<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Postdijital</title>
	
	<link>http://postdijital.com</link>
	<description>copy me &amp; copyleft</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Dec 2011 12:35:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/Postdijital" /><feedburner:info uri="postdijital" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item>
		<title>@BTK_TIB – Sansürler ülkesinin sansür uygulayan eli!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/kupRtYKo0j0/</link>
		<comments>http://postdijital.com/btk_tib-sansurler-ulkesinin-sansur-uygulayan-eli/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 12:35:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce ve İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=532</guid>
		<description><![CDATA[Bu sabah aldığım habere göre, Öteki Sinema adlı sitede, A Serbian Film adlı filme ilişkin bir eleştiri yazısına @BTK_TIB ihtar mektubu çekmiş. İhtar mektubu, klasik devlet kurumu dili ile yazılsa da okuyacağımız alt metin şu: &#8221;çıkarın lan o yazıyı ordan, skerim filminizi de sitenizi de. yazmayacaksınız olm böyle şeyler. burda herkeş bizi dinleyecek anlaşıldı mı?&#8221; Bu hal ve tavır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fbtk_tib-sansurler-ulkesinin-sansur-uygulayan-eli%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fbtk_tib-sansurler-ulkesinin-sansur-uygulayan-eli%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bu sabah aldığım habere göre, <a href="http://www.otekisinema.com/" target="_blank">Öteki Sinema</a> adlı sitede, <strong>A Serbian Film</strong> adlı filme ilişkin bir eleştiri yazısına <a href="http://twitter.com/#!/BTK_TIB" rel="nofollow" data-screen-name="BTK_TIB"><s>@</s><strong>BTK_TIB</strong></a> ihtar mektubu çekmiş. İhtar mektubu, klasik devlet kurumu dili ile yazılsa da okuyacağımız alt metin şu:</p>
<blockquote><p>&#8221;çıkarın lan o yazıyı ordan, skerim filminizi de sitenizi de. yazmayacaksınız olm böyle şeyler. burda herkeş bizi dinleyecek anlaşıldı mı?&#8221;</p></blockquote>
<p>Bu hal ve tavır, zaten Türkiye&#8217;nin sansür aparatı olan <a href="http://twitter.com/#!/BTK_TIB" rel="nofollow" data-screen-name="BTK_TIB"><s>@</s><strong>BTK_TIB</strong></a> in genel duruşu. Artık son yıllarda <em><strong>&#8221;bunlar iyi günlerimiz&#8221;</strong></em> diyerek kendimi tekrar etmekten de bıktım. Fakat @BTK_TIB vatandaştan topladığı vergilerle onları sığır yerine koymaktan bıkmadı. Tabii bunun açıklaması aslında bu  kadar basit değil.</p>
<p>Küçükken bizi Sovyetler Birliği ve ideolojisinden korumaya çok özen gösterirdi bu devlet. Hiçbir propaganda fırsatı kaçırılmazdı. Büyüklerimizin anlattığına göre, işyerinde kırmızı süeter giyeni terfi bile ettirmezlerdi. Çocuktuk&#8230; Sonra büyüdük, bir baktık ki, o bizim nefret ve korku ile yaklaşmamız öğretilen sistem, aslında bizdekinin aynısı. Orwell yaşasaydı, eminim yazar olarak başarı kazanmak için daha orjinal şeyler üzerine yazardı.</p>
<p>Gündelik oldu artık Türkiye&#8217;de bu işler. Her şeyi engellemek, sansürlemek için bir tarafından yakalayıp, bir kulp uydurabilirsin. İşin acı tarafı, artık yalama oldu, kulbu takmaya bile gerek görmüyorlar. Öteki Sinema&#8217;da bir emek vererek yazan insanlara, site yöneticilerine, onları sinirden titretecek şekilde sansür aparatının mesajını ileten mektubun dili, öylesine donuk işte. Şu tarihte şu sayıyla yürürlüğe giren kanun, madde, yasak, ıvır, zıvır diye gidiyor&#8230; Merak eden varsa, TİB&#8217;in vatansever memurunun, tıpkı diğer 60,000 siteye yaptıkları gibi copy paste ile gönderdiği yazı <a href="://www.twitlonger.com/show/f1ik1n" target="_blank">burada</a></p>
<p>Yıllardır ayakta tuttukları Öteki Sinema&#8217;yı kolay feda edemeyecekleri için yazıyı kaldırdı site yöneticiler. Facebook &#8216;dan şimdilik bir sığınma hakkı talepleri var. Siteden silinen yazıyı <a href="http://www.facebook.com/notes/%C3%B6teki-sinema/sans%C3%BCrlenen-yaz%C4%B1-a-serbian-film/10150507300290101" target="_blank">buraya koydular</a>. Sansürün bir başka ve belki de daha tehlikeli boyutu olan,<strong> otosansür kaçınılmaz.</strong></p>
<p>Rezil olmayalım diye Facebook&#8217;a, Twitter&#8217;a kadar elleri yetişmiyor sansür aparatının&#8230; Şimdilik&#8230; Yoksa Suriye, Çin, Suudi Arabistan, Kuzey Kore yapabiliyorsa, biz de yapabiliriz kafası zaten hakim. Aynı ligdeyiz de ayrıca. Elleri yetişmiyor derken, sosyal medyada yazılanları, söylenenenleri takip ediyorlar tabii. Ve &#8221;gerekli görülürse&#8221; mahkeme dosyalarına iliştiriliyorlar bunları.</p>
<p>Öteki Sinema yazarları sinirliler, üzgünler. Ama şaşkın değiller. Bir gün sıra zaten herkese  gelecekti. Onlara bu cuma düştü.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/kupRtYKo0j0" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/btk_tib-sansurler-ulkesinin-sansur-uygulayan-eli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/btk_tib-sansurler-ulkesinin-sansur-uygulayan-eli/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>En güvenli internet bende!</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/pi4eMFZsbBU/</link>
		<comments>http://postdijital.com/en-guvenli-internet-bende/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 12:36:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce ve İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=518</guid>
		<description><![CDATA[En güvenli internet bende. 100 Mbit/s up &#38; down, ayda 20 TL olmasının yanında hem de branş organizasyonu olan Broadband Integrity garantisinde&#8230;  Internet servis sağlayıcım, OWNIT AB ye teşekkürler! Piyasadaki 20 ye yakın internet hizmet sağlayıcı arasından, diğer 8 tanesi ile beraber, bir branş organizasyonu olan Broadband Integrity&#8217;e bağlı olan Ownit ve sağladığı hizmetler sayesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fen-guvenli-internet-bende%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fen-guvenli-internet-bende%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>En güvenli internet bende. 100 Mbit/s up &amp; down, ayda 20 TL olmasının yanında hem de branş organizasyonu olan <a href="http://www.integrity.st/" target="_blank">Broadband Integrity</a> garantisinde&#8230; </p>
<p>Internet servis sağlayıcım, OWNIT AB ye teşekkürler! Piyasadaki 20 ye yakın internet hizmet sağlayıcı arasından, diğer 8 tanesi ile beraber, bir branş organizasyonu olan Broadband Integrity&#8217;e bağlı olan Ownit ve sağladığı hizmetler sayesinde bugüne kadar asla trojan, virüs bilmemne ile hiç işim olmadı. Hatta bilimum pornografik, erotik içerikli sitelere yıllardır (ta Thumbzilla&#8217;nın olduğu zamanlardan beri) girdiğim halde, tıpkı bundan önce başka hizmet sağlayıcılarla geçirdiğim 10 yılda olduğu gibi, Ownit ile olan son 4 yıllık beraberliğimizde de asla ve asla çocuk pornografisiyle veya kişisel dengemi bozacak bir başka içerikle de karşılaşmadım. Aslında, bu güvenli interneti bana 14 yıldır sağlayan tüm İsveç internet hizmet sağlayıcılarına teşekkür ederim.</p>
<p>Özel teşebbüsün branş organizasyonlarından biri olan Broadband Integrity&#8217;nin web sitesindeki ilkeleri sizlere çeviriyorum:</p>
<p>Web sitesinin anasayfasındaki ilk cümle, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi&#8217;nin 12. maddesi ile başlıyor:</p>
<p><strong>Madde 12-</strong> Kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz.</p>
<p>Bir sonraki cümle, yine İnsan hakları beyannamesi&#8217;nden.</p>
<p><strong>Madde 19-</strong> Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.</p>
<p>Sonrasında gelen başlık şu:</p>
<h2>Bizde kendinle başbaşa kalabilirsin!</h2>
<p>Internet, enformasyonun özgür olması düşüncesinden doğmuştur. Bu yüzden ne devletin ne de özel teşebbüsün interneti yönetmesi, yönlendirmesi, içeriğini ayıklaması, neyin doğru neyin yanlış olduğunu dikte ettirmesi kabul edilemez.</p>
<p>Integrity, açıklık, düşünce ve ifade özgürlüğü ve tolerans demektir. Sizin fikirlerinizi ifade etme hakkınız için mücadeleye hazırız.</p>
<p>İsteyen her internet hizmet sağlayıcısı veya hosting şirketi bu oluşuma katılabilir. Ancak bu katılım, bir takım kurallara bağlı kalmanın garanti edilmesi sureti ile gerçekleşebilir:</p>
<p>Integrity damgasını hizmetlerinde kullanmak isteyen operatörler, aşağıdaki şartları kabul ettiklerini bildirirler:</p>
<p><strong>1.</strong> Asla bir internet sitesini kapatma, içindeki bilgiyi değiştirme, bunun için içerik sahibini zorlama. Tabii ki kanunlara karşı gelmediği sürece.<br />
<strong>2.</strong> Asla müşterilerinin bilgilerini (kanunlar açıkça emretmedikçe) başkalarına verme!<br />
<strong>3.</strong> Asla gözetleme, dinleme kayıt altına alma gibi yöntemlere başvurma.<br />
<strong>4.</strong> Müşterilerinin anayasa ile güvence altına alınmış düşünce ve ifade özgürlüğünün sen de ayrıca üzerine titre.<br />
<strong>5.</strong> Müşterilerin ile ilgili bilgileri, günlük işlerin gerektirdiğinden fazla tutma. Bu bilgileri mümkün olan en kısa sürede yoket.</p>
