<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263</id><updated>2012-05-16T23:36:42.936-07:00</updated><category term='dram'/><category term='aşk'/><category term='psikolojik gerilim'/><category term='sadizm'/><category term='bilmiim'/><category term='bayık filim'/><title type='text'>Pizlikambarı</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>54</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-793596672985545941</id><published>2010-11-28T02:10:00.000-08:00</published><updated>2010-11-28T02:10:46.203-08:00</updated><title type='text'>Le blog d'Anne Montel: Juste un monsieur comme ça.</title><content type='html'>&lt;a href="http://ahurie.blogspot.com/2010/11/juste-un-monsieur-comme-ca.html?spref=bl"&gt;Le blog d'Anne Montel:&lt;br /&gt;Juste un monsieur comme ça.&lt;/a&gt;: "Juste un monsieur comme ça."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-793596672985545941?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://ahurie.blogspot.com/2010/11/juste-un-monsieur-comme-ca.html?spref=bl' title='Le blog d&apos;Anne Montel: Juste un monsieur comme ça.'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/793596672985545941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=793596672985545941' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/793596672985545941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/793596672985545941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2010/11/le-blog-danne-montel-juste-un-monsieur.html' title='Le blog d&apos;Anne Montel: Juste un monsieur comme ça.'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-925281146645935278</id><published>2010-11-27T12:43:00.001-08:00</published><updated>2010-11-27T12:50:37.003-08:00</updated><title type='text'>39.dosya, sen mi daha büyüksün yoksa ben mi?</title><content type='html'>Uzun zamandır korku filmi izliyorum ve evet uzun zamandır da korku filmi izlemiyorum. Yani en son izlediğim film "Kan Arzusu" dersem durum netlik kazanır. Yıllar boyunca izletilen hicbir filme burun kıvırmamıs ve korkmamıs olan ben ne yazık ki bu aranın ardından en basit filmden dahi korkar hale gelmisim, o halde bana yazıklar olsun diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can sıkıntısıyla haşır neşir geçen son günlerimde heyecan yaşamak için bir film seçtim; 39. dosya. Film, fragmanını daha önce izlediğim filmler arasında yerini alıyordu ve fragman filmin bütünü hakkında güzel bir özet olarak gözlerimin önünde beliriyordu. Yani sürpriz diye bir şey olamazdı, en fazla daha cok sıkılacaktım. Bekar ve yalnız ve de haddinden fazla şefkatli, yaşadığı tüm sorunlara karşın sürekli gülebilen ( hayatta arkadaşım olamaz) esas kızımız tüm heybetiyle kezbanlığın doruklarına çıkacağı günleri beklemekteydi. Elalemin derdini kendine dert edinen bu şirinecik günün birinde karşılaştığı bir vak'adan çok etkilenir. Küçük ve acınılası bir kızcağız ailesi tarafında psikolojik şiddet görmekte ve fakat olanı biteni örtbas etmektedir. Bu durum ufaklığı daha çekici kılmaktadır. Kendisi bir bebek edebilirken başkasının "eh yeter be "diye dövündüğü bu kız için şüphelenen ve "acaba şiddet görüyor mudur?" soruları içerisinde kıvranan esas kızımız merakını fazlasıyla gidermekle kalmayacak, zaman içerisinde bir aileyi mahvederek çocuğa kendisi bakacaktır. Bu masume ise genç kadına ömrü billah hayatında hayal edemeyeceği adrenalini yaşatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güle oynaya yazdığım bu filmden anlam veremediğim şekilde etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Her türlü korku ve gerilim filmini izlemiş biri olarak bu filmden sonra odamın kapısını açarak uyuyabildiğimi, açınca neden huzur bulduğumu, yıllarla birlikte bana ne olduğunu ve eski film eleştirilerimle bunun benzeşmediğini de hesaba katarak şunu sölüyorum ki çok basit makyaj hileleri ve alttan alttan gelen müzik evet size yenildim ve itiraf ediyorum, kucağıma aldığım oyuncak köpeğe bile bunun da içinden bir şey çıkmasın lan nidaları ile tereddütle yaklaştım. Bundan sonra ne korku filmi seven birini ne de korku filmlerini bağrıma basabileceğimi sanmıyorum. Evet ben de korkabiliyormuşum sadece bunu zamana yaymam gerekiyormuş, öğrendim ama mutlu değilim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-925281146645935278?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/925281146645935278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=925281146645935278' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/925281146645935278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/925281146645935278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2010/11/39dosya-sen-mi-daha-buyuksun-oksa-ben.html' title='39.dosya, sen mi daha büyüksün yoksa ben mi?'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7468656169084306123</id><published>2009-05-19T10:13:00.000-07:00</published><updated>2010-08-26T04:03:37.159-07:00</updated><title type='text'>The Cellar Door</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Evlenmeyi hiç düşündün mü?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Eğer isteseydim, evlenmiştim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Bence doğru kişi için hala zamanın var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_p6Q1Mfb6Nf0/SJCRBYxfUEI/AAAAAAAAA3o/MJ8CIyP-1AU/s400/CellarDoor.jpg" style="cursor: hand; display: block; height: 400px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 291px;" /&gt;&lt;br /&gt;Normal bir diyalog değil mi? Özellikle bir kadın programında, evlenmemiş, evlenmek istemiş ama başaramamış bir kadının yarasını iyicene deşmek isteyen, gözleri faltaşı kıvamındaki, psikopat sunucu tarafından sorulan sorulardan ve buna verilen cevaplardan biri gibi ama değil...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu konuşmayı, göbek dekoltenize hayran kalan bir sapıkla, ses yalıtımıyla kaplı evin ( bir önceki kurbanların, parmak, tırnak ve kan ve kurbanlara ait her türlü vücutsal örnekleriyle dolu) en alt katında, bir kafes içerisinde yaptığınızı hayal edin...Bir de buna açken ve rüyadayken gördüğünüz karabasanları da ekleyin..Tam bir kabus...Üç ödül alan bu film de nedense benim için bir kabus oldu.Düşük bütçeyle çekilmek gibi bir bahanenin arkasına saklanan filmi ilginç bulamadım. Ödüller almış olması da bana hiçbir şey ifade edemedi...Çünkü yaratıcılıktan çok ruhsuzdu. Oyuncularının bile filme adapte olmakta zorlandıklarını hissetiren film, kurbanın psikolojisini yaşatmaktan çok uzaktı.Havada kalmış amacı korkutmak olduğu için kanla renklendirilmişti....Korku sineması sadece kandan oluşmaz. Korkunun kaynağında aslında derin bi dram da yatar. Normal hayatında dikiş tutturamamış adamın derdi nedir? Neden bu hale geldi ve neden insanları öldürüyor? Neden kadınların tırnaklarını kesiyor ya da parmaklarını koparıyor? Uykusuz kalışının nedeni nedir? İşte karateri iyi çözümlenmemiş her filmin başına gelebilecek şey bu filmin de başına geliyor? Canladırdığı role kendisi bile inanmamış bir oyuncunun abartılı yorumu, yüzeysel dialoglar ve kıpkırmızı bir altyapı...Bu filmden korkan birileri varsa ya hayatta hiç korku izlememiştir ya da korkudan anladığı tepkilerini tetikleyen herhangi bir dış unsurdur..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7468656169084306123?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7468656169084306123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7468656169084306123' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7468656169084306123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7468656169084306123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/05/cellar-door.html' title='The Cellar Door'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_p6Q1Mfb6Nf0/SJCRBYxfUEI/AAAAAAAAA3o/MJ8CIyP-1AU/s72-c/CellarDoor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-266236965819039579</id><published>2009-05-15T23:15:00.000-07:00</published><updated>2009-05-16T02:45:04.990-07:00</updated><title type='text'>Ben X</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.seanax.com/wp-content/uploads/2009/02/benx.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 470px; CURSOR: hand; HEIGHT: 294px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.seanax.com/wp-content/uploads/2009/02/benx.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Şans nedir? Geçtiğimiz haftalarda izlediğim bir film sonucunda bu kavramı irdelemeye karar verdim ve anladım ki şans diye birşey varsa benimle hiiiç alakası yok.Evet, o akşam yine sıkılıyordum, bir filmlen bu buhranıma darbeyi vurayım dedim ve sürekli entelsin aşağı, entelsin yukarı diye yakamı bırakmayan arkadaşımın izlemem için verdiği filmde karar kıldım.Adını neyim duymadığım Ben X ilen açılışımı yaptım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 600px; CURSOR: hand; HEIGHT: 375px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://fragman.vizyondaki-filmler.com/3/ben-x/ben-x-resim-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm oyuncuların sanki tükürür gibi konuştuğu, sulusepken ve hiç anlamadığım bir dildeki film (gerçi o saatte içtiğim için Türkçe dışındaki tüm diller benim için anlaşılmazdı) otistik bir çocuk hakkındaydı..