<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/atom10full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:openSearch="http://a9.com/-/spec/opensearch/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:gd="http://schemas.google.com/g/2005" xmlns:thr="http://purl.org/syndication/thread/1.0" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" gd:etag="W/&quot;AkABR34zfSp7ImA9WhVUE0k.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765</id><updated>2012-05-18T06:45:56.085-07:00</updated><category term="Erkek Sağlığı" /><category term="Doğal Ürünler" /><category term="haber" /><category term="Kadın Sağlığı" /><category term="Televizyon" /><category term="Hastalıklar" /><category term="Aşk Sevgi" /><category term="magazin" /><category term="Cinsel Sağlık" /><category term="Çocuk Sağlığı" /><category term="Estetik" /><category term="yemek" /><category term="Anne- bebek" /><category term="Dünya" /><category term="bilim teknoloji" /><category term="sağlık" /><category term="Yaşam" /><category term="ter kokusu" /><category term="güzellik" /><category term="Genel Sağlık" /><category term="hediye" /><category term="yılbaşı hediyeleri" /><category term="Diyet zayıflama" /><category term="Ruh Sağlığı" /><category term="yaş" /><title>Sağlık ve Yaşam</title><subtitle type="html">Sağlık ve Yaşam hakkında aradığınız bilgiler için. Bir çok kaynaktan özenle derlenerek bir araya getirilmiş yazılar için her gün sizi de Sağlık ve Yaşam sitesine bekliyoruz.</subtitle><link rel="http://schemas.google.com/g/2005#feed" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/posts/default" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/" /><link rel="next" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25&amp;redirect=false&amp;v=2" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><generator version="7.00" uri="http://www.blogger.com">Blogger</generator><openSearch:totalResults>1909</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" type="application/atom+xml" href="http://feeds.feedburner.com/SalikVeYaam" /><feedburner:info uri="salikveyaam" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com/" /><entry gd:etag="W/&quot;A0QMSXY-cCp7ImA9WhVUEUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-7796879337583776879</id><published>2012-05-16T04:56:00.000-07:00</published><updated>2012-05-16T04:56:28.858-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-16T04:56:28.858-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Aşk Sevgi" /><title>Kadını aldatmaya götürenler</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Yy_CRbI_gkvz_tZ6w9hRVe2f5yA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Yy_CRbI_gkvz_tZ6w9hRVe2f5yA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Yy_CRbI_gkvz_tZ6w9hRVe2f5yA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Yy_CRbI_gkvz_tZ6w9hRVe2f5yA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-yxvZJjsn9xA/T7OVVvqUvhI/AAAAAAAAMw0/vSlidEGKm0k/s1600/Kad%C4%B1n%C4%B1+aldatmaya+g%C3%B6t%C3%BCrenler.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="223" src="http://4.bp.blogspot.com/-yxvZJjsn9xA/T7OVVvqUvhI/AAAAAAAAMw0/vSlidEGKm0k/s320/Kad%C4%B1n%C4%B1+aldatmaya+g%C3%B6t%C3%BCrenler.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;'Erkek  aldatır ama kadın aldatmaz' önyargısı çok uzun zaman önce yıkıldı. Farklılık,  aldatmayı tercih ettiren nedenlerde. Günümüzde kadın, erkeği 3 nedenden ötürü  aldatıyor.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Son yıllardaki boşanma davalarına baktığımızda  kocalarını aldatan kadınların sayısında artış dikkat çekiyor. İstatiksel veriler  erkeklerin oranına yakın bir oranda, kadınların da eşlerini ya da sevgililerini  aldattığını gösteriyor. Peki, bir kadın, eşini ya da birlikte olduğu erkeği  neden aldatır?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Buna hemen şöyle yanıt bir verilebilir: Bir erkek hangi  sebeplerden ötürü aldatıyorsa, evli kadın da aynı nedenlerden dolayı aldatır.  Aslında durum o kadar basit değil. Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Serdar  Dağ'a göre evli kadının eşinin aldatmasının temelinde hormonal nedenler, intikam  duygusu ve kendini güvence altına almak yatıyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Evli kadınlar neden aldatıyor?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Normal giden evlilikte, kadında aldatma eğilimi olmaz.  Genelde gördüğümüz intikam alma duygusudur. Eşi aldatıyorsa ve kadının dominant  bir karakteri varsa aldatır, aldattıktan sonra da pişmanlık duyar. Eğer eşini  sevmiyorsa aldatma olayı genelde günübirlik olmaz. Evleneceği, yaşamını  birleştirebileceği bir insanı bulur. Daha sonra bu kişiyi garanti ettikten sonra  eşini bırakır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Erkeklerin aldatma nedenleri kadınlarınkinden daha  mı farklı?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Aldatmayan erkek yoktur. Erkekler hormonları  dolayısıyla tek eşli kalamazlar. 'Benim eşim tek eşli' diyen kadın kendi kendini  kandırır. Erkekler durmadan dışarıya açılma eğilimindedir. Fakat hangi kadına  aşıksa, hangi kadınla evliyse onunla yaşamını devam ettirir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Kadınları aldatmaya iten nedenler  nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Nedenleri üç gruba bağlayabiliriz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Hormonal nedenlerden dolayı masum aldatmalar. Yani  cinsel tatmin için olan aldatmalar. Kadın da erkek gibi farklı cinsel  paylaşımlar yaşamak ister.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
İkinci neden iyi giden bir evliliği olduğu halde eşinin  kendisini aldattığını hissettiyse intikam almak için aldatır. Bu durum  psikolojik ve depresyon gibi sorunları beraberinde getiren hadiseler  yaratır.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Üçüncü neden, eğer kötü giden bir evliliği varsa  kadının, başka bir erkek bulmak amacıyla aldatır. Bu tarz aldatmalarda kadın  durduk yerde kendini maceraya atmaz. Eşinden memnun değildir, onu maddi manevi  yetersiz buluyordur. Bu sebeple başka bir erkeği garantilemek ister. Nasılsa  eşiyle arasında problem yoktur ya da boşanmadan yeni bir olay yaşayacağım  diyerek bunun altyapısını hazırlar. Dolayısıyla aldatır ve eski eşiyle boşanır.  Yenisiyle evlenir ya da beraber yaşar.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Üçüncü grup aldatmalarda kadın yine evlenmek ya da  birlikte yaşamak için mi aldatmış oluyor?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Kadın severse, aşık olursa, yapısı gereği iki eşliliği  kabul etmez, birine bağlı olmak ister. Garanti altına almak istemesi, ait olma  duygusuyla hareket ettiği içindir. Eğer eşiyle arası bozuksa, evlilik kağıt  üzerinde sürüyorsa bir garantör arar. Gerek duygusal, gerek ekonomik nedenler.  Dolayısıyla o garantiyi bulduktan sonra birincisinden boşanır. Bu aldatma mıdır  değil midir bu tartışma konusudur. Bitmiş bir evliliğin sürecini hızlandırmak  için destek arayışıdır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Erkekler daha maceracı, kadınlar daha mı  garantici?&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
Erkekler daha maceracıdır, kadınlar daha garanticidir.  Kadın hiçbir zaman evde oturan, pısırık bir adam istemez. Yapılan araştırmalar,  böyle durumlarda yani erkek pısırıksa, maddi manevi her tür daha az bir getirisi  varsa, eğer çocuk da varsa, kadın her durumda birine ait olmak ister. Evdekine  de ait olmayı istemediği için kadın kendini garanti altına almadan  aldatmaz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin: 0px;"&gt;
&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #999999;"&gt;kaynak: ekolay.net&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #999999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-7796879337583776879?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/JX0MkPTOmls" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/7796879337583776879/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=7796879337583776879&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/7796879337583776879?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/7796879337583776879?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/JX0MkPTOmls/kadn-aldatmaya-goturenler.html" title="Kadını aldatmaya götürenler" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-yxvZJjsn9xA/T7OVVvqUvhI/AAAAAAAAMw0/vSlidEGKm0k/s72-c/Kad%C4%B1n%C4%B1+aldatmaya+g%C3%B6t%C3%BCrenler.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2010/07/kadn-aldatmaya-goturenler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;A0cASHY_fSp7ImA9WhVUEUs.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-5005484110488015051</id><published>2012-05-16T04:50:00.000-07:00</published><updated>2012-05-16T04:50:49.845-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-16T04:50:49.845-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anne- bebek" /><title>İlk Defa Bir Bebek Bezi Markası Deneyimli Annelere Seslendi!</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RQv8S7DKLcl6Z1g-y1m_k57oSP8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RQv8S7DKLcl6Z1g-y1m_k57oSP8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RQv8S7DKLcl6Z1g-y1m_k57oSP8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/RQv8S7DKLcl6Z1g-y1m_k57oSP8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-3r1jXfwLBMw/T7OUQdp5S3I/AAAAAAAAMws/Hn1TStXV6qA/s1600/img1-820356c3-5b86-455e-8bd8-339f0e3e6c5a.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-3r1jXfwLBMw/T7OUQdp5S3I/AAAAAAAAMws/Hn1TStXV6qA/s320/img1-820356c3-5b86-455e-8bd8-339f0e3e6c5a.jpg" width="310" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
Anneler tabii ki bebekleri için hep en iyisini ister. Söz konusu bebek bezi olunca da en fazla dikkat ettikleri nokta minik kuzucuklarını konforlu ve kuru tutacak bir bezdir. Yapılan araştırmalarda da sonuç değişmedi. Tüm bunları dikkate alan Canbebe, daha gelişmiş bir ürünü piyasaya sürdü, yeni Canbebe ComfortDry.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Senelerdir özellikle uygun fiyatlarıyla dikkat çeken Canbebe, ComfortDry’la da yine rakiplerinden daha hesaplı. Üstelik bu kez annelerin başka isteklerine de kulak veriyor. Bu konuda belirlediği hedef kitle ise deneyimli anneler...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Araştırmalarda Canbebe’yi özellikle deneyimli annelerin tercih ettiği sonucu çıktı. Bunun sebebi de annelerin deneyim kazandıkça aynı kalitedeki bir beze daha fazla para vermeyi gereksiz bulmaları. Bu yüzden yine hesaplı olmayı tercih eden Canbebe ayrıca ComfortDry’la emiciliğini artırarak bebeklerin pişik sorununu çözmeye odaklandı. Bebekleri daha rahat ettirmek için de topaklanmayı önleyen özel bir doku kullandı. Bu sayede bebekler eskisinden daha rahat ve daha mutlu. E tabi onları gülücükler saçarken gören anneleri de...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
ComfortDry için seçilen slogan ise oldukça anlamlı: “Deneyimli Annelerin Akıllı Seçimi”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/jS6yzyzGY5E?rel=0" width="420"&gt;&lt;/iframe&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: 80%;"&gt;Bir &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.bumads.com.tr/?clientid=87ae4e5f-2d31-4f7c-a889-82992a8e9fdf&amp;amp;offerid=199" rel="nofollow" style="font-size: 80%;" target="_blank" title="bumads"&gt;bumads&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 80%;"&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: 80%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-5005484110488015051?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/t83xFczjwwU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/5005484110488015051/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=5005484110488015051&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5005484110488015051?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5005484110488015051?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/t83xFczjwwU/ilk-defa-bir-bebek-bezi-markas.html" title="İlk Defa Bir Bebek Bezi Markası Deneyimli Annelere Seslendi!" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-3r1jXfwLBMw/T7OUQdp5S3I/AAAAAAAAMws/Hn1TStXV6qA/s72-c/img1-820356c3-5b86-455e-8bd8-339f0e3e6c5a.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/ilk-defa-bir-bebek-bezi-markas.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;Ak8BRHs4eip7ImA9WhVVF0g.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-3230529557904957034</id><published>2012-05-11T10:54:00.000-07:00</published><updated>2012-05-11T10:54:15.532-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-11T10:54:15.532-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="güzellik" /><title>Makyajda son trend doğal görünüm</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/b-TC9jnJL9No3P3FnlvCRpTBGtA/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/b-TC9jnJL9No3P3FnlvCRpTBGtA/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/b-TC9jnJL9No3P3FnlvCRpTBGtA/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/b-TC9jnJL9No3P3FnlvCRpTBGtA/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-91d2ORcs_W0/T61SEvY29PI/AAAAAAAAMlc/m25PZTI6UT0/s1600/yazmakyaj.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-91d2ORcs_W0/T61SEvY29PI/AAAAAAAAMlc/m25PZTI6UT0/s1600/yazmakyaj.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;Yaz ayı gelince hangi tür makyaj yapılır? İşte size bilmediğiniz yöntemler.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İki ünlü ve başarılı makyaj artisti Nur Toktay ve Gila Benzera, yaz sezonu makyaj trendlerini ve bu trendleri nasıl uygulayacağınızı açıklıyor…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;YÜZ ŞEKLİNE GÖRE GÖLGE VERME&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Temel olarak bilinmesi gereken tek bir şey var: Kusurları örtmek için gölgelendirme şart. Bunu yaparken de ciltten bir-iki ton daha koyu fondöten tercih etmek gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;UZUN YÜZLER: &lt;/b&gt;Yüzün uzun görünmesinin nedeni alın yapısının yüksekliği ve çene yapısının uzunluğudur. Alnı bu görüntüden kurtarmak için çevresini koyu renkli fondöten yardımıyla gölgelendirmek gerekir. Çenenin uzunluğu çene bölgesine uygulanan gölge ile ortadan kalkar. Son olarak transparan bir pudra ile fondöteni sabitlemek yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;YUVARLAK YÜZLER: &lt;/b&gt;Yüze oval bir görünüm vermek için yapılan ilk iş elmacık kemiklerini belirginleştirmektir. Gölgelendirme elmacık kemiklerin altından şakaklara doğru yapılmalı. Çene kemiği de yine koyu renkli fondötenle kullanarak gölgelendirilir. Yüzde elmacık kemikleri belirgin değilse ortaya çıkarmak gerekir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;ÜÇGEN YÜZLER&lt;/b&gt;: Alın geniş, çene ince ve uzundur. Alnı daraltmak için ten renginden bir-iki ton koyu fondöten ile şakaklara doğru gölgelendirme yapılmalıdır. Alnın saç diplerine kadar olan bölümüne ise normal fondöten uygulanır. Gölgelendirme şakak kemiklerinde baskın iken çene bölgesinde tene uygun fondöten tercih edilerek yapılır. Üçgen yüzlerde toprak tonlarında allık sürmek gerekir. Gölge gibi algılanacağından yüzün olduğundan daha ince görünmesini sağlar. Şeftali tonları ise her ten rengine uygundur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;KARE-KÖŞELİ YÜZLER:&lt;/b&gt; Göze çarpan, çene kemiklerinin çıkık, alnın dikdörtgen ve aynı zamanda bombesiz olmasıdır. Alın bölgesinde yapılacak gölgelendirme yine şakak kemiklerine doğru uygulanmalıdır. Kulak memesinin alt kısmından başlayıp çeneye kadar olan bölüm ise koyu renk fondöten ile gölgelendirilir. Bu tip yüzler kemikli olduğu için elmacık kemikleri de genelde çıkıktır. Ve yüzün güzelliğini vurgulayan en önemli detaylardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Makyaj artisti Gila Benezra'dan:&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;SEZONUN DOĞAL GÖRÜNÜMLERİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Makyajda son trend, doğal görünüm. Ve bu trend çok uzun zaman sürecek gibi görünüyor. Artık birçok kişi abartılı makyajdan kaçınıyor. Makyajı ise sadece sağlıklı ve daha canlı görünmek adına kullanıyor. Bunun için de bazı kurallara uymak gerekiyor…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
• Makyajın daha hoş görünmesi için makyajdan önce temiz bir cilt hazırlanmalı.&lt;br /&gt;
• Cilt önce temizlenip arındırılmalı. Daha sonra nemlendirerek makyaja hazır hale getirilmeli. Temiz ve nemli bir cilt her zaman daha az makyaj gerektirir. Böylece ten makyajı daha doğal bir görünüme kavuşur.&lt;br /&gt;
• Seçilecek fondöten rengi kişinin teninde kaybolan renk olmalı. Fondöten seçerken uygulayacağınız ufak bir test sizi yüzünüzde maske gibi durabilecek olan fondötenden kurtarır. Çene bölgesinde uygulayacağınız renk testiyle cildinizle birebir örtüşen rengi bulduğunuzda o sizin fondöten renginiz olur.&lt;br /&gt;
• Yapılan en büyük yanlış bronz görünmek adına koyu renkli bir fondöten seçmektir. O zaman fondöteni boyuna belki dekolte bölgesine de sürmek zorunda kalırsınız.&lt;br /&gt;
• Bronz bir görünüm elde etmek için doğru ten renginizde seçtiğiniz fondötenin üstüne bronz pudra uygulayın. Alın, çene, elmacık kemikleri ve burun dışındaki bölgeler mutlaka aydınlık kalmalı.&lt;br /&gt;
• Allığınızı hafifçe gülümseyerek yanaklarınıza dairesel hareketlerle sürün. Allık seçimlerinizi canlı renklerden yana yapın. Unutmayın, dikkat çekici tonlar sizi olduğunuzdan daha sağlıklı ve daha genç gösterir.&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-3230529557904957034?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/JquZexWaOxY" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/3230529557904957034/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=3230529557904957034&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3230529557904957034?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3230529557904957034?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/JquZexWaOxY/yaz-makyajnn-srlar.html" title="Makyajda son trend doğal görünüm" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-91d2ORcs_W0/T61SEvY29PI/AAAAAAAAMlc/m25PZTI6UT0/s72-c/yazmakyaj.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2010/04/yaz-makyajnn-srlar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkENRn8yfyp7ImA9WhVVF0g.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-3242865358941857598</id><published>2012-05-11T10:51:00.003-07:00</published><updated>2012-05-11T10:51:37.197-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-11T10:51:37.197-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Yaşam" /><title>En Yaratıcı Anneler Günü Hediyesini mi Arıyorsunuz?</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IH9eamloE0S2Dq8MBC8ZvfJoCeQ/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IH9eamloE0S2Dq8MBC8ZvfJoCeQ/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IH9eamloE0S2Dq8MBC8ZvfJoCeQ/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/IH9eamloE0S2Dq8MBC8ZvfJoCeQ/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-vWdMZnR0qWI/T61RgR1HyJI/AAAAAAAAMlM/1JELMeoZgNg/s1600/img1-c3babe14-7508-4c9d-8f7b-47da5fe16495.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="257" src="http://1.bp.blogspot.com/-vWdMZnR0qWI/T61RgR1HyJI/AAAAAAAAMlM/1JELMeoZgNg/s320/img1-c3babe14-7508-4c9d-8f7b-47da5fe16495.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
