<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" version="2.0"><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001</atom:id><lastBuildDate>Fri, 08 Jul 2011 04:05:50 +0000</lastBuildDate><category>Jpg</category><category>link</category><category>Anı</category><category>sabit degisken</category><category>Müzik</category><category>yeni</category><category>adres</category><category>Saçma</category><category>blog</category><category>Şizo</category><category>ascii</category><category>Sineayı</category><title>KESİMHANE</title><description>Hayat uzun çabuk ölmeye bak!</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (Eren)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>99</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/Kesimhane" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="kesimhane" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-854083342154236809</guid><pubDate>Sat, 15 May 2010 22:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-05-16T01:37:56.369+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">sabit degisken</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">yeni</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">blog</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">adres</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">link</category><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">ascii</category><title>Yeni Adres</title><description>Evet, sonunda ve umarim temelli adresim &lt;a href="http://devio.us/%7Eeren"&gt;http://devio.us/~eren&lt;/a&gt; oldu. Burasi bu noktandan itibaren ilerleyemecek ve siz yeni adrese alisincaya kadar acik kalacak. Sonrasida silecegim, burayi ve geriye kalan anlamsiz ve amacsiz olarak aldigim ve kullandigim siteleri.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-854083342154236809?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/05/yeni-adres.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-7391001837674812982</guid><pubDate>Mon, 12 Apr 2010 15:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-04-12T18:22:02.172+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 70</title><description>Eyüp'le birlikte evde otururken büyük bir patlamanın olacağını, kıyamet günün geldiğinin anonsunu duyuyoruz. Birbirimize bakarken sürekli su içtiğimiz çeşmenin orada büyük bir nükleer patlama oluyor. Eyüp'e bakıp "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Hemen eğil.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyorum. Bir yandan da cama doğru gelen alevlere bakarken kendimi yere atıyorum. Cam patlıyor, alevler de kafamı yalayarak geçiyor fakat kafamda büyük bir acı hissediyorum. Camdan dışarı bakıyorum tekrar. Yollar yarılmış, içindeki enteresan tüneller dikkatimi çekiyor. "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Yeraltı canavarları buradan gelecekler.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyorum kendi kendime. Eyüp'le birlike dışarı çıkıyoruz. Bir ikinci patlama daha oluyor karşımızda. Alevler göğe doğru yükselirken nükleer patlamadan çok yaratıkların endişesi sarıyor bir anda beni...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-7391001837674812982?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/04/r-70.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-6906315822537179893</guid><pubDate>Sun, 04 Apr 2010 00:16:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-04-12T18:14:52.859+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Jpg</category><title>J: 5</title><description>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.marriedtothesea.com/021810/your-new-god.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://www.marriedtothesea.com/021810/your-new-god.gif" width="349" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-6906315822537179893?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/04/j-5.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-185582258030471687</guid><pubDate>Sun, 28 Mar 2010 23:18:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-29T02:18:11.384+03:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 69</title><description>Yol boyu yanımda babamın arkadaşı Ali amca ile yürüyoruz. Üniversite ne zaman bitecek diye konuşurken etraf birden beyazlıyor. Gözlerim beyazlıktan kamaşırken çok hızlı bir şekilde sis tüm yolu kaplıyor. Yolda yürüyen herkes hareketsiz bir şekilde durmuş durumda. Yürümeye devam ediyoruz. Ali amca biraz duraksıyor, hafifçe omzundan silkeliyorum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hah, tamam. Kendimden geçmişim.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. İnsanlara bakıyorum, hepsinin rengi bembeyaz olmuş durumda. Gözlerinden ise kan geliyor. "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Ali amca hızlanalım istersen.