<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>KendiniGelistir.Com</title>
	
	<link>http://www.kendinigelistir.com</link>
	<description>Kişisel Gelişimin Anahtarı!</description>
	<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 15:22:19 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<media:copyright>KendiniGelistir.COM - Kisisel Gelisimin Anahtari!</media:copyright><media:thumbnail url="http://www.kendinigelistir.com/resimler/hakkimizda.jpg" /><media:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</media:keywords><media:category scheme="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd">Society &amp; Culture</media:category><itunes:owner><itunes:email>bilgi@kendinigelistir.com</itunes:email><itunes:name>Özgür ?AH?N</itunes:name></itunes:owner><itunes:author>Özgür ?AH?N</itunes:author><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:image href="http://www.kendinigelistir.com/resimler/hakkimizda.jpg" /><itunes:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</itunes:keywords><itunes:subtitle>Ki?isel Geli?imin Anahtar?!</itunes:subtitle><itunes:summary>Ki?isel geli?im</itunes:summary><itunes:category text="Society &amp; Culture" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/Kendinigelistircom" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>Yüksekte misiniz, alçakta mı?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/Uc3veXKWvKw/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/yuksekte-misiniz-alcakta-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 15:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>

		<category><![CDATA[dinlemeyi öğrenmek]]></category>

		<category><![CDATA[öfke kontrolü]]></category>

		<category><![CDATA[olayları anlamlandırmak]]></category>

		<category><![CDATA[sinir bozucu şeyler]]></category>

		<category><![CDATA[sinir edici şeyler]]></category>

		<category><![CDATA[siniri kontrol etmek]]></category>

		<category><![CDATA[stresi kontrol etmek]]></category>

		<category><![CDATA[yaşamdaki gerilimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1027</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar yaşlanıyorlar; ama olgunlaşmıyorlar. Kucaklamayı, hoş görmeyi ve sabretmeyi öğrenemiyorlar. Kızıyorlar; suçluyorlar, parmakları kabahatli olarak hep başkalarını gösteriyor; yetmiyor bazen yumruklarını sallıyorlar. Bazen haklılar da. Karşılarındaki kişi kendilerini delirtiyor. Ne var ki, başka bir yol var. Sinirden delirmek, sürekli başkasına kızıp onu suçlamanın, tartışmanın dışında bir yol var&#8230;
Ahmet Bey, araba sürerken aniden sağ sokaktan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/caresizadam.gif" alt="Yüksekte misiniz? Alcakta mı?" width="150" height="122" />İnsanlar yaşlanıyorlar; ama olgunlaşmıyorlar. Kucaklamayı, hoş görmeyi ve sabretmeyi öğrenemiyorlar. Kızıyorlar; suçluyorlar, parmakları kabahatli olarak hep başkalarını gösteriyor; yetmiyor bazen yumruklarını sallıyorlar. Bazen haklılar da. Karşılarındaki kişi kendilerini delirtiyor. Ne var ki, başka bir yol var. Sinirden delirmek, sürekli başkasına kızıp onu suçlamanın, tartışmanın dışında bir yol var&#8230;<span id="more-1027"></span></p>
<p class="MsoNormal">Ahmet Bey, araba sürerken aniden sağ sokaktan bir araba üstüne fırlıyor; neredeyse kaza olacak yan sokaktan fırlayan arabanın içindeki yaşlıca sürücü kadın açık bir şekilde hatalı. Ahmet Bey pencereyi açar ve bağırır: “<em>Allah cezanı versin kadın, sokaktan ana yola böyle mi çıkılır!</em>”</p>
<p class="MsoNormal">Yükselmeyi öğrenmiş adam kurt gibi acıkmış bir şekilde akşam eve gelir; hayalinde harika bir yemek vardır. Ancak karısının yemek için eti pişirdiğini ama yemeğin yanına pilav ya da makarna gibi tamamlayıcı bir şey hazırlamadığını fark eder.  Açlıktan gözü döner ve karısına bağırır: “<em>Kadın, bütün gün evde oturuyorsun, akşam eve geliyorum, bir yemek hazır değil. Ne iş yapıyorsun sen bu evde!</em>”</p>
<p class="MsoNormal">Otobüs oldukça doludur. Yeni binen yolcular, ortadaki bir öğrenci grubu sohbete dalarak ilerlemediği için önde sıkışıp kalırlar. Yeni binen bir amca, çocukların sohbet edip ilerlemediğini görünce kızar: “<em>Katır tepesiciler, yürümek için illa otobüse bir katırın binip sizi tepmesi mi lazım?</em>” Çocuklardan biri: “Yoo, amca. Sen de binsen olur.” deyince adam bastonunu çocuğa doğru sallamaya başladı. “<em>Yol açın da şu çocuğun hakkından geleyim.</em>”</p>
<p class="MsoNormal">Ahmet, Hasan ile buluşacaktır. Ne var ki, Hasan geç kalır. 10 dakika, 20 dakika geçer ama Hasan gelmez. Hasan’a telefon açar. Hasan telefonu meşgule alır. Bu arada 30 dakika geçer. Ahmet, beklediği için iyice kızar. Buluşma saatinden 35 dakika sonra Hasan gelir. Ahmet gözlerinden ateş çıkarak: “<em>Sen ne biçim bir insansın, geç kaldığın yetmiyormuş gibi haber de vermiyorsun.</em>”</p>
<p class="MsoNormal">Beş yaşındaki Osman’ın ailesi Ömerlere misafirliğe gitmiştir. İki çocuk oyun odasında bir treni paylaşamamaktadır. Osman, “<em>bırak biraz da ben oynayım</em>” der. Ömer de “<em>deminden beri sen oynuyorsun.</em>” diye karşılık verir. Ardından Osman, Ömer’in elindeki treni almaya çalışır. İki çocuk birbirlerine girerler.</p>
<p class="MsoNormal">Bir anne-baba çocuğu bir kusur işlediğinde onun çocuğu olduğunu bilir ve eğilerek çocuğunu kucaklar. Eğilip kucaklayabilmenin bağışlayabilmenin sırrı, daha yüksekte olmaktır. Onun için yaşından bağımsız olgunlaşmış insanlar, diğer insanlar yüksektedir. Yüksekte oldukları için kucaklamayı bilirler.</p>
<p>Onlar için sokaktan fırlayan yaşlı bir kadın soför sadece kararlıdır. Eşleri yemeği hazırlayamadıysa kalkıp ona yardım ederler. Otobüstekiler ilerlemiyorsa “<em>Çocuklar sohbeti bırakıp ilerler misiniz?</em>” derler. Geç kalmış birisinin mutlaka bir nedeni vardır. Arkadaşları bir oyuncağı vermiyorsa, başka bir oyuncakla da oynayabilir.  Ancak eğer yükselemiyorsa karşısındakiyle bir tür güreş müsabakasına girer. Yaşamımızdaki gerilimi düşürmenin aklen, zihnen ve bedenen ilerlemenin yolu yükselmektir. Sadece güçlü olanlar bağışlayabilir; sadece yüksekte olanlar kucaklayabilir.</p>
<blockquote><p><strong>Yazan : </strong>Melih ARAT</p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/Uc3veXKWvKw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/yuksekte-misiniz-alcakta-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/yuksekte-misiniz-alcakta-mi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Taşın bıraktığı iz…</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/Ese6J7dRzEQ/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/tasin-biraktigi-iz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 07:40:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Geliştiren Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[dikkat çekmek]]></category>

		<category><![CDATA[dinlemek]]></category>

		<category><![CDATA[fısıltıyı dinlemek]]></category>

		<category><![CDATA[mecbur kalmak]]></category>

		<category><![CDATA[taşı beklemek]]></category>

		<category><![CDATA[taşın bıraktığı iz]]></category>

		<category><![CDATA[vakit ayırmak]]></category>

		<category><![CDATA[yaratıcı ruh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1026</guid>
		<description><![CDATA[Genç bir adam , yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/geleceginiziyaratmak.gif" alt="Bırakılan iz" width="150" height="122" />Genç bir adam , yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti.<span id="more-1026"></span></p>
<p>Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı.</p>
<p>Bunu yaparken de bağırıyordu :</p>
<p>&#8220;Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor?</p>
<p>&#8220;O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu?&#8221;</p>
<p>Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi. “Lütfen, amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim. Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı.&#8221;</p>
<p>Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti. “Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum.”</p>
<p>Çocuğun şimdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu : “Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır.&#8221;</p>
<p>Ne diyeceğini bilemez halde,  genç adam boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı.</p>
<p>Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi.</p>
<p><strong><span style="color: #993366;">Oradaki izi, şu mesajı hiç unutmamak için sakladı :</span></strong></p>
<p><em><strong>Hiçbir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yaratıcı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. </strong></em></p>
<p><em><strong>Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş fırlatmak zorunda kalır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Fısıltıyı dinle…</strong></em></p>
<p><em><strong>Veya taşı bekle.</strong></em></p>
<p><em><strong>Seçim senin&#8230;</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="margin: 0px; vertical-align: middle; border: 0px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_C2FMZAZYBNM/SunoxoPpXzI/AAAAAAAACwU/RU5aLSo08sM/s400/tas%C4%B1nizi.jpg" alt="Taşın bıraktığı iz" width="400" height="268" /></p>
<blockquote><p><strong>Kaynak : </strong><a title="hülyaca" href="http://hulyakonar.com/2009/10/tasn-braktg-iz.html" target="_blank">Hülya&#8217;ca</a></p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/Ese6J7dRzEQ" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/tasin-biraktigi-iz/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/tasin-biraktigi-iz/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kaf Dağı’nın ardındaki mutluluk!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/wmktZzkds-A/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/kaf-daginin-ardindaki-mutluluk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 08:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Motive Olmak]]></category>

