<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>KendiniGelistir.Com</title>
	
	<link>http://www.kendinigelistir.com</link>
	<description>Kişisel Gelişimin Anahtarı!</description>
	<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 10:49:50 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<media:copyright>KendiniGelistir.COM - Kisisel Gelisimin Anahtari!</media:copyright><media:thumbnail url="http://www.kendinigelistir.com/resimler/hakkimizda.jpg" /><media:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</media:keywords><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">Society &amp; Culture</media:category><itunes:owner><itunes:email>bilgi@kendinigelistir.com</itunes:email><itunes:name>Özgür ?AH?N</itunes:name></itunes:owner><itunes:author>Özgür ?AH?N</itunes:author><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:image href="http://www.kendinigelistir.com/resimler/hakkimizda.jpg" /><itunes:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</itunes:keywords><itunes:subtitle>Ki?isel Geli?imin Anahtar?!</itunes:subtitle><itunes:summary>Ki?isel geli?im</itunes:summary><itunes:category text="Society &amp; Culture" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/Kendinigelistircom" type="application/rss+xml" /><item>
		<title>Kendine Güven</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/n8RHuN8aLOM/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/kendine-guven-3/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 10:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Özgüven Geliştirme]]></category>

		<category><![CDATA[bireyde özgüven]]></category>

		<category><![CDATA[çocuklarda özgüven]]></category>

		<category><![CDATA[düşünmek]]></category>

		<category><![CDATA[kendine güven]]></category>

		<category><![CDATA[kendine güvenmek]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven]]></category>

		<category><![CDATA[var olmak]]></category>

		<category><![CDATA[yapabilirim demek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Hayallere giden yol nereden başlar? Kendine güvenden&#8230;
Kendine güven, kabiliyetleriniz ve bilginiz ne yapmanıza izin veriyorsa onları yapmanıza izin verir. Öyle ki, kendine güveni olmayan birisi, yanındakine bir merhaba bile diyemez.
Bir seminerde bırakın konuşmacı olmayı, kalkıp soru bile soramaz. Bir iş görüşmesinde dili tutulur, ter ve heyecan basar. İlgi duyduğu karşı cinsten birisiyle iletişim kuramaz. Hatta onu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/guvenkonusunda.gif" alt="Kendine Güven" width="150" height="122" />Hayallere giden yol nereden başlar? Kendine güvenden&#8230;<br />
</strong>Kendine güven, kabiliyetleriniz ve bilginiz ne yapmanıza izin veriyorsa onları yapmanıza izin verir. Öyle ki, kendine güveni olmayan birisi, yanındakine bir merhaba bile diyemez.</p>
<p>Bir seminerde bırakın konuşmacı olmayı, kalkıp soru bile soramaz. Bir iş görüşmesinde dili tutulur, ter ve heyecan basar.<span id="more-891"></span> İlgi duyduğu karşı cinsten birisiyle iletişim kuramaz. Hatta onu bırakın, hemcinsleriyle birlikte sağlıklı ilişki kurmakta zorluk çeker.</p>
<p>Kendine güvenmek, yeryüzünde var olmanın başlangıcıdır. İnsanlar, fiziksel olarak varlarsa bile birçok durumda vitrin mankeni gibi kalırlar. Bu mankeni hareket eden, müdahale eden, sosyalleşebilen ve hayallerine ulaşmak için girişimde bulunur hale getirmenin, ona can vermenin başlangıç noktası kendine güvendir.</p>
<p>Kendine güven, önce yapabilirim diye düşünmekle başlar. Ancak doğduğumuz andan itibaren bize yapabileceklerimiz değil, yapamayacaklarımız söylenmiştir. Anne-babalarımızın birçoğuna özgüvenimizi tahrip etmek için yaptıkları özenli çalışmalara teşekkür borçluyuz.</p>
<p>“Su küçüğün, söz büyüğün” gibi sözler, anne, baba, amca, dayı, dede ve benzeri aile büyüklerinin hemen her fırsatta çocukluğumuzda bizi küçülten sözler sarf etmesi, bazen de iyi niyetle bizi koruma güdüsüyle hiçbir şey yapmak için bize fırsat vermemeleri özgüvenin gelişmesini engellemiştir.</p>
<p>Üniversiteye ve hatta mastıra çocuğunu yazdırmaya giden anne-babalar var. Bu çocuklar, (Allah anne ve babalarına uzun ömür versin) anne ve babaları ölürse ne yapacaklar, nasıl yaşamda ayakta duracaklar?</p>
<p>Size tuhaf gelebilir ama algıda seçici olun, çevrenizden yapamayacağınızı ve başaramayacağınızı söyleyenlerin sözlerini değil, sadece olumlu yönde gelen sözleri duyun.</p>
<p>Özgüveni geliştirmenin en basit yolu, kişinin kendini kendine azar azar ispatlamasıdır. Eylemlerle ilgili her gün kendinize bir önceki günden daha büyük bir hedef koyun. Örneğin, iletişim kurmakta zorluk çekiyorsanız, kendinizi bir kursa (dil, ebru, ahşap boyama, bilgisayar vb. gibi) yazdırın.</p>
<p>Kurs demek, kurs arkadaşlarıyla ortak yönde iletişim zorunluluğu demektir. Kursların ikinci önemli özelliği, kurslar eylem içerirler, sınav olursunuz, hemen herkes kurslarda iyi puan alırlar ve bu puanlar, çevrenizin size yapmayı ihmal ettiği övgüleri ikame eder. Eğer ebru kursu ya da ahşap boyama kursu ise, ortaya bir ürün koymuş olmak insana kendini iyi hissettirir. Dil kursları diyalog dersleri de içerdiğinden mutlaka Türkçe ya da başka bir lisanda sınıf arkadaşlarınızla konuşmak zorunda kalırsınız.<br />
İlla kursa gitmek gerekli diye bir şey de yok. Kendinize küçük küçük projeler yaratabilirsiniz. Mesela odanızı güzelleştirme projesi.</p>
<p>Odanızın bir bölümünü bir temaya uygun döşeyebilirsiniz. Diyelim ki, odayı döşeme teması müzik aletleri teması olsun. Acaba hangi müzik aletlerini odaya koyabiliriz? Bunları nereden ve nasıl ekonomik olarak buluruz? Bu soruların cevaplarını bulmak için yine, insanlarla iletişime geçmek gerekir.</p>
<p>İnternete girmek, müzik aleti satıcılarına, antikacılara ya da müzik kurslarına gitmek gerekir. Bütün bu araştırma çalışmaları, insanın kendini daha iyi ifade etmesi için fırsat yaratır.</p>
<p>Hemen hiç kimse doğuştan iyi bir konuşmacı değildir. Konuşma konuşarak öğrenilir. Değişik konularda doğuştan yeteneği olmayan insanlar, idman yaparak değişik becerileri geliştirebilirler.</p>
<p>Satış becerisi, resim yapma becerisi gibi birçok beceri, başlangıçta hiç yokken zaman içinde antrenman yaparak geliştirilebilir. Bütün bu becerilerin gelişmesine paralel olarak, özgüven de gelişir.</p>
<p>Atatürk’ün “Türk öğün, çalış, güven” sözü kişisel gelişim açısından çok doğru bir mantıktadır.</p>
<p>Bu sözü biraz daha açarsak şöyle söyleyebiliriz:</p>
<p>“Türk öğün (başarabileceğine inan); çalış (bir eylem içine gir ve sonuç al); güven (eylem içine girebildiğine ve sonuç alabildiğine bakarak, kendine güven).”</p>
<p>Yazan : Melih ARAT</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/n8RHuN8aLOM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/kendine-guven-3/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/kendine-guven-3/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Parayı bırak, deneyime bak!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/DB33t_iAuTQ/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/parayi-birak-deneyime-bak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 09:31:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bir de bunlar var!]]></category>