Anneler Günü’nün en yaratıcı hediyesini aramanıza artık gerek kalmadı. Vestel'in bu yılki Anneler Günü’ne özel tasarladığı Anne Bak N’aptım Facebook uygulamasıyla, annenizin sevinç gözyaşları garanti :)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Malum, sosyal medyanın popülerliği arttıkça, “kaç yaşında olursa olsun, yeter ki gözümün önünde olsun” diyen annelerimiz, Facebook’ta da “arkadaşımız” oldular. Bir hesap açar açmaz da genelde yaptıkları ilk iş, profil ya da kapak fotoğraflarına biricik evlatlarının resimlerini koymak oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte buradan yola çıkan Vestel, Facebook sayfasındaki Anne Bak N’aptım uygulaması ile kullanıcılara, Anneler Günü’nü Facebook’ta “anne stili” kutlama şansı veriyor.&amp;nbsp; Vestel'in bu uygulamasıyla, Anneler Günü kutlamanızı Facebook kapak resminize taşıyıp, annenize olan sevginizi dünyaya ilan edebiliyorsunuz. İsterseniz kendi annenizin fotoğrafını şablonlara yerleştirerek kendinize özel bir tasarımla, isterseniz de önceden hazırlanmış tasarımlardan birini kullanabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Üstelik, annesi için tasarım yapanlar çok özel bir indirime de hak kazanıyor. Bu Anneler Günü’nde annesine en yaratıcı hediyeyi vermek isteyenler buraya:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;strong&gt;&lt;a href="http://gid.io/AnneBakNaptim" target="_blank"&gt;http://gid.io/AnneBakNaptim&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-59eahXcFBHo/T61RmUwsw9I/AAAAAAAAMlU/ylBcuz_TgLQ/s1600/img2-c3babe14-7508-4c9d-8f7b-47da5fe16495.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="221" src="http://4.bp.blogspot.com/-59eahXcFBHo/T61RmUwsw9I/AAAAAAAAMlU/ylBcuz_TgLQ/s320/img2-c3babe14-7508-4c9d-8f7b-47da5fe16495.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: 80%;"&gt;Bir &lt;a href="http://www.bumads.com.tr/?clientid=87ae4e5f-2d31-4f7c-a889-82992a8e9fdf&amp;amp;offerid=195" rel="nofollow" target="_blank" title="bumads"&gt;bumads&lt;/a&gt; advertorial içeriğidir.&lt;/span&gt;
&lt;script type="text/javascript"&gt;
ad_client = '87ae4e5f-2d31-4f7c-a889-82992a8e9fdf';ad_offer ='195';
&lt;/script&gt;&lt;script src="http://sayac.bumads.com.tr/showads.js" type="text/javascript"&gt;
&lt;/script&gt;&lt;br /&gt;
&lt;span style="font-size: 80%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-3242865358941857598?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/VVlVZ7btMpo" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/3242865358941857598/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=3242865358941857598&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3242865358941857598?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3242865358941857598?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/VVlVZ7btMpo/en-yaratc-anneler-gunu-hediyesini-mi.html" title="En Yaratıcı Anneler Günü Hediyesini mi Arıyorsunuz?" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-vWdMZnR0qWI/T61RgR1HyJI/AAAAAAAAMlM/1JELMeoZgNg/s72-c/img1-c3babe14-7508-4c9d-8f7b-47da5fe16495.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/en-yaratc-anneler-gunu-hediyesini-mi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkMGQX07fip7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-5468044126243781796</id><published>2012-05-03T13:53:00.002-07:00</published><updated>2012-05-03T13:53:40.306-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:53:40.306-07:00</app:edited><title>Orgazm olamama kabusu!...</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/irlhNYLAOhHAwY6fnqaWuntQEy4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/irlhNYLAOhHAwY6fnqaWuntQEy4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/irlhNYLAOhHAwY6fnqaWuntQEy4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/irlhNYLAOhHAwY6fnqaWuntQEy4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://1.bp.blogspot.com/-YkPRArgCdRc/TrWYzqOgYcI/AAAAAAAABCI/SGdKfLomRLQ/s1600/orgazmolmama.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://1.bp.blogspot.com/-YkPRArgCdRc/TrWYzqOgYcI/AAAAAAAABCI/SGdKfLomRLQ/s320/orgazmolmama.jpg"   width=320 height=213&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;Normal bir uyarılma döneminden sonra orgazm olamama   durumu, gençlerde ve cinsel ilişkiye yeni başlamış olan ve bu yüzden tecrübesi   az olan kadınlarda daha sık görülür.&amp;nbsp;&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kadınların yüzde   5-10'u hayatlarınının hiçbir döneminde orgazm olmaz ve buna birincil anorgazmi   orgazm olamama) adı verilir. Birincil anorgazmi, sonradan ortaya çıkan (ikincil)   anorgazmiden daha sıktır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Nedenleri Neler?&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bazen ilişki   problemleri, depresyon, ilaç kullanımı, kronik hastalık, östrojen yetmezliği ve   nörolojik hastalıklara (Multipl Skleroz gibi) bağlı ikincil olarak ortaya   çıkabilir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Mastürbasyonla ve cinsel ilişki dışında kalan uyaranlarla   rahatlıkla orgazm olabilen kadın, gerçek bir cinsel ilişkide orgazm   olamayabilir. Bazı kadınlar da eşiyle aynı zamanda orgazm olamamaktan, her   seferinde orgazm olamamaktan veya her seferinde ancak bir kez orgazm olmaktan   yakınır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ancak birçok çiftin beraber orgazm olamadıkları, çoğu kadının   ilişki öncesi dönemde orgazm olduğu (direkt klitoral uyarıyla) bir gerçektir.   Anorgazminin en sık görülen psikolojik nedenleri; takıntılı bir şekilde   ilişkinin nitelikleriyle ilgilenme, hata yapma korkusu ve buna bağlı olarak   kendisini aşırı eleştirme ve başaramama korkusudur. Kadın eşinin davranışlarıyla   ve kendisinin yapması ve yapmaması gerekenlerle o kadar meşguldür ki kendini   ilişkiye verip gevşeyemez.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Diğer nedenler ise geçmişte cinsel tacize   maruz kalmak, cinsellik hakkında olumsuz duygular taşımak, ilişkiye ait   problemler, özgüven azlığı, vücudunu beğenmeme ve kontrolü kaybetme korkusudur.   Tedavide öncelikle altta yatan organik ve psikolojik nedenler araştırılarak   giderilir. Cinsel eğitim, bireysel ve eşle birlikte sürdürülen psikoterapi de   organik neden bulunamayan durumlarda gereklidir.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-5468044126243781796?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/nHqWaDFxBJ0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/5468044126243781796/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=5468044126243781796&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5468044126243781796?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5468044126243781796?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/nHqWaDFxBJ0/orgazm-olamama-kabusu.html" title="Orgazm olamama kabusu!..." /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-YkPRArgCdRc/TrWYzqOgYcI/AAAAAAAABCI/SGdKfLomRLQ/s72-c/orgazmolmama.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/orgazm-olamama-kabusu.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkQDSHw-cSp7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-2620997754770588270</id><published>2012-05-03T13:53:00.000-07:00</published><updated>2012-05-03T13:52:59.259-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:52:59.259-07:00</app:edited><title>Doz Diyet ile kalori hesaplarına son</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VfO96EloAe_juFADvCST0mXkMok/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VfO96EloAe_juFADvCST0mXkMok/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VfO96EloAe_juFADvCST0mXkMok/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/VfO96EloAe_juFADvCST0mXkMok/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://3.bp.blogspot.com/-5ifZimQNWxU/TrQGFv-mbPI/AAAAAAAABBA/ffCEPi3wC-c/s1600/dozdiet.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://3.bp.blogspot.com/-5ifZimQNWxU/TrQGFv-mbPI/AAAAAAAABBA/ffCEPi3wC-c/s1600/dozdiet.jpg"&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN   style="COLOR: #cc0000" class=Apple-style-span&gt;Kilo vermek istiyorsunuz ama   kalori hesaplarından sıkıldınız mı? Hatta hesaplar iyice karıştı mı? Uzmanlar,   bu gibi durumlarda Doz Diyet sisteminin yararlı olabileceğini belirtiyor. İşte   Doz Diyet sisteminin ayrıntıları&amp;#8230;&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Beslenme ve diyet uzmanı   Nermin Akdeniz, kilo vermek isteyen, ancak kalori hesabından sıkılanların, daha   basit ve akılda kalıcı bir sistem olan Doz Diyet sistemini uygulayabileceklerini   bildirdi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu programların kimi zaman istenilen sonucu vermediğini   kaydeden Akdeniz, &amp;#8220;Kilo vermek isteyenlerin karşılaştığı en önemli zorluklardan   biri kalori hesabı yapmaktır. Hastaların çoğu bu nedenle sıkılıp diyet yapmaktan   vazgeçiyor. En doğrusu hastalara kilo verirken kolaylıkla uygulayabilecekleri   menü seçenekleri sunmaktır&amp;#8221; diye konuştu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Doz diyet sisteminde,   hastaların öncelikle vücut analizi ve sağlık durumlarına göre almaları gereken   günlük doz miktarının belirlendiğini anlatan Akdeniz, diyet programının kişiye   özel hazırlandığını belirtti.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu program hazırlanırken diyet yapacak   kişinin beslenme alışkanlıkları, su içme sıklığı, iş yaşamının göz önüne   alındığını ifade eden Akdeniz, &amp;#8220;Diyet reçetesi mutlaka kişiye özel olmalıdır.   Birinde başarılı olan diyet bir başkası için uygun olmayabilir. Program   yapılırken diyet yapacak kişinin yaşam tarzı kökünden değiştirilmemelidir. Aksi   halde hasta bunu uygulamaktan kaçınır&amp;#8221; dedi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Doz diyet programında, her   türlü besinin protein, yağ ve karbonhidrat miktarlarına göre doz değerlerinin   hem pişmiş hem de çiğ olarak bu kişilere öğretildiğini anlatan Akdeniz, &amp;#8220;Böylece   kişi gün boyu tükettiği tüm yiyeceklerin doz değerlerini bilip diyetisyenlerce   kendisi için belirlenen limiti aşmayacak şekilde ve özgürce diyetine devam   edebilir. Diyetine sadık kalan hastanın kilo vermesi kolaylaşır, kilo verdikçe   de motivasyonu yükselir ve kendini daha mutlu hisseder&amp;#8221; şeklinde   konuştu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;&amp;#8220;Hamburger bile yiyebilirler&amp;#8221;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu sistemde   hastaların almaları gereken günlük doz miktarını aşmamak kaydıyla kebap,   hamburger hatta tatlı bile yiyebildiğini kaydeden Akdeniz, &amp;#8220;Diyet denince   kişilerin aklına aç kalmak geliyor. Oysa bu sistemde böyle bir şey söz konusu   değil. Hastalar canları çekerse sütlü tatlı, simit, etli dolma bile yiyebilir.   Ama bu tür besinlerin doz miktarı yüksek olduğu için o gün içinde kalan doz   miktarını buna göre ayarlamaları gerekir&amp;#8221; diye konuştu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hastaların bu   diyeti tatildeyken bile kolaylıkla uygulayabileceklerini belirten Akdeniz,   &amp;#8220;Tatilde diyet programı uygulamak zordur. Hastalara tatilde de   uygulayabilecekleri doz diyet menüleri önermek gerekir&amp;#8221; dedi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hızlı kilo   vermenin sağlık açısından büyük zararları olduğunu, bunun ani ölümlere yol   açabildiğini vurgulayan Akdeniz, şu uyarıları dile getirdi:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8220;Doğru bir   diyet programı kişilere doğru beslenme alışkanlığı kazandırmalıdır. Kilo sorunu   olanların sık kilo alıp vermesi hem beden hem de ruh sağlığı açısından son   derece zararlıdır. Doğru beslenme alışkanlığı kazanılırsa böyle bir durumla   karşılaşılmaz.&amp;#8221;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Akdeniz, doz diyet programının 1-4 ay arasında   uygulanmasıyla kadınların 3.5-4, erkeklerin ise 5-6 kilo vermelerinin mümkün   olduğunu kaydederek, bunun hastanın kilosuna göre değiştiğini, yüksek kiloya   sahip kişilerin ilk zamanlarda daha hızlı kilo verebildiklerini   belirtti.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hastaların ilk hafta sonunda diyetin takibi açısından kontrol   edilmesinde yarar bulunduğunu ifade eden Akdeniz, &amp;#8220;Gerekirse diyet programı   yeniden düzenlenmelidir. Hastanın talepleri bu düzenlemede dikkate alınabilir.   Ama tansiyon sorunu olan bir hastaya sağlığı olumsuz etkileyen bir menü   önerilmemelidir&amp;#8221; ifadesini kullandı.&lt;BR&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-2620997754770588270?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/5NnhnwRRKkw" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/2620997754770588270/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=2620997754770588270&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/2620997754770588270?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/2620997754770588270?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/5NnhnwRRKkw/doz-diyet-ile-kalori-hesaplarna-son.html" title="Doz Diyet ile kalori hesaplarına son" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-5ifZimQNWxU/TrQGFv-mbPI/AAAAAAAABBA/ffCEPi3wC-c/s72-c/dozdiet.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/doz-diyet-ile-kalori-hesaplarna-son.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkQASHYzeCp7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-4806236448958595224</id><published>2012-05-03T13:52:00.004-07:00</published><updated>2012-05-03T13:52:29.880-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:52:29.880-07:00</app:edited><title>Uygun sevgiliyi bulma rehberi</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mUt6WtkEqhPjscoq3BJi1vFriSM/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mUt6WtkEqhPjscoq3BJi1vFriSM/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mUt6WtkEqhPjscoq3BJi1vFriSM/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/mUt6WtkEqhPjscoq3BJi1vFriSM/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://3.bp.blogspot.com/-W6p2IgjSx5M/TrPzgbmuCUI/AAAAAAAABA4/iD4aQgaJ9Ik/s1600/10_adimda_kusursuz.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://3.bp.blogspot.com/-W6p2IgjSx5M/TrPzgbmuCUI/AAAAAAAABA4/iD4aQgaJ9Ik/s320/10_adimda_kusursuz.jpg"   width=320 height=212&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;Sevgilisizler, size uygun bir sevgili var ama acaba   nerede? Belki şimdi yanınızdan geçti, belki lisede unuttunuz onu, belki aile   dostunuzun oğlu. 14 Şubat kapıda&amp;#8230;&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sevgililer Gününü sevgilisiz   geçirmemek için hala şansınız var! İşte kişiye göre sevgili bulma rehberi.   Eğlenceli bir arayış.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Okuyanlara tavsiyeler&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Herhangi bir   sizi açmaz. Uzun sohbetler edebileceğiniz, dünya görüşünüzün aynı olduğu   kişilere yönelin. Siz iyisi mi kültürel mekânları mesken haline getirin. Örneğin   çok sık alışveriş yaptığınız kitapçıda biraz daha fazla vakit geçirin.   Sezgilerinize güvenin, bir gün o oraya gelecek.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Eğlence düşkünleri   dikkat!&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sizin mekânınız barlar demek mümkün ama bar çıkışlı pek çok   ilişkinin sonunun hüsran olduğunu herkes gibi siz de bilirsiniz. Siz iyisi mi   barlarda değil de, sohbet de edebileceğiniz kafe &amp;#8211; barlarda yan masadakileri   gözden kaçırmayın. Başlangıç hareketinizi tuzu istemek gibi basit bir hareket   olabilir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Sportmen olsun&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Spor salonlarının uygun yerler   olduğunu söylemeye gerek yok ancak biraz daha ileri giderek yazın tenis   kortları, kışın kar pistleri ve kapalı yüzme salonlarını da deneyin. Daha   ekonomik bir çözüm ise, hafta sonları sahilde koşmak ve yürüyüştür. Sizin   başlangıç hareketiniz ustalıklı bir çarpışma ya da ayak burkma   numarasıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Ne olursa kabulüm!&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8216;Ben bir sınıfa dahil   değilim&amp;#8217; diyorsanız, hem entel hem eğlenen her an her yerde olabilir bir ruh   haliniz varsa siz de arkadaşlarınızı seferber edin. Size uygun olduğunu   düşündükleri adaylarla bir randevu ayarlamalarını isteyin.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-4806236448958595224?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/z-ArrtDLlI0" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/4806236448958595224/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=4806236448958595224&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/4806236448958595224?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/4806236448958595224?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/z-ArrtDLlI0/uygun-sevgiliyi-bulma-rehberi.html" title="Uygun sevgiliyi bulma rehberi" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-W6p2IgjSx5M/TrPzgbmuCUI/AAAAAAAABA4/iD4aQgaJ9Ik/s72-c/10_adimda_kusursuz.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/uygun-sevgiliyi-bulma-rehberi.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkQHQ3s6eip7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-9144088732433584813</id><published>2012-05-03T13:52:00.002-07:00</published><updated>2012-05-03T13:52:12.512-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:52:12.512-07:00</app:edited><title>Kontrolsüz öfke hayatımızı kâbusa çeviriyor!</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_vObXhD9FcHGVWnWHB8TfhH_SlE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_vObXhD9FcHGVWnWHB8TfhH_SlE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_vObXhD9FcHGVWnWHB8TfhH_SlE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/_vObXhD9FcHGVWnWHB8TfhH_SlE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://2.bp.blogspot.com/-5lXKsDq79qM/TrPtxmdWTWI/AAAAAAAABAw/UfdL5yPAvHk/s1600/ofke.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://2.bp.blogspot.com/-5lXKsDq79qM/TrPtxmdWTWI/AAAAAAAABAw/UfdL5yPAvHk/s320/ofke.jpg"   width=320 height=198&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;Son derece insani bir durum olan öfke, kontrol altına   alınmadığı takdirde hayatın birçok alanında olumsuz sonuçlara yol açıyor. Günlük   hayatın stresi ve bastırılmış duygular da buna eklenince insanlar kontrolden   çıkabiliyor.&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz kişileri   derinden etkileyen öfke duygusunu, bu duygunun yol açabileceği problemleri ve   öfke kontrolünü anlattı&amp;#8230;&lt;BR&gt;Öfke, insan hayatında yaşanılan diğer tüm duygular   gibi (sevgi, neşe vb) normal ve doğadaki tüm canlı türlerinde görülen bir   duygudur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öfke, kişinin herhangi bir tehdit karşında gösterdiği doğal bir   tepkidir.&lt;BR&gt;Bu duygu, vücudumuzda fizyolojik ve biyolojik değişimler   yaşanmasına da sebep olur. Öfkelendiğimiz zaman beyin savaş ya da kaç şeklinde   tepkiler verir. Kişi öfkelendiği zaman, nefes alıp vermesi sıklaşır, stres ve   gerginlik baş gösterir, enerjiyi arttıran adrenalin salgısı başlar, kalp   atışları hızlanır, kan basıncı artar, kendisini ve davranışlarını kontrol   etmekte zorlanır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Niçin Öfkeleniyoruz?&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öfke duygusu diğer   tüm duygular gibi bilinçaltımızdaki düşünceleri izler. Kişinin olumsuz yaşadığı   herhangi bir olay daha sonraları da aynı ön yargıları hissetmesine neden olur.   Engellenme, saldırıya uğrama, yoksun bırakılma, tehdit edilme, kısıtlanma gibi   durumlarda hissedilen yoğun bir duygudur. Genellikle kişiye yönelik   saldırganlığın ortaya çıkması ile sonuçlanır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Aynı şekilde kişinin   yapmaktan çekindiği davranışları başkasının rahatlıkla yapıyor olması bu kişiyi   oldukça kızdırabilir. Örneğin her randevusuna erken giden birinin randevuya geç   kalan arkadaşına oldukça kızması gibi. Burada kişi kendisinin yapmadığı ve özen   gösterdiği bir şeyin başkası tarafından yapılmasına oldukça sinirlenir ve   davranışları olumsuz yönde seyreder. &amp;nbsp;Öfke duygusu bastırılan diğer   duyguların tepkimesi olarak ortaya çıkabilir. Utanç, acı ve korku gibi duygular   da öfke duygusunu tetikler.