<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0"><channel>



<title>Red Thread e-dergi</title>
<link>http://www.red-thread.org</link>

<language>tr</language>
<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/rss+xml" href="http://feeds.feedburner.com/RedThread" /><feedburner:info uri="redthread" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><item><title><![CDATA[Sayı 3]]></title><link>http://feedproxy.google.com/~r/RedThread/~3/dzSEvT2eHxg/sayi-detay.asp</link><description>12.11.2011 &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;em&gt;Red Thread&lt;/em&gt; e-dergisinin &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; sayısında, derginin başlangıcından itibaren odaklandığı b&amp;ouml;lgeden gelen eleştirel vaka incelemeleri, denemeler ve g&amp;ouml;r&amp;uuml;şmeler yer alıyor. Bu metinlerde ekonomik, toplumsal ve politik a&amp;ccedil;ılardan "dezavantajlı" sayılan sosyallikler tarafından geliştirilen değişik m&amp;uuml;cadele bi&amp;ccedil;imleri, ve sanatsal ve aktivist pratiklerin bu topluluklarla kurduğu &amp;ccedil;etrefil ve genellikle karmaşık ilişki tartışılıyor. K&amp;uuml;reselleşmiş kapitalist d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;mlerle ele ele veren devlet siyasaları tarafından ya kenara itilmiş, ya yerinden edilmiş ya da par&amp;ccedil;alanmış olan bu susturulmuş toplulukların yaşamlarını s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rmek ve egemen g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;rl&amp;uuml;k ve temsil politikalarına karşı direnmek i&amp;ccedil;in kendilerine &amp;ouml;zg&amp;uuml; belirli stratejilerinin yanı sıra onları kent bağlamındaki daha geniş &amp;ouml;l&amp;ccedil;ekli d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;mlerden hem &lt;em&gt;koparan&lt;/em&gt; hem de bunlara &lt;em&gt;bağlayan&lt;/em&gt; arzu ve korkuları var. Bu sayıyı hazırlarken amacımız tam da bu &lt;em&gt;aralık&lt;/em&gt;ta birbiriyle ilişkili bir dizi soruyu irdelemekti: sermayenin ulusal/ulus&amp;ouml;tesi mek&amp;acirc;nları ile pratiklerin mahalleri arasında; denetim altına alınmış kamusal mek&amp;acirc;nlar ile kamusal edimler arasında; farklı mutenalaştırma bi&amp;ccedil;imleri ile yeni ortaya &amp;ccedil;ıkan aidiyet bi&amp;ccedil;imleri arasında; hafıza ile karşı-hafıza arasında, bir başka deyişle, zorla dayatılan soyutlamalar ile dağınık da olsa yeni maddileşme bi&amp;ccedil;imleri arasındaki aralıkta.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;em&gt;Aralık&lt;/em&gt; &amp;uuml;zerinde durmayı &amp;ouml;zellikle verimli buluyoruz. Aralık, g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;rl&amp;uuml;k ve g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmezlik arasındadır. G&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;rl&amp;uuml;k ve g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmezlik &amp;ccedil;oğu zaman birbirinin karşısına konur ve birincisi, g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;rl&amp;uuml;ğ&amp;uuml; varsayılan toplulukla daha demokratik bir ilişkiyi ima eder. Ancak, neoliberal zamanlarda g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmezlik, sermayenin k&amp;ouml;k salmış ama sanal konumları tarafından desteklenerek &amp;ccedil;oğalan g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;rl&amp;uuml;k bi&amp;ccedil;imlerinin i&amp;ccedil;inde bir yerlerdedir. Dezavantajlı topluluklar ya araştırma ve siyasa &amp;uuml;retimini destekleyen nesneler haline getirilirler ya da medyadaki egemen temsil etme bi&amp;ccedil;imleri tarafından, "yoksulluk pornosu" kavramını hatırlatacak şekilde, g&amp;ouml;rsel t&amp;uuml;ketim ve denetleme ama&amp;ccedil;lı olarak ele ge&amp;ccedil;irilirler. Her iki durumda da kendi mahallerinden, politik etkililiklerinden ve eşitlik taleplerinden soyutlanırlar. O zaman, "politika nedir?" sorusu sadece &lt;em&gt;daha fazla&lt;/em&gt; g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;rl&amp;uuml;k &amp;uuml;retme peşindeki siyasaların &amp;ouml;tesine ge&amp;ccedil;meyi hedefleyen sanatsal ve aktivist pratikler a&amp;ccedil;ısından hayati bir soru haline gelmektedir. Ranci&amp;egrave;re'in eşitlik kavramını politikayı ifade etmek bakımından ilham verici buluyoruz. Y&amp;ouml;netmek ve topluluğun rızasını yaratmakla ilgilenen, payların dağıtımı ile mevkilerin ve işlevlerin hiyerarşisine dayanan siyasadan [&lt;em&gt;policy&lt;/em&gt;] kesin bir şekilde farklı olarak, Ranci&amp;egrave;re i&amp;ccedil;in eşitlik &lt;em&gt;politikası&lt;/em&gt; "herkesin eşit olduğu varsayımından hareket eden ve bu varsayımı doğrulama &amp;ccedil;abasının y&amp;ouml;nlendirdiği bir dizi pratikten oluşur. Bu pratikler k&amp;uuml;mesinin esas adı &lt;em&gt;kurtuluş&lt;/em&gt; olmaya devam eder" ("Politics, Identification, and Subjectivization", &lt;em&gt;October&lt;/em&gt;, 61, 1992, s. 58). Ranci&amp;egrave;re eşitlik s&amp;uuml;recinin bir farklılık s&amp;uuml;reci olduğunu iddia eder, ancak farklılık, farklı kimliklerin karşı karşıya gelmesi anlamını taşımaz. Eşitliğin icra edilmesi, kendiliğin, s&amp;ouml;zkonusu topluluğa isnat edilmiş &amp;ouml;zelliklerin ya da niteliklerin icrası değildir; bundan farklı olarak, bir tartışmanın a&amp;ccedil;tığı belirli bir yere [&lt;em&gt;topos&lt;/em&gt;] -aralığa aittir: "politik &amp;ouml;znenin yeri bir aralık ya da boşluktur: isimlerin, kimliklerin, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rlerin vb. arasında olduğumuz &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de birlikte oluruz" (s.62).&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu sayıda yer alan katkılar, g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zdeki siyasalar ve d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;mler karşısında &amp;ouml;ncelikle, değişik şekillerde ve tikel &amp;ouml;rnekler &amp;uuml;zerinden, bu aralıkları nitelemeye &amp;ccedil;alışıyorlar; ayrıca, bu aralıkların politika i&amp;ccedil;in sunduğu imk&amp;acirc;nlar &amp;uuml;zerinde duruyorlar. Politikadaki ortak karşılaşma mek&amp;acirc;nlarının yok edilmesiyle oluşan ve politikanın muhataplarını silen, Alexander Kluge'in deyişiyle "lastik duvar"ı delmek i&amp;ccedil;in yollar arıyorlar. Dile gelen vakalar tikel ama karşılaştırılabilir. &amp;Ouml;zellikle sanat, aktivizm ve bu alanlar arasında dile getirilen ara oluş bi&amp;ccedil;imleri tarafından -(bu sayıdaki bir&amp;ccedil;ok katkıda g&amp;ouml;r&amp;uuml;lebileceği gibi) etkileşimde oldukları sosyalliklerle ilişkilerinde tevazu, sebat ve geri &amp;ccedil;ekilmeye hazır olma &amp;ccedil;ağrısıyla- benimsenebilecek yeni politik imk&amp;acirc;nları d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek i&amp;ccedil;in bu karşılaştırmayı yapmaya değer. Kolektif d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nme &amp;ccedil;abasının bir par&amp;ccedil;ası olarak bu sayının olası yazarlarıyla d&amp;uuml;zenlendiğimiz tartışma toplantısında Jean Francois P&amp;eacute;rouse ş&amp;ouml;yle demişti: "bir şekilde sanat, hayatımızı anlamlandırma g&amp;ouml;revini &amp;uuml;stleniyor ama farklı anlamlandırma pratikleri var, belki bunlarla hareket ederek ortak bir anlamlandırma d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nebiliriz. Tek taraflı, &amp;lsquo;ben sana s&amp;ouml;ylerim saadetin ne olduğunu' gibi değil, karşılıklı bir şekilde."&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kapak fotoğrafı:&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;'&amp;Ccedil;ocukların dilinde Zaferin adı'&lt;/strong&gt;, tek perdelik operet, 2010, G&amp;uuml;lsuyu-G&amp;uuml;lensu&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;Etcetera...