		<category><![CDATA[bankacılık sektörü]]></category>

		<category><![CDATA[inşaat sektörü]]></category>

		<category><![CDATA[iş alanları]]></category>

		<category><![CDATA[işsizler]]></category>

		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>

		<category><![CDATA[otomotiv sektörü]]></category>

		<category><![CDATA[yazılım sektörü]]></category>

		<category><![CDATA[yeni mezunlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=890</guid>
		<description><![CDATA[Yenibiris.com Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçlıoğlu, piyasada şartların giderek ağırlaştığına ve ekmeğin aslanın kuyruğunun ucunda olduğunu söyledi. İş piyasasına yeni girecek olanlara bir an evvel ve olabilecek en erken şekilde işe başlama çağrısı yapan Kılıçoğlu, staj yaparken de paraya değil kazandıkları deneyime odaklanmalarını istedi. Kılıçlıoğlu ile istihdam piyasasını, en çok hangi sektörlere alım yapıldığını, önümüzdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/kendineguvenn.gif" alt="Parayı bırak, deneyime bak!" width="150" height="122" />Yenibiris.com Genel Müdürü Deniz Ceylan Kılıçlıoğlu, piyasada şartların giderek ağırlaştığına ve ekmeğin aslanın kuyruğunun ucunda olduğunu söyledi. İş piyasasına yeni girecek olanlara bir an evvel ve olabilecek en erken şekilde işe başlama çağrısı yapan Kılıçoğlu, staj yaparken de paraya değil kazandıkları deneyime odaklanmalarını istedi. Kılıçlıoğlu ile istihdam piyasasını, en çok hangi sektörlere alım yapıldığını, önümüzdeki dönemin şanslı sektörlerini ve yeni işe başlayacak olanlara tavsiyelerini konuştuk.<span id="more-890"></span></p>
<p><strong>-En çok hangi sektörlere iş başvurusu geliyor?</strong></p>
<p>Bankacılık ve finans her zaman geçerli ama 2002’den sonra eski ilgi biraz azalmıştı. Sonra büyüme dönemi ve yeni şube açılışları ile tekrar gençlerin ilgisini çekmeye başladı. Kriz döneminde de baktığınızda yine ilgi devam ediyor.</p>
<p>Her zaman ilgi çeken bir sektör de sağlık. Sektör büyümeye devam ediyor ve çok tercih ediliyor. Ayrıca son yıllarda bilişim sektörüne olan ilgi de giderek artıyor.</p>
<p><strong>- İlginin azaldığı sektörler var mı?</strong></p>
<p>Üretim sektörüne ilgi çok azaldı. Son 5-6 senedir böyle bir trend vardı ama yatırımlar ve üretim sektöründeki yeniliklerin takibi ile beraber o ilgi biraz daha canlanıyor gibi&#8230;</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">EN ÇOK OTOMOTİV ETKİLENDİ</span></strong></p>
<p><strong>- Yaşanan kriz döneminde ilanı en çok azalan sektörler ne oldu?</strong></p>
<p>Otomotiv en başta geliyor. İnşaat ve taahhüt şirketleri de çok etkilendi. Perakende yine etkilendi ama perakende derken talep çok çok yüksekti. Özellikle alışveriş merkezlerinin art arda açılıyor olması ve mağazacılığın giderek yayılıyor çok büyük bir talep yaratmıştı. Krizde o büyük talep daraldı ama hâla talep var. Krizin en kötü dönemlerinde, en hızlı düşüşü yaşadığımız dönemde bile perakende ilanlarımız vardı.</p>
<p><strong>- Etkilenmeyenler neler?</strong></p>
<p>İlaç çok fazla etkilenmiyor. Zaten genel olarak en az etkilenen sektör her zaman ilaç oluyor, yine öyle oldu. Çünkü ilacın belirli bir yapısı var ve onu beslemek zorundalar, yeni insanlar almak ve yetiştirmek zorundalar&#8230;</p>
<p><strong>- Peki mevcut duruma gelirsek, şu anda en çok hangi sektörün ilanı var?</strong></p>
<p>Aslında açık ara öne çıkan bir sektör yok. En çok ilan yolladığımız sektörler arasında inşaat var, sağlık var, peraken ve finans var ama bunların yüzdeleri hep yüzde 5’in altında. O yüzden ’tamam bu sektör işe alım yapıyor’ diyemiyorum.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">SATIŞÇILAR HER ZAMAN REVAÇTA</span></strong></p>
<p><strong>- İş alanı olarak hangisi önde?</strong></p>
<p>Satış pozisyonu kriz olsun olmasın her daim en çok eleman alımı yapılan iş alanı. Çünkü doğal olarak hepimiz ürünlerimizi satmaya ihtiyaç duyuyoruz. Aslında biz bu alanı satış ve pazarlama diye tanımlıyoruz ama orada pazarlamadan kastedilen daha çok satışa zemin hazırlayacak bir pazarlama&#8230; Türkiye’de böyle bir yanlış anlaşılma hala kırılmış değil. Pazarlama uzmanı dediğimizde insanların aklına satışçı geliyor, nihai satışı yapan kişi geliyor.</p>
<p>Satış pazarlamadan sonra öne çıkan alanlar yönetici sekreterliği, sekreterlik ve ofis yönetimi pozisyonu çok dikkatimizi çekiyor. Yine mali ve idari işler de her daim geçerli. Bunlar kriz olsa da olmasa da her zaman açık iş alanları.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">YAZILIMCILARA BÜYÜK FIRSAT VAR</span></strong></p>
<p><strong>- Size göre hangi sektörler öne çıkacak?</strong></p>
<p>Geniş kitleler ne yazık ki bilişimdeki fırsatın hâla farkında değil. Halbuki bilişim sektörü krizden çok az etkilendi, en zor zamanlarda bile çok iyi maaşlarla adam almaya devam ettiler.</p>
<p>Özellikle yazılımcı ve network uzmanı gibi pozisyonlar çok önemli. Türkiye’de ciddi bir yazılımcı açığı var. Sadece Türkiye için değil yazılım ihracatı açısından da çok önemli bir pazarımız var ama bilişim sektörü ne yazık ki Türkiye’de hak ettiği yerde ve büyüklükte değil. Sektör örgütleri bu konuda çok çaba gösteriyorlar, güzel gelişmeler de var ama bu kadar çabanın sonucunda hâla istenilen noktadan çok uzağız.</p>
<p>Şu anda harıl harıl yazılımcı yetiştiriyor olsak ancak talebi karşılayabiliriz.</p>
<p><strong>- En kolay onlar mı iş buluyorlar</strong></p>
<p>Evet ama orda da deneyimli olmak çok önemli. Gidip de ’bir sertifika programını bitirdim ben artık oldum’ demekle yazılımcı olunmuyor. Aslında bu her sektör için böyle. İşverenler gerçekten deneyimli adamlar arıyorlar, işin başına geçecek arabanın direksiyonuna geçecek şoförler arıyorlar. Bunda da haklılar çünkü rekabet çok yoğun ve kimsenin ’adam yetiştireyim, harcama yapayım, yetişmiş iş gücümü ben kendim sağlayayım’ deme lüksü olmuyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">PARAYA BAKMAYIN, BİR AN ÖNCE ÇALIŞMAYA BAKIN</span></strong></p>
<p><strong>- Tecrübesiz elemanla deneyimli elemana olan talebin makası giderek açılıyor mu?</strong></p>
<p>Evet giderek açılıyor. Çünkü dediğim gibi, yani rekabetten dolayı, maliyet zaten çok yüksek&#8230;</p>
<p>Biz bu anlamda yeni mezunlara ve gençlere sürekli olarak ’deneyim kazanın’ diyoruz. Yani lisede başlayın, ortaokulda başlayın, üniversitede bile çok geç kalırsınız. Üniversite ders programınız el veriyorsa birinci sınıfta başlayın, bir yerlerden iş hayatının içine girin&#8230; Eş dost tanıdık yanında mı başlarsınız bir sivil toplum örgütünde gönüllü mü başlarsınız öğrenci kulübünde mi başlarsınız bilmiyorum ama bir yerlerden iş hayatına adım atın.</p>
<p>Geçen gün İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sunum yapıyorum, çocuklar şunu söylediler: &#8220;Ama şirketler de deneyimli eleman istiyor, biz iş bulamıyoruz&#8230;&#8221; Sonra dediler ki, ’işe alanlar da bizi stajyer olarak çalıştırıyorlar, sonra para vermiyorlar&#8230;&#8221;</p>
<p>Ben de dedim ki, &#8220;e bir de para mı istiyorsunuz?&#8221; Size deneyim veriyorlar, geleceğinize yatırım yapıyorsunuz. Keşke verseler, evet haklısınız emeğinizin karşılığını almak sizin en doğal hakkınız ama emeğinizin karşılığını para olarak değil deneyim olarak aldığınızı düşünün. Çünkü kimse kimseye bir karşılığı olmadan bir şey öğretmiyor.</p>
<p>Size bir masa veriliyor, sandalye veriliyor, öğle yemeği veriliyor, yol parası veriliyor. Bunları değer olarak düşünün. Şartlar giderek ağırlaşıyor, artık ekmek aslanın ağzında değil midesinde dahi değil. Kuyruğunun ucunda&#8230; O kadar rekabet var ki; bu rekabette de çıkıp ya ben her şeye razıyım ben iş öğrenmek istiyorum diyen ya da ben bu işi biliyorum çekilin bir göstereyim diyen insan kazanıyor.</p>
<blockquote><p>
<strong>Yazan :</strong> Eren Güler<br />
<strong>Kaynak :</strong> <a href="http://www.hurriyet.com.tr">www.hurriyet.com.tr</a></p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/DB33t_iAuTQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/parayi-birak-deneyime-bak/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/parayi-birak-deneyime-bak/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>İnanılmaz Öykü</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/v7PXUO8qtxM/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/inanilmaz-oyku/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 06:37:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başarı Öyküleri]]></category>

		<category><![CDATA[başarı hikayesi]]></category>

		<category><![CDATA[bilkent ulusararası ilişkiler]]></category>

		<category><![CDATA[doktora tezi]]></category>

		<category><![CDATA[dr. esra]]></category>

		<category><![CDATA[eczacılık]]></category>

		<category><![CDATA[inanılmaz öykü]]></category>

		<category><![CDATA[sbs sınavı]]></category>

		<category><![CDATA[üniversite sınavı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=889</guid>
		<description><![CDATA[Spot: Henry Ford demiş ki, “dünyadaki en büyük keşif, bir insanın yapabileceğini düşünmediği bir yapabilmesidir.” Dünyada bizi sınırlayan şey, bizim düşüncelerimiz ve bizim kararlı olmayışımızdır.
Elazığ’da doğan ve yaşayan küçük Esra, ilkokulu bitirdikten sonra çok iyi Anadolu Liselerini tutturmasına rağmen ihtilal öncesi ortamın karışıklığını öne süren babası tarafından okuması engellendi. Esra, çok genç yaşta evlendirildi; ardından üç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/cirakti.gif" alt="Oyku" width="150" height="122" />Spot</strong>: Henry Ford demiş ki, “dünyadaki en büyük keşif, bir insanın yapabileceğini düşünmediği bir yapabilmesidir.” Dünyada bizi sınırlayan şey, bizim düşüncelerimiz ve bizim kararlı olmayışımızdır.</p>
<p>Elazığ’da doğan ve yaşayan küçük Esra, ilkokulu bitirdikten sonra çok iyi Anadolu Liselerini tutturmasına rağmen<span id="more-889"></span> ihtilal öncesi ortamın karışıklığını öne süren babası tarafından okuması engellendi. Esra, çok genç yaşta evlendirildi; ardından üç çocuk annesi oldu. İlk oğlu Emrah’ın Anadolu Lisesi sınavlarında iyi bir netice alacağını düşünürken, Emrah 100 sorudan sadece 15 net çıkarabildi. Anne Esra şok olmuştu. Bu durumu kabul edemiyordu. İlkokul mezunu olduğu halde, oğluna çok tempolu bir şekilde ders çalıştırmaya başladı. Önce kendisi öğreniyor; ardından oğluyla birlikte çalışıyorlardı. Ailedekilerin ve çevredekilerin bu çabalardan çok fazla umudu yoktu. Ne var ki, Emrah sömestre tatilinden sonra netlerini 100 soruda 96’ya kadar çıkardı. Girdiği sınavda Türkiye’de ilk 500’e Elazığ’da ilk 5’e  girdi. Dershanesinde ise 120’cilikten birinciliğe yükseldi.</p>
<p>Anne Esra çok sevinçliydi. Ehliyet almak üzere bir kursa yazılmaya gitti. Kurstaki görevli eğitimin durumunu sorunca İlkokul mezunu olduğunu söyledi. Görevli de kendisine dışarıdan mı bitirdiğini sordu. Bu olay Anne Esra’nın yüreğini burktu. Hem eğitim durumu sorulduğunda neden “Ben Üniversite mezunuyum.” diyemiyordu ki. Kurstan eve döndükten sonra eşi ile konuştu. “Ben” dedi, “ortaokulu, liseyi bitirmek istiyorum. Üstelik üniversiteye gitmeyi düşünüyorum.” Eşinin de desteğini alan bir taraftan üç çocuklu bir ailenin sorumluluğunu üstlenen Anne Esra dışarıdan ortaokul ve lise bitirme sınavlarına girmeye karar verdi. Karar verdikten sonra çok kısa bir sürede iki ay içinde önce ortaokul diplomasını ardından  ise lise diplomasını almaya hak kazandı. Oğlunu sınavlara hazırlarken tüm okul içeriğini öğrenmiş ve çok zorlanmadan sınavları geçmişti.</p>
<p>Şimdi sıra üniversite sınavındaydı. Üniversitede örgün eğitim yapan bir bölümü kazanmak, açık ortaokul ve liseyi bitirmeye benzemezdi. Ancak kendisinin sınavı kazanacağına inancı tamdı. 1995 yılında Fırat Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü kazanarak üniversite öğrenimime başladı.  Üç çocuk annesi bir kadın nasıl üniversite okuyacaktı? Vizeler, finaller derken okulu uzatmadan 1999 yılında iyi bir dereceyle mezun oldu. Master yapmak istiyordu. Bu kadarı da uçuk bir hayaldi, bir anneydi o. Anneler master yapmaz, çocuk büyütürdü. Derken 1999 yılında mezun olduktan hemen sonra aynı bölümde yüksek lisans öğrenimi görmeye başladı. 2001 yılında yüksek lisans öğrenimimi tamamladı ve yine aynı yıl aynı bilim dalında doktora programına kabul edildi. 2007’nin ağustos ayında doktorasını tamamladı. Küçük Esra, önce Anne Esra olmuş, ardından Öğrenci Esra olmuş ve doktoranın tamamlanması ile birlikte Dr. Esra Hanım olmuştu. Doktora tezi oldukça ilginçti televizyonun ev kadınlarının gündelik yaşamlarını nasıl etkilediğini araştırdı. Kadınların yaşamlarında televizyon dizilerinin etkisi o kadar ilginçti ki, tezi ulusal gazetelerde bile haber oldu. Bu arada mezun olduktan sonra Elazığ’da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı değişik okullarda sınıf öğretmeni olarak görev yaptı. Şu anda özel yetenekli çocukların eğitim gördüğü Elazığ Bilim ve Sanat Merkezi’nde rehberlik biriminde öğretmenliğe devam ediyor.</p>
<p>Dr. Esra Gülmez’in büyük oğlu Emrah Bilkent Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Şu anda Hollanda’da çalışıyor. İkinci oğlu Yunus Taha Hacettepe Eczacılık’ta öğrenci, Üçüncü oğlu Emre ise Amerika’da Berkeley üniversitesinde öğrenci. Zorluklardan, imkansızlardan, sınavların zorluğundan şikayet etmek isteyen varsa, bu yazıyı duvarını asıp tekrar tekrar okusun. Kocaman bir teşekkür size Dr. Esra Hanım hepimizi yüreklendiren öykünüz için.<br />
Yazan : Melih Arat</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/v7PXUO8qtxM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/inanilmaz-oyku/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/inanilmaz-oyku/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Son ders!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/kTHm3VQ84AM/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/son-ders/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 17:46:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Geliştiren Videolar]]></category>

