<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555</id><updated>2014-05-03T16:40:26.296-07:00</updated><category term="Oyun İncelemelerim"/><category term="Havadan Sudan"/><category term="Kitap"/><category term="Oyun projelerim"/><category term="Fantastik Kurgu"/><category term="Genel"/><title type='text'>Kayıp Blog</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>23</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-3870840011343699675</id><published>2013-12-05T14:42:00.002-08:00</published><updated>2014-01-08T15:23:43.924-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>Mass Effect 2</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-HCGebwrEhq0/UnGIMv7l1WI/AAAAAAAAAMg/jZCQ4xD4mbs/s1600/1272058524-01.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-HCGebwrEhq0/UnGIMv7l1WI/AAAAAAAAAMg/jZCQ4xD4mbs/s320/1272058524-01.jpg&quot; height=&quot;320&quot; width=&quot;223&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Bu yazıya başlamadan önce ilk Mass Effect oyunu ile ilgili yazının tarihine bir baktım da, üç yıl olmuş. Üç yıllık bir aranın ardından Mass Effect ile ilgili anılarım biraz nostalji &amp;nbsp;havasına büründü galiba. Ama sorun değil, nostaljiyi seven bir adamım. Ayrıca biraz tozlanan hatıralar oyunun size vermeye çalıştığı yaşanmışlık hissini arttırıyor diye düşünüyorum. Önceki oyunda gördüğüm bir karakteri bir an tekrar karşımda görünce &quot;aa naber ya, işleri büyütmüşsün&quot; deme isteği bu hissi özetler galiba. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıya önceki oyun, sonraki oyun diye başladım madem, öyle devam edeyim. Malum Mass Effect bir rpg oyunu, bir rpgde de önemli olan yaptığınız seçimlerdir. Yaptığınız seçimlerin senaryoya etkisi büyüktür. Bu nedenle seri olarak çıkan bir oyunda seçimlerinizin senaryoya etkisinin devamı için yeni oyuna aktarılmaları gerekir. Oyun bunu önceki oyundaki kayıtlarınızı aktarma olanağı vererek sağlamış. Yani bu şekilde senaryonun ilerleyişine önceki oyunda yaptıklarınızın etkisi devam ediyor. Aslında bu yöntem yeni nesil oyunlarda kullanılan birşey ama Mass Effect işi burada biraz abartmış. Sadece yaptığınız seçimler değil işin içine yan görevleri, karakterler ile kurduğunuz etkileşimleri de katarak detaylı bir aktarım sağlamış. Mesela bir yerde karşıma çıkan bir karakter önceki oyunda kendisine yaptığım yardımdan bahsediyordu. Oysa ben kendisini hiç hatırlamıyorum bile. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-Z7urX0iMYdI/UnGQyuc7yUI/AAAAAAAAAM4/RIwsfsk-So4/s1600/me2part2s59.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-Z7urX0iMYdI/UnGQyuc7yUI/AAAAAAAAAM4/RIwsfsk-So4/s320/me2part2s59.jpg&quot; height=&quot;234&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;İlk oyundaki Mako: şimdi o da bir nostalji.&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Bu işin en güzel tarafı bana göre karakterlere dair yapılan aktarımlar olmuş. Çünkü Mass Effect&#39; te karakterler çok önemlidir. Karakterler oyunun iddialı kısımlarından biridir. Hepsinin gerçekten yaşayan biri gibi geçmişi, kendilerine has mizacı vardır. Şimdi bu kayıt aktarma sayesinde sizinde onlarla geçmişte bir hukukunuz oluşu onları daha bi canlı kılmış sanki. Mass Effect&#39;in hatırı sayılır bir kısmı mürettebatınızdaki karakterlerle konuşma şeklinde geçer, bu sayede ikinci oyunda bu seanslardan daha bir zevk aldım diyebilirim. Tabi eski karakterlerin yanına yenileri de eklenmiş, bazı eski karakterler ise artık mürettebatınızda değil. Kendilerine yeni bir yaşam kurmuşlar ama oyun içerisinde onlarla tekrar karşılaşıyoruz. Umuyorum ki üçüncü oyunda bize katılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-BksVfLcGWHE/UnGg5jN4ipI/AAAAAAAAANY/4qKqMdiEZ4w/s1600/Tali_Character_Box.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-BksVfLcGWHE/UnGg5jN4ipI/AAAAAAAAANY/4qKqMdiEZ4w/s320/Tali_Character_Box.png&quot; height=&quot;270&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;Hikayesi ve ırkının gizemleriyle beni en çok etkileyen karakter:Tali.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;Öceki yazılarıma çok fazla spoiler verdiğimi farkettim. O yüzden spoiler vermeden senaryoya girmeyi deneyeyim. Senaryonun nasıl devam edeceği Mass Effect 2&#39; ye başlarken en çok merak ettiğim şeydi. İlk oyunda reaper tehlikesini atlatmış gibiydik. Tabi oyun hala devam ettiğine göre belli ki bu tehlike geçmemiş. Yine bu melun şeyler bir şekilde Shepard&#39; ın yakasına yapışıyor ve Illusive man adında, acayip abi ile tanışmamıza sebep oluyorlar. &amp;nbsp;Illusive Man adından da anlaşılacağı gibi gizemli bir adam ve kendisi gibi gizemli Cerberus adında bir oluşumun lideri. Amaçlarına falan girmeyeyim burdan sonrası ağır spoiler olur. Illusive Man karakteri oyunculara X-Files dizisindeki Smoking Man karakterini hatırlatmış. Ben de bu yorumu okuduktan sonra fark ettim. Çok sigara içmesi zaten direk gönderme olmuş kanımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-VZpLKigWGlE/UnGXfwZJVtI/AAAAAAAAANI/EQpz5cGIN_8/s1600/The-Illusive-Man+2.png&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-VZpLKigWGlE/UnGXfwZJVtI/AAAAAAAAANI/EQpz5cGIN_8/s320/The-Illusive-Man+2.png&quot; height=&quot;198&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;The Illusive Man: her nekadar bize yardım ediyor olsa da&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;bu adamı gözüm tutmadı.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Senaryonun içeriğine dair&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;daha fazla bir şey söyleyemeyeceğim ama işlenişinden bahsedebilirim. Oyun tıpik bir frp dizgisi şeklinde ilerliyor. Frp senaryolarında bir elf, bir cüce, bir insan, bir büyücü v.s. bir ekip olur ve kendilerini maceranın içerisinde bulurlar ya, işte burada da olaylar bu şekilde gelişiyor. İşin bu kısmına bir itirazım yok hatta ben frp nin bu tarzını çok severim. Herbiri kendi alanında usta ve herbirinin sizi etkileyecek bir hikayesi olan karakterlerin bir araya gelme süreci leziz bir yemeğe başlamadan önce yenilen güzel bir aparat gibidir. Eleştireceğim &amp;nbsp;kısım; güzel ve uzun diyebileceğimiz bu aparat kısmından sonra gelen ana yemeğin sizi hayal kırıklığına uğratıyor oluşu. Yani ekibinizi oluşturma bölümü çok güzel ve gayet tatmin edici. Resmen karakterlerle aranızda duygusal bağ kurmak için uğraşılmış fakat bu kadar uzun bir girizgahtan sonra girizgah böyleyse devamı nasıldır diye düşünüyorsunuz. Ama gelin görün ki oyun küt diye bitiyor. Evet tüm ekibi toplayıp büyük göreve çıkıyorsunuz ve o görevi tamamlayınca oyun bitiyor. Bana kalırsa bu ekip toplama işi ME3&#39; ün alt yapısını oluşturmuş. Asıl yemeği üçüncü oyuna saklamışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-tP3PGRKo-eI/UqD46pgLrkI/AAAAAAAAANo/81-7FcDeqMo/s1600/SR2_Normandy-Hull_name.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-tP3PGRKo-eI/UqD46pgLrkI/AAAAAAAAANo/81-7FcDeqMo/s320/SR2_Normandy-Hull_name.jpg&quot; height=&quot;180&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;Normandy&#39; de bir fark var. Bilin bakalım ne?&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Oyunda oynanış ve mekanikler olarak pek fark yok. Savaş mantığı yine aynı. Sınıfların seçebileceği silahlara düzenleme getirilmiş bence iyi olmuş. Ayrıca inventory kısmı iyileştirilmiş buna çok sevindim. Ama en çok sevindiğim kısım önceki oyunlarda olan gezegenlere inip maden arama olayının değiştirilmesi olmuş. Artık gezegenlere inmek yerine dışardan tarama yapıyoruz eğer birşey bulursak gezegene probe fırlatıp madeni topluyoruz. Gezegen tarama ekranında o gezgen hakkındaki bilgiler veriliyor. Bu bilgiler gezegenin atmosferi, iklimi, sahip olduğu yerçekimi kuvveti gibi coğrafi ve jeolojik bilgiler olabildiği gibi gezegenin bilinen tarihi ve politik önemi gibi bilgiler de olabiliyor. Bir rpg oyunu olarak Mass Effect&#39; te okunabilecek birçok bunun gibi şey var. Irklar ve kısaca tarihleri, oyunda geçen teknolojilerin kısaca anlatımları, karakterlerin geçmişleri hakkında bilgiler. Bunları açıp okumakla da oyunun oynanma süresi epey uzuyor. Bu sayede bilim kurgu severler hem oyun içerisinde kullanılan teknolojik alet ve araçlarla hem de bunların teknolojilerine dair yazılarla iyi tatmin oluyorlardır diye düşünüyorum. Mesela Normandy&#39; nin gizli hareket etmesini sağlayan sistem(stealth system) hakkındaki bölümü okuyunca acayip tav olmuştum. Normandy ve gezegene inme demişken söylemeden geçmeyeyim önceki oyunda gezegenlere inince kullandığımız mako gitmiş. Maden toplama işi kalkınca açık arazide araçla dolaşma işi azalmış. Bunun gerektiği durumlarda ise hammerhead denen yeni bir araç kullanıyoruz. Makonun arkasından konuştuk ama ikinci oyunda enkazını görünce duygulandım doğrusu. :)&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-lJZ0QTfJ7x0/UqD-4O_3KCI/AAAAAAAAAN4/Vl4rXOgyGe4/s1600/500x_yamm.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/-lJZ0QTfJ7x0/UqD-4O_3KCI/AAAAAAAAAN4/Vl4rXOgyGe4/s320/500x_yamm.jpg&quot; height=&quot;237&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;Gezegen tarama ekranı.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;İlk oyunun grafiklerini çok iyi hatırlayamadığım için ikinci oyunla bir karşılaştırma yapamayacağım. Ama ikinci oyunun günümüz oyunları ile bir karşılaştırmasının yaparsak çok iyi olduğunu söyleyemem. Özellikle anti-aliasing ayarının olmayışı kenar ve köşelerdeki kırıklar konusunda elinizi kolunuzu bağlıyor. Grafik ayarlarında genel olarak seçenek fakirliği mevcut. Sanırım bunun oyunun konsollara da çıkıyor oluşu ile bir alakası var. Tabi bu demek değildir ki grafikler yerden yere vurulacak kadar kötü.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Sonuç olarak bu seriyi seven zaten bu oyunu oynar. Hiç oynamamış birisi ise eğer bilim kurgu seviyorsa bu oyunu bi şekilde sever diye düşünüyorum. Mechler, isyancı yapay zekalar, evrenin ötesinden gelen gizemli düşmalar ve birsürü uzay oyuncağı ile dolu kaç tane rpg oyunu var?&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align=&quot;center&quot; style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/3870840011343699675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2013/12/mass-effect-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/3870840011343699675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/3870840011343699675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2013/12/mass-effect-2.html' title='Mass Effect 2'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-HCGebwrEhq0/UnGIMv7l1WI/AAAAAAAAAMg/jZCQ4xD4mbs/s72-c/1272058524-01.