İşte şans buydu benim için. Evet ne bekliyordum ki şu hayatta, ne bekleyebilirsin ki der gibiydi de film.Masanın çeşitli yerlerine yumruğu çaktıktan sonra filme yoğunlaşmaya başladım..Anlamakta zorlandığım bir konu kafamda soru işareti şeklinde beliriverdi. Otistik bir çocuk neden normal çocukların gittiği okula gönderilir? Otistik çocukların özel bir eğitime ihtiyaçları varsa ve bu çocuk da kendini bir biilgisayar oyununun ana karakteri olarak görüyorsa ve dış dünyada sürekli itilip kalkılıyorsa bu hırs niye? Anlamsız konu, benim için daha anlamsız bir finalle bitti..Bu otistik çocuk yavaş atın çiftesi pek olur deyiminin canlı kanlı bir örneğine dönüşerek, Sigur Ros şarkısı eşliğinde anya ile konyayının yerini iyiçene, gözlerini belirte belirte hepimize gösterdi.. İkinci bir film izlemeye gerek yoktu.Dersimi yeterince almıştım...Ancak film hakkında daha sonraları yaptığım araştırmalarda, olayın gerçek bir öyküye dayandığını ve kötü bir şekilde sonuçlandığını öğrendim..Kamuoyunu bilinçlendirmek amaçlı yapılan bu filmi oyunculukları nedeniyle beğenmeme rağmen, mesaj kaygılı finali yüzünden sevemedim. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-266236965819039579?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/266236965819039579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=266236965819039579' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/266236965819039579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/266236965819039579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/05/ben-x.html' title='Ben X'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5217924216354530872</id><published>2009-03-16T10:38:00.000-07:00</published><updated>2009-03-16T10:45:47.087-07:00</updated><title type='text'>Bilek kesenler- Kendini kes ve dışarı çıkar</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://paveldanton9.googlepages.com/WristcuttersALoveStory20062.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 800px; CURSOR: hand; HEIGHT: 450px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://paveldanton9.googlepages.com/WristcuttersALoveStory20062.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Jean Paul Sartre, intiharın bir kaçış değil reddediş olduğunu söylemiştir.Bireyler kendi rızaları sonucu doğmazlar, istemedikleri ama yaşamak zorunda oldukları hayatlarından feragat etme hakkına sahiptirler ama. Bazen bu koca dünya tüm ağırlığıyla üzerinize yıkılır ve altında boğulmak yerine kendi işinizi kendiniz görürsünüz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 261px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_GBgXHC8KmkA/SIRmHFrex8I/AAAAAAAAAzI/hbiH5z59vW0/s400/photo_01_hires.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Aşk acısı içerisinde çaresizce uzanıp, kayıtsızlıkla beynini bulandıran Zia , birgün kendine gelir ve tüm pisliklerini de temizleyerek bu taraftan diğer tarafa geçmek için biletini pardon bileğini keser.Öteki dünyanın bilinmezliğine karşı duyulan bu özlem sinemada korku veya komedi başta olmak üzere birçok farklı şekilde hayat bulur. Malzeme her türlü yaratıcılığa imkan verecek kadar kuvvetlidir.Kimse aksini ispatlayamaz ve sırf bu yüzden istediğimiz gibi özgürce at koşturabileceğimiz bir meydanda derdimizi anlatırız. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 624px; CURSOR: hand; HEIGHT: 352px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.korba.infocoig.pl/Wristcutters.A.Love.Story.LIMITED.DVDRip.XviD-SAPHiRE.2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Bilek kesenler, bu bilinmezin en renkli örneklerinden biri. İntihar ettikten sonra kendini Kamikaze pizza dükkanının bir elemanı olarak bulan Zia, kafa dağıtmak için gittiği barda aileçek intiharla köklerini kazıyan ailenin büyük oğlu ve en yakın arkadaşı olacak Eugene ile tanışır.Bu arada Eugene deyip geçmemek gerek, en güzel ve en alevli intihar sahnesi kendisine ait ve yanlış bilmiyorsam karakterimiz Gogol Bordello'nun solistinden esinlenirerek yazılmıştır.İkili, Zia 'nın sevgilisinin de intihar ettiğini öğrenir öğrenmez onu bulmak için yollara düşerler ve yolda güzeller güzeli Mikal' e rastlarlar. Yol hikayelerinin öbür dünyadaki zevkli ayağı Bilek kesenler, sonunu baştan belli ediyor ve belki de sonunda bir gülümsemeden fazlasını vaat etmiyor ancak izlediğiniz süre içerisinde sanki aynı arabada siz de yolculuk ediyormuşsunuz gibi sizi de hikayenin içine katarak güzel zaman geçirtiyor. Gerilim filmlerini sevmeme rağmen Bilek kesenler benim için tekrar ve tekrar izlenilesi, Tim Burton'un kaleminden çıkmış kadar yaratıcı, yer yer karanlık ama iç karartmayan bir tablo.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5217924216354530872?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5217924216354530872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5217924216354530872' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5217924216354530872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5217924216354530872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/03/bilek-kesenler-kendini-kes-ve-dsar-ckar.html' title='Bilek kesenler- Kendini kes ve dışarı çıkar'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_GBgXHC8KmkA/SIRmHFrex8I/AAAAAAAAAzI/hbiH5z59vW0/s72-c/photo_01_hires.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-6228577960285675012</id><published>2009-03-16T08:45:00.000-07:00</published><updated>2009-03-16T09:21:31.872-07:00</updated><title type='text'>Let the right one in - Aşkın karanlık yüzü</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://fataculture.files.wordpress.com/2008/05/let-the-right-one-in.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 450px; CURSOR: hand; HEIGHT: 247px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://fataculture.files.wordpress.com/2008/05/let-the-right-one-in.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Vampirler; sürekli çalan bir alarm kadar rahatsız edici, muhakkak susuturulması gereken ve işkence çeken birinin son feryadı gibi sinir bozucudurlar çünkü doğaları gereği, hayatlarını sürdürebilmek için başkalarını öldürmek zorundadırlar ve biz, bizden farklı olan herşeyi yok etmeye hakkımız olduğunu düşündüğümüz için bu ürpertici varlıkları bir an önce yok etmekle kafayı bozarız. Onları anlamaya çalışmaz, köklerini kurutmak için elimizden geleni ardımıza koymayız. Aslında bunun için illa da vampir olmak gerekmez insanoğlu çıkarına dokunan ne varsa, kendi iyiliği için, bencil bir tutum içerisinde onun varlığına son verir ve kimse bunu değiştirmek için çaba bile sarfetmez.. Eder mi? İşte bu soruların yanıt bulduğu adres Let the right one in..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 640px; CURSOR: hand; HEIGHT: 272px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://sceneddl.net/wp-content/uploads/2009/02/Let.The.Right.One.In.2008.DVDRip.XviD-VoMiT-4.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Klasik vampir filmlerinin dışına çıkan filmde ; 12 yaşında, annesinden başka seveni olmayan bir çocuk, apartmanlarına yeni taşınan esrarengiz bir kızla arkadaş oluyor.Ne yazık ki çocuğun edindiği bu kız arkadaş bir vampir öyle ki  yeri geldiğinde kendisini beslemek için cinayet işleyen babasını bile gözünü kırpmadan harcayacak kadar  acımasız. Buna rağmen, bu  savunmasız çocuk, kızın hayatta vazgeçemediği ve uğruna tehlikeleri göze alabileceği tek kişi olup çıkıyor.  Birini kayıtsız sevmek ve onu anlamak bu garip öyküde can buluyor ve filmin kana bulanan yüzü çocuklar arasındaki aşk sayesinde buzlarından ve soğukluğundan arınıp sıcacık bir hale bürünüyor.Beslendikten sonra gece aynı yatağı paylaştığı vampire, kız olmasa bile yine aynı duyguları hissedeceğini söyleyen yalnız çocuğun hikayesi iç acıtırken birbirinden hiç vazgeçmeyen ikili, vampirlerin de sevip sevilebileceğini gösteriyor bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img.sinemalar.com/images/ss_buyuk/24426/Let-The-Right-One-In_8.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Film konusu itibariyle birkaç ay önce izlediğim Dek hor' u da anımsatıyor bana. Yine aynı yalnızlık içerisinde yeni okuluna ve arkadaşlarına adapte olamayan ve çareyi bir hayaletle arkadaş olmakta bulan Ton' un hikayesi, partnerinin hayalet olması nedeniyle ürkütücü olmaktan çıkıyor ancak Let the right one in, vampir kızın hayatta kalmak için öldürmekten başka çaresi olmadığı için ister istemez daha karanlık bir hikayeye ev sahipliği yapıyor.Zoru başaran film, en çok nefret ettiğim sene olan 2008'in en iyi 10 filmi içerisinde yerini hakkıyla aldı. Gerçekten de doğru şeyin içeri girmesine izin vermek gerek bu kadar psikopatça da olsa ben de öyle bir varlığı içeri alırdım heralde:/&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-6228577960285675012?