<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781</id><updated>2024-10-24T12:19:15.409-07:00</updated><title type='text'>Kemalist Site</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-4688973165333545343</id><published>2008-05-24T02:47:00.000-07:00</published><updated>2008-05-24T02:49:24.534-07:00</updated><title type='text'>işde son olanlar</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Gelişmler bitmesin evet ülkemiş su zanamlar bir top gibi sallanıyo nedenleri ilk önce Yargıtay baskanlar kurulunun bildirgesi ki sitende tam metin olarak yayınlamısdın ardından gelen meclisden bir acıkla aam bunlarla kalıyo günden danıstayda bir acıklama yaparak ortam giderek kızısdı ve artık yorumlara ve gelişicek olan olaylara döndü ki bunların arasında akpnin kapatma davası(ki ben kapatılması taraftarıyın ama burası Türkiye) gibi önemli olaylar var bunların hepsinin takipcisi olarak sizinle bunşları paylasacagın ama şimdiki bunu yazma macın danıstay bildirisinin size iletmke ve o bildiri:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;DANIŞTAY BAŞKANLIĞINDAN&lt;br /&gt;BASIN AÇIKLAMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Cumhuriyetin temel niteliklerinin tartışmalara ve yeni tanımlara konu edilmesinden ve Yargı Erkine yönelik sistemli saldırıların ivme kazanmasından duyduğu kaygıyla toplanan Yargıtay Başkanlar Kurulunun 21 Mayıs 2008 gününde yaptığı ve esasen Danıştayca yapılan müteaddit açıklamalarda da yer alan konulara dikkat çeken bildiri üzerine Hükümet sözcüsü ve Devlet Bakanı tarafından yapılan açıklamanın yarattığı rahatsızlık nedeniyle Danıştay Başkanlar Kurulu, 22 Mayıs 2008 gününde toplanarak, aşağıdaki görüşlerini kamuoyu ile paylaşma gereğini duymuştur.&lt;br /&gt;         Öncelikle belirtmek isteriz ki, yargıyı doğrudan ilgilendiren konularda, yargı organlarının görüşlerini kamuoyu ile paylaşmalarının siyasi bir niteliği bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;         Yargıyı ve yargılama sürecini ilgilendiren konulardaki Anayasal ve yasal değişiklik çalışmaları hakkında yüksek yargı organlarının açıklama yapmaları, Yasama Organının faaliyet alanına müdahale olarak görülmemeli; varlık nedenleri arasında, gücünü aldığı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 1 ila 3’üncü maddelerinde öngörülen ve 4’üncü maddesine göre değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan Cumhuriyetin temel ilkelerini de koruma görevi bulunan yargı organının işlevinin bir parçası olduğundan kuşku duyulmamalıdır.&lt;br /&gt;         Öte yandan; yargının demokratik meşruiyetinin tartışmaya açılmış olmasını kaygı ile izliyoruz. Anayasanın 6’ncı maddesine göre egemenlik yetkisi kayıtsız şartsız millete ait olup; Türk Milleti, egemenliğini Anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanmaktadır. Hiçbir kimse veya organ, Anayasadan kaynaklanmayan Devlet yetkisini kullanamaz. Anayasanın bu hükmüne bağlı olarak da yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılmaktadır. Görüldüğü üzere; Yasama ve Yürütme organları nasıl yetkilerini halk oylaması ile kabul edilen 1982 Anayasası’ndan alıyorlar ise; Yargı da, Türk Milleti adına kullandığı yetkisini aynı Anayasadan almaktadır.&lt;br /&gt;         Yetkisini Anayasadan alan organların meşruiyetlerinin tartışmaya açılması, bu organların kamuoyundaki güvenilirliklerini zedeleyeceği gibi; böyle bir yaklaşımın, Devleti zaafa uğratacağı gerçeği de gözlerden uzak tutulmamalıdır.&lt;br /&gt;         Ayrıca, 10 Mayıs 2008 tarihli Danıştayın kuruluş yıldönümü, Danıştay ve İdari Yargı Günü nedeniyle Danıştay Başkanı tarafından yapılan açış konuşmasında da ifade edildiği üzere, yargıya intikal eden konularda, uluslar arası çevrelerin de katılımıyla yargı organlarını yönlendirme ve etki altına alma girişimlerini doğru bulmuyor ve bu konudaki müdahalelere öncelikle Hükümetin karşı çıkması gerektiğini düşünüyoruz.&lt;br /&gt;         Bu bağlamda, Yargıtay Başkanlar Kurulu kararında da sözü edilen Yargı Reformu Strateji Taslağının anayasal kurumlar olan Türk yargı organları yerine, Avrupa Birliği temsilcileri ile paylaşılmış olmasını, bağımsızlık ilkesi ile bağdaşır bulmuyoruz.&lt;br /&gt;         Bu ve bundan önceki açıklamalarımızın Yüce Türk Ulusuna yakışır, evrensel ölçülerde bağımsız bir yargıyı amaçladığını kamuoyunun  takdirlerine sunuyoruz.   22/05/2008&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/4688973165333545343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/4688973165333545343' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4688973165333545343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4688973165333545343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/05/ide-son-olanlar.html' title='işde son olanlar'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-1393692808587107269</id><published>2008-05-22T08:28:00.000-07:00</published><updated>2008-05-22T08:34:37.364-07:00</updated><title type='text'>yargıtay abskanlar kurulu bildirgesi</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;B u bildirgeyi size sunnakdan gurur duyuyon çünk übizim gibi kemalist gençleri mutlu etmiş bi bildiridir.Ve ayrıca bu bildirimin sosyalist ve komunıst kesiminide mennun etmiş olcagını düşünmekdeyin ve anayasa mahkemesinin metninin tamanı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;YARGITAY BAŞKANLAR KURULU&lt;br /&gt;BİLDİRİSİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuruluşunun 85. yılında Cumhuriyetin temel niteliklerinin tartışmalara ve yeni tanımlamalara konu edilmesinden ve Yargı erkine yönelik sistemli saldırıların ivme kazanmasından duyduğu kaygıyla Yargıtay Başkanlar Kurulu;&lt;br /&gt;Aşağıdaki görüş ve önerilerini, adına yargı yetkisi kullanmaktan onur duyduğu Yüce Milletiyle paylaşmak gereğini duymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışılmaz bir gerçektir ki;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“Demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti”&lt;/span&gt; idealinin, yüceltmeyeceği kişi ve kurum yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetin temel niteliklerini benimseme, sahiplenme ve koruyup yüceltme işlevinde, Devletin temel organları olarak Yasama, Yürütme ve Yargı, Anayasa gereği, uygar bir işbölümü ve işbirliğiyle yetki ve sorumluluk üstlenmiş, erkler arasında üstünlük sıralaması olmadığı, üstünlüğün sadece Anayasa’da bulunduğu ilkesi getirilmiş, yargının bağımsızlığına özellikle vurgu yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki;&lt;br /&gt;Bir yıla yakın süreçte ve özellikle son zamanlarda, giderek artan bir biçimde, Yargı erkine yönelik ve hukuk devleti olma ilkesiyle bağdaşmayan sistemli saldırılar, anılan temel ilkeleri zedeler olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süreklilik gösteren bu davranışlar, toplumun, çözüm bekleyen sorunlarının ve gerçek gündeminin ötelenmesine, gelişimine harcanması gereken zamanın gereksiz biçimde yitirilmesine neden olur hale dönüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Bu cümleden olarak;&lt;br /&gt;Gelişen dünyaya uyumda yetersiz kalan Anayasanın kimi hükümlerinin yenilenmesi konusunda oluşan genel kabulden yararlanılmak suretiyle bir siyasi görüşün istek ve direktifi doğrultusunda bütünü değiştiren bir taslak hazırlattırılarak, “en doğru ve en çağdaş Anayasa” tanımlamasıyla kamuoyuna sunulmuş, Anayasaların en geniş toplumsal mutabakatla, tartışma, uzlaşma ve sahiplenmelerle hazırlanması gerekeceği gözardı edilmiş, böylece ilk ciddi gerilim, beklenmedik bir zamanda ve hiç de gerekli olmayan yöntemle gündeme yerleştirilmiştir&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taslağın, içeriği itibariyle &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“lâik cumhuriyet, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı”&lt;/span&gt; temel kavramlarıyla önemli ölçüde çelişmesi, haklı tepkilere zemin hazırlamış, o evrede Yargıtay &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Başkanlar Kurulu, 28.09.2007 günlü bildirisiyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“1- Yürürlükteki Anayasanın özünü ve lâik Cumhuriyetin dayanağını oluşturan ve metne dahil olduğu 176. maddede ifade edilen “Başlangıç” bölümünün sözünde ve özünde kısaltma yapılarak etkisiz hale getirilmesinin kabul edilemeyeceği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez hükümleri korunur gibi görünse bile başka maddelerde yapılacak değişikliklerle Cumhuriyetin temel ilkelerinin zaafa uğratılmasının benimsenemeyeceği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Cumhuriyetin vazgeçilmez temel dayanağını oluşturan ve Yüksek Mahkeme kararları ile çerçevesi isabetle çizilmiş olan lâiklik ilkesinin doğrudan veya dolaylı yeni düzenlemelerle zayıflatılmasının kesinlikle kabul edilemez olduğu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Tarafsızlığı tartışma konusu olamayacak, bağımsızlığı ise bir türlü sağlanmak istenmeyen Yargı erki’ni, Yasama ve Yürütmenin denetim ve hakimiyetine daha ziyade çekme niyetini açığa çıkartan önerilerin asla uygun bulunamayacağı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklanan vazgeçilmez ilkeler doğrultusunda ve bu sorumluluk duygusu ile gelişmelerin takipçisi olunacağı”&lt;br /&gt;Yönündeki karşı duruşunu Ulusuna duyurmak zaruretini hissetmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;Toplumun yoğun ve isabetli refleksi, anılan taslağın yasalaştırılması girişiminde duraksama yaratmış; ancak, Anayasanın 10. ve 42. maddeleriyle ilgili değişiklik, engellenemeyen bir hızla yasalaştırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm gelişmeleri izleyip değerlendiren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasanın ve yasaların kendisine yüklediği sorumluluğun gereği ve tezahürü olarak, yasal yöntemle topladığı kanıtlara dayanmak suretiyle bir siyasi parti hakkında iddianame düzenleyerek Anayasa Mahkemesi nezdinde yargılama ve müeyyide talebinde bulunmuş, ne var ki talebin muhatapları ve onların yandaşları, iddianamenin kurumsal olduğu gerçeğini gözardı ederek, akla, mantığa ve hukuka aykırı tavır, söylem ve yazılarla ve hatta çoğu suç teşkil eden davranışlarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı, toplumun tepki ve husumetine muhatap kılmaya yönelmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu türden davranışların, kişisel tatmin duyguları ötesinde, yargılanan siyasi kuruluşa hukuken hiçbir yarar sağlamayacağı, yargılamanın sonucunu da etkileyemeyeceği gözetilmemiş, zaman zaman şiddetini kaybetse de bütünüyle sona erdirilmediği, belki de bilinçli tarzda sona erdirilmek istenmediği gözlenir olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Süreçte;&lt;br /&gt;Çelişki ve yanlışlıklar sürdürülmüş, açılan davayı Anayasal ve yasal sorumluluk ve yetkinliğiyle hukuka uygun olarak değerlendirilip sonuçlandıracağında hiçbir kuşku bulunmayan Anayasa Mahkemesi’nin, her tür etkiden uzak biçimde yargı yetkisiyle baş başa bırakılması ve sonucun saygıyla karşılanacağı kanısının yaratılması yerine, Anayasa’nın 138. maddesi hükmünü gözardı eder bir sorumsuzlukla, yargıyı etkilemeye yönelik tavır, davranış ve görüş açıklamaları artan bir hızla sergilenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yargı huzurunda, kendini ve siyasi teşekkülünü hukuka uygunluk içinde savunmak, ithamların asılsızlığı inancına sahip olunuyorsa kendi karşı kanıtları ve gerekçeleriyle iddiaları çürütmek yerine, “dilediği her şeyi yapabilme yetkisini halktan aldığı” gibi şaşırtıcı bir inançla, Yargıyı ve mensuplarını halka şikayet ederek, hedef göstererek, hatta yabancı kişi ve kuruluşların yardım ve katkılarını sağlayarak, Türk yargısını etkileme niyet ve gayretine girmek suretiyle, açılan kapatma davasında lehe sonuç alma heves ve yöntemleri sıklıkla denenir olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Son olarak;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği genişlemeden sorumlu Komiseri’ne “Yargı Reformu Strateji Taslağı” adıyla bir belge tevdi olunmuş, bu konuda Yargıtay’ca yapılan düzeyli ve hukuki uyarıya hiç de icaplı olmayan biçimde karşılık verilmiş, zamanlaması, biçimi ve içeriği itibariyle kabulü mümkün olmayan böylesi bir taslakla, yürütme erkinin nasıl bir yargı erki yaratmak istediği gün ışığına çıkarılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Yargı erkinin geleceğini şekillendirecek böylesine ciddi bir taahhüdün, yargıda reformu geçmişten bu yana ısrarla savunan, tüm toplumca benimsenir nitelik ve nicelikte öneriler saptayan ve bu önerileri de Avrupa Birliği temsilcilerine kabul ettirerek geçmiş tavsiye kararlarına yansıttıran Yargıtay’a sunulmadan, görüş, düşünce ve deneyimlerinden yararlanmadan diğer Yüksek Mahkemelerin ve yargı erkinin sair üst organ ve kuruluşlarının ve mensuplarının görüş ve önerilerinden de yararlanma gereksinimi duymadan Avrupa Birliği yetkilisine verilmesinin Devlet sorumluluğuyla bağdaşmayacağı, hiçbir gerekçeye de sığınılarak açıklanamayacağı ortadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldı ki, yayımlanmış içeriği itibarıyla reform gibi gösterilen ve gerçekleştirileceği Devletçe taahhüt edilen birçok önerinin, yargı bağımsızlığı