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyorum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tamam.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. Hızlı bir şekilde yürümeye devam ediyoruz. Benzin istasyonun önüne geliyoruz. Camdan içeri bakıyorum. Kadının biri bana doğru geliyor, gözlerinden akan kana bakarken birden cama doğru kan kusuyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ali amca, hemen eve gitmezsek öleceğiz.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. Ali amca tekrar duraksamış, hemen silkeliyorum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tamam tamam, gidelim.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. Eve doğru koşmaya başlıyoruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-185582258030471687?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/r-69.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-3427882052548639460</guid><pubDate>Sat, 27 Mar 2010 01:22:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-27T03:25:25.603+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 68</title><description>Mevsimlerden kış, yabancı bir ülkenin bir şehrindeyim. Şehrin ortasından bir nehir geçiyor. Kendime pansiyon aramak için şehri dolaşıyorum. Hava kararmak üzere, tam nehri gören bir pansiyon dikkatimi çekiyor. Hemen oraya doğru gidiyorum. Pansiyon sahibi kadın, bana nehre bakan taraftan bir oda veriyor. Birlikte odaya çıkıyoruz. Kanepeye oturuyor, ben de camdan dışarı bakıyorum. Nehir inanılmaz bir şiddetle akmaya devam ederken yavaş yavaş kar yağmaya başlıyor. Suyun rengi yeşil ama çok parlak. Dalgalar odamın camına doğru geliyormuş gibi oluyor. Pansiyon sahibi gelip boynumdan öpüp gidiyor. Ben de peşinden gidiyorum. Ama resepsiyonda onu göremiyorum. Dışarı çıkıp, nereye gitti diye etrafa bakınırken yanıma sivil giyinimli iki polis geliyor. Bana kimlik sorduktan sonra koluma giriyorlar. Arkadan da büyük bir kalabalık ellerinde pankartlarla bize doğru geliyor. En ön safta sivil polisler kolumda, şehrin simgesi olan bir heykelin önüne doğru ilerliyoruz grupla birlikte. Polislerden bir tanesi cebinden bir kumanda çıkartıp düğmeye basıyor. Kalabalığın ortasında büyük bir gürültüyle bomba patlıyor. İnsanlar korkuyla etrafa kaçışırken ben de polislere bakıp üzüntüden ağlıyorum. Biri hızlıca kaçarken diğeri yere düşüyor. Üzerine doğru koşuyorum, "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Ne yaptınız siz?&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyorum. Korkudan rengi atmış bir şekilde bana bakıyor. Cevap alamıyorum. Diğerinin peşine düşüyorum. Geri koşarken tekrar pansiyon sahibi kadını görüp duraksıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-3427882052548639460?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/r-68.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-1956752621224371010</guid><pubDate>Mon, 22 Mar 2010 20:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-22T22:45:38.402+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Müzik</category><title>M: 2</title><description>Tanışmak istediğim müzisyenlerin bir listesini yapmak istiyorum izin verirseniz;&lt;br /&gt;
&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Ian Curtis &lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Layne Staley&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Jeff Buckley&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Chuck Shuldiner&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Jimi Morrison&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;2Pac&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Jimi Hendrix&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;Şimdilik bu kadar. Hepsinin ellerini sıkacağım gün de gelecek yakında.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-1956752621224371010?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/m-2.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-1870186869856219723</guid><pubDate>Sat, 06 Mar 2010 11:08:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-10T01:56:59.605+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 67</title><description>Yabancı bir evde, hoşlandığım bir kızla oturuyoruz karşılıklı. Evde ikimizin de tanıdığı 2 ortak arkadaş daha var. Bakkala gitmek üzere bizi yalnız bırakıyorlar. İçimden "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Konuş işte.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyorum kendi kendime. Bir şeyler diyecek oluyorum ama sesim kısılıyor. Dediklerimi kendim bile duymuyorum. Kendimi sıkıp tekrar bir şeyler demeye çalışıyorum. Sesim iyice kısılıyor. Sanki içimden konuşuyormuş gibi oluyorum. İçimden "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tanrım senden nefret ediyorum, nefret ediyorum, nefret ediyorum!