<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114</id><updated>2024-10-25T13:49:19.409+03:00</updated><title type='text'>molgu</title><subtitle type='html'>Sozun Kerameti, mutabik-i muktezayi hale tam mutabakat ile ortaya cikar.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>83</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-1448664693261189126</id><published>2018-06-19T11:35:00.002+03:00</published><updated>2018-06-19T11:35:15.700+03:00</updated><title type='text'>Roma İmparatorluğu Büyük Askeri Zaferler Kazandı Ama Enflasyonu Yenemedi</title><content type='html'>Bir efsaneye göre Roma Cumhuriyeti, milattan önce 753 yılında Romulus tarafından kurulmuş. Sonraki 250 yılda dağınık bir kabileden bir şehir cumhuriyetine geçiş yapıyor ve milattan önce 509 yılında Senato ve insanlar tarafından yönetilen bir cumhuriyete dönüşüyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Milattan önce 200 yılında Roma Cumhuriyeti tüm İtalyayı ele geçiriyor ve 50 yıl sonra Yunan ve Tunus şehirlerini yok ederek Akdeniz&#39;e hakim oluyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fakat Yunan şehirlerindeki altınlar gelince bu serveti paylaşmak için senatörler iç savaş çıkartıyorlar. Ardından J. Sezar iç barışı sağlıyor, isyanları bastırıyor ve birliği sağlıyor. Ama milattan önce 44 yılında gayet iyi bilinen olaylar zinciri sonrasında öldürülüyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ardından Roma Cumhuriyeti ikiye bölünüyor. Ovtavian İtalya ve Güney Afrika&#39;yı kontrol ederken Mark Antony ve onun aşığı Mısır Kleopatrası Mısır ve Yunanistan başta olmak üzere bir çok bölgeyi kontrol ediyorlar. 
Kaçınılmaz olarak bu iki güç savaşma başlıyorlar. Savaş alanı olarak denizi seçiyorlar. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Savaş sonrasında Octavian büyük bir zafer kazanıyor ve tüm Roma topraklarını ele geçirerek Roma İmparatorluğunu kuruyor. Octavian, Augustus ismini alarak ilk Roma İmparatoru oluyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Augustus, ardından Avusturya&#39;yı, Almanya&#39;yı, Anadoluyu ve Afrikayı ele geçiriyor. 
Ondan sonra da İngiltere ve doğuda Irak ve Ermenistan ele geçiriliyor. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Roma İmparatorluğunda altının kullanımını sınırlandırmak için çeşitli önlemler alınıyor. Mesela her isteyen eşine kıymetli bir kolye alamıyor ve kıymetli bir mücevher takan kimsenin hangi sınıfa müntesib olduğunu anlamak mümkün.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Şimdi asıl konumuza geleceğiz.
Bu büyük imparatorluk neden yıkıldı.
Tarihçi değilim, iktisatçı gözüyle tarih okuması yapmaya çalışıyorum. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Anladığım kadarıyla 4 önemli sebeb var:
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
1- Roma İmparatorluğununun doğal sınırlarına ulaşması ve fethedilecek yakın yerin kalmaması,
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
2- Ordunun muazzam masrafını karşılamakta gittikçe zorlaması,&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
3- ademi merkeziyetçi yaklaşımları tam olarak benimseyememesi ve bu konudaki reformların geç kalması.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
4- Artan enflasyon ve enflasyonu dizginlemek için alınan tüm önlemlerin yetersiz kalması.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Enflasyonun artmasının sebebi ise artan savaş maliyetini karşılamak için altın para içindeki altın miktarını azaltıp diğer madenlerin eklenmesi. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Bu durum sonucunda altın paranın değeri düşüyor ve enflasyon hızlıca artmaya başlıyor. Artan enflasyon bazı bölgelerde isyanları hızlandırıyor ve Almanlar bağımsızlıklarını aldığı gibi Romaya doğru ilerlemeye başlıyor. Daha sonra başka bölgelerde de isyan başlıyor. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Roma imparatorluğu kendi isteği ile ikiye bölünüyor ama bu da iç savaşı tetikliyor. Ardından milattan sonra 324. Yılda başkenti İstanbul olan Roma İmparatorluğu Constantine diye bir sosyopat hristiyanlığı resmi din olarak kabul ediyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Roma imparatorluğunda imparator Caracalla 215 yılında çift gümüş dinarı piyasaya sunuyor ama kısa bir süre sonra bu para, bir gümüşlük para miktarına düşüyor.
İmparator Diocletian, 285&#39;li yıllarda para birimini reforme etmeye çalışıyor ve büyük bşr başarısızlığa uğruyor ve ardından fiyatları donduruyor. Fakat bu da işe yaramıyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bir çok savaşı kazanmış ve büyük toprakları elde etmiş bir imparatorluk bile enflasyon karşısında çaresiz kalabiliyor. Çünkü parayı yönetmek, savaşta askerleri yönetmekten çok daha zor. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Savaşta emir verirsin askerler yapar, strateji geliştirirsin emrindekiler uygularlar. Ama ekonomide tüm paydaşları ikna etmen, çıkarları dengeleyecek optimum bir denge noktası bulman gerekiyor. Ve bunun için tüm taraflarla sağlam bir empati kurman şart. 


&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/1448664693261189126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/1448664693261189126' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/1448664693261189126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/1448664693261189126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2018/06/roma-imparatorlugu-buyuk-askeri.html' title='Roma İmparatorluğu Büyük Askeri Zaferler Kazandı Ama Enflasyonu Yenemedi'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-8026673242531891277</id><published>2018-05-24T17:08:00.001+03:00</published><updated>2018-05-24T17:08:24.607+03:00</updated><title type='text'>Dövizdeki son gelişmeleri nasıl yorumlamalıyız? Sorunlar ve Çözüm Önerileri</title><content type='html'>Dolarda hızlı artışın sebeplerine ilişkin çeşitli açıklamalar yapılıyor. Kimi tüm suçu Hükümete atarken kimi uluslararası operasyon yapıldığından emin. Doğrusu Türkiye&#39;nin bir çok açıdan sağlam makro ekonomik göstergesi var. Güçlü büyüme, düşük kamu borcu, hala sıkı bütçe dengesi, sağlam bankacılık sermaye ve likidite yapısı olumlu tarafı. Ayrıca bazı kırılganlıklar da var. Bu kırılganlıklar aynı zamanda doları da yükseltiyor. 
Doğru tedavi için doğru teşhis gerekir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Doların artmasının 6 önemli sebebi var:
1- Cari açık: Cari açığın finansmanı kur üzerinde önemli bir kırılganlık oluşturmuş durumda. Geçmişte de Türkiye&#39;nin yüksek cari açık sorunu olmuştu. Ama o zamanlar hem çıpalar vardı hem de risk primi bu kadar yüksek değildi. Şimdi ise son iki ayda cari açığın finansmanında rezervler kullanıldı. Bu durum Türkiye&#39;yi olduğundan daha güçsüz gösteriyor. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
2- Özel sektörün yabancı para cinsinden borçluluğu: Türkiye&#39;de özel sektörün borçluluğu benzer seviyedeki gelişmekte olan ülkelere göre çok yüksek. Gelişmekte olan ülkelerde özel sektör borçluluğunun milli gelire oranının yüzde 200&#39;ün üzerinde olduğu çok ülke var. Türkiye&#39;de bu oran yüzde 60 civarında.  Ama gelişmiş ülkelerde özel sektör sermaye piyasalarından borçlanırken bizde büyük bir oranda bankalardan borçlanıyor. Bu durum da sistemik riskin tetiklenebileceğini akla getiriyor. Ayrıca, özel sektörün kısa vadeli borcunun yüksek olması kaygıyı artırıyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;3- Kredi notunun yatırım yapılabilir seviyenin altına düşmesi: Bu sorun aslında kur artışını tetikleyen en önemli sorun. Kredi derecelendirme kuruluşları açık bir biçimde Türkiye&#39;ye haksızlık ediyorlar. Türkiye notunun yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yatırım yapılabilir seviye olan BBB&#39;nin altına indirilmemeliydi. Bu kesinlikle teknik bir not indirimi değil. Kanaatim kredi derecelendirme kuruluşlarının Erdoğan&#39;ı zayıflatmak için birileri tarafından yönlendirildiği şeklinde.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;4- Herhangi bir çıpanın yokluğu: Bu sorun ise bizim içerden çıkardığımız bir sorun. Eskiden IMF ve AB süreci diye iki çıpamız vardı. Siyasi bazı sorunlardan dolayı bu çıpaları bıraktık. Olabilir. Fakat yerine başka çıpalar bulmalıydık. Yatırımcıların önünü görmesini sağlayan ve tutunmalarına yardımcı olacak bir çıpa olmalıydı. Hala da bir çıpa bulma şansımız var bence.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;5- Uluslararası operasyon: Kurumsal yatırımcının kredi notundan dolayı geri çekilmesi nedeniyle ortamın hedge fonlar gibi köpek balıklarına kalması ve bunların kana susaması önemli bir kırılganlık oluşturuyor. Çünkü emeklilik fonları ve varlık fonları gibi kuruluşlar, yatırım yapılabilir seviyenin altındaki kuruluşlara yatırım yapamıyorlar. Onlar boşalttığı yeri affedersiniz çakal sürüsü diye tabir edebileceğimiz kişiler dolduruyorlar. Bu kuruluşlar ise genelde Harvard, Columbia, LBS gibi okullardan yeni mezun ihtiraslı gençleri istihdam ediyorlar. Bu çocuklar ise genelde sürü psikolojisi ile hareket ediyorlar. Bu konuda yapılmış bir çok akademik çalışma var. Dolayısıyla bu sürünün bir çobanın peşine takılıp Türkiye&#39;yi cezalandırmaya çalıştıkları çok açık. Hiç bir ciddi iktisatçı bu gerçeği inkar edemez, sadece küçümseyebilir. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
6- Güven kaybı: Türkiye&#39;de ekonomi yönetimine karşı ciddi bir güven kaybı var. 2 Cumhurbaşkanı danışmanının bu güven kaybında büyük payları var. Doğrusu bu iki kişinin oluşturduğu maliyet çok yüksek. Ayrıca, fetöcüler de güven kaybının yaygınlaşması için çok çalışıyorlar. İnsanları tedirgin ederek dövize talebi artırıyorlar.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Peki bu sorunlar çözümsüz mü?
Hayır Türkiye daha önce bu sorunları çözdü. Şimdi de çözebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan sorun çözmekte çok mahir. Bazen sorun da çıkardığını kabul etmek lazım. Ama şu an karşı karşıya olduğumuz sorunları Erdoğan dışında çözebilecek kimse de görünmüyor.
Çözüm önerilerim şunlar:
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
1- kısa vadede çok sıkı bir para politikası,
2- bütçe disiplinine geri dönmek ve sadece sanayi ile yüksek teknolojiye teşvik vermek.
3- Cari açığı azaltacak bir reform paketi hazırlamak 
4- Tasarrufları artıracak yeni düzenlemeler yapmak ve vergi kanunlarını ciddi bir reforma tabi tutmak.
5- Toplam faktör verimliliğini artıracak şekilde yeni finansman araçları ihraç etmek.
6- Güven kazanmak için yepyeni bir ekonomi yönetimi oluşturmak.


&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/8026673242531891277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/8026673242531891277' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/8026673242531891277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/8026673242531891277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2018/05/dovizdeki-son-gelismeleri-nasl.html' title='Dövizdeki son gelişmeleri nasıl yorumlamalıyız? Sorunlar ve Çözüm Önerileri'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-4179242703223592308</id><published>2018-05-20T09:50:00.000+03:00</published><updated>2018-05-20T10:02:59.786+03:00</updated><title type='text'>AK Parti&#39;nin &quot;Adalet tuzağı&quot; ve &quot;Kalkınma tuzağı&quot; ile imtihanı</title><content type='html'>Adalet ve Kalkınma Partisi, bugün kendi politikalarının sonucu olan iki tuzakla karşı karşıya. Bu ironik ve çözümü zor durumu aşağıda irdeyeleceğim. Ama öncelikle bu iki kavramın patentinin bana ait olduğunu belirteyim. Başka hiç kimse bu minvalde analiz yapmadı çünkü.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Geçenlerde bir taksiye bindim. Her seçim öncesi taksicilere ve esnafa siyasi tabloyu sorarım. Bindiğim taksici 30&#39;lu yaşlarda bir delikanlı idi. Dediğine göre bugüne kadar hep &quot;Erdoğan&#39;a oy vermiş&quot;.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Taksiye binenler seçim hakkında ne düşünüyorlar diye sordum.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Dedi ki: &quot;Taksiye binenlerin büyük bir çoğunluğu bu sefer Ak Partiye oy vermeyeceğiz diyorlar. Hatta koyu AK Partililer bile çok sıkıntılılar.&quot;
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Erdoğan ülkeye büyük hizmet etti, ülkeyi kalkındırdı. İnsanlar neden böyle düşünüyorlar diye sordum.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Taksici: &quot;Evet, insanların maddi durumu 15 yıl önceye göre iyileşti. Bugün asgari ücretli bile kahvaltısını bir zengin gibi yapabiliyor. Eskiden ulaşılamayan gıdalara insanlar ulaşabiliyor. Ama insanlar artık daha fazlasını istiyorlar. Mesela daha kaliteli araç almak istiyorlar. O araçla tatile çıkmak ve bunu yaparken benzin fiyatlarını dert etmemek istiyorlar. AK Parti bu alanda tıkandı&quot; Dedi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Taksiciye insanların kime rağbet ettiğini sordum. Bir partinin yükselişte olduğunu ve herkesin bir kişiyi konuştuğunu söyledi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ben de &quot;ama o partinin doğru düzgün bir politikası, çözüm planı yok&quot; dedim.
Zaten dedi &quot;insanlar, Erdoğan&#39;a ceza kesmek için o partiye yöneliyorlar&quot;.

Doğrusu sonraki günlerde konuştuğum bir çok insan yukarıdaki konuşmanın mahiyetini teyit etti.

Açıkça görülüyor ki AK Parti, bir &quot;kalkınma tuzağı&quot; ile karşı karşıya. Kalkınma tuzağı, belirli politikalarla ekonomik refahı artmış bir toplumun dinamiklerinin farklılaşması sonucu yeni politikalar devreye konulmadığı sürece sürdürülmekte olan politikaların aleyhte çalışması ve ayak bağı olmasıdır.
Makro ekonomik başarılar, mikro reformlarla desteklenmediği müddetçe insanlar statükonun karşısına geçmeye başlayabilirler. Bu durum da AK Parti&#39;yi kendi aktörü olduğu bir tuzağa çeker. AK Parti, ekonomide önemli başarılara imza attı. Ama &quot;işgücü verimliliğini&quot;, &quot;toplam faktör verimliliğini&quot; artıracak reformlara öncelik veremedi. Bir de son zamanlarda dışsal faktörlerin de etkisiyle bozulan makro ekonomik görünüm tabloya toz biber ekiyor. Bu durum Muslow&#39;un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi ile ilintili olsa da o teori tam olarak bu durumu açıklayamıyor. &quot;Orta gelir tuzağı&quot; teorisi de burada yetersiz kalıyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

İkinci tuzak ise &quot;adalet tuzağı&quot;. AK Parti, 28 Şubat sürecinin adalet alanında yaptığı büyük tahribatı onarma gayesiyle iktidara geldi. Jakoben kemalist vesayeti kırayım derken yükselen fetöcü dalgayı son anda farketti. Fetöcüleri temizlemek için ise ulusalcı ve hukuku pek de önemsemeyen bir gruba yaslanmak zorunda kaldı. Adaleti sağlamak isterken adalet tuzağında buldu kendini. Adalet için attığı her adımda, ehil, demokratik kadronun eksikliği yüzünden mağduriyetler oluştu.
Bu durum da toplumda bir tepki oluşturmuş durumda.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Çözümü ise seçimden önce bir &quot;adalet reform paketi hazırlamak.
Kalkınma tuzağından çıkmak için ise bir mikro reform paketi hazırlamak zorunda. Özellikle vergi, toplam faktör verimliliği, reel ücret artılı, dış ticaret ve devlet yardımları alanında yapılacak çok fazla reform konusu var. Hatta bu alanlarda 16 yıldır hiç el atılmamış bir çok konu var. Tabii öncesinde döviz kurunu dizginlemek için kısa sürede müdahale ederek dövizin değerlenmesini engellemeli. Sonra ekonomi kurumlarında ehil kişileri göreve getirmeli. Aksi taktirde ekonomi kurumlarının başındaki yetersiz kişilerin faturası iktidara çıkar. 
Ve Erdoğan ile AK Parti pek de haketmedikleri bir tablo ile karşı karşıya kalabilir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Dr. Muhammed Olgu
&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/4179242703223592308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/4179242703223592308' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/4179242703223592308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/4179242703223592308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2018/05/ak-partinin-adalet-tuzag-ve-kalknma.html' title='AK Parti&#39;nin &quot;Adalet tuzağı&quot; ve &quot;Kalkınma tuzağı&quot; ile imtihanı'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-6780992437711302584</id><published>2018-05-20T04:23:00.003+03:00</published><updated>2018-05-20T04:23:58.567+03:00</updated><title type='text'>Seçim Analizlerine Başlıyoruz</title><content type='html'>Merhabalar
Uzun bir zaman oldu bu blogda yazı yazmayalı.
Yazı yazmayı bıraktığım bu zaman diliminde yoğun bir şekilde akademik çalışmalarda bulundum. 
Dergilere makale yazdım, kitap bölümü hazırladım ve uluslararası akademik kongrelerde bildiri sundum. Doğrusu akademik çalışmalar sıkıcı gelmeye başladı. Çok sıkıcı metodolojik kısıtlar altında bir makale yazıyorsunuz, sonra 1-2 yıl o makalenin yayimlanmasini bekliyorsunuz. Red cevabı almanız yüksek ihtimal. Kabul alsanız da bir ton düzeltme veriyorlar. Makale yayımlanana kadar orijinal düşünceniz türlü türlü düzeltmelere uğruyor. Adeta bir tür frankeştayn oluyor. Öyle ki yayımlandıktan sonra dönüp bakasınız gelmiyor bile. Geri bildirim ise çok zayıf. Onlarca atıf olsa bile çok anlamlı bir geri dönüş olmuyor. Çalışmanız karanlık bir mahzendeki diğer çalışmalar arasına katılıyor.
Hayatla, toplumla canlı bir bağlantısı olmuyor genellikle.
Bu yüzden akademik çalışmalardan sıkıldım. Bir süreliğine blog yazarlığına geri dönüyorum.
Bugün Ak Parti&#39;nin karşı karşıya olduğu iki handikapı/tuzağı yazacağım inşallah. 
&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/6780992437711302584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/6780992437711302584' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6780992437711302584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6780992437711302584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2018/05/secim-analizlerine-baslyoruz.html' title='Seçim Analizlerine Başlıyoruz'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-4107327934351470161</id><published>2015-08-21T14:21:00.001+03:00</published><updated>2015-08-21T14:21:59.862+03:00</updated><title type='text'>Erken Seçim İçin Farklı Hükümet Önerisi</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;

Türkiye yeni bir erken seçime doğru gidiyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Büyük ekonomik ve siyasi sorunların olduğu bir ortamda farklı tartışmalar, kavgalar ve gerginliklere gebe bir seçim.
Oldukça da belirsiz.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu belirsizlik içerisinde AK Parti’nin tek başına iktidar olup olamayacağı da şüpheli.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ben dahil bir çok insan milletin bu sefer maceraya atlamak istemeyeceği ve tek başına bir iktadarın nimetlerinden yararlanmaya devam edeceğini öngörüyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ama hatırlatırım; 7 Haziran seçiminden önce de aynı öngörüde bulunmuştuk ve büyük bir yanılgıya uğradık.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Seçmen AK Parti’ye vermek istediği dersi abarttı görüşü hakim.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ama ya seçmen AK Parti’ye verdiği dersin yeterli olmadığını düşünür ve bu seçimde de ders vermeye kalkarsa ne olacak?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ya AK Parti bir önceki seçimde yaptığı liste yanlışları, seçim propagandasındaki yetersizlikleri bu seçimde de devam ederse?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
O zaman ülkeyi daha kötü günler bekliyor demektir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunun için AK Parti seçime daha iyi hazırlanması için bu 2 aylık süreyi iyi şekilde geçirmeli ve seçim hükümeti etrafındaki tartışmalarla uğraşmamalı bence.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu seçim hükümeti farklı şekilde bir tür teknotrat-bağımsız bir hükümet şeklinde dizayn edilmeli.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Şöyle ki; madem CHP ve MHP seçim hükümetine üye vermek istemiyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Madem AK Parti, HDP ile tek başına kalmanın zorluklarının farkında ve seçim sürecinde bunu anlatmakta zorlanacağını görüyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
O halde AK Parti de seçim hükümetine girmemeli ve dışardan bir teknotrat- bağımsız hükümete destek vermeli.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yakın zamanda İtalya’da ve Yunanistan’ta bu model denendi ve başarılı oldu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Her iki ülkede piyasalar böyle bir hükümeti olumlu algıladılar ve siyasi tansiyon düştü.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Daha uzun vadeli stratejiler geliştirdiler partiler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
AK Parti böyle bir teknotrat hükümetinin başbakanlığı için Ali Babacan’ı yada Ömer Çelik’i aday gösterebilir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Hatta Bin Ali Yıldırım da çok iyi bir aday olur.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Tüm kabine üyeleri siyasi partilerin dışındaki kişilerden seçilir ve başarılı bir algı farklılaştırılması oluşturulur.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yurtdışında yaşayan Daren Acemoğlu gibi kişiler de böyle bir hükümet için düşünülebilir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
TOBB, MUSİAD ve TİM bünyesinde kabine üyesi olacak bakanlar bu hükümette yer alırsa iş çevresinin de desteği alınır.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu hükümet direkt cumhurbaşkanı ile çalışacağından Başkanlık sisteminin de provası yapılmış olur.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Tansiyon düşer ve dolar sakinleşir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Seçim sürecinde daha sakin bir ortam olur.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/4107327934351470161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/4107327934351470161' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/4107327934351470161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/4107327934351470161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2015/08/erken-secim-icin-farkl-hukumet-onerisi.html' title='Erken Seçim İçin Farklı Hükümet Önerisi'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-3445446506721549219</id><published>2015-08-11T09:06:00.002+03:00</published><updated>2015-08-11T09:06:35.386+03:00</updated><title type='text'>CHP ile Koalisyon Akla Ziyan</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
CHP ile Ak Parti&#39;nin koalisyon kurma çalışmaları bir aylık çalışmalar sonucunda bir noktaya gelmiş görünüyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Henüz tam olarak koalisyonun kurulup kurulmayacağını bilmiyoruz.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İstişkafi görüşmeler neticelendi.
90 yıldır ülkede ya zorla iktidara gelmiş yada zihniyeti iktidarda kalmış CHP ile 13 yıldır iktidarda olan AK Parti birbirlerini keşfettiler.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunca yıldır birbirini keşf etmeyen iki parti son bir ayda neyi keşf etti, onu bilemedik işte.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

CHP zihniyeti ontolojik yok oluşun simgesidir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP zihniyeti bu memlekette var olan tüm sorunların ya anası ya babasıdır.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sorunları ya doğurmuş yada büyütmüştür.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP zihniyetinin olduğu hiç bir yerde hiç bir çözüm, çözüme kavuşamaz.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Çünkü CHP, çözümü çözümsüzlükte arayan Kemalist zihniyeti üzerinden atamamıştır. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Mustafa Kemal&#39;in gölgesinin dolaştığı bir parti bu memlekete huzur, mutluluğu ve çözümü verebilir mi?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