&amp;#8221;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Tepki, Kişiden Kişiye   Değişiyor&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öfke ortaya çıktığında her birey aynı şekilde tepki vermez.   Bazıları tepkilerini fiziksel ya da sözlü saldırıda bulunarak ortaya koyarken;   bazıları ise daha edilgen ve dolaylı saldırganlığı seçebilir, geri çekilme,   kaçınma, uzaklaşma gibi davranışlar gösterebilir. Bireyin öfkesini nasıl ortaya   koyacağı, o an içinde bulunduğu konumla, kültürel normlarla, yaşadığı öfkenin   şiddetiyle, benzer durumlara daha önce nasıl tepki verdiğiyle, öfkeyle baş etme   stratejileriyle çok bağlantılıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bastırılan öfkenin kaygı ve depresyona   yol açtığına dair yapılan araştırmalar vardır. İfade edilmeyen öfke ilişkileri   bozabileceği gibi çeşitli sağlık sorunlarına da neden olabilir. Solunum   sorunları, mide rahatsızlıkları, baş ağrıları, cilt problemleri, sinir sistemi   rahatsızlıkları, dolaşım sorunları gibi birçok hastalık da ortaya çıkabilir.   Öfke özellikle açık şekilde gösterildiğinde ve bu tutum diğerleri tarafından   yargılandığında kişide benlik saygısında düşmeye, ilişkilerinde çatışmaya, sözel   ve fiziksel saldırılara ve iş hayatında uyumsuzluklara neden   olabilir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Öfke Kontrolü Nedir?&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öfke kontrolü, öfkeyi doğru   ve yerinde ifade edebilme becerisini kazanmaktır. Amaç, öfkelenen kişinin   verdiği tepkileri yumuşatmak ve kişiye saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen   iletişim becerisi kazandırmaktır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öfke kontrolü ile kişi özel ve iş   yaşamında olumsuz yaşanan olaylara karşı daha tarafsız tepkiler vererek olayları   doğru bir süzgeçten geçirecek ve ön yargılarından kurtulacaktır.&lt;BR&gt;Bilişsel,   duyusal iletişim, duygusal ve davranışsal boyutlarda yapılan değişikliklerle   öfke kontrol yöntemleri uygulanmaktadır. Düşünme tarzını değiştirmek, mantıklı   düşüncelere odaklanmak, öfkeye neden olan duruma, çözüme yönelik şekilde   yaklaşmak ve problemi belirlemek, çözüm yollarının, farklı seçeneklerin neler   olduğunu gözden geçirmek, işlevsel bir plan yapmak öfkeyi kontrol etmekte   yararlı yöntemlerdendir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Öfkenizi Bastırmayın, Kontrol   Edin!&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öfkenin inkar edilmesi ya da bastırılması kişi için sağlıklı   yollar değildir. Çünkü öfkenin kişiyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici   bir işlevi de vardır. Öfke, bir tehlike anında kişiyi uyarır ve kendisine zarar   verici davranışlardan bireyin haberdar olmasını sağlar. Öfkenin sağlıklı şekilde   yaşanıp, doğru şekilde kontrol edilebilmesi için öncelikle bu duygunun kabul   edilmesi, nedenlerinin, sonuçlarının anlaşılması ve saldırgan şekilde ifade   edilmesinin engellenmesi gerekir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öfke kontrolünde amaç öfkeyi tamamen   yok etmek değildir. Öfkeyi kişinin normal ve sağlıklı sınırlarda hissetmesini   sağlamak ve buna bağlı olarak davranışlarını daha kontrollü hale getirmektir.   Öfke kontrol problemi üzerinde çalışırken, duygusal ve davranışsal düzeyde   değişikliği amaçlıyoruz. Bu da bir uzman tarafından gerçekleştirilen psikoterapi   yöntemiyle sağlanabiliyor. Uzmanlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda da   öfke kontrolü, kişiye göre değişmiştir ve olumlu sonuçlar da ortaya   çıkmıştır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Öfke Kontrolünü İçin Neler   Yapılabilir?&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öncelikle kabul etmemiz gerekir ki; öfke bir problem   çözme aracı, intikam alma yolu, haklı çıkma gerekçesi, başkalarını kontrol etme   aracı, başkalarını suçlama unsuru, bir suç işleme nedeni   değildir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Öfkesini kontrol etmek isteyen kişi sinirlendiğinde tepki   vermeden önce olayı hızlı bir şekilde değerlendirebilir. Ve bulunduğu ortamdan   uzaklaşarak olayın büyümesini engelleyebilir.&lt;BR&gt;Kişi olayları aslında olduğu   gibi göremiyor, abartıyor ya da aşırı genelliyor olabilir. Bu çarpıtmayı fark   ederek hadiseye daha net bakabilir ve ön yargısız değerlendirme   yapabilir.&lt;BR&gt;Aynı zamanda yaşanılan tüm olumsuz olaylar karşısında duygu ve   isteklerini zamanında dile getirmelidir. Bu sayede bilinçaltında yatan olumsuz   duygularında öfke patlamalarına yol açmasını engellemiş olur. Nefes terapileri   yapabilir, içinizden belli bir süre sayarak kendinizi kontrol altında   tutabilirsiniz.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Eğer kişi öfkesine tam anlamıyla hakim olamıyorsa mutlaka   bir uzmandan yardım almalı ve psikoterapiye başlamalıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kişinin kendi   öfkesini tanıması ve altta yatan nedenleri fark etmesi öfke kontrolünde önemli   faktörlerdir. Yapılan psikoterapi çalışmalarında kişinin bilinçaltı duygu ve   isteklerine iç görü kazanması, suçluluk, değersizlik, yetersizlik gibi   duygularını, fark etmesi ve değiştirilmesi için çalışılır.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-9144088732433584813?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/BgY0lwWSkgc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/9144088732433584813/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=9144088732433584813&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/9144088732433584813?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/9144088732433584813?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/BgY0lwWSkgc/kontrolsuz-ofke-hayatmz-kabusa.html" title="Kontrolsüz öfke hayatımızı kâbusa çeviriyor!" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-5lXKsDq79qM/TrPtxmdWTWI/AAAAAAAABAw/UfdL5yPAvHk/s72-c/ofke.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/kontrolsuz-ofke-hayatmz-kabusa.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkQESH89fip7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-5826379729412956308</id><published>2012-05-03T13:52:00.000-07:00</published><updated>2012-05-03T13:51:49.166-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:51:49.166-07:00</app:edited><title>Erkeklere de ateş basıyor</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rbcXK-sfG8R_SS-jPXIW3EpkuJU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rbcXK-sfG8R_SS-jPXIW3EpkuJU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rbcXK-sfG8R_SS-jPXIW3EpkuJU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/rbcXK-sfG8R_SS-jPXIW3EpkuJU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;DIV style="TEXT-ALIGN: center; CLEAR: both" class=separator&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://3.bp.blogspot.com/-Wbwxu2U99GI/TrOqP_s0c9I/AAAAAAAABAQ/vXUuNpu5dUA/s1600/erekekek.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://3.bp.blogspot.com/-Wbwxu2U99GI/TrOqP_s0c9I/AAAAAAAABAQ/vXUuNpu5dUA/s320/erekekek.jpg"   width=320 height=211&gt;&lt;/A&gt;&lt;/DIV&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;Erkek menopozu ya da erkekliğin sonu olarak bilinen   &amp;#8220;andropoz&amp;#8221;, menopoz gibi kaçınılmaz olmasa da, 50 yaş sonrası erkeklerin   hayatını önemli oranda etkiliyor. Andropoz, 75 yaşın üzerindeki erkeklerin beşte   birinde görülüyor. &amp;nbsp;&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ani ateş basmalarından cinsel güç   kaybına, unutkanlıktan eklem ve kas ağrılarına kadar bir çok şikayeti de   beraberinde getiren andropoz, erkeklik hormonu takviyesi ile kontrol altında   tutulabiliyor. Andropoza giren erkeklerin bazıları ise yaşadığı süreçten   utandığı için doktora gitmek yerine kendini toplumdan soyutlayarak içine   kapanabiliyor. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İstanbul Özel Hizmet Hastanesi Başhekimi ve Üroloji Bölüm   Başkanı Opr. Dr. Osman Akalın ileri yaş erkeklerini yakından ilgilendiren   andropoz hakkında bilgi verdi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Erkeklik Hormonu Azalıyor &amp;nbsp;   &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İleri yaş erkeklerdeki testesteron yani erkeklik   hormonundaki düşüş, andropoz olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda erkeklik   hormonu tamamen ortadan kalkmaz. Buna &amp;#8216;androjen yetersizlik sendromu&amp;#8217; adı   verilir. Erkeklerde bu olay kadınlardaki gibi bıçak sırtı bir gelişim   göstermemekte sadece erkeklik hormonunun azalmasına bağlı olarak bazı   belirtileri de beraberinde getirmektedir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Psikolojik ve Cinsel   Belirtiler Ortaya Çıkıyor &amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Andropoz, psikolojik ve bedensel   belirtiler ile cinsel yakınmalar ile kendini gösterir. Andropozun psikolojik   belirtilerinde; depresif bir ruh hali, sinirlilik, kaygı, motivasyonda azalma ve   kronik yorgunluk hissi görülür. Hafıza da olumsuz etkilendiği için unutkanlık   problemleri ortaya çıkmaktadır. Hastada var olan bir zihinsel problem andropoz   ile tetiklenir. Bedensel belirtilerinde; ani ateş basmaları, yaygın kas ve eklem   ağrıları, uyku ihtiyacının artması, halsizlik, işe konsantre olamama gibi   durumlar ortaya çıkar. seksüel belirtilerde ise; erkeklik hormonunun düşüklüğü   sonrası libido denilen cinsel isteğin azalması görülmektedir. Andropozda   ereksiyon problemleri çok sık görülmektedir. Erkeklerde ileri yaşın getirdiği   osteoporoz durumları yani kemik erimesi, andropoz ile ortaya çıkan durumlardan   biridir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Erkekler İçine Kapanabiliyor &amp;nbsp;   &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Genellikle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülen   andropoz, seksüel performansta düşüklüğe bağlı olarak yıpratıcı bir strese neden   olmaktadır. İçinde bulunduğu sıkıntıyı agresif hareketlerle dışa vuran hasta,   çevresindeki olur olmaz her şeye sinirlenmeye başlar. Bu psikolojik bozukluk ise   zamanla kişinin çekilmez bir hal almasıyla devam eder. Yaşadığı sorunlar   nedeniyle bunalıma giren hasta, utandığı için doktora gitmemesi sonucunda   kendini toplumdan soyutlayarak içine kapanabilmektedir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Tanı İçin   Basit Bir Tahlil Yeterli &amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çok basit bir kan tahlili ile   erkeklik hormonu düşüklüğü ve oranı tespit edilebilir. Hastanın şikayetleri   dinlendikten sonra üroloji uzmanının yapacağı fiziksel muayenede, hastanın   testislerinde bir ufalma, kıvamında yumuşama, peniste küçülme, hastanın kas   kitlesinde azalma gibi bulgular, andropoz belirtileridir. Sonrasında da kan   tahlili ile tanısı konulur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Andropoz Yaşı...   &amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Erkeklerde andropoz durumunun hangi yaşlarda ortaya çıkacağı   her hasta için farklıdır. Bazı erkeklerde 50&amp;#8217;li yaşlardan sonra bazılarında ise   80&amp;#8217;li yaşlar ile birlikte andropoz belirtileri görülebilir. Andropoz, erkeğin   kaçınılmaz sonu değildir, her erkekte ortaya çıkan bir durum da değildir. Her   hastada andropoz belirtileri görülmediği için tedaviye de gerek olmayabilir.   &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Nasıl Tedavi Edilir?&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hastaya erkeklik hormonu dışarıdan   tablet, iğne ya da cilde yapıştırılan yavaş emilimli bantlar ile verilerek   andropoz ile ortaya çıkan bedensel belirtilerin düzeldiği, hastanın kendine   güven hissinin geri geldiği, fiziksel ve konsantrasyon gücünün arttığı, cinsel   arzudaki azalmanın kaybolduğu bilinmektedir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Hormon Takviyesi Sıkı   Takip Gerektiriyor&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yaş büyümesi ile prostat büyümesi adayı olan   erkeklerde, dışarıdan erkeklik hormonu takviyesi ile prostat kanseri riski de   kendini göstermektedir. Prostat kanseri testesteron ile beslenen bir kanser türü   olduğu için bu hastalarda öncelikle erkeklik hormonunun yok edilmesine yönelik   tedaviler uyguluyoruz. Testesteron yüksekliğinin prostat kanserine yol açtığı   ispat edilmemiş olsa da, hastada tanı konulmamış bir prostat kanseri varsa bu   durum, hastalığın alevlenerek çok hızlı ilerlemesine yol açmaktadır. Testesteron   hormonu, iyi huylu prostat büyümesi riskini artırmaktadır. Ancak hastaların,   sıkı bir takip altında erkeklik hormonu takviyesi almalarında bir sakınca   yoktur. Tedavide kullanılacak hormonun dozu da, hekim tarafından   belirlenmelidir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Andropozu Önlemek Mümkün Mü?   &amp;nbsp;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Andropoz, erkekler için önlenemez bir süreçtir. Hayatın   ilerleyen dönümlerinde ortaya çıkan doğal bir gidişattır ve yalnızca bunun hekim   kontrolü ile hayat kalitesini düşürmesine izin verilmeden yaşanması söz konusu   olabilir.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-5826379729412956308?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/dDW2-VdSBUA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/5826379729412956308/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=5826379729412956308&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5826379729412956308?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5826379729412956308?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/dDW2-VdSBUA/erkeklere-de-ates-basyor.html" title="Erkeklere de ateş basıyor" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-Wbwxu2U99GI/TrOqP_s0c9I/AAAAAAAABAQ/vXUuNpu5dUA/s72-c/erekekek.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/erkeklere-de-ates-basyor.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkUMSXw_eSp7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-1636788900525247570</id><published>2012-05-03T13:51:00.003-07:00</published><updated>2012-05-03T13:51:28.241-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:51:28.241-07:00</app:edited><title>Yaşı 30 olanların antiaging zamanı!</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vOHSuu7-Yle1AWl_YdfV9wtgoVc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vOHSuu7-Yle1AWl_YdfV9wtgoVc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vOHSuu7-Yle1AWl_YdfV9wtgoVc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/vOHSuu7-Yle1AWl_YdfV9wtgoVc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://4.bp.blogspot.com/-e6NcTGB3eDI/TrOebgmrOkI/AAAAAAAAA_g/9Q7jp3KExoE/s1600/anti-aging.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://4.bp.blogspot.com/-e6NcTGB3eDI/TrOebgmrOkI/AAAAAAAAA_g/9Q7jp3KExoE/s320/anti-aging.jpg"   width=308 height=320&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;Hayatın dönüm noktalarından biri olan otuzlu yaşlarda;   akıp giden yılların izleri de yüzümüzde belirmeye başlar. Bu durumda panik   yapmak yerine, bazı önlemler alarak ve doğru bakım yöntemleri uygulayarak,   yaşlılık izlerine dur diyebilirsiniz!&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yaşlanmayı geciktirmek   için antiaging ürünlere başlayın, antioksidan içerikli kremler kullanın.   Geceleri meyve asidi içerikli kremler sürmeden uyumayın! Erken kırışıklıkların   yerleşmesini peelingle durdurun, sarkan cildinizi mezoliftingle   toplayın&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr.   Gökhan Okan; hem ruhsal hem de fiziksel açıdan önemli bir dönüm noktası olan   otuzlu yaşlardaki cilt bakımının püf noktalarını anlattı:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Ruhu da   Etkiler Cildi de&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Otuzlu yaşlar; hayatın önemli bir dönüm   noktasıdır. Hayatın sorumlulukları bu yaşlarda artar; yoğun iş temposu, evlilik   düzeni ve çocuk yetiştirme arasındaki dengeyi düzene koymak için zorlu bir   mücadele verilir. Dönüm noktasının olduğu otuzlu yaşlarda yaşlanma belirtileri   de görülmeye başlar. Ciltte birtakım değişiklikler gözlenir. Ancak alınacak   birtakım önlemlerle yaşlanma süreci geciktirilip, &amp;nbsp;kişinin kendisini daha   iyi hissetmesi sağlanabilir; bu ruh hali hayata karşı daha güçlü mücadele   verilmesine de katkı sağlar.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Ergenlik dönemi boyunca devam eden yoğun   yağlanma ve akne sorunu ilerleyen yıllarda azalmaya başlar, cildin yağ salgısı   ve nem salgısında azalma görülür. Bu da otuzlu yaşlarda, kişilerin daha az yağlı   ve daha nemsiz bir cilde sahip olmasına neden olur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Ergenlikte Güneş   Olgunlukta Leke Demek!&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; &amp;nbsp;Ergenlik döneminde bilinçsizce yoğun   güneşe maruz kalınması bu yaşlarda ciltte etkisini göstermeye başlar. Kılcal   damar genişlemeleri, cilt lekeleri belirmeye başlar. Ergenlik döneminde   solaryuma girenlerde bu sorunlar daha belirgindir. Yaşa bağlı olarak ciltte   kollajen ve elastin salgısında azalma başlar ki kırışıkların başlamasının ana   nedeni bu maddelerin azalmasıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Otuzlu yaşlara merhaba diyenler,   öncelikle kullanmış oldukları günlük bakım ürünlerine dikkat etmelidirler. Cilt   yapısına uygun olan bir temizleyiciyle cilt temizlendikten sonra, arkasından   nemlendirici kullanılmalı. Yağlı cilt yapısına sahip olanlar, cildi kurutucu bir   temizleyici tercih etmeli. Kuru cildi olanların da deriyi kurutmayan bir ürünle   ciltlerini temizlemeleri gerekir. Tonik tarzı ürünler kuru cilde sahip olan   kişiler için uygun ürün değildir. Yağlı cildi olanlara tonik   uygundur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Şimdi Antiaging Zamanı!&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Kullanılacak   nemlendiricinin yağlı cildi olanlarda hafif olmasına, kuru cilde sahiplerde ise   yoğun yağ ve nem içermesine önem gösterilmelidir. Kullanılacak olan   nemlendiricide güneş koruyucu bulunması, güneşten kaynaklanan lekelerin tedavisi   açısından faydalıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Yaşlanmayı geciktirmek amacıyla kullanılacak   antiaging ürünlerde; vitamin C, vitamin A, koenzim Q ve meyve asidi içermesine   önem verilmelidir. Otuzlu yaşlar, bu ürünlerin kullanılmasına başlanması   açısından uygun zamandır. Özellikle düzensiz beslenen, sigara içen ve yoğun   stres altındaki kişilerde antioksidan içerikli kremler   önerilmektedir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Ölü Cilt İçin Meyve Asidi&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Meyve asidi   içerikli kremler ciltteki ölü tabakanın atılmasını kolaylaştırmanın yanında   cilde parlaklık da kazandırırlar. Özellikle gece kullanımları tavsiye edilir.   