<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0"><channel><title>Merak Ettim De ...</title><link>http://www.merakettimde.com/</link><description></description><language>en</language><managingEditor>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</managingEditor><lastBuildDate>Sat, 17 Oct 2009 04:24:02 PDT</lastBuildDate><generator>Blogger http://www.blogger.com</generator><openSearch:totalResults xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">86</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/">25</openSearch:itemsPerPage><itunes:owner><itunes:email>omerkarapinar@gmail.com</itunes:email></itunes:owner><itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>nele var neler yok</itunes:subtitle><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/MerakEttimDe" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item><title>Bitkiler ve Hayvanlarda Estetik Operasyon Var mı? Varsa Nasıl Yapılıyor?</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/12/bitkiler-ve-hayvanlarda-estetik_23.html</link><category>Tüysüz Şeftali</category><category>Tüysüz Tavuk</category><category>Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar</category><category>Yiyecekler</category><category>Bilim</category><category>Soya</category><category>merak ettim de</category><category>Estetik Operasyonu</category><category>Biyokimyasal araştırmalar</category><category>GDO</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Tue, 23 Dec 2008 08:50:59 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-8313887264871705273</guid><description>Tıpın belki de en genç dallarından biri "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Plastik Cerrahi&lt;/span&gt;", en azından sistematik hale gelmesi 1-2 yüz yıl öncesine rastlıyor. 1-2 yüz yıl önce sistematik hale getirilip yakın geçmişe kadar aslında yaralanmalarda insanlara faydalı olmak için kullnılmış plastik cerrahi. Tabi zamanla "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar&lt;/span&gt;" düsturu gereği yarası falan olmayan ama "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;niye bana da yapmıyorsunuz, benim neyim eksik&lt;/span&gt;" diyenler olmuş. Neyse haydi sus payı için yapmışlar bir iki estetik operasyon, ardından bu sefer de "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ışığı gören gelmiş&lt;/span&gt;" düsturu gereği önüne gelen "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ben de isterim&lt;/span&gt;" demiş. Bakmışlar talep çok, para veren falan da var, tamam "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;voleyi vurduk&lt;/span&gt;" deyip bu işi sektör haline getirmişler. Günden güne de büyümüş ve günümüze kadar gelinmiş. Artık günümüzde o kadar önemli bir alan haline gelmiş ki bazan "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnsanlar plastik cerrahi gelişmeden önce nasıl yaşıyorlarmış, vah vahhh hayat şartları çok zormuş eskiden.&lt;/span&gt;" diyecek oluyorum. Zira öyle ki neredeyse estetik operasyon geçirmeyen kalmadı, neredeyse estetik olmayanları ayıplanıp dışlayacak hale geldik. Neyse ben bu noktada en azından tedarikliyim. 3,5 yıl önce &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;burnumdan&lt;/span&gt; estetik olduğum için en azından dışlanma sorunum yok. Estetiği hala yanlış bir şey olarak gören geri kalmış (!!!) kişilere de "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Basketbolculuk dönemimde burnum 3 yerinden kırıldı ve kırıklar için mecburi estetik oldum&lt;/span&gt;" açıklamasını yaparım geçinir giderim. Size de tavsiyem hemen bir bahane bulup bıçak altına yatın, modayı takip edin bu noktada sakın eksik kalmayın...&lt;br /&gt;İşte plastik cerrahi bu şekilde büyüyüp yaygınlaşınca, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1973&lt;/span&gt; de bir kaç bilim adamı "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;insanların canı can da hayvanların, bitkilerinki patlıcan mı?&lt;/span&gt;" demiş ve biraz da onlara estetik yapalım demişler. İlk olarak tek hücrelilerden, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bakteriden&lt;/span&gt; başlamışlar kurcalamaya. "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eee soran olursa bu bakterinin kurcalanmış hali için bir isim bulalım&lt;/span&gt;" diye düşünürken "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rekombinant Bakteri &lt;/span&gt;(&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;recombinant bacteria&lt;/span&gt;)" deyivermişler. Sonra öyle ufacık bakteriyle uğraşmaktansabiraz da  bitkilere el atalım demişler. Tabi onlar "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;şuramı buramı düzeltin&lt;/span&gt;" diyemedikleri için bilim adamları kendilerince denemeye başlamışlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mısıra&lt;/span&gt; el atmışlar, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;soyaya&lt;/span&gt; el atmışlar derken "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ula bu işte deli para var&lt;/span&gt;" deyip işi ticarete dökmüşler. Mısırı, soyayı kurcalayıp, orasını burasını oynarken "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ah şu Şeftali de erik gibi tüysüz, parlakcana olsaydı keşke&lt;/span&gt;" demiş birisi. Denemesi bedava deyip bu sefer erikle şeftaliyi karıştırmışlar, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kökten epilasyon yapılmış şeftali&lt;/span&gt; çıkartmışlar ortaya. Hazır epilasyon yapmışken tavuklara da el atıp tavukları "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dımdızlak&lt;/span&gt;" ortada bırakıp, tüysüz tavuk yapmış &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KFC&lt;/span&gt;'ye yollayıvermişler. Oydu buydu, şunu şununla karıştıralım bununla bunu birleştirelim derken birisi çıkmış "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;oyuncak ettiniz sebzeyi meyveyi, şimdi bunu yiyenlere ne olacak peki hiç düşündünüz mü ha?&lt;/span&gt;" demiş. Bir an durup düşünülmüş, estetikli ve kargacık burgacık hale gelen bitkileri, hayvanları yiyenlere ne olacaktı acaba? diye. Eee hadi bunu 1-2 insanda deneyelim deme imkanı da yok, zira bunu yiyenlerde etkiler yaklaşık 3 nesil sonra ortaya çıkıyor... "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hah en iyisi biz bitkinin, hayvanın sağını solunu kurcalayıp kurcalayıp, bu durumu çakmayacak ülkelere kaktıralım gitsin, sonra takip ederiz ilerde ne olacak görürüz&lt;/span&gt;" denilmiş. Özellikle de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;soyayı&lt;/span&gt; didiklemişler, sonra da tutmuş kaktırmışlar bunu bazı ülkelere, bir de beraberinde ağızdan ağıza "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soya sağlıklıdır, et yerine soya kullanın çok faydalı falan filan&lt;/span&gt;" diye de yaymışlar, beklemeye koyulmuşlar ohhhhh!!! değmeyin keyiflerine. Tabi ülkemizde 3-4 sene kadar önce bir anda Soya kullanımının yaygınlaşması, her yerde kıyma yerine soya kıyması kullanın edin diyenlerin çıkması, aynı dönemde İtalya'dan "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hediye&lt;/span&gt;" olarak bedelsiz, çok cüzzi bedellerle soya fasulyelerinin gelmiş olmasının, bedava gelen başka sebze tohumlarının falan bu konu ile bir alakası kesinlikle yok... Ya da bir anda ortaya çıkan ilginç hastalıkların, hastalığa sebep olan virüslerin, kene v.s. gibi hayvanların, falan filanın bu konuyla kesinlikle alakası yoktur, kendiliğinden ortaya çıkmıştır onlar diye düşünüyorum, en azından umut ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte insanlara estetik yaparız, orasıyla burasıyla oynarız da diğerlerine yapmazsak ayıp olur deyip bir girişmişler, giriş o giriş. Bakalım torunlarımıza bu girişimlerin etkisi nasıl olacak, yeterse ömür bekleyip göreceğiz. Ancak şundan eminim ki insan asla akıllanmayacak; zaten insanların yaralarını düzeltip, sıkıntılarını gidermeyi öğrenen ancak devamında bunu ticaret için kullanıp resmen hobi haline, moda haline getiren, atomu parçalamayı bulup, çok ciddi büyüklükte enerji kaynağı bulmuşken bunu ilk bomba olarak kullanan, gen üzerinde yapılan çalışmalarla hastalıklara kısmen çare bulunmuşken, bunu tedaviden öte hastalık mikrobu, virüsü üretmeye kullanan insanoğlunun akıllanmasını beklemek pek de mantıklı gibi durmuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Küçük bir not&lt;/span&gt;: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;GDO&lt;/span&gt;(Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)'dan doğabilecek değişiklikler yukarıda da okuduğunuz gibi en az 3 nesil sonra gözlemlenebiliyor. Bu teknolojinin çıkışını 1973 olarak alırsak şu an hala bu işlemden geçen organizmaların özellikle insanlardaki etkisi hiç bir şekilde bilinmemekte, ve sonucunda nasıl bir etki görülecek uzun yıllar daha soru işareti olarak kalacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-8313887264871705273?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/o655V-ro9eQ" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><title>Paslanmış Elma Sevmez misiniz?</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/12/ok-nyarglymdr.html</link><category>Önfikir</category><category>Önyargı</category><category>Önyargı iyi ya da kötü diyemeyiz</category><category>Çelişki</category><category>Kişisel yorum</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Mon, 08 Dec 2008 15:19:09 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-5491055361373701094</guid><description>Bir süredir halk arasında "ff" diye de geçen "&lt;a href="http://www.friendfeed.com/"&gt;friendfeed&lt;/a&gt;" semalarında pusuda takılmaktayım. İlginç ve güzel muhabbetler dönmekte bol bol. Geçenlerde yine friendfeed semalarındayken &lt;a href="http://www.fikiratolyesi.com/"&gt;Fikir Atölyesi&lt;/a&gt;'nden tanıdığınız &lt;a href="http://www.fikiratolyesi.com/tunc-kilinc/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tunç&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;'un &lt;a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/01/kocaman-bir-gobegi-erkeklik-sayip-sonra-o-gobegin-altina-slip-mayo-giymeyeceksin-iste/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;şu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; yazısını okudum. Devamında yazıya özellikle "ff" üzerinde yapılan yorumları takip ettim. Sonrasında ise uzun zamandır kafamda dolanan bir fikir hortladı. Ardından da oturdum aşağıdaki yazıyı yazıverdim. Buyrun;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatında hiç elma yememiş birisini tanıyor musunuz? Şahsen ben tanımıyorum ve zannetmiyorum ki tanıyanınız çıksın. Öyleyse hepimiz bir şekilde bir elmayı elimize alıp diş geçire geçire yemiştir. Benim için 5 - 6 yaş civarlarından itibaren elma yemek bir beslenme eylemi olmaktan çok merak sebebiyeti veren bir eylem olmuştur.&lt;br /&gt;Gelin size de sorayım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;elma yerken ısırdığınız kısımlar neden kahverengimsi olmaya başlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevabı bilenler vardır mutlaka, ama ben 0 dönemde cevap olarak "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ye sen bir şey olmaz&lt;/span&gt;" ile yetinmek zorundaydım. Sonra büyüdük ortaokula geldik. Orada öğrendim ki "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;elma içerisinde bol miktarda demir bulundurduğu için, ısırdığımız kısımları havadaki oksijenle etkileşiyor. Sonucunda da demir oksitlenmiş oluyor ve renk kahverengimsi oluyor.&lt;/span&gt;" (hatta o kadar ki içinde en fazla demir bulunan gıda elmadır, ıspanakta gram demir yoktur, bunu da lisede öğrendim :P)&lt;br /&gt;Tabi bu cevap benim gibi bir bünyede cevap olmaktan öte daha çok, karın ağrısı birisine dönüşmeme sebep olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eee yani basbayağı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paslanıyor.&lt;/span&gt;" demiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydaaa... düpedüz paslanmış demir yediriyorlar bize desene...&lt;br /&gt;Tabi ben bunu benim gibi merak dürtüsü pek olmayan arkadaşlarıma söylediğim anda ise çoğu bir daha elma yememeyi ve yerlerse paslanmış demir yedikleri için ölebileceklerini düşünmeye, söylemeye başladılar. Aslına bakarsanız düz bir mantıkla bakıldığında gayet haklı görünüyorlar, halis muhlis &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;demir pası&lt;/span&gt; yemiş oluyoruz sonuçta.