		<category><![CDATA[başarmak]]></category>

		<category><![CDATA[kazanmak]]></category>

		<category><![CDATA[mutlu olmanın yolları]]></category>

		<category><![CDATA[nasıl başarılı olurum]]></category>

		<category><![CDATA[nasıl kazanırım]]></category>

		<category><![CDATA[pankreas]]></category>

		<category><![CDATA[Prof.Randy Pausch]]></category>

		<category><![CDATA[son ders]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=888</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamımızın belirli noktasında Hep bir kılavuza ihtiyaç duymuşuzdur. Hatta öyle zamanlar olmuştur ki, çevremizdeki kitapçılardan başarmak, nasıl başarılı olurum, mutlu olmanın yolları, kazanmak, nasıl kazanırım vb kitaplar alıp okuyup uygulamaya çalışmışızdır. Faydasının görüp görülmediği ayrı bir nokta.
Alttaki video’da yaşam ve hayata dair ne kadar ders varsa özetini bulabilirsiniz. Ölümcül kanser Hastası olan, kısa bir ömrü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none ; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/sonders.gif" alt="Son ders" width="150" height="122" />Yaşamımızın belirli noktasında Hep bir kılavuza ihtiyaç duymuşuzdur. Hatta öyle zamanlar olmuştur ki, çevremizdeki kitapçılardan başarmak, nasıl başarılı olurum, mutlu olmanın yolları, kazanmak, nasıl kazanırım vb kitaplar alıp okuyup uygulamaya çalışmışızdır. Faydasının görüp görülmediği ayrı bir nokta.<span id="more-888"></span></p>
<p>Alttaki video’da yaşam ve hayata dair ne kadar ders varsa özetini bulabilirsiniz. Ölümcül kanser Hastası olan, kısa bir ömrü kalmasına ve bunu bilmesine rağmen Yaşama sıkı sıkı sarılıp mutlu bir şekilde yaşama devam eden ve bunu</p>
<p>Adeta “Son Ders” niteliğinde anlatan, Prof. Randy Pausch var. Prof. Randy Pausch Carnegie Mellon Üniversitesi&#8217;nin öğretim üyelerinden, evli ve üç çocuk babası.</p>
<div><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="404" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/x974xc_son-ders_news&amp;related=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="404" src="http://www.dailymotion.com/swf/x974xc_son-ders_news&amp;related=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></div>
<div></div>
<p><strong>Konuşmanın Metni</strong><br />
Eylül ayında Carnegie Mellon Üniversitesinde yaptığım akademik bir gelenek “son ders” dediğimiz konuşma yapacağım.<br />
Öleceğinizi bildiğiniz ve son bir dersiniz kaldığını varsayalım. Öğrencilerinize ne söylersiniz?<br />
Burada benim görmezden geldiğim bir nokta var aslında; o da bu durumun benim için farazi olmaması. Pankreas kanseriyle mücadele ediyorum. Ameliyat, kemoterapi ve radyasyon terapisinden sonra yine baş gösterdi. Doktorlar yapılacak bir şey kalmadığını, son bir kaç ayım kaldığını söyliyorlar. İşte son bilgisayarlı tomografi sonuçlarım. Pankreas kanseri karaciğerime yayılmış ve neredeyse bir düzine tümör var. Bu durumdan hoşlanmıyorum. Üç küçük çocuğum var. Dürüst olalım… Berbat bir durum. Ama yakında öleceğim hususunda yapabileceğim hiçbir şey yok.<br />
Filmin sonunu biliyorum. Senaryoyu değiştiremem ama tadını çıkarabilirim.<br />
İsyan etmemi bekliyorduysanız sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.<br />
Seçimim acınacak biri olmak değil. Yakında ölecek olmama rağmen fiziksel olarak çok güçlüyüm. Hatta muhtemelen fiziksel olarak birçoğunuzdan daha güçlüyüm.<br />
Bu günkü konuşmamın konusu ölüm değil. Hayat ve bu hayatın nasıl yaşanacağı… Özellikle çocukluk hayallerimiz ve bu hayallerimizi gerçekleştirmek için neler yapabileceğimiz. Benim çocukluk hayallerim, sizin çocukluk hayalleriniz…<br />
Çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Dönüp fotoğraflara baktığımda gülümsemediğim tek bir fotoğraf bile bulamadım. Evet harika bir çocukluk yaşadım. Hep hayal kurardım. Tam hayal kuracak zamanlarda televizyonu açıyorsunuz; insanlar aya ayak basıyor. Her şey mümkün işte bu ruhu hiçbir zaman kaybetmemeliyiz.<br />
Peki benim çocukluk hayallerim nelerdi? “ Ulusal futbol liginde oynamak, ulaşamadığım hayallerimden bir tanesi. Önemli olan, hayallerinize ulaşamasanız bile bunun için çabalarken çok şeyler elde ettiğinizi bilmek. Çok sevdiğim bir söz var; “tecrübe, istediğinizi elde edemediğinizde kazandıklarınızdır.”<br />
Uzun bir süre küçükler liginde oynadım. Olağanüstü bir koçum vardı. Koç Jim Graham. Tam anlamıyla eski toprak. Antrenmandayken beni çok zorlardı. “Yanlış yapıyorsun, baştan al, tekrar yap, yıkılıyorsun, hemen şnav çek” nefes almadan geçen iki saat. Antrenmandan sonra yardımcı koçlardan biri gelip “koç Graham seni çok zorladı ha?..” “evet” dedim. “Aslında bu iyi bir şey seni umursadığı anlamına geliyor.” “Bir işi kötü yaptığında kimse umursamıyorsa senden umudu kesmişler demektir.” Bu gerçekten içime işledi. “Biri sizi iki saat boyunca zorluyorsa daha iyi olmanızı istiyor demektir.”<br />
Ve sonraki hayalim; Walt Disney İmaginary. Sekiz yaşlarımda ailem beni Kaliforniya’da Disneyland’a götürdü. İnanılmaz bir deneyimdi. Tüm oyuncaklar, gösteriler… işte o gün !.. “Tanrım!.. işte ben de büyüdüğümde bunlar gibi bir şeyler yapmak istiyorum.” Üniversiteden mezun olduktan sonra tüm bu büyüleyici şeyleri yapan insanlardan biri olmaya çalıştım. Sevimli bir red mektubu aldım. Yüksek lisanstan sonra tekrar denedim ve red mektuplarını yıllarca sakladım. Gerçekten çok ilham verici. Sonra garip bir şey oldu. Çalıştım çok çalıştım ve genç yaşta öğretim üyesi olup belli araştırmalarda uzmanlaştım. Bu dönemde Disney için anlamlı beceriyi geliştirdim ve oraya girme şansını yakaladım. Tüm bunları yapan ekibin bir parçası oldum. Alaaddinin sihirli halısı dediğimiz bir şey üzerinde çalıştım. Gerçekten muhteşemdi. Ama bu noktaya gelmem 15 yıldan uzun sürmüş, defalarca deneme yapmıştım. Bu da bana; yolumuzdaki engellerin bir amaca hizmet ettiğini, bizi yoldan ayırmak için değil, devam etmeyi ne kadar istediğimizi görmemiz için bu engellerin yolumuzda olduğunu anladım.<br />
Çocukluk hayalleriniz varsa anne babanızın iyi olmasını tavsiye ediyorum. Ben bu konuda çok şanslıydım. Resimde gördüğünüz 70. doğum gününde benim annem. Ben de arka planda bulanık yerdeyim. Tamamen geri planda kalmışım. Bu da 80. doğum gününde babam. Temel prensibi; daima eğlen, eğlence anlayışın olsun, meraklan. Bunu hiç kaybetme. Babam harika bir adamdı. İkinci dünya savaşında savaştı. Kesinlikle muhteşem bir neslin parçasıydı. Ne yazık ki babamı bir yıl önce kaybettik. Annem babamın eşyalarını elden geçirirken ikinci dünya savaşında kazandığı cesaret madalyasını buldu. Elli yıl süren evliliklerinde bundan anneme hiç bahsetmemişti. Böylece babamdan çok büyük bir tevazu dersi aldım. Sıra şimdi annemde, anne saçını çektiğinizde bile sizi sevendir. Annemle işte böyle bir ilişkim vardı. Alçak gönüllülükten bahsetmişken; annem hep bana siper oldu. Doktoramı yaparken çok zor sınavlardan geçerdim. Bir gün eve geldiğimde, doktora sınavlarının ne kadar zor olduğundan şikâyet edip sızlanmaya başladım. Kolumu sıvazlayıp “ne hissettiğini biliyoruz. Babanın senin yaşında iken ikinci dünya savaşında Almanlarla savaştığını unutma!..” dedi. Sonunda doktoramı aldığımda kendimle gurur duyuyordum. Annem beni herkese şöyle tanıttı. “Bu benim oğlum. Doktor oldu ama, insanlara yardım edenlerden değil.” Muhtemelen annemle babamın yaptığı en güzel şey; odamın duvarlarını boyamama izin vermeleri idi. Bir gün duvarlara resim çizmek istediğimi söyledim. “Tamam” dediler. İşte duvara çizdiğim bir roket ve bir asansör. İnekler hemen kendilerini gösterecekler. Evet ikinci derece bir denklem. En güzeli bunu yapmama izin vermişlerdi. Kendi gelişimimi ve özgüvenimi kazanmamı duvarın bozulmamış yapısından daha önemli olduğunu düşünmüşlerdi. Bu açıdan baktıkları için gerçekten çok şanslıyım.<br />
Annemler insanların eşyalar karşısındaki öneminden de bahsettiler. Büyüyüp ilk arabamı aldığımda bu parlak üstü açık araba beni çok heyecanlandırmıştı. Kardeşim biraz olsun nefes alsın diye her ay bir hafta sonu yeğenlerim Cristopher ve Laura’yı alırdım ve birlikte maceraya atılırdık. O zaman da arabamla hava atıyor onlara Randy dayının arabasını sakın ha kirletmemelerini tembihlerdim. Tabii o sırada kahkahalara boğuldular. Çünkü bir taraftan da bir şişe sodayı arka koltuğa döküyordum. “Napıyorsun?” diye sorduklarında bunun sadece bir eşya olduğunu söyledim. İyi ki de böyle yapmışım. Cristopher biraz üşütmüştü. Eve giderken arka koltuğa istifra etti. Parlak yepyeni bir malzemenin ne kadar değerli olduğu umurumda bile değildi. Kesinlikle 8 yaşındaki bir çocuğun sadece üşüttüğü için kendini suçlu hissetmediğini bilmek ne kadar güzel değil mi?<br />
Bir an önce kaplan mı, goril mi olduğunuza karar verseniz iyi olur. Kaplan enerjiktir, iyimserdir, meraklıdır, coşkuludur ve eğlenmeyi bilir. Eğlenmenin önemini kesinlikle küçümsemez. Kısa bir süre sonra öleceğim. Ama bu gün yarın ve geriye kaç günüm kaldıysa hepsinde mutlu olmayı seçiyorum. Hayallerinizi gerçekleştirmek istiyorsanız başkalarıyla çalışıp iyi geçinirseniz iyi edersiniz. Bu da bütünlük içinde yaşamanız anlamına gelir. Uygulamada zorlanacağınız basit bir tavsiye; yalnızca doğruyu söyleyin. İkincisi; işleri elinize yüzünüze bulaştırırsanız özür dileyin. Dünyada çok fazla kötü özür var. İyi bir özür üç kısımdan oluşur. “üzgünüm, benim hatamdı, hatamı nasıl düzeltebilirim? Çoğu kimse üçüncü kısmı atlıyor. Samimiyet de buradan anlaşılıyor.<br />
Son olarak; hepinizin hayatınızda sevmediğiniz, hoşlanmadığınız şeyler yapan insanlar vardır. Ama gördüm ki, kimse tam anlamıyla şeytan değil. Yeteri kadar beklerseniz size iyi taraflarını gösterirler. Bu konuda onları hızlandıramazsınız, ama sabredebilirsiniz. Minnet gösterin. On yıllık genç bir öğretim üyesiyken, araştırma laboratuarımda çalışan 15 genç vardı. Onları bir haftalığına Disney’e götürdüm. Meslektaşlarım bunun çok pahalıya patlamış olması gerektiğini söyleyip nasıl böyle bir şey yapabildiğimi sordular. “Bu çocuklar gece gündüz, ben dünyadaki en iyi işi yapabileyim diye çalışıyorlar. Asıl böyle bir işi nasıl olur da yapamam?” Minnet duymak çok basit ama güçlü bir şeydir.<br />
Son olarak; şikâyet etmek ya da sızlanmak bence sorunu gerçekten çözmez. İşte Jack Robinson büyükler liginde oynayan ilk siyah. Sözleşmesinde; İnsanlar ona tükürdüğünde şikâyet etmeyeceğini söyliyor. Jack Robinson gibi mi yoksa sadece birkaç ayı kalmış ben gibi misiniz bilmem ama bütün zamanınızı şikâyet ederek ya da oyunun tadını çıkararak geçirebilirsiniz. Muhakkak ikincisi uzun vadede sizin için daha faydalı olacaktır.<br />
Bunun Carnegie Mellon Üniversitesinde verdiğim derslerin bir parçası olduğunu söylemiştim. Bu konuşmayı niçin yaptığımı söylemem gerektiğini düşünüyorum.<br />
Bu konuşma sadece çocukluk hayallerinizi nasıl gerçekleştireceğiniz ile ilgili değil, bundan çok daha kapsamlı. Hayatınızı nasıl yaşayacağınızla ilgili. Hayatınızı doğru yönde sürdürürseniz karma gerisini halleder ve hayalleriniz sizi bulur. Doğru şekilde yaşarsanız hayalleriniz sizin olur. Bu kadar çok insanın bu dersten faydalanması da çok güzel gerçekten ama işin aslı üniversitede de derse gelen 400 kişiye vermedim bu dersi. Bu dersi sadece üç kişi için yazdım. Büyüdüklerinde izlesinler diye… Teşekkürler. (Üç çocuğunu kastediyor.)</p>
<blockquote><p>Prof.Randy Pausch 25 temmuz 2008&#8242;de pankreas kanserinden Öldü. Dilediği gibi, çocuklarına Son Dersi Bıraktı ve birde aynı ismi taşıyan (The Last Lecture)adlı kitabı.</p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/kTHm3VQ84AM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/son-ders/feed/</wfw:commentRss>
		<enclosure url="http://www.dailymotion.com/swf/x974xc_son-ders_news&amp;amp;related=1" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://www.dailymotion.com/swf/x974xc_son-ders_news&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Yaşamımızın belirli noktasında Hep bir kılavuza ihtiyaç duymuşuzdur. Hatta öyle zamanlar olmuştur ki, çevremizdeki kitapçılardan başarmak, nasıl başarılı olurum, mutlu olmanın yolları, kazanmak, nasıl kazanırım vb kitaplar alıp okuyup uygulamaya çalışmışı</itunes:subtitle><itunes:author>Özgür ?AH?N</itunes:author><itunes:summary>Yaşamımızın belirli noktasında Hep bir kılavuza ihtiyaç duymuşuzdur. Hatta öyle zamanlar olmuştur ki, çevremizdeki kitapçılardan başarmak, nasıl başarılı olurum, mutlu olmanın yolları, kazanmak, nasıl kazanırım vb kitaplar alıp okuyup uygulamaya çalışmışızdır. Faydasının görüp görülmediği ayrı bir nokta. Alttaki video’da yaşam ve hayata dair ne kadar ders varsa özetini bulabilirsiniz. Ölümcül kanser Hastası olan, kısa bir ömrü [...]</itunes:summary><itunes:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/son-ders/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Uykusuz gecelere son</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/9xS9W7btxL8/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/uykusuz-gecelere-son/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 07:10:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bunları Biliyor musunuz?]]></category>

