<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" version="2.0">

<channel>
	<title>Mehmet U. Soyer</title>
	
	<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr</link>
	<description>Sirket evlilikleri ve satin almalari ile ilgili blog</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 03:16:10 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/MehmetSoyerTR" /><feedburner:info xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" uri="mehmetsoyertr" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>Geçen senenin satışları</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1106</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1106#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 03:16:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanat:Müzakere]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1106</guid>
		<description><![CDATA[Edward de Bono&#8217;nun Opportunities adlı, İş Hayatında Fırsatları Arama El Kitabı olarak da tanımladığı kitabından bir alıntı:
&#8220;Kötü yönetilen şirketler bütün sorunlarının dışarıdan kaynaklandığını kabul etmeye yatkındırlar ve kendi düşünce sistemlerinde hiçbir hata bulunmadığına inanırlar. Başarılı şirketler başarılarının düşünce yetenekleri dolayısı ile geldiğini hissederler ve dış sorunları üstesinden gelinecek zorluklar olarak değerlendirirler.&#8221;
Kendilerine ortak bulma sürecini başlattığımız ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Edward de Bono&#8217;nun <em>Opportunities</em> adlı, <em>İş Hayatında Fırsatları Arama El Kitabı </em>olarak da tanımladığı kitabından bir alıntı:</p>
<p>&#8220;Kötü yönetilen şirketler bütün sorunlarının dışarıdan kaynaklandığını kabul etmeye yatkındırlar ve kendi düşünce sistemlerinde hiçbir hata bulunmadığına inanırlar. Başarılı şirketler başarılarının düşünce yetenekleri dolayısı ile geldiğini hissederler ve dış sorunları üstesinden gelinecek zorluklar olarak değerlendirirler.&#8221;</p>
<p>Kendilerine ortak bulma sürecini başlattığımız ve bu arada kaçınılmaz olarak sorunlarını da tartıştığımız yüzlerce şirketin sahipleri ile yaptığımız konuşmalar bize yukarıdaki alıntının ne kadar da gerçeği anlattığını gösteriyor.</p>
<p>Geçenlerde müşterilerimizden birine ortak olmak için teklif veren şirketlerden birinin patronu, müşterimin geçmiş senelerde aldığı sonuçlara bakarak, &#8220;Geçen sene bir sene önceye göre daha az satmışsınız!&#8221; dedi ve onun yorumunu istedi. Müşterimin cevabı kısaydı: &#8220;Daha fazla satamadık.&#8221; Karşımızdaki patronun yüzü bir gülümseme ile kaplandı. &#8220;Çok güzel ve doğru cevap,” dedi. Müşterim satışının düşüklüğüne neden olarak hiçbir dış etkeni göstermemişti.</p>
<p>Krizlere, rakiplere ve bürokrasiye bindirmeden önce, insanın bir yönetici olarak önce kendisine bir bakması önerilir.</p>
<p>Edward de Bono ile ilgili daha fazla bilgi için <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Edward_de_Bono">buraya tıklayabilirsiniz</a>.</p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=1y3TKv7Chk4&amp;feature=related">Kim Wilde – Cambodia (1981)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1106&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1106" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1106</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paul McCartney, Natalie Portman &amp; Johnny Depp</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1101</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1101#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 04:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vesaire]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1101</guid>