&lt;br /&gt;Neyse sonuçta bu iki demir ve iki pas türü arasındaki farkı anlatıp iknaya uğraştım, bir ortaokul çocuğunun yapabildiği kadar...&lt;br /&gt;Bu gerçeği, yani elmanın aslında paslanıyor olduğunu sokağa çıkıp halka söylediğinizde bir kısmı "hadi oradan salak mısın?", bir kısmı "ya kardeğim manyak mısın ne saçmalıyorsun?", başka bir kısmı ise "yani biz şimdi yıllarca paslanmış elma mı yedik?" deyip devamında "peki ne yapacağız şimdi, ölür müyüz önceki yediklerimizden dolayı?" benzeri cümleler sarfedecektir size. Çünkü hepimiz biliriz ki demir pası insanı öldürebilir, hatta &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;öldürür&lt;/span&gt;. Ancak pek çoğumuz bilmez ki demir pek çok farklı yapıda, şekilde hayatımızda, hatta yaşamın temelinde yer alır.&lt;br /&gt;İşte tüm insanlarda bulunan ve vazgeçilmez olan "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;önyargı&lt;/span&gt;" sonucunda bu karmaşa çıkıyor karşımıza. Paslanma eylemi hep kötü ve zararlı konular içinde geçtiği için paslanmayı da tamamen kötü olarak algılarız. Dedim ya &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Önyargı&lt;/span&gt; aslında bu.&lt;br /&gt;Ama buna çok basit bir örnek daha vereyim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Örneğim "önyargı"nın ta kendisi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Evet evet, yazının başında &lt;a href="http://www.fikiratolyesi.com/2008/12/01/kocaman-bir-gobegi-erkeklik-sayip-sonra-o-gobegin-altina-slip-mayo-giymeyeceksin-iste/"&gt;bahsettiğim yazıya&lt;/a&gt; gelen yorumlarda hep şu mantık vardı: "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Önyargılıyız, bu çok kötü bir şey.&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;Hayır kardeşim gayet de insancıl bir durum, önyargı dediğin şey aslında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;önfikrin&lt;/span&gt; ta kendisi. Yargımız var bir olay ile ilgili, olay olmadan önce. Aslında bir olaya dair aklımızdan geçen hemen her şey birer önyargı. Misal "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçilmez&lt;/span&gt;", işte bu da bir önyargı. Daha önceden duymuşuz, öğrenmişşiz ve kırmızı ışık hakkında bir önyargımız var. Ya da "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;otobüse, dolmuşa binince parasını vermemiz gerekir.&lt;/span&gt;" bunu biliriz ve otobüs, dolmuş yaklaştığında paramızı yavaştan hazırlarız...v.s.&lt;br /&gt;Daha da önemli bir örnek aklıma geldi şu anda, "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu yazıyı daha da uzatırsam, okuyanlara git gide işkence çektirmiş olacağım&lt;/span&gt;",&lt;br /&gt;madem öyle, önyargılı olup yazıyı noktalayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önyargılar üzerine ileride yazacağım 2., 3. yazılarda görüşmek üzere :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-5491055361373701094?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/DP-Af1cdVF0" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Bebekler Doğarken Neden Ağlar???</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/11/bebekler-doarken-neden-alar.html</link><category>Anne karnı</category><category>doğum</category><category>Benekler</category><category>Empati</category><category>merak ettim de</category><category>Dünya</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Mon, 24 Nov 2008 14:28:43 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-1122908530828321317</guid><description>Lafı dolandırıp sündürmeden, olayın kafanızda bir alt yapısını oluşturmadan direkt konuya gireceğim. Zira zaten zihinlere en azından bir defa da olsa uğramış bir soru bu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul style="font-weight: bold;"&gt;&lt;li&gt;Bebekler doğarken neden ağlarlar?&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Biliyoruz ki ağlamak, bir sıkıntı üzüntü sonucunda rahatlamak veya rahatsızlığını dile getirmek için herkesin başvurduğu bir yol. Kafanız bir yere çarpar, acısı büyüktür ve istemsiz olarak da olsa ağlamaya başlar, acınızın büyüklüğü ve şiddetini bu yolla dile getirirsiniz. Demek oluyor ki bu doğma işinde bebekler açısından bir rahatsızlık söz konusu.&lt;br /&gt;Biraz da empati ile ve biraz önceki çıkarımımız ışığında bebekler açısından olayların gelişimine bir bakalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi bir an karanlık bir yerde yatar halde buluyorsunuz öncelikle. Sonra bir bakıyorsunuz ucunun nereye gittiğini kestiremediğiniz bir şey çıkıyor göbeğinizden. Aaaaa!!! o da nesi, o bağdan size yemek memek ne lazımsa geliyor. Yani bir nevi yediğin önünde yemediğin arkanda durumu var. Tek yapmanız gereken keyf içinde yatmak. Arada can sıkıldığında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tekme savur&lt;/span&gt; sağa sola, sonra keyf yapmaya devam et. Bunlarla birlikte bir taraftan da dışarıdan bir yerlerden sürekli sevgi dolu sözler, anlatılan masallar hikayeler... eee mekan zaten sıcacık, bir de sürekli yatış halindesin, iş yok güç yok, karışan yok, laf eden yok... ekmek elden su gölden varsa yoksa yat uyu, keyfine bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte hal böyleyken günün birinde yine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sağı solu tekmelemece&lt;/span&gt; oynarken bir yerden soğuk geldiğini fark ediyorsun. "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nereyi açık bıraktınız kapatın uleynn&lt;/span&gt;" diye bir iki tepik daha fazladan atıyorsunuz. Tepikleme fayda etmiyor, üstüne üstlük zarar ziyana sebep oluyor. Bu sefer soğukla birlikte ışık da gelmeye başlamıştır. İşler gittikçe karışır, o kargaşada bir an bir yere doğru çekilmekte olduğunuzu fark edersiniz ve bir anda ne oluyor, ne bitiyor diye olayın şaşkınlığı içinde kalakalırsınız. İşte tam o anda bir tokat hissedersiniz ve anlarsınız ki sizin keyf çattığınız mekanınızdan kapı dışarı edilip, oradaki rahatınızı mumla arayacağınız Dünya denilen yerdesiniz.  Haliyle de o tokat sonrasında olaya vakıf olur ve basarsınız çığlığı, başlarsınız zırlamaya, ağlamaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha etraflıca düşününce, zırlamakta, ağlamakta pek de haksız olmadıklarını söyleyebiliriz, nedersiniz?.. :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-1122908530828321317?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/lY48843KjVA" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">5</thr:total></item><item><title>Nerede O Eski Ramazanlar? - Bakin Orada Duruyor ya İşte...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/09/nerede-o-eski-ramazanlar-bakin-orada.html</link><category>Eski bunlar</category><category>Eski Ramazanlar</category><category>Eski bayramlar</category><category>Eski şunlar</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Tue, 30 Sep 2008 18:03:42 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-3154163282532940548</guid><description>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Evet evet ya tam orada, sorduğunuz yerde duruyor. Hatta sizi çevrelemiş halde. Hep de oradaydı, bir yere gitmiş değildi. "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bizim zamanımızda&lt;/span&gt;", "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vakt-i zamanında&lt;/span&gt;" şeklinde başlayarak anlatılan bayramlar aslında hala, tam da aynı yerinde duruyor. Fakat insanın bir numaralı özelliklerinden biri devrede olduğu için bu şekilde girişleri olan cümleleri bayramlarda sürekli duyuyoruz, söylüyoruz. Bu üstün özelliğimiz gereği olumsuz bir durum oldu mu hemen ilk iş kendimizi olaydan ayırır dışında tutarız. "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Olayın asıl sorumlusu şu&lt;/span&gt;", "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aslında tamamen bu yüzden&lt;/span&gt;" falan filan... Bu sebep bulmacalar uzar gider her defasında ama ne hikmetse hep sanki birisi bize gelip şöyle bir olay var sebebi nedir diye sormuş gibi çıkan sonuçlarin bir tanesinde bile kendimiz rol almayız. Alsak da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;başrol&lt;/span&gt; bize düşmez hiç. Duyarsınız, görürsünüz hep televizyonda bayram programlarında, "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eskiden şöyle güzel programlar yayınlanırdı televizyonlarda&lt;/span&gt;" ve benzeri sözleri. Eee kardeşim tamam güzel diyorsun da o programı yap biz de izleyelim. Televizyonda program yapıyorsun elinde içeriği ve formatı düzenleme imkanı var; "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;heey gidi&lt;/span&gt;" diyeceğine, saçma sapan konuklar ya da içerikler sunacağına yap o dediğin programı, eski bayramlar için sen üzerine düşeni yapmış ol gerisi bize kalsın...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ama öyle yaparsam da izlenme oranı düşüyor, reklam geliri azalıyor...v.s.&lt;/span&gt;"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Şu olay aklıma geldi bakın;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms; font-weight: bold;" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Diyojen_%28d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCr%29"&gt;Diyojen&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; bir gün İskender'le birlikte iken &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İskender&lt;/span&gt;:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dünyaya tekrar gelme şansım olsaydı Diyojen olmak isterdim&lt;/span&gt;, der.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Diyojen&lt;/span&gt;'se:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neden dünyaya yeniden gelmeyi bekliyorsun, şimdi ol&lt;/span&gt;, diye karşılık verdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İskender&lt;/span&gt;:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ama henüz fethetmem gereken yeni ülkeler var&lt;/span&gt;, dedi."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Heey gidi hey, eskiden bayramlarda tek tek büyüklere ziyarete gidilir, bayramlaşılırdı. Şimdi kapı komşusuna bile gitmiyor insanlar.&lt;/span&gt;"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Eee sana gelen yoksa durma sen git büyüklerine, olmadı küçüklerine. Ya da çık kapıdan yan dairenle başla ziyaretlere. Tanımıyorsak da tanışmış olunur. Ne kaybedilir? Zaman? Onu zaten evde yatarak kaybediyoruz, pek bir değişiklik olmaz. Ancak kazancın olma ihtimali çok yüksek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Her yıl bana cidden gına getirir, herkesin ağzında sakız olur bu konu. "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eski zamanda şu vardı bu zamanda şu yok.&lt;/span&gt;" Tamam işte sen yine yapmaya devam et ki, aynısı olmasa da ucundan kıyısından benzeri olsun bir şekilde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Kısaca başta da dediğim gibi olayları sanki uzaydan gelmişiz gibi kendimizden soyutlayarak değil de, tam aksine olabildiğince kendimizi de içine katarak değerlendirirsek ve bizzat çaba sarfedersek illa bir gün karşımızdakilerin de farkına varmasını sağlayabiliriz. Haa şunu da diyeyim bu kadar asıp kesiyorum ama ben de bunu yapabiliyorum diyemem, ama en azından deniyorum. Sizde en azından "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;şöyle yapılmıyor, böyle edilmiyor&lt;/span&gt;" demek yerine kendiniz yapmaya çalışın, deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıncal Uluç'un şu anısı ile bitireyim:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;"Londra'da bir arkadaşımla sabah erkenden saat kulesinin karşısında bir cafede buluşacaktım. Saat kulesinin oraya geldim fakat yeri bulamadım. Biraz da geç kalmışlığın telaşı vardı. O telaşla saat kulesinin karşısında ayakkabı boyayan yaşlı bir adama yanaştım: -&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şu şu cafe nerede acaba?&lt;/span&gt; Adam kafasını kaldırdı ve gülümseyerek: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;- Size de günaydın!!!&lt;/span&gt;, dedi"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;meraklı not&lt;/span&gt;: Şu sıralar yeniden yazmaya başladım görüldüğü üzere ancak eleştirimsi şeyler yazıyorum. Eğlenceli ve farklı içerikli yazıları da yazarım ama hele dökeyim içimdekileri gerisi gelir artık, en azından öyle umuyorum :P :P&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-3154163282532940548?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/kjIGvJ1fkyM" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Hayvanlardan Üstünüz Zira Düşünebiliyoruz, Eee Düşünüyoruz da Ne Oluyor??