sophie rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1086543/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;Amanda Seyfried&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; Donna'nın iki dostu olarak da, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0910278/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;Julie Walters&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0004724/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;Christine Baranski&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; var. Ah, bir de damat var tabii genç oyuncu kontenjanından,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1002641/"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;Dominic Cooper&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Şimdi minik notlar:
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;- Filmde kullanılan şarkıların listesi şöyle:
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;1. Honey honey 
&lt;br /&gt;2. Money Money Money 
&lt;br /&gt;3. Mamma Mia 
&lt;br /&gt;4. Dancing Queen 
&lt;br /&gt;5. Our Last Summer
&lt;br /&gt;6. Lay All Your Love On Me
&lt;br /&gt;7. Super Trouper
&lt;br /&gt;8. Gimme Gimme Gimme 
&lt;br /&gt;9. The Name Of The Game
&lt;br /&gt;10. S. O. S 
&lt;br /&gt;11. Does Your Mother Know
&lt;br /&gt;12. Slipping Through My Fingers
&lt;br /&gt;13. The Winner Takes It All
&lt;br /&gt;14. When All Is Said And Done
&lt;br /&gt;15. Take A Chance On Me
&lt;br /&gt;16. I Have A Dream
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;-Filmde,bu şarkılar içerisinde en çok,' The Winner Takes It All''u sevdim. Sahnenin duygusunu ve ilişkinin karakterler tarafından nasıl yaşandığını, bitirildiğini çok başarılı bir biçimde aktarmaya yardımcıydı bu şarkı kullanıldığı yerde . Bir de Meryl Streep bu şarkıda çok iyiydi. 
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;- Colin Firth'ün bir eşcinsel rolü oynamasına hiç itirazım yok, ama bari canlandırmasına izin verecek sahneler koysalardı filme. Bir acaip kılıklı rocker teenager hali göründü filmde, bir de birden bire yakayı bağrı açıp ıslak ıslak dans eden hali. Olmamış yani, bari oynatsalarmış adamcağızı. Montaj masasına mı kurban gitti acaba diye düşündüm film bitince. O oynamıştır yoksa. 
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt; Ve son olarak, bir depo klasiği, buyrun efendim fragman...
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgtFVzx3_UIRhRU4FS4MvUBZ1HRsiHvhAnPOq6XwhD25RddFhMnQlh5DdeUkUW-BB5Mib3eVjdRHht6Vs6uA-CeigT_IA5tlajwcKOEVCWDoqXhuI2VN1shdySHhm_xvXFvV8_DmGLRH1vv/s72-c/mamma_mia.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total></item><item><title>IRINA PALM</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/12/irina-palm.html</link><category>Kevin Bishop</category><category>Marianne Faithfull</category><category>Miki Manojlovic</category><category>Sam Garbarski</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 1 Dec 2008 22:47:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-3688204381105317220</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjG7mZ0Pb363qiN_AMC4ZXCQyGzTfmCXj7U5RizWlcob7dhP95MLNxGxyNILnuhBzQ4Pv73uaOrTdu_ejBzpj2OZXZMt7bdy_2Af8V0dsJlVOzu_MTxrSS7RDyuaMmZAcYovp9zvzN4ROC4/s1600-h/IrinaPalm_51732.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5274926636914259602" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 235px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjG7mZ0Pb363qiN_AMC4ZXCQyGzTfmCXj7U5RizWlcob7dhP95MLNxGxyNILnuhBzQ4Pv73uaOrTdu_ejBzpj2OZXZMt7bdy_2Af8V0dsJlVOzu_MTxrSS7RDyuaMmZAcYovp9zvzN4ROC4/s320/IrinaPalm_51732.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marianne Faithfull'u nasıl bilirsiniz? ben &lt;a href="http://www.mariannefaithfull.org.uk/BIOGRAPHY.HTML"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;şöyle&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; bilirim: Zamanında sokaklarda yaşamış bir junkie, pek çok rock star'ı sollayıp geçen bir rockçı, çoğunlukla dipte yaşayan, yaşamının büyük bölümünü, parasız, sokakta geçiren, ama yaptığı müzikle her daim zirvede olan marjinal biri.&lt;br /&gt;İşte bu film, Marianne'nin çizdiği portreden bambaşka birini, yaşını almış, gelenekleri hamuruna katmış, ortalamanın tutucu ahlak değerlerini benimsemiş bir babaanneyi getiriyor karşımıza Marianne'in hayli yaş almış bedeninde. Başlangıçta yadırgıyorsunuz, ama sonra Marinanne'ı bırakıp, Maggie'yi ve sonrasında da Maggie'nin bir sex shop'ta elleriyle efsane olan Irına Palm'a dönüşümünü izliyorsunuz hiç yadırgamadan; filmle birlkte nefes alıp gerekli yerlerde nefesinizi tutarak. Bir o davudi, çatlayan sesi ele veriyor Marianne'ı, bir de bazen işinde ustalaktıkça gözlerine ve ağzının kıyısına ilişiveren bıçkın gülümsemesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pat diye giriverdim izlenimlere, önce özet gerekir değil mi? Şöyledir;&lt;a href="http://sinema.milliyet.com.tr/Film.aspx?FilmNo=1768"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;Orta yaşlı Maggie torununun hayatını kurtaracak tedavi için gerekli olan parayı bulmak zorundadır. Bütün maddi kaynakları tükenen Maggie, tek oğlu Tom ve karısı Sarah’ın azalan umutlarını ayakta tutmak için elinde geleni yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hostes aranıyor” ilanı gözüne iliştiğinde ise kendini bir seks kulübünde bulur. İşin içeriği ise saygın, orta sınıf bir kadın için oldukça şaşırtıcıdır. Evini küçük Olly’nin tedavi masraflarını karşılamak için çoktan satmış olan Maggie, en kısa yoldan para kazanmak için son şansı olan bu işi kabul eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekingen Maggie için seks dünyasındaki bu başlangıç oldukça zordur. Çokbilmiş iş arkadaşı Luisa, Maggie’e yardımcı olur ve iki kadın arasında dokunaklı bir arkadaslık başlar. İşveren Miki işine bağlı Maggie’yi arzulanan ve iyi kazanan “Irina Palm”a dönüştürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maggie bundan böyle kendini yaşlı ve işe yaramaz olarak görmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maggie’nin bu çifte hayatı dedikoducu komşularının gözünden kaçmaz. Dik başlı kadın inatla sessizliğini korur, paranın kaynağını kendi oğlundan bile saklar. Fakat ortaya çıkması kaçınılmazdır ve Maggie ikiyüzlülüğün çirkin yüzüyle ve kendi vicdanıyla yüzleşmek zorundadır. Başını dik tutmaya çalışan Maggie aile sevgisinden başka şeyler de bulacaktır&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu kötü niyetli ellerde hayli ses getirecek bir filme dönüşebilecekken, abartılı et görüntüleri yok utanılası et pazarlarından. Vıcık vıcık bir didaktizme kayabilecekken, gayet objektif bir aktarım var. Hani şu yazacağım bile filmin yanında çok arabesk kalabilir, ' günahıyla sevabıyla seks işçilerine , patronlarına bakıyorsunuz filmi izlerken.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.irinapalm-themovie.com/home.htm"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Film&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; , &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0762110/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;2007&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; yılı yapımı. Yönetmeni &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0304921/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Sam Garbarski&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; . Başrollerinde, Marianne'ın yanısıra, yine çok başarılı bir performansla filme dahil olan, Emir Kusturica'nın &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0114787/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Underground&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'undan ve&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0118843/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Kara Kedi, Ak Kedi&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'sinden aşina olabileceğiniz,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0543547/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Miki Manojlovic &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;var. Maggie'nin oğlu rolünde görünen, annesi ile karısı arasında ve geleneksel yargılarla annesine duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalmış Tom rolünde,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0084107/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Kevin Bishop&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'ı da başarılı buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film, yine karmaşık duyguları sanat sözkonusu olduğunda tek bir yargıya dönüştüren bir izlenimle bitti benim için:'GÜZELDİ.'&lt;br /&gt;Bir de özel bir not düşeyim; filmin genel sakinliğinden kurtulup izleyene kahkaha attırdığı, Maggie'nin en sonunda yaptığı işi ballandıra ballandıra tutucu ve ikiyüzlü mahalle efradına anlattığı ve onların ikiyüzlülüklerini suratlarına çarptığı bölüme bayıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun efendim, ırına palm;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="381" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k7fWyRVEOiyLolvgjE&amp;amp;related=0&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k7fWyRVEOiyLolvgjE&amp;related=0&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x4fp56_irina-palm-official-us-trailer_shortfilms"&gt;Irina Palm - Official US Trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/strandreleasing"&gt;strandreleasing&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjG7mZ0Pb363qiN_AMC4ZXCQyGzTfmCXj7U5RizWlcob7dhP95MLNxGxyNILnuhBzQ4Pv73uaOrTdu_ejBzpj2OZXZMt7bdy_2Af8V0dsJlVOzu_MTxrSS7RDyuaMmZAcYovp9zvzN4ROC4/s72-c/IrinaPalm_51732.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>ONCE</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/once.html</link><category>Glen Hansard</category><category>John Carney</category><category>Marketa Irglova</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Fri, 28 Nov 2008 23:51:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-7774602742621871010</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQ-fMFBUgmeZ46iMJ3ZsO8xf42vHCXRJtxYuL1-PBpDdvQzPIaHJdgLmvOJ-T-KUDeU4s_h52FApw6ecd6V2kfnf_42TDBsiA-nB2K8Y98knUougz0BMK9FNw-v-KC40DlBW8Eh0386zB_/s1600-h/once.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQ-fMFBUgmeZ46iMJ3ZsO8xf42vHCXRJtxYuL1-PBpDdvQzPIaHJdgLmvOJ-T-KUDeU4s_h52FApw6ecd6V2kfnf_42TDBsiA-nB2K8Y98knUougz0BMK9FNw-v-KC40DlBW8Eh0386zB_/s320/once.