&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. O arada odaya birisi giriyor. Bana bakıp "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tanrı da senden nefret ediyor.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyip kıza elini uzatıyor. Kızla el ele tutuşup birden yok oluyorlar gözümün önünde. Kendimi tüm gücümle sıkıyorum. Bir ses "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Yüreğin! Yüreğin çatlayacak!&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyor. Tüm gücümle sıkmaya devam ediyorum. Bir kaç el kalbimin olduğun yere bastırıyor. "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Vazgeç.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyorlar. Daha çok kendimi sıkmaya çalışıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-1870186869856219723?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/r-67.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-7355709038876847678</guid><pubDate>Thu, 04 Mar 2010 00:42:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-04T02:43:40.915+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Saçma</category><title>S: 12</title><description>The fucking cops are fucking keen&lt;br /&gt;
To fucking keep it fucking clean&lt;br /&gt;
The fucking chief's a fucking swine&lt;br /&gt;
Who fucking draws a fucking line&lt;br /&gt;
At fucking fun and fucking games&lt;br /&gt;
The fucking kids he fucking blames&lt;br /&gt;
Are nowehere to be fucking found&lt;br /&gt;
Anywhere in Chickentown&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
The fucking scene is fucking sad&lt;br /&gt;
The fucking news is fucking bad&lt;br /&gt;
The fucking weed is fucking turf&lt;br /&gt;
The fucking speed is fucking surf&lt;br /&gt;
The fucking folks are fucking daft&lt;br /&gt;
Don't make me fucking laugh&lt;br /&gt;
It fucking hurts to look around&lt;br /&gt;
Everywhere in Chickentown&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
The fucking train is fucking late&lt;br /&gt;
You fucking wait you fucking wait&lt;br /&gt;
You're fucking lost and fucking found&lt;br /&gt;
Stuck in fucking Chickentown&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
The fucking view is fucking vile&lt;br /&gt;
For fucking miles and fucking miles&lt;br /&gt;
The fucking babies fucking cry&lt;br /&gt;
The fucking flowers fucking die&lt;br /&gt;
The fucking food is fucking muck&lt;br /&gt;
The fucking drains are fucking fucked&lt;br /&gt;
The colour scheme is fucking brown&lt;br /&gt;
Everywhere in Chickentown&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
The fucking pubs are fucking dull&lt;br /&gt;
The fucking clubs are fucking full&lt;br /&gt;
Of fucking girls and fucking guys&lt;br /&gt;
With fucking murder in Their eyes&lt;br /&gt;
A fucking bloke is fucking stabbed&lt;br /&gt;
Waiting for a fucking cab&lt;br /&gt;
You fucking stay at fucking home&lt;br /&gt;
The fucking neighbors fucking moan&lt;br /&gt;
Keep The fucking racket down&lt;br /&gt;
This is fucking Chickentown&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
The fucking train is fucking late&lt;br /&gt;
You fucking wait you fucking wait&lt;br /&gt;
You're fucking lost and fucking found&lt;br /&gt;
Stuck in fucking Chickentown&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
The fucking pies are fucking old&lt;br /&gt;
The fucking chips are fucking cold&lt;br /&gt;
The fucking beer is fucking flat&lt;br /&gt;
The fucking flats have fucking rats&lt;br /&gt;
The fucking clocks are fucking wrong&lt;br /&gt;
The fucking days are fucking long&lt;br /&gt;
It fucking gets you fucking down&lt;br /&gt;
Evidently Chickentown&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[&lt;b&gt;*&lt;/b&gt;] John Cooper Clark (Evidently Chickentown şiiri)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-7355709038876847678?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/s-12.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-7163248536484476575</guid><pubDate>Wed, 03 Mar 2010 10:23:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-03T12:23:27.381+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Saçma</category><title>S: 11</title><description>Bugüne kadar hiçbir zaman annemle ya da babamla herhangi bir derdimi paylaşmadım. Belki de paylaşamadım ama hem bilinçli hem de bilinçsizce yapılmıştır bu hareket. Her şeyi kendi içimde yaşadım, kendi kendime yön çizdim. Tabi çoğunluğu hüsranla bitti bu yolların. Ailemle beraber yaşasak bile hayalet gibi odaların arasında dolaşıyorum. İnsan kendi kendini yalnız hisseder mi? Öyle garip haller işte. Okyanusa bırakılmış yunus yavrusu gibiyim. Önümde kocaman bir mavilik...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[*] Anne ben emokid oldum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-7163248536484476575?