</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/09/hayvanlardan-stnz-zira-dnebiliyoruz-eee.html</link><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Sun, 28 Sep 2008 02:11:45 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-3188656093068329725</guid><description>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Geçtiğimiz yıl kasım ayında başlamıştı aslında bu merakım, ardından da bundan hemen önceki yazım sayesinde yine depreşti. Hatta &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://www.merakettimde.com/2007/11/iraden-mi-var-derdin-var.html"&gt;İraden mi Var, Derdin Var&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; başlıklı yazımda da değinmiştim bu konuya. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Hep denir, "İnsan ırkı hayvanlardan daha üstündür, zira insanlar düşünebilen, iradesi olan varlıklardır..." Eeee tamam da kardeşim düşündük de ne oldu?? bu güne kadar elimize ne geçti?? Belki de biz kendimizi avutuyoruz," &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;biz daha üstünüz "düşünebiliyorum, kim ne karışır istediğimi yaparım" &lt;/span&gt;&lt;span&gt;diyerek&lt;/span&gt;&lt;span&gt;,&lt;/span&gt;&lt;span&gt; belki de hayvanlar da kendi içlerinden&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; "Ohhh hayat şahane, dert yooook tasa yok, av bulursam tokum bulamazsam açım, aha bir bu var."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;  diyorlardır.&lt;br /&gt;Cidden düşünüyoruz da ne oluyor, başımız göğe mi eriyor? Yoo, göğe ermemesi bir yana daha beter oluyor. Kaşınıp durmuşuz hep, hala da öyle.&lt;br /&gt;Başlangıçta ağaç kovuğunda falan yaşamış, ne bulursa avlamış yemiş insan. Ne güzelmiş işte. Zamanla gitmiş mağarada yaşamaya başlamış, avlanmayı kolaylaştırmak için taştan sopadan silah yapmaya başlamış. Her şey hala güllük gülistanlıkken, bulduğu hayvanı avlayıp yerken, bulamazsa oturup beklerken yetmemiş ateşi bulmuş. Maden falan işlemeye başlamış. Yahu yeter daha ne gerek var fazlasına dememiş, tarım yapmış. Eee tabi haliyle de mağara paylaşamamak,  av yerleri falan sorun olmaya başlamış ve insanlar sürtüşmelere başlamış. Eee yetmemiş daha da kaşınmış o devirdekiler gitmiş ticaret yapmışlar. Üstüne bir de gidip parayı bulmuşlar, yazıyı bulmuşlar... Ohooo zaten senin tarla benim tarla senin ev benim ev sürtüşmeleri git gide senin köy benim köy, senin devlet benim devlete dönmüş. Sürekli bir şeyler bulunmuş, gitmiş adamın biri (arşimet de denebilir) kaldırma kuvveti diye bir şey bulmuş, karalar yetmemiş denizlere de el atılmış. Ülkeler oluşmuş biri demiş "ben güçlüyüm, şöyleyim böyleyim kralım laynn", "buyur istediğin bir krallık olsun" demişler. Kimisi de demiş "Hayır kral benim",bendim sendin derken almış başını gitmiş savaşlar. Bir yandan paraydı puldu, ticaretti şuydu buydu derken parasızlık diye bir kavram iyice belirmiş. Beraberinde açlık, sefalet, yoksulluk gelmiş. Buna zıt olarak da zenginlik, varlık, lüks de gelmiş. Bu ikisi birden olur da hırsızlık, eşkıyalık, dolandırıcılık şu bu eksik olur mu? Cık, olmaz. Neyse zaman ilerlemiş gitmiş barut diye bir şey çıkmış meydana. Getirin şundan savaşta yararlanalım belki fayda sağlar demişler, ohooo bir de bakmışlar "dadından yinmiyo" (bunu iyiye mi kötüye mi yorarsınız size kalmış ). Yetmemiş, madem koca koca gülleleri bu barut denilen zımbırtıyla fırlatabiliyoruz, ufacık bilyeleri rahat rahat fırlarırız, bir de böyle deneyelim deyip tüfek diye bir şey çıkmış. Sonra ulan rahat batıyor gidip şu dünyayı bir tur atıp geleyim denmiş ve yolda yeni bir kıtaya rast gelinmiş. Eee madem geldik ayak üstü sömürüvermeden gitmek ayıp olur diyerek yeni kıtaya el atıvermişler. Hazır başlamışken başka taraflarda da bulduğun yeri sömürüver yarışı başlamış. Orada da anlaşılamamış; "sen çok sömürdün accık da bana vir bakem" denilince olan olmuş. Sonrasında girivermişler birbirine kim var kim yoksa. Neyse bitirelim az mola verelim denilmiş, sonra mola bitince ikinci kez girmiş dünya birbirine. Bu arada kasap et derdinde koyun can derdinde, dünya birbiriyle şakalaşadururken adamın biri gelip demiş, "ben bir halt yedim, orasıyla burasıyla oynarken parçalayıvermişim şunu, siz bir baksanız, bir şeyler oluyor buna" demiş. Bakmışlar barut falan hikaye atomu kurcalayıp parçalamak şahane, biraz serpiştirmişler atomdan buldukları bir iki yere. Sonra yeter yorulduk herkes evine dağılsın denilmiş. Eve dağılınca elde avuçta olan şeyleri kurcalamaya başlamışlar. En başta da insanı. Bakmışlar gen diye bir şey var baya da şekilli mekilli bir şey, biz bunu bir kurcalayalım demişler. Orasını burasını kurcalarken bir de bakmışlar meğer baruta, atoma hiç gerek yokmuş genleri kurcalamak daha temiz sonuç veriyormuş. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; Hem arkasında iz de bırakmıyor, sorun da olmaz işte. Ayrıca &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;bakalım işe yarayacak şeyler de yapabiliriz belki deyip sadece baruta alternatif için değil insanlara fayda için de kurcalamışlar. Ama bakmışlar denemek lazım, deneye deneye yapmak en güzeli uygulayalım bakalım insanlara hayvanlara demişler. Yol yordam da ayarlamışlar, biraz toz olarak yayarız mektuplara şuna buna koyup, yedikleri şeylerle yayarız olmadı keneydi şunla bunla yayar deneriz, diye düşünmüşler. Başlamışlar yaymaya, deneme yanılmaca oynamaya. Bunlar olurken bir de dur şu üstünde yatıp kalktığımız taş toprak nasıl oluştu, nereden çıktı geldi bir de onu kurcalayalım, getir kafa kafaya tokuşturuverelim şu atom denilen şeyleri, diyerek kolları sıvadılar yakın zamanda. Hoş sıvadıklarıyla da kaldılar şimdilik 2-3 ay daha.&lt;br /&gt;Neyse hepsi bir yana, bu kadar şey oldu bitti de ne geçti elimize? ya da Ne geçecek? Bence kocaman hiç!!! yahu zaten şunun şurasında 100 - 105 yıl anca yaşarım (bizim sülale de en erken ölen kişi dedemmiş, o da 96 yaşında ölmüştü, ablasının biri 104 biri 106 yaşında veda etti buralara, o sebeple 100 ü bulursam şaşırmam :P) ağaç kovuğunda yaşasak, avlanarak yaşasak falan fena mı olurdu? Tertemiz hava, para derdi yok okul derdi, iş güç yok, küresel ısınma falan nedir bilmiyoruz, bilgisayar, bilgi alışverişi gibi şeyler yok, düşünün politikacılar bile yok, hatta siyaset diye bir şey hiç yok... Basit bir hayat, güçlüysen varsın zayıfsan yoksun, bitti bu kadar basit :P&lt;br /&gt;Cidden bakıyorum da, ne kazandık bu kadar gelişerek? Ne işe yaradı?... İyiki zamanında Hindistanda "0"(sıfır) bulunmuş da bu sayede şimdi bu soruya verebilecek bir yanıt bulabiliyorum :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: Bu yazılanları karamsarlık, kötümserlik ürünü şeyler olarak görerek okumanızı tavsiye etmiyoruz. Farklı yaklaşımlar ile okumanız tavsiye olunur :P&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-3188656093068329725?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/6h-TmeSvkp8" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Uzun Zaman Geçti, Peki ama Zaman Nedir?</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/09/uzun-zaman-geti-peki-ama-zaman-nedir.html</link><category>Bakış açısı</category><category>yeniden başlangıç</category><category>zaman</category><category>doğru-yanlış</category><category>kıyas</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Thu, 18 Sep 2008 13:01:57 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-2594448709190497618</guid><description>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Son yazımdan bu yana, aslına bakarsanız adam akıllı yazdığım dönemden bu yana bir hayli zaman geçmiş. Bu sırada tema yapmaya da başlamıştım ki yarıda bıraktım. Ondan bundan şundan dolayıydı ve kısa süre önce, en iyisi bir çeki düzen, kabaca da olsa, vereyim ve artık döneyim dedim. Zira dedim ya "Uzum Zaman" geçmiş. Tamam ama uzun derken neyi kastediyorum acaba? Hani derler ya "Neye göre, kime göre?". İşte az önce başka bir yazı yazmaya başlamıştım ki bu durum aklıma takıldı. Uzun zaman, kısa zaman, saatler, dakikalar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Zaman kavramının bilimsel tanımını düşününce işler daha da karıştı. Zira ünlü bir fizikçi olan Julian Barbour zamanın tarifini şöyle yapıyor;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;"Zaman eşyaların pozisyonlarını değiştirme ölçüsünden başka bir şey değil. Bir sarkaç sallanır, saatin kolları ilerler."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yani kısaca, zaman aslında sadece hafızamızdan doğan bir kavram demeye getiriyor. Güneşe bakıyoruz, bir süre sonra bir daha bakıyoruz ve yer değiştirmesi oranında bir kıyas yapıp, şu kadar zaman geçti diyoruz. Bir Fizyolog olan Dr. Faik Özdengül ise şu şekilde genişletiyor konuyu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;"Örneğin lise mezuniyet töreni insanın hafızasındaki bir bilgidir. İnsan, o lise töreninden itibaren hafızasındaki diğer bilgileri de içinde yaşamakta olduğu an ile kıyaslayınca zaman algısını elde eder ve hafızasındaki bilgiler doğrultusunda uzunluk ya da kısalığı tayin eder. Oysa bu uzunluk ya da kısalık tamamen beyinde oluşan ve kıyasdan kaynaklanan bir histir."&lt;br /&gt;Sonuçta fark ediyoruz ki zaman sadece bizden türeyen bir kavram. Kıyas yapmayı bıraktığımız anda ise ortadan kaybolacak bir şey. Sonra mı? Balıklar misali anı yaşamak kalıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Hangisi doğru? İnsanlara sorarsak, tabi ki biz, balıklara sorsak eminim ki onlar da "Balıklar" diyecektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Peki farz edelim hafızamız olmasaydı ve anlık hayat yaşıyor olsaydık, o zaman ne olacaktı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Tabi ki ne zaman ne saat, vakit kavramımız olmayacaktı. Bunu düşününce direkt aklıma şu geldi;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Akşam hava kararınca yattınız, 1 saat geçti uyandınız. Etrafınıza bakındınız, sanki saatlerdir uyuyorsunuz, ama saate bakınca anlarsınız ki uyuduğunuz süre sadece 1 saattir.&lt;br /&gt;İşte uykunuzda bilinciniz, hafızanız kısmen kapalı olduğu için haliyle uyanınca uyuduğu andan o ana kadar geçen süreyi sadece tahmin etmeye çalışabiliyor.&lt;br /&gt;Yani özetle zaman diye bir şey yok aslında ve bu sadece bizim kafamızdan uydurduğumuz bir kavram.&lt;br /&gt;"Yok hayır yanlışsın" mı diyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Bakın fark ettiniz mi, aslında "Doğru" ve "Yanlış" da "zaman" gibi sadece beynimizde yapılan bir kıyasın sonucu değil mi?&lt;br /&gt;Güçlü gözlemleri olan bir arkadaşımın şu yaklaşımı güzel bir bakış açısı: "Aslında ne doğru ne de yanlış vardır, sadece yapılmış olanlar vardır..."&lt;br /&gt;Sonuç olarak aslında son yazımın üzerinden uzun bir zaman geçmedi, tam aksine az evel yazmışım. İtirazı olan? :))))&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-2594448709190497618?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/Hhw764LCfWY" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">13</thr:total></item><item><title>Başarısızlık Öykülerini Merak Ettim de...