		<description><![CDATA[Dünya çapında sanatçı olmak için özel yetenekler gerekiyor. Paul McCartney bu sanatçılardan biri. Beatles ile başlayan serüveni hala en üst seviyede devam ediyor. Kızı Stella&#8217;nın da katkısıyla gerçekleştirdiği söylenen en son projesi Kisses on the Bottom albümü. Bu albümdeki Valentine isimli parçasının videosunda Paul McCartney arka planda şarkıyı söylüyor, Natalie Portman ve Johnny Depp ise ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya çapında sanatçı olmak için özel yetenekler gerekiyor. Paul McCartney bu sanatçılardan biri. Beatles ile başlayan serüveni hala en üst seviyede devam ediyor. Kızı Stella&#8217;nın da katkısıyla gerçekleştirdiği söylenen en son projesi <em>Kisses on the Bottom </em>albümü. Bu albümdeki <em>Valentine</em> isimli parçasının videosunda Paul McCartney arka planda şarkıyı söylüyor, Natalie Portman ve Johnny Depp ise işaret dili ile şarkıyı &#8220;seslendiriyorlar&#8221;. Son zamanlarda seyrettiğim en etkileyici performans.</p>
<p>Bu videoyu ilk seyrettiğimde bazı iş toplantılarımız aklıma geldi. Artık yaşlanmış ve genelde yabancı lisan konusunda zayıf olan şirketin kurucusu ve vizyoneri arka planda toplantıyı izlerken, enerji dolu genç yöneticiler ziyarete gelen potansiyel ortakların yöneticileri ile çeşitli dillerde konuşurlar.</p>
<p>Eğer şirketinize yabancı bir ortak almayı düşünüyorsanız, çalışanlarınızın yabancı dil öğrenmesini teşvik etmeniz lazım. Çeşitli lisanların konuşulduğu küçük bir köye dönmekte olan bugünkü dünyamızda sizin de bir sürü Natalie Portman ve Johnny Depp&#8217;e ihtiyacınız olacak.</p>
<p><em>Valentine</em> şarkısının videosunu izlemek isterseniz <a href="http://www.youtube.com/watch?v=f4dzzv81X9w">buraya tıklamanız</a> yeterli.</p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=9muzyOd4Lh8&amp;feature=related">The Moody Blues – Nights In White Satin (1967)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1101&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1101" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1101</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Kararları ben veririm…”</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1095</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1095#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 04:03:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1095</guid>
		<description><![CDATA[&#8230; dedi iş sahibi. 50 yaşının biraz üzerindeydi. Karısı ve iki çocuğu ile birlikte hepsinin ortak olduğu aile şirketinde çalışıyordu. Gülümsedim. &#8220;Her şirkette bir patron olmalı. Bizim şirketteki de benim,&#8221; diye devam etti. Tekrardan gülümsedim. &#8220;Şirkette çalışmaktan dolayı mutlular mı?&#8221; diye sordum. &#8221; Tabii ki mutlular&#8221; diye cevap verdi. &#8220;İşimiz evimizin bir uzantısı.&#8221; Bu sefer ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230; dedi iş sahibi. 50 yaşının biraz üzerindeydi. Karısı ve iki çocuğu ile birlikte hepsinin ortak olduğu aile şirketinde çalışıyordu. Gülümsedim. &#8220;Her şirkette bir patron olmalı. Bizim şirketteki de benim,&#8221; diye devam etti. Tekrardan gülümsedim. &#8220;Şirkette çalışmaktan dolayı mutlular mı?&#8221; diye sordum. &#8221; Tabii ki mutlular&#8221; diye cevap verdi. &#8220;İşimiz evimizin bir uzantısı.&#8221; Bu sefer gülümsemedim.</p>
<p>İşi evin uzantısı olarak geliştirmek bazılarına çok tabii gelebilir. Ben ne zaman böyle bir tanımlama duysam endişelenirim. Sorunları olmayan bir aile yoktur. Sorunları olmayan bir iş de yoktur. Çoğu kez işi evin uzantısı olarak görmek sorun kuleleri yaratmak demektir. Özellikle eğer birisi işi bir girişimci olarak büyütmüşse ve yönetim ile ilgili herhangi bir eğitimi veya tecrübesi yoksa.</p>
<p>Çocuklar arasındaki kavgalar dolayısı ile toplantılar iptal edilebilir. Eşi sevgili kocasına, kocasının vermiş olduğu çok hatalı bir karar dolayısı ile sinirini göstermekte zorlanabilir. Veya baba iki gün önce erkek arkadaşından ayrıldığı için bunalımda olan kızının şirketle ilgili çok önemli bir görevi üstlenmesini istemeden önce ne yapması gerektiğini bilemeyebilir. Bu listeyi daha çok uzatabilirim.</p>