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273830170374270306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir varmış bir yokmuş. Kızıl saçlı, çok güzel şarkıları çok yürekten söyleyen bir sokak çalgıcısı ve sokaklarda çiçek satarak para kazanan, ama piyano da  çalan ve sımsıcak sesiyle şarkılar söyleyen Çek göçmeni bir kız varmış. Mekan da Dublinmiş. Kızın bir de bozuk elektrik süpürgesi varmış ve bizim kızıl saçlı şarkıcının babasının da tamirci dükkanı. Sokakta şarkı söylerken başlayan arkadaşlıkları, önce bu tamirhanede, sonra da albüm çıkarmak için kapandıkları stüdyoda iyice demlenmiş.Sevgileri, şarkılarını beslemiş büyütmüş ,müzikli bir filme dönüşmüş hayatlarının bizim tanık olduğumuz kısacık dönemi.Bir adam da gizli gizli bunları kameraya kaydetmiş ve ortaya sahici, samimi, sıcacık bir müzikli film çıkmış.Müzikal değil, hayatları müzik olan iki iyi, inançlı insanın müzikli filmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bu anlatım içime sindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü nasıl anlatsam da, bu filmin sıcaklığını, doğallığını yazıya aktarabilsem diye kıvranıp duruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılında çekilen, &lt;a href="http://www.foxsearchlight.com/once/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Once&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'ı, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0138809/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;John Carney&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; yönetmiş. Yönetmenin kendisi de müzisyen aynı zamanda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başrollerinde, &lt;a href="http://www.theframes.ie/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;The Frames &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; grubunun solisti de olan bir müzisyen, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0360598/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Glen Hansard &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ve yine gencecik bir müzisyen olan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm2461627/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Marketa Irglova &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; var. İkisinin de asıl işi müzik olduğundan mıdır nedir, bu müzikli filmi klasik bir müzikal olmaktan kurtarmışlardır. Şarkı söylerken rol kesmez, bizzat, çok yürekten şarkı söylerler film boyunca. Bu nedenle, biz de bu anlatılan hikayenin gerçek olduğunu duyumsarız.&lt;br /&gt;Tüm filmin büyüsü bu galiba. ' Bu insanlar bunları yaşadı, ben sadece kaydettim.' i becerebilmiştir yönetmenimiz.Sonra, en kötü örneğini maalesef bizim türk müzikalimsilerinde gördüğümüz, zırt diye şakı söylemeye başlayan karakterler değil bu insanlar. Duygularını müzik yapma sürecinde bize aktardıkları için ortaya müzikal bir film çıkıyor. &lt;br /&gt;Aslında daha ne yazsam,  bu filmin bana duyumsattıklarını anlatamam gibi geliyor .&lt;br /&gt;O nedenle kayıt adına birkaç bilgi vereyim. &lt;br /&gt;Film, 17 günde, doğruysa okuduklarım, 150.000 dolarlık küçücük bir bütçeyle çekilmiş.&lt;br /&gt;2008 oscar odulleri kapsaminda en iyi orijinal film muzigi dalında oscar almıştır. Müzikleri, gerçekten çok başarılıdır. Filme üşeniyorsanız, en azından soundtrack'ını edinmelisiniz derim ben. O güzelim şarkıları, gerçekten o kızıl saçlı sokak şarkıcısı ve çiçek satan kız yazmıştır. Ve hadi azıcık paparazzilik yapalım, o iki insan gerçekten aşıktır birbirine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun efendim, muhteşem müzikleriyle ONCE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="480" height="394"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k4dFvTFsScTm5Sou32&amp;related=1&amp;canvas=medium"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k4dFvTFsScTm5Sou32&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x3h2lw_trailer-once-vostfr_shortfilms"&gt;Trailer Once (VOSTFR)&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Esod"&gt;Esod&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgQ-fMFBUgmeZ46iMJ3ZsO8xf42vHCXRJtxYuL1-PBpDdvQzPIaHJdgLmvOJ-T-KUDeU4s_h52FApw6ecd6V2kfnf_42TDBsiA-nB2K8Y98knUougz0BMK9FNw-v-KC40DlBW8Eh0386zB_/s72-c/once.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total></item><item><title>THE LAKE HOUSE - GÖL EVİ</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/lake-house-gl-evi.html</link><category>Alejandro Agresti</category><category>Keanu Reeves</category><category>Sandra Bullock</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Wed, 26 Nov 2008 23:06:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-161642329673483637</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgoU2WQGVWgMBlqPeEQSjQAHyuaH56FI1qQRvakHj1bsW22xI2XNqkkXvnL0k6P_gVFU4sOIKagS_yvKjtbJ5SOQmzkBFxYX-8T8pR1P76c7vpLZnayE1zpGJq2qr8NnKYhcj5YB8GviW6j/s1600-h/the_lake_house.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268265307848568130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgoU2WQGVWgMBlqPeEQSjQAHyuaH56FI1qQRvakHj1bsW22xI2XNqkkXvnL0k6P_gVFU4sOIKagS_yvKjtbJ5SOQmzkBFxYX-8T8pR1P76c7vpLZnayE1zpGJq2qr8NnKYhcj5YB8GviW6j/s320/the_lake_house.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılı yapımı, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0002159/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Alejandro Agresti &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;nin yönettiği bir film var depomuzda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özeti nedir bu filmin derseniz,şudur: &lt;a href="http://www.sinemalar.com/film/80/Gol-Evi/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Hayatında bir değişiklik yapma vaktinin geldiğini hisseden Dr. Kate Forster stajını tamamladığı yerel İllinois hastanesinden ayrılarak hasta trafiğinin yoğun olduğu Chicago'da bir hastanede çalışmayı kabul eder. Geride bırakmaktan üzüntü duyduğu tek şey kiralamış olduğu güzel evdir. Kate şehre doğru yola çıkmadan önce evin bir sonraki sakini için posta kutusuna bir not bırakır. Bu notta kendisine gelen mektuplar için yeni adresini bırakır ve kapının üzerindeki gizemli pati izlerinin kendisi taşınırken de orada olduğunu açıklar. Evin yeni kiracısı Alex eve geldiğinde ise hiçbir yerde pati izinden eser yoktur. Kate ve Alex göl evinin posta kutusu aracılığıyla yazışmayı sürdürürken, inanılmaz ve imkansız bir şekilde iki ayrı yılda yaşadıklarını görürler.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol romantik, az toparlanamamış, mantıksal olarak çözümlemeye kalkmayın dağılabilirsiniz türü bir filmdir &lt;a href="http://thelakehousemovie.warnerbros.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;The Lake House&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi filmlerde çok da bir şey beklemeden kaptırıp seyretmek, filmin asgari amacına ulaşmasını sağlayacağından, ben de öyle yaptım. Böyle olunca, hoşça vakit geçirdim tabi.&lt;br /&gt;Bazı ikililer, Holywood'un başı sıkıştığında, sağlamcılğa kaçmak istediğinde ısıtıp önümüze koyduğu ikililerdir ve izlenebilirlik açısından garantiye sahiplerdir.&lt;span style="color:#333333;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000206/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Keanu Reeves &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000113/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Sandra Bullock&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; gibi. Bu film de sırtını bu ikiliye dayamış görünüyor. Yalnız, ikiliden Keanu olanı, sanki alnına silah dayamışlar gibi davranıyor filmde. Matrix'ten sonra yakıştıramamış mı ne kendine filmi? Oynama o zaman kardeşim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca prodüksiyon bakımından ziyan olmuş bir filmdir kanımca. Çünkü yan karakterlere -kaç para aldılar bilmiyorum ama- aldıkları para niye verilmiştir? Yok becerememişler bakımından değil.Onlar ellerinden geleni yapmış allah için. Senaryo ve kurgu, karakterlere değmiş geçmiş, onları figüran kılmaktan öte bir halta yaramamıştır. Bu film iki kişiyle de gidermiş. Yazarlarmış mektuplarında niye öyle karakterler olduklarını birbirlerine, olurmuş bitermiş.&lt;br /&gt;Neyse, haksızlık da etmeyeyim. İzlerken düşünmedim bunları. Ekrandaki romantizmin etkisi altından çıktıktan sonra devreye giren mantığım bunları yazdırıyor bana.İzlerken gayet de kaptırdım izledim.&lt;br /&gt;Hele filme adını veren göl evine ve konuşlandığı yerlerin görüntülerine bayıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh diyelim, canınız sıkıldığında bir göz atın bence diyelim. Sorgulamayın, kaptırın gitsin diyelim. Ve buyrun, fragman diyelim yine son olarak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="381" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k6Zv4S1JMUovwr6w0G&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k6Zv4S1JMUovwr6w0G&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xxabe_the-lake-house-trailer_events"&gt;The Lake House Trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/DaniloBatista"&gt;DaniloBatista&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgoU2WQGVWgMBlqPeEQSjQAHyuaH56FI1qQRvakHj1bsW22xI2XNqkkXvnL0k6P_gVFU4sOIKagS_yvKjtbJ5SOQmzkBFxYX-8T8pR1P76c7vpLZnayE1zpGJq2qr8NnKYhcj5YB8GviW6j/s72-c/the_lake_house.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total></item><item><title>BECOMİNG JANE- AŞKIN KİTABI</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/becoming-jane-akin-kitabi.html</link><category>Anne Hathaway</category><category>James McAvoy</category><category>Julian Jarrold</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Wed, 26 Nov 2008 17:45:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-3784031391235575687</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjzgHaQL8hD4SObYrrHVvWUDgrkHvAcCkNJML31gRe0odvMF_NRKobLU9HiLHrFa8CetFYOPbYFcUjPDiXjGRVy1QMYb4Vpi0kCzkA3rdScZGtykq7Kdd7O_QwyKSL_BpqjgQtF521P6RYy/s1600-h/becoming_jane_2007.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268638523820397218" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 217px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjzgHaQL8hD4SObYrrHVvWUDgrkHvAcCkNJML31gRe0odvMF_NRKobLU9HiLHrFa8CetFYOPbYFcUjPDiXjGRVy1QMYb4Vpi0kCzkA3rdScZGtykq7Kdd7O_QwyKSL_BpqjgQtF521P6RYy/s320/becoming_jane_2007.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir 2007 yılı yapımı&lt;a href="http://video.movies.go.com/becomingjane/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;film&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;var efendim bu gönderimizde de. Bu durum sanırım film biriktirmeye başlama kararımın alındığı yılın, o yıl olmasından kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmenimiz, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0418982/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Julian Jarrold &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdığı romanlarla çağımızda çok izlenen filmlere kaynaklık etmiş olan &lt;a href="http://www.biyografi.info/kisi/jane-austen"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Jane Austen'in &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;özyaşam öyküsünden bir kesit sunuyor film bize. Austen'in Austen olma yolunda yaşadıklarını anlatıyor ya da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sinemalar.com/film/368/Askin-Kitabi/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Jane Austen aşka inanmaktadır. Anne ve babası onun 1795 İngiltere’sinde adet olduğu üzere, para karşılığı bir evlenme yapmasını arzular. 