		<category><![CDATA[değerlerin farkına varmak]]></category>

		<category><![CDATA[eldeki mutluluk]]></category>

		<category><![CDATA[mutlu görünmek]]></category>

		<category><![CDATA[mutluluga inanmak]]></category>

		<category><![CDATA[mutluluk saklı mı?]]></category>

		<category><![CDATA[uzaktaki mutluluk]]></category>

		<category><![CDATA[yakınındaki mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1024</guid>
		<description><![CDATA[Biz, inatla Kaf Dağı’nın arkasından mutluluğun gelmesini beklersek, diğer bir deyişle mutluluğun orada olduğunu zannedersek, daha çok bekler ve yanılırız. Çünkü mutluluk, hemen yanı başımızda!İnsanlığın yaratılışından beri insanların nasıl mutlu olabileceğine dair çok şey yazıldı, çok şey söylendi… Günümüzde hâlâ bu konuda eserler verilmekte, tartışmalar, konferanslar ve paneller düzenlenmektedir. Amaç, bütün insanlığın mutluluğa kavuşabilmesidir…
Peki, mutluluğun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/birininhayatindafark.gif" alt="Uzaklardaki mutluluk" width="150" height="122" />Biz, inatla Kaf Dağı’nın arkasından mutluluğun gelmesini beklersek, diğer bir deyişle mutluluğun orada olduğunu zannedersek, daha çok bekler ve yanılırız. Çünkü mutluluk, hemen yanı başımızda!İnsanlığın yaratılışından beri insanların nasıl mutlu olabileceğine dair çok şey yazıldı, çok şey söylendi… Günümüzde hâlâ bu konuda eserler verilmekte, tartışmalar, konferanslar ve paneller düzenlenmektedir. Amaç, bütün insanlığın mutluluğa kavuşabilmesidir…<span id="more-1024"></span></p>
<p>Peki, mutluluğun şu şu yollarla olacağını iddia edenler, çok mu mutlular? Hayır, ama onlar diğerlerine göre daha mutludurlar… Mutluluk, kimi şarkılarda duyduğumuz gibi Kaf Dağı’nın arkasında değil, kimi filmlerde gördüğümüz gibi parada da değil… Mutluluk bakabildiğin ve görebildiğin her şeyde bir güzellik görmektir! Sabahleyin evden çıkarken bahçede açan çiçeği görüp sevinmek ya da çiçeğin solduğunu görüp üzülmek de bir mutluluktur. Kalp solgun çiçeğe ağlar, bu da bir mutluluktur; demek ki o solan çiçeğin kendisi için bir değeri vardır! Mutluluk, insanların veya maddelerin fiziksel görünümüyle elde edilebilecek bir şey değildir! İnsanoğlu madde değildir ki, mutluluk da madde olsun… Mutluluk ne olursa olsun, olumlu düşünmektir. Güzel görmektir, güzel düşünmektir. O anki durum kötü de olabilir, ama her şeye rağmen olumlu düşünmektir mutluluk…</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="margin: 0px; vertical-align: middle; border: 0px;" src="http://www.gencgelisim.com/v2/images/haberresim/mutluluk1.jpg" alt="Kaf Dagının ardındaki mutluluk" width="341" height="127" /></p>
<p>Sonbaharda bulutların bir araya gelip birden gök gürültüleri çıkarması ve şimşeklerin çakması da bir mutluluktur; “gökten rahmet yağıyor” diye yorumlanabilir… Bu, bakış açısına göre değişen bir mutluluk örneğidir; kimisine göre yağmurun yağması felaket, kimisine göre de mutluluktur. Ancak mutluluk herkes için vardır, yeter ki yakalamayı bilelim. Herkesin bahçesinde çiçek açar, kimisi onu görüp tebessümler saçar etrafına, kimisi ise umursamadan yoluna devam eder. Aynı imkânlar herkesin elinde, buradan yola çıkarak, anlaşılıyor ki; mutluluk, sadece kendisini isteyenlerin yanındadır!</p>
<p>Geçmişe baktığımız zaman, beton yığınları arasında kaybolmuş yılları görüyoruz! Bizden sonra geleceklere bir parça toprak bırakmamız lazım ki, onlar da mutluluğun bu yüzünü görebilsinler… Mutluluk bazen bir kelebeğin kanat çırpışında, bazen bir çocuğun gülümsemesinde, bazen bir gök gürültüsünde, bazen kuşun ötmesindedir. Ama hayatın her yerinde mutluluk kıvılcımları uçuşmaktadır. Biz, inatla Kaf Dağı’nın arkasından mutluluğun gelmesini beklersek, diğer bir deyişle mutluluğun orada olduğunu zannedersek, daha çok bekler ve yanılırız. Çünkü mutluluk, hemen yanı başımızda!</p>
<p>Sorunlar var, borçlar bir adam boyu vs. vs. bir sürü dert arasında mutlu mu olacağız? Evet, dünya kadar sıkıntı içinde olabiliriz, bunları boş verelim demiyoruz elbette ama kendimizi harap etmenin de hiçbir anlamı yoktur. Sonuçta sağlığımızdan olmak da var. O yüzden bütün sıkıntıların üzerine sabırla gitmek de bir mutluluktur. Elbette bir şekilde o sıkıntıdan kurtulacaksınızdır, bunun için de hayattan el çekmemek lazım ki, bu sıkıntılardan da kurtulabilelim.</p>
<p>Bazen karıncaların çalışmasını izlemek de mutluluktur. Bakıyorsunuz bir şeyler taşıyorlar, uzun uzun bir kuyruk… Nereye gidiyor bu kuyruğun sonu? Neden çalışıyorlar böyle? Kışın, hep birlikte sıcacık yuvalarında topladıklarını paylaşmak için çalışıyorlar. Karıncalarda şöyle bir özellik de vardır; bir arkadaşı bir şeyi taşırken düşerse, diğer karınca hemen yardımına koşarmış ve birlikte yaparlarmış işi… Yine başka bir örnek; bir kuş eğer sürüde uçarken düşerse, hemen onunla birlikte başka bir kuş daha aşağı inermiş ve arkadaşının yanında beklermiş! Ya iyileşene kadar başında beklermiş ve beraber giderlermiş ya da arkadaşının hayata gözlerini yumduğundan tam emin olduktan sonra tek başına uçuşuna devam edermiş. Bir başka güzellik de şudur; hiç kuş sürülerine dikkat ettiniz mi? “V” şeklinde uçarlar. Bunun sebebi öndeki kuşlar uçarken oluşan hava ile arkadan gelen kuşlar daha az enerji harcayarak, tek başına kat edecekleri mesafeyi; sürü halinde iken iki katına çıkarırlarmış! Ayrıca en önde giden kuş yorulduktan sonra bir diğeri önderlik ederek uçmaya devam ederlermiş. Böylece birbirlerinin çok fazla yorulmasını da önlerlermiş.</p>
<p>Bunlar kimine göre bir mutluluktur, insanlara birer örnektir. İnsan toplumsal bir varlıktır, tek başına yaşayamaz. Öyleyse hepimiz birbirimize sıkıca kenetleneceğiz ki, sıkıntılar uzaklaşsın ve biz gerçek mutluluğu görebilelim.</p>
<blockquote><p><strong>Yazar : </strong>Erol AFŞİN</p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/wmktZzkds-A" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/kaf-daginin-ardindaki-mutluluk/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/kaf-daginin-ardindaki-mutluluk/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kumsalda “özgüven” araştırmaları</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/FD3oVvIHK9U/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/kumsalda-ozguven-arastirmalari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 09:48:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Özgüven Geliştirme]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven araştırma]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven bekleme]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven eksikliği]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven kaybı]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven kazanımı]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven tespiti]]></category>