<p>Yukarıdaki maddeleri kabul eden operatörler, oluşumumuza katılıp, logolarımızı ve pazarlama materyallerimizi kullanabilirler.</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/pi4eMFZsbBU" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/en-guvenli-internet-bende/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/en-guvenli-internet-bende/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kimsenin inancına karışmamalıyız!… Mı?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/f2CmM_LMoZ8/</link>
		<comments>http://postdijital.com/kimsenin-inancina-karismamaliyiz-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 15:21:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce ve İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Konu Dışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=476</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlık ve insan aklı, vermesi gereken en zor sınavları veriyor şu günlerde. Ekonomik kriz, çevre kirliliği, savaşlar, enerji problemi, açlık, salgın hastalıklar, terörizm, Afrika ve Arap ülkelerinin özgürlük ve demokrasi arayışı, ulus devletlerin ve köhne sistemlerin birbiri ardına ve gürültüyle sallanması, bunlar sallanırken yerlerine gelecek olanların belirsizliği&#8230; Eğer tüm bu problemleri kahve falına ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fkimsenin-inancina-karismamaliyiz-mi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fkimsenin-inancina-karismamaliyiz-mi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>İnsanlık ve insan aklı, vermesi gereken en zor sınavları veriyor şu günlerde. Ekonomik kriz, çevre kirliliği, savaşlar, enerji problemi, açlık, salgın hastalıklar, terörizm, Afrika ve Arap ülkelerinin özgürlük ve demokrasi arayışı, ulus devletlerin ve köhne sistemlerin birbiri ardına ve gürültüyle sallanması, bunlar sallanırken yerlerine gelecek olanların belirsizliği&#8230;</p>
<p>Eğer tüm bu problemleri kahve falına ya da binlerce yıl önce yazılmış kutsal kitaplara bakarak, onları tercüme edip yorumlamaya çalışarak çözmeye kalkacak olsaydık büyük bir ihtimalle çuvallardık. Buraya kadar herhalde namaz kılanınız da, çocuğunu vaftiz ettireniniz de benimle aynı fikirdesiniz.  Ancak muhtemelen yazının bundan sonrasında, <strong>inançlara saygı ve başkalarının dini inançları hakkında fikir belirtme hakkımızın olup olmadığı</strong> üzerine çoğunuzla görüş ayrılığına düşeceğim.</p>
<p>Gerçekten de bugün yalnızca bizim toplumumuzda değil, neredeyse tüm toplumlarda başkalarının inançları üzerine atıp tutmak, özellikle sert eleştirilerde bulunmak, bir tabu. Benim gibi dinlerin toplumlar ve bireyler üzerindeki etkileri için endişelenenlerin, zaman zaman tanık olmak zorunda bırakıldıkları <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Mass_hysteria" target="_blank">mass hysteria</a> örneği vak&#8217;alarda verdikleri tepkilerin tepki çekmemesi için (!) sık başvurduğu bir taktik var: <strong>Kamusal alanı ve özel alanı ayırmak!</strong></p>
<p>Bu taktik sayesinde hem toplumda yer etmiş bazı dini enstitüleri, öğretileri, bireysel ve kurumsal aşırılıkları eleştirebiliyor, hem de çizmeyi aşmamış oluyoruz. Fatura ödemek için gittiğimiz elektrik idaresindeki gişe memurunun, masasını namaza gitmek için terk etmiş olması, kamusal alana girdiğinden çok rahatlıkla eleştirilebilirken, 6 yaşındaki kızını Kur&#8217;an kursuna  göndermek isteyen bir babayı eleştirmek veya akrabasının inançsız biri ile evlenmesinin o nikaha gitmeyi caiz kılıp kılmayacağını soran bir kişiye  <em><strong>&#8221;titre ve kendine gel&#8221;</strong></em> tadında verdiğimiz bir cevap, şiddetli tepkilerle karşılanabiliyor. İşte bu tepkileri almamak, karşıt görüşteki insanlarla birbirine saygılı ve barış içinde yaşamak için sekülaristlerin etek altında bacaklarına yazdıkları, yeri gelince eteği kaldırıp kopya çektikleri formül kısaca şöyle:</p>
<blockquote><p><strong>Bir insanın inancı yalnız kendini ilgilendirir. Biz sekülaristler, eleştiri hakkımızı yalnızca dinin politikaya karıştırıldığı, toplumdaki seküler hayatı tehdit eder halde geldiği durumlarda kullanmalıyız.</strong></p></blockquote>
<p>Yazının bundan sonraki bölümünde, yukardaki paragrafta ifade ettiğim, artık neredeyse karşılıklı olarak iki taraftan da kabul görmüş ve betonlaşmış bu durum halinin (status quo) aslında ne kadar yanlış olduğu, tam tersine sorumlu bir birey olarak başkalarının inançlarına karışmakta, eleştirmekte neden çok haklı nedenlerimiz bulunduğunu anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>Bu çabam bir ölçüde cami duvarına işemekle eş olduğundan, daha en başında bazı yanlış anlaşılabilecek noktaları çok net olarak geçmem iyi olacak.</p>
<p>Her şeyden önce, kendim için hiç utanmadan ve boynumu bükmeden istediğim, BM insan hakları beyannamesi ve anayasa ile bana tanınmış olan düşünce ve ifade özgürlüğünü, asla ve asla benim gibi düşünmeyen, yaşamayan insanlardan esirgiyor olmam düşünülemez. Herhangi bir yöntemle insanların inandıkları şeyleri, ne kadar saçma olurlarsa olsun dile getirmelerini, elimde bir güç olsa dahi engellemezdim. Bunu da sadece özgürlük anlayışımın bir gereği olarak değil, kendi yaşamak istediğim, hayal ettiğim bir topluma giden yolda son derece pragmatik bir yaklaşım olduğu için de benimsiyorum. İnanç özgürlüğü dahil herhangi bir özgürlüğün kısıtlanması aktif bir şiddet uygulamasıdır. Şiddet ise karşı şiddeti doğurur.</p>
<p>Benim çok mütevazi bir isteğim var:</p>
<p>Kendim gibi düşünmeyen, inanmayan insanların görüşlerini, <em><strong>&#8221;artık bu kadar da saçmalık olmaz, yeter&#8221;</strong></em> dediğim yerde istediğim şekilde karşılayabilmk, yanlışlarını görmeleri veya o toplulukta nötr bir şekilde tartışmayı izleyenleri kendi tarafıma çekebilmek için becerebildiğim ve uygun gördüğüm şekilde retorik kullanarak, davamı haklı gördüğüm yere taşıyabilmek.</p>
<p>Kısa bir zaman önce böyle bir tartışma yaşadım. Artçı dalgalarında geldiği  bu tartışmanın sonunda, yukarda bahsettiğim Status Quo&#8217;dan çıkamadığımızı bana hatırlatan biri oldu.</p>
<blockquote><p><strong>Dostum, insanlar inandığı gibi yaşama hakkına sahiplerse, inançlar ve ritüeller neden dört duvar arasına girmek zorunda oluyor ki?</strong></p></blockquote>
<p>Bu, status quo&#8217;nun bir ucunda bulunan sekülaristler için tabuları yıkmamak, başları ağrıtmamak adına diğer uçtaki inançlılardan talep edilen, ama karşılanması en azından şu görüldüğü hali ile özellikle müslüman toplumlarda pek de mümkün olmayan <em><strong>&#8221;inancını kendin yaşa, kimsenin gözüne sokma, dayatma&#8221;</strong></em> mesajına karşılık bir soruydu. Ve bu mesajın uygulanabilir örneklerini aramak, kafaları oldukça karıştırıyordu.</p>
<p>Biraz düşündükten sonra vardığım sonuç şu:</p>
<p>Soruyu soran kişi nispeten haklı. <strong>Din ve inanç hiçbir zaman kişiye özel olmadı, dört duvarın arasına girmedi</strong>. Zavallı sekülaristlerin bu iddiası, güdük bir temenni yalnızca. Yer yer bunu başarabilen toplumların havasını aramızdan bazılarının hasbelkader soluyor olması, yeni medya alışkanlıkları sayesinde o toplumlardan parazitli ekran görüntülerini kendi odamıza ara sıra getiriyor olmamız bizi yanıltmış olmalı. Büyük resim çok farklı!</p>
<h2>George Bush: &#8216;God told me to end the tyranny in Iraq&#8217;</h2>
<p>Bakın, bugün ABD halkının % 44 ü, gelecek 50 yıl içinde İsa&#8217;nın dünyaya döneceğine inanıyor.</p>
<p>ABD&#8217;yi Bush gibileri yönettiği için mi % 44 ün inancı bu yönde, yoksa % 44 ün desteği daima Bush ve benzerlerini o koltuğa mı oturtacak? Ya da ikisi birden mi?  Konumuzla ilgili şu gerçeği de büyük harflerle yazalım:</p>
<p><strong>SAVAŞ, BİR DEVLETİN SAHİP OLDUĞU EN BÜYÜK ŞİRKET! </strong></p>
<p>Bu gerçeğin üzerine, tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşayan, dünya kaynaklarının büyük kısmını tek başına tüketen, doğaya herkesten fazla atık bırakan, uluslararası politikada hala büyük ağırlığa sahip olan, nükleer başlıklı füzeleri kilometrekarelerce hangarları dolduran bu ülkede, hep beraber tekrar edelim, <strong>halkın % 44 ü İsa&#8217;nın yakın bir zamanda dünyaya geleceğine inanıyor!</strong></p>
<p>Bir sonra gelecek yeni Bush&#8217;ların veya Putin&#8217;lerin &#8221;kendilerine sakladıkları ve dört duvar arasında yaşadıkları&#8221; (!)  inançları ile</p>
<p>- temsil ettikleri halklarını nelere ikna etmeye çalışacakları,</p>
<p>- sade vatandaşların bir karıncaya bile zarar vermeden, mahalle komşuları ile barış içinde yaşarken, hangi savaşlara nasıl ikna olacakları,</p>
<p>- bu ikna olma sürecinde kendi inançlarının ne derecede etkili olacağı</p>
<p>falan dünyanın geri kalanı için kocaman bir rus ruleti.</p>
<p>Bayernli bir polis memurunun üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen <strong>Joseph Alois Ratzinger</strong> henüz ismiyle çağrılıyorken bizim gibi sıradan bir vatandaştı. Dünyadaki 1,5 milyar insana ruhani liderlik yapmaya başlaması, <strong>Johannes Paulus II</strong> olarak çağrılmaya başladığı dönemlere denk düşüyor. Ratzinger&#8217;in sıradan bir insanken edindiği inançları, Papa olduğunda  prezervatif kullanımının aktif bir şekilde Afrika&#8217;daki misyonerler tarafından sabote edilmesi sonucunu doğuracaktı. Afrika kıtasında AIDS li olarak dünyaya gelen yüzbinlerce çocuğun her birinin Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi iki &#8221;seküler&#8221; kuruluşun istatistiklerinde yalnızca birer sayı olmaktan ileri gidememesinin acı bir karikatürü.</p>