Gündüz kullanılacaklarsa, arkasından güneş koruyucu sürülmelidir. Göz çevresinde   erken yaşlanma belirtilerinin hafifletilmesi amacıyla dermokozmetik ürün   kullanıma başlanmalıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Otuzlu yaşlar peeling uygulamaları için çok   uygun bir zamandır. Peeling hem oluşmaya başlayan erken kırışıklıkların   yerleşmesini durdurmakta, hem de ciltte bulunan lekelerin tedavisini   sağlamaktadır. Özellikle derin yerleşimli olduğu düşünülen lekelerde peeling   işlemi, &amp;nbsp;krem tedavisiyle birlikte iyi bir tedavi   şemasıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Peeling'le Yıllara Meydan Okuyun&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Peelingin   amacı üst tabakadaki hücrelerin soyularak atılması ve alttan sağlam canlı deri   gelmesini sağlamaktır. Peeling iki ya da üçer hafta arayla dört ile altı seans   arasında yapılır. Peeling işlemi için kullanılacak asidin gücü, kişinin cilt   yapısı ve mevcut olan soruna göre belirlenmektedir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Peeling sonrası   ciltte kızarıklık, hafif kabuklanma, kepeklenme gibi bulgular gözlenebilir. Bu   bulgular birkaç günde nemlendiriciler ile hafifler. Peeling sonrası yeni gelen   deri güneşe karşı çok hassastır. Güneşten korunmak çok önemlidir. Güneş koruyucu   kullanımına tedavi sonrası da devam edilmelidir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Mezolifting ile   Gençleşin&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Otuzlu yaşlarda ciltte görülmeye başlanan sarkma,   elastikiyet kaybı ve kırışıklıklar, mezolifting ile tedavi edilebilir. Cildi   yenileyen antioksidanlar, vitaminler, mineraller, cilde nem kazandıran   hyarülonik asit maddesi minik iğnelerle cilt altına enjekte edilir. Cilt   nemlenmiş, parlak görünüm kazanmış ve yenilenmiş olur. Ortalama 4-6 seans, 2-4   haftalık aralıklarla uygulanır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Yüz dışında boyun, dekolte bölgesi ve   eller de mezolifting uygulanabilen diğer alanlardır. Ağrısı minimal olduğu için   uygulama öncesi lokal anestezik krem uygulaması yeterlidir. Yan etkisi yok   denecek kadar azdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Botoksla Çizgilerin Yerleşmesini   Engelleyin&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Otuzlu yaşlarda hafif belirmeye başlayan çizgiler   botulinum toksini ya da bilinen ismiyle botoks işlemiyle tedavi edilir. Bu   yaşlarda yapılacak botoks, çizgilerin yerleşmesini engeller. Özellikle yüzün üst   kısmı ve göz çevresinde bulunan çizgilerinin ortadan kalkmasında   faydalıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Botoks uygulaması öncesi hastaların ilaç hikayeleri,   hastalıkları olup olmadıkları sorgulanır. Etkisi, uygulamadan 4-5 gün sonra   görülmeye başlar ve 3-6 ay devam eder. Emin ellerde yapıldığı zaman yan etkisi   yok denecek kadar azdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;30&amp;#8217;luk Tiryakilerin Dudakları Dolgu   İster&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Yoğun sigara içen kişilerde dudaklarda çizgiler görülmeye   başlar. Bu çizgilerin hafifletilmesi ve dudaklara hacim kazandırmak   (dolgunlaştırmak) amacıyla dolgu maddesi enjeksiyonu yapılır. Dolgu   uygulamalarında genellikle hyarülonik asit içeren ürünler tercih edilir. Dolgu   maddesi uygulaması ile dudaklar daha dolgun ve nemli bir görünüm kazanmış   olur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Uygulama; poliklinik koşullarında olan, tek seans, kısa süren bir   işlemdir. Uygulama öncesi ağrı hissini ortadan kaldırmak amacıyla anestezik bir   krem uygulanır. Enjeksiyon sonrası hasta günlük aktivitelerine dönebilir.   Tedavinin etkinliğinin ne kadar süreceği kişiye göre değişir. Ancak etkinlik   ortalama 6 aydır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Yaşlanmamak İçin Yaşam Tarzınızı   Değiştirin&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;#8226; Beslenmenize özen gösterin.&lt;BR&gt;&amp;#8226; Günde en az altı saat   uyuyun.&lt;BR&gt;&amp;#8226; Su içilmesine önem verin; su, cildin nemlenmesi açısından   faydalıdır.&lt;BR&gt;&amp;#8226; Sigara, cildin yaşlanmasını hızlandırır. Derinin oksijen   temasını engelleyerek, yaşlanmayı hızlandırır.&lt;BR&gt;&amp;#8226; Sebze ve meyve tüketimine   önem verin. Bunların içeriklerinde bulunan antioksidanların cildimiz içinde   olumlu etkileri bulunmaktadır.&lt;BR&gt;&amp;#8226; Güneşten kaçınmak, yaşlanmanın   geciktirilmesi açısından çok önemlidir; düzenli olarak güneş koruyucu   kullanın.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-1636788900525247570?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/G20tlO9dk6s" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/1636788900525247570/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=1636788900525247570&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/1636788900525247570?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/1636788900525247570?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/G20tlO9dk6s/yas-30-olanlarn-antiaging-zaman.html" title="Yaşı 30 olanların antiaging zamanı!" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-e6NcTGB3eDI/TrOebgmrOkI/AAAAAAAAA_g/9Q7jp3KExoE/s72-c/anti-aging.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/yas-30-olanlarn-antiaging-zaman.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkUCQXo6fip7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-3644109860317166883</id><published>2012-05-03T13:51:00.001-07:00</published><updated>2012-05-03T13:51:00.416-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:51:00.416-07:00</app:edited><title>En iyi yağ yakma teknikleri</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/beh_HUEommNyUQcfGXtfPgSilNc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/beh_HUEommNyUQcfGXtfPgSilNc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/beh_HUEommNyUQcfGXtfPgSilNc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/beh_HUEommNyUQcfGXtfPgSilNc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://1.bp.blogspot.com/-KGv2ReI5BLk/TrK4gl-wqaI/AAAAAAAAA-Q/OzRrm7tFQQA/s1600/en-iyi-yag-yakma-teknikleri.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://1.bp.blogspot.com/-KGv2ReI5BLk/TrK4gl-wqaI/AAAAAAAAA-Q/OzRrm7tFQQA/s320/en-iyi-yag-yakma-teknikleri.jpg"   width=320 height=240&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;ABD Indiana eyaletindeki Purdue Üniversitesi&amp;#8217;nde   yürütülen bir araştırma, gün içinde yağ yakımını hızlandırmak için uyulması   gereken 9 belli başlı yolu ortaya koydu.&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Su   içmek&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bol su içmenin vücuttaki nemi koruduğu ve kuruluğu önlediği   gibi metabolizmayı da düzene soktuğu biliniyor. Çünkü bol su içmek, gereksiz   kalori alımına ihtiyacını azalttığından yağların daha çabuk yakılmasına yardım   ediyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Ara öğün&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ara öğünlerde küçük atıştırmalar, ana   öğünde aşırı yemenin önüne geçerek metabolizmaya aşırı yüklenmekten   koruyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Egzersiz&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Vatan&amp;#8217;daki habere göre, stres yüzünden   yavaşlayan vücut, yağ yakmak için yeterli gücü bulamadığından kasları gereğince   çalıştıramıyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;D Vitamini&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;D vitamininin hastalıklara karşı   etkisi olduğu gibi kilo vermedeki etkisi de güçlü. Güneş ışığından faydalanarak   alınan D vitamini, ekstra kaloriye karşı doyurucu özellik taşıyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;C   Vitamini&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yağ yakmada doğrudan etkili olduğu kanıtlanan C vitamininin   her gün en az 75 mg alınması tavsiye ediliyor. Bir greyfurt, 44 mg C vitamini   ihtiva ediyor. Lif bakımından zengin C vitamini çoğu meyvede   bulunuyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Merdiven kullanmak&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Asansör yerine merdiven   kullanmak, diğer yağ yakma egzersizlerine göre 2 kat daha   etkili.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Ağırlık kaldırmak&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kol ve bacaklara ağırlık   kaldırtma egzersizi, vücuttaki fazla yağı yakmaya yardım ettiği gibi vücut   ısısını da koruyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Gülmek&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Gülmek ve kahkaha atmanın sinir   sistemini rahatlatan niteliği yanında en az 10 kalori yakmayı sağladığı da   belirtiliyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Yeşil çay&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yeşil çayın, yağ çözülmesini   sağlayan karakteristiği yapılan tüm çalışmalarla onaylanıyor. İnsülin ve glikoz   oranlarını dengeleyici etkisi sayesinde hem yağ emilimine katkı veriyor hem de   vücut sağlığını koruyor.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&lt;FONT face=Calibri&gt;&lt;/FONT&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-3644109860317166883?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/FtdKhn431A8" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/3644109860317166883/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=3644109860317166883&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3644109860317166883?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3644109860317166883?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/FtdKhn431A8/en-iyi-yag-yakma-teknikleri.html" title="En iyi yağ yakma teknikleri" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-KGv2ReI5BLk/TrK4gl-wqaI/AAAAAAAAA-Q/OzRrm7tFQQA/s72-c/en-iyi-yag-yakma-teknikleri.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/en-iyi-yag-yakma-teknikleri.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkUGRn48fSp7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-7113763229064690916</id><published>2012-05-03T13:50:00.001-07:00</published><updated>2012-05-03T13:50:27.075-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:50:27.075-07:00</app:edited><title>2012 Estetik güzellik modası...</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gqCShqNEybh70ipwd9q9iY-aBFU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gqCShqNEybh70ipwd9q9iY-aBFU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gqCShqNEybh70ipwd9q9iY-aBFU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/gqCShqNEybh70ipwd9q9iY-aBFU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://1.bp.blogspot.com/-eJZG58kTu5g/TrFKKHvoQ9I/AAAAAAAAA6k/hj6kJi3rKrE/s1600/estetik.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://1.bp.blogspot.com/-eJZG58kTu5g/TrFKKHvoQ9I/AAAAAAAAA6k/hj6kJi3rKrE/s320/estetik.jpg"   width=272 height=320&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;Hep moda trendleri değişecek değil ya artık estetiğin de   trendleri değişiyor. Eskiden beğendiğiniz burunları artık güzel bulmayacak belki   de küçük göğüsler artık ilginizi bile çekmeyecek. Çünkü güzellik dünyasında da   büyük değişimler oluyor.&amp;nbsp;&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Özel Avşar Polikliniği&amp;#8217;nden   Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yakup Avşar, yıllardır elde ettiği   tecrübelerden de yararlanarak 2012 yılında moda olacak estetik girişimleri   belirledi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Güzelleşmek artık sandığınız kadar da zor değil. Küçük bir   estetik müdahaleyle sadece yarım saatte istediğiniz buruna kavuşabilir,   mankenleri kıskandıracak bir vücuda sahip olabilirsiniz. Fakat bu değişimi   yaparken estetik trendlere de uymanız ve estetik modasının gerisinde kalmamanız   gerekiyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Yakup Avşar, bu yıl   güzellik adına birçok değişikliğin yaşanacağını belirtiyor. Çünkü artık   teknoloji sadece iş dünyasını değil tıp dünyasını da değiştiriyor. İşte   uzmanından değişen trenler hakkında bilgiler:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Burunlar   Değişiyor&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Op. Dr. Yakup Avşar, burun estetiğinde en çok dikkat çeken   özelliğin karakteristik olması olduğunu söylüyor. Op. Dr. Yakup Avşar, &amp;#8220;Artık   burun estetiği ameliyatı yapılmadan önce estetik tasarım yapılması gerekiyor.   Kişinin burun yapısının da değişime izin vermesi lazım. Değişim hastanın burun   yapısına göre sağlanıyor. Herkesin istediği burun şekli farklı olsa da genelde   günümüzün trendi karakteristik, hoş görünen burunlar. Kimse burun deliklerinin   çok belirgin olmasını istemiyor. 80&amp;#8217;lerde çok fazla yapılan oldukça kalkık   burunlar artık istenmiyor. Kimse uzun burun istemiyor. Son günlerde burunda   minimal bir kavis isteniyor. Çok düz burunlar ise tercih edilmiyor. Belirli bir   kavis olacak ve hafif bir diklik olacak. Burun ucu, altı çok bombeli olmamalı,   delikler görünmemeli&amp;#8221; diyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Meme Boyutları   Normalleşiyor&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Op. Dr. Yakup Avşar meme estetiğinde artık normal   boyutlarda memelerin istendiğini belirtiyor. Kadınların yüzde 15&amp;#8217;i genelde çok   büyük göğüsler istiyor. Yüzde 15&amp;#8217;i ise çok küçük istiyor. Yüzde 70 ise standart   yani 80 B istiyor. Genelde trend dekoltenin iyi görünmesi, göğüslerin ağır   olmaması.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Fazlalıklar İçin...&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Fazlalık bölgelerinden alınan   yağların ihtiyaç duyulan diğer bölgelerde kullanıldığı yöntemler günümüzde çok   sık kullanılıyor. Vaser sistemi denilen yöntemle yapılan operasyonların oldukça   etkili olduğunu belirten Op. Dr. Yakup Avşar, &amp;#8220;Bu yöntemde fazlalık olan bölgeye   ultrason veriliyor ve o bölgedeki &amp;nbsp;yağ eritiliyor. Eskiden görülen çökmeler   bu yöntemle oluşmuyor. Popo kaldırma, bel oyma, karın şekillendirme, bazen   göğüste de kullanıyor. Vaser cildi içeriden bir miktar toparlıyor. Alınan yağ   ise gerekli görülen bölgede değerlendirilebiliyor. Örneğin popo şekillendirmede   alınan yağ bacaklar zayıfsa bacaklara enjeksiyon yapılabiliyor&amp;#8221; diyor.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&lt;FONT face=Calibri&gt;&lt;/FONT&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-7113763229064690916?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/A4lRpxliU2I" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/7113763229064690916/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=7113763229064690916&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/7113763229064690916?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/7113763229064690916?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/A4lRpxliU2I/2012-estetik-guzellik-modas.html" title="2012 Estetik güzellik modası..." /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-eJZG58kTu5g/TrFKKHvoQ9I/AAAAAAAAA6k/hj6kJi3rKrE/s72-c/estetik.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/2012-estetik-guzellik-modas.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkYDQHc9eSp7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-6339044482101506743</id><published>2012-05-03T13:49:00.002-07:00</published><updated>2012-05-03T13:49:31.961-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:49:31.961-07:00</app:edited><title>Yedikleriniz bebeğinizin DNA'sını değiştiriyor!</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Q5H2Qe3gr9SJCbmAmK6B24-DUrk/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Q5H2Qe3gr9SJCbmAmK6B24-DUrk/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Q5H2Qe3gr9SJCbmAmK6B24-DUrk/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/Q5H2Qe3gr9SJCbmAmK6B24-DUrk/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://2.bp.blogspot.com/-fBTQR6gFUXk/TrBzaXevfEI/AAAAAAAAA4w/k5CSPG5Kn_I/s1600/hamileye.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://2.bp.blogspot.com/-fBTQR6gFUXk/TrBzaXevfEI/AAAAAAAAA4w/k5CSPG5Kn_I/s320/hamileye.jpg"   width=320 height=213&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;Anne adaylarının hamilelikte tükettikleri besinler   bebeklerinin tüm hayatını etkiliyor.&amp;nbsp;&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bahçeci Sağlık   Grubu doktorlarından Aile Hekimi Dr. Murat Berksoy, anne adaylarının hamilelik   sırasında beslenmesinin, bebeklerinin DNA'sında önemli değişiklikler   oluşturduğunu belirtiyor. Berksoy, bebeklerinin uzun vadeli sağlık durumunda   etkili olduğu için annelerin beslenme tavsiyelerini dikkatle izlemesi   gerektiğinin altını çizerken, genlerimizi değiştiremesek bile, yaşam tarzımızın   genlerimizin nasıl işleyeceğini etkileyebildiğine dikkat   çekiyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Genlerin kendilerinde değişiklik olmadan, fonksiyonlarını   değiştirebilen kalıtımsal değişimlerden söz eden Murat Berksoy, genin   değişmediğini yaptığımız bazı şeylerin, örneğin yaşam tarzımızın, genin nasıl   fonksiyon yapacağını etkileyebildiğini ve bunların da kalıtımsal olabildiğini   söylüyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Anne Karnında Duyulan Seslere Dikkat!&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Epigenetik,   bebeğin anne karnındaki çevresel ortamının dünyaya geldikten sonraki sağlığına   etkisi olarak tanımlanabilir. Anne karnında iken, annenin aldığı besinler ve   algıladığı sesler gibi diğer etkenler bebeğin hayatında alzheimer, kalp, şeker,   infertilite gibi hastalıklara sebep olabiliyor. Hamileyken yetersiz düzeyde   karbonhidrat tüketmek, bebeğin genlerinde bazı unsurların değişmesine yol   açıyor. Bu değişikliklerin görüldüğü bebekler, yaşamlarının ileriki aşamalarında   daha çok kilo alıyor. Yani anne adayı yetersiz karbonhidratlı bir beslenmeye   geçerse, çocuğunun kilo alma riskini artırıyor. Anne karnındayken çocuk yetersiz   beslenirse, çocuk ileride şişmanlık, şeker hastalığı gibi risklerle   karşılaşabiliyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Anne baba adayları için D vitamini, iyot, Omega 3, B12   vitamini, folik asit, A vitamini ve demir eksikliklerinin giderilmesi büyük önem   taşıyor. Yanlış beslenme, ağır metaller, kimyasal ve biyolojik toksinlere maruz   kalan anne karnında bebeğin, doğduktan sonra erişkin dönemde bu olumsuz çevresel   koşullardan etkilenerek yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp damar hastalığı   gibi sorunların yanında zeka geriliği, otizm ve davranış bozukluğu gibi sorunlar   yaşamasına da yol açabiliyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çevresel kimyasal kirleticilerden PCB   poliklorine bifeniller, dioksinler, kurşun, civa, bisfenol A ve perstisitler   gibi endokrin bozucular çocuklarda işitme ve konuşma bozukluklarına, eğitimde   başarısızlığın yanında gebelik sırasında benzer durumlara maruz kalındığında ise   ileriki yıllarda bebeğin üreme sorunlarıyla karşılaşma olasılığını   artırmaktadır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Hamilelikte Çok Kırmızı Et   Tüketilirse...&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Anne hamile iken çok kırmızı et tüketirse, bebek erkek   ise, bu gelecekte sperm sayısını olumsuz yönde etkileyebiliyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu   nedenle Dr. Murat Berksoy, kadınların, özellikle hamile kadınların beslenme ve   yaşam tarzları konusunda daha çok bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.   Bebekler anne karnında 30. hafta itibariyle duymaya başlıyor. Anne 30. haftadan   sonra klasik müzik dinlerken eğer rahatsız oluyorsa, bebek doğduktan sonra   klasik müzik duyduğunda huysuzlandığı gözlemleniyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Uzmanların teorisine   göre, anne karnında gelişimini sürdüren bebek, dünyaya geldiğinde karşılaşacağı   ortama hazırlıklı olmaya çalışıyor ve DNA'sında buna göre değişiklikler oluyor.   Karbonhidratı yetersiz bir ortamda gelişen bebek, yeterli besin olmadığı   varsayımıyla vücudunu depolamaya programlıyor. Daha önce hayvanlarda yapılan   çalışmalarda da beslenmenin gen işlevlerinde değişiklik yaratabildiği   belirlenmişti. Buna, Epigenetik değişim deniyor. Bu alana eğilen uzmanlar ise   çevre ile genlerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu anlamaya   çalışıyor.