<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;DU4GRHwyfyp7ImA9WhRRFE4.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219</id><updated>2011-11-28T01:52:05.297+02:00</updated><category term="kuert" /><category term="osmanli hazinesi" /><category term="kemalistler" /><category term="taht" /><category term="allah" /><category term="Yemek kültürü" /><category term="Yeralti zenginlikleri" /><category term="Siyaset" /><category term="kalp" /><category term="ankara antlasmasi" /><category term="Sosyal alt yapinin yikimi" /><category term="Petrol" /><category term="bi´dat" /><category term="siyahsancak" /><category term="Moskava antlasmasi" /><category term="hüküm" /><category term="Felsefe" /><category term="ermeni" /><category term="ucak manipulasyonlari" /><category term="m.kemal" /><category term="sevr" /><category term="Hükumete UYARI...." /><category term="ittihadcilar" /><category term="isyan" /><category term="Demokrasi" /><category term="sabatayistler" /><category term="gümrü anlasmasi" /><category term="seyhülislam" /><category term="Aleviler" /><category term="paris anlasmasi" /><category term="Windkraftanlagen" /><category term="Besi" /><category term="sivas kongresi" /><category term="soykirim" /><category term="Atatürk" /><category term="Kavramlar" /><category term="kürt" /><category term="ABD üsleri" /><category term="atatürkcüler" /><category term="Evlilik" /><category term="Soykirim meselesi" /><category term="kilic ali bey" /><category term="türk dili" /><category term="Derin Devlet" /><category term="fetva" /><category term="Hormon" /><category term="sander von liman" /><category term="abdulhamit" /><category term="antep" /><category term="nefis" /><category term="Tanimlar" /><category term="tsk ve yolsuzluklar" /><category term="Koniks´teki yazilarim...Hazin Akibetleri..." /><category term="MUDANYA ATESKES ANTLASMASI" /><category term="canakkale" /><category term="Atatürkcülük" /><category term="Azinlik haklari" /><category term="Kurum ve Kuruluslar" /><category term="inönü m.kemal" /><category term="Kemalistlik" /><category term="devrimler" /><category term="LOZAN BARIS ANTLASMASI" /><category term="kadinlik hormonlari" /><category term="tsk ve terör" /><category term="II. Abdulhamit" /><category term="manda anlasmasi" /><category term="Komik" /><category term="II.Abdulhamid" /><category term="irkciligimiz" /><category term="yalanci tarih" /><category term="enver pasa" /><category term="Cinsel Yasam ve islam" /><category term="120.000" /><category term="Türkiye ve Kiliseler" /><category term="musul" /><category term="islam" /><category term="Telefonhack" /><category term="londra anlasmasi" /><category term="Ergenekon" /><category term="londra" /><category term="Dogru ve Yanlislar" /><category term="Atatatürk" /><category term="tarihi yalanlar" /><category term="masonlar" /><category term="saglik" /><category term="Mutluluk" /><category term="sosyal yasam" /><category term="anlasmasi" /><category term="sarikamis" /><category term="irkcilar" /><category term="ittihatcilar" /><category term="tsk ve Rüsvet" /><category term="vahdettin" /><category term="mim´e yanasma..." /><category term="Gida" /><category term="Egitim" /><category term="anlasmalar" /><category term="ekonomi" /><category term="soyad kanunu" /><category term="Östrogen" /><category term="ehl-i sünnetci" /><category term="manda anlasm" /><category term="KARS ANTLASMASI" /><title>MiM ile FiKiR FIRTINASI - www.fikir7.com</title><subtitle type="html">www.fikir7.com
mim; 2004 ün basinda, vatanina fikirsel hizmetin, maddesel hizmetten daha da önemli oldugunu benimser ve bu tarihten 2006 nin sonuna kadar cesitli forumlarda 13.000 e yakin TÜRKIYE ve TÜRK MiLLETi icin makaleler yazar.
Bu makalelerden bir kismini ve diger yazarlardan bazi alintilari buraya alintiliyorum.</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://mim-fikir.blogspot.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://mim-fikir.blogspot.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>374</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com" /><feedburner:info uri="mimilefikirfirtinasi-wwwfikir7com" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;DkQDRHc_fip7ImA9WxVSFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-2330824784853555317</id><published>2009-01-10T07:11:00.001+02:00</published><updated>2009-01-10T07:12:55.946+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-01-10T07:12:55.946+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="manda anlasmasi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="LOZAN BARIS ANTLASMASI" /><title>LOZAN BARIS ANTLASMASI</title><content type="html">LOZAN BARIS ANTLASMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mudanya M�tarekesi sonucu, kesin bar�� antla�mas� g�r��melerine gidilmi� ve tarafs�z bir �lkenin �ehri olarak Lozan (�svi�re) g�r��melerin yap�laca�� yer olarak se�ilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Bar�� Konferans�'nda, yaln�z Yunanistan'la bir hesapla�ma ve sava�a son veren bir bar�� antla�mas� yapma s�z konusu de�ildi. Ayn� zamanda, I. D�nya Sava��'n�n galipleri ile hesapla�ma, hukuki ve siyasi y�nden uyu�mazl�klar� ��z�mleme, y�zy�llardan beri s�re gelen sorunlara ��z�m aranmaktayd�. A��k�a, "Do�u Meselesi" b�t�n konferans�n a��rl�k merkezini olu�turuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bar�� Konferans�, 20 Kas�m 1922 Sal� g�n� saat 16'da Lozan �ehrinin Mont Benon Gazinosu'nda topland�. Tarafs�z �svi�re Konfederasyonunun Ba�kan� Habab'�n konu�mas� ile a��ld�. Lord Curzon'dan sonra s�z alan �smet Pa�a (�n�n�), daha ilk andan itibaren istiklal ve hakimiyet davas�n� �nemle belirtmi�, "B�t�n medeni milletler gibi h�rriyet ve istiklal istiyoruz" diyerek sesini duyurmu�tur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konferans, 4 �ubat'da Antla�mazl�k y�z�nden kesilmi�, 23 Nisan 1923'te ikinci defa toplanarak, 24 Temmuz 1923'te Bar�� Antla�mas� imza edilmi�tir. Lozan Bar��� sekiz ayl�k �etin ve uzun bir m�zakere devresinden sonra, Lozan �niversitesi'nin t�ren salonunda imzalanm��t�r. Lozan'da imzalanan belgeler, esas Bar�� Antla�mas�, 16 adet s�zle�me, protokol, beyanname ile bir de nihai senetten ibarettir. Lozan'da imzalanan bu belgelerle, sadece bir bar�� Antla�mas� yap�lmam��, ayn� zamanda T�rkiye ile Bat� devletlerinin siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal ili�kileri yeni ba�tan d�zenlenmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Bar�� Antla�mas� �ns�z�nde, devletlerin istiklal ve hakimiyetine sayg� g�sterilmesi ilkesine yer vermi�tir. Bu ilke, yeni T�rkiye'nin 1. D�nya Sava��'n�n galipleri ile e�it �artlar alt�nda, Lozan'da siyasi bir m�cadeleye giri�ti�ini g�steren bir h�k�md�r. T�rk istiklal ve hakimiyetinin tan�nmas� bak�m�ndan da �nem arz eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esas Bar�� Antla�mas�, bir �ns�z ve 5 b�l�mden olu�an 143 maddedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Bar�� Antla�mas�'nda d�zenlenen �nemli konular a�a��da �zetle belirtilmi�tir bulunmaktad�r: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S�n�rlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G�ney S�n�r� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Ekim 1921 Ankara Antla�mas� gere�ince, Fransa ile anla��larak g�ney s�n�r� kararla�t�r�lm��, Lozan'da bu s�n�r sadece teyit edilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak s�n�r� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak s�n�r� uyu�mazl��� ��z�lememi�tir. Antla�mada, T�rk topraklar�n�n tahliyesinden itibaren, bu uyu�mazl���n dokuz ay zarf�nda dostane bir �ekilde halledilece�i belirtiliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bat� S�n�rlar�m�z &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanl�larla bat� s�n�r�, Misak-� Milli'ye uygun, Mudanya M�tarekesi'nde �n g�r�ld��� gibi, Meri� nehri s�n�r olmak �zere d�zenlenmi�tir. Karaa�a� ve �evresi Yunanl�lardan al�narak sava� tamirat� kar��l��� T�rkiye'ye b�rak�lm��t�r. Ege Denizi'nde Bozcaada ve �mroz T�rkiye'ye verilmi�tir. Ayr�ca, Yunanl�lar�n elinde b�rak�lan Anadolu k�y�s�na yak�n adalar da, askersiz hale getirilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az�nl�klar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci D�nya Sava��'na son veren bar�� antla�malar�nda az�nl�klar�n himayesine ait h�k�mler mevcuttur. Lozan Bar�� Antla�mas�'n�n bu hususla ilgili h�k�mleri incelendi�inde, az�nl�klar bir ayr�cal��a sahip olmam��lard�r. T�rk tebaas�ndan say�lan gayri M�slimlerin kanun ve hukuk d�zeni �n�nde e�itli�i s�z konusu olmu�tur. Antla�man�n 42. maddesi ile gayrim�slim az�nl�klar yarar�na olarak kabul edilen �ahsi haklar ile aile haklar�, Medeni Kanunumuzun y�r�rl��e girmesi ile �nem ve anlam�n� yitirmi�tir. B�ylece Patrikhanelerin d�nya i�lerinde ve az�nl�klar�n �ahsi muamelelerinde hi� bir yetkileri kalmam��t�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapit�lasyonlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapit�lasyonlar, adli, mali ve idari sahada yabanc�lara tan�nan imtiyaz ve muafiyetlerdir. Antla�man�n 28.maddesiyle, kapit�lasyonlar b�t�n sonu�lar� ile birlikte kald�r�lm�� ve yeni T�rkiye, y�zy�llardan beri �ekilen bir beladan sonsuza dek kurtulmu�tur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sava� Tazminatlar� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.D�nya Sava��'n�n galipleri, bizden 1.D�nya Sava�� sebebi ile tazminat talep ettiler. Ayr�ca buna ek olarak, i�gal masraflar�n�, kendi tebaalar�n�n zarar ve ziyanlar�n� da eklemi�lerdir. Sava� i�inde Almanya'dan bor� kar��l��� rehini bulunan be� milyon alt�n ve sava� y�llar�nda �ngiltere'ye sipari� edilen donanma bedeli de kendi ellerinde bulundu�undan, bizlere verilmemi� ve tamirat kar��l��� tutulmu�tur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. D�nya Sava��'na giren ma�lup devletlere ciddi bir mali y�k olan bu beladan, gelece�e bir bor� b�rak�lmadan, sadece fiilen elimizde bulunmayan mebla� kar��l�k g�sterilerek, b�y�k bir ba�ar� ile s�yr�l�nm��t�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T�rkiye, Yunanistan'�n harbin devam�ndan ve bunun neticelerinden do�an mali vaziyetini dikkate alarak, tamirat hususunda her t�rl� taleplerinden Karaa�a� ve �evresinin T�rkiye'ye b�rak�lmas� �art� ile vazge�mi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOR� SORUNU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1854'ten itibaren Birinci D�nya Sava�� sonuna kadar devam eden Osmanl� amme bor�lar�, Birinci D�nya Sava��'nda yap�lan istikrazlar da dahil, b�y�k bir yek�n te�kil ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene tertipleri �zerinde borcun taksimi yerine, sermaye �zerinden borcun taksimi ile esas bor� toplam� bir hayli azalt�lm��t�r. Di�er taraftan bu bor�lar, Osmanl� �mparatorlu�u'ndan ayr�lan devletlere de gelirle orant�l� olarak b�l�nm��t�r. Ayr�ca, Osmanl� �mparatorlu�unun Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan'a olan bor�lar� bu devletlerle de yap�lan antla�malarla 1.D�nya Sava��'n�n galiplerine devredilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanl� amme bor�lar�n�n di�er �etin bir safhas� da tediye edece�imiz bor�lar�n hangi para ile �denmesi hususunda kendini g�stermi�tir. Kar�� taraf bunu alt�n veya sterlin olarak talep etmi�tir. Biz, T�rk paras� ve Frans�z frang� olarak �demeyi teklif ettik. Aradaki fark muazzam mebla�lara varmas�na ra�men, burada da g�r���m�z kabul edilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOGAZLAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan'da imza olunan en �nemli belgelerden biri de, T�rk Bo�azlar�n�n stat�s� ile ilgili s�zle�medir. Bo�azlar sorunu, madde 23'de genel olarak yer alm��, Bar�� Antla�mas�'na ek Lozan Bo�azlar S�zle�mesi ile ayr�ca ayr�nt�l� olarak d�zenlenmi�tir. Bo�azlardan serbest ge�i�i, Bo�azlar Komisyonunun kurulmas�n�, bo�azlar�n ve civar�n�n askersiz hale getirilmesini hedef tutan ve Milletler Cemiyeti'nin de garantisini sa�layan h�k�mleri ihtiva eden bu S�zle�me, 1936'da Montr� (Montreux) Bo�azlar S�zle�mesi ile de�i�tirilmi�tir. Milli hakimiyeti s�n�rlay�c� h�k�mler kald�r�lm��, milli ��karlar�m�za uygun hale getirilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G- N�fus De�i�imi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan'da ��z�mlenen bir di�er �nemli sorun da, �stanbul'da ya�ayan Rumlarla Bat� Trakya'da ya�ayan T�rkler hari�, T�rkiye'deki b�t�n Rumlarla Yunanistan'daki T�rklerin de�i�tirilece�ini �ng�ren s�zle�menin, Bar�� Antla�mas�'na ek olarak konmas�d�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Bar�� Antla�mas�, T�rk Kurtulu� Sava��'n�n sa�lad���, T�rk milletinin hayati haklar�n� ve emellerini ger�ekle�tirdi�i bir eserdir. Lozan ayn� zamanda, Orta Do�unun en �nemli b�lgesinde, bar�� ve g�venli�i kurmak ve devam ettirmekle d�nya bar���na da hizmet etmi�tir. T�rkiye Lozan'da genel olarak, Misak-� Milli'yi ger�ekle�tirmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I. VE II. D�NEM LOZAN KONFERANSI'NA KATILAN T�RK DELEGASYONU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ba�delege �smet �n�n� (D��i�leri Bakan�) &lt;br /&gt;Delegeler Dr. R�za Nur (Sa�l�k Bakan�), Hasan Saka (Maliye Bakan�) &lt;br /&gt;Dan��manlar M�nir Erteg�n, A. Muhtar �illi, Veli Salt�, Z�lf� Tigrel, Zekai Apayd�n, Mahmut Celal Bayar, �efik Ba�man, Seniyettin Ba�ak, �evket Do�ruker, Mehmet Tevfik B�y�kl�o�lu, Tahir Taner, Nusret Metya, Yusuf Hikmet Bayur, Z�ht� �nhan, Fuat A�ral�, Mustafa �eref �zkan, ��kr� Kaya, Hamit Hasancan, Cavit Bey, Hay�m Naum, Baha Bey &lt;br /&gt;Bas�n Dan��manlar� Ru�en E�ref �nayd�n, Yahya Kemal Beyatl� &lt;br /&gt;Genel Sekreter ve Dan��man Re�it Saffet Atabinen &lt;br /&gt;Yazmanlar Ali T�rkgeldi, Mehmet Ali Balin, Cevat A��kal�n, Celal Haz�m Arar, Saffet �av, S�leyman Saip K�ran, R�fat Bey, Dr. Nihat Re�at Belger, At�f Esenbel, Sabri Artu� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : Yukar�daki delegasyon 1.D�nem Lozan Konferans�'na (20 Kas�m 1922-4 �ubat 1923) kat�lm��t�r. Bu gruptan A.Muhtar Cilli, Veli Salt�k, Z�lf� Ti�rel, M.Celal Bayar, Seniyettin Ba�ak, �evket Do�ruker, Z�ht� �nhan, ��kr� Kaya, Hamit Hasancan, Cavit Bey, Hay�m Naum, Baha Bey, Ru�en E�ref �nayd�n, Yahya Kemal Beyatl�, Re�it Saffet Atabinen, Mehmet Ali Balim, Cevat A��kal�n, Celal Haz�m Arar, Saffet �av., S�leyman Saip K�ran, II.D�nem Lozan Konferans�'na (23 Nisan-17 Temmuz 1923) kat�lmam��t�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. D�NEM LOZAN KONFERANSI'NA YEN�DEN KATILANLAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Sekreter ve Dan��man Tevfik Kamil Koperler &lt;br /&gt;Yazmanlar Naci Kenter, Hamit Eseni�, Ali Muhtar Bey, Aziz Topka�, H�sn� �zer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : Fransa, �svi�re ve Almanya'da g�revli hariciyecilerden Ferit Tek, Cemal H�sn� Taray, Cevat �st�n ve TBMM Almanya-Avusturya bas�n temsilcisi ve Servet-i F�nun dergisi sahibi Ahmet �hsan Tokg�z bir s�re konferans �al��malar�na kat�lm��lard�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GAZETEC�LER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I.D�nemde Ahmet Cevdet (�kdam), Ahmet ��kr� Esmer (Vakit), H�seyin Cahit Yal��n (Tanin). &lt;br /&gt;II.D�nemde Velid Ebuzziya (Tevhid-i Efkar), Ahmet ��kr� Esmer (Vatan), Suphi Nuri �leri (�leri), Ali Naci Karacan (Ak�am), Kerami Kurtbay (Hakimiyeti Milliye), Mecdi Sadrettin Sayman (�kdam), Kemal Salih Sel (Yeni G�n), As�m Us (Vakit), H�seyin CahitYal��n (Tanin), Ahmet Hidayet Reel (���&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-2330824784853555317?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UM82bk5yWuby9ji9g-axEd3LX7U/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UM82bk5yWuby9ji9g-axEd3LX7U/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UM82bk5yWuby9ji9g-axEd3LX7U/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/UM82bk5yWuby9ji9g-axEd3LX7U/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/kBfCFnBqQfk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2330824784853555317?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2330824784853555317?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/kBfCFnBqQfk/lozan-baris-antlasmasi.html" title="LOZAN BARIS ANTLASMASI" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2009/01/lozan-baris-antlasmasi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkUBQ346eyp7ImA9WxVSFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-870693989542181109</id><published>2009-01-10T07:09:00.002+02:00</published><updated>2009-01-10T07:10:52.013+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-01-10T07:10:52.013+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="manda anlasmasi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="MUDANYA ATESKES ANTLASMASI" /><title>MUDANYA ATESKES ANTLASMASI</title><content type="html">MUDANYA ATE�KES ANTLA�MASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Ekim 1922'de Mudanya'da toplanan konferansta T�rkiye'yi Bat� Cephesi Komutan� �smet Pa�a, B�y�k Britanya'y� General Harrington, Fransa'y� General Charpy, �talya'y� da General Mombelli temsil etmi�tir. �etin g�r��meler sonunda, Mudanya Ate�kes Antla�mas� 11 Ekim 1922'de imzalanm��t�r. Yunanl�lar, Mudanya'daki Konferansa kat�lmam��, haz�rlanan Antla�ma metnini kabullenerek �� g�n sonra imza etmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mudanya Ate�kes Antla�mas� ile T�rkiye - Yunanistan aras�nda silahl� �at��maya son verilmi�tir. Trakya, Meri� s�n�r olmak �zere T�rkiye'ye b�rak�lm��t�r. Yunanl�lar on be� g�n i�inde Trakya'y� bo�altacaklard�r. Yunanl�lardan bo�alan yerlere �tilaf Devletleri birlikleri girecek, onlar da en ge� bir ay i�erisinde, Trakya'y� T�rklere devredeceklerdir. T�rklerin Trakya'da en �ok 8000 jandarma kuvveti olacakt�r. T�rkler, Ate�kes Antla�mas�nda �ng�r�len s�n�rlar i�inde �tilaf Devletleri askeri birliklerinin bulunduklar� yerlere girmemeyi taahh�t etmektedir. Ate�kes Antla�mas� imza edildi�i tarihten �� g�n sonra y�r�rl��e girecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mudanya Ate�kes Antla�mas� g�r��melerinde, �smet Pa�a'n�n hat�ralar�nda da a��kland��� �zere, bir komutan�n siyasi alanda m�zakereler y�neten tecr�beli ve becerikli bir diplomat gibi g�r��melere kat�ld��� ve ba�ar�l� oldu�u g�r�lmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben heyeti ikamet etti�imiz binada kabul ettim. Generallere masada yer g�sterdim. Harrington'u sa��ma ald�m. Fransa temsilcisini kar��ma, �talyan generalini de soluma oturttum. Fakat ben generallere yer g�sterirken onlar biraz �a��rm�� gibi oldular. Me�er ba�kanl���, m�zakereyi idare etmeyi onlar kendileri i�in d���nmekte imi�ler."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-870693989542181109?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/8ToevKdxJBg7qjeUkaLcbCEFiq8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/8ToevKdxJBg7qjeUkaLcbCEFiq8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/8ToevKdxJBg7qjeUkaLcbCEFiq8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/8ToevKdxJBg7qjeUkaLcbCEFiq8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/cVCZ-usyba0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/870693989542181109?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/870693989542181109?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/cVCZ-usyba0/mudanya-ateskes-antlasmasi.html" title="MUDANYA ATESKES ANTLASMASI" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2009/01/mudanya-ateskes-antlasmasi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkYHSHs8fCp7ImA9WxVSFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-139795769904564231</id><published>2009-01-10T06:54:00.002+02:00</published><updated>2009-01-10T07:08:59.574+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-01-10T07:08:59.574+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ankara antlasmasi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="manda anlasmasi" /><title>ANKARA ANTLASMASI (21 EKiM 1921)</title><content type="html">ANKARA ANTLASMASI (21 EKiM 1921)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya Savasi'ndan sonra tereddütleri ortadan kalkan Fransa, iktisadi ve kültürel konularda ayricalik isteklerinden de vazgecerek, 20 Ekim 1921'de Ankara'da bir Antlasma imzalamistir. Bu Antlasma ile Türkiye - Fransa arasinda silahli catisma son buluyor, giney sinirimiz da tespit ediliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moskova Antlasmasi ile dogu meselesini cözdügü gibi, Ankara Antlasmasiyla da güney meselesi cözülmüs oluyordu. Bu Antlasma, silah, cephane ve malzeme saglanmasi yolunda güney sinirizdan yararlanma imkani verdigi gibi, batida Yunan saldirisina rahatlikla karsi koymak firsatini da veriyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Antla�mas� ile, &lt;br /&gt;1. iki devlet aras�nda sava� hali sona ermi�tir. &lt;br /&gt;2. �ki devlet aras�nda b�t�n esirlerin de�i�imi yap�lacakt�r. &lt;br /&gt;3. Bo�alt�lan topraklarda genel af ilan edilecektir. &lt;br /&gt;4. �skenderun b�lgesinde �zel bir y�netim (idari rejim) uygulanacakt�r. T�rk �rk�ndan olan bu b�lgenin sakinleri, k�lt�rlerinin geli�mesi i�in her t�rl� kolayl�ktan yararlanacaklard�r. T�rk�e resmi dil olacakt�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antla�mada, &lt;br /&gt;5. T�rkiye ile Suriye aras�nda yeni bir s�n�r belirlenmekteydi. &lt;br /&gt;6. Bu s�n�rla, Kilikya b�lgesinin �nemli bir b�l�m� ve Ba�dat demiryolunun b�y�k bir k�sm� T�rkiye s�n�rlar� i�inde kalmaktayd�. S�n�r, �skenderun K�rfezi �zerinden Payas mevkiinin hemen g�neyinden ba�layarak, Meydan� Ekber'e kadar uzamaktayd�. Suriye ile aram�zda �izilen bu s�n�r, Lozan Bar�� Antla�mas� ile sadece teyit edilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Antla�mas� ile, &lt;br /&gt;7. I.D�nya Sava��'n�n galiplerinden biri, Misak-� Milli'yi tan�m�� ve Ankara H�k�meti ile Fransa aras�nda olumlu ili�kiler ba�lat�lm�� oluyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;\\\\\\\\\\*/////////////&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUDANYA ATE�KES ANTLA�MASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Ekim 1922'de Mudanya'da toplanan konferansta T�rkiye'yi Bat� Cephesi Komutan� �smet Pa�a, B�y�k Britanya'y� General Harrington, Fransa'y� General Charpy, �talya'y� da General Mombelli temsil etmi�tir. �etin g�r��meler sonunda, Mudanya Ate�kes Antla�mas� 11 Ekim 1922'de imzalanm��t�r. Yunanl�lar, Mudanya'daki Konferansa kat�lmam��, haz�rlanan Antla�ma metnini kabullenerek �� g�n sonra imza etmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mudanya Ate�kes Antla�mas� ile T�rkiye - Yunanistan aras�nda silahl� �at��maya son verilmi�tir. Trakya, Meri� s�n�r olmak �zere T�rkiye'ye b�rak�lm��t�r. Yunanl�lar on be� g�n i�inde Trakya'y� bo�altacaklard�r. Yunanl�lardan bo�alan yerlere �tilaf Devletleri birlikleri girecek, onlar da en ge� bir ay i�erisinde, Trakya'y� T�rklere devredeceklerdir. T�rklerin Trakya'da en �ok 8000 jandarma kuvveti olacakt�r. T�rkler, Ate�kes Antla�mas�nda �ng�r�len s�n�rlar i�inde �tilaf Devletleri askeri birliklerinin bulunduklar� yerlere girmemeyi taahh�t etmektedir. Ate�kes Antla�mas� imza edildi�i tarihten �� g�n sonra y�r�rl��e girecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mudanya Ate�kes Antla�mas� g�r��melerinde, �smet Pa�a'n�n hat�ralar�nda da a��kland��� �zere, bir komutan�n siyasi alanda m�zakereler y�neten tecr�beli ve becerikli bir diplomat gibi g�r��melere kat�ld��� ve ba�ar�l� oldu�u g�r�lmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben heyeti ikamet etti�imiz binada kabul ettim. Generallere masada yer g�sterdim. Harrington'u sa��ma ald�m. Fransa temsilcisini kar��ma, �talyan generalini de soluma oturttum. Fakat ben generallere yer g�sterirken onlar biraz �a��rm�� gibi oldular. Me�er ba�kanl���, m�zakereyi idare etmeyi onlar kendileri i�in d���nmekte imi�ler." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;\\\\\\\\\\*/////////////&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LOZAN BARI� ANTLA�MASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mudanya M�tarekesi sonucu, kesin bar�� antla�mas� g�r��melerine gidilmi� ve tarafs�z bir �lkenin �ehri olarak Lozan (�svi�re) g�r��melerin yap�laca�� yer olarak se�ilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Bar�� Konferans�'nda, yaln�z Yunanistan'la bir hesapla�ma ve sava�a son veren bir bar�� antla�mas� yapma s�z konusu de�ildi. Ayn� zamanda, I. D�nya Sava��'n�n galipleri ile hesapla�ma, hukuki ve siyasi y�nden uyu�mazl�klar� ��z�mleme, y�zy�llardan beri s�re gelen sorunlara ��z�m aranmaktayd�. A��k�a, "Do�u Meselesi" b�t�n konferans�n a��rl�k merkezini olu�turuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bar�� Konferans�, 20 Kas�m 1922 Sal� g�n� saat 16'da Lozan �ehrinin Mont Benon Gazinosu'nda topland�. Tarafs�z �svi�re Konfederasyonunun Ba�kan� Habab'�n konu�mas� ile a��ld�. Lord Curzon'dan sonra s�z alan �smet Pa�a (�n�n�), daha ilk andan itibaren istiklal ve hakimiyet davas�n� �nemle belirtmi�, "B�t�n medeni milletler gibi h�rriyet ve istiklal istiyoruz" diyerek sesini duyurmu�tur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konferans, 4 �ubat'da Antla�mazl�k y�z�nden kesilmi�, 23 Nisan 1923'te ikinci defa toplanarak, 24 Temmuz 1923'te Bar�� Antla�mas� imza edilmi�tir. Lozan Bar��� sekiz ayl�k �etin ve uzun bir m�zakere devresinden sonra, Lozan �niversitesi'nin t�ren salonunda imzalanm��t�r. Lozan'da imzalanan belgeler, esas Bar�� Antla�mas�, 16 adet s�zle�me, protokol, beyanname ile bir de nihai senetten ibarettir. Lozan'da imzalanan bu belgelerle, sadece bir bar�� Antla�mas� yap�lmam��, ayn� zamanda T�rkiye ile Bat� devletlerinin siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal ili�kileri yeni ba�tan d�zenlenmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Bar�� Antla�mas� �ns�z�nde, devletlerin istiklal ve hakimiyetine sayg� g�sterilmesi ilkesine yer vermi�tir. Bu ilke, yeni T�rkiye'nin 1. D�nya Sava��'n�n galipleri ile e�it �artlar alt�nda, Lozan'da siyasi bir m�cadeleye giri�ti�ini g�steren bir h�k�md�r. T�rk istiklal ve hakimiyetinin tan�nmas� bak�m�ndan da �nem arz eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esas Bar�� Antla�mas�, bir �ns�z ve 5 b�l�mden olu�an 143 maddedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Bar�� Antla�mas�'nda d�zenlenen �nemli konular a�a��da �zetle belirtilmi�tir bulunmaktad�r: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S�n�rlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G�ney S�n�r� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 Ekim 1921 Ankara Antla�mas� gere�ince, Fransa ile anla��larak g�ney s�n�r� kararla�t�r�lm��, Lozan'da bu s�n�r sadece teyit edilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak s�n�r� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak s�n�r� uyu�mazl��� ��z�lememi�tir. Antla�mada, T�rk topraklar�n�n tahliyesinden itibaren, bu uyu�mazl���n dokuz ay zarf�nda dostane bir �ekilde halledilece�i belirtiliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bat� S�n�rlar�m�z &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanl�larla bat� s�n�r�, Misak-� Milli'ye uygun, Mudanya M�tarekesi'nde �n g�r�ld��� gibi, Meri� nehri s�n�r olmak �zere d�zenlenmi�tir. Karaa�a� ve �evresi Yunanl�lardan al�narak sava� tamirat� kar��l��� T�rkiye'ye b�rak�lm��t�r. Ege Denizi'nde Bozcaada ve �mroz T�rkiye'ye verilmi�tir. Ayr�ca, Yunanl�lar�n elinde b�rak�lan Anadolu k�y�s�na yak�n adalar da, askersiz hale getirilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az�nl�klar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci D�nya Sava��'na son veren bar�� antla�malar�nda az�nl�klar�n himayesine ait h�k�mler mevcuttur. Lozan Bar�� Antla�mas�'n�n bu hususla ilgili h�k�mleri incelendi�inde, az�nl�klar bir ayr�cal��a sahip olmam��lard�r. T�rk tebaas�ndan say�lan gayri M�slimlerin kanun ve hukuk d�zeni �n�nde e�itli�i s�z konusu olmu�tur. Antla�man�n 42. maddesi ile gayrim�slim az�nl�klar yarar�na olarak kabul edilen �ahsi haklar ile aile haklar�, Medeni Kanunumuzun y�r�rl��e girmesi ile �nem ve anlam�n� yitirmi�tir. B�ylece Patrikhanelerin d�nya i�lerinde ve az�nl�klar�n �ahsi muamelelerinde hi� bir yetkileri kalmam��t�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapit�lasyonlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapit�lasyonlar, adli, mali ve idari sahada yabanc�lara tan�nan imtiyaz ve muafiyetlerdir. Antla�man�n 28.maddesiyle, kapit�lasyonlar b�t�n sonu�lar� ile birlikte kald�r�lm�� ve yeni T�rkiye, y�zy�llardan beri �ekilen bir beladan sonsuza dek kurtulmu�tur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sava� Tazminatlar� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.D�nya Sava��'n�n galipleri, bizden 1.D�nya Sava�� sebebi ile tazminat talep ettiler. Ayr�ca buna ek olarak, i�gal masraflar�n�, kendi tebaalar�n�n zarar ve ziyanlar�n� da eklemi�lerdir. Sava� i�inde Almanya'dan bor� kar��l��� rehini bulunan be� milyon alt�n ve sava� y�llar�nda �ngiltere'ye sipari� edilen donanma bedeli de kendi ellerinde bulundu�undan, bizlere verilmemi� ve tamirat kar��l��� tutulmu�tur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. D�nya Sava��'na giren ma�lup devletlere ciddi bir mali y�k olan bu beladan, gelece�e bir bor� b�rak�lmadan, sadece fiilen elimizde bulunmayan mebla� kar��l�k g�sterilerek, b�y�k bir ba�ar� ile s�yr�l�nm��t�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T�rkiye, Yunanistan'�n harbin devam�ndan ve bunun neticelerinden do�an mali vaziyetini dikkate alarak, tamirat hususunda her t�rl� taleplerinden Karaa�a� ve �evresinin T�rkiye'ye b�rak�lmas� �art� ile vazge�mi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BOR� SORUNU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1854'ten itibaren Birinci D�nya Sava�� sonuna kadar devam eden Osmanl� amme bor�lar�, Birinci D�nya Sava��'nda yap�lan istikrazlar da dahil, b�y�k bir yek�n te�kil ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene tertipleri �zerinde borcun taksimi yerine, sermaye �zerinden borcun taksimi ile esas bor� toplam� bir hayli azalt�lm��t�r. Di�er taraftan bu bor�lar, Osmanl� �mparatorlu�u'ndan ayr�lan devletlere de gelirle orant�l� olarak b�l�nm��t�r. Ayr�ca, Osmanl� �mparatorlu�unun Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan'a olan bor�lar� bu devletlerle de yap�lan antla�malarla 1.D�nya Sava��'n�n galiplerine devredilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanl� amme bor�lar�n�n di�er �etin bir safhas� da tediye edece�imiz bor�lar�n hangi para ile �denmesi hususunda kendini g�stermi�tir. Kar�� taraf bunu alt�n veya sterlin olarak talep etmi�tir. Biz, T�rk paras� ve Frans�z frang� olarak �demeyi teklif ettik. Aradaki fark muazzam mebla�lara varmas�na ra�men, burada da g�r���m�z kabul edilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BO�AZLAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan'da imza olunan en �nemli belgelerden biri de, T�rk Bo�azlar�n�n stat�s� ile ilgili s�zle�medir. Bo�azlar sorunu, madde 23'de genel olarak yer alm��, Bar�� Antla�mas�'na ek Lozan Bo�azlar S�zle�mesi ile ayr�ca ayr�nt�l� olarak d�zenlenmi�tir. Bo�azlardan serbest ge�i�i, Bo�azlar Komisyonunun kurulmas�n�, bo�azlar�n ve civar�n�n askersiz hale getirilmesini hedef tutan ve Milletler Cemiyeti'nin de garantisini sa�layan h�k�mleri ihtiva eden bu S�zle�me, 1936'da Montr� (Montreux) Bo�azlar S�zle�mesi ile de�i�tirilmi�tir. Milli hakimiyeti s�n�rlay�c� h�k�mler kald�r�lm��, milli ��karlar�m�za uygun hale getirilmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G- N�fus De�i�imi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan'da ��z�mlenen bir di�er �nemli sorun da, �stanbul'da ya�ayan Rumlarla Bat� Trakya'da ya�ayan T�rkler hari�, T�rkiye'deki b�t�n Rumlarla Yunanistan'daki T�rklerin de�i�tirilece�ini �ng�ren s�zle�menin, Bar�� Antla�mas�'na ek olarak konmas�d�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lozan Bar�� Antla�mas�, T�rk Kurtulu� Sava��'n�n sa�lad���, T�rk milletinin hayati haklar�n� ve emellerini ger�ekle�tirdi�i bir eserdir. Lozan ayn� zamanda, Orta Do�unun en �nemli b�lgesinde, bar�� ve g�venli�i kurmak ve devam ettirmekle d�nya bar���na da hizmet etmi�tir. T�rkiye Lozan'da genel olarak, Misak-� Milli'yi ger�ekle�tirmi�tir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I. VE II. D�NEM LOZAN KONFERANSI'NA KATILAN T�RK DELEGASYONU &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ba�delege �smet �n�n� (D��i�leri Bakan�) &lt;br /&gt;Delegeler Dr. R�za Nur (Sa�l�k Bakan�), Hasan Saka (Maliye Bakan�) &lt;br /&gt;Dan��manlar M�nir Erteg�n, A. Muhtar �illi, Veli Salt�, Z�lf� Tigrel, Zekai Apayd�n, Mahmut Celal Bayar, �efik Ba�man, Seniyettin Ba�ak, �evket Do�ruker, Mehmet Tevfik B�y�kl�o�lu, Tahir Taner, Nusret Metya, Yusuf Hikmet Bayur, Z�ht� �nhan, Fuat A�ral�, Mustafa �eref �zkan, ��kr� Kaya, Hamit Hasancan, Cavit Bey, Hay�m Naum, Baha Bey &lt;br /&gt;Bas�n Dan��manlar� Ru�en E�ref �nayd�n, Yahya Kemal Beyatl� &lt;br /&gt;Genel Sekreter ve Dan��man Re�it Saffet Atabinen &lt;br /&gt;Yazmanlar Ali T�rkgeldi, Mehmet Ali Balin, Cevat A��kal�n, Celal Haz�m Arar, Saffet �av, S�leyman Saip K�ran, R�fat Bey, Dr. Nihat Re�at Belger, At�f Esenbel, Sabri Artu� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : Yukar�daki delegasyon 1.D�nem Lozan Konferans�'na (20 Kas�m 1922-4 �ubat 1923) kat�lm��t�r. Bu gruptan A.Muhtar Cilli, Veli Salt�k, Z�lf� Ti�rel, M.Celal Bayar, Seniyettin Ba�ak, �evket Do�ruker, Z�ht� �nhan, ��kr� Kaya, Hamit Hasancan, Cavit Bey, Hay�m Naum, Baha Bey, Ru�en E�ref �nayd�n, Yahya Kemal Beyatl�, Re�it Saffet Atabinen, Mehmet Ali Balim, Cevat A��kal�n, Celal Haz�m Arar, Saffet �av., S�leyman Saip K�ran, II.D�nem Lozan Konferans�'na (23 Nisan-17 Temmuz 1923) kat�lmam��t�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. D�NEM LOZAN KONFERANSI'NA YEN�DEN KATILANLAR &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Sekreter ve Dan��man Tevfik Kamil Koperler &lt;br /&gt;Yazmanlar Naci Kenter, Hamit Eseni�, Ali Muhtar Bey, Aziz Topka�, H�sn� �zer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not : Fransa, �svi�re ve Almanya'da g�revli hariciyecilerden Ferit Tek, Cemal H�sn� Taray, Cevat �st�n ve TBMM Almanya-Avusturya bas�n temsilcisi ve Servet-i F�nun dergisi sahibi Ahmet �hsan Tokg�z bir s�re konferans �al��malar�na kat�lm��lard�r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GAZETEC�LER &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I.D�nemde Ahmet Cevdet (�kdam), Ahmet ��kr� Esmer (Vakit), H�seyin Cahit Yal��n (Tanin). &lt;br /&gt;II.D�nemde Velid Ebuzziya (Tevhid-i Efkar), Ahmet ��kr� Esmer (Vatan), Suphi Nuri �leri (�leri), Ali Naci Karacan (Ak�am), Kerami Kurtbay (Hakimiyeti Milliye), Mecdi Sadrettin Sayman (�kdam), Kemal Salih Sel (Yeni G�n), As�m Us (Vakit), H�seyin CahitYal��n (Tanin), Ahmet Hidayet Reel (���&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-139795769904564231?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YpCzyQlNB3kRmwBe-LUjf_Cfzek/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YpCzyQlNB3kRmwBe-LUjf_Cfzek/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YpCzyQlNB3kRmwBe-LUjf_Cfzek/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YpCzyQlNB3kRmwBe-LUjf_Cfzek/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/l23WtCeipyE" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/139795769904564231?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/139795769904564231?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/l23WtCeipyE/ankara-antlasmasi-21-ekim-1921.html" title="ANKARA ANTLASMASI (21 EKiM 1921)" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2009/01/ankara-antlasmasi-21-ekim-1921.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUUCSXwzfSp7ImA9WxVSFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-6550296331571302798</id><published>2009-01-10T06:52:00.001+02:00</published><updated>2009-01-10T06:54:28.285+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-01-10T06:54:28.285+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="KARS ANTLASMASI" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="manda anlasmasi" /><title>KARS ANTLASMASI (13 EKiM 1921)</title><content type="html">KARS ANTLA�MASI (13 EK�M 1921)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya Meydan Muharebesi'nin sa�lad��� siyasal kazan�lardan biri de, Kars Antla�mas�'yd�. Kars Antla�mas�, Do�uda daha �nce Mart 1921'de yap�lan ve Moskova Antla�mas�'yla d�zenlenen ili�kilerin geni�letilerek, Kafkas Devletlerini kapsamas�, Do�u s�n�r�m�z�n da kesinle�mesini sa�layan antla�ma olmas� a��s�ndan �nemlidir. Kars'ta 13 Ekim 1921'de imzalanan antla�maya Ermenistan, Azerbaycan, G�rcistan ve Sovyet Rusya temsilcileri de imza koymu�tur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-6550296331571302798?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/H8WfNvmeHSn56jhwTwtMoDnPcno/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/H8WfNvmeHSn56jhwTwtMoDnPcno/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/H8WfNvmeHSn56jhwTwtMoDnPcno/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/H8WfNvmeHSn56jhwTwtMoDnPcno/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/3G3BmlAJWeE" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/6550296331571302798?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/6550296331571302798?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/3G3BmlAJWeE/kars-antlasmasi-13-ekim-1921.html" title="KARS ANTLASMASI (13 EKiM 1921)" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2009/01/kars-antlasmasi-13-ekim-1921.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUYCQ3o8cCp7ImA9WxVSFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-2225482054633618892</id><published>2009-01-10T06:51:00.000+02:00</published><updated>2009-01-10T06:52:42.478+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-01-10T06:52:42.478+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Moskava antlasmasi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="manda anlasmasi" /><title>MOSKOVA ANTLASMASI (16 MART 1921)</title><content type="html">MOSKOVA ANTLA�MASI (16 MART 1921)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra Konferans�'ndaki ba�ar�s�zl��a kar��l�k, daha �nceki ili�kilerin de�erlendirilmesi amac� ile Rusya'ya giden bir TBMM Heyeti, 16 Mart 1921'de Sovyet H�k�meti ile tarihe ad� "Moskova Antla�mas�" olarak ge�en �nemli bir belge imzalad�. Ermenilere kar�� sa�lan�lan zaferden sonra, 1. �n�n� Sava��'n�n da kazan�lmas� Ruslardaki son teredd�tleri ortadan kald�rm��t�. Onlar, daha �nceden tan�d�klar� TBMM H�k�meti ile s�k� bir i�birli�i i�ine girmeyi kararla�t�rd�lar. Bu antla�maya g�re Sovyet Rusya, Sevr Antla�mas�'n� kesinlikle tan�m�yor ve TBMM H�k�metine her t�rl� maddi ve siyasal destek vermeyi taahh�t ediyordu. B�ylece, 1. �n�n� Zaferi TBMM H�k�metine hem o zaman�n ko�ullar� i�inde sa�lam bir m�ttefik kazand�rm��, hem de �tilaf Devletleri ile g�r��me masas�na oturabilece�ini g�stermi�tir. Art�k TBMM kendisini d�nyaya a�maktad�r.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-2225482054633618892?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ek7aXbNMnN1WzYqAj0jWGfmoHIU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ek7aXbNMnN1WzYqAj0jWGfmoHIU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ek7aXbNMnN1WzYqAj0jWGfmoHIU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Ek7aXbNMnN1WzYqAj0jWGfmoHIU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/SndSQ8MZOPg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2225482054633618892?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2225482054633618892?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/SndSQ8MZOPg/moskova-antlasmasi-16-mart-1921.html" title="MOSKOVA ANTLASMASI (16 MART 1921)" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2009/01/moskova-antlasmasi-16-mart-1921.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUcDSHw7cSp7ImA9WxVSFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-8495426627074439031</id><published>2009-01-10T06:48:00.000+02:00</published><updated>2009-01-10T06:51:19.209+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-01-10T06:51:19.209+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="londra anlasmasi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="manda anlasmasi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="londra" /><title>Londra Konferansi</title><content type="html">LONDRA KONFERANSI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T.B.M.M, Sevr Antla�mas�'n� kabul etmemi�, �tilaf Devletleri'ni yurttan cikarmak icin harekete gecmisti. TBMM, Milli Mücadele sirasinda Güneyde Frans�zlara kar�� ba�ar�l� olmu�, T�rk Sovyet g�r��melerini ba�latm��, Yunan ilerleyi�ini durdurmu�tu. I. �n�n� Zaferi de kazan�l�nca �tilaf Devletleri, Sevr Antla�mas�nda baz� de�i�iklikler yapmak �zere Yunanistan ve T�rkiye'nin de kat�ld��� bir konferans�n 23 �ubat 1921'de Londra'da yap�lmas�na karar verdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat TBMM'ni tan�mad�klar� i�in, konferansa yaln�zca Osmanl� H�k�metini davet ettiler. Mustafa Kemal'in de konferansa delege olarak kat�labilece�ini ya da bir temsilci yollayabilece�ini Osmanl� H�k�meti'ne bildirdiler. Osmanl� H�k�meti de itilaf devletlerinin bu �nerisini TBMM Ba�kan� Mustaf Kemal Pa�a'ya iletti. Ancak TBMM bu teklifi kabul etmedi ve �a�r�lmad��� bir konferansa, kat�lamayaca��n� bildirdi. Bunun �zerine �tilaf Devletleri, �talya'n�n arac�l��� ile TBMM'ni resmen Londra Konferans�'na �a��rd�. Konferans 23 �ubat'ta Londra'da a��ld�. �tilaf Devletleri, Sevr Antla�mas�'nda k���k de�i�iklikler yapmak istediler. T�rk delegeler buna �iddetle kar�� ��kt�lar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadrazam Tevfik Pa�a, s�z s�ras� kendisine gelince, "Ben s�z� T�rk Milletinin ger�ek temsilcisi olan T�rkiye B�y�k Millet Meclisi Ba�delegesine b�rak�yorum" diyerek konu�ma yetkisini Bekir Sami Bey (Kunduh)'e b�rakt�. Bunun �zerine, �tilaf devletleri her t�rl� g�r��meyi TBMM heyetiyle yapt�. TBMM delegeleri, Misak-� Milli'ye dayanarak Sevr Antla�mas�'n� hi�bir �ekilde kabul etmediklerini dile getirdiler. �iddetli tart��malardan sonra konferans sonu� al�namadan da��ld�. Bekir Sami Bey konferans�n da��lmas�ndan sonra sava� esirlerinin kar��l�kl� geri verilmesi ile ilgili olarak, 11 Martta Frans�zlarla, 12 Martta �talyanlarla ve 16 Martta �ngilizlerle, ayr� ayr� antla�malar imzalad�. TBMM taraf�ndan onaylanmayan bu antla�malar hi�bir zaman y�r�rl��e girmedi. Konferans, sonu� al�namamas�na ra�men, �tilaf Devletleri'nin TBMM'ni tan�malar� a��s�ndan diplomatik bir ba�ar�yd�.