<p>1,5 milyarlık katolik aleminde aklıbaşında tek bir katoliğin, Vatikan&#8217;ın başına kimin geçeceği konusunda ne kadar rol oynayabileceğini bilmiyorum. Ama demokrasi ile yönetilen ABD&#8217;de, aklıbaşında bir Amerikalı&#8217;nın kimin başkan olacağını belirlemek için 150 milyonda 1 oyu var.</p>
<p>Elit politikacılara ve ruhban sınıfına ulaşmak mümkün görünmüyor bu sistemde. Tek şans, bu sistemin devam etmesini sağlayan ve &#8221;dünyanın öküzün boynuzlarında döndüğünü&#8221; sananları tekrar dünyaya döndürmek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/f2CmM_LMoZ8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/kimsenin-inancina-karismamaliyiz-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/kimsenin-inancina-karismamaliyiz-mi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Köpekler gibi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/niPdvejQ4Hw/</link>
		<comments>http://postdijital.com/kopekler-gibi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 19:15:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünce ve İfade Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Enformasyon Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=445</guid>
		<description><![CDATA[Vatandaşın Güvenlileştirilmesi Projesine İlişkin Usül ve Esaslar Taslağı, Madde 10 &#8211; Ülkenin ve dünyanın dört bir tarafındaki insanlarla yapacağınız bilgi ve fikir alışverişinizi bir &#8221;beyaz liste&#8221; ye bağlı kalarak yapmanızı, STASI sizlere &#8221;tavsiye eder&#8221;. Bu beyaz listeye ilişkin kriterler, yine STASI tarafından belirlenmiştir. STASI Beyaz Liste Çalışma Kurulu, Sosyal Mühendislik Bakanlığı koordinasyonunda 11 üyeden oluşur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fkopekler-gibi%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fkopekler-gibi%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><strong>Vatandaşın Güvenlileştirilmesi Projesine İlişkin Usül ve Esaslar Taslağı, Madde 10</strong> &#8211; </p>
<blockquote><p>Ülkenin ve dünyanın dört bir tarafındaki insanlarla yapacağınız bilgi ve fikir alışverişinizi bir &#8221;beyaz liste&#8221; ye bağlı kalarak yapmanızı, STASI sizlere &#8221;tavsiye eder&#8221;. Bu beyaz listeye ilişkin kriterler, yine STASI tarafından belirlenmiştir. STASI Beyaz Liste Çalışma Kurulu, Sosyal Mühendislik Bakanlığı koordinasyonunda 11 üyeden oluşur. </p></blockquote>
<p>Devlet, dünyanın her yerinde kendi insanına bu kadar düşmanken, ondan korkuyorken, aramızda aklıbaşında geçinenlerin eğitimdi, sağlıktı, vırttı, zırttı diyerek yine devletten medet umması, insanlığın gırtlağına amansız bir kanser tümörü gibi çökmüş bu aparatı, <em>&#8220;şöyle çalışsa, böyle işlese&#8221;</em> diyerek, yurt sathında kendine düşen ve % 0,000002 ye tekabül eden bir oy oranı ile adam etmeye heveslenmesi, buna inanması, bununla kalmayıp tüm bu aldatmacayı kutsallaştırması, günümüz insanının en büyük trajedisi bana kalırsa.</p>
<p>Bu derece insana ve onun özgür iradesine düşmanlık besleyen artniyetli bu aparatın, kendine eleştiri ile yaklaşanları &#8220;devlet düşmanı&#8221; olarak suçlaması ise kara mizahtan başka bir şey değil. Yok mu bir yer, bir ada? Bağımsızlığımızı ilan edip, onurlu insanlar gibi yaşayalım. Köpekler gibi değil!</p>
<p><a href="http://sexualintelligence.wordpress.com/2011/08/04/1250/" target="_blank">National Security? Protecting Kids? Porn Takes the Rap Again</a></p>
<p><a href="http://www.btk.gov.tr/mevzuat/kurul_kararlari/dosyalar/2011%20DK-14%20410.pdf" target="_blank">Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usül ve Esaslar Taslağı</a></p>
<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Do%C4%9Fu_Almanya_Devlet_G%C3%BCvenlik_Bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1" target="_blank">STASI</a></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/niPdvejQ4Hw" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/kopekler-gibi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/kopekler-gibi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Somali – Aç kıta neden aç?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/Y24xH2Lnupg/</link>
		<comments>http://postdijital.com/somali-ac-kita-neden-ac/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jul 2011 22:29:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[Haber Sol, Somali&#8217;deki açlık felaketini haber verirken klasik, kendi ideolojik kalıpları içinde basitçe ele almış olayı. Haberde emperyalizm ve ikiyüzlülük gibi beylik laflar ile malum tarafa hemen otomatik etiketler yapıştırılırken, hikayenin ortasına oturması gereken aktörün figüranlığa soyunuşu da &#8221;felaket, sefillik, yazık&#8221; edebiyatı ile pekiştiriliyor. Çok da yanlış mı? Belki hayır! Ancak tüm resim bu değil. Son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fsomali-ac-kita-neden-ac%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fsomali-ac-kita-neden-ac%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><a href="http://haber.sol.org.tr/dunyadan/somali-de-aclik-ve-emperyalist-ikiyuzluluk-haberi-44762" target="_blank">Haber Sol</a>, Somali&#8217;deki açlık felaketini haber verirken klasik, kendi ideolojik kalıpları içinde basitçe ele almış olayı. Haberde <em><strong>emperyalizm</strong></em> ve <em><strong>ikiyüzlülük</strong></em> gibi beylik laflar ile malum tarafa hemen otomatik etiketler yapıştırılırken, hikayenin ortasına oturması gereken aktörün figüranlığa soyunuşu da <em><strong>&#8221;felaket, sefillik, yazık&#8221;</strong></em> edebiyatı ile pekiştiriliyor. Çok da yanlış mı? Belki hayır! Ancak tüm resim bu değil. Son dönemlerin en büyük açlık felaketinin haberi yapılmış güya ama, Somali&#8217;ye dikkat çekmek ve problemin kökenine inmektense daha çok Fransa&#8217;ya giydirmekten ibaret kalmış bir haber. Fakir kız, zengin oğlan. Ha bir de katil bahçevan.</p>
<p>Umarım Somali&#8217;deki açlık felaketini sizlere HaberSol&#8217;dan daha iyi açıklayacağım birazdan. Ama her şeyden önce Afrika kıtasının asla kaçamayacağı, her zaman olmuş ve gelecekte de olacak <strong>kuraklık illetine</strong> çareyi, kendi içinde gerekli önlemleri alacak kabiliyette yöneticilere sahip olmasına &#8221;biraz&#8221; bağlamak lazım. Bu, işin onlara düşen bölümü. Fakat ya Mugabe gibilerinin ya da Avrupa&#8217;da iflas bayrağını çektikten sonra kanlı ellerini bu kıtaya uzatan Vatikan misyonerlerinin, veyahut da radikal İslamın pençesinde bu amaçtan uzun bir süre daha uzakta seyredebileceklerini kestirebiliriz.</p>
<h3>Somali&#8217;deki açlığın asıl sorumlusu Batı ve yaptığı yiyecek yardımı</h3>
<p>Döngü, kısaca şöyle:</p>
<p>Özellikle AB ülkelerinin yardım programları var çeşitli Afrika ülkelerine. Bu yardım programlarına gelmeden önce, AB içinde tarıma çok büyük sübvansiyonlar verildiğini hatırlamak gerek. Yani Fransa, İngiltere, İsveç, Danimarka, Hollanda, Yunanistan gibi ülkelerin tarım politikaları, merkezi Brüksel&#8217;de bulunan AB&#8217;den merkeziyetçi bir şekilde yönetiliyor, planlanıyor. Merkeziyetçi plan ekonomisinin tarıma yansımaları ve sonucunda olanlar bizlere SSCB, Çin ve Kuzey Kore gibi örnekleri vermişken, aynı boku tekrar yemenin tadına doyamamış insanların bu koca ve eski kıtada yönetici olması ne talihsiz bir durum… Lakin birazdan göreceğiz ki, plan ekonomisinin aradan geçen yıllarda kazandığı sofistikelik neticesinde, artık nereyi açlıktan kıvrandıracağını da önceden hesaplayabildiğini gösteriyor.</p>
<p>AB&#8217;de tarım endüstrisinin çok güçlü bir lobisi var ve inanılmaz sübvansiyonlar alıyorlar. Bu sübvansiyonlar alınırken iki şey oluyor:</p>
<p>1) AB nin ticaret kapıları diğer ülkelerden gelecek tarım ürünlerine direkt veya indirekt olarak kapatılıyor. Gümrükler, yüksek vergiler vb.</p>
<p>2) Mümkün olan en fazla sübvansiyonu almak için ihtiyaç fazlası üretim yapılıyor AB çiftçileri tarafından. (Bu sübvansiyonlara çarpıcı bir örnek: Sübvansiyon almak için Almanya&#8217;da bir et üreticisinin hayvanları alıp, İtalya&#8217;ya kadar kamyonla sürmesi, oradan gemilerle Lübnan&#8217;a götürmesi, Lübnan&#8217;da kestirip, paketleterek tekrar Almanya&#8217;ya geri getirip marketlerde satması)</p>
<p>Sonuçta ne oluyor peki?</p>
<p>1) Afrika ve bir sürü G. Amerika, Asya ülkesi, ürünlerini AB&#8217;ye sokmakta zorluk çekiyor. Ticaret yapamıyorlar, ürünlerini ne kalite, ne de fiyat olarak adil bir yarışa sokamıyorlar bu pazarlarda. Bunun sonucu olarak da nüfusunun büyük çoğunluğu tarımla uğraşan bu ülkelerde üretilen ürünlerin karlı bir biçimde satılamaması, dolayısıyla tarımla uğraşanların bu işlerini bırakıp büyük kentlere göç edip, çöp toplayarak hayatlarını kazanmaya zorlanması sonucunu doğuruyor… Yani kendi halklarını doyurmaya yönelik üretimleri duruyor.</p>