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-4869506026834643777</id><published>2013-06-29T03:46:00.004-07:00</published><updated>2014-05-03T16:40:26.314-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Fantastik Kurgu"/><title type='text'>Yüzüklerin Efendisinde İyilik Bilgelik ve Kahramanlık</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div style=&quot;text-align: justify;&quot;&gt;Edebiyat veya sinema üzerine kafa patlatmaya mecali olan birisi değilimdir. Bu iş sağlam bir bilgi birikimi gerektirir muhakkak, fakat okuduğumuz bir eseri, izlediğimiz bir filmi gücümüz yettiğince sorgulamak da o eserin hakkını vermek açısından gereklidir diye düşünüyorum. Aksi halde yaptığımız iş sıradan bir ameliye ya da eseri tüketip atmak olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzüklerin Efendisi serisi için böyle bir uğraşı içine girdiğimde kafamda oluşan bazı şeyler vardı ama herşey zıddı ile kaimdir derler asıl önemli şeylerin farkına Game of Thrones adlı dizinin 3. sezonunu izledikten sonra vardım. Bu zıtlığı birer kelimeyle açıklama zorunluluğum olsa Yüzüklerin Efendisi için &quot;umut&quot; Game of Thrones için &quot;nihilizim&quot; kelimelerini seçerdim. Game of Thrones&#39; u bu karşılaştırma da &quot;umut&quot; kavramının karşısına koydum fakat şunu belirteyim umuttan kastım tüm düşmanların yok edildiği, intikamların alındığı bir&amp;nbsp; &quot;mutlu sona&quot; dair olan beklenti değil. Zaten seri sonuçlanmadı, büyük ihtimalle böyle bir &quot;mutlu son&quot; gerçekleşecektir. Benim kastettiğim iyiliğe ve erdemliliğe karşı duyulan inançtır. Game of Thrones &#39;da aslında bu inanç sorgulanıyor. Yani erdemli kalarak bir mücadele vermenin mümkün olmadığı sonucu çıkıyor. Alıştığımız hikayelerde bu kavramlara sırtını dayayan kahramanlar çektikleri tüm acılara rağmen adaleti yerine getirebilirler. Hatta en sıkıntılı, herşeyin bittiğini düşündüğüz anlarda bazen ilahi eli temsil eden o yardım ulaşır. Yüzüklerin Efendisi&#39;ndeki kartallar sahnesi buna güzel bir örnektir mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;object class=&quot;BLOGGER-youtube-video&quot; classid=&quot;clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000&quot; codebase=&quot;http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0&quot; data-thumbnail-src=&quot;https://ytimg.googleusercontent.com/vi/hi7VUKUTFTY/0.jpg&quot; height=&quot;266&quot; width=&quot;320&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.youtube.googleapis.com/v/hi7VUKUTFTY&amp;source=uds&quot; /&gt;&lt;param name=&quot;bgcolor&quot; value=&quot;#FFFFFF&quot; /&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot; /&gt;&lt;embed width=&quot;320&quot; height=&quot;266&quot;  src=&quot;https://youtube.googleapis.com/v/hi7VUKUTFTY&amp;source=uds&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Fakat Game of Thrones&#39;da böyle bir kırılma noktası ile karşılaşmadım hiç. O en zor anlarda, &amp;nbsp;tamam şimdi gerçekleşecek diye beklediğiniz anlarda dizi size karanlığın, komplonun, ihanetin, erdemi diri diri yiyişini tüm çıplaklığı ile gösteriyor. Spoiler olmasın diye bu anlardan örnek vermiyorum. &amp;nbsp;Bu anlar &amp;nbsp;intikam duygusundan ve öfkesinden güç alan ve oyunu karanlık tarafıyla oynamaya hazır bir &quot;iyi&quot; karakterin altyapısını hazırlıyor. Yine Yüzüklerin Efendisi&#39; ne baktığımızda iyi karakterlerin aynı zamanda bilge bir tarafı olduğunu görürüz. Burada kastım yanlızca Gandalf değil diğer tüm iyi karakterlerin sizi yarıyolda bırakmayacağına inandıran yanınızda olduğu sürece cehennemin kapısına kadar savaşırım dedirten bir tarafı var. Evet ihanet hikayeye dahil birşeydir mesela Saruman&#39; ın ihaneti buna örnektir ama buna karşı hiçbir koşulda safını değiştirmeyecek bir Gandalf vardır. Burada erdem yerinden asla oynamayacak sağlam bir kaya gibidir. Game of Thrones&#39; da ise herşey sorgulanabilir bir haldedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım Game of Thrones&#39; un bu tarzı modern bir şey. Sanırım dedim olayın o kadarına tam olarak vakıf değilim. Ama kadim hikayelere baktığımızda bir fark görebiliyoruz. Onlar insanı iyiye ve doğruya götüren birer rehber gibidirler.&amp;nbsp; J. R. R. Tolkien &#39; in eserini kadim hikayelere daha yakın buluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorum meramımı doğru düzgün anlatabildim mi? Umuyorum ki aşağıdaki video buna biraz yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;object class=&quot;BLOGGER-youtube-video&quot; classid=&quot;clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000&quot; codebase=&quot;http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0&quot; data-thumbnail-src=&quot;https://ytimg.googleusercontent.com/vi/E3H4DWdJjoc/0.jpg&quot; height=&quot;266&quot; width=&quot;320&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;https://youtube.googleapis.com/v/E3H4DWdJjoc&amp;source=uds&quot; /&gt;&lt;param name=&quot;bgcolor&quot; value=&quot;#FFFFFF&quot; /&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot; /&gt;&lt;embed width=&quot;320&quot; height=&quot;266&quot;  src=&quot;https://youtube.googleapis.com/v/E3H4DWdJjoc&amp;source=uds&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/4869506026834643777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2013/06/yuzuklerin-efendisi-nde-iyilik-bilgelik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/4869506026834643777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/4869506026834643777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2013/06/yuzuklerin-efendisi-nde-iyilik-bilgelik.html' title='Yüzüklerin Efendisinde İyilik Bilgelik ve Kahramanlık'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-5469023496985437485</id><published>2012-12-30T03:10:00.002-08:00</published><updated>2012-12-30T06:15:34.017-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>Deus Ex: Human Revolution</title><content type='html'>&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-_Hi3m19W0V4/UN_1lnfi6aI/AAAAAAAAAI0/a0AGuB4CqlA/s320/deus-ex-human-revolution.png&quot; height=&quot;256&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/div&gt;Kabul edelim bilgisayar oyunları genelde popüler kültürün eğlencelik tüketim ürünü olmaktan öteye gidemezler. Her ne kadar oyuncu camiasında oyunların sanatsal değerlerinin olup olmadığı tartışılsa da bence oyunlardaki sanatsal değer öyle ehemmiyet verilecek ölçüde değildir. Fakat Holywood&#39; da zaman zaman sadece tüketim malzemesi olmanın birazcık ötesine geçen filmler olur. Bence bunun oyun dünyasında da örnekleri vardır. Hepsi birer efsane olmuş; Planescape: Torment, Sanitarium, Grim Fandango birkaç örnek olarak sayılabilir. Deus Ex serisini de bu listeye eklesem sürç-i lisan etmiş olmam sanırım.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deus Ex ismi antik Yunan tiyatrosundaki Deus Ex Machina&#39; dan gelir. Deus Ex Machina sahneye vinç yardımıyla indirilen makinedir ve tanrıyı temsil eder. Seriye bu ismin veriliş nedeni yine makinelerle ilgilidir. Oyun, artık makinelerin insan vücudunun parçası olduğu bir gelcekte geçer. İnsanlar istedikleri takdirde kendi organlarından vazgeçip, biyomakineler kullanabilmektedirler. Amaç ise işlevsellik... Yani makineden bir kol sizin kolunuzdan daha güçlü, makineden bir göz sizin gözünüzden daha keskin olmaktadır. Sonra bu değişim sosyal ve ekonomik hayatı da etkiler. Biyomekanik organlara sahip insanlar iş hayatında bir adım önde olur. Tüm bu değişim bazı etik soruları önümüze koyar; Insanlığımızı mı kaybediyoruz?  Evet bu soru oyun içerisinde de sorulur. Kendilerine purist adını veren gruplar &quot;Tanrıyı oynamaktan vazgeçin&quot; gibi sloganlarla bu değişime karşı durmaya çalışır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu etik sorunların yanında bu değişimin başka günahları da vardır. Biyomakineler küresel şirketler tarafından satılmaktadır ve birkez makineye sahip olmak yetmez. Vücudunuzun bu makineleri kabul etmesi için devamlı olarak yine bu şirketler tarafından satılan ilaçları kullanmanız gerekir. Aksi takdirde sonuç ölümdür. Şirket denen tek amacı karetmek olan kuruluşların bunu pek umursamadığı bir dünya da artık bu ilaçlara para veremeyecek duruma gelen insanların durumu içler acısı bir hal alır. Global şirketler ise büyür ve devletlerden üstün hale gelir. &lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-TPWW01lqrN0/UOAMFVNC-oI/AAAAAAAAAJI/DJmRT-AM2PU/s1600/Deus-Ex-Heng-Sha-CGI-640.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-TPWW01lqrN0/UOAMFVNC-oI/AAAAAAAAAJI/DJmRT-AM2PU/s320/Deus-Ex-Heng-Sha-CGI-640.jpg&quot; height=&quot;180&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;Gelecekte Çin.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;İşte Deus Ex serisi böyle bir dünyayı konu alır. Üç oyundan oluşan bu serinin üçüncü oyunu yani bu yazının konusu olan Deus Ex: Human Revolution değişimin emekleme döneminde geçer.  &amp;nbsp;Human Revolution&#39; da Sarif Industries adlı biyomakine üreten şirkette çalışan Adam Jensen&#39; ın başından geçenleri tecrübe etmekteyiz. Adam Sarif Industires&#39; da güvenlik şefi ve eski bir SWAT&#39; tır. Birgün Sarif Industires bir grup paralı asker ve biyomekanik organlara sahip özel askerler tarafından saldırıya uğrar. Tüm önemli bilimadamları öldürülür. Bu sırada Adam&#39; da ölümcül yaralar alır. Artık hayatta kalmasının tek yolu &amp;nbsp;tüm vücudu biyomakinelerle donatılmasıdır ve kendisine sorulmadan bu yapılır. Oyun boyunca &quot;I have never asked for this.&quot; sözünü Adam&#39; ın ağzından duymaktayız. Adam&#39; ın macerası bu saldırının arkasındakileri bulmak üzerinedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-e_fqpn17fLo/UOASEgTQtMI/AAAAAAAAAJY/xYUfBhpVhZo/s1600/Deus-Ex-Human-Revolution-Boss-Battles-570x320.jpg&quot; height=&quot;179&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;Biyomekanik organlar böyle birşey.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Oyunun dinamiklerinde bir rpg oyununda görmeye alıştığımız genel ögeler mevcut. Yeteneklerimiz(skill) sahip olduğumuz biyomekanik organlardan geliyor. Sahip olduğumuz puanlarla hack, zırh, görünmezlik, duvarların arkasını görebilme vb yeteneklerimizi geliştirmekteyiz. Oldukça zengin bir yetenek ağacı mevcut. Bu ağaçta geliştirdiğimiz dala göre bir oyun deneyimi elde ediyoruz. Mesela ağır silahlara ve güçlü bir zırha sahip ölüm saçan birisi olabildiğimiz gibi düşmanlarını sinsice avlayan bir keskin nişancı da olabiliriz. Hatta oyun boyunca hiç kimseyi öldürmeden ve kimseye yakalanmadan işini halleden bir hayalet de olmak mümkün. Bu da oyuna birkaç kez oynanabilme özelliği katmakta. Fakat bu kimseyi öldürmeme işinde boss lar istisna tutulmuş. Yani boss ları öldürmek zorundasınız. Bu olay eski Deus Ex hayranlarının pek hoşuna gitmemiş öğrendiğime göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-YuPP17Y2sYo/UOAVCkeDYDI/AAAAAAAAAJo/geoXZxYuNJ4/s1600/deus-ex-human-revolution-takedown.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/-YuPP17Y2sYo/UOAVCkeDYDI/AAAAAAAAAJo/geoXZxYuNJ4/s1600/deus-ex-human-revolution-takedown.jpg&quot; height=&quot;180&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;Düşmanı öldürmek yerine bayıltmak da bir seçenek.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Bir de rpg oyunlarında&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;görmeye alıştığımız yan görevler var. Yan görevlerin sayıları çok değil ama sadece tecrübe puanı ve para kazandıran angarya da değiller. Çoğu özenle hazırlanmış ve oynamaya değer. Hatta bazıları senaryoya dahil küçük ipuçları da içeriyor. Oyunun mekan tasarımları da hikayede geçen zamana yakışmış. Teknolojinin şehirlere ve hayata verdiği yön gayet başarılı bir şekilde sunulmuş. Nedense bu tür gelecek tasvirleri hep içimi karartır. Deus Ex&#39; de bu hissi yaşattığı için başarılı olmuş diyebilirim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-LETswpubLNI/UOAZEZ_7bbI/AAAAAAAAAJ4/ACmxdTosAcU/s1600/Detroit_from_apartment.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-LETswpubLNI/UOAZEZ_7bbI/AAAAAAAAAJ4/ACmxdTosAcU/s1600/Detroit_from_apartment.jpg&quot; height=&quot;180&quot; width=&quot;320&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;Gelecekte Detroit.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Deus Ex hem oynanış hem de konusu itibariyle oyun dünyasında görülebilecek ender oyunlardan birisi olmuş bana göre. Bu konu belki sinemada ve edebiyatta işlenmiş bir konu ama oyun dünyasında ilk defa görüyorum. Oyunun birkaç küçük eksisi de var. Eski Deus Ex oyunlarından farklı olan boss savaşları bunlardan birisi olarak sayılabilir belki. Ama ben eski oyunları oynamadığım için bu konuda yorum yapamıyorum. &amp;nbsp;Bir diğer eksi bana silahlar olarak göründü. Rpg oyunu da olsa silahlara özen gösterilmesi ve çeşitlilik tercihimdir. Silahlar için upgrade sisteminin mevcut olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Grafikler ise çok ahım şahım olmamış. Hatta karakter modellemeleri vasatın altında diyebilirim. Mekanlardaki kaplamalar da detay bakımından fakir fakat bu kadar derin bir oyunu grafik yüzünden oynamamak insafsızlık olur. Piyasada güzel grafikli içi boş oyunların hali ortada.