&lt;/strong&gt; (Federico Zukerfeld, Loreto Garin Guzman)&lt;br /&gt; K&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel Aracılar ve Etcetera Arşivleri&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/RedThread/~4/dzSEvT2eHxg" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=9</feedburner:origLink></item><item><title><![CDATA[Yazılar]]></title><link>http://feedproxy.google.com/~r/RedThread/~3/dzSEvT2eHxg/sayi-detay.asp</link><description>&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=46"&gt;Hatırlayan Ucubeler: Tophane&amp;#8217;deki İşçi Anıtının Hikâyesinin İzini Sürmek - Bölüm I&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Meltem Ahıska&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=47"&gt;Yedinci Adam&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Hafriyat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=48"&gt;Konu Kültürel Politikalar Haline Geldiğinde: Onuncu Sharjah Bienali`nde Liberalizmin Tuzakları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Angela Harutyunyan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=49"&gt;İş Başa Düşünce&amp;#8230;: Tophane Olaylarının Ardından Hassasiyet ve Sorumluluk Üzerine Sorular&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Banu Karaca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=50"&gt;Neoliberal Ütopya Olarak Mekânsız Mekânlar: Soylulaştırılan İstiklal Caddesi ve Ticarileştirilen Kent Mekânları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Yaşar Adnan Adanalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=51"&gt;Erbay Yucak ile Bir Umut Derneği Üzerine Söyleşi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Meltem Ahıska&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Erden Kosova&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=52"&gt;Kapitalizm, Umutsuzluk ve Aciliyet&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Deniz Yonucu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=53"&gt;Şiddet ve Özgürlük: Kürt Çocuklarının Siyaseti - Bölüm I&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Haydar Darıcı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=54"&gt;&amp;#8220;Çıplak Hayat&amp;#8221; ve &amp;#8220;Politik Olan&amp;#8221; Arasında Yoksulluk ve Yurttaşlık: İstanbul Kavakpınar Vakası&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Meltem Ahıska&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Zafer Yenal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=55"&gt;Kültürel Aracılar ve Olası Etkileri Üzerine&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Oda Projesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Erdoğan Yıldız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=56"&gt;Pelin Demireli, Neşe Ozan ve İlhan Sayın ile Sulukulelilerle Dayanışma Çalışmaları Üzerine bir Söyleşi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Balca Ergener&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Asena Günal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Erden Kosova&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=57"&gt;Çirkinkent: Avrupa&amp;#8217;daki Roman Karşıtlığına Reddiye&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Eduard Freudmann&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ivana Marjanovi&amp;#263;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=58"&gt;Avrupa&amp;#8217;da Çingene Düşmanlığı ve Sınıfsal Irkçılık&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Vladan Jeremi&amp;#263;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Rena Rädle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=61"&gt;Yeni Partizanlar Arayın: &amp;#8216;Partisan Songspiel. Belgrade Story&amp;#8217; Adlı Videonun Yaratıcıları ile Söyleşi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Jelena Vesi&amp;#263;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=62"&gt;Irkçılıkla Mücadelede Sanatsal ve Kuramsal Stratejiler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Suzana Millevska&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=64"&gt;Hatırlayan Ucubeler: Tophane&amp;#8217;deki İşçi Anıtının Hikâyesinin İzini Sürmek - Bölüm II&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Meltem Ahıska&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=65"&gt;Hatırlayan Ucubeler: Tophane&amp;#8217;deki İşçi Anıtının Hikâyesinin İzini Sürmek - Bölüm IIII&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Meltem Ahıska&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=66"&gt;Şiddet ve Özgürlük: Kürt Çocuklarının Siyaseti - Bölüm II&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Haydar Darıcı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/RedThread/~4/dzSEvT2eHxg" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=9</feedburner:origLink></item><item><title><![CDATA[Sayı 2]]></title><link>http://feedproxy.google.com/~r/RedThread/~3/MOBr-E8FHAM/sayi-detay.asp</link><description>13.10.2010 &lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu sayı, Red Thread e-dergisi ile &lt;a href="http://at.tranzit.org/en/sweet_sixties/" target="_blank"&gt;TATLI 60'lar&lt;/a&gt; projesinin işbirliği sonucunda hazırlandı. Red Thread; g&amp;ouml;zden uzak kalmış b&amp;ouml;lgelerin 1960'larda ge&amp;ccedil;irdiği devrimi g&amp;uuml;ncel sanat perspektifinden ve teorik a&amp;ccedil;ıdan mercek altına alan ve ilgili kişi ve kurumların işbirliğiyle geniş bir uluslararası ağ oluşturan uzun vadeli, deneysel ve bilimsel bir araştırma, eğitim ve k&amp;uuml;rat&amp;ouml;rl&amp;uuml;k projesi olan TATLI 60'lar i&amp;ccedil;in teorik bir platform sağladı. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Karşılaştırmalı bir analiz yapan ve 60 ve 70'lerin sanat, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r ve toplumlarında g&amp;ouml;r&amp;uuml;len tarihsel gelişmeleri bir bağlama oturtarak g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zdeki sosyopolitik ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel durumlara etkilerini araştıran TATLI 60'lar projesinin, k&amp;uuml;rat&amp;ouml;rl&amp;uuml;k ve sanat &amp;ccedil;alışmalarındaki odağı, "ideoloji sonrası toplumlar"dır (Sovyet d&amp;ouml;nemi sonrasındaki, sosyalizm sonrasındaki &amp;uuml;lkeler, Doğu Avrupa, Ortadoğu, Batı ve Orta Asya ile Kuzey Afrika &amp;uuml;lkeleri ve ikinci adımda, &amp;Ccedil;in ve Latin Amerika).&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;60'larda k&amp;uuml;resel k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml; etkisi altına alan ve hen&amp;uuml;z h&amp;acirc;l&amp;acirc; tam anlamıyla g&amp;uuml;n ışığına &amp;ccedil;ıkmamış değişim ile birlikte, bu değişimin, devrimci d&amp;ouml;neme dair tarihi incelemelerde g&amp;ouml;z ardı edilen &amp;uuml;lkelerdeki etkileri ve "Prag Hattı" &amp;ouml;tesinde gelişen durumlar projenin ana odağını oluşturmaktadır. Genel algıda, 60'lar h&amp;acirc;l&amp;acirc; Batı k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml; ile ilişkilendirilmektedir ve "periferi"de yahut "kenarda kalmış" b&amp;ouml;lgelerde Batı'daki s&amp;uuml;re&amp;ccedil;lerin bi&amp;ccedil;imsel ve b&amp;ouml;l&amp;uuml;k p&amp;ouml;r&amp;ccedil;&amp;uuml;k kopyalarına rastlandığı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;lmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Jeopolitik ve sosyok&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel bağlamların farklılığına rağmen, Batı Asya, Ortadoğu, G&amp;uuml;ney Kafkaslar ve (Arap d&amp;uuml;nyası da dahil olmak &amp;uuml;zere) Kuzey Afrika'daki &amp;uuml;lkelerde 60'ların ortalarından beri s&amp;uuml;regelen siyasi, sosyal ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel s&amp;uuml;re&amp;ccedil;ler, birbirleriyle yakından ilişkili olmuştur ve hem b&amp;ouml;lgesel, hem de k&amp;uuml;resel a&amp;ccedil;ıdan sonraki gelişmelerin şekillenmesinde ciddi rol oynamıştır. S&amp;ouml;z konusu d&amp;ouml;nemde inşa edilmiş siyasi, toplumsal ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel paradigma ve kurguların altında yatan anlayışın ve yol a&amp;ccedil;tığı etkilerin izlerini g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde de s&amp;uuml;rmek m&amp;uuml;mk&amp;uuml;nd&amp;uuml;r. Aynı zamanda bug&amp;uuml;n bu "isyan coşkusuyla" dolup taşmış devrin k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rleştirilmesine ve estetize edilmesine tanık olmaktayız.