20 yaşındaki Jane büyüleyici, genç bir İrlandalı olan Tom Lefroy ile tanıştığında, zekası ve cüretkarlığı genç kızın merakını uyandırır. Jane, Lady Gresham’ın yeğeninin teklifini geri çevirip, ailesinin otoritesine ve sosyal adetlere karşı gelebilecek mi? BECOMING JANE’de, edebi dehanın basamaklarındaki genç bir kadının, hayatını ve eserlerini aşk için riske atması anlatılıyor&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Austen'in , sonu hüsranla biten büyük aşkının hikayesi filmin konusu. Austen'i hakkında bir türlü kesin yargıya varamadığım, sevip sevmediğimden, beğenip beğenmediğimden emin olamadığım &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0004266/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Anne Hathaway &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;canlandırıyor. Umutsuz ve omurgasız aşkı Tom Lefroy'u ise, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0564215/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;James McAvoy&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. Kendisi filmde birey olmayı beceremeyen,asalak ve fekat hovarda olduğu kadar romantik ,bu özelliğiyle de kızın hayatını mahveden- ki tartışılır tabii. Sonuçta o kız, Jane Austen oluyor- erkek karakterinde pek başarılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde, özel olarak hayran olduğum İngiltere taşrasından güzel fotoğraflar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel mekanlar, güzel insanlar, güzel bir aşk ve güzel bir 'bir kadının ayakları üstünde durmayı becermesi' hikayesi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten başka da bir şey umarak izlemediğim bir film olduğu için, beğendiğim bir film diyelim, geçelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun,bu da bir kolaj filmden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="405" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k18uwzFczXgig5nYxp&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k18uwzFczXgig5nYxp&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x3eh5b_becoming-jane-austen-you-raise-me-u_shortfilms"&gt;Becoming Jane (Austen) ~You Raise me Up~&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Akitosoma01"&gt;Akitosoma01&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjzgHaQL8hD4SObYrrHVvWUDgrkHvAcCkNJML31gRe0odvMF_NRKobLU9HiLHrFa8CetFYOPbYFcUjPDiXjGRVy1QMYb4Vpi0kCzkA3rdScZGtykq7Kdd7O_QwyKSL_BpqjgQtF521P6RYy/s72-c/becoming_jane_2007.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>EL ORFANATO - YETİMHANE</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/el-orfanato-yetimhane.html</link><category>Belén Rueda</category><category>Fernando Cayo</category><category>Geraldine Chaplin</category><category>Juan Antonio Bayona</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Wed, 26 Nov 2008 09:05:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-1827419789104245897</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJsro-5rpmDJm2Q1Zk8Ueq9lnrFuSmTEEbhstsgGY3OJAsOOd1K60E0EXisFGDF6w-eIeDH1Bt3j5NZjpM7RrbcNxCdoyWTZtcntEkJCbQKjVA75IIHCq0TJxJV9A0pDK_HQAcKz4LRIlP/s1600-h/poster-el-orfanato-mini.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268266138584200626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJsro-5rpmDJm2Q1Zk8Ueq9lnrFuSmTEEbhstsgGY3OJAsOOd1K60E0EXisFGDF6w-eIeDH1Bt3j5NZjpM7RrbcNxCdoyWTZtcntEkJCbQKjVA75IIHCq0TJxJV9A0pDK_HQAcKz4LRIlP/s320/poster-el-orfanato-mini.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkmaktan korkarım. Ama, ruhumun bir çelişkisi olsa gerek,korku filmlerini severim.&lt;br /&gt;Korku filmi dedimse, üzerimize kan boca ederek, korkutacağına, iğrendirenleri değil. Psikolojik gerilim mi desek?&lt;br /&gt;Sanırım öyle diyorlar. Gererek korkutanları, içinde azıcık zeka barındıranları severim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollywood korku filmlerinin arkalarına aldıkları devasa teknik destekle çekilen korku filmlerinde, korkmaktan ziyade sıkılıyorum.&lt;br /&gt;'Birazdan korkacaksın ey korkaaaak ' diyerek, bizden esirgedikleri zekayı bir yana bırak, bizim zekayı da küçümsemelerine kızıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O nedenle galiba, avrupa ve asya film endüstrisinden çıkma filmler bir süredir daha çok ilgimi çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.theorphanagemovie.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;el Orfanato&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ,2007 yapımı bir İspanyol filmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmeni,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1291105/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Juan Antonio Bayona &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konusu, ,&lt;a href="http://www.sinemalar.com/film/2931/Yetimhane/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Evlat edinilen Laura, büyüdüğü yetimhaneden yedi yaşında ayrılır. Yıllar sonra kocası ile binayı elden geçirmek ve burayı sakat çocuklar için bir bakım evi haline getirmek için yetimhaneye geri dönerler.&lt;br /&gt;Ancak bu dönüşün hasta oğulları Simon üzerinde tuhaf etkileri olur. Simon, sürekli garip bir yaratığın resimlerini çizmektedir. Bu resimler, Laura’da kendi çocukluğuna dair bir şeyler uyandırmaktadır. Simon, kısa bir süre ortadan kaybolur. Laura, önce polisin ardından da bir medyumun yardımı ile oğlunu aramaya başlar. Laura, oğlu Simon ile kendi kaderinin 30 yıl önce bu binada kalan yetim çocuklarla kesiştiğini fark edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;olarak özetleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu özeti bir korku filminde olabilecek klişeleri barındırır gibi görünse de, bu klişeden özgün bir film çıkarabilmiş bir yönetmen söz konusu. Bunca klişeye rağmen, gerilip kendinizi filmin atmosferine kaptırabiliyorsunuz. Hatta film, korkunun yanı sıra acıklı da bir filme dönüşüyor zaman zaman. Gözümüze sokulan korku efektleri yok bir kere. Ne görsel ne iştsel klişeler yok.&lt;br /&gt;Korku filmlerinde kullanılan çocuklara edilen korkunç işkence de yok. Korkutan çocuklar; ama kötü makyajlar yok yüzlerinde. Çocuklar yani. Bu nedenle de acıklı olabiliyor zaten film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonu biraz, 'Nasıl bağlasak acaba, ne yapsak da seyirciyi memnun etsek'e kayar gibi duruyor. Yani, 'Bak iki alternatif söz konusu. İyi de bitti diyebiliriz, kötü de. Ne diyelim?' biçiminde bağlanmış olsa da, ben kendi adıma hüzünlü bir gülümsemeyle kapatıyorum filmi. Bir gerilim filminin, sonunda, bana bu duyguyu yaşatmış olmasını da, korkutmaktan ziyade bir derdi anlatabilmenin başarısı olarak filmin artı hanesine kaydediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde, anne Laura rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0749104/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Belén Rueda &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0147308/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Fernando Cayo&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; medyum olarak ufak bir rolde de olsa göze çarpan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001036/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Geraldine Chaplin &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da, fikriniz olsun diye:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="244" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k6GVxQkHfKzFWXhSOv&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k6GVxQkHfKzFWXhSOv&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x2jcsr_el-orfanato-trailer_blog"&gt;El Orfanato - Trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/toma-uno"&gt;toma-uno&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJsro-5rpmDJm2Q1Zk8Ueq9lnrFuSmTEEbhstsgGY3OJAsOOd1K60E0EXisFGDF6w-eIeDH1Bt3j5NZjpM7RrbcNxCdoyWTZtcntEkJCbQKjVA75IIHCq0TJxJV9A0pDK_HQAcKz4LRIlP/s72-c/poster-el-orfanato-mini.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>GÜÇLÜ BİR YÜREK - A MIGHTY HEART</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/gl-bir-yrek-mighty-heart.html</link><category>Angelina Jolie</category><category>Dan Futterman</category><category>Michael Winterbottom</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Wed, 26 Nov 2008 08:49:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-6327152642099630492</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicG297nosMA7jsuZTTQMVIG4ePQ5pHxiR-dPWd9NwNpJjoaT17ZCgg-yDdNX99nlskbXFex3usGQwxoU-2KK30vH2WrUKl3J8qOKEdq3nbhu9IT-TdhJm5Bf6JqJGMTPa9EC0p69j__vmH/s1600-h/tf_org-A-Mighty-Heart-free.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268637057071968018" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicG297nosMA7jsuZTTQMVIG4ePQ5pHxiR-dPWd9NwNpJjoaT17ZCgg-yDdNX99nlskbXFex3usGQwxoU-2KK30vH2WrUKl3J8qOKEdq3nbhu9IT-TdhJm5Bf6JqJGMTPa9EC0p69j__vmH/s320/tf_org-A-Mighty-Heart-free.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılı yapımı, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0935863/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Michael Winterbottom &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;filmi, &lt;a href="http://www.amightyheartmovie.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Güçlü bir Yürek&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteci &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Mariane_Pearl"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Mariane Pearl&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;'ün&lt;/span&gt; yaşadığı trajediyi konu alan senaryosu üzerine çekilmiş bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde Mariane Pearl karakterinde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001401/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Angelina Jolie&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Daniele Pearl karakterinde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001246/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Dan Futterman&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; rol alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wall street journal yazarı Danielle Pearl'ün Pakistan'da haber peşinde koşarken kaçırılması sonrasında gelişen olaylar, olayın öncesine yapılan göndermelerle de kurgulanarak Pearl'ün karısı Mariane'ın gözünden aktarılıyor. Zaman zaman temposu azalan, olayı anlatmaktan başka da bir derdi varmış gibi görünmeyen bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, duygusal bir damarı da var tabii filmin. Ama, bilmediğimiz bir şey anlatamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette ki, bir insan, bir gazeteci, sırf amerikalı ya da yahudi diye kaçırılmamalı, elbette ki bu kimlikler bir insanın değerini belirlememeli.&lt;br /&gt;ama filmi konuşuyorsak burada, ' Evet, bunları zaten kabul ettik. Başka?' diyesi geliyor insanın. Hatta, Pearl'ü bulmaya çalışan Pakistan güvenlik güçlerinin uyguladığı şiddeti bile haklı kılmaya çalışır bir yanı var sanki filmin. Fakirliğin dibine vurmuş Pakistan halkına, o coğrafya da bile zenginliğin tüm nimetlerinden yararlanan Batı'lılar için uygulanması haklı görülen işlemler; ev basmalar, çocuğunun gözünün önünde şiddet uygulamalar... Sinir yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, empati kurmamız istenen Mariane,televizyona çıkıp sadece 'kocam iyi bir insandır,ben de zaten hamileyim, hadi bırakın onu' diyerek olaya bakışında ne kadar da olayların dışında durduğunu ve kaçırılmaya gerekçe olarak gösterilen Amerika'da esirlere uygulanan kötü muameleyi konu dahi etmeye gerek duymadığını gösteriyor bize. Biz de, onun ve kocasının, filmin geri kalanında anlatılmaya çalışılan gerçeklerin peşinde koşan idealist gazeteci kimliklerinden şüphe duyuyoruz haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence yönetmen filmin derdini anlatmada başarılı olamamış. Ya da yönetmenin böyle bir derdi yokmuş belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, böyle işte. Dedik ya, beğenelim beğenmeyelim, kayıt düşmek için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de dedikodu yapalım giderayak; Jolie'ye kıvırcık saç hiç yakışmamış:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun, bir fikriniz olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="381" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k2zDCm4xO2OjkudwVb&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k2zDCm4xO2OjkudwVb&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x1x4a9_a-mighty-heart-trailer_shortfilms"&gt;A Mighty Heart - Trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/chk230"&gt;chk230&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEicG297nosMA7jsuZTTQMVIG4ePQ5pHxiR-dPWd9NwNpJjoaT17ZCgg-yDdNX99nlskbXFex3usGQwxoU-2KK30vH2WrUKl3J8qOKEdq3nbhu9IT-TdhJm5Bf6JqJGMTPa9EC0p69j__vmH/s72-c/tf_org-A-Mighty-Heart-free.