<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" media="screen" href="/~d/styles/rss2full.xsl"?><?xml-stylesheet type="text/css" media="screen" href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:feedburner="http://rssnamespace.org/feedburner/ext/1.0" version="2.0">

<channel>
	<title>Şekip Can Gökalp</title>
	
	<link>http://sekipcangokalp.com</link>
	<description>Şekip Can Gökalp</description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2009 12:10:29 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/SekipCanGokalp" type="application/rss+xml" /><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="hub" href="http://pubsubhubbub.appspot.com" /><item>
		<title>Bir marka sonunda Twitter’ın hakkını verebildi</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/w28eIyHpPu4/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bir-marka-sonunda-twitterin-hakkini-verebildi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2009 12:01:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gözlem]]></category>
		<category><![CDATA[bezci detay market]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Abarttığımı düşünenler olabilir, ama bence Twitter kullanan markalar arasında sonunda bir tanesi olayı gerçekten de anladı ve layıkıyla kullanıyor. Bahsettiğim marka Bezci Detay Market. Haftasonu Deniz&#8216;de zaman öldürürken bir mail geldi. Bezci Detay Market is now following you on twitter. Oha yok artık, dediğim anda Emrah&#8216;ın maili geldi: Hasan abiye bir haber yaraşır diyor. Arayıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Abarttığımı düşünenler olabilir, ama bence Twitter kullanan markalar arasında sonunda bir tanesi olayı gerçekten de anladı ve layıkıyla kullanıyor. Bahsettiğim marka <a href="http://twitter.com/bezcidetay" target="_blank">Bezci Detay Market</a>. Haftasonu <a href="http://friendfeed.com/denizcoskun">Deniz</a>&#8216;de zaman öldürürken bir mail geldi. <em>Bezci Detay Market is now following you on twitter.</em> Oha yok artık, dediğim anda <a href="http://twitter.com/emrahyuce">Emrah</a>&#8216;ın maili geldi: Hasan abiye bir haber yaraşır diyor. Arayıp konuşmuş, Bezci Detay ODTÜ yakınlarında bir marketmiş. Öğrenciler ikna etmiş abimizi ve bir blog, bir de twitter hesabı yaratmışlar. Sosyal ağlarda, aynı incelikle yönetecekleri sayfalar da açmalılar bence. Hem eğlenceli ve tutarlı bir biçimde iletişimini sürdürüyor, hem relevant içerikle takipçileriyle ilişkisini sıkı tutuyor. Takip etmek isteyeceğim bir marka hesabı diyebilirim. Tabi ODTÜ civarında bir bakkalın müşterisi olmama imkan yok, ama çocuklar bunu devam ettirirlerse, sunabilecekleri gerçek bir sosyal medya <em>case</em>i yakalamış olacaklar.</p>
<p><img class="alignnone size-large wp-image-137" title="Bezci Detay Market Twitter'da" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/08/ınga-ınga-neden-aglıyor-bu-..._1250676679182-1024x662.jpg" alt="Bezci Detay Market Twitter'da" width="614" height="397" /></p>
<p>Bana kalırsa, tüm markalar sosyal medyada içerik yaymakla ilgili bir sıkıntı çekiyor. Bunun sebebi de sadece kampanya bilgisi vs. vermenin ötesine geçememeleri. Biliyoruz ki <em>conversation marketing</em>de asıl hedef marka hakkında diyaloglar yaratmak. Bunu yaratırken havuç vermek evet çok basit ve işlevsel, ama marka veya markaya ait öğeler hakkında konuşulmasını sağlamak için illa bedava bilet dağıtmaya gerek var mı? Benim işim pazarlama değil, sadece bir süredir markaların sosyal medyada aktivasyon yaratmasıyla ilgili bir işte çalışıyorum. Dolayısıyla fazla uzatmadan sözü uzmanlara bırakmak istiyorum. Acaba sosyal medyada, kurumsal kaygılardan sıyrılarak gerçek bir başarı yakalamak mümkün değil mi? Bunu yapacak öngörü ve kararlılığa sahip bir marka veya müşterisini bu yola sokabilmiş bir ajans yok mu?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bir-marka-sonunda-twitterin-hakkini-verebildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bir-marka-sonunda-twitterin-hakkini-verebildi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Bloggerlar ve gazeteciler niye geçinemiyorlar?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/Kv7mwsgsN78/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bloggerlar-ve-gazeteciler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 09:21:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[blogger]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[nur çintay]]></category>
		<category><![CDATA[technorati]]></category>
		<category><![CDATA[tolga tanış]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde Tolga Tanış bir yazı yazdı. Technorati&#8217;nin yayınladığı bir istatistikte 130 milyon kayıtlı blog olduğundan, ama son 4 ayda bunların sadece yüzde 5&#8242;inin güncellendiği aktarmış. &#8220;Blogları terk ettiniz&#8221;, &#8220;daha 10 yıl geçmeden sıkıldınız&#8221; gibi ifadelerle süslemiş yazısını. Köşesinin bir bölümünde de klasik bir &#8220;yazıyı okunabilir kılma&#8221; hilesine başvurup bloggerlara 5 sıfat beğenmiş ve kısa cümlelerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde Tolga Tanış bir <a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12207548&amp;yazarid=322&amp;tarih=2009-08-02" target="_blank">yazı</a> yazdı. Technorati&#8217;nin yayınladığı bir istatistikte 130 milyon kayıtlı blog olduğundan, ama son 4 ayda bunların sadece yüzde 5&#8242;inin güncellendiği aktarmış. &#8220;Blogları terk ettiniz&#8221;, &#8220;daha 10 yıl geçmeden sıkıldınız&#8221; gibi ifadelerle süslemiş yazısını. Köşesinin bir bölümünde de klasik bir &#8220;yazıyı okunabilir kılma&#8221; hilesine başvurup bloggerlara 5 sıfat beğenmiş ve kısa cümlelerle biz bloggerları tanımlamış. Buna göre, çok çalışıyoruz, ısrarcıyız, hızlıyız, huysuzuz, asosyaliz ve dedikoducuyuz. Amerika&#8217;da ciddi bir blogosfer ve medya gücüne ulaşmış bloglar olduğu için, oradaki gazetecilerin etekleri tutuşmuş vaziyette. Ellerinden geldiğince bloggerlarla didişiyorlar. Her zaman gideri olan bir polemik konusu. Dijital vs. geleneksel. Bizim zavallı gazetecilerimiz de benzer şekilde bir yeni çağ polemiğine girmek istiyorlar sanırım, ama karşılarında muhatap alacak bir kitle göremiyorlar. O yüzden de ithal edilen düşmanlarla uğraşıyorlar. Tanış&#8217;ın yazısında bir tane Türk bloggerın adı geçmezken, her sıfat için ayrı bir Amerikan kahramanı belirtmiş. Tabi blog kavramının tanımında yatan ve basının tam olarak kavrayamadığı bazı temel özellikler de bu tarz analitik çıkarımların ancak tercüme yoluyla dilimize aktarılmasının önüne geçemiyor.</p>
<p>Ekşisözlük&#8217;ün medyatikleştiği o müthiş günlerde de sürekli bir köşe yazarı sözlükçülere sararlar ve bu sayede köşelerine hit alırlardı. Ben de Ali Kırca hadisesi hakkında yazdığım bir yazıyı ilgili başlıkta linkleyip 2 günde 10 bin tekili cukkalamanın verdiği hazzı yaşamıştım. Ekşisözlük ciddi bir kefal ordusudur, ama bloglarda bu tarz bir hezeyan yok. Sebebi de merkezi bir dağıtım olmaması. Ortalama bloğun günlük okur sayısı 50&#8242;yi geçmez. Dolayısıyla blogger denen güruha saran gazetecinin doğal yollardan olay yaratması pek mümkün değil. Marketing Türkiye&#8217;den Elif Erman mail atıp konuyla ilgili görüş istemese sanırım ben de bunu yazmazdım. Yani sevgili müstakbel blogger düşmanı gazeteciler, sözüm size: Bizden medet ummayın. Hayal kırıklığı yaşarsınız&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-134" title="Fatih Altaylı Twitter'da" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/08/Picture-8.png" alt="Fatih Altaylı Twitter'da" width="618" height="358" /></p>
<p>Zamanında gazetecilik yapmaya heveslendiğim için -girdiğim medya plazalarında gördüğüm içler acısı insan manzaraları karşısında hızla soğumuştum- ufak çaplı bir çevre edinmiştim kendime o camiada, hala görüştüğüm bazı tanıdıklarım var. Çoğunun bloglarla ve blog yazanlarla ilgili görüşleri Tanış&#8217;ın yansıttıklarına yakın. Bloggerlar asosyal tipler olarak görülüyor. İsmini vermeyeyim ama çok sevdiğim bir gazeteci abimin benim bu fikrimle ilgili yorumu şu olmuştu: &#8220;Oğlum biz her gün birbirini doğrayan halkı, cümle kurmaktan aciz politikacıları, her yönüyle cahiller ordusu bir milleti yüzlerce muhabir aracılığıyla gözlemliyoruz. Bu halkın kendini serbest şekilde ifade etmesinin sağlıklı bir sonucu olacağına beni indandıramazsın.&#8221; Türk gazetecilerinin meslekleri icabı böyle bir önyargısı olmasını doğal karşılamak lazım belki de.</p>