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;Deus Ex tam anlamıyla bir şaheser olmuş. 2013&#39;e bir kala bloguma bir yazı daha ekledim ve bu yılı boş geçirmemiş oldum. Bu şaheseri bloguma eklemekten de ayrıca memnunum.&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;object class=&quot;BLOGGER-youtube-video&quot; classid=&quot;clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000&quot; codebase=&quot;http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0&quot; data-thumbnail-src=&quot;https://ytimg.googleusercontent.com/vi/bhqYBKZRg5I/0.jpg&quot; height=&quot;266&quot; width=&quot;320&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;https://www.youtube.com/v/bhqYBKZRg5I&amp;fs=1&amp;source=uds&quot; /&gt;&lt;param name=&quot;bgcolor&quot; value=&quot;#FFFFFF&quot; /&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot; /&gt;&lt;embed width=&quot;320&quot; height=&quot;266&quot;  src=&quot;https://www.youtube.com/v/bhqYBKZRg5I&amp;fs=1&amp;source=uds&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: left;&quot;&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/5469023496985437485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2012/12/deus-ex-human-revolution.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/5469023496985437485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/5469023496985437485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2012/12/deus-ex-human-revolution.html' title='Deus Ex: Human Revolution'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-_Hi3m19W0V4/UN_1lnfi6aI/AAAAAAAAAI0/a0AGuB4CqlA/s72-c/deus-ex-human-revolution.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-7102759974661995015</id><published>2011-12-21T07:05:00.000-08:00</published><updated>2011-12-21T07:59:58.797-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitap"/><title type='text'>Diablo: Siyah Yol</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-S2r20GR6s6E/TvHzcLpDJtI/AAAAAAAAAG0/NGOIvshwSbc/s1600/default.jpeg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 185px; height: 272px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-S2r20GR6s6E/TvHzcLpDJtI/AAAAAAAAAG0/NGOIvshwSbc/s320/default.jpeg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5688595469832496850&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fantastik kurgu ve bilim kurgu severler bilirler bu türler kaçış edebiyatı olmakla eleştirilir. Bu eleştiriye ünlü bilim kurgu yazarı Ursula K. Le Guin şöyle cevap verir; &lt;span style=&quot;font-style:italic;&quot;&gt;&quot;Evet, bilimkurgu bir kaçış edebiyatıdır ve tam da bu yüzden muhteşemdir. Bir asker düşmanın eline düştüğünde kaçmakla yükümlü olduğunu düşünmez miyiz? Tefeciler, kör cahiller, buyurganlar hepimizi hapiste tutuyor. Eğer aklın ve ruhun özgürlüğüne değer veriyorsak, eğer hürriyet taraftarıysak, elbette kaçmakla ve elimizden geldiğince çok mahpusu kurtarmakla yükümlüyüz.&quot;&lt;/span&gt; Haddimi aşarak Ursula ablanın söylediklerinin üzerine birşeyler söyleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bilim kurgu bizi gerçek dünyanın tüm bu can acıtan unsurlarından uzaklaştırır gibi görünür ama bilim kurgu ve fantastik kurgu içerisindeki iyiler, kötüler, trajediler, ihanetler, ihtiraslar vs. vs. gerçek dünyada olmayan şeyler mi? Kurguda yaşananlar ustaca birer allegori değil de nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah Yol&#39; a yukarıdaki pargrafta belirttiğim şeklide bakınca gözümdeki değeri biraz daha artmıştır. Neden mi? Kitabı birkaç yıl önce ilk kez okuduğumda pek beğenmemiştim. Çünkü kitapta önceki Diablo kitabına nazaran daha az macera ve aksiyon var gibi. Bunun nedeni de İblis Kabraxis&#39; in Diablo ve kardeşleri gibi savaşmayı değil insanları bir şekilde etki altına almayı kendine yol edinmesi. Kabraxis, Diablo gibi sabırsız değil onun yöntemleri daha sinsice. Kabraxis insanlara duymak istedikleri şeyleri söyleyerek, elde etmek istedikleri şeyleri vererek yaklaşıyor. İnsan tabiatının doğal bir zaffı değil mi bu? Hepimiz bazen gerçeği değil de hoşumuza gideni duymak isteriz. Hatta çokça da çevremizdekilere duymak istediği şeyleri söyleriz. Mesela yeni bir ayakkabı almış arkadaşımıza o ayakkabı ona yakışmamış olsa da yakışmış deriz. Bunlar zararsız görünse de bir şekilde karşıdakini aldatmaktır. Tabi Kabraxis böyle beyaz yalanlar söylemiyor. :) O daha sistematik bir şekilde insanları, sahip olduğu güçleri de kullanarak(Siyah Yol) hoşlarına giden şeyler veriyor. Hatta bu iş öyle bir yere varıyor ki onun için yeni, ihtişamlı bir kilise inşaa ediliyor ve insanlar kadim inançlarını bırakarak Kabraxis&#39; in peşinden gitmeye başlıyor. Bir noktadan sonra insanlar Kabraxis için söylenen kötü şeyleri kabul etmiyor ve bunu söyleyen Darrick Lang ve arkadaşlarına düşman oluyor. Hikaye&#39; de Darrick&#39; in Kabraxis&#39; in foyasını ortaya çıkarma mücadelesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının başında dediğim gibi kurgu gerçek yaşamdan tamamiyle soyutlanmış değildir. Kabraxis gibi insanlar vardır sevgili blog. İnsanların arasında dolaşır kimilerini kendi peşine takmayı başarır. İşte bu yüzden kurgu edebiyatı da kaçış edebiyatı değildir!</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/7102759974661995015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/12/diablo-siyah-yol.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/7102759974661995015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/7102759974661995015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/12/diablo-siyah-yol.html' title='Diablo: Siyah Yol'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-S2r20GR6s6E/TvHzcLpDJtI/AAAAAAAAAG0/NGOIvshwSbc/s72-c/default.jpeg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-7519758753056972648</id><published>2011-07-26T02:19:00.001-07:00</published><updated>2011-07-26T03:41:16.115-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>Miror&#39;s Edge</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-89tJrfYk4fs/Ti6G68XwdII/AAAAAAAAAFY/Rzvi0eYljH8/s1600/Mirror%2527s_Edge.jpg&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 255px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-89tJrfYk4fs/Ti6G68XwdII/AAAAAAAAAFY/Rzvi0eYljH8/s320/Mirror%2527s_Edge.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5633588531083375746&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;FPS gibi köklü bir türde hatırısayılır bir yenilik görmek çok sık karşılaşılacak bir durum değildir. Quake 2 nin koridorlarından beri evet FPS türü teknik anlamda çok yol katetmiştir ama sonuçta FPS denince akla oyuncu gözünden etrafa ateş edilen tür gelir (adı üstünde &quot;first person shooter&quot;) :) . Miror&#39;s Edge ile bu türde ender görülebilecek bazı yeniliklerle tanıştım diyebilirim.&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt; &lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-hc_vKIXF8AQ/Ti6YaPmn7ZI/AAAAAAAAAFg/okxbu_ZgLL4/s320/2011-06-29_00001.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5633607760519622034&quot; /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;FPS oyunlarında olaylara yönettiğimiz karaketrin gözünden şahit oluruz ama bana göre bunun bir dezavantajı da vardır ki; bir süre sonra bir insandan çok havada uçan bir silahı yönettiğim hissine kapılırım. Yeni oyunlarda bu durum değişik karakter animasyonları, karakterimizin el, kol, bacaklarını da görebilme gibi yeniliklerle aşıldı. Miror&#39;s Edge ise bunu bir adım daha ileriye taşıyarak karakterimizin uzuvlarının çevre ile etkileşimini hat safhaya çıkarmış. Yani karakterimiz çevrede gördüğümüz her tür objeye tutunabiliyoryor, tırmanabiliyor veya asılabiliyor. Ve bütün bunları yaparken de detaylı animasyonlar işin içerisinde olduğundan gerçekten bir koşucu(runner) olduğunu hissediyor insan.&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt; &lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/-PyVVnpGDGbI/Ti6Ypd2mtTI/AAAAAAAAAFo/YKTzXDQKMxI/s320/2011-07-03_00002.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5633608022042785074&quot; /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;Nerden çıktı bu koşucu? Aslında DICE bu objelerle etkileşim olayını sadece teknik bir yenilik olarak eklememiş oyuna. Oyunda yönettiğimiz karakter Faith bir parkur(&lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Parkour&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#33ff33;&quot;&gt;parkour&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;) koşucusu. Kısaca parkur şehir içerisinde karşılaşabileceğimiz binalaı, duvarlar, v.b. engelleri mümkün olduğunca hızlı bir şekilde aşma ve bir noktadan başka bir noktaya en kısa sürede ulaşmayı hedefleyen underground spor. Tabi Faith bu işi eğlence olsun diye yapmıyor. Yaşadığı şehirde yöneticilerin ve şirketlerin artan baskılarına karşın koşucular kendilerince birşeyler yapıyorlar. Bunun için rejimin denetiminden uzak bir haber ağı kurmuşlar. Binaların çatılarında dolaşmalarının amacı haber taşımak. Tabi bu durum rejimin hoşuna gitmiyor ve olaylar bir oyun konusu olacak şekilde gelişiyor :).&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt; &lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-_hIJ8EXfevY/Ti6Yys3A3bI/AAAAAAAAAFw/F5BAf4ZVOp4/s320/2011-07-03_00001.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5633608180689853874&quot; /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;Oyunun sıradan FPS lerden ayırldığı başka bir nokta ise silah kullanımı. Oyunda silah kullanımı ikinci planda. Çatıdan çatıya koşarken yanımızda bir silah taşımıyoruz, asıl silahımız yakın dövüş. Çeşitli yakın dövüş kombolarıyla düşmanlarımızı etkisiz hale getirmeye çalışıyoruz. Tabi düşmanımız olan kolluk kuvvetleri bize ateş etmekten çekinmiyorlar. Özellikle çevre ortamı ve koşarken kazandığımız hızı iyi kullanırsak daha başarılı ve daha eğlenceli kombolar uygulamak mümkün oluyor. Tabi alt ettiğimiz düşmanın silahını almak ta mümkün. Ama aldığımız silahı ancak şarjörü bitene kadar kullanabiliyoruz. Şarjör bitince atmak gerekiyor. Ayrıca Faith tutunmak için iki elini de kullandığından silah bir fazlalık oluyor.&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt; &lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-qa90Qup3lqQ/Ti6Y8C2mhEI/AAAAAAAAAF4/U6bUROpamok/s320/2011-06-30_00002.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5633608341212529730&quot; /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;Tüm bunların yanında oyunun atmosferinden de bahsetmek isterim. Oyunun büyük bir bölümü yerden yüksekte geçiyor. Dev gökdelenlerin, dibi görünmeyen su kanallarının kenarlarında yürürken insan düşmemek için elinden geleni yapıyor. Ya oyun işte düşsem neolacak diyemiyorsunuz çünkü çok sahici bir atmosfer sağlanmış.&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt; &lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/-KDnk1V0B7g8/Ti6ZETZJ0vI/AAAAAAAAAGA/RT5OK0nb9bs/s320/2011-06-30_00001.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5633608483091370738&quot; /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;Oyun grafik açısından da bence gayet başarılı. Çevre tasarımında minimalist bir yaklaşım seçilmiş ki bence oldukça uygun olmuş. Ayrıca oyunda physx desteği de mevcut her ne kadar çok büyük bir fark yaratmasa da.