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dr. Murat Berksoy bu araştırmaların, Epigenetik değişimlerin   kısmen de olsa yaşamın ilk dönemleri ile daha sonraki hastalıklar arasında   bağlantı oluşturduğuna ilişkin önemli kanıtlar sunduğunu söylerken, bunun   kadınların gelecek nesillerin sağlığını iyileştirebilmek için beslenme konusunda   daha fazla desteğe ihtiyacı olduğunu gösterdiği görüşünde.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-6339044482101506743?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/kaSmLj5wTeI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/6339044482101506743/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=6339044482101506743&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/6339044482101506743?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/6339044482101506743?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/kaSmLj5wTeI/yedikleriniz-bebeginizin-dnasn.html" title="Yedikleriniz bebeğinizin DNA'sını değiştiriyor!" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-fBTQR6gFUXk/TrBzaXevfEI/AAAAAAAAA4w/k5CSPG5Kn_I/s72-c/hamileye.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/yedikleriniz-bebeginizin-dnasn.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkYHR3g7fSp7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-5929212779728211708</id><published>2012-05-03T13:49:00.000-07:00</published><updated>2012-05-03T13:48:56.605-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:48:56.605-07:00</app:edited><title>Erkekler neden suskunluğa gömülürler</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zu8i8wkOfRf509dOb8aTk1veMNc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zu8i8wkOfRf509dOb8aTk1veMNc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zu8i8wkOfRf509dOb8aTk1veMNc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/zu8i8wkOfRf509dOb8aTk1veMNc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://1.bp.blogspot.com/-Hyh1nisZZ6w/Tq_H60NhFsI/AAAAAAAAA2Y/GewdNDfxBos/s1600/erkeksus.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://1.bp.blogspot.com/-Hyh1nisZZ6w/Tq_H60NhFsI/AAAAAAAAA2Y/GewdNDfxBos/s1600/erkeksus.jpg"&gt;&lt;/A&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN   style="COLOR: #cc0000" class=Apple-style-span&gt;Konuştukça konuşası gelen bir   kadın ve suskunluğa gömüldükçe gömülen bir erkek&amp;#8230; Bu çift size pek yabancı   gelmiyordur herhalde.&amp;nbsp;&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kadın &amp;#8211; erkek ilişkilerinin   çoğunda durum aynıdır, hatta o kadar aynıdır ki kadının erkekten çok daha fazla   konuştuğu saptaması bilimsel araştırmalara bile konu olmuştur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bir   kadının ağzından günde 23 bin kelime çıkarken (ki hiç fena bir rakam değil!),   erkeğin ağzından en iyi ihtimalle bunun yarısı kadar kelime çıkar, tabii eğer   avukat değilse&amp;#8230; Dolayısıyla birlikte olduğunuz erkeğin az konuşmasına, özellikle   de kritik durumlarda sessiz kalmayı tercih etmesine aranızdaki bir sorun olarak   değil, erkek doğasının kabul edilmesi gereken bir parçası olarak bakmaya   başlasanız iyi olur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Zamanlamaları farklı&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;İşten eve yorgun   argın dönen bir kadın oturup gününün nasıl geçtiğiyle ilgili sohbet etmeyi bir   yorgunluk olarak görmez. Oysa erkek o esnada tek bir kelime etmeyi bile büyük   bir külfet sayar. Yani kadınla erkeğin sohbet konusundaki zamanlaması farklıdır.   Aynı şey kavgalar için de geçerli&amp;#8230; Kadın olayı patlak verdiği yerde ve zamanda   çözmek ister, bunun tek yolunun ise konuşmak olduğunu düşünür. Oysa erkek olayın   üzerinden biraz vakit geçmesini, yani ateşin küllenmesini beklemeyi tercih eder.   Bu durumda kadının yapabileceği en iyi şey, duyarlılığını kullanarak, ne zaman   karşısındaki erkeğin üzerine gidip onu konuşmaya zorlamasının, ne zaman onu bir   müddet rahat bırakmasının daha doğru olacağını kestirmektir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Toplumsal   roller gereği&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;Erkeklere küçük yaştan itibaren &amp;#8216;erkek adamın&amp;#8217; az ve öz   konuşması gerektiği öğretilir ve bilinçaltına işleyen bu öğreti çoğu erkeği   ileri yaşlarda suskunluğa iter. Erkeğin toplumsal rolünde &amp;#8216;kan gibi konuşup karı   gibi gülmeye&amp;#8217; yer yoktur. O her zaman soğukkanlı ve kontrollü olmak, sorunlar   karşısında tepeden bakan bir tavır takınmak zorundadır. Kısacası cinslerinin   toplumsal tanımına uygun hareket etmek durumunda kalan erkeklerimiz, zaman   içinde rollerini benimseyerek konuşmayı sevmez hale gelirler.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kadınlar   konuşma konusundaki önceliği hiç kimseye kaptırmak, lafı kimseye bırakmak   istemez. Bu da karşımızdaki erkeklerin zaman zaman duygu ve düşüncelerini ifade   etmeyi isteyip de buna fırsat bulamamalarına neden olur. Aceleci davranmak, bir   kadının yapabileceği en büyük hatadır. Mesela yeni bir ayakkabı aldınız ve   sevdiğiniz erkeğin bu ayakkabıyı nasıl bulduğunu öğrenmek için yanıp   tutuşuyorsunuz. Sabırsızlık edip sorarsanız kısacık bir cevapla yetinmek zorunda   kalırsınız, oysa sabırla beklerseniz o kendi kendine fark edip &amp;#8220;Ayakkabıların ne   kadar güzel hayatım, yeni mi?&amp;#8221; diye soracaktır.&lt;BR&gt;  &lt;DIV&gt;&amp;nbsp;&lt;/DIV&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-5929212779728211708?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/zwhYv1bJl8E" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/5929212779728211708/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=5929212779728211708&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5929212779728211708?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5929212779728211708?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/zwhYv1bJl8E/erkekler-neden-suskunluga-gomulurler.html" title="Erkekler neden suskunluğa gömülürler" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-Hyh1nisZZ6w/Tq_H60NhFsI/AAAAAAAAA2Y/GewdNDfxBos/s72-c/erkeksus.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/erkekler-neden-suskunluga-gomulurler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;AkYFQXc8fSp7ImA9WhVVEEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-8197474917681649320</id><published>2012-05-03T13:48:00.001-07:00</published><updated>2012-05-03T13:48:30.975-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-03T13:48:30.975-07:00</app:edited><title>İdeal eş bulma yöntemleri</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/z9vCoHMr4MSN2qGSbrP671bL2RY/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/z9vCoHMr4MSN2qGSbrP671bL2RY/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/z9vCoHMr4MSN2qGSbrP671bL2RY/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/z9vCoHMr4MSN2qGSbrP671bL2RY/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;DIV style="TEXT-ALIGN: center; CLEAR: both" class=separator&gt;&lt;A   style="MARGIN-BOTTOM: 1em; FLOAT: left; CLEAR: left; MARGIN-RIGHT: 1em"   href="http://3.bp.blogspot.com/-9BaSmZi_hXQ/Tq6hFuYgD3I/AAAAAAAAA1E/2mPnBdHkVxs/s1600/ideale%25C5%259F.jpg"   imageanchor="1"&gt;&lt;IMG border=0   src="http://3.bp.blogspot.com/-9BaSmZi_hXQ/Tq6hFuYgD3I/AAAAAAAAA1E/2mPnBdHkVxs/s320/ideale%25C5%259F.jpg"   width=320 height=228&gt;&lt;/A&gt;&lt;/DIV&gt;&lt;B&gt;&lt;SPAN style="COLOR: #cc0000"   class=Apple-style-span&gt;Evlenmek istiyorsunuz ama sevgilinizin sizi mutlu edip   edemeyeceğinizden mi kuşkulusunuz? Evlenmek için can attığınız kişinin doğru   insan olmadığından mı şüpheleniyorsunuz? İşte size korkularınızdan kurtulmanız   için önemli bir fırsat.&lt;/SPAN&gt;&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İnsanın kendi çabalarıyla ideal eşini   bulması mümkün mü, yoksa bu durum kendiliğinden mi oluşuveriyor? Aslında ideal   evliliklere nadiren rastlanıyor. Buna karşın evlilik kararını veren herkes,   bunun kendisine yeryüzündeki en büyük mutluluğu getireceğine inanıyor. İnsanlar   umutlarını bu tek maceraya bağlıyor ve nadiren ruhlarının arzu ettiğini elde   ediyor. Evliliklerin çoğu, karşılıklı hoşgörüden başka bir şeye dayanmıyor. Çoğu   çift, yalnızca toplumun baskısı nedeniyle bir arada olmayı sürdürüyor. Bu   kişiler, birbirlerine karşılıklı uyum ilkesinden daha yüce bir bağla bağlanmış   değiller.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Şefkat önemli&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;Evlilikteki sevginin yakın ve yaşam   boyu süren bağı; karşılıklı binlerce gereksinim, şefkat duyguları, anılar ve   arkadaşlıktan doğan duygudaşlık temeline dayanıyor. Oysa ideal eşlerin   birbirlerine duydukları aşk, herhangi bir oluşuma bağlı değil. Bu aşk, tam olgun   olarak doğuyor ve diğer tüm bağları aşıyor. Peki diyelim ki, birlikte olduğunuz   insana âşıksınız, onunla uyum içindesiniz; aranızdaki hiçbir tarz farkının sizin   için bir önemi yok. Her an birbirinizi düşünüyor ve   arzuluyorsunuz.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Çok dikkatli olun&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;Acaba o sizin ideal eşiniz   mi? Değilse bunu nasıl anlayacaksınız? Uzmanlara göre, herhangi biriyle sürekli   ve uyumlu bir beraberlik sürdüremeyecek kadar benmerkezci, kendi sınırlamaları   ve tensel zevklerine bağımlı, başkasını düşünmeyen kişilerin ideal eşlerini   bulma yolunda katedecekleri çok fazla aşama var. Eğer onlardan biriyle   birlikteyseniz ve ideal eşinizi arıyorsanız, onunla hemen &amp;#8220;Belki başka zaman&amp;#8221;   diyerek vedalaşın. Çünkü bu tiplerin arzuları karşılığında verebilecekleri pek   az şeyleri oluyor ve çok geçmeden ilişkilerinden   bıkıyorlar.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Davranışlarını test edin&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;Birlikte olduğunuz kişinin   bazı davranışlarına bakarak, onunla mutlu bir evlilik sürdürüp   sürdüremeyeceğinize karar verebilirsiniz. İşte ABD&amp;#8217;li psikologların ideal eş   testi&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Moraliniz çok bozuk ve sinirlisiniz. Ancak sevgiliniz bu durumda   bile size ilgi gösteriyor ve sinirlenince de güzel olduğunuzu   söylüyorsa&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sizinle ilgili her konuya büyük ilgi gösteriyor ve   sorunlarınızı çözmek için bütün imkânlarını zorluyorsa, o ideal bir   erkektir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Hoşgörüyü elden bırakmayın&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;İdeal eşinizi bulduğunuza   inanıyorsunuz. Peki ya ideal bir evlilik için neler gerekli? Evlilik   terapistleri, sonsuza dek sürecek bir birliktelik için kadın ve erkeğin   hoşgörülü olması ve birbirleriyle rekabet içine girmemesi gerektiğini söylüyor.   Çünkü rekabet, çiftlerin birbirlerinden uzaklaşmasına ve sevginin azalmasına   neden oluyor.&lt;BR&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-8197474917681649320?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/bbeIjs0rDWU" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/8197474917681649320/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=8197474917681649320&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/8197474917681649320?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/8197474917681649320?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/bbeIjs0rDWU/ideal-es-bulma-yontemleri.html" title="İdeal eş bulma yöntemleri" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-9BaSmZi_hXQ/Tq6hFuYgD3I/AAAAAAAAA1E/2mPnBdHkVxs/s72-c/ideale%25C5%259F.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/05/ideal-es-bulma-yontemleri.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkEMRn89eip7ImA9WhVWGEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-8871818024324988828</id><published>2012-05-01T08:03:00.000-07:00</published><updated>2012-05-01T08:04:47.162-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-01T08:04:47.162-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Hastalıklar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><title>Sağlık için vücudunuzu koruyun</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ya_yTSK9P0orar0jJDu1bNaP58o/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ya_yTSK9P0orar0jJDu1bNaP58o/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ya_yTSK9P0orar0jJDu1bNaP58o/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/ya_yTSK9P0orar0jJDu1bNaP58o/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;a href="http://static.pudra.com/generated/805/610x345/saglik-gunes-rehber-mkl.gif" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #0b5394;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;div style="display: inline !important;"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://static.pudra.com/generated/805/610x345/saglik-gunes-rehber-mkl.gif" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://static.pudra.com/generated/805/610x345/saglik-gunes-rehber-mkl.gif" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Sıcak havalar sağlığınız için tahmin edebileceğinizden çok daha fazla tehlikeler yaratabilir. Dolayısıyla yazın bu sıcak günlerinde bedeninizi sıcaklardan mutlaka korumalısınız. Nasıl mı?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Sıcağa maruz kalma birçok fizyolojik fonksiyonu etkiler ve sıvı kaybına neden olur. Sıcağa bağlı olarak ortaya çıkan kalp ve dolaşım sistemi bozuklukları ile su ve tuz kayıpları, özellikle yaşlılar, bebekler, hamileler ve kronik hastalığı olanları etkilemektedir. Memorial Antalya Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Mehmet Demircioğlu, sıcağın zararlı etkilerinden korunma önerileri hakkında bilgi veriyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Sıcağın yan etkileri&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Çoğu kişide sıcağın etkileri hafif şikayetlerle kendini belli etse de fakat sıcağa maruz kalmanın şiddeti ve süresine bağlı olarak; cilt kızarıklığı, terleme, kramp, ısı çarpmasından, bilinç kaybı ve ölüme dek uzanan ciddi etkiler ortaya çıkabilir. Sıvı kaybına bağlı olarak çarpıntı, nefes darlığı, aşırı bitkinlik sonrasında zihin bulanıklığı, baygınlık, bilinç kaybı gelişebilir ve kişi bulunduğu sıcak koşullarından uzaklaşamayabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Saatte 2 litre terleme ile sıvı ve tuz kaybı oluşur&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Sıcağın etkisi sonucunda vücut ısısının artması cilt kan akımının artırılması ve terleme yoluyla dengelenmeye çalışılır. Normalde cilt kan akım hızı 200-250 ml/dakika iken, aşırı sıcak ortamda cilt kan akım hızı 7-8 kata kadar artabilir. Kan akımı artışı dolaşım sisteminin ve kalbin iş yükünü artırır. Diğer yandan saatte 2 litre miktarına varabilecek oranda terlemeyle birlikte aşırı miktarda sıvı ve tuz kaybı oluşur. Özellikle kalp, tansiyon, şeker hastaları, yaşlılar, bebekler, hamileler, kronik hastalığı olanlar kalp ve dolaşım sisteminin aşırı yüklenmelerine, sıvı ve tuz kayıplarına gerektiği kadar adapte olamazlar.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Sıcağın zararlarını en aza indirmek için yaz aylarında bu önerilere mutlaka uyun!&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Önemli olan mümkün olduğunca aşırı sıcak ortamda bulunmamaktır. Gölge, serin yerlerde dinlenerek vakit geçirilmelidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Bebekler, küçük çocuklar, hamileler, yaşlılar, kalp, tansiyon, şeker hastaları, aşırı kilolu kişiler, ağır egzersiz yapanlar, ağır işlerde çalışanlar, kronik hastalığı olanlar dikkatli olmalı, özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamalıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Alkol tüketimi vücudun su dengesini bozar, susuzluğu artırır, sıcak havalarda aşırı alkol tüketilmemelidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Kafeinli içecekler susuzluğu artırdığından çok içilmemelidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Kontrol altına alınamamış şeker düzeyleri ciddi susuzluk nedenidir, sıcağa bağlı gelişen susuzluğa olumsuz katkıları olur. Şeker hastalarının şeker düzeyleri kontrol altında olmalı ve şekersiz bol sıvı tüketmelidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Çocuklar, evcil hayvanlar sıcak havalarda kapalı araçlar içinde kesinlikle bırakılmamalıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Bol su ve sıvı tüketilmeli, susuzluk hissedilmese bile su içilmelidir. Susuzluk hissi sıcaklarda gerçek su ihtiyacını göstermekte yetersiz kalabilir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Sıcak tutmayacak bol, açık renkli, pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Sıcakta çok efor sarf edilmemeli, çok yorulmamalı, yoğun çalışılmamalı, aşırı egzersiz ve spor yapmaktan kaçınılmalıdır.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
*Direkt gelecek güneş ışınları ve sıcağın zararlı etkilerinden korunmak için; şapka, şemsiye, güneş kremleri gibi önlemler alınmalıdır.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cccccc;"&gt;Kaynak. pudra. com&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cccccc;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-8871818024324988828?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/ZTu2M9PXkw4" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/8871818024324988828/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=8871818024324988828&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/8871818024324988828?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/8871818024324988828?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/ZTu2M9PXkw4/saglk-icin-vucudunuzu-scaktan-koruyun.html" title="Sağlık için vücudunuzu koruyun" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2010/08/saglk-icin-vucudunuzu-scaktan-koruyun.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkQBR38zcCp7ImA9WhVWGEU.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-3361832679014915144</id><published>2012-05-01T07:58:00.000-07:00</published><updated>2012-05-01T07:59:16.188-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-05-01T07:59:16.188-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Diyet zayıflama" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><title>Kilo vermek için gerekenler</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nlfVKjtgtnIvB257DyLU3lhDE_o/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nlfVKjtgtnIvB257DyLU3lhDE_o/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nlfVKjtgtnIvB257DyLU3lhDE_o/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/nlfVKjtgtnIvB257DyLU3lhDE_o/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-3ATzKBi6e7o/T5_56LUPgrI/AAAAAAAAMGM/s_upFLf0Ft0/s1600/diyet-rakamlari-mkle.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;img border="0" height="277" src="http://4.bp.blogspot.com/-3ATzKBi6e7o/T5_56LUPgrI/AAAAAAAAMGM/s_upFLf0Ft0/s320/diyet-rakamlari-mkle.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;Kilo vermek ve formunuzu korumak için her gün kaç dakika yürümeli, kaç gram yağ tüketmeli, kaç kalori daha az almalıyız?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Televizyon karşısında maksimum 2 saat vakit geçirerek, günde 3 ana 2 ara öğün tüketerek, her gün 60 dakika yürüyerek, en fazla 70 gram yağ tüketerek, bel çevrenizi 90 santimetrede tutmaya özen göstererek ve her gün 100 kalori daha az alarak kilolarınızdan kurtulup formunuzu koruyabileceğinizi biliyor muydunuz? İşte rakamlar ve altında yatanlar…&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #0b5394;"&gt;2 saat&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Televizyon karşısında geçireceğiniz maksimum saat süresi&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