<p>Birbiriyle iletişim içinde olan, zamanında Facebook&#8217;u, sonra Twitter ve Friendfeed&#8217;i keşfederek kullanmaya başlayan veteran sosyal medyacılar içinde bile bu araçları doğru düzgün kullananların sayısının ne kadar az olduğunu görünce, daha amatör kullanıcılar tarafından yürütülen blogların veya iletişim kanallarının kimseye bir faydası olmayacağını düşünmekte haksız değiller gibi. Bu düşüncedeki tek bir sorun var aslında. O da blogların kimseye faydalı olmak amacı gütmemesi. Tamamen bireysel, beklentisiz, hazırlıksız ve de vaatsiz bir iletişim aracı olarak bloglar yazarına ve onun umursadığı 3-5 kişiyi çektiği anda görevlerini yerine getiriyorlar demektir. Önceden hazırlığı yapılmış, bir sistematiğe oturtulmuş, konu başlıkları ve ilgi alanları önceden belirlenmiş, kısacası profesyonelce hazırlanmış bloglar var elbette, bunların uzun zaman içinde bir yere gelmesi beklenebilir, ama gelir sağlamaları çok zor olacağı için, direkt olarak blog üzerinden gelir sağlamayı ümit edenlerin bir süre sonra siliip gitmesi kuvvetle muhtemel. Blog bir kendini ifade etme aracıdır, ifade edenle ilgilenmiyorsanız, ifade edilende büyük bir anlam göremiyorsanız, geçer gidersiniz. Ne okuru, ne yazarı size &#8220;Ne ettin birader?&#8221; demez.</p>
<p>Gazetecilerin anlamakta sıkıntı çektiği de bu. Madem kimse okumayacak, kimse vay bee diye eşine dostuna aktarmayacak, neden blog yazarız ki&#8230; Cevabını bloglarda değil, psikoloji kitaplarında aramak lazım bu sorunun. Dereye bir taş atmış olmak için diyelim kısaca. Biz dijital zibidilere çok basit gelen bu tip motifleri anlamakta veya kabullenmekte zorluk çeken geleneksel medya çoğu zaman dalga konusu oluyor. Bu da ayrı bir yazı konusu tabi.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-132" title="Picture 7" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/08/Picture-7.png" alt="Picture 7" width="611" height="338" /></p>
<p>Uzayıp gidecek enteresan bir konu bu aslında. Özellikle de Twitter&#8217;da yakın zamanda başlayan <a href="http://www.trendometre.com/2009/08/02/turk-basininda-twitter-devrimi/">Türk basın mensubu akını</a> bence konuyu çok daha ilginç bir noktaya çekecek. Blog açmak kolay evet, ama sürekliliği son derece zor. Konu bulmak, yazıya dönüştürmek vs. gibi engeller bloglardaki %95&#8242;lik ölülük oranını açıklıyor. Twitter&#8217;da ise bu oranın nispeten daha düşük olmasını bekliyorum. Neler olacağını zaman içinde birlikte göreceğiz. Yazının ana konusuyla ilgili diğer görüşler için Elif&#8217;in 15 Ağustos&#8217;ta çıkan Marketing Türkiye&#8217;de (İP eki) yayınladığı yazıya bir göz atın derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bloggerlar-ve-gazeteciler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bloggerlar-ve-gazeteciler/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>3G neyi değiştirebilir?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/ZENwazG4FTs/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/07/3g-neyi-degistirebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2009 13:44:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gözlem]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[3g]]></category>
		<category><![CDATA[mobil internet]]></category>
		<category><![CDATA[mobil reklam]]></category>
		<category><![CDATA[ttnet]]></category>
		<category><![CDATA[turkcell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[WAP denen şey -zavallı ve geniş bir kitlenin mobil content bataklarında feci şekilde parçalanmaları dışında- hiçbir işe yaramadığı ve mobil internet kavramının memlekete girmesini yıllarca geciktirdiği için, bizde &#8220;mobil site&#8221; denen şey ciddiye dahi alınmadı. Zaten günlük koşuşturma içindeki büyük yayıncılar çok ciddi trend kavramlar oluşmadıkça, (iPhone veya 3G gibi) bu tarz manevralara giremeyecek kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>WAP denen şey -zavallı ve geniş bir kitlenin mobil content bataklarında feci şekilde parçalanmaları dışında- hiçbir işe yaramadığı ve mobil internet kavramının memlekete girmesini yıllarca geciktirdiği için, bizde &#8220;mobil site&#8221; denen şey ciddiye dahi alınmadı. Zaten günlük koşuşturma içindeki büyük yayıncılar çok ciddi trend kavramlar oluşmadıkça, (iPhone veya 3G gibi) bu tarz manevralara giremeyecek kadar yoğun olduklarından, mobili yok saydılar. Sanırım geçen seneye kadar haklılardı da. Firefox&#8217;a uyumlu site yapmaktan aciz vizyonu da hesaba katınca, onlarca farklı cihaza uygun mobil sürüm çıkarmaları ihtimali iyice uzaklaşıyor. Mobil pazarlama da SMS kampanyalarından ibaret kalınca, 3G gibi -milyonlarca lira harcanarak memleket insanına &#8220;görüntülü konuşma&#8221; olarak aktarılmakta olan- güzel bir açılım dahi mobil internet ile bağdaştırılamıyor. Her ay 5 milyon kişinin mobil internete girdiği hesap edilen bir pazarda, garip bir durum var.</p>
<p>3G belki de bu anlamda, mobil ve web yayıncılarını, bunları ilk aşamada hayatta tutacak olan reklamverenleri ve bu ikisini birleştiren tüm ekosistemi harekete geçirecek bir etkide bulunabilir diye ümit ediyorum. Daha fazla site mobil versiyonlar çıkartacak, bu sitelerin iletişimini ana mecraları olan web üzerinden yapacaklar ve derken cep telefonundan internete girmek normalleşecek. Operatörlerin tarifeleri kitlesel anlamda erişilebilir seviyelerde tutması ve mobil internet kullanımını arttıracak iletişim çalışmalarını hızlandırmasıyla, 2 sene içinde mobil internet gerçek bir mecra haline gelebilecek.</p>
<p>Cihaz olarak laptop ve cep telefonu arasındaki en önemli fark ise, bir tanesinden hiçbir eklenti olmadan direkt olarak ödeme yapabiliyor olmanız. Dolayısıyla mobil üzerindeki B2C modellerin de çok daha kolayca karlı konuma geçeceğini göreceğiz. Çok değerli bir reklam mecrası olmasına rağmen, mobil siteler ve uygulamalar reklamdan değil son kullanıcıdan aldığı paralarla uzun vadede değer kazanacak. Tabi mobil hakkındaki bu yorumlar hep webe görecelendirilerek ortaya çıkıyor.</p>
<p>Netice itibariyle ciddi bir &#8216;disruption&#8217;dan bahsettiğimizi söyleyebiliriz; webden mobile hızlı geçen mecralar, markalar, B2B veya B2C servisler erkenden yer kapacak. Bu konuda birçok ülkeyi takip ediyorum ve çoğunlukla, Türkiye&#8217;den kolay ulaşılabilir pazarlarda mobil hacmin webe Türkiye&#8217;den çok daha yakın olduğunu görüyorum. Bunun sebebi muhtemelen devletin GSM operatörleriyle aşık atmaya çalışmaması olabilir tabi. Yeri gelmişken TTNet&#8217;e taziyelerimi sunmalıyım. ISP sayısına +3 gelince ve bunlardan biri Turkcell gibi bir firma olunca, sanıyorum ki TTNet içindeki zombi zihniyetini gömme zorunluluğunu en kısa sürede hayata geçirecektir.</p>
<p>Özetle fikrim, 3G&#8217;nin bir teknoloji veya yenilik olarak olmasa da, bir kavram ve tarihsel bir mihenk taşı olarak elektronik iletişim ve reklam sektöründe ciddi bir fark yaratacağı ve bunu webden çok daha hızlı şekilde yapacağı yönünde. Zamanla göreceğiz bunu tabi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/07/3g-neyi-degistirebilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/07/3g-neyi-degistirebilir/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>IAB Genel Kurulu ve Turkcell Mobil İnternet Etkinliği</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/YtYsuTjTnjA/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/05/iab-genel-kurulu-ve-turkcell-mobil-internet-etkinligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 May 2009 09:36:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[iab]]></category>
		<category><![CDATA[iab türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[levent erden]]></category>
		<category><![CDATA[mobil ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[turkcell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Bugün biten hafta içinde başlıktakilerden daha fazla sektörel etkinlik vardı aslında. Artık sürekli olarak artan bir sıklıkla interaktif sektörün çeşitli kolları bir araya geliyor. Blog Ödülleri, Etohum&#8217;la beraber, IAB Genel Kurulu ve Turkcell&#8217;in iş ortaklarını çağırdığı &#8220;Internet Dünyası ve Mobil&#8217;de Yeni Fırsatlar&#8221; etkinliği de geçen hafta iki önemli etkinlikti.