		<category><![CDATA[özgüven yetersizliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1023</guid>
		<description><![CDATA[Spot: Benjamin Franklin’in bir sözü çok anlamlıdır: “Allah kendisine yardım edene, yardım eder.”  Yaptığımız her küçük hamle, bizi amacımıza yaklaştırırken önümüze vesileler çıkar. Kum Küçüktü, küçücüktü. Tüm çocuklar gibi hiçbir şeyi tam yapamıyordu. Çorbayı içerken üstüne döküyor,  su bardağını deviriyor, elbisesini bile kendi giyemiyordu. Üstelik annesi babası, sürekli olarak ona onu dökeceksin, bunu kıracaksın diyordu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/recetee.gif" alt="Kumsalda özgüven araştırması" width="150" height="122" />Spot:</strong> Benjamin Franklin’in bir sözü çok anlamlıdır: “<em><strong>Allah kendisine yardım edene, yardım eder</strong></em>.”  Yaptığımız her küçük hamle, bizi amacımıza yaklaştırırken önümüze vesileler çıkar. Kum Küçüktü, küçücüktü. Tüm çocuklar gibi hiçbir şeyi tam yapamıyordu. Çorbayı içerken üstüne döküyor,  su bardağını deviriyor, elbisesini bile kendi giyemiyordu. Üstelik annesi babası, sürekli olarak ona onu dökeceksin, bunu kıracaksın diyordu. Çocuk kalbiyle kendinin işe yaramaz ve yetersiz biri olduğuna inanmaya başlamıştı.<span id="more-1023"></span> </p>
<p>Okula başladığında ismi de dikkat çekmişti. Çocuklar ismiyle eğleniyorlardı: “Kum torbasına yumruk atalım.” “Kumu kovaya koyalım.” “Kumdan Kale yapalım.”</p>
<p>Çocukken yerleşen bu inanç büyüdüğünde de kendini gösterdi. Hangi öğretmeni onu eleştirirse o konuda kalıcı bir yetersizliğin içine düşüyordu. Matematik öğretmeni, bir gün tahtaya kaldırdığında soruyu yapamayınca “Oğlum senin kafan basmıyor. Otur, sıfır. Kum tanesi kadar zekan var.” demişti. Aldığı not değil, ama öğretmenin söylediği onu çok üzmüştü.</p>
<p>Güç bela okulu bitirmeyi başardığında üniversiteye gidemeyeceğini düşünüyordu. Yine de sınav sonuç kağıdı o kadar kötü değildi; Anadolu’da bir okulu kazanmıştı. Kafasında bin tane endişe vardı. Oraya nasıl gidecek, nasıl yalnız yaşayacaktı? Tek tesellisi, zamanı gelince her taşın yerini bulmasına olan inancıydı. Çok fazla becerisi ve başarısı olmadan liseyi bitirebildiğine göre, üniversitede  şöyle ya da böyle bitecekti.</p>
<p>Okula gittiğinde içindeki yetersizlik ve değersizlik duygusu hala oldukça derindi. Yurttaki oda arkadaşlarından Deniz özgüveni çok yüksek, çok enerjik birisiydi. Odaya girdiğinde bir çığlık atıyor ve arkadaşlarıyla şakalaşıyordu. Deniz okulda da çok ataktı; tüm derslerde söz alıyor; yeni arkadaşlarla tanışmakta çok girişken davranıyordu. Bir gün Deniz ile baş başa sohbet ederken kendi özgüvensizliğinden söz etti. Sonra da bunu aşmak için ne yapabileceğini sordu. Deniz biraz iç çekerek konuşmaya başladı. “Benim göbek adımın ne olduğunu biliyor musun?” dedi. “Göbek adım Mum. Hastanede elektrikler kesilince mum ışığında doğurtmuşlar beni, muzip dedem de göbek adı Mum olsun demiş. İlkokuldayken çocuklar hep benimle dalga geçiyordu: “Mumu yakalım”, “mumu söndürelim”, “mumun fitilini yakalım”, “bugün hava çok güneşli mum eriyecek.” Bu sözler beni çok üzüyordu. Ne var ki, şunu düşündüm. Mum küçük ve mütevazi bir unsur, ama ışık veriyor; başka mumları yakabiliyor; doğum günlerinde insanlara neşe veriyor, üstelik ateşli bir şey. Ben de mumun pozitif özelliklerini kendi yaşamımda uygulayabilirim dedim.  Bu da işe yaradı. Senin ismin “Kum” da öyle. Kumda yürümek güzeldir, kum rahatlatıcıdır, tedavi edicidir. Hayatımızın vazgeçilmezi camın kaynağıdır. Kendini böyle tanımlayarak davranışlarını değiştirebilir ve özgüvenini yükseltebilirsin. Bir dene…”</p>
<p>Kum bu konuşmadan sonra, bir arkadaşını okulun kampüsünden köye doğru giden bir yola yürüyüşe çağırdı. Yürüyüş sırasında üstünde konuşmak üzere neşeli sözler olan bir kitap getirmişti. Ayrıca mola verdiklerinde yemek için sandviç ve meyve suyu da almıştı. Çok keyifli bir yürüyüş yaptılar. Arkadaşı ayrılırken çok teşekkür etti.  “Üniversitedeki en keyifli yürüyüşüm oldu” dedi.  Kum çok mutluydu. İşe yaramıştı. Kendini iyi ve olumlu bir insan olarak tanımlamak, başarmak için küçük bir proje seçmek ve ona hazırlanmak insanın iyi sonuçlar almasını sağlıyordu. Kumun tedavi edici özelliği hakkında düşündü. Sınıfta derdi olan arkadaşlarının dertlerini dinlemeye başladı. Kum, onların kalplerini ısıtacak birkaç yorum yapıyordu. Kumla takılanlar, Kum’un tarzına hayran olmaya başladılar. Kum kendisindeki hızlı değişime inanamıyordu. Ama denediği yöntemler başarılı oldukça özgüveni artıyordu. Bir derste verilen en zor projeye de talip oldu. Büyük bir kararlılıkla o proje için çalıştı. Projeyi sunduğunda hocası da Kum’un projesine hayran oldu. Kum’un kaderi değişmişti.</p>
<p>Yazan : Melih ARAT</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/FD3oVvIHK9U" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/kumsalda-ozguven-arastirmalari/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/kumsalda-ozguven-arastirmalari/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Engeller ve Göremediğimiz Fırsatlar</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/79qbbRipUpg/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/engeller-ve-goremedigimiz-firsatlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 08:48:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Geliştiren Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[elimizdekiler]]></category>

		<category><![CDATA[engeller]]></category>

		<category><![CDATA[ertelediklerimiz]]></category>

		<category><![CDATA[farkına varamadıklarımız]]></category>

		<category><![CDATA[firsatlar]]></category>

		<category><![CDATA[gözardı ettiklerimiz]]></category>

		<category><![CDATA[gözden kaçanlar]]></category>

		<category><![CDATA[kaçırdıklarımız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1021</guid>
		<description><![CDATA[Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurur. Kendisi de pencerenin kenarındaki yerini alır ve başlar neler olacağını beklemeye. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelip, kayanın etrafından dolaşır ve saraya girerler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirir. “Halkından bu kadar vergi alıyor ama yolları açmıyor” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/kisiselneyapmali.gif" alt="Engeller" width="150" height="122" />Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurur. Kendisi de pencerenin kenarındaki yerini alır ve başlar neler olacağını beklemeye. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelip, kayanın etrafından dolaşır ve saraya girerler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirir. “<em>Halkından bu kadar vergi alıyor ama yolları açmıyor</em>” diye. Sonunda saraya meyve ve sebze getiren bir köylü çıkagelir. Sırtındaki küfeyi yere indirir, iki eli ile kayaya sarılır ve ıkınarak kayayı itmeye çalışır.<span id="more-1021"></span> Kan ter içinde kalır ama sonunda kayayı da yolun kenarına çeker. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzeredir ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu görür ve keseyi açar. Kese altın doludur. Bir de kralın notu vardır içinde;</p>
<p>“Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.”</p>
<p>Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.</p>
<p>“Her engel, yaşam koşullarınızı iyileştirebilecek bir fırsattır.”</p>
<p>Yukarıdaki olayda aslında diğer insanlar da o kayayı yerinden oynatabilecek güce sahiplerdi. Fakat sıra beklemek yerine, o kayayı yoldan kaldırmayı bir türlü akıl edemediler. Belki akıl edebildiler ama o zahmete girmeyi bir angarya olarak gördüler. Sonuçta bir kişi o zahmete girmeyi göze aldı ve o insan da çabasının karşılığını aldı. Şunu çıkarıyorum buradan; “Yaşamda gerçek anlamda harcanan hiçbir çaba aslında boşa gitmiyor ve bir şekilde karşılık buluyor.”</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="margin: 0px; vertical-align: middle; border: 0px;" src="http://www.gencgelisim.com/v2/images/haberresim/engeller.jpg" alt="Engeller ve Göremediğimiz Fırsatlar" width="341" height="127" /></p>
<p>Bu olaya diğer bir açıdan bakarsak, farklı bir mesaj daha alabiliriz. Hani “taşın altına elini koymak” diyoruz ya işte bu hikâyede örnek daha somut bir şekilde gözler önüne serilmiş.  Kimse taşın altına elini koymadığı için taş yerinden kalkmıyor. Hiçbir fedakârlık yok, bol bol şikâyet var, sitem var. Hal böyle olunca da düğüm bir türlü çözülmüyor. Çözüm için harekete geçilmediğinde kimsenin şikâyet etmeye de hakkı olmadığını düşünüyorum.</p>
<p>Einstein birçok şeyin, aslında basit temel prensiplere indirilebileceğini söylemişti. Yani karmaşık gibi görünen onca olay ve durum aslında basit bir temel üzerinde hareket ediyor. Hayatın sırrı, belki de bu basit gibi görünen ayrıntılarda gizlidir kim bilir? Önemli olan da bütünün içerisindeki ayrıntıları o bütünden ayırt edebilecek öngörüyü kazanabilmek bence. Yukarıdaki olay da basit gibi görünmesine rağmen çok güçlü mesajları içinde barındırabiliyor.</p>
<p>Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz; Her şeyi başkalarından beklemek yerine, önce kendimiz o işi yapacak hareketi başlatmalıyız. Yeri geldiğinde işin getireceği sorumluluğu alabilmeli, zorluklara göğüs gerebilmeliyiz. Kimse zorluklara katlanmak istemez ama fırsatlara ulaşmak için bazen bu zorluklar kaçınılmaz olabiliyor. Belki de o zorluklar hayata açılan yeni yeni pencereleri bizlere sunuyordur kim bilir?</p>
<blockquote><p><strong>Yazar : </strong>Ayhan YILMAZ</p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/79qbbRipUpg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/engeller-ve-goremedigimiz-firsatlar/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/engeller-ve-goremedigimiz-firsatlar/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Meditasyon : Sen mükemmelsin! Kendine izin ver…</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/c0GDnJl9nDA/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/meditasyon-sen-mukemmelsin-kendine-izin-ver/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 19:19:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Geliştiren Videolar]]></category>

		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<category><![CDATA[kendine izin ver]]></category>

