<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:blogger='http://schemas.google.com/blogger/2008' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101</id><updated>2024-09-10T17:39:24.074+03:00</updated><category term="Discourse"/><category term="müzik"/><category term="random defunct"/><category term="veni vede vödö"/><category term="itiraf.com"/><category term="Cimbom"/><category term="das ist Fussball"/><category term="çinema"/><category term="Liste Kafası"/><category term="ekşın"/><category term="güncel"/><category term="porno"/><category term="reklam"/><category term="dizi"/><category term="homemade mischief"/><category term="kitap"/><category term="lovesexmojito"/><category term="start"/><title type='text'>Random Defunct</title><subtitle type='html'>...because this aggression will not stand, man</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default?redirect=false'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>102</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-3458810714774274427</id><published>2011-08-05T13:57:00.002+03:00</published><updated>2011-08-05T15:37:38.899+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="random defunct"/><title type='text'>Din Kültür Ahlak Bilgi</title><content type='html'>Sorularım var ve cevap istiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 1) Bir süre geçti üzerinden, Caz Festivali kapsamında Amadou&amp;amp;Miriam konserine gittik arkadaşlarla. Konserin ortasında organizasyon görevlileri geldi, sanatçıların kulaklarına bişi söledi ve şarkıdan sonra (uzuncana) bir ezan arası verildi. &lt;a href=&quot;http://www.hafifmuzik.org/?p=16560#more-16560&quot;&gt;Mehmet Tez&#39;in Hafif Müzik&#39;te yazdığına göre&lt;/a&gt; Esma Sultan ile Ortaköy camii&#39;nin yakınlığından dolayı özel bir durummuş bu, ki gayet mantıklı ama sorum daha genel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle ki, bu durumun da örnek teşkil ettiği üzere müzik, dine saygı duyuyor. Gerektiğinde ara veriyor, gerektiğinde eşlik ediyor ama kayıtsız kalmıyor ve yapıcı bir reaksiyon veriyor. Bunu müziğin dışında da hayatımızda hemen hemen herşey yapıyor. Dine saygı, dini fazla sorgulamama. Ama din, nedense kendisine gösterilen saygıyı hiç bir şeye göstermiyor; hayatın en önemli parçasıymış gibi takılıyor. Yani benim için müzik, dinden daha öncelikli. Hayatımda daha fazla yer kaplıyor. O zaman niye &quot;dini bütün&quot; insanlar, benim bu önceliğime saygı göstermiyor da hep ben onların dinine saygı göstermek zorunda kalıyorum? Niyetim, konser var diye ezan dursun değil (ki aslında olmayacak bişi değil, Esma Sultan&#39;da konser varsa o akşam sadece Ortaköy Camii&#39;nden ezan okunmasın, diğer binlerce camiinin sesi zaten duyuluyor). Benim hayatımın önemli bir parçası ile onların hayatının önemli parçası beraber varolabilir. Sadece karşılıklı saygı, anlayış, anlamasan bile tolerans. Bu kadar mı zor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci soruyu özetleyeyim: Niye herşey dine saygı duymak ve yolundan çekilmek zorunda da din, hiç bir şeye saygı göstermeden varolmaya devam ediyor? Ufak bir not: Kesinlikle Islamiyetten bahsetmiyorum, bütün dinler kapsama alanımızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru 2) Asmalımescit&#39;te bir ton masa, bir akşam ansızın gelen adamlar tarafından toplandı. Üstünde yenilmekte olunan yemekler, masaların üstünde oturan insanlar yoklarmış gibi varsayılarak. Bir grup insan bağırdı &quot;hayat tarzımıza tecavüz ediliyor&quot; diye. Diğerleri de belediyenin aslında çok saçma bir şey yapmadığını, verilen işgaliyelerin hakkından çok daha fazla yere masa atıldığını, yürümenin çok zor olduğunu, yapılma şekli yanlış olsa da yapılanın doğru olduğunu söylediler. Açıkçası ikinci grup haksız da sayılmazdı. Asmalı, gerçekten artık (özellikle cuma ve cumartesi akşamları) adım atılamayacak bir duruma gelmişti ve böyle bir şey gerekliydi. Ama bugün, yapılan bu operasyonun samimiliğine olan inancım sıfırlandı. Her gün gidip yemek yediğim, çok düzgün insanların, kimsenin hakkını yemeden işlettiği Fıccın&#39;da da bütün masa ve sandalyelerin toplandığını görünce gerçekten tepem attı. Fıccın&#39;ın işgaliyesini belediyeye ödediğini biliyorum, hatta çarşamba günü masalar toplanmadan saatler önce belediyeden masaların nasıl konulabileceğine dair yazı gelmiş. Ona göre koyulan masalar da bir kaç saat sonra toplatılmış!! Sebep de &quot;Başkan&quot;ın bakacağıymış. Ertesi sabah masalar koyulduğunda, zabıtalar gelip işgaliye ödenen yerdeki masalar dahil hepsini toplayıp gitmişler. &quot;Başkan&#39;ın emri&quot;. Benim anlamadığım hakların ödendiği yerleri bile işletmelerin kullanamaması, Başkanların emretmesi ve bunun sorgulanamaması ne demek? Açıklanmaya ihtiyacı olan sorular. Müşterilerden biri bunun nasıl da ramazana denk getirildiğini belirtti, o kadar komplo teoristi olmak istemem ama ramazana denk geldiği de bir gerçek. Eğer eylül başında, bayramdan sonra bir anda Belediye ile işletmeler uzlaşırsa o zaman ne olacak? 11 ayda bir bu kavga mı yaşanacak? Peki o zaman bu, hak-hukuk-kanun kalkanının arkasından sallanan padişah kılıcı olmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asmalımescit, Cihangir, Galata, Taksim ve genel olarak Beyoğlu, Türkiye&#39;nin geri kalanında hemen kabul edilmeyecek tarzda insanların rahat barınabildiği, kültür ve sanat beşiği, insanların &quot;burasında&quot; değil rahat rahat gezdiği yerler. Hatta çoğu kişi tarafından kurtarılmış bölge olarak görülür. Ve buralara yapılan kanun yapıcılığının, o kanunları çiğnemeye çalışan bazı işletmecilerden bile daha mide bulandırdığını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fasulye&#39;nin faydaları kalıbı nereden gelir hiç merak etmiş miydiniz?</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/3458810714774274427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/3458810714774274427?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/3458810714774274427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/3458810714774274427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/08/din-kultur-ahlak-bilgi.html' title='Din Kültür Ahlak Bilgi'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-8579280422664944364</id><published>2011-07-08T19:56:00.003+03:00</published><updated>2011-07-08T20:18:34.296+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="müzik"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="veni vede vödö"/><title type='text'>Rock Werchter</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj4GABdOJaGjX1NAw2Tvtde0ALCh6l8CkK1FcC4LiOlcQh47VnsjDDx6OHe8bxD8GmfklYuMjcTr6JXNPDfxjA3ZpfSU8OVOYtiVNeUutE07-MWfJoRvAJYZ9g3fF3-urPTHCci7nvfAJoJ/s1600/IMG_1646.JPG&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj4GABdOJaGjX1NAw2Tvtde0ALCh6l8CkK1FcC4LiOlcQh47VnsjDDx6OHe8bxD8GmfklYuMjcTr6JXNPDfxjA3ZpfSU8OVOYtiVNeUutE07-MWfJoRvAJYZ9g3fF3-urPTHCci7nvfAJoJ/s400/IMG_1646.JPG&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5627032060986225650&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu yaza da babalar gibi bir festival sığdırdık ya, sırtımız yere gelmez artık. Bu seneki Rock Werchter&#39;den notlar:&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- En başta yağmura, yağmadığı için teşekkür ederek başlayalım. Yağsaydı çok tatsız olacağı belli bir festivaldi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Hijyen şartları, beklediğimden çok daha iyi çıktı. Tertemiz tuvaletler, sıcak duşlar. Yani kızların da gidebileceği bir festival Werchter. Ama aramızdan şehirde otelde kalanlar da oldu, o kadar gayliğe gerek yok bence. Festival azcık da pislenmektir ve pislenmek de güzeldir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 4 günlük festivalin günlerini sayayım, yorumlar sonra: ilk gün TV on the Radio, Queens of the Stone Age, Linkin Park, Chemical Brothers. Ikinci gün The National, Arctic Monkeys, Kings of Leon. Üçüncü gün Elbow, PJ Harvey, Portishead, Coldplay. Son gün de Two Door Cinema Club, Fleet Foxes, Kasabian, Iron Maiden, Black Eyed Peas.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- En iyi 3 konser: 3- Arctic Monkeys, 2- Kings of Leon, 1- Coldplay. Coldplay hakkaten çok iyiydi be!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Plaseler: Black Eyed Peas (2.5 saat de çalınmaz ki), Fleet Foxes, Two Door Cinema Club, Queens of the Stone Age ve TV on the Radio. Two Door Cinema Club belki bir riff üstüne 15 şarkı yazıp albüm çıkarmış olabilir ama baya eğlencelilerdi ve seyirciyi inanılmaz coşturdular. QOTSA her zamanki gazıyla acayip coşturdu. TVOTR, her geçen gün performansını olgunlaştırıyor; zaten birbirinden baba 4 albüm var repertuarlarında artık. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Itiraf ediyorum Chemical Brothers&#39;ı izleyemedim. Çok yorgundum. Ama baya iyi dedi bizim tayfa. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Hayal kırıklıkları: Iron Maiden ve The National. Iron Maiden gereğinden çok fazla yeni şarkı çaldı. Bir de üstüne Bruce Dickinson önce ¨her Maidensever Maiden ailesinin parçasıdır sevgi barış özgürlük¨ deyip, iki dakika sonra gözüne lazer tutan kişiye sahneden on saat saydırmasıyla baya bir üzdü. The National ise hafif melankolik havalarını açıkhavada, şarkılarına tam hakim olmayan bir kitleye, güneş altında pek yediremedi. Ki iki grubu da baya severim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- En enteresan gelen şeylerden biri Rock Werchter&#39;de, festivallerin demirbaşı olan uzun bayrak kültürünün hiç olmamasıydı. Belki de yasak ama sanki öyle değildi. Özellikle Roskilde gibi omuza çıkmanın ve crowdsurfing yapmanın bile yasak olduğu yerde bayraklar fora iken herkesin birbirinin omzunda olduğu Werchter&#39;de tek bir bayrak bile olmaması baya garip geldi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Flamanca baya tatsız bir dil. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Viva La Vida, acayip gaz bir şarkı. Canlıyken daha da ga oluyor hatta. Konserin ortasında çaldı şarkıyı Chris Martin and co, konser bitti çadır alanına gidildi hala herkes ooOOoooOOO diye bağırıyordu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- 4 gün sadece patates kızartması, hamburger ve pizza ile beslendik. Baya gına geldi. Sakın festival alanında Carrefour var diye kanmayın, bir kamyonun içinden ibaret. Siz siz olun, alışverişinizi önceden yapın. Kamp alanına etinden sütünden tüplü ocak getirmek bile serbest. Evinde barbekü yapar gibi takılabilirsin çadırında yani. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Roskilde&#39;de çadır alanlarında nerelere çadır kurulabileceği iplerle belirlenmişti. Werchter&#39;de öle bişi yok, nereye bulursan çömüyosun. Biraz düzensizleştiriyor açıkçası kamp alanını. Bu arada gidecekseniz Camping Plus bileti alıp çarşamba akşamından çadırınızı kurun. A kampları festival alanına yakın ve asıl partiler orada oluyor. Normal camping bileti aldıysanız A&#39;larda yer bulmanız zor. Biz B0&#39;da kaldık, fena değildi ama sanki diğer mekanlar daha iyiymiş gibi bir his aldım ne yalan söliim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Bu arada Brüksel beklediğimden çok daha renkli ve güzel bir yer çıktı. Biraları ulusal gurur meselesi. Delirium&#39;a kesin gidilmeli. Mimarisi de baya güzel. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Belçikalı kızlar da beklemediğim kadar başarılı. Ama o dilleri yok mu? Flamanca konuşmasalardı keşke...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sırada Glastonbury ve Coachella var. Aslında 3. kez Roskilde&#39;ye gidip acayip sefil olduktan sonra bu işlere tövbe etmiştim ama neyse ki bu sefer kıçımı kaldırıp gittim. Tekrar şevk geldi.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/8579280422664944364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/8579280422664944364?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8579280422664944364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8579280422664944364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/07/rock-werchter.html' title='Rock Werchter'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj4GABdOJaGjX1NAw2Tvtde0ALCh6l8CkK1FcC4LiOlcQh47VnsjDDx6OHe8bxD8GmfklYuMjcTr6JXNPDfxjA3ZpfSU8OVOYtiVNeUutE07-MWfJoRvAJYZ9g3fF3-urPTHCci7nvfAJoJ/s72-c/IMG_1646.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-577650852459544343</id><published>2011-06-15T17:56:00.004+03:00</published><updated>2011-06-15T18:05:30.952+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="random defunct"/><title type='text'>Tumbla</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiRp2Cs0QbJ4A2nwrgqf_V5qqGUw-Fg0qpdccu3bysyKV1VLI1Tj86LlgDhDVO-hQkkKMwUhlUTgM3gWvpKxOeaDHrzFDFapOFbcxkWo2R5ez_j6Am8M4_1UJuKK6FcyJcjqbqq9WJScl7b/s1600/IMG-20110605-00170-11.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5618462796646330546&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiRp2Cs0QbJ4A2nwrgqf_V5qqGUw-Fg0qpdccu3bysyKV1VLI1Tj86LlgDhDVO-hQkkKMwUhlUTgM3gWvpKxOeaDHrzFDFapOFbcxkWo2R5ez_j6Am8M4_1UJuKK6FcyJcjqbqq9WJScl7b/s400/IMG-20110605-00170-11.