Interactive Advertising Bureau Türkiye&#8217;de 18. ayını doldururken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün biten hafta içinde başlıktakilerden daha fazla sektörel etkinlik vardı aslında. Artık sürekli olarak artan bir sıklıkla interaktif sektörün çeşitli kolları bir araya geliyor. Blog Ödülleri, Etohum&#8217;la beraber, IAB Genel Kurulu ve Turkcell&#8217;in <em>iş ortakları</em>nı çağırdığı &#8220;Internet Dünyası ve Mobil&#8217;de Yeni Fırsatlar&#8221; etkinliği de geçen hafta iki önemli etkinlikti.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/05/picture-4.png"><img class="alignright size-full wp-image-124" title="IAB Turkey" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/05/picture-4.png" alt="" width="94" height="78" /></a><a href="http://www.iab-turkiye.org/">Interactive Advertising Bureau</a> Türkiye&#8217;de 18. ayını doldururken geçtiğimiz hafta yaklaşık 100 kişinin katıldığı bir genel kurul ile bazı işleyişsel değişiklikleri oyladı, komiteler için katılımcılar belirlendi, temsil başarısı, IAB&#8217;nin işlevselliği gibi konular masaya yatırıldı. Bir süredir damardan giriş yaptığım interaktif reklamcılık sektöründeki acımasız gerçeklere baktığımızda, IAB başkanı <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=levent+erden&amp;nr=y&amp;pt=lerden">Levent Erden</a>&#8216;in de dediği gibi normalde masanın iki tarafında oturan ve -benim eklemem- birbirini gırtlamakla yükümlü bu insanlar, aynı amaç için aynı odada bir araya gelebildikleri için tebriği hak ediyorlar. Tabi ki birileri söz alıp konuştukça odanın farklı köşelerinden yükselen fısıldaşmalar olmadı değil. O kadar olacak.</p>
<p>Amerika&#8217;da 1996&#8242;da kurulan ve bir süre önce Türkiye&#8217;ye gelip belli sayıda kurucu üyenin çabasıyla hayat bulan IAB&#8217;nin şu andaki birincil hedefi ölçümlemeyi standartlaştırmak. Bu gerçekleştiğinde tüm üye kuruluşların onaylayıp kabul ettiği bir trafik bilgisine sahip olunacak. Kurumun Reklamverenler Derneği, Reklamcılar Derneği ile birlikte, medya şirketleri, satış evleri, yayıncılar ve interaktif ajansları da bünyesinde barındırıyor olması, bu merkezi ölçümlemeye ciddi bir güven sağlayabilir.</p>
<p>Netlog&#8217;u temsilen bulunduğum kurul toplantısından sonra, yakın zamanda bir yayıncılar toplantısı yapılacak. Bunu komite toplantıları (bir tanesine girip neler olup bittiğini daha yakından takip etmek ve elimden geldiğince katkıda bulunmak istiyorum, gelişmeleri aktarırım) ve dönemlik kurul toplantıları takip edecek. Aslında bu kadar rekabetçi bir iş kolunun böyle bir şekilde bir araya gelip üretimde bulunması çok önemli. Hem herkesin aynı gemide -bir numaralı sektör klişesi- olduğunu unutmaması için, hem de sektörün derli toplu bir ilerleme kaydedebilmesi için, bu son derece önemli. Turkcell&#8217;den de katılım olması ayrıca önemliydi, çünkü Turkcell reklam dünyasıyla, mobil pazarlama ekibi ile aslında reklamveren olarak değil, bir nevi mecra olarak iletişim kurmayı seçmişti. Hemen ertesi gün gerçekleşen Internet Dünyası ve Mobil&#8217;de Yeni Fırsatlar toplantısında değinilen konular bunu teyit ediyor.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/05/7167423.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-125" title="Internet Dünyası ve Mobil'de Yeni Fırsatlar" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/05/7167423.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p>Aslında bir süredir belli başlı internet yayıncıları Turkcell -ve diğer operatörler- ile internetin gücünü mobilde yeni ortaya çıkan imkanlar ile birleştirmek için görüşüyordu. Turkcell&#8217;in bu daveti bu süreçleri artık görünür bir hale getirmek, belki de belli bir temele oturtulduğu düşünülen mobil internet açılımını resmen duyurmak adına yapıldı diyebiliriz. Aslında dönemsel olarak tekrarlanması isabetli olacaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>Toplantıdan aklımda kalan iki şey var. İlki mobil üzerinden siteye trafik sağlanması konusu. Mobil trafik çok değerli, hem ödeme kanalları hem reklamveren gözünde mobil şu anda webin 10 yıl önceki haline benzer fırsatlar sunuyor. Fakat Turkcell&#8217;in getirdiği yenilik, üzgünüm, içler acısı.</p>
<p>Sistem şu:</p>
<ol>
<li>Kullanıcı sitenizdeki bir bannerda mesaj atıp mobil link alabileceğini söyleyen bir banner görür. &#8220;4040&#8242;a nethaber yaz gönder, nethaber.com cebine gelsin.&#8221;</li>
<li>Mesajı atan kullanıcıya, nethaber.com&#8217;un mobile göre render edilmiş bir hali gösterilir.</li>
<li>nethaber.com bir sayfa gösterimi kazanır.</li>
</ol>
<p>Olayın saçma taraflarını göremeyenler için; Bilgisayar karşısındaki adam cep telefonuna neden link istesin? Cep telefonuna uygun site yapmaktan aciz internet yayıncısı neden böyle lüzumsuz ve zahmetli bir kullanımla destekleniyor? Mobil internet kullanıcısı açısından küçücük ekranda koca siteyi görmek mi yoksa optimize edilmiş bir ekranda gerekli bilgileri görmek anlamına mı geliyor?</p>
<p>Bu yeniliğin sunumundaki &#8220;Bakın bir tık kazandınız&#8221; yaklaşımını ayrıca bir ele almak gerekiyor aslında. Ayda milyonlarca &#8220;tık&#8221; ile çarklarını döndürmeye çalışan yayıncıları gerizekalı yerine koymaya ne gerek var?</p>
<p>İkinci konu da, mobil ödeme sistemindeki gelir paylaşımı mevzuu. Buradaki olay özetle şu: SMS ödemesi yaparak internette alışveriş yapabiliyorsunuz. Eskiden bu sisteme dahil olan ÖİV şu anda olmadığı için, bu sistem bir nebze de olsa gerçek bir ticaret imkanı sağlayabilir. Turkcell uzun uğraşlar sonunda mümkün kıldığı bu sistemle ücretli online servisler ve e-ticaret için çok önemli bir açılım gerçekleştirdi. Fakat. Fakat maalesef yüzde 40&#8242;a kadar çıkan payı ile, yine de bu yöntemi kullanma hevesindeki yayıncıların önüne ciddi bir soru işareti çıkarıyor. Bu payların yüksekliği, tahsilat konusundaki riskle açıklanıyor, fakat başka bir soruya cevaben -mobil ödemenin hayata geçtiği günden itibaren- geçen 8 ayda, tahsilatı yapılamamış mobil ödeme oranı %0,0 olarak açıklanıyor. Bu tarz çelişkiler tabi iş yapma zeminini zedeliyor.</p>
<p>Turkcell içinde farklı farklı ekiplerle ve amaçlarla son 2-3 ay içinde yaptığım 10 kadar toplantıda son derece yetkin ve vizyoner birçok insanla tanıştım, fakat çok çok büyük bir ticaret hacmine ve operasyonel yapıya sahip olan Turkcell kaçınılmaz bir kurumsal hantallık sorunu ile karşı karşıya. Avea ve Vodafone&#8217;da durum hiç farklı değil bu arada. Bu sebeple, platform olarak kalmaları ve <em>çevik</em> iş ortakları ile çalışmaya devam etmeleri çok daha makul olacak gibi görünüyor. Bu yola girilmeden önce Turkcell&#8217;in iş ortaklarıyla aynı hizmeti aynı anda sunuyor olması da diğer bir çelişki. Hem iş akışının hızlanması, hem de yatırım yaparak Turkcell hizmetlerini ilgililere iletmeye ve karlı bir iş yapmaya çalışan iş ortaklarının başından itibaren sorunsuzca çalışabilmesi için daha yalın bir model belirlenmeli diye düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/05/iab-genel-kurulu-ve-turkcell-mobil-internet-etkinligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/05/iab-genel-kurulu-ve-turkcell-mobil-internet-etkinligi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>YTÜ Web Günleri’nde sosyal ağları konuşacağız</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/KyR_cuvjF70/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/03/ytu-web-gunlerinde-sosyal-aglari-konusacagiz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2009 14:23:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[netlog]]></category>
		<category><![CDATA[ortakantin]]></category>
		<category><![CDATA[sevenload]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[studentsn]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite etkinliği]]></category>
		<category><![CDATA[ytü web günleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Bahar&#8217;ın gelmesiyle üniversite etkinlikleri hız kazandı. Son bir yıl içinde patlama yapan internet tabanlı işler dolayısıyla, bu sene bu etkinliklerin bir çoğunda internet ile ilgili temalar göreceğiz. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilişim Kulübü de, sezonun ilk etkinliklerinden birini organize ediyor. Web Günleri adındaki etkinlik, bu Çarşamba ve Perşembe günleri YTÜ Beşiktaş kampüsünde gerçekleşecek.