adına asla kabul görmeyeceği, yoğunluğunun Avrupa Birliği’nin önceki istişare ve ilerleme raporlarıyla ve keza kabul görmüş uluslararası yargı bağımsızlığı kavramlarıyla büyük ölçüde çeliştiği gözlemlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Bu bağlamda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği ilerleme raporlarında, Yargıtay’ın da görüşlerine uygun olarak yer alan;&lt;br /&gt;1) Türk yargı erkinin bağımsızlığını zedeler düzeyde, yürütme erki kaynaklı müdahalelerin giderilmesi gereğine ilişkin tavsiyelerin dışlandığı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun oluşumunda Bakan ve Müsteşarın yer alışının, “milli hakimiyet ilkesine yönelik önemli bir adım” olduğu gerekçesiyle savunulup korunduğu, bununla da kalınmayarak, geçmişte sakıncaları görülerek uygulanmasından vazgeçildiği gözetilmeden, “yargının yasama organına karşı sorumluluğunu temin” adı altında Yasamanın Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na üye seçmesinin gerekliliği ve bu doğrultuda düzenlemeler yapılacağının ifade edildiği, böylece  Yasama erkindeki etkinliğini kullanarak, yargıç ve Cumhuriyet savcıları üzerinde Yürütme Erkinin baskı ve denetiminin geliştirilmek istendiği,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Yargı mensuplarının yürütme erki güdümünde bir sivil örgütlenme oluşturabilmelerinin öngörüldüğü, bağımsız ve özgür bir kuruluşa izin verilemeyeceği görüşünün öne çıkarıldığı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Tüm olumsuz koşullara karşın, yargı işlev ve yetkisini özveriyle yürüten yargıç ve Cumhuriyet savcılarının, her türden engele rağmen ulaştıkları başarı düzeyini takdirle değerlendirmek, özlenen yargı hizmetinin sunulamamasının nedenlerini isabetle saptamak ve diğer erklerin sorumluluğu kapsamındaki eksikleri gidermek yerine, karşılaşılan olumsuzlukların yegane sorumlusu yargı mensuplarıymış gibi bir önyargıyla etik değerlere atıfta bulunulduğu, “yargıya güvenin tartışılması” başlığı altında “…asıl sorumluluk öncelikle yargının kendisine düşmektedir”…  “bu çerçevede hakimlik makamına, bütün kişi ve kuruluşların yanı sıra ve bunlardan da önce olmak üzere bu makamı temsil eden kişilerin saygı göstermesi ve bu makamda bulunmanın onurunu hissedip bu onura uygun tavır ve davranışlar içerisinde bulunmaları vazgeçilmez bir sorumluluktur.” sözleri seçilerek, hiç de yerinde olmayan ifadelerle, ulusal yargının ve mensuplarının yabancılara şikayet edilebildiği esefle gözlemlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşünce, niyet ve tasarrufların, yargı erki adına ve Adli Yargının en üst kurumu olan Yargıtay tarafından asla kabul edilemeyeceği, “bağımsız yargı hedefiyle” bağdaştırılamayacağı, dahil olmayı amaçladığımız Avrupa Birliği müktesebatıyla da uyum sağlamayacağı&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;açıktır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;Sorgulamak gerekmektedir ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu gelişmeler, ısrarlı bir biçimde ve sistemli olarak yargı erkinin bağımsızlığının hazmedilemediğini, tarafsızlığı sağlama adı ve aldatmasıyla yürütmeye yandaş, onu koruyup kollayan ve onun tarafından denetlenen bir yargının oluşturulmasının amaçlandığını belgelemeye yetmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedeflenen budur !&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Ancak asla unutulmamalıdır ki;&lt;br /&gt;İnsanlık tarihi, böylesi güdümlü bir yargı ile varlığını sürdürebilen, bireyini güvenli ve mutlu edebilen ve uygarlık yarışında başarılı olabilen hiçbir millet ve devlete tanıklık etmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Türk Ulusu ise bağımsızlığı ve etkinliği eksiksiz bir Yargı Erkine her zaman layık olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Ulus adına yargı yetkisini, bu görüş ve sorumlulukla; kullanmayı sürdüreceğimizi, yargı  bağımsızlığının takipçisi olacağımızı saygıyla duyururuz.&lt;br /&gt;                                                                                   Yargıtay Başkanlar Kurulu&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/1393692808587107269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/1393692808587107269' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/1393692808587107269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/1393692808587107269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/05/yargtay-abskanlar-kurulu-bildirgesi.html' title='yargıtay abskanlar kurulu bildirgesi'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-5832825093373885240</id><published>2008-05-19T11:12:00.000-07:00</published><updated>2008-05-19T11:23:13.871-07:00</updated><title type='text'>Bakalım Kalbiniz Dayanacak mı bu Gerçeklere....</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars&#39;ta Ağrı&#39;da Van&#39;da Erzurum&#39;da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı. Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; :-Akçik, manç?.. (Kızmı, oğlan mı &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;-Akçik... (Kız) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Bu cevap üzerine &#39;oğlan&#39; diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; -Tun şahetsar,ınger... (Sen kazandın, yoldaş) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; -Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; -Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Aynı dakikalarda Hocalı&#39;nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; -Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek... (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Bu iki olay Hocalı&#39;da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Türkiye&#39;de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; 26 Şubat&#39;ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi&#39;nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366&#39;ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı&#39;ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; 26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı&#39;da dehşet verici olaylar yaşandı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Kesik kafaları sepetlere doldurdular.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Peki neydi bu düşmanlık? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Ermenistan&#39;daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye&#39;nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan&#39;ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı&#39;nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı&#39;nda &#39;Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün&#39; denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Dağlık Karabağ Bölgesi&#39;nde bulunan Hocalı&#39;ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri&#39;ne ait 366.Alay&#39;ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk&#39;ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Fakat katliam sonrası Hocalı&#39;ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı&#39;da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet&#39;nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı&#39;daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz&#39; Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996&#39;da Ermenistan Başbakanı oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Karabağ&#39;da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,&#39;Hocalı Katlia! mı&#39; baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı…………..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Yazıklar olsun …… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;EGER KANINDA BİR DAMLA TÜRK KANI VARSA, BUNU HERKESE Okut.&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/5832825093373885240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/5832825093373885240' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5832825093373885240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5832825093373885240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/05/bakalm-kalbiniz-dayanacak-m-bu.html' title='Bakalım Kalbiniz Dayanacak mı bu Gerçeklere....'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-7104120569020668829</id><published>2008-05-19T03:58:00.000-07:00</published><updated>2008-05-19T04:11:44.404-07:00</updated><title type='text'>HAYDİ HERKESİ BEKLİYON</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj3PV0Rt8kjXI8FK796N0xheRTvGxZhmjFXETXkUeZ_aj4v8n8V0fqQ6Axn_IxV6R-nmAgAM0BRTzW149azi9vmEtRe98Fk3g_HsOq26PwdW8SC7cUeO7gal-PQdGLqW8vreq4ZyG6WS0mE/s1600-h/24419002.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5202042226591179682&quot; style=&quot;FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj3PV0Rt8kjXI8FK796N0xheRTvGxZhmjFXETXkUeZ_aj4v8n8V0fqQ6Axn_IxV6R-nmAgAM0BRTzW149azi9vmEtRe98Fk3g_HsOq26PwdW8SC7cUeO7gal-PQdGLqW8vreq4ZyG6WS0mE/s400/24419002.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;HAYDİ ARTIK COCA COLA İÇİP O PARLARLA PKK TERÖR ÖRGÜTÜNE SİLAH SATTIRMIYORUZ ALMAYARAK BİZİM PARAMIZLA BİZM ASKERLERİMİZE MERNİ SIKAMAZLAR DİGER YANDAN O PARALARLA BASKA ÜLKELERE ROKET ATMASIN FİLİSTİN ÖRNEGİ GİBİ HAYDİ GEL SENDE COLA EYLEMİNE BASLA ARTIK SENDE BİZİM GİBİ CAMLICA GAZOZ İÇ VE BU HASSİYETİ GÖSTERİP BASKALARINA DA İLETMEN DİLEGİYLE&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/7104120569020668829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/7104120569020668829' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/7104120569020668829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/7104120569020668829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/05/haydi-herkesib-ekliyon.html' title='HAYDİ HERKESİ BEKLİYON'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj3PV0Rt8kjXI8FK796N0xheRTvGxZhmjFXETXkUeZ_aj4v8n8V0fqQ6Axn_IxV6R-nmAgAM0BRTzW149azi9vmEtRe98Fk3g_HsOq26PwdW8SC7cUeO7gal-PQdGLqW8vreq4ZyG6WS0mE/s72-c/24419002.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-2221195884905710633</id><published>2008-05-09T05:59:00.000-07:00</published><updated>2008-05-09T07:16:06.623-07:00</updated><title type='text'>denizin sesinden</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;denizsin kendi sesinden bi takım olayları anlatıyo&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.blogger.com/video.g?token=AD6v5dwhFdY5ppMQsWC8NZC0ga3MpZXHjT1abRU8hG82UCf4dOICL3VcZ0bVDV-Cw16a1WA1vk-nAUQopVzRBzUJOA&#39; class=&#39;b-hbp-video b-uploaded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=78465ab146103905&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/2221195884905710633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/2221195884905710633' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/2221195884905710633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/2221195884905710633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/05/denizin-sesinden.html' title='denizin sesinden'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-9020112618172918287</id><published>2008-05-06T03:28:00.000-07:00</published><updated>2008-05-06T03:41:09.352-07:00</updated><title type='text'>NEDEN BABA</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Yıl 2060 kızım 18, ben 68 yaşındayım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Baba biziM&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış neden&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; 2 arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; o atlasta gördük&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;daha önce Edirne&#39;den Kars&#39;a kadar Türkiye toprağı imiş, şimdi neden&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; o haritanın 1/5&#39;ine Türkiye diyoruz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Eskiden her mahallede 1–2 cami varken, şimdi neden her ilde bir &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;cami var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış, günde 5&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; defa camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;İsrail&#39;in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi b! ir yerde okumadınız da,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;topraklarımızı sattırıp şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Baba küçükken herkesin beni&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; Ayşegül&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;diye çağırdığını hatırlar gibiyim şimdi neden bana&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Angel &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;diyorlar, beni kulağıma&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Angel ismini ezanla sen mi söyledin?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;coplayarak demokrasi mi getirdiler baba? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğretiler sanki Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Biz Ankara&#39;ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Gaziantep&#39;miş&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ve&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;6317&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; şehit vererek&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&#39;Gazi&#39;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;lik ünvanını kazanmış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Neden şimdi oraya kürdistan diyorlar baba.