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/6228577960285675012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=6228577960285675012' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6228577960285675012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/6228577960285675012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/03/let-right-one-in-askn-karanlk-yuzu.html' title='Let the right one in - Aşkın karanlık yüzü'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-505466180513585040</id><published>2009-03-09T00:17:00.000-07:00</published><updated>2009-03-11T10:27:52.900-07:00</updated><title type='text'>Memories</title><content type='html'>&lt;a href="http://img167.imageshack.us/img167/7708/memoriespf4.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 430px; CURSOR: hand; HEIGHT: 640px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img167.imageshack.us/img167/7708/memoriespf4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;95 yılında Katsuhiro Otomo, Koji Morimoto, Tensai Okamura tarafından yönetilen anime, üç farklı öyküden oluşmakta.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sırasıyla, Magnetic Rose; üçlemenin bana kalırsa en çarpıcı bölümü..Bir kadının iç dünyasını en ince ayrıntısına kadar anlatan, adeta Chan Wook Park filmlerinin tadını veren, inanılmaz güzel bir hikaye..Aslında sadece ana karakterin iç dünyası anlatılmıyor hikayede..Ana karakterin tuzağına düşen tüm karakterlerin özlemleri , aşkları görünür hale geliyor ve kimsenin mükemmel olamayacağı ve zayıflıklarının bir anda ortaya çıkabileceği vurgulanıyor..Renkler,müzik ve konu açısından mükemmel bir bütünlük de söz konusu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 275px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://cdn.myanimelist.net/images/clubs/3/67346m.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Stink Bomb ise ne yazık ki sadece konu açısından ilginç ve hoş . &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Üçlemenin son noktası; Cannon Fodder da verilen mesaj itibariyle oldukça güzel, içeriği hakkında birşeyler anlatmak, hikayenin sonunu söylemek gibi olur.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-505466180513585040?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/505466180513585040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=505466180513585040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/505466180513585040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/505466180513585040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/03/memories.html' title='Memories'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7988084504724633736</id><published>2009-03-06T02:42:00.000-08:00</published><updated>2009-03-06T02:45:53.137-08:00</updated><title type='text'>Possession</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SbD-0i8S_dI/AAAAAAAAARI/R9Yus4crx48/s1600-h/Possession.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5310024139356175826" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SbD-0i8S_dI/AAAAAAAAARI/R9Yus4crx48/s200/Possession.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sahip olma veya sahip olmaya çalışmak üzerine yapılmış en güzel filmlerden birisi 1981 yılında &lt;a href="http://www.blogger.com/name/nm0958558/"&gt;Andrzej Zulawski&lt;/a&gt; tarafından çekilen Possession'dır.İlişkilerin ya da daha doğru bir deyişle bir ilişkiyi oturtmaya çalışmanın en büyük hengamelerinden birisi de karşı tarafı sıkmadan,üzerinde egemenlik kurmadan,güven serbestisi içerisinde vakit geçirebilmektir.Erkek ve kadın arasında devam eden bu savaşı Zulawski korku ve kara film türlerinin bir kırması olarak beyazperdeye yansıtır.Bu savaşı daha iyi anlatabilecek başka iki tür daha yoktur sanırım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mark ve Anna'nın evlilikleri kötü gitmektedir ve uzun bir iş gezisinden dönen Mark, Anna'nın tavırlarında büyük bir değişiklik hisseder.İçkirlenen Mark işini sağlama almak amacıyla Anna'nın peşine bir dedektif takar ve şüphelerinde haklıdır.Anna Mark'ı aldatmaktadır ancak bir insanla değil bir yaratıkla...Mark'ın üzerinde kurduğu sahiplik baskısından kurtulmak amacıyla bir yaratığa sığınmıştır ve başka bir nokta ise bu yaratığı yine Anna doğurmuştur ve onun için yapamayacağı hiçbir şey yoktur fakat sığındığı yaratığın sonda aldığı şekil ise Mark'tan başkası olmayacaktır.Bitmeyen bir kabus,sürekli karşı kaşıya kalan kadın ve erkek ve filmin geçtiği atmosfer aslında bütünü hakkında mükemmel bir özettir.Anna ve Mark Berlin Duvarı'nın karşısında oturmaktadırlar ve savaş hala devam etmektedir.Birbirlerine yabancı ve ikiye ayrılmış bir bütünün bitmek bilmeyen savaşını anlatan Possession'ın bir başka önemli özellği ise Lynch'in Kayıp Otobanı'yla benzerlikler taşıması..İzlenmesi ve üzerine yazılacak ve söylenecek çok şeyi olan bu film ne yazık ki uzunca bir süre izleyiciye eksik kopyalarla izletilmiş.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7988084504724633736?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7988084504724633736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7988084504724633736' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7988084504724633736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7988084504724633736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/03/possession.html' title='Possession'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SbD-0i8S_dI/AAAAAAAAARI/R9Yus4crx48/s72-c/Possession.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5680950057928832477</id><published>2009-02-26T08:55:00.001-08:00</published><updated>2009-02-26T23:01:55.847-08:00</updated><title type='text'>The Million Dollar Hotel</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/milliondollarhotel/looking%20out%20into%20the%20night.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 288px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.wim-wenders.com/movies/movies_spec/milliondollarhotel/looking%20out%20into%20the%20night.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir film bir karakterden ibaret olabilir mi? Bir otel dolusu insan içerisindeyken? Bir tek karakter, diğer bütün karakterler de çok iyi yazılmış olmasına rağmen tek başına öne çıkabilir mi? Oyuncu Jeremy Davies ise evet çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 500px; CURSOR: hand; HEIGHT: 335px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://farm2.static.flickr.com/1204/1090563469_62dec54780.jpg?v=0" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmden çok daha iyi, çok daha içli, hatta Jeremy Davies'ten çok daha iyi oyuncuların başrolü üstlendiği birçok film varken neden film izleyenlerde garip bir etki bırakıyor? Kendimden yola çıkarak beni etkileyen yönü filmin farklı anlatım tekniği. Delisaçması bir otelde çözülmeye çalışılan bir intihar öyküsünde güçlü bir aşka tanık olmak, kimsenin sahip çıkmadığı yarım akıllıların birbirine kenetlenmesi, köpek gibi aşık olup aynı yatağı birbirine dokunmadan paylaşmak ve sabaha kadar konuşmak.. Kasıntı insanların gösteriş yaptığı, lüks bir restoranda tüm gözler üzerindeyken hissettiğin gibi davranmak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 640px; CURSOR: hand; HEIGHT: 448px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://i18.tinypic.com/2cpou50.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmin bu içten havasını Jeremy Davies bir ayna görevi görerek ama kendinden yansıtarak sergiliyor. Bir hafta boyunca geceleri uyumadan önce süt seansı gibi ihmal etmediğim The Million Dollar Hotel , bildiğim tüm filmler içerisinde en sevdiğim aktör sorusunun cevabını bulmamı sağlıyor. Daha iyileri umrumda değil, Tom Tom bir filmi bana defalarca izletebiliyorsa o benim için en iyisidir, diğerlerinin ne dediği ise umrumun kenarından geçmez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca filmin müzikleri de her bir sahneyi tekrar hatırlamama yardımcı olduğu için, özellikle de The Ground Beneath Her  Feet hasret kaldığım uykularıma beni kavuşturduğu için en sevdiğim şarkılar arasındadır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5680950057928832477?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5680950057928832477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5680950057928832477' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5680950057928832477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5680950057928832477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/02/million-dollar-hotel.html' title='The Million Dollar Hotel'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i18.tinypic.com/2cpou50_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3447653407829731791</id><published>2009-02-22T01:18:00.000-08:00</published><updated>2009-02-22T01:29:37.821-08:00</updated><title type='text'>The Dorm - Dek Hor -Yatakhane</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://img.buzznet.com/assets/users10/wisekwai/default/large-msg-114072123824-2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 500px; CURSOR: hand; HEIGHT: 332px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img.buzznet.com/assets/users10/wisekwai/default/large-msg-114072123824-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;"Kendinden başkasını düşündün mü hiç?