CHP ile koalisyon görüşmeleri zaman israfıdır.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Tez elden erken seçime gidilmeli ve mühür feraseti olan milletin eline verilmelidir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bir tarafta millet bir tarafta ontolojik sorunların kaynağı CHP varsa ve ağuşunu açmış bekleyen millet yerine CHP&#39;ye koşan şaşkındır ve kaybetmeye mahkumdur.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Terör niçin var Allah aşkına?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP, dağlara taşlara &quot;Ne mutlu Türküm diyene&quot; diye yazdığı ve Türk olmayan herkesi zulümden geçirdiği için var.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP kürtleri asimüle etti, diyarbakır&#39;da, Mamak&#39;larda yapmadığı işkence kalmadı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP yüzünden terör çıktı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP aynı zulmü Türklere de yaptı.
Menemen hadisesi yüzünden yüzbinlerce Türk sürgün edildi, öldürüldü ve zulüm gördü.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP alevilerin köyleri, kundaktaki çocuklarını bombaladı. 
Yıktı, yaktı ve bunca seneler geçmesine rağmen bir özür bile dilemedi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP dindar İç Anadolu halkını zulüm altında inletti.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Camileri ahır yaptı, takke takanı karakollarda falakadan geçirdi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ezanı yasaklattı ve ibadetlere karışarak ayrı bir din oluşturmaya kalktı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bütün bu zulümleri yapan CHP kalkıp bir özür bile dilemiyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ve kendini terörün çözüm adresi olarak gösteriyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu CHP ile koalisyon kurmak akla ziyandır.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Böyle bir koalisyon gerginliği daha da artıracak ve kutuplaştırmayı zirveye çıkaracak.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP ile koalisyon kurulacaksa CHP çıksın ve özür dilesin tarih boyunca işlediği tüm zulümler için.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sonra da değiştiğini net şekilde ortaya koysun.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/3445446506721549219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/3445446506721549219' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/3445446506721549219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/3445446506721549219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2015/08/chp-ile-koalisyon-akla-ziyan.html' title='CHP ile Koalisyon Akla Ziyan'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-5815403258502886264</id><published>2015-08-04T13:21:00.000+03:00</published><updated>2015-08-13T13:54:29.294+03:00</updated><title type='text'>Bedri Gencer&#39;giller ne istiyor?</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Herkes kendi tarikat ve meşrebinin daha güzel olduğunu iddia edebilir ama başkasının meşrebi ile uğraşmak menfi ihtilafı körüklemektir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Meslek ve meşreblerin farklılaşması ve tarikatlerin ihtilafı istenilen, arzu edilen bir şeydir. Müsbet ihtilaf olursa farklı fıtrattaki kimseler kendileri için bir alan bulabilirler ve fıtratları neşvü nema bulabilir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Herkes aynı yoldan gider, aynı düşünüş şeklinde düşünürse hakikatler gizlenir. Çünkü hakikatler Esma-i Hüsna&#39;nın inikasıdır. Esma-i Hüsna&#39;nın sınırsız olması, farklılıkları da getirmiş. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Bu farklılıklar bir bütüne hizmet ediyor. 
Çünkü bu dünya, imtihan dünyası.
İmtihan, farklı kabiliyetlerin inkişafı müstaid bir şekilde dizayn edilmiş. Bediüzzaman, bu fıtrattaki farklılığı zenginlik olarak değerlendiriyor:
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhx8nVV9WMGG1w9FhLvu40i_tx42RkksZqd_y_o71RBt48RV317gpol-LxBfPXyFXeRQ_qiMJjqf0EKX012HdECanVL2bo01iQLQYNMgVnxGDQITV7p2pjfoI30B6Ks4t7hc73UCMEpU2s/s1600/CK53mUfUkAAzAc6.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhx8nVV9WMGG1w9FhLvu40i_tx42RkksZqd_y_o71RBt48RV317gpol-LxBfPXyFXeRQ_qiMJjqf0EKX012HdECanVL2bo01iQLQYNMgVnxGDQITV7p2pjfoI30B6Ks4t7hc73UCMEpU2s/s320/CK53mUfUkAAzAc6.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Son haftalarda kendi meslek ve meşreblerinin güzelliği anlatmayı başkalarının meşrebini kötüleyerek başardığını sanan bir kesim türedi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Milletin ve devletin üstünde bu kadar bela ve musibet varken bu kişiler samimi Müslümanlar ile uğraşıyorlar.
Bu samimi müslümanlar ne darbe şakşakçılığı yaptılar, ne ihaleler peşinde koştular ne kaynakları iç etmeye uğraştılar. Devlete de millete de sahip çıktılar ve çıkmaya devam ediyorlar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Nur talebelerinin bu memlekette Allah rızası için hizmet dışında bir gayeleri olmadı. Ne devleti ele geçirmeye ne bürokrasiye tamah ettiler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sadece nur talebeleri değil bir çok tarikat ve cemaat bu şekilde müsbet hareket ederek hizmet etmeye çalışıyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Arada bir ayrık otları da çıkmıyor değil.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Önce Bedri Gencer star açık görüşte üst üste son derece sıradan ve tutarsız 3 yazı yazdı.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Daha sonra Abdurrahman Dilipak sazı eline aldı ve züccaciye dükkanındaki tüm kıymetli eserleri devirmeye kalktı.
Lakin kimse peşinden gitmedi elhamdulillah.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Abdurrahman Dilipak 1990&#39;lı yıllarda F. Gülen&#39;in yanından ayrilmiyordu ve onun elinden hoşgörü ödülünü alıyor ve diyalogtan dem vuruyordu
Bugün durup dururken nurculara çatıyor. Halbuki nurcular Gülen&#39;in oyununa gelmediler, kendilerini kullandirtmadilar. Oyuna Dilipak geldi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ne zaman F. Gülen&#39;in kredibilitesi gitti, Dilipak da ödülü iade etti. Artık para etmiyordu. Nur talebeleri o yıllarda da Gülen&#39;e mesafeliydi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İhlas, amelde sadece rıza-ı İlahi&#39;nin olması demek. Marziyati İlahi bir cemaat yada tarikatin tezlerini savunmakla bulunmaz.
Ihlas, hubbu fillahtır. Mümin kardeşine karsi buğzü fillah&#39;ı esas tutan tahribat yapar ve ihlası da kaybeder.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Bedri Gencer&#39;in şeyhi Abdülhakim Arvasi, ihlası esas tutmak yerine Kemalizm ile mücadele eden Bediüzzaman&#39;ı yıpratma yoluna girdi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kendisi, hilafetin kaldırıldığı 1924 yılında Vefa lisesinde öğretmenliğe ve Mustafa Kemal&#39;in isteği ile vaizliğe başladı.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ne hilafetin kaldırılmasına ne binlerce alimin tevkifine karşı bir mücadele ettiğini ne gören oldu ne de duyan.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunun mükafatını kısa sürede aldı ve 1930 yılında emeklilik yaşına gelmesine rağmen Mustafa Kemal&#39;in isteği ile görev süresi Bakanlar Kurulu kararı ile uzatıldı. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
O da bunun üzerine Bediüzzaman&#39;ın sakal bırakmamasına ve has talebelerine yazdığı bir eserdeki yorumlarına saldırdı.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ama kader kendisini affetmedi ve tüm yaranmalarına rağmen görevden alındı.
Divani harbe çıkarılıp yargılanması sadece göstermelik bir durumdu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Nitekim oğlu Mekki efendi de kemalist devlet desteklerinden yararlandı.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
1930 yılından yaş haddinden emekli olmasi gerekirken Mustafa Kemal&#39;in emri ile özel bakanlar kurulu kararı çıkarıldı ve vazifesi uzatıldı.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İşte Bedri Gencer bu şahsa kutup diyor ve 28 yıllık ömrü hapishanelerde ve mücadele ile geçmiş Bediüzzaman&#39;a saldırıyor.
Buna itiraz eden nur talebelerine ise fevkalede terbiyesiz bir üslupla &quot;putunuza dokununca saldırıyorsunuz&quot; demeye getiriyor. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bedri Gencer&#39;in ortaya attığı iddialardan biri olan seçilmişlik iddiası hizmet noktasındadır yoksa yönetmek noktasında istihdam edildiğini düşünmek ucb ve gurura girer.
Bu ders sert bir şekilde tanımlanır Risalei nur&#39;da.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Her tarafı dökülen yazılarında tanımlanmamış bir müslümanlık için &quot;kaypak kimlik&quot; deme cüretini gösteriyor.
Müslümanlık ne zamandan beridir &quot;kaypak kimlik&quot; oldu?
Yoksa Abdulhakim Arvasi&#39;den mi aldın bu dersi?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Bedri Gencer kavramları doğru kullanmayı öğrensin. Kendisi ile oturup konuşacağımız bir şey yok.
Çünkü üslubu terbiyesizce ve üst perdeden hitap ediyor.
Konuşmak için huzuruna buyur eder gibi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Bu şahıslar yüzünden Müslümanlar arasında ittihad sağlanamıyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu arada şunu da sormak istiyorum Bedri Gencer&#39;e: Kendi şeyhinin &quot;zülcaneheyn olduğunu hangi bilimsel veri ile test etmiş?
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bedri Gencer, kendini şeyhini göklere çıkarırken başkalarının şeyhini/üstadını yerlere düşürmeyi hangi kardeşliğe sığdırıyor?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

İttihadın birincil şartı, kendi mesleğine, cemaatine, tarikatine ahsen demek ve diğerlerine düşmanlık etmemektir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Kendi mesleği ile uğraşmak yerine başkaları ile uğraşmayın.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Varın gidin yolunuza.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/5815403258502886264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/5815403258502886264' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/5815403258502886264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/5815403258502886264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2015/08/bedri-gencergiller-ne-istiyor.html' title='Bedri Gencer&#39;giller ne istiyor?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhx8nVV9WMGG1w9FhLvu40i_tx42RkksZqd_y_o71RBt48RV317gpol-LxBfPXyFXeRQ_qiMJjqf0EKX012HdECanVL2bo01iQLQYNMgVnxGDQITV7p2pjfoI30B6Ks4t7hc73UCMEpU2s/s72-c/CK53mUfUkAAzAc6.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-2538956695728687253</id><published>2015-07-29T10:38:00.000+03:00</published><updated>2015-07-29T17:22:53.172+03:00</updated><title type='text'>Uğur Akkafa Kardeşime Mektup</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
25 yıllık nur talebelik hayatımın 14 yılı talebe hizmeti ile geçti.
Binlerce ortaokul, lise ve üniversite öğrencisinin yetişmesine hasbelkader katkıda bulundum. Daha doğrusu istihdam edildim.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu dairedeki tecrübem en önemli hizmetin talebe hizmeti olduğuna beni inandırdı.
Şu an için mesleki ve akademik hayatım direkt birebir talebe hizmetini yapmama olanak tanımıyor artık.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ama sizin gibi bu hizmete gönül vermiş abi ve kardeşleri dikkatle takip ediyor ve muvafakiyetlerinize dua ediyorum.
Bu hususta bazı düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum.
Esasen bu yazıyı bir buçuk yıldır yazmayı düşünüyordum ama her defasında yanlış anlaşılırım, aksi amel yapar ve müsbet hareketimize zarar verir endişesi ile yazmaktan imtina ediyordum.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ta ki sizin yaklaşık 10 gün önce attığınız şu tweetinizi görene kadar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
@ugurakkafa: &lt;i&gt;&quot;Genç kızlarımızın İSLAMI ÖĞRENECEĞİM derken, Anlatılana değil de Anlatana duydukları HAYRANLIK ve twetler İĞRENÇ bir noktaya doğru gitmekte&quot;&lt;/i&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Bu tweetiniz bana dava şuurunuz ve ferasetiniz ile akıbet ve istikamet konusundaki endişelerinizin olduğunu düşündürttü.
Elhak haklısınız.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

İnsanoğlu fıtraten farklılıklar üzerinde yaratılmış.
Esma-i İlahiyenin farklı farklı olması bize gösteriyor ki insanlara, farklılıkları ve değişik meşreb ve meslekleri arzu edilen bir zenginlik olarak verilmiş.
Bu, yollarda, düşünmede, mesleklerde ve meşreblerdeki farklılıklar bizzat Hikmet-i İlahiyenin iradesi ile oluşmuş. Zaten aralarında pek farklılık bulunmayan Melekler var iken insanoğlunun yaratılmasının beraberinde fıtratının farklı dizaynını netice verdiği görülüyor.,
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Farklı mezhep ve cemaatlerin varlığı, bu çeşitlilik ihtiyacını karşılayan bir arz mekanizmasıdır.
Her mezhep ve meşrebin &quot;Hubbu fillah&quot; ile uğraşması ve kendi meslek ve meşrebenin muhabbetini esas tutması ve diğer cemaat ve tarikatlerinin eksiklikleri ve yanlışları ile uğraşmayarak müsbet hareket etmesi şart.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Var olan nur cemaatlerinin hepsi de kendi çizgileri çerçevesinde az yada çok hizmet etmeye çalışıyorlar.
Gülen hareketi nurculuktan ve nur talebelerinden 40 yıl önce kopmuştu ve hiç bir İslami cemaatin takip etmediği metodoloji ve bürokratik yapılanma ile hareket etmişti.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sonunda hem kendisini, hem müntesiplerini, hem ülkeyi hem de İslami alemini perişan etti, büyük bir tahribata neden oldu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fethullah Gülen, nur talebelerinden ilk ayrıldığı yıllarda, 1970&#39;lerde, bir çok nur talebesi kendisini metadolojik açıdan uyarmış ve gittiği yolun doğru yol olmadığını, sonunun pek de iyi olmayacağını belirtmişti.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Başta Gülen&#39;in ayrıldığı noktadaki asıl zaafının yöntemsel olduğu düşünülüyordu, sonraki zamanda ise nur talebelerinden ayrıldığı noktanın tamamen ontolojik olduğu ortaya çıktı. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu konuda bu blokta daha önce yazılan yazılarda bu konu uzun uzadıya tartışılmıştı.
Ayrıca, Metin Karabaşoğlu başta olmak üzere bir çok değerli yazar bu konuyu işlediler.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Şimdi bana bunu niye hatırlatıyorsun diyeceksiniz. Ama meramıma geleceğim.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Diğer nur talebeleri kendi yağı ile kavrulmaya çalışıyordu ama bir çoğunun eleştirilecek tarafları da vardı.
Her ne kadar &quot;merkezileşme güdüsü&quot;, &quot;hakikatleri benden öğrensinler&quot; anlayışı o kadar güçlü olmasa da bir inhisar etme merakı, bir taassupvari duruş zaman zaman bu cemaatlerde görünüyordu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Özellikle Yeni Asya camiası siyasete çok içli dışlı oldu 90&#39;lı yıllardan itibaren.
Ve cemaat içerisinde Mehmet Kutlular&#39;ın politik duruşunu fazlasıyla politik bulan herkes cemaatten dışlandı ve hiç yazmak istemeyeceğim şeyler yaşandığını siz de biliyorsunuzdur.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Halbuki Yeni Asya cemaati sosyal bir cemaatti. Bu yönüyle büyük bir hizmet edebilirdi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Diğer nur cemaatlerinden Meşveret cemaati ile Kurtoğlu cemaati hem Türkiye&#39;de hem de Dünya&#39;da halis muhlis hizmet ettiler ve etmeye devam ediyorlar.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Binlerce insanın imanını kurtarmaya uğraşıyorlar.
Cennete adam yetiştirmek için mesai yapıyorlar.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ama onların sosyalleşme fobisi var. Anlaşılabilir bir şey ama tamamen hak verilir mi bilmem.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu noktada talebe hizmeti yapmak isteyen sizin gibi değerli şahsiyetler için alternatif kalmıyor.
Ve &quot;en iyisi kendi kulvarımı açayım, kimseyi de rahatsız etmeyeyim ve kapımı da gönlümü de herkese açayım&quot; deniliyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sizin bu görüşlerin çok daha ulvisini düşünerek yola çıktığını düşünüyorum.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Burda bir sorun yok.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fakat bu noktadan sonra ilerlemekte ontolojik ve metodolojik sorunlar var, aşılması gereken dağlar, kurulması gereken köprüler var.
İlmik ilmik işlenmesi gereken coğrafyalar var.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Arazi engebeli.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Gençler sabırsız.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İmkanlar kısıtlı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu noktadan sonra ilerlemek için fevkalede dikkat ve teenni ile hareket etmek lazım.
Benim yapmak istediğim öneriler de bu noktada başlıyor:
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;b&gt;1- Ontolojik duruş kuvvenlendirilmeli.&lt;/b&gt;
Risale-i Nur okuyan bir talebeye ontolojik duruşunu kuvvetlendir deyince tepki göstereceğini biliyorum.
Ama Risale-i Nur güçlü bir ontolojik duruşa sahip olması onu okuyan her ferdin her olay karşısında Rububiyetteki şirke düşmeyeceği anlamına gelmez.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fethullah Gülen, kendi varlığını müntesiplerini korumaya adadı. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu uğurda her taviz verdi.
Kendi müntesiplerini korumanın Allah&#39;ın vazifesi olduğunu bir türlü derk etmedi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Halbuki onun vazifesi yalnız hakkı ve hakikati korumak ve ihlası muhafaza etmekti.
Ama kesreti etba ile binlerce adanmış ruh ile dünyayı feth etme sevdası tüm hakikatleri satmaya vardırdı işi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sizin etrafınızdaki gençler halis ve aktifler izlediğim kadarıyla.
Ama bu ontolojik duruşta eksiklikleri var.
Esma-i ilahi, sıfat-ı İlahi ve Şuunat-ı İlahi noktasında donanımlı olmaları gerekir.
Uluhiyyetteki şirki videolar ile anlatmak güzel ama zor olan her olayda Allah&#39;a giden yolu bulup Rububiyette şirke düşmemek.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunun için de Risale-i Nur&#39;u en az 10 defa devirmek gerekiyor.

&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;b&gt;2- Metodolojinin İslam tarihindeki duruşla uyumlu olması gerekir.&lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kullandığınız tebliğ metodunda çağın gereklerini, maslahatı fazla abartmamak gerekir.
Kalabalık topluluklar önünde dini hakikatleri anlatanları büyük imtihanlar beklemiştir hep.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Çünkü anlatılan hakikati öncelikle yaşamak icap eder.
Her anlatılanı da yaşamak mümkün olmuyor sürekli sahnede olanlar için.
İşte o noktada şöhreti kazibe insanı yutan bir ene ile ortalığı yakmaya başlıyor. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Hamiyetli gençler birer ene tüpüne dönüşüyorlar.
Nerede ve ne şekilde patlayacağı belli olmuyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;b&gt;3- Maddi konularda azami istiğna gösterilmeli, azami şeffaf olunmalı
&lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu zamanda insanlar maddi katkılarını çok pahalıya satıyorlar.
Karşılığında bazen bir hakikati esir alma, bazen bir şahı gedalaştırma sevdasına düşüyorlar.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İhlas zedeleniyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kuvvet azalıyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu yüzden maddi katkılarda dikkat etmek, yakın olanlar dışındakilerden bağış yada yardım almamak gerekir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ben şuna inandım: Bu zamanda hizmet etmek isteyene maddi ve manevi imkan ayağına geliyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ayağa gelmiyorsa demek ki ihlasta ve sadakatte problem var demektir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;b&gt;4- Eleştirilere açık olunmalı &lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bazı abilerin yazdıkları mektuplara, yaptıkları eleştirilere karşı müsamahakar olunmalı.
Emin olun o eleştirilerin büyük bir çoğunluğu sizin iyiliğiniz içindir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Mesela bu mektubu yazmak için içimde hiç bir garaz ve kötü niyet yok size karşı.
Tam tersine hizmetinizden mutluluk duyuyor ve sizi takdir ediyorum.
Ama akibetinizden endişe ediyorum.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Çünkü imtihan çok çetin.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Level atladıysanız muhakkak beklemediğiniz bir yerden imtihan olunacaksınız demektir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Allah yar ve yardımcınız olsun.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Akibetiniz hayır olsun.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
selamlarımla&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

muhammed 
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/2538956695728687253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/2538956695728687253' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/2538956695728687253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/2538956695728687253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2015/07/ugur-akkafa-kardesime-mektup.html' title='Uğur Akkafa Kardeşime Mektup'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-2075143087496228739</id><published>2015-07-23T10:48:00.001+03:00</published><updated>2015-07-23T10:48:40.735+03:00</updated><title type='text'>Çözüm Süreci Bitsin mi? Erdoğan neden hedefte?</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Ak Parti Hükümeti bu ülkede şimdiye kadar hiç kimsenin çözmeye cesaret etmediği tüm sorunları çözme iradesi ve iyi niyetini gösterdi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu sorunlardan Kürt meselesi son 40 yıla damgasını vuran ve alangirli, dokunanın yakan bir mesele.
Buna rağmen AK Parti ve lideri Recep Tayyip Erdoğan bu sorunu çözme iradesi gösterdi.
Hatta &quot;siyasi hayatıma mal olsa da bu sorunu çözeceğim&quot; dedi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu irade sayesinde Kürt meselesinde önemli bir yol katedildi.
Sorun tam çözüme kavuşmuş görünürken birden bire hiç beklenmeyecek ve anlaşılmayacak şekilde sorunlar çıktı.
Çözüm süreci tıkandı ve geriye gitmeye başladı.
Ne oldu da bu süreç böyle tıkandı?
Neden HDP ve PKK çözüm süresini baltalamaya çalışıyor?
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Siyasi hayatına mal olsa da taşın altına el koymuş, tüm tabuları yıkmış ve büyük hizmetler etmiş Recep Tayyip Erdoğan neden kürt siyasetinde &quot;nefret objesi&quot; haline getirildi?
Bugüne kadar Erdoğan kadar kürt meselesine sahip çıkmış bir siyasetçi var mı?
Tüm bu soruları irdelemeden önce çözüm sürecine bakmamız ve ardından bölgesel sorunlara bakmamız gerekir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;b&gt;Çözüm süreci doğru başlamış mıydı?&lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Çözüm süreci başladığında sürecin ontolojisine her türlü destek vermiştim. Ve ontolojik desteğim devam ediyor.
Bu sorunun çıkış sebebi ve süreç boyunca ülkenin kaybettiği tüm enerjiyi ve insanları düşününce sürecin varlık felsefesine karşı olmak mümkün değil.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fakat metodolojine dönük eleştirilerim vardı ve o eleştiriler hala var.
Sürecin karşı taraf ile müzakere şeklinde yürümesi yanlış.
Çünkü karşı taraf eline silah almış, dağa çıkmış, köyleri basmış ve her tür şiddet ile terörü meslek edinmiş.
bir meseleyi böyle bir aktörle çözmek baştan sakat bir yöntem.
Çünkü bu aktörün süreç boyunca ne zaman ne yapacağını kestirmek mümkün değil.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ayrıca, benzer sorunlarda eline silah almayı özendirmesi de mümkün.
Şiddeti kategorik olarak red etmek yerine şiddeti yüceltmeye katkı sağlaması mümkün.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunun yerine terör meselesini Kürt meselesindeki demokratikleşme sürecinden ayırmak gerekirdi. 
Demokratikleşme sürecindeki reformları pazarlıksız, amasız ve karşı tarafsız bir biçimde belli bir takvim ile yapmak lazımdı.
Diğer taraftan terör meselesinde istenirse karşı taraf ile görüşülmesi yada karşı tarafı tamamen yok etmeye dönük çalışılması gibi yöntemler takip edilebilinirdi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Nitekim ABD hiç bir zaman kendisine karşı olan bir terör örgütü ile pazarlık yapmaz iken İngiltere her tür terör örgütü ile pazarlık yapabiliyordu.
Ama tüm bu devletlerin istihbarat örgütleri her tür terörist grup ile görüşüyor ve hatta ortak işlere de imza atıyorlar.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bizim çözüm sürecindeki metodolojide olan yanlışlık Kürt meselesinin çözümü için karşı taraf ile pazarlık masasına oturmak idi.
Halbuki pazarlık masasına sadece terörün bitmesi için oturmak gerekirdi.
Kürt meselesi bizim Devlet politikamızın ve anti demokratik uygulamalarımızın sonucu.
Eğer bir muhatap aranacaksa bu muhatap Devlet olmalıydı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;b&gt;Süreç neden tıkandı?&lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kürt meselesinin çözümünün tıkanmasının en büyük sebebi bölgesel çatışma ortamının Kürtler için ortaya çıkardığı yeni makro dengelerin oluşturduğu fırsatlar.
Kürt tarafındaki bazı aktörler bu fırsatlardan istifade ederek bir kürt devleti kurmaya kalkıştılar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Özellikle Barzani bölgesel karışıklıkta Türkiye ile ortak hareket etmeye karar vermesi üzerine ABD tarafından üzeri çizildi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
ABD&#39;nin bölgede sözünü dinleyecek bir aktöre ihtiyacı vardı ve bu aktör onlara hiç yabancı değildi.
ABD, İran ile sorununu çözmüştü ama bölgedeki İngiltere iştahının bir sonucu olan DAİŞ&#39;e karşı yerel bir aktörü konumlandırma ihtiyacı duydu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kürt tarafındaki aktörler bu durumu yeni bir fırsat olarak gördüler ve Suriye ile Irak&#39;ın kuzeyini ve Türkiye&#39;nin güneyini kapsayan geniş bir bölgedeki Kürt devleti için iştahlandılar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Burada hapiste olan Abdullah Öcalan&#39;ın tavrı da önemliydi.
Öcalan, ABD&#39;nin kazığını yemişti ve tecrübeli idi.
Bu yüzden kürt meselesini Türkiye ile bir an önce çözmek ve ABD&#39;nin bölgedeki oyununa kürtlerin gelmesini engellemek istiyordu.
Uzun yıllardır hapiste olması PKK üstündeki etkisini zayıflatmıştı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bir de büyük enaniyeti ve kendi beğenmişliği ile sık sık fikir değiştirmesi Türk tarafını da bıktırmıştı.
Bu durum müzakerelerin ilermesini zayıflattı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Tüm bu durumlara rağmen Erdoğan müzakerelerin doğru zeminde ilerlemesini istiyordu.
Dolmabahçe Sarayı deklarasyonu büyük kırılmalar oluşturacağı ve PKK&#39;ya uluslararasında meşruiyet sağlayacağı gerekçesi ile karşı çıktı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Hükümet tarafındaki aktörler süreci okuma konusunda Erdoğan&#39;ın fersah fersah gerisindeydi.
Kürt siyasetçileri süreci doğru okuyan Erdoğan&#39;ı bu yüzden hedef haline getirdiler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Her sözünü polemik konusu haline getirdiler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Erdoğan ABD&#39;nin, İsrail&#39;in ve İngiltere&#39;nin bölgedeki çoğu oyununu görmüş ve bir çoğunu bozmuştu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bölgede bir kürt devleti kurmak istediklerine kani olmuştu ve bunu engellemek istiyordu. Çünkü bu durum bölgedeki tüm haritanın değişmesi anlamına gelecek ve tüm diğer halkların kürtlere düşman olmasını getirecekti.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Uzun vadede Kürtler de perişan olacaktı.
Fakat Hükümet yetkilileri romantik bir bakış açısı ile bu gidişatı yeterince göremiyorlardı.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

&lt;b&gt;Peki Çözüm Süreci bitse ne olur?&lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Çözüm süreci bu saatten sonra bitse de artık kürt meselesinde yapılan reformlar geriye gitmez.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Artık olağanüstü hal ilan edilip bölgede devlet terörü estirilmez.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Her türlü tahrike rağmen bu süreci bitirmek Türkiye&#39;nin çok zararına olacak.
Bölge ateş topuna dönecek ve bir daha bu sorunu çözmek isteyen hiç kimse elini taşın altına koyamayacak.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yapılması gereken çözüm sürecini bitirmeden süreçte bazı önemli değişiklikler yapmak.
Özellikle doğu ve güneydoğudaki silahlanma yarışına el atmak gerekir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ayrıca doğu ve güneydoğuda PKK&#39;nın gençlik örgütünün vergi adı altında esnaflara ceza kestikleri bir gerçek.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ben inanmıyordum, yakın zamanda gittim, gördüm ve esnaflarla konuştum.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Resmen vergi cezası kesiyorlar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunların bitmesi ve soruşturmaların acılması gerekir.
Hukuk dışına çıkan herkes mahkemelere çıkarılmalı. 
Aksi takdirde süreç boyunca Devlet bölgeye giremeyecek. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sonuç olarak, Çözüm Süreç bitmemeli ama mutlaka sürecin kendisi de reforme edilmeli.




