<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908</id><updated>2024-09-09T00:55:43.496-07:00</updated><title type='text'>Muhabbet</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>9</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-5225142883112651478</id><published>2022-03-09T23:52:00.001-08:00</published><updated>2022-03-09T23:52:24.864-08:00</updated><title type='text'>DÜNYADAKİ OYUNCAKLAR</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&quot;Dünyayı beş büyük aile yönetiyor.&quot; cümlesi sanırım birçoğumuza tanıdık geliyor. Ben bu cümleye/düşünceye başka bir yorum getirmek istiyorum.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Dünyayı beş konu/alan yönetiyor.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1. Din&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2. Politika&lt;/p&gt;&lt;p&gt;3. Sanat&lt;/p&gt;&lt;p&gt;4. Spor&lt;/p&gt;&lt;p&gt;5. Zenginlik Hırsı&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kendimizi de dahil ederek çevremize baktığımızda bu beş konuya dahil olmayan, bu alanların hiç birine ilgi duymayan insan sayısının yok denecek kadar az olduğunu fark ederiz. Bu alanların her biri kendi içinde fazlasıyla farklılaşarak her kesimi içine almış durumda.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuların bağımlılık yaptığı ve sürekli olarak algılarımızı bloke ettiği aşikardır.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüm bunlara gözümüzü, kulağımızı bir süreliğine kapatabilirsek, dünyayı ve hayatı gerçek anlamıyla fark ederiz.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/5225142883112651478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2022/03/dunyadaki-oyuncaklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/5225142883112651478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/5225142883112651478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2022/03/dunyadaki-oyuncaklar.html' title='DÜNYADAKİ OYUNCAKLAR'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-4748605732660787239</id><published>2020-09-17T03:54:00.000-07:00</published><updated>2020-09-17T03:54:01.660-07:00</updated><title type='text'>8. ÖN YARGI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp;Nedense hayatımız hep kulaktan kulağa geçiyor. Her duyduğumuza kulak asıyoruz. Bir yere gitmeden önce, bir şey almadan önce, biriyle tanışmadan önce elimizden geldiğince bilgi almaya çalışıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yani ön yargı oluşturmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de genellikle kötümser oluyoruz. Edindiğimiz ön bilgilerin olumsuz olanlarını ön planda tutuyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Örneğin, bir ürün almadan önce, onunla ilgili yorum ya da değerlendirmelere bakıyoruz. Toplam 500 değerlendirme olan bir ürünün, hemen en kötü değerlendirmelerine bakıyoruz. Üstelik 500 değerlendirmenin 50 tanesi kötü olsa bile, biz bu 50 değerlendirmeyi esas alıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Şunu unutmamalıyız; herkesin değerlendirme kıstasları farklıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ayrıca edindiğimiz ön bilginin kaynağı konusunda araştırma ve analiz yapmıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Günlük hayatta sohbet ettiğimiz insanın, bir başka tanıdığımız insan hakkında konuşmasını dinliyor ve bir ön yargı oluşturuyoruz. Yani gıybetin dibine vuruyoruz, sonra da yargılıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu konuşmayı yaptığımız kişinin doğruyu söyleyip söylemediğine, gerçeğe ekleme ya da çıkarma yapıp yapmadığına dair bir analiz, araştırma yapmıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Her şey gerçek olsa bile empati yapmıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Gıybeti yapılan insanın, hangi şartlar altında, hangi psikolojik durumla bahse konu davranışı yaptığını bilmiyoruz. Bunu kendisine sormayı düşünmüyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Gıybetin başlı başına yanlış bir şey olduğuna değinmiyorum bile.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Her kişinin, ailenin, kurumun iç dinamikleri vardır. Bu iç dinamiklere hakim olmadan, öğrendiğimiz konu ve davranışlar hakkında olumsuz yargılara varmak yanlıştır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ön yargıya bir başka açıdan bakacak olursak; çevremizle yaptığımız paylaşımlarda, samimiyetten kaynaklı olarak, eşimiz, çocuğumuz ve ailemiz ile ilgili şikayetlerimizi dile getiririz:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Ailem bana hiç destek olmuyor.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Bizim çocuk çok yaramaz.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Eşim bana hiç yardımcı olmuyor.