&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;Bana göre Miror&#39;s Edge oynamaya değer bir oyun olmuş. Bazı bölümlerde gideceğimiz yönü bulamama ve birbirini tekrar eden atlama zıplama olaylarına girince sıkıldığım oldu ama çok fazla alternatifi olmayan bir oyun olduğu için denemesi gereken bir yapım olduğunu düşünüyorum. Ha birde keşke bu oyundan esinlenilerek yeni bir Matrix oyunu yapılsa.&lt;/p&gt;&lt;div align=&quot;center&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/7519758753056972648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/07/mirors-edge.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/7519758753056972648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/7519758753056972648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/07/mirors-edge.html' title='Miror&#39;s Edge'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-89tJrfYk4fs/Ti6G68XwdII/AAAAAAAAAFY/Rzvi0eYljH8/s72-c/Mirror%2527s_Edge.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-6494716478414197724</id><published>2011-05-15T05:57:00.000-07:00</published><updated>2011-05-15T05:59:28.133-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Havadan Sudan"/><title type='text'>Meşguliyet</title><content type='html'>Bu aralar okul nedeniyle bloga zaman kalmıyor. Yeni yazı gönderemiyorum bari eskilere birşey yapayım diyerek ölü linkleri güncelledim.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/6494716478414197724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/05/mesguliyet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/6494716478414197724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/6494716478414197724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/05/mesguliyet.html' title='Meşguliyet'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-8082109985098946978</id><published>2011-02-28T05:42:00.000-08:00</published><updated>2011-02-28T05:53:28.908-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Havadan Sudan"/><title type='text'>Nice Yıllara Sevgili Blog :)</title><content type='html'>Demek iki yaşına bastın sevgili blog. Şöyle bir baktım da iki yılda ne kadar az yazı göndermişim. Tembelliğimin bir tür yansıması olmuşsun. Ama birşeyi  daha fark ettim; gönderdiğim tüm yazılarımda o günlerden birşeyler taşıyorsun. İşte bu güzel birşey.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/8082109985098946978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/02/nice-yllara-sevgili-blog.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/8082109985098946978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/8082109985098946978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/02/nice-yllara-sevgili-blog.html' title='Nice Yıllara Sevgili Blog :)'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-4608915973459295851</id><published>2011-02-07T05:25:00.000-08:00</published><updated>2011-02-07T07:40:50.597-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>OPERATION FLASHPOINT: DRAGON RISING</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TU_z0zHwPtI/AAAAAAAAADE/ZI7eY5mV4nM/s1600/Operation-Flashpoint-2-Dragon-Rising-PC-Orjinal__24844270_0.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 319px;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TU_z0zHwPtI/AAAAAAAAADE/ZI7eY5mV4nM/s320/Operation-Flashpoint-2-Dragon-Rising-PC-Orjinal__24844270_0.png&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5570939352482070226&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Savaş simulasyonları arasında önemli bir yere sahiptir Operation Flashpoint. İlk oyununu oynamamıştım, simulasyon sevenlerin tepkisine bakılırsa çok şey kaybetmişim. Ne yapalım ben de Dragon Rising ile bu kaybı telafi ederim dedim. Demez olaydım!&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Evet Dragon Rising&#39;i beğenmedim ve bundan sonra getireceğim eleştiriler &quot;action FPS&quot; sever olduğum için değildir(genelde bu tür oyunları beğenmeyenlere git COD oyna denir) bilakis onun simulasyon tarafının zayıf olduğunu düşünüyorum. Eğer bir oyun, savaş simulasyonu olduğunu idda ediyorsa ben o oyundan tüm ögeleriyle gerçek savaşa benzemesini beklerim. İşte oyunun en büyük eksiği burada karşıma çıkıyor. Diğer askerlere karşı verdiğiniz çarpışmalarda bir sorun yok. Silahların tepkileri gayet tatmin edici. Hiç gerçek silah kullanmadım ama en azından sıradan FPS oyunlarından farklı görünüyor. Fakat iş zırhlı birimlere veya helikopterlere karşı savaşa gelince oyunun normal FPS türünden hiçbir farkını göremedim. Bir APC&#39;nin tek roket ile patladığı nerde görülmüş? Evet bir zırhlı personel taşıyıcıyı(APC) bir bilemedin iki roketle imha etmek mümkün. Hemde ne imha! Koskoca zırhlı araç roketi yeyince bir anda içten gelen bir patlamayla hurda yığınına dönüyor. Oysa ki  öncelikle aracın vurulduğu yerde zırhta bir hasar meydana gelmesini bekliyor insan. Bu söylediğim gerkesiz bir ayrıntı değil kesinlikle. Bugün World In Conflict adlı bir strateji oyunu bunu yapabiliyorsa simulasyon olduğunu söyleyen bir FPS hayli hayli yapar diye düşünüyorum. Bir zırhlı aracın birkaç piyade tarafından yok edilmesi bukadar kolay olmamalı.  Gerçek savaşa benzemesi gereken ögelerden kastım bu idi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TVADWqG_oEI/AAAAAAAAADc/9JSsHU5MRjM/s320/OP4.bmp&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5570956426852933698&quot; /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Direkt oyunun beğenmediğim yönleriye başladım madem hiç hız kesmeden devam edeyim. Helikopter olayına hiç girmiyorum zaten, onun zırhlı araçların durumundan bir farkı yok çünkü. Bunun dışında; grafikler vasat, yapay zeka ise resmen zekadan mahrum. Olur olmadık hareketlerle keklik misali av olmak için yazılmış bir yapay zeka var oyunda. Çatışma sırasında bir anda sürünme pozisyonu alıp muhtelif yönlere doğru harekete başlıyorlar nedense. Ayrıca yakınına sokulduğum düşmanın beni algılaması biraz zaman alıyor. Onu indirmek için gayet yeterli bir zaman bu. Oyundaki yönettiğimiz birimin yapay zekası ise daha vahim bir durumda. Yönettiğim üç askere bir binayı temizlemesi için emir verdim, ben müdahale etmesem içerideki tek  düşman üçünü de öldürecekti. Düşman yapay zekasının yakın mesafedeki algılama sorunu kendi askerlerimde daha belirgin sanki. Bir başka sefer de silahla öldürebileceği hemen karşısındaki düşman askerine el bombası atmaya çalışırken vurulmuştu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TVAGsgP5D8I/AAAAAAAAADk/dMlnsk9h_X8/s320/OP2.bmp&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5570960100697903042&quot; /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Oyunun elde kalan iyi tarafına dönersek; daha önce de söylediğim gibi piyadeye piyade çatışmaları gayet tatmin edici. Her nekadar yapay zeka tarafından zaman zaman baltalansa da uzak mesafe çatışmalarında heyecanlı anlar yaşanabiliyor. Zaten oyun genelde bu tür çatışmalarla geçiyor. Bir önceki paragrafda da belirttiğim gibi emrimiz altında üç kişiden oluşan bir tim mevcut. Bu timi yönetmek karmaşık kontrol sistemi nedeniyle biraz zor olmuş. Askerlerinize verebileceğiniz emirler gayet çeşitli ama dediğim gibi kontrol sisteminin kötü olması nedeniyle insanın uğraşası gelmiyor. Zaten çoğu kez işi kendi başıma hallediyorum. Yanımdakiler düşman için hedef dağıtıyor o kadar. Bunun dışında oyundaki araç kullanımı da önemli bir yere sahip. Savaş sahasındaki tüm kara araçları kullanılabilir durumda.  Operasyon noktasına bir araçla gitmek bazen çok önemli oluyor çünkü savaş alanı oldukça geniş. Tabi araçtayken düşman sizi daha kolay tespit ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TVANDjPhf2I/AAAAAAAAADs/k7AHx1AC1YQ/s320/OP9.bmp&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5570967093708423010&quot; /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Savaş alanı geniş demişken ne kadar geniş olduğunu şöyle belirteyim. Oyun Kuzey Pasifik&#39;teki Skira Ada&#39;sında geçiyor. Bu ada tamamiyle oyuna aktarılmış. Yani Codmasters bölüm tasarımıclarına hiç para vermemiş, gerçekte varolan bir yeri olduğu gibi oyuna aktramış. Bu adanın önemi ise petrol rezervleri. Ada tarih boyunca birçok kez el değiştirmiş. En son Rusya&#39;nın elindeyken enerji bunalımına giren Çin tarafından işgal edilir. İki ülke savaşın eşiğine gelir ve bu sırada Amerika(yani biz) müdahale eder. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TVAO3pbS6sI/AAAAAAAAAD0/cQHszU19YdE/s320/OP5.bmp&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5570969088233237186&quot; /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Oyunda bir kaç çoklu oyuncu modu da mevcut ama server sıkıntısı nedeniyle bu modlardan verim alınamıyor. Bunlardan co-op modu zevkli olabilirdi. En azından yapay zekanın yerini gerçek oyuncular alınca oyuna yeni bir tad gelebilirdi ama dediğim gibi server problemi burada büyük engel. Zannedersem oyun için dedicated server lar yok bu nedenle oyuncuların kişisel bilgisayarları üzerinden kurdukları oyunlara mahkum kalıyoruz. Bu da ping problemleri yaratıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Bir de simulasyon oyunları bu kadar ruhsuz olmak zorunda mı? İşin hikaye kısmına da daha fazla özen gösterilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Bu oyun benim için bir hayal kırıklığından başka birşey değil. Belki ayrıntı konusunda büyük beklentilerim olduğu için bu hayal kırıklığı oluştu. Bilemiyorum. Ancak eğer ilerleyen zamanda çıtayı yukarıya taşıyacak bir savaş simulasyonu çıkarsa onu büyük yapan bu ayrıntılar olacaktır ondan şüphem yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/4608915973459295851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/02/operation-flashpoint-dragon-rising.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/4608915973459295851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/4608915973459295851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2011/02/operation-flashpoint-dragon-rising.html' title='OPERATION FLASHPOINT: DRAGON RISING'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TU_z0zHwPtI/AAAAAAAAADE/ZI7eY5mV4nM/s72-c/Operation-Flashpoint-2-Dragon-Rising-PC-Orjinal__24844270_0.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-2792289706657098716</id><published>2010-11-05T08:01:00.000-07:00</published><updated>2010-11-05T08:52:45.220-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Havadan Sudan"/><title type='text'>Steam Nedir?</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSWthsp7c3KjkSQ1VqtRYKNMBrDplOZTaNrf-BPjJOR414OxHk&amp;amp;t=1&amp;amp;usg=__segXJrhgcUBnLQaF1vpxwy_2D1s=&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 260px; height: 194px;&quot; src=&quot;http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSWthsp7c3KjkSQ1VqtRYKNMBrDplOZTaNrf-BPjJOR414OxHk&amp;amp;t=1&amp;amp;usg=__segXJrhgcUBnLQaF1vpxwy_2D1s=&quot; alt=&quot;&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;Steam nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steam Valve Software tarafından geliştirilmiş bir oyun dağıtım yazılımıdır. Oyun dağıtımın yanısıra online oyun oynama konusunda da oyuncuların ihtiyaçlarını karşılayan birçok oyuncuyu  biraraya getrien platformdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;Steam&#39;den nasıl oyun alınır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steam&#39;den kredi kartı veya paypal aracılığı ile ödeme yapılarak oyun satın alınabilir. Banka kartları geçerli değildir. Bu işlemden sonra satın alınan oyunu bilgisayarınıza indirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;Bir kere satın aldığım oyunu kaç defa indirebilirim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satın alınan oyun için herhangibir indirme sınırlaması yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;İndirme işlemi kesintiye uğrarsa ne olur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İndirme işleminin kesintiye uğraması  durumunda istenildiğinde en son bırakılan yerden devam edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;Yüklü oyunu her silmemde tekrar indirmek zorundamıyım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steam&#39;den alınan oyunlar yedeklenebilir. Bu sayede, silinen oyunlar daha önce alınmış yedekler ile indirme işlemine gerek kalmadan tekrar yüklenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;Steam hesabına sahip olmak ücretlimidir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Hayır Steam&#39;den hesap açmak ücretsizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;Oyun oynamak için Steam hesabıma girmem zorunlumudur?