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Baba hani sizlere&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;kürtlerle Türkler kardeştir demişler&lt;/span&gt;, &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmişti. O her kimse 1933&#39;te Bursa&#39;da bir nutuk vermiş, ben şimdi bile ne kastettiğini anlayabiliyorken, sizin gençliğiniz bu kadar mı cahildi de o uyar! ıları dikkate almadınız&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; Şimdiki kürdistan toprağında yer alan Süleymaniye&#39;de askerimizin başına çuval geçirmişler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen yöneticilerinize?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; O az önce bahsettiğim Atatürk size bir hitabe yazmış ve sizi hain yöneticilere ve uşaklara karşı uyarmış ve hitabenin sonunda da&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; &#39;Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.&#39;demiş&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız. ! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Baba&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Türkiyeli&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ne demek, biz&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; Türk&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;çocuğu değil miyiz, soyumuz belli değil mi bizim, o kitapta okumuştum&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; &#39;Ne mutlu Türküm diyene&#39;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu değilim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden söylerdiniz. Baba biz&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Kurtuluş Savaşı&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;denen bir şey yaşamışız, kitaba göre dünyanın gördüğü en şanlı savaşmış ve o savaşta&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;4 milyon şehit vermişiz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz. Hiç mi kitap okumadınız, hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin peşkeş çekildiğini, eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Allah&#39;ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. &#39;Vatan sevgisi imandandır&#39; diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklüğünüzden vazgeçtiniz bari İslam&#39;ın emrine uysaydınız. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Senin eski cd&#39;lerden dinledim baba, bizim de bir&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;İstiklal Marşı&#39;mız&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; varmış, o marşı yanlızca körü körüne ezberlediniz mi? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış, demiş ki &#39;Ey Türk titre ve kendine dön.&#39;Baba ne zaman titreyeceksiniz, Ankara&#39;yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün.&#39;Ya devlet başa, ya kuzgun leşe diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir Şehit Şahin, bir Sütçü İmam yok muydu aranızda?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize! Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba. Türklüğünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlığınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt; HER GÜNÜM CENAZE HER GÜNÜM ŞEHT BUNLARIN SEBEBİ BİR İT OĞLU İT&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt; UYAN TÜRK EVLADI UYUMA UYAN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt; OTUZ KUPONA ALINMADI BU VATAN!!!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/9020112618172918287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/9020112618172918287' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/9020112618172918287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/9020112618172918287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/05/neden-baba.html' title='NEDEN BABA'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-5499802725575683499</id><published>2008-05-03T06:06:00.000-07:00</published><updated>2008-05-03T06:11:58.638-07:00</updated><title type='text'>anna töreni</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOrgxg_e2b_vf9bF0xZrs-HybdKNdMV5gePvzTPyl8CYMkBbJ_OIn3Hv8LeaFwXJ3fcA_65xwtjPr7JLcMONPZfZl5jnF0ZA9pgEwdJFDJKloWQfZKA3k9BhTpNa3AiW3svMtbBUgQnDt1/s1600-h/denizgezmis41.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5196138437100845106&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOrgxg_e2b_vf9bF0xZrs-HybdKNdMV5gePvzTPyl8CYMkBbJ_OIn3Hv8LeaFwXJ3fcA_65xwtjPr7JLcMONPZfZl5jnF0ZA9pgEwdJFDJKloWQfZKA3k9BhTpNa3AiW3svMtbBUgQnDt1/s400/denizgezmis41.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öncelikle herkese merhaba evet tekrar dönüş yaptım siteme ilk önce bugunlerde yükselen kemalist düşünceye sahip gençlele yükselen deniz gezmiş olma istegi herkes gibi benide cok mutlu ediyor.Bunun içinde türksolu tarafından yarın deniz gezmişi anna töreni yapılacakdır herkesi davet etmekdeyin.Anna töreni ise 4 mayıs 2008 pazar günü sıraselviler caddesi no:67da saat 13:00 yapılacakdır herkesi bu anna törene beklemekdeyin katılının büyük olmasını ise dilegindir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5196138638964308034&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhaBlErDsBLU1v63evjyPWMNrnGG7gN0gMNmWBVToi5YIYZDPJLJDcOf0eMsr1g1J0EFEkk7yz7EoBpGLYRtBUOKUeO4yMdTSFHTBJbVrJrlAOaauddWuvK79uCohbna4tDt024YrexOX3c/s400/denizgezmis11.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/5499802725575683499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/5499802725575683499' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5499802725575683499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5499802725575683499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/05/anna-treni.html' title='anna töreni'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiOrgxg_e2b_vf9bF0xZrs-HybdKNdMV5gePvzTPyl8CYMkBbJ_OIn3Hv8LeaFwXJ3fcA_65xwtjPr7JLcMONPZfZl5jnF0ZA9pgEwdJFDJKloWQfZKA3k9BhTpNa3AiW3svMtbBUgQnDt1/s72-c/denizgezmis41.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-4954131304069438534</id><published>2008-04-07T06:44:00.001-07:00</published><updated>2008-04-07T06:48:25.472-07:00</updated><title type='text'>YOKUN</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;&lt;em&gt;BİR SÜRE SİZİNLE OLAMAYACAGIN BASKA PROJELERİN NEDENİYLE YENİDEN GELİCEN BUARAYA KALDIGIN YERDEN GÖRÜŞMEK ÜZERE&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;                                                                                                                                           &lt;strong&gt;ENGİN GÖRAL&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/4954131304069438534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/4954131304069438534' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4954131304069438534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4954131304069438534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/04/yokun.html' title='YOKUN'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-5398647464194132106</id><published>2008-04-05T05:35:00.000-07:00</published><updated>2008-04-05T05:51:39.934-07:00</updated><title type='text'>REFORM VE ATILIMLAR(3)</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;SİZE 2 GÜNDÜR YAZI YAZAMIYORUM KUSURUNA BAKMIYIN SLAYT GÖSTERİSİ YAPILACAKDA İÇİN CALISMALR YÜRÜDÜYODUN YOGUN OLDUGUN İÇİM SİZE BİŞEY YAZAMADIN AMA YAZIMIS KALDIGININZ YERDEN DEVAM EDECEK VE BUGUNKİ KONUNUNZ İSE KÜLTÜR YONUNDAKİ REFORMVE ATILIMLAR V ETARİH KONUSUNDA YAPILAN CALISMAYLA DEVEM EDECEK:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TARİH&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.&quot; K. Atatürk&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Atatürk, milletimizi ve dünyayı eski bir tarih anlayışından, yeni bir tarih görüşüne götürmek ve bu yolda araştırmalar yapmak için, 12 Nisan 1931&#39;de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti&#39;ni (Türk Tarih Kurumu) kurmuştur. Türk Tarih Tezi diye bir tez ortaya atılmıştır. Kültür alanında yeni bir tarih görüşünün ifadesi olan bu teze göre; Türk milletinin tarihi şimdiye kadar yazıldığı gibi yalnız Osmanlı tarihinden ibaret değildir. Türk&#39;ün tarihi çok daha eskidir ve temasta bulunduğu milletlerin medeniyetleri üzerine etki etmiştir.&lt;br /&gt;Osmanlı Devletinin ümmet tarihi anlayışından, Türk milletinin kendi tarihine kavuşması, millet tarihi anlayışını kabul etmesi zorunlu idi. Millet tarihi anlayışını gerekli kılan özel sebepler de vardı.&lt;br /&gt;Bunlar :&lt;br /&gt;1- Türklerin sarı ırktan olduğuna dair dünyada yazılmış olan yanlış bilgiler. 2- Türklerin sarı ırktan gösterilmesinin bir sonucu olarak medeni kabiliyet ve istidattan yoksun olduğu yolundaki hatalı görüş ve iddialar. 3- Türk toprakları üzerinde yabancıların tarihi iddiaları.&lt;br /&gt;Aleyhimizde kullanılan silah, hep gerçeğe aykırı şekilde yazılan, değiştirilen tarih idi. Tarihimizi gerçek yapısı ile ortaya koymak, Türklük ve ata yurdu hakkında gerçek tarihi bilgileri dünya kamuoyuna duyurmak, Türk Tarihi araştırmalarının amacı idi. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;VE ŞİMDİ İSE DÖRT ASAMADA AKTARACAGIN YAZININ 2 KISMIYLA SİZİ BASBASA BIRAKIYORUM:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DİL DEVRİMİ&lt;br /&gt;Dil, milli yapıyı oluşturan, sağlamlaştıran ortak bağdır. Atatürk, Türk Dilini kendi milli asil benliğine kavuşturmayı ve kendi benliği içinde zenginleştirerek büyük bir kültür dili haline getirmeyi, 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti&#39;ni (Türk Dil Kurumu) kurarak gerçekleştirmeye çalışmıştır. Tarih anlayışında olduğu gibi, milli kültürümüzün temeli olan dilde de millileşmek bir zorunluluktu. Atatürk, dildeki bağımsızlığı siyasi bağımsızlığın bir parçası sayıyordu.&lt;br /&gt;Dil devrimi, Türk Devrimi&#39;nin temel prensiplerine de uygun olarak dilde millileştirme ve bu akıma güç kazandırma devrimidir. Atatürk, Türk Dili Tetkik Cemiyetini kurduğu 1932 yılında TBMM&#39;ni açış konuşmasında; &quot;Milli kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyeti&#39;nin temel dileği olarak temin edeceğiz. Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın, dikkatli, alakalı olmasını isteriz&quot;, sözü ile, dildeki gelişme ve sadeleşmeyi sadece toplumda bir akım olarak değil, yasama ve yürütme organına da, düşen bir görev olarak göstermiştir.&lt;br /&gt;Atatürk&#39;ün 1932 yılında başlattığı dil devrimi çalışmalarına, milli kültür politikasının gerekli kıldığı bir anlayışla eğilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin devlet felsefesinin temelinde, Türk toplumunu çağdaş medeniyet seviyesinin ön safına çıkarma amacı yer aldığına göre, dilimizin de uzun vadede böyle bir medeniyet seviyesinin gerekli kıldığı bütün kelime, kavram ve terimleri karşılayabilecek bir kültür dili durumuna getirilmesi gerekiyordu. Atatürk&#39;ün çabaları ile, Türkçe&#39;nin bütün sorunları bir bütün olarak düşünülmüş, sistemli bir şekilde başarılı çözümlere ulaştırılmaya çalışılmıştır. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;V EŞİMDİ HİÇ DURMADAN DEVAM EDİYORUZ 3. BASLIKLA:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GÜZEL SANATLAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Atatürk&#39;e göre; &quot;Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade sözle olursa şiir, nağme ile olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur.&quot;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Millet hayatında sanatın değerini takdir eden &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Atatürk; &quot;Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz.&quot; &quot;Bir millet sanata ehemmiyet vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur&quot; &lt;/span&gt;diyerek sanatın önemini, millet hayatındaki rolünü açıklamıştır.&lt;br /&gt;Atatürk, millet hayatında sanatın yerini ve değerini belirtmekle beraber, onun korunmasını ve gelişmesini de sağlamıştır. &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Atatürk, her şeyden önce, sanatçılara sanatçı ruhuyla elini uzatmıştır: &quot;Sanatkar, toplumda uzun uğraş ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.&quot;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Güzel sanatlar alanında Cumhuriyet döneminin ilk 15 yılında devrim sayılabilecek çalışmalar yapılmıştır.&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; &quot;Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin temeli kültürdür&quot;&lt;/span&gt; diyen Atatürk, güzel sanatlar alanındaki çalışmaları bizzat yönlendirmiş, başarılı sanatçıları ödüllendirmiştir.&lt;br /&gt;Çok sesli Batı müziğinin ülkemizde yaygınlaştırılması temel ilke olarak benimsenirken, geleneksel Türk Müziği türlerinin derleme, araştırma ve geliştirilmesine önem verildi. 1924 yılı Eylülünde Ankara&#39;da Musiki Muallim Mektebi (Müzik Öğretmen Okulu) açıldı. 