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/07/baarszlk-yklerini-merak-ettim-de.html</link><category>Burada Yapılmışı Var</category><category>Adam yapmış abi ya</category><category>O da bir yana Oynanmışı var</category><category>Amaan kim uğraşacak</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Thu, 03 Jul 2008 08:20:32 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-6515857405025651173</guid><description>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Uzun zamandır kafamda dolanıp duruyor, Neden hep örnek olarak başarı öyküleri gösterilir? Yıllarca hep "Şunu şunu şöyle yaparsan kazanırsın", "Bunları böyle yaparsan kaybetmen imkansız", "Ben bunu bunu yaptım kazandım" dediler durdular, kişisel gelişim amaçlı hep bunu bunu yap kazna denildi. Peki neden "Bak bunu bunu yaptığında kaybedersin", "Şu şu olduğunda eğer böyle yaparsan kesin bittin" şeklinde kötüden yola çıkan yok? İyi şeyler için tek bir alternatif sunmak yerine, "Kötü olan bu bu budur, bunları yapma da ne yaparsan yap" diye neden denmez? Kaybedenler neden tecrübelerini bizimle paylaşmadı? Neden kaybedenlerin fikirlerine gerekli önem verilmedi de hep kazananların yolu soruldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yahu kardeşim bana ne sen nasıl o kadar zengin oldun, senin gittiğin yolun aynısını gitme şansım artık yok ki. O yolu sen kullanmışsın zaten. Misal "Coca Cola" firmasının sahibinin başarı öyküsünden bana ne? Ne işime yarayacak ki. Yok markaya veya izlediği politikaya karşı olduğumdan falan değil, adamın izlediği yoldan dolayı bunu diyorum. Zira "Coca Cola" ilk olarak hazımsızlığı giderici bir şurup olarak yapılmış bir karışım. Daha sonraları lezzetli olduğu için yayılmaya başlamış ve bu güne gelinmiş. Eee şimdi ben "Coca Cola"nın çıkış öyküsünü model alıp, hemen gidip hazımsızlık için ilaç yapmaya bir de onu lezzetli kılmaya mı çalışayım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yok yok dediğim gibi başarılar yerine başarısızlıklar anlatılsa, başarısız olmuş olanlar çıkarılsa Televizyonlara şunu şunu yaptı trilyonluk serveti bir anda bitti diye, biz de bunlardan ders alsak fena mı olur. Biri çıksa "Bakın ben şöyle şöyle mallık ettim, siz benim gibi salaklık etmeyin şöyle şöyle yapmayın" dese eminim daha faydalı olur. Mesela 1992 yılında ya da o civarda bir zamanda yılbaşında Büyük ikramiye kazanan birisi 2-3 yıl önce gazetede okuduğuma göre işsiz ve aç halde geziyormuş ve tonla borcu varmış. Mesela çıkarsınlar bu adamı televizyona biz de ders alalım :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Ama neredeee... Hep olagelen şudur ki; birisi başarılı olur, bir başkası da aynı konuda başarısız. Çıkar gideriz hemen başarılı olana "Nasıl başarılı oldun" diye sorarız, başarısının sırıını merak ederiz. Yahu ne gereği var, o adam kendisince bir yolda gitmiş başarılı olmuş, daha o yolu kullanmaya ne gerek var. Halbu ki gidip başarısız a sorsak desek ki "Sen neler yaptın, nasıl bir yoldan ilerledin (ya da ilerleyemedin :P)", verdiği cevaplardan yola çıkıp yapmamak gereken şeyleri öğrensek fena mı olur. Başarı yüzdesi bence ikinci yolda daha yüksek olur. Hem bu sayede yep yenibir yol ile çok daha büyük başarılar kazanabiliriz değil mi ama? Ama işte kim uğraşacak yeni bir yol bulmaya çalışmakla, yeni bir şey üretmekle, yanlışları değerlendirip doğruyu, en iyiyi bulmaya çalışmakla... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;En iyisi Cem YILMAZ'ın "1 Tat 1 Doku" serisinde dediği gibi "Burada yapılmışı var" deyip, birilerinin peşinden sürü misali gidip başarılı olmaya çalışmak. (mı acaba?)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-6515857405025651173?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/vxryZwSy95o" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">21</thr:total></item><item><title>Bloggünü Sezon Kapanışı :P</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/06/bloggn-sezon-kapan-p.html</link><category>Bloggünü</category><category>Omar</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Fri, 20 Jun 2008 20:09:43 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-3009885095464718918</guid><description>Bloggünü diye adlandırdığımız, keyfimize göre takıldığımız olayın 2. dönemini de sonlandırıyoruz artık. Son hafta itibariyle gün dönüp bana geldi :)&lt;br /&gt;İkramlar ve benzeri bir şey yok. Niye derseniz de gelenleri alıp güzelce bir mekana gidip yedirip içirme niyetindeyim. Haa şunu da diyeyim ki bu dediğim sözü kenara da not düşsün gelenler, ilk görüşmemizde somut olarak gerçekleştireceğim bu sözümü :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi bakalım buyrun, mekan biraz dağınık inşaat halindeyiz ama idare ediverin :)))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-3009885095464718918?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/dLo75Y9IyVs" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total></item><item><title>MCS Kulakların Çınlasın...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/06/mcs-kulaklarn-nlasn.html</link><category>MeCeSe</category><category>Bloggünü</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Fri, 20 Jun 2008 20:02:20 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-7428439621381227260</guid><description>&lt;a href="http://www.bloggunu.com"&gt;Bloggünü&lt;/a&gt; olayına devam ederken biraz nefes aldım, gecikmeli geldim &lt;a href="http://mcsarica.blogspot.com"&gt;MeCeSe&lt;/a&gt;'ye. Hoş zaten evde yok ya kapı altından atmak lazım geldi altınımı :P Bir dönem Babasının da sürpriz bir şekilde &lt;a href="http://mcsarica.blogspot.com/2008/05/mcsblog-iin-srpriz-yazar.html"&gt;blogda yazmaya başlamasıyla&lt;/a&gt; ümitlenmiştim MeCeSe yi sık sık ziyaret ederiz diye, ama ilginç bir hal içerisinde şu ara :) Neyse bakalım çok da fazla bir şey demeye gerek yok. MeCeSe beyimiz bu lafla anlatılmaz. Hoş bir dönem "Şurada" lafla anlatmaya çalışmıştım ama sadece bir çabaydı o da :P Neyse bakalım, herkes kendine dikkat etsin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MeCeSe ye de saygılar, sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-7428439621381227260?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/zFgX0DNQkl0" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">1</thr:total></item><item><title>Yenilik Zamanı...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/06/yenilik-zaman.html</link><category>Tema</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Sun, 15 Jun 2008 17:00:07 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-7885606421986143377</guid><description>Eveeeet... Yaza da kar altında girecek değilim ya, zaman kavramında rahatlama olmasını fırsat bilip ilk iş temaya el attım. Azar azar kenarı köşeyi derleyip toparlayaduracağım, bakalım. Haydi bakalım nasıl bir tema çıkacak ortaya ben de merak ediyorum :P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-7885606421986143377?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/pai4Fkp0vt8" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total></item><item><title>Az Kaldı...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/06/az-kald.html</link><category>Kişisel</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Thu, 12 Jun 2008 06:44:29 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-8778553543486376923</guid><description>Dikkat!!! Birazdan okuyacaklarınız kişisel bilgiler içermekte ve bu blogdaki yayınlanmış ve büyük ihtimalle ilk ve tek kişisel yazı olarak arşivdeki yerini alacaktır. Bilginize... :P:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacettepe Üniversitesi Kimya bölümünde bitime 1,5 yıl kala ideal uğruna, gelecekte belki parası çok ama huzuru, mutluluğu az biri olmamak adına her şeyi bir kenara koyup, kafamdaki hayata adım atmak için giriştiğim işlerin ilki ve en ağırı pazar günü nihayetlenecek. İyi ya da kötü sonuçlacak, ama sonuçlanmış olacak. İşim zor, ama Mevlana'nın şu sözü sürekli kafamda, düşüncelerimde, her an bir "düstur" misali benimle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Denizde çer çöp kıyıda olur, asıl güzellikler derindedir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de şu var: (hatırladığım kadarıyla, kendi kelimelerimle yazacağım idare edin :) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Buğdaya bak! Buğday tanesini toprağa ekersin, aylar geçer, kar kış yağmur düşer üzerine. Bunların ardından biraz daha geçer topraktan kafasını çıkarıp yükselmeye, uzamaya başlar, yeşerir, biraz daha geçer uzayıp başak verir. Aylar geçer olgunlaşır, hasat vakti gelir, hasat edersin. Daha sonra alır o taneleri değirmende un edersin. Unu alır ekmek edersin, sofrana koyarsın. Ekmeği alır yersin, midende hazmedersin ve o artık sen olur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tane buğdayın bile ben olabilmesi için neredeyse 1 yılın geçmesi ve bu sözdeki gibi bir süreçten geçmesi gerekirken, benim istediğim şeyin olabilmesi kesinlikle eziyetsiz gerçekleşmeyecektir. Kolaylıkla olursa da elde ettiğiim şey ancak "Çer Çöp" olacaktır.&lt;br /&gt;Yaklaşık 4 aydır ÖSS denilen sınava hazırlanmaya çalışıyorum. 7 yıl sonra bu sürece kafa olarak girebilmek çok zor oldu. Bir de bu alan dışı içi olayı sebebiyle 40 puan civarı bir kaybım olacakmış, daha da keyif kaçmış oldu. Neymiş efendim ben sayısal çıkışlıymışım Psikoloji veya Reklamcılık istediğim için alan dışı oluyor ve 40 civarı bir puan kaybım oluyormuş. Yahu ben o bahsedilen alanı Orta 3 sonunda Fen Lisesini kazanarak seçtim. Zira bizde alan seçme gibi bir durum yoktu, adı üstünde "Fen Lisesi". Yani akıllara ziyan bir komedi var ortada, bundan 11 yıl önce çocuk yaşta yaptığım bir seçimden dolayı sorumlu tutuluyorum. İlginç...&lt;br /&gt;Neyse bu puan kaybı falan hiç gözüme gözükmüyor. Yapacam diye yola çıktım bir kere, bir şekilde hayırlısı ile başaracağıma da inanıyorum. Haa olmaz ise döner gelir Hacettepe'de Kimya'yı bitirir ve başka yollar denerim, çözüm her zaman bulunur :))&lt;br /&gt;Sadede gelirsem, 4-5 aydır ne adam gibi bir yazı yazdım ne de bir şey yaptım blogda. Şimdi bu süreç bitiyor ve olabilecek en aktif haliyle karşınızda olacak www.merakettimde.com diye tabir etmeye başladığım bu mekan :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta da dediğim gibi yazılarım arasında kişisel diyebileceğim ilk ve büyük ihtimalle tek yazım bu olacak. Nazar boncuğu olarak bulunsun diye yazayım dedim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve artık şimdi hayırlısı ile geri dönüş zamanı... Az kaldı geliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OmAr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-8778553543486376923?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/-01xbYYfY3Y" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">13</thr:total></item><item><title>Gui Hocam Şöyle Bir Gelin Görüşelim Yahu...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/06/gui-hocam-yle-bir-gelin-grelim-yahu.html</link><category>Guijarra</category><category>blog gunu</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Sun, 08 Jun 2008 06:36:34 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-2715623353532475596</guid><description>&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: courier new;"&gt;...Hatta olmadı biz gelelim, yok yok en iyisi biz gelelim Gui Hocam durun orada. Zaten bu hafta bloggünü için seçilmiş kişi senmişsin, o yüzden sen dur mekanında ben çıkıp geliyorum şimdi. Hatta durma sen, yaprak sarmasıyla ikimizde biliyoruz ki ben doymam. Hoş herkes biliyor bunu artık o da ayrı bir mevzu. Hem sen de et olmadan doymazsın biliyorum, biraz kendine biraz da bana ek olarak bir şeyler hazırlayadur, ben çıktım geliyorum. Haydi kendine dikkat et, görüşürüz...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;Bizim bu &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.bloggunu.com/"&gt;www.bloggunu.com&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt; adresinde kendimizce eğlenip, keyfimize bakıp gün yapıyoruz ya, onun artık son 4 haftası. Artık  bir yandan şahsi sınav hazırlıkalrımı yaparken bir yandan da yavaştan 3. sezonun hazırlıklarına, kimleri dahil etsek ki acaba şeklinde fikir yürütmeye, şunu şöyle mi yapsak bunu böyle mi yapsak diye düşünmeye de başladık, hayırlısı olsun bakalım deyip konuya döneyim. Neyse bu hafta sonu yani sondan 4. talihlimiz &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://guijarra.blogspot.com/"&gt;Guijarra Hocamız&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt; olmuş. Ben de çağırdım gelsin iki muhabbet edelim diye, sonra baktım gün O'ndaymış dedim ben geliyorum, hazırlıklara başla ((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;Hatırlayan vardır belki biz bir ara daha gitmiştik ilk sezonda, hatta "&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.merakettimde.com/2007/12/assolist-rtmen-hanm-guijarra-yahut.html"&gt;Assolist, Örtmen Hanım, Guijarra yahut Merve...&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;" diye bir yazı ile anlatmıştım olanı biteni. Evet evet o gün kendimi istediğim anda, ruh halim, şartlar durum ne olursa olsun  objektiflik gerektiğinde anında olabildiğim  için takdir etmiştim :P Neyse işte bu ikinci ziyaret olacak kısacası Gui... Hocamıza. Hoca derken dolmuşçuya, yolda tanımadığı adamlara falan "Hocam şurada 1 kişi alır mısınız??" ya da "Hocam müsade eder misiniz?" cümle kalıplarının öznesi olan "Hocam" kelimesini kastetmiyorum. Zaten gına gelmiş durumda dört bir yanımda gün boyu, özellikle üniversite öğrencisi gençlik, "Hocam" lafını ağzından eksik etmiyor, bu da yetmiyor boş boş konuşup duruyor millet. Hoş zaten şu dönemdeki gençlerden bekleyebileceğimiz pek de fazla bir şey yok. ( &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://blogshekeri.blogspot.com/"&gt;Şeker&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://dilekcetin.blogspot.com/"&gt;Dilek&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.basakesin.net/"&gt;Başak&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.tatlicadica.com/"&gt;Aslı&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt; siz alınmayın üzerinize :P )  Zira "&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://guijarra.blogspot.com/2007/09/ah-u-genler-ya-da-byklerimiz.html"&gt;Ah şu gençler.. Ya da büyüklerimiz..