<p>İşlerini evlerinin uzantısı olarak görenlere ait çok başarılı örnekler de biliyorum. Ama bütün bu örneklerde bir tarafta yaşanan sorunların diğer tarafa yansımasını önlemeye yönelik prensipler daha işin başında konmuştu.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğim aile şirketi ile çalışmayı, tüm aile fertleri ile buluştuktan sonra, doğru bulmadık. Nedeni ile ilgili olarak en azından söyleyebileceğim, belli prensiplerinin olmamasıydı. Bu arada&#8230; Kararları aslında o iş sahibi vermiyordu. <img src='http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=MFlNxDGPlvA&amp;feature=relmfu">Turtles – Happy Together (1967)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1095&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1095" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1095</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zumba dansı</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1089</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1089#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Apr 2012 05:05:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat:Müzakere]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1089</guid>
		<description><![CDATA[Telefondaki kadın, &#8220;Özür dilerim gitmem lazım yoksa Zumba dersini kaçıracağım,&#8221; dedi. Kendimi, masada hafifçe öne eğilerek &#8220;Efendim?&#8221; diye hayretimi belirtirken yakaladım. &#8220;Zumba,&#8221; diye tekrarladı. &#8220;Bilmiyorsun anlaşılan. Hem dans edip hem de zayıflıyorsun. Aerobikin en son hali.&#8221; Haklıydı. Bu akımı gözden kaçırmışım. Gözümün önünden yarım yüzyıl önceki hula-hup çemberleriyle başlayan bir sürü bedensel hareket aktivitesi geçti.
İnsanlar ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Telefondaki kadın, &#8220;Özür dilerim gitmem lazım yoksa Zumba dersini kaçıracağım,&#8221; dedi. Kendimi, masada hafifçe öne eğilerek &#8220;Efendim?&#8221; diye hayretimi belirtirken yakaladım. &#8220;Zumba,&#8221; diye tekrarladı. &#8220;Bilmiyorsun anlaşılan. Hem dans edip hem de zayıflıyorsun. Aerobikin en son hali.&#8221; Haklıydı. Bu akımı gözden kaçırmışım. Gözümün önünden yarım yüzyıl önceki hula-hup çemberleriyle başlayan bir sürü bedensel hareket aktivitesi geçti.</p>
<p>İnsanlar değişiklik istiyor. Ayrıca, güncel olanı da kaçırmak istemiyorlar. İşin felsefesine girecek değilim ama güncel akımın içinde olmak galiba insanın kendisinin de güncel olduğunu göstermeye yarıyor.</p>
<p>Bu durum iş hayatında da geçerli. Yıllar önce katıldığım toplantılarda eğer doğru veya yanlış bir yerde <em>fizibilite</em> kelimesini kullanmazsanız &#8220;eksik&#8221; kalıyordunuz. Bugünkü kelimelerden en sevdiğim ise <em>sürdürülebilirlik</em>. Konunun tek sorunu kelimeyi gerekmeyen yerde kullandığınızda karşınızda oturan kişilerin göremediğiniz sırıtmaları.</p>
<p>Müşterilerimizi müzakerelere hazırlarken onlarla <em>dry-run</em> dediğimiz bir toplantı yapıyoruz. Görüşmeler esnasında karşı tarafın sorularına nasıl cevap verilmesi gerektiğini bu toplantıda tespit ediyoruz. Olası ortaklarının bıyık altından gülmelerini önlemek de bu işin bir parçası.</p>
<p>Belki siz benim gibi Zumba&#8217;yı ıskalamamışsınızdır ama yine de merak edenler <a href="http://www.youtube.com/watch?v=jDMAJ-f-lz4&amp;feature=related">buraya tıklayabilirler</a>.</p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=C6V0mrLVnKA&amp;feature=related">Kaoma – Lambada (1989)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1089&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1089" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1089</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızıl Meydan projesi</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1084</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1084#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 02:06:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sona varma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1084</guid>
		<description><![CDATA[Sonradan sattığım şirketlerden biri Moskova’da Kızıl Meydan’daki bir proje işini almıştı. Müşterimiz Avrupa’nın dev müteahhitlerinden biriydi. Bir gün bizi Frankfurt havaalanında bir toplantıya çağırdılar. İşimizi zamanında yapmadığımız iddiası ile bizden yaklaşık 1 milyon dolar tazminat istiyorlardı. Toplantıda karşımızda müşterimizi çeşitli seviyelerde temsil eden 7 kişi oturuyordu. Üçü avukattı.