&quot; gibi şikayetlerde bulunuruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Tabi burada örnek verdiğim cümlelerin, gerçekte söylenenlere göre çok masum olduğunun farkındayım. Biraz düşünürsek neleri paylaştığımızı fark ederiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu durumda, bu konuşmayı yaptığımız kişilerin kafasında oluşacak ön yargıları düşünmüyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Eşimizi, çocuğumuzu ve ailemizi tanımayan ya da az tanıyan, bu konuşmaları yaptığımız kişiler, sarf ettiğimiz cümlelerin referansıyla bir bakış açısı oluştururlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yani bizim yansıttığımız kadarıyla, en fazla bizim duyduğumuz kadar saygı ve sevgi duyarlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ve bunun mimarı bizizdir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Can YÜCEL&#39;in mısralarında belirttiği gibi;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Ne renk olursa olsun kaşın gözün,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karşındakinin gördüğüdür rengin&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yani biz çocuğumuza, eşimize ve ailemize ne kadar kıymet verirsek verelim, karşımızdaki kişi, yapılan konuşmada anlattığımız kadarı ile yargılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bir de benim sinir olduğum otomatik bir ön yargı var ki o da televizyonda reklamı verilen bir ürün hakkında oluşan olumlu ön yargı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Örneğin, 20 yıllık tecrübeye sahip bir marangozun ahşaptan yapmış olduğu ve 10 yıl garanti verdiği bir ürünü almak yerine, sırf televizyonda reklamı var diye, suntadan yapılmış bir ürünü alıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Televizyonda tanıtımı olan ürünlerin, %100 legal olduğunu, kaliteli ve güvenilir olduğunu düşünüyoruz.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Televizyonun gerçekliğine çok inanıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Aslında en büyük manipülasyon araçlarından biri olduğunun farkında değiliz ya da her seferinde unutuyoruz.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/4748605732660787239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/09/8-on-yargi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/4748605732660787239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/4748605732660787239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/09/8-on-yargi.html' title='8. ÖN YARGI'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-7308182035904880782</id><published>2020-09-09T05:40:00.000-07:00</published><updated>2020-09-09T05:40:22.726-07:00</updated><title type='text'>7. BEKLENTİ YÖNETİMİ</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp;Mutlu olmanın bir yolu da beklenti yönetimidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Her insan çocukluğundan, hatta bebekliğinden gelen alışkanlıkla beklenti sahibi olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Neden ve nasıl oluşur beklenti?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bebekler konuşamadıklarından ebeveynler, bazen tahminle, bazen bazı bulguları değerlendirerek ve bazen de deneme yanılma yöntemiyle bebeklerin ihtiyaçlarını giderirler. Bunların bir kısmını bebeğin ihtiyacı olmadığında da yaparlar. Böylece bebeklerin bilinç altına &quot;Beklenti&quot; yerleşmiş olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Burada bir parantez açarak; bu yazdıklarımın bilimsel bir temele dayanmadığını, sadece kendi görüşlerimden ve fikirlerimden ibaret olduğunu belirtmeliyim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bebekler büyüdükçe de bu durum değişmez. Çünkü ebeveynlerin çoğu çocuklarının üzerine titremeye devam eder.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bir çocuk eğer bebekliğinden o ana kadar her düştüğünde ebeveyni tarafından kaldırılmışsa, düştüğünde canı acımamış ya da az acımış olsa bile ağlar ve ebeveyninin kendisini kaldırmasını bekler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu beklentinin mimarı ebeveyndir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yine çocukken arkadaşlarımız ve onların ebeveynleri arasındaki ilişkiyi gözlemleriz. Hoşumuza giden davranışları kendi ebeveynimizden bekleriz. Ama gözlemlediğimiz hoşumuza gitmeyen davranışları yapmadıkları için ebeveynlerimize minnet duymayız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Günümüz teknolojisinde sosyal medyada yer alan videoların ve televizyonda yer alan programların da beklentilerimizin oluşmasında büyük rolü vardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Beklentilerimizi iyi yönetirsek, mutluluğumuzu arttırırız. Ya da mutsuzluğumuzu azaltırız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Örneğin, ebeveyn olarak çocuğumuzun başarılı olmasını bekleriz.