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/s-11.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-5898502092244583341</guid><pubDate>Wed, 03 Mar 2010 00:14:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-03T02:14:45.818+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 66</title><description>Kız arkadaşımla birlikte feribota binip, en üstüne çıkıyoruz oturmak için. Oturduğumuz yerin karşısında bir medusa bize doğru geliyor. Kız arkadaşım korkup elimi tutup tüm korkusuyla sıkmaya başlıyor. Elimi tutuşundan garip bir mutluluk duyuyorum. İçimden "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Yoksa diyorum? Yoksaa...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-5898502092244583341?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/r-66.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-2954813605854416736</guid><pubDate>Mon, 01 Mar 2010 22:49:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-02T00:50:54.620+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 65</title><description>Ninemle birlikte küçük bir çocuğu anaokuluna bırakıyorum. Ninem bana bakıp "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Zamanında seni az götürmedim okula.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ama anaokulu ve sadece 1. sınıfta getirdin.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum hafif kızarak. Sonra eve doğru geri dönüyoruz. Yolda bir tarlaya giriyor. Ekinleri elleriyle sevip, bir tane soğan fidesi çıkartıyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ne de güzel yetişmiş.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Nine başkasının tarlasında ne işin var?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Bu&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyor "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Amcanın tarlası.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" Mutlu bir şekilde bana bakıp ekinleri sevmeye devam ediyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-2954813605854416736?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/r-65.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-7735907795258627823</guid><pubDate>Mon, 01 Mar 2010 22:46:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-02T00:50:06.743+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 64</title><description>Bir uzay gemisinde rütbeli bir kaptanım. Yemekhanede mürettabat ile birlikte yemek yerken, bir tanesi ızgaralardan aşağı balığa benzer bir şey atıyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ne yapıyor bu?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum içimden. Yemeği bitirip makine dairesine iniyorum. Garip bir sessizlik var, bir kaç çalışan yerde yatıyor, bir tanesinin ise yüzü erimiş. O arada yanıma bir asker gelip "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Kaptanım geminin sularında bir şey var, tüm mürettabat rahatsızlandı ve bazıları tamamen eridi.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. Hemen revire gidiyorum. Sedyelerde bir sürü insan yatıyor, çoğunun elleri, ayakları, kiminin neredeyse tüm vücudu erimiş durumda. Revirin ızgaralarının altında hareket eden bir şey görüyorum. Hemen takip edip, kumanda odası yolunda karşıma vücudu yılan olan bir kadın çıkıyor. Elime uzun demir bir çubuk alıp yüzüne saplıyorum ama bir şey olmuyor. Sonra şişkin kuyruğu dikkatimi çekiyor, çubuğu yüzünden çıkarıp kuyruğuna sokuyorum, kuyruğundaki tüm zehir yüzüme geliyor ve birazını yutuyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-7735907795258627823?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/03/r-64.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-5499645267289075392</guid><pubDate>Sun, 14 Feb 2010 00:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-02T00:51:17.678+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 63</title><description>Servisle benim de aralarında olduğum bir sürü öğrenciyi eski bir çarşıya getiriyorlar. Yerler arnavut taşlarından, biraz gezip, karşımdaki kocaman camiiye bakıyorum. O an yağmur başlıyor. Herkes tek sıra halinde servislere dönerken birden ıslanmayayım diye dükkanların önlerinden yürümeye başlıyorum. O ara herkes beni geçip en arkaya kalıyorum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Lan en önde iken en gerilere düştük. Şu hale bak.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyip camiiyi izleye izleye servisin yanına gidiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-5499645267289075392?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/r-63.