</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/2075143087496228739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/2075143087496228739' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/2075143087496228739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/2075143087496228739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2015/07/cozum-sureci-bitsin-mi-erdogan-neden.html' title='Çözüm Süreci Bitsin mi? Erdoğan neden hedefte?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-2789759450108662825</id><published>2015-07-20T10:57:00.001+03:00</published><updated>2015-07-22T08:54:08.269+03:00</updated><title type='text'>Anti Demokratik Tehlikeli Bir Akımın Yükselişi: Mutezile</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Muhammed Olgu @molgu
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;b&gt;Özet: &lt;/b&gt;
İslam tarihinde demokrasiyi ve özgür düşünceyi tehdit eden birkaç akım bulunmaktadır. Bu akımlardan bazıları rasyonaliteye dayanmaktadır. Bu rasyonalist akımlardan biri Mu’teziledir. Bu çalışmada bazı Mutezile görüşleri tartışılmakta ve bazı açılardan eleştirilmektedir. Bu makalenin yazarı Mu’tezilenin birçok Müslüman ülkede demokrasinin ve İttihad-ı İslamın gelişmesini tehdit edecek düzeyde yükselmekte olduğunu iddia etmektedir. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;b&gt;Giriş&lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İslam tarihinde önemli fikri akımlarından biri de sekizinci yüzyılda ortaya çıkan Mutezile akımıdır (Dhanani, 1994).  Ömer Çapra (Muslim Civilization: the Causes of Decline and the Need for Reform, 2008) kitabında İslam medeniyetinin düşüşünde Mutezilenin etkisini çok güzel şekilde anlatır. Aslında hazin bir gerçek hikâyedir. Mutezilenin yükselişi İslam’ın medeniyetinin düşüşünü hızlandırmıştır tarih boyunca. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bugünlerde meşhur olan &quot;Kur&#39;an müslümanlığı&quot; gibi akımlar temelde Mutezile&#39;nin görüşlerine dayanırlar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Emre Dorman, Caner Taslaman, Mustafa İslamoğlu ve diğer bir çok akedemisyen ve yazar temelde Mutezile&#39;nin getirdiği yaklaşıma sahipler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ehli Sünnet ve Cemaat imamlarının en çok korktuğu fikri akım Mutezile olmuştur. Çünkü Mutezile Abbasiler zamanında iktidarı ele geçirince öyle bir fikri ve siyasi terör estirdi ki Müslümanlardan hiç bir kimse yeni bir fikir üretmeye cesaret edemedi ve gerileme donemini baslatti. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Mutezile ile fikri manada hesaplaşmamız lazım. Bu konu, halı altına süpürülecek bir konu değil. Eger tekrar iktidara hâkim olurlarsa aynı diktatörlüğü egemen kılmalarını engelleyecek hiç bir şey yok. Türkiye’de Fethullah Gülen’in boşaltmak zorunda kaldığı siyasal alana hakim olmak isteyen Mutezileciler büyük bir tahribat oluşturabilirler. 
Halbuki ilkesel olarak hiç bir İslami cemaat, tarikat ve oluşumun iktidarı ele geçirmeye çalışmaması gerektiğini yakın zamanda öğrenmemiş olmamız lazım. Çünkü siyasal iktidar bir sopadır ve onu eline geçiren her bir fikri akım başkalarına karşı diktatörlük kurabilir ve zulüm edebilir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;b&gt;Mutezilenin Çıkışı&lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Çok uzağa gidelim. 1300 yıl öncesine. Tarih hicretten sonra 110 ve miladi 728 yılı. Hasan Basri hazretleri talebeleri ile medresede ders yapmaktadır.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Herkes bağdaş kurmuş ve ders halkasında pür dikkat bu değerli zatı dinlemekte iken sohbet halkasından biri bazı eleştirilerde bulunuyor, kalkiyor ve halkayı ve cemaati kızgınlıkla terk ediyor. Terk eden kişinin ismi o güne kadar hiç duyulmamış. O günden sonra duyulacak ama yine de çok meşhur olamayacak. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ismi Vasıl bin Ata. Kısa sürede büyük bir grup oluşturur ve bu ayrılanlar yani Mu’tezile, Ehli - Sunnet ve Cemaate tam 24 konuda elestiri getirir. Işin ilginç tarafı, bu eleştirilerden tam 21 tanesi büyük oranda doğru ve haklı eleştirilerdir. 
Hızla yayılan bu akım, Abbasi halifesi Harun Reşidi ve saray ahalisini de etkiler ve kısa sürede Halifelerin de kabul ettiği bir akım haline gelir. Özellike El Vasik’ın halifeliği döneminde Mutezile kelimenin tam anlamıyla terör estirir ve kendisine muhalif olan tüm akımları engizisyon gibi karanlık oda sorgulamalarından geçirir ve binlerce alimi hapishanelere koyar. Ahmet bin Hambel de “el-mihne” despotik sorgulamalardan geçer ve büyük işkence görür. Tutukladıkları tüm İslam alimlerine Kur’an’ın mahluk olduğu iddiasını kabul etmelerini isterler ve red edenleri hapse atarlar. Ahmet bin Hanbel hazretleri Kur’an’ın mahluk olduğu fikrine karşı çıktığı için yıllarca zindanda işkence görmüstür.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu despotik akım fikri manada da bir muhalifin çıkmasına izin vermez ve ta İmam-ı Gazali çıkana kadar Mutezileye ciddi manada muhalefet eden çıkmaz. Tarih boyunca ortaya çıkan tüm Mutezile türevleri, başta hür düşünceye ve özgür bireylere vurgu yaparken, bu fikri akımın içinde barındırdığı despotik zihin yapısı gücü eline geçirince en ağır zulmü işlemekte bir çok maslahat bulmuştur. 
Bu akım, Kur’an-ı Kerim’i anlamak için akıl yürütmek gibi zahirde sureti haktan görünen ama hakikatte tüm ehli sünnet ve cemaat akidelerini yıkmaya matuf ve dini başkalaştıran bir hal alır. Rasyonalite ve adalete verdikleri önem diğer despotik düşüncelerini gizlemek için bir araca dönüşür.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İmami Gazali bu yeni fikirden 3 tanesinin tamamen yanlış oldugunu ispat eder. Ama bu üç fikir, Mu’tezilenin diktatörlük kurmasına ve insanlari engizisyondan geçirmesine neden olur. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu zatlar kendilerine hiç bir zaman Mu‘tezile demediler. Onun yerine &quot;ehlü&#39;l-adl ve&#39;tevhîd&quot; (&quot;adalet ve tevhid ehli&quot;) dediler. Rasyonaliteyi savunan ve ozellikle kader ve kaza konusunda Es’ari yorumunu katı bulan bu anlayış İslam aleminde büyük bir etki ve dolayısıyla da kaçınılmaz olarak tepki doğurdu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Akılcı bir mezhep olan Mu&#39;tezile, mantık kurallarıyla çelişir gördüğü âyet ve hadisleri Ehl-i Sünnet&#39;ten farklı biçimde yorumlamış ve bu yorumlarında akla öncelik vermiştir. Nitekim Mu&#39;tezile mezhebi, gerek akla fazla değer vermesi ve özellikle de Abbâsîler döneminde felsefe ile girdiği yakın ilişkiler dolayısıyla barındırdığı felsefi metod ve görüşleri nedeniyle fazlasıyla eleştirilmiştir. 
Bediüzzaman’ın tespitiyle söylersek Mu’tezile mutehakkimdir, tahakküm kurmak ister ve hem de kendilerini Halıkın işlerine haşa gözetleyen ve müfettiş görevi ile görevlendirilmiş görürler ve herkesi yargılarlar (Sözler, 387). &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Özellikle de nass (ayet veya hadis) ile aklın çeliştiği noktalarda sıklıkla nassı akla uygun gelecek şekilde yorumlamaları diğer mezheplerde büyük tepki uyandırmıştır. Ayrıca, onlarca cildlik eserler yazmalarina ragmen aklı vahye tercih ettikleri için pek bir kimseyi ikna edememişlerdir ve mütehakkim bir azınlık olarak kalmışlardır. Bunun yerine devleti ele geçirip fikirleri zorla millete kabul etme yolunu ihtiyar etmişlerdir ve etmeye devam etmekteler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Modern zamanlardaki bazı araştırmacı ve İslam tarihçileri çeşitli hususlarda rasyonalist olarak tanımlanabilir. İsim vermek doğru değil ama bugünlerde popüler olan bazı akademisyen ve yazarların Mu’tezilenin tüm fikirlerini açıkca televisyonlarda ve sanal ortamlarda savunduklari, sadece Kur’an’ı esas alıyoruz diyerek herşeyi bir kenara ittiklerini görüyoruz.
Mu&#39;tezile mezhebinin kendi içinde barındırdığı beş esası vardır. Bu fırkanın Ehl-i Sünnet inancından ayrıldıkları beş ana mesele vardır:&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;i&gt;“1- Kur’an, mahluktur derler. Haşa sonradan halk edilmiştir derler.” &lt;/i&gt;
Ehli Sunnet itikadina gore, Kur’an, Kelam-i Ezelidir. Ezeli olan geçmiş, gelecek ve hazır zamana, aynı anda bakar. Aynı anda hüküm ifade etmeyen bir kitap ezeli olamaz. Kur’an-i Kerim hükümleri hem geçmişe, hem bugüne ve hem de geleceğe aynı anda hitap eder. Bu sırdan dolayıdır ki Cennette de Kur’an hükümleri caridir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Dolayısıyla Kur’an bir mahlûk değildir, halk edilmemiştir ve ezeli bir Kelam-ı İlahidir. Etkisi hep devam edecektir. 
“2- Tahavvülatı zerrat meselesinde, eşyanın ezeli olduğunu iddia ederler. Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarını kabul etmezler.  Esma-i Husna ve Şuunati İlahiyi önemsemezler ve manasını da tam anlayamazlar.” &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Eşya ezeli olamaz. Çünkü mahlûktur. Yani halk edilmiştir. Halk edilmiş bir şey sonradan ihdas edilmiştir yani hadistir. Hudus hakikatine bağlı olan her şey mahlûktur. Dolayısıyla eşya ezeli olamaz. Nitekim gelecek ve geçmişe değil ana nazırdır eşya. Halden hale girer ve sürekli değişim içindedir. Her yeni hale gidiş yeni bir halk edilme ve dirişiştir. 
“3- Kaderi inkâr ederler ve  “Kul fiilinin hâlıkıdır (yaratıcısıdır),” derler. Buna gore, Allah sadece hayrı yaratır. Şerri ise kul yaratır derler.” 
Kaderi inkar etmek, ilim ve programi inkar etmek demektir. Cüz’i ihtiyariye adeta külli bir rol vermektir. Bu madde yuzunden Mutezileye fırkayı- dalle denilmistir. Yani dalalete yuvalandığı iddia edilmiştir. 
“Hâlbuki Allah, sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır.” (Sâffât Suresi 37/96)
Bu ayet açıkça hem bizi hem de yaptığımız tüm şeyleri yaratanın Allah olduğunu buyurmaktadır. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Şer olan bir şeyi halk etmek şer değildir. Şer olan şey bizzat iradeyle gidip o şerri işlemektedir. Örneğin, güneşin milyonlarca faydası var. Güneş altında kalıp vücudu yanan kimse güneşi suçlayamaz. Ya da ateş yüzyıllardır insanoğlunun binlerce ihtiyacına cevap veriyor. Elini ateşe sokup ta elini yakmak şerdir ama o ateşi yaratmak şer değildir. Elini yakan mesuldur. Ama ateşi Allah yaratmıştır. Bu sırdan dolayıdır ki şeytanın yaratılması ve milyarlarca insanın şeytan yüzünden Cehenneme gitmesi şer değildir. Şer olan şey insanların ihtiyarlarını şeytanın peşinden giderek yanlışta kullanmalarıdır. Çünkü şeytanların halk edilmesi insanlara terakki etme, yükselme ve melekleri geçerek Allah’a (C.C.) tam muhatap olma imkanı vermiştir.  &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Cenâb-ı Hak, insanlara irade ve ihtiyar vererek kendi fiillerinden mesul olmaları sağlamış ve mükâfat ve ceza kapısını açmıştır. Mu’tezileciler kulun işlediği fiillerden mesul olacağını kabul etmekle birlikte, ortaya çıkan şerleri Allah’ın (C.C.) yaratmasını azamet-i İlahi’ye uygun görmediklerinden, şer olan şeyleri kulun yarattığını ileri sürerler. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Temelde Allah’ı (C.C.) tenzih etme uğraşı olan bu anlayış sonucunda, kul, kulluğun ötesine geçerek yaratma alanına müdahil olduğuna hükm edilir. Bu anlayış onları ıztırari ve ihtiyari fiiller arasında ayırım yapmaya zorlar. Derler ki, Cenâb-ı Hakk sadece ıztırarî, yâni insanın cüz’î iradesi dışında cereyan eden fiilleri yaratır. İhtiyarî fiillerin ise kul tarafından yaratıldığını iddia ederler. 
Halbuki Kainatta yaratılan her fiil milyonlarca fiil ile alakalıdır. Bir kulun elini kaldırma fiilini yaratması için yerküredeki çekim gücünü yaratması ve hatta tüm Kainatı yaratması gerekir. Bu muhaldir. Çünkü her fiil diğer tüm fiiller ile alakalıdır. Birine hükmeden tüm fiillere hükmeder. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Aciz bir beşer kendi fiilinin nasıl halkedeni olabilir. Onlar şerri istemenin ve teşebbüs etmenin şer olduğu, lâkin yaratmanın şer olmadığı hakikatini anlayamadıklarından bu bâtıl yola girmişler, ayrıca bazı cüz’î şerler altında küllî hayırlar bulunacağını idrak edememişlerdir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
“4- Küfür ile iman ortasında üçüncü bir mertebenin daha bulunduğuna inanırlar. Onlara göre, büyük günahları işleyen bir kimse, iman ile küfür arasında kalır, ne mü’min, ne de kâfir olur. Dolayısıyla büyük günah işleyen mü’min olarak kalamaz derler.”
Mu’tezilenin sosyal hayata bakan en tehlikeli görüşü budur. Bu görüş nedeniyle binlerce insanı engizisyona göndermişler ve toplum üstünde tahakküm kurmuşlardır. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ehli sünnet ve Cemaat der ki; ehli imanın, şeytanin desiselerine kapılıp büyük günahları işlemesi imansızlıktan kaynaklanmaz, dolayısıyla küfre girmezler. Bediüzzaman da bu görüşü katılır ve der ki büyük bir günah isleyen için tevbe ve istigfar kapısı açıktır ve tövbe edip iman dairesinde kalabilirler. Amma bir büyük günahı inkar etmek ise insanı küfre götürür. Yada herhangi bir dini emri inkar insanı küfre götürür. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İnsanın büyük günahları işlemesi nefsine ve şeytana uymasının sonucudur, imansızlığın sonucu değildir. İnsanın kısa vadeye meftun olması ve kısa vadedeki lezzet ve rahatı uzun vadeye tercih etmesi fıtratına konulmuş bir özelliktir ve imtihan sırrının bir gereğidir. Hele hele bu asırda günahlar her tarafı kuşatmış iken günah işleyeni din dışına itmek insafsızlıktır ve Dinimizde bir karşılığı yoktur.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sa’d-ı Teftazânî Hazretleri Şerhül Akâid adlı eserinde (s,188-192) şöyle der:
“Mutlak kebire, kendisinden daha büyük günah bulunmayan küfürdür. Diğer günahlar ise izafîdirler. Kendilerinden büyük olanlara nisbeten küçük, küçük olanlara nisbetle de büyüktürler. İşte, küfürün dışında kalan bu günahlardan hiçbiri, fâilini (işleyeni, yapanı) imandan çıkarmadığı gibi küfüre de sokmaz. İşlediği günahı hafife almamak ve helâl görmemek şartıyla, bir insan şirk dışındaki günah-ı kebâiri işlemekle “fâsık” ismini almakla birlikte, imandan çıkmadığına, öldüğünde üzerine cenaze namazı kılınacağına ve tevbe etmeden ölse de Allah’ın dilerse onu afvedeceğine Ehl-i Sünnet’in ittifakı, hattâ icmaı vardır. Zaten Cenâb-ı Hak, şirkten başka küçük ve büyük günahları kulun tevbe etmesiyle afvedeceğini vaad etmiştir. Nitekim bir ayette Cenâb-ı Hakk’ın tevbe edip düzelenlere karşı gafur ve rahîm olduğu şöyle beyan edilmiştir: “Sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tevbe edip de kendini düzeltirse, (bilmiş olsun ki) şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (En’am Suresi 6/54)
 “5- Cemel ve Sıffîn muharebelerinde iki taraftan birinin mutlaka haksız olduğunu ve tâyin etmemekle birlikte bu haksız tarafın fâsık olduğunu ileri sürerler.” &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ehli Sünnet ve Cemaat der ki, Cemel ve Siffin muharabelerinde Hazreti Ali haklı idi. Muhalifleri haksiz idiler. Fakat hem Hazreti Ali hem Hazreti Aise ve Zubeyir bin Avvam ve Talha bin Ubuydullah halis idiler ve ictihadlari farkli idi. Hazreti Ali Adaleti Mahzayi esas aliyordu ve azimet ile hareket ediyordu. Muhalifleri ise izafi bir adaletin derhal sağlanması gerektiğini iddia ediyorlardı. Her iki taraf ta fâsık değildir ve İslam dairesindedir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İşte yukarıda sayılan tüm bu farklılıklar Mu’tezileyi Ehli Sünnet ve Cemaatin dışında telakki etmeyi getirmektedir. Mu’tezile alimleri Kelam ilminde çok ilerlemelerine rağmen akla gereğinden fazla önem verip vahyin önene getirdiklerinden doğru yolu bulamamışlar ve Ümmetin buğzunu kazanmışlardır. Ama bu meshepteki Zemahseri ve İbni Cevzi gibi imamlar iyi niyetli olduklarindan Ehli Sunnet ve Cemaat tarafindan tekfir edilmemislerdir. Fakat, Ebu Ali Cubbai merdud sayılmıştır. Halbuki İbni Cevzi, Ebu Ali Cubbai’den çok daha sert bir tavır sahibi olmasına rağmen halis niyetli olarak kabul edilmiştir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Abbasi halifesi Müvekkil zamanında Mutezile devlet dairesinden kovuldu ve etkisinin tam olarak kırılması İmam-ı Gazali’nin çıkışı ile mümkün oldu. Akla çok güvendiği için başkalarının aklını ve amellerini yargılama hakkını kendinde gören, despot ve mağrur bu şahıslar iktidar alanında tam terör estirecek bir anlayışın sahibidirler. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Mu’tezileciler, farklılıklara karşı tahammülsüzdürler ve tüm mezheplere ve mezhep yorumlarına karşıdırlar. Kur’an-i Kerim’i farklı kimselerin farklı şekilde anlamalarına izin vermezler, tefsirlerin okunmasını gereksiz görürler ve kendi yazdıkları yorumların okunmasını isterler. Kur’an’ı sadece kendilerinin anladığı şekilde anlaşılması gerektiğinde ısrar ederler. Hadisleri pek önemsemezler ve işlerine gelen Hadisleri istimal ederler ama akla ters gördükleri yada anlamakta aciz oldukları Hadisleri inkar ederler. 
Mu’tezile düşünürleri, tefsirlere karşıdırlar ama hepsinin hemen hemen onlarca ciltlik Kur’an-i Kerim üstüne yazılmış eserleri vardır. Bu eserlerde Ayetleri yorumlarlar. Kendilerinin Ayetleri yorumlama hakkı var iken Ehli Sunnet ve Cemaat imamlarinin ayetleri yorumlama haklarına saldırırlar. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Mu’tezile, tahakküm kurma sevdasındadır ve hodbindirler. İnanılmaz bir enaniyet sahibidirler. Kendilerini oto kontrolden geçirmezler ama tüm ümmeti yargılarlar ve zihnen mahkum ederler.
Mu’tezilenin yaktığı yangını, İmamı Gazali, Abdulkadiri Geylani, Imam-i Azamin talebeleri, Cuneydi Bagdadi söndürmüşlerdir. Ama yaptıkları tahribat İslam alemini çokça geri bırakmıştır. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Halbuki, İslami ekoller içerisinde farklılıklara karşı en açık olan Ehli Sunnet ve Cemaat olmuştur. Şimdi Müslümanların dağınık olduğu ve binlerce farklı fikirde Müslümanın olduğu bir zamanda tek bir fikri yorumu esas alıp herkesi dışlamak İslam’a yapılan büyük bir haksızlıktır. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Siyasal iktidar alanı farklılıkların beraber yaşayabildiği bir alan olmalı. Aksi takdirde bugün azınlık olan bir fikir yarın çoğunluk olup herkesi engizisyona tabi tutabilir.
Mu’tezilecilerin de fikrini özgürce savunduğu ama kimsenin kimseye bir şiddet yada tahakküm uygulamadığı bir iklimi inşa etmeye gayret etmek lazımdır. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;b&gt;Kaynakça&lt;/b&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Dhanani, A. (1994). The physical theory of Kalam: atoms, space and void in Basrian Mu&#39;tazili cosmology.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ömer Çapra, (2008) Muslim Civilization: the Causes of Decline and the Need for Reform, The Islamic Faoundation, İngiltere&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sa’d-ı Teftazânî, Şerhül Akâid, (s,188-192)