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun oynamak için hesabınıza giriş yapmak zorunludur. İnternet bağlantısı olmadığı durumlarda Steam offline modda açılabilir fakat offline modun çalışması için Steam&#39;in haftada birkaç kez online olması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;Steam&#39;den satın aldığım oyunlar başka Steam hesaplarında da çalışır mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Steam&#39;den satın alınan oyunlar bir cd key ile gelir ve sadece o hesaba özgüdür. Başka hesaplarda çalışmaz. Bir hesapta bulunan oyunların başka hesaba aktarıması mümkün değildir. Bu tür yasal olmayan girişimlere karşı Valve Software yaptırım uygulama hakkını saklı tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-weight: bold;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/2792289706657098716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2010/11/steam-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/2792289706657098716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/2792289706657098716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2010/11/steam-nedir.html' title='Steam Nedir?'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-9077143355683923002</id><published>2010-03-27T10:51:00.000-07:00</published><updated>2010-08-06T06:16:09.522-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>Mass Effect</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/S65GTBolIkI/AAAAAAAAABs/0cVOhdTuGvI/s1600/MASS+EFFECT.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 222px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/S65GTBolIkI/AAAAAAAAABs/0cVOhdTuGvI/s320/MASS+EFFECT.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5453373491462349378&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rpg denince aklıma hep kılıç, kalkan, elf, cüce, büyü  gibi kavramlar gelir. Bu kavramları içermeyen rpg oyunlarına çok aşina değilim. Bu yüzden Mass Effect benim için farklı bir deneyim oldu. Hatta uzun zamandır iyi bir rpg ve uzay temalı bilim kurgu oynamamıştım. Bu ikisini bir arada görünce, karlı bir işe girişen tüccar gibi ellerimi ovalayarak atladım Mass Effect&#39;e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her rpg de olduğu gibi karakterinizin sınıfını ve görünüşünü seçerek başlıyorsunuz oyuna. Karakter özelleşitrme menüsü tatmin edici ama ben karakterimin görünüşüne pek dokunmadım çünkü hikayemizin üzerine kurulu olduğu John Shepard&#39;ı değiştirmek hikaye ile karakter arasındaki bağı koparıyor sanki. Yapımcının bize sunduğu haliyle John Shepard gayet uygun.&lt;br /&gt;Sınıflar arasında ise Shepard&#39;a yakışanı solider ama sırf bu yüzden diğer sınıfları oynamaktan mahrum kalmak olmaz. İlk oynayışımda solider seçerek başladım oyuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun daha başında John Sheapard&#39;ın bir kurtarıcı rolü olduğunu gözümüze sokuyor(ya ne yapacaktı :)). John Shepard sadece galaksi için değil galaksideki birlik içerisinde yeni olan insan ırkının söz sahibi olabilmesi için de önemli birisi. Başlangıçta küçük bir iktidar oyunu zannettiğiniz olayların altından bütün galaksiyi ilgilendirecek ilginç meselelerin çıkması beni etkilemeyi başardı. Hikaye her nekadar böylesi süprizleri barındırsa da oyun içerisinde bazı klişeler de mevcut. Mesela; yarattığı yapay zekaya gezegenini kaptırıp uzayda ordan oraya seyahat etmek zorunda kalan bir ırk bkz. Battle Star Galactica. Ama iyi kotarılmış bir hikaye bunları görmezden gelmem için hatırı sayılır sebepler veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun savaş sistemi ve silahlar da oldukça sıradan. Bir silahı yenisiyle değiştirdiğinizde elde edebileceğiniz en büyük yenilik silahın verdiği zarar ve birkaç değişik özellikten ileri gitmiyor. Bu durum çeşitli upgradeler ile biraz çeşitlendirilmeye çalışılmışsa da çok da başarılı olamamış. Gerçi rpg oyunlarında yaratıcı silahlar görmek alışılmış bir durum değildir. Burada oyuna renk katan değişik büyüler olur genelde. Büyü demişken; Mass Effec&#39;te büyünün yerini biotic yetenekler almış. Bu yetenekleri biotic sınıfları kullanabiliyor. Ama yine de savaşlara büyü gibi eğlence kattığını söyleyemem. Bir de savaşlardaki siper alma sistemi gayet kullanışlı olmuş. Bunu söylemeden geçmeyeyim :).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TFmN0Ye7BRI/AAAAAAAAACg/frwFej6lBEU/s1600/hot+situation.bmp&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TFmN0Ye7BRI/AAAAAAAAACg/frwFej6lBEU/s320/hot+situation.bmp&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5501584350874633490&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;                                              &lt;span style=&quot;font-size:78%;&quot;&gt;Siper alma sistemi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rpg nin olmazsa olmaz yan karakterleri ise oldukça başarılı. Helebir Urdont Wrex &lt;span style=&quot;visibility: visible;&quot; id=&quot;main&quot;&gt;&lt;span style=&quot;visibility: visible;&quot; id=&quot;search&quot;&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; var ki&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; evlere şenlik. Birçok oyuncunun en sevdiği  karakter oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyundaki yan görevler ise gayet sıkıcı. Her nekadar iyi getirisi olsa da yapmayı hiç istemediğim türden... İlk yan görev için bir gezegene mako ile indiğimde  o atmosfer beni çok etkilemişti. Bir de tesadüftür ki o gezegen bir çöl gezegeni ve bulunduğum yerde de bir kum solucanı benzeri yaratık vardı. Dune serisini sevdiğim için çok özel bir manzaraidi bu benim için. Ama sonra anladım ki  bu  gezegenin hiçbir erarengiz tarafı olmamakla bereaber görev de bayağı bi angarya.&lt;br /&gt;Ayrıca o kum solucanı benzeri yaratık da gittiğim her gezegende karşıma çıkan bir yaratık olunca epey bir hayal kırıklığı yarattı. Bir türün nasıl hem çöl iklimi hem de tundura ikliminde hayatta kalır birinin bana açıklaması lazım. Ayrıca hangi yüzyılda olursa olsun bu mako denen aracı tasarlayan adamları işten atmalı. Ben böyle sinir bir araç görmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TFmVy5qG3wI/AAAAAAAAACo/tZ6VR6haOZY/s1600/scary+planet1.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/TFmVy5qG3wI/AAAAAAAAACo/tZ6VR6haOZY/s320/scary+planet1.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5501593121513201410&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://img818.imageshack.us/img818/5173/scaryplanet.png&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;font-size:78%;&quot;&gt;                                                                                          İşte mako ve işte gereksiz bir yan görev.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:100%;&quot;&gt;Mass Effect hernekadar bazı kusurları&lt;/span&gt; bulunsa da rpg sever için kaçırılmaması gereken bir oyun olduğunu düşünüyorum. Canım yandığı için son söz olarak şunu ekliyorum; yan görevler böyle olmamalıydı.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/9077143355683923002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2010/03/mass-effect.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/9077143355683923002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/9077143355683923002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2010/03/mass-effect.html' title='Mass Effect'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/S65GTBolIkI/AAAAAAAAABs/0cVOhdTuGvI/s72-c/MASS+EFFECT.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-6303032642804049001</id><published>2010-01-25T12:01:00.000-08:00</published><updated>2011-05-15T06:01:45.096-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun projelerim"/><title type='text'>Taş Kağıt Makas</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/S135vYH5uBI/AAAAAAAAABk/GhNoPZe-FXo/s1600-h/tkm.bmp&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 239px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/S135vYH5uBI/AAAAAAAAABk/GhNoPZe-FXo/s320/tkm.bmp&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5430771318003447826&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir taş kağıt makas oyunu yaptım. Yine SwEngine kullanarak yaptığım oyun aynı zamanda ses efekti kullandığım ilk oyun oldu.&lt;br /&gt;İndirme linki: &lt;a href=&quot;http://dl.dropbox.com/u/9969508/TKM.rar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#33ff33;&quot;&gt;http://dl.dropbox.com/u/9969508/TKM.rar&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/6303032642804049001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2010/01/tas-kagt-makas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/6303032642804049001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/6303032642804049001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2010/01/tas-kagt-makas.html' title='Taş Kağıt Makas'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/S135vYH5uBI/AAAAAAAAABk/GhNoPZe-FXo/s72-c/tkm.bmp" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-371524248883872864</id><published>2009-11-07T06:55:00.000-08:00</published><updated>2009-11-22T10:04:17.714-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>World In Conflict</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SvWKv9PbiiI/AAAAAAAAABc/F4ixa2Ex4PQ/s1600-h/World+In+Conflict.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 226px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SvWKv9PbiiI/AAAAAAAAABc/F4ixa2Ex4PQ/s320/World+In+Conflict.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5401375884598544930&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gerçek zamanlı strateji oyunlarını seven ama iyi oynayamayan bir oyuncuyumdur. Bir yandan üretimi kontrol etmek, bir yandan düşmanı takip etmek bir yandan da saldırı için taktik geliştirmek nedense bana hep zor gelmiştir.  (Heroes sevmemin bir nedeni de düşünmek için bol zaman vermesi galiba) Bu noktada World In Conflic(wic) biraz farklı olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü o bir &quot;taktik strateji&quot;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki nedir taktik strateji? Şöyle söyleyeyim; bu türde üretim ile ilgilenmenize gerek yok. İhtiyacınız olan tüm birimler size verilir ve yapmanız gereken ne ise onu yaparsınız. Yani sadece savaş stratejisi üzerine yoğunlaşmanız gerekir. Aslında taktik strateji türü bu oyunla ortaya çıkmış birşey değil. Yıllardır Blitzkrieg serisinin yaptığı da buydu. Yalnız iyi diğebileceğimiz bir ilk oyundan sonra gelenler temcit pilavı mahiyetinde olması nedeniyle işin tadı kaçtı ve Blitzkrieg  adını pek duyuramadı.  