&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;" yazısında bahsettiği sokak röportajlarında gençlere sorulan "Turgut Özal kimdir?" ve "Kenan Evren'i tanıyor musunuz?" gibi sorulara verilmiş cevapları okuyunca ümidim iyiden iyiye azalmıştı. Neyse "Hocam" lafını niye kullandığımdan bahsediyordum. Merve Hocamız (nam-ı diğer Gui Hocamız :P ) ortaokul öğrencileriyle cebelleşti durdu yıl boyunca. İngilizce öğretmeye teşebbüs etti ama yer yer burnundan da gelmedi değil :P Hayır öğrenciler zaten bir dert öğretmenler daha bi dert. Gına getirdiler Gui Hocamıza. Hatta şu "&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://guijarra.blogspot.com/2008/03/ne-bal-ya-uyuz-oldum-zaten.html"&gt;Ne başlığı ya uyuz oldum zaten!&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;" yazısı da artık "bunun ötesi cinnet hali" dedirtti bana :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;Neyse tatile de girdi, KPSS derdi de 1 ay sonra bitmiş olacak ohhh o zaman değmeyin Hocamızın keyfine.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: courier new;"&gt;Neyse bakalım gideyim de bi laklak edelim ayak üstü, zaten Şeker de gelmiş kurulmuş köşeye uyuz oldum hıh :P Şeker bak ikidir ses çıkarmıyorum küçüksün diye, bilmem artık 3.sünde haydi neyse de 4 olursa hışmımdan kork :P :P&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-2715623353532475596?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/FXiO9K1rd7M" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total></item><item><title>Sıkıntınız, Derdiniz için "Her Gün Bir Bardak Hoşaf İyi Gelir"</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/06/skntnz-derdiniz-iin-her-gn-bir-bardak.html</link><category>Hoşaf</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Sun, 01 Jun 2008 09:51:36 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-829090997247619712</guid><description>&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Eveeet gün döndü dedik &lt;a href="http://www.tatlicadica.com"&gt;Aslı Cadımız&lt;/a&gt;da aldık soluğu, geçen hafta. Şimdi de oradan çıkıp &lt;a href="http://www.hosaf.org"&gt;Hoşaf Yasin&lt;/a&gt;'e uğrayalım dedik. Bakalım ne varmış ne yokmul. Zira mekanını yenilediğinde hayırlı olsuna gün ekibi olarak gitmiştik ilk sezon, hatta  dedikodusunu falan yapmıştık &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://merakettimde.blogspot.com/2007/11/sayfacba-msn-hoaf-msn-gne-geldik-kapy.html"&gt;şurada&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;. O zamandan bu yana ne olmuş bitmiş bakalım dedik yola çıktık. Hoş açıkcası ben bolca tedirginlik içindeyim. Zira önceki sezonda Yasin' e gittiğimde ikram ettiği hoşaftan sonra bayağı olaylı zaman geçirmiştim. Hatta sırf olayı ört bas edip geçiştirmek için de "&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.hosaf.org/gun-bugundur"&gt;Gün Bugündür&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;" yazısında masum rolü oynamıştı. Sonrasında ise bununla yetinmeyip "&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.bloggunu.com/2007/11/25/hosaf-bitti-omar-niyeti-bozdu/"&gt;Hoşaf Bitti, OmAr Niyeti Bozdu&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;" diyerek suçu bana atmaya çalışmış, masum ayaklarına yatmıştı. Ama sonra içindeki "Alço" zihniyetini ortaya çıkarmış, olay açıklığa kavuşmuştu. O sebeple bu sefer kendi hoşafımı kendim yapıp gideyim diye düünüyorum. Hoş zaten arada bir Yasin'in mekana gidip Hoşaf yapmışlığımda oluyordu. Gitmişken de gündemde, basında dikkatimi çeken olaylar varsa paylaşıyorum gelen gidenle. Hatta bir ara bayağı hareketli zaman geçirmiştik "&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.hosaf.org/sorun-yok-biz-kul-yutmayiz"&gt;Sorun Yok, Biz Kül Yutmayız&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;" başlıklı yazdığım bir hayli ciddi yazımda. Yazdığım yazı bir yana, yorumlar bir hayli keyifli bir sohbet şeklinde geçmişti. ( Eeee arada ben de ciddiyete bürünüyorum :P ) Haa Yasin ciddi hususlara benden çok daha sık değiniyor, o da ayrı bir konu. Mesela bazen mailine gelen "Kıssadan Hisse" türünde yazıları mekana gelen gidene anlatır, ki bunlardan "&lt;a href="http://www.hosaf.org/bu-da-gecer"&gt;Bu da Geçer&lt;/a&gt;" başlıklı yazısını kesinlikle inceleyin. Anlayana bayağı güzel mesajlar var. ((: Hazır tavsiye demişken, "Apple" firmasının kurucusu ve yöneticisi " Steve Jobs "ın bir konuşmasının altyazılı videosunu paylaşmıştı "&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.hosaf.org/steve-jobs-ac-kal-mal-kal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Steve Jobs: Aç Kal&lt;/span&gt;, Mal Kal&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;" başlığıyla, çok eğlenceli ve fikir verici bir konuşma yapmış adam. Kesinlikle tavsiye ediyorum izleyin.&lt;br /&gt;Haaa böyle yazıp çizip gelen gidenle sohbet ederken bir de bunların yanında yeniliklere de girişip "&lt;a href="http://www.hosaf.org/hediyeli-blog-aboneligi"&gt;Hediyeli Blog Aboneliği&lt;/a&gt;" başlıklı yazısıyla birlkte RSS'sine Hoşaf ı ekleyenlere ödül vermeye de başladı, sanıyorum rağbet giderek artıyor bu kampanyaya, yeni bir çığır açabilir belki de Yasin :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Neyse çenem çok düştü yine, ben susayım da bir an önce gideyim ziyarete, zaten sınav mınav derken gelmiyorum da buralara, hazır nete gelip kafa dinlerken zamanımı &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: courier new;" href="http://www.hosaf.org/"&gt;www.hosaf.org&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt; da harcamayayım, gidip daha oyun falan oynayacağım, işim çoook :P&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-829090997247619712?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/C3QckUXfLWE" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Cadı'ya mı gittik ne :P</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/05/cadya-m-gittik-ne-p.html</link><category>aslı cadısı</category><category>Bloggünü</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Tue, 27 May 2008 10:30:22 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-6063390744463209771</guid><description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;Vaktin birinde, &lt;a href="http://www.bloggunu.com/"&gt;Bloggünü&lt;/a&gt;’nün ilk sezonunda kalkıp gün ahalisi olarak &lt;a href="http://www.tatlicadica.com/"&gt;Aslı Cadısı&lt;/a&gt;'na gitmiş, yemiş içmiş eğlenmiştik. Gel zaman git zaman Bloggünü ilk sezonu noktaladık, aramıza yep yeni arkadaşlar kattık, onlara da gidip yedik içtik keyf çattık ve şimdi dönüp dolaşıp tilki misali ürkçü dükkanlarından birine geri döndük. Yani; Bu hafta Bloggünü 2. Sezon dahilinde Cadı Hanım Aslı’ya misafirliğe gitme vakti geldi. Hoş normal şartlarda haftasonu ziyaretimiz olacaktı ama bu defalık böyle hafta içine yayalım dedik. Neyse zaten zamanında şurada geniiişş geniş dedikodusunu yapmıştık Aslı Cadısı’nın. Hoş diyecek daha pek çok şey var ama neyse susayım en iyisi. Zira derler ki “gün olur devran döner” hatta “Bugün bana, yarın sana” da derler, o sebeple susmak bir erdemdir diyorum :P&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;Bunlar bir yana şimdi Aslı’ya gidecez falan deyince bir an gözümün önüne geliverdi Aslı’nın Mekanı. Tabi Aslı’nın mekan deyince ilk aklıma teması geliyor. Zira seçim konusunda pek sıkıntımız oluyordu ve birazcık(!) zor oluyordu tema seçmek falan. Bir tane güzelce ayarlamış beğendirdim darken yine başladı değiştirsek, şöyle mi yapsak falan. Neyse dün içimden geldi bi kıyak yapayım, &lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;/span&gt;bir iki tema bakalım dedim ve bir miktar uğraştan sonra bir tane bulduk, pek de güzel oldu yeni teması Cadı Hanım’ın. “Header” kısmında ve temanın kodlarda ufak tefek oynama yapınca bence gayet keyifli bir hal aldı. Neyse tema bir yana yazdıkları falan filan derken ilk aklıma Kadınlardan asla duyamayacağımız sözlerin derlendiği “&lt;a href="http://www.tatlicadica.com/2007/08/bunlar-bir-kadnda-hi-duydunuz-mu.html"&gt;Bunları Bir Kadından Hiç Duydunuz mu?&lt;/a&gt;”&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.tatlicadica.com/2007/08/bunlar-bir-kadnda-hi-duydunuz-mu.html"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt; yazısı geldi. Hatta;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;em&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: 115%; FONT-STYLE: normalfont-family:'Century','serif';font-size:12;"  &gt;"Bana bu kadar fazla vakit ayırma arkadaşlarını çok ihmal ediyorsun."&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: normal;font-family:'Courier New';" &gt;maddesi beni bitirmişti :P&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;. Haa bir de özellikle meesenger’da her lafımın sonunu bir “smile” dediğimiz işaretlerden koyan birisi olarak (özellikle bol bol sırıtan smile kullanırım), bu “smile” denilen şeylerin ortaya çıkış hikayesini yazdığı “&lt;a href="http://www.tatlicadica.com/2007/09/elektronik-ortamlarn-vazgeilmez-ikonu.html"&gt;Elektronik ortamların vazgeçilmez ikonu&lt;/a&gt;” &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.tatlicadica.com/2007/09/elektronik-ortamlarn-vazgeilmez-ikonu.html"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;yazısı çok ilginç bulmuştum. Tabi o sıralar öyle gizliden gizliden okuyor, bakalım bu gün iş yerinde ne terslik oldu, hangi banka çileden çıkardı acaba ( :P :P ) şeklinde uzaktan uzaktan takip ediyordum. Hoş şu sıralar hemen herkes de olduğu gibi Aslı da biraz blog işinde nefes alıp az yazmaya başladı. Ama şu Haziran bi gelsin, şöyle ortalarına doğru zaten açılır. Yeni projeler var hali hazırda bekleyen, onları hayata geçirirken yeterince moda girer hiç şüphem yok :P&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;Neyse bakalım geç kaldım zaten daha çene çalıp oyalanmayayım, zaten açım da (hoş doymuş halime ben bile rast gelemedim hiç ama neyse :P ) gidip bi el atayım şu ikramlara, nasılsa anahtar da var, Aslı işteyken yayıla yayıla keyif de yaparım :P&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a href="http://www.tatlicadica.com/"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;www.tatlicadica.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt; ‘a gittim geleceğim :P&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:'Courier New';"&gt;Hoşçakalın…&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-6063390744463209771?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/wybXEf0CAJw" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Şevval Ödülünü Boşver Altın Getirdim Sana :P</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/05/evval-dln-bover-altn-getirdim-sana-p.html</link><category>Şevval</category><category>Blog Günü</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Mon, 12 May 2008 15:55:04 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-1611144541192053186</guid><description>Ya yakın zamanda &lt;a href="http://2008.blogodulleri.com"&gt;Blog Ödülleri&lt;/a&gt; yapıldı, &lt;a href="http://www.cisday.org"&gt;Eray&lt;/a&gt; işini gücünü bıraktı bu iş ile yattı kalktı ve sonunda Blog Ödülleri '08 sonuçlandı. Eksiği fazlası vardı mutlaka ama ilkti ve görmezden gelinebilir ufak şeyler haricinde gayet başarılıydı. Beni bağlayan yanı ise (benim de öylesine katılmış olmam dışında) ödüllerin gittiği kişiler. Daha doğrusu Eğlence Kategorsinde 1. (yazıyla Birinci) olan &lt;a href="http://elifsevvalsolmaz.blogspot.com/"&gt;Şevval&lt;/a&gt;. Şevval eğlence adına en iyi blog olmuş, ödülü de kapmış. İşin bir diğer güzel yanı ise &lt;a href="http://www.bloggunu.com"&gt;BlogGünü&lt;/a&gt; etkinliğimizin bu hafta Şevvalde olmuş olması. Çok güzel bir rastlantı olmuş. (Tesadüf değil, tesadüflere yer yoktur hayatta (((: ) Eee ben de BlogGünü sitesinde hemen &lt;a href="http://www.bloggunu.com/2008/05/11/odullu-blogcu-sevval/"&gt;tebriklerimi ilettim&lt;/a&gt; şimdi de altınımla çıktım Şevval'e gideyim dedim. Eee malum saat geç kapıdan verip döneyim.