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>HARD CANDY</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/hard-candy.html</link><category>David Slade</category><category>Ellen Page</category><category>Patrick Wilson</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 25 Nov 2008 07:48:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-7356027962442406397</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUdwlM1UwCkRhxA9_D9JG4fRTsSXHla3hVnaSJmiJpCXFsdyi3ySEAcC0iAhC76gusi3voo_htNyAPKknBpAIvyWoqYo69PyeyzY4WYs79PVKCHkTKOi_FIdanWICTdYvjXfFtOsMReYiu/s1600-h/hard_candy_poster.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267896341383489698" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUdwlM1UwCkRhxA9_D9JG4fRTsSXHla3hVnaSJmiJpCXFsdyi3ySEAcC0iAhC76gusi3voo_htNyAPKknBpAIvyWoqYo69PyeyzY4WYs79PVKCHkTKOi_FIdanWICTdYvjXfFtOsMReYiu/s320/hard_candy_poster.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı gibi bir filmle karşı karşıyayız bu kez. &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0424136/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Hard Candy&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Hoş ,Türkçe afişinde çocuk filmi olduğunu da çağrıştırabilecek bir adla yer alıyor: Lolipop.&lt;br /&gt;Hey allahım ya!..&lt;br /&gt;Umarım bu çağrışım karmaşasından dolayı bir çocuğun ruhu filmi izleyip de sakatlanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1720541/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;David Slade&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; tarafından 2005 yılında çekilmiş film. Filmi araştırırken öğrendim ki, yönetmenimiz daha çok klip çekiminde usta bir isimmiş. Bunu öğrenince filmin görüntülerinin bazen klip tadında oluşunun nedeni de aydınlandı kafamda. Aslında düşünüyorum bazen, filmi izlemeden mi yapsam bu araştırmaları diye. Ama sonra ' Hayır' diyorum. Böylesi, yani sonradan aramak taramak bilgilenmek daha doğru. Bildiğini doğrulamak için film izlemezsin sonuçta. Ben izlemem ya da. Keşfetmek olmalı amaç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa özet şöyle:&lt;a href="http://www.sinemalar.com/film/164/Lolipop/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Hayley, 14 yaşında çekici bir genç kızdır. İnternette tanıştığı 30 yaşındaki moda fotoğrafçısı Jeff ile bir kafede buluşurlar. Aralarında yaşanan yakınlaşma onları Jeff'in dairesine kadar götürür ve bu beklenmedik bir olayın başlangıcı olur. Hayley, uzun süredir merak ettiği sırrı çözmek için Jeff'in içkisine ilaç katar. Ve onu esir alır. Jeff'in kendisinden önce de küçük kızları dairesine getirip getirmediğini öğrenme çabasındadır. Günlerdir kayıp olan Donna Mauer'in tek şüphelisi olarak da Jeff'i görmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere film, iki kişilik bir film. Arada başka yüzler 'ceee' yapıp görünseler de, film iki kişilik. Bunun şu açıdan önemi var, iki kişiden gerilim çıkarmak kolay iş değil. Ne yapacaksın mutlaka? Oyuncuların oyunculuklarına güveneceksin. Filmin iki oyuncusu, Hayley rolüyle &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0680983/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Ellen Page&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ve Jeff rolüyle &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0933940/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Patrick Wilson&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; üzerlerine düşeni hakkıyla yapmışlar. Film kimi yerlerde insanda 'kapatayım ben bunu artık, sinirlerim kaldırmayacak' etkisi yaratacak kadar geriyor. Ama, dedim ya , kimi yerlerde. Kimi yerlerde ise, gereksiz diyaloglarla bayım bayım bayıyor. Filmin konusu, ' pedofili' aslında. Sırf bu nedenle bile insanın içini sıkıştıran bir film. Filmin sonunda bile bence netleşmeyen bir suçlama olarak Jeff'e atfedilen suç, onun pedofil olduğu. Hayley'de kayıp bir kızın izini sürüp ulaştığı Jeff'ten intikam almaya gelen melek rolünde. De, ne bileyim, bir şeyler eksik Hayley karakterinde. Elen Page iyi. Ama sanırım çok çok çok yüklenilmiş onun filmi sırtlaması durumuna. O nedenle kopuyor film sanki izlerken. Aslında düşünüyorum da belki bilinçli bir durum bu da. Bazen ' Hadi canım bu küçük kız bir deli, şu masum adama ettiği işkenceye bak' dedirtirken, bazen de, Jeff için ' Vay adi pedofil'dedirtiyor film. Sarkaç misali yargılarınız film boyunca. Bir orada bir burada.&lt;br /&gt;Aslında konusu nedeniyle, konuyu tartışmaya açması nedeniyle değerlendirilmeli ve başarılı bulunmalı.&lt;br /&gt;Bir de, eminim 14 yaşındaki Hayley'i perdede görüp beğenen erkek izleyicilerde filmin konusu daha sarsıcı bir etki yapmıştır. Tam da filmin dediği gibi, ' O 14 yaşında bir çocuk. Ne kadar büyüdüğünü iddia etse de çocuk. Yuh sana be' tokadını yemişlerdir umarım.:) Bu da filmin zeki taraflarından biri bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman, izleyin derim ben Hard Candy'yi. Bakın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="225" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k6DuT1jZQm8evr3rpg&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k6DuT1jZQm8evr3rpg&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xhkz6_hard-candy"&gt;Hard Candy&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/boutiquecinema1"&gt;boutiquecinema1&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjUdwlM1UwCkRhxA9_D9JG4fRTsSXHla3hVnaSJmiJpCXFsdyi3ySEAcC0iAhC76gusi3voo_htNyAPKknBpAIvyWoqYo69PyeyzY4WYs79PVKCHkTKOi_FIdanWICTdYvjXfFtOsMReYiu/s72-c/hard_candy_poster.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>AMERİCAN GANGSTER</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/american-gangster.html</link><category>Denzel Washington</category><category>Ridley Scott</category><category>Russell Crowe</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Tue, 25 Nov 2008 00:01:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-2739613575664426766</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtqz4vorUtfhKvzmLH340Y_C0gmcgwJ-Jr4gQbkeP0LQmxj3irCMuo7y0T24HlbdChbT1Dxlhh_1nc7d6jtlKYUk8UrPlR4ufJ1CFSf8M0wTXEECk2JVgvG-jj3Jg7EZFRHie9k4rBb24I/s1600-h/American_Gangster_poster.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5272347263291580674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 202px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtqz4vorUtfhKvzmLH340Y_C0gmcgwJ-Jr4gQbkeP0LQmxj3irCMuo7y0T24HlbdChbT1Dxlhh_1nc7d6jtlKYUk8UrPlR4ufJ1CFSf8M0wTXEECk2JVgvG-jj3Jg7EZFRHie9k4rBb24I/s320/American_Gangster_poster.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi efendim, filmimizde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000243/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Denzel Washington&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; var, bir türlü ısınamasam da, başkalarınca takdir toplayan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000128/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Russell Crowe&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; var, yönetmen koltuğunda&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000631/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ridley Scott&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; var, ama lezzetli bir film yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sinemalar.com/film/663/Amerikan-Gangsteri/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;New York’un önde gelen suç patronlarından birisinin şoförlüğünü yapan Frank Lucas’ın varlığından patronu ölene kadar hiç kimsenin haberi yoktur. Ancak patronunun aniden ölümü üzerine kendi imparatorluğunu kurmak ve Amerikan Rüyası’nın kendine özgü versiyonunu yaratmak için gereken açık kapıları keşfeder ve kolları sıvar. Frank Lucas, zekâsı ve katı çalışma ahlâkı sayesinde kısa sürede Harlem bölgesindeki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü eline geçirir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılı yapımı bir film &lt;a href="http://www.americangangster.net/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;American Gangster&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. Gerçek bir suç kişisinin, Frank Lucas’ın yükselişini anlatıyor. Ama benim gözümde ne hikaye, ne oyuncular filmi kurtaramıyor. 5 saatlik bir filmmiş de, 'hadi şunu 157 dakikaya indirelim 'deyip makaslanmış ve bu arada, ' e bu ne şimdi?' duygusu yaratmış bir film izlenimi yarattı bende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Ben Amerika gibi özgür bir ülkede yaşıyorum, polisimin pisliğini de ben gösteririm' gibi bir tür cesur olduğu izlenimi yaratmaya çalışsa da yönetmen, az elini korkak alıştırıp iyi polis de koymuş filme mesela. Yemeyiz biz Scott...Hele esas polis rolünde Russell Crowe nedense olmamış. Ama söylemiştim zaten, ben bu adama pek ısınamadığımdan da olabilir bu izlenimim. Ama yok ya,olmamış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır , ben bir gangster filmi çekeceksem, bunu büyük beklentiler yaratarak paketleyeceksem, en azından &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0068646/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Godfather&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'la kıyaslatma becerisini gösteririm.&lt;br /&gt;Kıyaslamak bile gereksiz bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok mu fena harcadım acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyisi siz bir izleyin, bakın bakalım haksız mıyım? Haksızsam da söyleyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="280" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k1X9xjLe9dmvnhfsfq&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k1X9xjLe9dmvnhfsfq&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x26y7o_american-gangster-trailer_shortfilms"&gt;American Gangster - Trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Internapse"&gt;Internapse&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtqz4vorUtfhKvzmLH340Y_C0gmcgwJ-Jr4gQbkeP0LQmxj3irCMuo7y0T24HlbdChbT1Dxlhh_1nc7d6jtlKYUk8UrPlR4ufJ1CFSf8M0wTXEECk2JVgvG-jj3Jg7EZFRHie9k4rBb24I/s72-c/American_Gangster_poster.