68 bin kadın üzerinde yapılan bir deney 2 saatten fazla televizyon izleyen kadınların obez olma ihtimalinin yüzde 23, diyabet hastalığına yakalanma ihtimalininse yüzde 14 daha fazla olduğunu ortaya çıkarmış. Televizyon karşısında sürekli oturma, hareketsizlik ve atıştırma gibi etkenler kilo almamıza neden oluyor. Dolayısıyla televizyon karşısında geçirilecek vakti minimumda tutmak, illa atıştırılacaksa meyvelerin tercih edilmesi sağlıklı olacaktır.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #0b5394;"&gt;5 öğün&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Bir günde tüketilmesi gereken öğün adedi&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Uzmanlar günde 3 ana öğün ve en az 2 ara öğün tüketilmesi gerektiğinin altını sürekli çiziyorlar. "Ne kadar az yersem o kadar çok kilo veririm" kesinlikle yanlış bir inanıştır. Bunu düşünerek, öğle veya akşam fark etmez; herhangi bir öğün atlanırsa, bu diyet kilo verememekten ziyade kilo almaya bile dönüşür. Unutmayın atlanan öğün, insanı kan şekerinde düzensizliğe ve çabuk acıkmasına neden olur. Böylece bir sonraki öğünde daha çok besin tüketilir ve kilo alımı burada devreye girmeye başlar.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #0b5394;"&gt;60 dakika&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Bir günde yapmanız gereken yürüyüş dakikası&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Uzmanlar en az yarım saatlik bir yürüyüşün genel sağlık açısından oldukça faydalı olduğunu söylüyor. Fakat kilo vermek istiyorsanız tüm diyetlerin yanında yapmanız gereken bir şey varsa, o da en az 1 saatlik tempolu yürüyüşlerdir. Amerika'da bu konuyla ilgili yapılmış bir araştırma her gün düzenli olarak bir saat tempolu yürüyüş yapan kadınların obez olma ihtimallerinin yüzde 24, diyabet hastalığına yakalanma ihtimallerinin ise yüzde 34 azaldığını ortaya çıkarmış. Dikkat etmeniz gereken konu ise ağır yemeğin hemen ardından yürümemek ve yanınızda daima su bulundurmak.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #0b5394;"&gt;70 gram&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Günde alınması gereken maksimum yağ gramı&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Aldığınız yağı kontrol altına almak artık çok kolay. Çünkü raftan aldığınız her ambalajın arkasına baktığınızda içeriğini oranlarıyla görebilmeniz mümkün. Bu şekilde bilinçli yağ tüketimine özen göstermeniz formunuzu korumanız açısından oldukça faydalı. Eğer ortalama kilo ve boyda bir insansanız 70 gram bir günde almanız gereken maksimum gram miktarıdır. Eğer kilo verme aşamasındaysanız tüketeceğiniz yağ miktarı maksimum 50 gram olmalı.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #0b5394;"&gt;90 santimetre&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Bel çevrenizin santimetre olarak maksimum ölçüsü&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Bel çevrenizin kalınlığının nelere yol açtığını biliyor muydunuz? Bölgedeki yağ perdesi büyümeye başlar, böbreklere baskı yapar, tansiyonu yükseltir, karaciğeri zehirler, yüksek kolesterol yaratır, şeker hastalığını ortaya çıkarır, safra taşları yapar, bağırsaklarda tehlikeli durumlar yaratır. Görüldüğü üzere bel çevresinin ölçüsü sağlık açısından oldukça önemli bir konu. Hatta doktor Mehmet Öz, tartılmak yerine belimiz ölçmenin daha önemli olduğunu söylüyor ve kadınların 93, erkeklerin 101 santimetreyi geçmeleri durumunda sağlık riskinin arttığını belirtiyor.&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #0b5394;"&gt;100 kalori&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;b&gt;Her gün eksik almanız gereken kalori miktarı&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
Fazladan 3.500 kalorinin 450 gr almak anlamına geldiğini hatırlatalım. Bu da yılda 35 bin kalori, yani 4.5 kilo anlamına geliyor. Bunu her gün 100 kalori daha az alarak önleyebilirsiniz. Nasıl mı? Bir dilim ekmek daha az alarak, iki ızgara sosis yerine bir haşlanmış sosis yiyerek, iki bardak portakal suyu yerine iki portakal tüketerek, iki yağlı yoğurt yerine iki az yağlı yoğurt seçerek veya mayonez yerine az yağlı salata soslarında tercih ederek..&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;
&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #999999;"&gt;Kaynak. pudra. com&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #999999;"&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-3361832679014915144?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/bmqkQuhK6Ow" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/3361832679014915144/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=3361832679014915144&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3361832679014915144?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3361832679014915144?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/bmqkQuhK6Ow/kilo-vermek-icin-yapmamz-gerekenler.html" title="Kilo vermek için gerekenler" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-3ATzKBi6e7o/T5_56LUPgrI/AAAAAAAAMGM/s_upFLf0Ft0/s72-c/diyet-rakamlari-mkle.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2010/08/kilo-vermek-icin-yapmamz-gerekenler.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkIGRHgyfyp7ImA9WhVWFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-1203671776273719366</id><published>2012-04-26T13:52:00.003-07:00</published><updated>2012-04-26T14:08:45.697-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-26T14:08:45.697-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Hastalıklar" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><title>Modern yaşam fıtık yapıyor!...</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/V9njJn1w9EAOPioFWJTR8265koc/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/V9njJn1w9EAOPioFWJTR8265koc/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/V9njJn1w9EAOPioFWJTR8265koc/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/V9njJn1w9EAOPioFWJTR8265koc/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-7lW4vWoRdvk/TrOnARBtTkI/AAAAAAAABAA/CRLxh2MDL_o/s1600/f%25C4%25B1t%25C4%25B1k.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" src="http://2.bp.blogspot.com/-7lW4vWoRdvk/TrOnARBtTkI/AAAAAAAABAA/CRLxh2MDL_o/s320/f%25C4%25B1t%25C4%25B1k.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Modern yaşamın kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkan   bel ve boyun ağrılarının en önemli sebebi bel ve boyun   fıtıkları.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fıtık, omurgayı meydana getiren kemiklerin   arasındaki disklerden bir veya birkaç tanesinin, kendilerini tutan bağı iterek   ya da yırtarak omurilik, omuriliği saran zar veya sinirlerin üzerine çıkıp, bu   sinirlere baskı yapması olarak açıklanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anadolu Sağlık Merkezi’nden   Nöroşirurji Uzmanı Op.Dr.Hikmet Uluğ'un verdiği bilgilere göre; bilindiği gibi   ayakta durmamızı, öne, arkaya, sağa sola eğilmemizi sağlayan omurgamız, omur adı   verilen silindir biçimindeki kemiklerden yapılmış. Boyun bölgesinde 7 tane,   göğüs bölgesinde 12 tane, bel bölgesinde 5 tane ve kuyruk sokumu bölgesinde de 5   tane omurumuz var. İç kısmı yuvarlak bir kanal şeklinde olan omurgamızın   içinden, beyinden çıkıp bel bölgesine inen omurilik geçiyor. Omuriliği, biri onu   sımsıkı saran, diğeri biraz daha gevşek ve ince, bir diğeri de parşömen kağıdı   gibi üç zar çevreliyor. En dıştaki zar ile ortadaki zar arasında beyin omurilik   sıvısı dolaşıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Omurların yanlarındaki deliklerden de boyun bölgemizden   kollarımıza, göğüs bölgesinden göğsümüze ve kalbimize, bel bölgemizden de   ayaklarımıza giden sinirler çıkıyor. Omurların arasında bizim hareket   edebilmemizi sağlayan diskler yer alıyor. Disklerin içinde de nukleus pulposus   adı verilen bir çekirdek var. Bu çekirdeğin etrafı bağ dokusu ile çevrilerek   halka biçiminde düzenlenmiş. Bu disklerin en önemli özelliği, kan damarlarına   sahip olmadığı için, çok iyi beslenememesi ve travmalara karşı duyarlı olması.   Omurgamız normalde dik duruyor ve üzerine yük biniyor. Bütün yükü ise silindir   şeklindeki omurlar ve onların arasındaki diskler çekiyor. Aynı zamanda   omurgamızın arkasında çok sağlam kaslar var. Bu kaslar omurgayı vücudun diğer   kemiklerine asıyorlar. Bir de karın bölgesinde kaslarımız bulunuyor.   Karnımızdaki kaslar ve arkadaki kaslar ne kadar güçlü olursa, omurgaya binen yük   o kadar azalıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Fıtığın Belirtileri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fıtığın en önemli   belirtisi ağrı. Bacağı belle birlikte tutan ağrı, beldeki sinirin baskı altında   bulunduğunu gösteriyor ve fıtığın en sık görülen bulgusunu oluşturuyor . Boyun   fıtığında da, kola giden sinirler baskı altında bulunduğu için kol ve boyun   ağrısı görülüyor. Fıtık hangi sinir grubuna baskı yapıyorsa, ağrı o sinirlerin   ulaştığı organlarda hissediliyor. Ağrının yanı sıra baskı altındaki sinirin   dağıldığı alanda uyuşukluk görülüyor. Bacakta veya kolda sinirin çalıştırdığı   kasta güçsüzlük ve refleks kaybı gelişebiliyor. Bunun yanı sıra bel fıtıklarında   idrar ve büyük tuvaleti yapmayı sağlayan sinirler bası altında kalmışsa idrar   ile büyük tuvaleti yapamama ve hissetmeme gibi ciddi belirtiler de ortaya   çıkabiliyor. Bazı durumlarda bel fıtıkları cinsel güç kayıplarına da neden   olabiliyor&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Nasıl Oluşuyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kan damarları olmadığı için çok   iyi beslenemeyen ve yük altında kalan, zaman zaman travmalarla karşılaşan   omurların arasındaki diskler bombeleşerek, normal formunu kaybediyor. Omurların   arasından dışarı doğru kabarıyor. Bel bölgesinde kabardığı zaman bacaklara giden   sinirlere, boyun bölgesinde kabardığı zaman da kollara giden sinirlere baskı   yapıyor. İşte bu omurların arasından disk kabarmaları fıtık olarak   adlandırılıyor. Fıtık başta ağrı olmak üzere çeşitli şikayetlere yol açıyor.   Bütün fıtıkların yüzde 90’ının bel, yüzde 10’unun ise boyun bölgesinde oluşuyor.   geriye kalan göğüs fıtıklarının yüzdeye girmeyecek kadar düşük oranda   görülüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Nedenleri Neler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bel ve boyun fıtıklarının en   önemli nedeni "modern yaşam şartları" Bu şartlar bel ve boyunda "makro ve mikro   travmalara" neden oluyor. Örneğin, dizlerinizi bükmeden yere eğilir ve yerden 20   kilogram ağırlığında bir yük kaldırırsınız; bu belinize yaptığınız makro bir   travmadır. Yukarı uzanır raftan 20 kilogramlık yük indirirsiniz; bu boynunuza   yaptığınız makro bir travmadır. Arabada giderken ani fren yaparsınız   &amp;nbsp;boynunuz çok sert bir şekilde aniden sarsılır, bu boynunuza yaptığınız   mikro tarvmadır. Uzun süre bilgisayar karşısında hareketsiz oturursunuz bu hem   belinize hem de boynunuza yaptığınız mikro travmadır. Evde bir yana kaykılarak   uzun süre televizyon izlersiniz; bu da belinize yaptığınız mikro travmadır.   Günümüz insanı modern çağla birlikte arabaya biniyor, bilgisayar kullanıyor,   tabiat koşullarından uzaklaşıyor, bütün bunların üzerine kaslarını güçlendirecek   ve omurlara binen yükü azaltacak hareketleri kısıtlıyor, spor yapmıyor,   şişmanlıyor... Bütün bunların sonucunda da bel ve boyun fıtıkları artıyor.   Omurga yaşlanmasına bağlı olarak daha ileri yaşlarda rastlanan boyun fıtıkları   artık 30-35 yaşındaki kişilerde de görülüyor. Bu da sağlıksız yaşayan, egzersiz   yapmayan, araba ve bilgisayar kullanan ve toplumun büyük bir bölümü oluşturan   gençlerin risk altında olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Risk Faktörleri   Neler?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bel fıtığının pek çok risk faktörü bulunuyor. Bu faktörlere   dikkat edildiği takdirde bel fıtığı oluşumu büyük oranda   önlenebiliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Obezite: Aşırı kilolar bel fıtığının en sık nedenini   oluşturuyor. Vücudumuzun ağırlığını omurgamız taşıyor. Omurganın esnekliğini   sağlayan ve bir tür destek yastığı olarak hizmet eden disklerin aşırı baskıya   maruz kalması deforme olmasına, şeklinin bozulmasına yol açıyor. Normal şeklini   kaybederek dışarıya doğru kabaran, fıtıklaşan disk, baskı yaptığı sinirin   fonksiyonlarını etkileyerek değişik bulgulara neden   oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hareketsizlik: Vücudumuzun yükünü sadece omurgamız taşımıyor.   Karın kaslarımız ve tüm sırt ve belimizde omurga boyunca uzanan kaslarımızın   fonksiyonu da büyük önem taşıyor. Hareketsiz yaşam, düzenli fizik egzersiz   yapmama gibi durumlarda kaslar yeterince güçlü olamıyor. &amp;nbsp;Bunun sonucunda   kasların taşıması gereken vücut ağırlığı da omurga üzerine dolayısıyla disklerin   üzerine binerek fıtıklaşmaya yol açıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sigara İçme: Sigaranın disk   dejenerasyonlarını artırdığı birçok yayında bildiriliyor. Günlük yaşamda omurga   fizyolojisine uygun hareket etmemek. Günlük yaşantımızda farkında olmadan yük   kaldırma, nesneleri itme, çekme gibi yaptığımız bir dizi harekette, omurga   fizyolojisine uygun davranılması gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Tanı Nasıl   Konuyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağrı temel belirti olmasına karşın asıl tanı muayene ve MR,   BT gibi görüntüleme sistemleri ve kas sinir iletisinin ölçüldüğü   elektrofizyoloji testleri ile konuyor. İlk olarak sinire yönelik muayene   yapılıyor. Sırt üstü yatan bir hastada bacak düz olarak yukarı kaldırıldığında   bası altındaki sinirin gerilmesine bağlı olarak bacaktaki ağrı şiddetleniyor.   Sinirin dağıldığı alandaki duyu ve karşı taraf aynı alan duyusu   karşılaştırılarak uyuşukluk olup olmadığına bakılıyor. Sinirin çalıştırdığı   kasın gücü gözlemleniyor. Örneğin 5. sinir kökü ayağın bilekten geriye doğru   hareketini sağlıyor. Bu sinir bası altındaysa bu harekette zayıflık oluyor. Bu   muayene sonucunda sinirin bel bölgesinde bası altında kaldığı kararına   varılırsa, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, myelografi   gibi görüntüleme yöntemleriyle tanı konuluyor.&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-1203671776273719366?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/OMfccvwWkLM" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/1203671776273719366/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=1203671776273719366&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/1203671776273719366?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/1203671776273719366?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/OMfccvwWkLM/modern-yasam-ftk-yapyor.html" title="Modern yaşam fıtık yapıyor!..." /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-7lW4vWoRdvk/TrOnARBtTkI/AAAAAAAABAA/CRLxh2MDL_o/s72-c/f%25C4%25B1t%25C4%25B1k.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/04/modern-yasam-ftk-yapyor.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkIAQ386cSp7ImA9WhVWFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-6261225361781527134</id><published>2012-04-26T13:52:00.001-07:00</published><updated>2012-04-26T14:09:02.119-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-26T14:09:02.119-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Diyet zayıflama" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><title>Zayıflamanız için 8 dakika yeterli!</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/OF15Ajj5STxG1QqriZeDtVUcxP8/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/OF15Ajj5STxG1QqriZeDtVUcxP8/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/OF15Ajj5STxG1QqriZeDtVUcxP8/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/OF15Ajj5STxG1QqriZeDtVUcxP8/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Gvx5gIp3FPA/TrOh1f9ssqI/AAAAAAAAA_w/jYybyrWOW9I/s1600/zay%25C4%25B1flama.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-Gvx5gIp3FPA/TrOh1f9ssqI/AAAAAAAAA_w/jYybyrWOW9I/s1600/zay%25C4%25B1flama.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Dört hafta boyunca her sabah   kendinize sadece 8 dakika ayırarak ideal kilonuza kavuşabilirsiniz. Yeter ki   kilo verebileceğinize inanın ve kendinize güvenin.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Jorge   Cruise, Amerika'da milyonlarca insanın hiç kaçırmadan izlediği televizyon   programı 'Sabahları 8 Dakika' nın yaratıcısı... Fakat Cruise kendini iyi bir   vücuda sahip olmaya adamış 'bay vücut'lardan biri değil... Her sabah 8 dakikalık   bir egzersiz ve doğru beslenme programıyla sadece 4 haftada forma girmeyi öneren   bir uzman... Fazla kilolu olmaktan utanmanın ne demek olduğunu biliyorum çünkü   yaşadım' diyen Jorge Cruise küçüklüğünden beri sağlıklısız bir hayat sürmüş:   "Enerjim yoktu, her gün baş ağrıları çekiyordum ve ciddi astım rahatsızlığım   vardı."&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haftalarca mide ağrısı çeken, bol bol su ve bitki çayları içen,   yemek yiyemeyen ve hızla kilo kaybetmeye başlayan Jorge Cruise, ağrısı artıp   acilen hastaneye kaldırıldığında apandisitinin patladığını öğrenmiş. Bu olaydan   sonra yeme alışkanlıklarını kökten değiştirmiş. "Fazla süt ürünü ve kırmızı et   yemeyi bıraktım, işlenmiş gıdalardan tam tahıllara ve sebzelere geçiş yaptım,   bol su içmeye, soya ürünleri yemeye başladım. Bir gün baş ağrılarımın ve   astımımın kesildiğini fark ettim. Kendimi sağlıklı ve enerjik hissediyordum"   diyen Cruise, şimdi insanların sağlıklı olmalarına ve bunu korumalarına yardım   etmek istiyor. Jorge Cruise yaşamını başka insanlara en iyi ve en verimli kilo   verme bilgilerini öğretmeye adamış.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Nasıl Uygulanır?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
28   günde kilo vermek ve ideal kiloya ulaşmak için mucizeler vaad eden 'Sabahları 8   Dakika' programı üç temel kurala dayanıyor:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
1- Sabahları 8 dakika   uygulamasından önce yapacağınız günlük 'Uyanma konuşması'yla kendi iç   motivasyonunuzu yaratacaksınız. Bu size yeni yaşam biçiminizi sevme konusunda   kendinizi motive etmeniz için gerekli olan heyecanı sağlayacak. Bu konuşma   sırasında kilo verme hedeflerinizi saptayın, bu kilolardan kurtulmak için yeni   ikna yolları keşfedin. Kendinizi olumsuz düşünen birinden olumlu düşünen biri   haline dönüştürün.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
2- Nefes alma şeklinizi değiştirerek gizli bir enerji   kaynağı yaratın, hareketlerinizi değiştirmek için gözünüzde canlandırma gücünden   yararlanın. Sahip olduğunuzu bilmediğiniz zamanı ortaya çıkarın, bir saniye   içinde ruh halinizi düzeltin, özgüveninizi ortaya çıkarın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