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-8495426627074439031?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5I2Wbc2O_QWhMdP__MUCt7eAAow/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5I2Wbc2O_QWhMdP__MUCt7eAAow/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5I2Wbc2O_QWhMdP__MUCt7eAAow/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/5I2Wbc2O_QWhMdP__MUCt7eAAow/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/BkXSGAXSQY0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/8495426627074439031?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/8495426627074439031?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/BkXSGAXSQY0/londra-konferansi.html" title="Londra Konferansi" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2009/01/londra-konferansi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CE8MSX07eyp7ImA9WxVSFUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-3847509606516328354</id><published>2009-01-10T06:45:00.000+02:00</published><updated>2009-01-10T06:48:08.303+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2009-01-10T06:48:08.303+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="manda anlasmasi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ermeni" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="gümrü anlasmasi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="anlasmalar" /><title>Gümrü Antlasmasi</title><content type="html">GÜMRÜ ANTLASMASI (2-3 Aralik-1920)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya'nin zayif durumundan yararlanarak kendi devletlerini kuran Ermeniler ve Gürcüler, Wilson ilkeleri'ni kendilerine göre yorumlayarak, Dogu Anadolu'nun kendilerine verilmesini istemislerdi. Mondros Ateskes Antlasmasi'ndan sonra, Osmanli Ordulari önce Kafkaslari ardindan Dogu Anadolu'nun sinir bölgelerini bosalttilar. Türk birliklerinin cekilmesinden sonra isgal hareketlerini hizlandiran Ermeniler, yerli Müslüman halka insanlik disi davranislarda bulundular. Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi Hükumeti, Ermenilere savas acti. TBMM, Mondros Mütarekesi karari geregi bosaltilan Kars, Artvin ve Ardahan'in tekrar geri alinmasi icin gereginin yapilmasi yolunda ayrica yetki verdi. 15. Kolordu Komutani Kazim Karabekir komutasindaki Türk Birlikleri. 28 Eylül 1920'de taarruza gecti. 29 Eylül'de Sarikamis'i, 30 Ekim'de Kars'i, 7 Kasim'da Gümrü'yü geri aldi. Ermeniler baris istediler. Görüsmelerde TBMM'ini Kazim Karabekir, Erzurum Milletvekili Süleyman Necati Bey, Erzurum Valisi Hamit Bey, Ermenistan'i ise Basbakan Aleksandr Katisyan ve beraberindekiler temsil etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-3 Aralik gecesi imzalanan Gümrü Antlasmasi söyleydi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kars ve yöresi Türkiye'ye geri verilecek; &lt;br /&gt;Ermenistan'in Türkiye'ye karsi diger devletlerle yaptigi tm antlasmalar kaldirilacak; &lt;br /&gt;Aras Nehri igdir Gölüne kadar uzanan hat Dogu siniri olarak cizilecek; &lt;br /&gt;Sevr antlasmasini ve Türkiye cikarlarina uygun olmayan antlasmalari Ermenistan hükümeti de kabul etmeyecek; &lt;br /&gt;Türkiye'deki Ermenilerle, Ermenistan'daki M�sl�manlar�n di�er yurtta�lar gibi e�it haklardan yararlanacak; &lt;br /&gt;�ki �lke aras�nda en erken vakitte diplomatik ili�kiler, telgraf ve telefon ula��mlar� kurulacak; &lt;br /&gt;T�rk koruyuculu�u alt�nda yerel �zerklik verilecek olan �tur ve Nah��van illeri kendi kaderlerini kendileri tayin edecekler; &lt;br /&gt;Ermenistan sald�r�ya u�rar ve yard�m isterse, T�rkiye ona askeri yard�m da bulunacak; &lt;br /&gt;Ermenistan silah ithal etmeyecek; &lt;br /&gt;Her iki taraf birbirinden sava� �dene�i istemeyecek; &lt;br /&gt;T�rk ordusu, Ermeni ordusu Antla�mada saptanan say�ya indirildi�i taktirde Ermeni topraklar�n� bo�altacakt�r. &lt;br /&gt;G�mr� Antla�mas�'n�n imzalanmas�ndan bir g�n sonra, Ermenistan Cumhuriyeti K�z�lordu'nun i�galine u�rad� ve Erivan'da Sovyet Ermeni Cumhuriyeti kuruldu. Sovyet Ermenistan Cumhuriyeti'nin kurulmas� ile G�mr� Antla�mas�'n�n onaylanmas� ask�ya al�nm��, antla�man�n y�r�rl��e girmesi m�mk�n olmam��t�r. Do�u Cephesi'nde kazan�lan zafer do�u s�n�rlar�n�n belirlenmesinde yararl� olmu�, �nce 16 Mart 1921 Moskova Antla�mas�, daha sonra 13 Ekim 1921 Kars Antla�mas� ile ufak de�i�ikliklerle T�rkiye ile Ermenistan aras�ndaki s�n�r belirlenmi�tir. G�mr� Antla�mas�, TBMM'nin imzalad��� ilk antla�ma olmas�ndan dolay� �nemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;\\\\\\\\\\*/////////////&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-3847509606516328354?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IXKRJ3-SqYU7JJfwpCe39dMtNKo/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IXKRJ3-SqYU7JJfwpCe39dMtNKo/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IXKRJ3-SqYU7JJfwpCe39dMtNKo/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IXKRJ3-SqYU7JJfwpCe39dMtNKo/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/pfCsCpTcdbg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/3847509606516328354?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/3847509606516328354?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/pfCsCpTcdbg/gmr-antlasmasi.html" title="Gümrü Antlasmasi" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2009/01/gmr-antlasmasi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkUDRHo7eCp7ImA9WxdWEEw.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-1811692146356842477</id><published>2008-02-11T14:34:00.001+02:00</published><updated>2008-07-02T20:04:35.400+03:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-07-02T20:04:35.400+03:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fetva" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="abdulhamit" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Atatürk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="seyhülislam" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="m.kemal" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="taht" /><title>Abdülhamit’i tahttan indiren fetva</title><content type="html">Abdülhamit’i tahttan indiren fetva  &lt;br /&gt; 11 Şubat 2008&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdülhamit’i tahttan indiren fetva&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90’ıncı ölüm yıldönümü dolayisiyle II. Abdülhamit yine gündemde. Osmanlı döneminin en çot tartışılan hükümdarı olan II. Abdülhamit, 32 yıl, 7 ay ve 27 gün imparatorluğu yönetti. 1876’nın 31 Ağustos’unda başlayan saltanat, 27 Nisan 1909 Salı günü yürek burkan bir şekilde sona ermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Abdülhamit’in hal’ edilmesiyle İmparatorluğu yöneten üç isim, peşpeşe benzeri akıbete uğrayacaktı. Sultan Abdülaziz (kimine göre intihar etti, kimine göre öldürüldü), peşinden Sultan Beşinci Murat (akli dengesini kaybettiği gerekçesiyle tahttan indirildi) ve Sultan İkinci Hamit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“31 Mart Vak’ası” olarak bilinen isyanın bastırılması, hükümdarın indirilmesi ile son bulacaktı.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R7BBU7vFI8I/AAAAAAAAAcM/-hm7uVFUYhM/s1600-h/hamit.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R7BBU7vFI8I/AAAAAAAAAcM/-hm7uVFUYhM/s320/hamit.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5165700600482309058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu olayın ayrıntıları çok hüzünlü. Ama bir yönü var ki hep gözardı edildi. İttihatçılar ya da Jön Türkler hareketinin lider kadrosunun şeyh'ül-İslamlık makamını nasıl kullandıkları konusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Harekat Ordusu, şehirdeki isyanı kanlı bir şekilde bastırdığı günlerde, sonradan İttihat ve Terakki’nin liderliğini ele geçirecek olan iki isim vardı. Biri Talat Bey (Paşa) diğeri Enver Bey (Paşa). Enver Bey, Yıldız Sarayı’nın etrafıdaki Hassa Kuvvetleri’nin son koruma çemberini de kırma peşinde idi. Talat Bey ise padişahı indirecek olan “şer’î heyet”ten fetvanın çıkması ile meşguldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşilköy’deki Yat Klübü, Meclis-i Milli’nin toplantısı için hazırlanmıştı. 7 defa II. Abdülhamit’e sadrazamlık yapan Sait Paşa kürsüde idi. Büyük bir heyecanla gelecek fetvayı bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir padişahın tahttan indirilmesi için fetva şart idi. Fetvayı, şer’i makamların en büyüğü olan Şeyhülislam hazırlayacaktı. Ama bu fetevanın şeriat hükümlerine uygun olup olmadığını tasdik edecek bir makam var idi bu da Fetva Emini idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fetva Eminliği makamında Hacı Nuri Efendi, Şeyhülislam makamında ise Ziyaeddin Efendi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mebusan Meclisi Reisi Ahmet Rıza Bey, Hacı Nuri Efendi’ye Şeyhülislam’ın kaleme aldığı fetvayı uzattı ve şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Millet artık bu zatı, saltanat ve hilafet makamında görmek istemiyor. Şeyhülislam Ziyaeddin Efendi Hazretleri ile mutabıkız. Hal' (indirme) fetvasını tebyizle (temize çekmek) meşguldürler. Şimdi zat-ı fazılanelerinden rica ediyoruz. Lütfen şer’i şerifin muhtevasına göre bu müsveddeyi imza buyurur musunuz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacı Nuri Efendi’nin gözlüğü yanında yoktu ve okuması için yanında oturan Süleyman Tevfik Bey’e uzattı. Şeyhülislam’ın kaleme aldığı metin şöyle idi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İmamül-müslimin olan Zeyd, bazı mesail-i mühimme-i şer’iyeye kütüb-ü şer’iyeden tay ve ihrac ve kütüb-ü mezkûreyi men’i hark ve ihrak, beyt’ül-mal’de tebrir ve israfla müsevvek-i şeri hilafından tasarruf ve bila sebeb-i şer’i katil ve haps ve tağrib-i raiyyet ve sair gûne mezalimi itiyat eyledikten sonra salaha rücu etmek üzere aht ve kasem etmiş iken yemininde hânis olarak ahvâl ve umûr-u müslimini bilkülliye muhtel kılacak fitne-i azime ihdasında ısrar ve mukatele ika etmekle menea-i müslimin Zeyd’i mezburun tegallübünden izale ettiklerinde bilad-i İslamiye’nin cevanib-i kesiresinden mezburu mahlû tanıdıklarına dair ihbar-ı mütevaliye vürûd edip mezburun bekasında zarar-ı muhakkak ve zevalinde salah melhûz olmağın Zeyd-i mezbura imamet ve saltanattan ferağat teklif etmek veya hal’ etmek suretlerinden hangisi erbab-ı hal ve akd ve evliya-i umûr tarafından ercah görülür ise icrası vacip olur mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fetvanının günümüz Türkçesi ile ifadesi şöyle idi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Müslümanların imamı olan kimse, bazı önemli şer’i konuları şeriat kitaplarından çıkarsa ve bu kitapları yasak etse, yaksa ve yırtsa devlet hazinesini israf edip şeriata aykırı şekilde harcasa, idare ettiği kimseleri şer’i sebep olmadan öldürse, hapsetse, sürse, başka türlü zulümleri de adet edindikten sonra doğru yola yemin etmişken sözünden dönerek Müslümanların yaşayışını tamamen bozacak şekilde fitne çıkarmakta direnip onları birbirlerine öldürtse, buna engel olacak durumdaki Müslümanlar, onun bu zora dayanan tutumunu ortadan kaldırınca, İslam memleketlerinin pek çok yerlerinden hal’ edilmiş tanıdıklarını ispatlayan haberler gelip yerinde kalmasına kesinlikle zarar ve ayrılışında iyilik düşünülürse, kendisine imamlık ve sultanlıktan vazgeçme teklif etmek veya hal’ etmek şekillerinden hangisi meseleyi çözen ve bağlayan işlerin sahibi olanlar tarafından daha iyi görülürse yapılması yerinde ve gerekli olur mu?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fetva Emini Hacı Nuri Efendi, son cümleleri bir daha okuttuktan sonra, tahttan indirmelerin hayır getirmediğini söyledi. Fetvada da “indirme” veya “çekilme”den birinin tercih edilebileceğini hatırlatan Hacı Nuri Efendi, “Ben ancak birinci şıkkı, yani imamet ve saltanattan ferağat teklifine evet derim” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtilal komitesini oluşturanlardan Talat Bey, Ahmet Rıza Bey ve Pertev Paşa ile birlikte özel bir görüşme yapmak üzere salondan ayrıldı. Bu sırada içeri İstanbul mesusu dersiam (ordinaryüs profesör) Mustafa Asım Efendi girdi. Hacı Nuri Efendi’yi bir köşeye çekti ve kulağına birşeyler fısıldadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonda bulunan Süleyman Tevfik Bey hatıralarında bu tabloyu, “Hacı Nuri Efendi yerine döndüğünde yüzü sararmış ve dudakları titriyordu” diye anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tabloyu bir köşede seyreden Şeyhülislam Ziyaeddin Efendi, Hacı Nuri Efendi’nin kararında bir değişiklik olup olmadığını sordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Birader!.. Fetva üzerine başkaca mütalaanız var mı?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacı Nuri Efendi, soruya cevap verme yerine titreyen elleri ile masanın üzerinde duran fetva nüshasını aldı, kalemi mürekkebe batırdı. Fetvanın belli yerlerine imzalar koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık 33 yıl süren saltanatın sonlandırılması için ihtilalcilerin önünde bir engel kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Abdülhamit’in 7 kez sadrazamlık mührünü teslim ettiği Sait Paşa’nın yaptıkları orada bulunanları nasıl şaşırttı. Abdülhamit düşmanlığının liderliğini nasıl yaptı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YARIN: II. Abdülhamit'in Brütüs'ü Sait Paşa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünal TANIK&lt;br /&gt;tanik@haber7.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-1811692146356842477?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d9rPK5S4kYjyWNTBCbMgvZFCSRA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d9rPK5S4kYjyWNTBCbMgvZFCSRA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d9rPK5S4kYjyWNTBCbMgvZFCSRA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d9rPK5S4kYjyWNTBCbMgvZFCSRA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/-zf8iWGEWME" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/1811692146356842477?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/1811692146356842477?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/-zf8iWGEWME/abdlhamiti-tahttan-indiren-fetva.html" title="Abdülhamit’i tahttan indiren fetva" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R7BBU7vFI8I/AAAAAAAAAcM/-hm7uVFUYhM/s72-c/hamit.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/02/abdlhamiti-tahttan-indiren-fetva.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CEMHR3kyeyp7ImA9WxZSGUU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-7932730524159833908</id><published>2008-02-02T21:58:00.000+02:00</published><updated>2008-02-02T22:00:36.793+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-02-02T22:00:36.793+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="fetva" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="hüküm" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ehl-i sünnetci" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="allah" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="bi´dat" /><title>Hüküm verme yetkisi ALLAH' tadır..</title><content type="html">"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. O'ndan başkasına değil yalnız kendisine ibadet etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmez." (Yusuf:40)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hüküm yalnız Allah'a aittir. O'na güvendim. Güvenenler de O'na güvensin." (Yusuf: 67)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İhtilafa düştüğünüz her şeyin hükmünü Allah'tan alın.." (Şura: 10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yalnız Allah'ın hükmüne çağrıldığınız zaman kabul etmiyorsunuz. Fakat (bununla birlikte, şirk unsuru olan) başka hükümler söz konusu olunca kabul ediyorsunuz. Oysa, hüküm yalnız her şeye gücü yeten Allah'a aittir." (Mü'min: 12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dünyada ve ahirette hamd Allah'adır. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz." (Kasas: 70)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah'dan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur. O'na döndürüleceksiniz." (Kasas: 88 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"(Hak onlara apaçık geldikten sonra) Onlar cahiliyyenin hükmünü (Allah'ın hükmünden başka bir hüküm) mü istiyorlar? İnanmış bir topluluk için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Maide: 50)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Size apaçık (her şeyi açıklayan) kitabı indiren Allah'ın hükmünden başka bir hüküm kabul eder miyim?" (En'am: 114)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah hüküm koymada kendine ortak kabul etmez." (Kehf: 26)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_________________________________________________________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam'a göre yeryüzünde ve gökte hakimiyet sultası yalnız Allah-u Teâlâ'ya aittir. O'ndan başka hiçbir kimseye hakimiyet konusunda herhangi bir pay yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: &lt;br /&gt;"Hiç yaratan yaratmayana denk olur mu? İbret almaz mısınız?" (Nahl: 17) &lt;br /&gt;İnsanları yaratan, yarattığı insanların maslahatını herkesten daha iyi bilir ve onları idare etmek için koyduğu kanunlar da en faydalı olan kanunlardır. Yaratıcının yarattıkları üzerine koyduğu kanunlar, hiçbir şey yaratmayan, bilakis kendisi yaratılmış olanın koyduğu kanunlara denk olur mu? Şüphesiz denk değildir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: &lt;br /&gt;Yoksa Allah'a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da yaratmaları birbirine mi benzettiler?" (Ra'd:16) &lt;br /&gt;Acaba Allah gibi yaratıcılar mı buldular da,yalnız yaratıcının hakkı olan ibadet edilme ve hüküm koyma yetkisini onlara veriyorlar? Oysa bu yetkiler yalnız yaratıcıya aittir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilmez misin ki; yer ve göklerin mülkü Allah'ındır?" (Bakara:107) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yerin ve göklerin mülkü Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür." (Hadid: 5) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göklerin ve yerlerin sahibi Allah olduğuna ve bu konuda hiç bir ortağı olmadığına göre yerlerde ve göklerde kanun koyma hakkı da yalnız O'na aittir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mülkte O'na ortak yoktur." (Furkan: 2) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce yaratıcının mülkte nasıl ki ortağı bulunmuyorsa aynı şekilde o mülkte kanun koyma hususunda da ortağı olmaması gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O Allah ki; O'ndan başka ibadete layık ilah yoktur. Dünyada ve ahirette hamd O'nadır. Hüküm de O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz." (Kasas:70) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir." (Yusuf: 40) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetlerde hükmün yalnız Allah-u Teâlâ'ya ait olduğu ve bu konuda hiç kimsenin pay sahibi olmadığı şüphe ve te'vile mahal bırakmaksızın bizlere apaçık bir şekilde bildirilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evvelde ve ahirde emir Allah'ındır." (Rum: 4) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayet, her zaman, geçmişte ve gelecekte, kıyamete kadar ve kıyametten sonra, dünyada ve ahirette hüküm verme yetkisinin yalnız Allah-u Teâlâ'ya ait olduğunu göstermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün alimler "hükmün yalnız Allah'a ait olduğu" konusunda hiçbir surette ihtilaf etmemişlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu da bir gerçektir ki; hüküm ve yasamanın yalnız Allah-u Teâlâ'ya ait olması tevhidin bir gereğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hüküm koymada Allah'a ortaklık yoktur." (Kehf: 26) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Muhammed Emin Şankıtiy bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah hüküm ve yasama konusunda hiçbir ortak kabul etmez. Hüküm yalnız O'na aittir. Hüküm vermede başkasının hiçbir yetkisi yoktur. Helal (serbest) Allah'ın helal kıldığı, haram (yasak) da Allah'ın haram kıldığıdır. Geçerli olan din Allah'ın indirdiği dindir. Geçerli olan hüküm de Allah'ın koyduğu hükümdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: &lt;br /&gt;"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. O'ndan başkasına değil yalnız kendisine ibadet etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmez." (Yusuf:40) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hüküm yalnız Allah'a aittir. O'na güvendim. Güvenenler de O'na güvensin." (Yusuf: 67) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İhtilafa düştüğünüz her şeyin hükmünü Allah'tan alın.." (Şura: 10) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yalnız Allah'ın hükmüne çağrıldığınız zaman kabul etmiyorsunuz. Fakat (bununla birlikte, şirk unsuru olan) başka hükümler söz konusu olunca kabul ediyorsunuz. Oysa, hüküm yalnız her şeye gücü yeten Allah'a aittir." (Mü'min: 12) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Dünyada ve ahirette hamd Allah'adır. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz." (Kasas: 70) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah'dan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur. O'na döndürüleceksiniz." (Kasas: 88 ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"(Hak onlara apaçık geldikten sonra) Onlar cahiliyyenin hükmünü (Allah'ın hükmünden başka bir hüküm) mü istiyorlar? İnanmış bir topluluk için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Maide: 50) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Size apaçık (her şeyi açıklayan) kitabı indiren Allah'ın hükmünden başka bir hüküm kabul eder miyim?" (En'am: 114) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunlara benzer ayetler çoktur." (Edvaul Beyan Tefsiri c:1, s:292) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Muhammed Emin ibni Muhammed El-Muhtar eş-Şankıtiy: Moritanya’ya ait Tinya beldesinde h. 1325 senesinde doğmuştur.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-7932730524159833908?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/faavXfYjfsPDAsQmPEofschrmrw/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/faavXfYjfsPDAsQmPEofschrmrw/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/faavXfYjfsPDAsQmPEofschrmrw/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/faavXfYjfsPDAsQmPEofschrmrw/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/NbPorDWiD-Y" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/7932730524159833908?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/7932730524159833908?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/NbPorDWiD-Y/hkm-verme-yetkisi-allah-tadr.html" title="Hüküm verme yetkisi ALLAH' tadır.." /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/02/hkm-verme-yetkisi-allah-tadr.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A04ERXo-fyp7ImA9WxZSGEQ.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-275969746067677132</id><published>2008-02-01T23:01:00.000+02:00</published><updated>2008-02-01T23:05:04.457+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-02-01T23:05:04.457+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kemalistler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Derin Devlet" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="atatürkcüler" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ittihatcilar" /><title>Lionslar başörtü özgürlüğüne karşı</title><content type="html">Lionslar başörtü özgürlüğüne karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılması yönünde yapılan çalışmalara bir karşı duruş da Türkiye Lions Kulüpleri Konfederasyonu'ndan geldi.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R6OI_ko89cI/AAAAAAAAAcE/wIlSc0K2RUE/s1600-h/lions2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R6OI_ko89cI/AAAAAAAAAcE/wIlSc0K2RUE/s320/lions2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162120223645300162" /&gt;&lt;/a&gt;       &lt;br /&gt;Lionslar başörtü özgürlüğüne karşı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanan bir ilanla görüşlerini açıklayan Türkiye Lions klüpleri konfederasyonu, Yüksek öğrenimde başörtüsü yasağının kaldırılması yönündeki çalışmaları kaygı ile izlediklerini açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R6OI4ko89bI/AAAAAAAAAb8/TxtvmrZT5Kk/s1600-h/lions1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R6OI4ko89bI/AAAAAAAAAb8/TxtvmrZT5Kk/s320/lions1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162120103386215858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lions konfederasyonu, başörtüsü yasağının kaldırılmasına yönelik çalışmaların Laiklik ilkesine karşı yapılmış bir hareket olarak değerlendirdirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-275969746067677132?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PQpbyfeQlzLfZxsCzDhJ1NAJvC8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PQpbyfeQlzLfZxsCzDhJ1NAJvC8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PQpbyfeQlzLfZxsCzDhJ1NAJvC8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/PQpbyfeQlzLfZxsCzDhJ1NAJvC8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/dKOJvWe4pWU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/275969746067677132?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/275969746067677132?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/dKOJvWe4pWU/lionslar-bart-zgrlne-kar.html" title="Lionslar başörtü özgürlüğüne karşı" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R6OI_ko89cI/AAAAAAAAAcE/wIlSc0K2RUE/s72-c/lions2.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/02/lionslar-bart-zgrlne-kar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DUMGRng_fip7ImA9WxZSF08.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-5161696207735990651</id><published>2008-01-30T23:10:00.000+02:00</published><updated>2008-01-30T23:10:27.646+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-30T23:10:27.646+02:00</app:edited><title>alkis</title><content type="html">&lt;a href="http://www.jappy.de/user/knackige/galeriebild/7190593?&amp;amp;start=2"&gt;knackige: - jappy.de&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-5161696207735990651?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wCzgMlJ1QTT4Wx1vliRwkfLBkME/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wCzgMlJ1QTT4Wx1vliRwkfLBkME/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wCzgMlJ1QTT4Wx1vliRwkfLBkME/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/wCzgMlJ1QTT4Wx1vliRwkfLBkME/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/0jPp1kM3WQU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="related" href="http://www.jappy.de/user/knackige/galeriebild/7190593?&amp;start=2" title="alkis" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/5161696207735990651?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/5161696207735990651?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/0jPp1kM3WQU/alkis.html" title="alkis" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/01/alkis.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ak4BQn44eyp7ImA9WxZTGEk.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-2595469437817258266</id><published>2008-01-20T16:15:00.000+02:00</published><updated>2008-01-20T19:09:13.033+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-20T19:09:13.033+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="tarihi yalanlar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Atatürk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="vahdettin" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="yalanci tarih" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ittihatcilar" /><title>M. Kemal'i Vahdettin mi gönderdi?</title><content type="html">Mustafa Kemal, Samsun’a giderken Sultan Vahdeddin’den destek aldı mı? Padişahın M.Kemal'e 40 bin lira verdiği doğru mu? İngiliz belgelerine dayanan çarpıcı bilgiler:&lt;br /&gt;20 Ocak 2008 12:50&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Kemal'i Vahdettin mi gönderdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GiRiS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asagidaki bilgileri dikkate almadan önce, Bazi hususlarin hatirlanmasinda yarar vardir.&lt;br /&gt;Sevr anlasmasinin dayatmalarina göre; Osmanli Devleti egemenligini isgalci güclere teslim etmisti ve Saraydaki Padisah Vahdettin isgalci güclerinin, burada Ingilizlerin emrinde idi.&lt;br /&gt;Sevr´e göre Türk Ordusu lagvedilmis, Komutanlar görevlerinden azledilmis, Silah, ve mühimmat isgalcilerin emrine verilmisti.&lt;br /&gt;Isgalle birlikte Anadoludaki Türk halki isgalcilere karsi koymaya baslamislardi bile. Görevlerinden azledilen Osmanli komutanlari; her bölgenin her yöresinde Anadoludaki bu direnis hareketlerini, kuvayy-i milliye adi verilen illegal teskilatlari kurarak  altinda  birlestirmislerdi. Bu teskilatlarin ihtiyaci olan silah ve mühimmat ise; isgal güclerinin zapturrapt altina aldiklari osmanli mühimmat ve silahlarinin calinmasi ile saglanmisti.&lt;br /&gt;Kisacasi Osmanli ordusunun adi degistirilmisti ve kuvayy-i milliye teskilati yapilmisti. Tam disiplinli ve organizeli birliklerdi kuvayy-i milli birlikleri.&lt;br /&gt;Sevr isgali ile baslayan isgale karsi istiklal savasi baslatilmis kuvayy-i milliyeciler tarafindan ve Anadolunun geneli Isgalcilerden arindirilmisti.&lt;br /&gt;Her yöre, blge ve yerde yüzlerce kuvayy-i milliye teskilati vardi ve bu kurtarilmis yöreler, bölgeler ve yerler bu teskilatlarca yönetiliyordu.&lt;br /&gt;Vahdettin´e göre bu kuvayy-i milliye teskilatlarini birlestirerek, bir bayrak bir devlet altina toparlamak sart idi.&lt;br /&gt;1917 yilinde Filistin , 1918 yilinda Suriye Cephelerini,  izin almadan terkeden, 120.000 askeri bassiz birakarak, süngülenerek öldürülmelerine neden  olan ve 60.000 askerimizin esir alinarak misir´a gönderilmesine neden olan M.Kemal ise;  bu gercekleri degilde, tam tersini telgrafla saraya bildirmisti.&lt;br /&gt;Bu gerceklerden bihaber olan Vahdettin de basarili, muzaffer komutan zannettigi M.Kemal´i yeni Türk Devletini kurmak icin görevlendirir. (BKZ. Sander von Liman´in hatiratlari)&lt;br /&gt;Yeni Türk Devletini kurma projesi, isgalcilerin aleyhine oldugundan, bu projenin baska bir proje ile kamufle edilmesi gerekiyordu.&lt;br /&gt;Bu esnada Pontuslulara karsi kuvayy-i milliyeciler aman verdirtmiyorlardi. Pontuslularda ingilizlerden yardim istiyorlardi. Bunu bahane eden Vahdettin, ingilizlerden bu is icin izin ister.&lt;br /&gt;Aslinda Vahdettin, Yeni bir Türk devletini kurdurmak icin, Pontus meselesini bahane etmistir.&lt;br /&gt;Ingilizlerin bu ard niyetinden Vahdettinin bihaber olmalarida normaldir.&lt;br /&gt;Asagidaki bilgi ve belgelerin bu isik altinda degerlendirilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Bülent GÜNAL'ın haberi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNGİLİZ BELGELERİNE GÖRE CUMHURİYET TARİHİNİN BİTMEYEN TARTIŞMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R5NX_bFcbbI/AAAAAAAAAbk/nWUh2FwKjO4/s1600-h/vahd2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R5NX_bFcbbI/AAAAAAAAAbk/nWUh2FwKjO4/s320/vahd2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157562745383316914" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere’deki Foreign Office’te bulunan belgelere göre Vahdeddin, Mustafa Kemal’i Samsun’a Pontus devletine engel olmak ve milli mücadeleyi başlatmak 40 bin lirayla yolladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Hülagü’nün İngiliz belgelerinde yaptığı çalışmaya göre Vahdeddin, Mustafa Kemal Samsun’a çıktıktan iki ay sonra İngiltere’ye iltica başvurusunda bulunmuş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erciyes Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyeleri’nden Prof. Dr. Metin Hülagü’nün son padişah Vahdeddin ile ilgili İngiliz belgelerine dayanan araştırması büyük ses getirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez VATAN’da yer alan belgelerle Vahdeddin’in son günleri, Atatürk ile olan ilişkisi ve gurbetteki yıllarıyla ilgili çarpıcı iddialar tarihçiler arasında da tartışmalara yol açmıştı. Prof. Hülagü’nün Londra’daki Foreign Office (Yabancılar Ofis)’te yaptığı 3 yıllık araştırma, ’Yurtsuz Padişah Vahdeddin’ adıyla Timaş yayınları tarafından kitap haline getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta ilk kez yayınlanan belgeler, çarpıcı iddialar yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belgeler özellikle Sultan Vahdeddin’in tahta geçişinden öldüğü 1926 yılına kadar yaşadıklarını aydınlatırken; Osmanlı Hanedan üyelerinin 1940’lı yıllardaki sıkıntılarını, çırpınışlarını ve dünya liderlerinden ilginç isteklerini de gözler önüne seriyor. Son Osmanlı padişahı Vahdeddin ile Mustafa Kemal arasındaki ilişki her zaman büyük merak konusu olmuştu. Vahdeddin ve Mustafa Kemal aynı davaya mı inanıyorlardı yoksa can düşmanlar mıydı? Mustafa Kemal Samsun’a büyük yetkilerle giderken acaba iddia edildiği gibi Vahdeddin’den maddi bir destek de almış mıydı? Vahdeddin İngiltere’ye kaçmayı ilk olarak ne zaman planladı? Kitap İngiliz belgelerinde bu soruların yanıtlarını arıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YETKİLİ GİTTİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samsun’a giden Mustafa Kemal’in yetkilerinin ilgili vilayetlere İçişleri Bakanlığı tarafından duyurulduğunu gösteren belge.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40 bin lira verdi&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R5NYWLFcbcI/AAAAAAAAAbs/ovho41j_xr8/s1600-h/vahd4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R5NYWLFcbcI/AAAAAAAAAbs/ovho41j_xr8/s320/vahd4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157563136225340866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İşte büyük tartışma... Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak sadece Türkiye’nin kaderini değil, dünya tarihini de değiştirmişti. Peki Mustafa Kemal, Samsun’a giderken padişah Vahdeddin’den destek aldı mı? Prof. Hülagü bu tarihi tartışmanın İngiliz belgelerine de yansıdığını belirtiyor: “Mustafa Kemal’in Anadolu’ya kimin iradesi ile gittiği ve Anadolu topraklarına kimin kararı ile nasıl ayak bastığı birçok tarihçi, siyasî ve araştırmacı tarafından henüz üzerinde mutabakata varılamayan bir konu. Ancak İngiliz belgelerine göre söz konusu iradenin sahibi Sultan Vahdeddin’in ta kendisi. Belgelere göre Vahdeddin, Anadolu’ya göndermek üzere güvendiği kumandanlar arasında Mustafa Kemal’i tercih etti. Bu vesikalara göre Vahdeddin, Karadeniz bölgesinde bir Pontus devleti oluşumuna imkân vermemek ve görünürde kuzey bölgesini teftiş etmek, esasta ise ileriki zamanlarda Türk İstiklal Harbi diye adlandırılacak olan millî direnişi örgütlemek üzere, büyük yetkiler ve 40 bin liralık bir tahsisatla 1919 Mayısı’nda Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderdi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahttan çekilirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz belgelerine göre Mustafa Kemal’i Anadolu’ya para vererek bizzat Vahdeddin gönderdi. Ancak Prof. Hülagü bu iki ismin daha sonra birbirleriyle ihtilafa düştüğünü hatta ihtilafın ötesinde birbirinin amansız can düşmanları haline geldiklerini belirtiyor: ” Vahdeddin ile Mustafa Kemal arasındaki ihtilafın en önemli nedenlerinden biri Mustafa Kemal Paşa’nın Harbiye Nazırı olma talebine Vahdeddin’in İngiltere’ye danıştıktan ve reddedilmesi gerektiği cevabını almasından sonra verdiği ret cevabı da etkili olmuştur. Vahdeddin ile başta Mustafa Kemal olmak üzere milliyetçiler arasındaki anlaşmazlık ilerleyen tarihlerde daha da arttı ve uzlaşmazlıktan çıkıp çatışmaya dönüştü. 4 Ekim 1920 tarihinde Amiral Sir J. de Robeck tarafından Earl Curzon’a gizli ve hususi kaydıyla gönderilen yazıda, Vahdeddin’in milliyetçi eğilimleri bulunan bir hükümet ile çalışmaktansa tahttan çekilmeyi tercih edeceğini, zira Sultan’ın artık tahammül edemez bir duruma geldiği belirtilmiştir. “&lt;br /&gt;Samimi değildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖDENEĞİN BELGESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Kemal’e hükümet tarafından ödenek gönderildiğini gösteren belge.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Hülagü Vahdeddin’in milliyetçilerle sonraki dönemlerdeki, diyalog oluşturma arayışlarının kendisinin de ifade ettiği biçimiyle, samimi olmadığını ifade ediyor: ”Vahdeddin Eylül 1922 tarihinde İstanbul’da bulunan İngiliz temsilcisi ile yaptığı görüşmede, oyalamak ve vakit kazanmak üzere Milliyetçilere karşı hoşgörülü bir tavır sergilemesinin İngilizler açısından herhangi bir mahzur taşıyıp taşımadığını sormuş. Bu durum ise onun bu dönemdeki uzlaşı arayışlarındaki samimiyetinin derecesini açıkça ortaya koyan bir gelişme.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Bunlar bir avuç çete’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pekİ Vahdeddin Ankara Hükümeti’nin önde gelenleri hakkında ne düşünüyordu? Prof. Hülagü, tarihi vesikalada yer alan ifadelere göre Vahdeddin milli mücadeleyi yürütenler hakkındaki düşüncelerini şöyle açıklıyor:&lt;br /&gt;“Bu ’bir avuç çete’savaşta üstünlük sağlamıştır. Bu ’çete’sayıları az olmakla birlikte, halkın itaatkârlıkları, çekingenlikleri ve fakirliklerinden istifade ederek onlar üzerinde büyük bir baskı oluşturmuşlardır. Ülkenin içinde bulunduğu durumun sorumluluğu nüfusun ancak yüzde onunu teşkil eden bu ’çete’nin üzerinedir . Söz konusu ’çete’nin güç ve kuvvetleri, istikbaldeki menfaatlerini düşünen, 16 bin subayın yardımına dayanmaktadır. Yine Sultan Vahdeddin’e göre Ankara liderlerini bu ülkeye bağlayan ne kan ne de başka bağ bulunmaktadır.”&lt;br /&gt;Prof. Hülagü, Vahdeddin’in milli mücadele kahramanlarının Türk olmadığı iddiasıyla ilgili şunları söylüyor: “İngiliz istihbarat kaynaklarının yaptıkları araştırmaya göre ise Refet Paşa ile çocukluktan beri arkadaş olan Mustafa Kemal ne Yahudi’dir, ne de damarlarında Yahudi kanı bulunmaktadır. Mustafa Kemal aslen göçebe bir Türk’tür. Ankara’da açılmış bulunan Büyük Millet Meclisi’nde Maliye Bakanı Reşad Bey’den başka Yahudi de bulunmamaktadır. Yine İngiliz vesikalarının nitelemesiyle Mustafa Kemal her zaman için üstün meziyetlere sahip olmuş biridir. Dahası dürüsttür ve birçok önemli makam ve görevlerde bulunduğu halde zimmetine para geçirmemiştir.”&lt;br /&gt;Vahdeddin İngilizlere Mustafa Kemal’i gayet iyi tanıdığını söylüyor ve ilginç bir tanımlama yapıyor: “Mustafa Kemal’i Londra’da yirmi yahut otuz yıl kalması sağlansa yahut bir dağın tepesinde 24 saat tutulsa bile o tekrar eski haline döner.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zafer karşısında sessiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hülagü'nün Yurtsuz İmparator Vahdeddin adlı kitabında Anadolu hareketeninin başarı kazanması karşısında son padişahın tepkisi konusunda da ilginç tespitler bulunuyor: “Mustafa Kemal önderliğindeki hareketin 1922 yılında Yunanlılara karşı elde etmiş olduğu başarı karşısında Sultan Vahdeddin, kutlamada bulunması yolunda kendisine yapılan baskıları inatla reddetmiş, Ankara’nın söz konusu başarılarını kutlamaktansa sessiz kalma yoluna gitmiştir. Sultan Vahdeddin Milliyetçi hareketin 1922 yılında Yunanlılara karşı Anadolu’da elde etmiş olduğu başarıyı Milliyetçi liderlerle kendisi arasındaki mevcut anlaşmazlıklar dolayısıyla kutlamaktan kaçınmışsa da, Anadolu’da kazanılan zaferleri kutlamak yahut şehit olanların ruhlarına dua ve niyazda bulunmak üzere İstanbul camilerinde tertip edilen törenlere katılmaktan da geri kalmamıştır. Bu anlamda Anadolu’da şehit düşenler hatırasına olmak üzere 15 Eylül 1922 tarihinde Süleymaniye Camii’nde ve Ayasofya Camii bahçesinde düzenlenen törenlere iştirak etmiş, tebasıyla birlikte saf tutmuş, şehitlerin ruhu için duada bulunmuştur.”&lt;br /&gt;Zafer karşısında suskun kalan ve 15 Eylül’de şehitler için okunan dualara katılan son padişah bundan iki ay sonra bir İngiliz gemisiyle İstanbul’u terk etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Enver Paşa’ya karşı kozuydu’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PROF. Dr. Metin Hülagü Veliahd Vahdeddin ile Mustafa Kemal arasındaki ilişkinin Birinci Dünya Savaşı öncesine dayandığını belirtiyor: “Veliahd Vahdeddin I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ni temsilen 15 Aralık 1917-4 Ocak 1918 tarihleri arasında Almanya’ya resmî bir gezi yapmıştı. Bu seyahatte kendisine Mustafa Kemal refakat etmişti. İngiliz belgelerindeki yaklaşıma göre Mustafa Kemal’in Enver Paşa ve Liman von Sanders ile olan siyasî çekişmeleri Vahdeddin’in onu Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Komitesi’ne karşı bir denge unsuru olarak kullanmak istemesine neden olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşa sokmazdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vahdeddin tahta çıkmasının üzerinden 4 ay bile geçmeden 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanmıştı. Bu dönemin önemli bir diğer gelişmesi ise mütarekeden hemen sonra Osmanlı Devleti’ni savaşa sokan Talat, Enver ve Cemal Paşaların 3 Kasım 1918’de yurt dışına kaçmaları olmuştu. 24 Kasım 1918’de Daily Mail gazetesi muhabirine beyanat veren Sultan Vahdeddin, Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinin sorumluluğunu İttihat ve Terakki Fırkası’na yüklüyordu: ”Eğer siyasî vaziyetimizle coğrafî durumumuz ve millî menfaatlerimiz ciddi surette nazarı dikkate alınsaydı, vuku bulan teşebbüsün asla makul olmadığı açıkça anlaşılırdı. Maalesef o zamanki hükümetin basiretsizliği bizi bu badireye sürükledi ve felâketimize sebep oldu. Eğer ben makam-ı saltanatta bulunsaydım, bu elim vak’a katiyyen husule gelmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha 1919’da kaçmayı planladı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vahdeddİn 17 Kasım 1922’de İngilizler’e ait Malaya adlı gemiyle İstanbul’dan kaçtı. Ancak İngiliz belgelerine göre son padişah Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından kısa bir süre sonra İngiltere’ye irtica etmek için girişimlerde bulunmuş: “Vahdeddin ilk olarak Damat Ferit Paşa’nın müracaatlarıyla İngiltere’ye irtica etmenin yollarını araştırmış. Tespit edebildiğimiz kadarı ile Damat Ferit Paşa’nın gelişmelerden endişe duyarak kendisini, çevresini ve Sultan Vahdeddin’i hayatî bakımdan güvence altına alma noktasında yapmış olduğu ilk girişimlerden birisi daha 30 Temmuz 1919 tarihinde gerçekleşmiş.