<p>2) İçerde üretimin durması, bu ikinci madde ile, bir başka deyişle, AB üreticisinin ihtiyaç fazlası üretim yapması ile bağlantılı. Bu ihtiyaç fazlası ya atılıyor ya da işte Somali gibi ülkelere yardım olarak gönderiliyor. Örnek vermek gerekecekse; bazı Afrika ülkelerine Hollanda malı, tonlarca süt tozu yardım olarak girerken, o ülkelerin süt üreticileri, iç pazarda dahi artık asla satma şanslarının kalmadığı sütlerini toprağa döküyor.</p>
<h3>Afrika&#8217;nın ve diğer ülkelerin doyması için çözüm</h3>
<p>Globalleşmeyi yaygınlaştırmak. Bugünkü hali ile &#8221;açıklığı yalnızca göz boyayan&#8221; ekonomiyi, pazarlarını daha da açmak. Gümrükleri kaldırmak, vergileri indirmek. 2011&#8242;de merkezci ve korumacı plan ekonomisini artık olması gereken yere, klozetin içine boşaltıp, üstüne sifonu çekmek.</p>
<p>Eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, aç kıtanın kendi çocuğu, Ganalı Kofi Annan, görevi sırasında çok eleştirildi başka konulardan ötürü. Ancak belki burada işi doğru ucundan tutmuş olabilir.</p>
<blockquote><p>We are not only all responsible for each other’s security. We are also, in some measure, responsible for each other’s welfare. Global solidarity is both necessary and possible. — It is necessary because without a measure of solidarity no society can be truly stable, and no one’s prosperity truly secure. That applies to national societies — as all the great industrial democracies learned in the twentieth century — but, it also applies to the increasingly integrated global market economy that we live in today. It is not realistic to think that some people can go on deriving great benefits from globalization while billions of their fellow human beings are left in abject poverty, or even thrown into it. We have to give our fellow citizens, not only within each nation but in the global community, at least a chance to share in our prosperity.</p></blockquote>
<p>Dipnot: Yazıda kullandığım fotoğraf, <a href="http://dear-africa.blogspot.com/2010_10_01_archive.html" target="_blank">Mike Wells&#8217;in, Starving Boy and Missionary, 1980</a></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/Y24xH2Lnupg" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/somali-ac-kita-neden-ac/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/somali-ac-kita-neden-ac/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Kölelik yolunda</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/i9PjXLzKC7E/</link>
		<comments>http://postdijital.com/kolelik-yolunda-road-to-serfdom/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jul 2011 13:07:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[off topic]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=397</guid>
		<description><![CDATA[15 Mayıs&#8217;ın gerçekten kanatlarımızın altına iyi rüzgar verdiği günlerde, bir sosyal paylaşım ortamında şöyle demiştim: durun! pornografiye özgürlükle bitmiyor! korporatizm ve tekelci anlayışa da karşıyız. yabancı online bahis sitelerinin erişim engelini kabul etmiyoruz! Bu söylemi, gerçeklerle ilişkisini kesmiş, şımarık bir anarşist/liberteryen (veya artık ne dedilerse) çığırtısı olarak algılamış olanların varlığına eminim. Oysa Avrupa&#8217;dan ve dünyadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fkolelik-yolunda-road-to-serfdom%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fkolelik-yolunda-road-to-serfdom%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>15 Mayıs&#8217;ın gerçekten kanatlarımızın altına iyi rüzgar verdiği günlerde, bir sosyal paylaşım ortamında şöyle demiştim:</p>
<blockquote><p>durun!  pornografiye özgürlükle bitmiyor! korporatizm ve tekelci anlayışa da karşıyız.  yabancı online bahis sitelerinin erişim engelini kabul etmiyoruz!</p></blockquote>
<p>Bu söylemi, gerçeklerle  ilişkisini kesmiş, şımarık bir anarşist/liberteryen (veya artık ne dedilerse) çığırtısı olarak algılamış  olanların varlığına eminim. Oysa Avrupa&#8217;dan ve dünyadan kendi insanlarına  serbest dolaşım hakkını dostlar alışverişte görsün misali isterken,  mallara ve hizmetlere duvar ören, yasak ve tekellerle insanların  &#8221;güya&#8221; kendi iyilikleri için kendi adlarına seçme özgürlüklerini alıp, bu en doğal haklarını <em><strong>&#8221;kutsal vergi&#8221;</strong></em> teranesinin arkasında, haracını en kolay toplayabileceği kendine yandaş şirketlere,  danışıklı  dövüşlü, şikeli biçimde peşkeş çeken bir organizasyona dikkat çekmek istemiştim ben.</p>
<p>O  günden bugüne hepimizin tanık olduğu bir başka olay, ticarete olduğu  gibi spora da sonuna kadar müdahil olmuş, parmaklarına bulaşacak balı yalama hayali ile dirseklerine kadar bal küpüne gömülmüş bu hantal aparatın, her gece <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pederasty" target="_blank">pederasti</a> olarak  tanımlanabilecek bir formatta koynuna aldığı futbol adlı sevgilisini aniden  namussuz ilan edip, bu pisliği &#8221;sözde&#8221; temizlemeye karar vermesine şahit olmaktı.</p>
<p>Biraz amiyane olacak ama;<em><strong> &#8221;e güzelim, her gece bunu düzen sendin&#8221;</strong></em>.</p>
<p>Kölelik Yolu, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_August_von_Hayek" target="_blank">Friedrich Hayek</a>&#8216;in 1940-43 de yazdığı eserinin adı. Hayek bu eserde, sosyalizm, nasyonal sosyalizm ve faşizmin insanları nasıl esir aldığının bir dökümünü yapıyor. <a href="http://mises.org/books/TRTS/." target="_blank">Bu linkde</a>, eserin kısa bir özetinin, çizimlerle verilmiş hali var.</p>
<p>Hayek, 17. sayfada son adımı &#8221;spor&#8221; olarak tanımlıyor ve detaylı bir biçimde planlandığına vurgu yapıyor.</p>
<p><a href="http://postdijital.com/wp-content/uploads/2011/07/19.jpeg" rel="prettyPhoto[397]"><img class="aligncenter size-full wp-image-398" title="19" src="http://postdijital.com/wp-content/uploads/2011/07/19.jpeg" alt="" width="399" height="633" /></a></p>
<p>18. sayfa ise vatandaşların köleye dönüşümü tamamladıkları için <em><strong>bitişin</strong></em> sayfası.</p>
<p>Berlin Olimpiyatlarına Hitler&#8217;in verdiği önemi hepimiz biliyoruz da, eğer bir yerlerden bulabilirseniz Sovyetlerin o efsanevi buz hokeyi takımından geriye kalan oyuncularla yapılan belgeseli de izlemenizi tavsiye ederim. Sonra bizim 19 Mayıs&#8217;larımız&#8230;</p>
<p>İstediği gibi atını oynatamadığı, dişini geçiremediği yerde agresifleşen bu devasa aparatın gazabından Tanrı inananlarını korusun. Biz inanmayanlar başımızın çaresine bakarız. Ancak büyük bir kulübün yeni stadının açılışında yaşanan rezalet, o rezalette taraf olanların bugün mükafatla geldiği yerler de akıllarımızdan çıkmasın.</p>
<p>Hayek&#8217;in koca eserininin fotoromanından 17. sayfaya baktıktan sonra, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı, Talim Terbiye Genel Müdürlüğü&#8217;nün adı bir yerde anıldığında iki defa düşüneceğinizi umarım.</p>
<p>Organize terör şebekesinin 10 ayda kurulanı ile 100 yılda kök salmışının arasında, yaratabildiği enstitüleri ile o kadar fark olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/i9PjXLzKC7E" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/kolelik-yolunda-road-to-serfdom/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/kolelik-yolunda-road-to-serfdom/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Don’t Be Evil! Bir Karma Olarak Anonymous</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/-iJp7LMJfj4/</link>
		<comments>http://postdijital.com/dont-be-evil-anonymous/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jun 2011 13:08:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[netdaş]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=357</guid>
		<description><![CDATA[Bir dönemin Türk tv&#8217;sinde, emniyetin ele geçirdiği teröristler ekranda yere bakarken, bu terörist grubunun önüne Devlet Malzeme Ofisi&#8217;nden tedarik edildiği belli olan masalara yayılmış mermi ve kovanlarla ay yıldız veya Atatürk portresi çizilirdi. Emniyetin Anonymous için de yeni koreografiler üzerinde çalıştığını zannediyorum. Çünkü anlaşıldığına göre, bu eylemler daha da sürecek. İspanyol polisinin pek zayıf kaldığı aşikar! Bazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fdont-be-evil-anonymous%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fdont-be-evil-anonymous%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bir dönemin Türk tv&#8217;sinde, emniyetin ele geçirdiği teröristler ekranda yere bakarken, bu terörist grubunun önüne Devlet Malzeme Ofisi&#8217;nden tedarik edildiği belli olan masalara yayılmış mermi ve kovanlarla ay yıldız veya Atatürk portresi çizilirdi. Emniyetin Anonymous için de yeni koreografiler üzerinde çalıştığını zannediyorum. Çünkü anlaşıldığına göre, <a href="http://pastebin.com/XZ9ti5aM" target="_blank">bu eylemler daha da sürecek</a>. İspanyol polisinin <a href="http://yenisafak.com.tr/Bilisim/?i=324360" target="_blank">pek zayıf kaldığı</a> aşikar!</p>
<p><a href="http://postdijital.com/wp-content/uploads/2011/06/polis.jpeg" rel="prettyPhoto[357]"><img class="aligncenter size-full wp-image-358" title="polis" src="http://postdijital.com/wp-content/uploads/2011/06/polis.jpeg" alt="" width="304" height="228" /></a></p>