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Proje; toplumsal, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel, siyasi ve ekonomik alanlardaki&amp;nbsp; (toplumsal/siyasi hareketler ile mimari, edebiyat, g&amp;ouml;rsel sanatlar, sinema, pop&amp;uuml;ler k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r, kitle k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml; ve alt k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rdeki vs. başlıca &amp;ccedil;alışma ve trendler gibi) &amp;ouml;nemli sembol, ifade ve gelişmeleri (g&amp;uuml;ncel sanat perspektifinden ve eleştirel yaklaşımlarla) karşılaştırmalı bir şekilde analiz ederek, bu &amp;ccedil;alkantılı d&amp;ouml;nem a&amp;ccedil;ısından s&amp;ouml;z konusu &amp;uuml;lkelerdeki fark ve benzerlikleri incelemektedir.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;60'ların başında, o d&amp;ouml;nem periferi veya taşra olarak g&amp;ouml;r&amp;uuml;len pek &amp;ccedil;ok sanat &amp;ccedil;evresine ve at&amp;ouml;lyelere umutlu bir modernizm ruhu ulaşmıştı. Stalinist ger&amp;ccedil;ek&amp;ccedil;ilik diktası boyunca tırmanan varoluşsal korkularla birlikte, Sovyet Bloğu diye adlandırılan b&amp;ouml;lgede daha 1956 yılında bile karşı tepkiler g&amp;ouml;r&amp;uuml;lmeye başlamış, sonu&amp;ccedil; olarak da aşırı &amp;ouml;znellik yeniden filizlenmişti. Batı ve Orta Asya'nın yanı sıra, Arap D&amp;uuml;nyası ile Kuzey ve Orta Afrika'daki totaliter ve kolonyal sanat &amp;ccedil;evrelerinde ortaya &amp;ccedil;ıkan yeni grup ve g&amp;ouml;r&amp;uuml;şler, uluslararası ge&amp;ccedil; modernist evrenselci sanat ruhuna katıldılar ve kinetik objeleri, ışık yerleştirmeleri ve yapısal-geometrik soyutlamalarıyla kendilerini yeniden uluslararası kanonun bir par&amp;ccedil;ası olarak g&amp;ouml;rebildiler.&amp;nbsp; Savaştan sonraki ikinci on yıllık d&amp;ouml;nemde, Demir Perde'nin her iki yanından ve eski kolonilerden bir kuşak neokonstr&amp;uuml;ktivist sanat&amp;ccedil;ı bir t&amp;uuml;r uluslararası birlik oluşturmuştu.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;S&amp;ouml;z konusu d&amp;ouml;nemde, baskıcı atmosferin etkisinin azalması sanatsal ifadeyi &amp;ouml;zg&amp;uuml;rleştirmiş, estetik &amp;ccedil;alışmalar i&amp;ccedil;in de yeni bir yaklaşımın yolunu a&amp;ccedil;mıştır. Neokonstr&amp;uuml;ktif modernizm, yeni soyutlama, bir devrin kapanışını simgelemekle kalmamış, bir a&amp;ccedil;ıdan baskı mekanizması işlevi de g&amp;ouml;rm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r: yeni modernizm; fordizm, sosyalizm ile onların toplumsal modernizasyon modellerinin hata ve kusurlarının da telafisiydi; kitle k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml;n rutin nesnelerini eleştirmiş, sanat &amp;ccedil;alışmalarını formu temel alan soyut bir uzama taşımış ve Soğuk Savaş d&amp;ouml;nemi d&amp;uuml;nyasının birleşme noktası olmuştu. Neo-avangardlar d&amp;ouml;nemi d&amp;uuml;nyanın d&amp;ouml;rt bir yanında etkiler bırakmıştır. Oysa g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde kanonu oluşturan h&amp;acirc;l&amp;acirc;, merkezde yer almış neo-avangardlardır.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;G&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde kabul g&amp;ouml;ren egemen anlatıların ve tarihi kanonların aksine, proje, 60'lardaki s&amp;uuml;re&amp;ccedil;leri, tekil bir patlamanın d&amp;uuml;nyanın diğer b&amp;ouml;lgelerinde yankı bulması olarak değerlendirmemekte; k&amp;uuml;resel &amp;ouml;l&amp;ccedil;ekte yaşanmış ve farklı radikal sosyopolitik ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel s&amp;uuml;re&amp;ccedil;lerin gelişmesine bağlı olarak d&amp;uuml;nyanın her k&amp;ouml;şesinde paralel moderniteler oluşmasına yol a&amp;ccedil;mış genel bir sosyok&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel, siyasi ve ekonomik durum olarak g&amp;ouml;rmektedir.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: right;"&gt;İngilizceden &amp;ccedil;eviren: G&amp;uuml;lin Ekinci&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/RedThread/~4/MOBr-E8FHAM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=7</feedburner:origLink></item><item><title><![CDATA[Yazılar]]></title><link>http://feedproxy.google.com/~r/RedThread/~3/MOBr-E8FHAM/sayi-detay.asp</link><description>&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=31"&gt;Sovyet 60`ları: Projenin Sona Ermesinden Hemen Önce&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Keti Chukhrov&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=32"&gt;"Sonradan Gelen Her Zaman Gelecek Değildir" ("Yugoslavya (sonrası) sanatında siyasal pratikler" projesi üzerine bazı düşünümler)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Branislav Dimitrijevi&amp;#263;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=33"&gt;Kolektif Hafızadaki Boşluklar veya Yerevan`ın Kentsel Uzamının 60`lardaki Dönüşümü&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Ruben Arevshatyan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=34"&gt;Anıtsal ve Minimal Mekân: Mimarlıkta ve Şehir Planlamacılığında Sovyet Modernizmine Giriş&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Klaus Ronneberger, Georg Scho&amp;#776;llhammer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=35"&gt;60`lar Deneyimine Dönüş: Yuliya Sorokina (Almatı) ile Ulan Djaparov (Bişkek) Arasındaki Bir Tartışma&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Yuliya Sorokina, Ulan Djaparov&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=36"&gt;Melih Cevdet: İkinci Yeni`den Sonra&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Orhan Koc&amp;#807;ak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=37"&gt;Çelişkili 60`lar: İmparatorluk ve Kültürel Direniş&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Hrach Bayadyan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=38"&gt;1968: Küresel mi Yerel mi? &lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Emin Alper&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=39"&gt;(Ukrayna) Milliyetçiliği Hakkında Bilmek İsteyip Lenin`e Sormaya Çekindiğiniz Her Şey&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Olga Bryukhovetska&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=40"&gt;60`ların Anlatıları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Sohrab Mahdavi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=41"&gt;Yenilenmenin Kara Güneşi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Toni Maraini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=42"&gt;Tatlı 60lar: Halkların Kurtuluşu ve Bireylerin Özgürlüğü Arasında, ya da Kendini Temsil Etmenin Zorluğu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Daho Djerbal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=43"&gt;Nadire Mater ile Söyleşi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Ceren U&amp;#776;nlü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=44"&gt;İnsanileşmenin Bir Koşulu Olarak Bilimselleşme&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Matko Mes&amp;#780;trovi&amp;#65279;&amp;#65279;&amp;#65279;&amp;#263;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=45"&gt;Kor ve Ateş Yılları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Didem Pekün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/RedThread/~4/MOBr-E8FHAM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=7</feedburner:origLink></item><item><title><![CDATA[Sayı 1]]></title><link>http://feedproxy.google.com/~r/RedThread/~3/CzZyd-V16IM/sayi-detay.asp</link><description>24.09.2009 &lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;em&gt;Red Thread&lt;/em&gt; e-dergisinin edit&amp;ouml;rleri olarak, ciddi bir &amp;ccedil;eşitlilikle [&lt;em&gt;heterogeneity&lt;/em&gt;] karşı karşıyayız. Bu &amp;ccedil;eşitlilik bir yandan projenin gerektirdiği bir şey, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; farklı b&amp;ouml;lgelerden insanların dergiye katkıda bulunması bekleniyor: Merkezinde T&amp;uuml;rkiye'nin yer aldığı, G&amp;uuml;neydoğu ve Doğu Avrupa, daha doğrusu Balkanlar olarak bilinen b&amp;ouml;lgeyi, G&amp;uuml;ney Kafkaslar ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı i&amp;ccedil;ine alan bir coğrafyadan bahsediyoruz. &amp;Ouml;te yandan, "tabloyu genişletmek" ve b&amp;ouml;lgesel katılımcı ağları arasında bağlar kurmak a&amp;ccedil;ısından bu &amp;ccedil;eşitliliğin &amp;ccedil;ok verimli olduğu g&amp;ouml;r&amp;uuml;lebilir. İlişki ağları derken, neredeyse hepsi kaynak geliştirmek i&amp;ccedil;in oluşturulan, bildiğimiz anlamdaki ağları kastetmiyoruz. Bizim derdimiz, s&amp;ouml;z konusu coğrafyanın ortak sorunlarına el birliğiyle kafa yormak, b&amp;ouml;ylece g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;rde keskin sınırlarla ayrılmış farklılıkları kolaylıkla aşılabilir kılmak &amp;uuml;zere karşılaşmaların, dostlukların ve kolektif &amp;uuml;retimlerin &amp;ouml;n&amp;uuml;n&amp;uuml; a&amp;ccedil;mak.