		<category><![CDATA[uyku problemi]]></category>

		<category><![CDATA[uyku probleminin cozumu]]></category>

		<category><![CDATA[uyku sorunu]]></category>

		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=887</guid>
		<description><![CDATA[Uykusuzluk kan şekeri seviyenizi yukarıya çıkarabilir, sizi depresyona meyilli hale getirir ve beyin hasarına yol açabilir.
Uykusuzluk, hafızanızdan bağışıklık sisteminize, kalp ve metabolizmanıza kadar her şeyi etkileyerek tiroit ve stres hormonu seviyenizi değiştirebilir. Hatta uykusuzluk sizi öldürebilir. Çünkü, arabanızla yolda giderken uyuklarsanız kaza yapabilirsiniz. (Her yıl tahminen 71 bin kişi direksiyon başında uyukladığı için yaralanıyor.) Günlük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/depresyonhayal.gif" alt="Uykusuz geceler" width="150" height="122" />Uykusuzluk kan şekeri seviyenizi yukarıya çıkarabilir, sizi depresyona meyilli hale getirir ve beyin hasarına yol açabilir.</p>
<p>Uykusuzluk, hafızanızdan bağışıklık sisteminize, kalp ve metabolizmanıza kadar her şeyi etkileyerek tiroit ve stres hormonu seviyenizi değiştirebilir. Hatta uykusuzluk sizi öldürebilir. Çünkü, arabanızla yolda giderken uyuklarsanız kaza yapabilirsiniz. <span id="more-887"></span>(Her yıl tahminen 71 bin kişi direksiyon başında uyukladığı için yaralanıyor.) Günlük işlerinizi yerine getirmek ve sağlınız için en az günde 7 saat kesintisiz uyumanız gerekiyor.</p>
<p>Readers and Digest dergisinde yer alan habere göre, işte size derin bir uyku çekmenizi sağlayacak tavsiyeler:</p>
<p><strong>1. Uykuya geçiş rutini oluşturun:</strong> Bunu her gece yatağa gitmeden önce yapın. Kedinizi dışarı çıkarın, ışıkları kapatın, ısıtıcıyı kapatın, yüzünüzü yıkayın, dişlerinizi fırçalayın. Bu ve buna benzer davranışlar sizi uykuya hazırlayacaktır.</p>
<p><strong>2. Vücut siklusunuzu hesaplayın:</strong> Bazı uzmanlar uykunun sikluslarla geldiğine inanıyor. Vücut saatinizde bu ritimlerin farkına varırsanız, bunları avantaja çevirmek için kullanın. Uykunuz geldiğinde hemen yatağa gidin. Aksi takdirde, tekrar uykuya hazırlanmanız uzun bir zaman sürebilir.</p>
<p><strong>3. Yeni yıkanmış yastık ve çarşaflar kullanın:</strong> Bu durum gevşemenize ve sakinleşmenize yardımcı olacaktır. Ya da oda parfümünüzü lavantalı seçin ve yatağa yatmadan önce yatağınızın üzerine sıkın.</p>
<p><strong>4. Saati yatağınızın altında ya da göremeyeceğiniz bir yerde saklayın:</strong> Saatinizin ışığının sizi rahatsız etmemesi için ve gecenin bir yarısı uyandığınızda ya da uyku sorununuz olduğunda saatin ne kadar geç olduğunu görüp öfkelenmemeniz için saatinizi göreceğiniz bir yere koymayın.</p>
<p><strong>5. Yastığınızı kabartın:</strong> Eğer devamlı olarak yastığınızı yumrukluyorsanız yastığınız incelecektir. Alçak yastık da uykunuzu kaçırabilir. Gardırobunuzdan yeni bir yastık alın, mis kokulu yastığınızda tekrar uykuya dalmayı deneyin.</p>
<p><strong>6. Doğru yastığı seçin:</strong> İdeal olan yastık yumuşak olmalı, ancak çok yüksek olmamalı, boynunuzu desteklemeli, alerji yapmamalı ve yıkanabilir olmalı. Yastığın boynunuzu desteklemesi uyku kalitenizi yakından ilgilendiriyor ve boyun ağrınızı azaltıyor.</p>
<p><strong>7. Pencerelerinize kalın perdeler takın:</strong> Hatta sokak lambalarından gelen çevre aydınlatması, dolunay ya da komşunuzun evinin ışığı uykusuz kalmamak için ihtiyacınız olan uykuyu engelleyebilir.</p>
<p><strong>8. Yatak odanızı temizleyin ve yatıştırıcı adaçayı yeşiline boyayın:</strong> Ya da diğer yatıştırıcı renklere boyayın. Bu renkler, insana uykuyu hatırlatıyor, yatağınızda kitap okurken ya da uyumaya hazırlanırken sizi rahatlatıyor.</p>
<p><strong>9. Yatağınızı dış duvarlardan uzağa taşıyın:</strong> Bu dışarıdan gelen gürültülerin biraz azalmasını sağlar. Eğer gürültü sizi halen rahatsız ediyorsa, vantilatörünüzü açmayı deneyin.</p>
<p><strong>10. Kış aylarında ayaklarınızın arasına sıcak su şişesi koyun ya da kalın çorap giyin:</strong> Sıcak olmak vücudunuzun iç sıcaklığının uyku için en üst seviyede olmasına yardımcı olur. Aslında iç sıcaklığınız düştüğünde daha rahat uyursunuz. Ayaklarınızı ısıtarak, bacaklarınıza doğru olan kan akışını garantilersiniz ve vücudunuz serinler.</p>
<p><strong>11. Uyumadan önce 600 mg kalsiyum ve 300 mg magnezyum alın:</strong> Magnezyum kemikleriniz için mineral kaynağı olmasının yanında doğal bir yatıştırıcıdır. İlaveten, kalsiyum kas hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur. Magnezyum ayrıca bacak kramplarını önlemeye yardımcı olur.</p>
<p><strong>12. Yatmadan önce bir avuç ceviz ya da 1 tane muz yiyin:</strong> Ceviz iyi bir triptofan kaynağıdır. Bu aminoasit uykusuzluğa iyi gelir. Muz da triptofanın yanında uyku hormonu olan melatonin kaynağıdır. Gelenekselleşmiş olan bir bardak ılık süt de iyi bir triptofan kaynağıdır.</p>
<p><strong>13. Yatmadan sadece su için:</strong> Bir araştırma, katılımcıların 1 fincan meyve suyu içtikten 20-30 dakika sonra uykuya dalabildiklerini gösterdi; çünkü meyve suyunun içinde yüksek oranda şeker bulunuyor.</p>
<p><strong>14. Asit önleyici ilaçları akşam yemeğinden sonra alın, yatmadan içmeyin:</strong> Bu ilaçlar uykunuzu engelleyen alüminyum içeriyor.</p>
<p><strong>15. Uykuya dalarken teypten kitap dinleyin:</strong> Yatmadan önceki hikâyeler çocukluğunuzda sizi sakinleştirirdi. Teypteki yatıştırıcı kitap büyükler için de aynı etkiyi verebilir. Şiir ya da biyografileri dinleyin, korku romanlarından uzak durun.</p>
<p><strong>16. Bir fincan suda 3-4 büyük salata yaprağını 15 dakika kaynatın:</strong> Bunu ateşten alın, 2 dal nane ekleyin ve yatmadan önce için. Salata yaprakları insanı uyumaya yönlendiren laktukarim isimli bir madde içeriyor.</p>
<p><strong>17. Masaj yapın:</strong> Parmak uçlarınızı gözlerinizin çevresinde dairesel şekilde yavaşça hareket ettirin. 1 dakika sonra ağzınıza doğru hareket ettirin, sonra boynunuza ve başınızın arkasına aynı hareketi uygulayın. Gevşeyip uyumaya hazır hale gelene kadar devam edin.</p>
<p><strong>18. Kaslarınızı rahatlatmak için okaliptus kullanın:</strong> Bu güçlü kokulu bitki bizi yatıştırıyor ve gevşememizi sağlıyor.</p>
<p><strong>19. Yatağa yattıktan sonra günlüğünüz için 10 dakika ayırın:</strong> Gün içinde yaşadığınız olayları, hissettiğiniz duyguları aktarın. Bu uykunuzu gün içinde yaşadıklarını hatırlayıp durmanızı önler, böylece daha çabuk uykuya dalarsınız.</p>
<p><strong>20. Yatağınızın yanında küçük bir defter, lamba ve kalem bulundurun:</strong> Gece yarısı kalkarsanız ve aklınıza bir şeyler gelirse, hemen bunları bu deftere not edin, çünkü tekrar uykuya daldıktan sonra bu düşünceler uçup gidiyor. </p>
<blockquote><p>
<strong>Kaynak :</strong> tempo24.com.tr </p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/9xS9W7btxL8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/uykusuz-gecelere-son/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/uykusuz-gecelere-son/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Özgürlük ve seçimlerimiz üzerine</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/xR1gRdVmWec/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/ozgurluk-ve-secimlerimiz-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 08:02:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başarı Yazıları]]></category>