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuarı&#39;nın açılmasıyla bu okul Gazi Eğitim Enstitüsü müzik bölümüne dönüştürüldü. Ankara Devlet Konservatuarı, Türkiye&#39;nin ihtiyaç duyduğu müzik, tiyatro, opera, bale sanatçılarını yetiştirmeye başladı. &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Türk Beşleri&quot;&lt;/span&gt; olarak tanınan sanatçılar ilk sonat, senfoni, konçerto ve operalarını yazdılar. 1934 yılında ilk Türk operası olan Ahmet Adnan Saygun&#39;un Öz Soy ve Taşbebek operaları, Ankara Halkevi&#39;nde temsil edildi. Darülelhan&#39;ın (İstanbul Belediye Konservatuarı) öğretim programı yeniden düzenlendi. Türk müziği derslerinin yanında Batı müziği derslerine de yer verildi.&lt;br /&gt;Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası&#39;nın temeli olan İstanbul&#39;daki Muzıka-i Hümayun Mart 1924&#39;te Ankara&#39;ya getirildi. Riyaset-i Cumhur Musiki Heyeti adını aldı. 1933&#39;te bando bölümü orkestradan ayrıldı. Orkestranın şefliğini 1935 yılına kadar Zeki Üngör ve Ahmet Adnan Saygun yaptı. 1935&#39;te Alman Ernst Praetorius şefliğe getirildi. Bu şefin yönetiminde orkestra büyük gelişme gösterdi.&lt;br /&gt;Cumhuriyet ilan edildiğinde İstanbul&#39;da Dar üln Bedayi ve bazı özel tiyatrolar faaliyet halindeydi. Dar ül Bedayi, 1931&#39;de İstanbul Belediyesi&#39;ne bağlandı. 1934&#39;te ise adı &quot;İstanbul Şehir Tiyatroları&quot; oldu. Tiyatro ve operetleriyle büyük ilgi çekiyordu. Tiyatro sanatının yurda yayılmasında Halkevlerinin büyük hizmetleri görüldü. Ankara Halkevi sahnesinde Akın (1932), Çoban (1932), Mavi Yıldırım (1932) oyunlarının ilk temsillerinde Atatürk de hazır bulundu. Ankara Devlet Konservatuarı Tatbikat Sahnesi&#39;nde gerçek anlamda ilk oyunların temsilinden sonra Ankara&#39;da Devlet Tiyatrolarının kuruluşuna giden yol açıldı.&lt;br /&gt;Atatürk dönemi Türkiye&#39;sinde plastik sanatlarda da büyük gelişme gözlendi. 1924&#39;ten itibaren Sanayi-i Nefise Mektebi Ali&#39;si mezunları Avrupa&#39;ya gönderildi. Cevat Dereli, Mahmut Cuda, Refik Epikman, Muhittin Sebati, Şeref Akdik ve Ali Karsan ilk gönderilen sanatçılardandı. Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi 1928&#39;de Güzel Sanatlar Akademisi adını aldı. 1932-1933 öğretim yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü açıldı. Atatürk, anıt ve heykel yapımına önem vererek, Cumhuriyetin heykeltıraş kuşağının yetiştirilmesini destekledi.&lt;br /&gt;1924 yılından itibaren resim ve heykel sergileri açılmaya başladı. Halkevleri Resim ve Heykel Sergileri (1936-1938), Ankara Halkevleri Birleşik Resim Heykel Sergileri (1937-1938) önemli sergilerdir. Atatürk tarafından 20 Eylül 1937&#39;de açılan Resim ve Heykel Müzesi bu alandaki çalışmalara verilen önemin son halkasıdır.&lt;br /&gt;Sinema da Cumhuriyet döneminde büyük gelişme göstermiştir. Muhsin Ertuğrul tiyatroda olduğu gibi sinema sanatının gelişmesinde de görev almıştır. Sinema salonlarının sayısı artmış, uzun metrajlı ve konulu filmler çekilmiştir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;ŞİMDİ İSE EN SON BASLIGI AKRARIP HUZUNURSAN AYRILICAN BASKA Bİ YAZIDA BULAŞMAK ÜZERE:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#333333;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;HALKEVLERİ&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;Cumhuriyet Halk Fırkası&#39;nın (CHP)&#39;nın 10-18-Mayıs-1931 tarihleri arasında toplanan 3. Kurultayında, Türk Ocakları&#39;nın işlevini tamamladığı için kapatılarak yerine, Halkevlerinin açılması kararlaştırıldı. Halkevlerinin başlıca amaçları; Türk milletini yeni ülküler etrafında toplamak, halk arasında kültür ve düşünce birliğini sağlamak, Atatürk devrimlerinin benimsenmesini gerçekleştirmek, Cumhuriyetin kültür atılımını yapmak, kır-kent ve köylü-aydın ikiliğini ortadan kaldırmak olarak özetlenebilir. 19 Şubat 1932&#39;de ilk Halkevi Ankara&#39;da açıldı. 1931-1952 yılları arasında 478 Halkevi (biri Londra&#39;da) 4322 Halkodası açıldı. CHP&#39;nin desteğinde örgütlenen Halkevlerinin çalışmaları, dokuz şube halinde düzenlendi: Dil-Edebiyat, güzel sanatlar, temsil, spor, sosyal yardım, halk dershaneleri ve kursları, kütüphane ve yayın, köycülük, tarih ve müze. Halkevleri 1952&#39;de kapatılıp, 1960&#39;ta tekrar açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/5398647464194132106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/5398647464194132106' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5398647464194132106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5398647464194132106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/04/reform-ve-atilimlar3.html' title='REFORM VE ATILIMLAR(3)'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-5329957026966835551</id><published>2008-04-01T07:13:00.001-07:00</published><updated>2008-04-01T07:22:45.350-07:00</updated><title type='text'>REFORM VE ATILIMLAR(2)</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;BUGUN ÖNCEKİ YAZINDA BAHSETTİGİM REFORMLAT VE ATILIMLARALRDAN BAHSETMİŞTİM VE BUGUNDE YAZININ 2 KISMIYLA DEVAM EDİCEN BU SEFER İSE EGİTİM ALANINDAKİ REFORMALDAN BAHSETİCEN BU AKANDADA 3 REFORM VAR BUNLARDAN İLKİ MİLLİ EGİTİM OLCAK:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MİLLİ EGİTİM&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Atatürk, zaferden sonra, yeni Türkiye&#39;nin kurulmasının eğitime dayandığı, en önemli ve en onurlu görevin eğitim işleri olduğu ve milli eğitim işlerinde kesinlikle başarıya ulaşılması gerektiği inancını taşıyordu. Her gittiği yerde, katıldığı toplantıda, eğitimin temel ilke ve hedeflerini ortaya koymuş, cehaletin eğitim yoluyla ortadan kaldırılabileceğini belirtmiş, öğretmenleri yüceltmiştir.&lt;br /&gt;Daha Kurtuluş Savaşı yıllarında, Sakarya Savaşı&#39;nın hazırlıkları sırasında Atatürk 16 Temmuz 1921&#39;de bir Maarif Kongresi topladı. Bu kongrede Türkiye Milli Eğitim işlerinin bir programını hazırlamak amacıyla, milli kültürün önemini belirtmiş ve milli eğitim sisteminin gereğinden söz etmiştir.&lt;/strong&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerini milletimizin tarihi tedenniyatında (gerilemesinde) en mühim bir amil olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli terbiye programından bahsederken, eski devrin hurafatından ve evsaf-ı fıtriyemizle hiç de münasebeti olmayan yabancı fikirlerden şarktan ve garptan gelebilen bilcümle tesirlerden uzak, seciye-i milliye ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü deha-yı millimizin inkişaf-ı tammı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir.&quot; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ŞİMDİDE İSE SIRADA İKİNCİ BİR EGİTİM REFORMU VAR BU İSE AKFEBA REFORMU:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;ALFEBE&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1 Kasım 1928&#39;de Latin esasından alınan harfler, (Türk dilinin özelliklerini belirten işaretlere de yer vererek) &quot;Türk harfleri&quot; adıyla 1353 Sayılı Kanunla kabul edilmiştir. Yazı dilinde kullanılan Arap harflerinin yerine Türk harflerinin alınmasını ifade eden Harf Devrimi yapılmıştır.&lt;br /&gt;Arap harflerinin Türkler tarafından kullanılması, İslamiyet&#39;in kabulünden sonra başlamış ancak bu harfler, Türk diline hiç bir zaman uyamamıştır. Türkçe, Arap harfleri ile kolay yazılıp okunamıyordu. Harf İnkılabının hedefi, okuyup yazmayı kolaylaştırmak ve yaymak, modern öğretim ve eğitimin gerçekleşmesini sağlamaktı. Harf İnkılabının ilk adımı, 20 Mayıs 1928&#39;de 1288 sayılı kanunla, Arap rakamlarının kullanılmasına son verilerek, uluslararası rakamların kabulü ile başlamıştı.&lt;br /&gt;Atatürk, 9 Ağustos 1928 gecesi İstanbul&#39;da Sarayburnu Parkı&#39;nda düzenlenmiş bir şenlik sırasında, Harf Devrimini halka duyurmuştur; &lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli, zengin lisanımız (dilimiz) yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak mecburiyetindeyiz. Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehal pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlaşacağız ki, Milletimizin yazısıyla kafasıyla bütün medeniyet aleminin yanında olduğunu gösterecektir. Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz&quot;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;demiştir. Harf Devrimi, büyük bir tarihi olaydır. Çünkü, sosyal, kültürel ve siyasi alanda geniş yankıları olmuştur.&lt;br /&gt;1 Kasım 1928&#39;de Latin alfabesine dayalı yeni Türk Alfabesinin kabulünden sonra, 24 Kasım 1928&#39;de yayımlanan Millet Mektepleri Talimatnamesi gereğince, yurdun her köşesinde Millet Mektepleri açılmış, halka yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir. Atatürk bu çalışmalara&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Millet Mektepleri Başöğretmeni&quot;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;sıfatıyla katılmıştır. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ŞİMDİ İSE SIRADA SON REFORM VAR BU REFORM İSE TEVHİDİ TASESİAT KANUNU VAR:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;TEVHİDİ TASESİAT KANUNU&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birliği bir sistem olarak benimsenmiş bulunmaktadır. Yeni Türkiye&#39;nin kültür hayatında çok önemli bir aşamayı başarıya ulaştıran Tevhid-i Tedrisat Kanunu, aslında büyük bir kültür hamlesidir. Eğitimin birleştirilmesi ile, özellikle 19. yüzyıl sonlarından beri Türkiye eğitiminde görülen medrese ve okul (mektep) diye devam eden ikililiğe son verilmiştir. &lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Tevhid-i Tedrisat Kanunu&quot;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;ile öğretim ve eğitim birliği sağlanarak milli kültür birliğine yönelmek istenmiştir. Öğretim ve eğitime milli ve laik bir karakter veren Tevhid-i Tedrisat Kanunu, milli gelişme tarihinde daima büyük yer tutacak bir inkılabın da adı olmuştur.&lt;br /&gt;3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu, öğretim ve eğitimin birliğini sağlamakla beraber medreselerin de kaldırılmasını sağlamıştır. Keza 3 Mart 1924 tarihli, Şer&#39;iye ve Evkaf Vekaletlerinin kaldırılmasına dair kanunla da, vakıfların bağlı bulunduğu vekalet (bakanlık) kaldırıldığından ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu&#39;nun üçüncü maddesi ile de Şer&#39;iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mektepler (okullar) ve medreseler için ayrılan ödenek Maarif Vekaletine (Milli Eğitim Bakanlığına) devredildiğinden, medreselerin kaderini tayin Maarif Vekaletine bırakılmıştır.&lt;br /&gt;2 Mart 1926&#39;da kabul edilen, &lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun&quot;&lt;/span&gt; &lt;strong&gt;Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin Birleştirilmesi) Kanunun ilkelerinin ışığı altında eğitim hizmetlerini düzenlemiştir. Devletin izni olmadan hiç bir okulun açılmayacağını öngören Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun aynı zamanda çağdışı bütün derslerin okul müfredat programlarından kaldırılmasını da sağlamıştır. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;VE BUGUNDA BU YAZIYLA İKİNCİ YAZINLA BİRLİKTE OLDUN YARIN İSE BASKA BİR BASLIK ALTINDA YAPILAN REFORM VE ATILIMLARDAN BAHSEDİCEN SİZE&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/5329957026966835551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/5329957026966835551' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5329957026966835551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5329957026966835551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/04/reform-ve-atilimlar2.html' title='REFORM VE ATILIMLAR(2)'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-4394074587561951557</id><published>2008-03-31T04:47:00.000-07:00</published><updated>2008-03-31T05:00:34.864-07:00</updated><title type='text'>REFORM VE ATILIMLAR(1)</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;EVET BUN SU AN YAZACAGIN YAZI Bİ SIRALAMA SEKLİNDE OLUCAK VE SİERİ SEKLİNDE OLUSACAKTIR.ATATÜRK OSMANLI DEVLETİNİ ÜLKEDEN KALDIRIP TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN TEMELLERİNİ ATMASI İÇİN YAPMASI GEREKEN REFORMLARIYAPMALIYDI EV YAZINDA BUGUN SİYASET ALANINDA ATILAM REFORMLARI ANLATACAKTIR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;SALTANATIN KALDIRILMASI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;SALTANAT&lt;br /&gt;Mudanya Mütarekesi&#39;nden sonra, Lozan Barış Konferansı için hazırlıklar başlayınca, Osmanlı Hükümeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti yanında konferansa katılmak arzusunda olduğunu bildirdi. İtilaf Devletleri&#39;nin, hala İstanbul&#39;da bir hükümet tanımak ve onu da Türkiye ile birlikte konferansa çağırmak istemeleri ve bu hükümetin de, delegeleri beraberce seçmek için Büyük Millet Meclisi&#39;ne başvurması, Mustafa Kemal Paşa&#39;yı harekete geçirdi.&lt;br /&gt;Sadrazamı Tevfik Paşa&#39;nın barış konferansında görüş ve sözbirliği, Büyük Millet Meclisi Başkanlığına çektiği telgraf, Mecliste tepkiyle karşılandı. Gerek Mustafa Kemal Paşa&#39;nın, 24 Nisan 1920 tarihli önergesinde ve gerekse 20 Ocak 1921 tarihli Anayasada egemenliğin millette olduğu ilan edilmişti.