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endişe ediyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz belgelerine göre Damat Ferit ile İngiliz Yüksek Komiseri Mr. Hohler arasında 30 Temmuz 1919’da önemli bir görüşme yapıldı. Prof. Hülagü, bu görüşme sırasında Damat Ferit kendisinin iktidardan ayrılması, Sultan Vahdeddin’in ise tahttan çekilmesi halinde ’şahsi emniyetleri’nden duydukları endişeyi dile getirdiğini, İngiltere’nin ise bu hususta kendilerine yardımcı olup olamayacağını Mr. Hohler’a sorduğunu belirtiyor: “Vahdeddin 4 Ekim 1920 tarihinde de İstanbul’da bulunan Amiral Sir J. de Robeck’le gizli bir görüşme yapıyor. Amiral Sir J. de Robeck, Vahdeddin ile olan görüşmesini aynı tarihte İstanbul’dan Earl Curzon’a ’çok gizli ve şahsî’ kaydıyla göndermiş olduğu telgrafında dile getirmiş. Robeck telgrafında, Vahdeddin’i istifa etmekten vazgeçirmeye çalıştığını, tahttan çekilmesi durumunda ülkesi için kullanabileceği müstakbel hizmetlerin feda edilmiş olacağından ve ortamın biraz daha içinden çıkılmaz bir duruma dönüşeceğinden üstüne basarak bahsettiğini, dolayısıyla kendisini istifa kararı almaktan vazgeçirmeye iknaya çalıştığını ifade ediyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi iltica talebi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R5NYkbFcbdI/AAAAAAAAAb0/B98NGuVsR8Q/s1600-h/vahd3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R5NYkbFcbdI/AAAAAAAAAb0/B98NGuVsR8Q/s320/vahd3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5157563381038476754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;FO: 371/7962 163552&lt;br /&gt;Mâbeyn-i Hümayun-i Mülûkâne Serkurenâlık Dairesi&lt;br /&gt;Dersaadet İşgal Orduları Başkumandanı General Harington Cenablarına&lt;br /&gt;İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devlet-i fahîmanesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahall-i ahara naklimi talep ederim efendim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Kasım 1922 - Halife-i Müslimîn Mehmed Vahdeddin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-2595469437817258266?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6w4Q4T7cVCZzLi3Nuv8GvDrfev0/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6w4Q4T7cVCZzLi3Nuv8GvDrfev0/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6w4Q4T7cVCZzLi3Nuv8GvDrfev0/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6w4Q4T7cVCZzLi3Nuv8GvDrfev0/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/OcHamrRD0pQ" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2595469437817258266?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2595469437817258266?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/OcHamrRD0pQ/m-kemali-vahdettin-mi-gnderdi.html" title="M. Kemal'i Vahdettin mi gönderdi?" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R5NX_bFcbbI/AAAAAAAAAbk/nWUh2FwKjO4/s72-c/vahd2.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/01/m-kemali-vahdettin-mi-gnderdi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUQGRnw8eSp7ImA9WxZTFks.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-1471158949897045269</id><published>2008-01-18T15:34:00.000+02:00</published><updated>2008-01-18T15:35:27.271+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-18T15:35:27.271+02:00</app:edited><title>ASK FORMÜLÜ</title><content type="html">[color=teal][glow=red,2,300][size=16pt]ASK FORMÜLÜ[/size][/glow][/color]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[quote author=sera link=topic=453.msg1580#msg1580 date=1200661161]&lt;br /&gt;[quote author=mim link=topic=453.msg1577#msg1577 date=1200659410]&lt;br /&gt;[quote author=sera link=topic=453.msg1569#msg1569 date=1200640708]&lt;br /&gt;insanın insana söylediği en büyük yalan AŞK...... &lt;br /&gt;[/quote]&lt;br /&gt;hissedilmeden söylenildiginde yalan olan kelimedir ask desen hak veririm.&lt;br /&gt;[/quote]&lt;br /&gt;biraz daha açıklayıcı  yazarsan..... :((&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[/quote]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan ruh+vücud+akil denen 3 parcadan mütesekkildir.&lt;br /&gt;Bu 3 alandan her birinde teker teker nefisten gelen istek ve arzularin begenilmesi(sempati), kabullenilmesi ve dengeye gelecek bir sekilde özümsenmesi sarttir.&lt;br /&gt;Eger bu mümkün olmussa, ask mevcuttur. Bunlardan birisi eksik ise, eksikligin telafisine ugrasilirki, bu da aska göge düsüren yalandir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aciklayayim derken, dahada komplike yaptim. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acalim biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsinizin bu istegi ruhunuza ;&lt;br /&gt;1. hitap ediyormu ?&lt;br /&gt;2. Kabul ediyormu ruhunuz bu istegi ?&lt;br /&gt;3. Bu isteginizin kul hakki ile ruhunuzun kul hakki dengede mi ? Diger bir deyimle bu isteginiz ruhunuza zarar veriyormu ? Veyahutta ruhunuz bu isteginizin kul haklarina zarar veriyor mu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsinizin bu istegi vücudunuza ;&lt;br /&gt;1. hitap ediyormu ?&lt;br /&gt;2. Kabul ediyormu vücudunuz bu istegi ?&lt;br /&gt;3. Bu isteginizin kul hakki ile vücudunuzun kul hakki dengede mi ? Diger bir deyimle bu isteginiz, vücudunuza zarar veriyormu ? Veyahutta vücudunuz bu isteginizin kul haklarina zarar veriyor mu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsinizin bu istegi akliniza ;&lt;br /&gt;1. hitap ediyormu ?&lt;br /&gt;2. Kabul ediyormu akliniz bu istegi ?&lt;br /&gt;3. Bu isteginizin kul hakki ile aklinizin kul hakki dengede mi ? Diger bir deyimle bu isteginiz, akliniza zarar veriyormu ? Veyahutta akliniz bu isteginizin kul haklarina zarar veriyor mu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu islemleri ayri ayri yaptiktan sonra gelelim ruh, vucud ve akil arasinda bu nefis istegi hususundaki capraz iliskilere:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsinizin bu istegini ruhunuzun, vücudunuz ve akliniz teker teker(yukarda oldugu gibi) ve kendi aralarindada kabul ediyorlar mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefsiniz size bir icli köfte yemenizi söylüyor. &lt;br /&gt;Bu isteginizi sirasi ile;&lt;br /&gt;ruhunuzda,&lt;br /&gt;bedeninizde ve &lt;br /&gt;aklinizda sira sira canlandirirsiniz.&lt;br /&gt;Eger bu organlarinizin hepsinin kararlari teker teker ; bu icli köftenin yenilmesinin DOGRU(helal) oldugunu kabul ediyorlarsa,  birde bu organlariniz biribirine sorsunlar;&lt;br /&gt;- benim icli köfteyi ymemi istermisin ? kabul edermisin ? Hakkina tecavüz olarak addetmezmisin ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm bunlara aldiginiz yanit, olumlu ise, bu icli köfteyi ask ile yiyebilirsiniz, helaldir..afiyet olsun.&lt;br /&gt;Hemen gülmeyin..Bu formülü(formüllestirdim yine..huyum ba(ma)tsin..:) herseye vurun..Göreceksiniz ki, netice daima kesin...&lt;br /&gt;Bu arada bu formülde Kur´an dandir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni annem seviyor...&lt;br /&gt;Vur formüle..gör..seviyor mu ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeeeee...sevmeyen ne yapar, sever görünür iste yalanlarla...&lt;br /&gt;Bu arada bu formülü kullanarak gördümkü, ben hem kendime ve hemde baskalarina cok yalanlar söylemisim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-1471158949897045269?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XtZvNnya3DFO6hdZs_hNyu75g7Q/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XtZvNnya3DFO6hdZs_hNyu75g7Q/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XtZvNnya3DFO6hdZs_hNyu75g7Q/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XtZvNnya3DFO6hdZs_hNyu75g7Q/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/HlS2zP1xxOw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/1471158949897045269?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/1471158949897045269?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/HlS2zP1xxOw/ask-forml.html" title="ASK FORMÜLÜ" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/01/ask-forml.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE8HRXY4fyp7ImA9WxZTFE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-8791797714331693866</id><published>2008-01-15T21:47:00.000+02:00</published><updated>2008-01-15T21:53:54.837+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-15T21:53:54.837+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Östrogen" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kadinlik hormonlari" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Hormon" /><title>Küçük kız üç yaşında buluğa erdi!</title><content type="html">Gıda ve içme suyundaki kadin hormonlar(östrogen), çocukların çok erken yaşta büluğa ermesine neden oluyor. İngiltere’deki bir kız çocuğu daha 3 yaşındayken ergenlik belirtileri gösterdi.&lt;br /&gt;15 Ocak 2008 11:25&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R40PAbFcbZI/AAAAAAAAAbU/q-r7z-tKvjc/s1600-h/kiz.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R40PAbFcbZI/AAAAAAAAAbU/q-r7z-tKvjc/s320/kiz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5155793648354094482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mesude Erşan'ın haberi&lt;br /&gt;İngiliz uzmanlar, gıda maddeleri ve içme suyundaki hormonlar yüzünden, bazı kız çocuklarında çok erken yaşta ergenlik belirtileri görüldüğü konusunda uyardı.&lt;br /&gt;İngiliz Daily Mail ve The Sun gazetelerinin haberine göre hekimler, daha okul öncesi çağda adet görme ve göğüslerde büyüme vakaları tespit ettiler. Hormon uzmanı Peter Clayton, abur cubur gıdaların da erken ádet görmeye yol açabileceğini ileri sürdü.&lt;br /&gt;Hormonlu gıda ve su yüzünden 1990’lardan bu yana artan bu vakalar nedeniyle hekimler, buluğ çağını geciktirmek üzere hormon tedavisi uyguluyorlar. Şu anda sekiz yaşında olan Ellie-Mae’in annesi Hayley Holden şöyle anlattı: "Kızım henüz üç yaşındayken sorunlu ergenler gibi davranmaya başladı, kapıları çarpıyor, bana vurmaya çalışıyordu. Göğüsleri gelişmeye başladı, sanki regl olacak gibi görünüyordu. Hayal gördüğümü düşünüp kızımı doktora götürdüm. Doktor, adet görmesine altı aylık bir zaman kaldığını söyledi. Daha üç yaşındaydı. Kemik yaşının dokuz olduğu tespit edildi. Hekimler, buluğ çağını geciktirmek için hormon iğnesi yapılması gerektiğini söyleyince şok geçirdim." Tedavi sonucu Ellie Mae’in göğüsleri küçülmüş, kemik yaşı ise şu andaki yaşından sadece bir yaş daha büyük. Böylece Ellie-Mae normal bir çocukluk yaşayabilmiş. Bugün 10 yaşında olan Harley Tedds’e de daha beş yaşındayken hormon enjeksiyonları yapılmaya başlanmış. Annesi Bernie, kızının o yaşta koltuk altı ve bacaklarını tıraş etmek zorunda kaldığını, göğüsleri büyümeye başladığı için de okulda kendisiyle alay edildiğini anlatıyor. Hem erken, hem de hızlı ergenleşme Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji ve Adelosan Bilim Dalları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oya Ercan, bu konuyla ilgili olarak şunları söyledi:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;"Ergenliğin alt yaş sınırı, kızlarda 8, erkeklerde ise 9 yaşın bitirilmesi. 10 yıl kadar önce kız çocuklarının daha erken ergenliğe girmeye başladığını gördük. Nedeni henüz tam olarak anlaşılamasa da dış faktörlerin kız çocuklarda ergenlik sürecini daha erken uyardığını biliyoruz. Erken ergenlikten çevresel etkenler muhakkak ki sorumlu. Ancak besinlere karışmış hormonlar erken ergenliği izah etmek için yetmiyor. Tarım ilaçlarından kozmetik ürünlere kadar hayatımızın her alanına giren kimyasalların da etkisi var. Biliyoruz ki birçok kimyasal, östrojen gibi davranıyor. Dolasıyla bu süreci de başlatıyor.&lt;br /&gt;Örneğin ABD’de 1990’da yapılan bir araştırma, Michigan Gölü’nden çıkan balıkları yiyen annelerin kızlarının erken adet görmeye başladığını ortaya koydu." (Hürriyet)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-8791797714331693866?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vICxdo4C_8GtGMpoXZeX8sPeq7o/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vICxdo4C_8GtGMpoXZeX8sPeq7o/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vICxdo4C_8GtGMpoXZeX8sPeq7o/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vICxdo4C_8GtGMpoXZeX8sPeq7o/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/py2xqPNpO5I" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/8791797714331693866?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/8791797714331693866?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/py2xqPNpO5I/kk-kz-yanda-bulua-erdi.html" title="Küçük kız üç yaşında buluğa erdi!" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R40PAbFcbZI/AAAAAAAAAbU/q-r7z-tKvjc/s72-c/kiz.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/01/kk-kz-yanda-bulua-erdi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DE8NRXwyfCp7ImA9WxZTFE8.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-1399971036621255611</id><published>2008-01-15T01:20:00.000+02:00</published><updated>2008-01-15T21:54:54.294+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-15T21:54:54.294+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kalp" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="saglik" /><title>Kalp krizi</title><content type="html">kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan&lt;br /&gt;korkunç bir ağrı mi hissediyorsunuz.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NE YAPACAKSINIZ???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YALNIZ BAŞINIZAYKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ NASIL HAYATTA KALIRSINIZ?&lt;br /&gt;KALP ATIŞLARI DÜZENSİZLEŞEN VE KENDİSİNİ BAYILACAKMIŞ GİBİ HİSSEDEN BİRİNİN, BİLİNCİNİ YİTİRMEDEN ÖNCE&lt;br /&gt;YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEVAP:&lt;br /&gt;PANİĞE KAPILMADAN&lt;br /&gt;ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN.&lt;br /&gt;ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN;&lt;br /&gt;ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN,&lt;br /&gt;DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN, TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YA DA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUNUN YARARI:&lt;br /&gt;DERİN NEFES ALMAK CİĞERLERİ OKSİJENLE DOLDURUR.&lt;br /&gt;ÖKSÜRMEK KALBE TAZYİK YAPAR VE KAN DOLAŞIMINI RAHATLATIR.&lt;br /&gt;KALBE UYGULANAN BU TAZYİK, KALBİN NORMAL RİTMİNE DÖNMESİNİ KOLAYLAŞTIRIR.&lt;br /&gt;BÜTÜN BUNLAR SİZE, BİLİNCİNİZİ KAYBETMEDEN ÖNCE HASTANEYE YETİŞECEK ZAMANI TANIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alinti:&lt;br /&gt;ARTICLE PUBLISHED ON N.º 240 OF JOURNAL OF GENERAL HOSPITAL ROCHESTER&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-1399971036621255611?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/cnNjY-dWxbXB_WuD9YkTHu7Z1NI/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/cnNjY-dWxbXB_WuD9YkTHu7Z1NI/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/cnNjY-dWxbXB_WuD9YkTHu7Z1NI/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/cnNjY-dWxbXB_WuD9YkTHu7Z1NI/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/yKUOdBcszFA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/1399971036621255611?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/1399971036621255611?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/yKUOdBcszFA/kolunuza-ve-enenize-doru-yaylmaya.html" title="Kalp krizi" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/01/kolunuza-ve-enenize-doru-yaylmaya.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEAARH46cSp7ImA9WxZTEE0.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-2851981203896503935</id><published>2008-01-11T01:11:00.000+02:00</published><updated>2008-01-11T01:12:25.019+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-11T01:12:25.019+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="islam" /><title>Reform degil iSLAM</title><content type="html">Etrafımızda İslam adına sergilenen tüm ilkelliklerden, çirkinliklerden ve çelişkilerden görülenler, kitlelere acilen gerçek dinin anlatılmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu manzaradan rahatsız olan Muhammed İkbal 1920'lerde şöyle diyordu: "Eğer biz İslam'ın bir üstün değerler sistemi olduğunu Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak, onlara her şeyden önce bizim İslam’ı temsil etmediğimizi söylemek borcundayız.” İkbal'den daha önceki yıllarda yaşayan Muhammed Abduh aynı gerçeği kendi kelimeleriyle şöyle anlatıyordu: "İslam denince akla problemler, çıkmazlar ve çelişmeler geliyorsa, bunun sebebi İslam değil Müslümanlardır. Müslümanların bu asırda Kuran'dan başka imamları yoktur. Ezher'de okutulan ve benzeri kitaplar varolduğu müddetçe, bu ümmet ayağa kalkamaz. ümmeti kaldıracak ruh, ilk dönemde hakim olan Kuran ruhudur. Kuran dışında her şey; Kuran'ı bilmek ve yaşamak arasına konmuş engellerdir.” Mehmet Akif Ersoy ise Kuran'a rağmen dini yozlaştıranların oluşturduğu manzarayı bakın nasıl tarif ediyor: "Eğer İslam’dan maksat Kuran’sa, ortada İslam diye bir şey olmadığını söylemek durumundayız. çünkü Kuran bugün göklere çekilmiş ve yeryüzündeki İslam’ın onunla ilgisi kalmamıştır.” Arap asıllı Amerikalı Profesör İsmail Faruki de aynı manaya gelen kendi tespitlerini şöyle aktarmaktadır: "İslam, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne İslam tarihinin şu veya bu dönemi, ne de İslam adına kaleme alınan şu veya bu kitabın anlattıklarıdır. İslam Kuran'dır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU HAREKET POPÜLİST BİR HAREKET DEĞİLDİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş halk kitlelerinden çoğu İslam düşünürüne kadar pek çok kişi, bugün İslam adına sergilenenlerin düzeltilmesini ve İslam'ın bunlar olmadığının anlatılmasını istemektedir. Bu hareket popülist bir hareket değildir. Yani bu hareket salt geniş kitleler Müslüman olsun, insanlar İslam’ı daha çok sevsin diye yapılan bir hareket değildir. Bu hareket, bugün sergilenen manzaranın ALLAH'ın diniyle, ALLAH'ın dininin tek kaynağı Kuran'la çelişmesi yüzünden oluşmuştur. Amaç insanların beğeneceği dinin değil, ALLAH'ın istediği dinin oluşturulmasıdır. Sonuç olarak Kuran'ın anlattığı din, insanların daha rahat yaşayabileceği, daha rahat ettiği, daha çok sevgi ve tolerans dolu bir yapıdadır. Bu yüzden de insanlar tarafından daha çok beğenilmektedir. Ana gaye insanların beğenisi değildir, bu, ana gaye gerçekleşirken ortaya çıkan sonuçlardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amacı insanların beğenisi olan hareket, dini ALLAH'ın istediği gibi değil; şahsi, kültürel görüşler ve siyasal amaçlar çerçevesinde şekillendirir. Fransız devrimi sonucunda oluşan rönesans ve reform da böyledir. ALLAH'a ait olmayıp sübjektif olan, yani insani olan hiçbir şey din olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERKES MEZHEPSİZDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz ve 4 halife döneminde Kuran dışında dini bir kaynak yoktu (11. Bölüme bakınız). İnsanlar mezheplere bağlı olmadan doğrudan Kuran'a bağlıydılar. Kuran'ın belirttiği şekilde dini yaşar, Kuran'ın serbest bıraktığı konularda kendi beğeni, örf ve alışkanlıklarına göre hareket ederlerdi. Kimse ben Sunniyim, Hanefiyim, Şafiyim veya ben Şiiyim, Aleviyim, Caferiyim şeklinde görüş belirtmiyordu. Onlar Müslümanım diyor, rehberlerini Kuran görüp, bununla yetiniyorlardı. Peygamberimiz'in dönemindeki en cahil bedeviler bile Kuran ayetlerinden anlayışlarına göre faydalanıyor ve Müslüman oluyorlardı. Bizim arzumuz da aynı o günlerde olduğu gibi Hanefi, Şii, Caferi, Sunni gibi etiketler kullanmadan, mezheplere bağlanmadan sadece Müslüman olmamız; değişmeyen, çelişkisiz, akla, mantığa uygun ve ALLAH'ın uymamızı istediği Kuran'a diğer kaynaklara itibar etmeden tâbi olmamızdır. Böylece tek ALLAH, tek din ve tek kitabın oluşması ve Müslümanların dine fatura edilen uydurmalardan ve bu paramparça tablodan kurtulmalarıdır. O dönemdeki gibi olmamız gerekir derken o dönemdeki gibi Kuran'a uymalı, başka dini kaynak tanımamalı, takısız Müslüman olmalıyız diyoruz. Yoksa Kuran'ın verdiği serbestlikleri o döneme göre düzenlemek Kuran'ın dinine ilave yapmaktır. Kuran'ın hüküm getirmediği konuların ALLAH'ın bizi özgür bıraktığı konular olduğunu anlarsak, din diye bildiğimiz yanlışları düzeltebiliriz. çünkü dinimizdeki bozulmalar en çok Kuran'ın bizi özgür bıraktığı konularda kısıtlamalar getirilmesi ile oluşmuştur (39. Bölümü okuyun).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunları gerçekleştirirken ilk önce ALLAH’ın bizden bunu istediğini anlamamız lazımdır. Bunun için kitabın ikinci bölümünde Kuran'ın tek kaynak olduğunu açıklayan görüşlerin yeterli bir delil teşkil edeceğini zannediyoruz. Kuran'ın yeterliliğine dair bu bölümde bahsetmediğimiz bir çok ayeti kitabın diğer bölümlerinde göstermemiz zaten yeterli olan bu ayetleri daha da pekiştirecektir. Bu bölümden sonra kutsala fatura edilen, doğru ile yalanın birbirine karıştığı hadislerin geri dönüşü mümkün olmayan, yani doğru ile yalanın bir daha ayırt edilemeyecekleri bir şekle girdiklerini anlayacağız. Eğer ki hadisler Kuran gibi dinin kaynağı olsalardı bu, İslam'ın geriye dönüşü mümkün olmayan tarzda bozulduğu manasına gelecekti. Bu yüzden hadislerin dinin kaynağı olamayacağını göstermek hem dinimizi, hem de Peygamberimiz'i iftiralardan kurtarmak olmaktadır. İleride hadislerin hem Kuran’la, hem kendi aralarında, hem mantıkla çeliştiklerini, hem de Kuran’a ilaveler yaptıklarını göreceğiz. Üstelik Peygamber’in ve 4 Halifenin hadisleri yazdırmama ve yaktırma konusundaki tavrını görünce (4., 10. ve 11. Bölümleri okuyun) Kuran dışında dini kaynak olabilecek hiç bir şey bırakmamanın ve Kuran'a gidip dini oluşturmanın haklılığını daha da iyi anlayacaksınız. Uydurulan din ile indirilen dini ayırt etmedeki yöntemimiz, indirilen dini (Kuran'ı) ve uydurulan dini (hadisleri, mezhepleri, şeyhleri) inceleyerek gerekli delilleri çıkartmaktır. ALLAH'ın istediği gibi aklı işleterek ve beyyine yani açık delil üzere olarak mevcut yapı değiştirilmelidir. Bunun aksi körü körüne taklit olur ki o da bizi karşı olduğumuz yapıyla aynı noktaya götürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PUTLAŞTIRILMIŞ KİŞİLERDEN DİNİ KURTARALIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uydurmaları açıklayıp dini Kuran’ın denetimine teslim ederken, adeta putlaştırılmış, tartışılmaz sanılan kişilerin hegemonyasından dini kurtarmak gerekir. Bu sağlanmadan Sunni ile Alevi, Şii ile Hanefi, Şafi ile Caferi kucaklaşamaz. Daha doğrusu herkes putlaştırdığı, tartışılmaz gördüğü insanlardan dinini kurtarıp, tek tartışılmaz olarak Kuran'ı ilan edecektir ki herkes Sunniliğinden, Aleviliğinden, Şiiliğinden, Hanefiliğinden kurtulup bir tek Müslüman olabilsin. (Bu arada biz de kelime manası olan gerçek sünnete tabi olma konusunda Sunni, Hz. Ali'yi sevme manasında Şii ve Alevi'yiz. Fakat bizim karşı olduğumuz bu kavramların sözlük anlamı değil, sosyolojik olarak kazandıkları anlam ve İslam'ın içinde oluşturdukları Kuran'a ilavelerle dolu olan mezhepsel yapılardır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve derler ki "Rabbimiz biz efendilerimize, büyüklerimize itaat ettik de böylece onlar bizi yoldan saptırdılar.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33 Ahzab Suresi67&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani Sunni olanlar Ebu Hanife'yi, Şafi'yi, Malik'i, Hanbel'i kutsallaştırıp, din kurucusu haline getirmekten kaçınmalılar, "Ebu Hanife 99 defa ALLAH'ı rüyasında görecek kadar büyük insandı” şeklinde hezeyanlardan kurtulmalılar. (Bu inanılmaz iddiayı çağrı Yayınları'nın Fıkhı Ekber kitabı 321. sayfada ve Ebu Hanife'yi öven birçok yazıda görebilirsiniz.) Bu arada bu mezhep imamlarıyla beraber Buhari, Muslim, Tirmizi, Ebu Davud ve diğer hadisçiler de eserleriyle Kuran'ın önünde oluşturdukları kalabalığa son vermeliler. Şiiler de bizim imamlarımız masumdur, onlar hiç hata yapmazlar deyip adeta imamlarına Peygamber'in ve Kuran'ın vasıflarını veren hareketlerinden vazgeçmeliler; Kuran dışında kaynak, Peygamber dışında din önderi tanımamalılar. Aleviler de kutsallaştırdıkları dedelerini değil, Kuran’ı dini kaynak olarak önlerine almalılar, Peygamber'in soyundan olmanın kimseye bir üstünlük getirmediğini bilmeliler. Kuran'da Hz. İbrahim'in babasının, Hz. Lut'un karısının nasıl sapıttıkları anlatılmaktadır. Peygamber'ler hayattayken bile yakınları kimi zaman kurtulamazken, Peygamber'in bilmem kaç göbek öteden torununun torunlarının torunlarında üstünlük aramak ve bunu yaparken Kuran'ı, ALLAH'ın bize rehber, rahmet ve herşeyin açıklayıcısı olarak gönderdiği kitabı (16 Nahl Suresi 89) unutmak olacak şey değildir. Her mezhebin güzel yaptığı bir şeyi de unutmayalım. Her mezhep diğerinin hatalarını, diğerinin eksiklerini çok iyi anlamaktadır. Sunniler, Şiilerin mezhep imamlarını masum ilan edip onlara körü körüne tabi olmalarını çok mantıklı eleştirirler. Fakat sonra kendi imamlarını; Hanefi'yi, Şafi'yi, Malik'i, Hanbel'i tartışılmaz kıldıklarını, din diye Kuran yerine onlara tabi olduklarını unuturlar. Bir mezhebe göre bir farzı yerine getirenin, diğer mezheplere göre haram işlediği birçok husus ortaya çıkar ve sen Hanefi isen bu doğru, Şafi isen şu, Hanbeliysen öbürü doğru derler ve ALLAH'ın indirdiği din bir iken bir sürü din oluştururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(14. Bölümdeki Mezhepler kısmını okuyun.) Şiiler'in mezhepimamlarını yüceltmelerini çok iyi algılayan göz ne yazık ki kendisi de aynen bir imam bulup ona tabi olmuştur, ama aynı göz onu farkeder, kendini farketmez. Ona sapık der, kendisine ise yegane kurtulacak olan fırka, mezhep diye bakar. Evet belli kişilere tabi oluyorsanız, nedir sizin farkınız? çoğunuza göre kendi tabi olduğunuz kişi en üstün kişi, diğerleri ise sapıktır. Peki hangi kritere ve neye göre? Kriteri Kuran alsaydınız, zaten Kuran dışında dini otorite, dini hüküm koyucu aramamanız gerekirdi. Sorun da zaten burada, Kuran'ı dinin tek kaynağı yapmıyorlar. Birbirlerini kınayıp, aynı hataları kendileri yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİNCİ VE DİNSİZ YOBAZLIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran okunan vahiy olarak, Yaratıcımız'ın din adına bizden istediklerinin, ulaştırdığı mesajların toplamıdır. Kuran zamanın değişimiyle oluşacak yeni durumlara da uygun olacak ALLAH'ın vahyidir. Değişim kaçınılmazdır, ama yeni oluşan şartlara cevap vermek ALLAH'ın kitabının mucizesidir. Bu mucizevi durum İslam'ın reforma ihtiyaç hissetmemesini sağlar. Fakat iki zümre, dine karşı çıkan dinsizlik yobazı ve uydurulmuş dini bir türlü bırakmak istemeyen dinci yobazın güçleri bu uydurulmuş dine bağlıdır. Dinci yobaz sıkı sıkıya uydurmalarına sarılırken, diğeri işte dininiz budur diyerek prim yapmaya, içinden çıkılmaz sistemi gösterip, insanları dinden kaçırmaya çalışır. Dinci yobaz da kendi dışındakileri cehennemlik ilan ederek uydurmalarına daha çok sarılır. Görüldüğü gibi bu iki zümrenin de sermayesi aynı, ama kullanımları farklıdır. Bu yüzden Kuran'a giderek dinin düzenlenmesinden en çok bu iki grup rahatsız olur. Din düşmanı yobaz, dine saldıracak materyalleri elinden alındığı için bozulacaktır. Dinci yobaz ise geleneğe dönüştürülmüş yapısı elinden alındığı için kızacak ve aforozlama, cehennemlik ilan etme mekanizmalarına sarılacaktır. Gelenekçi din adına bu aforozları yapanların üniversitede kürsüsü olan profesörler; tarikatların, hiziplerin başları olması; geleneksel yapının sözde aydın yazarları olması bizi şaşırtmamalıdır. Kuran bize sosyolojik bir vaka olarak bir fikir ileri sürüldüğü zaman o fikre ilk önce mevcut yapının sivrilmişlerinin, elitlerinin karşı çıkacağını ders vermektedir. Bu yüzden kürsüsünde yıllarca geleneksel dini savunanlar, tarikatını geleneksel yapı üzerine oluşturan şeyhler, kendi otoriteleri sarsılacak, yıllarca emek verdikleri karizmaları depreme uğrayacak korkusuyla Kuran'ın İslam'ına ilk saldıranlar olacaklardır. Hz. İsa'yı öldürmeye kalkanların Yahudi din adamlarının önde gelenleri olduğu şeklindeki tarihsel dersi hatırlamamız, Kuran'ın İslamı'na karşı savaşanların din adamı vasfıyla ortaya çıkışlarına şaşırmamızı engelleyecektir. Dine, din istismarcısının verdiği zararı hiçbir şey vermemektedir. Bunu Müslümanların çoğu, Hıristiyan engizisyonlarının insanları din dışı ilan etmelerinde, papazların günah çıkarmalarında çok iyi görür. Fakat aynı göz ne yazık ki kendi istismarcısının insanları cehennemlik ilan etmesinde, Kuran’a ilave yeni din oluşturmasında aynı hassasiyeti göstermez. Evet Hıristiyan papazlar nasıl dini kendilerinin tekeline almak için insanlara zulmettilerse, aynı zulüm bizim dinimizde de olmuştur. Falanca papazın kerametleri, üstünlükleri, o yüzden dinlenmeleri gerektiğinin hikayeleri nasıl Hıristiyanlıkta anlatılmışsa; bizde de falanca şeyhlerin, imamların, evliyaların kerametleri, üstünlükleri, rüyalarında ALLAH'ı bile gördükleri, bu yüzden onlara uyulması gerektiği anlatılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize düşen, ArapEmevi saltanatının kendi şahsi görüşlerini dine fatura ederek başlattıkları yozlaştırmaya, Kuran'a giderek son vermektir. Böylelikle insanla çelişik hale getirilen din insanla barıştırılacaktır. çözüm yolu reform değil; Kuran'a uygunluğu ve dönüşü hayata geçirmek, uydurulan sahte kutsalları reddetmektir. Bu hareket mezhepleri birleştirme hareketi de değildir. Zaten uydurmanın birleşmesi de olmaz. Din tektir ve uydurma olanlar atılacaktır. Mezhepler üstü, uydurmalara dayanmayan Kuran, temel ve tek dini kaynak olarak ortaya çıkmalıdır. Emeviler ve Abbasiler ALLAH'ın dini olan İslam'da reform yapmışlardır ve sırf İslam olan dini Hanefi İslamı, Şafi İslamı gibi isimlere dönüştürerek ALLAH'tan olanı insansal olana çevirmişlerdir. Bugün yapılması gereken, ALLAH'ın dininde reform değil, olsa olsa uydurulan dinde reformdur; yani yeniden yapılanmadır. Bu da aslında bir reformdan ziyade öze dönüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AH DİYANET, VAH DİYANET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye açısından olaya bakarsak Sunni ağırlıkta olan Diyanet kurumunun düzenlenmesi en önemli şart olarak gözükmektedir. Ne yazıktır ki sorulara Kuran'a dayanarak değil; Sunni fıkhına, mezheplerin İslamına dayanarak cevap veren Diyanet'e göre hurafe deyince akla türbelere bez bağlamak, türbelerde mum yakmak gibi şeyler geliyor. Kendisi gırtlağa kadar hurafelere boğulmuş kaynaklara gönderme yapan Diyanet'in, hurafe deyince sırf bu tarz şeyleri anlaması ne acı! Ayrıca imam hatip liselerinde ve ilahiyat fakültelerinde Sunniliğin Hanefi kolunun hegemonyası ağırlıktadır. Bu mezhepçi anlayış ise kitlelerin Kuran'la arasına mezhep duvarı örmektedir. (Yazının ilerleyen bölümlerinde Kuran'ın İslamı ile mezheplerin İslamı arasındaki uçurumu daha iyi göreceğiz.) İmam hatip liselerinde yetişen SunniHanefi din görevlileriyle bu mezhepsel anlayışın devamı sağlanmakta ve Hanefi imamlarla en ücra köylere kadar Kuran'ın dini yerine; ilmihal kitaplarından, mezheplerden öğrenilen din yayılmaktadır. Diyanet kurumundan, ilahiyata, imam hatiplere kadar her yer tek yanlı Hanefi mezhebinin öğretileriyle doludur. Bu yüzden başta bu kurum ve kuruluşların değişikliğe uğraması zorunludur. Yoksa daha uzun yıllar hurafe deyince bez bağlanan, mum yakılan türbelerden başkasını anlamayacağız. ülkemizin ikinci büyük mezhebi ise Aleviliktir. Cami ile aynı manaya gelen ve aynı kökten türeyen "Cem evi” terimiyle bu mezhebin ibadet yeri bile değiştirilmiştir. Sunniler ile Aleviler arasında evlilikler yasaklanmakta, bu iki mezhebin taassubuyla bir çok kişi birbirinin cenazesine bile gitmemektedir. Mezhep taassuplarının dini getirdiği nokta apaçık ortadadır. Irkçı ayrılıktan daha tehlikeli bir fitneyi bağrında taşıyan bu ayrılığın kanaatimize göre tek ilacı herkesin mezheplerini bırakıp, yalnız Kuran'ın etrafında toplanması, Kuran'ın helalini helal, haramını haram bilip, diğer her türlü otoriteyi reddetmesidir. Yoksa ne Hanefi Alevi olur, ne de Alevi Hanefi. Hele geleneksel İslam'ın yanlış izahlarından dolayı geçmişte yapılan katliamlar düşünülürse, bu tamamen imkansızdır. Tek çıkar yol, ALLAH'ın değişmemiş kaynağı olan ve ortak saygınlığa sahip tek kaynağı olan Kuran'ın etrafında birleşmek; dedeler,şeyhler, imamlar yerine Kuran'ı otorite yapmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HANEFİ MEZHEBİNE GÖRE ÖLDÜRÜLMESİ GEREKENLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet'e gelince, Diyanet İşleri dini konulardaki açıklamalarında yöntemini belirlemelidir. Eğer ki Diyanet İşleri'ne göre Hanefi mezhebi dinen geçerli bir mezhepse her konuda bu açıkça ortaya konmalıdır. örneğin kadınlarla ilgili konularda: Erkeğin tüm vücudu cerahat olsa kadının bu cerahatı yalayarak temizlese de erkeğin hakkını ödeyemeyeceğini, kadının tek başına 90 km'den fazla seyahatinin haram olduğunu, kadının boşanma hakkının olmadığını, kadınla erkeğin el sıkışmasının haram olduğunu, kadının sesinin bile erkekler tarafından duyulamayacağını, kadının kalktığı yere sıcaklığı geçmeden oturulamayacağını da Diyanet İşleri açıklamak zorundadır.(21. ve 22. bölümde kadınlar hakkındaki uydurmaları okuyacaksınız.) Yine Hanefi mezhebine göre İslam dinini değiştiren öldürülür. "Mürtedin katli vaciptir.” ifadesi ile belirtilen bu hüküm her Müslüman ailede doğup, sonradan kafir olan için geçerlidir. Yani Türkiye'deki herhangi bir kişi dinsiz olursa Hanefi mezhebine göre öldürülür. Hanefi mezhebine göre namaz zorla kıldırılır, oruç zorla tutturulur. Namaz kılmayan dövülür ve kılmaya başlayana kadar hapsedilir. (Diğer 3 Sunni mezhepte öldürülür.) Ayrıca Hanefi mezhebinde kişinin kafir olması çok kolaydır. örneğin "Kadın ile erkek el sıkışamaz.”, "Kadın tek başına 90 km'den uzağa gidemez.”, "Kadın erkeğin cerahat kaplı vücudunu yalayarak temizlese de erkeğin hakkını ödeyemez.” gibi hükümlerin veya bunlarla ilgili hadislerin herhangi birinin saçma olduğunu söyleyen de Hanefi mezhebine göre kafir olur. Eğer bir Müslüman, bir alimi beğenmeyip ona alimcik derse kendini Müslüman sansa da Ehli Sünnet din bilginlerine göre kafirdir (Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı). Bu kişi "Ben Müslümanım” diyorsa da Hanefi mezhebine göre kafirdir ve öldürülmesi gerekir.(çünkü Müslüman aileden doğup sonradan kafir olduğu için mürteddir.) Yani Hanefi mezhebinin dinen geçerli bir kurum olduğunu düşünen bir kişi, Türkiye'nin çok büyük bir kısmının dinen öldürülebileceğini de savunmak zorundadır. Dini anlamada yöntem çok önemlidir. Siz eğer Hanefi mezhebini savunuyorsanız, Hizbullah gibi terör örgütlerine nasıl kızarsınız? Bu örgütler kendi terörlerini meşrulaştıracak birçok izahı Hanefi mezhebinden, diğer Sunni veya Şii kaynaklardan, hadis kitaplarından bulacaklardır. Hanefi mezhebinde kişinin ne kadar kolay kafir ilan edilebildiğini ve sonra öldürülmesine karar verilebildiğini şu olaydan anlayabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KABAK SEVMİYORUM DİYENİN KELLESİ GİDER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebu Yusuf, Hanefi mezhebinin 3 kurucusundan biridir ve Ebu Hanife'den sonra ikinci en önemli adamıdır. Bir gün Ebu Yusuf "Peygamber'imiz kabak severdi.” der. Bu lafı söylediği ortamda bulunan bir kişi bu lafın üstüne "Ben kabak sevmiyorum.” der. Ebu Yusuf "Peygamber'in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber'e karşı gelmiş olur, Peygamber'e karşı gelen ALLAH'a karşı gelmiş olur.” der. ALLAH'a karşı gelen kafirliğe dönmüş olacağı için Ebu Yusuf bu şahsın kellesinin kesilmesi için muşamba ve kılıç ister. Kabak sevmem izahına tövbe eden adam kellesini zor kurtarır. Bu olay Hanefi mezhebini savunan kitaplarda Ebu Yusuf'un dini konularda ne kadar titiz olduğuna delil olarak anlatılır (Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı, Sayfa 80).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Diyanet İşleri'nde çalışanlar! Siz eğer bir kurucusunun "Kabak sevmem.” diyen kişinin öldürülmesini dinen gerekli gördüğü bir mezhebi doğru buluyorsanız, Hizbullah gibi terör örgütlerini neden hatalı buluyorsunuz? Eğer ki dini anlamada yönteminiz Hanefi mezhebinin çıkarımlarını savunmaksa o zaman tüm bu izahları savunmak zorundasınız. Bizim yöntemimiz belli: Biz din Kuran'a eşittir, Kuran dinin tek kaynağıdır diyoruz. O yüzden bu yöntemimize dayanarak Kuran'da geçmeyen ve Kuran’a aykırı olan Hanefiliğin, Sunniliğin tüm bu izahlarına karşı çıkıyoruz. Sizin yönteminiz ne? örneğin Kurban bayramında "Hanefi mezhebine göre kurban kesmek vaciptir.” diyorsunuz. Bu izahınızla Hanefi mezhebine göre bir hususu açıklamayı dinle özdeşleştiriyorsunuz. O zaman Hanefi mezhebine göre insanları dövmenin, hapsetmenin, kesmenin de ne zaman vacip olduğunu açıklayın. Sizin yönteminiz ne? Yöntemsiz din anlaşılır mı? Yöntemsiz dini açıklamaya kalkmak kendi görüşünü dinselleştirmekten başka nedir? Biz uyarıyoruz. Eğer ülkemizde Sunniliğe ve Hanefiliğe göre dinin anlaşılmaya çalışılması durdurulmazsa, ülkemiz sürekli din adına ortaya çıkan terör ile uğraşmak zorunda kalır. Hanefilik ve Sunniliğin ne olduğu açıkça ortaya konmalıdır ve başta Diyanet İşleri Kurumu bu mezhebin hegemonyasından kurtarılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OSMANLI’DAN MİRAS KALAN MEZHEPÇİ ZİHNİYET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri'ndeki çalışanlar tahminimizce teröre karşıdır. Fakat Hanefi mezhebinin izahlarının (tüm Sunni ve Şii İslam'ın da) teröre olanak tanıdığı da gerçektir. Tüm dünyadaki İslam adına yapılan terör de işte bu mezhep çıkarımlarına, uydurma hadislere dayanmaktadır. Siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun savunduğunuz sistemi objektif olarak değerlendirmek ve ortaya koymak zorundasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki ülkemiz Osmanlı döneminden beri mezhepçi İslamcı görüşle yönetildi. Osmanlı padişahları Sunniliğin halifesiydiler ve Sunniliğin dört mezhebinden biri olan Hanefi mezhebindendiler. Bu tarihsel süreçte dinimiz bu topraklarda Hanefi mezhebi ile eşitlendi. Bugün din adına ortaya konan kadına bakış açısından, ibadetlere kadar her husus bu mezhebin izahlarının etkisi altındadır. (Mezheplerin kökleri de Emevi, Abbasi dönemlerine kadar gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Bölümü okuyunuz.) İşte yapılması gereken reform bu uydurma sistemdedir (Mevcut tüm mezheplerdedir). Fakat yapılan bu reforma dinde reform denmez. çünkü bu hareket dinin özüne, kaynağına (Kuran'a) döndürülüşüdür. ALLAH'ın sisteminde reform (değiştirerek yeniden yapılandırma) düşünülemez. çünkü ALLAH'ın sözlerini, ALLAH'ın hükmünü insanlar değiştiremez. Sunni mezheplerin, Hanefiliğin dinimizde yaptığı değişiklik (reform) ve bunun sonucu ortadadır. Yapmamız gereken; Hanefi mezhebinin izahlarını reddetmek ve Kuran'a gidip kadına bakış açısından namaza, din adına her konuyu Kuran'dan çıkarmak, böylece dinimizi Kuran'a göre yapılandırmaktır. Eğer biri bize dini bir konuda bir çıkarım, bir hüküm söylerse; "Bu izahını neye göre yapıyorsun?” diye sormalıyız. İzah eğer Kuran'a dayandırılmıyorsa din adına bir şey ifade etmez. İster şeyh olsun, ister müftü olsun, dini izahlar, ağzından çıktıkları kişinin makamına göre değil, ALLAH'ın kitabı Kuran'da dayanakları olması sebebiyle geçerlilik kazanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KURTULUŞ FORMÜLÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu felaketlerden kurtuluşun formülü çok basittir: ALLAH'ın kitabı Kuran'ı ele alıp, geri kalan her şeyi bir kenara bırakmak. Tüm ibadetleri, dini ahlakı, insanlar arası ilişkilerdeki dini gerekleri; yani hem teoriyi, hem hayatın pratiğini Kuran'a giderek öğrenmek. Kuran'da geçmeyen hususların dinle alakası olmadığını, Kuran'ın açıklamadığı konularda ALLAH'ın kendi tercihimizi belirleme hakkını bize verdiğini bilmek. Hiçbir mezhebe yüz vermemek, Müslüman ismi dışında hiçbir isme gerek duymamak. Böylece tek ALLAH, tek din, tek kitap etrafında birleşmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alıntıdır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-2851981203896503935?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yFiv8SKhgpTgGdWGfHzJ98_T0EA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yFiv8SKhgpTgGdWGfHzJ98_T0EA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yFiv8SKhgpTgGdWGfHzJ98_T0EA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/yFiv8SKhgpTgGdWGfHzJ98_T0EA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/w9VwCWd33kc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2851981203896503935?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2851981203896503935?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/w9VwCWd33kc/reform-degil-islam.html" title="Reform degil iSLAM" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/01/reform-degil-islam.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUQNSH87cSp7ImA9WB9aE0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-7916021204031567912</id><published>2008-01-03T17:03:00.000+02:00</published><updated>2008-01-03T17:16:39.109+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-03T17:16:39.109+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="isyan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kürt" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="kuert" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="soykirim" /><title>Kürt isyanlari</title><content type="html">&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R3z6r7FcbXI/AAAAAAAAAUE/cTfZb9Fj9ME/s1600-h/k%C3%BCrt.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 413px; height: 301px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R3z6r7FcbXI/AAAAAAAAAUE/cTfZb9Fj9ME/s320/k%C3%BCrt.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151267706306850162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugüne dek kaç Kürt isyanı yaşandı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekli bir asker, Genelkurmay arşivinden yararlanarak tarih boyu yaşanan Kürt isyanlarıyla ilgili son derece çarpıcı bir liste çıkartmış. İşte yaşanan Kürt isyanlarının listesi:&lt;br /&gt;03 Ocak 2008 10:26&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne dek kaç Kürt isyanı yaşandı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Ali Birand'ın köşe yazısı&lt;br /&gt;Bugüne kadar kaç kürt isyanı oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisi istemediğinden dolayı ismini açıklamayacağım, ancak emekli bir asker olduğunu söylemekle yetineyim. Anlayabildiğim kadarıyla, Genelkurmay arşivinden yararlanmış ve son derece çarpıcı bir liste çıkartmış. Osmanlı döneminden bugünlere tüm önemli Kürt isyanlarını bulmuş. Herhalde, daha onlarca küçük ayaklanmalar yaşanmış, ancak listelere alınacak kadar önemsenmemiştir.&lt;br /&gt;Okuduğumda inanamadım.&lt;br /&gt;Tarihimizin böylesine sürekli bir kürt isyanları ve onların bastırılmasıyla dolu olduğunu bilmezdik. Zira, Kürt kökenli vatandaşlarımızla ilişkiler hep tabu muamelesi gördü. Kürtlerin memnuniyetsizlikleri hep saklandı.&lt;br /&gt;Aşağıda bulacağınız bilgileri kesip saklayın. Zira başka bir yerde bulamayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A. OSMANLI DÖNEMİNDEKİ İSYANLAR:&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R3z59bFcbWI/AAAAAAAAAT8/0easEJ43TRY/s1600-h/abdul.