World In Conflict&#39;in ise bu türün başarılı bir örneği olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Neye dayanarak bunu söylüyorum, dilimin döndüğü kadar açıklayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türü ne olursa olsun bir strateji oyununda yapılabilecek en ölümcül hata birimler veya ırklar arası dengeyi tutturamamaktır. World In Conflict&#39;te iki devletin aynı tür birimleri arasında bir fark yok. Bazı birimlerin özel yetenekleri değişebiliyor ama bunların genelde büyük bir fark yarattığını söylenemez. Asıl fark, farklı tür birimler arasında. Burada tür dediğim şey; piyade, zırhlı birimler, hava birimleri ve destek birimleri olarak ayrılmış dört farklı rol. Bu roller taş, kağıt, makas oyunundakine benzer bir üstünlük ilişkisine sahipler. Mesela hava birimleri(helikopterler) tanklara karşı çok etkililer ama destek rolünün uçak savar birimlerine karşı hemen hemen çaresizler. Hava birimlerine karşı etkisiz olan tanklar ise uçak savar birimlerini yok etmek için bire bir. Bu birimler arası ilişkiden daha önce karşılaşmadığımız bir çoklu oyuncu modu doğmuş. Tek oyuncu modunda tüm rolleri kullanma hakkına sahibiz ama çoklu oyuncu modunda öyle değil. İyi ki de değil, bu sayede tamamen takım oyunu üzerine kurulmuş sıradışı bir mod çıkmış karşımıza. Takım oyununu beceremeyen taraf çok çabuk çuvallıyor. Ne kadar iyi bir oyuncu olursanız olun düşman helikopterleri tanklarınıza saldırdığında arkadaşınızın uçaksavar birimleri yanınızda değilse yapabileceğiniz tek şey ona haber ulaştırmak ve beklemek.&lt;br /&gt;Çoklu oyuncu modundan bahsetmişken oyunda bir rütbe sisteminin bulunduğunu da belirtip bu mevzuyu kapatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek kişilik senaryo modu ise klişe senaryo yüzünden biraz baltalanıyor. Soğuk savaş sırasında ekonomik olarak çökmenin eşiğine gelen Ruslar kapitalist ülkelerden kendisine yardım yapmasını yoksa kendilerine saldıracağını söyler. Bunu dikkate almayan Avrupa Rusya&#39;nın hışmına uğrar. Sıra Amerikaya gelir ve Rus birliklerinin Amerikaya çıkması ile senaryo başlar.  Bu bayatlamış kahraman Amerikan ordusu üzerine kurulmuş senaryodan pek bir beklentiniz olmasın ancak bazen askerlerin kişisel hikayelerini anlatan ara videolar iyi olabiliyor. Özellikle Anton ve Mike karakterlerine dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun teknik yönüne de getirebileceğim pek fazla eleştiri yok. Grafikler, çıktığı zaman ki strateji oyunları arasında tartışmasız en iyisidi. Birimlere yaklaşıp incelediğinizde 3-5 yıl öncesinin fps oyunlarında görebileceğimiz detaylara sahip olduğunu göreceksiniz. Fizik motorunun ise nadiren saçmaladığına tanık oldumsa da aşırı derecede göze batacak bir durum olmadığını söyleyebilirim. Ayrıca birimlerin harita ile etkileşimi daha önce hiçbir strateji oyunun da görmediğim kadar detaylı. Binalara girmesini istediğim piyadeleri binanın yıkık yerlerinden pencerelerden görünce şaşırdım doğrusu. Bir kilisenin çan kulesine çıkmasını istediğiniz keskin nışancıyı çıktığı yerde beklerken görebilmek güzel bir ayrıntı olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazacaklarım bu kadar. Dilimin döndüğü kadar World In Conflict&#39;i anlatmaya çalışıtım. Aylardır oynadığım bu oyunu ömrümün kayıt defteri olan bloguma yazmamak ayıp olurdu. Neyse artık bu yükten kurtulmuş oldum :)  Ne diyorsun sevgili blog? Hıı tamam. Yük değilmiş efenim zevkmiş zevk...</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/371524248883872864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/11/world-in-conflict.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/371524248883872864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/371524248883872864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/11/world-in-conflict.html' title='World In Conflict'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SvWKv9PbiiI/AAAAAAAAABc/F4ixa2Ex4PQ/s72-c/World+In+Conflict.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-1987110750462725534</id><published>2009-10-11T07:49:00.000-07:00</published><updated>2009-10-16T03:34:39.620-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitap"/><title type='text'>Cesur Yeni Dünya</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/StH1wUnUtuI/AAAAAAAAABU/KGX7kCt5XtU/s1600-h/726-Cesur-Yeni-Dunya.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 190px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://1.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/StH1wUnUtuI/AAAAAAAAABU/KGX7kCt5XtU/s320/726-Cesur-Yeni-Dunya.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5391360439455364834&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimkurgu bana göre ikiye ayrılır. Bir teknolojik öngörüler üzerine kurulu olanlar, iki sosyolojik öngörüler üzerine kurulu olanlar. Bu ikisinin birbirinden alakasız şeyler olduğunu söylemiyorum. Evet  teknolojinin sosyal hayat üzerindeki etkisi yadsınamaz.  Demek istediğim; bilimkurgu eserlerinde bu ikisinden biri daha ağır basar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldous Huxley&#39;nin Cesur Yeni Dünya&#39;sını ikinci seçeneğe yakın görüyorum. Gerçekten de kitapta teknolojik anlamda bugünkünden çok da farklı bir dünya yoktur. Bu kitabı değerli kılan Huxley&#39;nin yarattığı distopyadır. Ford&#39;dan 632 yıl sonrasını anlatan bu dünyada herkes mutludur, herkes sağlık ve refah içindedir ve herkes çılgınca tüketime şartlandırılmıştır. Bu ütopyanın(distopyanın) devamı için ya da kitabın deyimiyle çarkların dönmeye devam edebilmesi için insanlar kuluçka merkezlerinde üretilir ve küçük yaşlardan itibaren şartlandırılmaya başlar.Buna karşın annelik ve babalık kavramı ortadan kalkmıştır. Sevgi, dostluk, bağlılık gibi kavramların ya içi boşaltılmış ya da ortadan kaldırılmıştır. Birey yok edilmiştir herkes herkes içindir. Aslında tüm bunlar ve daha fazlası &quot;mutluluk&quot; ve &quot;istikrar&quot; için feda edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce, kitapta teknolojik anlamda bugünkünden farklı bir dünya yok demiştim, şimdi bunu sosyal hayat için de söylersem çok yanlış olmaz sanırım. Nitekim Huxley 1925 deki Amerika ziyaretinin kitaba büyük etkisi olduğunu belirtmiştir. Gözlemleri sonucunda ütopyaya en çok yaklaşan devletin Amerika olduğunu söylemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okurken tasvir edilen yeni dünyanın iyi mi kötü mü olduğu konusunda bir kararsızlık oluştu kafamda. Bu ikilem sayesinde şunu farkettim; Acaba biz de günümüzde varolan sistemin şartlandırmaları ile nelerden vazgeçiyoruz? Neleri feda ediyoruz?</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/1987110750462725534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/10/cesur-yeni-dunya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/1987110750462725534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/1987110750462725534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/10/cesur-yeni-dunya.html' title='Cesur Yeni Dünya'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/StH1wUnUtuI/AAAAAAAAABU/KGX7kCt5XtU/s72-c/726-Cesur-Yeni-Dunya.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-6088608821378552251</id><published>2009-07-12T09:40:00.000-07:00</published><updated>2009-07-12T10:44:46.835-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>Race Driver: Grid</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SloSf5asGyI/AAAAAAAAABM/V0hmjX4fewk/s1600-h/Race_Driver_GRID_Codemasters_Glu_Mobile-0.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SloSf5asGyI/AAAAAAAAABM/V0hmjX4fewk/s320/Race_Driver_GRID_Codemasters_Glu_Mobile-0.png&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5357615045908634402&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Yarış oyunlarında simülasyon tercihimdir. Aslında sadece yarış oyunlarında değil, bir araç kullanma üzerine kurulmuş her türlü oyunun simülasyon olmasını isteme gibi kötü bir alışkanlığım var.  O nedenle Nfs: Underground serisini bir türlü sevememişimdir.  Kimisi önemli olanın  hız ve eğlence olduğunu söyler ama bunu bir türlü anlayamam; Çarptığında birşeyler kaybetme riski olmayacaksa ne yapayım ben o hızı. Hem hızı hissettiren aracın gerçekçi tepkileridir. Neyse ben niye Nfs ile uğraşıyorum ki konumuz Grid.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grid&#39;de Underground&#39;ın(Underground&#39;a takıldım) aksine pistlerde mücadele veriyoruz.  Bu mücadeleye başka takımlar için yarışan sürücü olarak başlıyor  daha sonra kendi takımımızı kurup takım arkadaşları edinebiliyoruz. Saçma sapan yarış oyunu senaryolarının yerine gayet anlamlı hedefler sunan bir kariyer modumuz var yani.&lt;br /&gt;Pist yarışlarının tadı da bir ayrı. Seyirciler güzel bir atmosfer yaratıyorlar. Ayrıca mukavvadan değiller. Araç içi kameradan oynarken profosyonel bir yarış izliyor hissini veriyor oyun. Bu arada hasar modellemeside oldukça başarılı. Aracınızın aldığı hasar sadece görünüşte değil performansta da kayıplara neden oluyor. Hatta çok fazla hasar alırsanız yarış dışı kalma ihtimaliniz bile var.&lt;br /&gt;Araç çeşitliliğini biraz az buldum. Tamam klasik araçlardan formula 3 aracaına kadar bir çok sınıftan araç mevcut ama her sınıf için pek farklı seçenek yok.  Oyunun güzel bir yanı da gerçek pistler. Istanbul park ve Hockenheim gibi gerçek pistlerde yarışma imaknımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun simülasyona yakınlığı başta olmak üzere yazdığım diğer özellikleri ile beni cezbetti. Need For Speed: Shift geldikten sonra durum ne olur bilmem ama şimdilik pc de pistlerin kralı Grid.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/6088608821378552251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/07/race-driver-grid.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/6088608821378552251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/6088608821378552251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/07/race-driver-grid.html' title='Race Driver: Grid'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SloSf5asGyI/AAAAAAAAABM/V0hmjX4fewk/s72-c/Race_Driver_GRID_Codemasters_Glu_Mobile-0.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-5315240770841250803</id><published>2009-06-10T01:48:00.000-07:00</published><updated>2011-05-15T05:56:35.311-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun projelerim"/><title type='text'>Extra Pong</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/Si9zvKp0RAI/AAAAAAAAABE/GcdmKrbClMk/s1600-h/adsznxz.jpg&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 238px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/Si9zvKp0RAI/AAAAAAAAABE/GcdmKrbClMk/s320/adsznxz.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5345618536862860290&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Yine bir pong oyunu ile oyun yapma (aslında programlama öğrenme) macerama devam etmekteyim.  Bu oyunu yaparken nedense &quot;Papaz hergün pong oynamaz &quot; atasözü aklıma gelip durdu.  Asıl amacım nesneye yönelik programlama konusunda uygulama yapmaktı. Bir amatör programcı için pong bulunmaz bir velinimettir. Ben de her amatör gibi  bunu değerledirdim. :) Bugüne kadar yapılmış pong oyunlaraının sayısını bilmiyorum ama eminim yaşayan her beş kişiye bir pong düşer. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse bu kadar geyik yeter. Daha önce de söylediğim gibi oyun ile nesneye yönelik programlamaya giriş yaptım. Bu kodların okunabilirliğ açısından biraz faydalı oldu diye düşünüyorum. Ama bu konuda hala çözülmesi gereken bir sürü problem var.  Kodlara yapılan yorumlar doğrultusunda kalıtım konusuna bakarak bazı sınıflarda düzenlemeye gitmem gerktiği kanısına vardım. Bir süre programdaki bu eksiklikleri gidermeyi  düşünüyorum.   Son olarak, bu oyunun yapımında da yine SwEngine kullandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunda kullanılan tuşlar: Yukarı, aşağı, sağ ve sol tuşları. Power up kullanımı için numpad1 ve numpad0.