&lt;br /&gt;Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve pek çok milletvekilinin ortak teklifi 30 Ekim 1922 günü TBMM&#39;de görüşülmeye başlandı. Önergede Saltanatın kaldırıldığı belirtiliyordu. Saltanatla birleşmiş olan &quot;halifelik&quot; ise ondan ayrılacaktı. Ateşli görüşmeler sırasında şu düşüncelerin Meclis Genel Kuruluna hakim olduğu görüldü: Saltanat, Halifelikten ayrılsın ve kaldırılsın. Halifeyi biz seçelim; -Saltanat ve Halifelik birbirinden ayrılamaz. Bu nedenle, eğer Saltanat kaldırılırsa Halifelik de kalkmış olur ki, böyle bir durum düşünülemez. Görülen şuydu: Başta Hüseyin Rauf (Orbay) Bey ve Refet (Bele) Paşa gibi, Gazi Mustafa Kemal Paşa&#39;nın yakın arkadaşlarının bulunduğu bir grup, Halifeliğin Saltanattan ayrılamayacağını ileri sürüyorlardı. Saltanatın kaldırılması hakkında kanun tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Karma Komisyonunda görüşülürken, hilafetle saltanatın ayrılamayacağı düşüncesi ileri sürüldü. İlk grubun içinde bulunanlar ise böyle bir ayrımın mümkün olduğunu belirtiyorlardı. Mustafa Kemal Paşa söz alarak, tarihsel ve bilimsel açıklamalarda bulunarak, yüksek sesle şunları söyledi: &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına vaziülyed olmuşlardı (zorla el koymuşlardı). Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. Şimdi de, Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehal olacaktır. Burada içtima edenler (toplananlar) Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.&quot;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Mustafa Kemal Paşa&#39;nın bu çok önemli ve tarihi konuşması sonunda, Karma Komisyon&#39;da, görüşülen teklif hemen kabul edilmiş ve ivedilikle Genel Kurulda görüşülerek, 1 Kasım 1922&#39;de 308 Numaralı karar olarak benimsenmiştir. Yeni Türkiye&#39;nin yeni temellerinin de bir ifadesi olan bu karar ile, hilafet ve saltanat birbirinden ayrılmış, saltanat kaldırılmıştır. Ertesi gün, TBMM, Osmanlı veliahdı Abdülmecid Efendi&#39;yi halife seçmiştir. Böylece, çok önemli bir gelişme sağlanmıştır. TBMM&#39;nin Saltanatı kaldırma kararı, İstanbul Hükümeti tarafından da benimsenmiştir. Hükümet istifa etmiştir. Devir ve teslim işlerine derhal başlanmıştır. Bu tutum, Saltanatın kaldırılmasının beklendiğini de gösterir. Saltanatın kaldırılma kararı üzerine, 17 Kasım 1922&#39;de Sultan Vahidettin, İngiltere himayesine sığınarak Malaya zırhlısı ile yurdu terketmiş ve Malta&#39;ya gitmiştir. Oysa Osmanlı tarihinde hiçbir padişahın düşmana sığınmak gibi bir tutum içine girdiği görülmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ŞİMDİ SİYASET ALANINDA CUMHURİYETİN İLANINDADIR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;CUMHİRİYETİN İLANI&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922&#39;de aldığı tarihi kararında, saltanata son vermiştir. Bu tarihi kararın da açık bir belirtisi olarak, 1921 Anayasası ile yeni siyasal rejime geçilmiştir. Ancak, Cumhuriyet resmen ilan edilmemiştir.&lt;br /&gt;Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Nisan 1923&#39;te seçimlerin yenilenmesine karar vermiş ve yeni kurulan Meclis, Lozan&#39;da elde edilen antlaşmayı onaylamıştır. Lozan Barış Antlaşması&#39;nın kabulü ve 6 Ekim 1923&#39;te Türk Ordusunun İstanbul&#39;a girmesi ile Türk vatanının bütünlüğü gerçekleşmiş ve böylece bir devir kapanmış ve yeni bir devir açılmıştır. Siyasal rejimin 23 Nisan 1920&#39;den itibaren kaydettiği gelişmelere uygun devlet şeklini bulmak da bir zorunluluk haline gelmiştir.&lt;br /&gt;Cumhuriyet&#39;in Kabulü 25 Ekim 1923 günü gelişen bir kabine bunalımı, Büyük Millet Meclisi&#39;nde çalışma güçlüğünü ortaya çıkardı. 28 Ekim 1923 günü akşamına kadar kabine kurulamaması üzerine, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Çankaya köşkünde yemek sırasında arkadaşlarına; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz&quot; &lt;/span&gt;diyerek görüşünü açıklamıştır. 29 Ekim günü Halk Fırkası Meclis Grubunda, Bakanlar Kurulunun oluşturulması konusunda tartışıldı. Sorun çözülemeyince, Gazi Mustafa Kemal Paşa&#39;dan düşüncelerini açıklaması istendi. Mustafa Kemal Paşa, bunalımdan çıkış yolunu Anayasanın değiştirilmesi zorunluluğu ile açıkladı. Cumhuriyetin ilanını hedefleyen tasarıyı da grubun bilgisine sundu.&lt;br /&gt;Grupta cereyan eden uzun müzakereler sonunda, Cumhuriyetin ilanı kabul edildi. Parti Grubu&#39;ndan sonra, Meclis toplanarak hazırlanan kanun tasarısını aynen kabul etti. &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&quot;Yaşasın Cumhuriyet&quot; &lt;/span&gt;sesleri arasında gece saat 20.30&#39;da Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilanı 1921 tarihli Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesine dair 364 No.&#39;lu Kanunun kabulü ile olmuştur. Bu kanunla, Anayasanın 1, 2 , 4, 10, 11 ve 12&#39;nci maddeleri önemli ölçüde değiştirilmiştir. Bu önemli değişiklikler, 29 Ekim günü yapılmış ve aynı gün, Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılarak, Gazi Mustafa Kemal Paşa oybirliğiyle yeni Türk Devletinin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;VE ŞİMDİ İSE SON OLARAK HALİFELİGİN KALDIRILMASI İLEİLGİLİ DİR VE EN SON BASLIK OLACAKTIR SİYASET ALANINDAKİ SON REFORM OLARAK GEÇİCEK YAZINDA.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;HELİFELİGİN KALDIRILMASI&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.ataturk.net/cumh/halife.html##&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&quot;http://www.ataturk.net/cumh/halife.html##&quot;&gt;&lt;/a&gt;1 Kasım 1922&#39;de saltanatın kaldırılması ile, Sultan-Halife gibi, çifte görevi olan Osmanlı hükümdarının elinden egemenlik hakları, devlet yetkileri alınmıştı. Eski Osmanlı hükümdarına sadece, dini başkanlık yetkiler tanınmıştı. Hükümet, TBMM&#39;nin seçtiği Halife Abdülmecid Efendi&#39;den, sadece Müslümanların Halifesi ünvanını kullanmasını, gösterişli hareketlerde bulunmamasını istemişti. Abdülmecid, halife seçildikten sonra kendisine verilen talimata aykırı olarak, &lt;span style=&quot;color:#333300;&quot;&gt;&quot;Halife-i Müslimin&quot;&lt;/span&gt; ünvanından başka sıfat ve ünvanlar taşıyarak, Cumhuriyet hükümetinin talimatı dışına çıkmıştır.&lt;br /&gt;Bazı politikacılar ise;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; &quot;Hilafet aynı hükümettir, hilafetin hukuk ve görevini iptal etmek hiç kimsenin hiç bir meclisin elinde değildir&quot;&lt;/span&gt; diyerek, Halife&#39;yi, Padişah gibi yaşatmak istiyorlardı. Bu durum halifelik kurumu hakkında bir an önce önlem alınmasını gerektiriyordu. Fakat Gazi Mustafa Kemal Paşayı halifeliğin kaldırılması için zorlayan önemli sebep, Halife mevcut oldukça Türkiye&#39;de yapılması zorunlu olan sosyal ve laik karakterdeki devrimlerin yapılamayacağı idi.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/4394074587561951557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/4394074587561951557' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4394074587561951557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4394074587561951557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/evet-bun-su-yazacagin-yazi-bi-siralama.html' title='REFORM VE ATILIMLAR(1)'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-5873727244638115917</id><published>2008-03-30T11:51:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T13:00:22.884-07:00</updated><title type='text'>İSTANBUL NUTKU</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;EVET ŞİMDİDE KARSINISA BURSA NUTKUNDAN İSTANBUL NUTKUNU BULARAK CIKTIN KARSINISA V EBU NUTUKDA SAVAS BASLADAGINDA YASADIGI DUYGULARU TABİ İSTANBULDAN AYRILIRKEN VE İSTANBULA SAVAS BİTKİNDEN OSNRAKİ DUYGULARINI ANLATMIŞ VE SON PARAGRAFTA COK GÜZEL CÜMLÜLER KURARAK BENİM KALBİNDEKİ VE BEYNİNDEKİ YERİNİ Bİ KAT DAHA GELİŞTİRMİŞTİR BÜYÜK ÖNDER ATATÜRKÜMÜZ VE ŞİMDİ O İSTANBUL NUTKU&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#003300;&quot;&gt;İSTANBUL NUTKU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:130%;color:#660000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Vatandaşlarım!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:130%;color:#660000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Sekiz sene evvel, mustarip, ağlayan İstanbul&#39;dan kalbim sızlayarak çıktım. Teşyi edenim (uğurlayanım) yoktu. Sekiz sene sonra, kalbim müsterih olarak, gülen ve güzellemen İstanbul&#39;a geldim, iki büyük cihanın birleştiği noktada, Türk vatanının ziyneti, Türk tarihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstanbul, bütün vatandaşların kalbinde yeri olan bir şehirdir. Sekiz sene önce buradan ayrılırken, kalbi yaralı olanlardan biri de bendim. Sekiz sene, heyet-i içtimaiyemizin (toplumumuzun) yeni girdiği devrin tarihi, içine aldığı ihtilâllerin, inkılâpların neticeleriyle doludur.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;font-size:130%;color:#660000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Aziz İstanbul halkına, sekiz sene evvelki kadar, içinde yedi evliya kuvvetinde bir heyula (hayalet) tasavvur ettirilmek istenen bu sarayın içinde konuşuyorum.Yalnız artık bu saray, zıllulahların (Allahın gölgelerinin) değil, zil olmayan (gölge olmayan) milletin sarayıdır ve ben burada, milletin bir ferdi, bir misafiri bulunmakla bahtiyarım...&quot;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/5873727244638115917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/5873727244638115917' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5873727244638115917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/5873727244638115917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/istanbul-mutku.html' title='İSTANBUL NUTKU'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-1577691126964086951</id><published>2008-03-30T07:42:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T08:13:26.543-07:00</updated><title type='text'>ATAMIZA BİR KÜÇÜK HEDİYE</title><content type='html'>&lt;iframe allowfullscreen=&#39;allowfullscreen&#39; webkitallowfullscreen=&#39;webkitallowfullscreen&#39; mozallowfullscreen=&#39;mozallowfullscreen&#39; width=&#39;320&#39; height=&#39;266&#39; src=&#39;https://www.blogger.com/video.g?token=AD6v5dz_nZrI2_JYyukxQIkPl0l398cFtZtM98JSqigO2JuLOgs0HlkahFpdvqZmMNEWL1BLXjXBOeAfGLQaS2PetA&#39; class=&#39;b-hbp-video b-uploaded&#39; frameborder=&#39;0&#39;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;BU FİLMDE BİRAZ SONUNDA ACAMİLİK YASADIK LÜTFEN BUNU AMATÖRLEGİNİZE VERİN BASKA FİLMLER YAPTIMIZ ZANAM ONLARIN SONUNDA SORUN YASAMAYARAK KENDİMİ AFFETTİRMEK İSTERİM&lt;/span&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=5c31c43d59d2ae4a&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/1577691126964086951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/1577691126964086951' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/1577691126964086951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/1577691126964086951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/atamiza-bir-kk-hediye.html' title='ATAMIZA BİR KÜÇÜK HEDİYE'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-4821327032837908148</id><published>2008-03-30T06:20:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T06:26:22.530-07:00</updated><title type='text'>BİZ ANLAYAMADIK</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgpsPQylY1h_qDFfF9s8rsL282s8ecUw4ETxRI7ZwTRNmTEeRo3i6iOfhiAP7o5BbobXGD-vRfmp_ZKo27EDj6_JLZ7auXVwBd6tuHlYJlPQACsGDN7N8db6nddgGT0wX08X6pI_INQsCYn/s1600-h/ataturk%5B1%5D.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5183525469859384146&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgpsPQylY1h_qDFfF9s8rsL282s8ecUw4ETxRI7ZwTRNmTEeRo3i6iOfhiAP7o5BbobXGD-vRfmp_ZKo27EDj6_JLZ7auXVwBd6tuHlYJlPQACsGDN7N8db6nddgGT0wX08X6pI_INQsCYn/s400/ataturk%5B1%5D.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;Bİ BİZİM MİLLETİNİZ ANLAYAMADI ATATÜRKÜN DEGERİNİ BU RESMİ İNTERNETTE BULDUM VE KOPYALADIN YAZIYI KOPYALARKAN İNTERNET GİTTİ YAZIYI BULAMADIN AM AHATIRLIYORUM UNICEF ATATÜRKÜN DOGUNUN 100 DOGUN YILINI KUTLAMAK İSTEMİŞLER GENÇ BİR İŞVEÇLİ DELEGE İSE DÜNYADA O KADR SİYASET ADAMI VAR NİE SADECE ATATÜRKÜN KUTLAMAK İÇİN BÖLE Bİ SEY KONUSUŞUYO DEMİŞ VE BİR RUS DELEGE İSE İŞVEÇLİ DELEDEYE Bİ İLN ÖNCE ATATÜRKÜ ARATIR VE GEL DER VE ARASTIRIR VE 152 DELEGENİN OYUYLA ATATÜRKÜN DOGUN YILI KUTLANIR UNICEF TARAFINDAN BU BELGE 152 DELEGENİN HEPSİNİN OYUYLA KABUL EDİLMİŞTİR VE BU İMZA İÇİN İSE İŞVEÇLİ DELEGEDE &lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;YUKARDAKİ RESİMDE YAZANLARI SÖLER&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;VE BELGEYE İLK İMZAYI ATAR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/4821327032837908148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/4821327032837908148' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4821327032837908148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4821327032837908148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/biz-anlayamadik.html' title='BİZ ANLAYAMADIK'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgpsPQylY1h_qDFfF9s8rsL282s8ecUw4ETxRI7ZwTRNmTEeRo3i6iOfhiAP7o5BbobXGD-vRfmp_ZKo27EDj6_JLZ7auXVwBd6tuHlYJlPQACsGDN7N8db6nddgGT0wX08X6pI_INQsCYn/s72-c/ataturk%5B1%5D.