Toplantı sanki bizim onlara ceza kesmemiz gerekeceği havasında ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sonradan sattığım şirketlerden biri Moskova’da Kızıl Meydan’daki bir proje işini almıştı. Müşterimiz Avrupa’nın dev müteahhitlerinden biriydi. Bir gün bizi Frankfurt havaalanında bir toplantıya çağırdılar. İşimizi zamanında yapmadığımız iddiası ile bizden yaklaşık 1 milyon dolar tazminat istiyorlardı. Toplantıda karşımızda müşterimizi çeşitli seviyelerde temsil eden 7 kişi oturuyordu. Üçü avukattı.</p>
<p>Toplantı sanki bizim onlara ceza kesmemiz gerekeceği havasında bitti. 3 avukatın gıkı bile çıkmadı. Sadece teşekkür ettiler.</p>
<p>Toplantıdan sağlam çıkmamızın nedeni, iyi kontrat yapabilme ve o kontratı yönetebilme deneyimimizde yatıyordu.</p>
<p>Şirket evliliği projelerimizin sonunda da bir dizi sözleşme imzalanıyor. Bu sözleşmeler tabii ki hukuk danışmanlarının yardımı ile hazırlanıyor. Ancak siz eğer işinizi ve ne yapmak istediğinizi bilmezseniz, dünyanın en iyi avukatları bile size yardımcı olamaz.  Daha da kötüsü sonunda avukatlar sizin adınıza karar vermeye başlarlar.</p>
<p>Kızıl Meydan’daki sistemimiz başarı ile hizmete alındı. Müşterimiz ise hukuki bir neden ile bir daha kapımızı çalmadı.</p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=Yrrch43CweU&amp;feature=related">Dave Clark 5 – Glad All Over  (1968)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1084&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1084" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1084</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arıların dansı</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1077</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1077#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Apr 2012 05:21:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat:Müzakere]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1077</guid>
		<description><![CDATA[Ben birkaç yıl önce öğrendim. Arılar duymazlarmış. (Duyabilselerdi zaten o sesi çıkarmazlardı.  ) İletişimlerini iki özel dans sayesinde yapıyorlar. &#8220;Dairesel dans&#8221; ile kovandan 50 ile 100 metre arasındaki uzaklıkta bir beslenme noktasını anlatıyorlar. &#8220;Sallanma dans&#8221; ile ise daha uzaktakilerini. Bu dansla beslenme noktasını, kovanla arasında dağlar bile olsa, tarif edebiliyorlarmış.
Biz insanlar genelde işitme özürlü ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben birkaç yıl önce öğrendim. Arılar duymazlarmış. (Duyabilselerdi zaten o sesi çıkarmazlardı. <img src='http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> ) İletişimlerini iki özel dans sayesinde yapıyorlar. &#8220;Dairesel dans&#8221; ile kovandan 50 ile 100 metre arasındaki uzaklıkta bir beslenme noktasını anlatıyorlar. &#8220;Sallanma dans&#8221; ile ise daha uzaktakilerini. Bu dansla beslenme noktasını, kovanla arasında dağlar bile olsa, tarif edebiliyorlarmış.</p>
<p>Biz insanlar genelde işitme özürlü değiliz. Ama işimizin bize söylediği herşeyi de duymamaktayız. Büyümek için yatırım yapılması gerektiğini işimiz bize devamlı olarak hatırlatır. Ne yazık ki işimiz arılar gibi dans etme yeteneğine sahip değildir. <img src='http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Yeni bir projeye başladığımızda iş sahipleri ile olası bir ortaklık sonunda şirkete yapılması gerekli olabilecek yatırımları listeleriz. Olası bir ortakla işimizi büyütmek için nelerin yapılması gerektiği konusunda çalışırken bu liste ortak bir yol haritası çizmek için çok önemlidir.</p>
<p>Rimski Korsakov’un arıların dansını nasıl tarif ettiğini dinlemek isterseniz <a href="http://www.youtube.com/watch?NR=1&amp;feature=endscreen&amp;v=-yZPrrboTkY">buraya tıklayabilirsiniz</a>.</p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=GJDvhNszkRc&amp;feature=related">The Carpenters – Kind of  Hush (1976)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1077&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1077" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1077</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Önce mi istemeli, sonra mı?</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1066</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1066#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Apr 2012 04:08:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanat:Müzakere]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1066</guid>
		<description><![CDATA[Müzakereler genelde iki tarafın belli ana noktalarda anlaşmaları sonrasında bir &#8220;alış-veriş&#8221;  görüşmesine dönüşür. Yeteri deneyime sahip olmaları durumunda iki tarafın müzakerecileri de ortak bir çözüme ulaşabilmek için bazı fedakarlıkların ticaretini yapmak zorunda olduklarını bilirler.