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı boyunca kimse tarafından umursanmamış birine sorulabilecek en garip soru, gözlerinin önünden geçen film şeridinde kendinden başkasına rastlayamayan biri için en önemli sorulardan biri belki de. Özellikle soruyu soran yine aynı umursamazlık sonucunda hayatını kaybetmiş bir hayaletse.Öldükten sonra bile birine duyulan o inanılmaz ihtiyaç duygusu; paylaşmaya, bir olmaya ve seni anlayacak birine duyulan özlem. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5305550582569443986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 135px; CURSOR: hand; HEIGHT: 90px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SaEaJRPrIpI/AAAAAAAAAQ4/ARJ7vVa-3qc/s200/Yatakhane_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Ailesi tarafından zorla yatılı okula gönderilen Ton' un tek sorunu evden uzaklaşmak ve sırrını saklamak değildir. Yeni okuluna adapte olmakta zorluk çeken Ton, okula gelişinin ilk gecesinde arkadaşları tarafından anlatılan hayalet hikayeleri yüzünden altını ıslatarak "sidikli" ünvanını alacak ve insanlardan kaçarken kabusu olan hayaletle arkadaşlık etmeye başlayacaktır. Tayland yapımı Dek Hor yani Yatakhane, uzakdoğu filmlerinin o korkunç havasında başlayacak, ilk sahnelerinde izleyiciyi diken üzerinde tutarken daha sonra bu korkunç hikayenin rengi kırılarak film önce drama dönüşecek ve mutlu sonla bitecektir. Şuana kadar izlediğim tüm uzakdoğu filmleri içerisinde belki de en ilginç film Dek Hor' dur. Türler arasındaki geçişteki başarının yanı sıra görselliğiyle göz okşayan filmin diğer önemli bir özelliği ise küçük yaştaki oyuncularının başarısıdır. Başından sonuna kadar izleyiciyi merak içerisinde bırakan, etrafı onlarca kişiyle doluyken bir hayaletle arkadaşlık etmek zorunda kalan bir çocuğun yaşadıklarını başarıyla anlatan filmin en güzel sahnesi ise Ton'un arkadaşının havuzda boğuluşuna tanıklık ettiği sahnedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Film 10 üzerinden 10' u kesinlikle hak ediyor en azından orjinalliği açısından.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3447653407829731791?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3447653407829731791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3447653407829731791' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3447653407829731791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3447653407829731791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/02/dorm-dek-hor-yatakhane.html' title='The Dorm - Dek Hor -Yatakhane'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SaEaJRPrIpI/AAAAAAAAAQ4/ARJ7vVa-3qc/s72-c/Yatakhane_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7009598397041556700</id><published>2009-02-19T23:42:00.000-08:00</published><updated>2009-02-20T04:30:52.523-08:00</updated><title type='text'>Red Road</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.zoom-in.com/media/graphics/blog/content/Redroad_Still3.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 1417px; CURSOR: hand; HEIGHT: 945px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.zoom-in.com/media/graphics/blog/content/Redroad_Still3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik adı altında insanların hayatına müdahil olan gizli kameralar ve onları yönetenler.Yolda karşılaştığın, köpeğiyle birlikte vitrinlere bakan adamı aslında çok iyi tanıyorsun ama bunları ona söylemeye hakkın yok.Onun hayatının her anının canlı bir tanığısın ama uzaktan. Bu rutinin içerisinde boğulup giderken birgün görmek isteyeceğin en son kişi beliriveriyor ekranda. Kişisel felakteninin ete kana bürünmüş hali. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 814px; CURSOR: hand; HEIGHT: 500px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://thecia.com.au/reviews/r/images/red-road-3.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılında birçok ödül kazanan Red Road ilginç özelliklere haiz olmakla birlikte tanıdık bir festival filmi gibi. 2 saate yakın sürede akla gelen tek şey filmin ağır temposunun ne zaman hız kazanacağı.Yönetmenin seyircinin sabrını zorlayan ve sıkıcılık kulvarında tur atan filmi intikam almak üzerine yapılmış en iyi filmlerden biridir aynı zamanda. Acı çeken ve intikam arayan bir kadından daha tehlikeli kimsenin olamayacağı gibi ilginç ve genel kanının garip bir örneği. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Film hakkında uzun uzadıya bir yazı yazmak onun tüm özelliğini de yok edeceği için izlemenizi tavsiye ederim. Ha bu arada ilgili bakanlığı da teessüf etmeden duramayacağım çünkü sevişme sahnesiyle ünlenmiş bu filmi nasıl gözden kaçırmışlar, nasıl sansürlememişler şaşırdım. Yazık çaptan düşülüyor sanırım:)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7009598397041556700?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7009598397041556700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7009598397041556700' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7009598397041556700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7009598397041556700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/02/red-road.html' title='Red Road'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-8774694359778912952</id><published>2009-01-25T00:02:00.000-08:00</published><updated>2009-01-25T08:34:48.082-08:00</updated><title type='text'>Düello</title><content type='html'>&lt;a href="http://i.radikal.com.tr/644x385/2008/05/31/fft5_mf7356.Jpeg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 644px; CURSOR: hand; HEIGHT: 430px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2008/05/31/fft5_mf7356.Jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Takashi Miike' nin şiddetten payını yeterince  alamayan son filmi Düello, bir dağ kasabasında saklı hazine için kıyasıya çarpışan iki klanı anlatıyor tabi Miike' nin kendine has tarzıyla ya da tarzının dışına da çıkabildiği ama esprisinden ve dialoglarından taviz vermediği filmde Tarantino da oyunculuğuyla kendisine eşlik ediyor( ve oyunculukta bence daha başarılı bir performans sergiliyor).&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Japon kovboylar ilk duyulduğunda kulağa garip gelebilir ancak film boyunca atmosfer hiç sırıtmıyor öyle ki Japonların ingilizce konuşmaları ve Shakespeare'in filmden nasibini alması bile izleyiciye doğal geliyor tabi Miike ve Tarantino'ya aşikar olanlar için. Klasik samuray savaşlarının yerlerinin taramalı tüfeklerin aldığı, arada Kill Bill' den esintilerin gezindiği bugüne kadar izlediğim en güzel ve eğlenceli western filmi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-8774694359778912952?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/8774694359778912952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=8774694359778912952' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8774694359778912952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8774694359778912952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/01/dello.html' title='Düello'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5029370555472394959</id><published>2009-01-23T23:37:00.000-08:00</published><updated>2009-02-28T02:00:36.772-08:00</updated><title type='text'>Alphabet Killer</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.alphabetkiller.com/stills/Albums/Album1/Large/AlphabetKiller_0152e.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 480px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.alphabetkiller.com/stills/Albums/Album1/Large/AlphabetKiller_0152e.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;2008 tarihli Alphabet Killer gerçek bir olaydan yola çıkılarak yazılmış. Gerçek bir olaya dayanarak öyküsünü anlatmaya çalışan filmler diğerler filmlerden daha zor bir kulvarda yarışırlar bence. Sınırları belli ve esnekliğe taviz vermeyen bir alanda yaratıcı olmak her babayiğidin harcı değildir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yönetmenin filmdeki en büyük artısı ise (tabi kullanabilseydi) ana karakterinin şizofren olması. Şizofren bir polis memuru ve peşinde olduğu kendisi gibi takıntılı bir katil. Aslında birbirine paralel iki öyküden yola çıkmak ve seyirciyi şaşırtmak yerine katil kim, kızlarla arasındaki bağ nedir gibi abes sorular gelgitinde derdini anlatamayan, hantal, basit ve sıkıcı bir film. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Akıl Oyunları ve Dövüş Klubü' nde izleyici hayal ile gerçek arasındaki çizgilerde paslaşırken , Alphabet Killer' da neyin hayal neyin gerçek olduğu özellikle vurgulanmış gibi. Megan şuan bir delüzyon yaşıyor evet Megan şimdi hayal görüyor , ene Megan 'a bak normalleşmiş gibi sinir bozucu durumlar yaşanıyor. Sanki tek derdim Megan' ın hastalığı, tecavüze uğrayan, ruhları Megan'a görünen garibim, fukara kızcağızlar orada burada boşuna kıç gezdirip, Megan bize yardım et gı diye boşuna dövünüyorlar çünkü Megan zırlamaktan başka birşey yapmıyor. Anam kariyerimdi, nişanlımdı diye dövünmekten olaya konsantre olamıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmde ilgimi çeken bir başka özlellikle ise Megan' ın istediğinde izbandut gibi bir hastabakıcının kolunu kırabilmesi ama mıymıntı katillen dövüşürken yirlerde paspas haline gelmesi. Beter olup zürünsün der bir film yorumunun sonuna daha burada noktayı koyarım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;He bu arada maktüllerden birinin annesini Meltem Cumbul'un canlandırdığını görünce insan bir garip oluyor. Kısa bir rolde de olsa aferim kendisine.