&amp;nbsp; Sınavlardan yüksek not almasını, iyi bir üniversitenin iyi bir bölümünü kazanmasını bekleriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu beklentinin temelleri; toplumda genel kabul görmüş bir beklenti olması ve çevremizde bulunan başarılı çocukları esas almamızdır. Burada da nedense çevremizdeki başarısız olan çocukları göz ardı ederiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Genellikle çevremizdeki başarılı olan çocuklar ile aileleri arasındaki ilişkiyi ve sağlanan şartları, olanakları göz ardı ederiz. Konu bu noktaya geldiğinde kendimizi savunmaya geçeriz. Hemen televizyonda gördüğümüz, imkanları çok kötü olan ve başarılı olmuş çocukları örnek gösteririz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Aslında verdiğimiz bu örnekteki çocuğun, imkansızlıklardan kurtulmanın motivesiyle başarıyı yakalamış olabileceğini, çocuğumuzdan daha zeki olabileceğini düşünmeyiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Belki de çocuğumuzun, her şartta ve her zaman onu koruyacağımızı, kurtaracağımızı bilmesi ve buna güvenmesi, onun motivasyonunu olumsuz yönde etkiliyordur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Burada beklentimizi yönetmeye başlayalım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Öncelikle çocuğumuzu tanımamız gerekli. Onun diğer çocuklardan farklı olduğunu, bizim de diğer ebeveynlerden farklı olduğumuzu bilmemiz gerekir. Eğer çocuğumuz matematiği sevmiyorsa, ondan matematikte başarılı olmasını bekleyemeyiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;İnsanın kendisinden başlayarak çevresindeki insanları tanıması beklenti yönetiminde önemlidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Örneğin kendi doğum gününü bile unutan bir insandan sizin doğum gününüzü hatırlamasını beklemek mutsuzluğa davetiye çıkarmak olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Arkadaşımız başarılı bir karne aldığında ailesi ona bilgisayar ya da bisiklet gibi bir hediye alıyorsa ve bizim ailemizin maddi durumu iyi değilse, başarılı bir karne aldığımızda benzer bir hediyeyi beklemek de mutsuzluk için davetiye çıkarmak olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Aylık ortalama bir gelire sahipken, televizyon programlarında gördüğümüz, havuzlu, hizmetçili bir villaya sahip olmayı beklemek de mutsuzluğu getirir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Peki ne yapalım?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Beklentiden kaynaklı mutsuzluğu en aza indirmenin yolu, beklentimizi en aza, hatta sıfıra indirmektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Paylaşabiliyorsanız beklentinizi ilgili kişiyle paylaşmalı ve karşılıklı konuşarak yapılandırmalısınız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Unutmayın kimse telepati ile beklentinizi bilemez.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Siz anlatın ki karşınızdaki sizi tanısın, o anlatsın ki siz de onu tanıyın. Ne kadar tanırsanız beklentilerinizi yönetmeniz o kadar kolay olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Size yapılan, jestlerin, iyiliklerin, sürprizlerin tadını çıkarın. Devamının gelmeyeceğini düşünün. Ellinci kez tekrarlansa bile elli birincinin olmayacağını düşünün.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bir olay, durum ve konuyla ilgili, çevrenizdeki insanların sizinle aynı düşünceye sahip olmasını beklemeyin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Hayattan ise bir şey beklemeyin. Hayat bizim yaptıklarımızın, direkt ya da dolaylı sonuçlarını verir sadece.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ne ekersek onu biçeriz. Belki bir fazla, belki bir eksik.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/7308182035904880782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/09/7-beklenti-yonetimi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/7308182035904880782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/7308182035904880782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/09/7-beklenti-yonetimi.html' title='7. BEKLENTİ YÖNETİMİ'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-5147607677894788440</id><published>2020-09-02T03:46:00.001-07:00</published><updated>2020-09-02T03:46:58.258-07:00</updated><title type='text'>6. ÇİLİNGİR</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp; Kelimeler ne kadar önemlidir? Ne kadar güçlüdür?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Hani filmlerde olur ya, bir mucit ya da bilim insanı bir şey bulur ve der ki &quot;Kötü niyetli insanların eline geçmemeli&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Kelimeler için de bunu söyleyebiliriz. Belki şöyle demek daha doğru olur: &quot;Kelimelerin gücünü inşallah kötü niyetli insanlar keşfetmez.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Kelimeleri, derdimizi, isteklerimizi, durumumuzu, düşüncelerimizi anlatmak için, iletişim için kullanırız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Genellikle, düşünürken aklımızda oluşan kelimeler ile dilimizden çıkan kelimeler farklı olabiliyor. Belki biraz filtre ve sansür uyguluyoruz, belki de abartıyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;İşte bu gelmek istediğim nokta.