&lt;br /&gt;Aslında bu hafta pek dedikodusu yapılacak bir durum yok. Zira şimdi ben ne dersem diyeyim, diyen demiş diyeceğini ve en eğlenceli blog seçmiş şevvalin blogunu. Şimdi desem Şevval şöyle eğlenceli böyle keyfili yazılar yazıyor, haklı olarak diyeceksiniz ki "eee bunu zaten biliyoruz bilmediğimiz şeyler söyle".&lt;br /&gt;Ya aslında her şeyden önce ben kendimi ve MeCeSe yi kutluyorum. Niye derseniz, zamanında potansiyeli görüp keşfettik Şevvali :P :P MeCeSe'nin Çocukken blogunu görüp ben de girmek istiyorum demiş Şevval ve sonrasında oradan da ben tanışma şerefine erişmiştim (((: Sonrasında BlogGünü 2. sezonuna davet ettik o da katıldı ve şimdi de bu güne geldik işte (((:&lt;br /&gt;Neyse, eğlenceli olması falan bir yana temelinde Şevval'in blogu sadelik ve basitlik üzerine bir yer. Yani gidin okuyun yazılarını böyle kendisini kasmadan aklına gelenleri yazar çizer. Keyif alarak paylaşır yazılarını. Haftasonu gelir "ben yokken eğlenin diye şunları bırakıyorum size" dercesine eğlenceli şeyler paylaşır, hafta sonu dinlenmeye çekilir. İşin özü aslen samimiyet vardır. Blog okuyorsanız, takip ediyorsanız gidin bakın dediklerimin gayet yetersiz olduğunu göreceksiniz. Yeterli şekilde ifade ederim aslında, o konuda sorun yok ama sizin gidip fikir edinmeniz daha doğru olacaktır. &lt;a href="http://elifsevvalsolmaz.blogspot.com/"&gt;Buyrun şöyle alalım sizi&lt;/a&gt;, ben de gidip altınımı kapıdan verip geleyim (((:&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-1611144541192053186?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/x-9tt4rLRgw" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total></item><item><title>Pek Muhterem Mühendis Hanım</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/05/blog-gn-2.html</link><category>4. hafta</category><category>Dilek</category><category>Blog Günü</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Fri, 02 May 2008 17:35:09 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-5392380747755886276</guid><description>&lt;a href="http://www.bloggunu.com/"&gt;Blog Günü&lt;/a&gt; 2. sezon 3. hafta (tekerleme gibi oldu :P ) İzmir'e doğru uzanıp &lt;a href="http://www.basakesin.net/"&gt;Başkan Hanım, Başak&lt;/a&gt;'a misafir olduk. Eh biraz aç kalır gibi olduysam da &lt;a href="http://merakettimde.blogspot.com/2008/04/besindeyiz-bu-hafta-kalmasam-bari-p.html"&gt;yanımda getirdiğim bir iki aperatif&lt;/a&gt; sayesinde sorun yaşamadım. Ama Başak'ın da hakkını yemeyelim. Bu durum tamamen benim her an aç olabilme ve doymama vasfımdan kaynaklanıyor, yoksa Başak elinden geleni yapmış , lafımız yok. :P&lt;br /&gt;Neyse oradan ayrılırken, İzmir'e kadar gelmişiz, 4. Haftayı da &lt;a href="http://dilekcetin.blogspot.com/"&gt;Dilek&lt;/a&gt;'e misafir olarak geçrelim dedik. Hoş ben Başak'dan çıkıp İstanbul'a kaçıp geldim ama çaktırmayın siz :P&lt;br /&gt;İstanbul'a kaçarken Dilek'in blogu takibe başladığım zamanlar aklıma geldi, pek nostaljik bir durum oldu. "&lt;a href="http://dilekcetin.blogspot.com/2007/09/izmirde-bir-sava-gemisi-ve-denizalt.html"&gt;Denizaltı gezisi&lt;/a&gt;"nden falan bahsetmiş, herkes gitsin görsün dediği bir yazısı vardı, o sıralar takibe başlamıştım. Zaten ara ara böyle "Gezelim, Görelim" misali içeriğe dönüveriyor blogu. Gittiği, gezdiği yerlerden, katıldığı konserlerden falan bahsettiği yazılarını biraz kurcalayınca hemen görürsünüz. Haa bazen suskunluğa bürünür, sınavları sebebiyle. Ama hemen bizzat protesto çekip, isyana başlarım, acımam :P &lt;a href="http://dilekcetin.blogspot.com/2007/10/29-ekim-cumhuriyet-bayrammz-kutlu-olsun.html"&gt;Aynen şurada yaptığım gibi.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Açıkcası blog takibi için RSS kullanmayı sevmeyip, takip ettiğim blogları eski usülle yani "sık kullanılanlar" üzerinden tek tek yoklayan birisiyimdir. Bu yoklama işini en sık yaptığım 2-3 blogdan biri de &lt;a href="http://dilekcetin.blogspot.com/"&gt;Dilek'in blogu&lt;/a&gt;. (zaten hemen her yazısına yorum yapmış olmamdan bunu anlayabilirsiniz de :P )&lt;br /&gt;Haaa "Ne var da bu kızın blogunda, bu kadar sık yokluyorsun?" derseniz, &lt;a href="http://dilekcetin.blogspot.com/"&gt;buyrun cevabı işte burada&lt;/a&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-5392380747755886276?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/o5Pt6Vx3h-o" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">6</thr:total></item><item><title>Besin'deyiz bu hafta, Aç kalmasam bari :P</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/04/besindeyiz-bu-hafta-kalmasam-bari-p.html</link><category>Besin</category><category>Başak Esin</category><category>Bloggünü</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Tue, 09 Dec 2008 10:12:59 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-606370444170408367</guid><description>&lt;div style="text-align: center; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.mucevherya.com/wp-content/cumhuriyet_altini_ziynet_1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 213px; height: 227px;" src="http://www.mucevherya.com/wp-content/cumhuriyet_altini_ziynet_1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://www.bloggunu.com/"&gt;Bloggünü&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; etkinliğimiz ivedilikle( bu kelimeye bayılıyorum ya:P) devam ediyor. İlk hafta &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://pinaraltuntas.blogspot.com/"&gt;Mınarımız&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;'a gittik herkes birbiriyle tanıştı, kaynaştı. İkinci Hafta da Bloggünü'nün şekeri &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://blogshekeri.blogspot.com/"&gt;Sheker&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;'e misafir olduk, sınav öncesi biraz moral de verdik çaktırmadan :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Şimdi de 3. Haftamız da &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://www.basakesin.net/"&gt;Besin yahut BaşakEsin&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; de. Eeee havalar ısındı etti hafta sonu İzmir'e doğru keyif çatmaya gidelim dedik, Başak'a geldik. (hem memleketim sayılır, orada doğdum ne de olsa :P) Başak pek sevinmişti öğrendiğinde geleceğimizi, bir baktık sevinç işini iyice aşmış, türlü türlü hazırlıklar yapmış sağolsun. Eeee huyu kurumasın :P Yaptığı işi her anlamda en iyisi olsun diye yaptığı için bu hazırlık işinde de bayağı masraf da etmiş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; çaba da sarf etmiş ((: Bakın bu kız blogunda da böyle haaa. Gelir hani öyle rast gele baştan savma bir şey yazayım da geçeyim aman ne olacak falan diyemez. Başını kaşıyacak zamanı olmasa bile girer bloguna yazılan yorumlara cevaplarını yetiştirir, yeri gelir kendi bilgisayarında ya da blogunda falan &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://www.basakesin.net/276/ubuntuda-alt-yazi-sorunu.html"&gt;yaşadığı problemleri nasıl çözdüğünden bahseder&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;, faydası başkalarına da dokunsun yazdıklarımın der. Biraz kurcalarsanız kesinlikle bir şekilde kendinize faydalı bir yazı bulabnilirsiniz bence (: Heee pek de süslüdür bakın onu da demeden geçmeyeyim((: Örneğin &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://www.basakesin.net/261/yogurt-kaplarim-p.html"&gt;Şu&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; süslü şeylerine ya da &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://dilekcetin.blogspot.com/"&gt;dilék&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;'le yılbaşında &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://www.basakesin.net/224/erken-yilbasi.html"&gt;aldıkları cüzdanlarına&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; bakarsanız dediklerimi özetliyor zaten (((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Süsü püsü bir yana, bilmediği şeyleri elinden geldiğince oturur kendisi kurcalar, bulamazsa da sorar ama oturur kendisi yapar. Yani "Ya şöyle bir sorunum var yapıversene, hallediversene" demez, nasıl yapacağını sorar oturur kendisi uğraşır ((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Baksanıza geleceğimizi haber alınca, pek pasta masta yapmayı bilmediği için :P, oturup pasta börek tarifi aramış bulmuş falan :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Neyse Hülya da benden önce gelip kurulmuş baş köşeye, ses çıkartmayayım da nasılsa mutfağa yardıma falan kalkar şimdi ben de yerini kaparım hemen :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Haaa bu arada Başak, Et yemeden doymayan biri olarak baktım senin etli bir şeyler yapacağın yok bi küçük kuzu getiriverdim artık hazır hava da iyiyken bir mangal partisi yaparız olmaz mı :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JxA6GiS02mI/SBXwtC80oDI/AAAAAAAAANo/29lEDEV7wRw/s1600-h/kuzu_butun+copy.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 356px; height: 334px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JxA6GiS02mI/SBXwtC80oDI/AAAAAAAAANo/29lEDEV7wRw/s400/kuzu_butun+copy.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5194322401918492722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-606370444170408367?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/fgwVAcWV0H8" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_JxA6GiS02mI/SBXwtC80oDI/AAAAAAAAANo/29lEDEV7wRw/s72-c/kuzu_butun+copy.jpg" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">13</thr:total></item><item><title>"İnsan Dediğin Hamur Misali" Demiştik...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/03/insan-dediin-hamur-misali-demitik.html</link><category>Hamur ve İnsan</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Tue, 22 Apr 2008 06:41:46 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-2842350406197774173</guid><description>&lt;div style="font-family: trebuchet ms;"&gt;"İnsan Dediğin Hamur Misali" demiştim ve size atmıştım topu uzun bir süre önce, sizin yaklaşımlarınız nasıl olacak diyerek. Çeşitli yaklaşımlar geldi ki çok da güzel fikirlerdi hepsi, paylaşanlara teşekkür ediyorum. Tamam artık sıra bende :P Kuyuya attığım taşı çıkartma vakti diyebiliriz :P&lt;br /&gt;Geçenlerde annem misafirlerine yapacağı şeyler için hamur yoğururken sohbet geçti aramızda "Eskiden şöyleydi, böyleydi" diyerek. Odama geldiğimde ise bir şey aklmda beliriverdi. Sonrasında ise şöyle bir yazı yazmışım;&lt;/div&gt; &lt;div style="font-family: trebuchet ms;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;"Hatırlar mısınız eskiden fırınlarda kilo ile hamur satarlardı. Bilmiyorum hiç denk geldiniz mi 10 - 15 sene öncesinde vardı. Belki de hala vardır, belki de sadece Dikmen(Ankara)'deki fırınlarda vardı, bilemiyorum. Ama benim yolum çok sık düşerdi hamur almak için fırınlara. Annemin ya da Teyzelerimden birinin misafiri gelecektir, acelesi vardır, Ömer(ki bu bizzat kendim oluyorum) bir koşu fırına gider alır gelirdi. Kimi zaman börek yapılırdı, kimi zaman poğaça, kimi zaman ekmek v.s.... O aldığımız hamur şekilden şekile, türden türe giriyordu. Kimi zaman biraz un katıp katılaştırılıyor, kimi zaman su katıp hafif gevşetiliyor, kısaca uygun görülen, olması gerektiği düşünülen şekile getiriliyordu. &lt;/span&gt; &lt;div style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Şöyle biraz düşününce insanın hayatı, kişliği falan da aynen bu süreçlerden geçiyor. Undan olmasa da anneden ve babadan yoğurularak geliyoruz bu hayata ve bilincimiz, irademiz oluşuncaya kadar yoğuruluyoruz aile ve çevre tarafından. Kendi seçimlerimizi yapıp, kararlarımızı almaya başladığımızda bakıyoruz kendimize ve gerekli gördüğümüz değişiklikler yapmaya başlıyoruz. Tıpkı annemin ya da teyzemin hamuru uygun görmeyip sulandırması ya da katılaştırması gibi. Fırındakiler hamuru en genel haliyle yoğururlardı. Zira misal hamurdan tuzu çıkartmak imkansız ya da çok zahmet isteyecek bir şeydir, ama tuzsuz hamura yeteri kadar tuz eklemek kolaydır. Aile de böyle yoğurur çocuğun kişiliğini. Çocuk genel vasıflarını edinir, ileride de kendisine has vasıfları kendisi edinir, tuzunu, kıvamını kendisi ayarlar bir nevi. Nasıl herkes hamurun kıvamını doğru tutturamıyorsa, herkesin yaptığı kekin, pastanın tadı lezzeti ayrı oluyorsa, kimisinin yaptığı mükemmel lezzetli kimisininki ise yenilemeyecek kadar kötü bir tatta oluyorsa, kişinin hayatı da kişinin tercihleri ve kararları doğrultusunda aynen böyle iyi ya da kötü yöne gidebiliyor.