Üniversite etkinlikleri genelde içerik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar&#8217;ın gelmesiyle üniversite etkinlikleri hız kazandı. Son bir yıl içinde patlama yapan internet tabanlı işler dolayısıyla, bu sene bu etkinliklerin bir çoğunda internet ile ilgili temalar göreceğiz. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilişim Kulübü de, sezonun ilk etkinliklerinden birini organize ediyor. <a href="http://webgunleri.spaces.live.com/">Web Günleri</a> adındaki etkinlik, bu Çarşamba ve Perşembe günleri YTÜ Beşiktaş kampüsünde gerçekleşecek.</p>
<p>Üniversite etkinlikleri genelde içerik olarak iyi oluyorlar, çünkü iyi üniversite kulüplerinde aktif olan öğrenciler doğru insanlar bulmayı beceriyorlar ve çoğu sektör insanı üniversite etkinliklerinde yer almayı seviyor. Bu etkinlikte de çokluk iyi panelistler seçilmiş. İçerik, tanıtım ve sunum konusunda bazı sıkıntılar yok değil, ama zaman içinde daha da güzel etkinlikler düzenleneceğini düşünüyorum. İlgili öğrencilerin sektörle buluşması anlamında güzel bir fırsat olduğu kesin.</p>
<p>Çarşamba günü açılış seansında ben de sosyal ağlarla ilgili bir panelde yer alacağım. StudentSN, Sevenload ve Ortakantin ile birlikte, Netlog&#8217;u temsilen &#8220;Online Toplulukların Hayatımıza Etkisi&#8221; konusunu konuşacağız. Bu konuyu konuşmayacağız tabi ki, ama başlık bu. Sosyal ağlarla ilgili konuşacağız, tek kesin olan bu. Dinlemek, katılmak, anlatmak, tanışmak isterseniz panel Çarşamba sabahı 10:30&#8242;da başlayacak, beklerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/03/ytu-web-gunlerinde-sosyal-aglari-konusacagiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/03/ytu-web-gunlerinde-sosyal-aglari-konusacagiz/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Sosyal ağlar karlı olabilir: SNWF Londra’dan izlenimler</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/yQM2sREtzuI/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/03/sosyal-aglar-karli-olabilir-snwf-londradan-izlenimler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2009 13:05:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[monetizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[snwf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=117</guid>
		<description><![CDATA[Netlog&#8217;a girdiğimden beri, arı gibi çalışan bir iş geliştirme departmanının içinde, daha önce görmediğim derece yoğun bir tempoda günlerim geçiyor. Çalışma metodları, iş yapılan kurumlara olan yaklaşım, açılım yaratıcılığı vs. gibi konularda ufkumu hızla genişleten bir ortam olduğunu söylemeliyim. Avrupa&#8217;da sosyal ağlar ekseninde ciddi bir sektör oluştuğunu ve her sosyal ağın farklı farklı modellerle hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Netlog&#8217;a girdiğimden beri, arı gibi çalışan bir iş geliştirme departmanının içinde, daha önce görmediğim derece yoğun bir tempoda günlerim geçiyor. Çalışma metodları, iş yapılan kurumlara olan yaklaşım, açılım yaratıcılığı vs. gibi konularda ufkumu hızla genişleten bir ortam olduğunu söylemeliyim. Avrupa&#8217;da sosyal ağlar ekseninde ciddi bir sektör oluştuğunu ve her sosyal ağın farklı farklı modellerle hem krize hem de sosyal ağların karlılığı konusundaki şüphelere karşı savaştığını olayın merkezinden gözlemleme şansı buluyorum.</p>
<p>Buna ek olarak, elimden geldiğince etkinliklere katılmaya devam ediyorum. Bu hafta, Social Networking World Forum&#8217;a katılmak üzere Londra&#8217;ya geldim. Eş zamanlı olarak yürüyen Mobile Social Networking konferansı ile birlikte dolu dolu bir içeriği olduğunu söylemeliyim. Le Web kadar ihtişamlı olmasa da, SNWF konuşmacıları ve odaklanmış içeriği ile kesinlikle çok faydalıydı. Ağırlıklı olarak monetizasyon konularının ele alınması da tabi iş alanıma birebir uydu. Sosyal medya pazarlaması konusunda Londra&#8217;da ne noktaya gelindiğini kısa bir anektodla aktarayım:</p>
<p>P&amp;G &#8220;New Marketing Models UK&#8221; sorumlusu Emma Jenkins&#8217;e bir soru geliyor: Markaların var olan komüniteleri kullanmaları ve kendilerine ait bir sosyal ağ kurgulamaları arasında ne gibi farklar görüyorsunuz? P&amp;G gibi bir markanın temsilcisi olarak Jenkins 2-3 dakika kadar son derece detaylı şekilde iki formatı birbirleriyle karşılaştırıyor. Markalar için mixxt ve Netlog&#8217;u karşılaştır deseniz ben de anca bu kadar detaylı bir yanıt veririm diye düşünürken, Jenkins&#8217;in marka tarafında duran bir pazarlamacı olduğu gerçeğini hatırlıyorum. Sonra da Türkiye&#8217;de görüştüğüm marka müdürleri ve pazarlamacılar aklıma geliyor. Fark büyük.</p>
<p>MySpace&#8217;in monetizasyon konusundaki atılımları, tüm sosyal ağ dünyasındaki mikro ödemeye yönelik çeşitli akımlar (Doğu&#8217;dan Batı&#8217;ya akan) bu konuda daha yapılacak çok şey olduğunu gösteriyor. Yine de bir gerçek kendini açıkça gösterdi diyebiliriz: Sosyal ağların hayatta kalmasının yolu, kullanıcı tabanlı monetizasyondan geçiyor. Gelecekte örneklerini daha da fazla göreceğimiz, oyunlar, hediyeler, ücretli üyelikler, ücretli uygulamalar ve diğer servis sağlayıcılarla yapılan anlaşmalar neticesinde son kullanıcıya sunulan hizmetlerden sağlanan gelir, sosyal ağları gelecekte ayakta tutan ana gelir kapısı olacak. O zamana kadar reklamverenlere bağlı bir ekonomiden söz etmeye devam edeceğiz gibi görünüyor.</p>
<p>Bu konuda çok daha detaylı yazı ve yazılar yazmalıyım aslında, ama maalesef bu aralar bu tarz kısa güncellemelere dönmem gerekecek gibi duruyor. Başka türlü bloğu ayakta tutmam mümkün değil sanırım.</p>
<p>Son olarak Türkiye&#8217;den üç kişinin daha konferansta bulunduğunu söylemeliyim. Sürekli şikayet ediyorum bu konuda, bu sefer Xing&#8217;den Hakan Gönenli ve Natali Yeşilbahar ile Marjinal PN&#8217;den Umut Ersoy da konferanstaydılar. Sevindirici bir gelişme olarak görüyorum. Onlar da izlenimlerini aktarırlar eminim yakın zamanda.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/03/sosyal-aglar-karli-olabilir-snwf-londradan-izlenimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/03/sosyal-aglar-karli-olabilir-snwf-londradan-izlenimler/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Markafoni’nin geleceğinde de 607 milyon Euro ciro var mı?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/Kggh_7nXEio/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/02/markafoninin-geleceginde-de-607-milyon-euro-ciro-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 15:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[brands4friends]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[markafoni]]></category>