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;İnsanların çoğunda bu sanırım otomatik oluyor. Tabi öğrenerek bu otomatikleşiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Büyükler, küçükleri &quot;Öyle söylenir mi çok ayıp&quot; diyerek uyarırlar. Buradaki uyarı söylenen kelimeler içindir. Öyle düşünmenin ayıp olduğu ya da yanlış olduğu konusuna değinilmemektedir. Hatta bazen hem uyarırlar hem de hafiften bi tebessüm yaparlar. Ya da o an kızdıkları konuyu, başka bir zaman, o çocuğun yanında gülerek anlatırlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ve böylece o çocuğun bilinç altına, öyle düşünmenin değil, öyle konuşmanın yanlış olduğu kazınmış olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Kelimeler doğru seçildiğinde ve doğru zamanda doğru duyguyla söylendiğinde, önünde hiçbir güç duramaz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Kelimeler; savaş başlatır, aşkı anlatır, dertlendirir, gönül alır, gönül kırar, teselli eder, kızdırır, güldürür, ağlatır, gaza getirir, manipüle eder, kitleleri peşinden götürür.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;İnsanı bir ev gibi düşünürsek, bu evin kapısını açacak kelimeler maymuncuk anahtarıdır. Bu kelimeleri doğru kullanan kişi ise çilingirdir. Tabi her çilingir aynı maharete sahip değildir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Nasıl ki bir eve hırsız girdikten sonra evin kilidi daha da sağlamlaştırılırsa, insan da üzüldükçe, kırıldıkça kapısını daha da sağlamlaştırır ve her çilingir artık açamaz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Lütfen şu düşünceden uzak duralım: &quot;Ben istemediğim sürece kimse bana bir şey yapamaz/yaptıramaz.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Eğer bir çilingir işinde ustaysa yani kelimelerin gücüne sahipse ve sizin kapınızı açmak istiyorsa kesinlikle açar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Kapınızın açılmasını istemiyorsanız, kapınızda kelimelerden oluşan anahtarı hissettiğiniz an, o ortamdan ayrılıp, çilingire gerekli olan zamanı ve fırsatı vermemeniz gerekir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ana kapı açıldıktan sonra ise içeride bulunan, zayıf yönleriniz ve zaaflarınızın bulunduğu odadan başlayarak, diğer tüm odaların kapılarının açılması an meselesidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Eğer çilingir iyi niyetli değilse, evinizden çıktığında kapıya yine daha güçlü kilit takmanıza neden olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu çilingir, gönlünüze girmeye çalışan karşı cinsten biri olabilir, sizi yüreklendirmek isteyen biri olabilir, sizi kullanmak isteyen biri olabilir veya sizinle arkadaş/dost olmak isteyen biri olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Burada maharet, çilingirin kapısını açmaktadır. Ancak bu şekilde niyetini öğrenebilirsiniz. Yani siz de kelimelerin gücünün farkına varmalısınız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Kelimelerin gücünü en çok bilenler arasında, ilk sıralara şairleri koymak gerekir. Çünkü onlar, az ve uyumlu kelimeleri kullanarak, çok şeyi etkili bir şekilde anlatırlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bütün şairler değil tabi ki kastettiğim, maharetli olan şairler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yine usta çilingirlerin başında atasözlerinin bilmediğimiz sahipleri gelir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Sonra bir cümle ile sayfalar dolusu düşünceyi anlatan bilge insanlar gelir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yazarlar, gazeteciler, hatipler, siyasetçiler, din adamları. Hepsi kelimelerin ne kadar güçlü olduğunun farkında olan insanlardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu güce nasıl sahip olunur?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Öncelikle okuyarak. Sonra dinleyerek ve araştırma yaparak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yani önce kelimelerin gücünü keşfetmiş ve bunu kullanan insanların, nasıl kullandıklarını inceleyerek başlamalıyız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Şu an bir türkçe sözlüğü elimize alsak, eminim ana dilimizde bilmediğimiz çok fazla kelime olduğunu fark ederiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;İletişimimizde çoğu zaman bizi bir kelime kurtarır: &quot;Şey&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu kelime imdat çekici gibidir. Bunu söyleyince zaman kazanırız, karşımızdakinin tamamlamasını isteriz, sansür koymuş oluruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Güçlü bir kelimedir &quot;şey&quot;. Joker gibi diyebiliriz. Nereye koyarsanız orayı doldurur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bir isteği belirtmenin, bir derdi anlatmanın, bir insanı teselli etmenin, kısacası kafamızdakileri karşımızdaki insana anlatmanın birden fazla yolu vardır. Doğru yolu seçerseniz, istediğiniz sonuca varırsınız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&quot;Ben doğru yolu seçtim ama istediğim sonuca ulaşamadım.