3- Ayrıca   sabahları yapacağınız uyanma konuşmasına ek olarak programın bir başka öğesi de   'Günlük'. Bu bölümde; kaydettiğiniz ilerlemeyi, yaptığınız atılımları ve   yaşamınızda sizi mutlu kılan şeyleri yazmak yeterli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Yağ Yiyin, Forma   Girin!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Takip etmesi son derece kolay olan 'yağ yiyin forma girin'   beslenme programı kişide yemekten yoksun bırakılma duygusu uyandırmıyor. Bu   programda, hemen her diyette söylendiği gibi, sadece omega yağlarını yemek   zorunda değilsiniz. Yemeklerinizde her türlü yağı, hatta tereyağı gibi doymuş   yağları bile kullanabilirsiniz. Ayrıca mısır yağı veya hoşlandığınız diğer   yağları da kullanabilirsiniz. Sadece bunları az miktarda kullanmaya dikkat   edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-6261225361781527134?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/GinIG5dH-mg" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/6261225361781527134/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=6261225361781527134&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/6261225361781527134?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/6261225361781527134?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/GinIG5dH-mg/zayflamanz-icin-8-dakika-yeterli.html" title="Zayıflamanız için 8 dakika yeterli!" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-Gvx5gIp3FPA/TrOh1f9ssqI/AAAAAAAAA_w/jYybyrWOW9I/s72-c/zay%25C4%25B1flama.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/04/zayflamanz-icin-8-dakika-yeterli.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkIDRnw7fyp7ImA9WhVWFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-5681456110789442045</id><published>2012-04-26T13:51:00.005-07:00</published><updated>2012-04-26T14:09:37.207-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-26T14:09:37.207-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><title>Sağlığınız için kısa kısa ipuçları!</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xHmozZJTaM5oPoua6kBd1UiD-F4/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xHmozZJTaM5oPoua6kBd1UiD-F4/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xHmozZJTaM5oPoua6kBd1UiD-F4/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/xHmozZJTaM5oPoua6kBd1UiD-F4/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-DCfCUnKNATo/TrOgx9CKKwI/AAAAAAAAA_o/HsfU9UeUCt8/s1600/ailesa%25C4%259Fl%25C4%25B1k.Jpeg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="228" src="http://2.bp.blogspot.com/-DCfCUnKNATo/TrOgx9CKKwI/AAAAAAAAA_o/HsfU9UeUCt8/s320/ailesa%25C4%259Fl%25C4%25B1k.Jpeg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Yaşamınızda bir kaç ayrıntıya dikkat ederek sağlığınızı   korumanız mümkün.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uzmanların önerilerilerine kulak   vererek, temel beslenmeden, ağız ve diş sağlığına, kalp hastalıklarından cinsel   yaşamınızdaki sorunlarınıza kadar pek çok konuda önlem alabilirsiniz. İşte   sağlığınızı korumanız için size yardımcı olacak ipuçları... &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Yaban   mersini, böğürtlen, yulaf gibi süper besinlerden satın almak farklı türde meyve   ve sebze tüketmenin en iyi yolu. Ancak yalnızca pahalı süper besinlerden   tüketirseniz 'sıradan' meyve-sebzelerde bulanan önemli vitaminlerden mahrum   kalabilirsiniz. Sağlıklı beslenebilmek için günde en az beş porsiyon, farklı   renklerde sebze ve meyve tüketmeye çalışın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- D vitamini güçlü kemiklere   sahip olabilmek için gerekli olan kalsiyumu absorbe ediyor. Sağlıklı bir vücut   için gerekli olan kalsiyum miktarı ise 10 mikrogram. Güneş banyosu kalsiyumun   açığa çıkmasına yardımcı oluyor. Ancak güneşin zararlı ışınlarına maruz kalma   endişesi bizi bu konuda biraz çekingen yapıyor. Eğer bu endişeyi yaşıyorsanız   yağlı balıklardan yiyebilir ya da takviye kapsüllere başvurabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
-   Kan şekerinizi ve kolestrolünüzü dengelemek için gün içinde küçük porsiyonlar   halinde yemek yiyin. Eğer öğünlerinizde gereğinden fazla yerseniz kolestrolünüz   yükselebilir. Öğün atlarsanız da yeteri kadar beslenemezsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Yaşınız   ilerledikçe metabolizmanız da yavaşlar. 50 yaşından itibaren, günlük   öğünlerinizden 200 kalori azaltmalısınız. Eğer azaltmaz ya da yakmazsanız, size   geri dönüşü ayda 6.000 kalori yani yaklaşık 1 kilo olacaktır. Düzenli egzersiz   yapmak hem kilo vermenize yardımcı olur hem de kas yoğunluğunuzu artırır ve bu   da metabolizmanızı hızlandırır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Alaşımında nikel bulunan takılar   kullanmaktan kaçının. Bu tarz aksesuarlar derinizde kızarıklık ve kaşıntıya yol   açabiliyor. Parfüm alerjisi de derinin tahriş olmasına neden olabiliyor. Eğer   alerjiniz varsa parfümünüzü cildiniz yerine kıyafetinizin üzerine   sıkın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Geçici dövmeden uzak durun. Bu tip dövmelerde PPD adı verilen   kimyasalı da içeren koyu renkli saç boyası bulunuyor. Bu yüzden geçici dövmeler   cildinizin kabarmasına neden olabilir. Üstelik cildiniz bir kez böyle bir tepki   verdiğinde ömür boyu bu hassasiyeti yaşayabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Retinol (A   vitamininin bir türü) içeren cilt kremlerinin kırışıklıkları azaltmada etkili   olduğu artık kanıtlandı. Ancak, kırışıklıklarla savaşmanın en iyi yolu güneşten   korunmak ve sigaradan uzak durmaktır, bunu unutmayın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- İyi bir duruş,   kaslarınızın, eklemlerinizin, tendonlarınızın ve liflerinizin sağlıklı olduğunun   işaretidir. Dik bir duruş doğru nefes almanızı ve hazmı kolaylaştırır.   Otururken, yürürken, ayaktayken ve hatta yatarken mümkün olduğunca dik   olun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Göbeğinizin ve göbek kaslarınızın sıkılaşması, alt sırt kaslanızı   da güçlendirir ve sizi zayıf gösterir. Ayrıca adet öncesi yaşadığınız ağrıları   da azaltır. Göbeğinizi içeri çekin ya da karnınızı kalın bir kuşakla bağlayın ve   mümkün olduğunca böyle dolaşın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Eklemleriniz menstural dönemizde   hassaslaşabilir. Östrojen değerleri yumurtlama döneminizde ve periyodunuzdan   birkaç gün önce yükselir. Bu dönemde eklemlerinizi koruyarak onların incinmesini   önleyebilirsiniz. Dolayısıyla bu dönemde yüksek tempolu egzersizlerden, ağırlık   kaldırmaktan kaçının.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Gün içinde mümkün oldukça hareket etmeye çalışın.   Örneğin telefonda konuşurken oturmayın, masanın etrafında dolaşın. Çoğumuz tüm   gün ofiste oturarak çalışırız. Gün boyunca hareketsiz kalıp, işten çıkar çıkmaz   spor salonuna koşarak yüksek tempolu egzersiz yapmak eklemler ve kaslar için   faydalı değil tam tersine zararlı olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;div&gt;
- Pek çok kadın kilo almaktan korktuğu için sigarayı bırakmak istemez.   Sigaranın zayıflattığına dair bir kanıt yoktur. Araştırmalar sigaranın kanser   türlerinin üçte birine yakalanma riskini artırdığını gösteriyor. Bırakmak için   hipnoz ve akupunktur gibi teknikleri deneyebilirsiniz.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
- 10 kadından birinde göğüs kanserine rastlanıyor. Alkol kullanımı ise bu   riski artırıyor. Günde iki kadeh şarap riski yüzde 8, üç kadeh şarap ise yüzde   16 artırıyor. Aslında haftada 14 birim içilmesi tavsiye edilse de, bu miktar bir   kadın için çok fazla. En iyisi alkolden uzak durun.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
- Obezite hormon değerlerini değiştiriyor ve bu da fazla östrojen üretimine   neden oluyor. Böylece döl yatağınız kalınlaşıyor ve rahim kanserine yakalanma   riskiniz artıyor. Kilonuzu dengede tutmaya çalışın.&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
- Fazla pişmiş, yanık ya da mangalda çok kalmış yiyeceklerin, özellikle de   etin, kansere sebep olan maddeler içerdiği artık kanıtlandı. Ayrıca çok fazla   kırmızı et tüketmek de bağırsak kanserine davetiye çıkarıyor. Dolayısıyla günlük   kırmızı et tüketimi bir porsiyonu yani 80 gramı geçmemeli.&lt;/div&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-5681456110789442045?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/J4U_Y17qx4A" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/5681456110789442045/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=5681456110789442045&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5681456110789442045?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5681456110789442045?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/J4U_Y17qx4A/saglgnz-icin-ksa-ksa-ipuclar.html" title="Sağlığınız için kısa kısa ipuçları!" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://2.bp.blogspot.com/-DCfCUnKNATo/TrOgx9CKKwI/AAAAAAAAA_o/HsfU9UeUCt8/s72-c/ailesa%25C4%259Fl%25C4%25B1k.Jpeg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/04/saglgnz-icin-ksa-ksa-ipuclar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkIMSH84fSp7ImA9WhVWFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-2034691445013593481</id><published>2012-04-26T13:51:00.003-07:00</published><updated>2012-04-26T14:09:49.135-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-26T14:09:49.135-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="güzellik" /><title>Dört dörtlük görünmenin kuralları</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d25D48uoCWl_Hp9PSEFZD0DsDOs/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d25D48uoCWl_Hp9PSEFZD0DsDOs/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d25D48uoCWl_Hp9PSEFZD0DsDOs/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/d25D48uoCWl_Hp9PSEFZD0DsDOs/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-rO3sWC89x1A/TrMU-nyUlzI/AAAAAAAAA_Y/lqnqnWH2CvM/s1600/hamile-giyim26-2134.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-rO3sWC89x1A/TrMU-nyUlzI/AAAAAAAAA_Y/lqnqnWH2CvM/s320/hamile-giyim26-2134.jpg" width="258" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Kolay uygulanabilir küçük kurallara dikkat ederek baştan   aşağıya kusursuz bir görünüm elde edebilirsiniz. İşte sizlere dört dörtlük   görünmenin kuralları...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Zarif görünmek ve modaya uygun   giyinmek aslında bütün bir görünüm oluşturmaktan geçiyor. Bütün bir görünüm   oluşturmak da belli başlı kuralları doğru uygulamayı   gerektiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Stilinize uygun giyinin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Kıyafet stiliniz yaşam   tarzınız ve duruşunuzla bire bir bağlantılıdır. Stilinize uygun giyinirseniz   moda kurbanı olmazsınız. Sportif, klasik, romantik, retro veya rocker stiliniz   ne olursa olsun görünümünüzü buna göre oluşturun.&lt;br /&gt;
- Sportif tarzlar her zaman   rahat ve casual görünmek isterler.&lt;br /&gt;
- Klasik tarzlar düz çizgilerle zamansız   şıklığın peşindedirler.&lt;br /&gt;
- Romantik tarzlar vintage görünümler, yumuşak   kumaşlar, doğal renkler ve dantel ayrıntılarından vazgeçmezler.&lt;br /&gt;
- Retro   tarzlar zamana ayak uydurarak klasik parçaları kusursuz ve zamansız   aksesuvarlarla tamamlarlar.&lt;br /&gt;
- Rocker tarzlar maskülen ve feminen çizgileri   bir arada kullanıp asi ayrıntılarla farklı görünmeyi bilirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Hafif   makyaj yapın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Sadece kıyafet ve aksesuvarlarla bütün bir görünüm   oluşturmak imkânsızdır. Makyajınız, teniniz ve saçınız görünümünüze en zarif   şekilde eşlik etmelidir.&lt;br /&gt;
- Yüzü boya kutusuna çevirmek yerine hafif bir pudra   ve gözlerin ön planda olduğu bir makyaj tercih edilebilir.&lt;br /&gt;
- Mavi, sezonun   dikkat çeken renklerinden. Pastel tonlarındaki rujlar ve pembe yanaklar göze   çarpıyor.&lt;br /&gt;
- Kontrast oluşturmak için gözler ön plandaysa dudaklarda doğal   tonlar kullanılmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Trendlere uyun ama abartmayın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Kusursuz   bir görünüm için bilinçli alışveriş yapmak şart. Trendlere takılıp kalmak,   modayı birebir taklit etmeye çalışmak boşa vakit harcamaktır. Baştan aşağıya   kendi stilinize uygun giyinmek, görünümünüze kendinize özel farklı yorumlamalar   katmak, trendlere çok bağlı kalmadan ama yine de onlardan esinlenerek görünüm   oluşturmak en doğrusu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
- Yeni sezonda maskülen çizgiler, büyük desenler   ve vintage ayrıntılar ön plana çıkarken bunların hepsini bir arada taşımaya   çalışmak komik görünmeye neden olabilir. Bu yüzden trendleri kendinize uyarlayın   ve tarzınıza uygun parçaları birbiriyle tamamlayıp şık kombinler   oluşturun.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Mevsimine göre giyinin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Mevsimine uygun   giyinirseniz kusursuz görünmenin temellerini atmış olursunuz.&lt;br /&gt;
- Yumuşak   formlar, uçuşan kumaşlar, canlı renkler, neon tonlar, ketenler, ipekler ve   jarseler yaz kıyafetlerini oluştururken mat, koyu tonlar, deriler, kaşmir, pamuk   kumaşlar, üst üste tamamlanan görünümler kış kıyafetlerinde ön   plandadır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Vücut şeklinizi bilin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
- Büyük göğüslüyseniz dikkati   bacaklara çekin.&lt;br /&gt;
- Bol kıyafetler ve büyük desenler minyon bayanlara uygun   değildir.&lt;br /&gt;
- Kalçası geniş olanlar ne çok bol, ne de çok dar kalıplarla   kalçayı kamufle edebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Esra Çoruh&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-2034691445013593481?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/L2Hk_Pqrgxk" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/2034691445013593481/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=2034691445013593481&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/2034691445013593481?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/2034691445013593481?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/L2Hk_Pqrgxk/dort-dortluk-gorunmenin-kurallar.html" title="Dört dörtlük görünmenin kuralları" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-rO3sWC89x1A/TrMU-nyUlzI/AAAAAAAAA_Y/lqnqnWH2CvM/s72-c/hamile-giyim26-2134.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/04/dort-dortluk-gorunmenin-kurallar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkEERH4_eSp7ImA9WhVWFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-7179638661573285730</id><published>2012-04-26T13:51:00.001-07:00</published><updated>2012-04-26T14:10:05.041-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-26T14:10:05.041-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Aşk Sevgi" /><title>Aşkınızı bir haftada canlandırın</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tsaBsFvezzV1YQzlb9mHPVCynhE/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tsaBsFvezzV1YQzlb9mHPVCynhE/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tsaBsFvezzV1YQzlb9mHPVCynhE/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/tsaBsFvezzV1YQzlb9mHPVCynhE/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZToJowJo9h0/TrMS0GEEsNI/AAAAAAAAA_Q/R64tRu7O_-w/s1600/a%25C5%259Fkcanlan.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZToJowJo9h0/TrMS0GEEsNI/AAAAAAAAA_Q/R64tRu7O_-w/s320/a%25C5%259Fkcanlan.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Zamanla monotonlaşan ilişkinize bir hareket ve canlılık   getirmenin zamanının geldiğini düşünüyorsanız size işinizi kolaylaştıracak bir   dizi inerimiz var. İşte bir hafta gibi kısa bir sürede aşkınızı canlandırmak   için yapabilecekleriniz…&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;İhtiraslı   öpüşün!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dudaklarımız parmak uçlarımızdan 100 kat daha hassastır.   Öpüşmek; endorfin, dopamin ve feniletilamin (çikolatada da bulunan bir çeşit   kimyasal) gibi seks hormonlarının salgılanmasını sağlar. Bu hormonlar haz   duygusunu tetikler ve aranızda güçlü duygusal bir bağ oluşmasını   sağlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Gözlerinin içine bakın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama tabii dik dik de   bakmayın! Araştırmalar, yalnızken veya kalabalık bir ortamda birbirinin   gözlerinin içine bakan çiftlerin, hiç güz teması kurmayan çiftlere oranla   birbirlerine yüzde 75 daha fazla aşık olduğunu gösteriyor. Bu, sevgilinizle   yakınlaşmanın en kestirme yoludur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Küçük hikayenizi   paylaşın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Birbirinize çocukluk anılarınızı anlatmanız yakınlaşmanızı   sağlar. Anılarınız birbirinden tamamen farklı olabilir ama bu zıtlıkların   aranızdaki samimiyeti artıracağından emin olabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Beraber spor   yapın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Egzersiz yapmak, vücudunuzun seks sırasında da salgıladığı   endorfin hormonlarını salgılamasını sağlar. Cinsel organlara giden kan akışını   da artırır. Bu, muhteşem bir orgazma giden en kestirme yollardan   biridir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Birbirinizi güldürün&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Esra, nişanlısının onu nasıl   güldürdüğünü şöyle anlatıyor: “Beyonce’nin Crazy in-Love şarkısındaki dansını   poposunu sallayarak o kadar iyi taklit ediyor ki, gülmekten yerlere yatıyorum.   Kendisini çok ciddiye almamasına da gerçekten bayılıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Televizyon   kumandasını saklayın ve unutun!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hepimiz televizyonun karsısında   yayılmaktan hoşlanırız, ama aklınız başka bir yerdeyken sevgilinize konsantre   olamayacağınızı kabul etmeniz gerekiyor. Yakınlaşmanın en kolay ve hızlı yolu   televizyonu kapatmaktan geçiyor. Ne bekliyorsunuz? Fişi çekin ve erkeğinizle   ilgilenin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Özür dileyin ve kendinizi affettirin!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Özür   dilemeniz harika bir barışma seksi yaşamanızı sağlayabilir. Öyleyse açık olun.   Özür dileyin. Onun da size açılıp muhtemelen özür dileyeceğini göreceksiniz.   Maksimum duygusal yakınlık kurmak için ona odaklanın, birbirinizin yüzünü   görecek şekilde uzanın ve ışıkları söndürmeyin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Onu   dinleyin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Erkek arkadaşınıza gününün nasıl geçtiğini sorun ve cevabını   gerçekten dinleyin. Konuşmak istemediği durumlar da olabilir. O zamanda, ne   hissettiğini keşfetmeye çalışın. İşe yaradığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Aşk dolu   mesajlar gönderin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün gün boyunca onu düşünmüş olabilirsiniz. Bu   düşüncelerinizi kendinize saklamak yerine onu ne kadar istediğinizi ya da   özlediğinizi yazan mesajlar yollayın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kokunuz muhteşem   olsun&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu akşam eve gittiğinizde, ilk buluşmanızda kullandığınız   parfümü sıkın. Psikolog Jessica Chivers “Duyularını harekete geçirmek ve   hatıraları canlandırmak ilk günlerin heyecanını geri getirecektir” diyor. Hatta   ilk tanıştığınız yere de gidebilirsiniz. Bunun sizi yakınlaştırdığını   hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-7179638661573285730?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/2Dyvs7bJ-3M" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/7179638661573285730/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=7179638661573285730&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/7179638661573285730?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/7179638661573285730?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/2Dyvs7bJ-3M/asknz-bir-haftada-canlandrn.html" title="Aşkınızı bir haftada canlandırın" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-ZToJowJo9h0/TrMS0GEEsNI/AAAAAAAAA_Q/R64tRu7O_-w/s72-c/a%25C5%259Fkcanlan.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/04/asknz-bir-haftada-canlandrn.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkEFRHk8fip7ImA9WhVWFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-282666229134168258</id><published>2012-04-26T13:50:00.005-07:00</published><updated>2012-04-26T14:10:15.776-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-26T14:10:15.776-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Cinsel Sağlık" /><title>Kadınların yatakta yaptığı hatalar</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/G8mC3Y649b29iFrptrkKRY-sECI/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/G8mC3Y649b29iFrptrkKRY-sECI/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/G8mC3Y649b29iFrptrkKRY-sECI/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/G8mC3Y649b29iFrptrkKRY-sECI/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-LrVBUT93QUk/TrMRpV57zSI/AAAAAAAAA_I/QyKWA5U8xTM/s1600/yatak.