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 479px; height: 333px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R3z59bFcbWI/AAAAAAAAAT8/0easEJ43TRY/s320/abdul.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151266907442933090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı (1806- Musul)&lt;br /&gt;2. Babanzade Ahmet Paşa isyanı (1812 – Musul)&lt;br /&gt;3. Zaza'ların isyanı (1820)&lt;br /&gt;4. Yezidilerin isyanı (1830- Hakkari)&lt;br /&gt;5. Şerefhan isyanı (1831- Bitlis)&lt;br /&gt;6. Bedirhan isyanı (1835- Botan)&lt;br /&gt;7. Garzan isyanı (1839- Diyarbakır)&lt;br /&gt;8. Ubeydullah İsyanı (1881- Hakkari)&lt;br /&gt;9. Bedirhan Osman Paşa ve kardeşi Hüseyin Paşa isyanı (1872-Mardin-Cizre)&lt;br /&gt;10. Bedirhan Emin Ali isyanı (1889- Erzincan)&lt;br /&gt;11. Bedirhaniler ve Halil Rema isyanı (1912-Mardin)&lt;br /&gt;12. Şeyh Selim Şehabettin ve Ali isyanı (1912- Bitlis)&lt;br /&gt;13. Koşgari isyanı (1920- Koşgiri)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B. CUMHURİYET DÖNEMİ AYAKLANMALARI:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Nasturi isyanı (1924- Hakkari)&lt;br /&gt;2. Jilyan isyanı (1926- Siirt)&lt;br /&gt;3. Şeyh Sait isyanı (1925- Bingöl-Muş-Diyarbakır)&lt;br /&gt;4. Seit Taha ve Seit Abdullah isyanı (1925-Şemdinli)&lt;br /&gt;5. Reşkotan ve Reman isyanı (1925- Diyarbakır)&lt;br /&gt;6. Eruh'lu Yakup Ağa ve oğulları (1926-Pervani)&lt;br /&gt;7. Güyan isyanı (1926-Siirt)&lt;br /&gt;8. Haco isyanı (1926- Nusaybin)&lt;br /&gt;9. I. Ağrı isyanı (1926)&lt;br /&gt;10. Koçuşağı isyanı (1926- Silvan)&lt;br /&gt;11. Hakkari- Beytüşşebab isyanı (1926)&lt;br /&gt;12. Mutki isyanı (1927- Bitlis)&lt;br /&gt;13. II. Ağrı isyanı&lt;br /&gt;14. Biçar harekatı (1927- Silvan)&lt;br /&gt;15. Zilanlı Resul Ağa isyanı (1929- Eruh)&lt;br /&gt;16. Zeylan isyanı (1930- Van)&lt;br /&gt;17. Tutaklı Ali Can isyanı (1930- Tutak-Bulanık-Hınıs)&lt;br /&gt;18. Oramar isyanı (1930- Van)&lt;br /&gt;19. III. Ağrı harekatı (1930)&lt;br /&gt;20. Buban aşireti isyanı (1934- Bitlis)&lt;br /&gt;21. Abdurrahman isyanı (1935-Siirt)&lt;br /&gt;22. Abdulkuddüs isyanı (1935-Siirt)&lt;br /&gt;23. Sason isyanı (1935-Siirt)&lt;br /&gt;24. Dersim isyanı (1937-Tunceli)&lt;br /&gt;25. PKK terörü (1984-1999)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C. KURULUP DOĞILMIŞ KÜRT ÖRGÜTLER :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MARKSİST VE LENİNİST ÖRGÜTLER:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO)&lt;br /&gt;- Devrimci Demokratik Kültür Dernekleri (DDKD)&lt;br /&gt;- Devrimci Halk Kültür Dernekleri (DHKD)&lt;br /&gt;- Anti Sömürgeci Demokratik Kültür Derneği (ASDK-DER)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÖLÜCÜ ÖRGÜTLER :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Türkiye Kürdistan Demokratik Partisi (TKDP)&lt;br /&gt;- Kürdistan Öncü İşçi Partisi (KÖİP-PPKK)&lt;br /&gt;- Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi ( TKSP)&lt;br /&gt;- Rizgari Örgütü&lt;br /&gt;- Ala Rizgari Örgütü&lt;br /&gt;- Kawa Örgütü&lt;br /&gt;- Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları Örgütü (KUK)&lt;br /&gt;- Kürdistan Sosyalist Harekatı (TSK)&lt;br /&gt;- Kürdistan Sosyalist Birliği (Yekitiya Sosyalista Kürdistan – YSK)&lt;br /&gt;- Tekoşin örgütü&lt;br /&gt;- Kürdistan Kurtuluş Harekatı (TEVGER)&lt;br /&gt;- Kürdistan İşçi Partisi (Partiye Karkaren (işçi) Kürdistan /PKK)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖĞRENCİ CEMİYETLERİ:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kürt Teali Cemiyeti&lt;br /&gt;- Kürt İstiklal Cemiyeti&lt;br /&gt;- İstanbul Kürt Talebe Cemiyeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D. BÖLGEDEKİ DİĞER KÜRT HAREKETLERİ :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IRAK:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Irak Kürdistan Demokratik Partisi ( IKDP)&lt;br /&gt;- Kürdistan Yurtseverler Birliğö ( PUK- YNK-KYB)&lt;br /&gt;- Kürdistan Özgürlük Partisi (PÜK)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İRAN:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İran Kürdistan Demokratik Partisi ( İKDP)&lt;br /&gt;- Kürt İşçileri Devrimci Örgütü ( KOMALA)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SURİYE:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kürt Sosyalist Partisi&lt;br /&gt;- Suriye Kominist Partisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mabirand@e-kolay.net&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Posta)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Eger Abdulhamid ´in bu bölgedeki yeralti zenginlikleri haritasina bakilirsa, isyanlarla kolayca bir baglanti kurulabilecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-7916021204031567912?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6b9U_HPucmeI652IbOCovpC7LZU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6b9U_HPucmeI652IbOCovpC7LZU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6b9U_HPucmeI652IbOCovpC7LZU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/6b9U_HPucmeI652IbOCovpC7LZU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/PqFKjz-xLSU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/7916021204031567912?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/7916021204031567912?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/PqFKjz-xLSU/krt-isyanlari.html" title="Kürt isyanlari" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R3z6r7FcbXI/AAAAAAAAAUE/cTfZb9Fj9ME/s72-c/k%C3%BCrt.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/01/krt-isyanlari.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUIERHw9eip7ImA9WB9aE0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-6002302238903141657</id><published>2008-01-01T17:16:00.000+02:00</published><updated>2008-01-03T17:18:25.262+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-03T17:18:25.262+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="enver pasa" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="isyan" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="irkcilar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Atatürk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ittihadcilar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="ermeni" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="soykirim" /><title>ERMENİ İSYANLARI</title><content type="html">&lt;table border="0" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="middle"&gt;&lt;div style="font-weight: bold;" id="subject_1663"&gt;           &lt;a href="http://ittihat.com/forum/index.php?topic=406.msg1663#msg1663"&gt;ermeni isyanları(erzurum)&lt;/a&gt;          &lt;/div&gt;          &lt;div class="smalltext"&gt;« &lt;b&gt; :&lt;/b&gt; Aralık 27, 2007, 09:32:44 ÖÖ »&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;         &lt;td style="font-size: smaller;" align="right" height="20" valign="bottom"&gt;      &lt;a href="http://ittihat.com/forum/index.php?action=post;quote=1663;topic=406.0;num_replies=0;sesc=6332aa23c545d6ebd61ea32aa7a01e9b" onclick="doQuote(1663, '6332aa23c545d6ebd61ea32aa7a01e9b'); return false;"&gt;&lt;img src="http://www.ittihat.com/forum/Themes/music/images/buttons/quote.gif" alt="Bu mesajı alıntı ile cevapla" align="middle" /&gt;&lt;b&gt;Alıntı&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;         &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;        &lt;hr class="hrcolor" size="1" width="100%"&gt;        ERMENİ İSYANLARI&lt;br /&gt;ERZURUM İSYANLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler tarafından Erzurum'un Garin bölgesi, komitacılar tarafından çok önemli görülüyordu. Rus Ermenileri, Kafkasya'dan Osmanlı ülkesine buradan geçmişler ve önemli merkezlerini de burada kurmuşlardır. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce yapılan Taşnak Komitesi son kongresi de burada toplanmıştı. Erzurum, Trabzon-Van yolunun üzerinde bulunduğu için hem karayoluyla Kafkasya'dan ve hem Trabzon yoluyla Batum, Köstence ve diğer yerlerden düzenli bilgi alınır ve buradan içeriye silah ve cephane sokulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seferberliğin ilanından sonra yıllarca Ermeni isyanlarına, kıyım ve kırımlara sahne olan Erzurum bölgesinde savaş başladığı zaman, il merkezi ve sancaklarda Ermenilerden silah altında bulunanlar, kendi silahlarıyla birlikte Ruslara sığınmışlardır. Rus Hükümeti bunları silahlandırarak çeteler kurmuş ve Anadolu içerisine salmıştır. Ermeni gençlerini askerlikten kurtarmak için kilise adamları büyük çaba göstermişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ermeniler, bir yandan Türk ordusunun lojistik yollarını tıkamaya çalışırken, bir yandan da halkın moralini bozmak için Osmanlı'nın ve müttefiklerinin başarısız olduğunu propaganda ettiler ve düşmanların zaferi için kiliselerde dua ettiler. Ermeniler Erzincan'da kendilerine uzun süre yetecek yiyecek ve eşyaları daha seferberlik başında hazırlamışlar ve saklamışlardır. Bunlar daha sonraki aramalarda meydana çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasım 1914'de Kemah'ın Karni Köyü civarındaki Çanlıvank Manastırı'nda toplanan komitacılar isyan planlarını hazırladılarsa da uygulama alanına konmadan meydana çıkarıldı. Erzurum ve sancaklarında Ermeniler silahlı olarak evlere saldırmaya, Müslüman kadın ve çocukları öldürmeye başladılar. Bu sayede bölgeden cepheye gönderilen askerlerin morallerini bozacak ve onların ailelerinin yanına dönmelerini sağlayarak Türk kuvvetlerinin gücünü azaltacaklardı. Erzincan bölgesinde pek çok silahlı asker kaçağı, silah, cephane, bomba ile ele geçirildi. Azgın bir komiteci olan ve yalnız bu nedenle Patrikhane tarafından Kemah'a atanmış bulunan Kemah Murahhasası çevresinde topladığı gönüllüleriyle Türklere pek çok zulümler yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı güvenlik kuvvetleri tarafından tutuklanan Erzincanlı Dikran Papazyan adındaki bir şahıs "üç beş gün daha gecikme olsaydı, komitelerin aldıkları tertibat ile Erzincan'ı tüm ateşler içinde bırakacaklarını, yakıp yıkacaklarını; bütün Türkleri, askerleri öldüreceklerini, ancak hükümet uyanık bulunduğu için bu girişimin başarılı olamadığını" açıkça söylemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK:&lt;br /&gt;SAKARYA, İhsan-, Belgelerle Ermeni Sorunu, 2. Baskı, Genelkurmay ATASE Yayınları, Ankara 1984, s. 192-193&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-6002302238903141657?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dRqnYtSHYI0tt-8hTlwcw0a0WKI/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dRqnYtSHYI0tt-8hTlwcw0a0WKI/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dRqnYtSHYI0tt-8hTlwcw0a0WKI/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/dRqnYtSHYI0tt-8hTlwcw0a0WKI/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/AN2XjQFZJro" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/6002302238903141657?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/6002302238903141657?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/AN2XjQFZJro/ermeni-isyanlari.html" title="ERMENİ İSYANLARI" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2008/01/ermeni-isyanlari.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUUDQn8-fCp7ImA9WB9aEEg.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-391087142464636281</id><published>2007-12-31T00:12:00.000+02:00</published><updated>2007-12-31T00:21:13.154+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2007-12-31T00:21:13.154+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="abdulhamit" /><title>BP, II. Abdulhamid´in mi ?</title><content type="html">&lt;table border="0" cellpadding="5" cellspacing="0" width="490"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;h1 style="font-family: Arial; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 24px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;BP, II. Abdülhamit'e ait iddiası&lt;/h1&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;h2 style="font-family: Arial; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 16px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;Batılı ülkelerin ayak oyunlarını gören II. Abdülhamid, Kerkük ve Musul petrolleri'ni kişisel mülkü olarak kaydettirmişti.&lt;br /&gt;Sonrası karışık.&lt;br /&gt;Yeni ortaya atılan iddia çok tartışılacak.&lt;/h2&gt;     &lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;         &lt;tr&gt;            &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;td class="stdSmall" align="right" height="10"&gt;30 Aralık 2007 08:12&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;             &lt;td align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;         &lt;/tr&gt;                &lt;tr&gt;             &lt;td style="font-size: 14px;" id="objectContent"&gt;    &lt;div id="haberImage"&gt;   &lt;img style="width: 365px; height: 204px;" alt="BP, II. Abdülhamit'e ait iddiası" src="http://image.haber7.com/haber/93285.jpg" /&gt;     &lt;div id="bannerCorp"&gt;  &lt;object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://fpdownload.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=8,0,0,0" height="250" width="250"&gt;     &lt;param name="movie" value="http://image.haber7.com/bannerz/6453547e99559e085daba0d41b990cf1.swf"&gt;     &lt;param name="quality" value="high"&gt;     &lt;embed daki="" peki="" ya="" ailesinin="" ngiliz="" meti="" irketleriyle="" 79="" l="" boyunca="" hukuk="" rk="" metlerinin="" lmecit="" torunu="" mahmud="" 1998="" nda="" mahkeme="" na="" para="" kapanan="" u="" nun="" en="" uzun="" re="" saltanat="" ren="" ndan="" musul="" k="" teki="" imdiye="" kadar="" ok="" ey="" arazilerini="" ahsi="" olarak="" ve="" ngilizlerin="" arkeolojik="" rma="" z="" bahanesiyle="" lgede="" petrol="" tarihle="" n="" ancak="" imiz="" haftalarda="" nlanan="" lhamid="" in="" petrolleriyle="" ilgili="" bilinmeyen="" bir="" i="" ortaya=""&gt;&lt;/embed&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sultan I. Abdülmecid'in üçüncü kuşaktan torunu olan Mahmud Sami'nin kaleme aldığı kitapta, Osmanlı ailesinin Mondros Mütarekesi'nden başlayarak 1998 yılına kadar sürdürdüğü bir hukuk mücadelesi anlatılıyor. Musul ve Kerkük petrolleri için 79 yıl boyunca İngiliz ve Amerikan mahkemelerinde açılan davalarla Osmanoğulları'nın kendi aralarındaki çelişkiler ve düşmanlıkların akıcı bir ülupla anlatıldığı "Abdülhamid'in Petrolleri" adlı kitapta, Türk hükümetlerinin davayla ilgili yaklaşımına da ilk kez yer veriliyor. Kitap dünyanın ilgisinin Kuzey Irak ve Türkiye'de yoğunlaştığı bugünlerde birçok tarihi gerçeğe ışık tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HAZİNEYE DEVREDİLMEDİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı varislerinin miras davasındaki temel dayanağı Abdülhamid'e "zorla" imzalatılan tüm şahsi mallarını hazineye devrettiğine dair belgenin Meclis-i Mebusan'da karara bağlanmamış olması. Zira dönemin Kanun-i Esasi'sinde hükümdarın yayınladığı tüm irade-i seniyyelerin parlamento onayına sunularak her iki meclisin de onayından geçtikten sonra yürürlüğe gireceği öngörülüyordu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fakat Mahmud Sami'nin aile arşivlerinden aktardığına göre, ne Abdülhamid ne de halefi Sultan Reşad'ın malvarlıklarını hazineye devrettiğine dair irade-i seniyyeler parlamentoda ele alınıp karara bağlanmamıştı. Ancak iktidardaki Jön Türk hareketi söz konusu petrol yataklarını bir İngiliz şirketi olan Turkish Petroleum Company'e kiralamıştı. Bu şirket bugün dünyanın her yerinde şubesi bulunan British Petrol'den (BP) başkası değildi. Bu durum mirastan mahrum bırakılan Osmanlı ailesiyle bu servete sahip çıkmak isteyen batılı devletler, özellikle de İngiltere arasında onlarca yıl sürecek diplomatik ve hukuki çekişmenin temelini oluşturacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İNGİLİZLER NEZAKETTEN VAZGEÇİYOR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nitekim Osmanlı topraklarındaki İngiliz işgalini koordine eden Yüksek Komiserlik, petrol kuyularının kontrolü konusunda Osmanlı varislerinin itirazlarını dikkate alarak bir inceleme başlatmış, Londra'ya yazılan raporda tüm tetkiklere rağmen mülklerin Osmanlı hazinesine devredildiğine dair güçlü belgeler bulunamadığını itiraf etmişti. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Konu İngiliz yönetimince uzun süre bekletilmiş ancak varislerin itirazlarının ardı arkası kesilmemişti. Varislere karşı nezaketi elden bırakmayan Birleşik Krallık, Musul ve Kerkük vilayetlerinin tüm itirazlara karşı Irak'a bağlanması konusunda Milletler Cemiyeti'nde nihai bir karar aldırmak için her türlü baskı aracını kullandı. İngiltere garantörlüğünde kurulan Irak Yüksek Mahkemesi de söz konusu mülklerin Irak hükümetine ait olduğu yönünde kesin bir karar aldı. Konu kapanmış gibi görünse de Avrupa'da ekonomik zorluklarla boğuşan Osmanlı ailesi hukuki süreci bitirmemekte direniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TÜRKİYE DE İLGİLENMEDİ &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta aktarılan belgelerden en önemlisi de Irak petrolleri konusunda yeni kurulan Türk hükümetinin tutumu. Mahmud Sami'nin aktardığına göre Türkiye'nin konuyla ilgili tek müdahalesi, Abdülhamid'in Türk vatandaşı olarak kalan üç eşinin veraset haklarıyla ilgili ricada bulunmaktan ibaretti. Türkiye, İngiltere'den vatandaşlarının miras haklarının tahkim yoluyla korunmasını yani pay verilmesini talep ediyordu. Ancak İngiltere varisler için tahkime gitmeyi hiçbir zaman kabul etmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;OSMANOĞULLARI BÖLÜNÜYOR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yıllara yayılan hukuk mücadelesi Osmanlı ailesi içinde de çekişmelere sebep oldu. Mahkeme masraflarından ve birbirinden habersiz açılan davalardan dolayı tartışan aile üyeleri petrol kuyuları konusunda ortak bir mücadele yürütmeyi hiçbir zaman başaramadı. 1970'e kadar hiçbir netice alınamayınca Mahmut Sami'nin ağabeyi Bahaeddin, ABD ve Fransa'nın da desteğini alarak yeni bir hukuki süreç başlatmaya hazırlanıyordu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;O güne kadar Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde Osmanlı malları için onlarca gönüllü şirket kurulmuştu. Çünkü dava kazanılırsa elde edilecek milyonlarca sterlinden hukuk bürolarına düşecek olan pay avukatların hayallerini süslüyordu. Ancak sonuçsuz kalan girişimler hukuçuları da yıldırmış, Osmanlı ailesi mahkeme masraflarını karşılayamaz duruma gelmişti. Destek arayışları ve yazışmalarla geçen yirmi yılın ardından 1998'de aile son bir deneme yapmaya karar verdi. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir Amerikalı bir hukuk şirketiyle irtibat kuran Bahaeddin Sami mahkeme masrafları için gerekli olan 25 bin doları temin etmek için ailenin diğer üyeleriyle irtibata geçti. Çünkü yalnızca 12.500 dolar toplayabilmişti ve önemli varislerden biri de Saffet Neslişah Sultan'dı. Ancak kensine sorulmadan bir hukuk bürosunun işe başlamasına tepki gösteren Neslişah Sultan da kalan meblağı ödemeyi reddedince 79 yıl boyunca sessiz sedasız süren Abdülhamid'in petrolleri davası bir daha açılmamak üzere kapandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Osmanlı mülkleri sahipsiz kaldı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı ailesinin mülkleriyle ilgili birçok davaya bakan avukat Ömer Köker'e Abdülhamid'in petrol kuyularını ve ailenin on yıllarca sürdürdüğü hukuk mücadelesini sorduk. Osmanlı mülklerinin Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana içinden çıkılamayan bir konu olduğunu söyleyen Köker'e göre, birçok hanedan mensubunun açtığı sayısız davayla durum tam bir karmayaşa dönüştü. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye topraklarında bulunan gayrimenkullerin de yıllardır mahkemelik olduğunu söyleyen Köker, karışıklığın sebebini olarak ülkenin tüm topraklarının aynı zamanda hanedanın malı olmasını gösteriyor. Ancak bunun yanı sıra Padişahlar ve aileleri ülke topraklarında şahsi mülklere de sahip. 1924'ten sonra ülke toprakları hazinenin oldu ancak hanedan üyelerinin şahsi mülkleri için tasfiye kararı alındı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karar uyarınca 1 yıl içinde satılacak mülklerden elde edilecek gelir aile üyelerine ödenecekti. Ancak bu gerçekleşmedi. Birçok taşınmaz ya sahipsiz kaldı ya da üçüncü kişilerin eline geçti. Bu karmaşanın hâlâ devam ettiğini söyleyen Köker, Abdülhamid üzerinden miras yoluyla aileye geçen Musul ve Kerkük petrolleri için hukuken bir şey yapılamayacağını söylüyor. Çünkü impataratorluğun parçalandığı Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda oluşan siyasal karmaşa kendi hukukunu üretti.&lt;/p&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;src="http://image.haber7.com/bannerz/6453547e99559e085daba0d41b990cf1.swf" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" height="250" width="250"&gt; &lt;/object&gt;   &lt;/div&gt;         &lt;/div&gt;   &lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Ertan ALTAN&lt;/strong&gt;'ın haberi &lt;/u&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Şafak   &lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-391087142464636281?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Y4wxEQ4J-uj3Lu_xvhKQZyIWxg/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Y4wxEQ4J-uj3Lu_xvhKQZyIWxg/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Y4wxEQ4J-uj3Lu_xvhKQZyIWxg/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0Y4wxEQ4J-uj3Lu_xvhKQZyIWxg/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/g3nGSWnCB4c" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/391087142464636281?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/391087142464636281?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/g3nGSWnCB4c/bp-ii-abdulhamidin-mi.html" title="BP, II. Abdulhamid´in mi ?" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2007/12/bp-ii-abdulhamidin-mi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUIMRHs-fip7ImA9WB9aE0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-5621495993409633056</id><published>2007-12-26T19:37:00.000+02:00</published><updated>2008-01-03T17:19:45.556+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-03T17:19:45.556+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yeralti zenginlikleri" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="II.Abdulhamid" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="II. Abdulhamit" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Petrol" /><title>2. Abdülhamid’in petrol haritası</title><content type="html">&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R3KR-LFcbVI/AAAAAAAAAT0/lqNcCH3kxUw/s1600-h/abdul.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5148337821351439698" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 640px; height: 485px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R3KR-LFcbVI/AAAAAAAAAT0/lqNcCH3kxUw/s320/abdul.jpg" border="0" height="180" width="409" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Güneydoğu’da petrol var mı, yok mu? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sultan II. Abdülhamid tarafından hazırlanan petrol haritasında bu soruya 100 yıl önce cevap verilmiş. İşte detaylar!… &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye petrol denizi üzerinde mi? Sınırın öteki yakasında petrol çıkıyor da Güneydoğu’da niye çıkmıyor? Ya da başlayıp bitmeyen bir polemik; Türkiye’de petrol var ancak yabancılar çıkarmamıza izin vermiyor! Peki gerçekten petrolü bol denilen Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde petrol var mı? Bu soruya Sultan II. Abdülhamid yüz yıl öncesinden cevap veriyor. Sultan’ın hazırlattığı tespit haritasında Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamında yüksek ölçekte petrol rezervinin olduğu saptanıyor. Görevli mühendisler araştırmalarını Doğu ve Güneydoğu ile sınırlı tutmayıp Osmanlı toprakları içinde bulunan Zaho, Erbil, Kerkük, Süleymaniye, Musul ve Bağdat gibi bölgeleri de tarıyorlar. İşin en ilginç tarafı yüz yıl önce hazırlanan petrol haritasının birçok yerinde hâl-i hazırda petrol çıkarılıyor olması. 6 ay önce Barzani ailesi tarafında Habur Çayı’nın öteki kıyısında çıkartılan ve Türkiye’nin, tabir yerindeyse, iştihanı kabartan petrol kuyuları bunlardan sadece biri.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;BİTLİS’TE PETROL&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sultan II. Abdülhamid özellikle 1800’ün son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba harcadı. Yetişmiş jeoloji ve maden mühendisi olmaması Devlet-i Aliye’nin elini kolunu bağlıyordu. Ancak uğruna savaşların çıkartılacağı, yeni bir dünya düzeninin oluşturulacağı petrolün ehemmiyetini anlayan Abdülhamid sıkıntıları kendi fedakarlıkları ile aştı. Hazine-i Hassa’dan, yani padişahın şahsi malından ödenek çıkartılarak geniş kapsamlı bir petrol rezervi çalışmasına girildi. Sultan’ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada yabancı ve yerli mühendisler yer aldı. Musul ve Bağdat havalisinde, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapıldı. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi çalışmalarını 22 Ekim 1901’de Sultan II. Abdülhamid’e sundular.Bu zamana kadar söylenen ancak mahiyeti hakkında bir bilginin bulunmadığı “Sultan’ın petrol haritası” sadece Güneydoğu’da değil, Hakkâri ve Bitlis gibi illerde de petrol bulunabileceğini öngörüyor. Haritayı hazırlayan heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri tespit etmiş. Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da detaylı bir biçimde anlatıyor. Petrol havzasını dolaşan Paul, Siirt tarafında ve Dicle Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu belirtiyor. Dicle Nehri kıyısındaki noktalarda yeterli araştırmayı yükselen sulardan dolayı yapamadıklarını da raporuna ilave eden Paul, nehrin kıyısı dışında, Dicle’nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol bulunduğunu kaydetmiş. Yine de o dönemin teknik imkanları açısından 900 metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılması ve nakliyatının zor olacağını eklemeyi unutmamış raporuna.Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu’nun bir kısmını kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)’de önemli petrol yataklarının bulunduğu kaydediliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;HARİTA İLK KEZ YAYIMLANIYOR&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da çalışmalarını tamamlayan heyet daha sonra bugün Irak sınırları içinde kalan merkezlerde petrol taramasına devam ediyor. Kerkük, Babagürgür, Zaho, Süleymaniye, Bağdat, Musul ve Altınköprü’deki petrol noktaları kilometre ve yerleşim yerlerine göre yön tayini yapılarak kayıt altına alınıyor. Raporda Kerkük ve şehre 15 kilometre uzaklıktaki Babagürgür bölgesinde yoğun miktarda petrol rezervinin bulunduğu belirtiliyor. Babagürgür bölgesinin II. Abdülhamid’in şahsî malı olduğu, ve bu topraklarda Türkiye’deki Nefçi ve Doğramacı ailesinin pay sahibi olduğu biliniyor. Ekip yaptığı tetkikler sonucunda en kaliteli petrolün Bağdat yakınlarındaki El-Kayra ile Mendel’de olduğu sonucuna da varıyor.Ulaşımın Dicle’de sal üstünde, karada da at ve eşek sırtında yapıldığı bir dönemde aylarca süren bir çalışma sonunda Başmühendis Paul Groskoph, ince detayların yer aldığı raporun sonuna iki önemli noktayı da ilave etmeyi unutmuyor: “Dicle ve Fırat nehirleri havzasında zengin ve mühim petroller bulunuyor. Bunların işletilmesi ve pazarlanması için Bağdat’a uzanan bir tren yolu lâzım. 1889’da inşaatına başlanan ve 1902’de biten demiryolu petrolün Anadolu’ya taşınmasını sağlayacaktır. Bunun için ana hatta sadece birkaç ilave ek hattın yapılması yeterlidir.” Başmühendisin ikinci notu ise iyi değerlendirilmesi durumunda bu petrol coğrafyasının gelecekte dünyanın en önemli merkezlerinden biri olacağı şeklinde.Kısa bir zamanda bu kadar noktada tarama yaptırarak günün kıt imkânlarına rağmen petrol tespitini belgelendiren Sultan II. Abdülhamid’in saltanat ömrü petrol çıkartmaya yetmedi. İlk kez yayımlanacak olan ‘Sultan’ın petrol haritası’ Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve önümüzdeki günlerde kamuoyuna sunulacak olan “Osmanlı Döneminde Irak” isimli kitapta yer alacak. Devlet Arşivleri Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Budak, bu çalışmayla Irak’taki Osmanlı’yı kamuoyuna sunacaklarını belirtiyor. Kitabın editörlüğünü yapan Cevat Ekici de kitaptaki birçok belge ve çizimin, özellikle de petrol bölümündeki haritaların halen üzerinde çalışılmaya değer belgeler olduğunun altını çiziyor.Çalışmanın kapsamı petrol haritası ve bununla ilgili raporlarla kısıtlı değil. Hazine-i Hassa’ya devredilen petrol hakları ve bununla ilgili yazışmalar da bulunuyor kitapta. 18 Kasım 1902’de Yıldız Sarayı’na gönderilen belgede Musul vilayetindeki petrol madenlerinin imtiyazının Hazine-i Hassa’ya verildiği kaydediliyor. Daha sonraki tarihlerde padişaha ait araziler Maliye Hazinesi’ne devrediliyor. Ancak 12 Ocak 1920’de Maliye Hazinesi’ne devredilen padişaha ait bütün malların tekrar Hazine-i Hassa’ya devri için bir kararname çıkartılıyor.Aksiyon dergisinin 480. sayısında yer alan “Hanedan Musul’u istiyor^” başlıklı haberde, Osmanoğullarının Sultan Abdülhamid’ten miras kalan Musul’daki gayrimenkullerini almak için hukuki bir mücadele başlattıklarına yer veriliyordu. Aynı haberde hanedanın mirasçılarının daha önceki dönemlerde Musul’daki gayrimenkulleri dava yolu ile kazandıkları, ancak birtakım siyasi manipülasyonlar sebebiyle bu kararın uygulanmadığı da vurgulanıyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;65 NOKTADA PETROL TESPİT EDİLMİŞ&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı, Sinan, Batman çayı, Dicle, Midyat, Bedran, Bitlis Suyu (çayı), Tulan, Siirt, Botan çayı, Habur, Fındık, Cizre, Dehuk, Zaho, Habur çayı, Hakkari (Çölemerik), Ahmediye, Bisan, Alkuş, Akra, Büyük Zap, Revanduz, Musul, Karakuş, Nemrut, Küçük Zap, Erbil, Köysancak, Altınköprü, Şargat, Hamrin Dağı, Kerkük, Taşhurmatı, Tavuk, Karadağ, Süleymaniye, Karadağ, Aksu, Tuzhurmatı, Kefri (Salahiye), Deli Abbas, Tikrit, Samara, Haso çayı, Narbin Suyu,Diyale Suyu,Ramadi,Felluce, Mendeli, Bakuba, Kazımiye, Bağdat, Museyyeb, Hılle, Kerbela, Hit,Fırat, Anah, El-Kadim, Ebu Kemal, MeydaniDr. Orhan Koloğlu:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;HARİTA BİLİNMİYOR AMA ABDÜLHAMİT’İN PETROLE İLGİSİ MEŞHURII. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Abdülhamid’in petrol ile ilgili çalışmaları daha çok genel olarak biliniyor. Kapsamlı ve detaylı bir şekilde bilinmiyor. Bu haritanın ortaya çıkarılması önemli bir gelişmedir. Abdülhamid dünyadaki değişimi yakından takip ediyordu. O dönemlerde petrolün yeni kullanım alanları bulduğunun da farkındaydı. Artık motorlu taşıtlar yaygınlaşıyor ve bunlarda petrol kullanılıyordu. Donanmaları ile dünyayı idare etmeye çalışan İngilizler kömürle çalışan gemilerini artık daha pratik olan petrolle çalıştırmaya başlamışlardı. Abdülhamid bunların hepsini biliyor ve petrolün gelecekte stratejik bir silah olacağının hesabını yapıyordu. Bu yüzden Musul’un petrol arazilerini satın aldı. Çünkü İngilizler ısrarla burayı istiyordu. İngilizler, 1. Dünya Savaşı’nda Bağdat’ı almak için harcadıkları paranın 7 mislini Musul’a sahip olmak için harcadılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kaynak:aksiyon.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-5621495993409633056?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oAZbi_Quke_sOUoA43ZY7reMdaQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oAZbi_Quke_sOUoA43ZY7reMdaQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oAZbi_Quke_sOUoA43ZY7reMdaQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/oAZbi_Quke_sOUoA43ZY7reMdaQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/h749vepFgtE" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/5621495993409633056?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/5621495993409633056?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/h749vepFgtE/2-abdlhamidin-petrol-haritas.html" title="2. Abdülhamid’in petrol haritası" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R3KR-LFcbVI/AAAAAAAAAT0/lqNcCH3kxUw/s72-c/abdul.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2007/12/2-abdlhamidin-petrol-haritas.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUEMRXo8fyp7ImA9WB9aE0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-4068410273506354242</id><published>2007-12-20T20:29:00.000+02:00</published><updated>2008-01-03T17:21:24.477+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2008-01-03T17:21:24.477+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="enver pasa" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sander von liman" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="120.000" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sarikamis" /><title>Sarikamis Destani</title><content type="html">Sarikamis Destani &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q6OrFcbII/AAAAAAAAASM/hQrr62URHaY/s1600-h/allahuekberdagi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146130285470706818" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q6OrFcbII/AAAAAAAAASM/hQrr62URHaY/s320/allahuekberdagi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah-u Ekber Dagi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2rDyrFcbUI/AAAAAAAAATs/nkg6XgEhvOI/s1600-h/kam3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146140799550647618" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2rDyrFcbUI/AAAAAAAAATs/nkg6XgEhvOI/s320/kam3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Enver Pasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q8V7FcbSI/AAAAAAAAATc/nVbFOgbE-Ak/s1600-h/tuggenhasanizzetpasa.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146132609048014114" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q8V7FcbSI/AAAAAAAAATc/nVbFOgbE-Ak/s320/tuggenhasanizzetpasa.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tuggeneral Hasan Izzet Pasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuggeneral Hakki Pasa&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q8K7FcbRI/AAAAAAAAATU/dED0xkIOjpQ/s1600-h/tuggenhakkipasa.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146132420069453074" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q8K7FcbRI/AAAAAAAAATU/dED0xkIOjpQ/s320/tuggenhakkipasa.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q7p7FcbOI/AAAAAAAAAS8/wjk63r5mjDk/s1600-h/kam4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146131853133769954" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q7p7FcbOI/AAAAAAAAAS8/wjk63r5mjDk/s320/kam4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q6jLFcbJI/AAAAAAAAASU/LD2mTjzp5jg/s1600-h/envpas3.ordu+teftisinde.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146130637658025106" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q6jLFcbJI/AAAAAAAAASU/LD2mTjzp5jg/s320/envpas3.ordu+teftisinde.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TSK'ya göre Sarıkamış'ın sırrı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q067FcbGI/AAAAAAAAAR8/4gLiiE-GTz0/s1600-h/harita.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146124448610151522" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q067FcbGI/AAAAAAAAAR8/4gLiiE-GTz0/s320/harita.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TSK'nın gözüyle Sarıkamış:&lt;br /&gt;20 Aralık 2007 00:15&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelkurmay Başkanlığı, 22 Aralık 1914-15 Ocak 1915 tarihleri arasında gerçekleşen Sarıkamış Harekatı'nda 60 bin Türk askerinin şehit olduğunu açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Kurmay Baskanligi delillere dayandirilmis Sarikamis arastirmalarini görmemezlikten gelerek, verilen sehit sayisi 120.000 iken, bunun yarisini yani 60.000 adedini belirtmekle, bilimsel arastirmalari gözardi mi etmek istemektedir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelkurmay Başkanlığı, Sarıkamış Harekatı'nda Ruslar'ın da 30 bin kayıp verdiğini ifade etti.&lt;br /&gt;Savaşta, Ruslar tarafından 200 subay, 7 bin erin esir, 20 makineli tüfekle 30 topun ganimet olarak alındığını, Doğu Anadolu'nun Rusların işgaline maruz kaldığını vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelkurmay Başkanlığı, Sarıkamış Harekatı'nın yıldönümü dolasıyla internet sitesinde bilgi notu yayınladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti'nin Almanya ile yapılan anlaşma sonrasında (1907 de Enver Pasanin Osmanli devletinin bilgisi disinda, Osmanli Devleti adina, Almanlarla yaptigi gizli ittifak anlasmasi) Birinci Dünya Savaşı'na girmek zorunda kaldığı ifade edilen bilgi notunda, "Ancak Balkan Savaşı'ndan yeni çıkmış olması ve yeterli hazırlıkları yapma imkânı ve zamanı olmadığından dolayı, savaşın ilerleyen dönemlerinde büyük olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır" denildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Kurmay her nedense asil ittuifak anlasmasinin 1907 de yapildigini, bu anlasmadan bihaber olan Osmanli Devletininde bu nedenle tedbirsiz yakalandigini, her nedense dile getirmekten kacinmaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı donanmasına bağlı Yavuz ve Midilli gemilerinin olduklarini Sivastopol'u bombardıman ettiklerini ifade eden Genel Kurmay, bu gemilerin Türk gemileri olmadigini nasil oluyorda göremiyor ve ifade edemiyor ?&lt;br /&gt;Bu gemilerin Baskomutanlarinin, komutanlarinin, askeri mürettebatinin ve silahlarinin Alman olduklarini gözardi eden bu ifadede, bu gemilerin Türk Bayragi cekilmekten baska türklük ile hicbir ilgileri olmadigi belirtilmemis.&lt;br /&gt;Bu 2 gemi; Canakkale bogazindan gecmesine izin verdigimiz, Ingiliz savas gemilerinin önünden kacarak canakkale bogazina girerek kurtulan Alman gemileri idiler. Bu gemileri ellerinden aldigimiz yani kurtardigimiz sebebi ile Ingilizler tarafindan 1.Dünya savasina müdahil edilmedik mi ?&lt;br /&gt;Yani 1.Dünya savasina girdirilmemizin nedeni bu gemiler degilmiydiler ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Kurmayin bu ifadelerinde bu Cephenin bas komutaninin Türk olmadigi Sander von Liman yani Alman olduguda gizlenmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivastopal´in, Rus Donanma ana Limaninin bombardimanindan ve Rus donanmasina bu gemilerle büyük zayiatlar verildikten sonra Ruslar missilleme olarak bize saldiriya gecmislerdir. Genel Kurmayin verdigi bilgiler icerisinde bu gercekler gözardi edilmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Kasım 1914 günü Rus ordusunun hududu geçerek baskın tarzında taarruza başladığı, Erzurum genel istikametinde ilerleyen Rus kuvvetlerinin, 7-12 Kasımda Köprüköy ve 17-20 Kasım'da cereyan eden Azap muharebelerini kaybederek geri çekilmek zorunda kaldığı ifade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşın ilk aylarında meydana gelen bu durumun, ordunun subay ve erleri üzerinde olumlu bir etki yarattığı, ancak ağır zayiat veren 3'üncü Türk Ordusu'nun geri çekilen düşmanı takip edemediği, daha elverişli bir arazide toplanmak, takviye kuvvetlerinin gelmesini beklemek ve yeni bir Rus taarruzunu karşılamaya hazır olmak amacıyla 8-10 km kadar geri çekildiği kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da savaşın mevzi harbine dönüşmesi ve Galiçya'da Avusturyalıların Ruslar karşısında zor durumda kalmaları üzerine Başkomutan Vekili(Baskomutan Sander von Liman idi) Enver Paşa, müttefiklerin Avrupa'daki yükünü hafifletmek için "Alman Başkomutanlığının da etkisiyle" Doğu Cephesi'nde Rusların imhasını hedef alan büyük ölçüde kuşatıcı bir taarruza karar verdiği ifade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver Paşa, icra edilecek bir taarruzla 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda (93 Harbi) Doğu Anadolu'da kaybedilen toprakların (Kars, Batum, Artvin ve Ardahan) geri alınmasını ve müteakiben harekâtın Kafkasya'ya aktarılmasını mümkün görüldüğü kaydedildi. Taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3'üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa'yı görevinden alarak 3'üncü Ordu Komutanlığını kendi üzerine aldığı ifade edilen bilgi notunda şu bilgilere yer verildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu harekâtı icra edecek 3'üncü Ordu; 9, 10 ,11'inci Kolordular ve 2'nci Süvari Tümeninden oluşuyordu. &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q7KrFcbLI/AAAAAAAAASk/8ae-bPhtV94/s1600-h/kam1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146131316262857906" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q7KrFcbLI/AAAAAAAAASk/8ae-bPhtV94/s320/kam1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Cephedeki Rus mevcudu 100.000, 3'üncü Ordunun mevcudu ise 120.000 idi. Türk ordusu sayıca fazla olmasına rağmen Ruslar, ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler. 22 Aralık 1914 - 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri'nde Türk Ordusunun uyguladığı plan, bir kolorduyla düşmanın cepheden tespitini, iki kolorduyla kuzey kanadından kuşatılarak düşman cephesinin 30-35 km kadar gerisindeki Sarıkamış'ın ele geçirilmesiyle büyük düşman kuvvetlerinin imhasını öngörüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver Pasa 3. Orduyu teftis ediyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen karlarla kaplı, çok yüksek dağlık ve yolsuz bir arazide o günün koşulları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapılan bu harekât çok riskli idi. Özellikle 10'uncu Kolordu birlikleri, &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q7WrFcbMI/AAAAAAAAASs/lqA4dR3zAME/s1600-h/kam2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146131522421288130" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q7WrFcbMI/AAAAAAAAASs/lqA4dR3zAME/s320/kam2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Allahuekber Dağları'nı aşarken çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle gerek miktar gerekse mevcut silahlar yönünden çok zayiat vermiştir. Nitekim Türk kuvvetlerinin büyük bir kısmı soğuktan donarak ölmüştür. Sarıkamış'a girebilen 300 kişilik bir kuvvet de Ruslar tarafından geri atılmıştır. Bu başarısızlık karşısında Enver Paşa, 10 Ocak 1915'te 3'üncü Ordu komutanlığını Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa'ya devrederek İstanbul'a dönmüştür."