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu &amp;ccedil;eşitliliğin &amp;uuml;retici olmasının yolu, ortak zemini g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;r kılan bir karşılıklı alışveriş s&amp;uuml;recinden ge&amp;ccedil;iyor: Yerel d&amp;uuml;zeyde kendini g&amp;ouml;steren &amp;ccedil;eşitliliklerin ortak bağlamı, neo-liberal k&amp;uuml;resel kapitalizmdir. Bu coğrafya i&amp;ccedil;inde paylaştığımız ortak noktalardan bahsettiğimizde, akıllara hemen, yaşadığımız b&amp;ouml;lgelerde &amp;ccedil;oğu zaman şiddete varan &amp;ccedil;atışma hali ve "&amp;ccedil;atışmaları uygar bi&amp;ccedil;imde &amp;ccedil;&amp;ouml;zecek siyasi irade" eksikliği gelir. İşte bu e-derginin sorunsallaştırmaya &amp;ccedil;alıştığı, tam da "Batı bakışının" bu &lt;em&gt;locus communis&lt;/em&gt;'idir. Batı'nın bu coğrafyayla ilgili siyasi imgeleminin başat unsurları, etno-milliyet&amp;ccedil;ilik, k&amp;ouml;ktendincilik ve resmi ideoloji olarak benimsenen &amp;ccedil;okk&amp;uuml;lt&amp;uuml;rl&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n arkasına sığınılarak i&amp;ccedil;ten i&amp;ccedil;e s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;len "şark despotizmi"dir. Entelekt&amp;uuml;el ve sanatsal, yani k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel &amp;uuml;retimin &amp;ccedil;eşitli siyasi (yeniden) eklemlenmelerini ele alan dergi, g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;n neo-liberal k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r politikaları i&amp;ccedil;erisinde "kimlik"lerin birbirinden ayrılma ve (yeniden) birleştirilme bi&amp;ccedil;imlerine meydan okumaktadır.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Derginin ilk sayısında ortaya atılan sorular ş&amp;ouml;yle &amp;ouml;zetlenebilir: Bir konu olarak (yani hem g&amp;uuml;ncel bir konu hem de farklı sanat&amp;ccedil;ıların, k&amp;uuml;rat&amp;ouml;rlerin, sanat eleştirmenlerinin ve kuramcılarının g&amp;ouml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; bir alan olarak) sanat, daha geniş k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel ve sosyo-politik&amp;nbsp; bağlamlarda (k&amp;uuml;resel neo-liberal &amp;ccedil;okk&amp;uuml;lt&amp;uuml;rc&amp;uuml; politikalar ile yerel ulusal k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rler arasında) kendini nasıl konumlandırmaktadır? G&amp;uuml;ncel sanat, entelekt&amp;uuml;el &amp;uuml;retim ve genel olarak k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r alanındaki akt&amp;ouml;rler olarak bizler, bu iki konum arasında sıkışıp kalıyor, ikisinden birine bağlı kalmaya mecbur mu oluyoruz? Dahası, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rde direniş ve/veya m&amp;uuml;dahale pratikleri nasıl tahayy&amp;uuml;l edilebilir ve hayata ge&amp;ccedil;irilebilir? Neo-liberal kapitalizmin teknolojileri aracığıyla m&amp;uuml;temadiyen yeniden inşa s&amp;uuml;recinde olan "ger&amp;ccedil;eklik"le nasıl ilişki kurmalıyız? "Sol" politikanın hasar g&amp;ouml;rm&amp;uuml;ş kavramlarını nasıl yeniden ele ge&amp;ccedil;irebiliriz? Başka deyişle, sanatsal ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel &amp;uuml;retimler, hem sanatta hem politikada yaşanan mevcut temsil krizi i&amp;ccedil;erisinde nasıl &lt;em&gt;politik&lt;/em&gt; olabilir?&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Benzerlikler ve farklılıklar sorunsalı dergideki b&amp;uuml;t&amp;uuml;n metinlere damgasını vuruyor - coğraf&amp;icirc; &amp;ouml;zg&amp;uuml;ll&amp;uuml;klerin yanı sıra her bağlamda d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;r&amp;uuml;c&amp;uuml; benzerlikler de var. "Asyaca Direnmek", başlığının d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; kadar "Asyalı" olmayabilir; Oksana Şatalova'nın metni, bu coğrafyadaki toplumların "farklı zihniyeti", k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rlerinin "&amp;ouml;tekiliği" veya "Doğululuğu" olarak algılanan şeye y&amp;ouml;nelik s&amp;ouml;m&amp;uuml;rge &amp;ouml;ncesi veya sonrası yaklaşımlarda daha &amp;ouml;nce pek &amp;ccedil;ok kez irdelenmiş olan "farklı k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rleştirme" sorunlarına dikkat &amp;ccedil;ekse de, iktidarın fiil&amp;icirc; eğiliminin "aynılığı"nı anlamak a&amp;ccedil;ısından &amp;ccedil;ok bariz ipu&amp;ccedil;ları sağlıyor. D&amp;uuml;nyayı "mantık yerine sezgiyle" kavramaya veya temelde horg&amp;ouml;r&amp;uuml;len ve şiddetle reddedilen "metafor"lar yoluyla ifade etmeye &amp;ccedil;alıştığımızda, onu "farklı şekilde anlamak" i&amp;ccedil;in ne kadar &amp;ccedil;aba g&amp;ouml;stersek de, tekinsiz bi&amp;ccedil;imde benzer olan "şeyler" ortaya &amp;ccedil;ıkar. "Kurumlarla ilgili sorun"&amp;nbsp; (eleştirilecek kurumlar yokmuş gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; zaman bile bu bir "sorun" olmaya devam eder), "birşeylerin olup bittiği" 1990'lara duyulan &amp;ouml;zlem&amp;nbsp; (bizce bu yalnızca Doğu Avrupa'ya &amp;ouml;zg&amp;uuml; bir algı değildir), "kolektivite"nin canlılığını koruması noktasında artan zorluklar, kamusal alanda yaşanan &amp;ccedil;eşitli d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;mlerin artan hızı - b&amp;uuml;t&amp;uuml;n bunlar, bu metnin muhtemel okurlarına &amp;ccedil;ok tanıdık gelecektir. Belki de bu benzerlikler arasında en ilginci, &lt;em&gt;urodivy, &lt;/em&gt;yani "abdal"&lt;em&gt; &lt;/em&gt;fig&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;r: kamusal alanda nihayet eleştirel ifade imk&amp;acirc;nına sahip olacağı bir konuma kavuştuğunda, o konumu dillendirirken kendini kasıtlı olarak marjinalleştirdiğini g&amp;ouml;ren kişi. Bu s&amp;uuml;re&amp;ccedil;, bi&amp;ccedil;imi bakımından farklı ve ifade aracı olan &amp;ouml;zg&amp;uuml;l "dil"e fazlasıyla bağımlı gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;nse de,&amp;nbsp; sanat&amp;ccedil;ı/eylemci &amp;ouml;zne daima bu s&amp;uuml;re&amp;ccedil;te kendi işlevini belirler; ele aldığımız &amp;ouml;zg&amp;uuml;l durumda, konuşabilmek i&amp;ccedil;in, &amp;ouml;nce "hayattan kopuk", yani "deli" olduğunuzu ilan etmeniz gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Vartan Jaloyan'ın "Ermenistan'daki Yeni Siyasi &amp;Ouml;zneler ve 1 Mart Olayları" başlıklı metninde de keşfedilecek pek &amp;ccedil;ok "benzerlik" var. "Ge&amp;ccedil;iş senaryosu", iyi bilinen bir mefhumdur: "Kamusal alan" &amp;ouml;nce "demokratik değişimleri" hayata ge&amp;ccedil;irmek i&amp;ccedil;in ara&amp;ccedil;sallaştırılır, ardından "işlevini yerine getirdiği" ve artık bir "sorun" haline geldiği i&amp;ccedil;in baskı altına alınır&amp;nbsp; ve yeni kurulan otoriter rejimler tarafından ele ge&amp;ccedil;irilir. Berlin'in doğusunda yaşayan herkes bu senaryoya aşinadır. Kapitalizmin kendi i&amp;ccedil;indeki &amp;ccedil;elişkiler, "milliyet&amp;ccedil;i" ve "liberal" kutuplar arasındaki &amp;ccedil;atışmalar da herkesin malumu; metinde ayrıca, soyut "ulus" kavramının, ger&amp;ccedil;ekte siyaset fikrini "felce uğratmanın" ve toplumun genelinden dışlamanın aracı olduğu, siyas&amp;icirc; eylem alanının ya daha dolaysız bir "kentsel" d&amp;uuml;zeyde veya - ekleyebiliriz ki - "ulus"unkinden &amp;ccedil;ok daha geniş ve somut bir uluslararası alanda a&amp;ccedil;ılacağı kabul&amp;uuml; de var. Pek &amp;ccedil;ok yerde olduğu gibi, teknolojinin k&amp;ouml;kl&amp;uuml; değişimler yaratmak i&amp;ccedil;in bir ara&amp;ccedil; olarak kullanılabileceği, b&amp;uuml;t&amp;uuml;nl&amp;uuml;ğ&amp;uuml; i&amp;ccedil;inde kavranamasa da fikir olarak mevcut; hatta, on yıl &amp;ouml;nce olsa e-dergimizin sayfalarında Ermeni "DVD devrimi" gibi bir konuyu tartışacağımızı tahmin edemezdik. Fakat, &amp;ccedil;ağdaş ilişki ağlarının ve teknolojik "ifade ara&amp;ccedil;larının" bu "g&amp;uuml;c&amp;uuml;"n&amp;uuml; titizlikle incelemek, siyas&amp;icirc; eylemde tamamen "teknolojik yaklaşım"lara dayanmanın ne derece etkili olacağı a&amp;ccedil;ısından bu g&amp;uuml;c&amp;uuml;n sonu&amp;ccedil;larını iyi &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;p bi&amp;ccedil;mek gerekiyor. Ge&amp;ccedil;tiğimiz on yılda mantar gibi &amp;ccedil;oğalan kendi kendine &amp;ouml;rg&amp;uuml;tlenmiş ağların g&amp;uuml;c&amp;uuml;ne ne kadar inansak da, hangi topluma mensup olursak olalım ya da toplumumuzun algılanan "gelişmişlik derecesi" ne olursa olsun, Jaloyan'ın metninde altına hepimizin imza atacağı bir c&amp;uuml;mle var: "Erivan'ın kapitalist yeniden yapılanması, şimdilik sadece b&amp;uuml;y&amp;uuml;k iş adamı &amp;lsquo;oligarklardan' ve ellerinde b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ekonomik g&amp;uuml;&amp;ccedil; toplayan ayrıcalıklı devlet adamlarından oluşan siyasi y&amp;ouml;netici kesimin yeniden yapılanması anlamına da gelmekteydi."