&quot; diyorsanız, o yol doğru olan değildir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Sizin aklınıza gelmeyen ya da öncesinde gidilmesi gereken bir yol daha vardır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/5147607677894788440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/09/6-cilingir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/5147607677894788440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/5147607677894788440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/09/6-cilingir.html' title='6. ÇİLİNGİR'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-3122818586365466063</id><published>2020-08-31T02:45:00.003-07:00</published><updated>2020-08-31T02:45:41.743-07:00</updated><title type='text'>5. DÜRÜSTLÜK</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp; Öyle ki herkes dürüsttür. &quot;Dürüst değilim&quot; diyen kimseyi henüz duymadım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Dürüstlük nedir?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bence; olduğu gibi görünmek, yalan veya eksik söylememek, doğru davranmak, yanlış ve hatalarını fark ettiğinde bunu açıklıkla ifade edebilmektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Arkadaş ve akraba meclislerinde mangalda kül bırakmayız. Mutlaka birilerini eleştiririz. Eleştirilen ya da hatalı bulunan kişi illaki o ortamdan olmaz. Hatta mümkünse konuşulanların asla kulağına gitmeyeceğinden emin olunan kişi hakkında yapılır eleştiriler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Birinin yüzüne yanlışını söylemek ve bunun sonucu olarak o kişiye tavır almak bizim toplumumuzda malesef yok. Dünyada bu nasıldır onu bilmiyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bunun adına ikiyüzlülük veya riyakarlık diyebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Böyle yapmamızın sebebi nedir?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Karşımızdaki kişiyi kırmaktan korkmak mı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ama o korkmamış bizi kırarken, yanlış yaparken ya da hatalı davranırken.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Belki farkında değildir yaptığı yanlışın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;O halde bu yanlışı tekrar yapmaması için, farkettirmek gerekmez mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Farkında olmadan yaptıysa zaten, yapacağımız uyarıdan da mutlu olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Mikrofonu kendimize çevirelim ve aynaya bakalım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazen bizden farklı makam, memuriyet, iş ve hayat süren insanları eleştiririz. Yanlışlarını ortaya dökeriz. Bunu yaparken hiç empati yapmayız. Kendi şartlarımızla yargılarız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Örneğin; birinin işe girmesine yardımcı olan makam ya da hatır sahibi bir insanı eleştiririz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Peki aynı makamda biz olsak ve arkadaşımız, dostumuz ya da kardeşimiz gelse, kendisi veya evladı için iş bulma konusunda yardım isterse ne yapacağız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ben hemen yardımcı olurum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Hal böyleyken, o yardımcı olan insanı eleştirmeye hakkım yoktur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir başka örnek;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Herhangi bir kamu kurumuna işimiz düştüğünde ve bu kurum, hastane, emniyet, adliye, belediye, nüfus müdürlüğü gibi gidince genellikle sıra beklemek gereken bir kurum ise, gitmeden önce bize yardımcı olacak bir tanıdık ararız çevremizde. Buluncada sıra beklemeden işimizi hallederiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Peki bulamayıp sıra beklerken, sırayı hiçe sayarak araya girenlere neden kızıyoruz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Farkımız ne?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Aynaya bakalım demiştim ya! Şimdi tam sırası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Biz ne kadar dürüstüz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bunu test etmeye var mısınız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu test öyle dergilerdeki anket soruları gibi olmayacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Test için gerekli olan şeyler: Bir kağıt, bir kalem ve yanlız kalabileceğimiz bir ortam.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Şunun altını çizmekte fayda var: Bu kağıda yazacaklarımızı bir kere okuyacağız ve sonra kağıdı yakacağız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Kağıda neler yazacağız?