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-LrVBUT93QUk/TrMRpV57zSI/AAAAAAAAA_I/QyKWA5U8xTM/s320/yatak.jpg" width="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Hepimizin yatakta yaptığı hatalar var… Bu hatalarla   yüzleşerek seks hayatınızı daha zevkli hale getirmeye ne   dersiniz?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uzun süreli ilişkilerde ve evlilikte cinsel yaşamla   ilgili hatalarımız bizi eşimizden uzaklaştırabilir, mutsuzluğa neden olabilir.   İşte yatakta yaptığımız ve düzeltilmesi gereken 10 yanlış ..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Anneliği   hayatın merkezine oturtmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Kuşkusuz annelik zevkini tadan her kadın için   çocuğu ve anneliği ön plandadır. Ama bu, hayatın güzelliklerinden biri olan   seksi tamamen hayatın dışına itme noktasına ulaştırmamalı sizi. Eşinizi de ihmal   etmeyip, yatak odası sınırlarından içeri girdiğiniz anda kadınlığınızı öne   çıkarmalısınız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Seksi bir görev gibi görmek&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Evet, seks yapmak   bir görev değil, zevk veren bir ayrıcalıktır. Ama zevk almaya ve zevk vermeye   odaklanmazsanız, seks, sizin için bir an önce bitmesini isteyeceğiniz bir ödev   haline dönüşür. Bu da uzun vadede eşinizle gerek cinsellik gerekse de genel   ilişki anlamında bir uzaklaşmaya, hatta kopuşa kadar gidebilir. Seksi, bir   eğlenceli bir oyun gibi algılamaya ne dersiniz?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Bakımsız   olmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Pek çok kadının evlilikte ya da uzun süreli ilişkilerde düştüğü   yanlışlardan biridir. Bu, hem kendinize hem de partnerinize saygısızlıktır   aslında. Kendinizi sevin ve kendinize ilgi gösterin. Evde bile olsanız özenli   giyinmeye; saçlarınıza, cildinize ve vücudunuza ihtiyacı olan bakımı yapmaya;   her daim güzel ve alımlı görünmeye özen gösterin. Göreceksiniz, bu hem cinsel   isteğinizi hem de çekiciliğinizi artıracak!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Yeniliklere kapalı   olmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Sevişmeyi sadece partnerinizin ellerine bırakmaktan vazgeçin. Aktif   olmaya, yeniliklere ve fantezilere açık olmaya çalışın. Hep aynı sevişmeleri   yaşamak, hem siz hem de eşiniz için çok sıkıcı değil mi? Öyleyse neden bu   sevişmeleri değişik seks oyunlarıyla renklendirmiyorsunuz? İşe, oral seksin   kötü, seks oyuncaklarının ise gereksiz olduğu düşüncenizi bir kenara bırakarak   başlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Partnerini dinlememek&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Siz de partnerinin   değişik fantezi tekliflerine daha dinlemeden “hayır” deme alışkanlığına sahip   olanlardan mısınız? Bunu daha fazla sürdürmeyip, biraz da kendinizi akışa   bırakmaya ne dersiniz? Her şeyi kontrolünüz altında tutmaktan vazgeçip, biraz da   sevişmeyi partnerinizin yönlendirmesine müsaade edin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kendiyle barışık   olmamak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Çevrenize bir bakın, neredeyse bütün kadınların kiloyla ilgili   sorunları var. Üstelik çoğu aslında normal kiloda görünse bile… Hayatımızın en   büyük takıntılarından biri haline gelen kilo verme alışkanlığını bir kenara   bırakıp aynaya baktığınızda kendinizden hoşnut olmaya, güzel yönlerinizi görmeye   çalışın. Sürekli kalçalarınızın büyüklüğüne odaklanarak hayat geçmez, öyle değil   mi? Üstelik kendiyle barışık olmayan bir kadın, erkekler için çok iticidir.   Kendinize güveniniz olduğunu belli edin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Kadınlığını   unutmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Eşinize herhangi bir kız arkadaşınız gibi davranmayın. Ona karşı   çekiciliğinizi kaybetmemek istiyorsanız epilasyon zamanınızın gelmesi,   kaşlarınızı almanız gerektiği gibi mahremiyet alanınıza giren konuları ona   açmayın. Biraz gizemli olmak her zaman iyidir!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Eşinin erotik film   izlemesini sorun haline getirmek&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Pek çok kadın, eşinin erotik film izleme   isteğini kabullenmek bir yana, bunu duymak bile istemiyor. Oysa eşinizin bu   isteğine, birlikte izleme teklifiyle giderseniz, hem onu şaşırtacaksınız hem de   seks hayatınızı renklendireceksiniz. Unutmayın, erotik film izlemek, iyi bir ön   sevişme taktiğidir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Erkeğin isteklerini görmezden gelmek&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Seks,   karşılıklı bir zevk aracı olduğuna göre, sadece eşinizin sizin hoşunuza giden ön   sevişme biçimlerini uygulamasını bekleyip onun için bir şey yapmıyorsanız,   zamanla bu sevişmeler partneriniz için sıkıcı bir hal alacaktır. Onun da sizden   vücudunu tanımanızı istemeye hakkı var. Zevk noktalarını keşfetmek için çaba   sarf etmelisiniz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Odaklanma sorunu yaşamayın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
Seks yaparken, gün   içinde başınızdan geçen bütün olumsuzlukları, yaşadığınız bütün sorunları yatak   odanızın dışında bırakın. Sadece sekse odaklanmaya çalışarak, partnerinizle   karşılıklı olarak daha fazla zevk alabileceğinizi unutmayın. Kadınların yaptığı   en büyük yanlışlardan biri, eşleri ön sevişmeyi başlatmaya çalışırken,   çocukların okul sorunundan ya da gün içinde iş arkadaşıyla yaşadığı bir   problemden bahsetmeye çalışmak oluyor. Bu da her iki tarafın dikkatini dağıtmaya   yetiyor da artıyor bile…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-282666229134168258?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/DQv8Yzp3lUA" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/282666229134168258/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=282666229134168258&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/282666229134168258?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/282666229134168258?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/DQv8Yzp3lUA/kadnlarn-yatakta-yaptg-hatalar.html" title="Kadınların yatakta yaptığı hatalar" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://4.bp.blogspot.com/-LrVBUT93QUk/TrMRpV57zSI/AAAAAAAAA_I/QyKWA5U8xTM/s72-c/yatak.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/04/kadnlarn-yatakta-yaptg-hatalar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkEGSXk7eCp7ImA9WhVWFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-5107112790241633547</id><published>2012-04-26T13:50:00.003-07:00</published><updated>2012-04-26T14:10:28.700-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-26T14:10:28.700-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Anne- bebek" /><title>Rahat doğum için ilginç yollar</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XOagaGf9pcnctSzork-vjuPxffU/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XOagaGf9pcnctSzork-vjuPxffU/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XOagaGf9pcnctSzork-vjuPxffU/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/XOagaGf9pcnctSzork-vjuPxffU/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-xe3leULatwE/TrMQT2LznGI/AAAAAAAAA_A/OWXp-8Dl_l0/s1600/rahat-dogum.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-xe3leULatwE/TrMQT2LznGI/AAAAAAAAA_A/OWXp-8Dl_l0/s320/rahat-dogum.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Uzmanlar doğumu beklenen tarihte sağlıklı bir şekilde   gerçekleştirmek için doğal yollara başvurmanın faydalı olabileceğini ancak bu   yöntemleri uygulamadan önce doktora danışmanın gerektiğini   söylüyor.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doğumu hızlandırmanın ilk ve en önemli yolunun   hamile kişinin kendisini rahat hissetmesi olduğunu belirten doğum uzmanları;   hamilenin gergin ve üzgün olmasının doğumu geciktireceğini, bu sebeple hamile   kadınların mum ışığında ılık bir banyo yapmasının, masajın ya da akupunktur ile   vücuttaki belli noktaları rahatlatarak ya da aromaterapi ile vücudu   rahatlatmanın doğum için faydalı olacağını belirtiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Yavaşça açan   bir çiçeği hayal edin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beklenen tarihte doğum gerçekleşmemişse bundan   sonraki her gün kendinizi iyi hissedeceğiniz özel bir şey yapmak için zaman   ayırma tavsiyesinin yer aldığı uyarılar arasında “Manikür yaptırın, güzel bir   restorana gidin, sevdiğiniz bir filmi izleyin ya da dondurma yiyin. Bunların   yanı sıra meditasyon yapmayı da deneyebilirsiniz. Gözlerinizi kapatın ve birkaç   kez burnunuzdan derin nefes alın. Topuklarınızdan başlayarak yüzünüze kadar   bütün vücudunuza dokunun nefes alıp verirken yavaşça açan bir çiçeği hayal edin,   bebeğinizin neye benzeyeceğini hayal edin” tavsiyeleri de yer   alıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;“Doğumu başlatmak için seks yapın”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doğumu başlatmak   için en bilinen yöntemlerden birinin de seks olduğunu vurgulayan uzmanlara göre,   dölde bulunan doğal düzenleme enzimleri doğumu başlatan hormonlardan   biri.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uzmanlar, “Bu tekniği kullanacaksanız seks yaptıktan sonra hemen   ayağa kalkmayın ve dölün rahim boyunda kalmasını sağlamak için bir süre uzanın.   Hamileliğin sonlarına doğru pek çok kadın ilişkiye girmek konusunda isteksizdir.   Fakat ön sevişme hareketleri de doğum için yardımcı olacaktır. Kadın orgazmının   rahim boyunu 2 santimetreye kadar açtığı bilinmektedir”   diyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;“Salıncakta sallanmak doğuma yardımcı olur”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başka   bir yöntemin de salıncakta sallanmak olduğunu belirten uzmanlar, “Bu şekilde   bebeğinizin konumunu değiştirip leğen kemiğine yaklaştırabilirsiniz. Veya   kasistli bir yolda otomobil kullanmayı ya da doğada kısa bir yürüyüşe çıkmayı   deneyebilirsiniz. Hafif bir yürüyüş ya da sabitlenmiş bir bisikletin pedallarını   yavaşça çevirmek de doğum sancılarını başlatabilir. Bunları yaparken bol bol   sıvı tüketmeyi ve vücut ısınızı korumayı ihmal etmeyin”   dediler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;“Kivi, mango ve ananas doğum sancısına neden   oluyor”&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beslenmede yapılacak değişikliklerin de doğumun daha kısa ve   kolay olmasına katkıda bulunacağını ifade eden uzmanlar, “Kivi, mango, ananas   gibi tropik meyvelerde orta şiddette doğum sancısına neden olabilen bir enzim   bulunur. Doğal bir bağırsak uyarıcısı olan baharatlı yiyecekler de doğum   sancılarının başlatılmasına yardımcı olabilir. Son olarak rahim boyunuzu   harekete geçiren prostaglandin bazlı jel paketlerini vajinanıza yerleştirerek   doktorunuz size yardımcı olabilir. Bu uygulamadan 24 ila 48 saat sonra büyük   ihtimalle doğum gerçekleşecektir” dediler.&lt;br /&gt;
&lt;div&gt;
&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-5107112790241633547?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/aht9c2ffbkc" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/5107112790241633547/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=5107112790241633547&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5107112790241633547?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/5107112790241633547?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/aht9c2ffbkc/rahat-dogum-icin-ilginc-yollar.html" title="Rahat doğum için ilginç yollar" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://1.bp.blogspot.com/-xe3leULatwE/TrMQT2LznGI/AAAAAAAAA_A/OWXp-8Dl_l0/s72-c/rahat-dogum.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/04/rahat-dogum-icin-ilginc-yollar.html</feedburner:origLink></entry><entry gd:etag="W/&quot;DkEDRXYzeip7ImA9WhVWFEo.&quot;"><id>tag:blogger.com,1999:blog-4945945058793076765.post-3147711768968576565</id><published>2012-04-26T13:50:00.001-07:00</published><updated>2012-04-26T14:11:14.882-07:00</updated><app:edited xmlns:app="http://www.w3.org/2007/app">2012-04-26T14:11:14.882-07:00</app:edited><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="sağlık" /><category scheme="http://www.blogger.com/atom/ns#" term="Genel Sağlık" /><title>Sağlıklı bir kalp için beslenme önerileri</title><content type="html">
&lt;p&gt;&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0WWzHX2QGokaSV-ayx3umeFL71s/0/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0WWzHX2QGokaSV-ayx3umeFL71s/0/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;
&lt;a href="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0WWzHX2QGokaSV-ayx3umeFL71s/1/da"&gt;&lt;img src="http://feedads.g.doubleclick.net/~a/0WWzHX2QGokaSV-ayx3umeFL71s/1/di" border="0" ismap="true"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;
&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-pjPIkxVABxw/TrMPlSnrP2I/AAAAAAAAA-4/-StqistNBL4/s1600/saglikli-bir-kalp.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-pjPIkxVABxw/TrMPlSnrP2I/AAAAAAAAA-4/-StqistNBL4/s320/saglikli-bir-kalp.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;
&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #cc0000;"&gt;Önlem alınmadığı takdirde, 2011 yılında bu sayının sadece   Türkiye’de yaklaşık 300 bin kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Ancak; kalp   hastalığından kaynaklanan ölümlerden korunmanın basit ama etkili yolları   var.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doktorların önerilerinde yer alan ‘sayıları’ dikkate   alarak, kalp sağlığınızı korumanız ve hastalıkları önlemeniz mümkün. Kardiyoloji   Uzmanı Dr. Utku Zor, kalbinizi kurtaran sayıları şöyle   sıralıyor:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Günde 6 gram tuz yeterli&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kalp sağlığınız için   günlük tuz tüketiminizi 6 gramla sınırlayın. Amerika’da 3 bin 126 kişi üzerinde   yapılan bir araştırmaya göre; günlük beslenmesinde tuz tüketimini azaltan   kişilerin kalp damar hastalıklarına yakalanma riski, yüzde 25 oranında   azalıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;3 yılda bir tansiyon ölçümü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hipertansiyon, başta   felç olmak üzere kalp krizi, böbrek yetmezliği ve körlük gibi ciddi sonuçlar   yaratabiliyor. Bu olumsuz tablodan korunmak için kan basıncınız 120/80 mmHg’nin   altında olmalı. Kan basıncınızı, 20 yaşından sonra her üç yılda bir, en az bir   kez ölçtürün. Eğer hipertansiyon öncesi dönemde olduğunuz tespit edilirse, bu   durumda daha sık ölçüm yaptırın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Her gün 6 fincan siyah çay   için&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Arizona Üniversitesi tarafından, çayın çok tüketildiği Suudi   Arabistan’da 3 bin 430 yetişkin üzerinde yapılan araştırmaya göre; günde 6   fincandan fazla siyah çay içenlerde kalp ve damar hastalıkları riskinin,   içmeyenlere göre yüzde 50 daha az görüldüğü ortaya çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Yağ tüketimi   yüzde 30’u geçmesin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Araştırmalara göre; yağ kısıtlamaları, kalp   hastalıklarına bağlı ölüm oranında yüzde 30-60 azalma sağlıyor. Bu nedenle, yağ   tüketiminiz diyetinizin yüzde 30’unu geçmesin. Doymuş yağ oranını yüzde 7-10,   tekli doymamış yağ tüketimini ise yüzde 10-15 ile sınırlandırın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;8   tane fındık ya da badem&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haftada en az 140 gr fındık veya badem yiyen   kişilerde kalp ve damar hastalıklarına daha az rastlanıyor. Çünkü bu besinler,   iyi kolesterol HDL’yi yükseltiyor ve kötü kolesterol LDL’yi düşürüyor. Ancak   bunlardan çok yiyip kilo almamaya bakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Haftada 5 gün 30 dakika   spor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sağlıklı bir yaşam için spor yapmanız şart. Kalp sağlığınız için   haftanın en az beş günü, en az 30 dakika hafif- orta şiddette egzersiz veya   haftada üç gün, bir saat aerobik egzersizler yapın. Bunun için hızlı tempoyla   yürüyebilir, yavaş tempoyla koşabilir, yüzebilir veya bisiklete   binebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Haftada 1 ya da 2 tane yumurta&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kolesterol   değerini yükselten etkiye sahip olduğu için haftada ikiden fazla yumurta   yemeyin. Ayrıca tam yağlı sütten hazırlanmış süt ürünleri yerine, az yağlı veya   yağsız sütten yapılanları tercih edin. Çünkü yağlı süt ve süt ürünleri doymuş   yağlardan zengin olduğu için de kolesterol seviyesinin yükselmesine neden   oluyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;40 yaşına gelince yılda 1 kez efor testi   yaptırın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efor testi de yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan   yöntemlerden biri. Test, ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla   yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara   ulaşmadan tedavi edilebiliyor. 40 yaşından itibaren yılda bir kez kardiyolojik   checkup’tan geçmeniz, kalp sağlığınız açısından büyük önem taşıyor. Ailenizde   kalp krizi hikayesi varsa, check-up’ı daha erken yaşlarda yaptırmayı ihmal   etmeyin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;b&gt;Her sene 1 kere kolesterol tahlili&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüksek   kolesterol, özellikle kalp ve damar sağlığının en büyük düşmanlarından biridir.   52 ülkede 29 binden fazla kişi üzerinde yürütülen bir araştırmaya göre;   dünyadaki kalp krizlerinin üçte ikisinin nedeni, yüksek kolesterol ve sigaradır.   Kolesterolünüz, 200 mmHg altında ise normal kabul ediliyor. Sağlıklı bir yaşam   için 20 yaş üzerinde mutlaka bir kez kolesterol ölçümü   yaptırmalısınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4945945058793076765-3147711768968576565?l=www.saglikveyasamsitesi.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://feeds.feedburner.com/~r/SalikVeYaam/~4/B00hzFAs_gI" height="1" width="1"/&gt;</content><link rel="replies" type="application/atom+xml" href="http://www.saglikveyasamsitesi.com/feeds/3147711768968576565/comments/default" title="Kayıt Yorumları" /><link rel="replies" type="text/html" href="http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4945945058793076765&amp;postID=3147711768968576565&amp;isPopup=true" title="0 Yorum" /><link rel="edit" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3147711768968576565?v=2" /><link rel="self" type="application/atom+xml" href="http://www.blogger.com/feeds/4945945058793076765/posts/default/3147711768968576565?v=2" /><link rel="alternate" type="text/html" href="http://feedproxy.google.com/~r/SalikVeYaam/~3/B00hzFAs_gI/saglkl-bir-kalp-icin-beslenme-onerileri.html" title="Sağlıklı bir kalp için beslenme önerileri" /><author><name>NetWork Grup</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06983277197845408251</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel="http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail" width="32" height="32" src="http://3.bp.blogspot.com/_EjcUW8xBBEs/TTDno6G5vyI/AAAAAAAAGms/Sui5ux6tmLE/S220/NWFavicon.bmp" /></author><media:thumbnail xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" url="http://3.bp.blogspot.com/-pjPIkxVABxw/TrMPlSnrP2I/AAAAAAAAA-4/-StqistNBL4/s72-c/saglikli-bir-kalp.jpg" height="72" width="72" /><thr:total>0</thr:total><feedburner:origLink>http://www.saglikveyasamsitesi.com/2012/04/saglkl-bir-kalp-icin-beslenme-onerileri.html</feedburner:origLink></entry></feed>