&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Benzerliklere devam edecek olursak, dergide sergi a&amp;ccedil;ılışlarında yaşanan şiddet olaylarına (veya sergi kapatma vakalarına) odaklanan bir b&amp;ouml;l&amp;uuml;m bulunuyor; Belgrad'daki "Exception [İstisna]: Kosovalı Gen&amp;ccedil; Sanat&amp;ccedil;ılar" adlı serginin a&amp;ccedil;ılışının engellenmesinden yola &amp;ccedil;ıkarak bu "vakayı" inceleyen &amp;uuml;&amp;ccedil; metin var (Jelena Vesi&amp;#263;, Du&amp;scaron;an Grlja ve Vladimir Jeri&amp;#263;); diğer bir metin (Balca Ergener), İstanbul'daki "Ellinci Yılında 6-7 Eyl&amp;uuml;l Olayları Sergisi"nin &amp;nbsp;a&amp;ccedil;ılışında eserlerin tahrip edildiği olayların arka planını masaya yatırıyor. İki olay arasında a&amp;ccedil;ık birtakım farklar var: Belgrad'dakinde saldırının hedefi bizatihi "sanatın &amp;ouml;zerkliği" olarak algılandı; İstanbul'dakindeyse, sergi belgesel nitelik taşıdığından, "kamusal ifade hakkı"nın tehdit altında olduğu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;ld&amp;uuml;. Ayrıca, Belgrad'daki sergi hi&amp;ccedil; a&amp;ccedil;ılmadı ve olaylardan kısa bir s&amp;uuml;re sonra hem galeriden hem de kamusal alandan kaldırıldı; İstanbul'daki sergiyse sonu&amp;ccedil;ta g&amp;ouml;sterildi ve bu "vaka" etrafında kamusal tartışma yaşandı. Gelgelelim, burada da, her iki vaka arasında bahsettiğimiz olaylar etrafında g&amp;ouml;zlemlenen benzerlikler &amp;ouml;nemlidir: Her ikisinde de, baskı aygıtı - polis - ne bu sergileri "sosyal olarak korunan" sanat etkinlikleri kapsamına aldı, ne de teşhir edilen eserlerin "polis koruması altında" olduğunu duyurdu. Metinleri okuyup, polisin kendi g&amp;ouml;revini ink&amp;acirc;r etmesinin altındaki sebepleri irdeledik&amp;ccedil;e, nedense hep T&amp;uuml;rkiye'yle &amp;ouml;zdeşleştirilen "derin devlet" kavramının o kadar da benzersiz olmadığını g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz. "Modern ulus inşası" dediğimiz şeyin b&amp;uuml;t&amp;uuml;n farklı unsurları "kimlik politikasının" evrenine dahildir; bu unsurlar, daima şu veya bu "elverişli" s&amp;ouml;ylemi yeniden &amp;uuml;retmenin fiil&amp;icirc; ara&amp;ccedil;larının ve kaynaklarının kontrol&amp;uuml;yle bağlantılı olan yeni/eski iktidar tezah&amp;uuml;rlerine hizmet etmek &amp;uuml;zere iyiden iyiye ara&amp;ccedil;sallaştırılmıştı. Bir yanda "tarihler", &amp;ouml;te yanda Tarih vardır; bildiğimiz haliyle d&amp;uuml;nyayı&amp;nbsp; bi&amp;ccedil;imlendirmenin ve kontrol etmenin ara&amp;ccedil;larını da amacını da bu b&amp;uuml;y&amp;uuml;k harfli Tarih belirler. A&amp;ccedil;ıktır ki, bu metinlerde incelenen sergiler, ister "sanatsal/g&amp;uuml;ncel" ister "belgesel" nitelik taşısınlar, "Tarih"e m&amp;uuml;dahale etme girişimleri olarak algılanmıştır - burası,&amp;nbsp; mevcut iktidar yapılanmasına meydan okuyanlar i&amp;ccedil;in yasak b&amp;ouml;lgedir. Polisin işlevini yerine getirmemesinin yanı sıra, her iki durumda başka benzer mekanizmalar da vardır; her zaman hazırda bekletilen, devletin gayri resmi baskı aygıtı işlevi g&amp;ouml;ren faşist g&amp;uuml;ruhların kolaylıkla devreye sokulması, kamusal alanı ve kamuoyunu y&amp;ouml;nlendirmek i&amp;ccedil;in "medya makinelerinin" g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n&amp;nbsp; kullanılması, sergileri desteklemeye y&amp;ouml;nelik tepkiler sırasında bu etkinlikleri savunan şahısların kurumsal bağlantıları yerine isimlerinin kullanılması (ger&amp;ccedil;i bu her iki durumda farklı sonu&amp;ccedil;lar doğurmuştur, bu da incelenmesi gereken bir diğer mevzudur).&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ş&amp;uuml;kr&amp;uuml; Argın'ın&amp;nbsp; "Daralan Kamu, Buharlaşan Siyaset ve &amp;Ccedil;ıkış İmk&amp;acirc;nları" başlıklı metninde, sadece bu e-derginin alanını oluşturan coğrafyanın tamamında değil, g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;n k&amp;uuml;reselleşmiş kapitalist d&amp;uuml;nyasının d&amp;ouml;rt bir yanında da ortak olan benzerlikler a&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;a g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;yor. &amp;Ouml;zel sermayenin kamusal mek&amp;acirc;na ve kamusal alana girmesi, medya imgeleri aracılığıyla siyasetin gayri siyasileştirilmesi, parlamenter demokrasinin temeli olarak temsilin &amp;ccedil;&amp;ouml;k&amp;uuml;ş&amp;uuml; gayet iyi bilinen olgulardır ve uzun yıllardır ele alınan konuları oluştururlar. Ş&amp;uuml;kr&amp;uuml; Argın'ın "buharlaşan siyaset" olarak tarif ettiği durumun başat unsurlarıdır bunlar; bu ifadenin &lt;em&gt;Kom&amp;uuml;nist Manifesto&lt;/em&gt;'da ortaya atılmış olması da tesad&amp;uuml;f değildir, ne de olsa bu durum, kapitalizmin a&amp;ccedil;ığa &amp;ccedil;ıkardığı eğilimlerden biridir. Siyasetin ayaklarını basacağı sağlam zeminin kaybolması, Argın'a g&amp;ouml;re, temsil ve meşruiyet krizi olarak adlandırılan olgularda da a&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;a g&amp;ouml;r&amp;uuml;lebilir: "D&amp;uuml;zen-karşıtı parti, &amp;ouml;rg&amp;uuml;t ve/veya hareketler i&amp;ccedil;in asıl mesele &amp;lsquo;meşruiyet krizi'ni derinleştirmek ve b&amp;ouml;ylece d&amp;uuml;zen-i&amp;ccedil;i parti ve &amp;ouml;rg&amp;uuml;tler i&amp;ccedil;in bu krizi &amp;lsquo;idare edilemez' bir hale getirmek; buna karşılık, &amp;lsquo;aidiyet krizi'ni aşmak i&amp;ccedil;in ne yapılması gerekiyorsa acilen onu yapmak, bu krizi aşmanın yollarını fazla vakit ge&amp;ccedil;irmeden bulmak..."&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;G&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde siyaset yapısı ikili ve hiyerarşikleşmiştir. Bir yanda uluslar&amp;uuml;st&amp;uuml; kurumların temsil ettiği, sıradan insanların erişimine kapalı olan &lt;em&gt;haute politique&lt;/em&gt;; &amp;ouml;te yanda, sıradan insanlara havale edildiği varsayılan ama sorunların k&amp;ouml;keni "y&amp;uuml;ksek siyaset"te yattığı i&amp;ccedil;in hi&amp;ccedil;bir şeyi &amp;ccedil;&amp;ouml;zemediği g&amp;ouml;r&amp;uuml;len, yerelleştirilmiş ve &amp;ouml;zg&amp;uuml;l sorunlarla ilgilenen "alt politika" bulunur. Bu neo-liberal siyaset (yeniden) yapılanmasında sıradan insanlardan sadece biraz daha &amp;uuml;stte yer alan k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r &amp;ccedil;alışanları, kadim "Ne yapmalı" sorusuyla y&amp;uuml;z y&amp;uuml;zedirler. Ş&amp;uuml;kr&amp;uuml; Argın bu soruya cevap ararken &amp;uuml;&amp;ccedil; somut eylem &amp;ouml;rneğinden hareket eder. İlki, Moskova Eylemciliği grubunun &lt;em&gt;T&amp;uuml;m Partilere Karşı Kampanya&lt;/em&gt;'sıdır: Grup, ge&amp;ccedil;ersiz oylar atarak se&amp;ccedil;im s&amp;uuml;recini sekteye uğratmaya, b&amp;ouml;ylece temsil krizini derinleştirip ifşa etmeye &amp;ccedil;alışarak siyasi bir etki yaratmıştır. Anti-militarist bir girişim olan &lt;em&gt;Rusya Asker Anaları Komiteleri Birliği&lt;/em&gt;, "anneliğe dayalı siyaset" olarak adlandırılabilecek bir alternatif &amp;ouml;nerir. &amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; &amp;ouml;rnekse, T&amp;uuml;rkiye'de Hrant Dink'in katledilişini kamusal olarak lanetleyen insanları temsil eder. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n bu &amp;ouml;rnekler, Ş&amp;uuml;kr&amp;uuml; Argın'a g&amp;ouml;re, bizi g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml;n siyaset yapısının beslediği sahte se&amp;ccedil;imlere mahk&amp;ucirc;m eden s&amp;ouml;zde-temsil&amp;icirc; ve kimlik odaklı politikalardan "&amp;ccedil;ıkış imk&amp;acirc;nları"nı temsil eder.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Zeynep Gambetti, "İktidarın Muhalefeti / Muhalefetin İktidarı" adlı metninde, farklı k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rlere mensup ve farklı bakış a&amp;ccedil;ılarına sahip konuşmacıların "sınırlanmamış iletişim" kurmak ve diyaloğa dayalı &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;mler &amp;uuml;retmek amacıyla biraraya getirildiği konferanslarda edindiği deneyimlerden yola &amp;ccedil;ıkıyor. Fakat sonu&amp;ccedil; genelde bunun tersi olur. Her konuşmacı &amp;ouml;tekilerle ilişkilenmeyi reddederek kendi g&amp;uuml;ndeminin peşine d&amp;uuml;şer ve &amp;ccedil;oğunlukla belirli bir mağduriyet pozisyonu nedeniyle kendisinde b&amp;ouml;yle bir hak g&amp;ouml;r&amp;uuml;r. S&amp;ouml;z ile eylem arasındaki geleneksel idealist ayrımı eleştiren ve her s&amp;ouml;ylemin daima bir "s&amp;ouml;z edimi" olduğunu vurgulayan Gambetti, solda herkesin malumu olan hizipleşmelerde iktidar ile muhalefetin izlerini analiz ediyor. Son d&amp;ouml;nemdeki T&amp;uuml;rkiye solu &amp;ouml;rneğinde, Ergenekon operasyonlarına karşı alınan tavır etrafında kendini g&amp;ouml;steren b&amp;ouml;l&amp;uuml;nmeler "hakiki" sol ile "liberal" sol arasındaki ayrımı temsil etti. Gambetti bu b&amp;ouml;l&amp;uuml;nmede, iktidarın ayna imgesi olan muhalefetin iktidarından izler bulur. Hannah Arendt&amp;rsquo;in konuşan insanları hem birbirine bağlayan hem de ayıran "masa" metaforuna başvurarak &amp;ouml;zg&amp;uuml;rleşmeye y&amp;ouml;nelik eylemin imk&amp;acirc;nları &amp;uuml;zerine d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r. İktidara muhalefeti tahayy&amp;uuml;l edebilmek ve eylem ve &amp;ouml;znellik bi&amp;ccedil;imlerini tartışmak amacıyla Zapatistlerden &amp;ouml;rnekler verir.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Gambetti'nin metninde olduğu gibi Tanıl Bora'nın "Sol, Liberalizm ve Sinizm" başlıkla makalesinde de solda yaşanan b&amp;uuml;y&amp;uuml;k yarılma konu alınıyor ve her iki tarafın konumu birden sorunsallaştırılıyor. Tartışmadaki muhatabının zaaflarını teşhir etmekten ibaret kalan ve politik aklı ikili bir kimlik karşıtlığına kitleyen anlayışın politik eylem değil sinizm &amp;uuml;reteceğini savunan Bora, sosyalizm ve liberalizm arasındaki sorunlu ilişkinin yeniden d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;lmesi &amp;ccedil;ağrısında bulunuyor. Yazıda eşitlik, kamu, sosyal devlet gibi konulardaki a&amp;ccedil;ık farklarının yanı sıra iki taraf arasında hak ve &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;kler temaları etrafında iliklenmeler olabileceği, bu alanda liberalizmin başvurduğu soyut nitelikli tanımlamalara sosyalizmin maddi-nesnel ger&amp;ccedil;ekleşme koşulları &amp;uuml;zerindeki vurgusuyla somutluk kazandırabileceği ifade ediliyor. Wallerstein'ın radikal bir direniş pratiği olarak liberalizmin, artık kapitalizm dahilinde ger&amp;ccedil;ekleştiremeyeceği anlaşılan hak, &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k ve eşit yurttaş stat&amp;uuml;s&amp;uuml;ne dair vaatlerinin sahiplenilmesi &amp;ccedil;ağrısını dikkate alan Bora, farklı t&amp;uuml;rden talepleri yanyana dile getirebilecek bir dilin gerekliliğine ve sosyalizmin liberalizm ile olan gerilimini kendisini zinde tutacak kaynaklardan biri olarak kullanabileceğine işaret ediyor.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;em&gt;&amp;nbsp;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;"Milliyet&amp;ccedil;ilik hem her yerde var olan hem de hi&amp;ccedil;bir yerde elle tutulamayan; duruma g&amp;ouml;re i&amp;ccedil;i doldurulan, daha sonra i&amp;ccedil;i boşaltılıp tekrar doldurulan, zaman i&amp;ccedil;inde değişen i&amp;ccedil;eriğiyle adeta her şeyi anlatan ve tam da bu y&amp;uuml;zden hi&amp;ccedil;bir şeyi anlatamayan bir kavram haline geliyor. &amp;Ouml;yle ki, ulus-devletlerin kurucu ideolojisi olarak milliyet&amp;ccedil;ilik kavram olarak hayatını s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rse de, değişen zamanla birlikte &amp;ccedil;ok daha başka ger&amp;ccedil;eklikleri saklar hale geliyor."&lt;em&gt; &lt;/em&gt;Meltem Ahıska, Ferhat Kentel ve Fırat Gen&amp;ccedil;, &lt;em&gt;"Milletin B&amp;ouml;l&amp;uuml;nmez B&amp;uuml;t&amp;uuml;nl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;": Demokratikleşme S&amp;uuml;recinde Par&amp;ccedil;alayan Milliyet&amp;ccedil;ilik(ler) &lt;/em&gt;adlı kitaplarında yer alan bu pasajda, milliyet&amp;ccedil;iliği kimlikler &amp;uuml;st&amp;uuml; d&amp;uuml;zeylere erişen yekpare bir ideoloji &amp;ccedil;er&amp;ccedil;evesinde d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek yerine, milliyet&amp;ccedil;iliğin g&amp;uuml;ndelik hayatta nasıl işlediğini, kapitalist k&amp;uuml;reselleşme &amp;ccedil;ağında &amp;ouml;nerilen (yeg&amp;acirc;ne) birleştirici g&amp;uuml;&amp;ccedil; olarak farklı bireylerin ya da cemaatlerin hangi arzularını ve rahatsızlıklarını temsil ettiğini incelemeyi &amp;ouml;neriyorlar. Siren İdemen'in yazarlarla yaptığı s&amp;ouml;yleşi, dergide "Milliyet&amp;ccedil;ilik &amp;Uuml;zerine" başlığıyla yayınlanıyor; s&amp;ouml;yleşide, yazarların deyişiyle "&amp;ouml;rt&amp;uuml;n&amp;uuml;n altındaki karmaşa"ya veya "farklı ger&amp;ccedil;ekliklerin &amp;uuml;zerinin &amp;ouml;rt&amp;uuml;lmesine" daha somut bir isim/bi&amp;ccedil;im/y&amp;uuml;z vermeye &amp;ccedil;alışılıyor. "Oturduğumuz yerden milliyet&amp;ccedil;ilik &amp;uuml;zerine konuşmak başka, Anadolu'yu arşınlayıp y&amp;uuml;z y&amp;uuml;ze g&amp;ouml;r&amp;uuml;şmeler yapıp konuşmak başka" diyen Siren İdemen, s&amp;ouml;yleşinin temel sorusunu da ortaya koyuyor: milliyet&amp;ccedil;ilik kalkanıyla korunan sınıf farklılıkları, toplumsal adaletsizlik, aşağılanma, dışlanma, g&amp;uuml;vencesizlik ve korku, neden ve nasıl olup da doğrudan ifade edilemiyor? Siren İdemen'in Meltem Ahıska, Ferhat Kentel ve Fırat Gen&amp;ccedil;'le yaptığı s&amp;ouml;yleşide, g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;z T&amp;uuml;rkiye toplumunun kendine has &amp;ouml;zellikleri ve gelenek ile modernleşme arasındaki i&amp;ccedil;sel &amp;ccedil;atışmaları masaya yatırılıyor; aynı zamanda, Sırbistan veya Latin Amerika &amp;uuml;lkeleri gibi başka periferi toplumlarıyla arasındaki benzerliklere ve farklılıklara dikkat &amp;ccedil;ekiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Brian Holmes, "Kendinden Ge&amp;ccedil;me, Korku ve Sayı: &amp;lsquo;Kalabalıkların Adamı'ndan Kendini &amp;Ouml;rg&amp;uuml;tleyen &amp;Ccedil;okluk Mitlerine" adlı metninde, somut "sergi raporu"ndan&amp;nbsp; uzaklaşıyor, g&amp;uuml;ncel sanatın stratejilerini daha&amp;nbsp; geniş &amp;ouml;l&amp;ccedil;ekli toplumsal ve siyas&amp;icirc; stratejilerle karşılaştırarak analiz ediyor. Claire Staebler ile Jelena Vesi&amp;#263;'in k&amp;uuml;rat&amp;ouml;rl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde DEPO İstanbul'da g&amp;ouml;sterilen &lt;em&gt;No More Reality [Crowd and Performance]&lt;/em&gt; (Ger&amp;ccedil;eklik Bitti: [Kalabalık ve Performans]) sergisi, "garanti ve g&amp;uuml;venlik" propagandasıyla kamusal mek&amp;acirc;nı kontrol edecek yeni mekanizmaların icat edildiği 1990'larda yaşanan k&amp;uuml;resel d&amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;ş&amp;uuml; g&amp;ouml;zlemliyor ve inceliyordu. Kitlesel &amp;ccedil;atışmalara, savaşlara, g&amp;ouml;sterilere ve grevlere dair haberler, insanların hayal g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml; besleyen ve birer t&amp;uuml;ketim nesnesi haline gelen estetize edilmiş imgelere