&lt;br /&gt;Aman siz siz olun ne hamuru güzelce kıvamına getirmeden pasta börek yapmaya çalışın, ne de çocuklarınıza karşı üzerinize düşen, onları yoğurma görevini yerine getirmeyi ihmal edin. Tabi her şeyin yerinde ve zamanında olması gerektiğini ve her şeyin fazlasının zarar olduğunu unutmadan (((:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir bakış açısıydı ve daha önce size sorduğumda gelen fikirlerin yanında pek bir yavan kalmış durumda. Uzun zamandır bir kaç noktası içime sinmediği için bekliyordu bu yazı ama neyse deyip yayınladım (((:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-2842350406197774173?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/M3kYFreN7QI" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">7</thr:total></item><item><title>Dr. Sheker Hanım Lütfen Ameliyathaneye!!!</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/04/dr-sheker-hanm-ltfen-ameliyathaneye.html</link><category>sheker</category><category>blog gunu</category><category>blogda dün var</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Mon, 21 Apr 2008 16:04:12 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-5442212290210965773</guid><description>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Şunun şurasında 6 yıl üniversite, TUS du, Asistanlık dönemiydi falan derken yaklaşık 11-12 yıl kadar sonra gideceğiniz bir hastanenin koridorunda "Doktor Gizem Hanım Lütfen Ameliyathaneye" kelinde bir anons duyarsanız bilin ki bu "&lt;a href="http://blogshekeri.blogspot.com"&gt;Sheker Gızımız&lt;/a&gt;"ın ta kendisi. Bakın ben tanıyorum kendisini az da olsa, doktor ihtiyacınız olursa söyleyin Sheker'e iletirim o yardımcı olur kırmaz beni :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Sheker Gızımız şimdilik, ÖSS girip başarılı olacağı güne kadar, blog falan yazıp böyle ara ara içini döküyor. Ha ÖSS sonrası bu yazma işine devam edecektir ama o zaman apayrı bir içerik olacaktır eminim. Böyle "dadından yinmez" yazılar falan bol bol olacaktır. Ama şu an için günlük şeklinde, blog kavramını amacına uygun bir şekilde, kah yaptıklarından bahsederek, kah can sıkıntılarını yazarak, kullanıyor. Zaten blog yazma konusunda bayağı tecrübeli. Hatta benden 2 kat daha tecrübeli bu işte, zira taaa 2006 dan beri yazıyor. 1 yıl kadar &lt;a href="http://www.blogcu.com"&gt;Blogcu&lt;/a&gt; üzerinde yazdıktan sonra mekan değiştirip gelmiş &lt;a href="http://www.blogger.com"&gt;Blogger&lt;/a&gt; a. İyi de olmuş zamanla kafasına göre yazmış da yazmış, bir yandan boş durmayıp kardeşi "&lt;a href="http://jelibonunyeri.blogspot.com/"&gt;Jelibonu&lt;/a&gt;"nu da blog işine sokmuş. Eeee etrafına faydalı olmak kanında var demekki baksanıza (((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Neyse işte &lt;a href="http://www.bloggunu.com"&gt;Bloggünü etkinliğimizin&lt;/a&gt; şekeri olsun, tadı olsun deyip özellikle dahil etmiştik 2. sezon üyelerinin arasına. Eee hakkını da vermiş gelen misafirlerini ÖSS telaşına rağmen güzelce ağırlamış. "MIŞ" diyorum çünkü ben yetişemedim. Bazı sağlık sorunlarım sebebiyle açıkcası 1-2 haftadır sıkıntılıydım, şu bir kaç gündür daha da sıkıntılı geçti. Haliyle yetişme imkanım olamadı, ben de altını kapıdan verip döndüm, hem rahatsızım hem de oyalamayayım Sheker'i diye. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Neyse ben yokken de güzelce eğlenmişler, keyiflerine de bakmışlar, okuyunca ben de keyfe geldim (((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Eeee artık bana müsade. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Kendinize dikkat edin (((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: trebuchet ms;"&gt;Çürük &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:130%;" &gt;OmAr&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-5442212290210965773?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/hXQIkGndlJY" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">2</thr:total></item><item><title>Mınar'a Gittik Hoş Gittik, Leeey Leyyy Lüm Lüm Leyyy...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/04/mnara-gittik-ho-gittik-leeey-leyyy-lm.html</link><category>Mınar</category><category>Blog Günü</category><category>Pınar Altuntaş</category><category>Altın Günü</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Fri, 11 Apr 2008 10:45:48 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-790040970958203302</guid><description>Ve evet BlogGünü diyerek başladığımız "Blogda Altın Günü" 2. Sezonununa başlıyor demiştim &lt;a href="http://merakettimde.blogspot.com/2008/04/blogda-altn-gn-2-sezon-balyor.html"&gt;Şu Başlıkta&lt;/a&gt;. İşte açılışımız geldi çattı. Yeni katılan arkadaşlarla ve eski, kıdemli arkadaşlarla ilk buluşmamızı "&lt;a href="http://pinaraltuntas.blogspot.com/"&gt;Mınar&lt;/a&gt;"da yapalım dedik ve işte ben de çıktım geldim Mınar'a.&lt;br /&gt;Gelmesine geldim de biraz erken geldim. Zira madem gün olayını ortaya attım eee kalkıp ilk benim gelmem gerek ama değil mi (((: Hem de misafirliğe Mınar'a gidiyoruz, ilk koşup gelen ben olmalıyım da zaten ((: Geldik Mınar'a ki gün bahanesiyle bir hayırlı olsun da diyelim değil mi? Henüz gidip görmemiş olan ender kişilerden biriyseniz bilmezsiniz siz. Mınar'ın mekanı her ne kadar yeni gibi dursa da her bir yanı keyifli keyifli paylaşımlarla dopdoluydu yakın zamana kadar. Ama bahar temizliği yapayım derken birazcık(!) galeyana gelip "Yeniden Başlasıııınnnnn" şarkısı eşliğinde ortalığı kökünden temizleyivermişti. Neyse nasılsa mekan onun mekan Mınar aynı Mınar eskisinden daha dolu doluo olmaya doğru ilerliyor, bakalım kısmet.&lt;br /&gt;Ben böyle sizlere laf anlatayım derken bir yandan geldim Mınar'a içeri girip kuruldum baş köşeye. Tabi Mınar ikramları hazır etmekle, hatta benim tarçınsız elmalı tatlımı yapmaya mutfağa çekildi hemen. Neymiş efendim erkenden gelmişim, diğerleri gelmeden pastayı falan filanı yetiştirmekle meşgul olacakmış. Hıhh (:P). Madem öyle mutfakta Mınar Hanım, biz de gelin az dedikodusunu yapalım da görsün bakalım, hıh (burnu teee tepelerde olan kendini beğenmiş smile)&lt;br /&gt;Mınar'a aslında izin vermesem de az trip yapsaydım iyi olurdu ama kızcağız birazcık(!) duygusaldır. Yazdıklarını girip okursanız blogunda farkına varırsınız. O yüzden şimdi canını sıkmayayım. Zaten haftaiçi işinde koştur koştur uğraşıyor yorulup keyfi kaçıyor bari hafta sonu keyfini bozmayayım değil mi?? Hoş sinirini, sıkıntısını, derdini hatta &lt;a href="http://pinaraltuntas.blogspot.com/2008/04/kzsal-konular-bunlar.html"&gt;Saçını Boyatma Macerasını&lt;/a&gt; bile blogunda yazar, döker içini ne var ne yoksa. Hem de gayet rahat ve keyfince yazar. Zira blog onun için içini döktüğü, bir yandan da yapılan ufacık bir yorumla bile keyfe geldiği bir yer. O sebeple her hangi bir kaygı gütmeden, içini döke döke, ne var ne yoksa anlatır. Bazen de e-posta olarak eline gelen, bloglarda karşılaştığı yazıları paylaşır. Ama tabi ki kaynağını belirtmeyi asla es geçmez. Tabi arada ilginç huyları ile de karşılaştığımız oluyor. Durup dururken &lt;a href="http://pinaraltuntas.blogspot.com/2008/04/blog-ve-mnar.html"&gt;bloguyla konuşur&lt;/a&gt; falan ama biz böyle durumlarda görmezden gelip kendi haline bırakıyoruz onu :P :P Neyse neyse şimdi duyarsa falan başıma iş açmayayım, biraz da diğerleri gelince yaparız dedikodusunu. Şimdilik bu kadar yeter.&lt;br /&gt;Tekrardan hoş geldin Mınar "&lt;a href="http://www.bloggunu.com"&gt;BlogGünü&lt;/a&gt;"ne ((:&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-790040970958203302?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/yb57RRR8WUs" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">3</thr:total></item><item><title>Blogda Altın Günü 2. Sezon Başlıyor...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/04/blogda-altn-gn-2-sezon-balyor.html</link><category>yeni sezon</category><category>daha çok altın</category><category>altın gunu</category><category>blog gunu</category><category>açılış</category><category>yeni üyeler</category><category>blogda dün var</category><category>titan saadet zinciri :P</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Sat, 05 Apr 2008 09:00:41 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-194107193396395455</guid><description>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Geçtiğimiz Kasım ayı ortasında &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://merakettimde.blogspot.com/2007/10/blogda-gn-vaaarrrrrr-aklamasyla.html"&gt;ŞU&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; başlıktaki yazı ile "Günlük hayatta altın günü oluyor da, Bloglarda blog günü neden olmasın" deyip 7 kişi "Blog Günü" fikrini hayata geçirmiştik. www.bloggunu.com u da mekan edinmiştik. Her hafta birimize ziyarete gittik. Pek de faydalı oldu. Her şeyden önce birbirini tanımayan 6 kişiyi bu olaya davet edip katmıştım ve "Blog Günü 1. Sezon" noktalandığında 1 fire ile 6 kişi çok güzel bir grup olduk, pek de güzel muhabbet çevirir, yeri geldiğinde elimizden geldiğince birbirimize yardımcı olur olduk. Bir nevi "Küçücük" bir Sosyal Ağ oldu aslında bu fikir ((: Haa öyle bir amacımız gayemiz yok, sadece bir benzetme ((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Evet 2. sezon için çok da acele etmeden 6 kişi kendi aramızda toplantı yapıp bu fikri biraz daha renklendirmek için ve bir sisteme oturtmaya yönelik fikirler oluşturduk. Ve şimdi de 2. sezona başlıyoruz. Hayırlı olsun diyelim ((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Peki yenilikler neler??&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Her şeyden önce gün üyelerine 7 blog yazarı arkadaşımız daha kattık. Yeni arkadaşlarımız kimler derseniz de şöyle hemen sıralayalım ;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;BaşakEsin&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; - &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://www.basakesin.net/" title="www.basakesin.net"&gt;www.basakesin.net&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Dilek&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; - &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://dilekcetin.blogspot.com/" title="http://dilekcetin.blogspot.com"&gt;http://dilekcetin.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Sheker&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; - &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://blogshekeri.blogspot.com/" title="http://blogshekeri.blogspot.com"&gt;http://blogshekeri.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Hülya&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; - &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://www.hulyakonar.com/" title="www.hulyakonar.com"&gt;www.hulyakonar.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Mınar&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; - &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://pinaraltuntas.blogspot.com/" title="http://pinaraltuntas.blogspot.com"&gt;http://pinaraltuntas.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Taluyka&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; - &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://taluyka.blogspot.com/" title="http://taluyka.blogspot.com"&gt;http://taluyka.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;b style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Sevval Elif&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt; - &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://elifsevvalsolmaz.blogspot.com/" title="http://elifsevvalsolmaz.blogspot.com"&gt;http://elifsevvalsolmaz.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Üzücü bir şey ise 7 yep yeni gün üyesi kazanırken "Yağmur" blog yazmaya ara verdiği için bir süre güne de gelemeyecek, neyse ona da pasta falan bir şeyler ayırırız, geldiğinde yer o da :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Şu an toplam 12 kişi Altınları hazırladık başlamayı bekliyoruz. Açılışı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HaftayaHaftasonu&lt;/span&gt;nda &lt;a href="http://pinaraltuntas.blogspot.com"&gt;Mınarın blogun&lt;/a&gt; da yapacağız, ilk hafta ondayız artık (((:&lt;br /&gt;Ayrıca temamızı da yavaştan yeniliyoruz. Arandı tarandı bu tema da karar kıldık. Henüz üzerinde bazı oynamalar yapamadım ama açılışa tam olarak yetişecek umuyorum ((:&lt;br /&gt;Yenilikler, yeni fikirler çok ama hepsini bir anda bitirmeyelim. www.bloggunu.com u takip edenler zaman içinde yenilikleri fark edecektir (((:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni arkadaşlar aramıza buradan selam ederim, ayrıca "alamanyada" olmasa da teyzeme el sallıyorum buradan.