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-6954388848524092270</id><published>2008-03-30T06:10:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T06:13:20.926-07:00</updated><title type='text'>İSTİKLAL MARŞI</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjdV2fqoTtCE9JPig1bH5Q_TfLgsMncBLtUg_kcH7eAC8Cu5Ly956uxvlKtfNKzNxbj9NL0MzarmdY-_NXT-G_E68gYVz6BgbntqEP1nYHqXdqZp-hjh5k8lGq03bxEVxR8nQoeA5hDhnH5/s1600-h/istiklal_marsi_bayrak_ataturk_ve_anitkabir%5B1%5D.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5183521849201953602&quot; style=&quot;FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjdV2fqoTtCE9JPig1bH5Q_TfLgsMncBLtUg_kcH7eAC8Cu5Ly956uxvlKtfNKzNxbj9NL0MzarmdY-_NXT-G_E68gYVz6BgbntqEP1nYHqXdqZp-hjh5k8lGq03bxEVxR8nQoeA5hDhnH5/s400/istiklal_marsi_bayrak_ataturk_ve_anitkabir%5B1%5D.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;İSTİKBAL MARSINIZA SEBEKLİK YAPMIŞ OLANLARA BİR BİR RESİMLE CEVAP VERMEK İSTEDİGİN İÇİN BU RESMİ BU YAZI ÇİNDE SİZİN HUZURLARIMIZA SUNUYORUM&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000099;&quot;&gt;   &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;  NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt; NE MUTLU BÖLE Bİ TASI OLAN MİLLETE&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/6954388848524092270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/6954388848524092270' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/6954388848524092270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/6954388848524092270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/istiklal-mari.html' title='İSTİKLAL MARŞI'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjdV2fqoTtCE9JPig1bH5Q_TfLgsMncBLtUg_kcH7eAC8Cu5Ly956uxvlKtfNKzNxbj9NL0MzarmdY-_NXT-G_E68gYVz6BgbntqEP1nYHqXdqZp-hjh5k8lGq03bxEVxR8nQoeA5hDhnH5/s72-c/istiklal_marsi_bayrak_ataturk_ve_anitkabir%5B1%5D.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-6679498487249924370</id><published>2008-03-29T13:59:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T06:10:24.982-07:00</updated><title type='text'>İSTİKLAL MARŞINIZ</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;BI SİTENİN KURULUŞ AMACLARI KEMALİST DÜŞÜNCELRİNİZİ YAYMAK TÜRKİYE ADINA YABALİCEGİNİZ SEYLERİ BU SİTEDE YAPMAKTI AMA BU ÜLKENİN BAGIMSIZLIGINI SİMGELEYEN İSTİKLAL MARSININ KATLİMİ GÖRÜNCE İÇİN SIZLADI RESEMN Bİ KAÇ SEBEGİN BİR ARAYA GELEREK İSTİKBAL MARSIMISI NASI KATLETTİGİMİZİ SİZE GÖSTERMEK İSTERİM&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bakma, donmez safak vakti yurttan kacan o alçakDonmeyip Amerika&#39;da, arlanmaksizin yasayacak.O benim milletimin hirsizidir,yurdu soyacak,Hortumladiklari benimdir, milletimindir ancak.Calma kurban olayim hepsini, ey hirsli cakalGariban halkimada bir pul, birakacak kadar alOlmaz sana goturdugun paralar sonra helalHakkini vermezsen burdaki ortaklarinin behemalBen ezelden beri ac yasadim, ac yasarimHangi hukumet beni kurtaracakmis? SasarimKurumus musluk gibiyim, ne akar ne tasarimY?rtsam da birtarafimi, hic gorulmez basarim.Mali Krizler, yoluna ormusse celikten duvar,Benim cagiz, cegiz diyen bir hukumetim varBagirsin korkma, nasil isimize burnunu sokarAvrupa Birligi denen tek disi kalmis canavar.Arkadas, Meclise namusuyla calisanlari ugratma sakinIse aldiracaklarin, olsun hep sana yakinGelecektir, belani verecegi gunler HakkinKim bilir belki yarin, belki yarinden de yakin.Yaktigin yerleri orman diyerek gecme, taniCalisani isten at, doldur kadroya yataniGozleri acik yatir seni kurtaran ATANIsatilmadik o kaldi, durma sativer vatani.Sermaye mutlu olsun, olsa da cevre fedaSemizletin Apo&#39;yu, mezarinda donsun suhedaUydurma kanunlarla Meclisten getirin sedaOnbin Yillik tarihe, yurdum ederken veda.Cumlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?Yediginiz herzelere baska ne demeli?Oyuverin altini, iyice sallansin temeliYurdumun ki, sonunda vatandas kukremeli....O zaman durur belki gozumden akan yasimO zaman dogrulur belim, yukari kalkar basimO zaman bosa gitmez yillar suren ugrasimHESABINI VERIP TE GITTIGINIZ GUN KARDASIM...Dalgalanin sizde dolar gibi simdi ey suclularOlsun artik soyguncuya vurulacak bir yularEbediyen, oyle yok hesapsiz bir iktidarHakkidir Garip yasamis vatandasin da gulmekHakkidir ezilmis milletimin aydinlik bir istikbal......&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;İŞTE BİR KAÇ BİLMESİN İSTİKBAL MARSINISINASI KATLETTİGİNİ GÖRDÜMÜZ BÖLE GERİZAKALILAR BİZİM BAGIMSIZLIGINIZ SİMGELEYEN BAYRAGIMIZ KADAR DEGERLİ OLAN İSTİKBAL MARSINI NASI NE HALA GETİRDİGİMİ ALIN İŞTE BİZ BUNA GÖNÜL VERDİK BUNA GÖNÜL VERİP BURDA BİZİMİÇİN DENELİ YAPICAGIZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;İSTİKLÂL MARŞI&lt;br /&gt;Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHMddATRZOQX6jamREdtnMV340iLzn_QV9SYwP2IAx0DQCXNXzOAWn52AgZOHnr0gGStn0WtAECoPsp5oXucKYbDA5ja8z2Zb6zDS2Ua68Zf0W0LL0gmYzVNa1w1J_LadG8ryZpqhgY9qq/s1600-h/AAA.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5183275137690536754&quot; style=&quot;FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHMddATRZOQX6jamREdtnMV340iLzn_QV9SYwP2IAx0DQCXNXzOAWn52AgZOHnr0gGStn0WtAECoPsp5oXucKYbDA5ja8z2Zb6zDS2Ua68Zf0W0LL0gmYzVNa1w1J_LadG8ryZpqhgY9qq/s400/AAA.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;O benimdir, o benim milletimindir ancak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Çatma; kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet, bu celâl?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Hakkıdır, hakka tapan, milletimin istiklâl&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Garbın afakini sarmışsa çelik zırhlı duvar,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Ulusun, korkma! nasıl böyle bir imanı boğar,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Medeniyet! dediğin tek dişi kalmış canavar?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Arkadaş! yurduma alçakları uğratma, sakın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Kim bilir belki yarın... belki yarından da yakın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Bastığın yerleri «toprak!» diyerek geçme, tanı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Şüheda, fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Ruhumun senden, ilahi şudur ancak emeli,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Bu ezanlar - ki şahadetleri dinin temeli-&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;O zaman vecdile bin secde eder - varsa - taşım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Her cerihamdan, ilâhi boşanıp kanlı yaşım,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Fışkırır ruhu mücerret gibi yerden naşım;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;O zaman yükselerek arşa değer belki başım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Hakkıdır; hakka tapan, milletimin istiklâl.&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/6679498487249924370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/6679498487249924370' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/6679498487249924370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/6679498487249924370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/bi-sitenin-kurulu-amaclari-kemalist.html' title='İSTİKLAL MARŞINIZ'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhHMddATRZOQX6jamREdtnMV340iLzn_QV9SYwP2IAx0DQCXNXzOAWn52AgZOHnr0gGStn0WtAECoPsp5oXucKYbDA5ja8z2Zb6zDS2Ua68Zf0W0LL0gmYzVNa1w1J_LadG8ryZpqhgY9qq/s72-c/AAA.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-4768632148688337105</id><published>2008-03-29T06:13:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T06:47:36.735-07:00</updated><title type='text'>KEMALİZM ACIKLAMASI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a title=&quot;Türkiye Cumhuriyeti ve Kemalizm&#39;in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Mustafakemal16.jpg&quot;&gt;&lt;/a&gt;                                                                 &lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#003300;&quot;&gt;KEMALİZM&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;a title=&quot;Büyüt&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Mustafakemal16.jpg&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5183152147007048466&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiizkkyWDEILkGnZfYZ4-oiXJd4BXAutQKJ7HrXfeZSbr-9RteQYxhs-0pk1erm57fC6x46RQuM42TU1CsD89hBSGSFZofsvMjwR_V8y3TUaYM-r9qFpS4S00MwMtRtLuoKoMlV8R_cQzFd/s400/atam.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Türkiye Cumhuriyeti &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ve Kemalizm&#39;in kurucusu&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Mustafa Kemal Atatürk&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Kemalizm ya da Atatürkçülük&lt;/span&gt;, &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Mustafa Kemal Atatürkün &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ortaya koyduğu düşünce, ilke ve gerçekleştirdiği devrimlerden oluşan&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;ideoloji&lt;/span&gt;. &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Aynı zamanda kuruculuğunu Atatürk&#39;ün yaptığı&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;resmî&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;ideolojisidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Kemalizm; temel ilkelerini Atatürk’ün belirlediği,&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Türk ulusunun&lt;/span&gt;,&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; akıl ve bilimin yol göstericiliğinde ileri bir toplum olarak çağdaş uygarlık düzeyine erişmesini, tüm insanlığın içinde bağımsız, eşit ve şerefli bir biçimde yer almasını amaçlayan bir düşünce sistemidir. Atatürkçülük olarak da adlandırılan bu sistem, Türk toplumunun gereksinim ve isteklerinden doğmuş; devlet yaşamına, düşünce yaşamına, ekonomik yaşama, toplumun temel kurumlarına ilişkin gerçekçi düşünce ve ilkeleri içeren tümden bir ulusal çağdaşlaşma, değişim ve dönüşüm modelidir.&lt;br /&gt;&quot;Kemalizm&quot; terimi 1930&#39;larda kullanılmaya başlanmıştır; bunu 1934&#39;de İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanmaya başlayan,&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Türk kültürü&lt;/span&gt; ve &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Türkiye Cumhuriyeti&#39;ni&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;tanıtmaya yönelik &quot;La Turquie Kealiste&quot; (Kemalist Türkiye) dergisinin adında görebiliriz. Mustafa Kemal&#39;in kurduğu bu düşünce sistemi, Cumhuriyet HalkPartisi’nin 9 Mayıs 1935’te toplanan IV. Kurultayı&#39;nda kabul edilen 1935 Programı’nda da &quot;Kâmalizm&quot; olarak geçmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&quot;Uygulamas.C4.B1&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#003300;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Uygulaması&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Mustafa Kemal,&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Cumhuriyet&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt; anlayışını devletin merkezine koymuş ve ismini Türkiye Cumhuriyeti olarak ilan etmiştir.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti değiştirilmez temel anlayışlarında, &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Atatürk İlkeleri&lt;/span&gt;, &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;yani:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Cumhuriyetçilik&lt;br /&gt;Milliyetçilik,&lt;br /&gt;Halkçılık,&lt;br /&gt;Devleçilik,&lt;br /&gt;Laiklik,&lt;br /&gt;Devrimclik&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;vardır.&lt;br /&gt;Kemalizm Anadolu&#39;da yaşayanların (etnik kökenlerinin ve dinlerinin) hepsinin üstünde ulusal bir Türk kimliği görür. Devletin varlığını ve birliğini bu kimliğin geliştirilmesinde bulur. Atatürk milleti şöyle tanımlamaktadır:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Bir insan topluluğunun millet sayılabilmesi için &quot;zengin bir hatıra mirasına, birlikte yaşamak hususunda ortak istekte samimi olmaya, sahip olunan mirasın korunmasını birlikte sürdürebilmek konusunda iradelerin ortak bulunmasına, gelecekte gerçekleştirilecek programın aynı olmasına, birlikte sevinmiş, birlikte aynı ümitleri beslemiş olmaya&quot; ihtiyaç vardır, işte bu ana şartları taşıyan bir insan topluluğu millet sayılır.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk&#39;ün devletinin laik ve üniter olması devletin toplumla ilişkilerinde din ve etnik ögeler bakımından tarafsız olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Atatürk devleti şekillendirmeyi ve bu bağlamda devletin milletle ilişkisini düzenlemeyi savunmuştur. Atatürk&#39;ün millet anlayışında Türk kimliği milliyetçilik ilkesi doğrultusunda, tüm etnik grupları tarafsız olarak içine alır. Cumhuriyet&#39;in devamlılığı için bu ilke, pragmatik bir doğrultuda, tarafsız bir biçimde ilerletilir. Bu sayede Türk Milleti&#39;nin toplumun en etkin gücü olması öngörülür.