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tembelliğin, ne kadar dayanırsam dayanayım, bir gün galip geleceğini biliyordum. Aktif kullandığım twitter hesabımın yanında, blogdan daha kolay olduğu için bir tumblr hesabı da açtım. Tabi orası daha görsel, bir cümle iki cümle, buranın yerini tutmaz. Ama bilesin diye diyorum, artık bu blogun bir tumblr hesabı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://randomdefunct.tumblr.com/&quot;&gt;Random Defunct Tumblr&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/577650852459544343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/577650852459544343?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/577650852459544343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/577650852459544343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/06/tumbla.html' title='Tumbla'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiRp2Cs0QbJ4A2nwrgqf_V5qqGUw-Fg0qpdccu3bysyKV1VLI1Tj86LlgDhDVO-hQkkKMwUhlUTgM3gWvpKxOeaDHrzFDFapOFbcxkWo2R5ez_j6Am8M4_1UJuKK6FcyJcjqbqq9WJScl7b/s72-c/IMG-20110605-00170-11.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-2480756271568138251</id><published>2011-06-03T17:07:00.001+03:00</published><updated>2011-06-03T17:07:54.936+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="random defunct"/><title type='text'>It Wasn&#39;t Me</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width=&quot;640&quot; height=&quot;390&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.youtube.com/v/3Zd_khk6zXo&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;feature=player_embedded&amp;amp;version=3&quot;&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot;&gt;&lt;param name=&quot;allowScriptAccess&quot; value=&quot;always&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.youtube.com/v/3Zd_khk6zXo&amp;hl=en_US&amp;feature=player_embedded&amp;version=3&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot; allowscriptaccess=&quot;always&quot; width=&quot;640&quot; height=&quot;390&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Haftayı bir best-of ile kapama kafası...&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/2480756271568138251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/2480756271568138251?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/2480756271568138251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/2480756271568138251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/06/it-wasnt-me.html' title='It Wasn&#39;t Me'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-8270921634481562534</id><published>2011-05-27T11:20:00.002+03:00</published><updated>2011-05-27T11:41:58.850+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="random defunct"/><title type='text'>Karanlıkta Yemek</title><content type='html'>BU yazıyı tamamen gözlerim kapalı yazmayakarar verdim. Dün akşam annemle karanlıkta yemek olayına gitdik, ne kadar zamandır gitmek isteyip de gidemiyordum. Onu yazacağım.Yazım hatalarını da silmeyeceğim. O yüzden umarım anlaşılmaz bişi çıkmaz ortaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre önce barselonada gitmeye niyetlenmiş ama gidememiştik, dün akşam Galatanın ortasında, Kör fotoğrafçılar projesinin bir ayağı bu karanlıkta yemek. Ama zigfiri karanlıkta, hiç bir şey görmeden, kör, ya da politically corect olarak, görme engellilerin servis yaptığı, müzik çaldığı bir ortam. Ve baya değişibir deneyim. Olay, körlerin ne yaşadığını anlamak ve onlara acımak değil aslında. Hatta tamtersine körlüğün düşünülen kadar acınaacak bir şey olmadığına karar verdim dün akşam. Tek yağptoğın gözün tembelliğini ortadan kaldırmak. Bir madde olarak mekandaki varlığın kaybolduğındanetrafını algılamak zorundasın yine ve bunu gözlerinle değil başka duyularla yapıyosun. Yani aslında beyindeki mekanıı gözlerinle değil diğer duygularınla çizmek. Sesler, seslerin uzaklıkları, hislerin, sıcaklık soğukluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enteresandır, masamıza yönlendirildik, elele verip masalara gittik ve ghızla yerime alıştım. çok da rahat ettim. Ama sonra, gecenin ilerleyen saatlerinde masadan kalktım, herkes piste dansetmeye davetedildi := neyse ben de kalktım, ve alıştığım yerimden kalktıktan sonra, uzaklaştıkça, sanki karanlık daha da bir siyah olmaya, daha bir koyulaşmaya başladı. Baya enteresan bir deneyimdi. Ayrıca yemekleri bilmeden yemek, nası keseceğini bilmeden yemek de garip bir deneyimdi. Ama karanlık odada foto basmaktan bir alışkanlığım olduğu için çok garipsemedim ve üstüme dökmeden yemeyi becerebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında işin belki de en güzel tarafı, iç güzellikle yaşıyosun. O sırada farkettim ki genelde bu durumdan kaçmama çalışmama rağmen ne kadar herşeyi görünüşüne göre yargılıyoruz. Ne giyindiğimiz, saçlarımız, bakışlarımız ne kadar çok şeyi determine ediyomuş. Karanlıkta insan bütün ön yarglılarından kurtuluyor, tamamne iç güzellik. Insanların da yediğin pilavın da içtiğin şarabın da iç güzelliğine odaklanıyosun. Çok daha eşit bir hayat, önyargısızlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de mesela herkes, aslında ne kadar güven duygusu içinde orada olduklarından bahsettiler. Hani karanlıkta, başkalarına güvenerek hayatını devam ettiriyosun mantığıyla. Benim için ise hiç öyle değildi. Kimseye güvenmek zorunda değil körler, ve güvene muhtaç da diilller. Kendi dünyalarını kendileri yaratabilir ve devam ettirebilirler. O yüzden çok daha sayfu göstermeye ve takdir etmeye başladım onları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin en enteresan şeylerinden biri de Braille alfabesinden yapılmış Playboy dergisiydi, içi tamamen makale::)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf yok, çünkü hem foto makinesi almadım yanıma, hem de bu yazının amacına uuygun değil. sadece herkese tavsiye ettiğimi belirtmek isterim bu deneyimi. Bir blogpostu bile gözleriniz kapallı yazınca, insan bir garip hissediyor. Isterseniz bir tweeti veya bu posta yorumu gözleriniz kapalı atın, o bile garip gelecek ama sadece en başta. Sonra ona ne kadar çabuk alıştığınızı görmek daha da garipsetecektir sizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(şimdi okudum da baya bir kısmını doğru yazmışım, vay be)</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/8270921634481562534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/8270921634481562534?isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8270921634481562534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8270921634481562534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/05/karanlkta-yemek.html' title='Karanlıkta Yemek'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-8167226596676588167</id><published>2011-05-25T10:00:00.000+03:00</published><updated>2011-05-25T10:00:10.310+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="homemade mischief"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="müzik"/><title type='text'>Towers of Song</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width=&quot;640&quot; height=&quot;510&quot;&gt;&lt;param name=&quot;movie&quot; value=&quot;http://www.youtube.com/v/wWc_WqTd8lA?fs=1&amp;amp;hl=en_US&quot;&gt;&lt;param name=&quot;allowFullScreen&quot; value=&quot;true&quot;&gt;&lt;param name=&quot;allowscriptaccess&quot; value=&quot;always&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src=&quot;http://www.youtube.com/v/wWc_WqTd8lA?fs=1&amp;amp;hl=en_US&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot; width=&quot;640&quot; height=&quot;510&quot; allowscriptaccess=&quot;always&quot; allowfullscreen=&quot;true&quot;&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Mart sonu, nisan başı yaptığım bu videoyu, yazısını yazmış ama bloga koyamamıştım (teknik zamazingolardan dolayı). Bugün bir anda aklıma geldi, Youtube embed&#39;ini koyayım dedim. Buyrun, hem yazı hem video. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;----------------------------------------&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yeni evime taşındığımdan beri koli koli CD ellerimden öper bir şekilde duruyordu antrede. &quot;Abi beraber boşaltır, müzik muhabbeti yaparız&quot; diyen kolpaçinolar sayesinde 2 ay orada duran velinimetlerimi, sonunda dayanamayıp alfabetik sıraya dizme kararı aldım. Aslında bütün olay, alfabetik sıraya dizip bir de fotoğraflarını çekmekti toplucana. Ama farkettim ki kolilere sırayla koyulmamış CDleri önce sıraya dizmek lazım. Ve bu aslında pek de azımsanmayacak bir iş.&lt;br /&gt;Dedim ben bu kadar efor koyuyorum, bari bir &quot;behind the scenes&quot; çekeyim. Sonra o fikir, bir stopmotion film yapma fikrine dönüştü ve karşınızda bunun ürünü Towers of Song var. Filmin ismi Nick Cave şarkısındır aparkat, film müziği de Beck&#39;in Nausea&#39;sı. Neyse hiç kolay bir iş değilmiş stopmotion, bunun öğrendim bu vesile ile de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok üstüme gelmeyin, ilk yönetmenlik deneyimim ama yorumlarınızı bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/8167226596676588167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/8167226596676588167?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8167226596676588167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8167226596676588167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/05/towers-of-song.html' title='Towers of Song'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-2338497859548066529</id><published>2011-05-24T11:31:00.000+03:00</published><updated>2011-05-24T11:31:07.923+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="random defunct"/><title type='text'>Bir Gün Dönüp Bakınca Düşler</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhCDFz7F-p5qiTslqaw_ht_WjKSZxU410XRHpaJw0kQt473NBq8d7ORKXVUD8mFsjjCnIfqpSD7W7jXTG-zXttPDEVSJuveuCtWE8ZT1WNARfckZ7pdjtxxPTHZirScRghC9WJTGzgzY_xh/s1600/IMG-20110407-00115.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5610197139082027346&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhCDFz7F-p5qiTslqaw_ht_WjKSZxU410XRHpaJw0kQt473NBq8d7ORKXVUD8mFsjjCnIfqpSD7W7jXTG-zXttPDEVSJuveuCtWE8ZT1WNARfckZ7pdjtxxPTHZirScRghC9WJTGzgzY_xh/s400/IMG-20110407-00115.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Ne kadardır adam gibi blog yazmıyorum, fikir yok mu var ama elim gitmiyor. Bir de diğer (motorsporları) blogu olunca iyice vakit ayıramıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de şunu farkettim, blog yalnızlık işi benim için. Bir arkadaş gibi, iyisiyle kötüsüyle. Yani içimi dökmekte sıkıntı yaşamıyorum ama bazen diğer arkadaşlarımla daha çok görüşüp blogla daha az hoşbeş ediyorum. Ve tabi bir de twitter var. Blogdan çok daha &quot;&lt;a href=&quot;http://www.imdb.com/title/tt0162426/&quot;&gt;kurz and schmerzlos&lt;/a&gt;&quot;. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tabi bir yandan da blog özgürlüğümüzü kaybedebilme ihtimalimiz var. Onun için bile bir satır yazmadım buraya, utanıyorum kendimden. Bozcaada Maratonu için buralarda olmadığımdan dolayı protesto yürüyüşüne katılamadım (onu bile yazmadım buraya). Kaç bin kişi olursa olsun, bir gün toplanıp yürümekle hiç bir şey olmaz kanımca, protestonun süregelen bir şey olması lazım. O yüzden biz de bu haftasonu yapılan &lt;a href=&quot;http://lockerz.com/s/103921781&quot;&gt;Chillout Festivaline tshirt yaptırıp gittik&lt;/a&gt;. Bundan sonra da ufak tefek, karınca kararınca da olsa eylemlerimiz devam edecek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir yandan da tamamen gündemdışı konular da yazmak istiyorum. Mesela bir &lt;a href=&quot;http://geowyns.blogspot.com/2011/03/100-facts-about-me.html&quot;&gt;100 Facts About Me postu görmüştüm Geowyns&#39;in blogunda&lt;/a&gt;, yapsam mı kendimce demedim değil. Hem ben de kendimi bir gözden geçirmiş olurum. Bunun dışında daha önce yaptığım bir stopmotion video vardı, ilk yönetmenlik denemem. Onu bloga eklemeye çalışmışım ama yapamamıştım. Onu da Youtube embed özelliği ile tekrar koymaya niyetliyim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunun dışında yaz geliyor, takılmasyon, seçimler fln, bakarsınız aylarca uğramam bir daha. Kim bilir...&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/2338497859548066529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/2338497859548066529?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/2338497859548066529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/2338497859548066529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/05/bir-gun-donup-baknca-dusler.html' title='Bir Gün Dönüp Bakınca Düşler'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhCDFz7F-p5qiTslqaw_ht_WjKSZxU410XRHpaJw0kQt473NBq8d7ORKXVUD8mFsjjCnIfqpSD7W7jXTG-zXttPDEVSJuveuCtWE8ZT1WNARfckZ7pdjtxxPTHZirScRghC9WJTGzgzY_xh/s72-c/IMG-20110407-00115.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-1204174978585573465</id><published>2011-04-28T11:50:00.001+03:00</published><updated>2011-04-28T11:51:16.421+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="random defunct"/><title type='text'>Sabahlar Olmasın!</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgoZge85APn-sCGI-ChhPtbB_FelvZzawtqwkH5s-YOk__GL8-5AXL5xtaubOuBE_12xnjBYmkbwxFz2Jca2Q_OT367z9rP-aB8THCL-eYfUzLkWkCU1qnnGUtDj4HzaRl6Owh21NJQ_nN6/s1600/basbakan-cilgin-projesi.