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ifadelerle Genel Kurmay verdigi sehid sayisinin 60.000 olmadigini, (farkinda olmadan) 120.000 oldugunu teyid etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q7vrFcbPI/AAAAAAAAATE/doxuLF2Xw34/s1600-h/kizakcikesifkolu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146131951918017778" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q7vrFcbPI/AAAAAAAAATE/doxuLF2Xw34/s320/kizakcikesifkolu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞEHİT ASKER SAYISI 60 BİN&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q5zbFcbHI/AAAAAAAAASE/rvj5y-GIuMY/s1600-h/donaraksehit+olan+askerler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146129817319271538" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q5zbFcbHI/AAAAAAAAASE/rvj5y-GIuMY/s320/donaraksehit+olan+askerler.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi notunda, muharebelerde Rusların zayiatı 30 bin, Türklerin zayiatının ise 60 bin olduğu kaydedildi. Savaşta, Ruslar tarafından 200 subay, 7 bin eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak aldıkları, Doğu Anadolu'nun Rusların işgaline maruz kaldığı vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q64LFcbKI/AAAAAAAAASc/st8qnKWx83c/s1600-h/hilaliahmercilerintopladiklari+donmust%C3%83%C2%BCrkaskerleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146130998435277986" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q64LFcbKI/AAAAAAAAASc/st8qnKWx83c/s320/hilaliahmercilerintopladiklari+donmust%C3%BCrkaskerleri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hilal-i Ahmer Teskilati Donmus Askerleri Toparlarken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q73LFcbQI/AAAAAAAAATM/3wNcwzkv_zM/s1600-h/ruslarin+topladiklari+donmust%C3%83%C2%BCrk+askerleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146132080767036674" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q73LFcbQI/AAAAAAAAATM/3wNcwzkv_zM/s320/ruslarin+topladiklari+donmust%C3%BCrk+askerleri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sarıkamış Harekâtı ile ilgili haberlerinin, ancak sonradan kamuoyu gündemine geldiği, burada olup bitenlerin çok sonraları açıklığa kavuştuğu ifade edilen notta şu bilgiler yer aldı: "Sarıkamış Kuşatma Harekâtı; düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan başarılı bir plandı. Ancak stratejinin faktörlerinden zaman ve iklim şartları iyi değerlendirilemediği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruslarin topladiklari Donmus Türk Askerlerinin Cesedleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel Kurmay maalesef zaman ve iklim faktörlerini öne sürerek, 120.000 insanimizin kaybinin arkasinda yatan asil nedeni farkedememektedir.&lt;br /&gt;Burada yürütülen savaslarin hepsi Alman Komutani Sander von Liman´in yani Almanlarin komutasi altinda yani Almanlarin cikarlari icin yapilmistir. Alman tarihine göre de Almanlari ilgilendirmiyordu, bizim ne kadar asker sehid verdigimiz. Bizim mümkün oldugu kadar zayiflamamiz, onlarin cikarlarina idi.&lt;br /&gt;Osmanli Devletinin icerisine soktuklari hain Enver Pasa sayesinde Osmanlinin kolunu, dalini kirmislardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1915 yilinda Sarikamista,&lt;br /&gt;1917 yilinda Filistin Cephesinde&lt;br /&gt;1918 yilinda Suriye Cephesinde Almanlarin bize verdirttikleri zayiatlar sayesindedirki, Osmanli Devleti yikilabilmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q5zbFcbHI/AAAAAAAAASE/rvj5y-GIuMY/s1600-h/donaraksehit+olan+askerler.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Sarıkamış, Türk harp tarihinin en acı muharebelerine sahne olmuştur. Türk Ordusu, ağır koşullar altında yapılan bir muharebede kahramanca savaşmıştır. Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir. Çok ağır koşullar altında kahramanca savaşan Türk askeri, muharebenin sonuna kadar direnmiş, vatanını korumak ve başarıya ulaşmak için sonsuz gayret göstermiştir. &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q8grFcbTI/AAAAAAAAATk/WBROiXOz61o/s1600-h/sarikamissehitleraniti.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5146132793731607858" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q8grFcbTI/AAAAAAAAATk/WBROiXOz61o/s320/sarikamissehitleraniti.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sarıkamış Harekâtı, Türk milletinin vatanı ve kutsal varlıkları uğruna neler yapabileceğinin bir delilidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönü isterdi ki, Osmanli Arsivlerini bu milletten gizleyen Genel Kurmay, hic yoksa kendisi inceleseydi bu arsivleri ve gecmisimizi DOGRULARLA yazsaydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki verdigim tüm bilgiler; Orijinal Osmanli Mühürü ve imzasi mevcut olan belgelerin bulundugu Alman Arsivlerindendir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-4068410273506354242?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QT3MwTPNEP2yyippX9o21n1U9Ho/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QT3MwTPNEP2yyippX9o21n1U9Ho/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QT3MwTPNEP2yyippX9o21n1U9Ho/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/QT3MwTPNEP2yyippX9o21n1U9Ho/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/Vgujt8sSjjA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/4068410273506354242?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/4068410273506354242?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/Vgujt8sSjjA/saikamis-destani.html" title="Sarikamis Destani" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2q6OrFcbII/AAAAAAAAASM/hQrr62URHaY/s72-c/allahuekberdagi.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2007/12/saikamis-destani.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;C0UGRno8eSp7ImA9WB9UF0w.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-2558116808259969648</id><published>2007-12-15T11:30:00.000+02:00</published><updated>2007-12-15T11:33:47.471+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2007-12-15T11:33:47.471+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Gida" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Östrogen" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Besi" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Hormon" /><title>Hormonlu 'kurbanlık' nasıl anlaşılır?</title><content type="html">Pazar yerleri, kilolu gözüksün diye hormon verilmiş kurbanlıklarla dolu. Hormonlu hayvanları, hormonlu olmayan sağlıklı kurbanlıklardan nasıl ayırabilirsiniz? &lt;br /&gt;15 Aralık 2007 08:38 &lt;br /&gt;           &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2OfLrFcbFI/AAAAAAAAARw/gcYA9whNKeU/s1600-h/inek.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2OfLrFcbFI/AAAAAAAAARw/gcYA9whNKeU/s320/inek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5144130222280174674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osman Aslitürk'ün haber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat, hormonluların postu çok gergindir. Parmakla bastırıldığında derisi göçer. Kilosunu taşıyamayacak kadar yorgun gözükür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'a kurban bayramı için getirilen yüzbinlerce küçük ve büyük baş hayvan 79 satış noktasında alıcı bekliyor. Şehrin girişinde jandarma ve belediye tarafından hayvanların sağlık kontrolleri yapılsa da uzmanlar ilk bakışta anlaşılamayan hormonlu kurbanlar hakkında vatandaşları uyarıyor. Bayrampaşa Belediyesi Veteriner Hekimi Fatme Tunç, "Hormonu kulak altından enjekte ediyorlar. Bunun anlaşılması için mutlaka tahlil yapılması gerekir. Amaç hayvanı kilolu göstermektir. Bir hayvana hormon verilmişse ortalama 60-70 güne kadar kesime götürülmemesi lazım. Sütünün de akıtılması gerek” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İRAN'DAN GELENLER TEHLİKELİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziosmanpaşa Sultançiftliği'nde kurulan satış noktasında kurbanlık satan Hüseyin Damcı da meslektaşlarının zaman zaman bu tür hilere yöneldiğini söylüyor. Damcı'ya göre bu tür hayvanlar daha çok ithal olanlar. Damcı, “Önceki yıllarda İran'dan gelen küçükbaşların hormonlu çıktığına şahit olduk. Vatandaşlar eğer küpesiz kurbanlık alacaklarsa hayvanın tüylerinin canlı olmasına ve gözlerinin mat olmamasına, burun akıntılarının olmamasına dikkat etsinler. Hormon analiz raporu istesinler” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASIL ANLAŞILIR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Postu gergin, eti yağlıdır. &lt;br /&gt;Elinizle bastırdığınızda postu içeri kaçar, mutlaka hormon raporu isteyin. &lt;br /&gt;Hormonlu kurbanın eti çok zor pişer, rengi pempemsi olur. &lt;br /&gt;Durdukça ekşimsi bir koku yayar. &lt;br /&gt;Ete bastırıldığında et içeri kaçar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KANSER YAPIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hormonlu et kısırlık, cinsel güç kaybı ve kalp hastalıklarına sebebiyet veriyor. &lt;br /&gt;Prostat ve meme kanserine davetiye çıkarıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAĞLIKSIZ ET HASTA YAPAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trakya Üniversitesi'den Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, hasta hayvan etlerinin hastalık yaptığına dikkat çekti. Yorulmaz, ''Bunların etleri ve sakatatları, insanlara brusella, verem, kist hidatik, şarbon, barsak parazitleri gibi çok çeşitli hastalıkları bulaştırabilirler'' dedi. Prof. Dr. Yorulmaz, "Kavurmayı özellikle yağsız ve kısık ateşte pişirin. Kalp, yüksek tansiyon, şeker ve kolesterol hastaları kavurmadan uzak durmalı. Etin yanında mutlaka salata yiyin" şeklinde konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bugün)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-2558116808259969648?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/L1Y5sNlZ6mktO6mBtOAshGfpF9M/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/L1Y5sNlZ6mktO6mBtOAshGfpF9M/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/L1Y5sNlZ6mktO6mBtOAshGfpF9M/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/L1Y5sNlZ6mktO6mBtOAshGfpF9M/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/V83yVzk0Jqg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2558116808259969648?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/2558116808259969648?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/V83yVzk0Jqg/hormonlu-kurbanlk-nasl-anlalr.html" title="Hormonlu 'kurbanlık' nasıl anlaşılır?" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R2OfLrFcbFI/AAAAAAAAARw/gcYA9whNKeU/s72-c/inek.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2007/12/hormonlu-kurbanlk-nasl-anlalr.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUUFQn08fSp7ImA9WB9UFEs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-745274020781378897</id><published>2007-12-12T13:26:00.000+02:00</published><updated>2007-12-12T14:40:13.375+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2007-12-12T14:40:13.375+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Atatürk" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="canakkale" /><title>Liman Paşa'nın Türkiye'deki 5 yılı</title><content type="html">Alman Generali Liman Von Sanders'in anıları Çanakkale'de dünya tarihin en şanlı direniş destanı yazıldığı halde Birinci Dünya Savaşı'nı icerisinde Osmanli Devletininde oldugu müttefiklerin niçin kaybettiğini aydınlatıyor... &lt;br /&gt;12 Aralık 2007 11:00 &lt;br /&gt;              &lt;br /&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R1_Frlds9sI/AAAAAAAAARk/9_iqXI_wwZY/s1600-h/ata2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R1_Frlds9sI/AAAAAAAAARk/9_iqXI_wwZY/s320/ata2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5143046652062136002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmail Doğu'nun kitap eleştirisi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırat dizileri eski canlılığını tekrar yakaladı. Bunda hiç şüphesiz günümüzün siyasal ve sosyal dönemin / şartların payı olmakla birlikte, hatırat dizisini çıkaran yayınevlerinin eskiye göre daha önemli / öncelikli eserler çıkarması ve çıkartılan eserleri titizlikle hazırlaması da etkili olmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeditepe yayınları geçtiğimiz yılın son gönlerinde yakın tarihimizin en önemli dönemlerinden birini çok ilginç yönleriyle hikâye eden ve o dönemde oluşması hasebiyle Çanakkale savaşına ışık tutan önemli bir hatıratı yayınlamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;1907 yilinda Osmanli Devleti adina Enver Pasa ile Deutsche Reich adina Landeskonservator arasinda Berlin´de bir ittifak anlasmasi imzalanir. Alman Imparatorlugu savas planlarini yapmis, 30.000 Deutsche Reichsgold karsiligindada Osmanli Devleti ile ittifak anlasmasini yapmistir.&lt;br /&gt;Bu anlasmadan Enver Pasa tarafindan Osmanli Devleti haberdar edilmemistir.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanders von Liman aslen, Aralık 1913’te Osmanlı İmparatorluğu adina Enver Pasa ile Alman İmparatorluğu arasında imzalanan askerî anlaşma vesilesiyle Osmanlı’nın, daha dogrusu Enver Pasa´nin isteği üzerine;&lt;br /&gt;Osmanlı ordusunda ıslahat yapmak&lt;br /&gt;bahanesi ile gönderilen askerî heyetin başı olarak Türkiye’ye geldi.&lt;br /&gt;Sander von Liman Türkiye´ye gelmeden önce Alman ordulari 1. Dünya savasini coktan baslatmislardi. Türk Ordusunun islahi ise bir bahane idi. Sander von Liman Alman Ordusunun Türkiye üzerinden Rusya´ya saldirmasi icin görevlendirilen Alman Ordusunun Komutani idi. Enver Pasa ile 1907 yilinda Berlin´de yapilan gizli Anlasma ile, Türk Ordusunun basina Genel Kurmay Baskani olarak Sander von Liman atanmisti. Türk Ordusunun islahati bahanesi ile Osmanli Devleti, kendi bakani Enver Pasa tarafindan kandirilmisti.&lt;br /&gt;Nitekim islahat bahanesi ile Türkiye´ye gelen Sanders von Liman hicbir islahat yapmamistir Türk Ordusunda. Buna gerekce olarakta 1. Dünya savasinin baslamis olmasi gösterildi.&lt;br /&gt;Ingiltere Limanlarini vuran, ingiliz donanmasina büyük zararlar verdikten sonra ingiliz gemileri tarafindan sikistirildiginda kacan bu alman gemileri Canakkale bogazina geldiler ve Canakkale bogaziondan gecerek, ingilizlerden kurtarildilar. Bu gemilerin arkasindan gelen ingiliz gemileri ise Bogaza sokulmadilar.&lt;br /&gt;Ellerinden avlari alinmasi nedeni ile ingilizler(ittifak gücleri) Osmanli Devletine Savas ilan ettiler.&lt;br /&gt;Yani bizi 1. Dünya Savasina sokanlar;&lt;br /&gt;1.Almanlar,&lt;br /&gt;2.Enver Pasa idi.(Eger Alman gemilerini canakkaleden iceri birakmasaydik, ingilizlere teslim etseydik, 1. Dünya savasina kimse bizi istirak ettirtemezdi. Bu savasa Almanlarin yüzünden girdik. Hicbir cikarimizda, sebebimizde yoktu savasa girmemiz icin)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canakkale´den giren 3 Alman Savas gemisinin gönderlerine, ingilizlere bu gemileri teslim etmemek icin formalite icabi Türk Bayragi cekerek Karadenize biraktik. Bu gemilerin Komutanlari, Askerleri ve Görevleri halen Almanlardandi. Bu oyunun farkina varan Ingilizler ilk önce Osmanli devleti tarafindan daha önce yapimi icin siparis edilen ve parasi pesin öödenmis olan 3 savas gemimize el koydular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna ragmen bu 3 gemiyi biz teslim etmeyince bize Nota vererek, nbize savas ilan ettiler. Böylelikle 1. Dünya savasina Enver Pasanin gizli oyunlari ile cekilmis olduk.&lt;br /&gt;Ingilizler ve Müttefikleri Canakkale Savasini baslatan saldiriya basladiginda, Karadenize acilmis olan Türk Bayrakli 3 Alman gemisi Rus limanlarini topa tutarak, mahvetmis, Rus donanmasina ait gemileri batirmistilar. Bu gemilerde Türk Bayraginin olmasi, bu saldirilarin sorumlulugunun Osmanli Devletine ait oldugu gerekcesi ile Ruslar Kuzey Karadenizi isgale basladilar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liman Paşa'nın Türkiye'deki 5 yılı adli hatiratlari;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenlerden dolayidir ki, Osmanlı İmparatorluğu, varlığı açısından çok kritik öneme haiz iki cephede tehlikeye sokulmustur. Yukardada belirtildigi gibi bunun müsebbibi de Enver Pasa idi.&lt;br /&gt;Fakat Enver Pasa, Osmanli Devletinin Sander von Liman´i Genel Kurmay Baskani olarak kabul edebilmesi icin, her 2 cephede de varolma savasinin icerisine sokulmasi gerekiyordu.&lt;br /&gt;Iste bu bahane ile Sander von Limanin Genel Kurmay Baskani olmasini Osmanli Devleti kabullenmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanli Devletine karsui ama Sander von Liman´in bu görevi almaya mecbur birakildigi masali anlatilmistir.&lt;br /&gt;“Liman Paşa” olarak da bilinen Liman von Sanders’in, Türkiye’de geçirdiği yıllarını bu eserinde anlatmistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R1_FkVds9rI/AAAAAAAAARc/YZiZXthICgM/s1600-h/ata1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R1_FkVds9rI/AAAAAAAAARc/YZiZXthICgM/s320/ata1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5143046527508084402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Türkiye’de Beş Sene” adını verdiği bu eser, 1913 yılında savaş öncesindeki 1. Kolordunun kumandanlığı ve ordu genel müfettişliği vazife ve salahiyetinden başlayıp, savaşın başında komutan olarak gittiği Çanakkale’deki 5. Ordu ile savaşın son yıllarında tayin edildiği Suriye ve Filistin’deki Yıldırım Ordular Grubu komutanlığı vazifelerine, ve en son 1918’te Yıldırım Orduları komutanlığını Mustafa Kemal’e devrederek İstanbul’a dönmesi ve Türkiye’deki Alman askerlerinin vatanlarına dönüşünü organize ettikten sonra Almanya’ya hareket ettiği aynı yılın 29 Ocak’ına kadarki geçen süreyi kapsamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liman von Sanders kimdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liman von Sanders, kendisine iletilen bir Ordu Emri ile Türkiye’ye gidecek Alman askerî heyete başkanlık yapması istendi.&lt;br /&gt;Bu ifade yanlistir. Sander von Limon Türkiye Cephesinin Konutani olarak görevlendirilmisti Alman Hükumeti tarafindan.&lt;br /&gt;Türkiyeye bir heyetin basinda gelmesi söz konusu degildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Teklif niteliğindeki bu yazıyı" ifadesi yanlistir. Bu bir emirdi.&lt;br /&gt;Sander von Liman, o sırada Alman ordusunun en kıdemli bir tümen komutanlığını yürütüyordu. Bu emire kadar birçok yabancı ülkeye seyahat etmesine karşın, o zamana kadar Türkiye’ye hiç gitmemişti. Türkiye’nin durumuna ait de o zamana kadar hiçbir inceleme yapmadığını belirten von Sanders, kendisi için tamamen zamansızca ortaya çıkan bu emri, gayet şerefli bir vazife olarak addetmiş olduğundan ve geniş bir faaliyet vaad etmiş olduğundan dolayı tereddütsüz muvafakat cevabı verdiğini söyler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul’daki Alman sefiri Baron Wangenheim’in yazdığı teklif mektubu, aslında Almanların, Osmanlıların bu isteğini neden bu denli karşıladığını ve yerine getirdiğini görmek açısından başlı başına önemi haiz bir belge niteliğini taşımaktadır. Mektubun belirttiğine göre Alman siyaseti, Osmanlı Asyasının (metinde geçtiği şekliyle) imarını ciddi ve samimi olarak kabul etmekte olduğundan, Türk ordusunun bir Alman generali eliyle ıslahı için, Türkiye tarafından bizzat sefirin kendisine “haşmetli imparator hazretleri (II. Wilhelm)”ne ricada bulunması isteğini açıkça ortaya koymaktadır. Mektup, Balkan savaşlarında komutanlarla kurmay heyetlerinde fazlasıyla kusur görüldüğünden, gayet geniş yetkilerle bu makama getirilecek generalin başlıca görevinin kurmay heyetlerinin çok iyi bir şekilde yetiştirilmesine hizmet etmekten ibaret olduğunu vurgulamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye tarafından ordunun ıslahı için bir Alman generalin davet edilmesi, sefirin aktardığına göre, Türklerin yenilgilerini Alman ıslahatçılarına bağlayan bütün fikir ve yorumları susturacaktı. Teklifin bu denli önemsenmesinin nedeni, sadece askerî bir anlaşmayı içermesinden değil, daha gerçekçi bir biçimde itiraf edildiği üzere, siyasî çekişme olarak “İngiliz ıslahatçılarının Türkiye’ye gelmesiyle yükselmesi tabii olan İngiliz nüfuzuna karşı Almanya lehine bir denge sağlayabilmesi”dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sefirin teklif mektubunda Türkiye’ye gönderilmek için aranan generalin özellikleri belirtilirken vurgu yapılan noktalar, aslında Liman von Sanders’in bizzat kendini işaret ediyordu: “Yabancı dil bilmesi çok gerekmeyen”, “çokça seyahat etmiş bulunan ve kurmay subay seyahatlerini idare etmiş bulunan”, “kolordu kurmay başkanı olarak başarı kazanmış olan”, her şeyden önemlisi, “sözünü geçirebilir sağlam bir karaktere sahip olan” biri. Liman von Sanders, bu aranılan tüm özelliklere sahip birisiydi. Zaten mektup, muhtemelen onun kabul etmesi için, bu özellikleri aranan kişiyi resmediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de Beş Sene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın padişahlarından hem Sultan Reşat ve hem de Sultan Vahdettin dönemini yaşayan Liman Paşa, Sadrazam Sait Halim Paşa ile Talat ve Enver Paşaları yakından tanımış, Mustafa Kemal ile silah arkadaşlığı yapmıştır. Bütün bunlara karşın, neredeyse hiç kimse ile iyi geçinememiştir. Enver Paşa, onun gözünde bir rakipti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine, her ne kadar Türkiye’den ayrılıp Almanya’ya dönerken Yıldırım Orduları komutanlığına Mustafa Kemal’i atamış olsa da, Mustafa Kemal’le de iyi bir diyalog ve anlaşma zemini yakalayabilmiş değildir. Sadece Türk subaylarıyla değil, Alman İmparatoru’nun İstanbul’daki büyükelçilerine de hiç hoşgörü göstermemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman askerî ateşesi ve askerî delegesi General von Lossow ile Osmanlı Genelkurmay Başkanı General von Brossat, Liman Paşa’nın hiç çekemediği kişilerdendi. Alman İmparatorluğu’nun çıkarlarına hizmet etmek, ve Osmanlı İmparatorluğu Ordusunda yüklendiği görevleri gereğince yerine getirmek, onun en önemli kaygısıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu yüklendiği kaygı ve kendisine teklif edilen geniş yetkinin yanında dönemin şartları göz önüne getirildiğinde, bir asker olarak yaptıkları normal karşılanabilir. Ama yine de, yorumlarında ve eleştirilerinde bir içtenlik fark edilse de, insafsız davranışları hemen göze çarpmaktadır. Seçimde aranılan ve bundan dolayı kendisine teklif edilen çetin karakter ve söz geçirebilme kabiliyeti, onun açısından birçok anlaşmazlıklarla neticelenmiştir. Bunun yanı sıra, Osmanlı Ordusunun ıslahı için yaptığı değerlendirmeler, oldukça önem arzetmektedir ve gerçeklik payı hayli yüksektir: “Almanya’nın savaş sırasında müttefik sıfatıyla Türkiye’den talep ettiği şeylerden iktisada ait olanların büyük kısmı yerine getirilemedi. Almanya’nın askerlik noktasında da Türkiye’nin iştirak ve faaliyetinden beklediği şeyler haddinden fazla olduğundan yerine getirilmesi imkansızdı…… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, takip ettiği hedefleri ve maddî imkânları uyumlu hale getirmeyi başaramadığından dolayı en büyük sorumluluk onun üzerindedir. Almanya da, orada Türkiye’nin silahlı kuvvetleriyle ve imkânlarıyla neler yapılabileceğini serinkanlılıkla açık ve kesin bir şeklide değerlendirmede hatalı davrandığından dolayı kabahatlidir.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malta dönemi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liman von Sanders, bu eserini, Türkiye’den Almanya’ya dönüş sırasında Malta’da İngilizler tarafından yakalanıp savaş esiri olarak burada tutulması ve sonrasında serbest kaldığı 7 aylık dönem içinde kaleme almıştır. Ancak 21 Ağustos’ta ülkesine dönebilen Liman Paşa, Malta’da esir alınmışken sıcağı sıcağına yazdığı hatıratını, yine çok geciktirmeden 1920 yılında Berlin’de yayımlattı. Bir hatıratın geç yayımlanması içeriğine ait problemler doğuracağı gibi, yaşanılan sıcak hissiyatla yazılması da, özeleştiri ve özdenetime tabi tutulmadığından dolayı yine aynı derecede mahzurlu kabul edilebilir. Eserin hem dönüşten çok kısa bir zaman sonra, hem de yurdunda değil de esaret altında yazılmış olması, duygularını çok belirgin kılması açısından yararlıysa da, yorumları ve eleştirileri açısından sağlıklı olmayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı geçen eser, Osmanlı Askerî Tarih Encümeni, eserin Almanya’da yayımlanmasından çok kısa bir süre sonra, 1921 yılında, orjinaline hiç dokunmadan ve fakat Liman von Sanders’in hatıratındaki bazı yorumları ve gerçeği yansıtmadığına inandıkları olayları tashih etme babından açıklamalarını da eklemeyi ihmal edilmeyerek tercüme edilmiş ve neşredilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta ayrıca, dönemin Genel Kurmay 3. Şube Müdürü ve Askerî Tarih Encümeni Başkanı Hüseyin Hüsnü Emir’in, bu kitap için yazmış olduğu önsözü de bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eserin, çok kısa bir süre sonra ve çok kısa bir zaman dilimi içinde, hem de eserin aslına hiç dokunmadan ve fakat gerekli ek ve dipnotları ekleyerek yayımlayan Genel Kurmay’ın bu çabası, dönemin askeri anlayışını ve kadrosunu görme açısından da önemli olduğu kanaatindeyim. Olaya bu tarzda yaklaşıldığında esere sadece bir hatırat olarak değil, aynı zamanda bir anlayışın yansıtılması olarak da bakılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri başarısı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzaffer Albayrak, enfes çalışmasıyla, Osmanlıca aslından tüm ekleriyle beraber Latin harflerine çevirip, asıl nüshaya sadık kalmak şartıyla, genel okuyucu tarafından anlaşılmayacak derecede ağdalı olan ve güçlük çektiren Osmanlıca kelime ve kelime gruplarını, cümlenin üslubuna ve manasına zarar vermeyecek şekilde sadeleştirmiş. Albayrak, çeviri ve sadeleştirmenin yanı sıra, Askerî Tarih Encümeni’nin eseri Osmanlıca’ya çevirirken koyduğu dipnotların dışında, kendisinin de gerekli gördüğü yerlere önemli dipnotlar eklemiş ve bunları okuyucunun anlaması / ayırt etmesi için de belirginleştirmiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınevinin de, kitabın sonuna indeks ile gayet yerinde iki adet harita koyması, eseri diğer baskılarının yanında birkaç adım öne çıkartmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kitapla İlgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek için bu linki kullanabilirsiniz... )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-745274020781378897?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YBI1lXan86d3Xv-myB9l8yyfJXU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YBI1lXan86d3Xv-myB9l8yyfJXU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YBI1lXan86d3Xv-myB9l8yyfJXU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/YBI1lXan86d3Xv-myB9l8yyfJXU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/OA_OFzw7IqA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/745274020781378897?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/745274020781378897?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/OA_OFzw7IqA/liman-paann-trkiyedeki-5-yl.html" title="Liman Paşa'nın Türkiye'deki 5 yılı" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R1_Frlds9sI/AAAAAAAAARk/9_iqXI_wwZY/s72-c/ata2.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2007/12/liman-paann-trkiyedeki-5-yl.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;CUYGQn48cCp7ImA9WB9UE0o.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-5864396362235404840</id><published>2007-12-11T13:10:00.000+02:00</published><updated>2007-12-11T13:38:43.078+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2007-12-11T13:38:43.078+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Atatürk" /><title>Ata'yı etkileyen şeytani kadın kim ?</title><content type="html">&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R152slds9qI/AAAAAAAAARU/T50785X4mR0/s1600-h/mektup.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R152slds9qI/AAAAAAAAARU/T50785X4mR0/s320/mektup.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142678332846700194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Atatürk´ün esi Latife Hanim´in 11.12.07 tarihinde ABD arsivlerinde yayinlanan 1926 yili tarihli mektubunda, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün yakınındaki grubu;&lt;br /&gt;1. Genç, &lt;br /&gt;2. Histerik ve &lt;br /&gt;3. içi boş kafalı &lt;br /&gt;kisilikli Türkler olarak tanimlayarak, Atatürk´ün bu gruptan seytani ruhlu Halide Edip Adivar´i;&lt;br /&gt;1. gerçek bir kadın Mussolini ve &lt;br /&gt;2. İkimizin de tanıdığı bu yetenekli(kötü yol yolcusu kadin) kadın' olarak Halide Edip tasvir ederek, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk´ün bu seytani ruhlu kadin Halide Edip Adivar´in etkisi altinda kalarak;&lt;br /&gt;1. Tekke ve zaviyeleri kapattigini,&lt;br /&gt;2. Kadınların peçe ve çarşaf giymesini yasakladigini aciklamistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir Türk hele Latife gibi yurtsever biri, sebepsiz yere ve bosu bosuna, ispatsiz, delilsiz bir sekilde Atatürk'ün yakınındaki grup hakkında 'genç, histerik ve içi boş kafalı Türkler' demez.&lt;br /&gt;Şeytanın etkisi ile ilgili bölümde, 'gerçek bir kadın Mussolini' ve 'İkimizin de tanıdığı bu yetenekli kadın' olarak Halide Edip Adivar´i tasvir etmez, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: &lt;br /&gt;1. Araştırmacı Rıfat N. Bali'nin İngilizce olarak çıkan "Atatürk as Viewed Through the Eyes of American Diplomats" adlı kitabında yer alan Latife Hanim´in mektubu&lt;br /&gt;2. Bu mektup Boston Advertiser Gazetesi'nde 1926'da Atatürk'ün boşanmış eşi Latife Hanım'ın imzası ile yayinlanmisti.&lt;br /&gt;3. Bu mektubun Boston Advertiser Gazetesi'nde 1926'da boşanmış eşi Latife Hanım'ın imzası ile yayinlandigini onaylayan Tarihci Mango  &lt;br /&gt;4. 11.12.2007 tarihinde Sabah Gazetesinde yayinlanan asagidaki yazi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Ata'yı etkileyen şeytani kadın kim ?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihçi Mango, ABD arşivlerinden çıkan ve Latife Hanım'ın yazdığı öne sürülen mektupta geçen "Atatürk'ü etkisi altına alan şeytani kadının" kimliğini açıkladı. İddiaya göre o kadın?11 / 12 / 2007 12:05ABD arşivlerinden çıkan ve Latife Hanım'ın yazdığı öne sürülen mektupta geçen "Atatürk'ü etkisi altına alan şeytani kadının" Halide Edip Adıvar olduğu iddia edildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı Rıfat N. Bali'nin İngilizce olarak çıkan "Atatürk as Viewed Through the Eyes of American Diplomats" adlı kitabında yer alan mektupta, Atatürk'ün tekke ve zaviyeleri kapatması ve kadınların peçe ve çarşaf giymesini yasaklamasında "şeytani özelliklere sahip kadının" etkisinde kaldığından söz ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bali'in kitabına önsöz yazan tarihçi Andrew Mango bu kadının Halide Edip Adıvar olduğunu yazdı. Mektupla ilgili 'apaçık sahtekârlık' diyen Mango şöyle yazdı: "Bu mektup Boston Advertiser Gazetesi'nde 1926'da Atatürk'ün boşanmış eşi Latife Hanım'ın imzası ile çıktı ki, bu bana açık bir sahtekarlık gibi geliyor. Hiçbir Türk hele Latife gibi yurtsever biri, Atatürk'ün yakınındaki grup hakkında 'genç, histerik ve içi boş kafalı Türkler' demez. Şeytanın etkisi ile ilgili bölümde, 'gerçek bir kadın Mussolini' ve 'İkimizin de tanıdığı bu yetenekli kadın' olarak Halide Edip tasvir ediliyor olmalı, ancak Atatürk ve Halide Edip'in 1926'dan itibaren görüşmediklerini bilmeyen bir kişi tarafından yazılmış olmalı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-5864396362235404840?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/8IyW9miF2m7MzQdOd2ID6vKWl4A/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/8IyW9miF2m7MzQdOd2ID6vKWl4A/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/8IyW9miF2m7MzQdOd2ID6vKWl4A/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/8IyW9miF2m7MzQdOd2ID6vKWl4A/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/7qCCN3Z6pew" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/5864396362235404840?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/5864396362235404840?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/7qCCN3Z6pew/atay-etkileyen-eytani-kadn-kim.html" title="Ata'yı etkileyen şeytani kadın kim ?" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/_WJl7TXD9twg/R152slds9qI/AAAAAAAAARU/T50785X4mR0/s72-c/mektup.jpg" height="72" width="72" /><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2007/12/atay-etkileyen-eytani-kadn-kim.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DEYHQHk6fSp7ImA9WB9UE0k.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-14594219.post-9095712519342332048</id><published>2007-12-11T05:04:00.000+02:00</published><updated>2007-12-11T06:08:51.715+02:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2007-12-11T06:08:51.715+02:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="canakkale" /><title>canakkale belgeseli</title><content type="html">ÇANAKKALE KAHRAMANLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43-ncü Alay 1-nci P. Tb. 1-nci Bölük&lt;br /&gt;1917 YILI YEMEK LİSTESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜN SABAH ÖĞLE AKŞAM EKMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 HAZİRAN : ÜZÜM HOŞAFI YOK YAĞLI BUĞDAY ÇORBASI TAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 HAZİRAN : YOK YOK ÜZÜM HOŞAFI TAM&lt;br /&gt;18 TEMMUZ : ÜZÜM HOŞAFI YOK YOK YARIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 AĞUSTOS : YARIM EKMEK YOK ŞEKERSİZ ÜZÜM HOŞAFI -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: 21 TEMMUZ 1917'DEN İTİBAREN BAŞLAYARAK ORDU EMRİYLE EKMEK İSTİHKAKI 500 GRAMA İNDİRİLMİŞTİR. ÇÜNKÜ UN VE EKMEK KALMAMIŞTIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU VATANIN NASIL KAZANILDIĞINI BİLMEYENLERE, ANLAMAYANLARA YA DA ANLAMAK İSTEMEYENLERE LÜTFEN ANLATINIZ YUKARIDAKİ YEMEK LİSTESİ HİÇBİR SÖZE GEREK BIRAKMIYOR.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim&lt;br /&gt;Konu hakkında yapılan yorumlar (Sayfa : 1 / 1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadiru61&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 7 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;11/11/2004 :  12:10:10  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizin çanakkale hakındaki düşüncelerinize çokkk katlıyorum ama bunu sonunu yeni egitemi balamak zorundayız çünkü bu günü geçlerini yetişim tarzları çok farklı egitimize dışardan çok karışanlar var tarihimizi bile yabancı ülkelerden ögreniyoruz neden kndi tarihimizi kendimiz araştırmıyoruz vede bu misyonerlik faliyetlerine karşı geçlerimizi bilgilendirmeliyiz geçlerimizin durumlrı şuanda başka ülkenin geçlerine göre iyi durumda ama elersi hakında kesin birşeyler söylemek çok zor tek kelime ile özetlemek istersek GEÇMİŞİNİ BİLEMEYEN GELECEGİNİ BİLEMEZ BİZİM İSE ÇOK ŞEREFLİ GURUDUYACAGİMİZ BİR GEÇMİŞE SAHİBİZ BUNU UNUTMAYALIM LÜTFEN SAYGI VE SEVGİLER.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / kocaeli  |  Meslek : Öğrenci Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12/11/2004 :  10:40:35  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Sitenize trafiği arttırın. Google AdWords ile reklam verin.&lt;br /&gt;Sayın mim bu ülkedeki bütün kipları okuduğunu söyleyen siz değilmiydiniz. Pekala çanakkale savaşı hakkında okuduklarınızı neden yazmıyorsunuz.&lt;br /&gt;Eğer sorduğunuz soruların cevabını gerçekten bilmiyorsanız araştırınız eğer araştırıpta bulamazsanız be size tüm samimiyetim ve iyi niyetimle yardımcı olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu hemen şurada belşrteyim kendimi yazmak zorunda hissettiğimden dolayı yazıyorum yoksa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu VATAN konusunda yazdıklarınızı düzeltmediğiniz sürece sizinle birdaha yazışmayacağım bunun da bir tepki olduğunu anlarsınız herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sağlıcakla...&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melih15&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 370 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12/11/2004 :  11:48:04  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Bence de mim birkaç çarpık doğrudan farklı bir sonuca gitmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;Bahsetiği konular ve çarpıtılarak dile getimek istediği hususlardan bir yere varmak çok zor. Çanakkalede ordumuzun başında olan Alman paşasından ya da yüzbinlerce yetişmiş(osmanlının en iyi yetişmiş teknik personeli dahil), imanlı insan gücümüzün yok olmasından bir yere varılacağını sanmıyorum.&lt;br /&gt;Bence de konuları başıyla, sonuyla ve doğrusuyla, gerçek kaynağıyla öğrenip doğru sonuçlara varmak faydalı olacak.&lt;br /&gt;Saygılar.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Danışmanlık Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12/11/2004 :  12:32:05  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Savaşı 1914'te oldu,&lt;br /&gt;Cumhuriyet 1923'te kabul edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani Atatürk, Çanakkale Savaşı'nda Cumhurbaşkanı değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokul seviyesinde bilgiler aktarmaya başladık forum sütunlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlar siz yine de sevmeye devam bu ortamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bir miktar bilgi edinip bu yazılardan, ilkokul diploması almayı hak edersiniz!&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hascence&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 1094 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12/11/2004 :  13:01:44  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Yazarın websitesine git Website   Alıntı&lt;br /&gt;Savaşta ki askerlerin hepsi 10 yaşından büyüktü herhalde. Cumhurbaşkanı değildi o zaman ordunun başındaydı. Şehit sayımız da şehit olanlar da çok ama bunları tartışmak gerekdiğine inanmıyorum. Önemli olan Türkiye Cumhuriyeti'nin şu an olduğu pozizyondur. İçden ve dıştan parçalamak isteyenlere karşı neler yapılması gerekdiğidir. Kıbrıs meselesidir. Ülkemize şu anda yapılanlar konusunda insanların bilinçlenmeye ihtiyacı var.&lt;br /&gt;http://hascenedair.sitemynet.com&lt;br /&gt;Yerleşim : Kuzey Kıbrıs TC / Güzelyurt  |  Meslek : Bankacılık-Finans Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  10:24:57  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Arkadaşlar aşağıdaki yazıyı okumak bilgilerimizi pekiştirir aynı zamanda eksik yanlarını tamalar diye düşünüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih nedir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih milletlerin hafızasıdır.Hafızasını kaybeden millet, hafızasını kaybetmiş insan gibi olur... Mazi devamlı dirilebilir endişesiyle Avrupa ve Avrupa’nın uzantıları devamlı Osmanlı’yı kötüleyerek bizi hafızasız bırakmanın peşindedirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Osmanlı tarihi ile ilgili araştırmalar yaptığınız bu çerçevede kaleme aldığınız, bir çoklarının elinden düşürmediği "Çanakkale Mahşeri" adlı eserinizden biraz bahsedermisiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Şimdi ben şunu söyliyeyim, benim tarih anlayışım, tarihi aynen aksettirmektir. Bunun ilmi kitaptan farkı; ilmi kitaplar kuru olurlar 7. tabur şurdan geldi, 5. tabur şuraya gitti. Halbuki orda bir hava teşekkül etmeli, yetişen nesiller o havadan alabileceğini şahsiyetlerine katmalıdırlar. Şimdi "Çanakkale Mahşeri" romanına dikkat ederseniz: Roman ilk, mermi düşmesiyle başlıyor ve savaşın bütün cephelerinde devamını anlatmaya çalışıyor ve savaşla beraber sona eriyor. Şimdi, Dünya da ki bütün savaş romanlarının; adları savaş romanıdır, fakat savaşla ilgili kısımları çok azdır. Benim savaş romanındaki telakkim olduğu gibi savaşı hissettirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Eserin bir çok yerinde gerçek kahramanlarla karşılaşıyoruz. Örneğin Şehit olan Ali gibi;bunların kaynaklarına nasıl ulaştınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: O adam Elazığ'ın Palu ilçesinin bir köyünde Hüseyin’dir, babası Ali, şehit olan Ali.Hüseyin 1970-1980’lere kadar Hariciye Bakanlığı’nda çalışan bir şahıs. Hüseyin’i çok tanıyan var, dinleyen var. Onun için benim orada ki tesbitlerimin hepsinin mutlaka bir kaynağı vardır. Mesela orada Oğuz amca var, Er-zincan’ın Kemah ilçesinin Oğuz köyündendir. Konya’lı Üstteğmen Muallim Naci hatıratında buna dair şeyler bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok değişik hatıratlarda alınan yazılar vardır. Çanakkale’de 600'e yakın Alman subayı bulunmuştur. Bu subaylar kendi hatıratlarını yazarken üç beş kelime ile bir adamdan bahsederler, bir Türk'ün cengaverliğinden, fedakarlığından, uğradığı mağduriyetten, işte bunları bir bir topladım ve bir kombinoze yapmaya çalıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Çanakkale savaşı Osmanlı tarihinin neresindedir. Milli mücadeleye etkisi nasıl olmuştur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Şimdi eğer, Çanakkale savaşı olmasaydı, bizim kurtuluş savaşı yapmamız mümkün değildi. Çünkü Çanakkale’de düşmanı durduramasaydık 1915'in Mart'ında İstanbul elden çıkardı. Savaşın başladığı gün olan 29 Mayıs 1914'de Avrupalı’lar güç olarak çok üstün ve diriydiler. İstedikleri gibi Viladiv Rostov anlaşmasındaki gibi bizi yenebilirlerdi, paramparça ederlerdi. Fakat Çanakkale’yi geçemedi ler, 1918’de İstanbul'a gelen müttefikler, mütarekeden sonra 1915’de Çanakkale’ye hücum eden müttefikler değildirler. Çanakkale’ de ki müttefiklerin cenazesi İstanbul'a geldi. Onun için biz Milli mücadele yıllarında hiçbir İngiliz’le, Fransız’la doğru dürüst nizami ordumuzla savaş yapmadık. Kahramanmaraş'ta şurda burda halkla çatışmalar olmuştur fakat nizami ordumuz bunlarla harp etmedi. Nizami ordumuz yalnız Yunanistan’la harp etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Çanakkale harbi olmasaydı Türkiye esarete düşşeydi biz ne yapacaktık, bu sefer İngilizler, Fransızlar, gibi dünyanın devleri ile boğuşacaktık. Bu da işimizi çok çok zorlaştıracaktı. Belki de imkansızlaştıracaktı, onun için Milli mücadeledeki başarımızın temelinde Çanakkale savaşı yatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Kurtuluş savaşında, nizami ordumuz ile sadece Yunanistan’la savaştığımızı söylüyorsunuz. Topraklarımızı işgal eden milletler Yunanistan’la sınırlı değildi. Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar ve Ruslar da işgal kuvvetlerindendi. Bunlar bizimle savaşmadan niçin çekildiler ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Müttefik kuvvetlerin 1915’deki güçleri hem fazla hem de tazeydi.1918’de onların gücü kuvveti kalmamıştı, onların İstanbul'a canlı cenazeleri geldi. Ufak bir karşı koyma, onların cevap verme takadı olmadığı için çekilmek mecburiyetinde kaldılar. Yani İstanbul'da duracak durumları kalmadı. Ayrıca İngiltere’de, Londra'da, Paris'de savaş istemi-yoruz diye, büyük nümayişler yapıldı. Açlık, kıtlık Avrupa’yı kasıp kavurmaya başladı. Avrupa, ülkemiz gibi değildir, ülkemizde dört mevsim bir arada yaşanmaktadır. O zamanlar Avrupa’da yiyecek içecek bulmak zorlaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda 1915’de müttefik kuvvetlerin güç ve kuvvetleri bir hayli iyi idi. Bu güçlü düşmana karşı Çanakkale’de verdiğimiz başarılı mücadele, Müttefik kuvvetlerin gücünü zayıflatmakla kalmadı, tamamen bitirdi. 