</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/2789759450108662825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/2789759450108662825' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/2789759450108662825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/2789759450108662825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2015/07/anti-demokratik-tehlikeli-bir-akmn.html' title='Anti Demokratik Tehlikeli Bir Akımın Yükselişi: Mutezile'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-7267233709980500702</id><published>2015-06-22T16:27:00.001+03:00</published><updated>2015-07-22T09:00:35.327+03:00</updated><title type='text'>Seçim sonrası Kabz Hali</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Ülke yıllar sonra o bildik, o bıkılmış o sıkıntılı yıllara geri döndü.
Koalisyon tartışmaları, terör saldırıları, milliyetçilik naraları her tarafı yeniden kuşattı.
Maddi ve manevi havamız kirlendi, boğazlarımız düğümlendi ve o bildik lanet şarkılarına eşlik etmeye başladık.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ak Parti iktidarının oluşturduğu rahatlığın marjinal faydası düşünce, insanların bir kısmı yeni marjinal fayda maksimizasyonuna giriştiler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Alternatif olarak ortaya sunulan CHP+MHP+HDP koalisyonu kısa sürede kadük kaldı.
Bu saatten sonra kurulacak herhangi bir koalisyonun pek fayda vermeyeceği görülüyor. 
Ülkede yükselen bir milliyetçilik ve bir ırkçılık var.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Tüm milliyetçilerin ırkçı olması gerekmiyor ama milliyetçiliğin yükselmesi ile beraber ırkçılık gözle görülür şekilde artıyor.
Seçim öncesi var olan kutuplaştırmanın azalması olumlu olsa da her an büyük olaylar patlak verecekmiş gibi bir kabz hali var.
Oluşan bu tabloda ülkenin tüm gruplarının katkısı var.
Kiminin çok, kiminin az.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İktidarlar ülkeye ne kadar hizmet ederlerse etsinler belli bir süreden sonra hizmetlerin oluşturduğu fayda görülmemeye başlanıyor.
Buna iktisatta düşen marjinal fayda deniliyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Her getirilen katkı bir önceki katkıdan az ise insanların mutluluk seviyesi bir derece azalıyor.
Bir de buna doğulu toplumlarda var olan kısa vadeli düşünme ve balık hafızası eklenince iktidarların istikrarlı seyri azalmaya başlıyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Haliyle muktedir iken yorulan kadroların nobranlığı da ayrı bir tuz oluyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İktidar partisi olan AK Parti 13 yılda çok önemli hizmetler etti ama bu hizmetlerin marjinal faydası yeni bitme gençler için sıfırdan farksız ve eski nisyan ile malül nesil için de çok yüksek değil.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yeni şeyler söylemek lazımdı. Ama Davutoğlu iyi akedemisyen tarafına mağlup düştü ve onu yeni şeyleri hiç iyi formüle edemedi.
Yeni medeniyet inşası güzel düşünce ama geniş halk kitleleri anlamazlar ve anlamadılar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bir çıpa olmadan, bir hikaye olmadan yeni bir tarih yazamazsınız.
Halkı anlamadan ve tanımadan biçtiğiniz elbise ya bol gelir ya da dar.
ikisi de kötü.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Oluşan kabz halinin geçici olduğunu söylemek isterdim ama en azından kısa vadede erken seçim olmaz ise bu hal daha uzun sürecek gibi görünüyor.
Rabbim ülkemizi, milletimizi ve gençlerimizi korusun, başımızdakilerin hepsine feraset ve akıl versin.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Vesselam
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/7267233709980500702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/7267233709980500702' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/7267233709980500702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/7267233709980500702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2015/06/secim-sonras-kabz-hali.html' title='Seçim sonrası Kabz Hali'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-5795238820103548244</id><published>2014-09-23T07:57:00.003+03:00</published><updated>2014-09-23T07:59:03.631+03:00</updated><title type='text'>Yağmur Yağdırılıyordu Şehrin En Kalabalık Caddesine</title><content type='html'>Yağmur yağdırılıyordu şehrin en kalabalık caddesine. Ş
Düşenler damlalar değildi,indirilen Rahmet&#39;ti zira.
Her zamankinden farklıydı bu defa.
Ciselemiyor, hızlı hızlı yağıyordu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yağmur taneleri rüzgar ile adeta dans ediyor, metrelerce yere yakın seyrettikten sonra yere düşüyordu.
Rahmet, nezaketle ve nezahetle yere damlıyordu. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Her düşüş bir yükselişti. Her damlanın gelişi, aslında bir gidiş...&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Rahmet mücessemleşiyordu adeta, gümbür gümbür geliyordu. Her tarafa ilanat yapıyordu. Geliyorum diyordu öncesinden.
Cünkü ülfet perdesi mücessem rahmeti görmeye engel oluyordu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Rahman, her anda, her hava zerresinde, her bulutta, her yağmurda kendini göstermek için tüm Kainatı harekete geciriyordu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ama kulların ekserisi görmemek için gözlerini kapatıyor, duymamak için kulaklarını tıkıyor, hissetmemek için hislerini uyusturuyordu.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Rahmet, kulları için inikas ediyordu ama kullar duymamak için tüm güçleri ile direniyorlardı.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu vurdumduymaz, bu serkeş, bu gafil tavırlara rağmen Rahmet, çekilip yerini Gazaba bırakmıyordu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kulların en yakınları, anneleri, babaları bile üst üste yapılan yanlışlar karsısında &#39;ne halin varsa, gör, ben karısmam&#39; diyordu ama
Rahman, ama Rahim, hic bir kulunu kendi haline bırakmıyor, &quot;senden vazgeçmem, icinde kalb adlı yıldız vardır&quot; diyordu adeta.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kalb yıldızının ısığı sönmuştu, vicdan ayının enerjisi bitmişti ama Nur Sahibi, Gün ve Gece Halık’ı yine de kuluna mühlet veriyordu.
&#39;Ya dönerse&#39; diye.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kul ise her yanlışını bir başka yanlışı için gösterge yapıyor, her nimetini bir sonraki nimet için ölçü yapıyordu.
Kavuşamadığında hak dava ediyordu, bir hakkı varmış gibi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kendisi gibi müflis olan kişilerle kendini mukayese ediyor, hasedi tavan yapıyordu, başını örse vuruyordu.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bütün benlikleri, bencillikleri, enaniyeti, hasedi aslında belaların, kovulmaların nedeni idi.
Göremiyordu. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bütün ruhunun yalnızlığı, kalbinin ızdırabı, vicdanin sızıntısı, Rabb&#39;ten uzaklaşmanın anlık cezası idi.
Hissedemiyordu.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sairin dedigi gibi bütün sürgünleri, o sürgünün bir süreği idi.
Ilkin kendi kendini Hakk&#39;ın yolundan sürgün etmisti. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Hakiki bir zindan olan Dünya&#39;nın soluk duvarlarına aşık olmustu nefsi. Kalbi ise duvarlardaki sınırları görüyor, ruhu duvarın diğer ötesine iştiyak duyuyordu.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ama başını kaldırıp Rahmetin elini görmek için bir anlık bir çabayı bile göstermiyordu.
Sonra niye dünyam cennet degil diye her önüne gelene şikayet ediyordu. Mahbubu olduğu dünya kendine aşık olanlardan kaçar. Nekkardır zira. Kimseye yar olmaz bu dünya.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Olmuyordu da.
Her gerçek onur sahibi gibi dünyayı elinin tersiyle itmeli ve kalbinde geçici, bikarar şeylere yer açmamalıydı.
Kalbini, hiçbir şeye muhtaç olmayan ve herşeyin ve herkesin herdaim O’na muhtaç olduğu Samed’e açmalıydı sadece. Bütün sevdiklerini O’nun vesilesiyle sevmeliydi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Tek kurtuluş buydu zira. 
Rahmetin izini sürmek ile mütmain olurdu tum kalbler ne de olsa.
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/5795238820103548244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/5795238820103548244' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/5795238820103548244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/5795238820103548244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/09/yagmur-yagdrlyordu-sehrin-en-kalabalk.html' title='Yağmur Yağdırılıyordu Şehrin En Kalabalık Caddesine'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-3974857569828509184</id><published>2014-09-08T07:46:00.000+03:00</published><updated>2014-09-08T07:51:02.349+03:00</updated><title type='text'>Ahmet Davutoglu Uzerine</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Ahmet Davutoglu hoca Basbakanlik koltuguna oturdu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kongre&#39;de yaptigi konusma, kendisine daha fazla kredi saglanmasina neden olmus gibi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Davutoglu hem cok iyi bir entellektuel, hem cok halis bir Musluman hem de vicdanli bir insan.
Butun bu ozelliklerin bir yonetici hele hele bir Basbakan&#39;da toplanmdigi gorulur seyler degil.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Hal boyle olunca insan Ahmet Davutoglu hocanin nasil bir basbakan olacagini cokca merak ediyor.
Basbakanlik makamina bir Habermas&#39;in, bir Foucault&#39;in bir Heidegger&#39;in oturdugu batida vaki degil.
Ama Bush gibi Tony Blair gibi yoneticiler cikar. Clinton gibi basarili kisiler ise nadiren orda tezahur ederler.
Bizde ise nadiren Turgut Ozal gibi vizyoner kisiler cikar.
Recep Tayyip Erdogan gibi fevkalade basarili yoneticiler de cok nadiren gelir. 
Erdogan&#39;i muvaffak eden sey muktesabati degildi elbette.
Yoneticileri cok iyi secmesi ve onlarin arkasinda kararlilikla durmasi buyuk bir fark acti.
Ayrica, Erdogan, basarili bir insani senelerce ayni yerde tutmaya devam ederdi. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Kendisinden daha birikimli kisileri istihdam etmekten imtina etmezdi.
Guclu bir danisman kadrosu ile calisir ve hemen hemen herseyi onlarla muzakere ederdi.
Bu durum, Erdogan&#39;in en buyuk avantajidir. Cunku boylelikle hatalarini minimize ediyor ve nefsani ve hissi cikislar yaparak haksiz duruma dusmekten kurtuluyordu.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Nitekim istisareyi biraktiginda art arda hatalar yaptigi da olmustu. Ama Erdogan hatada israr etmez ve fark ettigi an hatadan donerdi.
Bu durumdan dolayi gittikce artan bir grafikle insanlardan destek gordu.

&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Davutoglu ise ontoloji basta olmak uzere tum felsefik konularda bir Kant&#39;tan asagi degil ve Habermas ile Heidegger ile oturup varolussal sorunlari muzakere edebilir ve onlarin hic de bilmedigi doguyu onlara saatlerce anlatabilirdi.
Davutoglu, dis politikayi, dis politika mimarlarina hayran bakislari altinda gunlerce ders verebilir ve hic bir buyukelci bu durumdan rahatsiz olmaz.
Davutoglu, ekonomiyi de iyi bilir ve kultur ve kultur politikalarinda en derin tartismalara rahatlikla girebilir.
Ilginctir ki Ahmet Davutoglu, hayatinin belli zamanlarinda Islami sanatlar ozelinde sanata fevkalade ilgi gostermistir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Bilim Sanat Vakfi&#39;nin yapisi bile bize bu konuda cokca fikir verebilir.
Davutoglu, dini ilimler ve teoloji konusunda da Diyanet Isleri Baskani ile saatlerce ayni duzlemde sohbet yapabilir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Butun bunlari Davutoglu&#39;nun ne kadar muhtesem muktesebatli bir insan oldugunu vurgulamak icin anlatmiyorum.
Bir amacim var.
Oraya gelecegim zira.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Temel vurgulamak istedigim nokta bu kadar genis ve derin bir muktesabata sahip bir dusunurun Basbakanliginin nasil olacagini irdelemektir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Herseyden once Ahmet Davutoglu&#39;nun goreceli olarak basarili bir Basbakan olacagini dusunuyorum.
Ama Erdogan gibi cok iyi bir yoneticiden sonra nasil bir yonetici olacagini cok merak ediyorum.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bir kere kendisinden daha muktesebatli kisileri istihdam etmesi cok zor olacak.
En buyuk dezavantaji paradoksal bir bicimde genis muktesabati olacak.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Toplantilarda bir cok kimse kendi fikrini soylemekten cekinecek.
Ahmet Hoca kizacagindan yada ters tepki vereceginden degil zira. Ahmet Hoca dillere destan bir kibarlik sahibidir.
Cekinecekler cunku, soyledikleri herseyin dusunulmus ve soylenilmis olacagindan endise edecekler.
Yeni fikir ortaya attiklarinda hic dusunmedikleri noktalarin nazara verildigini gorecekler ve kapsamli olmayan bir fikri piyasaya suremeyecekler.
Ahmet Hoca bu dezavantaji da avantaja donusturebilir. Mesela degisik iklimlerde yetismis ve fikrini soylemekten cekinmeyecek kisileri istihdam edebilir.
Sukru Hanioglu&#39;nu yaninda tutmasini tavsiye ederim.
Hem boylece Taha Ozhan&#39;i dengeller :) &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ayrica, Ahmet Hoca&#39;nin ornek alabilecegi yonetici bence Omer bir Abdulaziz&#39;dir.
Sadece 2 yil halifelik yapmis ve Emevilerin tum valilerini dize getirmis.Tum ulkede adaleti tesis ettigi gibi Hazine&#39;ye dolu sekilde birakmistir.
Omer bir Abdulaziz, cok birikimli ve fevkalede iyi yetismis bir alim idi.
Zuhd ve takva sahibi idi.
Halife oldugunda Saraya tasinmadi.
Mutevazi bir evde oturdu.
Hatta bir gun evinde iken bir kadin bahcelerine gelir ve Omer bin Abdulaziz&#39;in hanimini rahat bir sekilde otururken gorur.
Ayni zamanda bahce duvarini oren yamali ve eski elbiseli bir adam orada calismaktadir.
Bunun uzerine misafir kadin, Omer bin Abdulaziz (R.A.)&#39;in karisina kizar ve &#39;sana ne olmus ki bir namahremin yaninda boyle rahat oturuyorsun&#39; der.
Namahrem dedigi kisinin bir Halife oldugunu ogrenince cok mahcup olur.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu zamanda Omer bin Abdulaziz olmayi hedeflemeyen zuhd sahibi bir kimse, siyasete girmemelidir.
Aksi takdirde herseyini kaybeder.
Insallah Ahmet Davutoglu hocayi da Omer bin Abdulaziz yolunda ilerlerken gorecegiz.
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/3974857569828509184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/3974857569828509184' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/3974857569828509184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/3974857569828509184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/09/ahmet-davutoglu-uzerine.html' title='Ahmet Davutoglu Uzerine'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-5951090813230764501</id><published>2014-08-18T05:42:00.000+03:00</published><updated>2015-07-23T10:03:20.158+03:00</updated><title type='text'>Mücahid Bilici&#39;ye sorular</title><content type='html'>Bugun Gazetesi&#39;nin sahsinizla yapmis oldugu roportaji twitter&#39;da cokca mevzubahis olmasi nedeniyle okudum. Roportajda Nurcu cemaatlerine bazi hakaretler ettiginizi gordum. Sahsiniza bu roportaj sonrasi bir cok kimse hakaret edecektir ve tartisma maalesef fevkalede kotu bir ortama kayacaktir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Size bazi sorularim olacak. Fakat, hakaret etmemeyi prensip ettigimiz icin sadece barika-i hakikate hizmet etme emeline matuf olacak.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Oncelikle yaklasiminizda diger cemaatler icin ayri, F. Gulen icin ayri uslup var. F. Gulen&#39;e caiz gordugunuz bir cok seyi diger cemaatlere haram yada mekruh gordugunuzu dusundurecek bazi cikislariniz var. Yazilarinizda ve malum roportajda Gulen cemaatinin siyasi vizyonunu ovuyorsunuz. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;1- Gulen cemaatine tanidiginiz bu siyasi vizyonu diger cemaatlere neden tanimiyorsunuz? &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Diger cemaatler &#39;demokrasiye hizmet edilmesi, Kurt meselesi ve Ermeni meselesinin cozumu, Yeni Anayasa gibi saikler ve yapilan hizmetler nedeniyle Ak Partiye destek verdiklerini soyluyorlar ve Ak Parti&#39;nin kendi vizyonlari ile uyumlu olmasi icin gayret sarfediyorlar. Bu vizyon cercevesinde AK Parti&#39;yi desteklemek neden &quot;kendini satmak&quot; olsun? &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
2- Dini bir cemaatin, siyasal bir parti ile dindarlik acisindan mukayesesi sorunlu degil midir?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
3- “Samimi ve dindar bir Turklugu temsil eden cemaat”, Kurt sorununa bakista ve evrensellikte, Ak Partinin onune gecebilir mi?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
4- Siyasal Islamcilik bittiyse, Ak Parti’nin ontolojik durusunu sakatlayan bir etmenin bitisi olarak algilayip Ak Parti hanesine arti yazilmaz mi?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
5- Adnan Menderes’e acikca destek vermis Ustad’in talebelerinin Ak Parti’ye gorunur bicimde destek vermesinin neresi Risale-i Nur’a aykiri?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
6- 12 Yildir iktidar olan ve her secimde oyunu artiran bir Hukumet, demokrasi disinda bir saikle hareket etseydi bu ortaya cikmaz miydi? Demokratik ulkelerde her secimde oyunu artirmis hangi partinin ‘otoriterlikle’ suclandigi gorulmus. Tek bir ornek verebilirmisiniz?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
7- “Hükümet, sadece Nurcular’a değil, bütün diğer dindar gruplara da, Cemaat’i tasfiye ederek boşaltacağı alanı taksim etmek istiyor görünüyor. Kimine radyo, kimine televizyon, kimine üniversite, kimine vakıf, kimine öğrenci yurdu, kimine dershane.” Demissiniz ama hangi delile istinaden bu kadar buyuk bir spekulatif suclamayi yapiyorsunuz? Tam tersine tum cemaatlere artik kusku ile bakildigi ve hic bir cemaatin baska bir cemaatin alanina tenezzul etmeyecegini bilmeniz gerekirdi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
8- “Ucuz seviyede militan” demissiniz bazi nurcular icin. Ne kadar agir bir hakaret. Ustume aliniyorum ama karsiliginda size hakaret etmeyecegim elbette. Fakat, ‘F.Gulen camiaasina CHP ile beraber siyaset yapmayi bir hak olarak gormenize ragmen’ ve ‘siyasi’ vizyonunu Mavi Marmara ozelinde ovmenize ragmen, diger cemaatlerdeki sahislarin sadece fert bazinda Ak Partiye desteklerini bu derece yermenizin, sorgulanmasi gereken bir celiski oldugunu dusunuyorum. Siyaset yapma sadece F. Gulen’e verilmis bir hak midir? Sait Yuce, Kemalettin Ozdemir veya Ahmet Akgunduz’u bu haktan niye mahrum ediliyor?&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