<p>Bazı şeyleri <em><strong>&#8221;anneye, babaya anlatır gibi anlatmak&#8221;</strong></em> diye bir olay var. İlk etapta detayları dışarda bırakarak, temel bazı bilgileri verdikten sonra, onların muhakeme, mantık ve sağduyu ile kendi yollarını bulmasını sağlamak üzerine kurulu bir yöntem olarak açıklanabilir herhalde.</p>
<p>Tüm haber alma kaynağı gazete ve televizyon olan birine, 15 mayıs gösterilerini ve BTK nın yeni internet paketlerini anlatmak yine de zor değil. Eğer karşınıza aldığınız kişide en azından vasat düzeyde vatandaşlık bilgisi ve insan hakları evrensel beyannamesinin maddelerinden haberdar olma durumu varsa, bu iş kolay bile sayılır.</p>
<p><strong>Fakat Anonymous&#8217;un ne olduğu, basında yer aldığı şekliyle &#8221;neden Türkiye&#8217;ye saldırdığı&#8221;nı açıklamak biraz daha zor.</strong></p>
<p>Görüşüme göre, maalesef uzun bir süre anneler ve babalar bu konuyu anlamakta zorlanacak. Bir anneler ve babalar, bir de Stockholm Sendromu&#8217;na kapıldığından haberi olmayan, omurgasındaki iliklerine kadar &#8221;devletim beni sever de döver de&#8221; mottosu işlemiş olan bilişimciler.</p>
<p>Bilmiyorum yine de anlatmaya çalışmanın bir faydası olur mu? Eğer olur diyorsanız, Anonymous&#8217;un ne olduğundan değil de <strong>NE OLMADIĞINDAN</strong> yola çıkmak daha yararlı gibi.</p>
<p>Her ne kadar yukardaki fotoğrafa bakan bazı İspanyol anne ve babalar ve İspanyol bilişimciler, Anoymous&#8217;un bir Bask ya da Katalan örgütü olduğunu düşünebileceklerse de aslında Anonymous&#8217;un herhangi bir ırkı, dili, dini ve cinsiyeti yok. Dolayısıyla bir pasaportu da yok. Dili yok dedik ama açıklamaları, mesaj içeren videoları daha geniş kitlelere ulaştırmak için genelde İngilizce dilinde olduğundan, örgütün<a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25221472/" target="_blank"> bir Amerikan örgütü, hatta CIA destekli olduğu bile düşünülebilir</a>. Ancak hafızası bir balığınkinden biraz fazla olan biri için bu alternatifin de imkansız olduğunu görmek zor değil. ABD&#8217;nin başını bir hayli ağrıtan Wikileaks&#8217;in hesabını donduran Amerikan şirketlerine Anonymous&#8217;un yaptığı eylemleri hatırlayalım.</p>
<p>-Onun öncesinde Scientology tarikatına ve bu tarikatın önemli firgürlerinden olan Tom Crusie&#8217;a ait bir videonun, tarikatın baskıları sonucunda YouTube&#8217;dan çıkarılmasına karşı yapılmış bir eylemleri olduğunu anımsayan olacaktır. <a href="http://postdijital.com/fatih-altayli-bomba-eksi-google/" target="_blank">Google Bombing</a> adı verilen bir yöntemle google&#8217;da yapılan &#8221;dangerous cult&#8221; aramalarının Scientology tarikatını vermesini sağladılar.</p>
<p>-Bir başka aktiviteleri, Avustralya hükümetinin küçük göğüslü kadınları internette filtreye takma girişimine karşı oldu. Avustralya hükümeti, küçük göğüslü kadınların olduğu erotik filmleri halkı pedofiliye yönlendirdiği gerekçesiyle sansürlemek istemesine karşı <strong>Operation Titstorm</strong>, Anonymous tarafından organize edildi. İlgili devlet kurumunun web sitesine binlerce, yüzbinlerce Anonymous aktivisti aynı anda girerek çökertti. Başbakanın kendi web sitesi hack edilerek, pornografik resimler konuldu (<strong>#birandaporno</strong>). Bütün bunlar, tüm dünyanın Avustralya hükümetinin bu dangalakça sansür gerekçesinden haberdar olmasını sağladı.</p>
<p>-Çok yeni olarak da Louis Vuitton adlı lüks çanta üreten şirkete saldırılarıyla gündeme geldiler. Nadia Plesner adlı Danimarkalı sanatçı, Afrikalı aç bir çocuğu elinde chiuahua köpeği ve omzunda Louis Vuitton çanta ile tasvir eden bir t-shirt yapınca, çanta şirketi tarafından mahkemeye verildi. Vuitton, Plesner&#8217;in kendi web sayfasında fotoğrafı bulunan tişörtü kaldırmadığı <a href="http://www.mediareport.nl/persrecht/07032011/louis-vuitton-sues-danish-artist-plesner-in-the-netherlands-over-depiction-of-bag-in-art-work/en/" target="_blank">her gün için 5000 euro para cezasına çarptırılmasını istedi.</a></p>
<p><a href="http://postdijital.com/wp-content/uploads/2011/06/plesner_vuitton.jpeg" rel="prettyPhoto[357]"><img class="aligncenter size-full wp-image-360" title="Danish Artist Plesner shows the design wherefore she is being sued by powerhouse LVMH" src="http://postdijital.com/wp-content/uploads/2011/06/plesner_vuitton.jpeg" alt="" width="470" height="673" /></a></p>
<p>Tüm bu olayları, Türkiye&#8217;deki devlet kurumlarının sitelerine karşı yaptıkları eylemler ile beraber değerlendirdiğimizde, Anonymous&#8217;un, kökü dışarda, yabancı güçlerin elinde oyuncak, özellikle Türkiye&#8217;yi aşağılamak isteyen bir grup ahmak olduğunu söylemek, çok da gerçekçi olmaz.</p>
<p>Bunu sokakta, eli cebindeki adam böyle ifade edebilir ama kendinize bilişim üzerine şöyle ya da böyle &#8221;uzman&#8221; sıfatını koyuyorsanız, ifadelerinizin de bu ağırlığı kaldırması lazım. Oysa gördük ki, <a href="http://www.teakolik.com/canakkale-gecilmedi-anonymous-konusundaki-son-durum/" target="_blank">&#8221;Çanakkale geçilmez, Burası Wikileaks değil, burası Türkiye&#8221;</a> sloganları, uzmanlık alanından çok siyasi refleksleri yansıtmakta.</p>
<p>Bunun yerine ben, Anonymous&#8217;un ortak akıl ve vicdandan yola çıkıp, aksiyonlarda bulunan, kimliği, kökü, sayısı, milleti, bayrağı belirsiz ve değişken bir aktivist oluşum olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını düşünüyorum.</p>
<p>(Şunu da söylemek gerek: Kendini bir şekilde teknik konuda çok bilgili hatta &#8221;hacker&#8221; olarak görüp de Anonymous&#8217;u aşağı görenler var. Durum şu ki, wikipedia&#8217;da ve uluslararası basında sizden bahsedilmiyor. Ayaklarınız biraz yere bassa iyi olur. Gitar çalmaya yeni başlayıp da konserlerde en ön sırada kollarını kavuşturarak duran, kimseyi beğenmeyen ergenlerden bir farkınız yok.)</p>
<h2>Anonymous, bu yöntemleri ile Türkiye&#8217;yi sansürden kurtarabilir mi?</h2>
<p>Eğer ki gov.tr siteleri Anonymous yüzünden aylarca erişilemez bile olsaydı, bu Türkiye&#8217;de uygulanan sansürü etkilemezdi fazla. Ancak Anonymous&#8217;un amacı bu değil zaten. Üç tane kıytırık gov.tr adresinin erişilebilir ya da erişilemiyor olması kimin umrunda? Zaten günde kaç ziyaretçi alıyorlar? Eğer yıl 2085 olsaydı ve devlet kurumları kullanıldıkları, işe yaradıkları ölçüde hazineden pay alsaydı ve bunun da ölçüsü binalarının ya da sitelerinin ziyaret edilme frekansı olsaydı, TİB kaldırılır, yerine bir çay ocağı daha kurulurdu. Bünyesinde barındırdığı müdürleri ve memurları da ayna karşısında bir hafta çalıştıktan sonra tepsideki çayları dökmeden orta parmaklarında 360 derece çevirmeyi öğrenerek, kendilerine daha sonra sirklerde de kullabilecekleri bir altın bilezik takmış olurlardı.</p>
<h2>Anoymous bu eylemlerinde başarısız mı oldu?</h2>
<p>Bana göre başarılı oldu. Wikipedia maddesinden buraya alıntı yaptığım Anonymous aktivitelerinin arasına yakında girecektir #OperationTurkey. Çılgınlar tarikatı Scientology, arsız Louis Vuitton ve internette yalnızca iri göğüslü kadınlar görmek isteyen Avustralya&#8217;nın yanında yerimizi alır, üstelik hiç de sönük kalmayız. Ayrıca DOS attack&#8217;ları engellemek için yurtdışı IP lerinden sitesine erişimi engelleyen gov.tr&#8217;nin neden &#8221;yurtiçi internet paketi&#8221;nin savunucusu olduğu da sarkastik bir şekilde karikatürize edilirse bir yerde, cuk diye oturmuş olur.</p>
<p>Ondan sonra haşmetlüüüü gov.tr sinin uff olan dizini öperken, Anonymous&#8217;a nanik çekecek kadar ne konuştuğundan haberi olmayan Türk bilişimcilerinin hiç de akılda kalıcı olmayan <em><strong>&#8221;biz de aslında sansüre karşıyız&#8221;</strong></em> nakaratları, sesi kısılarak biten bir şarkıdaki gibi yavaş yavaş yerini plağın hışırtılarına bırakır. Ne isabet!</p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/-iJp7LMJfj4" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/dont-be-evil-anonymous/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/dont-be-evil-anonymous/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>TRT, Kamu Hizmeti Yayıncısı Olarak Görevini Kötüye Kullanıyor</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/Sr-QOcQXOhs/</link>
		<comments>http://postdijital.com/trt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 May 2011 12:06:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif medya]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=340</guid>
		<description><![CDATA[TRT yi en son bir pazar gecesi futbol programı seyretmek için açmıştım bundan üç dört hafta önce. 1o dakikalık reklam arasından dönüldüğünde biraz önce ciddi ciddi takımda bloklar arası bağlantıdan söz eden program yapımcısının 32 dişini göstererek Vivident reklamı yapmasını gördüğüm o günü, TRT yi seyrettiğim son gün olarak not defterime düştüm. Ne şanslıyım ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Ftrt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Ftrt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>TRT yi en son bir pazar gecesi futbol programı seyretmek için açmıştım bundan üç dört hafta önce. 1o dakikalık reklam arasından dönüldüğünde biraz önce ciddi ciddi takımda bloklar arası bağlantıdan söz eden program yapımcısının 32 dişini göstererek Vivident reklamı yapmasını gördüğüm o günü, TRT yi seyrettiğim son gün olarak not defterime düştüm.</p>