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir de filmiz izlerken aynı zamanda Orbital'in Acid Pants adlı parçası çalıyordu odamda ve kızlar katilden kaçmaya çalıştıkları zaman müziğin alaycı tonu giderek yükseliyordu.  Ömrümde o kadar korku filmi izledim ancak bu filmden sonra uyumakta zorluk çekiyorum. Sanki her an odamda Orbital çalacak ve kızlar bana görünüp yardım isteyecekler gibin. Amanın:/&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5029370555472394959?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5029370555472394959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5029370555472394959' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5029370555472394959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5029370555472394959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/01/alphabet-killer.html' title='Alphabet Killer'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7602743439823620727</id><published>2009-01-21T09:29:00.000-08:00</published><updated>2009-01-23T23:37:44.319-08:00</updated><title type='text'>İz - İsimde havalı, girçekte foz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SXdgVAlstlI/AAAAAAAAAQE/244Y_OUX3Xw/s1600-h/4495-iza-a.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5293805801048946258" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SXdgVAlstlI/AAAAAAAAAQE/244Y_OUX3Xw/s320/4495-iza-a.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Korku filmleri tüm türler arasında en çok oldu bittiye getirilen, en kolay sanılanı. Bir kan gölü deryası, bir bıçak, bir neşterin bıraktığı o acı hissinden payını belki de yeterince alamayan ne çok film var piyasada. Kafasını zamanında yaşadığı dramatik bir olay sonucunda birşeye takmış ve acısına kör kalan ne kadar insan varsa sıradan geçiren seri katillerse bu türde halayın başını çekerler hep. Derinliğine inilmemiş bir karakter filmi doyuruculuk açısından vasıfsızlaştırdığı için bence filmin kendinden daha vahim bir korkutuculuğa bürünmektedir. Derdini anlatamayan, verilenleri eksik bir problem gibi hep sonuçsuz  kalmaya mecbur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şuan sinemalarda gösterilen İz de bu türün belki de en iğrenç örneği. Saw' un yandan yemiş hali, 3d tekniğiniyle şişirilmiş ve sunilikten yeterince payını almış, kıpkırmızı ama kışkırtmayan, diken üstünde oturtmaktan çok mide bulantılarına neden olan koca bir dağınıklık. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7602743439823620727?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7602743439823620727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7602743439823620727' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7602743439823620727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7602743439823620727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/01/iz-isimde-haval-girekte-foz.html' title='İz - İsimde havalı, girçekte foz'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/SXdgVAlstlI/AAAAAAAAAQE/244Y_OUX3Xw/s72-c/4495-iza-a.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3137318216907761949</id><published>2009-01-20T03:00:00.000-08:00</published><updated>2009-01-20T06:26:54.748-08:00</updated><title type='text'>3 Maymun</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/285281.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 625px; CURSOR: hand; HEIGHT: 352px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ntvmsnbc.com/news/285281.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Geceyarısı çalan telefonlar... Susmak bilmeyen, sinir bozucu ve felaket tellalı. Birileri muhakkak ölmüştür ve geceyarısı onun son feryadı bir telefon sesinde yankı bulur. Bir kez çaldı, iki, beş ve katları. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;İşlevsellik bazen işe yarayan kısımların da arızalanmasına neden olabilir. Mantıklı bir düşünce, yatırım planları , vs gibi. Bazen tüm dünyaya karşı apatik olmak gerekir. Kendi kabuğunda, soyut ve ölesiye yalnız . &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Nuri Bilge Ceylan da son filminde para ihtirası uğruna darmadağan olma tehlikesine gebe bir aileyi anlatır. Gazetelerin 3. sayfa haberlerine hepimiz adayızdır aslında.Yoldan geçerken, evlenirken, askere giderken herbirimiz haince bir saldırının ya da kaderle kafayı bozmuş inancımızın kısır döngüsünde oradan oraya savruluruz. Eyüp de aynı şekilde şoförlüğünü yaptığı patronunun siyasi kariyerini korumak amacıyla parçası olmadığı bir suçu "aile"si için üstlenir. Kısa süreli bir hapisane hayatından sonra huzura ve rahata kavuşacağını düşünürken , razı olduğu paranın satın alamayacağı bir bedeli ödemek zorunda kalır. Hayat hep kahpedir ve en çok sevindiğin anda, verdiği elma şekerini yalamadan elinden alır. Koca bir pışık ya da bir nah işaretidir aslında. Tabi izin verirsen daha fazlasını da alıp götürür. Bu yüzden bazen üç maymunu oynamak zorunda kalırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıkımı bir fotoğraf karesinden, zamanı kısırlaştırarak izleriz filmde. Kilit noktalar yutulur, ahlak sorgulanmaz, olması gereken yerine istenildiği gibi verilir hikaye kadrajdan ve sonuç mükemmeldir. Ucuz bir hikayenin basitten kaçınılmış, müthiş, şiirsel anlatımı 3 maymun' dur.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3137318216907761949?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3137318216907761949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3137318216907761949' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3137318216907761949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3137318216907761949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2009/01/3-maymun.html' title='3 Maymun'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7405652252838324686</id><published>2008-12-29T10:18:00.000-08:00</published><updated>2009-01-21T09:29:40.361-08:00</updated><title type='text'>Vanilia Sky</title><content type='html'>Geçenlerde izleyince anladım ki bu film en sevdiğim film. O kadar film arasından neden bu film diye biri soracak olursa- böyle sorular soran birileri var mıdır acep? - bencilce tek bir cevap verebilirim, filmin başından sonuna kadar sanki biri beynimi okumuş, oradaki tüm anılarımı, tüm korkularımı insafsızca kaleme almış gibidir. Film en zayıf yönlerimi, en çok sevdiğim şeylerle harmanlayarak karşıma çıkarmış gibi...Bana hissettirdiği şöyle bir duygu;  en çok istediğin şeyin ellerinden çaresizce kayıp gitmesi, hiç değişmemene rağmen ve seni sen yapan herşey hala yerli yerindeyken o şeye ömrü billah bir daha ne yaparsan yap kavuşamamayacağını bilmen gibi..Kangren olmak gibi belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılış sahnesindeki yalnızlık korkusunun kabus hali, yükseklik korkusu, Radiohead, Sigur Ros... Her seferinde hayatında hiç ağlamadığın kadar ağlamak ve acıya müptela bir mazoşist gibi sürekli kafanda belirlediğin bir sonu başkasının kisvesinde, karşında izlemek. Tom atla hadi, yeniden ayağa kalkmak için ve yeniden düşmek için sonsuzda salın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7405652252838324686?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7405652252838324686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7405652252838324686' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7405652252838324686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7405652252838324686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/vanilia-sky.html' title='Vanilia Sky'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-5690223794960245444</id><published>2008-12-17T08:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-17T09:40:11.998-08:00</updated><title type='text'>The Nines</title><content type='html'>&lt;a href="http://robotvszombie.files.wordpress.com/2008/01/thenines.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 435px; CURSOR: hand; HEIGHT: 642px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://robotvszombie.files.wordpress.com/2008/01/thenines.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Varoluşçuluk akımının izlerine baştan sona bürünmüş The Nines bitecise 2008 yılında If kapsamında izleyiciyle buluştu.Klasikleşen bu cümleyi düzeltmem gerekirse The Nines, Türk izleyicisiyle 2008 yılında If kapmasında buluştu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Saçmasapan bir giriş yapmama rağmen varoluşçuluktan da geri kalmış değilim.(İçki içip yazmayı seven biri olduğumu eklersem okuyan birileri varsa vaziyetimi anlasın buradan.)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 425px; CURSOR: hand; HEIGHT: 600px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.ichatgay.com/img_blog/ryan_reynolds_the_nines.