@molgu, molgu.blogspot.com
&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/5951090813230764501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/5951090813230764501' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/5951090813230764501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/5951090813230764501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/08/mucahid-biliciye-sorular.html' title='Mücahid Bilici&#39;ye sorular'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-5013063874581264729</id><published>2014-07-31T08:17:00.000+03:00</published><updated>2014-07-31T08:17:24.582+03:00</updated><title type='text'>Üstad’ın Çizgisi Âlidir ve Pespaye Gailelerden Hâli’dir.</title><content type='html'>
Faruk Arslan, Fuat Avni, Ali Unal ve Emre Uslu ile Onder Aytac gibi tipler son zamanlarda Risale-i Nur cemaatlerine koro halinde saldırmaya basladılar. Daha doğrusu saldırmaya gayret sarf ediyorlar. Boyları yetismiyor ama paçaları kirletmeye yelteniyorlar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Musbet hareket edelim, Israil varken bunlarla uğrasmayalım diye sustuk, sustuk ama nereye kadar.
Bazı tezviratlarını çürütmek gerekir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fethullah Gülen 1970’lerde Risale-i Nur hareketinden koptu, kendisini o zamanlarda kimse tanımıyordu, Husrev abiler sahip cıktılar ve Izmir yoresinde tanınması icin uğrastılar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Neden Hüsrev abiler boyle bir seyin icine girdiler diye merak etmis olabilirsiniz.
Cünkü Fethullah Gülen ayrılırken “Demirel’e oy verilmez” diye ayrılmıstı. 1970’lerde kime oy verilecekti peki. Yıllar sonra tekfir edercesine sucladiği Erbakan’a oy verilmesini o zamanlar istediğini düsündü bir çok kimse.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Meğer yıllar sonra sefaat hakkını kullanmayı bile düsündüğü Ecevit’e oy verilmesini istiyormus daha o yıllardan.
O zamanlar 35 yasındaydı ve Ustad’in Menderes’i desteklemesi ve Lahikalardaki Mektupları anlamiyordu. Daha doğrusu buyuk bir enaniyet sahibiydi ve ilk nur talebesi olan abilerin Medrese eğitimi almamıs olmasını hazmedemiyordu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Enaniyeti yüzünden iki noktada büyük bir zigzag çizdi. Birincisi siyasi bir konuydu ve yukarıda bahsettim. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ikinci konu ise Risale-i Nur’lar ile ilgiliydi. Cünkü Risale-i Nur’ları sadelestirmek istiyordu. Insanlar anlamıyor diyordu. Gerçeği ise kendisi anlamıyordu. Bunun için Necip Fazıl Kısakürek’e gitti. Kendisine bir çok ovücü soz soyledi ve Risale-i Nur’ları sadelestirmesi için kendisini ikna etti. Bunun üzerine Necip Fazıl Kısakürek Risale-i Nur’ları sadelestirmek için çalısmalara basladı. Kısa bir süre sonra Zübeyir abi basta olmak uzere abiler bundan haberdar oldular ve büyük bir tepki gosterdiler. Necip Fazıl Kısakürek sadelestirme adı altında Fethullah Gulen’in oyununa geldiğini anladı ve sadelestirmekten vaz geçti.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fethullah Gülen’in en büyük derdi Risale-i Nur’ları tam olarak anlamaması idi. Hiç bir zaman ‘Suunat-i Ilahi’ ile “Sıfat-ı Ilahi”nin tam ayrımını anlayamadı. 
Kalbin Zümrüt Tepeleri adli kitabinda çok zorladı hakikatleri tam anlamak için ama kavrayamadı.
O kitabı güzel bir kitap, hala o kitabın Fethullah Gülen tarafından mı yazıldığı yoksa Latif Erdogan gibi kisiler tarafından mı yazıldığı net değildir ya neyse.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu kadar alim bir insan neden Risale-i Nur’ları anlamıyor ve O’ndaki bir çok esrarı kesf edemiyor?
Anlatıldığına gore, bir zamanlar meshur bir Müfti, Konya’da bir koy yolunda giderken arabasının lastiği patlamıs. Arabadan inmis, sofor lastiği değistirirken Müfti de kırda gezmeye çıkmıs. Ileride bir sürü gormüs ve agaç altında kitap okuyan bir çoban gozüne ilismis.
Sasırmıs, kitap okuyan bir çoban hiç gormemis çünkü. Cobana dogru yaklasınca bakmıs ki çobanın okuduğu kitap Isaratül Icaz imis. Daha çok sasırmıs ve Cobanın yanına gidip selam vermis.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Cobana demis ki “Bir çok büyük alim ve ben bu kitabı anlamiyoruz, sen nasıl anlıyorsun”
Coban demis ki “su gordüğün koyunlar var ya sadece kendi yavrularına süt verir”. Yani ben kitabi okurken kendi yavrusu gibi oluyorum, herhangi bir enaniyet yada ilim havasi ile yaklasmıyorum, dolayısıyla kitap bana açılıyor, sizler ise enaniyet ile teslim olmuyorsunuz ve Risale-i Nur’lar size açılmıyor.
Hakikaten, bir çok meseleyi biliyormus gibi düşünenlere ne Risale-i Nur ne de baska derin kitaplar hiç bir zaman açılmazlar.
Fethullah Hoca’da derin bir enaniyet var. Erdoğan ile giristiği bilek guresinde kaybetmesindeki en büyük sebeb enaniyetinin gozünü kor etmesi ve basit hakiketleri bile gorememesi yatıyor.  &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fethullah Gülen’in 1973’lerde “Ustad asla takiye yapmamistir” dediğini ve bu yüzden ayrildiğini iddia edenler var. Halbuki Fethullah Gülen, 28 Subatta ve 12 Eylül’de takiyyenin kralini yapti. Hala da takiyye yapiyor. Israil konusunda takiyye yapiyor. Amerika konusunda takiyye yapiyor. Mustafa Kemal’den nefret etmesine ragmen takiyye yapiyor. Her tarafi takiyye dolu. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Belki de oyle inaniyor ve takiyye yapmiyor ve biz gereksiz yere takiyye yaptigini düsünürek hüsnü zan ediyoruz ama biz Risale-i Nur’lardan su dersi aldik: “Bir kisinin yüzde yüz münafik oldugunu bilsen bile Onu açik edemezsin. Nitekim Peygamberimiz S.A.V. hic bir münafiki desifre etmemistir.” Bundan dolayi hüsnü zan ederek takiyye yaptiğini düsünmeye devam ediyoruz. Yoksa Fethullan Gülen’in Israil’e, M.Kemal’e hayranlik beslediğini iddia edenlere biz de katilirdik ama mesleğimiz ve mesrebimiz buna engel. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Gülen, İslam’ın elmas hakikatlarını siyasetin kömür yalanlarına kesinlikle alet etti ve bu yuzden hayatin son demlerinde büyük bir tokat yiyor. Tipki Ekmelettin Ihsanoğlu gibi. Yillarca büyük ovgülere mazhar oldular ama hayatlarinin son demlerinde yaptiklari yanlislarin bu dünyada da tokatini yemeden gitmelerine Kader cevaz vermedi.  &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bir diğer garip iddialari Tahiri Mutlu abinin Fethullah Gulen’i desteklediği iddiasi. Tahiri Mutlu abinin evlatlari ve torunlari Ankara’da yasiyorlar ve Risale-i Nur derslerine devam ediyorlar. Bu ortaya atilan iddia kesinlikle yalan. Tahiri Mutlu abi bir çok kimse sefkat besleyerek Risale-i Nur dairesine çekmeye çalismistir. Fethullah Gulen’e de hem O hem Husrev abi sefkat ettiler ama sonraki zamanlarda bu abilerin en yakinlari bile bu durumdan dolayi ne kadar azap cektiklerini yakindan biliyorum. Bu abiler de yasiyor olsalardi bundan dolayi ne kadar pisman olduklarini soylerlerdi. Cünkü yasayan tüm Ustad’in talebeleri bu konuda müttefikler. Hepsi beraber Fethullah Gülen’in gittigi yolun yol olmadiğini soyluyorlar. Adeta Nur Talebeleri arasinda ittifak ve icma var. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yeni Asya’da enteresan sekilde F.Gülen’in yaninda duruyor. Halbuki 1970’lerde Fethullan Gülen ayrilirken en çok itiraz ettiği sey Yeni Asya gazetesinin ve Mehmet Kutlular’in tutumuydu. Mehmet Kutlular’in Demirel sevgisine ates püskürüyordu. Kutlular’in Demirel sevgisi hic bitmedi ama Fethullah Gulen’in Demirel nefreti aska donustu ve her ikisi Erdogan nefretinde bulustular. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bilenler bilir, Yeni Asya’da Fethullan Gulen’e hakaret eden binlerce yazi çikmistir. Hatta bir kaç sene oncesine kadar bile türlü türlü hakaret ediyordular. Ne zaman Risale-i Nur’lari basamayacaklari ortaya çikti, tüm güçleri ile Hükümete saldirmaya ve Gülen camiasi ile ittifak etmeye basladilar. Ama ittifaklari kalici degil. Yakinda birbirlerini yemeye devam ederler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu arada, Ustadin “kalemi gibi kalbi de harikadir” dedigi kisinin Fethullah Gülen oldugu iddiasi saçma sapan bir iddia. Cünkü, Gülen o zamanlar daha kisa pantalon giyiyordu. Ayni sekilde, Mustafa Sungur abinin Fethullah Gülen icin “buyuk bir evliyadir” dediği de yalanin büyüğü. Sadelestirme baslayinca Sungur abinin neler dediği hala kulağimizda. Kayitlari da ortada. Risale haber defalarca yayimladi. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yine Hulusi Yahyagil abinin Gülen’e tabi oldugu iddiasi kuyruklu bir yalan. Oyle büyük bir yalan ki tum talebeleri ve akrabalari isyan ediyor. Nitekim Hulusi abinin yasarken ki en yakin talebesi olan Muslu Muhammed Hocayi Fethullahci polisler yalan dolanla iceri attilar. Bir gazetecenin gidip te kendisi ile roportaj yapmasi lazim en kisa zamanda.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yine Ustadin yasayan talebelerinden Abdulkadir Badilli abi, Abdullah Yegin abi ve Firinci abilerin bu konuda ne düsündüğü gayet net bir sekilde ortada. Isteyen gidip canli roportaj yapabilir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Hülasa-i Kelam; Fethullah Gülen çizgisi, Ustad’in çizgisinden çok çok ayridir ve ayrildiğindan bu yana Fethullan Gülen çizgisi asagiya doğru dusmeye devam etmektedir. Ustad’in çizgisi ise Sirat-i Mustakim’de gittikçe yukselmektedir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yillarca bu hakikati bilmemize rağmen, o camia icerisinde bulunan yüzlerce değerli ve imanli sahislar hurmetine yazmadik. Nitekim Latif Erdoğan gibi Kemalettin Ozdemir gibi yüzlerce kisi kendini oradan kurtardi. Hala oradan kurtulmasini beklediğimiz çok can ciğer dostumuz var.
İnsallah en kisa zamanda onlar da kendilerini oradan kurtarirlar ve baskalarinin da kurtulmasina vesile olurlar. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Muhammed Olgu
@molgu
&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/5013063874581264729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/5013063874581264729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/5013063874581264729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/5013063874581264729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/07/ustadn-cizgisi-alidir-ve-pespaye.html' title='Üstad’ın Çizgisi Âlidir ve Pespaye Gailelerden Hâli’dir.'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-9131075857972537799</id><published>2014-07-17T06:51:00.002+03:00</published><updated>2014-07-17T07:11:06.179+03:00</updated><title type='text'>Bir Ebna-i Mazi: Ekmelettin Ihsanoğlu</title><content type='html'>Turkiye’de garip şeyler oluyor son yıllarda.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Halkın ilk defa seçecegi Baskanlık seçimleri oncesi bir çok parti ve grup bir araya geldiler; 
CHP, MHP, DSP, Demokrat Parti, BBP, Gulen Camiası, Yeniasya, Turk Solu hep beraber bir araya gelerek ‘Kemalizm’ binasını olusturmaya çalıştılar. Bina yıkılıyor ama takviye icin BBP, Yeniasya ile Gulen camiası payanda olmaya geldiler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Catısı için de ithal bir aday getirdiler.
Catıyı olusturanlar, ebna-i mazi olunca çatı adayları da ebna-i mazi oldu haliyle.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ebna-i mazi jenerik bir terim. 
Bediuzzaman Said Nursi tarafindan Muhakemat eserinin 8. Mukaddemesinde geçiyor.
Geçmişin çocugu demek. Yani geçmişi temsil eden her degeri ustunde taşıyan demek.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Soyle diyor Ustad: 
“insanda müdebbir-i galip, ya akıl veya basardır. Tâbir-i diğerle, ya efkâr veya hissiyattır. Veyahut ya haktır veya kuvvettir. Veyahut ya hikmet veya hükûmettir. Veyahut ya müyûlât-ı kalbiyedir veya temayülât-ı akliyedir. Veyahut ya hevâ veya hüdâdır. Buna binaen görüyoruz ki: Ebnâ-yı mazinin bir derece safî olan ahlâk ve halis olan hissiyatları galebe çalarak gayr-ı münevver olan efkârlarını istihdam ederek şahsiyat ve ihtilâfat meydanı aldı.”&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Buradan şu anlasiliyor; ebna-i mazinin akılları gayri munevverdir, yani aydınlanmamış bir akla sahipler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İkincisi şahsiyet eksenliler. Yani sadece kendi şahıslarını ve başkalarının şahıslarını merkeze alırlar. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ucuncusu ihtilafata meydan verirler. Yani ortaya çıkışlarından itibaren ummet icinde ihtilafa, bolunmeye hizmet ederler. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Dorduncusu heves ve şehvetle muzlimdir hissiyatları.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Besincisi, hak’a bedel kuvveti esas alırlar ve pozisyonlarını kuvvetli olana gore belirlerler. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
 Altıncısı, istibdat ve tahakkume hizmet ederler. 
Soyle diyor Ustad aynı yerde:
“Biraz da iki sultan hükmünde olan mazi ve istikbalin hasenat ve seyyiatlarını zikredelim. Mazi ülkesinde ekseriyetle hükümfermâ kuvvet ve hevâ ve tabiat ve müyûlât ve hissiyat olduğundan; seyyiatından biri, herbir emirde—velev filcümle olsun—istibdad ve tahakküm var idi. Hem de meslek-i gayra husumete, kendi mesleğine iltizam ve muhabbetten daha ziyade ihtimam olunur idi. Hem de bir şahsa husumetin, başkasının muhabbeti suretinde tezahürü idi. Hem de keşf-i hakikate mani olan iltizam ve taassup ve taraftarlığın müdahaleleri idi.”&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Adeta bugunleri gorerek yazmış Ustad.
Bir şahsa husumetleri başka şahsa muhabbet şeklinde tezahur ediyor. 
Yani, birini engellemek icin başkasınıi destekleyenlerdir geçmiş cocukları.
Bunlar geçmişte kalmışlar ve bu yuzden de gelecege bakamıyorlar. 
Simdi bu ebna-i mazi analizi Ekmelettin Ihsanoglu’na tıpatıp uyuyor.
Cıkışı tamamen Recep Tayyip Erdogan’i engellemek ustune kurulu. Kendini destekleyen hiç bir parti ile direkt organik bagı yok. Tum gruplarla arasında onemli farklılıklar var.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Normalde bu partiler ve gruplarin nefret edecegi biri.
Ama R.T.Erdogan karşıtlıgı ve husumeti, Ekmelettin Ihsanoglu muhabbeti şeklinde tezahur ediyor. 
E.Ihsanoglu, ‘hak’a dayanmak yerine guce ve kuvvete dayanıyor. Mısır darbesine destek vermesi ve Filistinlileri yalniz bırakmayı onermesi bundan. 
Türkiye Filistin konusunda tarafsız olmalıdır&quot; çıkışı bu amaca matuf.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Başortusu konusundaki ‘gelenekseldir’ acıklaması ile beraber 2012 yılında Zaman gazetesine verdigi roportajda ‘başortusunun sadece Peygamber Efendimizin S.A.V. zevcelerine farz oldugu” iddiaları dine bakışının gecmişsteki Kemalist bakış açısı ile ayni oldugunu gosteriyor.
Yakın zamanda Suriyeliler icin yaptıgı çıkış ta akıldan ve vicdandan mahrum bir insanın çıkışı olması ebna-i mazi oldugunun somut gostergelerinden.
Kendi oz babasi bizim ulkemizdeki Kemalizm zulmunden kacıp Mısır’a sıgınmıs biri baska ulkelerde yaşayan insanların zulumden kacıp ulkemize sıgınmasına karşı vicdansızca ‘kapıları açmamalıydık’ diyebiliyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
26 Kasım 2013 tarihinde Radikal gazetesinde yayımlanan bu roportajında Suriye’de Esad rejiminin devamını savunmuş ve Mısır’da darbeyi haklı çıkaracak gerekceler uretmiş. Bu roportajda adaylıgının acıklanmasından çok once cumhurbaskanlıgı adaylıgının sinyallerini vermis zaten.
http://www.radikal.com.tr/turkiye/ekmeleddin_ihsanoglu_suriyede_gecis_surecinde_esad_da_olmali-1162969
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Simdilerde soyledigi her şeyi profesyoneller tevil etmeye calısıyorlar:
“Aslında O oyle demedi, O cok iyi bir insan, bla bla bla ...”
Fakat, guneş balçıkla sıvanmıyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Omru boyunca hic bir katma deger uretmeden çok onemli makamlara gelmiş birisinin bu dunyadan aziz olarak ayrılması Ilahi adalete uygun olmadıgından Rabbim omrunun son demlerinde duşurdukce duşuruyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Halbuki, şahsiyetinden odun vermeden de siyaset yapmak mumkun. Hem iktidarda hem de muhalefette bu mumkun.
CHP’de bile bu mumkun.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Mumkun oldugunu yakın zamanda gorduk. Ankara Buyuksehir Belediyesi başkanlıgına aday olan Mansur Yavas yuzde 43 gibi CHP için hayal olan bir oy aldı ve az farkla kaybetti.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Kampanyasını dikkatle izledim. Kendi şahsiyetinden ve duruşundan pek de taviz vermedi.
Yamulmadı. Ebna-i mazi yerine ebna-i mustakbel gibi durdu.
Ebna-i mustakbel, gelecegin degerlerini taşıyan ve gelecege talip olan demek.
Delil ile konuşan, proje ile yarışan demek.
Siyasette yeni bir deger uretmeye talip olan demek.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Tum bu gerçekler ayan beyan ortada iken Gulen camiasi ile Yeniasya cemaatinin sozumona meşveret kararı ile (hakikatte tepeden buyurma ile) Ekmelettin Ihsanoglu’nu desteklemesi kaderin bir cilvesidir.
Tum nefretleri Erdogan ustune bina etmiş durumdalar.
Erdogan nefretini herkese muhabbet şeklinde tezahur ettirebiliyorlar.
Bu iki cemaat, yıllardir Risale-i Nur talebeleri arasında ihtilafa ve huzursuzluga neden oluyor. Kendileri birbirlerini hiç sevmezler ama ortak paydada bulustular.
Kendi menfaatlerine halel gelmemesi için tum degerlerini bir kenara itip mezarda bile Ustad Bediuzzaman’a rahat vermeyen CHP ve Kemalist zihniyet ile ittifak ediyorlar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Cunku yıllardır kontrol ettikleri rantın elden gitmesi tehlikesi ile karşı karşıyalar.
Devletin Risale-i Nur’lari basması Bediuzzaman’ın çokça istedigi ve hem Diyanet Isleri Baskanı Ahmet Hamdi Hocaya hem de Adnan Menderes’e yazdıgı mektuplarda dile getirdigi biliniyor. Emirdag Lahikasinda bu mektuplar duruyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Hal boyleyken, yıllarca Risale-i Nur’ları yasaklamakla mesgul Devlet, simdi Risale-i Nur’lari orijinali ile korumak icin yasal çalısma yapıyor.

Niçin yapıyor?
Bu camia ile bu gazetenin şerrinden korumak için...&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Sadeleştirme olmasaydı bile yine bu konuda bir duzenleme gerekirdi.
Benim şahsi kanaatim, devletin bu işlere hiç girmemesi. Ama gel gor ki Risaleleri ben yazmadim. Ustad yazdı ve Ustad’ın da Diyanet tarafindan basılmasını çokça onemsedigini biliyoruz. Kimse inkar etmiyor zaten.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bir muellifin, telifi için, istedigi dogrultuda yapılan bir duzenlemeden ancak menfaat odakları rahatsız olabilir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
@molgu
&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/9131075857972537799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/9131075857972537799' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/9131075857972537799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/9131075857972537799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/07/bir-ebna-i-mazi-ekmelettin-ihsanoglu.html' title='Bir Ebna-i Mazi: Ekmelettin Ihsanoğlu'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-6723168157861711524</id><published>2014-07-04T05:50:00.001+03:00</published><updated>2014-07-04T06:04:38.197+03:00</updated><title type='text'>Ortadoğu&#39;da yeni düzen; ya yeni hal yada izmihlal  </title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Prof.Şükrü Hanioglu, Sabah gazetesinde onemli yazılara imza atıyor. 
Bu kadar muktesebatı zengin bir akademisyenimizin haftalik yazı yazması yazın hayatimiz icin onemli bir katkı.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
29 Haziran 2014 tarihinde yazdıgı “Ortadoğu&#39;da yeni düzen” adlı yazıda, tarihsel baglamda Ortadogu’daki denklem oluşumlarını ve parametrelerini analiz ederken temelde ‘tahrik-i bizzat’ olmayan ortadogu halkının yeni duzende degişimin sancılarını yaşadıgını iddia ediyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ortadogu’da yaşanan bu karmaşayi anlamak icin onemli bir analiz olan bu yazıda şoyle diyor Hoca: 
&lt;i&gt;‘Henüz savaş sürerken, 1916&#39;da, İtilâf Devletleri Sykes-Picot-Sazonov anlaşması ile kapsamlı bir dönüşümün taslağını hazırlamışlardı.
Bu yeni vizyon, üç büyük Avrupa devletinin stratejik çıkarlarını dengeleme ve onlar tarafından himaye edilen etnik ve dinî topluluklara kazanım sağlama temeli üzerine yükselmişti. Bu yapılırken bölgede yaşayanların talepleri neredeyse hiç dikkate alınmamıştı.
Bolşevik İhtilâli, Şerif Hüseyin ile sürdürülen pazarlıklar, Balfour bildirgesi, Paris Konferansı ile başlatılan süreçteki anlaşmazlıklar, India Office ile İngiliz Savaş ve Dışişleri Bakanlıkları arasındaki görüş ayrılıkları, üzerinde anlaşılan taslak hayata geçirilirken bir dizi rötuşun yapılmasına neden olmuştur.
Buna karşılık, kapsamlı dönüşüm zikredilen temelde gerçekleşmiş ve yeni ülkeler yaratılıp sınırlar çizilirken bölge ahalisinin beklentileri belirleyici olmamıştır.”&lt;/i&gt; 
Bati eksenli aktorler ortadoguda bu denli etkin iken yerli aktorlerden kimi denklem dişina itilmiş, kimi ise ic problemlerdeki dogumler nedeniyle adeta kitlenmiş oldugunu belirtiyor. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Fakat, yerel aktorlerin tercihlerini denkleme eklememinin oldukca kırılgan bir yapı dogurdugu ayan beyan ortada. Şükrü hoca bu kırılgan yapının siyasal erk ve guce dayanan iktidar ile surdurulebildigini belirtiyor ki oldukca haklı.
Zira ortadogu’da hic bir demokratik iktidarin uzun sureli ayakta kalmadıgını goruyoruz.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Oyle ki Turkiye dahil hic bir ulkede kesintisiz 20 yılı aşan bir demokrasi tecrubesi yaşanmadı. 
20 yıl onemli. Cunku siyasal bilimlerde ust uste 4-5 secimi demokratik ortamda yapabilen ulke demokratik ulke olarak kabul ediliyor. Bu da yaklasık 20 yıl ediyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yine Şükrü Hoca; “Genellikle varsayılanın tersine Batı&#39;yı sert biçimde eleştiren yeni lider ve rejimler &quot;düzen&quot;in temelini sorgulayamamışlardır.” Diyor. Bu durum bize Misir’da Cemal AbdulNasir iktidarini ve Iran’da Humeyni rejiminin yaptiklarini hatirlatiyor. Her iki rejim bati ve Israil dusmanligini sergilemelerine ragmen Ortadogu’daki denklemleri degistirecek ‘yerli bir durus’ gelistirmediler. Esip gurlediler ama son kertede Batinin ve Israil’in ekmegine yag surmekten ileri gidemediler. Kendi ulkelerindeki bir cok yapisal donusumu bile gerceklestiremediler. Oyle ki Dunya petrol stokunda en on siralarda olmasina ragmen Iran benzin kuyruklarinin olusmasini bile onlemekten aciz. Cunku halkin iktidarina dayanmiyor. Halka dayattirilan bir rejimin ideolojisi ile gunluk politika gelistiriyor. Bu politikanin iktidarin suresini uzatmasinin nedeni dusman algisini guclendirmek. Yapabildikleri tek sey de bu zaten.
Sukru Hanioglu, sancili yeni duzenin temelde 1916 yilindaki duzenden aktorler acisindan farklilastigini, artik kuresel guclerin yeni duzende etkin olduklarini ve bu yeni duzende Turkiye’nin bulunmasinin zorunlu oldugunu belirtiyor. Bu zorunlulugun tarihsel bir Osmanlicilik misyonu nedeniyle degil pratik bazi nedenlerden dogdugunu ima ediyor. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Turkiye’nin bu yeni duzenin sekillenmesindeki belirleyici rolu demokrasi, insan haklari ve ‘musbet hareket’ ekseninde olmali. Bu yaklaşim guce vurgu yapmayi gerektirmez, kanli darbelere firsat vermez ve batakliklarda bogulmaya neden olmaz. Tam tersine batakliklari kurutacak olan guneştir. 
Güneş dogudan dogar ve tum batakliklari kurutur. Fakat ilk başlarda etrafa kotu kokular ve goruntuler yayilir. Guneş, “Hakikat-i Islamiyedir”. Yani Islamiyet nurundan cikan ve tum insanlara mutlak faydayi esas alan hakikatlerdir. Demokrasi ve insan kaynaklari bu Güneşin lemaatidir. Güneşten inikas etmişlerdir. Ama bati daha cok ragbet ettigi icin bu hakikatler batinin eline gecmistir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Şimdi, biz Ortadogu’daki tum milletler bu hakikatlere nihayetsiz bir bicimde muhtaciz. Diktatorluklerden, kendinden menkul isbirlikci rejimlerden, halka dayanmayan halkci Baasci rejimlerden gina geldi. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Bu yeni hal, izmihlal olmaya mecbur. Yani hepimizin kurtuluşu icin artik halkin taleplerine dayanan ve halkin inanclari ile catişmayan bir demokrasiyi tum ortadoguda tum bilesenleri ile inşa etmeye mecburuz. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ak Parti, Erdogan-Davutoglu eksenli politikalar bu demokratik durus ekseninden kesinlikle ayrilmamali.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Suriye’de düştügümüz tuzaga düşmemeli ve ilkeli duruşu tum olaylarda korumaliyiz. Halka dayanmayan rejimlere karsi cikmak ne derece dogru ise, halka dayanmayan silahli gruplara destek de o derece yaralayici ve tehlikelidir. 
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/6723168157861711524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/6723168157861711524' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6723168157861711524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6723168157861711524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/07/ortadoguda-yeni-duzen-ya-yeni-hal-yada.html' title='Ortadoğu&#39;da yeni düzen; ya yeni hal yada izmihlal  '/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-6035216142186234003</id><published>2014-06-30T05:29:00.000+03:00</published><updated>2014-07-11T09:35:15.252+03:00</updated><title type='text'>Bandrol Meselesi ve Devlet Tekeli</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Malum oldugu uzere Risale-i Nur&#39;lar 1960 yilindan beri cesitli yayin evleri tarafindan basiliyor. 
Sozler, Envar gibi yayinevleri Ustad Bediuzzaman Said Nursi tarafindan &#39;varis&#39; olarak gorevlendirilen kisilerin kontrolunde basarken, bir cok merdiven alti yayin evi de Risaleleri basiyorlardi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu yayin evlerine varisler musamaha gosteriyorlar ve yanlis basilan bazi nushalar konusunda uyariyorlardi.
Risalelerin basimindan elde edilen gelirler ise tamamen basan sirketlere kaliyordu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunlardan bazilari bu gelirleri manevi hizmetler icin kullanirken bazilarinin nicin kullandiklari bile bilinmiyordu.
Mesela, Envar ve Sozler Yayinevi, vakiflari istihdam ve talebe hizmetleri icin bu geliri kullanirken Yeni Asya Yayinevi, elde edilen geliri surekli zarar eden gazetelerinin finansmani icin kullaniyordu.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu denkleme Fethullah Gulen de girmeye basladi ve Risaleleri basmaya basladilar.
Ilk zamanlar, bu cok olumlu karsilandi. Cunku Fethullah Gulen, hep Risale-i Nur ile yarisan eserler vermeye calisti. Sonsuz Nur diye tamamen Risalelerden intihal bir kitap yazdi ve tutmadi. &quot;Soguk bir muaraza olarak degerlendirdi. Kendi talebeleri bile dogru duzgun okumuyorlar.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fethullah Gulen de risaleleri basmaya karar verince, nur talebeleri bunu rekabetten, muarazadan vaz gecme olarak anladilar.
Kisa bir sure sonra husnu zann&#39;da ne kadar yanildiklarini gorduler.
Cunku F.Gulen himayesinde Risaleler bir bir sadelestirilmeye baslanmisti. Lem&#39;alar ve Mektubat hic te ehil olmayanlar tarafindan ve ustun koru bir sekilde sadelestirme adi altinda tahrif edildi.
Bunun uzerine Ustad Bediuzzaman&#39;in yasayan varisleri toplu bir mektup yazdilar. Ekli mektupta goruldugu uzere kesin bir sekilde sadelestirmeye karsi ciktilar. Karsi cikmalarinin en buyuk sebebi, Ustad&#39;in hayatta iken sadelestirme tarzi seylere izin vermemesi idi. 
&lt;div class=&quot;separator&quot; style=&quot;clear: both; text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg792K044RCRjx-kfSaZW0SwcnQHu2zjZKoXZNF_iFzkDiQENHsk5_aYXZyqs0peZGjiAgfuTncRJ3E_fsdnFdHxUwdk5FpfCVM_qR2oG8ObB79LFfqUYtSgNeQ9AQGGp3UyB5dFnFP-xc/s1600/saidnursi_talebe_mektup.jpg&quot; imageanchor=&quot;1&quot; style=&quot;margin-left: 1em; margin-right: 1em;&quot;&gt;&lt;img border=&quot;0&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg792K044RCRjx-kfSaZW0SwcnQHu2zjZKoXZNF_iFzkDiQENHsk5_aYXZyqs0peZGjiAgfuTncRJ3E_fsdnFdHxUwdk5FpfCVM_qR2oG8ObB79LFfqUYtSgNeQ9AQGGp3UyB5dFnFP-xc/s320/saidnursi_talebe_mektup.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;

Hatta, Isaratul Icaz&#39;i Ustad, yazdiktan yillar sonra bazi kisimlarini degistirmekten bile cekiniyor ve &#39;ben ifadelerine bile dokunamadim&#39; diyor.
Hal boyle iken Fethullah Gulen ne muktuba cevap yazdi ne de varislerin gorusme taleplerine cevap verdi. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu acik bir tahribati durdurmanin tek yolu kalmisti: O da yargi ve yasal yollar ile Risaleleri varislerin kontrolune almakti.
Bu arada Yeni Asya, Med-Zehra gibi yayinevleri de Risaleler ustunde kendilerince bazi degisiklikler yapiyorlardi. Bu degisikliklerin dogru olmadigi kendilerine bildirilmisti ama dogrusu onlar da varislerin haklarina tam saygi gostermiyorlardi.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ayrica, Nesil Yayimevi 1990&#39;larda Risaleleri iki buyuk kitapta toplayip oyle basmisti. Varislerin itirazlarini hakli gordu Nesil grubu ve o tarz bir basimdan vazgecti.