		<category><![CDATA[özgür olmak]]></category>

		<category><![CDATA[özgürlükler]]></category>

		<category><![CDATA[secenekler]]></category>

		<category><![CDATA[seçimler]]></category>

		<category><![CDATA[şıklar]]></category>

		<category><![CDATA[tercihler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=886</guid>
		<description><![CDATA[Bugün geriye dönüp baktığımda kişilik mücadelemin daha ilkokul yıllarında başladığını görüyorum. İlk filizlenen duygum özgürlük duygusuydu. Neden bu kadar önemliydi özgürlük?
Hayatımın benim kontrolüm altında olması çok önemliydi benim için. Peki insan daha ilkokula giderken özgür olabilir mi, kim verir ona o yıllarda o kadar özgürlüğü? Bunu yıllarca düşündüm; sanırım annemle babamın ayrılmasından etkilenmiştim. Orada benim fikrim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/kendinolmak.gif" alt="Özgürlükler ve seçimler" width="150" height="122" />Bugün geriye dönüp baktığımda kişilik mücadelemin daha ilkokul yıllarında başladığını görüyorum. İlk filizlenen duygum özgürlük duygusuydu. Neden bu kadar önemliydi özgürlük?</p>
<p>Hayatımın benim kontrolüm altında olması çok önemliydi benim için. Peki insan daha ilkokula giderken özgür olabilir mi, kim verir ona o yıllarda o kadar özgürlüğü?<span id="more-886"></span> Bunu yıllarca düşündüm; sanırım annemle babamın ayrılmasından etkilenmiştim. Orada benim fikrim alınmamıştı. Kendi kararlarımı kendim verme isteğim belki de bu olayın etkisiyle oluşmuştu. Başkalarının benim adıma karar vermesini istemiyordum.</p>
<p>Ondan sonraki hayatım bu özgürlük düşüncesi üzerine kurulu olarak devam etti. Tabii ki ilkokula giderken kimsenin aklına gelmezdi ki bu çocuk hayatı boyunca özgürlüğü için savaşacak. O zaman hep insanları seyrederdim. Nasıl davranıyorlar, nerelerde hata yapıyorlar diye bakardım çevreme. Bir insanın bile bile hata yapmasını hiç anlayamazdım. Kimse hata yapmamalıydı. Çünkü ben hata yapmıyordum. Bu konu daha sonra hayatımın kırılma noktalarından biri oldu. Ama hatalardan hep ders aldım. Kimin hatalarından biliyor musunuz; hep çevremdeki büyük yetişkin insanların hatalarından ders aldım, çünkü hep onları seyrettim.</p>
<p>Bugün ilkelerimin temel taşlarından birinin oluşmasını sağlayan bir olayı anlatmak istiyorum. Ortaokul 2. sınıfa gidiyordum. Sınıf öğretmenimiz okulun bir etkinlik düzenlediğini, 15 gün sonra bir pikniğe gidileceğini duyurdu. Anne ve babamızla konuşmamızı söyledi. Onlar müsaade ederlerse hep birlikte pikniğe gidecektik.</p>
<p>O gece anneme piknikten söz ettim. Annem “Tamam” dedi. Ama iki lafın arasında konuşmuştuk. Ertesi gün okulda pikniğe gelecekler arasına ismimi yazdırdım. Arkadaşlarımın ailesi de kabul etmişti. Hayatımızda ilk defa yalnız başımıza bir yere gidecektik. Bu benim için çok büyük bir olaydı. Arkadaşlarım pikniğe gidiyorlar diye seviniyorlardı. Oysa benim sevincim ben yalnız olarak, yani özgür olarak ilk defa bir yere gidecektim. Pikniğe gidilecek tarih gelene kadar bir sürü planlar yapıldı. Pikniğe götürülecek yemekler ayarlandı ve iş bölümü tamamlandı. Herkesin annesi bir tane yemek yapacaktı. Kimine börek yapmak, kimine köfte yapmak gibi görevler verildi. Piknik gününe kadar sanki bin yıl geçti, o gün bir türlü gelmiyordu. Yatağa yatıp hayaller kuruyordum. İnanılmaz bir heyecan içindeydim.</p>
<p>Piknik gününden 2 gün önce anneme yemekleri aramızda paylaştığımızı ve bana köfte yapmak düştüğünü izah ettim. 2 gün sonra pikniğe gidilecekti, ben de anneme piknik hakkında genel bir bilgi vermek istiyordum. Ama annem beni dinlemedi bile, pikniğe gidemeyeceğimi söyledi. Neden olarak da yalnız başına beni bırakmak istemediğini söyledi. Yani güvenlik açısından uygun değildi bu. “Ama anne&#8230;” dedim “Sen bana 15 gün önce olur demiştin. Ben de arkadaşlarıma ve öğretmenime söz verdim geliyorum.” dedim. “Ben söz vermedim.” dedi. O an dünya başıma yıkılmıştı. Yapılacak bir şey yoktu, söz hakkı onundu. O gece hiç uyumadım.</p>
<p>Benim için pikniğe gitmek önemli olmaktan çıkmıştı. Şimdi benim asıl derdim verdiğim sözlerdi. Durup dururken yalancı olacaktım, yani söz verdim ama şimdi vazgeçtim. Yani bu şu anlama geliyordu: “Bana güvenmeyin, ben söylerim ama sonra vazgeçerim.” Bu muydu söylemek istediğim? Hayır, böyle bir şeyi asla söylemek istemezdim. Karar veren makam ben değildim ama bunu nasıl anlatabilirim ki. Kendimi ne kadar önemli ve büyük biri olarak görüyordum ki etrafımın beni çok ayıpladığını sanıyordum. Oysa herkes biliyordu, kararı veren ben değildim ve buna mani olmak gibi bir gücüm de yoktu.</p>
<p>İşte o gün karar verdim. Ben annemin yaptığı hatayı hayatım boyunca yapmayacaktım. Asla verdiğim sözden dönmeyecektim. Eğer döneceksem bunun mutlaka mantıklı bir açıklaması olacaktı.  Kimseyi kendi kararlarımla bağlamayacaktım, herkes kendi fikrini savunmalı ve onu yapmak gibi bir özgürlüğü olmalıydı.</p>
<p>O günden sonra da kimseye hiçbir konuda baskı yapmadım. Eğer birisinin yanlış bir davranışı olduğunu düşünüyorsam, ona bazen hissettirmeden bazense açık açık yaptığını doğru bulmadığımı anlatmaya çalışırım.</p>
<p>Hayatım boyunca çevremdeki insanları inceledim ve yaptıkları yanlışları sanki ben yapmışım gibi rahatsız oldum. Doğrusu ne ise onu yapmaya çalıştım. Doğrusu hangisi peki? Tabii bu kişiye göre değişiyor bazen. Bana göre doğrusu, yani benim ilkelerime göre, benim yaşam biçimime, benim ekonomik şartlarıma göre, benim gelenek göreneklerime göre hep doğrusunu aradım ve uyguladım. Ne öğrendiysem onu uyguladım. Sonra bir gün bir kitapta bir yazı okudum o zaman anladım yaptığımın doğru olduğunu.</p>
<p>Amerika’da bir sürü araştırma yapılıyor ve biz bunları her gün gazetelerde okuyoruz. Amerikalıların yaptığı bir araştırmaya göre, diye başlıyor söz ettiğim yazı.</p>
<p>Araştırma üzerinde çalışırlarken ilginç buldukları  bir aileye rastlıyorlar. Hemen incelemeye başlıyorlar. Aile üç kişi, baba ve iki oğul. Baba uyuşturucu bulundurmaktan ve adam öldürmekten dolayı cezaevinde yatıyor. Büyük oğlu da babası gibi cezaevinde. Küçük oğlu ise çok ünlü ve özellikle dürüstlüğü ile ünlü bir avukat. Araştırma yapanlar önce cezaevindeki babaya gidiyor ve soruyorlar: “Ne oldu, neden buraya düştünüz?” Adam “Valla ailemin beni yetiştiriş biçimi, ailemin eğitimsizliği ve parasızlıktan dolayı buradayım” diye yanıt veriyor.  Bu sefer babaya benzeyen oğluna gidiyor ve ona soruyorlar: “Neden buradasınız?” O da aynen babası gibi nedenler sayıp döküyor ve sonunda şöyle diyor: “Başka çarem var mıydı?” Daha sonra ikinci oğlu olan ünlü avukata gidip, soruyorlar: “Ailenizi inceledik. Babanız ve ağabeyiniz cezaevinde. Siz nasıl oldu da dürüstlüğü ile ünlü bir avukat oldunuz?” Avukat sadece bir tek cümle söylüyor: “Başka çarem var mıydı?”</p>
<p>Evet seçimi kendimiz yapıyoruz. Hepimizin ailesi zaman zaman yanlışlar yaptılar bizi büyütürken. Aslında o yanlışların yarısı da onları büyütenlerindi. Ya da aramızdaki kuşak farkı hep bizi anlamalarını engelledi. Aslında her şey o kadar çabuk değişiyor ki ayak uydurmak çok zor. Eğer ayak uydurabilirsen çok iyi ama biraz dinleneyim dersen, ya da ayağını dişliye iyi yerleştiremezsen bir anda boşta kalıyorsun. Hayata karşı sürekli hazır olmak gerekiyor.</p>
<p>Hayatı geri alıp tekrar yaşama şansımız yok. Çok önceden söylendiği gibi: “Hayat silgi kullanmadan yapılan bir resimdir.”</p>
<p>Sevgiler<br />
<strong>Tülay Bilin</strong></p>
<blockquote><p><strong>Tülay Bilin kimdir?<br />
</strong>Tülay Bilin çok uzun yıllar Hürriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra, Nisan 2006‘ya kadar Dünya Gazetesinde İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalıştı. Uzun yıllardır kişisel gelişim konusunda aldığı eğitimleri 10 yıldır profesyonel olarak çevresiyle paylaşmaktadır. Şirketlere verdiği eğitimler devam etmektedir. Ayrıca kişisel olarak sorunlarını çözmekte zorlananlar için de yüz yüze görüşmeler yapmaktadır. 2 yıl  radyo programı yapmıştır.</p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/xR1gRdVmWec" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/ozgurluk-ve-secimlerimiz-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/ozgurluk-ve-secimlerimiz-uzerine/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>En çok merak edilen 25 soru</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/Ha59D4ogCk4/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/en-cok-merak-edilen-25-soru/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 09:53:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bunları Biliyor musunuz?]]></category>