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Hatırlayabildiğimiz en eski tarihten bu yana yaptığımız; hatalar, yanlışlar, kötülükler, hin düşünceler, gıybetler, yediğimiz haklar gibi doğru bulmadığımız davranışlarımızı yazacağız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Olacak olayları size söyleyeyim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yaptığımız kötülüğü yazdıktan hemen sonra &quot;Ama o da ... yapmıştı&quot; diye yazmak gelecek içimizden. Ya da o yanlışı yapmamızı haklı gösterecek sebepler bulacağız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Ve en kötüsü; kağıdı yakacağımızı ve kimsenin okumayacağını bile bile bazı hatalarımızı yazamayacağız. Yani kendimize karşı bile dürüst olamayacağız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Tabi genelleme yapmak ve herkesi aynı kefeye koymak haksızlık olur. Elbette içimizden birilerinin bu kağıda yazacak hiçbir şeyi yoktur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bir de; &quot;Dürüst olmak gerekirse&quot; diye başlayan cümleler var. Yani normal olan dürüst olmamakmış da, öyle olmak gerekirseymiş gibi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;İnsanda olması gereken özellik olan &quot;Dürüstlük&quot; malesef aranan bir erdem olmuş durumda.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/3122818586365466063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/5-durustluk.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/3122818586365466063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/3122818586365466063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/5-durustluk.html' title='5. DÜRÜSTLÜK'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-2268106142479436490</id><published>2020-08-27T06:43:00.001-07:00</published><updated>2020-08-28T06:21:11.070-07:00</updated><title type='text'>4. HAYAT</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp; &quot;Hayat&quot; olarak kullandığımız kavramı bazen çok büyüttüğümüze inanıyorum. Şu cümlelere bakalım:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Hayattan beklentim ...&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Hayat zor be&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Bu hayat bana hiçbir şey vermedi&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Şu hayatta yüzüm hiç gülmedi&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Hay ben bu hayatın&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Sanki &quot;Hayat&quot; bir kurum ya da ona benzer bir şey.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BENCE &quot;Hayat&quot; doğumla başlayan ölümle sonlanan bir kelime. Bu kelimeyi, büyütmek, küçültmek, değer katmak hepsi bize bağlı. Nasıl yaşadığımıza, hangi kararları aldığımıza, bu kararların arkasında ne kadar durduğumuza bağlı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hayat bir şey beklenilecek bir kurum değil. Ne yaparsak, neye karar verirsek, buna bağlı olan sonuçları yaşarız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Biraz duygusal olmayı sevmek, biraz yaşanılan acıyı sevmek insanın doğasında var sanırım. Hayatımızdan bir cümle: &quot;Bir film izledim. Film boyunca ağladım. Kesinlikle tavsiye ederim.&quot;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bir ayrılık yaşarız. Örneğin değer verdiğimiz biri ölür. Üzülürüz. Sonra yine üzülürüz. Anıları hatırlar bir daha üzülürüz. &quot;Keşke&quot;leri düşünür bir daha üzülürüz.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Oysa ölüm hep vardı ve olacak. Ölümün geleceğini biliyoruz ama unutuyoruz. Madem bu kadar kesin bir gerçek ve madem o değer verdiğimiz kişi öldüğünde bu kadar üzüleceğiz, o zaman, o kişi hayattayken neden onu üzüyoruz, ona destek olmuyoruz, onu önemsediğimizi hissettirmiyoruz. En önemlisi onu kaybettiğimizde arkasından söyleyeceğimiz onunla ilgili &quot;keşke&quot;leri neden azaltmıyoruz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Hayatımızın değişmesini istiyorsak hemen başlamalıyız. Neye mi? Tabi ki değişime.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Herkesin hayatı bir filmdir. Bu filmin yönetmeni biziz. Malumunuz üzere filmin başrol oyuncuları olan biz ve birinci derece yakınlarımız rollerini kötü oynasalar bile genellikle başrol (yakınlık) kontenjanından uzun süre bu filmde yer alacaklar. Fakat bunun dışında kalan tüm yardımcı roller ve figüranlar (diğer akrabalar, arkadaşlar, tanıdıklar) her an bizim isteğimizle bu filmden çıkarılabilir. Her kim ki bizi önemsiyor ve ona verdiğimiz değeri hak ediyor, bu filmde kalabilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Film mutlu sonla mı bitecek acıklı sonla mı, onu biz belirleyeceğiz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bazen şöyle deriz: &quot;Elimden gelen her şeyi yapıyorum ama olmuyor.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu cümlede ne kadar dürüstüz?