&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bandrol meselesinin arka plani boyle.
Bu sorunlar nedeniyle Varisler (Kanuni varisler ve Ustadin varis olarak belirledikleri agabeyler) Kultur Bakanligi nezdinde copyright haklari diye nitelendirilen &#39;telif&#39; haklari icin basvuruda bulundular. Buna gore, yapilacak kanuni duzenleme yada yonetmelik duzenlemesi ile herhangi bir kitap basimi ile Risale-i Nur&#39;larin basimi ayni prosedure tabi tutulacak. Fakat, koruma suresi uzatilacak ve kanuni sure bittikten sonra bile Risalelerin varisler ve mirascilar tarafindan hak olarak korunmasi devam edilecek. Her normal kitap basildiginda Kultur Bakanliginin ilgili biriminden yasal haklara aykirilik teskil etmedigine dair bir bandrol alinmasi gerekiyor. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Devlet yillarca Risaleler icin bu bandrolu vermek istemedi. Cunku aslinda bu, fiilen Devletin Risaleleri onaylamasi anlamina geliyordu. Zaten 1980&#39;li yillara kadar Risaleleri okuyanlar mahkemelerden mahkemelere suruldu. Risalelerin basim yasagi 1985&#39;te Turgut Ozal tarafindan kaldirildi.
Kultur Bakanligi tarafindan bandrol alinirak basilan kitaplarin Milli Egitim Bakanligi tarafindan tavsiye edilmesi ve hatta basilmasi mumkun olacakti. 
Ayrica, varislerin hakki korunacakti.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fakat, bu durum F.Gulen camiasi ile beraber Yeniasya Gazetesini de rahatsiz etti. Cunku her iki yayinevinin Risaleleri basabilmeleri icin varislerin onayi gerekiyordu.
Onlar da ayaklanip &quot;Risalelere Devlet Tekeli&quot; diye bir yaygara kopardilar.
Aslinda Devlet tekeli olmadigini onlar da cok iyi biliyorlardi.
Yapilan sey, telif haklarini koruma altina almakti.
Yani yasal bir durumdu. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu bandrol meselesi de gerceklesirse Ak Parti&#39;nin ulkeye buyuk bir hizmeti olacaktir. Cunku bu sayede Risalelerin onundeki yasal engeller kalkmis olacak ve mirascilarin ve varislerin haklari yasal zemine oturtulacaktir. 
Iktidarlar degisse bile bu yasal haklar geri alinamaz. Fakat, yasal duzenlemenin mulkiyet haklari ve telif haklari kapsaminda kalmasi ve Devletin her hangi bir birimin icerik ile ilgili duzenleme yapma yetkisinin olmamasi gerekir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Diyanetin Risaleleri basmasi ise Ustad Bediuzzaman&#39;in arzu ettigi bir sey. Sahsen ben herhangi bir Devlet biriminin Risaleleri basmasina ihtiyac olmadigini dusunuyorum.
Devletin manevi islerde onu acmasi ve manevi hizmet yapmak isteyenlere engel olmamasi gerektigini dusunuyorum.
Ama yine de Ustad talep ettigi icin sinirli sayida basilmasinda bir beis yok bana gore.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fakat, temel mesele Risalelerin orijinaline uygun sekilde basilmasi icin yasal zeminin saglanmasi.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Maalaesef nur talebeleri kendi aralarinda ahlaki zemini saglayamadilar. Daha dogrusu, Fethullah Gulen (Ki kendisi nur talebesi yada nurcu olmadigini yillarca ve defalarca deklare etmistir ama buna ragmen Risaleleri sadelestirmek icin 40 yil ugrasmistir) ve Mehmet Kutlular gibi kisiler ortak bir zeminde bulusmaya hep mesafeli durdular. Herkesin kendilerine tabi olmasini istediler. 
Dolayisiyla bu yasal duzenlemeye, ic aciti olsa da, mecbur kalindi.
Devlet eliyle duzenleme yaparak Risale-i Nur&#39;lari korunmasi utanilasi bir durum ama sadelestirilmeleri ise tam bir felaket.
Ehven-u ser ihtiyar edildi maalesef.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
twitter: @molgu</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/6035216142186234003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/6035216142186234003' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6035216142186234003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6035216142186234003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/06/bandrol-meselesi-ve-devlet-tekeli.html' title='Bandrol Meselesi ve Devlet Tekeli'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg792K044RCRjx-kfSaZW0SwcnQHu2zjZKoXZNF_iFzkDiQENHsk5_aYXZyqs0peZGjiAgfuTncRJ3E_fsdnFdHxUwdk5FpfCVM_qR2oG8ObB79LFfqUYtSgNeQ9AQGGp3UyB5dFnFP-xc/s72-c/saidnursi_talebe_mektup.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-3688296069389635675</id><published>2014-06-23T05:42:00.001+03:00</published><updated>2014-06-26T12:32:15.624+03:00</updated><title type='text'>Bir Acaibül Aday: Ekmeleddin Ihsanoglu</title><content type='html'>Muhalefet partileri Erdogan’siz bir Turkiye hayali kurarken baska yerlerde pisirildigi ayan beyan ortaya cikan bir adayi onlerinde buluverdiler.
Aslinda CHP acisindan cok iyi bir adaydi. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; Ayrica Kemal Kilicdaroglu ve Devlet Bahceli icin de cok iyi bir adaydi. Cunku secilmez ise kendi partilerinin itibarini kurtarmak icin bir imkanlari olacakti. 
Ayrica her iki parti bu sayede alacaklari oydan daha fazla oy alacak. Secilirse ganimet kavgasi verecekler ama secilemez ise, ki secilemeyecek, o zaman da oy paylasim kavgasini verecekler.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
CHP bu sayede ruyasinda gormeyecegi oy oranini yakalayacak. Ihsanoglunun yuzde 36 ile yuzde 42 arasinda oy alacagini dusunuyorum. Tahminlerimi erken yazmam genelde ama bu sefer iki aday olacagi anlasiliyor. Dolayisiyla yazmakta bir beis gormedim.
CHP ve MHP bu adayi acikladiklarindan beri kimi adayi seytanlastirdi, kimi ise aranan lider konumuna yerlestirdi. Bence biraz beklemek gerekiyordu.
Bu yuzden degerli Hocamiz Prof.Ahmet Akgunduz, twitterdan ve facebooktan E.Ihsanoglu’nun ‘mason’ oldugunu iddia edince bu iddiaya karsi ciktim. Cunku zahiri delillere dayanmiyordu ve ne derece dogru oldugu bilinmiyordu. Temeli sorgulanacak iddialar yerine somut bilgiler ile Ihsanoglu’nun degerlendirmek daha dogru olur bence.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ihsanoglu cok karanlik bir adam degil, hep goz onunde olmus. OIC&#39;de 8 yil genel sekreterlik yapmis ve hic iyi hatirlanmiyor orda.
Universitelerde akedemisyenlik yapmis ve hakkinda ciddi intihal suclamalari var.
Uluslararasi kuruluslarda calismis ve bu arada Harvard&#39;ta gecici bir suru kalmis. 
Elimizde O’nun ile ilgili devasa materyal var. Makalelerinden, kitaplarindan ve roportajlarindan yapilacak cok fazla tahlil var. Ben de bu materyallerden ve halka acik bilgilerden hareket edecegim.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Oncelikle, Tevfik Diker ve Ergun Diler’I tebrik etmek lazim. Cok onceleri bu adayligin bazi mahfillerde pisirildigini yazmislar.
2012 Yilinda Cidde’de Aydin Dogan’in E.Ihsanoglu’nun misafiri oldugunu kesin bir sekilde biliyoruz. Koalisyonun ilk ayaginin o yillarda kuruldugunu bugun net.
Daha net bir bilgi; Zaman Gazetesi, en ‘keskin’ sorulari soran muhabiri Nuriye Akman, 2012’de kalkmis Cidde’ye gitmis ve Ihsanoglu’na konuk olmus, roportaj yapmis ama ne hikmetse o keskin sorulardan hicbiri sormamis. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bol bol ovmus, parlatmis Ihsanoglu’nu.
Demek ki ta 2012 yilindan Ihsanoglu’nun adayligi icin kurulan koalisyona Fethullah Gulen ekibi de bir sekilde dahil olmus.
Roportajin tarihi 11 Mart 2012.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ihsanoglu, “krallar Cumhuriyetinde ilerici” adimlar atildigini belirterek Arap devrimlerini yapan ulkeleri degil Kralliklari saygiyla selamliyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Basortusu Hakkinda ne Dusunuyor?
Kemal Ural&#39;in kizi Nuriye Akman&#39;in sordugu basortusu hakkindaki soruya Ihsanoglu, enteresan bir cevap veriyor; 
İhsanoğlu, &quot;Bu bir hürriyet meselesidir. İsteyen açar, isteyen kapatır. Ve açıp kapatmanın da dindarlığın ölçüsü olduğuna ben inanmıyorum&quot; diyor. (Bu cevaptan Muhalefet partilerinin kendisini bosuna secmedikleri ve bu roportaji defalarca okuduktan sonra karar verdikleri anlasiliyor)&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunun ustune Nuriye Akman:”Acaba kendisi örtüyü açık bir Kuran emri olarak değerlendirenlerden mi, yoksa kapatılması gereken alanın baş değil göğüs olduğunu düşünenlerden mi?” diye soruyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
İhsanoğlu iki görüşe de saygılı olduğunu belirttikten sonra &quot;Bu bir yorum meselesidir. Kur&#39;ân ayetlerindeki hitabın kime ait olduğu açıktır&quot; deyince 
&quot;Yani hitabın Peygamber efendimizin eşlerine olduğunu mu işaret ediyorsunuz?&quot; diye soruyor Akman.
Ihsanoğlu başıyla onaylıyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yani Ihsanoglu bu roportaji yalanlamadigina gore, Basortusunun Allah’in butun insanlardan istedigi bir farz olduguna inanmiyor.
Basortusu, 4 buyuk mezhep inancina gore farzdir. Vehhabilere gore de Siilere gore de farzdir. 
Ayrica, 4 buyuk mezhebe gore bir Kur&#39;an emrini yerine getirmeyen gunahkar olur ama bir emri kabul etmeyen munkir olur yani inkara sapar, yani din disina cikar.
Ihsanoglu’nun yaklasimi aslinda Yasar Nuri Ozturk yaklasimi.
Tum makalelerini ve kitaplarini okuyunca, Ihsanoglu&#39;nun yaklasim olarak tum mezheplerden ayristigini ve yer yer Mutezileye kaydigini ama genel olarak Yasar Nuri Ozturk ile muttefik oldugunu goruruz.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yaklasimi yer yer rasyonel, reformu tedrici bir sekilde ongoren, toplumu Bati toplumu ile yaklastirma emelindeki bir yaklasim.
Tek farki uslubu. Uslubu nezihtir, kimseye hakaret etmez. Asiri goruslerini net bir sekilde ortaya koymaz. Gizler satir aralarina.
Misirda darbeci Sisi’yi desteklemesinin sebebi de Musluman Kardeslerin yaklasimina duydugu kizginlik oldugu anlasiliyor. Cunku Musluman Kardeslerin dunya algisi ile Ihsanoglu’nun dunya algisi tamamen zittir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ihsanoglu, ittihad-I Islamin kurumsal altyapisini olusturabilecegi dusunulen OIC(Islam Isbirligi Teskilatini) oyle bir sekilde yonetti ki hic bir kimsenin boyle bir umudu kalmadi.
Ayni roportajda İhsanoğlu’nun, operayı ve baleyi sevdiğini ogreniyoruz ve hatta Umman&#39;da opera binası inşa edildiğini belirtiyor ve “Temenni ederim ki burada da olur&quot; diyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Yani Harameyn-I Serifeyn bolgesinde bir opera binasi acilamsini temenni ediyor. Bu olacak sey degil. Ayrica, gorev yaptigi sure boyunca OIC&#39;deki kimi uygulamalari ve kadroya aldigi kisiler son derece kotu uygulamalar.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ak Parti’nin suphesiz cok buyuk gunahlari da var. Sanirim en buyuk gunahlarindan biri E.Ihsanoglu’nun OIC icin onermesi ve desteklemesidir. Ihsanoglu oyle bir izlenim birakti ki birda ha hic bir Turk kolay kolay IIT Genel Sekreterligi gorevine gelemez. Ozellikle fakir-gariban Afrika ulkeleri Turkiye&#39;den sogudular. Ben bizzat sahitlik ettim. Orta Afrika ulkelerinden birinden Istanbul&#39;a gelen bir delege hayal kirikligini anlatmisti. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Ihsanoglu kendisine bu kadar destek vermis Ak Parti’yi ve Basbakan ile Cumhurbaskanini arkadan vurmak istemistir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Son yillarda yazdigi kitaplardan biri olan “The Islamic World in the New Century-The Organization of the Islamic Conference, 1969-2009” kitabina kisa bir degerlendirmeyi de Ibrahim Kalin yapmis. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Ayrica bu Ihsanoglu’nu cokca oven kisilerden biri de Ibrahim Karagul oldugunu belirtelim ki belki pismanliklarini yazma ihtiyaci hissederler. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Ayrica, SESRIC direktoru Dr. Savas Alpay’in da cikip konusmasi gerekir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bilim sanati alaninda cok meshur olan bu akademisyenimizin, Islam Sanat tarihi alaninda yaptigi yeni bir akademik katkinin olmamasi da enteresan bir durumdur. Prof. Dr. Fuat Sezgin, Islam Sanat ve Bilim Tarihine devasa katki yapmasina ragmen hic bir yerde ismi duyulmaz. Yine baska bir Islam ve Sanat Tarihcisi olan Prof. Sabri Orman’i kimse neredeyse bilmez ama herkes E. Ihsanoglu’na hic bir makalesini okumadan ‘saygin bir bilim adami’ der. Editorluk yaptigi kitaplar kendi urunu degil. Pure makalelerine bakinca ortaya koydugu katma degerin oldukca abartildigi goruluyor. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Dolayisiyla Ihsanoglu, ‘basarisiz bir Brutus’, ‘golgesiz bir kaktus’ ve ‘bunyeye girmeye calisan faydasiz bir virus’tur.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bunun biletini halk Agustos ayinda kesecek ve bir daha siyaset muhendisligine soyunanlari pisman edecek insallah.

&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/3688296069389635675/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/3688296069389635675' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/3688296069389635675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/3688296069389635675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/06/bir-acaibul-aday-ekmeleddin-ihsanoglu.html' title='Bir Acaibül Aday: Ekmeleddin Ihsanoglu'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-6968553680337648743</id><published>2014-04-23T11:14:00.001+03:00</published><updated>2014-04-23T11:14:27.167+03:00</updated><title type='text'>Müslüman ve gaye-i hayal</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;

Turkiye&#39;de milliyetcilik artiyor. Daha dogrusu son zamanlarda yapilan ic ve dis saldirilara karsi ulkeyi koruma gayesi beraberinde milliyetciligi ve bir olcude irkciligi artiriyor. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Milliyetcilik ve irkciligin nesvu nema buldugu hakim iklim &#39;ben&#39;i kapsayan her olaydir.
“Ben”i yani eneyi kapsayan milliyetçiliğin, din motifine de bürünebileceği bir gerçektir. İslam’ı, doğru, hak ve hakikat dini olduğu için değil de kendi dini olduğu için önceleyen bir tarafgirliğin 3 önemli zararı var. Birincisi, bu durum sosyal hayat için bir semm-i katil hükmüne geçer. Bu zehre kapılan kendi dini dışında başka dinlerin yaşam hakkına saygı duymaz. Bu tavir yüzünden toplumun huzurunu kaçırtır. İkincisi bireysel hayatta kendi ibadetine fazla bel bağlamaktan kaynaklanan ibadetteki ucb tehlikesinin baş göstermesine neden olur ve ihlası zir ü zeber eder. Üçüncüsü geniş dairede İslam’a zarar verir.  Başkalarını dışlamak üzere kurulu bir hayat stratejisinde İlayı-Kelimetullah’ın ilanı mümkün olmaz. Ilay-i Kelimetullah&#39;i hep aliskin oldugumuz cevreye yapmanin pratik bir faydasi olur mu? Kendi sinirlarinin disina cikmak, farkli dusuncedeki kisilere dini anlatmak gerekmez mi?
Zaten disladigin, ise yaramaz diye yaftaladigin kisilere nasil &#39;emri bil maruf, nehi alelmunker&#39; yapacagiz ki?
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Bir diger onemli mesele siyasal mucadelenin kendine ait &#39;dunyevi&#39; dinamigi bulunuyor. siyasal erki ele geçirdikten sonraki en büyük sorunun iktidarın beka sorunu olduğunu söylemek gerekir.  Yani mevzi veya manevra savaşımı verdikten sonra Kremlin sarayını ele geçirdiyseniz sizin artık Kremlin sarayında kalmak gibi bir &quot;beka sorununuz&quot; olacaktır. Bunun yapısal mekanizmalarını oluşturma ve var olan mekanizmaları kendinizden yana devşirme meyli başlar. Bu meyle tamamen esir olduğunuzda ise statükonun yeni parlak ve istikbal vaad eden çocuğu siz olursunuz. Ama bu meyil ile savaşmaya başladığınız oranda toplumun yörüngesini hürriyetten yana, adaletten yana döndürmeye başlarsınız. Bu çok zor ve çetrefilli bir sorundur. Ya sağlam bir imanınız, ya herhangi bir davaya karşı sarsılmaz İnancınızın olması gerekir.  
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
 
İslam tarihinde zaman zaman örneklerini gördüğümüz Müslüman-iktidar probleminin değişmez sorunsallarından biri dunyevi olan ile &#39;uhrevi&#39; olanin yer degistirme riskinin varligidir. Haddizatinda &#39;secular&#39; bir alana talip olanin bu alanda kullanacagi araclarin da dunyevi olacagi gercektir. Zamanla bu dunyevi olan araclarin, amac haline gelme riski, bu alana nizam vermeye kalkan herkesin korkulu ruyasi olmalidir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Siyasi alanda var olan tarafgirlik, gercekleri gormenin onunde en buyuk engeldir.
Tarafgirliğin de Üstad’ın belirttiği üzere ancak, üç şey ile giderilebileceğini belirtmem gerekir. Birincisi,efendilerin hizmetçi olduğu gerçeğini kabul etmek ve halka karsi ustunluk taslamamak, ikincisi, sucun sahsiligi ilkesini rehber etmek, yani bir kişinin hatasıyla başkasının sorumlu olamayacağı ilkesinin temel ilke olması ve ucuncusu, her karar oncesi şuranın iktidarın her alanında hükümferma olmasının zaruri olmasıdır. 
 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Emirdağ Lahikası başta olmak üzere lahikalarda hayatın son döneminde yazdığı mektuplardan anladığım kadarıyla Üstad siyasetten ve ehli siyasetten ne bir medeniyet tasavvurunu inşa etmesini bekliyor, ne de ehli siyaseti toplumun imanını cehennem azabından muhafaza etme vazifesiyle tavzif ediyor. Bu bağlamda düşününce, İslam’ın bayraktarlığı vazifesi için ise hiçbir ehli siyasetin ehil olacağına da inanmadığımı belirtmek isterim. Devlet ve siyasetten iman ve İslam noktasında beklentiyi olabildiğince minimize etmekte fayda var bence.
 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Devletten ve siyasetten beklenti ise başta adalet olmak üzere, refah, kalkınma, büyüme gibi sözüm ona oldukça dünyaya müteallik işler noktasında olmalıdır. Bu dünyaya müteallik hedeflere hizmet ettiği müddetçe ehli siyaset kendi işinde muteberdir. Dünyevi hedeflerden uzaklaştığında da Allah’ın izni ve inayetiyle başka alt üstler yaşanır ve başka iktidarlar devri başlar. 
 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Esasen, bir imtihan olan bu hayatta Müslümanların muktedir olup olmaması ile bizim bireysel imtihanımız arasında bir bağlantı da bulunmuyor. Bizim bireysel imtihanımızda Müslümanların muktedir olduğu bir dönem sadece imtihanın bir koşuludur. Yaşadığımız gel gitler, varoluşsal problemler kendi imtihanımızın bir parçasıdır. Siyasal erk bizim imtihan koşullarını iyileştiremez de kötüleştiremez de. Hazret-i Ömer döneminde yaşamış olsaydık, bizim ya da evlad-ı iyalimizin imanının Hazreti Abdullah bin Ömer’in imanı gibi olacağına dair elimizde hiçbir karine yok. Ömer bin Abdulaziz ile aynı zaman ipine takılmış olsaydık da dönemin bağilerinden olmayacağımıza dair bir garantinin olmaması yaşanan imtihanın özelliğini ve mükemmel dizaynını (her şahsa özel) gösteriyor. 
 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Ehli siyasete fazla bir anlam ifa etmek kalbi yorar, zihni müşevveş eder, fikri Hikmet-i İlahiyeye hasr etmeyi öldürür ve gaye-i hayali dünyaya çevirtir.
 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Esasen, siyasete, siyasetçiye, hükümete ve iktidar partisine her türlü eleştiride bulunmak ve sayıp dökmek her zaman kolay olanı seçmektir. Hele hele iktidar aygıtının bir parçası değilsek bu eleştirilerde bulunmaz bir haz da olabiliyor. Sakın bu eleştirideki destursuzluk iktidarın içinde olmayan bir “ben”in içimizde vücut buluyor olmasından kaynaklanmasın. İktidarın bir parçası olmayan “ben”in iktidarı zem etmesinin nefsin hoşuna gidiyor olması meselesi “ben”i ve bizi ziyadesiyle düşündürmeli.
 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Kesret-vahdet dengesinden bakınca, hepimiz yaşanan dönüşümlerde pay sahibiyiz. Gaye-i hayalimizi dünyaya hasretmişken içimizden bazılarını, siyasetteki hatalarından dolayı ziyadesiyle dövmek bizim hatalarımızı örtmez. 
Hepimiz sorunun bir parçasıyız. 