		<category><![CDATA[dijital fotograflar]]></category>

		<category><![CDATA[en soguk yer]]></category>

		<category><![CDATA[erkeklerde selulit]]></category>

		<category><![CDATA[esekarisi]]></category>

		<category><![CDATA[kuslarin islanmazligi]]></category>

		<category><![CDATA[kusursuz gorus]]></category>

		<category><![CDATA[mikrop]]></category>

		<category><![CDATA[ozon tabakasi]]></category>

		<category><![CDATA[sigara tiryakiligi]]></category>

		<category><![CDATA[sogan dogramak]]></category>

		<category><![CDATA[solaklar mi zeki]]></category>

		<category><![CDATA[su ve vitaminle yasamak]]></category>

		<category><![CDATA[uzum mu sarap mi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=885</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en saygın popüler bilim dergilerinden İngiliz BBC Focus, yıllardır insanların en çok merak ettiği sorulara, konunun uzmanlarına ve son yapılan araştırmalara danışarak cevap aradı. Deniz havası almak sağlıklı mı? Herkes evinde kalsa grip salgını biter mi? Kendi kendine konuşanlar deli mi? Tiryaki olmak için kaç sigara içilmesi gerekir &#8230;? gibi suallerin cevapları için.
1) Deniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/iyifikir.gif" alt="En cok merak edilen soru" width="150" height="122" />Dünyanın en saygın popüler bilim dergilerinden<strong> İngiliz BBC Focus</strong>, yıllardır insanların en çok merak ettiği sorulara, konunun uzmanlarına ve son yapılan araştırmalara danışarak cevap aradı. Deniz havası almak sağlıklı mı? Herkes evinde kalsa grip salgını biter mi? Kendi kendine konuşanlar deli mi? Tiryaki olmak için kaç sigara içilmesi gerekir &#8230;? gibi suallerin cevapları için.<span id="more-885"></span></p>
<p><strong>1) Deniz havası almak sağlıklı mı?</strong></p>
<p>Şehirden uzak deniz kıyısında yaşamak sağlıklı olabilir. “Deniz havası” yani denizin neden olduğu güzel koku, sahilde yaşayan bir bakteri sayesinde ortaya çıkar. Ama uzmanlar bakterinin, limanlardaki egzoz gazının havayı daha da kirletmesine neden olduğunu ortaya koydu.</p>
<p><strong>2) Herkes evinde kalsa grip salgını biter mi?</strong></p>
<p>Evet. Küresel bir karantina grip salgınının sonu olabilir ancak tek bir kişinin bile dışarı çıkması virüsün yeniden yayılmasına neden olur.</p>
<p><strong>3) Bitkiler yaşlılık nedeniyle ölür mü?</strong></p>
<p>Bazı bitkiler iyi bakıldığında sonsuza kadar yaşayabiliyor. Ancak mevsimlik bitkilerin ömrü kısa olur.</p>
<p><strong>4) Sakız sonsuza dek midede kalır mı?</strong></p>
<p>Hayır. Sakız, yutulduğunda sindirilemez ancak en geç üç gün içinde vücuttan atılır.</p>
<p><strong>5) Kendi kendine konuşanlar deli mi?</strong></p>
<p>Hayır. İnsanların yalnız ya da sıkıntılı olduğunda kendi kendilerine konuşması oldukça normal bir durumdur.</p>
<p><strong>6) Erkeklerde selülit olur mu?</strong></p>
<p>Portakal kabuğu gibi bir cilt sadece kadınlarda değil erkeklerde de bulunuyor. Ancak erkeklerde selülit daha çok boyun ve karın bölgesinde görülüyor.</p>
<p><strong>7) Arka koltukta neden araba tutuyor?</strong></p>
<p>Arkada oturunca ufuk çizgisi görülmüyor. Araç tutması, iç kulakta hareket algılanırken, gözlerden sabit olduğunuz bilgisinin gelmesi nedeniyle yaşanır. Yani arkada otururken, beyin aracın hareket ettiğini anlamaz ve böylece vücut dengesi bozulur.</p>
<p><strong>8) Çay içmek gerçekten harareti alır mı?</strong></p>
<p>Evet. Sıcak içecekler vücudun kendisini olduğundan daha sıcak zannetmesine yol açar. Vücut daha çok terler ve bu da ısı kaybına yol açar.</p>
<p><strong>9) Parmaklar suda kalınca neden buruşuyor?</strong></p>
<p>Eğer hücrelerinizin sahip olduğundan daha az yoğunlukta ya da az tuz çözeltisinin olduğu suya girerseniz, su osmos yöntemiyle vücuda emilir. Bu da derideki hücrelerin şişmesine neden olur. Hücreler alt tabakadaki dokulara bağlı olduklarından deri bu duruma uyum sağlayabilmek için buruşur.</p>
<p><strong>10) Üzüm mü, şarap mı daha faydalı mı?</strong></p>
<p>Şaraptaki sağlığa yararlı madde olan antioksidanların miktarı, üzümden iki kat daha fazla.</p>
<p><strong>11) Kuşlar gerçekten ıslanmaz mı?</strong></p>
<p>Kuşlar gagalarında ürettikleri yağı alarak tüylerine sürer. Bu da suyun yağı geçerek tüylere ulaşmasını engeller. Yani kuş tüyleri suya dayanıklıdır.</p>
<p><strong>12) Evrenin en soğuk yeri nerede?</strong></p>
<p>Dünyanın 5 bin ışık yılı uzağında yer olan büyük bir toz ve gaz bulutu Boomerang Nebula’da sıcaklık eksi 272 derece olarak tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>13) Neden tek yumurta ikizlerinin parmak izleri birbirini tutmuyor?</strong></p>
<p>Tek yumurta ikizleri aynı DNA’ya sahip olsalar da hücre-hücre aynı değildir, dış görünüşünüzü genleriniz belirlemez. Parmak izleri ise vücutta maruz kalınan hormonlara bağlıdır. İki hücrenin hormon seviyesi farklı olduğu için, parmak izleri de aynı olmaz.</p>
<p><strong>14) Neden ateşimiz çıktığında üşürüz?</strong></p>
<p>Ateş, vücudun kendi termostatının ısısını yükseltmesiyle ortaya çıkar. Ancak kişi terlemediği ya da kan basıncı yükselmediği için üşür.</p>
<p><strong>15) Eşekarısı bal yapar mı?</strong></p>
<p>Hayır. Eşekarıları yalnızca çiçek özlerini emer ve ve bu özü yavrularını beslemek için de kullanır.</p>
<p><strong>16) Dijital fotoğraflar 100 yıl saklanır mı?</strong></p>
<p>Kağıda basılır ya da güneş ışınlarından korunacak şekilde CD’de saklanırsa, evet.</p>
<p><strong>17) Havaya atılan su buz olarak düşer mi?</strong></p>
<p>Eksi 30 derecede havaya atılan su yere buz olarak düşer.</p>
<p><strong>18) Solaklar daha mı zeki?</strong></p>
<p>Şimdiye kadarki bilimsel araştırmalar, solakların sağ elini kullananlardan daha yaratıcı ya da zeki olduğunu göstermedi.</p>
<p><strong>19) OK (İng. Tamam) neyin kısaltılmasıdır?</strong></p>
<p>Bununla ilgili en popüler teori “All Correct”in (herşey yolunda) kasıtlı olarak ’Oll Korreckt’ biçiminde yanlış yazılması ve buradan yapılan kısaltma olduğu yönündedir. OK, gülünç olması için sözcüklerin yanlış yazılmasının moda olduğu 1840’larda Boston gazetelerinde popüler oldu.</p>
<p><strong>20) Neden ozon tabakasını, ozon gazıyla dolduramıyoruz?</strong></p>
<p>Antarktika üzerindeki ozon deliğinin kapladığı alan, ABD’nin yüzölçümünden daha büyüktür ve buranın tekrar doldurulması için on milyonlarca ton ozon gerekir. Bu miktarda ozonun nakliyesinin maliyeti bile astronomik olur.</p>
<p><strong>21) Yalnızca su ve vitaminle yaşanılır mı?</strong></p>
<p>Hayır. Vitamin ve minareller kadar enerji üretmek ve hücrelerin kendilerini yenileyebilmesi için karbonhidrat, yağ ve proteine de gereksinim duyarız.</p>
<p><strong>22) Kusursuz görüş nedir?</strong></p>
<p>Göz doktorlarında bulunan harfli çizelgenin tamamını 6 metrelik bir uzaklıktan görmek kusursuz görüşün işaretidir.</p>
<p><strong>23) Tiryaki olmak için kaç sigara içilmeli?</strong></p>
<p>Önemli olan sigara sayısı değil. Bağımlılık sabah uyandıktan sonra ilk sigarayı ne zaman yaktığınızla ilgili. İlk sigara içişten sonra bağımlılık bir yıl içinde tamamlanıyor.</p>
<p><strong>24) Mikroplara da mikrop bulaşır mı?</strong></p>
<p>Evet. Mikroplara da bulaşan daha küçük mikroplar bulunuyor.</p>
<p><strong>25) Neden soğan doğramak ağlatıyor?</strong></p>
<p>Soğan doğrandığında havaya lachrymatoryfactor isimli bir enzim yayılıyor ve bu da göz kaşıntı yapıyor. Göz ise kendini savunmak için gözyaşlarını kullanıyor.</p>
<blockquote><p><strong>Kaynak :</strong> <a href="http://www.hurhaber.com">www.hurhaber.com</a></p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/Ha59D4ogCk4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/en-cok-merak-edilen-25-soru/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/en-cok-merak-edilen-25-soru/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sahi yorgun musun? Bu yoldan dönüş yok, bilmiyor musun?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/Qr6aXC1BFaI/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/sahi-yorgun-musun-bu-yoldan-donus-yok-bilmiyor-musun/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 07:55:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bir de bunlar var!]]></category>