		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>

		<category><![CDATA[olumlama]]></category>

		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[sen mükemmelsin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1020</guid>
		<description><![CDATA[Hemen gözlerini kapat ve sadece hayal et. Bu kadar kolay&#8230; Gözlerin kapalı&#8230;
Sesimi takip et&#8230; Yemyeşil bir patikadan geçiyorsun. Patikanın sağ ve sol tarafında büyük ağaçlar var. ağaçların ardındaki yeşillikler, rengarenk çiçekler arasında yürüyorsun. Etrafta yeşilin binlerce tonu&#8230; Derin bir nefes alıyorsun. Aldığın bu nefeste bu güzel rüyayı ve ormanın kokusunu iyicene içine işliyorsun. Her adımında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/basariicin.gif" alt="Meditasyon, sen mükemmelsin" width="150" height="122" /><em><strong>Hemen gözlerini kapat ve sadece hayal et. Bu kadar kolay&#8230; Gözlerin kapalı&#8230;</strong></em><br />
Sesimi takip et&#8230; Yemyeşil bir patikadan geçiyorsun. Patikanın sağ ve sol tarafında büyük ağaçlar var. ağaçların ardındaki yeşillikler, rengarenk çiçekler arasında yürüyorsun. Etrafta yeşilin binlerce tonu&#8230; Derin bir nefes alıyorsun. Aldığın bu nefeste bu güzel rüyayı ve ormanın kokusunu iyicene içine işliyorsun. Her adımında daha çok gevşiyor daha çok keyif alıyorsun. Kafanı kaldırıyorsun gökyüzünün derin maviliğine bakıyorsun. Masmavi bulutsuz bir gökyüzü. Güneş sana göz kırpıyor güneş ışıklarının bütün bedenini ısıttığını şu anda hissediyorsun. (<em>Videoyu izleyerek ve uygulamayı yaparak kendinizi silkeyebilirsiniz&#8230;</em>)<span id="more-1020"></span></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="400" height="304" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7204892&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="304" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7204892&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>doğayla içiçesin heryerde çimen kokusu toprak kokusu kuş cıvıltılarını dinliyorsun.<br />
her adımında daha çok gevşiyor etrafının daha çok farkına varıyorsun.<br />
yeşil bir huzurdasın mavi bir özgürlükte &#8230;<br />
sadece sen varsın ve senin yaratmış olduğun o doğa.<br />
her adımında kendini daha çok seviyorsun.</p>
<p>her adımında kaygılarını geride bırakıyorsun.<br />
derin bir nefes alıyorsun ve veriyorsun.<br />
etrafta mis gibi nergislerin kokusu.<br />
sen adım attıkça o büyülü koku bütün bedenini sarıyor şifalanıyorsun&#8230;<br />
ormanlı yolu geçiyorsun.her adımında sıkıntılarını endişelerini arkanda bırakıyorsun.<br />
karşında ufak bir yamaç ve yemyeşil bir tepe.için coşkuyla doluyor.<br />
yamacı hızlı adımlarla koşmaya başlıyorsun.<br />
her adımında bedenini daha güçlü hissediyorsun kendini daha dinamik daha olumlu,<br />
sorunlarından daha uzak bir köşeye çekilirmişçesine hızla koşuyorsun..<br />
bir iki üç&#8230;.on&#8230;<br />
işte tam tepenin üzerindesin&#8230;</p>
<p>sesimi takip et.</p>
<p>şırıl şırıl akan bir dere.köklü bir söğüt ağacı.heryer yemyeşil.<br />
hala kulaklarında kuş cıvıltıları.yamacı çıktın.yoruldun.<br />
söğüt ağacının altına uzandın.<br />
dinle işte&#8230;<br />
çimenlerin bedenine toprağın bedenine değmesine izin ver şimdi ve şu anda.<br />
bunu hissediyorsun&#8230;</p>
<p><em><strong>sesimi takip et&#8230;<br />
gözlerin kapalı.</strong></em></p>
<p>vücudun bir kuş tüyü kadar hafif.<br />
gökyüzü masmavi sana gülümsüyor.<br />
etrafta inanılmaz güzel bir sessizlik var.<br />
gezin bu sessizlikte.kafanı kurcalayan ne varsa bütün sıkıntılarını geride bıraktın.<br />
sadece sessizliğin sesini dinle.<br />
ormanın ve yeşilliğin büyülü kokusunu içine çek.<br />
derin bir nefes al nefesini verirken gevşe.<br />
iyicene derinleşiyorsun.doğayla bir bütünsün.<br />
yaratıldığın için şükrediyorsun.<br />
şimdi söyleyeceklerimi kendin için yüksek sesle tekrarla.<br />
hazırsın bütün vücudun gevşedi.doğayla bütünleştin.<br />
sıkıntılarını yamacı çıkarken geride bıraktın.<br />
seni rahatsız edecek hiçbir düşüncen yok.<br />
burası senin rahatlamam gevşeme huzur bulma bahçen.</p>
<p>sesimi takip et&#8230;</p>
<p>huzurun farkındasın.mutlusun.<br />
kaygılardan uzaktasın.sadece kendin için buradasın.<br />
kendine söyle.<br />
kendimi seviyorum.kendimi onaylıyorum.<br />
ben başarılıyım.<br />
ben mutluyum.<br />
yaşamla bir bütün içindeyim.kendime güveniyorum.<br />
önüme çıkacak engelleri aşacak kadar kuvvetliyim.</p>
<p>bundan sonra hayatında ne yaşarsan yaşa<br />
olayların pozitif yönlerini görmeye başlayacaksın.</p>
<p><img style="border: 0pt none; margin: 0px; vertical-align: middle;" src="http://1.bp.blogspot.com/_C2FMZAZYBNM/SudRMWSaxHI/AAAAAAAACwM/XsGLfLJYCag/s400/meditasyon-h%C3%BClya.jpg" alt="Mediyasyon, kendine izin ver" width="400" height="323" /></p>
<p><strong>söyle&#8230;</strong></p>
<p>pozitif düşünmeye karar verdim ve hayatıma geçirmeye söz veriyorum.<br />
kendime olan saygım yükseldi.özgüvenim arttı.<br />
hayat hakkında yaşam hakkında ve<br />
geleceğim hakkında endişelerim yok artık&#8230;iyimserlikle nefes alıyorum.<br />
istekle mutlulukla kendine güvenen dünyayı seven<br />
sevdiklerimle güzel bir yaşamı hakeden bir insanım.<br />
bütün korku kaynaklarımı geride bıraktım.<br />
öfkelerimi geride bıraktım.</p>
<p>ben değişim için hayatımı en güzeliyle yaşamak için herşeye sahibim.<br />
şimdi ve şuanımda her zaman mutlu başarılı sağlıklı huzurlu bereketli<br />
hayattan zevk alan<br />
sonsuz şimdi şu güzel anın içinde.<br />
bunu her anıma özümseyerek yaşamımda görmek<br />
yaşamak hissetmek için kendime izin veriyorum.</p>
<p>daha mutlu olmak için kendime izin veriyorum.</p>
<p>daha pozitif olmak için kendime izin veriyorum.</p>
<p>daha huzurlu olmak için kendime izin veriyorum.</p>
<p>problemleri daha rahat aşmak için kendime izin veriyorum.</p>
<p>kendimi sevmeye izin veriyorum.kendimi seviyorum.</p>
<p>sonsuz şimdi anın içinde yaşamıma saydığım bütün güzellikleri görmek için kendime izin veriyorum.</p>
<p>kendimi sevmeye izin veriyorum.olumlu duygularımı ortaya çıkarmak<br />
sonsuz anımın içinde yaşamak<br />
için kendime izin veriyorum.sonsuz şimdi anın içinde.</p>
<p>bütün bereket tarlaların içinde.içimden aklımdan ruhumdan geçen hangi isteğim olursa olsun<br />
bunu yaşamımda görmek için<br />
dokunmak için hissetmek için bol bereket için kendime izin veriyorum.</p>
<p><strong>kendimi seviyorum.</strong></p>
<p>doğayla özdeştin kendine olumlu telkinler verdin.<br />
<em><strong>şimdi sıra bu telkinleri alıp hayata geçirmekte.</strong></em><br />
aslında şuanda hayatında sadece <strong><span style="color: #ff0000;">farkında ol</span></strong> sadece kendini sev.<br />
sevgini sevdiklerinle paylaş kendini ertelemeden bu olumlu duyguları yaşayacaksın.<br />
şimdi söğüt ağacının altından yavaşça kalk derin bir nefes al ve bütün bedenine<br />
ve bütün hücrelerine oksijenin gittiğini hisset ve hızla koşmaya başla&#8230;</p>
<p>patikadan aşağıya koşuyorsun.koştukça bedenindeki gevşeklik tamamen enerjiye dönüşüyor.<br />
mutluluğa dönüşüyor birazdan gözlerini açtığında kendini harika hissedeceksin.<br />
ilk geldiğimiz yoldayız derin bir nefes al,nefesini verirken<br />
bütün vücudundaki gevşekliğin gidip<br />
sana huzur ve mutluluk olarak dönmesine izin ver. aç gözlerini&#8230;</p>
<p>işte böyle&#8230;</p>
<p><strong>kendini sevdiğini tekrarla&#8230;</strong></p>
<p>bütün olumlamalar hayatında. kendini tebrik et.<br />
sen mükemmelsin. sen kendini seven kendinle barışık başarılı bir insansın.<br />
bolluk ve bereket içindesin herzaman istediğini elde edebilecek kadar<br />
düşünce gücüne sahipsin&#8230;</p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">sen bir mucizesin&#8230;</span></strong></p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><strong>sevgi ve ışıkla kal&#8230;</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">sen mükemmelsin&#8230;</span></strong></p>
<blockquote><p><strong>Yazan :</strong> Hülya KONAR<br />
<strong>Kaynak :</strong> <a title="Hülyaca" href="http://hulyakonar.com/2009/10/sen-mukemmelsin-kendine-izin-ver.html" target="_blank">Hülyaca</a></p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/c0GDnJl9nDA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/meditasyon-sen-mukemmelsin-kendine-izin-ver/feed/</wfw:commentRss>
		<enclosure url="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7204892&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" length="-1" type="application/x-shockwave-flash" /><media:content url="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=7204892&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Hemen gözlerini kapat ve sadece hayal et. Bu kadar kolay&amp;#8230; Gözlerin kapalı&amp;#8230; Sesimi takip et&amp;#8230; Yemyeşil bir patikadan geçiyorsun. Patikanın sağ ve sol tarafında büyük ağaçlar var. ağaçların ardındaki yeşillikler, rengarenk çiçekler arasında</itunes:subtitle><itunes:author>Özgür ?AH?N</itunes:author><itunes:summary>Hemen gözlerini kapat ve sadece hayal et. Bu kadar kolay&amp;#8230; Gözlerin kapalı&amp;#8230; Sesimi takip et&amp;#8230; Yemyeşil bir patikadan geçiyorsun. Patikanın sağ ve sol tarafında büyük ağaçlar var. ağaçların ardındaki yeşillikler, rengarenk çiçekler arasında yürüyorsun. Etrafta yeşilin binlerce tonu&amp;#8230; Derin bir nefes alıyorsun. Aldığın bu nefeste bu güzel rüyayı ve ormanın kokusunu iyicene içine işliyorsun. Her adımında [...]</itunes:summary><itunes:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/meditasyon-sen-mukemmelsin-kendine-izin-ver/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Neden aynı şeyleri tekrar tekrar yaşarız?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/hPnmLHg1aXs/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/neden-ayni-seyleri-tekrar-tekrar-yasariz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 09:42:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>