( 5 tane var, hangisi üzerine alınırsa artık :P )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;OmAr&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Meraklı Güncübaşı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-194107193396395455?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/NAN-OIGNbmA" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">10</thr:total></item><item><title>İnsan Dediğin Hamur Misali...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/01/insan-dediin-hamur-misali.html</link><category>insan</category><category>Hamur</category><category>Ciddi Mevzular</category><category>merak</category><category>siz ne dersiniz?</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Tue, 18 Mar 2008 12:58:00 PDT</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-4739083938042089966</guid><description>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;"İnsan dediğimiz varlık hamur misali..."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Böyle bir başlık atıp bir yazı yazdım, ancak tam yayınlayacakken "acaba gelen giden, okuyanlar nasıl bir bağlantı kuracak, ne açıdan benzetecek?" diye &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:trebuchet ms;" &gt;Merak Ettim De &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Cuma günü ya da Cumartesi sabaha kadar bakalım fikir sunacak olan olacak mı, olursa nasıl olacak cidden merak ettim ((:&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-4739083938042089966?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/KVXf1tm0CqA" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">13</thr:total></item><item><title>Psikopat Öğretmen Modeli...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/03/psikopat-retmen-modeli.html</link><category>Kopya mı? Haşaaa</category><category>Destek o destek</category><category>Onlar Halka Değil Fil</category><category>bilgi paylaştıkça güzel</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Tue, 09 Dec 2008 10:13:00 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-7125151491738204934</guid><description>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Son bir kaç haftadır yine sessizliğe bürünmüş durumdayım. Bu sefer ise bahanem "Uzun zamandır çalışmadığım kadar sıkı ders çalışmak." Hoş çok uzun zamandır hiç ders çalışmıyor olduğumu düşünürsek az miktarda çalışmak bile bana göre çok sıkı çalışmakla özdeş oluyor, ama neyse :P Aslında bol miktarda yazı yazdım şu ara ama geneli ciddi ve eleştirisel yazılar olduğu için yayınlamak istemiyorum henüz. O yazıları mümkün oldukça eğlenceli yazıların arasına sıkıştıracağım, tabi eğlenceli yazılar ne sıklıkla yazarım o da ayrı bir husus :P Sonuç olarak eski yazılarımı şöyle gözden geçirirken yarım bıraktığım serileri toparlayım diye düşünüp, Lise maceralarımla ilgili 3. ve uzun bir süre için (lise anılarıma dair yazılarım için) sonuncu yazımı yazayım da aradan çıksın dedim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://merakettimde.blogspot.com/2008/01/liseden-bir-seme-vukuat-daha.html"&gt;Şu&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://merakettimde.blogspot.com/2008/01/kopya-ekmek-mi-haaaaaa.html"&gt;Bu&lt;/a&gt; y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;yazılarımdan sonra kopya çektirmemek adına üretkenliğin sınırlarını abartan "Öğretmen Görünümlü Psikopat Varlık" nasıl olur, okuyup görelim;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Önceki iki yazımda bahsettiğim şekildeki ve daha pek çok sınavlara yönelik organizasyonlarımız öğretmenlerimizi çeşitli fikir arayışlarına itti. Ancak her durumda destek organizasyonlarımızı devam ettirmekten alıkoyamadılar. Ta ki Fizik öğretmenimizin yeni keşfi ile karşılaşıncaya kadar. İşte bir insanın azmedince nasıl "Psikopat" olabildiğini gösterdiği için kendisini o dönemde çok güzel(!) ve nadide(!) sözler eşliğinde Takdir Ettik(!). Yeni buluşu olan sistem şöyleydi;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; - Okulda her dönemde 4 şube,(zaten eşit ağırlık ya da sözel  seçebilme şansımız  yoktu) toplamda 12 şube, her şubede de en fazla 24 kişi vardı. Tüm dönemlerin gireceği sınavlar hep aynı gün ve saate denk getirilirdi. Yani o gün o saatte kimi sınıfın Kimya, kimi sınıfın Matematik, kimi sınıfın Tarih sınavı olurdu. Bunlar bir yana asıl olay, Tüm sınıflar sınav anında her şubeden sadece 2 kişi aynı sınıfa düşecek şekilde karıştırılırdı. Bu karıştırma sonunda sınav anında her sınıftaki 24 kişi içinde, aynı şubeden 2, aynı dönemden sadece 8 kişi olmuş olurdu. Yazılılarda A ve B grubu olurdu, testlerde ise daha canileşip A, B, C, D yapılırdı. Haliyle yazılılarda her sınıfta sadece 4 kişinin kağıdındaki sorular aynı olurdu. Testlerde ise koca sınıfta sadece siz ve sınıfın diğer ucundaki kişinin aynı kağıda sahip olması gibi bir çile, işkence, söz konusu olmuştu. Bunlar da yetmezmiş gibi standart bir oturma planı yapılmıştı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BKZ:&lt;/span&gt; Alttaki Şekil&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_JxA6GiS02mI/R9f7Kg3wtNI/AAAAAAAAAMk/lYw1vkROcYI/s1600-h/snv+semasi.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_JxA6GiS02mI/R9f7Kg3wtNI/AAAAAAAAAMk/lYw1vkROcYI/s400/snv+semasi.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176882454726751442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Eeee hal böyle olunca bize de bu sistemin çarkları olan hocalarımıza, özellikle de sistemin babası olan Fizikçimize sözlü olarak "Saygılarımızı"(!)(tabi ki içimizden :P) sunmak seçeneği kalmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Ancak bu tazecik sınav sistemi dönem sonunda kaldırıldı. Yok yok öğrenciye acıdıkları, işkence yapmayı bırakmak istemelerinden dolayı falan değil, "afallama" ve olayı idrak etme sürecimizin kısa sürmesi ve sonrasında sisteme adaptasyonumuz verimli bir şekilde gerçekleşmesi sebebiyle kaldırıldı. Kısaca artık sistem "yalan olmuştu" :) Çözümümüzün temelin de bu sefer de dönemler arası dayanışma vardı.Yanınızda oturan üst dönem sizin sorularınızı gözü kapalı çözebildiği için size sınavda "destek" (kopya değil kesinlikle) olup sorularınızı çözüveriyordu. Alt dönemse ihtiyaç duyduğunuz formüller, konular hususunda üst dönem abilerine yardımcı oluyordu. Bu dayanışma sisteminden en az faydayı, sorularını çözüverecek bir üst dlönemleri olmadığı için, "Son Sınıflar" görüyordu. (Neyse onlar da yemekhane sırasında 3-2-1- prensibi gereği en önde oluyorlardı, ona saysınlar :P)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İşte ara ara psikopatlaşmama, psikopatça mantıklar kurmama sebep olan hocaların bizi bu hale nasıl soktuklarına sadece bir örnek, ki su tabancasıyla sabahları oda oda gezip bizi uyandıran hocalar falan daha neler neler. Onları da ilerde bir gün anlatırız artık :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Dikkat: &lt;/span&gt;Yukarıdaki bilgiler öğretmen olan okuyucularımızın feyz alıp bu tip öğrenci desteğini engelleyici faaliyetlere girmemeleri yönünde tavsiye amacıyla yazılmıştır. Aksi durumlarda, yani "Aaaa iyiymiş uygulayalım bunu okulda"gibi düşünceye kapılanlar hakkında gerekli işlem yapılacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Gereğini bilgilerinize saygılarımla arz ederim. :P&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-7125151491738204934?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/iKlZnN9Ro-k" height="1" width="1"/&gt;</description><media:thumbnail url="http://4.bp.blogspot.com/_JxA6GiS02mI/R9f7Kg3wtNI/AAAAAAAAAMk/lYw1vkROcYI/s72-c/snv+semasi.JPG" height="72" width="72" /><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">4</thr:total></item><item><title>Blograzzi Kıyağı ve Haftanın Arşivden Seçme Yazısı...</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/02/blograzzi-kya-ve-haftann-arivden-seme.html</link><category>Haftanın Arşivden Çıkan Yazısı</category><category>Blograzzi</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Sun, 24 Feb 2008 16:30:43 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-7983601787954322212</guid><description>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Öncelikle &lt;a href="http://www.blograzzi.com"&gt;Blograzzi&lt;/a&gt; de "Günün Blogu" olmuşum, Oskar gecesinin bereketi bana vurmuş, az önce öğrendim pek sevindim  sağolsunlar varolsunlar :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Blograzzi ekibinin seçmiş olması sebebiyle hiç bir şeyden dolayı şahsen sorumluluk kabul etmiyorum bilinsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;"Biz geldik günün blogu olmuşsunuz diye ama saçma sapan bir yer olmuş hiç de layık değilmişsiniz" diyecek olan olursa, ben masumum deyip suçu Blograzziye atarım, satarım acımam :P&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Tekrardan sağolsun Blograzzi, bunu saymayız bir daha isteriz...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Gecenin ikinci mevzusu da, bu haftaki arşivden seçimim "&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: trebuchet ms;" href="http://merakettimde.blogspot.com/2007/08/kresel-isnma-ve-et-ktl-tehlikesi.html"&gt;Küresel Isınma ve Et Kıtlığı Tehlikesi&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;" yazım oldu, bunu da belirtivereyim (((:&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-7983601787954322212?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/nvpt41xp1y8" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">11</thr:total></item><item><title>Neden Yere Düşeriz???</title><link>http://www.merakettimde.com/2008/02/neden-yere-deriz.html</link><category>Düşmek</category><category>Kalkmak</category><category>Yer Çekimi</category><author>omerkarapinar@gmail.com (OmAr)</author><pubDate>Thu, 21 Feb 2008 16:40:13 PST</pubDate><guid isPermaLink="false">tag:blogger.com,1999:blog-8273735465095421417.post-6657560897002284446</guid><description>&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Neden yere düştüğümüzü küçükken ara ara merak ederdim. Yani ayakta ne güzel gayet rahatız, yerde ne işimiz vardı ki?? Daha doğrusu yere doğru bizi çeken görünmeyen ipler mi vardı, ama her taşa, toprağa, suya, hayvana, insana bağlı görünmeyen bir ipin olması o yaşta bile saçma geliyordu. O yaş dediğim 5 - 6 civarı. Daha sonradan okula başladım, kafam farklı şeylerle meşgul oldukça bu "Düşme Mevzusu"nu unutmuş gitmiştim. Sonraları Newton, yerçekimi falan öğrendik ama onlar işin bilim kısmıydı. Bir gaye olmalı dedim durdum bu sefer de Lise dönemimde. Ta ki Üniversiteye gelip bir büyüğümle yaptığım bir sohbete kadar. Konuşma sırasında alelade bir söz ve teselli manasıyla bir arkadaşa uzun yıllardır merak ettiğim sorunun cevabını veriverdi;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;"Ayağa kalkabilmek için öncelikle düşmek gerekir"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Bu sözü duyduğumdaki sevincime ne arkadaşım ne de büyüğüm anlam verebildi, ama o anda ben çok kimseye ıvır zıvır, saçmalık olarak gelen bir duruma anlam vermiştim. Zira olay sadece düşmek ve kalkmakla alakalı değildi. Evet 5 - 6 yaşımdaki merakım sadece Düşmek ve Kalkmak üzerineydi, ama lise ve sonrasında asıl mevzu yapılan hatalar, yanlışlar ve bu yanlışların telafisine karşılık geliyordu. Yani artık "Neden düşeriz?" sorusu "Neden yanlış yaparız?, Neden hata ederiz?" e dönüşmüştü. Ve işte cevabı karşımdaydı;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;"Ayağa kalkabilmek için" yani doğru olanı görebilmek, yapabilmek için önce yanlışı görmek, gördükten sonra da doğruya yönelmek asıl önemli olan. Daha pek çok mana barındırıyor aslında bu yere düşme konusu ama uzattım yeterince daha fazlası tadını kaçırır konunuz ((:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Az önce bir alttaki Satranç ve Eskimeyen Bir Ders yazısında ufak oynamalar yaparken aklıma bir anda geldi bu yazı, daha güzel bir yazı olabilirdi belki ama kafam şu an ancak bu kadar basabildi, idare ediverin (((:&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8273735465095421417-6657560897002284446?l=www.merakettimde.com'/&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MerakEttimDe/~4/pFfg1qvqq_Q" height="1" width="1"/&gt;</description><thr:total xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0">8</thr:total></item><media:rating>nonadult</media:rating><media:description type="plain">nele var neler yok</media:description></channel></rss>