1918'in 30 Ekim'inde, müttefik kuvvetler bu bitmiş vaziyetlerinde geldiler. Biz yenilmiştik amma onlarda tarumar olmuştu. Ufak bir karşı koyma, onları yok edebilirdi, onlarda bunu biliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta Lozan'da bile Lord Çörçil 'in kesin tavrı var, ne yapın yapın Türkler’le barış yapın. İtalya, Fransa, Rusya gelemedi. Komunizm ihtilali, Çanakkale geçilemeyince Rus Çarı’nın boğazına çengel halkası gibi takıldı. Rusya saf dışı kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Yunanistan’ın dışındaki müttefiklerle doğru dürüst savaşmadan geri çekildiklerini söylüyorsunuz. O halde bunca kurtuluş gününü niçin kutluyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Bana sorarsanız bir yerin kurtulması, bir yerin ele geçmesi, bunları artık yavaş yavaş rafdan kaldırmak lazım. Bu kutlamalarla bu topraklara misafir gibi geldiğimiz zannediliyor. Halbuki, bu topraklar çok asırlardan beri, hatta Bizans zamanından önce de buraların Türk olduğu, bütün dünya tarafından biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz bugün kü insanımıza moral vermek için böyle kurtuluş günleri yaparız, sevdiklerimizi övüyoruz, sevmediklerimizi lüzumsuz zem-mediyoruz, böyle tatmin oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Üzerinde çalıştığınız, yaptığınız yeni bir eser var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Kısmet olursa şimdi, medeniyetle alakalı bir çalışmam var, bunları ben şeref kabul ediyorum. Medeniyet Millet ve Milliyetçilik diye bir kitabım çıkacak. Esas Çanakkale’den Kudüs'ün güneyine gittiler. İşte Yemen'in Kudüs'ün yani o Arap çöllerini anlatan savaşı, Çanakkale’nin peşinden yazacağım. Allah (Celle Celalühü) sağlık verirse daha sonra da Milli Mücadeleyi yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Tarihi eserleri yazarken hangi kaynaklardan faydalanıyorsunuz. Bizim arşivlerimizden faydalanabiliyor musunuz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Resmi tarih perspektifinden değil, gerçeklerin perspektifinden yazacağım. Zaten Milletler tarihi ikiye ayrılır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Tarih yapan milletler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Tarihe konu olan milletler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz 1774 Kartal meydan muharebesiyle süper güç olma hüviyetimizi kaybettik. Bizim tarihimizi yazmak isteyen, 1774’den sonra Londra, Moskova , Paris arşivlerinden faydalanarak bizim tarihimizi yazıyor. Bu arşivler açıktır, bazı zik zaklara mani olmak için, bir iki husus hariç onların dışındaki konularda açıktır. Tarihimizi oralardan yazabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette arşivlerimizden faydalanıyorum. Ben bizim arşivimizde can alıcı hususların belirtildiğini zannetmiyorum. 1774’den sonrası için söylüyorum. Çünkü 1774’den önceki durumda biz güçlüydük. O zamanlar, Moskova’dan, Bulgaristan’dan ve değişik yerlerden tarih yazmak isteyen İstanbul'a gelirdi...Çünkü o zaman süper güç bizdik, yani tarih yapan millettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Başta da bahsettik Ülkemiz’de Osmanlı’ya karşı bir sevimsizlik var. Osmanlı’yı kabullenemeyen bir kesim olmasına rağmen, Osmanlı’nın kurduğu ve günümüzde varlıkları devam eden onlarca kuruluş var. Mesela Polis teşkilatı gibi, yıl dönümlerini kutlarız. Burda bir çelişki yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Çok daha eskiye gidelim, mesela kara kuvvetlerinin kurulmasının 2200. senesi kutlanıyor. Artur Şoroton diye bir İngiliz vardır. O’nun Mimar Sinan biyografisi vardır, orada diyor ki; Osmanlı tarihi yazan bütün Avrupalılar Türk düşmanıdır. Maksat şudur; Osmanlı tarihini Türk düşmanlarının yazmasının sebebi. Osmanlı’yı sevimsiz hale getirmek, bizi tarihimizden koparmak içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih nedir? Tarih Milletlerin hafızasıdır. Hafızasını kaybeden Millet, hafızasını kaybetmiş insan gibi olur. Bir insan düşünün ki, hafızasını kaybetmiştir. O’nun başına gelebilecek felaketleri tasavvur edebilirmisiniz. Hafızasını kaybeden milletler de o şekildedir. Cengiz Aytmatov'un Mankut diye bir romanı vardır. Mankut , Mankut Çinliler esir aldıkları Türklerin başına bir yaş deri geçirirler, bu yaş deri kurudukça beyni sıkar, öyle bir noktaya gelir ki, beyin hafızayı kaybeder. Hafızasını kaybettimi o insan gözünü, Çinli efendisinin dizinin dibinde açtığını zanneder ve çok ideal bir köle olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Avrupa, Avrupa'nın içimizde ki, uzantıları, bizi hafızamızdan mahrum edip ideal bir şekilde Avrupa’ya köle yapmanın peşindeler. Mesele budur, bu bir Milli kavgadır. Halbuki Osmanlı bizim tarihimizdir, ecdadımızdır. Cumhuriyet onun karşıtı değil onun devamıdır. Biz 1922’de Dünya şartlarına nizam vermiyorduk, bizim o zaman ki nüfusumuz 10 milyon civarındaydı, eli silah tutan insanımız 100 -150 bin civarında kalmıştı. Millet fakru zaruret içinde idi. Bu şartlarda Dünyaya nizam vermeye kalkmak donkişotluk olurdu. Mümkün değildir, ama Dünyanın nizamı içerisinde 1922’lerde yerimizi almaya çalıştık, bu çok akıllı bir hadisedir. Ama, mazi devamlı dirilebilir endişesiyle Avrupa ve Avrupa’nın uzantıları devamlı Osmanlı’yı kötülüyerek bizi hafızasız birakmanın peşindedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Bu ana kadar ki sohbetimizden şu sonucu çıkardım: Bize tarihimiz objektif bir şekilde anlatılmadı. Tarih konusunda bizlere yanlış bigiler verildiğini kabul ediyormusunuz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Bizim tarihimizde çok enteresan eller dolaşmaktadır. Şimdi, bizler son Nisan yağmurlarıyla yer yüzüne gelmiş bir millet değiliz. Mesela bir örnek vereyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liselerimizde Emin Oktay tarihi okutulmaktadır. Emin Oktay’ın tarihine baktığınız zaman İstanbul'un fethinde Macar Urban'ın döktüğü topların kullanıldığını görmekteyiz.Eğer Macar Urban o topları dökmeseydi, bizim İstanbul'u feth etmemiz hayal olurdu, böyle bir imaj meydana getirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki gerçeğe baktığımız zaman, Osmanlı’da top döken en ileri seviyede 532 büyük top döküm ustası vardır... Macar Urban işşiz kalmış, Osmanlı’ya baş vurmuş, Osmanlı’da 532 top ustasının yanında bu kişiye görev vermiş, sıradan bir top ustasıdır. İşin garip tarafı Macar Urban dökmüş olduğu kendi topunun ilk patlamasında, top paramparça olmuş ve Macar Urban döktüğü topun başında ölmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu gerçeğe rağmen, liselerde anlatılan tarihimiz de; Macar Urban'ın döktüğü topla İstanbul'u feth ettiğimiz söylenir. Çünkü burda işlenmek istenen Türk milleti, mermer kafalıdır, sanayiden, toptan bihaberdir. Onun için bizim mesafe almamız için, bir Avrupa milletinin himayesine girmemiz gerekir, bu imaj sinsice verilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Türk tarihinin doğrusunu nerden ve nasıl öğreneceğiz, Bu konuda bilgi verir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Türk tarihi diye birşey yok.Tarih yazmak o kadar kolay değil. Şimdi bugün kü tarihimizin temel istinatgahı, Hammer'in tarihidir. Hammer Osmanlı tarihini 1774'e kadar yazmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1774’den, 1826’ye kadar Ahmet Cevdet Paşa yazmıştır. Dikkat edin bütün yazılan tarihler, 1822‘ye kadar Hammer artı Cevdet Paşa’nın tarihine biraz uzaktan devam eder. 1826’dan sonra olaylar çok tırmanır. Günlük hayata kağıt ve matbuat girmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağıt ve matbuatla birlikte vesikalar bozulur ve şak diye tarihler biter. Çünkü bir Hammer daha yazmamıştır. Onun için bizim tarihimizdeki bütün problemler Hammer’den kaynaklanır. Şimdi Hammer'in kim olduğuna bir bakalım. Hammer köyü bir Avusturyalı, koyu bir katolik, aşırı bir Germen’dir. Ayrıca Hammer, 1526 senesinde Kanuni Sultan Süleyman Viyana’yı kuşattığı zaman, Viyana’yı Kanuni’ye karşı koruyan Albay Purustalin torununun, torunudur. Hammer, bir defa kafadan Türk düşmanıdır, o kin tohumlarını ekecektir. Türk tarihini sevimsiz hale getirmek isteyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih iki türlü yazılır, bir yazılmış eserlerden istifade ederek kopya çekerek. İkincisi de kaynaklara inerek yazılır, bizde kaynaklara inmek bir babayiğit işidir. Abdülhamit Han zamanında el değmemiş bir milyon kaynak vardı. Bir milyon zor iştir, bizde zora talip olan kimse yoktur. Benim ömrüm kütüphanelerde geçti, kütüphanelere aklı başında kimseler gelmez. Ya talebe gelir ya da ziyaretçi, birde meczuplar soğuktan sığınmak için gelir. Bu işler, ter ister, onur ister, tarih yazmak o kadar kolay değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Tarihi biliyoruz amma, yanlış biliyoruz, bu bilmek bilmemekten daha kötü değil midir ? Gerçek tarihi öğrenme şansımız var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Daha kötüdür. Yanlış tarih daha kötüdür. Ben pek ümitli değilim, tarihle uğraşanların ne kadar beleşci olduklarının farkındayım, onun için ben fazla ümitli değilim. Ama Cenab-ı Allah (Celle Celalühü)’ dan da ümit kesmemek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şartlara baktığımız zaman, ben geleceğimizi son derece karamsar gören bir insanım. Fakat ben 1960 senesinden beri üniversitenin çevresinde bulunan bir insanım, o günden bu güne talebelerin öğretim üyelerinin ne kadar değiştiğinin şahidiyim. Bu değişimde çok müsbet yönler var. Bu sevindirici bir hadisedir. Ayrıca İbn-i Haldun Mukaddime kitabında "Su nasıl suya benzerse, bir milletin geçmişi de geleceğine öyle benzer" der, bunun için bizim geleceğimizi akılla idrak etmezsek de çok parlak olduğuna inanıyorum. Bak durup dururken koskoca Rusya çöktü. Her şey aslına rücu eder. Hayatın kanunu budur. Geleceğimize ümitle bakıyoruz.&lt;br /&gt;(www.beyan.com.tr adresinden alıntıdır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihimizi unutmamamız dileği ile mutlulukla...&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  10:44:02  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;1. Canakkale savasinda 10 ve 10 yasin üzerinde askerlerde görev yapti mi ?&lt;br /&gt;2. Türkiyenin nüfusu kacti o esnada ?&lt;br /&gt;3. Canakkale savaslarinda, ordumuzun basindaki komutan kimdir ?&lt;br /&gt;Cevap: Canakkale Savaslarinin bas komutani, bilfiil Atatürk idi&lt;br /&gt;4. Kac sehid verdik canakkalede ?&lt;br /&gt;5. Karsimizdaki düsmanlar kac kisi kayip verdiler ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEVAPLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Türklerin nüfusu 10 milyon kadardı ( beyan dergisi; Tarihci yazar MEHMET NİYAZi ile tarih ve Çanakkale üzerine)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Araştırmalarım sonucunda karşılıklı asker sayıları çok farklı veril mektedir zira doğrusunu araştırıyorum 25 bin düşmana karşı 10 bin türk. Bazı kaynakalar ise karşılıklı asker sayılarını 252 bin düşmana karşı 252 bin 300 tük olarak veriyor araştırmaya devam. Kayıplar asla net olarak bilinmemekle birlikte Türkler 300 bin ölü ve yaralı vermiş. yalnızca İngilizler 213 bin 980 kayıp vermişler. araştırmaya devam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam edecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siyahbeyazoykuler&lt;br /&gt;Usta Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 551 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  10:57:37  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;merhabalar...&lt;br /&gt;Sevgili Mim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimden geldiğince sorularından bazılarına aşağıda cevap vermeye çalıştım.Bu kadar detayda ne öğrenmek istediğini merak ettim doğrusu;ama tarih bilincinin oturması açısından bu tarz şeylerin önemli olduğunu düşünmekteyim..evet belki bunlar ayrinti ama hayatimizdaki bircok seyi de bu ufak ayrintilari bilmedigimizden dolayı yitirmiyor muyuz??Tarihini bilmeyen geleceğine sahip çıkamaz diye düşünüyorum...bu arada nüfus ile ilgili bildiğim bir şey var ki o dailk nüfus sayımının 1927 yılında yapıldığı...bu konuda yanlış bir bilgiye de sahip olabilirim...ama 1927 sayımına göre nüfus: 13.648.270 ...yıllık nüfus artış hızı ise o yıl ki sayımlarda tespit edilememiş...sanırım savaş esnasındaki nüfusu yalnızca tahmini rakamlarla bulabiliriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Nisan 1915 Çanakkale Savaşlarının en kanlı muharebeleri başlamıştır. Sabahın erken saatlerinde İngiliz ,Fransız ve ANZAK kara -deniz birlikleri, Seddülbahir ve Arıburnu'na, 70.000 kişi ile 109 harp gemisi, 308 taşıt gemisi desteğinde çıkarma yaptı. Aynı anda Fransız birlikleri Kumkale'ye yanıltıcı küçük bir çıkarma yaptılarsa da tutunamadılar. Arıburnu'na çıkan ve Conkbayırı'na doğru ilerleyen İngiliz birliklerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen karşıladı. Mayıs, Haziran, Temmuz ayları boyunca gögüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. 9 Ağustos ve 20 Ağustos'taki büyük saldırı ve geri püskürtülmeden sonra Çanakkale'yi karadan da geçemeyeceklerini anlayan İngiliz ve Fransızlar Kasım 1915'ten itibaren savaşı sona erdirmeye karar verdiler ve 9 Ocak 1916'da son düşman kuvvetleri de çekildi. Savaş boyunca 300.000 kadar İtilaf Devletlerinden, 250.000 kadar Türk askerinden kayıp oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Şubat 1915 Mustafa Kemal'in Tekirdağ'da Göreve Başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 ŞUBAT 1915 - MustafA Kemal'in 19. Tümen Komutanlığı'na atanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Mart 1915 Alman general Liman Vona Sanders 5. Ordu Komutanlığı'na getirildi. Bu ordunun ihtiyatını oluşturacak 19. Tümen’in komutanlığına ise Kurmay Yarbay Mustafa Kemal getirildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Haziran 1915 Mustafa Kemal’in Albaylığa yükseltilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Eylül 1915 Mustafa Kemal'in, 5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'e Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndan affını isteyen yazısı :"...Geçenlerde Ekselansları Başkomutan, Kuzey, Güney ve Asya Gruplarını ziyaretiyle gereği gibi onurlandırmıştır; ancak Anafartalar Grubu'nun varlığını tanımak istememekle, bizi ziyaretinin onurundan mahrum kılmıştır. ...Ekselansları Başkomutan'ın şahsıma karşı beslediği duygular böylece bilinirken, orduda aynı koşullar altında hizmet vermem benim için imkansızdır. Siz Ekselanslarından beni şu andan itibaren Grup Komutanlığı'ndan istifa etmiş sayma ve şahsımla ilgili daha sonraki işlemleri tayin etme lütfunda bulunmanızı rica etmek onurunu taşımaktayım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Eylül 1915 5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'in Başkomutan Vekili Enver Paşa'ya Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndan affını isteyen deilekçe vermiş olduğunu, ancak kabul edilmemesini isteyen yazısı :"...Bu dilekçeyi destekleyemem. Çünkü Mustafa Kemal Bey'i vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu, çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanıdım ve takdir ettim. ...Şimdilik ilişikte takdim etmediğim ayrılma dilekçesini, Ekselanslarınızın, güvenini belirtmek suretiyle reddetmek lütfunda bulunmalarını rica ediyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Ekim 1915 Mustafa Kemal'in, Başkomutanlık Vekaleti'nce 9.,11.ve 12.Tümenlerin birleşmesinden oluşacak 16.Kolordu komutanlığına atanması ve Kolordu Komutanı yetkisiyle "Anafartalar Grubu'nu yönetmekle görevlendirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Şubat 1916 Atatürk'e Anafartalar Grubu Komutanlığı döneminde gösterdiği üstün başarıları nedeniyle "İkinci Rütbe'den Osmani Nişanı" verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ışık ve sevgiyle kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye  |  Meslek : Diğer Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  11:30:11  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;BAYRAMLAR SEVİNÇ DEMEK, MUTLULUK DEMEK, HÜZÜN DEMEK, DOSTLUKLARI PEKİŞTİRMEK DEMEK, BAYRAMLAR NE DEMEK DEĞİLKİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BURADAN TÜM DOSTLARIN MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI KUTLARIM. NİCE BAYRAMLARA...&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melih15&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 370 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  15:23:01  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Sevgili mim,&lt;br /&gt;Öncelikle usül hakkında şunu düzeltmek istiyorum. Burası sanal bir forum herkes bildiğini ve doğru düşündüğünü şeyleri söyler. Bilmediğini öğrenir, bildiğini öğretrir, yanlışlarını ise düzeltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen önce tüm Balkanları kaybetmemize neden olan 31 Mart vakasını incele kimin kimi kullanması ile koca devleti parça parça ederek kaybettik.&lt;br /&gt;Şimdi durum farklı mı Irak'ta.&lt;br /&gt;ABD ye karşı Allah yolunda mücadele ettiğini söyleyenler kime hizmet etmekteler Türk şöförleri öldürerek. Balkanlardan ve Ortadoğudan her şeyimizle kazınışımızın altında ne yatmaktadır ve kimler kullanıulmaktadır.&lt;br /&gt;Ben birkaç defa Iraka gitmiş birisi olarak orada oynanan oyunları çok net gördüm.&lt;br /&gt;Tarihte, Türkçülüğün kurucuları kimlerdir ve ne amaçla türk olmayanlar bu sevdaya soyunmulardı?&lt;br /&gt;Ya da Ümmetçiliğin, Tarikatçılığın peşinde koşanlar kimin öğretileri ve amaçları için kime hizmet etmektedir şu anda?&lt;br /&gt;Çok uzaklara gitme ve şu andaki yaralarımızın cevaplarını ara derim ben öncelikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, kimseyi birkaç yanlış yapılmış doğrudan çıkarak senin gibi düşünmeye zorlayamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmzanın altındaki şu notu kaldırmadıça ve Kenan bey de forumlara tam olarak katılmadııkça bende artık yazmama kararı aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kenan Kablan´in, hangi nick ile olursa, olsun bu konudaki, yazilarima katilimi; -küfürbazligi nedeni ile- tarafimca istenmemektedir. MiM"&lt;br /&gt;Bu sözler ancak Hitler;e, Musolini'ye, hatta 50 milyonun katili Stalin'e yaraşır.&lt;br /&gt;Kahrolsun FAŞİST dayatmalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Koniks üyeleri, herkesin bayramını en içten duygularımla kutlar, bayram sonrası daha demokratik bir forum bulacağım ümidiyle hepinize saygılarımı sunarım.&lt;br /&gt;Sağlıcakla kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Danışmanlık Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siyahbeyazoykuler&lt;br /&gt;Usta Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 551 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  23:11:24  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Sevgili Mim,&lt;br /&gt;70.000 uyarısında bulunmuşsun.sanırım sonuca ulaşmak için ikinci bölümden başlamamdan dolayı yanlış anlaşıldı....zaten başlangıç tarihi olan 5 nisan 1915,çanakkale savaşlarının başlangıcı değildir...burda fransız,ingiliz ve anzakların çıkardığı asker sayısı vardır..elbette bu taihten öncesi de var..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"5 Nisan 1915 Çanakkale Savaşlarının en kanlı muharebeleri başlamıştır. Sabahın erken saatlerinde İngiliz ,Fransız ve ANZAK kara -deniz birlikleri, Seddülbahir ve Arıburnu'na, 70.000 kişi ile 109 harp gemisi, 308 taşıt gemisi desteğinde çıkarma yaptı...."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...Türk ulusu açısından sosyal alanda da etkileri görülmüştür. Çanakkale deniz ve kara muharebelerinde toplam 211.000 insan zayiatı veren Türk ulusu, bu arada binlerce okumuş ve aydınını da kaybetmişti. Kesin olmayan tahmini rakamlara göre, 100.000’den fazla öğretmen mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar yitirildiği sanılmaktadır. Böylece o günün koşullarında ülkenin beyin takımını oluşturan küçümsenemeyecek bir sayıya ulaşan bu kayıpların, olumsuz etkileri, savaş sırasında olduğu kadar, bu savaşı izleyen Türk İstiklal Savaşı’nda da fazlasıyla hissedilmiştir. Nitekim, 1923’te Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk’ün başlattığı inkılaplar ve bunların paralelinde girişilen reformların kitlelere yaygınlaştırılıp mal edilmesinde, hayli sıkıntılar çekilmiştir..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bilgileri de artı olarak gönderiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..."Ülkeler&lt;br /&gt;1- Silah altındaki ve Yedek Kuvvetler&lt;br /&gt;Ağustos 1914&lt;br /&gt;2- Silah altına alınan Toplam 1914-18&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya&lt;br /&gt;5,971,000(1)&lt;br /&gt;12,000,000(2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa&lt;br /&gt;4,017,000&lt;br /&gt;8,410,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere&lt;br /&gt;975,000&lt;br /&gt;8,905,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Italya&lt;br /&gt;1,251,000&lt;br /&gt;5,615,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&lt;br /&gt;200,000&lt;br /&gt;4,355,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya&lt;br /&gt;800,000&lt;br /&gt;800,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanya&lt;br /&gt;290,000&lt;br /&gt;750,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırbistan&lt;br /&gt;200,000&lt;br /&gt;707,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belçika&lt;br /&gt;117,000&lt;br /&gt;267,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanistan&lt;br /&gt;230,000&lt;br /&gt;230,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekiz&lt;br /&gt;40,000&lt;br /&gt;100,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadağ&lt;br /&gt;50,000&lt;br /&gt;50,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam&lt;br /&gt;14.141.000&lt;br /&gt;42.189.000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;4,500,000&lt;br /&gt;11,000,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avusturya-Macaristan&lt;br /&gt;3,000,000&lt;br /&gt;7,800,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye&lt;br /&gt;210,000&lt;br /&gt;2,850,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulgarisitan&lt;br /&gt;280,000&lt;br /&gt;1,200,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPLAM&lt;br /&gt;7.990.000&lt;br /&gt;22.850.000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye&lt;br /&gt;2,850,000(TOPLAM ASKER SAYISI)&lt;br /&gt;325,000(ÖLÜ)&lt;br /&gt;400,000(YARALI)&lt;br /&gt;250,000(ESİR VE KAYIP)&lt;br /&gt;975,000(TOPLAM ZAİYAT)&lt;br /&gt;34.2(ZAİYAT YÜZDESİ)..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam edeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ışık ve sevgiyle kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye  |  Meslek : Diğer Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;14/11/2004 :  07:10:08  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Sevgili Melih,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum şahsın yazılarına eklediği o manasız imzayı ciddiye almaya gerek yok. Hani daha önce bir söz aktarmıştım: "İt kağnı gölgesinde yürür, kendi gölgesi zennedermiş."&lt;br /&gt;Bu söze bir başkasını daha ekleyeceğim. Fakat eklemeden önce o malum şahsın hakkımda sonu "...istenmemektedir..." diye biten imzasını değiştirmeden önce "...katılımı yasaklanmıştır..." şeklinde yazdığını sonra daha medeni(!) olmak için istenmemektedir haline getirdiğini biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cin olmadan adam çarpmaya kalkıyor" derler bizim buralarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak sen, beni "men" ediyormuş.&lt;br /&gt;Bak sen, beni istemiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılara katılım göstermiyor olmamın sebebi bu konunun üstünde belirttiğim gibidir. Çanakkale Savaşı gibi tarihimizin en vahim ve en müthiş olayı hakkında zerre bilgisi olmayıp vatan millet sakarya nutukları atan (Çanakkale savaşı sırasında Atatürk'ü Cumhurbaşkanı sanacak kadar fransız!) bir şahsın yazılarına kırmızı mühürlü davetiye gönderseler yine katılmak istemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz'in dediği gibi, artık ben de belli kişilerin yazılarını okuyorum hiç bir fikir ve bilgi içermeden diğer yazıların tekrarı ve ipe sapa gelmez sorular olan yazılar hem vakit kaybı hem de göze zarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmza kişiyi tanımlayan bir işrettir.&lt;br /&gt;Her bir yazarın imzasına bakın farkı göreceksiniz zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bir yazımla dahi küfürbazlığımı kanıtlayamayacak olan vatandaş bu imza ile kendisinin ne olduğunu tanımlamıyor mu? Bu yüzden muhatap olmaya değmez. Boşver.&lt;br /&gt;(Hoş zaten burada küfüre ne ben ne de ismail asla izin vermeyiz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;14/11/2004 :  07:12:37  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani tauna da zuldür bu rezil istila...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öteden saikalar parçalıyor afakı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni ancak ebediyetler eder istiab.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEHMET AKİF ERSOY&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;14/11/2004 :  07:27:33  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Arkadaşlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygıyla ve mümkünse birer Fatiha ile analım şehitlerimizi. Tarihi daha iyi anlayacağız bahanesiyle yazılmış ve onların ruhlarını rencide edecek yazılar hiç bir şey kazandırmaz bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkaları her ne niyetle savaşı başlatmış olursa olsun, ve kimler orada Darwin'in "evrimini tamamlayamamış milletler" diye bahsttiği Türk, Afrikalı, Arap, Avusturalya ve Yeni Zelandalı'ları bir birine kırdırmış olursa olsun unutmayalım ki şehitlerimiz vatanları ve dinleri için canlarını feda ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim şu an yapabileceğimiz onları saygıyla anmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göstereceğiniz hassasiyete şimdiden teşekkür ederim.&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;14/11/2004 :  07:32:01  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Bir Çanakkale Gazi'sinin "Eğer o gün ekmeğin yanında ayran da verilmişse hücüma kalkacağımızı anlardık" sözlerini çocuklarıma aktarırken boğazıma bir şeylerin düğümlendiğini, gözlerimin dolup sesimin titrediğini bilmenizi yukarıdaki yazımın en samimi duygularla, içtenlikle yazıldığına inanmanızı isterim.&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;16/11/2004 :  17:58:33  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;YÜZYILLARDIR TÜRK TOPRAĞI OLAN VE OLMAYA DEVAM EDECEK ÇANAKKALE'NİN YER İSİMLERİNİ İŞGALCİ GÜÇLERİN HAYALİNİ SANAL ORTAMDA GERÇEKLEŞTİRİRCESİNE BİR GAYRETLE VE ISRARLA İNGİLİZCE OLARAK ALINTILAYAN MİM'İ ESEFLE KINIYORUM. BU NE AYMAZLIK, BU NE GAFLETTİR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AHMET BEY AHMET BEY KENDİNİZE GELİN! İNGİLİZLER İŞGAL EDEMEDİ O TOPRAKLARIMIZI VE ORALARIN İSMİ DEĞİŞTİRİLMEDİ HENÜZ! SEDDÜLBAHİR HALA SEDDÜLBAHİR, HELLES DEĞİL VE ASLA OLMAYACAK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞKALARININ HAYALLERİNE VE İDEALLERİNE BU TİP YAZILARINIZLA UŞAKLIK EDECEĞİNİZE TÜRK'ÜN VE TÜRKLÜĞÜN TARİHİNİ ÖĞRENİN. KENDİNİZİ BİLİN.&lt;br /&gt;TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURULUŞ TARİHİNDEN BİLE HABERSİZ (23 NİSAN SANIYOR!) BİR İNSANDAN DA ANCAK BU BEKLENİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hascence&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 1094 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;18/11/2004 :  21:32:55  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Yazarın websitesine git Website   Alıntı&lt;br /&gt;TBMM 23 nisan 1920'de kuruldu.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti ise 29 ekim 1923'de kuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapma mim önce bunları öğren. Ayrıca bu kadar uzun yazıları kimse kolay kolay okuyamaz. Neden tercüme yapıyorsun ki. Bir sürü Türkçe kaynak var oradan yaz. Türkün tarihini Türk den iyi kimse yazamaz, tarafsız olamaz.&lt;br /&gt;http://hascenedair.sitemynet.com&lt;br /&gt;Yerleşim : Kuzey Kıbrıs TC / Güzelyurt  |  Meslek : Bankacılık-Finans Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Levent&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 488 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;19/11/2004 :  18:59:56  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetin ne zaman ilan edildiğini, gün, ay, dakika ve saniyesi de önemli olsa da, konudan uzaklaşıyorsunuz gibime geldi. Bu arada cumhuriyetin ne zaman ilan edildiğinden daha çok onun içeriği daha önemlidir gibime geliyor. Umarım bunlarda bir ara tartışılır.&lt;br /&gt;Gelelim Çanakkale Savaşına. 250.000 insanımızın öldüğü bir savaştan söz ediyoruz. 250.000 kişi az mı? Bir de sakat kalanlar, sürünenler filan da var.&lt;br /&gt;Bu savaşa niçin girdik ve sonunda ne oldu? 250.000 kişi öldü fakat sonunda Birinci Dünya Savaşını kaybettik.&lt;br /&gt;Bundan dolayı Çanakkale filan dediklerimde tüylerim diken diken oluyor. Sarıkamışta, Çanakkale'de ölen insanlarımızın akıttıkları kanın hesabını hala soramadık. Çok bilmiş Osmanlı subayları, asker milletiz doldurmaları ve akan kanlar. Bu yüzden iki de bir Çanakkale, Sarıkamış, Yemen denince, kaybettiğimiz askerlerimizi hatırladıkça ve onların kanı yerde durdukça hoşnut olamıyorum.&lt;br /&gt;Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Danışmanlık Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;relax&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 11 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;02/01/2005 :  14:53:45  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Tsunami ve Atatürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mu’dan batıya giden birkaç önemli kolonileştirme hattı mevcuttur... [Bunlardan biri] Mu’dan Burma’ya, Burma’dan Hindistan’a ve Hindistan’dan da Babil ve Yukarı Mısır’a (Nübye) ve Beyaz ve Mavi Nil’e uzanan hatlardı. İkinci hat, Mu’dan Malay Adalarına oradan Dravida adını verdikleri Güney Hindistan’a ve Hindistan’dan da Afrika’ya uzanıyordu... Hiç kuşkusuz, Mu’dan başlayan en önemli batı hattı, kuzey esas hattıydı ve Uygurlar adı verilen Arî ırkların ataları olan halk tarafından yönetiliyordu. Uygur İmparatorluğu olasılıkla Mu’ya ait koloni imparatorluklarından ilkiydi. Şüphe yok ki, en büyüğü ve en önemlisi ve en güçlüsüydü. (s: 176 ve s: 177’deki harita) Maha Bhatara en büyük Hindu destanıdır, MÖ 1000 yıllarında yazıldığı sanılmaktadır (s: 202) [bilenler bilir, Tuncel Kurtiz oynamıştı.]. (James Churchward, Batık Kıta Mu’nun Çocukları, Kayıp Kıta Mu, 3 cilt, Ege Meta Yayınları, İzmir, 5. baskı, 2003)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Üniversitesi’nin Merkez Binası’ndaki, yani eski Enver Paşa’nın Harbiye Nezareti’nin (şimdiki Rektörlük binası ve Bilim ve Kültür Merkezi olan binanın) ikinci katındaki Abdülhamit’in Yıldız Sarayı Kitaplığı Müzesi’ndeki orta salonda, Atatürk’ün Okuduğu Eserler külliyatını içeren kitap masasının başına oturursanız yukarıdaki “”Uygur kelimelerinin altının benim tarafımdan değil; Atatürk tarafından çizildiğini anlar ve Atatürk’ün o zamanlar (1930’larda) akademik kabul edilmeyen ve meczup diye nitelenen bir İngiliz istihbarat albayının yazdığı bu dev kitabı, ilk yayınlandığı tarihte özel olarak Türkçeye cevirtip bizzat çalışarak okuduğunu görerek hayrete düşersiniz. Ya da, Gürbüz Tüfekçi’nin, Özel İşaretleri, Uyarıları ve Düştüğü Notlarla Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar’ı (İş Bankası Yayınları, Ankara, 1983) karıştırırsanız yine aynı duyguyu tadarsınız. Ancak her iki durumda da kayıp Mu Kıtası ile ilgili Churchward’ın kitabının tümü için Atatürk’ün ne düşündüğünü anlamazsınız. Çünkü, her iki külliyatta da, Churchward’ın Türkçeye çevrilen (1937?) kitabının sadece belli bazı sayfalarının fotokopileri yer almaktadır, tamamı ise gizli olarak Anıtkabir’deki Atatürk’ün okuduğu kitaplar seksiyonunda 1482-85 numaralı kayıtlardadır. Bunları da zor ele geçirirsiniz. 1939’dan sonra Türk-İslam sentezcilerin idaresi altına giren Türk devleti tarafından 65 yıldır sansüre uğratılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mu da, Atlantis gibi kadim sır uygarlıklardan biridir. Hâttâ, Churchward’a göre yeryüzünün ilk uygarlığıdır. Atlantis, Mu’nun batışının ardından ya da eş zamanlı olarak türeyen ve 50 bin yıl kadar önce oluşan bir uygarlıktır. Platon’un (Eflatun) Kiritias ve Timaios dialogları Atlantis üzerinedir. Yalçın İlter’in özetlemesiyle (Kayıp Tarih, Aykırı Yayınları, İstanbul, 2004, s: 275), Churchward’un, jeolog William Niven’in Maksika’da Maya uygarlıklarını araştırırken bulduğu Tibet Naakal tabletleri üzerinden giderek oluşturduğu bu kuramsal tarih şöyledir: Yeryüzünün ilk uygarlığı Mu’dur. Pasifik Okyanusu içinde çok büyük bir kara parçası üzerinde ortaya çıkmıştır. Uzantıları, bugünkü Avustralya va Hind Okyanusu’na uzanmaktadır. Mu doğal bir felaket (gaz patlamaları, dev tsunamiler ve 12 büyüklüğündeki depremlerle) Pasifik ve Hint Okyanusu’na gömülmüştür. Buralardan kaçabilenler, Hindistan, Güney Amerika ve Atlantis’de yeni uygarlıklar (İndu, Maya, Babil ve Kadim Mısır’ı) yaratmışlardır. İçlerinden en gelişkini Atlantis’tir. Edgar Cayce’e göre (ki, ezotorik-medyum bir Hıristiyandır) Atlantis’de lazer teknolojisi ve havadan ulaşım olanakları vardır. Yeni bir felaket bu kez (MÖ 12 binde) Atlantis’i yokeder. Platon’un Akdeniz’i işaret ederek Solon’un Mısırlı rahiplerden duyduğunu Kritias vasıtasıyla aktardığı Atlantis bu Atlantis’tir ve Sarmart da Kıbrıs civarında denizaltı arkeolojisi yaparak bu kayıp uygarlığı aramaktadır (1999-2004). Kurtulan Atlantis’liler bu kez de Orta Amerika ve Mezapotamya uygarlıklarını yaratmışlardır. Maya’ların incelenmesi için Atatürk tarafından Meksika’ya gönderilen Hasan Tahsin Mayatepek de işte bu izleri sürmek için görevlendirilmiştir. Atatürk’e yazdığı raporlar hâlâ gizli bir biçimde devlet arşivlerinde mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÖ 91 binde, yer kabuğu kayması sonucunda, Kuzey Kutbu, Kanada’dan Norveç’e doğru ilerler. Hemen ardından Wisconsin (ABD) buzlanması başlar. MÖ 78 binde, ılıman kuşakta, Pasifik ortasındaki anakarada Mu kurulur. MÖ 70 binde Avrupa’da Wurm buzlanması başlar. MÖ 55 binde yeni bir yer kabuğu kayması ile Kuzey Kutbu Hudson Körfezi’ne geçer. MÖ 26 binde büyük Tsunamiler ve depremler ve gaz patlamalarıyla Mu yokolur. MÖ 20 binde Atlantis’de Yedi Tanrı dönemi (Ptah-Ra-Su-Geb-Osiris-Set ve Horus) başlar. MÖ 17 binde buzlanma erimeye dönüşür. Platon’a göre MÖ 9600’de Atlantis (Girit) Tera Depremi ile yokolur. Aynı zamanda Kuzey Kutbu bugünkü yerine gelir. MÖ 8500’de 12 Tanrı dönemi başlar-Tot, Maat, Hor. MÖ 7000’de Şems-Hor Yarı Tanrı (30 Kral) dönemi gelir. MÖ 3000’de Meneş ile Eski Mısır Hanedanları başlar. Nuh Tufanı MÖ 7500 civarında olan bir olaydır. (Bu kronolojiyi, William Ryan ve Walt Pitman’ın Nuh Tufanı, (Çev: Dursun Bayrak) Arkadaş Yayınları, Ankara 2003 ile krş.: “Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile (1990) Ryan ve Pitman, Türk araştırmacıların yanısıra Bulgar ve Rus araştırmacılarla Karadeniz’i araştırdılar. Gelişmiş tarihlendirme yöntemleri yükselen denizlerin 7600 yıl önce Boğaziçi Vadisinden akarak Akdenizle birleştiğini saptadılar. Su büyük bir hızla akarak, önüne çıkan tüm yaşam biçimlerini sürükleyip yok ederek, akıl almaz bir güçle boşalmıştı. Yarı çöl durumundaki uçsuz bucaksız bu bölgede, çiftlikler ve köyler içinde eşşsiz bir vaha, bir Cennet olan Karadeniz kıyıları bir ölüm denizi oluverdi. İnsanlar bir daha geri gelmemek üzere buralardan kaçtılar, dilleri, genleri ve bellekleri yeryüzünün dörtbir yanına dağıldılar.”)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı televizyonlardan (BBC ve CNN) acıyla seyrettiğimiz, Sri Lanka (Mu’nu batı kolu, Puket adası, Maldiv, Lakadiv, Seylan adaları) açıklarında 9 büyüklüğündeki depremin yarattığı tsunami faciası artık sizlere, Türk televizyonlarında seyrettiğimiz Halil Bezmen’in eski karısı, futbolcu Emre ve sevgilisi, vd.’den başka şeyler de hatırlatlamaya başlamıştır umarım. “Hatırlatma” sözcüğünü nezaketen kullandığımın da farkındasınızdır. Nereden hatırlayacaksınız, okumadınız ki, farkında bile değilsiniz. Apoletli, NATO’cu, AB’ci, Almancı, Slav ve Kuzey Türkologlarının memleketlisi, intihalci profesör Atatürkçüler, Mustafa Kemal Atatürk’ü 1939 yılında gömdüler. 1939-46 arasındaki geçiş devresinde, Prof. Dr. Şemsettin Günaltay gibi Başbakanların nerelere uzandıklarını Zaptiye Murat (Bardakçı) zapt etti. Bilmem anlayabildiniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredesiniz Zecharia’cı Mardukçular? Serdat Küçük Turgut ve Burak Eldem ve .... şürekâsı; felaket tellâllığı yapacağınıza, tarihin doğru yazılmasına ön ayak olsanıza... Hadi Atlantis ve Mu çok fantazmografik; Atatürk’ün yaşadığı ve altını kalemle çizdiği uygur’ların tarihine, bir de Slav ve Kuzey Avrupasantrik bakış yerine, alay ettiğiniz Anadolu-Karadeniz-Doğu Akdeniz çerçevesinden baksanıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülüğe ve tarihin küçük bir evresine sıkışmış olan dinsel-ideolojik kimliklere hapsolacağınıza ya da Nurihan Fattah’ın “Türkçe bir Atlantis dilidir” önermesi (Tanrıların ve Firavunların Dili, Selenge Yayınları, İstanbul, 2003) size fazla gelmişse, “Türkçe” adını verdiğimiz dilimizin kökenlerine, Mirşan, Polat, Diker, C. Batmaz, Çığ gibi yaklaşsanıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarıkamış ve Çanakkale ile ilgili “Tıpçı Palavra Tarihçiliği” yapacağınıza [Yetkin (İşcen) yeterince yeter onlara], o savaşsal gazetecilik olaylarının altında yatan Bismarkçı Alman sömürgeciliğinin ve Weberci meslek üniversitesinin (Weber, “Science as Vocation”) yarattığı Alman ve Slav türkologlarınca kışkırtılmış ve kaşınmış; Osmanlıda görevli Alman genel kurmay başkanlıklarınca pişirilmiş, Enver ve şürekâsı tarafından servise sokulmuş ve Köprülü-Togan-Günaltay eksenli çarpıtmaları deşifre eden art (ön)-tarihlere eğilsenize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sri-Lanka tsunamisi eğer bunları hatırlatmayacaksa, ve cahil yetiştiren Türk medyasında (MEME), “insanlık trajedisi” diye sosyete-futbolcu bülbüllerini görecek ve dinleyeceksek, size Anadolu tsunamileri bile az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık dramları hep yeni oluşumlara gebedir; yeni tarihler başlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 bine yakın kişinin öldüğü, iki milyondan fazla insanın evsiz kaldığı, adaların coğrafi konumlarının değiştiği Sri-Lanka tsunamisi (MS 2004) de, bundan böyle artık size büyük bir tsunami ile yıkılan Mu uygarlığını (MÖ 26000) hatırlatabilir. Bu, sadece Mu’yu hatırlamak da değildir. 1919-1939 arasında neler oldu bu memlekette (Türkiye’de), onun da hatırlanması; hatırlamakla kalmayıp, bilinmeye başlanmasının tsunami dalgasıdır belki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilirse, kim bilir... Boşverin yahu... Siz, Emre ve sevgilisinin “insanlık daramı” ile, biz de, 1971’den sonra, Humboltçu mu, Weberci mi olacağına karar verememiş olan İstanbul Üniversitesi’ne hangi “Atatürkçü rektörü” seçeceğimizle uğraşalım. Başka işimiz yok nasıl olsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel Batmaz&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Samsun,Bursa  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;enginvarolturk&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 7 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;04/01/2005 :  20:46:47  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Tsunami faciasında yaklaşık 150.000 insan öldü.&lt;br /&gt;Coğrafyayı düşünün koskoca güney asya.&lt;br /&gt;Oysa Çanakkale de 250.000 EĞİTİMLİ insanımız şehit oldu.&lt;br /&gt;Düşünün birkaç bin kilometre karelik gelibolu yarım adasında.&lt;br /&gt;Eskilerin bir sözü vardır:&lt;br /&gt;Bu millet daha II. Abdülhamite yaptıklarını daha çekmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih... Tarih... Tarih...&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Muhasebe Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;relax&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 11 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;04/01/2005 :  23:00:13  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;mim´in yaptigi arastirmalari ´canakkale belgeselini´okudugunda, II.Abdulhamidin degilde,enver pasanin bizi 1.dünya harbine soktugunu,düsmanimiz yokken,düsman basimiza bela ettigini,canakkale´ye neden düsmanlarin saldirtildigini iyice ögrenmis olursun. sehit sayisininda 250.000 degilde 2,5 milyon oldugunu tespit edersin.enver pasa deyipte gecmeyin.enver pasa osmanliyi icerden teslim alan,II.Abdulhamidi kukla olarak kullanan ittihakki terakki cemiyetinin basiydi. M.Kemal Pasada bu cemiyettendi.&lt;br /&gt;Tarih....gercek tarih bu !!!!&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Samsun,Bursa  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;05/01/2005 :  12:47:54  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;koniks.com çok komiks.com oldu ya. Kişilik bölünmeleri, kendi kendine atıflar... İzliyoruz bakalım nereye kadar gidecek.&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melih15&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 370 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;05/01/2005 :  14:40:29  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Kenan Abi bana dokunma. Ben simit satmakla meşgulüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARANLIK OLDUKTAN SONRA BÜTÜN KEDİLER LEOPARDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mutlu düşünce karanlığına ışık tutanlara!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklar diliyorum.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Danışmanlık Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ismail KIRTILLI&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 709 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;05/01/2005 :  17:19:36  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Yazarın websitesine git Website   Alıntı&lt;br /&gt;http://www.kulturturizm.gov.tr/portal/canakkalektp/2-resim/index.htm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.kultur.gov.tr/canakkale.asp?belgeno=52462&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ibrahimonur&lt;br /&gt;İyi Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 102 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;05/01/2005 :  21:02:55  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;enver pasa deyipte gecmeyin.enver pasa osmanliyi icerden teslim alan,II.Abdulhamidi kukla olarak kullanan ittihakki terakki cemiyetinin basiydi. M.Kemal Pasada bu cemiyettendi.