<p>Ne şanslıyım ki sürekli önüme sürülen bir kanal değil TRT ve yurtdışında yaşadığım için bu saçmalığa ödediğim vergi ile katkı yapmıyorum. Ancak bu demek değil ki, kendine public service diyen bir kurumun bu yayıncılık şekline hayret edecek hakkı kendimde bulmayayım.</p>
<p>Bu Vivident reklamı bardağı taşıran son damla olmuştu benim için ama ondan önceki haftalarda da Pazar gecesi spor programlarında yaşadığım bazı gariplikler dikkatimi çekmedi değil. Örneğin her özel kanalda zaten dolu dolu futbol programları varken, TRT niye büyük harcamalar yaparak Hakan Şükür ile bir futbol programı yapıyor sorusu kafama takılmıştı. Ben tüketici olarak iyi ve ünlü isimlerin bulunduğu futbol programlarını seyretmek istediğim için zaten paralı kanalları satın alıyorum. Aynı konsept ile TRT nin bu yarışın içinde olmasını hiç anlayamadım.</p>
<p>Dün, biraz geç olsa da TRT&#8217;deki internet sansürü ile ilgili programın haberini <a href="http://engelliweb.com/" target="_blank">EngelliWeb</a>&#8216;den aldım. <a href="http://www.youtube.com/user/engelliweb#p/a/u/2/iUt_xrQlvzI" target="_blank">EngelliWeb&#8217;in kendi YouTube kanalında</a> program 3 bölüm halinde yüklenmişti. İlk bölümünün 5. dakikasına geldiğimde mideme giren kramplar yüzünden bu pespayeliğin, düşmüşlüğün, rezilliğin gerisine tanıklık edemedim.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki, <em><strong>&#8221;eh senin bu konudaki görüşün belli. Tahammülsüzlüğünün nedeni odur&#8221;</strong></em>. Fakat gelin de şu işe yine herkesin anlayabileceği bir  temelde yaklaşalım.</p>
<h2>Kamu Hizmeti Yayınclığının (Public Service) var oluş sebebi ve misyonu</h2>
<p>Siyah-beyaz ve tek kanallı yılları çıkacak olursak, modern tv tarihinde Public Service&#8217;in yeri nedir sorusu insanın aklına geliyor. En geçerli var oluş sebebi herhalde, özel kanalların karlılık görmedikleri için yapmaktan kaçınacakları yayınların taşıyacağı bilgi ve eğitimden vatandaşları mahrum bırakmamak olarak açıklanabilir.</p>
<p>Bunun yanında, özel kanalların doğal olarak belli bir siyasi görüşe, ekonomik çıkara hizmet edebileceğinden yola çıkarak, bu durumun bir dezenformasyon yaratmaması için halkın tarafsız ve güvenilir haberlere, bilgiye ulaşması konusunda oturaklı bir altyapı oluşturması, Public Service&#8217;den beklenir her ülkede. Üstelik bu tavrı ve duruşu ile de kendine göre siyasi ve ekonomik ajandaları olan yayın kuruluşlarının yanında alternatif ve tarafsız bir  bir çizgide durup, böylelikle diğerlerinin de zıvanadan çıkmalarını önlemek konusunda serbest piyasa koşullarına uygun olarak kendine çok önemli bir görev yüklenmiş olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Bu görevi Türkiye&#8217;de üzerine almış olan TRT kurumu, ülkede yaşayan her dinde,  mezhepte, dilde, siyasi görüşte ve cinsiyette vatandaşların vergileri ile yayın yaptığı için, tamamen tarafsız bir yayın politikası izlemek ile yükümlüdür. Bunun lamı, cimi yok. Ne ekonomik ne de ideolojik olarak belli güçleri ellerinde bulunduran aktörlerle flört edemez böyle bir kurum. Bu aktörler isterse jiklet markaları olsun, isterse muhalefet veya iktidar partileri olsun.</p>
<p>Tabii ki TRT kurumunu robotların yönetmesi gerektiğini söylemiyorum. Gazeteciler, televizyoncular ve radyocular da insan oldukları için yaptıkları işlerde kendi görüşlerini, düşüncelerini öne çıkarma dürtüsünün baskın çıkması anlaşılabilir bir durum. Ancak <strong><a href="http://www.trt.net.tr/Kurumsal/YayinIlkelerimiz.aspx" target="_blank">yayıncılık ilkeleri</a></strong> dediğimiz şey işte bunun için var. (İnternet sansürü programı, TRT kurumunun kendi yayın ilkelerinin D, İ, K, L ve M maddeleri ile doğrudan çelişkili bir yayın olarak göze batıyor)</p>
<p>Herhangi bir program da kendi içinde tamamen tarafsız olmak zorunda değil. İnternet sansürü konusunda bir program yaparak yalnızca bir tarafın görüşlerine yer verirsiniz. Sonra kabul edilebilir bir zaman aralığı içinde karşıt söylemde bulunanların görüşlerini ifade edebilecekleri bir başka program hazırlayabilirsiniz. (Eğer ki iki karşı tarafı aynı programda bir araya getirmeyi düşünmüyorsanız)</p>
<p>Ancak tek bir tarafın görüşünü temsil eden kişileri &#8221;konunun uzmanları&#8221; diye lanse edip, programda bunlarla yaptığınız röportajların arasında aynı fikirleri pazarda don sütyen satar  gibi sesi garipleştirerek, kelimelerin sonunu yayarak, ardına &#8221;bammm&#8221; ve &#8221;gümmmm&#8221; efektleri koyup dramatikleştirerek, dış güçleri falan ekleyip, terörizm ile pornografi kelimelerini sürekli yanyana koyarak yapamazsınız.</p>
<p>Yaptığınız zaman ne mi olur? Yazık ki anladığım kadarıyla pek bir şey olmaz Türkiye&#8217;de. En azından görünürde ve kısa vadede. Ancak belli bir zümrenin borazanlığına soyunmak, uzun vadede ne o zümreye ne de o öten borazana hayır getirir. Halk, gündem ve gerçekler ile bağ böyle koparılır. Bu hataya ilk defa düşenler de TRT ve onu borazan olarak kullananlar  değil. Tarih, bu şekilde halk tarafından kellesi koparılan kişiler ve çöplüğü boylayan kurumlar ile dolu.</p>
<p><a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=trt+haber'in+yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1+internet+sans%C3%BCr%C3%BC+haberi" target="_blank">Ekşi&#8217;de konu ile ilgili entry</a></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/Sr-QOcQXOhs" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/trt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/trt-kamu-hizmeti-yayincisi-olarak-gorevini-kotuye-kullaniyor/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Soner Sarıkabadayı Seveni Arıyorum</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/B5kjEbshDc8/</link>
		<comments>http://postdijital.com/soner-sarikabadayi-seveni-ariyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 May 2011 00:30:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Telif Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[TİB]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=303</guid>
		<description><![CDATA[Yıllar önce elime bir İsveçce müzik dergisi geçmişti. Yngwie J. Malmsteen&#8216;in şimdi hangisi olduğunu hatırlayamadığım bir albümünün eleştirisi vardı dergide. Editör, başlığı, &#8220;det här suger hästkuk&#8221; olarak atmayı tercih etmişti. Sizler için yavaş yavaş, acele etmeden açacak olursam, det här, &#8221;bu&#8221; demek, &#8221;suger&#8221; ise &#8221;emmek&#8221; fiilinin (ingilizce&#8217;deki suck) geniş zamanı. İsveçce&#8217;de iki ayrı kelime artık dilin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fsoner-sarikabadayi-seveni-ariyorum%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fsoner-sarikabadayi-seveni-ariyorum%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Yıllar önce elime bir İsveçce müzik dergisi geçmişti. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yngwie_J._Malmsteen" target="_blank">Yngwie J. Malmsteen</a>&#8216;in şimdi hangisi olduğunu hatırlayamadığım bir albümünün eleştirisi vardı dergide. Editör, başlığı, <strong><em>&#8220;det här suger hästkuk&#8221;</em></strong> olarak atmayı tercih etmişti.</p>
<p>Sizler için yavaş yavaş, acele etmeden açacak olursam, det här, &#8221;bu&#8221; demek, &#8221;suger&#8221; ise &#8221;emmek&#8221; fiilinin (ingilizce&#8217;deki suck) geniş zamanı. İsveçce&#8217;de iki ayrı kelime artık dilin gelişimi ve değişimi ile sık sık beraber kullanılıyorsa, bu ikili yazılırken de bitişik yazılır. Yoksa ayrı kelimeler olarak &#8221;häst&#8221;, beygir anlamına gelir, &#8221;kuk&#8221; de penis. (merak ettiyseniz diye belirteyim, kuk yazılır, küğk okunur) Fakat anlayacağınız gibi bunlar artık birleşik yazıldığına göre, anlamı doğru vermek açısından <strong><em>&#8221;at yarrağı&#8221;</em></strong> olarak tercüme edilse daha isabetli olur. Bu deyimin tamamından <strong><em>&#8221;bir şey, eğer bu denli kötü ise ona at yarrağı emmek yaraşır&#8221; </em></strong>gibi bir anlam çıkarabiliriz belki.</p>
<p>O gün bugündür, ne zaman (kendimce) kötü bir müzik duysam, aklımdan hep &#8221;det här suger hästkuk&#8221; cümlesi ister istemez geçiyor. Fakat zevklerle renkleri de fazlaca tartışamadığımıza göre, bazı şeyleri sineye çekmek durumundayız. İnsan kendi kendine bir yöntem geliştirebiliyor tabii. Sizlere bir sır vereyim, &#8221;en çok dinlenenler&#8221; veya &#8221;en çok satanlar&#8221; listesinden uzak kalabildiğiniz ölçüde, bu tür grotesk uzuvların aklınızın bir köşesinde, takılmış plak etkisi yaratması zor.</p>