Muhammed Olgu
Ankara
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/6968553680337648743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/6968553680337648743' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6968553680337648743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6968553680337648743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/04/musluman-ve-gaye-i-hayal.html' title='Müslüman ve gaye-i hayal'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-2237833191623496150</id><published>2014-04-21T06:59:00.002+03:00</published><updated>2014-04-21T07:04:25.085+03:00</updated><title type='text'>Kuklacilara Karsi Bir Diklenme Hikayesidir bu</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&quot;cemberimde gul oya&lt;br /&gt;gulmedim doya doya&quot;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Guzel mi guzel ve Nobel odullu yazarin betimledigi uzere yalniz bir ulkeye &quot;Edamisler&quot; kukla oynatmaya gelmisler bir gun.&lt;br /&gt;
Gelmişler bakmıslar ki, kukla oynatmak icin ithalat yapmaya gerek yokmus, cok uzulmusler verdikleri kargo parası için .&lt;br /&gt;Cunku kargo parası üstüne bir de bir suru gereksiz ve yorucu burokratik islemle ugrasmak zorunda kalmıslar.&lt;br /&gt;Halbuki bu Cetlembikler diyarında her taraf kukla doluymus ama acaip bir seydir ki bu kadar cok kukla varken kukla oynatıcıların arzı azmıs. Cunku, kukla oynatıcılar tekelmiş Cetlembikler diyarında. Hepsinin ipi okyanus otesindekilerin elindeymis.
Nesilden nesile gecermiş bu meslek. Arada bir, araya cerez olanlar olurmus, bunlardan da sadece demir leblebi disindakiler degirmende bir sekilde ogutulurmus.&lt;br /&gt;Her yeni nesil kısa surede adapte olurmus bu gizemli ve bir o kadar da kazançlı ise.&lt;br /&gt;Kukla oynatıcılara Edamisler denirmiş.&lt;br /&gt;Edamisler aslında Issızlarla partnerlik yaparlarmıs ama arada bir kavga ettikleri de gorulurmus.&lt;br /&gt;Kavga genelde Edamislerin birliktelikte mızıkcılık yapması ile baslarmıs ve kısa surede büyürmus.&lt;br /&gt;Buyuyunce kavga, edamisler uluscu olurlarmis, cunku boyle yaptiklarinda kuklalar onlarin mizikcilik yaptiklarini anlamazlar ve oyunlarina daha cok taraftar bulurlarmis.&lt;br /&gt;Bu hep boyle gelmis hep boyle gidermis.&lt;br /&gt;
Gerci hep boyle gitmemis, bazen halkin arasindan insanlarin yol verdigi birileri de cikip kukla oynaticilara diklenirlermis ve hem Edamisler hem de Issızlar bu diklenen Doluncalara karsi cok icerlerlermis ve ittifak ederlermis.&lt;br /&gt;Buna ragmen gucleri yetmezse Doluncalari icten bolmek isterlermis.&lt;br
Iclerinde &#39;ak&#39;ligi &#39;pak&#39; olmayanlar bu guc bolme hamlelerine kanarlarmis.
 /&gt;Doluncalar icten bolunmezse onlari tehdit ederlermis.&lt;br /&gt;Hatta iclerinden bazilarini elma sekeri ile bazilarini sekerli pamukla bazilarini &quot;bisikletle&quot; kandirirlarmis.&lt;br /&gt;Buna ragmen Doluncalar karsi diklenmeye devam ediyorlarsa onlari kovmak icin &quot;guvercinlikcileri&quot; devreye sokarlarmis. Onlar devreye girince halk hizaya gelirmis.&lt;br /&gt;Sahnede guvercinlikciler olunca perde gerisinde Edamisler ile Issizlar cok iyi is cikarirlarmis. Butun ortada kalan mallari kendi mallari ilan ederlermis. Guvercinlikciler ortada kalirlarmis. Cunku mallari korumak icin sahneye cıkmislar iken sahne gerisindeki butun mallarin ic edilmesine dolaylı olarak sebeb olurlarmıs.&lt;br /&gt;Durum asagi yukari bu minval ustunde devam ederken halkta bazi degisimler olmus ama bunlar cok radikal degisimler degilmis. Dolunca halkin cocuklari &#39;dolu&#39; olmaya baslamislar, okumaya, yurtdisina cıkmaya baslamislar. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Dunyanin gittigi minvali gormusler ve ulkelerindeki kukla sahnelerinde sergilenen oyunlarin aslinda cok bayat oldugunu, dunyada coktan terkedildigini ve dunyada internet teknolojilerinden yararlanan degişik oyunlarin oldugunu ve bu oyunlarin cok hizli oynandigini farketmisler. Gittikleri her yerde bu tespitlerini anlatmislar. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Bunun sonucunda kukla izlemeye gidenlerin sayisi inanilmaz derecede azalmis. Haliyle kukla yazan muhendislerin bazilari da issiz kalmaya baslamislar.&lt;br /&gt;Ama bu muhendisler ve kukla oynaticilari yilmamislar, dusunmusler tasinmislar. Cok onemli bir cikis yolu bulmuslar. Bulduklari cozum yolu &quot;halkin arasina karisarak onlardan olduklarina onlari inandirmak ve aslinda Doluncalarin kukla sahipleri olduklarini anlatmak&quot;mıs. Bunun icin doluncalar arasinda populer olan &#39;haci&#39;lari kendi saflarina katmalari icin kaslarini catmalari yetmis. Hani karakasli olunca bazilari ustunde pek ala etkide bulunulabiliniyormus. Bu plan bayagi tutmus, Edamisler cok duygulanmislar halkin bu plani yutmasi karsisinda. Ellerini ovmaya baslamislar. 
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Cunku yillar sonra strateji degisikligine gitmisler ve bu degisiklik tutmus gorunuyormus. Bundan da soyle bir umut almislar &quot;demek ki her zaman farkli bir strateji bulursak bu stratejimize taraftar da buluruz&quot;.&lt;br /&gt;Doluncalar da bu stratejilere karsi cikip halkin arasinda mahalle mahalle dolasmaya cıkmislar ve herkesi bunlari anlatmaya calisiyorlarmis.&lt;br /&gt;Cetlembikler diyarında bir de sarmasiklar varmis. Ve bu cok ünlü sarmasiklar bag insa etmek isteyen herkesin ayagina dolanirmis. Oncelikle sarmasiklardan kurtulmak gerekirmis. Ama cogu zaman insanlar sarmasiklari temizlemek yerine farkli yerlerde bag insa etmeyi tercih ederlermis. Sarmasiklar yine de rahat durmaz ne yapar eder gider o baglara sarmasirlarmis.&lt;br /&gt;Doluncaların basi sarmasiklarla da derte imis. Cunku sarmasiklarin tohumu Edamislerdeymis ve Edamisler istedikleri yerde sarmasiklari dikebilirlermis.&lt;br /&gt;Anlayacaginiz Doluncalarin isi cok zormus, cunku eskiden kendi aralarinda sadece yontem tartismasi yaparken artık kavgaya varan tatsizliklar da olurmus. Yani Edalmisler bir kez daha galip gelme ihtimaline sahipler iken halk uyanmis ve 30 Mart tokadi atmis. Yetmis mi dersiniz. Tabiki yetmemis.&lt;br /&gt; Tekrar toparlanmislar ve Doluncalari tam ortadan ikiye bolecek bir plan gelistirmisler. Plan iki ayakliymis. Ilk ayagini 3 ay icinde, ikinci ayagini 1 yil icinde uygulamaya gecireceklermis. Zira son sanslari imis. Ya Herro Ya Merro diyorlarmis. Temel mesele sihirli degnegin kime dokunacagi imis.&lt;br /&gt;Bekleyip gorecegiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;molgu&lt;br /&gt;ankara</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/2237833191623496150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/2237833191623496150' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/2237833191623496150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/2237833191623496150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/04/kuklacilara-karsi-bir-diklenme.html' title='Kuklacilara Karsi Bir Diklenme Hikayesidir bu'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-8544914535546959049</id><published>2014-03-11T06:00:00.003+02:00</published><updated>2014-03-17T09:13:40.199+02:00</updated><title type='text'>Kursel Buhranlari Engellemek</title><content type='html'>Bugün, küresel dünya büyük bir buhran yaşıyor. 2008 Lehman krizi sonrasi, küresel ekonominin bağrından, ABD’den yükselen ve gayri insani iştah ile beslenerek kısa sürede bütün dünyayı bir yangın yerine dönüştüren büyük bir küresel tufandan, buhrandan, krizden çıkış için stratejiler geliştiriliyor, tartışmalar yapılıyor. Bu krizden çıkış, varolan sistemden çıkışı mı getirecek yoksa küresel aktörlerin kendi aralarında yeni rol dağılımı yapmaları ile bu yangının üstü mü örtülecek? &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Tartışılan sorular bir yekun teşkil ederken bu krizden çıktıktan sonrası için bir mekanizma önermek gerekiyor. Bu yazıda bu tür bir arayış için önerilen mutavazi bir mekanizma kurgusu yer almaktadır.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Öncelikle, iktisatta piyasa başarısızlığı kavramı etrafında çokça tartışmalar sürdürülegelmektedir. Kapitalizmin ontolojik yapisinin bir urunu olan piyasa başarısızlığı esasen 5 nedenden dolayı ortaya çıkar. Ortaya çıktığında piyasada etkin şekilde çalışmak imkansız olur. Piyasa başarısızlığı öncelikle eksik rekabet koşullarında ortaya çıkar. Piyasalarda tam rekabet istenilen, arzu edilen bir durum olmasına rağmen gerçek hayatta çoğunlukla piyasada tam rekabet görülmez. Bunun yerine monopol, oligopol, monopolcü rekabet gibi eksik rekabet piyasaları oluşur. Ama Islami ekonomik sitemde ise piyasada tam rekabet vardir ve piyasa giris cikislar tam serbesttir. Pazara mudahale sadece kurallarin ihlallerinde yapilir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Piyasa başarısızlığının ikinci nedeni dışsallıklardır. Dışsallıklar olumlu da olabilir, olumsuz da olabilir. Her iki durumda da piyasaların etkin çalışmasına zarar verirler. Islami sistem olursa dissallik olmaz, cunku her birey, her hareketinin olumsuz sonuclarini hesaplar ve kul hakkina riayet edeceginden dissallik olusmasi engellenir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Diğer bir neden kamu mallarının varlığıdır. Ekonomide kamu mallarının oranı arttıkça piyasaların etkinliği azalır. Islama tam uygun bir ekonomide kamu mallari minimum seviyededir. Cunku devleti buyutmenin bir geregi yoktur.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bir başka neden, piyasadaki tüm aktörlerin bilgiye eşzamanlı ulaşamamalarıdır ki buna asimetrik bilgi diyoruz. Bilginin asimetrik dağılmaması piyasaların olağan işlerliğine ciddi zararlar verebilmektedir.Islama uygun sistemde asimetrik bilgi olusumuna asla izin verilmez ve tum bilgi paydaslarla aninda paylasilir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Ayrıca, iktisadi dalgalanmalar karar alma sürecini ve tüketim sürecini olumsuz etkilediği için piyasaların etkin islerligine ve işbirliğine zarar verirler. 
İşte tüm bu faktörlerin piyasa başarısızlığını doğurmalarını engellemek için hükümetler tarafından iktisat politikaları geliştirilir. İktisat politikalarının 4 amacı vardır.  Bunlar öncelikle, piyasa başarısızlığını gidererek piyasalarda etkinliği sağlamak, ikincisi gelir dağılımında adaleti sağlamak yani eşitlik kriterini yerine getirmek, üçüncüsü iktisadi dalgalanmalara müdahale ederek istikrarı sağlamak, dördüncüsü büyümeyi gerçekleştirmektir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Şimdi bu dört amacı gerçekleştirmek için piyasalara müdahale eden hükümetler bu amaçlarını gerçekleştiremiyorlarsa ortaya “hükümet başarısızlığı” çıkar. Eskiden piyasa başarısızlığı yaşandığında ortaya çıkan iktisadi krizlere hükümet müdahalesi ile sorunlar bir ölçüde giderilirdi. Nitekim Büyük Buhrandan sonra Keynesyen politikalar çerçevesinde bütün dünyada Hükümet müdahaleleri görüldü. Veya hükümet başarısızlığı olduğunda piyasalar devreye girerek özel sektör aracılığıyla etkinliğin sağlanması için uğraş verilirdi. Nitekim 1970’lerdeki stagflasyon krizinden Friedman’ın parasalcı ekolünün hükümet müdahalelerini sorumlu tutması üzerine azalan hükümet müdahaleleri yerine piyasalar etkinliği bir ölçüde sağladılar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Fakat küreselleşme süreci artık aktörlerin rollerini değiştirdi. Kimine daha çok rol vererek etkisini abarttı, kiminin rolünü çaldı. Bu süreçte küresel ölçekte büyük sermayeli firmalar ulus devletlerden daha etkin olmaya, yer yer ulus devlet hükümranlığını hiçe saymaya başladılar. Bu küresel köyün yeni efendileri küresel piyasada etkinliği ve eşitliği sağlayacak opsiyonlara sahip değillerdi. Zaten böyle bir imkanları olsaydı da bu imkanı kullanmak istemeyecekleri açıktı. Çünkü küresel ölçekte pazar payını artırmak ve daha çok kazanmak hırsı artık gayri insani iştah sahibi şahısları bütün dünyaya salmıştı.  Zaten bu aktörler girdikleri pazarlarda var olan yerel aktörleri sildiler. Bunu bazen ticari olarak bazen yasal güç kullanarak gerçekleştirdiler. Eksik rekabet bir küresel olgu haline geldi. Öyleki bunu sorgulamak bile düşünülemeyecek bir şeydi. Bu süreçte dışsallıklar büyük oranda olumlu dışsallık olarak tezahür etti. Asimetrik bilgi her tarafta kol gezdi ve gezmeye devam ediyor. Hatta Londrada yada Wall Street’te masa başında uydurulan küçük bir yalanın aslı astarının olmadığı anlaşılıncaya kadar milyarlarca dolar el değiştirmiş oluyordu. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Her iktisadi dalgalanmayı yeni bir şans olarak gören aktörler iktisadi dalgalanmalardan rahatsızlık duymadılar. Ta ki bu süreçte gittikçe artan dalgalanmalar kendilerini vurana kadar. Bütün bunların sonucunda hemen hemen her alanda var olan balon veya köpük eksik rekabet ve asimetrik bilgi ile birleşince kartopu gibi önce finansal aktörleri sonra reel kesimi ve önlemler yeterli olmazsa siyasal aktörleri vurdu ve vurmaya devam edecek. Bütün bunların sonucunda oluşan küresel manada piyalardaki başarısızlığa hükümetlerin var gücüyle yaptıkları müdahaleler etkinliği henüz sağlamadığı gibi piyasaları daha da bozduğu görülmektedir. Şüphesiz uzun vadede bu tarz tepkisel müdahalelerin bozucu etkileri daha bariz şekilde görülecektir. Yani bu müdahaleler ile iktisadi dalgalanmalar durulmadığı gibi büyümedeki düşüş devam etmektedir. Bu tam bir hükümet başarısızlığıdır. Ama bu hükümet başarısızlığını piyasalardaki başarısızlık doğurdu. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Küresel ölçekteki piyasa başarısızlığı hükümet başarısızlığı ile birleşince G20 gibi büyük oluşumlardan medet umuluyor ama bu durum bile piyasaları kendine getirmeye yetmiyor. Görünen o ki bu kriz etkisini gittikce daha da artıracak. Büyük buhran yıllarında ABD 1929’daki üretim seviyesine 6 yılda ancak ulaşabilmişti. Şimdi harikalar ve hız asrındayız ama bu süreç hiçte kısa olmayacak. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Küresel kriz dibe ulaşınca kriz etkileri tam olarak realize edilmeye başlandığında bu krizin gelir dağılımını müthiş şekilde bozduğu küresel küresel güç dengesi lehinde olanların kazanımlarını bir ölçüde koruduğu ve diğer kesimin daha da fakirleştiği bir durum tebarüz edecek.
Bu küresel krizden çıkış aşamasında iyi dersler çıkartarak etkin bir  küresel regulator-aktör çıkarmak gerekmektedir. Bu küresel aktörün bir binada ve bir şehirde yaşaması gerekmez, bence bir kurumsal çatının paydaş esasına dayalı olarak tasarlanması gerekir. Bunun için de küresel ölçekte etkili bu kurumun ulus devletlerin merkez bankası temsilcilerinden oluşan paydaşlarca oluşturulması gerekir. Bu aslida Islam tarihinde de denenmis olan &quot;muhtesip&quot; sisteminin modernizasyonundan baska bir sey degildir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu kurum pazar kurallarinin uyumunu denetleyecek ve kuresel kurallara uymayanlara gerekli cezayi cekecek ve hem pazar dissalliklarini azaltacak, hem asimetrik bilgiyi ortadan kaldiracak, hem islem maliyetlerini indirecek hem de pazarlarin guvenligini saglayacaktir.
Bunun icin her alan ile ilgili iyi dusunulmus kurallari yerlestirmek ve kurallari istisnasiz herkes icin uygulamak gereklidir. Kural bazli bu yaklasimi ancak merkez bankalari gibi muhtesiplerin surdurmesi mumkun olacaktir.
Çünkü merkez bankalarının elinde en geniş veriler bulunmaktadır. Hemen hemen her ülkenin merkez bankalarında iyi yetişmiş ekonomistlerin bulunması bu kurumların işbirliklerini daha da anlamlı hale getirmektedir.
Esasen küreselleşmenin hemen başında çıkan bu kriz tüm insanlık açısından bir şanstır. Çünkü küresel ölçekte gayri insani iştaha sahip firmalar ve şahıslar bütün bir küreyi yutacak iştaha ve emele sahipken bu kriz onları durdurmuştur. Küreselleşme sürecinin başında çıkan bu krizden çıkış sürecinde yeniden bir tanımlama yapmak gerekir. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu süreçte “küresel akıl” devreye girmelidir. Küresel akıl teknik donanımlı, sosyal bilimden beslenen mahiyette olmalıdır. Tıpkı Roussou’nun ulus devlet inşası için önerdiği general will gibi küresel ölçekte “küresel akıl” sahibi aktörler bu dünyayı daha yaşanılabilir bir yer yapmak için bir araya gelmeli ve kriz sonrası ekonomi dünyasının dizaynını beraber yapmalıdırlar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bu dizayn yapılırken BIS gibi hemen hemen tüm Merkez Bankalarını bünyesinde toplayan ayrı bir mekanizma kurulmalı, BIS artık Merkez Bankaların beraber karar aldıkları bir platform haline getirilmelidir. Bu kuruma bütün hedge fund’lar akredite edilmeli ve bu kurumun tüm sermaye hareketlerini kontrol etmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, BIS bir tür küresel denetim kurumu gibi işlev görmelidir.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 
Küresel ölçekte yaşanan yangının büyüklüğüne vakıf olanların sayısı arttığı oranda bu tarz bir küresel akıl ihtiyacı da o derece şedit olacaktır.
&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/8544914535546959049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/8544914535546959049' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/8544914535546959049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/8544914535546959049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/03/kursel-buhran.html' title='Kursel Buhranlari Engellemek'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-6258019285726883977</id><published>2014-03-10T10:10:00.001+02:00</published><updated>2014-03-10T10:11:50.760+02:00</updated><title type='text'>Fethullah Gulen umulmadik yerden Hukumeti vurdu ve umulmadik yerden kendisi de vuruluyor!</title><content type='html'>Rivayet edilir ki, bir zamanlar Aşil diye bir kahraman varmış, yenilmesi güç, bileği bükülmez ama zülmünden de çok kişinin çile çektiği bu kişi sadece topuğundan vurulabiliyormuş. Belli bir süre sonra Paris adlı bir erkek tarafından topuğundan ok ile vurularak öldürülmüş.


Aşil diye tasvir edilen mesel yaşanmış mıdır bilmem. Modern dunya insani da efnaselere bayilir sonucta.
Ama Aşil’in neden topuğundan vurulduğu sorusu üzerinde düşünmek gerekiyor bence.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Aşil çok güçlü bir savaşçıymış, her tarafını dikkatli bir biçimde korurmuş ama topuğundan bir saldırı geleceğini düşünmemiş ve orayı korunmasız bırakmış ve hiç ummadığı yerden gelen saldırı karşısında canını bir okun uçuna teslim etmiş.
Ummadigi yerden vurulmus.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Butun insanlar da boyledir.
Hepimiz Aşil’iz.
Acziyet ve fakriyetimize istinad etmeyip benliğimize, aklımıza, ilmimize, cesaretimize ve enaniyetimize güvenirsek hiç umulmadık yerden vuruluruz.

Cunku, “Min Heysu la yehtesip” kaidesince hem mükafatlar hem de mücazatlar umulmadık yerden ve umulmadık şekilde veriliyor.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

İnsanın en önemli iki kuvveti aynı zamanda en önemli iki yarasıdır. Bunlar acziyet ve fakriyettir. Nihayetsiz aciz ve nihayetsiz fakir olan bu beşer, bu iki yarasının merhemi için Allah’a koşar ve her daim Allah’a sığınırsa bu iki yara iki kuvvete dönüşür. Bu iki kuvvet ile en zaif insan en kavi insana meydan okuyabilir ve Allah’ın izniyle onu mağlub da edebilir. Acziyetine ragmen bir sinek, nice ordularina ragmen bir Nemrud&#39;u gebertebilir.

Ama, aciz, fakir ve hakir olan insan, Allah’a sığınmak yerine ilmine, kuvvetine, cesaretine, istikametine, fikri duruşuna güvenir ve bununla övünürse o zaman bu iki yara inanılmaz bir biçimde mutlaka günün birinde görünür olur. 
Bu yaralar insanin kendine en cok guvendigi zamanda ve tehlikesiz olarak algiladigi yerden gelir.
Bu görünen yaralar tövbe ve istiğfar ile kapatılmaya çalışılmaz ve insan yürüdüğü istikameti değiştirmeye yanaşmaz ise o zaman yaralar kapanmaz deliklere dönüşür.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
O zaman çok güçlü olanın nihayetsiz aciz bir biçimde ıztırap çektiğini, çok cesaretli olanın en korkaktan daha korkak bir hale geldiğini, ilmiyle nam salmış bir kişinin en cahilden daha cahil bir biçimde rezilü rüsva olduğunu görürüz.

Fethullah Gulen, mutevazi basladigi hizmet hayatinda guc eline gecirdikten sonra umulmadik sekilde kendine ve cemaatine guvenmeye basladi.
Latif Erdogan&#39;in naklettigine gore; &quot;Ben dua edersem yeryuze ihtizaza gelir, ben gurlersem ruzgar harekete gecer&quot; diyecek sekilde kendinden gecmis.
Kendine guveni o derece buyuk bir enaniyete donusmus ki Risale-i Nur&#39;lari sadelestirirken bile Ustad&#39;in yasayan talebelerinin gorusme istegini bile red ediyor.

O derece kendine guveniyor ki MIT mustesarligina aday gosteriyor. Hakan Fidan ataninca da operasyon yapilmasina izin verecek kadar ileriyi goremiyor.
Kendine o kadar guc vehmediyor ki, aslinda en buyuk kaybin bu &#39;guc vehminin&#39; olacagini tahmin bile edemiyor.
Hukumetin kendisine en cok guvendigi bir anda Hukumetin cigerini sokmeye kalkisti ve bunu yaparken herseyi hazirladiklarini dusunduler.
Ama Kader herseyi ellerine ve gozlerine bulastirdi. Gozleri bakmasina ragmen basiret goremedi.
Kulaklari duymasina ragmen, idrakleri intikal edemiyor.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt; 


Eski ceberrut bir eşkiya olan Nemrud, ömrünün son zamanlarında sarayının ve şahsının güvenliğini abartmıştı, tüm kapıları kapattırmıştı, bir kapının deliğinden tehlikenin geleceğini hiç ummamıştı. Hiç ummadığı o delikten, hiç ummadığı bir mahluk olan bir sinek geçti ve Nemrud’un burnundan girip beynine girdi. Savunmasında hiç ummadığı yerden vuruldu.


Hepimiz Nemrud değiliz. Ama Nemrud olmaya namzediz. İçimizdeki enaniyet ve benlik kendi çapında bir Nemrud’u doğurabilir çünkü.

Bundan dolayı hem ameli hem de fikri planda müteyakkız olmalı ve acziyetimizi ve fakriyetimizi göz önünde bulundurarak hareketlerimize dikkat etmeliyiz. Yoksa şaşırmak ve şaşırtmak içten bile değil.

Allah haktan ayrımasın, ayırırsa da şaşırtmasın, şaşırtırsa da yoldan çıkartmasın. Yoldan çıkartırsa da rezil etmesin.</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/6258019285726883977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/6258019285726883977' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6258019285726883977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/6258019285726883977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/03/fethullah-gulen-umulmadik-yerden.html' title='Fethullah Gulen umulmadik yerden Hukumeti vurdu ve umulmadik yerden kendisi de vuruluyor!'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-7838952845998412185</id><published>2014-02-25T04:59:00.000+02:00</published><updated>2014-03-10T10:12:23.180+02:00</updated><title type='text'>Gücün el değiştirmesi mi demokratik dönüşüm mü?</title><content type='html'>
Gücün el değiştirmesi siyasal erkin yeni aktör marifetiyle kullanılmasıdır. Var olan ve yıpranan aktörlerin yerlerinin yeni aktörlerce doldurulması ve siyasal iktidarın yeni aktörlerce yönetilmesidir. Devletlerdeki güç, Münazarat’ta Üstadın yaptığı enfes tahlilden anlaşıldığı üzere insanın ömrüne benzer. Yıllar geçtikçe insan yaşlandığı gibi devletlerin ve siyasal erklerin güçleri de zayıflar ve ihtiyarlık evresine girer. Gücü gençleştiren ise adalettir. Adalet üstüne bina edilmiş bir devlet her daim genç ve taze kalır.

Siyasal iktidarın el değiştirmesi, tüm kurum ve kuruluşların yapısal düzlemde ele geçirilmesi ve bu kurumlara egemen olunması tek başına demokratik dönüşümü getirmez.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;

Yeni aktörler ele geçirdikleri gücü aynı yasal düzlemde kullanmaya meyilli olabilirler yada tam tersine bu guc ile bazi kisileri &#39;ehlilestirme&#39; yoluna girebilirler. Aynı düzlemde kalmak isteği kurumsal bir tercih olmasa bile zamanla gücün dönüştürme özelliği kurumsal bir çerçeve kazanabilir.
&lt;b&gt;Bundan dolayıdır ki demokratik olmayan bir zeminde gücü el geçirenin adil olması zordur. Demokratik zemini hak eksininde inşa etmediği müddetçe güç kontrolü imkânsız azap verici bir alete dönüşür ve kisa vadede sahibini yutar.&lt;/b&gt;

Gücün kullanilacağı yasal çerçeve bir önceki çerçeve ise o zaman el değiştiren şey sadece zülümdür. Biraz vicdanlı olmak, biraz izanlı olmak, biraz demokrat olmak ortamı bir nebze iyileştirir ama zulmü bitirmez. Zulmü bitirmek için gelen aktör, zulmü bitiremez ise kendisi zalim olur.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Demokratik dönüşüm ise uzun soluklu bir yolculuktur. Demokratik dönüşüm hak eksenli ve vicdan eksenli bir yoldur. Ama sonu sahil-i selamate çıkar. Demokratik dönüşüm sayesinde demokrasi kurumsallaşır ve tüm kurumlar ve kuruluşlar demokrasiyi içselleştirirse o zaman siyasal iktidarın el değiştirmesi toplumsal tabakalar arasında endişe doğurmaz. Herkes kendi düşüncesini, kendi hayat biçimini her iktidar döneminde şahane bir biçimde koruyabilir, yayabilir ve kendi fikriyatına her toplumsal talep bulabilir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Demokratik dönüşümü gerçekleştirmeyen siyasal iktidar veya siyasal erk kendi bekasını toplumsal refahın ve selametin üzerinde görür. Buradan inceden inceye zulme bir yol açılabilir. Açılan bu yol çok büyük zulümlerin olmasına neden olabilir. Mazlumun ahı Arş-ı Alaya yükseltecek derecede inlemelere neden olabilir. Açılan bu zulüm kapısından geçenlerin bağrında iman taşıyıp taşımadığının bir önemi kalmaz.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
“Kavmine hizmet eden kavminin efendisidir” hadis-i şerifinin uygulama ortamı bulacağı iklim, gücün ele geçirildiği ortam değil, demokratik hak ve hukukun tüm kurum ve kuruluşları ile yerleştiği ortamdır. Herkesin hak ve hukukunun korunduğu ortamda yeni iktidara gelen siyasal aktör ancak en iyi hizmeti verme uğraşını verebilir. Başkasının hakkına ve hukukuna el uzatamaz.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
“Hukukullahın, hukuku ibadı tazammum etmesi” meselesi çok mühimdir. Herkesin hakkı bizzat Rabbimiz tarafımızdan verilmiştir. Düşüncesi, inancı, ırkı ne olursa olsun herkesin her türlü meşru hakkını kapsayan yaşama hakkını Allah (C.C.) vermişken, herhangi bir kimsenin herhangi bir hakkını çiğnemek, Hukukullah’ı çiğnemek hükmüne geçer. Hele hele ahirette hesaplaşılamayacak birinin hakkının çiğnenmesi daha da ürkütücüdür.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Bundan dolayı gücü ele geçirmek, kurumları ele geçirmenin Hukukullah ve hukuku ibad açısından bir önemi yoktur. Önemli olan, hak ve hukukun korunduğu demokratik bir çerçevenin ivedilikle tüm kesimleri kuşatılacak şekilde kurumsallaştırılmasıdır.
Bu uğurda harcanacak her saniyenin hesabı ahirette sorulacağı meselesini izah etmeye gerek yoktur. Hakkın gazabı şedittir. Çiğnenen her hak keskin bir gazaba dönüşür. Çok değil 15 sene önce çiğnenen hakların hesabının sorulmaya başlanması bu meselede delilimizdir.
&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;
Viktor Hugo’nun Sefiller’de dediği gibi değirmeni ortadan kaldırmak tek başına yeterli değildir. Rüzgar hala ordaysa o rüzgar bir gün kendine pek ala değirmen bulabilir. Bundan dolayı rüzgarın yönünü haktan yana döndürmek gerekir. İnsan Hak’a dönünce zaten rüzgar da haktan yana eser.