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Elimizden ne gelebileceğini ne kadar biliyoruz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kendimizi ne kadar tanıyoruz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu &quot;Hayat&quot; dediğimiz kavramı bilinçli mi yaşıyoruz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yeteneklerimiz neler?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yapamayacağımız şeyler neler? (Gerçekten belli bir uğraş, çalışma, çaba sarfetsek bile yapamayacağımız şeyler.)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yani önce oturup kendimizi masaya yatırmamız, analiz yapmamız, hedefleri belirlememiz gerekir. Sonra bu hedeflere ulaşmak için gerekli yolları tespit etmemiz gerekir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;En sonunda biraz geriye çekilip, bu hedefler için harcamak zorunda olacağımız, emeğin, zamanın ve çabanın, o hedefe değip değmeyeceğini tartmamız gerekir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu hayat bizim hayatımız. Biz ne dersek o.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/2268106142479436490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/hayat.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/2268106142479436490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/2268106142479436490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/hayat.html' title='4. HAYAT'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-6129518350037558401</id><published>2020-08-26T03:50:00.003-07:00</published><updated>2020-08-28T06:20:58.636-07:00</updated><title type='text'>3. İYİLİK VE KÖTÜLÜK</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu iki kavramın göreceli olduğunu düşünüyorum. Bakış açısına bağlı olarak bazı davranışlar hem iyi hem de kötü olarak nitelendirilebilir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Örneğin trafik ışıklarında bekleyen çocukları ele alalım. Bu çocuklar, arabaların camını silerek, mendil satarak, su satarak ya da dilenerek para kazanmaya çalışıyorlar. Bir başka bakış açısıyla para kazanmaya ÇALIŞTIRILIYORLAR. İnsanların vicdanlarına dokunan bu durumlardan istifade ediyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu çocuklara verilen para her ne kadar iyilik gibi görünse de aslında değil. Bu çocukların çoğunun kendi isteklerinin dışında orada bulunduğunu ya da orada durmak zorunda bırakıldığını düşünüyorum. Bu durumda çocuklara verilen para şu anlama geliyor:&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&quot;Bu çocuklar üzerinden para kazanan kişi:&amp;nbsp; Doğru yoldasın. Ben de destekliyorum. Al benden de 5 lira, 10 lira.&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu bakış açısıyla baktığımızda verilen para iyilik mi, yoksa bir insanın çocukluğunun çalınmasına yardım etmek mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Peki bu çocuklara para vermemek kötülük mü?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Belki de evet. O çocuğun orada bulunmasını zorlayan kişi, para elde edemeyince, o çocuğu daha ağır bir işte çalıştırabilir, daha zor şartlarda dilendirebilir ve belki de insanların acıma duygusundan sonuna kadar yararlanmak için o çocuğu sakat bırakabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu durumda çocuklara verilmeyen para şu anlama geliyor:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&quot;Bu çocuklar üzerinden para kazanan kişi:&amp;nbsp; Yanlış yoldasın. Bu çocuğa zarar ver ki bende acıyıp para vereyim. 5 lira, 10 lira&quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bakış açısını ne kadar değiştirirsek o kadar farklı manzara ile karşılaşırız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bir örnek daha:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Alkol almış bir adam eve gitmekte. Biri tarafından zorla durduruluyor ve ölüm tehdidi ile parası isteniyor. Parasını vermek istemediği için bıçaklanıyor ve olay yerinde ölüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Burada kötülük nerede? Gasp eden ve adamı öldüren kişide sanırım. Kötülük mü yaptı?&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Birkaç saat geçiyor. Ölen adamın evine polisler geliyor. Adamın karısı, çocuklarını arkasında saklayarak tedirginlikle kapıyı açıyor. Ölüm haberini duyunca bir &quot;Ohh&quot; çekiyor. Çünkü her akşam alkollü bir şekilde eve gelen adam yoruluncaya kadar karısını ve çocuklarını dövüyor.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Sanırım adamın karısına ya da bu durumu bilen birine sorsanız, gaspçı ve katil olan kişinin yaptığına iyilik der.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Bu örneklerin bizi götürdüğü yer; saf iyiliğin ve saf kötülüğün neredeyse olmadığı gerçeğidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Çinlilerin &quot;Ying Yang&quot; felsefesi gibi. Bildiğiniz üzere sembolünde siyahlığın içinde bir beyaz nokta, beyazlığın içinde bir siyah nokta var.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde bir iyilik var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Tabi sanırım felsefe daha başka ve daha derin. Bu benim &quot;Ying Yang&quot;ım. Benim bakış açım.