<p>Ben yine bakmazdım <a href="http://ttnet.shiftdelete.net/2011/04/05/en-cok-indirilen-mp3%E2%80%99ler-hangileri/" target="_blank">bu listelere de</a>, sosyal medyada <a href="http://ff.im/DpR4M" target="_blank">önüme düşen bir ileti</a> beni o &#8221;en&#8221;li sıralamaların peşine düşürdü. <a href="http://www.mefallit.org" target="_blank">Me Fallit </a>adlı blogun yazarlarından biri olan Sezgi, blogunda paylaştığı bir video klip için <a href="http://www.mefallit.org/embed-video-sorunsali-mu-yaptan-yasal-uyari.html" target="_blank">Mü-Yap&#8217;tan bir mail alıyor</a>. Kısaca mailde, bloga video paylaşım sitelerinden gömülen bazı videoların telif hakkı sahiplerinin çıkarlarına ters düştüğü için çıkarılması, bunun yapılmaması durumunda bloga erişim engeli de dahil her türlü yasal işlemin uygulanacağı yazılı. Maile ayrıca bir de blogdan alınan, Soner Sarıkabadayı&#8217;ya ait gömülü videonun ekran görüntüsü eklenmiş.</p>
<p>Böyle bir istek bana çok garip geldi. Her şeyden önce, Mü-Yap&#8217;ın Soner Sarıkabadayı&#8217;ya ait, çıkarılmasını istediği videolar, Türkiye&#8217;de erişime açık, halihazırda faaliyet gösteren video paylaşım siteleri olan YouTube&#8217;da ve Dailymotion&#8217;da bulunmakta. Teknik açıdan bir fikir jimnastiği yapacak olursak, Me Fallit adlı blog, bu video dosyasını kendi sunucusunda tutmayıp, yalnızca kaynak olan YouTube&#8217;dan &#8221;yansıttığı&#8221; için, telif hakkı sahibinin çıkarlarını koruduğunu iddia eden bir kurumun hışmına uğraması çok ilginç. Me Fallit&#8217;in yaptığı, ancak <a href="http://www.techdirt.com/articles/20080919/1530062315.shtml" target="_blank">kaynağa link vermek</a> fiili ile örtüşebilir ki bunun da <a href="http://www.readwriteweb.com/archives/google_to_record_label_linking_is_not_a_crime.php" target="_blank">suç olması</a>, aklın ve mantığın alabileceği bir durum değil.</p>
<p>Tabii diyebilirsiniz ki <strong><em>&#8221;senin bu konudaki görüşlerin belli. Lakin yurtdışında da örneği var bu tür müdahalelerin&#8221;</em></strong>. Mesela Mü-Yap tenezzül edip de karşıma geçse, böyle derdi bana. Çünkü biliyorsunuz, bugünlerde geleneksel medyada, soru sormasını bilmeyen program yapımcılarının karşısında &#8221;dünyada da aynısı var, uygulanıyor&#8221; mavalını okumak pek moda. BTK&#8217;ya başka bir yazıda değineceğim zaten ama Mü-Yap, burada çok da desteksiz sallamıyor aslında. Çünkü yeni yeni dünyada <a href="http://www.rawstory.com/rs/2011/03/10/new-york-man-faces-five-years-in-jail-for-linking-to-online-videos/" target="_blank">bu tip cezalandırmalara</a> bir meyil var. Fakat bunlar dediğim gibi çok yeni ve henüz  &#8221;dayatılmaya çalışıldıkları yerlerde&#8221; de anayasaya uygunlukları tartışılıyor. Şimdi insanın aklına gelen şu: Her fırsatta <strong><em>&#8221;bilişim kanunlarımız maalesef teknolojik gelişmelere cevap vermiyor. Çok geride kaldı&#8221;</em></strong> diye dudak büzen kişilerin, bir anda, henüz yeni kreasyonda dahi çıkmamış, gelecek senenin modası bir elbiseyi hevesle üzerine almak isteyen görgüsüz rüküşler gibi &#8221;en modern&#8221; telif hakları kanun ve uygulamalarına kendilerini bu hızda adapte etmeleri çok ilginç değil mi? Ülkenin başka hiçbir kurumunda, dünyadaki gelişmeler bu kadar minute to minute takip edilmiyor.</p>
<p>Akla gelen başka şeyler de yok değil. Örneğin geçenlerde Digitürk maç yayınları ile ilgili blogspot erişim engeli tartışmalarında ortaya çıktı ki, Digitürk&#8217;ün YouTube&#8217;da admin yetkisi var. Telif hakkı ihlallerinde bu videoları siliyorlar. Soru: Mü-Yap&#8217;ın böyle bir yetkisi YouTube ve Dailymotion için yok mu? Yok ise niye yok? Var ise, birazdan buraya embed edeceğim videoyu neden silmemişler de bana Me fallit&#8217;e yaptıkları gibi avukatları aracılığı ile bir uyarı, tehdit gönderme yolunu seçecekler?</p>
<p>Avukat demişken; henüz Mü-Yap avukatından bir mail almadım ama onun yerine <a href="http://twitter.com/5posta/status/70112395015634945" target="_blank">twitter&#8217;daki bir iletim</a> üzerine <strong><a href="http://twitter.com/#!/srkbdy" target="_blank">Soner Sarıkabadayı</a></strong>&#8216;nın yapımcısı olan PDND adlı şirketin avukatından, iletimi paylaştıktan yarım saat sonra bir mail aldım. Aynen şöyle diyor:</p>
<blockquote><p>Sayın ilgili, Twitter üzerinden müvekkim PDND Şirketi aleyhinde yapmış olduğunuz söylemlerin gerçekle ilgisi yoktur. Mü-yap Fikri hakları korumak amacı ile bloglara uyarı mahiyetinde yazı gönderiyor olabilir. Fikri hakların bilabedel paylaşılması hususunda gönderdiği uyarı metinlerinde de haklı olduğu malumunuzdur. Zira Fikri Haklar kanunla korunmaktadır. Müvekkilim PDND şirketi hakkında yapmış olduğunuz söylemlere derhal son vermenizi ihtar ederiz</p></blockquote>
<p>Şu şekilde bir cevap ile uğurladım avukat beyi:</p>
<blockquote><p>Sayın ilgili, Twitter üzerinden müvekkiliniz aleyhine bir söylemim olmamıştır. Haksızlık olarak gördüğüm bir olayda PDND&#8217;nin bilerek ya da bilmeyerek parmağı olduğunu düşündüğümden, hitab ettikleri tüketici kesimini uyarmayı bir vatandaş olarak görevim addediyorum. O halde, bir hukuk insanı olarak bu tarz ihtar mailleri ile insanları taciz etmeyi bırakmanızı öneririm. Zira fikri hakların korunması, düşünce ve ifade özgürlüğünden sonra gelir. Benim twitter&#8217;daki iletim de, insanları akıl almaz, hukuk kabul etmez, temel hak ve özgürlükleri baskı altına almak isteyen bu tavırların sahibi olan Mü-Yap&#8217;a karşı protestoya davet etme amacını gütmektedir. Demokratik bir toplumda böyle bir hakkım olduğunu düşünüyorum.</p></blockquote>
<p>Falan, feşmekan&#8230; <a href="http://ff.im/DrDY7" target="_blank">Daha da uzun yazdım</a> da kafanızı ütülemeyeyim önemsiz şeylerle.</p>
<p>Diyeceğim şu ki, hazır 15 mayıs Pazar gününün taze havası ve gururu kanatlarımızın altındayken, ahlak ve politika kökenli sansürü, telif hakları adına yapılan sansürden ayırmayalım. Hepsine aynı tokadı vuralım. Twitter&#8217;da &#8221;merhaba&#8221; veya &#8221;yaz geldi, çok mutluyum&#8221; gibi iletilerine smayliler de katarak 48 bin takipçi toplayan <a href="http://twitter.com/#!/srkbdy" target="_blank">sanatçıların</a> ve bağlı oldukları şirketlerin üzerinde bir etki oluşturalım ki bizi yalnızca üzerinde yeşil yeşil banknotlar yapışmış tüketiciler olarak değil, hakkını arayan vatandaş olarak da görebilsinler. Görebilsinler ki, üzerimize &#8221;ayağınıza sıkarız, ona göre&#8221; diyen kurumları gönderirken iki defa düşünsünler.</p>
<p>O yüzden bu yazıyı okuyan ve içinde haklılık payı bulan herkesi, Türkiye&#8217;nin en çok dinlenilen sanatçısı Soner Sarıkabadayı&#8217;nın videolarını bloglarında, Twitter&#8217;da, Facebook&#8217;da ve dahi diğer sosyal medya platformlarında embed etmeye, link vermeye davet ediyorum. Ve, ama, tabii ki,  kanunlara saygılı vatandaşlar olarak da, yapımcının hakkını koruyan Mü-Yap&#8217;tan Me Fallit&#8217;in aldığı gibi mailler aldığımızda bu videoları PDND ve genç, yetenekli şarkıcı Soner Sarıkabadayı ekonomik zarara uğramasın diye kaldıracağımızı taahhüt edelim. Yani hepimiz Mü-Yap&#8217;tan bloglarımıza uğrayarak bir kahvemizi içmelerini bekliyoruz.</p>
<p>İşte Soner&#8217;in videosu geliyor.</p>
<p><iframe frameborder="0" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/xgo86r?theme=none&#038;wmode=transparent"></iframe><br /><a href="http://www.dailymotion.com/video/xgo86r_soner-sarikabadayi-2011-seveni-ariyorum-yeni-single_music" target="_blank">SONER SARIKABADAYI 2011 &#8211; SEVENI ARIYORUM ( YENI&#8230;</a> <i>by <a href="http://www.dailymotion.com/WoLKyMmm" target="_blank">WoLKyMmm</a></i></p>
<p>Off!! Gerçekten harikaydı yaaa!!!</p>
<p>Blog yazısına &#8221;hästkuk&#8221; diye giriş yaptığıma göre, eğer farkına varmadan çoktan bitirmediysem, yine bir şekilde oraya bağlayarak bitirmem uygun olur herhalde. 138 yasaklı kelime içinde &#8221;hayvan&#8221; da bulunduğu için o boyutlara çıkamıyoruz madem, insan nesline yaraşır ölçütlerde olanına referans verelim.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="349" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/RvkWhGVNky4?fs=1&amp;hl=sv_SE&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/v/RvkWhGVNky4?fs=1&amp;hl=sv_SE&amp;rel=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/B5kjEbshDc8" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/soner-sarikabadayi-seveni-ariyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/soner-sarikabadayi-seveni-ariyorum/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Tamam da, Bu Medyayı Nasıl Tüketelim?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/Postdijital/~3/lQjHVzJlUnE/</link>
		<comments>http://postdijital.com/medyayi-nasil-tuketelim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 18:45:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Takılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif medya]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://postdijital.com/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda medya tarafından bizlerin tüketimine sunulan haberlerin veriliş biçimi ve kalitesine yönelik bazı gözlemlerimi paylaşasım var bu yazıda: HaberTürk&#8217;ün &#8221;Şiddeti Kadın İstiyor&#8221; başlıklı bir haberi var bugün. Habere göre, “Ailenin Korunması Sempozyumu”nda konuşan Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun şöyle demiş: Birçok kadın kendisini mağduriyetin gücüne kavuşmak üzere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fmedyayi-nasil-tuketelim%2F"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fpostdijital.com%2Fmedyayi-nasil-tuketelim%2F&amp;style=normal&amp;b=2" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Son zamanlarda medya tarafından bizlerin tüketimine sunulan haberlerin veriliş biçimi ve kalitesine yönelik bazı gözlemlerimi paylaşasım var bu yazıda:</p>