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>BREAKING AND ENTERING - HIRSIZ</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/breaking-and-entering-hirsiz.html</link><category>Anthony Minghella</category><category>Jude Law</category><category>Juliette Binoche</category><category>Martin Freeman</category><category>Robin Wright Penn</category><category>Vera Farmiga</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 24 Nov 2008 17:23:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-5796894289813165792</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjpAKA472408GgSj2EEdt9TIwY9mujDaJTO9hUDId98jtmm4eJZv0kMfN8mOpRiy7duYadNPIrD1fm04udliC13l6XTsP0wx9OeVeOTrG-94vTOWf2GW5oVEjIsggkUba62W2fbrqSvQlEt/s1600-h/breaking_and_entering_ver2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267898368084448370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjpAKA472408GgSj2EEdt9TIwY9mujDaJTO9hUDId98jtmm4eJZv0kMfN8mOpRiy7duYadNPIrD1fm04udliC13l6XTsP0wx9OeVeOTrG-94vTOWf2GW5oVEjIsggkUba62W2fbrqSvQlEt/s320/breaking_and_entering_ver2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen yine çok sevdiğim filmler olan ' İngiliz Hasta' ve ' Soğuk Dağ'ın yönetmeni&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0005237/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Anthony Minghella&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;olunca,bu filmi beğeneceğimi izlemeden tahmin etmiştim. Ve öyle de oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yapımı bir film &lt;a href="http://www.breakingandentering-movie.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Breaking and Entering&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; . Hırsızlık suçunun İngiliz yasalarındaki karşılığı imiş bu isim, ' kırmak ve girmek'. Türkiye' de suça değil de suçu işleyene vurgu yapan isimle gösterildi:' HIRSIZ'. Bu filmlerin isimlerini koyma işi ülkemizde bazen çok baştan savma, filmin özünden uzaklaşarak yapılıyor. Bilmeyene bir Arsen Lüpen hikayesi çağrışımı yapabilir bu ismiyle film. Oysa ki orjinal ismi, filmdeki, birbirlerinin hayatına kırarak, kırılarak giren insanları vurgulaması bakımından daha anlamlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin özeti kısaca, &lt;a href="http://beyazperde.mynet.com/film/3296"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Londra'nın iki yüzü... Uzun zamandan beri bu şehirde yaşayan ve kendilerini gerçek Londralı olarak görenler ile Londra'ya sonradan gelen yabancılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilisi ile birlikte Londra'nın zengin semtlerinden birinde rahat ve konforlu bir yaşam süren Will, mimarlık ofisini şehrin daha yoksul mahallelerinden birinde açar. Oldukça zevkli bir şekilde döşenen ofiste arka arkaya hırsızlıklar olunca Will, bu olaya bir son vermesi gerektiğine karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hırsızlardan birinin peşine takılarak onu evine kadar takip eden Will,hırsızın Bosna göçmeni olan annesi Amira ile de tanışır. Zamanla aralarında özel bir arkadaşlık doğmasını engelleyemeyen Will'in ilk zamanlar asıl isteği, hırsızlık olayının perde arkasını araştırmaktır. Ama ikili arasında yaşanan yakınlaşma olayların boyutunu değiştirecektir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;olabilir. Ancak, gerçekten kısaca özetlenemeyecek pek çok çıkarımla dolu bir film. Yanlışların doğruya dönüştürülmesi üzerine sergilenen çabaların kopuklukları tamir etmeye de yardımcı olabileceğini anlatıyor diyebiliriz mesela. Bir kadının her şeyin önüne koyacağı dürtünün annelik olacağı çıkarımıyla da bitirebiliriz filmi. Dürüstlük ve sadakatin en yanlış eylemlerde bile insanın başını dertten kurtarabileceğini söyleyebiliriz ya da.Tüm dünyada 'öteki' kavramının, deri renginden dine doğru evrildiğini görüyoruz bir kez daha bu filmde diyebiliriz.- Ama Minghela farkı sanırım, müslüman bir kadını müslümanlığa tek bir önyargılı gönderme yapmadan evrensel kadın kimliğiyle ele alması da vurgulanması gereken bir nokta. -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film gerçekten çok güzel benim değerlendirmeme göre. Bir kere&lt;span style="color:#333333;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000300/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Juliette Binoche&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; var. Çok da güzel bir aksanla Bosna'lı Amira'yı kanlı canlı aktarıyor bize. Diğer oyuncular, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000179/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Jude Law &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000705/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Robin Wright Penn&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0293509/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Martin Freeman&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt; ,&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1969169/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Rafi Gavron&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ve kısacık fahişe rolüyle filme esaslı bir tat veren &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0267812/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#333333;"&gt;Vera Farmiga&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık halleri üzerine eli yüzü düzgün bir film sonuçta.Buyrun, bakın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="381" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k5tCvVpAyqazhX3DQE&amp;amp;related=0&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k5tCvVpAyqazhX3DQE&amp;related=0&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xilvo_breaking-entering_fun"&gt;BREAKING &amp;amp; ENTERING &lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/TheWeinsteinCompany"&gt;TheWeinsteinCompany&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjpAKA472408GgSj2EEdt9TIwY9mujDaJTO9hUDId98jtmm4eJZv0kMfN8mOpRiy7duYadNPIrD1fm04udliC13l6XTsP0wx9OeVeOTrG-94vTOWf2GW5oVEjIsggkUba62W2fbrqSvQlEt/s72-c/breaking_and_entering_ver2.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><title>THE BOW- HWAL-YAY</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/bow-hwal-yay.html</link><category>Kim- ki Duk</category><category>Seong-hwang Jeon</category><category>Si-jeok Seo</category><category>Yeo-reum Han</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Mon, 24 Nov 2008 07:37:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-4657907529361601934</guid><description>&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjj7sAHj236eMtZIw8iuEX4YUyL6E7IDMucY0J4rFSPOjq_7uM_CFZZLWUhyE3Jdn-8GBeQcqsMrtOJWzomJJfctzfyLsCKNRbsVKr-CkxYTwH16K7yQV5-Wdjv9AQXKdeHbpWtGLZS6xkb/s1600-h/Yay_Afis.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267896993215700194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 222px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjj7sAHj236eMtZIw8iuEX4YUyL6E7IDMucY0J4rFSPOjq_7uM_CFZZLWUhyE3Jdn-8GBeQcqsMrtOJWzomJJfctzfyLsCKNRbsVKr-CkxYTwH16K7yQV5-Wdjv9AQXKdeHbpWtGLZS6xkb/s320/Yay_Afis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizliğin, durgunluğun yönetmeni &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1104118/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Kim-Ki Duk'un&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;12.filmi notuyla gösterilen 2005 yapımı filmi, &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0456470/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;Hwal&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim izlediğim 3. Kim-Ki Duk filmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bir şiir izliyormuşum gibi gelen, &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0374546/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;Spring, Summer, Fall, Winter... and Spring &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;ve Kim-Ki Duk'la çarpıcı bir şekilde tanışmamı sağlayan ,&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0423866/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;Bin-jip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; ya da 3-ıron 'ı da izlemiştim. Onları da yazacağım sine depo'ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hwal'ı izledikten sonra da aklımda kalan en net şey, ' sen suuus, gözlerin konuşsun'du. Bu Kim Ki-Duk'un tarzı, evet. Az lafla çok şey anlatma becerisi.Sessiz kalarak derinliği algılamamız için bize fırsat tanımak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce kes- yapıştır yaparak filmin özetini verelim:,&lt;a href="http://www.film.gen.tr/film.cfm?fid=1787"&gt;&lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Altmış yaşlarında bir adam, on altı yaşında güzel bir kızla birlikte bir balıkçı teknesinde yaşar. Kız on yedi yaşına girdiğinde evleneceklerdir. Yaşlı adam, teknesini kıza kur yapmaktan vazgeçmeyen balıkçılara kiralayarak geçimini sağlar. Bu adamları kızdan uzak tutmak için ise, aynı zamanda geleceği tahmin etmek için kullandığı bir yaydan yararlanır. Başka bir balıkçının genç oğlu, kızla yakınlaşınca, dengeler bozulur ve kız, kendini yaşlı adamın tutsağı olarak görmeye başlar. Kızın davranışlarındaki değişiklik, yaşlı adamın sertleşmesine yol açar; genç adam dönüp kızı götürmek istediğinde ise aralarındaki gerilim doruğa ulaşır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi benim çıkarımlarıma gelelim. Bir kere film boyunca yönetmen bize karar vermekte aceleci olmamak gerektiğini, tıpkı vuslata ermeyi bekleyen, sabırla ve sevgiyle 6 yaşından beri baktığı, büyüttüğü, tutkuyla bağlandığı kıza kavuşmayı bekleyen yaşlı adam gibi sabretmemiz gerektiğini gösteriyor. Yaşlı adamı sapık olarak yargılamakla, tutkulu bir aşık olarak yargılamak arasında;küçük kızı masum bir kız olarak yargılamakla, fettan bir ergen olarak yargılamak arasında; delikanlıyı kızı kurtarmaya gelen bir kahraman olarak yargılamakla, aşkın derinliğini asla anlayamayacak bir öküz olarak yargılamak arasında gidip geldim film boyunca. Sevginin emek mi olduğunu, vazgeçmeyi bilmek mi olduğunu düşündüm. Söz konusu edilen yaşlı adam- genç kız ilişkisinin, erkekliğinin son deminde bir erkeğin kadın üzerinde kurduğu şöven bir sahiplenme mi, yoksa gerçekten aşk mı olduğunu anlamaya çalıştım. En ilkel silah olan ok'un bu filmde olanca ilkelliğiyle erkekliğin silahı mı olduğunu, yoksa erkeğin sadece kadınını korumak için kullandığı yardımsever bir alet mi olduğunu düşündüm durdum. Yay'ın, gerilimden kurtulmak için güzel notalarla insanı sakinleştiren bir müzik aleti mi olduğunu, yoksa bizzat gerilimi tetikleyen ve mülkiyet savaşlarını başlatan kadın bedeni mi olduğunu sorguladım.&lt;br /&gt;Bir sonuca varamadım, varmam da gerekmez diye düşündüm. Bunları sorgulaman bile yeter. Buralara taşıması bile bu filmin insanı, güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim -Ki duk bir sinema sanatçısı. En net kararım budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde söze dayanmadan oyunculuklarını konuşturanlar; genç kız rolünde&lt;span style="color:#ffffff;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1560630/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;Yeo-reum&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt; Han &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;;&lt;/span&gt; yaşlı adam rolünde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1489251/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;Seong-hwang Jeon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;; delikanlı rolünde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1917619/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;Si-jeok Seo &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, müzik aletine dönüşüp, büyük bir uyum içinde tatlı ezgiler çıkaran ok ve yay birlikteliğinin müzikleri, &lt;a href="http://www.myspace.com/haegumplus"&gt;&lt;span style="color:#330000;"&gt;&lt;strong&gt;Eun il kang&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;object height="381" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k2EN13capiMO08cRfC&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k2EN13capiMO08cRfC&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x1toos_hwal-the-bow_shortfilms"&gt;Hwal - The Bow&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/hakaider"&gt;hakaider&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjj7sAHj236eMtZIw8iuEX4YUyL6E7IDMucY0J4rFSPOjq_7uM_CFZZLWUhyE3Jdn-8GBeQcqsMrtOJWzomJJfctzfyLsCKNRbsVKr-CkxYTwH16K7yQV5-Wdjv9AQXKdeHbpWtGLZS6xkb/s72-c/Yay_Afis.