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tim Burton sevenlerinin yakından tanıdığı,Corpse Bride,Big Fish filmlerinin senaristi John August'un yazdığı ve yönettiği The Nines üç kısa filmden oluşuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlk film The Prisoner.Ev hapsine çarptırılmış ünlü oyuncu bu süre zarfında kendisi gibi ev hapsinde olan yan komşusuyla ilişkilerini ilerletir ama gardiyanı bundan pek fazla hoşnut kalmaz ancak bu üçlü ilişki oyuncunun aslında sandığından çok daha farklı bir kişi olduğunu anlamasına neden olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkinci film Reality Television'da ise istediği Tv projesini hayata geçirmesine ramak kalan bir belgesel yapımcısının yaptığı zor bir seçimden sonra hayatını sorgulamak zorunda kalışını izliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son filmimiz Knowing'de ise bir oyun tasarımcısı ailesiyle orman gezisine çıkar ancak araçları ıssız bir yerde bozulur.Çaresiz kalan tasarımcı karşılaştığı bir yabancıdan yardım almak isterken aslında bulunduğu herşeye çoktan yabancılaştığını anlar çünkü o bir 9'dur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üç filmde de aynı oyuncular farklı rollerde hep hayatın anlamını,Tanrı'yı ve bireylerin yerlerini sorgulamaktadır.Göbek deliği kaybolan, esrarkeş ve masturbasyon yapan bir Tanrı aramızda dolaşır .Aslında aramızda dolaşan bu varlık Tanrı mıdır?Tanrı 10'sa sen 9'sun.Ya insanlar?İnsanlar 7.Her varlık bir rakama sahiptir ve film inanılmaz derecede karmaşık olmasına rağmen aklınızda neden, nasıl gibi soruların mayalanmasına neden olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Normal bir sinema izleyicisi için sabır gerektiren bir film.Adı tüm başarısına rağmen az duyulmuş, bence bizde bedavadan da gösterilse rağbet göremeyecek üs bir film.Alıcısına ulaşan bir mektup gibi amacına ulaşması,özündeki soruyu biterken kafamızda oluşturması The Nines'ın özgün havası bile izlemek için yeterli.Evet tam bir entel filmi ama kendimi bu kadar garip hissettiğim film az ve sırf bu nedenden ötürü The Nines son zamanlarda izlediğim ilginç ve başarılı denemelerden biri.Sayısal bir betimlemeyle 4x4'lük.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-5690223794960245444?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/5690223794960245444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=5690223794960245444' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5690223794960245444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/5690223794960245444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/nines.html' title='The Nines'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-7976591268642655156</id><published>2008-12-08T07:21:00.000-08:00</published><updated>2008-12-08T07:54:41.031-08:00</updated><title type='text'>Cennet</title><content type='html'>&lt;a href="http://89.149.209.30/images/haber_anasayfa/Cennete-Girisler-Ertelendi.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 360px; CURSOR: hand; HEIGHT: 245px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://89.149.209.30/images/haber_anasayfa/Cennete-Girisler-Ertelendi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biray Dalkıran'ın alışılmışın dışında,görsel efektlerle bezenmiş,hayal dünyasından oluşan Cennet'i ne yazık ki benim için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı.Fragmanını izleyip de bu sefer oldu,birileri Türk Sineması'ndaki kısır döngüden çıktı galiba derken kısır döngünün içine çekiliyorsunuz.Aynı duyguya Hard Candy'i izlerken kapılmış sonunda da koca bir hass.... demişimdir.Gerçi bugün yine midem kaldırıp izlesem yine aynı yorumu yaparım ama bu film için garip bir şekilde üzülüyorum.Üzerine çalışılmış ama eksik kalmış bir son dakika işine benziyor...Herşey o kadar üstün körü ve yapay..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hikaye Can'ı ve onun geçirdiği travma sonucunda oluşturduğu ikincil benliği A'yı anlatıyor.Annesinin hazin öyküsü Can'ın tüm dünyasını baş aşağı ediyor ve sonunda Can'ı  bir hastane köşesinde bir ilaç firmasının deneği haline getiriyor..Acıklı,sarsıcı ve yaratıcı bir öykü gibi görünmesine rağmen bütün bu unsurladan arındrılmış,içi boşaltılmış ve sadece derdi filmin ana fikrini bir an önce ortaya koyup gitmek olan sığ bir filmle karşı karşıyayız. O kadar çok açık nokta ve o kadar çok kızılacak yön var ki filmde nereden başlayacağınızı şaşırıyorsunuz...Kelimeleri elinden alınmış bir çizgi roman gibi.Herşey  görsel ve duygusuz bir film.Yaratıcılık ne yazık ki sadece görsellikten geçemiyor söz konusu sinema ise ya da benim görsellikten anladığım Sin City'deki o ayrıntılarda gizlidir.Frank Miller o yapay ortamın en küçük yağmur damlasını bile hissettirirken,Emrah filmlerinde bile yazık bu çocuğa bitsin çilesi diyebilirken,Biray Dalkıran'da yazık olmuş diyebiliyorum filmin sonunda.Can'ın Cennet'i benim cehennemim oluyor ve yarım ağızla kalkıyorum filmin başından. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-7976591268642655156?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/7976591268642655156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=7976591268642655156' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7976591268642655156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/7976591268642655156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/cennet.html' title='Cennet'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-8243787697603519267</id><published>2008-12-06T23:30:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:33:04.588-08:00</updated><title type='text'>Tillsammans-Birlikte</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://images.amazon.com/images/P/B0000YEEPI.01._SCLZZZZZZZ_.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 349px; CURSOR: hand; HEIGHT: 475px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://images.amazon.com/images/P/B0000YEEPI.01._SCLZZZZZZZ_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte böyle buhran dolu günlerde izlenebilecek bir film...2001 İstanbul film festivalinde gösterilmiştir.Yönetmeni ise Lukas Moodysson...1975 yılında bir arada yaşayan bir grup sıradışı insanın arasına evin sahibinin ablası ve çocuklarıyla katılmasıyla olaylar başlıyor...zira evdeki insanlar komünist ve yeni misafirlerinden kendileri gibi olmadıkları için hoşlanmıyorlar pek...bu garibim göçer aile et yiyor suç oluyor,televizyon yasak,hatta çocukların dayısı humusla ilgili öyle bir konuşma yapıyor ki çocuklar kadersizce sırf konuşma bitsin diye yemek zorunda kalıyorlar...ve iki tarafta birbirlerine birçok şeyi katarak alışmaya başlıyorlar..bu filmin her sahnesi çok güzel,basit ve komiktir.....bu arada benim favorim Lena' karakteridir,bu kadar iğrenç bir adama başka bir filmde rastlamak mümkün gibi gözükmüyor pek ve bir de Klasse'nin saç şekli mükemmel...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.moziplussz.hu/kepek/kritika/tillsammans.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-8243787697603519267?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/8243787697603519267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=8243787697603519267' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8243787697603519267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8243787697603519267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/tillsammans-birlikte.html' title='Tillsammans-Birlikte'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-8813144327610523645</id><published>2008-12-06T23:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-07T06:44:04.876-08:00</updated><title type='text'>Muson Düğünü</title><content type='html'>&lt;a href="http://ecx.images-amazon.com/images/I/417BPXMX26L._AA240_.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://ecx.images-amazon.com/images/I/417BPXMX26L._AA240_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzun zamandan beri izlediğim ilk Hint filmi de Muson Düğünü oldu.Mira Nair bu filmde bir düğün arifesinde ve düğün üzerinden hikayesini anlatıyor..Batı tarzında çocuklarını yetiştiren aile biricik kızlarını evlendirme telaşındayken,ailedeki tüm gizli sırlar bu süre zarfında tek tek ortaya çıkıyor ve filmde hassas noktalar bunaltmadan ama mesajını da vererek ,farklı bir bakış açısıyla ele alınıyor...Aile içi cinsel tacizden tutun,ailenin batı ve doğu kültürleri arasında sıkışıp kalmış kimliklerinden,evlilik öncesi ilişkiye kadar birer birer izleyicinin gözlerinin önüne sunuluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Filmdeki özellikle dört karakter bana gerçekçi geliyor.Kızın babası,kuzeni,düğünü organizatörü ve evin hizmetçisi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kızın babasının aile içi cinsel tacize karşı göstermiş olduğu tepki ve hissettiği acı o kadar güzel yansıtılmış ki,aynı duyguları ben de hissediyorum çünkü karşımda gerçekten yıkılmış bir adamın potresi duruyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kızın kuzeni ise yıllarca gördüğü cinsel tacizi sırf başkasını korumak amacıyla anlatmak zorunda kalıyor ki bu tüm aileyi de karşısına almak demek ama Riya oldukça güçlü ve ayakları üzerinde durmaya alışkın biri,tüm bu risklere göğüs gerip,kendi yaşadıklarını başkası da yaşamasın diye tek başına gerçeği haykırıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;En eğlenceli ve en sevdiğim karakter ise bu düğün organizatörü oldu..Elinde cep telefonu,patronun arkasından atıp tutan,yüzüne karşı ise övgüler yağdıran,düğünlerin içerisinde olmasına rağmen evlenmemiş olan bir karakter ve filmin en tatlı karakteri benim için.Evin hizmetçisiyse;kendi bir şekilde eğitmeyi başarabilmiş,kırılgan ve karakterli bir kız. Film belki kült olabilecek özelliklere haiz değil ama canınızın çok sıkıldığı birgünde sizi keyiflendirebilecek kadar güzel.