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-7366875251774519590</guid><pubDate>Sun, 14 Feb 2010 00:17:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-02T00:51:59.408+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 62</title><description>Bozüyükte dolaşırken birden Bolu'ya giden bir otobüs görüyorum. Kırmızı ışıkta durmuş, yeşilin yamnasını beklerken koştura koştura otobüsün yanına gidip "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Beni de alın.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diye bağırıyorum. Kapı açılıp, muavin beni içeri çağırıyor. Hemen en ön koltuğa oturuyorum. Yanımda bir çocuk var. Çocuk bana ters ters baktıktan sonra, "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Ne var lan?&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyorum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Babam benim çok ünlüdür, mafyadır.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. İçimden "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Çocukla ne uğraşıyorsun dingil?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. Gülüyorum sessiz sessiz. Yol boyu çocuk bana izlediği çizgi filmleri anlatıyor. Büyük bir keyifle dinliyorum. Camdan dışarı bakıyorum, yolun bir kenarı deniz, bir kenarı ise yemyeşil, çam ağlaçlarıyla kaplı. İçime resmen huzur doluyor. Epey bir gittikten sonra bir dinlenme tesisine geliyoruz. Korkup beni unuturlar diyerek aşağı inmiyorum. Otobüs tekrar hareket edip Bolu'ya geldik. Üniversitede inmek istediğimi söyledim muavine. Üniversite içine girdiği zaman otobüsten aşağı indim, tam çantamı alacakken hareket etmeye başladı. Peşinden koşmaya başladım. Tam yetişmişken ışıklardan tam tersi istikamete dönünce otobüs tekrar peşinden koşmaya devam ettim. Arkasından da "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Durun laaaaan.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diye bağırıyordum. Yanında oturduğum çocuğu en arkada camda gördüm. Bana bakıp gülümsedi ve otobüs yavaşlamaya başladı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-7366875251774519590?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/r-62.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-5175439636119327198</guid><pubDate>Sat, 13 Feb 2010 23:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-02T00:52:27.183+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 61</title><description>Bir konferansa davet ediliyorum. Bir grup arkadaşla beraber konferans salonuna girip zar zor arkalarda oturacak bir yer buluyoruz. Konferansın başlamasını beklerken ön sıralardan birisi ayağa kalkıp arkadaşlarımdan bir tanesine "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Buraya gelsenize.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. Hemen kalkıp gidiyorlar, ben de yapayalnız kalıyorum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sattınız ama beni.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum içimden. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Sattınız.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-5175439636119327198?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/r-61.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-7257999949343546102</guid><pubDate>Thu, 04 Feb 2010 23:52:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-02T00:52:53.071+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 60</title><description>Bir kız arkadaşımın evine ders çalışmak için gidiyorum. Çalışmak için oturduğumuz kanepenin önüne bir masa getiriyor. Masanın üzerinde ise bir gazete var. Gazeteyi bana uzatıp bir köşe yazısını gösteriyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bu yazıyı bir oku diyor.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" Hızlıca okumaya başlıyorum. Yazıdan tek anlayabildiğim şey müzikle ilgili olduğu fakat garip bir şekilde yazı hoşuma gidiyor. Arkadaşıma dönüp "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Güzel yazıymış, sen gazete alıp okuyor muydun ya?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. O da "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Arada bir alıyorum böyle güzel yazılar çıkıyor işte bazen&lt;/i&gt;.&lt;/b&gt;" diyor. Sonra durup dururken kolumu ısırıp, "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Dur ders çalışırken çekirdek de yiyelim, şimdi tabağa koyup getiriyorum.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyip mutfağa gidiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-7257999949343546102?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/r-60.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-7271324600999130022</guid><pubDate>Thu, 04 Feb 2010 01:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-02-04T03:08:27.752+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Saçma</category><title>S: 10</title><description>İlk ve bugüne kadar yazdığım tek şiiri buldum sonunda.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;Zarlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