d&amp;ouml;n&amp;uuml;şt&amp;uuml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;r - tıpkı "aksiyon" veya "doğal afet" filmleri gibi. Bunların işlevi, bizi dehşetin başka bir yerde olduğuna, t&amp;uuml;ketimci haz ve g&amp;uuml;venlik duygusuna rahatlıkla teslim olabileceğimize inandırmaktır. &lt;em&gt;Ger&amp;ccedil;eklik Bitti&lt;/em&gt; sergisi, s&amp;uuml;rekli istisna haline tabi tutulan sokaklardaki kalabalıkların bozguncu potansiyelini odağına alıyordu; Brian Holmes'un metni ise, bu odağa hem tarihsel hem de g&amp;uuml;ncel bir persektif kazandırıyor. Holmes, "g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde s&amp;uuml;regiden politik hayatın kaygı ve kendinden ge&amp;ccedil;melerine musallat olmaya devam" eden, 20. ve 21. y&amp;uuml;zyıla ait &amp;uuml;&amp;ccedil; fig&amp;uuml;r &amp;ouml;neriyor: &amp;nbsp;"Elimizde ilk olarak 19. y&amp;uuml;zyıl bireyinin kalabalıkla olan ilişkisi var ve bu ilişki genel eşitlik ilkesini temel alır. Pozitif y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; &lt;em&gt;fl&amp;acirc;neur&lt;/em&gt;'&amp;uuml;n g&amp;ouml;n&amp;uuml;ll&amp;uuml; metamorfozlarında, negatif ikiziniyse şuursuz kalabalıkların kendisini seyreden kişiyi &amp;ouml;ng&amp;ouml;r&amp;uuml;lemez, şiddetli bir panik patlamasına s&amp;uuml;r&amp;uuml;kleyebilecek ani anaforlarında g&amp;ouml;sterir. İkinci olasılık, biyolojik d&amp;uuml;rt&amp;uuml;lerin otoriter bir liderin hayatın &amp;ouml;tesindeki bedeninde yarı hipnotize halde erimesi hali tarafından y&amp;ouml;netilen yirminci y&amp;uuml;zyıl kitleleriyle ilgilidir. [...] Son olarak &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; fig&amp;uuml;r, bir kendini &amp;ouml;rg&amp;uuml;tleme ilkesi tarafından y&amp;ouml;netilen &amp;ccedil;ağdaş &amp;ccedil;okluktur. Bu ilke Paolo Virno ve Antonio Negri gibi yazarların ge&amp;ccedil;tiğimiz yıllarda kucakladığı pozitif, y&amp;uuml;kselen kolektif akıl maskesinde ortaya &amp;ccedil;ık[ar]. "&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Sanatın, mevcut iktidar yapılanmalarına m&amp;uuml;dahale etme ve bunları değiştirme a&amp;ccedil;ısından taşıdığı potansiyel ne olabilir? Erden Kosova, T&amp;uuml;rkiye'de 1980'lerden başlayarak sanat pratiklerine dair eleştirel bir okuma sunuyor. Sanat d&amp;uuml;nyası ile siyaset arasındaki ilişkiler hep gergin ve &amp;ccedil;atışmalı olagelmiştir. Kosova, 1980 asker&amp;icirc; darbesi, G&amp;uuml;neydoğu'da K&amp;uuml;rtlere karşı y&amp;uuml;r&amp;uuml;t&amp;uuml;len savaş ve daha yakın d&amp;ouml;nemde Hrant Dink'in katledilişi gibi &amp;ouml;nemli siyas&amp;icirc; olaylara ve koşullara değinerek, siyas&amp;icirc; atmosferin sanat &amp;uuml;retimini ve sanat&amp;ccedil;ıların tavrını nasıl etkilediğini ele alıyor. Ayrıca T&amp;uuml;rkiye'nin, aynı anda hem &amp;ouml;zlem hem de nefret duyulan Batı'nın kavramları arasında sıkışıp kaldığını hatırlatıp, bazı eserlerin "yerel" algısına karşıt olarak "ithal edilmiş" olarak algılanmasının altındaki siyas&amp;icirc; i&amp;ccedil;erimlere dikkat &amp;ccedil;ekiyor. G&amp;uuml;ncel sanat ortamı artık &amp;ccedil;ok daha &amp;ccedil;eşitli ve yerelleşmiş durumda, ayrıca &amp;ccedil;ok daha&amp;nbsp; "politik". Farklı formlarda sanat &amp;uuml;reterek g&amp;uuml;ncel siyas&amp;icirc; meseleler karşısında tavrını g&amp;ouml;steren &amp;ccedil;ok sayıda alternatif sanat kolektifi var. Gelgelelim, bu sanat ortamı profesyonelleşme ve bireyselleşme eğilimlerinden ve bunların yaralayıcı &amp;ccedil;atışmalarından azade değil. Kosova, bu eleştirel g&amp;uuml;zerg&amp;acirc;hta ilerleyerek, alternatif sanat mek&amp;acirc;nlarına ve kolektiflerine bağlı kalmakta ısrar edebilmek i&amp;ccedil;in sanatın ekonomi politiği &amp;uuml;zerine daha derinlemesine kafa yormak gerektiğini vurguluyor.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Rastko Mo&amp;#269;nik'in &lt;em&gt;Extravagantia II: &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Koliko Fa&amp;scaron;izma? &lt;/em&gt;[Extravagantia II: Ne Kadar Faşizm?] başlıklı &amp;ccedil;alışması Yugoslavya'nın dağılması s&amp;uuml;recinde yazılmış ve sonraki &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;mler &amp;uuml;zerinde etki sahibi olmuş &amp;ouml;nemli metinlerden biri. Yazar, Yugoslavya deneyimi i&amp;ccedil;inde tek-parti y&amp;ouml;netiminin belirlediği resmi siyasete karşı geliştirilmiş olan &amp;ouml;zg&amp;uuml;rleştirici s&amp;ouml;ylemin dağılma s&amp;uuml;recine girildiğinde, &amp;ouml;zellikle Slovenya'nın bağımsızlığının tesis edilmesi &amp;ouml;rneğinde g&amp;ouml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml; &amp;uuml;zere, k&amp;uuml;resel &amp;ouml;l&amp;ccedil;ekte etkiler yaratabilecek radikal bir alternatif sunabilme şansını elinin tersiyle ittiğini ve ulus-devlet &amp;ccedil;er&amp;ccedil;evesinde form&amp;uuml;le edilen &amp;ccedil;ıkarlarının savunulması &amp;uuml;zerine kurulu kolaycı yolun tercih edildiğini savunuyor. Radikal fark imk&amp;acirc;nının değerlendirilememiş olmasını aynı d&amp;ouml;nemdeki kuramsal konumlara damgasını vurmuş "&amp;uuml;topyen d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncenin sonu" s&amp;ouml;ylemiyle ilişkilendiren Mo&amp;#269;nik, Yugoslavya ve benzer &amp;ouml;rneklerde y&amp;uuml;zeye &amp;ccedil;ıkan gerilimleri (faşist g&amp;uuml;&amp;ccedil;lerin etkinlik kazanması da dahil olmak &amp;uuml;zere) &amp;ccedil;evresel-kapitalizmin yeniden d&amp;uuml;zenlenmesinde yaşanan yapısal sorunlarla ilişkilendiriyor. Anahatlarını Mo&amp;#269;nik'in yazısında bulduğumuz dinamiklerin s&amp;ouml;zkonusu &amp;ccedil;evresel coğrafyalardaki g&amp;uuml;ncel siyasetin Batı'ya entegrasyonu savunan demokratlar ile şovenist milliyet&amp;ccedil;i g&amp;uuml;&amp;ccedil;ler arasına sıkıştığı bir manzaraya kadar uzandığı g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;yor. Du&amp;scaron;an Grlja'nın "Sosyalizm Sonrası &amp;Ouml;zerkliğin &amp;Ccedil;atışkıları" başlıklı yazısı da, bu kutuplaşma s&amp;uuml;recinin k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel &amp;uuml;retim &amp;uuml;zerindeki izlerini s&amp;uuml;rmeye girişiyor. Grlja, "&amp;ouml;zerklik" kavramı &amp;uuml;zerine d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yor ve bu kavramın, insanları "tekbenci girişimci &amp;ouml;zneler" olarak&amp;nbsp; "serbest piyasa ekonomisine" katılmaya ve "belirli bir k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel (ulusal, etnik veya din&amp;icirc;) grubun mensubu olarak kaderlerini tayin etme haklarını" benimsemeye davet eden h&amp;acirc;kim sosyalizm sonrası "akıl" tarafından gasp edildiğini g&amp;ouml;steriyor. &amp;Ouml;zerkliğe y&amp;ouml;nelik h&amp;acirc;kim &amp;ccedil;ağrı, paradoksal bi&amp;ccedil;imde, başta kom&amp;uuml;nizm karşıtlığı olmak &amp;uuml;zere neo-liberalizmin temel ideolojik ara&amp;ccedil;larını yeniden onaylayarak yeni ve daha incelikli bağımlılıklar yaratıyor. B&amp;ouml;ylece "&amp;ouml;zerklik" b&amp;uuml;t&amp;uuml;n k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel etkinlikleri tanımlayan ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r end&amp;uuml;strisini besleyen bir şart haline geliyor - &amp;ouml;zellikle de, "ilerici" olma iddiasındaki AB kaynaklı ve destekli projelerin bağlamı i&amp;ccedil;erisinde.&amp;nbsp;Sanat ile k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml;n, eskinin &amp;ccedil;atışan taraflarını uzlaştıracağı ve "k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rlerarası bir diyaloğu" g&amp;uuml;&amp;ccedil;lendireceği varsayılıyor. Peki bu durumda siyas&amp;icirc; bir &lt;em&gt;kırılma, &lt;/em&gt;bir&lt;em&gt; kopuş &lt;/em&gt;nasıl yaratılabilir? Bu yapılanmada ger&amp;ccedil;ekten &amp;ouml;zerk olmanın imk&amp;acirc;nı var mı? Dusan Grlja, &amp;ouml;zerkliğin bireysel bir proje olamayacağını, kolektif madd&amp;icirc; pratiği gerektirdiğini iddia ediyor. Mevcut k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r alanı i&amp;ccedil;erisindeki faaliyetlerin dışında kalmak, bunlara karşı tavır almak yeterli olamaz ona g&amp;ouml;re. M&amp;uuml;dahale kavramının tam olarak ne anlama geldiğini &amp;ouml;zl&amp;uuml; bir bi&amp;ccedil;imde tartışıyor. &amp;Ouml;zerklik, veya yazarın ifadesiyle "bitmek bilmeyen bir &amp;ouml;zerkleşme s&amp;uuml;reci", "verili &amp;lsquo;rasyonelliğin' sınırlarını sınama (ve karşı koyma) yoluyla ger&amp;ccedil;ekleşebilir." Tek bir kırılma hedeflenemez, birka&amp;ccedil; cephede birka&amp;ccedil; kırılma yaratılmalıdır. Bu tehlikeli savaşta m&amp;uuml;dahaleler icat edilip yeniden icat edilmelidir, aksi halde kolayca karşı tarafa kayabilirler.