Öneririm.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-8813144327610523645?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/8813144327610523645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=8813144327610523645' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8813144327610523645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/8813144327610523645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/uzun-zamandan-beri-izlediim-ilk-hint.html' title='Muson Düğünü'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3056371075847404933</id><published>2008-12-06T23:11:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:17:37.449-08:00</updated><title type='text'>Europa-Suç Unsuru-Salgın</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://images.amazon.com/images/P/0780023277.01._SCLZZZZZZZ_.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 344px; CURSOR: hand; HEIGHT: 475px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://images.amazon.com/images/P/0780023277.01._SCLZZZZZZZ_.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Trier sinemasının ilk örneklerinden.Trier,sinemanın en çok eleştirilen,tartışılan,alışılagelmiş tüm kalıpları delerek yepyeni akımlar ve anlatım tekniklerini yaratan ve benim için en iyi yönetmenlerinden biri.Kimi zaman sınırlar,dekor belirsizleşiyor,tebeşirle çizilmiş kasabanın sınırları içerisinde acı bir hikayeyi izliyoruz,kimi zaman basit çekim teknikleriyle,belli kurallar çerçevesinde yepyeni birşey sunuyor,ses yok,ışık kötü ama bu unsurlar filmi farklı bir yere oturtuyor,çıplak çekimle karakterlerini ön plana çıkarıyor ve adına Dogma diyor,kimi zamansa ışık-renk unsurları ön planda oluyor ya da bazen bir yönetmeni sınırlayarak ondan imkansıza ulaşmasını istiyor...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 533px; CURSOR: hand; HEIGHT: 800px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://i.pbase.com/o6/18/613318/1/70123583.1Yncm5u3.europa08bisQ.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tüm çabalarına rağmen bazen onun farklı birşeyi yapmak için saçmaladığı ve insanlara bunu yutturduğu,bu yüzden de çalışmalarının sinema açısından hiçbir değere sahip olmadığı söylenirken,kimileri de onun dahi olduğunu iddia eder.Bence bu saçma denilen şeylerden bir akım yaratılıyor ve insanlar da bunu beğeniyorsa ve yutturabiliyorsa zaten bu onun bir dahi olduğunu da gösterir sinema açısından...Sinemanın kısıtlanmasını ve belli kalıplara uymak zorunda oluşunu hiç anlayamışımdır... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gelelim Europa,Suç Unsuru ve Salgın'a....Filmlerdeki ortak özellik hipnoz sahnelerinin yer alması,hatta üç filminde bir hipnoz seansı izlenimi yaratması....Europa,siyah beyaz atmosferiyle uykuda hissini verirken ani renk değişimleriyle bir anda uykudan uyanır gibi olursunuz.Suç Unsur ve Salgın filmlerindeki atmosfer ve hipnoz sahneleri Europa'ya göre daha rahatsız edicidir. Üç film arasında dikkatimi çeken diğer bir noktaysa üç filmin ana karaterlerinin ,yaptığı işteki sorunu her ne pahasına olursa olsun çözmek için azimli görünmeleri ancak zamanla bu sorun her neyse onun bir parçası haline gelmeleri....Trier'in karakterlerinin de farklı bir özelliklerinin olduğunu söylemek mümkün belki de bir kahraman olabilecekken yenilmeleri ve zıt karaktere bürünmeleri buna bir örnek olabilir.Kısacası Trier filmlerinde sinemanın unsurlarıyla teker teker oynayarak çok özgün filmler ortaya çıkarıyor.Bu üç film de bu anlamda özel bir yere sahip. Özellikle de Europa..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3056371075847404933?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3056371075847404933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3056371075847404933' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3056371075847404933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3056371075847404933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/europa-su-unsuru-salgn.html' title='Europa-Suç Unsuru-Salgın'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-727916971638987515</id><published>2008-12-06T23:04:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:09:31.273-08:00</updated><title type='text'>I am Dina</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://img.photobucket.com/albums/v147/biotoxic_sushi/Layouts/IamDina.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 800px; CURSOR: hand; HEIGHT: 450px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img.photobucket.com/albums/v147/biotoxic_sushi/Layouts/IamDina.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;2003 yapımı mükemmel bir film,öyle ki her akşam gözümün önünde olsun diye filmlerim arsında özel bir yerde muhafaza ederim.Tavsiye üzerine film izlemeye alışkın değilim,ama zevkine güvendiğim insanların önerdiği filmlerde bugüne kadar hiç kötü bir filmle karşılaşmadım ki Dina da onlardan biri. Filmin en büyük özelliği insan doğasını tam anlamıyla kavramış ve herbir karakterin iç dünyasını da başarıyla anlatabilmiş olması.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dina küçük yaşta çok sevdiği annesinin üzerine dev bir çamaşır kazanının devrilmesine neden oluyor.Annesini kaybetmenin,özellikle de bir oyun nedeniyle ölümüne neden olmasının Dina'nın üzerindeki etkisi babasının tokadıyla daha da bir sarsıcı hale dönüşüyor.Dina'nın tüm çocukluğu elinden alınıyor ve ışık almayan bir tavan arasında kendi karanlığına gömülüyor.Öfkesi dinen baba kızını artık insan arasına karıştırmaya kalktığında ise yabani bir hayvanla karılaşıyor...Öfkeli,saldırgan Dina bu hırçınlığını çellosunda dindiriyor.Dina'nın tüm nağmeleri yakın aile dostları olan Jacob'ın dikkatini çekiyor ve Dina babası yaşta Jacob'la evlendiriliyor.Dina için bu bir yıkım değil,kimliğini keşfetmesi için iyi bir fırsat oluyor.Dina kadınlığının ona verdiği tüm güçlerden yararlanarak erkekleri parmağında oynatıyor.Ne sevdiğini söylemekten korkuyor,ne de diğer şeylerden.Dina için bugüne kadar yapılan en güçlü feminist filmlerinden biri diyebiliriz.Aslında feministlik derken Dina erkeklerden nefret edip onlara aşağılık muamelesi yapmıyor,kendisini bir et parçası olarak gören tüm erkeklere aslında bunun insanın canını ne kadar yakabileceğini de gösteriyor.Ve Dina ancak gerçek aşkı bulduğunda ona sahip çıkıyor.Kısacası film gerek kurgusu,gerek oyuncuları ve gerekse görselliğiyle izlenmeye değer.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-727916971638987515?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/727916971638987515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=727916971638987515' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/727916971638987515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/727916971638987515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/i-am-dina.html' title='I am Dina'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3069587914648769363</id><published>2008-12-06T22:58:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T23:02:17.460-08:00</updated><title type='text'>Perfect Lover</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tulumba.com.tr/mmTULUMBA/Images/VIFR001188_250.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 250px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tulumba.com.tr/mmTULUMBA/Images/VIFR001188_250.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Parfait Amour,adı türkçeye Kusursuz Aşk olarak çevrilen film,ilginç bir aşk hikayesini anlatır.Uzun zamandır izlemeyi planlıyordum bu filmi,ne kadar çok merak ettiğimi bilen arkadaşlarımdan biri Türkçesi Mükemmel Aşk olan başka bir filmi,bu film zannedip hediye etti.Tabi hediye etmeden önce de tartışmak amacıyla izlemiş,”Sen de izledikten sonra film hakkında konuşuruz değil mi” diyerekten bir kaş havada,sanki bir savaşı kazanmış gibi,muzzafer bir edayla gitti..Çaresiz o film,bu film değil ki diye içimde yankılanan sesimle,bilgisayarımın başına çöküp,nefret ettiğim tarzda bir aşk filmini izlemeye başladım...Film komedi filmi..Aşk filmlerini,özellikle de romantik komedi filmlerini sevmiyorum,önyargılı da değilim ama genellikle bu tip filmler bana hitap etmiyor çünkü psikolojik gerilim filmlerini seviyorum.