		<category><![CDATA[aldatılmak]]></category>

		<category><![CDATA[aynı şeyleri yapmak]]></category>

		<category><![CDATA[düşünceleri değiştirmek]]></category>

		<category><![CDATA[erkek aldatması]]></category>

		<category><![CDATA[gerçeklerimiz]]></category>

		<category><![CDATA[ilişki bozukluğu]]></category>

		<category><![CDATA[kadın aldatması]]></category>

		<category><![CDATA[odaklanmak]]></category>

		<category><![CDATA[yasak ilişki]]></category>

		<category><![CDATA[zihin tasarısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1019</guid>
		<description><![CDATA[“Allahım neden ilişkilerim hep aynı bitiyor? Neden hep aldatılıyorum ben? Neden benim başıma geliyor hep aynı şeyler?” diye başladı söze. İlk sevgilisi onu aldattığı için ayrılmıştı. Sonra nişanlısını sekreteriyle yakalamıştı. Altı yıllık evliliği de bir başka kadın yüzünden bitmişti. Artık erkeklere güvenmiyordu. “Her erkek aldatır” diyordu. Bu korkusu yüzünden eşinden ayrılalı 3 yıl olmasına rağmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/kararalirken.gif" alt="Aynı şeyleri yaşamak" width="150" height="122" />“<em>Allahım neden ilişkilerim hep aynı bitiyor? Neden hep aldatılıyorum ben? Neden benim başıma geliyor hep aynı şeyler?”</em> diye başladı söze. İlk sevgilisi onu aldattığı için ayrılmıştı. Sonra nişanlısını sekreteriyle yakalamıştı. Altı yıllık evliliği de bir başka kadın yüzünden bitmişti. Artık erkeklere güvenmiyordu. “<strong><em>Her erkek aldatır</em></strong>” diyordu. Bu korkusu yüzünden eşinden ayrılalı 3 yıl olmasına rağmen yeni bir ilişkiye başlayamıyordu. Birkaç kişi çıkmıştı karşısına ama bir türlü onlara güvenemiyordu. Zaten mutlaka da yalanlarını yakalıyordu. Hayatını, şansını, erkekleri, başka kadınları, Türk toplumunu neredeyse herkesi suçluyordu.<span id="more-1019"></span> </p>
<p>Yaşadıkları gerçekten zor olaylardı. Umudunu yitirmişti. Yalnızlık da zordu ama kimseye güvenemiyordu. Büyük bir çıkmazda, mutsuz ve çaresizdi. “ Bir yolu yok mu? Değiştirmenin bir yolu yok mu?” diye sordu. “Elbette var.. ve bu yolda birlikte yürüyeceğiz..” dediğimde, ilk kez gözleri ışıldadı.</p>
<p>İnsanoğlu, duyduklarını, gördüklerini, hissettiklerini zihninde değerlendirir ve bir sonuca varır. Algıladıklarının sadece odaklandığı kısmını alır ve diğerlerini siler. Ve olayları, bilgileri, davranışları, hisleri kıyaslar. Başkalarıyla, öncekilerle, sonrakilerle, benzerleriyle, zıtlarıyla…. Son olarak da geneller. Hep öyle olduğu sonucuna varır. Birden fazla yaşamışsa, duymuşsa, okumuşsa ve birden fazlasıyla farklı veya benzerse, bunu geneller. Bir yargıya varır. İşte inançlar da böyle oluşur.</p>
<p>Boğulmaktan korkan bir insan, bin kişilik bir plajda bir kişi boğulduğu zaman, geriye kalan dokuzyüzdoksandokuz kişinin boğulmadığını fark etmez. Hele kendisi de bir boğulma tehlikesi geçirmişse, artık onun için deniz tehlikelidir. O boğulan kişinin yüzme bilip bilmemesi, alkollü olup olmadığı gibi bilgileri araştırmaz. Sadece boğulmaya odaklanmış ve denizin tehlikeli olduğu inancını oluşturmuştur bile.</p>
<p><img class="alignright" style="float: right; margin: 0px; border: 0px;" src="http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/Ya%C5%9Fam/Ki%C5%9Fisel%20Geli%C5%9Fim/hayalkirikligi.widec.jpg" alt="Hayal kırıklıkları" width="233" height="350" />İşte hayatımızda böyle inançlar geliştiririz. Bunları gerçek kabul ederiz. Gerçekleri kendi bakış açımızla oluşturduğumuzu fark etmeyiz. Oysa inandığımız şey gerçeğin kendisi değildir. Bizim onu zihnimizde algılamamız ve şekillendirmemizdir.</p>
<p>Zihin neye inanıyorsa, onun gerçeği işte bu şekilde o olur. İnançlarımız bir süre sonra gerçeğimiz olur. Neye odaklanır, zihnimizde neyi oluşturursak, hayatımızda da onu yaşamaya başlarız. Çünkü, zihnimizde, düşüncemizde ne varsa, davranışlarımızda da onu yaşarız.</p>
<p>Düşünceler davranışları, davranışlar da yaşam şeklini oluşturur. Zihinde ne varsa, davranışlarda o, dolayısıyla yaşamda da o vardır.</p>
<p>Biz neye odaklanır, yani neyi seçersek, onu gerçeğimiz yaparız. Hep aynı düşünerek, hayatımızda hep aynı gerçekleri yaşamaya başlarız. İnançlarımız gerçeklerimizi oluşturmaya, olayları kendi inançlarımızla anlamlandırmaya ve yorumlamaya, hatta yaşamaya başlarız.</p>
<p>Karda düşeceğimize inanıyorsak, düzgün basamaz düşeriz. Çünkü inancımız neyse davranışımız o doğrultudadır. Yapamam dediğimiz hiçbir şeyi yapamayız. Başaramam diyorsak, burnumuzun dibindeki fırsatı göremez başarısız oluruz. Aldatılacağımıza inanırsak aldatılır, kaybedeceğimizden korkarsak kaybeder, düşeceğimize inanırsak düşeriz.</p>
<p>Olayları tekrar tekrar yaşamak istemiyorsak, düşüncelerimizi değiştirmeyi başarmalıyız. Bu yolda doğru ve emin adımlarla yürüyerek, hayatımızı değiştirebiliriz.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
<blockquote><p>
<strong>Yazan : </strong>Fatoş Cömert<br />
<em>İlişki Terapisti/Bireysel ve Kurumsal Gelişim Danışmanı</em></p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/hPnmLHg1aXs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/neden-ayni-seyleri-tekrar-tekrar-yasariz/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/neden-ayni-seyleri-tekrar-tekrar-yasariz/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Ofiste zinde kalmanın yolları</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/Oiv-sGMY0fA/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/ofiste-zinde-kalmanin-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 10:47:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel İmaj]]></category>