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 302px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5600551502042262450&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgoZge85APn-sCGI-ChhPtbB_FelvZzawtqwkH5s-YOk__GL8-5AXL5xtaubOuBE_12xnjBYmkbwxFz2Jca2Q_OT367z9rP-aB8THCL-eYfUzLkWkCU1qnnGUtDj4HzaRl6Owh21NJQ_nN6/s400/basbakan-cilgin-projesi.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Son yıllarda aldığım en iyi kararlardan biri, artık (ne fiziksel olarak ne de online formunda) gazete okumamak ve televizyon izlememek. Henüz yapmadıysanız tavsiye ederim; düşündüğünüz kadar zor değil ve iki üç günde adapte oluyorsunuz. Ne değişiyor? Türkiye&#39;de ve dünyada hiç bir şey, kişisel olarak ise insan zihin açıklığınızı geri kazanıyorsunuz. Artık tek haber kaynağım Twitter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yine de insan gündemden maalesef uzak duramıyor çünkü gündem ve onun getirdikleri, hayatımı birebir etkiliyor artık. &quot;Bir tanecik şiir okumak&quot; suçundan hapis yatan Başbakan ve onun yıllarca ezilmiş ve hor görülmüş iktidarının, özgürlük, özgür irade ve ifadenin değerini bileceğini ummamız lazım aslında. Ama benim kişisel olarak daha önce yaşamadığım, benden büyüklerin de yaşadıklarını duymadığım bir özgürsüzlük ve baskı rejimi ile karşı karşıyayız. Artık sabahları iyi haberler almak bile değil hedefim; sıradan bir güne başlayayım, twitter&#39;da trafiğe küfredilsin sadece. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama altalta yazınca bile çekilmez bir olaylar silsilesi, her gün yeniden yaşanıyor. LGS-ALES rezaleti mesela... Köpek gibi çalıştığım, yıllarımı sikko ve içi boş kitaplara verdiğim günlerim aklıma geliyor. O kadar emeğimin karşısında, seçilmiş birilerinin dağ gibi durması beni nefretle kendimden geçirirdi heralde. Ama bu sene sınava ben girmedim diye bir şey değişmiş değil, yine aynı nefretle doluyorum. Belki daha uzun yıllar var ama çocuklarımın hakları, gelecekleri ellerinden alınıyormuş gibi hissediyorum. Ben mi abartıyorum?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Internet sansürlerine ne demeli? Günlük hayatımızın bir parçası onlar zaten; sabah trafiği, öğle yemeği, internet sansürü, akşam maç fln fln. Dün bir boyut daha atlanmış oldu bu şeytana karşı savaşta. Münafık kuvvetler, artık hangi domain&#39;lerin alınıp alınamadığına da karar vermişler. Mesela içinde 31 geçen domain name yassah! Seçimlerden sonra toptan kaldırsın 31 sayısını bence, 29 30 32 gibi. Ne de olsa asal sayı, çarpım tablosunu da etkilemez. Sonra baldız da yasak. Kelime olarak aslında aileden bir akrabayı tanımlayan bu harf öbeği, demek ki yeni tabularımız arasında. Bunun yanında Adrianne, itiraf, nefes, şişman gibi kelimeler de yasak. Yılların itiraf.com&#39;u kapanabilir yani. Birbirine sarılan çiftlerin otobüslerden tekme tokat kovulduğu ama fortlamanın kabul gördüğü yerde, çocuk pornosunu internetten kaldırıp sokaklara taşımak (bknz her günkü ana haber bültenleri) garip karşılanmamalı. Ne de olsa kadın eti erkeğin malu, haklın tabusu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dün gelen &lt;a href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/William_S._Burroughs&quot;&gt;William S. Burrough&lt;/a&gt;s&#39;nun incelenmesine ne demeli? Amerikalı gay ve uyuşturucu bağımlısı bir yazarın, Türkiye gibi kitap okuma seviyesi %4.5 olan (o kitaplar da Da Vinci Code, Inci Küpeli Hatun, Ejderha Dövmeli Dilber vs olduğu) bir ülkede aile kavramını tehdit etmesinden korkulması son derece fıkra misali. Ama yine de trajik bir tebessüm edebiliyoruz buna. Tam saha pres demokrasisinin bir önceki maarifetinde (Ahmet Şık ve Imam&#39;ın Ordusu) o trajik gülümsemeyi bile yapamıyorduk. Bu arada Ahmet Şık&#39;ın kendi duruşmasına &quot;araç bulunamamasından dolayı&quot; götürülemediğini de not düşelim. Yakında &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Hunter_S._Thompson&quot;&gt;Hunter Thompson&lt;/a&gt; da ülkemizde yasaklanır ve &quot;RTE Kafası&quot; diye ilaç çıkarılırsa şaşırmam. Fena da olmaz aslında.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve çılgın projemiz... Aylarca çok gizli tutulduğu sanılan, basına sızan teorileri görünce &quot;bu kadar da mallanmaz heralde&quot; deyip gerçeğini beklediğimiz şu çılgınlık... Çok fazla eleştiremiyorum çünkü anlamıyorum. Niye böyle bir şeye ihtiyacımız var? Boğaz&#39;daki gemi trafiğini oraya yönlendirmek için mi? E ama orası da Istanbul. Ayrıca oralardan geçiş ücreti almayı umduğumuzu düşünüyorum ama o da Montrö Anlaşmasıyla yasaklı zaten. Etrafına yeni yaşam merkezleri koyabilmek için mi? E oralar hep orman arazisi. Peki Istanbul&#39;un en büyük trafik sorunu, bir yaka ile öbür yakanın arasında Boğaz olması ve bunu aşmanın iki köprüden (ve Harem-Sirkeci arabalı vapurundan) başka yolu olmaması değil mi? Niye şimdi bir Boğaz daha? Ve bir sürü köprü daha. Gerçekten yüzlerce milyar dolara değecek bir proje mi bu? Rant diye basit bir cevapla gelmek istemiyorum ama başka bişi göremiyorum, yardım edin. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de bu çılgınlığın yanında güme gitmeyen bir nokta vardı. Haşmetlim, Marmaray projesinin uzun sürmesinin nedenini CHP&#39;nin çanak çömleklere takması yüzünden olduğunu iddia etmiş. Ne CHP&#39;yi severim, ne de o &quot;çanak çömlekleri&quot; umursayacaklarını düşünüyorum. Ama çanak çömlek diye bahsedilenin, Istanbul ve insanlık tarihinin önemi abartılamaz kalıntıları olduğunu bir kez daha yazalım. &lt;a href=&quot;http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17654728.asp&quot;&gt;Gerçi Kanat Atkaya çok daha iyisini yazmış, linklemezsek olmaz.&lt;/a&gt; Ben de iki dakikasından fazlasını izlemeye dayanamadığım toplantı ile ilgili bir gözlemimi ekleyeyim. RTE, &quot;içinden nehir geçen şehirler var. Ama dünyada içinden iki deniz geçen tek şehir Istanbul&quot; deyince salondan alkış koptu. Yandaşlar heralde bunu da AKP&#39;nin bir marifeti sandı ama bu, Istanbul&#39;un coğrafi özelliğinin yanlış aktarılmış doğal hali sadece. Istanbul&#39;un içinden iki deniz geçmiyor, ikisini bağlayan bir boğaz geçiyor. Daha çok bilgi için &lt;a href=&quot;http://en.wikipedia.org/wiki/Strait&quot;&gt;Strait kelimesi&lt;/a&gt;. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Artık sabahlar olsun istemiyorum, her sabah ne saçmalık duyacağımdan korkuyorum çünkü. Ama şimdi sabahlar olmasın dedim ya, belki ben de yasaklanırım. Bir dakka, hala içinde &quot;sabah&quot; ve/veya &quot;akşam&quot; geçen domain&#39;ler alınabiliyor mu? &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/1204174978585573465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/1204174978585573465?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/1204174978585573465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/1204174978585573465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/04/sabahlar-olmasn.html' title='Sabahlar Olmasın!'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgoZge85APn-sCGI-ChhPtbB_FelvZzawtqwkH5s-YOk__GL8-5AXL5xtaubOuBE_12xnjBYmkbwxFz2Jca2Q_OT367z9rP-aB8THCL-eYfUzLkWkCU1qnnGUtDj4HzaRl6Owh21NJQ_nN6/s72-c/basbakan-cilgin-projesi.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-5391985865584122660</id><published>2011-04-11T17:09:00.002+03:00</published><updated>2011-04-11T18:55:42.903+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Cimbom"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="itiraf.com"/><title type='text'>Deconstructing Harry</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhO5hrnZ9iE4VmYiZA2Z00GibLajXRae1krJokJc8ZJzDz5svZ-d4a1XuOHIu-wvrRrF-XNmBGXLiCJQ5y87deiS_Qu6KxK24OxXw8UQlHxCTebOks0_coj3DBuuYB1785xQ-GrsBKU5me3/s1600/62625F61655F636162625162666B66676B63617575807995.jpg&quot; onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 250px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhO5hrnZ9iE4VmYiZA2Z00GibLajXRae1krJokJc8ZJzDz5svZ-d4a1XuOHIu-wvrRrF-XNmBGXLiCJQ5y87deiS_Qu6KxK24OxXw8UQlHxCTebOks0_coj3DBuuYB1785xQ-GrsBKU5me3/s400/62625F61655F636162625162666B66676B63617575807995.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5594355263059031362&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün 11 Nisan 2011, yıkılmanın günü. Hem madden hem manevi olarak. Çünkü birini sevmekten çok farklı diildir takım tutmak da. Sebepleri vardır; her şeyin iyi olacağına inanırsın, karşılık beklemeden stada gidersin, yeri gelir bağırır yeri gelir ağlarsın, sana inanmayanlara kızarsın, ve o inanmayanların dedikleri çıktıklarında da kızarsın neye kızdığını bilmeden. Ama gün gelir öyle bir mutluluk olur ki o stadın içinde, dünyanın geri kalanı umrunda değildir. Haykırmak, bağırmak, herkese anlatmak istersin. Ama bir takım tutmanın, bir renge gönül vermenin, bir insana gönül vermekle en ortak kesişeni mantıksızlığı, sebepsizliğidir. Yukarıda saydığım o sebepler, aslında ufacık bir yüzdesidir içinde hissettiklerinin. Gerisi kelime tutmaz, söze gelmez. Işte bu bölümüdür en acıtanı. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bugün Ali Sami Yen’i, gittiğim geldiğim, aşina olduğum, çok şeyler paylaştığım Ali Sami Yen’imi yıkıyorlar. Yeni bir stad var elde, hayat devam edecek belki. Ama aynı olmayacak işte. Yeni stadda her şey daha güzel olacak belki, ama belki de olmayacak işte. Senle benim elimde aslında her şey, şu ana kadar çok mutluluk yaşatsa da kötü günde de silkinmeyi, göz göze gelmeyi, birbirimize devam demeyi bilmeliyiz. Ancak o zaman köklerini Ali Sami Yen’e attığımız umutlarımız, yeni stadda da yeşerebilir. Ve orada bir yeşertmeyi başarırsak, o zaman kimse bizi tutamaz.&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/5391985865584122660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/5391985865584122660?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/5391985865584122660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/5391985865584122660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/04/deconstructing-harry.html' title='Deconstructing Harry'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhO5hrnZ9iE4VmYiZA2Z00GibLajXRae1krJokJc8ZJzDz5svZ-d4a1XuOHIu-wvrRrF-XNmBGXLiCJQ5y87deiS_Qu6KxK24OxXw8UQlHxCTebOks0_coj3DBuuYB1785xQ-GrsBKU5me3/s72-c/62625F61655F636162625162666B66676B63617575807995.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-5726722010494774609</id><published>2011-02-24T14:26:00.004+02:00</published><updated>2011-02-24T15:09:33.777+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="itiraf.com"/><title type='text'>And Then It Happened On A Tuesday Morning</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgXVMsveJDi7s-5NR7wZN7oWZ9TVk5Nfx2xFj3A9yN_vuOZ4nk02793nMtifucdxlUGRlzIUntrYmt65M6PW3ZMqkZM7SN8aLAXRfD7kCtjWPFnAP7ym2wIPHTLGXOstPptHrCFjwR_cPyi/s1600/322890375_0e4e59a1fc_o.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 266px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5577242113941697922&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgXVMsveJDi7s-5NR7wZN7oWZ9TVk5Nfx2xFj3A9yN_vuOZ4nk02793nMtifucdxlUGRlzIUntrYmt65M6PW3ZMqkZM7SN8aLAXRfD7kCtjWPFnAP7ym2wIPHTLGXOstPptHrCFjwR_cPyi/s400/322890375_0e4e59a1fc_o.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Herkesin hayatında, hayat değiştiren çok pivotal periyodlar olur. Bazen beklendik bazen beklenmedik. O an/gün/ay veya benim durumumda mevsim gelir ve hayat baştan aşağı değişir. Bugün 24 Şubat; bundan 3 ay önce 25 Kasım&#39;da, son kez GATA&#39;ya yatmış ve hayatımı değiştirecek olan olayların bir bakıma başlangıcını yapmıştım. O zamandan beri medeni hal, adres ve kafa yapısı değişiklikleri yaşamış ve kendimi toparlamıştım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdi hem iş hem de özel hayatımla ilgili bambaşka değişikliklerle bu periyodu devam ettiriyorum. Şükürler olsun ki bunlar hep ileri ve güzel şeyler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu post amaçsız biliyorum, sadece mutluluğumu paylaşmak istedim. &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/5726722010494774609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/5726722010494774609?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/5726722010494774609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/5726722010494774609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/02/and-then-it-happened-on-tuesday-morning.html' title='And Then It Happened On A Tuesday Morning'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgXVMsveJDi7s-5NR7wZN7oWZ9TVk5Nfx2xFj3A9yN_vuOZ4nk02793nMtifucdxlUGRlzIUntrYmt65M6PW3ZMqkZM7SN8aLAXRfD7kCtjWPFnAP7ym2wIPHTLGXOstPptHrCFjwR_cPyi/s72-c/322890375_0e4e59a1fc_o.