		<category><![CDATA[bedensel]]></category>

		<category><![CDATA[Bitkinlik]]></category>

		<category><![CDATA[enerjisizlik]]></category>

		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>

		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>

		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=884</guid>
		<description><![CDATA[Enerjiniz mi kalmadı yoksa yorgun musunuz
Hastalarımın en sık yakındıkları sorunlar yorgunluk, enerjisizlik veya bitkinliktir. Enerjisini kaybetmek, gerçekten kötü bir duygudur.
Bu, bazen o kadar ileri gider ki, elinizi kolunuzu bile hareket ettirmek istemezsiniz. Diğer meslektaşlarım da özellikle orta yaş grubunda yaşanan en yaygın sağlık sorununun yorgunluk olduğundan eminler. Sabahları yorgun uyanmamak ve gün boyu &#8220;dipçik&#8221; gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/yorgunmusun.gif" alt="Yorgun musun?" width="150" height="122" /><strong>Enerjiniz mi kalmadı yoksa yorgun musunuz</strong><br />
Hastalarımın en sık yakındıkları sorunlar yorgunluk, enerjisizlik veya bitkinliktir. Enerjisini kaybetmek, gerçekten kötü bir duygudur.</p>
<p>Bu, bazen o kadar ileri gider ki, elinizi kolunuzu bile hareket ettirmek istemezsiniz. Diğer meslektaşlarım da özellikle orta yaş grubunda yaşanan en yaygın sağlık sorununun yorgunluk olduğundan eminler.<span id="more-884"></span> Sabahları yorgun uyanmamak ve gün boyu &#8220;dipçik&#8221; gibi kalmak istiyorsanız, yazımıza dikkat etmenizde yarar var.</p>
<p><strong>ENERJİ </strong>kaybı veya yorgunluk aslında aynı şeylerdir. Sorun bazen ruhsal kökenli, bazen de bedenseldir. İster ruhsal ister bedensel olsun yorgunluğu, &#8220;fiziksel bir işe girişmek ve bunu sürdürmek için ihtiyaç duyulan gücü bulamamak&#8221; şeklinde tanımlayabiliriz. Enerjiye sadece kaslarınız ihtiyaç duymaz. Enerji beden kadar ruh için de gereklidir. Eğer zihinsel enerjinizde ciddi bir kayıp varsa, ne yaparsanız yapın, kendinizi iyi hissetmezsiniz. Hemen belirtelim &#8220;motivasyon&#8221; da son derece önemlidir. Muhteşem bir bedensel güce, yeteri kadar ruhsal enerjiye sahip olsanız bile bunları harekete geçirebilmeniz için &#8220;kontağı çevirmeniz&#8221; yani motivasyon hissetmeniz gereklidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ÖNEMLİ NEDENLERİ VAR</strong></span></p>
<p>Yorgunluğun pek çok nedeni var. Bunların bir kısmı önemli sağlık sorunlarıdır. Kansızlık, enfeksiyonlar, karaciğer, kalp ve böbrek yetmezlikleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, metabolik bozukluklar (hipoglisemi), hormonal problemler (hipotiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği), kanser gibi ciddi sağlık sorunlarında yorgunluk bazen ilk işarettir. Yorgunluk tekrarlayan ve uzun süren streslerin, uyku problemlerinin, depresyon ve diğer bazı psikolojik sorunların sonucu da oluşabilir. Ayrıca beslenme yanlışlarının, alkol-sigara kullanımı gibi hataların, yorgunluktan korunmak için kullanılan uyarıcıların ve bazı ilaçların da yorgunluk yapabildikleri bilinmektedir. Kısacası yorgunluğun hikayesi de nedenleri de oldukça uzun ve karmaşıktır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">TEŞHİSİ BİLE YORAR</span></strong></p>
<p>Yorgunluğu belirlemek kolaydır, ama arkasında yatan nedene ulaşmak bazen oldukça zahmetli incelemeler gerektirir. Yorgunluk tanısı aslında tam bir &#8220;sorun ayıklama&#8221; işlemidir. Hastalarımızı yorgunluk yönünde incelerken, onların yaşlarını, cinslerini, işlerini, sosyal statülerini, stres ve motivasyon düzeylerini, yakınmalarına eşlik eden diğer problemlerini, fizik muayenede saptadığımız bedensel belirtileri, ruhsal çözümlemeleri ve laboratuvar neticelerini dikkate alırız. Sorunun çözümü için bazen diğer uzmanlık dallarından (psikiyatrist, endokrinolog, romatolog, kardiyolog) yardım isteriz. Yorgunluğun arkasındaki gerçek nedeni bulmak tecrübeli bir hekim için bile yorucu (!) bir süreçtir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>NELER YAPACAKSINIZ</strong></span></p>
<p>Eğer yorgun, bitkin ve enerjisiz biriyseniz sizin de yapabileceğiniz şeyler var. Bunların en önemlisi, doğal enerjinizi arttırmaya gayret etmektir. Özellikle tıbbi değerlendirmeler açık bir teşhis koyduramıyorsa bu çok önemlidir. Doğal enerji potansiyelinizi en yükseğe çıkarmanız, kendinizi canlandırmanız, ne yapıp edip motivasyon kesenizi doldurmanız gerekir. Stres yönetiminizi yeniden gözden geçirmeniz şarttır.</p>
<p>Bazı insanlar, düşük düzeyde strese maruz kalsalar bile strese fazla duyarlıdır. Strese bağlı yorgunluğun nedeni stresin kendisi değil, ona verilen bedensel ve ruhsal yanıtlardır. Bunun için gerekiyorsa gevşeme tekniklerinden yararlanmalı, iyimser ve olumlu bir bakış açısı yakalamaya çalışmalı, inanç dünyanızı genişletmeye, aidiyet duygunuzu güçlendirmeye bakmalısınız. Aromaterapi ve masaj gibi gevşeme tekniklerinden de yararlanmayı düşünebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BESLENMEYE DiKKAT</strong></span></p>
<p>Yorgunlukla mücadele etmek için beslenmenizi de gözden geçirmeniz gerekiyor. Öğün atlamayan, her gün düzenli bir multi-vitamin hapı alan, az az ve sık sık besin tüketenlerde, öğle yemeğini hafif yiyenlerde, yorgunluk pek görülmüyor. Araştırmacılar, özellikle hafif yenen öğle yemeklerinin öğle sonrası yorgunluklarını önlemede etkin olduğunu belirtiyor. Öğle yemeklerinde alınan alkol yorgunluk sorununu özellikle tetikliyor. Öğleden sonra tembelliğine karşı alınacak en etkin önlemlerden birinin öğle yemeklerinde alkol almayı bırakmak olduğu gösterilmiştir. Yorgunluk sorununuzla daha kolay baş etmek istiyorsanız, glisemik yükü düşük doğal besinler tüketmeye çalışmalısınız. Ayrıca, yatağa girmeden hemen önce alınan alkolün de uyku sorunu yaratarak- yorgunluğa neden olduğunu biliyoruz.</p>
<p><strong>İş ve ilişki detoksu yapın</strong></p>
<p>Yorgunlukla mücadeleye başlarken iş ve ilişki yükünüzü hafifletmekle başlamalısınız. Yorgunluğun ana nedenlerinden birinin &#8220;iş-ev yaşamı ve sosyal zorunlulukları kapsayan bir aşırı çalışma durumu&#8221; olduğunu unutmamalısınız. * Lüzumsuz ve çok gerekli olmayan iş ve ilişkileri sırtınızdan atmalı, yapılması gereken işlere öncelik vermeli, tam bir iş ve ilişki detoksu yapmalısınız.</p>
<p>Tembel ve hareketsiz bir yaşam tarzınız varsa bırakmalı, belirli bir egzersiz programı olan aktif bir hayat kurmalısınız.</p>
<p>Uykunuzu mutlaka gözden geçirmeli, kaliteli ve yeterli bir uyku uyuyup uyumadığınızı dikkatle araştırmalısınız. Özellikle derin uyku fazının yorgunluğa karşı en etkili ilaç olduğunu unutmamalısınız.</p>
<p>Uyku ilaçlarının anti-histaminiklerin ve merkezi etkili bazı ilaçların da yorgunluk yapabileceğini unutmamalı, bu ilaçları &#8220;eğer bir doktor önermemişse&#8221; gerekmedikçe kullanmamalısınız.</p>
<p><strong>Doktora sormadan destek kullanmayın</strong></p>
<p>Eğer yorgunlukla baş etmek için doğal desteklerden faydalanmak istiyorsanız, pek çok seçenekle karşılaşacaksınız: Ginseng, Guanara, Koenzim Q10, B12 vitamini, DHEA, Kromium Picolinat, Magnezyum bunlardan bazılarıdır. Bu desteklerden yararlanmadan önce mutlaka doktorunuzla konuşmalı, yorgunluk sorununu eğer iki haftadan daha uzun sürerse-ciddiye almalısınız.</p>
<blockquote><p><strong>Yazan : </strong>Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU<br />
<strong>Kaynak :</strong> Hürriyet Gazetesi</p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/Qr6aXC1BFaI" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/sahi-yorgun-musun-bu-yoldan-donus-yok-bilmiyor-musun/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/sahi-yorgun-musun-bu-yoldan-donus-yok-bilmiyor-musun/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Fena halde mutsuz bir adam…</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/XH_jupsjMVA/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/fena-halde-mutsuz-bir-adam/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 09:46:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Geliştiren Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[fena halde mutsuz adam]]></category>

		<category><![CDATA[mutsuz adam]]></category>

		<category><![CDATA[mutsuz insan]]></category>

		<category><![CDATA[mutsuz kadın]]></category>

		<category><![CDATA[mutsuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=883</guid>
		<description><![CDATA[Bir masal anlatacağım bugün size&#8230; Ama çağdaş bir masal ve de büyükler için yazılmış&#8230; Loren Seibold diye bir yazarın&#8230; Masalı bana Feraye göndermiş&#8230; Hani &#8220;Feraye&#8217;dir kızın adı&#8221; var ya, işte o. Müzeyyen Senar&#8217;ın kızı&#8230; Can arkadaşım&#8230; Bodrum&#8217;da yaşıyor uzun zamandır. Bol bol da okuyor demek. Bir bayram günü için, birebir bir öykü bu&#8230;
Feraye benimle paylaşmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/iskiyafet.gif" alt="Mutsuz adam" width="150" height="122" />Bir masal anlatacağım bugün size&#8230; Ama çağdaş bir masal ve de büyükler için yazılmış&#8230; Loren Seibold diye bir yazarın&#8230; Masalı bana Feraye göndermiş&#8230; Hani &#8220;Feraye&#8217;dir kızın adı&#8221; var ya, işte o. Müzeyyen Senar&#8217;ın kızı&#8230; Can arkadaşım&#8230; Bodrum&#8217;da yaşıyor uzun zamandır. Bol bol da okuyor demek. Bir bayram günü için, birebir bir öykü bu&#8230;<span id="more-883"></span><br />
Feraye benimle paylaşmak istemiş. Ben demek, siz demek&#8230; Buyrun işte, Fena Halde Mutsuz Adam&#8217;ın masalını&#8230;</p>
<p>Bir zamanlar bir tepenin üzerindeki villada bir oğlan çocuğu yaşarmış. İyi de yaşarmış.. Köpekleri ve atları, otomobilleri ve müziği severmiş. Yüzmeye gider, futbol oynar, güzel kızlara bayılırmış. Bir gün Tanrı&#8217;ya &#8220;Büyüdüğüm zaman neler isteğimi buldum, uzun uzun düşünüp&#8221; demiş&#8230;<br />
&#8220;Neler&#8221; demiş Tanrı&#8217;ya&#8230;<br />
&#8220;Bir büyük evde yaşamak isterim. Ön kapısında heykeller olsun. Arka kapısında iki St. Bernard köpeği&#8230; Uçsuz bucaksız bir bahçe içinde&#8230; Uzun, çok güzel ve çok müşfik bir kadınla evlenmek isterim. Siyah saçlı, mavi gözlü, gitar çalan ve tatlı tatlı şarkılar söyleyen&#8230; &#8220;Üç güçlü oğlum olsun isterim ki, onlarla futbol oynayabileyim. Büyüdüklerinde birisi büyük bir bilim adamı, öteki senatör, üçüncüsü, milli santrfor olsun.<br />
&#8220;Ben bir seyyah olayım&#8230;<br />
Okyanuslara yelken açayım, dağların zirvelerine tırmanayım, insanları kurtarayım. Bir Ferrari kullanayım, yollarda&#8230; &#8220;Ne güzel bir hayal bu&#8221; demiş, Tanrı&#8230; &#8220;Mutlu olmanı dilerim&#8230;&#8221;<br />
Bir gün oğlan futbol oynarken ayağını incitmiş. Ondan sonra değil dağlara, ağaçlara bile tırmanamaz olmuş. Okyanuslara yelken açmak da hayal olmuş tabii. Bunun üzerine pazarlama okuyup, tıbbi malzemeler dağıtan bir şirket kurmuş. Bir kızla evlenmiş, çok güzel ve çok müşfik. Ama uzun değil, kısaymış. Saçları siyahmış ama, gözleri mavi değil, ela imiş. Gitar çalamaz, şarkı söyleyemezmiş ama, harika yemek pişirir, olağanüstü güzel kuş resimleri yaparmış. İşi dolayısı ile, kent dışında bir villada değil, kentte bir apartmanın teras katında oturmak zorunda kalmış, ama evinin deniz manzarası gene harikaymış. iki St. Bernard besleyecek bahçesi yokmuş ama, evinde harika tüylü bir Ankara kedisi varmış. Üç kızı olmuş. En küçükleri tekerlekli sandalyede yaşamak zorundaymış, ama en güzelleriymiş. Üç kız da babalarını çok severlermiş. Onunla futbol oynayamazlarmış ama birlikte denize, parklara giderlermiş. Uçurtma uçurdukları da olurmuş, bazen. En küçükleri hariç tabii. O gölgede bir ağacın altında oturur, gitarı ile şarkılar söylermiş. İyi para kazanmış ama, Öyle kırmızı bir Ferrari&#8217;si olmamış. Bir sabah uykudan üzüntü içinde uyanmış ve en iyi arkadaşına koşmuş&#8230;<br />
&#8220;Ben&#8221; demiş, &#8220;Hiç mutlu değilim&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Neden&#8221; demiş, arkadaşı&#8230; &#8220;Çocukken siyah saçlı, uzun boylu, mavi gözlü, gitar çalıp şarkı söyleyen bir kızla evlenmek isterdim. Oysa karım uzun değil, ela gözlü, gitar da çalamıyor.&#8221;<br />
&#8220;Karın çok güzel&#8221; demiş, arkadaşı&#8230; &#8220;Harika resimler yapıyor, enfes yemekler pişiriyor üstelik.&#8221; Adam dinlememiş bile onu&#8230;<br />
Bir gün karısına &#8220;Hiç mutlu değilim&#8221; diye dökmüş içini&#8230; &#8220;Neden&#8221; demiş karısı&#8230; &#8220;Çünkü büyük bir bahçe içinde bir villada yaşamayı düşlerdim, oysa 47&#8242;nci katta bir apartman dairesine tıkıldım. İki St. Bernard&#8217;ın yaşayacağı bir bahçem olsun isterdim, hani nerede&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Konforlu bir apartmanda yaşıyoruz&#8221; demiş karısı&#8230; &#8220;Oturduğumuz yerden okyanus görünüyor. Gülüyor, eğleniyor, birbirimizi seviyoruz. Kedimizi okşuyor, güzel kuşların resimlerini yapıyoruz&#8230; Üç de harika çocuğumuz var..&#8221; Adam dinlemiyormuş bile&#8230;<br />
Ruh doktoruna koşmuş bir gün&#8230;<br />
&#8220;Ben mutlu değilim&#8221; diye&#8230;<br />
&#8220;Niye&#8221; demiş, doktor&#8230;<br />
&#8220;Çünkü ben bir gezginci olmak, okyanuslara açılmak, dağlara tırmanmak, insanları kurtarmak isterdim. Oysa masa başı işim ve sakat bir dizim var şimdi&#8230; &#8220;Ama sattığım tıbbi malzemeler yığınla hayat kurtarıyor&#8221; demiş, doktor&#8230;<br />
Adam dinlememiş bile. Doktor da ona 100 dolar vizite yazıp yollamış.<br />
Bir gün muhasebecisine &#8220;Ben çok mutsuzum&#8221; demiş&#8230;<br />
&#8220;Neden&#8221; demiş, muhasebeci&#8230;<br />
&#8220;Bir kırmızı Ferrarim olsun isterdim hep&#8230; Ve dünya umurumda olmasın. Oysa işe metro ile gidip geliyorum. Bir yığın da sorunum var.&#8221; &#8220;İyi giyiniyor, en iyi restoranlara gidiyorsun. Bütün Avrupa&#8217;yı, Amerika&#8217;yı gezdin&#8221; demiş, muhasebeci. Ama adam dinlemiyormuş bile&#8230; Muhasebeci adama 100 dolar danışma ücreti fatura edip yollamış. Onun da hayalinde kırmızı Ferrari varmış çünkü. Adam, rahibe &#8220;Çok mutsuzum&#8221; demiş.<br />
&#8220;Neden&#8221; demiş, rahip&#8230;<br />
&#8220;Üç oğlum olsun isterdim. Biri bilim adamı, biri politikacı, biri sporcu. Oysa üç kızım oldu. Birisi yürüyemiyor bile..&#8221;<br />
&#8220;Ama çok güzel ve çok zeki üç kızın var&#8221; demiş rahip&#8230; &#8220;Seni çok seviyorlar. Başarılı da oldular. Biri hemşire, biri sanatçı, biri de müzik hocası..&#8221;<br />
Ama adam dinlemiyormuş bile&#8230;<br />
Öyle mutsuzmuş ki hasta olmuş sonunda. Bir beyaz hastane odasında, etrafı beyaz giyinmiş hemşirelerle dolu yatıyormuş. Vücuduna bağlı teller hastaneye kendi sattığı kalp cihazına gidiyor, kollarına bağlı serumlarla besleniyormuş.<br />
Fena halde mutsuzmuş adam şimdi. Ailesi, dostları, ve rahibi yatağının başına toplanmışlar. Onlar da üzüntü içindeymiş. Mutlu olanlar sadece ruh doktoru ve muhasebecisi imiş.<br />
Bir gece adam hastane odasında Tanrı ile yalnız kaldığında &#8220;Tanrım&#8221; demiş&#8230; &#8220;Hatırlar mısın, çocukken sana yalvarmış ve istediklerimi sıralamıştım.&#8221;<br />
&#8220;Hatırladım&#8221; demiş, Tanrı&#8230; &#8220;Güzel bir hayaldi.&#8221;<br />
&#8216;Peki, niye onların hiçbirini vermedin bana&#8221; demiş, adam&#8230;<br />
&#8220;Verebilirdim&#8221; demiş Tanrı.. &#8220;Ama sana istemediğin şeyleri vererek bir sürpriz yapmak istedim.&#8221;<br />
&#8220;Bak neler verdim sana&#8230; Bir güzel, sevecen eş, iyi bir iş, yaşanacak güzel bir ev. Üç tatlı kız evlat.. Bir araya getirdiğim en güzel yaşam paketlerinden biriydi bu.&#8221; &#8220;Evet&#8221; demiş, adam&#8230; &#8220;Ama bana benim gerçekten istediklerimi vereceksin sandım.&#8221;<br />
&#8220;Ben de senin, benim gerçekten istediğimi vereceğini sandım&#8221; demiş, Tanrı&#8230;<br />
&#8220;Sen ne istedin ki&#8221; demiş, adam hayretle.. Tanrı&#8217;nın da bazı şeyler isteyeceğini hiç düşünmemiş hayatında.<br />
&#8220;Sana verdiklerimle mutlu olmanı istemiştim&#8221; demiş Tanrı&#8230;<br />
Adam karanlık odasında sabaha kadar düşünmüş. Sonunda yeni bir hayal kurmaya karar vermiş. Yıllar önce kurduğu hayalin yerine &#8220;Keşke bunu hayal etseydim&#8221; dediği bir hayal&#8230;<br />
Bu defaki hayalinde, zaten sahip olduğu şeyler varmış hep.<br />
Adam kısa zamanda iyileşmiş, 47&#8242;nci kattaki dairesinde çok mutlu yaşamış. Kızların şen şakrak sesleri, eşinin derin ela gözleri ve harika kuş resimleri arasında mutlu olduğunu hissedermiş bütün gün&#8230;<br />
Geceleri de okyanusa yansıyan kentin ışıklarının dalgalar üzerinde oynaşmasına bakar, gülümsermiş&#8230;<br />
Sınır tanımadan büyük düşünmek&#8230; Hayal gücünü sonuna kadar zorlamak&#8230; Ama elde ettikleri ile de mutlu olmayı bilebilmek&#8230;<br />
Tanrı&#8217;nın insana verebileceği en büyük iki nimet bu olmalı&#8230;<br />
Bakın bakalım, size neler vermiş Tanrı&#8230;</p>
<blockquote><p>
<strong>Yazan :</strong> Hıncal Uluç<br />
<strong>Kaynak :</strong> <a href="http://www.sabah.com.tr">www.sabah.com.tr</a><br />
(Bu yazı 2 Haziran 1993&#8242;te yayınlandı)<br />
 </p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/XH_jupsjMVA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/fena-halde-mutsuz-bir-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/fena-halde-mutsuz-bir-adam/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Neşenizle mutluluk yaratın!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/9qqueizWRLM/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/nesenizle-mutluluk-yaratin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 09:25:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel İmaj]]></category>