		<category><![CDATA[vente-privee]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[Vente Privée, Fransa&#8217;da kurulmuş ve özel markalar ekseninde yaptığı kampanya odaklı ilerleyen, sadece davetiye ile üye olunabilen bir alışveriş kulübü. E-ticaret konusunda fazla ilgili olmasam da, uzun zamandır takip ettiğim şirketlerden bir tanesi. Özellikle aynı modelde işleyen Markafoni&#8217;nin kurulmasından sonra, Türkiye için önemi daha da arttı. Modelin başarısını e-ticaret konusunda uzman kişiler analiz etmeliler bence. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://vente-privee.com">Vente Privée</a>, Fransa&#8217;da kurulmuş ve özel markalar ekseninde yaptığı kampanya odaklı ilerleyen, sadece davetiye ile üye olunabilen bir alışveriş kulübü. E-ticaret konusunda fazla ilgili olmasam da, uzun zamandır takip ettiğim şirketlerden bir tanesi. Özellikle aynı modelde işleyen Markafoni&#8217;nin kurulmasından sonra, Türkiye için önemi daha da arttı. Modelin başarısını e-ticaret konusunda uzman kişiler analiz etmeliler bence. Benim bu yazıda anlatacaklarımla, Markafoni&#8217;nin yakın zamanda yabancı, -ekibin bağlantıları dolayısıyla muhtemelen Avrupalı- yatırımcılar almasının sebebi biraz daha netleşebilir.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/vente-priveecom-designer-brands-for-smart-shoppers_1235228837147.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-112" title="vente-privee-com-designer-brands-for-smart-shoppers_1235228837147" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/vente-priveecom-designer-brands-for-smart-shoppers_1235228837147.jpeg" alt="" width="500" height="257" /></a></p>
<p><strong>2008&#8242;de 28 milyon ürün satılarak 607 milyon Euro ciro yapıldı</strong></p>
<p>Vente Privée, Loic Le Meur&#8217;un her fırsatta gururla anlattığı Fransız başarı hikayelerinden bir tanesi. 2008&#8242;de 300 yeni çalışanı ekibine katarak toplam 900 çalışan sayısına ulaşan şirket, bu süre içinde 28 milyon ürün (tanesi KDV dahil ortalama EUR21,67) satmış. Yapılan 607 milyon Euro&#8217;luk ciro ise 600 milyonluk tahminin üstünde. Vergiler düşünce geriye kalan 507 milyon Euro&#8217;luk rakam, bir önceki seneye kıyasla %46&#8242;lık bir büyüme anlamına geliyor. Aşağıda <a href="http://seedfinance.de">seedfinance.de</a>&#8216;den aldığım grafikte kuruldukları 2002 senesinden beri süregelen büyümeyi daha net görebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/picture-9.png"><img class="alignnone size-full wp-image-111" title="Vente Privee ciro artışı" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/picture-9.png" alt="" width="500" height="205" /></a></p>
<p>2009&#8242;da da büyümenin hızla devam etmesi bekleniyor. Bunun için yine 300 civarında yeni çalışan ve %22&#8242;lik bir büyüme planlanıyor. Şirketin şu ana kadarki en yavaş büyümesi bu sene gerçekleşecek, fakat kriz döneminde fena bir beklenti değil gibi.</p>
<p><strong>Almanya&#8217;da &#8220;küçük&#8221; bir rakip</strong></p>
<p><a href="http://brands4friends.de">brands4friends</a> ismi ile yayında olan Alman rakip ise 25 milyon Euro olarak açıkladığı 2008 cirosu ile hedefin %16.6 altında kalmış. Yüklü bir pazarlama kampanyası yürüten brands4friends, 2009&#8242;da 80 milyon Euro ciroya ulaşmayı ve böylelikle gelir-gider tablosunu dengelemeyi planlıyor. Vente Privée&#8217;nin Almanya&#8217;da yaptığı ciro ise 20 milyon Euro. Enteresan bir sürü rakam.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/brands4friends-marken-zum-freundschaftspreis_1235228859338.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-113" title="brands4friends-marken-zum-freundschaftspreis_1235228859338" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/brands4friends-marken-zum-freundschaftspreis_1235228859338.jpeg" alt="" width="500" height="257" /></a></p>
<p><strong>It takes two to tango </strong></p>
<p>Markafoni ile ilgili ciro bilgisine sahip değilim, fakat <a href="http://www.webrazzi.com/2009/01/26/markafoniye-yabanci-yatirimcilar-geldi/">Arda Kutsal&#8217;ın yazdığı üzre</a>, haftada 4 kampanya ortalama ile ilerliyorlar. Aynı yazıda kampanya başına ortalama 500 ürün satışı olduğundan ve hedefin 1000 olduğundan bahsediliyor. Başlattıkları (arkadaşını davet et 10 lira Markafoni hesabına yatsın konulu) kampanyanın büyük bir başarıyla yeni müşteriler getirdiğini de zaten duyuyorduk.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/markafoni_1235228752742.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-114" title="markafoni_1235228752742" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/markafoni_1235228752742.jpeg" alt="" width="500" height="257" /></a></p>
<p>2009&#8242;da kampanya sayısında da ürün sayısı/kampanya oranındaki büyümeye benzer bir hedefe ulaştıkları ve her hafta (8 kampanya ve kampanya başına 1000 ürün) 8000 ürün sattıklarını düşünürsek, yılda 416 bin üründen bahsedebiliriz. Yine bu tip oldukça kaba bir hesapla, Vente Privée&#8217;den elimizde olan ürün başına 21,67 Euroluk ortalama ile 9 milyon Euroluk bir ciro tahmininde bulunabilir miyiz? Neden olmasın? Fransa ve Türkiye arasındaki ekonomik ortam farklılıklarını hesaba katarsak, bu rakam bir miktar aşağıya inmelidir sanırım, fakat her halükarda, bu rakam Vente Privée&#8217;nin ikinci senesinde yaptığı 2 milyonun çok çok üstünde. Sadece genel bir &#8220;canlandırma&#8221; görevi görmekten öteye geçmeyecek rakamlar bunlar tabi.</p>
<p>Bu noktada, hem bu denli bir büyümenin getirdiği kaçınılmaz yük, hem de modelin Avrupa&#8217;da büyük bir başarıya ulaşmış olması ve son derece karlı bir geleceğinin olması, hem girişimci hem de yatırımcı açısından yatırımı -bir nevi- mecburi hale getiriyor. <a href="http://www.webrazzi.com/2009/02/12/almanyanin-e-ticaret-devi-turkiyeye-geliyor/">Otto&#8217;nun Türkiye&#8217;ye giriş yaptığı</a> ve benzer modelleri deneyecek olması muhtemel 2009 senesi içinde, Markafoni&#8217;nin ileri tarihler için düşündüğü bazı hamleleri erkene çekmiş olması ve bu yüzden ekstra nakite ihtiyaç duyuyor olması da önemli bir etken olmuştur diye düşünüyorum.</p>
<p>Bu noktada -henüz- epey spekülatif bir karaktere sahip olan şu soru aklıma geliyor: Markafoni ne kadar zaman içinde el değiştirecek?</p>
<p><em>Not: Yukarıdaki grafiği, Vente Privee ve brands4friends ile ilgili bilgileri aldığım seedfinance.de isimli Almanca bloğu takip etmenizi şiddetle öneririm. Son dönemde ele gelen yazılar yazan birkaç Almanca blogtan bir tanesi.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/02/markafoninin-geleceginde-de-607-milyon-euro-ciro-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/02/markafoninin-geleceginde-de-607-milyon-euro-ciro-var-mi/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>LinkedIn artık Almanca; peki sonra?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/cNDy8LUqxYo/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/02/linkedin-artik-almanca-peki-sonra/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2009 21:20:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[expansion]]></category>
		<category><![CDATA[linkedin]]></category>
		<category><![CDATA[lokalizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[xing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[Dış pazarlara açılmak gerçekten de ince bir iş, ürünün tipine göre çok büyük farklılıklar gösterebiliyor. Dolayısıyla, her firmanın birbirinden farklı yaklaşımları oluyor bu konuda. Bunun ürün lokalizasyonu, şirket yapısındaki hazırlıklar, pazar payı ve para kazanma gibi farklı farklı yönleri var tabi.