		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>

		<category><![CDATA[iş hayatında zinde kalmak]]></category>

		<category><![CDATA[kendine bakmak]]></category>

		<category><![CDATA[kendine vakit ayırmak]]></category>

		<category><![CDATA[meslek hayatı]]></category>

		<category><![CDATA[ofis programı]]></category>

		<category><![CDATA[yoğun program]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1017</guid>
		<description><![CDATA[Masa başında çalışılan bir mesleğiniz varsa ve gününüzü genellikle oturarak geçiriyorsanız bir dizi ofis egzersizini rutin iş hayatınızın bir parçası yapmanızda sayısız fayda var. Masa başı işi yapıyor olabilirsiniz; ama bu, oturmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Uzun süre oturmanın bedensel ve zihinsel performansınızı olumsuz etkileyeceği gerçeğinden hareketle, işinize başlamadan önce, çalışırken ve iş sonunda fiziksel aktiviteye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/yenibiris.gif" alt="Ofiste zinde kalmak" width="150" height="122" />Masa başında çalışılan bir mesleğiniz varsa ve gününüzü genellikle oturarak geçiriyorsanız bir dizi ofis egzersizini rutin iş hayatınızın bir parçası yapmanızda sayısız fayda var. Masa başı işi yapıyor olabilirsiniz; ama bu, oturmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Uzun süre oturmanın bedensel ve zihinsel performansınızı olumsuz etkileyeceği gerçeğinden hareketle, işinize başlamadan önce, çalışırken ve iş sonunda fiziksel aktiviteye zaman ayırmak için her fırsatı değerlendirin. Kuşkusuz yoğun ve stresli bir iş temposu içinde fiziksel aktiviteye<span id="more-1017"></span> zaman bulmak her zaman kolay olmayabilir. Aşağıdaki 11 kural, kendinize ofis yaşamını daha aktif hale getirmek için belki size yardımcı olabilir:</p>
<p><strong>1. Kendinize daha çok hareket sözü verin</strong><br />
İşle eviniz arasındaki mesafe yakınsa otomobile binmek yerine yürümeyi tercih edin. Toplu taşıma araçlarını kullanıyorsanız bir durak önce ya da sonrasını kullanın. Böylece her gün düzenli yürüyüş yapmış olursunuz. Otomobille giderseniz aracınızı park yerinin en uzak köşesine bırakın.</p>
<p><strong>2. Ayakta durma fırsatlarını değerlendirin</strong><br />
Ayakta iken yakılan kaloriler otururken yakılanlardan fazladır. Telefonla konuşurken ayakta durun. Diğer masalarda veya ofislerde çalışan iş arkadaşlarınızla iletişiminizi mail göndermek veya telefonla haberleşmek yerine onların yanına giderek sağlayın.</p>
<p><strong>3. Fitnes molaları verin</strong><br />
Öğle tatilinde fırsat yaratıp tempolu bir yürüyüş veya kasları germe egzersizleri yapmaya çalışın. Gün içerisindeki çay molalarınızda ise çenenizi göğsünüze değdirme ve omuzlarınızı yavaşça kulaklarınıza doğru kaldırma, bacaklarınızı germe gibi sürekli oturma pozisyondaki vücudu hareketlendirecek bazı hareketler yapın.</p>
<p><strong>4. Elinizin altında stres topu bulundurun</strong><br />
Masanızda otururken stres topunuz elinizin altında olsun. Kaslarınızı korumak için bu topla egzersiz yapabilirsiniz.</p>
<p><strong>5. Çekmecenizde küçük spor aletleri olsun</strong><br />
Masanızın çekmecesinde veya dolabınızda el ve kol yayları gibi kaslarınıza direnç kazandırma egzersizleri yapabileceğiniz aletler veya küçük el halterleri, atlama ipi gibi küçük spor aletleri bulunsun. Toplantılar ve işlerinizin arasında bunları kullanın.</p>
<p><strong>6. Sosyalleşin</strong><br />
Öğle molalarını değerlendireceğiniz bir yürüyüş grubu organize edin. Etrafınızda, size eşlik edecek çok sayıda arkadaş bulabilirsiniz. Yanınızdakileri öğle yürüyüşleri yapmak için teşvik edin.</p>
<p><strong>7. Gevşeme veya meditasyon yapın</strong><br />
Gün içinde arada bir, kendinize birkaç dakika ayırın, rahat bir yere oturun ve ayaklarınızdan başlayarak sırayla yukarı doğru yüz ve ağız kaslarınıza kadar bütün kaslarınızı tek tek gözünüzün önüne getirin ve onları tamamıyla gevşetin, rahatlatın. Gözleriniz kapalı, rahat nefes alarak birkaç dakika hiçbir şey düşünmemeden bu gevşemiş pozisyonda kalın.</p>
<p><strong>8. Ofis dışında hareketli olun<br />
</strong>Bir yere gitmeniz gerekiyorsa zamanınızı ayarlayıp yürüyerek gidin ve biraz tempolu yürüyün; sağlığınız yerindeyse merdiven kullanın.</p>
<p><strong>9. İş seyahatlerinde spor programını önceden yapın<br />
</strong>İş seyahatlerini de ‘ofis’ olarak kabul edersek, bu tip organizasyonlarda fitnes salonu, koşu bantları, ağırlık çalışma aletleri veya havuzu olan bir otel seçin. Böyle bir otel yoksa yay ve atlama ipi gibi taşınması kolay spor aletlerinizi bavulunuza koyun. Tabii ki mekik, şınav ve benzeri basit egzersizler için alete gerek yok. Bunları her yerde yapabilirsiniz. Havaalanında ise bekleme salonunda oturmak yerine tempolu bir yürüyüş yapın.</p>
<p><strong>10. Koşu bandını deneyin</strong><br />
“Çalış ve yürü” ya da “yürü ve çalış” yaklaşımı ofis zindeliğinde ulaşabileceğiniz bir üst seviyedir. Bunun için ihtiyacınız olan tek şey, bir koşu bandını ofisinize yerleştirmektir. Daha da iyisi işinizi koşu bandı üzerinde iken yapabilmenizdir. Bunun için illa koşu bandı temposunun hızlı olması ya da terlemeniz gerekmiyor. Ama ne kadar hızlı yürürseniz o kadar çok kalori yakarsınız.</p>
<p><strong>11. Çekmecenizde sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun<br />
</strong>Metabolizmanızın sürekli çalışmasını istiyorsanız onu doğru yiyeceklerle doğru bir şekilde beslemeniz gerekir.  Öğün aralarında çok acıkmamanız ve kan şekerinizin hızlı bir şekilde düşmemesi için aralarda küçük atıştırmalar yapın. 1 porsiyon taze veya kuru meyve, 1 avuç kadar fındık, badem, ceviz gibi yağlı tohumlar veya tahıllı kraker ve bisküviler bunlardan birkaçı.</p>
<p>Yöneticileriniz veya çalışanlarınızla ofis egzersizi için daha çok fikir bulmak konusunda beyin fırtınası yapabilirsiniz. Unutmayın ki fiziksel aktiviteyle zenginleştirilmiş bir ofis çalışması, sağlığınızı koruyacağı gibi iş veriminizi de artıracaktır.</p>
<blockquote><p><strong>Yazan : </strong>Dr. Hasan İnsel<br />
<strong>Kaynak :</strong> <a href="http://www.milliyet.com.tr">www.milliyet.com.tr</a></p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/Oiv-sGMY0fA" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/ofiste-zinde-kalmanin-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<enclosure url="http://www.milliyet.com.tr" length="21853" type="application/vnd.wap.xhtml+xml; charset=iso-8859-9" /><media:content url="http://www.milliyet.com.tr" fileSize="21853" type="application/vnd.wap.xhtml+xml; charset=iso-8859-9" /><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>Masa başında çalışılan bir mesleğiniz varsa ve gününüzü genellikle oturarak geçiriyorsanız bir dizi ofis egzersizini rutin iş hayatınızın bir parçası yapmanızda sayısız fayda var. Masa başı işi yapıyor olabilirsiniz; ama bu, oturmak zorunda olduğunuz anla</itunes:subtitle><itunes:author>Özgür ?AH?N</itunes:author><itunes:summary>Masa başında çalışılan bir mesleğiniz varsa ve gününüzü genellikle oturarak geçiriyorsanız bir dizi ofis egzersizini rutin iş hayatınızın bir parçası yapmanızda sayısız fayda var. Masa başı işi yapıyor olabilirsiniz; ama bu, oturmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Uzun süre oturmanın bedensel ve zihinsel performansınızı olumsuz etkileyeceği gerçeğinden hareketle, işinize başlamadan önce, çalışırken ve iş sonunda fiziksel aktiviteye [...]</itunes:summary><itunes:keywords>kisisel,gelisim,kisisel,gelisim</itunes:keywords><feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/ofiste-zinde-kalmanin-yollari/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Duygusal Banka Hesabı</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/Uo_0jgXiU-Q/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/duygusal-banka-hesabi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 19:58:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Başarı Yazıları]]></category>