O küçük gemiyle okyanusta ne işin var? &lt;br /&gt;
Görmüyor musun?&lt;br /&gt;
Sürükleniyorsun sonsuz mavi içinde. &lt;br /&gt;
Yoksa hayal denizinde mi yüzüyorsun? &lt;br /&gt;
Bir türlü gerçekleştiremediğin düşüncelerinle. &lt;br /&gt;
Belkide bilerek acılar labirentinde kayboldun. &lt;br /&gt;
Daha fazla acı çekmek isteğiyle ya da yoğun sisin içinde görmez oldu gözlerin.&lt;br /&gt;
Zaten fazlasıyla yetmişti bu güne kadar gördüklerin. &lt;br /&gt;
Her şey geç olmadan bir karar ver. &lt;br /&gt;
Ölmek mi istiyorsun yoksa yaşamak mı? &lt;br /&gt;
Tetiğe basmadan önce tekrar at şu zarları. &lt;br /&gt;
Doğru yolu bulmak üzeresin. &lt;br /&gt;
Bu yüzden Cennet`in kapıları sonuna kadar açıldı. &lt;br /&gt;
Unutma; Cehennem`e inen yol ise hala orada.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;
Enteresan tabi. Sene ben diyim 2001 can çatlasa 2002'dir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-7271324600999130022?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/s-10.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-2615785553417236801</guid><pubDate>Wed, 03 Feb 2010 23:33:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-02-04T03:03:14.841+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Saçma</category><title>S: 9</title><description>Bir dönem çok feci sinemaya sarmıştım. Kitaplar, filmler, incelemeler, film okumalar, yok altmetinler, yok üstmetinler, yoksa soba çekimler, yok Andre Bazin'ler, yok Eisenstein'lar, ekimler, düşler, potemkinler, ivanlar... Bir amacım mı vardı bunları yaparken ya da ne için, kim için yapıyordum? Çıkarsızca tabiki kendin için diyebilirsiniz, kendini geliştirmek, sinemacı olmak, hobi amaçlı vs. Yılmaz Güney'in sinemadan önce neyi vardı mesela? Ama şaheserleri ortada. Bende ise hemen bir ümitsizlik, hemen kendini bırakış, vazgeçiş var. Amaaan sikerim bloğunu da internetini de müziğini de sinemasını da sanatını da.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sİ KER LER...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-2615785553417236801?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/s-9.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>4</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-1323395169562421140</guid><pubDate>Wed, 03 Feb 2010 14:23:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-03T14:11:24.563+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 59</title><description>Yoğun kar yağışı altında köyün birine yürüyerek gitmek zorunda kalıyorum. Köy yolunda kavak ağaçları altında barakayı andıran bir yerde sıra olmuş, herkes doktora muayene olmak için bekliyor. Biraz daha yürüdükten sonra duvarları dökülen bir okulu görüyorum. İki tane köylü amca yanıma gelip beni evlerine davet ediyorlar. Köyün ortasında kare şeklinde, ortası boş kocaman tek bir bina var. Herkesin burada dairesi varmış, içinde sinema, alış-veriş merkezi, berberi, kasabı akla ne gelirse hepsinden var. Girişte kocaman siyah bir köpek görüyorum. Beni görünce hırlamaya başlıyor. İki amca tartışmaya başlıyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hayır bize gelecek!&lt;/i&gt;" "&lt;i&gt;Bize gelecek dedim.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diye. Yanımıza koşmaktan kan ter içinde kalmış bir kız geliyor. Kum ocağında kötü şeyler olduğundan bahsediyor. Hep beraber koştura koştura kum ocağına gidiyoruz. Karşımızdan bir kamyon süratle bize doğru geliyor. Süren kadın "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Benden bu kadar kızım.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyerek kafasını direksiyona vurup ölüyor. Kamyon da yoldan çıkıp kum tepesine giriyor. Kum ocağındaki ofise giriyorum. Her yerde kan var. Camdan dışarı bakarken zombiler ofisin etrafını çeviriyor. Bir kaç saat bekledikten sonra zombiler dağılıyor. Dışarı çıkıp köyde yaşayan varsa kurtarmak için köye geri dönüyorum. Yolda karlar bana doğru yarılmaya başlıyor. İçinden 2 tane adam çıkıyor. Bana yardım edeceklerini fakat sonrasında bir kişiyi kurban etmemiz gerektiğini söylüyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hayır.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. Sinirlenip birden zombiye dönüşüyorlar. Tekrar kum ocağına geri dönmek için koşmaya başlıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-1323395169562421140?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/r-59.