Mesela, Facebook, Netlog gibi kitleye hitap eden ürünler kendi pazarlarında veya ilgili coğrafi bölgelerde belli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dış pazarlara açılmak gerçekten de ince bir iş, ürünün tipine göre çok büyük farklılıklar gösterebiliyor. Dolayısıyla, her firmanın birbirinden farklı yaklaşımları oluyor bu konuda. Bunun ürün lokalizasyonu, şirket yapısındaki hazırlıklar, pazar payı ve para kazanma gibi farklı farklı yönleri var tabi.</p>
<p>Mesela, <a href="http://facebook.com">Facebook</a>, <a href="http://netlog.com">Netlog</a> gibi kitleye hitap eden ürünler kendi pazarlarında veya ilgili coğrafi bölgelerde belli bir güce ulaştıktan sonra çeviriliyor, yerel bir ekip ancak yeterli potansiyel oluştuktan sonra kuruluyor. Teknolojiye ve daha çok B2B&#8217;e bağlı ürünler sunan firmalar, ürünlerini çeşitli dillere çevirmeden önce pazar hazırlığı yapmayı ve de mümkünse çözüm ortakları ile çalışmayı, ardından ekiplerine o bölgelerle ilgili kişileri katmayı tercih ediyorlar. Şirket içi yapıda da bu yaklaşımların yansımalarını görüyoruz. Kimi şirketler olayları departmanlara dağıtmışken <em>(yani o ülke ile ilgili satış, pazarlama ve komünite yönetimi ait oldukları departmanlarda çözülür ve departman şefleri tüm ülkelerden sorumludur)</em> diğerleri ise olayı ülke müdürlerine bağlar ve bir ülke ile ilgili tüm işler ülke müdürlerinden geçerek merkeze ulaşır. Firmaların çeşitli evrelerinde iki çözümün de kendine göre avantajları ve dezavantajları var.</p>
<p><a href="http://linkedin.com">LinkedIn</a> ve <a href="http://xing.com">Xing</a> de birbirinden farklı konumlanan fakat yine de rakip olmaktan kurtulamayacak kadar yakın iki şirket, iki büyük sosyal ağ. Xing, özellikle Avrupa&#8217;da yaptığı alımlar, yayılım politikasının yerel odaklı olması, monetizasyon başarısı ve tabi borsaya açılması ile hacmen daha küçük olsa da, LinkedIn karşısında ciddi bir tehlike arz ediyor. LinkedIn ise son olarak 1 milyara dayanan bir değerlendirmeyle aldığı yatırımın ardından çoğu Amerikan şirketinin gittiği &#8220;önce büyüyelim&#8221; yolundan yürümeye devam ediyor. Gelir modelleri birbirine yakın; iş ilanları, paralı üyelik ve reklam, fakat uygulamada Xing daha başarılı gibi. Küresellik ve kitle boyutu açısından LinkedIn önde.</p>
<p>Şirketlerden birinin Amerikan, diğerinin Avrupalı olduğunu görmek aslında gerçekten çok basit. Buna güzel bir son örnek olarak, LinkedIn lütfedip 3. yabancı dil olarak Almanca&#8217;yı ekledi. Dünya çapında 30 milyon üyesi olan sitenin, şu kalite ve tat olarak porno film/tv shopping videoları arasında bir yerlerde kalan Almanya&#8217;ya giriş videosunu izleyin lütfen. İçler acısı.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/T0RHSJ3a5fk&amp;hl=en&amp;fs=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/T0RHSJ3a5fk&amp;hl=en&amp;fs=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Tabi böyle bir videonun başarısızlığı firmanın önünde büyük bir engel teşkil etmeyebilir, fakat bu kadar ciddiyetsiz ve kalitesiz bir şekilde Almanya gibi (Avrupa&#8217;nın en büyük ekonomisi ve de en büyük rakibinizin memleketi) bir pazara giriyorsanız, bir sorun var demektir. Fransızca ve İspanyolca dillerini yayına aldıktan sonra nasıl bir süreç yaşandı operasyon tarafında bilmiyorum, ama bu tip bir pazar açılımını anlamıyorum ya da ortada pek de ufak olmayan bir hata var. Bu noktada aklıma iki soru/seçenek geliyor:</p>
<ol>
<li>Bu eklenen dillerle ilgili bir ekip oluşturulmayacak ve pazarın aktif şekilde üstüne gidilmeyecekse, neden daha hızlı bir şekilde daha fazla dil eklenmiyor? Birkaç bin dolara iyi bir çevirmene site çevirttirebilirsiniz.</li>
<li>Bu eklenen dillerle ilgili aktif bir operasyon yürütülecekse/yürütülüyorsa, kenarda 100 milyona yakın sermayesi olan bir şirket neden bir ofis, 2 tane de adam tutmaz Almanya gibi bir ülke için ve olayı ta SF&#8217;den yürütmeye çalışır? Yürümez&#8230;</li>
</ol>
<p>Türkiye&#8217;ye döndüğümden beri LinkedIn&#8217;in gerçek gücünü görmeye başladım diyebilirim. Daha önce etkinliklerde tanıştığım insanları eklediğim bir yerken, şimdi Avrupa ve Orta Doğu&#8217;da işler çeviren bir Belçika firmasında, İstanbul merkezli çalışan birisi olarak LinkedIn cidden işimi çok çok kolaylaştırıyor ve önemli bir yer tutuyor diyebilirim. Xing&#8217;in Almanya&#8217;da bana kattığını, LinkedIn şu anda Türkiye&#8217;de katıyor. Sektöre de bağlı olarak (interaktif pazarlama), çok iyi bir penetrasyona sahip olduğunu kabul etmem gerekiyor. Yine de ürün olarak sanırım Xing&#8217;i tercih ediyorum hala, fakat onların da Türkiye&#8217;deki algıyla ilgili çalışmaları gerekiyor tabi. Netice itibariyle, bir Amerikan firmasının daha ne kadar zayıf şekilde operasyonunu yaymaya çalıştığını görüyoruz. Belki de marka oluşturma konusundaki başarılarına, uluslararası açılım konusunda Avrupalı uzmanlardan alacakları ek gücü ekleseler, çok daha iyi olacak&#8230;</p>
<ol></ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/02/linkedin-artik-almanca-peki-sonra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/02/linkedin-artik-almanca-peki-sonra/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>Yazı yazmadığım 19 gün içinde başıma gelen 8,5 şey</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/FPucFextDho/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/02/yazi-yazmadigim-19-gun-icinde-basima-gelen-85-sey/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2009 11:29:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gözlem]]></category>
		<category><![CDATA[befunky]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz show]]></category>
		<category><![CDATA[etohum]]></category>
		<category><![CDATA[netbook media]]></category>
		<category><![CDATA[netlog]]></category>
		<category><![CDATA[social networking forum]]></category>
		<category><![CDATA[startupsinturkey]]></category>
		<category><![CDATA[twestival istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[upgrade!istanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Sevdiğim şeylerden uzak kalmaktan hoşlanmıyorum ve hevesle yazmaya başladığım bloğuma son iki hafta içinde yazı yazamamak da pek hoşuma gitmedi. Bahanem de hazır gerçi; uzun süredir tek bir işe bu kadar odaklanıp diğer herşeyden kopmamıştım. Çok fazla sayıda yeni insanla tanışıp, yeni şeyler öğrendiğim için zevk alarak devam ediyorum, fakat özellikle bloğumdan uzak kalmak pek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevdiğim şeylerden uzak kalmaktan hoşlanmıyorum ve hevesle yazmaya başladığım bloğuma son iki hafta içinde yazı yazamamak da pek hoşuma gitmedi. Bahanem de hazır gerçi; uzun süredir tek bir işe bu kadar odaklanıp diğer herşeyden kopmamıştım. Çok fazla sayıda yeni insanla tanışıp, yeni şeyler öğrendiğim için zevk alarak devam ediyorum, fakat özellikle bloğumdan uzak kalmak pek hoşuma gitmedi. Bu süre içinde -haliyle- epey malzeme çıktı, ama kısa bir kişisel perspektif özeti yazmakla yetineceğim şimdilik. İncelemek istediğim bir iki konu var, bunları belki Gent&#8217;te ofis ortamında çalışacağım için bu hafta içinde daha rahat bir şekilde yazıya çevirebilirim. Şimdi başıma gelen onlarca şey arasından seçtiğim 7,5 şey.</p>