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İndirme adresi: &lt;a href=&quot;http://dl.dropbox.com/u/9969508/Pong.rar&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#33ff33;&quot;&gt;http://dl.dropbox.com/u/9969508/Pong.rar&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/5315240770841250803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/06/extra-pong.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/5315240770841250803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/5315240770841250803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/06/extra-pong.html' title='Extra Pong'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/Si9zvKp0RAI/AAAAAAAAABE/GcdmKrbClMk/s72-c/adsznxz.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-4496415460804844840</id><published>2009-05-29T01:32:00.000-07:00</published><updated>2009-05-29T02:08:53.625-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Havadan Sudan"/><title type='text'>Yaz Tatili :)</title><content type='html'>İyisi ile kötüsü ile bir okul sezonu daha bitti. Artık önümde uzun bir yaz tatili var sevgili blog. Amma kilişe bir giriş oldu. Hem tatil de o kadar uzun değil. Yaz kelimesinden sonra gelen tek kelimenin tatil olmadığını da öğrenmiş bulunmaktayım. Birileri &quot;yaz okulu&quot; diye birşey icat etmiş. Yazın okulmu olurmuş deme blogcuğum evet oluyor işte. Değerli bilim insanlarımızın da paraya ihtiyacı varmış... Hem alan memnun satan memnun, öğrenciler de yaz okulu açılıyor diye zevkten dört köşe anlayacağın. Bu durumda bize pek konuşmak düşmez sevgili blog. Neyse unutalım yaz okulunu da şu geriye kalan tatil günlerinin tadını çıkaralım. Bir dakika! Tatili konuşmaya başlamadan şunları da ekleyeyim. Bu yaz tek derdim yaz okulu değil malesef. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir liste yaparak şu işi özetleyeyim bari;&lt;br /&gt;-Yaz okulu&lt;br /&gt;-Staj&lt;br /&gt;-Matematik(şunu halletmem lazım artık)&lt;br /&gt;-Öğrenmem gereken mühendislik yazılımları&lt;br /&gt;-İngilizce(sene içinde yeterince zaman ayıramadım inşallah yazın telafi edebilirim)&lt;br /&gt;-Oyun programlama(oohh neyse zevkil bir uğraşım var en azından)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bunların hepsini atlatınca rahat kafayla bir güzel tatil yapabilirim. Efendim? Aa evet doğru söylüyorsun blogcuğum. Bunlar bitince tatil de bitmiş oluyor. Neyse tatil zaten boş adamlara göre birşey. Hayır efendim uzanamadığım ciğere murdar dediğim falan yok. Offf tamam kabul ediyorum tatil uçtu. Ne yapalım... Eski yaz tatillerini özledim doğrusu :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bukadar yeter. Derdimi dnileyip bana destek olduğun için çok teşekkür ederim. Bak sana kıyak geçiyor o listeye bir madde daha ekliyorum;&lt;br /&gt;-Bloguma daha iyi bakacam :)</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/4496415460804844840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/05/yaz-tatili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/4496415460804844840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/4496415460804844840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/05/yaz-tatili.html' title='Yaz Tatili :)'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-2002501940570758238</id><published>2009-05-12T00:59:00.000-07:00</published><updated>2009-05-12T02:07:35.946-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitap"/><title type='text'>WarCraft Son Bekçi</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SgktHsX8hHI/AAAAAAAAAA8/_RJJdlmHlak/s1600-h/n25298.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 198px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SgktHsX8hHI/AAAAAAAAAA8/_RJJdlmHlak/s320/n25298.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5334844843790992498&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Fantastik kurgu dünyasında büyü ve büyücülerin apayrı bir yeri vardır benim için. Sanırım birçok kişi -büyücüleri sevse de sevmesede de- benim gibi düşünür. Büyünün olmadığı bir fantastik evren hayal etmeye çaılışırsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Büyü önemli bir güçtür ve dolayısıyla ona hükmedenleri de önemli kılar. Her hikayede hatta gerçek hayatta olduğu gibi gücü elinde bulunduranlar yeri gelir kahraman ya da kötü adam olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İşte bu özellikleri nedeniyle fantazi dünyasına adını kazımış birçok büyücü vardır. Bana bunlardan beşini say deseniz bu listeye Magus Medivh&#39;i tereddüt etmeden eklerim. WarCraft evrenini az çok bilenler Medvih&#39;i mutlaka duymuşlardır. Bir dönem kafamdaki büyücü imajını dolduran bir karakterdir Medivh. Eğer benim gibi ilk iki oyuna yetişemeyip hikayeye Reign of Chaos ile başladıysanız Magus&#39;u merak ediyor olabilirsiniz. İşte bu kitap yaranızın merhemidir. Hikayeyi çok fazla açığa vurmak istemiyorum ancak şunu söyleyeyim Medivh&#39;in kaderi ile Azeroth&#39;un kaderi arasında gizli bir bağ vardır. Bu yüzden bu kitapla sadece Medivh&#39;in hikayesini değil birçok sırlı olayı öğrenmiş olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hikaye Jeff Grubb gibi Ederha Mızrağında tuzu bulunan bir kişiye teslim edilmiş. Üslup konusunda övgü veya eleştiri yapmak pek haddime değildir ama kitabın bu konuda oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Zaten kitap amatör bir yazar tarafından yazılmış bile olsa Magus Medivh için okumaya değerdir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/2002501940570758238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/05/warcraft-son-bekci.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/2002501940570758238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/2002501940570758238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/05/warcraft-son-bekci.html' title='WarCraft Son Bekçi'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SgktHsX8hHI/AAAAAAAAAA8/_RJJdlmHlak/s72-c/n25298.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-3640595147884001680</id><published>2009-04-16T11:34:00.000-07:00</published><updated>2009-04-16T22:44:06.360-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>Heroes Of Might And Magic III</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/Sed615ynaGI/AAAAAAAAAA0/c3tXZeTmCfY/s1600-h/78260945247979e0d693eb.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 265px; height: 320px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/Sed615ynaGI/AAAAAAAAAA0/c3tXZeTmCfY/s320/78260945247979e0d693eb.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5325360150853675106&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen öyle oyunlarla karşılaşırız ki o oyun hayatınıza girdikten sonra bir dönem esprilerinize, sohbetlerinize, benzetmelerinize etki eder. O oyunu oynamış birisini görünce heyecanlanırsınız. Yeni tanıştığınız biri ile kaynaşma sebebiniz olur bazen. O artık bir oyundan fazlasıdır sizin için. 800x600 çözünürlükteki 2 boyutlu bir oyun bunu nasıl başarmıştır hala akıl erdiremem. Bugün 3 boyutlu müthiş grafikli oyunların kağıt mendil gibi kullanılp atıldığını görünce Heroes&#39;a olan saygım artmıştır hep. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Sıra tabalı strateji oyunları deyince ilk akla gelen isimlerden birisidir Heroes serisi. Daha önceki iki oyunu oynamadım. Biraz damdan düşer gibi oldu benimkisi. Ama benim için asıl önemli olan Heroes 3 dür. Sonraki oyunları da 3.&#39;sü kadar etkileyememiştir beni. Peki nedir bu oyunu bu kadar güzel kılan? Öncelikle atmosferden bahsedeyim. O 2D grafikler nasıl olurda orada bir yerde keşfedilecek fantastik şeyler olduğu hissini uyandırır? Hele o kale içi görüntüleri ve müzikleri yokmu... Gerçekten insanı etkileyen bir atmosfer yaratmayı başarmıştır Heroes 3. Müzikler demişken böyle geçiştirmek olmaz. Her biri sanat eseriydi bence onların. Duruma göre çok iyi seçilmiş müzikler insanı hemen havaya sokardı. Halen aklıma gelince mırıldanırım bir kaçını.&lt;br /&gt;Heroes&#39;u Heroes yapan özelliklerden biride artifact sistemidir. O 20, 30 pixellik artifactler insanda nasıl bir aç gözlülük uyandırırdı. Bugün MMORPG um diyen birçok oyun bende bu hissi uyandıramamıştır. Skiller de karakerinizin kendinden gelen özellikleri ile birleşince farklılaşma imkanı tanırdı.Heroes&#39;a adını veren o karakterlerin vesikalık fotğraflarından başka onları anlatan birşey yoktu oyunda.(Senaryo karakterleri hariç tabi) Ama yine de o vesikalık fotoğraflar çok şey anlatırdı. Herbirinin bir hikayesi olduğu hissini verirdi en azından. Hatta o fotoğraflardan karakterlerin ruh hali, mizacı hakkında fikirler yürütür espriler yapardık. Bizim evde herkesin bir karakteri vardı. Sonraki oyunlarda karakterler bu kadar derin ve farklı olmamıştır ne yazık ki. Oynanışa gelirsek oyunu, öğrenmesi kolay fakat ustalaşması zordu. Ayrıca bazen sabır gerektirirdi. Irklar arası denge de fena sayılmazdı. Bir de bu ırklar ile ilgili küçük detaylar olurdu. Bir birimin başka ırktan bir birime olan ezeli düşmanlığı, ya da bir ırkı diğerlerinden ayıran oldukça farklı bir bina kurması gibi. Bu tür detayları hep sevmişimdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte birkaç kelime ile anlatmaya çalıştım Heroes&#39;u. Eğer birgün bir yerlerde ordunuza katılmak isteyen birkaç imp ya da bir artifacti koruduğnu söyleyen bir titan görürseniz onları yadırgamayın. Çünkü onlar Etheria&#39;nın özlemini duymaktadır.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/3640595147884001680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/04/heroes-of-might-and-magic-iii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/3640595147884001680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/3640595147884001680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/04/heroes-of-might-and-magic-iii.html' title='Heroes Of Might And Magic III'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/Sed615ynaGI/AAAAAAAAAA0/c3tXZeTmCfY/s72-c/78260945247979e0d693eb.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-1854570579499511785</id><published>2009-03-22T13:56:00.000-07:00</published><updated>2009-03-22T15:19:12.066-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Kitap"/><title type='text'>Elenium</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/ScanX6wEQBI/AAAAAAAAAAs/L4aItlJhkEc/s1600-h/150px-Sapphire_Rose.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 173px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/ScanX6wEQBI/AAAAAAAAAAs/L4aItlJhkEc/s320/150px-Sapphire_Rose.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot;id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5316120439507140626&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde bu kitabı, devam ettiğim ingizce kursunun kütüphanesinde gördüm ve ilk okduğum anlar geldi hemen aklıma. Bu aralar da blogu güncel tutmak için konu arıyordum zaten. İyi oldu hatırladığım. Öncelikle şunu söyleyeyim bu yazıda kitap eleştirisi yapmak gibi bir niyetim yok. İstesem de yapamam zaten. Kitap hakkındaki naçizane düşüncelerim sadece bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elenium serisinin bendeki yeri büyüktür. Beni fantastik kurgu alemine bağlayan ikinci önemli eserdir Elenium. Birincisini söylemeye gerek yok sanırım. Evet Yüzüklerin Efendisi. Aslında fantastik kurgu severler Ejderha Mızrağı&#39;na Elenium&#39;dan daha çok önem vermişlerdir ama henüz o serinin sadece ilk kitabını okuduğum için birşey diyemeyeceğim. Neyse lafı çok uzattım kitaba geçiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seri üç kitaptan oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;1 Elmas Taht&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hikaye kahramanımız şovalye Sparhawk&#39;ın sürgünden dönmesi ile başlar. Sparhawk döner dönmez kendisni büyük bir komplonun içerisinde bulur. Kraliçe Ehlena bir suikast sonucu zehirlenmiştir ve yaşamı nerdeyse pamuk ipliğine bağlıdır. Sparhawk onu kurtarmak için herşeyi göze alır ama bilmiyordur ki bu suikastın arkasında hayal bile edemeyeceği güçler vardır. &lt;br /&gt;İlk kitap genel olarak hikaye ye giriş niteliğinde ama emin olun 2. kitabı okuma gerekliliğini hissettiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;2 Yakut Şovalye&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;2. kitapta işler Sparhawk ve dostlarının hiç beklemediği şekilde gelişir. Olay oldukça karmaşık hale gelmiştir. Sadece efsanelerde duyulacak olaylar görülmeye başlar. Fakat ekibin henüz tam olarak ne olup bittiğinden haberi yoktur.