&lt;br /&gt;Kemalizm idealinin önderi Atatürk &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&quot;Geli.C5.9Fimi&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#003300;&quot;&gt;&lt;strong&gt;Gelişimi &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Türk Devrim sürecinde izlenen yöntemler ve gerçekleştirilen eylemler; uygulamayla Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin kuralları olarak ortaya çıktı. Bağımsızlık savaşının bir ulus-devlet halini almasına doğru yönelen bu kurallar Kemalizm’i oluşturdu. Devrim sürecinde ve devrimin önderi tarafından ortaya konulan bu kurallar Kemalizm’in değişmez ilkeleridir. İlkelere bir bütün olarak Kemalizm (Atatürkçülük) adı verilmektedir. Bir başka tanımla Kemalizm, Türk&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Kurtuluş&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;Savaşı’nda&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda temel olan değişmez fikir ve ilkelerin tümüdür.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name=&quot;.C4.B0deoloji_olarak_Kemalizm&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;İdeoloji olarak Kemalizm&lt;br /&gt;Kemalizm, yukarıda açıklandığı gibi birtakım ilkeleri ve politikası olan bir ideolojidir. Ulusal ve laik bir modern devlet tipidir. Bazı kesimler tarafından Türkiye Cumhuriyeti&#39;nin temel doktrini ve ideolojisi olarak kabul edilmektedir.Sıklıkla Kemalizmin bir fikirler sistemini temsil etmekten çok ülkeyi tümüyle pragmatik bir yöntemle modernleştirmeye çalışan politik bir uygulama olduğu vurgulanır. Bununla birlikte Kemalistlerin yaptığı devrime rehberlik eden belli fikirler vardı ve bunlar esnek bir biçimde de olsa CHP ideologları tarafından sistemleştirilmişti.&lt;br /&gt;Kemalizm pek çok kişi ve grup tarafından sağ ve sola rakip &quot;üçüncü bir yol&quot; olarak tanımlanmaktadır. Çünkü 1920&#39;lerin kendine özgü yapılı Türkiye&#39;sinin ihtiyaçlarından doğmuş temelinde sınıf çatışmasından ziyade &quot;Tam Bağımsızlık&quot; ve &quot;Anti-Emperyalizm&quot; olan bir ideolojidir. Lozan&#39;da taviz verilmeyen tek konunun tam bağımsızlık olması daha sonrasında Balkan Antantı ve Sadabat Paktı antlaşmalarına imza atılmasının yanında davet edilmesine rağmen Birleşmiş Milletler&#39;e girmemesi bu temelin sonuçlarındandır.&lt;br /&gt;Bir diğer grup da Kemalizm&#39;i sol kanat ideolojisi olarak görmekte, onu üçüncü yol sayanları Kemalizm&#39;i siyaset dışına atmaya çalışmakla ve de sadece bir düşünce sistemi olarak sınırlandırmakla eleştirmektedir. Hatta eleştirdikleri düşünceye sahip olan insanların sağcı olduklarını iddia etmekte ve Kemalizm&#39;i sağ sayamayacakları sebebiyle sol da sayılmaması için uğraşan insanlar olarak görmektedirler. Bu düşünceye göre Milliyetçilik sola engel değildir. Nasır, Nehru, Sultan Galiyev, Lumumba gibi ulusal kurtuluş savaşı vermiş isimlerin de kendilerini solcu tanımlamalarından yola çıkarak esas milliyetçiliğin solda olduğu fikri &lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;egemendir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name=&quot;Kemalizm_ve_Ordu&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#003300;&quot;&gt;Kemalizm ve Ordu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;1911&#39;de Vardar&#39;da alay komutanı Andertin, bardağını &quot;Arnavutluk ayaklanmasını bastıran Osmanlı ordusu onuruna&quot; kaldırır. Bunun üzerine Mustafa Kemal söze girerek:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Türk ordusu için iç savaşta başarıya ulaşmak bir zafer değildir. Bu olayın onuruna, ülkeyi seven bir adam olarak ve Türk subayı olarak sevinip kadeh kaldıramam. Bundan ancak üzüntü duyabilirim. Arkadaşlar, bana dikkat edin, sözlerime kulak verin. Osmanlı ordusu değil Türk ordusu bir gün gelecek Türk varlığını, Türkün bağımsızlığını kurtaracaktır. İşte asıl o vakit sevineceğiz, öğreneceğiz. İşte o vakit Türk ordusu görevini yapmış olacaktır.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Bu sözler, Atatürk&#39;ün ordunun işleviyle ilgili genel yaklaşımını yansıtır. Ama Kemalizm açısından asıl önemli olan, Atatürk&#39;ün kafasındaki &quot;ordu-siyaset&quot; ilişkisidir. 1924&#39;de TBMM açış konuşmasında şu tümceler vardır:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Sayın üyeler, ülkenin genel yaşamında ordunun siyasetten soyutlanması Cumhuriyetin her zaman gözönünde tuttuğu temel bir ilkedir. Şimdiye kadar izlenen bu yolda Cumhuriyet orduları vatanın güvenilir ve güçlü bekçileri olarak saygın ve kuvvetli kalmışlardır.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk daha ileri yıllardaki bir konuşmasında da şöyle demiştir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Arkadaşlar, tüm tarih bize gösteriyor ki uluslar yüce hedeflerine ulaşmak istediklerinde bu coşkularının karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu geneli içinde büyük bir istisna bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki Türk ulusu ne vakit yükselmek için bir adım atmak istemişse, önünde hep önder olarak, yüksek ulusal ülküyü gerçekleştirecek hareketlerin kılavuzu olarak, kendi kahraman çocuklarından oluşan ordusunu görmüştür... Bu evlatlarımız arasında yarının kahramanlarını yetiştiren öğretmenlerimiz de vardır... Ben büyük ordumuzun subaylarından ve onlarla birlikte olan, fikriyle, vicdanıyla ve bilim anlayışıyla ulusal kahramanlığı katılmaya hazır Türk gençlerinden söz etmiş oluyorum.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk konuyla ilgili hemen tüm konuşmalarında, orduyu ulusun üzerinde değil&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;&quot;ulusun emrinde&quot;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;bir güç olarak tanımlamaya özen göstermiştir. Ordunun&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;&quot;ilerici&quot;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;yönünü vurgulamıştır.&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#330000;&quot;&gt;&quot;Ordu-siyaset&quot;&lt;/span&gt; &lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;ilişkisiyle ilgili tutumunu ise, daha genç bir subayken İttihat ve Terakki&#39;nin 1909 Selanik Kongresi&#39;nde ortaya koymuştur:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Subaylar partide kaldığı sürece, ne güçlü bir partiye ne de güçlü bir orduya sahip olabiliriz. Üçüncü kolorduya bağlı subayların çoğunluğu aynı zamanda partinin de üyesidirler, etkili bir güç oluşturduklarını ise söylemek zordur. Buna karşılık, parti de halkı kendine çekme imkanına sahip değildir; çünkü gücünü ordudan almaktadır. Partide kalmak isteyen subayların ordudan istifa etmeleri kararını burada verelim. Ayrıca geleceğin subaylarına siyasal ilişkiler kurmayı yasaklayan bir kanunun kabulüne de ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk&#39;ün &quot;ya üniforma ya siyaset&quot; tavrı o kadar nettir ki Cumhurbaşkanı olduktan sonra, halkın karşısına hep sivil kıyafetle çıkmaya bile özen göstermiştir. Üstelik &quot;mareşal&quot; üniformasını yaşamı boyunca taşımak hakkına sahip olduğu halde; ve asker kökenli olmayan birçok devlet başkanının bile resmi törenlerde üniforma taşıdıkları bir dönemde...&lt;br /&gt;Kemalizm&#39;deki ordu anlayışı Türk ordusunun her müdahaleden sonra kışlasına çekilmesi ile de açıklanabilmektedir. Hiçbir askeri cunta Kemalizm&#39;i ve Atatürk&#39;ü yadsımadan iktidarda kalamaz. Böyle bir ideolojik yadsımaya gidilmesi de ordunun desteğini keseceği için askeri yönetim olanaksızlaşır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name=&quot;Kemalizm_ve_Gen.C3.A7lik&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#003300;&quot;&gt;Kemalizm ve Gençlik&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk pek çok sözünde, Cumhuriyeti siyasal iktidarlara değil de gençliğe emanet ettiğini beyan etmiştir. Bunun en temel sebepleri gençlerin yeniliklere açık bireyler olması, köklü değişikliklerden korkmamaları, daha iyi bir yarın umut etmeleridir.&lt;br /&gt;Gençlerin &quot;bireysel enerji&quot; düzeyi bu durumu etkileyen sebeplerin başında gelir. Yıllar geçtikçe enerjisi azalan kişi, uyum göstermek için yeni çabalar gerektirecek köklü değişikliklerden korkmaya başlar. Yıllar geçtikçe toplumda iyi bir konuma gelinmesi ve elde edilen olanakların elden kaçırılmamak istenmesi yaşlı bireyleri tutucu olmaya yönlendirir bu da köklü değişikliklere meyletmemelerinin sebeplerindendir. Bir başka sebep de elde edilen birikimlerin yeniden kazanılmasına imkan sağlayacak sürenin de kalmamasıdır.&lt;br /&gt;Genç, kendisi dışında henüz bir sorumluluk üstlenmemiştir. Davranışlarını ayarlarken ya da toplumda bazı köklü değişimlerden yana tutum takınırken, bir anlamda özgürdür. Oysa evlenmek ve çocuk sahibi olmakla somutlaşmaya başlayan sorumluluklar zinciri, ileriki yıllarda adımlarını çok daha dikkatle ve ihtiyatla atmasını gerektirecektir.&lt;br /&gt;Her toplumsal hareket giderek kurumsallaşmaya ve dolayısıla da uysallaşmaya, tutuculaşmaya yüz tutar. Oysa bu gençlik hareketleri için söz konusu değildir. Çünkü gençlik, sürekli yenilendiği için kurumsallaşamayacak, kalıplaşamayacak bir güçtür.&lt;br /&gt;İşte tüm bu nedenlerden dolayı, gençler idealisttir. Cumhuriyetin de Atatürk tarafından gençlere emanet edilmesinde gençlerin bu &quot;idealist&quot; yönü ağır basmaktadır.&lt;br /&gt;Atatürk 30 Ağustos 1924&#39;te Dumlupınar&#39;da şöyle sesleniyordu gençliğe:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Gençler, cesaretimizi pekiştiren ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve kültürle insanlık erdeminin, vatan sevgisinin, fikir özgürlüğünün en değerli simgesi olacaksınız. Ey yükselen yeni kuşaklar, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yücel&lt;br /&gt;tecek ve sürdürecek olan sizlersiniz.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk gençlere güveniyor ve onlara &quot;sürekli savaşım&quot; öneriyordu :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Yeni Türkiye devleti tüm Türklük özelliklerini, yani onun dinç, kararlı, erdemli olma özelliklerini kendinde toplamıştır. Gençler ! Biz size geçmişten, geçmişin boş inançlarından geçmişin kalıtılarından arındırılmış yeni doğuş getirdik. Olayların zorunlu sonucu demek olan bu doğuş sizin değerli katkılarınız ve aydın desteğinizle ortaya çıktı. Bu yeni varlığı büyütüp yüceltmek size yöneltilmiştir. Bu görevde başarılı olacağınıza, gördüğüm kanıtlara bakarak kuvvetle inananlardanım.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&lt;p&gt;&lt;/span&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5183156291650489122&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgaNWk-2dY-m-8Ue8Iao4Axi0SxsCh8wLNRbPVSRiAjrJwBb4YMaejzoLq5aT9Knf2UCFTT9_2ZLouOUqZGRn84CSuPvFqwV4cfF1OVhRNC9bVsNuFXle8WWsan_zixEbmKrMU9TAmEuspw/s400/ATA.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Sayın gençler, yaşam savaşımdır. O nedenle hayatta sadece iki şey vardır: Yenmek, yenilmek. Size, Türk gençliğine verdiğimiz ve bıraktığımız vicdani armağan, sadece ve hep yenmektir ve inanıyorum ki hep yeneceksiniz. Ulusun saygınlığı ve yükselme koşulları bakımından yapılacak işlerde ve atılacak adımlarda hiç duraksamayınız. Ulusu o yükselişe ulaştırmamızı önleyecek engellere hep birlikte göğüs gereceğiz... Kesinkes o amaca ulaşacağız. Bu ulus sizin gibi evlatlarıyla hak ettiği yüceliğe erişecektir.&lt;br /&gt;” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk&#39;ün ve Kemalizm&#39;in gençliğe bakışı Ata&#39;nın Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabesi ile de anlaşılabilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name=&quot;Kemalizm_ve_Kad.C4.B1n&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#003300;&quot;&gt;Kemalizm ve Kadın&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk, Türk kadınını yeniden topluma kazandırmakta kararlıydı. Şöyle diyordu :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Daha esenlikle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak etmek, yaşamımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını bilimsel, ahlaki, sosyal, ekonomik yaşamda erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve desteği yapmak yoludur esenlikli yol. Eğer kadınlarımız... erdemin gerektirdiği davranış ve hareketlerle aramızda bulunur, ulusun bilim, sanat ve sosyal hareketlerine katılırsa, bu durumu inanın ulusun en tutucusu bile beğenmekten kendini alamaz.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk, kadınların toplum yaşamında erkekler kadar başarılı olacaklarına inanıyordu :&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Çok büyük şükranla görüyoruz ve görmekteyiz ki, hanımlarımız her yerde erkeklerle fikir ve aydınlık yolunda yarışırcasına yürüyorlar. Yine şükranla belirtmek gerekir ki, kadınlarımız hiçbir yerde erkeklerin gerisinde değildir. Hemen her yerde kadınla erkek arasında eşitlik görüyorum. Bu durum övülmeye değer. Kadınlarımızın daha az uygun koşullarda erkeklerden geri kalmayışı ve belki aynı koşullarda erkeklerden ileri gidişi övünülecek bir durumdur.