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-8708452603005910466</id><published>2011-02-10T10:48:00.000+02:00</published><updated>2011-02-10T10:48:34.837+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="veni vede vödö"/><title type='text'>London Calling</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkKC14-pqF0NuPMo0-zcFipsnZj8RZI4uO6OpSDMRHjI98XsGmj4SFH6X32QN_KqCZAJSbogcKdpk4VQUKZQpb1pt9RTuE3uKGmBFT8HyoJMHoF7m0ghisFSR3xIzmeDIr_Zwt9X4P_AXd/s1600/IMG_0557.JPG&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5571978785552985522&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkKC14-pqF0NuPMo0-zcFipsnZj8RZI4uO6OpSDMRHjI98XsGmj4SFH6X32QN_KqCZAJSbogcKdpk4VQUKZQpb1pt9RTuE3uKGmBFT8HyoJMHoF7m0ghisFSR3xIzmeDIr_Zwt9X4P_AXd/s400/IMG_0557.JPG&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Eğer şehirler, hayali bir insanın farklı yaşları ise Barselona üniversite yıllarına denk gelen, bol içkili, heyecanlı, rahat ve tasasız 17-22 arasını, New York young adult günlerine denk gelen, work hard party hard temasıyla bezeli, yeni ufuklara açılan, hayal kırıklıkları ve hayallere doğru ilk adımları temsil eden 23-35 yaş arasını temsil edebilir sanki. Ilk defa gittiğim Londra ise 35-40 yaştan sonrasını temsil ediyor sanki. Oturmuş, parasını kazanmış, belli yerlere gelmiş, hayattan keyif alan, geçmişi olan bir şehir Londra. Ilk defa gittiğimde bu izlenimi aldım en azından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O kadar çok yapılacak/görülecek şey var ki 4 günlük gezide haldır haldır gezmeme rağmen daha özetinin yarısına gelemedim. Müzelerini anlayarak bitirmek bile minimum bir kaç ay gerektirecek belli ki. Londra notlarına hızla geçersek:&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5571978785672345490&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj_NsUo-_7I8gkqGk9EinbQTe36dfs3NUy24WrhhC9FJSgKM3aT93Z4V6wsanvlMhnUuCGDMi3xwWNDUlWTyHIOZgBfd6El71oeDmI_1EFsUAgOUMR81VTZJl7rLlFaoIJVnrW8UV1US7xH/s400/IMG_0536.JPG&quot; /&gt; &lt;div&gt;- Hiç bu kadar büyük bir şehrin, bina ortalamasının bu kadar kısa olacağını düşünemezdim. Skyline yerine bol bol park olması, Londra&#39;yı diğer metropollerden ayıran en büyük özellik bence.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Iki şey hakkında çok düşük beklentilerle gittim ve güzel sürprizlerle karşılaştım. Birincisi yemek. Fish&amp;amp;chips hariç bir şey bulamayacağımdan korkuyordum ama dünyanın her mutfağının çok lezzetli örnekleri var. Pahalı mı, bize göre pahalı. Ama lezzetli. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5571978783294618370&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhl7cbJhnQEbPUqZZ37CeZsNf9KgYHqYZMdxGIOUPCIaY2DKA98tAXuxOjOidK4KEzDZS6olyBi9XujEWlg7ctnO0Ef9yMDLv2QL-D193k5nysLZvAmmoKugoccguW3UyQdxPZszKXcnsA1/s400/IMG_0583.JPG&quot; /&gt; &lt;div&gt;- Bir de Bodrum sendromu diyebileceğimiz &quot;her Ingiliz kızı, kısa boylu, şişman, sarışın ve sarhoştur&quot; ön yargısı... Böyle bir şey kesinlikle yok. Hem nitelik hem nicelik olarak baya başarılı buldum Londra kızlarını. Tarzları da bol çeşitli ve dikkat çekici. (Yukarıdaki kardeşim bu arada, yorumlarınızı ona göre yazın!)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5571976415758034786&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjgq2lUCD2QmMmUZCP4aI1dugAvkmfSmJGVAfru6ynRPp9DFmrqqWG74zeP4lzX0V2pnO-Wh5m2p-5Tg7INO5IBwZoz9cZVAfYDEHBy6ASik4cY-ZMqBEbzyrqu5S6zuwEFWWA8bSxq85kh/s400/IMG_0575.JPG&quot; /&gt;- Victoria and Albert Museum&#39;a gittim ve baya etkilendim. Hem permanent collection&#39;da çok güzel şeyler vardı, hem de o sırada açık olan kamerasız fotoğrafçılık sergisi ufkumu açtı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5571976412479148082&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEifZmV5zLX3c_bEp78F9Rh_FCnsV1gIud0c1LmCGYR9aackwZYWfUh8Q5ftF95rjrzeIVfX5eDjDFPauY1gqnT5ezA0KFE1OMoD9CsSN0GOo860KoMxsCOQ2tolksw4wPn8KKfnKeHVdYgG/s400/IMG_0585.JPG&quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Bir de kardeşimle Barbican Center of Arts&#39;a gittik. Kelimenin tam anlamıyla center of arts. Çok modern bir binanın altında sinemalar (sinema derken Antonioni haftası, avantgarde filmler fln), workshoplar için mekanlar, insanların sosyalleşebileceği yerler, başka bir katta Japon modasının son 30 yılı (ki bu sergiye gittik biz)... Kıskançlıktan çatlamak üzereydim çıktığımda.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Müzik dükkanları ise bambaşka bir konu. Adamlar 2011&#39;in şerefine 2001-1991-1981-1971-1961 seçkisi yapıp o zamanki albümlere özel stand yapmışlar. Bir taraftan mesela Brian Eno köşesi... Ben hala D&amp;amp;R&#39;da yeni Jamiroquai veya Interpol albümü görünce şaşırıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5571976409971711890&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi4Huxtkyui-XxlvIv270EawXLCpoAq_voR-od6oWWooI1m-wSb59ahCQ87YjFFim-k_V-MN_dxCJuaKMMCEcSGji1S4v7e1LDv1F_r8U9Ntj4-1Q5kL6Ae91-WKIWZfCtmRXZd_EltOQh2/s400/IMG_0531.JPG&quot; /&gt;- Koşu ayakkabısı almak için Asics&#39;e gittim ve şunu anladım ki Türkiye&#39;deki spor dükkanlarında bizimle dalga geçiliyor. 20 pound&#39;a ayağımın 3 boyutlu scan&#39;i alındı; uzunluğu, basma açıları, genişliği, bok püsürü ölçüldü. Sonra bir koşu bandına nötr ayakkabı ile çıkarıldım ve ben koşarken arkamdan kamera ile çekildi. Sonra sol ayağımın bilmem kaç derece açı ile yamuk bastığını, bu yüzden sol dizimden sıkıntı yaşayabileceğimi sölediler ve bana, bana özel ayakkabı verdiler. Ayakkabıyı alınca da 20 pound&#39;u düştüler. Ben Türkiye&#39;de renkten başka bir şey seçtiğimi hatırlamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5571976402483176562&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjEUDnRzdJSMGpIYut_sFz6gPqpBooDra75q3E99jrRmjNJ5fdMufmoOA4YQjoDYLYDrroRByflEC4DZ3qnf9lPqwTCKno52nfxTPQBDrbpYCdC5MiSmnTobNuTZSfjjMkK4Kn_bGjFsBp5/s400/IMG_0612.JPG&quot; /&gt;- Tottenham - Bolton Wanderers maçı için White Hart Lane&#39;e gittim. Ingiltere&#39;de maç izlemek bambaşka bir olaymış gerçekten. Hakemin her düdüğü ile herkes ayaklanıyor, ana avrat soy sop sövüyor ve hemen yerine oturuyor. Hem fanatik hem saygılı. Tottenham&#39;ın Chelsea ve/veya Arsenal&#39;i geçip Şampiyonlar Ligi potasına girmesi için önemli bir maçtı. Ilk yarıda Arsenal 4-0 öne geçince herkesin heyecanı fısmıştı. Bir de Sturridge, Bolton adına beraberlik golünü attı. Ama sonra Arsenal maçı mucizevi bir şekilde 4-4&#39;e geldi. Üstüne de Tottenham, 90+4&#39;te galibiyet golünü atınca White Hart Lane yıkıldı. Mükemmel bir deneyimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- Eminim ki hayatım boyunca bir sürü kez yolum Londra&#39;ya düşecek, hatta şu ana kadar nasıl düşmedi anlamadım. O yüzden hiç acelem yok, daha bol bol Londra&#39;yı özümseyeceğime eminim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5571976398436397122&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjl2KKepmP8_mPrP3LvKlJzdBfQYg29sjq03-akUzX2r1fv8g_uP3cW687cYJ3-6b3VeO0iUvx-wxx3k_GzXbjXtd3GhiJ2hPu84XQ_8RFMGYHQCmgm-JO_RcOyvTeiWT_8hO07jMxUyw7W/s400/IMG_0556.JPG&quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/8708452603005910466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/8708452603005910466?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8708452603005910466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8708452603005910466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/02/london-calling.html' title='London Calling'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjkKC14-pqF0NuPMo0-zcFipsnZj8RZI4uO6OpSDMRHjI98XsGmj4SFH6X32QN_KqCZAJSbogcKdpk4VQUKZQpb1pt9RTuE3uKGmBFT8HyoJMHoF7m0ghisFSR3xIzmeDIr_Zwt9X4P_AXd/s72-c/IMG_0557.JPG" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-2493761210577277909</id><published>2011-01-31T22:14:00.000+02:00</published><updated>2011-01-31T22:14:44.303+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="müzik"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="veni vede vödö"/><title type='text'>Follow the Yellow Big Road</title><content type='html'>&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;span class=&quot;Apple-style-span&quot;  style=&quot;color:#0000EE;&quot;&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;iframe src=&quot;http://player.vimeo.com/video/15596222&quot; width=&quot;400&quot; height=&quot;225&quot; frameborder=&quot;0&quot;&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style=&quot;text-align: center;&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://vimeo.com/15596222&quot;&gt;Coachelletta&lt;/a&gt; from &lt;a href=&quot;http://vimeo.com/user1639813&quot;&gt;Sam O&#39;Hare&lt;/a&gt; on &lt;a href=&quot;http://vimeo.com/&quot;&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nereden nerelere... Geçen gün Mededi ve Ç. ile yurtdışı festivallerini konuşuyoduk, gitsek mi gitmesek mi diye. Sonra Mehmet Tez&#39;in blogu Hafif Müzik&#39;teki bu video, beni yıllardır gitmek istediğim ama gidemediğim Coachella&#39;ya götürdü. Şunu izleyip de gitmek istememek olmaz! Sonra dedim ki okurcanlarımla da paylaşayım bunu. Onun için tekrar izledim videoyu da, her taraf ne kadar temiz cıvıl cıvıl. Oysa 3 kere gittiğim Roskilde, beni ne hallere getirmişti! Danimarka yazı ünlüymüş, gidince öğrendik. Hiç durmayan yağmuru, bitmek bilmeyen diz boyu çamuru ile farklı bir tadı vardı. Sonra dedim ki ben bunun da bir resmini koyayım da herkes yukarıdaki video gibi sanmasın yurtdışı müzik festivallerini. Sanmayın ki aşağıdaki iki fotoğrafı kolay çektim yani. Oradan bunlardan başka fotoları bulmak için de external harddisk&#39;e daldım. Bahsettiğim fotoları bulamadım ama saatlerdir external&#39;da takılıyorum. Ne kadar çok anı, ne kadar çok utanılacak şey, ne kadar kocaman bir naiflik var içinde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEidoZo5k6PO6GSflD8hJDRLvhUdlW5ZtacitVcWRgoW4pgxlF_subs6kAOyrLY8m_3msnFAgTCdP0FpkQQUVoKY2hVSl7DpkMq8bkXJ2bEsFm3nm_nPVSmom-Fm6p-7H0m75yUuNiu8HoU0/s400/Morrissey.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5568444763009496770&quot; /&gt;&lt;p&gt;Sonunda da kafamı toplayıp bu satırları yazıyorum. Iki güne Londra&#39;ya gidicem. Onunla ilgili dönüşte yazıcam. Inşallah caps&#39;li.&lt;/p&gt;&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgYb0lBylA59qUEUn1IoBnMb3RqSCwhr4oHFpLTQYKhDJxXOgNvycmk26W0SHN499qwNNVsBw9HmuIQn2-k4GioRdWsX9bdENK7v6XlnafnsiSOtn8iWTD8wEl8lXa3zMViszPlJ7y2nJxC/s1600/Roskilde+04+Korn+Main+Stage.jpg&quot;&gt;&lt;img src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgYb0lBylA59qUEUn1IoBnMb3RqSCwhr4oHFpLTQYKhDJxXOgNvycmk26W0SHN499qwNNVsBw9HmuIQn2-k4GioRdWsX9bdENK7v6XlnafnsiSOtn8iWTD8wEl8lXa3zMViszPlJ7y2nJxC/s400/Roskilde+04+Korn+Main+Stage.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5568444771239454418&quot; style=&quot;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px; &quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/2493761210577277909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/2493761210577277909?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/2493761210577277909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/2493761210577277909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/01/follow-yellow-big-road.html' title='Follow the Yellow Big Road'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEidoZo5k6PO6GSflD8hJDRLvhUdlW5ZtacitVcWRgoW4pgxlF_subs6kAOyrLY8m_3msnFAgTCdP0FpkQQUVoKY2hVSl7DpkMq8bkXJ2bEsFm3nm_nPVSmom-Fm6p-7H0m75yUuNiu8HoU0/s72-c/Morrissey.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-8072607939938605784</id><published>2011-01-28T12:14:00.000+02:00</published><updated>2011-01-28T12:14:42.315+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="itiraf.com"/><title type='text'>I Hate the Feelings You Provoke</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjMrsaDqlG1_kxC_xwtYvDSds7201IlmzNT55dROozylDHZ2BqYRpyL0bmP9bhclLYE-CYFnHeXoqkgdMosaSR6USVGTYMUO5JsTxWSG2hXZCy_sF45j-EpC5XMT64B67bt41oiQYSLZDur/s1600/unseen-p40-new-york-city-1988.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 269px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5567177855653065906&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjMrsaDqlG1_kxC_xwtYvDSds7201IlmzNT55dROozylDHZ2BqYRpyL0bmP9bhclLYE-CYFnHeXoqkgdMosaSR6USVGTYMUO5JsTxWSG2hXZCy_sF45j-EpC5XMT64B67bt41oiQYSLZDur/s400/unseen-p40-new-york-city-1988.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Son zamanlarda, itiraf etmekten utandığım kadar uzun bir zaman diliminde hatta, elime fotoğraf makinesini alıp fotoğraf çekmiyorum. Hiç bir zaman iyi bir fotoğrafçı da olmadım ama sevdiğim ve inat ettiğim bir aktiviteyi yapmıyor olmanın acısı yok değil. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve güzel fotoğraflar görünce içimdeki o garip his, daha da garipleşiyor. Mesela az önce twitter&#39;da Magnum Photo Agency, Salinger&#39;ın ilk ölüm yıldönümü şerefine Holden Caufield&#39;ın New York&#39;u adı altında bir &lt;a href=&quot;http://todayspictures.slate.com/20110128/?utm_source=feedburner&amp;amp;utm_medium=twitter&amp;amp;utm_campaign=Feed:+TodaysPictures+(Today&quot; utm_content=&quot;&#39;Twitter&quot;&gt;fotoğraf seleksiyonu &lt;/a&gt;(dikkat, öz türkçe) yayınladı. Nefis fotoğraflar var içinde. Hayatta en sevdiğim şehirlerden olan New York&#39;un bilmediğim zamanlarına özlem. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bazen öyle işler görüyorum ki bir yandan tokat gibi çarpıp &quot;çık dışarı ve fotoğraf çek&quot; bir yandan da &quot;panpa, sen bu işi bırak, boşuna uğraşma&quot; dedirtiyor. Elliot Erwitt, Josef Kouldelka, Steve McCurry, Robert Capa, Robert Frank... Bu adamların çektikleri fotoğraflar, fotoğrafların hikayeleri, fotoğrafları çekmek için göze aldıkları ve Robert Capa gibi sonunda bunun için canlarını vermeleri, oturup düşününce beni allak bullak ediyor. Kelimelerle hislerimi anlatmayı, fotoğrafların gücüne saygısızlık olarak görüyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Muhtemelen hayatımdaki en büyük hayalim olan dünyayı elimde fotoğraf makinesiyle gezmeyi yapamicam. Ve muhtemelen hiç bir zaman çok beğenilen bir fotoğrafçı da olmicam, kendimde o potansiyeli görmüyorum. Ama bu inanılmaz görsel narrative&#39;in, en azından hakkını veren bir takdircisi olmak bile biraz olsun mutlu ediyor beni. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/8072607939938605784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/8072607939938605784?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8072607939938605784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8072607939938605784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/01/i-hate-feelings-you-provoke.html' title='I Hate the Feelings You Provoke'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjMrsaDqlG1_kxC_xwtYvDSds7201IlmzNT55dROozylDHZ2BqYRpyL0bmP9bhclLYE-CYFnHeXoqkgdMosaSR6USVGTYMUO5JsTxWSG2hXZCy_sF45j-EpC5XMT64B67bt41oiQYSLZDur/s72-c/unseen-p40-new-york-city-1988.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-6962556139547416493</id><published>2011-01-21T01:08:00.002+02:00</published><updated>2011-01-21T01:10:52.925+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Cimbom"/><title type='text'>Hold On Brothers!</title><content type='html'>Geçen haftadan beri twitter&#39;da, devamlı Galatasaray&#39;ın stad açılışında olanlarla ilgili konuşuyorum. Retweet ediyorum. Yorum yapıyorum. Belki bıktı takipçiler, hakları ama bence çok önemli bir sınavdan geçiyoruz. Biz derken GSliler değil, tüm Türkiye olarak.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;GS olarak geçtiğimiz sınavlar var. Yadsınamaz. Kim yalaka, kim maşa, kim tepkili hepsini görüyoruz. Ama önce ben niye yuhaladım, ondan başlayayım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Adnan Polat&#39;ı yuhalamadım. Stad açılışıdır, yönetim hatalarının konuşulacağı bir an değil o an. Bambaşka bir şey. Ama Recep Tayyip Erdoğan&#39;ı avazım çıktığı kadar yuhaladım. Bunu da Galatasaraylı kimliğimle yapmadım. Her tepkiyi copla, korumayla, yasayla, polisle bastıran, özgürlükleri mazluma kalkan değil kendine kılıç gibi kullanan başbakanı, bir Türkiye vatandaşı olarak yuhaladım. Fırsatını her bulduğumda da yuhalarım. O stadda organize hiç bir şey olmadığına, yuhalayan onbinlerin (100-200 diil) benimle aynı mantıkla yuhaladığına da inanıyorum. Daha doğrusu umuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki basit bir politik protestodan daha önemli yapan şey nedir bu yaşananları? Niye destekleyen bu kadar destekliyor, aşağılayan bu kadar nefret ediyor? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(Cevaplar benim düşüncem ama burası da benim platformum) Çünkü benim politik olarak aklımın başında olduğu 10 yıllık zaman diliminde açık görüşlü bir sürü insan görsem de yaptırımı olan otoriteye karşı taşsız sopasız bir fikir savunulduğunu ve bunu kendi başına gelecekleri düşünmeden, toplumun iyiliği adına, kendinden fedakarlık yaparak (bu durumda belki kombinesinden olarak veya karakola alınarak) protestosunu devam ettiren bir durum görmemiştim. Hem de canlı yayında. Bu, başka yöne çekilemeyecek, görmezden gelinemeyecek bir tokattır. Kişisel çıkarın toplu hareketten üstün görüldüğü şark zihniyetinden bir kopuş, Fransızvari devrimciliktir abartmak gerekirse. O yüzden alakalı alakasız herkes (mesela bugün Trabzon&#39;un belediye başkanları, ne alakaysa) Başbakan&#39;a yalakalık yapıyor. Çünkü bu tokat izi, geri döndürülemez. Bir Galatasaraylı olarak, UEFA Kupasını aldığım gün kadar tebrik alıyorum diğer takım taraftarlarından. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu pazar Sivasspor maçı var. Ben, kimseyle konuşmadan veya organize olmadan, protestomu devam ettiricem. Eminim ki binlerce insan da öyle yapacak. Ve bu bastırılmaya çalışılan protestolar yeterli bir süre dayanırsa, aynı düşüncede olan ama şu ana kadar korktuğundan bunu sölemeyen veya sesini yükseltemeyenler de yükseltecektir. Önemli olan tehdite karşı, güce karşı yılmamak ve devam etmek. O zaman da demokrasi, bir staddan, bir arenadan yayılır Türkiye&#39;ye. Bunun Galatasaray stadı olması benim için önemli değil. RTE&#39;yi kendi silahıyla vuralım o zaman: Durmak Yok Protestoya Devam!&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/6962556139547416493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/6962556139547416493?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/6962556139547416493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/6962556139547416493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/01/hold-on-brothers.html' title='Hold On Brothers!'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-744400865567642651</id><published>2011-01-19T13:45:00.000+02:00</published><updated>2011-01-19T13:45:17.624+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Liste Kafası"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="müzik"/><title type='text'>Yatarken Dinlediğim 3 Albüm</title><content type='html'>Insanlar &quot;müzikle uyuyanlar&quot; ve &quot;müzikle uyuyamayanlar&quot; olarak ikiye ayrılır, bilmiyorsanız haber vereyim. Bu yazı ilk grup için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tuvaletteki sifonun kendi kendine su kaçırıp durduğu bu gecelerde benim için eski alışkanlığımı canlandırmak elzem oldu bir süredir. Tamam, zamanında Offspring&#39;lerle Metallica&#39;larla da uyurdum ama galiba yaş 27 olunca bu tip şeyler için yaşlı sayılıyorum. Zaten bi de nezle öncesi halsizliği yaşıyorum şu anda, dokunmayın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aşağıdaki liste, yılların kemikleşmiş &quot;uyku albümleri&quot; benim için. Uyumazken de dinlerim ama uyurken taktım mı sonunu getiremem hiç bi zaman. Ormanda 1000 koyun gücündeki müzikler bunlar:&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5563861246997963474&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-SxzcWQK4evFQ1MPch9hhiThHCLz_SIAIqw3E2yRgYTB23NBi1ua27u4817HnY4wesGeZGReZZGjaCXSX9wkEDTVwu-cPZZCO1YAc367vXLGrztdCRmc7Ai50wmspLfh_pe2VorDczUE4/s400/TheDarkSideoftheMoon.jpg&quot; /&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pink Floyd - Dark Side of the Moon&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nazarımda bu albüm, zaten gelmiş geçmiş en iyi albüm. The best. Quadrophonic ses kaydının ilk kullanıldığı kayıt olan Dark Side, her daim beni benden almıştır. Diyeceksiniz ki Time&#39;ın başındaki saatler, Money&#39;deki acayip sololarda nasıl uyuyorsun? Beni asıl uyutan Great Gig in the Sky, Us and Them, Any Color You Like... Bir de albümün inanılmaz &quot;spacious&quot; oluşu. Zaten diğer iki albümle en büyük ortak özellik de bu. Bir bulutun içinde gibi olan albümler beni (ve muhtemelen herkesi) uyutuyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 337px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5563861246956652530&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjAvJhFnXL2U-pCLK8O04mXTZ2lVOVZMmD_JLo6WOmcnAJD__JVwIwCYkDX7IWYxQnU9fa8K9y6yaJl5EanUoVM5HjBVhte8yAmWsC8n1fsO8DHNvf5TRH9hb94hRuPSNpLMmXolgNOmG9E/s400/%25C3%2581g%25C3%25A6tisByrjunCover.JPG&quot; /&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sigur Ros - Aegetis Bryjun&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu albümün en güzel tarafları ne gitar solosu var, ne yükselen sesler ne de konuştukları dili anlıyorum. Herşey oblivious. Staralfur&#39;daki solo bile yumuşak bi keman solosu. Zaten sonrasına geçmekte zorlanıyorum genelde. Oralarda bi yerde kopuyorum. Ama Sigur Ros&#39;un diğer albümleri aynı etkiyi yaratmıyor nedense. Zaten artık eskisi gibi spacious da değiller ama adamlar heralde 10 yıldır aynı müziği yapacak değillerdi. Şaşırmamak lazım. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 354px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5563861239565549506&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhKdQX1UCVZm4IP4NY-bbzL6x5p_yS8F9-s7X3UmEvhxb0p2M-0eI7LV_ttywpuKNQciSlARI-gZ9ftANAnlpOqu55Putu1twWGswkD1g4GcqmNS3Z3EVXLOXCO8WoHxFB9MNlF1GtfeHDk/s400/07a3a2c008a0613edd624010.L.jpg&quot; /&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Broken Social Scene - You Forgot It in People&lt;/div&gt;&lt;div&gt;BSS, diğer iki gruba göre çok daha personal bi seçim. Çünkü kendisi daha personal bi albüm. Bir kaç yıl önce Babylon&#39;a geldiklerinde hatırlıyorum, Lover&#39;s Spit&#39;i kanserli bi arkadaşını anmak için söylemişti Brendan Canning. Öyle de kaldı. Hüzünlü, insani, benle birlikte uyuyan bir müzik. O yüzden seviyorum Broken Social Scene&#39;i de You Forgot It in People albümünü de. Sanki uzanıcaz, sarılıcaz gibi geliyor bazen. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/744400865567642651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/744400865567642651?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/744400865567642651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/744400865567642651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/01/yatarken-dinledigim-3-album.html' title='Yatarken Dinlediğim 3 Albüm'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg-SxzcWQK4evFQ1MPch9hhiThHCLz_SIAIqw3E2yRgYTB23NBi1ua27u4817HnY4wesGeZGReZZGjaCXSX9wkEDTVwu-cPZZCO1YAc367vXLGrztdCRmc7Ai50wmspLfh_pe2VorDczUE4/s72-c/TheDarkSideoftheMoon.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-6411278548545127956</id><published>2011-01-05T15:22:00.001+02:00</published><updated>2011-01-05T15:22:42.187+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Cimbom"/><title type='text'>Istifa Mektubu</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgv5LZsevC5syx_ydQMctmBSvgX4AooD8FfCAFEQIK6uwbSNnuSdOW8Xw7wZuu_nhn1VB51k9711x3_EYkmFcEpP6OQCF0cIdRv_eNXIZ8Nby6a9xyXsWrmLfq5lAsFmHdecBEbtig3O8Z4/s1600/news_manset_resim_hm_Kazim_forma001.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 264px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5558691450444270018&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgv5LZsevC5syx_ydQMctmBSvgX4AooD8FfCAFEQIK6uwbSNnuSdOW8Xw7wZuu_nhn1VB51k9711x3_EYkmFcEpP6OQCF0cIdRv_eNXIZ8Nby6a9xyXsWrmLfq5lAsFmHdecBEbtig3O8Z4/s400/news_manset_resim_hm_Kazim_forma001.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Her Türk genci gibi, 3-5 yaş aralığında, o sıradaki başarısı, arkadaşların ve ailenin tuttukları takıma göre, tamamen şuursuzca bir takım seçimi yapıyoruz. Dönmemecesine... Anne ve baba tarafı toptan Fenerli biri olarak nasıl Galatasaraylı oldum bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ama Manchester United zaferiyle başlayan, 14-18 gibi çok çok kritik bir yaş aralığında ezici bir üstünlüğün UEFA kupası ile taçlandırılması sırasında, şuursuz seçimimin, diğer akranlarımdan ne kadar daha iyi olduğunu görmüş oldum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Arkasından gelen senelerde ise iyi gün dostu olmaktan taraftarlığa terfi ettiğim, Olimpiyat Stadına hemen hemen her maçta gittiğim, takımımı daha sahiplendiğim günler geldi. Sefasını sürme günlerinin ardından biraz da cefasını çekme günleriydi, ki hoşuma da gitmiyor değildi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fakir edebiyatıyla ezildik, Ribery&#39;i kaçırdık, rahmetli Özhan Canaydın&#39;a protestolarda bulunduk ama hepsinin arkasında bir sebep, bir mantık vardı. Galatasaraylıydık, biz de, protesto ettiklerimiz de. Sadece GS&#39;nin farklı yollardan ilerleyeceğini düşünüyorduk.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şu anda ise Florya&#39;da, Hasnun Galip&#39;te ve Cimbom nerede yaşatılıyorsa orada, bir sorun var. Artık akıl pusulaları kuzeyi göstermiyor. O ibre, devamlı sağa sola sallanıp duruyor, ters dönüyor ama belli bir yerde durmuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Iki gündür, hemen hemen hepsi doğru olmak üzere bir çok şey söyleniyor Colin Kazım Richards transferi ile ilgili. Jo&#39;yu, Keita&#39;yı, Misimoviç&#39;i defterden sildikten sonra bu ne lahana turşusu? CKR beş para etseydi Fenerbahçe, Galatasaray ile anlaştığı anda kontratını fesheder miydi? vs vs. Hepsi de haklı. Maalesef bu yönetim altında Cemal Nalga skandalı da yaşandı. Serdar Özkan&#39;ın transferi yetmezmiş gibi bir de menajer şirketi ortaklığına da göz yumuldu. Sportif başarı her zaman beklentidir ama gelmeyebilir; etik değerler ise her zaman en üstte kalmalıdır. Şirket birleşmesi 10 şampiyonluğa bedel olabilir, ama artık son halkası Colin Kazım transferi olmuş zincir onlarca şampiyonluğa bedeldir. Kabul edilemez.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Işin oyuncu tarafına ise kesinlikle kızamıyorum. Çünkü her tarafı çürümüş bu çarkların, en az kaypaklık yapanı belki de onlar. Alemci adam, zaten alemci olarak geliyor takıma. Sakatın sakat olduğu biliniyor. Yeteneksiz, düz olanın durumu da ortada. Sorun, kötü olduğu bilinen malzemelere kötü diyende değil, iyi yemek yapmak için kötü malzeme seçenlerde. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve taraftar... Bir Galatasaray taraftarı, kombine alıyorsa, Avrupa maçlarına ve Fener derbilerine ucuzdan girmek ve bilet bulma kaygısı yaşamamak için alıyordur. Benim için Fener&#39;e su yağdırılan gün, &quot;bu taraftarlardan biri değilim&quot; hissi ile maçın yirminci dakikasında tribünden ayrılmamla çok şey koptu. O günden beri de ne eskisi gibi tezahüratlarda bulundum, ne de protestolara katıldım. Arda&#39;yı, Jo&#39;yu ıslıklamadım; ne yalan söyleyeyim, hakkettiklerini de düşünmüyorum. Bu sırada sınıfta kalan hep taraftardı, Ultraslan&#39;dı. 4-2&#39;lik Ankaragücü maçında Rijkaard&#39;a istifa diye bağıran, Imparator&#39;unu özleyen, GS gol atıp maça ortak olunca tekrar Rijkaard&#39;ın tarafına geçen, yenen 4. golden sonra Imparator&#39;unu tekrar hatırlayan tribünlerin bir parçası gibi hissetmiyorum artık. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Artık Galatasaray adı altında, sarı kırmızı formasıyla spor yapanlar ile gönül bağlarım yokmuş gibi hissediyorum. En tepesinden en dibine kadar pusulası şaşmış, kuzeyini bulma çabasında olmayan insanların varlığı, beni bu duygusal bağımı yenilemekten, ilerletmekten alıkoyuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haftaya cumartesi Türk Telekom Arena&#39;da olucam ama nefretle, hayal kırıklığıyla, bezmişlikle. Takım, ligde 10. sırada diye değil. Galatasaray&#39;ın Galatasaraysızlığı yüzünden. Artık ne atılan gole sevinicem, ne yenilen gole üzülücem. Canlı maç izlemeyi seven biri olarak, parasını ödediğim yerime gidip herhangi iki takımın maçını izlicem. Formasız, atkısız. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu kişisel yazının amacı da şu: Galatasaray&#39;ın, bildiğimiz Galatasaray değerlerine geri dönme çabalarını görene kadar taraftarlıktan istifa ediyorum. Herhangi birinin umrundaysa niyesi...&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/6411278548545127956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/6411278548545127956?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/6411278548545127956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/6411278548545127956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2011/01/istifa-mektubu.html' title='Istifa Mektubu'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgv5LZsevC5syx_ydQMctmBSvgX4AooD8FfCAFEQIK6uwbSNnuSdOW8Xw7wZuu_nhn1VB51k9711x3_EYkmFcEpP6OQCF0cIdRv_eNXIZ8Nby6a9xyXsWrmLfq5lAsFmHdecBEbtig3O8Z4/s72-c/news_manset_resim_hm_Kazim_forma001.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-7593064555220427322</id><published>2010-12-30T12:07:00.003+02:00</published><updated>2010-12-30T12:14:55.084+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="itiraf.com"/><title type='text'>2010&#39;dan 2011&#39;e</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjhepkOW7bBm2xKhPLE7lO6dcN6p-ZR8SIodoExGJXMfjl-fVoWYIc_IjJpiISKzo9a27xuI9uoaxyK9tsy07oYc92oyI6H5c_4zfxSk5rDrVdQoK7s4O-uAkJTzbasaZWafGKK0iDEUnP5/s1600/ist2_10609628-new-year-2011-and-old-2010-2009-2008.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 380px; DISPLAY: block; HEIGHT: 285px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5556416399463093810&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjhepkOW7bBm2xKhPLE7lO6dcN6p-ZR8SIodoExGJXMfjl-fVoWYIc_IjJpiISKzo9a27xuI9uoaxyK9tsy07oYc92oyI6H5c_4zfxSk5rDrVdQoK7s4O-uAkJTzbasaZWafGKK0iDEUnP5/s400/ist2_10609628-new-year-2011-and-old-2010-2009-2008.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Geçen sene Cihangir&#39;deki evimizde parti vererek girdiğimiz, 2009&#39;a lanetler ederek, 2010&#39;a büyük umutlar besleyerek girdiğimiz sene, hayatımda en hatırlanacak senelerden biri olacak heralde. Düğün öncesi hazırlık, düğün, 47 gün askeri hastanede yatmak, boşanma ve 2 kere taşınma. Bunun yanında 4-5 de seyahat. Kafa olarak çok yorulduğum ama senenin sonunda kafamdaki bazı loose end&#39;lerin sonucuna ulaştığı bir yıl oldu. 2010 bir sonuç yılıydı diyebilirim kendi adıma. Bakalım 2011 nasıl olacak. Yine Cihangir&#39;de, kendi evimde verdiğim, geçen senekinden çok daha küçük bir partide yeni yıla giriyor olacağım. Varsa gelmek isteyeniz kapım açık. Yakında bu blogda daha aktif bir şekilde yazacağım(ı umuyorum, büyük konuşmamak lazım).</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/7593064555220427322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/7593064555220427322?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/7593064555220427322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/7593064555220427322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/12/2010dan-2011e.html' title='2010&#39;dan 2011&#39;e'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjhepkOW7bBm2xKhPLE7lO6dcN6p-ZR8SIodoExGJXMfjl-fVoWYIc_IjJpiISKzo9a27xuI9uoaxyK9tsy07oYc92oyI6H5c_4zfxSk5rDrVdQoK7s4O-uAkJTzbasaZWafGKK0iDEUnP5/s72-c/ist2_10609628-new-year-2011-and-old-2010-2009-2008.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-6530606328298865302</id><published>2010-12-08T10:57:00.000+02:00</published><updated>2010-12-08T10:59:04.207+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="müzik"/><title type='text'>Walrus</title><content type='html'>&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiAyof_7nWHSP075BrQs8WYq0hpOv4wh03-RmtN4Ew7W9_wV9J_X-zxtVOXkZY0ljx_ioRaxX8dlVIemmiS3gI_CzhMaTYGwn6Zf34Od8VHAp00guOBLGqwDc-tuK87VJrAfsfeqp1NyPu/s1600/john_lennon_shot.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 372px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiAyof_7nWHSP075BrQs8WYq0hpOv4wh03-RmtN4Ew7W9_wV9J_X-zxtVOXkZY0ljx_ioRaxX8dlVIemmiS3gI_CzhMaTYGwn6Zf34Od8VHAp00guOBLGqwDc-tuK87VJrAfsfeqp1NyPu/s400/john_lennon_shot.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5548233181417880418&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur=&quot;try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}&quot; href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj2fS9mkrIorS7dd88DWrdrV4xoHNEPZRgEyEeF8odUZgMD4ZQZWx-4btUgTT5B1338hOyOufBNEZPRMbMJ7fi43jeGb9j-tN8bRbbONlLsbVJugZeUdyrvXy29Zla2_bp4hsNFsp-_s0Zu/s1600/4174967073_931e31db96.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 337px; height: 400px;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj2fS9mkrIorS7dd88DWrdrV4xoHNEPZRgEyEeF8odUZgMD4ZQZWx-4btUgTT5B1338hOyOufBNEZPRMbMJ7fi43jeGb9j-tN8bRbbONlLsbVJugZeUdyrvXy29Zla2_bp4hsNFsp-_s0Zu/s400/4174967073_931e31db96.jpg&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5548233178091483282&quot; /&gt;&lt;/a&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/6530606328298865302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/6530606328298865302?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/6530606328298865302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/6530606328298865302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/12/walrus.html' title='Walrus'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjiAyof_7nWHSP075BrQs8WYq0hpOv4wh03-RmtN4Ew7W9_wV9J_X-zxtVOXkZY0ljx_ioRaxX8dlVIemmiS3gI_CzhMaTYGwn6Zf34Od8VHAp00guOBLGqwDc-tuK87VJrAfsfeqp1NyPu/s72-c/john_lennon_shot.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-2815919781347207368</id><published>2010-12-04T23:08:00.002+02:00</published><updated>2010-12-04T23:13:29.813+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Discourse"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="itiraf.com"/><title type='text'>2 Gol Birden</title><content type='html'>Benim GATA ile kavgamı bilmeyen yoktur heralde blogu takip edenler arasında (bknz &lt;a href=&quot;http://randomdefunct.blogspot.com/2009/09/gatada-1-hafta.html&quot;&gt;GATA Chronicles #1&lt;/a&gt; ve &lt;a href=&quot;http://randomdefunct.blogspot.com/2010/10/gata-chronichles-2.html&quot;&gt;GATA Chronicles #2&lt;/a&gt;). Neredeyse askere gitmek üzereyken, hastalığımla ilgili son başvuru tarihime 4 gün kala bana yine FMF krizi geldi, bu sefer paşa paşa sevkimi aldım ve tekrar GATA&#39;ya geldim. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ateşim çıktı, karnım davul gibi oldu, kan değerlerim fırladı derken doktorlar da bunları gözlemledi ve atak geçirdiğime karar verildi. Bu geçen haftasonu oluyor. Ama ben hala GATA&#39;dayım, tamamen sağlıklı bir şekilde bürokrasinin ilerlemesini ve hakkımdaki kararın resmiyet kazanmasını beklerken bir yandan da kitap okuyarak vakit geçiriyorum. Haftaya çarşamba çıkacakmışım, yani 10 gün bürokrasiyi beklicem demektir hasta yatağımda. Aslında çürük çıkmak için yapılmayacak iş değil tabi ki, ama bu işi zor kılan iki unsur var. Ilkine katılacaksınız ama ikincisine baya şaşıracaksınız muhtemelen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birincisi, geçen pazartesi bana &quot;ilacını al, çarşamba kurula çıkacaksın&quot; dediler. Çarşamba oldu, dosyamın kurula yetişmediğini, cumayı beklemem gerektiğini söylediler. Cuma oldu, konsey toplanmadığından kararımın çıkmadığını, konseyin salı toplanacağını, çarşamba günü kurula çıkacağımı söylediler. Umudun olduğu yerde hayal kırıklığı oluyor sadece. Ben de yıkıldım tabi. Hiç bir şey yapmadan beklemek acayip sıkıcı. Neyse bekliyorum şimdilik, muhtemelen çarşamba çıkıcam.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Asıl çıkmayı bu kadar hevesle beklemem ve çıkamamamın eziyet olmasının sebebi ise.... K. ile boşandık. Evet, K ile boşandık. 11 yıllık sevgilim, 4 aylık karım ile olmayacağına karar verdik, ikinci balayımızı yaşadığımız kurban bayramının son gününde tamamen oturup konuşarak, birbirimizi kırmadan ve mantıklı bir şekilde ayrılmaya karar verdik. Ve 1 Aralık 2010 itibariyle de resmi olarak boşandık. Ikimiz de üzülüyoruz ama bunun doğru karar olduğunu bildiğimizden ve artık ilişkimizin gergin halinden kurtulduğumuz için de seviniyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de burdan çıkmayı bekliyorum ki beraber oturduğumuz evden çıkayım, tek başıma yaşayacağım Cihangir&#39;de bir mekana geçeyim. Internetten güzel yerler de buldum. Ev sahibimle de konuştum, kararımı söyledim. Muhtemelen bir hafta içinde de taşınıcam. Yani dışarıda beni hayat bekliyor ama ben bürokrasinin işlemesini bekliyorum maalesef GATA&#39;da. Neyse dişimi sıktım, 5 gün sonra yeni bir doğuş yaşicam. Hayırlısı gençler...&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/2815919781347207368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/2815919781347207368?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/2815919781347207368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/2815919781347207368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/12/2-gol-birden.html' title='2 Gol Birden'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-822752056988938289</id><published>2010-11-12T10:32:00.000+02:00</published><updated>2010-11-12T10:33:04.886+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Discourse"/><title type='text'>Hormone Shower</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjjOYPbzdsYbxP_TU-T_R60C3YahrhOey3qY2G012AFCGaTg-PTiu-tDG5AbxuYwrl7amMkIbNG4q5kO_3q-28KrqIE6kdi1fXnW2KtHd-KQfJdM5Y_tGEv8ZuHn-CSkOSTZbtPWyu1GdFJ/s1600/maldive3s.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 278px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5538577413902216722&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjjOYPbzdsYbxP_TU-T_R60C3YahrhOey3qY2G012AFCGaTg-PTiu-tDG5AbxuYwrl7amMkIbNG4q5kO_3q-28KrqIE6kdi1fXnW2KtHd-KQfJdM5Y_tGEv8ZuHn-CSkOSTZbtPWyu1GdFJ/s400/maldive3s.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Hormonların insan üstündeki etkisi, kalibresiz duşlara benziyor galiba. Bazen mutluluk hormonları öyle bir salgılanıyor ki etraftaki sıkıntılar bile insanın canını sıkamıyor; tam istediğin sıcaklık ve tazyikte akan duş gibi. Sonra bir an geliyor, sıcak su kesiliyor ve buz gibi sular baştan aşağı iniyor. Veya öyle bir moda giriyor ki insan, yataktan kalktığın an, o güne lanet ediyorsun. Her gün olan şeyler can sıkmaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2-3 hafta öncesine kadar soğuk duşta, sike sike banyo yapıyordum, ne yalan söliim. Işten, evden bi bıkkınlığım vardı; verimsiz iş günlerinin ardından eve gelip Playstation oynayarak günün bitmesini bekliyordum. Bu aralar verdiğim en iyi karar ise Barselona&#39;ya gitmemiz oldu K. ile heralde. Bir gittik, hem oradayken, hem de dönüşte, şahane kıvamda bir hormon duşunun altındayım. Üretkenim, sevgi doluyum, keyifliyim. Aylardır bekleyen çalışma odasını acayip yola koydum, çok güzel oldu. Kitap okuyorum, müzik dinliyorum ve hepsini süper bir keyifle yapıyorum. 100 Years of Solitude&#39;u okuyorum, içim coşkuyla doluyor (hayır, şu ana kadar okumamıştım; evet, biliyorum zaten mükemmel bir kitap olduğunu). Bir yandan yeni albümler aldım Barselona&#39;dan, onları dinliyorum. Arcade Fire&#39;ın yeni albümü Suburbs hakkaten çok iyi, klasikler arasına gireceği belli. Zaten bizim zamanımızdan geleceğe hangi müzikler kalacak deseler aklıma ilk Arcade Fire ile Franz Ferdinand geliyor. Sonra Blur&#39;un Parklife&#39;ını aldım. Sene 1994, Blur Parklife&#39;ı, Oasis Definitely Maybe&#39;yi bir ay ara ile yayınlıyor. Keyfe bak!