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-7114381665952498788</guid><pubDate>Wed, 03 Feb 2010 14:13:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-02-03T16:13:05.019+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 58</title><description>Bir çetenin içine sızmış, gizli polis olarak görev yapıyorum. Çetenin 3 lideri var, benim gizli polis olduğumu öğrenip duvarlara karımın fotoğrafının olduğu bir afiş yapıştırıyorlar. Afişte bu kadının fiyatı 500000tl yazıyor. Afişleri duvarlardan sökerken çete elemanlarıyla karşılaşıp hızlıca Çin Mahallesi'ne giriyorum. Açık bulduğum bir kapıdan içeri dalıyorum. Karşımda kırmızı kıyafetler içinde karate yapan ninjalar var. Kimilerinin elinde mızrak, nunchaku, kılıç ve yıldız var. Hemen tanınmamam için bana beyaz bir toza makyaj yapıyorlar. Gece olunca dışarı çıkıp çeteye saldırıyoruz. 2 çete liderini karateciler hallediyor. Diğerinin peşine Eyüp'le beraber düşüyorum. Bir kulede sıkıştırıyoruz. Eyüp arkasından saldırırken gözünden vurulup yere düşüyor, suratının yarısı kurşundan yanıyor. Ninja'nın birinden mızrağı alıp kalbine saplıyorum. Sonra da mızrakla beraber adamı kuleden aşağı fırlatıyorum. Üzgün bir şekilde eve dönüyorum. Odada Eyüp var. Sadık da kanepede uyuyor. Eyüp'e bakıyorum, yüzünde hiçbir şey yok. Mutlu bir şekilde televizyonu açıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-7114381665952498788?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/r-58.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-1237241504103677285</guid><pubDate>Mon, 01 Feb 2010 00:27:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-03T14:11:41.832+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 57</title><description>Sahil kenarında, içi boş, büyük bir binanın içindeyim. Yasak bölgeye girdiniz anonsu yapılırken, binaya birden muhafızlar saldırmaya başlıyor. Onlardan kaçmak için hızlıca binadan denize atlıyorum. Arkamdan ateş ediyorlar fakat suyun altında olduğum için kurşunlar etki etmiyor. Biraz yüzdükten sonra yorgunluktan bayılıyorum. Gözlerimi açtığımda başımda bir kadın dikiliyor. Beni alıp arabasına götürüyor. Arabasıyla hızla otoyolda ilermeye başlıyoruz. Uzun bir süre gittikten sonra etrafı dev duvarlarla çevrili bir şehre geliyoruz. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Hemen arkadaşlarını bulup uyarmalısın.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor kadın. Garip bir apartmanın önünde bırakıyor beni. Hemen son katına çıkıp kapıyı çalıyorum. Eyüp kapıyı açıyor. Hemen içeri girip kaçmamız gerektiğini söylüyorum. O ara etraf birden ışımaya başlıyor. Babası içeri girip muhafızların buraya da geldiğini söyleyip Eyüp'le Sadık'a yatmaları gerektiğini benim de bir an evvel evden çıkmamı söylüyor. Evden çıkıp hemen arabaya koşuyorum. Peşimden Eyüp'le Sadık da geliyor. Arabaya binip hızla geldiğimiz yere geri dönüyoruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-1237241504103677285?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/02/r-57.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-8043116633173591078</guid><pubDate>Sat, 30 Jan 2010 03:01:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-01-30T05:02:11.505+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 56</title><description>Alış-veriş merkezinde kışlık kazak, polar, mont satana bir dükkana girip kendime uygun bir kazağa bakıyorum fakat hiçbirini beğenmiyorum. Dükkandan çıkıp hemen bir üst kata çıkmak için asansöre biniyorum. Asansöre iki kişi daha biniyor. Yukarı çıkarken birden büyük bir gürültü ve hızla aşağı doğru inmeye başlıyor. Kapıları açıldığında kendimi devasa bir labaratuvarda buluyorum. Camdan bölmelerde garip yaratıklar üzerlerinde testler yapılıyor. Biraz yürüdükten sonra sarı bir portal açılıp içinden beyaz kıyafetler içerisinde eli lazer silahlı askerler çıkıp ateş etmeye başlıyorlar. Hızlıca çıkışa doğru koşarken adamın biri elime küçük bir ekranı olan silah veriyor. Ekranda yüzey taraması yaparak düşmanların nerede olduklarını görebiliyorum. Kapı büyük bir ormana açılıyor. Portaldan ise sürekli asker ve garip robotlar gelmeye devam ediyor. Ormanda koşup, ağaçları siper alırken bir yandan da askerleri radardan tespit edip vuruyorum. Biraz daha ilerledikten sonra karşıma devasa bir yarı yaratık yarı robot bir savaş makinesi çıkıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-8043116633173591078?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/01/r-56.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-1914572430543237138</guid><pubDate>Thu, 28 Jan 2010 19:54:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-03T14:12:43.967+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 55</title><description>Arabayla son sürat  cenaze yetiştirmeye çalışıyoruz. Arabayı bir kadın sürüyor. Hava da giderek kapanıp, sağnak yağmura bırakıyor kendini. Kadına "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Biraz yavaş gidemez miyiz?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Acilen alış-veriş merkezine gidip düğün için kıyafet almam lazım.