<ol>
<li><img class="alignright" title="Beyaz Show" src="http://img2.blogcu.com/images/a/l/k/alkmaar/beyaz_show.jpg" alt="" width="191" height="159" />Geçen hafta Cuma günü <a href="http://www.netbookmedia.com/">Netbook Media</a>&#8216;dan Barış aradı ve Netlog Beyaz Show&#8217;a sponsor olmak ister mi diye sordu. Netlog doğal bir büyüme yaşadığı için marka bilinirliği olarak Taksim-Maslak hattında ne kadar büyük olduğuna dair yeterli bir algı yok ve kime 6.2 milyon üyemiz var desek gözleri fal taşı gibi açılıyor. Bu bilinirliği sağlamak için çeşitli çalışmalar yapmak istiyorduk. Biraz spontane ve plansız da olsa bu soruya tamam dedik ve böylece ufak bir işbirliğine başlamış olduk. Beyaz, program sırasında bir muhabbette ben Facebook değil Netlog kullanıyorum diyerek bir jestte de bulundu. Şubat ayında yayınlanacak programlarda da devam edeceğiz buna. Üye sayısında veya trafikte bir değişiklik oldu mu diye soruluyor, ama asıl soru şu olmalı; Bundan 3 ay sonra Netlog basında kaç defa anılmış olacak. Bunu birlikte göreceğiz sanırım. Benim için de yeni bir tecrübe.</li>
<li>Ajanslarda enteresan bir hayat dönüyor. Uzun yıllar yayıncı tarafındaydım, hala yayıncı tarafındayım gerçi, ama şimdi ajanslarla daha sıkı bir ilişki içindeyim. Orada internete daha sayısal bir bakış var. İyi bir şey, çünkü sayısallık olmadan sektörler oluşmuyor. Kötü, çünkü her iş sayısallığa ajansların bildiği anlamda sahip olmayı hedeflemiyor. Piyasa olgunlaştıkça buradaki denge kurulur umarım. (2,5. Netlog TR &amp; ME sorumlusu Timothy&#8217;nin buraya gelmesiyle başlayan 2 haftalık yoğun toplantı haftasında özellikle medya ve kreatif ajanslar ile bol bol toplanıp görüştük. Bir iki defa müşterilere de gittik beraber ve bu yüzden tüm zamanım dışarıda ve yollarda geçti. Hemen her gün iş bağlantılı bir akşam yemeği programı da yapıldığı için eve gelmem genel olarak 11&#8242;i buluyordu. Toplantı sonrası ve öncesi işler geceye kaldı ve dolayısıyla pek uyuyamadım. Dünki etohum haftasonu buluşması da bu iki haftanın sonunda gelen bir lolipop oldu diyebilirim. akşam eve varıp bir yemek yedikten sonra 6 gibi sızmışım, uyandığımda sabah 9&#8242;du. 15 saat. Gülümseyerek uyandığımı söyleyebilirim. Uyumak önemli. Dün <a href="http://www.ugurozmen.com">Uğur Özmen</a> &#8220;Hayırdır dalmışsın&#8221; deyince yorgun olduğumu ben de fark ettim.)</li>
<li><img class="alignright" title="Twitter" src="http://assets1.twitter.com/images/twitter_logo_s.png" alt="" width="175" height="41" />İstanbul&#8217;da yaşayan batılı yabancılar arasında bol bol sosyal medya sevdalısı insan olduğunu keşfettim. Tesadüfen oldu da diyebilirim. Bir iki örnek gördükten sonra, Twitter&#8217;ı kullanan kimler var diye bakınırken bir miktar teknoloji ile alakasız Twitter kullanıcısı da gördüm. Twitter&#8217;da son takip etmeye başladığım <a href="http://twitter.com/sekip">kişilere</a> bakarsanız görebilirsiniz bunları. Twitter&#8217;ı biraz teknolojik eksenden çıkarmaya çalışacağım. İstanbul&#8217;da enteresan şeyler keşfetmek için bir araç olabilecek mi, bunu merak ediyorum. Bu arada 12 Şubat&#8217;ta dünyayla aynı günde bir Twestival düzenleniyor İstanbul&#8217;da, bununla ilgili bilgi için <a href="http://twitter.com/duygusaylam/status/1164279387">tık</a>.</li>
<li><a href="http://startupsinturkey.com"><img class="alignright size-full wp-image-106" title="StartupsInTurkey" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/picture-21.png" alt="" width="233" height="37" /></a><a href="http://startupsinturkey.com">StartupsInTurkey.com</a>&#8216;u açtık sonunda. Aylardır aklımdaki bir fikirdi, Burak Büyükdemir&#8217;le de konuşmuş ve yapalım demiştik, onun da aklındaymış. Sonra bir gün bir kahvaltıda Mert Erkal&#8217;ın ben de editör olurum demesi üzerine, adımları atmaya başladık. Vadi&#8217;nin de daha önceden böyle bir şey yapmak istediğini biliyordum ve açılma öncesi süreçte o da olaya dahil olunca 4 kişi birer ucundan tuttuk ve siteyi açtık. Burak Dönertaş tasarımını yaptı. SIT hakkında söylenecek çok şey var aslında, ama site kendini anlatacaktır.</li>
<li><a href="http://befunky.com"><img class="alignright" title="befunky" src="http://http.cdnlayer.com/befunky/16122008/img/befunky_logo.jpg" alt="" width="120" height="47" /></a>Geçen hafta <a href="http://www.muratkaya.com">Murat Kaya</a> ile birlikte <a href="http://befunky.com">befunky</a> ofisinde bir öğle yemeği yedik. Gayrettepe civarında müstakil bir malikhanede işlerini yapıyorlar. Teknoloji firması oldukları için zaten önleri açık, ama bir de kendi ağızlarından dinleyince daha da inandığımı söyleyebilirim. Tekin Tatar zaten olayın &#8220;iş&#8221; tarafını çok iyi algılamış. Türkiye&#8217;nin çıkardığı en sağlam servislerden biri olarak 1-2 sene içinde önemli yerlerde göreceğimize inanıyorum. Fotoğraf hala bir numaralı medya türü, bu alanın son kullanıcı tarafındaki önemli bir kısmında köklü değişiklikler yaratacaklarına inanıyorlar. Hedef iyi, ekip iyi, gidişat da iyi. Umarım böyle devam eder ve hedeflerine ulaşırlar.</li>
<li>Ugrade!Istanbul&#8217;un geçen hafta düzenlenen etkinliğinde <a href="http://burak-arikan.com">Burak Arıkan</a>&#8216;ın mikro-emek üzerine fikirlerini ilginç buldum. Özetle, sosyal ağlarda yarattığımız değerin kullanıcılar oalrak karşılığını alamadığımızı ve bu sebeple sosyal ağ işletmecilerinin kullanıcıları sömürdüğünü iddia ediyordu.  Ben internetle haşır neşir olmaya başladığım zamandan beri üretici tarafta yer aldığım için, kullanıcı dediğimiz grubun içinde basit bir kullanıcı olarak yer alamadım. Bakış açım bu yüzden taraflı olabilir, ancak bu pahalı teknolojilerin ve daha da pahalı operasyonların sürdürdükleri ekonomik var olma uğraşı bir yana, her kullanıcının bu ağlardan ne çıkardığı da önemli bana göre. Hayatımız boyunca tek bir bardak kola içmesek de yaşayabileceğimiz gibi, Facebook&#8217;la alakamız olmadan da yaşayabiliriz, fakat Facebook sayesinde elde ettiğimiz ticari ve sosyal kazanımlar acaba tüm Facebook kullanıcılarının hayatını toplamda ne kadar etkilemiştir? Şöyle özetlersek, LinkedIn&#8217;e para veriyoruz, çünkü para kazanmamızı kolaylaştırıyor, İstanbul.net&#8217;e para veriyoruz, çünkü sevgili bulmamızı kolaylaştırıyor, Facebook&#8217;dan para istiyoruz, çünkü? Bu sorunun cevabı &#8220;biz olmasak facebook olmazdı&#8221; ise, geçiniz. Bence, şu anki haliyle dengeli bir ilişki söz konusu.</li>