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayrıca yarın akşam uzaklara gidiyoruz K. ile. 5 gün kafa dinlemeye, hiç bir şey yapmamaya, cennete gidiyoruz. Cumartesi gecesi Dubai yerel saat ile 1-3am arası bir aktarmamız var ve Luftansa ile Amerika&#39;ya uçarken Frankfurt&#39;ta aktarma yaptığımız günlerden beri hiç yapmamıştım (sonradan düşündüm de yalan, Havana&#39;ya giderken Paris&#39;te aktarma yaptık) ve itiraf ediyorum biraz tırsıyorum uyuyakalırsak diye. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir yandan da Eurosport Türkiye&#39;nin websitesinde motorsporları editörü oldum, onu da çok seviyorum ve mutluyum. Ayrıca ilk defa TRT&#39;ye gittim Formula 1 canlı yayını için. Minör bir rolüm vardı ama düzgün konuştum benim tutuk standartlarıma göre. Hatta Okay Karacan yayından sonra geldi dediklerim hakkında tebrik etti. Ben dedim beylik laflarıdır, öylesine demiştir diye ama dün bir baktım kendi köşe yazısında benim dediklerimi yazmış. Şaşırdım sevindim. Bakarsınız seneye ana konuklardan biri olurum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani kısaca;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;I&#39;m loving my Boba Fetts,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;I&#39;m loving the White Riot,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;I&#39;m loving MD,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;I&#39;m loving Parklife and Definitely Maybe,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;I&#39;m loving the vinyls,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;I&#39;m loving everything!&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/822752056988938289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/822752056988938289?isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/822752056988938289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/822752056988938289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/11/hormone-shower.html' title='Hormone Shower'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjjOYPbzdsYbxP_TU-T_R60C3YahrhOey3qY2G012AFCGaTg-PTiu-tDG5AbxuYwrl7amMkIbNG4q5kO_3q-28KrqIE6kdi1fXnW2KtHd-KQfJdM5Y_tGEv8ZuHn-CSkOSTZbtPWyu1GdFJ/s72-c/maldive3s.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-8674494326386881068</id><published>2010-11-01T15:38:00.001+02:00</published><updated>2010-11-01T15:41:09.000+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="veni vede vödö"/><title type='text'>A Si!</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhouzTqW6egz-NlWKpF01EzFG8drX2qnuxAu_-c5SN9ZOkxiuDWq2kjV8NdRhy1NCB22MDW4mnBFDQ5bzD0NNb-aWTGYCAc4DraIvCvnbapoAHT0vVeg_bvOu2g_KL8gaTt6waAi0czvQBl/s1600/born_barcelona_5_imagelarge.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 280px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5534575079301169506&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhouzTqW6egz-NlWKpF01EzFG8drX2qnuxAu_-c5SN9ZOkxiuDWq2kjV8NdRhy1NCB22MDW4mnBFDQ5bzD0NNb-aWTGYCAc4DraIvCvnbapoAHT0vVeg_bvOu2g_KL8gaTt6waAi0czvQBl/s400/born_barcelona_5_imagelarge.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Bol yoğurtlu domatesli pilav olmaktan sıyrılıp lapa kıvamına gelen hayatıma bir şok terapi uygulama zamanı gelmişti geçen hafta Barselona&#39;ya gitme kararı verdiğimizde. Son derece refleksif (K: 4 gün tatilim varmış, RD: O zaman Barselonaya gidelim) başlayan tatilimiz, ne kadar da iyi geldi, 29 harfle anlatamam.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatımın en mükemmel 6 ayını geçirdiğim, çok kalıcı dostluklar edindiğim Barselona, aslında bir süredir çok puştluk yapıyor bana. Halihazırda orada olan yakın arkadaşlarım dışında, Istanbul&#39;daki arkadaşlarımı da kendine çekiyor. O yüzden Istanbul&#39;da artık kimseyi görmüyorum, arkadaşlarımı görmeye Barselona&#39;ya gidiyorum. Böyle de güzeliz işte! &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şahane yemekleri 20 €&#39;ya ye, sokaklarında muhabbete doy, insanların güleryüzü ile kendine gel, FNAC&#39;ı soy, aradığın ayakkabıyı bul, ailemizin yeni fertlerine Ali Baba&#39;nın çiftliğini söyle, televizyonu balkona taşıyıp maç izle, amelesi olmayan DJ performanslarına git, kuru sulu takıl; herşeyi yaptık. En en özetle insan olmayı tekrar hatırladık. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra Taksim&#39;de bombalar, bozuk kombi, cimri ev sahibi, işte tartışanlar, zam gelmiş jetonlar, tıklım tıkış metrolar... Televizyonlarınızın kontrast ayarıyla oynamayın. Iki haftaya bir getaway daha var neyse ki. Madem hayatı tatiller için yaşıyoruz, biraz early works Franz Ferdinand ile bitirelim:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;It&#39;s always better on holiday&lt;/div&gt;&lt;div&gt;So much better on holiday&lt;/div&gt;&lt;div&gt;That&#39;s why we only work when&lt;/div&gt;&lt;div&gt;We need the money!&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/8674494326386881068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/8674494326386881068?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8674494326386881068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/8674494326386881068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/11/si.html' title='A Si!'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhouzTqW6egz-NlWKpF01EzFG8drX2qnuxAu_-c5SN9ZOkxiuDWq2kjV8NdRhy1NCB22MDW4mnBFDQ5bzD0NNb-aWTGYCAc4DraIvCvnbapoAHT0vVeg_bvOu2g_KL8gaTt6waAi0czvQBl/s72-c/born_barcelona_5_imagelarge.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-3794842391266214923</id><published>2010-10-18T09:38:00.000+03:00</published><updated>2010-10-18T09:39:00.708+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Cimbom"/><title type='text'>Utanç</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhWM2HUtH6bsRFFC3SD59tyeUJdFxmoNxFYzZYKj8mbdq1n10iZd4pFgzVNFJypGpOIUTzFsja5mYCnZW6dJQWOa7NZh7jLe750mFDqtsGARKFCxjNzN0Gv1vacFQbr8GrTIMcjUlpp012y/s1600/B_8196_b.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 152px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5529271557124439250&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhWM2HUtH6bsRFFC3SD59tyeUJdFxmoNxFYzZYKj8mbdq1n10iZd4pFgzVNFJypGpOIUTzFsja5mYCnZW6dJQWOa7NZh7jLe750mFDqtsGARKFCxjNzN0Gv1vacFQbr8GrTIMcjUlpp012y/s400/B_8196_b.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Dün akşamki GS-Ankaragücü maçından sonra eve gelip K. ile Soul Kitchen&#39;ı izlemek, verdiğim verebileceğim en iyi karardı belli ki. Yine de içimdekileri kusma ihtiyacı duyuyorum hala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sahadaki oyun hakkında ağlayacak değilim. Defansın akıl almaz hataları hariç sezonun en iyi maçlarından birini oynadı GS dün akşam; baskılı, istekli, pozisyonlar da bulan. Hakemin ilk goldeki yanlışlar serisine burada parantez açmadan olmaz. Orta hakem, durmayan topla oynun başlamasına izin veriyor; yan hakem de önce bayrağını kaldırıp bizim defansı durduruyor, sonra da indiriyor ve golü veriyor. Kasıt aramamak elde değil. Ama kafamızı bozan gerçekten bunlar değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dün akşam GS taraftarı olmaktan utandım. Skor kötü gidince &quot;Imparator Fatih Terim&quot; sesleri verenler oldukça zaten bu kulüp bir adım ileri gidemez. O sırada onları yuhalayanlar oldu, tabi ki kavgalar çıktı. Peki sonra? Sonra Rijkaard, Misimoviç&#39;i çıkarıp yerine Aydın&#39;ı aldı (yapılabilecek en hıyarca şeydi). O zaman bütün herkes, Imparatorcuları yuhalayanlar dahil, &quot;Rijkaard istifa&quot; diye bağırdı. Hakkaten bu kadar mı oynağız, bu kadar mı karaktersiziz? Sonra bir kısım &quot;Yönetim Istifa&quot; diye bağırmaya başladı. Sonra GS, 3-2 yaptı durumu (yoksa sadece Baros mu demeliyim?), bütün tribünler &quot;haydi cimbom&quot;a geçti. Yani olması gereken yere, ta ki 4-2 olana kadar. Tekrar &quot;Imparator&quot;lar! Karaktersizliğin dibine vurulduğu, yönetimin maşası olunan, iğrenç dakikalar. Fenerbahçeli&#39;lerin su yağmuruna tutulduğu o aptal maçın ilk yarısında çıktığımdan beri bu kadar rezil hissetmemiştim mensubu olduğum GS taraftarları hakkında. Galiba dün akşam, o lowpoint&#39;ın da altına inildi. Bu taraftara dün akşam da yakışır, kallavi Fener yenilgileri de. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki sahadakiler? Misimoviç, bu takımda ayağı top yapan tek adam olduğunu gösterdi açıkça. Insua da bindirmeleri ve yaptığı ortalarla çok iyi oynadı. Ama Baros, gerçek anlamda bir kral. Şahane oynadı, önce mecazi sonra gerçek anlamda kendini yırttı. Onu izlemek bir keyif hakkaten. Onun sakatlanmasıyla önümüzdeki 2-3 maça şimdiden 0 puan yazabiliriz gönül rahatlığıyla. Ama Galatasaray, olmayanlarından (Arda, Baros, Ufuk, Kewell, Neill) değil, maalesef olanlardan daha çok çekecek. Mustafa Sarp ve Servet&#39;in, takımı baltalamak, Rijkaard&#39;ı göndermek için kıçlarını yırtmadığını görmek imkansızdı. Sarp, bir tek topu ileri atmadı. Servet ise ne forvetleri engelledi, ne ofsayt tuzağı kurdu, ne de ileri pas attı. Yenilen gollerde ve Ufuk&#39;un kırmızı kart gördüğü pozisyonda birebir hatalı. Istifası istenen Rijkaard&#39;ın, Servet&#39;i kadrodışı bırakmakla ne kadar doğru bir karar aldığı ortada. Ufuk da artık isyanından o kırmızı kartı görmediyse ben de neyim!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kısacası politikaya, ihtirasa, beleşe, düzensizliğe, eyyama bulaşmış, göte dönmüş bir Galatasaray camiası gördüm dün akşam. Yazık ki ne yazık!&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/3794842391266214923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/3794842391266214923?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/3794842391266214923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/3794842391266214923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/10/utanc.html' title='Utanç'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhWM2HUtH6bsRFFC3SD59tyeUJdFxmoNxFYzZYKj8mbdq1n10iZd4pFgzVNFJypGpOIUTzFsja5mYCnZW6dJQWOa7NZh7jLe750mFDqtsGARKFCxjNzN0Gv1vacFQbr8GrTIMcjUlpp012y/s72-c/B_8196_b.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-474174909007063262</id><published>2010-10-13T18:03:00.000+03:00</published><updated>2010-10-13T18:03:31.561+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="müzik"/><title type='text'>Caz Ölüyor Mu?</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhsrOXJxuVOOYke8AWVizwkEc41FCYYohcJ_mTn2wIJI7Q6XipBtxFXXl5mZL6oSkvKO27p-eUJYiqfL0vDdOxMcBCiJH3e4uPEdCNFKlPTeZ6N6RqOGReOsxCJMcwwbaUz9ESgaMU2uunL/s1600/jazz_face_246775.jpg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 354px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5527546402518930146&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhsrOXJxuVOOYke8AWVizwkEc41FCYYohcJ_mTn2wIJI7Q6XipBtxFXXl5mZL6oSkvKO27p-eUJYiqfL0vDdOxMcBCiJH3e4uPEdCNFKlPTeZ6N6RqOGReOsxCJMcwwbaUz9ESgaMU2uunL/s400/jazz_face_246775.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bazen öyle blog post&#39;lar, öyle yazılar geliyor ki karşıma, içimden cevap vermek geliyor yorum yazarak, ama o kadar çok şey düşünüyorum ki yorumum haddini aşar diye oraya yazamıyorum içimde patlıyor. Bu da öyle bir şey. Hasan Bülent Kahraman, &lt;a href=&quot;http://www.sabah.com.tr/Pazar/Yazarlar/kahraman/2010/10/10/bir_caz_dinlerin_itiraflari&quot;&gt;caz hakkında şöyle bir yazı &lt;/a&gt;yazmış. Işin komik tarafı, yazının son yarım paragrafında asıl demek istediklerini demiş. Daha sonra da Mehmet Tez, &lt;a href=&quot;http://www.hafifmuzik.org/?p=10112&amp;amp;utm_source=feedburner&amp;amp;utm_medium=feed&amp;amp;utm_campaign=Feed:+hafifmuzik/MKeA+(hafifmuzik)&quot;&gt;blogu Hafif Müzik&#39;te konuya değinmiş&lt;/a&gt;. Okuduk, tartışalım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ilk önce kitabın sonunu söyleyeyim, caz ölmüyor. Bence. Şimdi de arasını doldurayım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçen akşam K. ile konuşuyorduk, bana sorular soruyordu, bu grup ne tip müzik yapıyor? Rock. Bu? O da rock. Nası yani? Bu? Pop. Yani mesela rock veya pop, öyle genre&#39;lar oldular ki herşeyi kapsıyorlar. Bir potada eritip sunuyorlar (Bakınız burada ota boka subgenre yaratan, her grup için yeni bir subgenre ismi bulan geleneği düpedüz siklememe içindeyim, ve mutluyum). Eskiden mesela elektronik müzik vardı. Şimdi elektronik müziği rock&#39;tan, pop&#39;tan, caz&#39;dan ayrı yaşatmak mümkün mü? LCD Soundsystem&#39;a, ne diyebiliriz? Rock? Indie? Elektronik? Indie gibi mainstream olmuş, adını independent&#39;tan almış bir müzik türünün bile ne olduğu belli değil artık. Bu yüzden caz da ölmüyor aslında. Mehmet Tez&#39;in kendisi, çok güzel bir yazı ile arabeskin, yeni jenerasyon yaratmamasına rağmen aslında ölmediğini, kabuk değiştirdiğini ve bayrağı Duman gibi grupların aldığını yazmıştı, ve çok da haklıydı. Caz da bir bakıma öyle. O da kabuk değiştiriyor. Biraz dünya müziğine giriyor, biraz elektroniğe kaçıyor, bazen rock yapıyor, çokça doğaçlama ve özgün takılmaya devam ediyor. Ama aynı şeye rock diyen de oluyor, caz diyen de. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sıkıntı belki şuradan kaynaklanıyor. Kişisel olarak cazın, kendine özgü bir dil olduğunu iddia etmişimdir. Nasıl konuşulacağının, nasıl dinleneceğinin, nasıl anlaşılacağının öğrenilmesi gereken, bu sürecin aslında zor ve zahmetli olduğu, ama belli bir eşik geçildikten sonra da çok keyifli olduğuna inanmışımdır. Ama caz, yani bizim bildiğimiz, klasik anlamda, Hasan Bülent Kahraman&#39;ın bahsettiği caz, anlaşılması zor, accessability&#39;si düşük bir müzik türüdür. Hele de rakipleri rock, pop, R&amp;amp;B&#39;ye nazaran. Ve devir, bunun devri değil. Müzikte olmadığı gibi hiç bir şeyde de değil. Artık sinema yerine dizi, kitap yerine dergi, gazete yerine twitter&#39;ın tercih edildiği, dönüşümü hızlı, umursaması minimal, pratik hayatlar yaşıyoruz. Hayatımızın hiç bir alanında göstermediğimiz, göstermeye gerek duymadığımız sabrı, niye cazı öğrenmek için gösterelim ki? O yüzden de caz değişip, bizim bildiğimiz formlara daha yaklaşıyor. Bu kötü bir şey değil kesinlikle. O yüzden de HBK&#39;ın &quot;caz ölüyor&quot;nidası, Ara Güler&#39;in &quot;o eski Istanbul yok&quot; serzenişleriyle aynı kefede benim için. Onun günündeki kareler, evet, yok. Ama başka kareler var, ve bir süre sonra bugünün karelerindekiler de bulunmayacağı için, onların da tadı güzelleşecek. Cazın, jazz clublar, asi, kokocu hali yok şu anda ama özgür ruhu devam ediyor. Bazen Babazula&#39;da, bazen Bugge Wesseltoft&#39;ta, bazen de Mars Volta&#39;da. &lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/474174909007063262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/474174909007063262?isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/474174909007063262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/474174909007063262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/10/caz-oluyor-mu.html' title='Caz Ölüyor Mu?'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhsrOXJxuVOOYke8AWVizwkEc41FCYYohcJ_mTn2wIJI7Q6XipBtxFXXl5mZL6oSkvKO27p-eUJYiqfL0vDdOxMcBCiJH3e4uPEdCNFKlPTeZ6N6RqOGReOsxCJMcwwbaUz9ESgaMU2uunL/s72-c/jazz_face_246775.jpg" height="72" width="72"/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-5352026985850176146</id><published>2010-10-08T17:36:00.001+03:00</published><updated>2010-12-04T22:56:37.306+02:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Discourse"/><title type='text'>GATA Chronicles #2</title><content type='html'>Geçen sene yine GATA ile ilgili yazdığım bir yazıyı hatırlayacaksınızdır. Bende FMF (Ailevi Akdeniz Ateşi) adında bir hastalık var ve nedense bu hastalık, beni askerden muaf edebilir. Hastalığın olayı ise şu: Ileride böbrek yetmezliğine sebep olabilir, bu yüzden ilaç içiyorum. İçmezsem de kısa vadede, arasıra 3 günlük karın ağrıları ve ateş yaşıyorum. Bakmayın böyle yazdığıma, en azından bendeki versiyonu o kadar da ağır bir hastalık değil. (Hastalığın diğer versiyonları için scroll down).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerin mantığı şu: Eğer seni askerlikten muaf edeceğimiz bir hastalığın varsa, gel bunu görelim. Ilacını bırak, atağını geçir. Ne kadar saçma sapan bir mantık, dikkatinizi çekerim. Sivil hayatta aldığın raporları, Çapa&#39;dan bile alınmış olsa, saymıyorlar. Hastalığım genetik olsa da, yani geçmesi mümkün olmasa da, geçen sene kendi verdikleri rapordan sonra ikinci kere bunu görmek istiyorlar. Neyse, ben de ilacımı bıraktım düğün sonrası. Ve ilk atak geldi; cuma akşamı. GATA&#39;ya gittim ama askerlik şubesinden sevk almadığım için yatırmıyorlar. Yatırmadıkları için sadece gözlemleyip eve gönderiyorlar. Haftaiçi oldu sevkimi aldım ama krizim geçmişti. Doktorlar da saymadı. Yatacaksın dediler, ben de kaçtım hastaneden. Kaçmaz olaydım, iki gün sonra tekrar atak geldi, bir sonraki cuma akşamı. Yine sevk alamadım yine hastanede yatırmadılar. Ama bu sefer bu hastalığa bakan bölümün nöbetçi doktorunu çağırttırıp FMF atağı olduğuna dair rapor aldım. Kim hastanede yatmak ister ki sonuçta, raporlarımı alıp hasta olduğumu gösterebilirim. Bu sefer de ateşim çıktığı zaman gözlemlenmediği için bu atak da sayılmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim sikerler. Sevkimi aldım, sapasağlam bir şekilde hastaneye girişimi yaptım. Nasılsa krizler geliyo arka arkaya, olduğunda yatmış olayım da gözlemlensin, ben de siktirip gideyim evime, elimde çürük raporumla. Ama Murphy ve kanunları sağolsun, 1 ay hastanede yattım ve hiçbir şey olmadı. Veya kısaca olanları anlatayım, baymazsanız okuyun, ne boktan bi ülkede olduğumuzu anlayın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorlardan istediğim şuydu, bana bir süre erteleme versinler, ben ilacımı alayım, sonra bırakayım ve kriz geçireyim. Onlar da adam gibi gözlemlesinler. Sonuçta ben yattığım zaman bana kriz gelmezse bu, sağlığımın iyi olduğunu değil, şansımın kötü olduğunu gösterir. Iki kriz de haftasonuna gelmese ben çoktan işimi halletmiştim. Ama bunu söylemek istediğim doktorlar, &quot;soru soramazsın&quot; diyerek kestirip attılar. Diğer erlere de muamele aynı; tahlillerinin sonucunu öğrenmek isteyenlere, seni ilgilendirmez deniyor ve bitiyor. Yani askeri hastane değil tıbbi kışla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 kişilik bir odada kaldım. Diğer yataklara gelenler, gidenler oldu. Iki kişi vardı. Biri Ankara&#39;dan transfer olmuş ve karaciğer nakli bekliyordu. Bir gece yattı, ertesi gün yoğun bakıma alındı, ertesi gün öldü. Tanıdığın insanların son anlarını görmek ve ertesi gün onların ölmesi psikolojik olarak insana koyuyor. Bir hafta kalan biri daha vardı, bir siroz hastası. Ailesi de devamlı yanındaydı. Belli ki adam da, ailesi de çok kafa insanlar ve hayatı keyifle yaşamayı seviyorlar. Pazartesi geldi, bütün aile ile baya muhabbetimiz gelişti. Cuma sabahı durumu ağırlaşınca yoğun bakıma aldılar. Haftasonu karaciğer nakli için karaciğer arandı ama GATA, ulusal ağa bağlı olmadığı için bulunamadı. Diğer hastanelerin ilgili bölümünde de haftasonu doktor olmadığı için sevk edilemedi. Pazartesi sabahı, tam sevk edilecek o da vefat etti. Bu ülkede haftasonu hasta olmayacaksın! Sağlık da mesai saatlerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odamdan iki kişinin vefat ederek gitmesinin dışında emekli, 81 yaşında bir subayın, bir hafta boyunca hiç bir gece uyumayıp, sabaha kadar devamlı otomatik yatağını indirip kaldırıp, refakatçi kızına bağırması ile biz de gece uykularından olduk. Ve bu, psikolojimizi tamamen bozdu. Zaten sağlam olarak hastanede bir ay yatmak, bok gibi davranılmak ve dışarı çıkarılmamak koyarken, iyice cıvatalar gevşedi. Fiziksel olarak belki turp gibiydim ama kafayı sıyırmak üzereydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka FMFliler de vardı, hatta bi tanesi bizim odaya gelmişti. Geldiğinin ikinci günü krizini geçirdi. Ama onunki, benimki gibi değil. Göğsü tıkanıyor, nefes alamıyor, bağırıyor istem dışı, gözlerinden başka bir yerini hareket ettiremiyor. Başka FMFlilerde dizler ve bilekler şişiyor ayrıca. Benimki o kadar ağır değil neyse ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vefat edenleri ve diğer FMFlileri görünce (ve elimdeki bolca zamanda küfredip, lanetleyip, 5 saatlik koşular yaptıktan sonra) her işte bir hayır vardır kafasına girdim. Başka bir yere çıkamıyor insan zaten. Vardır bir hayır. Sonunda &quot;askerliğe elverişlidir&quot; raporumu babalar gibi elime alıp askerlik şubeme vermeye gittim. Oradakiler bile kıçıyla gülüyor hastanenin muamelesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Oscar konuşması yapayım. Bir kere her Allah&#39;ın günü gelip benle saatlerce oturan, evden yemek getiren ve bana çocuk muamelesi yapan anneme ne kadar teşekkür etsem az. Sonra beni devamlı arayan kankalarım Lazarov, Ömer Abi, Hacı, Saporta ve Zakuto&#39;ya da binlerce teşekkür. Blackberry&#39;ime, beni dünya ile bağlı tuttuğu, gerçek hayat ile entegre ettiği için müteşekkirim. Son gece saatlerce ofisinde muhabbet ettiğimiz Sarı Doktor&#39;a da bol sabır diliyorum. Kantindeki Beşiktaşk&#39;lıya, Formula 1&#39;ci subaya, Galatasaray&#39;lı komiserime de muhabbetleri için bolca teşekkür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz de siz olun, hayatınızın değerini bilin. Son gün arabamın anahtarını bile özlediğimi farkettim. Giyinmek, duş almak, insan gibi yaşamak ne kadar büyük nimetlermiş... Aralık&#39;ta askere gidene kadar günümü gün edicem. Yine de her fırsatı deneyip, her aklı başında insanın hayalindeki çürük raporunu da almaya çalışmaya devam edicem. Lanet olsun Türk&#39;üm diyene!</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/5352026985850176146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/5352026985850176146?isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/5352026985850176146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/5352026985850176146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/10/gata-chronichles-2.html' title='GATA Chronicles #2'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6503204599922516101.post-1926688714174404740</id><published>2010-08-27T12:13:00.001+03:00</published><updated>2010-08-27T12:16:26.463+03:00</updated><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Cimbom"/><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="das ist Fussball"/><title type='text'>Ulan Galatasaray!</title><content type='html'>&lt;a href=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjCGVzZ8hiEgdsYKLs7jte_WdsdZ06XnOcw02AGnePw_FxQY_5umwBMK3ckcoytpWnT95royRPnKZY_00g-fiQzHfN6Bs4FK_0EudLW2groq9o_p2MEW3tpBmkvWowKy78WDC4WJAov10ys/s1600/karpaty-lviv-0-galatasaray-0-798967+(1).Jpeg&quot;&gt;&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 290px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5510014853168046050&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjCGVzZ8hiEgdsYKLs7jte_WdsdZ06XnOcw02AGnePw_FxQY_5umwBMK3ckcoytpWnT95royRPnKZY_00g-fiQzHfN6Bs4FK_0EudLW2groq9o_p2MEW3tpBmkvWowKy78WDC4WJAov10ys/s400/karpaty-lviv-0-galatasaray-0-798967+(1).Jpeg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; Sezon başladığından beri 6 resmi maç oynamış, 1 galibiyet almış, her maçından gol yemiş bombok bir GS ile karşı karşıyayız. Doktorlar reçete yazmaz gün sayısı verir böyle hastalara. Süper Kupa&#39;yı alışımızın 10. yıldönümünde geldiğimiz nokta hakikaten içler acısı. Artık Avrupa&#39;nın Fatihi lafıyla alakamız yok. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dünkü Karpaty Lviv maçı sırasında, &quot;elensin lan şu takım&quot; dedim. Yani bir yandan diyorum, öbür yandan da üzülüyorum. Öyle sado-mazo. Neyse sonra Aydın golü atınca, &quot;hadi bari gruplara kaldık belki kendimize geliriz&quot; dedim ama onu bile beceremedik. Herşeye iyi tarafından bakmak lazım: 5 yıl önce Konya&#39;ya attığı son dakika golünün ekmeğini hala yiyen Aydın&#39;a, turu geçsek bi 5 senelik yangelyat sözleşmesi daha uzatılacaktı. O olmadı en azından.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beni çok daha heyecanlandıran, hüzünlendiren, zamanında GS için hissettiklerimi hissettiren takım ise Trabzonspor&#39;du. Gerçekten övünülecek bir takımları var ve Beşiktaş ile şampiyonluk yarışını ikisi götürecektir bu sene. GS için tek dileğim ise keşke bu hafta ligden elenmenin de bir yolunu bulsa da biz de bu seneyi kanser olmadan bitirsek!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;(burada bitirecektim de hızımı alamıyorum. Rijkaard&#39;ı seviyorum, gitmesin tabi ki ama onun da gözlerinin feri bitmiş. Takım iki başlı olmuş, bir yanda futbolcular öbür tarafta teknik ekip. artık birinin seçilip ya oyuncuların ya teknik ekibin gönderilmesi ve herkesin kayığı aynı yöne çekmesi lazım. bir de &lt;a href=&quot;http://www.ajansspor.com/futbol/uefakupasi/h/20100827/ugur_meleke_ilkokul_diplomasi.html?ref=satb1&quot;&gt;Uğur Meleke&#39;nin şu yazısını &lt;/a&gt;beğendim transfer hakkında, linkleyelim, yönetim de nasbimizi alsın protestodan)&lt;img style=&quot;TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand&quot; id=&quot;BLOGGER_PHOTO_ID_5510014849262364258&quot; border=&quot;0&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhF55DwsvH-4zTrD0iiuv0iqcOcvVOsPciVZYJMdnUsZ-tu0w8NhmqHiN7HbWtlxOOmkfMukHMH0G1GoNLnBbOlBzRZygdV1dvkylxWZ8v10xstAlpjR-F8fS-HIQeXHFNCNRTg_7r5oJ0K/s400/36990_438045129578_789634578_5900462_3981816_n.jpg&quot; /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://randomdefunct.blogspot.com/feeds/1926688714174404740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment/fullpage/post/6503204599922516101/1926688714174404740?isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/1926688714174404740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6503204599922516101/posts/default/1926688714174404740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://randomdefunct.blogspot.com/2010/08/ulan-galatasaray.html' title='Ulan Galatasaray!'/><author><name>Defunct</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17033644647772661870</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_81Nat9aBwQk/SoGD1-yHDNI/AAAAAAAAABA/DUADj8Rp3Bo/S220/001+(6).JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjCGVzZ8hiEgdsYKLs7jte_WdsdZ06XnOcw02AGnePw_FxQY_5umwBMK3ckcoytpWnT95royRPnKZY_00g-fiQzHfN6Bs4FK_0EudLW2groq9o_p2MEW3tpBmkvWowKy78WDC4WJAov10ys/s72-c/karpaty-lviv-0-galatasaray-0-798967+(1).Jpeg" height="72" width="72"/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>