Kurumsal davranış konusunda profesör olan Francis Flynn, araştırmalarının sonucunda önce alıp sonra vermekle karşılaştırıldığında, önce vermenin daha sonra elde edilecek şeyin büyük ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Müzakereler genelde iki tarafın belli ana noktalarda anlaşmaları sonrasında bir &#8220;alış-veriş&#8221;  görüşmesine dönüşür. Yeteri deneyime sahip olmaları durumunda iki tarafın müzakerecileri de ortak bir çözüme ulaşabilmek için bazı fedakarlıkların ticaretini yapmak zorunda olduklarını bilirler.</p>
<p>Kurumsal davranış konusunda profesör olan Francis Flynn, araştırmalarının sonucunda önce alıp sonra vermekle karşılaştırıldığında, önce vermenin daha sonra elde edilecek şeyin büyük olma şansını arttırdığını söylemekte. İnsanlar bir iyiliğe karşılık verme eğilimindeler.</p>
<p>Projelerimizde müşterimizle olası bir ortaklık için nelerden fedakarlık edebileceklerinin listesini oluştururuz. (Bu illa da bunları vereceğimiz anlamına gelmez.) Her bir olası ortak adayının isteğine bağlı olarak bunlardan bir veya birkaçını onlara veririz. Karşı taraf bu durumda kendini mutlu hisseder ve bir anlaşma için ona yaklaştığımızı görür. Daha sonra ondan bir fedakarlık istediğimizde kendini borçlu hisseder ve bu isteğimizi yerine getirmeye daha yatkın olur.</p>
<p>Önemli olan nokta bizim isteğimizi ne zaman dile getireceğimizdir.  Karşı tarafa bir “şey” verir vermez mi, yoksa daha sonra mı?</p>
<p>Profesör Flynn bu sorunun cevabını veriyor: &#8220;Verilen şey başta alan tarafından verenden daha çok değerli görülüyor. Zaman geçtikçe verenler yaptıkları fedakarlığı daha fazla değerli, alanlar ise daha az değerli bulmaya başlıyorlar.“ Fedakarlığın karşılığını etkisi geçmeden hemen istemek gerekiyor. <img src='http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Francis Flynn&#8217;ın araştırmaları konusunda daha fazla bilgiyi  <a href="http://www.francisflynn.com/">www.francisflynn.com</a> adresinde bulabilirsiniz.</p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=Ac24COCKTVM">Olivia Newton-John – I Honestly Love You (1974)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1066&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1066" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1066</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yere sağlam basmak</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1063</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1063#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 04:54:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1063</guid>
		<description><![CDATA[Konuştuğumuz bazı iş adamları, &#8220;Biz yere sağlam basan bir şirketiz,&#8221; derler. “Nasıl,” diye sorduğumuzda aldığımız cevaplardan genelde risk almaktan hoşlanmadıklarını anlarız.