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>JANE AUSTEN'S BOOK CLUB</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/jane-austens-book-club.html</link><category>Amy Brenneman</category><category>Emily Blunt</category><category>Hugh Dancy</category><category>Kathy Baker</category><category>Maggie Grace</category><category>Maria Bello</category><category>Robin Swicord</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sun, 23 Nov 2008 20:27:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-4876317483069452547</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhQDjPbSf3-FW_4kdikyOPCzjlPjBje3tZVob1mowaDg_xgvXm5ybGwDyO-uNV6blb2jNfZsF_TX1Ch5TNeUKA-kMVrlWpJOjVNjnx6hZbtqomdRaH0HcIhJA5g66jq62N1qanlafUp3v7Z/s1600-h/jane_austen_book_club.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267894146801084626" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 215px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhQDjPbSf3-FW_4kdikyOPCzjlPjBje3tZVob1mowaDg_xgvXm5ybGwDyO-uNV6blb2jNfZsF_TX1Ch5TNeUKA-kMVrlWpJOjVNjnx6hZbtqomdRaH0HcIhJA5g66jq62N1qanlafUp3v7Z/s320/jane_austen_book_club.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 yılı yapımı, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0842523/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Robin Swicord &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;filmi. Linkleri ararken öğrendim ki, yönetmenimiz, daha çok senarist olarak kariyer yapmış. 'Bir Geyşanın Anıları', 'Aşkın Büyüsü' gibi filmlerin senaristi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konusu,&lt;a href="http://www.film.gen.tr/film.cfm?fid=2670"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Kaliforniya'da yaşayan beş kadın ve tanıştıkları bir erkek, Jane Austen kitapları konusunda tartışmaya başlarlar. Tartışma öyle bir noktaya gelir ki, oyunu sürdürmeye kararlı bu altı kişi 21. yüzyılda Austen'in kitaplarını kendi ilişkilerinde sahnelemeye başlarlar. Sylvia 20 yıl sonra kocası onu üç çocuğuyla terk ettiğinde şok geçirecek, en iyi arkadaşı Jocelyn kendisini köpeğiyle birlikte yapayalnız bir hayat süren kadın olarak bulacak, Fransızca öğretmeni Prudie kocası dışında başka bir adama tutkuyla bağlanacak, bir çok defa evlenmiş Bernadette mutluluk için bir şans daha arayacaktır. Genç bilimkurgu fanı Grigg ise beş romanın tek erkek kahramanı olacaktır.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;olarak özetleniyor link verdiğim sitede. Anladığım kadarıyla, bu özet de filmin fargman notundan çevrilmiş. Biraz daha ek yapmak istiyorum ben bu özete. Bir kadının eşi tarafından aldatılması ve terk edilmesi sonrasında, yakın arkadaşlarının onu kapandığı yataktan çıkarmak için buldukları kitap klübü oluşturma fikri üzerine kurulmuş film. Birbirinden farklı karakterler Jane Austen'in 6 kitabını seçiyorlar ve her ay birinin üstlendiği kitap konuşmalı ev toplantılarında biraraya geliyorlar. Biz de bu süreçte kahramanların özel hayatlarındaki gelişmeleri takip ediyoruz falan filan.&lt;br /&gt;Güzel bir fikir, ama alelacele işlenmiş bir süreç gibi geldi filmi izlerken bana.Bazı karakterleri tam da anlayamadan bitiyor sanki film. Bir odaktan diğerine savruluyor ve film bittiğinde, iki ya da üç karakter hariç, diğerleri, nasıl desem, figürana dönüşüyor gibi. Yine de izlemesi keyifli bir film. Bir de, bizim buralarda pek olmayan bu kitap klübü fikri pek hoşuma gittiğinden sevdim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncular, Jocelyn karakterinde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0004742/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Maria Bello &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;;Prudie karakterinde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1289434/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Emily Blunt&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Bernadette karakterinde,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000834/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Kathy Baker&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Sylvia karakterinde, ,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000312/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Amy Brenneman&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Allegra karakterinde, , &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1192254/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Maggie Grace&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ve klübün tek erkek katılımcısı Grigg karakterinde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0199215/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Hugh Dancy&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, bu sefer fragman bulamadım, iyi mi?</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhQDjPbSf3-FW_4kdikyOPCzjlPjBje3tZVob1mowaDg_xgvXm5ybGwDyO-uNV6blb2jNfZsF_TX1Ch5TNeUKA-kMVrlWpJOjVNjnx6hZbtqomdRaH0HcIhJA5g66jq62N1qanlafUp3v7Z/s72-c/jane_austen_book_club.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>CANDY</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/candy.html</link><category>Abbie Cornish</category><category>Geoffrey Rush</category><category>Heath Ledger</category><category>Neil Armfield</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sat, 22 Nov 2008 23:37:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-2239717557679224143</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhV0okaxGS4-CimVkYICqot4HNI_MPtAw0_iejVwh51uI4vAtBikm8pEThoLHP4Z8835lLPdYqWbY9oNd79RjvYl_A_lJGCYmgxigEh7Up7orgSDjzFWKv3KFcihHZ8Gxd5MRhkHTcfuWUM/s1600-h/candyposter.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271000077263327186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 219px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhV0okaxGS4-CimVkYICqot4HNI_MPtAw0_iejVwh51uI4vAtBikm8pEThoLHP4Z8835lLPdYqWbY9oNd79RjvYl_A_lJGCYmgxigEh7Up7orgSDjzFWKv3KFcihHZ8Gxd5MRhkHTcfuWUM/s320/candyposter.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılı yapımı, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0035462/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Neil Armfield&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; tarafından yönetilmiş,&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0424880/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Candy&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakınlarda edinip izledim filmi ve ben izlerken başrol oyuncularından &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0005132/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Heath Ledger &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;artık hayatta değildi. E, az zorlasan annesi yaşında olacağın bir insanın gencecik ölümünü bilip de onu kanlı canlı karşında görünce gereksiz hissiyata kapılarak film seyrettiğimi de onun sayesinde öğrenmiş oldum:)Yaşlanıyorum ben ya... - Şimdi kontrol ettim, yok yahu, annesi olamazmışım. Ama olsun, yaşlanıyorum ben:)- Diğer başrol oyuncumuz, ki Candy o aslında, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0180411/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Abbie Cornish &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. Bir de yanlarında garantili oyunculuk açısından, çok da detaylı olmayan rolünü bile bize gayet detaylı gösteren&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001691/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Geoffrey Rush&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film aslında, daha önce yazdığım&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/bir-rya-iin-ait-requiem-for-dream.html"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Requiem For A Dream' &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;e pek çok yönden benziyor. Yine bağımlılık konumuz, hem bir insana hem de maddeye. Yine iki güzel genç insan, yine önce çok mutlu olmak, sonra dibe vurmak falan. Bu açıdan diğerini görmüş biri olarak Candy'e ' çok güzel' demem olanaksız. Çünkü, Requiem For A Dream benim için diğerlerini ölçmede kullanacağım film kategorisindedir. Ona benzeyen diğerleri de ona ne kadar öykündükleri bakımından değerlendirilebilirler benim için. Yine de izledim, izlerken etkilendim Candy'den de. Bu da başarısıdır herhalde bir filmin. Bir de ikide bir aklım diğerine kaymayıverseydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filme ait bir fark olarak, yönetmenin, senaristin hikayeyi Dante'nin İlahi Komedya'sına gönderme yaparak kurgulamış olmaları söylenebilir. Film üç bölümden oluşuyor:'Cennet- Dünya - Cehennem' . Bağımlılığın hangi faslının hangi bölümde anlatıldığını tahmin etmek hiç zor değil değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi fragman o zaman. Yalnız açıklama yapmalıyım. Siz bakmayın fragmanın diline, film Avustralya yapımı ve de ingilizce. başka bulamadım da:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="381" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k1gtT8N69K4fSVe1U9&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k1gtT8N69K4fSVe1U9&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x1zo6l_trailer-de-candy_ads"&gt;Trailer de "Candy"&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/jeremyfox"&gt;jeremyfox&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhV0okaxGS4-CimVkYICqot4HNI_MPtAw0_iejVwh51uI4vAtBikm8pEThoLHP4Z8835lLPdYqWbY9oNd79RjvYl_A_lJGCYmgxigEh7Up7orgSDjzFWKv3KFcihHZ8Gxd5MRhkHTcfuWUM/s72-c/candyposter.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>PAİNTED VEİL - DUVAK</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/painted-veil-duvak.html</link><category>Edward Norton</category><category>John Curran</category><category>Naomi Watts</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Sat, 22 Nov 2008 23:35:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-456583843710474803</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj7BoiKK-GOM9gfRU70qzvZP46iHo_hzmp1SZ97ydWivLx7ELSpeZ76NYghJxDQFg98SPtQoJQAB3mw5iujGb38KSGEisQlVzSjSvqdlRdPJGa1CN8VP9A-8Tpi-May9CCJVzydkGJhDL1j/s1600-h/thepaintedveilposter.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5270607616486254674" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 223px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj7BoiKK-GOM9gfRU70qzvZP46iHo_hzmp1SZ97ydWivLx7ELSpeZ76NYghJxDQFg98SPtQoJQAB3mw5iujGb38KSGEisQlVzSjSvqdlRdPJGa1CN8VP9A-8Tpi-May9CCJVzydkGJhDL1j/s320/thepaintedveilposter.