28 Nisan 2012 07:29 risalehaber.com da yayimlanmistir.

molgu9@gmail.com
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/7838952845998412185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/7838952845998412185' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/7838952845998412185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/7838952845998412185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/02/gucun-el-degistirmesi-mi-demokratik.html' title='Gücün el değiştirmesi mi demokratik dönüşüm mü?'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-16328836853771114.post-3485471725731777242</id><published>2014-02-24T08:58:00.001+02:00</published><updated>2014-02-24T09:49:33.355+02:00</updated><title type='text'>Bediuzzaman ile Fethullah Hoca arasindaki 10 temel ve kapanmaz fark</title><content type='html'>&lt;div dir=&quot;ltr&quot; style=&quot;text-align: left;&quot; trbidi=&quot;on&quot;&gt;
&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;
 &lt;o:OfficeDocumentSettings&gt;
  &lt;o:AllowPNG/&gt;
 &lt;/o:OfficeDocumentSettings&gt;
&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;br /&gt;
&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;
 &lt;w:WordDocument&gt;
  &lt;w:View&gt;Normal&lt;/w:View&gt;
  &lt;w:Zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;
  &lt;w:TrackMoves/&gt;
  &lt;w:TrackFormatting/&gt;
  &lt;w:PunctuationKerning/&gt;
  &lt;w:ValidateAgainstSchemas/&gt;
  &lt;w:SaveIfXMLInvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;
  &lt;w:IgnoreMixedContent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;
  &lt;w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;
  &lt;w:DoNotPromoteQF/&gt;
  &lt;w:LidThemeOther&gt;EN-US&lt;/w:LidThemeOther&gt;
  &lt;w:LidThemeAsian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;
  &lt;w:LidThemeComplexScript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;
  &lt;w:Compatibility&gt;
   &lt;w:BreakWrappedTables/&gt;
   &lt;w:SnapToGridInCell/&gt;
   &lt;w:WrapTextWithPunct/&gt;
   &lt;w:UseAsianBreakRules/&gt;
   &lt;w:DontGrowAutofit/&gt;
   &lt;w:SplitPgBreakAndParaMark/&gt;
   &lt;w:EnableOpenTypeKerning/&gt;
   &lt;w:DontFlipMirrorIndents/&gt;
   &lt;w:OverrideTableStyleHps/&gt;
  &lt;/w:Compatibility&gt;
  &lt;m:mathPr&gt;
   &lt;m:mathFont m:val=&quot;Cambria Math&quot;/&gt;
   &lt;m:brkBin m:val=&quot;before&quot;/&gt;
   &lt;m:brkBinSub m:val=&quot;--&quot;/&gt;
   &lt;m:smallFrac m:val=&quot;off&quot;/&gt;
   &lt;m:dispDef/&gt;
   &lt;m:lMargin m:val=&quot;0&quot;/&gt;
   &lt;m:rMargin m:val=&quot;0&quot;/&gt;
   &lt;m:defJc m:val=&quot;centerGroup&quot;/&gt;
   &lt;m:wrapIndent m:val=&quot;1440&quot;/&gt;
   &lt;m:intLim m:val=&quot;subSup&quot;/&gt;
   &lt;m:naryLim m:val=&quot;undOvr&quot;/&gt;
  &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt;
&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;
 &lt;w:LatentStyles DefLockedState=&quot;false&quot; DefUnhideWhenUsed=&quot;true&quot;
  DefSemiHidden=&quot;true&quot; DefQFormat=&quot;false&quot; DefPriority=&quot;99&quot;
  LatentStyleCount=&quot;267&quot;&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;0&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Normal&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 7&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 8&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;9&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;heading 9&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 7&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 8&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; Name=&quot;toc 9&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;35&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;caption&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;10&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Title&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;1&quot; Name=&quot;Default Paragraph Font&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;11&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Subtitle&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;22&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Strong&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;20&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Emphasis&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;59&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Table Grid&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Placeholder Text&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;1&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;No Spacing&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;60&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Shading&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;61&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light List&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;62&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Grid&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;63&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;64&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;65&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;66&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;67&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;68&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;69&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;70&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Dark List&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;71&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Shading&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;72&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful List&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;73&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Grid&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;60&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Shading Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;61&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light List Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;62&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Grid Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;63&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 1 Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;64&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 2 Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;65&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 1 Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Revision&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;34&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;List Paragraph&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;29&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Quote&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;30&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Intense Quote&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;66&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 2 Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;67&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 1 Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;68&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 2 Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;69&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 3 Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;70&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Dark List Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;71&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Shading Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;72&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful List Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;73&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Grid Accent 1&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;60&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Shading Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;61&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light List Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;62&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Grid Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;63&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 1 Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;64&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 2 Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;65&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 1 Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;66&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 2 Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;67&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 1 Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;68&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 2 Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;69&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 3 Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;70&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Dark List Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;71&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Shading Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;72&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful List Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;73&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Grid Accent 2&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;60&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Shading Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;61&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light List Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;62&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Grid Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;63&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 1 Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;64&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 2 Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;65&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 1 Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;66&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 2 Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;67&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 1 Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;68&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 2 Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;69&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 3 Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;70&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Dark List Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;71&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Shading Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;72&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful List Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;73&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Grid Accent 3&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;60&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Shading Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;61&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light List Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;62&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Grid Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;63&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 1 Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;64&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 2 Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;65&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 1 Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;66&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 2 Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;67&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 1 Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;68&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 2 Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;69&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 3 Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;70&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Dark List Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;71&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Shading Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;72&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful List Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;73&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Grid Accent 4&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;60&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Shading Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;61&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light List Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;62&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Grid Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;63&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 1 Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;64&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 2 Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;65&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 1 Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;66&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 2 Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;67&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 1 Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;68&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 2 Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;69&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 3 Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;70&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Dark List Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;71&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Shading Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;72&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful List Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;73&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Grid Accent 5&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;60&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Shading Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;61&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light List Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;62&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Light Grid Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;63&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 1 Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;64&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Shading 2 Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;65&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 1 Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;66&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium List 2 Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;67&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 1 Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;68&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 2 Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;69&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Medium Grid 3 Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;70&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Dark List Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;71&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Shading Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;72&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful List Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;73&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; Name=&quot;Colorful Grid Accent 6&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;19&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Subtle Emphasis&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;21&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Intense Emphasis&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;31&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Subtle Reference&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;32&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Intense Reference&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;33&quot; SemiHidden=&quot;false&quot;
   UnhideWhenUsed=&quot;false&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;Book Title&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;37&quot; Name=&quot;Bibliography&quot;/&gt;
  &lt;w:LsdException Locked=&quot;false&quot; Priority=&quot;39&quot; QFormat=&quot;true&quot; Name=&quot;TOC Heading&quot;/&gt;
 &lt;/w:LatentStyles&gt;
&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt;
&lt;style&gt;
 /* Style Definitions */
 table.MsoNormalTable
 {mso-style-name:&quot;Table Normal&quot;;
 mso-tstyle-rowband-size:0;
 mso-tstyle-colband-size:0;
 mso-style-noshow:yes;
 mso-style-priority:99;
 mso-style-parent:&quot;&quot;;
 mso-padding-alt:0in 5.4pt 0in 5.4pt;
 mso-para-margin-top:0in;
 mso-para-margin-right:0in;
 mso-para-margin-bottom:10.0pt;
 mso-para-margin-left:0in;
 line-height:115%;
 mso-pagination:widow-orphan;
 font-size:11.0pt;
 font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;;
 mso-ascii-font-family:Calibri;
 mso-ascii-theme-font:minor-latin;
 mso-hansi-font-family:Calibri;
 mso-hansi-theme-font:minor-latin;
 mso-bidi-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;
 mso-bidi-theme-font:minor-bidi;}
&lt;/style&gt;
&lt;![endif]--&gt;

&lt;br /&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
25 &lt;span lang=&quot;TR&quot; style=&quot;mso-ansi-language: TR;&quot;&gt;yildir&lt;/span&gt;
nur camiasi icerisinde bulunuyorum elhamdullillah. &lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Yuzlerce gencin imanli bir sekilde yetismesine katkika
bulunmayi nasip etti Rabbim. Hala haftada bir-iki sohbete katilmaya gayret
sarfeder ve kendi capimda Risale-i Nur’lar uzerinde calismaya devam ederim.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bu sure zarfinda bizi en cok mesgul eden konulardan biri her
yeni kisi aramiza katildiginda, her yeni talebe ile tanistigimizda her yeni
ortama girdigimizde kendimizi tanimlama ugrasi vermek zorunda kalmamizdir.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bu ugrasi vermek zorunda birakildik. Derin devlet, Fethullah
Hoca’nin onunu acmak icin diger Nur cemaatlerinin kamuoyu ile iliskisi bilerek
kesti. Bu yuzden her birisi bir alim ve evliya olan Metin Karabasoglu, Ahmet
Akgunduz, Sener Dilek ve Ahmet Yildiz gibi kisilere medya ilgisiz davranir,
bunlara gazetelerde kose verilmez ve pek programlara konuk alinmazlar. Bu ancak son 2-3 ayda
degismeye basladi. &lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bir taraftan Ustadimizin koydugu kesin kurallar oldugu icin
Fethullah Hocayi aciktan elestiremiyorduk. Diger taraftan aramizdaki farklari
net sekilde anlatiyorduk ama bu sefer muhataplarimiz anlamiyor ve neden
bolunuyorsunuz diyorlardi. &lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Tum ugrasimiza ve husnu niyetimize ragmen toplumda biz nur
talebelerinin Fethullah Hoca muntesiplerinden ayri oldugunu net bir sekilde
anlatamadik. Bazen anlattik ama anlasilmadi.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Demekki zamani varmis. Zaman musait degilmis hakikatlerin anlasilmasina.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Demekki kader keskin bicakla ayiracakmis zaten.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bizimle yillardir musbet hareket sinirlari icerisinde
kalarak verdigimiz mucadeleyi kader takdir etti ki takdiri ile aramizdaki
farklari kalin bir cizgi ile belirginlestirdi.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bizim yine de musbet hareket sinirlari icerisinde kalarak Ustadimiz
Bediuzzaman Said Nursi ile Fethullah Hoca arasindaki farklari gelecek nesillere
de iz birakacak sekilde anlatmamiz gerekiyor.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Temel farklari 10 maddede tanimlamak mumkun;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;1- Kemalizm ile
Mucadele&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman tum omrunu Kemalizm ile ‘koku disarda uzantisi
icerde olan gizli bir komite’ ile mucadele ederek gecirdi. Bu ugurda
hurriyetini, sagligini ve rahatini feda etti. 19 defa zehirlendi. 28 yili
surgunde ve hapiste gecirdi. Buna ragmen Kemalizm ile mucadelesinden odun
vermedi.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah Hoca ise hic bir zaman kemalizm ile mucadele
etmedigi gibi kamuoyuna verdigi demeclerde her daim Mustafa Kemal’i ovdu.
Mustafa Kemal’i gunahi kadar sevdigini zann etmiyorum. Kendince bir tur takiye
yapmayi tercih etti ve Kemalizm ile mucadele edenleri yalniz birakti.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;2- Basortusu&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman basortusu konusunda tavizsiz bir cizgide durmustur.
Hatta basortusunu ‘Seari-i Islamiye’ olarak telakki ettigi icin bu hususta cok
mucadele etmis ve “Tesettur Risalesi” diye bir risale yazmistir. Hatta 28 yili surgunde
ve hapishanelerde gecirmesine ragmen biri haric tum mahkemelerden beraat etmistir.
Ceza aldigi mahkeme ise Afyon mahkemesidir ve gerekce Tesettur Risalesinde
gecen bir cumledir. Bu cumlede tesetture karsi olanlara sert elestiriler
getirir. Mahkemede Hakim tesettur Risalesini sorunca Ustad hic bir geri
atmadigi gibi daha ileri seyler soyleyecek ve Kemalizmin acik saciklik
konusundaki destekleyici tavrini elestirecektir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah Hoca ise “Basortusu Furuattir” diyerek sozumona
Fikih’taki furuat tanimini ‘onemsiz’ manasinda kullanmis ve basortusu icin
mucadele verilmesini istememis ve otoriteye itaat jargonunu burada da
kullanarak buyuk bir mucadeleye kostek olmustur.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b&gt;3&lt;/b&gt;&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;- Milliyetcilik&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Ustad Bediuzzaman, milliyetciligin hem musbetine hem de
menfisine karsi cikmis ve ummetci bir cizgiyi savunmustur.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah Hoca yer yer irkiciliga kayan bir cizgide ‘Turk
milliyetciligini’ savunmustur. Ozellikle kendi agzindan ‘Bediuzzaman’i neden
ziyaret etmedigine dair getirdigi elestirilere son derece milliyetci bir cevap
vermekte beis gormemistir.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;4- Siyasetle istigal
ve Idareyi ele gecirmek&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman siyaset ile istigal etmemeyi kesin bir sekilde
talebelerine bildirmistir ve ozellikle siyasetteki taraftarligin 4 nedenden
dolayi zulme neden oldugunu ve seytani bir serrin insasina neden olacagini
cesitli risalelerde ve mektuplarda israrla not etmistir. &lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Ustad ayrica iman hizmetini ‘nur’a ve ‘elmas’a benzetmis,
siyaseti ise ‘topuza’ ve baska bir acidan ise ‘komure’ benzetmistir. Nur
mesabesinde olan iman hizmeti ile istigal icin 10 elimizde olsa iman hizmetini
tutmaya mukellefiz demistir. Siyaset ise topuzdur ve sinirli makamlar icin
mucadele edecek bir cok kisinin tasannu ve temelluk suretine girmesine, rekabet
damarinin canlanmasina ve hamiyet davasinin zarar gormedine neden
olabilecektir. Haricte duran kisiler elinde hem nur hem de topuz bulunan
kisilerden uzak duracaklar yada munafikvari bir halete girip zararli bir hale
gelecektir. Bu yuzden Ustad tum zamanimizi iman hizmetine teksif etmis
bulunuyoruz. &lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Siyaseti ise Emirdag Lahikasinda yer alan mektuplardan
anlasildigi uzere ‘dindar demokratlara’ birakmistir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah Hoca ise 40 yilini devleti ve burokrasiyi ele
gecirmeye adadigi anlasilmaktadir. Cumhurbaskanina yazdigi mektupta
burokrasideki gorevden alinmalara ozel bir onem atfettigi gorulmektedir.
Bediuzzaman ise hem Cumhurbaskani Celal Bayar’a hem de Basbakan Adnan Menderes’e
yazdigi mektuplarda burokrasi icin asla bir sey talep etmemis, Sarkta bir
universitenin acilmasi, dini ozgurluklerin taninmasi, Ayasofya’nin ibadete
acilmasini talep etmistir. Aradaki fark cok buyuktur.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;5- Istigna&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman istigna dusturunu hayati boyunca temel bir
prensip olarak benimsemis ve uygulamistir. Buna gore, UStad hic kimseden hediye
dahi Kabul etmemis, hic kimseden hic bir hizmet icin bagista bulunmasini yada
para toplanmasini talep etmemistir. Cunku ‘istigna’ dusturune gore bu zamanda
parasini verenler karsisinda rusvet bekleyebilirler. Bu durumda gunun birinde ‘hakaiki
imaniyenin’ taviz verilmesini gerektirebileceginden asla maddi bir talepte
bulunulmasini istememistir. Bundan dolayi nur talebeleri hic bir esnaftan yada
memurdan bagis yada yardim talep etmezler. Yardim yada bagis toplayanlarin nur
talebeleri ile bir ilgisi yoktur. Baskalarinin bu yolu secmesini yadirgamiyoruz
ama biz bu yola basvurmak yerine herkesin kendi istegi ve rizasi ile bir yardim
yapmasini savunuyoruz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah Hoca ise 1980 yilindan bu yana para toplamayi
sistematik hale getirdi. Son yillarda bunun artik zorunlu hale getirildigi ve
kasetler yardimi ile isin baska bir mecraya kaymis oldugunu uzulerek goruyoruz.
Musbet hareketi bir birakti mi insan artik hangi durakta duracagini kestiremez.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;6- Cemaat ve Cemiyet
farki&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman ummeti her tur olusumun ustunde tutat ve
mahkemede soyledigi gibi cemaat tum muslumanlari kapsayan bir olusumdur ve bu
olusumun lideri Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.V.)’dir. Olsa olsa araya
bir ‘ustadlik’ girebilir. Bu ustadlik ise ogretmek ve egitmek disinda bir
fonksiyonu yoktur. Kararlar Hazreti Peygamber ve Hulefa-I Rasidin zamaninda
oldugu gibi ‘mesveret’ ile verilir. Bediuzzaman’in da bu mesverette bir oyu
vardir. Asla kimsenin kimseye ustunlugu yoktur. UStad cemaatin lideri degildir.
Cemaatte herkes her olayi ve her soyleneni terazi ile tartar. Terazi ise Kur’an-I
Kerim ve Sunneti seniyyedir. Hic kimsenin hic bir sozu tartilmadan koynuna alip
saklanmaz. Bu cemaatte merkezi otorite yoktur. Insanlar Allah (C.C.) rizasi
icin gelirler ve kimseye verilecek bir post da bulunmaz.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah hoca ise basindan itibaren bir ‘cemiyyet’ insa
etti. Son zamanlarda bu cemiyyeti ‘camia’ya donusturdu. Fakat, insa ettigi
cemiyyet tam bir merkez-sube yapilanmasina sahip ve resmi kurumlari olan devasa
ve control edilmez bir yapilanmaya donustu. Bu tarz merkezi bir yapinin
kurulmasi cok zordur ama yikilmasi cok kolaydir. Tepedeki yoneticilerin bir
operasyon ile alinmasi bu yapinin cokmesini getirir. Bu tarz cemiyyet
yapilanmalarinin Islam tarihindeki basari hikayesi yoktur. Bu yolla basarili
olmak uzun vadede mumkun degildir. Cunku ISlami prensipleri bu yapi icerisinde
korumak cok zordur. &lt;span style=&quot;mso-spacerun: yes;&quot;&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;7- Burokratik
Yapilanma&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman burokratik bir karar mekanizmasi
olusturmamistir. Il temsilcisi, ilce temsilcisi yoktur. Mesveret uyeleri
tamamen gonulluler arasindan secilir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah Hoca, tum cemaati burokrasi kademeleri ile
donatti. Boylece arsiv olusturma zorunlulugu da dogdu! Her ulkenin, her kurumun
ve her ilin temsilcisi var. Piramit asagidan yukariya dogru yukseliyor. Bu burokrasi
icerisinde sorgulama yerine kesin itaat var. Halbuki, dini bir cemaatte memur
olusturmak Dini- Mubin-I Islam’a da zittir.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;8- Mesveret&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman kararlar Hazreti Peygamber zamaninda oldugu gibi
mesveret ile alinmasini ister ve herkesin bir reyinin oldugu bu mesveret
ortamind tum gorusler hic bir kisitlama olmaksizin ortaya serilir. Yasa, basa
bakilmaz.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah Hoca ise istisare yapilmasini ister ama istisare burokrasiye tabi oldugu icin sadece bastaki abinin baskalarina is vermesi seklinde cereyan eder. Bu yapida kimse gorusunu ozgurce soyleyemez. Gorusunu soylemeye kalkana &#39;sen Hocaefendi kadar biliyormusun, sen falan abiden daha fazla mi biliyorsun&#39; diyerek susturulur.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Farkli goruslere tahammul edilmez.Farklilikta israr edenler profesyonelce ekarte edilir.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;9- Kurumlasma&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman’in en buyuk kurumu insandir. Ustad, talebe
yetistirme disinda hic bir kurumu insa etmeye girismemistir. Tum kurumlarin
gecici oldugunu bildiginden insanlarin ahireti ve ebedi hayatini kurtarmak
ustune teksif etmistir tum zamanini.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah hoca cemiyetini yapisal kurumlar ile donatmistir. Her
kurumda bir cok post olusturmustur. Bu kurumlarin kendine bagli olarak
calismasi icin capraz onlemler aldigi anlasilmaktadir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;b style=&quot;mso-bidi-font-weight: normal;&quot;&gt;10- Otoriteye Itaat&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Bediuzzaman hic bir zaman hakikati otoriteye itaat
jargonunun arkasina saklanarak gizlememistir. Rusya’da Kosturma’da esaret
kampinda iken Rus Car’inin onunde ayaga kalkmadigi icin idam cezasi almistir.
31 Mart ayaklanmasindan sonar Hursit pasanin idam sehpalarini gostererek ‘Sen
de Seriat istemissin’ deyisine karsi ‘Seriatin bir hakikatine karsi saclarim
kadar basim olsa feda etmeye hazirim’ demistir. Istanbul kusatmasinda Ingiliz
komutanina karsi bildiri yazmis ve dagitmistir. Mustafa Kemal’e 1. Mecliste
10larca milletvekilinin onunde ‘Pasa pasa namaz kilmayan haindir’ demistir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Fethullah hocanin ise otoriteye karsi itaat etme gibi bir
zafiyeti vardir. Mahkemelerden ve hakimlerden cok korktugunu goruyoruz. Ayrica, Israil ve ABD konusunda ne dusundugunu, Mavi Marmara ozelinde ve telefon konusmalarinda acik bir sekilde ortaya dokuldu. Bu uluslararasi gucler ile bir sekilde anlasarak hizmetini buyutebilecegini zannetmektedir. Halbuki Fethullah Hoca&#39;nin Israil&#39;e olan nefreti hepimizden fazla bile olabilir. Ama Turkiye&#39;de askerlere karsi Mustafa Kemal ozelinde yaptigi takiyecilikteki basarisina guvenerek Israil icin de aynisini yapabilecegini dusunmektedir. Bunu kendince bir hamiyet davasi cercevesinde yapmakta bence. Fakat yanildiklari nokta, bizim bu dunyaya gonderilis sebebimizin Hak ustune kalmak, surat-i mustakim uzerine yurumek zorunda oldugumuzdur. Biz hangi gerekce olursa olsun Hak&#39;tan ayrilamayiz. Menfi aracla sirat-i mustakime vasil olamayiz. &lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Butun bu farklar acikken Sayin Basbakan’in bile Fethullah
hocayi Ustad Bediuzzaman ile karistirmasi ve meydanlarda ‘Said Nursi’nin
kemikleri sizliyor’ demesi uzuntu verici.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Said Nursi’nin kemikleri niye sizlasin? Fethullah Hocayi
Said Nursi mi yetistirdi? Fethullah Hoca yillardir Said Nursi’nin talebelerine
asgari saygiyi bile gostermemistir. Dolayisiyla, Fethullah Hoca’nin hatalari
Said Nursi’ye yuklenemez. Said Nursi kabrinde nur icinde yatmaktadir.&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class=&quot;MsoNormal&quot;&gt;
Muhammed Olgu&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://molgu.blogspot.com/feeds/3485471725731777242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/16328836853771114/3485471725731777242' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/3485471725731777242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/16328836853771114/posts/default/3485471725731777242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://molgu.blogspot.com/2014/02/bediuzzaman-ile-fethullah-hoca.html' title='Bediuzzaman ile Fethullah Hoca arasindaki 10 temel ve kapanmaz fark'/><author><name>Unknown</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>