&lt;br /&gt;İkinci kitabı ben öncekine göre daha heycanlı buldum. İlk kitaba göre daha çok atraksiyon içermesi bunun başlıca sebebidir kanımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-weight:bold;&quot;&gt;3 Safir Gül&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Artık olaylar burada çözümlenir. Tüm anormal olayların asıl sebebi ortaya çıkar. Sparhawk çok büyük bir mücadelenin içerisinde bulur kendini ve bu mücadelenin sonucu sadece kendi hayatını değil bütün dünyayı değiştirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elenium serisine genel olarak bakarsak eksik olan yönü yeterince merak uyandırabilen bir fantsatik evren sunamayışıdr. Bu eksiğini renkli karakterleri ile kapatır. Şiddet ve cinsellik daha ön plandadır. Bu özellikleri  Stephen King kitaplarını hatırlatmıştı bana. Diyeceğim o ki Yüzüklerin Efendisi&#39;ndeki fantastik derinlik bu kitapta yok. Ama bu onun okunmaması gereken bir kitap olduğunu göstemiyor. Gerçekten zaman ayırdığıma değmiştir.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/1854570579499511785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/03/blog-post.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/1854570579499511785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/1854570579499511785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/03/blog-post.html' title='Elenium'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/ScanX6wEQBI/AAAAAAAAAAs/L4aItlJhkEc/s72-c/150px-Sapphire_Rose.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-7175699623400426001</id><published>2009-02-25T02:36:00.000-08:00</published><updated>2009-04-24T00:45:47.483-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun projelerim"/><title type='text'>Oyun Projelerim</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SaUft_eNVII/AAAAAAAAAAk/XgcbKFimNjA/s1600-h/astreoidsimagevo8.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 241px;&quot; src=&quot;http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SaUft_eNVII/AAAAAAAAAAk/XgcbKFimNjA/s320/astreoidsimagevo8.png&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5306682610918708354&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;&lt;br /&gt;ASTREOIDS&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(255, 255, 255);&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; Oyun yapım maceramın bir sonraki adımı astreoids.. Yine Oyungezer Dergisinini düzenlediği yarışma için hazırladım bu oyunu. &lt;br /&gt; Ponga göre epey zorladı ama bu oyunun yapımı sırasında çok şey öğrendimi söyleyebilirim. Aslında oyun, en başta tasarladığım  şekilde olmadı. Oyuna eklemek istediğim çeşitli silahlar ve bir de yüksek skoru kaydetme özellği vardı ama yapım aşamasında karşılaştığım birtakım zorluklar oyunu zamanında bitirmemi güçleştirince bunları ekleyemedim.&lt;br /&gt; Bir başka önemli nokta; bu oyun beni SwEngine ile tanıştırdı. SwEngine; Onur Dayıbaşı tarafından yazılmış bir 2d grafik motoru.. Sadece grafik motoru demek haksızlık olur. SwEngine 2d oyunda kullanmanız gereken bir çok özelliği çok kolay bir şekilde uygulamanıza olanak sağlıyor. İyi ki SDL de rotate fonksyonu yokmuş bu sayede SwEngine ile tanışmış oldum.&lt;br /&gt; Hala üzerinde uğraşmakta olduğum oyunumda SwEngine kullanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Astreoids&#39;i indirmek için:&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://rapidshare.com/files/149801113/astreoids.rar.html&quot;&gt;http://rapidshare.com/files/149801113/astreoids.rar.html&lt;/a&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/7175699623400426001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/02/oyun-projelerim_25.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/7175699623400426001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/7175699623400426001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/02/oyun-projelerim_25.html' title='Oyun Projelerim'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SaUft_eNVII/AAAAAAAAAAk/XgcbKFimNjA/s72-c/astreoidsimagevo8.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-6859281641976251991</id><published>2009-02-10T11:48:00.000-08:00</published><updated>2009-05-12T02:10:05.220-07:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun projelerim"/><title type='text'>Oyun Projelerim</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SZHatM_HiaI/AAAAAAAAAAc/nave1Jfgi8M/s1600-h/pongimagepv3.png&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 256px;&quot; src=&quot;http://3.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SZHatM_HiaI/AAAAAAAAAAc/nave1Jfgi8M/s320/pongimagepv3.png&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5301258706506713506&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(255, 0, 0);&quot;&gt;PONG&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(255, 255, 255);&quot;&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(255, 255, 255);&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color: rgb(51, 51, 51);&quot;&gt;İlk yaptığım oyun; pong. Giray Özil&#39;in Oyungezer dergisinde düzenlediği yarışmaya acaba katılabilirmiyim diye başladım işe. Tabi yarışmaya katılım sürecinde gereken herşeyi öğrenip oyunu yapmadım. 1 yıllık süreçtir(belki daha fazla) benim programlama ve oyun yapmak için gereken şeyleri öğrenmem. Programlama öğrenmek dediysem temel c++ komutlarından bahsediyorum programlama konusunda öğreneceğim çok çok şey var.&lt;br /&gt;Oyuna dönecek olursam; dil olarak c++ grafikler için ise SDL kullandım. SDL in sitesindeki &quot;Beginning Game Programming &quot; eğitseli çok işimi gördü. Basit bir oyunu yapmak için gerekli şeyleri buradan öğrenebiliyorsunuz. Oyun içerisinde birkaç hata mevcut. Özellikle timer fonksyonlarını kullanmak beni çok zorladı. Ayrıca topun raketten yansıması biraz sorunlu oldu. Aslında topu duvardan yansıyormuşçasına geri döndürebilirdim ama raketin o an ki hızını da yansımaya katmak isteyince iş karıştı. Raketin de sadece ön yüzü top ile çarpışabiliyor. Bu konuda da bazı problemler mevcut. Son olarak da yapay zekanın raketinin titremesi var ki neden böyle olduğunu bir türlü çözemedim.&lt;br /&gt;Ama bütün bu hatalara rağmen oyun oynanabilir halde. Genelde hatalar yüzünden oyunun gidşatında bir değişiklik olmuyor. Ayrıca oyunda bir power up sistemi mevcut. Yarışmayı kazanamadım ama zaten böyle bir beklentimde yoktu. Bu oyunu yapmış olmak beniö için en büyük kazanımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İndirme adresi: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href=&quot;http://rapidshare.com/files/128985297/Pong.rar.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;http://rapidshare.com/files/128985297/Pong.rar.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://rapidshare.com/files/128985297/Pong.rar.html&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/6859281641976251991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/02/oyun-projelerim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/6859281641976251991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/6859281641976251991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/02/oyun-projelerim.html' title='Oyun Projelerim'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SZHatM_HiaI/AAAAAAAAAAc/nave1Jfgi8M/s72-c/pongimagepv3.png" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-4755223226633694899</id><published>2009-02-10T06:49:00.000-08:00</published><updated>2009-02-10T11:48:04.994-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Oyun İncelemelerim"/><title type='text'>S.T.A.L.K.E.R. Shadow Of Chernobyl</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SZGflVepzFI/AAAAAAAAAAU/ZXkvi6HLv6Y/s1600-h/stalker_shadow_of_chernobyl1.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;&quot; src=&quot;http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SZGflVepzFI/AAAAAAAAAAU/ZXkvi6HLv6Y/s320/stalker_shadow_of_chernobyl1.jpg&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5301193700161473618&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimkurgu, korku ve gizem üçlüsünü yeterince içeren oyunları hep sevmişimdir.  Half-Life ile başlayan bu sevgimi besleyecek birçok oyun geldi ama son zamanlarda bu açlığımı giderecek kaliteli bir oyun yoktu açıkcası. İşte bu noktada Stalker derdime deva oldu. Zone&#39;un insanı çarpan atmosferine bir girince bir daha çıkmak gelmedi içimden. Öyle bir atmosfer ki bu bir kez tanıştığınızda stalker olup çıkıyorsunuz hemen.    Tabi stalker olmak kolay bir iş değil. Her daim Zone&#39;un tehlikeleri ile boğuşmak demek stalker olmak. Anomalier, mutantlar, radyasyon, Ukrayna Ordusu,  banditler, devamlı  savaş halindeki fraksyonlar hepsi bir stalker için potansiyel belalar. Kısacası Zone&#39;da belaya bulaşmak için birşey yapmanıza gerek yok o sizi herzaman bulabiliyor.&lt;br /&gt;Peki niye bu stalkerlar binbir tehlikeye rağmen Zone&#39;a gelirler? Dertleri nedir bu adamların?  Artifact.. Evet bütün bunların temelinde artifactler var. Artifactler insana doğa üstü güçler kazandrıan taşlar. İnsanlar bundan para veya güç kazanmak için bütün tehlikeleri göze alarak Zone&#39;a sızıyor.&lt;br /&gt;Zone ve içerisinde ki diğer tüm anormal şeyler gibi artifaclerin de nasıl ortaya çıktığı muamma. Gün geçtikçe genişleyen Zone&#39;un gizemini çözmek istiyorsan:&quot;Çernobil&#39;e hoşgeldin; İnsan eliyle yaratılmış cehenneme..&quot;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/4755223226633694899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/02/stalker-shadow-of-chernobyl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/4755223226633694899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/4755223226633694899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/02/stalker-shadow-of-chernobyl.html' title='S.T.A.L.K.E.R. Shadow Of Chernobyl'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_gq2mc1nW8mQ/SZGflVepzFI/AAAAAAAAAAU/ZXkvi6HLv6Y/s72-c/stalker_shadow_of_chernobyl1.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-740464542293530555.post-5613005649608246664</id><published>2009-02-09T08:38:00.000-08:00</published><updated>2009-02-10T07:46:06.384-08:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel"/><title type='text'>Merhaba sevgili blog :)</title><content type='html'>Sonunda ben de bu blog işine bulaştım. Zamanım oldukça birşeylre ekleyip blogumu güncel tutmaya uğraşacam. Umarım bu da daha önce kendi kendime verip de yerine getiremediğim sözlerden birisi olmaz.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://harunzontul.blogspot.com/feeds/5613005649608246664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/02/merhaba-sevgili-blog.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/5613005649608246664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/740464542293530555/posts/default/5613005649608246664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://harunzontul.blogspot.com/2009/02/merhaba-sevgili-blog.html' title='Merhaba sevgili blog :)'/><author><name>Harun Zontul</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03735312039819972211</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>