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. Işıklarda duruyoruz. Yanımıza bir araba geliyor. Camı açıp, "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bizi takip edin, şurada büyük bir alış-veriş merkezi var.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. Kadın hemen diğer arabanın peşine takılıp alış-veriş merkezine gidiyor. Tabutu bagajdan çıkarıp merkezin garajında bir odaya koyuyorum. Heryer pis, yerde otlar, talaşlar var. Sinirlenip ağlamaya başlıyorum. "&lt;b&gt;Ben bu tabutu burada bırakamam.&lt;/b&gt;" diyorum. Kadın bana dönüp "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Şimdi boks maçı varmış, onu da izleyeceğim, sonra da düğün için elbise alacağım. Sen madem burada bekle.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. Tabutun başına çömelip ağlamaya başlıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-1914572430543237138?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/01/r-55.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-6952777622501748114</guid><pubDate>Thu, 28 Jan 2010 19:45:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-03T14:12:59.518+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 54</title><description>Evden çıkıp çok merak ettiğim dağ dibindeki bembeyaz duvarlı, yemyeşil yamaca sırtını vermiş Roma yapılarını andıran evlerin olduğu yere doğru yürümeye başlıyorum. Baya bir ilerledikten sonra bir köy yoluna sapıyorum. Amcalar yol kenarına koydukları masalarda oturmuş çay içerlerken bir yandan da nargile keyfi yaşayıp tavla onuyorlar. Onlara biraz baktıktan sonra yürümeye devam ediyorum. Evlerin kapıları açık içeride çocuklar koşuşturuyor, her kapıda ise bir dondurucu var ve tıka basa şişe kola dolu. Biraz daha yürüdükten sonra garip bir yere geliyorum. Her yer 4-5 katlı bina dolu, yollar, kaldırımlar, arabalar, otobüsler, gürültü, pislik. Hemen geri dönmek istiyorum ama yol tamamen kaybolmuş. Olduğum yerin tam karşısında da bir üniversite var. Otobüslerle sürekli öğrenci geliyor. Bir tanesine hemen "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Merkeze nasıl dönerim?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Aşağıdan servis kalkıyor, oradan binip dönebilirsin.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. Hemen yolun aşağısına geçip servis beklemeye başlıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-6952777622501748114?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/01/r-54.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-291009180096878001.post-265367353418285637</guid><pubDate>Wed, 27 Jan 2010 23:11:00 +0000</pubDate><atom:updated>2010-03-03T14:13:25.400+02:00</atom:updated><category domain="http://www.blogger.com/atom/ns#">Şizo</category><title>R: 53</title><description>Günbatımına yakın bir saatte çölde tek başıma gezerken büyük bir gürültüyle kumların arasından devasa bir robot solucan havadaki bir şeye saldırmaya çalışıyor fakat birden kumlara yığılıp kalıyor. Sırtlarına pervane bağlamış iki kişi hemen solucanın dibine iniyor. Ben de yanlarına gidiyorum. Yanlarında küçük robotlarla solucana bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Adamlardan bir tanesi bana dönüp "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bu solucan yeraltı dünyası ile tek bağlantın olabilir. Seni aşağı indirmek için yardım edebiliriz. Nerde bu lanet ufaklık?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ufaklık mı?&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyorum. O ara solucanın içinden halka şeklinde minik bir robot çıkıyor. "&lt;i&gt;&lt;b&gt;Hah işte buradaymış.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;" diyor adam. Solucanın devasa ağzından içeri giriyoruz. Aşağıya doğru biraz ilerledikten sonra grup grup hareket eden robotolara, yaratıklara rastlıyoruz. Adamlardan bir tanesi bana dönüp "&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bunlara farketmeden geçersek seni yeraltı dünyasına ulaştırmış olacağız.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;" diyor. İlk üç grubu geçtikten sonra bedenleri çürümüş, ellerinde devasa kılıçlar olan çıplak bir bayan grubuna denk geliyoruz. Zamanlamayı yapıyorum tam geçerken bir tanesi beni farkedip saldırmaya çalışıyor. Sırtımdaki 2 bıçağı elime alıp ben de ona saldırıyorum. Yüzünü görünce bir an duraksıyorum, çürümüş ve kurtlar dolmuş, inanılmaz kin dolu bakışlarıyla beni korkutuyor ama bıçakları kalbine saklıyorum. Diğer elemanlar da grubun geri kalanına saldırmışlar ben de yardım etmek için onlara doğru koşarken kadının yüzü tekrar gözümün önüne gelip duraksıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/291009180096878001-265367353418285637?l=erenogrul.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://erenogrul.blogspot.com/2010/01/r-53_28.html</link><author>noreply@blogger.com (Eren)</author><thr:total>2</thr:total></item></channel></rss>