&lt;br /&gt;RELAX yukarıdaki cümlenin sonunun manası ne?&lt;br /&gt;Bu saatten sonra Abdülhamit in haklılığını savunmak ya da savunmamak hiçbirşey ifade etmez. Siyasette adam kullanılır Abdülhamit in bir piyon olduğu tabiki malum tıpkı yeni dünya düzenindeki BİRÇOK DEVLET BAŞKANI gibi&lt;br /&gt;dukak&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye  |  Meslek : Öğrenci Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;relax&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 11 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;06/01/2005 :  01:26:06  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;II.Abdulhamit, babiali darbesinin kuklalastirigi bir oyuncak, Darbeyi yapip Abdulhamidi kontroluna geciren enver pasa. Enver Pasa,30.000 altina osmanliyi(Almanlarla 1.Dünya Harbinde mütefiklik icin) almanlara satan bir ispiyon.çanakkale savasini çikartan (kimse gelip kendiliginden saldirmadi sebepsizce çanakkaleye), Rus gemilerine ve rus limanlarina saldiran ve ruslari,bize saldirmak için kiskirtanda yine enver pasadir.çanakkalede ve sarikamista verilen sehitlerin bas sorumlusu da bu enver pasadir. sezarin hakki sezara.....&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Samsun,Bursa  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sadem44&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 1 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30/01/2005 :  10:05:37  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;bu vatanın nasıl kazanıldığını&lt;br /&gt;ben anlamayabilirm ben herhangi bir insanım&lt;br /&gt;simitçi olabilirim&lt;br /&gt;temizlikçi olabilirm vesaire&lt;br /&gt;iki olay aklıma geldi&lt;br /&gt;1 geçen haftalarda genel kurmay başkanlığına ölen pkk lıların anneleri gitti&lt;br /&gt;brifing salonunda ağırlandılar&lt;br /&gt;barış marış veaire derken cd kitapçık vb dökümanları verdiler&lt;br /&gt;hafızam beni yanıltmıyorsa eğer şehit anneleri yıllar önce kapıdan içeri alınmamaıştı bırakın brifing salonunu kapıdan içeri alınmadılar&lt;br /&gt;sizlerden hatırlayan varmı şehit annelerinin genelkurmaya yada askeri bir tesise ziyaretini&lt;br /&gt;2 ismi rüşvete ve adam kayırmaya karışmış bir paşa hakkındaki iddiaları yanıtlarken " ben bu memleket için savaştım pkk ile" diyordu&lt;br /&gt;yani pkk terör örgütüne karşı savaşan mehmetçiğin başında rütbeli olmak ona bu lüksü veriyordu.&lt;br /&gt;alırdı satardı istediğini yapardı&lt;br /&gt;işte bu tehlikeli olanı&lt;br /&gt;sokaktaki insanın vatanı sevmesi yada sevmemesi onu ilgilendir. kişisel bir sorundur&lt;br /&gt;ama eğitimi hukuku güvenliği ve yönetimi emanet ettiğimiz insanların düşünceleri ve tarihe olan ilgileri tüm toplumu ilgilendirir.&lt;br /&gt;ve ne yazıkkı bu konuda çok ciddi problemlerimiz var.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30/01/2005 :  13:07:24  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Yeri geldiği için söylüyorum. Hani bizde pkk lıların anneleri genel kurmaya kabul edilmişler ya, mim in sürekli bahsettiği bir afrika ülkesi var. muz cumhuriyeti mi, tanzanya mı ne... İşte o ülkenin deniz kuvvetlerinde başarılı ve özveri ile çalışan bir askerin orduevindeki nikah törenine annesi ve kızkardeşi girememişti bir zamanlar. ülkenin silahlı deniz kuvvetlerinin şerefli bir üyesi olan oğlunun düğününe başı örtülü olduğu için alınmamıştı. Şimdi bakıyorum da biz o ülkeden ne kadar ileriyiz değil mi ya hu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir zamanlar o ülkede yaşanan çok daha komik bir olay var. İçimden hikaye etmek geldi. dinlerseniz anlatayım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz cumhuriyetinin gemi bakım ve onarımlarının yapıldığı birliklerden birine askeriye tarafından sipariş edilen malzemeleri teslim etmesi için tutulan kamyonetli nakliyecinin oldukça uzun bir sakalı vardı. tam kapıda durduruldu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-yok kardeşim bu sakalla içeri giremezsin.&lt;br /&gt;-kardeşim ben nakliyeciyim. içerde kalacak değilim, malzemeyi bırakıp çıkıcam.&lt;br /&gt;-ben anlamam kesin emir var, sakallı birinin içeri girmesi yasak.&lt;br /&gt;-ee peki ne olacak şimdi&lt;br /&gt;kapıdaki nöbetçi arabada sakallı nakliyecinin yanında oturan 13-14 yaşlarındaki çocuğu işaret ederek:&lt;br /&gt;- bak o girebilir, onun sakalı yok.&lt;br /&gt;nakliyeci şaşkın, o da yanında oturan oğluna dönüp bakar:&lt;br /&gt;-iyi ama o doğru düzgün kullanmayı bilmiyor ki arabayı. zaten henüz ehliyeti de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuşmaların bu şekilde uzayıp gideceğini ve çözümsüz olduğunu anlayan sakallı nakliyeci istemese de arabayı çocuğa teslim etmek zorunda kalır. sakallının endişeli bakışları ve çocuğun kontrolünde araba bir iki silkelenip kapıdan içeri girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ne yazıkki çok geçmeden çocuk alı alına moru moruna karışmış, koşarak nefes nefese kapıya gelir. Çok korkmuştur. arabayı manevra yapmak isterken ciddi biçimde çarpmış, korkuyla olduğu yerde bırakıp babasına koşmuştur. durumu öğrenen adam tekrar içeri girmek ister. fakat aynı sakal gerekçesiyle yine içeri alınmaz. arabayı onların getirmesini ister. bu da kabul edilmez. nöbetçiye komutanları ile görüşmek istediğini söyler adam. heyhat! aldığı cevap manidardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-bu bir karış sakalla görüşemezsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllarda o ülkede mobil telefonlar da şimdiki kadar yaygın değil. askeriye yerleşimden uzak olduğu için etrafta ankesörlü telefon değil 1 km yakında ev bile yok. imkan olsa adamcağız sakalsız bir tamirci çağırır sorunu çözerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adam emekli olduktan sonra inancı gereği sakal bırakmış 10 yıldır da bu sakal ile yaşamaktaymış. şimdi; ya sakalını kesecek insan yerine konacak ya da sakalıyla birlikte bir zamanlar siyahların hiç bir yere sokulmadıkları gibi 2.sınıf muamelesi görecek. Eh belki 2.sınıf olmayı bir şekilde idare eder ama yıllardır biriktirdiği paralar ile emekli ikramiyesinin büyük bir kısmını birleştirerek aldığı kamyonetinden (ki başka şehirlerde üniversitede okuyan iki oğlunun masrafları için) ve işinden nasıl vaz geçecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ikilem içinde ve kapıdaki nöbetçinin gitgide sertleşen tutumu ile geçen yaklaşık yarım saatlik bir tartışmanın sonunda kapıdan askeri bir ikmal aracı çıkar. adamın aklına bu araçla gidip en yakın yerden bir tamirci veya gerekirse bir kurtarıcı bulup getirmek gelir. bu nöbetçinin de aklına yatar. fakat bu sefer de ikmal aracacının sürücüsü bunu kabul etmez. Zaten onu arabaya almasının yasak olduğunu üstelik sakallı olduğu için bunun daha büyük bir sorun olacağını söyler, çeker gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adamın haline acımaya başlayan nöbetçi içeriye telefon ederek kaza yapan kamyonet için tamirci çağrırmalarını ister. baştan belki uğraşmak istememiştir belki de sonradan aklına gelmiştir bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir süre sonra sakalsız bir tamirci gelir, askeriyeden içeri girer 5 dakika geçmeden kaza yapan kamyonetle birlikte geri döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arabada ciddi bir hasar yoktur. bir kaç çekiç darbesiyle düzeltilir. fakat sakallı adamın içinde yıkılan güven duygusu ve ezilen tarifsiz bir başka şeylerin tamiri mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse orası muz cumhuriyeti... bakın bizde öylemi? terörist anneleri içeriye alınıyor, genelkurmayda bir süre misafir edildikten sonra taleplerinin kayıtlı olduğu cd yi teslim edebiliyorlar. İşte çağdaşlık, işte şeffaflık, işte demokrasi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım bu tatil gününde başınızı ağrıtmamışımdır. herkese sevgiler.&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;true friend&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 28 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30/01/2005 :  14:34:45  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;selamlar herkese önce bu vatan zorluklarla kazanıldı ama bunu kıymetini şuandaki nesil anlamamktadır bu vatn için zahmetlere katılanların kemikleri agrıyor&lt;br /&gt;bizim halkımız bu onur ve seref haysiyeti taşıyamdı vatndaş ilk ilk önce vatn millet sevgisi aşılanacak ancak şuandaki durumdan böyle kurtulur bence&lt;br /&gt;insanlar haysiyesiz olmuş bunun için hep beraber çözüm yolları üretmeliyiz burada açıkça taşarak bir çözüm yoluna varmalıyız hepbraber#&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mozsarac&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 373 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;18/05/2006 :  12:36:18  Yazarın bilgilerini göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Yazarın websitesini ziyaret et Website  Bu yazıdan alıntı yaparak yorum yaz Alıntı&lt;br /&gt;Belirli bir kitleyi hedefleyin. Google AdWords ile reklam verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondokuz&lt;br /&gt;İnsanoğlu ile sayılar zaman zaman eşleşirler. Bu birbirleriyle özdeşleşen durum hem ilginç hem de tuhaf olabilmektedir. "Hadi canım, daha neler !" dediğimiz sahneler yaşanabilir. "Pes doğrusu, bu kadar da olmaz !" dediğimiz kaç tane tuhaf özdeşleşmeye rastlamışızdır acaba ? Bir tanesi beni, bu anlamlı günlerde beni yeterince etkilemiştir. Sizlerle şiirimsi bir biçimde paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğduğunda; ondokuzuncu yüzyılın bitmesine ondokuz yıl kalmış,&lt;br /&gt;Ondokuzuncu yaşına girdiğinde Harp Akademileri onu bağrına almış,&lt;br /&gt;317-8 no'lu sicilini toplayınca yine ondokuz çıktığında bakakalmış,&lt;br /&gt;Bağımsızlık düşünceleri belli ki ondokuzunda filizlenmiş hatta kök salmış,&lt;br /&gt;Bu nedenle; 1904 Aralık'ının ondokuzunda Yıldız Sarayı'ndan çağrı almış,&lt;br /&gt;Çanakkale'de kurduğu ondokuzuncu Fırka'nın ( Tümen ) başında yeralmış,&lt;br /&gt;1915 Mayıs'ının ondokuzunda Albay rütbesi Çanakkale'den nam almış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bir yaşamı "19" sayısına kilitlenmiş adeta, şaka denilse, değil ..! Devam ediyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bandırma Gemisi ondokuz yolcusuyla Kız Kulesi açıklarından yolalmış,&lt;br /&gt;Mayıs'ın ondokuzunda Samsun'da ondokuz yolcusuyla boşalmış,&lt;br /&gt;Bindokuzyüzondokuz; onun hayatından iki ondokuz yaşını çalmış,&lt;br /&gt;Kasım'ın ondokuzunda Milli Mücadele karara bağlanıp ateş almış,&lt;br /&gt;1920 Mart'ının ondokuzundaki kararla da Osmanlı Devleti tarihe dalmış,&lt;br /&gt;1921 Eylül'ünün ondokuzunda Gazi ünvanıyla birlikte o bir Mareşal'mış,&lt;br /&gt;"Mustafa Kemal Atatürk" adının toplamı ondokuz olunca belki de daralmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondokuzuncu yüzyıla en az bindokuzyüzondokuz kez damgasını vurmuş bu tuhaf eşleşme. Hem de kime ? En büyük Türk'e, varlık nedenimize...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Nutuk'un sonunda Türk Gençliği'ne Hitabesi ondokuz cümleye mahalmış,&lt;br /&gt;Cenazesi Kasım'ın ondokuzunda Yavuz zırhlısıyla Dolmabahçe'den demir almış,&lt;br /&gt;Ne ondokuz harfden oluşan "İstikbal göklerdedir" deyişi havada kalan bir falmış,&lt;br /&gt;Ne de; "Ne mutlu Türküm diyene" şahaseri ondokuz harfli bir balmış,&lt;br /&gt;Ne geçen ondokuzun katları yıllarda içimizdeki sevgisi zerre kadar ufalmış,&lt;br /&gt;Ne de fikirleri dünyanın bindokuzyüzondokuz düvelinde azalmış,&lt;br /&gt;Tam tersine o; Türkiye'nin kurucusu ve tutunulacak en büyük dalmış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi iyice koklamalı etrafı, iyice sindirmeli insan içine kurduğu Türkiye'sine sinsi sinsi kurulan tezgahları. En az ONDOKUZ kez sorgulanmalı "Hadi canım daha neler !" filan demeden, boşvermeden..! BİR değil BİNDOKUZYÜZONDOKUZ kez okunmalı belki de en baştan Nutuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanma ki; Cumhuriyet düşmanlarınca söylendiği gibi o bir deccal imiş,&lt;br /&gt;Sanma ki; "Yurtta sulh cihanda barış" sözleri sadece bir hayal imiş,&lt;br /&gt;Sanma ki; yaptıkları bugün söylenenler gibi içi boş kuru birer masal imiş,&lt;br /&gt;Bence o ve silah arkadaşları, sevdalısı oldukları bu güzelim ülkeye,&lt;br /&gt;Ben diyeyim ONDOKUZ kez, siz söyleyin BİNDOKUZYÜZONDOKUZ kez,&lt;br /&gt;Analarının ak sütü gibi helal imiş... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;11/11/2004 :  10:22:26  Yazarın bilgilerini göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Bu yazıdan alıntı yaparak yorum yaz Alıntı&lt;br /&gt;Belirli bir kitleyi hedefleyin. Google AdWords ile reklam verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇANAKKALE KAHRAMANLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43-ncü Alay 1-nci P. Tb. 1-nci Bölük&lt;br /&gt;1917 YILI YEMEK LİSTESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜN SABAH ÖĞLE AKŞAM EKMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 HAZİRAN : ÜZÜM HOŞAFI YOK YAĞLI BUĞDAY ÇORBASI TAM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 HAZİRAN : YOK YOK ÜZÜM HOŞAFI TAM&lt;br /&gt;18 TEMMUZ : ÜZÜM HOŞAFI YOK YOK YARIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 AĞUSTOS : YARIM EKMEK YOK ŞEKERSİZ ÜZÜM HOŞAFI -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: 21 TEMMUZ 1917'DEN İTİBAREN BAŞLAYARAK ORDU EMRİYLE EKMEK İSTİHKAKI 500 GRAMA İNDİRİLMİŞTİR. ÇÜNKÜ UN VE EKMEK KALMAMIŞTIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU VATANIN NASIL KAZANILDIĞINI BİLMEYENLERE, ANLAMAYANLARA YA DA ANLAMAK İSTEMEYENLERE LÜTFEN ANLATINIZ YUKARIDAKİ YEMEK LİSTESİ HİÇBİR SÖZE GEREK BIRAKMIYOR.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim&lt;br /&gt;Konu hakkında yapılan yorumlar (Sayfa : 1 / 1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadiru61&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 7 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;11/11/2004 :  12:10:10  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizin çanakkale hakındaki düşüncelerinize çokkk katlıyorum ama bunu sonunu yeni egitemi balamak zorundayız çünkü bu günü geçlerini yetişim tarzları çok farklı egitimize dışardan çok karışanlar var tarihimizi bile yabancı ülkelerden ögreniyoruz neden kndi tarihimizi kendimiz araştırmıyoruz vede bu misyonerlik faliyetlerine karşı geçlerimizi bilgilendirmeliyiz geçlerimizin durumlrı şuanda başka ülkenin geçlerine göre iyi durumda ama elersi hakında kesin birşeyler söylemek çok zor tek kelime ile özetlemek istersek GEÇMİŞİNİ BİLEMEYEN GELECEGİNİ BİLEMEZ BİZİM İSE ÇOK ŞEREFLİ GURUDUYACAGİMİZ BİR GEÇMİŞE SAHİBİZ BUNU UNUTMAYALIM LÜTFEN SAYGI VE SEVGİLER.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / kocaeli  |  Meslek : Öğrenci Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12/11/2004 :  10:40:35  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Sitenize trafiği arttırın. Google AdWords ile reklam verin.&lt;br /&gt;Sayın mim bu ülkedeki bütün kipları okuduğunu söyleyen siz değilmiydiniz. Pekala çanakkale savaşı hakkında okuduklarınızı neden yazmıyorsunuz.&lt;br /&gt;Eğer sorduğunuz soruların cevabını gerçekten bilmiyorsanız araştırınız eğer araştırıpta bulamazsanız be size tüm samimiyetim ve iyi niyetimle yardımcı olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu hemen şurada belşrteyim kendimi yazmak zorunda hissettiğimden dolayı yazıyorum yoksa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu VATAN konusunda yazdıklarınızı düzeltmediğiniz sürece sizinle birdaha yazışmayacağım bunun da bir tepki olduğunu anlarsınız herhalde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sağlıcakla...&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melih15&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 370 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12/11/2004 :  11:48:04  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Bence de mim birkaç çarpık doğrudan farklı bir sonuca gitmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;Bahsetiği konular ve çarpıtılarak dile getimek istediği hususlardan bir yere varmak çok zor. Çanakkalede ordumuzun başında olan Alman paşasından ya da yüzbinlerce yetişmiş(osmanlının en iyi yetişmiş teknik personeli dahil), imanlı insan gücümüzün yok olmasından bir yere varılacağını sanmıyorum.&lt;br /&gt;Bence de konuları başıyla, sonuyla ve doğrusuyla, gerçek kaynağıyla öğrenip doğru sonuçlara varmak faydalı olacak.&lt;br /&gt;Saygılar.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Danışmanlık Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12/11/2004 :  12:32:05  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Savaşı 1914'te oldu,&lt;br /&gt;Cumhuriyet 1923'te kabul edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani Atatürk, Çanakkale Savaşı'nda Cumhurbaşkanı değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokul seviyesinde bilgiler aktarmaya başladık forum sütunlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlar siz yine de sevmeye devam bu ortamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bir miktar bilgi edinip bu yazılardan, ilkokul diploması almayı hak edersiniz!&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hascence&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 1094 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;12/11/2004 :  13:01:44  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Yazarın websitesine git Website   Alıntı&lt;br /&gt;Savaşta ki askerlerin hepsi 10 yaşından büyüktü herhalde. Cumhurbaşkanı değildi o zaman ordunun başındaydı. Şehit sayımız da şehit olanlar da çok ama bunları tartışmak gerekdiğine inanmıyorum. Önemli olan Türkiye Cumhuriyeti'nin şu an olduğu pozizyondur. İçden ve dıştan parçalamak isteyenlere karşı neler yapılması gerekdiğidir. Kıbrıs meselesidir. Ülkemize şu anda yapılanlar konusunda insanların bilinçlenmeye ihtiyacı var.&lt;br /&gt;http://hascenedair.sitemynet.com&lt;br /&gt;Yerleşim : Kuzey Kıbrıs TC / Güzelyurt  |  Meslek : Bankacılık-Finans Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  10:24:57  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Arkadaşlar aşağıdaki yazıyı okumak bilgilerimizi pekiştirir aynı zamanda eksik yanlarını tamalar diye düşünüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih nedir ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih milletlerin hafızasıdır.Hafızasını kaybeden millet, hafızasını kaybetmiş insan gibi olur... Mazi devamlı dirilebilir endişesiyle Avrupa ve Avrupa’nın uzantıları devamlı Osmanlı’yı kötüleyerek bizi hafızasız bırakmanın peşindedirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Osmanlı tarihi ile ilgili araştırmalar yaptığınız bu çerçevede kaleme aldığınız, bir çoklarının elinden düşürmediği "Çanakkale Mahşeri" adlı eserinizden biraz bahsedermisiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Şimdi ben şunu söyliyeyim, benim tarih anlayışım, tarihi aynen aksettirmektir. Bunun ilmi kitaptan farkı; ilmi kitaplar kuru olurlar 7. tabur şurdan geldi, 5. tabur şuraya gitti. Halbuki orda bir hava teşekkül etmeli, yetişen nesiller o havadan alabileceğini şahsiyetlerine katmalıdırlar. Şimdi "Çanakkale Mahşeri" romanına dikkat ederseniz: Roman ilk, mermi düşmesiyle başlıyor ve savaşın bütün cephelerinde devamını anlatmaya çalışıyor ve savaşla beraber sona eriyor. Şimdi, Dünya da ki bütün savaş romanlarının; adları savaş romanıdır, fakat savaşla ilgili kısımları çok azdır. Benim savaş romanındaki telakkim olduğu gibi savaşı hissettirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Eserin bir çok yerinde gerçek kahramanlarla karşılaşıyoruz. Örneğin Şehit olan Ali gibi;bunların kaynaklarına nasıl ulaştınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: O adam Elazığ'ın Palu ilçesinin bir köyünde Hüseyin’dir, babası Ali, şehit olan Ali.Hüseyin 1970-1980’lere kadar Hariciye Bakanlığı’nda çalışan bir şahıs. Hüseyin’i çok tanıyan var, dinleyen var. Onun için benim orada ki tesbitlerimin hepsinin mutlaka bir kaynağı vardır. Mesela orada Oğuz amca var, Er-zincan’ın Kemah ilçesinin Oğuz köyündendir. Konya’lı Üstteğmen Muallim Naci hatıratında buna dair şeyler bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok değişik hatıratlarda alınan yazılar vardır. Çanakkale’de 600'e yakın Alman subayı bulunmuştur. Bu subaylar kendi hatıratlarını yazarken üç beş kelime ile bir adamdan bahsederler, bir Türk'ün cengaverliğinden, fedakarlığından, uğradığı mağduriyetten, işte bunları bir bir topladım ve bir kombinoze yapmaya çalıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Çanakkale savaşı Osmanlı tarihinin neresindedir. Milli mücadeleye etkisi nasıl olmuştur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Şimdi eğer, Çanakkale savaşı olmasaydı, bizim kurtuluş savaşı yapmamız mümkün değildi. Çünkü Çanakkale’de düşmanı durduramasaydık 1915'in Mart'ında İstanbul elden çıkardı. Savaşın başladığı gün olan 29 Mayıs 1914'de Avrupalı’lar güç olarak çok üstün ve diriydiler. İstedikleri gibi Viladiv Rostov anlaşmasındaki gibi bizi yenebilirlerdi, paramparça ederlerdi. Fakat Çanakkale’yi geçemedi ler, 1918’de İstanbul'a gelen müttefikler, mütarekeden sonra 1915’de Çanakkale’ye hücum eden müttefikler değildirler. Çanakkale’ de ki müttefiklerin cenazesi İstanbul'a geldi. Onun için biz Milli mücadele yıllarında hiçbir İngiliz’le, Fransız’la doğru dürüst nizami ordumuzla savaş yapmadık. Kahramanmaraş'ta şurda burda halkla çatışmalar olmuştur fakat nizami ordumuz bunlarla harp etmedi. Nizami ordumuz yalnız Yunanistan’la harp etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Çanakkale harbi olmasaydı Türkiye esarete düşşeydi biz ne yapacaktık, bu sefer İngilizler, Fransızlar, gibi dünyanın devleri ile boğuşacaktık. Bu da işimizi çok çok zorlaştıracaktı. Belki de imkansızlaştıracaktı, onun için Milli mücadeledeki başarımızın temelinde Çanakkale savaşı yatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Kurtuluş savaşında, nizami ordumuz ile sadece Yunanistan’la savaştığımızı söylüyorsunuz. Topraklarımızı işgal eden milletler Yunanistan’la sınırlı değildi. Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar ve Ruslar da işgal kuvvetlerindendi. Bunlar bizimle savaşmadan niçin çekildiler ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Müttefik kuvvetlerin 1915’deki güçleri hem fazla hem de tazeydi.1918’de onların gücü kuvveti kalmamıştı, onların İstanbul'a canlı cenazeleri geldi. Ufak bir karşı koyma, onların cevap verme takadı olmadığı için çekilmek mecburiyetinde kaldılar. Yani İstanbul'da duracak durumları kalmadı. Ayrıca İngiltere’de, Londra'da, Paris'de savaş istemi-yoruz diye, büyük nümayişler yapıldı. Açlık, kıtlık Avrupa’yı kasıp kavurmaya başladı. Avrupa, ülkemiz gibi değildir, ülkemizde dört mevsim bir arada yaşanmaktadır. O zamanlar Avrupa’da yiyecek içecek bulmak zorlaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda 1915’de müttefik kuvvetlerin güç ve kuvvetleri bir hayli iyi idi. Bu güçlü düşmana karşı Çanakkale’de verdiğimiz başarılı mücadele, Müttefik kuvvetlerin gücünü zayıflatmakla kalmadı, tamamen bitirdi. 1918'in 30 Ekim'inde, müttefik kuvvetler bu bitmiş vaziyetlerinde geldiler. Biz yenilmiştik amma onlarda tarumar olmuştu. Ufak bir karşı koyma, onları yok edebilirdi, onlarda bunu biliyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta Lozan'da bile Lord Çörçil 'in kesin tavrı var, ne yapın yapın Türkler’le barış yapın. İtalya, Fransa, Rusya gelemedi. Komunizm ihtilali, Çanakkale geçilemeyince Rus Çarı’nın boğazına çengel halkası gibi takıldı. Rusya saf dışı kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Yunanistan’ın dışındaki müttefiklerle doğru dürüst savaşmadan geri çekildiklerini söylüyorsunuz. O halde bunca kurtuluş gününü niçin kutluyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Bana sorarsanız bir yerin kurtulması, bir yerin ele geçmesi, bunları artık yavaş yavaş rafdan kaldırmak lazım. Bu kutlamalarla bu topraklara misafir gibi geldiğimiz zannediliyor. Halbuki, bu topraklar çok asırlardan beri, hatta Bizans zamanından önce de buraların Türk olduğu, bütün dünya tarafından biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz bugün kü insanımıza moral vermek için böyle kurtuluş günleri yaparız, sevdiklerimizi övüyoruz, sevmediklerimizi lüzumsuz zem-mediyoruz, böyle tatmin oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Üzerinde çalıştığınız, yaptığınız yeni bir eser var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Kısmet olursa şimdi, medeniyetle alakalı bir çalışmam var, bunları ben şeref kabul ediyorum. Medeniyet Millet ve Milliyetçilik diye bir kitabım çıkacak. Esas Çanakkale’den Kudüs'ün güneyine gittiler. İşte Yemen'in Kudüs'ün yani o Arap çöllerini anlatan savaşı, Çanakkale’nin peşinden yazacağım. Allah (Celle Celalühü) sağlık verirse daha sonra da Milli Mücadeleyi yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Tarihi eserleri yazarken hangi kaynaklardan faydalanıyorsunuz. Bizim arşivlerimizden faydalanabiliyor musunuz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Resmi tarih perspektifinden değil, gerçeklerin perspektifinden yazacağım. Zaten Milletler tarihi ikiye ayrılır;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Tarih yapan milletler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Tarihe konu olan milletler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz 1774 Kartal meydan muharebesiyle süper güç olma hüviyetimizi kaybettik. Bizim tarihimizi yazmak isteyen, 1774’den sonra Londra, Moskova , Paris arşivlerinden faydalanarak bizim tarihimizi yazıyor. Bu arşivler açıktır, bazı zik zaklara mani olmak için, bir iki husus hariç onların dışındaki konularda açıktır. Tarihimizi oralardan yazabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette arşivlerimizden faydalanıyorum. Ben bizim arşivimizde can alıcı hususların belirtildiğini zannetmiyorum. 1774’den sonrası için söylüyorum. Çünkü 1774’den önceki durumda biz güçlüydük. O zamanlar, Moskova’dan, Bulgaristan’dan ve değişik yerlerden tarih yazmak isteyen İstanbul'a gelirdi...Çünkü o zaman süper güç bizdik, yani tarih yapan millettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Başta da bahsettik Ülkemiz’de Osmanlı’ya karşı bir sevimsizlik var. Osmanlı’yı kabullenemeyen bir kesim olmasına rağmen, Osmanlı’nın kurduğu ve günümüzde varlıkları devam eden onlarca kuruluş var. Mesela Polis teşkilatı gibi, yıl dönümlerini kutlarız. Burda bir çelişki yok mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Çok daha eskiye gidelim, mesela kara kuvvetlerinin kurulmasının 2200. senesi kutlanıyor. Artur Şoroton diye bir İngiliz vardır. O’nun Mimar Sinan biyografisi vardır, orada diyor ki; Osmanlı tarihi yazan bütün Avrupalılar Türk düşmanıdır. Maksat şudur; Osmanlı tarihini Türk düşmanlarının yazmasının sebebi. Osmanlı’yı sevimsiz hale getirmek, bizi tarihimizden koparmak içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih nedir? Tarih Milletlerin hafızasıdır. Hafızasını kaybeden Millet, hafızasını kaybetmiş insan gibi olur. Bir insan düşünün ki, hafızasını kaybetmiştir. O’nun başına gelebilecek felaketleri tasavvur edebilirmisiniz. Hafızasını kaybeden milletler de o şekildedir. Cengiz Aytmatov'un Mankut diye bir romanı vardır. Mankut , Mankut Çinliler esir aldıkları Türklerin başına bir yaş deri geçirirler, bu yaş deri kurudukça beyni sıkar, öyle bir noktaya gelir ki, beyin hafızayı kaybeder. Hafızasını kaybettimi o insan gözünü, Çinli efendisinin dizinin dibinde açtığını zanneder ve çok ideal bir köle olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Avrupa, Avrupa'nın içimizde ki, uzantıları, bizi hafızamızdan mahrum edip ideal bir şekilde Avrupa’ya köle yapmanın peşindeler. Mesele budur, bu bir Milli kavgadır. Halbuki Osmanlı bizim tarihimizdir, ecdadımızdır. Cumhuriyet onun karşıtı değil onun devamıdır. Biz 1922’de Dünya şartlarına nizam vermiyorduk, bizim o zaman ki nüfusumuz 10 milyon civarındaydı, eli silah tutan insanımız 100 -150 bin civarında kalmıştı. Millet fakru zaruret içinde idi. Bu şartlarda Dünyaya nizam vermeye kalkmak donkişotluk olurdu. Mümkün değildir, ama Dünyanın nizamı içerisinde 1922’lerde yerimizi almaya çalıştık, bu çok akıllı bir hadisedir. Ama, mazi devamlı dirilebilir endişesiyle Avrupa ve Avrupa’nın uzantıları devamlı Osmanlı’yı kötülüyerek bizi hafızasız birakmanın peşindedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Bu ana kadar ki sohbetimizden şu sonucu çıkardım: Bize tarihimiz objektif bir şekilde anlatılmadı. Tarih konusunda bizlere yanlış bigiler verildiğini kabul ediyormusunuz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Bizim tarihimizde çok enteresan eller dolaşmaktadır. Şimdi, bizler son Nisan yağmurlarıyla yer yüzüne gelmiş bir millet değiliz. Mesela bir örnek vereyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liselerimizde Emin Oktay tarihi okutulmaktadır. Emin Oktay’ın tarihine baktığınız zaman İstanbul'un fethinde Macar Urban'ın döktüğü topların kullanıldığını görmekteyiz.Eğer Macar Urban o topları dökmeseydi, bizim İstanbul'u feth etmemiz hayal olurdu, böyle bir imaj meydana getirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki gerçeğe baktığımız zaman, Osmanlı’da top döken en ileri seviyede 532 büyük top döküm ustası vardır... Macar Urban işşiz kalmış, Osmanlı’ya baş vurmuş, Osmanlı’da 532 top ustasının yanında bu kişiye görev vermiş, sıradan bir top ustasıdır. İşin garip tarafı Macar Urban dökmüş olduğu kendi topunun ilk patlamasında, top paramparça olmuş ve Macar Urban döktüğü topun başında ölmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu gerçeğe rağmen, liselerde anlatılan tarihimiz de; Macar Urban'ın döktüğü topla İstanbul'u feth ettiğimiz söylenir. Çünkü burda işlenmek istenen Türk milleti, mermer kafalıdır, sanayiden, toptan bihaberdir. Onun için bizim mesafe almamız için, bir Avrupa milletinin himayesine girmemiz gerekir, bu imaj sinsice verilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Türk tarihinin doğrusunu nerden ve nasıl öğreneceğiz, Bu konuda bilgi verir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Türk tarihi diye birşey yok.Tarih yazmak o kadar kolay değil. Şimdi bugün kü tarihimizin temel istinatgahı, Hammer'in tarihidir. Hammer Osmanlı tarihini 1774'e kadar yazmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1774’den, 1826’ye kadar Ahmet Cevdet Paşa yazmıştır. Dikkat edin bütün yazılan tarihler, 1822‘ye kadar Hammer artı Cevdet Paşa’nın tarihine biraz uzaktan devam eder. 1826’dan sonra olaylar çok tırmanır. Günlük hayata kağıt ve matbuat girmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağıt ve matbuatla birlikte vesikalar bozulur ve şak diye tarihler biter. Çünkü bir Hammer daha yazmamıştır. Onun için bizim tarihimizdeki bütün problemler Hammer’den kaynaklanır. Şimdi Hammer'in kim olduğuna bir bakalım. Hammer köyü bir Avusturyalı, koyu bir katolik, aşırı bir Germen’dir. Ayrıca Hammer, 1526 senesinde Kanuni Sultan Süleyman Viyana’yı kuşattığı zaman, Viyana’yı Kanuni’ye karşı koruyan Albay Purustalin torununun, torunudur. Hammer, bir defa kafadan Türk düşmanıdır, o kin tohumlarını ekecektir. Türk tarihini sevimsiz hale getirmek isteyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih iki türlü yazılır, bir yazılmış eserlerden istifade ederek kopya çekerek. İkincisi de kaynaklara inerek yazılır, bizde kaynaklara inmek bir babayiğit işidir. Abdülhamit Han zamanında el değmemiş bir milyon kaynak vardı. Bir milyon zor iştir, bizde zora talip olan kimse yoktur. Benim ömrüm kütüphanelerde geçti, kütüphanelere aklı başında kimseler gelmez. Ya talebe gelir ya da ziyaretçi, birde meczuplar soğuktan sığınmak için gelir. Bu işler, ter ister, onur ister, tarih yazmak o kadar kolay değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyan: Tarihi biliyoruz amma, yanlış biliyoruz, bu bilmek bilmemekten daha kötü değil midir ? Gerçek tarihi öğrenme şansımız var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Niyazi: Daha kötüdür. Yanlış tarih daha kötüdür. Ben pek ümitli değilim, tarihle uğraşanların ne kadar beleşci olduklarının farkındayım, onun için ben fazla ümitli değilim. Ama Cenab-ı Allah (Celle Celalühü)’ dan da ümit kesmemek lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şartlara baktığımız zaman, ben geleceğimizi son derece karamsar gören bir insanım. Fakat ben 1960 senesinden beri üniversitenin çevresinde bulunan bir insanım, o günden bu güne talebelerin öğretim üyelerinin ne kadar değiştiğinin şahidiyim. Bu değişimde çok müsbet yönler var. Bu sevindirici bir hadisedir. Ayrıca İbn-i Haldun Mukaddime kitabında "Su nasıl suya benzerse, bir milletin geçmişi de geleceğine öyle benzer" der, bunun için bizim geleceğimizi akılla idrak etmezsek de çok parlak olduğuna inanıyorum. Bak durup dururken koskoca Rusya çöktü. Her şey aslına rücu eder. Hayatın kanunu budur. Geleceğimize ümitle bakıyoruz.&lt;br /&gt;(www.beyan.com.tr adresinden alıntıdır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihimizi unutmamamız dileği ile mutlulukla...&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  10:44:02  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;1. Canakkale savasinda 10 ve 10 yasin üzerinde askerlerde görev yapti mi ?&lt;br /&gt;2. Türkiyenin nüfusu kacti o esnada ?&lt;br /&gt;3. Canakkale savaslarinda, ordumuzun basindaki komutan kimdir ?&lt;br /&gt;Cevap: Canakkale Savaslarinin bas komutani, bilfiil Atatürk idi&lt;br /&gt;4. Kac sehid verdik canakkalede ?&lt;br /&gt;5. Karsimizdaki düsmanlar kac kisi kayip verdiler ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEVAPLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Türklerin nüfusu 10 milyon kadardı ( beyan dergisi; Tarihci yazar MEHMET NİYAZi ile tarih ve Çanakkale üzerine)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Araştırmalarım sonucunda karşılıklı asker sayıları çok farklı veril mektedir zira doğrusunu araştırıyorum 25 bin düşmana karşı 10 bin türk. Bazı kaynakalar ise karşılıklı asker sayılarını 252 bin düşmana karşı 252 bin 300 tük olarak veriyor araştırmaya devam. Kayıplar asla net olarak bilinmemekle birlikte Türkler 300 bin ölü ve yaralı vermiş. yalnızca İngilizler 213 bin 980 kayıp vermişler. araştırmaya devam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam edecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siyahbeyazoykuler&lt;br /&gt;Usta Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 551 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  10:57:37  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;merhabalar...&lt;br /&gt;Sevgili Mim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimden geldiğince sorularından bazılarına aşağıda cevap vermeye çalıştım.Bu kadar detayda ne öğrenmek istediğini merak ettim doğrusu;ama tarih bilincinin oturması açısından bu tarz şeylerin önemli olduğunu düşünmekteyim..evet belki bunlar ayrinti ama hayatimizdaki bircok seyi de bu ufak ayrintilari bilmedigimizden dolayı yitirmiyor muyuz??Tarihini bilmeyen geleceğine sahip çıkamaz diye düşünüyorum...bu arada nüfus ile ilgili bildiğim bir şey var ki o dailk nüfus sayımının 1927 yılında yapıldığı...bu konuda yanlış bir bilgiye de sahip olabilirim...ama 1927 sayımına göre nüfus: 13.648.270 ...yıllık nüfus artış hızı ise o yıl ki sayımlarda tespit edilememiş...sanırım savaş esnasındaki nüfusu yalnızca tahmini rakamlarla bulabiliriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 Nisan 1915 Çanakkale Savaşlarının en kanlı muharebeleri başlamıştır. Sabahın erken saatlerinde İngiliz ,Fransız ve ANZAK kara -deniz birlikleri, Seddülbahir ve Arıburnu'na, 70.000 kişi ile 109 harp gemisi, 308 taşıt gemisi desteğinde çıkarma yaptı. Aynı anda Fransız birlikleri Kumkale'ye yanıltıcı küçük bir çıkarma yaptılarsa da tutunamadılar. Arıburnu'na çıkan ve Conkbayırı'na doğru ilerleyen İngiliz birliklerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen karşıladı. Mayıs, Haziran, Temmuz ayları boyunca gögüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. 9 Ağustos ve 20 Ağustos'taki büyük saldırı ve geri püskürtülmeden sonra Çanakkale'yi karadan da geçemeyeceklerini anlayan İngiliz ve Fransızlar Kasım 1915'ten itibaren savaşı sona erdirmeye karar verdiler ve 9 Ocak 1916'da son düşman kuvvetleri de çekildi. Savaş boyunca 300.000 kadar İtilaf Devletlerinden, 250.000 kadar Türk askerinden kayıp oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Şubat 1915 Mustafa Kemal'in Tekirdağ'da Göreve Başlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 ŞUBAT 1915 - MustafA Kemal'in 19. Tümen Komutanlığı'na atanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 Mart 1915 Alman general Liman Vona Sanders 5. Ordu Komutanlığı'na getirildi. Bu ordunun ihtiyatını oluşturacak 19. Tümen’in komutanlığına ise Kurmay Yarbay Mustafa Kemal getirildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Haziran 1915 Mustafa Kemal’in Albaylığa yükseltilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Eylül 1915 Mustafa Kemal'in, 5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'e Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndan affını isteyen yazısı :"...Geçenlerde Ekselansları Başkomutan, Kuzey, Güney ve Asya Gruplarını ziyaretiyle gereği gibi onurlandırmıştır; ancak Anafartalar Grubu'nun varlığını tanımak istememekle, bizi ziyaretinin onurundan mahrum kılmıştır. ...Ekselansları Başkomutan'ın şahsıma karşı beslediği duygular böylece bilinirken, orduda aynı koşullar altında hizmet vermem benim için imkansızdır. Siz Ekselanslarından beni şu andan itibaren Grup Komutanlığı'ndan istifa etmiş sayma ve şahsımla ilgili daha sonraki işlemleri tayin etme lütfunda bulunmanızı rica etmek onurunu taşımaktayım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Eylül 1915 5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'in Başkomutan Vekili Enver Paşa'ya Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndan affını isteyen deilekçe vermiş olduğunu, ancak kabul edilmemesini isteyen yazısı :"...Bu dilekçeyi destekleyemem. Çünkü Mustafa Kemal Bey'i vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu, çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanıdım ve takdir ettim. ...Şimdilik ilişikte takdim etmediğim ayrılma dilekçesini, Ekselanslarınızın, güvenini belirtmek suretiyle reddetmek lütfunda bulunmalarını rica ediyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Ekim 1915 Mustafa Kemal'in, Başkomutanlık Vekaleti'nce 9.,11.ve 12.Tümenlerin birleşmesinden oluşacak 16.Kolordu komutanlığına atanması ve Kolordu Komutanı yetkisiyle "Anafartalar Grubu'nu yönetmekle görevlendirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Şubat 1916 Atatürk'e Anafartalar Grubu Komutanlığı döneminde gösterdiği üstün başarıları nedeniyle "İkinci Rütbe'den Osmani Nişanı" verilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ışık ve sevgiyle kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye  |  Meslek : Diğer Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cihansumul&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 57 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  11:30:11  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;BAYRAMLAR SEVİNÇ DEMEK, MUTLULUK DEMEK, HÜZÜN DEMEK, DOSTLUKLARI PEKİŞTİRMEK DEMEK, BAYRAMLAR NE DEMEK DEĞİLKİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BURADAN TÜM DOSTLARIN MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI KUTLARIM. NİCE BAYRAMLARA...&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melih15&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 370 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  15:23:01  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Sevgili mim,&lt;br /&gt;Öncelikle usül hakkında şunu düzeltmek istiyorum. Burası sanal bir forum herkes bildiğini ve doğru düşündüğünü şeyleri söyler. Bilmediğini öğrenir, bildiğini öğretrir, yanlışlarını ise düzeltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen önce tüm Balkanları kaybetmemize neden olan 31 Mart vakasını incele kimin kimi kullanması ile koca devleti parça parça ederek kaybettik.&lt;br /&gt;Şimdi durum farklı mı Irak'ta.&lt;br /&gt;ABD ye karşı Allah yolunda mücadele ettiğini söyleyenler kime hizmet etmekteler Türk şöförleri öldürerek. Balkanlardan ve Ortadoğudan her şeyimizle kazınışımızın altında ne yatmaktadır ve kimler kullanıulmaktadır.&lt;br /&gt;Ben birkaç defa Iraka gitmiş birisi olarak orada oynanan oyunları çok net gördüm.&lt;br /&gt;Tarihte, Türkçülüğün kurucuları kimlerdir ve ne amaçla türk olmayanlar bu sevdaya soyunmulardı?&lt;br /&gt;Ya da Ümmetçiliğin, Tarikatçılığın peşinde koşanlar kimin öğretileri ve amaçları için kime hizmet etmektedir şu anda?&lt;br /&gt;Çok uzaklara gitme ve şu andaki yaralarımızın cevaplarını ara derim ben öncelikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, kimseyi birkaç yanlış yapılmış doğrudan çıkarak senin gibi düşünmeye zorlayamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmzanın altındaki şu notu kaldırmadıça ve Kenan bey de forumlara tam olarak katılmadııkça bende artık yazmama kararı aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kenan Kablan´in, hangi nick ile olursa, olsun bu konudaki, yazilarima katilimi; -küfürbazligi nedeni ile- tarafimca istenmemektedir. MiM"&lt;br /&gt;Bu sözler ancak Hitler;e, Musolini'ye, hatta 50 milyonun katili Stalin'e yaraşır.&lt;br /&gt;Kahrolsun FAŞİST dayatmalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Koniks üyeleri, herkesin bayramını en içten duygularımla kutlar, bayram sonrası daha demokratik bir forum bulacağım ümidiyle hepinize saygılarımı sunarım.&lt;br /&gt;Sağlıcakla kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Danışmanlık Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siyahbeyazoykuler&lt;br /&gt;Usta Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 551 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;13/11/2004 :  23:11:24  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Sevgili Mim,&lt;br /&gt;70.000 uyarısında bulunmuşsun.sanırım sonuca ulaşmak için ikinci bölümden başlamamdan dolayı yanlış anlaşıldı....zaten başlangıç tarihi olan 5 nisan 1915,çanakkale savaşlarının başlangıcı değildir...burda fransız,ingiliz ve anzakların çıkardığı asker sayısı vardır..elbette bu taihten öncesi de var..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"5 Nisan 1915 Çanakkale Savaşlarının en kanlı muharebeleri başlamıştır. Sabahın erken saatlerinde İngiliz ,Fransız ve ANZAK kara -deniz birlikleri, Seddülbahir ve Arıburnu'na, 70.000 kişi ile 109 harp gemisi, 308 taşıt gemisi desteğinde çıkarma yaptı...."