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsminin okunuşunu çok keyifli bulduğum, ama kitaplarını hiç okumadığım bir yazarın ,&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/W._Somerset_Maugham"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Somerset Maugham&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'ın romanından uyarlanan bir film. Evet, bazı kelimelerin anlamından, ne dediğinden bağımsız kendi şarkısı var gibi geliyor kulağıma. Somerset Maugham ,Somerset Maugham ...Yüksek sesle ve belirli bir ritmle okuyun:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0192845/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;John Curran&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'ın&lt;/span&gt; yönettiği, 2006 yapımı filmimiz &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0446755/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;The Painted Veil&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;, bizde gösterildiği adıyla,'Duvak' .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sinema.hurriyet.com.tr/MovieList.aspx?mid=333"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;1920’li yıllarda geçen “The Painted Veil”, evlilikleri sallantıda olan bir İngiliz çiftin, Çin’de kolera salgınının kol gezdiği bir köye yaptıkları yolculuk çevresinde gelişiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor Walter ile evli olan Kitty’nin mutsuzluğu, evliliklerinin çatırdamasına neden olmaktadır. Karısının ilgisinin başka erkeklere kaydığını fark eden Walter, intikam amacıyla Asya’da kolera salgınının kol gezdiği bir köyde doktorluk yapmayı kabul eder. Elbette Kitty’yi de yanında götürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çift, tüm lüksleri geride bırakarak köy halkınının tedavisi için buraya taşınır. Bu yolculuk, ilişkileri için bir dönüm noktası olacak; köyde başlarına gelen ilginç olaylar ve salgınla mücadeleleri sırasında Kitty’nin kocasına olan bağlılığı ve hayata bakışı tamamen değişecektir&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;İlk notum, filmin başrol oyuncusunun &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001570/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Edward Norton&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; olduğunu gördüğüm anda, arkasından ne çıkarsa çıksın ben o filmi izlerim. Kaldı ki, kötü bir şey de çıkmayacaktır zaten. Edward'ın yanına da gayet başarılı bulduğum,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0915208/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Naomi Watts&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; yerleşmiş, film bu iki oyuncusunun ikna eden oyunculuklarıyla bile güzel.Ayrıca, oyunculuğun yanısıra, görüntüler, senaryo ve müzik de gayet başarılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin adı Duvak. Bir şeyleri örten, gizleyen simge. Film insanın duvağını, ilişkilerin duvağını, misyonerliğin duvağını açmak , görünenin arkasına yönelmek isteyen bir akışa sahip. Bir senaryonun en güzel tarafı, bir karakteri ya da olayı gözümüzün önünde değiştirmesi, geliştirmesidir değil mi? Özellikle Kitty karakterindeki ve çiftin evliliklerindeki değişim ve gelişim çok dramatik bir biçimde kurgulanıp önümüze konuyor bu filmde. Gayet derli toplu ve başarılı bir film bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin Çin'de geçen bölümlerinin sapsarı görüntüleri de ayrıca güzel. Nasıl olabiliyor? Dümdüz bir arazi de zırt diye sipsivri bir dağ nasıl oluşabiliyor? Çin'in o bölgesi neresi bilmiyorum, ama filmin çekildiği coğrafyanın görüntüleri çok güzel. Hani resim gibi bile diyebiliriz, dekor gibi, gerçek olamaz gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, çok acele bir biçimde evlenen, birbirlerini daha en başta kıran iki insanın,Kitty ve Walter'ın sakinleşip birbirlerini tanımaya çalışırken kurdukları diyaloglar da çok başarılı ve düşündürücü. Aslında düşünüyorum da, diyaloglar epey önemli bu filmde. sadece bu çiftin aralarında kurduğu diyalog değil, diğer karakterler arasında geçen diyaloglar da öyle. Aslında bir filmde derdini söze dayanarak anlatmak, sinema açısından ne denli muteberdir bilemem. Ama bence mahsuru yok:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü, beğendim ben bu filmi.&lt;br /&gt;Bir fikriniz olsun diye, fragmana bakmak isterseniz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="220" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k5SxrAiciipH1EdlhY&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k5SxrAiciipH1EdlhY&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x1w5s6_the-painted-veil-trailer_shortfilms"&gt;The Painted Veil (trailer)&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Eddie111"&gt;Eddie111&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj7BoiKK-GOM9gfRU70qzvZP46iHo_hzmp1SZ97ydWivLx7ELSpeZ76NYghJxDQFg98SPtQoJQAB3mw5iujGb38KSGEisQlVzSjSvqdlRdPJGa1CN8VP9A-8Tpi-May9CCJVzydkGJhDL1j/s72-c/thepaintedveilposter.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>ARZUNUN KANATLARI- DER HİMMEL ÜBER BERLİN</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/arzunun-kanatlari-der-himmel-ber-berlin.html</link><category>Bruno Ganz</category><category>Otto Sander</category><category>Peter Falk</category><category>Solveig Dommartin</category><category>Wim Venders</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Fri, 21 Nov 2008 13:04:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-2716538991482854393</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgmCbYKCk-1_XsF-58wPLFcgYjh16KQLv4ENCcgqjUoggW3_YrPV_ugK-GSxm5SVT5TTAvobGo6uYrnhJGH2x3VnbSh4N4p2zB3x8wjz0k4aGKGnrKttG0fJ4cOgJUijelbl1eFeROPxMy8/s1600-h/DerHimmelUeberBerlin_Poster.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266405973906560834" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgmCbYKCk-1_XsF-58wPLFcgYjh16KQLv4ENCcgqjUoggW3_YrPV_ugK-GSxm5SVT5TTAvobGo6uYrnhJGH2x3VnbSh4N4p2zB3x8wjz0k4aGKGnrKttG0fJ4cOgJUijelbl1eFeROPxMy8/s320/DerHimmelUeberBerlin_Poster.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000694/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Wim Venders'in &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;1987 yapımı&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/wingsofdesire/wingsofdesire.htm"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;filmi.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;Wings Of Desire adıyla da bilinen bol ödüllü bir film.&lt;br /&gt;Hoş, ödül almamış olsaydı da, ben yine çok beğenirdim. Sinemanın sanat olduğunu hatırlatan bir film öncelikle. Siyah- beyaz'dan renkli sahnelere geçerek anlatıma eklenen katmanlar, melekler ve insanlar, insan olmayı seçen melek, tutkulu bir aşk , kah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi,kah inerim yeryüzüne seyreder alem beni, muhteşem görüntüler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film boyunca meleklerin duyduğu içseslerle sıradan insan dertlerine tanıklık ederek sıradan olanın tekliği, özelliği üzerinde düşünmek, takılıp geçen bir duaya kafanı takıp, oldu mu acaba istediği bu kişinin diye dertlenmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani,çok güzel bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki post'ta başrolde Paris var demiştik değil mi? Bu filmin de başrolü, Berlin'e verilmiş. Üstelik izlerken kulağa takılan Türkçe cümleler, pat diye karşına çıkan 'Karlı Kayın Ormanı ' ezgisi, gözüne takılan gıda pazarı tabelasıyla Berlin'de dolaşmak çok da eğlenceli hale geliyor .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek Damiel rolünde,&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0004486/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bruno Ganz &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;;aşık olduğu Marion rolünde,&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0231652/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Solveig Dommartin &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; melek Cassiel rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0761420/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Otto Sander&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt; ve Peter Falk rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000393/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Peter Falk&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin bir sürprizi de, sizi&lt;a href="http://www.nick-cave.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Nick Cave'in &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;canlı performansına götürmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de küçük not: Bu filmin Hollywood cover'ı da var. Bilinen bir film. Meg Ryan ve Nicholas Cage'in başrollerinde oynadığı &lt;a href="http://city-of-angels.warnerbros.com/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;City Of Angels&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. Ben onu da beğenmiştim, ama o zaman der himmel über berlin'i izlememiştim:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun fragman:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="381" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k3I9zep7DOyb8FsNUz&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k3I9zep7DOyb8FsNUz&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x4353r_wim-wenders-der-himmel-uber-berlin_shortfilms"&gt;Wim Wenders Der Himmel über Berlin&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Maitreyoda077"&gt;Maitreyoda077&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgmCbYKCk-1_XsF-58wPLFcgYjh16KQLv4ENCcgqjUoggW3_YrPV_ugK-GSxm5SVT5TTAvobGo6uYrnhJGH2x3VnbSh4N4p2zB3x8wjz0k4aGKGnrKttG0fJ4cOgJUijelbl1eFeROPxMy8/s72-c/DerHimmelUeberBerlin_Poster.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>PARİS</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/paris.html</link><category>Albert Dupontel</category><category>Cédric Klapisch</category><category>Fabrice Luchini</category><category>Juliette Binoche</category><category>Romain Duris</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Fri, 21 Nov 2008 08:43:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-3491242017046657133</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj4LNj84r6wicNzt8IeL8wR3sJm3d5WffyEmWTWD4HYrbUmihhvnitR4PLppUBcMDB3J5po36fhhTwiDoA9gk6rwo3YWPOmwRbQyZ49aNCH3wvh8W9fUPG-JjE0BBIKdkHYy1VqLX1GBgzh/s1600-h/1204293378p1kr8.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266405160982281426" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj4LNj84r6wicNzt8IeL8wR3sJm3d5WffyEmWTWD4HYrbUmihhvnitR4PLppUBcMDB3J5po36fhhTwiDoA9gk6rwo3YWPOmwRbQyZ49aNCH3wvh8W9fUPG-JjE0BBIKdkHYy1VqLX1GBgzh/s320/1204293378p1kr8.jpg" border="0" /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Juliette_Binoche"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Juliette Binoche &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;hayranıyımdır.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Film Arşivimde hep çok özel yerde durur onun filmleri. Bazen cidden canım çeker, bir daha bir daha izlerim. Oyunculuğu pek çok kez tescillenmiş, güzelliği benim takdirime kalmamış bir oyuncu tabi ki. Ama ben onun insan olarak da çok doğru durduğunu sezerim alttan alta. Bu nedenle de severim Juliette'i.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Neyse, konumuz Juliette'ten ziyade film di değil mi?