Aslında risk içermeyen hiçbir eylem yoktur. Risk almıyorum, dediğimizde sadece kendimizin algılayabildiği risklerden bahsederiz. Aslında görmediğimiz bir sürü başka riskler de vardır. Örneğin sokağa çıktığınız andan itibaren riskli bir ortamdasınız demektir. Siz kaldırımda yürürken bir ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konuştuğumuz bazı iş adamları, &#8220;Biz yere sağlam basan bir şirketiz,&#8221; derler. “Nasıl,” diye sorduğumuzda aldığımız cevaplardan genelde risk almaktan hoşlanmadıklarını anlarız.</p>
<p>Aslında risk içermeyen hiçbir eylem yoktur. Risk almıyorum, dediğimizde sadece kendimizin algılayabildiği risklerden bahsederiz. Aslında görmediğimiz bir sürü başka riskler de vardır. Örneğin sokağa çıktığınız andan itibaren riskli bir ortamdasınız demektir. Siz kaldırımda yürürken bir araba sürücüsü kontrolü kaybettiği için üzerinize gelebilir. Bu tip durumlarda şanssızlıktan bahsederiz. Çoğu şanssızlık dediğimiz olayın aslında aldığımız riskler sonucunda ortaya çıkmış olduğunu görmeyiz.</p>
<p>Risk yönetilebilen bir olgudur. İş hayatı da risk yönetimi üzerine kuruludur. Ancak çeşitli kararları içinde risk olduğunun bilincine varmadan veririz.</p>
<p>Müşterilerimizle pazarlamakta olduğumuz gelecekleri üzerinde konuşurken, onlara ortaya çıkabilecek değişik tip riskleri gösteren aynalar tutarız. Geleceğin senaryosunu bu resimlere bakarak çizmelerini öneririz. Her birinin, kendi risk anlayışına göre, kendi senaryolarını oluşturmalarında onlara yardımcı oluruz.</p>
<p>Ayağı yere en sağlam basması gerekenler arasında o ince yüksek topuklarla yürüyen mankenleri de saymak lazım. Arada bir bazı riskleri yeteri kadar dikkate almadıkları ile ilgili bir video seyretmek isterseniz lütfen <a href="http://www.youtube.com/watch?v=Y18iHbl-Ha8&amp;feature=related">buraya tıklayınız</a>.</p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=9Q9D8_rGHlY&amp;feature=related">Nancy Sinatra – These Boots Are Made For Walking (1966)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1063&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1063" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1063</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>-28 derece</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1056</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1056#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2012 07:18:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat:Müzakere]]></category>
		<category><![CDATA[Seçim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1056</guid>
		<description><![CDATA[Şubat ayının başı&#8230; Avusturya&#8217;nın bir köyü&#8230; -28 derece&#8230; Üstümdeki 4 kat giysiye rağmen sanki çıplak sokağa çıkıyormuş hissindeyim. Projesine danışmanlık yaptığımız kuruluşun iki ortağı ile birlikte onlara ortak olmak için teklif veren bir şirketi ziyaret için oradayız.