		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>

		<category><![CDATA[neşe]]></category>

		<category><![CDATA[neşeli kişilik]]></category>

		<category><![CDATA[psikolojik iyilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=882</guid>
		<description><![CDATA[Bir dostum var. Sadun Aksüt. Türkiye&#8217;nin yetiştirdiği en büyük yaylı tanbur üstadı; aynı zamanda besteci, öğretmen, musiki tarihçisi ve koro şefi&#8230; Kendisi müzik ve mutlulukla dolu bir yaşam sürdürüyor. Elmakent&#8217;te yazlık komşusuyuz. Konservatuvar kapanınca Elmakent&#8217;e gelir, tüm yazı orada geçirir. Onu ne zaman görsem yüzü güler.
 
Hangi evin önünden geçse öyle zarif esprilerle ve neşeyle selamlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/duygularr.gif" alt="Neşeniz" width="150" height="122" />Bir dostum var. Sadun Aksüt. Türkiye&#8217;nin yetiştirdiği en büyük yaylı tanbur üstadı; aynı zamanda besteci, öğretmen, musiki tarihçisi ve koro şefi&#8230; Kendisi müzik ve mutlulukla dolu bir yaşam sürdürüyor. Elmakent&#8217;te yazlık komşusuyuz. Konservatuvar kapanınca Elmakent&#8217;e gelir, tüm yazı orada geçirir. Onu ne zaman görsem yüzü güler.<br />
 <br />
Hangi evin önünden geçse öyle zarif esprilerle ve neşeyle selamlar ki<span id="more-882"></span>, sanki neşesi o eve geçer. Bulunduğu her topluluk neşeye boğulur. Fıkraları ayrı, anıları ayrı, taklitleri ayrı, yemek yemesi ayrı, içki içmesi ayrı bir neşe, zarafet ve güzellik içindedir. Onunla tavla oynamanın zevki bambaşkadır. Her zar atışı farklı bir espriyledir. Yenince de güler, yenilince de güler. O bulunduğu her yerde yaşamı daha güzel hale getirir. Onun hiç kötü günü, üzüntüsü, acıları olmadı mı? Oldu, olmaz mı? Normal her insan kadar, hatta normal her insandan daha fazla üzüntüsü oldu. Evlat acısı dahil her acıyı o da yaşadı. Ama o, acılara takılıp kalmadı. Yaşamı bütünüyle ele aldı, acıları ayrı, neşeyi ayrı yerde tutmayı bildi. Acıları hep içinde sakladı ve bu dünyaya geliş görevinin vermek, sevmek, paylaşmak, öğretmek ve öğrenmek olduğunu bildi. Acıları aşıp yaşama döndü.<br />
 <br />
Bazı insanlar vardır, gülmesini hiç bilmez. Hangi topluluğa girerse hemen dertlenirler. Başkalarını kendi dertlerine ortak etmek isterler. &#8220;Nasılsınız&#8221; diye sorsanız, &#8220;iyiyim&#8221; bile diyemezler. Onlarla konuştuğunuz zaman omuzlarınız çöker, moraliniz bozulur. Her görüşmenizde daha da kötü duygularla yüklenmiş ayrılırsınız. Çünkü, onlar dünyayı bir dert kuyusu haline getirmek, sizi de içine çekmek isterler.<br />
 <br />
Bir yakınım var. Eşi öldü, yalnız yaşıyor. Evli çocuklarının tüm ısrarlarına karşın evini kapatıp onların yanına gitmiyor. &#8220;Ben eşimin anılarıyla mutluyum. Kendi evimde kalmak istiyorum.&#8221; diyor. Biz de işlerini görebilmesi ve yalnızlığını paylaşması için yanında sürekli bir yardımcı hanım bulunduruyoruz. Yardımcısı işten ayrıldığı zaman &#8220;Aman bana Anadolu&#8217;dan gelen dertli hanımları bulmayınız. Benim bu halimle onların dertlerini çözecek olanağım yok. Bütün gün öylesine sorunlar anlatıyorlar ki hastalıklarım daha çok artıyor, moralim bozuluyor, yüreğim daralıyor dayanamıyorum.&#8221; diyor. Geçen yıl geçici bir süre için Moldovyalı hemşire bir bayan bulmuştuk. Yakınımızın morali, sağlığı, yaşamı her şeyi değişti. Moldovyalı yardımcı yarım yamalak Türkçesi ile espriler yapıyor, yüzü sürekli gülüyor, Moldovya&#8217;daki eşi ve çocuklarına olan özlemini dahi içten bir sevgi ve gülümseme ile hiç dertlenmeden anlatıyordu.<br />
 <br />
Bulunduğunuz yeri kendi dertlerinizle boğmanın veya birlikte olduğunuz insanları kendi dertlerinize ortak etmenin size hiçbir yararı olmaz ama zararı çok olur.<br />
 <br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Şöyle ki:</span></strong><br />
 <br />
-Sizi sevmeyen veya kıskanan insanlar dertlerinizi duydukça, &#8220;Aman ne güzel onun da dertleri varmış&#8221; diye sevinirler. Hatta sırlarınızı öğrendikleri için dertlerinizi artırıcı girişimde bulunabilirler.<br />
 <br />
-Sizi az tanıyanlar veya ileride size yakın olabilecek insanlar &#8220;Onun çok derdi var, yüzü hiç gülmüyor bize de bulaşmasın.&#8221; der ve sizden uzaklaşırlar.<br />
 <br />
-Size yakın olanlar gülmeyen yüzünüzden ve dertlerinizden sıkılırlar.<br />
 <br />
-Yakınlarınız yani anne, baba, eş ve çocuklarınız dahi bir gün havlu atabilirler. Sizi dertleriyle herkesi mutsuz eden bir karabasan gibi görebilirler. Sizin kötümserliğinizle demoralize olup size yardım edecek ve dertlerinize çözüm bulabilecek olanakları yitirebilirler.<br />
 <br />
<strong>Psikologlar</strong> &#8220;Bir insanı anlamak için uzun psikolojik araştırmalara gerek yoktur. Gülüşünü inceleyiniz yeter&#8221; derler. Gülüşünüz herkese gerçek yüzünüzü gösterir. İçtenlikle gülünüz. Tebessümleriniz yüzünüzü aydınlatsın. Yüzünüzdeki aydınlık, gönlünüze huzur versin. Bu huzur içinde siz de evinizi, çevrenizi, her yeri mutlu, huzurlu ve sevinç dolu yapınız.</p>
<blockquote><p><strong>Yazan :</strong> İnal AYDINOĞLU</p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/9qqueizWRLM" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/nesenizle-mutluluk-yaratin/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/nesenizle-mutluluk-yaratin/</feedburner:origLink></item>
	<copyright>KendiniGelistir.COM - Kisisel Gelisimin Anahtari!</copyright><media:credit role="author">Özgür ?AH?N</media:credit><media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">Ki?isel Geli?imin Anahtar?!</media:description></channel>
</rss>