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kahramanımız Guy..Guy;utangaç,ne işte ne de aşkta başarılı olamamış bir plastik tasarımsıcısı,yıllar öncesinde delicesine aşık olduğu bir kadını kiraz yedirirken öldürüyor ve ona kavuşmanın hayaliyle çareyi tarif ettiği özelliklerde tasarlanmış olan bir robotu satın almakta buluyor.Başlıyor mutluluğunu tarif etmeye..Benim robotumun dudakları küçük olsun,gözü böyle,kaşınını kaldır,akıllı olsun,ben ne seversem o da sevsin,maç izlesin,pastırmalı yumurta yesin ,yedirsin,giymesin giydirsin...Uzun bir liste sonucunda geçmişten bir gölge geleceğe taşınıyor ve Guy huzur içinde istediği kadına kendi istediği özellikleri de katarak mutluluğu yakalıyor..İşte aşk böyle olmalı,baktıkça içi acıyor,gözleri yaşarıyor,ama robotta tık yok..Bir ekmek kızartma makinesine aşık olunabilir,peki o bana aşık olabilir mi?Mümkün mü?Mümkün tabi,eğer bu robot aynı zamanda öğrenme güdüsüne de sahipse,benden feyz alarak öğrenebilir gibisinden sorularla,robotun üretildiği fabrikada soluğu alıyor almasına da ,üreticinin cevabı tokat gibi akşediyor suratında.İmkansız..O bir robot,insan görünümünde olması ona hiçbir özellik katmıyor..O bir ekmek kızartma makinesi,ötesini bekleme..Guy bu sevilme olasılığına takıp,bir çözüm bulmaya çalışırken,çok farklı bir gerçekle yüzyüze geliyor..Herşey baş aşağı oluyor.....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;3 ödüllü bu filme 10 üzerinden puan veremem,sadece şunu söyleyebilirim,film bana 2046’nın ucuz bir versiyonunu izliyormuşum gibi geldi kimi sahneleriyle...Belki de bu yüzden burun kıvararak izledim biraz da..Orjinallikten yoksun bir komedi filmi ve hiç güldürmüyor,romantik desem o da değil,robotların dünyasından payını almış bir yapaylık içerisinde tutkulu aşkı,özlemi anlatmaya çalışmış ama hiçbir şey hissettirmiyor.Filmin anafikri hoş,bir robotla bile olsa,aşk mükemmel değildir,yaraları muhakkak vardır..Aşk hakkında benim aklımda kalan tek bir söz var bunca dinlediklerim arasında..Zamanında bir arkadaşımın bana ettiği bir beddua desem daha doğru olur...Aşk tek taraflı bir yanılgıdır,iki taraftan bir aşık olduğunu farkeder,diğeri yanıldığını...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3069587914648769363?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3069587914648769363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3069587914648769363' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3069587914648769363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3069587914648769363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/12/perfect-lover.html' title='Perfect Lover'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-778370070330353406</id><published>2008-11-25T09:58:00.000-08:00</published><updated>2009-05-16T09:05:31.955-07:00</updated><title type='text'>Kaidan</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.avistaz.com/wp-content/uploads/2008/05/kaidan.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 398px; CURSOR: hand; HEIGHT: 553px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.avistaz.com/wp-content/uploads/2008/05/kaidan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hideo Nakata tarafından 2007' de çekilen Kaidan, izlememiş olmama rağmen bugün birçok sitede 1964'te &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0462030/"&gt;Masaki Kobayashi&lt;/a&gt;'nin çekmiş olduğu Kwaidan'la karıştırılmakta. Sanıyorum diyeceğim çünkü Kwaidan bildiğim kadarıyla dört farklı öyküden oluşurken, Kaidan tek bir öyküden yola çıkıyor ve Kwaidan' daki dört öyküden herhangi biri de değil. Bu iki film arasındaki ortak nokta hikayelerin intikam arayan ruhlarla ilgili olması.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaidan'da tefecilik yapan Soetsu zamanı gelince parasını tahsil etmek için alacaklı olduğu Shinzaemon'a gider ancak Shinzaemon parayı vermek şöyle dursun istemee nasıl cürret edersin gibi beylik sözleriyle Soetsu'ya gününü gösterir. Laflarını anlamamazlıktan gelip alttan alarak kurtulucağını sanan Soetsu, Shinzaemon tarafından hakkın rahmetine kavuşturulur ancak Soetsu ölmeden önce beddua etmekten geri kalmaz. Lanet üzerine olsun deyip bence içinden de epey saydıran temiz yüzlü tefecinin ahı tutar ve Shinzeamon'un vj Bülent kılıklı oğlu Soetsu'nun yaşlı ve güzel kızına aşık olur. Aslında bu öyle çok zor bir olay da değildir çünkü babasının ters tavrına ve katı yüreğine karşın oğlu tam bir aşk ve sevgi adamıdır. Kendisine bir kez nezaketen bile gülen kadınlara kolaylıkla aşık olup ötekine tekmeyi basabilmektedir. İşte yine birgün yanında sığıntı olarak çalıştığı Soetsu'nun kızına bir başka kıza çiçek verirken yakalanır ve lanet çarkları dönmeye başlar.Soetsu'nun kızı ise çirkefliği elinden bir an olsun bırakmamaya and içmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ulan benim paramlan adam mı oldun da, çiçeği koparıp millete dağıtıyorsun", diye yeri göğü inletir. Shinzaemon'un oğlu ise küstahtır, hiç oralı olmaz ve kavga başlar, hem haksız hem de güçlüdür ve kızı susturmak için şiddetin tek çare olduğunu anlar. Bir dokatla yere serilen kız kaşının feci şekilde yarılması sonucunda bir ayı geçmeden canavara dönüşerek acılar içinde ölür, esas oğlan ise çiçekçi güzeli kızla fingirdemektedir ama Soetsu'nun kızından ömrü billah kurtulamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi bu filmi daha farklı cümlelerle anlatmayı tasarlamış olsam da ve hatta öykü çok tanıdık dahi olsa da film için söylenebilecek tek şey gerçekten başarılı olduğudur. Özellikle ruhların intikam almak için  belirdikleri  sahnelerde görülen kabuslar birer fotoğraf karesi tadındadır ve Nakata tarzına yakışır şekilde korkutucudur. Kurtuluş imkansız, kurban çaresiz ve belki de ağır bedel ödemektedir. İzleyicisi ise filmin son sahnesine kadar eğer Nakata'nın tarzını seviyorsa aradığını bulacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-778370070330353406?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/778370070330353406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=778370070330353406' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/778370070330353406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/778370070330353406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/11/kaidan.html' title='Kaidan'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3734992326732701263.post-3474633865249688289</id><published>2008-11-23T10:03:00.000-08:00</published><updated>2008-12-05T02:44:53.272-08:00</updated><title type='text'>The Promise</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://image2.sina.com.cn/ent/d/w/2005-08-15/U105P28T52D435F872DT20050815123946.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 1000px; CURSOR: hand; HEIGHT: 659px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://image2.sina.com.cn/ent/d/w/2005-08-15/U105P28T52D435F872DT20050815123946.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Kışlar bahar olabilir ve sönmüs bir kalp yeniden hayata donebilir".&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzakdoğu sineması insan hayran bırakacak kadar yaratıcıdır.En iyi korku senaryoları,en komik filmler ve en güzel aşk hikayeleri mükemmel efekt ve Doğu'nun kendine has mistik havasından yansır beyazperdeye.Bu benim kendi görüşüm tabi,Kuzey sineması insanların soğukluğuna rağmen ne kadar insancıl ve sıcaksa,Uzakdoğu sineması da Pandora'nın kutusu gibidir,içinden ne çıkacağı belli değildir ve sürprizlerle doludur ve bu sürprizler benim için çoğunlukla güzeldir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 600px; CURSOR: hand; HEIGHT: 280px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://graphics8.nytimes.com/images/2006/04/21/arts/Promise600.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;The Promise de işte bu bilinmezliğin içerisinden Wuxia savaş sanatını aşkla harmanlayan,rüya tadında,görselliğiyle ağızları açık bırakan, aşkı, kaderi (belki de kadersizliği) sorgulayan farklı bir film;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Savaşı,yenilmez bir komutanı,köle doğmamış ama kimliksizliği nedeniyle ruhu köleleşen bir adamı ve duyduğu bir tek sözle yüzünü görmediği bir adama aşık olan ve bir ekmek parçası için aşkı hayatından sonsuza dek silmeye yemin etmiş bir kadının hikayesi The Promise.Birlikte filminin başarılı yönetmeni Chen Kaige'nin son filmi The Promise,Çin'de bugüne kadar yapılan en pahalı film ünvanını da sahip..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3734992326732701263-3474633865249688289?l=keshy-vertigo.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/feeds/3474633865249688289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3734992326732701263&amp;postID=3474633865249688289' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3474633865249688289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3734992326732701263/posts/default/3474633865249688289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://keshy-vertigo.blogspot.com/2008/11/promise.html' title='The Promise'/><author><name>keshy</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12523420853169873561</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='13' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_vSDZQBxinKk/THY-MXEbFdI/AAAAAAAAARU/rBHPvFutfXc/S220/holala.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>