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk, kadınların giyimleri konusunda ise ölçülülüğü savunmaktaydı:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Bizim örtünme konusunda dikkate alacağımız şey, bir yandan ulusun ruhunu öte yandan yaşamın gereklerini düşünmektir. Örtünmede her iki yöndeki aşırılıklardan kaçınmakla bu iki gereksinimi de karşılamış olacağız. Örtünüş biçiminizde ulusun manevi gereksinimini tatmin için İslam ve Türk yaşamını başlangıcından bugüne etraflıca açıklığa kavuşturmamız gerekir. Bizim kadın yaşamında, kadının giyiniş biçiminde yenilik yapmamız söz konusu değildir. Belki sadece dinimizde, ulusal geleneklerimizde, tarihimizde zaten var olan, herkesçe beğenilen adetlere geçişi düzenlemek söz konusu olabilir. Kendi zevkimize, kendi terbiye ve düzeyimize göre istediğimiz kıyafeti seçebiliriz. Ancak, tüm ulusun kabul edebileceği biçimleri,tüm ulusun yaşamında uygulama olanağı bulan kıyafetleri herhalde genel eğilime uygunlukta görmek doğru olur. Bazı ulusların zevk alemlerini ülkemizde uygulamaya kalkışmak elbette hata olur. Bu yol sosyal yaşamımızı ileriye ve erdeme götürmez.&lt;br /&gt;” &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Kadın konusunda biçim ve kıyafet ikinci derecede kalır. Kadınlarımız için asıl savaşım alanı, başarılı olunması gereken alan, kültürle, aydınlıkla, gerçek erdemle donanmaktır. Ben sayın hanımlarımızın Avrupa kadınlarının gerisinde kalmayacaklarına, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacaklarına, nur ve kültürle donanacaklarına kuşku duymayan, buna kesinlikle inananlardanım.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Türk kadınının durumundaki iyileşmeler kısmen de olsa Atatürk&#39;ten önce başlamıştır. Kemalist Türkiye döneminde ise hızlı bir gelişme kaydetmiştir. Kız çocuklarına ilk ve orta okula gitmesi izni 1858&#39;de verilmişti. Ebe okulu, kız sanat okulu ve kız öğretmen okulu aynı dönemlerde açılmıştı. İlk kadın yazarlar, kadınlara yönelik ilk yayın organları yine o sıralarda açılmıştı. İlk kadın derneği ise savaş yaralılarına yardımcı olmak amacıyla 1867 yılında kuruldu. İkinci Meşrutiyet&#39;in ilanından sonra, kadınların konumlarıyla ilgili bazı önemli gelişmeler daha görüldü. İlk kız lisesi, 1913 yılında İstanbul&#39;da açıldı. Halide Edip Adıvar, Kadın Haklarını Savunma Derneği&#39;ni (Müdafaa-i Hukuku Nisyan) kurdu. 1914&#39;te bugünkü adıyla Kız Teknik Yüksek Öğretim Okulu öğretime başladı. 1921&#39;de de, Fen ve Edebiyat Fakültelerinde kızlar erkek sınıflarına girdiler.&lt;br /&gt;Kadının &quot;vatandaş&quot; sayılmasına bile karşı çıkan milletvekillerinin neredeyse çoğunlukta olduğu bir mecliste ve Ulusal Kurtuluş Savaşı&#39;nın içinde kadının ileri toplumlardaki gibi hak sahibi kılmak için ilk adımlar atılmıştı. Türk kadını 5 Aralık 1934&#39;de seçme ve seçilme hakkına kavuştuğu zaman, demokrasinin beşiği sayılan Fransa ve İsviçre gibi ülkelerde kadınlar henüz bu haktan mahrumdular.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name=&quot;Kemalizm_ve_Demokratik_Toplumculuk&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#003300;&quot;&gt;Kemalizm ve Demokratik Toplumculuk&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Atatürk,Sovyetler Birliği&#39;nde uygulanan komünizmin üretim açısından getirdiği modeli yeterli görmediği gibi, birey hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi içermemesini de kendi amaçlarına uygun bulmuyordu. Sovyet Devleti, sosyalizmin savunduğu değerleri eskiden olduğu gibi savunmuyordu. demokrasi yerine diktatörlük, bireysel hak yerine ödevler geçiyordu. Bu yozlaşmayı Atatürk&#39;te görmüştü. İçte bir komünist örgütlenmeye de özellikle bu yüzden karşıydı; çünkü bunun &quot;kayıtsız şartsız Rusya&#39;ya bağlanma&quot; anlamına geleceğini görüyordu. Böyle bir durum ise tam bağımsızlığı zedelerdi.&lt;br /&gt;Şöyle diyordu:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;“&lt;br /&gt;Komünizm sosyal bir konudur. Ülkemizin durumu, sosyal koşullar, dinsel ve ulusal geleneklerimizin baskısı, Rusya&#39;daki komünizmin bizde uygulanmasının elverişli olmadığı inancını doğrular niteliktedir. Biz ne Bolşevikiz, ne de komünist. Ne biri, ne öbürü olamayız. Çünkü biz milliyetçi ve dinimize saygılıyız. Bizim hükumet biçimimiz tam bir demokrat hükumettir.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;1921 yılında TBMM&#39;deki bir tartışmada ise şu sözleri sarf ediyordu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;“&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&lt;br /&gt;Komünizme karşı çare vardır. O da komünizmin ilke ve kurallarını ülkemizde uygulanabilirliğini anlamak ve tüm ulusumuza anlatmaktır. Bu gerçekler ulusumuzun çoğunluğunca tam olarak anlaşılırsa, ya yeteneğimiz vardır yaparız ya da uygulanabilir değildir, anlarız. Korkar, yapmayız. Ancak uygulanabilirliği olmadığı halde uygulamaya kalkışacak olanlara karşı hükumet her yola başvurmakta kendini haklı sayar.&lt;br /&gt;”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Fakat Atatürk&#39;e sorulan Türkiye&#39;ye komunizmi getirip getirmeyecekleri sorusuna ise Türkiye&#39;de bir işçi sınıfının bulunmayışının komünizmin yerleşmesine engel teşkil ettiği ve uygulamanın şu an Türkiye&#39;de çok zor olduğu cevabını vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name=&quot;CHP.27nin_sorunlar.C4.B1&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name=&quot;Cumhuriyet.27in_problemleri&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Cumhuriyet&#39;in problemleri&lt;br /&gt;Sanırım Cumhuriyet’in en büyük fiyaskosu “eğitim” sistemi oldu.&lt;br /&gt;Halkın arasından çıkıp da o halkla ilişkisini kesen bir grubun epey sorunlu iktidarını sürdürebilmek için eğitim tam bir “beyin yıkama” mekanizmasına döndürüldü.Çocukların “düşünmesini” sağlamak için değil tam tersine “düşünmemesini” ve “devlet, Atatürk, Kemalizm” gibi tabulaştırılmış kavramlara tapınmasını sağlamak için düzenlendi bütün sistem.&#39;Sonucunda, “düşünemeyen,” sadece ezberlediklerini tekrarlayan, “kutsallıklarla” zihinleri dondurulmuş bir “okur yazar” zümresi çıktı ortaya.Burada birçok garip çelişki belirdi.Devleti korumak için yetiştirilen kadrolar, zihinsel bir şokla donduruldukları için daha sonra yönetime geldiklerinde devleti idare edemediler.Devlete tapınanlar, yetersizliklerinden dolayı devleti çökerttiler.Hukuksuz, darbeci, çeteleşmiş bir yapı çıktı ortaya.Beyin yıkayarak itaatkar kadrolar yaratma kurnazlığı, devletin yetersiz kalmasına yol açtı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/4768632148688337105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/4768632148688337105' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4768632148688337105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/4768632148688337105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/kemalizm-aciklamasi.html' title='KEMALİZM ACIKLAMASI'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiizkkyWDEILkGnZfYZ4-oiXJd4BXAutQKJ7HrXfeZSbr-9RteQYxhs-0pk1erm57fC6x46RQuM42TU1CsD89hBSGSFZofsvMjwR_V8y3TUaYM-r9qFpS4S00MwMtRtLuoKoMlV8R_cQzFd/s72-c/atam.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-8430627180748181368</id><published>2008-03-29T06:02:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T06:12:08.737-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJhBTULxDpiOINDHiWDxADmoEXy9hki2y59qSwMNvDXNjmvz4vFIc-q7VcoHhnz_qKcLdQo-_EPNexUcdL-IaJI6uy_v9WpAGgukWbh1rQ4jzxjuPxhJQT8Wd5clvOofmwenLMyHIbKA4G/s1600-h/ataturk.jpg&quot;&gt;&lt;img id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5183150282991241986&quot; style=&quot;DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJhBTULxDpiOINDHiWDxADmoEXy9hki2y59qSwMNvDXNjmvz4vFIc-q7VcoHhnz_qKcLdQo-_EPNexUcdL-IaJI6uy_v9WpAGgukWbh1rQ4jzxjuPxhJQT8Wd5clvOofmwenLMyHIbKA4G/s400/ataturk.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;GENÇLİGE HİTEBEYE GİRİŞ VE NUTUKUN SONU&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Sayın baylar, sizi, günlerce işlerinizden alıkoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe mal olmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.&lt;br /&gt;Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.&lt;br /&gt;Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uygarlığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.&lt;br /&gt;Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name=&quot;Gen.C3.A7li.C4.9Fe_Hitabe.27nin_Orjinali&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Gençliğe Hitabe&#39;nin Orjinali&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;EY TÜRK GENÇLİĞİ!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.&lt;br /&gt;Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.&lt;br /&gt;Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!&lt;br /&gt;Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur !&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a name=&quot;Gen.C3.A7li.C4.9Fe_Hitabe.27nin_G.C3.BCn&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;Gençliğe Hitabe&#39;nin Günümüz Türkçesi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;&lt;strong&gt;EY TÜRK GENÇLİĞİ!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;Birinci ödevin Türk Bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuza dek korumak ve savunmaktır.&lt;br /&gt;Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli (güven) kaynağındır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyecek kötüler bulunacaktır. Bir gün, Bağımsızlığını ve Cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan, göreve atılmak için içinde bulunacağın ortamın olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin! Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve Cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmedik bir yenginin temsilcisi olabilirler. Zorla ya da aldatıcı düzenlerle, sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemi yapım yerleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine eylemli olarak girilmiş olabilir. Bütün bu durumlardan daha acı ve daha korkunç olmak üzere, yurdun içinde yönetim başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık ve üstelik hayinlik içinde bulunabilirler. Dahası, yönetim başında bulunan böyleleri, kişisel çıkarlarını, yurduna girip yayılmış olan (dış) düşmanların siyasal amaçlarıyla birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve darlık içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.&lt;br /&gt;Ey Türk geleceğinin genç kuşakları! İşte bu ortam ve koşullarda bile ödevin, Türk Bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href=&quot;http://tr.wikisource.org/wiki/Atat%C3%BCrk%27%C3%BCn_T%C3%BCrk_Gen%C3%A7li%C4%9Fine_Hitabesi&quot;&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;Gereksindiğin güç, damarlarındaki soylu kanda vardır&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=&quot;color:#000000;&quot;&gt;.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/8430627180748181368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/8430627180748181368' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/8430627180748181368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/8430627180748181368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/genlige-hitebeye-giri-ve-nutukun-sonu.html' title=''/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhJhBTULxDpiOINDHiWDxADmoEXy9hki2y59qSwMNvDXNjmvz4vFIc-q7VcoHhnz_qKcLdQo-_EPNexUcdL-IaJI6uy_v9WpAGgukWbh1rQ4jzxjuPxhJQT8Wd5clvOofmwenLMyHIbKA4G/s72-c/ataturk.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1182212164247470781.post-7168658917996074569</id><published>2008-03-29T05:58:00.000-07:00</published><updated>2008-03-29T06:00:25.936-07:00</updated><title type='text'>BURSA NUTKU</title><content type='html'>&lt;span style=&quot;color:#660000;&quot;&gt;BURSA NUTKU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=&quot;color:#000066;&quot;&gt;&quot;Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, &quot;Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır&quot; demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.&lt;br /&gt;Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, &quot;Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir&quot; diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır.Yine düşünecek; “Demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.” Diyecek.&lt;br /&gt;Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, &quot;ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.&quot;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/feeds/7168658917996074569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/1182212164247470781/7168658917996074569' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/7168658917996074569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1182212164247470781/posts/default/7168658917996074569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kemalistizbiz.blogspot.com/2008/03/bursa-nutku.html' title='BURSA NUTKU'/><author><name>engin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07880546989517749259</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='//blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiVmcwVbbqqhuNZht01gta-NLZL6f74c9xPZhHm9s32PEpot6M4ZS6D_n2D8cu3B8Zbh1bxIQtTzy8jcRcKPIwPTR7AUR4qGgR9y8r36xjN7CQWaf0Pzvenhb-jwkBmg/s220/Görünt016.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>