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...Türk ulusu açısından sosyal alanda da etkileri görülmüştür. Çanakkale deniz ve kara muharebelerinde toplam 211.000 insan zayiatı veren Türk ulusu, bu arada binlerce okumuş ve aydınını da kaybetmişti. Kesin olmayan tahmini rakamlara göre, 100.000’den fazla öğretmen mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar yitirildiği sanılmaktadır. Böylece o günün koşullarında ülkenin beyin takımını oluşturan küçümsenemeyecek bir sayıya ulaşan bu kayıpların, olumsuz etkileri, savaş sırasında olduğu kadar, bu savaşı izleyen Türk İstiklal Savaşı’nda da fazlasıyla hissedilmiştir. Nitekim, 1923’te Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk’ün başlattığı inkılaplar ve bunların paralelinde girişilen reformların kitlelere yaygınlaştırılıp mal edilmesinde, hayli sıkıntılar çekilmiştir..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bilgileri de artı olarak gönderiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..."Ülkeler&lt;br /&gt;1- Silah altındaki ve Yedek Kuvvetler&lt;br /&gt;Ağustos 1914&lt;br /&gt;2- Silah altına alınan Toplam 1914-18&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya&lt;br /&gt;5,971,000(1)&lt;br /&gt;12,000,000(2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransa&lt;br /&gt;4,017,000&lt;br /&gt;8,410,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere&lt;br /&gt;975,000&lt;br /&gt;8,905,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Italya&lt;br /&gt;1,251,000&lt;br /&gt;5,615,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD&lt;br /&gt;200,000&lt;br /&gt;4,355,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya&lt;br /&gt;800,000&lt;br /&gt;800,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanya&lt;br /&gt;290,000&lt;br /&gt;750,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırbistan&lt;br /&gt;200,000&lt;br /&gt;707,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belçika&lt;br /&gt;117,000&lt;br /&gt;267,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunanistan&lt;br /&gt;230,000&lt;br /&gt;230,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portekiz&lt;br /&gt;40,000&lt;br /&gt;100,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karadağ&lt;br /&gt;50,000&lt;br /&gt;50,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam&lt;br /&gt;14.141.000&lt;br /&gt;42.189.000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;4,500,000&lt;br /&gt;11,000,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avusturya-Macaristan&lt;br /&gt;3,000,000&lt;br /&gt;7,800,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye&lt;br /&gt;210,000&lt;br /&gt;2,850,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulgarisitan&lt;br /&gt;280,000&lt;br /&gt;1,200,000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPLAM&lt;br /&gt;7.990.000&lt;br /&gt;22.850.000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye&lt;br /&gt;2,850,000(TOPLAM ASKER SAYISI)&lt;br /&gt;325,000(ÖLÜ)&lt;br /&gt;400,000(YARALI)&lt;br /&gt;250,000(ESİR VE KAYIP)&lt;br /&gt;975,000(TOPLAM ZAİYAT)&lt;br /&gt;34.2(ZAİYAT YÜZDESİ)..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam edeceğim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ışık ve sevgiyle kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye  |  Meslek : Diğer Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;14/11/2004 :  07:10:08  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Sevgili Melih,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum şahsın yazılarına eklediği o manasız imzayı ciddiye almaya gerek yok. Hani daha önce bir söz aktarmıştım: "İt kağnı gölgesinde yürür, kendi gölgesi zennedermiş."&lt;br /&gt;Bu söze bir başkasını daha ekleyeceğim. Fakat eklemeden önce o malum şahsın hakkımda sonu "...istenmemektedir..." diye biten imzasını değiştirmeden önce "...katılımı yasaklanmıştır..." şeklinde yazdığını sonra daha medeni(!) olmak için istenmemektedir haline getirdiğini biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cin olmadan adam çarpmaya kalkıyor" derler bizim buralarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak sen, beni "men" ediyormuş.&lt;br /&gt;Bak sen, beni istemiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazılara katılım göstermiyor olmamın sebebi bu konunun üstünde belirttiğim gibidir. Çanakkale Savaşı gibi tarihimizin en vahim ve en müthiş olayı hakkında zerre bilgisi olmayıp vatan millet sakarya nutukları atan (Çanakkale savaşı sırasında Atatürk'ü Cumhurbaşkanı sanacak kadar fransız!) bir şahsın yazılarına kırmızı mühürlü davetiye gönderseler yine katılmak istemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz'in dediği gibi, artık ben de belli kişilerin yazılarını okuyorum hiç bir fikir ve bilgi içermeden diğer yazıların tekrarı ve ipe sapa gelmez sorular olan yazılar hem vakit kaybı hem de göze zarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmza kişiyi tanımlayan bir işrettir.&lt;br /&gt;Her bir yazarın imzasına bakın farkı göreceksiniz zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bir yazımla dahi küfürbazlığımı kanıtlayamayacak olan vatandaş bu imza ile kendisinin ne olduğunu tanımlamıyor mu? Bu yüzden muhatap olmaya değmez. Boşver.&lt;br /&gt;(Hoş zaten burada küfüre ne ben ne de ismail asla izin vermeyiz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;14/11/2004 :  07:12:37  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani tauna da zuldür bu rezil istila...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öteden saikalar parçalıyor afakı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni ancak ebediyetler eder istiab.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEHMET AKİF ERSOY&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;14/11/2004 :  07:27:33  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Arkadaşlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygıyla ve mümkünse birer Fatiha ile analım şehitlerimizi. Tarihi daha iyi anlayacağız bahanesiyle yazılmış ve onların ruhlarını rencide edecek yazılar hiç bir şey kazandırmaz bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkaları her ne niyetle savaşı başlatmış olursa olsun, ve kimler orada Darwin'in "evrimini tamamlayamamış milletler" diye bahsttiği Türk, Afrikalı, Arap, Avusturalya ve Yeni Zelandalı'ları bir birine kırdırmış olursa olsun unutmayalım ki şehitlerimiz vatanları ve dinleri için canlarını feda ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim şu an yapabileceğimiz onları saygıyla anmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göstereceğiniz hassasiyete şimdiden teşekkür ederim.&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;14/11/2004 :  07:32:01  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Bir Çanakkale Gazi'sinin "Eğer o gün ekmeğin yanında ayran da verilmişse hücüma kalkacağımızı anlardık" sözlerini çocuklarıma aktarırken boğazıma bir şeylerin düğümlendiğini, gözlerimin dolup sesimin titrediğini bilmenizi yukarıdaki yazımın en samimi duygularla, içtenlikle yazıldığına inanmanızı isterim.&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;16/11/2004 :  17:58:33  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;YÜZYILLARDIR TÜRK TOPRAĞI OLAN VE OLMAYA DEVAM EDECEK ÇANAKKALE'NİN YER İSİMLERİNİ İŞGALCİ GÜÇLERİN HAYALİNİ SANAL ORTAMDA GERÇEKLEŞTİRİRCESİNE BİR GAYRETLE VE ISRARLA İNGİLİZCE OLARAK ALINTILAYAN MİM'İ ESEFLE KINIYORUM. BU NE AYMAZLIK, BU NE GAFLETTİR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AHMET BEY AHMET BEY KENDİNİZE GELİN! İNGİLİZLER İŞGAL EDEMEDİ O TOPRAKLARIMIZI VE ORALARIN İSMİ DEĞİŞTİRİLMEDİ HENÜZ! SEDDÜLBAHİR HALA SEDDÜLBAHİR, HELLES DEĞİL VE ASLA OLMAYACAK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BAŞKALARININ HAYALLERİNE VE İDEALLERİNE BU TİP YAZILARINIZLA UŞAKLIK EDECEĞİNİZE TÜRK'ÜN VE TÜRKLÜĞÜN TARİHİNİ ÖĞRENİN. KENDİNİZİ BİLİN.&lt;br /&gt;TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURULUŞ TARİHİNDEN BİLE HABERSİZ (23 NİSAN SANIYOR!) BİR İNSANDAN DA ANCAK BU BEKLENİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hascence&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 1094 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;18/11/2004 :  21:32:55  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Yazarın websitesine git Website   Alıntı&lt;br /&gt;TBMM 23 nisan 1920'de kuruldu.&lt;br /&gt;Türkiye Cumhuriyeti ise 29 ekim 1923'de kuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapma mim önce bunları öğren. Ayrıca bu kadar uzun yazıları kimse kolay kolay okuyamaz. Neden tercüme yapıyorsun ki. Bir sürü Türkçe kaynak var oradan yaz. Türkün tarihini Türk den iyi kimse yazamaz, tarafsız olamaz.&lt;br /&gt;http://hascenedair.sitemynet.com&lt;br /&gt;Yerleşim : Kuzey Kıbrıs TC / Güzelyurt  |  Meslek : Bankacılık-Finans Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Levent&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 488 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;19/11/2004 :  18:59:56  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetin ne zaman ilan edildiğini, gün, ay, dakika ve saniyesi de önemli olsa da, konudan uzaklaşıyorsunuz gibime geldi. Bu arada cumhuriyetin ne zaman ilan edildiğinden daha çok onun içeriği daha önemlidir gibime geliyor. Umarım bunlarda bir ara tartışılır.&lt;br /&gt;Gelelim Çanakkale Savaşına. 250.000 insanımızın öldüğü bir savaştan söz ediyoruz. 250.000 kişi az mı? Bir de sakat kalanlar, sürünenler filan da var.&lt;br /&gt;Bu savaşa niçin girdik ve sonunda ne oldu? 250.000 kişi öldü fakat sonunda Birinci Dünya Savaşını kaybettik.&lt;br /&gt;Bundan dolayı Çanakkale filan dediklerimde tüylerim diken diken oluyor. Sarıkamışta, Çanakkale'de ölen insanlarımızın akıttıkları kanın hesabını hala soramadık. Çok bilmiş Osmanlı subayları, asker milletiz doldurmaları ve akan kanlar. Bu yüzden iki de bir Çanakkale, Sarıkamış, Yemen denince, kaybettiğimiz askerlerimizi hatırladıkça ve onların kanı yerde durdukça hoşnut olamıyorum.&lt;br /&gt;Her türlü mandacılığa karşıyım. Egemenlik milletindir. Egemenlik, A.B'ye, orduya ve IMF'ye devredilemez. Demokrasi mandacılığa karşı olmaktır.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Danışmanlık Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;relax&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 11 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;02/01/2005 :  14:53:45  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Tsunami ve Atatürk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Mu’dan batıya giden birkaç önemli kolonileştirme hattı mevcuttur... [Bunlardan biri] Mu’dan Burma’ya, Burma’dan Hindistan’a ve Hindistan’dan da Babil ve Yukarı Mısır’a (Nübye) ve Beyaz ve Mavi Nil’e uzanan hatlardı. İkinci hat, Mu’dan Malay Adalarına oradan Dravida adını verdikleri Güney Hindistan’a ve Hindistan’dan da Afrika’ya uzanıyordu... Hiç kuşkusuz, Mu’dan başlayan en önemli batı hattı, kuzey esas hattıydı ve Uygurlar adı verilen Arî ırkların ataları olan halk tarafından yönetiliyordu. Uygur İmparatorluğu olasılıkla Mu’ya ait koloni imparatorluklarından ilkiydi. Şüphe yok ki, en büyüğü ve en önemlisi ve en güçlüsüydü. (s: 176 ve s: 177’deki harita) Maha Bhatara en büyük Hindu destanıdır, MÖ 1000 yıllarında yazıldığı sanılmaktadır (s: 202) [bilenler bilir, Tuncel Kurtiz oynamıştı.]. (James Churchward, Batık Kıta Mu’nun Çocukları, Kayıp Kıta Mu, 3 cilt, Ege Meta Yayınları, İzmir, 5. baskı, 2003)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Üniversitesi’nin Merkez Binası’ndaki, yani eski Enver Paşa’nın Harbiye Nezareti’nin (şimdiki Rektörlük binası ve Bilim ve Kültür Merkezi olan binanın) ikinci katındaki Abdülhamit’in Yıldız Sarayı Kitaplığı Müzesi’ndeki orta salonda, Atatürk’ün Okuduğu Eserler külliyatını içeren kitap masasının başına oturursanız yukarıdaki “”Uygur kelimelerinin altının benim tarafımdan değil; Atatürk tarafından çizildiğini anlar ve Atatürk’ün o zamanlar (1930’larda) akademik kabul edilmeyen ve meczup diye nitelenen bir İngiliz istihbarat albayının yazdığı bu dev kitabı, ilk yayınlandığı tarihte özel olarak Türkçeye cevirtip bizzat çalışarak okuduğunu görerek hayrete düşersiniz. Ya da, Gürbüz Tüfekçi’nin, Özel İşaretleri, Uyarıları ve Düştüğü Notlarla Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar’ı (İş Bankası Yayınları, Ankara, 1983) karıştırırsanız yine aynı duyguyu tadarsınız. Ancak her iki durumda da kayıp Mu Kıtası ile ilgili Churchward’ın kitabının tümü için Atatürk’ün ne düşündüğünü anlamazsınız. Çünkü, her iki külliyatta da, Churchward’ın Türkçeye çevrilen (1937?) kitabının sadece belli bazı sayfalarının fotokopileri yer almaktadır, tamamı ise gizli olarak Anıtkabir’deki Atatürk’ün okuduğu kitaplar seksiyonunda 1482-85 numaralı kayıtlardadır. Bunları da zor ele geçirirsiniz. 1939’dan sonra Türk-İslam sentezcilerin idaresi altına giren Türk devleti tarafından 65 yıldır sansüre uğratılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mu da, Atlantis gibi kadim sır uygarlıklardan biridir. Hâttâ, Churchward’a göre yeryüzünün ilk uygarlığıdır. Atlantis, Mu’nun batışının ardından ya da eş zamanlı olarak türeyen ve 50 bin yıl kadar önce oluşan bir uygarlıktır. Platon’un (Eflatun) Kiritias ve Timaios dialogları Atlantis üzerinedir. Yalçın İlter’in özetlemesiyle (Kayıp Tarih, Aykırı Yayınları, İstanbul, 2004, s: 275), Churchward’un, jeolog William Niven’in Maksika’da Maya uygarlıklarını araştırırken bulduğu Tibet Naakal tabletleri üzerinden giderek oluşturduğu bu kuramsal tarih şöyledir: Yeryüzünün ilk uygarlığı Mu’dur. Pasifik Okyanusu içinde çok büyük bir kara parçası üzerinde ortaya çıkmıştır. Uzantıları, bugünkü Avustralya va Hind Okyanusu’na uzanmaktadır. Mu doğal bir felaket (gaz patlamaları, dev tsunamiler ve 12 büyüklüğündeki depremlerle) Pasifik ve Hint Okyanusu’na gömülmüştür. Buralardan kaçabilenler, Hindistan, Güney Amerika ve Atlantis’de yeni uygarlıklar (İndu, Maya, Babil ve Kadim Mısır’ı) yaratmışlardır. İçlerinden en gelişkini Atlantis’tir. Edgar Cayce’e göre (ki, ezotorik-medyum bir Hıristiyandır) Atlantis’de lazer teknolojisi ve havadan ulaşım olanakları vardır. Yeni bir felaket bu kez (MÖ 12 binde) Atlantis’i yokeder. Platon’un Akdeniz’i işaret ederek Solon’un Mısırlı rahiplerden duyduğunu Kritias vasıtasıyla aktardığı Atlantis bu Atlantis’tir ve Sarmart da Kıbrıs civarında denizaltı arkeolojisi yaparak bu kayıp uygarlığı aramaktadır (1999-2004). Kurtulan Atlantis’liler bu kez de Orta Amerika ve Mezapotamya uygarlıklarını yaratmışlardır. Maya’ların incelenmesi için Atatürk tarafından Meksika’ya gönderilen Hasan Tahsin Mayatepek de işte bu izleri sürmek için görevlendirilmiştir. Atatürk’e yazdığı raporlar hâlâ gizli bir biçimde devlet arşivlerinde mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÖ 91 binde, yer kabuğu kayması sonucunda, Kuzey Kutbu, Kanada’dan Norveç’e doğru ilerler. Hemen ardından Wisconsin (ABD) buzlanması başlar. MÖ 78 binde, ılıman kuşakta, Pasifik ortasındaki anakarada Mu kurulur. MÖ 70 binde Avrupa’da Wurm buzlanması başlar. MÖ 55 binde yeni bir yer kabuğu kayması ile Kuzey Kutbu Hudson Körfezi’ne geçer. MÖ 26 binde büyük Tsunamiler ve depremler ve gaz patlamalarıyla Mu yokolur. MÖ 20 binde Atlantis’de Yedi Tanrı dönemi (Ptah-Ra-Su-Geb-Osiris-Set ve Horus) başlar. MÖ 17 binde buzlanma erimeye dönüşür. Platon’a göre MÖ 9600’de Atlantis (Girit) Tera Depremi ile yokolur. Aynı zamanda Kuzey Kutbu bugünkü yerine gelir. MÖ 8500’de 12 Tanrı dönemi başlar-Tot, Maat, Hor. MÖ 7000’de Şems-Hor Yarı Tanrı (30 Kral) dönemi gelir. MÖ 3000’de Meneş ile Eski Mısır Hanedanları başlar. Nuh Tufanı MÖ 7500 civarında olan bir olaydır. (Bu kronolojiyi, William Ryan ve Walt Pitman’ın Nuh Tufanı, (Çev: Dursun Bayrak) Arkadaş Yayınları, Ankara 2003 ile krş.: “Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile (1990) Ryan ve Pitman, Türk araştırmacıların yanısıra Bulgar ve Rus araştırmacılarla Karadeniz’i araştırdılar. Gelişmiş tarihlendirme yöntemleri yükselen denizlerin 7600 yıl önce Boğaziçi Vadisinden akarak Akdenizle birleştiğini saptadılar. Su büyük bir hızla akarak, önüne çıkan tüm yaşam biçimlerini sürükleyip yok ederek, akıl almaz bir güçle boşalmıştı. Yarı çöl durumundaki uçsuz bucaksız bu bölgede, çiftlikler ve köyler içinde eşşsiz bir vaha, bir Cennet olan Karadeniz kıyıları bir ölüm denizi oluverdi. İnsanlar bir daha geri gelmemek üzere buralardan kaçtılar, dilleri, genleri ve bellekleri yeryüzünün dörtbir yanına dağıldılar.”)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı televizyonlardan (BBC ve CNN) acıyla seyrettiğimiz, Sri Lanka (Mu’nu batı kolu, Puket adası, Maldiv, Lakadiv, Seylan adaları) açıklarında 9 büyüklüğündeki depremin yarattığı tsunami faciası artık sizlere, Türk televizyonlarında seyrettiğimiz Halil Bezmen’in eski karısı, futbolcu Emre ve sevgilisi, vd.’den başka şeyler de hatırlatlamaya başlamıştır umarım. “Hatırlatma” sözcüğünü nezaketen kullandığımın da farkındasınızdır. Nereden hatırlayacaksınız, okumadınız ki, farkında bile değilsiniz. Apoletli, NATO’cu, AB’ci, Almancı, Slav ve Kuzey Türkologlarının memleketlisi, intihalci profesör Atatürkçüler, Mustafa Kemal Atatürk’ü 1939 yılında gömdüler. 1939-46 arasındaki geçiş devresinde, Prof. Dr. Şemsettin Günaltay gibi Başbakanların nerelere uzandıklarını Zaptiye Murat (Bardakçı) zapt etti. Bilmem anlayabildiniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredesiniz Zecharia’cı Mardukçular? Serdat Küçük Turgut ve Burak Eldem ve .... şürekâsı; felaket tellâllığı yapacağınıza, tarihin doğru yazılmasına ön ayak olsanıza... Hadi Atlantis ve Mu çok fantazmografik; Atatürk’ün yaşadığı ve altını kalemle çizdiği uygur’ların tarihine, bir de Slav ve Kuzey Avrupasantrik bakış yerine, alay ettiğiniz Anadolu-Karadeniz-Doğu Akdeniz çerçevesinden baksanıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçülüğe ve tarihin küçük bir evresine sıkışmış olan dinsel-ideolojik kimliklere hapsolacağınıza ya da Nurihan Fattah’ın “Türkçe bir Atlantis dilidir” önermesi (Tanrıların ve Firavunların Dili, Selenge Yayınları, İstanbul, 2003) size fazla gelmişse, “Türkçe” adını verdiğimiz dilimizin kökenlerine, Mirşan, Polat, Diker, C. Batmaz, Çığ gibi yaklaşsanıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarıkamış ve Çanakkale ile ilgili “Tıpçı Palavra Tarihçiliği” yapacağınıza [Yetkin (İşcen) yeterince yeter onlara], o savaşsal gazetecilik olaylarının altında yatan Bismarkçı Alman sömürgeciliğinin ve Weberci meslek üniversitesinin (Weber, “Science as Vocation”) yarattığı Alman ve Slav türkologlarınca kışkırtılmış ve kaşınmış; Osmanlıda görevli Alman genel kurmay başkanlıklarınca pişirilmiş, Enver ve şürekâsı tarafından servise sokulmuş ve Köprülü-Togan-Günaltay eksenli çarpıtmaları deşifre eden art (ön)-tarihlere eğilsenize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sri-Lanka tsunamisi eğer bunları hatırlatmayacaksa, ve cahil yetiştiren Türk medyasında (MEME), “insanlık trajedisi” diye sosyete-futbolcu bülbüllerini görecek ve dinleyeceksek, size Anadolu tsunamileri bile az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık dramları hep yeni oluşumlara gebedir; yeni tarihler başlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 bine yakın kişinin öldüğü, iki milyondan fazla insanın evsiz kaldığı, adaların coğrafi konumlarının değiştiği Sri-Lanka tsunamisi (MS 2004) de, bundan böyle artık size büyük bir tsunami ile yıkılan Mu uygarlığını (MÖ 26000) hatırlatabilir. Bu, sadece Mu’yu hatırlamak da değildir. 1919-1939 arasında neler oldu bu memlekette (Türkiye’de), onun da hatırlanması; hatırlamakla kalmayıp, bilinmeye başlanmasının tsunami dalgasıdır belki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilirse, kim bilir... Boşverin yahu... Siz, Emre ve sevgilisinin “insanlık daramı” ile, biz de, 1971’den sonra, Humboltçu mu, Weberci mi olacağına karar verememiş olan İstanbul Üniversitesi’ne hangi “Atatürkçü rektörü” seçeceğimizle uğraşalım. Başka işimiz yok nasıl olsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veysel Batmaz&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Samsun,Bursa  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;enginvarolturk&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 7 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;04/01/2005 :  20:46:47  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Tsunami faciasında yaklaşık 150.000 insan öldü.&lt;br /&gt;Coğrafyayı düşünün koskoca güney asya.&lt;br /&gt;Oysa Çanakkale de 250.000 EĞİTİMLİ insanımız şehit oldu.&lt;br /&gt;Düşünün birkaç bin kilometre karelik gelibolu yarım adasında.&lt;br /&gt;Eskilerin bir sözü vardır:&lt;br /&gt;Bu millet daha II. Abdülhamite yaptıklarını daha çekmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih... Tarih... Tarih...&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Muhasebe Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;relax&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 11 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;04/01/2005 :  23:00:13  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;mim´in yaptigi arastirmalari ´canakkale belgeselini´okudugunda, II.Abdulhamidin degilde,enver pasanin bizi 1.dünya harbine soktugunu,düsmanimiz yokken,düsman basimiza bela ettigini,canakkale´ye neden düsmanlarin saldirtildigini iyice ögrenmis olursun. sehit sayisininda 250.000 degilde 2,5 milyon oldugunu tespit edersin.enver pasa deyipte gecmeyin.enver pasa osmanliyi icerden teslim alan,II.Abdulhamidi kukla olarak kullanan ittihakki terakki cemiyetinin basiydi. M.Kemal Pasada bu cemiyettendi.&lt;br /&gt;Tarih....gercek tarih bu !!!!&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Samsun,Bursa  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;05/01/2005 :  12:47:54  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;koniks.com çok komiks.com oldu ya. Kişilik bölünmeleri, kendi kendine atıflar... İzliyoruz bakalım nereye kadar gidecek.&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melih15&lt;br /&gt;Deneyimli Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 370 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;05/01/2005 :  14:40:29  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;Kenan Abi bana dokunma. Ben simit satmakla meşgulüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARANLIK OLDUKTAN SONRA BÜTÜN KEDİLER LEOPARDIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne mutlu düşünce karanlığına ışık tutanlara!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklar diliyorum.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Ankara  |  Meslek : Danışmanlık Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ismail KIRTILLI&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 709 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;05/01/2005 :  17:19:36  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Yazarın websitesine git Website   Alıntı&lt;br /&gt;http://www.kulturturizm.gov.tr/portal/canakkalektp/2-resim/index.htm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.kultur.gov.tr/canakkale.asp?belgeno=52462&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ibrahimonur&lt;br /&gt;İyi Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 102 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;05/01/2005 :  21:02:55  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;enver pasa deyipte gecmeyin.enver pasa osmanliyi icerden teslim alan,II.Abdulhamidi kukla olarak kullanan ittihakki terakki cemiyetinin basiydi. M.Kemal Pasada bu cemiyettendi.&lt;br /&gt;RELAX yukarıdaki cümlenin sonunun manası ne?&lt;br /&gt;Bu saatten sonra Abdülhamit in haklılığını savunmak ya da savunmamak hiçbirşey ifade etmez. Siyasette adam kullanılır Abdülhamit in bir piyon olduğu tabiki malum tıpkı yeni dünya düzenindeki BİRÇOK DEVLET BAŞKANI gibi&lt;br /&gt;dukak&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye  |  Meslek : Öğrenci Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;relax&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 11 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;06/01/2005 :  01:26:06  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;II.Abdulhamit, babiali darbesinin kuklalastirigi bir oyuncak, Darbeyi yapip Abdulhamidi kontroluna geciren enver pasa. Enver Pasa,30.000 altina osmanliyi(Almanlarla 1.Dünya Harbinde mütefiklik icin) almanlara satan bir ispiyon.çanakkale savasini çikartan (kimse gelip kendiliginden saldirmadi sebepsizce çanakkaleye), Rus gemilerine ve rus limanlarina saldiran ve ruslari,bize saldirmak için kiskirtanda yine enver pasadir.çanakkalede ve sarikamista verilen sehitlerin bas sorumlusu da bu enver pasadir. sezarin hakki sezara.....&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / Samsun,Bursa  |  Meslek : Bilgisayar-Bilişim Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sadem44&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 1 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30/01/2005 :  10:05:37  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;bu vatanın nasıl kazanıldığını&lt;br /&gt;ben anlamayabilirm ben herhangi bir insanım&lt;br /&gt;simitçi olabilirim&lt;br /&gt;temizlikçi olabilirm vesaire&lt;br /&gt;iki olay aklıma geldi&lt;br /&gt;1 geçen haftalarda genel kurmay başkanlığına ölen pkk lıların anneleri gitti&lt;br /&gt;brifing salonunda ağırlandılar&lt;br /&gt;barış marış veaire derken cd kitapçık vb dökümanları verdiler&lt;br /&gt;hafızam beni yanıltmıyorsa eğer şehit anneleri yıllar önce kapıdan içeri alınmamaıştı bırakın brifing salonunu kapıdan içeri alınmadılar&lt;br /&gt;sizlerden hatırlayan varmı şehit annelerinin genelkurmaya yada askeri bir tesise ziyaretini&lt;br /&gt;2 ismi rüşvete ve adam kayırmaya karışmış bir paşa hakkındaki iddiaları yanıtlarken " ben bu memleket için savaştım pkk ile" diyordu&lt;br /&gt;yani pkk terör örgütüne karşı savaşan mehmetçiğin başında rütbeli olmak ona bu lüksü veriyordu.&lt;br /&gt;alırdı satardı istediğini yapardı&lt;br /&gt;işte bu tehlikeli olanı&lt;br /&gt;sokaktaki insanın vatanı sevmesi yada sevmemesi onu ilgilendir. kişisel bir sorundur&lt;br /&gt;ama eğitimi hukuku güvenliği ve yönetimi emanet ettiğimiz insanların düşünceleri ve tarihe olan ilgileri tüm toplumu ilgilendirir.&lt;br /&gt;ve ne yazıkkı bu konuda çok ciddi problemlerimiz var.&lt;br /&gt;Yerleşim : Türkiye / İstanbul Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenan Kablan&lt;br /&gt;Editör&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 942 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30/01/2005 :  13:07:24  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim   Alıntı&lt;br /&gt;Yeri geldiği için söylüyorum. Hani bizde pkk lıların anneleri genel kurmaya kabul edilmişler ya, mim in sürekli bahsettiği bir afrika ülkesi var. muz cumhuriyeti mi, tanzanya mı ne... İşte o ülkenin deniz kuvvetlerinde başarılı ve özveri ile çalışan bir askerin orduevindeki nikah törenine annesi ve kızkardeşi girememişti bir zamanlar. ülkenin silahlı deniz kuvvetlerinin şerefli bir üyesi olan oğlunun düğününe başı örtülü olduğu için alınmamıştı. Şimdi bakıyorum da biz o ülkeden ne kadar ileriyiz değil mi ya hu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir zamanlar o ülkede yaşanan çok daha komik bir olay var. İçimden hikaye etmek geldi. dinlerseniz anlatayım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz cumhuriyetinin gemi bakım ve onarımlarının yapıldığı birliklerden birine askeriye tarafından sipariş edilen malzemeleri teslim etmesi için tutulan kamyonetli nakliyecinin oldukça uzun bir sakalı vardı. tam kapıda durduruldu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-yok kardeşim bu sakalla içeri giremezsin.&lt;br /&gt;-kardeşim ben nakliyeciyim. içerde kalacak değilim, malzemeyi bırakıp çıkıcam.&lt;br /&gt;-ben anlamam kesin emir var, sakallı birinin içeri girmesi yasak.&lt;br /&gt;-ee peki ne olacak şimdi&lt;br /&gt;kapıdaki nöbetçi arabada sakallı nakliyecinin yanında oturan 13-14 yaşlarındaki çocuğu işaret ederek:&lt;br /&gt;- bak o girebilir, onun sakalı yok.&lt;br /&gt;nakliyeci şaşkın, o da yanında oturan oğluna dönüp bakar:&lt;br /&gt;-iyi ama o doğru düzgün kullanmayı bilmiyor ki arabayı. zaten henüz ehliyeti de yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuşmaların bu şekilde uzayıp gideceğini ve çözümsüz olduğunu anlayan sakallı nakliyeci istemese de arabayı çocuğa teslim etmek zorunda kalır. sakallının endişeli bakışları ve çocuğun kontrolünde araba bir iki silkelenip kapıdan içeri girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ne yazıkki çok geçmeden çocuk alı alına moru moruna karışmış, koşarak nefes nefese kapıya gelir. Çok korkmuştur. arabayı manevra yapmak isterken ciddi biçimde çarpmış, korkuyla olduğu yerde bırakıp babasına koşmuştur. durumu öğrenen adam tekrar içeri girmek ister. fakat aynı sakal gerekçesiyle yine içeri alınmaz. arabayı onların getirmesini ister. bu da kabul edilmez. nöbetçiye komutanları ile görüşmek istediğini söyler adam. heyhat! aldığı cevap manidardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-bu bir karış sakalla görüşemezsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllarda o ülkede mobil telefonlar da şimdiki kadar yaygın değil. askeriye yerleşimden uzak olduğu için etrafta ankesörlü telefon değil 1 km yakında ev bile yok. imkan olsa adamcağız sakalsız bir tamirci çağırır sorunu çözerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adam emekli olduktan sonra inancı gereği sakal bırakmış 10 yıldır da bu sakal ile yaşamaktaymış. şimdi; ya sakalını kesecek insan yerine konacak ya da sakalıyla birlikte bir zamanlar siyahların hiç bir yere sokulmadıkları gibi 2.sınıf muamelesi görecek. Eh belki 2.sınıf olmayı bir şekilde idare eder ama yıllardır biriktirdiği paralar ile emekli ikramiyesinin büyük bir kısmını birleştirerek aldığı kamyonetinden (ki başka şehirlerde üniversitede okuyan iki oğlunun masrafları için) ve işinden nasıl vaz geçecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ikilem içinde ve kapıdaki nöbetçinin gitgide sertleşen tutumu ile geçen yaklaşık yarım saatlik bir tartışmanın sonunda kapıdan askeri bir ikmal aracı çıkar. adamın aklına bu araçla gidip en yakın yerden bir tamirci veya gerekirse bir kurtarıcı bulup getirmek gelir. bu nöbetçinin de aklına yatar. fakat bu sefer de ikmal aracacının sürücüsü bunu kabul etmez. Zaten onu arabaya almasının yasak olduğunu üstelik sakallı olduğu için bunun daha büyük bir sorun olacağını söyler, çeker gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adamın haline acımaya başlayan nöbetçi içeriye telefon ederek kaza yapan kamyonet için tamirci çağrırmalarını ister. baştan belki uğraşmak istememiştir belki de sonradan aklına gelmiştir bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir süre sonra sakalsız bir tamirci gelir, askeriyeden içeri girer 5 dakika geçmeden kaza yapan kamyonetle birlikte geri döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arabada ciddi bir hasar yoktur. bir kaç çekiç darbesiyle düzeltilir. fakat sakallı adamın içinde yıkılan güven duygusu ve ezilen tarifsiz bir başka şeylerin tamiri mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse orası muz cumhuriyeti... bakın bizde öylemi? terörist anneleri içeriye alınıyor, genelkurmayda bir süre misafir edildikten sonra taleplerinin kayıtlı olduğu cd yi teslim edebiliyorlar. İşte çağdaşlık, işte şeffaflık, işte demokrasi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım bu tatil gününde başınızı ağrıtmamışımdır. herkese sevgiler.&lt;br /&gt;KKedi-tor&lt;br /&gt;Yerleşim : Çin / Guang Zhou  |  Meslek : İthalat / İhracat Sayfanın Üstü ^&lt;br /&gt;leventiscan&lt;br /&gt;Üye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 64 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;15/09/2005 :  13:29:31  Yazarın bilgilerini göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email  Bu yazıdan alıntı yaparak yorum yaz Alıntı&lt;br /&gt;Belirli bir kitleyi hedefleyin. Google AdWords ile reklam verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre yani ölüm muhakkak birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına düşüyor. İkincidekiler onların yerine giriyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor; üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor, sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde kuranı kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelimeyi şahadet getirerek yürüyorlar.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal’ in bu sözleri bile Çanakkale de yazılan destanı anlatmaya yeter. Ancak 3000 kişilik düşman kuvvetini takımı ile durduran Yahya Çavuşu, iki yüz onbeş okkalık ( 275 Kg ) top mermisini kucaklayıp omzuna alan Seyit onbaşı, tüfeğinin mekanizmasının işlememesi üzerine taşla düşmana saldıran Mehmet Çavuşu, son erine kadar şehit olan 57 nci Alayı, düşman zırhlılarını boğazın serin suyuna gömen Nusret Mayın gemisini nasıl unutabiliriz.&lt;br /&gt;Çanakkale destanı Yahya Çavuş, Seyit Onbaşının destanıdır. Çanakkale destanı Mehmetçiğin destanıdır. Çanakkale destanı Mustafa Kemal’ in destanıdır. Çanakkale destanı Türkün Destanıdır.&lt;br /&gt;Birinci dünya savaşının başlamasının üzerinden bir yıl geçmeden İngiliz ve Fransızlar, Almanya’ nın yanında savaşa katılan Osmanlı Devletini etkisiz hale getirmek ve müttefikleri Rusya ile bağlantı kurabilmek için İstanbul’ u ele geçirmeye karar verdiler. Hazırlamış oldukları birleşik donanma ile Çanakkale Boğazını ele geçirmek üzere 18 MART 1915 tarihinde harekete geçtiler. Müttefiklerin muhteşem savaş gemileri ile sayıca yetersiz Türk bataryaları arasında benzeri görülmeyen bir savaş başladı. Büyük kayıplar veren ve deniz yoluyla boğazını geçemeyeceğini anlayan Birleşik Donanma geri çekilmek zorunda kaldı.&lt;br /&gt;Onbaşı Seyit’ in 215 okkalık mermisi, Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey komutasındaki Nusret Mayın gemisinin döktüğü mayınlar, Mehmetçiğin ve komutanlarımızın inanç ve azmi sayesinde kazanıldı Çanakkale Deniz Muharebeleri.&lt;br /&gt;Bakınız dönemin İngiliz Donanma Bakanı Winston Churchill bu konuda ne diyor : “ ne batı cephesindeki Alman topu, zehirli gazı nede onların dâhiyane planları bize o kadar tesir etmedi. Nispetine göre en etkili şey neydi bilirimsiniz. Türklerin Çanakkale boğazına attıkları ve demir bir tel üzerinde sallanan 20 adet mayın. Bu bize yüz binlere mal oldu. ”&lt;br /&gt;Çanakkale’ yi denizden geçemeyeceğini anlayan İngiliz ve Fransızlar, büyük bir yanılgıya daha düşerek, kara ve deniz kuvvetlerini birlikte kullanarak, şanslarını bir kez daha denemeye karar verdiler.&lt;br /&gt;25 NİSAN 1915 sabahı, sekiz buçuk ay sürecek olan kara muharebesi başladı.&lt;br /&gt;Türk boğazlarını korumakla görevli Ordu Komutanı Alman Mareşal Liman Van Sanders düşmanı, asıl kuvvetiyle kuzeyde, Saroz körfezinde beklemiş ve tertiplenmesini de ona göre yapmıştı. Oysa düşman Kolordu komutanı Esat Paşa’ nın ve 19 uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’ in tahmin ettiği yerden, yarım adanın güneyinden, Seddülbahir, Arı burnu bölgesinden çıkarma yapmaya başladı.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal çıkarmanın başladığını fark edince, kendi bölgesi olmamasına rağmen, inisiyatifini kullanarak, emrindeki ünlü 57 nci alayı koca çimen tepeye ardından Conkbayırı bölgesine sevk etti. Yetişen 19’ncu Tümenin diğer birliklerini de hücuma geçirdi ve Anzak ordusunu durdurdu, kıyıya kadar püskürttü. Böylece Çanakkale savunmasının temeli atılmış oldu ve siper savaşları dönemi başladı.&lt;br /&gt;Yazar Alan Moorhead’ in olayla ilgili olarak neler yazdığına bir bakalım; “ İttifak devletleri adına harekâtın en kötü rastlantılarından biri bu deha sahibi küçük rütbeli Türk komutanın tam o anda o noktada bulunmasıydı. Çünkü aksi takdirde Anzaklar pekâlâ o sabah Conkbayır’ını ele geçirebilirler ve savaşın kaderi orada o anda belli olurdu. Oysa Mustafa Kemal o gün tam bir çılgınlıkla savaştı. Bir önsezi, talihinin doğmakta olduğunu ona hissettirmiş olmalıdır. Ya burada ölüp gidecek ya da kendisini gösterecekti. Devamlı olarak en ön siperlerde çarpışmaktaydı. Topları mevziiye sokarken erlerine yardım ediyor, mermiler arasından kalkıp, düşmanı kolluyor, askerlerini en ufak bir kurtuluş umudu olmayan hücumlara kaldırıyordu. “&lt;br /&gt;Türk askerleri aynı özveriyi ve savaş yeteneğini diğer bölgelerde gösterdiler ve Gelibolu yarımadasında karşılıklı yüz binlerce asker aylar boyunca savaştı. Müttefiklerin taarruzları sonuç vermedi.&lt;br /&gt;Müttefik Kuvvetleri Başkomutanı olan Hamilton 6 Ağustos günü Conkbayırı bölgesini ele geçirmek için büyük bir kuvvetle taarruz etmeye karar verdi. Taarruz neticesinde Conkbayırı düşman eline geçti. Türk komuta kademesi, hayati öneme sahip Conkbayırı’ nın ele geçirilmesi üzerine, darmadağın olmuş, tam bir şaşkınlık içindeydi. Ordu komutanı Liman Van Sanders Kurmay başkanı vasıtasıyla Albaylığa terfi etmiş olan Mustafa Kemal’ i aradı ve görüşünü sordu. Mustafa Kemal tereddütsüz yanıtladı.&lt;br /&gt;“ Tek çare. Bütün birlikleri benim emrime vermenizdir. “&lt;br /&gt;Karşıdan “ Çok gelmez mi? “ diye sordular.&lt;br /&gt;Mustafa Kemal “ az gelir “ diye yanıtladı.&lt;br /&gt;Ve o gün Anafartalar Cephe komutanlığına atandı.&lt;br /&gt;Ve Conkbayırı geri kazanıldı.&lt;br /&gt;Çarpışmalar aylar boyunca devam etti. Müttefikler bir neticeye varamayacaklarını ve Çanakkale’yi geçemeyeceklerini anlayınca 1915’in Aralık ayında gizlice çekip gittiler.&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşının en kanlı muharebelerinden olan Çanakkale Muharebelerinde savaşan taraflar zaman zaman insan olduklarını hatırladılar. Zaman zaman siperler arasında alışverişler bile yapıldı. Türk askeri müttefik askerlerine sigara, onlarda Mehmetçiğe konserve attılar.&lt;br /&gt;Saka eri Hüseyin’in başına gelenler ise Türk askerinin mertliği kadar uyanıklığını gözler önüne seriyor.&lt;br /&gt;“Ben siperdeki arkadaşlara su taşımakla görevliydim. O akşam yine katıra suları yükleyip yola koyulmuştum. Ama gözlerim tavukkarası olduğundan yolu kaybettim. Düşmanın eline düştüm. Süngü sırtıma dayanınca aklıma bir kurnazlık geldi. Katırın sırtındaki fıçıları gösterip, ‘Kumandan’ diye işaret ettim. Bunları bizim kumandanın, onların yaralılarına hediye olarak gönderdiğini anlattım, Türkçe olarak. Anladılar, özür dilediler benden. Sabaha kadar yanlarında kaldım. Bana konserve, çikolata, bisküvi ve sarma tütün verdiler. Sabah Türk siperine dönünce anlattıklarıma kimse inanmadı. Ama hediyeleri çıkarınca anladılar.’Kardaşlar’ dedim, ‘suyu düşmana kaptırdım ama eli boş da gelmedim.’&lt;br /&gt;Ayrıca bu savaşta Albay Mustafa Kemal’in göğsüne bir şarapnel isabet etmiş, göğsündeki altın saat onu kurtarmış ve tanrı onu Türk milletine bağışlamıştır. O gün göğsündeki altın saat tarafından kurtulan Mustafa Kemal gün gelecek Türk yurdunu, Türk milletini kurtaracaktır.&lt;br /&gt;Çanakkale savaşı, Mustafa Kemal’in gelecekteki hayatı açısından en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Gerek imparatorluk içinde gerekse dışında ilk yaygın üne, bu savaşta elde ettiği başarı sayesinde erişmiştir. Anadolu’ya geçtikten sonra, halktan gördüğü destekte “Anafartalar kahramanı” olmasının payı çok büyüktür.&lt;br /&gt;Mehmetçiğin adını tarihe altın harflerle yazdırdığı savaşta her iki taraf da yaklaşık olarak iki yüz ellişer bin zayiat vermişlerdir.&lt;br /&gt;Ayrıca bu savaş ile 1. Dünya Savaşının seyri değişmiş, savaş en az iki yıl daha uzamıştır. Müttefikler Ruslarla buluşamamış, Çarlık yıkılmış ve Rusya yeni bir rejime kavuşmuştur. İngiliz Donanma Bakanı Winston Churchill 2. Dünya savaşına kadar siyasetten uzaklaşmıştır.&lt;br /&gt;İngilizler bu mağlubiyeti unutamamışlar ve Dünya Savaş’ı “18 Mart’ın” anısına Osmanlılarla mütarekeyi Çanakkale’yi geçemeyen Agemennon zırhlısında imzalanmıştır.&lt;br /&gt;Müttefik askerleri çekilirken geride sadece üzerinde “Türk, bunlar zehirli değildir, afiyetle ye” yazılı konserve kutuları bırakmışlardır.&lt;br /&gt;Bakınız M. Kemal yıllar sonra müttefik askerleri için ne diyor:&lt;br /&gt;“ Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar!&lt;br /&gt;Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.&lt;br /&gt;Uzak diyarlardan, evlatlarını harbe gönderen analar!&lt;br /&gt;Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”&lt;br /&gt;Kaynaklar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Mustafa Kemal ile Mülakat Ruşen Eşref ÜNAYDIN&lt;br /&gt;2.Yaşayan Çanakkaleli Muharipler Önder CAHİT&lt;br /&gt;3.Çanakkale Geçilmez (Gallipoli)Alan MOOREHEAD&lt;br /&gt;4.Gölgedekiler Can DÜNDAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;true friend&lt;br /&gt;Yazar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 28 yazı&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30/01/2005 :  14:34:45  Yazarla ilgili bilgileri göster Bilgilerim  Yazara email gönder Email   Alıntı&lt;br /&gt;selamlar herkese önce bu vatan zorluklarla kazanıldı ama bunu kıymetini şuandaki nesil anlamamktadır bu vatn için zahmetlere katılanların kemikleri agrıyor&lt;br /&gt;bizim halkımız bu onur ve seref haysiyeti taşıyamdı vatndaş ilk ilk önce vatn millet sevgisi aşılanacak ancak şuandaki durumdan böyle kurtulur bence&lt;br /&gt;insanlar haysiyesiz olmuş bunun için hep beraber çözüm yolları üretmeliyiz burada açıkça taşarak bir çözüm yoluna varmalıyız hepbraber&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;Katkilarinizi bana e-mail ile gönderebilirsiniz. 
Mail adresim yukardadir.&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14594219-9095712519342332048?l=mim-fikir.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/hYkBe1S7PZIrLyM00KwW1JymjKk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/hYkBe1S7PZIrLyM00KwW1JymjKk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/hYkBe1S7PZIrLyM00KwW1JymjKk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/hYkBe1S7PZIrLyM00KwW1JymjKk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~4/iK1quD1DKoM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/9095712519342332048?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/14594219/posts/default/9095712519342332048?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/MimIleFikirFirtinasi-Wwwfikir7com/~3/iK1quD1DKoM/canakkale-belgeseli.html" title="canakkale belgeseli" /><author><name>mim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07215388154701650816</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="19" height="32" src="http://www.mimholding.com/images/ibrik1_72.jpg" /></author><feedburner:origLink>http://mim-fikir.blogspot.com/2007/12/canakkale-belgeseli.html</feedburner:origLink></entry></feed>