		<category><![CDATA[birey limiti]]></category>

		<category><![CDATA[diyet]]></category>

		<category><![CDATA[duygusal banka hesabı]]></category>

		<category><![CDATA[duygusal değerler]]></category>

		<category><![CDATA[maddi değerler]]></category>

		<category><![CDATA[ömer seyfettin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1016</guid>
		<description><![CDATA[Bankacılıkta Son Yenilik!
Ömer Seyfettin&#8217;in Diyet adlı hikâyesini bilirsiniz. Zengin bir adam, mahkeme tarafından kolunun kesilmesine karar verilen fakir bir adamın cezasının diyetini öder. Onu da borcunu ödemesi için işçi olarak yanına alır. Kolunun kesilmemesine sevinen adam yanında çalıştığı patronuna minnet duyar. Sevgi ve saygıyla yanında var gücüyle çalışıp borcunu ödemeye çabalar. Zengin adam ise çalışanını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin: 0px; float: left;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/cirakti.gif" alt="Duygusal banka hesabı" width="150" height="122" /><strong>Bankacılıkta Son Yenilik!</strong><br />
Ömer Seyfettin&#8217;in Diyet adlı hikâyesini bilirsiniz. Zengin bir adam, mahkeme tarafından kolunun kesilmesine karar verilen fakir bir adamın cezasının diyetini öder. Onu da borcunu ödemesi için işçi olarak yanına alır. Kolunun kesilmemesine sevinen adam yanında çalıştığı patronuna minnet duyar. Sevgi ve saygıyla yanında var gücüyle çalışıp borcunu ödemeye çabalar. Zengin adam ise çalışanını ne zaman görse &#8220;Kolunun diyetini ben ödedim!&#8221; deyip yaptığı iyiliği başına kakar.<span id="more-1016"></span> Saygıda kusur etmeyen işçi sabreder ve sesini çıkarmaz. Fakat sesini çıkarmaması üzerine patron daha fazla yüklenir. Artık sabrı kalmayan işçi bir gün çalışırken yine başına kakılması üzerine baltayı alır, kolunu oracıkta keser ve adama &#8220;<strong>Al diyetini</strong>!&#8221; der. Birçok insan eşiyle, dostuyla ve sevdikleriyle konuşurken talepleri yerine getirilmediğinde sanki ödedikleri diyeti başına kakar gibi davranıp &#8220;Ben senin arkadaşınım, ben senin annenim, ben senin babanım, amcanım…&#8221; uyarısında bulunarak yaptıkları bir iyilik varsa bunu hatırlatır. Ebette bunları ısrarla belirtmesinin altında olumlu bir amaç yatmaktadır. Fakat ister istemez bu söylemler başa kakma olarak algılanır. Bu nedenle ilişkide olunan kişi ihtiyaç duymadığında, kendine güveni geldiğinde bağını koparmak ister. Hatta tepki olarak şiddet yanlısı tavır bile gösterebilir. Yani size ihtiyaç duymadığını düşünüp diyetini geri vermek ister. Bu geri verme, çeşitli reaksiyonları da beraberinde getirir. Örneğin çocuksa evden kaçabilir. Eş ise kavga edebilir, aldatabilir. Arkadaş ise ilişkisini bitirmek isteyebilir.  <strong>Bu nedenle siz siz olun, sevdiğiniz için ödediğiniz diyeti onun başına kakmayın.</strong> Aksi durumda zamanla onların gönül bankalarında bulunan hesabınızda hiç kredi kalmaz ve bir gün sevginize karşılık bulamayabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="border: 0pt none; margin: 0px; vertical-align: middle;" src="http://www.gencgelisim.com/v2/images/haberresim/duygusalbanka.jpg" alt="Duygusal Banka" width="341" height="127" /></p>
<p><strong>Duygusal Banka Hesabında</strong> para ya da buna benzer maddi değerler yoktur. Sadece duygular vardır. Sevdiğiniz ve ilişkide olduğunuz insanlara karşı beslediğiniz sevgi ve saygı içeren duygular. Çocuğun, anne ve babasına, kardeşine, arkadaşına ve diğer insanlara karşı içinde barındırdığı ayrı ayrı sevgi hesapları mevcuttur. Bu hesaplar kesinlikle birbirine karışmaz. Herkesin hesabı farklı olup her hesapta farklı miktarlarda duygu mevcuttur. Bu hesaptaki duygular zaman içinde ilişkinin gidişatına göre artar ya da azalır. Örneğin çok sık tartışıyor ve kavga ediyorsanız karşınızdaki insan da var olan sevgi kredinizi çok çabuk tüketirsiniz. Hiç tartışmıyor, ona her daim destek oluyor ve onu her şeye rağmen seviyorsanız krediniz hiçbir zaman bitmez hatta katlanarak artar. Duygusal banka hesabı kişinin yaşına, cinsiyetine ve karakterine göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin, çocuk sakin içine kapanık bir mizaca sahipse anne ve babasına karşı sevgisini açık bir şekilde gösteremeyebilir. Aynı şekilde onlara karşı olan kızgınlığını, kırgınlığını ve küskünlüğünü de. Çocuk gelişim döneminden önce anne ve babasıyla sevgisini çok samimi bir şekilde paylaşabilir. Onlara sarılır kucağına oturur, vb. fakat gelişim dönemine girdikten sonra kişiliğinde ağırlık olur. Eski sevgi gösterilerini artık kullanmayabilir. Bu durum sevgi hesabınızda kredinizin bittiğini göstermez. Peki, kredinizin bittiğini ya da azaldığını nasıl anlarsınız?</p>
<p><strong>Hesapta Para Bittiğinde Alarm Verir</strong><br />
Duygusal banka hesabınızda para bittiğinde hesap alarm verir. Günlük yaşamınızda bankadaki hesabınızda nakdiniz kalmadığında banka referanslarınıza bakarak size kredi verebilir. Anne-baba ile çocuk, arkadaşlar ve eşler arasındaki ilişkide de durum benzerdir. Yapılan tartışmalarda insanlar saygı veya korku sınırlarını aşmamayı bilir. Fakat yüreğindeki hesapta muhatabının kredisi bitmişse artık bu sınırları aşması onun için problem olmamaktadır. Bu nedenle bazı tartışmalarda hiç beklenmeyen tepkiler alınmaktadır. Çünkü duygu hesaplarında hiç kredi kalmamıştır. Peki, sevdiğiniz insanda kayıtlı hesabınızdaki kredinizin bittiğini ya da azaldığını nasıl anlarsınız? Bunu anlamanızı sağlayan gösterge onun size karşı olan davranışlarıdır. Size karşı davranışlarında ve konuşmalarında soğukluk, sevgisizlik hissederseniz bilin ki krediniz azalmış veya tükenmiştir. Böylesi bir durumda ona karşı olumsuz hisler beslememek ve karşı tepki vermemek gerekir. Çünkü böylesi bir durum, kişinin sizden daha fazla uzaklaşmasına hatta nefret etmesine neden olur. Agresif olmak ve şiddete başvurmak yerine, onun size karşı olan sevgisini azaltan nedenleri düşünüp bunları ortadan kaldırmak yapılacak en akıllıca davranıştır.</p>
<p><strong>Yatırdığından Fazlasını Çekemezsin</strong><br />
Sevdiğiniz insanın duygusal banka hesabına yeteri kadar yatırım yapmazsanız az önce belirtildiği gibi sorunlar çıkar. Sorunların çıkıyor olması yatırılan miktardan fazla çekilmek istenmesidir. Ona karşı konuştuğunuz bir kelime ya da atılan bir tokat veya daha fazlası farkında olmadan sizin ondaki kredinizi tüketebilir. Sizin önemsemediğiniz ve unuttuğunuz olayı o unutmayabilir. Daha sonra ufacık bir tartışmada beklenmeyen derecede büyük tepkiler verebilir. Sevdiğinizde aranızda yaşanan güzel anlar hesaba geçen kredi parçacıklarını oluşturur. Onu çok mutlu eden, hayatında önemli yer etmiş, güzel ve etkileyici anlar hesaba geçen büyük miktarları oluşturur. Çok büyük miktarlar yatırıldığında o kredinin tükenmesi ve ya azalması daha da zorlaşır. Tabi bunun tam tersi de geçerlidir. Çok az yaşanan güzel anlar hesaba yatırılan az miktarda sevgi kredisi demektir. Bunun da tükenmesi daha kısa zamanda ve daha kolay gerçekleşir. Onun hayatında yer eden çok önemli duygu yüklü anlar bu kredinizin limitini artırıp azaltan etkenlerdir. Bir aileyi ele alalım… Anne-babanın boşanmış olduğunu ve çocuğun velayetinin annede olduğunu varsayalım. Bu çocuk babasıyla yeteri kadar vakit geçirmezse ona karşı yeterli sevgi ve saygıyı gösteremeyecektir. Çünkü babası çocuğun duygusal banka hesabına yeterli kredi miktarını yatıramamıştır. Bu da çocuğun babasına karşı duygularını etkiler. Bu arada hemen belirteyim, çocuğa çok harçlık verilmesi ve rahat bir yaşam sürmesinin sağlanması onun duygusal banka hesabını çok fazla etkilemez. Çünkü duygusal banka hesabı kesinlikle duygusal paylaşımlarla artar. Yani gerçek anlamda maddiyatla ilgisi yok denecek kadar azdır.</p>
<p><strong>Her Bireyin Limiti Farklıdır</strong><br />
Bir insanın duygu bankasında her birey için ayırdığı hesap farklıdır. Anne için ayırdığı hesapla baba için ayırdığı hesap, arkadaşına ayırdığı hesap ile sevgilisine ayırdığı aynı değildir. Bazen farkında olmadan çocuklara hiç de hoş olmayan bir soru sorulur: &#8220;Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?&#8221; Bu soru sanki çocuğa ikisinden birini daha az sevmesi gerektiğini düşündürtmektedir. Oysa çocuk ikisini de çok sevdiğini hisseder. Fakat bu sevgisini yaşı ilerledikçe ifade ediş biçimi farklılaşır. Annesine daha samimiyken babasına daha seviyeli davranabilir. Daha açık bir ifadeyle, sevgiyi ifade etme biçimleri bakımından fark görünmektedir. Sizin de çocuğunuz annesine yakın, babasına uzak gözükebilir. Ya da tam tersi… Fakat ikisini de seviyordur. Sadece sevgiyi ifade etme biçimi ikisi için farklı olabilir. Bu ifade etme biçimini etkileyen faktör duygu bankasındaki kredi limitidir. Örneğin çocuk küçük yaşta çok hastalanmış, annesi de günlerce başında beklemiştir. Bu durumda çocuk elbette babayı da sever fakat annesine karşı kredi limiti kaçınılmaz olarak daha yüksektir.</p>
<p><strong>Kredinizin Tükendiğini Belirten Göstergeler</strong></p>
<p>- Size karşı acımasız ve asi davranışlarda bulunur.<br />
- Zaman zaman şiddet eğilimleri gösterir.<br />
- Arkadaşlarıyla konuşmalarında, sizinle ilgili nefret sözcükleri kullanır.<br />
- Görüşmeler sürekli münakaşa, tartışma ve kavga halinde geçer.<br />
- Tartışmalar arttıkça konuşmalarında sizi açıkça sevmediğini vurgular.<br />
- Sürekli olarak sizden uzaklaşmak ister.<br />
- Yakınınızda yaşıyorsa ait olabileceği, barınabileceği alternatif yerler arar.<br />
<strong><br />
Sevdiğinizdeki Kredi Miktarını Artırmak İçin Ne Yapabilirsiniz?</strong></p>
<p>- Onun özel anlarına değer verin.<br />
- Gün içinde az da olsa kısa zaman dilimlerini onunla istediği gibi paylaşın.<br />
- Heyecanlandığı ve mutlu olduğu konuları anlatırken önemseyerek dinleyin.<br />
- Ona mutlu olduğu küçük sürprizler yapın.<br />
- Zor zamanlarında sıkılmadan duygularını paylaşın.</p>
<blockquote><p><strong>Yazar : </strong>Murat Tunalı</p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/Uo_0jgXiU-Q" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/duygusal-banka-hesabi/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/duygusal-banka-hesabi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>İyi bir CV (özgeçmiş) “hınzır” olmalı!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Kendinigelistircom/~3/gHC3rqdTXHw/</link>
		<comments>http://www.kendinigelistir.com/iyi-bir-cv-ozgecmis-hinzir-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 10:13:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bilgi@kendinigelistir.com (Özgür ?AH?N)</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan İlişkileri]]></category>