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Red Thread&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Red Thread, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar, Kuzey Afrika ve &amp;ouml;tesinden sanat&amp;ccedil;ılar, k&amp;uuml;rat&amp;ouml;rler, teorisyenler, sosyal bilimciler ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r alanında faaliyet g&amp;ouml;steren kişiler arasında bilgi paylaşımını ve işbirliğini sağlayacak aktif bir platform olarak tasarlandı. Amacı, geniş bir jeopolitik bağlamda sosyal meselelerle ilgilenen sanat pratikleri hakkında bilgi &amp;uuml;retmek ve bu bilgiyi geniş kesimlere yaymak, b&amp;ouml;ylece resm&amp;icirc; sanat tarihlerinde ve sergi uygulamalarında Batı anlatılarının egemenliğine meydan okumaktır. Red Thread, sanat ve toplum arasındaki ilişkileri derinleştiren ve sorgulayan hem tarihi hem de g&amp;uuml;ncel yaklaşımları araştırmayı m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n kılacak aktif ve erişilebilir bir websitesi ve derginin ele aldığı konular &amp;uuml;zerine d&amp;uuml;zenlenecek tartışmalar sayesinde; bu &amp;lsquo;marjinal' b&amp;ouml;lgelerdeki modernist mirasları ve tarihleri tekrar sorunsallaştırmayı, ve b&amp;ouml;lgenin kendi tarihini oluşturması ve konumlandırması ve sanat tarihinin tekrar yorumlanması &amp;uuml;zerine yeni yaklaşımlar &amp;uuml;retmeyi ama&amp;ccedil;lıyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Projenin başlığı, Avrupa modernleşme projesinin periferi b&amp;ouml;lgelerindeki farklı kavramsal tezah&amp;uuml;rlerinde 1960'lardan beri mevcut olan eleştirel k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel ve sanatsal girişimlere işaret ediyor; bu tarihlerde Batı'nın yekpare y&amp;uuml;ksek modernizm projesinin toplumsal ilerleme fikirleriyle ilişkisindeki kriz a&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;a ortaya &amp;ccedil;ıkmıştı. "Red thread" ifadesinin metaforik anlamı, sadece labirentten &amp;ccedil;ıkışı değil, aynı zamanda toplumsal değişimi arzulayan ve bu s&amp;uuml;re&amp;ccedil;te k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r ile sanatın etkin rol oynamasını savunan farklı entelekt&amp;uuml;el, toplumsal ve sanatsal deneyler arasındaki kırılgan ve esnek bağı da temsil ediyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Red Thread, uzun vadeli bir iletişim zemini oluşturmayı ve daraldığı varsayılmakla birlikte ger&amp;ccedil;ekte son derece somut olan coğraf&amp;icirc; sınırların par&amp;ccedil;ası olan b&amp;ouml;lgelerden gelen sanat&amp;ccedil;ılar ve k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r &amp;ccedil;alışanları i&amp;ccedil;in yeni uluslararası platformlar yaratmayı hedeflemektedir. Her ne kadar bug&amp;uuml;n uluslararası sanat &amp;ccedil;evresinden dışlanmış hi&amp;ccedil;bir b&amp;ouml;lge kalmadığı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;lse de, denetim meselesi bakidir, i&amp;ccedil;erme ve dışlama s&amp;uuml;re&amp;ccedil;leri h&amp;acirc;l&amp;acirc; &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;lmeden devam etmektedir. Bu a&amp;ccedil;ıdan, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar ve Kuzey Afrika b&amp;ouml;lgelerine odaklanan proje, k&amp;uuml;reselleşmiş d&amp;uuml;nyada (sanat d&amp;uuml;nyasında) sanat eserinin &amp;uuml;retimi, tanımlanması ve sunumu ile sanat&amp;ccedil;ının kimliği gibi meseleleri yeniden d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmek i&amp;ccedil;in etkin bir alan olarak tasarlanmıştır. Batı sanat sisteminde ge&amp;ccedil;erli olan yerleşmiş kuralları irdelemeyi, bilginin dolaşımının ve alımlanmasının nasıl d&amp;uuml;zenlendiğini ve bu d&amp;uuml;zene nasıl meydan okuyabileceğimizi (ger&amp;ccedil;ekten meydan okuyup okuyamayacağımızı) sorgulamayı hedeflemektedir.&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Red Thread e-dergisinde yayınlanan t&amp;uuml;m metinler İngilizce ve T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;e'nin yanı sıra &amp;ouml;zg&amp;uuml;n dillerinde de okunabilecek. Her sayıda, yeni metinlerle beraber b&amp;ouml;lgede yaşayan yazarlarca kaleme alınmış, fakat uluslararası okuyuculara ulaşamamış bazı metinlerin &amp;ccedil;evirilerine yer verilecek.&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt; İngilizceden &amp;ccedil;eviren: El&amp;ccedil;in Gen ve Erden Kosova&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/RedThread/~4/CzZyd-V16IM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=6</feedburner:origLink></item><item><title><![CDATA[Yazılar]]></title><link>http://feedproxy.google.com/~r/RedThread/~3/CzZyd-V16IM/sayi-detay.asp</link><description>&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=14"&gt;Daralan Kamu, Buharlaşan Siyaset ve Çıkış İmkânları &lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Şükrü Argın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=15"&gt;Kendinden Geçme, Korku ve Sayı: &amp;#8220;Kalabalıkların Adamı&amp;#8221;ndan Kendini Örgütleyen Çokluk Mitlerine&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Brian Holmes&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=16"&gt;Sosyalizm Sonrası Özerkliğin Çatışkıları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Du&amp;#353;an Grlja&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=17"&gt;Ermenistan&amp;#8217;daki Yeni Siyasi Özneler ve 1 Mart Olayları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Vartan Jaloyan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=18"&gt;Asyaca Direnmek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Oksana Shatalova&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=19"&gt;Extravagantia II: Koliko Fa&amp;#353;izma?  [Extravagantia II: Ne Kadar Faşizm?]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Rastko Mo&amp;#269;nik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=20"&gt;Ferhat Kentel, Meltem Ahıska ve Fırat Genç&amp;#8217;le  Milliyetçilik Üzerine&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Siren İdemen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=21"&gt;Exception [İstisna] &amp;#8211; Sırbistan&amp;#8217;da Genç Kosovalı Sanatçılar Sergisi Vakası&lt;/a&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=22"&gt;Sergileme Politikaları ve Güncel Sanatta Ulusal Temsilin Sorunları &lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Jelena Vesi&amp;#263;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=23"&gt;Dört Perde ve Bir Çift Çorap&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Vladimir Jeri&amp;#263;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=24"&gt;İstisna ve Olağanüstü Hal  &lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Du&amp;#353;an Grlja&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=25"&gt;&amp;#8220;Ellinci Yılında 6-7 Eylül Olayları&amp;#8221; Sergisi ve  Sergiye Yapılan Saldırı Üzerine&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Balca Ergener&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=26"&gt;Yavaş Kurşun II&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Erden Kosova&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=27"&gt;İktidarın Muhalefeti / Muhalefetin İktidarı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Zeynep Gambetti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.red-thread.org/tr/makale.asp?a=28"&gt;Sol, Liberalizm ve Sinizm&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Tanıl Bora&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/RedThread/~4/CzZyd-V16IM" height="1" width="1"/&gt;</description><feedburner:origLink>http://www.red-thread.org/tr/sayi-detay.asp?sy=6</feedburner:origLink></item>
</channel>
</rss>