450 Milyon Avro ciroya sahip bu Avusturya şirketinin patronu iş hayatına bu kuruluşta profesyonel olarak çalışarak başlamış. Sonra şirketi ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şubat ayının başı&#8230; Avusturya&#8217;nın bir köyü&#8230; -28 derece&#8230; Üstümdeki 4 kat giysiye rağmen sanki çıplak sokağa çıkıyormuş hissindeyim. Projesine danışmanlık yaptığımız kuruluşun iki ortağı ile birlikte onlara ortak olmak için teklif veren bir şirketi ziyaret için oradayız.</p>
<p>450 Milyon Avro ciroya sahip bu Avusturya şirketinin patronu iş hayatına bu kuruluşta profesyonel olarak çalışarak başlamış. Sonra şirketi satın almış. Egosu sonsuz. Odaya girdiğinde bir saldırı şeklinde konuşmaya başladı. Kendisini zor susturdum. &#8220;Yanlış anlama ama bu toplantının bir ajandası var,&#8221; dedim. Toplantı tüm gün sürdü. Patronun, yaptıkları teklifin neden en doğru teklif olduğunu anlatan kapanış konuşmasından sonra -28 dereceye çıkıp bir lokantaya sığındık.</p>
<p>&#8220;İş açısından en ideal ortak bu şirket,&#8221; dedi çorbasını kaşıklarken müşterim. &#8220;Ama bu adam ve verdiği teklif bizim için en ideal çözüm değil.&#8221; Müşterim bu durumu dert etmiyordu zira elimizdeki tek teklif Avusturyalı şirketinki değildi.</p>
<p>İki gün sonra Avusturyalı şirketi arayıp müzakerelere başka bir şirketle başlayacağımızı söylediğimizde çok hayret ettiler. Standart olarak uyguladığımız ve satışta rekabet yaratan metotla ilk defa karşılaştıkları için mi yoksa kendi tekliflerine çok güvendikleri için mi, bilmiyorum. Tek bildiğim bir daha kimsenin beni -28 derecelik bir ortama götüremeyeceği. <img src='http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=wvUQcnfwUUM&amp;feature=related">Mungo Jerry – In The Summertime  (1970)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1056&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1056" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1056</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dave’e imrenmek</title>
		<link>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1042</link>
		<comments>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1042#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 05:07:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tüm yazılar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1042</guid>
		<description><![CDATA[Eğer birisi sizin ilgilendiğiniz bir konuda dünya çapında işler başarıyorsa onu biraz da imrenerek izlersiniz. Dave Grusin benim için böyle birisi. Onun yapıtlarıyla oldukça geç olarak The Firm filmindeki Memphis Stomp isimli müziği sayesinde tanıştım. Yarattığı müziği yapmış olmayı çok isterdim. Yapabildiğim onları zevkle dinleyip eski tabiriyle feyz almak.
İlgilendiğiniz konuların her birinde dünyada başka birileri ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer birisi sizin ilgilendiğiniz bir konuda dünya çapında işler başarıyorsa onu biraz da imrenerek izlersiniz. Dave Grusin benim için böyle birisi. Onun yapıtlarıyla oldukça geç olarak <em>The Firm </em>filmindeki <em>Memphis Stomp</em> isimli müziği sayesinde tanıştım. Yarattığı müziği yapmış olmayı çok isterdim. Yapabildiğim onları zevkle dinleyip eski tabiriyle feyz almak.</p>
<p>İlgilendiğiniz konuların her birinde dünyada başka birileri büyük bir olasılıkla sizden daha ileri bir noktada çalışıyor olacak. Ama bu demek değil ki, siz bazı konularda tarif edeceğiniz bir alanın en başarılısı olmayasınız. Alanın sınırlarını doğru çizdiğinizde eminim siz de belli bir konuda en iyisiniz.</p>
<p>Şirketlerine ortak arayan müşterilerimizi incelerken onların başkalarından üstün oldukları noktaları bulmaya çalışırız. Belki konularında dünyadaki en &#8220;iyi&#8221; şirket olmayabilirler ama Doğu Avrupa&#8217;nın herhangi bir &#8220;en”i olmak da büyük bir başarıdır. Belki de verimlilikte yüksek değerlere ulaşmaktadırlar. Veya geliştirdikleri pazarlama metodu eşsizdir. Geçenlerde uluslararası dev bir şirketin CEO&#8217;su yanındaki yöneticiye müşterimizin bir uygulamasını ima ederek, &#8220;Biz süreçlerimizi böyle uygulamış olsak çok daha fazla kar ederdik,&#8221; diyordu.</p>
<p>Sizin “en”iniz ne?</p>
<p>Dave Grusin&#8217;den <em>Mountain Dance</em> parçasını dinlemek isterseniz lütfen <a href="http://www.youtube.com/watch?v=ulO0ulLIZx0">buraya tıklayın</a>.</p>
<p>Haftanın geçmişten şarkısı: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=7yM1eWvPUuQ&amp;feature=watch_response">Noel Harrison – Windmills Of Your Mind (1968)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?p=1042&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_1042" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bcmsaka.com/soyer_blog/tr/?feed=rss2&amp;p=1042</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