		<category><![CDATA[başarılı cv]]></category>

		<category><![CDATA[etkileyen cv]]></category>

		<category><![CDATA[etkili cv]]></category>

		<category><![CDATA[fark yaratan cv]]></category>

		<category><![CDATA[farklı cv]]></category>

		<category><![CDATA[hınzır cv]]></category>

		<category><![CDATA[iyi bir cv]]></category>

		<category><![CDATA[önemli cv]]></category>

		<category><![CDATA[sıradışı cv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kendinigelistir.com/?p=1015</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önceydi… Hesap kitaptan anlayan, iyi İngilizcesi olan birini arıyorduk. Pek çok CV geldi. Ama biri çok faklıydı. Tam ayrıntısı hatırlamıyorum ama orta öğrenimini bir Anadolu lisesinde yapmış, ODTÜ ya da Boğaziçi mezunu, ABD’de ya da İngiltere’de yüksek lisans yapmış, iki adet baba audit firmasında çalışmış 30’lu yaşlarda genç bir kızdı. Ama bir şey dikkatimizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 0px; border: 0px;" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/isgorus.jpg" alt="İyi bir özgeçmiş" width="150" height="122" />Yıllar önceydi… Hesap kitaptan anlayan, iyi İngilizcesi olan birini arıyorduk. Pek çok CV geldi. Ama biri çok faklıydı. Tam ayrıntısı hatırlamıyorum ama orta öğrenimini bir Anadolu lisesinde yapmış, ODTÜ ya da Boğaziçi mezunu, ABD’de ya da İngiltere’de yüksek lisans yapmış, iki adet baba audit firmasında çalışmış 30’lu yaşlarda genç bir kızdı. Ama bir şey dikkatimizi çekti: Çalıştığı şirket ve bulunduğu pozisyon, olması gerekenden çok farklıydı. Ne bileyim, Arthur Andersen’den ayrılmış da Merter’de orta boy bir tekstilcinin yanına girmiş gibiydi.<span id="more-1015"></span> </p>
<p>Neyse, referans verdiği audit şirketlerinden iki kişiyle konuştuk. İkisi de kefil olduklarını söylediler. Kızımızı mülakata çağırdık.<br />
Tutuktu. Depresifti. Sorunlu biri olduğu belliydi.</p>
<p>Buna rağmen CV’sinden o kadar etkilenmiştik ki, birkaç gün sonra işe başlamak üzere anlaştık. O gün geldi. Akşam eve giderken, rahatsızlandığını, bu yüzden ertesi gün gelemeyeceğini söyledi.</p>
<p>Sonra bize haber yolladı. Bu işteki matematik ona fazla gelmişti.</p>
<p>CV’lere çok güvenilmemesi gerektiğini o gün anladım.<br />
<strong>Etkili bir CV’nin ne kadar işe yaradığını da…</strong></p>
<p>O kızı önce CV’sine bakıp elemeliydik. Anglo Saksonların çok sevdiğim bir lafı var “gerçek olmak için fazla iyi- too good to be true” diye. Tam bu durumdu işte. Amerikan kökenli audit şirketlerinde yöneticilik yapmış biri değil ki bizim ihtiyaç duyduğumuz. Çok daha sıradan birini arıyorduk.</p>
<p>Fransa’da yayınlanan bir ekonomi dergisi CV yazmanın inceliklerini anlatan, hatta işi ne zaman nerede nasıl yalan söylenebileceğine kadar vardıran, zaman zaman mizahi, çok eğlenceli bir dosya yayınlamış bu sayısında. Sadece CV değil, mülakat teknikleri konusunda da önemli tüyolar veriliyor yazıda.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Örneğin</span></strong>, CV yazarken, daha önceki konumunuza ilişkin olarak birkaç değişik unvan kullanmayı öneriyor. Bir yerde “satış sorumlusu” mu diye yazdınız, diğer yerde “satış şefi”, bir başka yerde “sektör şefi” demek daha etkileyici oluyormuş.</p>
<p>Bir başka öneri: Her şirketin bir jargonu vardır. Eleman arama ilanında hangi kelimeleri tercih etmiş, internette yer alan tanıtıcı yazılarda nasıl bir dil kullanmış, siz de mümkün olduğunca aynı jargonu, aynı kelimeleri kullanmaya çalışın.”</p>
<p><strong>Öneriler şöyle devam ediyor:</strong></p>
<p>Peki hiç Brezilya’da, Çin’de ya da Hindistan’da bulundunuz mu? Alçakgönüllü olmaya hiç gerek yok. Aklınızda birkaç cümle kaldıysa, CV’nize yazın gitsin “Portekizce ya da Sanskritçe biliyorum” diye.</p>
<p>Karlılık şüphesiz bir şirketin yaşamındaki en önemli faktör. Daha önceki şirkette sorumlu olduğunuz bölümü kara geçirdiniz mi? Peki geçen yıla göre ortalama ne kadarlık bir kar yakaladınız? Bunu mutlaka oran ya da rakam olarak belirtin.</p>
<p>Bir diğer öneri yöneticilik konusunda. Hiç ekip yönettiniz mi? Rakamları fazla abartmadan sorumlu olduğunuz ekibin kişi sayısını ya da doğrudan artırabilirsiniz. Kim aksini iddia edebilir ki?</p>
<p>Diyelim beş yıldır iş hayatındasınız ama hiç ekip yönetmediniz. Çıkıp bununla iftihar edecek değilsiniz herhalde. Bu tür durumlarda “ekip çalışmalarında yer aldığınızı” söyleyip vaziyeti kurtarmak mümkün.</p>
<p>2005 yılında çalışmaya başladınız 2009’da işsiz kaldınız. Bu durumu da fazla dramatik hale getirmeden çözmek lazım. “İş hayatına 2005 yılında başladım” yerine “2005 yılından beri çalışıyorum” deyin. “İşten çıkartıldım” yerine 2009 yılında yeni iş kuran bir arkadaşınıza destek sağlamak ya da dil öğrenmek veya formasyon eğitimi almak için bir süre çalışma yaşamından uzak kaldığınız söyleyin.</p>
<p>Her ne kadar benim gibi ulusal dile yabancı sözcük karıştırılmasına karşı çıksanız da şunu unutmayın: Business’in dili İngilizce. Bir defalığına ulusalcılığınızı evde bırakıp CV’ye İngilizce isimler, kavramlar koymakta tereddüt etmeyin. Lojistikte çalışıyorsanız “supply chain” diyebilir, otomotiv gibi sanayi dalları için “lean production”dan bahsedebilirsiniz.</p>
<p>Son olarak geçmiş kariyerinizle ilgili yalan söyleyecekseniz, ortaya çıkmayacak olmasına çok dikkat edin. Örneğin, Arthur Andersen’de 1998-2001 yılları arasında çalıştığınızı söyleyin. Şirket 2002 yılında faaliyetine son verdiği için gerçek olup olmadığının soruşturulması güç olacaktır.</p>
<p>Kısacası, iyi bir CV yazmak için biraz şeytana uymak gekiyor. </p>
<blockquote><p><strong>Yazan : </strong>Aydın DEMİRER<br />
<strong>Kaynak :</strong> <a href="http://www.isteinsan.com.tr">www.isteinsan.com.tr</a></p></blockquote>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Kendinigelistircom/~4/gHC3rqdTXHw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kendinigelistir.com/iyi-bir-cv-ozgecmis-hinzir-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<feedburner:origLink>http://www.kendinigelistir.com/iyi-bir-cv-ozgecmis-hinzir-olmali/</feedburner:origLink></item>
	<copyright>KendiniGelistir.COM - Kisisel Gelisimin Anahtari!</copyright><media:credit role="author">Özgür ?AH?N</media:credit><media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">Ki?isel Geli?imin Anahtar?!</media:description></channel>
</rss>