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;2008 yapımı bir film &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0869994/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Paris&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;;&lt;/span&gt; yönetmeni &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0458251/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Cédric Klapisch&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Şu sıralar Paris'le ilgili filmlerde tek bir hikaye anlatmaktansa, farklı hikayeler anlatmak moda sanırım. Bu filmde de yönetmen ana bir karakter değil de, bir kaç ana karakter ve onların hikayesini anlatmayı seçmiş. en sonunda hoş bir biçimde bu karakterleri bir araya getirip onları tiyatrocuların sahneye tek tek çıkıp alkış alması gibi ,selama da çıkartmış.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Konusu &lt;a href="http://www.sinemalar.com/film/15315/Paris/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Parisli dansçı Pierre'in ciddi bir hastalığı vardır ve yakında öleceğine inanmaktadır.Bu yeni durum nedeniyle,etrafına ve tüm tanıdıklarına artık farklı bir gözle bakar:Kız kardeşi Elise,bir mimar,kaçak bir göçmen,bir fırıncı ve tabii ki Paris...Karşısına kim çıkarsa çıksın,o da onlarla hayatın derinlerine dalar;Paris'i,hayat sevgisini ve ölümü yeniden keşfeder.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;şeklinde özetlenmiş link verdiğim sitede.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Juliette'in yanısıra, Pierre rolünde&lt;span style="color:#000000;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0244151/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Romain Duris &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; filmdeki hikayesini sevdiğim Roland Verneuil rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0524528/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Fabrice Luchini &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; Jean rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0243355/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Albert Dupontel &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; filmden aklımda kalan karakterler oldu.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Romantik başkent Paris'in başrolde olduğunu söylemeliydim belki de önce. Onun ruhuna uygun başarılı müzik kullanımını da eklemeliyim not olarak bu filmle ilgili.
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;Buyrun, fragmanı da getirdim size;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="384" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k37INsamo3sgjAp9yP&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k37INsamo3sgjAp9yP&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;
&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x3khqj_paris-bande-annonce_shortfilms"&gt;Paris bande annonce&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;
&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/caro8049"&gt;caro8049&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj4LNj84r6wicNzt8IeL8wR3sJm3d5WffyEmWTWD4HYrbUmihhvnitR4PLppUBcMDB3J5po36fhhTwiDoA9gk6rwo3YWPOmwRbQyZ49aNCH3wvh8W9fUPG-JjE0BBIKdkHYy1VqLX1GBgzh/s72-c/1204293378p1kr8.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">0</thr:total></item><item><title>LİTTLE MİSS SUNSHİNE- BENİM KÜÇÜK GÜNIŞIĞIM</title><link>http://sinedepo.blogspot.com/2008/11/little-miss-sunshine-benim-kk-gniiim.html</link><category>Abigail Breslin</category><category>Alan Arkin</category><category>Greg Kinnear</category><category>Jonathan Dayton</category><category>Paul Dano</category><category>Steve Carell</category><category>Toni Collette</category><category>Valerie Faris</category><author>noreply@blogger.com (Unknown)</author><pubDate>Thu, 20 Nov 2008 23:52:00 +0200</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-5137101421976069437.post-133079638519720199</guid><description>&lt;a href="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiaUhOUln_FX_jDucp-NeC7H2mdXO4phtZHyTYrRKT-RAPs_9kkDUl7XcgWIRUoo6aJxGO9-WUkFQ2zanQr9YNHXo4IycpqLmZyH89GZX6z99kSBHl6c_QV1wp6mVw8AmX-HsKbrh00OBLq/s1600-h/877521~Little-Miss-Sunshine-Posters.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5268264521238184226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 215px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiaUhOUln_FX_jDucp-NeC7H2mdXO4phtZHyTYrRKT-RAPs_9kkDUl7XcgWIRUoo6aJxGO9-WUkFQ2zanQr9YNHXo4IycpqLmZyH89GZX6z99kSBHl6c_QV1wp6mVw8AmX-HsKbrh00OBLq/s320/877521~Little-Miss-Sunshine-Posters.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılı yapımı,&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0206760/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Jonathan Dayton &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;ve&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0267512/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Valerie Faris &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;'in birlikte yönettikleri bir film &lt;a href="http://www.foxsearchlight.com/littlemisssunshine2/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'Benim Küçük Günışığım'&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;. Bizim ailede kadınlar birarada mutfağa girmez. İki kişinin yaptığı yemekten hayır çıkmaza inanırız biz. Ama bu filmde böyle olmamış. Tadı tuzu yerinde bir film çıkmış ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan aile yapısı eleştirsinin piri olan film, kendimce, nacizane ' American Beauty'dir. Bu filmde aynı damardan beslenen bir eleştiri mi desek, beni hatalarımla sev mi desek bir filmdir. Bir kere filmin benim için en iyi tarafı, anne rolündeki&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001057/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Toni Collette&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'tir&lt;/span&gt;. Bu kadının tavrındaki sarsaklık; kaybetmiş, ama kendisi ile barışık hal beni ona bağlar. Doğal bulurum ekranda. Bu filmde de, oldukça başarılı bir karakter aktarımı yapabilmiştir bendenize. O anneyi kanlı canlı hissedebilmişimdir sayesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu vermek gerek değil mi bu aşamada. Şöyledir;'&lt;a href="http://beyazperde.mynet.com/film/3286"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Hoover Ailesi, her biri birbiriden farklı yapıdaki bireyleri ve takıntıları ile sıradan bir Amerikan ailesidir. İflah olmaz bir iyimserlikle başarıya endekslenmiş baba Richard, ailenin düzenini kendi yöntemlerince çekip çevirmeye çalışan anne Anne Sheryl, savaş pilotu olmayı başarana kadar konuşmamaya yemin etmiş ağabey Dwayne, uyuşturucu bağımlılığı yüzünden başı beladan kurtulmayan büyükbaba, özel ve iş hayatındaki hayalkırıklıkları nedeni ile intihar girişiminde bulunmuş Frank Dayı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi ki umutsuzca kendisini bir çocuk güzellik yarışması olan Little Miss Sunshine'da birinci olmaya endekslemiş, şirin, tombul ve zeki Olive... Olive'in çocuk dünyasındaki bu en büyük hayali gerçekleştirmek için bütün aile, eski Volswagen minübüslerine atlayıp Californiya'ya doğru yola çıkarlar. Bu yolculuk sırasında başlarından geçen birbirinden ilginç ve komik olaylar, hayal bile edemeyecekleri bir sonla noktalanacaktır&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncularsa, Toni Collete'in yanısıra, baba rolünde,&lt;span style="color:#000000;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001427/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Greg Kinnear &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; evin oğlu rolünde, daha sonra ' There Will Be Blood' da hayran olacağım &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0200452/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Paul Dano&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; büyükbaba rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000273/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Alan Arkin &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;; dayı rolünde, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0136797/"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Steve Carell&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;'dir&lt;/span&gt;. Ve hepsi çok başarılıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele o küçük &lt;a href="http://www.imdb.com/media/rm1779406848/tt0449059"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;günışığı &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;;yok mudur? Çok tatlıdır. çok yeteneklidir bence. Umarım Holywood'un küçük yıldızlarına ettiği zulüm , onun başına gelmezdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buyrun, bu da fragmandır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object height="220" width="480"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k6fo0YUVWkOqjLaSAD&amp;amp;related=1&amp;amp;canvas=medium"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k6fo0YUVWkOqjLaSAD&amp;related=1&amp;canvas=medium" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="225" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x1jkvb_little-miss-sunshine-trailer_shortfilms"&gt;Little Miss Sunshine - Trailer&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Yükleyen &lt;a href="http://www.dailymotion.com/K3vin"&gt;K3vin&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;</description><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" height="72" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiaUhOUln_FX_jDucp-NeC7H2mdXO4phtZHyTYrRKT-RAPs_9kkDUl7XcgWIRUoo6aJxGO9-WUkFQ2zanQr9YNHXo4IycpqLmZyH89GZX6z99kSBHl6c_QV1wp6mVw8AmX-HsKbrh00OBLq/s72-c/877521~Little-Miss-Sunshine-Posters.jpg" width="72"/><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item></channel></rss>