<li><a href="http://www.socialnetworking-forum.com/"><img class="alignright" title="Social Networking Forum" src="http://www.socialnetworking-forum.com/images/stories/snf_120x90.gif" alt="" width="120" height="90" /></a>Londra&#8217;da 9-10 Mart&#8217;ta gerçekleşecek <a href="http://socialnetworking-forum.com">Social Networking Forum</a>&#8216;a blogger olarak akredite oldum. Türkiye&#8217;den de epey katılım olacak gibi görünüyor, en azından gelmek istediğini bildiğim bir miktar insan var. Yarısı gelse bile 4-5 kişi oluruz. Güzel de olur. Etkinlik öncesindeki haftada Gent&#8217;te olma ihtimalim var, öyle olursa trenle Brüksel&#8217;den Londra&#8217;ya gitme ve Manş denizini tünelle geçme eğlencesine de katılmış olacağım. Hayırlısı.</li>
<li>Dün gerçekleşen <a href="http://etohum.com">etohum</a> haftasonu buluşmasında, eğitimlere katılacak, kafe toplantılarında işlerini anlatacak olan 15 firmayı/ekibi dinledik. Ekipler bu eğitimlerden sonra birer 3 veya 5 dakikalık performans daha sergilemeliler diye düşünüyorum. Etohum&#8217;un üç önemli ayağından biri olan eğitim kısmının (diğer ikisi; sektör abileriyle yakın temasta bulunma şansı ve bilinirlik) ne kadar etkili olacağını bu şekilde kolayca görebiliriz, zira performansların tümü kötüydü. Sunumax eğlenceliydi diyebiliriz, ama tabi o da son derece dağınıktı. Önemli olan sunumlar mıydı, eh biraz öyleydi. O işlerin ne kadarı başarılı olur, ne kadarı başarısız olur buna karar vermek şu anda kumara girer. Etohum&#8217;un ve Burak Büyükdemir&#8217;in ne kadar önemli bir iş yaptığını bir önceki yazımda da okuyabilirsiniz, yine de tekrardan tebrik ediyorum kendisini, <a href="http://selcukhoca.com">Selçuk Koyuncu</a>&#8216;yu, <a href="http://metinkahraman.com">Metin Kahraman</a>&#8216;ı, <a href="http://harunpeksen.com">Harun Pekşen</a>&#8216;i, <a href="http://mugecerman.com">Müge Çerman</a>&#8216;ı ve etohum&#8217;a bir şekilde katkısı dokunmuş herkesi.</li>
</ol>
<p>Bunların hepsi ayrı ayrı yazı konuları aslında (uyku kısmı hariç, o zaten buçukluk olarak listede yerini alıyor), ama dediğim gibi vakit ve fırsat olmadı. Bundan sonra böyle büyük aralar vermemek niyetindeyim, tabi insanın hayatındaki böyle büyük değişiklikler her zaman tertipli bir şekilde ele alınamıyor. Bu yazıyı da havaalanında geçirdiğim 2 saat içinde yazdım. Şimdi Brüksel&#8217;e doğru yola çıkıyorum, oradan Gent&#8217;e. Bir hafta Netlog ofisindeyim, bakalım işler merkezde nasıl yürüyormuş&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/02/yazi-yazmadigim-19-gun-icinde-basima-gelen-85-sey/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/02/yazi-yazmadigim-19-gun-icinde-basima-gelen-85-sey/</feedburner:origLink></item>
		<item>
		<title>etohum, sen ne yaptın?</title>
		<link>http://feedproxy.google.com/~r/SekipCanGokalp/~3/0szf8FSB82E/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/01/etohum-sen-ne-yaptin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 20:35:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[camia]]></category>
		<category><![CDATA[etohum]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[seedcamp]]></category>
		<category><![CDATA[televidyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[etohum girişimci yatırımcı buluşması olarak başladı, en azından sloganı buydu. İlk olarak Vadi&#8217;nin bana gösterdiği etohum&#8217;un sitesine baktığımda, açıklamaları, ekibi ve amacı gördüğümde büyük bir eksikliğin giderildiğini görmüştüm. Biraz Almanya&#8217;da olmamızla da ilgili olarak, kısa zaman öncesine kadar, sektörde fazla insan tanımamamız da böyle bir organizasyonun eksikliği ile ilgiliydi sanırım. Bu yaz başlayana kadar, Almanya&#8217;da, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://etohum.com">etohum</a> girişimci yatırımcı buluşması olarak başladı, en azından sloganı buydu. İlk olarak Vadi&#8217;nin bana gösterdiği etohum&#8217;un sitesine baktığımda, açıklamaları, ekibi ve amacı gördüğümde büyük bir eksikliğin giderildiğini görmüştüm. Biraz Almanya&#8217;da olmamızla da ilgili olarak, kısa zaman öncesine kadar, sektörde fazla insan tanımamamız da böyle bir organizasyonun eksikliği ile ilgiliydi sanırım. Bu yaz başlayana kadar, Almanya&#8217;da, Türkiye&#8217;de olduğundan daha fazla internetçi tanıyordum. Şimdi durum tersine döndü.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/01/picture-1.png"><img class="alignright size-full wp-image-95" title="Etohum Logo" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/01/picture-1.png" alt="" width="363" height="115" /></a>Yazılarımda veya oturup çay kahve eşliğinde sohbet ettiğimizde, camia lafını sıkça kullandığımız duymuşsunuzdur. İstanbul Erkek Lisesi gibi, sağlam camiaya sahip bir okuldan gelmem sanırım bunu neden bu kadar önemsediğimi açıklıyor. Nasıl ki sanatçılar birbirlerini tanır ve birbirlerinden haberdar olarak akımları oluştururlar veya bilim insanları aynı şekilde birbirlerini takip ederek ve çeşitli şekillerde gruplaşarak ekoller yaratırlarsa, internet de aynı böyle yaratıcılık ve hareketlilik gerektiren bir meşgale bana göre ve bu yüzden bu genç sektörün en önemli ihtiyaçlarından biri camia anlayışı. Henüz sayımız çok az olduğu için bir camiadan söz etmek güç olsa da, ufak tefek gruplar oluşmaya başladı diyebiliriz. Bunun en önemli sebeplerinden biri de etohum.</p>
<p>Bunun gerçekten basit bir getirisi ve önemli sonuçları var. Sağlanan tanışıklık ortamı ile, paylaşımlar ve diyaloglar çok rahat bir sürece dönüşüyor. Birini çat diye arayıp, size saatler kazandıracak önemli bir bilgiyi rica edebiliyorsunuz veya birlikte iş yapabileceğiniz insanları yakından tanımak size onlarla ilgili önemli ayrıntıları bilme lüksünü veriyor. Bazen de &#8220;Hadi birer (beşer?) bira içelim&#8221; diyerek bir masa etrafına toplanmak da işin diğer güzel bir yönü tabi.</p>
<p>Şu ana kadarki dönemde, bir araya gelip bir girişimciyi dinlememizi -veya sonradan <a href="http://televidyon.com/etohum">Televidyon</a>&#8216;da izlemek üzere dinlemememizi-, birbirimizle tanışmamızı sağlamış, zamanlama, uygulama ve istikrar açısından gerçekten önemli bir yere sahip bir etkinlik. Kimi eleştiriler var evet, ama sanıyorum ki gönüllü destekler ile gerçekleştirilen böyle bir etkinlik için bunlar son derece doğal. etohum&#8217;un bir oluşum olarak var edilmesi ve kabullenilmesi süreci sanıyorum ki belli bir adıma kadar geldi. Şimdi sıra iş yapmakta. Bir süredir etohum ekibi, Şubat civarında başlayacak olan eğitimlere katılmak ve -bence daha da önemlisi- etohum ekolüne dahil olmak üzere başvuru yapan girişimcilerle görüşüyorlardı. Bunlar neticesinde ortaya çıkan 15 ekip, Ocak ayının son gününde, yani 31 Ocak Cumartesi günü, Maçka&#8217;daki İTÜ İşletme Mühendisliği Fakültesi&#8217;nde açıklanacak. Yaklaşık 6 saat sürecek etkinlikte, tahmin ediyorum ki başka şeyler de izleyeceğiz. Ben kesinlikle orada olacağım. Bu ekolün doğuşuna şahit olmak ve 15 tane gelecek vaat eden girişimciyi canlı olarak dinlemek isterseniz, gelmenizi kesinlikle tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/01/etohum-sen-ne-yaptin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		<feedburner:origLink>http://sekipcangokalp.com/2009/01/etohum-sen-ne-yaptin/</feedburner:origLink></item>
	</channel>
</rss>