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/6129518350037558401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/iyilik-ve-kotuluk.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/6129518350037558401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/6129518350037558401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/iyilik-ve-kotuluk.html' title='3. İYİLİK VE KÖTÜLÜK'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-5718343264345550863</id><published>2020-08-25T06:03:00.002-07:00</published><updated>2020-08-28T06:20:42.422-07:00</updated><title type='text'>2. İNSAN</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp;Hepimiz insanız. Ama bunun hakkını verebiliyor muyuz? Ben veremiyorum. İnsan olmak nedir? Mesela kendi içinde ayrılır mı? Örneğin &quot;İnsan dediğin çevresine yardım eder&quot; dediğimizde aramızdan biri &quot;Bu iyi insanın&quot; ya da &quot;Bu yardımsever insanın&quot; tarifi diyebilir mi? Ve böylece insan kendi içinde sınıflandırılmaya başlar mı? Bence insan önce ikiye ayrılır. Tahmin edeceğiniz üzere &quot;iyi insan&quot; ve &quot;kötü insan&quot; olarak değil. Bu tabi ki var fakat bundan önce &quot;Bayrağı olanlar&quot; ve &quot;Bayrak altında toplananlar&quot; diye ikiye ayıralım. Bayrağı burada simge olarak kullandım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&quot;Bayrağı olanlar&quot;dan kastettiğim; kendi başına karar alabilen, aldığı kararın arkasında duran, istemediği bir şeyi yapmayan, başkalarına uymak zorunluluğu hissetmeyen insanlar. Hani bir tabir var ya &quot;liderlik ruhlu&quot; diye. İşte buna benzer. Fakat bariz fark &quot;Bayrağı olanlar&quot; olarak nitelediklerim önünde kimin olup olmadığını umursamadıkları gibi arkasından kimin gelip gelmeyeceğini de umursamazlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&quot;Bayrak altında toplananlar&quot;dan kastettiğim ise karar almakta zorlanan, başkalarının ne düşüneceği baskısıyla doğru bildiğini bile yapmayan/yapamayan, sürekli yönetilmeye ihtiyaç duyan, sürekli himaye altında olma ihtiyacı hisseden insanlar.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Her iki insan tipi için de özellikleri arttırmak mümkün. Bunun insanın doğasından geldiğini düşünüyorum. Fakat insanın kendisine telkin yoluyla da değişebileceğini düşünüyorum. Tabi ki doğasında olan kadar tutarlı olamayabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Burada her iki taraf için de; doğru olan ya da yanlış olan demek uygun olmaz. Her iki taraf da birbirini yanlış görebilir. Bir de bu gözle aynaya ve çevremize bakalım. Bakalım neler göreceğiz.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/5718343264345550863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/insan.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/5718343264345550863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/5718343264345550863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/insan.html' title='2. İNSAN'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3368815315827384908.post-3488511378294040471</id><published>2020-08-25T04:11:00.001-07:00</published><updated>2020-08-28T06:20:24.918-07:00</updated><title type='text'>1. Yazacaklarım Beni Bağlar</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;nbsp;Burada yazacaklarım herhangi bir resmi kaynağa, bilime, bilim insanına ve bilinen bir felsefeye dayanmamaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yazacaklarım tamamen hayalimin ürünüdür ve sadece fikirlerimi paylaşmaktan ibarettir. Yani benim doğrularımdır. Sizin ya da resmi kurumların doğrularıyla aynı, benzer veya zıt olabilir. Size zıt ise ya da yanlış bulursanız lütfen kızmayın, deli herhalde deyip gülün geçin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yazacaklarımdan bir bütün oluşturmak gibi bir düşüncem yok. Birbiriyle alakası olmayan şeyler olursa lütfen kızmayın, deli herhalde deyip gülün geçin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;Yazacaklarım altında bir mesaj aramayın. Bir mesaj vermek istersen açıkça yazarım. Altına saklamam.&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/feeds/3488511378294040471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/yazacaklarm-beni-baglar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/3488511378294040471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='https://www.blogger.com/feeds/3368815315827384908/posts/default/3488511378294040471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='https://aynadakibenvesiz.blogspot.com/2020/08/yazacaklarm-beni-baglar.html' title='1. Yazacaklarım Beni Bağlar'/><author><name>Kelimelerin Gücü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13234702937220588124</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='https://img1.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>