<p>HaberTürk&#8217;ün <a href="http://www.haberturk.com/polemik/haber/622154-siddeti-kadin-istiyor" target="_blank">&#8221;Şiddeti Kadın İstiyor&#8221;</a> başlıklı bir haberi var bugün. Habere göre, “Ailenin Korunması Sempozyumu”nda konuşan Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Psikiyatrist Prof. Dr. <strong>Oğuz Berksun</strong> şöyle demiş:</p>
<blockquote><p>Birçok kadın kendisini mağduriyetin gücüne kavuşmak üzere şiddete maruz bıraktırıyor. Kadın ilişkisini en son noktasına kadar zorlayıp, şiddetin çıkması sonrası mağduriyetin gücüyle hareket etme gereksinimini duyuyor</p></blockquote>
<p>Oğuz Berksun, kadınların erkeklerin üzerine <em><strong>‘’fazlasıyla gittiğini’’</strong></em> ve eninde sonunda istediklerini yaptırdıklarını savunmuş ayrıca.</p>
<p>Gazeteciliği bildiğimden değil ama biraz kulaktan dolma, biraz da bu kadar zamandır okur olmanın verdiği tecrübe ile  bir gazetenin satabilmesi, kendini okutturabilmesi için yapması gereken iki şey olduğunu söyleyebilirim:</p>
<p>İlki, bir adamın köpeği ısırmasını haber yapmak. İkincisi, korku ve endişe satmak.</p>
<p>Bu haberde bana çok mantıklı gelmeyen, yani &#8221;bu adam nasıl olmuş da köpeği ısırmış&#8221; dedirten, Oğuz Berksun&#8217;un bir psikiyatrist olması. Bu, fazladan bir kere check etmeyi gerektirdiği için çok basit bir şekilde Oğuz Berksun&#8217;un adını google&#8217;a sürdüm.</p>
<p>Beksun&#8217;un bir sitesi var. Blog diyelim buna hatta. Hem <a href="http://berksun.com/online/index.php" target="_blank">berksun.com</a> adresi ile hem de <a href="http://psikiyatri.net/online" target="_blank">psikiyatri.net</a> adresi ile ulaşılabiliyor. Blogdaki son girdi, <a href="http://psikiyatri.net/online/anasayfa/populer-makaleler/aile-yci-siddet-kadina-erkege-ve-cocuklara-degisen-dunya/itemid-1" target="_blank">Aile İçi Şiddet (Kadına, Erkeğe ve Çocuklara): Değişen Dünya</a> başlığını taşıyor.</p>
<p>Yazıyı okudum. üzerine bir de psikiyatri.org&#8217;daki <a href="http://www.psikiyatri.org/online/2008102453/psikoterapi/gel-de-deli-olma.html" target="_blank">Gel de Deli Olma</a> başlıklı yazısını okudum. Tekrar konu ile ilgili kendi blogundaki yazısından çıkarım yapacak olursam, feminist görüşe sahip bazı insanlar tarafından yazıda eleştirilecek yanlar bulunabilir tabii ama kesinlikle HaberTürk&#8217;deki haberi destekleyecek, o görüşün insanı olduğunu gösterecek bir bulguya ben rastlamadım. O yüzden kendi hakkında Ekşi Sözlük&#8217;deki <strong><em>&#8221;Orhan Çeker&#8221;</em></strong> benzetmesi büyük bir ihtimalle Berksun&#8217;un üzerine haksız olarak aldığı bir etiket oldu. Ben de kendisini basit bir iki bulgu ile aklamış olmayayım ama medyanın haberleri yapış şekillerini az çok bildiğimden, bu haberde bir bit yeniği olduğunu düşünüyorum. Belki bu yazının vereceği pingback ile Oğuz Berksun, buraya  kendisi de yorum olarak bir açıklama bırakabilir.</p>
<h2>Medyanın uyguladığı bir diğer yöntem, korku ve endişeyi körükleyerek tiraj arttırmak.</h2>
<p>Doğal felaketler, bu iş için biçilmiş kaftan. Henüz daha çok taze bir örnek var önümüzde.  Japonya&#8217;da meydana gelen deprem, tsunami ve bunlara bağlı nükleer santral kazasının medyada işlenişi üzerine gerçekten bir tez yazılabilir. 17 bin insan deprem ve tsunami yüzünden ölmüş, bir o kadarı da hala kayıpken, medya bu tip felaketleri adeta çok banal bulurmuşcasına es geçti, yalnızca nükleer santral kazasını işledi.</p>
<p>Japonya&#8217;da olan deprem ile Türkiye&#8217;deki insanları korkutmak zor olacağından, <a href="http://friendfeed.com/ismailhpolat/d8a5d22c/bir-yaknm-japonya-dan-gelen-radyasyon" target="_blank">nükleer bulutların getirebileceği tehlike ile korku yaratma</a> ve Türkiye&#8217;de kurulacak yeni nükleer santral öncesi endişeleri körükleyip, tartışma yaratarak tiraj sağlama isteği absürd derecelere vardı. Bu saçmalığı yalnızca Türkiye&#8217;ye ve Türk medyasına maletmek de haksızlık olur. Avrupa ve ABD&#8217;de nükleer serpintiden korunmak isteyen endişeli vatandaşlar yüzünden <a href="http://boingboing.net/2011/03/17/four-questions-about.html" target="_blank">iyot tabletleri yok sattı</a>. Onları bu toplu histeriye yönelten, kendi medyalarıydı.</p>
<p>Çok çarpıcı bir örnek; 15 mart tarihli Zaman gazetesinin konu ile ilgili başlığı <a href="http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1107486&amp;title=ikinci-nukleer-patlamada-korkulan-olmadiBunlar" target="_blank">&#8221;İkinci Nükleer Patlamada Korkulan Olmadı&#8221;</a> iken, Radikal gazetesinin aynı gün<a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;ArticleID=1043010&amp;Date=15.03.2011&amp;CategoryID=77" target="_blank"> &#8221;Bilinen En Büyük Felaket ile Karşı Karşıyayız&#8217;</a>&#8216; başlığını kullanması. Aradaki bu farka dikkat çeken kişi, araştırmayı gereksiz bulduğum (Hayrettin Kılıç&#8217;ın görüşleri haberi diskalifiye etmeye yettiği için) bir iddia ile geliyor:<a href="Bu gazetelerden hangisini çıkartan firmanın petro-kimya tesisleri ve benzin istasyonları vardır acaba??" target="_blank"> &#8221;Bu gazetelerden hangisini çıkartan firmanın petro-kimya tesisleri ve benzin istasyonları vardır acaba??&#8221;</a></p>
<p>Radikal&#8217;de görüşlerine başvurulan ve nükleer enerji uzmanı olduğu belirtilen Hayrettin Kılıç&#8217;ın iddialarını aynı gün çeşitli ciddi kaynaklardan kontrol etmeye çalıştım, ancak benzer fikirlere, iddialara bu ciddi kaynaklarda rastlamadım. Uzman olduğu yazılan bu kişi hakkında bende uyanan şüphe, Ekşi Sözlük&#8217;de, <strong><em>&#8221;gectigimiz 18 sene icinde yapmis oldugu yayinlari aradim ama bulamadim. buna ragmen kendisini aktif bir ogretim uyesi olarak tanitmakta ve gundemdeki konular hakkinda yorumlar yapmaktadir.&#8221;</em></strong> <a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hayrettin%20k%C4%B1l%C4%B1%C3%A7" target="_blank">girdisi ile pekişti</a>. Aramızdan bir arkadaş, Hayrettin Kılıç&#8217;ın adının Türk internetinde çok sık Stanford üniversitesi ile beraber geçtiğini, ancak Üniversitenin kendi sitesinde bu isimle bir arama yapıldığında hiçbir sonuç çıkmadığını belirtti.</p>
<p>Belki internette kendi çapında içerik üreten biri olmanın verdiği alışkanlık belki de  geleneksel medyanın ve onu tüketen topluluğun % 60 ının papağan olduğunu bilmek yüzünden olsa gerek, kitleleri harekete geçirip, yoğun tepkiler, korkular, endişeler, sloganlar  yaratabilecek olayların ardında hep bir ya da birkaç <strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/URL" target="_blank">URL</a></strong> aramak refleksi geliştirmiş olabilirim. Büyük ihtimalle siz de öylesiniz zaten. Bu refleksi verdiğimiz zamanlar değil de, daha çok vermediğimiz zamanlar problem ile karşılaşıyoruz.</p>
<p>Başbakanın kızının tiyatroda yaşadıkları, bu medyadan alınan haberlerle kolaylıkla bir laik-dindar çatışmasına dönebiliyor, ideoloji ve görüşleri tüm bir paket olarak alıp, medyanın hazırladığı haplar eşliğinde yutmak, en rasyonel insanları bile rüzgar enerjisinin  nükleer santralin yerine geçebileceğine inandırıyor.</p>
<p>Tekrar Sümeyye&#8217;ye kısa bir dönüş yaparak bitireyim. <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&amp;CategoryID=77&amp;ArticleID=1045671" target="_blank">Radikal&#8217;deki habere</a> göre kendisine Haka dansını andıran müstehcen hareketlerde bulunulmuş. Bakın, hiçbir şey de öğrenmiyoruz medyadan diyemeyiz. Haka Dansı buymuş! Bilmiyordum&#8230;</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="349" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/iYYVLHtITi8?fs=1&amp;hl=sv_SE&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/v/iYYVLHtITi8?fs=1&amp;hl=sv_SE&amp;rel=0" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Dipnot:<br />
Bu arada Oğuz Berksun ile Hayrettin Kılıç arasında konumuz dışında kalan bir fark dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Berksun, kendi görüşlerini herhangi bir redaksiyonun kesmesi, kırpması, çarpıtması, eğmesi ve bükmesi olmadan kendi blogunda dile getirirken, enerji ve nükleer enerji gibi Türkiye&#8217;nin gündeminde çok fazla ses çıkaran bir konuda &#8221;engin&#8221; bilgi ve tecrübeye sahip olduğu iddia edilen bir bilimadamının kendi görüşlerini ortaya dökecek, tartışmaya açacak bir platformu kullanmaması, kafalarımızın içinde bu kişilere karşı ne gibi güven/güvensizlik sorularını ortaya çıkarıyor?</p>
<img src="http://feeds.feedburner.com/~r/Postdijital/~4/lQjHVzJlUnE" height="1" width="1"/>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://postdijital.com/medyayi-nasil-tuketelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://postdijital.com/medyayi-nasil-tuketelim/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>

